
Sosyetik güzel çocuklarıyla deniz keyfi yaptı. Aslışah Alkoçlar ve Kaan Demirağ çiftinin oğlu Cem ve kızı Ada sosyal medya ilgi odağı oldu.

Uzun süreli birlikteliklerini evlilikle taçlandıran Aslışah Alkoçlar ve Kaan Demirağ çifti, 2021 yılında oğulları Cem’e kavuşmuştu.

Çiftin çocukları Cem, geçtiğimiz günlerde 3 yaşına girmişti.

Son olarak Dubaide yaşayan aile, küçük bir kutlama yapmıştı.

Minik Cem hem okul arkadaşlarıyla hem de ailesiyle yeni yaşını kutlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Muharrem orucunun 10’uncu gününde Alevi vatandaşlarla bir araya geldi. Maltepe Cemevi’nde matem lokmasını paylaşan İmamoğlu’na Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Pınar Uzun, CHP Parti Meclisi Üyeleri Cem Aydın, Mahir Yüksel ve Baki Aydöner de eşlik etti.
“İnsanlık adına hep birlikte mücadele etmek”
İmamoğlu’na bu anlamlı güne ortak olduğu için teşekkür eden Maltepe Cemevi Başkanı Aydın Özdemir’in ardından konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bu akşam matem günlerinde birlikte bu hüznü paylaşmak birlikte bu hüznü anlamak, yüzyıllar önce yapılan insanlık suçunun, katliamın Hazreti Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in uğramış olduğu zulmün aslında insanlığa vermiş olduğu bir kısım dersleri daha iyi anlamak, varsa çevremizde zalimin zulmü, varsa çevremizde mazlumun zor durumda olduğu bir durum, hepimizin bu duruma nasıl tavır koyabileceğini, nasıl cesur olabileceğini, nasıl kararlı ve karakterli olabileceğini hissettiren o acı günü, o ortak acımızı paylaşmak, hissetmek için yaşamak için siz değerli canlarla, Maltepe Cemevi’nde bulunmaktan büyük onur duymaktayım. Bugünün bu matem günlerinde daha özel bir yeri olduğu biliyorum. Ama esas önemli olan başta siz Alevi yurttaşlarımız olmak üzere bütün İslam aleminin başta çıkartması gereken dersin bu büyük acılardan sonra ülkemize ve dünyaya bütün insanlığa, zulümden uzak, zalimin haklı olduğu değil, hakkın yolunun doğru olduğunu savunan bir sürecin varlığı adına, insanlık adına hep birlikte mücadele etmek.”
“Kerbela’daki acının ne anlama geldiğini bilen bir kardeşinizim”
“Ancak bu yolla biz mutlu, huzurlu ve gerçekten vicdanen ahlaken rahat olabiliriz” diyen İmamoğlu, “Benim baktığım pencere budur. Benim yolum bu yoldur. Sizlere hizmet ederken de öyle, bu şehre hizmet ederken de öyle… Kadim kent İstanbul’a layık olmak için bütün dünyayı, bütün insanlığı, inançları düşünmek gerekir. Dolayısıyla aslında insanlığa hizmet etmek adına davranırken de bütün bu prensiplerle hareket ettiğimi bu yolda yürüdüğümü bilmenizi isterim. O bakımdan ben Kerbela’daki acının Hazreti Hüseyin’in katledildiği o anın yüzyıllar boyu dinmeyen o acının ne anlama geldiğini bilen bir kardeşinizim” ifadelerini kullandı.
“Ülkemizde ayrımcılığın son bulmasını istiyoruz”
Hiçbir kesimin ayrımcılığa uğramasına izin vermeyeceklerini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Sevgili canlar ülkemizde ayrımcılığın son bulmasını istiyoruz. Ülkemizde bir kısımın ya da bir kesimin asla yok sayılmasını kabul etmedik, etmeyiz, etmeyeceğiz. Herkesin hakkının, hukukunun korunduğu hukukun üstünlüğünün var olduğu, adaletin tesis olduğu, liyakatin var olduğu ve bütün insanlarımızın, bütün yurttaşlarımızın, bu cennet vatanda eşit hissedar olduğu bir memleket var etmeyi, hep beraber sağlamakla yükümlüyüz. Bizim işte bir başka yolumuz da bu yol. Bu manada şehrimizde yaptığımız ve yapacağımız bütün uygulamaların bu yolculuğa hizmet etmesi gerektiğini biliyor ve ona göre adımlar atıyoruz.”
“Bundan sonra daha adaletli bir süreci var edeceğiz“
“Kıymetli canlar bu cemevinin bu seviyeye gelmesine katkı sunan herkese, kurumlarımıza iş dünyasının temsilcilerine, yurttaşlarımıza, vatandaşlarımıza; elini bir taşın altına bile koyan herkese teşekkür ediyoruz. Elbette varsa eksiği, varsa eksik kalan hususu bunu tamamlamak da bizim, aynı zamanda Maltepe Belediyemizin boynunun borcudur” ifadelerini kullanan İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Bu bir seçilen ve seçen ilişkisi asla değildir. Bunu unutmayın. Kim, devletimizin hangi kurumu, hangi makamı Alevi vatandaşlarımıza hizmet ediyorsa, bunu yapmak zorunda olduğunu bilerek hissedin ve bunu kabul edin. Sizlerin bu memleketin yurttaşları olarak ibadetinizi en doğru şekilde, en iyi şekilde yapabileceğiniz bu ortamların varlığını sağlamak bu memleketin kamu kurumlarının borcudur. Bu bugüne kadar yapılmamışsa, eksik yapılmışsa o bizim eksiğimizdir. O eksiği kapatacağız. Bundan sonra daha adaletli bir süreci var edeceğiz ki bütün vatandaşların gönlünde, kalbinde eşit olabilelim. O bakımdan bizlerin size sunduğu katkılar size sunduğu destekler ya da size sunacağı birtakım ibadetinize, geleneğinize, göreneğinize göre düzenlenen birtakım çalışmaların tamamı kamunun size olan borcudur, bir lütuf değildir.
“Cemevlerimiz Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesidir“
Bu seçen ve seçilen ilişkisi değil, yurttaş ve devlet ilişkisidir. O bakımdan hakkınız olan size helali hoş olsun. Bunu böyle bilip böyle anlayın lütfen. Cemevlerimiz ibadethanedir. Bunu her yerde tekrar ediyorum. Cemevlerimiz Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesidir. Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesini belirlemek kimsenin haddine değildir. Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesini belirlemek Alevi vatandaşlarımızın işidir. O bakımdan ben sizlerin el açıp dua ettiğiniz, Yaradan’a sığındığınız cemevlerimize gelmekten onur duyan, inanan bir insanım. Hep beraber Allah’a sığınıyoruz. Hak Muhammed diyoruz.
“Bu ayrımcılık milletin vicdanına sığmaz”
Dolayısıyla bu cemevlerinin ibadethane olduğu gerçeğini tartışmak bu işlerin gündeminden kalkmalıdır. Sona ermelidir bu. Bu ayrımcılık bu milletin vicdanına sığmaz. Sığmıyor da zaten. İşte bütün bu eksikliklerin, bütün bu sıkıntıların giderilmesine dönük o büyük matemden ve büyük acıdan ders çıkartarak, onu hatırlayarak geleceğe daha umutlu olmak adına tuttuğumuz oruçların kabul olmasını diliyorum. Memleketin bu ülkenin bu şehrin insanları adına hatta yanı başımızda zulüm gören İsrail’in Filistin’e yapmış olduğu zulmün bitmesi adına bütün dualarımızın kabul olmasını diliyorum. İnşallah hep beraber daha umutlu, daha güzel günlerde bir sonraki senelerde Muharrem ayında bir araya geldiğimizde yine o matem günlerinde ders çıkartmayı düşündüğümüz günlerde ülkemizde sorunları çözmüş, ülkemizde sıkıntıları gidermiş, hukuksuzluğa uğrayanların, hukukla beraber mutlu bir yaşama dönüştüğü bir zamanı yakalamış insanlar olarak buluşmayı diliyorum. Tekrar Muharrem ayınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun.”
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”
