Edinilen bilgiye göre, Zeytinlibahçe Dış Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyan Muhammet Enes Tan, Kurban Bayramı tatilini değerlendirmek için 4 arkadaşıyla Silifke ilçesine gitti. Susanoğlu Plajında şezlong kiralayan Tan ve arkadaşları bir süre sonra yüzmek için denize girdi. İddiaya göre, denize girdikleri bölgenin bir anda derinleşmesi nedeniyle Tan ve arkadaşları panik yaşadı. Arkadaşları ilk etapta çevredekilerin yardımıyla kurtarılırken, Tan bir süre sonra sudan çıkarıldı. Kalp masajı ve suni teneffüs yapılsa da Tan, tatili değerlendirmek için gittiği denizde boğularak hayatını kaybetti.
“Oğlundan son hatıra boğulmadan hemen önce çektiği selfie kaldı”
Oğlundan son hatıra olarak boğulmadan hemen önce çektiği selfie kalan baba Erol Tan, olayın ardından oğlunun boğulmasıyla ilgili bir takım ihmaller olduğu iddiasıyla hukuk mücadelesi başlattı. Oğlunun boğulduğu plajda akrabaları ile araştırma yapan ve oğlunu sudan çıkartan bir işletme sahibi ile görüşen Tan, hem bundan sonra aynı yerde boğulma olaylarının yaşanmaması, hem de ihmal veya kusuru olanların cezalandırılması için öne sürdüğü iddialarla suç duyurusunda bulundu.
Baba Erol Tan, oğlunun 4 arkadaşıyla beraber 19 Haziran’da sabah erkenden denize gittiğini, hatta bir gece önce de arkadaşlarının evlerinde kaldığını söyledi. Bayramın 4. günü saat 14.27 civarında gelen telefonda; arkadaşlarının oğlunun boğulduğunu söylediklerini anlatan Tan, “Biz buradan yetişene kadar o günkü trafikte zaten malum çok kalabalıktı, olay yerinde zaten çocuğum vefat etmiş. Ama nedense olayı sıradan bir boğulma gibi göstermişler. Şimdi burada şezlong kiralanmış. Şezlong kiralayan kişinin herhangi bir kaydı yok. Normal bir patates, soğan satar gibi bir tezgah açmış şezlong kiralamış” dedi.
“Denetiminizi yapmak zorundasınız”
Şezlong kiralayan kişinin, Milli Emlak’a para yatırıp, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün belirttiği şartlar dahilinde kaymakamlığın müsaadesiyle çalıştığını ifade eden Tan, “Milli Emlak’a cüzi bir para yatırıyorlar. Bu para karşılığında da şezlong kiralıyorlar bu insanlar orada. Şimdi burada sorun nedir? Şezlong kiralayabilirsin. Ama orada cankurtaran olması lazım, cankurtaran kulesi olması lazım. Denizde herhangi bir sıkıntı varsa oraya şamandıra atıp, denizin kenarına da bir levha konulması lazım. ‘Şamandıraya kadar açılabilirsiniz, şamandıradan sonrasında sıkıntı vardır’ deyip insanları orada ikaz edebilirsiniz. Ama bunların hiçbiri yok maalesef. Tamamen başlı başına bir sorumsuzluk var. Siz bunlara kiraya verebilirsiniz ama burada da denetiminizi yapmak zorundasınız” diye konuştu.
“Sorumluların cezalarını almasını istiyoruz”
Belediyelerin söz konusu bölgeden kum aldığına yönelik iddialar olduğunu dile getiren Tan, şöyle devam etti: “Belediyeler, söylemlere göre kışın o bölgelerden kum almışlar. Bu kum alınma olayında da tabii ki orada bir girdap oluşuyor, bir çukur oluşuyor. İnsanlar normal su üstünde yüzerken veya ayakları yere basarken birden bire boşluğa düşüyor. O girdabın içine düşüyor. Çünkü hiç ummadığı anda gelince insanlar doğal olarak çırpınmaya başlıyor ve su yutmaya başlıyor. İşte maalesef benim oğlum gibi insanlar canından oluyor. Ben 18 yaşında oğlumu bayramın 4. günü toprağa verdim. Onun acısı benim içimde, biz ailece yıkılmış vaziyetteyiz. Ama biz kim olursa olsun sorumluların cezalarını almasını istiyoruz. Gereken işlemleri de başlattık, savcılığa suç duyurumuzda bulunduk. Avukatımız da bu işin takipçisi, gereken şikayetlerimizi yaptık. Sonuna kadar da ben bu işin arkasında olacağım. Başka Muhammed Enes’ler ölmesin, ben bunu istiyorum. Burada da sorumluların cezasını çekmesini istiyorum.”
“Her işletmeci cankurtaran ve cankurtaran kulesine sahip olmak zorunda”
Hayatını kaybeden genci sudan çıkaran yan taraftaki işletme sahibi İbrahim Sönmez de olay günü yaşananları anlattı. Muhammed Enes Tan ve arkadaşlarının şezlong kiraladığı kişinin cankurtaranı ve cankurtaran kulesinin bulunmadığını ifade eden Sönmez, “Şu an bu kanunen yasaktır. Şemsiye ve şezlong kiraya veren her işletmeci cankurtaran ve cankurtaran kulesine sahip olmak zorunda. Bunu bu sene Sahil Güvenlik zorunlu kıldı” dedi. – MERSİN
]]>UĞUR İSTANBULLU/ARTVİN
(ARTVİN) – Çifteköprü Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyeleri, Cankurtaran’da turizm adı altında yapılması planlanan mesire alanı projesine tepki gösterdi. Kooperatif üyesi Dursun Ali Koyuncu “Biz Cankurtaran bölgesinin doğal yapısının korunmasından yanayız çünkü oranın doğal yapısı bozulduğu zaman özellikle köyde yaşayanlar olarak bizim de huzurumuz bozulacak” dedi.
Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Çifteköprü köyündeki Cankurtaran mevkisinde yapılmak istenen mesire alanına, köy halkı tepki gösteriyor. Artvin Yeşil Derneği’ni ziyaret eden Çifteköprü Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyeleri, bölgede yaşanan sorunları paylaştı.
Çifteköprü Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyelerinden Dursun Ali Koyuncu, şunları anlattı.
“Cankurtaran’da bir konaklamalı mesire alanı projesi var ve biz bu projenin yanlış olduğunu, ormanlık alanda kati suretle turizmin yapılmayacağını söyledik. Daha önce taş ocağı diye bizden istenen bölgenin turizm adı altında istenmesi bizim için şaibeli bir durumdur. Çünkü taş ocağı için istenen bölge, şu anda turizm adı altında isteniyor. Kimse turizme karşı çıkmaz ve masumane bir talep o yüzden önce turizmle bu bölgeye girelim ve bu bölgenin orman vasfını yitirtelim, ardından da o bölgede de yerin altındaki değerleri çıkaralım diye düşünüyorlar. Cankurtaran bölgesi şu anda Tema Vakfı’nın yayınlamış olduğu haritalarda maden sahası ruhsatlandırması içinde. Şirket sahibi ne köylüyü dinledi ne köy muhtarını dinledi ne köy kooperatifini dinledi, hiç kimseyi dinlemedi. Bu ihaleye girilmemesini söylememize rağmen, kati suretle burada turizm yapılamayacağını söylememize rağmen şirket ihaleye girdi. Şu anda ihalenin ağaç kesim noktasına gelindi ve yer teslimatları yapıldı. Ağaç kesimleri yapılacak ardından da turizm adı altında yapılacak tesisler için Cankurtaran’a girilmek isteniyor. Şu anda köyün yüzde 80’inin karşı olduğu bir proje. Çünkü biz biliyoruz niyet turizm değil. Turizm yapıldığı zaman o bölgede turizm amaçlı kullanılacak imara açık çok alan var ve ormana girilmeden de turizm faaliyetleri yapılabilinir. İşte bu yüzden de hiçbiri samimi değil ve bizde o bölgeye kati suretle girilmemesi için mücadele etmeye devam ediyoruz.
Konuyla ilgili daha öne Hopa Belediye Başkanı, Hopa CHP ilçe örgütü ve Belediye Meclis üyeleriyle görüştüklerini aktaran Koyunca, “Borçka’da görüşmelerimiz olacak. Biz o bölgede kati suretle ağaç kesilerek, doğa katledilerek turizm yapılmasından yana değiliz. Biz o bölgenin doğal yapısının korunmasından yanayız çünkü oranın doğal yapısı bozulduğu zaman özellikle köyde yaşayanlar olarak bizim de huzurumuz bozulacak. Bizim huzurumuzun bozulmasını istemiyoruz çünkü Cankurtaran bölgesi 600 metre rakımında, yayla havasına sahip bir bölgedir. Hopa’dan ya da Borçka’dan yarım saat mesafedeki bir alanda serinleyebiliyorsunuz ve o yüzden de oranın doğal yapısını korumaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“Köyümüze dokunulmasını istemiyoruz”
Köylerine dokunulmamasını isteyen İlknur Genç de “Ben Borçka’da yaşıyorum, çok sıcak, nefes alamıyorum. Akşam olsun da köyüme gidip nefes alayım istiyorum ama onlar nefes almamı engellemeye çalışıyorlar işte bu yüzden bu projeye karşıyım, dokunmasınlar köyüme” dedi.
Süheyla Altınkaya, “Borçka Çifteköprü köyündenim. Hopa’da yaşıyorum. Köyümüzde ağaçların kesilmesini istemiyoruz, köyümüzde rahat bir nefes almak istiyoruz, hayvanlarımızın ve insanlarımızın olduğu yerde daha temiz bir çevre istiyoruz ve bunun için taş ocağını da turizm tesisini de istemiyoruz” diye konuştu.
Çifteköprülü bir başka vatandaş da “Ben 26 yıldır köyde yaşıyorum. Kışları Hopa’ya iniyorum, yazın Cankurtaran’a çıkıyorum. Köyümde bağım, bahçem var. Köyümüz çok güzel, havasıyla suyuyla. Maden ocağını geçtim, turizmcilik bile katliamdır benim için. Sadece insanlar değil bizim köyde bir sürü hayvan yaşıyor, kimse hayvanları düşünmüyor. Ormanı katletmek o hayvanları katletmek demektir.” şeklinde konuştu.
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Bayrampaşa Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi’nde 4 Temmuz 2023 tarihinde girdiği yüzme havuzunda 17 yaşındaki Emirhan Erdönmez, boğularak hayatını kaybetmişti. Emirhan Erdönmez’in ablası Ayşen Erdönmez, ön bilirkişi raporunu anlatmıştı. Acılı aile, ön bilirkişi raporunda belirtilen ihmalleri anlattı. Emirhan’ın 17 yaşında ve küçük yaştan beri düzenlin spor yapan bir genç olduğunu söyleyen abla Ayşen Erdönmez, “Okuldaki futbol, basketbol, voleybol gibi her türlü turnuvaya katılırdı. Bu tesiste küçükken yüzmeye gitti. Annemle beraber gittiklerinde, annem orada yüzme antrenörlerinin olduğunu görüp de, güvenerek yolladı. Son olayda kardeşime görevli ‘ben sizin kaydınızı açayım’ diyerek, veli imzasının olması gerektiği yerde, çocukların imzasını kabul ederek bu kaydı açtı. Biz Emirhan’ın yüzmeye gittiğini biliyorduk. Gönderirdik de zaten ama burada bir usulsüzlük söz konusu. Veli imzasının olması gerektiği yerde, veliye haber vermeden kayıt açıyorlar. Emirhan’dan sağlık raporu istenmedi. Ne kadar yüzme bilgisi olduğu sorulmadı” dedi.
“Emirhan 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldı, uyanmasını çok bekledik ama uyanmadı”
Olay sabahı, Emirhan ve arkadaşı havuza gittiklerini anlatan acılı abla Erdönmez, “Havuza giriyorlar ve arkadaşı bir süre sonra Emirhan’ın çıkmadığını fark ederek tekrar dalıyor. Emirhan’ın havuzun dibinde yattığını gördüğü zaman çevredekilerden yardım istiyor. Emirhanların bulunduğu havuzun en uzak kısmında olan görevli gelip aranızda ‘doktor’ var mı diye soruyor. Orada, yüzenlerden medet umuyor. Sanki o havuzda sağlık görevlisi, sağlık ekipmanı ve ambulansın bulunması gerekmiyormuş gibi. Sonra doktorun olmadığını öğrenen cankurtaran ki aslında cankurtaran değilmiş. Biz bunu bilirkişi raporuyla öğrendik. Kendi kalp masajı ve suni teneffüs yaparak tekrar nefes almasını sağlıyor. ve o şekilde hastaneye kaldırıyorlar. Emirhan’ın kaldırıldığı hastane, tesise sadece 600 metre uzaklıkta. Kucaklayarak götürselerdi belki 10 dakika içinde götürebilirlerdi. Ama burada ambulans bekleniyor. Boğulma vakalarında zaman çok önemli çünkü her saniye o kişinin zararınadır. Emirhan 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldı. Biz uyanmasını çok bekledik ama uyanmadı” diye konuştu.
Abla Erdönmez ön bilirkişi raporunda yer alan ihmaller zincirini anlattı
Ön bilirkişi raporunda havuz derinliği fark etmeksizin her havuzda bir cankurtaran bulunması gerektiğinin belirtildiği ancak kardeşinin bulunduğu havuzda cankurtaran olmadığını iddia eden Erdönmez, “Orada sağlık ve havuz ekipmanlarının, cankurtaran ekipmanlarının bulunmaması. Görevlilere bilgi verilmesi konusunda risk analizi gibi eksikliklerin olduğunu okudum. Düzenli yapılmış bir ihmal var. Sen oraya cankurtaran koymazsın ama başka bir şey koyarsın. Cankurtaran olmaz ama başka ekipmanlar olur. Olimpik atlama havuzunda, herhangi bir ‘girilmez’ yazısı bile bulunmuyormuş. Zaten orada Emirhan’ı çıkaran görevli ifadesinde, ‘Ben çocukların oraya girdiğini göz ucuyla gördüm’ demiş. Sen çocukların havuza girdiğini gördüysen eğer neden uyarmadın? Eğer oraya giriliyorsa neden cankurtaran yoktu? 4 buçuk metre az bir derinlik değil. Olimpik atlama havuzu olarak geçiyor sadece profesyonel yüzücülerin, yüzmesi gereken bir yerde 17 yaşındaki 2 çocuğun yüzerken kimse müdahale etmedi. Görevli çocukların havuza girdiğini belirtiyor. Havuzda her şey yaşanmış olabilirdi. Bayılma, kalp krizi, bilinç kaybı her şey olabilirdi. Bunlar en profesyonel yüzücülerin bile başına gelen şeyler. Neden orada bir cankurtaran yoktu? Emirhan’ın arkadaşının fark etmesi mi gerekiyordu? Arkadaşı fark edene kadar suda ne kadar zaman kaybetti? Su da ne kadar zamana kaybettiğini geçiyorum, sudan çıkarıldıktan sonra ne kadar zaman kaybetti? Neden kimse müdahale etmedi? Normalde havuzlarda aralarda bulunması gereken şeritler, tutamaç diye geçiyor sanırım onlar da yoktu. Normal de yüzen kişi ters bir durum yaşadığında oralara tutunup kendini kurtarabilir. Bu da bir ihmal ve kabul edilemez” dedi.
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ihmallerinin devam ettiğini duyuyoruz”
Yaşanan olaya ilişkin konuşan Avukat Muhammed Sami Bayram, “Emirhan’ın kuzeniyim. Ayrıca meslektaşlarımla beraber olayın hukuki boyutunu yürütüyoruz. Şu anda sorunsuz bir şekilde devam eden bir soruşturma süreci var. Yargı, sorumluların cezalandırması için elinden geleni yapacak. Buna güvenimiz tam. Diğer yandan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ihmallerinin devam ettiğini duyuyoruz. Havuzdaki sorunlar anladığımız kadarıyla hala çözülmemiş durumda. Havuzdaki yönetimin değiştiğine ve bazılarının istifa ettiğinin, bazılarının da görev yerlerinin değiştiğine dair duyumlar aldık. Bu olay çıktığında sosyal medyada yazılar yazılmıştı. Keza Ekrem İmamoğlu’na bir programda bu konuyla ilgili soru soruldu. Bu soruyu soran kişi, buradaki ihmallerin İBB’ye belirtilmesine rağmen hala devam ettiğini belirtiyordu. Gün sonunda buradaki amacımız, bu olayların başka birinin başına gelmemesi. Olay gerçekleşeli üzerinden yaklaşık 7-8 ay zaman geçti. Bu kadar zaman sonra böyle bir vaka yaşandı, hepimiz inanılmaz üzüldük. Bizim başımıza gelmiş başka bir insanın başına gelmemesi için bu problemlerin düzeltilmesi gerekiyordu. Biz hala bunun düzeltilmediği yönünde duyumlar alıyoruz. Ne olması gerekiyor. Bir şeylerin yoluna girmesi için başka insanlarında mı can kaybı yaşaması gerekiyor? Biz yaşadık başkalarının başına gelmesin. Bizim gördüğümüz büyük kusurlar söz konusu. Gerek havuzda cankurtaran olmaması, gerek sağlık ekipmanlarının olmaması. Sağlık ekipmanlarının dışında, bu sağlık ekipmanları olsa bile onları kullanabilecek bir sağlık görevlisinin de orada bulunmaması çok büyük kusurlar” ifadelerini kullandı.
“İhmali olan herkes hak ettiği cezayı alsın”
Gözyaşları içinde ihmali olanların ceza almasını istediği belirten anne Fatma Erdönmez, “Çok aklı başındaydı. Hedefleri çok yüksekti. Çok mükemmel bir çocuktu. Çok içimiz yandı. Ne diyeyim, Allah kimseye vermesin. Bizim başımıza geldi, başkalarının başına gelmesin. Bir an önce tedbir alınsın. Çok ihmal var. Ben onu defalarca spora götürdüm. O zamanlar eğitmenler vardı. Yine aynıdır diye içim rahattı. Sürekli spor yapan bir çocuktu. Her türlü sporu yapıyordu. İhmali olan hepsi hak ettiği cezayı alsın. Benim canım çok yandı. Benim dünyam karardı. Kaç dakika havuzun kenarında kaldı belli değil. Kucaklayıp taşınsa bile daha hızlı giderdi” şeklinde konuştu.
Genç çocuktan geriye arkadaşlarıyla çekilmiş görüntüleri kaldı
17 yaşında İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Bayrampaşa Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi’ndeki yüzme havuzunda boğularak hayatını kaybeden Emirhan Erdönmez’den geriye videoları kaldı. Genç çocuğun arkadaşlarıyla beraber parkta tahterevallide oynadığı ve keyifli vakit geçirdiği anlar yürekleri burktu. – İSTANBUL
]]>