İlçe merkezinde bulunan ve 2016 yılında ‘Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan’ ilan edilen Ulaş Gölü’nde su seviyesi, son zamanlarda yağış azlığı ve bilinçsiz sulama nedeniyle ciddi oranda düştü. Kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kalan ve özellikle birçok göçmen kuş türünü bünyesinde barındıran gölde, yaban hayatı da olumsuz etkileniyor. Su almak için göl kenarlarına izinsiz kurulan su pompaları da dikkat çekiyor.
SCÜ Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kartal, Ulaş Gölü’nde yaşanan su seviyesindeki düşüşün yaban hayatına etkilerini ve nedenlerini değerlendirdi. Bölgedeki çiftçilerin göl kenarına pompa kurarak suyu tarla ve bahçelerine taşıdığına dikkat çeken Kartal, tedbir alınması konusunda uyarılarda bulundu.
‘CİDDİ ORANDA AZALMA SÖZ KONUSU’
Ulaş Gölü’nün Tecer Irmağı’ndan beslenen yapay bir göl olduğunu ve yağışların olmaması nedeniyle dikkatli kullanılması gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kartal, “Küresel ısınma, kendisini ciddi boyutta dünyada ve ülkemizde çok fazlasıyla gösteren bir olay. Bundan dolayı yaz kuraklığının da devreye girmesiyle birlikte göl sularında ciddi oranda bir azalma söz konusu. Buna çevredeki çiftçilerin de gölden su çekmelerini hesaba katarsak, ciddi boyutta suların azaldığını görmekteyiz. Bunlarla ilgili kesinlikle ciddi önlemler almamızda fayda var. Özellikle oradaki halkı bilinçlendirmek gerekiyor. Çünkü su seviyesindeki azalmalar oradaki doğal habitatı bozuyor” diye konuştu.
‘GÖÇMEN KUŞLAR TARAFINDAN EV OLARAK KULLANILIYOR’
Gölün çok sayıda göçmen kuşa ev sahipliği yaptığını belirten Kartal, “Orası, çok fazla göçmen kuşa ev sahipliği yapan yapay bir göl. Alan genişleme havzası bakımından büyük olduğu için göçmen kuşlar tarafından ev olarak kullanılıyor. Gölün yaban hayatına ev sahipliği yapabilmesi için çiftçilerin sulama oranını azaltması gerekiyor. Bunları bilmediği takdirde çiftçiler orada işte bahçelerini, tarlalarını, oradan su çekerek kullanmakta. Buna bağlı olarak da o yaban hayatından işte sudan istifade eden hayvanların, göçmen kuşlarının fazlasıyla zarara uğraması hatta zaman zaman insanları gördükten sonra göle uğramamasına sebep oluyor” dedi.
‘ÇİFTÇİLER BURADAN TARLALARINA SU ÇEKİYOR’
Göldeki su seviyesinin düşmesindeki başlıca nedenin bilinçsiz sulama olduğu söyleyen ilçe sakini Murat Ceylan (35), “Bu durumun başlıca nedenleri arasında hava sıcaklığı ve çiftçilerimize ait çok sayıda su motoruyla yapılan bilinçsiz sulama yapılması bulunuyor. Zaten gölümüze kısıtlı miktarda su geliyor. Çiftçiler buradan tarlalarına su çekiyor. Pancar, ekin, patates ve fasulye suluyorlar. Kendi bahçesini dahi buradan sulayan insanlar var. Göle büyük zarar veriliyor. Burada bilindik 91 tane kuş çeşidi vardı, şu an bu sayı 5-6 civarına kadar geriledi. Kalan türlerse buranın kalıcısı, çünkü başka bir yere gidemiyorlar” diye konuştu.
]]>Özenç KILIÇ/ TİCARET Bakanlığı, otomotiv ticaretinde 6 ay 6 bin kilometre ve ilan kısıtlaması düzenlemesinin 1 Ocak 2025’e kadar uzatıldığını açıkladı. Pandemi sürecinde otomotivin yatırım aracı haline geldiğini belirterek, sıfır araç ile ikinci el araç arasında fiyat marjı oluşmasına vurgu yapan İstanbul Motorlu Araç Satıcıları Derneği Başkanı Hayrettin Ertemel uygulamanın uzatılmasıyla ilgili, “Düzenleme tekrar bir 6 ay uzatılarak belki de şu anda o süreçte enflasyonu ciddi manada körükleyen araç fiyatlarının, tekrar frenlenmesi anlamında olumlu olacaktır diye düşünüyoruz” dedi.
Ticaret Bakanlığı, otomotiv ticaretinde uygulanan 6 ay 6 bin kilometre ve ilan kısıtlaması uygulamasının 1 Ocak 2025’e kadar uzatıldığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklama ile düzenlemeye uymayan otomobil yetkili bayileri ile oto galerilere bugüne kadar yaklaşık 52 milyon lira, ilan kısıtlamasına aykırı hareket edenlere ise yaklaşık 90 milyon lira idari para cezası uygulandığı belirtildi. Açıklamada düzenlemenin, fiyat istikrarı, sıfır araçlara ulaşımın kolaylaştırılması, haksız kazançla mücadele ve stokçuluk ile mücadeledeki önemine vurgu yapıldı. İstanbul Motorlu Araç Satıcıları (İMAS) Derneği Başkanı Hayrettin Ertemel, düzenlemenin uzatılmasını ve sektöre etkilerini yorumladı.
“BAKANLIĞIMIZIN GÖRÜŞÜ TEKRAR BU ARAÇ PİYASASINDA YAŞANAN DALGALANMANIN OLUŞMAMASI”
Otomotivin pandemi sürecinde bir yatırım aracı haline geldiğini belirten Ertemel, “İkinci el fiyatları sıfır araç fiyatlarını geçmişti ve bakanlığımız bununla alakalı 6 ay ve 6 bin sınırlaması getirmişti. Bu bir 6 ay daha uzatıldı. Burada bakanlığımızın görüşü araç piyasasında yaşanan dalgalanmanın tekrar oluşmaması” dedi.
“FİYATLAR 7-8 AYDAN BERİ TEDBİRLERLE DURDU”
Ertemel, “Fiyatlar bildiğiniz gibi 7-8 aydan beri alınan tedbirlerle ciddi manada hem durdu hem de araca erişim konusunda hiçbir problem kalmadı. Tekrar bu kaosun yaşanmaması anlamında bakanlığımız böyle bir karar aldı” diye konuştu.
“CİDDİ CEZALAR UYGULANIYOR”
Ertemel, “Bildiğiniz gibi o süreçlerde kayıt dışı diye tabir ettiğimiz birçok kişi işi bu olmadığı halde araç alım satımı üzerinden ciddi manada haksız kazanç elde ettiler. Bakanlığımız da bunlarla ilgili ciddi yaptırımlar uyguluyor. Noterlik bilgi sistemlerinden kimin ne kadar araç alıp sattığı şu an hala tespit ediliyor. Bunlara ciddi cezalar uygulanıyor. Bizim tavsiyemiz hiçbir zaman yetki belgesi olmayan kişilerin alım satım yapmasını tavsiye etmiyoruz” şeklinde konuştu.
“ARAÇ FİYATLARININ FRENLENMESİ KONUSUNDA OLUMLU OLACAKTIR”
Ertemel, “Bizim isteğimiz ve beklentimiz şuydu pandemi öncesi olduğu gibi, tüketicinin sıfır araca erişim konusunda sıkıntı yaşamaması. Sıfır araçla ikinci el arasında da belirli bir marjın oluşmasıydı. Alınan tedbirlerle şu anda bu sağlanmış durumda. Tekrar bir 6 ay uzatılarak belki de şu anda o süreçte enflasyonu ciddi manada körükleyen araç fiyatlarının tekrar frenlenmesi anlamında olumlu olacaktır diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
“SIFIR ARAÇLAR ÖNE SÜRÜLDÜ ÖNEMLİ BİR DURGUNLUK VAR”
Galerici Şahin Aldağ ise, “Şu anda bayilerde sıfır araçlar öne sürüldüğü için ikinci el araçlarda önemli de bir durgunluk var. Biz halkın güzel araçlara binmesini, herkesin araç sahibi olmasını isteriz. Tabi galericileri de, esnafı da düşünmek lazım, süreç nasıl ilerler bilmiyorum ama fiyatlarda düşüş ve önemli bir durgunluk var. Bayilerde sıfır araç konusunda önemli bir rekabet var şu anda” dedi.
]]>
Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, son dönemde Türk sporunda yaşanan gergin ortamın nedenleri ve alınabilecek önlemlerle ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Taraftarların lig başlarken, medya tarafından şampiyon olacaklarına inandırıldığını söyleyen Yavuz, “Olaya beklenti ile giriyorsunuz. En büyük hayal kırıklıkları yoğunlaşmış bir takım kararların olmamasından dolayı kaynaklanır. Bazı insanlar kendini, kendi kulüpleriyle özdeşleştiriyor. Kendi yaşam stilini, hayat felsefesini kendi kulübünün başarısı ile birlikte götürüyor. Buna endeksliyor. Kulübü başarılı olduysa o da başarılı, başarısız olduysa o da başarısız şeklinde kendi içerisinde bir iç dünya geliştiriyor. Böyle olunca da takımı kötü gittiğinde kendisini değersiz hissediyor. Bu da yanlış bir duygu. Sporseverlerin bu kadar kendi hayatlarını spora endeksleyecekleri kadar bir yoğun duygular içerisinde, fanatizme kadar giden o yoğun duygular içerisinde olmaması gerekiyor. Bunda spor medyasının bir takım zaafları var, objektif olmaları gerekiyor. Burada aslında beyin yankılanması denen bir olay var. Özellikle taraftarın bir konuda şartlanması ve ciddi odaklanmasını oluşturan fizyolojik bir beyin yapılanması var. Biz buna beyin yankılanması diyoruz. Siz sürekli aynı fikri, düşünceyi oluşturan insanların arasında olduğunuz zaman konuşmalarınız, bir süre sonra o fikir üzerinde ciddi bir kesin bir kanaat oluşturuyor. Diğer düşünceleri görmezden geliyorsunuz. Onlara itibar etmezden geliyorsunuz. Bu insanı fanatizme götürüyor. Eğer sporseverler sadece kendi takımlarının problemlerini konuşurlarsa bir süre sonra artık ciddi aidiyet duygusundan öte hadise ciddi bir taassuba dönüşüyor. Yeter ki kazansın moduna giriyor tablo. Çünkü kendi takımı galip gelirse çok iyi hissediyor, mağlup olursa değersiz hissediyor. Böyle bir anlayış nasıl olabilir, şaşırmamak elde değil. Bu beyin yankılanması dediğim fizyolojik durumdan dolayı gelişiyor” diye konuştu.
“Her fikre saygı göstermek zorundayız”
Sporun futbolcular, seyirciler, hakem heyeti, kulüp başkanları ve yöneticileri, medya ve federasyondan oluştuğunu belirten Mehmet Yavuz, “Bu parametrelerin hepsi koordineli olması gerekiyor. Birkaçı eksik olduğu zaman sıkıntı ve problemler başlıyor. Bir takım taraftarının aidiyet duygusu içerisinde olmamasını bekleyemeyiz. Hepimizin kulüplere karşı sempatisi var. Her fikre, her düşünceye saygı göstermek zorundayız. Siz Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ı ya da Anadolu kulüplerinden birini destekliyor olabilirsiniz gayet normal. Kendi takımınızla ilgili yorumlar kadar karşı takımla alakalı yorumları da dinlemek lazım. Burada beyin yankılanması tablosuna girmemek için ve fanatizme giden bir taassup duygusu gelişmemesi için tüm fikirleri dinlemek ve saygı duymak gerekiyor” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>MUĞLA’nın susuz kalan dünyaca ünlü turistik ilçesi Bodrum’a, Milas’ın da içme suyu ihtiyacını karşılayan Akgedik Barajı’ndan su verilmeye başlandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Burada su seviyesi, yüzde 51 civarında. Bodrum’a içme suyu teminini kilometrelerce uzaktan sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemlerde yağışların gelmemesi durumunda Milas’ın da su stresiyle karşı karşıya kalma durumu ortaya çıkıyor. Bunların önüne geçmek için ciddi bir kayıp kaçak denetimi yapmamız lazım” dedi.
Bodrum’a içme suyu sağlayan Mumcular ve Geyik barajlarındaki su seviyesi geçen aylarda dip noktaya indi, her 2 baraj da kapatıldı. Sonbaharda etkili olan yağışlar, barajlara can suyu oldu. Mumcular Barajı’nda su seviyesi yüzde 11’e, Geyik Barajı ise yüzde 38’e yükseldi. Bakım çalışmaları nedeniyle Geyik Barajı devreye sokulamazken, Bodrum’a Milas’ın da içme suyu ihtiyacını karşılayan Akgedik Barajı’ndan su verilmeye başlandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, “Kış aylarının gelmesi ve artan yağışlar ile Bodrum’a içme suyu temininde yaşanan zorluklarda azalma meydana geldi. Bugün itibarıyla Geyik Barajı’ndaki su seviyesi, yüzde 38’lere yükseldi. Burada ciddi bir artış söz konusu. Mumcular Barajı’nda ise maalesef doluluk oranı yüzde 11’ler civarında. Geyik kuruduktan sonra barajdan Bodrum’a içme suyu temini kesilerek, bakım onarım çalışması başlatıldığı için barajın su seviyesinde artış yaşandı. Şu an Bodrum’un içme suyu temini, Akgedik Barajı’ndan sağlanıyor. Burada su seviyesi, yüzde 51 civarında. Bulunduğumuz Akgedik Barajı, Geyik Barajı’nın yakınlarında yer alıp, 1820 hektar büyüklüğündeki Milas Ovası’na sulama suyu temin ediyor. Bu da 1 yılda yaklaşık 30 milyon metreküp su hacmine tekabül ediyor. Bu barajdan yıllık 10 milyon metreküplük kullanım ile Milas’ın içme suyu ihtiyacı karşılanıyor” dedi.
‘BARAJDA SU TEMİNİNDE CİDDİ BİR STRES OLUR’
Akgedik Barajı’nda ciddi bir stres oluşumu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özçelik, “Diğer taraftan Milas’ın içme suyu temininde zorluklar yaşadığını biliyoruz. Yer altı suları içme suyu temininin tamamını sağlamadığı için Akgedik Barajı’ndan da Milas’a içme suyu temin ediliyor. Bodrum için buradan su temini durumunda ciddi bir stres söz konusu oluyor. Bu bölgedeki yağışın yüzde 80’i, kasım ve mart ayları arasında gerçekleşiyor. Bundan kaynaklı olarak önümüzdeki aylar içerisinde düşecek olan yağış oldukça önemli. Bu yağışları takip ederek Geyik, Mumcular ile Akgedik barajlarında yer altı sularımızla etkin bir kaynak yönetimi gerçekleştirip, su stresinin oldukça azaltılacağı bir durum karşı karşıya kalmayı umuyoruz” açıklamalarında bulundu.
‘BODRUM’A KİLOMETRELERCE UZAKTAN SU TEMİNİ’
Bodrum’a içme suyu temininin kilometrelerce uzaktan sağlandığını kaydeden Doç. Dr. Özçelik, “Burası, Bodrum’a 70, Milas’a yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta. Bodrum’a içme suyu teminini kilometrelerce uzaktan sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemlerde yağışların gelmemesi durumunda Milas’ın da su stresiyle karşı karşıya kalma durumu ortaya çıkıyor. Bunların önüne geçmek için ciddi bir kayıp kaçak denetimi yapmamız lazım. Bodrum’a sağlanan 23 milyon metreküp suyun 17,8 milyon metreküpü vatandaşa faturalandırılıyor. Bu demek oluyor ki yüzde 20’ler civarında bir kayıp söz konusu” dedi.
‘YÜZDE 60’LARA VARAN BİR KAYIP VAR’
Bodrum’daki barajlar için kayıp kaçak konusunda uyarılarda da bulunan Doç. Dr. Özçelik, “Bodrum’da durum, bundan çok daha vahim. Geyik Barajı’nda 40, Mumcular Barajı’nda 20 milyon metreküplük hacim ile 10 milyon metreküplük yer altı suyu ile 70 milyon metreküp bir hacim söz konusu. 12 milyon metreküpü termik santrale, 10 milyon metreküpünün Karaova sulamasında kullanıldığını düşünürsek, 50 milyon metreküplük bir suyumuz var ancak 17 milyon metreküplük bir suyu faturalandırabiliyoruz. Bu da yüzde 60’lara varan bir kaybı ortaya çıkarıyor. Bunun bir kısmı buharlaşma ve sızma kaybı olsa bile yine de ciddi anlamda bir kayıp söz konusu. Kayıp kaçakları minimize ettikten sonra önümüzdeki dönemde hem kaynak yönetimi hem de ilave kaynaklar ile sorunların önüne geçmeyi umuyoruz” diye konuştu.
]]>