Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanıtım toplantısında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle; “Büyük dönüşüm sürecinde geleceği öngörerek atılan adımlar Türkiye’nin hedefleri açısından önemlidir. Programın doğru zamanda yapılmış bir stratejik hamle olduğuna inanıyorum. Yakın geçmişte yaşanan krizlere bakmak bile sistemin çoktan iflas bayrağını çektiğini göstermektedir.
Küresel ekonomik fırtınadan ülkemizin en az şekilde etkilenmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Son dönemde açıklanan veriler doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Yurt dışındaki piyasa aktörlerinin de Türk ekonomisine güveni yükseliyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için gereken adımları atıyoruz. Yerli ve milli elektrikli otomobilimiz Togg artık yollarda. Çamur atanlara rağmen hedefimize ulaştık. Togg’da gösterdiğimiz irade diğer sektörleri ilham kaynağı oldu. Kısa süre önce BYD ile 1 milyar doları aşan yatırım sözleşmesi imzaladık.Başka şirketlerle de görüşmelerimiz sürüyor. Uluslararası doğrudan yatırımlarda önümüzdeki dönemde daha güçlü canlanma göreceğiz.
“TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN FORVETİ OLACAK”
Yüksek teknolojiye dayalı yatırımları daha fazla ülkemize çekmek istiyoruz. Yeni teşvik ve finansman enstrümanlarını devreye alıyoruz. 750 milyon dolarlık finansmanı sanayicilere, KOBİ’lere ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk. Türk ekonomisi kabuk değiştiriyor. İş dünyamız şunu bilsin, bu sürecin sonunda ekonomimiz farklı bir lige yükselecek. Türkiye yeni dönemini forveti olacak.

YATIRIM DESTEĞİNDE 4 ŞART
HIT-30 programı önemli bir kilometre taşı rolü üstlenecek. Yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli yeni yatırımlar için avantajları pekiştirirken 2030’a kadar yüksek teknoloji yatırımının odak noktası haline gelmesi amaçlıyoruz. Yatırımlara nitelikli destekler sağlayacağız. Başlıca 4 nitelik arayacağız. Yeni teknolojileri odağa almasına, rekabet için ekonomik ölçeğe, teknik yeterliliğe ve teknolojik kazanıma bakacağız. Bu yatırımlara proje bazlı teşvik yanı sıra cazip finansman imkanları sunacağız.
YATIRIMCILARA 6 MADDELİK ÇAĞRI
6 çağrıyı paylaşıyoruz. Birincisi HIT elektrikli araçlar çağrısı. Bu alanda üretim kapasitesini en az yıllık 1 milyona çıkarmayı öngören 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde yan sanayisiyle sektörü geleceğe hazırlamayı hedefliyoruz.
BATARYA İÇİN 4,5 MİLYAR DOLARLIK DESTEK
Batarya üretimini diğer öncelikli alan olarak belirledik. 2030’a kadar 80 gigavat kapasite inşa ederek bölgesel üretim üssü olmayı hedefliyoruz. Megavat saat başına 6 bin dolara kadar hibe desteğini içeren 4,5 milyar dolarlık teşvik paketini yatırımcılara sunuyoruz.

ÇİP YATIRIMINA YÜZDE 40 ORANINDA HİBE DESTEĞİ
Çip teknojlerinini stratejik önemi artıyor. Bizim de çip tasarlama ve üretme kapasitemizi geliştirmemiz önemli. Çip tasarımı konusunda büyüyen bir ekosisteme sahiptir. Çip çağrısını başlatıyoruz. Çip fabrikasını ülkemize kazandırmak için 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz. Yüzde 40’a varan oranda sermaye katkısı ve hibe desteği içerecek.
GÜNEŞ VE RÜZGAR İÇİN 3,2 MİLYAR DOLARLIK DESTEK
Yeşil enerji başlığı önemli odak alanlarından biri. Güneş hücresi ve paneli, rüzgar türbinlerinin kanat ve jeneratör üretiminde iyi konumdayız. Güneş ve rüzgar teknolojilerine yönelik güneşte 15 gigavatlık hücre yatırımlarına megavat başına 8 bin dolara kadar hibe desteği verilecek, 2,5 milyar dolarlık paketi buluyor. Rüzgar enerjisinde toplamda 1,7 milyar dolarlık kaynak ayırıyoruz.
AR-GE MERKEZİ KURANA PERSONEL GİDERİ DESTEĞİ
Son çağrımız da Ar-Ge merkezlerinin Türkiye’ye kazandırılmasını amaçlayan esnek model. Dünyanın en büyük ilk bin firmanın personel giderlerinin yarısını karşılayacağız. En az 20 milyar dolarlık özel sektör yatırımı kazandırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji yatırımlarına yönlendireceğiz.”
]]>DEM Parti’nin Kobani davasındaki hukuksuzlukların bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmesi önerisi sırasında TBMM Genel Kurulu’nda muhalefet milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.
“Siyaset kurumu insanları mitinge çağırır ama böyle bir krizde asla sokağa çağıramaz”
DEM Parti’nin grup önerisi üzerine söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin “Terör örgütü IŞİD’in Kobani kentine saldırmasıyla bir başka terör örgütü PKK’nın bu durumdan siyasi bir fırsat çıkarmaya çalışması ve halkı sokağa çağırması, ‘Metropolleri işgal edin’ çağrısında bulunması önemli bir ayrıntıdır. Siyaset kurumu insanları mitinge çağırır ama böyle bir krizde asla sokağa çağıramaz, çağırmamalıdır. Demokrasi istemenin yolu, hak ve özgürlüklerin yolu demokrasiyi yıkmak, sokakları kan gölüne çevirmek, kamu düzenini bozmak değildir” dedi.
“Çağrının arkasında terörist Apo ve terör örgütü PKK vardı”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Turhan Çömez de “HDP yönetimi bir bildiri yayınlayarak sınırımızın ötesinde yaşanan gelişmelerle ilgili topyekün bir protesto çağrısında bulundu ve bu çağrının arkasında açık bir şekilde bebek katili terörist Apo ve terör örgütü PKK vardı. Sürece mala zarar verme, adam alıkoyma, hırsızlık, yağma, iş yerlerine saldırı ve Atatürk’e saldırı gibi eylemler de eklenince büyük bir infial ve milli güvenlik sorunu ortaya çıktı. Bu yönüyle bu kalkışmanın ve ortaya çıkan milli güvenlik tehdidinin ele alındığı dava siyasi bir dava değil, bir hukuk davasıdır” diye konuştu.
“15 Temmuzda sokağa çağrı yapıldı, Demek ki günü geldiğinde sokağa çıkılır”
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise söz alarak Şahin ve Çömez’e tepki gösterdi. Kılıç Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Biz AKP iktidarının sokaktan korktuğunu biliyoruz; aslında halkın sokağa çıkmasından korktuğunu çok iyi biliyoruz. Ama muhalefet bundan neden korkuyor, gerçekten bunu anlamış değiliz. Bunu iktidardan gördük, anlıyoruz ama adına muhalefet partisi diyen bir partinin böyle ifade etmiş olmasını gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Çömez’e açık ve net söyleyeyim, bu davaya da öncelikle İYİ Parti olarak bence karar versinler; siyasi dava mı, hukuki dava mı? Çünkü kendi içlerinde de çıkan hatiplerinin birçoğundan bu kürsüde siyasi dava olduğunu dinledik. Çok açık ve net söyleyin, bu bir siyasi dava. İnsanlar sokağa çıktılar ama sokağı terörize eden insanlar değildi, sokağa terörize eden paramiliter güçlerdi, o günün kolluk güçleriydi. 15 Temmuz’da sokağa çağrı yapıldı, Boğaz’da askerlerin kafası kesildi. Bundan sorumlu tutalım mı çağrı yapanları? 253 insan yaşamını yitirdi, bundan sorumlu tutalım mı çağrı yapanları? Demek ki günü geldiğinde sokağa çıkılır, sokak meşrudur, sokak halkındır.”
“Bir ayağı Kandil’de, bir ayağı Brüksel’de siyaset yapmaya çalışanlar bize demokrasi dersi vermesinler”
Çömez ise “Yargı sürecini takip edeceğiz ve bu süreçte bir haksızlık varsa gerekenin yapılması için elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız ama bu ülkede PKK’ya terör örgütü diyemeyenler, PKK’yla arasına bir mesafe koyamayanlar, bir ayağı Kandil’de, bir ayağı Brüksel’de siyaset yapmaya çalışanlar bize demokrasi dersi vermesinler” tepkisini gösterdi.
“Korkumuz sokaklara çıkılmasında değildir, bizim korkumuz kamu düzeninin bozulmasında”
Şahin ise “Sokak çağrısı, her zaman meşru olmaz. Evet, 15 Temmuz’da insanlar sokağa çağırılmıştır ama bir terör örgütüne karşı sokağa çağırılmıştır, bu ülkenin seçilmiş iktidarını korumak için, bu ülkenin devletini, rejimini korumak için sokağa çağırmışlar. Bizim korkumuz sokaklara çıkılmasında değildir, bizim korkumuz kamu düzeninin bozulmasındadır. Bizim korkumuz sokakların yakılıp yıkılmasında, 54 vatandaşımızın kaybedilmesindedir, mesele budur. Buyurun çıkın şu kürsüden ‘PKK bir terör örgütüdür’ deyin, PKK’yı kınayın; 85 milyon birlikte kucaklaşalım. Hodri meydan.” ifadelerini kullandı.
“Hem İYİ Partiye hem de Saadet Partisine şu an yaptıkları konuşmalar için teşekkür ediyorum”
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de söz alarak Şahin ve Çömez’e teşekkür etti. Zengin, “Genel Kurulun çok alışkın olmadığı bir şey yaparak hem İYİ Parti’ye hem de Saadet Partisi’ne şu an yaptıkları konuşmalar için teşekkür ediyorum. ‘Sokaklardan korkmak’ diyorsunuz. Biz sokaklarda hukuka uygun eylemler, itirazlar yaparak buraya gelmiş insanlarız. Bizim söylediğimiz şey, sokakları terörize etmektir. Bu çağrıda PKK’nın öncülüğü var, maalesef ve maalesef, o dönemki HDP’nin de bu öncülüğün arkasından gidişi var. Eğer siz o zaman gerçekten demokratik siyasetin arkasında dursaydınız belki bunlara engel olabilirdiniz ama hala bugün burada bunları savunmaya ve tam tersine suçu başka yerlere atmaya devam ediyorsunuz” ifadelerini kullandı.
DEM Parti’nin önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>AB Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, AB’nin Uyum Politikası ve Komşuluk Politikası araçlarından “Interreg NEXT Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı”nın 2021-2027 dönemi ilk teklif çağrısı sonuçları duyuruldu.
Program çerçevesinde Türkiye, 35,77 milyon avro bütçeli çağrıya katılan 7 ülke arasında “en fazla proje başvurusu kabul edilen ve en fazla hibe alan ülke” oldu.
Çağrıya, programın Türkiye’deki uygulama alanında yer alan Karadeniz kıyısı ve civarındaki 25 ilden kurum ve kuruluşlar, proje fikirleriyle katıldı.
30 Mart 2023’te duyurulan ilk çağrı altında, programdaki katılımcı ülkelerden, 117’si Türk ortaklı 151 proje başvurusu alındı.
Değerlendirme ve seçim süreçleri sonunda, 501 bin-1 milyon 500 bin avro bütçe aralığında bulunan ve inşaat ile altyapı yatırımı içeren 20 standart proje ve 250 bin-500 bin avro bütçe aralığında yer alan ve aynı alanda yatırımı içermeyen 13 küçük ölçekli proje olmak üzere toplam 33 proje hibe almaya hak kazandı.
Bunlardan 17’si standart ve 10’u küçük ölçekli proje olmak üzere 27 Türk ortaklı proje başvurusu kabul edilirken, bu projelerde yer alan toplam Türk ortak sayısı 35 oldu.
Ayrıca bu projelerin 15’inde Türk ortaklar, projeyi sunan ve koordine eden ana yararlanıcı ortak olarak yer alıyor.
Çağrı kapsamında seçilen 33 projenin toplam bütçesi 33,82 milyon, Türk ortaklı projelerin toplam bütçesi ise 27,8 milyon avro oldu.
Türkiye’nin 2007’den bu yana dahil olduğu ve AB Başkanlığının Ulusal Otorite görevini yürüttüğü Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı’nın 2021-2027 dönemi birinci teklif verme çağrısına, Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan katıldı.
Kazanan projelerin çoğu İstanbul’dan
Kazanan projelerin illere göre dağılımına bakıldığında, 13 Türk ortak kuruluşu içeren 12 projeyle İstanbul birinci olurken, Trabzon’dan 7 proje, Edirne’den 4 Türk ortak kuruluşla 3 proje, Sakarya, Rize ve Zonguldak’tan 2 proje, Bartın’dan 2 Türk ortak kuruluşla 1 proje, Tekirdağ, Kocaeli ve Sinop’tan 1 proje desteklenecek.
Çağrı kapsamında hibe desteği verilecek projeler, sürdürülebilir turizm, mavi ekonomi, iklim değişikliğine uyum, hava kalitesinin iyileştirilmesi, orman yangınlarıyla mücadele, ani sel baskınlarıyla mücadele, gıda israfını önleme ve bilinçlendirme, tarımsal biyoçeşitlilik, denizcilik teknolojileri gibi konular başta olmak üzere Karadeniz havzasındaki farklı sorunlara çözüm bulmak için gelecek aylarda hayata geçirilecek.
Programda 46,8 milyon avrosu AB katkısı olmak üzere 52 milyon avro bütçeli ikinci ve son proje teklif çağrısı 20 Mart’ta duyurulacak. Proje başvuruları, 20 Haziran’a kadar alınacak.
Program
Türkiye’nin 2007-2013, 2014-2020 ve 2021-2027 dönemlerinde katılım sağladığı çok taraflı bölgesel işbirliği programı olan Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı’nda, ilk çağrıda yer almayan Ermenistan, Bulgaristan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan da bulunuyor.
Programın Türkiye’deki uygulama alanı, İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu, Çankırı, Sinop, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane’yi kapsıyor.
2014-2020 döneminde toplam bütçesi 53,9 milyon avro olan programın, 2021-2027 dönemi bütçesi 94 milyon avroya çıkarıldı.
Her bütçeleme döneminde açılan proje teklif çağrıları kapsamında, belirlenen potansiyel yararlanıcıların programın ortaklık koşullarını yerine getirmesi ve tespit edilen öncelik alanlarında proje fikirlerini sunarak başvuru yapması gerekiyor.
]]>Kültür Merkezi Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu salonunda, Araştırma Üniversitelerinin yarıştığı bir kulvar olan bu çağrı kapsamında gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısına Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ile çok sayıda öğretim üyesi ile Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi ekibi katıldı.
5 ana tema üzerine çözüm üretmek için çalışmalar gerçekleştiriyor
1004 Programı kapsamında yükseköğretim kurumları araştırma altyapılarının özel sektör Ar-Ge/Tasarım merkezleri ve kamu Ar- Ge birimleri ile iş birliği yaparak geliştirdikleri ürün/teknolojileri özel sektöre transfer edebilecekleri yüksek teknoloji platformlarının oluşturulması amacına yönelik 3. çağrının duyurusu yapıldı.
Paris Anlaşmasına taraf olunması ve sıfır emisyon hedefinin açıklanması ile yeşil dönüşüm ve yeşil büyüme yolunda önemli bir adım Türkiye, 2053 net sıfır emisyonu hedefi ve yeşil kalkınma politikası doğrultusunda, “İklim Değişikliği, Çevre ve Biyoçeşitlilik”, “Temiz ve Döngüsel Ekonomi”, “Temiz Erişilebilir ve Güvenli Enerji Arzı”, “Yeşil ve Sürdürülebilir Tarım”, “Sürdürülebilir Akıllı Ulaşım” olmak üzere 5 ana temada çığır açıcı Ar-Ge ve yenilik temelli çözümler üretmek için çalışmalar yürütüyor.
Rektör Çomaklı: “Araştırma Üniversitesi Avantajını Her Alanda Görüyoruz”
Değerlendirme toplantısının açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı ise Araştırma Üniversitesi ünvanının getirdiği avantajları her alanda gördüklerini ifade ederek ilgili çağırıya başvurma hakkına sahip olunmasının da bu sürecin bir kazanımı olduğunu dile getirdi.
1004 programına başvurmanın prestijini vurgulayarak proje yazım süreçlerinde katkıda bulunacak ilgili fakülte dekanları ve öğretim üyeleri ile fikir alışverişinde bulunan Rektör Çomaklı, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi rehberliğinde büyük atılımlar yapmaya devam ettiğini, bu süreçte herkese kritik roller düştüğünü, bu doğrultuda üniversite olarak kamu, sanayi ve akademiden paydaşları bir araya getirip aynı hedef doğrultusunda iş birliği yapmayı sürdürdüklerini aktardı.
Bu programın Türkiye’nin ihtiyacı olan yüksek teknoloji alanlarında açıldığını belirten Prof. Dr. Çomaklı: “Yüksek teknoloji içeren ithal ürünler yerine uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek yerli ürünlerin teknoloji platformları aracılığıyla geliştirilmesine yönelik açılan bu çağrıyı oldukça önemsiyoruz. Çünkü araştırma altyapılarımızın ihtisaslaşmasını ve birer mükemmeliyet merkezine dönüşmelerini istiyoruz. Bu düşüncelerle; açılan çağrının hayırlara vesile olmasını diliyor, sonuçların başarıyla neticelenmesini temenni ediyorum” dedi.
Prof. Dr. Çadırcı: “Çağrı, Ar-Ge ve Yenilik Konularına Odaklanıyor”
Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Elif Çadırcı, program çağrısı kapsamında yaptığı bilgilendirme sunumunda, Yüksek Teknoloji Platformlarına yönelik açılacak bu çağrı kapsamındaki desteklerin; ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele ve uyum ile Avrupa Yeşil Mutabakatına uyuma yönelik öncelikli Ar-Ge ve yenilik konularına odaklandığını belirtti.
Araştırma üniversitelerinin, 6550 sayılı Kanun kapsamında yeterlik almış altyapıları ve TÜBİTAK’a bağlı merkez ve enstitüler ile kuracakları yüksek teknoloji platformları doğrultusunda çağrıya başvurabileceklerini aktaran Prof. Dr. Çadırcı şunları aktardı: “Sunulacak araştırma programlarında; yüksek teknoloji platformunun, yönetici kuruluş dışında en az iki Ar-Ge/Tasarım merkezi (5746 sayılı Kanuna göre merkez kabul edilmiş) ve en az iki araştırma altyapısı veya Kamu Ar-Ge biriminden oluşması zorunlu. Çağrı kapsamında oluşturulacak araştırma programları tek fazlı olarak desteklenecek. Desteklenecek araştırma programlarına 150 milyon TL’ye kadar destek verilebilecek. Bu amaçlara uygun şekilde, 1004 – Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı “Yüksek Teknoloji Platformları – Yeşil Dönüşüm Çağrısı” 26 Şubat 2024 tarihinde açıldı. Çevrimiçi başvurunun ve e-imza sürecinin tamamlanması için son tarih 17 Mayıs 2024 saat 23: 59 olarak belirlendi” dedi. – ERZURUM
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Osmaniye’de, sağlık, emniyet, jandarma, orman ve itfaiye gibi kurumların acil çağrılarının tek merkezde toplandığı 112 Acil Çağrı Merkezi personeli, deprem gecesi ve sonrasında cevapsız çağrı bırakmamak için var güçleriyle çalıştı.
Gece gündüz merkezde kalan 112 çalışanları, bazen gözyaşlarıyla bazen de soğukkanlı kalıp ihbarları ilgili birimlere ulaştırdı.
Deprem günü normal günden 10 kat fazla çağrıyı yanıtlamayı başaran çalışanlar, yaşadıkları o günleri unutamıyor.
Osmaniye 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Guddusi Arık, AA muhabirine, 5 Şubat günü bir yakınının sağlık sorunlarından dolayı yıllık izne çıktığını ve Tekirdağ’da olduğunu söyledi.
Arık, 6 Şubat’ta depremi haber alır almaz görevinin başına döndüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Acil çağrı merkezinde görevli arkadaşlarımızı WhatsApp’tan görüntülü arayarak durumlarını sordum. Allah’a şükür, kimseye zarar gelmemişti. Bunun üzerine ‘Vatandaşlarımızın bugün bize ihtiyacı var, onlar bugün bize ulaşamazsa bu görevimizi yapmamış oluruz. Bunun için herkesin bütün gayretiyle görevini yapmasını ve çağrı merkezine gelmesini istiyorum.’ diye konuşma yaptım. Arkadaşlarım da bu sözüme binaen çağrı merkezine gelerek görevlerinin başını geçti.”
“Günde 1500 çağrı alırken deprem günü bu sayı 11 bin 650’ye çıktı”
Deprem gününde 11 bin 650 çağrı aldıklarına işaret eden Arık, “Eskişehir ve Manisa’ya aktardığımız çağrılar bunun haricinde. Günde 1500 çağrı alırken deprem günü bu sayı 11 bin 650’ye çıktı. Hiçbir arkadaşım istirahat etmedi, 3 gün boyunca 32 personelimizle görevlerimizi layıkıyla yerine getirmeye çalıştık.” dedi.
Arık, deprem sürecinde yapılan “Baraj patladı.” gibi yalan haberlerden dolayı panik yaşayan vatandaşların da çağrı merkezinde yoğunluk oluşturduğunu ifade ederek, bu yalan haberlerle de mücadele etmek zorunda kaldıklarını aktardı.
Her zaman olduğu gibi deprem zamanı da bir an olsun görevlerinin başından ayrılmadıklarını vurgulayan Arık, “İlk günkü gibi vatandaşımızın hizmetindeyiz. Zor bir süreçten geçtik ama bunu da atlattık. Biz buradayız, hizmet için elimizden gelen gayreti gösterme çabasındayız.” diye konuştu.
“Artçı depremlere rağmen nöbet yerlerimizi terk etmedik”
Acil Çağrı Merkezi çalışanı Nilgül Çolak ise 6 Şubat depreminde merkezde nöbetçi olduklarını ve büyük korku yaşadıklarını anlattı.
Depremin sadece Osmaniye’de olduğunu düşündüklerini ama daha büyük yıkımların yaşandığını gördüklerini belirten Çolak, şunları kaydetti:
“Evlerindeki arkadaşlarımız da görevlerinin başına geldi, hemen çağrıları almaya başladık. Gelen aramalarda hep feryat figan sesleri vardı. Vatandaşımız ağladı, biz de ağladık. Bir yandan ailemize ulaşmaya çalışıyorduk, bir yandan da vatandaşlarımızın çağrılarını cevaplıyorduk. Artçı depremlere rağmen nöbet yerlerimizi terk etmedik. Allah bir daha hiç kimseye yaşatmasın.”
Çolak, ailelerinin de çağrı merkezinde yatıp kalktığını, 3 gün boyunca kurumu hiç terk etmeyerek gelen çağrıları sorunsuz karşıladıklarını dile getirdi.
Merkez çalışanı Fatih Curabaz da depremden soran üstlerindeki korkuyu atarak hemen çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Deprem sürecinin kendileri için yıpratıcı olduğunu vurgulayan Curabaz, “Depremde 2 gün boyunca merkezden ayrılmadan çalıştık. Takviye ekiplerin gelmesiyle rahat bir nefes aldık. İhbarları gerekli birimlere ileterek üzerimize düşen görevi yaptık.” ifadesini kullandı.
]]>Gaziantep Büyükşehir Belediyesine bağlı “Alo 153” çağrı merkezi personeli Şeyma Serin, Kahramanmaraş merkezli ilk depremin ardından vatandaşların talep ve ihtiyaçlarını karşılamak için mesaisine geldi. Göreve başlayan Serin, vatandaşları dinleyerek talepleri ilgililere iletti.
Nurdağı ilçesinde yaşayan, ilk depremin ardından bulundukları binadan çıkan ve araçta ailesiyle bekleyen Medine Karataş da yardım talebi iletmek için çağrı merkezini aradı. Saat 13.24’te çağrıyı alan Serin ile Karataş, Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğündeki ikinci depreme telefon görüşmesi esnasında yakalandı.
Sarsıntıya rağmen binayı terk etmeyen ve çağrıyı sonlandırmadan soğukkanlılığını koruyan Serin, Karataş’ı da sakinleştirmeye çalıştı.
Depremin geçmesini telefonda konuşarak bekleyen Şeyma Serin ile Medine Karataş, 1 yılda sıkı bir dostluk kurdu. Sık sık telefonla görüşen ve “kötü gün dostu” olan ikili, günlük koşturmalar ve uzaklık nedeniyle bir araya gelemedi.
6 Şubat’ın birinci yılı yaklaşırken Serin ve Karataş, çağrı merkezinde ilk kez yüz yüze geldi.
“Daha sonra durumları nasıl diye merak ettim”
Çağrı merkezi personeli Şeyma Serin, AA muhabirine, depremin yaşandığı gün vatandaşlara hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.
Medine Karataş ile konuştukları sırada depreme yakalandıklarını aktaran Serin, şunları kaydetti:
“İkinci deprem esnasında çağrıdaydım. Medine ile konuşurken o anda deprem oldu. Ben onu, o beni sakinleştirmeye çalıştı. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Ben güvenli bir yere geçin diye yönlendiriyordum. O sırada deprem olduğu için konuşmaya, işimi yapmaya devam ettim. Depremin şokuyla çok da bir şey düşünemedim ve işimi yaptım. Daha sonra durumları nasıl diye merak ettim. Telefonla görüştük, yüz yüze görüşemedik. Telefonla iletişimimizi kesmedik sürekli görüşmeye, hal hatır sormaya devam ettik. Kötü bir anı iyi bir dostluğa dönüştü.”
“İyi ki belediyeyi aramışım böyle bir dostluk kazandım”
Deprem esnasında çağrı merkezi personeli ile görüşen Medine Karataş da ilk depremden sonra arabada beklemeye devam ettiklerini belirtti.
Bir süre sonra Nurdağı’nda enkaz altında kalan bir akrabasına yardım ulaştırabilmek için çağrı merkezini aradığını anlatan Karataş, şunları kaydetti:
“Arayınca Şeyma Hanım bağlandı. Konuşma anında depreme yakalandık. Konuşmaya devam ettik o beni, ben onu sakinleştirdim. Çağrıyı kapatmadan hatta kaldı. O zamandan sonra Şeyma Hanım ile olan iletişimimiz bir daha kopmadı. Güzel bir dostluk kazanmış olduk. O anda iyi ki belediyeyi aramışım böyle bir dostluk kazandım.”
Telefon görüşmesi ses kaydına yansımıştı
Çağrı merkezi personeli Şeyma Serin ile Medine Karataş’ın 6 Şubat’ta 13.24’teki deprem anındaki telefon görüşmesi şöyle kayıtlara geçmişti:
Şeyma Serin: Gaziantep geneli bir doğal afet yaşıyoruz, bazen hatlar düşmeyebiliyor.
Afetzede Medine Karataş: Şu an deprem oluyor.
Şeyma Serin: Evet, halen deprem oluyor.
Afetzede Medine Karataş: Allah’ım Allah’ım, baba deprem oluyor.
Şeyma Serin: Lütfen güvenli bir yere geçin. Şu an çok kötü bir deprem oluyor.
Afetzede Medine Karataş: Evet.
Şeyma Serin: Yerinizde sabit durun.
Afetzede Medine Karataş: Duruyoruz. Arabanın içerisinde duruyoruz, dışarıdayız.
Şeyma Serin: Evet çünkü hala devam ediyor. Biz de burada aynı durumu yaşıyoruz.
Afetzede Medine Karataş: Tamam, teşekkür ederiz. Siz de dikkat edin lütfen.
]]>BATMAN’da 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2023’te gelen 831 bin 242 çağrının yüzde 80’i asılsız çıktı. 112 Acil Çağrı Merkezi Müdür Vekili Kübra Akın, “Bu oranın içinde vatandaşlarımızın sohbet amaçlı, hastane randevusu almak için, özellikle alkollü şahısların burayı arayıp sohbet amaçlı yaptığı çağrılar da mevcut. Ailevi sıkıntıları ile alakalı arayıp ‘Bir itirafta bulunacağım’, ‘Biraz dertleşmek istiyorum’ tarzında merkezimizi arayıp dakikalarca meşgul eden çağrılarımız gelmekte” dedi.
Kentte, günde ortalama 2 bin 300 acil çağrının karşılandığı 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2023’te 831 bin 242 çağrı geldi. Bu çağrıların 666 bin 908’i vakaya dönüşmedi. 112 Acil Çağrı Merkezi Müdür Vekili Kübra Akın, ayda ortalama 70 bin çağrının karşılandığı merkeze yapılan gereksiz aramaların, acil duruma ihtiyacı olanlara yardım götürme konusunda aksaklıklara neden olduğunu söyledi. En çok SIM kartsız aramaların kendilerini rahatsız ettiğini söyleyen Kübra Akın, “112 Çağrı Merkezi olarak yüzde 80 vakaya dönüşmeyen çağrı oranımız mevcut. 2023 yılında 831 bin 242 çağrı aldık. Bunlardan 666 bin 908’i vakaya dönüşmeyen çağrı olarak kayda geçti. Bu, vatandaşımızın aslında ihtiyacı olmadığı halde çağrı merkezimizi meşgul ettiği anlamına gelmektedir. Bu gereksiz aramalar içerisinde, çoğunluğu alkollü şahısların sohbet amaçlı yaptığı, hastane randevusu almak için, ailevi sıkıntıları ile alakalı arayıp, ‘bir itirafta bulunacağım’, ‘biraz dertleşmek istiyorum’ tarzında merkezimizi arayıp dakikalarca meşgul eden çağrılarımız var. Tabi bu durum gerçekten ihtiyacı olarak arayan vatandaşlarımıza yardım götürme konusunda büyük aksaklıklara neden olmaktadır” diye konuştu.
’45 SANİYEDE EKİP YÖNLENDİRİLİYOR’
En çok SIM kartı takılı olmayan telefonlardan gelen çağrılar nedeniyle personelin zor durumda kaldığını söyleyen Akın, “112 Acil Çağrı Merkezimize gelen bir aramaya, yaklaşık olarak 1,95 saniye içerisinde cevap verilmekte. Biz buna reaksiyon süresi diyoruz. Bu sürede cevap verilen bu telefondan yaklaşık 45 saniye içerisinde gerekli bilgiler alınarak olay yerine ekipler sevk ediliyor. Gerçekten zamanla yarışılan bir süreç. Bu süre zarfında bizim en ufak bir süreye dahi ihtiyacımız var. Yani burada gerçekten saniyelerle uğraşıyoruz, saniyelerle olay yerine ekip yönlendirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
‘PİN KODUNU SORANLAR OLUYOR’
Çağrı Karşılama Memuru Ata Kalkan ise hayati bir iş yaptıklarını ve gereksiz aramalar konusunda daha duyarlı olunması gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Canı sıkılıp muhabbet etmek isteyenler arıyor. ‘Telefonum kapandı, PİN kodunu yanlış girdim, nasıl düzeltebilirim’ diye arayanlar oluyor. Bununla da sık sık karşılaşıyoruz. Hatta bir defa yaşlı bir teyzemiz aramıştı. ‘Niçin aradınız, şikayetiniz nedir?’ diye sorduğumuzda, ‘112’yi aradım sadece cevap verecek misiniz, vermeyecek misiniz, onu merak ettim. O yüzden aradım’ demişti. Biz buna çok gülmüştük kendi aramızda. Bu tür aramalarla karşılaşıyoruz ve bu aramaların bize sıkıntı yaratmasının nedenlerinden biri de bazen çok yoğunluk oluyor. Acil durumlar çok oluyor. Kalp krizi geçirenler, kazalar, yaralanmalı kazalar oluyor. Bu tür durumlarda gereksiz aramaların araya girmesiyle biz olaylara daha erken müdahale edemiyoruz. Vatandaşlarımızın bu konuda biraz daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Biz burada gerçekten çok acil durumlarla karşılaşıyoruz. Bu herhangi bir çağrı merkezi değil, 112 Acil Çağrı Merkezi. Hayati meseleler olduğu için insanların bu konuda daha duyarlı olmaları lazım. Telefonlara biraz daha dikkat etmeleri lazım. Çocukların eline sık sık vermemek gerekiyor ya da 112’yi aradıklarında daha dikkatli olmaları gerekiyor.”
]]>Olaylara acil müdahale edebilmek için 7 gün 24 saat esasıyla görev yürüten 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarını en çok asılsız ihbarlar ve gereksiz aramalar yoruyor.
Merkezi arayanlar arasında “Görücü geldi ne diyeyim?”, “Eşim küstü, telefonumu açmıyor”, “Oğlumun kaydını başka okula aldırmak istiyorum”, “Siirt-Kurtalan arası kaç kilometre?” gibi ifadeler kullananlar da bulunuyor.
Mardin 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Hülya Karaboğa, AA muhabirine, emniyet, sağlık, jandarma, itfaiye, orman, AFAD ve sahil güvenlik birimlerine ait acil çağrıların karşılandığı merkezde, ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sağlandığı ve acil durum ekiplerinin en kısa sürede olay mahallinde olmasını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
“2023’te aldığımız çağrı sayısı yaklaşık 980 bin. Günlük yaklaşık 3 bin çağrı alıyoruz.” diyen Karaboğa, bunlardan yüzde 60’ının asılsız ihbar ve gereksiz çağrılardan oluştuğunu belirtti.
Merkezde Almanca, İngilizce, Rusça ve Arapça dil bilen tercümanlar tarafından da turistler için hizmet sunulduğunu anlatan Karaboğa, hem merkezi tanıtmak hem de asılsız çağrıların azalması için özellikle okullarda, kırsal mahallelerde eğitimler verdiklerini, bu sayede asılsız çağrı oranını azalttıklarını söyledi.
Karaboğa, 2023’te 112 Acil Çağrı Merkezini çok kez asılsız yere arayanlara Kabahatler Kanununa göre toplamda 78 bin 641 lira para cezasının uygulandığını belirtti.
Merkezde görevli personelden Tuğba Aslan, vatandaşların bazen acil durumlar dışında da kendilerini aradığını belirterek, “Bir vatandaş ‘Görücü gelmiş, ne diyeyim? diye soruyor. Başka bir vatandaşımız eşiyle tartışıyor, bizi arıyor, ‘Eşime ulaşamıyorum, telefonumu açmıyor. Ona ulaşabilir misiniz?’ diyor. Bu tür çağrılar alabiliyoruz. Biz burada sadece acil durumlar için varız.” dedi.
Çağrı Aslan da gereksiz çağrıların önüne geçmekte herkese görev düştüğünü belirtti.
Fatma Öztürk de asılsız çağrıların kendilerini zorladığını, acil yardım bekleyenleri zor duruma düşürdüğünü ifade etti.
Siirt
Siirt’te 2023’te 364 binden fazla çağrıya cevap veren, 70 personelin görev yaptığı 112 Acil Çağrı Merkezi, “Siirt-Kurtalan arası kaç kilometre?”, “Saat kaç?” ve “Kontörüm kalmadı”, “Anneme ulaşabilir misiniz?” gibi gereksiz çağrılarla da meşgul edildi.
Siirt 112 Acil Çağrı Merkezi Sami Bozkurt, hayat kurtarmak için zamanla yarışan merkezin tek bir numara üzerinden hizmet verdiğini söyledi.
Bozkurt, “Halkımızın hizmetindeyiz ama gereksiz çağrılarla meşgul edilmek istemiyoruz çünkü bu tip aramalar, çok acil ihtiyacı olan birinin çağrısını geç yanıtlamamıza neden olabilir. Halkımızdan ricamız bizi gereksiz meşgul etmesinler ki ihtiyacı olanlara ulaşalım, yardımcı olabilelim.” dedi.
112 Acil Çağrı Merkezini tanıtmaya ve önemini anlatmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Bozkurt, okulları ziyaretlerinin yanı sıra sosyal medya ve tanıtım filmleriyle de vatandaşlara ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.
Çağrı merkezinde görevli Esra Çeçen, gece gelen bir çağrıda yaşadığı endişeye ilişkin şunları söyledi:
“Arayan kişi evimizin adresini verdi. ‘Hastanın neyi var?’ diye sordum. Kalp krizi şüphesi olduğunu söyledi. Çağrıyı sağlık ekiplerine yönlendirdim. İlgili birimden hastanın ağabeyim olduğunu öğrenerek durumu hakkında bilgi aldım.”
Selahattin Arca da gelen her çağrıyı hassasiyetle karşıladıklarını kaydetti.
Arca, “Kurtalan ilçesinden arayan bir kişi, ‘Siirt-Kurtalan arası kaç kilometre?’ diye sormuştu. Herkesten hassasiyet bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Şırnak
Şırnak 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Erhan Tatar, hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla personel ve vatandaşların görüşmelerinin kayıt altına alındığını, müdürlüğün kalite koordinasyon biriminde bu görüşmelerin denetlendiğini söyledi.
Kurumu çocuklara tanıtmak ve 112 Acil Çağrı Merkezinin acil durumlarda aranması gerektiği yönünde bilinç oluşturmak için İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında okullarda düzenli olarak tanıtım ve farkındalık eğitimleri düzenlendiğini ifade eden Tatar, bu kapsamda 156 okulda 48 bin öğrenciye eğitimleri verildiğini belirtti.
Tatar, “Bu yıl birime gelen 592 bin çağrıdan 498 bini asılsız çağrılar. Yani her 100 kişiden 84’ü 112’yi gereksiz yere meşgul ederek verilen hizmetlerin aksamasına neden olmuştur. 2023’te müdürlüğümüzü gereksiz aramalarla meşgul eden 10 kişiye toplam 12 bin 500 lira para cezası uygulandı.” dedi.
Tatar, “2021 ve 2022’de asılsız çağrımız yüzde 87 iken bu yıl ise yüzde 84 olmuş, son 6 ayı baz aldığımızda yüzde 81’e düşmüştür.” ifadesini kullandı.
Çağrı merkezinde görevli Hicran Engin, asılsız çağrıların daha çok çocuklardan geldiğini anlatarak, “Bazen aşk acısı çektiğini söyleyen arıyor bazen de kedisinin kayıp olduğunu ifade edenler.” diye konuştu.
Mesut Seylan ise gereksiz çağrılar nedeniyle gerçekten yardıma ihtiyaç duyan insanların mağdur edildiğini belirtti.???????
]]>İZMİR 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2023 yılında toplam 5 milyon 640 bin ihbar yapıldı. Gelen ihbarlardan 2 milyon 300 binin asılsız çıktığını belirten İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Dr. Murat Ummak, “İhbarlardan 2 milyon 30 bini doğru çıktı. Ayrıca 1 milyonun üzerinde ‘Alo 112’ diyen personelimize cevap verilmeden kapatılan çağrı oldu. Yani gelen çağrıların yüzde 41’i asılsız çıktı” dedi.
İçişleri Bakanlığı, Türkiye’de farklı acil yardım çağrıları için kullanılan 110 itfaiye, 156 jandarma, 155 polis, 112 sağlık, 177 orman, 178 sahil güvenlik, 122 AFAD numaralarını ‘112 Acil Çağrı Merkezi’ altında topladı. Çalışmayla tüm ekiplerin en kısa sürede olay yerine ulaşması amaçlandı. İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Dr. Murat Ummak, kurumun çalışmaları hakkında açıklama yapıp, kentin yıl boyunca aldığı çağrı rakamlarını paylaştı. İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bu yıl 5 milyon 640 bin ihbar geldiğini belirten Dr. Ummak, “Bunun 2 milyon 30 bini asıllı çağrıydı. 2 milyon 300 bin ise asılsız çağrımız var. Ayrıca 1 milyonun üstünde ise, bize gelen çağrıya ‘Alo 112’ diyen personelimize cevap verilmeden kapatılan asılsız çağrılar bulunuyor. Yüzde 36 asıllı, yüzde 41 asılsız ve anonsta kapanan yüzde 23 oranında çağrı var” ifadelerini kullandı.
‘ASILSIZ ÇAĞRI ORANI DÜŞÜYOR’
Gün geçtikçe asılsız çağrı oranlarının düştüğünü vurgulayan Dr. Ummak, “İzmirliler bu konuda farkındalığı yüksek insanlar. Ayrıca biz farkındalığı arttırmak için okullarla iş birliği içinde çalışmalar yapıyoruz. Vatandaşımız daha da bilinçleniyor. Niçin araması gerektiğini öğreniyorlar. 2019 yılında yüzde 75 olan çağrı oranı bugün yüzde 64 civarında seyrediyor. İzmir nüfusuna göre yüzde 10’luk düşüş, asılsız çağrıdaki ciddi düşüşü ortaya koyuyor. Bu konuda duyarlı vatandaşlara teşekkür ediyorum. Ayrıca olaylara müdahale hızımız yaklaşık 96 saniye. 96 saniyede vatandaşımızın acil durumunu ekibimizi müdahale amaçlı yola çıkartıyoruz. Bu çok iyi bir rakam” diye konuştu.
‘ÇAĞRI VE KONUM BİLGİSİ DÜŞÜYOR’
112 çağrı merkezlerinin projelerinden bahseden Dr. Ummak, “İlk olarak ‘Engelsiz 112’ projemiz var. Vatandaşlarımız akıllı telefonlarına, ilgili uygulamayı indirip, kaydoluyorlar. Sonra acil durumda tek tuşla, 112 Çağrı Merkezi’ne ulaşabiliyorlar. Onların konumlarını görebiliyoruz. İlgili ekipleri yönlendirip, müdahale edebiliyoruz. Ayrıca araç içi acil çağrı ‘e-call’ sistemi var. Örneğin dağda mahsur kalma durumlarında araçtaki ‘e-call’ duşuna basınca, 112’ye mesaj geliyor. Yine konumlar belirlenip, hızlı müdahale sağlanıyor. Bu yeni sistemler oldukça yarar sağladı. Örneğin otoyolda bir kaza olduğunda, kazayı gören vatandaşlar dışında araçtan direkt olarak çağrı ve konum bilgisi düşüyor. Böylelikle vakaya daha hızlı müdahalemize fayda sağlıyor. Bunun yanında AFAD’ın acil durum uygulaması, bize entegre. Tek tuşla afetzedenin yine yeri belirlenip müdahale ediliyor. Son olarak İngilizce, Almanca, Rusça ve Arapça olarak 7 gün 24 saat hizmette veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlara çağrıda da bulunan Dr. Ummak, “112 Çağrı Merkezi’nin meşgul edildiği her dakika, durumu acil olan vatandaşlarımızın hayatından çalınan zamandır” dedi.
‘EN ÇOK PİN VE PUK KODUNU SORUYORLAR’
İzmir 112 Acil Çağrı Merkezi personeli Duygu Aşıkkaya ise “112 Çağrı Merkezi faaliyete geçtiğinden beri burada görevliyim. Genelde telefonlarının PİN veya PUK kodunu sormak için arıyorlar. Bunu bilebilmemiz mümkün değil. Telefonları çekmeyen insanların aklına ilk olarak 112 Çağrı Merkezi geliyor. Hayvanları için ambulans isteyenler de arıyor. Belediyelerin bu konuda veterinerlik hizmeti var. Yönlendiriyoruz. Çocuklar ankesörlü telefonlardan dalga geçmek için arıyor. İtfaiye ve ambulans istediklerini söyleyip, kapatıyorlar. Yemek siparişi vermek isteyenler oluyor. Böyle enteresan çağrılar geliyor. Lütfen gereksiz aramayalım. 112 bizim hayata tutunan elimiz. Ne kadar az gereksiz arama, o kadar iyi” diye konuştu.
]]>Türkiye’de acil durumlarda ihbarda bulunmak için sağlık, emniyet, yangın, güvenlik gibi konularda ayrı ayrı numara kullanılmasına son verilmişti. Bu kapsamda tüm çağrılar artık 112 bünyesinde toplanıyor ve tüm acil ihbarlar 112 üzerinden alınıyor. Yeni Nesil 112 sistemi ile vatandaşların tek bir numarayı öğrenmeleri ve acil yardım çağrısı alındıktan sonra en kısa sürede olay yerine ya da acil durumdaki kişilere ulaşmak kolaylaşırken, arayan kişinin nokta olarak adresinin sistemde görünmesi ile de ekiplerin işlerini hızlandırıyor. Jandarma, emniyet, sağlık, orman, itfaiye ve AFAD olmak üzere toplam 7 kurumun koordineli olarak hizmet verdiği Antalya 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, 7 gün 24 saat esasına dayalı olarak 300’den fazla personelle vatandaşlara hizmet veriyor.
2009 yılında başlayan hizmet kapsamında gelen ihbarların olay ve adres bilgilerini ortalama 25-30 saniye içinde alınıp içeriğine göre ilgili kurumların operatörlerine iletiyor. İhbarın niteliğine göre de ilgili kurum ekipleri yönlendirerek olaylar çözüme kavuşturuluyor.
3,5 milyon çağrı alındı yüzde 62 gereksiz
Antalya 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Mehmet Koçak, 2023 yılında 3,5 milyon çağrı aldıklarını ifade ederek, “Bu çağrıların yüzde 38’i gerekli, yüzde 62’isi ise asılsız ihbar olarak kayıtlara geçti. Gelen çağrıların yüzde 51’i emniyete, yüzde 34’u sağlığa, yüzde 8’i jandarma, yüzde 4,5 itfaiyeye duştu. 112 Acil Çağrı merkezi 24 saat vatandaşımıza hizmet veriyor. 350 personelimiz var. 112’yi kullanmak isteyen vatandaşlarımızın aramaları ilk olarak bizim arkadaşlarımıza düşüyor, çalışanlarımız bu aramaların gerekli mi gereksiz mi olduğuna bakıyorlar. Adreslerini tespit ediyorlar, olayın tanımını öğreniyorlar. 30 saniye içerisinde diğer kurumlara aktarılıyor, diğer kurum arkadaşlarımız da 60 saniye içerisinde sahadaki personele bildiriyor” dedi.
“Kırmızı ışıkta yaya yolunda şınav çekiyorlar”
Vatandaşları 112 Acil Çağrı Merkezini aradıklarında sakin olmaya davet eden Koçak, “Adresin tam olarak verilmesi gerekir. Bizi en çok gereksiz aramalar yoruyor. Bu gereksiz aramalar arasında genelde, ‘Kırmızı ışıkta yaya yolunda şınav çekiyorlar, yine kırmızı ışıkta yaya yolunda meditasyon yapanlar var, kedim doğum yaptı çok acı çekiyor, ambulans istiyorum, sınav döneminde kedi köpek sesleri duyuyoruz, sıfır aracının uydudan kapatıldığını açılmasını talep ediyorum’ gibi ihbarlar alıyoruz. 112 acil bir durumda aranması gerekir. Bunlar dışında bizi gereksiz yere aradıkları zaman ihtiyaç olan vatandaşlarımıza daha geç ulaşabiliyoruz” sözlerine yer verdi.
“Çocukların bizimle dalga geçmesinden tutun, akli dengesi bozuk insanlar arıyor”
5 yıldır 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanı Abdürrahim Hacıoğlu ise şu sözlere yer verdi: “Yaz aylarına göre şuanda rahat bir dönemdeyiz. Yazın nüfus artınca bizim de yoğunluğumuz artıyor. Gereksiz çağrılar alıyoruz. Çocukların bizimle dalga geçmesinden tutun, akli dengesi bozuk insanlar arıyor. İnsanlar bilmedikleri şeyler için bizi arıyorlar, bilmedikleri numaraları öğrenmek için arıyorlar. Bunlar ciddi bir yoğunluk oluşturuyor. O esnada kaza geçiren ve yardım bekleyen insanlar oluyor. Sırf bu yüzden o kazada yaralanan kişiye 5 dakika daha ambulans genç ulaşıyor. İnsanların daha çok bilgilendirilmesi gerekir, gereksiz yere 112 aramalarının önüne geçilmeli.” – ANTALYA
]]>