CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, kredi kartı harcamalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bankalararası Kart Merkezi’nin harcamaların detaylarını içeren son verilerine işaret eden Ateş, şunları kaydetti:
“Önde gelen harcama kalemleri içinde mayısta geçen yılın aynı ayına oranla en fazla artış yüzde 191 ile kamu/vergi ödemelerinde yaşandı. Bu çerçevede kredi kartlarıyla yapılan söz konusu ödemeler, 22,2 milyar liradan 64,6 milyar liraya ulaştı. Henüz ilk beş ayda kartla yapılan kamu/vergi ödemelerindeki artış ise yüzde 53 oldu. Vergi borçlanarak ödeniyor. Verginin kredi kartı harcamaları içindeki payı, geçen yıl mayısta yüzde 4,3 iken bu yıl aynı ayda yüzde 6’ya yükseldi.”
Kredi kartı ekstresindeki enflasyonun, harcamalarda TÜİK’in mayıs ayı için yüzde 75,5 şeklinde açıkladığı yıllık enflasyonun çok ötesinde olduğunu belirten Ateş, “Ekstrelerdeki toplam harcama tutarı mayıs itibarıyla 1,1 trilyon lira ile yıllık bazda yüzde 112 ve beş aylık dönem itibarıyla da yüzde 35 oranlarında artış kaydetti” dedi.
“Tutarda liderlik yine market ve AVM’de”
Ateş, harcamalarda liderliğin yine market ve AVM’lerde yapılan ödemeler olduğuna işaret etti ve şunları ifade etti:
“Kartla yapılan market ve AVM harcamaları, mayısta geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 106 artarak 178,6 milyar liraya ulaştı. Bu dönemde ekstreler içindeki yemek harcamaları yüzde 124 artarak 52,9 milyar lira ve çeşitli gıda harcamaları yüzde 111 artarak 76,2 milyar lira oldu. Vatandaşlar mutfak harcamalarını bile borçlanarak yapabiliyor.
“Dar gelirli nakit avans çekemez oldu”
Halkın büyük kısmı borç içinde ve ay sonunu getiremiyor. Borcu borçla kapatmanın peşindeki dar gelirli artık daha önce sıkça başvurduğu nakit avansa da erişemiyor. Bu çerçevede kredi kartlarından nakit avans çekimi mart ayının ortasında artan faizden etkilendi. Kredi kartlarından nakit çekilen tutar 60 milyar liranın altına kadar geriledi. Bu tutar ocakta 116 milyar lira idi. Bu tabloya rağmen iktidar ne asgari ücret, ne emekli aylığında düşen alım gücüne karşı iyileştirmeye yanaşmadı, dar gelirlinin sorunlarına karşı üç maymunu oynamaya devam ediyor.”
Ekonomik darboğazda toplumun dar bir kesimini ilgilendirir hale gelen bazı harcamaların da hız kestiğinin izlendiğine değinen Ateş, “Mayısta kredi kartıyla elektrik-elektronik ve bilgisayar harcamaları yüzde 75 artarak 75,8 milyar lirayı, giyim ve aksesuar harcamaları yüzde 104 artarak 72 milyar lirayı aştı. Oysa bu harcamalardaki artış, önceki aylarda kredi kartına yeni kısıtlama beklentilerinin de etkisiyle çok daha yüksek olmuştu. Ayrıca temmuzda beklenen enerji zamlarından önce mayısta benzin ve yakıt istasyonunda yapılan harcamalar ise yüzde 146 artarak 66,8 milyar liraya dayandı” dedi.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde konuştu. Danıştay Başkanı seçilen Zeki Yiğit’i kutlayan Erdoğan, görev süresini tamamlayan Danıştay mensuplarına da emekleri için teşekkür etti. Erdoğan, özetle şunları söyledi:
“ADALET SİSTEMİ DE BEKAMIZIN GÜVENCESİDİR”
“Yüksek mahkemelerimizin her biri kendi görev alanları içerisinde adaletin en iyi, hızlı ve etin şekilde etecellisi için çalışıyor. Makamlarımızdan ve ünvanlarımızdan önce hepimiz şu gerçeğe yürekten inanıyoruz; nasıl geç gelen adalet adalet değilse, topluma güven veren, erişilebilir adalet sistemi de bekamızın güvencesidir. Devlet adalet dağıttığı, adaletin tecellisini sağladığı müddetçe güçlüdür, dimdik ayaktadır. Adaletin olmadığı yerde huzur, refah olmaz. Adli ve idari yargı fark etmeksizin adliyenin kapısını adaletin kapısı haline getirdiğimiz ölçüde geleceğimize güvenle bakabileceğimize inanıyorum.
“DARBECİLER BAŞARILI OLSALARDI YENİ HUKUK CİNAYETLERİ İŞLEYECEKLERDİ”
27 Mayıs darbecilerinin gerçek bir mahkemeden ziyade kötü bir tiyatroyu andıran Yassı Ada’da işledikleri hukuk katliamlarını unutmuyoruz. 28 Şubat döneminde koro halinde darbecilere alkış tutanların hukuk sistemimize verdikleri zararın telafisi yıllar aldı. 17-25 Aralık yargı-emniyet girişiminin faillerinin sebep oldukları sıkıntıların hala yükünü çekiyoruz. 15 Temmuz’da ödediğimiz ağır bedeller ise ortadadır. Bu ihanetin merkezinde sadece eli silah tutanlar değil üniformalı ve cübbeli örgüt militanları da vardı. Darbeci alçaklar başarılı olsalardı yeni hukuk cinayetleri işleyeceklerdi.
“HAKİMLERİMİZ, SAVCILARIMIZ ZAMAN ZAMAN ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞAN HAKSIZ İTHAMLARA MUHATAP OLUYOR”
Medyanın ve sosyal medyanın millet namına denetim vazifesi üstlenmesi demokrasimiz için şüphesiz kazançtır. Ama hakim cübbesi giyip sağa sola yargı dağıtma boyutuna asla varmamalıdır. Yargı mercilerimizi baskı altına alma, istemedikleri kararlar çıkması halinde hukukçularımız hedefe koyma daha sık karşılaştığımız tehditlerden biri haline dönüşüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan haksız ithamlara muhatap oluyor.
“SİYASET KURUMU NASIL LAYÜSEL DEĞİLSE YARGI DA ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİL”
Siyaset kurumu nasıl layüsel değilse yargı da eleştirilemez değildir. Yargının kararlarını beğenmeyebilir, itiraz edebiliriz buna kimse engel olamaz, olmamalıdır. Millet adına kamu gücünü kullananların belli sınırlar içinde o sert tepkilere tahammül etmesi beklenir. Fakat yargının toptancı bir anlayışla kurumsal olarak yıpratılmasını, yargı organlarımıza ve mensuplarımıza çamur atılmasını asla kabul edemeyiz.
“YARGININ SİYASİ TARTIŞMALARIN İÇİNE ÇEKİLMESİ DE HATALI”
Yargının, yasama ve yürütmeye müdahalesi nasıl yanlışsa, yargının siyasi tartışmaların içine çekilmesi de o denli hatalıdır. İktidarı ve muhalefetiyle, basını ve sivil toplumuyla hep birlikte yargımızın her türlü taassuptan, menfaat eksenli gruplaşmadan ve ideolojik kamplaşmadan uzak durmasını temin etmemiz gerekiyor. Belli bir zümrenin menfaatini gözeten dar kadrocu anlayışların adalet teşkilatımız dahil devletimizin kurumları içinde tekrar yuvalanmasına izin vermeyeceğiz.
“YENİ ANAYASA, SİVİL SİYASETİN ALANINI GENİŞLETEREK ÜLKEMİZİN MESELELERİNİN ÇÖZÜMÜNÜ DAHA DA HIZLANDIRACAK”
Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe ürünü bir anayasa ile karşılanmış ve geçirilmiş olmasını Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz. Bu eksikliğin milli irade ile giderilmesi Türk siyasetinde yeni bir kilometre taşı olacaktır. Yeni anayasanın sihirli değnek gibi sorunlarımızı bir anda ortadan kaldırmayacağını biliyoruz. Yeni anayasa, sivil siyasetin alanını genişleterek, ekonomiden sosyal hayata, ülkemizin meselelerinin çözümünü daha da hızlandıracaktır. Siyasetteki yumuşama ile farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin yoğunlaşması önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Biz milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz.”
]]>
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da; “Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü, ekonomi kötüye gidiyordu? İşte buyurun. Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurt içi hasılamız 1 trilyon 119 milyar dolarla ilk kez 1 trilyon dolar sınırın üzerine çıktı. Muhalefet hani ‘Yandık, bittik, öldük’ diyordunuz, ne oldu” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Aydın’da düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan özetle şöyle konuştu:
“Bu şehir ‘Yeter, söz milletin’ diyerek Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran şehit Adnan Menderes’in emanetidir. Adnan Menderes, ülkesine ve milletine yaptığı hizmetlerin bedelini canını dar ağacında vererek ödedi. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu her darbede, her cunta girişiminde, her siyasi ve ekonomik krizde, her sosyal kargaşada ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Kendi iç meselelerimizle uğraşırken bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti. Ülkemizin darbeler zincirinin önemli halkalarından biri de dün 27’nci yılını geride bıraktığımız 28 Şubat postmodern darbesiydi. Öncesi ve sonrasıyla bu darbe ülkemiz demokrasi tarihinin utanç verici sayfalarından biridir.
“MENDERES’İ DARAĞACINA GÖNDEREN ZİHNİYET 28 ŞUBAT DARBESİNDE DAHA İNCELİKLİ YÖNTEMLER KULLANDI”
Menderes’i hoyratça başbakanlık koltuğundan indirip darağacına gönderen zihniyet 28 Şubat darbesinde kendince daha incelikli yöntemler kullandı. Kafa aynı kafaydı, sadece metot farklıydı. Bu darbe girişiminin ele başlarından birinin gerekirse ülkemizin nüfusunun birkaç milyon azalmasından ziyan gelmeyeceğini söylediği rivayet edilir. Hatta dönemin cuntacıları 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini ilan etmişlerdi. Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma haklarının gasp edildiği, milli irade hazımsızlığının en sefil örneklerinin sergilendiği, sermayenin renklere bölünerek baskı altına alındığı, bazı medya organlarının darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı velhasıl demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük namına ne kadar değer varsa hepsinin çiğnendiği o kara günleri unutmadık, unutmayacağız.
Milletimizin desteğiyle bu badireleri aştıkça önümüze yeni yeni engeller çıkardılar. Gezi olayları ile sokakları karıştırmaya çalıştılar. FETÖ’nün emniyet-yargı-darbe girişimiyle milli iradeyi esir almaya cüret ettiler. PKK terör örgütüyle vatan topraklarını parçalamaya niyetlendiler. 15 Temmuz darbe girişimiyle milletimize silah çektiler, kan döktüler.
“KUZEY SURİYE’DEKİ LAFARGE’IN BÜTÜN BARINAKLARINI GÖMDÜK”
Bakıyorsunuz bir taraftan Fransızların meşhur Lafarge çimento ürünü Türkiye’ye geldi ve bunlar mağaraları yaptılar. Kime? Teröristlere. Fransa ne yazık ki terörün adeta baş destekçisi oldu. Baş edebildi mi? Edemedi. Peki biz ne yaptık? Kuzey Suriye’deki Lafarge’ın bütün barınaklarını gömdük.
Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olanlar varsa buradan, milli iradenin şehri Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa karşılaşacakları gerçek en hafif benzetmesiyle, söyleyeyim, 15 Temmuz olacaktır.
“MUHALEFET HANİ ‘YANDIK, BİTTİK, ÖLDÜK’ DİYORDUNUZ, NE OLDU?”
Bugün açıklanan 2023 yılı büyüme rakamları hamdolsun oldukça iyi geldi. Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü, ekonomi kötüye gidiyordu? İşte buyurun. Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurt içi hasılamız 1 trilyon 119 milyar dolarla ilk kez 1 trilyon dolar sınırın üzerine çıktı. Muhalefet hani ‘Yandık, bittik, öldük’ diyordunuz, ne oldu? Aydın 31 Mart akşamında bu muhalefete dersini verecek, ben size inanıyorum.”
]]>
ERDOĞAN’DAN AYDIN’DA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Bugün adı gibi Aydın, cesur efeleriyle dünyaya nam salmış Aydın’da sizlerle olmak mutluluk duyuyorum. Bu şehir bize şehit Adnan Menderes’in emanetidir. Şu anda meydanda 52 bin kişi var. Bu ne demektir. 31 Mart günü sandıkları patlatmaya hazırlanıyoruz.
“DEVAMLI DARBECİLERLE BOĞUŞTUK”
Adnan Menderes ülkesine ve milletine yaptığı hizmetlerin bedelini canını dar ağacında vererek ödedi. Türkiye’nin demokrasi adımları her kargaşada ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Kendi iç meselelerimizle uğraşırken bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti. Ülkemizin darbeler zincirinin önemli halkalarından biri de 28 Şubat postmodern darbesiydi. Ülkemiz demokrasi tarihinin utanç verici sayfalarından biridir. Aydın bize Adnan Menderes’in emanetidir. Menderes’i hoyratça başbakanlık koltuğundan indirip dar ağacına gönderen zihniyet 28 Şubat darbesinde daha incelikli metotlar kullandı. Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma haklarının gasp edildiği, sermayenin renklere bölünerek baskı altına alındığı, bazı medya organlarının darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı özgürlük namına ne kadar değer varsa hepsinin çiğnendiği o karanlık günleri unutmadık, unutmayacağız. Biz e kendi siyasetimizde darbecilerle sık sık yüz yüze geldik.

“MİLLETİMİZE SİLAH ÇEKTİLER, KAN DÖKTÜLER”
İBB Başkanlığı görevinden daha süremiz dolmadan darbecilere selam duran hukukçuların kararlarıyla görevimizden uzak tutuldum. Cumhuriyetimize milli iradeye, demokrasimize kast eden tuzaklarla daha nice sinsi senaryolarla karşılaştık. Ardından uyduruk gazete kupürleriyle partimizi kapatmaya çalıştılar. Gezi olaylarıyla sokakları karıştırmaya çalıştılar. FETÖ’nün darbe girişimiyle milli iradeyi esir almaya çalıştılar. 15 Temmuz darbe girişimiyle milletimize silah çektiler, kan döktüler. Türkiye’yi istedikleri gibi yönetmek isteyen emperyalist güçlerin olduğunu biliyoruz. Biz içerideki maşalarla mücadele ederken asıl kavgayı bunlara karşı verdik. Cudi’de, Gabar’da verdik. Bunları mağaralara gömdük. Ve terk ettiler. Gittiler. Bakıyorsunuz bir taraftan Fransızların çimento ürünü Türkiye’ye geldi ve bunlar mağaraları yaktılar. Kime teröristlere. Fransa ne yazık ki terörün adeta baş destekçisi oldu. Baş edemedi. Biz ne yaptık? Kuzey Suriye’deki bütün barınaklarını gömdük. Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi krizlerin etkisiyle kendi canlarının dertlerine düşmeseydiler daha ne yaparlardı Allah bilir. En büyük başarımız ne yaşarsak yaşayalım, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasında tutmak oldu.
“TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL”
Artık işleri daha zor. Çünkü Türkiye eski Türkiye değil. Milletiyle altyapısıyla, siyasetiyle, ordusuyla artık bambaşka bir Türkiye var, bambaşka bir devlet var. Türkiye Yüzyılı’na kilitlenmiş bu ülkenin önünü kesmek, istikamet belirlemek öyle kolay değil. Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olan varsa Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinde 22 Mayıs, 12 Mart, 28 Şubat gibi darbe girişimi varsa karşılaşacakları en hafif gerçek 15 Temmuz olacaktır. Artık bu milletin kendi iradesini hiçe sayanlara tahammülü kalmamıştır. Bu millet bir kez daha rahmetli Özal’a edilen eziyetlere rıza göstermeyecektir. Bu millet bir daha geçmişte yaşadığımız 21 yıldaki gibi hiçbir sinsi girişime izin vermeyecektir. Her kim de size vizyonsuz, programsız vaatlerde bulunursa emin olun söylediklerini zaten yapamayacağı gibi sizi elinizdekilerden de edecektir. Biz Türkiye’yi lafta değil, çalışarak, alın teri üreterek, imkanlara direnerek sizlere taahhüt ediyoruz. Ramazan ayı yaklaşıyor. Bu mübarek ayları gecesi ve gündüzüyle ayrı değerlendirmeliyiz. Demokrasi ve kalkınma yolculuğumuzun bu durağını da zaferle geride bırakacağız. Rabbim yaptığınız ve yapacağınız çalışmalar için şimdiden sizlerden razı olsun.”
]]>Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla, Ankara’da CHP’nin adayı Mansur Yavaş’a desteklerini açıkladı. Çayır, şunları söyledi:
“28 ŞUBAT MİLLETE KARŞI YAPILMIŞ DARBENİN ADIDIR”
“Bugün 28 Şubat. 28 Şubat bu ülkenin bir dönemine ne yazık ki çok kötü anılar, çok kötü izlenimler ve fotoğraflar bırakmış bir dönemdi. ‘Yüzyıl sürecek’ denen bir dönemdi unutuldu. İyi ki de unutuldu. Unutulurken izler ve hoş olmayan acılar bıraktı. 28 Şubat bir postmodern darbeydi. Alışa geldiğimiz 1960, 1980 darbelerinin bir devamıydı. Üzülerek ifade edeyim ki bu ülke bir türlü kendisini bu darbelerden ve darbecilerden azade kılamadı. Millet iradesi tam anlamıyla teşkil edilemedi. Teşekkür edilen irade bile elinde gücü tutanlar tarafından zayıf bırakılmaya, yok edilmeye çalışıldı. 28 Şubat, millete karşı yapılmış bir darbenin adıdır. 28 Şubat, millete tanklara döndüğü bir anın adıdır.
“İNSANLAR HAYAT PAHALILIĞI ÇUKURUNDA”
Ülke kan ağlıyor. İnsanlar hayat pahalılığı çukurunda debelenip duruyorlar. Dar gelirliler, emekliler, memurlar, işçiler gerçekten zor durumdalar. Eskiden vatandaşlar birkaç maaşla bir aile ev hayali kurarken, şimdi hayal kurma şansını yitirmiş durumda. Kimse ne bir maaşla ne de iki maaşla araba alma şansına sahip ne de ev alabilme şansına sahip. Faizler yüzde 60’a 70’e dayanmış.
Muhalefet demek, illa da iktidarın her yaptığına karşı gelmek demek değildir. Muhalefet demek, doğruları teşvik, yanlışları yok etmek için yol göstermektir. İkaz etmektir. Biz bu siyaseti yapıyoruz. Türkiye’de alışagelmiş muhalefeti de beğenmediğimizi ifade ediyoruz.
Cumhurbaşkanı döndü millete kendi iktidarını anlatmadı. 22 yıllık vurdum duymazlığını anlatmadı. 22 yıllık keyfi yönetimini anlatmadı. Adaleti, mülakata kurban ettiğini anlatmadı. Kendi devletini kurma cabasını anlatmadı. Döndü ‘Biliyor musunuz? Türkiye’nin problemi nedir? Muhalefet yok’ dedi. Ben de buradan söylüyorum Sayın Cumhurbaşkanı evet haklısınız. Güçlü ve üreten bir muhalefet yok. Ama iktidar da yok.
“AKYURT’TA İDDİALIYIZ”
300 belediyede adayımız var. Ankara’da Mamak’ta, Keçiören’de Çankaya’da, Pursaklar’da Çubuk’ta, Akyurt’ta adayımız var. Akyurt’ta iddialıyız. Türkiye’de iddialı olduğumuz 15 ilçe var. AK Parti’den istifa eden Oltu adayımız elbet kazanacaktır. İstanbul Bahçelievler’de iddialıyız. Dışa vurum az olabilir, adaletsiz ve vicdansız bir mücadelenin içerisindeyiz. Vicdanı yok bunların. Yüzde 10 barajı neymiş, ‘hazineden niye para alıp siyaset yapıyorsunuz’ diyenler başa geçince zulmü unuttular.
“MANSUR BEY ROZETİNİ BİR KENARA BIRAKMAYI BİLMİŞTİR”
Ankara kazanma ihtimali olan iki aday var. İkisi de eski ülkücü. Birisi CHP’den birisi AK Parti’den. ‘Ülkücüyüm, milliyetçiyim’ diyen herkese bu ayıp yeter. Açık ve net söylüyorum. Siz dün hazineden para almaya ‘zulüm’ dediniz. Şimdi sesiniz çıkmıyor. Ankara’da adayımız yok. Ankara’da iki tane bizim tanıdığımız, bildiğimiz, geçmişte beraber olduğumuz arkadaşlarımız aday. Biri Turgut Altınok, diğeri Mansur Yavaş. Beş yıllık icraatları gördük ki Mansur Bey, yerelde iktidar olduktan sonra, rozetini bir kenara bırakmayı bilmiştir. Herkese aynı gözle bakma çabasına girmiştir. Eksiklik ve yanlışlıklar olmuştur. Her anlamda başarılı işler yapılmamış, her şey dört dörtlük olmamıştır ama bu iyileştirme anlamında bir çabanın içerisinde olduğu görülmüştür. Biz bir muhalif partiyiz. Bu düzene de sisteme de karşı geliyoruz.
Ülkücü kimliğinden ötürü ve şu ana kadar o rozetini dışarıda bırakmasından ötürü şeffaf yönetimi ve ülkücü kimliğinden dolayı ve duruşundan dolayı elbette burada adayımız olmadığından dolayı, diğer yerlerde bütün ülkücülerden, milliyetçilerden ve bu ülkeyi selamete kavuşturmak isteyen vatandaşlardan oyumuzu istiyoruz. Büyükşehirde de arkadaşlarımız ve ülkücülerin istikametinde oy kullanacağımızı buradan deklare ediyoruz. Milli Yol Partisi Ankara’da Mansur Yavaş’ı desteklemektedir.”
]]>