Çed – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 26 May 2024 22:27:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İliç’teki maden faciasında asli sebepler belirlendi https://www.haber60.com.tr/ilicteki-maden-faciasinda-asli-sebepler-belirlendi/ https://www.haber60.com.tr/ilicteki-maden-faciasinda-asli-sebepler-belirlendi/#respond Sun, 26 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33185 DİLAN KUTLU

(İLİÇ) – İliç’te Anagold Madencilik’e ait Çöpler Altın Madeni’nin liç sahasında meydana gelen kaymayla ilgili yayımlanan yeni bilirkişi raporunda olayın asli sebepleri arasında, Liç yığınının yapıldığı alanda kapasite artışına gidildiği belirtildi. Raporda, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında “bazı parametrelerde aşılma olduğu” tespitine rağmen Bakanlık tarafından “ÇED izni verildiği”ne işaret edildi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat tarihinde yaşanan ve 9 kişinin 10 milyon metreküp toprağın altında kaldığı maden faciası sonrasında İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilen bilirkişi raporu soruşturma dosyasına girdi. Olay raporda, “iş kazası” olarak değerlendirildi.

Olayın asli sebebi ise şöyle sıralandı:

“Liç yığınının yapıldığı topografyanın olumsuz koşullarda olmasına rağmen kapasite artışına gidilmiş olması.

Projenin eksik ve yetersiz ve denetiminde bu durumun göz ardı edilmiş olması, takiibin yetersiz/ihmalkar bulunması.

Olay günü erken uyarı veren heyelan olayının gerçekleşme saatine kadar iyi yönetilmemiş olması.”

Raporda, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) izin belgeleri de değerlendirildi. ÇED olumlu raporunda imzası bulunan yetkililer bilirkişilerce asli kusurlu bulundu. “Bazı kirletici parametrelerin sınır değerlerinin üzerinde olmasına rağmen ÇED izni verildiğine” dikkat çekilerek, “özellikle civa parametresinin alıcı ortamlarda yüksek olması faaliyetin kapasitesinin yüksek olduğunu göstermektedir. Buna rağmen kapasite artışına gidilmiştir” denildi.

yeraltı ve yerüstü sularında kirlenme

Raporda, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında ve hava ortam numunelerinde “bazı parametrelerde aşılma olduğu” tespit edilirken, “Yüzeysel su kaynaklarında, YO-ÇKS ve MAK-ÇKS değerlerinin bazı parametrelerde aşılmış olduğu, yeraltı sularında, YO-ÇKS ve MAK-ÇKS değerlerinin bazı parametrelerde aşılmış olduğu, saha ve yakın çevresinden alınan toprak numunelerinde, jenerik kirletici değerlerin bazı parametrelerde aşıldığı, saha ve yakın çevresinde hava ortam numunelerinde, PM10 parametresi açısından sınır değerlerin aşılmış olduğu” böylece “çevre kirlenmesinin meydana geldiğine” dikkat çekildi.

“Çevre kirliliğine sebep oldu”

Öte yandan, maden ve Çevre Kanunu kapsamındaki yükümlüklerin yerine getirilmediği nedeniyle olayın “çevre kirliliğine sebep olduğuna” işaret edildi.

Raporda, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) izin belgeleri de değerlendirildi. ÇED olumlu raporunda imzası bulunan yetkililer bilirkişilerce asli kusurlu bulundu. “bazı kirletici parametrelerin sınır değerlerinin üzerinde olmasına rağmen ÇED izni verildiği görüldüğüne” dikkat çekildi.

Olayın meydana gelmesinde, liç yığınlarında Faz4B’de “kapasite artışına gidildiği” “projede tasarımda eksikliklerin” bulunduğu ve “takip edilmediği” ifade edildi. Yine yığın liç Faz 5 inşaatı sırasında “yakın mesafelerde ve yüksek miktarda patlayıcı kullanıldığı”, “Uyarı sistemlerinin yetersiz olması”, “Çatlakların uyarı vermesi sonrası olayın etkin şekilde yönetilmesini sağlayacak sistemin bulunmamasının” etkili olduğu belirtildi.

Olayın asli sebebi “ihmalkarlık”

Liç yığınının yapıldığı topografyanın olumsuz koşullarda olmasına rağmen “kapasite artışına gidilmiş olması”, “projenin eksik ve yetersiz ve denetimde bu durumun göz ardı edilmiş olması” takiibin yetersiz/ihmalkar” bulunması ve olay günü “erken uyarı veren heyelan olayının gerçekleşme saatine kadar iyi yönetilmemiş olması “olayın asli sebebi” olarak değerlendirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilicteki-maden-faciasinda-asli-sebepler-belirlendi/feed/ 0
Deprem Uzmanı: Sığacık’ta 7.3 Büyüklüğünde Bir Deprem Olabilir https://www.haber60.com.tr/deprem-uzmani-sigacikta-7-3-buyuklugunde-bir-deprem-olabilir/ https://www.haber60.com.tr/deprem-uzmani-sigacikta-7-3-buyuklugunde-bir-deprem-olabilir/#respond Sun, 12 May 2024 21:30:53 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31410 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – Seferihisar Sığacık’ta konuşan Deprem uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, 2020 yılında meydana gelen deprem ve tsunamiyi hatırlattı, 7.3 büyüklüğünde bir deprem olabileceğini söyledi. Ercan, Sığacık’taki marinanın genişlemesine yönelik girişime de tepki gösterdi.

İzmir’in Seferihisar ilçesi Sığacık Mahallesi’nde bulunan marinanın genişlemesine yönelik girişime karşı düzenlenen eylemlere Deprem uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da katıldı. Sığacık Sosyal Tesis Alanı’ndaki eylemde konuşan Ercan, “Halkın malı olan bir yer. Şu anda bir kişinin malı. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nde bunda kimsenin hakkı yok. Şu gerekçeyle ve bir bu gerekçeyle kimsenin toplumun denizini ve koyunu doldurup önüne bir kale gibi yapılar yapıp buna sahip çıkmaya hakkı hiçbir gerekçesi olmadan yoktur. Benim konum deprem ve çevre. Burada deprem çekincesi olmasa, süpürtü dalgaları yeniden gelmese bile marinanın işgal alanlarını genişletmesine asla izin verilemez. Bu koyun artık bir eşi yok ki. Küçücük bir koy burası. Sığacık koyu. Bu bizim atalarımızdan gelen bir emanettir. Bu emaneti Türk Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına verdiler. Bu hiçbir şekilde başkasının işgal sahası olarak bir bireyin ya da bir kuruluşun işgal sahası olarak bu genişletmeye izin verilemez. Hiçbir koşulda. Dolayısıyla bir ÇED raporu ile yapılan bas parayı al ÇED’i. Bir ÇED raporu dahi marinanın uzatılması için yeterli asla değildir. Biz o ÇED’i beğenmedik, yeni bir ÇED yaptırıyoruz deseler biz bütün ÇED’lere karşıyız. Sığacık koyunu kurtarmak için. Yani hiç kimseyi kandırmasınlar. Deniz doldurulamaz. Koy doldurulamaz. Benim elimden gelse bunların hepsini yıktırırım ve yeniden Küçük Limanı tekrar gelecek nesiller için oluştururum” diye konuştu.

“DAHA BÜYÜĞÜ GELEBİLİR”

30 Ekim 2020’de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından Sığacık Mahallesi’nde bir kişinin yaşamını yitirdiği tsunami üzerinden sözlerini devam ettiren Ercan, “Burada büyük bir kıyım yaşamadınız. Bir kişi öldü ama bu daha büyük olabilir miydi? Olabilirdi. Şimdi bundan sonra daha büyüğü gelebilir mi? Gelebilir. Çünkü depremin resmi büyüklüğü 6.6. Biliyorsunuz her depremin bir resmi büyüklüğü bir de gerçek büyüklüğü var. Ama depremin gerçek büyüklüğü 7. Doğanın bir kuralı vardır. Bir yerde bir doğa olayı olmuş ise bir deprem ya da bir süpürtü dalgası gelmiş ise gelecekte en az o büyüklükte bir daha olur. Yani bu gördüğünüz belki hayat yaşam süreniz içindeki ilk süpürtü dalgası. Ama bundan sonra da hep olacak. Çünkü milyonlardır yıldır bunlar hep oluyor. ‘Burada olabilecek en büyük deprem nedir?’ derseniz 7.3 dolayında bir deprem olabilir. İlle de Sisam’da olacak depremde mi korkacağız? Hayır. Girit’te, Rodos’ta, İkaria’da ya da Sakız Adası’nda olabilecek bir depremin oluşturabileceği bir süpürtü dalgası aynı şekilde etkileyecektir” şeklinde konuştu.

“İNSAN MANTIĞINA AYKIRI BİR OLAY”

Marinanın genişlemesi için denize yapılacak olan dolgunun olası etkileri üzerinden sözlerini sürdüren Deprem uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “Sığacık Koyu zaten çok küçük olduğu için yaklaşık 137 dönümlük bir alanın bir Kolin şirketinin alması kabul edilebilir bir olay değildir. İnsan mantığına aykırı bir olaydır. Hiç burada yaşamayan bir Ağrılının, Trabzonlunun, Hataylının, Antalyalının, Edirnelinin, Tekirdağlının, İstanbullunun da burada hakkı vardır. Sen kime sordun? ÇED raporu yetmez. İsterse 10 tane, 100 tane ÇED raporu yaptırsınlar. ÇED biziz. Biz istemeyince asla olmaz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deprem-uzmani-sigacikta-7-3-buyuklugunde-bir-deprem-olabilir/feed/ 0
Murat Kurum: ‘ÇED raporuyla toprak kaymasının ne alakası var?’ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-ced-raporuyla-toprak-kaymasinin-ne-alakasi-var/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-ced-raporuyla-toprak-kaymasinin-ne-alakasi-var/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:00:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10839 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olduğu dönemde Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold firmasına ait Çöpler Altın Madeni’ne Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporu verilmesiyle ilgili eleştirilere, “Faaliyet iznini biz vermiyoruz. ÇED raporuyla, toprak kaymasının ne alakası var?” yanıtını verdi.

“135 KEZ DENETLEMİŞİZ VE BU İLETMEYİ DE KAPATMIŞIZ”

Murat Kurum, Neler Oluyor Hayatta programında açıklamalarda bulundu. İliç’teki maden faciası sonrası kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt veren Kurum, şunları söyledi; “İliç’teki kaza sonrasında dönemin çevre bakanı ÇED raporu verdi, bundan oldu diyorlar. Çevre bakanlığı çevre faaliyetini, çevreye olan etkisi var mı yok mu buna bakar. Her şey kuralına göre olur bozan varsa da gereği yapılır. Bakanlık bu işletmenin sorunu var mı yok mu buna bakar. Faaliyet izni veremez. 135 kez denetlemişiz, ve bu iletmeyi de kapatmışız 3 ay.

“HALKALI’DA SEL BASTI, SEN ÖLDÜRDÜN MÜ DİYECEĞİZ?”

2008’den beri ÇED’i var buranın. Birim artırmak istiyorum demiş, sorun olup olmadığının bildirilmesini istemiş. 21 kuruldan görüş aldık ve şu tedbirleri alırsanız çevresel açıdan sorunu yoktur demişiz. İlgili bakanlıktan da faaliyet izni almış. Şimdi oraya siz ÇED verdiğiniz için burası kaydı diyorlar ÇED raporu ile toprak kaymasının ne ilgisi var? Metrobüsler bozuluyor, otobüsler yanıyor neden görevinizi yapmıyorsunuz diye sormak lazım o zaman. Halkalı’da sel bastı, Başakşehir’de sel oldu. Sen öldürdün mü diyeceğiz, böyle bir şey olabilir mi?”

“TAKSİ SORUNUNDA BİR İRADE ORTAYA KONULMUŞ DEĞİL”

İstanbul’daki taksi sorunu ile ilgili de konuşan Kurum, “Bir irade ortaya konulmuş değil” dedi. Göreve gelmesi durumunda bazı düzenlemeler hayata geçireceklerini söyleyen Kurum, şu ifadeleri kullandı; “Taksi sorununda da bir irade ortaya konulmuş değil. Merkezi taksi sistemini hayata geçirelim istiyoruz. Durakların bile uygulaması var. Tek çatı altında toplamalıyız. Hangi taksiyi istediğimiz, arabanın durumuna kadar dijitalden bunu çağırabileceksiniz. İstanbul taksisi marka haline gelecek. Yurt dışına gittiğinizde şehrin turizm elçileridir taksiler. Önce merkezi taksi uygulamasında hepsini birleştireceğiz. Bilimsel verilerle nerede nasıl ihtiyaç var taksi plakası ihalesine çıkacağız. Plaka sayısını artıracağız. Vatandaşın beklentisi hizmet. Taksicinin de güvenliği söz konusu.

“MEVCUT YÖNETİM KENDİSİ TAKSİCİLİK YAPMAK İSTİYOR”

İnsanları karşı karşıya getirmeye gerek yok. Sonuçta masanın etrafında doğruyu ortaya koyacağız. Mevcut yönetim kendisi taksicilik yapmak istiyor. Kanun diyor ki yönetim taksicilik yapamaz diyor. 8+1’ler de rahatsız şimdi. Tek bir doğruyu uygulayacak süreci işleteceğiz. Önüne gelen de taksici olamayacak. Taksi durakları İstanbul ruhuna uygun yenilenecek. Havalimanına 18 milyon turist geliyor, bu kişiler taksiye biniyor. Taksici ile iletişim kursa, 1 gün daha fazla kalsa şehrin istihdamı ve ekonomisi hareketlenir. Denetim ve ödül yöntemi getireceğiz. Yanlış bir şey olduğunda hemen yazacak vatandaş. Trafikten mene kadar ceza olacak. Taksicilerimizin can güvenliği için taleplerine yönelik adımları atacağız.”

“650 BİN KONUTUN DÖNÜŞÜMÜNÜ HEDEFLİYORUZ”

Kurum, ayrıca 10 başlıkta projeler hazırladıklarını söyledi. Olası İstanbul depremi ile ilgili de konuşan Kurum, 650 bin konutun dönüşümünü hedeflediklerini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-ced-raporuyla-toprak-kaymasinin-ne-alakasi-var/feed/ 0
Gökhan Günaydın: Bu Kapasite Artırımlarının Sonrasında Orada O Felaket Meydana Gelmiştir. https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/ https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8082

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facia ile ilgili açıklamalarda bulundu. Günaydın, “Bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır? 10 milyon metreküp liç yığınından siyanür sıkıntısını nasıl önleyeceksiniz ” diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Günaydın, şunları söyledi:

“Erzincan’da, İliç’te Anagold firması tarafından işletilen altın madeninde meydana gelen maden kazasından daha çok aslında bir madencilik cinayeti sonrasında, 9 işçi kardeşimin liç yığınları altında kalmasından çok büyük üzüntü duyuyoruz. Bütün ümidimiz onlarladır ki bir an evvel kendilerine ulaşılsın ve yine diliyoruz ki nefes alırken ve sağlıkla yaşama döndürülsünler, ailelerine, evlerine dönebilsinler. Bu facia, çok yönlü bir araştırmayı gerektiriyor. Çünkü göz göre göre gelen, tüm ikazlara rağmen, bu ikazlara aldırmaksızın yapılan faaliyetler sonrasında tablo bu noktaya geldi. Daha ilginç olan bir şey var ki TBMM’de bugün 2/1959 sayılı, madenciliği daha da liberalize eden, kamu yararından uzaklaştıran, çok daha fazla şirket karına odaklatan bir düzenleme TBMM gündemine gelecekti. Ancak bugün itibarıyla bunun görüşmelerini geri çektiler ve başlamamaya karar verdiler. Bugün Sağlık Bakanlı ile ilgili bir teklif görüşülecek. Çarşamba-perşembe görüşülecek, haftaya bu gelecek mi?

“KAMUOYUNUN HİSSİYATI, DUYARLILIĞI AZALINCA MADENCİLİKLE İLGİLİ BU LİBERAL DÜZENLEMEYİ BİR KERE DAHA GETİRMEYİ DENEYECEKLER”

Yapacaklarını söyleyeceğim: Kamuoyunun hissiyatı, duyarlılığı azalınca madencilikle ilgili bu liberal düzenlemeyi bir kere daha getirmeyi deneyecekler. O halde soruyu şöyle soralım mı? Mesele duyarlılığın arttığı zamanlarda dikkatli olma meselesi midir yoksa Türkiye’nin taşını, toprağını, ekosistemini, doğasını, insanını, işçisini koruma meselesi midir? Ben iktidarı bu alanda duyarlı olmaya çağırıyorum.

“2000 YILINDA ÇEK CUMHURİYETİ, 2002’DE ALMANYA, 2009’DA MACARİSTAN SİYANÜRLE ALTIN MADENCİLİĞİ FAALİYETLERİNE SON VERDİLER”

İliç’te meydana gelen altın madeni faciası neyle yapılan bir madencilikti? Siyanürle yapılan bir madencilikti. Bugün bize anlatabilirler, dünyanın her tarafında böyle yapılıyor. 20 yıl evvel bu böyleydi ama 2000 yılında Romanya’da meydana gelen bir siyanürün Tuna Nehri’ne karışması sonrasında neredeyse Sırbistan’ın, Macaristan’ın tatlı su kaynakları yok edildi. Yüzlerce ton su balığı yaşamını yitirdi ve bu, büyük bir çevre felaketine yol açtı. Bunun sonrasında 2000 yılında Çek Cumhuriyeti, 2002’de Almanya, 2009’da Macaristan siyanürle altın madenciliği faaliyetlerine son verdiler. 2010 yılından itibaren de AB, siyanürle altın madenciliğinin AB topraklarında yapılmamasına yönelik bir tavsiye kararı aldı ve yayınladı.

“TÜRKİYE’DE ÇED RAPORU DEMEK, ÇED FİRMASI SAHİPLERİNİ ZENGİN ETME DEMEK. ÇÜNKÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA VERİLEN ÇED RAPORLARININ YÜZDE 99’U OLUMLU RAPORLAR”

Bizde değişen bir şey oldu mu? Olmadı. 2010 yılından beri bu maden faaliyetlerine devam ediyor. Bir Kanadalı firma ve onun yerli ortağı var. Anagold. 2010 yılından sonra kapasite genişlemesine yönelik talepleri oldu mu? 2014 ve 2021 yılında iki kez kapasite artırımı söz konusu oldu. Bu kapasite artırımları sonucunda, 687 hektarlık alanda yapılan altın madenciliği, bin 746 hektara yükseltildi. Bununla ilgili ÇED raporları var mı? Türkiye’de ÇED raporu demek, ÇED firması sahiplerini zengin etme demek. Çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen ÇED raporlarının yüzde 99’u olumlu raporlar. Yani adeta dosyayı tamamlamak için kamu kaynaklarından ÇED firması sahipleri zengin ediliyor. Burayla ilgili verilen ÇED raporunda ne denmiş? ‘Toprak kayması riski genellikle kayalıkların çok çatlak olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Oysa çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireç taşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.’

“BU ÇED RAPORUNU YAZAN FİRMANIN, O FİRMADA BU RAPORA İMZA ATANLARIN BU İŞTE BİR SORUMLULUĞU VAR MIDIR, YOK MUDUR”

ÇED raporu diyor ki ‘TMMOB ve bazı çevreler buralarda toprak kayması olabilir. Liç yığınları kayabilir. Buradan siyanürler yeraltı sularına ve Fırat Nehri’ne karışabilir’ diyorsa da ‘Biz orada gözlem yaptık. Yağışlar azdır. Ayrıca bitki örtüsü de vardır. Dolayısıyla orada bir heyelan olmaz’ diyor. Oldu mu bir heyelan. Evet. Toplam 300 dekardan fazla alana 10 milyondan fazla metreküp liç yığını yığıldı. O halde bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? İlk sorum bu.

“9 İŞÇİ KARDEŞİMİZİN HESABINI MURAT KURUM VERMEYİ DÜŞÜNMEKTE MİDİR ACABA? BUNDAN DOLAYI ACABA UYKUSU KAÇMAKTA MIDIR”

TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır?

“TÜRKİYE’NİN DOĞASIYLA, İNSANIYLA HİÇ EDİLDİĞİ, RANTA KURBAN EDİLDİĞİ BİR MEMLEKETİN EVLATLARIYIZ”

Binali Yıldırım diyor ki ‘Bunlar birkaç kepçeyle alınabilecek şeyler değildir.’ Biz de biliyoruz, doğru. 10 milyon metreküp. Sonra, ‘Fırat’a gitmekte olan Sabırlı Deresi ile Fırat arasına menfez koyduk. Bir su karışması mümkün değildir.’ Membran koymuşlar. Membranlar bunları önleyecekmiş. Fırat’ın önüne menfez koydunuz. Peki 10 milyon metreküp liçli, siyanürlü topraktan sızan siyanürün toprak altı su kaynaklarına erişebilmesini nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Eğer burada bu kapasite artırımları verilmeseydi orada 300 metreyi bulan dev gibi yığınlar yığılır mıydı ve onlar bir toprak kütlesi halinde değil de adeta bir sel gibi vadiye böyle akabilir miydi? Türkiye’nin doğasıyla, insanıyla hiç edildiği, ranta kurban edildiği bir memleketin evlatlarıyız.

“TÜRKİYE’NİN ALTINI DİĞERLERİ TARAFINDAN PAYLAŞILIYOR. BİZE DE BUNUN DOĞA FELAKETİNİ ÇEKMEK KALIYOR”

AKP, altın madenciliği faaliyetiyle övünüyor. 2020’de 41 ton altın çıkartıldı. Şimdi de 30 tonlar civarında bir uygulamayla gidiliyor. Bu altın madenciliğinin bu memlekete bir kuruş faydası var mıdır? Benim memleketime gelecekler. Karadeniz’den Kaz Dağları’na, Erzincan’ın İliç’ine Bergama’sına, Uşak’ına kadar, Türkiye’nin her tarafını siyanürle liçleyecekler. Çıkartılan altının yüzde 98-99’unu götürecekler. Siyanürü, liçi ve doğa felaketi bize kalacak. Burada büyük bir rant ortaklığı vardır. Yabancı firmalar ve siyasetin durumuna göre onlara eşlik eden, geçen dönemin FETÖ’cü firmaları, bu dönemde onların yerine gelen iktidarın yandaşı firmalar, o yabancıların Türkiye’deki halkla ilişkiler faaliyetlerini, bürokrasideki izinlerini, siyasetle ilişkilerini düzenliyorlar. Rant hep beraber bölüşülüyor. Türkiye’nin altını diğerleri tarafından paylaşılıyor. Bize de bunun doğa felaketini çekmek kalıyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/feed/ 0
TMMOB, Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’ndeki toprak kayması üzerine basın açıklaması yaptı https://www.haber60.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/#respond Wed, 14 Feb 2024 07:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7742 Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç’te bulunan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nde meydana gelen toprak kayması üzerine basın açıklaması gerçekleştirdi. İşletmenin kapatılmasını isteyen TMMOB’un açıklamasında ” Her dilekçemizde, her açıklamamızda liç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle vurgulanmış olmasına karşın; ne Bakanlık ne yerel idare ne de Mahkemece uyarılarımız dikkate alınmamış, göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır” denildi.

“SÖMÜRGE MADENCİLİĞİ İLE YALNIZCA DOĞAMIZ VE KAYNAKLARIMIZ DEĞİL, YAŞAMLARIMIZ DA KATLEDİLİYOR

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu’nun açıklaması şu şekilde;

“Faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesinde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğamız ve kaynaklarımız değil, yaşamlarımız da katlediliyor. Faaliyete girdiği yıldan bugüne, mevzuat dolanılarak parça parça hazırlanan projelerle devasa nitelik kazanan Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlike Birliğimiz tarafından daha önce de pek çok kez kamuoyuna açıklanmış, açtığımız davalarda sunulan teknik raporlarla da ortaya konmuştur.

“MAHKEMECE UYARILARIMIZ DİKKATE ALINMAMIŞ, GÖZ ARDI EDİLMİŞ, BUGÜN YAŞANAN FELAKETE YOL AÇILMIŞTIR

Her dilekçemizde, her açıklamamızda liç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle vurgulanmış olmasına karşın; ne Bakanlık ne yerel idare ne de Mahkemece uyarılarımız dikkate alınmamış, göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır.

2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açtığımız davada; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır. Tüm bunlara karşın üstelik yargılama sürerken tam da dilekçelerimizde belirtilen riskler gerçekleşmiş ve 2022 yılında siyanürlü solüsyon taşıyan borularda yırtılma neticesinde siyanürlü solüsyon SIZDIRMAZLIK ALANI DIŞINA taşarak çevresel tahribata neden olmuş olmasına rağmen, mahkemece bilirkişi heyetine ve raporuna sunulan itirazlarımız, hukuka aykırılık iddialarımız karşılanmadan, yalnızca ÇED raporundan alıntılarla davanın reddine karar verilmiştir.

“DOSYA HALEN BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ AŞAMASINDADIR

Karara yönelik temyiz istemi neticesinde ise Danıştay 6. Dairece “Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında yer alan kurum görüşlerine yer vermekten ziyade, taahhütlerin çevreye olabilecek etkilerinin teknik olarak incelendiği, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.” gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Akabinde Mahkemece yeniden bir bilirkişi heyeti belirlenerek 6 Aralık tarihinde keşif gerçekleştirilmiş olup, dosya halen bilirkişi incelemesi aşamasındadır.

Kapasite artışına ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın yargılaması sürerken 21 Haziran 2022 tarihinde siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hattında oluşan yırtılma nedeniyle siyanürlü solüsyonun çevreye yayıldığı bölgede yaşayan halk tarafından fark edilmiş akabinde TMMOB tarafından da suç duyurusunda bulunulmuştur.

“ŞİRKET FAALİYETLERİNE DEVAM ETMİŞTİR

Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş; yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış “analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği” beyan edilmiştir. ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir.

Savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütülmüş ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sürece ilişkin yetki ve sorumlulukları dolayısıyla Maden sahasını denetimle görevli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ve çalışanları ile projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı, izin, ruhsat veren kurumlar ile yetkilileri hakkındaki şikayetlerimiz hakkında ise herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve karar oluşturulmamıştır.

2023 YILINDA ÇÖPLER KOMPLEKS MADENİ AÇIK OCAK GENİŞLEME PROJESİNE İLİŞKİN OLARAK ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLMİŞTİR

Yaratılan tahribat ortada olmasına ve Birliğimizde defaatle uyarıda bulunulmasına rağmen faaliyetlerin durması bir yana; 2023 yılında Çöpler Kompleks Madeni Açık Ocak Genişleme projesine ilişkin olarak ÇED Gerekli Değildir kararı verilmiştir. Bu karar karşı da Birliğimiz tarafından dava açılmıştır. Dava dilekçesinde bir kez daha altın madenciliğinde, liç işleminde kullanılan siyanür ve ortaya çıkacak diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkiler yaratacak olası bir risk ve tehdit unsuru oluşturduğu; özellikle çok kuvvetli bir zehir olan siyanürün toprağa, suya ve havaya karıştığı zaman her türlü canlı açısından zararlı olduğu; dolayısıyla proses gereği atık barajlarına pompalanan siyanürlü atıkların, geçirimsiz olarak planlanan bu atık barajlarından oluşabilecek sızıntılar nedeniyle su kaynaklarına ve diğer kullanım alanlarına ulaşma olasılığı bulunduğu ve siyanürlü altın madeni işletilmesinde risk unsurunun ön plana çıktığı, ayrıca aynı risk sebebiyle bu bölgelerdeki flora ve faunanın da bozulma tehditi altında kaldığı bugüne değin yapılan çalışmalar, yargı kararları ve akademik raporlar ve esasında yaşanan çevre felaketleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıkça ortaya konduğu; yöntemin niteliği dolayısıyla; siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye yahut denetim/izleme faaliyetlerine bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmenin olanaklı olmadığı ifade edilmiştir.

“ISRARLA DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ TEHLİKE GERÇEKLEŞMİŞTİR

Dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ve henüz 2022 yılında yaşananlar ortada olmasına karşın mahkemece yürütmenin durdurulması hakkında dahi bir karar verilmemiş keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasına bırakılmıştır. Dosyada son olarak 6 Aralık tarihinde keşif gerçekleştirilmiş olup bilirkişi incelemesi aşamasındadır. Her iki dosyada da gerek dilekçelerde gerekse de keşif esnasında bilirkişi heyetine sunulan teknik beyanlarda İliç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle tarafımızca dile getirilmiştir. Fakat ne yetkili idarece ne de Mahkeme heyetinde ısrarla dikkate alınmamış faaliyetin devamına imkan sağlanmıştır. Neticesinde ise ne yazık ki ısrarla dikkat çekmeye çalıştığımız tehlike gerçekleşmiştir.

FELAKETİN SORUMLULARI YARGI KARŞISINDA HESAP VERMELİ, TÜM ÇED KARARLARI İPTAL EDİLMELİ VE İŞLETME DERHAL KAPATILMALIDIR

Bu yaşananların sorumlusu, faaliyeti yürütenler kadar yürümesine olanak sağlayan, izin verenler, ülkemiz kaynaklarının, doğamızın bir grup yabancı sermayenin çıkarları uğruna yağmalanmasına göz yumanlardır. İvedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakan, uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine karşın halen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlayamayanlardır. Bir kez daha sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları kararı iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0