U19 Erkek Milli Takımı, 2024 UEFA Avrupa U19 Şampiyonası finalleri B Grubu ikinci maçında İspanya ile 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan U19 Milli Takımı Teknik Direktörü Soykan Başar, “Fransa’ya karşı talihsiz gollerden sonra puan alamadık. Aslında baktığınız zaman maçın hakkı galibiyet ya da beraberlikti diyebiliriz Fransa maçı özelinde. Yine iyi bir oyun vardı, yine kendini ispatlamış bir takım vardı sahada U19 Milli Takımımız. Bunun ardından mağlup olup puan alamadan ikinci maça hazırlanmak tabii ki moralleri biraz bozdu. Hesapta olmayan bir konuydu. Ama İspanya maçını turnuvanın ilk maçı olduğunu düşünerek hareket ettik, öyle başladık. Bütün çalışmalarımızı ona göre yaptık. Hemen Fransa maçı akşamı gelip gece geç saatler bile olsa analizlere başladık. İspanya’ya nasıl hazırlık yaparız, neler yapmamız gerekir, onlarla alakalı çalışmalara başladık gece yarısı. Sabah kalktık yine antrenmanımıza gittik takımla. Sonra geldik tekrar çalışmalara devam ettik. Yani yoğun bir şekilde İspanya’yı analiz ettik. Nasıl oynamamız gerektiğini planladık. Hem kendi oyun anlayışımızı nasıl sahaya yansıtır, hem de İspanya’yı durdurmak adına ön alan baskılarını nasıl yaparız diye plan yaptık” şeklinde konuştu.
İspanya’nın oyuncu kalitesine değinen Başar, “Aslında maçın öyküsü, 1. dakikadan, 90. dakikaya kadar kendini sahada ispatlamış bir Türkiye Milli Takımı vardı. Bu çok önemli bir şey bence. Oyuna hükmeden, domine eden bir Türkiye vardı İspanya ve Fransa karşısında. İspanya’ya karşı oynuyorsunuz sonuçta, oyuncularının birçoğu önemli liglerde oynayan değerli oyuncular. Birçok kez şampiyonluk yaşamış bir takıma karşı oynuyorsunuz. Bunlar çok önemli detaylar. İspanya son Avrupa Şampiyonası’nı kazanmış bir ülke. A Takımı, 19 yaşı bence aralarında çok büyük fark yok. Orada 2007’li oyuncu da oynuyor sonuçta. Bu İspanya’ya karşı oyunu domine etmek, güzel oyun oynamak, üstün oyun oynamak, ilk dakikadan son dakikaya kadar onlara oyunu kabullendirmek, ön alan baskıları yapmak, hataya zorlamak, hatadan kazandığımız toplarla pozisyon üretmek çok çok kıymetli. Sonra duran toptan bir gol yedik. Orta alanda kaybettiğimiz topta oluşan kornerden. Her şeye rağmen biz maçı çevireceğimize inandık. Grubumuzda iddiamızın devam etmesi için son ana kadar mücadele etmek zorundayız” diye konuştu.
Son dakika gelen golle ilgili olarak Soykan Başar, “Çok enteresan gerçekten, 89’da oyuncu değiştirdik, 90. dakikada Fahri inanılmaz bir gol attı. O gol çok anlamlı bir goldü. Hem oyunu taçlandırmak adına hem de turnuvanın devamı açısından çok önemli bir goldü. Bu goller genelde tesadüf olmaz, biz istedik sonuna kadar pozisyonlar yakaladık maç içinde. Bence hakemin vermediği net bir penaltı pozisyonumuz da var. İlk maçta Fransa’yı da bu kadar sıkıntıya düşürdük, şimdi İspanya’yı da çok büyük sıkıntılara düşürdük. Şu konuda çok gururlanıyorum. Aslanlar gibi oynadılar, aslanlar gibi iki maçı tamamladılar. Turnuvaya çok büyük renk katmaya devam ediyoruz. Kendimizi de kabullendirdik. Bunun böyle olması çok gurur verici. Sonuçta bizim gruba baktığınız zaman diğer gruba nazaran daha sert bir grup. Biz dahil olmak üzere güçlü takımlar aynı gruptayız. 90. dakikada gelen golle serüvenimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“Danimarka maçında galip taraf biz olmak istiyoruz”
İki gün sonra oynanacak Danimarka maçı ile ilgili de konuşan Başar, “Danimarka’nın burada oynadığı maçları izledik. Daha önce de izliyorduk Elit Tur süreçlerinde. Maç maç gidiyoruz, yoğunlaştığımız maç iki gün sonra oynayacağımız maç oluyor genelde. Mesela Fransa’yı aylar öncesinde analiz etmeye başladık, ilk maç olduğu için. İspanya’yı da izliyoruz, Danimarka’yı da izliyoruz sürekli. Hangi maçları oynamışsa, hangi oyuncular hangi performansı vermiş. Bizim hedefimiz Danimarka’yı yenmek. İlk ikiye girme şansımızın devam etmesi alacağımız galibiyete bağlı. Bir de Fransa’nın İspanya’yı yenmesini bekleyeceğiz. Ümitliyiz, bu arada U20 Dünya Kupası şansımız devam ediyor. O da çok önemli. Bence İspanya bizden çok çekinmiş, Fransa maçımızı iyi izlemişler. Zaten hocaları tribündeydi Fransa maçında. Şimdi Danimarka’da bu futboldan sonra bizden çekiniyordur, işleri zor. Bizim de işimiz zor. Sonuçta Danimarka’da çok iyi oyunculara sahip. Çok güzel maç olacak, galip gelen taraf biz olmak istiyoruz. Çocuklar da zaten bunun bilincindeler. Hep bana söylüyorlar, hocam yarı final oynayacağız. Çıkacağız bir üst tura. O inancı biz onlara aşılamışız, onlarda bize veriyorlar, bizi motive ediyorlar. Bizi izleyenlere keyifli futbol izlettirdiğimizi düşünüyorum. Önemli olan da bu zaten” değerlendirmesinde bulundu.
Alınan beraberliği kızına hediye eden Soykan Başar, “Yedi yaşında kızım var adı Pera. Bugün onun doğum günüydü. Galibiyet hediye etmek isterdim ama bir puan da çok değerli. ve çok güzel bir oyunla gelen bir puan. Çok anlamlı bir hediye olduğunu düşünüyorum, kızıma armağan ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Fahri Kerem Ay: “Attığım en değerli gol diyebilirim”
Beraberlik golünü atan Fahri Kerem Ay ise, “Bu akşam attığım gol çok önemli bir gol. Şansımız devam ediyor. Turnuvanın kırılma anı diyebilirim bu gol için, attığım en değerli gol diyebilirim. Bizim bir hedefimiz var. Ülkemizdeki vatandaşlarımız için, yakınlarımız için, kupayı ülkemize kazandırmak için geldik buraya be sözümüzü tutmak için devam ediyoruz. Umarım her şey dilediğimiz gibi, planladığımız gibi olur. Ben buna canı gönülden inanıyorum. Bütün takım olarak hissettik, umarım ki kupa ait olduğu yere Türkiye’ye gidecek” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Danimarkalılar arasında oldukça popüler olan 83 yaşındaki Kraliçe, Kopenhag sokaklarında arabasıyla gerçekleştirdiği son geçit töreninin ardından Christiansborg Sarayı’nda tahttan feragat beyanını imzalayarak 52 yıllık hükümranlığına son verdi ve oğlunu hükümdar ilan etti.
Margrethe parlamentodaki Devlet Şurası’nda tahttan çekildiğine dair bildiriyi imzalarken, yeni kral, eşi ve 18 yaşındaki en büyük oğulları yeni Veliaht Prens Christian da hazır bulundu.
Margrethe, “Tanrı kralı korusun” diyerek, gözlerinde yaşlarla odadan ayrıldı.
Daha sonra kırmızı-beyaz bayraklar sallayan Danimarkalıların huzurunda Başbakan Mette Frederiksen, parlamento ve hükümet binası olan Christiansborg Sarayı’nın balkonunda 55 yaşındaki Frederik’i yeni kral ilan etti.
Altın apoletlerle donatılmış üniformasını giymiş Frederik, gözyaşlarını geri iterek, kalabalığa el sallayarak gülümsedi.
Basın kuruluşları, törene 100 binden fazla kişinin katıldığını tahmin ediyor.
Annesi gibi Frederik de oldukça popüler ve Danimarkalıların yüzde 80’inden fazlasının desteğini alıyor.
Kalabalığa “Annem ülkesiyle bir olmayı başardı ve bunu çok az insan yapabiliyor” dedi.
Kalabalık tezahürat yaparken elini defalarca kalbinin üzerine koyarak, “Birleştirici bir kral olmayı umuyorum. Bu, saygıyla, gururla ve büyük bir mutlulukla üstlendiğim bir sorumluluk” dedi.
Frederik’e daha sonra balkonda, koyu renk saçlarını topuz yapmış, beyaz bir elbise giyen Avustralya doğumlu eşi Mary ve çiftin dört çocuğu katıldı.
Mary, halktan gelen Danimarka’nın ilk kraliçesi.
Danimarka bir hükümdar ikinci kez görevi bırakmış oldu; sonuncusu neredeyse dokuz yüzyıl önce, 1146’da Erik III’tü.
Danimarka geleneğine uygun olarak Pazar günkü törene yabancı ülkelerin liderleri veya kraliyet mensubu davet edilmedi ve yeni hükümdar için taç giyme töreni yapılmadı ya da taht hazırlanmadı.
Ülkede hükümdarın rolü büyük ölçüde törensel. Hükümdar yasaları imzalar, resmi olarak hükümetin kurulmasına başkanlık eder ve kabineyle düzenli olarak toplanır.
‘Danimarka’nın vücut bulmuş hali’
27 yaşındaki Kopenhag sakini Aske Julius, Margrethe’yi “Danimarka’nın vücut bulmuş hali… ulusun ruhu” olarak nitelendirdi.
“Danimarka nüfusunun yarısından fazlası Kraliçe’den başka birini bilmedi” dedi.
Başkentin etrafındaki posterler ve pankartlarla, Kraliçe’ye verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür edildi.
Margrethe, görevi babası 9. Frederik’ten devraldıktan tam 52 yıl sonra tahttan çekilmeyi seçti.
Kraliçe, geleneği takip ederek, ölene kadar hüküm süreceğini defalarca söyledikten sonra, Yeni Yıl konuşmasında tahttan çekildiğini açıklayarak, Danimarkalıları şaşırtmıştı.
Kendi ailesine bile sadece üç gün önceden haber verildi.
Kararını, geçen yıl geçirdiği sırt ameliyatı sonrasında yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle aldığını söyledi.
Margrethe kraliçe unvanını koruyacak ve ara sıra Kraliyet ailesini temsil edebilecek.
Annesi sanata olan sevgisiyle tanınan, başarılı bir yazar ve sanatçıyken Frederik, çevre konularına duyarlı, iyi bir sporcu.
Yeni kral hakkında neler biliyoruz?
Frederik gençliğinde hızlı sosyal yaşamı nedeniyle “parti prensi” olarak ün salmıştı ancak 1995’te Aarhus Üniversitesi’nde siyaset bilimi dalında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra hakkındaki algı da değişmeye başladı.
Eğitiminin bir bölümünü ABD’deki Harvard Üniversitesi’nde alan Frederik, üniversite eğitimini tamamlayan ilk Danimarka Kraliyet ailesi üyesi oldu.
Frederik daha sonra Danimarka donanmasında görev yaptı.
Doğa sporlarına da düşkün olan prens, 2000 yılında Grönland’de dört ay süren bir kayak yolculuğuna katılmıştı.
Frederik, tahta geçtikten sonra bile ‘kendisini bir kaleye kilitlemek istemediğini, kendisi gibi yaşamaya devam etmek istediğini’ söylemişti.
Frederik’in eşi Prenses Mary Avustralya doğumlu ve çocukluğunu Tazmanya’da geçirdi. Çift 2000’de Sidney Olimpiyatları sırasında bir barda tanışmıştı.
Prenses Mary bir röportajında, tanıştıklarında onun Danimarka Prensi olduğunu bilmediğini, konuşmaya başladıktan sonra birinin gelip ona “Bu insanların kim olduğunu biliyor musun?” diye sorunca öğrendiğini söylemişti.
Dört çocukları olan çift, çocuklarını devlet okullarına göndererek, olabildiğince “normal” bir çocukluk yaşatmaya çalışıyor.
]]>