Canlı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 01 Jun 2024 23:21:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP, Hayvan Hakları Kanunu Tasarısını Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/chp-hayvan-haklari-kanunu-tasarisini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/chp-hayvan-haklari-kanunu-tasarisini-protesto-etti/#respond Sat, 01 Jun 2024 23:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34401

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

(SAMSUN)- CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, “Biz yerelde 31 Mart’ta iktidar olan CHP bunun üzerine, başka şeylerde kurarak yeni bir manifesto oluşturmak üzereyiz. Bu manifesto bütün toplama merkezlerinde barınaklara hayvan barınaklarını gezip rapor oluşturup, Genel Merkezimiz tarafından hayvan canlılığının türlerin devamına dönük hayvan canlılığının sürdürülebilmesi için bir sonuç oluşturacağız” dedi.

CHP İlkadım ilçe örgütü, İlkadım ilçesinde Hayvan Hakları Kanun tasarısını protesto etti. CHP İlkadım İlçe Örgütü Başkan Yardımcısı Aylin Özdemir, şunları söyledi:

“Uzunca bir süredir kamuoyu tarafından da bilindiği üzere, sokaklarda ve her halükarda onlara da ait olan doğada yasayan patili dostlarımız hakkında tartışmalar yaşanmaktadır. Bu tartışmaların odak noktası ise hemen her zaman bu canların yasam haklarının ellerinden alınmaları gerektiği olmuştur. Memleketimizde iktidarı elinde bulunduranlar, her sorunu kaba kuvvetle halletmeye o kadar alışmış durumdalar ki, konuya başka türlü bir çözüm önerisi getirmeyi akıllarından dahi geçirememektedirler. Bugün burada toplanma amacımız, sokakta yasayan hayvanların ‘uyutulma’ adı altında katledilme fermanını çıkaracaklara; patili dostlarımızın hiçbir şekilde yalnız olmadıklarını hatırlatmak, partili ya da partisiz ancak bizim gibi vicdanı hür tüm insanların hayvanların da bir yaşam hakları olduğu bilinciyle bu tarz yasal düzenlemelerin sonuna kadar karsısında olacağını göstermektir. Bu kapsamda şimdi söyleyeceklerimizin kamuoyunca önemle dikkate alınması ve serbestçe tartışılması gerekmektedir. Asıl suçlular cezalandırılmıyor ‘ölüm’ çözüm değildir. Yetkililer, yasadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmişler midir?

“Meclis kabul ederse hayvan katline ‘evet’ demiş olur”

Halkı adına devlet yetkilerini kullanan bakan ve mülki idare amirleri basta olmak üzere diğer ilgili kişiler üstlerine düsen denetim görevini neden yapmamıştır? Gelinen noktada söz konusu kişilerin görevlerini yapmamaları sorunun büyümesine neden olmuş mudur? Eğer sorun bu kişiler nedeniyle artmış ise asıl suçlular cezalandırılmazken neden masum canlara kıyılmak istenmektedir? Asıl suçlu yasasında açıkça sayılmasına rağmen görevlerini yapmayanlar mı yoksa düşünme yetisi dahi olmayan, tek derdi tekmelenmeden karınlarını doyurup ısınacak bir yer bulmak olan masum hayvanlar mıdır? Çıkartılması düşünülen yasa tasarısında bir ay içerisinde sahiplenilmeyen hayvanların ‘uyutulma’ adı altında öldürülmeleri öngörülmektedir. Bir canlının başka bir canlı tarafından öldürülmesi cinayettir. İçerisinde bulunduğumuz durumda belki de binlerce hayvanın öleceği söz konusu olduğundan buna soykırım veya katliam kelimelerini kullanmayı daha doğru buluyoruz. Bu tasarının meclis tarafından kabul edilerek yasalaşması halinde ise bu meclis hayvan katline ‘evet’ demiş bir meclis olarak anılacaktır.”

“Barınakları gezerek rapor oluşturacağız”

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan ise şunları söyledi:

“Parlamento adına bir iki cümle etmek isterim. 27. dönemde parlamentoda bütün grubu bulunan partiler, bir araya gelerek komisyon oluşturup bu komisyon 2019’un Ekim ayında bir rapor hazırladı ve 2020’de bu rapor okundu. 2020’nin Ocak ayında bütün partilerin üzerinde uzlaşarak, oluşturduğu komisyonda hiçbir itiraza ya da tam bir konsensüs haliyle, ortaya çıkan haliyle bütün canlılar, uyutulmadan bu gibi toplama merkezlerinde kısırlaştırılarak belli fonlar oluşturarak, canlılıklarının devamı ama toplum için, zararlı hale gelmeyecek önlemler, çözümler üreterek bir sonuca ulaşıldı. Biz yerelde 31 Mart’ta iktidar olan CHP bunun üzerine, başka şeylerde kurarak yeni bir manifesto oluşturmak üzereyiz. Bu manifesto bütün toplama merkezlerinde barınaklara hayvan barınaklarını gezip rapor oluşturup, Genel Merkezimiz tarafından hayvan canlılığının türlerin devamına dönük hayvan canlılığının sürdürülebilmesi için, bir sonuç oluşturacağız. Bütün toplum katmanlarının buna destek vermesini temenni ediyor, bu uğurda fedakarca çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-hayvan-haklari-kanunu-tasarisini-protesto-etti/feed/ 0 Elazığ’da Deştek Regülatörü Sulama Projesi tepkilere neden oluyor https://www.haber60.com.tr/elazigda-destek-regulatoru-sulama-projesi-tepkilere-neden-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/elazigda-destek-regulatoru-sulama-projesi-tepkilere-neden-oluyor/#respond Tue, 28 May 2024 23:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33572

EVREN DEMİRDAŞ

(ELAZIĞ) – Elazığ’ın Arıcak ilçesinde Deştek Regülatörü Sulama Projesi’nin ihalesinin gerçekleştirilmesinin ardından, siyasiler ve bölge halkı projenin ilçede bulunan Mirvan Çayı’nı kurutacağını birçok köyün susuz kalmasına neden olacağını söyleyerek projeye tepki gösterdi. Projenin doğadaki birçok canlıya zarar vereceğini öen süren Hakan Dilmen isimli vatandaş, “Tüm yeşillik, tüm meramız kanal çevrelerinde oluşmuş. Ağaçlarımız kanal çevresinde ve bunlar kuruyacak. İlçenin yeşilliğinin yüzde 70’i yok olacaktır” dedi.

DSİ 9. Bölge Müdürlüğü ile yüklenici firma arasında Elazığ Arıcak Deştek Regülatörü ve Sulaması İnşaatı işine yönelik imzalanan sözleşme ile 6 bin 280 dekarlık bir arazinin sulanması hedefleniyor. Söz konusu proje ile köylüler için hayati önem taşıyan Mirvan Çayı’nın kuruyacağını savunan bölge halkı, projeye tepkili. Bölgede bulunan Yoğunbilek, Küplüce köyleri ile Üçocak beldesinin içme suyunu ve tarım arazilerinin sulama ihtiyacını karşılayan Mirvan Çayı’nın, bu proje nedeniyle kuruma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ileri sürülüyor.

“Proje hayata geçerse koruma altında olan canlılar yok olacak”

Projenin hayata geçmesiyle birçok canlının yok olacağını savunan ilçe sakinlerinden Hakan Dilmen, şunları söyledi:

“Bir vatandaş olarak doğamızı korumak için özellikle bu Deştek Sulama Projesi’ne karşıyız. Deştek Sulama Projesi Mirvan Çayı’nı tamamen kurutacaktır. Dere yatağında yaşayan birçok canlı hatta koruma altında olan canlılar da var. Deredeki tüm canlılar yok olacak. Dere yatağından beslenen çeşmeler var. Bu çeşmeler tamamen kuruyacak ve bu çeşmelerden birçok köy içme suyu olarak kullanıyor. Mesela derede yaşayan su samuru, semender var, geyik böceği var. Bunlar tamamen yok olacak. Ayrıca bu dere yatağı boyunca Ak Yıldız, Albayrak, Yoğun Bilek, Üç Ocak tamamen zarar görecektir. Projenin artılarıyla eksileri karşılaştırıldığında tamamen eksiler hakimdir. Proje 45 kilometre gibi bir boru hattı döşenecek. Bu boru altında iş makineleri çalışacak. Boru hattı çevresinde 8 metre gibi bir yol hattı oluşturulacak ve tamamen tüm ağaçlar, tüm canlılık yok edilecek. Bizim tarlalarımız genellikle hazine arazisi. Bu tarlalarda kesinlikle kamulaştırmaya gidilecek ve vatandaşa bedel de ödenmeyecek. Ayrıyeten bilim bölgemizde olan sulama kanalları çevresinde bir kültür oluşmuş ilçemizde. Tüm yeşillik, tüm meramız kanal çevrelerinde oluşmuş. Ağaçlarımız kanal çevresinde ve bunlar kuruyacak. İlçenin yeşilliğinin yüzde 70’i yok olacaktır.”

“Sonuna kadar karşı çıkacağız”

Yapılması planlanan projeyle ilgili ilçe halkına hiçbir bilgi verilmediğini belirten Dilmen, şöyle devam etti:

“Projeyle ilgili halka hiçbir bilgi verilmedi. İçeriğini de biz eş, dost, akraba tarafından öğrendik. Projenin genel taslağını öğrendik halkı bilinçlendirdik. Projeye karşı çıktık. Çünkü doğamız yok olacak. Büyük proje diye faydalı proje değildir. Bu proje 2-3 defa gündeme geldi. İnsanlar karşı çıktı. Ama daima gündemde tutuluyor. Neden tutulduğunu da bilmiyorum. Biz de karşıyız. Sonuna kadar daha da karşı çıkacağız projeye. İhalenin Onaylandığı, yapıldığı söyleniyor. O konularda da hiç bizi bilgilendiren biri olmadı. Ölçümlerin de kesinlikle yanlış yapıldığını düşünüyorum. Çünkü yaz aylarında dere yatağımız kuruyor. 600’lük borularla su verilecek. Yani yazın dere yatağını tamamı iki yüzlük boruya sığıyor. Dere yatağı tamamen kurutulacak. Artık yeşilliğimiz yok olacak. Bir çocuğun yüzme havuzu yok olacak. Yani çocukluğumuz, anılarımızda her şeyi yok edecekler projeyle. Bu proje biz kesinlikle karşıyız iptal edilmesini istiyoruz ve bir daha da gündeme gelmemesini istiyoruz. Biz memnunuz doğamızdan, hayatımızdan.”

“Bağımız bahçemiz kurumakla karşı karşıya”

İlçe halkının Mirvan Çayı’ndan yararlandığını ve kurutulması halinde birçok bağ ve bahçenin susuz kalacağını iddia eden ilçe sakinlerinden Mehmet Ali Gökhan, şunları söyledi:

“68 yaşındayım. Köyümüzde, ilçemizde arazinin 3’te 2’si halen suya ulaşılmamış. Su buradan giderse bizim mevcut arazimiz, bağımız, bahçemiz kurumakla karşı karşıya kalır. Çünkü su yetersiz. Bu aylardan su kar yağmasıyla, yağmurların yağmasıyla oldukça çok. Ama bize su Haziran, Temmuz, Ağustos’ta lazım. Eylül’de sularımız oldukça azalıyor. Ondan dolayı bizim mevcut arazimize su yetersiz kalıyor. Buradaki vatandaşların yüzde 99’u o tarafa gitmesine karşı. Hiç kimse bizimle görüşmedi. İhale alındıktan sonra bizim haberimiz oldu. Bu sudan yaralanan birçok köy var. Bu su giderse araziler susuz kalır. Bu proje Devlet Su İşleri ile belediye yapmış. Daha önceki belediye başkanı şartlı bu proje onay vermiş. Kapalı sulama sitemi Arıcak merkezin sınırında olacak demişler. Ama bunlar suyu 35-40 kilometre ileri götürüyorlar. Böyle olunca merkezde arazi, bağ bahçe, susuzlukla ile karşı karşıya.”

“Bu proje doğal dengeyi bozan bir ihanet projesidir”

DSİ tarafından yapılmak istenen projenin hayata geçirilmesi durumunda ilçedeki mevcut su kaynaklarının kuruyacağını ifade eden CHP Arıcak İlçe Başkanı Mustafa Coşkun, şu görüşleri dile getirdi:

“İlçemizde yapılmak istenen Mirvan Çayı üzerinde Deştek Sulama Kanalı Projesi adeta bu toplumda can damarı olan ilçenin şu anki mevcut sistemde can alıcı damarı olan suyu kurutmak ve var olan doğal dengeyi bozmak için yapılan bir ihanet projesidir. Proje oluştururken herhangi bir şekilde halktan resmi olarak insanlara bilgi verilmemiştir. Oluşabilecek olan zararların daha sonra geri dönülmez olduğunu ve bunu telafi etmek için elimizde hiçbir şekilde bir şansı olmayacağını bu projenin ayrıntılarıyla anlatılması ayrıca faydasının ve zararlarının anlatılarak ona göre insanların bilinçlendirilmesini istiyoruz. Oldu bittiye getirilip bir rant projesine dönmesini istemiyoruz. İlçede elzem olarak yapılması gereken işler var iken geçen dönemde HES projesi adı altında bu suyu tekrardan kullanmak istediler. Tekrardan bu suya musallat oldular. İlçede şu anda bir adliyenin olmayışı hizmetlerin çoğunluğunda aksaklık olmasına rağmen var olan elzem olan konuların bir kenara itilerek sadece Arıcak’ta doğal zenginliği olan suyunu adeta alıp götürmek istenmektedir. Buna bir dur demenin zamanı geldi artık. Sudaki canlıların ve köylülerin mağduriyetinin göz önüne alınarak köylüler mağduriyette bırakılmamalı. Oradaki sudan bir belde ve üç köye su gittiğini bu suyun kesilmesi halinde projenin gerçekleşmesi halinde o köylerdeki aksaklığın nelere mal olacağı hakkında bir bilgi verilmemekte. İhale süreci alelacele yapılıp oldu bitiğe getirilmiş olup adeta yangından mal kaçırıcısına yapılmak istenmektedir. Biz bu projeye karşıyız. Bu projenin gerçekleşmesi halinde ilçemize getirisi ne olacak? Var olan doğal dengenin bozulmasını istemiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/elazigda-destek-regulatoru-sulama-projesi-tepkilere-neden-oluyor/feed/ 0
Yapay Zeka Destekli Teknolojilerle Rüzgar Santrallerinde Canlıların Korunması Sağlanıyor https://www.haber60.com.tr/yapay-zeka-destekli-teknolojilerle-ruzgar-santrallerinde-canlilarin-korunmasi-saglaniyor/ https://www.haber60.com.tr/yapay-zeka-destekli-teknolojilerle-ruzgar-santrallerinde-canlilarin-korunmasi-saglaniyor/#respond Fri, 19 Apr 2024 21:57:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28292 Yapay zeka destekli teknolojilerle, rüzgar santrallerinin çalışması esnasında santrale yaklaşan kuş, yarasa gibi canlıların hareket kayıtları tutularak, tekrarlanan durumlarda santralin devre dışı bırakılması ile olası güç kayıpları ve hasarlar engelleniyor, canlı ekosistemi korunuyor.

AA’nın “Yapay Zeka Çağına Doğru” başlıklı dosyasının onuncu haberinde, Yapay Zeka (AI) teknolojilerinin yenilenebilir enerji sektöründe ekosistemin korunması amacıyla kullanımına ilişkin çalışmalara yer verildi.

AI, belirli görevleri yerine getirmek için insan zekasını taklit eden ve toplanan verileri yineleyerek kendini geliştiren sistemler olarak biliniyor.

Günümüzde ulaştırma, bilgisayar teknolojileri, sağlık ve bilgi işlem alanlarında yaygın olarak değerlendirilen bu sistemlerin kullanım alanları da artıyor.

Artan enerji talebi ve iklim değişikliğiyle mücadelede yenilenebilir enerji kaynaklarının payı artarken, bu kaynaklara entegre akıllı teknolojiler de gelişim gösteriyor.

Bu sistemlerin en büyük özelliği çeşitli yollarla kayıt altına alınan verilerin işlenerek yeni durumlarda yeni yaklaşımların geliştirilmesine olanak sağlaması ve bu şekilde zaman, hammadde, enerji tasarrufu sunması olarak ön plana çıkıyor.

“Rüzgar santralleri 24 saat boyunca kesintisiz takip edilebiliyor”

Avrupa’da yatırımları bulunan Yunanistan merkezli teknoloji şirketi Nvisionist İş Geliştirme Müdürü Lambros Argyris, AA muhabirine yapay zekanın rüzgar santrallerinde kullanımına ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu sistemlerin uzun vadede biyoçeşitliliğin korunmasına yardımcı olduğunu ve elektrik üretiminde de verimlilik sağladığını söyledi.

Temel olarak kuş ve yarasa gibi uçan hayvanların türbin kanatlarına çarpmasının engellenmesiyle biyoçeşitliliğe yardımcı olduklarını ifade eden Argyris, bunu rüzgar türbinlerine kurulan yüksek çözünürlüklü kameralar ve bu kameralarla bölgenin 24 saat boyunca izlenmesiyle yapıldığını anlattı.

Argyris, elde edilen her türlü uçan cisim ve canlıya ait verinin yapak zeka teknolojisiyle işlendiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Yapay zeka teknolojisi ile canlı türleri hakkında veriler detaylı ve sürekli toplandıktan sonra gerekli durumlarda güvenlik tedbirleri devreye giriyor. Böylelikle verilere bakılarak hangi canlı türü olduğu ve hareketleri tespit ediliyor. Canlının rüzgar türbinine yaklaşıp yaklaşmamasına göre santral durduruluyor ya da ses uyarıları gönderilerek bu canlıların uçuş rotasına müdahale ediliyor. Böylelikle canlılar korunurken, elektrik üretiminin de devamlılığı sağlanıyor.”

Yapay zeka ile canlının türünün tespit edilmesinin bu teknolojinin en önemli aşaması olduğunu vurgulayan Argyris, kuşların coğrafyaya bağlı olarak saniyede ortalama 10 metre hızlarla uçtuğunu böyle bir durumda 800 metre uzaklıktan itibaren türbinlerdeki yapay zeka teknolojisinin bunu belirleyebildiğini belirtti.

Argyris, diğer kuş ve yarasa türleri için de yapay zeka teknolojisi ile farklı yaklaşımlar uygulandığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Gece ve gündüz ayırımı olmaksızın verileri analiz edebiliyoruz. Gece termal kamera kullanırken, gündüzleri yüksek çözünürlüklü kamera ile sağlıklı verileri alabiliyoruz. Yapay zeka ile kuş ve yarasa gibi canlıların tanınması ve korunması sağlanırken, rüzgar santralleri için sürdürülebilir elektrik de üretilerek bize esnek bir çalışma ortamı sağlanıyor.”

“Türkiye’nin rüzgar enerjisi sektörünü yakından takip ediyoruz”

Argyris, Avrupa’nın bir çok coğrafyasında çeşitli işletmelerde bu teknolojinin kullanıldığını bildirdi.

Türkiye ve Yunanistan coğrafyasının benzer olduğunu ve canlı türü açısından benzer veriler elde edilebildiğine dikkati çeken Argyris, şunları kaydetti:

“İspanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerde faaliyet gösteriyoruz. Henüz Türkiye’deki santrallerle çalışma yapmadık ancak Türkiye’deki rüzgar enerjisi sektörünü yakından takip ediyoruz. Türkiye’de de bu alanda çalışmayı istiyoruz. Komşu ülkeler olduğumuz için benzer ekosistemler, benzer türleri barındırıyor. Bu daha verimli ilerlememize katkı sunabilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yapay-zeka-destekli-teknolojilerle-ruzgar-santrallerinde-canlilarin-korunmasi-saglaniyor/feed/ 0
Gazze Çalıştayında İsrail’e Yönelik Boykotların Önemi Vurgulandı https://www.haber60.com.tr/gazze-calistayinda-israile-yonelik-boykotlarin-onemi-vurgulandi/ https://www.haber60.com.tr/gazze-calistayinda-israile-yonelik-boykotlarin-onemi-vurgulandi/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13922 Milletlerarası İlişkiler ve Diplomasi Merkezi ile Filistin Diyalog Grubu işbirliğinde düzenlenen “Bağımsız Filistin Yolunda Tüm Yönleriyle Gazze Çalıştayı”nda, Gazze’de insani trajedi yaşanmasına sebep olan İsrail’i desteklemesi veya yardım etmesiyle bilinen kurumlara veya şirketlere yönelik boykotların önemi vurgulandı.

Zeytinburnu’nda bir oteldeki çalıştayda, “Aksa Tufanı Sonrasında Medya, Kavramlar, Propoganda ve Boykot Çalışmaları” başlığı altında düzenlenen oturumun boykotların konuşulduğu bölümünde, araştırmacı Dr. Yusuf el-Cemel, “Filistin ile Uluslararası Dayanışma ve Boykot”, akademisyen ve BDS (Filistinliler için Boykot, Tecrit ve Yaptırım) gönüllüsü Dr. Emine Canlı da “Bilmeyenler ve Yeni Başlayanlar İçin Akademik Boykot Kılavuzu” başlıklı sunum yaptı.

“Boykotlar, şahısların, insanların, halkların gücünü ortaya koymakta”

Araştırmacı Cemel, ilk olarak İrlanda’da İngiltere’nin çıkarlarına hizmet eden bir tüccara karşı uygulandıktan sonra boykot kelimesinin ortaya çıktığını ve dünyaya yayıldığını söyledi.

İsrail’i destekleyen veya yardım eden şirketlere yönelik boykotlar sırasında adı en çok geçen firmalar olan “McDonald’s ve Starbucks’un 12-14 milyar dolar civarında zarara uğradığını” belirten Cemel, “Bu, ekonomik gücü yansıtmakta. Boykotlar, şahısların, insanların, halkların gücünü ortaya koymaktadır.” ifadesini kullandı.

Cemel, boykot hareketinin hedefinin öncelikle Batı Şeria ve Gazze’deki askeri işgalin bitmesi, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin işgal ettikleri alanları terk etmesi ve Filistinlilere tarihi Filistin topraklarına haklarının iade edilmesi olduğunu dile getirdi.

ABD menşeli olup da İsrail’e hizmet eden şirketlerin de boykot edildiğini belirten Cemel, yaptırım konusunun da artık gündeme gelmeye başladığını söyledi.

Cemel, yatırımların geri çekilmesi konusunda da ABD ve Avrupa’da bir hareketlilik olduğuna işaret ederek, “Bunlar İsrail’e yansımakta, boykot hareketliliği İsrail’in çöküşüne hizmet etmekte.” diye konuştu.

“Boykot da bir stratejidir”

Akademisyen ve BDS gönüllüsü Canlı da BDS’nin, Filistinli grupların 2004 yılından beri oluşturduğu ve uluslararası etkide bulunan bir boykot çağrısı hareketi olduğunu ifade etti. Canlı, bu hareketin başladıktan bir sonraki sene ulusal komite haline geldiğini anlattı.

Kültürel ve akademik boykotta örnek alınan ülkenin Güney Afrika olduğunu dile getiren Canlı, bunun sebebinin ise ülkenin “apartheid rejim” tecrübesi ve tıpkı orada olduğu gibi bölgenin yerli halkı olan Filistinlilerin İsrail tarafından ikinci sınıf insan muamelesi görmesi olduğuna dikkati çekti.

Canlı, akademik ve kültürel boykotun gerekliliğini vurgularken, “İsrail’in akademik ortamlarda ve kültürel etkinliklerdeki mevcut baskın karakteri ve tüm sermayesiyle birlikte buralarda vücut bulması, aslında insanlara bir pozitif İsrail deneyimi yaşatıyor. Yani İsrail tüm saldırılarını, tüm soykırım faaliyetlerini örtmenin pozitif bir tarafını sunmaya çalışıyor.” diye konuştu.

İsrail kurumları tarafından yapılan ve desteklenen akademik etkinliklere katılmaktan geri durulması, İsrail üniversiteleri ve araştırma enstitüleri gibi kurumlarla işbirliği yapılmaması, uluslararası öğrenciler için İsrail’de yurt dışı eğitim programları düzenlenmemesi, İsrail akademik kurumları resmi temsilcilerine fahri doktorluk ya da ödül verilmemesi gerektiğini belirten Canlı, Avrupa devletlerinin ortak programlara destek vererek Filistinlileri İsraillilerle birlikte akademik çalışma yapmaya zorladığını söyledi.

Canlı, “Başıboş ve dağınık hareketlerden ziyade bir hedef belirleyerek ona yönelmek en makul boykot taktiklerinden biridir. Çünkü boykot da bir stratejidir. Stratejilerde, tüm savaş araçlarında araç hedefi ortadan kaldırana kadar kullanılır, sonrasında terk edilir. Dolayısıyla boykotta da amaç, akademik ve kültürel boykotta bir hedef gözeterek bunu yapmak.” ifadesini kullandı.

Gazeteci Selim Akduman’ın yönettiği oturumda, araştırmacı yazar Dr. Ömer Munassır ve gazeteci yazar Bilali Yıldırım da söz aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazze-calistayinda-israile-yonelik-boykotlarin-onemi-vurgulandi/feed/ 0
TSK İnsani Yardım Tugayı Doğal Afetler Arama Kurtarma Köpekleri Aktif Rol Alıyor https://www.haber60.com.tr/tsk-insani-yardim-tugayi-dogal-afetler-arama-kurtarma-kopekleri-aktif-rol-aliyor/ https://www.haber60.com.tr/tsk-insani-yardim-tugayi-dogal-afetler-arama-kurtarma-kopekleri-aktif-rol-aliyor/#respond Sat, 27 Jan 2024 06:27:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5177 Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İnsani Yardım Tugayı Doğal Afetler Arama Kurtarma (DAK) Taburu bünyesindeki arama kurtarma köpekleri, ülke genelinde yaşanan doğal afetlerde aktif rol alıyor.

Taburdaki arama kurtarma köpekleri, özellikle 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde birçok insanın canlı olarak enkazdan çıkarılmasını sağladı.

Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında temel eğitimlerini tamamladıktan sonra DAK Taburu’nda görevlendirilen köpekler, burada da özel eğitimlerden geçiyor.

DAK Taburu Veteriner Hekimi Üsteğmen Ahmet Akpınar, taburda yer alan arama kurtarma köpekleri hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi.

Taburda 8 arama kurtarma köpek postası bulunduğunu belirten Akpınar, genel mevcudun 19 arama kurtarma köpek timinden oluştuğunu söyledi.

Akpınar, DAK Taburunda bulunan arama kurtarma köpeklerinin cinsleri, özellikleri ve eğitim süreci hakkında, şunları kaydetti:

“19 arama kurtarma köpeğimizin 15’i Belçika Malinoios, 4’ü Labrador cinsinden oluşmaktadır. Öncelikle asıl temel eğitimimiz Bursa Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığında icra edilmektedir. Eğitim süreci, 6 ay sosyalizasyon, 1 ay temel itaat ve 6 ay da ihtisas eğitimi olmak üzere 13 ay gerçekleştirilmektedir.”

DAK Taburu’ndaki eğitimlerin, güç ve kondisyon parkuru ile güç ve cesaret parkurunda gerçekleştirildiğini anlatan Akpınar, bunun müteakibinde enkaz arama eğitimi ve havlama kutusu eğitimi şeklinde icra edildiğini söyledi.

Belçika Malinoios cinsi köpeklerin diğer köpeklere nazaran arama isteğinin daha yüksek, yükseklik korkusunun daha az olduğunu aktaran Akpınar, “Dayanıklılığı ve zekası da diğer köpeklere göre daha üstün olduğu için daha çok bu köpekleri tercih ediyoruz.” dedi.

Akpınar, taburda görevli arama kurtarma köpeklerinin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olduğunu belirterek, “200 metre alan aramasında, 10 metre derinlikte enkaz ve 2 metre derinlikte çığ aramalarında her türlü canlı kazazedeyi yüzde 95 oranında bulabilme imkan ve kabiliyetine sahiptir, askeri köpeklerimiz.” diye konuştu.

6 Şubat Kahramanmaraş merkezi depremlerde DAK Taburunda yer alan köpek timlerinin çok büyük başarılar elde ettiğini belirten Akpınar, “31 kazazedeyi canlı olarak tespit ederek ekiplerimize çok büyük yardımlara dokunmuştur.” ifadesini kullandı.

Akpınar, her türlü arazi ve hava koşulunda görev alabilmek için hazırlıklı olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Normalde biz kendi içimizde Bursa Askeri Veteriner Okulunun düzenlediği eğitimleri tatbik ediyorduk. Fakat depremlerden sonra AFAD’la koordineli şekilde çalışmaya başladık. Onların bir akreditasyon sınavları var. Biz de köpeklerimizi onların eğitimleriyle koordineli şekilde akredite etmeleri için ona uygun eğitim yapıyoruz. Bununla ilgili 2022’de 2, 2023’te de 4 köpeğimiz akreditasyon testlerini tamamlamışlardır.”

Köpeklerin depremde, çığda, selde, heyelan ve erozyon gibi her türlü doğal afette görev yapabilecek kabiliyete sahip olduğunu vurgulayan Akpınar, yapılan eğitimler ile sürekli hazır şekilde beklediklerini söyledi.

“Sıla” 6 Şubat depremlerinde 12 depremzedenin canlı çıkarılmasını sağladı

DAK Taburu’nda görevli köpeklerden biri de 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde aktif bir şekilde rol alan “Sıla”ydı.

Sıla ile birlikte Malatya’da görev alan DAK Taburu Veteriner Uzman Çavuş Samet Çekim, “6 Şubat depremlerinde Malatya’da köpeğimle beraber görev aldım. Bu esnada enkazlarda yapmış olduğumuz aramalarda, köpeğimle beraber 12 canlıyı tespit ettik.” diye konuştu.

Malatya’daki arama kurtarma çalışmalarında, depremde yıkılan bir binanın enkazında kalan 14 yaşındaki erkek çocuğa “Sıla” sayesinde ulaşıldığını belirten Çekim, “Çalışmalarla beraber erkek çocuğun canlı olarak çıkmasını sağladık.” dedi.

Depremin ilk gününde alana ulaştıklarını anlatan Çekim, 10 gün boyunca Sıla ile canlı aramasını sürdürdüklerini kaydetti.

Her gün farklı enkazlarda farklı kazazedelere ulaşmaya çalıştıklarını dile getiren Çekim, “İnsanların yakınlarını kurtarmak güzel bir şey. Bir de köpeğin bulduğunu öğrendiklerinde gelip görmek istediler. ‘Bizim yakınlarımızı kurtaran köpek kim’ diye merak edenler ve bu şekilde geri dönüşler oldu.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tsk-insani-yardim-tugayi-dogal-afetler-arama-kurtarma-kopekleri-aktif-rol-aliyor/feed/ 0