Çiftçi – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 07:57:39 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP’li Sarıbal’dan Domates ve Karpuz Üreticisi İçin Çağrı : “Çiftçi Zarar İçinde, Destek Şart” https://www.haber60.com.tr/chpli-saribaldan-domates-ve-karpuz-ureticisi-icin-cagri-ciftci-zarar-icinde-destek-sart/ https://www.haber60.com.tr/chpli-saribaldan-domates-ve-karpuz-ureticisi-icin-cagri-ciftci-zarar-icinde-destek-sart/#respond Sat, 03 Aug 2024 07:57:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43332

ZEHRA DEĞİRMENCİ

(BURSA) – CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa’nın Karacabey ilçesinde domates ve karpuz üreticilerini ziyaret ederek, girdi maliyetlerinin yüksekliği, düşük alım fiyatları ve çiftçilerin faiz borçları gibi nedenlerle yaşanan mağduriyete dikkat çekti. Sarıbal, yetkililere çiftçilerin zararını gidermek için acil müdahale çağrısında bulundu.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa’nın Karacabey ilçesinde domates ve karpuz üreticilerini ziyaret etti. Her iki üründe de girdi maliyetleri, çiftçinin faiz borçları, tüccarın düşük fiyatlı alım yapması gibi nedenlerle çiftçinin mağduriyet yaşadığını söyleyen Sarıbal, yetkilere sorunun çözümü için çağrıda bulundu.

“Çiftçi zarar içinde”

Sarıbal konuşmasında şunları söyledi:

” Türkiye’nin en çok salçalık domates üreten bölgesindeyiz. Tarlada üç liraya mal olmuş bir ürün maalesef şu anda serbest piyasada 2 lira 30 kuruşa kadar düşmüş. Ne yazık ki sözleşmeli ekim alanlarında 3.7 lira gibi bir rakam verilmiş ama fire ve benzeri gerekçelerle ya da açığa ekilenlerde üretim fazlası olması nedeniyle orada da gerçek sözleşme üzerinden değeri ödenmeyen domatesin yanı başındayız. Çiftçi gerçekten çok büyük bir zarar ve umutsuzluk içerisinde. Daha önce böyle durumlar olduğunda Türk Şeker ve Tarım Kredi Kooperatifleri devreye girmişlerdi. Bugün de acilen buna ihtiyacımız var. Onlarca tır maalesef meralara döküldü, hayvan yemine gitti. Aynen karpuzda olduğu gibi. Şimdi domatese el atma, Karacabey çiftçisine el atma, omuz verme zamanıdır. Türk Şeker, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer kurumlar derhal devreye girsin. En azından üç buçuk liranın altına düşmeyecek salçalık ve diğer gıda maddelerinde kullanılan domates fiyatının bu kadar olmasını sağlamak lazım.

“Çiftçinin artık son anları”

Buna acil ihtiyaç var. Evet çiftçi zarar edecek ama bilmeliyiz, çiftçinin artık son anları. Eğer bu sene de zarar ederlerse çünkü bir daha bellerini doğrultamazlar. Maliyetler çok yüksek. Dekar maliyeti 35 bin liraya mal olmuş bir domatesten bahsediyoruz. Ne yazık ki bu rakamlarla 20 bin bile kazanamıyorlar. Dekar başına 15- 20 bin zararları var. Çiftçi bunu kaldıramaz. Bu zararı gidermek için herkesi göreve çağırıyoruz. Tarım Kredi ve Ziraat Bankası kredi faizleri, bunların tümünün durdurulmasını ve faizsiz ertelenmesini istiyoruz. Yeni kredi olanaklarının sağlanmasını istiyoruz ama en önemlisi derhal emek verilip toprağı, suyu, ilacı, gübresi atılmış bu ürünün şimdi sahiplenilmesi lazım. Bunu bekliyoruz. Çiftçinin sesinin duyulmasını bekliyoruz. Maalesef durum bu. Sanayici de hükümetin yetkilileri de çiftçi de bu ülkenin insanları. Hiçbirimiz birbirimizin zararını istemiyoruz. Ama bütün bu dengeyi kuracak, organizasyonu yapacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. O da şu an bakanlık ve bakanlığın yerel yönetim biçimi. Derhal sanayi domatesinin ve diğer ürünlerde çiftçinin zararını giderecek bir orta noktayı bulmak gerekiyor.”

“Tarlada 2 liraya satılmayan domates İstanbul pazarında 45 lira”

Karacabey’de domates üretimi yapan çiftçi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şu sözlerle seslendi:

“Bin bir zahmetle, alın terimizle ürettiğimiz domatesi şu anda satacak yer bulamıyoruz. Dönüm başına 30-35 bin liralık maliyetimiz var. Şu anda fabrikacı, sanayici bunu elimizden iki liraya almaya çalışıyor. Şöyle bir bahanesi var. Geçen yıl 2023’te salçaya ihracat yasağı geldi. Benim stoklarım var. Bu stokları eritemediğim için domates arz- talebi olsa da olur olmasa da olur. Fiyatın iki lira, getirirsen getirirsin. Şu anda olmuş olan bu malı biz 3-4 gün içerisinde bu araziden kaldırmazsak bu mal çürüyecek. Ben bunu üç buçuk liraya satmayıp iki liraya satarsam arazimin yarısında zarar etmiş olacağım. Bu zarar çiftçi için çok büyük bir oran. Ben buradan Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum. Burada 15- 20 tane fabrika var. Yetkilileri buraya göndersin. Gelsinler, sanayiciyle çiftçiyi bir masaya oturtsunlar ve ortak paydada buluştursunlar. Biz buradan batmayalım. Türk halkına sesleniyorum. Benim iki liraya satamadığım domatesi İstanbul’da 45 liraya, Ankara’da 55 liraya yiyorsun.”

“İktidar oyun oynuyor”

İlçede karpuz üreticileriyle de bir araya gelen Sarıbal Şöyle konuştu:

“Karpuzu üretti üreticimiz. Maalesef şu anda tarlada. Adeta tüccarın kendi istediğine göre bir hal almış durumdayız. Karpuzun tarla maliyeti nereden bakarsanız bakın şu anda sattığı ürünün ne yazık ki yarısından daha fazla zarar eder duruma gelmiş. Yani karpuzu 3- 4 liraya mal etmiş ama 1 liraya bile alıcı yok. Ciddi bir zarar var ortada. Maliyetler artık o kadar çok ki. Eğer bir üründen zarar ettiğinde bir kez daha ayağa kalkma şansı yok. O yüzden üreticilerimiz çok karamsar. Onlarla birlikte tarladayız. Karpuzun maalesef rezaletini görüyorsunuz. Buradan tüketicilere de seslenmek istiyorum. Siz mutlu olabilirsiniz elbette bazı ürünlerde fiyat düştü diye ama çiftçilerimizin durumu çok kötü. İktidar bir oyun oynuyor. Bir tarafta tüketiciyi mutlu etmeye çalışıyor ama öbür tarafta çiftçi batıyor. Dolayısıyla iki kesimi de mutlu edecek bir düzen olması lazım. Tekrar hükümeti, Türk Şeker’i, Tarım Kredi Kooperatiflerini ve bütün kurumları göreve davet ediyoruz. Çiftçinin maliyetini ortaya çıkaracak bir fiyatla tarlasından ürünlerini satmasını sağlamamamız lazım.

Sıfır faizli kredi çağrısı

Çiftçinin hali bu. Mazot fiyatı belli, 46 lira. Gübre 10- 20 bin TL arasında tonu. Tohum 10-20 dönüm karpuzun sadece fidesine verilen para 180 bin lira. Dolayısıyla üretim maliyetleri çok yüksek. Çiftçinin tek başına bu yükün altından kalkma şansı yok. o yüzden Ziraat Bankası’na, Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan borçlar derhal faizsiz olarak durdurulmalı ve çiftçinin yeniden ekim yapabilmesi için sıfır faizli yeni kredi olanakları sağlanması gerekiyor. Yoksa sadece zararla değil hayatı kararacak çiftçinin. Bu bölge çiftçi Türkiye’de en çok domatesi üreten çiftçilerimiz. En iyi karpuzu üreten, en yüksek oranda tohumluk mısır üreten, en yüksek oranda bölgede en önemli tarım ürünlerini üreten çiftçilerimiz bunlar. Yani ülkenin can damarları. Sadece ithalatla bu ülkenin tüketicisinin sorunu çözülemez. Dolayısıyla çiftçimizin sesini duymak, anlatmak ve gereğini yerine getirmek gerekir.”

Karacabeyli bir karpuz üreticisi ise, “3-4 liraya mal ettiğimiz karpuzun yarısı şu an tarlada bıraktık. 0,75 kuruşa kilosunu tüccara satabildik. Bir dönümün maliyeti 20-25 bin lirayken, biz 7 bin 500 TL para aldık. Zararımız büyük, devletimizden bize yardımcı olmasını istiyoruz” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/chpli-saribaldan-domates-ve-karpuz-ureticisi-icin-cagri-ciftci-zarar-icinde-destek-sart/feed/ 0 Karacabeyli Çiftçi: “Cumhurbaşkanı, ‘Ananı da Al Git’ Demişti. Bugün Söylese Daha Mantıklı. Çiftçinin Anası Ağlıyor” https://www.haber60.com.tr/karacabeyli-ciftci-cumhurbaskani-anani-da-al-git-demisti-bugun-soylese-daha-mantikli-ciftcinin-anasi-agliyor/ https://www.haber60.com.tr/karacabeyli-ciftci-cumhurbaskani-anani-da-al-git-demisti-bugun-soylese-daha-mantikli-ciftcinin-anasi-agliyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 06:54:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43318 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ONUR DURSUN

(BURSA) – Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Akhisar köyünde tarımla uğraşan Sinan Çiftçi, ürettiklerinin elinde kalmasından yakındı. Domates ve karpuz eken Çiftçi, “Hani ‘Ananı da al git’ demişti ya başbakanken Sayın Cumhurbaşkanı. Bugün söylese daha mantıklı. O gün o kadar sıkıntılar yoktu. Bugün çiftçinin anası ağlıyor” dedi.

Türkiye’nin dört bir yanında tarımla uğraşanlar, feryat ediyor. Şikayetleri de mazot, gübre, yem masrafı; ürettiklerinin ellerinde kalması, devletten yeteri kadar destek alamayışları.

Bursa’nın Karacabey ilçesindeki çiftçiler de bu yıl ürettiklerini satamamaktan dert yandı. Ülkedeki salçalık domates üretiminin en fazla yapıldığı bölgedeki Akhisar köyünde tarımla uğraşan 30 yaşındaki Sinan Çiftçi, sorunlarını şöyle dile getirdi:

“Sayın Cumhurbaşkanımıza seslenmek istiyorum. Size Türkiye’nin en bereketli, en verimli topraklarından, Karacabey Ovası’ndan sesleniyorum. Sayın Cumhurbaşkanım, biz sizi çok seviyoruz ama keşke siz de bizim sizi sevdiğimiz kadar çiftçiyi, üreticiyi, emek harcayan, alın teri döken bizleri sevseydiniz. Sayın Cumhurbaşkanım, biz sizi çok seviyoruz ama keşke siz de beşli çeteyi, vergi kaçıranları, Ziraat Bankası’ndan hibe kredi çekip kredi borcunu ödemeyen Yıldırım Demirören’i, kara para aklayanları, tefecileri, aracıları sevdiğiniz kadar alın teri döken, emek harcayan, üreten, çiftçiyi sevseydiniz. Biz üvey evlat durumundayız maalesef. Sayın Cumhurbaşkanım bizim sizi sevdiğimiz kadar keşke siz de bizi sevseydiniz de üreten, alın teri döken çiftçi bu hale gelmezdi.

“Üreticinin cenazesi kaldırılmak üzere”

Ürettiğinin karşılığını alamıyor, zarar ediyor, iflas ediyor. Çiftçi şu anda intiharın eşiğine gelmiş durumda. Türkiye’de çalışarak, üreterek, emek harcayarak para kazanamıyorsun. Türkiye, kara para aklayanların, vergi kaçıranların cenneti olmuş durumda. Üretici, çiftçi, hayvancı perişan olmuş durumda; cenazesi kaldırılmak üzere. Atatürk’ün ‘Milletin efendisi’ dediği köylü, çiftçi şu anda Erdoğan’ın, AKP iktidarının, emperyalist güçlerin, tarımı kullanan, çiftçiyi kullanan bazı sanayi baronlarının kölesi olmuş durumda. Yani milletin efendisi olan köylü, kara para aklayanların, tefecilerin, aracıların ve çiftçiye en büyük düşmanı olan Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarının kölesi olmuş durumda.”

“Karpuzu hiç kimse satamıyor”

Tarlasındaki karpuzu da gösteren Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu karpuzun bir tane, tek fidesinin fiyatı 19’la 22 lira arasında değişiyor. Bir dönüme, bir dekara 400 tane ekiliyor. Yani bunun 8 bin 500-9 bin lira arası bir fide maliyeti var. Sadece ektiğim fide. Damlama hortumu, işçilik, mazot, gübre, traktör, elektrik, bunların ismini hesaba katmıyorsun. Diğerlerini de hesaba kattığın zaman tarla seninse 20 bin lira, icarsa 25-30 bin liraya kadar dönümüne maliyeti var. Şimdi sen bunu ektin, diktin. Çoluğuna çocuğuna bakar gibi, gözün gibi baktın. Bu karpuzu sadece ben değil, hiç kimse satamıyor. Karpuzu alan yok. Bunun çeşitli sebepleri var. Şu anda Fransa’dan, Paris’ten olimpiyat oyunlarından ihracat talebi var karpuza. Balkanlardan var fakat çiftçisini çok seven hükümetimiz ihracat kotası, ihracat yasağı getiriyor. Neymiş, ‘Benim halkım karpuzu ucuz yesin’ diyor.

“Tüccarların oyuncağı olduk”

Bodrum’da 25 liraymış karpuzun kilosu. İstanbul’da bazı marketlerde 17-18 lira. Başka bir yere gidiyorsun, 3-5 lira. Neyin ne olduğu belli değil. Türkiye’de ne üretim ne hal ne satış planlaması var. İşin rezilliği çıkmış. Yani şu anda ben dönümüne 20 bin lira masraf etmişim ve bu karpuzu maalesef satamıyorum, tarlada kalacak. Artık biz para kazanma derdinde falan da değiliz. Alan yok, tarlada kalmış durumda. 87 dönüm karpuz ektim ben. 87 dönüm karpuzun maliyeti bir milyon 600, bir milyon 700 bin lira kadar var. Bugün ben bunu bırakın maliyetini, masrafını çıkarmayı; satamıyorum, satamayacak duruma geldim. Buraya gelen bazı tüccarlar bakıyor, ‘Beğenmedim’ diyor. Tüccarların da maalesef oyuncağı olmuş durumdayız.”

“Dönümüne 15 bin lira zarar ediyorum”

Türkiye’de salçalık domates üretiminin merkezinin Karacabey olduğunu söyleyen Çiftçi, şöyle konuştu:

“Şu anda salçalık domates fiyatı 2 lira. Hatta 1,70’e Ege Bölgesi’nde. Bir dekarda, bir dönümde 10 ton ortalama domates alabiliyorsun. Bu sene bazı hastalıklardan dolayı onu da alamıyorsun. 10 ton aldığını düşündüğünde 20 bin lira dönümüne para topluyor fakat bunun maliyeti 35 bin lira. Yani 3,5 liraya satarsan bu domatesi aynı kapıya çıkıyorsun. Para kazanmıyorsun. Bunun işçisi var, mazotu var. Sadece bir dekara ektiğin fide maliyeti 5-6 bin lira. Elektriğe, mazota, işçi yevmiyelerine gelen zammı görüyorsunuz. Ben bir kilo domatesi 4 liraya satarsam para kazanıyorum. Ben bugün 2 liraya bunu satıyorum. Yani ben dönümüne 15 bin lira zarar ediyorum. İç piyasada salçanın ucuz yenmesi için geçtiğimiz yıllarda hükümet, salça ihracatına kota koydu. Bazı yasaklar, kısıtlamalar getirdi. Bundan dolayı da Türkiye’den salça alan bazı ülkeler, Orta Doğu olsun, Avrupa, Asya ülkeleri; Türkiye’de pazar kapanınca Çin, Hindistan gibi ülkelerden salça almaya başladı. Yani Türkiye pazarını kaybetti. Domates, salçalık domates fiyatları yükseldi.

“Türkiye, salçadaki pazarı kaybetti”

Çiftçi para kazanmaya başladı iki sene önce. Cumhurbaşkanı bunu kendine yediremedi. ‘Benim çiftçim niye para kazanıyor, benim çiftçim para kazanmasın’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi yine çok sevdiği için ihracatı yasakladı. Türkiye, salçadaki pazarı kaybetti ve bugün sen ihracat kısıtlamasını kaldırıyorsun ama adam diyor ki, ‘Ben Çin’den, Hindistan’dan alıyorum domatesi. Senden almıyorum. Sen çünkü bana daha önce satmadın. Kısıtlama koydun’ diyor. Fabrikaların ellerindeki stok salçaları da Tarım Kredi Kooperatifi ya da Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla devlet alsın. Fabrikalar da desin ki, ‘Elimde salça kalmadı. Bu domatesi alayım’. Şimdi diyorlar ki, ‘Elimde salça var. Satamıyorum. Dolar düşük. Pazarımı kaybettim’ diyor. Bu çiftçinin de anası ağlıyor burada. Hani ‘Ananı da al git’ demişti ya başbakanken Sayın Cumhurbaşkanı. Bugün söylese daha mantıklı. O gün o kadar sıkıntılar yoktu. Bugün çiftçinin anası ağlıyor. Salçalık domatese çözüm bulunması lazım. Binlerce insan bu işten ekmek yiyor.”

“Girdiler yüzde 100, bizim ürünümüz yüzde 15 zamlandı”

Zafer Duman isimli çiftçi de domates, biber, mısır, soğan, bezelye üretimi yaptığını dile getirdi. Duman, mağduriyetlerini şöyle anlattı:

“Sezon başından beri ektiğimiz bütün ürünlerden zarar etmiş bulunmaktayız. Bezelye ektim, bezelyeden zarar ettim. 15 lira taahhüt fiyatı olan bezelyeden 7-8 liraya bezelye verdim. Arkadan soğan çıktı, zarar ettik. Arkadan karpuz çıktı. Dönümü 8-10 lira. Bize maliyeti 8-10 lira olan karpuzu biz dönümünü 10 liraya vermek zorunda kaldık. Şimdi domates var önümüzde. Domates fiyatları da şu anda taahhüt fiyatlarının tam yarı yarıya altında. 3 bin 700-3 bin 900 taahhüt fiyatı olan domatesi şu anda serbest piyasada (tonunu) 2 bin 200-2 bin 300 civarında almaya çalışıyorlar. Bizim bütün kullanmış olduğumuz girdiler, geçen seneye göre yüzde 100 zamlandı. Mazot, gübre, işçilik… Bizim ürünümüz sadece yüzde 15 zamlandı. 2 bin 500-2 bin 700 bandındaydı, 3 bin 500-3 bin 200 bandına geldi. Bütün ürünlerde biz fahiş zam farklarıyla karşı karşıyayız. Geçen sene 350 lira olan işçi maliyetimiz bugün 750 lira. Geçen sene 15-20 lira olan mazot maliyetimiz bugün 45 lira. Geçen sene 350-400 lira olan gübre maliyetimiz bugün 750-800 lira.

“Böyle giderse stop edeceğiz”

Bizim malımız geri geliyor. Biz bu işin içinden nasıl çıkarız? Biz 4-5 liraya domates satmayı hedeflerken şu anda serbest piyasada 2 bin-2 bin 200 liraya domates alımları var. Tamamen zarardayız. Çiftçinin bu girdiği ekonomik krizden çıkmasının imkanı yok. Bu maliyetlerle, bu işçilikle, paranın dönmemesiyle yapabileceğimiz bir şey yok. Üretiyoruz, çabalıyoruz çoluk çocuk, ailece ama sonuçta zarar ediyorsun. Geçen yıl buna göre iyiydi. Devletimizin bir tarım politikası olduğuna inanmıyorum. Bir sene iyi, 10 sene kötü. Böyle giderse stop edeceğiz. Bırakacağız. Üretemem. Ben şu anda seneye üretemem. Domates fiyatları da böyle devam ederse ben üretime devam edemem. ya gireceğiz bir yerde çalışacağız ya bu işi bırakacağız ya da asalak bir yaşam süreceğiz.”

Başkan Karabatı: Bir sonraki nesil bu işi yapmayacak

Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı da ilçedeki tarım sorununu şöyle özetledi:

“2024 yılı çok sıkıntılı bir sezon olarak başladı. İlk önce süregelen bezelye, sonrasında soğan ve ardından karpuzla devam eden bir süreç. Gerçekten zor günler geçiren Türk çiftçisi, domates üreticileri aynı sıkıntıyı çekiyorlar. Tabii ki bunların başlı sebeplerinden biri, hükümetin gerçekten mevcut desteklerle ve teşviklerle üreticimizi doğru yönlendirmemesinden kaynaklanan sıkıntılar. Çünkü belirli ürünlerde takılı kaldık. Bir sonraki yılda umutların vadettiği ürünleri ekmeye başladık. Maalesef ki bizim şeker pancarımız, mısır, buğday arpa gibi hatta ayçiçeği gibi ürünlerimiz artık tarla deseninden çıkmak üzere ve çıktı diyebilirim. Türk çiftçisinin en azından bu sezon için bu salça kotalarından dolayı yurt dışı pazarını kaybetmesine sebep olan iktidarın bir an önce kendini toparlamasını ve gerçekten Türk çiftçisinin yanında olmasını söylemek istiyorum. Aynı zamanda üreticinin yaş ortalaması 58’lere vardı. Bir sonraki neslin bu işi yapmayacağı aşikar. Biz bu konuda da doğru teşviklerle inşallah Karacabey çiftçisine ve Türk çiftçisine yardımcı olabileceklerini düşünüyorum. Bizler de Karacabey Belediyesi olarak bundan sonraki süreçte çiftçimizin her daim yanında olacağız. Ne gerekiyorsa da elimizden geleni yapacağız. İnşallah ürünlerini alma konusunda da sanayici firmalarla görüşüp bizler de bu konuda yardımcı olacağız Türk çiftçisine.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/karacabeyli-ciftci-cumhurbaskani-anani-da-al-git-demisti-bugun-soylese-daha-mantikli-ciftcinin-anasi-agliyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da Üreticilerle Buluştu https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-burdurda-ureticilerle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-burdurda-ureticilerle-bulustu/#respond Thu, 01 Aug 2024 23:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43109 (ANKARA) –CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da fasulye tarlasında üreticiler ve işçilerle bir araya geldi. Özel’e dert yanan bir çiftçi, “Arpacıyı, fasulyeciyi, tohumcuyu düşünen yok. Köylü olarak bittik biz” dedi. Özel, “Değişmeyen bir şey var o da şu: Çiftçi bu sene malını maliyetinin ya altında ya da maliyetine satıyor. CHP gelecek, halkın menfaatine işler yapacak. Bugünkü iktidar zengin seviyor, fakir sevmiyor. Benim işim sizin sesinizi duyurmak” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur ziyareti kapsamında fasulye tarlasında üreticilerle bir araya geldi. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, “Sizi kollayacak bir iktidara ihtiyaç var” dedi.

Tarlada işçi kadınlarla birlikte fasulye toplayan Özel, işçilerin yaşadığı sorunları dinledi. Bir üreticinin fasulyenin kilogram fiyatının 8 ila 10 TL arasında olduğunu söylemesi üzerine Özel, ” Manisa’da pazarda kilosu 80 lira” dedi. Bunun üzerine üretici, “Onu artık siz yapacaksınız. Görev sizin” diye konuştu.

“Çok ciddi ekonomik kayıplar yaşıyoruz”

Bir başka üretici ise yaşadıklarını ekonomik sıkıntıları Özel’e “Bundan 14-15 yıl önce bu havzada günlük 600 ton fasulye üretiliyordu. Ne pazar payı sıkıntımız vardı, ne de satmakla, fiyatla sıkıntımız vardı. Ama şu an üretim düşmüş olmasına rağmen, pazarlamakta çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Hem de girdinin yüksek olmasından dolayı çok ciddi ekonomik kayıplar yaşıyoruz.” sözleriyle anlattı.

” Türkiye’deki çiftçi eziliyor”

Süt fiyatlarındaki artışa ve maliyet girdilerine değinen bir üretici ise “Süt daha vahim. Bir kilo sütün maliyeti 13 lira. Biz on liraya pazar bulmakta zorlanıyoruz. Bunun en büyük sebebi, Gümrük Birliği Anlaşması’ndan sonra Avrupalı çiftçi kazanırken, Türkiye’deki çiftçi maalesef eziliyor” diye konuştu.

“Aksi takdirde aracı kazanıyor”

“Arpacıyı, fasulyeciyi, tohumcuyu düşünen yok” diyen üretici ise yaşadığı sorunları anlatırken “Köylü olarak bittik biz” sözleriyle Özel’e dert yandı. Bir başka üretici ise aracı sorununa dikkat çekerken, “Fasulyeyi üreticiden, tüketiciye doğrudan ulaştıracak zinciri mutlaka kurmamız lazım. Aksi takdirde aracı kazanıyor. Üretici de tüketici de mağdur” diye konuştu.

“Çiftçi bu sene malını maliyetinin ya altında ya da maliyetine satıyor”

Tarla ziyareti sonrası ziyaret ettiği halde konuşan Özel, “Seçimlerde CHP önemli bir başarı elde etti. Seçimden sonra yola çıktık, bütün Türkiye’yi geziyoruz. Çünkü Türkiye’nin bir yerinden şikayet yükseliyor. İlk başta Rize’ye gittik, çayda çok büyük sıkıntı vardı. Sonra buğday fiyatında. Bugün fasulye… Yarın Giresun’da olacağım. Değişmeyen bir şey var o da şu: Çiftçi bu sene malını maliyetinin ya altında ya da maliyetine satıyor” dedi.

“CHP gelecek, halkın menfaatine işler yapacak”

“Şirketin kendisi köylüye ait olmadan, köylünün kendi kooperatifi olmadan bu işlerin içinden çıkmak zor” diyen Özel, üreticilerle yaptığı sohbeti şu sözlerle sürdürdü:

“Kooperatiflerin olduğu yerlerde balıkçı da olsa, süt üreticisi de olsa korunabiliyor. Ama bugün kooperatiflerin çoğu battı. Orada da iğneyi kendimize batırmamız lazım. Kooperatifleri korumak, sahip çıkmak lazım. Taşın altına elimizi hep beraber sokalım. Tabi bu pansuman tedbir. Esas çözüm iktidar değişecek, CHP gelecek, halkın menfaatine işler yapacak. Bugünkü iktidar zengin seviyor, fakir sevmiyor. Bana sorarsanız ‘Fasulye ne kadar?’ diye, sekiz lira derim. Neden? Sizin fiyatınızı biliyorum. Sorun AK Partililere ‘Seksen lira’ der. O, oradakilerin fiyatını biliyor. Sizi kollayacak bir iktidara ihtiyaç var. Benim işim sizin sesinizi duyurmak. Giresun’da da sizden bahsedeceğim. Onların da çok derdi var” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-burdurda-ureticilerle-bulustu/feed/ 0
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarıma Destek Veriyor https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediyesi-tarima-destek-veriyor/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediyesi-tarima-destek-veriyor/#respond Fri, 26 Jul 2024 22:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42371 Gaziantep Büyükşehir Belediyesi çiftçinin maliyetlerini azaltmak ve tarımsal üretimi desteklemek amacıyla 34 bin 884 çiftçiye fide, mazot, ilaç desteğinde bulundu, modern tarıma geçiş amacıyla eğitimler verdi, projeleri hayata geçirdi.

Coğrafi işaretli ürünleri ve bereketli ovalarıyla tarım şehri olma hedefiyle ilerleyen Gaziantep’te Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından çiftçilere verilen desteklerle üretimde verim ve kalitenin arttırılması amaçlanıyor.

Gaziantep Büyükşehir’den mazot desteği

Tarımda en büyük giderlerden birisi olan yakıt maliyetlerini düşünmek ve üretime katkı sağlamak amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan projeyle destekten yararlanan 38 bin 415 çiftçi üreticiye tarımsal arazisinin büyüklüğüne göre yüzde yüz hibeli şekilde 8 milyon 432 bin 925 litre mazot desteği sağlandı. Çiftçi kart sahibi tüm çiftçilere mazot alımlarında yüzde 6 indirim yapıldı.

Can Suyum Projesiyle tarım arazileri su ile buluşuyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Gaziantep Valiliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan protokolle Can Suyum Projesi tarım arazilerini suyla buluşturuyor. Gazi şehirde proje kapsamında bugüne kadar 89 bin 734 metre kanal tamamlandı. Projenin tamamlanmasıyla toplam 317 bin metre sulama kanalı yapılacak, 68 bin 10 dekar alana sulamaya açılacak.

10 yılda milyonlarca fidan desteği yapıldı

Tarımsal desteklerini arttırarak sürdüren Büyükşehir Belediyesi, 2014 yılından bugüne kadar biber, patlıcan, domates, Puma-Tilmen ve çilek çeşitlerinden olmak üzere toplamda 33 milyon 889 bin 955 adet fide desteği yaptı. İklim ve toprak şartlarına uygun olma durumlarına göre bölgesel ilçelere alıç, badem, kiraz, sumak, zeytin, nar fidanı çeşitleri, 243 bin 877 adet dağıtıldı. Çiftçilere destek olmak ve sertifikalı tohum üretimini arttırmak amacıyla buğday, arpa, nohut, fiğ, mercimek ve mısır çeşitlerinden 11 milyon 093 bin 381 kilogram tohum desteği verilirken 3 bin 520 ton gübre desteği yapıldı.

Gaziantep Büyükşehir Türkiye’de dağıtacağı tohumu kendisi üreten tek belediye

Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye de kazandırarak üretip tohum dağıtımı yapan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, araştırma enstitüleriyle yaptığı iş birlikleriyle bölgeye uyumlu, birim alanda yüksek verim alınacak tohumları seçiyor. Model ile il genelinde 3 farklı coğrafyada çalışmalar yürüten ekipler, bölgelere uyumlu en yüksek verim sağlanacak buğday çeşidini seçiyor, üretimini sağlayarak, elde edilen sertifikalı tohumları ise çiftçilere dağıtıyor.

Deprem sonrası büyükşehir’den tarıma destek

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan şiddetli depremlerden sonra tarım sektörü büyük zarara uğradı. Zararın en aza indirilmesi ve bölgenin yeniden üretime başlaması amacıyla destekler artarak devam ediyor.

Büyükşehir Belediyesi depremden sonra ise ahırları yıkılan ve hayvanları zarar gören üreticilere destek olmak amacı ile yüzde yüz hibeli şekilde toplamda 17 bin 71 üreticiye 8 bin 464 ton yem desteği sağladı.

Depremden etkilenen Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde meyve ve sebze yetiştiriciliği yapan en az 10 dekarlık tarımsal ürün yetiştirme alanına sahip 200 çiftçiye yağmurlama ve damlama sulama sistemleri desteği verildi. Kurulan Afet Bölgesi Ortak Makine Parkı ile depremden etkilenen Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde ekipmanlarını enkazda kaybetmiş çiftçilerin tarımsal üretim ve hasatta kullanımına ihtiyaç duyduğu başta traktör olmak üzere birçok alet-ekipmanın yer aldığı park kuruldu. Ayrıca afet bölgesinde depremden etkilenen Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde yüzer çiftçiye 2 dekarlık alan için çilek fidesi, malç naylonu, sulama sistemi, gübre ve ilaç desteği yapıldı.

Meralarda Güneş Enerjisinden yararlanılıyor

Meralarda Güneş Enerjili Hayvan İçme Suyu Tesisi ile hayvancılığın yoğun olduğu köylerin ortak noktalarına kurulan içme suyu tesisleri, köylerin mera alanlarında otlanan hayvanların suya ulaşma imkanı kolaylaştı. Toplamda 8 ilçenin 27 mahallesinde bulunan içme suyu tesisleri aktif olarak çalışıyor. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-buyuksehir-belediyesi-tarima-destek-veriyor/feed/ 0
Depremzede Kadınlar Çilek Üretimiyle Hem Üretiyor Hem Uzaklaşıyor https://www.haber60.com.tr/depremzede-kadinlar-cilek-uretimiyle-hem-uretiyor-hem-uzaklasiyor/ https://www.haber60.com.tr/depremzede-kadinlar-cilek-uretimiyle-hem-uretiyor-hem-uzaklasiyor/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:21:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42326 Gaziantep’in İslahiye ilçesinde bulunan Huzurlu Yaylası’ndaki köylerinde devlet desteğiyle çilek bahçesi kuran depremzede kadınlar, hem üretiyor hem de afetin etkisinden uzaklaşmaya çalışıyor.

Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen İslahiye ilçesinde Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğinde depremzede kadınların tarımsal üretime teşvik edilmesi amacıyla “Kınalı Eller Çilek Kokuyor” projesi hayata geçirildi.

Amanos Dağlarında bin 600 rakımlı alanda yer alan ve 1992 yılında turizm merkezi olan Huzurlu Yaylası eteklerinde bulunan İslahiye ilçesinin köylerinde ikamet eden 20 kadın, hem depremlerin stresinden uzaklaşmak hem de aile bütçelerine katkı sağlamak için çilek üretimi yapmak için projeye başvurdu.

Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İslahiye Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü tarafından çeşitli eğitim programına alınan afetzede çiftçi kadınlar, çilek üretimiyle ilgili aldıkları eğitimlerin ardından ise üretim için kolları sıvadı.

Proje kapsamında bölgedeki yayla köylerinde üretime uygun arazisi ve suyu olan kadın çiftçilere çilek fidesi ve gübre başta olmak üzere üretim için gerekli olan tüm ihtiyaçları verildi.

Doğa güzelliği ve endemik bitki zenginliği ile Karadeniz iklimin yaşandığı Huzurlu Yaylasının eteğinde bulunan kırsal Tandır Mahallesinde ikamet eden 48 yaşındaki Zeynep Can, 12 dönüm alanda devlet desteğiyle çilek üretimine başladı.

Depremlerin yaralarının sarıldığı İslahiye’nin bereketli topraklarında devlet desteğiyle ve eşi Ömer Can’ın yardımıyla çilek üretimine başlayan Zeynep Can, hem üretiyor hem de depremlerin etkisinden uzaklaşmaya çalışıyor. Depremzede çiftçilerin geleceğe olan umutlarını yeşerten bereketli çilek hasadı, asrın felaketinin ciddi zarar verdiği İslahiye ilçesinde başlarken Zeynep Can, gün boyu yetiştirdiği çilekleri ailesiyle ve kendisi gibi projeye katılan kadın komşuları ile birlikte topluyor. İslahiye Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Şahin, marifetli kadın çiftçiler ile birlikte çileğin zorlu hasadı için bahçesinde çalışan Zeynep Can’ı ziyaret etti.

İlçede hasat yapan diğer üreticileri de ziyaret eden Yüksel Şahin, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğinde Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından hayata geçirilen “Kınalı Eller Çilek Kokuyor” projesi” ile depremzede kadınların tarımsal üretime teşvik edilmesini amaçladıklarını söyledi.

Proje kapsamında depremzede 20 kadının 20 dekar alanda çilek yetiştiriciliği yaptığını belirten Şahin, deprem bölgesindeki tarımsal üretimi önemsediklerini ve desteklediklerini ifade etti.

“Aile ekonomisine büyük bir katkı sağlamaktadır”

İslahiye Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Şahin, “Şu an İslahiye’nin Huzurlu Yaylasındayız. Huzurlu Yaylası Amanos Dağlarında kurulu güzel bir yayladır. Gaziantep Tarım İl Müdürlüğümüz, İlçe Müdürlüğümüz GAP İdaresi Başkanlığımız ve ayrıca Büyükşehir Belediyemiz katkılarıyla burada çilek üretimi yapıyoruz. “Kınalı Eller Çilek Kokuyor” projesi” ile şu an görmüş olduğunuz alanda çilek yetiştiriciliği yapılmakta. Biz bugün Zeynep Can, hanımın tarlasındayız. Zeynep hanım bu çilekleri hasat ederek çevre il ilçelere göndermektedir. Aile ekonomisine büyük bir katkı sağlamaktadır” dedi.

“Destekler için devletimize teşekkür ederiz”

Çiftçi Zeynep Can ise 12 dönüm alanda devlet desteğiyle çilek üretimi yapmaya başladığını ve aile ekonomisine katkı sağladığını belirterek, “Çiftçilik yapıyoruz. Çilek ekiyoruz. Çilek yetiştirmeye başladık. Şimdi çilek hasadı yapıyoruz. Projeye başvurduk ve kınalı ellerimizle çilekleri topladık. Destekler için devletimize teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

Çiftçi Ömer Can da üretim konusunda her zaman eşini desteklediğini belirterek depremden sonra böyle bir uğraşın eşine ve köydeki kadınlara maddi ve manevi açıdan çok iyi geldiğini ifade etti.

Çiftçi kadınlardan üniversite öğrencisi Melike Yıldırım ise yaz tatili olduğu için köyüne geldiğini ve kadın dayanışması kapsamında komşusu olan Zeynep Can’a yardım ettiğini söyledi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremzede-kadinlar-cilek-uretimiyle-hem-uretiyor-hem-uzaklasiyor/feed/ 0
İnegöl’de Glohaven Şeftali Hasadı Başladı: Fiyatlar Çiftçiyi Üzdü https://www.haber60.com.tr/inegolde-glohaven-seftali-hasadi-basladi-fiyatlar-ciftciyi-uzdu/ https://www.haber60.com.tr/inegolde-glohaven-seftali-hasadi-basladi-fiyatlar-ciftciyi-uzdu/#respond Thu, 25 Jul 2024 08:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42159 Bursa’nın tescilli ürünü olan Glohaven cinsi şeftalinin hasadı İnegöl’de başladı. Rekoltede yüzü gülen çiftçiyi bu kez fiyatlar ağlattı. İnegöl Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, şeftali hasadını inceledi.

İncelemenin ardından açıklama yapan Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, “İnegöl’ümüzde şeftali hasadı başladı. Bildiğiniz gibi Bursa’da şeftali üretiminin İnegöl olarak birinci sırasındayız. Kaymak gibi ürünler de burada, görüyorsunuz. Bundan 10 gün önce şeftalinin ilk durumuyla ilgili bir haber yapmıştık. İl Tarım Müdürümüz ve Kaymakam Bey vardı. O söylemiş olduğum şeyde bu yılın içinde bulunduğumuz durumda çiftçimize para kazandıran tek ürünün şeftali olduğunu söylemiştim. Asıl Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret olarak tescillenen Türk ürünü olan bu şeftali. Cinsi de Gülaven cinsi. Bunun hasadı başladı. Bu kadar güzel ürün ne olduysa fiyat düştü. Şuan da 30 liradan giden malın bugün 17-18 lira civarına düştüğünü görüyoruz. Gerçekten üzülüyoruz. Bunun maliyeti 10 liraları geçiyor. Çiftçi nereden para kazanacak. 1 haftada ne değişiyor biz de anlamadık. Kim bu fiyatlarla oynuyor. Bu aracıların kalkmasını özellikle söylüyoruz. Türkiye’de sürekli Tarım Kredi marketleri kuruldu. Direkt çiftçiye ulaşıp bu ürünü çiftçinin de kazanacağı biçimde alsak, ondan sonra da az bir karla birlikte tüketiciye dağıtsak olmaz mı. 17 liraya giden şeftali 1. sınıf. Eminim kimse 50 liradan aşağı yiyemeyecek. Yazıklar olsun diyorum. Bugün İnegöl’de şeftali üretiminin en yoğun olduğu İsaören Mahallesin’deyiz. Burada hasat yapılıyor. Çiftçinin morali yeniden bozuldu. 3. kalite mal 30 lira yaparken, 1. kalite mal 17-18 lira. Aslında bunun çözümü Tarım Kredi Kooperatifi Marketleriyle çözülecek şey, onlar da kar amaçlı bir market artık. Kazanma parayı gel çiftçinin kurtaracağı şekilde al, sat” dedi.

2 bin dönüm alanda 7 bin ton şeftali üretimi yapıldığını aktaran Çelik,” Bir şeye daha vurgu yapacağım. Avrupa Birliği tarafından tanınan 24. Türk ürünü Bursa Şeftalisi. Önemli bir ürün olduğu için Siyah İncirde Büyükşehir Belediyesi Tarım A.Ş. devreye girip fiyatı regüle ederken aynı şekilde şeftali de Büyükşehir’den piyasaya girip piyasayı regüle etmesi onlarda talebimizdir. Çünkü Bursa’nın Avrupa Birliği tarafından tescillenen bir ürünün en önemli ürünüdür hatta. Siyah incir bile onun arkasından gelir” ifadelerini kullandı.

İsaören Mahallesi Kırsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Erhan Ulu ise,” Öncelikle İsaören İnegöl’ümüzde köylerimizde şeftali hasadımız devam etmektedir. Başkanımın da dile getirdiği gibi bundan 10 gün önce şeftali ilk olarak 30-35 arasından satıcı bulmaktaydı. Fakat şu an Avrupa patentli, tescilli ürünümüz şeftali şu an geldiğimiz noktada 15- 17 lira arasından düşüş yaptı. Biz üreticilere işçiliği, maliyeti eklediğiniz zaman 15 TL’yi buluyor. Gün geçtikçe çiftçimiz bitmek üzere. Başkanımın da dediği gibi Tarım Kredi Kooperatifleri var, değişik kuruluşlar var, marketler var. Bunlar neden aracıyla iş yapıyor? Bugün Avrupa’da tescillenmiş bir ürün diyoruz. Lakin biz üretmeye başladığımızda ne hikmetse şu an düştü. Bugün aroma fiyatı 4 TL, bir çay en beğenmediğin yerde 10 TL. Biz 4 TL’ye aromaya şeftali veriyoruz. Bugün bir aromanın kutusu 25-30 TL. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Çiftçi eskiden bitmek üzereydi, şu an bitti. Şu an üzerinde bulunduğumuz bahçe 20 dönüm bir bahçe. Bakımıyla her şeyiyle dört dörtlük bir bahçe. Lakin bu sene bu bahçe komple kesilecek. Benim diyeceklerim bu kadar. Artık sözün bittiği yerdeyiz” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/inegolde-glohaven-seftali-hasadi-basladi-fiyatlar-ciftciyi-uzdu/feed/ 0
Çiftçiler Buğday Fiyatlarındaki Düşüşe Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-fiyatlarindaki-dususe-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-fiyatlarindaki-dususe-tepki-gosterdi/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:00:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42014

ERKAN KARACA

(ÇORUM) – Çorum Ticaret Borsası’na buğdaylarını satmak için gelen çiftçiler,  bu yılki buğday fiyatlarının geçen yıla göre daha düşük olmasına tepki gösterdi. Çiftçi Satılmış Çağlar, “Pazartesi günü şu buğdayın aynısını 9 bin liraya sattım. Buğday aynı evimin önünden doldurup geliyorum. Bugün 7,5 lira çıkıyor buğday. Bir bardak çay 10 lira ama bir kilo buğday ile biz bir bardak çay içemiyoruz” dedi.

Çorum Ticaret Borsası’na buğdaylarını getiren çiftçiler, artan tohum ve mazot fiyatlarına rağmen bu yılın buğday fiyatlarının geçen yıla göre daha düşük olduğunu dile getirdi.

“Bir kilo buğdaya bir bardak çay içemiyoruz”

Çiftçi Satılmış Çağlar, “Pazartesi günü şu buğdayın aynısını 9 bin liraya sattım. Buğday aynı evimin önünden doldurup geliyorum. Bugün 7,5 liraya çıkıyor bu buğday. Geçen yıl bu buğdayın tohumunu ben 19 liraya aldım. Sertifikalı olarak. Bu yıl 25 lira bunun tohumluğu şurada bir bardak çay 10 lira ama bir kilo buğday ile biz bir bardak çay içemiyoruz. Rezillik işte içeride görebilirsiniz bedava” dedi.

“Koskoca Çorum çiftçisinin kaderi üç tane tüccarın elinde”

Çiftçi Devrim Bayrak ise şunları söyledi:

“Üç tane tüccarın elinde kaderimiz, üç tane tüccarın elinde girerlerse keyiflerine göre giriyorlar. Girmezlerse çiftçiler böyle bekliyor. Kimi iptal ettiriyor. Kimi veriyor gidiyor. Herkesin borcu var, derdi var sonuçta. Mazot geçen sene seçimden önce 16,30’a aldım. Şu an 45 lira. Geçen sene buğdayı 8 liraya verdik şu an 7,5 lira. Çiftçiden üretim bekliyorlar. Ülke ekonomisine katkı bekliyorlar hadi bakalım ne yapalım biz. Ne yapalım arkadaşlar biz isyan mı edelim yani. Üç tane çiftçinin elinde kaderimiz. Koskoca Çorum çiftçisinin kaderi üç tane tüccarın elinde. Böyle saçmalık olur mu? Şimdi arkadaşların hepsi dinliyor. Hiç kimseden de çıt yok. Kimseden ses yok. Böyle bir düzen böyle bir şey olur mu ya yazık. Herkesin borcu vardır bakın şu adam 70- 80 yaşında gelmiş buraya üç beş kuruş para kazanayım diye ya. Güvenlik şimdi arkadaşları dışarı kovdu, kimse sesimizi duymasın diye güvenlik dışarı kovdu. Bence içeriyi çekin arkadaşlar, milletin rezilliğini orada görün. Yapacak bir şey yok.”

“Cebimde 200 lira param var. 200 lira ne yapılır?”

Çiftçi Ali Rıza Çimen, “Ne bakanları bakıyor, ne il başkanları bakıyor, ne ilçe başkanları… Bir günden bir güne buraya gelip de bu köylünün hali ne diyen yok. Oy zamanı ne güzel geliyorlar tıpış tıpış geliyorlar. Köylü bir tuvalete 15 liraya gidiyor. Bir bardak çayı 10 liraya içiyor. Buğdayı 7 liradan 7,5 liradan veriyor en fazla. Günah yazık. Parayı da vermiyorlar. 1 gün sonra, 3 gün sonra, 5 gün sonra yazık günah değil mi? Herkesin borcu var, derdi yok. Ben giderken şimdi motoruma mazot alacağım. Cebimde 200 lira param var. 200 lira ne yapar. Soruyorum ben sana hesabına atıyorum diyor. Günah bunlar yazık. Bu millete yazık. Ben 75 yaşındayım arkadaş yazık günah değil mi” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-fiyatlarindaki-dususe-tepki-gosterdi/feed/ 0 Çiftçilerin bankalara olan borçları 99 milyar TL’ye yükseldi https://www.haber60.com.tr/ciftcilerin-bankalara-olan-borclari-99-milyar-tlye-yukseldi/ https://www.haber60.com.tr/ciftcilerin-bankalara-olan-borclari-99-milyar-tlye-yukseldi/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:07:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41228 (ANKARA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2024 yılının ilk 5 ayında çiftçilerin bankalara 99 milyar TL borçlandığını belirterek “Sektörün, zamanında geri ödeyemediği için bankaların icra takibine aldıkları borç miktarı ise mayısta 75 milyon lira daha artarak 2,5 milyar liraya yükseldi” dedi.

CHP Niğde Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin bankalara olan borçlarındaki artışla ilgili açıklama yaptı. Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) belirlediği hububat fiyatlarıyla çiftçinin üretimde zorlandığını ve artan maliyetlerin üretimi ciddi oranda düşürdüğünü ifade eden Gürer, TMO’nun hububat fiyatlarını enflasyonla orantılı olarak belirlemediğine dikkat çekti. Gürer, şunları kaydetti:

“Buğdayın alım fiyatının yüzde 12 artış, makarnalık buğday için 10 bin TL/ton, ekmeklik buğday için ise 9 bin 250 TL/ton olarak açıklandı. Arpa alım fiyatının ise sadece yüzde 3 oranında bir artışla 7 bin 250 TL/ton olarak belirlendi. Çukurova’da hasat bitti. İç Anadolu da devam ediyor. TMO alım koşulları ve depoya teslim ürün alımı çiftçi tüccarın eline bıraktı. Tüccar fiyatı daha da aşağı çekti. Borçlu çiftçi tarlada ürününü satmaya çalışıyor. İç Anadolu kuru tarım alanlarında da kuraklık etkisi de önemli rekolte düşmesine neden oluyor. TÜİK buğday için geçen yıla göre 1 milyon ton düşüş tahmin etti. Hasat sürecinde bu düşme belirgin görülüyor. Çiftçi tarım ilacı, gübre, tohum, mazot artışları ile ezilmiş durumda. Üre gübre  Ocak 2024’de bayi fiyatı 12 bin 250 TL iken DAP gübre 18 bin 500 TL’ydi. Hala üre gübre 13 bin 500 TL, DAP gübre 21 bin TL olarak satılıyor ve bu hafta yeni zam bekleniyor. Girdiler düzenli artıyor. Alım fiyatı enflasyonun dikkate alınmadan TMO belirliyor. Bu durum çiftçiyi hububat ekmekten soğutuyor. Doğal olarak ithale ülke mecbur kalıyor. 100 gram simit 15 TL’ye satılıyor. 1 kilo buğday ise bir yıllık emekle üretiliyor Kilosu 9.25 TL” ifadelerinde bulundu.

Gürer, ithalat odaklı politikaların çiftçiyi zor durumda bıraktığını belirterek, “2024 yılının ilk beş ayında 3 milyon 520 bin ton ithal buğday getirildi” dedi. Gürer, buğdayın maliyetinin sulu tarımda 13,39 TL, kuru tarımda ise 12,68 TL olarak gerçekleştiğini belirterek, TMO tarafından açıklanan alım fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kaldığını ifade etti. TMO’nun politikasını gözden geçirmesi ve üreticilerin maliyetlerini karşılayabilecek düzeyde alım fiyatlarının belirlenmesi gerektiğini vurgulayan, Gürer, yerli üretimin desteklenmesi ve ithalata bağımlılığın azaltılması gerektiğini vurguladı.

Gürer, Niğde’nin farklı ilçelerinde patates üreticileriyle de görüştü. Gürer, patatesin üretim süreci boyunca 13-14 kez sulandığını ve bu durumun üretim maliyetlerini artırdığını belirtti. Patatesin ortalama maliyetinin 9-10 TL olmasına rağmen, çiftçilerin ürünlerini tarlada 4-5 TL’ye satmak zorunda kaldığını ifade etti. Gürer, “Nakliye fiyatları da eklenince büyük kentlerde fiyat 5 kat dahi artıyor.Tarlada üretici kaybediyor, rafta fiyatta katlıyor. Aracılık bu bağlamda fiyatı önemli ölçüde artırıyor” dedi.

Gürer, 71 ilde 2.5 milyon ton soğan yetiştirilmesine rağmen bu yıl bin ton soğan ithal edildiğini ve erkenci soğanda oluşan düşük fiyatın bazı bölgelerde soğanı tarlada bıraktığını ifade etti. Gürer, “Soğan ürününde de üretici erkenci dökümde umduğunu bulamadı. Patates ve soğan gibi ürünleri üretimi ve üreticiye erişimi de doğru bir planlama ile sorun olmaktan çıkarılması olasıdır” dedi.

Gürer, fındık üreticilerinin artan girdi maliyetlerinin dikkate alınması ve fındık alım fiyatının 160 TL’nin altında olmaması gerektiğini vurguladı.

Gürer, yaz ayları ile her bölgede yerli ürünlerin rafta yer almasına rağmen fiyatlarda gerileme olmadığına işaret ederek, “Çoğu yerde sulama yer altından çıkarılan su ile yapıldığı için ciddi gider artışı yaratıyor. Nakliye ve işçilik diğer giderlere eklenince sebzede beklenen fiyat gerilemesi oluşmadı. Kuraklık daha çok sulamaya yol açması da ek giderlere neden oldu. Meyvede farklı ürünlerde bolluk var ancak ürünü toplanamayan üretici fazla üretimden fayda sağlayamaz iken marketlerde bahçede meyve 5-6 kat fiyat artışı ile satışa sunuluyor. Bu bağlamda da piyasa başıboş ve fahiş fiyatla mücadelede sözden öteye geçmiyor” diye konuştu.

Gürer, çiftçinin gelir kaybını önlemek adına iktidarın alım politikalarını gözden geçirmesi ve üreticilerin maliyetlerini göz önünde bulundurarak alım fiyatlarını belirlemesi gerektiği ifade etti.

Çiftçilerin bankalara borçlarının giderek arttığını belirten Gürer, “Tarım sektörünün bankacılık sektörüne borçlarında yılın ilk beş aylık dönemindeki artış ise 99 milyar lira olarak gerçekleşti. Sektörün, zamanında geri ödeyemediği için bankaların icra takibine aldıkları borç miktarı ise mayısta 75 milyon lira daha artarak 2,5 milyar liraya yükseldi” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/ciftcilerin-bankalara-olan-borclari-99-milyar-tlye-yukseldi/feed/ 0 CHP Milletvekili: İktidar Partisi Milletvekilleri Halktan Koptu https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-iktidar-partisi-milletvekilleri-halktan-koptu/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-iktidar-partisi-milletvekilleri-halktan-koptu/#respond Thu, 18 Jul 2024 23:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40632

SEYFİ ÇELİKKAYA

(YOZGAT) – CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, iktidar partisi milletvekillerinin halktan tamamen koptuklarını belirterek “Saraylarda bir elleri yağda bir elleri balda yaşadıkları için halkın derdini hiçbir zaman anlamadılar. Şimdi hiç anlamıyorlar. Çünkü iyice halktan koptular. Halkın arasına hiçbir milletvekili gidemiyor” dedi.

CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, partisinin Yozgat İl Kadın Kolları seçimine katılarak partililerle bir araya geldi. Ersever, kongre öncesinde yaptığı değerlendirmede, gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. İktidar partisinin sokak hayvanlarıyla ilgili yasa teklifini eleştiren Ersever, şunları söyledi:

“Katliam yasası gibi, henüz geçmedi”

“O konuyla ilgili yapılacak aslında çok şey vardı ama kanun gelmeden önce ıslah çalışması yapılabilirdi. Tabii bizim söylediğimiz neydi? Yakala, aşıla, ameliyat et, kısırlaştır, bak, sonra olduğu yere bırak. Bütün hayvanseverlerin ve bizlerin istediği sadece buydu. Ama geldiğimiz noktada ötanazi gibi bir ucube yasaya dönüştürdüler. Aslında katliam yasası gibi, henüz geçmedi. Pazartesi günü de görüşmeler devam edecek ama biz Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer bütün muhalif partilerin hepsi var gücümüzle bu konuda sosyal medyadan ve hayvan hakları savunucularından da destek alarak yasanın geri çekilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Yozgat’ta da belediyesi olan Yeniden Refah Partisi de bu konuda hayvan haklarına sahip çıkıyor. O anlamda da çok teşekkür ediyoruz, Yozgat Belediye Başkanımıza.”

“Arada aracılar kazanıyor, çiftçi gene bir şey kazanmıyor”

Tarım alanlarında hasadın devam ettiğini kaydeden Ersever, çiftçinin sorunlarını şöyle özetledi:

“Tarımla ilgili çok büyük sıkıntımız var, tüm Anadolu’da, Yozgat’ta bunlardan bir tanesi. İklim krizi, yağışın az alınması ya da ara ara fırtına ve sel boyutunda yağışların olması, çiftçiyi çok mağdur etmiş durumda. Ürün alabilen de zaten ton başına geçen sene 8 bin 250 lira vermişlerdi. Bu sene de 9 bin 250 verdiler. Söyledikleri Toprak Mahsulleri Ofisi’nde sıra olmayacak ve paranızı bir ay içerisinde ödeyeceğiz demişlerdi. Ankara’da bu konuyla ilgili Bala’daki Toprak Mahsulleri Ofisi’ne gitmiştim dün değil evvelsi gün, oradaki çiftçilere destek olmak için ama burada anladık ki durum öyle değil. Gene sıraya koymuşlar. Tabii bu ne demek oluyor? Geçen yıl biz bunları yaşamıştık. Çiftçinin ürününü almadığı zaman ürün tabii depolarda belli bir süre bekliyor. O belli bir sürede de özel sektör devreye girip daha az fiyat vererek bütün topluyorlar. Aradan iki, üç ay geçtikten sonra yüksek rakamlarla Toprak Mahsulleri Ofisi’ne tekrar geri satıyorlar. Arada aracılar kazanıyor, çiftçi gene bir şey kazanmıyor.”

“Halkın arasında hiçbir milletvekili gidemiyor”

“Hayat o kadar pahalı ki enflasyona daha dur diyemediler ve enflasyonla ilgili herhangi bir şey yapamıyorlar, gittikçe fiyatlar artıyor büyükşehirlerde, burada da öyledir” diyen Ersever, “Gittiğiniz marketlerde dün on liraya aldığınız şey ertesi gün yirmi lira olabiliyor. Denetim yok, bu anlamda sıkıntı çok büyük. Verdikleri emekli maaşına destek olarak yaptıkları zam 2 bin 500 lira ve bunu yüzde 25 zam yaptık diye sevinerek anlatabildiler. 12 bin 500 liraya gerçekten bir ay kendileri bir dayansınlar, halk nasıl dayanıyor onu da görmüş olurlar. Çünkü onlar ne markete gidiyorlar, saraylarda bir elleri yağda bir elleri balda yaşadıkları için halkın derdini hiçbir zaman anlamadılar. Şimdi hiç anlamıyorlar. Çünkü iyice halktan koptular. Halkın arasına hiçbir milletvekili gidemiyor. O anlamda sıkıntımız büyük” diye konuştu.

“15-16 yaşında kız çocuklarımızı yeniden evlendirmeye başladılar”

Ersever, eğitim konusuna da değinerek, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Eğitim konusunda onu da gündeme getirdiler. 4+4+4 sistemiyle gelen eğitimdeki değişimler 9 bakan geldi, 9 bakan üst üste sürekli her gelen yeni değişimler yaptı. Bu değişimlerin sonucunda eğitim sisteminde en son geldiğimiz nokta ÇEDES diye Diyanet’le beraber yaptıkları ‘çevreme duyarlıyım’ diye bir projede her şey ortaya çıktı ki kız çocuklarına, erkek çocuklarına bir mezar maketi yapıp, burada anneniz yatıyor, şimdi bir ağlayın, nasıl ağıt yapıyorsunuz bir görelim diyebildiler. Bunu Kars’ta bir okulda yaptılar. MESEM diye ayrıca ucube bir sistem var. O da meslek liseleriyle ilgili, bir meslek liseleri staj yapıyorlar ya da hani belli bir asgari ücret üzerine ya da daha düşük para alıyorlar. Bu sistemde de dört gün çocuklar çalışma yerine gidiyorlar. Bir gün okulda kalıyorlar. Bu işverenlerin direkt ucuz iş gücü oldu. Çünkü asgari ücretin çok çok altında küçücük bir çocuk orada çalışıyor köle gibi. Geçen sene yedi tane çocuğumuz iş kazalarında öldü. Yaralı sayılarını istediğimizde bakan herhangi bir cevap vermiyor ve biz de bilmiyoruz ne kadar yaralı olduğunu. Çocuklarımız böyle köle gibi orada kullanılıyor. Bu sistemde uzaktan okumaya çok daha fazla çocuklar yönelmiş vaziyetteler. O da tabii gene kız çocuklarında erken evlilikleri getiriyor. 15- 16 yaşında kız çocuklarımızı yeniden evlendirmeye başladılar. Bunların hepsini biliyoruz, hepsiyle ilgili bizim politikalarımız hazır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-iktidar-partisi-milletvekilleri-halktan-koptu/feed/ 0
Zonguldak’ta Ziraat Odası Başkanı Gençleri Tarıma Yönlendiriyor https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ziraat-odasi-baskani-gencleri-tarima-yonlendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ziraat-odasi-baskani-gencleri-tarima-yonlendiriyor/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40231 Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Ziraat Odası Başkanı Zafer Yalman, gençleri tarıma yönlendirmek için futbol sahası olarak kullanılan alana 30 bin adet patlıcan fidesi dikti. Yalman 25 dönüm araziden 4 ayda yaklaşık 4 milyon TL gelir elde etmeyi bekliyor.

Kdz. Ereğli ve farklı şehirlerde turizm ve konaklama sektöründe faaliyet gösteren Ziraat Odası Başkanı Zafer Yalman, gençlere tarımdan para kazanıldığını göstermek için 25 dönüm araziye 30 bin adet patlıcan fidesi dikti. Maddi durumunun iyi olduğunu ve tarladan elde edeceği gelire ihtiyacı olmadığını belirten Yalman, tarım yaparak çok ciddi rakamların kazanılabileceğini söyledi. Kdz. Ereğli’nin sanayi kendi olarak anıldığını ancak milyonlarca metre kare arazinin boş olduğunu anlatan Yalman, ilçede herkese tarımın yapılabileceğini göstermek için böyle bir işe girdiğini anlattı. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Yalman “Kdz. Ereğli’de çiftçilerimize önder olmak, çiftçilerimize tarımın nasıl yapılabileceğini, nasıl para kazanılabileceğini göstermek ve teşvik etmek için bu yıl 25 dönüm araziye il tarım müdürlüğünün çiftçimize yüzde 75 hibe desteği kapsamında patlıcan fidesi diktik. Bu 25 bin metre kare araziden 200 ila 300 ton arası ürün elde etmeyi bekliyoruz. İlk hasadımızı 2-3 gün önce yaptık. 20 Mayıs’ta dikmiş olduğumuz patlıcan fidelerini damlama sistemi kurarak, organik gübre kullanarak, herhangi bir kimyasal gübreden uzak durarak çiftçi olarak vatandaşımıza, pazara sunmayı hedefledik. Bölgemizde 150 bin nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz, köyleri ile 200 bin. 2-3 ay Kdz. Ereğli bölgesine yetecek patlıcanı hasat edeceğimizi umuyorum. Bugün patlıcanı pazara indirdik. Organik patlıcanı tüm pazarcılarımıza, çiftçi olarak, üretici olarak Kdz. Ereğli pazarında, ziraat odasında veya isteyen yemek fabrikalarına ayırt etmeksizin toptan perakende 20 TL’den tarladan patlıcan veriyoruz. Vatandaş istiyor, biz ise günübirlik topluyoruz, hasat ediyoruz. Vatandaşa evinde ağız tadıyla ve korkmadan yiyebileceği bir ürün hasat ediyoruz. Diyeceğiz ki en sonunda; biz bu kadar para harcadık, bu kadar gelir elde ettik ve bundan da bu kadar mutluyuz diyebilmeliyiz.”

“Burada tarım olmaz dediler, biz yaptık oluyor”

Vatana yan gelip yatarak hizmet edilemeyeceğini belirten Yalman, makamda oturarak Ziraat Odası başkanlığı yapmayacağını söyledi. Ziraat mühendisleri ve teknikerlerin tarlalara girmesi gerektiğinin altını çizen Yalman “Tekniker, Ziraat Mühendisi arkadaşlarımızın tarlaya girmesini istiyorum. Ben Tekniker oldum, ben Mühendis oldum diyerek makamlarda evrak Mühendisliği yapan arkadaşlarımız 17-18 Bin TL’ye çalışmak mecburiyetinde kalır. Gelin kardeşim bu tarımı sizler öğreteceksiniz, sizler uygulayın ve yapın, sizler de para kazanın. Tarım yaparak araba da alabilirsiniz, en güzel tatili de yapabilirsiniz. Ben buna inanıyorum ve güzel gelir kazanacağımızı umuyorum. Yani kısacası aylık gelir hesaplaması yaptığımızda güzel kazançlar olacağına inanıyoruz. Tarımın yapılabileceğine kimse inanmıyordu. Benim için tam olarak 60 günlük serüven. Önceden burası futbol sahası olarak tasarlanmış ancak boş duran bir araziydi. Burada tarım olmaz diyorlardı, sağımız dere solumuz ırmak. Gülüç Irmağından gözümüzün önünde tonlarca su denize akıyor, güneş var. Biz dümdüz ovaları, ırmak kenarlarını fabrika yaptık ve tarımı dağda, bayırda yapmaya çalışıyoruz. Bu alanları geçtiğimiz dönemlerde biz fabrikalarından tarım alanı olarak tarım bakanlığı tarafından işlendi. Yani buralara artık fabrika yapılmıyor. Bu da bir fabrika. Burada 7-8 tane bayan çalışıyor, hasat ediyor, yevmiyelerini alıyor ve evlerinde eşlerine destek oluyor. Burada tarım olmaz mı? Karpuz, patlıcan, biber ve daha birçok şey olur. Şükürler olsun Allah’ıma bizi mahcup etmedi, güzel ürün oluyor. Devlet Tarsim sigortasında da yüzde 50 çiftçimize destek oluyor. Devletimiz yüzde 75 hibe desteğinde bulunuyor. Ziraat Teknikerimize ve Ziraat Mühendisimize ayrı hibeler var. yüzde 60 – yüzde 70 oranında hibe destekler var. Devletimiz diyor ki; bugün bu kadar ekonomik krizin altında tüm dünyada aynı, bir tek destekleri kesilmeyen tarım. İsteyene veriliyor” dedi.

25 dönüm araziden 4 milyon TL gelir hedefliyor

Tarımla ilgili olumsuz bir propaganda yürütüldüğünü ve bunun doğru olmadığını savunan Yalman konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bazı arkadaşlarımız gübre gibi birçok şeyin pahalılığından tarım yapmak istemiyor. Gübreye zam geliyor ise patlıcana da geliyor. Kimse mağdur değil aynı zamanda ete de zam geliyor, bunlar mazeret değil. Kafelerde oturarak propaganda yapmak değil. Ben bugüne kadar farklı sektörlerde emek harcadım, alın teriyle ekmeğimi kazanmaya çalışıyorum. Patlıcan tarlasından gelecek gelire ihtiyacım yok. Tarım üzerinden de para kazanabileceğimizi gösteriyorum” ifadelerine yer verdi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ziraat-odasi-baskani-gencleri-tarima-yonlendiriyor/feed/ 0
Manisalı Üreticiler Artan Maliyetlerden Şikayetçi https://www.haber60.com.tr/manisali-ureticiler-artan-maliyetlerden-sikayetci/ https://www.haber60.com.tr/manisali-ureticiler-artan-maliyetlerden-sikayetci/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:06:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40177

(MANİSA)- Manisa’nın Salihli ilçesinde üreticiler artan maliyetler nedeniyle geçinemediklerini belirterek tepki gösterdi. Bir domates üreticisi, “Atadan dededen kalan yerlerimizi ekiyoruz. Eğer böyle devam ederse çiftçiliği bırakacağız. Maliyetler çok yüksek. Dönüm başına 30 bin lira masrafımız var ve 2 lira 30 kuruşa mal satıyoruz. Bu maliyetlerle bu işin içinden çıkamayız. Birinin yanında çalışmak zorunda kalacağız. Devlet böyle olursa bizi alacak bir yere koyacak ya da bu yerleri Avrupa’dan gelenlere vereceğiz ve onların yanında ırgat olarak çalışacağız” dedi.

Manisalı üreticiler, üretimlerinin karşılığını alamadıklarını belirterek girdi maliyetlerinin yüksek olmasına tepki gösterdi. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, üreticileri gezerek sorunlarını tarlada dinledi. Yalvaç, şunları söyledi:

“Üretim olmazsa tükeniriz”

“Manisa’nın Salihli ilçesi Çapaklı Mahallesi’ndeyiz. Çapaklı köyümüzün ileri gelen çiftçileri var. Çiftçiler üzgün. Geçen sene sofralık domates 10-16 lira arasında satılırken bugün 4- 5 liraya düştüğünü öğrendik ve üzüldük. Geçtiğimiz senelerde 3 lira 30 kuruşa satılan domates, şimdi 2 lira 30 kuruşa satılıyor. Girdi maliyetlerimiz yüzde 100- 150 arttığı bu dönemde çiftçimiz perişan, üzgün. Bu nedenle devletin bu konuya müdahale etmesini, gerek TMO’nun gerekse tarımsal kooperatiflerin buna göre alım yapması gerektiğini düşünüyoruz. Pandemi gösterdi ki üretim olmazsa tükeniriz.”

“Bu maliyetlerle bu işin içinden çıkamayız”

Bir üretici, “Atadan dededen kalan yerlerimizi ekiyoruz. Eğer böyle devam ederse çiftçiliği bırakacağız. Maliyetler çok yüksek. Dönüm başına 30 bin lira masrafımız var ve 2 lira 30 kuruşa mal satıyoruz. Bu maliyetlerle bu işin içinden çıkamayız. Birinin yanında çalışmak zorunda kalacağız. Devlet böyle olursa bizi alacak bir yere koyacak ya da bu yerleri Avrupa’dan gelenlere vereceğiz ve onların yanında ırgat olarak çalışacağız” dedi.

Başka bir üretici de, “Yıllardır domates ekiyoruz. 3 yıldır domatesin fiyatı aynı. 2 sene önce 3 lira 20 kuruşa sattığımız domatesi geçen yıl 2 lira 50 kuruşa sattık. Bu sene 3 lira 30 kuruşa satıyoruz. Maliyetlerimiz çok yüksek. Bu nedenle tarım kredi kooperatiflerinden müdahale alımı yapılmasını istiyoruz. Daha önceki yıllarda bu yapılmıştı ama şimdi yapılmıyor. Bugün çayın 5 lira olduğu bir ülkede 1 lira 30 kuruş domates olur mu? Dertliyiz, dertlerimize derman arıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu domates kolay yetişmiyor”

Üretici Hüseyin Dinç ise “Bu domatesleri yetiştirme sebebimiz, insanlar domates yesin, çiftçi para kazansın. Ancak bu şartlarda para kazanamıyoruz. Geçen sene 2.5 liraya verdiğimiz domatesi, bu sene 2 liraya satıyoruz. Pandemide hiç durmadan çalıştık, insanlar doysun diye gecemizi gündüzümüze kattık. Ama şu anda mağdur olan biziz. Üretim var, verim var ama çiftçi şu anda memnun değil. Maliyet girdileri çok yüksek ve biz çok kötü durumdayız. Bu domates kolay yetişmiyor. Bir çocuk da kolay yetişmiyor. Biz bu domatese çocuk gibi bakıyoruz fakat şu anda çocuktan verim alamıyoruz” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/manisali-ureticiler-artan-maliyetlerden-sikayetci/feed/ 0 PANKOBİRLİK Genel Başkanı Ramazan Erkoyuncu, Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanlık seçimleri için çalışmalara başladı https://www.haber60.com.tr/pankobirlik-genel-baskani-ramazan-erkoyuncu-konya-pancar-ekicileri-kooperatifi-yonetim-kurulu-baskanlik-secimleri-icin-calismalara-basladi/ https://www.haber60.com.tr/pankobirlik-genel-baskani-ramazan-erkoyuncu-konya-pancar-ekicileri-kooperatifi-yonetim-kurulu-baskanlik-secimleri-icin-calismalara-basladi/#respond Fri, 12 Jul 2024 07:24:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38809 PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu, 27 Temmuz 2024 tarihinde 72. Mali Genel kurul ile birlikte gerçekleştirilecek olan Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanlık seçimleri için çalışmalara başladı.

Başkan Ekoyuncu’nun seçim bürosu açılışı çiftçiler tarafından yoğun ilgi görürken, çiftçiler, Başkan Erkoyuncu’yu yeni dönemde de desteklediklerini iletti. Yeni dönemde de çiftçilerin refahını ön planda tutacak her çalışmada aktif rol üstleneceklerini belirten Başkan Erkoyuncu, “Çiftçilerimizin yanında olmak ve onların sorunlarına çözüm üretmek bizim en önemli görevimizdir. Göreve geldiğimiz andan itibaren bu bilinçle hareket ettik ve çiftçimize her türlü desteği verme gayretinde olduk. Hiçbir şahsi menfaat gütmeden her zaman kurum ve çiftçilerimizin menfaatlerini önceledik. Konya tarımının kalkınmasında büyük rol üstelenen çiftçilerimizin mali durumları her zaman önceliğimiz oldu. Yeni dönemde de inşallah aynı bilinçle hareket edecek bölgemiz tarımının en üst seviyelerde olmasını sağlayacağız” dedi.

“Bu bir baskın seçim değildir”

Baskın erken seçim söylemlerine de cevap veren Başkan Erkoyuncu, “Seçim malum olduğu üzere gelecek yıldı. Fakat geçmişe dayalı Seçim Genel Kurul takvimlerinde 8 kere genel kurul olmuş, son iki genel kurul hariç 6 tanesi 3 yılda olmuş. Hatta bir tanesi 2 yılda olmuş. Bu bilgiler takvimde mevcut. Dolayısıyla çiftçiler ve aday olacak arkadaşlar 3’üncü yılda seçim olacakmış gibi faaliyete geçtiler. Bu nedenle biz de erken seçim kararı aldık. Bu bir baskın erken seçim değildir, cevabını veremeyeceğimiz de hiç bir şey yoktur” şeklinde konuştu.

2029 Mart ayı itibariyle kurumun hiç bir borcu kalmayacağını ifade eden Başkan Erkoyuncu, süreci şeffaf bir şekilde yönettiği bilgisini aktardı.

“Oy verirken elinizi vicdanınıza koyun”

2021 seçimlerine gitmeden önce verdiği tüm sözleri harfiyen yerine getirdiğini söyleyen Başkan Erkoyuncu, “Bu 3 yılı açık bir alınla, sizleri hiçbir şekilde mahcup etmeyecek şekilde tamamladığıma inanıyorum. O gün verdiğim sözleri harfiyen yerine getirdiğime inanıyorum. Süreç şu yada bu sebeplerle tam istediğimiz gibi olmamış olabilir ama adalet ve dürüstlük konusunda Allah’a sığınarak söylüyorum sizi hiç mahcup etmedim. Yeniden 4 yıllık dönem için sizlerden vekalet istiyorum. Elinizi vicdanınıza koyup bütün duygusallıktan arınarak aklınıza ve vicdanınıza danışarak hareket etmenizi rica ediyorum. Allah bu kuruma, bu millete, bu çiftçiye, bu ülkeye hayırlı olan her kimse o ekibe nasip etsin” ifadelerini kullandı.

Ortaya atılan iddialara tek tek cevap vereceğini söyleyen Başkan Erkoyuncu, hesap veremeyeceği hiç bir şey olmadığını belirtti. Başkan Erkoyuncu, “Soma bugün en büyük problemimiz. Orada da bir iyileşme var ama istediğimiz gibi olmayacak. Onun yoğun bir çabası olacak. 15 gün sonra bir taraftan seçim çalışması yapacağız tabii ki ama bir taraftan da kurumumuz için Ankara’da temaslarda bulunmayı ihmal etmeyeceğiz. Sizlerden hiç bir zaman hiç bir şeyi saklamadım, şeffaf oldum. Geçen yıl itibariyle gıda grubunun 9 milyar 350 milyon borcu vardı. Yoğun bir çalışmayla ve yüzde 15 kalıcı sabit faizle bunu yapılandırdık. 2029 Mart ayının sonu itibariyle kim gelirse gelsin buranın bir kuruş borcu kalmayacak. Yine çiftçimize ‘Herkes istediği tohumu istediği yerden alsın’ dedik. Zorunlu C vardı, onu kaldırdık. C’inin küspesi yoktu, orada da verdiğimiz sözü yerine getirdik ve çiftçi hakkı olanı aldı. C’de polar yoktu. Herkesin fix 16 polara göre hesaplanıyordu. 20 polar 20’den aldı, 14 polar 14’ten aldı. Bir gün olsun çiftçimizin avansını geciktirmedik. Zor zamanlar geçirsek de çiftçimizi her zaman önceledik” şeklinde konuştu.

Konuşmanın ardından seçim bürosunun açılışı yoğun katılımla yapılırken, Başkan Erkoyuncu, “Hepinizden Allah razı olsun. Sizleri asla mahçup etmedim, etmeyeceğim. Bunu hissettiğim gün ceketimi alır giderim” dedi. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/pankobirlik-genel-baskani-ramazan-erkoyuncu-konya-pancar-ekicileri-kooperatifi-yonetim-kurulu-baskanlik-secimleri-icin-calismalara-basladi/feed/ 0
Muş Ovası’nda Hububat Hasadı Yapıldı https://www.haber60.com.tr/mus-ovasinda-hububat-hasadi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/mus-ovasinda-hububat-hasadi-yapildi/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38674 Muş Ovası’nda 2 milyon 95 bin dekar alanda ekimi yapılan hububatın hasadından 7 milyar TL gelir bekleniyor.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından organize edilen hasat töreni, Yıldız Alparslan Tarım İşletmesi’nde “Bereket Hasat Zamanı ve Çiftçi Gülerse Memleket Güler” mottosuyla gerçekleştirildi. Törende bir konuşma yapan Muş Valisi Avni Çakır, hasadın çiftçilerin bayram günü olduğunu belirterek, “Muşluların maalesef illerinde sanayi tesislerinin pek fazla olmadığını, bu konuda geri kaldıklarını söylüyorlar ama sahip oldukları zenginlikleri aslında Türkiye’de kıskanılacak seviyede. Türkiye’nin en verimli üçüncü ovasındayız. Tarlasına emek veren vatandaşımızın arpa ve buğdayın boyu belden yukarı. Bu yıl ekim sahamız yaklaşık yüzde 10 arttı. Yaklaşık 2 milyon 95 bin dönüm alanda hububat ekildi. Bu yıl 670 bin ton civarlarında hasat bekliyoruz. Çok güzel yağışlar oldu. Çok bereketli bir üretim sezonu gerçekleştirdik. Bütün tarlalarda biçerdöverler var. Her tarafta hasat bayramı var. Bu yıl hububattan 7 milyar lira beklentimiz var. Muş’ta 1 milyon 250 bin küçükbaş hayvanımız var. Dolayısıyla Muşlu kardeşlerim ne kadar bereketli bir coğrafyada ne kadar önü açık bir coğrafyada ve ne kadar zengin olduklarını anlasınlar” dedi.

“Gelecekte Muş Ovası daha kıymetli olacak”

Muş Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne çok iş düştüğünü söyleyen Vali Çakır, “Tüm arkadaşlarımızla, yapay zeka, dron ile ilaçlamayla toprağı en güzel şekilde işlenmesi konusunda çiftçiler için çalışmaya devam edeceğiz. Gelecekte Muş Ovası daha kıymetli olacak. Tarım ve hayvancılık ilimizin geleceği. Muş, sektöründe her ürünün en kaliteli üretim merkezi. Çiftçi kardeşlerimizle ilimizde tarımı her yıl üzerine koyarak gelişmesine hep beraber şahitlik edeceğiz. Hasadımız bereketli olsun” şeklinde konuştu.

Muş Ovası’ndaki hububat ekim alanlarının genişliği ve verimliliği sayesinde ülke ekonomisine büyük katkı sağlandığını vurgulayan Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Gün, “Bizim topraklarımız çok zengin ve toprağımız suyla buluştuğu zaman kalitede verimin arttığı bir yerdeyiz. Biz mevcut yapımıza baktığımızda özellikle birçok ile nasip olmayan bir alanımız bulunmaktadır. 357 bin hektar alanda tarıma elverişli arazimiz bulunmaktadır. Bunun içerisinde de 162 bin hektarlık alanda da sulanabilir bir arazimiz mevcuttur. Şu anda da 72 bin hektarlık alanda da sulama yapılmaktadır. Bu elverişli alan içerisinde 357 bin hektar içerisinde özellikle Muş ilimizde bizim hem ülkemiz için hem de bizler için de önemli olan stratejik ürünümüz olan buğday ve arpa yetiştiriciliği yapılmaktadır. En fazla da bu üretim bu konuda çiftçilerimiz üretimi gerçekleştirmektedir” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Muş İl Müftüsü İbrahim Halil Demir dua etti. Vali Çakır, buğday tarlasında biçerdöver ile hasat yaptı.

Programa, İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Kasım Ermiş, Muş Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Emniyet Müdürü Serkan Karaman, kurum amirleri, belde belediye başkanları ve çiftçiler katıldı. – MUŞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mus-ovasinda-hububat-hasadi-yapildi/feed/ 0
Emekli Doktor, Düşük Fiyatlar Nedeniyle Çiftçiliğe Son Vermeye Hazırlanıyor https://www.haber60.com.tr/emekli-doktor-dusuk-fiyatlar-nedeniyle-ciftcilige-son-vermeye-hazirlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/emekli-doktor-dusuk-fiyatlar-nedeniyle-ciftcilige-son-vermeye-hazirlaniyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:00:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38558 Antalya’da eşine ait arazide 2016 yılında çiftçiliğe başlayan emekli Doktor İbrahim Bodur, 90 dönüm arazide ektiği ürünlere komisyoncular düşük fiyat verince belediyelere yarı fiyatına satma pahasına teklif götürdü. Belediyelerden de olumlu cevap alamayan Bodur, ürünleri kökleyerek üretime ve severek yaptığı çiftçiliğe son vermeye hazırlanıyor. Bodur, “Ben bu işi epey inceledim, gelenlerin hepsi birbirleriyle irtibatlı. Bir müddet sonra bu meyve ne olacak elimde kalacak düşüncesiyle ucuz pahalı demeden veriyorsunuz, nitekim öyle yaptım. Topladım baktım ki hiçbir şey olduğu yok, ürününüzü belli bir değerde satamıyorsanız ve bu sistem böyle olmayı bir türlü değiştiremiyorsa; o zaman dayanma gücünüzün sonuna gelmişsiniz demektir” dedi.

Antalya’da Korkuteli ilçesi Kargın Mahallesi’ne eşine ait araziyi değerlendiren emekli Dr. İbrahim Bodur, tarım alanına Antalya’nın coğrafi işaretli Korkuteli Karyağdı Armudu, karpuz, salçalık domates ve biber ekti. Ürünlerin ekim yerinin planlaması için büyük çaba harcadığını anlatan Bodur, emek verdiği tarım sektöründe maddi karşılık bulamayınca, seraları sürmek için kullandığı iki buçuk milyon değerindeki traktör ve makineleri de elinden çıkarmaya hazırlanıyor.

“Üretim sonuca ulaştırmadı”

Bodur, “Eşime ait buralar, 7 seneyi aşkın zamandır bu işi yapıyorum. Eşim pek ilgilenemiyordu, ben ilgileneyim istedim, o sırada da yönetimin ‘Tarlalarınızla ilgilenin’ tavsiyesi üzerine bir şeyler yapalım diye başladık. Buraya yerleşme anlamında kanunların izin verdiği bir yapılanma yaptık, sonra bu bahçeyi revize ettik, tek tek ne ekelim diye karar verdik, burada ekili olan ağaçlar Ankara armudu eski adıyla karyağdı armudu. Bütün ağaçların yerlerini tek tek haritacıya tespit ettirdim, aralıkları bellidir. Onları tek tek usulüne uygun ektirdim. Beş sene boyunca bunlar zaten meyve vermiyor, aynı çocuk gibi büyütüyorsunuz, her sene ilaçlıyorsunuz, her senenin sonunda buduyorsunuz, bunların hepsi büyük bir maliyet, beş sene sonra ufak ufak meyve vermeye başlıyor. 7 ila onuncu sene arası asıl meyveyi vermeye başladığı zaman, 7-8 sene hiç verim almadan yapabileceği zor bir iş. Ama yedinci senede de görüyorsunuz ki siz ne üretirseniz üretin sonuca varamıyorsunuz” diye konuştu.

Komisyoncular masrafın yarısını teklif etmedi

Ektiği ürünler tarım arazisinde yetişmeye başlayınca haldeki komisyonculara götürdüğünü fakat gıdaları değerinde satamadığını söyleyen Bodur, alıcıların çok düşük fiyat teklif ettiğini belirtti. Bodur, “Geçtiğimiz yıl buradaki bütün meyveleri usulüne uygun topladık, onlar traktörle soğuk hava depolarına taşındı, orada beklemeye başladık, görücüye çıkıyor, alıcılar masrafının yarısını bile vermiyor. Ben bu işi epey inceledim, gelenlerin hepsi birbirleriyle irtibatlı. Bir müddet sonra bu meyve ne olacak elimde kalacak düşüncesiyle ucuz pahalı demeden veriyorsunuz, nitekim öyle yaptım. Topladım baktım ki hiçbir şey olduğu yok, ürününüzü belli bir değerde satamıyorsanız ve bu sistem böyle olmayı bir türlü değiştiremiyorsa; o zaman dayanma gücünüzün sonuna gelmişsiniz demektir” dedi.

100 ton karpuz elinde kaldı

Emekli Doktor İbrahim Bodur, armut, domates, biber karpuz ektiği tarım arazisinde geçtiğimiz sene 100 ton karpuzun elinde kaldığını söyleyerek, satılan ürünle çiftçinin elinden çıkan ürünün fiyatı arasında uçurum olduğuna dikkat çekti. Bodur, şöyle devam etti:

“Karyağdı armudu, bunun dışında salçalık domates ve biber ektik, herkesin mecburi aldığı ürünler. Masrafını çıkarıp da biraz arttığı zaman oh bu sene zarar etmedik bakıyoruz, yani zarar etmemek kazandık gibi anlaşılıyor. Ayrıca tonlarca karpuz ektik evvelki sene, Antalya’da kilosu 15-20 TL’ye satılan karpuzu biz burada 75 kuruşa satamadık, 100 ton karpuz tarlada kaldı. Sistemin yaşaması için bizim oradan para kazanmamız gerekiyor, karpuzun kilosuna gelirken baktım, 15-20 TL’ye satıyorlar, buradaki çiftçi kilosunu 10 TL’ye satsa ihya olur. Ama o çiftçi bunu satamaz yani o parayı alamaz vermezler. Çünkü asıl parayı aradaki alıcılar komisyoncular onlar kazanıyor, izin vermezler.”

Belediyeler, yarı fiyatına gıda ürününü kabul etmedi

İbrahim Bodur, özenle yetiştirdiği ürünleri karşılık bulamayınca Antalya ve İstanbul’da hizmet veren belediyeleri arayarak, pazar fiyatının yarısına ürünleri belediyelere satma teklifinde bulunduğunu dile getirdi. Bodur, “İstanbul’da bir belediyeyi aradım, ilgili kişilerle beni görüştürdüler. Oradaki kişiye; ‘Bakın benim karpuzum kamyonum var, ben karpuzu kamyona yükleyip getireceğim. Pazarda kaç liraya satılıyorsa yarı fiyatına satacağım, bana sadece şuraya koyun kamyonu deyin getireceğim, bunun maliyetini de üstleneceğim’ dedim. ‘Şu an öyle bir uygulamamız yok’ dediler. Antalya’da bir belediyeyi de aradım, ‘Bana bir yer gösterin, kendi ürünümü oradaki pazarda satılan fiyatın yarı fiyatına satacağım’ dedim. ‘Öyle bir uygulama yok burada’ dediler. Yarı fiyata tarladan alıp geleceğim satacağım dediğim zaman o olmuyormuş” ifadelerini kullandı.

“Yeni jenerasyon çiftçi olmak istemiyor”

Çiftçilik yaptığı arazinin çok verimli bir arazi olduğunu aktaran İbrahim Bodur, durum böyle devam ederse ürünlerin parasıyla bile bulunamayacağının altını çizdi. Bodur, şu ifadelere yer verdi:

“Bu toprakları ben kazdım, 3 metre kazıyorum altından çikolata gibi toprak çıkıyor. Burası boydan boya iki tane derenin arası ve buraya eğer siz taş ekin, buradan apartman çıkar, o kadar verimli bir arazi. Ama insanlar para kazanamıyor, sistem buna asla izin vermiyor. Ülkede kıtlık açlık olacak ve insanlar biz nerede hata yaptık diyecek. Çok uzun bir vadede değil, küresel ısınmadan sonra bu ülkede bazı şeyleri parasıyla bile bulamaz olacağız, o zaman akıllanmayı öğreneceğiz. Esas önemli olan bir başka husus da bizim yeni jenerasyonumuzda. Eskiden buradaki çiftçi Osman amcadan sonra onun çocukları torunları devam ederdi, şimdi o da kesildi. Çocukların hepsi üniversitede okuyor, onu bir statü atlama olarak görüyorlar. Burada çalışmayı o okullara gittikten sonra kendilerine yakıştırmıyorlar, böylece yeni jenerasyon buradan uzaklaşmış durumda.”

Çiftçiliğe de ektiği ürünlere de veda ediyor

Uzun uğraşlar ve çeşitli denemeler sonucunda çiftçiliğe veda edeceğini açıklayan İbrahim Bodur, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Çiftçi asla para kazanamıyor, kazansa ben kazanırım. En fazla dayanabilecek olan insan benim, gelecek sene ne yiyeceğim derdi olmayan bir insanım. Dolayısıyla eğer ben kazanamıyorsam, hiç kimse kazanamaz bu işten ve buraya gelirken de kendi kendime yemin ettim dedim ki; ‘asla pes etmeyeceksin, asla pişman olmayacaksın’. İtiraf ediyorum, pes dedim ve son derecede pişmanım. Buraya yatırdığım parayı bankaya yatırsaydım, bu topraklar beş kere daha satın alacak kadar konuma gelirdim. Kötü olan da bu zaten, çalışıp bir iş yapıp da bundan para kazanamayan bir kişi olması. Ağaçlar o kadar uzun sürede yetişiyor ki güneşin baharında, kışın çamurda budanıyor, bunların hepsi bir emek. Her santimetre karede bir emek var ve bunları ben şimdi yok hükmünde görüyorum ama burada bir milli servet yatıyor. Eşimle oturduk düşündük ne yapacağımızı, bunu kökletmek için şimdi cebimden ekstra para vereceğim ama ağaçlara kıyamıyorum. En sonunda dedim ki, tarlanın bir bölümünü köklemeyelim, yeşillik olsun. Karar aşamasındayız, armut bahçemiz dışında 13 dönüm daha bir yerimiz var, oradaki ağaçları kesin kökleteceğiz, bir hafta on gün içinde işlemlere başlayacağız.”

Korkuteli’nde çiftçilik yapan Ramazan Çalışkan ise, “Hayvancılık ve çiftçilik yapıyorum. Maliyetler çok pahalı, salçalık domates ekiyoruz, pazarda 20 TL, tüccar 5TL’ye alıyor. Tüccarın eli ayağı değmeden, bizden çok kazanıyor” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/emekli-doktor-dusuk-fiyatlar-nedeniyle-ciftcilige-son-vermeye-hazirlaniyor/feed/ 0
Gaziantep’te 2024 Yılının İlk Antep Fıstığı Hasat Edildi https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-2024-yilinin-ilk-antep-fistigi-hasat-edildi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-2024-yilinin-ilk-antep-fistigi-hasat-edildi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:57:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38105 Gaziantep tarımsal üretiminde önemli bir yer tutan Antep fıstığında 2024 yılının ilk ürünü hasat edildi. Gaziantep’in Karkamış ilçesine bağlı Teketaşı köyünden çiftçi Abdurrahman Açıkgöz tarafından yetiştirilen yılın ilk mahsul kırmızı kabuklu Antep Fıstığı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) tarafından Cumhuriyet altınıyla ödüllendirildi.

Gaziantep ismiyle özdeşleşen, kent ve bölge ekonomisi için büyük önem taşıyan ‘Yeşil Altın’ Antep fıstığında, 2024 yılının ilk erkenci ürünü hasat edildi.

Doğal rengine ve tadına hasat mevsiminde yaklaşık bir ay önce kavuşan sezonun ilk Antep fıstığı için GTB’de ödül töreni düzenlendi.

GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özmen ve Genel Sekreter Özgür Bayram’ın katılımıyla gerçekleştirilen törende, 2024 yılının ilk fıstığını yetiştiren çiftçi Abdurrahman Açıkgöz Cumhuriyet altınıyla ödüllendirildi

“Antep fıstığı bizim gözbebeğimiz”

GTB tarafından yılın ilk Antep fıstığına yönelik her yıl geleneksel olarak düzenlenen ödül töreninde konuşan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Akıncı, “Antep fıstığı Gaziantep’in göz bebeği tarım ürünlerinin başında gelmekte. Bu topraklarda yüzlerce yıldır bolluk ve bereketin simgesi olarak kabul edilen Antep fıstığının ilk hasadını bu nedenle her yıl adeta bir bayram sevinci içerisinde karşılıyoruz” dedi.

Antep fıstığının Gaziantep için tarımsal bir üründen çok daha öte bir değer olduğuna işaret eden Akıncı, “Ata yadigarı, kültürel ürünümüz Antep fıstığı bu topraklar için sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve marka değeri oluşturmakta. Şehrimizin ismini taşıyan, yeşil altın olarak gördüğümüz Antep fıstığı; güçlü sosyal ve kültüre etkileşiminin yanı sıra Gastronomi kenti unvanımızın da en büyük tamamlayıcı unsurudur” şeklinde konuştu.

Borsadan ilk fıstığa cumhuriyet altını ödül

Antep fıstığı ile ilgili farkındalık oluşturmak ve çiftçiyi üretime teşvik etmek amacıyla her yıl geleneksel olarak sezonun ilk kırmızı ben fıstığını yetiştiren üreticiyi ödüllendirdiklerini kaydeden Akıncı, amaçlarının hem Gaziantep Ticaret Borsasının kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği önemli bir geleneği yaşatmak hem de üretimi zor ve meşakkatli olan Antep fıstığını yetiştiren üreticiyi küçük bir hediyeyle de olsa onura etmek olduğunu söyledi.

Bu sene Antep fıstığında var yılı olduğunu hatırlatan Akıncı, bazı bölgelerde yaşanan dolu olayı ve kendini hissettiren iklimsel değişikliklerine rağmen verimli bir sezon geçmesini beklediklerini belirterek, üreticilere bereketli bir hasat mevsimi temennisinde bulundu.

İkinci defa ilk fıstığı yetiştirdi

Yılın ilk Antep fıstığını üreten çiftçi Abdurrahman Açıkgöz ise ikinci kez yılın ilk Antep fıstığını yetiştirmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadığını dile getirdi.

Geçen yıl da Gaziantep Ticaret Borsasına senenin ilk mahsul Antep fıstığını kendisinin getirdiğini hatırlatan Açıkgöz, “Köyümüzde yıllardır Antep Fıstığı üretimi ile iştigal etmekteyiz. Yaklaşık 150-200 dönümlük bir bahçede üretim yapıyoruz. Bahçemizde bulunan fıstıkların bir kısmı Barak Yıldızı ismiyle adlandırdığımız özel cins fıstık ağaçlarından oluşmakta. Bu ağaçlar kendi cinslerinden yaklaşık bir ay önce olgunlaşarak hasada hazır hale gelmekte. Bu sene sabah erken dalından kopardığımız ilk kırmızı kabuklu fıstıkları borsaya getirdim. Geçen seneki ilk fıstığa göre göre bu seneki fıstıklarımız 10 gün daha önce olgunlaştı. Tüm çiftçilerimize kazasız ve verimli bir sezon diliyorum ayrıca Gaziantep Ticaret Borsamıza fıstık üreticilerimize gösterdiği yakın ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından sezonun ilk kırmızı kabuklu Antep fıstığını yetiştiren çiftçi Abdurrahman Açıkgöz’e tam altın takdim edildi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-2024-yilinin-ilk-antep-fistigi-hasat-edildi/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, Silivri’de Yerli Tohum Ekimi Etkinliğine Katıldı https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-silivride-yerli-tohum-ekimi-etkinligine-katildi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-silivride-yerli-tohum-ekimi-etkinligine-katildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37851

Silivri’de gerçekleştirilen yerli tohum ekimi buğday hasadı etkinliğinde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu,

“Çiftçilerimiz, hayvancılarımız, sanayicilerimiz, esnafımız, yurttaşımız, ücretli çalışanımız, emeklilerimiz, hemen her kesimden yurttaşımızın ne kadar zor durumda olduğunu hepimiz biliyoruz. ve bu bir buhran. Ama buna rağmen, bu koşullarda ayakta durmaya çalışıyoruz” dedi. İmamoğlu bugün oynanacak milli maçla ilgili de “Yapılan haksızlığa karşı, bizim pırlanta gibi gençlerimizin ayakları, bilekleri, gücü yerinde olsun. İnşallah güzel oynasınlar. Bizim bugün tarlada kazanacağımız bol bereket gibi, onlar da ayaklarıyla, bol gollü bir maçla maçı kazansınlar inşallah” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Silivri Gazitepe Köyü’nde gerçekleştirilen deneme hasadına katıldı. Programa İmamoğlu’nun yanı sıra CHP Parti Meclisi üyeleri Cem Aydın, Berker Esen, CHP Tekirdağ milletvekili İlhami Özcan Aygun, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel ve Silivrili çiftçiler katıldı. Hasat etkinliğinde, İmamoğlu konuşma yaptı.

“BU MİLLET ÇAĞLARIN ÖTESİNE GÖTÜRECEK BİR AKLA SAHİP”

Konuşmasında ülkenin yaşadığı ekonomik durumu ve enflasyonu değerlendiren İmamoğlu, “Ülkemizin içinden geçtiği ekonomik koşulları hepimiz biliyoruz. Çiftçilerimiz, hayvancılarımız, sanayicilerimiz, esnafımız, yurttaşımız, ücretli çalışanımız, emeklilerimiz, hemen her kesimden yurttaşımızın ne kadar zor durumda olduğunu hepimiz biliyoruz. ve bu bir buhran. Ama buna rağmen, bu koşullarda ayakta durmaya çalışıyoruz. Enflasyon aldı başını gidiyor. Bize bu yakışmıyor. Gerçekten yakışmıyor. Bu milletin aklı, bu milletin bilgisi, görgüsü bizleri; inanın, bırakın o boş lafları, çağ atlama laflarını, bırakın çağları; daha ötesine götürecek bir birikime sahiptir bu millet. Tek şart var, tek şart. Ne biliyor musunuz? Tek bir beyne değil, bu milletin toplu bir biçimde her birinin beynine emanet edersek kendimizi, kazanırız. Ama ‘tek bir akla güvenin ve her şeyinizi bana bırakın’ diyen akla emanet ettiniz mi; olacak budur. Bugün çektiğimizin yegane sebebi budur. Öyle değil mi? Ben, bazı insanların bilgisi karşısında göstereceğim hürmeti başaramıyorum. Daha fazla göstermek istiyorum. Öyle iyi yetişmiş bilim insanlarımız, ilim insanlarımız, eğitimcilerimiz, tarım uzmanı, sanayi uzmanı, her konuda muazzam. Ama hiçbir şey bilmeden ‘ben bilirim’ diyenden korkun. Öyle durduk yere ben kendime ‘bilim insanı diyebilir miyim? Diyemem. Yani durduk yere kendime ‘ekonomist’ diyebilir miyim? Diyemem. Ama uzmanına emanet et. Onun partilisi yok. Yeter ki uzmanını emanet et. Bakın; uzmanına emanet ettin mi bu milletin sırtı yere gelmez. Bugün ‘enflasyon aldı başını gidiyor’ diyorsak; müsebbibi, sebebi bu durumdur, bu pozisyondur. Maliyetler ne yazık ki artıyor. Ekonomi yönetiminde, akıl ve bilimden uzaklaşmanın cezasını çekiyoruz. O bakımdan biz, iki dudağın arasından çıkacak söze değil, milletin sözüne güveneceğiz ve yolumuz o yol olacak” dedi.

“YAPILAN HAKSIZLIĞA KARŞI, PIRLANTA GİBİ GENÇLERİMİZİN AYAKLARI, BİLEKLERİ, GÜCÜ YERİNDE OLSUN”

Tarımsal alanlarını bünyesinde barındıran ilçe belediye başkanları ile iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini aktaran İmamoğlu, “Bora Başkanımız, Erhan Başkanımız ve diğer başkanlarımızla, bereketli çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Çiftçilerimizin emeği, bizlerin desteğiyle, İstanbul, daha çok üreten bir şehir olacak. Üreticilerimizi bu zor günlerde, bu sıkıntılı ekonomik koşullarda enflasyona yedirmemek için elimizden gelen desteği, sizlerle buluşturacağız. Umuyorum bugünün bereketi bol olsun. Her günün bereketi bol olsun. Bugünün bereketi, akşam da milli takımımıza bol bol gol versin. Yapılan haksızlığa karşı, bizim pırlanta gibi gençlerimizin ayakları, bilekleri, gücü yerinde olsun. İnşallah güzel oynasınlar. Bizim bugün tarlada kazanacağımız bol bereket gibi, onlar da ayaklarıyla, bol gollü bir maçla maçı kazansınlar inşallah” ifadelerini kullandı.

İLK HASADI ÇİFTÇİ ERCAN TARLADAÇALIŞIR’LA BİRLİKTE YAPTI

İmamoğlu, konuşmasının ardından, çiftçi Ercan Tarladaçalışır’ın kullandığı biçerdövere binerek, deneme hasadının gerçekleştirilmesine tanıklık etti. İmamoğlu alandan ayrılmadan önce gazetecilerin de sorularını yanıtladı. İmamoğlu 2019 yılında Mevlüt Uysal döneminde KİPTAŞ konutlarının yaklaşık 200 kişiye büyük indirimlerle ev satıldığı iddiasına, “Bazen alan insanların ismi ile meseleler gündeme geliyor. Ama biz alanla değil de satanla ilgileniyoruz. Niçin böyle sattığını ve nasıl böyle bir şeye giriştiğini Sayıştay raporlarını bekliyoruz. Ona göre yapılması gereken işlemler var ise de takibini yapıp işlemler için harekete geçeceğiz” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-silivride-yerli-tohum-ekimi-etkinligine-katildi/feed/ 0 Sancaktepe’de Cinayet Davasında Karar: Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası https://www.haber60.com.tr/sancaktepede-cinayet-davasinda-karar-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi/ https://www.haber60.com.tr/sancaktepede-cinayet-davasinda-karar-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi/#respond Fri, 28 Jun 2024 22:33:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36410 Sancaktepe’de elleri ve ayakları külotlu çorapla bağlı şekilde ölü olarak bulunan Semih Sevim cinayetine ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme, sanık Seçil Çiftçi’yi ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, babası Cemal Çiftçi’yi ise aynı suçtan müebbet hapis cezasına çarptırdı. Tutuksuz yargılanan baba Çiftçi’nin tutuklanmasına karar verildi.
Sancaktepe’de elleri ve ayakları külotlu çorapla bağlı şekilde ölü olarak bulunan Semih Sevim cinayetine ilişkin eski sevgilisi olduğu öne sürülen Seçil Çiftçi ile cesedi birlikte ormanlık alana bıraktığı iddia edilen babası Cemal Çiftçi’nin yargılandığı davada karar çıktı. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Seçil Çiftçi, tutuksuz sanık Cemal Çiftçi, vefat eden Semih Sevim’in müşteki ailesi ve tarafların avukatları hazır bulundu.
“Keşke şuan yaşasaydı da neler çektiğini anlatabilseydi”
Duruşmada beyanda bulunan Semih Sevim’in ablası Sevgi Aslan sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istediklerini belirterek, “Kardeşim keşke şuan yaşasaydı da Seçil’den neler çektiğini anlatabilseydi” dedi.
“Birisini öldürecek potansiyelde bir insan değilim”
Semih Sevim’le daha önce menfaate dayalı bir görüşme gerçekleştirdiğini belirterek savunma yapan Çiftçi, “Kendisine defalarca benimle görüşmemesini ve yoluna gitmesini söyledim. Benim hakkımda iftiralarda bulundu. Ben yaptığım olayın doğru olduğunu savunmuyorum ancak Semih beni rahat bırakmadı. Ben birisini öldürecek potansiyelde bir insan değilim. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” şeklinde konuştu.
“Sanık Seçil benim evladımdır, hangi baba olsa aynı şeyi yapardı”
Duruşmada, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek savunma yapan sanık Cemal Çiftçi ise “Ben Semih Sevim’i yüz yüze hiç görmedim. Telefonla beni arayıp hakaretler ediyordu. Ben kaymakamlıktan emekliyim. Tasarlayarak öldürme suçlamalarını kabul etmiyorum. Tasarlayacak olsam iki oğlum var bu işi onlarla yapardım. Ben maktulü bir yeri kazıp gömmedim. Piknik alanına yakın bir yere bıraktım. Sanık Seçil benim evladımdır, hangi baba olsa aynı şeyi yapardı” ifadelerini kullandı.
Duruşmada beyanda bulunan müşteki avukatı, haksız tahrik hükümleri uygulanmaksızın cezalandırılmasını talep etti. Savunma yapan sanık avukatı ise olayın tasarlanarak gerçekleşmediğini, maktul Semih Sevim’in Çiftçi’yi rahatsız ettiğini, Çiftçi’nin kendini koruma amacıyla hareket ettiğini ve tahliyesi ile beraatını istedi.
“Karşı tarafın acısına saygı duyuyorum ama onlardan da biraz empati bekliyorum”
Son sözü sorulan sanık Seçil Çiftçi, “Karşı tarafın söylediği her şeyi reddediyorum, pişmanım, karşı tarafın acısına saygı duyuyorum ama onlardan da biraz empati bekliyorum” dedi.
Sanık Cemal Çiftçi ise son sözünde, “Karşı taraf çocuklarına sahip çıksaydı böyle olmazdı, olayla alakam yoktur, beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
Kararını açıklayan mahkeme, sanık Seçil Çiftçi’yi ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Babanın müebbet hapis ile tutuklanmasına hükmedildi
Mahkeme heyeti, sanık Cemal Çiftçi’yi ise ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanığın tutum ve davranışlarını da göz önüne alan heyet, bu cezayı müebbet hapis cezasına çevirdi. Ayrıca sanık Cemal Çiftçi’nin almış olduğu ceza miktarı ile kaçma şüphesinin de bulunması gerekçesiyle duruşmada tutuklanmasına karar verildi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, 1 Ocak 2023’te Sancaktepe Sazak Çeşme Mesire Yeri yakınlarında bir kişinin ölü olarak bulunması üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı, ölen kişinin ise hakkında öncesinde ‘kayıp şahıs’ ihbarında bulunulan Semih Sevim (40) olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Müşteki olarak ifade veren Sevim’in kardeşi Sebile Selvitopu’nun ifadesine yer verilen iddianamede, kardeşi Semih Sevim’in 22 Aralık 2022’de Tokat’tan İstanbul’a gittiğini, kardeşinin Seçil Çiftçi ile karşılıklı olarak birbirlerini tehdit etmeleri iddiasıyla ilgili duruşması için gittiğini ve kardeşinin Seçil Çiftçi ile yaklaşık 5-6 yıldır Tokat’tan tanıştıklarını söylediği aktarıldı.
Dosyaya sunulan yazışmaların incelenmesine de yer verilen iddianamede, Seçil Çiftçi’nin ölen Semih Sevim’e hitaben, “Ölümün benim elimde, seni vurduracağım, senin kafanın kesildiğini paylaşacağım. Israrla belirtmek isterim ki bu şahsın yaklaşık 5 senedir tehditlerine maruz kaldım, hep beni ailemle tehdit etti. Sıkıldım bu tehditlerden, benim babam baba gibi baba, benim anam ana gibi ana. Seni öldüreceğim, paşa paşa da cezasını yatacağım, seni vurduracağım” gibi mesajlar gönderildiği kaydedildi.
Hazırlanan iddianamede şüpheliler Cemal Çiftçi ile Seçil Çiftçi’nin ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/sancaktepede-cinayet-davasinda-karar-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi/feed/ 0
DEVA Partili Ekmen, Diyarbakır ve Mardin’deki yangın faciasıyla ilgili konuştu: DEDAŞ yargı sürecini beklemeden tazminatları ödemeli https://www.haber60.com.tr/deva-partili-ekmen-diyarbakir-ve-mardindeki-yangin-faciasiyla-ilgili-konustu-dedas-yargi-surecini-beklemeden-tazminatlari-odemeli/ https://www.haber60.com.tr/deva-partili-ekmen-diyarbakir-ve-mardindeki-yangin-faciasiyla-ilgili-konustu-dedas-yargi-surecini-beklemeden-tazminatlari-odemeli/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36012 DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, geçtiğimiz gün Diyarbakır ve Mardin’de yaşanan yangın faciası ve sonrasında yaşanan gelişmelere dair TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek yetkililere çağrıda bulundu.

“YARALILAR HALA YOĞUN BAKIMDA”

Kurban Bayramı’nın ardından acı bir gündemle karşınızdayız diyen Ekmen, öncelikle halkımızın geçmiş bayramını tebrik ederek sözlerine başladı. “Kurban Bayramı’nın ikinci günü Diyarbakır-Çınar ve Mardin-Mazıdağ ilçelerinin komşu köylerinde çıkan yangın sonucunda en az 14 canımızı kaybettik.” diyen Milletvekili Ekmen, hayati tehlikesi devam eden birçok yaralının hala yoğun bakımda olduğunu sözlerine ekledi.

“BİNE YAKIN HAYVAN HAYATINI KAYBETTİ”

Ölenlerin sadece insan olmadığını belirten Ekmen, acı kayıpları şöyle ifade etti: “Fotoğraflarda da görüldüğü üzere, içimizi acıtacak şekilde hayvan kayıpları da yaşandı. Yaklaşık bine yakın kuzu, koyun, keçi, eşek ve katır bu yangın nedeniyle hayatını kaybetti. Ciddi şekilde yeşil alanlar, ağaçlar yok oldu ve bin dönümün üzerinde toprağın bütün florası, toprakta yaşayan bütün canlılar hayatını kaybetti.”

“BU NOKTALARIN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMESİ GEREKİYOR”

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar dileyen Ekmen, bir an önce buranın afet bölgesi ilan edilerek mağdurların mağduriyetinin giderilmesini temennisinde bulundu.

“Maalesef, bu acıyı paylaşamayan ve ölenin kimliğine, cinsine, ırkına bakarak saldıran insanlıktan çıkmış kişilerle de karşılaştık.” diyen Ekmen, o kişileri de toplumun vicdanına havale ettiklerini ifade etti. Diyarbakır Barosu’nun da bu konuda bir suç duyurusu olduğunu hatırlatan Ekmen, “Bu kişilerin halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan yargılanarak caydırıcı bir ceza almalarını bekliyoruz.” dedi.

“ELEKTRİK HATLARINDANKAYNAKLANDIĞI KESİN OLARAK KABUL EDİLMEKTE”

Milletvekili Ekmen, yangının kaynağı üzerine yaşanan tartışmalara dair, “Yangının sebebi üzerine çeşitli tartışmalar yaşansa da Diyarbakır’daki meslek odalarının ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ilk incelemeleri yangının bir elektrik hattından kaynaklandığını gösteriyor. Aynı bölgede geçen yıl yine elektrik hatlarından çıkan bir yangın nedeniyle zarar meydana gelmiş ve yargı kararıyla DEDAŞ’a ödettirilmişti. Bir başka güvenlik kamerasında, yemyeşil ağaçların olduğu bir bölgede elektrik tellerinin bir anda koparak yangın çıkardığı kaydedildi. Dolayısıyla, evet çiftçiler anız yakıyorlar ve bu doğru değildir. Ancak bu yangının elektrik hatlarından kaynaklanan yangın olduğu neredeyse kesin olarak kabul edilmektedir.” ifadelerini kullandı.

“DEDAŞ’IN ALTYAPI SORUNLARI UZUN ZAMANDIR DEVAM EDİYOR”

DEDAŞ’ın bölgedeki hizmetleri ve altyapı sorunlarının uzun zamandır devam ettiğini belirten Ekmen, 2013 yılından beri bölgenin elektrik sistemi Dicle Elektrik AŞ tarafından karşılandığını ve bu süreçte ciddi sıkıntıların yaşandığını hatırlattı. “DEDAŞ’ın hizmet yetersizlikleri ve altyapı sorunları defalarca dile getirilmiş, ancak yeterli iyileştirme yapılmamıştır.” diyen Ekmen, “Bu yangının da altyapı eksikliklerinden kaynaklandığını düşünüyoruz.” dedi.

“BÖLGE HALKI ZOR DURUMDA”

Çiftçilerin sulama için ödediği yüksek maliyetlerin bölgenin önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Ekmen, sağlıklı bir sulama altyapısı sağlanmadıkça, çiftçilerin mağdur olmaya devam edeceğine dikkat çekti. “Bölge çiftçisinin sulama için ödediği para, Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.” diyen Ekmen, sulama kanallarının tamamlanması ve çiftçilerin yükünün hafifletilmesi gerektiğini ifade etti. DEDAŞ’ın çiftçi alacaklarına el koyarak hukuka aykırı davrandığını ve bölge halkını mağdur ettiğini belirten Ekmen, elektrik faturalarının yüksekliği ve altyapı yetersizlikleri nedeniyle bölge halkının zor durumda kaldığını ifade etti.

EKMEN’DEN BAKAN BAYRAKTAR’A ÇAĞRI

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a çağrıda bulunuyorum diyen Ekmen, “Bölgenin milletvekilleri ve DEDAŞ yetkilileri ile bir araya gelinerek sorunlara çözüm bulunmalıdır. Dicle Elektrik AŞ’nin altyapı eksiklikleri nedeniyle yaşanan kesintiler ve yüksek faturalar, bölge halkının yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu sorunların acilen çözülmesi ve bölge halkının insanca yaşama hakkına uygun bir şekilde elektrik hizmetlerinden faydalanması sağlanmalıdır.” dedi.

“DEDAŞ, Türk icra hukukunda emsali görülmediği bir şekilde çiftçi alacaklarına el koyuyor. Çiftçi alacakları, tıpkı emekli maaşı gibi, haczedilemez. Ancak Dicle Elektrik AŞ, doğrudan desteklere el koyuyor. Elektrik saatlerini görmeden herkese fatura yazabiliyor.” diye vurgulayan Ekmen, “Yargıya başvuranlar, yüzde seksen oranında lehlerine karar alabiliyor, ancak herkes yargıyla uğraşamıyor. Bir derebeyi gibi toplu cezalandırma yapabiliyor. Örneğin, Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Düzova Köyü’nde geçen yıl ağustos ayında günlerce elektrik kesildi, çünkü köyde bir kişi faturasını ödememişti.” sözlerini kullandı.

“SORUNUN ÇÖZÜMÜ PROJELERİN TAMAMLANMASIDIR”

“Bölgenin ismi kaçak elektrikle maruf hale gelmiş olabilir, ancak şu anda şehir merkezlerindeki kaçak kayıp oranı yüzde 20’lere düşmüştür ki bu Türkiye ortalamasına oldukça yakındır.” diyen Ekmen, esas problemin tarımsal sulamada yaşandığına dikkat çekti. “Bu sorunun çözümü, sağlıklı sulama projelerinin tamamlanmasıdır.” diyen Ekmen, Batman Barajı’nın sulama kanallarının 2013’te açıldığını ancak ilk defa bu yıl su verildiğini belirterek Bölge çiftçisinin sulama maliyetlerinin diğer bölgelere göre oldukça yüksek olduğunu ifade etti.

“OLAYIN AYDINLATILMASI GEREKİYOR”

“DEDAŞ bir savunma psikolojisi içerisinde olabilir, ancak hayatını kaybeden insanlarımız ve hayvanlarımız var.”diyen Ekmen, bu olayın doğru bir şekilde aydınlatılması ve sorumluların zararların tazmini noktasında inisiyatif alması gerektiğini ifade etti. Yargı süreçlerini beklemeden, mağdur ailelere tazminatlar ödenmelidir diyen Ekmen, Bölgedeki toplu cezalandırma ve yüksek fatura uygulamalarından vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.

BÖLGEDE YAŞANAN ELEKTRİK KESİNTİLERİ

Milletvekili Ekmen, Bölgede yaşanan elektrik kesintilerine de dikkat çekerek “Bölgedeki elektrik kesintileri, vatandaşların yaşam kalitesini düşürmektedir. Örneğin, sadece bugün Mardin’de ilan edilen 19 adet kesinti tespit edilmiştir. Bu kesintilerin bazıları 7 saat, bazıları 8 saat, bazıları ise 9 saat sürmektedir. Elektriğin kesilmesi, evinde solunum cihazına bağlı hastalar ve diyaliz hastaları için ciddi bir sorundur. Buzdolaplarının soğuk tutma süresi sona erdiğinde yiyecekler bozulmakta ve bu enflasyonist ortamda büyük bir maddi kayba neden olmaktadır. DEDAŞ’ın altyapısını yenilemesi, ödenmeyen faturalar nedeniyle mahalleleri ve köyleri topluca cezalandırmaktan vazgeçmesi ve faturalardaki gizli hesaplama yöntemleriyle fazla fatura politikasına son vermesi gerekmektedir. Bölge insanının insana yaraşır bir şekilde elektrik hizmetlerinden faydalanması sağlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deva-partili-ekmen-diyarbakir-ve-mardindeki-yangin-faciasiyla-ilgili-konustu-dedas-yargi-surecini-beklemeden-tazminatlari-odemeli/feed/ 0
Arpa Hasadının Devam Ettiği Yozgat’ta Çiftçi, Randevu Sistemine Tepkili https://www.haber60.com.tr/arpa-hasadinin-devam-ettigi-yozgatta-ciftci-randevu-sistemine-tepkili/ https://www.haber60.com.tr/arpa-hasadinin-devam-ettigi-yozgatta-ciftci-randevu-sistemine-tepkili/#respond Tue, 25 Jun 2024 08:15:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35766

SEYFİ ÇELİKKAYA

(YOZGAT) – Yozgat’ta Toprak Mahsulleri Ofisi’nde (TMO) uygulanan randevu sistemi nedeniyle sırası gelinceye kadar ürününü tarlada bekletmek zorunda kalan çiftçiler sisteme tepkilerini dile getirdii. Randevu sisteminin kaldırılmasını isteyen bölge çiftçisi, “Ekini sıcaktan yanmaması için biçtirmek zorundayız. Randevu alıyoruz, randevuya göre biçerdöver bekliyor, nakliye için araç bekliyor. Bu da ek fiyat demek. Randevu olmadan erken gelen teslimatını yapmış olsa tarlada bekleme olmaz, masraf da düşer” dedi.

Türkiye’nin en fazla hububat ekiminin yapıldığı bölgeler arasında yer alan Yozgat’ta bu yıl kuraklık ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle hasat erken başladı. 20 gün önce başlayan hasat devam ederken TMO’nun alımları dün itibarıyla başlattığı kaydedildi. Hem ürünün fazla olmaması hem de randevu ve kota uygulaması nedeniyle TMO’nun ve özel siloların alım merkezlerine gelen çiftçinin fazla beklemeden ürününü teslim ettiği bildirildi. Bu nedenle randevu sisteminden bu yıl vazgeçilip, erken gelene öncelik verilerek, alımların yapılmasının çiftçinin mağduriyetini önleyebileceği vurgulandı.

“İki senedir nakliyeci esnafı biraz sıkıntıda, bu sene işler de düştü”

Tarlada hasadın yapılıp, biçerdöver tarafından kasasının dolmasını bekleyen nakliyeci Ekrem Ceylan, 14 yıldır nakliyecilik yaptığını belirterek, iki yıldır nakliyeci esnafının zor bir dönem geçirdiğine dikkat çekip, şöyle dedi:

“Nakliyeci esnafıyım, dededen toruna bu işi yapıyoruz. Biz köyden buğday yüklüyoruz, burada ofisimiz buğday alıyor, çelik silolar var, lisanslı depocular. Köylüyle anlaşıyoruz, üç lira, örnek konuşuyorum, biz oraya gitmeden, parayı almadan yakıta zam geliyor. Petrolcü de nitekim üstüne koyuyor bu sefer. Geliyoruz adama diyoruz ki; Süleyman abi böyle böyle oldu. ‘Ya bana ne’ diyor, çok sıkıntılar yaşıyoruz. İki senedir nakliyeci esnafı biraz sıkıntıda, bu sene işler de düştü. Yakıttan ziyade bazı şeyler bizi çok çok yoruyor. Her şey yakıtla bitmiyor. Bu arabanın lastikleri en önemlisi, bir lastik üç lirayken on lira oldu, yani üç lirayken on lira oldu, direkt böyle oldu. Bir cıvata, bir lirayken on lira oldu. Diyeceksiniz ki senin araban da bir liraydı, on lira oldu da, olmasaydı benim arabam da, keşke böyle de şeyler olmasaydı. Fırsatçı insanlar çoğaldı. Sanayiye giremiyoruz, paran varsa sanayide iş yaptırırsın. Paran yoksa sanayide iş yaptıramazsın. Artı insanları kolaylaştırmaya yönlendirdiler. Zaten öyle tamir falan yok. Kaldır at, yenisini getir.”

“Tayyip’ten çok AK Partiliydim. Ben bu yıl gibi böyle bir dünya görmedim”

Yozgat’ın Yerköy ilçesinde 35 yıldır biçercilik yapan, bu yıl ise ek olarak çiftçilik yapmaya başlayan Ömer Güder, artan maliyetlere karşılık, üreticinin ürettiğinin bedelini alamadığını anlatarak, şöyle konuştu:

“Biçim yapıyorum şu anda. Geçen sene ben bu köyde 110 bin liraya biçtim, şu anda 130 lira diyor köylü. Köylü de haklı. Geçen sene mazot 27 liraydı, 42 lira. Geçen sene biçerin bir parmağı 15 liraydı, şu anda 50 lira. Bir kayış bin liraydı, 5 bin lira oldu. Bir şoför (biçerdöver operatörü) 30 bin liraydı, 90-100 bin lira oldu. Güneydoğu’daki adam 250 bin liraya gidiyor, şoför olarak üç aylığına. Böyle bir hayat var mı? Böyle bir dünya var mı? Mazot 27 liraydı, 47 lira oldu. Böyle bir dünya varsa çiftçiye dön, ekin hiç yok. Geçen sene ben arpayı 7 bin liraya verdim, bu sene 7 bin 250’ye verdim. Zaten ekin yok, mazot parası yok. Mazot parası biçer kaldı, parası yok, bitti. Köylüye dön köylü para yok diyor, mahsul satmayınca. Petrolcü litre yazıyor, yarın zam gelecek, onu öde. Bu nasıl bir dünya ya? Samimi olarak söylüyorum; AK Partiliydim. Bak tam olarak söylüyorum, Tayyip’ten çok AK Partiliydim. Ben bu yıl gibi böyle bir dünya görmedim. Böyle bir dünya var mı abi ya? Geçen sene 110 liraya bu sene biç 130 liraya. Arpayı geçen sene sat 7 bin liraya, şimdi sat 7 bin 250 liraya. Para da yok. Gerçekten ben şimdiye kadar hep Tayyip’e verdim. Bu dönemde Tayyip’e verdim. Bak bu dönemde Tayyip’e verdim diyorum. Ama böyle bir şey var mı abi ya? Böyle bir şey var mı ya? Böyle bir şey varsa söylerim. Şu anda mazot parası yok cebimizde, kart patladı. Bu nasıl olacak? Bilmiyorum. Hayat durdu.”

“Randevu nedir? Hastaneye gitmiyoruz, postaneye gitmiyoruz”

Randevu sisteminden de yakınan Güder, “Bu yıl çiftçiliğe de başladım. 35 yıldır biçercilik yapıyordum. Babam ekip biçiyordu, ben çiftçiliğe başladım. Bu sene bir 50 dönüm yer icarladım. Tam 60 bin lira masraf ettim. Tarlam da burası, ben geri 50 bin lirayı alamam. 20 bin lirayı zor alırım. Motor parası yok, biçer parası yok, 20 bin lirayı zor alırım. Benim suçum, günahım ne ya? Geçen sene 9 bin liraya verdik buğdayı, bu sene de 9 bin lira. Böyle bir dünya varsa desinler. Tarım Bakanı desin ki; böyle bir dünya var desin. Gerçekten inanmıyorum. Böyle bir dünya varsa söylesin. Mehmet Şimşek söylesin. Ekonomi… Sıka sıka, sıka sıka kemer de kalmadı. Al, al bir şey kalmadı. 35 yıldır biçercilik yapıyorum. Ben böyle bu yıl gibi görmedim. Bir de randevu çıktı. Burada ekin biçiliyor, adamın randevusu var. Burayı koyuyoruz, şuraya gidiyoruz. Randevu nedir? Hastaneye gitmiyoruz, postaneye gitmiyoruz. Böyle bir randevu var mı? Bankadan sıra beklemiyoruz, bu biçim. Buraya bırakıp, oraya gidiyoruz leylek gibi geziyoruz. Mevsimlik bir şey, böyle randevu olur mu? Bir litreye yakıyorsa dönümde iki litre çıkıyor. Randevu neymiş randevu? Abi hastaneye mi gidiyoruz ya? Çiftçiye kota kondu bir de randevu çıkarttılar. Adamın tarlası kaldı, randevusu yok. Allah vermesin bir yangın çıksa yanacak adamın tarlası. Biçer yatıyor, Tır yarım oldu, adamın randevusu bitti. Biçer kaldı bu gün” diye konuştu.

“Mahsulümüz de yok, biz masraflarımızı dahi alamıyoruz şu anda”

Yozgat’ın Bahçecik köyünden Sümmani Akgül, bu yıl mahsulün olmadığını, bu nedenle de yaptıkları masrafları dahi alamayacaklarına vurgu yaparak, şunları söyledi:

“10 yıldır çiftçilik yapıyorum. Eskiden beri köylüyüm ama sanayiciydim, şimdi çiftçilik yapıyorum. Vatandaş gerçekten ne yapacağını bilmez bir durumda. Şu anda o sezon bitmiş, iki aydır ekim biçim yapılıyor. Sezon bitmek üzere ofisimiz daha şu anda yeni alıma başlamıştır. Bundan 20 gün önce Yerköy’de biçerdöverler ekin biçiyordu, Güneydoğuyu dahil etmiyorum. Daha dün fiyat açıklandı, zaten açıklanan fiyat bir şey değil. Geçen yılki fiyata veremiyoruz. Mahsulümüz de yok, biz masraflarımızı dahi alamıyoruz şu anda. Hangi bir derdimizi anlatacağız? Şu anda zaten yangın, kuraklık bizlerin kendi hatalarımızı devlete, hükümete veya hiç kimseye mal edemeyiz. Sigorta yaptırmadıysak bu kendi sorunlarımız. Ama devlet de sorumluluk alanın içindeki yapması gerekenleri yapmıyor. Bugün randevu sistemi var. Randevuya kardeşim gelmiyorsan o adamın randevularını iptal et. veya ediyorsan da o insanları çalıştır. Şu anda mahsul yok, ülkemizde genel olarak. Mahsulümüz yok, bunu biliyorsunuz. Ofis gece gündüz çalışsa ne olur ki? Bırak çalışmayı, şu anda randevu almışlar ama ofiste alım çok az, giden yok, randevudan dolayı. Silolarda sıra beklemiyor adam gidiyor hemen yıkıp geliyor ama randevudan dolayı gidemiyor. Şu anda benim biçerdöverler yatıyor, niye yatsın? Hemen biçer, gider, yıkar gelir, bu randevunun sakatlıkları olmasa. Zaten bir kota sistemi çıkarmışsın. Ben kotama göre vereceğim. Hiçbir çiftçi bundan şikayetçi değil ki, oraya gidip de beklemekten. Kardeşim herkes erken gelen gelsin yıksın gitsin. Mahsulüm kuruyor, kuruduğu yerde denesi dökülüyor.”

“4 bin liraya, 4 bin 500 liraya arpa istiyorlarmış. 6 bin liraya, 7 bin liraya buğday diyorlarmış”

Çiftçi Akgül, “Geçen yıl 7 bin liraya sattık arpayı, 8 bin liraya sattık buğdayı. Bu sene de aynı fiyata satıyoruz. Belki satamayacağımız gün de olacak, oradan geçmeyen buğdayları tüccarlar almıyor. 4 bin liraya, 4 bin 500 liraya arpa istiyorlarmış. 6 bin liraya, 7 bin liraya buğday diyorlarmış. Zararına bir şeyler” dedi ve şunları belirtti:

“Şimdi adam benden para istiyor, biçerdöverci, haklı. İşçime para veremiyorum diyor. Sen işçisin çalıştığının hakkını alabileceksin bakalım. O adam benden alamayınca veremeyecek. Ben devletten alamayınca veremeyeceğim, zincirleme. 45 gün sonra diyor. Ben 45 gün sonra vereceğine de inanamıyorum. Daha bundan kısa bir süre önce, geçen yılki verdiğim prim paramı aldım, bir yıl geçmiş, daha yeni ve daha da almadık insanlar var. Şu anda mazota en az 4 – 5 bin lira civarında zam geleceği söyleniyor, bir iki gün içinde. Biz adamlarla fiyat kestik, ‘mazota zam gelirse ben otlarım’ diyor. Ben diyorum anlaştık arkadaş. Ne yapacak bilmiyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/arpa-hasadinin-devam-ettigi-yozgatta-ciftci-randevu-sistemine-tepkili/feed/ 0 Manisalı Kayısı Üreticisi: “Bizim Bütün Derdimiz Para Kazanmak Değil, Ülke Ekonomisine Katkı Sağlamak” https://www.haber60.com.tr/manisali-kayisi-ureticisi-bizim-butun-derdimiz-para-kazanmak-degil-ulke-ekonomisine-katki-saglamak/ https://www.haber60.com.tr/manisali-kayisi-ureticisi-bizim-butun-derdimiz-para-kazanmak-degil-ulke-ekonomisine-katki-saglamak/#respond Mon, 24 Jun 2024 22:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35709

(MANİSA)- Manisa’nın Salihli ilçesinde kayısı üreticileri perfect cinsi kayısı ekip kurutma işlemi uygulamaya başladı. Üreticilerden Özay Aydoğan, “Biz kayısı üretimi yapıyoruz. Yıllardır yaptığımız bu üretimden 3- 5 yıldır para kazanamıyoruz. Kazanamadığımız için yeni çalışmalar yaparak kayısıda nasıl değişik bir şeyler yapabiliriz diye uğraşıyoruz. Şu anda yaptığımız iş kayısıyı kurutmak. Bu konuda başarılı olursak hep birlikte para kazanacağız. Bizim bütün derdimiz para kazanmak değil, ülke ekonomisine katkı sağlamak” dedi.

Salihli ilçesinde, 202 kayısı yetiştiricisinin bulunduğu 4 bin 741 dekar arazide kayısı üretimi yapılıyor. Salihli ilçesine bağlı Dombaylı, Akören, Kırdamları ve Adala’da kayısı yetiştiricileri faaliyet gösteriyor. Salihli bölgesinde 500 ton civarında üretim yapıldığı, Ziraat Odası kayıtlarına girdi.

Tarladan toplanan kayısılar, islim odasında kükürt yakılarak doğal bir şekilde kurutuluyor. Ardından 2 ile 5 gün arasında güneşte sergi bezinde kurutuluyor. Kurutulan kayısılar, tekrar islim odasında kapalı hava almayan kısımda kükürt yakılarak kurutma işlemine tabi tutuluyor. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, “Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Dombaylı Mahallesi’ndeyiz. Mahalle muhtarımız Ata Özer ve yanımda çiftçilerimiz bulunmakta. Toplanan kayısılar şu anda Akören ve Dombaylı Mahallesi’nde, 2 bin dekar arazide üretiliyor. Malatya’daki gibi islim odasında işlemlerden sonra sergiye konuluyor. Bu kayısılarımız şu anda sergide kurutuluyor ve çekirdekleri çıkartılarak satışa sunulacak. Bu konuda en az Malatya kadar iddialıyız” dedi.

“Çok kaliteli olacak gibi gözüküyor”

Dombaylı Mahalle Muhtarı Atakan Özer, şunları söyledi:

Bölgemizde 2 bin ile 2 bin 500 dönüm arasında kayısı ve çeşitleri var. Perfect cinsi kayısımızı Malatya’daki gibi islim odasında kükürtleyerek bir gün sonra sergiye atıyoruz. Bu kayısının ilk denemelerini yaptık. Çok kaliteli olacak gibi gözüküyor. Bu bir deneme aşaması. Bir gün sonra bunların ‘fıtlatma’ dediğimiz çekirdek çıkarma işlemini yapacağız. Daha sonra satışa hazır hale gelecek. Bu da çiftçilerimizin bu kayısıyı çok iyi değerlendirmesini sağlayacak. Bütün köylümüz bundan faydalanmış olacak. İlk denemeleri yaptık, inşallah hayırlı olur. Bizler köyümüz adına güzel şeyler yapmayı düşünüyoruz. İyi fiyatlara satarız, köylü de para kazanır.”

Dombaylı’dan Sulama Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Güçlü, “Dombaylı mahallesi çiftçisi iyi bir çiftçidir. Şimdiye kadar yaş olarak sattığımız kayısılarımızı artık kurutarak satacağız. İnşallah köyümüz için hayırlı olur” diye diye konuştu.

“Çiftçiyi koruyun yeter”

Mahalle Muhtarı Atakan Özer şunları söyledi:

“Kayısıdan bayağı sıkıntı yaşadık. En fazla da pazarlama konusuydu. Bu sıkıntıların pazarlama ile bitmediğini de biliyoruz. Mazot zamları, gübre ve ilaçlama maliyetleri böyle olunca çiftçi o kadar yakınmaya başladı ki bu işten kurtulmanın peşindeydi. Bir alternatif geliştirelim, ürettiğimiz ürünü elimizde saklama şansı olsun dedik. Bize destek veren hocayla birlikte Ziraat Odası’nın desteği ile bu kurutma işlemini gerçekleştirdik. Başarılı olabildik diyorum. Belki bu şekilde para kazanabiliriz. Yoksa bu işin altından kalkamayacaktık. Bu maliyetlerin altından kalkamayacağız. Çiftçiliği bırakmak zorunda kalacağız. Biz bunu istemiyoruz. Bizim işimiz üretmek. Babamızdan dedemizden hep böyle gördük. Toprağın içinde büyüdük. Çocuklarımızın da bu yönde ilerlemesini istiyoruz. Ben çocuğumu bile ziraat mühendisi yetiştirdim. Bu sıkıntılar çocuklarımızı arazilerden uzaklaştırdı. Bu da bizi üzüyor. İnşallah başarılı oluruz. Çiftçiyi koruyun yeter.”

“Ülke ekonomisine katkı sağlamak istiyoruz”

Çiftçi Özay Aydoğan ise, “Biz kayısı üretimi yapıyoruz. Yıllardır yaptığımız bu üretimden 3- 5 yıldır para kazanamıyoruz. Kazanamadığımız için yeni ARGE çalışmaları yaparak kayısıda nasıl değişik bir şeyler yapabiliriz diye uğraşıyoruz. Şu anda yaptığımız iş kayısıyı kurutmak. Bu konuda başarılı olursak hep birlikte para kazanacağız. Bizim bütün derdimiz para kazanmak değil, ülke ekonomisine katkı sağlamak. Bunun için üretmeye devam etmemiz lazım. Üretimi bırakmamamız lazım. Üretmeliyiz, üretmeliyiz, üretmeliyiz. Sadece bunu söyleyebilirim” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/manisali-kayisi-ureticisi-bizim-butun-derdimiz-para-kazanmak-degil-ulke-ekonomisine-katki-saglamak/feed/ 0 Çukurova’da DSİ’nin sorumluluğundaki sulama sistemleri çalışmıyor https://www.haber60.com.tr/cukurovada-dsinin-sorumlulugundaki-sulama-sistemleri-calismiyor/ https://www.haber60.com.tr/cukurovada-dsinin-sorumlulugundaki-sulama-sistemleri-calismiyor/#respond Sat, 22 Jun 2024 08:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35468 (ANKARA) – CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Çukurova’da yeni yapılan DSİ’nin sorumluluğundaki kapalı sulama sistemlerinin aktif çalışmadığı için on binlerce dönüm ekili ve dikili tarım ürünlerinin kuruduğunu, çiftçilerin zararının büyük olduğunu söyledi. Kuraklık yaşanan bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini söyleyen Barut, “Borular tıkanıp patlarken sulama parasını peşin ödeyen çiftçilerin filtreleri de tıkanıp işlevsiz kalınca tarım alanlarına su ulaşmadı, on binlerce dönüm alandaki mısırdan narenciyeye tüm tarım alanları neredeyse tamamen kurudu” dedi.

CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Adana’nın Kozan ilçesi Tufanlı köyünde mağdur çiftçilerle bir araya geldi. Toplam 26 bin dönüm alanda üreticilerin mağdur edildiğine dikkat çeken Barut, “Özel bir şirket tarafından projesi tamamlanan ve yeni devreye giren DSİ’nin sorumluluğundaki kapalı sulama sistemleri, herhangi bir arıtma ve filtreleme olmadan sisteme verilen suyun çamurlu, taşlı ve kirli olmasından kaynaklı ekili ve dikili tarım arazilerine ulaşmadı” dedi.

“Tüm tarım alanları neredeyse tamamen kurudu”

Bölgede ekili alanı zarar gören çiftçilerle bir araya gelen Barut, zarar gören alanların afet bölgesi ilan edilmesini, üreticinin zararlarının tespit edilip karşılanmasını ve devam eden sulama sorununa kesin çözüm bulunmasını istedi. Devlet Su işleri (DSİ) sorumluluğundaki kapalı sulama sistemlerinin herhangi bir arıtma ve filtreleme olmadan sisteme verilen suyun çamurlu ve taşlı olmasından kaynaklı tarım arazilerine ulaşamadığını söyleyen Barut, “Borular tıkanıp patlarken sulama parasını peşin ödeyen çiftçilerin filtreleri de tıkanıp işlevsiz kalınca tarım alanlarına su ulaşmadı, on binlerce dönüm alandaki mısırdan narenciyeye tüm tarım alanları neredeyse tamamen kurudu” diye konuştu.

“Çiftçinin sorunlarına çare bulun”

“Adam eksen adam bitecek, kan eksen can bitecek bu topraklarda sorun çok büyük. Bu çağda Kozanlı üreticilerimiz suya kavuşamıyor. Ürünler sulanamıyor” sözleriyle yaşanan sulama problemine dikkat çeken Barut, “Üreticiler çok sıkıntılı, sorunlarını dile getirmelerine rağmen çözüm bulamıyor. Üreticiler tarla ve bahçelerine sulayabilseydi buralar kurumayacaktı. Su bitkinin verimini yüzde 100 arttırır, bu kuruyan mısır tarlasında da zarar büyük. Burada çiftçinin kaybı büyük, ülke ekonomisi de çok zarar görüyor. Kozanlı mısır üreticisinin, çiftçilerin sesini duyun. Afet bölgesi ilan edin, çiftçilerin zararını tespit edip karşılayın. Önümüzdeki günlerde sorunu daha da büyüyecek çiftçinin sulama sorunlarını çözün. Su yoksa yaşam yok, bu nedenle üretim yapmayacağını söyleyen çiftçilerin sorunlarına çare bulun” dedi.

“Bu sezon ürünlerimizi sulayamıyoruz”

Tarım alanlarını sulayamadığı söyleyen çiftçilerden Tolga Ceyhanlı, “Hem mısır hem narenciye üretimi yapıyoruz. Bu sezon ürünlerimizi sulayamıyoruz. Kapalı sulama sistemleri projesinin aksaklık ve eksiklikleri nedeniyle sorun yaşıyoruz. Çok büyük mağduriyet yaşıyoruz. Yüksek maliyetlerle üretim yapıyoruz ama ürünlerimiz sulanmadığı için çok büyük zararla karşı karşıyayız. Üreticiler ya arazilerini boş bırakacak ya da buraları elden çıkaracak. Bu sorun ve sıkıntıların hızla çözülmesi gerekiyor. Zararımız tespit edilip karşılansın” şeklinde konuştu.

“Kurulan kapalı sistemde sorun var”

Yeni yapılan kapalı sulama sistemlerinin çalışmadığını ifade eden ziraat mühendisi Barış Burtaran ise “Sulama yapılamadığı için tarla ve bahçeler kuruyor. Burada projeden kaynaklı sorun yaşanıyor. Kurulan kapalı sistemde sorun var. Bunun acilen çözülüp zararın karşılanması gerekiyor” açıklamasında bulundu. Toplam 110 dönüm alanda ektiği mısır ürünü sulanmadığı için kuruyan çiftçi Mehmet Yılmaz ise, bir gram su veremediği için ürünlerinin kuruduğunu, zararın büyük olduğunu söyledi.

]]> https://www.haber60.com.tr/cukurovada-dsinin-sorumlulugundaki-sulama-sistemleri-calismiyor/feed/ 0 CHP Milletvekili Veli Ağbaba, TMO’nun hububat fiyatlarına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-veli-agbaba-tmonun-hububat-fiyatlarina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-veli-agbaba-tmonun-hububat-fiyatlarina-tepki-gosterdi/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:34:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35128 CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya’da arpa ve buğday üreticisi çiftçilerin sorularını dinledi. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2024 yılı hububat fiyatlarına tepki gösteren Ağbaba, “Her şey ateş pahası ama çiftçiye reva görülen sadece kilo başına 25 kuruşluk zam. Buğday için 1 TL, arpa için 25 kuruş zam yaptılar. Buradaki verilen mesaj herhalde, ‘çiftçiye üretim yapma’ deniyor” ifadelerini kullandı.

“EKTİM BİÇTİM, MAL DA ELİMDE KALDI SATAMIYORUM”

Veli Ağbaba, tarlada ziyaret ettiği çiftçilerin sorunlarını dinledi. Ağbaba’nın konuştuğu bir çiftçi, “İşçinin hali perişan yapacak bir şeyimiz yok. Aldığımız para mazotu karşılamıyor. Bir bardak çaya bile yetmiyor. Ürünümüzü alan da yok TMO kota koymuş. Toprak mahsulleri ofisi 25 kuruş zam verdi. Mazotu falan kurtarıyor mu imkanı yok. Geçen sene mazot 20 liraydı bu sene 43 lira. Gübre iki katına katlamış. TMO kilo başına 25 kuruş zam verdi. 1 bardak çay olmuş 10 lira. Borçlarımız yığılı duruyor, faiz fazla. Eskiden iyi kötü geçimimizi çıkarabiliyorduk, çocuklarımızı okutabiliyorduk. Şimdi hiçbirini yapamıyoruz. Sıcakta, soğukta gece gündüz çalıştığım emeği dahi çıkaramıyorum. Ektim biçtim, mal da elimde kaldı satamıyorum. TMO da hepsini almıyor” dedi.

Başka çiftçi de “Ben iki tane üniversite bıraktım. Okuyunca da bir şey olamayacağımı gördüm. Bu işi yapmaya başladım ama çiftçilik de bitmiş. Ekin ekmek de biçmek de para kazandırmıyor. Biçerdöverci olacaktım vazgeçtim. Geçen yıl 40 bin liraya aldığım lastik bu sene 110 bin lira” şeklinde konuştu.

“ÇİFTÇİNİN ALIN TERİ BOŞA GİDİYOR”

Veli Ağbaba da şunları söyledi:

“Maalesef bugün Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıklamış olduğu rakam, köylü açısından, çiftçi açısından hakaret gibi algılanıyor. Bir kilo arpa bir çay parası etmiyor. Geçen yıl tonu 7 bin lira olan arpa alım fiyatı bu sene 7 bin 250 lira olarak açıklandı. Ton başına 250 lira artış yapıldı. Enflasyon TÜİK rakamlarına göre yüzde 75. Gerçek rakamlara göre yüzde 150 mazotun fiyatı 18-19 lirayken olmuş, 45 lira. Lastik fiyatı iki kat artmış. Gübre fiyatı iki kat artmış. Her şey ateş pahası ama çiftçiye reva görülen şey sadece kilo başına 25 kuruşluk zam. Buğday için 1 TL, arpa için 25 kuruş zam yaptılar. Buradaki verilen mesaj herhalde, çiftçiye üretim yapma deniyor. Ukrayna’dan ithal ürün getiriyorlar. ‘Tasarruf tasarruf’ dendi. Üretim yapanlara ‘üretim yapma’ diye tasarruf ediliyor sanırım AKP iktidara geldiği zaman 2,5 milyar TL çiftçinin borcu varmış. Şu anda çiftçinin 700 milyar TL borcu var. Tarım ürünlerinde 20 milyar dolar ithalata para verilmiş. ‘Çiftçi üretmesin, yabancı üretsin’ deniyor. Ekenler biçenler alın terini karşılayamazken Ukrayna’dan sağdan soldan ithalat yapılıyor. ‘Milli, yerliyiz’ diyorlar ama böyle millilik, yerlilik olmaz. Bunların milliliği, yerliliği batsın. Trakya’da bir miting yapacağız. Bu konuyu Genel Başkanımız gündeme getirecek. Maalesef durum hakikaten iç açıcı değil. Eskiden burada 50 dönüm, 100 dönüm tarlası olan, eken biçen çoluğun çocuğun nafakasını çıkarıyordu. Şimdi masrafını bile çıkaramıyor, alın teri de boşa gidiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-veli-agbaba-tmonun-hububat-fiyatlarina-tepki-gosterdi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bornova’da Kiraz Festivaline Katıldı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bornovada-kiraz-festivaline-katildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bornovada-kiraz-festivaline-katildi/#respond Sun, 09 Jun 2024 21:13:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35093

‘KÖYÜN KÖY OLARAK KALMASI VE DOĞAL GÜZELLİKLERİNİN KORUNMASI ÖNEMLİ’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bornova’nın kırsal Beşyol Mahallesi’nde düzenlenen kiraz festivaline katıldı. Beşyol Meydanı’nda yaptığı konuşmada Bornova’nın eskiden köy statüsünde olan 12 mahallesi bulunduğunu belirten Özel, “Köy olunca muhtarın yetkileri ona göreydi, bütçesi vardı, köyün malları vardı. Büyükşehir Yasası’nda bu statüler ortadan kalktı. Bornova Belediye Başkanımız Ömer Eşki, bu konudaki iradesini açıklayıp temmuz ayında bütün köyleri bu statüye kavuşturacağını söyledi. Köyün köy olarak kalması ve doğal güzelliklerinin korunması son derece önemlidir. 4 yıldır pandemi nedeniyle bu festival yapılmıyordu. Tüm köylere asfalt işini bu yaz bitirmeye söz vermiş. Köy yollarının asfaltlanması son derece önemli. Muhtarlık binası olmayan yer kalmayacak. Kavaklıdere ve Yeşilçam’da okul ihtiyacı olduğunu, Gökdere’ye spor tesisi ve köy kahvesi kazandıracağını Ömer başkan rapor etti. Keçi, koyun desteği, süt ve et alım garantisi veren başkanımızı yürekten alkışlıyorum. CHP’liler olarak köylerden destek isterken boşuna konuşmuyoruz. Ne söylediysek yapıyoruz” dedi.

‘500 BİN ÇİFTÇİ KAYIP’

Türkiye’nin dünya kiraz üretiminde ilk sırada yer aldığına dikkat çeken Özel, kirazın da en çok üretildiği illerden birinin İzmir, diğerinin Manisa olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Kiraz üreticisi artan gübre ve mazot fiyatlarından dolayı zor zamanlar geçiriyor. Üreticimizin sorunlarını çözmek, verimi ve ihracatı artırarak herkesin yüzünü güldürecek iyi tarım uygulamaları yapmak mümkün. Bunun için politikasız kalan tarımda üretici lehine kalıcı düzenleme yapmak gerekiyor. Unutmayalım ki 2003 yılında 2,8 milyon çiftçimiz varken 21 yıl sonra bugün 2,3 milyon çiftçimiz var. Yani 500 bin çiftçi kayıp. Çiftçiliği bırakıp sanayide asgari ücretli işçi olmuş, işsiz olmuş, sokakta geçimini arayan gündelik çalışanlara dönüşmüş. Soma madeninde işçi olmuş, günü gelmiş canını vermiş. Türkiye’nin 20 yılda nüfusu 20 milyon artıyorsa, 63 milyondan 84 milyona çıkıyorsa yılda 1 milyon nüfus artarken 500 bin çiftçi kayboluyorsa her şeyden beka sorununu çıkaranlara sesleniyorum; oysa orana göre bir o kadar artması gerekirdi. Memlekette her 4 çiftçiden 3’ü bu işi bırakmak istiyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58 olmuş. Artık sadece yaşlıların yaptığı, 4 gençten 3’ününün toprağı köyü bırakmaya yöneldiği bir süreç yaşıyoruz.”

‘BEKA SORUNUNU ÇÖZMEK İÇİN KOLLARI SIVAYACAĞIZ’

Türkiye’de üretimin de azaldığını söyleyen Özel, “Topraklarımızın yarıya yakını ipotekli. Bazı kentlerde 4’te 3’ü, bazılarında 4’te 1’i ama her yerde Yunan ya da İsrail sermayeli bankalar en uygun tarım kredisini veriyorlar. Bu son derece stratejik bir adım. Ziraat Bankası kötü yönetiliyor. Ziraat Bankası zenginlere kredi yetiştiriyor. Hal böyle olunca Ziraat Bankası’ndan uyguna Yunan bankası ya da İsrail sermayeli bankalar tarımsal kredileri veriyor. Onlar niye yerli bankalardan ucuz? Amaç ipotek almak. Bu toprakları, ordularıyla işgal edemeyenler şimdi ipotekle toprak kazanmaya gayret gösteriyorlar. Türkiye’yi yönetenlere sesleniyorum. Kendi çiftçine sahip çıkmazsan ona uygun kredi vermezsen borcunu ödeyemeyecek olanın faizini silmezsen, başkalarına ipotek ettirirsen, asıl beka sorunu budur. Biz bu beka sorununu görüyoruz. Çözmek için de kolları sıvayacağız” ifadelerini kullandı.

‘ÇIKARDIĞINIZ KANUNA UYUN YETER’

Konuşmasında çiftçilerin son 1 yılda yüzde 88 daha fazla borçlandığını ifade eden Özgür Özel, toplam borcun 652 milyar TL’ye ulaştığını söyledi. Özel, “Borç bir yılda neredeyse iki katına çıkmış. Çare tarımsal desteklemenin artırılması. Kanuna göre gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inin çiftçilere tarımsal destek olarak verilmesi lazım. Ama binde 2’sini bile vermiyorlar. 20 senedir verilen sözü tutmuyorlar. Üreticinin geçen sene alacağı destek dağıtılmış olsa sorunların büyük kısmı çözülürdü. Bu para bankalardaki tarımsal kredilerin faizini kapatmaya yetiyor, artıyor bile. İktidara sesleniyorum. Çiftçinin yüzünü güldürmek için Türkiye’nin kendi kendine yeten bir tarım ülkesi olması için, dışa bağımlı olmaması için ‘Şunu yapın’ demiyorum, çıkardığınız kanuna uyun yeter. Biz CHP olarak tarımsal sulamada kullanılan elektrikten bütün vergileri kaldırmayı, güneş enerjisiyle tarımsal sulamaya elektrik desteği sağlamayı, sulamada kullanılan elektrik borçlarının birikmiş faizlerini silmeyi, yıl içindeki ödemeleri faizsiz şekilde ürün hasadından yapmaya olanak tanımayı, havza bazlı üretim modeline geçmeyi, çiftçiden ÖTV’siz KDV’siz mazot kullanması için düzenleme yapmayı, yeme gübreye destekleme uygulamayı, çiftçinin elinde kalan ürünlerin tamamının devlet tarafından alınmasını öneriyoruz” dedi.

Son olarak, Bornova Belediyesi’nin çiftçiye ürün alım garantisi sunduğunu anlatan Özel, “12 köyde ürünler üretiliyor. Satarlarsa Allah bereket versin satmazlarsa dalında, ambarda, kasada ürün kalmayacak. Fiyatı beğenirseniz satarsınız. Paranızı cebinize koyarsanız. Satılmayan ürünü biz alacağız, Bornovalılara satacağız. Eğer sizin ürettiğiniz üründen yiyemeyen aile varsa onu ilk önce ihtiyaç sahiplerine dağıtacağız” diye konuştu.

Konuşmanın ardından Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Genel Başkan Özgür Özel’e kasket, körüklü çizme ve çeşitli hediyeler verdi.

Nevra UÇKAÇ/İZMİR,

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-bornovada-kiraz-festivaline-katildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Utku Çakırözer, Türk çiftçisini desteklemek için buğday taban fiyatının yükseltilmesini istedi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-utku-cakirozer-turk-ciftcisini-desteklemek-icin-bugday-taban-fiyatinin-yukseltilmesini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-utku-cakirozer-turk-ciftcisini-desteklemek-icin-bugday-taban-fiyatinin-yukseltilmesini-istedi/#respond Tue, 04 Jun 2024 00:48:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34713 (ANKARA) – Eskişehir’de buğday tarlalarında çiftçilerle buluşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Eğer biz gerçekten ülkemizde kendi kendimize yeterli olmak istiyorsak; Sudan’ın, Kenya’nın, Kanada’nın, Fransa’nın çiftçisini değil gerçek Türk çiftçisini desteklememiz lazım. Bu desteğin yolu da buğday taban fiyatını yüksek açıklamaktan geçer. Bizim fiyatımız nettir, tonunda 15 bin lira buğday taban fiyatı açıklanmalıdır” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Kurtuluş Uzun ile dolu yağışından zarar gören tarlalarda çiftçileri ziyaret etti, sorunlarını dinledi.

“Yurt dışındaki çiftçiyi değil, gerçek Türk çiftçisini desteklememiz lazım”

Çakırözer, “Normalde mayıs ayının ortalarında fiyat açıklanması lazımdı. Mayıs bitti, çiftçi hala fiyat bekliyor. Buğday taban fiyatının ton başına en az 15 bin lira açıklanması lazım. Eğer biz gerçekten ülkemizde tarımda kendi kendimize yeterli olmak istiyorsak yurt dışındaki çiftçiyi değil gerçek Türk çiftçisini desteklememiz lazım. Bu desteğin yolu da taban fiyatı yüksek açıklamaktan geçer. Bizim fiyatımız nettir, buğdayın taban fiyatı maliyetler doğrultusunda 15 lira açıklanmalıdır” dedi.

“Her şekilde çiftçiler mağdur”

Eskişehir’de etkili olan dolu yağışı sonrası arpa, buğday gibi ürünlerde büyük zarar meydana geldiğini aktaran Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Kurtuluş Uzun, “Tarlalarda yüzde 30’lardan yüzde 90-95’lere çıkan bir zarar ile karşı karşıyayız. Biz devletimizden yardım istiyoruz. Ayrıca biz 10-15 gün sonra tarlalarda biçime başlayacağız. Ama hala buğday alım fiyatları açıklanmadı. Çiftçimiz bir an önce fiyatların açıklanmasını istiyor. Geçen yıl taban fiyat ton başına 8 bin 250 lira açıklandı. Bin lira da destek vardı. Bu yıl da 13 bin lira açıklanır, 2 bin lira da desteği olursa 15 bin lira biz buğday alım fiyatı açıklanmasını bekliyoruz. Mazot, gübre maliyetleri son bir yılda yüzde 200 arttı. Biçer gelecek, mazot maliyeti yüksek hepsi çiftçiye yansıyacak. Her şekilde çiftçiler mağdur” dedi.

“Verimli topraklarda kendi çiftçimize destek verilmiyor”

Bölge çiftçilerinden Tepebaşı Belediyesi Meclis Üyesi Özdemir Kayhan ise Tepebaşı bölgesinde 10 bin dönüme yakın arazide zarar olduğuna dikkat çekerken, yaşanan mağduriyete ilişkin şunları aktardı:

“Geçen hafta meydana gelen doludan dolayı Tepebaşı bölgemizde Aşağı Söğütönü, Yukarı Söğütönü, Keskin, Satılmış, Çukurhisar mahallelerimizde 10 bin dönüme yakın arazimizde zarar var. Biz devletimizin çiftçimizin yanında olmasını istiyoruz. Hiç olmazsa ÇKS’de sigortayı düşük yapsınlar veya bir kısmını devlet karşılarsa çiftçimiz rahat edecek. Görüyoruz ekmek fiyatları artıyor. 8 lira olan ekmek 10 lira oldu. Ama geçen yıl 8 bin 250 lira açıklanan taban fiyat daha açıklanmadı. Şimdi 15 bin liranın altında açıklanacak maliyet çiftçimizi kurtarmayacak. Hükümetin buna el atması lazım. Devletin tarımdaki yanlış politikaları, Sudan’da, Afrika’da gidip tarla tutuyor ama bir tarafta da burada verimli topraklarda kendi çiftçimize destek verilmiyor. Sudan’dan, Ukrayna’dan arpa, buğday, tahıl girişi yapılıyor.”

“Çiftçi zaten zarardaydı, şimdi verim alınamazsa iyice batacak”

Tarlalarda çiftçileri dinleyenÇakırözer ise, buğday alım fiyatlarının artan maliyetler ve çiftçinin alın terinin karşılığını karşılayacak şekilde açıklanması için çağrıda bulundu. Çakırözer, “Bir taraftan çiftçimizi dolu vurdu, yüzde 90’ları aşan zarar var. Bir taraftan da çiftçiler büyük merakla alım fiyatının açıklanmasını bekliyor. Geçtiğimiz yıllarda mayıs ayında açıklanan fiyat hala açıklanmadı. Türkiye’nin bazı yerlerinde hasat bitmek üzere ama çiftçi ürününü kaça satacağını, kaç lira kazanacağını, borcunu nasıl kapatacağını bilmiyor. Devlet elini çiftçiye uzatmalı. Girdi maliyetleri pahalı, üretmek için bankalara, tarım krediye borca girdiler. Çiftçi zaten zarardaydı, şimdi verim alınamazsa iyice batacak” diye konuştu.

“Desteğin yolu taban fiyatı yüksek açıklamaktan geçer”

“Bir tarafta taban fiyat açıklamıyorlar. Diğer taraftan Sudan’dan ve diğer ülkelerden hayvan ithalatı, buğday ithalatı için Meclis’e anlaşma getiriyorlar” diyen Çakırözer, şunları söyledi:

“Hasat başladı ama IMF korkusuna çiftçiye para vermemek için fiyat açıklayamıyorlar. Ama hesap ortada. Çiftçinin alın terinin hakkını alabilmesi için Eskişehir’in tarlalarından çağrımız belli. En az 15 bin lira buğday taban fiyatı açıklanması lazım. 15 bin lira altında açılanacak bir rakamı biz kabul etmiyoruz. Eğer biz gerçekten ülkemizde kendi kendimize yeterli olmak istiyorsak; Sudan’ın, Kenya’nın, Kanada’nın, Fransa’nın çiftçisini değil gerçek Türk çiftçisini desteklememiz lazım. Bu desteğin yolu da taban fiyatı yüksek açıklamaktan geçer. Bizim fiyatımız nettir, tonunda 15 bin lira buğday taban fiyatı açıklanmalıdır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-utku-cakirozer-turk-ciftcisini-desteklemek-icin-bugday-taban-fiyatinin-yukseltilmesini-istedi/feed/ 0 Özgür Özel: Çay kanunu mutlaka çıkarılmalıdır https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-cay-kanunu-mutlaka-cikarilmalidir/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-cay-kanunu-mutlaka-cikarilmalidir/#respond Sun, 02 Jun 2024 22:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34510 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Çay kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Teklife ‘evet’ dendiğinde işçinin de üreticinin de sorunu çözülüyor. Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın; kaldırın elleri, çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın, bu eli boşta bırakmayın, tutun elimizi tutun, önergeyi reddetmeyin” dedi.

Özgür Özel, geldiği Rize’de girdiği çay bahçesinde eline makas alarak çay hasat etti. Burada çay toplayan üretici ailelerle bir araya gelen Özel, 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen ‘Çay üreticisinin sesini duyuyor, duyuruyoruz’ adlı ‘Çay Mitingi’ne de katıldı. Alanda yaş çayların konulduğu tabutu, omuzlarda taşıyan üreticiler, kilogram başına 17, destekleme bedelinin ise 2 lira olarak açıklanan 2024 yılı yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Alanda ‘Yaş çay fiyatını kabul etmiyoruz! Reddediyoruz’ yazılı pankart açan kalabalık, ellerinde de yöre şiveli ‘Çayın altını yakın, üreticinin isyanı yakın’, ‘Topla topla bitmeyi, çay da para etmeyi’, ‘Sayın genel başkanum sahip çık Rizeliye, muradına ersunler, doğru dürüst bir fiyat çayımuza versunler’ yazılı dövizler taşıdı.

‘NORMALLEŞME MUHALEFETİN DOZUNU DÜŞÜRMEK DEĞİLDİR’

Meydanda partisine ait otobüs üzerinde konuşan Özgür Özel, “Çayda fiyat açıklandığı günden itibaren Rize’de büyük bir moral ve umut bozukluğu, yükselen bir tansiyon var. Yerel seçimlerde şunu söylemiştik; milletin gündeminde olmayan hiçbir konu, Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündeminde olmayacak. Asla kısır çekişmelerle, kimlik siyasetiyle, lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız. Ama milletin gündeminde ne varsa; o bizim gündemimizde olacak, onu konuşacağız, onu anlatacağız, müzakereler yapacağız, eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir, sizin sesinizi duyacağız, sesinizi duyuracağız. Birileri siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyup, eski kavgalı günleri, tartışmalı günleri geri getirmek istiyor ama şunu söylüyorum; normalleşme muhalefetin dozunu düşürmek değildir, normalleşme vatandaşın sorununu görmemek değildir, haksızlığa susmak değildir. Aksine normalleşme hem müzakere hem mücadele etmek, sorunu görmek, en yapıcı muhalefeti yapmak, gerektiğinde de meydanları da doldurmak, eylem de yapmak, sesin en gürünü çıkarmaktır” dedi.

‘TÜRKİYE İTTİFAKI’NIN VERDİĞİ GÖREV VE SORUMLULUKLA BURAYA GELDİM’

Çay üreticisinin sesini duyurmaya geldiğini belirten Özel, “Buradan Sayın Erdoğan’a kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne Türkiye’ye faydası var. Ancak buradan Sayın Erdoğan’a, kendi memleketinden AK Parti’li, MHP’li, CHP’li, İYİ Partili her görüşten hemşerisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün burada bulunmamızın en önemli sebebi, 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız ‘Türkiye İttifakı’nın bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ‘Türkiye İttifakı’nın verdiği görev ve sorumlulukla buraya geldim. Karşımda sadece Cumhuriyet Halk Partililer yok, sadece CHP’liler değil; tüm görüşten Rizeliler buradalar. Doğu Karadenizliler buradalar. Burada Rize İttifakını görüyoruz, çay ittifakını görüyoruz. Elbette bir sorun varsa; oraya gitmek boynumuzun borcu. Ancak buraya sadece bir siyasi partinin lideri olarak değil; Atatürk’ün verdiği talimatla uzun yıllar çalışılıp, çay kanunu çıkarılıp, İsmet Paşa’nın emekleriyle ve Sayın babası Zihni Derin’in bu topraklara çayı kazandırmasıyla, 100 yıl önce çayı Rize’ye, Doğu Karadeniz’e kazandıran Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak geldim” diye konuştu.

‘İSRAİL’İN YAPTIĞI KATLİAMLARI, LANETLİYORUZ’

Filistin’e yönelik saldırılar nedeniyle İsrail’i kınayan Özel “Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var, miting bayraklarını gösterin. Üzerinde ‘Çayda sömürüye son’ yazıyor ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini, çayın karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Filistin’i tanıyan ülkeleri tek tek arıyoruz, teşekkür yazıları yolluyoruz. Şu ana kadar 50’ye yakın ülke tanıdı. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz, ‘zulüm dursun’ diyoruz. İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımını biz de Rize’den lanetliyoruz” dedi.

‘ÇİFTÇİLERİMİZİN BANKA BORÇLARI 1 YILDA TAM YÜZDE 88 ARTTI’

Türkiye’nin son yıllarda tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğini söyleyen Özel, şöyle konuştu:

“Yıllarca Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasıyla övgündük, üç tarafı denizlerle çevrili, kendi kendine yetebilen, dört mevsimi yaşayan, topraklarına ne ekersen yüksek verim alınan bir ülke olmasıyla övündük, gurur duyduk. Ancak son yıllarda bir tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğimizi üzülerek takip ediyoruz. Bereketli topraklarımız varken Afirika’da, Venezuela’da toprak kiralayıp, tarım yapanlar var. Oysa bizim ülkemizde her yıl Trakya kadar ekilir, dikilir toprak, AK Parti iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir, dikilir topraklar boş kaldı, kaybedildi. İşte bu sebeplerle köylünün, çiftçinin, tarımda çalışanların haklarını korurken bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘köylü milletin efendisidir’ sözünü hiç unutmuyoruz. Kendi ürünümüzü 1 liraya alıp, uluslararası şirketlerin 10 liraya bize sattığı bu düzenden hep birlikte rahatsızız. 2003 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’nde 2,8 milyon çiftçi kayıtlı iken; 20 yıl sonra 2,3 milyon çiftçiye düştü ve 20 yılda nüfus 20 milyon artarken; maalesef 500 bin çiftçiyi kaybettik. Hal böyle olunca 20 yılda 20 milyon artan nüfus ama 500 bin çiftçi kayıp. 20 milyon ton buğday üretimi varken 2002 yılında, 20 yıl sonra aynı miktarda buğday üretimi. Tarihimizde en fazla et ithalatı, bu iktidar döneminde yapıldı. 22 yılda 356 bin ton et ithalatına 1,8 milyar dolar para ayrıldı. Son 1 yılda küçükbaş havyan sayımız 4 milyon azaldı ve 2023 yılında küçülen, daralan tek tek sektör tarım sektörü oldu Çiftçilerimizin bankalara olan borçları 1 yılda tam yüzde 88 arttı. Yine çiftçilerimizin artan borcunun toplamı 652 milyar liraya ulaştı.”

‘SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN ÖNCE KANUNA UYACAĞIZ’

Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çeken Özel, şöyle devam etti:

“Ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58, her 4 genç çiftçiden 3 tanesi en kısa zamanda tarımı bırakmak, başka işlerle uğraşmak istediğini söylüyor. İşte bir ülke için beka sorunu ‘o mudur, bu mudur’ demeye gerek yok. Eğer bir ülkede çiftçilerin yaş ortalaması 58 olduysa, 4 gençten 3’ü yurt dışına gitmeyi hayal ediyorsa, 4 çiftçiden 3 tanesi tarım yapmak istemiyorsa; işte o ülke için gerçek beka sorunu budur. Tabii ki çay üreticisinin özel sorunlarına değineceğim. Ama öncesinde Türkiye’de hepimizi ilgilendiren tarımla, çiftçilerimize neleri yapmamız gerektiğini, neleri önerdiğimizi söylemeliyim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi sadece sorunu duyan, gören, söyleyen değil; çözümlerini de anlatan, nasıl çözüleceğine öneriler sunan bir partidir. Çiftçilerimizin sorunlarını çözmek için önce kanuna uyacağız. 2006 yılında kanun çıktı çiftçilere gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki, hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Bu sene eğer yüzde 1 verilecek olsa alınacak para 410 milyar TL iken; bu parayı sizlere çay, fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun.”

‘YÜKSEK PRİMLİ TEŞVİK SİSTEMİ OLUŞTURULMALIDIR’

Yapılması gerekenleri anlatan Özel, “Hangi ürüne ne destek verileceği 1 yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi, ne ekip biçeceğine ona göre karar verilmelidir. Ayrıca bu ürünlerde destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır ve sulamada kullanılan elektrik borçları, ürün satılınca ödenebilmelidir. Çiftçimizin banka borçlarının faizleri tamamen silinip, bir kereye mahsus hem tarım kredisi borçları hem yüksek faizli diğer borçlar hem de kredi kartı borçlarının faizi silinmeli, anapara 5 yıla bölünmelidir. Çiftçinin elinde kalan ürünler devlet tarafından mutlaka alınmalı, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir” dedi.

’17 LİRALIK YAŞ ÇAY ALIM FİYATINI KABUL ETMİYOR, REDDEDİYORUZ’

“Partimizin bugün Rize Meydanı’nda yapmış olduğu bu çay mitingi, 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği bir noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye, çay tüketiminde birinci sıradayken çay üretiminde 5’inci sıradadır. Sadece çay ithalatını denetleyip, sınırlandırarak kaçak çaya engel olarak sizin sıkıntılarınız çözülebilir; çare buradadır. 1,5 milyon insan, 210 bin aile, çay ile geçinebiliyor. Maalesef bugün en büyük sıkıntı, Cumhuriyet tarihinde en kötü durum, buradadır. Biliyorsunuz bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakanlar, başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok, hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı memleketim Manisa’da açıklandı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı. Gazeteler yazardı ‘Fiyat güzel kasket havada’. Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı yere çalardı. ‘Tütün fiyatı kötü kasketler yerde’ denirdi. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın, ortada kimse yok, çay fiyatını açıklamayan bir tarım bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, cumhurbaşkanı olur mu? Niye tweet atarak çay fiyatı açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor; yazıklar olsun. 17 liraya çay fiyatını açıklamaya utanıp, tweet attırıyorlar, ‘2 lira da destekleme var’ diyor. 17 lirayla geçim olur mu? 17 lirayla ev döner mi, borçlar ödenir mi, geçinilir mi, borçlar ödenir mi, bu iş yapılır mı? Bu 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmiyor, reddediyoruz” diye konuştu.

‘1 KİLO ÇAY 2 EKMEK ALMIYOR, EKMEK 10 LİRA’

Çay alım fiyatına tepkisini sürdüren Özel, “Bugün çay bahçesine girdim, öğrendim, makasla kestim. Baktım bu güneşte bu uğraş. Dediler ki ‘Bir de bunun yağmuru var, ayazı var soğuğu var.’ Bu kadar alın teri ile bu kadar emek vererek, üretilen çaya verilen bu fiyat çay üreticisine ‘sen artık bu işi yapma, sen iflas et, sen aradan çekil biz zenginlerle yürüyeceğiz’ demektir; bunu kabul etmiyoruz. Bir amca dedi ki bana eskiden ‘1 kilo çay satardık, 1 kilo zeytin alırdık.’ Bakın, Türkiye duyun bu sesi. Şimdi zeytinin kilosu 300 lira, 1 kilo çay 17 lira. 1 kilo çayla 100 gram zeytin alamıyorsunuz artık; geldiğimiz nokta budur, duyun bu sesi, duyun. Bakın 1 kilo çay 2 ekmek almıyor, ekmek 10 lira. Gerçi burada 12,5 yapmışlar sonra geri almışlar. Yahu arkadaş, bu nasıl bir iş Türkiye’nin en pahalı ekmeği Rize’de, en pahalı ulaşımı Rize’de, her şeyin pahalısı Rize’de ama çaya para vermeye gelince 17 lira; olmaz” dedi.

‘BÖYLE DÜZENE YAZIKLAR OLSUN, İSYAN EDİYORUZ’

ÇAYKUR’un Sayıştay raporlarına göre 5 milyar zarar ettiğini ifade eden Özel, “ÇAYKUR’u Varlık Fonu’na devrettiler. ÇAYKUR, Sayıştay raporlarına göre 5 milyar zarar ediyor, bu zarar kimden çıkıyor? Çay üreticisinden, ÇAYKUR emeklisinden, ülkemiz önemli bir çay üreticisi olmasına rağmen; Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde maalesef ithalattan vazgeçilmedi. 2006 yılından bugüne kadar 475 milyon dolar çay ithal edilmiş, bunu ithale vermek yerine Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Ordulu, Giresunlu çay üreticisine verilseydi; bugünlere gelmezdik. Gerçekten geçmişte çayı satıp, araba alanlar, çayı satıp çocuk everenler, çayı satıp düğün yapanlar şimdi çayı satıp borçlarını ödeyemiyorlar; böyle düzene yazıklar olsun, isyan ediyoruz. ÇAYKUR işçisinin artık kadro talebi var, ÇAYKUR işçisine kadroyu verin; 12 ay maaş almalarını sağlayın, onlar boş oturmak değil çalışmak, üretmek kazanmak ve kazandırmak istiyorlar” diye konuştu.

‘AK PARTİ VE MHP OYLARIYLA REDDEDİLDİ’

Çay üreticisinin sorunlarının nasıl çözüleceğine dair maddeler sıralayan Özel, şunları kaydetti:

“Çay kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Ancak bu kanun hükümetin 1,5 yıl önce getirdiği, çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Geçmişte sizin hemşehriniz İstanbul milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu ile bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik. Teklife ‘evet’ dendiğinde işçinin de sorunu çözülüyor, üreticinin de sorunu çözülüyor, Rize’nin, Trabzon’un ve Artvin’in de de yüzü gülüyor. Tahsin Bey önerdi maalesef AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Buradan çağırıyoruz; Tahsin bey öneriyi bir daha verin, hemşehrileriniz için verin, buradan Sayın Bahçeli’ye Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz; önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız, Rize’yi unutmayın kaldırın elleri, çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın, bu eli boşta bırakmayın, tutun elimizi tutun, önergeyi reddetmeyin.”

‘KEMAL BEYİN SÖZÜ, PARTİMİZİ SÖZÜDÜR’

“Kaçak çayları buraya getireceğiz, çayları yakmaya Kemal beyi de davet edeceğiz” diyen Özel, “Organik çay desteklenmeli, fiyatı bir an önce açıklanmalıdır. Milli ürünümüz çaya yönelik özellikle gübre olmak üzere desteklenme oranları arttırılmalıdır. Çay üreticisine söz verilen banka promosyonlarına derhal başlanmalı, çay bahçelerinde verimliliğin artması için düşük verimlilikle mücadele yapılmalı, ürün çeşidi arttırılmalı, yurda kaçak yollarla gelen çaylar, engellenmelidir. Hatırlayalım; bir selam yollayalım, ne diyordu Kemal bey, ‘Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım.’ CHP’yi iktidara taşıyacağız, kaçak çayları buraya getireceğiz, çayları yakmaya Kemal beyi de davet edeceğiz. Kemal beyin sözü, partimizi sözüdür. Eninde sonunda o işi yapacağız. Ham madde alımında, kalite kontrol noktalarında, yeterli çay eksperi, ziraat mühendisi bulunmalıdır. İş bilmezlerin eline güzelim çay üreticisinin emeği, terk edilmemelidir. Çay kooperatifleri güçlendirilmelidir” dedi.

‘PARAYI KAZANIYORLAR, KARAYI SAÇIYORLAR’

Çay fabrikalarının bazılarının bacalarının filtresiz olduğunu ve bunun mutlaka denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Özel, “Hem mevsimlik işçilere kadro verilmeli hem de çay üreticisinin örgütlenmesinin önüne geçen sendikal hakları da mahkeme kararıyla iptal edilmemeli, üretici sendikasına izin verilmelidir. 160’a yakın özel fabrika var; bunların pek azının bacasında filtre var. Kurum çıkıyor, e yapıyorlar? Çayın parasını onlar kazanıyor, karasını Rize’nin üstüne saçıyorlar. Buradan hepsine sesleniyorum; ama öncelikle ilgili bakanlıklara sesleniyorum. Bu fabrikaların bacalarına filtre takılacak. Bunu ilgili bakanlık mutlaka denetlemelidir. Nasıl insanlarsınız? Parayı kazanıyorlar, karayı saçıyorlar, Rize’yi hasta ediyorlar. Sayın bakan bu işin peşini bırakmam; o filtreler takılacak, o denetim yapılacak. Rizeliler artık o kötü kurumu solumayacaklar” diye konuştu.

‘ALIN TERİNİN PARTİSİ OLMAZ’

Fındıkla ilgili de konuşan Özel, “Sadece çay için değil bölgede en önemli sıkıntılardan bir tanesi de fındık üreticisinin sorunları. Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz, 2 milyar dolar civarında. Maliyetler her gün artıyor. Fındığın sorunlarını biliyoruz. Fındıkla ilgili ‘sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın’ diye uyarıyoruz. Karadeniz’i batısından, ortasından doğusuna, yalnız bırakmamaya, Karadeniz ile birlikte olmaya söz veriyoruz; hep burada olacağız, hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik sizi duyduk, sesinizi duyurduk. Bundan sonra da hep birlikte olacağız. Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Artık çayın baş tacı olduğu günleri görmek istiyorum. Tabutun içinde yaş çay, üreticinin tabutuna çivi çakıldığını görmek istemiyoruz. Artık yüzümüz gülsün istiyoruz. Rize’deki AK Parti’liler, MHP’liler, alın terinin partisi olmaz. Alın terinin rengi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır; alın terinin karşılığını vermek, devletin boynunun borcudur. Buradan gerçek ve doğru çay fiyatını 31 Mart tarihinde yapılan seçimden önce Rize Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Çağrımı tekrarlıyorum, 17 liralık fiyatın üzerine tam 8 lira destekleme verilmeli, bu parada en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Bundan sonra sizlerle olmaya, derdinizi dile getirmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Hepinizi çok seviyorum. Şuna inanın; mücadele edeceğiz ve kazanacağız” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-cay-kanunu-mutlaka-cikarilmalidir/feed/ 0
CHP’den Rize’de “çay Mitingi”… Özgür Özel: “Rizelinin Gözüne Bakın 17 Lirayı Söyleyin. https://www.haber60.com.tr/chpden-rizede-cay-mitingi-ozgur-ozel-rizelinin-gozune-bakin-17-lirayi-soyleyin/ https://www.haber60.com.tr/chpden-rizede-cay-mitingi-ozgur-ozel-rizelinin-gozune-bakin-17-lirayi-soyleyin/#respond Sun, 02 Jun 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34506 (RİZE) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, çay taban fiyatının 25 TL olması gerektiğini tekrarlayarak, çay üreticisinin sorunlarının çözülmesi için “çay kanunu” çıkarılması gerektiğini söyledi. Özel, “Çay fiyatını açıklamayan bir tarım bakanı… Çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çay fiyatını, niye tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz? Gelin, Rizelinin gözüne bakın 17 lirayı söyleyin. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor, yazıklar olsun. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp tweet attırıyor” dedi.

CHP, çay taban fiyatının 17 lira olarak açıklanmasının ardından çay üreticisinin sorunlarına dikkati çekmek için Rize’de çay mitingi düzenledi. Mitinge, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra Genel Başkan Yardımcıları Ensar Aytekin, Sevgi Kılıç, Erhan Adem, TBMM İdare Amiri Uğur Bayraktutan ve bazı CHP’li milletvekilleri de katıldı. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Çayda fiyat açıklandığı günden itibaren Rize ‘de büyük bir moral bozukluğu, umut kırıklığı yükselen bir tansiyon var. Biz yerel seçimlerde şunu söylemiştik, ‘Milletin gündeminde olmayan hiçbir konu Özgür Özel’in CHP’nin gündeminde olmayacak. Kısır çekişmelerle, kimlik siyasetiyle lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız ama milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak, onu konuşacağız eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir meydanlar bizimdir sizin sesinizi duyacağız, sesinizi duyuracağız.

Birileri siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyup eski kavgalı tartışmaları, günleri geri getirmek istiyor ama ben şunu söylüyorum normalleşme muhalefetin dozunu düşürmek değildir. Normalleşme vatandaşın sorunununu görmemek değildir. Haksızlığa susmak değildir, aksine normalleşme hem müzakere hem mücadele etmek sorunu görmek, en yapıcı muhalefeti yapmak, gerektiğinde meydanları da doldurmak eylem de yapmak sesin en gürünü çıkarmaktır. Buradan sayın Erdoğan’a kendi memleketinde hakaret etmenin tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye faydası var. Ancak ben buradan sayın Erdoğan’a kendi memleketinden AK Parti’li, CHP’li, MHP’li, İYİ Parti’li her görüşten hemşehrisinin sesini duyurmaya çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim.

“Burada Rize ittifakını, çay ittifakını görüyoruz”

Bugün burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte başarı kazandığımız Türkiye ittifakı’nın bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği sorumlulukla buraya geldim. Karşımda sadece CHP’liler değil tüm görüşten Rizeliler buradalar. Biz burada Rize ittifakını, çay ittifakını görüyoruz.

Elbette bir sorun varsa oraya gitmek boynumuzun borcu. Buraya sadece bir siyasi partinin lideri olarak değil, Atatürk’ün verdiği talimatla uzun yıllar çalışılıp çay kanunu çıkarılıp İsmet Paşa’nın titiz emekleriyle çayın babası Zihni Deri’nin bu topraklara çayı kazandırmasıyla yani 100 yıl önce çayı Rize’ye, Doğu Karadeniz’e kazandıran CHP ‘nin genel başkanı olarak geldim. Burada elbette aramızda çok sayıda emekli de var. Geçen hafta emekli mitingindeydik. Dedim ki, ‘her yerden geliyorlar. Ama Rizelilerin haftaya mitingi var. Rize’den gelmese olur’ dedim. Yine çok sayıda emekli vardı. Ama Rizeli emeklileri çok seviyoruz, unutmadık, ben size geldim.

“AK Parti iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir, dikilir topraklar, boş kaldı”

Yıllarca Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasıyla övündük. Ancak son yıllarda bir tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğimizi üzülerek takip ediyoruz. Bereketli topraklarımız varken Afrika’da Venezuela’da toprak kiralayıp tarım yapanlar var. Oysa bizim ülkemizde her yıl Trakya kadar ekilir, dikilir toprak. AK Parti iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir, dikilir topraklar, boş kaldı, kaybedildi. İşte bu sebeplerle biz köylünün, çiftçinin, tarımda çalışanların haklarını korurken bu ülke kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘köylü milletin efendisidir’ sözünü hiç unutmuyoruz. Kendi ürünümüzü 1 liraya alıp uluslararası şirketlerin 10 liraya bize sattığı bu düzenden hep birlikte rahatsızız. 2003 yılında çiftçi kayıt sisteminde, ÇKS’de 2.8 milyon çiftçi kayıtlıyken 20 yıl sonra 2.3 milyon çiftçiye düştü 20 yılda nüfus 20 milyon artarken maalesef 500 bin çiftçiyi kaybettik. Hal böyle olunca hal böyle olunca 20 yılda 20 milyon artan nüfus ama 500 bin çiftçi kayıp. 20 milyon ton buğday üretimi varken 2002 yılında 20 yıl sonra aynı miktarda buğday üretimi tarihimizde en fazla et ithalatı bu iktidar döneminde yapıldı. 22 yılda 356 bin ton et ithalatına 1.8 milyar dolar para ayırdı. Son 1 yılda küçükbaş hayvan sayımız 4 milyon azaldı ve i bin yirmi üç yılında küçülen, daralan tek sektör tarım sektörü oldu. Çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir yılda tam yüzde 88 arttı. Yine çiftçilerimizin artan borcunun toplamı 652 milyar lşreaya ulaştı. Ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58, her dört genç çiftçiden 3 tanesi en kısa zamanda tarımı bırakmak başka işlerle uğraşmak istediğini söylüyorlar. İşte bir ülke için beka sorunu o mudur bu mudur demeye gerek yok. Eğer bu ülkede çiftçilerin yaş ortalaması 58 olduysa dört gençten üçü yurt dışına gitmeyi hayal ediyorsa, dört çiftçiden üç tanesi tarım yapmak istemiyorsa işte o ülke için gerçek beka sorunu budur.

“Sorunları çözmek için önce kanuna uyacağız”

Türkiye’de hepimizi ilgilendiren tarımda çiftçilerimize neleri yapmamız gerektiğini, neleri önerdiğimizi söylemeliyim. Çünkü CHP sadece sorunu gören, duyan, söyleyen değil, çözümlerini anlatan, nasıl çözüleceğine öneriler sunan bir partidir. Çiftçilerimizin sorunlarını çözmek için önce kanuna uyacağız. 2006 yılında kanun çıktı. Çiftçilerin gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor? Yüzde 1. binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Sadece geçen sene 178 milyar TL ödenmesi gerekirken size ödenmeyen desteklemedir. Bu sene eğer yüzde 1 verilecek olsa alınacak para 410 milyar TL iken bu parayı sizlere, fındık üreticilerine bizi doyuranlara ödemek yerine, çetelere müteahhitlere, zenginlere verenler yazıklar olsun.

Hangi ürüne ne destek verileceği bir yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları ürün satılınca ödenebilmeleridir. Çiftçimizin banka borçları faizleri tamamen silinip bir kereye mahsus hem tarım borçları, tarım kredisi borçları, hem yüksek faizli diğer borçlar hem de kredi kartı borçlarının faizi silinmeli. Ana para beş yıla bölünmelidir. Çiftçinin elinde kalan ürünler devlet tarafından mutlaka alınmalı. Gıda enflasyonu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir.

“Çayı fiyatını tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz”

Çaya gelince CHP’nin bugün Rize Meydanı’nda yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği bir noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken çay üretiminde beşinci sıradadır. Üzümün çoğu ihraç edilmektedir.Fındıkta benzer durumlar vardır. Ama çayda yerli tüketim yeterince vardır. Sadece çay ithalatını denetleyerek, sınırlandırarak kaçak çaya engel olarak sizin sıkıntılarınız çözülebilir, çare buradadır. 1,5 milyon insan 210 bin aile çayla geçiniyor ve maalesef bugün en büyük sıkıntı cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakanlar açıklar başbakanlar açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok. Hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı, memleketin Manisa’da, Akhisar’da açıklandı. Üretici, fiyatı beğenirse, kasketi havaya atardı gazeteler yazardı Fiyat güzel, kasket havada.

Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı yere çalardı. Tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Gelin açıklayın. Ortada kimse yok. Çay fiyatını açıklamayan bir tarım bakanı… Çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz? Gelin, Rizelinin gözüne bakın 17 lirayı söyleyin. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor, yazıklar olsun. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp tweet attırıyor. 2 lira da destekleme var diyor, seneye Mart’ta Nisan’da… Bugün gübre kaç para? Nisan’da kaç para olacak? O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil ha. Bir sene sonrasının 2 lirası neredeyse… 17 liralık yaş çayın fiyatını Kabul etmiyoruz. Reddediyoruz.

“ÇAYKUR’un zararı çay üreticisinden çıkıyor”

Gündoğdu’da çay bahçesine girdim. Baktım bu güneşte bu uğraş dediler ki bize bunun yağmuru var, ayazı var. Bu kadar bu kadar alın teriyle bu kadar emekle yönetilen bu fiyat çay üreticisine ‘sen artık bu işi yapma, senaradan çekil biz zenginlerle yürüyeceğiz’ demektir. Bunu kabul etmiyoruz… Türkiye duyun bu sesi. Eskiden 1 kilo çay satardık, 1 kilo zeytin alırdık. Şimdi zeytinin kilosu 300 lira. Bir kilo çayla 100 gram zeytin alamıyorsunuz artık geldiğimiz nokta budur. Çaykur’u Varlık Fonu’na devrettiler. Çaykur, Sayıştay raporlarına göre 5 milyar zarar ediyor. Bu zarar çay üreticisinden çıkıyor. Çaykur emekçisinden çıkıyor. Ülkemizin önemli bir çay üreticisi olmasına rağmen Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde maalesef ithalattan vazgeçilmedi. 2006 yılından bugüne kadar 475 milyon dolar yani 15 milyar TL’lik çay ithal edilmiş. 15 milyar TL ithale vermek yerine Rizeli. Artvinli, Trabzonlu, Ordulu, Giresunlu çay üreticisine verilseydi, bugünlere gelmezdik. Gerçekten geçmişte çayı satıp, araba alanlar, çayı satıp, çocuk everenler, çayı satıp, düğün yaparlar, şimdi çayı satıp, borçlarını ödeyemiyorlar. Böyle düzene yazıklar olsun.

“Çay kanunu mutlaka çıkarılmalı”

Büyük dertli olanlar var. Çaykur’da çalışan işçiler var. 11 bin ÇAYKUR işçileri var. Çaykur işçileri altı ay çalışıp altı ay boş kalmak istemiyorlar. Çaykur işçisi 20 yıl önce asgari ücretin 4,5 katını alıyorken bugün 1,5 asgari ücrete kadar gerilediler. Bir gerçek şu 1,5 asgari ücret iyiymiş demeyin. Böylelikle Çaykur işçisi asgari ücretin de altında çalışıyor. Çaykur işçisine kadroyu verin 12 ay maaş almalarını sağlayın. Şimdi, geldik, çay üreticisinin sorunları nasıl çözülecek demeye, bunun birinci; bir çay kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Ancak bu kanun hükümetin bir buçuk yıl önce getirdiği çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden uluslararası çay tekerlerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz geçmişte sizin hemşehriniz İstanbul milletvekilimiz Mehmet Pekeroğlu’yla bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı’yla dört başı mamur, bir çay teklifi verdik. Teklife evet dediğinde, işçinin de sorunu çözülüyor. Üreticinin de sorunu çözülüyor. Rize’nin de yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Tahsin bey önergeyi verdi maalesef AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. Buradan Sayın Bahçeli’ye Sayın Erdoğan’a Rize’nin, bütün milletvekillerine, Karadeniz’in milletvekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz, gözünüzün içine bakacağız. Çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın. Bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi tutun.

“Kaçak çayları yakmaya Kemal Bey’i de davet edeceğiz”

Her yıl üretim maliyetlerinin üzerine mutlaka, mutlaka hakkaniyetli bir kar oranı konularak taban fiyat, erkenden açıklanmalıdır. Ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatı da açıklanan fiyatın en az iki katı olmalı ve erkenden açıklanmalıdır. Organik çay desteklenmeli, fiyatı bir an önce açıklanmalıdır. Özellikle gübre olmak üzere desteklenme oranları arttırılmalı, çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı, çay bahçelerinde verimliliğin artması için düşük verimlilikle mücadele yapılmalı, ürün çeşidi arttırılmalı, yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir. Buradan hatırlayalım. Bir selam yollayalım. Ne diyorduk Kemal Bey? ‘Kaçak çayları getireceğim. Rize Meydanı’nda yakacağım.’ CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz, çayları yakmaya, Kemal Bey’i de davet edeceğiz. Kemal Bey’in sözü, partimizin sözüdür. Hep beraber yapacağız. Ham madde alımında kalite kontrol noktalarında yeterli çay eksperi ziraat mühendisi bulunmalıdır. Köy kooperatifleri güçlendirilmelidir. Hem mevsimlik işçilere kadro verilmeli hem de çay üreticisinin örgütlenmesinin önüne geçen sendikal hakları mahkeme kararıyla iptal edilmemeli, üretici sendikasına izin verilmelidir.

Rize’de 160’a yakın özel fabrika var. Bunların pek azının bacasında filtre var. Çayın parasını onlar kazanıyor karasını Rize’nin üstüne taşıyorlar. Bu fabrikaların bacalarına filtre takılacak. Bunu ilgili bakanlık mutlaka denetlemelidir. Nasıl insanlarsınız? Parayı kazanıyorlar, Rize’yi hasta ediyorlar. Sayın bakan, bu işin peşini bırakmam. O filtre takılacak. O denetim yapılacak.”

“Çayda yapılanları fındıkta da yapmaya kalkmayın”

Fındık üreticisinin sorunlarına da değinen CHP Genel başkanı Özgür Özel, sözlerini “Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın diye uyarıyoruz. Karadeniz’i batısından ortasından doğusuna yalnız bırakmamaya Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada olacağız. Bugün burada olan sosyal demokratlara muhafazakar demokratlara, milliyetçi demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Artık çayın baş tacı olduğu günleri vermek istiyorum. Taputun içinde yaş çay, üreticinin tabutuna çivi çakıldığını görmek istemiyoruz. Artık yüzümüz gülsün Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AK Partililer, Rize’deki MHP’liler. Buradan gerçek ve doğru çay fiyatını 31 Mart tarihinde yapılan seçimden önce Rize Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum. 17 liralık fiyatın üzerine tam 8 lira desteklenme verilmeli. Bu parada en geç Ağustos ayının sonunda ödenmelidir” diye tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpden-rizede-cay-mitingi-ozgur-ozel-rizelinin-gozune-bakin-17-lirayi-soyleyin/feed/ 0
Antexpo AŞ Genel Müdürü: Üreticiler Kooperatifleşmeye Ağırlık Vermeli https://www.haber60.com.tr/antexpo-as-genel-muduru-ureticiler-kooperatiflesmeye-agirlik-vermeli/ https://www.haber60.com.tr/antexpo-as-genel-muduru-ureticiler-kooperatiflesmeye-agirlik-vermeli/#respond Fri, 31 May 2024 21:04:00 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34134 Antexpo AŞ Genel Müdürü Murat Özer, yaş meyve sebze başta olmak üzere tarımsal faaliyette bulunan üreticilerin maliyetleri azaltabilmeleri, ihracat yapabilmeleri için kooperatifleşmeye ağırlık vermelerini, kooperatiflerin de pazarlama konusunda da geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Yaş meyve sebze ve tarımsal ürün ihracatının artırılması amacıyla Türkiye’nin kendi alanında ilk meyve sebze fuarı olan İnterfreshEurasia Fuarını düzenleyen Antexpo AŞ Genel Müdürü Murat Özer, yaptığı açıklamada, Avrupa’daki üreticilerin kooperatifleşerek üretim ve ihracatta söz sahibi olduklarını söyledi.

Avrupa’da üretici kooperatiflerinin pazarlama konusunda uzman olduğunu ve başta AB ülkeleri olmak üzere dünya tarımında da etkili olduğunu anlatan Özer, Türkiye’de de Avrupa’daki üretici kooperatifleri modelinin geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.

Türk çiftçisi kaybetmek zorunda değil

Türk çiftçi ve üreticisinin temel sorunun finansa erişim ve lojistik olduğuna dikkat çeken Özer, “Çiftçilerin bir diğer büyük sorunu, ön finansman ve lojistik destek eksikliğidir. Ürünlerin dalında fiyatlandırılması ve toplanması sürecinde, çiftçiler finansal olarak komisyoncu ihracatçılara bağımlı hale geliyor. Bu bağımlılık, çiftçilerin pazarlık gücünü zayıflatıyor ve gelirlerinin büyük bir kısmını aracı komisyonculara kaptırmalarına neden oluyor” dedi.

Türkiye’de üretici kooperatiflerinin gözden geçilerek yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çeken Özer, şunları kaydetti:

“Çiftçilerin en büyük sorunlarından biri, ürünlerini pazarlayacak bilgi birikimine sahip olmamalarıdır. Bu durum hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda geçerliliğini koruyor. Pazarlama konusunda yetersiz kalan çiftçiler, finansal birikime de sahip olamadıkları için aracıların insafına kalıyor. Yurt içi hallere giden ürünlerin finansmanı toptancı hallerindeki komisyoncular tarafından sağlanırken, yurt dışına ihraç edilecek malların finansmanı da ihracatçı komisyoncular tarafından gerçekleştiriliyor. Bu durum çiftçiyi finansal olarak bağımlı kılıyor. Çiftçiyi koruyacak olan da üretici kooperatifleridir. Üretici kooperatifleri de pazarlama konusunda geliştirilmeli. Devlet çiftçilere ön finansman sağlamalı. Bu sayede çiftçiler, ürünlerini kendileri pazarlayabilir ve ihracat yapabilir hale gelebilirler. Kooperatifleşme teşvik edilerek, çiftçilerin birlikte hareket etmeleri sağlanmalı. Bu, aracılara olan bağımlılığı azaltabilir ve çiftçilerin gelirlerini artırabilir. Çiftçilerin bilgi, beceri ve finansal destekle güçlendirilmesi, aracıların devreden çıkarılması ve kooperatifleşme ile çiftçilerin doğrudan pazara erişimi sağlanmalı. Bu, Türkiye’nin tarım sektöründe sürdürülebilir bir kalkınma için önemli adımlar olacaktır.”

İspanya modeli

Antexpo A.Ş Genel Müdürü Murat Özer, İspanya’da üreticilerin kooperatifleşme ve pazarlama sorununu çözdüğüne dikkat çekerek, “Avrupa’da çiftçiler, bölgesel kalkınma ajansları ve kooperatifler aracılığıyla destekleniyor. Türkiye için bu örnek alınabilir. İspanya, domates üretiminde bu modeli başarılı bir şekilde uyguluyor. Bölgesel kooperatifler, çiftçilere tohum, gübre ve ilaç kullanımı konusunda yönlendirmeler yaparak alım garantisi veriyor. Bu model, çiftçilerin hem finansal hem de teknik olarak desteklenmesini sağlıyor” dedi.

Mut erkenci kayısı örneği

Türkiye’nin erkenci kayısısı üretimiyle ünlü Mut ilçesinde, çiftçilerin karşılaştığı zorlukları da anlatan Özer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her ne kadar Malatya kayısısı ile ünlü olsa da Mut ilçesi Türkiye’nin en erkenci kayısısını üretiyor. Bu kayısı, diğer ürünlerden daha erken çıktığı için piyasada oldukça değerli. 2024 yılı ilk hasat döneminde, dalında erkenci kayısının fiyatı 40-50 TL seviyesindeydi. Aynı kayısı, Mersin’de 80-90 TL’ye, Almanya’da ise 11-13 euro (yaklaşık 600-650 TL) aralığında satıldı. Bu durum, çiftçinin ürünü dalında satmasının getirdiği finansal kaybı açıkça gösteriyor.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antexpo-as-genel-muduru-ureticiler-kooperatiflesmeye-agirlik-vermeli/feed/ 0
CHP Milletvekili Sarı: Çiftçimiz Borç Batağına Sürüklendi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-sari-ciftcimiz-borc-batagina-suruklendi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-sari-ciftcimiz-borc-batagina-suruklendi/#respond Mon, 27 May 2024 22:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33446 (ANKARA) – CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, “Çiftçimiz borcunu ödeyemezken şimdi bir de faiz artışıyla beraber daha da batağa sürüklediler. Daha da sürdürülemez bir tarım politikasının içine ittirdiler. Kendi israfını, bedelini çiftçiye ödeten Saray, gıda enflasyonunu bu aldığı kararla körüklüyor” ifadelerini kullandı.

CHP Balıkesir Milletvekili Sarı, yaptığı açıklamada, hükümetin tarım ve hayvancılık politikalarını eleştirdi. Çiftçinin nefes alamaz duruma getirildiğini beirten Sarı, “Çiftçimiz geçen yıldan sadece 7 buçuk milyar dolar, bugünkü kurla baktığımızda 250 milyar lira alacaklı durumda. Ama çiftçimiz bu destekleri alamadığı için her geçen gün bankalara daha fazla borçlandı, daha fazla zor duruma düştü. Şu anda bankalara borcu 652 milyar TL’yi buldu” dedi.

Serkan Sarı, açıklamasında şunları kaydetti:

“Balıkesir’de sokağa çıktığımda Türkiye’yi doyuran ilde çiftçimiz isyan ediyor. Sokakta ne zaman karşılaşsak yaşadıkları sıkıntıları dile getiriyor. Geleceğe dair umutlarını yitirdiklerini vurguluyorlar. ‘Bizi desteklemeyen AKP iktidarı yüzünden artık geçinemiyoruz, artık ekemiyoruz’ diye isyan ediyor, haykırıyorlar. Oysa bu işin bir kanunu var. Ne diyor Tarım Kanunu’nun 21. maddesi; ‘milli gelirinin yüzde 1’ini çiftçiye destek olarak vereceksin.’ Peki AKP iktidarı bunu uyguluyor mu? Tabii ki uygulamıyor. İktidara geldiği günden beri bu destekleri kısarak, azaltarak çiftçimizi daha da zor duruma soktu. Türkiye’nin milli geliri bir trilyon doları aştı. Bu durumda çiftçimizin alması gereken destekleme 10 milyar doların üzerinde. Peki bu 10 milyar doları destek olarak çiftçimize verdi mi? Tabii ki vermedi. Çiftçimize destek olmak istemiyor ki, çiftçimizin kalkınmasını istemiyor ki, dünyayla rekabet eden bir tarım politikası ortaya koymak istemiyor ki. Çiftçimize sadece 2 buçuk milyar dolarlık destek yaptı. Çiftçimiz geçen yıldan sadece 7 buçuk milyar dolar, bugünkü kurla baktığımızda, 250 milyar lira alacaklı durumda. Ama çiftçimiz bu destekleri alamadığı için her geçen gün bankalara daha fazla borçlandı, daha fazla zor duruma düştü. Şu anda bankalara borcu 652 milyar TL’yi buldu.”

“Çiftçi üretemezse vatandaş tüketemez”

Sarı, çiftçi kredi oranlarının yüzde 9,75’ten yüzde 56’ya çıkarılmasının gıda enflasyonunu tetikleyeceğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir de utanmadan, sıkılmadan çiftçilere verilen kredinin yüzde 9,75 olan faizini yüzde 56’ya çıkardılar. Çiftçimiz borcunu ödeyemezken şimdi bir de faiz artışıyla beraber daha da batağa sürüklediler. Daha da sürdürülemez bir tarım politikasının içine ittirdiler. Kendi israfını, bedelini çiftçiye ödeten Saray, gıda enflasyonunu bu aldığı kararla körüklüyor. Her geçen gün gıdaya enflasyonu artıyor. Tarlası ipotekli, kendisi hacizli çiftçimiz üretim için kullandığı mazotu, tohumu, ilacı, gübreyi yüzde yüzden fazla artışlar yüzünden artık alamaz, ekemez duruma geldi. Türk çiftçisini topraktan, üretimden kopardınız. Çiftçi üretemezse vatandaş tüket tüketemez. Çiftçi üretemezse milletimizin karnını doyamaz. Nitekim bu aldıkları kararlar doğrultusunda gıda enflasyonu yüzde 70’leri buldu.”

“Çiftçimizin hakkı olan destekleri zamanında ve eksiksiz bir şekilde vermelisiniz”

Türkiye’nin, Avrupa Birliği ülkeleri ve OECD ülkeleri arasında birinci, dünyada dördüncü duruma geldiğini aktaran Sarı, “AKP iktidarı artık çiftçiyi yok etme politikasına son vermeli. Bugün baktığımızda dünyadaki durum birinci Zimbabve, ikinci Lübnan, üçüncü Arjantin dördüncü gıda enflasyonunda Türkiye olmuş durumda. Bu anlayışınız devam ederse birinci olacağız. Gıda enflasyonunda şuradaki grafiğe baktığımızda son 4 yıl içerisinde gıda enflasyonundaki artış açık bir şekilde gözler önüne seriliyor. Yüzde 10 civarında olan 2020 yılındaki enflasyon şu anda yüzde 70’lerin üzerine çıkmış durumda. Bu gidişle çiftçimiz batacak, üretimden kopacak vatandaşımızla sokakta aç kalacak. Tarım politikanızdaki yapmış olduğunuz bu hataların bedelini milletimiz ödeyecek. Yeter artık çiftçimizin hakkı olan destekleri zamanında ve eksiksiz bir şekilde vermelisiniz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-sari-ciftcimiz-borc-batagina-suruklendi/feed/ 0
Yozgat’ta Kuraklık ve Yüksek Sıcaklık Nedeniyle Hububat Ürünleri Zarar Gördü https://www.haber60.com.tr/yozgatta-kuraklik-ve-yuksek-sicaklik-nedeniyle-hububat-urunleri-zarar-gordu/ https://www.haber60.com.tr/yozgatta-kuraklik-ve-yuksek-sicaklik-nedeniyle-hububat-urunleri-zarar-gordu/#respond Sat, 25 May 2024 22:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33088

SEYFİ ÇELİKKAYA

(YOZGAT) – Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ta uzun süredir hava sıcaklığının yüksek olması, yağışların yetersiz kalması nedeniyle hububat ekili alanlarda ürün zarar gördü. Kuraklıktan etkilenen ve sıcak hava nedeniyle yanan ekili hububat ürünlerinin önemli bölümünün hasadının yapılamayacağı, verimin büyük oranda düşük olacağı belirtildi.

Yozgat’ta hava sıcaklığının yüksek olması, yağışların yetersiz kalması nedeniyle ekili hububat ürünleri zarar gördü. Yozgat’ın özellikle Yerköy, Şefaatli bölgelerinde etkisini gösteren kuraklık sonucunda çiftçiler, büyük emek vererek ektikleri buğday ve arpa tarlalarında bir karış bile boy atmayan ekinlerin biçilmesinin mümkün olmadığını belirtti. Başta buğday ve arpa olmak üzere birçok üründe verim kaybı yaşanacağını söyleyen çiftçiler, böyle bir zararla ilk defa karşılaştıklarını vurguladı.

Bölge çiftçilerinden Sefa Çağlar, “Vatandaşlar kuraklık sigortasını yaptıramadılar, prim yüksek diye. Normal sigorta yaptırdılar, bunu yaptırmadılar. Vatandaşlarımızın durumu malum belli. Dönüme 20- 30 bin lira gitmiştir. Ben 250 dönüm buğday ekmiştim. Suludan alacağız ne alırsak, kıraçtan alamayacağız. Kıraçta hayvanlar yayılacak, yem bile olmaz ama” diye konuştu.

“Herk olan yerlerimizde tekrar biz ekim yapamayacağız”

Çiftçi Hacı Bozkurt da devletin kendilerine yardımcı olması gerektiğini, parası olanların tarlasını sularken, parası olmayanların sulama yapamadığı için ekinin kuruyup, yandığını söyledi. Bozkurt, şöyle konuştu:

“Hemen yolumuzun altında bir sulu arazi, kıraç olduğu halde vatandaş orayı suluyor. Bunu devlet aynı şekilde buralara da bu imkanı yapabilir. Bir de tohum konusunda ziraat odalarının ve ilçe tarımlarının araştırma yapmasını istiyorum.

Şu anda ekinlerin mahsulün durumu ortada, biçer parası da 200 bin lira diyorlar. Herhalde biçtiremeyeceğiz. Muhtarımızın koyunları burada yayılacak

Devletin buna bir el atmasını ve vatandaşa ikinci bir ekim yapması için yardımcı olması lazım. Herk olan yerlerimizde tekrar biz ekim yapamayacağız, büyük bir ihtimalle. Zarar tabii büyük, borç var. Bu tarlaların hepsi peşin parayla eken zannetmiyorum yani. Büyük bir ihtimalle kimi kooperatiften, ben mesela Tarım Kredi Kooperatifinden aldım tohum ve gübreyi. Herkes benim gibidir yani. Büyük bir borç var ortada. Çiftçi büyük bir sıkıntıda, devletin buna bir an önce el atması lazım. Özellikle de bilinçli tohum kullanma ve toprak analizi ve gübre konusunda vatandaşa su konusunda yardımcı olması lazım.”

“Sigortayı yaptırdık ama kuraklık yaptıramadık”

Kömşüren Köyü Muhtarı İbrahim Karataş da, köylünün kuraklık sigorta priminin yüksek olması nedeniyle yaptırmadığını, o nedenle de zararını büyük olduğunu belirterek, şöyle dedi:

“Gerçekten şu anda yüzde 90 civarında yangın oldu. Çoğu yerde şu anda biçer girmeyecek arazilerimiz var. Bunları mallar, davarlar yayılacak. Bu arada vatandaş gerçekten çok geriye gidecek. Bunun sonu hayırlısı olsun, bilemiyoruz ne yapacağımızı. Çok zor durumdayız. Sigortayı yaptırdık ama kuraklık yaptıramadık. Kuraklık biraz pahalı olduğundan dolayı. Sadece biz afet için dolu için yaptırmıştık ama o da şu anda geçersiz oluyor, bunun hiçbir anlamı kalmadı. Bu tamamen köylüden gidecek. Devletimiz bu arada bizleri gözetirse duamızı alır, çok zor durumdayız. Yapacak hiçbir şeyimiz yok. Benim 60 dönüm yerim var, tamamen komple gitmiş. Kesinlikle biçer girmez. Maalesef yapacak bir şeyimiz yok.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yozgatta-kuraklik-ve-yuksek-sicaklik-nedeniyle-hububat-urunleri-zarar-gordu/feed/ 0
Çiftçiler, Buğday Taban Fiyatının Belirlenmemesine Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-taban-fiyatinin-belirlenmemesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-taban-fiyatinin-belirlenmemesine-tepki-gosterdi/#respond Mon, 20 May 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32545 Haber: BURHAN DEMİRCİOĞLU

(OSMANİYE) – Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde buğday hasadı yapan çiftçiler taban fiyatın henüz açıklanmamış olmasına tepki gösterdi. Geçtiğimiz yıl 7 liradan alınan buğday için bu yıl taban fiyatının belirlenmemiş olması çiftçiyi kara kara düşündürmeye başladı.

Buğday taban fiyatının en az 12 lira olması gerektiğini vurgulayan çiftçi Osman Durmuş, şunları söyledi:

“Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok.12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur ? Aç kalır.”

Çiftçi Şahin Akgöllü çiftçinin ekonomik zorluklar çektiğini ifade ederek, “Çiftçinin masrafı mazot pahalı. Verim fena değil 11-12 lira beklentisi var. Geçen sene 7 liraydı verim yoktu bir şey anlamadı çiftçi. Çiftçi perişan. Traktör alıyorlar banka faizleri yüksek. Ödeme yapamıyorlar faize düşüyorlar” dedi.

Biçerdöver fiyatlarının yüksekliğine değinen çiftçi Tahsin Aker, 20 dönüm için 40 bin lira masraf yaptığını belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

“Geçen sene biçer döverciler 100 liraya biçiyordu bu sene 300 lira diyorlar. Adalet mi, vicdan mı ‘ Geçen sene buğdayı 7 liraya aldılar. Bu sene daha buğdayın fiyatı açıklanmadı. Ne yapacak bu çiftçi ‘ Ne edecek ? Çiftçi ağlıyor. 300 lira olur mu arkadaş bu biçer. Buğday 10 lira, 12 lira, biçer de 200 lira, 220 lira olması lazım. 300 lira çok pahalı. 20 dönüm yer ektim 40 bin lira masrafım oldu”.

Biçerdöver işi yapan Vezir Akgöllü ise yakıt ve bakım masraflarının yüksekliğinden yakınarak, “Dönümde 3 litre mazot yakıyor. Yağmur yağdığında biçerler çöke çöke ekin biçiyoruz. 250-300 liradan aşağısı kurtarmıyor. Bir şoförün yevmiyesi aylık 200 bin lira. 1 ay çalışıyor 200 bin lira veriyorum. 200 bin lirada bakımına veriyorum ben kazanmayım da neden senin hamallığını yapayım?” diye konuştu.

“ÇİFTÇİ EKMEZSE MİLLETİN HALİ NE OLUR ?”

Buğdayda taban fiyatlar açıklanmadığı için mahsulü satacak yer bulamadığını belirten Çiftçi Osman Durmuş, şunları kaydetti:

“Yıllardır buğday ekerim, mısır ekerim, her şey ekeriz. Ama biz mahsulümüzü yetiştirdik, mahsulümüzü şuan satacak yer bulamıyorum. Fiyat açıklanmadı. Buğdayımızı dökecek yer yok. 12 liradan aşağısı bizi kurtarmaz. Mazot olmuş 45 lira. Zehir olmuş dünyanın parası. Gübre olmuş dünyanın parası. Şuan da bizim mahsulümüz para etmiyor. 12 liradan aşağı bizi hayatta kurtarmaz. Çiftçi ekmezse bu milletin hali ne olur ? Aç kalır. Bizi de düşünün arkadaşlar. Bu şekilde giderse çiftçilik biter. Çiftçilik kalmaz.”

Çiftçi Seyran Akgöllü ise biçtirdikleri buğdaya fiyat verilmemesine tepki göstererek, “Çiftçiyim, bende buğday ektim. Buğdayları biçtiriyoruz, götürüyoruz fiyat vermiyorlar. Ne zaman verecekleri belli değil şuan için. Bu sene el elde baş başta. Şuan ne kardayız, ne zarardayız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ciftciler-bugday-taban-fiyatinin-belirlenmemesine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Başkan Türkel: “Üreticiyi destekleyen projeler için hazırız” https://www.haber60.com.tr/baskan-turkel-ureticiyi-destekleyen-projeler-icin-haziriz/ https://www.haber60.com.tr/baskan-turkel-ureticiyi-destekleyen-projeler-icin-haziriz/#respond Fri, 17 May 2024 21:21:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32190 “Kıtlık Kapıda, Çiftçi Açlık Sınırında” başlıklı panelde konuşan Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, “Üretici destekleyen projeler için hazırız” dedi.

Atakum Belediyesi ve Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi iş birliğiyle ‘Kıtlık Kapıda, Çiftçi Açlık Sınırında’ başlıklı panel, Hasan Ali Yücel Gençlik Bilim ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen panelde uzmanlar, ağırlaşan ekonomik kriz ve tarım politikalarının tarıma ve üreticiye etkilerini değerlendirdi. Programa CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, OMÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan, Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Havva Yurdunuseven Bayzat, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, ziraat mühendisleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“Üretimi destekleyelim”

Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, programda yaptığı konuşmada, “Çocukluktan beri tarım ve hayvancılığa ilgim var. 2019 yılında ‘Köyüm Köylüm’ projesinin ilk ayağı olan Atakum Birlik Projesi’ni yazdım. Veteriner Hekim Tuncer Onur’un desteğiyle bu projeyi geliştirdik. Herkesin bildiği ‘Köyüm Köylüm Projesi’ne dönüştürdük. Bugün Atakum Belediye Başkanıyım ve o hayallerimin artık hayata geçmesi için heyecanlıyım. Üretimi destekleyen herkese ‘ben varım’ diyorum. Gelin bir masa kuralım ve Atakum’da, Samsun’da üretimi destekleyelim. Atakum’u daha yaşanabilir bir kent yapmak ve üreticiyi desteklemek hayalini ortaklaştıralım ve bunu sonuca ulaştıralım” ifadelerini kullandı.

“Cefakarca yapılacak bir hizmet”

OMÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan, tarım sektöründeki üreticinin özveriyle çalıştığını belirterek, “Bir tarafta tarım alanlarında azalma, küresel iklim değişikliği, savaş ve benzeri olaylar, öbür tarafta da gece gündüz demeden çalışan bir cefakar kitle var. Bu kitle tarım sektörünün içinde ve bu kitlenin en geniş kısmını da değerli çiftçilerimiz oluşturuyor. Dolayısıyla onların ‘Çiftçiler Günü’nü kutlamak istiyorum. Para karşılığı değil içten cefakarca yapılacak bir hizmet. Tarımdaki risk, diğer tüm sektörlerden daha fazla. Buna rağmen üretici, tarımda kalmaya devam ediyorsa ayrıca takdire gerek var. Çalışmalarımızı hem araştırma geliştirme anlamında hem de üretim alanında yaparak, tarımı hem ülkemiz hem de insanlık açısından çok daha iyi noktalara getirebiliriz” dedi.

“Kendi kendini doyurabilen tarım endüstrisi”

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Cumhuriyet’in ilk yıllarda uygulanan tarım politikalarının önemine dikkat çektiği konuşmasında, “Türkiye Cumhuriyeti kendi kendini doyurabilen bir tarım endüstrisi üzerine kurulmuş. Ankara’nın kurağında ‘Atatürk Orman Çiftliği’ üretilmiş. Türkiye’nin ihtiyacı olan süt, oradan temin edilmiş. Türkiye şeker üretebilen bir ülke değil. Ama ilk beş yıldan sonra şeker ihtiyacı ve şeker işleme üzerine bir ekonomi geliştirerek 1929-1930 buhranında dünya çökerken Türkiye, tarım gücüyle dünya ortalamasının çok üzerinde bir büyüme yakalamış. İlk on, on beş yıldaki büyüme rakamları Türkiye Cumhuriyeti’nin toplam büyüme rakamlarının çok üzerinde” cümlelerine yer verdi.

Tarımsal altyapı güçlendirilmeli

Moderatörlüğünü Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Havva Yurdunuseven Bayzat’ın yaptığı programda çiftçinin ve tarımın yaşadığı sorunlar değerlendirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Acar, tarımda yaşanan sorunlara değinerek, “Bir proje kapsamında köy çalışmalarında yer aldım. Birçok köyde ziyaretlerde bulundum. Az da olsa gençlerden köye dönüşler var. Köyde bir şeyler yapmak istiyor ama beklediği desteği bulamıyor. Gerekirse hibe yapılabilir. O insanların orada üretime devam edebilmeleri için tıpkı Avrupa Birliği’nde olduğu gibi üretim ve ürünün satışı için gerekli alt yapının sağlanmasında çok ciddi bir desteğe ihtiyaç var. İkinci olarak köylerde sosyal olanakların artırılması gerekir” şeklinde konuştu.

“Tarım ürünlerindeki en büyük sorun markalaşamamak”

Kadın Girişimci Seyyare Sungur, fındık ürünleri üzerine oluşturduğu markanın başarı öyküsünü paylaşarak “Türkiye’deki tarım ürünlerindeki en büyük sorun markalaşamamak. Markalaştırdığınızda da dünya pazarında fazla göze batmamamız gerekiyor. O ayrı ve gerçek olan bir konu. Bizim 2015’te kurduğumuz marka 9. yılını tamamlıyor. Yurt dışına üç kıtaya satış yapıyoruz. Üç şubemizle Türkiye’nin her yerine ürün gönderiyoruz. Aynı zamanda birçok markanın fındık kreması üretimini yapıyoruz. Aslında çok da zor olmayan ama markalaştırdığınızda, farklılaştırdığınızda ne kadar hızlı yol alabileceğini gösteren bir örnek bizimkisi” diye konuştu.

İstanbul’da örnek tarım modeli

Çiftçi Abdullah Aksu, doğru projelerle üretimin artırılabileceğini vurgulayarak, “Çaresiz değiliz, çaremiz var. Bu aslında İstanbul’da gösterildi. İstanbul’da 6 kişilik bir ekip, şehrin tarım ve gıda rejimini ortaya çıkarmak için bir strateji belgesi çıkardık. O strateji belgesi sürecinde Kanada’dan İtalya’ya kadar Türkiye’nin değerleri olan 23 tarım uzmanı ile çalışma yürüttük. Bu strateji belgesiyle çeşitli bölgelerimizden arkadaşlarımızdan destek alarak İstanbul tarımını dizayn ettik. İstanbul bir tarım şehri değil bir rant şehriyken, Türkiye’deki çiftçiler azalırken son Mart verilerine göre, İstanbul’daki çiftçi sayısı yüzde 28 arttı. Diğer belediyelerle de sık sık toplanıp çalışmamızı anlattık. Bu çalışmanın Türkiye için tarım modeli olacağına inanıyorum” açıklamasında bulundu. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-turkel-ureticiyi-destekleyen-projeler-icin-haziriz/feed/ 0
Kıtlık Kapıda: Çiftçi Açlık Sınırında https://www.haber60.com.tr/kitlik-kapida-ciftci-aclik-sinirinda/ https://www.haber60.com.tr/kitlik-kapida-ciftci-aclik-sinirinda/#respond Fri, 17 May 2024 08:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32168

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

(SAMSUN)- Samsun’da Ziraat Mühendisleri Odası, ‘kıtlık kapıda, çiftçi açlık sınırında’ konulu panel düzenledi. Panelde konuşan CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, “Öğrenci almayan, alamayan başvuru yapmayan, tercih yapmayan öğrenciler ziraat fakültelerine öğrenci girişi yapılmayan yıllar var. Kıtlık kapıda her şeyi görüyoruz, ama yata verilen KDV, ÖTV indirimi akaryakıtta çiftçiden esirgeniyor” dedi.

Samsun’da Atakum Blediyesi’nin katkılarıyla Ziraat Mühendisleri Odasında Hasan Ali Yücel Kültür ve Eğitim Merkezinde ‘kıtlık kapıda, çiftçi açlık sınırında’ konulu panel düzenledi. Panele Samsun CHP Milletvekili Murat Çan, Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, CHP Parti meclisi üyesi Nazan Yurttan Güneysu, OMÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özcan katıldı.

“TRAKYA’NIN İKİ KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ALANI KAYBETTİK”

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan şunları söyledi:

“Bu hükümetin en çok eleştirildiği konu tarım alanlarının her geçen gün üretimden dışlanması, uzaklaştırılması. Geçen gün genel başkanımız bir toplantıda dedi ki, Trakya’nın iki katı büyüklüğünde tarım alanı kaybetmişiz 22 yılda. Samsun bundan farklı mı? Samsun Türkiye ortalamasının daha üzerinde tarım alanı kaybetmiştir ama bir şey var; Samsun’da traktör satışları Türkiye ortalamasının 2 kat üzerinde. Yani traktörü bir tarım makinesini biz binek araç kullanıyoruz. Bunun bir tek açıklaması budur. Kıtlık kapıda biz 10 yıldır, biz derken hükümet 10 yıldır, dönüm başına verilen destekleme parası yerinde sayıyor. Hala bir dönüm karşılığında o verimli arazileri, 170 lira para veriyor yanlış bilmiyorsam. Peki kapıda açlık ama biz yerli üretime hiç destek veriyor muyuz? Hiçbir destek yok. Geçen gün çeltik ekim şenliğindeydik. Tarlanın içine kadar da girdik. Pirincin, çeltiğin maliyeti geçtiğimiz yıl 18 lira hadi iyimser söyleyeyim çeltiğe verilen para, 21- 22 lira ama üretici devletin vereceği 3-4 ay vadeli gördüğü için gitti esnafa verdi. Esnafa 15-16-17 liraya verdi ihtiyacı olan. Kıtlık kapıda ziraat mühendisleri, ziraat fakültelerine öğrenci girişi durmuş. Öğrenci almayan, alamayan başvuru yapmayan, tercih yapmayan öğrenciler ziraat fakültelerine öğrenci girişi yapılmayan yıllar var. Kıtlık kapıda her şeyi görüyoruz, ama yata verilen KDV, ÖTV indirimi akaryakıtta çiftçiden esirgeniyor.”

“GENÇ NÜFUS KÖYLERE DÖNMESİ İÇİN TEŞVİK EDİLMELİ”

Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hava Yurduseven Bayzat ise şunları söyledi.

“Ülkemizde Cumhuriyet ile birlikte bir sektör olabilen akılcı ve doğru politikalarla ülkeyi besleyen tarım, son yıllarda maalesef yeterli desteği görememektedir. Tarımsal üretimde, büyük şirketlerin etkisinin artması ile küçük çiftçi korumasız hale gelmiş ve kooperatifçiliğin işlevsel olarak zayıflamasıyla kırsaldaki üretici aile çiftçiliğinden hızla uzaklaşmış, üretici hakkını alamadığı için üretimden vazgeçmiş, başta verimli topraklar olmak üzere doğal kaynaklar hızla talan edilmiş, çiftçinin üretimi ve geleceği borçlanmalar yüzünden ipotek altına alınmıştır. Halk sağlıklı ve ucuz gıdaya erişemez olmuştur. Ülkemizdeki tarım alanlarının yüzde 70’i küçük çiftçinin, yüzde 30’u ise orta ve büyük şirketlerin elindedir. Bu nedenle üretimde büyük payı olan küçük çiftçi ciddi bir şekilde devlet tarafından mutlaka desteklenmelidir. Köyünü terk ederek Büyükşehirlerin varoşlarına yerleşen genç nüfusun desteklenerek köyüne dönmesi sağlanmalı ve çiftçilik özendirilmelidir. Sürdürülebilir aile çiftçiliği ve bunun temel direği olan kadın çiftçiler özendirilmeli ve teşvik edilmelidir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/kitlik-kapida-ciftci-aclik-sinirinda/feed/ 0 Özgür Özel: “Belediye Yatırımlarımızı Engellemeye Çalışanlarla Milletin Huzurunda Hesaplaşırız” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-belediye-yatirimlarimizi-engellemeye-calisanlarla-milletin-huzurunda-hesaplasiriz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-belediye-yatirimlarimizi-engellemeye-calisanlarla-milletin-huzurunda-hesaplasiriz/#respond Tue, 14 May 2024 22:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31700

(ANKARA)- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kamuda Tasarruf Genelgesi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel, “CHP’nin tasarruf ettiği paralarla yarattığı bütçeyle ya da yurt dışından bulup da sizin imza atmadığınız kaynaklarla yapacağımız harcamalara, yatırımlara ‘dur’ deyip, CHP’li belediyeleri üretmeyen belediyeler diye göstermeye kalkarsanız biz orada yokuz. Benim başkanlarım hiçbir bahaneye, engellemeye mahal vermeden hizmet etmeye devam edecekler. Engellemeye çalışanla milletin huzurunda hesaplaşırız. Ayrıca dünya kadar işsiz var, onlara diyor ki ‘kusura bakmayın ben kamu kaynaklarını kur korumalı mevduata verdim, 5’li çeteye verdim, israfa verdim, sana diploma verdim ama 3 sene bekleyeceksin’ diyor. Biz buna kökten itiraz ediyoruz.” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında şunları söyledi:

“Alın terini toprağa damlatan, nasırlı elleriyle kızgın güneşin ya da dondurucu soğuğun altında çalışan; tarlada, bahçede, serada durmaksızın çalışan ancak emeğinin karşılığını alamayan çiftiçlerimizin Çiftçiler Gününü kutluyorum. Dünya’nın en eski mesleklerinden biri değil, en eski uğraşı. Teknoloji her şeyi halleder, tarımı kolaylaştırır ama toprak olmadan, tohum olmadan, su olmadan hayat olmaz. Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar hep nesilden nesile öğrenilerek geldi. Cumhuriyet, yapılması gereken en doğru tespiti yaptı ve tarım potansiyelinin planlı bir şekilde geliştirilmesi için önemli hamleler yaptı. Buğdaydan un üreten, pancardan şeker üreten, pamuktan tekstil üreten fabrikalarla donatırken çiftçinin üzerindeki yükleri kaldırdı. Bugün ise ağır bir gıda kriziyle karşı karşıyayız. Nüfusu her yıl ortalama bir milyon artan bir ülkedeyiz. 20 yıldır uygulanan politikalarla Türkiye’nin ekilen dikilen arazileri 3.7 milyon hektar azaldı. Bu ne demek, iki tane Trakya demek. Çiftçi, ektikçe zarar eden, ürettikçe iflasa sürüklenen bir kısır döngünün içinde. Geçen seneki rakamlara bakarsak çiftçiler kanuna göre 263 milyar destekleme primi haketmişken 85 milyar ödenmiş, 178 milyar lira hakları duruyor. O para nereye gitti; o para KKM’ye gitti, Plan Bütçe Komisyonunda son dakika önergeleri ile 5’li çetenin kesinleşmiş vergi borçlarının aflarına gitti. Siyaset ki, öncelik belirleme işidir. Birilerinin önceliği 5’li çeteler, yandaş müteahhitler… Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceliği çiftçiler, haycancılıkla uğraşanlar, milletin efendileri.

“BÜYÜK TARIM REFORMU HAZIRLIYORUZ”

SGK’nın resmi verilerine göre kayıtlı çiftçi sayımız 10 yılda yüzde 55 azaldı. Nüfus artıyor, 100 çiftçiden 55’i ya şehirlere iş aramaya, bulursa bir fabrikaya, 55’i ortadan kalkmış durumda. Esas beka sorunlarından bir tanesi bu. Türkiye yaş ortalaması düşük bir ülke olmasına rağmen çiftçilerinin yaş ortalaması 58, yani artık genç çiftçi yok. Bu yüzden çok ciddi tedbirler alınması lazım. Türkiye Ukrayna’dan buğday, Arjantin’den soya, Amerika’dan mısır, Hindistan’dan mercimek ithal etmezse kendini doyuramayan bir ülke haline getirilmiş durumda. Bu ithalatların herbirinde kendi yerli üreticimizi biraz daha zor durumda bırakıyor. TÜİK Nisan ayı gıda enflasyonunu yüzde 68,5 olarak açıkladı. OECD ülkelerinde bu ortalama yüzde 5.3. Türkiye’nin içinde bulunduğu lige bakın; Türkiye en yüksek 4. sırada. Türkiye’den kötü üç ülke var; Arjantin, Lübnan, Venezüla. Bu ülkenin nasıl yönetildiğini görün. Bu konuda kapsamlı bir hazırlığımız var. 5’er yıllık dönemde dinamik tarım politikaları oluşturulmasını öneren, nüfusun ve iktisadi faaliyetlerin Anadolu’ya dengeli olarak dağıtılmasını planlayan, maliyetleri azaltan, verimlilikleri yükselten, kamu yatırımlarını kapsayan, nitelikli tarım bütçesi öneren bir çalışmamız var. Girdi piyasalarını düzenleyecek, rekabete aykırı tekelci yapılara dur diyecek, bir ürünün ekimini bir yıl vadeli kumar olmaktan çıkaracak  önerilerimiz var. Hazırladık, detaylarını kamuoyuyla paylaşacağız. Bunları önümüzdeki iktidar dönemimiz için büyük tarım reformu hazırlıyoruz. Ayrıca kamuoyuyla paylaşarak yapıcı muhalefetin en iyi örneğini sunacağız.

“16 MAYIS’TA ANKARA’DA ENGELLİ BULUŞMASI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

Sadece Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinde geçtiğimiz dönemde buğday tohumu, mazot, gübreyi ücretsiz verip, üretilen buğdayı satın alıp. halk ekmek üretti. Ücretsiz yem dağıttılar, üretilen sütü satın aldılar ve çocuklarımıza ücretsiz süt dağıtıyorlar. Sebze fidesi dağıttılar, sulama hortumu dağıttılar, satış yapılabilmesi için üretici pazar yerleri açtılar. Her bir belediyenin ayrı ayrı yaptığı bu muazzam projeleri önümüzdeki yıllarda yaygınlaştırıp standardize ederek CHP belediyelerinde elden geldiğince hayata geçireceğiz. 10 maddelik tarım reformunu cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün sonrasında İsmet Paşa’nın önderliğinde cumhuriyetin liyakatli kadrolarının yaptığı reformun ikinci yüzyıla yakışır reformunu yine cumhuriyetin kurucusunun partisi CHP iktidarında hayata geçireceğiz. İçinde bulunduğumuz hafta aynı zamanda Engelliler Haftası. Biz engellileri bir gün hatırlamak istemiyoruz, onlar da bir gün hatırlanmak istemiyorlar. Biz engellileri bir dezavantajlı grup olmaktan çıkarıp bu toplumda herkesle birlikte aynı hakları kullanabilmek için bütün engellerin önlerinden kaldırıldığı yeni bir kamu reformu, kamusal düzenleme öneriyoruz. 16 Mayıs Perşembe günü Ankara’da Büyük Engelli Buluşması düzenleyeceğiz, hepinizi bekliyoruz.

“MECLİS’TE TASARRUFA DAHİL EDİLMELİ”

Dün nihayet Kamuda Tasarruf Genelgesi yayınlandı. Bu genelgenin bir tane olumlu tarafı var o da Saray’ın Cumhurbaşkanlığı harcamalarının genelge dışında tutulmamış olması ama pratikte de en yakından takip edeceğiz. Meclis ise tasarruf dışında değildir ancak Meclis’e ‘tasarruf et’ deme yetkisi yürütmede değildir. Kendi genelgemizi hızla hazırlamalıyız. Yürütmenin ortaya koyduğundan çok daha kapsamlı bir tasarruf genelgesi için CHP olarak bütn gruplara ve Meclis başkanına çağrıda bulunuyoruz; başkanlık divanı toplansın, millete ‘kemer sık’ denirken milletin vekilleri tasarrufun dışında kalmasınlar. Cumhuriyet Halk Partisi, yerel yönetimler için kendi belediyelerimiz için bunun çok ilerisinde bir tasarruf genelgesini geçen hafta belediye başkanları ile paylaştı, bu genelgelere harfiyen uyulmasını bekliyoruz. Buradaki hassas nokta şudur; CHP’li belediyeler geçmiş pratiklerine bakıldığında yarı fiyatına iki kat iş yaparlar. Bu şudur; harcarken tasarrufluyuz, üretirken ise verimliliğimiz yüksek. Tabi bu kendiliğinden olmuyor. Örneğin birisi çöp ihalesini yandaş bir AKP’li belediyeye 50 milyona verirke, benim CHP’li belediye başkanım o araçları o ihaleye vermek yerine kendisi satın alıyor, istihdam yaratıyor ve o fiyatın yarısına o işi bitiriyor. İki sene sonra da bütün kamyonlar bize kar kalıyor.

“KOCA GENELGEDE UMUDUMU ARTTIRAN TEK ŞEY VERGİDE ADALAET”

Genelgenin dikkatimizi çeken iki hususu var; yatırım harcamalarından yüzde 15 tasarruf yapacağız’ deniliyor. Şimdi bu CHP’nin tasarruf ettiği paralarla yarattığı bütçeyle ya da yurt dışından bulup da sizin imza atmadığınız kaynaklarla yapacağımız harcamalara, yatırımlara dur deyip, CHP’li belediyeleri üretmeyen belediyeler diye göstermeye kalkarsanız biz orada yokuz. Benim başkanlarım hiçbir bahaneye, engellemeye mahal vermeden hizmet etmeye devam edecekler. Engellemeye çalışanla milletin huzurunda hesaplaşırız.  Bir diğer dikkat çekici şey, 3 yıl boyunca emekli personel kadar yeni personel istihdamı. Yani atanmayan öğretmene şunu söylüyor; ‘bu sene 20 bin kişi emekli oldu, 20 bin alacağım. Öyle benden 68 bin, 84 bin atama beklemeyin’ diyor. Ayrıca dünya kadar işsiz var, onlara diyor ki ‘kusura bakmayın ben kamu kaynaklarını kur korumalı mevduata verdim, 5’li çeteye verdim, israfa verdim, sana diploma verdim ama 3 sene bekleyeceksin’ diyor. Biz buna kökten itiraz ediyoruz. Toplamda 100 milyar TL tasarruf edilecek, eğer her şeye uyulursa. Merkez Bankası geçen sene 800 milyar zarar etmiş, 3 yıllık tasarrufun 8 katı. Kur korumalı mevduata 1.2 milyon vermişler bu verilen rakamın tam 12 katı. Millete kemer sık, öğretmene atanma, veterinere bekle, hemşireye bekle… O yüzden öyle kemeri garibana sıktırmak yok. Koca genelgede umumdumu arttıran tek şey ‘vergide adalet’. Türkiye’nin en pahalı arasıyla fabrikatör gidip mazot alıyor, aynı vergiyi veriyor. Arkadan derme çatma bir mobiletle onun fabrikasında asgari ücretle çalışan geliyor, mazor alıyor aynı vergiyi veriyor. Dolaylı verginin adaletsizliği bu. Vergi çok kazanandan çok, az kazanandan az, hiç kazanamayandan hiç alınmaz.

(BİTTİ)

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-belediye-yatirimlarimizi-engellemeye-calisanlarla-milletin-huzurunda-hesaplasiriz/feed/ 0 Tarımsal üretim rakamlarını paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hepinizi alnınızdan öpüyorum https://www.haber60.com.tr/tarimsal-uretim-rakamlarini-paylasan-cumhurbaskani-erdogan-hepinizi-alninizdan-opuyorum/ https://www.haber60.com.tr/tarimsal-uretim-rakamlarini-paylasan-cumhurbaskani-erdogan-hepinizi-alninizdan-opuyorum/#respond Tue, 14 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31694 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Danışma Kurulu Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.

“HEPİNİZİ ALNINIZDAN ÖPÜYORUM”

“Tarımsal gayrisafi yurtiçi hasılada Avrupa’da lider dünyada ilk 10 içindeyiz” diyen Erdoğan, “Fındık incir kiraz ve kayısı üretiminde dünyada açık ara 1. sıradayız. Sebzede 4, meyvede 5.’yiz. Tarımsal hasılamızı 2023’te 69,2 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı 3,8 milyar dolardan 2023’te 31 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye, 2023 yılında 2012 ülke ve bölgeye 2 bin 200 çeşit tarımsal ürün ihraç etti. Hepinizi alnınızdan öpüyorum” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;

“Değerli çiftçi kardeşlerim, saygıdeğer katılımcılar, hanımefendiler beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla toprağı işleyen kardeşlerime sevgi ve saygılarımı gönderiyorum. Türk tiyatrosunun usta ismi Ayten Gökçer’i rahmetle yad ediyorum. Sanat camiamıza baş sağlığı diliyorum.

“ÇİFTÇİLERİMİZİN DESTEKLERİNİ UNUTMAYACAĞIZ”

Çiftçi kardeşlerimize demokrasimize verdiği katkıdan dolayı da minnettarız. 15 Temmuz’da birileri bankamatik kuyruklarına koşarken, benim çiftçi kardeşlerim darbecileri engellemek için mahsulleri ateşe verdi. Çiftçilerimizin cesaretini ve vatanperverliğini hiçbir zaman unutmayacağız. Türkiye’yi vesayetten kurtarma mücadelemizi hep birlikte verdik. Türkiye’yi vesayetin her türlüsünden kurtarma mücadelesini beraber verdik. Ekonomide, tarımda, ihracatta ülkemizi hayal dahi edilemeyecek noktalara getirdik. Yüce Allah bizleri topraktan yaratmıştır, hayatımızı toprağın üzerinde ondan elde ettiğimiz mahsullerle sürdürüyoruz.

“ALIN TERİ DÖKMEZSENİZ TOPRAK DA SİZE BAKMAZ”

İnsanoğlunun sadık yari topraktır. Toprak olmazsa hayat olmaz. Toprak olmazsa ne dünyada kalacak yer ne de öteki aleme göçünce yatacak yer bulabiliriz. Biz toprağa ne kadar önem verirsek toprak da bizi yaşatır. Alın teri dökmez, gerekli yatırımı yapmazsanız toprak da size bakmaz. Bu anlayışla son 21 yılda çiftçi kardeşlerimize hak ettikleri önemi vermenin gayretinde olduk. Sorunlara kalıcı ve modern çözümler bulabilmek için gerçekten yoğun mesai harcadık.

Ülkemizin tarımsal potansiyelini gün yüzüne çıkarmak için ciddi hibeler sağladık. Üretimin gelişmesi için son 21 yılda 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik. 2024 yılından şu ana kadara 45 milyar lira ödeme yaptık.

“‘TARIM BİTTİ’ DEMEK BÜYÜK BİR ART NİYETİN İŞARETİ”

440 tarımsal ovamızı koruma altına aldık. Tarsim ile çiftçimizin alın terini koruyoruz. Tarım sektörü ile ilgili gerçek dışı iddialar gündeme geliyor. Türkiye’nin tarım politikası kötüleniyor. Bu iddialar eli nasırlı çiftçilerimizin emeğine hakarettir. Her ülke gibi bizim de sıkıntılarımız var ama Türkiye’de tarım bitti demek sadece cehalet değil art niyetin işaretidir.

Tarımsal gayrisafi yurtiçi hasılada Avrupa’da lider dünyada ilk 10 içindeyiz. Fındık incir kiraz ve kayısı üretiminde dünyada açık ara 1. sıradayız. Sebzede 4, meyvede 5.’yiz. Tarımsal hasılamızı 2023’te 69,2 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı 3,8 milyar dolardan 2023’te 31 milyar dolara ulaştırdık.

“HAYVANCILIK ÖZEL ÖNEM VERDİĞİMİZ ALAN”

117 ülkeye tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. Hayvancılık özel önem verdiğimiz diğer alan. Hayvancılık ülke tarımının geleceğidir. Suni fiyat artışlarını inceledik, sebeplerini araştırdık. Fahiş artışlarının piyasa şartları ile izah edilemeyeceği herkesin malumudur. Piyasa koşullarından ziyade fırsatçılık var. Kimi çıkar odakları fiyat manipülasyonu ile piyasayı bozmakta. Milletin aşına, ekmeğine göz dikenlerden bunun hesabını mutlaka soracağız. Enflasyona karşı yürüttüğümüz mücadeleyi fiyat oyunlarına kurban veremeyiz. Hayvancılıkta şikayetleri giderecek yeni politikaları devreye koyuyoruz. İlk defa genç ve kadın üreticilere yüzde 70 ek destek sağlayacağız. Hayvan hastalıkları ile mücadelede yeni tedbirler alacağız. Yenilenebilir kaynakların kullanılacağı organize tarım bölgeleri kuruyoruz. 41 adet organize tarım bölgesinin sürecini hızlandırdık. 1382 tarım ve gıda ürününün coğrafi işareti tescil edildi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarimsal-uretim-rakamlarini-paylasan-cumhurbaskani-erdogan-hepinizi-alninizdan-opuyorum/feed/ 0
CHP’li Gürer, tarım sektöründe çalışanlar ve esnafların prim ödeme gün sayısının düşürülmesi için kanun teklifi verdi https://www.haber60.com.tr/chpli-gurer-tarim-sektorunde-calisanlar-ve-esnaflarin-prim-odeme-gun-sayisinin-dusurulmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/ https://www.haber60.com.tr/chpli-gurer-tarim-sektorunde-calisanlar-ve-esnaflarin-prim-odeme-gun-sayisinin-dusurulmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/#respond Tue, 14 May 2024 07:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31621 (ANKARA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe çalışanlar ve esnafların prim ödeme gün sayısının 9000’den 7200 güne indirilmesi, tarımsal üretimde bulunanlara 90 gün fiili hizmet süresi tanınması ve tarımsal faaliyette bulunanların sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesi için kanun teklifi verdi.

CHP’li Gürer, Dünya Çiftçiler Günü’nde çiftçinin SGK prim gün sayısının düşürülmesi için kanun teklifi verdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Gürer, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği noktasında en büyük fedakarlık gösteren toplumsal gruplardan birinin çiftçiler olduğunu belirterek, “AKP iktidarı döneminde çiftçi sayısında azalma olduğu görülmektedir. Bunun başlıca nedeni ise benimsenen tarım politikalarının çiftçi refahını sağlamaktan uzak olmasıdır. Üretim girdi fiyatlarının ve çiftçi borçlarının katlanarak arttığı, ürün fiyatlarının beklentilerin altında kaldığı bir durumda çiftçi refahından söz edilmesi gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır” dedi.

“ÇİFTÇİ BAĞ-KUR PRİMİNİ ÖDEYEMİYOR”

Gürer, son yıllarda yükselen BAĞ-KUR primlerinin çiftçiler üzerinde bir külfet oluşturduğunu ve çiftçilerin sigorta primlerini ödeyememesine neden olduğunu söyledi. Gürer, ” Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı aktif sigortalı (4b) çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyon 16 bin 692 kişi iken 2023 yılında bu sayı 556 bin 432 kişi azalarak 460 bin 260 kişiye düşmüştür. Aktif tarım sigortalı(4a) sayısı ise 2009 yılında 178 bin 541 kişiden 161 bin 133 kişi azalarak 17 bin 408 kişiye düşmüştür. Bu sebeple, çiftçi refahını sağlayacak ve çiftçileri üretimin içinde tutacak Sosyal Güvenlik prim tutarının düşürülmesi ve emekliliğe esas prim gün sayısının 9000’den 7200’ye çekilmesi yönünde teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.

“ÇİFTÇİLERİMİZİN PRİM GÜN SAYISI DÜŞÜRÜLMELİ”

Gürer, kanun teklifinin gerekçesinde şunları kaydetti:

“Çiftçilerimizin zorlu çalışma koşullarında hafta sonu, bayramı ve tatili olmadan üretim yapmaktadır. Tarımsal üretim süreci hem riskli hem de yorucu bir süreci içinde barındırmaktadır. Çiftçilerimizin çalışma koşullarını zorlaştıran bir diğer etken de doğal afetler ve iklim değişiklikleridir. Kuraklık, sel, dolu gibi doğal afetlerle mücadele etmek zorunda kalan çiftçilerimiz, bu durumlarla başa çıkmak için büyük çaba sarf etmektedirler. Çiftçilerimiz, pazarlama sorunları, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve ürün fiyatlarının dalgalanması gibi sorunlarla da mücadele etmektedir. Yaşadıkları bu zorluklar, geleceklerini planlamalarını ve sürdürülebilir tarım faaliyetleri yürütmelerini güçleştirmektedir. Çiftçilerimizin yaşadığı fiziki, psikolojik ve ekonomik sorunlar, çalışma koşullarını daha da yorucu kılmaktadır. Bu sebeple, tarım sektöründe çalışmanın zorluğu göz önüne alındığında, çiftçilerin emekli olabilmeleri için 25 yıl boyunca 9000 gün prim ödemeleri gerekmektedir. Bu durum, tarım sektöründe çalışanların emeklilik hakkına erişimini zorlaştırmakta ve birçok çiftçinin emekli olmasını imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle, çiftçilerin emeklilik hakkı için gerekli olan prim günü sayısının 7200’e düşürülmesi, tarımsal üretime teşvik açısından ve prim tutarlarının düzenli ödenmesi için önemli bir adım olacaktır.”

“SOSYAL GÜVENLİK PRİMLERİ DÜŞÜRÜLMELİ”

Gürer, kanun teklifiyle tarımsal faaliyette bulunanlarının sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesinin öngörüldüğünü kaydederek “Üretim süreci çiftçilerimizi maddi açıdan oldukça zorlamaktadır. Ancak, çiftçilerimiz bu süreçte sosyal güvenlik primlerini de yatırmak zorundadır. Son yıllarda yapılan artışlarla birlikte, prim tutarları çiftçilerimiz için önemli bir mali yük haline gelmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin amacına aykırı olarak, çiftçileri sigortalılık kapsamından uzaklaştırmaktadır. Bu sebeple çiftçilerimizin sosyal güvenlik primlerinin makul bir seviyeye çekilmesi son derece önemlidir. Hazırladığım kanun teklifi ile sosyal güvenlik prim tutarlarının düşürülmesi sağlanmış olacaktır” ifadesine yer verdi.

90 GÜN FİİLİ HİZMET SÜRESİ

Kanun teklifi ile çiftçilere 90 gün fiili hizmet süresi tanınmasının amaçlandığını belirten Gürer, “Çiftçilerin zorlu çalışma koşullarının göz önünde bulundurulmalı ve her bir çalışma yılı için 90 günlük fiili hizmet süresi tanınarak çalışmaları sırasında verdikleri yoğun emeğin ve maruz kaldıkları mevsimsel zorlukların karşılığı olarak hak ettikleri desteği almaları sağlanmalıdır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-gurer-tarim-sektorunde-calisanlar-ve-esnaflarin-prim-odeme-gun-sayisinin-dusurulmesi-icin-kanun-teklifi-verdi/feed/ 0
Çukurova’da Buğday Hasadı Başladı, Ancak Taban Fiyat Açıklanmadı https://www.haber60.com.tr/cukurovada-bugday-hasadi-basladi-ancak-taban-fiyat-aciklanmadi/ https://www.haber60.com.tr/cukurovada-bugday-hasadi-basladi-ancak-taban-fiyat-aciklanmadi/#respond Mon, 13 May 2024 21:18:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31514 (ANKARA) -CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Çukurova’da buğday hasadının başlamasına rağmen taban fiyatın halen açıklanmadığına dikkat çekerek “Yılın ilk 3 ayında 2 milyon tonun üstünde buğday ithalatı yapıldı ve hububatta taban fiyatı açıklanmadı. Ürün üretimindeki girdi maliyetlerindeki artış göz önünde bulundurularak buğday için taban fiyat en az 15 bin TL/ton olarak açıklanmalıdır. Diğer hububat ürünleri içinde taban fiyatı girdi maliyetleri esas alınarak duyurulmalıdır” dedi.

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hasat başlamasına rağmen buğday taban fiyatının açıklanmamasını eleştirdi. Gürer, şunları söyledi:

“Hububatta taban fiyatı açıklanmadı. Çukurova Bölgesi’nde hasat başladı. Çiftçiler tonu en az 15 bin lira olmasını istiyor, çünkü girdi maliyetleri arttı. Girdi maliyetleri artınca buğdayın da arpanın da çavdarın da maliyeti arttı. Şu anda taban fiyatı hala açıklanmadı, Çukurova’da çiftçi ürününü götürüp tüccara vermeye başladı. Borçları var, ilacı, tohuma, gübreye ödemeleri var. Mazota ödemeleri var. Alabildikleri oranda tüccarın verdiği fiyata ürünlerini vermek durumunda kalıyorlar. Kamunun asli görevi tüccar karşısında çiftçiyi korumak. Onun için Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bir an önce fiyat açıklayıp çiftçinin buğdayını, arpasını, çavdarını almalı.”

ÇAYDA YAŞANAN HAYAL KIRIKLIĞI, BUĞDAYDA DA YAŞANMASIN”

Üretim girdilerindeki artışlar göz önünde bulundurularak taban fiyat açıklanması gerektiğini ve çayda açıklanan taban fiyatın çay üreticisini hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, ” İç Anadolu’da hasada daha birkaç ay süre var, ama Çukurova’da başladığı için biçerdöverler tarlaya girdiği anda taban fiyat açıklanmalı. Çiftçimizi korumalıyız. Doğal olarak taban fiyatın artışı girdi maliyetleri ile ilgili. Mazotta ÖTV’yi kaldırın dedik, kaldırmadılar. Buğdayın tohumunu daha düşük tutun dedik, sübvanse edin dedik, yapmadılar. Doğal olarak maliyet arttıkça da taban fiyatında yüksek olmasını istiyorlar. Çayda taban fiyat 25 lira beklentisi vardı, 17 lira açıklandı, 2 lira da destek primi veriliyor. Buğdayda da çiftçi en az ton fiyatı 15 bin lira bekliyor. Farklı bölgelerde tarla kirasına göre, sulu tarıma göre fiyat değişkenliği var, genel olarak çiftçi buğday için beklentisi bir kilosu 15 lira fiyatı olarak açıklanmasını istiyor” şeklinde konuştu.

ÜRETİM GİRDİLERİNDE ÇİFTÇİYE DESTEK SAĞLANSIN”

Gürer, taban fiyat belirlenirken yurt dışı piyasalarındaki buğday fiyatı dikkate alınarak değil, çiftçinin üretim girdileri göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini, aksi halde üreticinin zarar edeceğine dikkat çekerek, “Yurt dışında buğday fiyatlarının düşük kalması Türkiye’de üretim yapan çiftçinin girdi maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle taban fiyatın daha yüksek olmasına da neden oluyor. Önce çiftçiye girdi maliyetlerinde destek sağlansın. çiftçi yüksek girdi maliyetleri ile üretim yapıyorsa, o çiftçi korunmuyorsa ileride tarım yapan kesimin daha da sayısının düşmesi kaçınılmaz olur” dedi.

İTHALAT YILIN İLK 3 AYINDA HIZ KESMEDEN DEVAM ETTİ”

Gürer, şöyle devam etti:

“Yılın ilk 3 ayında 538 milyon 813 bin dolar karşılığında 2 milyon 167 bin ton buğday ithalatı gerçekleşti. İlk 3 ayda 6 bin 907 ton makarnalık buğday ithal edilirken karşılığında 2 milyon 593 bin dolar ödendi. Düşük vasıflı buğday olarak adlandırılan buğdaydan ise 2 milyon 160 bin ton karşılığında 536 milyon 220 bin bin dolar ödeyerek ithalat gerçekleştirildi.

Yılbaşından bu yana Toprak Mahsulleri Ofisi yurt dışından buğday getirmeye devam ediyor. 2 milyon tonun üzerinde buğday ithal edildi. Hasat döneminden önce buğday ithalatı yapılmasın diyoruz, ancak yapılıyor. Şimdi Çukurova’da da hasat başladı, depoların bir kısmında doğal olarak ithal buğday da var. Yurt dışından getirilen buğday çiftçimizin üretim yapmasının önünde önemli bir engel. Çünkü hasat dönemi yurt dışındaki buğdayın fiyatlarının düşüklüğü dikkate alınarak daha düşük taban fiyat veriliyor. Oysa Türkiye’de girdi fiyatları artıyor, enflasyon var. Enflasyonun yansıması çiftçinin girdi maliyetlerindeki artışı beraberinde getiriyor. Yurt dışından daha uygun fiyatla buğday bulduk, onu aldık geldik anlamında yapılan iş çiftçiyi moralsiz kılıyor. Ayrıca dahilinde işleme rejimi kapsamında her yıl 10 milyon ton yurt dışından buğday getirmeye ne gerek var? Çiftçimize destek verin. Bizim çiftçimiz kendisi bunu üretsin. Dışarıdan buğday alıp gelip onu un yapıp yurt dışına ihraç ettik diye övünmek yerine, bizim çiftçimize gerekli destek verilsin, bu buğdayı bizim çiftçimiz üretsin.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cukurovada-bugday-hasadi-basladi-ancak-taban-fiyat-aciklanmadi/feed/ 0
Finike Portakalı 3-4 TL’den Satılıyor, Çiftçiler Üretimden Çekiliyor https://www.haber60.com.tr/finike-portakali-3-4-tlden-satiliyor-ciftciler-uretimden-cekiliyor/ https://www.haber60.com.tr/finike-portakali-3-4-tlden-satiliyor-ciftciler-uretimden-cekiliyor/#respond Sun, 12 May 2024 21:54:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31426 Antalya’nın Finike ilçesinde gerçekleşen 27. Hasyurt Tarım Fuarı kapsamında düzenlenen “Batı Antalya Tarımı” panelinde konuşan Finike Ziraat Odası Başkanı Halil Sarıçobanoğlu, dünyaca ünlü coğrafi işaretli Finike portakalının 3-4 TL’den satıldığını, para kazanmayan çiftçinin üretimden çekilme eğiliminde olduğunu söyledi.

Antalya Ticaret Borsası, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Tarım Konseyi, Finike Belediyesi, Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası ile Kumluca Ticaret Borsası işbirliğiyle düzenlenen 27. Hasyurt Tarım Fuarı’nda “Batı Antalya Tarımı” başlıklı panel düzenlendi.

Antalya Ticaret Borsası Basın Danışmanı Vahide Emel Yanık moderatörlüğünde düzenlenen panele, Muratpaşa Zaraat Odası Başkanı Nazif Alp, Finike Ziraat Odası Başkanı Halil Sarıçobanoğlu, Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe, Elmalı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Yılmaz, Korkuteli Ziraat Odası Başkanı Musa Büyükçetin, Kaş Ziraat Odası Başkanı Ramazan Süer, Demre Ziraat Odası Meclis Başkanı Ahmet Şahin katılarak tarımın sorunları ve çözüm önerilerini konuştu.

Şirket kazanırsa üretir

Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, tarımda işçi sıkıntısına dikkat çekerken, sıkıntının ithal işçilerle değil kendi işgücümüzün harekete geçirilmesiyle giderilmesi gerektiğini kaydetti. Eğitim sisteminin gözden geçirilmesi gerektiğini, mevcut sistemle bir çok sektörün işgücü bulmakta zorladığını kaydeden Alp, aile çiftçiliğinin önemine dikkat çekti.

Dünyanın tarımda aile işletmeciliğinin önemini kavradığını ve politikalarını bu şekilde oluşturduğunu anlatan Alp, “FAO, aile işletmeciliğinin tarımın sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu belirterek teşvik edilmesi gerektiğine işaret ediyor. Son dönemde aile çiftliğini terk edilip şirketleşelim yaklaşımları var. Biz bunu üzüntüyle takip ediyoruz. Şirketler para kazanırsa tarım yapar, para kazanmadığı gün tasını tarağını toplar para kazanacağı başka alana geçer. İnsanlar da aç kalır. Aç kalmamak için aile çiftçileri olan biz çiftleri gözden çıkarmayın” diye konuştu.

Toprak satışı durdurulmalı

Toprak satışının ciddi boyuta geldiğini söyleyen Alp. İsrail Filistin savaşına atıfta bulunarak, yıllar öncesinden başlayan toprak satışlarının bugünkü savaşa zemin hazırladığını kaydetti. Alp, “Bir çiftçi olarak buradan hükümetimize çağrı yapıyorum toprak satışını ivedilikle durdurmamız lazım. Yoksa biz köle olmaya mahkumuz” dedi. Yurtdışından gelip tarlada çalışanların tarla kiralamaya başladığını söyleyen Alp, “Yakında tarlaların sahibi olacaklar. Çok değil 20 sene sonra tarım arazilerimize kendi çocuklarımız çalışan olarak girecek. Turizmde olduğu gibi” diye konuştu.

Nazif Alp, tarımın bu ülkenin ekonomik krizden çıkış noktalarından birin olduğunu söylerken, “Cumhuriyet döneminde olduğu gibi şimdi de tarım sayesinde kalkınacağız. Türkiye’nin kalkınacağı yer yine tarım, yine tarım” dedi.

Finike’de narenciye bitiyor

Finike Ziraat Odası Başkanı Halil Sarıçobanoğlu, dünyaca ünlü coğrafi işaretli Finike portakalının diyarı Finike’nin tarımda en zor dönemlerinden birini yaşadığını kaydetti. Sarıçobanoğlu, narenciye bölgesi olan Finike’de bu yıl portakalın 3-4 TL’den satıldığını, limon ve portakalın dalında kaldığını, para kazanmayan çiftçinin üretimden çekilme eğiliminde olduğunu söyledi.

Üretim maliyetleri belimizi büküyor

Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe, sera maliyetlerinin yüksekliğine işaret etti. Toprak kiralama bedeli hariç bir dönüm seranın maliyetinin 90 bin TL olduğunu kaydeden Kökçe, “Üretici 10 TL’ye domates satarak sera masrafını bile çıkaramaz. Çiftçi bu dönem üretim maliyetleri altında eziliyor. Üretim maliyetleri belimizi büküyor. Devlet desteği olmazsa üretici üretime devam edemez” dedi.

Yaylada en büyük sıkıntı su

Korkuteli Ziraat Odası Başkanı Musa Büyükçetin, Korkuteli’deki su sıkıntısına dikkat çekti. Hem kar ve yağmur yağmaması nedeniyle yüzey suyunun olmadığını hem de yer altı su kaynaklarının bitme noktasına geldiğini kaydeden Büyükçetin, “Eskiden 5-10 metreden vurduğumuz sondajı şimdi 100-150 metreye kadar indirdik. Suya ulaşmakta güçlük çekiyoruz. Su olmazsa tarım olmaz” dedi. Büyükçetin, bölgedeki baraj ve göletlerdeki su kaçaklarının onarılmasını, su hasadı yapılmasını, denize akan tatlı su kaynaklarının kontrol edilerek tarımsal arazilere yönlendirilmesini istedi, bu konuda Devlet Su İşlerine önemli görevler düştüğünü söyledi.

Tarımı terk eden dönmüyor

Elmalı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Yılmaz, Elmalı’da üretim desenindeki değişikliğe dikkat çekti. Bir dönem meyve ve hububatta lider olan Elmalı’nın sera üretimine döndüğünü belirten Yılmaz, sera üretiminden de satış fiyatlarının maliyetlerin altında kaldığını vurguladı. Yeni neslin tarımdan kaçtığını kaydeden Yılmaz, “Tarımı terk eden bir daha dönmüyor. Önemli olan tarımdan kaçışı önlemek” dedi.

Kaş Ziraat Odası Başkanı Ramazan Süer, Kaş’ın turizmle anılsa da arka planında ciddi bir tarımsal üretim olduğunu söyledi. Süer, işçi sıkıntısı ve üretim maliyetlerinin üretimin önündeki en büyük engel olduğunu dile getirdi.

Demre Ziraat Odası Meclis Başkanı Ahmet Şahin, genç bir çiftçi olarak tercihini üretmekten yana kullandığını söyledi. Şahin, tarıma verilecek desteklerin çiftçinin ayakta kalması için hayati olduğunu söylerken, “Tarım desteklenirse, çiftçi para kazanırsa gençler de tarıma yönlenir” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/finike-portakali-3-4-tlden-satiliyor-ciftciler-uretimden-cekiliyor/feed/ 0
Patates Üreticileri Fiyat İstikrarı İstiyor https://www.haber60.com.tr/patates-ureticileri-fiyat-istikrari-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/patates-ureticileri-fiyat-istikrari-istiyor/#respond Sun, 12 May 2024 21:15:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31398 ANKARA – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde 1999 yılında 6,5 milyon ton patates yetişiyordu. Nüfusumuz 30 milyon arttı, yıllık patates üretimimiz 5,5 milyon tona kadar geriledi. Buna rağmen patates, fiyat istikrarı olmadığı için üreticiyi mutlu etmiyor. Patates üreticideyken para etmiyor ama büyükşehirlerde ve marketlerde 20 liranın altında patates yok” dedi.

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Gürer, Niğde’nin Çiftlik ilçesinin Bozköy kasabasında patates üreticilerini ziyaret ederek sorunlarını dinledi. Patates üreticisi Hasan Doğruer, “Sayın Vekilim şu an tam zarardayız. Patates ekimini şirketleştirdiler, devlet şirketlerden aldı ama bizim patateslerimizi almadı. Bizim patateslere de ondan dolayı şu anda tonu 2000 liraya alıcı bulamıyoruz” dedi.

Ömer Fethi Gürer de Hasaköy ve Çiftlik ilçelerinde köylerde patatesin depoda kaldığını belirterek, sözleşmeli tarım yapan şirketlerin küçük çiftçinin ürününün değerlenmesini engellediğini söyledi. Gürer, “Ülkemizde 1999 yılında 6,5 milyon ton patates yetişiyordu. Nüfusumuz 30 milyon arttı, yıllık patates üretimimiz 5,5 milyon tona kadar geriledi. Buna rağmen patates düzenli fiyat istikrarı olmadığı için üreticiyi mutlu etmiyor. Patates üreticideyken para etmiyor ama büyükşehirlerde ve marketlerde 20 liranın altında patates yok. Büyük kentlerde patatesin fiyatı arttığı zaman doğal olarak fakir fukara, garip gureba patatese erişemiyor. Üretici de patatese yaptığı masrafı alamaz durumda, tüccar baskısı ile eziliyor. Niğde’de patatesin kilosu bu aralar 4 liraya kadar düşmüş durumda. Gidiyorsunuz İstanbul’da markete, pazara 20 liranın aşağısında patates bulamıyorsunuz ama üretici bu işten kazanmıyor.” şeklinde konuştu.

“BÜYÜK ŞİRKETLER KAZANIRKEN ÇİFTÇİ MAĞDUR EDİLDİ”

CHP Niğde Milletvekili Gürer, “Birkaç tane büyük şirket patates üretimine girdi, sözleşmeli tarım yapıyor. Onların ürünleri değer buluyor ama gelip çiftçiden almayınca küçük üretici zor duruma düşüyor. Geçtiğimiz yılki patates şu anda depoda. Tüccar da gelmediği ve çiftçi patates satamadığı için mağdur oluyor. Patatesi büyük kentlerdeki vatandaşlar da pahalıya yiyor. Bu, planlamanın olmamasının yanında küçük çiftçinn desteklenmemesiyle oluşuyor.” dedi.

“ARACILAR KAZANIYOR”

Gittiği köylerde patatesin depoda kaldığından şikayet edildiğini anlatan Gürer, şunları söyledi:

“Normalde patates bir zincir oluşturur, bu sayede her ay belli oranda satış sağlanarak halka kopmaz. Turfanda patates çıktığı için şu an patatesin fiyatında düşme var ama turfanda da pahalı. Çukurova’nın patatesi çıktı, o bölgenin patatesinden sonra Ödemiş başlayacak, sonra Niğde bölgesinin patatesi olacak. Elinde patatesi kalmış vatandaşımız dert yanıyor, tüketicimiz pahalıya ürün alıyor. Buradaki plansızlık, istikrarsızlık ve işi bilmemezlik hem üreticiyi hem tüketiciyi mahvediyor. Bölgede büyük 6 şirket geçen yıl ürününü toplayıp kamuya veriyor. Talebin önünü kesmesi küçük çiftçinin ürününü elinde bırakıyor. Üreticinn beklediği sürede ürünün fiyat artmayınca sıkıntısı artıyor. Bazı köylerde stoktaki patateslere bayrama kadar alıcı gelmezse artık dayanım sürecini tamamlayacağı için çöp olacağı söyleniyor. Arada aracılar kazanıyor, olan üreticiye oluyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/patates-ureticileri-fiyat-istikrari-istiyor/feed/ 0
TKİ, iş güvenliği ve sağlığı çalışmalarının meyvelerini topluyor https://www.haber60.com.tr/tki-is-guvenligi-ve-sagligi-calismalarinin-meyvelerini-topluyor/ https://www.haber60.com.tr/tki-is-guvenligi-ve-sagligi-calismalarinin-meyvelerini-topluyor/#respond Fri, 10 May 2024 23:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31217 Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Kurumu Genel Müdürü Abdullah Çiftçi, gerçekleştirilen iş güvenliği ve sağlığı çalışmalarının meyvelerini verdiğini belirterek, “Elimizdeki verilere göre, 2003’te TKİ bünyesinde iş kazası sayısı 486 iken 2023’te bu sayı 74’e düştü. Hamdolsun ki bu kazaların çok büyük çoğunluğu hafif yaralanmalı kazalar. Son 20 yılda iş kazası sayısında yüzde 84,77’lik bir azalma olduğunu görüyoruz.” dedi.

Çiftçi, 4-10 Mayıs tarihleri arasındaki İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Haftası’na ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerde madencilerin sahada olduğunu kaydeden Çiftçi, kurum işletme müdürlükleri, iştirakleri ve rodövansçı firmalar dahil olmak üzere toplam 3 bin 216 kişilik kurtarma ekibi ile afet bölgelerinde vatandaşların yanında olduklarını ve 251 kişiyi sağ kurtardıklarını aktardı.

Çiftçi, deprem döneminde yoğun olarak gündeme gelen domuz damının (madenlerde çökme tehlikesi olan yerlerin direklerle örülmesi tekniği) maden ocaklarında sıklıkla kullandıkları bir teknik olduğunu belirterek, “Halihazırda olası göçük, deprem, şev kayması, yangın gibi pek çok benzeri afet konularında tatbikatlarla hazırlıklarımızı yapmaya eksiklerimizi görerek tamamlamaya devam ediyoruz. Tahlisiyeci dediğimiz özel eğitilen, fiziksel ve mental açıdan sürekli eğitimlerden geçen teçhizatlı arama-kurtarma ekibine sahibiz. 31 olan tahlisiyeci personel sayımızı güncel eğitimlerle 2023’te 92’ye çıkardık. Tahlisiyecilerimiz maden kazalarının yanında deprem ve benzeri afetlere karşı da her daim hazır.” diye konuştu.

Depremlerin ardından acil durum yönetimi faaliyetlerini de hızlandırdıklarını anlatan Çiftçi, geçen yıl toplam 51 “maden iş yerlerinde acil durum tatbikatı” gerçekleştirdiklerini ifade etti.

“Çalışanlarımızın güvenliği bizim her zaman önceliğimiz oldu”

Çiftçi, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri ile işbirliği için çalışmalarını sürdürdüklerinin altını çizerek, bu kapsamda eylülde 3. Uluslararası Madenlerde Arama Kurtarma Yarışması’nı Kütahya Tavşanlı’da bulunan Garp Linyitleri İşletme Müdürlüğü’nde düzenleyecekleri bilgisini paylaştı.

Geçen yıl 2 bin 432 çalışanı “Mini Risk Değerlendirmesi” çalıştayına dahil ettiklerini ifade eden Çiftçi, şöyle devam etti:

“Tüm bu çalışmalarımızın çok şükür ki meyvelerini de almaya başladık. Elimizdeki verilere göre 2003’te TKİ bünyesinde iş kazası sayısı 486 iken 2023’te bu sayı 74’e düştü. Hamdolsun ki bu kazaların çok büyük çoğunluğu hafif yaralanmalı kazalar. Son 20 yılda iş kazası sayısında yüzde 84,77’lik bir azalma olduğunu görüyoruz. Yıllara göre kaza ağırlık oranında ise yine son 20 yılda yüzde 86,60’lık bir azalma mevcut. Elbette bu rakamların düşmesi oldukça olumlu bir gösterge. Fakat gitmemiz gereken daha çok yolumuz olduğunun da bilincindeyiz. Çalışanlarımızın güvenliği bizim her zaman önceliğimiz oldu ve olmaya da devam edecek. Hedefimiz sıfır iş kazası, hedefimiz bir çalışanımızın bile burnu kanamadan evine huzurla dönmesi.”

Çiftçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Önce insan, sonra çevre, daha sonra katma değerli madencilik” ifadesini anımsatarak, “Çalışanlarımızın güvenliği her zaman önceliğimiz oldu ve olmaya devam edecek. Nitekim maden çalışanları için tüm stres ve kaygıyı azaltma çalışmaları en az fiziksel koşulları iyileştirmek kadar büyük önem arz ediyor. Bu sebeple TKİ olarak, 2018’de yeraltı ve açık ocaklarımızda Psikososyal Risk Değerlendirme Çalışmaları Projesi başlattık. 2019-2022 arasında öncelikli olarak yer altında görevlendirdiğimiz bin 624 çalışanımıza alanında uzman eğitimcilerimiz tarafından iyileştirme çalışmaları programı verdik. Çalışmalarımıza tüm gayretimizle devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

TKİ bünyesindeki Çan Linyitleri İşletmesi (ÇLİ) Müdürlüğü’nde 212 kişinin katılımıyla “İş Motivasyonu ve İş Zanaatkarlığı” çalıştayları düzenlendiğini kaydeden Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Son olarak 2024’te TKİ bünyesindeki Garp Linyitleri İşletmesi Müdürlüğümüzde 415 yer altı çalışanımıza ‘Stres ve Kaygı Yönetimi Psikososyal Eğitimi’ verdik. Sonuç olarak, anket çalışmalarımızda belli parametrelere bakarak çalışma koşullarını düzenliyor ve düzenli aralıklarla, özellikle de yer altı madencilerimize, iyileştirme çalışmalarını eğitimlerle destekliyoruz.Tekrar ifade etmek isterim ki bizim önceliğimiz insan, cevherimiz insan. İnsan hayatından kıymetli hiçbir cevher yok. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ve Sayın Bakan’ımızın da destekleriyle iş sağlığı ve güvenliğinden kesinlikle taviz vermeden, tek bir çalışanımızı riske etmeden madenlerimizi işletmeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tki-is-guvenligi-ve-sagligi-calismalarinin-meyvelerini-topluyor/feed/ 0
Finike Hasyurt Tarım Fuarı Açıldı https://www.haber60.com.tr/finike-hasyurt-tarim-fuari-acildi/ https://www.haber60.com.tr/finike-hasyurt-tarim-fuari-acildi/#respond Wed, 08 May 2024 21:48:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30827 (ANTALYA) – Türkiye’nin ilk tarım fuarı olma özelliğini taşıyan Finike Hasyurt Tarım Fuarı, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin himayesinde 27’nci kez kapılarını açtı. Başkan Muhittin Böcek, “Yeni projelerimizle bölge tarımının gelişmesi, çiftçimizin, üreticimizin kalkınması için çok daha büyük işler başaracağız” dedi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi himayesinde 8-10 Mayıs 2024 tarihleri arasında düzenlenen 27’nci Hasyurt Tarım Fuarı bugün törenle başladı. Finike Hasyurt Fuar Alanı içerisinde düzenlenen açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Başkan Böcek, Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, ATB Başkanı Ali Çandır, siyasi partilerin temsilcileri, ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri, muhtarlar, oda başkanları, STK temsilcileri, tarım sektörü temsilcileri, çiftçiler, üreticiler ve vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende açılış konuşmasını yapan Başkan Böcek, yerelden kalkınma hedefi ile planlı ve sürdürülebilir bir tarım için bıkmadan, yorulmadan Antalya’nın 19 ilçesinde çiftçilerle, tarım sektörünün emekçileriyle iş birliği içerisinde çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

Tarımın Antalya hatta Türkiye için en önemli sektörlerden biri olduğu bilinciyle hareket ettiklerini belirten Başkan Böcek, şunları dile getirdi:

“Tarımın her aşamasında tüm imkanlarımızı sunuyoruz. Akıllı tarım uygulamaları, kapalı devre sulama sistemleri, sulamada enerji desteği, ekipman ve alternatif ürün destekleriyle hem üretimde verimin artmasını hem de üreticilerimizin gelirinin artmasını sağladık. Tüm bu desteklere çoğaltarak devam edeceğiz. Kumluca Beykent Hali’nde yaş sebze meyve paketleme tesisi ve ayrıca kurutma tesisini hayata geçiriyoruz. Çevre Dostu Çiftçi Kart projemizle zirai ilaç ambalaj atıkları sorununa çözüm bulduk. Sera atıklarını toplayarak çevre kirliliğinin önüne geçiyoruz. Batı Antalya Bölgesinde hayata geçireceğimiz Kaş Gıda İhtisas Organize Sanayi, tarımın güneş enerji sistemleri ile desteklenmesi, organik fermente gübre desteği, soğuk hava depoları, Biyoçeşitlilik Gözlem Evi, tarım danışmanlığı hizmeti gibi yeni projelerimizle de bölge tarımın gelişmesi, çiftçimizin, üreticimizin kalkınması için çok daha büyük işler başaracağız.”

“ANTALYA’DA TARIM HEP DEVAM EDECEK”

Antalya Valisi Hulusi Şahin de 7 yıl ara verilen fuarın yeniden düzenlenmesinin son derece önemli olduğunu belirtti. Vali Şahin, “Büyükşehir Belediye Başkanı’mız, Finike Belediye Başkanımız ve Ticaret Borsa Başkanı’mıza bu fuara sahip çıktıkları için teşekkür ederim. Çiftçilerimiz olduğu müddetçe, bu coğrafya olduğu müddetçe Türkiye’de tarım Antalya’da tarım devam ettiği müddetçe bu fuar devam edecektir” diye konuştu.

Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, tarımsal üretimin ve üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında zor günler geçirdiği bir dönemde düzenlenen Hasyurt Tarım Fuarı’nın önemine dikkati çekti. Başkan Geyikçi, “Başkanımız Muhittin Böcek üreticimize, hal esnafımıza sağolsun desteğini hiçbir zaman eksik etmiyor. Her zaman güçlerini yanımızda hissediyor, her ihtiyacımıza da cevap alıyoruz” dedi.

ATB BAŞKANI ÇANDIR’DAN KAPSAMLI FUAR TALEBİ

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali çandır ise sektördeki yenilikleri, teknolojik gelişmeleri ve en son tarım uygulamaların tanıtılmasının amaçlandığı Hasyurt Tarım Fuarı’nın tarım sektöründe her alandan katılımcıya geniş bir yelpazede ürün ve hizmetleri sergileme imkanı sunduğunu belirterek, fuarın Batı Antalya’yı kapsayacak şekilde düzenlenmesi talebini iletti.

KATILIMCILAR FUARI GEZDİ

Konuşmaların ardından Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, Başkan Böcek’e teşekkür plaketi verdi. Başkan Böcek de fuarın düzenlenmesinde emeği geçen paydaşlara plaket sundu. Daha sonra Hasyurt Tarım Fuarı’nın açılış kurdelesi kesildi. Başkan Böcek ve katılımcılar fuarı gezdi.

Hasyurt Tarım Fuarı’nda tohum, fide, gübre ve seracılık alanında değer üreten yaklaşık 100 firma 3 gün boyunca tek çatı altında ziyaretçilerle birlikte olacak. Konusundaki uzmanlar, akademisyenler ve tüm paydaşlarla bilgi ve deneyimleri paylaşacak. Çiftçiler yeni hizmet ve ürünleri tanıyacak, tarımsal teknolojilerle tanışma ve kullandıkları ekipmanları kıyaslama fırsatı bulacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/finike-hasyurt-tarim-fuari-acildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Ahmet Vehbi Bakıroğlu, dolu afetinden etkilenen çiftçilere destek çağrısı yaptı https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ahmet-vehbi-bakiroglu-dolu-afetinden-etkilenen-ciftcilere-destek-cagrisi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ahmet-vehbi-bakiroglu-dolu-afetinden-etkilenen-ciftcilere-destek-cagrisi-yapti/#respond Wed, 08 May 2024 08:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30798 (ANKARA) –CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakıroğlu, Manisa’nın Saruhan ilçesinde dolu yağışının zarara neden olduğu mahalleleri ziyaret etti. Çiftçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Bakıroğlu, “Çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları ertelenerek, hibe desteği ve faizsiz kredi verilmelidir. Afetten etkilenen bölgelerde borçlar ötelenmeli, çiftçi rahatlatılmalı ve yeniden üretime teşvik edilmelidir” dedi. Bakıroğlu’na yaşadığı sorunları anlatan bir çiftçi ise “Atatürk ne dediyse, iktidar tersini uyguluyor. Çiftçi düşmanlığı neden? İktidar bizi gelsin görsün. Buradaki çiftçilerin yüzde 70’i AK Partilidir. Bende AK Partiliydim ve kurucusuydum, lanet olsun” dedi.

TBMM Plan Bütçe Bütçe Komisyonu Üyesi, CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu Manisa’nın Saruhanlı ilçesi Mütevelli Mahallesi ve Şehzadeler ilçesi Karaağaçlı, Çavuşoğlu ve Yeniharmandalı mahallelerinde dolunun zarar verdiği bölgede incelemelerde bulundu. Ziyarette CHP Manisa Milletvekili Bakırlıoğlu’na; CHP Saruhanlı İlçe Başkanı Zekeriya Şen, CHP Şehzadeler İlçe Başkanı Mert Özkösemen ve Belediye Meclis üyeleri eşlik etti.

“AVRUPA’DAN BEDAVA MI ALIYORSUNUZ?”

Bölgedeki binlerce dekar mahsulün ciddi hasar gördüğünü söyleyen Bakırlıoğlu’nun dinlediği bir çiftçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şu sözlerle seslendi:

“Mısır dışarıdan, buğday dışarıdan. Avrupa’dan buğdayın sadece nakliyesi 5 lira. Benden 5 buçuk liraya alıyor. Sayın Cumhurbaşkanına soruyorum; Avrupa’dan bedavayı mı alıyorsunuz bunları? Bunlar kime peşkeş çekiliyor?”

“İKTİDAR GELSİN BİZİ GÖRSÜN”

Bakırlıoğlu’nun dinlediği bir çiftçi ise AKP’nin kurucularından olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

“67 yaşındayım. Çiftçilik yapıyorum, esnaflık yapıyorum. Mısır dışarıdan, buğday dışarıdan. Buğdayın, Avrupa’dan sadece nakliyesi 5 lira. Devlet benden 5 buçuk liraya alıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’na soruyorum; Avrupa’dan bedavayı mı alıyorsunuz buğdayı? Bunlar kime peşkeş çekiliyor? Atatürk ‘köylü milletin efendisidir’ dedi; biz böyle gördük. Atatürk ne dediyse, iktidar tersini uyguluyor. Çiftçi düşmanlığı neden? İktidar bizi gelsin görsün. Buradaki çiftçilerin yüzde yetmişi AK Partili’dir. Bende AK Partili’ydim ve kurucusuydum, lanet olsun”

“İKTİDARIN AMACI TARLALARI BOŞ BIRAKMAK MI?”

Ziraat Odası başkanlarının siyaset yaptığını ileri süren Manisalı bir çiftçi ise “Pamuk ekiyorum, mısır ekiyorum, her şeyi ekiyorum. Onu yapıyorum kurtaramıyorum bunu yapıyorum kurtaramıyorum. İktidarın amacı ne, tarlaları boş bıraktırmak mı? Çiftçiyi büyük sanayicilere iş gücü olarak veriyor. Kazanırsa onlar kazansın, zengin kazansın diyor. Ziraat Odası sadece para almaya bakıyor; başka bir şey yok. 5 bin dönüm karpuz ekilecek bu ovada; gelsin bizi uyarsın. Planlama yok. Çoğu yer boş. İşçi parası, yol parası kurtarmıyor ki… Geçen sene 300 liraydı işçi parası, bu sene 700 lira oldu Biz istiyoruz ki bu vatanın toprakları boş kalmasın” dedi.

“FABRİKALAR DA SATILDI, FABRİKALARDA DA İŞ YOK”

Tarlasına yeniden ürün ekebilmek için krediye başvurduğunu fakat alamadığını belirten bir diğer çiftçi “Ben devletten para istemiyorum, hibe istemiyorum. Bana kredi versinler. Faizsiz kredi versin 5 milyon; 5 senede ödeyeyim. Ben üreticiyim; üretirim. Bana para versin ki faizsiz; ben üreteyim yine. Satmayayım malımı. Bende üç tane oğlan çocuğu var. Bunlara ev lazım, düğün lazım, para lazım. Cumhurbaşkanı görsün bizi, günah bize. Hadi benim tarlam var satarım öderim borçlarımı, tarlası olmayan ne yapacak? Adam evini satacak, arabasını satacak, traktörünü satacak. Fabrikalar da satıldı, fabrikalarda da iş yok. Nereye gidecek bu insanlar çalışmaya? Bizi Allah koruyor ama devlet korumuyor” diye konuştu.

“ÇİFTÇİ RAHATLATILMALI VE YENİDEN TEŞVİK EDİLMELİ”

İncelediğini bölgelerdeki zararın bir senelik değil, uzun vadeli bir hasar olduğunu vurgulayan Bakırlıoğlu “Geçtiğimiz gün yaşadığımız dolu afetinden sonra mahsulü zarar gören üreticilerimizin yanındayız. Bölgedeki binlerce dekar domates, üzüm, mısır, kavun ve karpuzun yüzde 100’e varan zarar gördüğüne yaptığımız ziyaret ve incelemelerde şahit olduk. Zararlar bölgesel de olsa il ve ilçe ekonomisini olumsuz etkilemektedir. Hasar tespit çalışmalarına bir an önce başlanarak TARSİM kapsamı dışındaki hasarlar mutlaka karşılanmalı. Çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları ertelenerek, hibe desteği ve faizsiz kredi verilmelidir. Afetten etkilenen bölgelerde borçlar ötelenmeli, çiftçi rahatlatılmalı ve yeniden üretime teşvik edilmelidir” dedi.

Çiftçinin çok zor günler geçirdiğini belirten Bakırlıoğlu, “CHP olarak her zaman çiftçimizin yanında olmaya, çiftçinin, üreticinin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Dünyanın geleceği tarımdır. Tarıma sahip çıkılmalı, çiftçi, üretici mutlaka desteklenmelidir” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ahmet-vehbi-bakiroglu-dolu-afetinden-etkilenen-ciftcilere-destek-cagrisi-yapti/feed/ 0
Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Hasancı’da çiftçilere nohut tohumu dağıttı https://www.haber60.com.tr/kocasinan-belediye-baskani-ahmet-colakbayrakdar-hasancida-ciftcilere-nohut-tohumu-dagitti/ https://www.haber60.com.tr/kocasinan-belediye-baskani-ahmet-colakbayrakdar-hasancida-ciftcilere-nohut-tohumu-dagitti/#respond Fri, 19 Apr 2024 22:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28306 Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar; kırsal mahallelerden biri olan Hasancı’da çiftçiye dağıtılan nohut tohumlarının ekimini yaptı. Tohumları toprakla buluşturan Başkan Çolakbayrakdar, dünya genelinde tarımsal üretimin stratejik olarak öne çıktığını, bundan dolayı da Kocasinan’dan başlamak üzere bütün ilçelerde tarımsal üretimi artırarak, Kayseri’yi bir tarımsal üretim merkezi haline getireceklerini söyledi.

Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, AK Parti Kocasinan İlçe Başkanı Selçuk Melekoğlu, Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Duran Safrantı ve Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdülkadir Güneş ile birlikte Hasancı’da çiftçilerle bir araya gelen Başkan Çolakbayrakdar, onlarla sohbet etti. Daha sonra mibzer adı verilen tohum ekme makinasına nohut tohumlarını yerleştirildikten sonra traktör kullanan Başkan Çolakbayrakdar, tohumları toprakla buluşturdu. Çiftçinin her zaman yanında olduklarını belirten Başkan Çolakbayrakdar, “Anadolu’nun bereketli topraklarında ekmeğini topraktan çıkartan hemşehrilerimize bol bereketli sezon diliyorum” dedi.

Tarımsal üretime verilen desteği artırarak sürdürdüklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar; “Kocasinan, Kayseri’nin metropol ilçesidir ama bir o kadar da 48 kırsalı ve köyü olan bir yerleşim bölgesidir. Şehrin tarım, hayvancılık ve ziraatın yüzde 20’sini Kocasinan yapıyor. Büyük bir coğrafyamızda eken, üreten çiftçi kardeşlerimiz var. Bütün çiftçi kardeşlerimize bereketli olsun diyorum. Son yıllarda bizim bölgemizde artarak devam eden nohut ekimini yaptık. Gömeç’in fasulyesinin yanında inşallah yeni bir ürün olarak Kocasinan’ın nohutu olacak. Kocasinan’dan başlamak üzere bütün ilçelerimizde tarımsal üretimi artırarak, Kayseri’yi bir tarımsal üretim merkezi haline getireceğiz. Sanayi, endüstri, turizm ve ticaret gibi her alanda Kayseri’miz örnek olsa da ciddi bir potansiyeli olan şehrimizin tarımsal üretiminde de yeni hedeflere doğru yolumuza devam ediyoruz. Bu noktada en önemli paydaşlarımız çiftçilerimizdir. Çiftçilerimiz olmasa yaptığımız hizmetlerin bir anlamı yok. Bu işin en önemli aktörü olan çiftçimizi tebrik ediyor, teşekkür ediyoruz. Çiftçilerimiz yeter ki eksin biz destek olmaya ve çiftçimizin yanında olmaya her zaman varız. Özellikle ‘Köyümde Hayat Var’ projelerini de hayata geçireceğiz. Genç çiftçiler için proje hazırladık. Kentten kırsala göç sağlayan gençlerimizin eğitiminden üretimine kadar her alanda destek vereceğiz. Çiftçimizi geleceğe taşıyacak projeler üretiyoruz ve destekçisi oluyoruz. İnşallah yeni dönemde ektiğimiz tohumlar daha bereketli olsun” ifadelerini kullandı.

Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise üretim yapan çiftçilere teşekkür ederek; “Bakanlık olarak her zaman çiftçilerimize destek oluyoruz. Tarım Arazilerini Etkinleştirme Projesi kapsamında her sene tohum dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Bu sene Büyükşehir ve Kocasinan Belediyesi ile bakanlığımızın destekleriyle 700 ton tohum dağıtımı gerçekleştirdik. Aspir, yeşil mercimek, nohut, sorgum sudanotu ve kuru fasulye dağıtımı yaptık. Her sene olduğu gibi belediyelerimiz destek verdi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Başkan Çolakbayrakdar’ın her zaman çiftçinin yanında olduğunu belirten Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdülkadir Güneş de, “Büyükşehir Belediyesi, Kocasinan ve Tarım Müdürlüğünün dağıtmış olduğu tohumları, toprakla buluşturuyoruz. Kocasinan, zaten Kayseri ilçeleri arasında en çok nohut ekimi yapılan ilçesidir. Stratejik bir ürün olan nohuttan çiftçilerimizin yüzü gülüyor. Belediye başkanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

Çiftçiler de her zaman çiftçiye destek veren ve yanında olan Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkür etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocasinan-belediye-baskani-ahmet-colakbayrakdar-hasancida-ciftcilere-nohut-tohumu-dagitti/feed/ 0
Muş’ta çiftçilere kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtıldı https://www.haber60.com.tr/musta-ciftcilere-kuru-fasulye-ve-nohut-tohumu-dagitildi/ https://www.haber60.com.tr/musta-ciftcilere-kuru-fasulye-ve-nohut-tohumu-dagitildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 01:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27968 Muş İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi çerçevesinde çiftçilere yüzde 75 hibe ile kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtıldı.

Tarım arazilerinin verimliliğini artırmak ve ekonomik destek sağlamak için çiftçilere kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtılarak üretimin çeşitlendirilmesi ve gelirlerin artırılması hedefleniyor. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen törende, yüzde 75 hibe ile 80 çiftçiye 25 bin 750 kilogram kuru fasulye ve nohut tohumu verildi.

Törende konuşan Muş Valisi Avni Çakır, bölgede tarımın sürdürülebilirliğini ve çiftçilerin gelir düzeyini artırmayı hedeflediklerini ifade ederek, “Bu memleketin gelişmesi, kalkınması, tarımda daha ileri noktalara gitmesi için hep birlikte çalışıyoruz. Çiftçinin kendisine en çok para kazandıracak, pazarlamada en az sıkıntıyla karşılaşacak ve sahada en yüksek verim alacak ürünü seçmek en doğal hakkı. Bazen dededen, babadan gördüklerimizi uyguluyoruz. Buğday, arpa, pancar. Dede onu ekip gidiyor, çocuk onu ekiyor, torun onu ekiyor. Türkiye’nin en mümbit ovalarından birine sahibiz. Yağış anlamında da çok iyi durumdayız. Bu kadar verimli, yağış alan Türkiye’de başka bir coğrafya yok” dedi.

Muş’un gelişmesi, kalkınmasının tarımda ve hayvancılıkta elde edilecek güçlü pozisyonlara bağlı olduğunu söyleyen Vali Çakır, “Muş’ta iki tane dev baraj tamamlanmış, sulama kanalı ihalelerine başlandı. Burada tarımda ileri aşamalara geçmek için çok fazla bahanemiz kalmamış. Diğer yandan tarımı bilimsel metotlarla, desteklerle yapma noktasında üniversitemizde bu konuda son derece yetkin bilim insanları var. Bölgeye en uygun tohumu bulma noktasında üniversitemizin bilimsel çalışmalar da sonuçlanmış durumda. Muş’umuzun gelişmesi, kalkınması tarımda ve hayvancılıkta elde edilecek güçlü pozisyonlara bağlı. Sanayi de bizim önceliğimiz ama gerçekçi olmak lazım. Elimizde çok daha avantajlı olduğumuz bir tarım ve hayvancılık potansiyelimiz var. Öncelikle bunu çok iyi kullanmamız lazım. Amacımız çiftçi kardeşlerimize farklı ürün alternatiflerini sunmak, bununla alakalı tohum desteğinde bulunmak ve bu konuda da teknik destek sağlamak. Biz 4-5 kaleme sıkışmış tarımsal üretim kapasitemizi farklı alanlara yaymak için böyle bir toplantı düzenledik. Çiftçi kardeşlerimizden de bunu bekliyoruz. Tohum desteklerimiz hazır teknik desteğimiz hazır, hangi konuda destek istiyorsanız onlara da hazırız. Lütfen sizler bu konuda öncü olun, alternatif ürünlerimizin dikiliş alanlarını arttıralım” şeklinde konuştu.

Vali Çakır, Bakanlık, Valilik ve İl Özel İdaresi olarak tüm imkanlarıyla çiftçilerin yanında olacaklarını ifade ederek, “Artık ilerleyen süreçte petrole, silaha sahip olan değil, gıdaya, tarıma sahip olanlar dünyanın en güçlü ülkeleri olacak. Dünyadaki son konjonktörel gelişmeleri sizlerle paylaştık. Bu anlamda dünyanın en önde gelen firmaları, iş insanları sürekli yeni yatırım sahası olarak gıda ve hayvancılığı kendilerine seçmişler. Önümüzdeki süreçte bunun önemi çok daha fazla artacak. Muş olarak da sahip olduğumuz imkanlarla, genç iş gücümüzle, uçsuz bucaksız verimli tarım arazilerimizle Türkiye’nin önde gelen vilayetlerinden bir tanesi olacağız. İlimizi, çiftçimizi, gençlerimizi, buna hazırlama noktasında çok çalışmamız lazım. Bu konuda da hem ulusal bazlı, hem de uluslararası bazlı desteklerle yürütmüş olduğumuz projeler var. Hem valilik, hem bakanlık olarak, hem il özel idaresi olarak tüm imkanlarımızla çiftçilerimizin yanındayız” diye konuştu.

Muş’ta baklagil üretiminin artırılması konusunda sunum yapan Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Gün ise, “TAKE projesi kapsamında 30 çiftçiye 7 bin 150 kilogram fasulye tohumu ve 50 çiftçiye ise 18 bin 600 kilogram nohut tohumu dağıttık. Toplamda 80 çiftçimiz bu projeden faydalandı. Çiftçilerimiz, dağıttığımız tohumların bin 750 dekar alanda ekimini yapacak. Çiftçilerimize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

Programa Muş Valisi Yardımcısı Tahir Yılmaz, Bulanık Kaymakamı Oğuzhan Ocak, Varto Kaymakamı Musa Ayyıldız, İl Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, şube müdürleri, muhtar ve çiftçiler katıldı. – MUŞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/musta-ciftcilere-kuru-fasulye-ve-nohut-tohumu-dagitildi/feed/ 0
CHP Milletvekili: Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu yüzde 75 arttı https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tarim-sektorunun-bankalara-olan-kredi-borcu-yuzde-75-artti/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tarim-sektorunun-bankalara-olan-kredi-borcu-yuzde-75-artti/#respond Sat, 13 Apr 2024 07:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27231 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan kredi borcunun bir yılda yüzde 75 arttığını ve çiftçilerin borçlanarak üretim yapmaya çalıştığını belirterek “2023 yılının şubat ayında tarım sektörünün bankalara olan borcu 363 milyar 395 milyon TL iken, 2024 yılının aynı ayında bu rakam yüzde 75 artarak 637 milyar 438 milyon TL’ye yükseldi. Tarım sektörünün takipteki kredi tutarı ise 2 milyar 262 milyon TL olarak gerçekleşti” dedi.

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan kredi borçlarıyla ilgili açıklama yaptı. Gürer, kredi borçlarının bir yılda yüzde 75 arttığını ve çiftçilerin borçlanarak üretim yapmaya çalıştığını vurguladı. Gürer ayrıca tarımsal desteklemelerin yetersiz olduğunu, yaptığı mazot hesabıyla ortaya koydu. Gürer, “2023 yılının şubat ayında tarım sektörünün bankalara olan borcu 363 milyar 395 milyon TL iken, 2024 yılının aynı ayında bu rakam yüzde 75 artarak 637 milyar 438 milyon TL’ye yükseldi. Tarım sektörünün takipteki kredi tutarı ise 2 milyar 262 milyon TL olarak gerçekleşti” şeklinde konuştu.

“YÜKSEK FAİZ ORANINA RAĞMEN BORÇLANMA DEVAM EDİYOR”

Belirlenen faiz politikaları sonucu çiftçilerin kullandığı kredi faizlerinde de ciddi artış yaşandığını belirten Gürer, “Çiftçiler üretimin içinde kalabilmek için çözüm yolları arıyor. Bu sebeple de bankaların artan faiz oranlarına rağmen yüksek faizle kredi kullanmak zorunda kalıyorlar. Yüksek faiz oranları, artan girdi maliyetleri ile üretim sürecine borçlanarak başlayan çiftçi üründen beklediği verimi alamaması veya ürünün değer bulmaması sonucunda bir çıkmazın içine giriyor. Bunun sonucunda da üretimden uzaklaşıyor” şeklinde konuştu.

“ÇİFTÇİYE HAKKI OLAN DESTEK VERİLMİYOR”

Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde “Milli gelirin en az yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilir” İfadesinin yer aldığını belirten Gürer, “Çiftçilerimizin bankalara olan borcu 637 milyar TL. Ancak çiftçilerimize kanunda verilmesi belirtilen destek tutarı 2024 yılı için 411 milyar TL, verilen ise 91 milyar TL. Çiftçilerimize ne yazık ki kanunda belirtilen destek tutarları verilmiyor. AKP iktidarında bu kanunda belirtilen tutarlar hiçbir zaman verilmedi” dedi.

“ÇİFTÇİYE VERİLEN MAZOT DESTEĞİNİN 3 KATI VERGİ OLARAK GERİ ALINIYOR”

Gürer, AKP iktidarının çiftçilere destek politikalarını mazot desteği üzerinden verdiği somut bir örnekle eleştirdi. Gürer, “2024 yılında çiftçilerimize verilecek mazot desteği tutarı 16.1 milyar TL olacağı belirtildi. Tarımda kullanılan yıllık ortalama mazot miktarı 3 milyar litredir. Yani tarımda bir yılda kullanılan mazotun güncel fiyatlar (43 TL) üzerinden tutar olarak karşılığı 129 milyar TL’dir. Bu tutarın 26.5 milyar TL’si ÖTV, 17.1 milyar TL’si KDV olmak üzere toplam ödenen vergi tutarı 43.6 milyar TL’yi bulmaktadır. Çiftçilerin aldığı mazotun vergisi çiftçiye verilen tarımsal destek tutarı toplamının yüzde 47,8’ine denk gelmektedir. Çiftçiye 2024 yılında toplam 91.1 milyar destek verilmesi beklenirken sadece çiftçinin kullandığı mazottan 43.6 milyar vergi alınacak. Ayrıca çiftçiye verilecek mazot desteğinin yaklaşık 3 katı çiftçiden vergi olarak geri alınmış olacak” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tarim-sektorunun-bankalara-olan-kredi-borcu-yuzde-75-artti/feed/ 0
Yudum ve Tohum Derneği, Eskişehir’de yerli ayçiçeği tohumu dağıtımı yaptı https://www.haber60.com.tr/yudum-ve-tohum-dernegi-eskisehirde-yerli-aycicegi-tohumu-dagitimi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/yudum-ve-tohum-dernegi-eskisehirde-yerli-aycicegi-tohumu-dagitimi-yapti/#respond Mon, 08 Apr 2024 08:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26624 Türkiye’nin en sevilen ayçiçek yağı markası Yudum’un, Tohum Derneği ile başlattığı Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi, Trakya, Konya ve Adana’da yapılan deneme ekimlerinin ardından bu yıl Eskişehir’de devam ediyor.

Yudum ve Tohum Derneği iş birliğinde 2021 yılında başlatılan Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi, dördüncü yılında Eskişehir’deki çiftçilerle buluştu. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (TTAE) teknik desteği ile yürütülen projenin 4’üncü yılında, Eskişehir’deki çiftçilere yerli ayçiçeği tohumu dağıtıldı.

Türkiye’de yüksek verimli yerli ayçiçeği tohumunun geliştirilmesi ve çeşitliliğin artırılmasını hedeflenen projede ilk yıldan beri ayçiçeği üreten çiftçiler destekleniyor. Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi’nin dördüncü yılında, Türkiye’nin önemli tahıl üretim merkezlerinden biri olan Eskişehir’deki Seyitgazi, Mahmudiye ve Çifteler ilçelerinden 70 çiftçiye yerli ayçiçeği tohumu dağıtımı yapıldı. Seyitgazi İlçesi’nde gerçekleşen tohum dağıtım törenine, Seyitgazi Kaymakamı Yeşim Altın, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammed Ender Gümüş, Savola Gıda Türkiye Genel Müdürü Houmer Balazadeh ve Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya katıldı.

“En iyi performansa sahip tohumları Eskişehirli çiftçilerimize getirdik”

Tohum dağıtım töreninde açıklama yapan Savola Gıda Türkiye Genel Müdürü Houmer Balazadeh, “Yudum, 50 sene önce bu topraklarda doğan bir marka. Yudum ailesi olarak daha iyi bir yarının keşfinin mümkün olduğuna inanıyoruz ve bu amaçla ülke tarımını geliştirecek projeler yürütüyoruz. 2021’den bu yana Tohum Derneği ile en verimli yerli ayçiçeği tohumunu geliştirmek için çalışıyoruz. Trakya, Konya, Adana’da projeye dahil olan önder çiftçilerle deneme ekimleri yaptık. Her sene en az 10 farklı tohumun ekimi yapıldı. Hasat sonunda yaptığımız analizler sonucunda en verimli tohumları belirledik. Bugün de en iyi performans gösteren tohum çeşidini Eskişehirli çiftçilere getirdik. Buradaki deneme ekimlerinde de iyi sonuçlar almayı bekliyoruz” dedi.

Yudum olarak en verimli ayçiçeği tohumu geliştirmek için uzun yıllardır çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Balazadeh, “Gıda, tarımsal üretim ve tohum çok önemli ve stratejik bir konu haline geldi. Ekim yapılabilecek alanlar da kısıtlı. Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi ile aynı arazi ve aynı su miktarı ile en az yüzde 8-9 daha verimli bir yağa sahip ayçiçeği tohumu üretmek mümkün oldu. Projemizde 24 çeşit tohumun deneme ekimi yapıldı, en iyi performansa sahip tohumu da bugün Eskişehirli çiftçilere dağıttık” ifadelerini kullandı.

“Yerli ayçiçeği tohumu geliştirmeye çalışıyoruz”

Programa katılan ve ayçiçeği tohumunun gelişimi için yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Tohum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kaya, “Biz Tohum Derneği olarak her şey tohumda saklı diyerek çıktığımız yolculukta bu seneki durağımız Eskişehir oldu. Önceki yıllarda Trakya’da, Konya’da, Adana’da etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Projemiz kamu, sivil toplum ve özel sektör desteğiyle yürüyen ve bu sebeple sektörde ilk olma özelliğine sahip. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün teknik desteği ile verimli, yüksek performans aldığımız yerli ayçiçeği tohumu geliştirmeye çalışıyoruz. Yudum ile birlikte çiftçilere tohum desteği sağlıyoruz; ayrıca eğitimlerle ayçiçeği tarımı hakkında çiftçileri bilgilendiriyoruz. Yerli Ayçiçeği Tohumu Geliştirme ve Çiftçi Destekleme Projesi kapsamında bugün Eskişehir Seyitgazi, Çifteler ve Mahmudiye ilçelerindeki çiftçilere yerli ayçiçeği tohumları dağıttık” dedi.

“Çiftçilere eğitimler vereceğiz”

Eskişehir’de tohum dağıtımı yapılan 3 ilçede çiftçilere eğitimler verileceğini ve en iyi tohuma ulaşma yolunda bir adım daha ileriye gidileceğini belirten Kaya, şu ifadeleri kullandı:

“Çiftçilere ayçiçeği yetiştirilmesi, hasadı konusunda eğitimler vereceğiz. Bayramdan sonra eğitimlerimiz başlayacak. Seyitgazi, Mahmudiye ve Çifteler’de demonstrasyon alanları kuracağız ve yerli çeşitlerimizi birbirleriyle yarıştıracağız. Bunlardan en iyilerini bulup daha ileri aşamaya taşıyarak en iyiye ulaşma gayreti içerisindeyiz.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/yudum-ve-tohum-dernegi-eskisehirde-yerli-aycicegi-tohumu-dagitimi-yapti/feed/ 0
Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında Samsun’da üreticilere çeşitli destekler sağlandı https://www.haber60.com.tr/tarim-arazilerinin-kullaniminin-etkinlestirilmesi-projesi-kapsaminda-samsunda-ureticilere-cesitli-destekler-saglandi/ https://www.haber60.com.tr/tarim-arazilerinin-kullaniminin-etkinlestirilmesi-projesi-kapsaminda-samsunda-ureticilere-cesitli-destekler-saglandi/#respond Sat, 30 Mar 2024 00:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24969 Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi” kapsamında Samsun’da üreticilere çeltik tohumu, kuru fasulye tohumu, sera naylonu ve süt sağım makinesi dağıtıldı.

Bafra İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde yapılan törende, “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi” kapsamında üreticilere 250 dekar alanda ekilmek üzere 5 bin kilo çeltik tohumu, 250 dekar alanda ekilmek üzere 5 bin kilo kuru fasulye tohumu, 18 üreticiye sera naylonu ve 113 kadın çiftçiye süt sağım makinesi teslim edildi.

Törende konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, “Özellikle hayvancılık yapan kadın çiftçilerimize yüzde 25 vatandaş katkılı, yüzde 75 Tarım ve Orman Bakanlığımız katkılı sağım makineleri verdik. Toplam 1 milyon 360 bin liralık bir projeydi. 113 kadın çiftçimize süt sağım makinelerini teslim ettik. İleride bine yakın çiftçi ailelerimize dağıtıma devam edeceğiz. Bir diğer etkinliğimiz kuru fasulye ile alakalı. Bafra ilçemizde yüksek kesimlerde suyun olduğu bölgelerde yaklaşık 5 ton kuru fasulye tohumluklarımızı verdik. Daha önce de vermiştik. Başarı sağlandığı için devamını verdik. Yine çeltik tohumumuz var. Tabii, bu 5 ton çeltik tohumumuzu damla sulama ile yapan çeltikçilerimize vereceğiz. Bir diğer verdiğimiz sera naylonları. Samsun’da 155 çiftçimize sera naylonlarını teslim ettik. Biz Tarım ve Orman Bakanlığımız olarak 2023 üretiminden dolayı 600 milyon TL destek verdik. Bunlar o verdiğimiz nakdi destekler yanında, çiftçimizin kırsal alanda yaşamını kolaylaştıran, gelirini artırabilecek ve çeşitli alternatif ürünleri tekrar denemek için vermiş olduğumuz nakdi değil ayni desteklerdir. Bunlar vermiş olduğumuz 600 milyon desteğin içerisinde değil. Çiftçilerimize bereketli bir sezon diliyorum” dedi.

“Artık tarımımızı sanayi ile de buluşturuyoruz”

Bafra Kaymakamı Cevdet Türkmen ise, “Türkiye’nin en önemli ovalarından Bafra Ovası’nda çiftçilerimizi desteklemek adına bugün onlara sera naylonu, fasulye tohumu, süt sağım makinesi verdik. Çiftçilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Çünkü Bafra çok önemli bir tarım merkezi. Artık tarımımızı sanayi ile de buluşturuyoruz. Tarıma dayalı sanayi sektörümüzde gelişti. Sera Organize Sanayi Bölgemizi tamamladık. Tahsislerimizi bitirmek üzereyiz. Dosyalarını inceliyoruz. Yakın zamanda 30 parselimizin de biteceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından çiftçilere tohum ve makineler teslim edildi.

Samsun’da üreticilere destekler

Ayrıca 2024 yılında Samsun’da örtü altı yetiştiricilerine “Alternatif Üretim Yöntemlerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında yüzde 50 bakanlık katkılı, yüzde 50 üretici katkılı toplam bütçesi 3 milyon olan sera naylonu dağıtıldı. Alaçam’da 7, Canik’te 3, 19 Mayıs’ta 3, Salıpazarı’nda 4, Kavak’ta 1, Bafra’da 18, Terme’de 19, Vezirköprü’de 26 ve Çarşamba’da 71 olmak üzere toplamda 155 üreticiye 176 bin 610 metrekare sera naylonu teslim edildi.

Terme ve Çarşamba ilçelerinde de “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi” çerçevesinde “Bereketin İşareti Soya Projesi” ile çiftçilere 40 ton soya tohumluğu desteği sağlandı. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-arazilerinin-kullaniminin-etkinlestirilmesi-projesi-kapsaminda-samsunda-ureticilere-cesitli-destekler-saglandi/feed/ 0
Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, çiftçilere yönelik projelerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-ciftcilere-yonelik-projelerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-ciftcilere-yonelik-projelerini-acikladi/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21879 Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, çiftçilere yönelik projelerini açıkladı. Tütüncü’nün 32 başlık altında topladığı tarım projeleri ucuz mazot, tohum, bireysel sulama, gübre gibi çiftçiyi sevindirecek birçok desteği içeriyor.

200’ün üzerindeki projesini açıklayan Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, tarıma yönelikte önemli projeler ortaya koydu. Tütüncü’nün 32 başlık altında topladığı tarım projeleri ucuz mazot, tohum, bireysel sulama, gübre, makine gibi çiftçiyi sevindirecek birçok desteği kapsıyor. Çiftçilerin ekonomilerine katkıda bulunmak ve üretim maliyetlerini azaltmak amacıyla ucuz mazot desteği sağlanarak, Türkiye’de en ucuz mazotu kullananın Antalya çiftçisi olması hedefleniyor. Köy Sandığı uygulaması ile kırsal bölgelerde kurulacak tarım makineleri parkları ile ihtiyaç halinde traktör, kepçe, pulluk, çapa, balya makinesi gibi araçlar üreticinin kullanımına ücretsiz olarak sunulacak. Mevcutta boş ve kullanımsız durumda bulunan tarıma elverişli belediye ve kamu arazileri çiftçilerin kullanımına açılacak, fideler ve fidanlar belediye tarafından temin edilerek, üretimini çiftçiler yapacak. Yerel tohum çeşitliliğini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için bir tohum bankası kurulacak. Bu tohum bankasından çiftçilerin ücretsiz yararlanması sağlanacak. Çiftçilerin topraklarının ücretsiz analizi yapılarak, danışmanlık hizmeti verilecek. Üretimin çeşitlenmesi ve verimin artması için de seralara teknik uzman desteği sağlanacak.

Çiftçilere organik gübre

Hakan Tütüncü’nün projeleri daha birçok tarımsal desteği ve çiftçileri sevindirecek çalışmaları kapsıyor. Bireysel sulama sistemleri kurulacak, akıllı sulama sistemleri yaygınlaştırılacak, sel, afet durumlarında çiftçinin ekim alanlarının ve seralarının etkilenmemesi için önleyici tedbirler alınacak, çiftçilerin yağmur nedeniyle ağırlaşan zeminden etkilenmeden tarlalarına ve seralarına ulaşabilmeleri için tarlalara ve seralara giden yolların bakımları gerçekleştirilecek. Çiftçilerin ürünlerinin bozulmaması ve taze kalması için soğuk hava depoları yapılacak. Sera atıklarından elde edilecek organik gübre çiftçilere ücretsiz sunulacak. Şifa kaynağı tıbbi ve aromatik bitkilerin üretim alanları artırılacak, üreticinin ürünleri kurulacak tesislerde kıymetli yağlara ücretsiz dönüştürülerek. Kapari ve mantar üretimi de dahil olmak üzere orman köylülerine tarımsal teşvik sağlanacak.

Tütüncü’nün diğer tarım vaatleri ise şöyle:

“Azalan su kaynaklarının tasarruflu kullanımı ve toprağın verimliliğini artırmak, çiftçinin üretimine katkıda bulunmak, aldığı ürünün kalite ve miktarını artırmak amacıyla damlama ve yağmurlama sulama sistemleri için gerekli olan malzeme temin edilerek, atıl durumdaki kamu arazilerinin üretime açılması sağlanarak üreticilerin ekim alanları artırılacak.

Antalya Dijital Çiftçi Uygulaması: Çiftçilere tarım faaliyetleri için gereken bilgileri sunan ve modern tarım teknikleri hakkında eğitimler sağlayan bir mobil uygulama geliştirilecek.

Çiftçi Eğitim Programları: Çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yeni üretim teknikleri ve teşvikler hakkında bilgilendirilmesi için Tarım İlçe Müdürlükleri iş birliği ile eğitim programları düzenlenecek, tarım ve hayvancılıkta verimi artırmaya yönelik çalışmalar sürekli hale getirilecek.

Çocuk ve Gençlik Tarım Kampı: Çocuklara ve gençlere hem tarımı sevdirmek hem de eğitim vermek için yaz kampları ve eğitim programları düzenlenecek.

Tarımsal Kalkınma Ofisi: Avrupa Birliği destekli fonlara başvuru süreçlerinde rehberlik eden bir ofis hizmete sunulacak. Üreticilerin ulusal ve uluslararası hibelerden yararlanmaları için çaba harcanacak.

Kayıtlı Çiftçilere Tarım Sigortası Desteği: Çiftçilerin bin bir emekle ürettiği ürünlerin kıymetine istinaden bu emeği her türlü tehlikeye karşı koruyabilmek için tarım sigortası teşviği ile çiftçiye doğrudan nakit prim desteği sağlanacak.

Antalya Dijital Çiftçi Uygulaması: Çiftçilere tarım faaliyetleri için gereken bilgileri sunan ve modern tarım teknikleri hakkında eğitimler sağlayan bir mobil uygulama geliştirilecek.

Tarımsal ve Hayvancılık Destekleri Çağrı Merkezi: Tarım ve hayvancılıkla ilgili destekler hakkında bilgi alınabilecek ve başvuru süreçlerinde yönlendirme sağlayan bir çağrı merkezi kurulacak.

Akıllı Tarım Teknolojileri Parkı: Tarım teknolojilerini sergilemek ve çiftçilere eğitim sağlamak için teknolojik parklar kurulacak.

Fidanlar Belediyeden, Arazi Kamudan, Üretim Sizden: Zeytinyağının üretimi Antalya’da daha da artırılacak. Mevcutta boş ve kullanımsız durumda bulunan dikime elverişli orman alanları çiftçilerin kullanımına açılacak. Zeytin fidanları belediye tarafından temin edilecek, üretimi çiftçiler yapacak.

Kırsal Kuluçka Merkezleri: Kırsal bölgelerde girişimcilere fikirlerini geliştirmek, büyütmek ve hayata geçirmek için maddi-manevi destekler sağlanacak. Danışmanlık desteği ile girişimcilerin yanında olacak. Yapılacak merkezlerde bilgi ve deneyim paylaşımları, ihtiyaca yönelik eğitimlerin düzenlenmesi gibi çalışmalarla altyapı desteği verilecek.

Antalya Tarım İnovasyon Vadisi: Antalya’nın tarımsal potansiyelini artırmak için teknoloji ve inovasyon merkezleri kurularak, çiftçilere modern tarım teknikleri eğitimi verilecek.

İlçe Tarım ve Hayvancılık Danışma Ofisleri: İlçelerde çiftçilere tarım ve hayvancılıkla ilgili danışmanlık hizmeti sunan ofislerin kurulması ile birlikte tarım ve hayvancılığın gelişimine destek sağlanacak. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhur-ittifakinin-antalya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-hakan-tutuncu-ciftcilere-yonelik-projelerini-acikladi/feed/ 0
CHP Lideri Özel: “Mendereste sosyal destek artacak, Altıntepe’de çiçek mezatı yapılacak” https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-mendereste-sosyal-destek-artacak-altintepede-cicek-mezati-yapilacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-mendereste-sosyal-destek-artacak-altintepede-cicek-mezati-yapilacak/#respond Thu, 14 Mar 2024 03:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18750 CHP Lideri Özel: “Mendereste sosyal destek artacak, Altıntepe’de çiçek mezatı yapılacak”

“Menderes Belediye Başkanının mal varlığı kapıya asılacak”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Menderes’te vatandaşlara seslendi

İZMİR – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Menderes Belediye Başkanı 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında ilk olarak Ödemiş, Tire ve Bayındır ilçelerindeki etkinliklerini tamamladıktan sonra Menderes’e gelerek halk buluşmasına katıldı. Özel’e CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ve CHP Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek eşlik etti. Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara seslenen Özel, “2019 yılında Menderes’te Mustafa Başkanımızla belediyeyi kazandık. Ardından Adalet ve Kalkınma Partisi birçok ilçemizde olduğu gibi burada da Menderes’e huzur vermedi bize huzur vermedi. Ardından görev değişiklikleri yaşandı. Halen daha bir Vekil Belediye başkanımızla görev devam ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler seçildiklerinde, bütün Türkiye’de daha önceki belediye başkanlarının yapmış olduğu projelerin birer özetini, ardından detayını, ardından eğitimini alarak hızlı şekilde işe koyuluyorlar” diye konuştu.

Enflasyona da değinen Özel, “Maalesef hepimizi en şiddetli sıkıntıyı sokan şey enflasyon ve hayat pahalılığı. Pandemi döneminde bütün dünyada enflasyon sorunu yaşandı. Bütün ülkelerde enflasyon yükseldi. Bütün ülkeler enflasyona faiz silahını kullanarak tedbir aldılar. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 2-3 olan enflasyon 6’ya kadar çıktı. Oradan döndü İskandinav ülkelerinde benzer şeyler yaşandı. Amerika’da yüzde 9’dan döndürdüler. Fakat Türkiye’de kimseleri dinlemeyen, her şeyi ben bilirim diyen, ekonomiyi de ben bilirim diyen birisi dedi ki, ‘esas enflasyon sebep, faiz sonuç değildir. Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur.’ Bütün dünya faizleri enflasyonun biraz üstüne kadar koyup, paranın başka yere kaçmasını engelleyip, doların artışını engelleyip fiyatların fazla artmasını engellemek için 1-2 puan yukarıda faiz verirken bir baktık bizimki inadına faizleri indirdi. O faizi indirdi dolar fırladı, fiyatlar fırladı. Ev fiyatları, kira fiyatları fırladı. Seçime kadar yapılan o işlerin bedelini en çok da yoksullar ödedi, emekliler ödedi, çiftçiler ödedi” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’de konut fiyatlarında İzmir en çok artışın olduğu illerden bir tanesi” diyen Özel, sözlerine şunları ekledi:

“Son bir yılda yüzde 135, ortalama kira. İlçesine göre 15 binle 20 bin lira arasında değişiyor. Oysa asgari ücret zaten 17 bin lira. Bir kişinin asgari ücretle çalışması ve aynı zamanda kendi evinde kirada oturması bile artık mümkün değil. Çok kötü bir ev bulunsa, 10-12 bin lira kira verirse geriye kalan 5 bin lirayla kim geçinebilir? Emeklilerimiz çok ciddi sıkıntıdalar.”

Emeklilerin, ikramiyelerini Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde aldığını savunan Özel, “Bu sene 10 bin lirayla gidin kuyumcuya aldığınız 2,5 çeyrek altın. Bir emekli Menderes’te cebindeki bir çeyrek altını düşürse bütün gün döner arar değil mi? Koşar ‘nerede bu altınlar’ diye arar. Bir emekli değil bütün emekliler. 1 çeyrek altın değil, 5 buçuk çeyrek altın. 1 sefere mahsus değil, her ay ceplerinden kaybediyorlar. Kimin yüzünden? Üç kelime vallahi. Recep Tayyip Erdoğan yüzünden. Başka bir açıklaması yok. Bıraksa bir 1 buçuk asgari ücret düzenini bozmasa bugün 26 bin lira. Emekliler önümüzdeki Ramazan bayramında ikramiye alacaklar. Emekliler kimin sayesinde emekli ikramiyesi alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde. 2018’de bin lira verdiler. 3 yıl gecikmeli. Beklediler, beklediler, seçime birkaç ay kala bin lira verdiler. Biz o bin lirayı beğenmedik. Dedik ki ‘sizin asgari ücret vermeniz lazım en az’ Bize ‘bin lira yeter’ dediler. O gün bizim o beğenmediğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün verdikleri 3 bin lira ile gidin kasaba 6 kilo dana kıyma alamazsın” ifadelerini aktardı.

Özel, milletin efendisi dediği köylüyü perişan ettiklerini, Avrupa Birliği’nin her 2 liralık desteklemenin 1 lirasını köylüler için ayırdığını belirterek, “Bizimkilerin kanununa göre milli hasılanın yüzde 1’inin verilmesi lazım. O hesaba göre geçen sene çiftçilere verilmesi gereken destekleme tam olarak 263 milyar TL. Peki ne verilmiş? 85 milyar TL. Ne kadar alacaklıyız? 178 milyar TL. Çiftçiden, üreticiden, hayvancılık yapandan alınmış, çalınmış. Peki kime verilmiş? Kur korumalı mevduata para koyan zenginlere 152 milyar verilmiş. Köprülerin geçiş garantilerine 162 milyar verilmiş ama çiftçi istediği zaman, köylü istediği zaman ona destekleme verilmemiş. Bir ek zam verdik. Godamanlara para var. Emeklilere, çalışanlara, garibanlara gelince para yok. Böyle düzene yazıklar olsun” şeklinde konuştu.

“Çiftçilerin bankalara borcu yüzde 445 arttı”

“Köylünün derdi bitmez. Daha geçen Mayıs’ta ‘oyu verin fiyatları düşüreceğim’ diyen, 19 liradan aldı mazotu yaptı 42 lira. En büyük sorun ürününü toplayıp satmaya getirirken mazot yakan çiftçide” diye konuşan Özel, şu ifadeleri aktardı:

“Bu şartlar altında çiftçinin de emeklinin de emekçinin de yaşamını sürdürmesi mümkün değil. 3 milyon hektar toprak. Bakın tam Belçika kadar koskoca bir ülke. Bu topraklar artık ekilmiyor, dikilmiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları tam yüzde 445 arttı bir senenin içinde. 31 Mart’ta bu milletin efendisi kimdi, emeklinin değeri nedir? Bu hükümete göstereceğiz.”

Menderes’e yapılacak projelerden de bahseden Özel, şu ifadeleri aktardı:

“Öncelikle Menderes’e bir engelli bakım merkezi yapacaklar. Çiftçiye destek projeleriyle ilgili bir merkez yapacaklar. Sosyal destekleri arttıracaklar. Ayrıca otopark sorununu çözecekler. Özel bir proje var ve açılışına beni çağıracaklar; bu da Altıntepe’de çiçek mezatı yapacaklar. 31 Mart sonrası 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak. Bir de Ankara’da AK Parti’nin adayı var. Ona da bugün AK Parti adayına ‘Mansur Başkan mal varlığını ilan etti, siz de ilan edecek misin?’ diye sormuşlar. ‘Gerekirse ileride ilan ederim’ demiş. ‘Niye oyalanıyorsun?’ demişler. ‘Mal bizim değil ki Allah’ın’ diye cevap vermiş. Senin ne kadar malının olduğunu Allah biliyor da kuldan niye saklıyorsun?”

“Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gridir”

Özel, Cumhur İttifakı’nın korku ittifakı olduğunu savunarak, “İkisinin her geçen gün birbirine benzeyen, birlikte hakaret eden, birlikte küfreden, birlikte tehdit eden, şantaj yapan bir anlayışları var. Ramazan’da bu dili bırakın dedik. Biz zaten kimseye küfretmeyen, hakaret etmeyen, biz korkuyu değil, umudu örgütleyen, öfkeyi değil, neşeyi örgütleyen, ayrıştırmayan, birleştiren, şeytanlaştırmayan, kardeşleştiren, onu bunu ötekileştirmeyen, bütün toplumu kucaklayan bir partiyiz dedik. Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gri’dir, yağmur bulutu rengidir, kasvetlidir, memleketin üstüne çökmüştür. Fakat karşısında çok güçlü bir ittifak var. İçinde sosyal demokratların olduğu, milliyetçi demokratların olduğu, muhafazakar demokratların olduğu, Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in ayrılmadan bütün demokratlarının olduğu çok güçlü bir ittifak var. Bizim Umut İttifakımızın adı Türkiye İttifakı’dır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-mendereste-sosyal-destek-artacak-altintepede-cicek-mezati-yapilacak/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Menderes Belediye Başkanı’nın mal varlığını açıklamasını istedi https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-menderes-belediye-baskaninin-mal-varligini-aciklamasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-menderes-belediye-baskaninin-mal-varligini-aciklamasini-istedi/#respond Thu, 14 Mar 2024 02:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18699 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Menderes Belediye Başkanı 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında ilk olarak Ödemiş, Tire ve Bayındır ilçelerindeki etkinliklerini tamamladıktan sonra Menderes’e gelerek halk buluşmasına katıldı. Özel’e CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ve CHP Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek eşlik etti. Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlara seslenen Özel, “2019 yılında Menderes’te Mustafa Başkanımızla belediyeyi kazandık. Ardından Adalet ve Kalkınma Partisi birçok ilçemizde olduğu gibi burada da Menderes’e huzur vermedi bize huzur vermedi. Ardından görev değişiklikleri yaşandı. Halen daha bir Vekil Belediye başkanımızla görev devam ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler seçildiklerinde, bütün Türkiye’de daha önceki belediye başkanlarının yapmış olduğu projelerin birer özetini, ardından detayını, ardından eğitimini alarak hızlı şekilde işe koyuluyorlar” diye konuştu.

Enflasyona da değinen Özel, “Maalesef hepimizi en şiddetli sıkıntıyı sokan şey enflasyon ve hayat pahalılığı. Pandemi döneminde bütün dünyada enflasyon sorunu yaşandı. Bütün ülkelerde enflasyon yükseldi. Bütün ülkeler enflasyona faiz silahını kullanarak tedbir aldılar. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 2-3 olan enflasyon 6’ya kadar çıktı. Oradan döndü İskandinav ülkelerinde benzer şeyler yaşandı. Amerika’da yüzde 9’dan döndürdüler. Fakat Türkiye’de kimseleri dinlemeyen, her şeyi ben bilirim diyen, ekonomiyi de ben bilirim diyen birisi dedi ki, ‘esas enflasyon sebep, faiz sonuç değildir. Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur.’ Bütün dünya faizleri enflasyonun biraz üstüne kadar koyup, paranın başka yere kaçmasını engelleyip, doların artışını engelleyip fiyatların fazla artmasını engellemek için 1-2 puan yukarıda faiz verirken bir baktık bizimki inadına faizleri indirdi. O faizi indirdi dolar fırladı, fiyatlar fırladı. Ev fiyatları, kira fiyatları fırladı. Seçime kadar yapılan o işlerin bedelini en çok da yoksullar ödedi, emekliler ödedi, çiftçiler ödedi” ifadelerine yer verdi.

“Türkiye’de konut fiyatlarında İzmir en çok artışın olduğu illerden bir tanesi” diyen Özel, sözlerine şunları ekledi:

“Son bir yılda yüzde 135, ortalama kira. İlçesine göre 15 binle 20 bin lira arasında değişiyor. Oysa asgari ücret zaten 17 bin lira. Bir kişinin asgari ücretle çalışması ve aynı zamanda kendi evinde kirada oturması bile artık mümkün değil. Çok kötü bir ev bulunsa, 10-12 bin lira kira verirse geriye kalan 5 bin lirayla kim geçinebilir? Emeklilerimiz çok ciddi sıkıntıdalar.”

Emeklilerin, ikramiyelerini Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde aldığını savunan Özel, “Bu sene 10 bin lirayla gidin kuyumcuya aldığınız 2,5 çeyrek altın. Bir emekli Menderes’te cebindeki bir çeyrek altını düşürse bütün gün döner arar değil mi? Koşar ‘nerede bu altınlar’ diye arar. Bir emekli değil bütün emekliler. 1 çeyrek altın değil, 5 buçuk çeyrek altın. 1 sefere mahsus değil, her ay ceplerinden kaybediyorlar. Kimin yüzünden? Üç kelime vallahi. Recep Tayyip Erdoğan yüzünden. Başka bir açıklaması yok. Bıraksa bir 1 buçuk asgari ücret düzenini bozmasa bugün 26 bin lira. Emekliler önümüzdeki Ramazan bayramında ikramiye alacaklar. Emekliler kimin sayesinde emekli ikramiyesi alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde. 2018’de bin lira verdiler. 3 yıl gecikmeli. Beklediler, beklediler, seçime birkaç ay kala bin lira verdiler. Biz o bin lirayı beğenmedik. Dedik ki ‘sizin asgari ücret vermeniz lazım en az’ Bize ‘bin lira yeter’ dediler. O gün bizim o beğenmediğimiz bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün verdikleri 3 bin lira ile gidin kasaba 6 kilo dana kıyma alamazsın” ifadelerini aktardı.

Özel, milletin efendisi dediği köylüyü perişan ettiklerini, Avrupa Birliği’nin her 2 liralık desteklemenin 1 lirasını köylüler için ayırdığını belirterek, “Bizimkilerin kanununa göre milli hasılanın yüzde 1’inin verilmesi lazım. O hesaba göre geçen sene çiftçilere verilmesi gereken destekleme tam olarak 263 milyar TL. Peki ne verilmiş? 85 milyar TL. Ne kadar alacaklıyız? 178 milyar TL. Çiftçiden, üreticiden, hayvancılık yapandan alınmış, çalınmış. Peki kime verilmiş? Kur korumalı mevduata para koyan zenginlere 152 milyar verilmiş. Köprülerin geçiş garantilerine 162 milyar verilmiş ama çiftçi istediği zaman, köylü istediği zaman ona destekleme verilmemiş. Bir ek zam verdik. Godamanlara para var. Emeklilere, çalışanlara, garibanlara gelince para yok. Böyle düzene yazıklar olsun” şeklinde konuştu.

“Çiftçilerin bankalara borcu yüzde 445 arttı”

“Köylünün derdi bitmez. Daha geçen Mayıs’ta ‘oyu verin fiyatları düşüreceğim’ diyen, 19 liradan aldı mazotu yaptı 42 lira. En büyük sorun ürününü toplayıp satmaya getirirken mazot yakan çiftçide” diye konuşan Özel, şu ifadeleri aktardı:

“Bu şartlar altında çiftçinin de emeklinin de emekçinin de yaşamını sürdürmesi mümkün değil. 3 milyon hektar toprak. Bakın tam Belçika kadar koskoca bir ülke. Bu topraklar artık ekilmiyor, dikilmiyor. Çiftçilerin bankalara olan borçları tam yüzde 445 arttı bir senenin içinde. 31 Mart’ta bu milletin efendisi kimdi, emeklinin değeri nedir? Bu hükümete göstereceğiz.”

Menderes’e yapılacak projelerden de bahseden Özel, şu ifadeleri aktardı:

“Öncelikle Menderes’e bir engelli bakım merkezi yapacaklar. Çiftçiye destek projeleriyle ilgili bir merkez yapacaklar. Sosyal destekleri arttıracaklar. Ayrıca otopark sorununu çözecekler. Özel bir proje var ve açılışına beni çağıracaklar; bu da Altıntepe’de çiçek mezatı yapacaklar. 31 Mart sonrası 3 Nisanda mazbatayı aldıktan sonra belediye kapısında ilk önce duracak. Cebinden bir kağıt çıkaracak ve belediyenin giriş kapısını asacak. Bu kağıtta mal varlığı bildirimi olacak. Bir de Ankara’da AK Parti’nin adayı var. Ona da bugün AK Parti adayına ‘Mansur Başkan mal varlığını ilan etti, siz de ilan edecek misin?’ diye sormuşlar. ‘Gerekirse ileride ilan ederim’ demiş. ‘Niye oyalanıyorsun?’ demişler. ‘Mal bizim değil ki Allah’ın’ diye cevap vermiş. Senin ne kadar malının olduğunu Allah biliyor da kuldan niye saklıyorsun?”

“Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gridir”

Özel, Cumhur İttifakı’nın korku ittifakı olduğunu savunarak, “İkisinin her geçen gün birbirine benzeyen, birlikte hakaret eden, birlikte küfreden, birlikte tehdit eden, şantaj yapan bir anlayışları var. Ramazan’da bu dili bırakın dedik. Biz zaten kimseye küfretmeyen, hakaret etmeyen, biz korkuyu değil, umudu örgütleyen, öfkeyi değil, neşeyi örgütleyen, ayrıştırmayan, birleştiren, şeytanlaştırmayan, kardeşleştiren, onu bunu ötekileştirmeyen, bütün toplumu kucaklayan bir partiyiz dedik. Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gri’dir, yağmur bulutu rengidir, kasvetlidir, memleketin üstüne çökmüştür. Fakat karşısında çok güçlü bir ittifak var. İçinde sosyal demokratların olduğu, milliyetçi demokratların olduğu, muhafazakar demokratların olduğu, Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in ayrılmadan bütün demokratlarının olduğu çok güçlü bir ittifak var. Bizim Umut İttifakımızın adı Türkiye İttifakı’dır” dedi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-menderes-belediye-baskaninin-mal-varligini-aciklamasini-istedi/feed/ 0
İYİ Parti Milletvekili: Emekliye bayram ikramiyesi artırılmadı, ama faizler oluk oluk veriliyor https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-milletvekili-emekliye-bayram-ikramiyesi-artirilmadi-ama-faizler-oluk-oluk-veriliyor/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-milletvekili-emekliye-bayram-ikramiyesi-artirilmadi-ama-faizler-oluk-oluk-veriliyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 21:21:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18462

ERKAN KARACA

İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, Çorum’da; “Önerge verdik. Emekliye bayram ikramiyesi 7 bin liraya çıksın dedik. O 7 bin lira da AK Parti ve MHP oylarıyla komisyonda reddedildi. Şimdi emeklinin kendisine de para yok diyoruz. Para yoksa 600- 700 milyar faiz nasıl veriliyor? Şu anda oluk oluk faiz veriliyor” dedi.

İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, seçim çalışmaları kapsamında Çorum’a geldi. Hürriyet Parkı’nda düzenlenen programda konuşan Kayalar, şunları söyledi:

“TÜRKİYE ŞU ANDA İNANILMAZ BİR SIKINTILI DÖNEMDEN GEÇİYOR”

“Türkiye şu anda inanılmaz bir sıkıntılı dönemin içerisinden geçiyor. Geçiyor diyorum çünkü inşallah bu dönemler de bitecek bu sıkıntılar da bitecek. Bizim bölgelerimiz çiftçilik bölgesidir. Çiftçi kesimimizin ağır olduğu, çiftçi kesimimizin yoğun olduğu bölgelerimizdir. Şu geçtiğimiz mayısın sonu hazirandan sonra bugüne kadarki geçen 8-9 aya baktığımız zaman haziran ayında buğday hasadımız başladı, buğday hasadı ile birlikte bir taraftan randevular, bir taraftan kota, bir taraftan nakliyeci ile ilgili sıkıntılar, diğer tarafından pas hastalığından dolayı alınmayan standart dışı ilan edilen ürünlerimiz bunlarla birlikte ödemelerdeki gecikmeler ve bu sorunların dile getirilmesine rağmen de bunlarla ilgili herhangi bir çözüm ortaya koymayan, bir anlamda çiftçiyi duymayan, bir anlamda çiftçiyle arasındaki bağları tamamen koparmış olan bugünkü bir yönetim var.

“21 YILDIR ÇİFTÇİ TAMAMEN ÜVEY EVLAT OLMUŞ”

Aslında 21 senelik bu yönetimin çiftçiye bakış açısına baktığınız zaman, çiftçiyi nasıl görüyor, çiftçinin yanında mı, çiftçiyle birlikte mi diye baktığınız zaman inan ki çiftçi tamamen bir üvey evlat olmuş durumda. Neden; çünkü çiftçilerle ilgili olan sorunlar değil, maalesef Türkiye genelinde bir takım talanlarla ihalelerle kendileriyle ilgili olan düşünceler ön plana çıkmış durumdadır. Bakın geçen mayıs ayı sonu haziran ayı başında mazotun fiyatına, mazot haziran ayında 18 liraydı. Şu anda kaç lira 43- 45 lira arasında çünkü her gün borsa değişiyor. Yani yüzde 150 sadece 8 aylık dönem içeresinde mazota yapılan zam. Bunun yanında gübreye yapılan zam var. Bunun yanında traktör, bakım, ekipman, onarım, sigorta bunlara yapılan zamlar var. Bunun yanında insanlarımızın geçimleriyle ilgili sıkıntıları bunun üzerine binmiş. Şimdi kısmet olursa güz dönemi bitti yeni bahar dönemi de bitiyor ekimler, mayıs sonu haziran başında yeni buğday fiyatının verilmesi lazım. Yeni buğday fiyatı yaptığımız hesaplara göre, yani geçen seneki aynı değeri bu yıl bulabilmemiz için 22 liradan aşağı olmaması lazım. 24 lira ile 22 lira arasında olması lazım. Ama biz şimdi bunu dile getirmeye başladık aldığımız cevaplar inanın komik komik rakamlardan bahsediliyor. Yani 10 lira gibi rakamlardan bahsediliyor. Bu çiftçinin tamamen yok olmasına sebep olmaktır. Çiftçinin ortadan kalkmasına sebep olmaktır. Çiftçinin kendisi ile ilgili kendi emeğinin karşılığını alamamasıyla ilgili sorunlarımızın dışında eğer Türkiye’de üretim azalırsa Türkiye’deki bu üretimin azalmasından dolayı hayat pahalılığı başta olmak üzere dışarıya muhtaç olmak başta olmak üzere gerçekten şimdi çok büyük sıkıntılar bizi bekliyor.

TÜRKİYE’DE İYİ BİR YÖNETİM YOK

Türkiye’de iyi bir yönetim yok, hakkaniyetli bir yönetim yok. Türkiye’de şu anda bir Maliye Bakanımız var. Şu anda şu dakikada bu Maliye Bakanımızın aldığı kararlar var. Bu Maliye Bakanımızın aldığı kararlardan önce de geçen sene daha mart-nisan ayında başka bir bakan vardı. O bakan da bir karar alıyordu. Geçen seneki bakan Nebati Bey meşhur bakan diyordu ki; faiz nastır bize yukarıdan böyle söylendi. Faiz nas dediyse biz de faizleri indireceğiz. Yine yukarıdaki devam ediyor. Diyor ki enflasyonun nedeni yüksek faizdir. Peki faizleri indireceğiz doğru güzel, iyi yaptınız. 19’dan faiz 8,5’a indirildi öbür bakan tarafından buna benzer ekonomik kararlar alındı. Nas dendi, hepsine tamam. Şimdi haziranda bakan değişti. Yeni bakan geldi. İki bakan görev teslimi yapıyorlar. Şimdiki bakan diyor ki; Türkiye’nin şu ana kadar takip etmiş olduğu politikaların tamamı yanlıştır. Türkiye’nin rasyonelleşmekten başka çaresi kalmamıştır. Çaresi kalmamıştır ne demek? Çaresizlik demektir. Geldiğin nokta yani geçen sene mart-nisan ayı geldiğin nokta çaresizlik noktasına gelmiş. Kim gelmiş, ülkemiz gelmiş. Şimdi yeni bakan geldi faiz 8- 8,5’dan yüzde 45’e çıktı şu anda, daha çıkacak çıkmayacak onu bilmiyoruz.

“FAİZE BULUNAN PARA EMEKLİYE NİYE YOK?”

Peki bu faizin çıkmasından dolayı da yani bir önceki yanlış ekonomik kararlardan dolayı bunları hatırlamamız lazım bunun ceremesini kim çekiyor? Bunun ceremesini şimdi burada söyledi başkanlarımız çiftçiyi dedik, emekliyi dedik. Emekliye şimdi geçen hafta açıklama yapıldı. Yukarıdaki dedi ki, ‘para yok’. Dedi mi demedi mi bunu ben söylemiyorum. Ben kendi lafımı söylemiyorum. Yani ben kendim şunu demiyorum. Paraları yok veremezler diye ben demiyorum. Kendi ağzından diyor ki; ‘para yok, veremeyiz’. 3 bin lira ikramiye vardı, 3 bin liralık bayram ikramiyesini biz hesap ettik Afyon Milletvekilimiz ile birlikte önerge verdik. Genel merkezimizin hazırladığı, genel başkanımızın bilgisi dahilinde 7 bin liraya çıksın dedik. O 7 bin lira da AK Parti ve MHP oylarıyla komisyonda reddedildi. Şimdi emeklinin kendisine de para yok diyoruz. E para yoksa 600- 700 milyar faiz nasıl veriliyor? Faiz veriliyor şu anda oluk oluk faiz veriliyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-milletvekili-emekliye-bayram-ikramiyesi-artirilmadi-ama-faizler-oluk-oluk-veriliyor/feed/ 0 CHP Genel Başkanı Özgür Özel: ‘Ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim’ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ben-ciftcinin-ureticinin-emeklinin-hakki-icin-onunla-sonuna-kadar-kavga-edecegim/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ben-ciftcinin-ureticinin-emeklinin-hakki-icin-onunla-sonuna-kadar-kavga-edecegim/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:00:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17778 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim. Bizi başka kavgaya çekip de emeklinin çektiklerini unutturamaz.” dedi.

Özel, Edirne programı kapsamında Keşan ve Uzunköprü ilçelerinde halk buluşmalarına katıldı.

Keşan ilçesinde Mehmet Gemici Cennet Parkı önünde seçim otobüsü üzerinden vatandaşlara seslenen Özel, Keşan’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

CHP’den ayrılanlara çağrı yapan ve partisini “baba ocağı” olarak nitelendiren Özel, “Kim ki dara düşmüştür baba ocaklarının kapıları açıktır, buyursunlar gelsinler. Baba evine gelene ‘nereden geldin?’ demeyiz. ‘Niye şimdiye kadar gelmedin?’ demeyiz. ‘Bugüne kadar neredeydin? Bak sen gittin memlekete neler ettirdin’ demeyin. Zira gelen herkesin baba evinde yeri vardır. Çünkü baba evinin tapusu kimsede değildir. Ne bendedir ne önceki genel başkanımız Kemal Bey’dedir. Ne Ecevit’te vardı ne rahmetli İnönü’de. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.” diye konuştu.

Özel, çiftçilerin geçim sıkıntısı çektiğini, pek çoğunun tarlasının borcu nedeniyle ipotek altında olduğunu ifade etti. Özel, şunları kaydetti:

“Türkiye’de küçülen tek sektör tarım sektörü. Türkiye büyüyor mu? Çok büyük bir kriz yaşadığı için, ‘bu sene yüzde 4 büyüyor’ diye övünüyorlar. Ama bu sene bile tarım sektörü büyümüyor, küçülüyor. Öyle olunca çiftçi büyük bir borç batağının içinde sadece geçen seneye göre bu sene çiftçinin bankalara olan borcu yüzde 88 artmış durumda.”

Emeklinin hakkını savundukça kendisini kimlik siyaseti tartışmasına çekmek istediklerini söyleyen Özel, “Ben çiftçinin, üreticinin, emeklinin, emekçinin hakkı için onunla sonuna kadar kavga edeceğim. Sonuna kadar. Bizi başka kavgaya çekip de emeklinin çektiklerini unutturamaz.” dedi.

Kimseyi ayırmadan vatan, millet, bayrak, Atatürk sevgisi olan herkesle kol kola olduklarını vurgulayan Özel, “Cumhur İttifakı’nın koyu gri, yağmur bulutu rengine karşı bizim ittifakımızın renkleri kırmızıyla beyaz. Renklerini ay yıldızlı, al bayraktan alıyor ve Cumhur İttifakı’nın karşısında seçimleri Türkiye ittifakı alıyor, biz kazanıyoruz. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.” ifadelerini kullandı.

Özel, partisinin Keşan Belediye Başkan Adayı Mehmet Özcan’a destek istedi.

Uzunköprü

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Uzunköprü ilçesinde Adalet Meydanı’nda yaptığı konuşmada da Ergene Nehri’nin kirliliğini her zaman gündeme getirdiklerini söyledi.

Ergene’nin kirliliğinin tüm canlılar için büyük tehdit olduğunu belirten Özel, “Ergene’yle ilgili yapacak bir şey kalmadı, hükümet bir şey yapmıyor. CHP olarak, Eskişehir Belediye Başkanımız Yılmaz Büyükerşen, CHP Eşgüdüm Eğitim ve Denetimden Sorumlu Genel Koordinatörü oluyor. Büyükerşen nisan ayı içinde gelecek, belediye başkanlarımızla toplanacak, Porsuk’u nasıl bugünkü haline getirdiyse Ergene için hep birlikte çalışacağız.” dedi.

Emekli maaşının 2002 yılında asgari ücretin üzerinde olduğunu, bugün ise asgari ücretin çok gerisinde kaldığını kaydeden Özel, “Tayyip Bey, madem emekliye, madem çiftçiye, madem ayçiçeği üreticisine, pirinç üreticisine para yok, sana da oy yok.” ifadelerini kullandı.

Özel, seçime Cumhur İttifakı’na karşı Türkiye ittifakı ile girdiklerini, ittifaklarına sosyal demokratların, milliyetçi demokratların, muhafazakar demokratların destek verdiğini söyledi.

Özel, CHP Uzunköprü Belediye Başkan adayı Özlem Becan ve belde adaylarına destek istedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ben-ciftcinin-ureticinin-emeklinin-hakki-icin-onunla-sonuna-kadar-kavga-edecegim/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut: Parti içi muhalefet değil, parti içi kötülük yapıyorlar https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bulut-parti-ici-muhalefet-degil-parti-ici-kotuluk-yapiyorlar/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bulut-parti-ici-muhalefet-degil-parti-ici-kotuluk-yapiyorlar/#respond Thu, 07 Mar 2024 00:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16255 CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Şu anda hele hele seçim dönemine girilmiş bir süreçte bazı arkadaşlarımızın yaptığı parti içi muhalefet değil, parti içi kötülük. CHP’ye değil, aslında memlekete bu kötülüğü yapıyorlar.” dedi.

CHP genel başkan yardımcıları Burhanettin Bulut, Gül Çiftçi ve Volkan Demir, parti genel merkezinde basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Gazetecilerin mahalli idareler seçim sürecine ilişkin sorularını yanıtlayan Bulut, bir aylık çalışma sonucu bir reklam ajansıyla anlaştıklarını, seçim kampanyasına tüm partilerden önce başladıklarını söyledi.

Gergin bir toplum yaratan iktidara karşı bir sığınma limanı oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Bulut, dinamik bir seçim süreci yürüttüklerini, geçmiş dönemlere göre daha fazla anket yaptıklarını, miting ve ziyaretlerin bu anketlere göre şekillendiğini anlattı.

“Bu seçimlerde geçmiş seçimlerle mukayese edildiğinde daha çok belediye alacağımızı görüyoruz. Anket sonuçlarından bu ortaya çıkıyor.” diyen Bulut, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin partileri ittifaka zorladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer siz muhalefeti bütünleştiremezsiniz 50+1 bloğu oluşturmuş bir yapıya karşı başarılı olma şansınız yok. O zaman taban harekete geçiyor ve belki de genel seçimlerde oy verdiği partiler dışında, yerel seçimlerde bu bloğa karşı başka bir aday üzerinde uzlaşıyor. Biz isteriz ki uzlaşı CHP üzerinde olsun. Bu konuda üzerimize düşen her türlü çabayı sarf ediyoruz.”

“Önemli olan partinin kendisidir”

Bulut, partisinde aday belirleme sürecinin oldukça sorunsuz geçtiğini belirtti.

Parti içi tartışmalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Bulut, kurultay süreçlerinden sonra bu tür tartışmaların olağan olduğunu söyledi.

CHP’nin parti içinde çok sesliliğe her zaman önem verdiğini dile getiren Bulut, şöyle devam etti:

“Belki de bu geleneği, yapısı ve özelliği, bu kadar uzun süredir partiyi ayakta tutan, dinamik tutan olgu oldu. Bugün de benzer şekilde farklı fikirler ifade edenler var. Ama dikkat edin farklı fikirler ifade edenler neredeyse trolleşmiş durumdalar. Şu anda hele hele seçim dönemine girilmiş bir süreçte bazı arkadaşlarımızın yaptığı parti içi muhalefet değil, parti içi kötülük. CHP’ye değil, aslında memlekete bu kötülüğü yapıyorlar. Yakın zamanda yine böyle birkaç isim sosyal medya üzerinden akla ziyan iftiralar attılar. Bunun iftira olduğu belli olmasına rağmen bunu devam ettirdiler. Bunun kimseye faydası yok. Bunun kendilerine de faydası yok.”

“Gayet uyumlu bir çalışmamız var”

Bulut, “partisinin bölüneceği” iddiasına ilişkin soruya, “Böyle bir şey yok, böyle bir şeyin emaresi de yok. Ekrem İmamoğlu ile ya da diğer belediye başkanlarımız ile gayet uyumlu bir çalışmamız var. Şu güne kadar da bu seçim sathında en küçük bir tartışma, fikir ayrılığı olmadı.” karşılığını verdi.

CHP’den istifa edenlerin büyük çoğunluğunun yaptığı yanlışı 1 Nisan’da fark edeceklerine inancını dile getiren Bulut, “Umarım herhangi bir ilçenin kaybına vesile olmazlar. Ama gördüğümüz, toplum onlara itibar göstermiyor. Bu arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu bulundukları konumları, itibarları bu parti üzerinden almış isimlerdir. Eğer ısrarla aday olmaya devam ederlerse yazık, finalleri kötü olacak.” dedi.

“Sandık görevlilerini doğru tespit etmeye çalıştık”

Gül Çiftçi de sandık güvenliğini sağlamak için yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Toplam 55 bin 998 seçmene hitap eden 483 seçim çevresinde seçmen kütüğüne itiraz ettiklerini belirten Çiftçi, itirazlar sonucu 7 bin 380 seçmenin adres kaydının eski yerine döndüğünü dile getirdi.

Çiftçi, 2023’teki genel seçimlerde İYİ Partinin adayını destekledikleri için seçime katılmadıkları şehirler olduğunu, bu nedenle Seçim Kanunu gereği Aksaray, Bayburt, Bitlis, Çankırı, Gümüşhane, Muş ve Yozgat’ta sandık görevlisi bulunduramayacaklarını kaydederek, “Buralarda müşahit ve avukat örgütlenmesi yoluyla süreci takip edeceğiz.” diye konuştu.

Sivil toplum kuruluşlarından ve yaklaşık 16 bin 500 avukattan sandık güvenliği konusunda destek alacaklarını bildiren Çiftçi, seçime kadar her sandık görevlisinin 2 defa eğitime, 1 defa da teste tabii tutularak belirleneceğini anlattı.

“Herhangi bir seçimde sandık görevlisi yazılıp da görevine gelmeyen kişilerin hepsini kara listeye aldık ve onların atamasına izin vermedik.” diyen Çiftçi, Yüksek Seçim Kurulu verisi, ilçe başkanlığı verisi ve bilişim verisi alınarak 3 yollu bir seçim takip sistemi kullanacaklarını ve seçim güvenliğini çok kapsamlı ele alacaklarını bildirdi.

Çiftçi, “Sandıktan alınan sonuçların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı” sorusu üzerine bu konuyu MYK’de karara bağlayacaklarını söyledi.

İtiraz süreçlerine ilişkin de çalışma yaptıklarını anlatan Çiftçi, “Seçim günü CHP için çalışacak avukat meslektaşlarımıza bir örnek itiraz dilekçeleri kitapçığı hazırladık. Sandık başında itiraz edebileceği bütün konulara ilişkin ellerinde birer örnek dilekçe olacak.” bilgisini verdi.

Çiftçi, CHP’nin 2. ve 3. reklam filmlerinde Lütfü Savaş’ın yer almadığını, Hatay’da depremin ardından yaşanan hassasiyet dolayısıyla Savaş’ın coşkulu bir seçim kampanyası yürütmeyeceğini ifade etti.

İsrail ile ticaret

CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir de Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkilerde bir düşüş yaşanıp yaşanmadığına ilişkin soruyu yanıtladı.

Ticaret gemilerine ilişkin verileri takip ettiklerini dile getiren Demir, Ticaret Bakanlığının veri paylaşımında şeffaf davranmadığını öne sürdü.

Demir, Filistin’de çok büyük bir insanlık dramı yaşandığını, Türkiye’nin İsrail’e yönelik bir ambargo yaptığını düşünmediğini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bulut-parti-ici-muhalefet-degil-parti-ici-kotuluk-yapiyorlar/feed/ 0
Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması Panelinde Yerelden Kalkınma İçin Yapılması Gerekenler Tartışıldı https://www.haber60.com.tr/antalyanin-kooperatifcileri-bulusmasi-panelinde-yerelden-kalkinma-icin-yapilmasi-gerekenler-tartisildi/ https://www.haber60.com.tr/antalyanin-kooperatifcileri-bulusmasi-panelinde-yerelden-kalkinma-icin-yapilmasi-gerekenler-tartisildi/#respond Tue, 05 Mar 2024 09:03:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15635 Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, uzman isimler ve akademisyenlerin katıldığı “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için yapılması gerekenler mercek altına alındı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “Antalya’nın Kooperatifçileri Buluşması” panelinde yerelden kalkınma için güç birliği ve kooperatifçiliğin önemi vurgulandı.

ASAT Toplantı Salonu’nda, gazeteci Meliha Okur’un moderatörlüğünü yaptığı panelin ilk oturumunda Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek, Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, tarımsal üretimin en önemli unsurlarından olan kooperatiflerin yerelden kalkınma için itici güç olduğunun altını çizdi.

İklim krizinin başta tarım olmak üzere; tüm sektörleri olumsuz etkilediğini belirten gazeteci Meliha Okur, “Tarım ve turizm sektöründe tarımda dünyada önemli değişimler oluyor. Fransa’da başlayan çiftçi hareketi diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Tarım sektöründe dünyayı etkisi altına alan bazı şirketlere karşı çiftçiler örgütlü bir şekilde hareket ediyor. Güç birliğinin önemi de burada ortaya çıkıyor. Türkiye’nin en önemli tarım havzalarının başında gelen Antalya, başarılı bir yerel kalkınma modeli uyguluyor. Çünkü çiftçi ve üreticiler kendine güvenmeli, daha cesur adımlar atmalı. Daha kurumsal olarak büyümeli. Bunları yaparken Türk tarımının ayrılmaz bir parçası olan kadınların katkısını ve önemini de bir kez daha vurgulamak istiyorum” diye konuştu.

“Kooperatif ve çiftçilere destek sürecek”

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek de, tarım sektörünün içinden biri olarak göreve geldiği ilk günden beri çiftçi ve üreticilerin yanında olduklarını kaydetti.

Antalya’nın coğrafi konumu, iklimi ve köklü tarihi geçmişiyle çok önemli zenginliklere sahip olduğunu belirten Muhittin Böcek, “Antalya, turizm ve tarım konusunda ülkemizin başkenti. Çok önemli zenginliklere sahibiz. Biz büyükşehir belediyesinin ilgili tüm birimleri olarak üreticilerin sesine kulak verdik. Onlarla bir araya gelerek taleplerini dinledik. Antalya’da tarımda güç birliği için itici güç olan kooperatif sayısı da 53’e çıktı. Antalya’da üretici ve tarımsal kuruluşlarımızın el ele vermesiyle, yerelden kalkınma ve kooperatifçilik konusunda bir büyük başarı hikayesine hep birlikte imza attık. Bu model, Türkiye’de yerelden kalkınma hamlesine en iyi örneklerden birini oluşturuyor. Üretimde en büyük girdi maliyetlerinden biri olan elektrik giderinin yüzde 85’ini Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak karşılamaktayız. Bu rakamı 5 yılda yüzde 68’den yüzde 85’e yükselttik. Vahşi sulamaya karşı su israfını önlemek için adımlar attık, kapalı devre sistemi kullanmaya başladık. Arıtılmış suyu tarımda kullanarak tasarruf sağladık. Antalya olarak tarımda yerel kalkınmayı başarıyla en iyi uygulayan büyükşehir belediyesi konumuna el birliğiyle yükseldik. Önümüzde yerel seçimler var. Bundan sonra da daha iyilerini yaparak, kooperatif ve tarımsal işletmelere katkı ve desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi.

“Tarım siyaset üstü bir konu olmalı”

Tarım sektörünün ülkenin bugünü ve yarınlarını ilgilendiren stratejik bir sektör olduğunu belirten Muhittin Böcek, tarımın siyaset üstü bir konu olduğunun altını çizdi.

Böcek sözlerine şöyle devam etti:

“Tarım sektörünün önemli paydaşları olan kooperatiflerle, ziraat odaları, mesleki birlikler, üreticilerimiz ve kadınlarla omuz omuza kentimiz ve ülkemiz için çalışıyoruz. Üstümüze düşen ne varsa da yapmayı sürdüreceğiz. Sizlerin de desteğiyle dünya tarımı başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin örtü altı tarım sektörünün yüzde 50’sini Antalya’da yapıyoruz. Yerel yönetimler ve merkezi yönetimler arasında sıkıntı var. Tarım ve turizmin başkenti olan kentimizde nedense sürekli siyaset yapılıyor. Tarım çok stratejik bir sektör olması nedeniyle siyaset üstü bir konudur. Örgütlenme ve kooperatiflerimiz geliştikçe ve güçlendikçe hedeflerimiz de büyüyecek. Ülkemize de her anlamda daha çok katkı sağlamak istiyoruz.”

“Su yasası çıkmalı”

Özellikle pandemi sonrasında tarım sektörünün öneminin daha çok anlaşıldığını belirten Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise, üretimin sürdürülebilirliği için kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Tarımsal üretimde çiftçilere büyük sorumluluk düştüğünün altını çizen Yıldız, “Eğer sizler üretmezseniz insanlar ne yiyip ne içecek. Bunun sorumluluğunu tüm tarım sektörü ve buna bağlı kurumlar üstlenmeli. Enflasyon arttıkça gıda fiyatları da artıyor. İklim değişikliği de önümüzdeki en önemli risklerden birisi. Aslında iklim krizi demek su krizi demektir. Eğer su olmazsa yaşam biter vehiçbir şeyin anlamı kalmaz. Çünkü yaşamın en temel kaynağı sudur. Turizm, tarım ve buna bağlı tüm sektörler su sayesinde ayakta kalabilir. Eğer iklim ve su krizine hazır değilseniz, geleceğimiz karanlık olacak demektir. Bunun için önlemler alınmalı. Örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı. Su politikaları ve tasarruf bilinci geliştirilip yaygınlaştırılmalı. Bu konuda yalnızca yerel yönetimlere değil merkezi yönetime de büyük iş düşüyor. Bu konuda görevde olan herkesin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirme zorunluluğu var. Gerektiği zaman konuyla ilgili görüşlerimizi ve uyarılarımızı da yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Su yasası 10 yıldır konuşuluyor fakat hala çıkmadı. Kurulların değil, kurumların yetkili olduğu bir sistem getirilmeli. Çünkü kurullar geçicidir, ama kurumlar kalıcıdır. Bu nedenle 20 – 30 yıl sonra bile kalıcı olacak kurumlar ve politikalar yaşama geçirilmelidir” diye konuştu.

“Çiftçi ülkemiz için çok önemli”

Gazeteci Ali Ekber Yıldırım ise panelde Mustafa Kemal Atatürk’ün de kooperatifçiliğin önemine inanan bir kişi olarak Türkiye’de tarım kredi kooperatiflerinin kurulmasını sağladığını hatırlattı.

Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

“Atatürk, tarımda kooperatiflerin birçok sorunu çözeceğine inanan bir liderdi. 70’li yıllarda ülkemizde köy kooperatifleri kuruldu. 12 Eylül darbesinde ise kapatıldı. Son yıllarda ise belediyelerin destekleriyle kooperatifler yeniden canlanmaya başladı. Tarım Bakanlığı’nın sitesine göre ülkemizde kurulu 14 bin civarında kooperatif bulunuyor. Çiftçiler olarak tarım kredi kooperatiflerinin asıl sahibi sizlersiniz. Buna sahip çıkmanız gerekiyor. Avrupa’da çiftçi birlikleri ve kooperatifleri çok güçlü. Yöneticiler sanayicilerden önce çiftçi birlikleriyle görüşerek oy talep ediyor. 2012 yılında kabul edilen büyükşehir yasasındaki değişiklikle beraber birçok köy mahalle statüsüne geçti. Ülkemizdeki köy sayısı bir gecede yüzde 22,7’den yüzde 8,7’ye düştü. Bu da tarım alanlarını ve üretimi olumsuz etkiledi. Bir gecede herkes mahalleli oldu. Halbuki köylü olmak çiftçi olmak dünyanın her yerinde değerlidir. Bizde ise sanki bunun tam tersi gibi bir algı var. Tarım ve köylünün ne kadar önemli olduğunu anlamak lazım.”

“Tarım fuarlarını takip edin”

Günümüzde tarımsal hizmetler daireleri kurularak belediyelerin tarımla daha fazla ilgilenmeye başladığını belirten Yıldırım, “Fakat bu da her belediyenin farklı uygulamalar yapmasına neden oldu. Tarımsal kalkınma için bu desteklerin planlı bir şekilde uygulanması gerekir. Tarımda siyaset olmamalı tarım her şeyin üstünde olmalı. Sürdürülebilirlik bu sektörde esastır. Ben hemen hemen her hafta Antalya’ya geliyorum. Çünkü tarım için çok önemli bir kent. İzmir’deki tarımda yerel kalkınma modelinin benzerini en iyi uygulayan kent son dönemde Antalya oldu. Antalya’da birçok tarım fuarı düzenleniyor. Bunların takipçisi olun. Fuarları bir avantaj olarak kullanın. Antalya tarım sektöründe gerilerse tüm ülke olarak aç kalırız. Tarımsal üretimi daha fazla anlatmak lazım kooperatifler ve birlikler coğrafi işaretleri kendileri başvurup almalı. Bunları daha çok belediyeler sanayi ve ticaret odaları alıyor. Halbuki bu ürünü üretenler siz çiftçilersiniz” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyanin-kooperatifcileri-bulusmasi-panelinde-yerelden-kalkinma-icin-yapilmasi-gerekenler-tartisildi/feed/ 0
Çocuklarda Enfeksiyonlar Daha Hafif Geçiyor https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-enfeksiyonlar-daha-hafif-geciyor/ https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-enfeksiyonlar-daha-hafif-geciyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:39:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14604 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergin Çiftçi, Kovid-19’un etkisini kaybettiği geçen sene ağır enfeksiyonlarla karşılaşıldığını belirterek, “Çocuklarda bu yıl hastalıklara karşı bağışıklık oluştuğu için enfeksiyonlar açısından daha hafif bir kış geçiriliyor.” dedi.

Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda sık görülen solunum yolu enfeksiyonlarına ilişkin bilgileri paylaştı.

Kovid-19 salgınında virüsün baskınlığı, maske, mesafe gibi önlemlerin etkisiyle diğer solunum yolu enfeksiyonlarının görülmediğini anımsatan Çiftçi, “Kovid-19 salgını sonrası, önlemlerin kaldırıldığı ilk yıl, çok ağır enfeksiyonlarla karşılaştığımız bir kış mevsimi geçirdik. Bunun temel sebebi, çocukların pek çok hastalığı uzun süre geçirmemiş olmasıydı.” ifadesini kullandı.

Salgında, her kış beklenen influenza ve RSV’nin bile neredeyse görülmediğine işaret eden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın sonrası ilk kış, önlemler ortadan kaldırılınca hastalıkları hiç geçirmemiş olan büyük bir nüfus birikmişti ve bu nedenle hastalıklar ağır seyretti. Sadece ülkemiz değil, dünya genelinde çok ciddi enfeksiyonlar, ağır zatürreler gördük ve maalesef kayıplar oldu. Fakat sonrasında hastalıklara karşı bir bağışıklık oluştuğu için bu yılın biraz daha hafif geçmesini bekliyorduk. Gerçekten bu yıl önceki yıla göre biraz daha iyi bir yıldı. Büyük olasılıkla önümüzdeki yıl Kovid-19 öncesi dönemde gördüğümüze benzer bir sıklıkta enfeksiyon görmeye başlayacağız.”

“Beklediğimiz hastalıkların yeniden ortaya çıktığını gördük”

Solunum yolu enfeksiyonlarının azalmasının korunma yöntemlerinin önemini ortadan kaldırmadığını vurgulayan Çiftçi, hasta olan kişilerin maske takması, kalabalık, kapalı ortamlarda maske kullanımı ve sık el yıkamanın her zaman önem taşıdığını dile getirdi.

Prof. Dr. Çiftçi, “Bu kış mevsimi ise aslında bir önceki yıla göre daha hafif seyrediyor ama bir yandan da mevsimsel etkiyle beklediğimiz hastalıkların yeniden ortaya çıktığını gördük. İnfluenza salgınını, RSV virüsünü, boğmaca bakterisi ile beta yani Strep-A bakterisine bağlı vakaları görmekteyiz. Bu geçtiğimiz haftalarda oldukça yoğundu ama son birkaç haftadır vaka sayısında azalma olduğunu gözlemliyoruz.” diye konuştu.

Bunun beklenen bir süreç olduğunun altını çizen Çiftçi, “Yine de bu hastalıkların şu an tamamen ortadan kalktığını söyleyemeyiz. Çoğunlukla mart sonuna kadar bu tip enfeksiyonlar sürer, mevsim bittikten sonra da arada az da olsa vakalar görmeye devam ederiz. Fakat sonuçta önceki aylara göre bundan sonra çok ciddi bir artış beklemiyoruz.” açıklamasında bulundu.

“Bağışıklık sistemi sürekli eğitilen, öğrenen bir sistem”

Prof. Dr. Çiftçi, çocukluk çağı aşılarının ve grip aşılarının yaptırılmasının da önemine dikkati çekti.

Dengeli beslenme, sıvı tüketimi ve düzenli egzersizin bağışıklık sisteminin önemli koruyucularından olduğunu belirten Çiftçi, “Bağışıklık sisteminin eğitilmesi gerekiyor. Bir mikroorganizmayla, mikropla karşılaştığında ona karşı bağışıklık sisteminde tepki gelişiyor. Bu savunma bizi sonraki hastalıklardan da koruyor. Yani bu aslında sürekli eğitilen, öğrenen bir sistem. Bunu yapay zekaya da benzetebiliriz. Ancak bütünüyle mükemmel olmadığı için desteklemek, fazla yormamak önemli.” dedi.

“Gıda takviyesi” uyarısı

Çiftçi, çocuklarda sık gıda takviyesi kullanımının da doğru olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Çocuklarını hastalıklara karşı korumak düşüncesiyle ailelerin yaygın şekilde çeşitli gıda takviyelerine başvurduğunu görüyoruz. Bunlar akılcı kullanılmadığında olumsuz sonuçları da beraberinde getirebilir. Sadece bazı çocuklar, bireysel durumları çerçevesinde doktorlarının önerisiyle bazı gıda takviyelerinden fayda görebilir. Bütün çocuklar için uygulanabilecek bir gıda takviyesi önerisinde bulunmak doğru olmaz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-enfeksiyonlar-daha-hafif-geciyor/feed/ 0
Faydalı böcek salım kutularından tarıma koruma kalkanı https://www.haber60.com.tr/faydali-bocek-salim-kutularindan-tarima-koruma-kalkani/ https://www.haber60.com.tr/faydali-bocek-salim-kutularindan-tarima-koruma-kalkani/#respond Sun, 03 Mar 2024 07:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14546 Faydalı böcek salım kutularından tarıma koruma kalkanı

ANKARA – Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde geliştirilen faydalı böcek salım kutularıyla, bitkilere zarar veren böceklerin engellenmesi ve tarımda ilaçlamanın yan etkilerinin önlenmesi amaçlanıyor.

Tarımda verimli üretimin önüne geçen en önemli sorunlardan bir tanesi bilinçsiz ilaçlamalar. Bu ilaçlamalar zararlı böcekleri bitkilerden uzak tutması için yapılmasına rağmen zaman zaman istenmeyen sonuçlar ile karşılaşılabiliyor. Gıda ürünlerinin doğru temizlenmemesi halinde ilaç partiküllerinin tüketicilerde sağlık problemleri oluşturması olumsuz örneklerden sadece bir tanesi.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma bölümünün Biyolojik Mücadele Laboratuvarında üretilen ‘Trichogramma Evanescens’ türündeki böcekler, faydalı böcek salım kutularında ağaç dallarına asılıyor. Kutuların içerisinden çıkan böcekler, zararlı böceklerin içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile zararlı böcekler imha ediliyor. İmha edilen böceğin içindeki yumurtadan çıkan faydalı böcekler ise biyolojik mücadeleyi devam ettiriyor. Bu sayede tarımdaki ilaçlamaya karşı alternatif oluşturulurken biyolojik mücadelede daha az bütçe ile daha fazla etki oluşturulabiliyor.

Bitki Koruma bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Cem Özkan, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, tarım ürünlerini ve doğayı zararlı böceklerden korumak amacıyla faydalı böcek üretimi çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade etti.

Tarım ilacına alternatif oluşturulmalı

Prof. Dr. Özkan, zararlı böceklere karşı kimyasal mücadele ve tarım ilaçlarına alternatif oluşturduklarını belirterek, “Tarım ilaçları istenilen bir uygulama mı? Hayır. Yüzde 1’i hedefe gidiyor geri kalanı toprağa ve suya karışıyor. Birde ürünlerin üzerinde kalıntı kaldığı için bunu yiyen insanlarda sağlık sorunları çıkıyor. Bu ürünler ihraç edildiğinde geri dönüyor. Dolayısıyla tarım ilacına alternatif yöntemlerde çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Akıllı böcek ve akıllı çiftçi dönemi

40 yılın üzerinde faydalı ve akıllı böcek üretimi için çalıştıklarını vurgulayan Özkan, “Bizim sloganımızda akıllı böcek ve akıllı çiftçi. Bizim çiftçilerimiz tarım ilacı yerine faydalı böcekleri kullandığında çevremiz kirlenmiyor. Biyolojik çeşitlilik kaybı olmuyor. İnsanda sağlık problemleri olmuyor ve ürünlerimiz yurt dışından geri dönmüyor” diye konuştu.

“Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır”

Türkiye’nin biyolojik mücadele açısından dünyanın en zengin ülkelerinden bir tanesi olduğuna işaret eden Özkan, “Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği Avrupa kıtasından çok daha fazla. Bu biyoloji çeşitliliğimiz katma değerli ürünlere nasıl dönüştüreceğimiz konusunda istenilen durumda değiliz. 40 yıldır bu faydalı böceklerle çalışıyoruz. Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır” dedi.

Gençler tarım ilacı yerine faydalı böcek üretiyor

Tarım ilaçlarına alternatif olabilmesi için söz konusu faydalı böceklerin en ekonomik ve etkili üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özkan, “40 yılda biz bunları geliştirdik. Teknokentte genç ziraat mühendislerimiz var. Onlar ödül aldı ve Ankara Üniversitesindeki genç girişimcilerimiz ile birlikte çalışıyorlar. Tarım ilacı yerine bu faydalı böcekleri üretiyorlar” kaydetti.

“Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz”

Faydalı böcek salım kutularının özelliklerini anlatan Özkan, şunları kaydetti:

“Bunun içinde faydalı böcek var. Biz bu böceklere ‘akıllı böcek’ diyoruz. Bunun içerisinde 5 bin tane faydalı böcek var. Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz. Biz bunları ürettikten sonra üreticilere hemen veriyoruz. Üreticilerimiz birçok üründe asıyor bitkilerine. Buradan çıkan faydalı böcek zararlıyı arıyor ve buluyor ajan gibi. Bulduktan sonra içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile onu imha ediyor. İçinden tekrar bir faydalı böcek çıkıyor. Bu biyolojik müdahale sürdürülebilir tek mücadele yöntemi ve Türkiye’nin müthiş bir şansı var. Bu faydalı böceklerin ana vatanı Türkiye.”

“Yabancılar bu böcekleri kendi çiftçilerine veriyor”

Yurtdışından Türkiye’ye söz konusu biyolojik mücadeleyi takip etmek için çok sayıda araştırmacının geldiğini söyleyen Özkan, “Yabancılar geliyor izinsiz bu faydalı böcekleri götürüyorlar kendi çiftçilere veriyorlar. Bize de tarım ilaçlarını satıyorlar. Dolayısıyla her yıl 600 milyon dolarlık tarım ilacı alıyoruz. Bunu yoğun ve bilinçsiz kullandığımız zaman biz ekonomik olarak istenilen düzeyde bir tarım yapamıyoruz. Bu akıllı böcekler şu anda çiftçiyle buluştu. Elmada, bağda, narda, cevizde, meyve ve sebzelerde çok aktif olarak kullanılıyor” açıklamasında bulundu.

“İhracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor”

İki bin dekarlık üretim alanında 50’nin üzerinde çiftçinin söz konusu uygulamaları yaptığını aktaran Özkan, “Ar-Ge çalışmalarımız oturdu, üretimimizde bir sorunumuz yok. Alandaki çalışmalarımız ve üreticilerimiz çok memnun. Verimlilik kaybı yaşamıyorlar ve sağlıklı ürünlere ulaşıyorlar. Bizim ürettiğimiz ürünler yurt dışına gittiği zaman geri dönmüyor. Dolayısıyla burada ihracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor” ifadesini kullandı.

Faydalı böcekleri kibrit kutusu kadar bir bölüme kitle üretim teknolojisiyle sığdırdıklarını dile getiren Özkan, “Bununla ilgili bir yayın bulamazsınız. Her ülke bunun sırrını elinde tutar. 40 yıldır aynı konu üzerinde çalışarak 16 tane şirket kurduk gençlerimizle. Şirketler sır olan bu çalışmaları ortaya geliştirdiler ve şuan da yabancı ülkelerle rekabet edebilecek üretim teknolojisi elimizde” dedi.

Genç ziraat mühendislerinin Türkiye’nin tarımda kalkınmasını ve sürdürülebilirliği devam ettirmesi için yoğun çaba sarf ettiğine dikkati çeken Özkan, şöyle konuştu:

“Bizim gençlerimiz ‘Biz bu faydalı böcekleri yurt dışındaki çiftçilere satacağız’ diyor. Devletimizin katkı sağlaması durumunda biz hem gıda güvenliğimizi sağlarız hem tarımda marka ürünler üretiriz hem de bu faydalı böcekleri yurt dışına satabiliriz. Birçok ziraat mühendisimize de iş imkanı sağlamış oluruz. Kitle üretim teknolojisiyle ürünü bu hale getirdik ve kit haline getirdik. Üretici sadece bunu alıyor ve alanına asıyor. Buradan çıkan faydalı böcekler zararlıları imha ediyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/faydali-bocek-salim-kutularindan-tarima-koruma-kalkani/feed/ 0
Yozgat’ta Yağış Eksikliği Tarım Sektörünü Endişelendiriyor https://www.haber60.com.tr/yozgatta-yagis-eksikligi-tarim-sektorunu-endiselendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/yozgatta-yagis-eksikligi-tarim-sektorunu-endiselendiriyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14271

SEYFİ ÇELİKKAYA

Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ta Mart ayına gelinmesine karşın yağışların istenilen düzeyde düşmemesi tarım sektörünü endişelendirmeye başladı. Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, yağış olmaması halinde hem hububatta hem de baklagillerde yüzde 50, yüzde 60 kaybın olacağını söyledi. Yozgatlı çiftçilerden Mikail Avcı da, yağışların Mart ve Nisan aylarında da düşmemesi halinde çok zor durumda kalacaklarımı belirterek, “Mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış” dedi.

Yozgat’ta kış aylarındaki hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, tarım sektöründe faaliyet gösterenleri endişelendiriyor. Hava sıcaklığını mevsim normallerinin üzerinde olması tarım alanlarında fare ve böcek popülasyonunu artırdı. Bölge çiftçisi bir taraftan tarımsal zararlılarla mücadele ederken diğer taraftan da beklediği yağışların düşmemesi halinde yaşayacağı sorunların üstesinden nasıl gelebileceğinin hesabını yapıyor.

“BU AYDA BU TARLAYA GİRMEK ESKİDEN MÜMKÜN DEĞİLDİ”

Yozgat Merkez Divanlı Mahallesinden çiftçi Mikail Avcı, şunları söyledi:

“Bir sefer sürmüştüm ama hoşuma gitmedi, tekrar bir daha sürüyorum. Kuraklık had safhada, korkuyoruz ne kadar olsa da, kuraklık herhalde bizi perişan edecek. eçtiğimiz 5-6 yılda olduğu gibi, inşallah olmaz. Şubat ayı da yağsız geçti. Bu ayda bu tarlaya girmek eskiden mümkün değildi ama şimdi havalar çok sıcak geçti. Çok kuraklık geçiyor. Allah hayırlısını versin. Nisan ayında zaten yağış olmazsa bizim halimiz harap. Ne olacağı belli, mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış. Verim olmadıktan sonra mecbur batacağız. Habire küçülmeye devam. Korkuyoruz da endişe ediyoruz. Sonuç vahim, Allah hayırlısını versin, İnşallah olmaz ama çiftçi çok perişan bir duruma düşer. Allah yardım etsin. Şu kuru toprağa bu kadar parayı saçıp da geride üç beş kuruş ekmeğini, kazanabilen, kazanmayı bekleyen tek çalışan çiftçidir. Başka çalışan kesime bak, aylığını, aylığı gelir, maaşını alır ama çiftçi öyle değil. Çiftçi atar, saçıyor, saçıyor, Allah ne verirse alıyor, cebine koyuyor veya aldığını ödeyemiyor. Mesela geçtiğimiz yıllarda aldığım ürünü ödeyemediğim için ben çok küçüldüm. Hem traktörlerimi sattım hem araziyi küçülttüm. 2 bin dönümden 500 dönüme yakın araziye düştüm. 2 bin dönüm arazi işliyordum ama 500 dönüme, 400-500 dönüme geriledi. Allah hayırlısını versin. İnşallah geçtiğimiz 5-6 yıl gibi olmaz. Geçen yıl iyiydi ama tabii 5-6 yılın acısını da bir geçen sene çıkartmadı. Allah hayırlısını versin. Allah’a sığınıyoruz, sürüyoruz, ekeceğiz bakalım.”

“BAKLAGİLLERDE, BUĞDAYDA SIKINTI YAŞARIZ”

Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz de açıklamasında, şu görüşlere yer verdi:

“2023-2024 yılı güzün 11’inci ayda, 10’uncu ayda yağmurlarımız güzeldi. Özellikle hububatta, buğdayda, köklenmede hiçbir sıkıntımız yok ama bahar itibariyle yani Ocak- Şubat’ta kar yağmadı. Kar yağmadığından dolayı arazide bir su eksikliği var. Ekinde köklenmede bir sıkıntı yok. Mart ayı içerisinde, Nisan’da yağış devam ederse kuraklık olacağını düşünmüyorum. Ekimlerde sıkıntı olmaz, köklenmesi güzel ama Mart’ta, Nisan’da da yağış yağmazsa ister istemez ekinlerde, baklagillerde buğdayda bir sıkıntı yaşarız. Baklagilleri de yeni başladık ekmeye, işte mercimeklere girdi, nohutlar ekilmeye başlıyor. Memleketimiz tarım memleketi. Kuru tarımla iştigal eden bir memleket. Ondan dolayı da kar, yağmur olması gerekiyor ama 2024 yılında daha kar görmedik. Kış bitti, kar görmedik. İnşallah yağışlarla bunu kapatacağız. Pazar günü bir yağış gözüküyor. Pazar günkü yağıştan da gübre atan arkadaşlar inşallah yararlanır. Tabanda nem var, nohut köklenir, mercimek köklenir. Köklendikten sonra yapraklanma döneminde iyi bir yağmur yağarsa orada da sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Yağmazsa hem buğdayda hem baklagillerde yüzde 50- 60 kaybımız olacağını düşünüyorum. İnşallah bu korkulan olmaz, biz de bu riskten kurtuluruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/yozgatta-yagis-eksikligi-tarim-sektorunu-endiselendiriyor/feed/ 0 Manisa Büyükşehir Belediyesi, Gördes’teki Çiftçilere Gübre Desteği Sağladı https://www.haber60.com.tr/manisa-buyuksehir-belediyesi-gordesteki-ciftcilere-gubre-destegi-sagladi/ https://www.haber60.com.tr/manisa-buyuksehir-belediyesi-gordesteki-ciftcilere-gubre-destegi-sagladi/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:39:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12320 Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Gördes’te çiftçilerle buluştu. Manisa Büyükşehir Belediyesinin 2024 yılı gübre desteği kapsamında 1004 üreticiye 230 ton gübrenin törenle teslim edildiği buluşmada Başkan Ergün, desteklerinin devam edeceğini söyledi.

Manisa Büyükşehir Belediyesinin üreticilere yönelik gübre desteği programı, Gördes ilçesiyle devam etti. Düzenlenen törenle Gördesli 1004 üreticiye toplam 230 ton gübre teslim edildi.

Toplamda 3150 ton gübre desteği

Üreticilere yönelik desteklerinin devam ettiğini belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, “Bizler, çiftçimizi her zaman başımızın tacı bildik. Üretken belediyecilik anlayışımızla Manisa’mızın büyükşehir olmasından bu yana tarımsal ve kırsal kalkınmaya çok büyük ve önemli desteklerimiz oldu. Yalnızca geçtiğimiz yıl, çiftçimize bütçemizden 150 milyon lira gibi bedel ayırdık. 2024 yılı desteklemelerimiz kapsamında Manisa genelinde başlattığımız 1.850 ton gübre dağıtım törenlerine bugün Gördes ilçemizde devam ediyoruz. Gübre desteğimiz, 2022 ve 2023 yıllarında toplam 1.300 tondu. Bu yılki 1.850 ton desteğimizi dahil ettiğimizde toplamda 3.150 ton gübre dağıtımı gerçekleştirmiş olacağız. Rabbim, bereketli ürünler versin inşallah” dedi.

Gördesli üreticilere 9 milyon 435 bin TL’lik destek

Gördes’te tarımsal ve kısal kalkınmaya yönelik destekleri anlatan Başkan Ergün, “Gübre desteğimizin yanı sıra Gördes ilçemize; 57 adet Sera, 62 Ton Hububat ve Yem Bitkisi Tohumu, 88 Bin 630 adet Meyve Fidanı, 13 Bin 550 Adet Plastik Kasa, 9 Bin 100 Adet Plastik Sepet, 1.780 adet Zeytin Toplama Örtüsü ve Üzüm Sergi Bezi, 71 adet Damızlık Koç ve Teke, 20 Adet Tarım Makinesi, 2 Adet Taral Doldurma Tesisi, 32 Adet Hayvan İçme Suyu Göleti Yapımı, 72 Adet Hayvan İçme Suyu Göleti Temizliği, Sulama kooperatiflerine 3 Bin 604 metre PVC boru desteği gibi çok sayıda hizmeti çiftçimize sunduk. Tüm bu saydıklarımla birlikte Gördesli çiftçilerimize bugüne kadar Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak 9 milyon 435 bin lirayı bulan desteğimiz oldu” dedi.

10 milyon TL’lik tarım makinesi geliyor

Çiftçiye desteklerinin hiç bitmeyeceğini ifade eden Başkan Ergün, “Biraz sonra 24 milyon 50 bin liralık bir bütçe ayırdığımız, toplamda 1.004 üreticimizin yararlanacağı 230 ton gübrenin teslimini yapacağız. Yüzde 50 Büyükşehir Belediyemiz hibe desteğiyle sağlayacağımız bu katkının çiftçimize önemli bir can suyu olacağına inanıyorum. Desteğimiz bununla sınırlı kalmayacak. Büyükşehir, her zaman çiftçisinin yanında olacak. Bundan emin olunuz. Tarım Makineleri Parkı Projemiz kapsamında yeni makine ve ekipman alım sürecini başlattık. Ayrıca mahallelerimiz ve kadın kooperatiflerimiz için yaklaşık 10 milyon liralık bir destekleme yapacağız” diye konuştu.

Koç desteği, sağım hijyen seti ve arıcılık destekleri

Yeni dönem desteklerinin devam ettiğini belirten Başkan Ergün, “İl Tarım Müdürlüğümüz işbirliğiyle yaptığımız projelerden olan Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliğinde Sürü İyileştirme Projemiz kapsamında, hayvan yetiştiricilerimize bu yıl 250 koç desteği sağlayacağız. Bununla ilgili başvuruları da almaya başladık. Bunun yanı sıra arı üreticilerimize desteklerimiz de devam ediyor. Bu kapsamda ‘Arıcılarımıza Kovan Desteği’ başvurularını da almaya başlamıştık. 2 bin kovan desteği yapacağımızı duyurmamızın ardından gelen yoğun talep üzerine bu desteğimizi de 5 bin kovana çıkardık. Büyükbaş hayvan yetiştiricilerimize yönelik 3 bin adet sağım hijyen setlerinin dağıtımına da başladık” dedi.

“Ürününüz bol, kazancınız bereketli olsun”

Destekleme projelerine katkı verenlere teşekkür eden Başkan Ergün, konuşmasını şöyle tamamladı: “Köylü Milletin Efendisidir” ilkesiyle ve üretken belediyecilik anlayışımızla üreticilerimizin gelirlerini arttırmaya yönelik hizmetlerimiz devam edecek. Tüm üreticilerimize bol kazançlı ve bereketli sezonlar diliyorum. Tarımsal ve kırsal kalkınmaya yönelik projelerimizde her zaman bizlerle işbirliği içinde olan İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüze de huzurlarınızda şahsım ve hemşerilerim adına teşekkür ediyorum. Bu duygularla bir kez daha hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyor, gübre desteğimizin tüm çiftçi kardeşlerimize faydalı olmasını temenni ediyorum. Ürününüz bol, kazancınız bereketli olsun.”

Başkan Akyol ve çiftçilerden Başkan Ergün’e teşekkür

Başkan Ergün’ün konuşmasının ardından Gördes Belediye Başkanı Muhammet Akyol da, üreticiye yapılan destekler nedeniyle Başkan Ergün’e teşekkür etti. Konuşmaların ardından üreticilere gübreleri teslim edildi. Gübrelerini Başkan Ergün’ün elinden teslim alan Gördesli üreticiler, teşekkür etti. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisa-buyuksehir-belediyesi-gordesteki-ciftcilere-gubre-destegi-sagladi/feed/ 0
Kızamık Vakalarında Artış: Aşı Reddi ve Kararsızlık Temel Neden https://www.haber60.com.tr/kizamik-vakalarinda-artis-asi-reddi-ve-kararsizlik-temel-neden/ https://www.haber60.com.tr/kizamik-vakalarinda-artis-asi-reddi-ve-kararsizlik-temel-neden/#respond Fri, 23 Feb 2024 08:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11238 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergin Çiftçi, dünyada ve Türkiye’de kızamık vakalarında artış görüldüğünü ve bunun en temel nedeninin aşı reddi ve kararsızlığı olduğunu bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi, geçen ay, Ocak-Ekim 2023 arasında bölgedeki 53 üye devletin 40’ında, 30 binden fazla kızamık vakasının bildirildiğini, bunun 2022’nin tamamında bildirilen 941 vakayla karşılaştırıldığında, 30 kattan fazla bir artışı temsil ettiğini açıkladı.

DSÖ’nün kızamık konusunda teknik danışmanı Natasha Crowcroft da önceki gün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kızamık kaynaklı ölümlerin 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 43 arttığını, 2023 verilerinde de artış beklendiğini ifade etti. Crowcroft, vaka artışının endişe verici olduğunu vurguladı.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Çiftçi, “DSÖ’nün de belirttiği gibi dünyada kızamık vakalarında artış söz konusu. Ülkemizde de kızamık vakalarının son dönemde bir miktar arttığını görüyoruz. Çok uzun aradan sonra yeniden kızamık vakaları görmeye başladık. Bu açıdan dikkatli olunması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığının bu konuda talimatlarının bulunduğuna, döküntüyle, ateşle sağlık kuruluşlarına başvuran çocuklara doğrudan kızamık testlerinin yapıldığına dikkati çeken Çiftçi, vaka sayılarındaki artışın “salgın” boyutunda nitelendirilemeyeceğinin altını çizdi.

“Artışın temel nedeni aşı reddi ve kararsızlığı”

Kızamıktaki artışın çeşitli nedenlerinin bulunduğunu anlatan Çiftçi, “Vaka sayılarındaki artışın en temel nedeni, son dönemlerde yükselmeye başlayan aşı kararsızlığı, aşı reddi, aşı karşıtlığı.” dedi.

Savaşlar, nüfus hareketleri, Kovid-19 salgını gibi etkenlerin de çocuklarda aşılama faaliyetlerini aksattığını dile getiren Çiftçi, “Aşı reddi kaynaklı çocuklarını aşılatmayan bir kesim var. Böyle oldukça kızamık hastalığını sürekli görmeye devam edeceğiz. Aşılanmayan bir çocuk, eninde sonunda kızamık geçirecektir. Çocuğun büyümesi de kızamıktan kurtulduğu anlamına gelmiyor. Kızamık, her yaşta ölümcül olabilecek bir hastalık.” diye konuştu.

“İki doz aşılanan çocukların kızamığa yakalanmasını beklemiyoruz”

Prof. Dr. Çiftçi, kızamık aşısının oldukça etkili bir aşı olduğunu, tam koruyuculuk için iki doz uygulanmasının gerektiğini belirterek, “İki doz aşı yapılan çocukların çok nadir durumlar dışında kızamığa yakalanmasını beklemiyoruz. Bu nedenle kızamığa karşı en önemli koruyucu, aşılama.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de gelişmiş bir aşılama programı ve sisteminin uygulandığına, çocukların yüzde 96 gibi bir oranla kızamığa karşı aşılandığına işaret eden Çiftçi, yine de bazı çocukların aşılanmamasının hastalık riski oluşturduğunu söyledi.

Çiftçi, Türkiye Ulusal Aşı Takviminde, iki doz kızamık aşısı uygulamasına, 9-12 ay arasındaki bebekler için önlem amaçlı ek bir doz daha eklendiğini anımsattı.

“Küçük çocuklarda son derece tehlikeli”

Aşısız çocuklarda kızamığın hayati risk oluşturduğunu aktaran Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kızamık oldukça bulaşıcı, öldürücü olabilen bir hastalık, geçmişte bunun çok acı örnekleri yaşandı, kızamık nedeniyle çok sayıda çocuk kaybedildi. Aşılama sayesinde kızamığı uzun zamandır neredeyse görmüyorduk, çok nadir karşılaşılıyordu. Ancak ne yazık ki tekrar görmeye başladık.

Özellikle altta yatan hastalığı olan, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ile küçük çocuklar ve beslenmesi zayıf çocuklar açısından son derece tehlikeli. Akciğer enfeksiyonu, zatürre gibi tablolarla ölümlere yol açabiliyor. Birçok hastalık için antibiyotik, antiviral ilaçlarımız var ama maalesef kızamık virüsüne karşı etkili bir ilaç yok, sadece destekleyici tedaviler verebiliyoruz.”

“Çocukluk çağı aşılarının eksiksiz yaptırılması gerekiyor”

Vücudun var olan savunma sisteminin kızamığa karşı yeterli olmadığını anlatan Çiftçi, “Kızamığın farklı bir yönü daha var. Hastalık geçirildikten sonra virüs beyinde sessiz halde kalıp, çok uzun süre sonra beyin hasarına, subakut sklerozan panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin iltihabına yol açabiliyor. Bu nadir ancak tedavisi olmayan bir durum.” bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Çiftçi, ailelere, “Kızamık aşısı dahil tüm çocukluk çağı aşılarının mutlaka eksiksiz yaptırılması gerekiyor. Ülkemizdeki aşılar son derece güvenli, kontrol altında olan aşılar.” çağrısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kizamik-vakalarinda-artis-asi-reddi-ve-kararsizlik-temel-neden/feed/ 0
Şahinbey Belediyesi Çiftçilere 1 Milyar 300 Milyon TL Destek Verdi https://www.haber60.com.tr/sahinbey-belediyesi-ciftcilere-1-milyar-300-milyon-tl-destek-verdi/ https://www.haber60.com.tr/sahinbey-belediyesi-ciftcilere-1-milyar-300-milyon-tl-destek-verdi/#respond Thu, 22 Feb 2024 23:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10942 Şahinbey Belediyesi yeni imzaladığı protokolle çiftçilere verdiği destek miktarını 1 Milyar 300 Milyon TL’ye çıkarırken 10 milyon 8 adet fide dağıtımı için protokol imzalandı.

Şahinbey Belediyesi tarımsal üretimin ve verimin artırılması için verdiği destekleri sürdürerek 10 milyon 8 adet Domates, Biber, Patlıcan, Salatalık, Kavun ve Karpuz fidesi dağıtımı için protokol imzaladı. Gaziantep Valiliği koordinasyonunda imzalanan protokol imza törenine, Vali Kemal Çeber, Şahinbey Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ile İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan katıldı.

“Verilen destekler çok kıymetli”

Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Şahinbey Belediyesi’nin yıllardır çiftçilere destek verdiğini belirterek “Çiftçi kardeşlerimizi memnun eden bir protokol imzaladık. Verilen bu destekler gerçekten çok önemli. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun çiftçilere verdiği destek toplamda 1 Milyar 300 Milyona ulaştı. Bu rakamlar Türkiye genelinde birçok İl ve İlçe Belediyelerinin bütçesinden daha büyük rakamlar. Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’nun verdiği bu destekler çiftçi kardeşlerimize ne kadar çok önem verdiğini gösteriyor. Bu topraklar bereketli topraklar. İnsanlık alemi var oldukça bu topraklar insanları doyuran topraklar olacaktır. Bu destekten dolayı Şahinbey İlçe Kaymakamımıza, Tarım İl Müdürümüze, Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu ve ekibine teşekkür ediyorum” dedi.

Şahinbey İlçe Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı, verilen desteklerden dolayı teşekkür ederek “Gaziantep Valimiz Kemal Çeber önderliğinde çiftçilere verilen destekten dolayı Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na ve ekibine yine bu projenin uygulamasında Tarım İl Müdürümüze teşekkür ediyorum” dedi.

“Çiftçilerimize 1 milyar 300 milyonluk destekte bulunduk”

Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu çiftçilerin yükünü hafifletmek ve üretimi arttırmak adına desteklerin devam ettiğini belirterek, “Gaziantep Valiliğimizin öncülüğünde çok önemli bir protokolü daha imzaladık. Daha önce çiftçilerimize arpa, buğday ve gübre desteğinde bulunmuştuk. Bugün de çiftçilerimize 10 Milyon adet Domates, Biber, Patlıcan, Salatalık, Kavun ve Karpuz fide desteğinde bulunmak için protokol imzaladık. Daha öncede 33 Milyon fide dağıtımı gerçekleştirmiştik. Toplamda çiftçilerimize 43 milyon fide dağıtımı gerçekleştirmiş olacağız. Dağıttığımız fideler bölgemizin damak zevkine uygun, vatandaşımızın istediği ürünler. Çiftçilerimize özellikle yerli tohum dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Fidelerimizin dağıtımına yakında başlayacağız. Böylece hem Gaziantep’imizin hem de Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tamamının sebze ihtiyacını karşılayacak şekilde bir hazırlık yaptık. İmzaladığımız protokol 46 Milyon TL’lik bir protokol çok önemli bir destek. Bu desteğin yüzde ellisini Şahinbey Belediyesi olarak biz karşılayacağız. Şahinbey Belediyesi olarak Çiftçilerimize verdiğimiz destek 1 Milyar 300 Milyon TL’ye ulaştı. Çiftçi ürettikçe ülkemiz kazanacak. Desteklerinden dolayı Valimiz Kemal Çeber’e Şahinbey Kaymakamımız Mehmet Emin Taşçı’ya ve İl Tarım ve Orman Müdürümüz Mehmet Karayılan’a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Çiftçilerimiz ve ben çok şanslıyız”

İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Şahinbey Belediyesinin çiftçilere önemli destekler sağladığını belirterek “Gaziantep Valimizin liderliğinde ve Şahinbey Kaymakamımızın desteğiyle Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’nun yaptığı bu destek çiftçi için karşılığı olan, çok ciddi bir destek. Gaziantep çiftçisi ve Tarım İl Müdürü olarak çok şanslıyız. Belediyelerimiz çiftçilerimize çok ciddi miktarlarda destekler sağlıyorlar. Şahinbey Belediyemizin bugüne kadar verdiği destek 1 Milyar 300 Milyon TL’yi geçti. İmzalanan protokolle çiftçilerimize fide desteği sağlanacak. Çiftçilerimiz aldıkları bu fideleri biçerek aldığı verimi, Gaziantep halkının hizmetine sunacaktır. Şahinbey İlçesi’ndeki çiftçilerin tamamına hiçbiri ayrım etmeksizin başvuran herkese bu fide desteği veriliyor. Vermiş olduğu destekten dolayı Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/sahinbey-belediyesi-ciftcilere-1-milyar-300-milyon-tl-destek-verdi/feed/ 0
Türkiye’de Çiftçi Sayısı 2 Milyon 177 Bine Düştü https://www.haber60.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:01:01 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10049

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin, bunlardan sözleşmeli bitkisel üretim yapanların sayısının ise 167 bin 547 olduğunu belirtti. Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:

“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”

Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.

2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.

“ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI DA 4 BİN GEÇMİŞ DURUMDA”

Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.

Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.

Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.

Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı. Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.

“BUNUN TEK NEDENİ AKP’NİN İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLERİNİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR”

AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır. Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiyede-ciftci-sayisi-2-milyon-177-bine-dustu/feed/ 0 Soyer: “İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir” https://www.haber60.com.tr/soyer-izmir-tarimi-hareketimiz-bir-cumhuriyet-devrimidir/ https://www.haber60.com.tr/soyer-izmir-tarimi-hareketimiz-bir-cumhuriyet-devrimidir/#respond Sat, 17 Feb 2024 08:33:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9051 İzmir Büyükşehir Belediyesi, kırsalda gelir getirici faaliyetleri artırma projesi kapsamında Menderes’te eğitim verilen 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvan dağıttı. Dağıtım töreninde İzmirli çiftçilere 2024 yılı süt alım fiyatının yüzde 76 artırıldığının müjdesini veren Başkan Tunç Soyer, keçi sütünün 30, koyun sütünün ise 37 lira olarak belirlendiğini açıkladı. Büyükşehir’in İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmasına rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettiklerini ifade eden Başkan Soyer, “İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Başka Bir Tarım Mümkün” vizyonu doğrultusunda başlatılan ve çiftçinin, köylünün doğduğu yerde doymasını sağlayan kırsal kalkınma destekleri aralıksız devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında Menderes’te 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvanı dağıtıldı. Hayvan dağıtım törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönem İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, muhtarlar, kooperatif başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı.

“Toprağımızın bereketine sahip çıktık”

Törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Türkiye tarımının geldiği noktaya rağmen İzmirli çiftçiyle beraber zorlukları aştıklarını ifade etti. Başkan Tunç Soyer, “Her geçen gün maliyetler katlanarak artarken, yanlış devlet politikaları toprağımızın bereketini yok ederken, biz hiçbir zaman vazgeçmedik. Köylünün, doğduğu ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, çiftçilerimizin elindeki ürünleri yollara döktüğü, kırsaldaki gençlerimizin, şehirlerde karın tokluğuna iş aradığı, kısacası milletin efendilerinin yerinden yurdundan edildiği böylesine hazin bir dönemde enseyi karartmadık. Omuz omuza verdik. İzmir’de çiftçimizle, çobanımızla bu milletin efendileriyle kocaman bir aile olduk. Toprağımızın bereketine sahip çıktık. ve dedik ki hiçbir İzmirli yatağa aç girmeyecek. Bu şehirde refahı ve adaleti büyüteceğiz. Aradan geçen 5 yılın ardından sözümüzü misliyle yerine getirdiğimizi görmekten şeref duyuyorum. Hep birlikte, az zamanda büyük işler başardık. İzmir’i Türkiye tarımını kalesi haline getirdik” şeklinde konuştu.

“İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir”

Başkan Soyer, “Milliyetçilik hamasetle olmaz. Bu vatanı sevmek demek, onun dağlarını, ağaçlarını, derelerini korumak demektir. Bu cennet yurdun, toprağını yaşatmak, dağlardaki çoban ateşini korumak demektir. Bereketi çoğaltmak, yerli ve milli olana yani bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkmak demektir. Bizim için vatanseverlik budur. Eğer bu ülkenin topraklarına, nehirlerine siyanür zehrinin akmasına müsaade ediyorsan, küçük üreticinin hakkını, dev gıda tekellerine peşkeş çekiyorsan, İthal ve bereketsiz tohumlarla, yanlış tarım politikalarıyla bu ülkede üretimi durma noktasına getiriyorsan, tarımın doğduğu toprakları, Anadolu’yu kuraklığa ve yoksulluğa mahküm ediyorsan, kimse kusura bakmasın. Bunun adı en hafif tabirle hıyanettir. Bu hıyanete asla müsaade etmeyiz. Çünkü biz ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal’in evlatlarıyız. Cepheye çıplak ayaklarıyla, kağnılarla mermi taşıyan Anadolu köylüsüyüz. Hasan Tahsin’iz, Biz İzmiriz. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak, bu toprakların bereketini artırmak için başlattığımız İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir. Egemenliğin, yeniden kayıtsız şartsız milletin olması için başlattığımız bu refah projesinin iki ana hedefi var. Kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek” şeklinde konuştu.

“Küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik”

Başkan Soyer, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatını yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirlendiği çiftçilere müjdeleyerek, “İzmir Tarımı programımızın en önemli ayaklarından biri Mera İzmir projemiz. Bu çalışmamız kapsamında, İzmir’in dağlarını, köylerini, meralarını bucak bucak, ağıl ağıl gezdik. 5 bin 117 çobanımızın kapısını çaldık; Çoban Haritamızı geliştirdik. Hayvanlarını merada otlatarak besleyen çobanlarımıza ve küçük üretici kooperatiflerimize alım garantisi sunduk. Süt ve et alımı yaptığımız çobanlarımızın yerli ve atalık tohumlardan üretilen yemleri kullanmasını teşvik ettik. Çobanlarımızın sütünü piyasanın iki katı bedelle satın aldık. İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmamıza rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik. Topraklarımızın öz değerini yeniden ekonomiye kazandırdık. Bugünkü törenimiz vesilesiyle size müjdeli bir haber vermek istiyorum. 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatımızı yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirledik. Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” diye konuştu.

“Ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem”

Başkan Soyer, “Tüm dünyada tarım çökerken, Avrupa’nın her yerinde çiftçiler sokağa dökülmüşken, ekonomik kriz tavan yapmışken, İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu göz kamaştırıcı dönüşümün tek bir sebebi var. Çiftçimiz açsa kentlimiz de aç. Bugün soframıza bir somun ekmek koyabiliyorsak, çocuklarımıza süt içirebiliyorsak sizin sayenizde. Ayağınıza taş değmesin. Sadece İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum 5 yıl boyunca değil, ömrüm boyunca son nefesime kadar sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Daha gideceğimiz çok yol var. Ben uzun yol koşucusuyum, maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem. Nerede olursam olayım, gücüm ne kadarına yeterse yetsin, sizin sorunlarınızın çözümü için Allah ne verdiyse sonuna kadar yanınızdayım. Emin olun birlikte yürüyecek çok yolumuz var. Çünkü bizim için üreticiyi korumak, kutsal vatan toprağını korumak demektir. Kimse bizi bu yoldan döndüremez. Mücadelemize geçim derdi yaşayan tek bir çoban, umut ışığının söndüğü tek bir ağıl kalmayıncaya dek devam edeceğiz. Bu toprakları rant çetelerine ve tohum tekellerine teslim etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka başaracağız” ifadelerini kullandı.

Başkan Soyer’in konuşması İzmirli çiftçiler tarafından ayakta alkışlanarak, “İzmir seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı.

“Büyükşehir’in büyük desteğini gördük”

Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, “Tüm üreticilerimiz adına Tunç başkanımıza teşekkür ederim. Başka bir tarım mümkün sloganıyla başlayan ve İzmir’in kırsalında her noktaya ulaşan bu proje, üreticilerimize büyük bir katkı sağladı. Menderes Belediyesi olarak bünyemizde kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’yle çiftçimizin sesi olduk. Yaptığımız çalışmalarda Büyükşehir’in büyük desteğini gördük. Ücretsiz toprak analizi kapsamında 5 bin vatandaşımıza destek sağladık. 30 dönüm arazide yerel tohum merkezini kurduk. Atalık yerel tohumları fide haline getiriyoruz. Bütün bu destekler için başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç”

İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Biz İzmir Köy Koop Birliği olarak, İzmir’de 1971’den beri köylünün örgütlü gücüyüz. Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç. Tabii ki yerelle buluştuğu zaman Türkiye’ye örnek projeler çıktı. Tunç başkanım, en son Sünger Kent projesiyle Bademli’de bize can suyu oldunuz. O zaman da aynı şeyi söyledik, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz; teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Başka bir tarım mümkünmüş”

S.S. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kocataş, “4 yıl önce çıktığımız bu yolda Tunç başkanımız elimizden tuttu; biz de kooperatifçilikle tanıştık. Zorluklarla ve umutla başladığımız yolda başarılı olduk. Ben ilk günden bu yana şunu söyledim; Tarım Bakanımızın yapması gerekeni Tunç başkanımız yapıyor dedim. Başka bir tarım mümkün denildi, biz acaba mümkün mü diye düşündük. Ama gördük ki başka bir tarım mümkünmüş. Sizin hakkınız bizim üzerimizde çok başkanım” şeklinde konuştu.

“Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimlerini tamamlayarak küçükbaş hayvan almaya hak kazanan üreticilerden Sevda Akıcı, “5 yıldır hayvancılıkla çiftçilikle uğraşıyorum. Tunç başkanımız biz kadın üreticilere hem destek oldu, hem iş imkanı sundu” dedi.

Üretici Merve Akçaoğlu ise, “Bu projeyi bize sundukları için Tunç başkanımıza, Neptün hanıma çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir eğitim aldık, şimdi de hayvanlarımızı alıyoruz. Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” diye konuştu.

73 üreticiye 267 küçükbaş

Törenin ardından Başkan Soyer eşliğinde kura çekimine geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menderes’te düzenlediği eğitimlerde 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üretici küçükbaş hayvan almaya hak kazandı. 73 üreticiye 180 kıvırcık ırkı koyun, 83 kıvırcık ırkı koç, 3 maltız ırkı keçi ve 1 Maltız ırkı teke olmak üzere 267 küçükbaş hayvan dağıtıldı.

530’u kadın 3 bin 706 üreticiye destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik olarak dezavantajlı köylerde ve dağ köylerinde hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen kırsal kalkınma projesi kapsamında, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ilçelerinde, 530’u kadın olmaz üzere 3 bin 706 üreticiye toplam 14 bin 431 küçükbaş hayvan dağıtımı yaptı. Menderes’te ise 16 mahalleden 65 üreticiye 260 küçükbaş hayvan dağıtılırken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla 17 mahallede 67 üreticiye 2 bin 523 çuval (126 ton) kuzu büyütme yemi dağıtıldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/soyer-izmir-tarimi-hareketimiz-bir-cumhuriyet-devrimidir/feed/ 0
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Sındırgı’da Çiftçilere Ceviz ve Badem Fidanı Dağıttı https://www.haber60.com.tr/balikesir-buyuksehir-belediyesi-sindirgida-ciftcilere-ceviz-ve-badem-fidani-dagitti/ https://www.haber60.com.tr/balikesir-buyuksehir-belediyesi-sindirgida-ciftcilere-ceviz-ve-badem-fidani-dagitti/#respond Sat, 17 Feb 2024 07:45:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9042 Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Tarım İl Müdürlüğü ve Sındırgı Belediyesi işbirliğiyle İlçe Tarım Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen törende, sisteme kayıt yaptıran çiftçilere 16 bin ceviz ve badem fidanı dağıtıldı.

1 dönüm ile 10 dönüm arazisi olan ve ilçe tarım müdürlüğüne belgeleri ile birlikte başvuran 114 kişiye yüzde yüz hibe destekli ceviz ve badem fidanı dağıtıldı. Ceviz yetiştiriciliğinde önde gelen yerlerden biri olan Sındırgı ilçesi coğrafi şartlar olarak da ceviz yetiştiriciliğine en uygun yerlerden birisi. Kaliteli ceviz ve badem üretimini arttırmak adına gerçekleşen projeden çiftçilerde oldukça memnun.

Doğal şehir Sındırgı’da tarıma desteğin artarak devam edeceğini belirten Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş “Bugün Büyükşehir Belediye Başkanımızın Sındırgı’da tam 16 bin adet badem ve ceviz fidanı dağıttığı bir gün. Bizlerde Sındırgı’da halkımızla çiftçimizle ciddi manada onları sevindirecek bir iş yapıldı. Tam 114 tane kişi 1 ile 10 dönüm arasındaki arazilerine bugün ceviz ve badem fidanı aldılar. Tamamen hibe olarak dağıtıldı bu. Daha önceki yaptığımız projelerle tarıma desteğimiz hakikaten çok had safhada. Hem meraları ıslah ediyoruz, hem arı kovanı dağıtıyoruz. Hem de burada yem silajla alakalı destekler yani aslında çiftçiyi tarımı besleyecek ve Türkiye’yi doyuran il Balıkesir’i temsil eden işler yapıyoruz. Bizlerde göletlerle destek verip halkımız çiftçi olarak büyüsün toprakla hemhal olsun istiyoruz. Sındırgı’da 114 çiftçimize tam 16 bin meyve fidanı yani ceviz ve badem ağaçları hayırlı ve uğurlu olsun. Allah toplatmayı nasip etsin inşallah” dedi.

Çiftçi Ömür Demircan, çocuklarına bırakmak için ceviz tarlası kuracağını belirterek, “Süreç çok kolay işledi. Çabuk ve kolayca geldi çabuk dağıtıldı. O yüzden memnunuz teşekkür ederim” şeklinde konuşurken, Mehmet Dönmez ise “Allaha şükür belediye başkanımız, büyükşehir belediye başkanımız ceviz aşılarımızı dağıttı. Biz de ceviz bahçesi yapıyoruz. Yapacağız Allaha şükür. Onlar mani olacak biz de bu aşama da yapacağız yani. Tarlamız var tapulu 220 tane ceviz ağacı aldık. Yani verildi. Allah razı olsun başkanlarımızdan tarafından ilçe başkanlarımız tarafından verildi. Bizde bahçe sahibi olacağız” dedi.

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak farklı projelerle tarım ve hayvancılık desteklerinin en üst düzeyde olduğunu belirten Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Serkan Akça, “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından bugün Sındırgı’da fidan dağıtımındayız. Tabi biz bu fidanları Balıkesir genelinde kooperatiflerimizden aldık. Bu sene de ceviz ve badem fidanı dağıtalım dedik çiftçilerimize ve ilçe tarım müdürlüklerimiz vasıtası ile talepler topladık. Şu anda 1000 kişi talepte bulundu. ve bu 1000 kişiye biz 100 bin ceviz 50 bin badem fidanı dağıtacağız inşallah Balıkesir genelinde. Sındırgı’ya 16.000 fidan dağıttık. 14 bini ceviz geri kalanda bin 600 badem olmak üzere 16.000 fidan dağıttık. İnşallah bol bereketli olur. Ürünlerinden de yemek nasip olur inşallah herkese amacımız Balıkesir’deki tarım sektörünü canlandırmak. Bu da meyveciliği de hareketlendirmiş oluyoruz Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak. İnşallah çiftçilerimize bol bereketli olsun” dedi. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/balikesir-buyuksehir-belediyesi-sindirgida-ciftcilere-ceviz-ve-badem-fidani-dagitti/feed/ 0
Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminde çiftçilere 5.9 milyar TL ödeme yapacak https://www.haber60.com.tr/konya-seker-2023-2024-kampanya-doneminde-ciftcilere-5-9-milyar-tl-odeme-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/konya-seker-2023-2024-kampanya-doneminde-ciftcilere-5-9-milyar-tl-odeme-yapacak/#respond Wed, 14 Feb 2024 23:33:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7983

Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminde pancar üreticisi ortaklarına 5 milyar 918 milyon TL tutarındaki nakdi ödemesini hesaplara yatırmaya başladığını duyurdu. Çiftçilere önceden ödenen ayni ve nakdi avanslarla birlikte toplam rakamın 8 milyar 191 milyon TL’ye ulaştığı belirtildi.

Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminin sonlanması ile birlikte pancar bedellerini bugün ödemeye başladı. 2023-2024 kampanya döneminde 3 milyon 808 bin 539 ton pancar alımı ile Konya Şeker’in rekor kırdığını belirten PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu, çiftçiyi her konuda desteklediklerini aktararak “Konya Şeker, 2023-2024 kampanya döneminin sonlanması ile birlikte toplamda 8 milyar 191 milyon 223 bin TL çiftçiye ödeme yapmış olacak. Şu ana kadar ödenen ayni ve nakdi avansın toplamı 2 milyar 272 milyon 642 bin TL olarak gerçekleşti. Kalan 5 milyar 918 milyon 581 bin nakdi üretici bedeli bugün çiftçilerin hesabına yatırılmaya başlandı” dedi.

“ÇİFTÇİMİZİN PANCAR BEDELİNİ GÜNÜNDE ÖDEMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Erkoyuncu, “Biz Konya Şeker olarak C ve D şekerine Türk Şeker ve diğer fabrikalara göre yüksek bedel ödedik. Bu rakam Türk Şeker’de bin 50 lira iken biz bin 500 lira olarak belirledik. Çiftçiyi bu konuda koruduk kolladık. Bir çiftçi kuruluşu olması hasebiyle bunu popülist politika olması adına yapmadık. Bu çiftçinin hakkıydı ve onu verdik. Biz çiftçimizin avansını, gübresini, mazot desteğini ve pancar bedelini gününde ödemeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“TÜRK ŞEKER TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ BİR İSKONTO ORANI AÇIKLADI”

Türk Şeker’in tarihte görülmemiş bir iskonto oranı açıkladığını da sözlerine ekleyen Erkoyuncu, “Bu yıl Türk Şeker, şeker fiyatını kampanya bazında 27 lira olarak belirledi. Ama aynı Türk Şeker tarihte görülmemiş yüzde 20 gibi bir oranda iskonto uyguladı. Dolayısıyla şeker toptan satış fiyatı 21,5 lira olarak açıklandı. Biz de bu rakama uymak zorundaydık. Çiftçiye 6 milyar nakit para ödememiz gerekiyordu. Şekerimizi 21,5 TL’den sattık” ifadelerini kullandı.

“YATIRIM VE KAPASİTE ARTIRIM HEDEFLERİMİZE DE DEVAM EDECEĞİZ”

Konya Şeker’in çok güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Erkoyuncu, “Talihsiz bir yıl yaşadık. Mevsim ve iklim değişikliklerinden kaynaklı olarak pancarlarımızda bozulma oldu. Ama biz bunların hiçbirini çiftçimize olumsuz olarak yansıtmadık. Olumsuz şeker fiyatlarına ve iklim değişikliğine rağmen Konya Şeker hiç sıkışmadan kendi öz varlığıyla pancar bedelini rahatça ödedi. Yatırım ve kapasite artırım hedeflerimize de devam edeceğiz. Üreticilerimizi her aşamada mağdur etmediğimiz gibi, bankalara karşı olan finansal yükümlülüklerimizi aksatmadan yerine getireceğimizin müjdesini de vermek isterim. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen kurumumuzun hakikaten çok güçlü olduğunu ifade etmek istiyorum. Torku markamızın üretim tesisleri olan hem atıştırmalık tesisimizde hem de et-süt entegre tesisimizde markamıza olan çok büyük güven ve talebi daha rahat karşılamak adına kapasite artırımlarına gittiğimizi, bir kısmını devreye aldığımızı, bir kısmını ise bu yıl içinde faaliyete geçireceğimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde de aynı kararlılık ve düzenle üreticilerimizin kazancını artırmaya, tesislerimizin kapasitesini büyütmeye yeni yatırımlar yapmaya devam edeceğiz. Bütün çiftçilere hayırlı bereketli bir yıl geçirmelerini diliyorum” dedi.

“ÇİFTÇİLERİMİZ TOHUM VE BİTKİ SAĞLIĞI KLİNİĞİNE BAŞVURMALI”

Gıda ve Tarım Üniversitesi bünyesinde açılan ‘Tohum ve Bitki Sağlığı Kliniği’nin verimli kullanılması gerektiğini vurgulayan Erkoyuncu, “Buradan çiftçilerimize ilan ediyorum. İklim şartlarından dolayı ürünlerdeki olumsuzluklar titizlikle takip edilmeli. Yaşanan tüm olumsuzluklarda Tohum ve Bitki Sağlığı Kliniğimize başvurulursa çok hızlı şekilde müdahale edebiliriz. Çiftçilerimiz ürünleri birebir takip etmeli ve teyakkuzda olmalılar” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/konya-seker-2023-2024-kampanya-doneminde-ciftcilere-5-9-milyar-tl-odeme-yapacak/feed/ 0
Kuraklık Tehlikesi Büyüyor, Çiftçiler Endişeli: ‘Ne Yapacağımızı Şaşırdık, Kara Hasret Kaldık’ https://www.haber60.com.tr/kuraklik-tehlikesi-buyuyor-ciftciler-endiseli-ne-yapacagimizi-sasirdik-kara-hasret-kaldik/ https://www.haber60.com.tr/kuraklik-tehlikesi-buyuyor-ciftciler-endiseli-ne-yapacagimizi-sasirdik-kara-hasret-kaldik/#respond Mon, 12 Feb 2024 07:51:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7459 Kuraklık tehlikesi büyüyor, çiftçiler endişeli: “Ne yapacağımızı şaşırdık, kara hasret kaldık”

Dinek Dağı’na yağan kar, iki haftada eridi

Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta kuraklık çanları çalıyor

Son günlerde artan hava sıcaklıkları çiftçiyi tedirgin etti

KIRIKKALE – Kırıkkale’de Ocak ayının son günlerinde yüksek kesimlere yağan kar, Şubat ayının ikinci haftasında artan hava sıcaklıklarından dolayı eridi. Kurak geçen kış mevsiminden dolayı tarım arazileri olumsuz yönde etkilenirken, çiftçiler ise endişeli olduklarını söyledi.

Kırıkkale’de kış mevsiminde son yılların en kurak kışı yaşanıyor. Yağışların önceki yıllara göre daha az olması sebebiyle yaşanan kuraklık, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Ocak ayının son günlerinde bin 744 rakımlı Dinek Dağı’na yağan kar, son günlerde hava sıcaklıklarının 16 dereceye kadar yükselmesiyle birlikte kısa sürede yok oldu. Şubat ayının ikinci haftasında da yağmayan kar, çiftçiyi tedirgin ediyor. Su kaynaklarının azalmasından dolayı çiftçiler, kuraklığa daha dayanıklı ürün yetiştirmeye yöneliyor.

Kızılırmak’ta kuraklık çanları çalıyor

Şehirdeki akarsular da kuraklıktan etkilendi. Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak, kuraklık tehditliyle karşı karşıya kaldı. Şehirde yeterli yağış miktarının olmamasından dolayı bölgede kuraklık sorunu baş gösteriyor. İç Anadolu’nun en doğusundaki Sivas ilinin İmranlı ilçesindeki Kızıldağ’ın güney yamaçlarından doğup Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun’dan geçerek Karadeniz’e dökülen Kızılırmak’ta su seviyesi düştü. Irmakta, su seviyesinin gözle görülür oranda azalmasıyla adacıklar ortaya çıktı.

Yukarımahmutlar köyünde çiftçilik yapan Hakan Yurdakul (51), tarım arazilerinin kuraklıktan etkilendiğini belirterek, su kaynaklarının da yok olma noktasına geldiğini söyledi.

“Tarlaların üstünde kar göremedik, kara hasret kaldık”

Kar ve yağmurun yağmadığını ifade eden Yurdakul, “Şu anda bizim yağmurumuz ve karımız yok. Tarlanın altından çamur bile çıkmıyor. Bu ayda en az yarım metre bir metre kar olması lazım. Ama biz o karı göremedik. Doğuya kurban olduğum Allah veriyor, İç Anadolu Bölgesinde de bir karış kar yok. Tarlaların üstünde kar göremedik, kara hasret kaldık. Çiftçi ne yapacağını şaşırdı. Normalde gübre atılmaz şu ayda gübre atıyoruz ki ekinler kabarsın da mazot parasını kurtaralım diye. Devletimiz teşvik verse bile yine bir şey yapamıyoruz yağmur yağmadığı için. Ortalık toz toprak. Önceden 8-10 metrelerde suyumuz vardı şimdi 70 metrelerde su bulamıyoruz. Çünkü ne kar var nede yağmur” diye konuştu.

“Kış olmaması tarlamızın verimini azaltıyor”

Kuraklıktan dolayı ürün değiştireceklerini anlatan çiftçi Samet Kerman, “Ekinlerde zarar ediyoruz. Yağmur olsa belki kurtarır ama yağmur yok. Geçen sene Ocak ayında kar yağmıştı. Kış olmaması tarlamızın verimini azaltıyor. Ekinimiz az oluyor. Geçen sene de olmadı. Ama yine de sürüyoruz emeğimiz olsun diye. Kış azaldı, kış yok gibi bir şey. Bu durumda bizi olumsuz yönde etkiliyor. Normalde ekin ekiyoruz ama kuraklıktan dolayı ürün değiştireceğiz, yapabilirsek de kavun ekeceğiz” şeklinde konuştu.

“Allah yardımcımız olsun”

İlyas Kalkan ise, “İki haftaki kar keşke devam etse de bu kuraklıktan kurtulsak. Ekinlerimiz mahsullerimiz kuramasa. Şuanda da ciddi anlamda kuraklık var. Mahsullerimiz bu kuraklıktan etkilenecek. Tarımda ve sulamada ciddi anlamda zorluk olacak. Allah yardımcımız olsun” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuraklik-tehlikesi-buyuyor-ciftciler-endiseli-ne-yapacagimizi-sasirdik-kara-hasret-kaldik/feed/ 0
CHP Milletvekili Ayhan Barut, Narenciye Üreticilerinin Sorunlarına Çözüm İstedi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ayhan-barut-narenciye-ureticilerinin-sorunlarina-cozum-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ayhan-barut-narenciye-ureticilerinin-sorunlarina-cozum-istedi/#respond Sun, 11 Feb 2024 08:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7200 CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, iktidarın destek vermediği narenciye üreticilerinin sorunlarına çözüm istedi ve taleplerini belirtti. CHP’li Barut, “Narenciye tüketiminin arttırılması temel zorunluluk olmuştu. Ancak iktidar oralı olmadı, hala da olmuyorlar. Narenciye üreticileri göz göre göre kan ağlarken, iktidar seyrediyor” dedi.

CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, narenciye üreticilerinin sorunlarını dile getirdi.

İktidarın, narenciye üreticilerinin sorunlarına kayıtsız kaldığını belirten Barut, şunları kaydetti:

“NARENCİYE ÜRETİCİLERİ GÖZ GÖRE GÖRE KAN AĞLARKEN, İKTİDAR SEYREDİYOR”

“Bu sene toplam üretimin 7 milyon tona çıkmasıyla ihracat ve iç piyasada narenciye tüketiminin arttırılması temel zorunluluk olmuştu. Ancak iktidar oralı olmadı, hala da olmuyorlar. Narenciye üreticileri göz göre göre kan ağlarken, iktidar seyrediyor.

“ÇİFTÇİNİN YAŞADIKLARI SORUNLARA ÇÖZÜM BULUNMASI ZORUNLUDUR”

Turunçgilde toplam üretimin yüzde 75’i Çukurova Bölgesi’nden karşılanıyor. Bölgemiz Çukurova’da Adana, Mersin ve Hatay’da çiftçilerimizin en önemli gelir kaynağından birisi narenciyedir. Bölge ekonomisi ve ülkemiz için hayati öneme sahip narenciyede, çiftçinin yaşadıkları sorunlara çözüm bulunması zorunludur. Tüm tarımsal üretim alanlarında olduğu gibi narenciye üretiminde de gübreden zirai ilaca, akaryakıttan tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatlarına dek fahiş bir artış yaşanıyor.”

Barut, konuya ilişkin talep ve önerileri de şöyle sıraladı:

“NARENCİYE İHRACATININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI, İHRACAT İÇİN DESTEK VERİLMELİ “

“Narenciye üreticisi desteklensin ki ülke çiftçisi rahat bir nefes alsın, insanlarımız sağlıklı yaşam için turunçgil tüketebilsin. Otel ve konaklama yerlerinde narenciye suyu ekstra olmaktan çıkarılsın. Okullarda çocuklarımızın bir öğün de olsa narenciye tüketimi veya portakal suyu içmesi sağlansın.

Çiftçinin yüzünü güldürmek, tüketicilerimizi rahat ettirmek zorundayız. Aksi halde yarınlarımız çok daha karanlık olacaktır.

Narenciye ihracatının önündeki engeller kaldırılmalı, ihracat için destek verilmeli ve yeni ihracat pazarları bulunmalıdır. Çin, Avrupa, Asya, Ortadoğu gibi yeni ihracat pazarlarına odaklanılmalıdır. İçeride enflasyonu dengeleme, fiyatları düşürme adına yapılan ihracat yasağı gibi yanlışlara son verilmelidir. Ülke içinde narenciye tüketimi teşvik edilmelidir.

Tüketimi arttırmak için narenciye özelinde okullarda, devlet dairelerinde, askeri kışlalarda ve çoğu yerde narenciye tüketimi konusunda seferber olunmalıdır. Üreticinin ürünü kamu organizasyonuyla alınmalı ve toplumsal seferberlik kapsamında mesela her öğrencimizin günde 1 kez olsa bile portakal suyu içmesi sağlanmalıdır.

Otellerde, konaklama yerlerinde portakal suyu, narenciye ürünlerinin suyu ekstra olmaktan çıkarılmalı, her şey dahil sisteme eklenmelidir. Narenciye üreticisi ve ihracatçısına destek verilmeli, ton başına destek en az 3 bin lira olarak revize edilmelidir. Narenciye üreticisi desteklensin ki ülke çiftçisi rahat bir nefes alsın, insanlarımız sağlıklı yaşam için turunçgil tüketebilsin. Ülke ekonomisi de bundan kazançlı çıksın.”

“HALKIMIZ PAHALI DİYE TÜKETEMEZKEN, ÇİFTÇİMİZ MALİYETİN ALTINDA KALAN ÜRÜN FİYATLARI NEDENİYLE FERYAT EDERKEN, ARADAKİ FARK KİME GİDİYOR”

Barut, “Narenciye üreticisi dalında 30 kuruşa limon, 50 kuruşa mandalina ve portakal satamıyor. Marketlerde ise mandalina ve limon 20 liranın üstünde, portakal 30 liradan fazlaya satılıyor. Halkımız pahalı diye tüketemezken, çiftçimiz maliyetin altında kalan ürün fiyatları nedeniyle feryat ederken, aradaki fark kime gidiyor? Böyle düzen olmaz. Bu kara yazı değildir. Çiftçinin yüzünü güldürmek, tüketicilerimizi rahat ettirmek zorundayız. Aksi halde yarınlarımız çok daha karanlık olacaktır” dedi.

“OLAN ÜLKE ÇİFTÇİSİNE VE EKONOMİSİNE OLDU, MİLLİ SERVETİMİZ OLAN AĞAÇLAR KESİLDİ”

Geçen yıl yaklaşık 2 milyon ton turunçgil ihracatı yapıldığını, 3 milyon tonluk üretimin iç piyasada tüketildiğini belirten Barut, “Bu sene ise toplam üretimin 7 milyon tona çıkmasıyla ihracat ve iç piyasada narenciye tüketiminin arttırılması temel zorunluluk olmuştu. Ancak iktidar oralı olmadı, hala da olmuyorlar. Narenciye üreticileri göz göre göre kan ağlarken, iktidar seyrediyor. Bu yıl limondan mandalinaya tüm narenciye ürünleri dalında kaldı. Zarar nedeniyle çiftçi ağaçlarını kesti. Çünkü narenciyede fiyatlar maliyetin çok çok altında kaldı. Defalarca çağrı yaptık. Narenciye ihracatı için yeni pazarlar bulunmasını, üreticiye ve ihracatçıya ton başına en az 3 bin lira destek verilmesini istedik. İktidar destek miktarını sadece ton başına bin lira olarak açıkladı. Olan ülke çiftçisine ve ekonomisine oldu, milli servetimiz olan ağaçlar kesildi. Hala da kesiliyor. Yanlıştan dönmek, sorunu çözmek önemlidir” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-ayhan-barut-narenciye-ureticilerinin-sorunlarina-cozum-istedi/feed/ 0
Eski AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Yeniden Refah Partisi’ne katılarak Karaköprü Belediye Başkan adayı oldu https://www.haber60.com.tr/eski-ak-parti-sanliurfa-buyuksehir-belediye-baskani-nihat-ciftci-yeniden-refah-partisine-katilarak-karakopru-belediye-baskan-adayi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/eski-ak-parti-sanliurfa-buyuksehir-belediye-baskani-nihat-ciftci-yeniden-refah-partisine-katilarak-karakopru-belediye-baskan-adayi-oldu/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:15:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5767 Eski AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Avukat Nihat Çiftçi, Yeniden Refah Partisi’ne katılarak Şanlıurfa Karaköprü Belediye Başkan adayı oldu.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine geri sayım devam ederken ittifak kararı en çok merak edilen Yeniden Refah Partisi, 45 belediye başkan adayını daha açıkladı. Bugüne kadar 447 belediye başkan adayını açıklayan Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’de ittifak yapıp yapmayacağı pazartesi Genel Başkan Fatih Erbakan tarafından yapılacak basın toplantısı ile açıklanacak.

Eski Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi Yeniden Refah’tan aday oldu

Açıklanan listede en çok dikkat çeken isim 2015-2019 arası Şanlıurfa’da Ak Parti’den Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Avukat Nihat Çiftçi oldu. Çiftçi’ye partiye katılım rozetini eski bakan ve Yeniden Refah Partisi’nin Başkan Vekili Sacit Günbey taktı. Çiftçi aynı zaman partinin Şanlıurfa Karaköprü İlçe Belediye Başkan adayı oldu.

Gültekin Ayantaş, Yeniden Refah Ankara Akyurt Belediye Başkan adayı

Açıklanan bir diğer önemli isim ise Ankara’nın Akyurt ilçesinde Ak Parti’den 3 dönem belediye başkanlığı görevini yürüten Gültekin Ayantaş oldu. Ayantaş Yeniden Refah Partisi’nin Akyurt İlçe Belediye Başkan adayı oldu.

Açıklanan diğer belediye başkan adayları ise şöyle:

“Adıyaman Gölbaşı/Balkar Belde Belediye Başkan Adayı Cuma Özdemir.

Afyonkarahisar Emirdağ/Davulga Belde Belediye Başkan Adayı Hakan Gülaç, Emirdağ/Gömü Belde Belediye Başkan Adayı İsa Şahbaz.

Antalya Manavgat İlçe Belediye Başkan Adayı Fatma Su Bilecik, Pazaryeri İlçe Belediye Başkan Adayı Nuri Kara.

Diyarbakır Yenişehir İlçe Belediye Başkan Adayı Semih Yıldırım.

Düzce Cumayeri İlçe Belediye Başkan Adayı Akif Keleş.

Elazığ Palu İlçe Belediye Başkan Adayı Muhammed Septioğlu, Sivrice İlçe Belediye Başkan Adayı Ebubekir Irmak.

Gaziantep Yavuzeli İlçe Belediye Başkan Adayı Mehmet Kaya.

Giresun Doğankent İlçe Belediye Başkan Adayı İsmail Hakkı Karagöl.

İzmir Bayındır İlçe Belediye Başkan Adayı Muammer Sarıbaş, Kemalpaşa İlçe Belediye Başkan Adayı Alaettin Yılmaz.

Kahramanmaraş Çağlayancerit İlçe Belediye Başkan Adayı Uzeyir Kızıleski, Ekinözü İlçe Belediye Başkan Adayı Muhammet Arıcı, Pazarcık İlçe Belediye Başkan Adayı Bilal Oğuz Ballı.

Karaman Merkez/Akçaşehir Belde Belediye Başkan Adayı Yasin Demirbaş, Merkez/Sudurağı Belde Belediye Başkan Adayı Muzaffer Aslan, Ermenek/Güneyyurt Belde Belediye Başkan Adayı Veli Tıraşçı, Ermenek/Kazancı Belde Belediye Başkan Adayı M. Raşit Cengiz, Sarıveliler/Göktepe Belde Belediye Başkan Adayı Servet Ümit Saydam.

Kastamonu Küre İlçe Belediye Başkan Adayı Mustafa Çağır, Taşköprü İlçe Belediye Başkan Adayı M. Ali Topcu.

Kayseri Talas İlçe Belediye Başkan Adayı Selver Boztaş.

Kırşehir Çiçekdağı/Köseli Belde Belediye Başkan Adayı Veli Çakır.

Konya Çumra İlçe Belediye Başkan Adayı Alaattin Özçelik, Derbent İlçe Belediye Başkan Adayı Yılmaz Taşlıbel, Doğanhisar İlçe Belediye Başkan Adayı Ali Öztoklu, Sarayönü İlçe Belediye Başkan Adayı Necati Koç, Taşkent İlçe Belediye Başkan Adayı Fatih Karabay.

Kütahya Simav/Akdağ Belde Belediye Başkan Adayı Haşim Bacaksız, Simav/Demirci Belde Belediye Başkan Adayı Hüseyin Ünsal, Simav/Güney Belde Belediye Başkan Adayı Ali Okumuş, Tavşanlı/Tepecik Belde Belediye Başkan Adayı Veysel Tekin.

Muğla Bodrum İlçe Belediye Başkan Adayı M. Alp Dündar.

Muş, Hasköy/Düzkışla Belde Belediye Başkan Adayı Hüseyin Kasak.

Niğde Altunhisar İlçe Belediye Başkan Adayı Fatih Taş, Bor İlçe Belediye Başkan Aday Mehtap Temeltaş.

Tokat Merkez/Çat Belde Belediye Başkan Adayı Ali Pelit, Başçiftlik/Hatipli Belde Belediye Başkan Adayı Murat Cengiz, Erbaa/Gökal Belde Belediye Başkan Adayı Mehmet Demir, Erbaa/Karayaka Belde Belediye Başkan Adayı Sebahattin Şenel.

Yozgat Sorgun İlçe Belediye Başkan Adayı Hasan Çelik, Sorgun/Gülşehri Belde Belediye Başkan Adayı Tevfik Şahiner, Sorgun/Yeniyer Belde Belediye Başkan Adayı Adem Çağlayan”. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-ak-parti-sanliurfa-buyuksehir-belediye-baskani-nihat-ciftci-yeniden-refah-partisine-katilarak-karakopru-belediye-baskan-adayi-oldu/feed/ 0
TZOB Genel Başkanı: SGK Primleri Daha Makul Hale Getirilmeli https://www.haber60.com.tr/tzob-genel-baskani-sgk-primleri-daha-makul-hale-getirilmeli/ https://www.haber60.com.tr/tzob-genel-baskani-sgk-primleri-daha-makul-hale-getirilmeli/#respond Fri, 29 Dec 2023 06:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1458 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli, prim ödeme gün sayısı 15 güne indirilmelidir. Diğer sigortalılar 7 bin 200 gün, yani 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emekli olabiliyor. Bu hakkaniyetsizlik bir an önce giderilmelidir” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2 Ocak 2024 tarihinde başvurusu sona erecek olan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve açıklanan yeni asgari ücret sonrası belirlenen tarım BAĞ-KUR primleri hakkında çaçıklama yaptı. 1 Eylül 2023 tarihinde başlayan 2023-2024 tarımsal üretim dönemi Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının 2 Ocak 2024 tarihinde sona ereceğini hatırlatan Bayraktar, “Ziraat odalarımızda aktif olan çiftçilerimiz, arazi beyanında ve ek belgelerinde değişiklik olmayan üreticilerimiz ÇKS başvurularını e-Devlet üzerinden yapabiliyor. Ancak üretim yaptığı arazi beyanı ve ek belgelerinde değişiklik olan üreticilerimizin ÇKS Yönetmeliği gereği ziraat odasından alacakları ‘Çiftçi Belgesi’ ve istenen diğer belgelerle Tarım ve Orman İl/İlçe müdürlüklerine şahsen başvuru yapmaları gerekiyor.”

Türkiye’de ÇKS kayıt şartlarını yerine getiremeyen yaklaşık 8,24 milyon hektar tarım arazisini işleyen üreticilerin her yıl desteklerden mahrum kaldığını belirten Bayraktar, “Gıda güvencesinin sorgulandığı, iklim değişikliğiyle birlikte gelecekte tarımsal faaliyetlerin daha da zorlaşacağının beklendiği bir ortamda ÇKS Yönetmeliği’ndeki kayıt şartları nedeniyle üretim yapan üreticilerimizin destek alamamasının kabul edilemez olduğu Birliğimizce her fırsatta dile getirildi” diye konuştu.

2023 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının üreten ve üretmek isteyen çiftçilerin sesini duyduğunu belirten Bayraktar, 18 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ÇKS Yönetmeliği değişikliğiyle kayıt şartlarının düzenlendiğini ve miras ile intikal sorunları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerin işlenerek kayıt altına alınmasının önünün açıldığını aktardı. 18 Kasım 2023 tarihinden itibaren yeni arazilerin ve çiftçilerin kayıt işlemlerinin yoğun bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, “2024 yılı ÇKS başvurularının bitmesine kısa bir süre kaldığı için bugünlerde yoğunluk daha da arttı. Ziraat odalarımız kalan sürede ÇKS kayıtlarının tamamlanamayacağını söylüyor. Öngörülen 3 milyon hektar yeni tarım alanının kayıt altına alınabilmesi ve üreticilerimizin destek alabilmeleri için başvuru süresinin 1 ay uzatılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, açıklanan brüt asgari ücretle beraber üreticilerin tarım BAĞ-KUR primlerinin de yüzde 49 oranında arttığını belirterek, şöyle konuştu:

“4 bin 628 liradan 6 bin 900 lira 86 kuruşa, prim borcu olmayan çiftçilerimize verilen hazine teşviki ile tarım BAĞ-KUR primi 3 bin 957 lira 28 kuruştan 5 bin 900 lira 74 kuruşa ulaştı. Tarım BAĞ-KUR prim artışı üretici fiyat artışlarının üzerinde gerçekleşti. Artan prim tutarları nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı tarım BAĞ-KUR sayısı her geçen yıl azalıyor. SGK verilerine göre 2021 yılında 1 milyon çiftçimiz kayıtlı iken, bu yıl 500 binin altına geriledi.”

“SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli”

SGK primlerine de dikkati çeken Bayraktar, “SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli, prim ödeme gün sayısı 15 güne indirilmelidir. Diğer sigortalılar 7 bin 200 gün, yani 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emekli olabiliyor. Bu hakkaniyetsizlik bir an önce giderilmelidir. Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerin borçlandırılması sağlanmalıdır” açıklamalarında bulundu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tzob-genel-baskani-sgk-primleri-daha-makul-hale-getirilmeli/feed/ 0