Covid – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 18 Jul 2024 21:07:14 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol’dan Salgın Uyarısı: “Şiddetli Bir Salgın Yaşıyoruz, Besin Güvenliğiyle İlgili Ciddi Sorunumuz Var” https://www.haber60.com.tr/prof-dr-esin-davutoglu-senoldan-salgin-uyarisi-siddetli-bir-salgin-yasiyoruz-besin-guvenligiyle-ilgili-ciddi-sorunumuz-var/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-esin-davutoglu-senoldan-salgin-uyarisi-siddetli-bir-salgin-yasiyoruz-besin-guvenligiyle-ilgili-ciddi-sorunumuz-var/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:07:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40514 HABER: SEMA ERSOY/ KAMERA: BERKİN GÜLSOY

(ANKARA) – Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol; salgın hastalıkların artışı, artışın nedenleri, hastalığın belirtileri ve kişilerin alması gereken önlemlerin neler olduğunu anlattı. Şenol, gıda güvenliği ile ilgili ciddi sorunlar olduğuna dikkat çekerek, ” Türkiye’nin dört tarafında şiddetli bir salgın yaşıyoruz. Sağlık otoritesinin sistemi koordine edip derhal aile hekimleriyle akademiyi ve pediatristlerle, enfeksiyoncuları bir araya getirip yolu çizmesi lazım” ifadelerini kullandı. Covidin yeni varyantlarına da işaret eden Davutoğlu Şenol, “Bu mevsimin en önemli virüsü doğrusunu isterseniz Covid. Covid’in yeni varyantları. Üç seferdir hazırlanan yeni aşılar da Türkiye’ye girmiyor. Dolayısıyla biz hala Covid nedeniyle hastaneye yatışlar ve hastanede yatan hastalardan kayıplarla da karşılaşıyoruz” diye konuştu.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, yurt genelinde salgın hastalıkların artışıyla beraber, hastaların dikkat etmesi gereken noktaları, salgının belirtilerini de dikkate alarak nasıl bir yol izlemesi gerektiğini değerlendirdi. Anka Haber Ajansı’na konuşan Davutoğlu Şenol şunları söyledi:

“Salgının başlıca belirtilerinden biri, ishal halinde günde altı defadan fazla dışkılama olup bu dışkılamanın sıvı kaybına yol açacak düzeyde olması. Sıvı kaybı çabuk gelişecek insanlar yani gebeler, yaşlılar, küçük bebekler gibi. Onlarda altıdan fazla dışkılama söz konusuysa hastaneye sıvı takviyesi için götürülmeli. Önce sıvı takviyesi. Sahaya da bunun notunun iyi verilmesi lazım. Ateş 38.5 derecenin üzerinde ve kanlı ishal varsa, karın ağrıları çok belirginse ve artık kafasını yerinden kaldıramıyorsa o zaman hastanelerde mutlaka bizim dışkı testi dediğimiz mikrop testlerinin yapılması lazım. Hangi mikrobun olduğu tespit edilemiyorsa mikroskoptan lökosit olup olmadığına bakarız. Ona bakıldığında lökosit görülüyorsa antibiyotik verilebilir. Ama o antibiyotik hiçbir zaman şu anda sahada çok hakim bir biçimde verilen ikili üçlü antibiyotik değil. Tek bir antibiyotik veriyoruz. İlk dozunda cevap veriyorsa kesiyoruz. ya da en fazla 3 gün sürdürüyoruz.”

“Besin güvenliği ve çevre sağlığıyla ilgili ciddi sorunumuz var”

Yaşanan salgının tek bir merkezde değil, ülke genelinde şiddetli yaşandığını ve bilinmeyen çok sayıda salgın olduğunu belirten Davutoğlu Şenol, şöyle devam etti:

“Kış boyu iki, üç, dört, kez büyük dalgalar yapan farklı farklı virüsler var. En çok grip ve Covid-19 ile acilleri dolduran müthiş bir yükle karşılaştık. Burada koruyucu hekimlik dediğimiz şeyin önemi ortaya çıkıyor. Gribin ve Covid-19’un aşıları var. Covid-19 aşısı gelmiyor artık Türkiye’ye. Gribin de gelmesine rağmen milyonlarca doz aşısı imha ediliyor. Çünkü aşının neden gerektiği, insanlara kamu otoritesi tarafından söylenilmiyor bizler söylesek bile. Dolayısıyla kronik hastalık yükü dediğimiz yükü de çok yüksek olan Türkiye’de acillere başvurmayı gerektiriyor. Acil başvuruları biz hiç sevmiyoruz ve onaylamıyoruz. Çünkü acile gelen diğer hastaları riskte bırakıyor.

Şimdi de aynısını analoğu olan ishalleri görüyoruz. Şiddetli bir salgın yaşıyoruz Türkiye’nin dört tarafında. Hani küçücük bebeklerden ileri yaştaki insanlara kadar. Salgın böyle olunca iki şey üzerinde duruyoruz. Birincisi, besin güvenliği ve çevre sağlığıyla ilgili ciddi sorunumuz var. Gıda tedariki ile ilgili denetim sorunumuz var. Hayvan hastalığı sorunumuz var. İkincisi ise bu bir viral salgın. Norovirüs salgını. Çoğunlukla bulduğumuz bu. Bu da insanlara parmağınızın ucuyla dokunsanız bulaşıyor ve aslında bunların anlatılması gerekiyor. Türkiye’nin başka bölgelerinde de başka salgınlar var. Siz duymuyorsunuz bile. Mesela işte Tularemi dediğimiz bir hastalık var. Ormanlık alanlarla insanların yakınlaşması ile bulaşıyor. Ormanlık alanların insanlara barınmak için verildiğini görüyoruz. Dolayısıyla çok çeşitli sorunlarımız var. Tavşan temasıyla bulaşıyor diyoruz ama tavşanların dışkılarının karıştığı sular ve o suların şebeke sularına karışması gibi çok boyutlu salgınlarımız var. Özellikle de deprem bölgesi çok göz ardı ettiğimiz bir bölge. Biz bunları biliyoruz, yaptığımız toplantılarda konuşuyoruz ama yetemiyoruz. Merkezi otorite ile birlikte hareket ediyor olmamız lazım.”

“Sağlık sistemi dediğimiz şey binalardan ibaret değil”

Davtoğlu Şenol, salgın hastalıklar için risk gruplarının daha fazla dikkatli olması gerektiğini ve sağlık otoritelerinin sistemi hızlıca koordine etmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Solunum yolları enfeksiyonlarına gelince; 75 yaşın üzerinde olmak önemli bir kırılganlık. Şeker gibi altta yatan astım ya da KOAH gibi hastalıkların olması, kanser kemoterapisi alan hastalarda, ateşin olması, halsizliğin olması, soluk alıp vermekte zorluğun olması, bitkinliğin olması. Burada ileri yaş için bir not koymak istiyorum. İleri yaş hastaların çok ciddi enfeksiyona rağmen ateşi çıkmayabilir. Onların bilinç durumundaki değişiklikler yani uykuya meyil, yerinden kalkamamak, mevcut olan hastalıklarının kötüleşmesi ve yeme içme isteksizliğinin olması hastanelere gitmek için sebeptir. Hastaneler randevu sisteminde bu hastaları benim söylediğim grupları sahayla koordine olup önceliklendirmelidir. Birinci basamakla üçüncü basamak birbirine bağlanmalı, arada ikinci basamak olmalı, yeşil alanlar tümden kaldırılmalı.

Aciller, gece polikliniği değildir. Pek çok insan kalp krizi geçirirken doktor ishalle ilgilendiği için dakikalar kaybediyor ki onlar için ölümcüldür bu. Sağlık sisteminin cevap veremediği hasta yükünü neredeyse tek başlarına omuzluyorlar. Büyük iller dışındaki yerlerden de çok fazla hasta akışı var. Örneğin benim çalıştığım kurumda haftada bir randevular açılıyor ve açıldığı anda 2 saat içinde tümü doluyor. Bu aslında ülkede sağlık sorununun birey düzlemindeki boyutunu gösteriyor. Sağlık sistemi dediğimiz şey binalardan ibaret değil. İyi binalar yaparak sağlık sistemini yönetemiyorsunuz. Hasta, hekime ulaşmakta güçlük çekiyor. Hekim, çok fazla hasta bakmasına rağmen hastayı bir türlü tatmin edemiyor. Başvuran hasta da aldığı hizmetin kalitesi konusunda hiçbir zaman emin olamıyor. Çok boyutlu sorunlarla bir düğüm haline gelmiş durumda sağlık sistemi.”

Covid-19 pandemisi, başka virüslere bağışıklığımızı çok düşürdü”

Davutoğlu Şenol, Covid’in yeni varyantlarının tekrarlarla geldiğini belirterek, şunları belirtti:

“Bu mevsimin en önemli virüsü doğrusunu isterseniz Covid. Covid’in yeni varyantları. Bunun hiç bitmeyeceğini söyledik biz bir aşamadan sonra. Üç seferdir hazırlanan yeni aşılar da Türkiye’ye girmiyor. Dolayısıyla biz hala Covid nedeniyle hastaneye yatışlar ve hastanede yatan hastalardan kayıplarla da karşılaşıyoruz. Covid’in yeni varyantları tekrarlarla geliyor. Yani siz iyileştiğinizi zannediyorsunuz. Testiniz negatifleşiyor. Evet Covid pandemisi başka virüslere karşı bağışıklığımızı çok düşürdü. Çünkü bizim bağışıklık sistemini çok ilgilendiren bir savunma mekanizmamız var lenfrositler diye. Onları hastalandıran bir virüs çünkü. Defalarca Covid geçirmenin kendisi de uzamış Covid dediğimiz zaten bağışıklık sistemi problemleriyle giden bir süreç. Biz bu vakaları tanılayıp tespit edip kamuoyuyla ve hekimlerle paylaşmak durumundayız. Biz bunu herkes her şeyi bilsin, siz de sağlık okur yazarı olsun diye yapmıyoruz. Bu tespitler hekimlerle paylaşılırsa doğru yönetilir sağlık sistemi. Böylece insanlar vakit kaybetmez, gereksiz antibiyotikler almak durumunda kalmaz diye söylüyorum. Mesela demin dedim ki salgın gibi nörovirüs. Orada verilmemesi gerekiyor ishallere. Antibiyotik verirseniz süreci daha da uzatıyorsunuz. Ama antibiyotik verilmesi gereken bir ishalmiş gibi ortaya çıkıyor. Yani ateşle ortaya çıkıyor. Karın ağrılarıyla ortaya çıkıyor. Sağlık otoritesinin sistemi koordine edip derhal aile hekimleriyle akademiyi ve pediatristlerle, enfeksiyoncuları bir araya getirip alarme edip yolu çizmesi lazım. Böylece de kolayca insanlara biz diyebiliriz ki şunlar evinde dursun. Gelip sağlık sistemini tıkamayın. Ama sorun yaşayabilecek olan kişiler bunlar. Onlar gelsin diyebiliriz. Öncelikle konak dediğimiz faktör çok önemli. Yani 75 yaşın üzerindeki insanlar hem solunum yolu enfeksiyonlarına hem Covid-19’a hem de ishale çok ciddi tepkiler verebilir ve ölümcül seyredebilir. İkinci olarak kanser hastaları ve bağışıklığı baskılanmış hastalar ki Türkiye’de oldukça önemli bir sayıları var bu hastaların. Kısır döngü halinde birbirine dolana dolana, insanlar hiç iyileşmeden bir uzamış ve süründüren tablolar. Söylediğim özellikleri olan hastaları biz kaybediyoruz ve neden kaybettiğimizi kayıtlamadan kaybediyoruz. Aslında bu çağda, bu devirde bulaşıcı hastalıktan kaybediyoruz biz bu hastaların çoğumuzu. “

“Aciller gece polikliniği değildir”

Gelişmiş dünyada hekimlerin hasta sayısına ve hastane acil servislerinin “gece polikliniği” olarak kullanılmasına değinen Davutoğlu Şenol şöyle devam etti:

“Salgın hastalıklarla mücadelede, toplumların ve sağlık sistemlerini güçlendirmesi için atılması gereken adımlar var. Yetişmiş insan gücünün nitelikleriyle ilgili güçlendirici etkiyi yapmak lazım. Bu insanların bir fiziksel ve zihinsel güce muhtaç olduklarını anlayıp fiziksel ve zihinsel güçlerini en iyi kullanacakları zaman ayarlamalarına izin vermek lazım. Bizim eş değerimiz olan hekimler gelişmiş dünyada 5-8 hasta görüyorlar günde. Türkiye bu sistemi sahada farklı bir şekilde desteklemek zorunda. Hekimlere yardımcı olabilecek. Biz ona paramedikler deriz. İstihdam bekleyen sayısız sağlık personeli var biliyorsunuz. Daha da yetiştirmek mümkün. ve aslında bizim evde tutmak dediğimiz, hastaları evde tutmaya dönük yolları çizerek ve gerekirse evde bakım sistemini hareketlendirerek o hastalar için hastanelerdeki yükü ciddi hastalara ayırmak üzere azaltmamız lazım. Bu dediklerinden hekim sayısının artışı çok zaman alacak ve Türkiye’de büyük hekim açığı var. Zamanında hesaplanılmamış bir şey. Uzmanlık alanlarının da iyi hesaplanması gerekiyor. Türkiye’nin en çok aile hekimine ihtiyacı var mutlaka iyice yerleştirip, üzerlerindeki yükü azaltıp koruyucu hekimlikte tutmak lazım onları. Arada muhakkak ikinci basamak hastanelere ihtiyacımız var. Ayrıca hastaneler randevu sisteminde bu hastaları benim söylediğim grupları sahayla koordine olup önceliklendirmelidir. Birinci basamakla üçüncü basamak birbirine bağlanmalı. Arada ikinci basamak olmalı yeşil alanlar tümden kaldırılmalı. Aciller gece polikliniği değildir. Pek çok insan kalp krizi geçirirken doktor ishalle ilgilendiği için dakikalar kaybediyor ki onlar için ölümcüldür bu.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/prof-dr-esin-davutoglu-senoldan-salgin-uyarisi-siddetli-bir-salgin-yasiyoruz-besin-guvenligiyle-ilgili-ciddi-sorunumuz-var/feed/ 0
AstraZeneca, Vaxzevria adlı Covid-19 aşısını geri çekti https://www.haber60.com.tr/astrazeneca-vaxzevria-adli-covid-19-asisini-geri-cekti/ https://www.haber60.com.tr/astrazeneca-vaxzevria-adli-covid-19-asisini-geri-cekti/#respond Wed, 08 May 2024 22:00:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30831 İlaç devi AstraZeneca, Vaxzevria adlı Covid-19 aşısını dünya çapında geri çektiğini açıkladı.

İngiltere ve İsveç merkezli şirket bugün yaptığı açıklamada kararın “tamamen ticari” olduğunu söyledi ve satışlardaki düşüş ile yeni Covid varyantlarını hedefleyen piyasadaki diğer aşıları gerekçe gösterdi.

Şirket Mart ayında Avrupa Birliği pazarlama iznini gönüllü olarak geri çekmişti.

Bugünkü açıklamada aşının kullanıma girdiği ilk yılda 6,5 milyondan fazla hayat kurtarıldığı ve küresel olarak 3 milyarın üzerinde doz tedarik edildiği söylendi.

AstraZeneca, “Çabalarımız dünyanın dört bir yanında takdir edildi ve küresel salgının sona erdirilmesinde kritik bir bileşen olarak görülüyor. Şimdi bu dönemi kapatarak ileriye dönük net bir yol belirleyeceğiz” dedi.

AstraZeneca, 2020’nin ilk yarısında patlak veren koronavirüs pandemisi sırasında Covid-19 aşısını oldukça hızlı bir şekilde piyasaya sürmüştü.

Oxford Üniversitesi ile birlikte geliştirilen aşı, ilk başta maliyetine sunuldu, ancak AstraZeneca 2021’in sonlarında kâr amacıyla satmaya karar verdi.

Zamanla dünya Vaxzevria adlı aşıdan uzaklaşarak başta ABD’li ilaç devi Pfizer ve Almanya merkezli BioNTech tarafından üretilen mRNA aşısı gibi diğer aşılara yöneldi.

AstraZeneca aşısında nadir görülen kan pıhtılaşması sorunu da gerilemesinde etkiliydi.

Bunun yanı sıra Covid kısıtlamalarının dünya çapında tamamen kaldırılmasıyla şirketin satışları düşmeye devam etti.

AstraZeneca, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde aşının piyasadan çekilmesi sürecini başlattığını belirtti.

Nadir görülen yan etkiyi kabul etti

AstraZeneca’nın ürettiği Covid aşısı genel olarak güvenli ve etkili olarak değerlendirilse de Trombositopeni Sendromlu Tromboz (TTS) olarak bilinen nadir ancak ciddi bir yan etki riski taşıdığı ortaya çıkmıştı.

Aşı, 18 yaş ve üzeri kişilerde, genellikle üst kola, yaklaşık üç ay arayla iki enjeksiyon şeklinde uygulanıyordu. Bazı ülkeler tarafından takviye aşısı olarak da kullanıldı.

Vaxzevria, Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünden bir protein yapma genini içerecek şekilde modifiye edilmiş adenovirüs ailesinden başka bir virüsten oluşuyor ve virüsün kendisini içermiyordu.

Nisan 2021’de aşı olduktan sonra kan pıhtısı nedeniyle beyin hasarına uğrayan ve çalışamayan iki çocuk babası Jamie Scott şirkete yönelik ilk yasal süreci başlatmıştı.

Aşıyla ilgili toplu bir davada birden çok iddiayla karşı karşıya olan AstraZeneca, geçtiğimiz aylarda Covid aşısının bu yan etkiye neden olabileceğini ilk kez mahkeme belgelerinde kabul etti.

Bazı davacılar yakınlarını kaybettiklerini, bazılarıysa aşının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını iddia ediyor.

AstraZeneca iddialara karşı çıkıyor ancak Şubat ayında İngiliz Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu yasal bir belgede Covid aşısının “çok nadir durumlarda TTS’ye neden olabileceğini” doğruladı.

TTS nedir?

Davadaki avukatlar, TTS’nin Trombositopeni Sendromlu Tromboz anlamına geldiğini ve aşılamanın ardından meydana geldiğinde VITT (Trombositopeni ile Aşıya Bağlı İmmün Tromboz) olarak da adlandırıldığını söylüyor.

TTS/VITT, tromboz (kan pıhtılaşması) ve trombositopeninin (düşük trombosit sayısı) aynı anda nadiren görüldüğü bir sendrom.

Avukatlar, bu durumun felç, beyin hasarı, kalp krizi, akciğer embolisi ve uzuvların kaybedilmesi gibi ölüm riski olan sonuçlar doğurabildiğini söylüyor.

Tromboz aşılanmamış kişilerde de birçok farklı biçimde görülebilir. Nadir görülen TTS/VITT sendromu ise yalnızca aşılamadan sonra ortaya çıkan tromboz için geçerli.

]]>
https://www.haber60.com.tr/astrazeneca-vaxzevria-adli-covid-19-asisini-geri-cekti/feed/ 0
Uzun Covid Hastalarında Yüksek İnterferon-Gama Seviyeleri Tespit Edildi https://www.haber60.com.tr/uzun-covid-hastalarinda-yuksek-interferon-gama-seviyeleri-tespit-edildi/ https://www.haber60.com.tr/uzun-covid-hastalarinda-yuksek-interferon-gama-seviyeleri-tespit-edildi/#respond Thu, 22 Feb 2024 04:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10770 İngiltere’nin Cambridge Üniversitesi’ndeki bilim insanları, interferon-gama adı verilen bir bağışıklık molekülünün sürekli olarak yüksek seviyelerde bulunmasının, uzun Covid hastalarının bir alt grubuyla ilişkili olduğunu buldu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, dünya genelinde en az 65 milyon insan hala uzun Covid ile yaşıyor. Bu Covid-19’a yakalanan her 10 kişiden biri demek.

Uzun Covid, WHO tarafından ilk Covid enfeksiyonundan üç ay sonra yeni semptomların devam etmesi veya gelişmesi ve bu semptomların başka bir açıklama olmaksızın en az iki ay sürmesi olarak tanımlanıyor.

Bilim insanları ise uzun Covid’in farklı yönlerini araştırmayı sürdürüyor. Ancak aradıkları ana şeylerden biri ölçülebilir bir biyogösterge.

Uzun Covid biyogöstergesinin keşfinin, hastaların teşhis edilmesi ve tedavilerinin izlenmesinde ve uzun Covid’in psikolojik bir hastalık olduğu teorisinin çürütülmesinde önemli bir ilerlemeyi temsil edeceği düşünülüyor.

Uzun Covid’in tanımlanması

İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları Klinisyeni olarak görev yapan Dr. Nyarie Sithole, Mayıs 2020’de ilk uzun Covid kliniklerinden birini kurdu.

Cambridge’deki dünyaca ünlü Addenbrooke Hastanesi’ndeki klinik, uzun Covid’den muzdarip kişilerde veya bunların bir alt grubunda potansiyel biyogöstergeleri belirlemeye çalıştı. Klinik, Science Advances dergisinde yayımlanan bir makalede, çalışmalarında bu hafta önemli bir gelişme olduğunu .

Dr. Mark Wills ve Dr. Benjamin Krishna ile birlikte çalışan Dr. Sithole, uzun Covid’in çeşitli sendromları olan bir hastalık olduğuna inanıldığı için çalışmaları alt küme gruplarına ayırdı.

Bu hastalığın tek bir süreçte değil, birçok koşul altında değerlendirmesi anlamına geliyor. Böylelikle tüm uzun Covid hastaları tek bir biyogösterge altında toplanmıyor.

Bilim insanları, bir alt grup hastada, bağışıklık sisteminizin mikroplarla savaşmasına ve sizi hastalıklardan korumasına yardımcı olmak için bir tür beyaz kan hücresi tarafından üretilen interferon-gama (IFN-?) olarak bilinen bir protein keşfetti.

Bu protein, bir hasta Covid’e ilk yakalandığında bağışıklığın verdiği bir tepki olarak ortaya çıkıyor. Covid-19 ile enfekte olan hemen hemen tüm hastalar interferon-gama ve diğer bağışıklık molekülleri veya sitokinleri üretiyor.

Araştırmacılar, Covid’den birkaç hafta içinde kurtulan hastalarda interferon-gamma seviyesinin enfeksiyondan önceki seviyeye geri döndüğünü tespit etti.

Bununla birlikte, uzun Covid hastalarında, interferon-gama seviyesi 12 haftadan sonra ve hatta bazı hastalarda iki yıl sonra bile normal seviyelerin üzerinde seyretti.

Ortalama olarak, uzun Covid hastalarının, bu hastalığın teşhisi konmamış kontrol grubundan en az 10 kat daha yüksek interferon-gama seviyelerine sahip olduğu ortaya çıktı.

Dr. Sithole, uzun Covid hastalarının bağışıklık sisteminde bir düzensizlik olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Bağışıklık sistemi Covid sonrası normal seviyelere veya normal işlevsel duruma yeniden dönmüyor ve sanki hala tehdit altındaymış gibi yüksek bir alarm durumunda kalıyor.”

Bu artan protein seviyeleri iltihaplanmaya da neden olabiliyor. Kan dolaşımına salındıkları için bu iltihaplanma çeşitli organlara da yayılabiliyor.

Dr. Sithole’e göre artan interferon-gama seviyeleri için ortaya atılan hipotez, uzun Covid hastalarının vücudunda viral parçalar veya viral proteinler olabileceğini öne sürüyor.

“Bu bölgelerdeki virüsü tespit edip edemeyeceklerini görmek için kalın bağırsak ve vücudun diğer bölgelerinden alınan biyopsilere bakan araştırma grupları var.

“Bunlar çok düşük bir seviyede olabilir, hala çoğalıyor olabilir veya bu proteinler dolaşımda olabilir ve bağışıklık sisteminin sürekli olarak vücutta bir patojen (mikrop) olduğunu düşünmesine neden oluyor olabilir”

Bir başka hipotez de sonuçların otoantikorlardan kaynaklanabileceği yönünde.

Normalde insanların bağışıklık sistemleri hastalıklarla savaşmak için antikorlar oluşturur. Ancak bazen vücut kendi kendine dönerek sağlıklı hücrelere saldıran otoantikorlar da yaratır.

Yüksek interferon-gama seviyeleri uzun Covid için bir biyogöster mi?

Glandüler ateş gibi diğer bazı hastalıkların ardından kalıcı interferon-gama salınımının meydana geldiğine dair mevcut kanıtlar söz konusu. Diğer hastalıklarda interferon-gammanın yorgunluk, eklem ağrısı ve kas ağrıları ve ateş gibi semptomlara neden olduğu da biliniyor.

Dr. Sithole ve meslektaşları, İngiltere’de aşıların yaygınlaştırılmasından önce hastaların kanlarındaki çeşitli sitokinleri (bağışıklık molekülleri) analiz edip ve bunu da insanların aşı olduktan sonraki kanlarıyla karşılaştırabildiler.

Hepsi olmasa da interferon-gamma yüksekliği olan hastaların bir kısmı aşılamadan sonra normal başlangıç seviyelerine döndü.

Ayrıca, uzun Covid’li hastaların önemli bir kısmında aşılamadan sonra semptomlarında azalmalar gözlemlendi.

Daha büyük grupları içeren daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Ancak bu çalışma interferon-gammanın azalması ile semptomların iyileşmesi arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle söz konusu çalışma da, interferon-gammanın bazı uzun Covid hastalarını teşhis etmek ve izlemek için kullanılabileceğine dair umutları artırıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/uzun-covid-hastalarinda-yuksek-interferon-gama-seviyeleri-tespit-edildi/feed/ 0