(SİVAS) – CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclis Başkan vekili Nuri Aslan, il yönetimi ve ilçe başkanları Sivas Zara’da Şerefiye Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği festivale katıldı. Çelik buradaki konuşmasında, “Türkiye demokrasisini hep birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. ve en önemlisi Türkiye’nin toplumsal barışını pekiştirmemiz gerekiyor” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İfestival alanındaki tribünde oturan kadınlara çiçek dağıttı.
Festival’de protokol konuşması yapan Çelik sözlerine Sivaslılara teşekkür ederek başladı. Konuşmasında hayat hikayesine değinen ve Şerefiye’nin kendisi için ikinci bir üniversite olduğunu belirten Çelik şunları söyledi:
“Şerefiye sosyal ve kültürel üniversitesi öğrencisiyim”
“Doğduğum topraklarda bir aradayız. Ahmet başkan da ifade etti. İstanbul İl Başkanlığı önünde il başkanlığı adaylığımı açıkladığımda uzun bir konuşma yapmıştım. İçerisinde bir cümle vardı. Demiştim ki sekiz yaşında bir çocukken Sivas’ın bir köyünden bir çift kara lastikle geldiğim bu şehirde bana il başkanlığı görevini layık görenlere teşekkür ediyorum demiştim. İşte o köy burası. O köy şu tepenin arkasında, annem şu tepenin arkasında doğdu. Şu tepenin arkasında Armutçayır’da öğretmenlik yaptı. Bu köylerden bir çift kara lastikle gittik Büyükşehir’e. Ama bu hikaye sadece benim hikayem değil. Bu hikaye hepimizin hikayesi. Biz, büyüklerimiz, babalarımız, annelerimiz, çocukları daha iyi bir okulda okusun diye daha güzel bir gelecek yaşasınlar diye bir tahta valizle, bir çift kara lastikle kimisi buradan Ankara’ya, kimi İzmir’e, kimi İstanbul’a, kimi Avrupa’nın değişik yerlerine gittiler. Ama bu toprakları hiç unutmadılar. Bu topraklarla bağlarını hiç koparmadılar”
“Milli mücadelenin planları Sivas’ta yapıldı”
4 Eylül Kongresi’nin Sivas’ta yapıldığını anımsatan Çelik, bu anlamıyla Cumhuriyet’in temellerinin Sivas’ta atıldığına dikkati çekerek şunları söyledi:
“Biz Sivas programımıza 4 Eylül Kongre müzesini ziyaret ederek başladık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 4 Eylül 1919’da arkadaşlarıyla birlikte Sivas Kongresini kurmuştur. Neden Sivas’a geldiğimizde ilk önce kongre müzesine gittik. Çünkü buradan bir kez daha bütün Türkiye’ye hatırlatmak istedik. Sivas Türkiye’nin en önemli şehirlerinden bir tanesidir. Milli mücadelenin planları burada yapıldı. Birinci Dünya Savaşı sonrası yurdun dört bir yanı emperyalist işgal altındayken Kurtuluş Savaşı’nın planları burada yapıldı. Cumhuriyetin temelleri atıldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Sivas’ta tam yüz sekiz gün kaldı. Cumhuriyeti planladılar. Milli mücadeleyi planladılar. ve hepimizin dedeleriyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla Alevi’siyle, Sünni’siyle bu topraklar dünya tarihinin en büyük mücadelelerinden bir tanesini sergiledi ve bizlere bu güzel Cumhuriyeti armağan ettiler.”
“Ülke Marshall planlarıyla emparyalizme bağımlı hale geldi”
“Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok önemli sanayileşme adımları atıldı. Köy enstitüleriyle eğitim seferberliği başlatıldı. Kadınlara seçme seçilme hakkı ve çeşitli haklar tanındı” diyen Çelik 1947 yılında kabul edilen Marshall planlarıyla ekonominin yıllar içinde emperyalizme bağımlı hale geldiğini belirterek “Ne yazık ki Türkiye ekonomide, kalkınmada, sanayi yerine, tarıma yönlendirildi ve aradan geçen yetmiş beş yılda Türkiye ekonomisi gün geçtikçe bağımlı bir hale geldi. Türkiye ekonomisi yetmiş beş yılda kademe kademe emperyalist ülkelere bağımlı hale geldi.”
“Toğlumsal barışı pekiştirmemiz gerekiyor”
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kendilerine büyük görevler düştüğünü belirten Çelik yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Cumhuriyetimiz yüz yaşını tamamladı. İkinci yüzyıla geçiş yaptık. Siyasi parti ayrımı yapmaksızın hep birlikte, hepimize büyük görevler düşüyor. İkinci yüzyılın şafağında Türkiye’yi yeniden tarımda, teknolojide, sanayide üreten bir ülke haline getirmemiz gerekiyor. Eğitim seferberliği başlatmamız gerekiyor. Türkiye demokrasisini hep birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. ve en önemlisi Türkiye’nin toplumsal barışını pekiştirmemiz gerekiyor.”
“Katliamlara karşı sesimizi yükseltmeliyiz”
Kendi içinde etnik mezhepsel olarak bölünen ülkelerin parçalandığını belirten Çelik, Irak ve Suriye örneğine işaretle birlik ve beraberlik mesajları verdi:
“Kendi içerisinde sosyal, siyasal, etnik bölünmeler yaşayan ülkelerin ne hale geldiğini yanı başımızdaki ülkelerden görüyoruz. Dün Irak’ta gördük. Bugün Suriye’de görüyoruz. Eğer ülkelerde etnik bölünmeler, mezhepsel bölünmeler varsa emperyalist güçler oralara geliyorlar. Oraya barış getireceğiz diye milyonlarca insanı katlediyorlar. Irak’ta milyonlarca Müslüman’ı katlettiler. Kentleri yok ettiler. Tarihini yok ettiler. Suriye’de insanları öldürdüler. Kentlerin tarihini yok ettiler. Bugün de Filistin’de suçsuz günahsız insanlara kıyıyorlar. Masum bebekler katlediliyor Filistin’de. Masum insanlar, masum kadınlar katlediliyor. Bu katliamların karşısında dünyanın neresinde olursak olalım sesimizi yükseltmeliyiz. Sesimizi bu katliamlar karşısında hep gür çıkartmalıyız. Ülkemizin birlik beraberliğini savunmalıyız. Ülkemizin birlik beraberliğini pekiştirmeliyiz.”
Çelik konuşmasını Aşık Veysel’in sözleriyle bitirdi
“Birlik beraberlik duyguları bu toprakların mayasında vardır. Şerefiye de vardır” ifadelerini kullanan Çelik konuşmasını Aşık Veysel’in sözleriyle tamamladı:
“Yaşadığı tüm acılara rağmen Sivas’ta birlik beraberlik duyguları vardır. Bize düşen daha güçlü bir Şerefiye, daha güçlü bir Zara, daha güçlü bir Türkiye için var gücümüzle çalışmak, tıpkı bu Sivas’ımızın ozanlarından bir tanesine söylediği gibi birlik duygularını pekiştirmeliyiz. Ne demişti Aşık Veysel: ‘Veysel sapma sağa sola. Sen Allah’tan birlik dile, ikilikten gelir bela, dava insanlık davası, bizim davamız önce hak davası, bizim davamız, memleket davası. Bizim davamız insanlık davası”
Festival halay ve konserlerle sona erdi.
]]>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, beraberindeki il yönetimi ve ilçe başkanları ile Sivas temaslarını Koyulhisar, Suşehri, Akıncılar ve Gölova ilçe ziyaretleriyle sürdürdü.
Koyulhisar’da partisinin ilçe binasını ziyaret eden Çelik, burada yaptığı konuşmada Koyulhisar’a sahip çıkacaklarını vurgulayarak “Ne Kösedağ’ın eteklerindeki o güzel köyümüzü unutacağız ne de Koyulhisar’ı unutacağız. Nerede olursak olalım mutlaka bir gözümüz, bir kulağımız Koyulhisar’da olacak ve İstanbul’dan Koyulhisar için ne yapmamız gerekiyorsa Koyulhisar’a İstanbul’dan hizmet edeceğiz” dedi.
“Bütün dünya için barışı savunmaya devam edeceğiz”
Filistin’de devam eden katliama dikkat çeken Çelik, şunları söyledi:
“Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, ikinci yüzyılın şafağında büyük bir yola çıkıyoruz. Yolumuz, demokrasi yoludur. Yolumuz, bu toplumu kucaklaştırma yoludur. Yolumuz, bütün dünyadaki savaşlara ‘hayır’ deme yoludur. Bugün Filistin’de çocuklar, kadınlar katlediliyor ama bütün dünya sessizlik içerisinde; ülkemiz için birliği, beraberliği savunmaya, bütün dünya için barışı savunmaya devam edeceğiz.”
Partiye üye olan gençlere rozet taktı
Partisinin Suşehri İlçe Başkanlığı’na da geçen Çelik, partiye yeni üye olan gençlere rozet taktı. Burada yaptığı konuşmada ata toprağını, ana toprağını, baba ocağını hiç unutmayacaklarının altını çizen Çelik, “Bir gözümüz mutlaka Suşehri’nde olacak. Kulağımız mutlaka burada olacak. Büyükşehir belediyesiyle ilçe belediyelerimizle buralar için ne yapılması gerekiyorsa bu kardeşlerimiz onu yapacak ve Suşehri’ne hizmet etmeyi her zamankinden daha güçlü bir biçimde gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
“Hizmet götürürken insanların kimliğine bakmıyoruz”
CHP’li belediyelerin ayrım yapmadan her yurttaşa eşit hizmet götüreceğine vurgu yapan Çelik, “Bu ülkenin insanını birbirinden ayırmadan, kimliğine bakmadan, kim olduğuna bakmadan kazandığımız belediyelerde insanlara hizmet ediyoruz. A partili belediye, B partili belediye, hiç kimseye ‘hayır’ demiyoruz. Bundan sonra da asla ve asla bir yere hizmet götürürken insanların kimliğine, insanların etnik kökenine, mezhebine, inancına asla bakmayacağız” diye konuştu.
“Dedelerimiz birlikte emperyalizme karşı mücadele verdi”
Cumhuriyet’in kuruluşundaki birliğe ve beraberliğe dikkat çeken Çelik, dünya barışına vurgu yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk arkadaşları, dedelerimiz, Milli Mücadele’de mücadeleyi, emperyalist güçlere karşı birlikte verdiler. Bu ülkede Çanakkale’de Alevi, Sünni’nin önüne geçti şehit oldu. Sünni, Alevi’nin önüne geçti şehit düştü. Bu ülkede Çanakkale’de Türk Kürt’ün önüne geçti, şehit düştü. Kürt, Türk’ün önüne geçti şehit düştü. Onlar birbirlerinin kanıyla bu güzel vatanı bizlere armağan ettiler. Dolayısıyla biz bu güzel vatanın çocukları olarak her zaman birliği savunacağız. Her zaman beraberliği savunacağız. Dünyanın barışını savunacağız.
“Katliamlara hayır diyeceğiz”
Filistin’de masum çocukların savaşta katledildiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün Filistin’de masum çocuklar, Filistin’de masum kadınlar, masum insanlar, İsrail tarafından katlediliyor. Bu katliamların karşısında olacağız sonuna kadar. Bu katliamlara karşı sesimizi yükselteceğiz. Bütün dünyanın sustuğu bir yerden, Anadolu’dan, İstanbul’dan gür bir biçimde katliamlara ‘hayır’ diyeceğiz. Dünya barışını savunacağız.”
]]>Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Her olayda Netanyahu hükümetinin, Hitler ve Hitler’in hükümetiyle birebir benzerlik ifade ettiğinin daha çok ortaya çıktığını vurgulayan Çelik, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın ifadelerinin Hitler’in Dışişleri Bakanı Ribbentrop’un insanlık suçu anlamı taşıyan ve savaş kışkırtıcılığı içeren ifadelerine benzediğini söyledi.
Tüm dünyada sağduyulu insanların, Netanyahu, Katz ve benzeri aktörlerin söylem ve davranışlarının Nazilerle birebir özdeşlik gösterdiğini net bir şekilde ifade ettiğine dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:
“Cumhurbaşkanı’mıza dönük tehditlerinin hiçbir hükmü yoktur. Bu yok hükmündedir ve netice itibarıyla Netanyahu ve Katz gibiler, geçmişte soykırım suçu işleyen diğerleri gibi aynen yargılanacak. Hem tarih önünde mahkum oldular hem de hukuk önünde mahkum olacaklarına kesinlikle inanıyoruz. Cumhurbaşkanı’mız siyasi hayatına başladığından beri birçok tehditle karşı karşıya kaldı. Bütün bu tehditleri yapanların hepsini verdiği siyasi mücadeleyle tarihin çöplüğüne gönderdi. Cumhurbaşkanı’mızdan bu kadar rahatsız olmalarının sebebi, Cumhurbaşkanı’mızın insanlık değerleri ve hakikat adına yürüttüğü bu siyasetin onları birebir rahatsız etmesidir. Ama katliamlarını bu şekildeki yaklaşım ve saldırganlıklarla kesinlikle örtbas edemeyecekler ve tarih önünde mahkum oldukları gibi hukuk önünde de mahkum olacaklar. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına, Cumhurbaşkanı’mıza dönük bu tehditleri yapanların hepsinin aynı geçmişte soykırım suçu işleyenler gibi yargılanacakları ve mahkum edilecekleri bir akıbet olacağını hep beraber göreceğiz.”
İsrail Dışişleri Bakanı Katz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan paylaşımına karşı çok sayıda siyasi partinin Erdoğan’a destek mesajı gönderdiğini belirten Çelik, “Pek çok siyasi parti, Türkiye Cumhurbaşkanı’na dönük olarak İsrail hükümetinin kullandığı bu hadsiz ifadeleri kınadı, lanetledi. ‘Muhalefet yapsak bile, eğer Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na bir saldırı varsa, Cumhurbaşkanı’mızın yanındayız’ diyerekten güçlü bir irade koydular. Hepsine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Doğru olan bugün devletimizin çıkarlarını savunmak, Filistin’deki mazlumların haklarını savunmak, insanlık değerlerinden yana olmak ve devletimizin başı olan Cumhurbaşkanı’mıza dönük her saldırı karşısında milli birliğimizi göstermektir.” dedi.
“Doğrudan Mavi Vatan kavramının omurgasına saldıran bir konuşma”
Çelik, CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın “Mavi Vatan” için kullandığı ifadeleri eleştirerek, Tan’ın “Mavi Vatan”a saldırı niteliğindeki açıklamalarının Yunan ve Rum basınında büyük coşkuyla karşılandığına dikkati çekti.
Tan’ın sözlerinin, siyasi eleştiri bağlamına sıkıştırılacak ve o denklem içinde değerlendirilecek ifadeler olmadığını vurgulayan Çelik, şunları söyledi:
“Nitekim açıklama yapıldığı andan itibaren de CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yankı Bağcıoğlu, net bir şekilde Sayın Tan’ın ifadelerini eleştirdi. Sayın Yankı Bağcıoğlu’nun ortaya koyduğu ifadeler son derece doğru argümanlarla Mavi Vatan kavramının nasıl geliştiğini, Mavi Vatan kavramına denizcilerimizin, akademisyenlerin, askerlerimizin nasıl emek verdiğini, bugüne kadar bu milli tezin oluşmasının arkasındaki büyük emeği, gayreti ortaya koyan ve bunun haklılığını ifade eden argümanlardı. Doğrudan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Bağcıoğlu, Sayın Namık Tan tarafından dile getirilen ifadenin yanlış olduğunu ifade etti. Biz de bunu bu şekilde ifade ettik. Tabii şimdi tekrar bugün bir basın toplantısı yapmışlar. Değerli CHP Sözcüsü Deniz Yücel ve beraberinde bir ekip Sayın Tan ile birtakım açıklamalar yapmışlar. Birincisi şunu söylüyorlar; Sayın Tan’ın ifadeleri cımbızlandı. Buradan açık bir çağrıda bulunuyorum. Hiçbir cımbızlama yoktur. Doğrudan Mavi Vatan kavramının omurgasına saldıran bir konuşmadır.”
“Mavi Vatan için emek verenlerden özür dilemesi gerekiyor”
Namık Tan’ın “Mavi Vatan” ile ilgili ifadelerinin olduğu konuşmasında Türkiye’nin terörle mücadele bağlamında yaptığı sınır ötesi harekatlara yönelik de eleştiride bulunduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:
“Sayın Namık Tan’ın dış politika ile ilgili ortaya koyduğu değerlendirmeler, uygulama imkanı bulsaydı, Türkiye’nin elinde Mavi Vatan diye bir alan kalmayacaktı. Ege’deki ve Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizi kaybedecektik. Aynı şekilde de sınır ötesi harekatları yapmayarak sınırlarımızın dibinde bir terör devleti, terör devletçikleri kurulmasına müsaade etmiş olacaktık. Dolayısıyla metnin tamamı son derece kötü bir dış politika yaklaşımı, son derece yanlış bir Türk dış politika yaklaşımı ve Türkiye’nin milli tezlerine karşı esasında başka devletlerin tezlerinin yanında hizalanan bir siyasi yaklaşım.”
CHP Parti Sözcüsü Yücel’in, Tan’ın açıklamalarına yönelik eleştiriler konusunda AK Parti’den özür beklediğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:
“Benim kendisine şöyle bir önerim var. Kendisi Sayın Namık Tan’ın konuşmasının videosunu tam olarak kendi parti sözcülüğü sosyal medya hesabından sabitleyerek yayınlasın. Bunu herkes bir kere daha izlesin. Bunun sonucunda, orada Mavi Vatan’la ilgili olduğu kadar Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak, milli güvenliğini korumakla ilgili çok daha vahim ifadelerin olduğunu herkes görecek. Ondan sonra Sayın Yücel değerlendirsin. Biz mi cımbızlamışız yoksa tam aksine biz kendilerine düzeltme fırsatı vermek üzere en nezaketli şekilde eleştirimizi mi ortaya koymuşuz? Dolayısıyla bugün yaptıkları konuşma esasında Sayın Namık Tan’ın tezlerini eleştiren Yankı Bey’in tezleri çerçevesinde bir yaklaşım ortaya koyduklarını gösteriyor. Bugüne kadar bu kavramlar için, Türkiye’nin hak ve menfaatleri için, Mavi Vatan için, sınır ötesi harekatlar için emek verenlerden ve milletimizden özür dilemesi gerekiyor.”
“Abbas, konuşma yapmak istediğini belirtti”
Çelik, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın sağlık sorunları gerekçesiyle TBMM’de konuşma teklifine ilk anda olumlu yanıt vermediğini belirterek, şunları kaydetti:
“Şimdi gelen yeni bilgiye göre, başka bir zamanlama içerisinde Türkiye’yi ziyaret edeceğini ve bu konuşmayı yapmak istediğini belirtmiş. Herkes şunu bilmeli ki bu siyasi partilerdeki çağrılar yapılmadan çok önce bu konu gündeme geldiğinde Sayın Cumhurbaşkanı’mız, Sayın Abbas’ın davet edilmesi gerektiğini söyledi. Şimdi tabii ki diğer siyasi partilerin de iyi niyetle ‘böyle bir davet yapılsaydı iyi olurdu’ demeleri anlamlıdır. Bu hep beraber bu konudaki ortak hassasiyetimizi gösterir. Ama birileri çıkıp bir suçlamaya, Cumhurbaşkanı’mızın ve hükümetimizin ve partimizin Filistin konusundaki hassasiyetini sorgulamaya dönüştürürse orada da bir tepkinin ortaya çıkması gayet normaldir. Nitekim bu çerçevede Yeniden Refah Partisinin bir milletvekili, bunu Cumhurbaşkanı’mıza ve partimize karşı bir suçlamaya dönüştürme gibi son derece yanlış bir girişimde bulunmuştur. Buna da tepki verildiğinde maalesef Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Erbakan, tutmuş ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nı nezakete davet ediyoruz’ demiştir. Ben öncelikle Sayın Erbakan’a şunu söylemek isterim. Siyasi nezaketten konu açmışlarken, şunu kendilerine hatırlatmak isterim. Kendilerinin Genel Başkanvekili ‘eğer Erdoğan anayasayı değiştiremezse Amerika’ya kaçacak’ gibisinden Türk siyasi tarihinin en çirkin ifadelerini kullandığında, işte o zaman Sayın Erbakan’ın siyasi nezaketi hatırlayıp o kişiyle ilgili gereğini yapması gerekirdi.”
“Siyasal egoizm ortaya koyması son derece yanlış”
Çelik, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın, “Cumhurbaşkanı, Yeniden Refah Partisinin oylarıyla Cumhurbaşkanı seçildiğini unutmasın” şeklindeki açıklamalarına da tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:
“Yeniden Refah Partisi henüz siyasi hayatta yokken bile Cumhurbaşkanı’mız, Başbakan olarak ve Cumhurbaşkanı olarak defalarca yüksek siyasi başarılara imza atmıştır. Dolayısıyla Sayın Erbakan’ın bir yandan siyasi nezaket deyip, bir yandan da ‘bizim sayemizde seçildiniz’ gibisinden bir siyasal egoizm ortaya koyması son derece yanlış bir yaklaşım olur. Siyasi nezaketin Cumhurbaşkanımız için ‘Amerika’ya kaçacak’ denilen genel başkanvekillerine karşı gerekli işlemin yapılmasıyla yürürlüğe sokulması gerekir. Birtakım siyasal egoizmden de uzak durulması bundan sonrası için daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.”
]]>Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, soykırımcı siyasetin başını çeken kabinenin başındaki Netanyahu’nun, Amerikan Kongresi’ndeki konuşmasını dinlediklerini belirtti.
“Maalesef belki de insanlık tarihinin en trajik görüntülerinden bir kısmına rastladık. Aslında hesap sorulması, kınanması, lanetlenmesi gereken işlere imza atan Netanyahu, Amerikan Kongresi’nde defalarca alkışlandı” ifadesini kullanan Çelik, “ayakta alkışlama” meselesiyle ilgili birkaç gün önce yaptığı basın toplantısında bir öngörüde bulunarak, “Netanyahu Amerikan Kongresi’ne gittiği zaman büyük bir ihtimalle ayakta alkışlanacak ve aslında her ayakta alkışlama insanlık değerlerinin ayaklar altına alınması anlamına gelecek” dediğini ve bunun aynen gerçekleştiğini söyledi.
Ömer Çelik, “Söylediği hangi söz olursa olsun, Amerika’ya, başka devletlere dönük sözleri olsun yerli yersiz orada bulunanların ayağa kalkarak alkışlaması, aslında topyekun bir akıl dışılığın herkesi nasıl sardığını gösteriyor.” diye konuştu.
Çelik, bu katliamları savunması karşısında Kongre üyelerinin ayakta alkışlamasının “şaşırtıcı” olduğunu dile getirdi.
Bir yabancı ülkenin başbakanının, Amerikan Kongresi’nde, üniversitelerde protestoda bulunan Amerikan vatandaşlarını, akademisyenleri, öğretim üyelerini aşağılayan ifadelerinin de ayakta alkışlandığının altını çizen Çelik, şöyle devam etti:
“Gerçekten bütün uluslararası kurumların, yaptığı işin son derece insanlık dışı bir iş olduğunu, insanlık dışı bir siyaseti ve insanlık dışı eylemleri yürüten kabinenin başında olduğunu ifade ettiği Netanyahu’nun bu şekilde alkışlanıyor olması, insan haklarının da uluslararası hukuk düzeninin de hak ve hürriyetler düzeninin de bir kongrede, bir parlamentoda tamamen ayaklar altına alınması anlamına geliyor.”
“Birçok yalanı net bir şekilde ifade ettiğini görüyoruz”
AK Parti Sözcüsü Çelik, bir gazetecinin, Netanyahu’nun, ” Hamas’ın yardımları engellediği” iddiasını hatırlatması üzerine, şunları kaydetti:
“Konuşmasında en çarpıcı taraf, yani en üzücü taraf, en trajik olan taraf, yaptığı katliamları fütursuzca savunması ve bu savunma karşısında da alkış alması. Konuşmanın içeriğine baktığımızda birçok yalanı da net bir şekilde ifade ettiğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi budur. Mesela bütün uluslararası kurumlar Gazze’deki çocukların açlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, Gazze halkına gitmesi gereken yardımların İsrail hükümeti tarafından Netanyahu’nun emriyle engellendiğini ifade ederken, Netanyahu çıkıyor, ‘Yardımları biz engellemiyoruz, bunları Hamas alıyor’ diyor. Halbuki oradaki uluslararası kurumlar ve herkes bunun yalan olduğunu net bir şekilde ifade ediyor. Burada yardımları engelleyen de yardımların Gazze’deki kadınlara, çocuklara ulaşmasını engelleyen de Netanyahu hükümetidir.”
Netanyahu’nun konuşmasındaki, “7 Ekim ve 11 Eylül” benzetmesine ilişkin soru üzerine Çelik, “7 Ekim ile 11 Eylül’ü yan yana zikrederek, Amerikan halkının hafızasındaki en trajik olaylardan bir tanesiyle kendi bölgesindeki olayları özleştirerek aslında kendi katliamlarını örtbas etmek istiyor.” yanıtını verdi.
Netanyahu’nun orada “Biz Batı medeniyetini bu topraklarda savunuyoruz. Bizim zaferimiz sizin zaferinizdir. Biz kazanırsak siz de kazanırsınız” benzeri sözler söylediğini anlatan Çelik, “O kongreye ayak bile basmaması, parlamenter değerlerle tamamen çatışan bir zihniyet yapısıyla, bir soykırımcı siyasetle etiketlenmesi gereken birisi, bu şekilde benzerliklerle kendisini Batı medeniyetinin Orta Doğu bölgesindeki öncüsü gibi göstererek katliamları örtmeye çalışıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu şekilde bir savununun, Batı medeniyeti için bir gurur kaynağı değil, tam tersine Batı medeniyetine dönük bir aşağılama olduğunun altını çizen Çelik, şu görüşleri paylaştı:
“Eğer Batı medeniyetinin değerleri bu tip soykırım faaliyetleriyle, bu tip katliamlarla beraber anılacaksa bu Batı medeniyeti için büyük bir sorundur. Aslında kendi katliamlarıyla Netanyahu, Batı medeniyetini yan yana getirerek, Batı medeniyetine dönük de katliamcı bir saldırıda bulunmuş oluyor. Ama orada bulunanlar bunu idrak edecek durumda olmadığı için bunu ayağa kalkarak alkışlıyorlar. Diyor ki, ‘Bu katliamları Batı medeniyeti adına yapıyoruz. Bu katliamları sizlerin kazanmanız için yapıyoruz’. Kendisinin yürüttüğü katliam siyasetini bütün bir Batı medeniyetinin sorumluluğu altına sokmak istiyor. Aslında buna karşı çıkması gereken Batı medeniyeti konusundaki değerleri savunması gerekenler buna karşı çıkmıyor da alkışlıyorlarsa o zaman Batı medeniyetini soykırımcı bir siyasetle yan yana getirme gibi bir yanlış içerisine düşmüş oluyorlar.”
“Amerikan demokrasisi açısından kırılma noktası”
Netanyahu’nun, ABD’deki protestoculara ilişkin sert sözlerinin anımsatılması üzerine Çelik, ABD üniversitelerinde Amerikan vatandaşı akademisyenlerin, öğrencilerin bu katliamları protesto ettikleri için çeşitli baskılarla karşı karşıya geldiklerini, öğretim üyelerinin istifa etmek zorunda kaldıklarını, rektörlerin değiştirildiğini ifade etti.
Bunun akademik özgürlüğe büyük bir darbe olduğunu belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bir başka devletin başbakanı Netanyahu geliyor, Amerikan Kongresi’nde Amerikan vatandaşlarını aşağılayan, Amerikan vatandaşlarına hakaret eden sözler kullanıyor. Onlar için ‘kullanışlı aptallar’ diyor. İnsanlık değerlerini savunanlara, katliamlara karşı çıkanlara ‘kullanışlı aptallar’ gibi bir ifade kullanıyor ve bunun karşısında da Amerikan halkının temsilcisi olan Kongre üyelerinin bazıları kalkıyor bunu ayakta alkışlıyor. Bu, Amerikan demokrasisi açısından bir kırılma noktasıdır. Amerikan demokrasisi açısından savunulamaz bir durumdur. Amerikan demokrasisinin değerlerine zarar veren bir durumdur. Bir başkasının gelip, Amerikan Kongresi’nde Amerikan vatandaşlarını bu şekilde aşağılayan cümleler kullanması, protesto edilmesi gereken bir durumken, bunun ayakta alkışlanması, onu alkışlayan Kongre üyelerinin Amerikan halkına dönük sorumlulukları açısından da bir problem teşkil ettiğini gösteriyor. Bu katliam siyasetini ‘Biz kazanırsak Batı medeniyeti kazanır’ gibisinden bir cümleyle savunuyor olması aslında topyekun Batı medeniyetinin değerlerini savunanların karşı çıkması gereken bir şey.”
“Soykırımcı siyasetine yeni paydaşlar bulma arayışı”
Netanyahu’nun, ” İran’a karşı İbrahim İttifakı’nı kuralım” ifadesine yönelik soruyu ise Çelik, “Netanyahu’nun yapmaya çalıştığı şeyin buradaki katliam siyasetini örtbas etmek için savaşı bölgesel hale getirmek olduğunu görüyoruz. Orada ifade ettiği, ‘Orta Doğu NATO’su gibi bir yapı kuralım’ dediği şey esasında İsrail saldırganlığına, Netanyahu hükümetinin soykırımcı siyasetine yeni paydaşlar bulma arayışı. Orta Doğu’da yaşayan herkesin güvenliğini sağlayacak bir ortak savunma ittifakından bahsetmiyor. Tam tersine kendi soykırımcı siyasetine bir güvenlik şemsiyesi oluşturma şeklinde bir girişimde bulunmaktan bahsediyor.” diye yanıtladı.
Netanyahu’nun yürüttüğü bu faaliyetin İsrail’in güvenliğini sağlamaya dönük olmadığının da altını çizen Çelik, şöyle konuştu:
“Dünkü konuşması, bölgedeki hemen hemen herkesi karşısına alarak İsrail’in güvenliğini daha da tehlikeye atan bir yaklaşım içerisinde olduğunu gösterdi. En başta ‘İsrail’in güvenliği için, İsrail’in savunma hakkı var’ diye bu eylemleri savunma yaklaşımına girişmişti. Ama şimdi savunma hakkı denilen şeyin herhangi bir savunma olmadığını, savunma hakkının herhangi bir şekilde katliamı içermemesi gerektiğini, savunma hakkının asla soykırıma cevaz vermediğini bütün dünya görmüş oldu. Yapmaya çalıştığı şey kendi sıkışmışlığını, bu katliam siyasetini savunma noktasında bir bölgesel çatışma haline dönüştürmeye çalışıyor. ‘Orta Doğu NATO’su’ ya da ‘İbrahim İttifakı’ diyerek yapmaya çalıştığı şey kendi katliam siyasetine acaba bir güvenlik şemsiyesi oluşturabilir miyim arayışıdır. Ama bunların hiçbiri çalışmaz. Değerlere dayanmayan, değerlerin bu şekilde ayaklar altına alındığı bir dünyada hiç kimsenin yan yana duracağı bir zemin kalmaz. Bu yan yana duracağı zemin kalmadığında da gücü ele geçiren, bir diğeriyle çatışmanın yolunu arar. Bugünün dünyasında da asimetrik tehditlerle birlikte düşünüldüğünde bu çok daha büyük sıkıntılara yol açar.”
“Mükellefiyetten kaçma açıklaması”
Çelik’e, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, SGK’nin, belediyelerin prim borçlarını tahsil için harekete geçeceğine ilişkin açıklamalar üzerine, “Bunun tek bir amacı var, belediye başkanlarının elini kolunu bağlamak, hizmeti aksatmaktır” dediği anımsatıldı.
Ömer Çelik, “Bu şekildeki bir açıklama aslında mükellefiyetten kaçma açıklaması. Türkiye’deki bütün kurumlar, bütün anayasal kurumlar bu yasalara tabi ve bu şekilde mükellefiyetlerini yerine getirmek zorundalar. Belediyeler hizmet yapacaksa yapar. Ama şimdiye kadar görünen o ki bu hizmetlerden kaçınma şeklinde bir tutum ortaya koydular ve şimdi de buna yeni bir bahane üretilmiş oluyor.” dedi.
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, TBMM’de görüşmeleri süren sahipsiz hayvanlara ilişkin yasa teklifiyle ilgili “Bir ‘katliam yasası’ gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doğru itmektir. Herhangi bir şekilde sokaklarda çocuklarımızın, yaşlı insanlarımızın bu saldırılara uğramasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz” dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik, genel merkezde gerçekleşen Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısı devam ederken açıklamada bulundu. Çelik, “Birinci meselemiz Gazze’dir. Gazze’de İsrail’in, daha önceden Filistinliler için ‘güvenli bölge’ olarak ifade ettiği yerlere bile saldırısı söz konusu. En son Uluslararası Adalet Divanı, bunun gayrimeşru olduğunu ilan etmesine rağmen maalesef İsrail aynı vahşeti sürdürmeye devam ediyor. Tabii İsrail’in buradaki resmi söylemi Hamas’a karşı bir eylem gerçekleştirdiği, yapılan saldırılara karşı bir eylem gerçekleştirdiği şeklindeydi. Gelinen noktada herhangi bir şekilde bunun İsrail’in güvenliğini sağlamaya dönük değil tam tersine bütün bir bölge güvenliğini tehlikeye atacak şekilde saldırgan, provokatif, soykırımcı bir katliam siyaseti olduğu net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bunun neticesinde de 2 devletli çözümün en insani, en hakkaniyetli çözüm olduğu noktasında herkes bir mutabakat içerisindedir ve pek çok devlet İspanya’dan diğer devletlere kadar Avrupa devletleri başta olmak üzere Filistin devletini tanımıştır” dedi.
‘VATANDAŞLARIMIZLA TEKRAR BULUŞACAĞIZ’
Çelik, Ağustos ayı içerisinde AK Parti’nin kuruluş yıl dönümünü kutlayacaklarını ifade ederek, ” Türkiye’de her türlü vesayete karşı sivil siyasetin üstünlüğünü savunmak üzere, Cumhuriyetimizin demokrasiyle taçlanmasını gerçekleştirmek üzere ilerici ve devrimci adımlara imza attığımız bunca yıldan sonra halen aynı ruhu koruyarak Türkiye’yi daha ileriye taşımak şeklinde bu kuruluş yıl dönümümüzde de ahdimizi tazeleyeceğiz. Vatandaşlarımızla tekrar buluşacağız ve geleceğe daha büyük güçle bakacağız. Partimiz kurulduğunda ‘Partimizi millet kurdu, tabelasını biz astık’ demiştik. Aynı ilerici, aynı vatandaş yanlısı, aynı millet odaklı siyaset, sivil siyasetin üstünlüğü, cumhuriyetin değerlerinin korunması, demokrasinin güçlenmesi şeklindeki irademiz aynı şekilde yoluna devam edecektir. Ağustos ayı içerisinde de inşallah bu kuruluş yıl dönümünde hep beraber sizlerle beraber olacağız” diye konuştu.
‘İNSANIMIZIN CANINI YAKAN BİR MESELE’
Çelik, sahipsiz hayvanlara ilişkin düzenlemeye ilişkin, “O ‘ötanazi’ ifadesinin düzeltilmesi ve veterinerlikle ilgili yasaya atıf yapılmasıyla ilgili bir düzenleme söz konusu. Burada esas mesele; ortada bir problem yokta biz bununla ilgili bir yasal düzenleme yapıyor değiliz. İnsanımızın canını yakan bir mesele var. Çocuklar saldırıya uğruyor. Yaşlılar saldırıya uğruyor. Sokaklarda bir durum var. Bakın tekrar dün de bir görüntü gerçekleşti. Bir hanımefendiye sokak köpeklerinin saldırısı söz konusu oldu. Ondan evvel biliyorsunuz birçok çocukla ilgili bu saldırılar söz konusu oldu. Arzu ettiğimiz şey bu manzaraları sokaklarımızda görmemektedir. Ama bunu böyle bir ‘katliam yasası’ gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doğru itmektir. Herhangi bir şekilde sokaklarda çocuklarımızın, yaşlı insanlarımızın bu saldırılara uğramasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Onun ötesinde ‘böyle hesap sorarız, sokağa dökülürüz’, tabii ki demokratik protesto hakkı başımızın üzerinde yeri vardır. Şiddete başvurmamak koşuluyla vatandaşlarımızın demokratik protesto hakkına yüksek bir saygıyla yaklaşırız. Bununla ilgili herhangi bir eleştirimiz olmaz. Ama Türkiye’nin geçmişte yaşadığı bir takım kötü günlere atıf yaparaktan bir hak savunuculuğu yanlıştır” değerlendirmesinde bulundu.
‘AMERİKAN HALKININ İRADESİNE SAYGILIYIZ’
Çelik, ABD Başkan Biden’ın adaylıktan çekilmesiyle ilgili, “Biz ister demokratların adayı seçilsin, ister cumhuriyetçilerin adayı seçilsin sonuçta Amerikan halkının iradesine saygılıyız. Ama şunu söylemek isterim hem hükümet olarak kabine olarak hem de parti olarak hangisi seçilirse seçilsin hangi argümanlarla çalışacağımıza, hangi dosyalarla çalışacağımıza dair bizim hazırlığımız tamdır” dedi.
‘BU CÜMLENİN ALTINI DOLDURMASI GEREKİR’
Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Kürtler kendini eşit hissetmediği sürece mücadele edeceğiz” sözüyle ilgili de “Sayın Özel’in bu cümlenin altını doldurması gerekir. Tarih olarak geç kalmış bir açıklama çünkü eşitsizlikle ilgili uygulamalar, Kürt vatandaşlarımıza dönük olarak eşitsizliklerle ilgili uygulamalar, birtakım eylemler, geçmiş zamanlarda ortaya koyulmuş bir takım yanlış uygulamalar AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadar yaptığımız reformlarla, ortaya koyduğumuz düzenlemelerle, büyük adımlar attık. TRT’de bununla ilgili bir kanal açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı temel eserleri bastı. Birçok yasaklarla ilgili düzenlemeleri kaldırdık” dedi.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Esad ile görüşme takvimine ilişkin de “Burada Sayın Putin’in de bir iradesi söz konusu başından beri. Bunu değerlendiriyor Türkiye. Bu dosya üzerinde çalışma devam ediyor. Şu anda herhangi bir takvim yok” diye konuştu.
]]>AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Parti genel merkezindeki toplantı, saat 15.15’te başladı. Toplantının ardından AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basın toplantısı düzenledi.
Çelik, toplantıda Avrupa’daki seçim sonuçları ve aşırı sağın yükselişi konusunun değerlendirildiğini söyledi.Çelik, “Bütün Avrupa’daki seçimleri değerlendiren bir sunum yapıldı. Avrupa özelinde baktığımızda aşırı sağın yükselişinin bir bakıma balansının bozulmasını yakından takip ettiğimizi söylemek isterim. Demokrasinin dünyanın her tarafında güçlü olmasını savunduğumuz gibi Avrupa’da da güçlü olmasını ifade ediyoruz. Bu bakımdan çeşitli partilerle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Türkiye ile ilgili çifte standartta, Gazze’de aşırı sağcıların Müslümanlara yönelik pasifizmde görüyoruz. Aşırı sağın yükselişi gibi bir durum ortaya çıkıyor. Birinci meselemiz Gazze’dir. Gazze’de İsrail’in güvenli bölge olarak nitelendirdiği yerlere bile saldırı söz konusu. Maalesef İsrail aynı vahşeti sürdürmeye devam ediyor. Gelinen noktada İsrail’in güvenliğini sağlama değil, tam tersine bütün bölgeyi tehlikeye atan soykırımcı bir saldırı olduğu ortaya çıkmıştır. Pek çok devlet Filistin devletini de tanımıştır” dedi.
Netanyahu’nun ABD Kongresi’nde yapacağı konuşma
Çelik, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ABD’ye yaptığı ziyarete ilişkin de “Burada hep beraber göreceğiz ki ABD’de birçok kişi ayağa kalkacak, Netanyahu’yu ayakta alkışlayacak. Orada yapılan bu hareketin insanlık değerlerini ayaklar altına almak olduğunu tüm dünya görecek” diye konuştu.
Çelik şunları söyledi:
“Kıbrıs Türk davasının önemli aşamalarından olan Barış Harekatı’nın 50. yılını kutladık. Yunan tarafından yapılan açıklamalardan da görüyoruz ki Kıbrıs konusuna sahip çıkmamız önemli. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi federal çözümün olmadığını tüm dünya görmektedir. Yunan Bakanın açıklamasının da federal yönde bir açıklama olmadığı, tüm Kıbrıs’ı yutmak olduğu görülmektedir. Ancak bu mümkün olmayacaktır.
Deprem bölgesindeki çalışmalar
10 ilimiz aynı anda vuran 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Şu ana kadar 76 binden fazla deprem konutu hak sahiplerine teslim edildi. Cumhurbaşkanımız ifade etti bu sayı yıl sonuna kadar 200 bini bulacak. 2025 yılı bitmeden tamamını vatandaşlarımıza teslim etmiş olacağız. Deprem bölgesindeki vatandaşlarımız şunu bilsin, gündem ne kadar yoğun olursa olsun, üzerinden zaman ne kadar geçerse geçsin onların konuları bizim takibimizdedir.
Ekonomik programın işleyişi olarak siyaset kurumu olarak yakından takip ediyoruz. Gelecek aylarda enflasyonist baskıların azalacağı yönündeki tespitler programın doğru işlediğinin göstergesidir. Programın hayata geçmesiyle birlikte vatandaşlarımızı enflasyona ezdirmeme, emeklimizin asgari ücretlimizin yanında bulunma yaklaşımımız OVP’nin ilerlemesine bağlı olarak gündemimizdeki en başlı yerini korumaya devam edecektir.
“Türkiye’nin sokakları güvenli hale gelecek”
Ömer Çelik, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, sokak hayvanlarıyla ilgili kanun teklifi konusunda yöneltilen soruya şöyle yanıt verdi:
“Burada esas mesele, ortada bir problem yok da biz onunla ilgili bir yasal düzenleme yapıyor değiliz. İnsanımızın canını yakan bir mesele var. Bir hanımefendiye sokak köpeği saldırısı oldu. Arzu ettiğimiz şey bunları sokaklarımızda görmemek. Bunu bir katliam gibi göstermek haksızlıktır. Sahiplendirmeden tutun da barınaklara alınmasına kadar bir sürü eylem planı var. En sonunda herhangi bir hastalık yayma ya da saldırganlaşmış hayvanlarla ilgili bir düzenleme bu. Biz burada net bir tutum takınmalıyız. Herhangi bir şekilde sokakta saldırılara uğratılmasına karşı olunmalı. Bunu sadece şehir merkezlerinde gördüğümüz gibi kabullenmeyin. Bizim siyasetimizin gerisindeki, eksenindeki değerlerin esası bütün varoluşa saygı, merhamet şeklindedir. Arzumuz sokaklarımızın güvenli hale gelmesidir. Esas mesele ortak akıl ile hareket etmek. Türkiye’nin sokakları güvenli hale gelecek. Yasayla ilgili birçok eylem planı oluşturulmuştur. Tutup da bunu farklı bir yere çekmenin lüzumu yoktur.”
Biden’in adaylıktan çekilmesi
Çelik, eski ABD Başkanı Donald Trump’a düzenlenen suikast girişimi ve John Biden’in adaylıktan çekilmesiyle ilgili bir soruya da “Bu suikast girişimi meselesi son derece tehlikelidir. Siyaset şiddeti topyekun dışlaması gerekir. ABD’deki demokratik kurumlar ile ortaya çıkacak zaaflar tüm dünyayı etkileyecektir. Tabii ki ABD demokrasisin, kongresinin Netanyahu’yu desteklemesine eleştirilerimiz var. Onun ötesinde siyasette tıkanma görüyoruz. İsten demokratların ister cumhuriyetçilerin adayı seçilsin, biz saygılıyız. Kim seçilirse seçilsin hangi dosyalarla çalışacağımız konusunda hazırlığımız tamdır” yanıtını verdi.
Ömer Çelik’ten CHP lideri Özel’e yanıt
Çelik’e, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Kürtler ‘ben eşit hissetmiyorum’ diyorsa o hissedene kadar hep birlikte mücadele edeceğiz” sözleri soruldu. Çelik, “Özel’in cümlesinin altını doldurması gerekir. Tarihi olarak geç kalınmış bir açıklama. Eşitsizlikle ilgili olan uygulamalar, eylemler AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yaptığımız reformlarla, bütün yurttaşlarımızın kendi kimlikleri konusunda eşit haklara sahip olması, bütün vatandaşlarımıza yansıması şeklinde büyük adımlar attık” dedi.
TRT’de Kürtçe dili ile ilgili kanal açıldığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birçok yasaklar kalktı. Türkiye terörle mücadele, bu tip alanların yaratılmasında büyük işlere imza atıldı. Biz bu adımları atarken yaptığım bir konuşmada Kürk vatandaşlarımıza karşı eşit olmayacak durumları kaldırırken karşımızda CHP’li milletvekilleri vardı. Özel’in açıklamaları Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü sorununu çözeceğiz gibi tarihi bir açıklama olmuştur. Zamanında biz bu meseleleri çözmek için önemli adımlar attık. Türkiye’de yurttaşlarımızın vatandaşlarımızın anayasal vatandaşlık konusunda daha fazla yararlanması için yüce Meclis’imiz zaten çalışıyor.”
]]>
“İNSANIMIZIN CANINI YAKAN BİR MESELE VAR”
Ötenazi ifadesinin düzeltilmesi ve veterinerlikle ilgili yasaya atıf yapılmasıyla ilgili bir düzenlemenin söz konusu olduğunu ifade eden Çelik, “Burada esas mesele yani bu ortada bir problem yok da, biz bununla ilgili bir yasal düzenleme yapıyor değiliz. İnsanımızın canını yakan bir mesele var. Çocuklar saldırıya uğruyor, yaşlılar saldırıya uğruyor sokaklarda bir durum var. Yani burada bunu böyle yine her zaman söylediğim insan bu kainatta tek başına yaşamıyor. Doğada bir sürü varlıkla beraber yaşıyor. Bitkilerle beraber yaşıyoruz. Hayvanlarla beraber yaşıyoruz. Tabii ki doğada bu dünyayı bu kainatı paylaştığımız bütün canlılara da hürmet ve saygı göstermek durumundayız.” ifadelerini kullandı.
“HASTALIK YAYMA TEHLİKESİ OLAN HAYVANLARLA İLGİLİ DÜZENLEME SÖZ KONUSU”
Çelik, sözlerinin devamında “Buradaki temel amaç bakın tekrar dün de bir görüntü gerçekleşti. Bir hanımefendiye sokak köpeklerinin saldırısı söz konusu oldu. Ondan evvel biliyorsunuz birçok çocukla ilgili bu saldırılar söz konusu oldu. Arzu ettiğimiz şey bu manzaraları sokaklarımızda görmemektir. Ama bunun böyle bir katliam yasası gibi sunulması büyük bir haksızlıktır ve meseleyi çözümsüzlüğe doğru itmektir. Orada o yasada bir sürü kademelendirme koyulmuş. O kademelendirme çerçevesinde sahiplendirmeden tutun da barınaklara alınmasına kadar bir sürü mekanizma var, bir sürü kademe var, büyük bir eylem planı var. En sonunda herhangi bir şekilde hastalık yayma tehlikesi olan ya da saldırganlaşmış hayvanlarla ilgili olarak bu düzenleme söz konusu.” dedi.
“KATLİAM YASASI OLARAK SUNMAK SON DERECE YANLIŞ”
“Esasında bu insanımızı koruma konusunda, çocuklarımızı koruma konusunda, bu yaşlı insanlarımızı koruma konusunda yüksek bir irade, bir kararlılık olduğu gibi aynı zamanda da bu hayatı paylaştığımız hayvanları koruma konusunda da bir iradedir. Bunu böyle bir ucundan tutup başka yerlere doğru götürmenin bir şeyi yoktur.” diye belirten Ömer Çelik, sokaklarda çocukların, yaşlı insanların bu saldırılara uğramasını hiçbir şekilde kabul edemeyeceklerinin altını çizdi. “İnsanların, okula gidemiyoruz, biz camiye gidemiyoruz, saldırıya uğruyoruz, tarlaya gidemiyoruz gibisinden yani bunu sadece şehir merkezlerinde gördüğümüz bölgelerdeki gibi düşünmeyin. Bunu asla kabul edemeyiz. Biz ötanazi kelimesini kaldırarak ortak bir fikirle hareket etmek istediğimizi gösteriyoruz. Bunu bir katliam gibi göstermek haksızlık” diye vurguladı.
Yaptıkları siyasetin temelinde bütün var oluşa saygı, bütün var oluşa bütün varlıklara merhametle yaklaşmanın olduğunu vurgulayan Ömer Çelik, “Herhangi bir şekilde bu değerlerden vazgeçtiğimizi de kimse iddia etmesin. Sonuçta bahsettiğiniz o kelimenin değiştirilmesi, veteriner kanununa atıf yapılması da gördüğünüz gibi bizim burada ortak akılla bir meseleyi çözmek istediğimizi net bir şekilde gösteriyor. Bir mutabakat oluşturmak istediğimizi net bir şekilde gösteriyor. Burada aslında hem insanımızı koruyan çocukları, kadınları, yaşlıları koruyan bir işe imza attığımız gibi aynı zamanda da bu hayvanları güvensiz ortamlardan koruyan bir düzenlemeye imza atıyoruz.” sözlerini kullandı.
Ömer Çelik’in konuşmasından satır başları şöyle;
“Bütün Avrupa’daki seçimleri değerlendiren bir sunum yapıldı. Avrupa özelinde baktığımızda aşırı sağın yükselişinin bir bakıma balansının bozulmasını yakından takip ettiğimizi söylemek isterim.
Demokrasinin dünyanın her tarafında güçlü olmasını savunduğumuz gibi Avrupa’da da güçlü olmasını ifade ediyoruz. Bu bakımdan çeşitli partilerle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Türkiye ile ilgili çifte standartta, Gazze’de aşırı sağcıların Müslümanlara yönelik pasifizmde görüyoruz. Aşırı sağın yükselişi gibi bir durum ortaya çıkıyor.
İSRAİL’İN FİLİSTİN’E YÖNELİK SALDIRILARI
Birinci meselemiz Gazze’dir. İsrail’in güvenli bölgelere bile saldırısı söz konusu. İsrail vahşetini sürdürmeye devam ediyor. Gelinen noktada İsrail’in güvenliğini sağlamaya yönelik değil, tam tersi tüm bölgenin güvenliğini tehdit eden saldırgan bir tutumu olduğu ortaya çıkmıştır. Pek çok devlet Filistin devletini de tanımıştır. Burada hep beraber göreceğiz ki ABD’de birçok kişi ayağa kalkacak, Netanyahu’yu ayakta alkışlayacak. Orada yapılan bu hareketin insanlık değerlerini ayaklar altına almak olduğunu tüm dünya görecek.
YUNAN BAKANDAN TÜRKİYE’YE SKANDAL SÖZLER
Kıbrıs Türk davasının önemli aşamalarından olan Barış Harekatı’nın 50. yılını kutladık. Yunan tarafından yapılan açıklamalardan da görüyoruz ki Kıbrıs konusuna sahip çıkmamız önemli. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi federal çözümün olmadığını tüm dünya görmektedir. Yunan Bakanın açıklamasının da federal yönde bir açıklama olmadığı, tüm Kıbrıs’ı yutmak olduğu görülmektedir. Ancak bu mümkün olmayacaktır.
Ekonomik programın işleyişi olarak siyaset kurumu olarak yakından takip ediyoruz. Gelecek aylarda enflasyonist baskıların azalacağı yönündeki tespitler programın doğru işlediğinin göstergesidir. Programın hayata geçmesiyle birlikte vatandaşlarımızı enflasyona ezdirmeme, emeklimizin asgari ücretlimizin yanında bulunma yaklaşımımız OVP’nin ilerlemesine bağlı olarak gündemimizdeki en başlı yerini korumaya devam edecektir.
BIDEN’IN ADAYLIKTAN ÇEKİLMESİ
Bu suikast girişimi meselesi son derece tehlikelidir. Siyaset şiddeti topyekün dışlaması gerekir. ABD’deki demokratik kurumlar ile ortaya çıkacak zaaflar tüm dünyayı etkileyecektir. Tabii ki ABD demokrasisin, kongresinin Netanyahu’yu desteklemesine eleştirilerimiz var. Onun ötesinde siyasette tıkanma görüyoruz. İsten demokratların ister cumhuriyetçilerin adayı seçilsin, biz saygılıyız. Kim seçilirse seçilsin hangi dosyalarla çalışacağımız konusunda hazırlığımız tamdır. Önümüzdeki birkaç ay ABD’nin seçimleri konuşulacak biz de buradan takip edeceğiz.
ÖZGÜR ÖZEL’İN AÇIKLAMALARI
Özel’in cümlesinin altını doldurması gerekir. Tarihi olarak geç kalınmış bir açıklama. Eşitsizlikle ilgili olan uygulamalar, eylemler AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yaptığımız reformlarla, bütün yurttaşlarımızın kendi kimlikleri konusunda eşit haklara sahip olması, bütün vatandaşlarımıza yansıması şeklinde büyük adımlar attık. TRT’de bununla ilgili kanal açtık. Birçok yasaklar kalktı. Türkiye terörle mücadele, bu tip alanların yaratılmasında büyük işlere imza atıldı. Biz bu adımları atarken yaptığım bir konuşmada Kürk vatandaşlarımıza karşı eşit olmayacak durumları kaldırırken karşımızda CHP’li milletvekilleri vardı. Özel’in açıklamaları Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü sorununu çözeceğiz gibi tarihi bir açıklama olmuştur. Zamanında biz bu meseleleri çözmek için önemli adımlar attık. Türkiye’de yurttaşlarımızın vatandaşlarımızın anayasal vatandaşlık konusunda daha fazla yararlanması için yüce Meclis’imiz zaten çalışıyor.
ERDOĞAN- ESAD GÖRÜŞMESİ
Putin’in de bir iradesi söz konusu. Bu dosya üzerinde çalışma devam ediyor. İstihbarat kurumları belli aralıklarla görüşüyor. Kurumların olgunlaştırdığı dosya siyasi düzeye gelip, sonra Dışişleri Bakanlarının oluşturacağı çerçeve Cumhurbaşkanımıza ve Suriye Devlet başkanına sunulur. Ondan sonra bir takvim oluşturulur. Bu iki devlet arasında görüşmeyle mi olur, aracı bir ülkeyle mi olur bu da olgunlaşması gereken bir konu.”
]]>2009-2010 sezonunda kazandığı şampiyonlukla tarih yazan ve Türk futboluna birçok yıldız isim kazandıran Anadolu’nun köklü kulübü, 2018-2019 sezonunda Süper Lig’den düştükten sonra kötü gidişatı durduramadı. Son olarak geçen sezonu da hüsranla sonuçlandıran Bursa temsilcisi, TFF 3. Lig’e kadar düştü.
Enes Çelik’in geçen mayıs ayında başkanlık görevine gelmesiyle destek kampanyası başlatan Bursaspor, kısa sürede 200 milyon lirayı aşkın bağış topladı. Toplanan bağışlarla uzun süredir kapalı olan transfer tahtasını açan “timsahlar”, daha önce üst liglerde mücadele etmiş birçok futbolcuyu kadrosuna katmayı başardı.
Sezona güçlü bir kadro kurarak başlamak isteyen Bursaspor, yeni sezonu şampiyonlukla tamamlayarak tekrar üst liglere tırmanmayı hedefliyor.
Bir haftada 10 bin kombine satıldı
Kulüp başkanı Enes Çelik, AA muhabirine, zor süreçlerden geçen bir kulübün başına geçtiğini söyledi.
Bu süreçte hızlıca işe koyulduklarını ve şehrin ileri gelenlerinden destek aldıklarını belirten Çelik, güven verecek, şehirdeki diğer unsurları da ortak noktada toplayacak bir yönetim kurduklarını anlattı.
Çelik, kısa sürede birlik ve beraberliğin yakalandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bu bizi çok mutlu etti. Açıkçası ben de bu kadar ilgi olacağını beklemiyordum ama şehirde de ciddi anlamda bir açlık olduğunu gördüm futbola. Yani burası bir futbol şehri aynı zamanda. Ciddi anlamda altyapımız zaten var ve Türkiye’de belki de ilk beş altyapıdan birine sahibiz. Bu noktada insanların da buna çok büyük ilgi gösterdiğini, kombine satışlarımızdan da görüyoruz. Henüz bir hafta dolmamışken 10 binin üzerinde bilet satışı oldu. Çok ciddi ve rekor bir rakam.”
Gidişattan memnun olduklarını aktaran Çelik, “Benim kafamdaki Bursaspor, Avrupa’da. Hep bir Avrupa’yla özdeştiriyorum. Hiçbir zaman Süper Lig kafamla yan yana gelmiyor, hep daha ötesi geliyor. Belki 3. Lig’de olmamız, bazı şeylerin temellerini daha da sağlam atma anlamında bir avantaja çevrilir. Hem kurumsal yapı anlamında hem mali anlamda bu noktada yapacaklarımızla birlikte ilerideki güzel günlerin de sağlam altyapısını şimdiden oluşturacağız.” ifadelerini kullandı.
“Ligin üzerinde bir kadro kuracağımızı söyledik”
Çelik, ilk ay kampanyadan gayet olumlu sonuçlar aldıklarını ama bunun yeterli olmadığını dile getirdi.
Bundan sonrası için özellikle desteği biraz daha orta ölçekli ve tabana yayma anlamında çalışmalar yapacaklarını ifade eden Çelik, binlerce Bursaspor gönüllüsünün takımın iyi durumlarda olmasını istediğini, açıklayacakları sponsorluk anlaşmalarıyla bunun devam edeceğini söyledi.
Çelik, Kocaelispor, Eskişehirspor ve Sakaryaspor gibi takımlarla tekrar Süper Lig’de bir araya gelmeyi arzuladıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
“Futbol seyircisiz, taraftarsız olmuyor. Taraftarla güzel bu iş. Umarım yine o izlediğimiz deplasmanları tekrar yaşatırız bu takımlarla birlikte. Şimdiye kadar 10 transfer açıkladık. Yeniden bir takım kurma durumumuz söz konusuydu. Kulübün profesyonelleriyle, hocamızla da istişare ederek güzel bir takım kurma yolunda adımları attık. 3 ya da 4 nokta transferle bu süreci tamamlamak istiyoruz. Aldığımız oyuncular birinci ligdeki oyuncular ya da ikinci ligin iyi oyuncuları. İkinci ligden birinci lige gitmek üzere olan oyuncuları alıyoruz. Dolayısıyla zaten biz aslında senenin de kadrosunu kuruyoruz bir taraftan.”
Bursaspor’u yeniden zirveye taşıyacaklarına inandıklarını belirten Çelik, “Ne yapmak istediğimizi de çok iyi biliyoruz. Ligin üzerinde bir kadro kuracağımızı söyledik ve bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz. Ben bile çok heyecanlıyım. Bu oyuncuların bir araya gelip nasıl maçlar çıkacarağını, özellikle içeride en az 30 bin taraftarımızın önünde merakla bekliyorum.???????” ifadelerini kullandı.
]]>AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK’TEN “EKONOMİ ZİRVESİ” YORUMU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplanan AK Parti MYK toplantısı sona erdi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu. AK Partili Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek arasındaki ekonomi zirvesine ilişkin konuştu.
“EKONOMİ YÖNETİMİMİZ NE YAPTIĞINI BİLİYOR”
Orta Vadeli Program’la ilgili gelen taleplerin hükümetin üzerinde çalıştığı konular olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi: “Burada konu özgüvenli bir hükümete sahibiz. Orta vadeli programda Türkiye’nin doğru kazanımlar elde etmesi ve dünyaya doğru mesajlar için gerekenler yapılıyor. Bunlar hükümetin zaten bildiği, bakanlığın zaten üzerinde çalıştığı konular. Zaten gündemde olur da yapılırsa biz gündeme getirdik deniyor. Ekonomi yönetimimiz ne yaptığını biliyor, takvim kusursuz şekilde işliyor. Partilerden bakanlarımızdan bilgi almak isteyenlere bilgiler veriliyor.”

Çelik’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
“Cumhurbaşkanımız önümüzdeki yaz döneminin iyi değerlendirilmesi gerektiği, Cumhur İttifakı siyasetinin vatandaşa ulaştırılmasını ifade ettiler. İttifakın birliği konusunda hassasiyetlerini bir kez daha vurguladılar.
“SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ TERÖRİST FAALİYETLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Suriye’nin kuzeyindeki terörist faaliyetleri yakından takip ediyoruz. YPG PYD unsurlarının yerel seçim arayışı vardı. Şiddetle karşı çıkmıştık. Çeşitli arayışlar var. Sert tutumumuzu sürdüreceğiz. DEAŞ ile mücadele bahanesi ile demokrasi diye pazarlanılması kabul edilemez. Esasında teröristan kurulması anlamına gelir. Terör devleti kurmak için bir yöntemi istismar ediyorlar. Bu daha büyük kaosa neden olabilecek. Suriye toprak bütünlüğünü ve Türkiye’yi tehdit eden gelişme olarak değerlendirilecek ve anında müdahale edilecektir.
“VERG, ADALETİ İÇİN ÇEŞİTLİ KONULAR GÖRÜŞÜLÜYOR”
Orta vadeli program kapsamında vergi adaleti için çeşitli konular görüşülüyor. Sosyal medyada sızan açıklamalar spekülatiftir. Vergi adaleti için yapılan çalışmalardır bunlar. Taslakta uygun görülen görülmeyen her şey yazılır. Resmi olarak açıklanmamış spekülasyonlara itibar edilmemeli. Vergide adalet hedeflenirken uzman gözü ile değerlendirmeler yapılacak. Ekonomimi yönetimimiz net şeffaf, sıkıntıları giderecek program uyguluyor. Cumhurbaşkanımızın desteği yüksektir. Mehmet Şimşek beyin ifadeleri takip edilmesi önemli.
Yunanistan ile diyalog süreci devam ediyor. Bir ilke imza atıldı ve AGİD’e ortak aday söz konusu oldu. Bu da son zamanlarda gelişen diyaloğun neticesi olarak ortaya çıktı.
“NETANYAHU SOYKIRIMDA YENİ BİR AŞAMAYA GEÇTİ”
Son zamanlarda saldırıları ile soykırımda yeni bir aşamaya geçti Netenyahu yönetimi. Herkesin bildiği insanlık suçu işleyen ve doğrudan soykırıma imza aran yapıdır Netenyahu ve ekibi. Büyük bir çöküşe işaret etmektedir. Ermenistan da Filistin’i tanıdı. Bundan da memnuniyet duyduk. Netenyahu ve ekibi kişisel ikbali için soykırım yapıyor. Hukuki yüzleşmekten kurtulmak için bölge savaşı çıkarmaya çalışıyorlar. Savaşın bölge savaşına dönüşmesinin acılara yol açacağını ifade ediyorduk.
“NETANYAHU’YA SÖZ GEÇİREMEYENLER HAMAS ÜZERİNDEN BASKI KURUYOR”
Niyetini açık ediyordu. Lübnan’da ateşin yükselmesi daha ciddi tehdit ile karşı karşıya olduğumuzu göstermekte. Hamas olumlu yaklaşırken Netanyahu olumlu yaklaşmıyor. Netanyahu’ya söz geçiremeyenler Hamas üzerinden baskı kurmaya çalışıyor. Soykırım siyasetine karşı her alanda karşı durmaya, bununla mücadeleye devam edeceğiz. Uluslararası hukukun var olup olmadığı Gazze konusuna bağlıdır.
Cumhurbaşkanımız Temmuz başında belediye başkanlarımızla görüşecek. Vatandaşlara en kaliteli hizmet için ne yapmamız gerektiğini görüşeceğiz.
YURT DIŞI ÇIKIŞ HARCI
Bu konu da gündem oldu. Konuşulan her şey taslak düzeyinde yazılır ama son karar verilene kadar geçerli değil. Son kararın vereceği toplantı yapılmadı. Bu taslakta alternatifler vardır. Biri sızar ve spekülasyon konusu olur. O toplantılarda netice açıklanana kadar bunların spekülasyondan ibaret olduğunu ifade edeyim.
AK PARTİ TEŞKİLATLARINDAKİ DEĞİŞİM
Teşkilat başkanlığımız çeşitli çalışmalar yapıyor. Birçok konu açısından değerlendiriliyor. Öteden beri cumhurbaşkanımızın teşkilatlar konusunda hassasiyeti var. Şu andaki gündemde vekalet ile idare edilen illerde asaleten atamalar yapılacak.
]]>Çelik, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki bir otelde düzenlenen AK Parti 31. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu.
” Türkiye’nin Ortak Aklı” temasıyla düzenlenen toplantı kapsamında yapılacak oturumlara ilişkin bilgi veren Çelik, “Birinci konumuz, Gazze’de gerçekleşen katliamlar konusundaki değerlendirmelerimizin ve Türkiye’nin duruşu konusunda Cumhurbaşkanı’mızın konuşmasında belirttiği çerçevedeki siyasetimizin bundan sonra da sürdürüleceğidir.” ifadelerini kullandı.
Genel merkez çalışmalarıyla ilgili özel bir oturum yapıldığını belirten Çelik, bu oturumda Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz ve Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın sunum gerçekleştirdiğini söyledi.
Parti grubu çalışmalarının ise Grup Başkanı ve Grup Başkanvekilleri tarafından gerçekleştirildiğini belirten Çelik, eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in değerlendirmesinin istişare edileceğini aktardı.
Bir oturumda da Hazine ve Maliye, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman Bakanlarının sunum gerçekleştireceğine işaret eden Çelik, bu politikaların, bütün katılımcılar tarafından istişare edileceğini ifade etti.
Çelik, yarın Adalet, Güvenlik ve Dış Politika oturumlarının yapılacağını bildirerek, bu konuda bakanların sunumlarının olacağını kaydetti.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında “soru-cevap” şeklinde bir istişare toplantısı yapacaklarını ifade eden Çelik, “Daha sonra yine geleneğimizde olduğu gibi Genel Başkanımızın, Cumhurbaşkanı’mızın bütün bu kamp sürecindeki tartışmaları da içeren değerlendirmesi ve diğer politik alanlarla ilgili mesajları temelinde kapanış konuşmasıyla birlikte kampımızı tamamlayacağız.” diye konuştu.
Filistin Devleti’nin tanınması
Çelik, bütün bu politik süreci takip ederken birinci gündemlerinin Gazze’deki “katliam” siyaseti olduğunu yineledi.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 11 Temmuz’u “Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü” ilan ettiğini anımsatan Çelik, bunun son derece kıymetli olduğunun, geç de olsa soykırım kurbanlarının yad edilmesi için bu kararın alındığının altını çizdi.
Gazze konusunda bu kadar geç kalınmaması ve bunun daha fazlasına müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
“Bugün Miloseviçlerin yaptığının kat ve kat fazlasını Netanyahu gerçekleştirmektedir. O sebeple dünyanın buna ‘dur’ demesinin zamanı gelmiştir. Cumhurbaşkanı’mızın bu konuda yaptığı açıklamalar, uluslararası mahkemelerin kararlarında aynen ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı’mızın bu konuda ortaya koyduğu ilke ve prensiplerin aynı şekilde Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından da Uluslararası Adalet Divanı tarafından da ortaya konulduğunu net bir şekilde görüyoruz. Tabii dünyanın vicdanı buna tepki veriyor ve bir hakkı yerine getirmek için Filistin devletinin tanınması konusunda çok ciddi ilerlemeler kaydediliyor. Bu sebeple İrlanda, İspanya ve arkasından Norveç ve arkasından Slovenya’nın yaptığı, bir hakkın teslim edilmesi açısından çok önemlidir. Bunun devamının gelmesi gerektiğini ifade ediyoruz.”
“Tasarruf tedbirleri her alanda geçerli”
Çelik, bir basın mensubunun tasarruf tedbirlerine ilişkin sorusu üzerine, “Tasarruf tedbirleri her alanda geçerli. Bu kamp geleneksel olarak bir istişare kampı olduğu için gerçekleşiyor. Ama tabii bahsettiğiniz tedbirlere uyarak minimum düzeydeki bir şeyle, imkanla gerçekleştirmiş oluyoruz. Ama tabii siyaset, memleketin meselelerinin konuşulması meselesidir. Tasarruf da memleket için yapılıyor. Siyaset de onun için bu çerçevede gerçekleşiyor.” diye konuştu.
]]>SODEV, TÜSES ve FES ortaklaşa “31 Mart sonrası yerel yönetimler” başlığıyla panel düzenledi. 31 Mart yerel seçimleri sonrasında tehdit ve fırsatların değerlendirildiği panelde Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, SPD Federal Meclis üyesi Nezahat Baradari ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik konuşmacı olarak katılırken, moderatörlüğü Ertan Aksoy yaptı. Açılış konuşmasını SODEV Başkanı Rasim Şişman’ın gerçekleştirdiği panelde CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik 31 Mart seçimlerine ilişkin aday belirleme sürecinden, sandık güvenliğine kadar birçok başlıkta deneyimlerini paylaştı.
“Bu topraklara gerçekten adaleti getirmek, hukuku getirmek gibi çok önemli görev ve sorumluluklarımız var”
Konuşmasına Gezi Parkı eylemlerinin yıldönümüne vurgu yaparak başlayan Çelik, “Gezi’nin 11. yıl dönümü. Gezi’de yitirdiklerimizi anıyorum ve tabii Gezi tutsakları için hep birlikte hem bağımsız bir yargıyı oluşturmak hem de bu topraklara gerçekten adaleti getirmek, hukuku getirmek gibi çok önemli görev ve sorumluluklarımız var. Gezi’de yitirdiklerimizi anarken Gezi tutsaklarının da özgürlüklerine kavuşması için hep birlikte kararlılıkla mücadele edeceğimizin altını çizmek isterim” dedi.
“Gençlerin ve kadınların öncelendiği bir kurultayı gerçekleştirdik”
31 Mart seçimlerinin kazanılması sürecine değinen Çelik, partide yaşanan değişimin elde edilen başarıdaki önemine dikkati çekerek şunları söyledi:
“Bu umudun azaldığı noktada tabii ki dar zamanda önemli işler yaptık. Bu 2023 seçimlerinin üzerinden toplam bugün on 10-12 ay gibi bir zaman geçti. Ancak biz altı ay önce bir biçimiyle sürece başladık. Altı ay önce kongrelerimizi gerçekleştirdik. İstanbul Kongresi, kurultay ve partinin bir değişim süreci, bu başarının önemli adımlarından biri. Seçim sonuçları değerlendirilirken bazen parti içi toplantılarda konjonktürün etkisi ya da ekonomik koşullar denebiliyor. Doğru. Kesinlikle konjonktürün etkisi önemli. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar 2023’te Türkiye ekonomisi buna benzer bir durumdaydı aslında. Depremdeki duygular daha çok tazeydi, salgındaki duygular tazeliğini koruyordu. Ama 2023 seçimlerinde bir sonucu alamamış olduk. Aslında 2024 seçimlerinde sonuç almanın önemli adımlarından bir tanesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir değişimi kendi içerisinde demokratik yöntemlerle gerçekleştirebilmesiydi. Bu önemli bir şeydi. Gençlerin ve kadınların öncelendiği bir kurultay gerçekleştirdik. Kurultayımız da Parti Meclisimizin yaş ortalaması 42. İstanbul’dan bizim önerdiğimiz 26 yaşında, 27 yaşında, 30 yaşında genç kadın arkadaşlarımız var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’deki politikalarına karar verecek altmış kişilik kurulun yaş ortalaması 42. MYK’mızda önemli sayıda kadın arkadaşımız var.”
Kadın belediye başkanları…
Doğru bir aday belirleme süreci yürüttüklerini ifade eden Çelik, artan kadın belediye başkanlarının altını çizdiği konuşmasına şöyle devam etti:
“İlçelerde masalar kurduk, meclis üyesi adaylarını dinledik. İlde masalar kurduk, meclis üyesi adaylarını dinledik ve buna göre önerilerimizi Ankara’ya gerçekleştirdik ve günün sonunda adaylarla ilgili şunu ifade edebilirim: 2019 ile 2024 arası İstanbul’da hiç kadın belediye başkanı yoktu. Bugün İstanbul’da üç kadın belediye başkanı var. İstanbul’da belediye başkanlarının yaş ortalaması yüksekti. Çok deneyimli belediye başkanlarımız var. Tuzla’da Eren Ali Bingöl 31 yaşında. Avcılar’da Utku Caner Çaykara 32 yaşında. Hakan Bahçetepe 35 yaşında. Kartal’daki arkadaşımız 37 yaşında. Gençlere ve kadınlara fırsat verdiğinizde toplum da size şans verebiliyor.”
“Sandık güvenliğini eksiksiz bir biçimde gerçekleştirdik”
“Kampanya sürecinde ilçe belediye başkan adaylarımızla gerçekten çok etkili kampanyalar yürüttüler. Milletvekillerimiz, parti meclis üyelerimiz, ilçe başkanlarımız ve örgütümüz çok büyük bir mücadele verdi” ifadelerini kullanan Çelik, sandık güvenliği konusunda eksiksiz bir çalışma yaptıklarını belirterek şunları söyledi:
“Sandık güvenliğiyle ilgili ciddi krizlerimiz vardı. İlçe başkanlarımızla, il yöneticilerimizle iğneyle kuyu kazar gibi bu süreci tamamladık. Seçim günü sabah ilk defa genel merkezin bilişim sorumlusunun deyimiyle söylüyorum: İstanbul’un 33.227 sandığında dijital yoklamayı eksiksiz bir biçimde gerçekleştirdik. ve aslında daha açılmaya başlandığında sonucu kendi bilişim sorumlularımızla ve sandık görevlilerimizle biliyorduk”
Yerel seçimlerden sonra başlayan sürecin zorlu bir süreç olacağını dile getiren Çelik, konuşmasına örnek vererek devam etti:
“Bir tanesini örnek vereyim. Eyüpsultan’ın nüfusu 400 bin. Eyüpsultan personel sayısı şu anda üç bin altı yüz kişi. Yani üç bin iki yüz civarında kadrolu personeli var ama yanındaki beş yüz bin nüfuslu Gaziosmanpaşa’nın çalışan sayısı bin altı yüz kişi örneğin. Yani bazı alanları siyaseten gerçekten yönetilemez hale getirmişler. Mesela Eyüpsultan Belediyesi’nin şu anda bugün itibariyle ödenmesi gereken borcu 2.2 milyar. 2024 sonuna kadar ödemesi gereken rakam 1.9 milyar. Yani 2024’te Eyüpsultan Belediyesi’nin dört milyar bir bütçeye ihtiyacı var. Ama İller Bankası’ndan gelen gelir maaşlarının dörtte birini bile ödeyemiyor ne yazık ki.”
Konuşmasında zorluk ve tehditlere de değinen Çelik, “Birtakım engellemelerle de tabii büyükşehir açısından bu dönem bakanlıklar eliyle karşı karşıya geleceğiz. Merkezi yönetimin birtakım uygulamaları bizim için tehdit oluşturabilir. Ama tasarruf tedbirleri meselesi biraz da belediyelerin elini kolunu bağlamak için aslında kendilerinden değil de yerel yönetimlerin etkili hizmet üretmesini engelleyecek bir biçimde karşımıza çıkabilir” ifadelerini kullandı.
“Seçmen bize yerel yönetimleri doğru yönetebilirseniz merkezi iktidarı size vereceğiz dedi”
Çelik konuşmasının fırsatlar bölümündeki kısmında şunları söyledi:
“Fırsatlarımız nelerdir? Büyükşehir Belediyesiyle 26 ilçe belediyesi çok uyumlu ve koordinasyonlu çalışacak. Tabii ki büyükşehir belediye başkanımız geriye kalan 13 ilçeyi ayırmıyor. Onlarla da ortak çalışmalar yürütüyor. Fırsatlarımızdan önemli bir tanesi gençlerin, kadınların belediye başkanı olarak seçilmesi. Kente dair önemli bir vizyon ortaya koyabileceklerine olan inancımız, deneyimli arkadaşlarımız da var. Deneyimlilerin tecrübesiyle gençlerin enerjisini kadınların birikimini harmanlayarak önemli bir süreç yönetebiliriz. Zira yapmak zorundayız.”
Seçmenin 31 Mart seçimlerinde kendilerine bir mesaj verdiğinin altını çizen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçmenin bize mesajı şudur: Seçmen, yerel yönetimi doğru yönetmemiz için bize bir şans verdi. 2019’da bize sınırlı bir yönetme yetkisi verdi yerelde. 2023’te bizi iktidar yapmadı. Ama 2024’te seçmen bize dedi ki biz size merkezi iktidarı vermedik. Ama sizi yerel yönetimde güçlendiriyoruz. Sizi Türkiye’de birinci parti yapıyoruz. Eğer siz yerel yönetimleri doğru yönetebilirseniz size merkezi iktidarı vereceğiz dedi. Dolayısıyla bu mesajı doğru algılayabilecek bir kadroyla sürecimizi şekillendireceğiz”
“800’ü aşkın meclis üyesi sertifika programına katılacak”
Çelik, 800’ü aşkın meclis üyesinin, İstanbul Üniversitesi’yle imzalayacakları protokol kapsamında sürekli eğitim merkezinde bir aylık bir sertifika programına katılacağını belirterek “Yerel yönetimlerdeki temel kurallardan imar kanunlarına, afet ve risk yönetiminden depreme, ekolojiden çevreye, toplumsal cinsiyet eşitliğinden birçok konuya kadar haftanın üç dört günü gideceği eğitimler alacaklar. İstanbul Üniversitesi’ne benzerlerini düşünce kuruluşlarıyla, hem sendikalarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, kadın örgütleriyle, sivil toplumla bir takım çalışmalar yürüteceğiz” diye konuştu.
“31 Mart bir son değil başlangıçtır”
Çelik, “Bir süreci organize etmeye gayret edeceğiz ama temel motivasyonumuz şudur. 31 Mart bizim için bir sonuç değildir. 31 Mart bizim için bir başlangıçtır” dedi ve sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
“Demokratik Türkiye’nin başlangıcıdır. Buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin çok ağır sorunları var. Demokratik Türkiye mücadelesini de hep birlikte güçlü bir biçimde vereceğiz. Aslında 2017’de referandumdan bu yana bir arada durmayı başarabilmiş Gezi’de birlikte mücadele etmeyi başarabilmiş bütün siyasi partilerin, bütün demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının birlikte mücadelesiydi. Demokratik bir Türkiye mücadelesini de belki bir erken seçimde, belki 2028’de yine hep birlikte vereceğiz.”
“Beyoğlu’nun 30 yıllık kaybını hep birlikte tersine çevireceğiz”
Panelde konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de Beyoğlu’nun ilklerin ilçesi olduğunu belirtti, “Beyoğlu ilk tramvayın olduğu ilçe, ilk belediye binası olan 6. Dairenin olduğu ilçe. İstiklal Caddesi ilk otellerin olduğu, ilk sokak aydınlatmaların olduğu, konsoloslukların olduğu bir cadde. Otuz yıl sonra biz de ilklerin ilçesi olan Beyoğlu’nu sosyal, demokrat ilkelerle yönetme şerefine nail olduk. Beyoğlu’nu sadece para kazanma hırsıyla mekan açılan, bu para kazanma hırsını Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan değerlerin üzerinde tutan piyasa anlayışına maalesef terk ettik. Yerel yönetim maalesef burada bir yönlendirme yapmadı, yapamadı. Tabi bu yitip giden Beyoğlu 30 yıllık bir süreç, dünden bugüne olmuş bir şey değil. 30 yıllık bu süreci inşallah hep beraber tersine saracağız” dedi.
]]>KARDEMİR’in 2023 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 29. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı.
KARDEMİR Eğitim ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, yönetim kurulu üyeleri genel müdür, genel müdür yardımcıları ve hissedarlar katıldı.
Toplantıda konuşan Demir, özellikle son çeyrek yüzyılda dünyada benzerine az rastlanan doğa olaylarıyla karşı karşıya kalındığını söyledi.
Avrupa Yeşil Mutabakat bildirisinin, iklim kriziyle mücadelenin en önemli yazılı belgesi olduğunu belirten Demir, “Bu bildiriye göre Avrupa, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 50-55 oranında azaltmayı ve 2050 yılına kadar ise karbon nötr olmayı en önemli hedefi olarak ortaya koymuş durumda. Yine Cumhurbaşkanlığımızca Yeşil Mutabakat Eylem Planı konulu genelge Temmuz 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Ticaret Bakanlığımızca da eylem planı yürürlüğe konulmuştur.” dedi.
Demir, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasının gelecek yıllarda küresel ticaretin dinamiklerini değiştirmesinin beklendiğini ifade ederek, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uygulamasıyla yüksek emisyonlarda üretim yaparak ürünlerini Avrupa’ya ihraç eden şirketlerin, yeni vergi yüküyle karşı karşıya kalması, emisyonlarını azaltmayan şirketlerin Avrupa pazarındaki rekabet güçlerinin zayıflaması öngörülmektedir. İhracatının yarıya yakınını Avrupa pazarına yapan ve Avrupa Birliği ile ticari ve siyasi alanda yakın ilişkiler içerisinde bulunan Türkiye’nin bu önemli düzenlemenin dışında kalması söz konusu değildir.” diye konuştu.
Çimento, alüminyum, gübre, elektrik sektörleri gibi çelik sektörünün de bu yeni düzenlemenin doğrudan etkileyeceği öncelikli sektörler arasında yer aldığını dile getiren Demir, bu nedenle diğer tüm sektörlerde olduğu gibi tüm dünyada çelik üreticilerinin de karbondan arınmaya odaklandığını kaydetti.
Demir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda yönetimimiz; Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenlemesini, sektörü daha yeşil ve temiz kılmaya imkan tanıyan bir fırsat olarak değerlendiriyor ve karbon emisyonlarımızı, su kullanımını ve biyoçeşitlilik üzerindeki tüm olumsuzlukları azaltmayı, üretim proseslerinde verimliliklerimizi artırmayı ve sürdürülebilir üretim ve başarıları yakalamayı hedeflemektedir. Üretim kapasitemizi 3,5 milyon ton seviyelerine çıkarmak için kurulması planlanan yeni yüksek fırın yatırımımızın, ‘yeşil çelik’ hedefine uygun teknolojiyle gerçekleştirilmesi için teknik araştırmalarımız devam etmektedir.”
Buna paralel şirkette oluşturulan “Karbonsuzlaştırma Çalışma Grubu”nun faaliyetlerine başladığını aktaran Demir, yeşil çelik yol haritasına uygun üretim için de çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Demir, diğer yandan da üretim içindeki katma değerli ürün miktarını artırmak için planlanan yatırımların sürdüğünü belirtti.
Yönetimin bu dönemde odaklandığı bir diğer konunun ise dijitalleşme olduğuna değinen Demir, KARDEMİR’in Türkiye demir çelik sektöründe kapsam olarak gerçekleştirilen “en büyük dijital dönüşüm projesi” olan kurumsal kaynak yönetimi S/4 HANA projesini devreye aldığını hatırlattı.
Demir, AR-GE merkezinin, şirketin rekabet edebilirlik seviyesini artırmak ve sürdürülebilir büyümesine katkı vermek üzere çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.
“Öz kaynaklarımızda güçlü büyüme kaydedilmiştir”
Dünya ham çelik üretiminin 2023’te 1 milyar 888 tonda sabit kaldığını aktaran Demir, şöyle devam etti:
“En büyük üretici konumundaki Çin, geçen yıl üretimini sadece yüzde 0,1 artırırken, Hindistan’ın üretimi yüzde 11 artmış ve dünyada üretimini en fazla artıran ülke olmuştur. Bu dönemde ülkemiz ham çelik üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 4 küçülmüş ve 33,7 milyon ton ile 2019 yılı seviyesine gerilemiştir. KARDEMİR, dünya genelindeki durağanlığa rağmen 2023’te 2 milyon 394 bin 312 ton ham çelik ve buna bağlı 2 milyon 319 bin 823 ton net mamul ile üretimini artırma başarısını göstermiştir.”
Demir, Asya, Avrupa ve Afrika’nın 2023’te ihracat pazarları olduğunu dile getirerek, Gürcistan, Sırbistan, Romanya, Almanya, Polonya, Bulgaristan, Çekya, Kosova, Slovakya ve Yunanistan’a muhtelif çelik kaliteleri ihraç edildiğini ve yaklaşık 26 bin ton satışla 29 milyon dolar değerinde ihracat geliri elde edildiğini ifade etti.
Mali mevzuat gereği enflasyon muhasebesinin etkileriyle finansal veriler incelendiğinde 2023’te 51 milyar 621 milyon lira satış geliri, 3 milyar 296 milyon lira faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ve 1 milyar 588 milyon lira net kar elde edildiği bilgisini paylaşan Demir, “Geçen senenin aksine net borç pozisyonundan net nakit pozisyonuna geçilirken, enflasyon muhasebesinin etkisiyle öz kaynaklarımızda güçlü büyüme kaydedilmiştir.” dedi.
Demir, kurdukları KARDEMİR Liman İşletmeciliği ve Taşımacılık Anonim Şirketinin (KARLİMTAŞ), öncelikli olarak Zonguldak-Karabük arasında özel demir yolu taşımacılıklarını ve gelecekte de liman işletmeciliklerini yapacağını kaydetti.
Şirketin küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artırmak, çevreye duyarlı üretim yapısını güçlendirmek ve yenilikçi çözümler geliştirmek adına yürüttükleri çalışmalarda ortakların desteklerinin kendileri için büyük önem arz ettiğini vurgulayan Demir, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da KARDEMİR ailesi olarak birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza olan inancımız tamdır. Bizlere olan güveniniz ve desteğiniz için yönetimimiz adına teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
]]>Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Kayseri’ye gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Pınarbaşı ilçesinde esnafı ziyaret ederek, sohbet etti. İlçedeki TOKİ arsasında incelemelerde bulunan Özhaseki, ardından Pınarbaşı Belediyesi Gençlik Merkezi’nde muhtarlar ve kanaat önderleri ile toplantı yaptı. Özhaseki, depremin siyaset üstü bir iş olduğunu belirterek, “Üzülerek söylüyorum belediyelere gelirken ideolojik davranan insanlar bu tür işbirliği içerisine girmiyorlar. Gazeteciler bana ‘Normalleşme var mı, CHP’den genel başkan yardımcısı geldi?’ diyorlar. Biz zaten normaliz. Zaten yerimizde duruyoruz. Ben iki dönemdir bakanlık yapan birisi olarak durmadan dışarıya ‘Belediye başkanlarımız ne olur kentsel dönüşüm yapın’ diyorum. Kapı sonuna kadar açık. A partisinden B partisine, C’ye, D’ye, E’ye gelin haydi. Bırakın gelmeyi, mani olarak binlerce kişinin ölümüne sebep veriyorlar. Bu nasıl bir ideolojik takıntıdır. Deprem meselesi siyaset üstü bir iştir. Şehircilik siyaset üstü bir iştir. Hizmet isteyen bir iştir. Hizmet lazım. Şimdi orada bin 240 yerde şantiyemiz var. 110 bin kişilik işçi ordusu ile çalışıyoruz. 4 bin 333 tane köy evi yapıyoruz. Bu senenin sonuna kadar teslim edeceğimiz konut sayısı 200 bin civarında. Dünyanın en büyük şantiyesi orada” diye konuştu.
Deprem bölgelerindeki evlerin çelikten yapıldığının altını çizen Bakan Özhaseki, “Evlerimizi çelik yapıyoruz. 4-5 ton kadar çelik gidiyor. Altında 9 şiddetinde dahi deprem olsa, fay hattı geçse o çelik yapıyı yıkması mümkün değil. Aralarına taş yünü kullanıyoruz. İçinde ve dışında betopan kullanıyoruz. Muhkem evler yapıyoruz. Bu evleri kısa süre içerisinde bitiririz. Bazen deprem bölgelerindeki evleri anlatırken hoşuma gittiği için ‘Mis gibi evler yapıyoruz’ dedim. Koca koca genel başkanların hepsi çıktı, ‘Adama bak ya, mis gibi evler yapıyormuş’ dediler. Kardeşim, vallahi mis gibi evler yapıyoruz. Daha ne yapalım. ‘Hani nerede teslim ettiğiniz evler, akrabalarınıza mı verdiniz?’ diyorlar. 76 bin evi dağıttık, bir tane içerisinde tanıdığım yok. Kimin evi yıkılmışsa hak sahibi oluyor, biz de ona veriyoruz ama bizim müzmin muhalefet böyle. Allah işlerini güçlerini rast getirsin. Ne diyelim. Hidayet versin, insanlık versin” ifadelerini kullandı.
Toplantıda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir ise, ilçede hafta sonu yapılacak olan seçimin önemine değinerek, “Milliyetçi Hareketi Pınarbaşı’nda her zaman bağrınıza bastınız. Üç hilal burada her zaman sizlerin de desteğiyle, teveccühüyle ve dualarıyla dalgalandı. İnanıyorum ki özellikle de bu dönem özellikle de 2 Haziran’dan itibaren üç hilal burada dalgalanacaktır. Hizmet noktasında Cumhur İttifakı’nın çok değerli kadroları burada. Pınarbaşı’nın altyapı ihtiyacı, üstyapı ihtiyacı, toplu konut ihtiyacı, mahallelerimizin içme suyundan tutun kanalizasyonuna varıncaya kadar hangi ihtiyaçları varsa bunlar tespit edilmiş ve giderilmesi noktasında da büyük bir ivme ve azimle çalışmalar sürmektedir” dedi.
Toplantıya MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy ve Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da katıldı. – KAYSERİ
]]>Gelecek sezon TFF 3. Lig’de mücadele edecek Bursaspor’da yeni dönem resmen başladı. Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu’nda yapılan Olağan Seçimli Genel Kurul’da tek aday olan Enes Çelik, yapılan açık oylama sonucunda oy birliğiyle yeşil beyazlı kulübün 33. Başkanı oldu.
4 bin 74 kongre üyesinden 2 bin 751 üyenin oy kullanma hakkı bulunduğu kongreye 355 üye katılırken taraftarlar da genel kurula ilgi gösterdi. Tek aday olarak seçime giren Enes Çelik, Bursaspor’u hak ettiği yere getirmek için çok çalışacaklarını söyledi.
Yapılan açık oylama sonrası açıklamalarda bulunan Bursaspor’un yeni Başkanı Enes Çelik, yapılan Olağan Genel Kurulunun Bursaspor’a hayırlı olmasını diledi.
Bu dönemin başarılı bir dönemin başlangıcı olmasını temenni eden Başkan Çelik, “Bursaspor’un 60 yıldan uzun mazisinde inişli-çıkışlı çok süreçler yaşandı. Tüm bu dönemlerde Bursaspor’umuzun başarısı için çalışan yöneticilerimizden, sporcularımıza ve özellikle siz taraftarlarımıza teşekkürlerimi sunarken, hayatını kaybedenleri de rahmetle anıyorum.
Değerli üyelerimiz; hepimizin bildiği gibi tarihimizin mali ve sportif yönden en zor süreci içerisindeyiz. Bu durum ”şu ihmalden, şu yanlıştan kaynaklandı” demenin, bunu tartışmanın bir fayda sağlamayacağı bir süreçteyiz.Tabi ki geçmişteki yanlışları araştıracağız ve bileceğiz ama asıl olan ”Geleceği nasıl inşa edeceğiz?” konusudur.” dedi.
“1.5 Milyar TL’yi Aşan Toplam Borç”
Kulübün geçmiş borçlarından ve mevcut durumundan bahseden Bursaspor Başkanı Çelik, “1.5 milyar TL’yi aşan toplam borcumuz… Transfer tahtası kapalı… ”Bursasporluyum” diyen herkesin hüzne boğulduğu, Süper Lig standartları sahalardan amatör tel örgülü sahalarda oynamak zorunda kalmış Bursaspor’umuz… Ağırımıza gitse de bu tabloyu görerek, gelecek inşasına hamasi bir yaklaşımla değil, gerçekçi bir yaklaşımla başlamalıyız. Bunun için birinci olarak büyük bir Bursa dayanışması ve şampiyon Bursaspor inancı ile yola çıkmamız gerekmektedir.”
Bu büyük Bursa dayanışmasına öncülük eden herkese teşekkür eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“Bursasporlular; ben inanıyorum ki bu dayanışma ile ilgili ilk adım büyük ölçüde gerçekleşmiştir. İkinci olarak sağlamamız gereken, güven ortamının oluşmasıdır. Bursaspor ”dipsiz kuyudur” anlayışıyla değil, ”hesap verir” bir anlayışla yönetilecek. Bu çerçevede Bursa Valiliğimizin himayelerinde açılan ”Yanındayım” isimli hesabımıza kim ne katkı sağlamış, bunların tümünü kuruşu kuruşuna sizlerle paylaşacağız; yani şeffaf bir yönetim vadediyoruz.
Üçüncü olarak, bu dönemde biz yöneticilerin ve birlikte yola çıktığımız kurullardaki arkadaşlarımızın kulübümüze hibe olarak katkılarını kongre sonrası kısa süre içinde sizlerle paylaşacağız. Evet, büyük bir yükün altındayız. Bu şehirde yaşayan, bu şehirde kazanan herkes Bursa’mızın en önemli markası Bursaspor’umuzun yaşadığı bu durumdaki sorumluluktan kaçamaz, kaçmamalıdır.”
”Kimin ne imkânı var, potansiyeli nedir?” az çok herkesin bildiğini ifade eden Başkan Çelik, ”Bu işi 15-20 kişiye havale edelim” hareketini doğru bulmadığını vurguladı.
Çelik, iş dünyasını bir kez daha ”Yanındayım” kampanyasına duyarlı olmaya davet ettiğini belirterek şöyle dedi:
“Geniş katılımlı bir anlayışla bu yükün altından 2009’da nasıl kalktıysak, bugün de daha büyük bir dayanışmayla kalkmalıyız. Biz yöneticiler ve iş insanlarımızın yanında taraftarlarımız ve Bursalılardan da beklentimiz; yeni sezon kombine ve formalara bugüne kadar görülmemiş büyük bir ilgi ve destek göstermeleridir.
Değerli Bursasporlular; işimiz kongre ile bitmiyor, yeni başlıyor. Zamanımız kısa, işimiz çok. ”Çok konuşan, fotoğraf veren, boy gösteren bir yönetim anlayışı”yla değil, “Sorunları çözen bir yönetim anlayışı” ile yola koyulacağız. ”Her şey Bursaspor için” anlayışıyla kolları sıvama zamandır.
Öte yandan 1 Haziran’da kulübümüzün kuruluş yıl dönümünü kutlayacağız. Bu çerçevede yeşil-beyazlı renklere gönül vermiş taraftarımızın başlatmış olduğu bayrak seferberliğinin de artarak devamını diliyorum.”
Konuşmasının sonunda yarın göreve başlayacağını belirten Bursaspor Başkanı Çelik, Kulübe tebrik amacıyla çiçek gönderme düşüncesinde bulunan herkesin “Yanındayım” kampanyasına bağışta bulunmalarının kulüpleri açısından daha anlamlı olacağının altını çizdi.
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sona erdi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki dönemde dış politikada sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun bir mesaisi olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhur İttifakı’nın birliğinin korunması noktasında herkesin yüksek bir hassasiyetle ve sorumlulukla davranması gerektiğini ifade ettiler” dedi.
” İran’a taziyelerimizi sunuyoruz”
Çelik, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazasında hayatına kaybetmesine ilişkin ise “İran devletine ve kardeş İran halkına taziyelerimizi sunuyoruz. Bu zor günlerinde kardeş İran’ın yanındayız. Bugün de Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve Dışişleri Bakanımız cenaze törenine katılacaklar. Kaza yerini Akıncı İHA tespit etti. Akıncı İHA zorlu koşullarda bir uçuş gerçekleştirerek merhum şahsiyetlerin yerini tespit etti” diye konuştu.
“Gecikmiş bir talep de olsa bizim için olumludur”
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Karim A. A. Khan’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant için ‘yakalama kararı’ başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:
“Netanyahu’nun tutuklanması için karar talebi önemlidir. Bu talep Netanyahu ve bakanları doğrudan savaş suçlarından sorumludurlar. Burada umarız ki mahkemenin ön yargılama dairesi talebe uygun karşılık verir, insanlık vicdanı adına, uluslararası hukuk adına, hakkaniyet adına ve tarihin doğru yerinde durmak adına tutuklanma kararı çıkar. Başsavcı kararındaki nitelikli değerlendirmeler de çok önemli. Sivillerin aç bırakılması, kasten eylemlerde bulunulmasının altını çiziyor, savaş suçu işlendiğini ifade ediyor. Bütün eylemlerin Netanyahu’nun ve hükümeti tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Gecikmiş bir talep de olsa bizim için olumludur.”
“3 ülkenin Filistin’i tanıma kararı memnuniyet vericidir”
Ömer Çelik; İspanya, Norveç ve İrlanda’nın Filistin’i tanıma kararı değerlendirerek, “Memnuniyet vericidir. 3 ülke de tarihin doğru tarafındadır. AB’nin tümü Filistin’i tanımalı. ABD’den duymamız gerekenleri duyuyoruz” dedi.
“Toplumda zıt talepler var”
Ömer Çelik açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, TBMM gündemine gelmesi beklenen hayvan haklarıyla ilgili kanun teklifi taslağına ilişkin ise “Bu adı üstünde taslak. Toplumda zıt talepler var. Henüz üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki hafta Meclis’e gelmesi planlanıyor. Çalışma henüz tamamlanmadı” diye konuştu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yeni yürürlüğe giren “Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği”ni ilişkin soruları şöyle yanıtladı:
“Tüzük kaldırılıp yönetmenliğe çevrilince gündem oldu. Bu da olağan bir durum. Daha önceki seferberlik tüzüğü 1990 yılında hayata geçmişti. Bizim 2011 yılından itibaren değişen savaş koşulları ve teknolojileri etrafında bu tip belgelerin güncellenmesi gerekiyor. Burada stratejik olan şudur. Savaş durumunda bütün milli güç unsurlarının TSK’ya destek verecek şekilde koordine edilmesi esastır.”
]]>
Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrasında açıklamalarda bulundu. Çelik, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak’a düzenlediği ziyaret, yeni anayasa çalışmaları, öğretmen atamaları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MHP lideri Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşme ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yapacağı görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak sözlerine başlayan Çelik, MYK toplantısında Gazze’deki durumun birinci gündem maddeleri olmaya devam ettiğini söyledi. Çelik, “Hiçbir güç Netanyahu hükümetinin soykırımcı politikasını durduramıyor. Batılı ülkelerin bir yandan Netanyahu’ya silah vermesi ve bir yandan Gazze’ye insani yardım göndermesi şeklindeki çifte standartlı gündem, onları daha çok cesaretlendiriyor. Bütün bunlara rağmen küresel vicdan ayakta. Dünyanın birçok şehrinde son derece asil ve soylu insanlar tepkilerini net bir şekilde ortaya koyuyorlar. Halklar Filistin davasından yana tavır koymaya devam ediyorlar” diye konuştu.
“SOYKIRIMA KARŞI ÇIKMAYA VURULAN TERS KELEPÇE BÜTÜN HAFIZALARA NAKŞEDİLDİ”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto eden bir öğretim üyesinin fotoğrafını gösteren ve ABD’deki Filistin’e destek eylemlerine ilişkin konuşan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aydınlar, düşünürler, siyasetçiler, öğrenciler çeşitli vesilelerle tepkilerini ifade etmeye devam ediyorlar. Fakat gördüğümüz gibi son dönemde meydana gelen protestolar karşısında bütün bu protestolarının neticesi olarak gündeme gelen bir takım eylemlerde görünen şudur ki; Buna verilen tepkiler kesinlikle Gazze meselesinde insani bir duruşu bastırmaya, insanlığın ve vicdanın sesine tepki vermeye dönüktür. İnsanların Gazze’den yana Gazze’deki insanlık durumundan yana ortaya koydukları tepkileri, haklı duruşu dünyanın demokratik ve batılı ülkelerinin ters kelepçe dediğimiz bir uygulama ile karşıladığını görüyoruz. Düşünceye, felsefeye, vicdana, vurulan bu ters kelepçe şu anda en önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Dünyanın demokratik dediğimiz ülkelerinin verdiği tepki maalesef hiçbir şekilde insanlık onuruna yakışan bir tepki değil. Bu görüntüler vicdana ve düşünceye vurulan ters kelepçenin, soykırıma karşı çıkmaya vurulan ters kelepçenin sembolü olarak bütün hafızalara nakşedilmiştir.”
“IRAK, PKK’YI TERÖR ÖRGÜTÜ LİSTESİNE ALMALI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği Irak ziyaretine ilişkin konuşan Çelik, “Görüşmenin başlıkları çok kapsamlıydı. Terörle mücadele, sınır aşan sular, güvenlik, savunma sanayi, ticaret, sağlık, enerji ve ulaşım gibi konularda çok kapsamlı değerlendirmeler yapıldı” dedi.
Tek seferde en çok anlama imzalanan ziyaret olduğuna dikkati çeken Çelik, “Yaklaşık 27 kalemde anlaşma imzalanmıştır. Bütün bölgede kaos ve istikrarsızlık sürerken, Kalkınma Yolu Projesi’nin bu ziyarette merkezi konulardan birisi olmasıdır. Irak makamlarının PKK’yı yasaklı örgütler listesine almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ama doğrudan terör örgütü listesine alması gerektiğini de ifade ediyoruz. PKK, Irak’ın toprak bütünlüğüne de Irak halkına da karşı olan terör örgütüdür. Bir terör örgütünün görmesi gereken muameleyi görmesi gerekir.” diye konuştu. dedi.
“ŞİMŞEK VE EKİBİNE OLAN DESTEĞİMİZ TAMDIR”
Yeni anayasa görüşmeleri ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönetilen eleştirilere de Çelik, “Meclis Başkanı’mızın yürüttüğü çalışmalar, partilerin Anayasa tekliflerinin olması ama Anayasa’nın milletin Anayasası olması şeklindeki prensip şeklinde sürüyor. Biz de bunlara olumlu yaklaşıyoruz. Ekonomi yönetimiyle ilgili spekülasyonlar yapılıyor. Mehmet Şimşek ve ekibine olan desteğimiz tamdır. Politikalarını tam olarak destekliyoruz. Bu çerçevede politikalarımız sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.
“AKSAYAN YERLERİN HER ZAMAN DÜZELTİLMESİ MÜMKÜNDÜR”
Çelik, “İYİ Partili Müsavat Dervişoğlu parlamenter sistem haricinde görüşmelere kapıyı kapattı. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Cumhurbaşkanlığı makamı ile başbakanlık arasındaki çelişki askeri ve yargı vesayetini doğuruyor. Anayasa kitapçığı fırlatma hikayesinde Türkiye’nin ödediği ekonomik bedel çok yüksektir. Gelinen noktada vatandaşa verilen hak asla geri alınmaz. Cumhurbaşkanını seçme yetkisi doğrudan vatandaşımıza verilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tüm testlerden geçmiştir. Türkiye’nin çağdaş sivil bir anayasaya ihtiyacı var. Aksayan yerlerin her zaman düzeltilmesi mümkündür.”
Çelik, öğretmen atamalarına yönelik soruya ise “Takvim çalışmaları ve sayı çalışmaları yapılıyor. Kısa sürede açıklanır. Kendileri her zaman bizim gündemimizde. Genç arkadaşlarımızın atanma konusundaki arzularını son derece saygıyla karşılıyoruz.” dedi.
“İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu verdiği bir röportajda Hamas’a yönelik bazı eleştiriler getirdi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Çelik, “Biz bu açıklamaları yanlış bir açıklama olarak değerlendiriyoruz. Hamas’ın bir terör örgütü olarak nitelenmesi ve suçlanması tamamen yanlıştır” diye yanıt verdi.
“RUTİN OLARAK İSTİŞARELER SÜRÜYOR”
AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki görüşmeye ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi:
“Görüşmenin herhangi bir şekilde çeşitli olaylara bağlı olarak da gelişebilir. Kendi rutini olarak da istişareler sürüyor. Cumhurbaşkanımız MYK toplantımızda da bu konuya değindi. İç ve dış politikaya dair gündemlerin gözden geçirildiğini ifade etti. Bahçeli ve Cumhurbaşkanımız arasında geçen görüşme herhangi bir olaya endeksli değil. Türkiye’de nitelikli bir muhalefet olsun. Doğru siyasi rekabetin kurulduğu söylemler ve politikalarla siyasi diyalektik gerçekleşsin. Bu olduktan sonra Türkiye’de siyasetin daha verimli yapılması konusunda yeni kapılar açılmış olur. Umarız yeni dönemde CHP’nin tutumu bu şekilde şekillenir.”
rn
]]>AKP’de seçim sonrası ilk MKYK toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği toplantının ardından Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yaptı. Çelik şunları kaydetti:
“Netanyahu ve ekibinin bir katliam siyaseti takip etmesiyle bölgedeki tansiyonun daha da yükseleceğini, hatta Netenyahu ve ekibinin bölgedeki tansiyonu yükseltmek üzere kasti hesaplı ve sistematik bir politika izlediğini ifade etmiştik. Daha da ötesi bir şekilde Netanyahu ve ekibi bir bölgesel savaş çıksın ve adeta bu savaşa da Amerika Birleşik Devletleri dahil olsun diye maalesef son derece riskli bir senaryonun peşinde koşmaktadır. Tabii bu konuda Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere herkesin sağduyulu olması gerekir.
“DENİZ PARKI EYLEMLERİNE TÜRKİYE’NİN MÜSAADE ETMEYECEĞİNİ BİR KERE DAHA İFADE EDİYORUZ”
Son zamanlarda Yunanistan ile aramızda bir normalleşme süreci yaşanıyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın Yunanistan’ı ziyaretinden sonra bu gayet iyi bir ivmeyle gidiyordu.
16-17 Nisan’da Yunanistan bir Okyanuslar Konferansı düzenliyor ve çevre faaliyeti adı altında Ege Denizi’nde ve İyon Denizi’nde iki bölgeyi Deniz Parkı olarak ilan etmeye dönük bir yaklaşım sergiliyor. Bunun kuşkusuz bütün bu süreci hem bu normalleşme sürecini sabote eden hem de bu çevre hassasiyetini tek taraflı bir irade ile Deniz Parkı ilan etme yoluyla aslında istismar eden bir durum olduğunu değerlendiriyoruz. Yunanistan’a bir kere daha diplomasi yolundan ayrılmaması gerektiğini, normalleşmeye zarar verecek herhangi bir adım atılmaması gerektiğini ve bu çerçevede de Deniz Parkı eylemlerine Türkiye’nin hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğini bir kere daha ifade ediyoruz.
Ekonomi programıyla ilgili, ekonomi programımızı yürüten Bakanımız Mehmet Bey ile ilgili olarak birtakım spekülasyonlar sık sık sosyal medyada dolaşıma sokuluyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi programıyla ilgili desteği tamdır. Bu konuda ekonomi yönetimimize güveniyoruz.”
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çelik, kabinede değişiklik iddialarına ilişkin şunları kaydetti:
“Herhangi bir takvim konuşmadık. Tabii ki değişim sadece şu noktada değişim olacak, bu noktada değişim olacak gibisinden bir şey değil. Hem yaptığımız çalışmalarda şu aşamada aslında bir bakıma seçimin sayısal sonuçlarını, çeşitli illerdeki durumunu değerlendiriyoruz. Fakat siyasal sonuçlarını değerlendirme aşamasına da geldik. Yeterince data, yeterince çalışma yapıldı yetkili kurullarımızda. Bunlarla ilgili olarak hangi siyasetimizi, hangi tavrımızı, hangi siyasi söylemimizi ve hangi siyasi pratiğimizi vatandaşımız beğendiyse onu daha da güçlendireceğiz. Beğenilmeyen bir durum varsa onun değişimi için de çalışmaları sürdüreceğiz. Ama hepiniz ‘MYK, Bakanlar Kurulu ya da başka mekanizmalarda değişiklik olacak mı?’ diye soruyorsunuz. Kuşkusuz bu Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın takdirindedir. Kendisi bunu uygun görüyorsa, uygun gördüğü bir vakitte bu tasarrufu gerçekleştirecektir.”
“JET YAKITI İDDİALARI SPEKÜLATİFTİR”
Çelik, İsrail’e jet yakıtı ihraç edildiği iddialarına ilişkin ise “Kamuda herhangi bir şekilde İsrail’e destek olma anlamına gelebilecek ya da savaş desteği anlamına gelecek herhangi bir tasarrufta bulunulmamıştır. Özel sektörün yaptığı birtakım konular gündeme gelmişti, o konular da Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı 54 maddede ortaya koyulan kısıtlamalarla birlikte tamamen kontrol altına alınmıştır. Dolayısıyla, ‘İsrail savaş uçaklarına jet yakıtı buradan gidiyor’ ya da buna benzeri şeylerin hepsi spekülatiftir” ifadelerini kullandı.
]]>Almanya’nın “bilim şehri” olarak bilinen Darmstadt’da Türk kökenli Doktor Cihan Çelik ödüle layık görüldü. Darmstadt Şehir Hastanesi’nde İç Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Çelik, Almanya hükümeti tarafından kamu yararına yapılan hizmetler için verilen ve en yüksek onur ödülü olan Almanya Liyakat Nişanı’nın sahibi oldu. Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden’deki Başbakanlık binasında düzenlenen ödül töreninde Çelik’in nişanını Hessen Eyaleti Sağlık Bakanı Diana Stolz verdi.
“Bu ödülü Çelik’e vermek benim için büyük bir önem arz ediyor”
Ödül töreninde konuşan Stolz, “Pandemi döneminde başarılı çalışmaları sebebiyle Dr. Çelik’i ve ekibini tebrik ediyorum. Ödülün Hessen eyaletinden birisine verilmesi çok önemli. Bizim için ayrıca sağlık bakanlığı olarak sağlık sektöründen birisine verilmesi ayrı bir önem arz ediyor. Daha önemlisi de Cumhurbaşkanımız adına bu ödülü Dr. Çelik’e vermek benim için büyük bir önem arz ediyor” dedi.
“Bu ödülü Almanya’daki Türk toplumu adına alıyorum”
Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında Çelik, “Almanya’da yaptığımız işin karşılığını aldığımız için çok mutluyum. Çok gururluyum. Bu ödülü Almanya’daki Türk toplumu adına alıyorum. Pandemi döneminde ekibimle birlikte yoğun bir mücadele verdik. ve başarılı işlere imza attık. Başarımızı görüp bizi ödüllendiren Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bütün yetkililere teşekkür ediyorum. Aileme bu süreçte desteği için teşekkür ediyorum” dedi.
“Çok iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum”
Çelik Türkçe yaptığı açıklamada ise, “Çok gurur verici bir ödül tabi ki. Doktor olarak, hastanelerde pandemi süresince çalışan insanlar olarak tabi gurur verici bir durum” ifadelerini kullandı.
Almanya’da büyüyen Türk kökenli biri olarak ailesinin okula ve bilime önem vermesinin çok önemli olduğuna vurgu yapan Çelik, “Ailemiz için okula gitmemiz, yüksek lisans kazanmamız son derece önemli olduğu için bu yolda gidebildik. Onun için aileme minnettarım” şeklinde konuştu.
Pandemi döneminde yürütülen çalışmalara değinen Çelik, “Pandemi sürecinde doktorlar ve hastanede çalışan insanlar birbirlerine kenetlendi. Hepimiz bu pandemi sürecini en iyi şekilde yönetmek için bir güç olduk. Bu süreçte çok iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Sonuçta Almanya’da, bizim hastanede pandemi süreci olabildiğince iyi geçti. Tabi ki çok insan kaybettik. Ama bunu unutmuyoruz. Bir pandemi daha olacak. Buna eminiz. Kendimizi hazırlamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Çelik, “Yaptığınız iş görüldüğü zaman çok minnettar olmanız gerekiyor. Biz de bu durumdayız. İşimizi yapıyoruz ama ödül kazanmak için yapmıyoruz. Tıp ve doktorluk önemli bir iş. Bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz. Ama insanların bu yaptığımız işi görmesi bizim için mutlu ve gurur verici bir durum” dedi.
“Türk toplumu açısından çok önemli”
Dr. Çelik’i yalnız bırakmayan Frankfurt Başkonsolosu Erdem Tunçer de çok mutlu olduğunu belirterek, “Davet üzerine buraya geldim. Türk kökenli bir insanın böylesi önemli bir ödüle layık görülmüş olması Almanya’daki Türk toplumu açısından çok kıymetli. Biz Doktor Çelik’in hem pandemi dönemi hem 6 Şubatta ülkemizde meydana gelen depremdeki çalışmalarını takip ettik. Kendisi çok özverili şekilde çalıştı. Almanya’daki Türk kökenlilerin neleri başarabileceğinin somut bir kanıtı. Bir Türk kökenli doktorun böyle bir ödüle layık görülmesi entegrasyonun başarılı olduğunun da bir kanıtı. Dr. Cihan Çelik’i ailesini ve onun yetişmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum” dedi.
“Bir Türk olarak gurur duyuyorum”
Çelik’in babası Doğan Çelik ise oğluyla gurur duyduğunu belirterek, “Türk toplumunun içerisinde böyle bir gencimizin buralara gelmesi mutluluk veriyor. Hayatı hep başarılarla doluydu. Bir işçi ailesi çocuğu olarak bu başarıyı göstermesi bizim için övünç kaynağı. Bir Türk olarak gurur duyuyorum” diye konuştu.
Cihan Çelik, daha önce de Darmstadt Belediye Başkanı Jochen Partsch tarafından pandemi sırasında bilgi ve eğitime, kamu yararı ile bilimin halk arasında kabulünü teşvik etmeye yönelik katkılarından dolayı Darmstadt Bilim Şehri Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmişti. – HESSE
]]>İsrail 7 Ekim’den beri on binlerce ton bomba atarak 33 binden fazla Filistinlinin ölümüne ve 75 binden fazlasının yaralanmasına yol açan Gazze Şeridi’ndeki saldırılarına ara vermeden devam ediyor. Bölgedeki insanlar açlık ve sefaletin yanı sıra ölümün pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Türkiye, Gazze’ye gönderdiği insanı yardım gemileriyle Filistinlilere yönelik desteğini ilk günden beri sürdürüyor. Son olarak ise Ticaret Bakanlığı, İsrail’e yönelik ihracat kısıtlamasının Gazze’de ateşkes ilan edilene ve Gazze Şeridi’ne yeterli miktarda kesintisiz insani yardım akışına izin verilinceye kadar yürürlükte kalacağını duyurdu.
İngiltere merkezli haber ajansı Reuters, “Türkiye, Gazze ateşkesi sağlanana kadar İsrail’e ihracat kısıtlamaları getiriyor” başlığı ile haberi okuyucularına servis etti.
“KISASA KISAS”
ABD merkezli Assosciated Press (AP), Türkiye-İsrail arasındaki ticari ilişkilerin ‘kısasa-kısas’a evrildiği ifade ederek, “İsrail’in Gazze’deki askeri eylemlerini sert bir şekilde eleştiren Türkiye, İsrail’e 54 çeşit ürünün ihracatını derhal geçerli olmak üzere kısıtladığını duyurdu” sözlerini kullandı.
“TÜRKİYE, İSRAİL’E İHRACATI KISITLIYOR”
Bloomberg ise, “Türkiye, Gazze’ye hava indirme yasağı nedeniyle İsrail’e ihracatı kısıtlıyor” başlığını attı. Haberde, “İsrail Dışişleri Bakanı, bu açıklamaya Türkiye menşeli ürünlerinin ithalatını engelleme tehdidiyle karşılık verdi.” denildi.
“TİCARET SAVAŞLARI”
İsrail’in en yüksek tirajlı gazetelerinden olan Times of Israel ise, Ankara’nın kararını ve Tel Aviv’ten gelen açıklamayı ‘ticaret savaşları’ olarak niteledi.
NE OLDU?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin Ürdün üzerinden Gazze’ye havadan yardım gönderme talebinin İsrail tarafından reddedilmesine ilişkin önceki gün yaptığı açıklamada “İsrail’in açlıkla boğuşan Gazzelilere havadan yardım ulaştırma girişimimizi engellemesinin hiçbir bahanesi olamaz. Bu durum karşısında biz de İsrail’e yönelik bir dizi yeni tedbir almayı kararlaştırdık.” dedi.
Ticaret Bakanlığı ise bugün yaptığı açıklamada Filistin’e saldırılarına devam eden İsrail’e yönelik 54 ürün grubunda ihracat kısıtlaması uygulanmasını kararlaştırdı.
Ticaret Bakanlığının İsrail’e yönelik ihracat kısıtlaması kararı aldığı ürün grupları şunlar:
1- Alüminyum profiller
2- Alüminyum teller
3- Boyalar
4- Bakır profiller, çubuklar ve teller
5- Beton mikserleri
6- Çelik borular ve bağlantı parçaları
7- Çelik filmaşin
8- Çelik kaplar ve depolar
9- Çelik köprü aksamı
10- Çelik kuleler
11- Çelik profiller
12- Çimento
13- Çimentodan, betondan veya suni taştan inşaat için bloklar ve levhalar
14- Demir çelikten tüm inşaat malzemeleri
15- Demir-çelik tüm teller
16- Ekskavatörler
17- Elektrik kabloları
18- Elektrik panolar
19- Fayanslar
20- Fiberoptik kablolar ve elektrik iletkenleri
21- Forkliftler
22- Granit
23- Halat ve kablolar
24- Hırdavat ürünleri
25- Hidrolik yağlar
26- İnşaat demiri
27- İnşaat makinaları
28- İnşaat yalıtım malzemeleri
29- İnşaatta kullanılan camlar
30- Kimyasal bileşikler
31- Kimyasal gübreler
32- Klinker
33- Kovalar, kepçeler, kürekler, kıskaçlar ve kancalar
34- Kükürt
35- Madeni yağlar
36- Makaralı zincirler
37- Mermer
38- Metal işleme makinaları
39- Metallerin işlenmesinde kullanılan kimyasallar
40- Mineral gübreler
41- Motor yağları
42- Paletler
43- Plastik borular
44- Sandviç paneller
45- Seramikler
46- Solvent boyalar
47- Tel çekme makinaları
48- Testere makinaları
49- Tuğlalar
50- Uçak benzini ve jet yakıtı
51- Vernikler
52- Vinçler
53- Yapıştırıcılar ve tutkallar
54- Yassı çelik ürünleri
]]>Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, Tekser mevkisindeki otogarda düzenlenen törende yaptığı açıklamada, kentte daha önce yapılan su çalışmalarına ek olarak 3,5 milyon liralık yatırımla Berçelan’daki su hatlarını belli bir noktaya getirdiklerini söyledi.
Zaman kısıtlı olduğu için sisteme aktarılamadığını belirten Çelik, “Oraya depo ve klorlama sistemi yapıldığı zaman hatta 100 litre ilave su eklenecek. Devlet Su İşleri de ana hatta yenileme çalışmaları yaptı. Orada da kış nedeniyle hattı bağlayamadık. O da bağlandığı zaman saniyede 200 litre su gelecek şehrimize. İçme suyunun ulaşamadığı alanlarda arkadaşlarımızın tespit ettiği yaklaşık 230 ailemizin ihtiyaç duyduğu depoları, diğer malzemeleriyle sağladık.” dedi.
Belediyenin son 5 yılda yaptığı en önemli işlerden birinin de kentteki çöplerin belediye tarafından toplanır hale gelmesi olduğuna vurgu yapan Çelik, bu işin belediyeye ekonomik olarak ciddi yük olduğunu aktardı.
2020’den beri alınan araçlarla çöp toplama işinin özelleştirilmesinden vazgeçildiğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:
“Belediyenin en büyük kazanımlarından birisinin bu olduğunu düşünüyorum. Bugün sıkıştırmalı büyük bir çöp aracı ve çöp taksi alındı ve araç filosuna eklendi. Belediyenin 2020’den beri başardığı başka bir konu da toplu ulaşımı kendi otobüsleriyle yapması. Son aldığımız 6 otobüsle 18 araçlık filomuz oldu. Belediyemiz son 5 yılda şehir genelinde 95 kilometre sıcak asfalt çalışması yaptı. Yaklaşık 6 kilometrelik yeni imar yolu açıldı. 3,5 kilometre içme suyu drenaj hattı ve 3,5 kilometrenin üzerinde kanalizasyon hattı yapılması da önemli. Hayvan barınağı ve mezhabahanın da yine bu dönemin en önemli icraatlarından olduğunu düşünüyorum. Son 5 yılda toplamda 34 yeni araç belediye filosuna eklenmiş.”
Kentte 1136 üniversite öğrencisine 4,5 milyon liralık destek sunduklarını dile getiren Çelik, ramazanda ihtiyaç sahibi 2 bin 700 aileye yardım kolisi dağıttıklarını, spor kulüplerine de katkıda bulunduklarını söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İl Özel İdaresinin desteğiyle kentte zor durumdaki 300 haneye doğalgaz ulaştırılması konusunda destek sunduklarını aktaran Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“Belediyemiz 5 yıllık süreçte 473 milyon 158 bin liralık bir yatırım gerçekleştirmiş durumda. Belediye personelimizin hiçbiri mağdur edilmedi. Nisan ayı maaşları ödendikten sonra belediyemizin kasasını 12 milyon lirayla devredeceğiz. Belediyemizin şu anda toplam 264 milyon lira borcu var. Bu borcun büyük kısmı vergi dairesi, Sosyal Güvenlik Kurumu, Belediyeler Birliği ve İller Bankasına olan borçlar. Bunun büyük bir kısmı 2015-2016’dan geliyor. Piyasaya hiç borcumuz yok. Hem merkezde hem de ilçe ve beldelerde seçilen arkadaşlarımıza hepsine şükranlarımı sunuyorum, başarılar diliyorum. Yaklaşık 10 yıldır işlenmeyen İl Özel İdaresi bünyesindeki asfalt plentimizi faaliyete geçireceğiz. Onun için asfaltla ilgili tüm ekipmanları satın aldık. Köylerimizin daha iyi hizmet almaları için, köy yollarımızda sıcak asfalt oranını yükseltmek için seferberlik başlatacağız. Bu yıl için hedefimiz 100 kilometre sıcak asfalt dökmek.”
İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu’nun okuduğu duanın ardından, İl Özel İdaresince alının 4 pikap, otobüs, 2 minibüs, silindir, asfalt serme aracı ve forklift ile belediye tarafından alınan sıkıştırmalı çöp transfer aracı ile çöp taksi hizmete alındı.
Törene, Vali Yardımcıları Buğra Karadağ ve Tayyar Emre Mahmutoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Zibek ve kurum personeli katıldı.
]]>AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yürütme Kurulu toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenlendi. Çelik, İstanbul’daki yangın faciasına ilişkin, “Tüm yönleriyle takip ediyoruz olayı. Bir eğlence mekanında ortaya çıkan bir yangın. Çeşitli ihbarlar var bununla ilgili olarak da değerlendirmeler yapılıyor. Sayın Valimiz oradadır. Sayın Cumhurbaşkanımız bilgi almaktadır sürekli. Gözaltılar var. İnşallah daha fazla can kaybı olmasın diye ümit ediyoruz” dedi.
Çelik, 31 Mart Yerel seçimlerin demokrasi tarihine yakışan bir olgunlukla gerçekleştiğini ve sürece katkı veren herkese teşekkür etti. Çelik, Türkiye’nin genel seçim ve yerel seçim olarak bu şekilde tamamlamış olduğunu bu çerçevede demokrasin vazgeçilmez unsuru olan seçimler neticesinde seçilen herkesi hangi partiden olursa olsun ilçe il ilçe belediye başkan belediye meclis üyelerine, il genel meclis üyeleri, muhtarları ve azaları tebrik ederek görevlerinde başarılar diledi.
“Türkiye’yi yöneten unsur demokrasidir, sandıktır”
Her seçimin demokrasi şöleni olduğunu vurgulayan Çelik, “Milletimizin sandık yoluyla kendisini ifade etmesi, sandık yönünden gelen yönetimi, merkezi hükümeti ve yerel yönetim seçebiliyor olması Türkiye’nin en büyük gücüdür. Türkiye’yi yöneten unsur demokrasidir, sandıktır. Bu da bütün dünyada demokratik anlamda gerileme ortaya çıkan dönemde bizim en büyük gücümüz olmaya devam etmektedir. Tabii ki her seçimin ayrıca demokrasimizin şöleni olmasının yanı sıra demokrasimizi kökleştiren, kurumsallaştıran bir yanı da vardır. Bütün bu kökleştirme ve kurumsallaştırma neticesinde demokrasimiz bir kere daha bu seçimler vasıtasıyla güç kazanmıştır. Demokrasimiz bir kere daha kökleşmiştir ve sonuç olarak kazanan demokrasinin gerçek sahibi olan ve vatandaşlarımız olmuştur. Her zaman buradan ifade ediyoruz ki siyasetin fikir amiri vatandaşlarımızdır. Vatandaşlarımız siyaset kurumuna dönük takdir ve uyarıları sandık yoluna vatandaşlarımızın sandık yoluyla verdiği bu mesajları takdir ve uyarılarını bu şekilde gerçekleştirmeleri, Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı’na doğru ilerlerken şimdiye kadar olduğu gibi en büyük gücü olmaya devam edecektir. Bu çerçevede 31 Mart seçimlerini partimize dönük olarak mesajlarını en net en derinlemesine bir şekilde okuyacağımızı ele alacağımızı ifade ediyoruz” diye konuştu.
“Derinlemesine ele alacağız”
31 Mart seçimleri de ilerideki dönemde izlenecek yol ve üretilecek siyasetler açısından bir dönüm noktası olacağını aktaran Çelik, “Şimdiye kadar bu seçimle birlikte 18 kez milletin huzuruna çıktık ve milletimizin her zaman teveccühüyle karşılaştık. Şimdiye kadar gösterilen bütün teveccühlere şükranlarımızı arz ediyoruz. Bu seçimde da yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için bu teveccühe layık olmak için elimizden gelen gayreti çok güçlü bir şekilde göstereceğiz. Tabii arzu etmediğimiz sonuçların olduğu arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamadığımız yerler var. Bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı sonucun niçin böyle olduğunu milletimizin değerlendirmesinin neden böyle gerçekleştiğini bütün boyutlarıyla derinlemesine ele alacağız. Çünkü biz milletin kurduğu bir partiyiz. Milletin var ettiği bir siyasi hareketiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak sadece iktidara gelirken ya da yönetime gelirken milletin sesini dinleyip yönetime geldikten sonra başka seslere kulak açan değil bütün süreç boyunca yönettiğimiz bütün süreç boyunca milletimizin yetki verdiği bütün süreç boyunca da sadece milletin sesini dinleyen bir siyasi an bir siyasi anlayışa sahibiz. Tabii ki takdir gören doğruları daha fazla sahiplenerek, daha güçlü hale getiririz diye bunun değerlendirmesini yapacağız. Ama tabii ki milletimiz arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamadığımız yerlerde, uyarılarda bulunmuştur. Eleştir vardır itirazları vardır. Bunların hepsi başımızın, gözümüzün üstündedir. Bu mesajı bütün boyutlarıyla almak ve değerlendirmek bizim boynumuzun borcudur. Demokratik anlayışımızı gereğidir. Milletin mesajını almak, siyaset namusu bir gereğidir” şeklinde konuştu.
“Vatandaşımızın her zaman verdiği mesaj aslında bizim için bir yol haritasıdır”
Seçim günü sandıkların ilk açılmaya başlandığı saatlerde AK Parti’de olduğunu söyleyen Çelik, “İlk sonuçlar gelmeye başladığı andan itibaren bunu değerlendirmeye başladık. ve bunun bu mesajı doğru bir şekilde almak milletimizin itirazlarını bu yerli yerince değerlendirmek için gayretimizi sürdürüyoruz. AK Parti kurulları sorumluluğunu yerine getirecek tüm mesajları alınacağı bir şekilde buna uygun siyasetler üretmeye devam edecektir. Vatandaşımızın her zaman verdiği mesaj aslında bizim için bir yol haritasıdır. Geleceğe dönük yapacaklarımızı göstermek açısından vazgeçilmez bir şekilde yoldaki işaretlerimizi oluşturur. Dolayısıyla bütün seçim sonuçları, bütün iller, ilçelerde, beldelerde en ufak bir birimde, mahallelerde ve sandık fazla olarak her bir sandıkta ele alınarak milletimizin verdiği mesajın iyi bir şekilde partimiz tarafından anlaşılması, içselleştirilmesi ve bunun siyaset üretimimize yol göstermeye devam etmesi bakımından bütün birimlerimiz çalışmalarını yapmaya başlamıştır. Burada kuşkusuz esas olan her zaman AK Parti açısından sokağın sesini en doğru şekilde dinlemektir. Bununla ilgili olarak bizim yıllar içerisinde yaptığımız çalışmalar vardır. Bütün bu çalışmalarla birlikte fikir amirimizin vatandaş olduğunun bilinciyle bize not verecek yegane demokratik vatandaş olduğunu bilmesi bilmemizin bilincinde bu çalışmaları sürdürürüz. ve biz vatandaşımız irade gösterdiği zaman buna teslim oluruz. Bunun büyük bir hürmetle karşılarız. Buna dönük olarak herhangi bir itirazımız ve eleştirimiz olamaz. İtiraz hakkı, eleştiri hakkı millete aittir. Bunu dinlemesi gereken kurum da siyaset kurumudur ve siyasi partilerdir. Dolayısıyla milletimizin bütün bu süreçte, bütün bu tabloyla birlikte ortaya koyduğu bu bir gerileme ifade eden sonuçları ciddi bir şekilde ele alacağımız ve siyaseti önümüzdeki dönemde milletimizin taleplerine, vatandaşımızın uyarılarına göre yapılandıracağımızdan hiç kimsenin bir kuşkusu olmasın” ifadelerini kullandı.
Farklı toplumsal kesimlerin seçimlerde verdiği mesaj olduğuna dikkat çeken Çelik, “Bu mesajlar yerli yerine oturtulacak, doğru bir şekilde değerlendirilecek. AK Parti Genel Merkezi’nden başlayarak bütün yetkili kurullarımızdan başlayarak, il ve illerimize, ilçelerimize en ufak bir yıllara kadar bütün siyaset tarzımıza sirayet edecektir” dedi.
Çelik, deprem bölgesinin yeniden ihya edilmesi, oradaki hayatın tamamen normale dönmesi, yaraların sarılması en önemli gündemlerinin olduğunu vurguladı. Çelik, seçilen belediye başkanlarının hayırlı işler üretmelerini ve millet için yapacakları işlerde destek olacaklarını açıkladı. Çelik, MYK’da Seçim İşleri Başkanlığının, Yerel Yönetimler Başkanlığının, Strateji Heyeti Başkanlığı çerçevesinde seçim sürecinin ve seçim sonuçlarını ele almaya devam edeceklerini söyledi.
“Demokratik tepkimizi gösterelim deniliyor. Sonra şehirler yakılıp yıkılmaya başlanıyor”
Van’da belediye başkanlığı seçimlerinin DEM Parti’den AK Parti’ye geçmesinin ardından sokakların karıştığına ilişkin bir soruya Çelik, “Gereken şartların yerine gelmemesi sebebiyle İl Seçim Kurulu böyle bir karar almış. Bu siyasi alanın müdahale edebileceği bir alan değil. Burada İl Seçim Kurulu daha sonra da Yüksek Seçim Kurulu yetkili. İtiraz edeceklerse, itiraz mekanizmaları bellidir. Enteresan alan şudur tabii. Demokratik tepkimizi gösterelim deniliyor. Sonra şehirler yakılıp yıkılmaya başlanıyor. ve polise saldırı oluyor. Demokratik tepkiyi göstermek herkesin haklıdır. Demokratik olarak protesto etmek, toplanmak bunlar ve herkesin hakkıdır. Ama bunu şiddet olaylarına dönüştürmenin bir demokraside bir yeri yoktur. Bunu polis güçlerine saldırıya dönüştürmenin bir bağı yoktur. Sistem içerisindeki itiraz yolları bellidir. Herkes itirazını yapar. Son karar zaten YSK verir” diye konuştu.
“Herhangi bir şekilde kongre süreci konuşulmadı”
“Bir gazetecinin MYK’da kongre sürecinin ele alındı mı?” sorusuna Çelik, “Bu MYK’da sadece seçim gündemi değerlendiriliyor. Herhangi bir şekilde kongre süreci konuşulmadı. Tamamen seçim süreci odaklı bir MYK’dır. Seçimin nasıl geçtiğine, sürece ve seçim sonuçlarının partimiz açısından neden böyle olduğuna dair milletimizin ne mesaj verdiğini daha derinlemesine anlamaya dönük olarak bir değerlendirme MYK’sıdır. Yetkili kurullardaki değişikler Cumhurbaşkanımızın takdirindedir. Her zaman Cumhurbaşkanımızın bunu yapma yetkisi, tasarrufu tüzüğümüz açısından genel başkan olarak mümkündür. Ama bu konular MYK’da gündeme gelmemiştir” cevabını verdi.
Bir gazetecinin “Muhalefetin erken seçim çağrılarına” ilişkin sorusu üzerine Çelik, “Bu çağrıların mantığı yok. Genel seçim 14-28 Mayıs sürecinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Cumhurbaşkanımız 5 yıllık yetki sahibidir. Kalan önümüzdeki dönemde 4,5 yıldan fazla bir süre vardır. Bütün bu dönem içinde Cumhurbaşkanlığı makamı ve Kabinesi milletin verdiği yetki ile görevini yerine getirecektir. Bu seçimse yerel seçimdir. Bu yerel yönetimlere yetki verilmesiyle ilgilidir” dedi. – ANKARA
]]>Çelik, parti genel merkezinde toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kuruluna (MYK) ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.
Beşiktaş’ta eğlence merkezinde çıkan yangın nedeniyle son derece üzgün olduklarını ifade eden Çelik, olayın hem Adalet hem İçişleri Bakanlıkları tarafından takip edildiğini aktardı.
Olayla ilgili tüm ihtimal ve ihbarların değerlendirildiğini söyleyen Çelik, “İnşallah daha fazla can kaybı olmasın diye ümit ediyoruz. İlk başta bir sayı açıklanmıştı ama binanın içinde olanlar olduğu için maalesef can kaybı sayısı arttı. Hepsine Allah’tan rahmet diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Dönüm noktası olacak”
31 Mart seçimlerden sonraki ilk MYK’nin seçimleri değerlendirmek üzere tek gündemle toplandığını aktaran Çelik, “Seçimler demokrasi tarihimize yakışan bir olgunlukla, demokrasi geleneğimize yakışan bir çerçeve içerisinde geçmiştir.” dedi.
Seçimler için emek veren görevlilere ve partililere teşekkür eden Çelik, seçimlerin bir kez daha Türk demokrasisinin gücünü göstermesi bakımından önemli olduğunun altını çizdi.
Cumhur İttifakı teşkilatlarının büyük bir işbirliği içinde çalıştığını belirten Çelik, seçilen tüm adayları tebrik etti.
Seçimlerin demokrasi şöleni olduğunu söyleyen Çelik, şöyle devam etti:
“Her seçimin demokrasimizi kökleştiren, kurumsallaştıran bir yanı da vardır. Bütün bu kökleştirme ve kurumsallaştırma neticesinde demokrasimiz bu seçimler vasıtasıyla güç kazanmıştır. Demokrasimiz bir kere daha kökleşmiştir ve sonuç olarak kazanan demokrasinin gerçek sahibi olan milletimiz ve vatandaşlarımız olmuştur. Siyasetin sicil amiri vatandaşlarımızdır. Vatandaşlarımız, siyaset kurumuna dönük takdir ve uyarılarını sandık yoluyla gerçekleştirirler. Vatandaşlarımızın sandık yoluyla verdiği bu mesajlar, takdir ve uyarılarını bu şekilde gerçekleştirmeleri Türkiye’nin, Türkiye Yüzyılı’na ilerlerken şimdiye kadar olduğu gibi en büyük gücü olmaya devam edecektir. 31 Mart seçimlerinin partimize dönük olarak mesajlarını en net, en derinlemesine bir şekilde okuyacağımızı, ele alacağımızı ifade ediyoruz. Her seçim olduğu gibi 31 Mart önümüzdeki dönemde izleyeceğimiz yol ve üreteceğimiz siyasetler açısından bir dönüm noktası olacaktır.”
“Derinlemesine ele alacağız”
Şimdiye kadar 18 kez seçimlerde milletin huzuruna çıktıklarını ifade eden Çelik, “Bu seçimde yüksek teveccüh gösterilen yerlerde daha iyisini yapmak için, bu teveccühe layık olmak için elimizden gelen gayreti çok güçlü bir şekilde göstereceğiz. Arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamadığımız yerler var, bu yerlerle ilgili olarak da verilen mesajı, sonucun niçin böyle olduğunu, milletimizin değerlendirmesinin neden böyle gerçekleştiğini bütün boyutlarıyla derinlemesine ele alacağız.” dedi.
Milletin var ettiği bir parti olduklarını aktaran Çelik, sadece yönetime gelirken milletin sesini dinleyip yönetime geldikten sonra başka seslere kulak açmadıklarını, milletin sesini hep dinlediklerini vurguladı.
“Uygun siyasetler üretmeye devam edeceğiz”
Çelik, takdir gören doğruları artırmak için değerlendirmeler yapacaklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Milletimiz, arzu ettiğimiz sonuçlara ulaşamadığımız yerlerde uyarılarda bulunmuştur, eleştirileri vardır, itirazları vardır, bunların hepsi başımızın gözümüzün üzerindedir. Bu mesajı bütün boyutlarıyla almak ve değerlendirmek bizim boynumuzun borcudur, demokratik anlayışımızın gereğidir, milletin mesajını almak siyasi namusun bir gereğidir. Bu mesajı doğru şekilde almak, milletimizin itirazlarını, uyarılarını yerli yerince değerlendirmek için gayretimizi sürdürüyoruz. AK Parti kurulları sorumluluğunu yerine getirecek, tüm mesajları alınacağı bir şekilde, buna uygun siyasetler üretmeye devam edecektir.”
AK Parti’nin sahibinin millet olduğunu dile getiren Çelik, milletin verdiği mesajın kendileri için yol haritası olduğunu bildirdi.
Milletin verdiği mesajın sandık sandık değerlendirildiğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Esas olan sokağın sesini en doğru şekilde dinlemektir. Vatandaşımız irade gösterdiği zaman buna teslim oluruz, bunu büyük bir hürmetle karşılarız, buna dönük olarak itirazımız ve eleştirimiz olamaz. İtiraz hakkı, eleştiri hakkı, uyarı hakkı millete aittir. Bunu dinlemesi gereken kurum da siyaset kurumudur, siyasi partilerdir. Milletimizin ortaya koyduğu gerileme ifade eden sonuçları ciddi bir şekilde ele alacağımızdan, siyaseti önümüzdeki dönemde milletimizin taleplerine, vatandaşımızın uyarlarına göre yapılandıracağımızdan hiç kimsenin bir kuşkusu olmasın.”
(Sürecek)
]]>Çelik, AK Parti Karataş İlçe Başkanlığını ziyaret etti, ilçe yöneticileri ve partililerle görüştü.
Ziyaretin ardından bina önünde bir araya gelen vatandaşlara hitap eden Çelik, Cumhur İttifakı’nın gücünü Karataş’ta göstermeye hazırlandıklarını söyledi.
Çelik, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimde MHP’nin Karataş Belediye Başkan adayı Necip Topuz’a destek isteyerek, “İnşallah Büyükşehirde Fatih Mehmet Kocaispir’i seçtiğimizde, Büyükşehir Belediyesi ve Karataş el ele verecek, önümüzdeki haftalar, aylar, yıllar için burada talep edilen her şeyin yerine getirilmesi adına elimizden gelen güçle yolumuza devam edeceğiz.” diye konuştu.
Eser siyaseti temelinde birleşme çağrısı yapan Çelik, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı’mızı yeniden seçtik, Cumhur İttifakı’nı Meclis’te en güçlü grup haline getirdik. Böylece Türkiye’nin istikrarı, önümüzdeki dönem için yapılacaklar garanti altına alınmış oldu. Şimdi ise yerel yönetimlerde Türkiye Yüzyılı’na uygun adaylarla karşınıza çıktık. Cumhur İttifakı, Türkiye Yüzyılı için önümüzdeki haftalar, aylar ve yıllarda talep edilenleri yerine getirmek için sabırsızlanıyor.”
Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda, şehirlerin, ilçelerin ve beldelerin yüzyılı olacağını anlattı.
Çalışmayı, gayret etmeyi sürdüreceklerini ifade eden Çelik, Ramazan Bayramı öncesinde 31 Mart’ta “demokrasi bayramını” kutlayacaklarını dile getirdi.
“Sandıklara mührümüzü vuracağız”
Çelik, geçmişte Türkiye’yi yönetmeye talip olan “altılı, yedili masanın” vatandaştan oy istemeden önce özür dilemesi gerektiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Çıkmış Özgür Özel, ‘Gençler darbe yaparsa desteklerim’ diyor. Bunların özür dilemesi lazım, bunlar aynı kafa. Kim darbe yapmaya kalkarsa önce karşısında bizi, buradakileri bulur. Herkes haddini bilsin. Demokrasiyi, Cumhuriyet’imizi seviyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı bu Cumhuriyet’i, Türkiye Yüzyılı’nda daha yeni ufuklara ulaştıracağız. Bunun için de inşallah 31 Mart akşamı sandıklara mührümüzü vuracağız, bir kere daha ‘Necip Başkan’ diyeceğiz.”
Programın ardından Çelik, aracıyla Yeşilköy Mahallesi’nden geçerken kendisine selam veren vatandaşlarla sohbet etti.
“Adaylarımızın ortaya koyacağı projeler var”
Çelik, daha sonra Adana’nın Yumurtalık ilçesine geçerek Atatürk Caddesi’ndeki MHP Seçmen İletişim Merkezine ziyarette bulundu.
Burada konuşan Çelik, MHP’nin Yumurtalık Belediye Başkan adayı Aydın Kütükoğlu’nun destekçisi olacaklarını söyledi.
Adana’nın her tarafını Cumhur İttifakı’nın vizyonuyla buluşturmak istediklerini vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:
“Adana’nın her tarafında Cumhur İttifakı vizyonuyla, merkezi hükümetle uyumlu, Türkiye Yüzyılı hedeflerine uygun bir tablo çıkarmış olacağız. Bunu dediğimiz zaman muhalefetten birileri ‘Belediye sizden olmazsa oraya hizmet götürmeyecek misiniz?’ diyor. Biz, 5 yıl boyunca ve bütün görev dönemlerimizde hiç kimseye karşı ayrımcılık yapmadık ama karşımızdakiler belediyecilik konusunda beceriksiz olduğu için ne kaynakları doğru kullanabiliyorlar ne de o ilçeleri, illeri ileri taşıyabilecek bir proje ve vizyon ortaya koyabiliyorlar. Bizim adaylarımızın, Cumhur İttifakı’nın vizyonu temelinde ortaya koyacağı projeler var. Biz de onlara destek vererek bu projelerin hayata geçmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.”
Yumurtalık’ta esnafın, çiftçinin, işçinin, kadınların, gençlerin, ileri yaştaki vatandaşların taleplerini bildiklerini anlatan Çelik, bunları gerçekleştirecek vizyon, irade ve güce sahip olduklarının altını çizdi.
Çelik, gençlerin “darbe cümleleri” ile değil bilimle, teknoloji, demokrasi ve sanatla anılması gerektiğini belirterek, “Karşımızda hala Türkiye’ye kötülük yapmak isteyen, Türkiye’ye karşı kötü düşünceler besleyen bir zihniyetin olduğunu unutmayalım. Ne bunlara yerel yönetim verilir ne de herhangi bir şekilde Türkiye teslim edilir.” diye konuştu.
Ziyaretlerinde Çelik’e, AK Parti Adana İl Başkanı Ozan Gülaçtı da eşlik etti.
]]>Çelik, Cumhur İttifakı tarafından merkez Seyhan ilçesi Sucuzade Mahallesi’nde düzenlenen “Şehir Buluşması” programına katıldı.
Buradaki konuşmasında 31 Mart’taki yerel seçime az süre kaldığını belirten Çelik, Cumhur İttifakı’nı sandıklarda zaferle buluşturacaklarını söyledi.
Çelik, gençliğin, demokrasi ve özgürlükle anılması gerektiğini işaret ederek, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘Türkiye’de gençler bir darbe yapsa ben o darbeye teslim olurum’ diyor. Gençliği anmak için aklına gelen tek şey, gençlerle darbeyi yan yana anmak. İşte bizim mücadele ettiğimiz, karşımıza aldığımız zihniyet budur.” diye konuştu.
Darbe zihniyetinin karşısında olmayı sürdüreceklerini dile getiren Çelik, “Vesayetle Türkiye’nin demokrasisini ve özgürlük düzenini bozmak isteyenlere, birlik ve beraberliğimize göz dikenlere her seçimde ders verdik, vermeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
“Bunların demokrasiyle arasında doku uyuşmazlığı var”
Çelik, Gazze’nin insani bir mesele olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Kendi topraklarını, evlatlarını korumak için mücadele edenler Cumhurbaşkanı’mızın dediği gibi asla terörist olarak yaftalanamazlar. Onlar vatanlarını koruyor. Türk siyasetinde terör örgütü diyen bir kişi çıktı o da yine CHP Genel Başkanı Özgür Özel. Gazze’de çocukları ve kadınları öldürenlere söyleyecekleri sözü Filistinlilere söylüyorlar çünkü bunların siyasi pusulası, demokratik istikameti yok. Bunların demokrasiyle arasında doku uyuşmazlığı var. Demokrasiyi gördükleri zaman bunların bağışıklık sistemi çöker.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, bir tanıtım toplantısında belediye başkan adaylarını karıştırdığını anlatan Çelik, “CHP’de kendi adaylarının kim olduğunu bilmeyen bir genel başkan var. Muhtemelen o adayları da belediye başkan adayı oldukları illere koysanız yollarını bulamazlar. Şimdi daha vahim bir aşamaya geçtiler. Kampanyanın başlangıcında ‘A adayını tanıtıyorum’ diyerek ‘B adayını’ tanıyordu. Şimdi anons ederken ‘A adayımızı tanıtıyorum’ diyor, sahnede kimse yok. Bağırıyor, ‘İlçe başkanımız, adayımız nerede? diyor. Bağırdığı yerde kendi adayını, teşkilatını bulamayan bir genel başkan ve CHP yönetimi var. Bunların eline fırsat geçse Türkiye’yi karanlığa boğarlar. Gençlerle darbeyi yan yana anan cümleler kuranlar Türkiye’nin demokrasisine, kazanımlarına kötülük yaparlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, seçimlerin, ülkedeki demokrasiyi büyütmek ve eser siyasetine ivme kazandırmak için fırsat olduğunu söyledi.
Seçim sürecinde muhalefette umut olmadığının görüldüğünü belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, “Muhalefette siyaset, ülkeye kazandıracakları bir şey yok. Vahim olan şudur; yolları ayrılabilir, ayrı yerlere gidebilirler. ‘Altılı, yedili masa’ diye yola çıkanlar, bugün birbirlerine ‘hain’ deme aşamasına geldiler.” diye konuştu.
Çelik, belediye başkan adaylarının seçilmeleri halinde vatandaşlarla bir arada olacağını kaydetti.
Programa, Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir, Seyhan Belediye Başkan adayı Erdal Hatipoğlu, Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar ve Sarıçam Belediye Başkan adayı Bilal Uludağ da katıldı.
]]>Türkiye gündeminde uzun süredir tartışılan emeklilerin düşük maaşlarının kaynağı, AKP iktidarının 2008’de “reform yapıyorum” diye çıkarttığı yasa… Ekonomist Prof. Dr. Aziz Çelik, “Emekli aylığı sefalet aylığı haline geliyor. Emekli aylıklarının bugün gelmiş olduğu durumun temel sorumlusu AKP hükumetleridir. HükÜmetlerin 2008 yılında çıkarmış olduğu 5510 sayılı yasadır” dedi.
Milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında maaş alıyor. Emekliler ve uzmanlar, bu sorunun temel kaynağının 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı yasa olduğuna işaret ediyor. Emekliler, en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılmasını istiyor.
Ekonomist Prof. Dr. Aziz Çelik, Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel ve DİSK Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
“EMEKLİ AYLIKLARI SİSTEMİ OLARAK DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR”
Ekonomist Prof. Dr. Aziz Çelik, “Emekli aylıkları Türkiye’nin en önemli problemi durumundadır. Emekli aylıklarının düşüklüğü, sık sık emekli aylıklarının artırılma talebini gündeme getirmektedir. Nitekim seçimler öncesinde de bu talep yeniden yoğunlaşmıştır” dedi.
“Sanılanın aksine emekli aylıklarındaki düşüşün temel sebebi son yıllarda emekli aylıklarına az zam yapılması değildir” diyen Çelik, şöyle konuştu:
“Emekli aylıkları 2008’den bu yana sistemli olarak, bilinçli olarak 2008 yılında gerçekleştirilen bir yasa değişikliği sonucunda düşürülmüştür. Yani bir tesadüfle karşı karşıya değiliz. 2008 yılında yapılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndaki düzenlemeler sonucunda emekli aylıkları sistemli bir biçimde düşmüştür. Bugün yaşadığımız sorunun temelinde 2008 yılında yapılan 5510 sayılı yasa yatmaktadır. Bu yasayla emekliliğe erişim güçleştirilmiştir. Yani emekli olma yaşı yükseltilmiştir. Bu yasayla emekli olduktan sonra bağlanacak emekli aylıklarının düşmesi sağlanmıştır.”
“GÜNCELLEME KATSAYISI, AYLIK BAĞLAMA ORANI DÜŞÜRÜLDÜ”
Emekli aylıklarının hesaplanmasında ve emekli aylıklarının ödenmesinde 4 faktörün önem taşıdığını vurgulayan Çelik, “Birincisi güncelleme katsayısıdır, ikincisi aylık bağlama oranıdır, üçüncüsü aylıkların alt sınırıdır, dördüncüsü de aylıklar bağlandıktan daha sonra nasıl artırılacağına ilişkin yöntemdir” dedi.
2008 yılında çıkan yasayla emekli aylık hesaplamasında güncelleme katsayısının düşürüldüğünü hatırlatan Çelik, “2008 öncesinde güncelleme katsayısında enflasyon+büyüme oranının yüzde 100’ü dikkate alınıyordu. 2008’de yapılan değişiklikle büyümenin sadece yüzde 30’u dikkate alınmaya başlandı. Yani yüzde 70’i dikkate alınmaz duruma geldi” diye konuştu.
Aylık bağlama oranın da düşürüldüğünü dikkat çeken Çelik, “Aylık bağlama oranları 1999 öncesinde yüzde 75’in üzerine çıkabiliyordu. Daha sonra bu yüzde 65’e düşürüldü. 2008’de de yüzde 50’ye düşürüldü. Yani güncellenmiş kazancınızın yüzde 50’si size aylık olarak bağlanacaktır. Dolayısıyla bir güncellenmiş kazancınız düşürülüyor bir yandan, öbür taraftan da aylık bağlama oranı düşürülüyor” ifadelerine yer verdi.
“BU DURUMUN TEMEL SORUMLUSU AKP HÜKÜMETLERİDİR”
Emekli aylıklarının alt sınırının yüzde 70’lerden yüzde 35-40’lara düşürüldüğünü kaydeden Çelik, “Türkiye’de emekli aylıkları bir kez bağlandıktan sonra sadece enflasyon dikkate alınarak artırılır. Yani tüketici fiyatları endeksi dikkate alınır. Büyümeden herhangi bir pay verilmez. Yani emeklinin aylık hesapları hesaplanırken büyümenin sadece yüzde 30’u dikkate alınıyor. Ancak aylık hesaplandıktan sonra büyümeden sıfır pay veriliyor. Emekli aylığı sefalet aylığı haline geliyor. Kısacası emekli aylıklarının bugün gelmiş olduğu durumun temel sorumlusu AKP hükumetleridir ve hükümetlerinİN 2008 yılında çıkarmış olduğu 5510 sayılı yasadır” diye konuştu.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel de “Eğer 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı kanun çıkarılmasaydı bugün en düşük SSK emekli maaşı 25 bin TL olacaktı. Bu rakam her yılın Ocak ve Temmuz’un da enflasyon kadar artırıldığında bugün gelecek rakam yaklaşık 25 bin TL’dir. Şu an taban aylık 10 bin lira ama… Bir kişinin ağzına bakıyor. Ama gerçek yasal olanı şu an 25 bin lira olacaktı” diye konuştu.
“11 MİLYON EMEKLİ VE HAK SAHİBİ 10 BİN LİRANIN ALTINDA MAAŞ ALIYOR”
DİSK Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender de Türkiye’de 16 milyonun üzerinde emekli ve hak sahibinin olduğunu belirterek, “Yaklaşık 11 milyon emekli ve hak sahibi 10 bin TL’nin altında maaş almaktadır. 2008’den sonra çıkartılan yasa gereği de kök aylık ücreti uydurdular. Ona baktığımızda da şuan en düşük emekli aylığı 6 bin-7 bin 300 lira arasında değişiyor. 10 bin TL’ye de Hazine’den tamamlanıyor” dedi.
Emeklilere milli gelirden pay verilmediğini de vurgulayan Kalender, şöyle devam etti:
“1999 öncesinde 4447 sayılı yasayı 2008’den itibaren değiştirdiler. Bu yasanın içeriğinde ne vardı? Emekli aylıklarının belirlenmesiyle ilgili güncelleme kat sayısı vardı, emekli aylıklarının alt sınırı vardı, emekli aylıklarının alt sınırını belirlerken aylık bağlama oranlarının hesaplanması vardı. 2008’de çıkartılan 5510 sayılı yasayla öncelikle güncelleme kat sayısını düşürdüler, daha sonra aylık bağlama oranlarını düşürdüler. Dolayısıyla emekli aylıkları sürekli sistemli bir şekilde aşağıya doğru düşmeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada da asgari ücretin neredeyse 3’te 1’ne yaklaştı.
“ESKİ SİSTEM OLSAYDI EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 26 BİN 500 LİRA ALACAKTI”
Biz DİSK Emekli-Sen olarak şunu talep ediyoruz; öncellikle güncelleme kat sayısının, aylık bağlama oranlarının, emekli aylıklarının yeniden hesaplanma oranlarının 2008 öncesi seviyeye çekilmesini istiyoruz. Bugün kök aylık denilen o ucube aylık bağlama oranının da en düşüğünün asgari ücret olmasını talep ediyoruz. 2008’den bu tarafa doğru eğer bugün güncelleme kat sayısı düşmemiş olsaydı, aylık bağlama oranları düşmemiş olsaydı, şuanda bir emekli en düşük 26 bin 500 lira para alacaktı.”
Emeklilerin yaşadığı sorunlara ilgili verilen araştırma önergelerini AKP ve MHP’nin reddettiğini hatırlatan Kalender, “Her şeyden önce emekliler insanca yaşam hakkını almak istiyor. Emeklileri devletin üzerinde yük sayanlar, saraylara başka yerlere para buluyorlar, bütçeyi ayırıyorlar ama emekliye gelince kaynak yok diyorlar. En düşük emekli aylığının asgari ücret olmasını istiyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz” dedi.
]]>Çelik, Saimbeyli ilçesinde Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı Vedat Cengiz’in seçim ofisi önünde düzenlenen “Vatandaş Buluşması” programında, seçimlerle ilgili artık son dönemece girildiğini söyledi.
Saimbeyli’de güçlü bir şekilde Cumhur İttifakı’nın imzasını atacaklarını belirten Çelik, 31 Mart akşamı adayları Vedat Cengiz’i başkan olarak ilan edeceklerini dile getirdi.
Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Saimbeyli’de de Cumhur İttifakı’nın bütün gücüyle vatandaşa hizmet için gün saydığını ifade eden Çelik, “İnşallah bu son virajda da gücümüzü, birliğimizi pekiştirerek, arttırarak yolumuza devam edeceğiz.” dedi.
Çelik, geçmişte başka partilere oy verenlere de ulaşılmasını isteyerek, şöyle konuştu:
“Onlara şunu söyleyin, ‘Cumhurbaşkanı’mız önümüzdeki dönemi Türkiye Yüzyılı olarak ilan etti. Türkiye’nin önünde, şehirlerimizin önünde yepyeni ufuklar açılıyor. Bundan Adana’mız da Saimbeyli’miz de bu süreçte üzerine düşeni yapacak ve hak ettiği daha büyük hizmetleri önümüzdeki haftalar, aylar, yıllar için elde edecek. Onun için Türkiye’nin büyük ideallerine ulaşması için yerelde de aynı 14 ve 28 Mayıs’ta nasıl Cumhurbaşkanı’mızı yeniden Cumhurbaşkanı seçtiniz, Cumhur İttifakı’nı Meclis’teki en güçlü ittifak haline getirdiniz, inşallah şimdi yerelde de aynı gücü göstereceğiz. Böylece merkezi hükümetle yerel arasındaki bağı daha da güçlendirerek bütün kılcal damarlarımıza, ilçelerimize kadar bunu ulaştırarak, vatandaşlarımızın, kadınların, gençlerin, büyüklerimizin istediği hizmetlerine Adana’mıza ve tabii ki göz bebeğimiz Saimbeyli’mize daha çok ulaşması için hep beraber mücadele edeceğiz. Onun için Vedat Bey’e güçlü bir destek bekliyoruz. 14 ve 28 Mayıs’ta başka partilere oy verenler de eser siyaseti temelinde birleşsinler. “
Gittiği bazı yerlerde muhalefet parti adalarıyla ilgili bazı şeyler duyduğunu anlatan Çelik, “Bazı muhalefet partilerinden aday olmuş olanlar diyorlar ki ‘Ben kazanırsam Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhur İttifakı’nın yanına geçeceğim’. Böyle bir şey yok. Saimbeyli’de adayımız belli Vedat Cengiz. Başka adayımız yok.” diye konuştu.
Feke ilçesinde de “Vatandaş Buluşması” programına katıldı
Ömer Çelik, daha sonra Feke ilçesinde bir düğün salonunda organize edilen “Vatandaş Buluşması” programına iştirak etti.
Birlik, dirlik içinde hep beraber seçimlere gittiklerini belirten Çelik, “Başkaları sandık gördüğü zaman korkarlar, biz sandık gördüğümüz zaman demokrasi bayramı yaparız. Şimdi bir kere daha 31 Mart’ta sandığa kavuşmak için sabırsızlanıyoruz.” dedi.
Cumhur İttifakı’nın Feke’de birlik ve beraberlik içinde yoluna devam ettiğini ifade eden Çelik, ilçede gerçek belediyeciliğin bayrağını, Türkiye’nin her tarafında gösterdikleri eser ve hizmet siyasetinin örneğini göstermeye hazırlandıklarını söyledi.
Çelik, Feke’nin kararını verdiğini, Cumhur İttifakı’nın adayı Ahmet Şener’i seçeceğini gördüğünü ifade etti.
Her yerde yapılan hizmetlerin üstüne yenisinin koyulması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Önümüzdeki dönemde kadınlarımızın, gençlerimizin, kardeşlerimizin, büyüklerimizin Feke için istediği her şeyi Ahmet kardeşimiz gerçekleştirecek.” diye konuştu.
Muhalefeti eleştiren Çelik, şunları kaydetti:
“Bizim işimiz altılı masaya benzemez. Onlar altılı masa kurdular, masanın altından, üstünden, arkasından başkası çıktı. Biz de öyle bir şey yok. İşte bizim burada bir belediye başkan adayımız var, Ahmet Şener. Masanın altı yok, masanın üstü yok, masanın yanı yok. Bizim içimiz neyse dışımızda da o. İşte Cumhur İttifakı burada. Onun için bu son dönemeçte özellikle hanım kardeşlerimiz 14 ve 28 Mayıs’ta başka partilere oy vermiş kardeşlerimize, vatandaşlarımıza gitsinler. Desinler ki ‘Evet başka partilere oy vermiş olabilirsiniz ama şimdi esas siyaset temelinde birleşelim. Şimdi Türkiye Yüzyılı ilan etti Cumhurbaşkanı’mız. Türkiye Yüzyılı’nda Adana da, Feke de yerini alacak. Gelin bu sefer bu diğer parti kimliklerini bırakın ve Cumhur İttifakı’nın adayı Ahmet Şener’in etrafında kenetlenelim’.
Şimdi bakın bu altılı masadakilerin altı, yedili, sekizli masa. Bunların sizden oy istemeye yüzünün olmaması lazım. Bunlar ne dediler? ‘Biz altımız, yedimiz birleşeceğiz devleti beraber yöneteceğiz’. Masanın altında kaldılar. ya bunların altısı, yedisi bir araya gelip devlet yönetecekmiş, altı kişiyle çay bile demlenmez. Çayın ateşini biri yakacak, suyunu, demini biri koyacak, birisi demleyecek, öbürü servis edecek, e birisi o sırada ‘küstüm kalkıyorum masadan’ derse çaya hasret kalacağız. Olmaz.”
]]>Komşu ülkeyle en uzun sınır hattına sahip olan Van, Saray ilçesindeki Kapıköy Sınır Kapısı’nın modernize edilmesi ve 24 saat geçişlere açılmasıyla yılın her döneminde İranlı turistlere ev sahipliği yapmaya başladı.
Van’da bu yılın ilk iki aylık döneminde sınır kapısından geçen kişi sayısı 150 bine ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2 kat arttı.
Kentte yaptıkları alışverişle esnafın yüzünü güldüren İranlı turistlerin kentte kalma süresini uzatmak amacıyla Van Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde “Shopping Fest” adıyla alışveriş festivali düzenlendi.
İş yerlerine Farsça bilgilendirici yazılar yazdıran, İranlı turistlere hitap eden ürünler bulunduran esnaf, 5 Nisan’a kadar devam edecek alışveriş festivali dönemini en verimli şekilde geçirmeyi hedefliyor.
“Bir milyon İranlıyı kentte ağırlamayı hedefliyoruz”
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fevzi Çeliktaş, AA muhabirine, her sene İranlı turistlerin kente önemli bir katma değer sağladığını söyledi.
Kapıköy Sınır Kapısı’nın kentin ekonomik anlamda can damarı olduğunu belirten Çeliktaş, “Bu yılın ilk iki ayında yaklaşık 150 bin turist kentte geldi. Yönümüzü İran’a döndük, Shopping Fest ve Nevruz Bayramı tatili kapsamında sosyal etkinlikler düzenlemeye devam ediyoruz. İranlıların kentte daha iyi vakit geçirmeleri ve kentin ekonomisine katkı sağlamaları için indirim kampanyası başlatıyoruz. Festival 5 Nisan’a kadar devam edecek.” dedi.
İranlı turistlerin yaptığı alışveriş sayesinde çarşı pazarda esnafın yüzünün güldüğünü anlatan Çeliktaş, şunları kaydetti:
“Yönetimdeki tüm arkadaşlarla sürekli İran’a gidiyoruz. Ziyaret kapsamında da kentin tanıtımı için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Davet ettiğimiz turistler Van’dan mutlu şekilde ayrıldığı zaman bir sonraki ziyaretlerinde daha kalabalık geliyor. Bu sene bir milyon İranlıyı kentte ağırlamayı hedefliyoruz. İstatistiklere baktığımız zaman bu sayıyı aşacağımızı da düşünüyorum. İş insanlarımız da buna göre otel ve eğlence merkezleri gibi yatırımlar yapıyor. İki ülke olarak aynı kültürleri paylaşıyoruz, ülkeler arasında herhangi bir sorun da yok. İranlılar bizi, biz de onları seviyoruz. Ülkelerin zenginliklerini komşuluk ilişkileri içerisinde faydaya dönüştürmemiz gerekiyor.”
“Fırsat bulduğumuz gibi geliyoruz”
İranlı turistlerden Jalil Bayrami ise “Türkiye’nin birçok iline gittim ama Van bize yakın olduğunu için sürekli burayı tercih ediyoruz. Türk yemekleri ve döner için nabzımız atıyor. Buraların yemeklerini çok beğeniyoruz. Fırsat bulduğumuz gibi geliyoruz. Tahran, Tebriz ve daha birçok uzak şehirden Van’a turistler geliyor.” dedi.
Esnaf Umut Çelik de Nevruz tatiliyle İranlı turistlerin gelmesini heyecanla beklediklerini kaydetti.
Turistler sayesinde esnafın ekonomik anlamda rahatladığını dile getiren Çelik, “İranlıların gelişiyle iki bayramı bir arada yaşıyoruz. Kentteki durağanlığı İranlı turistlerin gelişiyle atlatıyoruz. Ne kadar fazla turist gelirse o kadar mutlu oluyoruz. Turizm odaklı yatırımlar yapılırsa hem istihdam artar hem de turistler daha çok buraları tercih eder.” diye konuştu.
]]>Çelik, Cumhur İttifakı Kozan Belediye Başkan adayı Mustafa Atlı’nın Karacaoğlan Mahallesi Goncagül Caddesi’ndeki seçim ofisinin açılışına katıldı.
Programda konuşan Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda “şehirlerin yüzyılı” anlamına geldiğini söyledi.
Cumhur İttifakı olarak çalışmaya ve eser siyaseti üretmeye hazır olduklarını dile getiren Çelik, “Cumhur İttifakı’nın gizli ajandası, gündemi yok. Cumhur İttifakı’nda masanın altında, üstünde, arkasında başkası yok. Cumhur İttifakı burada.” diye konuştu.
Çelik, genel seçimde Türkiye’yi yönetmeye talip olan muhalefetin birbirine düştüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“Bu ‘altılı, yedili masa’ 18-19’a bölündü. Şimdi birbirlerine en ağır lafları, düşmanın düşmana söyleyemeyeceği lafları söylüyorlar. Bunlar 14 ve 28 Mayıs sürecine giderken teröristlere değil Cumhurbaşkanı’mıza ve Cumhur İttifakı’na laf söylüyorlardı. Şimdi ise birbirlerine düştüler. Niye birbirlerine düştüler? Çünkü mesele memleket, Adana, İstanbul, Kozan meselesi değil. Bunlar için mesele, koltuk meselesidir. Şimdi bu paylaşım olmayınca bunlar birbirlerine en ağır lafları söylüyorlar. Cumhur İttifakı birlik, beraberlik içinde yoluna devam ediyor.”
“Birtakım gizli pazarlıklara başladıklarını gördük”
Programın ardından Çelik, Cumhur İttifakı İmamoğlu Belediye Başkan adayı Mehmet Aydın Kangur’un Hürriyet Mahallesi’ndeki seçim ofisinin açılışını gerçekleştirdi.
Çelik, vatandaşlara hitap ettiği konuşmasında, şehirlere eserlerle “damga vurmaya” hazırlandıklarını anlattı.
Muhalefete eleştiri getiren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, şu değerlendirmede bulundu:
“Karşımızdakilerin yine seçim yaklaşınca birtakım gizli pazarlıklara başladıklarını gördük. ‘Şehir ittifakı’ falan diyerek yine birtakım gizli pazarlıklara başladılar. Geçen seçimler bittikten sonra arkasında ne tür gizli, kirli pazarlıklar çıktığını hep beraber görmüştük. Bu seçimde de birtakım pazarlıklara başladılar. Her birinden bir ses çıkıyor. CHP’de kaç genel başkan var belli değil. CHP’deki genel başkan sayısı sürekli artıyor. CHP de DEM Parti gibi ‘eş başkanlık’ modeline geçti. Aynı şekilde her birinden her konuda başka bir ses çıkıyor. Kendi içinde paramparça olmuş olanlar, düne kadar altılı, yedili masada ‘Biriz beraberiz’ derken bugün en ağır lafları İYİ Parti CHP’ye, CHP de İYİ Parti’ye söylüyor. Bunların kendi aralarında bir tutarlılığı yok. Bunların kendi aralarındaki işbirliğinin bir siyasi vizyona dayanmadığını gördük. O zaman koltuk paylaşımı için yan yana geliyorlardı şimdi de güya koltuk kavgası için karşı karşıya geliyorlar. Yarın bir gün başka bir denklem ortaya çıkarsa yine koltuk için yan yana geleceklerinden hiçbir kuşkunuz olmasın.”
Çelik, Cumhur İttifakı’nın ise ilkeler ittifakı olduğunu vurgulayarak, “Cumhur İttifakı, ‘Önce memleket, bayrak, devlet, vatan’ diyenlerin ittifakıdır. Bu bilinç, coşku ve kararlılıkla geleceğe yürüyoruz. 31 Mart seçimleri her açıdan çok önemli. Hem dünyaya vereceğimiz mesaj hem Cumhur İttifakı’nın karşısındaki ‘gizli pazarlıklar çetesi’ne karşı zafer hem de Adana’mızın, İmamoğlu ilçemizin geleceği açısından son derece önemli.” ifadelerini kullandı.
Yüreğir ilçesi 19 Mayıs Mahallesi’nde düzenlenen açık hava toplantısına da katılan Çelik, vatandaşlarla bir araya geldi.
Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, vatandaşların üzerindeki yasakları kaldıran büyük devrimlere liderlik ettiğine dikkati çekerek, “Türkiye’de herkes birinci sınıf vatandaştır. Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’siyle hepimiz kardeşiz. Mensubiyetlerimiz, adlarımız farklı olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir.” diye konuştu.
]]>Otomotiv endüstrisinin ihracattaki çatı kuruluşu Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından 2019’da açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı eylem planı doğrultusunda 2050’ye kadar karbon salınımların en az seviyeye indirme hedefine yönelik hazırladığı “Otomotiv Sektöründe Yeşil Dönüşüm UR-GE Projesi”ni sürdürüyor.
Proje kapsamında firmaların 2026’daki “sınırda karbon” düzenlemesiyle ortaya çıkacak yükümlülüklere hazır hale gelmesini amaçlayan OİB, sektör temsilcilerine mentorluk yapıyor.
OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, AA muhabirine, AB’nin regülasyonlarla çevresel kirlenme ve iklim değişikliğinin önüne geçmeye çalıştığını söyledi.
AB tarafından yayınlanan Yeşil Dönüşüm Mutabakatı’nın birçok aşamadan oluştuğunu aktaran Çelik, ilki olan “Sınırda Karbon Düzenlemesi”nin sektör olarak kendilerini etkilediğini belirtti.
Sınırda Karbon Düzenlemesi kapsamında 2023-2026 yıllarında raporlama yapıldığını dile getiren Çelik, “2026’dan sonra da sınırda karbon vergisi karşımıza çıkacak. Bununla beraber 2030, 2035 ve 2050 yıllarında gerçekleşecek hedefler var. 2035 yılında içten yanmalı araçların üretimini sonlandıracak. 2050 yılında da karbon sıfır hedefi var. Bugün baktığınızda çok iddialı hedefler. 2035 yılında içten yanmalı araç üretmeyecek olması bizleri de doğrudan etkileyen konular.” dedi.
“Sürdürülebilirlik eylem planında 35’ten fazla hedefimiz var”
Çelik, sürdürülebilir bir gelecek için iklim değişikliğinin çok önemli olduğunu vurguladı.
Bu bilinçle en önemli pazarları olan Avrupa’nın Yeşil Dönüşüm Mutabakatı’ndaki regülasyonların ortaya çıkardığı kısıtlar çerçevesinde önemli bir faaliyet programına girdiklerini anlatan Çelik, “Geçen yıl Türkiye Otomotiv Sektörü Sürdürülebilirlik Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Bu eylem planında toplamda yedi başlık altında 35’ten fazla hedefimiz var. Bu hedefleri önümüzdeki 4 yıllık süreçte bir plan çerçevesinde gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.” diye konuştu.
Baran Çelik, eylem planı kapsamında yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik temalı yürütülen bir diğer faaliyetin “Otomotiv Sektöründe Yeşil Dönüşüm UR-GE Projesi” olduğunu aktardı.
Projeye 18 firmanın katıldığını belirten Çelik, bu firmalarla, diğer firmaların Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) hazırlıklarını ve karbon emisyonunu azaltmaya yönelik ne tür faaliyetler gerçekleştirebileceklerinin danışmanlığını yaptıklarını anlatarak, şöyle devam etti:
“Onlara bir tür kılavuzluk yapıyoruz. 18 firmayla beraber sektörün tamamına bunun yaygınlaştırılacağı bir örnek model oluşturmak istiyoruz. Proje kapsamında SKDM uygulamasına hızlı uyum ve yeşil dönüşümün sağlanması amacıyla gerçekleştirdiğimiz eğitimlerde, SKDM ve izlenen standartlar kapsamında operasyonel süreçlerin yönetiminden raporlama gerekliliklerine kadar pek çok detay ele alındı. Ayrıca Avrupa Komisyonu tarafından oluşturulan mevzuat metinleri, güncel gelişmeler, rehber dokümanlar ve eğitimlere ilişkin güncel bilgileri üyelerimize iletiyoruz. Önümüzdeki süreçlerde de planlanan eğitim, danışmanlık ve yurt dışı pazarlama faaliyetleriyle devam ederek bu projemizle firmalarımızla yeşil dönüşüm sürecinde beraber yürüyeceğiz. Otomotiv Sektöründe Yeşil Dönüşüm UR-GE Projemiz, 15 Şubat’ta Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle Ankara’da gerçekleştirilen 6. Kümelenme Konferansı ve Çalıştayı’nda danışmanlıklarımız ve İsveç yurt dışı pazarlama faaliyetimizle öne çıkmış olup, iyi uygulama örneği ödülü aldı.”
“Otomotiv ülkesi olarak bulunduğumuz konumu pekiştireceğiz”
Yeşil dönüşümün üretim yöntemleri adına önemli bir değişikliğe de yol açtığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
“Dünyada büyük bir elektrifikasyon dönüşümü var ve bu da firmalarımızın özellikle tedarikçi sanayi firmalarımızın yerlilik gücünü tehdit altına alan bir dönüşüm. Bunu biz buna yıkıcı dönüşüm diyoruz. Çünkü bizim tedarik endüstrimiz içten yanmalı aracın içindeki parçaların yüzde 100’ünü üretebilme kapasitesine sahip. Ancak bu araç elektrikli araç haline dönüştüğünde bu oranları yüzde 50’lerin altına düşüyor ve biz de burada büyük bir pazar kaybına uğrama riskiyle karşı karşıyayız. Bunun için de önlemler almalıyız. Yeşil dönüşümde özellikle karbon sıfır hedefine giden yoldaki en büyük risklerden biri de tedarik sanayinin buna adaptasyonu. Bununla ilgili çeşitli çalıştaylar ve eylem planları düzenliyoruz. Kamuyla beraber bu noktada yerlilik oranını artırıcı ürünlere yönelik yatırımları belirliyoruz. Onlara katkılar sunuyoruz. Yeşil dönüşüm, önümüzde önemli mücadelelerin olduğu bir süreci başlatıyor. Hedefler doğrultusunda bir otomotiv ülkesi olarak bulunduğumuz konumu pekiştirecek hatta ileri seviyelere götürecek faaliyetlerin içinde yer almaya devam edeceğiz.”
]]>Çelik, merkez Yüreğir ilçesi Yavuzlar Mahallesi’nde, Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye meclis üyesi adaylarının seçim ofisi açılışında yaptığı konuşmada, 31 Mart seçimlerine az bir süre kaldığını hatırlattı.
Her gün taş üstüne taş koyarak yola devam ettiklerini ifade eden Çelik, Yüreğir ilçesinden 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güçlü destek verildiğini anımsattı.
“Bunlar için mesele koltuk paylaşımı meselesiymiş”
14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde karşılarına birtakım masaların çıktığını ancak bunların şimdi 18 parçaya bölündüğünü belirten Çelik, şöyle konuştu:
“Birbirlerine düşmanların söyleyemeyeceği sözleri, altılı, yedili masanın müttefikleri şimdi birbirlerine karşı söylüyorlar. Aslında bu hepimize bir mesaj veriyor. Suni olanla sırf koltuk paylaşımı için bir araya gelenlerle asla ve kata yol yürünmez. Bunlar 14 ve 28 Mayıs’a giderken, ‘Biz 6-7 kişi hep beraber olacağız. Türkiye’yi beraber yöneteceğiz. Türkiye’ye şöyle şekil vereceğiz, böyle yön vereceğiz’ diyorlardı. Ben de o zaman ‘Yüreğir’in sokaklarında, ‘Altılı, yedili masanın, 6-7’sinin bir araya gelmesiyle bırakın memleket yönetmeyi, çay bile demleyemez’ diyordum. Şimdi geldiğimiz noktada bunların çay bile demleyemeyeceği, birbirlerine en ağır sözleri söylemelerinden, birbirlerine adeta birer düşmanmış gibi muamele etmelerinden çıkıyor. Tabii yarın bir gün bir rant paylaşımı, bir koltuk paylaşımı olsa bütün bu ağır lafları edenlerin yine bir araya geleceğine hiçbir kuşku yok. Demek ki neymiş? Mesele, memleket meselesi değilmiş. Mesele Türkiye meselesi değilmiş. Bunlar için mesele şehirlerimiz meselesi değilmiş. Bunlar için mesele koltuk paylaşımı meselesiymiş.”
Çelik, Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın gençler, kadınlar, esnaf, çiftçi, köylü ve emekçi için daha iyi bir Yüreğir’in ortaya çıkacağı önemli projeleri bulunduğunun altını çizdi.
Bu projelerin önemli bir kısmının bir yıl içerisinde gerçekleştirileceğini vurgulayan Çelik, çehre değişimi konusunda “Türkiye Yüzyılı”na yakışır şekilde imza atmaya devam edeceklerini belirtti.
Çelik, Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve Yüreğir Belediye Başkan adayı Nacar’ın 31 Mart’ta seçilmeleri durumunda omuz omuza vererek çok güzel projelere imza atacaklarını dile getirdi.
“Bunlar sadece fitne siyaseti yaparlar”
Muhalefeti eleştiren Çelik, “Aynı fitne, birbirleriyle uğraşma, kavga, çatışma siyaseti aynen devam ediyor. Her gün altılı, yedili masanın bir üyesi, diğerine bir laf söylüyor. Allah aşkına bunlar memlekete ne kazandırmış ki bundan sonra ne kazandırsınlar. Onlardan bir tanesi ev kadınlarımıza hakaret eden bir açıklama yapmış. Bir diğeri, kendi adayının söylediği sözleri yalanlamakla meşgul. Bir başkası kendi parti içindeki hiziplerle meşgul. Bunlar, memlekete herhangi bir eser getirmek, herhangi bir hizmet getirmek konusunda hiçbir iradeye, hiçbir vizyona sahip değiller. Bunlar sadece fitne siyaseti yaparlar. Bunlar sadece kaos siyaseti yaparlar. Bunlar sadece birbirleriyle kavga ederler. Bizse AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak geleceğe güçlü bir şekilde yürüyoruz.”
]]>Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Mersin Millet Bahçesi’nde düzenlenen mitingde, kentin Cumhur İttifakı ile büyük bir zafere ilerlediğini söyledi.
Alandaki birlik, beraberlik ve ihtişamın yerel seçim için herkesi umutlandırdığını dile getiren Çelik, Cumhur İttifakı’nın kardeşlik içerisinde yoluna devam ettiğini vurguladı.
Çelik, seçimleri “demokrasi bayramı” gördüklerini belirterek, “Bazıları seçimi duyduğu zaman kabusa giriyor. Onlar için seçim, demokrasi ve sandık demek kabus demektir. Sandık bizim için ise demokrasi, bayram ve şölen demektir. Onun için demokrasi bayramımıza doğru gidiyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’yi yönetmeye talip olan “altılı, yedili masanın” birbirine girdiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
“Geldiğimiz noktada gördük ki ‘Biz Türkiye’yi yönetmeye şöyle talibiz, böyle kararlıyız, hazırlıklıyız’ diyenlerin aslında Türkiye’yi yönetmekle ilgili en ufak bir hazırlıkları da vizyonları da yok. Onun için şimdi birbirlerine girmiş durumdalar. Ama gelip buralardan tekrardan oy istiyorlar. Onların oy istemeden önce 14 ve 28 Mayıs sürecinde söyledikleri sözlerin hepsinin boş çıkması karşısında Mersin’den özür dilemeleri lazım.”
“Bunlarda sadece istismar, halka yalan söylemek vardır”
Çelik, yerel seçim öncesinde muhalefetin yine AK Parti ve Cumhur İttifakı’na destek veren vatandaşlara karşı nefret söylemi kullandığını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Geçen gün CHP Genel Başkanı çıktı ve ‘Şu illeri almamızı bizden Atatürk istiyor’ dedi. Kendi siyasi ajandası için Atatürk’ü istismar etmenin en büyük örneklerinden birini sergiledi. Bunlarda eser siyaseti, demokrasiye bağlılık, Cumhuriyet’i büyütme, ülkemizi geleceğe taşıma iradesi yoktur. Bunlarda sadece istismar, halka yalan söylemek vardır. İşte onlar, bu istismar siyasetini yapanlar, bu yalanları söyleyenler 31 Mart günü sandığa gömülecekler. Biz ise birlik, dirlik ve kardeşlik içerisinde bir kere daha kol kola, omuz omuza sandığa gidiyoruz.”
Cumhuriyet’in önündeki yeni ve büyük hedeflere ulaşılması için birliğin, dirliğin ve kardeşliğin korunması gerektiğini dile getiren Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda şehirlerin, kadınların, gençlerin yüzyılı olacağını belirtti.
Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teröre, her türlü saldırıya, provokasyona karşı Cumhuriyet’imizi, demokrasimizi koruyacak bir iradeyi Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde şimdiye kadar gösterdik. Türkiye’yi, şehirlerimizi eserlerle donatarak bugünlere kadar geldik. Kuşkusuz merkezi hükümetten Mersin’imize çok güçlü destekler verildi fakat Mersin’imiz belediye hizmetleri konusunda arzu ettiğimiz noktaya tam olarak gelemedi. İnşallah önümüzdeki dönemde büyükşehirden başlayarak bütün ilçeleriyle beraber Mersin’imize Cumhur İttifakı damgası vurarak 31 Mart akşamı ‘Sayın Cumhurbaşkanı’m Mersin, Türkiye Yüzyılı’na hazırdır’ diyeceğiz.”
AK Parti Mersin Milletvekili Nureddin Nebati de kentin Cumhur İttifakı ile tanışmayı ve hizmeti beklediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi, dünyanın sayılı ülkelerinden biri haline getirdiğini ifade eden Nebati, “Mersin Büyükşehir Belediyesini almak için 13 ilçemizin tamamında da aynı başarıyı göstereceğiz inşallah. Bu başarıyı Sayın Cumhurbaşkanı’mıza hediye edeceğiz.” dedi.
“Mersin geçen 5 yılda hizmetten mahrum kaldı”
Cumhur İttifakı’nın Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Serdar Soydan da Mersin’in havası ve coğrafyasıyla büyük nimet olduğunu vurguladı.
Kentin son 5 yılda “ışığının söndüğünü” dile getiren Soydan, “Mersin geçen 5 yılda hizmetten mahrum kaldı, masa başında oynanan kumara meze yapıldı. Eser ve hizmet siyaseti ile ayırmayan ve ayrıştırmayan belediyeciliğe hasret kaldı.” ifadesini kullandı.
Mersin’de 5 yıllık sürede toplum ulaşımla, raylı sistemli ilgili bir şey yapıldığını belirten Soydan, şunları kaydetti:
“Mersinli yolda kaldı, yolda bırakıldı. Türkiye’nin en pahalı içme suyunu Mersinli hemşehrilerime reva gördüler. O sebeple Mersin, seni yüzüstü bırakanları unutma. Şehrimizin ayağa kalkacağı gün yaklaşıyor. İnşallah 31 Mart günü Cumhur İttifakı size yoldaş olmaya geliyor.”
]]>Kent genelinde olası afet ve acil durumlara müdahale için İçişleri Bakanlığının himayesinde, Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik’in talimatıyla çalışma başlatıldı.
İlk etapta, il genelinde İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet ve İl Milli Eğitim müdürlüklerinde görevli 2 bin personelden oluşan 56 arama kurtarma ekibinin kuruldu.
Afet ve Acil Durum (AFAD) İl Müdürlüğü ve Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri tarafından teorik ve uygulamalı eğitime tabi tutulan ekipler, daha sonra 16 kişilik gruplar halinde enkaz sahasına alınarak arama yöntemleri, arama kurtarmada kullanılan malzemeler, hasta ve yaralı taşıma teknikleri ile enkazdan yaralı çıkarma gibi konularda bilgilendirildi.
Ayrıca olası deprem durumunda çadır ve konteyner kentlerin kurulacağı alanların belirlendiği kent merkezi ve Yüksekova ilçesinde, 5 bin çadır ve çeşitli malzemelerin bulunacağı lojistik depo kurulması için de çalışma yürütüldü.
Kentte 2015’ten önce yapılan 2 bin 500 yapının depreme karşı riskli olup olmadıklarının tespit edilmesi amacıyla üniversite ile belediye arasında protokol imzalandı. Ücretsiz sunulacak bu hizmet için şu ana kadar yaklaşık 600 kişi belediyeye başvuru yaptı.
“Bu süreci hızlı şekilde bitirmeyi amaçlıyoruz”
Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, AA muhabirine, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra bilim insanlarının sismik boşluk oluşan yerlere dikkat çektiklerini, bu yerlerden birinin de Hakkari ve Yüksekova olduğunu söyledi.
Kent merkezi ve ilçeleri için deprem konusunu birinci gündem maddesi yapmalarının zorunluluk olduğunu belirten Çelik, “Buradaki fay bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa 20 yıl, 30 yıl sonra enerjisini boşaltacak. Bizim buna hazırlıklı olmamız gerekiyor. Depreme nasıl hazırlıklı olunur? Depreme dirençli kentler oluşturarak. Temel nokta bu.” dedi.
Belediyede göreve başladıktan sonra yapıların dayanıklılığını tespit etmek için mahalle bazlı mikro bölgeleme çalışması yaptıklarını anlatan Çelik, şöyle devam etti:
“İlk elde ettiğimiz sonuçlar yaşadığımız tereddüdün karşılığı gibi. Yapıların gözlemsel risk durumu analizini yaptığımızda bazı mahallelerde yapı stokunun yüzde 80’nine varan oranda riskli yapılardan oluştuğunu gördük. Üniversitemizle iş birliği yaparak 2 bin 500 yapı için deneysel yapı analiz raporlarını çıkarmak, yani karot numuneleri alınarak bunların kolon, kiriş, statik yapılarını test etmek için bir süreç başlattık. Bu çalışmayı ücretsiz yapacağız. Başvuruları almaya başladık. Bu süreci hızlı şekilde bitirmeyi amaçlıyoruz.”
Bu çalışmaların devamının kentsel dönüşüm olacağını dile getiren Çelik, depremin oluşturabileceği zararları önlemenin tek yolunun, deprem esnasında yıkılmayacak yapılar inşa etmek olduğunun altını çizdi.
“5 bin çadır stoklamayı hedefliyoruz”
Depreme karşı arama kurtarma ve barınma sürecinin planlanmasının zaruri olduğunu belirten Çelik, “Şu ana kadar 56 arama kurtarma ekibi oluşturduk. Bu ekiplerimiz jandarma, polis ve öğretmenlerden oluşuyor. Bunlara yönelik 16’şar timler halinde eğitim sürecini başlattık. Depremin ilk anında enkaz alanına girebilmek için ihtiyaç duyulan insan gücünün ötesinde hidrolik anlamda destekleyebilecek makineler ve tesisatın da alım sürecini başlattık.”
Çelik, üniversite ile belediye sınırları içindeki 10 mahallede Arama Kurtarma Gönüllüleri Eğitme protokolünü yapacaklarını, bu mahallelere de arama kurtarma ekibinde bulunması gereken tüm makine ve aletlerin yer aldığı konteynerler yerleştireceklerini bildirdi.
Yüksekova ve kent merkezinde lojistik depo kurarak 5 bin çadır stoklamayı hedeflediklerini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
“Hem Yüksekova hem de kent merkezi için bin konteynerlik geçici barınma alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Buralar için gerekli projelendirme, alt yapı çalışmaları yapıldıktan sonra konteyner sevkiyatları devam edecek. Burada yeni yapılan yapı stoku bizim için büyük avantaj. Devletin koyduğu kurallar aslında insan yaşamını düzenlemek ve korumak üzerinedir. Dolayısıyla bina yapımına ilişkin çıkarılan yönetmeliklerin tamamı insan hayatını korumak içindir. Değişik maliyetlerden kurtulmak için kaçak yapı yapma eylemine giren vatandaşlarımızın bu süreçten uzak durması gerekiyor ki acı bedeller ve sonuçlarla toplum olarak karşı karşıya kalmayalım.”
Kurdukları yeni ekiplerle toplamda 2 bin arama kurtarma personeline ulaşacaklarını belirten Çelik, “Ekipmanların alım sürecinin tamamlanmasıyla tam donanımlı arama kurtarma ekibine dönüşecekler. Karot örneklerinin alımı için laboratuvar oluşmuş durumda. Nisan sonuna kadar başvuruları alacağız. Temmuz sonunda da karot numunelerine ilişkin sonuçları bitirmiş olacağız. Ondan sonraki sürecin tamamını da vatandaşlarımızın kentsel dönüşüm talepleri ve şehrimizin kentsel dönüşüm ihtiyacı çerçevesinde yukarı bölgede oluşturacağımız alanlar.” dedi.
“Ekipler donanımlı hale geliyor”
AFAD’da görevli arama kurtarma teknisyeni Abdurrahman Yıldız da kentte oluşturulan ekiplerin eğitimine devam ettiklerini söyledi.
Yıldız, “Kaba, fiziki arama, galeri açma ve domuz damı, enkaza giriş tekniklerini, üstten giriş, yandan giriş, katların kaldırılması gibi konularını anlatıyoruz. Bu eğitimleri alan ekipler donanımlı bir hale geliyorlar. Çünkü eğitimde enkazı bire bir yaşıyorlar.” diye konuştu.
]]>Çelik, AK Parti’nin Seyhan ilçesi Cemalpaşa Mahallesi’ndeki seçim ofisi açılışında, 31 Mart yerel seçimlerine, demokrasi bayramını kutlamaya az bir zaman kaldığını söyledi.
Yerel seçime kadar olan dönemin “son derece kıymetli bir şekilde” değerlendirilmesini isteyen Çelik, seçimlere birlik, beraberlik ve dayanışma içinde güçlü bir şekilde gidilmesi gerektiğini belirtti.
Çelik, 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta ortaya koyulan iradenin bir benzerini Adana’da 31 Mart’ta tekrar göstereceklerini dile getirdi.
Merkezi hükümetin verdiği desteklerle Adana’da, şehir hastanesinden 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne kadar kentin ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetlere imza atıldığını vurgulayan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Fakat en büyük eksiğimiz belediyelerde arzu ettiğimiz güce kavuşmamış olmamızdır. Şimdi bu eksiğimizi gidermek üzere inşallah Seyhan’da Erdal Hatipoğlu kardeşimize 1 Nisan günü yetki vereceğinize inanıyorum. Erdal kardeşimiz sizlerin desteğiyle inşallah Seyhan Belediye Başkanı olduğu zaman, Seyhan’da özlemi çekilen büyük projelere imza atmak, Seyhan’ın çehresine değiştirmek, Seyhan’ı güzelleştirmek, daha iyi noktalara getirmek için merkezi hükümetimizin Adana’ya yaptığı desteklerin, Seyhan’da daha da kuvvetli hale gelmesi için Seyhan Belediyesi’nin Cumhur İttifakı’nda olması lazım.”
Çelik, Adana’da yıllardır eksiği duyulan, özlemi çekilen hizmetlerin alınması için büyükşehir konusunda güçlü bir vizyona imza atılması gerektiğini söyledi.
Cumhur İttifakı’nın Seyhan Belediye Başkan adayı Hatipoğlu’nun yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’e destek verilmesini isteyen Çelik, “Fatih ve Erdal kardeşimiz el ele, omuz omuza bu Seyhan’a hizmet etmek için inşallah sizlerin desteğiyle 1 Nisan sabahı bismillah diyerek göreve başlayacaklar. Bu hizmetlerin Seyhan’a kazandırılması için bu güçlü desteği verecekler. Onun için yapmamız gereken bir şey. Seyhan’da ‘Erdal Hatipoğlu’, Büyükşehirde ‘Fatih Mehmet Kocaispir’ diyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı’nın birlik, beraberlik ve bütünlük içinde ve şeffaf bir biçimde seçimlere gittiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
“Daha önceki seçimlerde ittifak yapanların, altılı, yedili masa kuranların bu seçimde 6, 7, 8 parçaya bölündüğünü, her partinin de kendi içinde parçalara bölündüğünü ve bugün daha 14 Mayıs, 28 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl bile geçmeden birbirlerine en ağır lafları söylediklerini görüyoruz. Kendi masalarını bile ayakta tutamayanların Türkiye’ye, Adana’ya, Seyhan’a vereceği hiçbir hizmet ve yapacağı hiçbir iyilik ve ortaya koyacağı hiçbir katkı yoktur.”
Çelik, seçime kadar durmadan, dinlenmeden çalışılmasını, diğer partilere oy vermiş kişilere ulaşılmasını istedi.
Çelik, Yüreğir’de mitinge katıldı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, daha sonra merkez Yüreğir ilçesi Karacaoğlan Mahallesi’nde düzenlenen mitinge katıldı.
Burada yaptığı konuşmada Çelik, bu mahallenin 14 Mayıs’ta ve 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na çok güçlü destek verdiğini söyledi.
Yeni bir döneme girildiğini ve yeni bir sayfayı açtıklarını aktaran Çelik, “Cumhurbaşkanı’mız önümüzdeki dönemi ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan etti. ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan edilmesi demek, Türkiye’nin her alanda çok daha ileri ufuklara, çok daha yüksek standartlara kavuşması demek. Tabii ki bu aynı zamanda ‘Adana’nın Yüzyılı’ ve ‘Yüreğir’in Yüzyılı’ anlamına geliyor. Şimdi inşallah büyükşehirde Fatih Kocaispir kardeşimize destek vererek, Yüreğir’de de Halil Nacar kardeşimizi Yüreğir Belediye Başkanı seçerek Türkiye Yüzyılı’na imza atacağımız yerel yönetimlerde bu dönemi başlatacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın, şefkatli bir belediyecilikle bütün Yüreğir’i kuşatacak birçok projesi olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Kadınlarımız, büyüklerimiz, gençlerimiz, önümüzdeki dönem için bu projelerin her biri vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak. Vatandaşımızın daha iyi, arzu ettiği bir Yüreğir’de yaşamasını sağlayacak. Bazıları çıkıp, ‘Ben başka partideyim ama benim gönlüm Recep Tayyip Erdoğan’dan yana. Ben o sebeple yarın bir gün seçimi kazanırsam Cumhur İttifakı’na katılacağım. Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına geçeceğim.’ diyor. Bu tabii yalan siyasetidir. Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhur İttifakı’nın yanında olan Yüreğir’deki adayımız Halil Nacar’dır. Onun dışında hiçbir kimsenin bizim seçmenimize, vatandaşlarımıza, hemşehrilerimize dönük bu hitaplarının bir geçerliliği yoktur.”
]]>Çelik, partisinin Ceyhan ilçesindeki Murat Göğebakan Kültür Merkezi önünde düzenlediği mitingde, Ceyhan’ın çok kıymetli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilçeye sevdası ve hükümetin buraya yönelik yatırımlarının Ceyhan’ı çok stratejik bir konuma getirdiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
“Bu stratejik konum neticesinde Ceyhan, Türkiye’de önü açık büyüme potansiyeli çok yüksek olan gelecek yıllara bu büyümesiyle daha çok damga vuracak bir ilçemiz. Neredeyse Türkiye’de Ceyhan’ı bilmeyen yok. Onun için Ceyhan’ımızın daha ileriye götürecek noktada Ceyhan’da belediye başkanı olarak Erol Kahraman kardeşimize destek vermenizi arzu ediyoruz. Erol Bey’le birlikte büyükşehirde de Fatih Kocaispir kardeşimiz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu zaman o zaman beşibiryerde olacak, Ceyhan’a hizmet her konuda akmaya devam edecek.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Atatürk bize diyor ki ‘başarılı olun, şu, şu, şu illeri alın” diye bir konuşma yaptığını anımsatan Çelik, şöyle devam etti:
“Biz hizmet üretmeye devam ederken Atatürk’ün, kendi partisine ‘şu illeri kazanın’ dediğini ileri sürerek kendince, kendi kendisine bir uydurmada bulunarak Cumhuriyet tarihindeki en büyük Atatürk istismarlarından birine imza attı. Atatürk’ün istediği, ülkemizin tam bağımsızlığı yolunda Cumhuriyetimizin güçlenmesi, kuvvetlenmesi, her alanda Türkiye’nin egemenlik haklarını savunacak şekilde güçlü olmasıdır. Bununla ilgili olarak Türkiye’nin egemenliğini güçlendirmek, Türkiye’nin egemenliğine göz diken terör örgütleriyle mücadele etmek, Cumhuriyetimizi güçlendirmek, demokrasimizi güçlendirmek, her alanda büyük eserlere, büyük işlere imza atmak Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleşti. “
“Bizim içimiz dışımız bir”
Çelik, cumhurbaşkanı seçiminde muhalefetin bir yandan Atatürk istismarı yaparken bir yandan da teröre destek verenlerle çeşitli masalar kurduğunu, aynı anda farklı taraflarla gizli protokol yapıp vatandaşa yalan söyleyerek bir seçim kampanyası yürüttüklerini belirtti.
Bu “gizli işleri” seçimden sonra öğrendiklerini anlatan Çelik, “Seçimden sonra tek tek itiraflar gelmeye başlayınca öğrendik. Şimdi merakla bekliyoruz. Bakalım bu seçimden sonra hangi pazarlıklar ortaya çıkacak, hangi itiraflar arka arkaya gelecek? Ama bizim içimiz, dışımız bir. Biz, vatandaşın huzurunda ne söylüyorsak kafamızın arkasında da o var. Biz Ceyhanlıya ne söylüyorsak Türkiye için arzu ettiğimiz şey o.” diye konuştu.
Ömer Çelik, bazı muhalefet adaylarının “Ben başka partiden aday oldum ama Recep Tayyip Erdoğan’ın sevdalısıyım. Başka partiden aday olmama rağmen kazanırsam, kazandıktan sonra AK Parti’ye geçeceğim.” dediklerini duyduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu Cumhurbaşkanı’mızın deyişiyle sirk cambazlığıdır, yalandır, dolandır. Ceyhan’da bunlara geçit yok. Cumhur İttifakı’mızın adayları Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşları işte burada. Dolayısıyla oyumuzu Ceyhan’da Erol Kahraman’a, Adana Büyükşehir’de Fatih Kocaispir’e vereceğiz.”
Çelik, Sarıçam’da mitinge katıldı
Çelik, daha sonra merkez Sarıçam Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Sarıçam Belediye Başkan adayı Bilal Uludağ için ilçede düzenlenen mitinge katıldı.
Ömer Çelik, burada, Uludağ’ın görev süresinde Cumhur İttifakı’nın vizyonunu Sarıçam’da gösteren önemli projelere imza attığını dile getirdi.
Türkiye’nin doğru istikamette yönetilmesiyle ve vatandaşların desteğiyle çok daha büyük ufuklara ulaşılacağını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
“İnşallah uyguladığımız ekonomik programla daha güçlü yarınlara imza atacağız. Enflasyonun düşmesinden tutun, işsizliğin azalmasına kadar yepyeni ekonomik gelişmelere yakın zamanda imza atacağız. Bu şekilde emeklilerimizin, esnafımızın, işçimizin, çiftçimizin, köylümüzün bütün çalışanlarımızın ve emeklilerimizin ve bütün emekçilerimizin daha iyi şartlara kavuşması için bu ekonomik programla yeni gelişmeler hepimizin gözü önünde gerçekleşecek. Şimdi dünyaya vermemiz gereken bir mesaj var. O mesaj da Türkiye’nin 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta ortaya koyduğu istikrarın ve gücün devam ettiğini şehirlerde de göstermek.”???????
]]>Çatalca’da Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile pazar esnafını dolaşan Çelik, Üsküdar’da Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ile Üsküdar Malatyalılar Derneği’ni ziyaret ederek, kentsel dönüşüm konusundaki sorunları dinledi.
ÇELİK SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE PAZARA GİRDİ, ESNAFI DİNLEDİ
Sabahın erken saatlerinde Çatalca’da ilçe örgütünde partililerle bir araya gelen Çelik, daha sonra Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte Perşembe Pazarı’nı dolaştı. Pazarda esnafın dertlerini dinleyen Çelik, alışveriş yapan yurttaşlarla ekonominin geldiği noktaya ilişkin sohbet etti. Çelik, pazardan sonra muhtarlar derneğini ziyaret ederek, sorunlarını dinleyerek notlar aldı. Saha gezisinin sonunda ilçe esnafını ziyaret eden Çelik, meydanda seçim çalışması yapan siyasi partilerin stantlarında yurttaşlarla tokalaştı.
İkinci saha gezisi için Üsküdar’a geçen Çelik, Şahkulu Sultan Vakfı’na ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin ardından Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ve İlçe Başkanı İbrahim Çağlar Atlar ile birlikte Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bulunan Üsküdar Malatyalılar Derneği’ni ziyaret etti.
Burada dernekte bulunan yurttaşların kentsel dönüşümle ilgili sorunlarını dinleyen Çelik, kısa bir konuşma yaptı.
ÇELİK ÜSKÜDAR ADAYI DEDETAŞ’A DESTEK İSTEDİ
Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş’a destek isteyen Çelik, “Yerel seçime gidiyoruz. Bu yerel seçimde Sinem başkanımıza destekleriniz çok önemli. Sinem Başkanımıza desteklerinizi istiyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını da ileten Çelik, İmamoğlu’nun 39 ilçede çok yoğun bir çalışma süreci yürüttüğünü ve her gün iki ilçede çalışmalar yaptığını belirtti. Malatya’yı da etkileyen 6 Şubat depremini de unutmayan Çelik, hayatını kaybeden yurttaşlar için baş sağlığı diledi.
“2019’DAN BU YANA BİR TANE YEŞİL ALAN İMARA AÇILMADI”
İBB’nin depremde önemli çalışmalar yaptığını ifade eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi depreme de yönelik çalışmalar yürüttü. On bir ilimizle ilgili bir süreç yürüttü. Tüm bu zorluklara rağmen, tüm ekonomik koşulların sorununa rağmen tüm bütçe problemlerine rağmen İstanbul’da gerçekten çok önemli çalışmalar yürütüldü. İstanbul’da aynı anda on metro inşaatı devam ediyor. Bunların açılanları var. Çok yakın zamanda açılacak olanları var. İstanbul’da salgını fırsat bilerek Ekrem başkanımız altyapı sorunlarına çok köklü çözümler üretti. Hatırlayanlar vardır. Televizyonlarda görüyorduk. Üsküdar’da aşırı bir yağmurda sanki otobüs denizin üstünde yüzüyormuş gibi görüntüler vardı. Sel ve su taşkınlarının hepsini bitirdi. Bir başka mesele İstanbul’da yeşil alan. 2019’dan beri imara açılmıyor. İstanbul’un ormanları kent ormanlarına dönüştürüldü. Yaşam vadilerine dönüştürüldü. İstanbul’a tam dokuz milyon metrekare yeni yeşil alan kazandırıldı.”
ÇELİK PAZARDA KARŞILAŞTIĞI YURTTAŞLA YAŞADIĞI ANEKTODU ANLATTI
Konuşmasında ekonomik kriz nedeniyle emeklilerin geçim derdi yaşadığını belirten Çelik, Çatalca’da pazarda karşılaştığı yurttaşla yaşadığı anekdotu şu sözlerle anlattı:
“Bu şehirde evet son yıllarda özellikle çok ciddi bir ekonomik kriz yaşıyoruz. İnsanlar gerçekten çok büyük geçim derdi çekiyorlar. İşte emekli maaşı 10 bin lira, 10 bin liraya kiralayacak daire bulamıyorsun. Asgari ücret 17 bin lira. 17 bin liraya kiralayacak daire bulamıyorsun. Ben bugün Çatalca’da pazardaydım sabah erken saatlerde. Yani bazı şeylerde artık siyasetçi bile söyleyecek sözü kalmıyor. Elinde bir torba yok, poşet yok, elleri cebinde geziyor, ‘ne yapıyorsun’ dedim. Dedi ki ‘vallahi gezip tezgahları izliyorum, başka hiçbir şey yapamıyorum.’ İnanın söyleyecek bir cümle bulamadım.”
“İBB İNSANA DOKUNAN PROJELER YAPIYOR”
İBB’nin bu zor koşullarda bu zor ekonomik koşullarda insana dokunan projeler yaptığını belirten Çelik “Mesela Kent Lokantaları. Normal bir lokantada çorba fiyatına dört çeşit yemek yiyor insanlar. Mesela çocuk kreşleri ve o kreşlere dar gelirli ailelerin çocukları kaydediliyor. Kadınlar da sosyal hayata katılıyor. Babanın maaşı evi geçindirmeye yetmiyor. Hem evin ekonomisine katkı sağlıyor hem ülkeye değer kazandırıyor” dedi.
“SİNEM BAŞKANIMIZA GÜVENİYORUZ, GÜÇLÜ HİKAYESİ VAR”
“Tabii ki Sinem Başkanımıza çok güveniyoruz. Onun çok güçlü bir hikayesi var. Çok önemli işler yaptı İstanbul’da. İBB öncesinde ciddi bir mesleki deneyimi var” diyen Çelik “Buraya çok güzel işler yapacak. Hem buranın bir halkçı belediyecilik anlayışıyla tanışması için hem engellemelerin de ortadan kalkması için İstanbul’da 25 civarında ilçe kazanmayı hedefliyoruz. Üsküdar’da bu ilçelerden bir tanesi. Bu yönüyle Üsküdar konusunda da Büyükşehir Belediyesi konusunda da sizlerden destek istiyorum” dedi.
]]>Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığı’nda düzenlenen üye katılım töreninde yaptığı konuşmada, seçim sürecinde Türkiye’deki çeşitli tartışmaları bir kere daha yakından izleme fırsatı bulduklarını söyledi.
Dün 28 Şubat “postmodern darbesi”nin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:
“Dün gece özellikle bazı programlara baktım. Ne konuşuluyor? ‘Bazıları acaba bunca zaman geçtikten, onca acı yaşandıktan sonra o günleri nasıl anlatacak’ diye. Kuşkusuz, ahlaki tutarlılığa sahip, demokrat insanlar, o günlerin ne kadar büyük kötülük günleri olduğunu hatırlayarak ve bir daha Türkiye’nin o günleri yaşamaması gerektiğine dair analizlerini güçlü bir şekilde yaparak tespitlerini ortaya koydular. Fakat az da olsa bir zihniyet, halen o günlerde yapılanların doğru olduğunu, bunun arkasında birtakım gerekçeler olduğunu izah etmekle meşguller.”
“Esas meselemiz, demokrasiyi güçlendiren mücadeleyi sürdürmektir”
Çelik, Türk siyasi tarihinde 27 Mayıs darbesinin bütün darbelerin ve kötülüklerin “anası” olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“O darbeyi de meşrulaştırırken ‘İşte, evet darbe yapıldı ama mutlaka şu siyasetçiler, şu yanlışları yaptılar. Parlamento şu yanlışı yaptı, hükümet şu yanlışı yaptı’ falan diyerekten, gerekçeler dizerek bu yanlışları savunmaya çalıştılar. Dün de baktım; ‘İşte devlette şöyle oluşumlar vardı. Böyle şeyler vardı, şunlar vardı, bunlar vardı. O sebeple 28 Şubat bunun sonucu olarak ortaya çıktı’ gibisinden bu kötülük günlerini yine savunan bir zihniyet, halen diri ve fırsat kolluyor. Hiç utanmadan bir yorumcunun bir tanesiyse ‘Ona işte darbe bile dememek lazım. Bu darbe değil çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyor. Elinde silah olan birileri, hiçbir şekilde yetki sahibi olmadıkları halde hükümeti kuşatma altına alıyorlar. Hükümeti silah çekmekle tehdit ediyorlar. Hatta alenen ‘Gerekirse güç kullanarak meseleleri çözeriz’ diye milli iradeyi, milleti tehdit ediyorlar. Ondan sonra da ‘Efendim buna (28 Şubat) darbe diyemezsiniz çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyorlar. Bu zihniyet halen diridir. O sebeple Türkiye’deki demokrasi mücadelemiz sona ermemiştir. Genel seçimlerde de olsa, yerel seçimlerde de olsa esas meselemiz, Türkiye’de hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokrasiyi güçlendiren bir mücadeleyi sürdürmektir.”
“Postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran Cumhurbaşkanı’mızdır”
Çelik, darbelere karşı mücadele edildiğine işaret ederek, “Türkiye’de bu kötülükleri, darbeleri, postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran, bugün bunların devlette egemen olmasını engelleyen, demokrasi mücadelesinin lideri Cumhurbaşkanı’mız, Genel Başkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu çatının altında olmak aslında başlı başına bu demokrasi mücadelesine destek vermektir. Bu kötülüklere karşı mücadele etme sözümüzü, ahdimizi tazelemektir.” diye konuştu.
Bir süre önce Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanlığı görevinden istifa ederek AK Parti’ye katılan Atilla Baruğ ve arkadaşlarını, demokrasi mücadelesine verdikleri destekten dolayı tebrik ettiklerini dile getiren Çelik, bundan sonra beraber çalışacaklarını söyledi.
Türkiye’yi büyütme, kalkındırma, yeni ufuklara ulaştırma çabalarını sürdüreceklerini belirten Çelik, bu vesayeti yeniden diriltmek isteyen odaklara geçit vermeyeceklerini dile getirdi.
“Kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz”
Uzun yıllardır siyasetin içinde olduğunu anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
“Bunca zamandır Cumhurbaşkanı’mızla yol yürüyorum. Dün özellikle 28 Şubat’ı savunanların neler söyleyeceklerini dinledim. Akşam gittim bu yayınlara tekrar baktım. Kötülük halen diridir. Bu millete kötülük etmek isteyenler halen bu kötülük gerekçelerini, mühimmatlarını taze tutuyorlar. Dolayısıyla halen birtakım varsayımsal, afaki iddialarla eski günlerin özlemi içerisindeler. Onlar eskiyi özleye dursunlar, biz de bu kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu mücadelemizi güçlü bir şekilde bitireceğiz. Önümüzde yerel seçim var. Yerel seçimlerde, bu vesayet odaklarına vereceğimiz en güzel cevaplardan bir tanesi belediyelerde arkadaşlarımızın belediye başkanı olmasını sağlamaktır.”
Çelik, konuşmasının ardından bir süre önce istifa eden Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanı Atilla Baruğ ve parti üyelerinin de aralarında bulunduğu 40 kişiye rozet taktı.
Baruğ da tehlikeli ve kirli oyunları görünce istifa ettiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı adaylarının yanında olma gereğini hissettiklerini kaydetti.
]]>Adıyaman Üniversitesi ve Çelikhan Kaymakamlığının ortak girişimiyle yüzen adaların korunması ve yeniden canlandırılması için Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğüne sunulan “Ekosistemin Onarılması ve Yenilenmesi Projesi” kabul edildi.
Proje kapsamında ilk olarak denemelerin yapılacağı 300 metrekarelik alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri ve bilim insanlarının da aralarında bulunduğu heyet inceleme yaptı.
Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Kelleş, AA muhabirine, adaların doğa harikası olduğunu ancak zamanla küresel ısınmaya bağlı su seviyesindeki azalmayla eski görkemini kaybettiğini söyledi.
Yüzen adaları tamamen kaybetmemek için çalıştıklarını anlatan Kelleş, proje kapsamında oluşturulan heyetin bölgede inceleme yaptığını ve projenin başladığını belirtti.
Bakanlık yetkililerinin de Çelikhan’a gelerek incelemelerde bulunduğunu ve projeyi desteklediklerini kaydeden Kelleş, şöyle konuştu:
“Yaklaşık 30 yıl önce 100 dönüm büyüklüğü olan yüzlerce adamız her geçen gün daha çok yok olma tehdidi altında. Şu anda 2-3 dönüm adamız mevcut. Bunları 1 ile 2 yıl içinde kurtarmazsak tamamen kaybetmek durumunda kalacağız. Burası sadece ülkemizin değil dünya için de doğa harikası bir hazine.”
Projenin detayları
Kelleş, proje kapsamında 2 adanın çelik halatlarla baraja doğru çekildikten sonra doğaya zarar vermeyen ve “çapa” olarak adlandırılan beton bloklarla sabitleneceğini, böylelikle bu adaların zincir uzunluğu kadar hareket edebileceğini ve karaya vurmasının engelleneceğini belirterek, daha sonraki aşamada ise adaların yeniden eski bitki örtüsüne kavuşmasının sağlanacağını söyledi.
Bitki örtüsünün oluşmasıyla adaların yeniden göçmen kuşları ağırlamaya başlayabileceğini anlatan Kelleş, adaların gölün ortasında kalmasıyla baraj suyunun filtre edilerek temiz kalmasının sağlanabileceğini sözlerine ekledi.
Adalar 210 ton karbondioksiti tutuyor
Adıyaman Üniversitesinde toprak üzerine araştırmalar yapan, Avrupa Birliği Ortak Araştırma Merkezi Avrupa Toprak Bürosu Ulusal Teknik Uzmanı Prof. Dr. Erhan Akça da adaların gelecek nesillere aktarılabilmesi için projenin son derece kritik olduğunu vurguladı.
Adaların estetik görüntünün yanında doğaya da önemli katkılarının olduğuna dikkati çeken Akça, şunları kaydetti:
“Projenin doğaya katacağı estetik değer dışında işlevselliği de önemli. İklim değişikliği ve çölleşme günümüzde çok büyük bir sorun. Bu sorunların önüne geçmek için atmosferdeki karbondioksiti tutmamız lazım. Bu anlamda adalar, karbondioksiti organik karbon olarak en yüksek derecede tutan sistemlerdir. Öyle ki bu alan, buradaki 210 ton karbondioksiti tutmaktadır.”
Turizme de katkı sağlayacak
Çelikhan Kaymakamı Ali Cemal Altınöz de yüzen adaların korunmasını ve bölgeye önemli bir doğal zenginlik sağlayan canlı yaşamını sürdürmek istediklerini söyledi.
Yıllardır bölgenin korunmasına yönelik çalışmalar yapıldığını, artık somut adımlar atma aşamasına geçileceğini belirten Altınöz, “Buradaki amacımız, yıllardır var olan adaların korunması ve canlanması. Yapılacak çalışmada karaya vuran adaları kurtardığımız zaman yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekecektir.” diye konuştu.
]]>Keçiören Halit Fahri Ozansoy İlkokulu öğrencisi Mira Şahin, 22 Şubat Perşembe günü sınıf içinde başını sıraya çarptı.
Çarpmanın etkisiyle fenalaşan Mira, ilk müdahalenin ardından Etlik Şehir Hastanesine kaldırıldı.
Beyin kanaması geçirdiği tespit edilen Mira Şahin, ameliyata alındı. Başarılı geçen ameliyat sonrası yoğun bakıma kaldırılan Mira’nın sağlık durumunun iyiye gittiği belirtildi.
Olayla ilgili Milli Eğitim Bakanlığının başlattığı soruşturma ise sürüyor.
İlk isteği pide oldu
Mira’nın sağlık durumu hakkında bilgi veren Baba Çağrı Şahin, kızının bilincinin açık olduğunu söyledi.
Polis ekiplerinin Mira’nın ifadesini aldığını belirten Şahin, olayda ihmal olduğunu ileri sürdü.
Şahin, “Öğretmene söylendiği zaman öğretmen, ‘otur Mira, iyileşirsin, geçer’ demiş. Yani Mira’yla öğretmeni değil de sınıf arkadaşları ilgilenmiş. İki üç saatlik kanama mevcutmuş buraya geldiğinde. Hemen ameliyathaneye alınıp gerekli müdahale yapıldı. Büyük bir ameliyat geçirdiği için yoğun bakımda gözetim altında tutuluyor.” diye konuştu.
Kızının ameliyattan sonra ilk istediği şeyin pide olduğunu söyleyen Şahin, “Onu da 1-2 lokma da olsa yiyebildi. Şimdi yürütmeye çalışıyorlar. O aşamayı da tamamladıktan sonra Allah nasip ederse servise çıkaracağız.” dedi.
Öğretmenle dün bir görüşme yaptıklarını dile getiren baba Şahin, öğretmenin olayın bu noktaya geleceğini tahmin etmediğini söylediğini aktardı.
“Şikayetçi olduk”
Hastane önünde açıklamalarda bulunan Ankara Barosu Çocuk Hakları Başkanı avukat Hilal Çelik, Mira’nın sağlık kontrollerinin devam ettiğini ve bilincinin açık olduğunu söyledi.
Dün sağlıklı bir şekilde Mira’nın ifadesinin alındığını aktaran Çelik, Mira’nın okulda arkadaşlarıyla oynarken ayağının takıldığını ve düşerek sıraya çarptığını beyan ettiğini aktardı.
Çelik, şöyle konuştu:
“Ancak yine Mira’nın ifadelerinde gördüğümüz üzere başının çarptığı öğretmenine bildirilmesine rağmen öğretmenin zamanında müdahale etmediği, aileye haberdar etmediği ve birkaç ders geçtikten sonra yani Mira bilincini yitirdikten sonra okul idaresinin aileye haber verdiği yönünde. Haliyle ortada açık bir ihmal var. Bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali söz konusu. Bu noktada da biz bu durumdan dolayı ihmali olan okul idarecilerinin ve öğretmenlerin yargılanması için şikayetçi olduk. Süreci de takip edeceğiz. Şu anda öğretmenle ilgili disiplin soruşturması devam ediyor.”
Mira’nın başını çarptıktan sonra yoğun bir baş ağrısı yaşadığı için doğrudan öğretmenle diyalog kurmadığını belirten Çelik, arkadaşlarının bu durumu sınıfta öğretmene ilettiklerini kaydetti.
Çelik, öğretmenin basit bir kontrol yaptığını vurgulayarak, “Mira’nın anlatımına göre iyileşeceğini, geçeceğini söylemiş ve derse devam etmiş. Bu şekilde en az iki ders geçmiş ve Mira bu süre içinde hiçbir şekilde derse aktif olarak katılmamış. Bütün ders saatlerini sıranın üzerinde yatarak geçirmiş.” dedi.
“İlk müdahale bile kendi arkadaşları tarafından yapılmış”
Öğretmenin ifadesini henüz göremediklerini söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öğretmenin çocuğun başına buz koyduğu, müdahale ettiği yönünde medyada özellikle bilgi kirliliği var. Ama böyle bir müdahale de hiç olmamış. Mira’nın arkadaşları ilk müdahaleyi yapmışlar. Çocuklar buz aramış. Buz bulamayınca kantinden bir şişe soğuk su almışlar ve Mira’nın başının ağrısını geçirmeye çalışmışlar. İlk müdahale bile kendi arkadaşları tarafından yapılmış.”
Çelik, okul müdürü ve müdür yardımcısının çocuğun durumunu gördükten sonra aileye haber verildiğini, teyzesinin okula gelerek 112 Acil Servisi aradığını anlattı.
Avukat Çelik, Mira’nın hastaneye geldiğinde bir ya da birden fazla kırık olduğu ve beyin kanamasının birkaç saat öncesinden başladığının da kendilerine söylendiğini ifade etti.
]]>Aynı zamanda Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Başkanı olan Çelik, AA muhabirine, geçen yılı 35 milyar dolar ihracat rekoruyla kapatan otomotiv endüstrisinde yan (tedarik) sanayi ve çekici sektörünün de 2023’ü rekorlarla tamamladığını söyledi.
Yan sanayi sektöründe hem yatırım anlamında da hem de üretim anlamında Türkiye’nin çok kuvvetli olduğunu ifade eden Çelik, bu gücünü ihracat başarısıyla ortaya koyduğunu belirtti.
Çelik, Türkiye otomotiv endüstrisinin en önemli gücünün yan sanayi olduğunu aktararak, “Tedarik sanayinin gelmiş olduğu nokta Türkiye’nin otomotiv ana sanayisini de orijinal ekipman üreticilerini de güçlü kılıyor. 2023 yılında yüzde 13 artışla 35 milyar dolarlık ihracata ulaştık. Bunun içindeki tedarik sanayinin payı yüzde 41 seviyelerinde ve 14 milyar doları aşan bir tedarik sanayi ihracatı var. Bu rakam bile tedarik sanayinin ne kadar önemli seviyelerde ihracata ulaştığını ve ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” dedi.
“Dünyanın her yerine ihracat yapan bir tedarik sanayine sahibiz”
Çelik, tedarik sanayi sektörünün başta Avrupa’daki önemli otomotiv ana sanayi üreticileri (OEM) olmak üzere 200’e yakın ülkeye ihracat yaptığını hatırlattı.
Türkiye’deki yan sanayi sektörünün bir otomobilin içinde yer alan bütün parçaları üretebilen kapasiteye sahip olduğunu aktaran Çelik, şöyle devam etti:
“Bizler geleneksel içten yanmalı otomobillerin içinde yer alan parçaların hemen hemen hepsini üretebilir seviyedeyiz. Bunu dünyanın her yerine, tüm otomotiv ülkelerine, otomobil ve ticari araç üreten ülkelere ihraç eden bir tedarik sanayine sahibiz. Türkiye’de ihracata yönelik üretilen araçların içindeki yerlilik payının tedarik sanayinin gücüyle daha da yükseldiğini görüyoruz. Bu başarıyı hem sermaye gücü hem de insan kaynağı gücüyle yakaladık. Tedarik sanayisinin verdiği katkıyla otomotiv endüstrisi, liderliğini pekiştiren bir sektör haline geldi. Otomotiv endüstrisi ihracatının içinde de tedarik sanayisi önemli bir pay alıyor. Tabii tedarik sanayinin bu noktaya gelmesinin arkasındaki en büyük güç de otomotiv ana sanayinden geliyor. Bu kesinlikle yadsınamaz.”
“Tedarik sanayisi kalite bilinci açısından dünyanın birçok ülkesinden önde”
Çelik, tedarik sanayisinin geldiği noktayla otomotiv endüstrisinin daha güçlü bir konuma geldiğine değindi.
Tedarik sanayisi sektöründeki firmalarının kaliteli ürün üretme konusunda ciddi anlamda AR-GE’ye yatırım yaptığına dikkati çeken Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sektörde sürekli geliştirilen bir kalite bilinci var. Bizim ihracatta öncü olduğumuz pazarlara baktığımızda en fazla kalite beklentisi olan pazarlar bu pazarlar. Aksi takdirde bu pazarlarda yer almanız çok mümkün değil. Otomotiv endüstrisinin tedarik ve ana sanayisi kalite bilinci açısından dünyanın birçok ülkesinden önde. Hatta kalite bilinci açısından ekonomik büyüklük anlamında şu anda olduğumuz sıraların da çok daha önündeyiz. Bu bizim en güçlü kaslarımızdan bir tanesi. Sürekli yeniliğe, sürekli yeni teknolojilere adaptasyonumuz, genç nüfusumuz, dinamik mühendislik altyapımız bizim kaliteli ürün üretme noktasındaki başarımızı sağlıyor.”
“Çekici ihracatında Avrupa birinci sırada”
Çelik, geçen yılı çift haneli büyüme rakamıyla kapatan otomotiv endüstrisinin alt sektörlerinden çekici ihracatının da her yıl artarak büyümesiyle otomotiv endüstrisine güç kattığını dile getirdi.
Oransal bazda en yüksek büyümeyi çekici ihracatında yaşadıklarına değinen Çelik, şunları kaydetti:
“Türkiye, ağır ticari ürünlerde Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisi. Ağır ticari ve çekici ihracatları da bu kapsam altında değerlendirildiğinde çekici ihracatının son iki yıldır çift haneli büyümesi bizim ticari araç ihracatındaki liderliğimizi pekiştiriyor. Çekici ihracatında da Avrupa birinci sırada. Tedarik sanayinde ve çekici ihracatında bir miktar Rusya faktörü var. Rusya’ya da iyi artış var ama Avrupa her zaman ön planda.”
]]>AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Çelik, seçim işleri başkanlığının seçim sürecinin başlamasından itibaren yaptığı çalışmaları, bundan sonraki takvimi değerlendiren kapsamlı bir sunum yaptığını söyledi. Çelik, yapılan çalışmalarının takvime uygun olarak sürecin değerlendirilmesi ve süreç çerçevesinde seçimlerle ilgili çalışmaları seçim işleri başkanlığı olmak üzere diğer kurullar tarafından titizle takip edileceğini ifade etti. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum gününü AK Parti’nin bütün yetkili kurulları adına kutladı. Çelik, Antalya’daki sel felaketi ve Erzincan İliç’te yaşanan olaylarda kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Seçim sürecinde çalışmaların devam ettiğini ve Türkiye’nin güvenliğinin korunması bakımında terörle mücadele kararlıkla sürdürdüğünü vurgulayan Çelik, “Bizim terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristten diyenlere, hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir. Eğer bu Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı gibi hareketler çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen bir takım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında bir takım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz. Aynı zamanda bu bizim milli güvenliğimizi sağladığı gibi komşularımızın da güvenliğinin sağlanması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli, yerinde ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki ve meşruiyet çerçevesinde bu hakkını kullanacaktır” diye konuştu.
“Terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular”
Irak’a üst üste ziyaret gerçekleştirildiğinin altını çizen Çelik, “Burada hem bu terör örgütlerinin ortak mücadele bakımından hem de Irak’ta hayata geçirmeyi planladığımız kalkınma yolu projesinin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla güney sınır özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan birtakım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projeleri de net bir şekilde gördüğümüzü hepsiyle topyekun mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim. Aynı şekilde FETÖ gibi DEAŞ gibi örgütler aynı şekilde organize suç örgütleri milletimizi ve demokrasimizi tehdit eden her türlü unsurla demokrasimizi koruma çerçevesinde milletimizin medeni yaşam hakkını koruma çerçevesinde gerekli mücadele kararlılıkla sürdürülecek” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin 1. yıl dönümünde deprem bölgesini ziyaret ettiğini hatırlatan Çelik, “Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaların kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizi ifadesidir. Cumhurbaşkanımızın hak ettiği 5 ilde hak sahiplerine 31 bini aşkın konut ve köy evi teslim edildi. Bundan sonrasında da aynı takvim çerçevesinde vatandaşlarımızın tüm yaralarına sarıldığı, evlerini kaybedenlere evlerinin bu çalışmalar çerçevesinde teslim edildiği süreçleri hep beraber göreceğiz. Bir kere daha deprem bölgesindeki vatandaşlarımıza sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Enflasyonla ilgili olarak ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz”
“Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle yürüyen ekonomik program Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi ve güçlü desteğiyle Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen program meyvelerini vermeye devam ediyor” ifadelerini kullanan Çelik, “Tabii ki enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, aynı şekilde kadın istihdam oranının artması, genç işsizlik oran azalması gibi pek çok alanda güçlü neticeler görülmeye başlandı. Bunların 2023 yılı son çeyreğinde ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makro ekonomik ve finansal göstergelere bunlar net bir şekilde yansımaya başladı tüm bu alanlarda. Enflasyonla ilgili olarak ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı ülkemize giren yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yükseltmektedir. Bu bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz” diye konuştu.
“Maalesef açlıkla mücadele konusunda yepyeni bir imtihanla karşı karşıya kaldılar Gazze’deki kardeşlerimiz”
Gazze’de Netanyahu hükümetinin soykırım faaliyetleri maalesef devam ettiğini vurgulayan Çelik, “Burada Doğu Kudüs başta olmak üzere Batı Şeria’da gerçekleştirdikleri saldırılarda hayatına kaybeden Filistinlilerin sayısı giderek artıyor. Hiçbir çağrı hiçbir girişim Netanyahu hükümetini bu soykırım faaliyetinden geriye döndürmedi. Maalesef açlıkla mücadele konusunda yepyeni bir imtihanla karşı karşıya kaldılar Gazze’deki kardeşlerimiz. ve açık kaynakların söylediği maalesef öylesine büyük bir gıda problemi var ki insanlar hayvan yemi yemek durumunda kalıyorlar. ve yine Birleşmiş Milletler Çocukların Yardım Fonu’nun raporlarına göre 6 çocuktan bir tanesi Gazze’de şiddetli bir kıtlık karşı karşıya. Burada güvenlik çerçevesinde İsrail’in güvenliği çerçevesinde faaliyet yürüttüğünü söyleyen İsrail Güvenlik Güçleri’nin aslında İsrail’in güvenliği çerçevesinde değil tamamen Gazze’deki insanları öldürmek, yok etmek gibi bir soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiği defalarca görüldü” ifadelerini kullandı.
“İsrail’i durduracak her türlü girişimin veto edilmesi ABD açısından utanç verici kara leke olarak tarihine geçecek”
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 1948 soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin soykırım sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini ihlal ettiği için İsrail’e karşı uluslara adalet divanına başvurması önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Çelik, “Burada Güney Afrika’yı bu eylemlerinden dolayı eleştirenlerin aslında bu soykırım suçuna ortak oldukları ve bu soykırım faaliyetlerini desteklediklerini ifade etmek isterim. Yani Güney Afrika’yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak oldukları anlamına gelir. Tabii burada divan İsrail’in divanın hükümleri yani ihlalleri divanı tespit etti. Biz de bu gelinen noktada son derece bunun doğru olduğunu ifade ettik. Ama netice itibariyle bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkes hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İşte divanın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek ama İsrail bu safhalardan defalarca geçmiştir. ve her seferinde de uluslararası hukukun kurallarını ihlal ederek uluslararası hukukun kurallarını yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir. Şimdi Gazze’de ortaya çıkan tabloysa topyekun uluslararası sistemin etkisizleşmesi, işlevsizleşmesi, işe yaramaz hale gelmesi gibi bir neticeye gelmiş, dayanmıştır. Eğer uluslararası sistem, uluslararası hukuk ve uluslararası kurumlar bunu durduramıyorlarsa o zaman hiçbir işe yaramıyorlar demektir. O zaman bu kurumlara ve bu ilkelere ihtiyaç yok demektir. Böylesine bir çifte standart her aşamada görülüyor ama Gazze’de resmen soykırıma destek veren bir noktaya ve konuma gelmiştir. O sebeple burada soykırımı yapan hükümetinin ahlaken ve siyaseten iflasının bir nefret eyleminin sembolü haline gelmesinin ötesinde uluslararası kuralların uluslararası mekanizmaların tamamen etkisizleşmesi gibi bir tabloyla karşı karşıyadır” dedi.
Çelik, “Her türlü İsrail’i durduracak girişimin ABD tarafından veto edilmesi ise ABD açısından utanç verici kara leke olarak tarihine geçecek adımdır. Öncelikli olan ateşkesin sağlanmasıdır” dedi.
“İspanya ve Belçika’nın ortaya koyduğu tutum doğru olan tutumdur”
Gazze konusunda İspanya ve Belçika’nın ortaya koyduğu tutumun doğru olduğunu belirten Çelik, “Bunun AB açısından da kabul görmesi lazımdır. Avrupa halklarının isyanı, soylu eylem yapmalarının neticesinde daha çok ses çıkmaya başladı. Esas problem Filistin devletinin kurulması için ateşkesin ortaya çıkması ve sürecin başlaması lazım. Başkenti Doğu Kudüs olan coğrafi bütünlüğe sahip Filistin devletinden bahsediyoruz. İsrail’in Gazze ile ilgili planları coğrafi bütünlüğü tamamen yok edecek, her türlü devlet niteliğinden yoksun kağıt üstünde devlet durumuna Filistin’i getirecek bir noktaya doğru olmaya gidiyor. Coğrafi bütünlüğüne sahip Filistin devletinin ortaya çıkmasının uzaklaştığı her durum, bu bölgede güvenlik risklerinin artmasına ve İsrail’in katliamı daha da şiddetlendirmesine yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi atağının, Gazze için yapılan en güçlü diplomatik girişim olduğunu ifade ettiğini, bundan sonra da Gazze’nin gündemde olmaya devam edeceğini söyledi.
“Karabağ savaşı sonrası ortaya çıkan tabloyu hassasiyetle takip ediyoruz”
Karabağ savaşı sonrası ortaya çıkan tabloyu hassasiyetle takip ettiklerini aktaran Çelik, “Bu süreci sabote etmeye çalışan yeni girişimleri görüyoruz. Ermenistan’da bu saldırganlıklardan vazgeçme, refahı çerçevesinde normalleşmeyi yürütme konusunda irade çıktığını görüyoruz. Bunu bazı Batılı ülkelerin ve diasporanın sabote etmek istediğini net bir şekilde görüyoruz. Buradaki barışçıl diplomasiyi güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Türkiye teknoloji alanındaki ilerlemesini aynen devam ettirmektedir”
Türkiye teknoloji alanındaki ilerlemesini aynen devam ettiğini belirten Çelik, “Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde milli savunma hamlesi güçlü bir şekilde devam ediyor. Türkiye yeni astronotları da uzaya gönderecektir. Türk mühendisi ve işçisinin emeğiyle bu ürünlerin çeşitli ülkelerde güvenliği sağlayan İHA ve SİHA’larımız gibi tüm dünyaya barış mesajı vermeye devam edeceğini ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.
“CHP’de neredeyse siyasi aklın rafa kaldırıldığı, onun yerine yapay zeka ile karar verilmeye çalışıldığı, hizip savaşların devam ettiği bir tablo var”
6’lı 7’li destek veren genel başkanların vatandaşlara özür borcunun olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Şimdi gördük ki gizli protokoller çıktı ortaya. Her birinin bugün yerel seçim için oy istemeden önce o süreçte ortaya koydukları tutumla ilgili olarak milletten özür dilemesi gerekir. Bütün bunlar olmamış gibisinden ‘Ben iyiydim onlar kötüydü’ diyerek oy istemek siyaset açısından geçer not almaz. CHP’de neredeyse siyasi aklın rafa kaldırıldığı, onun yerine yapay zeka ile karar verilmeye çalışıldığı, hizip savaşların devam ettiği bir tablo var. Bütün bunlar siyasetsizliğin neticesidir. En son sığındıkları şey, bütün bu saçmalığı izah etmek için bir yapay zeka hikayesi oldu. Gelinen nokta şudur; 6’lı 7’li masada bulunanların vatandaşa özür beyanında bulunmasıdır.”
CHP’nin Mamak ilçesi belediye başkan adayının Irak Türkmen çocuklarına söyledikleri hakkında Çelik, “Seçim sürecinde son derece üzücü bir olaya Ankara Mamak’ta şahit olduk. CHP başkan adayı Iraklı Türkmen çocuklarının gözünün içine bakarak nefret söyleminde bulundu. ‘Bunlar Türkiye için sorun olur’ dedi. Bu aslında milletimizin faydasına olmaz, milletimizin değerleriyle uyumlu olmaz. Bunların hangi provokasyonlar gözetilerek yapıldığını net bir şekilde görmeliyiz. Bir topluluğun içerisinde böylesine faşizan bir üslupla konuşulmasını şiddetle lanetlediğimizi ve kınadığımızı ifade etmek isterim. Göç konusunda göçmen konusunda farklı bir siyasetiniz olabilir ama bu nefret söylemine, suçuna dönüşüyorsa, demokrasiyi zehirleyecek şekilde faşist bir üslupla ifade ediliyorsa bunun karşısında olacağımızı ifade etmek isterim. Siyasi partilerin üstüne düşen sandık güvenliğini sağlamak milletin iradesinin tecelli etmesine yardımcı olmaktır. Devlet kurumlarının aldığı tedbirler var bunun yanı sıra siyasi parti temsilcilerinin olayı takip etmekle ilgili vazifeleri var. Herkes sahada özgürce siyaset yapabilsin. Nefret siyasetine savrulmadan, meşruiyet çerçevesinde siyasi faaliyet yapabilsin. Siyasetçinin notunu verecek olan yegane merci vatandaşımızın iradesidir. Seçim güvenliği güvenlik güçlerimiz tarafından zaten yerine getirilmektedir. YSK gerektiği zaman gerekli açıklamayı yapmaktadır. Sandığa gidildi ve oy kullanıldı. O sandıktan vatandaşımızın iradesinin net çıkması önemlidir. Sandık başlarında nöbet tutan bütün siyasi partilere mensup vatandaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. AK Parti olarak çok deneyimliyiz. Bugün de Cumhurbaşkanımızın katıldığı seçim işleri başkanlarımızın olduğu toplantı gerçekleştirdik. En küçük beldeye kadar temsilci arkadaşlarımız var. Onun görevi sandığın net bir şekilde ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Sabah 05.00’te arkadaşlarımızın sandık başında hazır olurlar. Bütün vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Türk demokrasisinin korunması, geliştirilmesi bakımından büyük fedakarlıkla çalışan teşkilatlarımıza ve Cumhur İttifakı teşkilatlarına teşekkür ediyorum.
Bir gazetecinin seçim güvenliği hakkındaki sorusu üzerine Çelik, “Türkiye güvenli şekilde seçim yapan güvenli ülkedir. İçişleri, Milli Savunma Bakanlığımız bütün gücüyle sandıkların güvenliği sağlayacak şekilde yüksek konsantrasyonla çalışmaktadır. Geçen seçimde sayın Kılıçdaroğlu, ‘Şu saatten sonra sokağa çıkmayın provokasyon olur’ demişti. Ben de karşılık olarak ‘vatandaşlarımız tabii ki sokaklara çıkacak demokrasi şölenini kutlayacaktır’ dedim. Türkiye bunu defalarca yaptı. Bütün dünyanın gözünü kamaştıran demokratik olgunlukla bunu yaptı. Vatandaşlarımızın dini değerlerini incitecek şekilde birtakım açıklamalar olduğunda AK Parti olarak karşısında dururuz. Bunlara karşı duruşumuzu, siyasi mücadelemizi net şekilde ortaya koyarız. Vatandaşlarımızın sahip olduğu değerleri incitmeye hukuken de ahlaken de kimsenin hakkı yoktur. Benzer şekilde devletimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili her türlü kötü, çirkin sözün karşısında oluruz. Tarihçiler tartışır, konuşur, demokrasilerde haktır. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı kötü sözün meşrulaştırılmasını asla kabul etmeyiz” dedi.
“F-16’larla ilgili bu noktaya gelinmesinden memnuniyet duyuyoruz”
ABD ile F-16’larla gelinen durumla ilgili soru üzerine Çelik, “F-16’larla ilgili bu noktaya gelinmesinden memnuniyet duyuyoruz. Türkiye kendi güvenliğini, egemenlik haklarını koruyacak ülkedir. NATO müttefiki ülkelerden parası karşılığında silah sistemi almaya kalktığında kısıtlamanın çıkarılması siyasi akılla bağdaşmaz. Çünkü bu ortak NATO güvenliğine katkı yapacaktır. Siyasi anlaşmazlıkların müttefik ülkeler arasındaki güvenlik pazarlığına dönüşmemesi gerekmektedir. Türkiye’nin güvenlik konusu hiçbir zaman pazarlık konusu değildir. Hiç kimse bize gelip de ‘Şunların karşısında Suriye’de operasyon yapmayın, terörle mücadele etmeyin’ diyemez. Türkiye her aşamada aldığı kararları uygular. F-35’lerde Türkiye bir güvenlik aracı elde etmişse, güvenlik kapasitesinden belli bir şekilde vazgeçerek başka bir şekilde kavuşmasını istemek doğru olmaz. NATO üyesi olmasa da batılı ülkelerin çok yakın ilişki geliştirdiği Hindistan’da var. Burada bakılması gereken şey kazan kazan anlayışıyla bakılmasıdır. Böyle olduğunda Türkiye her zaman pozitif ilişkisi içerisinde olacaktır” diye cevap verdi.
Öte yandan AK Parti MYK toplantısı 1 saat 20 dakika sürdü. – ANKARA
]]>Çelik, parti genel merkezinde toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kuruluna (MYK) ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.
Toplantıda, seçimlere yönelik çalışmaların ele alındığını ifade eden Çelik, bugüne kadar yapılan çalışmaların AK Parti’nin, kurumsal kapasitesi itibarıyla seçimlere hazırlıklı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Çelik, bundan sonra da takvime uygun olarak seçimle ilgili çalışmaların partinin Seçim İşleri Başkanlığı başta olmak üzere kurullar tarafından yerine getirilmesinin takip edileceğini bildirdi.
Ömer Çelik, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü olduğunu hatırlatarak, AK Parti’nin bütün yetkili kurulları ve teşkilatları adına Erdoğan’ın doğum gününü kutladı.
Erdoğan’a bereketli, hayırlı, uzun yıllar temenni eden Çelik, “Şimdiye kadar vatandaşlarımızın da zarif şekilde ifade ettiği milletine adanmış bir ömürle, bedeli ödenmiş pek çok süreci yöneterek bu yaşlara, büyük işlere, büyük devrimlere imza atarak geldiler. Bundan sonrasında da kendilerine sağlık, mutluluk içerisinde büyük başarılarla milletimiz ve mazlumlar için yapacakları çalışmalarda başarılar dileyerek nice yaşlar, yollar diliyoruz.” diye konuştu.
Dünya liderlerinden doğum günü kutlaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayanlar olduğunu anımsatan Çelik, vatandaşların partiye gelerek, mesajla, telefonla, sosyal medya üzerinden ilettiği tebrikleri Erdoğan’a ulaştırdıklarını söyledi. Çelik, bütün vatandaşlara hassasiyetleri ve zarafetleri için teşekkür etti.
Antalya’daki sel felaketi ve Erzincan İliç’teki toprak kayması nedeniyle büyük üzüntüler yaşandığını ifade eden Çelik, hayatını kaybedenler için rahmet diledi.
“Sınırlarımızın yakınlarında teröristan devletçikleri kurdurulmaya çalışılıyor”
Seçim sürecinde çalışmalar devam ederken aynı şekilde ülkenin güvenliğinin korunması bakımından terörle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak, aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristan kurmak isteyenlere hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir.
Eğer Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlar çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı, birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen birtakım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında birtakım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz.
Aynı zamanda bu, bizim milli güvenliğimizi sağladığı gibi komşularımızın da güvenliğinin sağlanması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli, yerinde ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye, Birleşmiş Milletler Şartı’nın kendisine verdiği yetki ve meşruiyet çerçevesinde bu hakkını kullanacaktır.”
“Yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz”
Son zamanlarda Irak merkezli birtakım konuların gündeme geldiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımız Irak’ı üst üste ziyaret ettiler, burada hem bu terör örgütlerine karşı ortak mücadele bakımından hem de Irak’ta hayata geçirmeyi planladığımız Kalkınma Yolu Projesi’nin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla güney sınırlarımızda özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan birtakım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projeleri de net bir şekilde gördüğümüzü, hepsiyle topyekun mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim.”
Çelik, aynı şekilde FETÖ, DEAŞ gibi terör örgütleri, organize suç örgütleri, milleti ve demokrasiyi tehdit eden her türlü unsurla gerekli mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Seçim sürecinde olunduğuna dikkati çeken Çelik, “Ne seçim ne başka bir gündem hiçbir şekilde deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarını sarma konusundaki irademizin önüne geçemez.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin birinci yıl dönümünde Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Çelik, “Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu, kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizin ifadesidir.” diye konuştu.
“Enflasyonla ilgili olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen ekonomik programın meyvelerini verdiğini ifade eden Çelik, enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, kadınların istihdam oranının artması, genç işsizlik oranının azalması gibi pek çok alanda güçlü neticenin görülmeye başlandığını vurguladı.
Bunların, 2023’ün son ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makro ekonomik finansal göstergelere yansımaya başladığını aktaran Çelik, kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 35,9’a çıktığını, genç işsizlik oranının da 4,7 puan iyileşerek yüzde 15,3’e gerilediğini belirtti.
Çelik, şöyle konuştu:
“Enflasyonla ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı, ülkemize gelen yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yükseltmektedir. Bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanı’mızın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü, bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz.”
“Altı çocuktan biri Gazze’de şiddetli kıtlık yaşıyor”
İsrail’in Gazze’deki soykırım faaliyetlerinin devam ettiğini ifade eden Çelik, Batı Şeria’daki saldırılarda da hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının arttığını söyledi. Çelik, “hiçbir çağrı ve girişimin Netanyahu hükümetini soykırım faaliyetinden geri döndürmediğini” kaydetti.
Açlık çeken Gazzelilerin hayvan yemi yemek durumunda kaldığını dile getiren Çelik, Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze’deki altı çocuktan birinin şiddetli kıtlık yaşadığını aktardı.
Çelik, İsrail güvenlik güçlerinin “İsrail’in güvenliği çerçevesinde değil, soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiğini” ifade etti.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği için İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanına başvurmasının önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizen Çelik, “Birileri Güney Afrika’yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak olduklarıdır.” şeklinde konuştu.
Divan’ın İsrail’in ihlallerini tespit ettiğini anlatan Çelik, “Ama netice itibarıyla bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkesi hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İsrail Divan’ın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek. Ama İsrail, bu safhalardan defalarca geçmiştir ve her seferinde de uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek, yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir.” dedi.
(Sürecek)
]]>Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde, kendilerinin aksine başkalarının seçim gördüğü zaman köşe bucak kaçtığını söyledi.
Milletin 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta milletin göz bebeği, sevgilisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yeniden seçtiğini ve Cumhur İttifakı’nı TBMM’de en büyük grup haline getirdiğini hatırlatan Çelik, “Karşımızdaki iç ve dış provokasyonlara, manipülasyonlara rağmen bir kere daha Türkiye’yi emin ellere emanet ettiniz. İşte Adana bir kere daha bu sebeple şunu hak ediyor ki Allah’ına kurban Adana.” diye konuştu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Adana’dan en güçlü desteği bir kere daha göstereceklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde karşımıza altılı, yedili masa diye bir tiyatro çıkmıştı. O zaman biz demiştik ki, ‘bu altılı, yedili masa tiyatrosuna en güçlü cevabı Adana verecek.’ Bir kere daha en güçlü cevabı Adana verdi. Gençler çok çalıştılar, genç kardeşlerimizle hep beraberdik ama Adanalı kadınların hakkını asla unutamayız. Onun için kim ne derse desin, son sözü Adana’nın kadınları söyleyecek. Geçen seçimde de Adana’nın kadınları Cumhurbaşkanı’mızın yanında Cumhur İttifakı’nın yanında durarak son sözü söylediler. İnşallah 31 Mart günü de son sözü bütün Adana hep beraber Cumhur İttifakı diyerek söyleyecek.”
Alandaki gençlere seslenen ve memlekete karşı yapılan bütün provokasyonları, tuzakları gençlerin bozduğunu vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta en büyük cevabı CHP başta olmak üzere muhalefete verdiniz. Bunlarda siyasi zeka tatile çıktığı için adaylarını yapay zekayla belirlemeye başladılar. Siz, bu sefer yapay zekayla iş yapanlara karşı da Adana’da sandıklarda ‘Cumhur İttifakı’ diyerek en güçlü cevabı vereceksiniz. Bizim yolumuz, adlarımız, meşreplerimiz, aidiyetlerimiz, mensubiyetlerimiz farklı olsa da hepimizin adı farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir, yoludur. Onun için nasıl ki ülkemizde birçok meselede devrim yaptık, çağ atlattıysak bundan sonra da yerel yönetimlerde adaylarımızı başkan yaparak, şehirlerimizi, Adana’mızı ve ilçelerimizi yepyeni bir çağa, Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacağız. Çöple, çamurla, sinekle anılmayı hak etmiyor bu şehir. Bu şehrin bereketli ovası gibi bu şehrin bereketli insanları gibi bereket üreten, hizmet üreten, eser üreten bir siyasete, yerel yönetimlere ihtiyacı var. Onun için nasıl ki beşibiryerde diyoruz, Adana Büyükşehir dahil 15’i bir yerde olacak.”
“Kişisel ikballeri için hangi kirli ilişkilerin içine girdiklerini görüyoruz”
Çelik, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta altılı, yedili masanın memleketin başına büyük sıkıntılar, belalar açacağını söylediklerini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Bunlar ne diyorlardı? ‘Biz altımız, yedimiz bir araya geleceğiz, altı, yedi kişi bir araya geldikten sonra memleketin nasıl yönetileceğiniz karar vereceğiz.’ Biz de dedik ki ‘Peki masadan birisi kalkarsa memleket nasıl yönetilecek? Masadan birisi kalkar giderse memlekette, memleketin işlerinin halledilmesi için hükümet nasıl ayakta duracak?’ Bakın dediklerimiz bir bir çıktı. Bugün gelinen noktada, dün ‘altılı, yedili masayız’ diyenler birbirlerine en ağır lafları söylüyorlar. Birbirlerine en ağır lafları söyledikleri gibi birbirlerine can düşmanı haline geldiler. Ayrıca her birinin partisinin içinde bir hizip, bir hizbe karşı büyük provokasyonlara, kötü söylemlere imza atıyor. Şimdi aynı şeylerin, hangi ittifakların peşlerinde koştuklarını, memleketin selametini düşünmek yerine kişisel ikballeri için hangi kirli ilişkilerin içine girdiklerini hep beraber görüyoruz. Onun için kardeşlerim, nasıl ki 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Türkiye’nin istikrarına oy verdiniz, inşallah şimdide şehirlerimizin istikrarına oy vereceksiniz.”
Ömer Çelik, Cumhur İttifakı’nın girdiği her seçimde milletin güçlü desteğini aldığını vurgulayarak, “Çok yakın zamanda, 10 yıl kadar önce ihtiyaçlarımız için tabanca almaya çalıştığımızda bize ambargo uyguluyorlardı. Paramızla bile tabanca vermiyorlardı. Bugün İHA’lar, SİHA’lar ve milli muharip uçağımız KAAN ile hür ve müreffeh bir ülke olarak yolumuza devam edeceğimizi, bundan sonrasında da biricik göz bebeğimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yepyeni, çok daha büyük ufuklara taşıyacağımızı gösterdik.” dedi.
Adana’nın her zaman demokrasi mücadelesinin yanında olduğunun altını çizen Çelik, vatandaşların yerel seçimde, terör örgütlerine destek verenlerle işbirliği yapanlara gereken dersi vereceğini vurguladı.
Çelik, genel seçimdeki başarılarını yerelde de sürdüreceklerini ifade ederek, “Türkiye’nin seçimlerini takip eden, dikkatlerinin tamamı Türkiye üzerinde olan herkese güçlü bir mesaj vereceksiniz. İnşallah 31 Mart akşamı bütün dünyada ajanslar son dakika olarak Cumhur İttifakı’nın başarısını, Cumhurbaşkanı’mızın demokrasi mücadelesindeki yeni bir merhalesini duyuracak.” diye konuştu.
Cumhur İttifakı’nın adaylarını titizlikle belirlediğini dile getiren Çelik, şu değerlendirmede bulundu:
“Karşımızdakilerin halini görüyorsunuz. Adaylık kavgalarından birbirlerinin yaptıklarını deşifre etmeye kadar bir ton kötü söylem, söz kendi aralarında dolaşıp duruyor. Cumhur İttifakı ise tertemiz bir siyasetle adaylarını en titiz şekilde belirleyerek önüne baktı. Bugün bütün adaylarımızla, Adana’daki İstasyon Meydanı’ndaki gibi Türkiye’nin her tarafındaki demokrasi meydanlarını doldurarak geldiğimiz noktada büyük bir seçime hazırız.”
Çelik, Türkiye’nin her türlü siyasi provokasyona rağmen yoluna devam edeceğini belirterek, “Türkiye en büyük zenginliği, gücü, kudreti sandık yoluyla genel ve yerel seçimleri yapmasıdır. Bir kere daha sandığın gücünü gösterecek şekilde hep beraber bu demokrasi sınavını vermeye hazırız.” ifadelerini kullandı.
]]>Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin en büyük gücünün, zenginliğinin iktidarın ve yerel yönetimlerin seçimler yoluyla belirlenebilmesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın kente geleceğini ve İstasyon Meydanı’nda vatandaşlarla buluşacağını belirten Çelik, “Kendilerini büyük bir heyecanla bekliyoruz. İnşallah yarın bütün illerimizde olduğu gibi memleketimizde de demokrasi mücadelemiz açısından önemli bir devreye imza atacağız. Onun için bütün vatandaşlarımızı yarın Adana’daki İstasyon Meydanı’nda Sayın Cumhurbaşkanı’mızla buluşmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.
Çelik, birkaç gün sonra 28 Şubat’ın yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Hukukun dışına çıkan ‘vatanseverlik’ tavrının aslında en büyük hukuksuzluk, vatanseverliğe verilmiş en büyük zarar olduğu zaman içinde görüldü. 28 Şubat böylesi karanlık, lanetli bir dönemin sembollerinden bir tanesidir. Bu dönemlerin Türkiye üzerinde oluşturduğu tahribatın giderilmesi çok büyük mücadeleler gerektirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın, Genel Başkan’ımızın liderliğinde verdiğimiz demokrasi mücadelesi, hem silahlı kuvvetler içerisindeki vesayet odaklarının temizlenmesini sağlamış ve kahraman silahlı kuvvetlerimizin asli işi olan vatan savunmasına tamamen odaklanmasını getirmiştir. Aynı şekilde yargı içine odaklanmış, yargı vesayetini tetikleyen unsurların ortadan kalkmasıyla demokrasimize yargı içinden vesayet yoluyla yöneltilen tehditler ortadan kaldırılmıştır.”
Çelik, AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin birçok kesimiyle birlikte vesayete karşı güçlü bir mücadele verdiğini belirtti.
“Türkiye’de demokrasi ne zaman büyümüşse Cumhuriyet o kadar güçlenmiştir.” diyen Çelik, “Demokratik mekanizmalar ne zaman iyi çalışmışsa Türkiye’nin zenginleşmesi, refahı ve güvenliği o kadar garanti altında olmuştur. Bugün de sandığın iyi işlemesi sayesinde Türkiye’de seçimlere içerden ve dışarıdan müdahalelerin engellenmesi, içerden ve dışardan yönelen her türlü vesayetin ortadan kaldırılması sayesinde sandık iradesi tam olarak ortaya çıktığı için Türkiye güçlenmekte, büyümekte, demokrasi daha da pekişmektedir.” ifadesini kullandı.
“Türkiye kaliteli güvenlik üreten bir ülkedir”
Türkiye’nin güvenliğinin korunması ve güçlendirilmesinin hem kendisi hem mazlum milletler için önemli olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:
“O sebeple milli muharip uçağımız KAAN’ın gök vatanda kendisini göstermesi ve önemli bir aşamayı geçmesi, bu çalışmaların ne kadar büyük bir gayretle devam ettiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koyduğu iradeyle öyle bir noktaya gelinmiştir ki artık Türkiye, kendi güvenliğini sağladığı gibi dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine de yüksek derecede katkı sağlayan ve kaliteli güvenlik üreten bir ülkedir. Türkiye’nin burada ürettiği kaliteli güvenlik şudur; biz hem ülkemizin güvenliğini korumak istiyoruz hem de etrafımızda güvenliği tehdit altında olan hiçbir komşumuz olmasını istemiyoruz. Arzu ederiz ki etrafımızdaki komşu devletler kendi ülkelerindeki terör örgütlerini kendileri bertaraf etsinler ve bizim müdahalemize gerek kalmasın. Ama o ülkeler, bu terör örgütlerinin bertaraf etmediği, edemediği zaman Türkiye, Birleşmiş Milletlerin şartı gereği doğal olarak hukuktan kaynaklanan yetkilerini kullanarak ve güvenliğini teminat altına almak için bu müdahalelerde bulunmaktadır.”
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle ülkenin her alanda ilerlemeyi sürdürdüğünü, önümüzdeki dönemde de yepyeni işlere imza atmaya devam edeceklerini belirtti.
Demokrasi açısından sivil siyasetin üstünlüğü ve kalitesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Çelik, “Siyasetin kalitesi, demokrasinin geleceğinin korunması bakımından son derece kritik bir noktadır. Ama maalesef muhalefetteki gelişmelere baktığımızda siyasetin kalitesini tehdit eden ve bu sebeple de demokrasiye dönük olarak zarar verici birtakım yaklaşımların her geçen gün başka bir safhada üretildiğini görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Altılı, yedili masanın millete bir özür borcu vardır”
Çelik, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim sürecine değinen ve altılı masayı eleştiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi gelinen noktadaysa bu altılı, yedili masanın millete bir özür borcu vardır. Çünkü ‘biz beraber, kol kola hareket ediyoruz. Türkiye’nin önüne şöyle bir seçenek koyuyoruz’ diyenler, bugün genel seçimlerin üzerinden az bir zaman geçmişken birbirlerine en ağır sözlerle saldırıyorlar. Daha bir yıl bile olmamışken milletin önüne çıkıp beraber kol kola poz verirken ortaya koyduğunuz çerçeve ile bugün her birinizin bir diğerine Türk siyasi tarihinin en ağır laflarıyla saldırdığı tablo arasındaki bu çelişkinin her biriniz açısından millete bir özür borcu yok mu? Dolayısıyla o altılı, yedili masadaki çerçeveyi oluşturan genel başkanların her birinin yerel seçimler için oy istemeden önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle bir açıklamayla ortaya koyması gerekir. Yani bir yıl içinde kendi laflarını bu kadar çürüten, kendi laflarını bu kadar ortadan kaldıran bir tutum söz konusuyken bugün istediğiniz bu oyla Türkiye’de ‘işte şu hizmeti yapacağız. Bu faaliyeti ortaya koyacağız’ demelerinin hiçbir anlamı ve manası yoktur. Bütün bunlara dikkat edildiği zaman herkesin bu çerçevede değerlendirme yapması gerekir.”
“Tabii siyasi akıl, zeka ortadan kalktığı zaman yerini yapay zeka alır”
CHP’yi eleştiren Çelik, şöyle konuştu:
“Ana muhalefet partisi CHP açısındansa durum daha da vahimdir. Yapay zekayla aday belirleme gibisinden bir süreçten bahsediyorlar. Tabii siyasi akıl, siyasi zeka ortadan kalktığı zaman yerini yapay zeka alır. Halbuki milletin aklına güvenmek, milletin aklıyla hareket etme demokrasinin gereğidir. Milletin aklına en yüksek değer olarak bakmak siyasette ve demokraside temel ilke ve prensip olmak durumundadır. O gün milletin önüne altılı masa çerçevesiyle çıkanların her biri bir diğerine saldırıyor. Aynı zamanda da her birinin partisinde birtakım hizipler, diğer hiziplere saldırıyor. Dolayısıyla bunların millete güçlü bir özür borcu vardır. Buradan çıkmak için buldukları formülün yapay zeka olması ise yine milletin aklına, siyasi akla, siyasi zekaya teveccüh konusuna ne kadar uzak bir yerde durduklarını göstermektedir.”
Seçim güvenliği
Türkiye’nin seçim güvenliği açısından son derece güvenli bir ülke olduğunu belirten Çelik, son zamanlarda meydana gelen eylemler ya da provokatif sözlerin hiçbir şekilde hiç kimseyi yanlış birtakım izlenimlere sevk etmemesi gerektiğine dikkati çekti.
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu belirten Çelik, şöyle konuştu:
“Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi, toplumumuzun temel değerleri konusunda kışkırtıcı beyanların tümünü reddettiğimizi ifade etmek isteriz. Dinimizle, dini değerlerimizle, geleneklerimizle ilgili ortaya koyulan birtakım kışkırtıcı beyanların, özellikle seçilmiş cümlelerin toplumdaki birtakım fay hatlarını tetiklemek üzere yönlendirilmiş olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bunların karşısındayız. Bunlarla mücadele etmek konusunda yüksek bir iradeye sahibiz. Dolayısıyla hem dini değerlerin istismarına hem de dini değerlere dönük her türlü saldırının karşısında olacağımızı bir kere daha ifade etmek isterim. Ne dini değerler istismarına müsaade ederiz ne de dini değerlerimize saldırı karşılığında sessiz kalırız. Aynı şekilde devletimizin kurucusu ilk Cumhurbaşkanı’mız Gazi Mustafa Atatürk’le ilgili her türlü çirkin beyanın ve saldırganlığın karşısında olacağımızı, devlet hayatımızla ilgili gereken hassasiyeti, ülkemizin kurucusu olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımızla ilgili her türlü üslup hassasiyetinin gözetilmesini beklediğimizi ifade etmek isterim. Bunun dışındaki her türlü beyanın karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim.”
]]>Mülkiye Mektebinin 1950’li yıllarda öğrencisi olan şair Sezai Karakoç, “Mona Roza” şiirini eğitim gördüğü yıllarda, 19 yaşında kaleme aldı.
Karakoç’un, Mülkiye’deki arkadaşı Muazzez Akkaya’ya duyduğu sevgiyi dizelere döktüğü Mona Roza, 1952 yılında öğrenci ve öğretmenlerin çıkardığı “Mülkiye” dergisinde yayımlandı.
Mona Roza’nın 3 bölüm halinde yayımlandığı Mülkiye dergisinin aslı, 72 yıldır Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde muhafaza ediliyor.
Derginin bu nüshasının gelecek nesillere aktarılması ve yok olmaması için üniversite bünyesindeki matbaada çoğaltılarak, öğrenciler ve talep edenlere veriliyor.
Mülkiye Mektebinden mezun olan Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sezai Karakoç, Cemal Süreya, Ece Ayhan gibi birçok şair ve edebiyatçının mezunları olduğunu söyledi.
“Şiirin ilk defa yayımlandığı derginin orijinali fakültemizde”
Mülkiye dergisinin 1909’dan itibaren mezunlar tarafından çıkarılmaya başlayan Mülkiye Mecmuasının devamı olduğunu aktaran Çelik, Mona Roza şiirinin de dergide 1952’de yayımlandığını aktardı.
Çelik, “Aslında bir şiir serisi, 3 sayıda peş peşe yayınlanmış. Bu şiir ilk defa Mülkiye dergisinde yayımlandı ve orijinali fakültemizde duruyor. Bunu taşıyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Burada sadece yönetmeyi, idare etmeyi, diplomasiyi öğretmiyoruz. Biz öğrencilerimizin sanatı takip etmeleri, sanattan zevk almaları konusundan da tarihsel geleneğe sahibiz. Bu geleneği Mülkiye Mecmuasında görüyoruz.” dedi.
Öğrenci ve öğretmenlerin çıkardığı dergide, siyaset bilimi, diplomasi, sanat, edebiyat ve tiyatroya ilişkin makaleler de olduğunu kaydeden Çelik, “Bugün boş vakitlerimde dergiyi açıp okuduğumda gerçekten çok zevk alıyorum. Canlı tartışmaların, çok nitelikli makalelerin olduğu bir dergi olduğunu gözlemliyorum. Dergiyi okumaktan çok mutlu oluyorum.” diye konuştu.
“Eserleri çoğaltarak tekrar canlandırıyoruz”
Çelik, fakülteden çok sayıda şair, edebiyatçı ve yöneticinin mezun olduğuna dikkati çekti. Okulun önemli miraslarından birinin de çıkarılan dergiler, basılan eserler, öğrencilere okutulan kitaplar olduğunu anlatan Çelik, şunları söyledi:
“Bu eserlerin görünür olmasına çalışıyoruz. Bunun için bazılarının basımlarını yapıyoruz, bazılarını tekrar canlandırıyoruz. Bu şekilde bu mirastan bugünün temsilcilerinin de haberdar olmalarını, bunlara dokunmalarını, bunlardan feyiz almalarını istiyoruz. Osmanlı Türkçesi’ndeki baskılarını Latin harflerine çevirerek yeniden basıyoruz, eski ders kitaplarımızı yeniden basıyoruz ve bunları mezunlarımızın, araştırmacıların kullanımına sunuyoruz. Bunun, ülkenin mirasının toplumla paylaşıldığı bir proje olarak düşünülmesi gerekir. İhtiyaç oldukça matbaamızda çoğaltıyoruz, isteyenlere veriyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren yeni kayıt olan öğrencilerimize bir set halinde vereceğiz.”
“Okul yıllarımızdaki gece sohbetlerinde konuşmanın sonu Mona Roza’ya bağlanırdı”
Mezun olduğu 1994’te Mülkiye Mektebinin yurdunda kalırken, öğrencilerle geceleri şiir saati yaptıklarını anlatan Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Orhan Çelik, “Arkadaşlarımızla her gece edebiyattan, sanattan bahsederdik, siyaset tartışırdık. Bu konuşmaların sonunda gece Mona Roza’ya bağlanırdı. Bütün öğrenciler gecenin sonunda Süreya’dan, Karakoç’tan şiirler okurdu, Mona Roza ile final yapardık. Bu kişinin kim olduğunu, şiirin kime yazıldığını merak ederdik.” şeklinde konuştu.
“Muazzez Akkaya, okulun her köşesini gezdi, çok hüzünlendi”
Çelik, Sezai Karakoç’un adına Mona Roza şiirini yazdığı 94 yaşındaki Muazzez Akkaya’nın fakülteyi geçen yıl ziyaret ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
“Geçen yıl, dekanlıktayken Mona Roza’nın geldiği söylendi, benim kendisine ilk tepkim ‘Mona Roza siz misiniz?’ olmuştu. Hayatımda çok mutlu oluğum zamanlardan biriydi. O an zihnimden geçen düşünce ‘Keşke Sezai de, Cemal de burada olsaydı, birlikte sohbet etseydik’ oldu. Okulun her köşesini gezdi, çok hüzünlendi. Çok mutlu şekilde okuldan ayrıldı, o mutluluğunu gördüm.”
Çelik, Akkaya’nın Mülkiye dergisini de incelediğini söyledi.???????
]]>Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, Kardemir A.Ş.’nin çizdiği stratejik plan, yatırım hedefi, üretim tonajı, Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi ve yeşil çelik yatırımlarında atılabilecek yerli ve milli teknoloji adımları hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kardemir’in ham çelik üretin tonajını 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı amaçladıklarını ifade eden Demir, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir stratejik plan hazırlandığını ve önümüzdeki 5 yılda 1,5 milyar doları bulacak yatırım hedefleri olduğunu ifade etti. Demir, Kardemir’in demir çelik sektöründe yerli ve milli üretim stratejileriyle sektörel bağımsızlığı sağlayacağını ve küresel bir güç olmak vizyonuyla yoluna devam edeceğini belirterek, “Kardemir, bu kapsamda yenilikçi teknoloji ve sürekli iyileştirme anlayışının vurgulandığı, çevresel sosyal sürdürülebilirliğin ve paydaş değerlerinin ön planda tutulduğu mevcut üretimin ötesinde değer katan ve fark oluşturan operasyonları ile değişime liderlik etmeyi hedeflemektedir” diye konuştu.
“5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum”
Hazırlanan 5 yıllık stratejik plandan ve Türkiye Yüzyılı’nın ilkelerinden hareketle uzun vadeli iş modellerinde yatırımlar yapmaya öncelik gösterdiklerini söyleyen Demir, “Stratejik planlarımız doğrultusunda önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum. Ham çelik üretim tonajımızı kısa vadede yeni yatırım planlarımızla beraber 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı hedeflemekteyiz. Katma değerli çelik üretimini önümüzdeki 5 yıl içerisinde iki katına çıkaracak planlamalar içindeyiz. Süreç boyunca uygulanacak kontrol mekanizmaları ile yarı mamul ve nihai mamul kaliteli teknolojiler ve nitelikleri sürekli iyileştirilecek, bunu destekleyen operasyonel verimlilik artırılacaktır” açıklamasında bulundu.
“Özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz”
Demir, kapasite açısından lojistik kısıtlamaların aşılması gerektiğine dikkati çekerek, bu bağlamda lojistik master planı hazırlanacağını ve alternatif taşıma kanallarının ortaya konacağını sözlerine ekledi. Lojistik master planı dahilinde görüşülen liman işletmeciliği ve demiryolu işletmeciliği projelerinin de hayata geçirileceğini söyleyen Demir, “Yük taşımacılığı hizmetlerimizin verimliliğini artırmaya ve daha yeşil ulaşım seçeneklerine geçişi desteklemeye yönelik başladığımız bu serüvende büyüklüğümüzü sürdürecek atılımların bir parçası olarak gördüğümüz özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda alınan kararlar ile başlanılan projede onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz. Bu konuları stratejik iş birliği yapılabilecek paydaşlarla yapmakta planlarımızın bir parçası olabilir. Bu formülle liman ve demiryolu projeleri ile kritik stok seviyeleri etkin olarak takip edilecek, fırsat alımları değerlendirilecek ve stok maliyetleri kontrol altında tutulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e verdiği değer kritik bir role sahip”
Demir, büyüme stratejileri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kardemir’e verdiği desteğin çok kıymetli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e vermiş olduğu değer, ülkemizin sanayi ve ekonomik kalkınması açısından kritik bir role sahiptir. Bu destek, Kardemir’in sadece bir sanayi kuruluşu olmanın ötesinde, ulusal ve uluslararası alanda rekabet edebilirlik gücünü artırarak Türkiye’nin sanayi potansiyelini daha da geliştirmesine katkı sağladığı gibi bu desteği, yerli üretimin teşvik edilmesi ve istihdamın artırılması gibi stratejik hedeflerimizi ve ülkemizin sanayideki önemli konumunu korumasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.
“2024 yılı için çevre yatırımlarımıza yaklaşık 40 milyon dolar bütçe ayırdık”
Mali yapıyı güçlendirmek adına sürdürülebilir bir Kardemir oluşturmak istediklerini aktaran Demir, Kardemir’in çevre yatırımları, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlenmesi hakkında atılacak adımların öneminin altını çizdi. Kardemir’in mali yapılarını güçlendirmesinin sürdürülebilirlik açısından en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen Demir, “Kardemir’in sürdürülebilir rekabet gücünü artıracak etkin finansal sistem yapısı geliştirilecek, maliyet azaltıcı ve karlılık artırıcı faaliyetler ile ‘Mali Yapıyı Güçlendirmek amaçlanmaktadır. Katma değer ve karlılık konuları önceliğimiz olacaktır. Bu sayede karlılığımız yeni ve yenilikçi yatırımları mümkün kılacağı gibi temettü dağıtımı ile hissedarlarımıza değere ortak etmeyi sürdürmek isteriz. Hisselerinin tamamı Borsa İstanbul’da işlem gören Şirketimiz yaptığı yatırımlar ve karşılığındaki kazanç potansiyelini ortaya koyarak yatırımcı çekmeye devam edecektir. Demir-çelik şirketlerinin önünde artık AB Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi vardır. Şirketimizde bu düzenlemeye uygun bir şekilde 2053 hedefleri doğrultusunda yola devam edecektir” ifadelerine yer verdi.
Demir, Kardemir’in ‘Sağlıklı Çevre ve Verimli Üretim’ ilkesinden hareketle tüm üretim ve yatırım faaliyetlerinde çevreye duyarlı olmayı ve sürekli geliştirmeyi temel prensipler olarak kabul ettiğini de dile getirdi.
“2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz”
Demir, karbon nötr tesis hedefi ile alakalı çizdikleri yol haritasından da söz ederek, 2020 yılı sonuna kadar 250 MW yenilenebilir enerji üretimine ulaşılmasını hedeflediklerini dile getirdi. Misyonlardan bir tanesinin efektif bir demir çelik ekosistemini kurmak olduğunu dile getiren Demir, “Bu kapsamda rekabet öncesi iş birliği geliştirilerek ürünlerin sektörler arası kullanımı artırılacak ve demir çelik geleceğini inşa edecek ARGE projeleri sektör firmaları ile geliştirmeyi planlamaktayız. Demiryolu sektöründe ray ve tekerde tek üretici konumunda olan şirketimiz, geliştirmekte olduğu ürünlerde de yol haritasını sektör temsilcileriyle birlikte oluşturacaktır. Demir çelik sanayiini geliştirecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak yeşil çelik stratejilerini ortaya koyacak Yeşil Çelik Strateji Yol Haritası son haline getirilecektir. Burada önemle altını çizdiğimiz konu ise yeşil çelik konusundaki teknolojiyi yerli ve milli firmalarla ortak payda da buluşarak geliştirmeyi planlıyoruz. Karbon nötr yolunda karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 15 azaltmayı ve 2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu.
Demir, enerji tüketimlerinin verimli yönetilmesi için enerji verimliliği projeleri geliştirileceğini ve alternatif yenilenebilir enerji kaynakları yatırımları yapılacağını da duyurdu. Böylece ton ham çelik başına düşen enerji tüketim miktarının düşürüleceğini ifade eden Demir, değişen çevre koşulları ve iklim krizine bağlı olarak yüzey suyu ve yer altı sularının azalarak tehlike arz ediyor olmasından dolayı toplam tüketilen su miktarının yüzde 15 oranında düşürüleceğini aktardı.
“Ortaklık yapısıyla yeni iş modeli tasarlayacağız”
Kardemir, bağlı ortaklık yapısını da yeniden değerlendirilerek, yeni iş modeli tasarlayacaklarını ifade ederek, “Şirketlerimizin mühendislik kabiliyetlerini ön plana çıkaran ve pazarlayan kuruluşlar haline getireceğiz. Kardökmak’ı demir çelik sektörünün Ar-Ge mühendislik, tasarım ve Ür-Ge firması haline getirmeyi, Enbatı’yı yeni ve yenilenebilir enerji teknolojileri alanında uzmanlaştırmayı, Karçel’i ise yapısal çelikte imalat montaj ve tesis kurulumunda bir çelik servis merkezi kurulumuyla beraber daha da etkin ve yetkin hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi.
“Savunma sanayii alanı için kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahibiz”
Demir, savunma sanayii alanında kendi tecrübelerini de aktararak, Kardemir’in gelişmiş alt yapısı ile faydalı işlere imza atılabileceğini söyledi. Demir, şu ifadeleri kullandı:
“Kardemir, demir ve çelik üretimindeki uzmanlığıyla başta savunma sanayii olmak üzere nitelikli alaşım ihtiyacı olan kritik sanayi alanlarının ihtiyaç duyduğu yüksek kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahiptir. Kardemir’in büyük ölçekli üretim kapasitesi ve esnek üretim yetenekleri, bağlı ortaklıklar ile sağladığı esneklik ile kritik ve stratejik sanayimizin taleplerini karşılamak için ideal bir altyapı sunmaktadır. Kardemir’in bu katkıları; yerli ve milli üretimdeki güçlü adımlarımızı destekleyerek ülke güvenliğimizi daha da sağlamlaştırabilir. Savunma sanayiinde kazandığımız uzun yıllara dayanan deneyimleri, Kardemir’in operasyonlarına entegre ederek hem ulusal hem de uluslararası alanda rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz.” – ANKARA
]]>Diyarbakır’da 3 yıl önce eşini kaybeden Mehmet Nezir Çelik (45), tekrar evlenmeye karar verdi. Çelik, 16 Ocak tarihinde Elazığ’da Ali isimli yakınının aracılığıyla Van’da ikamet eden Fadıl isimli diğer bir aracıyla 14 bin TL’ye ticari araç kiralayıp Iğdır’a gitti. Iğdır merkezde yaşayan D.K. (34) isimli kadın, Çelik’e eşinin trafik kazasında hayatını kaybettiğini ve şu an dul olduğunu söyledi. D.K., sonrasında yanında ağabeyi olarak tanıttığı Murat isimli şahıs ile birlikte Çelik’ten 100 bin TL başlık parası istedi.
Nezir Çelik, aracılara 100 bin TL başlık parasının çok olduğunu ve 70 bin TL’ye indirmek istediğini söyleyince para, aracılarla Murat isimli şahsa verildi. Burada Dilek’i alıp dini nikah kıyan Çelik, beraber aynı gün Diyarbakır’a döndü. Çelik’le aynı evde kalan D.K., ikinci günün sabahı kendine Bağlar ilçesindeki bir kuyumcu dükkanında 21 bin liralık küpe ve yüzük ile 10 bin TL’lik elbise aldı. Çelik’in kuyumcuda birlikte yüzük ve küpe baktığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Başından geçen olayı başından sonuna kadar anlatan Çelik, şöyle konuştu:
“Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Fabrika Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Bir çocuğum var. Eşim 2021’de vefat etti. Ben de çocuğum yalnız kalmasın diye, evimizde sıcak yemek pişsin diye tekrar biriyle evlenmeyi düşündüm. Elazığ’da Ali isminde bir arkadaşım bana Van’da Fadıl isminde bir aracıyla Iğdır’da kız bulduklarını söyledi. Diyarbakır’dan araç kiralayıp Van’a, oradan Ağrı’ya, sonrasında Iğdır’a gittik. Orada Dilek K. (34) ile tanıştık. Dilek’in yanında ‘ağabeyim’ diye tanıttığı Murat diye biri vardı. Tanışıp kaynaştıktan sonra benden 100 bin TL başlık parası istediler. Ben bu miktarın çok olduğunu söyleyince başlık parasını 70 bin TL’ye indirdiler. Parayı Murat diye tanıttığı ağabeyine verdim. Anlaştıktan sonra Iğdır’da dini nikah kıydık. 16 Ocak’ta Dilek’i Diyarbakır’a getirdim. Dilek Diyarbakır’da 3 gün boyunca bizim evde kaldı.”
“Dilek’i evden kaçarken son anda yakaladım”
18 Ocak’ta Dilek K.’nin gece saat 23.00 sıralarında kaçmaya çalıştığını ve yol kenarında son anda yakaladığını söyleyen Çelik, “Dilek bizdeyken ikinci günün sabahı dışarı çıkıp kendisine yüzük, küpe, elbise aldım. Sonrasında Ocak’ın 18’sinde akşam saat 23.00 gibi Dilek evden kaçmayı denedi. Ben de dışarı çıkıp hemen yol üzerinde yakalayıp tekrar eve getirdim. Perşembe günü ben de Ali’yi evime çağırdım. Kendisi Dilek’e ‘Niye kaçıyorsun?’ diye sordu. Dilek de aile sorununun olduğunu ifade etti. Ali’de, ‘Madem aile sorunun vardı ne diye orada söylemedin’ dedi. Ben de aynısını söyledim ve ‘Madem aile sorunun var bilseydim ben seni Diyarbakır’a getirmezdim’ dedim. Baktık ki bizi dolandırıyorlar. Ocak ayının 19’unda sabah saat 11.00 gibi polisler kapımıza geldi. Dilek’i alıp beraber bizi karakola götürdüler. Polisler bana Dilek’in evli ve iki çocuk sahibi olduğunu söyledi. Sonrasında bana parayı nerede kime vermişsem oraya gitmemi istediler. Ben de parayı Dilek’in ‘ağabeyim’ diye tanıttığı Murat isimli şahsa verdim. Bu durumda mağdur kaldım. Beni dolandırdılar” dedi.
Yaklaşık 120 bin TL yok oldu
Dilek K.’nin 70 bin TL başlık parasına, 21 bin TL küpe ve altına, 10 bin TL kıyafetine, 14 bin TL ticari taksiye 3 bin 600 TL ise aracılara verdiğini dile getiren Çelik, “Beni dolandırdıklarına tam kanaat ettiğim zaman da arkadaşımın sosyal medyadan aynı soy isimden birine ulaşmasıyla oldu. Hakan isminde biriyle irtibata geçtik. O da Osmaniye’de ikamet ediyordu. Kendisi kız kardeşinin isminin Dilek olduğunu ve 3 yıldır Dilek’i reddettiklerini söyledi. Lütfen devlet güçlerimiz bu dolandırıcı şebekesini yakalasın. Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet talebinde bulundum. Yani ben bu parayı hepsini borç etmiştim. 70 bin TL başlık parasına, 10 bin TL Dilek’e elbise, 21 bin TL küpe ve yüzük, 14 bin TL ticari taksi kiralayıp Iğdır’a gittik, 3 bin 600 TL’de aracılara verdim. Başıma böyle bir şey geleceğini hiç bilmiyordum. Şu anda evden bir yere çıkamıyorum. Benim gururumla oynandı. Herkes bizimle dalga geçiyor” diye konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Çelik, merkez Seyhan ilçesi Bey Mahallesi’nde düzenlenen açık hava toplantısında, vatandaşlarla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi.
Cumhur İttifakı’nın genel seçimden zaferle ayrıldığını belirten Çelik, “Anketlerde ‘AK Parti, Cumhur İttifakı kaybedecek, altılı masa kazanacak’ diyorlardı. Siz ne yaptınız? Altılı masayı, masanın altındakileri, arkasındakileri, etrafındakileri Adana’da sandıklara gömdünüz.” diye konuştu.
Çelik, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne hazır olduklarını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı’mızın dediği gibi tuttular ‘altılı masanın günahını Bay Kemal’e yıktılar, her gün birbirlerinin aleyhine söz söylüyorlar. Bugün, siz kardeşlerimiz sayesinde, altılı masaya oy veren vatandaşlarımız bile diyor ki ‘İyi ki bunlar sandığa gömülmüş.’ Bunlar, Türkiye’ye ‘altılı masa’ diye bir kötülük projesini dayattılar ama siz buna müsaade etmediniz. Gerçekten bazen derler ya ‘verilmiş sadakamız var’ diye. Gerçekten Allah bunlara fırsat vermesin. Şimdi altılı masanın bir tarafı öbür tarafına, öbür tarafı diğer tarafına, başka tarafı hepsine birden karşı. Ama biz, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dün neredeysek bugün de oradayız, yarın da orada olacağız.”
Vatandaşların, Türkiye’nin istikrarı ve geleceği için yeniden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seçtiğini dile getiren Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın Adana’nın yüzyılı olması için 31 Mart’ta AK Parti ve Cumhur İttifakı’na destek istedi.
Çelik, yerel seçimi Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’in farkla kazanacağını ifade ederek, “İnşallah 31 Mart gecesi Adana, gerçek belediyeciliğin başkanına kavuşacak, Türkiye Yüzyılı’nı kucaklamak için Fatih Başkan’a kavuşacak.” diye konuştu.
Muhalefetin, önceki seçimlerde olduğu gibi yerel seçime de millet iradesiyle kavga ederek gittiğini anlatan Çelik, “Bunlar, terör destekçilerine söyleyemedikleri lafları Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na, Devlet Başkanı’na, milletimizin sevgilisi, göz bebeği Recep Tayyip Erdoğan’a söylüyorlar. Bunlar, en çok güçlü cevabı yine vatandaşlardan, bu sokaklardan, mahallemizden alacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti’li Çelik, Adana’nın bütün güzellikler ve iyiliklere layık olduğunu ancak kötü belediyeciliğe maruz kaldığını söyledi.
“Türkiye Yüzyılı Adana için de başlayacak”
Vatandaşların, kötülük projelerine karşı “Dimdik ayaktayız” demek için AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı genel seçimde birinci yaptığına işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
“Gerçek belediyeciliğin şehirlere imza atması, hizmetlerin devamı, hizmet görmeyenlerin gerçek belediyecilik hizmetlerine kavuşması için 31 Mart’ta ikinci mührü vuracağız ve roket ateşlenerek yörüngeye girecek, Türkiye Yüzyılı Adana için de başlayacak. Yüreğir’de Fatih Başkan yüreklere imza attı. Şimdi büyükşehirde inşallah kalplere, sokaklarımıza, mahallelerimize, beldelerimize, ilçelerimize imza atmaya sizin desteğinizle devam edecek. Hep beraber göreceğiz ki bu şehir hak ettiği hizmetlere çok kısa zamanda, aylar değil, haftalar içerisinde kavuşabilecek.”
Çelik, hazırlıklı olduklarına işaret ederek, “Geçen seçimde karşımızda memlekete kötülük etmek isteyenlerin ittifakının başında Bay Kemal vardı. Bu sefer öyle bir oy vereceksiniz ki birkaç tanesini birden göndereceksiniz.” ifadesini kullandı.
Adana Büyükşehir Belediyesini kadınlara hizmet götüren bir belediye yapacaklarını dile getiren Çelik, ilçelerde Cumhur İttifakı’nın sandıklardan güçlü çıkmasıyla kenti çok daha iyi hale getireceklerini aktardı.
Çelik, belediyelerle şehirleri Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacaklarını, mahalle ve sokaklarda vatandaşlarla buluşmaya devam edeceklerini söyledi.
Kocaispir: “El ele verdiğimizde mahallelerimiz güzelleşecek”
Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir de kent için planladıkları vizyon projeleri bu ay duyuracaklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Allah nasip ederse insanımızı koruyan, gözeten ve bu şehri geleceğe taşıyacak bir anlayışla ilerleyeceğiz. Ulaşım en temel sorunlarımızdan biri, bunu biliyoruz. Mahallelerimizin geri kalmışlığı, kentsel dönüşümler, hepsiyle ilgili çalışmalar yapılacak çünkü arkamızda Cumhurbaşkanı’mız, bakanlarımız, büyüklerimiz var. Ele ele verdiğimizde mahallelerimiz güzelleşecek ve yıllardır gıpta ettiğimiz şehirler artık bize gıpta etmeye başlayacaklar.”
Programa, AK Parti Adana Milletvekili Faruk Aytek ve AK Parti İl Başkanı Ozan Gülaçtı da katıldı.
]]>TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik tarafından sektörün sorunları ve Bakanlıktan talep edilen hususların dile getirildiği kabulde 1.5 saat sürdü. Çelik, Bakan Yumaklı’ya teşekkür ederek, 2024 yılının küçükbaş hayvancılıkta atılım yılı olmasını arzu ettiklerini söyledi. Küçükbaş hayvancılığın belli başlı önemli sorunlarını ve çözüm önerilerini Bakan Yumaklı’ya aktardıklarını belirten Çelik, kayıtlı tüm hayvanlara şubat veya mart aylarında bir defaya mahsus olmak üzere yem desteği verilmesinin yetiştiricilere kış aylarında rahat bir nefes aldıracağını ifade etti. Kırmızı et üretimi içerisinde yüzde 27 olan küçükbaş hayvancılığın payının artırılması suretiyle tüketicinin sofrasına ucuz et girmesini istediklerini belirten Çelik, market ve kasaplarda kırmızı et fiyatlarının 500-600 liraya çıktığını ve bu artışta başka illerden getirilen hayvanların Balıkesir’de kesilip, Balıkesir kuzusu gibi satışının ek nakliye ve lojistik giderlerinden kaynaklandığını, bu konuda önlem alınması gerektiğini söyledi. Çelik, ayrıca besilik hayvan veya et ithalatının azaltılması noktasındaki görüşlerini de Bakan Yumaklı ile paylaştı.
Çelik, ekip ruhu ile hareket edilip destek kalemleri ile ilgili görüşlerinin alınması gerektiğine işaret ederek, 300 bin civarında küçükbaş hayvan yetiştiricisi olmasına rağmen çoban istihdam desteğinden faydalanan işletme sayısının yeterli olmadığını, dolayısıyla her işletmenin anaç koyun ve keçi destek başvurusunda bulunurken işletme başına çoban desteği de verilmesi gerektiğini kaydetti. Koyun Keçi Yetiştirici Birliklerinin mali yönden güçlendirilmesi gereğine işaret eden Çelik, Tarımsal Desteklemeler Kararnamesi’nde yer alan birlikleri güçlendirme payının artırılmasını talep ederek, küpe ve küpeleme işlerinin birlikler tarafından yapılması gerektiğine değindi. Ayrıca desteklemeler kapsamında yetiştiricilerin müracaatlarını bağlı bulundukları il birliklerine yaptıkları için il ve ilçe tarım ve orman müdürlükleri tarafından her yetiştirici için dosya ücretinin döner sermaye için talep edildiğini belirten Çelik, Bakan Yumaklı’dan bu uygulamanın kaldırılması talebinde bulundu.
Çelik, Halk Elinde Ülkesel Küçükbaş Hayvan Islahı Projesi’ndeki maliyet artışlarının göz önünde bulundurarak, destekleme kalemlerinin de o oranda arttırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirterek, tarım danışmanlarına verilen desteğin de yeterli gelmemesi nedeniyle mağduriyetlerin giderilmesi hususunda imkanlar dahilinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çelik, kurban bayramlarında yaşanan sorun ve sıkıntıların temelinde her ağacın dibinde bir dernek kurulduğunu ve kurban amacının dışına çıkarak iyi niyetli olmayan kuruluşların yoğun bir çaba içinde olduklarını belirterek, gerekli tedbirlerin alınması görüşlerini dile getirdi. Genç çiftçi hibe desteklerinin yeniden başlatılması gerektiğini vurgulayan Çelik, bu projelerin yeniden gündeme alınması gerektiğini söyleyerek, sektörün sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin detaylı bir raporu Bakan Yumaklı’ya takdim ettiklerini kaydetti.
Bakan Yumaklı dile getirilen konuları not ederek, çözüm noktasında tüm sorunların üstesinden gelinebileceği mesajını verdi. Bakan Yumaklı, küçükbaş hayvancılıkta hem verimlilik hem de sayıyı artıracak bir düzenleme yapacaklarını belirterek, küçükbaş hayvan et tüketiminin artırılması için de çaba sarfedileceğini söyledi.
Genel Başkan Çelik, kabulün son derece verimli geçtiğini belirterek, “Sayın Bakanımızın bizlere sergilemiş olduğu sıcak yaklaşımı, samimi duruşu ve alakaları ile ilerleyen zamanlarda tarım sektörümüzün gelişmesi için önemli kapılar aralayacağı açık bir şekilde görülmüştür. Bu vesile ile Sayın Bakanımıza minnettarız” dedi. – ANKARA
]]>Olay, 9 Ağustos 2022’de saat 04.30 sıralarında Nilüfer ilçesi Barış Mahallesi’nde meydana geldi. Gece kulübüne eğlenmeye gelen Caner Yaşa (29) ile Yusuf A. (38), taşkınlık yaptıkları gerekçesiyle işletmeci M.S. ve güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkarıldı. Dışarıda görevlilerle tartışıp, olay yerinden ayrılan Caner Yaşa ve Yusuf A., durumu arkadaşları Veysel Karani Karakaş (27), Aytaç Yaşa (36) ve Güven Yaşa’ya (27) söyledi. Bunun üzerine Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa kendilerine ait otomobile binip, kulübe gitti. Dışarıda bekleyen şüpheliler, mekanın kapanmasının ardından patronunun otomobilini almaya gelen Emir Çelik’e ateş edip, kaçtı. Yaralanan ve özel bir hastaneye kaldırılan Çelik, kurtarılamadı.
İZMİR’DE YAKALANDILAR
Soruşturma kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini izleyip, cinayette kullanılan otomobilin sahibinin Caner Yaşa olduğunu tespit etti. Polis, Caner Yaşa ile arkadaşı Yusuf A.’yı gözaltına aldı. Şüphelilerin sorgularında Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’nın arkadaşları oldukları, olayın ardından Yıldırım ilçesinde bir araya geldikleri, yanlarına da Yusuf Çelik (26), D.Ç. (33), H.M. (30), Y.S. (34), A.İ.’yi (38) yardım için çağırdıkları öğrenildi. Ekipler, söz konusu 5 şüpheliyi de gözaltına aldı. Bu kişiler ise ifadelerinde Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa’ya İzmir’e kaçmaları için yardım ettiklerini ve aracı da sakladıklarını itiraf etti. Şüphelilerin İzmir’de S.T.’ye (37) ait bağ evinde saklandığı belirlendi. Ekipler, cinayetten 3 gün sonra 12 Ağustos’ta düzenledikleri operasyon ile Veysel Karani Karakaş, Aytaç Yaşa ve Güven Yaşa ile saklanmalarına yardım ettiği belirlenen S.T.’yi gözaltına alıp, Bursa’ya getirdi. Gözaltına altına alınan 11 şüpheliden 7’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Aytaç Yaşa, Güven Yaşa, Veysel Karani Karakaş ve Yusuf Çelik tutuklandı.
OLAY ANI GÜVENLİK KAMERASINDA
Öte yandan olay, güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, şüphelilerin otomobille gelip hareket halinde ateş açtıkları, Emir Çelik’i vurdukları ve olay yerinden kaçtıkları görüldü. Görüntülerde olay yerinde bir de minibüs olduğu tespit edildi. Otomobilden açılan ateşle Emir Çelik’in vurulduğu sırada, minibüsten de ateş açıldığı kamera görüntülerine yansıyınca, ateş açan kişinin Emir Çelik’in amcasının oğlu olan İ.Ç. olduğu belirlendi.
CİNAYETTEN 5 AY SONRA GÖZALTINA ALINDI
Olaydan 2 ay sonra bir yaralama olayına karışan İ.Ç., kuzeni Emir Çelik’in olay günü kullandığı silahtan çıkan kurşunla öldürülmüş olma ihtimali üzerine, cinayetten 5 ay sonra ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla gözaltına alındı. İfadesinin ardından İ.Ç., serbest bırakıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 4’ü tutuklu, 12 sanık hakkında Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. 4’ü tutuklu 8 sanığın ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 3 sanığın ‘suçluyu kayırma’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis, dosyaya sonradan dahil edilen ve iddianamede ‘müşteki şüpheli’ olarak yer alan maktulün kuzeni tutuksuz sanık İ.Ç.’nin ise ‘kasten öldürme” suçlamasıyla müebbet hapsi istendi.
AVUKAT, 2 FARKLI GÜVENLİK KAMERASINI BİRLEŞTİRDİ
Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 5’inci celsesinde, tutuksuz sanık İ.Ç.’nin avukatı Sedat Gülen’in yaptığı savunma davanın seyrini değiştirdi. Olay yerinde 2 aracın bulunması ve Emir Çelik’in hangi araçtan açılan ateşle öldüğünün tespiti için cinayet anına ilişkin 2 farklı güvenlik kamerasını birleştiren Gülen, olay yerinde yaptığı canlandırmayı mahkemeye sundu. Ateş açıldığı anda Emir Çelik’in, kuzeni İ.Ç.’nin içinde olduğu minibüse binmeye çalıştığını belirten Gülen, yaptığı canlandırmada aradaki mesafeyi metre ile ölçtü. Emir Çelik ile İ.Ç. arasındaki mesafenin 30 santim olduğuna dikkat çeken Gülen, polis ve dosyayı hazırlayan savcının iddiasının, Emir Çelik’in, İ.Ç.’nin silahından çıkan kurşunla öldüğü yönünde olduğuna, bu durumda Emir Çelik’in yakın atış mesafesinden ölmüş olması gerektiğine dikkat çekti.
MAKTULÜN KIYAFETLERİNİN ADLİ TIP’A GÖNDERİLMESİNİ İSTEDİ
Yakın mesafeden açılan ateşle ölen bir kişinin üzerinde barut izi ve atış artığı olacağını söyleyen avukat Gülen, Emir Çelik’in öldüğü zaman üzerinde olan kıyafetlerin kriminal inceleme için Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi. Gülen’in, atış mesafesinin hesaplanması yönündeki talebi üzerine, Çelik’in öldüğü anda üzerinde olan kıyafetleri kriminal incelemeye gönderildi. İncelemede Emir Çelik’in kıyafetinde atış artığı bulunmadığı ve uzak atış mesafesi ile öldürüldüğü tespit edildi. Bu rapor üzerine savcı, karar duruşmasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında tutuksuz sanık İ.Ç.’nin beraatini istedi.
KARARDA ‘TİŞÖRT’ DETAYI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü sanıklara 10 ay ile 27 yıl arasında hapis cezası verirken, ‘kasten öldürmek’ suçundan müebbet hapsi istenen İ.Ç.’nin, ‘maktulün tişörtüyle ilgili tanzim edilen Adli Tıp Kurumu raporu ve mahkumiyetini gerektiren her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği’nden beraatine karar verdi. İ.Ç., ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘delilleri yok etmek’ suçundan ise toplam 20 ay hapse çarptırıldı. İ.Ç.’nin bu cezası da ertelendi.
]]>Demir, AA muhabirine, KARDEMİR’in öncelikli görevinin istihdam edilecek potansiyel insan kaynağının yetiştirilmesi olduğunu belirtti.
KARDEMİR’in çevre hassasiyetinin toplum ve Karabük için artarak devam edeceğini anlatan Demir, “Üretim hacmimizi artırmak üzere yeni fırın yatırımlarımızı gündeme taşıyacağız. 2024 yatırımlar yılı olacak. Yatırımlar tamamlanmasa bile kararlarımızı aldığımız 2024 bütçemizi gözden geçiriyoruz. Önemli yatırımların orada olması gerekiyor.” dedi.
Demir, sektörde iniş çıkışların bulunduğuna ve rekabetçi olmak gerektiğine dikkati çekti.
KARDEMİR’in maden sahasının bulunmadığına işaret eden Demir, “Yerli cevher kullanıyoruz ama gerek Türkiye’deki maden sahalarından istifade etmek, gerek mevcut işletmecilerle daha uzun vadeli stratejik işbirlikleri yapmak, bunun yanında maden sahamızın olmasıyla ilgili tedbirler almak gündemde. Belirli kaynakların araştırmasını yaptık. Gerek maden sahası gerek bazı alternatifler olarak önemli haberler verebiliriz.” diye konuştu.
Demir, maden sahası açılması, yerinde zenginleştirilmiş cevherlerin taşınması, iç proseslerin işlenmesi, daha butik ve katma değerli ürünler üretilmesi, bilimsel çalışmalar ve insan kaynağı yatırımları konularının gündemlerinde yer aldığını bildirdi.
“Okulların KARDEMİR’le iç içe çalışmasını sağlamak gerek”
KARDEMİR’in kente kültürel desteklerinin artarak devam etmesi gerektiğini söyleyen Demir, bu katkıların topluma, insana, gençlere dokunacak projeler çerçevesinde yapılmasının gerekliliğine işaret etti.
Demir, gençlerin, mesleki eğitimin başından itibaren demir çelik sektöründeki tezgah, metot ve süreçlerde uzmanlığı kazanacak şekilde alana girmesinin öneminin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Okulların KARDEMİR’le iç içe çalışmasını sağlamak gerek. Öğrencilerin, kurumun öğretme ve tecrübe imkanlarından olabildiğince faydalanmalarını sağlamak birinci aşama. İkinci aşama ise gerek meslek yüksekokulu gerek üniversite bazında faaliyetlerin sürdürülmesi. Toplumsal ve sosyal açıdan gençlerin mesleki eğitimlerinin yanında burs imkanları olmalı. Sadece demir çelik özelinde değil, yöneticilik, çeşitli mesleki kabiliyet edinmeleri anlamında üniversite, yüksek lisans ve doktorada başarı göstermek isteyen, bu anlamda iddialı olan gençlerimizin de burs ve çeşitli imkanlardan faydalandırılması önemli.”
Demir, personeli mutlu edecek ve çalışma iştiyakını arttıracak, maddiyatın yanı sıra onun çevresel açıdan geliştirecek faktörlerin de en az para kadar önemli olduğu yorumunu yaptı.
“TCDD işletmeciliğin yüzde 20’ye yakın müşterisi biziz”
KARDEMİR’in sadece demir yolu sahasında faaliyet gösterdiğinden bahseden Demir, Türkiye’nin lojistik problemlerinin bir anlamda kendilerini de etkilediğini söyledi.
Demir, problemlerin çözülmesini beklemek yerine kurumu ilgilendiren kısımlarda inisiyatif aldıklarını vurgulayarak, “Çözüm ortaklarımız TCDD Taşımacılık, Devlet Demiryolları veya diğer taşımacılık şirketleriyle nasıl entegre çözüm yapılabilir? Bu zincirden maksimum ölçüde KARDEMİR nasıl istifade edebilir? Türkiye’nin taşımacılık sorunuyla ilgili KARDEMİR’in rolü ne olur? Malum TCDD Taşımacılığın yüzde 20’ye yakın müşterisi biziz. Burada vagon lokomotif zinciri var. Savunma sanayinden gelen alışkanlıklarımızla, yerli ve milli olmakla ilgili idealleri KARDEMİR’de da hayata geçirmek istiyoruz. Üretilen rayların bu amaca hizmet etmesi, ihraç edilmesi, demir yolu tekerleği ve aksın yerli üretiminde KARDEMİR’in katkısının ne olabileceği gibi konuların hepsi gelecek planlarımız arasında yer alıyor.” ifadesini kullandı.
İstanbul Teknopark ve Ankara Ostim Teknopark’ta ofis kurduklarını aktaran Demir, “Bütün üretim aşamamızın dijital ikizle modellenebilmesini vizyonuma koyuyorum. Yazılım işin bir parçası ama alttaki her aşamanın bilimsel modeli ve yaklaşımı var. Yani burada kimyasal, metodolojik ve sırasal analizler gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yeşil çelik’ üretiminde başka ülkelerin eline kalmak istemiyoruz”
Demir, hidrojen kullanımı ve yeşil üretim gibi bir dizi metotlarının bulunduğunu, AR-GE ile belli aşamaları katedebileceklerini ancak asıl beklentilerinin, üniversitelerden ayakları yere basan, uygulanabilecek önerilerin gelmesi olduğunu anlattı.
Modelleme, yazılım ve geleceğe yönelik teknolojilerle ilgili çalışmaların neler olabileceğine ilişkin yönünde bir dizi çalışma yaptıklarına değinen Demir, şunları dile getirdi:
“Bu metal, malzeme yolculuğu, insanlık tarihi boyunca gelmiş ve hala devam eden bir yolculuk. Burada da üniversite ile yakın temasta işbirliği ve iletişim içinde olmak istiyoruz. Özellikle ‘yeşil çelik’ ve çevre söz konusu olduğunda dünyada da önemli tercihler var. Kaçırmamamız gereken tren de şu; ‘yeşil çelik’ üretimi safhasında biraz geride kalırsak, yarın ‘Bu üretimi yaptık, bu teknolojiyi uyguluyoruz, size de uygulamamızı istiyorsanız, bunun şu kadar fiyatı var, biz girip bunu kurarız.’ diyen ülkelerin eline kalmak istemiyoruz. Tam aksine bu teknolojilerde biz ön alıp, ‘Evet, yeşil çeliğe geçildi, biz şunları başardık. Buyurun size de kuralım.’ diyen ülke olmak bizim için ideal bir konum.”
]]>Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Kamuda torpil yapıldığı iddialarına ilişkin soruya Çelik, “Bakan Yardımcısı arkadaşımız Ramazan (Can) Bey’e haksızlık ediliyor. Çünkü hepimizin elinde yüzlerce not vardır her gün. Hepimizin görevlendirdiği bir arkadaşımız sadece bu işe bakar. Yani bu notların değerlendirmesi… Belli bir kesimden not gelmiyor sadece. Hangi toplantıya gitsek, nerede bulursak vatandaşımız haklı olarak bunu iletiyor. Bu da demokrasinin iletişim kanallarından bize özgü olanlarından bir tanesi. Partimizde sadece vatandaşlarımızın taleplerini alan ilgili bir ofis var. Torpil şikayetlerinin bize iletilmesi, bunları takip etmemizi kolaylaştırır.” diye konuştu.
Federasyon ve yerel yönetimle ilgili açıklamaların sorulması üzerine Çelik, “Cumhur İttifakı açısından esas olan, Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettiği ‘Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesidir. Bunun dışındaki bir yönetim modelini ya da talebini doğru bulmuyoruz. Bu tartışmalar Türkiye’de yapıldı ve yapılıyor. Bu, ayrı bir mesele ama ben aynı zamanda şunu söylemek isterim; dünyanın başka ülkelerinde demokrasi geliştirmek için gündeme getirilmiş olan federasyon, özerklik, bölgesel yönetim gibi prensipler Türkiye’de demokrasiyi zehirleyen ve aslında demokrasi karşıtı bir mekanizma olarak gündeme geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de ikinci sınıf vatandaşın olmadığını, bütün vatandaşların birinci sınıf olduğunu vurgulayan Çelik, “Dolayısıyla federasyon ya da bölgesel yönetimi Türkiye için iyi bir şey olarak önermek son derece yanlıştır. Bu, Türkiye’de olmayan bir bölünmeyi beraberinde getirir. Olmayan bir ayrışmayı beraberinde getirir.” ifadelerini kullandı.
“Pazar günü İstanbul adayımızı açıklayacağız”
Çelik, AK Parti’nin İstanbul ve Ankara adaylarınızın belli olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Pazar günü İstanbul adayımızı açıklayacağız. Cumhurbaşkanı’mız bugün ifade etti. Büyükşehir ve il adaylarımızın açıklanacağı için büyük oranda bu çalışmalar şu anda tamamlanmıştır. Cumhurbaşkanı’mız bir konuşma yapacaklar. İstanbul ve İstanbul’a mücavir iller açıklanmış olacak. Daha sonraki hafta seçim beyannamemizi açıklayacağız ve kalan adaylarımızı açıklamış olacağız. Seçim beyannamemizi açıkladıktan sonra resmen yerel seçim çalışması için sahaya inmiş oluyoruz.” dedi.
Çelik, genel seçimlerden önce bir araya gelen altılı masadaki partilerin artık birbirlerini ihanetle suçladıklarını söyleyerek “Bu altılı masanın, yedili masanın bileşenlerinin hepsinin milletten özür dilemesi lazım. Şimdi ‘Bilseydim onu desteklemezdim, bunu desteklemezdim.’ diyorlar. Mayıstan bugüne kadar geçen 7-8 ayda bu kadar ağır yanılgı ortaya koyanların millete ciddi bir özür borcu var.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir siyasi parti, bir gence ‘iyi ki yumruk attın’ der mi?”
CHP’nin yeni yönetiminin, şiddeti destekleyen tavır ortaya koymaları dolayısıyla eskisinden geriye düştüğünü ifade eden Çelik, “Bir siyasi parti şiddeti destekler mi? Bir siyasi parti, bir gence ‘iyi ki yumruk attın’ der mi? Böyle bir saçmalık, barbarlık olabilir mi?” diye konuştu.
Çelik, “Ekonominin, yerel seçimi etkileyeceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Biz, bugünkü şartlardan çok daha iyi şartlarda da Türkiye’yi yönettik, çok daha kötü şartlarda da Türkiye’yi yönettik. Dolayısıyla kötü şartlardan iyi şartlara, daha az elverişli şartlardan daha iyi şartlara Türkiye’yi dönüştürme konusunda yüksek siyasi kapasitemiz var. Bugün bir türbülansın içinden geçiyoruz ama çok az bir sabırla, seçimlerden sonra bir sene içinde Türkiye hem yabancı sermayeye ulaşma konusunda hem yatırımlar konusunda büyük bolluğa, refaha ve daha geniş perspektife kavuşacak.” yanıtını verdi.
Ömer Çelik, ekonomide izlenen politikanın kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Çelik, “İsveç’in NATO üyeliği konusu TBMM Genel Kuruluna ne zaman gelir?” sorusu üzerine İsveç’in teröre karşı aldığı çeşitli tedbirlerin, komisyon aşamasında yeterli bulunduğu, bundan sonraki sürecin de Meclis’in iradesinde olduğunu belirtti.
Bu durumun, F-16 konusuyla bağlantılı gibi değerlendirilmesine ilişkin Çelik, “Bu konunun F-16 ile ilgili bir şey olmaması lazım. NATO müttefikimizin, bizim savunmamıza katkı sağlaması gerekirken bütün NATO’nun savunmasında eksiklik yaratacak bir tutum içine girmemesi gerekir.” dedi.
Ömer Çelik, NATO’da bazı kafa karışıklıkları olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
“Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili bir ambargonun uygulanması, bir silah sisteminin Türkiye’ye verilmemeye çalışılması ortak NATO güvenliğini tehlikeye düşüren bir durum olur. Türkiye, kendi ulusal egemenliği açısından hiçbir zaman zora düşmez, dünyanın her yerinden bir tedarikle ihtiyaçlarını karşılar ama bu yaptıkları NATO anlayışına karşı bir şey.”
“Türkiye ve ABD birbirine güvenmiyor mu?” sorusuna Çelik, “Türkiye’ye müttefiklerimizin güvenmesi için milyon tane sebep var, Türkiye’nin bazı müttefiklerine güvenmemesi için milyon tane sebep var. Bir tanesi PKK/YPG meselesi.” diye cevap verdi.
Çelik, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Türkiye’ye ziyaretinin nedenlerinin sorulması üzerine ise Gazze başta olmak üzere görüşülmesi gereken konular olduğunu ifade etti.
“Topraklarımızda istihbarat faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyiz”
İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad adına “uluslararası casusluk” faaliyeti yapanlara yönelik operasyonlara ilişkin Çelik, “Bugün Türk istihbarat ekolü, dünyadaki önemli istihbarat ekollerinden bir tanesidir. Bugün görülmüştür ki, topraklarımızda herhangi bir şekilde egemenliğimize halel getirecek şekilde herhangi bir istihbarat faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyiz.” diye konuştu.
Çelik, Lübnan’ın başkenti Beyrut ve İran’ın Kirman şehrinde yaşananlarla savaşın bölgeye yayılmak istendiğini söyleyerek “Birileri sanki İran’ı ya da başka bir devleti, İsrail’e saldırma gibi bir pozisyona düşürerek büyük resimde ABD’nin İsrail’in yanında bu savaşa dahil olmasını istiyor gibi bir planlama resmi ortaya çıkıyor. Bunun olmaması gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, bölgede siyasi denklem değişiklikleri yapmaya çalıştığını kaydeden Çelik, “Gazze’den, Türkiye’nin dikkatini uzaklaştırmaktan sevinecek tek kişi Netanyahu’dur, siyonistlerdir.” dedi.
Çelik, İsrail’de olası bir yönetim değişikliğinde Türkiye ile İsrail ilişkilerinin nasıl olacağı sorusuna ilişkin, “Netanyahu ve hükümeti baş suçludur. Karambole getirmemek lazım, suçlular belli burada. Bunun ötesinde Netanyahu’nun zihniyetini paylaşan pek çok siyasetçi de var. Buradaki sorun, bu nasıl bir zihniyettir ki ‘vadedilmiş topraklar’ diyerek cinayet işlemeyi, çocuk öldürmeyi mazur görebiliyor.” ifadelerini kullandı.
(Bitti)
]]>Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesinin (AYM) Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararlarına uyulmasına yer olmadığına yönelik kararını nasıl değerlendirdiği sorulan Çelik, şu yanıtı verdi:
“Yüksek mahkemeler arasında bir çelişki var. Bu karar çerçevesinde ortaya çıkan, bir yandan ‘adliye mahkemelerinin son karar mercii Yargıtay’dır’, bir yandan da ‘Anayasa Mahkemesi kararları her şekilde bağlayıcıdır’ gibi iki hüküm yan yana geliyor. İkincisi biliyorsunuz ki yüksek yargı organları arasında ast-üst ilişkisi yok. Yani şu mahkeme bundan üsttedir diyeceğimiz bir düzenleme yok. Sonuç nedir? Milletvekili dokunulmazlığı söz konusu, bir de bunun istisnaları var. Bunun nerede geçerli olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararı diyor ki ‘bu istisnalar yeterince açık belirtilmemiş ve bu somut olaya uygulanabilecek durumda değil.’ Yargıtay’ın da söylediği şu; ‘bu konuda oluşmuş içtihatlar, şimdiye kadar oluşmuş bir sürü karar var.’ Dolayısıyla Türkiye’de yargı kararlarıyla oluşmuş bir içtihat birliği var. Bu taraf, ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararı herkes için bağlayıcıdır, bunun uygulanması gerekir’ diyor. Bu taraf da diyor ki, ‘Türkiye’deki içtihat birliğini bozacak şekilde veya Yargıtay’ın adliye mahkemelerinin son karar mercii olması ilkesini bozacak şekilde bir durumun ortaya çıkmaması gerekir.’ diyor. Dolayısıyla bu çelişkinin giderilmesi lazım.”
Söz konusu çelişkinin giderileceği yer konusunda Anayasa’da birbirine muhalif hükümler olduğunu söyleyen Çelik, “Çünkü yıllardır tartışıyoruz bunu. Anayasa, bir ‘Cunta Anayasası’ olarak gündeme gelmiş, ondan sonra Anayasa’yı rehabilite etmek için çeşitli zamanlarda seferber olunmuş, bazı düzenlemeler yapılmış. Bütün bunlardan uzaklaşacağımız mesele Türkiye’ye yeni bir Anayasa yapmak. Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesi’nin veya Yargıtay’ın sınırları konusunda karar verecek merci olmadıklarını belirten Çelik, “Her tarafın kendisine göre argümanları var, Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Ben burada hakem pozisyondayım.’ dedi. Cumhurbaşkanlığı makamının burada, devlet organları arasında nihayetinde uyumu gözetme görevi var ama bunun da yazılımla ilgili bir mesele var. Yazılım nedir? Anayasa’dır, eski adıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, devlet teşkilatının esasını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Yeni bir Anayasa olmadığı sürece siyaset ve devlet hayatının önüne tahmin edilemeyecek krizlerin geleceğini vurgulayan Ömer Çelik, “Türkiye niçin bir anayasa yapamıyor?, esas mesele bu, bunun üzerinde konuşmak lazım.” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi ile ilgili açıklamalarına ilişkin AK Parti’nin pozisyonunun ne olduğuna ilişkin soruya Çelik, şu yanıtı verdi:
“Burada esas mevzu, yüksek yargı organları arasında bir çelişkinin olması hoş bir durum değil. Daha net bir tablonun ortaya çıkması lazım. Bu çerçevede de bunu giderecek şey, yeni bir Anayasa’nın yapılmasıdır. ‘Cunta Anayasası’ diyoruz, bir sürü müdahale yapılmış ama Türkiye’nin, özellikle siyaset yapanların gelecek nesillere borcu, yeni bir Anayasa’yı hediye etmektir.”
“Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir”
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki Turkcell Süper Kupa maçının ertelenmesine ilişkin soruya karşılık Çelik, şunları söyledi:
“Nihayetinde maçı da FIFA kurallarına göre oynayacaksınız ve FIFA kurallarına uyacaksınız. Kulüplerimizin talepleriyle ilgili birtakım bildirimler, zamanında bildirilmiş ve kabul edilmiş ve bu bir protokole bağlanmış. Daha sonra yeni bildirimler söz konusu olunca onlar da şunu söylemişler, ‘Hepimiz FIFA kurallarıyla bağlıyız, bu bildirimler zamanında yapılsaydı bunu protokole bağlardık. Bu protokolün dışında bir adım atamayız.’ Suudi Arabistan tarafı da FIFA kurallarına uyacak, yoksa o da cezalı duruma düşer. Burada gördüğüm kadarıyla bir planlama hatası yapılmış. Bütün talepler en başta bir protokole bağlansaydı ve bu protokolde yer alsaydı muhtemelen bu kriz olmayacaktı.
Kriz olduktan sonra mesele birdenbire Atatürk tartışmasına döndü. Atatürk tartışmasına dönmesinin sebebi, ‘İstiklal Marşı’nı, Türk bayrağını ve formaların üzerinde Atatürk resmi ve imzası olmasını Suudi Arabistan tarafı kabul etmedi’ diye sunuldu. Halbuki protokole baktığınızda İstiklal Marşı ve Türk bayrağı protokole bağlanmış. Atatürk’le ilgili talep daha sonradan gelmiş. Kriz, bu planlama çerçevesinde ortaya çıkmış. Cumhuriyet Halk Partisi, birdenbire Sayın Cumhurbaşkanımızı, hükümeti, partimizi bir suçlama kampanyasına dönüştürdü.”
Bütün bunlardan bağımsız olarak vatandaşların, hiçbir krizin parçası olmaksızın haklı olarak İstiklal Marşı, Türk bayrağı ve Atatürk’le ilgili hassasiyetlerini ortaya koyduğunu söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir yasaklama söz konusu olduğu ya da bir dışlama söz konusu olduğu gibi bir haber yayıldığında vatandaşlarımız da haklı olarak buna tepki gösterip Atatürk’e sahip çıkıyorlar. Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir. Atatürk’e, bayrağa ve İstiklal Marşı’na sahip çıkılması hassasiyeti doğru bir hassasiyettir. Biz de o hassasiyetin yanında yer aldık. Çünkü artık o maç oynanmamış ve kriz başka bir şeye dönmüş.” diye konuştu.
-“İstiklal Marşı ve bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı”
Maçın Suudi Arabistan’da oynanması kararının herkesin onayıyla alındığını belirten Çelik, “Böyle bir tablo ortaya çıksın istenmezdi ama keşke en başta hem İstiklal Marşı hem bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı. Hepsi protokole bağlansaydı ve güzel bir şekilde maç oynansaydı.” dedi.
Maçın oynanmamasının siyasi kutuplaşma malzemesi haline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir hassasiyete vurgu yapıyorsa birisi burada toplumu bütünleştiren bir dil kullanıyorsa samimidir ama bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı gibi toplumu ayrıştıran, toplumun belli bir kesimini diğer kesimine karşı bir husumet duygusu içerisinde itmeye çalışan ya da hemen tutup da daha meseleyi anlamadan Cumhurbaşkanlığı makamını ya da partimizi suçlamaya kalkan bir şey varsa bunun istismar olduğunu, sahiplenme olmadığını siyasi hayatımızda defalarca gördük.” ifadelerini kullandı.
Çelik, AK Parti, Cumhur İttifakı veya hükümetin Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki olayları organizasyon içerisinde gerçekleşmiş bir sorun olarak görüp görmediğine ilişkin soruya, “Bütün bunların baştan protokole bağlanması lazımdı. Sonradan getirdiğiniz şeyler, bunlar milli hassasiyetimiz açısından son derece kıymetli şeyler ama karşı tarafın da bağlı olduğu bir protokol var. Bu çerçevede değerlendirmek lazım.” yanıtını verdi.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın istifa etmesi gerektiğini düşünüp düşünmediği sorulan Çelik, bunun kendisinin değerlendireceği bir konu olmadığını söyledi.
“Toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz”
Siyasetin kutuplaştırıcı değil bütünleştirici bir dile sahip olması gerektiğini vurgulayan Çelik, tarihsel konular üzerinden çıkarılan siyasi kavgaların, mevcuttaki siyasi pozisyonların tahkim edilmesi amacıyla çıkarıldığını ifade etti.
Çelik, “Burada en önemli mesele şu, Türkiye’de niçin belli bir parti, kesim sürekli Atatürk’ten bahsettiğinde toplumun belli bir kesimini ve belli partileri, siyasi organizasyonları suçlayarak işe başlıyor ve bu suçlama hakkını kendinde görüyor? Arkasından bir ‘engizisyon mahkemesi’ kurarak kimin makbul, kimin makbul olmayan vatandaş olduğuna karar verme yetkisine sahip olduğu gibi bir zihinsel sapkınlık içerisine giriyor ve bununla ne elde etmek istiyor?” dedi.
Toplumun bu şekilde zehirlenmesine müsaade edilmemesi gerektiğini dile getiren Çelik, “Atatürk, Türk bayrağı, İstiklal Marşı gibi değerlerimiz ifade edilirken, konumlandırılırken toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz, ayrıştırma mesajı vermemeliyiz.” diye konuştu.
“Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan kişiye yumruklu saldırıda bulunulması
Ömer Çelik, İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan bir kişiye yumruklu saldırıda bulunulması, ardından başlayan “hilafet” tartışmalarına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu, hem cahillik hem barbarlık, Kelime-i Tevhid bayrağıyla hilafet bayrağının ne ilgisi var. İlgili kişi, Gazze mitingine katılmış, İsrail’i lanetlemiş, Filistinlilere sahip çıkmış. Elinde Kelime-i Tevhid, ‘la ilahe illallah Muhammedün Resulullah’ yazan bir bayrak var diye, ‘bu bir hilafet talebidir ve anayasal düzene karşı kalkışma suçudur, o mitingde bu bayrağı taşıyanların hepsi de böyle yapmıştır’ diyorlar. Bu absürt, saçma, mantıksızlık zincirini üretenler de barolar. Suç duyurusunda bulunuyorlar, bunlara izin veren İstanbul Valisi’ne de suç duyurusunda bulunuyorlar.”
“Şiddetin her türlüsü kötüdür, her türlü şiddetin reddedilmesi lazım”
Dünyanın her tarafında Gazze ile ilgili müthiş bir vicdan, insanlık dayanışmasının ortaya çıktığına işaret eden Çelik, İsrail’in bu küresel propagandası çerçevesindeki Gazze’deki durumun “Müslüman olanlar-olmayanlar” tartışması haline getirilmeye çalışıldığını ve bu zihin yanlışlığının yanında saf tutulmaması gerektiğini aktardı.
Çelik, “Gencin tutuklanmasını hukuken doğru buluyor musunuz?” sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:
“Bunu ben hukuken değerlendiremem ama bildiğim şu, bir vatandaşımıza yumruk atılmış, yüzü kan içerisinde ve bana göre bunun mutlaka bir müeyyidesi olması lazım. Şiddete karşı çıkmak konusunda kesin prensibimiz olması lazım, çifte standart olmaz. En çok şuna üzüldüm, kadına yönelik şiddete karşı çıkan bazı muhalif partilerdeki kadın siyasetçi arkadaşlarımız, bu şiddeti savundular. Çok üzüldüm buna. Şiddetin her türlüsü kötüdür ve her türlü şiddetin reddedilmesi lazım.”
“Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur”
İnsanların beğenmediği, adaletsiz bulduğu bir meseleden dolayı diğerine şiddet uygulamasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
“O yumruğu atan gence söylenmesi gereken şudur; ‘Senin bu yaptığın yanlıştır. Az, cahilce bir bilgiyle ve fanatik duygularla gittin birisine şiddet uyguladın. Hayatının sonuna kadar bir daha bunu yapmamalısın, bu yaptığından da utanç duymalısın.’ Bunu demek yerine gidip de ‘çok iyi yaptın, yumruk attın, rejimi, Cumhuriyet’i korudun’ gibi şeyler söylenmesi son derece yanlıştır. Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur. ‘Bu gencin attığı yumruk iyi bir şeydir’ diyen kim varsa, bunu kim savunuyorsa, bu ülkeye de, bu ülkenin gençlerine de kötülük ediyordur.”
“Maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor”
“Hilafet” tartışmalarına yönelik soru üzerine de Çelik, böyle bir gündemlerinin asla olmadığının, rejim değişikliği meselesine de sonuna kadar karşı olduklarının altını çizdi.
Çelik, Anıtkabir’de bir kişinin Cumhuriyet rejimine karşı slogan atmasına da değinerek, şunları kaydetti:
“Niye Anıtkabir’de birisi bu sloganı atar, bunun herhangi bir şekilde doğal olmasını kabul etmek mümkün mü? Bu memlekette maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor ama zaman içerisinde gördük ki toplumumuz, bütün bunları aşacak olgunlukta. Bunlar defalarca görüldü, Türkiye’yi belli bir atmosfere sokmak isteyen, özellikle seçimlere dönük olarak yapılmak istendiğinde…
Biz en önemli mücadelemizi şan ve şerefle Cumhuriyet’imizin demokrasiyle taçlanması, demokrasinin önündeki vesayetin, engellerin kaldırılması için verdik. Bizim bugün temel meselemiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olma vasfının güçlendirilmesinden ibarettir.”
“Böyle bir konu hiçbir yerde gündeme gelmedi”
Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasiyle taçlanmasının mücadelesini verdiklerinin altını çizdi.
“AK Parti içerisinde, kendi aranızda hilafet konuşmuyorsunuz o zaman” şeklindeki değerlendirme üzerine Çelik, “Ben bugüne kadar böyle bir şeye hiç rastlamadım, hiçbir yerde de gündeme gelmedi. Mesela, bazı farklı konularda uzmanları dinliyor, konuşuyoruz. En son yakın zamanlarda bazı hocalarımızı çağırıp, kuantum fiziği konuştuk. Her konuda uzman birisi olduğunda zaman zaman çağırıp, konuşuyoruz ama hiç böyle bir tartışma duymadım, herhangi bir şekilde böyle bir konu gündeme gelmedi. Ancak demokrasinin toplumsal hayatta daha derinleşmesi, şehir siyasetiyle demokrasi ilişkisinin daha güçlü kurulması için neler yapmak gerektiğine dair çok kapsamlı konuşmalar yaptık.” diye konuştu.
AK Parti Sözcüsü Çelik, üniversitelerde bazı gençlerin kendilerini ifade etmek, istediğini söylemek konusunda endişeler yaşadığını söylediğinin belirtilmesi üzerine, nefret suçu ve nefret siyaseti olmadığı müddetçe her konunun rahatça konuşulabilmesi gerektiğini vurguladı.
“Hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir”
Türkiye’de gençlerin kendini ifade edebilmesi için birçok çalışma yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirten Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda gençlerin yüzyılı olduğunu, ifade hürriyeti, kendini ifade etme kabiliyetinin gelişmesinin, ülkenin bekası, milletin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Çelik, şöyle konuştu:
“Ön yargılarımız, adlarımız, meşreplerimiz, mezheplerimiz, ideolojilerimiz farklı olabilir, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu çatı hepimiz için büyük bir nimettir. Etrafımıza bakalım, kan, gözyaşı var, sandık, demokrasi, Cumhuriyet yok. Önce sahip olduklarımız üzerinden gidelim, bunlara sahibiz ve bunlar üzerinde titizlenelim. Ortak değerlerimizi birbirimizi ayrıştırmak için değil birbirimizi kucaklamak, el sıkışmak için değerlendirelim. Yumruk yumruğa konuşacağımız bir şey yok.”
Ömer Çelik, ailelerin çocuklarına verebileceği en önemli prensibin de şiddetsiz bir dünya olduğunu, konuşmanın kendisinin başlı başına bir değer olduğunu vurguladı.
(Sürecek)
]]>KAYSERİ’de hemşire Emine Çelik (42), görevi başındayken yakalandığı koronavirüs sonrası gelişen kalp krizi ve böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre tedavi gördü. Geçen yıl böbrekleri iflas eden ve diyalize başlayan Çelik’e 16 yıllık eşi Yaşar Çelik (45) böbreğini bağışladı. Evlenirken verdiği ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözünü tutan eşine teşekkür eden Emine Çelik, “Doğru eşi seçmek çok önemliymiş. Ben doğru adamla evlenmişim” dedi.
Kayseri’de yaşayan 2 çocuk annesi Emine Çelik, Kayseri Develi Devlet Hastanesi’nde 2021 yılında hemşire olarak görev yaptığı sırada koronavirüse yakalandı. Hastalığı ağır geçiren Çelik’in gözünde, 2 ay sonra pıhtı attı. Hemen tedaviye alınan Emine Çelik, 1 hafta sonra görevi başında kalp krizi geçirdi. Doktorlarının yönlendirmesiyle Kayseri Şehir Hastanesi’nde anjiyo olan Çelik, 2 stent takılıp koroner yoğun bakımda tedavi gördü. Çelik’in hasar gören kalbi yüzde 45 seviyesinde çalışmaya başladı. 15 gün yoğun bakımda kalan Çelik’in kalbine, taburcu olduktan 1 ay sonra 1 stent daha takıldı. Bu süreçte böbrekleri hasar gören Emine Çelik, 2023 Şubat ayında görevi başındayken yeniden koronavirüse yakalandı. Böbrekleri tamamen iflas eden Çelik, kasım ayında periton diyalize girmeye başladı. Kadavradan nakil sırasına girmek için araştırma yapan Çelik, Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü ile iletişime geçti. Organ nakli merkezine gelen Emine Çelik, eşi Yaşar Çelik ile dokularının uyumlu bulunması üzerine Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. 27 Aralık’ta Emine Çelik’e, eşi Yaşar Çelik’in böbreği, Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı ve ekibi tarafından başarıyla nakledildi.
ÇOCUKLARINA KAVUŞMAK İÇİN GÜN SAYIYOR
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde nakil sonrası tedavisi devam eden Emine Çelik, koronavirüs sonrası gelişen hastalıklarını anlattı. Çelik, “2 yıldır böbrek hastasıyım. Covid ile başlayıp arkasından kalp kriziyle devam eden ve sonrasında her iki böbreğin iflasıyla da nakil sürecine gelen bir hikayemiz oldu. 2 yıldır bu durumun içerisindeyiz. Gerçekten çok zorlu ve ağır bir süreç, baş etmesi gerçekten çok zor. 2 küçük çocuğum var, iyileşip bir an önce oraya dönmek istiyorum” dedi.
Görevi başındayken kalp krizi geçirdiğini anlatan Emine Çelik, “Başlangıç aşamasında kalp krizinden sonra toparlanabileceğimi düşündüm. Maalesef öyle olmadı, kötüye giderek devam etti. Kan grubum ‘0’ negatif, uygun organ bulmak gerçekten çok zordu. Yeteri kadar kadavradan bağış yapılmadığı için çok fazla şans da olmuyor. Eşim bana böbreğini verdi. İlk başta başka yerlerde, kan grubumuz uyumsuz olduğu için bize şans vermediler. Araştırırken Akdeniz Üniversitesi’ni keşfettik. Yapılan nakilleri araştırıp başarılı sonuçları görünce iletişime geçtik. Çok büyük umut verdiler. Biz geldikten hemen sonra da nakil işlemlerine başladılar. İkinci hafta da operasyon geçirdik. Artık yeni bir böbreğim var çok şükür” diye konuştu.
‘DOĞRU EŞİ SEÇMEK ÇOK ÖNEMLİYMİŞ’
Eşi Yaşar Çelik’in evlenirken verdiği ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözünü tuttuğunu vurgulayan Emine Çelik, “Doğru eşi seçmek çok önemliymiş. Hayat dümdüz ilerleyen bir şey değil, birçok iyi kötü şey yaşıyorsunuz. Ne kadar doğru ya da ne kadar yanlış karar verdiğinizi başınıza bir şeyler geldikçe görüyorsunuz. Ben doğru adamla evlenmişim. 16 yıllık evliyim” dedi.
BİR AN OLSUN DÜŞÜNMEDEN BÖBREĞİNİ VERDİ
Eşine böbreğini bağışlayan Yaşar Çelik ise “Akdeniz Üniversitesi’yle gayet olumlu bir görüşme geçti. Buraya geldik ve nakil olduk. Her şey yolunda gidiyor. Hocalarımıza, ekibe çok teşekkür ederim. Böbreğimi bir an olsun düşünmeden eşime verdim. Çünkü benim 2 çocuğumun annesi, benim ve evimin huzuru, bir an düşünmedim” dedi.
Organ bağışı çağrısında bulunan Yaşar Çelik, “Ülkemizde kadavradan bağış çok düşük. 1 kişi 5-6 kişiye umut olabilecek durumda. Ben daha önceden organlarımı bağışlamak istiyordum. Organ bağışçısıyım ama şu an herkese ‘Vefat eden yakınlarınızın organlarınızı bağışlayın’ diyorum” dedi.
BAŞARILI BİR NAKİL GERÇEKLEŞTİ
Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı, nakil sonrası çifti ziyaret ederek Emine Çelik’in sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Aydınlı, “Kendisi hemşire hastamız. Bize Kayseri’den başvurdu. Böbrek yetmezliği mevcuttu. Şanslıydı ki eşiyle uyumluydu. Eşinden böbreğini laparoskopik yöntemle çıkardık. Kendisine naklettik. Her ikisine de ortalama 3 saatlik ameliyatla işlem bitmiş oldu. Şu an ameliyat sonrası idrarlarımız gayet iyi. Böbrek fonksiyonlarını gösteren bulgularımız da çok çok daha iyi durumda. Böbreğimiz çalışıyor. Onlar mutlu, biz de mutluyuz” dedi.
‘BİRÇOK SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREVİ BAŞINDA KORONAVİRÜSE YAKALANDI’
Pandemi döneminde çok sayıda sağlık çalışanının koronavirüse yakalandığını hatırlatan Prof. Dr. Aydınlı, “Sağlık çalışanlarının o dönemde neler yaşadıkları unutuldu. Birçok sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bunların da aileleri vardı, şu an bu şekilde ya da daha farklı hastalıklar gelecek. Sağlık çalışanları hepimize her zaman lazım. Hastamız da Covid sonrasında böbrek yetmezliği olduğunu biliyor ve söylüyor. Aslında Covid’in hangi sıkıntıları olduğunu, sonrasında neler geliştiğini çok iyi bilmiyoruz. Zaman geçtikçe bunları daha fazla göreceğiz” diye konuştu.
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>Demir, AA muhabirine, “yerli ve milli” kavramının Türkiye’nin olmazsa olmazı olduğunu söyledi.
Yapacakları işlerde olabildiğince yerli şirketlere inisiyatif vermek istediklerini dile getiren Demir, “Risk almayınca yerli üretim olmuyor. Bu riskleri almak için de biraz cesaret lazım, biraz riski hesaplamak lazım ama fırsat vermezsek bunlar olmaz. Fırsat verirken de belirli bedeller ödenebilir mi, ödenebilir. Ama uzun vadede ödeyeceğimiz bedel dışarı bağımlı kalarak, kısa vadede ödeyeceğimiz bazı küçük bedellerden çok daha fazla olacaktır. Bunu görmek gerekiyor. Bunu savunmada biz çok net gördük.” diye konuştu.
KARDEMİR Döküm Makine Sanayi ve Ticaret AŞ’yi (KARDÖKMAK) bu anlamda öne çıkarmayı düşündüklerini anlatan Demir, şöyle devam etti:
“Orada yapılacak butik çalışmalar, demir çelik enstitümüzün ve üniversitemizin de katkısıyla bizi bu alanda öne geçirebilir. Ayrıca döküm unsuru var. Türkiye’nin çeşitli döküm tesisleri var ama döküm hassas bir konu. Özellikle daha girift, sofistike parçaların veya yüksek kalite alaşımların yapılması, alaşımdan sonra döküm safhasının, özellikle bazı dökümlerin yapımı önemli bir unsur. Mesela gaz türbinlerinde tek kristal büyütmüş malzemeye ihtiyacımız var. Bununla ilgili proje başlatmıştık. Başarılı sonuçlar aldık. Bu devam edecek. Yarın bizim yüzlerce, binlerce motor yaptığımızı düşündüğümüz zaman bu tür malzemelere çok daha fazla ihtiyaç olacak. Bu teknolojilerin ne olduğunu, hangi aşamada olduğunu, burada bizlerin ne yapabileceğini gündeme taşımak lazım.”
Bir taraftan KARDEMİR’in üretim hacminin 3,5 milyon ton civarına taşımasıyla ilgili unsurları düşünürken diğer taraftan da katma değerli üretimlerin gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Demir, “Ray, tekerlek, aks gibi konularda da çalışmalar devam ediyor. Tekerlek seti olarak satış işlemine geçeceğiz. Onunla ilgili yatırımlarımız var. Gerekirse daha da yatırımlar yapılacak. Türkiye’deki sanayiyle entegre olunacak. Karabük için KARDEMİR çok önemli, Türkiye için önemli.” ifadelerini kullandı.
“Yeşil çelik üretiminde adımlar atmak istiyoruz”
Demir, insana, çevreye, ülkeye saygı gereği sorumluluklarının olabildiğince çevre dostu üretime yönelmek olduğunu bildiklerini belirterek, “Bu konuda çok hassasız, hassas olacağız. Bu konuda yapılacak yatırımların asla israf olmadığını, olmayacağını ve olmaması gerektiğini biliyoruz. Bu tür yatırımların hem devlet hem uluslararası alanda çeşitli destekleri var. Bu destekleri de olabildiğince kullanmak ve bir an önce yeşil çelik üretiminde adımlar atmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Yeşil çelik konusunda işbirliklerine hazır olduklarını bildiren Demir, bu alanda teknolojiyi de kullanmak istediklerini kaydetti.
Demir, KARDEMİR’in teknoloji konusunda da yatırımlar yaptığına ve kendisini sürekli geliştirdiğine değinerek, “KARDEMİR ilk adım olarak ERP sisteminin birinci fazını entegre etmiş durumda. İkinci fazına geçiş çalışmaları devam ediyor. Üretimin her safhasının verilerinin hassas şekilde alınabilmesi, biriktirilmesi ve bunun analizi çok önemli.” dedi.
“İstanbul ve Ankara’da küçük Teknopark ofisleri açıp işbirliği yapmak istiyoruz”
Karabük Üniversitesinin teknoloji konusunda fabrikaya önemli katkısı olacağını düşündüklerini dile getiren Demir, “Demir Çelik Enstitüsü şu anda üniversitemizde kurulmuş durumda. Yetkin bir laboratuvarı var. Diğer taraftan Teknoparkın ve orada oluşturulacak belirli şirketlerin de demir çelik üretimi konusunda katkıda bulunmasını bekliyoruz. Karabük’ten dışarıya çeşitli bilgi transferleri yapmak ve belirli kabiliyetleri daha etkin kullanabileceğimiz, laboratuvar imkanlarını kullanabileceğimiz çeşitli kabiliyetli araştırmacılarımızı da işin içine katabileceğimiz şekilde gerek İstanbul gerekse Ankara’da küçük Teknopark ofisleri açıp işbirliği yapmak istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Demir, KARDEMİR olarak tek başlarına değil, bağlı şirketlerle de belirli bir güç çerçevesi oluşturduklarına işaret ederek, şu bilgileri verdi:
“Özellikle KARDÖKMAK ve KARÇEL düşünüldüğünde savunma sanayi sektöründe hizmet etmesini beklediğimiz yüksek alaşımlı, yüksek nitelikli çelik ve malzemelerin üretimi de bizi çeken bir konu. O daha butik, yani yıllık tüketimine baktığınızda 1000 tonu geçmeyecek bir rakam var. Bir entegre tesisin kapasitesini düşündüğünüzde çok küçük bir miktar ama belki o 1000 ton yıllık üretiminizin hepsinin getireceği değeri, getirecek nitelikte de bir değeri var. Hem ülkemiz için de stratejik. O açıdan da KARDÖKMAK’ı, hem çevre alanlarında hem de bu teknolojilerde kullanmak istiyoruz. KARÇEL’in de Demir Çelik Enstitüsünün katkılarıyla çelik konstrüksiyon binaların artık Türkiye’de etkin olması gerektiği, burada da belirli çözümleri çözüm ortaklarıyla hayata geçirmek üzere hem yurt içinde hem de yurt dışında faaliyetler yapmasını bekliyoruz.”
“Üçüncü çeyrekte 1,2 milyar liranın üzerinde karımız oldu”
Demir, 2023’ün bazı sıkıntıların yaşandığı bir yıl olduğuna, buna rağmen KARDEMİR için iyi geçtiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Üçüncü çeyrekte 1,2 milyar liranın üzerinde karımız oldu. Yıl sonunda bunun daha da artmasını bekliyoruz. Bu da genelde sektörü düşündüğümüzde başarılı bir sonuç. Bu yıl içinde belirli yatırımlar yapıldı. Yatırımların bir kısmının tamamlanmasına yaklaşıldı, bir kısmının da belli aşamaları geçildi. 2024 bütçemize de yine önemli yatırımlar koymayı düşünüyoruz. Haddehanemizde belli iyileştirmeler yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Yine üretim tesislerimizin tam kapasite kullanılması için üretim zincirimizin bütün aşamalarının da koordine edilmesi açısından belirli adımlar atıldı. Belirli analizler yapıldı. O analizlerin neticesinde ortaya çıkan iyileştirmeler adım adım uygulanıyor, uygulanmaya devam ediyor. Yine daha kapsamlı bir stratejik plan çalışmamız aşama aşama devam ediyor.”
Yeni yılın daha da iyi geçmesi için gerekli çalışmaları yapacaklarını vurgulayan Demir, “Yatırımlar işin esası. Karlılık da tabii yatırımların lokomotifi oluyor bir anlamda. Tabii bu bir zincir. Bu zincirin her adımında israfa mahal vermeden en verimli şekilde çalışmaları yürütmek niyetindeyiz. Yatırım kararı alınması önemli. Tabii her yatırım o yıl içinde bitecek diye bir kural yok. Bazıları çok uzun soluklu olabilir veya bazıları birbirinin arkasında gelen yatırımlar olabiliyor. Önümüzdeki dönemin bizim için en önemli konularından biri de yeşil çelik meselesi olacak. Kendi enerji üretimimizle ilgili belirli konuları masaya yatırdık. Güneş enerjisi gibi konuları da düşünüyoruz.” diye konuştu.
]]>