Türkiye ve Mısır arasında yeni dönem…
12 yıl aradan sonra Mısır’dan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı düzeyinde önemli bir ziyaret gerçekleşecek.
YARIN TÜRKİYE’YE GELİYOR
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin yarın Ankara’da olması beklenirken bu ziyaret Sisi’nin ilk Türkiye ziyareti olacak.
Ziyaret, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle gerçekleşecek.
GAZZE’DEKİ SON DURUM
Sisi, Beştepe’de resmi törenle karşılanacak ve iki liderin baş başa görüşmesinde İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve barış çabaları masada olacak.
Görüşmede Türkiye’nin Mısır üzerinden Gazze’ye yaptığı insani yardımların artırılmasına dönük çabalar konuşulacak.
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları, İran’ın misilleme beklentisi ve Orta Doğu’da artan gerilim de iki liderinde gündemindeki başlıklar arasında yer alıyor.

İLK TOPLANTI
Ziyaret kapsamında, Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi, Cumhurbaşkanları başkanlığında ilk toplantısını yapacak.
Türkiye ve Mısır arasında 10 milyar dolara yaklaşan ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda iş birliğinin artırılması konuşulacak.
Savunma alanındaki anlaşmalar da iki liderin gündem başlıkları arasındaki konular arasında yer alıyor.
Turizm, ulaştırma ve enerji gibi alanlarda işbirliğini geliştirecek yeni adımların atılması ve anlaşmaların imzalaması bekleniyor.

İLİŞKİLERDEKİ KOPMA NOKTASI DÜZELTİLDİ
Gelecek sene 100. yılını kutlayacak olan Türkiye-Mısır diplomatik ilişkileri, 2013’te kopma noktasına gelmişti.
Sisi, Mısır’ın seçimlerle iş başına gelen ilk lideri olan Muhammed Mursi’yi 3 Temmuz 2013’te askeri darbeyle devirmiş ve daha sonra devlet başkanı olarak yerine geçmişti.
O dönem Mursi ile kapsamlı ilişkiler geliştirmek isteyen ve bunu “Ankara-Kahire ekseni” olarak tanımlayan Türkiye, Sisi’nin darbesine en sert tepkiyi veren ülkelerin başında geldi ve bu tutumunu uzunca bir süre devam ettirdi.
Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yıl 14 Şubat’ta Kahire’ye yaptığı ziyaret sonrasında ilişkilerde yeni bir sayfa açıldı.
Mısır’dan cumhurbaşkanı düzeyinde Türkiye’ye son ziyareti, 2012’de dönemin Mısır lideri Muhammed Mursi gerçekleştirmişti.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lefkoşa’daki Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuştu. Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı. Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Anavatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil, aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Milli meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”
“Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihi gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi. Kıbrıs, Barış Harekatı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihi bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir” ifadelerini kullandı.
“Türkiye olarak bu sorumluluğu gereğini yerine getirdik”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” dedi. Erdoğan, “Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ’20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise ’20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hakimse Türkiye’de aynı bayram havası hakimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
“Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hakimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dahil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı (Nikos Dendias), yine akla ziyan açıklamalar yaptı. (Yunanistan Başbakanı) Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhalde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam” ifadelerini kullandı.
“Biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız”
Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.
“Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakarlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum” dedi. Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis’e de bizzat söylediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.
“Adanın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegane adresi olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldu bittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet haline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.
“Her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini vurguladı. Erdoğan, “Belediyelerimiz ve resmi kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum. Temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek, bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi. – LEFKOŞA
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ABD dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye ile ilgili yaptığı konuşmada, “Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere ziyaret ettiği ABD’nin başkenti Washington’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. NATO’nun 75. kuruluş yıl dönümü törenlerine katıldıklarını, zirvenin, ittifakın birlik ve insicamının sergilenmesi noktasında faydalı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında görüşülen konuları, alınan kararları basın toplantısında etraflıca paylaştığını hatırlattı. Bunlara ek olarak birkaç hususa ayrıca değinmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör konusunda ödediğimiz bedelleri tüm dünya biliyor. Müttefiklerimizden teröre karşı verdiğimiz mücadelede samimi dayanışma beklediğimizi burada bir kez daha vurguladım. Ayrıca savunma sanayi ticaretinin önündeki kısıtlamaların süratle kaldırılması gerektiğini ifade ettim. Bildiğiniz gibi NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde bütün müttefikler bu yönde taahhüt vermişlerdi. Aradan geçen sürede taahhütleri doğrultusunda gerekli adımları atan müttefiklerimiz de çoğunluktaydı. Ancak bazı NATO üyeleri verdikleri sözlere rağmen, menfi tutumlarını değiştirmedi. Bu duruma hem ilk oturumda hem de zirve esnasında gerçekleştirdiğim ikili görüşmelerde özellikle temas ederek görüştüğüm liderlere bunları anlattım. ‘NATO müttefikleri arasında artık kısıtlamaları konuşmak istemiyoruz’ dedim” dedi.
‘HER İKİ ÜLKEYLE DE ÇOK BOYUTLU İLİŞKİLERİMİZ MEVCUT’
Ukrayna- Rusya savaşında ilk günden bu yana Türkiye’nin sürdürdüğü dengeli tavrın bütün liderlerce bilindiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna gibi Rusya Federasyonu da bizim komşumuzdur. Güçlü bağlarımızın olduğu bir ülkedir. Her iki ülkeyle de çok boyutlu ilişkilerimiz mevcuttur. Savaşa rağmen bunların korunmasına da önem veriyoruz” diye konuştu.
Zirvede, daha fazla kan dökülmeden diplomasiye dönülmesi ve müzakere zemini hazırlanması gerektiğine dikkati çektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu doğrultuda İstanbul sürecini devam ettirmeye hazır olduğumuzu vurguladım” ifadesini kullandı.
‘STOLTENBERG’LE DE TABİATIYLA BİR ARAYA GELDİK’
Eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin, NATO’nun yeni Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adaylık sürecinde ülkemizi ziyaret eden Rutte’ye hassasiyetlerimizi ve beklentimizi ifade etmiştim. Kendisinin bu istikamette hareket edeceğine inanıyorum. 1 Ekim’de görevi devredecek olan değerli dostum Genel Sekreter Jens Stoltenberg’le de tabiatıyla bir araya geldik. Son 10 yılda yaptığı özverili çalışmalar ve ülkemizle geliştirdiği yakın iş birliği nedeniyle teşekkürlerimizi ilettim” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve vesilesiyle birçok devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini de dile getirdi.
‘GÜÇLÜ OLANLARIN CİRİT ATTIĞI BİR DÜNYA DÜZENİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’
‘Dünyanın mevcut durumunda NATO’nun, iddialarına nispetle işlevini nasıl değerlendiriyorsunuz? NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ‘savunma sanayi dahilinde yeni imkan ve yeteneklerin değerlendirilmesi’ yönünde ikazlarda bulundu, siz de İstanbul’dan hareket ederken aynı şeyi söylediniz. Stoltenberg’in bahsettiği bu savunma kime karşı, neye karşı?’ sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın süratle bir değişim yaşadığını, bu hızlı değişim içerisinde güçlerin özellikle büyük rol oynadığını söyledi.
“Güçlü olanların cirit attığı bir dünya düzeni ile karşı karşıyayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, örneğin Rusya’nın, Çin ile dayanışma içinde olduğunu, bu durumun Batı’yı ciddi manada rahatsız ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Batı, Ukrayna’ya gerek parasal gerekse ayni noktada bütün imkanlarıyla silah, mühimmat dahil her türlü desteği veriyor. Bütün bu desteklere rağmen şu anda Ukrayna’da bekledikleri neticeyi henüz alabilmiş değiller. Bu noktada en büyük güvenceleri NATO’nun varlığı. NATO büyük bir güç ve onları biraz rahatlatıyor. Bu Batılı ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Amerika’nın yanında Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkeleri yer alıyor. Böylece bu güç takviye oluyor. Bu takviyeye rağmen büyük güç rekabetinde arzu ettikleri neticeyi elde edemeyişleri bu ülkeleri ister istemez belli bir noktaya taşıyor. Burada Türkiye olarak bizim konumumuz ise farklı. Biz hem Rusya hem Ukrayna ile iletişim halindeyiz. Bunu yaparken de mümkün olduğunca adilane yaklaşmanın gayreti içerisindeyiz. Bu durum zaman zaman Rusya’yı da Ukrayna’yı da rahatsız edebiliyor. Ama biz diyoruz ki ‘Her ikiniz hem bize komşusunuz, geçmişten bu yana aramızda ciddi münasebetlerimiz var.’ Örneğin Karadeniz Tahıl Koridoru’nda adil bir adım attık. Rusya’nın da Ukrayna’nın da taleplerini karşıladık. ‘Batı’ya bu Tahıl Koridorundan aldıklarınızdan verin ama bunun yanında Afrika’ya da verin, Türkiye olarak siz de alın’ dediler. Biz de bunu elimizden geldiğince yapmaya çalıştık. Şimdi diyoruz ki; tahıl koridorunu biz yeniden açalım. Şimdi bunun görüşmelerini hem Rusya hem Ukrayna’yla yapıyoruz. Henüz bu konuda bir netice alamadık. Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’le son görüşmem bunun üzerindeydi. NATO Zirvesi’nde Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenskiy ile yine bu konuları görüştük. Ukrayna tarafıyla da Tahıl Koridorunu çalıştırmak istiyoruz. Temenni ederim ki bu koridoru yeniden işletmeye başlarız.”
‘BATI’YA BU RAHATSIZLIĞIMIZI HEP ANLATTIK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘NATO içerisinde nevi şahsına münhasır bir yerimiz var. Peki, NATO ile kurduğumuz münasebet ne kadar adil ve dengeli sizce? Fayda- maliyet analizi yaptığınızda, NATO’ya verdiklerimiz ve aldıklarımızı mukayese ettiğinizde bir mütekabiliyet mevzubahis mi?’ sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Bir fayda- maliyet analizinde Türkiye olarak biz mütekabiliyet ilkesine aykırı bir konuma düşmedik. Sadece terörle mücadelede NATO’yu duruma müdahale etme noktasında henüz netice alabilmiş değiliz. Bundan rahatsız olduğumuzu da Sayın Stoltenberg’e de defalarca ifade ettim. Bir NATO ülkesi olarak Batı’ya bu rahatsızlığımızı hep anlattık. Birinci derecede Almanya, Fransa, İngiltere, malum terörün belli ölçüde destek alanı buldukları yerler. Özellikle Almanya’ya bunları etraflıca anlattık. Mesela terörle mücadelede ülkemizin, dolayısıyla NATO’nun sınırlarının korunması ve tehditlerin bertaraf edilmesi noktasında çoğu zaman yalnız bırakıldık. Bununla da kalınmadı, NATO’nun sınırlarını tehdit eden teröristlere bu tehditlerini güçlendirici yardımlar yapıldı, destekler verildi. Bunlar çok olumlu bir tablo olarak karşımıza çıkmıyor. Diğer taraftan Almanya’yla bizim şu anda Akkuyu Nükleer Santrali için gelmesi gereken türbinlerin Alman gümrüğünde bekliyor olması gibi bir sıkıntımız var. Bu, bizi ciddi manada rahatsız etmiştir. Bunu Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a ikili görüşmemde tekrar hatırlattım. Gerek Eurofighter Typhoon uçak alım talebimizin karşılanmaması, gerek türbin konusu, gerekse bizim fırkateynlerimizde kullanılan bazı makinelerin alınması hususunda ortaya çıkan sıkıntıları aşmamız gerekiyor. Gelişmeleri takip edeceğiz.”
‘TÜRKİYE’NİN DE BÖYLESİ BİR MAKAMDA TEMSİL EDİLMESİ OLAĞANDIR’
NATO Genel Sekreter Yardımcılığı konusunun da gündemde olduğu, 2010- 2013 yılları arasında Hüseyin Diriöz’ün, 2016- 2020 arasında da Tacan İldem’in Genel Sekreter Yardımcılığı yaptığı hatırlatılarak, ‘Yeni NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmede Türkiye’ye bir Genel Sekreter Yardımcılığı verilmesi talebiniz oldu diye biliyoruz. Bakışı nasıl, bu gerçekleşecek mi, gerçekleşirse belirlenmiş bir isim var mı?’ sorularına karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“NATO Zirvesi sonrası düzenlediğim basın toplantısında da açık bir şekilde ifade ettim. Bunun kararını ne ben veriyorum ne Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan veriyor. Bu konudaki talebimizi kendilerine ilettik. Sayın Rutte devir teslimden önce Türkiye’ye geleceğini söylemişti. Bu ziyaret gerçekleşirse orada tekrar bu konuları kendisiyle görüşeceğiz. Biz NATO’nun en önemli ülkelerinden biriyiz. İttifakın bir arada olması ve etkinliğini muhafaza etmesi için çok değerli katkılar sunuyoruz. Genel Sekreterlik yapılanmasında Türkiye’nin de böylesi bir makamda temsil edilmesi olağandır. Nitekim Sayın Rutte de böylesi bir makamın Türkiye’ye yakışacağını ifade etmişti. Biz ülkemizden bir ismin Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilmesini sadece ülkemizin o makamda temsil edilmesi için değil, bu nazik dönemlerde NATO’ya büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz için de istiyoruz.”
‘BİZİM İÇİN BU NOKTADA ÖNEMLİ OLAN F-16 KONUSUDUR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Basın toplantısında da değindiniz ama biz F-35 meselesinin nasıl çözüleceğini merak ediyoruz. Programa geri dönüş mü söz konusu ya da F-16’yla ilgili bir mahsuplaşma mı olacak?’ sorusu üzerine, “Bizim burada önceliğimiz F-16 talebimizin karşılanması. Alt kümelerde farklı durumlar olabiliyor ama biz oradaki parasal ilişkileri pek gündeme almak istemiyoruz. Çünkü biz F-35 üzerinden zaten ödememizi yaptık. Hatta 5 tane F-35 hangara da alınmıştı ama ne yazık ki olay farklı gelişti ve daha sonra ABD, bizim F-16’larımızı da vermeme noktasına dahi gelmişti. Son görüşmede ABD Başkanı Biden ‘3-4 hafta içerisinde F-16 sorununu çözeceğim’ dedi. Bizim için bu noktada önemli olan F-16 konusudur. Bu uçakların ve parçalarının bize gelmesi halinde zaten bizim şu anda teknik kadrolarımız yeterlidir. Bu alanda bütün atölyelerimiz F-16 modernizasyonu konusunda çok çok başarılı. Bu süreci gerek biz gerek ilgili bakanlarımız ve kurumlarımız yakından takip ediyor ve kısa sürede netice alabilmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz” yanıtını verdi.
‘NATO Zirvesi öncesinde Şanghay İş birliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ndeydiniz. Türkiye’nin üye olma talebini de ifade ettiniz. Batı basınına baktığımızda NATO üyesi ülkelerin liderleri arasında ‘Putin ile görüşebilen tek lider’ olarak sizi tanımladılar. Dolayısıyla Türkiye tam bir denge merkezinde görülüyor. Biraz önce de Tahıl Koridoru ile ilgili yeni çalışmaları, Rusya-Ukrayna meselesindeki son durumu ifade ettiniz. Türkiye nasıl bir denge politikası yürütüyor?’ sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gerek Rusya, gerek Çin, hatta Belarus ile kırmadan, dökmeden münasebetlerini devam ettirdiğini söyledi. Şanghay Zirvesi’nde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile çok samimi bir havada görüştüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ile de Belarus Devlet Başkanı Sayın Lukaşenko ile de güzel görüşmelerimiz oldu. Bütün bu temasların bana göre getirisi er veya geç olacak. Bunu göreceğiz. Bu arada Bakan arkadaşlarımızın da görüşmeleri gerçekleşti. Partimizin üst düzey yönetimi Çin’deydi. Çin’de iktidar partisiyle üst düzey çok verimli görüşmeler yaptılar. Bu görüşmelerle ilgili arkadaşlarım bana brifing verdiklerinde, kendilerine çok üst düzey muamelesi yapıldığını aktardılar. Bu denli güzel ve başarılı bir ziyareti arkadaşlarımız gerçekleştirdi. Arkasından da biz Sayın Şi Cinping ile Astana’da bir araya geldik. Onunla bu şekilde görüşmelerimizi yaptık. Kendisi bizi yeniden Çin’e davet etti. Ben de kendisini ülkemize davet ettim. ‘Önümüzdeki yıl iadeiziyaretimi yapayım’ dedi. Bu şekilde de aramızdaki gerek siyasi gerek ticari bütün bunları görüşme fırsatını da yakaladık. Şimdi büyük ihtimalle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısından sonra bizim bir Çin ziyaretimiz olabilir. Ama 2025’te de inanıyorum ki Sayın Şi Cinping, bize iadeyiziyaretini yapacaktır.”
‘SURİYE’DEKİ BARIŞ EN ÇOK BİZE FAYDA SAĞLAYACAK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Suriye ile ilişkilerin düzelmesine dair ‘Beşşar Esed’e davetimizi yapacağımızı belirtiyoruz’ dediniz. NATO Zirvesi sonrası düzenlediğiniz basın toplantısında da ‘Daveti yaptık, cevap bekliyoruz’ şeklinde bir yaklaşımınız oldu. Bu davetin Ankara, İstanbul gibi bir yerde mi, yoksa sınır hattında bir bölgede mi gerçekleşmesi öngörülüyor? Rusya’nın bu yakınlaşmaya nasıl baktığını biliyoruz ama ABD ve İran cephesiyle ilgili bir tavır, bir tepki söz konusu mu?’ sorusuna şu yanıtı verdi:
“Görevi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a verdim. Dışişleri Bakanım da şu anda muhataplarıyla görüşmek suretiyle işin bütün yol haritasını belirleyecekler. Ona göre de inşallah adımı atacağız. Biz Suriye’de adil bir barışın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak. Bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylüyoruz. Şu ana kadar bu süreç olumlu istikamette gelişti. Temenni ediyorum ki yakın bir zamanda somut adımları da atarız. ABD ve İran’ın da bu müspet gelişmelerden memnuniyet duyması ve çekilen onca acının son bulması için süreci desteklemesi gerekir. Biz komşumuzdaki yangını söndürmek için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız. Biz Suriye’de barış istiyoruz ve barışın yanında olan herkesi de bu tarihi çağrımıza desteğe bekliyoruz.”
‘YETERLİ DEĞİL AMA MEMNUNİYET VERİCİ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Irak’ta PKK terör örgütüne yönelik operasyonlarda terör örgütü üyelerinin köyleri, kasabaları, bazı yerleşim yerlerini ateşe vererek güneye çekildiklerine dair haberler geliyor. Kundaklama eylemleri yaptıkları ortaya çıktı. Bu saldırılarda da Bafel Talabani’ye yakın isimlerin de olduğu, onlara ait peşmergelerden isimlerin de olduğu haberleri çıktı. Bu konuda Erbil yönetimi tarafından açıklamalar da yapıldı. Milli Savunma Bakanlığımızın da son günlerde ‘kilit kapanıyor’ paylaşımları oldu. Sahadaki son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusunu cevaplarken, “Irak ziyaretimizden sonra Irak yönetiminde ilk defa PKK ile mücadele konusunda sahada çok somut adımlar atıldığını gördük” dedi.
Irak yönetiminin, PKK’nın faaliyetlerinin Irak’ta yasaklandığına dair açıklamayı Milli Güvenlik Kurulu’ndan geçirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi bunun sahadaki yansımalarını görüyoruz. O ziyaretten sonra güvenlik güçlerimiz ile Erbil yönetiminin iş birliği memnuniyet verici. Irak’ta hem Savunma Bakanlığıyla hem de istihbarat örgütleriyle de iyi bir ilişkimiz var” değerlendirmesinde bulundu.
Irak’taki kundaklama ve yangın faaliyetlerinin PKK tarafından yapıldığının Irak İçişleri Bakanlığınca resmi olarak açıklandığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bunun üzerine de Erbil yönetimi bunu teyit edici açıklamalar yaptı. Bunlar yakın dönemde PKK ile mücadelede ilk kez ortaya çıkan gelişmeler. Dolayısıyla bu durum bizim açımızdan yeterli değil ama memnuniyet verici. Sonuçta ilerleyen bir süreç var. Irak’ta Süleymaniye yönetimi ile Erbil yönetimi arasındaki gerilim de devam ediyor. Erbil’e gittiğimizde de söyledik, Süleymaniye yönetimi, PKK ile aralarına mesafe koymadıkça bizim Süleymaniye’ye karşı tavrımızda bir değişiklik olmayacak. Hava sahasına yönelik ambargo devam edecek. Biz onlara her vesileyle ‘Süleymaniye tarafında bazı adımları atarsanız pozisyonumuzu değerlendiririz.’ dedik. Top şu anda onların sahasında.”
‘HAKLILIĞIMIZ ZAMAN İÇERİSİNDE ORTAYA ÇIKTI’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘ABD ile bir türlü istenilen düzeyde ilişki yürütemiyoruz. Malum ABD’de yaklaşan bir seçim var. Washington PKK, PYD’ye verdiği desteğin kılıfı olarak DEAŞ’la mücadeleyi ortaya koyuyor. Diğer yandan FETÖ’ye de kol kanat geriyorlar. Buna bir bahane bile uydurmuyorlar. ABD, Türkiye’yi kaybetmek pahasına sizce neyin hesabını yapıyor olabilir?’ sorusu üzerine bu konuları NATO Zirvesi’nde Biden ile konuşamadıklarını kaydetti.
“FETÖ’yle şöyle hesap var, böyle hesap var, bu konulara girmedik. Şu anda zaten FETÖ ortada yok. Ne olduğu belli değil” diye konuşan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bir de üç buçuk ay sonra ABD’de bir seçim var. Bizim ajandamızda da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Genel Kurulda da dünya ne konuşuyor, bunları göreceğiz. Biz de orada mesajlarımızı tekrar vereceğiz. İnşallah bu mesajlarla birlikte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan hayırlı neticeleri elde ederiz diye düşünüyorum. Terör örgütleri ile Türkiye gibi bir müttefiki terazinin iki kefesine koyma düşüncesi bile baştan sakat bir yaklaşımdır. FETÖ, PKK gibi kuklalara desteğin, onları öyle ya da böyle kullanmanın bir bahanesi olamaz. FETÖ de PKK da komşunun tarlasına zarar vermek için ekilen zararlı otlara benzer. Komşunuz onlarla mücadelenin bir yolunu muhakkak bulur, tarlasından o zararlı otları temizler, ama o tohumlar bir şekilde sizin arazinize de sıçrar ve emin olun size de zarar verir. Yıllardır terörün bumerang özelliğini vurguluyorum. Çeşitli vesilelerle haklılığımız zaman içerisinde ortaya çıktı.”
‘FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI DÜNYA BARIŞINA, HUZURA KATKI SAĞLAR’
Erdoğan, ‘Siz ABD Başkanı Biden’ın kendisine yönelik ‘çekil’ baskısına karşı direneceğini düşünüyor musunuz? Bugün basın toplantısında cevap verdiniz ama Donald Trump’ı mı, Joe Biden’ı mı istersiniz?’ sorusuna karşılık, “Ortada bir gerçek var, o da şu; her şeyden önce Biden zaten ‘çekilmiyorum’ dedi” ifadesini kullandı.
ABD medyasının şu anda kimi nereye getireceğini bile açıklamaya başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her iki isim de ABD halkından ikinci dönem için destek talep ediyor. Amerikan halkı iki ismin de başkanlık dönemlerinde yaptıkları ya da yapamadıkları işleri tartıp bir karar verecek. Bu kararı bekleyip göreceğiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kararıyla gidilen erken genel seçimlerde, sandıktan birinci çıkan solcu Yeni Halk Cephesi ittifakının başlıca seçim vaatleri arasında Filistin devletinin tanınması yer alıyor. Eğer başarılı olurlar ise Filistin’e yönelik tutumları diğer Avrupa ülkeleri için de örnek teşkil eder mi? Bu konuda yorumunuz nedir?’ sorusuna şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanı olarak şu anda kim hükümeti kiminle kuracak, bunun kararını Fransa Cumhurbaşkanı Macron verecek. Şu anda koalisyon güçleri hangileriyse bunların hepsi de parlamentoda gereken çalışmaları yapacaklar ve bu konuda da nihai söz Macron’a ait. Diğer yandan tarihin doğru tarafında durmak isteyenlerin yapması gereken Filistin’i devlet olarak tanımaktır. Hakkaniyetli, adaletli yaklaşım bunu gerektirir. Avrupa’da zaten Filistin’in haklılığının ve Filistin devletinin tanınması sürecinin fitili ateşlenmiştir. En son İspanya’nın, Norveç’in, İrlanda’nın, Slovenya’nın aldıkları isabetli kararlar o kapıyı aralamıştır. Fransa’nın böylesi bir karar alması bizi memnun eder. Filistin’i tanıma kararı dünya barışına, huzura katkı sağlar. Bugün itibarıyla Filistin’i devlet olarak tanımayan bütün ülkeler, vakit geçirmeden bu doğru kararı almalıdır. Hem bölgesel hem küresel barışın yolu, 1967 sınırlarında iki devletli çözümden geçmektedir.”
‘PAŞİNYAN’A HER ŞEYİ SÖYLEDİK’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘İran’da Cumhurbaşkanı değişti, Ermenistan’da Paşinyan barıştan yana cümleler kuruyor. Türkiye- Azerbaycan perspektifi Kafkaslarda barışı getirmek üzerine. Bu bağlamda Ermenistan- Azerbaycan barış anlaşması ve İran’ın Zengezur Koridoru’na bakışı konusunda neler söylersiniz? Ermenistan ile Azerbaycan barış anlaşması imzaladığı zaman o bölge tamamen barış iklimi olacak ve belki Ermenistan- Türkiye sınırının açılabileceğini işaret etmiştiniz. Bu da düşünülebilir mi?’ sorusuna, “Niye düşünülmesin. Yani biz bu konuda zaten Paşinyan’a her şeyi söyledik” karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Artık bütün yelkenleri barışa açmamız lazım. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış yakında sağlanır diye umut ediyoruz. Bu barışı Türkiye olarak yürekten destekliyoruz. Zengezur Koridoru’nun açılması da bu barış anlaşmasını taçlandıracak ve tamamlayacak adımdır. Azerbaycan’ın da Ermenistan’ın da Türkiye’nin de bölgedeki diğer ülkelerin de refah ve huzuruna bu adımlar olumlu katkı sağlar. Bu kadar olumlu yönü bulunan kararların geciktirilmeden alınması ve gereğinin yapılmasını arzu ederiz. Bölgeden olumlu sinyaller geliyor, bunların müjdeli haberlere dönüşmesini temenni ediyoruz. Diğer ülkelerin de barış sürecine katkı sağlamak noktasında benzer bir yaklaşım ortaya koymaları kalıcı barışın bir an önce tesisi için önemlidir.”
‘HERKESİN ÇIKARINA OLACAK STRATEJİK KORİDOR’
İran Cumhurbaşkanıyla görüşmede Zengezur Koridoru’nun konuşulmadığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sadece bu seçimi nasıl kazandığı konusunda değerlendirmeler yaptık” dedi. Erdoğan, Türkiye- İran münasebetlerini çok daha farklı bir noktaya taşımak istediklerini belirterek, “Zengezur Koridoru özellikle Azerbaycan, Ermenistan ve İran herkesin çıkarına olacak stratejik koridordur ve bu koridor devreye girdiği anda İran da rahatlayacak, Azerbaycan da rahatlayacak. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev için o koridor çok önemli. İnşallah oradaki raylı sistem devreye girdiği anda burada Azerbaycan çok çok rahatlayacak” değerlendirmesinde bulundu.
‘3. Dünya Savaşı riski hiç olmadığı kadar sık belirtilmeye başlandı. Siz son 2 büyük uluslararası zirveye katıldınız. Şanghay Zirvesi, sonrasında NATO Zirvesi. Bu iki zirvenin sonunda bu riskin yüksek olduğunu görüyor musunuz? Böyle bir kaygınız var mı? Eğer varsa bunu engellemek için hangi somut adımlar atılması gerekir?’ sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğrusu ben görmüyorum, görmek de istemiyorum” karşılığını verdi.
“Dünyayı bundan önce savaşa sürükleyen gerekçeleri ve alınmayan önlemleri düşündüğümüzde bugün o hatalara düşmemeye özen göstermenin gerektiği ortadadır. Savaştan çok barışı söylemeli, barışı konuşmalıyız. Attığımız her adımı gerilim değil, barış için atmalı, planlarımızı barışı sağlamak ve kalıcı hale getirmek üzere yapmalıyız” diyen Erdoğan, bütün ülkelerin gerilimi değil, barış ve huzur iklimini inşa edecek çabaları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi.
]]>Tarihi bir zirveyi daha başarıyla tamamladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden’ın şahsında ABD makamlarına misafirperverliklerinden, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ekibine ise gayretlerinden dolayı teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 2,5 yıldır devam eden Rusya- Ukrayna savaşı karşısında müttefikler olarak uluslararası hukuktan yana duruş sergilediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:
“Önceki zirvelerde Ukrayna bağlamında aldığımız kararları gözden geçirdik. Ayrıca, yeni somut adımlar üzerinde mutabık kaldık. NATO’nun Ukrayna’ya güvenlik yardımı ve eğitim desteği girişimini onayladık. Ukrayna’ya çok yıllı mali destek sağlanmasını ve Kiev’e NATO kıdemli temsilcisi atanmasını kararlaştırdık. Türkiye, yıkıcı etkilerini hep birlikte hissettiğimiz, müşterek güvenliğimizi tehlikeye atan bu savaşın sona ermesine yönelik gayretlerini ilk günden beri yoğun şekilde devam ettirmektedir. İstanbul süreciyle başlattığımız, Karadeniz girişimiyle taçlandırdığımız temaslara yeniden başlanması ve diplomasiye şans tanınması en samimi arzumuzdur. Adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Bu değerlendirmelerimi zirve boyunca müttefiklerimizle bir kez daha paylaştım.”
“İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ilk oturumunda, ittifak savunmasını ilgilendiren konuları etraflıca istişare ettiklerini vurgulayarak, “Krizlerin derinleştiği ve gerginliklerin arttığı bir dönemdeyiz. Mevcut uluslararası ortamda Türkiye’nin, her zaman olduğu gibi müttefiklerini savunma taahhüdüne bağlı olduğunu, sorumluluklarını yerine getirdiğini vurguladım. Savunma harcamalarında yüzde 2 hedef eşiğini aştık. İttifak harekat ve misyonlarına en fazla katkı sağlayan müttefiklerinden biriyiz. Tabii birlik ve dayanışma ruhunun 32 müttefikin tamamı tarafından samimiyetle benimsenmesi gerekiyor. 75 yıllık Washington Antlaşması ve geçmiş zirvelerde alınan kararlar ortadayken, müttefikler arasındaki savunma sanayi ticaretinde halen bazı engeller ve kısıtlamalar bulunmasının makul ve mantıklı bir izahı yok” diye konuştu.
“Bazı müttefiklerimizin kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil”
NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde alınan kararların tatbik edilmesinin, ittifakın birliği, bütünlüğü ve caydırıcılığı bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Ülkemizin bu konudaki hassasiyetini ve beklentilerini tekrar gündeme taşıdım. Terörle mücadele alanında müşterek çabaların arttırılması önemlidir. Bu kapsamda Madrid ve Vilnius zirvelerinde aldığımız kararları da takip etme fırsatımız oldu. Biliyorsunuz, NATO’nun terörizmle mücadele politikası ilkeleri belgesini geçtiğimiz yıl güncellemiştik. Sayın Genel Sekreter de Vilnius’taki kararlar doğrultusunda NATO tarihinde bir ilki teşkil edecek şekilde terörizmle mücadele özel koordinatörü atamasını gerçekleştirmişti. Teröre karşı mücadelede müttefikler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğunu görüyoruz. Türkiye, terörün vahşi ve kanlı yüzünü iyi bilen bir ülkedir. DAEŞ ile göğüs göğse çarpışan ve bu örgütü bozguna uğratan tek NATO ülkesiyiz. 40 yıldır bölücü terör örgütüne ve farklı terörist yapılara karşı ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyoruz. NATO’nun tespit ettiği iki temel tehditten biri olan terörizmle mücadelede müttefiklerimizden dayanışma bekliyoruz. Müttefiklik hukuku da zaten bunu gerektirir. Finlandiya’nın ve İsveç’in NATO’ya katılım süreçlerinde aldığımız kararlar ve tesis ettiğimiz daimi istişare mekanizmaları, PKK başta olmak üzere terör tehdidinin boyutlarının daha iyi anlaşılmasına vesile oldu. Ancak bazı müttefiklerimizin, bilhassa terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/ YPG ile kurdukları çarpık ilişkiyi kabul etmemiz mümkün değil. İttifakın birliğine ve bütünlüğüne zarar veren bu hatalı politikalardan vazgeçilmesi çağrımı burada tekrarlıyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun güneydeki ortaklarıyla çok daha yakın koordinasyon içinde bulunması gerektiğini dile getirerek, “Bu doğrultuda zirvenin ilk oturumunda NATO’nun güneye yönelik yeni yaklaşımının çerçevesini çizen önemli kararlara da imza attık” ifadesini kullandı.
“Karşımızda hukuk tanımayan gözü dönmüş bir yapı var”
Gazze’de 7 Ekim’den bu yana büyük bir katliamın yaşandığına, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 40 bine yakın masum insanın İsrail’in saldırılarıyla hayatını kaybettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:
“Yaklaşık 90 bin yaralı var. Tüm temaslarında Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında süregiden mezalime dikkat çektim. İsrail, Filistin meselesine kalıcı çözüm getirmeden, küresel barış ve istikrardan bahsedilemeyeceğinin altını çizdim. İsrail, soykırım suçlamasıyla yargılandığı Uluslararası Adalet Divanı’nın ihtiyati tedbir ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarını ısrarla uygulamıyor. Netanyahu yönetimi yayılmacı ve pervasız politikalarıyla sadece kendi vatandaşlarının değil, tüm bölgenin güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Gelinen noktada şu durumun netleştiğini görüyoruz. Karşımızda savaş hukuku dahil, hiçbir hukuk, nizam, değer ve sınır tanımayan gözü dönmüş bir yapı var. Küresel vicdanın, Filistinli sivilleri hedef alan saldırıların durdurulması için sokaklara döküldüğü mevcut ortamda İsrail’e askeri desteğin sürdürülmesi kabul edilemez. Oturumdaki hitabımda, bu konunun üzerinde hassasiyetle durdum. İttifakımızın temel değerlerini ayaklar altına alan İsrail yönetiminin, NATO ile ortaklık ilişkisini sürdürmesi mümkün değildir. Filistin topraklarında kapsamlı ve sürdürülebilir barış tesis edilene kadar İsrail ile NATO nezdinde iş birliği yapılması yönündeki girişimler, Türkiye tarafından onaylanmayacaktır.”
“Garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazırız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 yıllardır işgal ve zulüm altında, kendi topraklarında acı çeken Filistinlilerin, kendi bağımsız ve egemen devletlerine sahip olma hakları teslim edilmeden, kalıcı bir barışın tesis edilemeyeceğini belirterek, şöyle devam etti:
“Uluslararası camianın sorumluluk sahibi üyelerinin, 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm için el ele vermesi önemlidir. Aynı şekilde, tüm baskılara ve yıldırma girişimlerine rağmen Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye olarak önce ateşkesin ilanı, sonra da kalıcı barışın temini için garantörlük dahil her türlü inisiyatifi almaya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum. Buradan tüm müttefiklerimizi, ateşkesin sağlanması ve 9 aydır açlıkla imtihan edilen Gazze halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için Netanyahu yönetimi üzerindeki baskılarını artırmaya çağırıyorum.”
“Günümüzde küresel krizlerin etkileri sınır tanımıyor”
Zirvenin ikinci oturumunda, Asya-Pasifik ortakları Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda devlet ve hükümet başkanları ile Avrupa Birliği Liderliğinin de kendilerine katıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun bu ülkelerle ilişkilerinin ne şekilde ilerletileceğinin yanı sıra bölgedeki gelişmeleri ele aldıklarını aktardı.
Günümüzde küresel krizlerin etkilerinin sınır tanımadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya-Pasifik bölgesindeki ortaklarıyla hem ikili düzeyde hem de NATO aracılığıyla siyasi diyaloglarını ve kapsamlı iş birliklerini sürdürmelerinin tabii olduğunu dile getirdi.
Bu iş birliğinin müşterek değerleri ekseninde, üçüncü bir ülkeyi asla hedef almadan, muhtemel iş birliği imkanlarını dışlamayacak şekilde ilerletilmesi gerektiğini ifade ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın zaten yeterince gerilim yaşadığını ve buna yenilerini eklemenin hiçbir manasının olmadığını bildirdi.
“Dengeli ve hakkaniyetli tavrı kararlılıkla devam ettireceğiz”
Zirvenin son oturumunun, geçen yıl ihdas edilen NATO-Ukrayna Konseyi formatında tertiplendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplantımız, ittifakın ve müttefiklerin Ukrayna’ya desteklerinin altının çizilmesi bakımından faydalı oldu. Oturumda ülkemizin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğinin tam olduğunun altını çizdim. Aynı zamanda diplomasinin dışlanmaması gerektiğini, müzakerelerin teslim olmak anlamına gelmediğini vurguladım. NATO’nun, Ukrayna’daki savaşın tarafı haline getirilmesine asla geçit verilmemesi gerektiğine dair görüşlerimi burada açık yüreklilikle paylaştım. İki komşumuz arasındaki çatışmalarda ilk günden beri ortaya koyduğumuz dengeli, soğukkanlı ve hakkaniyetli tavrı bundan sonra da kararlılıkla devam ettireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Zirve kapsamında Macaristan, Yunanistan, İtalya, Almanya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık liderleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini, İsveç, Finlandiya, Slovenya ve Slovakya devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra NATO Genel Sekreteri ile ayaküstü görüştüklerini, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, İzlanda, Polonya, Romanya, Estonya ve Hollanda liderleri ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ile de sohbet ettiklerini anımsatanCumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinde hem müttefikleriyle ikili ilişkileri geliştirmenin yolları hem de NATO bünyesindeki iş birliği üzerinde durduklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda eski Başbakanı Mark Rutte’nin, bütün müttefiklerin onayıyla yeni NATO Genel Sekreteri olarak ilan edildiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Rutte’nin görevi boyunca müttefiklerin menfaatlerini ve hassasiyetlerini gözeteceğine güveniyorum. Ayrıca kendisinin, ittifak dayanışmasını ve NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliğindeki merkezi rolünü önceleyen bir yaklaşım takip edeceğine inanıyorum. Sayın Rutte’ye, üstleneceği bu yeni ve zorlu görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Göreve geldiği 2014 yılından bu yana İttifakın birliğinin ve dayanışmasının korunması yolunda gayret gösteren değerli dostum Genel Sekreter Stoltenberg’e de burada hassaten teşekkür ediyorum. Şahsımla ve makamlarımızla yakın iş birliği sergileyen Sayın Stoltenberg, özverili çalışmaları ve başarılı hizmetleriyle, bizimle birlikte herkesin takdirini kazanmıştır. Bir kez daha kendisine şahsım ve milletim adına en kalbi şükranlarımı iletiyorum. Washington Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
Bir gazetecinin, “Türkiye, sahada somut olarak İsrail’in askeri yıkımını durdurmak, öldürülen insanların, çocukların hayatlarını kaybetmesini engellemek için neler yapacaktır?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin konusundaki hassasiyeti nedeniyle gazeteciye teşekkür etti.
İlk günden itibaren İsrail-Filistin arasındaki bu savaşla ilgili her türlü adımı attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Gıda yardımı mı dersiniz, hastanelerimizi devreye sokmak mı dersiniz? Çocuk, kadın, yaşlı 40 bine yakın insan bu bölgede öldü. Yaralıları söylememe gerek yok. O sayı zaten 100 bine yaklaşıyor. Hastanelerimizi bu konuyla ilgili devreye soktuk. Şu anda hastanelerimize gelen yaralıları tedaviye alıyoruz. Gıda noktasında ise şu ana kadar aynı şekilde 40 bine yakın tır, uçak, bütün bunlarla gıda yardımını bölgeye gönderiyoruz. Kimi El- Ariş, kimi Refah Sınır Kapısı’nda buraya gönderiliyor. Bu yardımlarımız da halen devam ediyor, devam edecek. Bu kardeşlerimizi yalnız başına bırakamayız, onları terk edemeyiz. Aynı şekilde yiyecek, su, giyecek… Bu ihtiyaçları da gidermeye çalışıyoruz. İlgili bilimlerimiz, başta Kızılay’ımız olmak üzere bu çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyor. Devlet makamları olarak bu çalışmalara devam ediyoruz, devam edeceğiz. İsrail’i Lahey Adalet Divanı’na da Güney Afrika ile şikayet ettik. İlgili birimlerimiz, Adalet Bakanlığımız bu süreci çalıştırıyorlar. Dünyadaki diğer ülkelerin de şikayetçi olmasını talep ediyoruz. Bu çalışmamız, kampanyamız sürüyor, sürecek. Zira İsrail’in anladığı dili kullanmamız lazım. Bu sayı ne kadar artarsa o kadar faydalı olacağına inanıyoruz.”
NATO’nun Ukrayna’ya yardımı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO, müttefiki olmadığı halde Ukrayna’ya bir yardımda bulunuyor. Filistin’e yönelik ise böyle bir çalışma içinde değil. NATO’ya bu yönde bir telkinde bulundunuz mu? Bulunduysanız nasıl bir geri bildirim aldınız?” sorusu üzerine, bu iki konuyu birbiriyle karıştırmamak gerektiğini dile getirdi.
Şu anda Rusya ile Ukrayna arasındaki gelişmenin farklı, toplantının içeriğinin farklı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öbür tarafta İsrail, Filistin konusu çok daha farklı. Onunla ilgili de aynı şekilde gerek dünya gerek İslam dünyası bazı kampanyaları malum, yürütüyor. Nakdi noktada bazı adımlar atılıyor. Başta Türkiye ve Körfez ülkeleri olmak üzere elimizden geleni aynı şekilde İsrail-Filistin savaşında da ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah vicdan, insaf sahibi olan ülkeler bu konuda elinden geleni yapacaktır diye düşünüyorum” dedi.
“F16 tedariki”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, “‘F16 alımının ölçeği küçüldü’ haberlerini okuduk yabancı basında. Bazı parçaların lokal üretileceği aktarılıyor. Nasıl böyle bir karar alındı, tam olarak ne anlama geliyor? NATO, F35’lere ödenen parayı, Amerika ile hala görüşmeleri süren mekanizma, milli gelirin yüzde 2’si arasında hala sayıyor mu?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Bu konuyla ilgili özellikle dün akşam ve bugün Sayın Biden ile tekrar konuştum. Denildiği gibi olursa, ‘3-4 hafta içinde ben bu problemi çözeceğim’ dedi. Bugün ayrılırken yine hatırlattım. 3-4 hafta içinde çözeceğini söyledi, aramızda bazı nükteler de oldu. Parçalarla ilgili konu, her zaman görüştüğümüz konular. En taze haber olarak size Sayın Biden’ın bana verdiği cevabı nakletmiş oldum.”
“Yeni bir süreci başlatalım istiyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz, ‘Suriye Devlet Başkanı ile görüşeceğinizi’ söylediniz. Türkiye’yi Suriye’de istemeyen farklı dış güçlerin Kayseri olaylarını provoke ettiğine dair bir bilgi var mı elinizde?” sorusuna, “Şimdi elimdeki bilgiyi sorma. Ben, şimdi size hangi bilgiyi aktardım? Özellikle Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel veya üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Bu konuyla ilgili olarak da Dışişleri Bakanımı görevlendirdim. O da muhataplarıyla görüşmek suretiyle inşallah bu dargınlığı, kırgınlığı aşmak suretiyle yeni bir süreci başlatalım istiyoruz” yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış sözleşmesi bu yılın sonuna kadar imzalanabilir mi?” sorusu üzerine, “Şimdi İlham Bey onun kararını verecek, ben değil. Gönlümüz arzu eder ki imzalansın ve Ermenistan-Azerbaycan arasında da barış hakim olsun. Bizler, Ermenistan Başbakanı ile yaptığımız görüşmelerde burada da olumlu adımların atıldığını görüyoruz. İlham kardeşimle de yaptığım görüşmelerde o da olumlu adımların atıldığından yana.” diye konuştu.
Dünyanın da o bölgenin de barışa hasret olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu barışı bir an önce kucaklamak istediklerini vurguladı.
Şanghay İşbirliği Örgütü’ne Türkiye’nin katılım sürecine ilişkin soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Erdoğan bizim hedefimiz “Şanghay İşbirliği’ne gözlemci üye olarak değil, orada daimi üye olmaktır. Zaten şu anda gözlemciyiz. Onu aşarak Türkiye artık Şanghay Beşlisi’ne daimi üye olarak katılmalıdır. Bunu gerek Sayın Putin’le gerek Şi Cinping’le ayrı ayrı görüştüm. Ayrıca Kazakistan Başkanı ile görüştüm ve bütün daimi üyelerden bu konuda destek istedim” cevabını verdi.
“Eurofighter konusunu aramızda görüştük”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD’de 3,5 ay sonra seçimlere gidiliyor. Başkan Joe Biden’ın kendi partisi içinde dahi adaylığı ciddi anlamda tartışılıyor. Bu siyasi çalkantı ve belirsizlik sizi endişelendiriyor mu? İkinci bir Donald Trump dönemine nasıl bakarsınız?” sorusunu, “Şu anda biz buradaki yarışın tarafı değiliz ve bu yarış içerisinde kalan 3,5-4 aylık sürede kararı Amerika’daki halk, eyaletler verecek. Eyaletlerin vereceği karar çok önemli. Bizler de Türkiye olarak en hayırlı kararı verecek olan Amerika delegesinin kararını izleyeceğiz. Kasım ola, hayır ola” diye yanıtladı.
“Zirve bildirgesinde müttefiklerin birbirine yaptırım, ambargo uygulamaması gerektiğinin altını çiziliyor. Almanya, Türkiye’nin Eurofighter alımını engelliyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eurofighter konusunu aramızda görüştük. Bu konuyla ilgili olarak Scholz olumsuz bir yaklaşımda bulunmadı. Konuyla ilgili görüşmelerimizin devamı ve Savunma Bakanımın muhatabıyla orada yaptığı görüşmelerde de mümkün olduğunca olumlu istikamette bir gidişin olduğunu gördük. Gerek Almanya gerek İngiltere tarafında bu tür olumlu gelişmeler var. Hep birlikte takipçisi olacağız. İnşallah sonucu da hayırlı olur.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli futbolcumuz Merih Demiral’ın yaptığı bozkurt işareti Alman siyasiler tarafından farklı yorumlandı. Görüşmenizde bu konu gündeme geldi mi?” sorusu üzerine, konunun gündeme gelmediğini aktardı.
Bir sonraki NATO zirvesinin Türkiye’de yapılmasına karar verildiği hatırlatılarak, zirvenin hangi şehirde gerçekleşeceğinin belli olup olmadığı ve zirveye ilişkin değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin hangi şehirde yapılacağı konusunda bir kararın bulunmadığını söyledi.
Konuyu değerlendireceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük ihtimalle bu İstanbul’a yakışır. İstanbul’da böyle büyük bir organizasyonu yaparız. Daha önce de yine bir zirveyi İstanbul’da yapmıştık. Yine İstanbul’da inşallah böyle bir zirveyi yapar ve buradan NATO ile birlikte dünyaya selamımızı çakarız” diye konuştu.
NATO üyesi ülkelerin, Ukrayna’ya verilecek destek konusunda güçlü bir mesajı dile getirdikleri belirtilerek, “Burada birçok ikili görüşme yaptınız. Barışın sağlanması konusunda bu yaptığınız görüşmelerde sizde uyanan intiba neydi?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Herkes tabii ki barıştan yana. Yani barışın karşısında olan yok. Hangi liderle görüştüysem aynı istikamette düşüncelerini ifade ediyorlar. ve öyle zannediyorum ki barış burada eninde sonunda egemen olacak. Hele hele bizde yapılacak zirve, barışın taçlandığı bir zirve olacaktır diye düşünüyorum. ve o ana kadar da birçok şey tabii ki değişecektir. Temennimiz odur ki bizim Dışişleri Bakanlığımız, yapacağımız görüşmelerle birlikte de inşallah bu işin altyapısını en güzel şekilde oluşturur, adımlarımızı buna göre atmış oluruz.”
“En önemli adımımız Akkuyu”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz Tahıl Girişimi’ne ilişkin soruya karşılık, bu konuyu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüklerini, konunun takipçisi olacaklarını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(Ukrayna ve Rusya) Her iki tarafı eğer bu konuda bütünleştirebilirsek inşallah Karadeniz Tahıl Girişimi’nin adımlarını da atmış oluruz. Bir İstanbul Dolmabahçe serüvenini burada geliştirmiş olalım diye düşünüyoruz. Beklentimiz bu” ifadesini kullandı.
AB üyesi ülkelerle askeri sanayi alanındaki iş birliğine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı:
“Maalesef şu an itibarıyla bu konuda herhangi bir gelişme Avrupa Birliği üyesi ülkelerle söz konusu değil. ve Sayın Scholz ile yaptığımız görüşmede de özellikle Eurofighter Typhoon konusu ve bunun yanında bizim fırkateynler, korvetler, bunların makineleriyle ilgili konuları görüştük. Özellikle MTU, Mercedes, MAN gibi firmalarla ilgili adımlarımızı görüştük. Almanya’dan bunların hangilerini satın alabiliriz? Veyahut da şu anda gümrükte bekletilen, örneğin Siemens’in bizim Çukurova’yla ilgili ekipmanları… Şu anda biliyorsunuz en önemli adımımız Akkuyu ama Akkuyu’nun da en önemli ünitelerinden bir tanesi Siemens ile ilgili olan münasebetlerimiz. Siemens’in bize göndermesi gereken türbinler meselesi var. Bu türbinler de şu anda Alman gümrüklerinde bekliyor. Bunları da kendilerine söyledik. ve takibini yapmak suretiyle bütün bu makinelerin alımı, Siemens’in bize vermesi gereken türbinler meselesini aşmak suretiyle, bir an önce bunları satın alalım istiyoruz ve bunlarla ilgili de adımlarımızı atalım istiyoruz. Buralarda bazı tıkanıklıklar var ama aşacağımıza inanıyorum. Bu konuda Sayın Şansölye ile münasebetler iyi geçti.”
“Biz teklifimizi yaptık”
NATO’nun ikinci adamının bir Türk olacağı yönündeki açıklaması hatırlatılarak, bu konuda belirlenmiş bir isim olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararı kendisinin vermeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz teklifimizi yaptık, teklifimizin karşılığında Sayın Rutte, başta Dışişleri Bakanım olmak üzere bu görüşmelerle inşallah bir Türk’ü vekil olarak yanına alması halinde bu yaptığımız görüşmelerin verimli bir netice verdiğinin işareti olur. Ama yine aynı şeyi söylüyorum. Biz takipçisi olacağız. Nihai kararı Sayın Rutte vermiş olacak. Hayırlısı olsun. İsim olarak şu olacak, bu olacak. Bunu deme noktasında henüz değiliz” sözlerini sarf etti.
“NATO’ya üye olan Fransa, Ermenistan’da aktif silahlandırma ve rövanşizm siyaseti yürütüyor. Aslında bölgede barışla ilgili çalışmaların yürütüldüğü bir zamanda bölgeye yabancı bir unsur olan Fransa’nın, Kafkas siyasetini nasıl değerlendirirdiniz?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani oradaki barışı bölmek veya barışa gölge düşürmek hiç isabetli olmaz” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir görüşme yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama daha sonra bu konuyla ilgili gerekirse tekrar Sayın Macron’la görüşürüz. Yakın zamanda tekrar bir araya geleceğiz. ve olumsuz bazı gelişmeler bölgede olursa bunu yine kendisiyle paylaşırız” diye konuştu.
AB ortak savunmasına ilişkin gelişmelerle ilgili değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu soruya cevap vermek için erken olduğunu, çünkü Türkiye’nin AB üyesi olmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği’nin üyesi olmadığımız için de buradan Türkiye’nin payına şu düşer, şu düşmez gibi bir şeyi konuşmak herhalde doğru olmaz. Biz sadece takipçisi oluruz. Vakti saati geldiğinde de gerekeni yaparız. Olayı sadece takip ediyoruz. Çünkü gerek Borrell’in açıklamaları gerekse diğerlerinin bu konudaki açıklamaları bizimle aynı ölçekte değil” değerlendirmesinde bulundu. – WASHINGTON
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi’nde düzenlenen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’ndaki konuşmasında, sadece atama boyutunda değil, özlük hakları ve mali imkanlar açısından da öğretmenleri desteklediklerini söyledi.
Söz verdikleri üzere öğretmenlerin ek göstergelerini 3 bin 600’e çıkardıklarına işaret eden Erdoğan, Fatih Projesi’yle 619 bin etkileşimli tahtanın kurulumunu yaptıklarını, üniversiteye girişteki katsayı farklılıklarını giderdiklerini, 4+4+4 sistemiyle eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkardıklarını anlattı.
Meslek okullarına “üvey evlat” muamelesi uygulamasına son verdiklerini, Mesleki Eğitim Politika Belgesi’ni oluşturduklarını belirten Erdoğan, sektör içi okuldan ortaokullarda mesleki yönlendirme atölyelerinin kurulmasına kadar farklı projeleri hayata geçirdiklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında Meclis’imizde görüşmeleri başlayacak.” bilgisini verdi.
Kur’an-ı Kerim, Hazreti Peygamber’in hayatı ve çeşitli dersleri seçmeli hale getirdiklerini anımsatan Erdoğan, bu sene seçimlik dersler havuzunu biraz daha genişlettiklerini; “nezaket ve görgü kuralları”, “adabımuaşeret”, “Türk toplumsal yapısında aile” gibi dersleri ilave ederek ailelerden gelen talebi karşıladıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile konusunun kendileri için hayati öneme sahip olduğunun altını çizerek, “Çok erken yaşlardan itibaren çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalmaktadır. Bunların en başında da cinsiyetsizleştirme projeleri vardır. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına, dijital oyunlardan sosyal medyaya kadar pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor. Amerika başta olmak üzere birçok Batı ülkesinde ailelerin temel endişe kaynağı, çocukları objeleştiren bu sapkın akımlardır. Hep beraber el ele vererek, küresel cinsiyetsizleştirme belasının önüne geçeceğimize inanıyorum.” diye konuştu.
Bundan 21 yıl önce eğitimle ilgili Türk milletine verdikleri sözü tuttuklarını söyleyen Erdoğan, sadece altyapıda değil uluslararası göstergelerde de çok iyi bir yerde olduklarını, bu başarılarına yenilerini ekleyerek sürdüreceklerini kaydetti.
“Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda, özünde zaten var”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin amacının, zihni açık, ufku açık, yeniliklere açık, bilgiyi ve bilgi teknolojilerini en doğru şekilde kullanabilen, milli değerlerle donanmış, öz güven ve ideal sahibi gençler yetiştirmek olduğunu söyledi.
Bunun için değişimi kaçıran ve gerisinde kalan değil, değişimi yakalayan bir anlayışla hareket etmek gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Dünya değişirken Türkiye nasıl aynı kalmıyorsa, bütün unsurlarıyla eğitim sistemimizin de yerinde sayması beklenemez. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki her gün yeni bir gelişme oluyor, yeni fikirler, yeni buluşlar, yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Yapay zeka ve insansız teknolojiler giderek günlük hayatımızın bir parçası haline geliyor. Teknoloji devrimi karşısında kendini yenilemeyen bireyler, toplumlar ve ülkeler dünyadaki yarışın dışında kalmaya mahkumdur. Dünyanın hızına yetişemeyenler her gün biraz daha geriye gitmekten kendilerini kurtaramazlar. Çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri edinmenin vasıtası da eğitimdir. Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda, özünde zaten var. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça ademoğlu yeni sorular ve sorunlarla karşılaştıkça, ihtiyaçlar yenilendikçe eğitimin de buna ayak uydurması, kendini buna uyarlaması beklenir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin ömür boyu devam eden, yaşayan, canlı ve dinamik bir süreç olduğunun herkesçe gayet iyi bilindiğinin altını çizerek, burada mühim olanın yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamak olduğunu ifade etti.
Esas meselenin medeniyet tasavvurunun korunması olduğunu, önemli olanın bu ülkenin varlığının, borçlu olduğu değerlerle olan bağının her şart altında muhafaza edilmesi olduğunu söyleyen Erdoğan, maziden atiye köprü kuran, özgün, esnek ve geleceğe ilişkin beklentileri karşılayan bir anlayışla sürecin yönetilmesi gerektiğini aktardı.
“Cumhuriyet tarihimizin önemli bir bölümünde bize özgü bir eğitim modelimiz maalesef olmadı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce, eğitimin altyapısı gibi temel değerlerinde de sorunlar olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyet tarihimizin önemli bir bölümünde bize özgü, bizi yansıtan bir eğitim modelimiz maalesef olmadı. Eğitim sistemimiz daha çok ezbere ve ezberciliğe dayanıyordu. Hayata hazırlamak yerine sınava hazırlamayı önceleyen, başarıyı sadece buna göre ölçen bir anlayış sisteme damgasını vurdu. Sanata, spora, kültüre, edebiyata hak ettiği değeri vermeyen, düşünmeyi, soru sormayı, sorgulamayı yeterince teşvik etmeyen, daha çok insan formatlamaya odaklı bir eğitim sistemiyle uzun yıllar idare ettik. Yasakçılık ve tek tipleştirme bu dönemin bir başka özelliğiydi. Meslek liselerinin ve imam hatip okullarının katsayı engeliyle önü kesildi. Başörtüsü sadece lisede değil, üniversitede, kamuda bile yasaktı. İktidarlarımız döneminde en çetin mücadeleyi işte bu jakoben, yasakçı ve baskıcı anlayışa karşı verdik.”
Fatih Projesi’nden seçmeli derslere, imam hatiplerin orta kısımlarının açılmasından 4+4+4 sistemine varıncaya kadar eğitimi özgürleştirme yolunda attıkları her adımda belli çevrelerin mukavemetiyle karşılaştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Açık söylüyorum, birileri bu ülkede yasakların kalkmasını istemediler. Adaletsizliklerin giderilmesini istemediler. Müfredatın zenginleşmesini istemediler. Okullar arasındaki eşitsizliğin kapanmasını istemediler. ‘Göbeğini kaşıyan adam’ diyerek aşağıladıkları insanların çocuklarının kendileriyle aynı imkanlara sahip olmasını hiçbir zaman istemediler. Fakirin fakir, mazlumun mazlum, imtiyazlıların da imtiyazlı olarak devam etmesi için her yolu denediler. Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişikliğin gerçekleşmemesi için her şeyi yaptılar. İş dünyasından siyasete, medyadan akademiye uzanan bir yelpazede bu çevrelerin halen kümelendiğini biliyoruz. Eskisi kadar sesleri çıkmasa da bunlar buldukları her fırsatı kullanıyorlar.”
“Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizlemeye çalışıyorlar”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna geçen günlerde Ankara’daki bir ilçede yeniden şahit olduklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Öğrencilerimizin bir sınav öncesinde velileriyle birlikte camiye devam edilmesi veya davet edilmesi, bakıyorsunuz birilerini son derece rahatsız ediyor. Dikkatinizi çekiyorum, burada kimseyi zorlama yok, icbar etme yok, ayıplamak, kınamak yok, sadece gönüllülük esasına göre bir davet var. Ama aralarında gazeteci, siyasetçi, sendikacı olan kimi çevreler buna bile tahammül edemiyor. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizlemeye çalışıyorlar. Laikliği, din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan ve bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik, bundan sonra da boyun eğmeyiz.”
Bu ülkenin çocuklarıyla inanç değerleri arasına kimsenin girmesine de izin vermeyeceklerinin altını çizen Erdoğan, “Milletin evlatlarının, camiye gidiyor, namaz kılıyor, başörtüsü takıyor diye fişlendiği, baskıya uğradığı, ötekileştirildiği kötü günler artık geride kaldı. Televizyon ekranlarından imam hatip okullarımızın öcüleştirildiği günler geride kaldı. Kılık kıyafetinden dolayı insanımızın horlandığı, hakarete maruz bırakıldığı günler geride kaldı. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının tekrar nüksettirilmesine müsaade etmeyiz ve etmeyeceğiz.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından millete sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan bir Ramazan-ı Şerif’in, bayramın geride bırakıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahmet, bereket ve yardımlaşma ayı olan ramazanın manevi iklimini en güzel şekilde teneffüs etmek için gayret gösterdiklerini belirtti. Ramazan Bayramı’nı da ruhuna uygun şekilde, kırgınlıkların giderildiği, birlik ve beraberliğin perçinlendiği bir kardeşlik şölenine dönüştürüldüklerini söyleyen Erdoğan, İdari izinle 9 güne çıkan bayram tatili boyunca tüm Türkiye genelinde ciddi insan ve araç trafiğinin yaşandığını ifade ederek, “Kara, hava ve demir yollarımızı kullanan kişi sayısı 120 milyonu geçti. Gerek yollarımızın kalitesi gerekse emniyet birimlerimizin aldığı tedbirler sayesinde bu yoğun süreci geçmiş yıllara göre az bir kayıpla atlattık. Muhalefetten gelen eleştirilere rağmen hizmete aldığımız köprülerin ve otoyollarımızın trafiği ne kadar rahatlattığını bir kez daha görmüş olduk” diye konuştu.
Sadece Osmangazi Köprüsü’nden 5-14 Nisan arasında geçen araç sayısının 941 bini aştığını ifade eden Erdoğan, “İstanbul Havalimanında 2 milyon 213 bin yolcuya hizmet verildi. Antalya Havalimanımız 14 Nisan Pazar günü 11 bin 260 yolcuyla 2024’ün en yüksek rakamına ulaştı. Yüksek hızlı trenlerle 1 milyon insanımız seyahat etti. Benzer rakamlar diğer ulaştırma projelerimiz için de geçerlidir. Kamu-özel işbirliğiyle devletin kasasından tek kuruş çıkmadan hayata geçirdiğimiz projelerimizin milletimizin hayatını kolaylaştırma yanında ülkemiz ekonomisine de katkı sağlamasından memnuniyet duyuyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Çalışma, Turizm ve İçişleri Bakanlıkları vasıtasıyla tedbir ve denetimleri yoğunlaştıracaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayramın üçüncü günü Antalya’da meydana gelen teleferik kazasıyla herkesin yüreklerinin dağlandığını söyledi. Erdoğan, 1 vatandaşın yaşamını yitirdiği, 17’sinin yaralandığı elim kazada 174 insanın kabinlerde saatlerce mahsur kaldığını, AFAD ve Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere devletin birimlerinin yoğun gayretleri neticesinde 23 saat süren bir tahliye operasyonuyla 174 vatandaşın burunları kanamadan kurtarıldığını kaydetti. Kurtarma çalışmalarını gece gündüz demeden büyük bir titizlikle sürdüren 2 bin 200’den fazla personelin her birine teşekkür eden Erdoğan, kurtarılan vatandaşlara “geçmiş olsun” dileklerini iletti, yaralılara acil şifalar diledi.
“Maalesef aynı vicdansızlığın bayramdan hemen önce Beşiktaş’ta yaşanan yangın faciasıyla ilgili de sergilendiğini gördük”
Yaşanan olayla ilgili ihmali, kusuru ve sorumluluğu olanlara dair yargının süratle harekete geçtiğini, bilirkişi oluşturularak bir ön rapor hazırladığını vurgulayan Erdoğan, soruşturma kapsamında bu hattı işleten firma ile bakımdan sorumlu firma yetkililerinin aralarında yer aldığı 5 kişinin tutuklandığını, 8 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildiğini belirtti. Ana muhalefet partisi yöneticileri ve medya organlarının daha olayın ilk anından itibaren hadiseyi sulandırma, devletin kurumlarını töhmet altında bırakarak asıl sorumluları koruma çabalarının olduğunu kaydeden Erdoğan, “Maalesef aynı vicdansızlığın bayramdan hemen önce Beşiktaş’ta yaşanan yangın faciasıyla ilgili de sergilendiğini gördük. İhmaller ve skandallar zincirinin bir sonucu olarak, rızkının peşindeki 29 emekçi kardeşimiz İstanbul’un göbeğinde hayatını kaybetti. Ancak ne sendikalardan ne basın yayın kuruluşlarından ne de muhalefet cephesinden kayda değer hiçbir tepki gelmedi. Güya hak, hukuk ve adalet adına Van’a koşanlar, Beşiktaş’ta göz göre göre can veren işçiler için tek bir adım dahi atmadılar. Bunun adı sadece vicdansızlık değil, aynı zamanda iki yüzlülüktür” dedi.
Hiç kimsenin siyasi kimliğini öne sürerek, sorumluları adaletten kaçıramayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem Antalya’daki hem de Beşiktaş’taki cinayetlerin faillerinin yargıya hesap vermesi için üzerimize düşeni yapacağımızın bilinmesini özellikle istiyorum. Birilerinin ihmali veya sorumluluğu dolayısıyla benzer acıların tekrar yaşanmaması için Çalışma, Turizm ve İçişleri bakanlıklarımız vasıtasıyla tedbirlerimizi ve denetimlerimizi daha da yoğunlaştıracağız” dedi.
“31 Mart seçimlerinin ilk kazananı sandıktır, sandığın namusu ve itibarıdır”
Yüksek Seçim Kurulunun 2 Ocak tarihli açıklamasıyla başlayan 31 Mart Mahalli İdareler seçim maratonunun suhuletle tamamlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerin huzur içinde, en ufak bir şaibeye mahal vermeden neticelenmesinin demokrasinin kazanç hanesine yazıldığını bildirdi. Erdoğan,” Bu başarı tablosunun oluşmasında hizmeti geçen her kademedeki kamu görevlilerini ve siyasi partilerimizi tekrar tebrik ediyorum” dedi.
Milletin takdiriyle göreve gelen belediye başkanları, meclis üyeleri ve muhtarlara muvaffakiyetler dileyen Erdoğan, “Seçimler sonrasında muhalefet partilerinin bir kısmının sergilediği sorumlu ve ağır başlı tavrı takdirle karşıladığımızı ifade etmek isterim. Yarınki grup toplantımızda seçim sonuçlarını tüm yönleriyle, kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. Burada bir hususa değinmekte fayda görüyorum. Bir süredir istisnasız her seçim öncesinde tedavüle konulan ‘son seçim’ propagandasının 31 Mart’la beraber tamamen safsatadan ibaret olduğu anlaşılmıştır. Türkiye, tüm menfi kampanyalara rağmen, bir seçimi daha alnının akıyla, dünyaya örnek olacak bir olgunlukla gerçekleştirmiştir. 31 Mart seçimleri son 22 yıldaki 18’inci demokrasi bayramı olarak siyasi tarihimize geçmiştir. 31 Mart seçimlerinin ilk kazananı sandıktır, sandığın namusu ve itibarıdır” ifadelerini kullandı.
Rüştünü, gücünü ve yetkinliğini tartışmasız bir şekilde tekrar ispat eden Türk demokrasisinin, bu seçim sürecinin en büyük galibi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu ülkemiz, milletimiz ve gelecek kuşaklar adına kıymetli bir kazanım olarak görüyorum. Muhalefetin de artık bu konuda gerekli dersi çıkaracağını, bir daha böyle temelsiz, basit ve demokrasimize faydadan çok zarar veren argümanların arkasına sığınmayacağını ümit ediyorum” açıklamasını yaptı.
Hükümet ve siyaset kurumu olarak son 21 yıldır olduğu gibi gelecekte de demokrasinin standartlarını yükseltmeye devam edeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu iradenin yakın zamandaki en net tezahürünün bugün 7’nci yıl dönümü idrak edilen 16 Nisan 2017’deki Anayasa Değişikliği halk oylaması olduğunu hatırlattı.
Türkiye’nin, bu halk oylamasıyla yaklaşık 200 yıllık bir tartışmaya nihai noktayı koyduğunu, yönetim modeli tercihini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden yana kullandığını belirten Erdoğan, “16 Nisan halk oylaması, modern dönem siyasi tarihimizin en büyük milli irade devrimlerinden biri olarak demokrasi mücadelemizde yerini almıştır. 14-28 Mayıs seçimleriyle de parlamenter sisteme geri dönüş tartışmaları bir daha açılmamak üzere yine milletimiz tarafından kapatılmıştır. Siyaset kurumunun, eskiye dönüş tartışmalarıyla vakit kaybetmek yerine mevcut sistemin daha da iyileştirilmesine mesai harcamasının Türkiye için çok daha faydalı olacağına inanıyorum” dedi.
Böyle bir adım atılması halinde uygulamadaki 6 yıllık tecrübeler ışığında kendilerinin de bu sürece gerekli katkıyı sunmaktan memnuniyet duyacağını belirten Erdoğan, Türkiye’nin son 10 ayına damga vuran seçim gündeminin geride kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomi, güvenlik, deprem, hak ve özgürlükler ile terörle mücadele başta olmak üzere acil sorunlarımıza odaklanmış bulunuyoruz. Kovid-19 salgınıyla başlayan, sonrasındaki gelişmelerle derinleşen küresel ekonomik kriz, özellikle enflasyon boyutuyla halen devam ediyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üretim, istihdam, yatırım ve enflasyonu kontrol altına alma konusunda gelişmiş ekonomiler dahil hemen herkesin ciddi sıkıntılar yaşadığını kaydetti.
“Ekonomideki yol haritamıza sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz”
Yakın çevredeki gerilimlerin ve çatışmaların da etkisiyle olumsuzlukların yansımalarının Türkiye’de de hissedildiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan her gün bir yenisi patlak veren bölgesel krizleri yönetirken diğer taraftan da ekonomideki yol haritasına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını dile getirdi. Geçen sene uygulamaya koydukları Orta Vadeli Programın (OVP) müspet sonuçlarını görmeye başladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2023 yılını yüzde 4,5’lik büyüme oranıyla kapattık. Tarihimizde ilk kez milli gelirde 1,1 trilyon doları, kişi başına düşen gelirde ise 13 bin doları aşmış olduk. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11’inci ekonomisiyiz. 2024’ün ilk çeyreğine ait veriler net ihracatın büyümemize önemli katkı sağladığını ortaya koyuyor. 2024 yılının ocak-mart arasında ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,6 oranında artışla 63,7 milyar dolara yükseldi” dedi.
Mart ayı ihracatının ise 22 milyar 578 milyon doları bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamla en yüksek 3’üncü mart ayı ihracat değerine ulaşıldığını söyledi. İthalatta ağustos ayından bu yana aylık azalış trendinin devam ettiğini kaydeden Erdoğan, “İhracatın ithalatı karşılama oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 1,3 puan artışla yüzde 75’i yakaladı. İhracatın da pozitif etkisiyle büyüme oranımızın yıl sonunda yüzde 4’e yaklaşacağına inanıyoruz” açıklamasını yaptı.
Özellikle istihdam piyasasının güçlü bir ivme gösterdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün açıklanan şubat ayı rakamlarına göre istihdam mevsim etkilerinden arındırıldığında yıllık bazda 1 milyon 156 bin artışla 32,4 milyona ulaştığını İşsizlik oranını ise yüzde 8,7 olarak gerçekleştiğini açıkladı.
“Enflasyonun ücretli kesimde yol açtığı sıkıntıları yakinen biliyoruz”
Tüm dünya gibi Türkiye’nin de temel sorununun hayat pahalılığıyla katmerleşen enflasyon baskısı olduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi:
“Emeklilerimiz başta olmak üzere enflasyonun ücretli kesimde yol açtığı sıkıntıları yakinen biliyoruz. Bu konuda tavrımız palyatif tedbirlerle günü kurtarmak yerine enflasyonu düşürerek kalıcı refah artışını sağlamaktır. Kendimiz bedel ödesek dahi ülkemize, milletimize ve gelecek nesillere bedel ödetecek her türlü popülist adımdan uzak durduk, duracağız. Abuk sabuk vaatlerin adeta havada uçuştuğu 31 Mart seçim sürecinde maruz kaldığımız onca baskıya rağmen seçim ekonomisi uygulamayarak milletimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirdik.”
“Bu kararlı duruşumuzun Türkiye ve Türk ekonomisi için ne kadar kıymetli olduğunu inşallah zamanla hep birlikte daha da iyi göreceğiz” diyen Erdoğan, yıllık enflasyonun senenin ikinci yarısından itibaren piyasa beklentileriyle de uyumlu bir şekilde düşüşe geçmesini beklediklerinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, uygulanan politikaların etkisiyle cari açıkta daralmanın başladığını söyleyerek, “Ocak ayında yıllık cari açık geçen seneye kıyasla 15 milyar dolar azalarak 37,5 milyar dolara geriledi. Altın ve enerji hariç tutulduğunda 34,6 milyar dolarlık cari fazla gerçekleşti. Olağanüstü bir durum olmaması halinde sene sonunda cari açığın milli gelire oranla yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Kendi enerji kaynaklarımızı devreye aldıkça inşallah bu oranlar daha da iyileşecek. Gabar petrolü ve Karadeniz doğal gazı keşiflerimizle uzun yıllar sonra bu sektörde ilk defa özgüven kazandık. Bayramın ikinci günü Gabar’daki petrol üretiminde günlük 40 bin varilin üzerine çıkmayı başardık. 2024 sonu hedefimiz günlük 100 bin varile ulaşmak. Bunun için de gece gündüz demeden çalışıyoruz. Van ve Hakkari’deki yeni kuyularımızda yapacağımız keşiflerle üretim rakamlarını çok daha yukarılara taşıyacağız. Yeni dönemde Orta Vadeli Programımızı güçlendirecek adımlar atacağız. Ekonomi ekibimiz bununla ilgili hazırlıklarını yaptı. İnşallah çok yakında bunları kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
“Böyle olmadığını bildikleri halde jet yakıtı konusunda iftira atanları asla ve asla unutmayacağız”
İsrail’e yönelik ihracat kısıtlamasına öncülük eden ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hakikate rağmen hükümetin haksız ve buram buram fırsatçılık kokan ithamlara maruz kaldığını söyledi. “Özellikle böyle olmadığını bildikleri halde jet yakıtı konusunda iftira atanları asla ve asla unutmayacağız” diyen Erdoğan,”Türkiye katliamların çok öncesinde İsrail’e askeri amaçla kullanılabilecek hiç bir malzemenin satışına izin vermemiştir” dedi.
İran-İsrail gerilimi ile ilgili değerlendirmede bulunan Erdoğan, “İsrail hükümeti ateşi bölgeye yaymak için provakatif adımlar atmaktadır. İsrail’in uluslararası hukuku ve Viyana Sözleşmesi’ni çiğneyerek Şam’daki İran büyükelçiliğini hedef alması bardağı taşıran son damla oldu. Bir kaç ülke dışında tepki veren çıkmadı. İran’ın cevabı karşısında hemen kınama yarışına girdiler. Öncelikle kınanması gereken Netanyahu’nun ta kendisidir. 13 Nisan gecesi yüreklerimizi ağzımıza getiren gerilimin müsebbibi Netanyahu ve gözünü kan bürümüş yönetimidir. Türkiye olarak özellikle son 2 gündür Gazze’deki katliamların geri plana itilmemesi için temaslarımızı daha da artırdık. Tüm aktörleri artık saldırılara son vermeye ve sorumluluk içinde hareket etmeye davet ediyoruz. Gazze’de zulüm ve soykırım durmadıkça bölgemizin yeni gerilimlere gebe olduğu açıktır” şeklinde konuştu.
Savunma sanayii ürünlerini ihraç ettiğimiz ülke sayısı 185’e çıktı
Savunma sanayii ürünlerini ihraç ettiğimiz ülke sayısının 185’e çıktığını söyleyen Erdoğan, “İHA ve SİHA’lar kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere ihraç edilen ürün çeşidi ise 230’u buldu. 2012’den bugüne kadar toplam 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece 2023 yılı İHA ihracatımızın toplam tutarı 1,8 milyar dolara ulaştı. Bir dönem tabanca dahi verilmeyen ülkemiz 110’dan fazla ülkeye yüksek kaliteli hafif silahlar ve tabanca ihraç ediyor. Geçtiğimiz Şubat ayında beşinci nesil savaş uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. KIZILELMA ve ANKA-3 ile artık bu alanda farklı bir lige yükseliyoruz. Bundan on sene, on beş sene, yirmi sene önce tohumlarını serptiğimiz projelerin hamdolsun bugün meyvelerini toplamaya başladık. Türkiye’nin gurur kaynağı olan savunma şirketlerini ahlaksızca hedef alınmasının gerisinde işte bu eşsiz başarı hikayesi vardır. Zihni sömürge haline getirilmiş beşinci kol elemanları yerli ve milli firmalarımıza ülkemizin yüz akı teknoloji projelerine saldırarak iplerini ellerinde tutanlara karşı diyet borçlarını ödemeye çalışıyor. Maalesef ülkemizde muhalefet aktörleri de bunlara destek veriyor, sahip çıkıyor, müfterilerin gönüllü avukatlığını üstleniyor. Savunma şirketlerimize yönelik bu hayasız akınlar karşısında elbette biz teslim olmayacak, asla geri adım atmayacağız. Terör örgütlerine nefes aldırmayan, güvenlik güçlerimizin eli, kolu, gözü olan, Türkiye’nin itibarını ve nüfuz alanını artıran, Türk ekonomisine katma değer üreten, hasılı her alanda iftihar vesilemiz olan şirketlerimizin yanında olmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, dinlenmeden mücadele edeceğiz” açıklamasını yaptı. – ANKARA
]]>İbn Haldun Üniversitesinde düzenlenen Geleneksel Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) İftar Programı’nda konuşan Erdoğan, meyve veren ağacın taşlandığını, TÜRGEV gibi vakıfların da hem hizmetleriyle hem varlıklarıyla hem de yerli, milli duruşlarıyla Türkiye’deki belli çevreleri her zaman rahatsız ettiğini belirtti.
“Kim var?” diye seslenilince, sağına soluna bakmadan fert fert “Ben varım.” diyen özgür zihinler yetiştiren TÜRGEV’in, bu kesimler tarafından özellikle hedef tahtasına konulduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İftira ve yalan furyasının hedefi oldunuz. Haysiyet cellatları tarafından yıpratılmak istendiniz. Sizleri yıldırmayı amaçlayan daha nice saldırıya maruz kaldınız. Birileri ellerine geçirdikleri her fırsatı, iyi ve faydalı işleri desteklemek için değil, TÜRGEV gibi gençliğe hizmet çatılarını yıkmak için kullandı. Ne siz ne de biz bunların hiçbirine aldırmadık. Hukuktan, meşruiyetten, Hakk’a ve halka hizmet yolundan ayrılmadık. Yüksek bir ruh haliyle mücadelemizi kararlılıkla devam ettirdik. Bugün de aynı vakarla hareket ediyoruz. ‘Sen doğru olursan, sen dürüst olursan, sen samimi olursan eğri er ya da geç mutlaka belasını bulur.’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ağızlarını her açtıklarında hak, hukuk, adalet kavramları üzerinde gönüllü kuruluşlara dil uzatanların iki yüzlülüklerini çok iyi bildiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Sürekli ahlak tüccarlığı yapan, sürekli işçinin, emekçinin hakkından bahseden bu çevreler, önceki gün Beşiktaş’taki yangında hayatını kaybeden 29 emekçi kardeşimizle ilgili çıkıp tek cümle kurmadılar. Ekranları başında izleyenlere ve buradaki kardeşlerime sesleniyorum. Bu binaya inşaat ruhsatını veren, imar ruhsatını veren ve binanın en alt bodrum katlarını gazino haline getirmeye müsaade edenler kim? Şimdi tabii ki biz de savcılarımızla bunu takip ediyoruz, bunu kovalıyoruz, kovalamaya devam edeceğiz. Kimler bunlar? 29 tane orada vatandaşımızın ölümüne göz yumanlar kimler? Biz de kovalayacağız. Zerre kadar vicdanı olan herkesin tepkisini çekmesi gereken skandallar zinciri karşısında başlarını kuma gömmeyi tercih ettiler ama birileri hemen anında koşup gittiler. Niye? Çünkü kendi günahlarını nasıl örteriz, bunun peşinde koştular. Bölücü terör örgütünün sokakları yakıp yıkan vandallarıyla sergiledikleri dayanışmayı, rızkının peşindeki insanların ailelerine çok gördüler. Daha önce aynı vicdansızlığı, evlatlarını bölücü alçakların pençesinden kurtarmak için çırpınan cesur Diyarbakır annelerine de bunlar göstermişlerdi. Yasak savma kabilinden yaptıkları bir şov dışında sırf ittifak ortaklarını kızdırmamak için yüreği kan ağlayan bu anneleri yalnız bırakmışlardı.”
“Kimsenin öz güvenimizi örselemesine, hayallerimizle aramıza set çekmesine müsaade etmeyeceğiz”
Kendilerinin yaklaşık yarım asırdır, vakfın ise 28 yıldır çetin bir mücadele verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu zorlu süreçte gençlere hizmet etmekten, onları en iyi, en donanımlı şekilde hayata hazırlamaktan başka gayeleri olmadıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin başarısını gördükçe hep daha fazla çalıştıklarını, daha fazla koştuklarını aktararak, “Ne yaptıysak milletimiz için, siz gençlerimiz için yaptık. Allah’a hamdolsun bugün milletimizin ve sizlerin huzuruna alnı ak, başı dik, gönlü mutmain olarak çıkmanın gururunu yaşıyoruz. Ülkemizi bugün geldiği noktadan çok daha ileriye götürebilmek için sizin enerjinize, sizin yeteneklerinize, sizin heyecanınıza ihtiyacımız var. Bu ülkeyi yüceltecek, bu çağa mührünü vuracak olan sizlersiniz. Bunun için kendimizi başkalarına göre tanımlamayacak, başkalarının bizi kendi kalıplarına hapsetmelerine izin vermeyeceğiz. İşimizi, görevimizi, sorumluluğumuzu ülkemize, milletimize ve umudunu bizlere bağlamış ailelerimize karşı vazifelerimizi en güzel şekilde yerine getirmeye çalışacağız. Kimsenin bizim öz güvenimizi örselemesine, hayallerimizle aramıza set çekmesine müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.
Kendilerinin sadece 100 yıllık bir devletin mensupları olmadığını, aynı zamanda bu coğrafyada 1000 yıllık bir cihan imparatorluğunun, 1400 yıllık köklü bir medeniyetin de takipçileri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıca bizler, bir misyonu, gayesi, ideali ve elbette davası olan insanlarız. Başkaları gibi önünü sonunu düşünmeden fevri hareket edemeyiz. Tefekkürü hayatının her alanına uygulayan bir gençlik, Türkiye ile birlikte İslam aleminin hatta tüm insanlığın umududur.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden kendi şahsi gelecekleri yanında, ülkelerinin istikbaliyle ilgili de hayaller kurmalarını, hedefler belirlemelerini istediğini vurgulayarak, hayatı anlamlandıran, insanı dünyaya bağlayan, kişiye değer katan şeyin üretmek olduğunu ifade etti.
Yaptıklarının üzerine koymanın kendini aşmak olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan ürettikçe mutlu ve motive olur. İnsan düşünüp, tefekkür edip, çalışıp, çabalayıp ortaya iş koyduğunda mutlu, huzurlu, kendisiyle barışık olur. Her ne yapıyorsanız, hangi okulu okuyor, hangi işte çalışıyorsanız, yaptıklarınızın üzerine koymaya, kendinizi aşmaya özellikle gayret edin. İmkan bulmak, aslında imkanı oluşturmaktır. Unutmayın, imkan size gelmez, siz imkanlara gideceksiniz. Projeleriniz, planlarınız, tezlerinizle beraber, mücadele azminiz de varsa hiçbir güç sizi yolunuzdan geri döndüremez. İlmin ve başarının anahtarı çalışmak, disiplinli çalışmak ve sabretmektir. Azminizi, kararlılığınızı, inancınızı asla ama asla kaybetmeyin. Sizlerden yarını değil, daha ötesini görerek çalışmanızı, kendinizi geliştirmenizi bekliyoruz. Bunları başardığınızda Allah’ın izniyle sizlerin önünde durabilecek hiçbir engel tanımıyoruz.” diye konuştu.
TÜRGEV’in dijital kültür alanında gençlere yönelik çalışmalarını da takdirle karşıladığını ayrıca belirtmek istediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden beklentimiz, her alanda olduğu gibi dijital kültürde de sadece takipçi değil asıl içerik üreticisi olmanızdır. Medeniyetimizin, tarihimizin, değerlerimizin ışığında içerikler geliştirerek, bunları gençlerimize ve dünyaya açmanız son derece kıymetli çabalardır. Mevcut çalışmalarınıza yeni projeleri, girişimleri ekleyerek dijital dünyayı boş bırakmayacağınıza inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Sandık sonuçlarının da hayra tebdil olacağına yürekten inanıyoruz”
Eski başbakanlardan Adnan Menderes’ten bu yana canlarıyla, kanlarıyla, emekleriyle büyüterek bugünlere getirdikleri çok partili demokrasinin 31 Mart Pazar günü yapılan Mahalli İdareler Seçimleri’nden başarıyla çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimlere gölge düşürme, seçmenin iradesini rehin alma girişimleri bir kez daha sandıkta hüsrana uğradı. Bizler kadere ve takdire inanan insanlarız. Sandık sonuçlarının da davamız, hareketimiz, mücadelemiz açısından Allah’ın izniyle hayra tebdil olacağına yürekten inanıyoruz. Bu tarz neticeler insanlık tarihi boyunca kiminin şımarıklığını, kiminin pervasızlığını, kiminin de sabrını, metanetini, dayanışmasını, birlikteliğini ve mücadele azmini artırmıştır.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’ın sadece yeni bir dönüm noktası değil, aynı zamanda daha büyük zaferlerin müjdecisi, muştusu ve habercisi olacağını vurgulayarak, “Yolumuza yenilenmiş, tazelenmiş, çok daha güçlenmiş, üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle ‘pekleşmiş’ bir şekilde devam edeceğiz. Siyasette yarım asra yaklaşan mücadelemizin zafer sancağını burca dikecek ve ardından gönül huzuruyla nöbeti sizlere devredeceğiz. Bakınız, ben bugüne kadar gençlerle yürümüş, gençlerin yoldaşlığından güç ve cesaret almış bir büyüğünüzüm.” dedi.
Mensubu ve hizmetkarı olmaktan şeref duydukları millet için nice saldırıları göğüslediklerini, nice badireleri aştıklarını, nice ihanetleri püskürttüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim karşılaştığımız sıkıntıları gençlerimiz yaşamasın diye emek verdik. Gerektiğinde ölümü göze alarak vesayet odaklarına meydan okuduk. Şahsen bedel ödesek bile ülkemize, insanımıza, özellikle geleceğimiz olan siz gençlerimize bedel ödettirmemeye çalıştık. İmkanlarımızı zorlayarak üzerimize düşeni yapmanın gayretindeyiz. Gençlerimiz olarak sizler de sorumluluklarınızı yerine getireceksiniz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık gençlerin zamanının misafiri olduklarını kaydederek, şunları söyledi:
“Bizden önceki aksiyon, fikir ve gönül adamlarının namusumuza emanet ettiği, bizim de canımız pahasına sahip çıktığımız davamızı inşallah yakında sizler omuzlayacaksınız. Bu emaneti sizler taşıyacak, sizler yükseltecek ve yücelteceksiniz. Sizlerin şu vakur duruşunu, şu azmini, öz güvenini gördükçe verdiğimiz mücadelenin boşa gitmediğini de görmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Rabbime, şahsıma sizler gibi yol ve mücadele arkadaşları bahşettiği için hamdediyorum. Yüreğimi ısıtan şu gözlerinize baktıkça, Allah’ın izniyle yarınlarımızın bugünümüzden çok daha aydınlık olacağına tüm kalbimle inanıyorum. Her birinizi ayrı ayrı alkışlıyorum.”
TÜRGEV çatısı altında yürütülen hizmetlerde emeği geçen tüm dostlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan ayının sizlerle birlikte başta Gazze’deki mazlumlar olmak üzere tüm Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Rabbim, bu mübarek günler hürmetine tüm mazlum ve mağdurların yardımcısı olsun.” dedi.
İnanoğlu’nun ailesine ve sinema camiasına başsağlığı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yönetmen ve yapımcı Türker İnanoğlu’nun vefatıyla ilgili, “Sizlere veda etmeden önce, dün sevenlerinin son yolculuğuna uğurladığı, Türk sinemasının usta ismi yapımcı ve yönetmen, 2018 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi Türker İnanoğlu’nu burada rahmetle anıyorum. Kültür sanat dünyamızın ‘BAY Sineması’nın acılı ailesine, yakınlarına ve sinema camiamıza başsağlığı diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Programda, TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Fatmanur Altun da bir konuşma yaptı.
Altun, TÜRGEV’in hat ve tezhip atölyesinde yapılan, üzerinde besmelenin bulunduğu tablo ile TÜRGEV Güzel İşler Fabrikası öğrencileri tarafından üretilen Cuma selamlığı kokusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye etti.
Programda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan da yer aldı.
(Bitti)
]]>MYK’da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimdeki tabloya değinerek, AK Parti olarak oy oranlarının yüzde 44,3’ten yüzde 35,5’e, Cumhur İttifakı olarak ise yüzde 51,6’dan yüzde 40,5’e gerilediğine dikkati çekti. Partinin ciddi bir oy kaybı yaşadığını vurgulayan Erdoğan, bunun temel sebebinin ise 10 ay önce AK Parti’ye oy veren seçmenlerin bu sefer sandığa gitmemesi olduğuna işaret etti. Erdoğan, 2024 seçimlerinin katılım oranının, 2019 seçimlerine kıyasla 6 puan geriye gittiğini, bu 6 puanlık düşüşün ezici çoğunluğunu AK Parti seçmeninin oluşturduğunu söyledi.
31 Mart’ta yapılan seçimlerde AK Parti’ye gönül verenlerin sandığına gitmemesinde hem teşkilattan hem genel merkezden hem de adaylardan kaynaklandığının vurgusunu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday belirleme süreci de dâhil bunların üzerinde uzun uzun durulması gerektiğini, bu konuda gereken her türlü adımın atılacağının altını çizdi.

“EMEKLİLERİMİZİN SERZENİŞLERİNİ İL ZİYARETLERİMİZDE GÖRÜYORDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin sandığa küsmesine neden olan diğer faktörleri ise; hayat pahalılığı, Kovid-19 salgınıyla başlayan, Rusya-Ukrayna savaşıyla daha da derinleşen enflasyon baskısı olarak sıraladı. Erdoğan, kurmaylarına verdiği mesajda, emeklilerin yüksek enflasyon sebebiyle en fazla refah kaybına uğrayan toplum kesimi olduğunu belirterek, “Emeklilerimizin serzenişlerini il ziyaretlerimizde zaten görüyorduk. Gerek tek seferlik 5 bin lira ödenmesi, gerek yüzde 50’yi bulan maaş zamları, gerekse diğer adımlarla, bütçe disiplinini bozmadan, üzerimizdeki bu baskıyı hafifletmeye çalıştık; ama muvaffak olmadık.” tespitinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze krizi gibi elimizden gelen her şeyi yaptığımız ve bedel ödediğimiz bir meselede dahi siyasi saldırıları savuşturmayı, kimi çevreleri ikna etmeyi maalesef başaramadık. Bunlarla ilgili değerlendirmelerimizi de artısı-eksisiyle mutlaka yapacağız.” dedi.
KİBİR HASTALIĞINA DİKKAT ÇEKTİ
Toplantıda “kibir hastalığı”na da dikkati çeken Erdoğan, “Buradan başlayarak; il, ilçe, belde teşkilatlarına, belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize, hatta bürokrasiye uzanan bir sıkıntıyla karşı karşıyayız. Oysa milletin sinesinden doğmuş bir siyasi partinin en büyük düşmanı vatandaşla arasına duvarlar örmesidir. Hangi konumda olursa olsun bu partide hiç kimsenin ‘layüsel’ olmadığını milletimize göstereceğiz. Elbette bu özeleştiri sürecinde hem ittifak olarak girip kaybettiğimiz, hem de Amasya, Kütahya, Kırıkkale gibi iki parti ayrı ayrı girerek özellikle CHP’ye kazandırdığımız il ve ilçelerin durumunu da masaya yatıracağız.” vurgusu yaptı.
“MİLLETİMİZİN, BİZİ CHP’NİN ARKASINA NİÇİN İTTİĞİNİ ÇOK İYİ ANALİZ ETMELİYİZ”
“Kurulduktan yalnızca 15 ay sonra bizi iktidara layık gören, henüz 10 ay önceki seçimlerde partimizi açık ara birinci yapan, şimdiye kadar girdiğimiz tüm seçimlerde daima yanımızda duran, velhasıl son 22 yılda tam 17 kez sandıkları bizim için patlatan milletimizin, 31 Mart’ta bizi CHP’nin arkasına niçin ittiğini çok iyi analiz etmeliyiz.” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortada sadece bir oy kaybı değil, kan ve ruh kaybı olduğunu da söyledi.

“ÖNCE KENDİMİZİ HESABA ÇEKECEĞİZ”
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun suçunu millete atmanın ancak acizlerin ve gafillerin yöntemi olabileceğine vurgu yaparak, “Hatayı, kusuru, yanlışı millette aramak, bizim geleneğimizde asla yoktur. Biz siyasi hayatımızın hiçbir döneminde böyle bir yola başvurmadık, şimdi de başvurmayacağız. Açık söylüyorum, şahsım dâhil bu masanın etrafında oturan hiçbir arkadaşım, 31 Mart seçim sonuçlarının sorumluluğundan kaçamaz. Başkalarını hesaba çekmeden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. İğneyi kendinize çuvaldızı başkasına batırmanızı istiyorum.” ifadelerini kullandı.
HATAY’I BAŞARI ÖRNEĞİ OLARAK KURMAYLARINA GÖSTERDİ
Şehirlerde yaşadıkları oy kaybının tek bir nedene ve başlığa indirgemenin “kolaycılık” olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’ı bir başarı örneği olarak kurmaylarına gösterdi. “Nerede bir eksik, hata, kasıt veya ihanet varsa, üzerine gitmek boynumuzun borcudur. Diğer türlü, Allah korusun, daha büyük felaketlerin, daha sarsıcı kayıpların yaşanmasına mani olamayız.” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin verdiği mesajın gayet net olduğunu dile getirdi.
“YA HATALARIMIZI GÖREREK KENDİMİZİ TOPARLARIZ YA DA GÜNEŞİ GÖREN BUZ MİSALİ ERİMEYE DEVAM EDERİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak, “Ya hatalarımızı görerek kendimizi toparlarız ya da güneşi gören buz misali erimeye devam ederiz. Ya başından sonuna kadar işimizi dört dörtlük yaparız ya da çok daha ağır bedeller ödemekten kurtulamayız. Ya milletimizle olan gönül köprülerimizi yeniden güçlendiririz ya da eleştirdiğimiz partilere benzemekten kendimizi alıkoyamayız. Kim olursa olsun hiç kimsenin 22 yıllık birikimi, 22 senelik zorlu bir mücadeleyi heba ve heder etmesine izin veremeyiz, buna müsaade etmeyeceğiz.” mesajıyla konuşmasını sonlandırdı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Güngören’deki Güneştepe Millet Bahçesi’nde düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, İstanbul’un, depreme hazırlığının geciktirilmesi sebebiyle şu andaki yönetime kırgın, trafiğin durma noktasına gelmesiyle de küskün olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Gün geçmiyor ki otobüsler yanmasın, hep bunları yaşadık. İstanbul, vizyonu, ufku beslenemediği için solgun. İstanbul, son 5 yılda kaderine terk edildiği için mahzun. İstanbul, içinde yaşayanların başka yere gitmeye adeta can attığı bir yere dönüşüyor. Biz, İstanbul’u içine düştüğü bu çöküşten kurtarıp yeniden dinamizmine kavuşturmaya talibiz.” ifadesini kullandı.
Hükümet olarak yaptıkları yatırımları ikmal edecek adımların, Büyükşehir’in beceriksiz ve ufuksuz yönetimi tarafından yönetilemediğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Çünkü şehrin kaynaklarını sizler için harcamak yerine bavul bavul yağmalayıp, başka ihtirasların finansmanında kullanıyorlar. Bavul bavul dolarlar, bavul bavul avrolar, bütün bunlarla beraber seçime hazırlanıyor. Haftalardır vatandaş ortaya saçılan görüntüleri konuşuyor; CHP tarafında, Büyükşehir yönetiminde bir Allah’ın kulu çıkıp da tutarlı, belgeli, maşeri vicdanı tatmin edecek bir açıklama yapmıyor, yapamıyor. Cep telefonuyla banka uygulamasına girip 30 saniyede yapabilecekleri basit bir işlem için neden 6-7 kişinin saatlerce uğraştığını açıklamıyorlar. Demek ki ortada izahı mümkün olmayan ilişkiler, işler, ödemeler var. Ne diyelim? İstanbul’u bu hale düşürenler utansın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şehrin, asıl meselelerini konuşmayı ve tartışmayı bırakıp, bu tür konularla meşgul olmaya başlamışsa vaktin yaklaştığına dikkati çekerek, “Biz bunu İstanbul’da 1989-1994 döneminde yaşadık. Beceriksizliğe, yalana, talana, yolsuzluğa batan İstanbul’u yeniden yatırım, eser, hizmet gündemine döndürmek için çok çalıştık. İnşallah yarın, İstanbul yine böyle bir değişimi sandıkta gerçekleştirecektir.” diye konuştu.
Erdoğan, katılımcılara, “Bunun için Güngören’den öyle bir ses verin ki iki tarafta da duymayan kalmasın. Hazır mıyız Güngören? Yüz ölçümü küçük, yüreği kocaman Güngören. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımlar var mıyız? Gençler var mıyız? Güngören’le birlikte İstanbul haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Büyükşehir’de Murat Kurum diyor muyuz? Güngören’de Bünyamin Demir diyor muyuz?” sorularını yöneltti. Mitinge katılanların “Evet” cevabı üzerine Erdoğan, “Rabbim hepinizden razı olsun.” dedi.
“Hiç kimsenin şehirlerinin 5 yılının çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyoruz”
Milletin iradesini sandık vasıtasıyla ortaya koyduğu her seçimin siyasi partiler için bir sınama olduğunu kaydeden Erdoğan, çok partili siyasi hayata geçildiğinden beri milletin her seçimde bu sınamayı vererek sandığa ve iradesine sahip çıktığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeler de yaşasak, vesayetin tuzaklarıyla da uğraşsak, nice siyasi, sosyal, ekonomik krizle de yüzleşsek, yolun sonu hep milli irade meydanına çıkmıştır. Ülkemizin son 21 yıldır yaşadığı güven ve istikrar ikliminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımlarının sağladığı kazanımları en iyi sizler biliyorsunuz.” diye konuştu.
Bu dönemin güllük gülistanlık geçmediğini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Farklı görünümlerle karşımıza çıkan nice tuzak ve saldırıyla boğuştuk. Milletimizin desteği sayesinde, hamdolsun hepsinin de üstesinden geldik. Geçtiğimiz mayıs seçimlerinde ülkede oluşturdukları havayı hatırlıyorsunuz değil mi? İstanbul’a, Ankara’ya karşı sorumlu olanların, işlerini güçlerini bırakıp, aylar boyunca cumhurbaşkanı yardımcılığı oynadığı günleri yaşadık. Altılı Masa’da olanlar neye çalışıyorlardı? ‘Cumhurbaşkanı olacağız.’ Ne oldu? Hiçbiri seçilebildi mi? Şu anda hepsi parlamentonun dışında. 17’nci seçim zaferimizi biz yaşamış olduk. Şimdi belediyelerde yine benzeri bir hava estirmenin peşindeler. Milletimizin sandıktan çıkan iradesine elbette saygılıyız, saygılı olacağız. Ama hiç kimsenin de şehirlerinin 5 yılının daha çalınmasına rıza göstermeyeceğine inanıyoruz. Biliyorsunuz, geçtiğimiz mahalli idareler seçiminde verdikleri sözlerin çoğunu sonradan hatırlamaz oldular. Sayıp döktükleri rakamların da yarısı yanlış, yarısı yalan. Sosyal medyaya, televizyon reklamlarına bakarsanız, İstanbul’u yeni baştan inşa etmişler sanırsınız.”
Mevcut İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimini eleştiren Erdoğan, “Bu şehirde yaşayan herkes biliyor ki yapılan kayda değer hiçbir iş olmadığı gibi, devraldıkları düzeni işletmeyi bile becerememişlerdir. Şayet seçim yabancı ajansların göz boyayan kampanyalarıyla kazanılsaydı, geçmişten beri bu ülkede iktidardan hiç düşmeyecekler vardı.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçimin, ortaya konulan eser ve hizmetlerle milletin gönlündeki yerin ne kadar inşa edildiğiyle ilgili olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu seçimlerde de İstanbul’un karşısına iki kulvarda çıktık. Bir, 1994’ten beri Büyükşehir Belediyesinde, 2003’ten beri Hükümette gerçekleştirdiğimiz hizmetlerdir. İki, önümüzdeki dönemde İstanbul’a depremden ulaşıma, sosyal belediyecilikten çevreye kazandıracağımız projelerdir.” dedi.
“Tam yol ileri.’ diyor. Bu direksiyonu da kaybetti galiba”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehre kazandırdıkları hizmetleri anlatan “Türkiye Yüzyılı şehirleri için gerçek belediyecilik” başlıklı videoyu da katılımcılarla birlikte izledi.
Geçmişte vatandaşların çöpten ve susuzluktan şikayetlerini dile getirdikleri görüntülerin gösterildiği sırada Erdoğan, “İşte CHP zihniyeti bu; çöp, çukur, çamur.” dedi.
Erdoğan, İBB Başkanlığı döneminde, İstanbul’daki susuzluğa çözüm bulmak için kente su getirdiklerine yönelik görüntünün izlenildiği esnada, “Bu su nereden geldi biliyor musunuz? Istranca Dağları’ndan. 104 kilometre.” diye konuştu.
Videoda doğal gazın yaygınlaştırıldığı bilgisi verildiğinde Erdoğan, “Belediye başkanlığımda 50 bin evde doğal gaz vardı. Görevden ayrıldığımda 1 milyon 250 bine doğal gazı çıkardık.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kente ulaşım ağıyla ilgili yapılan yatırımların izlenildiği sırada, “Marmaray’ı yaptık mı? Avrasya Tüneli’ni yaptık mı? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık mı? Birinci havalimanını yaptık mı?” diyerek, “Yaparsa AK Parti yapar.” sözünü katılımcılarla tekrarladı.
Videoda, son yıllarda trafik ve toplu ulaşımla ilgili yaşanan sorunlardan bahsedilirken bir üst geçitte asılı olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Tam Yol İleri” yazılı afişine işaret eden Erdoğan, “‘Tam yol ileri.’ diyor. Bu direksiyonu da kaybetti galiba. Tam yol geri.” eleştirisinde bulundu.
“Sana, bir daha dönmemek üzere benim milletim tatil iznini verecek”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video bittikten sonra “Yeniden İstanbul” sözlerini katılımcılarla tekrarlayarak, şöyle devam etti:
“Bizim yaptıklarımızda, yapacaklarımızda yalan yok, hilaf yok, göz boyama yok, kandırmaca yok. Hepsi de ya zaten ortada olan ya da programı, projesi, planı hazırlanmış olan… Bize göre en tehlikeli insan, gözünüzün içine bakarak yalan söyleyebilen, bunu da büyük bir iştiyakla yapandır. İşte bunlar, İstanbul’u sel alıyor, İstanbul’un belediye başkanı İsviçre’de, tatilde. ‘Benim de tatil yapma hakkım yok mu?’ diyor. Var. Sana, bir daha dönmemek üzere benim milletim tatil iznini verecek.”
Alandakilere, “Buna hazır mıyız?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet.” yanıtını aldı.
Mitingden notlar
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Güngören Belediye Başkanı Bünyamin Demir, AK Parti Güngören İlçe Başkanı Devran Yalçınkaya ve Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum da mitingde konuşma yaptı.
Konuşmasının ardından Erdoğan, beraberindekilerle sahnede vatandaşları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sırada, miting alanındaki bir binaya asılan, “Ne sen bizi bırakabilirsin ne de biz seni, seninle ölümüne sözleşmedik mi?” pankartını okuyarak, “Eyvallah. Allah yar, yardımcımız olsun. Ben sizleri Allah için seviyorum. Sizin de bu şekilde sevdiğinize inanıyorum. Yarın akşam Güngören’den inşallah müjdeleri bekliyoruz. Durmak yok.” dedi.
Erdoğan, miting alanındaki vatandaşlarla, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, buradaki gibi kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.
Platforma çıkan çocuklarla fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, onlara harçlık dağıttı.
(Bitti)
]]>İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Gençlik Aşkıyla Yeniden İstanbul” programında, bir gencin soru sormasının öncesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve merhum sanatçı Ahmet Kaya’nın 29 Ekim 1998’deki konuşmalarından kesitlerin yer aldığı bir video izletildi.
Video gösteriminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kaya’nın şarkısının dinletilmesini istemesi üzerine salondakilere, “Şafak Türküsü” isimli şarkı dinletildi.
Şarkının ardından, sunucu Pelin Çift’in “Efkarlandınız mı?” diye sorduğu Erdoğan, “Evet, Ahmet Bey ben cezaevine giderken, Kazlıçeşme’de son uğurlama programıma katılıp, orada bu şarkı, türkülerini söyledi. ve yani bir dava, fikir insanı için böyle bir şeyin yapılması kabullenilemez diye. Tabi o günden bugüne, hatta ben Başbakanlığım döneminde Türkiye’ye nakli kubur ile getirmek istedim Ahmet Kaya’yı ama olmadı.” dedi.
Programda, Medipol Üniversitesi Hemşirelik Bölümü mezunu Beyza Mollaibrahimoğlu, seçimlerde muhalefete destek veren sanatçılar linç yemezken AK Parti’ye destek veren sanatçıların linçlenmeye başladığını belirterek, “Özgürlükten uzak, geri kalmış bu insanlara ne söylemek istersiniz?” sorusunu yöneltti.
Erdoğan da soruyu şöyle yanıtladı:
“Özgürlükten uzak kalan, bu dünyada özgürlük mücadelesini verenlere karşı ayrı bir hakarettir, saygısızlıktır. Bir defa biz, özgürlük mücadelemizi hayatımızın son anına kadar sürdürmeye devam edeceğiz. AK Parti bu işin zaten bir numaralı, evelallah garantisidir. AK Parti bunun için var. Bunun için de yolumuza devam edeceğiz. Özgürlük mücadelesi bizim her şeyden önce benliğimizdir. Bu konudaki mücadelemizi de sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Ben ve arkadaşlarım bu mücadelenin yılmaz savaşçılarıdır.”
“Ne zaman sel, afet böyle bir şey olsa bu beyefendi İstanbul’da değil”
Programa katılan gençlerden biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, 2019’daki yerel seçim sürecinde birilerinin “Biz İstanbul’un yönetimine gelirsek deprem sorununu 5 yılda çözeriz.” dediğini hatırlatarak, “Büyükşehir Belediyesi İstanbul’a 5 yılda depremle ilgili hiçbir şey yapamaz mıydı?” diye sordu.
Erdoğan, her şeyden önce Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde Murat Kurum’un daha önce görev yaptığı bakanlığın tamamen bu işlere baktığını, şimdi ise Mehmet Özhaseki’nin o işlerle ilgilendiğini söyledi.
Depremin sadece İstanbul’un problemi olmadığını dile getiren Erdoğan, deprem tehdidi altında olan 11 şehir bulunduğunu, bu 11’inden çoğunluğunun Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya gibi büyükşehirler olduklarını kaydetti.
Bütün büyükşehirlerde Mehmet Özhaseki ve öncesinde de Murat Kurum ile çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Fakat bunlar yapamazlar. Niye yapamazlar? Her şeyden önce dertli olacaksın. Dertli olmadığın müddetçe bu deprem bölgelerinde gereği yapılmaz, yapamazsın. Şu anda İstanbul’daki zat dertli değil. Ne zaman sel, afet böyle bir şey olsa bu beyefendi bir defa İstanbul’da değil. Nerede, bakıyorsunuz kayakta. Nerede, bakıyorsunuz farklı farklı yerlerde istirahatte, aşacağı iş değil. Ama Murat Kurum öyle değil, Murat Kurum tamamıyla ilinde yatıyor, ilinde kalkıyor ve çalışmalarını burada sürdürüyor. Bakın gün geçmiyor ki biz metrobüslerde bir sıkıntı yaşamayalım, gün geçmiyor ki yanan otobüslerden sıkıntı yaşamayalım. Niye? Dert yok dert, önce bir defa dertli olmadan bu iş aşılmaz. Ben belediyeyi CHP’den aldım. CHP’den aldığım zaman belediyenin elindeki otobüsler neydi biliyor musunuz? Macaristan’ın ‘Ikarus’ otobüsleri vardı, rezalet. Ne klima sistemi var ne şuyu var ne buyu…İçine zaten girdiğiniz zaman pislikten geçilmiyordu. Dedik ki ‘Ya bunları değiştirmemiz lazım.’ Hemen Mercedes’e geçtik, hemen yine öbür tarafta daha modern otobüslere geçtik.”
“Onları zaten Altılı Masa’da millet cezalandırdı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gençlerin siyasette önünü açtığını, siyasi ve hukuki anlamda bir çok adımın öncüsü olduğunu belirten bir başka genç Erdoğan’a, önünde 4 yılı aşkın bir siyasi dönem olduğunu ve bu dönemde gençlerle yakın çalışmalarına devam edip etmeyeceği sorusunu yöneltti.
Bu konuda hiç şüphe olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Tabii ki gençlerle, bu makamda olayım olmayayım o ayrı bir konu, ama partimin genel başkanı olduğum sürece onların yanında olmaya devam edeceğim. Tüm birikimlerimi, tecrübemi, her şeyimi gençler için harcayacağım. Gençler için bu yolda onların önünü açmaya yardımcı olacağım.” yanıtını verdi.
Bir başka genç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vermiş olduğu demokrasi, özgürlük ve bilhassa inanç özgürlüğü mücadelesinde yanlarında olmayanların bugün kazanımlardan pay çıkarmaya çalıştıklarını belirterek, bu konu hakkındaki düşüncelerini sordu.
Erdoğan, soru üzerine şunları söyledi:
“Şimdi gıyaplarında onlara bir şey söylememiz doğru olur mu? Onları zaten Altılı Masa’da millet cezalandırdı. O Altılı Masa’da olanlardan şu anda parlamentoda olan var mı? Yok. Millet cezalandırdı ve ne dedi; ‘Hadi bakalım siz şimdi bir apartman katında kalın.’ Bay Bay Kemal bir apartman katında misafir, diğerleri, nerede olduğu belli değil. Ama biz yoldayız, milletimiz bize ‘Durmak yok, yola devam.’ dedi.”
Soruların ardından AK Parti Gençlik Kolları tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan için hazırlanan şarkı seslendirildi.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Sancaktepe Belediyesi önünde düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, genel seçimlerden bir gün önce Sancaktepelilerle kucaklaştıklarını anımsatarak, Sancaktepeli kardeşlerinin kendilerine verdikleri sözlerinde sadık kaldıklarını belirtti.
Erdoğan’ın yönelttiği, “31 Mart’ta bu sözü yenileyeceğimize eyvallah diyor muyuz?”, “Pazar günü yeniden Sancaktepe diyor muyuz?” sorularına katılımcılar “Evet.” yanıtını verdi.
Milletvekilliğinde yüzde 48’i bulan, Cumhurbaşkanlığında yüzde 50’yi aşan oy oranlarıyla Sancaktepe’nin “Cumhur İttifakı” dediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geleceğinize, iradenize, demokrasimize sahip çıktığınız için sizleri tebrik ediyorum. Sordum, dedim, ‘Bugün Sancaktepe’de katılım ne durumda?’ Aldığım cevap, ne kadar? 25 bin. Bizi bağrınıza bastığınız için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Evelallah Sancaktepe bize böyle destek verdikçe Türkiye’nin şahlanışını kimse durduramaz. Sizler bizimle olduğunuz, bizimle yol yürüdüğünüz sürece ülkemizin kalkınma mücadelesinin önünü hiçbir güç kesemez. Rabbim aramızdaki dayanışmayı daim eylesin.” diye konuştu.
“İlimizin ve ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğinin kararını sandıkta vereceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlerinde kritik bir seçim olduğuna işaret ederek, “İnşallah pazar günü bir kez daha sandığa gideceğiz. Bu sefer şehrimize ve ilçemize hizmet edecek, eser üretecek, 7 gün 24 saat hizmetimizde olacak yerel yöneticileri belirleyeceğiz. Göreve gelince vaatlerini unutacak değil, verdiği sözü yerine getirecek belediye başkanlarını seçeceğiz. Önümüzdeki 5 yıl boyunca ilimizin ve ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğinin kararını sandıkta vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bir tarafta eserleriyle, icraatlarıyla, projeleriyle konuşanların, diğer tarafta 5 yıl boyunca taş üstüne taş koymayanların olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bir tarafta hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürenler var, diğer tarafta meydanlarda bolca vaat dağıtıp göreve gelince hepsinin üstüne yatanlar var. Bir tarafta temiz, şeffaf ve dürüst siyasetin temsilcileri var, diğer tarafta kaynağı karanlık, deste deste dolarlar, avrolarla para kulesi üretenler var. Bir tarafta vatandaşın her anında yanında olan gerçek belediyecilik var, diğer tarafta algı belediyeciliğiyle gözleri boyamaya çalışanlar var. Bir tarafta kibrini, egosunu, servetini büyütenler var. Neymiş? ‘Tam gaz ileri’. İnanıyor musunuz? Tam gaz ileri değil, tam aksine tam gaz geri. Diğer tarafta tevazuyla milletine hizmet edenler var. Bir tarafta deprem ve trafik başta olmak üzere şehrin sorunlarına çözüm geliştirenler var, diğer tarafta reklama verdiği önemin onda birini depreme vermeyenler var.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılarındaki tablonun bu kadar net olduğunu ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul’u ve Sancaktepe’yi yönetecek isimlerle beraber, bu iki farklı anlayış arasında tercihte bulunulacağını dile getirdi.
“Sancaktepe’nin tercihinin Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonundan yana olacağına inanıyorum”
Sandığa giderken ellerini kalplerinin üstüne koyacaklarını, her şeyi akıl ve vicdan terazisiyle çok iyi tartacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna hazır mıyız? Kırgınlıkla ve öfkeyle değil, sağduyuyla meseleye yaklaşacağız. Kullanacağımız oyun gelecek 5 yılımızı doğrudan etkileyeceğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. İstanbul’un bir 5 sene daha kaybetme lüksünün olmadığını hepimiz görüyoruz. Ben, Sancaktepe’nin tercihinin Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonundan yana olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sancaktepe’nin basiret ve ferasetle hareket ederek bir kez daha kendilerine destek olmasını beklediklerini dile getirerek, katılımcılara şu soruları yöneltti:
“Şimdi buradan öyle güçlü bir ses verin ki tüm İstanbul’dan duyulsun. Hazır mıyız? Sancaktepe, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Hanımlar var mıyız? Gençler var mıyız? Sancaktepe’yle birlikte tüm İstanbul haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Büyükşehirde Murat Kurum diyor muyuz? Sancaktepe’de bir kez daha Şeyma Döğücü diyor muyuz?”
Mitingdekilerin soruları “Evet” diyerek cevaplaması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim sizlerden razı olsun. İnanıyorum ki Sancaktepe, metro kuyularını dolduranlara ‘yürüyün’ demeyecek. Sancaktepeli kardeşlerimiz eser ve hizmet siyasetiyle yola devam diyecek.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu aziz şehrin emanetini ilk kez 30 sene önce, 1994’te devraldıklarını belirterek, “Büyükşehir belediye başkanı olarak 4,5 yıl boyunca şehrimize heyecanla hizmet ettik. Yılların ihmallerini giderdik. Dağ gibi birikmiş sorunlara çözüm bulduk. İstanbulluyu hasretini çektiği hizmetlerle tanıştırdık. İstanbul’u çöp, çukur, çamur belasından biz kurtardık. Şehrin kenar mahallelerinden başlayarak tüm hemşehrilerimize İstanbul’da yaşamanın eziyetini, çilesini, sıkıntısını değil, huzurunu, imtiyazını, mutluluğunu tattırdık. Kimseyi ayırmadık, ötekileştirmedik. Kimsenin siyasi tercihlerine bakmadık. Kimsenin hayat tarzına, yaşayışına, inancına karışmadık.” ifadelerini kullandı.
” 81 vilayetimizin tamamı gerçekten büyük bir dönüşüme sahne oldu”
İstanbullu kardeşlerinin omuzlarına yüklediği ağır sorumluğunun hakkını layıkıyla vermeye çalıştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu duruşumuzu, bu hassasiyetimizi başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemimizde de itinayla sürdürdük, halen sürdürüyoruz. Ülkemizin son 21 yılı yatırımlar açısından Cumhuriyet tarihimizin altın devri olarak kayıtlara geçmiştir. Hak ve özgürlüklerden eğitime, sağlıktan savunma sanayine, ulaştırmadan ticarete her alanda ülkemize çok önemli başarılar yaşattık. Hangi şehrimize gitseniz eser ve hizmet siyasetimizin nişanelerine zaten şahitlik ediyorsunuz. Yollara, köprülere, hastanelere, okullara varıncaya kadar 81 vilayetimizin tamamı gerçekten büyük bir dönüşüme sahne oldu.” diye konuştu.
Erdoğan, İstanbul’un çok farklı bir seviyeyi yakaladığını dile getirerek, “Asrın projesi Marmaray’ı kim yaptı? Avrasya’yı kim yaptı? Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü kim yaptı? Kuzey Marmara Otoyolu’nu kim yaptı? Çamlıca Kulesi’nden hızlı tren ve metro hatlarına pek çok muazzam yatırımı şehrimize biz kazandırmadık mı?” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra miting alanındakilerle beraber “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.” sözlerini söyledi.
Erdoğan, “İnşallah 4 bin 100 yatak kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük şehir hastanelerinden birini Sancaktepe’ye inşa ediyoruz. Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nin de entegre edilmesiyle şehir hastanemiz toplam 5 bin 108 yatakla büyük bir sağlık üssüne dönüşecek.” dedi.
İstanbul’la ilgili video izletildi
Miting alanındakilere, İstanbul’a yapılan hizmetlerin kısa özetinin yer aldığı video izletildi.
Çöp yığınları ve Haliç’in kirli halinin de yer aldığı video gösterimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çöpleri görüyorsunuz değil mi? Haliç böyleydi. Haliç’i biz temizledik.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, videonun ardından “Yeniden İstanbul, Yeniden Sancaktepe.” dedi.
Mitingden notlar
Miting sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Sancaktepe Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Şeyma Döğücü, AK Parti Sancaktepe İlçe Başkanı Turgay Akpınar, MHP Sancaktepe İlçe Başkanı Arzu Karaalioğlu ve BBP Sancaktepe İlçe Başkanı Abdulkadir Darel de sahneye çıktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindekilerle aile fotoğrafı çektirdikten sonra vatandaşları selamladı.
Fotoğraf çekiminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pazar akşamına kadar Sancaktepe’de durmak yok, tamam. Kapı kapı dolaşıyoruz değil mi? Sancaktepe’den müjdeyi alacak mıyım?” diye sordu.
Alandakilerden “Evet” yanıtını alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Haydi bakalım” diyerek, Ramazan Bayramı’na kavuşmanın da nasip olmasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Sancaktepe’deki mitingden fotoğrafların yer aldığı paylaşımda Erdoğan, “Aşkınız sevdanız, ahde vefanız için teşekkürler Sancaktepe, teşekkürler İstanbul.” ifadelerini kullandı.
(Bitti)
]]>Erdoğan, partisinin Kocaeli Kongre Merkezi Miting Alanı’nda düzenlediği mitingde, ulaştırmada 151 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol mesafesini 376 kilometreye çıkardıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul-İzmir Otoyolu’nu, Osmangazi Köprüsü’nü, Kuzey-Marmara Otoyolu’nu şehrimize kazandırdık. TEM-Otogar Köprülü Kavşağı’nı inşa edip trafiğe açtık. Derince Limanı-D-100 ve TEM Otoyol bağlantısını 2025 yılında tamamlayacağız. İzmit Doğu Kavşağı’ndan Kavacık Kavşağı’na kadar bu kesimdeki TEM Otoyolu ve bağlantı yollarında üstyapı onarım çalışmalarına başladık. İzmit-Kandıra-Kaynarca yolunun 18 kilometresini tamamladık. Kalan kesimlerdeki çalışmalarımız devam ediyor.” diye konuştu.
Yalova-İzmit Otoyolu projesinin çalışmalarını başlattıklarını kaydeden Erdoğan, “Büyükşehir Belediyemiz aracılığıyla Otogar-Kuruçeşme tramvay hattını ve Kartepe teleferik hattını hizmete aldık. Kocaeli Şehir Hastanesi tramvay hattını da 17 Mart’ta hizmete verdik. Kocaeli’yi yüksek hızlı tren merkezi haline getirdik. Gebze-Halkalı banliyö tren hattı sayesinde Gebze’yi Boğaz’ın altından Halkalı’yla buluşturduk. Yılda 2 milyon ton taşıma kapasitesine sahip Köseköy Lojistik Merkezi’ni hizmete aldık.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gebze, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve Halkalı arasındaki yüksek hızlı tren projesinin ihale hazırlıklarını da yaptıklarını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Yapımı devam eden Gebze Organize Sanayi Bölgesi-Darıca metro hattını da Marmaray’a entegre edeceğiz. Şehrimize Karamürsel, Kızderbent ve İhsaniye barajlarını, 4 sulama tesisi, 10 taşkın koruma tesisi ve 5 HES tesisi kazandırdık. Kocaelili çiftçilerimize 5,5 milyar lira tarımsal hibe desteği verdik. Sanayi ve teknolojide 6 yeni organize sanayi bölgesi, 2 endüstri bölgesi, 5 teknopark,136 araştırma-geliştirme merkezi ve 17 tasarım merkezi kurduk. İstihdamı desteklemek için Kocaelili işverenlerimize yaklaşık 24 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. İlimizdeki aktif sigortalı sayısı 276 binden 786 bine çıktı. Enerjide, Kocaeli’nin bütün ilçelerine doğal gaz arzını sağladık.”
Mitingde, şehre yapılan yatırımların yer aldığı film gösterildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu esnada katılımcıların kendisine uzattığı bazı pankartları imzaladı.
Film gösteriminin ardından konuşmasını sürdüren Erdoğan, “Allah’ın izniyle, 31 Mart’tan sonra bunlara belediyelerimizle, Cumhurbaşkanınız olarak şahsım, tüm bakan arkadaşlarım hep birlikte çok daha fazlasını ilave edeceğiz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını mitingdekilere emanet ettiğini söyleyerek, “Tamam. Sahip çıkıyor musunuz? Fire yok.” demesi üzerine katılımcılar “Evet” yanıtını verdi.
Mitingden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, platforma Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Tahir Büyükakın, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, MHP İl Başkanı Murat Nuri Demirbaş ve BBP İl Koordinatörü Metehan Küpçü’yle birlikte çıktı.
Mitingde, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Büyükakın ve Talus da konuşma yaptı.
Programın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediye başkan adaylarını tek tek platforma davet ederek, vatandaşları selamladı.
Kartepe Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Mustafa Kocaman’ı çağırdığı esnada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maşallah boya bak boya, Cumhurbaşkanı’ndan daha uzun.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra milletvekilleri, parti yöneticileri ve belediye başkan adaylarıyla aile fotoğrafı çektirdi.
“Hazır mıyız?” diyen Erdoğan, “Elleri kaldıralım ama öyle bir haykıralım ki yarın İstanbul mitinglerinde ilçeler, hepsi duysun. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Buradaki gibi kardeş olacağız. Hep beraber Türkiye olacağız.” sözlerini alandakilerle birlikte söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanatçı Cengiz Kurtoğlu’nun “Duyanlara duymayanlara” şarkısına alandakilerle birlikte eşlik etti.
Mitingin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Kocaeli’yi çok seviyoruz. Seviyoruz be. Çok seviyoruz be. Pazar akşamı daha çok seveceğiz.” ifadesini kullandı.
(Bitti)
]]>Erdoğan, partisinin Kocaeli Kongre Merkezi Miting Alanı’nda düzenlediği mitingde, geçen 21 yıl boyunca vesayeti gerilettiklerini, darbecileri püskürttüklerini, terör örgütlerine tarihlerinin en ağır bedellerini indirdiklerini vurguladı.
Çevresindeki savaşlara rağmen Türkiye’yi bölgesinin istikrar ve güven adası haline dönüştürdüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin üzerinden henüz 1 sene geçmeden şehirleri ayağa kaldıracak çalışmaları tamamlamaya başladıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye kadar 80 bine yakın konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“İnşallah yıl sonuna kadar bu rakamı 200 bine çıkaracağız. Deprem bölgesinin imarı yanında Marmara’dan başlayarak, riskli yerleşim yerlerimizi de depreme hazırlıklı hale getireceğiz. Bu, bizim İstanbul ve Kocaeli’nin de içinde yer aldığı Marmara Bölgesi’ne karşılık öncelikli görevimizdir. TOKİ vasıtasıyla bugüne kadar attığımız adımların hayat kurtardığını 6 Şubat depremlerinde bir kez daha gördük. Yıkılan yapıların yüzde 90’dan fazlası 1999 öncesi inşa edilenlerdi. Burada şu gerçeği tüm samimiyetimle ifade etmek isterim. Tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak, hangi siyasi partiye gönül verirsek verelim, deprem meselesini beka sorunu olarak görmek zorundayız. Bunu sadece kendimiz için değil, gözümüzden sakındığımız evlatlarımız için, ülkemizi emanet edeceğimiz gelecek nesiller için yapmalıyız. Önümüzdeki 5 yıl boyunca gündemimizin ilk sırasında depreme hazırlık başlığı olması bizim açımızdan hayati önemdedir.”
Seferberlik anlayışıyla hükümet, yerel yönetimler el ele vererek süreci işbirliği içinde yürütmek gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm planları gerçeklerin ışığında yaptıklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim sürecinin neticelenmesiyle kentsel dönüşüm projelerine hız vereceğiz. Bilim insanlarının uyardığı deprem kapımızı aniden çalmadan mümkün olan en üst seviyede hazırlıklarımızı tamamlayacağız. Siyasi parti gözetmeksizin milletimizin de bu mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağına inanıyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.” dedi.
Hiçbir zaman tribünlere oynayanlardan olmadıklarını, kısa vadeli kazanımlar uğruna millete ve devlete bedel ödetecek adımlara tevessül etmediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugünüyle birlikte geleceğini de kurtarmaya, inşa ve mamur etmeye çalıştıklarına dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hep ileriye baktıklarını, gözlerini ufuktan hiçbir zaman ayırmadıklarını belirterek, “Bundan 15-20 yıl önce savunma sanayiinde projelerimizi başlatırken bizi hayalperestlikle suçlayanlar, bugün başarılarımızı gıpta ile takip ediyor. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki sondaj faaliyetlerimize israf diyenler, tarihimizin en büyük keşfi karşısında mahcubiyet yaşıyor. ‘Her seçim öncesi petrol buluyorlar.’ diyerek bizimle alay edenler, bugün Gabar’daki günlük 37 bin varil üretimimizi takdir etmek zorunda kalıyor. Yerli ve milli markamız Togg’dan beşinci nesil savaş uçağımız KAAN’a, şehir hastanelerinden köprülere, yollara, tren hatlarına, havalimanlarına kadar her konuda aynı durumla karşılaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Ne yaptıysak CHP’nin sabotaj siyasetine rağmen yaptık”
Son 21 yılda muhalefetin takoz siyasetine teslim olunsa, Türkiye’nin yerinde saymaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne savunma sanayiinde yerli ve milli üretimin payının yüzde 80’e çıkacağını ne de ihracatta 256 milyar doların yakalanabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizmde, 54,5 milyar dolarla rekor kırıldığını, istihdamın arttığını, milli gelirin 1,1 trilyon doların üstüne taşındığını anımsatarak, “Bunların ve daha burada saymaya kalksak saatler sürecek diğer atılımlarımızın hiçbirini gerçekleştiremezdik. Şunu açık açık söylemek durumundayım. Biz ne yaptıysak CHP’nin sabotaj siyasetine rağmen yaptık. Neyi başardıysak bu zihniyetin çelmelerine rağmen başardık. Engelleri tek tek aşarak, zincirleri parçalayarak, zorlukları göğüsleyerek, saldırıları püskürterek Allah’a hamdolsun bugünlere kadar geldik.” dedi.
Son 21 yılda Kocaeli’ne 305 milyar liraya yakın yatırım yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde 12 bin 941 adet yeni derslik inşa ettiklerini, Gebze Teknik Üniversitesi’ni faaliyete geçirdiklerini söyledi.
Gençlik ve sporda 18 bin 538 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtıklarını, 57 spor tesisi inşa ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 33 bin kişilik Kocaeli Stadyumu, bin 328 kişilik Kartepe Öğrenci Yurdu ve 192 yatak kapasiteli İzmit Sporcu Kamp Eğitim Merkezi’ne işaret etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kocaeli’ndeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 5,75 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta, bin 220 yataklı Kocaeli Şehir Hastanesi başta olmak üzere toplamda 3 bin 71 yataklı 22 hastane dahil 93 adet sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Halen 200 yataklı Çayırova ve 250 yataklı Gölcük devlet hastaneleri ile 9 sağlık tesisimizin inşası sürüyor. TOKİ kanalıyla 12 bin 506 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik.” diye konuştu.
7 bin 230 konutun yapımına devam ettiklerini, kentsel dönüşümde 42 bin 334 adet konut ve ticaret alanını dönüştürdüklerini, 3 bin 545 adet bağımsız bölümün dönüşüm sürecinin devam ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kocaeli’ndeki 14 Millet Bahçesi projesinden 9’unu tamamlayıp hizmete sunduklarını, 4’ünün yapımının, 1’inin de projelendirme çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’nde yaptığı konuşmada, yıllık 90 milyon yolcu kapasitesi olan İstanbul Havalimanı’nın geçen yıl 76 milyon yolcu trafiğine ulaştığını, kalan etapların da tamamlanmasıyla İstanbul’un ve havalimanının, yolcu ve yük taşımacılığında dünyada rakipsiz bir konuma geleceğini söyledi.
İstanbul için önemli bir prestij projesi olan Haliç Yat Limanı Kompleksi’nin ilk etabının gelecek aylarda hizmete gireceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çamlıca Televizyon ve Radyo Kulesi, İstanbul’un sembol eserlerinden biri haline geldi. İnşa ettiğimiz tesislerle İstanbul’a yıllık 640 milyon metreküp içme suyu temin ediyoruz.” dedi.
Kalabalığa “Yaparsa?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitinge katılanlardan “AK Parti yapar.” yanıtını alınca, “Peki bu zat ne yaptı?” sorusunu yöneltti.
Süleymaniye, Fatih, Mihrimah Sultan, Yavuz Sultan Selim ve Piyale Paşa camilerinin de aralarında olduğu ecdat yadigarı eserlerin restorasyonunu yapıp ihya ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Milletimizin 80 yıllık hayalini gerçekleştirip Ayasofya’yı, Allah’a hamdolsun yeniden ibadete açtık. Sultan Fatih’in vasiyetine uygun şekilde bugün Ayasofya-i Kebir Camii’nin minarelerinden günde 5 kez ezanı Muhammedi yükseliyor, kubbelerini aşrı şerifler, tekbirler, salavatlar, Kur’an tilavetleri süslüyor. Yeni Atatürk Kültür Merkezi binasını inşa ederek, İstanbul’a iftihar vesilesi bir eser daha kazandırdık. Bitmedi, Rami Kışlası’nı restore edip, kütüphane yanında pek çok faaliyetin de yapılabileceği bir kültür merkezine dönüştürdük.”
“Şehrimizin son 5 senede yaşadığı irtifa kaybını anlatacağız”
Mitingde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’a yaptığı hizmetlerin yer aldığı video izletildi.
Video gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle, 31 Mart’tan sonra bunlara, büyükşehir ve ilçe belediyelerimizle işbirliği içinde çok daha fazlasını ekleyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Bunun için kalan 6 günün çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hanım kardeşlerime özellikle sesleniyorum; unutmayın kale içeriden fethedilir, bu kaleyi siz fethedeceksiniz. Ben size inanıyorum ve bunu başaracaksınız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Hala kafası karışık, kararını verememiş eşimiz, dostumuz, komşumuz varsa eve gidince onları mutlaka arayacağız. Kırgınlık varsa gidereceğiz, kafasında soru işaretleri varsa hepsine tek tek cevap vereceğiz. Önceki seçimlerde başka partilere veya adaylara oy vermiş, ama mevcut yönetimden rahatsız olan kardeşlerimize de ulaşacağız. Trafikten depreme, şehircilikten ulaşıma kadar şehrimizin son 5 senede yaşadığı irtifa kaybını anlatacağız. İstanbul’un, bir 5 sene daha kaybetmeye tahammülünün olmadığını bu kardeşlerimize izah edeceğiz. Böylece kalbi ve oyu kazanılmadık hiçbir İstanbullu kardeşimizi bırakmayacağız.”
“31 Mart’ta İstanbul’un bizi mahcup etmeyeceğine inanıyorum”
Sandığa gitmenin, sandıklara sahip çıkmanın fevkalade mühim olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kullanacağınız her bir oy hazine değerindedir, kritik öneme sahiptir. Gerçeklere gözünü kapatıp kendini dev aynasında görenlerin söylemlerine itibar etmemenizi bekliyorum.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için uğraşanlara karşı uyanık olunmasını isteyerek, şunları kaydetti:
“Oyunuzun boşa gitmesine, ziyan olmasına, heba ve heder olmasına izin vermeyeceğinize inanıyorum. İstanbul, bir dönem Cumhur İttifakı’nın gölgesinde gezen, fakat şimdi tüm enerjisini ittifakın yara alması için harcayanların oyunlarına gelmez. Çünkü benim İstanbullu hemşehrilerim basiret ve feraset sahibidir. Benim İstanbullu kardeşim kendisi ve şehri için en doğru kararı verecektir. İnşallah bu kararı da gerçek belediyecilikten yana olacaktır. Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, İstanbullu vatandaşlarımın sağduyusuna güveniyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un bizi mahcup etmeyeceğine yürekten inanıyorum.”
Ramazan gününde, İstanbul’un dört bir yanından sel olup mitinge gelenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da ebedi azaptan kurtuluş ayı olan ramazanını tebrik edip, “Rabb’im hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuştursun diyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere şu an zulüm gören, katliama uğrayan, eziyet çeken, feryatları göğü çınlatan tüm mazlumların Allahutaala yar ve yardımcısı olsun. Rabb’im bizlere ve tüm Müslümanlara huzurla, mutlulukla idrak edeceğimiz ramazanlar nasip eylesin. Bu duygularla, büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarımızı sizlere emanet ediyorum.” diye konuştu.
(Bitti)
]]>Erdoğan, partisinin Albay Karaoğlanoğlu Caddesi’nde düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Osmanlı’ya nice devlet adamı yetiştiren şairleri ve yazarlarıyla nam salmış Karabük’te olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, “Bu sefer arayı biraz açtık galiba. Karabük’ü özlemişiz, sanki Karabük’te ‘eccük’ bizi özlemiş gibi.” ifadesini kullandı.
Alanda 46 bin Karabüklü bulunduğu bilgisini aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ne demektir, 31 Mart akşamı inşallah Karabük’te zaferi beraber kutlayacağız. Karabük, Cumhuriyet’imizin yurdu demir ağlarla örme, bu hedefin ilk meyvelerinden biri olarak milletimizin gıpta ettiği bir iftihar tablosudur.” açıklamasında bulundu.
Demir yollarının sadece ulaşım ağından, demir çelik fabrikalarının sadece bir tesisten ibaret olmadığının, aynı zamanda “koskoca” bir şehri doğurabildiğini, bunun da en güzel ispatının Karabük olduğunu belirten Erdoğan, Karabük’ün 13 haneli bir köyden bugünkü “modern şehre” dönüşümünün Cumhuriyet’in kazanımlarından biri olduğunu söyledi.
Karabük’ün, Türkiye sanayisinin de “can damarları” arasında yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şehrimiz fabrikalar yapan fabrikasıyla, ekonomimize eşsiz katkılar sunuyor. Karabük’e hizmet etmek, Gazi Mustafa Kemal’in mirası olan bu şehri Türkiye Yüzyılı’nda daha da ileri götürmek bizim için aynı zamanda bir vefa meselesidir. Ne diyor Karabük türküsünde, bakayım siz de bilecek misiniz? ‘Çuha yelek ekli olur, çirkin seven dertli olur. Seversen, güzel sev, güzel merhametli olur.’ Karabük hem güzel hem merhametli bir şehir olarak varlığıyla ülkemiz ve milletimiz için rahmettir.”
“Çok daha yüksek oy oranlarıyla yanımızda olacağınıza inanıyorum”
Karabük’ün geçtiğimiz mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde yüzde 62’yi aşan, cumhurbaşkanlığında ise yüzde 64’e varan oranlarda destek verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, verdiği destek için vatandaşlara teşekkür etti.
Karabük’ün 31 Mart’ta sandıkta çok daha yüksek oy oranlarıyla yanlarında olacağına inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin sevgisine, vefasına, kardeşliğine layık olabilmek için bizler de daha çok çalışacağız. Ben Cumhurbaşkanı olarak ekibimle çok çalışacağım ve yerel yönetimlerle el ele vereceğiz. Allah’ın izniyle Karabük’ü çok daha farklı bir yere taşıyacağız. İşçisiyle, esnafıyla, üreticisiyle, emeklisiyle, öğrencisiyle bu şehirde yaşayan her bir kardeşimin üzerimizde hakkı var. Bunları ödemekle mükellefiz.” diye konuştu.
“Şehirlerimizin süratle depreme hazırlanmaları gerekiyor”
“Bilhassa çalışanlarımızın ve emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların çözümü boynumuzun borcudur. Sırtlarında yumurta küfesi olmayanlar diledikleri gibi atıp tutabilirler.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bunlar meydanlarda söz verip göreve gelince unutmayı iyi bilirler. Biz ise bir şeyi söylediğimiz zaman yapmakla mesulüz. Bunun için önce tüm hazırlıklarımızı tamamlayacağız. Ondan sonra da çıkıp sözümüzü söyleyeceğiz. Aksi takdirde ötekilerden bir farkımız kalmaz. Ülkemizin son 10 yıldır yaşadığı badireleri biliyorsunuz. Hepsinin üzerine bir de asrın felaketi 6 Şubat depremleri bindi. Depremin ekonomimize getirdiği ilave fatura 104 milyar dolardır. Sadece bu yıl için deprem bölgesine bir trilyon liradan fazla kaynak aktardık. İstanbul başta olmak üzere risk altındaki şehirlerimizin süratle depreme hazırlanmaları gerekiyor. Önümüzdeki en büyük problem olan enflasyon Allah’ın izniyle yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başladığında bunların hepsi için daha geniş bir hareket alanına sahip olacağız. İşte o zaman ülkenin imkanlarını, milletimizin tüm kesimlerine yansıtarak son dönemde yaşanan refah kayıtlarını fazlasıyla telafi edeceğiz.”
Türkiye’yi geçen 21 yılda nasıl 3 kat büyüttülerse, önümüzdeki dönemde de 2 kat daha büyüterek bunu başaracaklarını ifade eden Erdoğan, azimle ve sabırla çalışarak üstesinden gelemeyecekleri hiçbir meselenin olmadığını kaydetti.
Erdoğan, konuşması sırasında “Tayyip Dede” diye bağıran bir çocuğa, “Tayyip Deden sevsin seni” diye yanıt verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yeter ki birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkalım. Yeter ki aramıza bozguncuları, fitne tüccarlarını sokmayalım. Gerisi sadece vakit ve planlama meselesidir. Karabük’ün her mücadelemiz gibi bu zorlu süreçte de yanımızda yer alacağına inanıyorum. Öyleyse buradan öyle bir ses verin ki yukarıda Karadeniz, aşağıda Bolu Dağı’na kadar duymayan kalmasın. Karabük, emeğin, alın terinin şehri Karabük, Çanakkale kahramanı 42. Alay’ın şehri Karabük. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız, kararlı mıyız, 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Karabük’le birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Allah sizden razı olsun. Şu mübarek günlerde verilen sözler çok daha önemli.”
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Törenine Canlı Bağlantı ile katıldı.
7 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileğinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde kaybettiğimiz 53 bin kardeşimizi bir kez daha rahmetle, hasretle yad ediyorum. Rabbim hepsini cenneti ve cemaliyle müşerref eylesin diyorum. Depremin ardından sabırla, metanetle, fedakarlıkla, iline, ilçesine, Mahallesine, köyüne, sokağına, evine, işine sahip çıkan vatandaşlarımızın her birine şükranlarımı sunuyorum. Geçici olarak gittikleri yerlerden ilk fırsatta dönerek şehirlerine ve ailelerine dört elle sarılan vatandaşlarıma da teşekkür ediyorum. Afeti takip eden haftalarda ve aylarda Dünyanın en başarılı iyileştirme operasyonunu gerçekleştirdik” dedi.
Her afetzedenin yanında olduklarını hayatını kaybedenlerin yakınlarına destek verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Taşınmadan kiraya, enkaz kaldırmadan geçici barınmaya, her konuda 115 milyar liralık bir kaynakla 2 milyon kişiye ulaştık. Depremin ardından hayatını kaybedenleri geri getiremeyiz. Ama onun dışındaki tüm kayıpları telafi edecek güce imkana, dirayete sahibiz demiştik. İşte bu sözümüzü tutmak için gece gündüz çalışıyor, geçici barınmadan kalıcı konutlara tüm dönüşleri hızlı bir şekilde sağlıyoruz. Geçtiğimiz ayın başlarında yapımı tamamlanan 46 bin konut ve köy evinin kurasını çekerek anahtarlarını teslim etmiştik. Bugün de biraz önce başlattığımız kura ile 30 bin 723 vatandaşımızı daha evlerine kavuşturuyoruz. Kahramanmaraş’ta 7 bin 858 ‘i konut ve 445’i köy evi olmak üzere 8 bin 303, Hatay’da 3 bin 304’ü konut ve 310’u köy evi olmak üzere 3 bin 614, Adıyaman’da 5 bin 145’i konut, ve 273’ü köy evi olmak üzere 5 bin 418, Gaziantep’te 3 bin 600’ü konut ve 412’si köy evi olmak üzere 12, Diyarbakır’da 2 bin 992 konut Malatya’da 858’i konut 842’si köy evi olmak üzere bin 700 konut, Osmaniye’de bin 586’sı konut ve 10’u köy evi olmak üzere bin 596 konut, Şanlıurfa Bin 94’ü konut ve 38’i i köy evi olmak üzere bin 132 konut, Elazığ’da 838 konut, Adana’da 727 konut, Kilis’te 342’si konut ve 49’u köy evi olmak üzere 391 konut, toplamda 30 bin 723 ailemize yeni yuvalarının hayırlı, uğurlu, bereketli olmasını diliyorum” açıklamasını yaptı.
Bir buçuk ayda 76 bin konut sayısının aşıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,” 2 ayda 80 bin konutu teslim etme sözümüzü yerine getirmeye çok az kaldı. İnşallah bu sayı yıl sonuna kadar 200 bine tamamlayacağız. Amacımız yaklaşık 390 bin konut, 11 bin 500 ahır, 40 bin 500 iş yerinden oluşan 442 bin hak sahibinin hiç birini mağdur etmeden tamamını yuvalarına ve iş yerlerine kavuşturmaktır.
Tabii asrın felaketinin sebep olduğu sıkıntıların altından kalkmak öyle kolay bir iş değildir. Depremin yol açtığı yıkımların maliyeti 104 milyar doları buluyor. Sadece bu yılın bütçesinde deprem çalışmalarına bir trilyon liranın üzerinde kaynak ayırdık. Geçtiğimiz yıl da bütçeden aşağı yukarı aynı meblağda harcama yapmıştık. Dikkat ederseniz bunlar sadece bütçeden yaptığımız harcamaları ifade ediyor. Sivil toplum kuruluşlarımızın, özel şirketlerimizin, vatandaşlarımızın, belediyelerimizin katkıları bunun dışındadır. İnşallah, önümüzdeki yıldan sonra ülkemizin ve şehirlerimizin üzerindeki deprem yükünü tümüyle kaldırmayı hedefliyoruz. Bu tablo Avrupa’daki pek çok ülkenin nüfusundan ve konut sayısından daha yüksek bir inşa faaliyetini ifade ediyor” dedi.
“Böyle bir yükün altından milli dayanışma, afetle mücadele ve konut inşası alanındaki güçlü birikimimizle ancak biz kalkabilirdik” diyen Erdoğan,” Millet ve devlet olarak canımızdan bir parça olarak gördüğümüz deprem bölgesinin ve depremzedelerimizin yaralarının bir an önce sarılması için gece gündüz çalıştık. Biz sadece depremin yıktıklarını yerine koymakla kalmıyoruz. Şehirlerimizi, konutları ve iş yerleri yanında, caddeleriyle, meydanlarıyla, Üretim ve istihdam altyapısıyla yeni baştan tasarlıyoruz. İnsanlarımızı içinde güvenle ve huzurla oturacakları evler ve şehirler yanında kendilerini esenlik içinde hissedecekleri bir geleceğe de kavuşturmanın peşindeyiz. Ülkemizin tamamıyla birlikte deprem bölgemizi de Türkiye yüzyılına hazırlıyoruz. Ülkede ve dünyada ne yaşanırsa yaşansın.
Hiçbir gündemin bizi deprem bölgesiyle ilgili programımızdan uzaklaştırmasına izin vermiyoruz. Işte sizler de gördünüz. Depremin hemen ardından geçtiğimiz Mayıs ayında cumhurbaşkanını ve milletvekillerini belirlediğiniz önemli bir seçim yaşadık. Şimdi de yerel yöneticilerimizi belirleyeceğimiz yeni bir seçimin arifesindeyiz” diye konuştu.
Bölgemizde ardı ardına yaşanan insani krizlerin ve çatışmaların bitmek bir yana sürekli genişlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna savaşıydı, Suriye’de devam eden sorunlardı, Akdeniz çevresindeki gerilimlerdi derken şimdi de Gazze’deki katliamın insani ve vicdani sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Hayat pahalılığıyla mücadelenin önceliklerimizin başında yer aldığı ekonomi programımızı zor şartlarda uygulamayı sürdürüyoruz. Seçim sonrası için felaket senaryoları yazarak bu programı sabote etmek için çalışanlar var. Onları da yakından takip ediyoruz. Ama bunların hiçbiri deprem bölgemizi ayağa kaldırma çalışmalarımızın önüne geçemiyor. İnşallah bu badireyi de mutlaka geride bırakacağız. Milyonlarca insanımızın hayatında unutulması mümkün olmayan acılara yol açan deprem felaketi, sadece bu bölgemizin değil ülkemizin bir gerçeği olarak karşımızda durmaktadır. İstanbul’dan İzmir’e, Van’dan Bolu’ya ülkemizin dört bir yanında milyonlarca insanımız tarihin bilinen en tehlikeli fay hatlarına yakın yerlerde yaşıyor”ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 1999 depreminin ardından bu felakete karşı hazırlık için önemli bazı adımlar attığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükümetlerimiz döneminde hem inşaat kalitesini yükseltmek hem şehirlerimizi dönüştürmek için pek çok projeyi hayata geçirdik. TOKİ’nin öncülüğünde ülkemizin konut stokunun kayda değer bir bölümünü yeniledik. Sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 314 bin depreme dayanıklı kaliteli ekonomik konutu vatandaşlarımızın emrine sunduk. Özel sektörümüz ve vatandaşlarımızla bu sürece dahil olduk. Aynı şekilde depremde ayakta kalmaları hayati önem taşıyan kamu binalarının büyük kısmını da güçlü bir şekilde tekrar inşa ettik. Kat ettiğimiz mesafe önemli olmakla birlikte hala dönüştürmemiz gereken pek çok bina var. Nitekim 6 Şubat depreminde yıkılan binaların yüzde 90’ından fazlasının 1999 öncesinde yapılanlar olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Yıkıma uğrayan nispeten az sayıdaki yeni binanın ise teknik eksikler ve sonradan müdahaleler sebebiyle bu akıbete maruz kaldığı anlaşılıyor. Deprem maalesef bizi beklemiyor. Bizim hazırlıklarımızı bitirmemizi hiç beklemiyor. Dolayısıyla şehirlerimizi depreme dayanıklı hale getirmek için acele etmeliyiz. Bilhassa İstanbul gibi yoğun nüfusa sahip yerlerde, Allah göstermesin, böyle bir afetin altından kalkmak gerçekten çok zor olacaktır. Şehirlerimizi yeniden inşa etmekte harcayacağımız kaynak, yıkımları telafi etmekten çok daha az maliyetlidir. En önemlisi ise bu şekilde kurtaracağımız canların bedeli olmayacaktır” dedi.
Devlet ve millet el ele vererek bu tehdide karşı bir an önce gereken dönüşümleri gerçekleştirmek mecburiyetinde olunduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükümet olarak ‘Yarısı Bizden’ kampanyasıyla bu doğrultuda önemli bir adım attık. Deprem bölgesindeki çalışmalarımızın bitmesiyle diğer şehirlerimizin dönüşümüne daha çok kaynak ayırma imkanına kavuşacağız. Her kim deprem tehdidini küçümseyerek buraya harcanması gereken kaynağı başka yere yönlendiriyorsa bu milletin en büyük düşmanıdır. Zübük siyasetiyle başka alanlarda insanların gözlerini boyamak belki mümkün olabilir. Ama bu anlayışın deprem karşısında zerre kadar önemi yoktur. Bunun için milletimden kendi evinden başlayarak mahallesini, ilçesini, şehrini, ülkesini depreme karşı hazırlayacak olanlara destek vermesini istiyorum. En iyi sizler biliyorsunuz. Deprem siyaset üstü bir konudur. Deprem ihmale gelmeyecek bir konudur. Geçtiğimiz günlerde Çanakkale’de yaşanan ve Marmara Bölgemizde de hissedilen şiddetli sarsıntı, bu gerçeği bize bir kez daha hatırlatmıştır. İşte bu anlayışla deprem riski ve deprem sonrası yaşayabileceği kayıp oranı en yüksek şehrimiz İstanbul’a, Murat Kurum kardeşimizi aday gösterdik. Ülkemizde son 5 yaşanmış tüm afetler sonrasındaki çalışmaları başarıyla yürüten Murat Kurum kardeşimizin İstanbul’u da depreme en iyi şekilde hazırlayacağından asla şüphe duymuyorum.
İnşallah önümüzdeki dönemde hem deprem şehirlerimizi hem ülkemizi aynı tehditle yüz yüze olan diğer şehirlerini dayanıklı hale getirmek için seferberlik ruhuyla çalışmayı sürdüreceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bugünkü kura töreniyle anahtarlarını alacak vatandaşlarımıza konutlarının ve köy evlerinin tekrar hayırlı olmasını diliyorum” açıklamasını yaptı. – ANKARA
]]>İstanbul’da düzenlenen “Kadim Dostlar İftarı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistinli yiğitlere “terörist” iftirası atanların listesinden Meclis’e girenler ile bu zihniyetle aynı çizgide buluşanların kendilerine söyleyecek sözü olamayacağını belirtti.
Siyasi çıkar sağlamak için Türkiye düşmanlarının oyunlarına gelenleri önce Allah’a, sonra da milletin vicdanına havale ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkedeki kimilerinin Filistin, Gazze ve Ramallah diye bir yerin varlığından ilk kez 7 Ekim’de haberdar olmuş olabileceğini belirterek, “Bazı çevreler, Filistin halkının hak ve adalet mücadelesini ilk kez 7 Ekim’de duymuş da olabilir. Ama biz bu mücadeleye, buradaki yol ve dava arkadaşlarımızla birlikte ömrümüzü adadık. Dünyada hiçbir siyasetçinin yapmaya cesaret edemeyeceği dik duruşu, bundan 15 sene önce ‘one minute’ diyerek açıkça ortaya koyduk.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün nasıl zalimlerin karşısında, mazlumların yanında yer aldılarsa, bugün de aynı yerde olduklarını, aynı vakur tavırlarını muhafaza ettiklerini ve bundan sonra da bu duruşlarından geri adım atmayacaklarını kaydetti.
Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birini, 14-28 Mayıs’ta, alınlarının akıyla gerçekleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altılı masada oturanlar ne diyordu? ‘Parlamentodayız.’. ‘Cumhurbaşkanını bu masa tayin edecek.’ diyorlardı. Ama onların dediği olmadı. Tam aksine, hamdolsun bizler şu anda Cumhurbaşkanlığı makamındayız, onların hiçbiri şu anda Parlamentoya bile giremedi. Zira, ‘Ve mekeru ve mekarallah, vallahu hayrul makirin.’. Onlar kendilerine göre bir hesap yapıyorlar ama bu hesapların üzerinde en büyük hesap Allah’ındır ve o gerçekleşti.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandil’deki terör baronlarından Pensilvanya’daki hainlere kadar tüm terör örgütlerinin karşılarında yer aldığı bu seçimlerden zaferle çıktıklarına işaret ederek, şunları söyledi:
“Şişirilmiş anketler ve ücreti mukabil çalışan kalemşörlerin gazlamalarıyla iktidara yürüdüklerini zanneden faşist zihniyetin, seçim sürecinde nasıl pervasız hale geldiğini hep birlikte gördük. Daha ortada hiçbir şey yokken atılan hesaplaşma naralarını, gizleme gereği dahi duymadıkları devr-i sabık oluşturma niyetlerini hep beraber utançla takip ettik. İnşallah, 31 Mart akşamı da bu neticeyi hep beraber görmeyi Rabbim bizlere nasip eylesin.”
Ülkenin farklı köşelerinde insanlara, medyaya ve sosyal medyaya yansımayan pek çok sözlü ve fiili saldırının yaşandığını bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle kılık kıyafetinden, dış görünüşünden dolayı kardeşlerinin hedef alındığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat dönemivari nefret suçlarına maruz kaldıkları ifade ederek, sandıkta iki kez elde ettikleri tartışmasız seçim başarısıyla tüm bunların önüne geçtiklerini, muhalefeti de yönlendiren bir avuç azgın azınlığın sessiz çoğunluk üzerinde yeniden tahakküm kurmasına ‘Dur’ dediklerini vurguladı.
Sadece Cumhur İttifakı’na oy veren kardeşlerinin değil, diğer siyasi partilere gönül veren vatandaşların da özgürlüğünü, hak ve hukukunu böylece garanti altına aldıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimlerden sonra yaptığımız, ‘Türkiye kazanmıştır. 85 milyon ferdiyle Türk milleti kazanmıştır.’ ifadesi asla altı boş bir beyan değildi. Türkiye, takip eden aylarda daha iyi görüldüğü üzere gerçekten büyük bir badire atlattı. Adeta uçurumun kenarından döndü.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve buna güç, destek veren milletin aynı zamanda istiklal ve istikbaline de sahip çıktığını belirterek, hak ve özgürlükler dahil bir şeyi inşa etmenin zor olduğunu, kimi zaman yıllar, on yıllar aldığını ama kazanımları kaybetmenin son derece kolay olduğunu söyledi. Erdoğan, mayıs seçimlerinin kendilerine öğrettiği en temel hususun bu olduğunu vurguladı.
“Milli Şair” Mehmet Akif Ersoy’un, “Gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat yeter/Hadi gel yapalım geri şunu desen, bir Sinan gerek bir de Süleyman.” dizelerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim, hangi nedenle olursa olsun yapılan yanlış bir tercih, Allah korusun sonu keşkelerle dolu nice pişmanlıklara yol açabilir. Etkileri iyi hesaplanmadan alınan fevri kararlar, düzeltilmesi yıllar sürecek büyük bir tahribata sebebiyet verebilir. Attığımız her adıma, söylediğimiz her söze, kılı kırk yaran bir hassasiyetle yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Bunlar tam zamanlı değil, yarı zamanlı mesai ehliydiler”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019’daki yerel seçimlere işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2019’daki Mahalli İdareler Seçimlerinde çok küçük oy farklarıyla el değiştiren bazı belediyelerde yaşananları hepimiz biliyoruz. Ehil kadroların yerine göreve gelen kifayetsiz muhterislerin şehrimizi ne hallere düşürdüğünü izah etmeme gerek var mı? Bırakın vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran yeni projelere, yeni eserlere imza atmayı, ulaştırma başta olmak üzere birçok alanda tıkır tıkır işleyen sistemleri bile bunlar bozdu. Şehirlerimizi belediyecilik hizmetlerinde ileriye götüremedikleri gibi, beceriksizlikleriyle bir nevi fetret devrine soktular. En basitinden deprem bu ülkenin bir gerçeğiyken, yönettikleri şehirlerimizi depreme hazırlama noktasında hiçbir gayret sarf etmediler. Bunlar tam zamanlı değil, yarı zamanlı mesai ehliydiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi şahsi reklamlarına verdikleri ehemmiyetin yarısını, şehrin kördüğüm haline gelen sorunlarının çözümüne vermediler. Utanmadan, sıkılmadan üst geçitlerin gövdesine ‘İsrafı bıraktık.’ diyor. Hangi israfı? Sadece, sizin şurada, malum mahallere ve mahfillere harcadığınız rakamlar öyle bilinir gibi değil. Belediye başkanlığı gibi sorumluluğu ve vebali ağır bir görevi tek iş olarak değil, yarı zamanlı bir ek iş olarak yaptılar. Seçim gecesi milletin gözünün içine bakılarak söyledikleri, ‘Kazanıyoruz.’ yalanlarını ise neyse bugün kendileri bile hatırlamak istemiyor.” ifadelerini kullandı.
Tüm bu yaşadıklarının kendilerine bir gerçeği gösterdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kalkınma yolculuğunun sekteye uğramadan devam edebilmesi için Cumhurbaşkanı kadar, Meclis kadar, yerel yönetimlerde kimin olduğu, belediye başkanlığı makamında kimin oturduğu da önemlidir. Hükümet ile mahalli idareler arasındaki uyumun, vizyon, niyet ve fikir birlikteliğinin ülkemizi hedeflerine daha kolay ulaştıracağı bir gerçektir. Burada yaşanacak bir uyumsuzluğun da kimi yerlerde son 5 yıldır olduğu gibi bizi yavaşlatacağı aşikardır.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu bakımdan 31 Mart’ı milletin önüne açılan yeni bir fırsat penceresi olarak gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asla gevşemek yok, kesinlikle rehavete kapılmak yok. Boş verme seçeneğimizin olmadığı kritik bir seçime gidiyoruz. Şu an karşımda bulunan her bir kardeşimin önümüzdeki seçimlere işte bu geniş zaviyeden bakmasını istiyorum.” dedi.
“Ulaşılmadık kimseyi bırakmama hedefiyle bu 13 gün boyunca çalışacağız”
Neredeyse 22 yıldır iktidarda olan, 11,5 milyonu aşkın üyesi olan bir siyasi partide elbette bazı eksikler, içlerine sinmeyen bazı durumların olabileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Nasıl beş parmağın beşi de bir değilse, siyaset sahnesindeki insanların da aynı olması beklenemez. Siyaset, ehemmi mühimme tercih etme, yani stratejik karar verme sanatıdır. Akılla, basiretle, ferasetle hareket ederek ülkemiz, milletimiz, şehrimiz ve davamız için en hayırlı kararı 31 Mart’ta vereceğimize inanıyorum. Özellikle siyasi hırslarını, milletin maslahatının önüne koyanların izlediği AK Parti ve Cumhur İttifakı’na güç kaybettirme stratejisini 31 Mart’ta hep birlikte boşa düşürmemiz gerekiyor. Ben şu anda karşımdaki kardeşlerimden bunu bekliyorum. İnşallah bunu boşa düşüreceğiz ve yolumuza kaldığımız yerden ‘Yeniden İstanbul.’ diyerek devam edeceğiz. Sandıkta her oy önemlidir. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın başarısı için her bir kardeşimizin desteğine, duasına, gayretine, mücadelesine ihtiyacımız var. Önümüzde çok iyi değerlendirmemiz gereken sadece 13 gün kaldı. Ulaşılmadık kimseyi bırakmama hedefiyle bu 13 gün boyunca çalışacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Konya’da olduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Konyalı kardeşlerime, 110 bin kişi vardı, dedim ki ‘İstanbul’daki tüm Konyalıları aramanız lazım. Adayımız Konyalı Murat Kurum, sahip çıkacaksınız.’ ve tabii coştular. Konyalı hemşehrilerine, kardeşimize sahip çıkma sözünü kendilerinden aldım. İstanbul başta olmak üzere, şehrimiz için projelerimizi anlatacağız. Ankara’yı aynı şekilde, İzmir’i, çok ciddi bir Konyalı potansiyeli de malum İzmir’de var. İzmir için de böyle bir çalışmayı yapacağız. Meydanlarda bol keseden vaat dağıtıp da şimdi bunları hatırlamayanların foyalarını tek tek ortaya dökeceğiz. Daha önce partimize, ittifakımıza oy vermiş kardeşlerimizin yanı sıra başta CHP olmak üzere mevcut yöneticilerinden umudunu kesen insanlarımıza ulaşacağız. Onları da ikna edecek, onların da kalplerini kazanacak ve bu seçimde oylarına talip olduğumuzu ifade edeceğiz. Hep birlikte el ele, gönül gönüle vererek inşallah 31 Mart’ta İstanbul’umuzu Murad’ına kavuşturacağımıza inanıyorum. Sizlere güveniyorum. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Rabbim sevgimizi, dayanışmamızı, kardeşliğimizi daim eylesin diye dua ediyorum. İftar soframızı paylaştığınız için her birinize teşekkür ediyorum.”
İftara, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emekçileri İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından itibaren, görev aldıkları her yerde çalışanların haklarının teslimi için çaba harcadıklarını söyledi.
Türkiye’de 1 Mayıs tarihinin uzun yıllar gerginliğin, çatışmanın ve 1977 yılındaki menfur olayın sembolü olarak anıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarihi 2008 yılında resmen Emek ve Dayanışma Günü, 2009 yılından itibaren de resmi tatil ilan ederek, işçilerle dayanışmalarını gösterdiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyona karşı çalışanları ezdirmemenin bir diğer prensipleri olduğunu belirterek, özellikle son yıllarda üst üste yaşadıkları salgından bölgesel savaşlara, küresel ekonomik krizden “asrın felaketi” olan 6 Şubat depremlerine rağmen bu duruşlarından taviz vermediklerini, 2024 yılında da bu hassasiyetlerini muhafaza ettiklerini vurguladı.
Bölgesel krizlerin ve istikrarsızlıkların yol açtığı mali yükü en az şekilde insanlara yansıtmanın derdinde olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla bir sosyal koruma ücreti olan ve çalışma hayatındaki ücret politikalarının en alt sınırını temsil eden asgari ücretin 17 bin liraya çıktığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece asgari ücrette bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100 oranında artış olduğuna dikkati çekerek, asgari ücret desteğini 700 liraya çıkararak, ödemeyi sürdürdüklerini kaydetti.
“Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik”
Memurların aylıklarında ise 2024 yılı Ocak ayında enflasyon farkıyla birlikte yüzde 50’ye yakın bir artış sağladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamlarla en düşük memur maaşının 2002 yılına göre reel olarak yüzde 300 oranında, nominal olarak ise 84 kat artış gösterdiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde katlanarak artan emekli sayısına rağmen emeklilerin ücretlerinde de çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha önce olmayan bayram ikramiyesini, bu uygulamayı getirerek emeklilerimize bayram sevinci yaşattık. Geçen sene emeklilerimizden gelen talepler doğrultusunda her bir emeklimize tek seferlik 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Ramazan Bayramı ikramiyelerini inşallah 2 ila 5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız. Devletimizin deprem bölgesiyle ilgili yükümlülükleri azaldıkça artan kaynağı emeklilerimiz ve çalışanlarımız başta olmak üzere, milletimizin istifadesine sunmaya devam edeceğiz. Bunun yanında enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek, tüm toplum kesimlerinde daha kalıcı refah artışı sağlayacağız.”
“Bu yanlışın müsebbiplerine sizler de gereken cevabı vermelisiniz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeğin karşılığı kadar önemli bir diğer konunun ise emeğin müdafaası olduğunu vurgulayarak, bu süreçte çok kritik rol üstlenen sendikaların ve konfederasyonların, yine kendi dönemlerinde rahat bir nefes alabildiklerini ifade etti.
Sendikacılık ile işçi, işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarının geçmişte hak ettiği değeri ve ilgiyi göremediğini, ihmal edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendikalaşma oranlarına ilişkin, “İşçilerde sendikalaşma oranı 2024 Ocak istatistiklerinde yüzde 15’i geçti. Memurlarda sendikalaşma oranı ise yüzde 74 oranına yükseldi. Her toplu görüşmemizde yeni imkanlar getirerek, memurlarımızın haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz.” bilgisini paylaştı.
Ancak ülke ve millet yararına attıkları her müspet adımda olduğu gibi burada da muhalefetin engellemeleriyle karşılaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. Yedinci Dönem Kamu Toplu Sözleşmesiyle üye sayısı yüzde 2’yi geçen sendikaların mensuplarına aylık 538 lira ödeme yapıyorduk. Ancak bu düzenleme ana muhalefet partisinin başvurusundan dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından geçenlerde iptal edildi. Bu iptal kararıyla ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimiz maalesef 345 lira daha az aylık alacak. Bu da 2 yıllık toplu sözleşme sürecinde memurumuzun 8 bin 280 lira kaybı anlamına geliyor. Biz memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken, muhalefet ise bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi bize karşı kışkırtmak için meydanlarda atıp tutuyorlar ama mahkeme kapılarını aşındırmaktan da maalesef geri durmuyorlar. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Ancak bu yanlışın müsebbiplerine sizler de gereken cevabı vermelisiniz.”
“3600 ek gösterge düzenlemesini genişletme sözümüzü önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaptıkları 3600 ek gösterge düzenlemesiyle çalışan ve emekli 5,3 milyon kamu personelinin ek göstergelerinin yeniden belirlenmesini sağladıklarını, yine bazı istisna kadrolar dışında tüm kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarını 600 puan artırdıklarını dile getirdi.
Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlara da ilk defa ek gösterge verdiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birinci dereceye yükselen tüm memurlarımızın faydalanacağı şekilde 3600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. İnşallah bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.” diye konuştu.
Çalışma hayatının en önemli istişare mekanizmalarından olan Çalışma Meclisi Toplantısını en son 2019’da emek dünyasının tüm temsilcileriyle bir araya gelerek gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma Meclisi’nin “Çalışma Hayatının Gelecek Yüzyılı” temalı 13’üncü toplantısını gelecek aylarda gerçekleştirmeyi planladıklarını duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini tamamlarken, birliğin, dirliğin ve bereketin sembolü olan iftar sofralarını şereflendirdikleri için katılımcılara teşekkür ederek, her birine kazasız, belasız, verimli ve huzurlu çalışmalar diledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından masa saati hediye edildi.
Programa katılan işçiler ve kamu görevlileri de hat sanatıyla hazırlanan ve Necm Suresi 39. ayetin yer aldığı tabloyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti.
Bir işçinin kız çocuğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kağıda çizdiği bir resmi hediye etti. Erdoğan da harçlık verdiği çocuğun elini öptü.
Programa, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, TİSK Genel Başkanı Özgür Burak Akkol, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile çeşitli sektörlerde çalışan işçiler ve kamu görevlileri katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından program sona erdi.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, vazife esnasında şehit düşenler başta olmak üzere hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına rahmet dileyerek, “Hastalara şifa, dertlilere deva olabilmek için ülkemizin dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarımızda fedakarca görev yapan 1 milyon 300 bini aşkın sağlık personelimiz var. Bu sağlık ordumuzun her bir mensubuna ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.” ifadesini kullandı.

Sağlık personelini, “İnsanın kendini en çok çaresiz hissettiği, yardıma, umuda en çok ihtiyacı olduğu zamanda imdada koşanlar.” olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sağlıkçılar dışında hayatının her anında Rabbimizin şafi esmasına şahit olan, halik esmasına şahitlik eden başka bir meslek grubu bulunmuyor. Aynı şekilde kendinin, evinin, çocuklarının rızkını kazanırken sağlık personelimiz kadar dua alan bir başka kimse de yoktur. Elbette rahat hayat sürmek için maddi imkanlar önemlidir ama canı yanan, yakalandığı hastalıktan kurtulmak için umut arayan bir hastanın şifa bulmasına vesile olmanın yeri asla doldurulamaz. Sizler işte böyle ulvi ve manevi yönü yüksek bir vazifeyi icra ediyorsunuz. Rabbim hepinizden razı olsun. Biz de yolumuz hastaneye her düştüğünde Kanuni Sultan Süleyman’ın şu veciz sözündeki hikmetin sırrına bir kez daha özellikle ulaşıyoruz; Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Evet, şu dünyada sağlıktan, bir nefes sıhhatten daha değerli bir nimet, daha büyük bir mutluluk olmadığının hepimiz farkındayız. O büyük sultan devletin tüm imkanlarını bir sağlıklı nefese feda edebileceğini söylüyor.”
“SON ASRIN EN BÜYÜK SAĞLIK KRİZİNİ BAŞARIYLA YÖNETTİK”
Sağlık kadar sağlık hizmetine ulaşım imkanlarının da çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güçlü, etkin, modern ve iyi işleyen bir sağlık sisteminin kıymetini Kovid-19 salgını süreci başta olmak üzere son yıllarda pek çok kez gördük. İki yıl boyunca tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen, milyonlarca insanın hayatını kaybettiği bu salgın, her ne sebeple olursa olsun sağlık yatırımlarının asla ihmale gelemeyeceğini bize göstermiştir. Türkiye, kimi çevrelerin art niyetli eleştirilerine rağmen 2002’den bu yana sağlık altyapısına yaptığı devasa yatırımların karşılığını Kovid-19 salgını döneminde fazlasıyla almıştır. Sizlerin de olağanüstü gayretleriyle son asrın en büyük sağlık krizini başarıyla yönettik. Bize örnek gösterilen Batılı ülkelerin bile baş etmekte aciz kaldığı bu zor dönemi hamdolsun biz devletimizi vatandaşına karşı mahcup edecek hiçbir duruma mahal vermeden suhuletle geride bıraktık.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinde de sağlık altyapısının gücüne şahitlik ettiklerini söyledi. Depreme dayanıklı şekilde yeniden inşa ettikleri veya şehirlere sıfırdan kazandırdıkları sağlık tesislerinin depremden sonra adeta elleri, ayakları, her şeyleri haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Özellikle şehir hastanelerimiz hem salgınla hem de deprem felaketiyle mücadelenin sembolü haline geldi. Bugüne kadar toplamda 36 bin 300 yataklı 24 şehir hastanemizi hizmete açtık. ‘İsraf’ denilen, ‘Ne gerek var’ denilerek engellenmeye çalışılan bu modern sağlık üsleri, her iki süreçte de gerçekten kritik roller üstlendiler. Hastanelerimizden hizmet alan hasta yükümüzün dörtte birini şimdiden şehir hastanelerimiz yüklenmiş durumdadır.” ifadelerini kullandı.
HER BÜYÜK ŞEHRE BİR ŞEHİR HASTANESİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her büyük şehri bir şehir hastanesiyle buluşturmayı hedeflediklerini dile getirerek, “Halihazırda 14 şehir hastanemizin inşaatı devam ediyor. Planlama aşamasında da 3 şehir hastanemiz var. İnşallah bunları da peyderpey tamamlayarak hizmete sunacağız.” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİ EN ETKİN SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNULDUĞU BİR ÜLKE KONUMUNA GETİRDİK”
Göreve geldiklerinde diğer altyapılar gibi sağlık sisteminin de aksadığı bir Türkiye olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: “Ekonomik imkanı olmayan doğru düzgün sağlık hizmeti alamıyor, insanlar cenazelerini teslim almak için senet imzalamak zorunda bırakılıyordu. Öyle ki hastaneler, şifa dağıtan bir sağlık yuvası olmaktan ziyade vatandaşın ‘Allah düşürmesin.’ dediği bir eziyet çarkına dönüşmüştü. Sağlık alanında Türkiye’ye ve Türk milletine yakışmayan bu tabloya son verdik. Ülkemizi, dünyanın en kapsayıcı sosyal güvenlik sistemiyle en etkin sağlık hizmetlerinin sunulduğu bir ülke konumuna getirdik. İnsanımızın sosyal ve ekonomik statüsünden bağımsız olarak en iyi sağlık hizmetini alabilmesi için gereken her türlü adımı attık. Çok farklı hayallerle Avrupa ve Amerika’ya giden kimi vatandaşlarımızın bu ülkelerde özellikle sağlık alanında yaşadıkları düş kırıklığı herkesin malumudur. “
“ÖYLE BİR SEVİYEYE ULAŞTIK Kİ ARTIK BİZİM HASTALARIMIZ DIŞARIYA GİTMİYOR”
“Sağlık altyapısında dünyada Türkiye’nin eline su dökecek ülke olmadığını bugün hemen herkes kabul ediyor.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta öyle bir seviyeye ulaştık ki artık bizim hastalarımız dışarıya gitmiyor, Avrupa’sından Amerika’sına, dünyanın onlarca farklı ülkesinden insanlar artık şifalarını Türkiye’de arıyor, Türkiye’deki hastanelerde arıyor. Kendi vatandaşlarımızla birlikte her yıl yüzbinlerce insan sağlığını sizlere, gurur kaynağımız olan Türk hekimlerine emanet ediyor. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı payın giderek arttığını görüyor, bundan da ülkemiz adına memnuniyet duyuyoruz. Sağlık turizminde geçen seneyi 1,2 milyon başvuruyla kapattık. Bu yılın ilk iki ayında başvuru sayısı ise 225 bini aştı. Şehir hastanelerimize yenilerinin eklenmesiyle inşallah sağlık turizminde çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin sağlık altyapısını güçlendirirken sağlık çalışanlarını da ihmal etmediklerine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Sistemin asli unsurunun doktoru, hemşiresi, bakıcısı, teknisyeniyle sağlık personelleri olduğunu asla unutmadık. Bu anlayışla özlük haklarından çalışma şartlarına kadar her alanda sağlık kadromuza destek verdik, sahip çıktık. Sağlıkta Beyaz Reform adını verdiğimiz bir dizi değişimle fiili hizmet zammı ve mali haklar konusunda iyileştirmeler yaptık. Döner sermayeden kesilen sabit ödemeleri merkezi bütçeye aktardık, ek ödemede iyileştirmelere gittik. Sağlık çalışanlarımızın 3 bin 600 ek göstergeden faydalanmasını sağladık. Tıp ile diş hekimliği son sınıf öğrencilerine asgari ücret düzeyinde ödemeyi başlatarak, emeklerinin karşılığını alabilmelerini sağladık. Mesleki Sorumluluk Kurulu marifetiyle hastaların ve sağlık çalışanlarının haklarını korumayı hedefledik.”
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti, kasten öldürme, silah kaçakçılığı ve işkence suçlarında olduğu gibi katalog suçlar kapsamına aldıklarını anımsatan Erdoğan, “Bütün bunlara rağmen sınırlı da olsa zaman zaman şiddet haberlerine rastlıyoruz. Şifa vermek için görev yapan sağlık çalışanlarımıza saldırılmasına, hakaret edilmesine, şiddet uygulanmasına müsamahamız yoktur ve olamaz. Sizlerin görevlerinizi huzur ve güven içinde yerine getirebilmeniz amacıyla elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftara katılımlarından ötürü sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, ramazan aylarını ve 14 Mart Tıp Bayramlarını tebrik etti.
NOTLAR
Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, modern tasarım hat levha, el yapımı kağıt üzerine akrilik ve yağlı boyla ile hazırlanan, Allah’ın isimlerinden “Ya Şafi” yazılı tabloyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye etti.

Programda daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İbni Sina Hizmet Ödülleri” kapsamında, “Cerrahi Tıp Bilimleri” kategorisinde Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Sezai Yılmaz’a, “Dahili Tıp Bilimleri” kategorisinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ümit Murat Şahiner’e, “Temel Tıp Bilimleri” kategorisinde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Özcan Erel’e ödüllerini verdi.
“Vefa ve Fedakarlık” kategorisinde ise Nevşehir Devlet Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Yılmaztürk, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Cihat Yel ile Hatay Hassa İlçe Sağlık Müdürü Doktor Yasemin Türk de ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen büyükelçilerle iftar programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene ramazan ayını buruk karşıladıklarını vurguladı. “Gönül coğrafyamızda acıların gözyaşların gönül yaralarının devam etmesi nedeniyle gerçekten üzüntü içerisinde olduklarını” ifade eden Erdoğan, “Gazze ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 5 aydır süren İsrail saldırıların da 32 bin kardeşimiz şehit oldu. Sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan ağır bombardımanlar da 73 bin Filistinli de yaralandı. İsrail 7 Ekim öncesinde 17 sene boyunca uyguladığı ablukayla zaten Gazze’yi bir açık hava hapishanesine çevirmişti. Son 5 aydır ise Gazze’yi örneklerine ancak 2. Dünya Savaşı’nda şahit olduğumuz büyük bir imha kampı haline getirdi. İsrail’in vahşi saldırıları sonucunda Gazze, dünyanın en büyük çocuk ve kadın mezarlığına dönüşmüştür. Bunu sadece biz değil bölgeyi ziyaret eden, Gazze’de yaşayan, Gazze gören vicdan sahibi herkes söylüyor. Ama biz böyle konuştuğumuzda Netanyahu ve cinayet şebekesi rahatsız oluyor. Hemen antisemitizm yaftası vurarak bizi susturabileceğini zannediyor. Bu amaçla şimdiye kadar gizli açık her yolu denediler ama Tayyip Erdoğan’ın hakkı ve hakikati haykırmasına asla engel olamadılar. Bugün de katile katil zalime zalim demekten bizi alıkoyamazlar” diye konuştu.
“İsrailli yöneticiler, soykırım gerçeğini saklamak yerine Gazze’de ölen bebeklerin hesabını versin”
İsrailli yöneticilerin Türkiye’ye saldırarak soykırım gerçeğini saklamaya çalışmak yerine Gazze’de susuzluktan ve açlıktan ölen bebeklerin hesabını vermesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Netanyahu ve suç ortakları kimsenin itibar etmediği yalanlara sarılmadan önce niçin Gazze’deki 35 hastaneden 31 devre dışı bırakıldığını doktoru ve hemşiresiyle niye 400 yakın sağlık personelini öldürdüklerini neden aralarında tarihi camilerin de olduğu 220 ibadet yıktıklarını niçin eğitim kurumlarının yüzde 90 enkaza döndürdüklerini açıkladılar. Bir miktar un, bir miktar makarna, belki bir adet kuru ekmek alabilmek için sıra bekleyen masum sivilleri katledenlerin bize söyleyecek sözü olamaz. İsrail yönetimi ne yaparsa yapsın, katil, zalim, hırsız, yalancı ve faşist olduğu gerçeğini artık gizleyemez” diye konuştu.
“Uluslararası kurumlara yönelik güven kaybının bedeli önümüzdeki yıllarda daha fazla terör, daha fazla istikrarsızlık olarak hepimizin önüne gelecektir”
Meselenin çok daha vahim tarafı uluslararası adalet divanının ihtiyati tedbir kararına rağmen İsrail’in hiçbir şeyi olmamış gibi katliamlarına devam etmesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimseyi dinlemeyen İsrail savaş suçlarını pervasızca sürdürüyor, hatta acil ateşkes çağrısı yapan ülkeleri dahi tehdit edecek kadar küstahlaşıyor. İsrail yaklaşık bir asırdır şımartılmanın, katliamları, toprak gaspları, hırsızlıkları karşısında sessiz kalınmasının faturasını sadece Filistin halkına ödetmiyor. Bu fatura aynı zamanda uluslararası kurumlara da ödetiliyor. Uluslararası kurumlara yönelik güven kaybının bedeli önümüzdeki yıllarda daha fazla terör, daha fazla istikrarsızlık olarak hepimizin önüne gelecektir” şeklinde konuştu.
Netenyahu ve suç ortaklarına bu cesareti veren üzülerek ifade ediyorum ki İsrail’e koşulsuz askeri ve diplomatik destek sağlayanların ikircikli politikaları olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kargo uçakları, batı başkentlerinden Tel Aviv’e sürekli silah ve mühimmat taşırken yasak savma kabilinden kurulan cümlelerin hiçbir anlamı yoktur. Gazze’ye yönelik saldırılar ve devam ederken mevcut yardım miktarının yeterli olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Refah sınır kapısından tır geçişlerinin olması gereken düzeye çıkartılması en acil ihtiyaç olduğunu belirtti. İsrail üzerinde daha fazla baskı kurulması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Türkiye olarak şimdiye kadar 40 bin tondan fazla insani yardım malzemesini mısır üzerinden Gazze’ye ulaştırdık. Ulaştırmaya da devam ediyoruz. Son olarak önceki gün Bugün Kızılay’ımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza ait bir gemi Mısır’ın El-Ariç Limanı’na vardı. Ramazan ayı boyunca hem resmi kurumlarımız hem belediyelerimiz hem de vakıf ve derneklerimiz vasıtasıyla yardımlarımızı arttırarak sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
“Gazze’deki katliamların tekrar etmemesi ve bölgenin ihyası için garantör olarak sorumluluk üstlenmeye de hazırız”
Gazze’deki katliamların tekrar etmemesi ve bölgenin ihyası için garantör olarak sorumluluk üstlenmeye de hazır olduklarını aktaran Erdoğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Şu gerçeğin artık herkes farkındadır, Filistin meselesi adil bir çözüme kavuşturulmadan ne bölgemizde, ne dünyada kalıcı barış ve istikrar mümkündür. Bunun tek yolu ise 1967 sınırları temelinde Doğu Kudüs’ün başkent olduğu bağımsız Egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin kurulmasıdır. Hepimizin katledilen Filistinli çocuklara borcu vardır. Bu borçla ancak bağımsız Filistin Devleti’nin tesis edilmesiyle ödenebilir. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistinli kardeşlerine sahip çıkacak hakkı ve hakikati haykırmaya devam edecek. Zalimler karşısında da kesinlikle geri adım atmayacaktır.”
2 yılı aşkın süredir Ukrayna’da devam eden savaşta da vicdanlı ve ilkeli yaklaşım ile barışın sağlanmasına dönük her türlü çabayı sergilediklerini ifade eden Erdoğan, “Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi ortaya koyarken Rusya’yı dışlayan barış planlarının sonuç getirmeyeceğini de ifade ettik. Karadeniz’den komşumuz olan her iki ülkeyle de diyaloğumuzu sürdürüyoruz. Cuma günü Ukrayna Devlet Başkanı Zelenksi’yi İstanbul’da misafir ettik. Seçimler sonrasında da Rusya Devlet Başkanı Putin’i ağırlayacağız. Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini yeniden teşhis etmek ve tahıl ticaretinin güvenli şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla çalışıyoruz. Bölgede çatışmaları kızıştıracak, NATO’ya da sirayet etmesine sebep olacak her türlü adımdan uzak durulması gerektiği inancındayız. Savaşın kazananı, barışın kaybedeni düsturuyla Rusya, Ukrayna arasında barışın tesisi için gayretlerimizi devam ettiriyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Güney sınırlarımızın ötesinde bir teröristan kurulmasına hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğiz”
Cumhuriyet’in 100. yılını geride bırakmanın gururunu yaşayan ülkemiz, Türkiye Yüzyılının inşası için hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze ve Ukrayna’nın yanı sıra Suriye, Irak, Libya, Yemen ve Afganistan’da barış ve istikrara yönelik çabalara aktif katkı sağlıyoruz. PKK, PYD, FETÖ ve DEAŞ başı olmak üzere terörün her çeşidine karşı mücadele veriyoruz. Güney sınırlarımızın ötesinde bir teröristan kurulmasına hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda artık müttefiklerimiz başta olmak üzere dost ülkelerden en azından DEAŞ bahanesiyle bölücü terör örgütüne verilen desteği keserek Türkiye ile dayanışma sergilemelerini bekliyoruz. Son 10 yılda yaşanan tüm gelişmeler şu gerçeği çok net göstermiştir. Terör örgütleri vasıtasıyla çıkarların korunması mümkün değildir. Bu tür hesaplar tıpkı kumdan kale misali sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bölgemizde kalıcı istikrar ve huzurun tesisi yılanla aynı çuvala girmekten değil meşru aktörlerle ortak bir zeminde buluşmaktan geçiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bu ortak bulunacağına inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kafkasya’da istikrarın korunması, Türkiye’nin öncelikleri arasında ilk sıralarda yer aldığını vurguladı.
“Balkanların istikrarı ve huzuruna katkı sağlayan adımların her zaman olduğu gibi destekçisiyiz”
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış anlaşmasının imzalanmasıyla bölgede yeni bir dönemin başlamasını arzu ettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğu Akdeniz ve Ege’de Yunanistan ile son dönemde hakim olan olumsuz atmosferin somut sonuçlar vermesini ümit ediyoruz. Burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarları ile egemen eşitliği göz ardı edilerek bir çözüme ulaşılması mümkün değildir. Balkanların istikrarı ve huzuruna katkı sağlayan adımların her zaman olduğu gibi destekçisiyiz” dedi.
Geçtiğimiz ekim ay bu yana Kosova’daki NATO gücünün komutasını Türkiye’nin yürüttüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam yetmiş yıldan fazladır etkin ve güçlü üyesi olduğumuz NATO güvenliğimizin temel taşlarından biridir. NATO müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri’yle Washington’da düzenlenen son stratejik mekanizma toplantımızda işbirliğimizi geliştirmeyi kararlaştırdık. Avrupa Birliği üyeliği de stratejik hedefimiz olmaya devam ediyor. Yeniden Asya girişimimizi güçlendirirken Latin Amerika ve Afrika politikalarımızın müspet sonuçlarını alıyoruz” ifadelerini kullandı.
Dördüncü Türkiye Afrika ortaklık zirvesini bu yıl içinde gerçekleştirmek üzere çalışmalara başladıklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Formunun üçüncüsünü 1-3 Mart tarihlerinde 148 ülkeden 4 bin 700 katılımcıyla başarıyla düzenledik. Foruma katılımlarınız için bir kez daha teşekkür ediyorum” dedi.
“Yaklaşık 2 milyar Müslüman’ın inancına ve mukaddesatına yönelik bir saldırı olan bu eylemlere fırsat verilmemesini bekliyoruz”
Her 15 Mart’ı İslamofobi Mücadele Uluslararası günü olarak idrak ettiklerini hatırlatan Erdoğan, “Bu yıl Ramazan’a tekabül eden 15 Mart vesilesiyle giderek artan İslam düşmanlığıyla mücadelenin önemini bir kez daha vurgulamak isterim. Kutsal kitabımızın yakılmasına kadar varan alçakça saldırılara fikir hürriyeti denilerek müsamaha gösterilmesini hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Yaklaşık 2 milyar Müslüman’ın inancına ve mukaddesatına yönelik bir saldırı olan bu eylemlere fırsat verilmemesini bekliyoruz” dedi.
30 Mart’ı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edildiğini aktaran Erdoğan, “Eşim Erdoğan’ın himayesinde yürütülen sıfır atık projesiyle çevre ve atık bilincini yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Gelecek kuşakların bize emaneti olan çevrenin korunması noktasında siz dostlarımızdan gerekli desteği bekliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elçilerle en son iftarı Türkiye 14-28 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerin hemen arifesinde bulunduğunu hatırlattı. İftarda sizlere dalga dalga büyüyen zaferin seslerini duyduğumuzu söylediklerini belirten Erdoğan, “Yaşadığımız asrın felaketi 6 Şubat depremlerine rağmen Mayıs seçimlerini yüzde 90 bulan rekor katılım oranıyla tam bir demokrasi şöleni havasında gerçekleştirdik. Seçimlerin ikinci turunda yüzde 52 aşan oy oranıyla aziz milletimizden beş sene daha Türkiye’ye ve kendisine hizmet etmeye çalıştık. Tıpkı geçen seneki gibi bugünkü iftar programımızı da yine bir seçim sürecinde yapıyoruz. 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde amacımız son 22 yıldaki yirmi 28. sandık zaferimize imza atmaktır. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yerel yönetimler boyutunda da inşallah neticeler elde edeceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ramazan ayının ilk iftarında şehit aileleriyle bir araya geldi. İftar sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifi’nizi canı gönülden tebrik ediyorum. Her Ramazan’da olduğu gibi bu yıl da ilk iftarımızı şehit yakınlarımızla yapmak istedik. ve zengin bir sofrada, ki bu sofranın adı muhabbet sofrasıdır, muhabbetten Muhammed oldu hasıl Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl. ve böyle bir sofrayla Ramazan-ı Şerif’in ilk iftarını yapmış olduk. Devlet protokolümüzün de iştirakiyle gerçekleştirdiğimiz bu iftar vesilesiyle milletimizin ve tüm İslam aleminin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyorum” dedi.
“Her meselelerinde yanlarında olmak, gönüllerini hoş etmek, rızalarını almak boynumuzun borcudur”
Şehit yakınları ve gazilerin milletin kendilerine emanetleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerinin her meselelerinde yanlarında olmak, gönüllerini hoş etmek, rızalarını almak boynumuzun borcudur. Bu amaçla hem gereken kurumsal düzenlemeleri yaptık hem de onları kalbimizin en mutena köşesinde misafir etmeyi şeref bildik. Bugün de sınırlarımız içinde, sınırlarımızda ve sınırlarımız ötesinde milletimizin huzuru, devletimizin bekası, geleceğimizin güvencesi için vazife yürüten kardeşlerimiz var. Sayılarını milyonlarla ifade edebileceğimiz askerimize, polisimize, jandarmamıza, güvenlik korucumuza ve diğer kamu personelimize şükran borçluyuz. Rabbim hepsini de korusun, muhafaza etsin, ayaklarına taş değdirmesin” diye konuştu.
“Esasen 15 Temmuz’da gördük ki bu ülkenin erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla her meslekten, her kesimden insanıyla tamamı yeri geldiğinde birer savaşçı kahramana dönüşebilmektedir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihçiler milletlerin öne çıkan vasıflarını anlatırken, bizim için asker millet tespitini yaparlar. Gerçekten de binlerce yıllık millet tarihimiz ve 2 bin 200 yılı aşkın devlet geleneğimiz boyunca bu vasfımızı hep gösterdik. Bu vasfımızı hiçbir zaman kaybetmedik. Son olarak Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de topyekün seferberlik anlayışıyla vatan topraklarını savunurken de aynı saikle kıyam ettik. Yakın geçmişimizde PKK’dan FETÖ’süne kadar bütün terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadele de esasen milli bir şahlanıştı” ifadelerini kullandı.
Son 21 yılda eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma her alanda hayata geçirdikleri reformlarla bu milli şahlanışın altyapısını güçlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayiine yaptığımız yatırımlarla Türkiye’yi gerçek anlamda bağımsız bir devlet haline getirdik. Çevremizde yaşananları görüyorsunuz. Şayet siyasetiyle, ekonomisiyle, savunma sanayisiyle, sosyal yapısıyla güçlü bir devlet değilseniz size her türlü zulmü reva görüyorlar. Vatan topraklarınızı korumanın ve o sınırlar içinde güvenle yaşamanın yolu her bakımdan güçlü olmaktan geçiyor. Cumhuriyetimizin ilk asrında bu konuda yaşadığımız eksiklerin bedelini geri kalmışlıkla, istikrarsızlıkla, kaosla, vaktimizi ve enerjimizi iç mücadelelere harcayarak ödedik” dedi.
Bilhassa son 10 yılda Türkiye’yi yeniden aynı duruma düşürmek için pek çok oyun oynandığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pek çok tuzak kuruldu. Terör saldırıları ve darbe girişimleri de bunların arasındaydı. Hamdolsun milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkıp, tüm bu oyunları ve tuzakları bozdu. Şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakarlığıyla 85 milyonun tek yürek ve tek bilek olarak istiklaline ve istikbaline sahip çıkmasıyla hep yolumuza devam ettik. Tüm Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geleceğimize yeni bir ufuk açtığımız şu dönemde elbette hala aşmamız gereken sıkıntılarımız mevcuttur. Allah’ın izniyle hepsinin de üstesinden geliriz. Sahip olduğu güçlü altyapı sayesinde ülkemiz için artık gündemindeki her meselenin çözümü sadece irade, plan ve vakit işidir. Çünkü biz bir ülkenin programlarını hayata geçirebilmesi için gereken ilk şarta, yani huzur ve güven iklimine, siyasi istikrara, sosyal barışa sahibiz. Türkiye’ye diz çöktürerek ülkemizi yeniden eski, zayıf günlerine geri döndürmek isteyenlerin çabaları tabii ki hiç bitmeyecektir” açıklamasını yaptı.
Önemli olanın milletçe kazanımlara ve geleceğe sahip çıkılması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız her sınamada görüyoruz ki milletimizin bu konudaki kararı nettir, kesindir. Bu duygularla Ramazan-ı Şerifi’nizin tekrar mübarek olmasını diliyorum. Bu ay boyunca tutacağınız oruçların, yapacağınız ibadetlerin Hakk katında kabul ve karin olmasını niyaz ediyorum. Bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İftarımıza teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyorum. Devlet kurumlarımızın temsilcilerine de bu güzel iftar soframızda bizlerle birlikte oldukları için teşekkür ediyorum. Allah’a emanet olun. Allah’ımız bizi nasıl Ramazan-ı Şerife kavuşturduysa aynı şekilde Ramazan Bayramı’na da kavuşturmasını rızasına uygun olarak bizler de diliyoruz” dedi. – ANKARA
]]>Hattın açılışı dolayısıyla Molla Gürani İstasyonu’nda düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimini eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu andaki belediye acaba kaç tane metrobüs hattı yaptı? Nereye kadar metrobüs hattı uzadı? Hiçbir şey duydunuz mu? Yok. Yapmaz ve yapamazlar. Sadece yalan. Metrobüsü İstanbul’un hayatına kazandıran kim? AK Parti, AK Belediyecilik. Aynı şeklide bütün metro hatlarını yapan yine AK Parti, yine bizim belediyelerimiz. ve belediye başkanlığımdan başlayan bu süreçte Kadir Bey’le devam eden süreç ve ondan sonra yine Mevlüt Bey’le devam eden süreç ve biz gittik, geldi 5 yıl en ufak bir şey yok.” ifadelerini kullandı.
Bugün açılışını yaptıkları hattın devreye girmesiyle çok geniş bir çevrede yaşayan İstanbulluların hayatının daha da kolaylaşacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbullu vatandaşların bugünden itibaren Kayaşehir-Bakırköy Sahil arasında 39 dakikada, Çam ve Sakura Şehir Hastanesi-İncirli arasında 31 dakikada, Kayaşehir-Kirazlı arasında 27 dakikada, Metrokent-Özgürlük Meydanı arasında 30 dakikada seyahat edebileceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yahu Çam ve Sakura Hastanesi’nin yolunu yapmadı, yolunu. ‘O yolu peki kim yaptı Sayın Cumhurbaşkanım?’ derseniz, biz yaptık. Ulaştırma Bakanlığına talimat verdim. Çam ve Sakura Hastanesi’nin yolunu da yine biz yaptık. ya ne işe yarıyorsun? ‘Şunu da ben yaptım.’ de. Yok. Metro hattımızın İstanbul’un en yoğun yerleşim alanlarının olduğu bölgede ulaşım noktasında çok ağır bir yükü alacağına inanıyoruz. Bunları söylerken İstanbul’un dışından birisi olarak değil, bir İstanbullu olarak söylüyorum. Burada doğmuş, burada büyümüş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Dertliyiz, dertli. Bunlara gereken dersi 31 Mart akşamı verelim diye söylüyorum.”
Bu hattın hem İstanbul’a hem Türkiye’ye ekonomik anlamda da önemli katkıları olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, motorlu taşıtlardan raylı sistemlere yönelecek trafik sayesinde akaryakıttan, araç ve yol bakımına kadar kişi ve kamu giderlerinde önemli bir tasarruf yapılabileceğini vurguladı.
“Halen yapım aşamasında iki önemli metro hattımız daha var”
İstanbul’un en büyük derdinin trafik ve ulaşım olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ayrıca karbondioksit salınımını düşürerek çevrenin korunmasına da katkı sağlayacağız. Bu hattı devreye almak suretiyle trafik kazalarının sebep olduğu can ve mal kaybını da inşallah azaltacağız. Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte tüm bu hususlarda ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor. Bugünkü açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz. Elbette burada durmayacağız. Halen yapım aşamasında iki önemli metro hattımız daha var. İstanbul Havalimanı-Arnavutköy-Halkalı ile Altunizade-Çamlıca Cami-Bosna Bulvarı metro hatlarındaki çalışmalar devam ediyor. Biri 31,5 kilometre, diğeri 4,5 kilometre uzunluğundaki bu iki projemizi de en kısa sürede tamamlayarak şehrimizin istifadesine sunacağız. Böylece İstanbul’un raylı sistem uzunluğu 384 kilometreyi bulacak.
Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı’nın ülkemize, milletimize, şehrimize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Ulaştırma Bakanlığımızın yanı sıra yüklenici firmalarımızı mühendisinden işçisine, projede emeği geçen herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Bu hattı kullanacak İstanbullu kardeşlerime şimdiden hayırlı, güvenli, huzurlu, konforlu yolculuklar temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un kendileri için aşk, sevda ve tutku demek olduğunu ifade ederek, İstanbul’un aynı zamanda Türkiye’nin en büyük değeri ve en büyük hazinesi olduğunu söyledi.
İstanbul’a hizmet etmenin, İstanbul’un hizmetkarı olmanın, İstanbul’a eser kazandırmanın kendileri için şeref, onur ve bahtiyarlık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu şehri sadece insanı kendine meftun eden fiziki güzellikleriyle değil tarihiyle, kültürüyle, en az İstanbul kadar güzel insanlarıyla da seviyoruz. İstanbul’un sadece taşına, toprağına, havasına değil Eyüp Sultan’ın sembolü olduğu o eşsiz manevi atmosferine de sevdalıyız. Gençler; öyleyse ‘Yeniden İstanbul’. Bu anlayışla tam 30 yıldır hangi görevde olursak olalım İstanbul’a aşkla, büyük bir tutkuyla, tüm kalbimizi ortaya koyarak hizmet ediyoruz.” diye konuştu.
“Yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez”
İstanbul’u daha yaşanabilir bir yer haline getirmek için, İstanbul’u gelecek nesillere en güzel şekilde emanet etmek için canla başla çalıştıkları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un her meselesini kendi meseleleri, her sıkıntısını kendi sıkıntıları, her sevincini de kendi mutlulukları olarak gördüklerini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şunu, altını çizerek belirtmek isterim: İstanbul’a bu nazarla bakmayan hiç kimse Fatih’in emaneti olan bu aziz şehri anlayamaz, İstanbulluyu anlayamaz. Gerçekten de İstanbul öyle büyük bir adanmışlık gerektirir ki kendi dışında başka hiçbir işle meşgul olunmasını kaldırmaz. Yani yarım gün mesaiyle İstanbul yönetilmez. İstanbul’u bırak hadi, kayağa git. İstanbul’u sel afeti almış götürüyor, nerede? Anlayın işte. Kardeşlerim, her şeyiyle kendini buraya adayacak olan İstanbul’a kendini adamış olur. Biz işte bunun için her fırsatta ne diyoruz? ‘Sadece İstanbul.’ Bunun için hep İstanbul’a hizmet etmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğuna dikkati çekiyoruz. Böyle bir anlayışa ve odaklanmaya sahip olmayanların elinde İstanbul’un son dönemde nasıl büyük bir irtifa kaybı yaşadığını herkes kabul ediyor.”
“Trafik, İstanbullu kardeşlerim için artık sorundan öte zulüm haline geldi.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Daha önce belli saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığı artık günün hemen her saatinde sıradan hale geldi. İstanbullu kardeşlerimizin ömrü trafikte geçiyor desek, yanlış bir ifade kullanmış olmayız. Şayet biz vakti zamanında CHP’nin takoz siyasetine boyun eğip Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara Otoyolu’nu yapmasaydık bugün durum çok daha kötü olurdu. Biz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temelini attığımız zaman bunlar ne yaptılar? Geldiler, gösteriler yaptılar. ‘Bu köprüye ihtiyacımız yok.’ dediler. Ama biz onları dinlemedik. Niye? İstanbul’un neye ihtiyacı olduğunu İstanbul’la dertlenen bizler biliyorduk da onun için. CHP’nin ve onun güdümünde hareket eden ideolojik çevrelerin her türlü engelleme çabalarına rağmen bu yatırımları şehrimize kazandırdık.”
(Sürecek)
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Üniversitesi’nin konferans salonunda düzenlenen İlim Yayma Vakfı 53. Olağan Genel Kuruluna katıldı. Kurulda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin en köklü güçlü geleneğe sahip teşekküllerinin başında İlim Yayma geliyor. Vakfımız ulu bir çınar misali ilim ve hizmet yolcularını kuşatmaya devam ediyor. Vakfımız yarım asırdan fazla süredir çalışıyor. Memleket dahilinde ilim yaymayı teşvik için koşturan tüm vakıf mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Ebediyete ulaşan vakıf insanlarımızı hürmetle yad ediyorum. 4 yıl önce kaybettiğimiz dava arkadaşımız emektarlarından Yücel Çelikbilek’i özellikle şükranla anmak istiyorum. Allah’ın izniyle bu ocak tütmeye devam ettikçe, vakfımız emektarlarının amel defteri kapanmayacaktır. Biz de iyilik neferlerini hiçbir zaman unutmayacağız. Elbette bunu yaparken minnet borcumuzu vakfımızı çok daha ileriye taşıyarak ödeyeceğiz. Daha fazla öğrenciye destek vereceğiz. Ortaöğretimden başlayarak ihtiyaç sahibi evlatlarımızın yanında olacağız. İlim hazinemizin zenginleşmesini sağlayacağız. Vatana millete faydalı evlatlar yetiştirmek vizyonuyla çalışan her bir çalışana teşekkür ediyorum. Milletimiz yetki verdikçe bizler de sizlerin daima yanında olacağız. Yeter ki sizler davasına sadık kuşakların yetişmesi için emek vermeye devam edin. Sağına soluna bakmadan ben varım diyen bir gençlik için çaba gösterin. Gerisi sadece bir zaman meselesidir. Uğruna ömrümüzü adamaktan şeref duyduğumuz davamızın yeryüzünde adaleti tesis etme davasının, medeniyetimizi ihya etme davasının sahibi, Yüce Allah’tır. Biz niyetimizi temiz tuttukça önümüzü kimse kesemez” açıklamasında bulundu.
Ramazan’ı karşılamaya hazırlandıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk sahurumuza kalkacak inşallah ilk orucumuzu tutacağız. Tüm İslam alemi ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu mübarek ayı hep birlikte en güzel şekilde idrak etmeye çalışacağız. Ancak Ramazan ayını başta Gazze olmak üzere pek çok bölgede ciddi inşanı dramlarla karşılıyoruz. Gazze’de yaşananlar artık tahammül sınırını aşmıştır. Terör devleti olan İsrail, batılıları arkasına alarak tam anlamıyla bir soykırım politikası uygulamaktadır. 32 binden fazla Filistinli şehit oldu. 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Bir barbarlıkla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
“Netanyahu günümüzün canisidir”
Netanyahu’ya günümüzün canisidir şeklinde tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Netanyahu ve gözünü kin bürümüş yönetimi, günümüzün Nazileri olarak isimlerini modern dönem canilerinin yanına ekletmişlerdir. Bu katliamcıların Uluslararası Hukukta hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz. 155 günde gerçekten yüreklerimizi dağlayan, bir insan olarak yüzümüzü kızartan pek çok hadiseyle karşılaştık” dedi.
“İslam alemi kardeşlik görevini tam manasıyla yerine getiremedi”
İnsan Haklarının nasıl sadece bir kağıt parçasına dönüştüğüne hep beraber şahit olduk. İslam dünyasının ortak hareket etme, zulmü engelleme noktasında halen çok önemli eksiklerimiz vardır. 2 milyar nüfuslu İslam alemi kardeşlik görevini tam manasıyla yerine getiremedi. Elbette çok uğraşıldı. Diplomatik açıdan çaba harcandı. Fakat Gazze’lilerin bombalarla katledilmesine mani olunamadı. Bu durumun pek çok sebebi bulunuyor. Türkiye bize biçilen bu role itiraz etmektedir. İsrail’in saldırılarının ilk gününden itibaren Filistin halkı için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Tüm görüşmelerimizde Filistin meselesini gündeme getirdik. Katıldığımız tüm toplantılarda Gazze’nin sesi olduk. Topraklarını savunan Filistinlilerin davasına sahip çıktık. Mısır makamlarıyla son dönemde iyileşen ilişkileri yardım ulaştırmak için kullandık. Yardımlarımız 40 bin tonu buldu. 3 bin tonluk yardım taşıyan bir gemi daha yarın ulaşacak. Gıda, su, hijyen ve barınma malzemelerinin yanında ambulans, sahra hastanesi, çadır bulunuyor. Ramazan ayı boyunca yardımı daha da artıracağız. Ülkemize getirdiğimiz kardeşlerimizin tedavileri de devam ediyor. Hamas ve Filistinli gruplarla yakın diyalog halindeyiz” şeklinde konuştu.
“Filistinlilerin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke tartışmasız şekilde Türkiye’dir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elimizin uzandığı gücümüzün yettiği kadar tüm imkanlarımızla yardımcı olmaya çalışıyoruz. En yakın şahidi Filistinli kardeşlerimizdir. Şunu çok net ifade etmek isterim. Filistinlilerin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke tartışmasız şekilde Türkiye’dir. Tüm dünya çok iyi biliyor Tayyip Erdoğan 15 sene önce katillerin yüzlerine karşı “one minute” diye haykırırken nerede duyuyorsa bugün de aynı yerde durmaktadır. En fazla hassasiyet gösterdiğimiz bir konuda bize haksızlık edenleri kendini sorgulamaya davet ediyorum. Mücadelemiz ortadadır. 21 yıl önce, genel başkan olarak Amerika’ya yaptığım ilk ziyarette bana orada Hamas’ı sordular. Terör örgütü dediler. Ben orada onlara Hamas, terör örgütü değil, bir direniş örgütüdür demiştim. O zaman başbakan değildim. Şimdi kimse bize kalkıp da Hamas için terör örgütü ifadesini kullandırtamaz. Hamas’ın liderleriyle çok açık ve net her şeyi konuşup onların arkasında dimdik duran bir ülke Türkiye. Filistin davasına gönül verenler olarak birbirimize ok atmak yerine asıl bu habis zihniyetle mücadele etmeli bunlara zemin kazandırmamalıyız. Türkiye’nin olağanüstü çabalarını görmezden gelme yerine her konuşmalarında işgalci İsrail’e selam çakanların foyasını ortaya dökmeliyiz.
Gençlere nasihatlerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke olarak güçlendikçe inşallah çok daha fazlasını da yapacağız. Rabbim bizlere o günleri görmeyi de nasip eylesin. Sizler bizim aydınlık yarınlarımızın teminatısınız. Mübadele bayrağını bizden siz devralacak, onu yüceltecek, sizden sonra gelen nesile teslim edeceksiniz. Hep söylüyorum. Ne yapıyorsak sizler için, sizin istikbaliniz için yapıyoruz. Sizlerden de kendinizi en donanımlı, şuurlu, ahlaklı ve özgüvenli bir şekilde yetiştirmenizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleşen görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Zelenskiy’i geçen sene temmuz ayından sonra yeniden misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çarşamba günü Sayın Zelenskiy ve Sayın Miçotakis’in de bulunduğu bölgeye yakın bir yere düzenlenen füze saldırısı sebebiyle her iki ülkeye de ‘geçmiş olsun’ dileklerimizi iletiyorum. İki yılı geride bırakan savaş nedeniyle hayatlarını kaybeden Ukrayna vatandaşları için de taziyelerimi sunuyorum. Kıymetli dostumla bugünkü görüşmelerimizde savaşla ilgili gelişmeleri ayrıntılı şekilde ele aldık. Kendisine tespitlerimizi bir dost olarak tüm samimiyetimle ifade ettim.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede stratejik ortakları Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına yönelik desteklerini vurguladıklarını belirterek, savaşın başta Ukrayna olmak üzere bölgesel ve küresel plandaki olumsuz yansımalarının giderek arttığını dile getirdi.
Barışın tesisi için Mart 2022’de İstanbul’da kurulan müzakere masasının yanından geçebilecek nitelikte diplomatik bir adım atılamadığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Başından beri savaşın müzakereler temelinde sonlandırılması için elimizden gelen katkıyı verdik, veriyoruz. Rusya’nın da dahil olacağı bir barış zirvesine ev sahipliği yapmaya da hazırız. İstişarelerimizde ihraç koridorları ve seyrüsefer emniyeti gibi Karadeniz’in istikrarını ilgilendiren meseleler hakkında da görüş alışverişinde bulunduk. Biliyorsunuz, Karadeniz girişimi 33 milyon tona yakın tahılın ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına imkan vererek küresel bir gıda krizinin önüne geçmişti, o anlaşma da yine bu salonda yapılmıştı. Taraflar arasında yeni bir mutabakat sağlanması için bir niyet ortaya konulduğu takdirde daha önce olduğu gibi elimizden gelen desteği vermeye hazırız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek dönemde Ukrayna’nın ekonomik açıdan ayakları üzerinde duran ve kalıcı güvenliğini tesis etmiş konuma gelmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bu çerçevede Ukrayna’nın Avrupa Atlantik Kurumları’yla bütünleşmesi hedefine desteklerinin baki olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bugünkü görüşmelerimizde ikili ilişkilerimizin gündeminde yer alan konuları da etraflıca ele aldık. Savaşa rağmen ikili ticaretimizin istikrarlı bir seyir izlemesinden memnuniyet duyuyoruz. 10 milyar dolar hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma noktasında mutabık kaldık. Serbest Ticaret Anlaşması’nın bir an önce yürürlüğe girmesi, kuşkusuz bu ilişkilerimize yeni bir ivme katacaktır. Pek çok firmamız savaşın getirdiği tüm riskleri göğüsleyerek arazideki çalışmalarına devam etti, devam ediyor. Ukrayna’nın yeniden imarı çalışmalarına da güçlü şekilde destek vereceğiz. Bu çerçevede Ukrayna’nın yeniden inşası forumunu da geçtiğimiz ocak ayında İstanbul’da gerçekleştirdik. Firmalarımızın ilerleyen dönemde daha fazla sorumluluk üstlenme noktasında Ukrayna hükümetinin de tercihine mazhar olacaklarından şüphe duymuyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım Tatarları’nın Ukrayna’daki varlığının iki ülke arasındaki dostluğu pekiştiren önemli unsurlardan biri olduğunu, Ukrayna’nın vazgeçilmez bir parçası olan Kırım Tatarları’nın ülkenin toprak bütünlüğünün yeniden tesisi için de canla başla mücadele ettiklerini söyledi.
Soydaşlarının haklarının garanti altına alınması ve özerklik statülerinin güçlendirilmesindeki emekleri için Zelenskiy’e teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de Kırım Tatar soydaşlarını her zaman desteklediklerini ve desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.
Erdoğan, gelecek dönemde bir yandan Ukrayna ile dayanışmayı sürdürürken, diğer yandan savaşın müzakereler temelinde adil bir barışla sona erdirilmesi için çalışmalara devam edeceklerini belirterek, bugünkü istişarelerin başta Türkiye ve Ukrayna olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
“Rusya’nın Türkiye’nin duruşuna saygı duyacağına inanıyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, Türkiye’nin barış sürecine ilişkin teklifini hatırlatıp, “Rusya’nın askerlerini Ukrayna topraklarından çıkarmasını kim sağlayabilir?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Özellikle burada Rus askerlerinin Ukrayna tarafında bulunması, o tarafta bulunurken böyle bir teminat, böyle bir garanti olur olmaz, bütün bunların hepsi barışı bu denli savunan bir Türkiye olarak biz bu savımızda, bu tezimizde Rusya’nın da Türkiye’nin duruşuna ister istemez saygı duyacağına inanıyoruz. Zaten bu olmadığı zaman böyle bir barışı da temin edebilmek ve bunu sağlayabilmek mümkün olmayacaktır. Ama en azından dünya kamuoyunda, uluslararası kamuoyunda Türkiye olarak görevimizi yapmış addedeceğiz kendimizi. Olay budur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna-Rusya krizinin akıbetini nasıl görüyorsunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Tabii burada üç başlık önemli. Bunlardan bir tanesi gıda güvenliği, bir diğeri esir takası, bir diğeri ise seyrüsefer garantisi. Tüm bunların dışında aslında ramazan ayı sebebiyle bir sükunetin teminini Sayın Başkan’ın istemesi ve limanların güvenliğinin teminini istemesi, bunlar büyük önem arz ediyor. Bunlarla beraber biz de Türkiye’nin duruşu itibarıyla sağlayabileceği bazı imkanlar olduğuna inanıyoruz ki Sayın Başkan’ın gıda güvenliği, esir takası, seyrüsefer garantisi konularında aynı düşüncedeyiz. Bunları sağlamamız lazım. Bu konularda adımlar atmamız lazım. Bu konuda diyoruz ki biz Türkiye olarak, gerek şahsım gerek bakan arkadaşlarım, muhataplarıyla yaptıkları görüşmelerde, buralarda olumlu bazı yaklaşımlar gördüğümüz için bu adımları atıyoruz. Bunlardan da netice alacağımızı ümit ediyoruz. Ümitsiz değiliz çünkü şu salon çok şeylere şahit oldu ve yine bu salonda kaldığımız yerden yola devam edeceğimizi zannederek bu yola çıktık. Sizler de medya olarak yazılı, görsel bu konuda gerekli çalışmayı yaparsanız netice alacağımızı ben ümit ediyorum.”
İşbirliği protokolü imzalandı
Toplantıda, iki ülke arasında ticaret alanında işbirliği protokolü imzalandı.
“Eşya ve Taşıtlar için Elektronik Ön Bilgi Değişimi Sistemi Kurulması”na ilişkin hazırlanan işbirliği protokolüne, Türkiye adına Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ukrayna adına da Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov imza attı.
Basın toplantısında, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’nin Kiev Büyükelçisi Levent Bilgen, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar da yer aldı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen 7. Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmada, hayatını sadece okuluyla evi veya yurdu arasında geçiren, fiziki ve manevi dünyasını geliştirecek faaliyetlerden uzak duran, akranlarıyla fikri müzakere yapacak birikime sahip olmayan, kabiliyetli olduğu alanlardaki farkını ortaya koyamayan, ahlaki açıdan da şahsiyetini inşa etmeyi dert etmeyen, olumlu anlamda varlığını ailesinde, okulunda, arkadaş çevresinde, oturup kalktığı her yerde hissettiremeyen bir gençliğin kendileri için kayıp hükmünde olduğunu belirtti.
Halbuki, gençlerin her birinin gözünde, yüreğinde özellikle saklı o cevherin ateşini gördüklerini, damarlarında dolaşan enerjisini hissedebildiklerini söyleyen Erdoğan, “Yeter ki siz azminizle, gayretinizle, çabanızla bu potansiyeli harekete geçirme iradesini ortaya koyun. İşte o zaman bu kutlu yolculukta ailenizi yanınızda göreceksiniz, arkadaşlarınızı yanınızda göreceksiniz, devletinizi yanınızda göreceksiniz. Bizi daima yanınızda göreceksiniz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra salondaki gençlere, “Ahitleşmeye var mıyız?”, “Gençler, Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa etmeye var mıyız?”, “Büyük ve güçlü Türkiye mirasına sahip çıkmaya var mıyız?”, “Kendimizi her alanda en iyi şekilde geliştirmeye var mıyız?”, “Bedenimizi sporla, ruhumuzu sanatla, kalbimizi inanç ve ibadetle diri tutmaya var mıyız?”, “Dünyayı ve ülkemizi kanser hücreleri gibi saran kötü alışkanlıklardan uzak kalmaya var mıyız?”, “İstiklalimizin ve istikbalimizin sembolü olan ezanımıza, bayrağımıza, vatanımıza, devletimize canımız pahasına sahip çıkmaya var mıyız gençler?” ve “Ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine, insanımızın kardeşliğine gözünü dikenlerin başına gök kubbeyi yıkmaya var mıyız?” sorularını yöneltti.
Gençlerin bu soruları “Evet” diyerek cevaplaması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim hepinizden razı olsun. İşte, Asım’ın nesli budur. İşte, Türkiye Yüzyılı gençliği budur.” dedi.
“Sevgili gençler, bir ülkenin, bir milletin en büyük gücü gençleridir. Gençlerinden ümidi kesen bir millet, geleceğini kaybetmiş demektir.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, öğrenciliğimizden gençlik liderliği yıllarımıza, oradan siyasi hayatımızın her safhasına kadar ömrümüzün tüm dönemlerinde gençlerimize güvendik, inandık, onlarla birlikte yol yürüdük.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya/Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya” dediklerini kaydederek, bugün de girdikleri her mücadelede en çok gençlere güvendiklerini vurguladı.
Vesayetle kavgalarından darbecilere karşı direnişlerine kadar tüm büyük sınamalarında gençleri daima şu anda olduğu gibi yanlarında bulduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sizlerin zamanının misafiri olan bir büyüğünüzüm. Ben misafirim, siz ev sahibisiniz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi tek hedeflerinin ülkeye kazandırdıkları hizmetlerin zirvesi olarak gördükleri Türkiye Yüzyılı hedefini başarıyla ulaştırmak olduğuna işaret ederek, “Böylece gençlerimize çok daha büyük vizyonları hayata geçirebilecekleri büyük, güçlü, müreffeh bir ülke emanet edebileceğiz. Sizlerden beklentimiz ise kendinizi bu geleceğe hazırlamanızdır. Tabii bu hazırlığın söylemek kadar kolay olmadığını biliyoruz. Bunun için yeri geldiğinde güncel gelişmeleri takip etmek, yeri geldiğinde eskilere kulak vermek, bazı gençlerimize eskilerin tavsiyeleri biraz harcıalem gelebilir ama emin olun öyle değil.” diye konuştu.
“Bugün selamlaşmayı dahi unutmuş, ihmal eder hale gelmiş hatta beceremeyen gençlerimize rastlıyoruz”
Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluk üzerine yaptığı konuşmaya, “Önce selam sonra kelam.” diyerek muhteşem bir selam bahsiyle başladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ise en basitinden selamlaşmayı dahi unutmuş, ihmal eder hale gelmiş hatta beceremeyen gençlerimize rastlıyoruz. Halbuki Kur’an ve sünnetten Kutadgu Bilig ve Babürname’ye, destanlarımızdan şiirlerimize kadar, medeniyetimize temel teşkil eden tüm eserlerde selamlaşmanın önemine vurgu yapılır. Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle emretmiştir, ‘Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.’. Evet. Selamünaleyküm. ve aleykümselam.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bu iklimin bereketinden mahrum bir gençlikten daha büyük davalara hizmet nasıl beklenebilir? Selamdan mahrum kalmayı beddua kabul eden bir ecdadın evlatlarına, başı önde gelip geçmek yakışır mı? Biz şahsen kendi tekamülümüzü bu tür nasihatlere ve nasihat sahiplerinin dizleri dibinde büyümeye borçluyuz. İnşallah sizlerin de bu hikmet pınarlarından en verimli şekilde istifade edeceğinize inanıyorum.”
İnsana yaşadığını hissettirenin sadece kalbinin atması veya ailesiyle, arkadaşlarıyla geçirdiği vakit olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insana yaşadığını asıl hissettirenin kendisini aşkın bir davaya mensup hissetmesi ve o dava yolunda verdiği mücadele olduğunu söyledi.
(Sürecek)
]]>Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen TÜGVA 7. Gençlik Buluşması’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlik çağında “ilayi kelimetullah” diye ifade ettikleri Allah’ın dinini dünyaya yayma davasının her şeyin başı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanında Ayasofya’nın ibadete açılması, Taksim’e cami yapılması, inancı yüzünden tahkir edilenlerin, başörtülü hanımların haklarına kavuşmaları, Kudüs’ün mahremiyetine saygı gösterilmesi, dünyanın çeşitli yerlerinde cihat edenlerin zafere ulaşmaları gibi somut gündemlerinin de olduğunu, bu başlıkların bir kısmında mücadelelerinin başarıya ulaştığını anlattı.
Ayasofya’nın yeniden ibadete açıldığını, Taksim’e cami yapıldığını, kıyafeti yüzünden mağdur edilen insanların haklarına kavuştuğunu, inanç ve değerlerin üzerindeki baskılara ve yasaklara son verildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Ancak hala süren ve hatta durumun daha da vahim hale geldiği gündemlerimiz de mevcut. Bunların başında Gazze’de yaşanan katliamlar, diğer Filistin topraklarında işlenen cinayetler ve yapılan hırsızlıklar, Kudüs’ün mahremiyetinin sürekli ihlali gibi hususlar geliyor. Peygamber Efendimiz, ‘Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, gücü yetmezse diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.’ buyuruyor. Filistin’de uygulanan katliamlara, zulümlere, hırsızlıklara karşı bize düşen de sırasıyla bu tavırları sergilemektir. Bilhassa Gazze’deki zulüm, bırakınız kalple buğzetmeyi, dille değiştirme safhasını bile geride bırakmıştır. Artık İsrail’in soykırım politikasına karşı insanlığın yekpare bir şekilde eyleme geçmesi gerekiyor. İsrail’e cesaret ve destek veren Amerika ve Avrupa devletleri, tarihe kadın ve çocuk katillerinin hamisi olarak kaydolmuşlardır. İnsanlığın onurunu kurtarmak için önce bu devletlerin tavırlarını gözden geçirip, yanlıştan dönmeleri şarttır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sert şekilde eleştirerek, “Netanyahu yönetimiyle yan yana anılmak bile başlı başına ağır bir cezadır, utanılacak bir ayıptır. Çünkü Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi katildir. Bizzat failinden yapılanlara karşı çıkmayan bireylerine kadar İsrail’deki herkes, daha anne karnındaki bebeklerden her yaştan çocuğa, kadına, erkeğe kadar on binlerce Filistinli masumun katlinden sorumludur.” ifadelerini kullandı.
Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetiminin zalim olduğunu belirten Erdoğan, İsrail işgali altında yaşayan Filistin halkının evinde oturmasından sokakta yürümesine, işine veya okuluna gitmesine kadar hayatının her anını zehir eden bir zulüm düzenine maruz kaldığını, olup bitenleri gördüğü halde kafasını çeviren, kalbi taşlaşmış, vicdanını siyonistlere kiraya vermiş herkesin de bu zulüm düzenine ortak olduğunu dile getirdi.
“Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi yalancıdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetiminin “hırsız” olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“İsrail yönetimi, Filistin halkının binlerce yıldır sahip olduğu evleri, arazileri, tarlaları, bahçeleri, içindeki eşyaları, mahsulleri ve ağaçlarıyla gasbetmektedir. Yerleşimci denen hırsızlar çetesinin bu gaspları, İsrail Devleti’nin, adaletinin, ordusunun, polisinin gözetimi ve desteği altında yürütülmektedir. Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi yalancıdır. İsrail yönetimi ve yerleşimcisiyle, her türlü melaneti işleyen ama dışarıya karşı tam tersini ifade eden hem yalancı hem kibirli ve kirli bir zihniyetin hakimiyeti altındadır. Milyonlarca masum insana terörist yaftası vurarak katletmek için yalan üstüne yalan söyleyen İsrail yönetimine bu cesareti, yalanları peşinen kabul edip tekrarlayanlar vermektedir.”
Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetiminin faşist olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dün üstün ırk iddiasıyla Yahudiler başta olmak üzere pek çok kesimi yok etmeyi amaçlayan Nazi kafasının bugünkü temsilcisi İsrail yönetimidir. Kendilerinden başka hiç kimseyi insan yerine koymayan bu kafa, yarın fırsat bulduğunda Filistinlilere yaptıkları zulmün daha beterini diğer milletlerden ve inançlardan insanlara uygulamaktan çekinmeyecektir. Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi tehdittir. Tarih bize göstermektedir ki önüne geçilmeyen, kınanmayan, engellenmeyen her zulüm ve katliam, farklı bahanelerle pusuda bekleyen yenilerin yolunu açar. İsrail yönetiminin pervasızca yürüttüğü cinayetler, zulümler, hırsızlıklar ve diğer tüm arızalı politikaların bu zincirleme reaksiyonu başlatma riski giderek artmaktadır.”
Netanyahu’nun başında bulunduğu, tüm büyük zalimler gibi siyonizm adına çocuk ve kadın katliamları yapan, kendilerini savunma imkanı olmayan masumlara zulmeden İsrail yönetiminin korkak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçlü olduğunda ceberut kesilen, korktuğunda hayvandan aşağı bir konuma inen bu güruhun, insanlığın kalbinde kendisi için var olan son merhamet kırıntılarını da yok etme yolunda ilerlediğini söyledi.
“Hamas’a terör örgütü iftirası atan İsrail muhiplerine asla ve asla aldırmayın”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek şunları kaydetti:
“Sevgili gençler, şunu çok iyi bilmenizi isterim. İçimizdeki kimi kendini bilmezlerin söylemlerine bakarak, devletinize ve milletine karşı asla tereddüde kapılmayın. Bu ülkede siyaset yaptığı halde çıkıp utanmadan Hamas’a terör örgütü iftirası atan İsrail muhiplerine asla ve asla aldırmayın. Bunlar katil İsrail’e selam çakarak, siyasi ikballerini garantiye alacaklarını düşünen kifayetsiz muhterislerdir. Pusulasını emperyalistlere çevirmiş selefleri gibi, bunlar da yakında tarihin tozlu raflarında kaybolup gideceklerdir. Şayet onların iddia ettiği gibi Hamas bir terör örgütü olsaydı, emin olun herkesten önce kendileri savunur, işbirliği yapar, muhabbet beslerlerdi. Eğer Hamas bunların dediği gibi bir örgüt olsaydı milletvekilleri her yıl dönümünde kurulduğu köyü ziyaret eder, aklamak için kırk dereden su getirirler, reklamını en çok kendileri yapardı. Gerçekten de Hamas dedikleri gibi olsaydı, hiç şüpheniz olmasın Hamas’ın hamiliğini ve avukatlığını bunlar kimseye bırakmazdı. Açık ve net söylüyorum Hamas, bunların iddia ettiği gibi bir örgüt kesinlikle değildir. Bilakis canları pahasına vatanlarını ve topraklarını savunan bir direniş hareketidir. Müfterileri asıl rahatsız eden de Hamas’ın bu özelliğidir. Biz bunlara aldırmıyor, itibar etmiyor, kesinlikle prim vermiyoruz.”
Türkiye olarak hiçbir tehdide ve baskıya boyun eğmeden Gazze’de yaşanan katliamın, Filistin’de yaşanan zulmün sona ermesi için kalpleri, dilleri ve elleriyle her türlü çabayı gösterdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dualarımızda hep Filistinli kardeşlerimizin özgürlüğe kavuşması yakarışı var. Bu meseleyi uluslararası gündemde tutmak ve somut kararlar çıkması için yoğun diplomasi yürütüyoruz. Mısır ve Ürdün üzerinden bölgeye yardım ulaştırmak için yoğun gayret gösteriyoruz. Bugüne kadar 37 bin tondan fazla insani yardım malzemesini uçaklarla ve gemilerle bölgeye ulaştırdık. Kızılay’ımızın sivil yardım gemisi 3 bin tonluk malzemeyle dün yola çıktı. Gazze’nin Refah Sınır Kapısı’nda her gün Kızılay tırları Gazze’ye giriyor. Ramazan ayında yardımlarımızı inşallah daha da artıracağız.” ifadelerini kullandı.
“‘Bizim orada ne işimiz var?’ diye soranlar ya kara cahildir ya da gönüllü veya görevli beşinci kol elemanıdır”
Gazze’den çıkabilen yaralıların bir kısmını refakatçileriyle birlikte Türkiye’ye getirip tedavi ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin yönetimine ve halkına olan desteklerini her vesileyle sergilediklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Filistinli kardeşlerimiz arasında vahdetin sağlanması için de tüm taraflarla görüşüyoruz. Osmanlı bölgeden çekildiğinden beri rahat, huzur, güvenlik yüzü görmeyen Orta Doğu coğrafyasına asla sırtımızı dönmeyecek, hep kardeşlerimizin yanında olacağız. Nasıl Orta Asya ve Kafkasya’yla kadim tarihi bağlarımızı, Balkanlar’la kardeşliğimizi, Kuzey Afrika’yla yakın ilişkilerimizi güçlendiriyorsak, bu bölgeye sahip çıkmak da tarihi ve insani sorumluluğumuzdur. Her kim size, ‘Bizim orada ne işimiz var?’ diye soruyorsa, bilin ki bunu söyleyen ya kara cahildir ya da gönüllü veya görevli bir beşinci kol elemanıdır.”
Türkiye’nin en büyük gücünü, “gerisinde böylesine geniş bir coğrafyaya yayılan dost ve kardeş dayanışmasının olması” şeklinde niteleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden bu bağları kopartıp atmamızı isteyenler iyiliğimizi değil tam tersine kötülüğümüzü temenni ediyor demektir. İnşallah, medeniyet, tarih ve kültür bilinciyle yetişen siz gençlerimiz, ülkemiz üzerinde oynanan pek çok oyun gibi bu sinsi projeyi de çiğneyip keseceksiniz. Gençler, ben sizlere güveniyorum.” dedi.
Konuşmasının sonunda, kendilerini bir araya getiren TÜGVA yöneticilerine teşekkür ederek, katılımcıların Ramazan-ı Şerifi’ni şimdiden tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere sağlıklı, mutlu, huzurlu hayallerde buluştukları güzel günler temenni etti.
“Hedefimiz, Bakırköy’de de AK Parti olarak bu seçimleri almak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini sonlandırmadan önce, şu anda Bakırköy sınırları içerisinde bulunduklarını, burada da belediye başkan adaylarının Ali Talip Özdemir olduğunu ve kendisini gençlere takdim etmek istediğini dile getirdi.
Ardından sahneye gelen Özdemir ile katılımcıları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah hedefimiz, Bakırköy’de de AK Parti olarak bu seçimleri almak.” diyerek sözlerini tamamladı.
Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Cumhur İttifakı İBB Başkan adayı Murat Kurum, TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci ile yönetim kurulu üyeleri ve çok sayıda genç katıldı.
Hafız Bekir Büyükyurt’un Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirdiği programda, Grup Aksiyon Kudüs ve şehitlere özel eserleri seslendirdi.
Dabke dansının yapıldığı programda, sanatçı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Yücel Arzen 5 kişilik orkestrayla müzik dinletisi sundu.
Programda, 1 Ocak’ta gerçekleştirilen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek” yürüyüşü ve TÜGVA’nın “Bizim Kahramanımız” adlı reklam filmi izletildi.
TÜGVA Başkanı Beşinci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek” yürüyüşünün yağlı boya tablosunu takdim etti.
Gençlik Buluşması, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekilerin hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi. İkili görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Mahmud Abbas ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi. Türkiye ve Türk milletinin Filistin davasına her zaman destek verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin’in gönlümüzde müstesna bir yeri olmuştur. Değerli kardeşim en son geçtiğimiz Temmuz ayında ülkemiz ziyaret etmişti. Bugün yaptığımız istişarelerde Filistin’deki son durumu etraflıca ele aldık. Filistinli kardeşlerimiz tarihlerinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze ve Ramallah’ta masum insanlara karşı İsrail’in düzenlediği saldırılar sonucunda 32 bine yakın Filistinli şehit oldu. 72 binden fazla kişi yaralandı” dedi.
“Filistin halkına yönelik apaçık bir soykırım uygulamaktadır”
2 milyona yakın Filistinlinin evini terk etmek zorunda kaldığını, 2,3 milyon Filistinlinin günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil aynı zamanda masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz. Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu ve gözü dönmüş yönetimi Filistin halkına yönelik apaçık bir soykırım uygulamaktadır” diye konuştu.
“Türkiye olarak bunun için çalışmaya, tüm kapıları zorlamaya devam ediyoruz, devam edeceğiz”
Türkiye’nin, İsrail saldırılarının sona ermesi için çabalarının devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“Bu vesileyle Mahmut Abbas kardeşimin şahsında Filistin halkına ülkem ve milletim adına taziyelerimi ifade ediyorum. Rabbim şehitlerimize rahmet eylesin. Onları cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. Yaralılara Mevla’dan acil şifalar niyaz ediyorum. Bildiğiniz gibi bine yakın yaralı ülkemizin değişik hastanelerinde tedavi görmeye devam ediyor. Netanyahu ve cinayet ortakları, döktükleri her damla kanın hesabını hukuk ve mahşeri vicdan önünde mutlaka verecektir. Türkiye olarak bunun için çalışmaya, tüm kapıları zorlamaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. 26 Şubat’ta Uluslararası Adalet Divanı’nda sözlü sunumda bulunarak meselenin çeşitli yönlerine ilişkin tutumumuzu beyan ettik. İsrail soykırım sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlalden uluslararası adalet divanı önünde yargılanmaktadır. Ancak alınan ihtiyati tedbir kararına rağmen İsrail yönetimi kadın, çocuk demeden kardeşlerimizi öldürmeyi, gıda sırası beklerken sivilleri katletmeyi sürdürmektedir.”
“Ajansın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla yoğun bir çabanın içindeyiz”
“İsrail’in bu şımarıklığının ve hukuk tanımaz tavrının en büyük sebebi batılı güçlerin Holokost’taki günahlarından dolayı İsrail’e verdikleri destektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bunda İslam dünyasının vahdet olamamasının büyük payı vardır. Türkiye’nin Filistin meselesinde duruşu, hassasiyeti ve Filistin halkına güçlü desteği bellidir. 7 Ekim’den beri bu yönde olağanüstü çaba harcadık. Yaptığımız her görüşmede, her yurt dışı ziyaretimizde işgal edilmiş Filistin topraklarındaki İsrail saldırıları gündemimizin ilk sırasında yer almıştır. İnsani yardım noktasında bugüne kadar toplam 37 bin tonu aşkın malzemeyi gemiler ve uçaklarla bölgeye sevk ettik. Ayrıca 900’den fazla hasta ve refakatçiyi tedavi için Türkiye’ye getirdik. Gazze’deki bir sahra hastanesi kurulması için çalışmalarımız devam ediyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistin mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na yaptığımız mali ve ayni yardımları artırdık. Ajansın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla yoğun bir çabanın içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
“Uygulamalarının amacı esasen sahada emrivakiler oluşturmak suretiyle iki devletli çözüm vizyonunu baltalamaktır”
İsrail’in yalan ve iftira ile ajansı itibarsız hale getirmeye yönelik propagandalarına prim verilmemesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ajansın mevcudiyetine halel getirilmemelidir. Son olaylarla ilgili olarak İsrail Filistin meselesine adil bir çözüm bulunmadığı takdirde Orta Doğu’da barışın hakim olamayacağı artık iyice anlaşılmıştır. Kalıcı barışın tek yolu ise 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti’nin tesisidir. Uluslararası toplumun, bunun yerine süregelen işgalin sonuçlarını yönetmeye çalışması beyhudedir, anlamsız ve faydasız bir yaklaşımdır. Bu itibarla sorunun taraflarına da yardımcı olacak şekilde tüm ilgili devletlerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Her geçen gün artan işgal uygulamalarının amacı esasen sahada emrivakiler oluşturmak suretiyle iki devletli çözüm vizyonunu baltalamaktır” dedi.
“Müslümanların, Haremi Şerife girişinin kısıtlanması yönündeki talepleri tam anlamıyla bir hezeyandır”
Sözde yerleşimciler adı verilen, aslında Filistinlilere ait topraklara çöken, çalan gaspçıların eylemlerinin çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası hukuku hiçe sayan bu aleni hırsızlıklar sonucunda Filistin’in coğrafi bütünlüğünden bahsetmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Artık sadece lafta kalan barış çabaları yerine teminatlara sahip, adil bir barışa ihtiyaç duyulduğu apaçık ortadadır. Türkiye olarak bu bağlamda garantörlük mekanizması çerçevesinde sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu açıkladık. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Yaklaşmakta olan Ramazan ayı bağlamında provokasyonların önlenmesi gereğine ilişkin mesajlarımızı ilgili yerlere iletiyoruz. Radikal İsrailli siyasetçilerin, Müslümanların, Haremi Şerife girişinin kısıtlanması yönündeki talepleri tam anlamıyla bir hezeyandır” açıklamasını yaptı.
Böyle bir adım atılmasının sonuçlarının şüphesiz çok ağır olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimiz arasında birlik ve mutabakat sağlama gayretlerini de yakından takip ediyoruz. Gelinen aşamada İsrail’in zulmüne verilecek en güzel cevaplardan biri Filistinliler arası birliğin ve beraberliğin sağlanmasıdır. Bu alanda da üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazırız. Sözlerime son verirken Filistin davasını elimizden gelen en güçlü şekilde savunmaya, Filistin Halkın güvenliğini ve refahını artırmaya yönelik her türlü gayreti desteklemeye devam edeceğimizi vurgulamak istiyorum. Bugün gerçekleştirdiğimiz görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ramazan-ı Şerif’in şimdiden İslam dünyası ve tüm için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tüm Filistinli kardeşlerimize en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
“Biz Türkiye’nin rolünü önemsiyoruz”
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise, “İsrail her türlü vahşeti yürütmektedir. Bizler Ramazan ayına girmek üzereyiz. Filistin’in BM daimi üyeliğe sahip olması bizim arzuladığımız bir şeydir. Bu bağlamda AB ülkeleri Filistin’i tanımalıdır. Biz Türkiye’nin rolünü önemsiyoruz. Gazze, Filistin devleti topraklarının ayrılmaz parçasıdır. Bölünmesi mümkün değildir. Barış ve güvenlik sadece İsrail işgalinin son bulmasıyla mümkündür. Bizler Filistin toplumunun bileşenlerini bir araya getirmek için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Filistinlileri bir araya getireceğiz. Sizlere ve Türkiye halkına teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Filistin’e desteğinizden dolayı müteşekkiriz. Filistin halkına gönderdiği yardımlardan dolayı da minnettarız. 120 binden fazla Filistinli yaralı ve ölü var. Batı Şeria’da da zulüm devam ediyor” açıklamasını yaptı. – ANKARA
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Bir önceki Kabine Toplantısı sonrası gerçekleştirdiği programları hatırlatan Erdoğan, BAE ve Mısır ziyaretlerinin verimli geçtiğini aktardı. Gerek yaralıların ülkemize sevkinde gerekse Gazze’ye gönderilen insani yardımların ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi destekleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını aktardı.
“31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız”
Seçim sürecinde 50 ilde vatandaşlarla buluşmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin güven içinde geçmesi için gerekli hazırlıkları yaptılar. Yargı ile birlikte seçimin güven içinde sonuçlanması bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Deprem bölgesinde 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceklerini söyleyen Erdoğan, kendi evini yapmak isteyenlere de her türlü kolaylığı sağlayacaklarını dile getirdi.
“Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız”
Terörle mücadele konusunda da önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Bölgedeki herkesi kendilerine de açıkça söylediğimiz güvenlik stratejimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya çıkacak gerilimlerin sebebi kendileri olacaktır” diye konuştu.
“Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele hususundaki kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul ettirene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır”
Türkiye’nin Filistin için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak diplomatik girişimlerimizle, insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimize yardım etmeye çalışıyoruz. Türkiye, Filistin için elinden geleni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Ancak sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı bir anlayış birliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam aleminin tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi yekvücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu vahşete engel olması gerekenlerin nasıl felç edildiğini anlatmaya gerek bile yok. Filistin topraklarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası, tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayii ihracat rakamları
“Geçtiğimiz 21 yılda her alanda çok mesafe kat ettik ama henüz gerçekten kendimizi rahat ve güvende hissedeceğimiz yerde değiliz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız projelerin sonuçlanması ve onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var. O günleri de hep birlikte göreceğiz. Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren beşinci nesil savaş uçağımız KAAN vesilesiyle savunma sanayiinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. KAAN başta olmak üzere savunma sanayii hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’ler üzerine taşımıştır. Öyle ki, 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık dört buçuk kat arttırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak 5 buçuk milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayii ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekilde; TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülkesi arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayiimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıldı. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde, tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi kuvvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla, sensörleriyle, muhabere sistemleriyle, füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 adet korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi platformlarında 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik. Yerli tasarım ve üretimimiz, Atak taarruz helikopterlerimizden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterindekilerin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 adet de ihraç edildi” dedi.
“Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir”
Geçen yıl asrın felaketi 6 Şubat depremleri ve seçime rağmen ekonominin yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. İktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimdir. İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son on yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran 2023 yılının Aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Enflasyonla mücadelemizde ise henüz istediğimiz yere gelmedi. Ama daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz. Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesi, mücadelemize olan inancın işaretidir. Aynı şekilde cari açıktaki düşüş sürüyor. Bu yılın ilk iki ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Geçtiğimiz yılı 54 buçuk milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yılki hedefimiz 60 milyar dolar. Tabii tüm bu programları uygularken hep olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımız yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Ülkenin risk priminin düşmesinin, borçlanma maliyetlerinin azalmasının yatırımcıların ilgisinin artmasının, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesinin, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olunmasının, ekonomi programlarının doğru yolda ilerlediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri, çalışanlarımızın, emeklilerimizin dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla evet gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam Yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattık. Sözü edilen artışları ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak kamu görevlilerine maaş vermese bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak milletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince Kuvayi Milliye Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Balıkesir’e yapılan yatırım ve hizmetler kapsamında, aralarında 400 yataklı Merkez Devlet Hastanesi ve 300 yataklı Edremit Devlet Hastanesi’nin de olduğu 16 sağlık tesisinin inşasının sürdüğünü söyledi.
TOKİ kanalıyla 8 bin 586 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 4 bin 960 konutun yapımına da devam ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 7 bin 870 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik.” diye konuştu.
Söz verdikleri 10 millet bahçesinden, Merkez Kız Pınarı, İvrindi, Savaştepe, Karesi, Dursunbey, Kepsut ve Havran’ı tamamladıklarını, diğerlerinin de yapımlarının devam ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırmada 2002’ye kadar Balıkesir’e sadece 76 kilometre bölünmüş yol yapıldığını, kendilerinin bunu 700 kilometreye çıkardıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete açtıkları İstanbul-İzmir Otoyolu’nun 106 kilometresinin Balıkesir’den geçtiğini anımsatarak, Balıkesir Kuzeybatı çevre yolu, Balıkesir Savaştepe yolu ile Yenice, Balya, İvrindi ve Dursunbey yolunu da bu yıl tamamlayacaklarını bildirdi.
Eskişehir-Kütahya-Balıkesir ve Bandırma-Balıkesir-Manisa demir yolu hatlarını elektrikli ve sinyalli hale getirerek modernize ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gökköy Lojistik Merkezi’ni hizmete açtıklarını, şehri hızlı tren ağlarına bağlayacak olan Bursa-Bandırma-Balıkesir hızlı tren hattı projesinin ilk etabını da 2025 yılı sonunda bitireceklerini kaydetti.
Koca Seyit Havalimanı’na yıllık 3 milyon kapasiteli, Balıkesir Havalimanı’na ise yıllık 1 milyon yolcu kapasiteli terminal binaları yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir’e 26 baraj ile 25 gölet inşa ettiklerini, 8 baraj ve 2 gölet daha inşa edeceklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yılda inşa ettikleri sulama projeleriyle 710 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını belirterek, yapımı devam eden 17 sulama tesisi ile 180 bin dekar zirai araziyi daha sulamaya açacaklarını vurguladı.
Balıkesirli çiftçilere toplam 48 milyar lira tarımsal hibe desteği
Balıkesirli çiftçilere toplam 48 milyar lira tarımsal hibe desteği verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdamı desteklemek için Balıkesirli işverenlere 5 milyar lira tutarında prim teşviki sağladıklarını dile getirdi.
Sanayide, teknolojide 4 yeni organize sanayi bölgesi, 1 teknopark ve 1 araştırma-geliştirme merkezi kurduklarını, ayrıca Edremit ve Gönen Organize Tarım Bölgelerini faaliyete geçirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjide 302 bin abonesi bulunan Balıkesir’e ve 7 ilçesine doğal gaz arzını sağladıklarını belirtti.
Bu yıl içerisinde Manyas’a, 2026’da da Balya’ya doğal gaz arzı sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her birini detaylı saymaya kalksak günlerin bile yetmeyeceği eser ve hizmetlerimizi inşallah önümüzdeki dönemde de kesintisiz sürdüreceğiz. Bu anlayışla hazırladığımız gerçek belediyecilik programımızı 81 vilayetimizle birlikte hayata geçireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Millete verilen söz olan bu programın en başta gelen önceliğinin afetlere dayanıklı, dirençli, sağlam yerleşim yerleri inşa etmek olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çocuklar, yaşlılar, engelliler, gençler ve kadınlar gibi toplum kesimlerine yönelik hizmetlerin geliştirilmesini, bu ülkenin imkanlarının bu ülkenin insanlarıyla paylaşılması olarak görüyoruz. Aile kurumumuzun güçlendirilmesini ise geleceğimizi güvence altına almanın temel şartı olarak kabul ediyoruz. Kadınlarımıza ve gençlerimize vereceğimiz destekler için kurduğumuz fon, bu doğrultuda atılmış bir adımdır. Bunların yanında şehirlerimizin çevreye duyarlı bir anlayışla yönetilmesini sağlayacağız. Estetikle biçimlendirilmiş, tarihi ve kültürel birikimi korunmuş, huzurlu, güvenli şehirler kurmak da önceliklerimiz arasındadır. Doğup büyüdüğü yerde kalmak isteyen insanlarımızın sağlayacağımız destekler ve imkanlarla yanlarında olacağız.”
“Hepsi birbirinden zorlu çok sayıda meseleyle aynı anda mücadele ediyoruz”
Bütün bunları söylerken insanların günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları asla görmezden gelemeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorsunuz biz ekonomide önceliği istihdama ve üretime veriyoruz. Bu konuda gayet iyi gidiyoruz. Ancak dünyanın başının belası olan enflasyon bizim de canımızı yakıyor. Üstelik enflasyonun yol açtığı maliyetlere ilaveten 6 Şubat depremlerinin ekonomimize yüklediği 104 milyar dolarlık faturayla da karşı karşıyayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin başkaları gibi sadece bir krizle değil, hepsi birbirinden zorlu çok sayıda meseleyle aynı anda mücadele ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Amacımız, Türkiye Yüzyılı rotamızı koruyarak, bu fırtınalı küresel iklimden ülkemizi selamete çıkarmaktır. Hamdolsun bugüne kadar yaşanan onca sıkıntıya rağmen vatandaşlarımıza mahcup olacak bir kırılmaya meydan vermedik. Küresel bir felakete dönüşen Kovid-19 salgınının hem sağlık hem de ekonomik yönünü başarıyla idare ettik. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın ateşinin ülkemize sıçramasına izin vermeyerek, devletimizin çıkarlarına, vatanımızın güvenlik ve istikrarına halel getirmedik. Türkiye’yle birlikte tüm dünyaya olumsuz etkileri olan bu savaşın bir an önce sona ermesi için girişimlerimizi sürdürüyoruz.”
Gazze’ye yapılan yardımlar
“İsrail’in Gazze’deki zulmüne karşı İslam aleminin yekvücut olarak hareket etmesi için gayret gösteriyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki insanlara ulaştırılmak üzere gönderdikleri yardımların toplamının 34 bin tonu geçtiğini belirterek, dün itibarıyla 2 bin 380 ton yardım malzemesi taşıyan bir geminin daha bölgeye ulaştığı bilgisini paylaştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu zulmün durdurulmaması halinde bölgede yanacak ateşin ülkeyi de etkilemesinin kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:
“Her kim bu meselenin bizimle ilgisi olmadığını iddia ediyorsa ya dünyadan habersizdir ya da başkaları hesabına çalışıyordur. Dolayısıyla Gazze’deki zulmün, Kudüs’teki tacizlerin durması için, hiçbir istisna koymadan söylüyorum, elimizdeki tüm imkanları kullanacağız. Ülkemizi güney sınırlarından kuşatarak bir teröristan kurma projesini, hayata geçireceğimiz yeni harekatlarla delik deşik etmeyi sürdüreceğiz.”
Gabar’da, Cudi’de teröristleri çökerttiklerini, o dağlardaki inlerine gömdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi neredeler? Mesele bu.” dedi.
Bu yıl sonuna doğru ekonomide başlayacak rahatlama ve atacakları ilave adımlarla çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere tüm kesimlerin beklentilerini karşılayacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin imkanları arttıkça bunu milletin istifadesine sunmaktan geri durmayacaklarını kaydetti.
“Bu iklime sahip çıkarak ülkemizle ilgili sinsi niyetleri inşallah bir kez daha kursaklarda bırakacağız”
Gabar’dan günde 35 bin varil petrol çıkarttıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu şimdi nereye gelecek? Yüz bin varile. Yüz bin varile çıktığı andan itibaren aile kurumlarının kaynağı da nereden gelecek? İşte buradan gelecek. Kardeşlerim, ülkemizin 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma adımlarını gerçekleştirebilmenin gerisinde, tüm saldırılara ve tuzaklara rağmen korumayı başardığımız güven ve istikrar iklimi var. Önümüzdeki dönemde de bu iklime sahip çıkarak ülkemizle ilgili sinsi niyetleri inşallah bir kez daha kursaklarda bırakacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir’i sevgiyle selamladığını ifade ederek, konuşmasını sonlandırdı.
Erdoğan, miting alanına giderken vatandaşlarla görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, miting alanına gelirken, Cengiz Topel Caddesi’nde vatandaşları selamladı. Bu sırada, traktörleri ve arı kovanlarıyla gelen bir grup çiftçi ile ellerinde Türk ve Osmanlı bayrakları bulunan at üstündeki vatandaşlar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı selamladı.
Çocuklara hediye dağıtan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Romanya’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 76 kiloda altın madalya kazanan milli sporcu Yasemin Adar Yiğit, hazırladıkları bir proje dosyasını takdim etti.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Halil Yılmaz da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 27 yıl önce belediye başkanıyken itfaiyeci kıyafeti giydiği ve itfaiye erleriyle çektirdiği fotoğrafı Erdoğan’a hediye etti.
Daha sonra miting alanına gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşları, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yücel Yılmaz, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir ve MHP Balıkesir İl Başkanı Niyazi Tunç ile birlikte selamladı.
Programa ayrıca, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Belgin Uygur, Yusuf Ziya Yılmaz ile milletvekilleri ve vatandaşlar katıldı.
Alanda, savunma sanayii alanındaki projelerin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafının olduğu, üzerinde, “Babalar sözünü tutar” yazılı afiş ile yaklaşık iki ay önce kalp krizi sonucu hayatını kaybeden AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları Başkanı Hüseyin Murat Uysal’ın fotoğrafının bulunduğu ve üzerinde “Hatıraların her daim bizimle olacak, seni unutmayacağız” yazan afişler yer aldı.
Mitingde, Yücel Yılmaz ve AK Parti Balıkesir İl Başkanı Aydemir de birer konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra il ve ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırarak, vatandaşlara tanıttı.
Miting sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti.
Belediye ziyaretinin ardından bina önünde kendisini bekleyen vatandaşların yanına giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine sevgi gösterisinde bulunan vatandaşlarla sohbet etti, fotoğraf çektirdi.
(Bitti)
]]>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda partisinin mitinginde halka hitap etti. Sözlerine, “Bugün Denizli yine bir başka güzel. Esen yeller seni söyler Denizli, açan güller seni söyler Denizli, bütün yollar seni söyler Denizli, yarenimsin, cananımsın, canımsın Denizli. Rabb’im seni kem gözlerden korusun.” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havası ayrı güzel, insanı ayrı güzel, coğrafyası bir başka güzel Denizli’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.
Halk müziğe sanatçısı Özay Gönlüm’ün derlediği Denizli türküsünde? “Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı.” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim de Denizli’ye gelip sizlerle kucaklaşmayınca canımız sıkılıyor.” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık on aylık hasretin ardından yine Denizlililer’le beraber olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl mayıstaki seçimlerde Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanlığında yüzde 44, milletvekilliğinde yüzde 45 oranında verdiği destek için Denizlililere teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ama bu oy oranlarının aramızdaki muhabbetin seviyesini yansıtmadığına inanıyorum. Denizli’den en az yüzde 50’nin üzerinde oy bekliyoruz. Buna hazır mıyız? Buna var mıyız? İnşallah 31 Mart’ta bu hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Mesajlarımızı ulaştıramadığımız insanlarımız varsa bir yolunu bulup mutlaka onlara ulaşacağız. Ülkemize dair hayallerimizi ve hedeflerimizi çok daha etkili bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmayı arzuladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin de Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.”
“Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı”
Türkiye’yi 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma hamleleriyle buluşturdukları gibi Türkiye Yüzyılı’nın inşasının da kendilerine nasip olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere buna hazır olup olmadıklarını sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına, bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, iç işlerine müdahale ediyorlar. Hem cumhurbaşkanı adayları hem de cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkeye eser kazandırmak ve millete hizmet etmek gibi en küçük bir derdi olmadığını, siyasetteki varlık amaçlarının sadece çıkarlarını korumak, iktidar alanlarını genişletmek, yoldaşlarını hançerleme pahasına da olsa siyasi kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret olduğunu söyledi.
“Muhalefeti ise yapılan her işe takoz koymak olarak anlıyorlar. Halbuki doğru olan hayırlı işlere destek vermek, yanlış işlere karşı çıkmaktır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğru yanlış bakmadan her işe karşı çıkanın halinin yalancı çobanın işine benzeyeceğini, bir süre sonra kimsenin ne dediğine bakmayacağını, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefetin durumunun tam da böyle olduğunu vurguladı.
“Seçimleri şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz”
Kendilerinin kimin ne yaptığına ne dediğine ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ülkemizi cumhuriyetimizin ilk asrının en iddialı kalkınma projesi 2023 hedefleriyle biz buluşturduk. Aynı şekilde ülkemizi cumhuriyetimizin ikinci asrının vizyonu Türkiye Yüzyılı’na da biz kavuşturacağız. Bunun için yapmamız gereken önemli şey birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Önümüzdeki seçimleri işte bu anlayışla şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz.” diye konuştu.
Alandakilere, “Şimdi Denizli’den öyle bir ses verin ki dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın yüreklerini ferahlık, düşmanlarımızın yüreklerini korku kaplasın. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Denizli ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilerden “Evet” yanıtı aldı.
Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli ayaklarından birinin savunma sanayisinde ve teknolojide Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkarmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaştıkları pek çok engele, gizli açık ambargoya rağmen bu alanda kendilerini sürekli geliştirdiklerini söyledi.
Sadece son bir yılda hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi hizmete aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 civarında olan yerli üretimin payını ise yüzde 80’ler seviyesine çıkardıklarını bildirdi.
Terörle mücadelede kullanılan silahların büyük kısmının yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Artık her şey bizim, kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz. Gemilerimizi sadece kendimiz tasarlamak ve üretmekle kalmıyor, silah sistemlerinden radarlara kadar birçok teknolojiyi de yine biz geliştiriyoruz. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı. En son KAAN’ımız çıktı. Bizim çok çok önemli bir adımımız daha var. Uzaya astronotumuzu gönderdik. Bir de KIZILELMA. ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz.”
Milli muharip uçağı KAAN’ı gökle buluşturduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla icra ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 15 yıllık bir çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN’ın, dünkü testiyle çok kritik bir eşiği daha aştığını bildirdi.
“Ülkemizin başarılarından rahatsız olanların umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler? Kalorifer peteği, süpürge sapı. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır. Buradan KAAN’ın ilk uçuşunu yapması sonrasında milletimizin sevincini paylaşan tüm siyasetçilere ülkem, milletim ve projeye hayat veren TUSAŞ mühendislerimiz adına teşekkür ediyorum. Olur olmaz, ilgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların “KAAN” gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmelerinin ibret verici olduğunu ifade ederek “Bunlar Türkiye’de güya yıllarca siyaset yaptılar. Ülkenin ana muhalefet partisine genel başkan oldular. Ama yerli ve milli muhalefet nasıl yapılır bir türlü öğrenemediler. Şimdi Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yere bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı taşımadılar.” diye konuştu.
Gazze’ye gönderilen insani yardımlar kapsamında, 21 ambulans ile 2 bin 380 tonluk yardım malzemelerini taşıyan bir geminin daha Mısır’ın El-Ariş Limanı’na ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin insani yardımlarıyla mazlumlara sahip çıktığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü dile getirerek bugüne kadar 40 bine yakın deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu hak sahipleriyle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.
Deprem bölgesinde bunları yaparken diğer şehirleri ve toplumun diğer kesimlerini de ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ekonomi ve bölgenin içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletin imkanlarını millet için seferber ettiklerini söyledi.
“Her alanda hedeflerimize ulaşacağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmemek için verdikleri samimi mücadelenin en yakın şahidinin milletin bizatihi kendisi olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
“2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yılın sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız. Ne diyor kelamıkibar, men sabera zafera. Sabreden kimse zafere erer. Ekonomi başta olmak üzere her alanda hedeflerimize ulaşacağız. Bize ecdadın emaneti olan bu vatan topraklarını evlatlarımıza en güvenli, en huzurlu, en müreffeh şekilde teslim etmek boynumuzun borcudur.”
Türk milletinin, bin yıldır bu coğrafyada nice badireleri atlatarak varlığını sürdürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Sadece şu son 10 yılda yaşadıklarımız başka bir ülkenin başına gelse emin olun şimdiye darmadağın olmuştu. Bunun için bekleyenlerin hevesleri inşallah bir kez daha kursaklarında kalacak. Denizli ile, Denizlili kardeşlerimizle el ele yürek yüreğe vererek Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkaracağız. Milli mücadeleyi nasıl ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’ diyerek kazandıysak Türkiye Yüzyılı mücadelesini de aynı hissiyatla zaferle taçlandıracağız. Milletimizin karşısına yeni vizyonlar, yeni hedefler, yeni programlarla çıkarken birileri gibi boşa atıp dolu tutmanın peşinde koşmuyoruz. Tam tersine verdiğimiz her sözün önce altyapısını kuruyor, sonra sizlere de taahhüdümüzü beyan ediyoruz. Şehirlerimiz için hazır ve kararlı olduğumuzu söylerken de gücümüzü bunun gerisindeki 21 yıllık hazırlıktan alıyoruz.”
Denizli’ye 110 milyar liralık yatırım
Denizli’ye bugüne kadar 110 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de eğitimde 4 bin 288 yeni sınıf inşa ettiklerini, gençlik ve sporda 8 bin 104 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 63 spor tesisi kazandırdıklarını, ihtiyaç sahiplerine 4,3 milyar lira kaynakla destek olduklarını anlattı.
Sağlıkta 14’ü hastane olmak üzere 38 sağlık tesisini hizmete aldıklarını, aralarında bin yataklı şehir hastanesinin de olduğu 4 sağlık tesisinin yapımına devam edildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ aracılığıyla 11 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 1911 konutun inşasının sürdüğünü belirtti.
Honaz’daki Akbaş Barajı yatırımını, içme suyu arıtma tesisinin bitmesiyle tamamladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akbaş Barajı’ndan 70 kilometrelik hatla merkeze getirilen içme suyunun kentteki su depolarına ulaşması için ilk vanayı açtık. Denizli’mizin gelecek 50 yıldaki su ihtiyacını karşılayacak bu yatırımın şehrimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 6 bin 75 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini, daha önce hiç atık su arıtma tesisi bulunmayan kentte bugün 44 tesisle belediye nüfusunun yüzde 90’ından fazlasına hizmet verildiğini söyledi.
“Aydın-Denizli Otoyolunu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz”
Denizli’de 8 millet bahçesi projesinden 4’ünü tamamladıklarını, birinin yapımı, 3’ünün ise projelendirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 65 kilometreden 512 kilometreye çıkardıklarını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşası devam eden Aydın-Denizli Otoyolu’nu bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini işaret ederek bağlantı yollarıyla uzunluğu 163 kilometreyi bulan bu otoyolun 80 kilometrelik ilk etabını trafiğe açtıklarını, kalan kısmı da tamamlanınca Denizli-Aydın arasındaki ulaşım süresinin bir saate düşürüleceğini vurguladı. Denizli çevre yolunu 2 bin 649 metre uzunluğunda Honaz Tüneli ile birlikte 14 kilometre olarak tamamladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi köprülü kavşak projesiyle sanayi bölgesinde oluşan trafik yoğunluğunu da en aza indirdiklerini bildirdi. Kaklık Lojistik Merkezi’ni şehre kazandırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli il sınırlarındaki mevcut demir yolu hattını tümüyle yenilediklerini, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında yer alan Selçuk-Ortaklar yeni demir yolunun yapımına da yakında başlayacaklarını kaydetti.
“Denizli’deki işverenlere 5,5 milyar lira prim desteği verdik”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çardak Havalimanı’nı yeni bir terminal binası yaparak büyüttüklerini, Denizli’ye 18 baraj, 2 içme suyu tesisi, 79 sulama tesisi, 7 arazi toplulaştırma projesi, 95 taşkın koruma tesisi, 13 gölet ve 11 hidroelektrik santrali tesisi yaptıklarını, ilde 938 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını anlattı.
Çiftçilere 37 milyar lira tarımsal hibe desteği verdiklerini, Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Çivril Organize Sanayi Bölgesi, bir teknopark, 15 araştırma geliştirme merkezi ve 12 tasarım merkezi kurduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıca 73 hektarlık bir alanda Sarayköy Organize Tarım Bölgesi’ni faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Denizli’deki işverenlere toplam 5,5 milyar lira tutarında prim desteği verdik. Enerjide 294 bin abonesi bulunan Denizli ve 15 ilçesine doğal gaz arzını verdik. Önümüzdeki dönemde Bekirli’ye de doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’ye yapılan yatırımların anlatıldığı video gösteriminin ardından, bunların Denizli’ye kazandırılan eser ve hizmetlerin çok küçük bir kısmı olduğunu, daha çok eser ve hizmet kazandırılacağını sözlerine ekledi. Denizli’ye gelişinde havalimanında yöresel kıyafetli çocuklar tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, miting alanına geçişinde bazı partililerle selamlaştı, bu sırada bazı çocuklarla da ilgilendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halka hitap ettiği miting alanına, “Sen yürüyeceksin, Denizli yürüyecek arkandan”, “Adı geçenlere rakip bile değilsin”, “Türkiye Yüzyılı için doğru zaman, doğru adam” ve üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının bulunduğu “Cumhur İttifakı Türkiye’dir” yazılı pankartlar asıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Denizli Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırdı ve fotoğraf çektirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun ve Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ı kabul ederek, kendilerinden kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. – DENİZLİ
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile beraber “Türkiye-Arnavutluk Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı”na başkanlık etti. Ardından Arnavutluk Başbakanı Rama ile anlaşmaların imza törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Edi Rama ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Rama ve heyetini yüksek düzeyli iş birliği konseyinin ilk toplantısı vesilesiyle Ankara’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, geçtiğimiz sene Türkiye ve Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü yıl dönümünün idrak edildiğini hatırlattı. Arnavutluk ile çok yönlü işbirliğinin 2021 yılında Başbakan Rama ile Ankara’da ilan ettikleri stratejik ortaklık temelinde gelişmeye devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün icra ettiğimiz konseyimizin ilk toplantısıyla münasebetlerimizi daha ileri seviyelere taşıma kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik. Türkiye’nin Arnavutluk’un kalkınmasına verdiği önemi, Arnavutluk halkının refahının artırılmasına yönelik desteğini bir kez daha vurguladım. İmzalanan anlaşmalarla iş birliğimizin ahdi zeminini daha da güçlendirdik. Ticaret hacmimizi 1 milyar dolar seviyesine çıkardık” diye konuştu.
“600’ü aşkın Türk firması 15 binden fazla Arnavutluk vatandaşına istihdam sağlıyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk ile yeni ticaret hedefini 2 milyar dolar olarak belirlediklerini söyledi. Özel sektörün de gayretleriyle bu rakama kısa sürede ulaşılacağına inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 3,5 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla Arnavutluk’taki en büyük 5 yabancı yatırımcı arasında yer aldığını, 600’ü aşkın Türk firmasının 15 binden fazla Arnavutluk vatandaşına istihdam sağlayarak ülke ekonomisine destek sağladığını aktardı. Karşılıklı yatırımları artırmak ve iş çevreleri arasındaki bağları daha da geliştirmek amacıyla çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TİKA vasıtasıyla Arnavutluk’un kalkınmasına yönelik projelere desteğimiz sürecek. TİKA’nın Tiran Koordinasyon Ofisi’nin statüsüne ilişkin olarak az önce imzalanan bu alandaki işbirliğimize güç katacaktır. Başbakan Rama’yla Ocak 2021’de burada düzenlediğimiz basın toplantısında Arnavutluk’ta üç ay içinde bir hastane inşa edeceğimizin müjdesini ve sözünü vermiştik. Hatta bu konuda Sayın Rama’yla iddiaya da girmiştik. Hamdolsun sözümüzü tuttuk. ve üç ay gibi rekor bir sürede Fier Dostluk Hastanemizi inşa ettik. Arnavutluk’un her bölgesinden gelen hastaların şifa bulduğu bu hastaneyi birlikte işletmeye devam edeceğiz” dedi.
“İlişkilerimizi zehirlemek için her yol ve yöntemi deneyen bu şer şebekesinin amacına ulaşmasına fırsat vermeyeceğiz”
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da iyi veya kötü günlerinde Arnavutluk halkının yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başbakan Rama’nın FETÖ’yle mücadele konusundaki hassasiyetini biliyor, bunu takdirle karşılıyoruz. İlişkilerimizi zehirlemek için her yol ve yöntemi deneyen bu şer şebekesinin amacına ulaşmasına fırsat vermeyeceğiz. Arnavutluk makamlarının da bu gerçeğin farkında olduklarını görüyoruz. Karşılıklı anlayış çerçevesinde örgütle mücadelemizi sürdüreceğiz. Halihazırda 2 bin öğrenciye eğitim hizmeti veren Türkiye Maarif Vakfı’nın faaliyetlerine sağladığı katkılar için Sayın Başbakan’a müteşekkiriz. Önümüzdeki dönemde bu desteği artarak devam edeceğine inanıyoruz” diye konuştu.
Başbakan Rama ile bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:
“Türkiye ve Arnavutluk, Balkanlar’ın barış ve istikrarının korunmasına katkı sağlayan iki NATO müttefikidir. Arnavutluk’ta Balkanlar’a ilişkin diyaloğumuzu yoğunlaştırarak devam ettireceğiz. Savunma sanayii ve askeri alandaki iş birliğini de derinleştirmek arzusundayız. Az önce imzalanan askeri çerçeve anlaşması bu irademizin en somut tezahürüdür. Arnavutluk’u başarıyla tamamladığı 2022-2023 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliğinden ötürü tebrik ediyoruz. Arnavutluk dönem başkanlığını Türkiye’den devraldığı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın faaliyetlerine önemli katkılar yapacaktır. Arnavutluk’un temmuz ayında üstleneceği Güneydoğu Avrupa işbirliği süreci dönem başkanlığını da başarıyla yürüteceğine inanıyorum. Görüşmelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarındaki İsrail zulmünü de ele aldık. İsrail’in 4 ayı aşkın süredir devam eden mezaliminin durdurulması ve Filistinli kardeşlerimizin güvenli ve müreffeh geleceklerinin teminat altına alınması noktasında uluslararası camianın sorumlulukları ortadadır. Gerek Uluslararası Adalet Divanı’nda gerek Birleşmiş Milletler’de beklenen süreçler, bu konudaki haklı tutumumuzu net şekilde ortaya koymuştur. Arnavutluk’ta aralık ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na yapılan oylamadaki tutumuyla tarihin doğru tarafında yer almıştır.”
Arnavutluk’un bilhassa bu dönemde mazlum Filistin halkıyla sergilediği dayanışmanın çok önemli ve kıymetli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dostum Rama’yla önümüzdeki süreçte yapılacak girişimler kapsamında temasımızı sürdüreceğiz. Sözlerime son verirken konsey toplantımızda aldığımız kararların ve imzaladığımız anlaşmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Türkiye-Arnavutluk ilişkilerinin bugünkü mükemmel seviyesine ulaşmasına yaptığı eşsiz katkılar dolayısıyla Sayın Başbakan’a ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabb’im birlik ve beraberliğimizi daim eylesin diyorum” dedi.
Edi Rama’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a: “Söylediğiniz söz gerçekleştiriliyor”
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise, “Söylediğiniz söz gerçekleştiriliyor. Biliyoruz ki siz verdiğiniz sözü her zaman tutarsınız. Türkiye’nin yapmış olduğu hastane çok önemli yatırımdır. Size teşekkür etmek istiyorum. Bence bizim milli hafızamızda kalacak üç şey; sizin ve hükümetiniz sayesinde Kosova Bağımsız Cumhuriyet olarak tanındı. İkinci olarak Arnavutluk çok ağır sonuçları olan depremle sarsıldığında siz bizimle iletişime geçen ilk kişiydiniz. Bana dediniz ki, ‘Türkiye olduğu sürece Arnavutluk yalnız olmayacaktır.’ Önemli girişimlerde bulundunuz. Üçüncü olarak da dünya korona virüs tarafından sarsıldığında Arnavutluk ve Arnavutluk halkı, Batı Balkanlar’ın diğer halklarıyla birlikte sudan çıkmış balık gibi hissettiler kendilerini. Eğer Türkiye olmasaydı ve siz olmasaydınız kimbilir kaç kişi hayatını kaybetmiş olurdu. Bunlar üç önemli andır bizim için. Siz hastaneden bahsettiniz ama bunun ötesinde rekor zamanda hastane kuruldu. Bu sizin kırdığınız tek rekor değildir benim bildiğim kadarıyla” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Edi Rama huzurunda Türkiye ve Arnavutluk arasında farklı birçok alanda işbirliklerini kapsayan 6 önemli anlaşmaya imza atıldı. – ANKARA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 yıl sonra resmi ziyaret kapsamında geldiği Mısır’ın başkenti Kahire’deki İttihadiye Sarayı’nda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi il baş başa ve heyetlerarası görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı es-Sisi’nin nazik davetine icabetle uzun bir sürenin ardından yeniden Kahire’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şahsına ve heyetine gösterilen hüsnü kabulden ötürü Sisi başta olmak üzere tüm Mısırlılara teşekkür etti.
Dün yaşanan maden kazası nedeniyle Erzincanlılara geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özel bir maden ocağında dün yaşanan toprak kaymasında maalesef 9 işçimiz toprak altında kaldı. 9 kardeşimizi arama kurtarma çalışmaları çok yoğun bir şekilde devam ediyor. Çalışmaları koordine etmek üzere İçişleri Bakanımız ile Enerji Bakanımızı Erzincan’a gönderdik. Biz de kendilerinden düzenli olarak bilgi alıyoruz. Bölgede 339’u arama kurtarma personeli olmak üzere 827 uzman personel bulunuyor. Ayrıca 626 araç, 32 iş makinası, 97 aydınlatma kulesi, 6 drone, 44 jeneratör ile özel donanıma sahip diğer araçlar kaza sahasındaki çalışmalara destek veriyor. İşçilerimize ulaşıncaya kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Rabb’im ülkemizi her türlü kazadan, beladan, afetten korusun diyorum” dedi.
“Ticaret ve ekonomi iş birliğimizin lokomotifini oluşturuyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ile bin yılı aşan, iç içe geçmiş ortak bir tarih ve kültüre sahip olduklarını söyledi. Bu köklü mirastan aldıkları güçle, Türkiye-Mısır ilişkilerini hak ettiği seviyeye çıkartma gayretinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı güçlü iradenin Mısır tarafında da olduğunu gördüklerini dile getirdi.
Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’ni cumhurbaşkanları seviyesine taşıdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değerli kardeşimi, Konsey toplantımızı gerçekleştirmek üzere ilk fırsatta Ankara’ya beklediğimi söyledim. Bu ziyaret, inanıyorum ki ilişkilerimizde yeni bir dönüm noktası olacaktır. Ticaret ve ekonomi, iş birliğimizin lokomotifini oluşturuyor. Bugünkü istişarelerimizde ticaret hacmini kısa süre içinde 15 milyar dolara çıkarmak için mutabık kaldık. Ayrıca 3 milyar dolara yaklaşan yatırımlarımızı da artırma kararlılığındayız. Görüşmelerimizde bu yönde atabileceğimiz ilave adımlar hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Savunma sanayi çok ciddi potansiyele sahip olduğumuz bir diğer alandır. Mısır, savunma sektörüne önemli yatırımlar yapıyor. Mısırla güç birliğine giderek ortak projeler geliştireceğimize inanıyorum. LNG, nükleer ve yenilenebilir enerji alanında iş birliğimizi geliştirme imkanlarını da değerlendiriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ile turizm, eğitim ve kültür alanlarında da mevcut bağları daha da kuvvetlendirmek adına gayret sarf edeceklerini belirtti. Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsü’nün dünyada Türkçe kurslarına en fazla ilgi gösterilen şube konumunda olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl 22 bin Mısırlı öğrencinin Türkçe öğrenmek üzere kurslara kayıt yaptırmasının memnuniyet verici olduğunu ifade etti.
“Netanyahu yönetimi katliam politikasını pervasızca sürdürüyor”
Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramının Sisi ile görüşmelerinin ilk sırasında yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail saldırılarında ekseriyetle çocuk ve kadın, 28 binden fazla Filistinli kardeşimiz şehit edildi, 70 bine yakın Filistinli masum yaralandı. Savaşta dahi dokunulmaması gereken camiler, kiliseler, hastaneler, okullar, Birleşmiş Milletler binaları bombalandı. Netanyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikasını tüm tepkilere rağmen pervasızca sürdürüyor” dedi.
Gazze’de ateşkesin bir an evvel tesisi ve insani yardımların engelsiz bir şekilde Gazze’ye sevkinin Türkiye’nin öncelikleri arasında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizden bugüne kadar uçak ve gemilerle 34 bin tonun üzerinde yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Yardımların ulaştırılmasında Mısır makamlarının desteğini burada özellikle ifade etmek istiyorum. Mısır Kızılay’ına, Mısır Sağlık ve Nüfus Bakanlığına ve ilgili tüm Mısır kurumlarına teşekkür ediyorum” dedi.
“Gazze’nin insansızlaştırılması hiçbir şekilde kabul edilemez”
Türkiye’nin insani yardımlarının yanı sıra refakatçileri dahil 700’den fazla Filistinli’nin, tedavileri için Mısır üzerinden Türkiye’ye getirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze içinde bir sahra hastanemizin tesisi için uzmanlarımız çalışıyor. Hastanenin en kısa zamanda faaliyete geçmesi noktasında Mısırlı kardeşlerimizin desteğine güveniyoruz. Gazze halkının topraklarından sürgün ettirilmesi yönündeki girişimler bizler için yok hükmündedir. Gazze’nin insansızlaştırılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Mısır’ın bu konudaki dirayetli ve kararlı tutumunu takdirle karşılıyor ve destekliyoruz. Netanyahu yönetimi katliamlarını Gazzeli sivillerin sığındığı son nokta olan Refah’a da taşımaktan uzak durmalıdır. İslam dünyası, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplum, sonu soykırıma varacak böyle bir çılgınlığa izin vermemelidir. Gazze’de akan kanın durması için Mısırlı kardeşlerimizle iş birliği ve dayanışma halinde olmaya devam edeceğiz. Orta vadede Gazze’nin yeniden toparlanması ve imarı için de Mısır’la birlikte çalışmaya hazırız” dedi.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmelerinde, Libya, Sudan ve Somali’deki meseleleri değerlendirme fırsatı da bulduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu üç kardeş ülkenin birliğine, beraberliğine, toprak bütünlüğüne ve huzuruna desteğimiz tamdır” dedi.
Afrika’da, Orta Doğu’da veya başka yerlerde asla çatışma, gerilim, kriz görmek istemediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu amaçla bölgemizde barış ve istikrarın tesisi için Mısır’la temaslarımızı her seviyede artırma kararlılığındayız” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısının ardından, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi tarafından heyeti onuruna verilen resmi yemeğe katıldı. – KAHİRE
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri programında, Ayasofya’yı asli kimliğine tekrar kavuşturduklarını söyledi.
Erdoğan, “Ayasofya’yı yeniden açan Cumhurbaşkanı olarak anılmak, bizim gönül dünyamızda şereflerin en büyüğüdür. Ayasofya’nın yanındaki birçok müktesebat rahmetli Kadir Bey zamanında yenilendi, fakat şu andaki zat, oradaki birçok eseri kaldırarak boşaltılmış bir harabeye döndürdü.” ifadelerini kullandı.
Şimdi orayı yeniden restore ettiklerinin altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bunlara hiçbir şey bırakılmaz, inanın öyle. Bunlar ülkeyi bile çırılçıplak hale getirirler. Geldiğimiz zaman çöp, çukur, çamurdu İstanbul. Öyle almıştık. Ama kendilerine nasıl bir İstanbul teslim ettik, ortada. Onlar şimdi yine ne yaptılar? Aynı hale dönüştürdüler, dönüştürüyorlar. Onun için 31 Mart çok önemli. Yeniden İstanbul’umuzu, Türkiye’mizi aslına rücu ettirmek için 31 Mart çok önemli.”
Ayasofya’yı kendilerinin açtığını ama onu koruyacak olanların elbette gençler olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gençlerimizin bu mukaddes emanete layıkıyla sahip çıkacağına yürekten inanıyorum. ‘Zaman bendedir ve mekan bana emanettir.’ diyen, ‘Kim var?’ diye seslenilince sağına ve soluna bakınmadan fert fert ‘Ben varım.’ cevabını veren bir gençliğin karşımda olduğunu görüyorum. Böyle olduğu müddetçe Allah’ın izniyle Ayasofya’nın kubbelerinden Kur’an sesi, minarelerinden ezan sesi hiçbir zaman eksilmeyecektir. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Türkiye Yüzyılı’nın sembolü olarak ebediyete kadar mümin yürekleri selamlamaya devam edecektir.”
Necip Fazıl’ın izini süren düşünce ve edebiyat damarının, Türkiye’de halen yazı, şiir ve fikir pınarlarını beslemeye devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, “Üstadın geride bıraktığı ilim, kültür ve sanat birikiminin özellikle günümüzün genç kalemleri tarafından sahiplenildiğini görüyoruz. Ödül takdim edeceğimiz kardeşlerimizin arasında gençlerimizin de olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Biz de üstadın adına verdiğimiz ‘İlk Eserler’ ödülüyle genç kardeşlerimizi destekliyor, cesaretlendiriyoruz.” diye konuştu.
Ödüle layık görülenleri tek tek açıkladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılki Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü’ne “Vakitsiz Ölüler Yurdu” isimli kitabıyla Sema Bayar ile “İnsansın ve Akşam” adlı ilk şiir kitabıyla Rıdvan Tulum’un layık görüldüğünü belirterek, “Kendilerini canıgönülden tebrik ediyorum.” dedi.
Necip Fazıl Hikaye Roman Ödülü’nü ise bu yıl Selahattin Yusuf’a takdim ettiklerini belirten Erdoğan, “Romanlarında ele aldığı meseleleri sağlam bir zemine oturtan Selahattin Yusuf kardeşimizi tebrik ediyor, yazı ve düşünce hayatında kendisine muvaffakiyetler diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Şiir Ödülü’nün Ali Günvar’a tevcih edildiğini aktararak, “Şiir desenlerini, geleneğimizi ihmal etmeyen yenilikçi bir tavırla ören Ali Günvar, geniş okuyucu kitlesinin kalbine de ses ve mısralarıyla dokunuyor. Hazreti Mevlana’dan, Yunus Emre’den, Niyazi Mısri’den, Nabi’den, Baki’den, Şeyh Galip’ten ve Taşlıcalı Yahya’dan aldığı ilhamla bezediği şiirlerini dünya edebiyatıyla irtibatlandırıp geniş bir yelpazenin parçası haline getiriyor. Yayıncılık faaliyetleriyle edebiyatımıza yıllardır hizmet eden şair Ali Günvar’ı tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Necip Fazıl Fikir Araştırma Ödülü’nü bu sene Ahmet Ayhan Çitil’e takdim ettiklerini kaydeden Erdoğan, “Son derece kıymetli akademik çalışmalarında din, metafizik, matematik, ahlak, yapay zeka ve hukuk gibi konuları ele alan Prof. Dr. Ahmet Ayhan Çitil hocamız, Kant felsefesi üzerine yaptığı inceleme ve araştırmalarla ilim ve düşünce dünyamızda önemli bir boşluğu dolduruyor. Ahmet Ayhan Çitil hocamıza teşekkür ediyor, bundan sonraki araştırmalarında başarılar diliyorum.” dedi.
Necip Fazıl Uluslararası Kültür Sanat Ödülü’nün bu yılki sahibinin değerli yazar ve yönetmen Nacer Khemir olduğunu dile getiren Erdoğan, “İslam kültür ve medeniyetini tüm güzellikleriyle yansıtmaya çalışan kitapları ve filmleriyle modern insanı sarsıp ona yüceleri, öteleri işaret eden Nacer Khemir, kültür ve sanat dünyamızda uluslararası bir yer tutmaktadır. Nacer Khemir’i de kutluyor, yeni çalışmalarının hayırlı, faydalı ve bereketli olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Çocuk Edebiyatı Ödülü’nün sahibinin Figen Yaman Coşar olduğunu belirterek, “İstikbalimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza dönük duru bir Türkçeyle mayaladığı metinlerle, incelikle hazırladığı çocuk programları ve projelerle destek olan Figen Yaman Coşar’ı canıgönülden tebrik ediyorum.” dedi.
Necip Fazıl Görsel Sanatlar Ödülü’nü ise Selahattin Sancaklı’ya takdim ettiklerini dile getiren Erdoğan, “Geçtiğimiz günlerde 87’nci vefat yıl dönümünde rahmetle andığımız Mehmet Akif’in çileli hayatını ve zorlu mücadelesini 13 bölümlük başarılı bir diziyle milyonlara ulaştıran Selahattin Sancaklı’yı tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl ilk kez tevcih edecekleri Necip Fazıl Mimarlık Ödülü’nü ise 6 isme birden verdiklerini belirterek “Şehrin ve mekanın hafızasına sahip çıkarak Samsun Üniversitemize yepyeni bir eser kazandıran İbrahim Düzenli, Asım Divleli, Selçuk Taşar, Ahmet Yılmaz, Hakkı Yiğit ve Sami Ateşçi’ye teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi.
Yine ilk kez takdim edilen Necip Fazıl Müzik Ödülü’ne genç piyanist Büşra Kayıkçı’nın layık görüldüğünü açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk albümünü 2019 yılında çıkaran Büşra Kayıkçı yerel ve uluslararası müzik çevrelerince büyük bir ilgi ve övgüyle karşılandı. Genç yaşına rağmen kendisine beynelmilel bir yer açıp ülkemizi başarıyla temsil eden Büşra Kayıkçı kardeşimizi kutluyor, daha nice güzel eserlere imza atmasını yürekten temenni ediyorum.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Saygı Ödülü’nü bu yıl Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’ye takdim ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Tıp alanındaki araştırma ve incelemelerinin yanı sıra gerçekten değerli şiirler, denemeler ve hatıra kitapları kaleme alan, bir yandan da yetiştirdiği talebeler eliyle ilim, kültür ve sanat hayatımıza yeni soluklar kazandıran Prof. Dr. Hüsrev Hatemi hocamızı tebrik ediyorum. Kendisine sağlıklı, huzurlu ve bereketli ömürler diliyor, şahsım, ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum.”
(Sürecek)
]]>