Başkan Özer, okul öncesinde çocukların eğitim ihtiyacını karşılayacak, aile ekonomisine destek olmak için çalışan annelere kolaylık sağlayacak bir kreşin daha temelini attı. Pınar Mahallesi Bilal Yazkurt Parkı içerisinde bulunan kreşin temel atma törenine Başkan Özer’in yanı sıra CHP Esenyurt İlçe Başkanı Hüseyin Ergin, İl Dernekler Birliği Orhan Onur, Esenyurt Muharip Gaziler Derneği Başkanı İsmail Kalaycıoğlu, meclis üyeleri, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
482 metrekare alan üzerine inşa edilecek kreşte bulunan 6 sınıfta toplamda 120 öğrenci eğitim alacak. Çağdaş eğitim standartlarına uygun olarak tasarlanan kreş; uyku odası, yemekhane, idari birimler, iç ve dış oyun alanları ile çocukların eğitimine, gelişimine ve güvenliğine önem veren bir yapıya sahip olacak.
İlçeye toplamda 15 yeni kreş kazandıracaklarını söyleyen Başkan Özer, şöyle konuştu:
“Göreve geldiğimiz günden beri ikinci kreşimizin temelini atıyoruz”
“Göreve geldiğimiz günden beri ikinci kreşimizin temelini atıyoruz. Daha önce de bir kreşimizin temelini Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi’nde attık. Burada bir parkımız, parkımızın içinde hem bir bitki tüneli hem bir amfi tiyatro hem de bir kreşimiz var. Hedefimiz 15 kreş yapmak. Peyderpey bunların temellerini atacağız. Çünkü annelerimiz ve babalarımız için en değerli varlıklarımız çocuklarımızdır. Bazı annelerimiz belki çalışmak ister. Çocuğunu bırakacağı bir yer olmadığı için bundan imtina eder. Kreş bu anlamda onun imdadına yetişir. Aynı zamanda o çocukların kendilerini yetiştirme konusunda ilk bilgilerini, ilk temellerini atacakları yer. Temel sağlam olursa üstü de sağlam olacak, sağlam gelecek. Çocuklarımızın geleceği için kreş çok önemli bir ilk adım.”
İBB ile çalışmalarının koordineli bir şekilde devam edeceğini belirten Özer, şöyle devam etti:
“Bir destan yazmaya kararlıyız”
“Parklarımızı, kreşlerle donattığımızda yaşam alanlarını güvenli hale getireceğiz. ‘Sosyal Belediyeciliğin Kalbi Esenyurt’ mottomuzu yansıtan projelerden biri de bu. Bunun altını doldurmaya devam edeceğiz. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyemizi de işin içine katıyoruz. Onların da ‘Yuvam İstanbul’ projeleri var. Belki bizim bu projeleri de onlarla eşleştirebilmek için ‘Yuvam Esenyurt’ kreşi diyebiliriz. Kreş, okul önemli. Victor Hugo’nun bir sözü var: ‘Bir okul açan bir hapishane kapatır.’ Ben de özellikle bir eğitmen olarak bir kreş, bir okul ve bir üniversite açıldığında, ziyadesiyle memnun oluyorum. Bu hizmetlerimize dur durak bilmeden devam edeceğiz. Bizim işimiz gücümüz Esenyurt. Esenyurt’ta bir model uygulayacağız. Bir destan yazmaya kararlıyız. Bunun ilk sayfalarını yazmaya başladık.”
“Kadınlar çocuklarına bakmak için çalışamıyor”
Mahalle sakinlerinden Cüneyt Vuran, “Çalışan kadınların bir sorunuydu kreş. Kadınlar çocuklarına bakmak için çalışamıyor. Başkanımız da geldiğinden beri sözünü verdi. Başkanımıza teşekkür ederiz, mahallemizde güzel bir girişimde bulundu” dedi.
Oktay Çınar ise “Bu tür çalışmaların devamını diliyorum. Esenyurt’un buna ihtiyacı var. Faydalı olacak” diye konuştu.
]]>İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Latif Karagöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz döneminin boş vakitten ziyade öğrenmeye devam edilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi tavsiyesinde bulundu.
Karagöz, ailelerin temelde, “Biz yaza girerken bu üç ay boyunca çocuğumuzun hangi alanda yetkinleşmesini, nitelik kazanmasını, iyi bir insan olmasını temin etmek istiyoruz, burada bize düşen vazife nedir?” sorusunu sorup, planlama yapmaları gerektiğini dile getirdi.
Bu sorunun net, tek bir cevabı olmadığını vurgulayan Karagöz, “Her ailenin kendi ihtiyacı, sosyoekonomik durumu, yaz aylarındaki izin durumları vesaire değişebiliyor. Bu değişkenleri de göz önünde bulundurarak ailelerin kendi bağlamlarında, kendi ihtiyaçlarına göre zaman planı etrafında bir program yapmaları gerekiyor ki yeni bir öğrenme süreci olsun bu yaz. Aksi takdirde başlayıp geçen, geriye dönüp baktığımızda ‘Ha bir şey de yapmamışız.’ dediğimiz bir süreç olabiliyor.” ifadelerini kullandı.
Karagöz, öğrenciler için sportif, sanatsal ve akademik etkinlikler olarak sınıflandırılabilecek çok fazla etkinlik alanı olduğuna vurgu yaparak, ailelerin bu alanları yeni öğrenme türleri olarak görüp çocuklarını yönlendirebileceklerini söyledi.
Bu dönemde çok çeşitli kaynaklar da olduğuna dikkati çeken Karagöz, “Web tabanlı kaynaklar, uygulamalar var. Bir taraftan daha eğlenceli, yeni nesil soruların olduğu kitaplar var. Bu kaynakları keşfedip belki bunlara başvurup kontrollü bir şekilde dinlenmeyle ders çalışmayı entegre edebilirler. Tekrardan ‘Bütün okul kaynaklarını, okul derslerini tekrar et, test çöz.’ vesaire gibi bir yoğunluğa girmenin hiçbir manası yok. Bu zaten olması muhtemel bir şey de değil. Dolayısıyla burada yeni kaynakları, yeni alternatifleri dikkate alarak ailelerin bu dengeyi kurmaları gerekiyor.” diye konuştu.
Karagöz, ailenin denetleyici olmaktan ziyade sürecin bir parçası olması gerektiğine işaret ederek, “Ailelere burada düşen en temel şey, dışarıdan ‘Hadi bakalım ders çalıştın mı? Bugün ne yaptın?’ yerine beraber haftayı, ayı planlamak, çocuğu da bunun içine dahil etmek, onu takip etmek. Aileler burada kendilerine de görev tanımlamalılar. Örneğin ‘Bir hafta boyunca ben de iki kitap okuyacağım. Ben de şu alanda şu videoları izleyeceğim.’ gibi.” dedi.
Çocukların farkındalıklarının yüksek olduğuna değinen Karagöz, “Kendisine sürekli ‘Bir şey öğren, bir şey çalış.’ deyip de akşama kadar sosyal medyada, televizyon başında ya da işte vaktini boşa geçiren ebeveynini görüyor, çocuk zeki. ‘Ben niye o zaman bu kadar görece zor bir işe girişiyorum?’ sorusu hemen çıkıyor. Küçük de olsa çatışmaya dönüşüyor bu. Bunun olmaması için ailenin ‘Ben de bu sürecin bir parçasıyım, beraber çalışıyoruz, beraber öğreniyoruz, beraber geziyoruz.’ duygusunu hissettirmesi lazım ki çocuk için bu süreç hem motive edici, pekiştirici olsun hem de gerçekten öğrenme gerçekleşmiş olsun.” değerlendirmesinde bulundu.
Ailenin birlikte iletişim, etkileşim kurabileceği aktiviteler çocuklar için önem arz ediyor
İstanbul Medipol Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sena Güme de yaz tatilinde derslere ayrılacak zaman ile oyun, eğlence ya da dinlenmeye ayrılacak zamanın dengeli şekilde dağılması gerektiğini söyledi.
Çocukların bu süreci ebeveynleriyle geçirmelerinin önemine işaret eden Güme, şöyle konuştu:
“Ebeveynler çocuklarıyla çeşitli programlara katılabilirler, örneğin tarihi yerler, müzeler, sergiler, fiziksel aktiviteler, sportif faaliyetler olabilir. Çocukların ilgi alanları ve yeteneklerine göre belki kurslar olabilir. Bunun dışında ailecek birlikte vakit geçirme olabilir. Bu noktada tabii ki ailenin birlikte iletişim, etkileşim kurabileceği noktalar önemli. Ailecek belki okuma saatleri gerçekleştirilebilir. Okuma saati, öğrencilerin hem öğrenmesine katkı sağlayacak bir aktivite hem de ailecek yapıldığında çocukların bu davranışı sergilemesi kolaylaşıp bir alışkanlık haline gelebilecektir.”
Güme, planları yaparken çocukların bireysel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak gerektiğini, aynı zamanında çocukların ne gibi eksiklikleri olduğunu ve hangi yöntemlerin onlarda daha çok işe yarayabileceğini belirlemenin faydalı olacağını söyledi.
Ailelerin çocuklara olan yaklaşımlarına değinen Güme, konuşmasına şöyle devam etti:
“Burada ailelerin çocuklarını mutlaka desteklemesi ve çabalarını takdir etmesi önemli. Belki başarısız bir karne getirecekler ancak burada sonuçtan çok çocuğun süreç içerisindeki çabasına odaklanmak, bunları takdir etmek, başarılı da olsa başarısız da olsa her zaman onun yanında olacağını çocuğa hissettirmek önemli. Ders programı hazırlarken çocuğun sürece dahil edilmesi de aslında onlara ne kadar önem verildiğini, fikirlerinin önemli olduğunu hissettirecek bir şey. Bunun dışında süreç içerisindeki durumlar olumlu olduğunda yine onu teşvik edecek cümleler kurmak, herhangi bir olumsuzluk durumunda da yapıcı geri bildirimler verebilmek çocukların gelişimini daha olumlu etkileyecektir.”
Sena Güme, çocuklarda öz kontrolü, içsel disiplini sağlayabilmenin önemine vurgu yaparak, bu sürecin çok kolay olmadığını söyledi. Güme, burada dikkat edilmesi gereken hususun ödül veya ceza gibi dışsal motivasyon kaynakları yerine, çocuğun karar sürecine dahil edilerek sağlanacak içsel motivasyon olduğunu kaydetti.
]]>“YAVRUSUNU YEM EDEN YAŞAMI HAK ETMİYOR”
Instagram hesabından saldırılarla ilgili yorum yapan bir kişiye cevap veren Azra Kohen, “kendi yavrusunu bombanın atılacağı megafonla ile 3 saat önceden duyurulan ve bas bas çağrılan yere götürüp bombanın atılacağı yere oturtup köşeye geçip videosunu çekebilecek içerikte olan herkesi yok olmasını diliyorum. Ve o çocukların kurtarılması için her gün dua ediyorum. Onları bomba bölgesine videolarını çekmek için koyan o iğrenç yaratıklardan kurtarılmaları için. İnsan analiz kabiliyeti olan çekilen bir videonun koşullarınız analiz edebilecek içerikte bir varlık olmalı. Olanı olduğu gibi görmenizi dilerim. Yavrusunu korumayan yem eden hiçbir kimse yaşamı hak etmiyor” dedi.
7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne yapılan saldırılarda onlarca vatandaş hayatını kaybetti. Uluslararası Adalet Divanı’nın “Saldırıları durdurun” çağrısına rağmen saldırılarına devam eden İsrail, Refah’ı hedef aldı. 40’tan fazla sivilin hayatını kaybettiği saldırının ardından yorum yapan yazar Azra Kohen, Filistinlilerin çocuklarını bilerek bombanın atılacağı yerlere götürdüğünü söyledi.
“YAVRUSUNU YEM EDEN YAŞAMI HAK ETMİYOR”
Instagram hesabından saldırılarla ilgili yorum yapan bir kişiye cevap veren Azra Kohen, “kendi yavrusunu bombanın atılacağı megafonla ile 3 saat önceden duyurulan ve bas bas çağrılan yere götürüp bombanın atılacağı yere oturtup köşeye geçip videosunu çekebilecek içerikte olan herkesi yok olmasını diliyorum. Ve o çocukların kurtarılması için her gün dua ediyorum. Onları bomba bölgesine videolarını çekmek için koyan o iğrenç yaratıklardan kurtarılmaları için. İnsan analiz kabiliyeti olan çekilen bir videonun koşullarınız analiz edebilecek içerikte bir varlık olmalı. Olanı olduğu gibi görmenizi dilerim. Yavrusunu korumayan yem eden hiçbir kimse yaşamı hak etmiyor” dedi.
Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 36 bini aştı.
Yazar Azra Kohen’den skandal sözler: Filistinliler, çocuklarını bilerek bombaların atılacağı yerde oturtuyorlar
AZRA KOHEN’DEN AÇIKLAMA
Tepkilerin ardından yayınladığı videoyla açıklama yapan Azra Kohen, şunları söyledi: “Aylar önce paylaşmam için bana bir video gönderildi. Çocukları istismar eden bir grup var ve onlarla sosyal medya üzerinden büyük bir tartışmaya girdim. Bazı videoların çekildiği için çocukların istismar edildiği, kurban edildiği görüntüler vardı. Bugün sizlerin gördüğü cevapları yazdım. Kapışmanın arasından belirli parçaları alıp yayınlamışlar. Yalan üzerine yalan söyleniyor. İnsan başkasıyla ilgili bu kadar yalan söylerken kendisinden utanır. Ben Müslüman bir ailede doğup büyümüş biriyim. Anne olduğum için bütün dünyadaki çocuklara; dil, din, ırk ayırt etmeden inanılmaz duygular besleyen biriyim. Çok ciddi yürek sancısı çeken biriyim. İsrail’in öldürdüğü çocuklar yetmiyormuş gibi bir de video çekebilmek için çocukların istismar edilmesine yol açanlara verdiğim tepkidir bu. Sayıları oldukça fazla. Bizler paylaşalım diye öldürülen çocuklar var.”
Yazar Azra Kohen’den skandal sözler: Filistinliler, çocuklarını bilerek bombaların atılacağı yerde oturtuyorlar
“FİLİSTİNLİ ANNELERE TEK BİR KELİME ETMEDİM AMA VİDEO ÇEKMEK İÇİN ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLÜYOR”
“Ben Filistinli annelere tek bir kelime bile etmedim. Çocukların kurban edilerek video çekilmesine meydan verenlere tepki verdim. İsrail’in öldürdüğü masum insanlar özellikle de çocuklar yüzünden İsrail devletini affedilemez buluyorum. Başka türlüsü mümkün değil. Konuyla ilgili yaptığım yorumları çocuğunu yayınlamıyorlar çünkü bunun için hazırlanmışlar. Videolarda çocukların kurban edilerek görüntü çekilmesi ortaya çıkmasın diye bu yorumları o zaman değil yeni yayınlıyorlar. Çocukların öldürüldüğü gerçek. Bazıları İsrail tarafından bazıları da o videoları çeken kişiler tarafından. Bombaların ve ölümlerin durdurulması için dua ediyorum. Son atılan bombayı ben de kınıyorum. Ortada bir tane video var ve ben o video üzerinden onlarca yorum yaptım. Aralarında cımbızlanmış.”
]]>CHP’li Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, domates dikiminde çalışan mevsimlik tarım işçilerini ziyaret ederek sorunlarını dinledi. İşçilerden Şanlıurfalı Mehmet Özbay yaşadıkları şartları anlatarak, “Çocuklar olumsuz koşullarda yaşıyor. Kadınlar minibüste doğum yapıyor. Çocuklar tarım ilaçlarına da maruz kalıyor, eğitimleri de aksıyor. Burada çocukların yüzü toprak, ayağında çorap yok, adam gibi ayakkabı yok. Şimdi bunlar bu ellerle yemek yiyor. Bu ellerle yüzlerini elliyorlar. Çoğu tarlada çalışıyor. Olumsuz etkileyecek ilaçlara maruz kalıyorlar” diye konuştu.
“Genelge hayata geçirilmiyor”
Gürer de mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı tarafından genelge yayınlandığını ancak genelgenin uygulanmadığını belirterek, “Tarım işçisi olarak gelenlerin çocuklarının eğitim sorunları var. Sağlıklı yaşam sorunları var. Yaşadıkları yerde elektrikte, suda, banyoda sıkıntıları var. Bu çocukların da geleceklerinin iyi olması, Cumhurbaşkanının yayınladığı genelge var, onun hayata geçmesiyle ilgili ama o genelge bir türlü hayata geçmiyor. Genelge var, uygulama bu” diye tepki gösterdi.
“Tarım işçilerinin çocuklarına sahip çıkılsın”
Gürer, 5-10 yaş aralığındaki çocukların tarlalarda ve zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Mağduriyet yaşayan bu çocuklar geleceğimiz. Bunlar ileride genç olacak, bu ülkeye hizmet edecek Ama çocuklar tarım işçisi olarak çok zor koşullarda, yoklukla, yoksullukla boğuşarak ailelerinin yanında yaşamını sürdürüyorlar. Bunların eğitim alması gerekiyor. Şimdi burada tarlada olmaması gerekiyor ama başka çare yok. Anne baba geldi mi çocuk da tarlaya geliyor. Onun için de bu çocukların içinde bulunduğu koşulları dikkate alalım, ülke genelinde tarım işçilerinin çocuklarına sahip çıkılsın. Bu çocukların eğitimi dışında sağlıklı yaşama imkanı sağlansın. Çocuklarımızın yüzleri topraktan dolayı bu hale gelmiş, yaşadıklarından dolayı bunların sağlıklı yaşam şartlarına eriştirilmesi gerekiyor.”
“Kadınlar arabada doğum yapıyor”
Tarım işçisi Mehmet Özbay, doktor ve aile hekiminin gelmediğini belirterek, “Doktor yok. Sadece yeni doğanları arıyorlar, aşınız var diyorlar” şeklinde konuştu. Gürer’in, “Tarlada çocuk doğuyor mu?” sorusu üzerine tarım işçisi Özbay, “Tarlada değil Sayın Vekilim, arabada doğuyor. Geçen gün ben Zengen’e( Konya’nın Ereğli ilçesine bağlı) gidiyordum, kadının biri minibüste doğurdu. Yapacak bir şey yok. Bu ülkenin gençleri ‘Gelecek yıla ne yapalım?’ demiyor. ‘Gelecek yıla yevmiye ne olur?’ diyor. Düşünemiyoruz yani, çocukların haline bak” dedi.
“Başka çareleri yok”
Mehmet Özbay, nisandan ekim ayına kadar, ürünün dikiminden hasadına geçen süreçte tarım işçisi olarak memleketlerinden uzakta çalıştıklarını anlattı. Mehmet Özbay, “Sayın Vekilim, Şanlıurfa’da hem su parasını veriyoruz hem de elektrik parası. Oradan buraya geldiğimizde de hem su parası veriyoruz hem elektrik parası veriyoruz. Çadırda oturuyoruz. Çektiğimiz bir ampul var. Devlet bize yardımcı olmuyor. Bizim trafonun kablolarını bir gösterseniz, her yerden yırtık. Kablonun yerden uzunluğu bu kadar. Bizim kendi imkanlarımızla sağladığımız saplarla tutuyoruz” diye konuştu.
Gürer de “Geldikleri yerde eğitim desteği alamıyorlar, yaşam koşulları çok zor, çadırda yaşıyorlar. Ama başka çareleri yok. Büyükler ekmek parası kazanacak. Çocuklar da geleceğe onlarla beraber bu şartlarda hazırlanıyorlar” ifadelerini kullandı.
]]>Çocuk dostu belediyecilik anlayışı ile çocukların kent yönetiminde söz sahibi olabilmesi ve kentle ilgili kararlar alırken onların da ihtiyaç ve taleplerinin dinlenilmesi amacıyla hayata geçirilen Çocuk Meclisi, 1. Dönem Çocuk Meclisi mart ayı Olağan Meclis Toplantısı’nı yaptı. Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salon’da yoklamanın alınmasıyla başlayan toplantı, Meclis Başkanı Meriç Yeşilçayır’ın başkanlığında yürütüldü. Toplantıda, komisyonlardan gelen 2, gündem olarak ise 9 madde görüşüldü.
Görüşülen maddeler arasında özellikle dezavantajlı çocuk gruplarının sosyal hayatta daha çok yer alabilmesi için sosyal tesisler, çevre ve kültür gezileri, çocuklara yönelik Büyükşehir Belediyesi’nin gazete, dergi, dijital yayınlar çıkartması gibi başlıklar yer aldı.
Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu, Çocuk Meclisi’ni hayata geçirmeden önce çocuklarla uzun sohbetler yaptıklarını dile getirdi. Çocukların yaşadığı en büyük problemler arasında “büyüklerin kendilerini anlamadığı” olduğunu aktaran Dokucu, şunları söyledi:
“AMACIMIZ ÇOCUKLARIN KENDİLERİNİ İFADE ETMESİNİ SAĞLAMAK”
“Bundan hareketle Çocuk Meclisi kurmaya karar verdik. Türkiye’de Çocuk Meclisi kurmuş olan diğer bütün şehirlerde incelemelerde bulunduk. Çocuk Meclisi’mizi oluşturduk. Önce bir çocuk platformu oluşturduk. Çocuk platformuna kayıt olan çocuklar, Çocuk Meclisi’ne gelecek olan arkadaşlarını seçtiler. İlçe nüfuslarına göre meclis üyelerinin ilçelerdeki sayısını belirledik. Cinsiyet eşitliğine önem verdik. Şimdi hem bir Çocuk Platformu’muz hem de bir Çocuk Meclisimiz var. Hepsiyle diyalog halindeyiz. Çocuklar, meclisi benimsediler ve içselleştirdiler. Amacımız onların kendilerini ifade etmesini sağlamak. Buna da hakları var. Çünkü içinde bulunduğumuz dünyayı onlara bırakacağız. Sorunları çözümünde söz sahibi olmaları gerekiyor. Çok da güzel idare ediyorlar.”
Meclis Başkanı Meriç Yeşilçayır, toplantıya Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in de katılması dolayısıyla mutlu olduğunu paylaştı. Yeşilçayır, “Meclis üyelerimizle birlikte kararları oyladık. Büyükler çoğu zaman biz küçüklerin gözünden olaylara bakamıyorlar. Bakmak isteseler bile bizim ne yaşadığımızı ve ne hissettiğimizi çok iyi anlayamıyorlar. Onun için Çocuk Meclisi kurma kararı aldılar. Büyükşehir’de ‘Söz küçüğün’ olması çok güzel. Meclis’te bütün çocukların sesi oluyoruz” dedi.
Toroslar Meclis üyesi Görkem Şekerer, Çocuk Meclisi’nin çok güzel geçtiğini söyleyerek, “Aldığımız kararlar çok önemli. Vahap Başkanımız da bize katıldı. Bu sayede çocukların ihtiyaçları daha çok önemseniyor. Çocuk Meclisi sayesinde Mersinli çocukların sesi duyuluyor ve istedikleri yapılıyor” dedi.
Tarsus Meclis Üyesi Ali Ege Gen ise “Burada istediğimiz talepleri ilettik. Başkanımız da geldi ve onu çok seviyoruz. Başkanımız çocukların haklarını da savunuyor ve çocukları seviyor. Meclis’te Mersin’de çocukların sesi oluyoruz” diye konuştu.
“HİÇBİR BASKI YOK”
Toroslar Meclis üyesi ve Bilim ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Efe Tendik, Meclis’in yarattığı farkları anlatarak, şunları dile getirdi:
“Mersin’in bütün ilçelerinden çocukların bir arada özgürce ve hiçbir baskı olmadan fikirlerini ifade edebildiği bir ortam sağladı. Belediyemiz Mersin’de çocuklar için daha yaşanılır bir kent oluşturmamızı sağlayacak. Burada arkadaşımızla birlikte hem şehrimizi hem belediyemizi daha güzel hale getirebilmek için sürekli görüşmeler yapıyoruz. Başkanımız ikinci 5 yılında Mersin’e daha güzel hizmetlerde bulunacak.”
Eşitlik Komisyonu Başkan Vekili Ayşe Berrak Albayrak da Meclis’in çok güzel geçtiğini belirterek, şunları aktardı:
“Meclis’te düşüncelerimizi açıkça ifade edebildiğimiz için projelerde bize de kendimi anlatma imkanı sunuyor. Çocuk Meclisi’nde yapılan her proje Türkiye’de her bir çocuğun sesi olabilir. Özellikle komisyonlarda da bu şekilde ilerliyoruz. Mersin’de yapacağımız en ufak bir proje Türkiye’de bir çocuğun hayatını değişmesini sağlayabilir. Bu açıdan çok güzel hissettiriyor.”
]]>Kış sporlarının merkezi Erzurum, genç yeteneklerin keşfedilip desteklendiği “Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesine ev sahipliği yaptı. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen bu önemli proje, sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda gençlerin fiziksel, psikososyal ve kişilik gelişimlerine katkı sağlayacak bir dönüm noktası olarak ön plana çıkıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, projeyi yakından görmek ve sporcularla buluşmak üzere Erzurum programı çerçevesinde Palandöken Konaklı Kayak Merkezi’ni ziyaret etti. Burada çocuklarla ve gençlerle yakından ilgilenen Bakan Göktaş, başarılı sporculara ödül verdi, kızak kayan çocuklarla bir araya geldi. “Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesi çerçevesindeki etkinlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Mustafa Çiftçi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen birer konuşma yaptı.
“5 binden fazla sporcumuz var”
“Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesinin anlamının çok büyük olduğunu ifade eden Bakan Göktaş, “Bu projeyle, koruma ve bakım altındaki çocuklara yeteneklerini geliştirmeleri için destek oluyoruz. Her birinin profesyonel birer sporcu olarak alanında kendilerini ifade edebilecekleri bir platform sunuyoruz. Tıpkı bu projede olduğu gibi kuruluşlarımızda kalan ve aralarında milli, lisanlı ve amatör sporcuların da yer aldığı 5 binden fazla çocuğumuz bulunuyor. Çocukların gösterdiği bu başarı bizleri çok mutlu ediyor. Daha fazla çocuğun ulusal ve uluslararası müsabakalarda yer almasını teşvik etmek için tıpkı Erzurum’da başlattığımız bu projeler gibi yeni ve başarılı çalışmaları önemsiyoruz” diye konuştu.
“Çocuklarımıza sıcak birer yuva sunuyoruz”
Sadece sporda değil, kültür, sanat, teknoloji ve bilişim alanlarında da çocukların yeteneklerini geliştirecek programlara katılmaları için destek olmaya devam edeceklerini vurgulayan Bakan Göktaş, “Bir söz vardır; ‘Çocuğun kalbi ekilmemiş tarlaya benzer; ne eksen tutar.’ O tarlaya sevgi tohumlarını ekmek, merhamet çiçeklerini yetiştirmek en asli vazifemizdir. Bu kapsamda çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmeleri için gerekli her türlü çalışmayı eksiksiz olarak yürütüyoruz. Korumamız altında olan tüm çocuklarımıza aile ortamında büyüyecekleri sıcak bir yuva sunuyoruz. Her bir çocuğa yeri geldiğinde anne, yeri geldiğinde baba oluyoruz. Abi, abla, kardeş oluyoruz. ‘Çocuğun üstün yararı’ ilkesini gözeterek çocuklarımızı her türlü istismardan, şiddetten ve kötü alışkanlıklardan korumak için üstün bir çaba sarf ediyoruz” dedi.
“Onlar ülkemizin ve milletimizin geleceği”
Eğitimde, sağlıkta, kültürde, sporda sosyal hayatın her alanında çocukların ve gençlerin yanında yer almaya gayret ettiklerini belirten Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İyi eğitim almaları, bir iş ve meslek sahibi olmaları, ülkemize ve milletimize yararlı bireyler haline gelmeleri için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz; özgür ve güçlü bir toplumun temeli ancak çocukların özgün ve nitelikli yetiştirilmeleri ile mümkün olabilir. Çocuklar istikbalimizdir. Çocukların, milli ve manevi değerlere sahip, kendine güvenen, eğitimli ve sağlıklı birer fert olarak yetişmeleri demek, ülkemizin ve milletimizin istikbalini güvence altına almak demektir. ‘Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor’ projesi bu güvenceyi sağlayacak çalışmalarımızdan sadece bir tanesidir.” – ERZURUM
]]>Filistinli çocuklar, yıllardır İsrail işgalinin farklı boyutlarıyla doğrudan veya dolaylı olarak karşı karşıya kalıyor.
İsrail’in bölgede giderek artan şiddetinin son örneği, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar olurken, saldırılarda hayatını kaybeden 25 bin 925 Filistinlinin 11 bininin çocuk olduğu belirtiliyor.
Hayatta kalabilen ancak ailelerini, evlerini, yakınlarını kaybeden çocukların zihinlerinde tamiri mümkün olmayan yaralar açılıyor.
Hak ihlallerine maruz bırakılan masum çocukların özgürlük, eğitim, sağlık, barınma, erişim ve hareket gibi birçok hakkı da ellerinden alınıyor.
Filistinli çocukların yaşamak zorunda kaldıkları acı tabloyu yansıttılar
Pendik Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri, Filistinli çocukların yaşadıkları bu zulme ve uğradıkları ayrımcılığa dikkati çekmek için bir farkındalık çalışması yaptı.
Filistinli çocuklar ile farklı coğrafyalardaki çocukların fotoğraflarını dijital kolaj yöntemiyle tek karede bir araya getiren öğrenciler, savaş ve barış ortamındaki çocukların hayatlarındaki farkı ortaya koydu.
Dijital kolaj çalışmasında, bir yanda aileleriyle mutlu bir yaşam süren çocukların gülen yüzleri diğer yanda ise savaşın çocukların gözlerinde bıraktığı korku görülüyor.
Kolajın bir tarafında sütlü gevrekle kahvaltısını yapan, sıcak evinin penceresinden dışarıyı seyreden, sınıfında ders dinleyen, gülerken gözlerinin içi parıldayan, odasında oyuncaklarıyla oynayan çocuklar yer alıyor; diğer tarafında ise ellerinde boş kaplarla yemek almak için sıra bekleyen, enkaza dönmüş evinin penceresinden yıkılan sokaklarına bakan, harabeye dönen sınıfının bir köşesinde hüzünlü şekilde oturan, acılı bir şekilde sarılıp ağlayan, evinin enkazında bulduğu oyuncaklarıyla oynayan çocuklar.
Mutluluk-hüzün, gülme-ağlama, savaş-barış, açlık-tokluk gibi zıtlıkları yansıtan fotoğraflardan oluşan bu çalışma, Filistinli çocukların yaşamak zorunda bırakıldıkları acı tabloyu gözler önüne seriyor.
???????- “Amacımız Filistin’deki çocuklar hakkında farkındalık oluşturmak”
Dijital kolaj çalışmasının çıkış noktasını AA muhabirine anlatan 7. sınıf öğrencisi Tuğrul Kaan İyiyazıcı, coğrafya dersinde “çocuk coğrafyaları” konusunu işlerken, savaş ve barış bölgelerinde yaşayan iki çocuğun hayatını resimli şekilde anlatan “Dönme Dolap” adlı bir kitabı incelediklerini kaydetti.
Konuyla ilgili makaleler okuduklarını, internetten araştırma yaptıkları sırada da dijital kolaj sanatçısı Uğur Gallenkuş’un “Paralel Evren” isimli çalışmasının karşılarına çıktığını dile getiren İyiyazıcı, bunu kendilerinin de yapabileceğini düşünerek çalışmaya başladıklarını söyledi.
İyiyazıcı, çalışmanın nasıl yapılacağını araştırdıklarını belirterek, “İlk önce Filistinli çocuklar hakkında araştırmamızı yaptık. Sonra buradaki zıtlıklarla açlık, mutsuzluk, ağlama gibi durumların tersi olan tokluk, mutlu ve neşeli kelimeleriyle çocuk fotoğrafları aradık. Sonra bunları birleştirdik.” diye konuştu.
Filistinli çocukların yaşadıkları zorluklara işaret eden İyiyazıcı, “Biz şu an burada rahatça eğitim görebilirken onlar eğitimlerinden mahrum oluyorlar. Psikolojik bir çöküş yaşıyorlar. Barınma hakları ellerinden alınıyor. Düzgün beslenemiyorlar. Rahatça oyun oynayamıyorlar, çocukluklarını yaşayamıyorlar. Bundan dolayı ben çok üzgünüm. İnsanların da empati kurmalarını istiyorum. Amacımız Filistin’deki çocuklar hakkında farkındalık oluşturmak.” ifadelerini kullandı.
“Bizim yaşımızda çocuklar orada ölüyor, katlediliyor”
Öğrencilerden Ahmet Buğrahan Birgül, savaş ortamında yaşamaya çalışan Filistinli çocukların durumlarına dikkati çekmek, insanlarda bu konuda bir farkındalık yaratmak istediklerini dile getirdi.
Çocukların eğitim, barınma ve beslenme haklarından mahrum edildiğini belirten Birgül, şöyle konuştu:
“Bizim yaşımızda çocuklar orada ölüyor, katlediliyor. Bunun için üzülüyoruz. Kendimizi onların yerine koyuyoruz, bu korkunç bir şey. Onların zulüm gördüğünü herkes biliyor ama önemsemiyorlar. Çünkü kendi hayatlarından memnunlar. Onlar da bizim gibi insan. Herkesin empati kurması lazım. Ne yazık ki yapamıyoruz. İnsanların kendilerini onların yerine koyarak destek olmalarını ve empati kurmalarını sağlamaya çalışıyoruz.”
Çalışma, sergi ve sosyal medya aracılığıyla daha çok insana ulaşacak
7. sınıf öğrencisi Muhammet Ali Dönmez de bir çocuk için annesini, babasını, kardeşlerini ve yurdunu kaybetmenin çok üzücü olduğunu ifade etti.
Hazırladıkları fotoğraflardan oluşan çalışmayı Pendik’teki Mehmet Akif Ersoy Sanat Merkezi’nde sergileyeceklerini aktaran Dönmez, çalışmayı sosyal medya platformlarından paylaşarak daha çok kişiye ulaştırmak istediklerini söyledi.
Pendik Bilim ve Sanat Merkezi coğrafya öğretmeni Muhammet Altundağ, coğrafyanın yeni bir alanı olan “çocuk coğrafyaları” konusunu işledikten sonra öğrencilerin talebi üzerine resim öğretmeninin de desteğiyle Filistinli çocuklara dikkati çekmek için dijital kolaj sanatıyla bir çalışma yaptıklarını anlattı.
Öğrencilerin İsrail’in saldırıları altında kalan Filistinli çocukları gördükçe çok üzüldüğünü kaydeden Altundağ, bunu diğer insanların da görüp farkındalık kazanması için çalışma yaptıklarını dile getirdi.
]]>