Çadır – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 05 Jul 2024 06:03:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Mevsimlik İşçilerin Çocukları Tarlada Çalışıp Ders Çalışıyor https://www.haber60.com.tr/mevsimlik-iscilerin-cocuklari-tarlada-calisip-ders-calisiyor/ https://www.haber60.com.tr/mevsimlik-iscilerin-cocuklari-tarlada-calisip-ders-calisiyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 06:03:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36908 DOĞU ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan mevsimlik işçiler, yaz tatilinde çocuklarıyla birlikte Bursa’nın Karacabey ilçesine geldi. Kurdukları 50 çadırda kalan 25 aile, sabahın ilk ışıklarında 800 lira yevmiyeyle, kamyonetlerle tarlalara gidip akşam dönüyor. Bazı ailelerin eğitim yılı bitmeden yanlarında getirdiği çocukları ise gün içinde tarlada çapa yapıp ekin biçtikten sonra akşamları da çadırlarında ders çalışıyor.

Okulların tatile girmesiyle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan aileler, mevsimlik işçi olarak çalışmak için ilkokul, ortaokul ve lisede eğitim gören çocuklarını da yanlarına alıp, 1700 kilometre uzaklıktaki Bursa’ya geldi. Yılın 6 ayını memleketlerinde, diğer yarısını ise Karacabey ilçesi kırsal Bakırköy Mahallesi’nde kurdukları derme çatma 50 çadırda geçiren 25 aile, sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkıyor. Çocuklarını da yanlarına alan aileler, 800 lira yevmiye karşılığında, kamyonetlerle toplu halde tarlalara gidip, akşam da çadırlarına dönüyor. Bazı ailelerin, eğitim yılı bitmeden yanlarında getirdiği çocukları gün içinde, anne ve babalarıyla tarlada çapa yapıp ekin biçtikten sonra, akşamları da çadırlarında ders çalışıp, bulaşık ve çamaşır yıkıyor. Aileler ve mevsimlik çocuk işçiler, tuvalet ve duşları olmayan, hijyenden yoksun ortamda, zor şartlar altında yaşamlarını sürdürüyor.

‘ÇADIRLARDA KORKARAK KALIYORUZ’

Ailesinin, savaş nedeniyle yıllar önce Suriye’den kaçıp Şırnak’a yerleştiğini ve her yıl diğer mevsimlik işçiler gibi Bursa’ya geldiklerini söyleyen Emel Elmuhammed (13), “Bu yıl, okullar kapanmadan ailemle buraya gelmek zorunda kaldım. Gündüz tarlada çalışıp aileme katkı sağlıyorum. Akşamları ise kaldığımız çadıra gelip, ders çalışıp arkadaşlarımla sohbet ediyorum. Çadırda da anneme yardım ediyorum. Etrafı temizleyip, bulaşıkları yıkıyorum. Burada çok fare ve yılan var. Çadırlarda korkarak kalıyoruz. Ders çalışırken bile aklımız hayvanların bize zarar vermesinde oluyor” dedi.

‘ÜNİVERSİTE SINAVINA GİREMEDİM’

Ailesiyle 20 yıldır her nisan ayında Şırnak’tan Bursa’ya geldiğini belirten Reyhan Esaccak (19), “Biz ailemle buraya çalışmak için geldik. Benim eğitimim vardı, çalışmak zorunda olduğum için eğitimime ara verdim. Burada çok zorlu şartlar altında çalışıyoruz. Geceleri uyuyamıyoruz. Köpeklerden, farelerden, yılanlardan çok korkuyoruz. Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz. Sonra eve gelip derslerimize çalışıyoruz. Benim çok güzel hayallerim var. Onları gerçekleştirmek için, gündüzleri tarlada, akşamları ise evde çalışıyorum. Çalışmak için mecbur ailemle geldim. Üniversite sınavlarına bile giremedim” diye konuştu.

‘ŞARTLAR NEDENİYLE BÖLGEYE İŞÇİ GELMİYOR’

Mevsimlik işçileri memleketlerinden Bursa’ya getiren dayıbaşı Osman Sakcak (50) ise aileleriyle 30’a yakın çocuğun tarlada çalıştığını söyledi. Bölgedeki yaşam şartlarının zorluğuna dikkat çeken Sakcak, “Burada 50 çadır var. Çadırlarımızın bazıları rüzgardan yırtıldı. Kimisi yağmurdan dolayı içi su alıyor. Bizim burada tuvalet ve banyo sorunumuz var. Yaşadığımız ortamın hijyenden yoksun olmasından dolayı hastalanıyoruz. Tarladan sonra çadırlara gelen aileler, bir de kaldıkları çadırlarla uğraşıyor. Bu şartlar altında bölgeye işçi gelmiyor. Çiftçiler çok zarar ederken, toplanılmayan mahsuller zamanla çürüyor. Bu duruma bir çözüm bulunmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mevsimlik-iscilerin-cocuklari-tarlada-calisip-ders-calisiyor/feed/ 0
Çukurova Üniversitesi Öğrencileri Filistin-Gazze Farkındalık Çadırları Kurdu https://www.haber60.com.tr/cukurova-universitesi-ogrencileri-filistin-gazze-farkindalik-cadirlari-kurdu/ https://www.haber60.com.tr/cukurova-universitesi-ogrencileri-filistin-gazze-farkindalik-cadirlari-kurdu/#respond Tue, 07 May 2024 08:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30643 Adana’da üniversite öğrencileri, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gerçekleştirilen çadırlı eylemlerden esinlenerek Çukurova Üniversitesi’nde Filistin- Gazze farkındalık çadırları kurdu. Kampüste yer alan çadır kampında öğrenciler 5 gün boyunca ‘farkındalık nöbeti’ tutacak.

Çukurova Üniversitesi öğrencileri, ABD’de üniversite öğrencilerinin Filistin’e destek vermeye yönelik kurduğu ve çeşitli İsrail protestolarının gerçekleştirildiği çadır kamplarının bir benzerini Adana’da hayata geçirdi. Çukurova Üniversitesi kampüsünde yer alan alanda 6 adet çadır kuran öğrenciler, alanı Filistin ve Türkiye bayrakları başta olmak üzere Filistin ve Gazze temalı ve çeşitli unsurlar ile süsledi. Müslüman gençler olarak insanlık namına Filistin’de yaşanan vahşeti gündemde tutmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirten öğrenciler, arkadaşlarını kendileri ile birlikte çadır kamplarında bir araya gelmeye davet etti. Öğrenciler, kurdukları çadır kampında 5 gün boyunca öğrenci arkadaşlarını ve çeşitli konukları ağırlayacak.

“Müslüman gençler olarak insanlık namına ne yapabileceğimizi düşünürken aklımıza geldi”

Filistin konusunda farkındalık oluşturmaya yönelik üniversite kampüsünde çadır kurma fikrinin ortaya çıkış hikayesini anlatan İlahiyat Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Furkan Toramantekin, “7 Ekim tarihinden bu yana üniversitemizin çeşitli bölgelerinde yürüyüş, basın açıklaması, resim sergisi ve doğa temalı olacak şekilde insanların zihninden Filistin’i ve Gazze’yi çıkarmamak adına çeşitli çalışmalarda bulunuyorduk. Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen olaylar açıkçası bizi biraz utandırdı. Onların çoğunun gayrimüslim olduğunu biliyoruz. Biz de Müslüman gençler olarak ‘insanlık namına, Müslümanlık namına ne yapabiliriz’ diye düşündüğümüz bir sırada aynısını yapmaya karar verdik” dedi.

5 gün boyunca farkındalık nöbeti tutacaklar

Üniversite rektörlüğünden aldıkları izin sonrasında çeşitli fakültelerden öğrenciler ile çadır kurdukları alanda bir araya geldiklerini belirten Toramantekin, “Burada çeşitli fakültelerden öğrenci arkadaşlarımız ile bir araya geldik. 5 gün boyunca burada Filistin çadır kamplarımız ile birlikte farkındalık nöbeti tutmayı düşünüyoruz. Gelen arkadaşlarımızla Filistin hakkında, dünya gündemi hakkında ve geleceğimiz hakkında çeşitli istişare ve sohbetler yapmayı düşünüyoruz. Yine bu 5 günlük süre içerisinde çeşitli konuklarımızı buraya getirmek istiyoruz. İnşallah fakülte hocalarımızı burada ağırlayacağız. Rektörümüzü de davet ettik. Bu şekilde farkındalık adına ne yapabilirsek bizler için insanlık adına kar olabileceğini düşünüyoruz. 7 ay oldu ve 210 günü geçti bu süreç. Hala katliamlar devam ederken bizim oturduğumuz yerde çakılı kalmamız vicdanımızı sızlatıyor. Hem insani, hem de dini bir vazife olarak gördüğümüzden dolayı arkadaşlarımız ile ‘daha neler yapabiliriz’i konuşmaya devam ediyoruz bu hususta” şeklinde konuştu.

“En büyük amacımız Filistin’e yönelik farkındalık oluşturmak”

İşletme Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Halil Çalışkan ise, “6 adet çadırımız var. Buralarda resim sergilerimiz var. Etrafı süsledik. İnsanların gelip fikirlerini söyleyebileceği, kaynaşabileceği, çeşitli akademisyenlerin ve yazarların gelip burada öğrenci kardeşlerimiz ile buluşacağı bir ortam kurmaya çalıştık. Burada bizim en büyük amaçlarımızdan birisi Filistin’e dair bir farkındalık oluşturmak. Bildiğiniz gibi Avrupa’nın en köklü üniversitelerinde bu tarz eylemler çok yaygın. Bizler de bunu öğrenciler olarak Çukurova Üniversitesi adına düzenliyoruz. Şu anda buradaki heyecan gerçekten yüksek. Öğrenci kardeşlerimizle bu sesi Adana’da ve Çukurova Üniversitesi’nde yaymak istiyoruz” ifadelerini kullandı. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cukurova-universitesi-ogrencileri-filistin-gazze-farkindalik-cadirlari-kurdu/feed/ 0
İsrail’de Binlerce Kişi Netanyahu Hükümetinin İstifasını Talep Ediyor https://www.haber60.com.tr/israilde-binlerce-kisi-netanyahu-hukumetinin-istifasini-talep-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/israilde-binlerce-kisi-netanyahu-hukumetinin-istifasini-talep-ediyor/#respond Mon, 01 Apr 2024 07:12:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25534 İsrail’de binlerce kişi, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin istifası, erken seçim ve Gazze’deki İsrailli esirlerin geri getirilmesi talebiyle Batı Kudüs’teki Meclis’in önünde çadır kent kurdu.

İsrail’de pazar akşamı yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı hükümet karşıtı gösterilerin ardından bazı gruplar Batı Kudüs’teki İsrail Meclisi önünde yüzlerce çadır kurarak burada kalmaya başladı.

Netanyahu hükümetinin istifası, erken seçim ve Gazze’deki İsrailli esirlerin geri getirilmesini talep eden protesto organizatörü gruplar, Batı Kudüs’teki İsrail Meclisi önünde dört gün boyunca çadırlarda kalacaklarını ve gösterilerini sürdüreceklerini açıkladı.

Protesto grupları, İsrail ordusunun Gazze’ye saldırıları 6 aydır devam ederken, Gazze’deki İsrailli esirlerin evlerine dönemediği durumda, Meclis’in ara tatile girmesini eleştirdi.

İsrail Meclisi önündeki Kaplan Caddesi protestocuların kurduğu yüzlerce çadırla doldu. Gece saatlerinde de bazı göstericilerin buraya gelerek çadır kurmaya başladığı görüldü.

Meclis önünde çadır kurmaya başlayan İsrailli Gal Kahoonay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail olarak “çok kötü bir noktada” olduklarını ve 130’dan fazla İsraillinin “Gazze Şeridinde” esir olduğunu söyledi.

Kahoonay, “Hükümetten Gazze’deki İsrailli esirleri buraya getirmesini, bu konuda bir şey yapmalarını istiyoruz. Ama hiçbir şey yapmıyorlar. Bunu protesto etmeye geldik.” dedi.

Bir hafta boyunca çadırda kalmayı planladıklarını belirten Kahoonay, Netanyahu hükümetinin sadece kendi siyasi makamlarını korumaya çalıştığını ve esirlerin durumunu önemsemediğini dile getirdi.

İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti karşıtı ve Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin ailelerine destek olmak için pazar akşamı düzenlenen kitlesel gösterilere yüz binden fazla kişi katılırken, Batı Kudüs’te göstericiler otoyolda trafiği kesmiş, ateş yakmış, polisle karşı karşıya gelmişti.

Netanyahu, sokakta protestolar devam ederken düzenlediği basın toplantısında, erken seçim taleplerinin İsrail’i 8 ay boyunca “felce uğratacağını” ve “bu durumdan en fazla Hamas’ın memnuniyet duyacağını” savunmuştu.

Gazze’deki İsrailli esirlerin yakınları, cumartesi akşamı başkent Tel Aviv’de toplandıkları meydandaki gösterilerini sonlandırarak bundan sonra ülke genelinde sokaklara ineceklerini duyurmuştu. İsrail’de Netanyahu’yu 7 Ekim 2023’te Hamas’ın düzenlediği sürpriz saldırıdan sorumlu tutan hükümet karşıtı gruplar da gösterilere katılma çağrısı yapmıştı.

Hamas ve İsrail arasında Gazze’de ateşkes ve karşılıklı esir takası için dolaylı müzakerelerin yeni turu pazar Kahire’de başlamıştı.

BMGK’nin ateşkes kararı uygulanmıyor

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden (BMGK) 25 Mart’ta Gazze’de ramazan ayında bir ateşkes kararı çıktı ancak İsrail bu kararı hiçe sayarak saldırılarına devam ediyor.

İsrail ordusunun saldırıları ve işgali gölgesinde, Gazze Şeridi’nde 2,3 milyon Filistinlinin yaklaşık yüzde 90’ının evsiz, açlık, kıtlık karşısında yaşam mücadelesi verdiği insanlık felaketi devam ediyor.

İsrail’in 7 Ekim’den bugüne kadar Gazze’ye saldırılarında 21 binden fazlası kadın ve çocuk yaklaşık 33 bin Filistinli can verdi. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

Hamas ile İsrail arasında en büyük anlaşmazlıkların başında, Hamas’ın “kalıcı ateşkes talebine rağmen” İsrail’in “geçici ateşkes ve savaşa devam etmeyi talep etmesinin” geldiği aktarılıyor.

Hamas’ın, zorla göç ettirilmiş Filistinlilerin İsrail’in kara işgalini sürdürdüğü, çoğu yıkılmış Gazze’nin kuzeyine dönmesini istediği, İsrail’in ise buna karşı çıktığı ifade ediliyor.

İsrail makamlarına göre, Gazze Şeridi’nde, bazıları hayatta bazıları ölü 136 kadar İsrailli esir bulunuyor. Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürülen İsrailli esir sayısının 70’i geçtiğini duyurmuştu.

Netanyahu üzerinde baskı artıyor

Başbakan Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerden dolayı Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de dahil olmak üzere Netanyahu hükümetinin üst düzey isimleri, esirlerin İsrail’in birinci önceliği olmaması gerektiğini ve Hamas’ı yok etmenin daha önemli olduğunu savunuyor.

Sosyal medyada Netanyahu destekçileri tarafından saldırıya uğradıklarını iddia eden bazı esir yakınları, esirlerin salıverilmesi için hükümete çağrıda bulundukları gösterilerde fiziksel saldırıya uğradıklarını da belirtmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israilde-binlerce-kisi-netanyahu-hukumetinin-istifasini-talep-ediyor/feed/ 0
İzmir Kadın Platformu, Deprem Mağdurları İçin Yürüyüş Düzenledi https://www.haber60.com.tr/izmir-kadin-platformu-deprem-magdurlari-icin-yuruyus-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-kadin-platformu-deprem-magdurlari-icin-yuruyus-duzenledi/#respond Tue, 06 Feb 2024 21:36:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6334 Haber: GİZEM ÇETİNKOL – Kamera: KERİM UĞUR

İzmir Kadın Platformu, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitirenler ve kaybolan çocuklar için insan zinciri oluşturup yürüyüş yaptı. Platform adına konuşan Deniz Uslu, “Depremden sağ çıkartılan, ama sonrasında akıbeti belli olmayan binlerce insanın, çocuğun akıbeti araştırılsın; sorumlular tek tek hesap versin” dedi.

İzmir Kadın Platformu üyeleri, Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde meydana depremlerde yaşamını yitirenleri anmak için bugün Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandı. Kadınlar, “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok! Güvenli kentler, güvenli yaşam istiyoruz” yazılı pankart açtı.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi boyunca ellerinde dövizlerle insan zinciri oluşturan kadınlar, daha sonra Alsancak Garı’na doğru yürüyerek “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok”, “Deprem değil, bu bir katliam”, “Ranta değil eğitime bütçe”, “Şiddetiniz batsın, kadınlar yaşasın”, “Güvenli kentler, güvenli yaşam”, “Sermayeye değil kadınlara bütçe”, “Kadınlar sokağa, hesap sormaya”, “Yaşamı yeniden kuracağız”, “Kadınlar yürüyor, dayanışma büyüyor”, “Kaybolan çocuklar nerede”, “Katil devlet hesap verecek”, “Kızılay’dan hesabı kadınlar soracak” sloganları attı.

“İKTİDARIN AYRIMCI POLİTİKALARI SONUCU YÜZBİNLERCE İNSAN HAYATINI KAYBETTİ”

Yürüyüşün ardından garın önünde yapılan açıklamada İzmir Kadın Platformu adına Deniz Uslu, “6 Şubat 2023 tarihinde 11 ilde etkisini gösteren ve iktidar eliyle bir katliama dönüştürülen depremin üzerinden tam bir yıl geçti. Bir yılın ardından bölgede yaraların hala sarılmadığı, halkların sağlıklı bir yaşama kavuşmadığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Depremin ilk olduğu anlardan itibaren saatlerce, günlerce arama-kurtarma ekipleri bölgeye gelmedi. İnsanlar enkaz altında ölüme mahkum edildi. Kendi imkanlarıyla yaşamını kurtaranlara ne bir çadır sağlandı ne de içecek bir su verildi. Halktan halka dayanışma köprüleriyle birbirimizin elinden tutmaya çalıştık. Gerek TIR’lar dolusu malzemeler ile gerek direkt deprem bölgesine giderek oralarda çalıştık ve dayanışma köprülerine ayak olduk. Deprem bölgelerinde temiz suya, gıdaya, hijyene ihtiyaç tavan yapmışken, kadınlar ev içlerindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini daha da ağır biçimde çadırlarda, bulunduysa konteynerlerde yaşarken, ciddi bir barınma krizi olduğu için kadınlar şiddet ve istismar failleriyle aynı çadırlarda kalırken AKP-MHP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem bölgesinin sorunlarını dile getirenlere hakaret etmekle, Kızılay çadırlarını halka satmakla meşguldü. İktidarın ayrımcı ve sermayeden yana politikaları sonucu yüzbinlerce insan hayatını kaybetti ve hala daha fazlası yaşamsal sorunlarla burun buruna” diye konuştu.

“İNSANLARIN GEÇİM ALANI OLAN YÜZ YILLIK ZEYTİN AĞAÇLARINA GÖZ DİKİLDİ”

“Depremden sağ bir şekilde kurtarılan, ama sonrasında haber alınamayan binlerce insan olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız” diyen Uslu, şunları söyledi:

“Bir yıl geçmiş olmasına rağmen akıbeti belli olmayan insanlar var. ve bu dönemde yüzlerce çocuğun tarikatlara gönderildiğine dair haberleri hep birlikte okuduk. Aynı zamanda depremzedeler arasında kimlik ve inanç ayrımcılığına da birlikte şahit olduk. Özellikle Hatay’da yaşayan Alevi nüfusu tam anlamıyla görmezden gelen, üzerine daha fazla saldırmaya çalışan bir iktidar politikası bu. Depremin üzerinden birkaç ay geçmişken Hatay Dikmece köyünde, insanların geçim alanı olan yüz yıllık zeytin ağaçlarına göz dikildi ve acele kamulaştırma kararı alındı. Başta Dikmeceli kadınlar olmak üzere Dikmece halkı, aylardır bu saldırıya karşı mücadele ediyor, zeytinliklerine sahip çıkıyor. Depremden sonra birçok kadın işsiz kaldı, bir kısmı ise hamileyken işe çağrıldı. Yoksulluk öyle ciddi boyutlarda ki 3 bin liralık kira yardımını alabilmek için çadırda kalmayı tercih edenler, 3 kuruş kazanabilmek için temizliğe giden kadınlar var. Çocuklar çadırlarda telefon ışıklarında ders çalışıyor. Hala doğru düzgün okul yok, olanlar ise 45-50 kişilik mevcutlarla ders işlemeye çalışıyor.

“EĞİTİMİN KALİTESİ GİDEREK DÜŞÜYOR”

Bugün geldiğimiz noktada, dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve şu anda Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat Kurum, geçen sene ’50 bin’ dedikleri ölüm rakamının bugün 130 binler olduğunu söylüyor. Yine depremin yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hatay’da gerçekleştirdiği konuşmasında, ‘Merkezi yönetim ile yerel yönetim el ele vermezse oraya hiçbir şey gitmez. Bakınız, Hatay garip kaldı’ diyerek deprem döneminde nasıl tutum aldığını itiraf ediyor, halkları tehdit ediyor. Biz kadınlar, güvenli bir yaşam ve güvenli kentler için mücadelemize daha fazla sarılmaya devam edeceğiz. Afetin ötesinde bir katliam yaşadığımız gerçeğini unutmayacağız. Bugün bu açıklamayı, yine bir deprem bölgesi olan İzmir’de gerçekleştiriyoruz. 30 Ekim 2020 yılında, yine etkisi çok olan bir depremi burada yaşadık ve her an kitlesel yıkıma varabilecek bir deprem ihtimali altında yaşıyoruz. İzmir’de üç yıldır yapılmayan okullar yüzünden okullar birleştirildi. İki hatta üç okul tek bir binada eğitim görüyor. Eğitimin kalitesi giderek düşüyor. Aynı zamanda çocuklar, yaşadıkları yerlerden uzaktaki okula gidebilmek için üç araç değiştirmek zorunda kalıyorlar.

“RANTSAL DÖNÜŞÜM PEŞİNDE OLANLARLA HESAPLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Peki olası bir depremin yıkıcı boyutlara ulaşmaması için neler yapılıyor? Çürük binalara imar affı verilmesinin son bulması, para uğruna uygun olmayan zeminlere bina dikilmesine son verilmesi, sağlıklı yaşam alanları, güvenli kentler inşa edilmesi gerekmektedir. Merkezi ve yerel yönetimlere sesleniyoruz: Biz kadınlar, haklarımıza ve hayatımıza sahip çıkıyoruz. İnsanların ve doğanın sermayedarların daha fazla zenginleşmesi için peşkeş çekilmesine karşı, kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm peşinde olanlarla hesaplaşmaya devam edeceğiz.”

TALEPLERİNİ SIRALADILAR

Kadınların güvenli bir yaşam ve güvenli kentler için mücadeleyi sürdüreceği vurgulayan Deniz Uslu, taleplerini şöyle sıraladı:

“Depremden sağ çıkartılan, ama sonrasında akıbeti belli olmayan binlerce insanın, çocuğun akıbeti araştırılsın; sorumlular tek tek hesap versin. Deprem bölgelerinde temiz su ihtiyacı çözülsün, halkların sağlıklı bir yaşama kavuşması sağlansın. Faillerle aynı çadırlarda yaşamak zorunda kalan kadınlara barınma imkanı sağlansın. Kadın hastalıklarıyla ilgili ücretsiz ve kapsamlı taramalar yapılsın. Eğitim hakkı elinden alınan çocuklara, gençlere parasız, nitelikli eğitim sağlansın. Ücretsiz psikolojik destek noktaları kurulsun. Deprem bölgesindeki tüm üniversiteli kadınlara KYK bursu sağlansın. Bakım emeği toplumsallaştırılsın. Ücretsiz kreş, yaşlı bakım evi, çamaşırhaneler açılsın. Elektrik kesintilerinin son bulması, yangınların önüne geçilmesi için etkili çalışma başlatılsın. Şehir içinde yaşanan ulaşım sorunu acilen iyileştirilsin. Zeytinliklere, arazilere, tarlalara istimlak adı altında el koyma yasaları kaldırılsın. İstihdam sorunu yaşayan tüm kadınlara güvenli ve güvenceli iş imkanı sağlansın. Tüm depremzede yurttaşlar için insanca temel gelir güvencesi sağlansın. Özel okullara teşvike ayrılan bütçeler, kamusal eğitim için ayrılsın. Yerel yönetimler ve merkezi idare, çocukların ücretsiz servis ihtiyacını karşılasın. İmar aflarından çürük binalar yapanlara, insanları bile bile ölüme terk edenlerden halka çadır satanlara, halklara ölüm ve zulüm düzeninden başka bir şeyi reva görmeyenlere kadar bu katliamda sorumluluğu olan herkes tek tek yargılansın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-kadin-platformu-deprem-magdurlari-icin-yuruyus-duzenledi/feed/ 0
6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN BİRİNCİ YILI – Gönüllü eğitim neferleri psikososyal destek faaliyetleriyle depremzedelerin ellerinden tuttu https://www.haber60.com.tr/6-subat-depremlerinin-birinci-yili-gonullu-egitim-neferleri-psikososyal-destek-faaliyetleriyle-depremzedelerin-ellerinden-tuttu/ https://www.haber60.com.tr/6-subat-depremlerinin-birinci-yili-gonullu-egitim-neferleri-psikososyal-destek-faaliyetleriyle-depremzedelerin-ellerinden-tuttu/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:15:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5988 İstanbul’da görevli 2 bin 133 öğretmen, 6 Şubat depremlerinin ardından gönüllü gittikleri bölgede bir nebze de olsa yaraları sarmak için yürüttükleri psikososyal destek faaliyetleriyle depremzedelerin elinden tuttu.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünce, Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen illerde afetin vatandaşlar üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerini azaltabilmek amacıyla uzman öğretmenlerden oluşan ekipler kurularak deprem bölgesinde görevlendirildi.

Toplamda 2 bin 133 öğretmenden oluşan 227 ekip, depremin yıkıma uğrattığı illerde çocuklara ve yetişkinlere yönelik çeşitli psikososyal destek çalışmaları yaptı.

Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay’da açılan 45 destekleme ve yetiştirme kursuna 1383, 10 sosyal kültürel kursa 126, 13 mesleki gelişim kursuna 222 depremzede katılırken, toplamda 1731 depremzedeye ulaşıldı.

İstanbul Masal Okulu Projesi kapsamında, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) desteğiyle temin edilen çadır ile Onikişubat Belediyesine ait Aliya İzzetbegoviç Parkı’nda masal çadırı kuruldu. Etkinlikler kapsamında çocuklara masallar anlatıldı, boyamalar yaptırıldı, resimler çizdirildi, kuklalar oynatıldı, lego ve origami ile yüz boyamaları yapıldı, oyunlar oynandı, tiyatro ve drama etkinlikleri, ritim, beden ve perküsyon çalışmaları yaptırıldı.

Bölgede tekrar eğitim öğretim başlayana kadar 9 hafta boyunca faaliyet gösteren masal çadırında dönüşümlü olarak 76 öğretmen görev yaptı, 3 bin 500 çocuğa ve 3 bin 750 veliye ulaşıldı.

“TÜBİTAK 4007 Deprem Özel Çağrısı” kapsamında İstanbul’daki bazı okullar, depremzede öğrencilere yönelik çeşitli etkinlikler ve atölye çalışmaları düzenledi.

“Gönül Köprüsü” projesi kapsamında Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle birinci derece ebeveyn kaybı yaşayan 20 öğrenci için İstanbul’da sosyal ve kültürel gezi organize edildi.

Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsünce depremzedelere psikososyal destek sağlama ve temel giysi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için Kahramanmaraş Dulkadiroğlu’nda Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı çadırda giyim üretim atölyesi kuruldu. Bu atölyeye kumaş, iğne, iplik, dikiş makinesi, overlok makinesi, ütü ve benzeri gerekli malzemeler ve makineler hibe olarak götürülerek, öğretmen ve usta öğreticiler tarafından 1 hafta giysi eğitimleri verildi.

“Büyük bir hasretle, özlemle sanki bir yakınları gelmiş gibi bizi karşıladılar”

İstanbul Masal Okulu Şile Şubesi Koordinatörü Betül Köse, AA muhabirine, masal çadırında yaptıkları aktivitelerin yanı sıra gezici ekipler halinde Kahramanmaraş’ta farklı bölgelerde kurulan çadır kentlere, barınak olarak kullanılan cami, okul ve hastanelerde kalan çocuklara ulaşarak masallar anlattıklarını kaydetti.

Çocuklarla masal ve oyun yoluyla iletişim kurduklarını dile getiren Köse, “Böylesi bir afette bir çocuğun psikososyal olarak en büyük ihtiyacı masal, kitap, oyun ve oyuncaktır. Böyle zamanlarda çocuk masalla oyunla iyileşir. Korkuları, travmaları kimi zaman yüzlerine yansıyordu, kimi zaman tepkisizdiler ama masallarla birlikte o rahatlamayı, gevşemeyi sağladıklarını görüyorduk.” diye konuştu.

“Öğretmen Tiyatro Ekibi” projesi koordinatörü Yağmur Güçlü ise ramazanda gittikleri deprem bölgesinde hazırladıkları orta oyunu ve Karagöz Hacivat gölge oyunuyla hem çocuklara hem yetişkinlere dokunduklarını söyledi.

Depremzedelerle birlikte sahur ve iftar yaparak vakit geçirdiklerini, bazılarıyla hala bağlarını sürdürdüklerini aktaran Güçlü, şunları anlattı:

“Gittiğimiz yerlerde çok güzel karşılandık. Büyük bir hasretle, özlemle sanki bir yakınları gelmiş gibi bizi karşıladılar. En son gittiğimiz çadır kentte büyük bir kitleye seslenmiştik. En son ayrıldığımızda ‘İyi ki geldik ama değil mi?’ deyip bir alkış alırız. Herkes dağıldıktan sonra orada bir hanımefendi hala duruyordu. ‘Gerçekten iyi ki geldiniz’ dedi ve öyle bir sarıldı ki gözyaşlarımıza hakim olamadığımız anlardan bir tanesiydi.”

Güçlü, herkesin bulunmak istediği bir anda orada olmalarının çok büyük bir nimet ve şeref olduğunu belirterek, “El uzatabiliyorsunuz, o insanlara dokunabiliyorsunuz. Bu inanılmaz manada mutlu, şanslı hissettiren bir şey.” ifadelerini kullandı.

“Doktorlar ‘Bize penceresiz kaldım anneyi söyleyin’ dediler”

Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı “İki Kalas Bir Heves” tiyatro grubunun oyuncularından sınıf öğretmeni Esra Karakaya, aralarında müzik, anasınıfı, edebiyat ve drama öğretmenlerinin de bulunduğu bir grupla Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde görev yaptıklarını, tiyatro ve drama yoluyla çocuklara ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.

Gittiklerinde hemen işe koyulduklarını, masal kahramanı kostümlerini giyerek role girdiklerini ve sokaklarda dolaşmaya başladıklarını, etkinlik yapılan bir alanda çocuklarla bir araya geldiklerini anlatan Karakaya, etkinliklere çoğunlukla küçük çocukların katıldığını gördüklerinde ergenleri de çekmek için zumba yaptıklarını, böylece gençlerin ve bir süre sonra annelerinin de gelmeye başladığını aktardı.

Karakaya, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla kendilerinden Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde sağlık çalışanları için bir müzik dinletisi sunmalarının istendiğini ve hazırladıkları repertuvarı sunduklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Türküler, sanat müziği söylemeye başladık. Mola verdiğimizde birkaç doktor yanımıza geldi. ‘Neden bize böyle şarkılar söylüyorsunuz?’ dediler. ‘Beğenmediniz mi, rahatsız mı oldunuz?’ dedim. ‘Hayır, biz ağlamak istiyoruz. Çünkü biz hiç ağlamadık. Depremde o kadar kötü şeyler gördük ki biz ağlama fırsatı bulamadık. Çocukluğumuz yok oldu Maraş’ta. Penceresiz kaldık. Bize penceresiz kaldım anneyi söyleyin’ dediler. Unutamadığım bir an bu.”

“Tek bir hedefimiz vardı, çocukları güldürebilmek”

Tiyatro grubunun kurucusu, Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Elife Kültüroğlu, deprem bölgesinde hobilerinin, ilgi alanlarının, gittiği kursların, edindiği bilgilerin çok işe yaradığını belirterek, “Orada bütün yeteneklerimizi kullandık. Çünkü tek bir hedefimiz vardı, çocukları güldürebilmek.” dedi.

Martın ilk haftasında, çocukların okullarından bir süredir uzak kaldıkları, ailelerin okula gitmeyen çocuklarıyla ilgilenmekten henüz acılarını yaşayamadıkları bir zamanda bölgeye gittiklerini dile getiren Kültüroğlu, çocuklarla zaman geçirdikleri süreçte ailelerin de yas tutma fırsatı bulduklarını ve bunu gelip söylediklerinde çok etkilendiğini ifade etti.

Kültüroğlu, her gün kostümlerini giyerek etkinliklerini gerçekleştirdiklerine değinerek, “Sait Faik’in bir sözü var, ‘Ölüm karşısında insan başarılı bir oyuncu gibi durur bazen’ diyor. Pamuk prenses, yedi cüceler, kurt, Hacivat Karagöz kostümleriyle enkazın içerisinden geçiyoruz. Çünkü rolümüz var ve oynayacağız. Çok travmatik bir durum, enkazın arasında çocukları güldürmek için dans ediyoruz, pamuk prensesi, masalları oynuyoruz, tiyatro, drama yapıyoruz. Bir an onların yüzünü güldürmüş olduk. Bu bizim için çok büyük bir mutluluktu.” açıklamasında bulundu.

Müzik ve kostüm eşliğinde gezerek çadır kentteki çocukları topladılar

Tiyatro grubundan sınıf öğretmeni Gamze Sarıbaş da çocukların kalbine dokunmak için bölgeye gittiklerini, ilk başta etkinlik düzenledikleri ancak çocukların alana gelmediğini, kostüm ve hoparlörden çalan müzik eşliğinde çadırları dolaşarak çocukları topladıklarını anlattı.

Müziği duyanın gelmeye başladığını, ilerleyen günlerde artık çadıra sığamadıklarını belirten Sarıbaş, şunları kaydetti:

“Bir gün o kadar çok yağmur yağıyordu ki çıkacak gibi bir pozisyonumuz yoktu. Çöp poşeti giydik. O şekilde çıktık. Yağmur da dinmişti o arada. Müziğimizi açtık. Çocukları aldık. Bir teyzenin çıkıp da ‘Nerede kaldınız, iki saat geciktiniz. Çocuklar durmuyor’ dediğini biliyorum. Sabahları çocukları alırken ‘Kızım kahvaltı yaptınız mı?’ diye çadırda bulundukları halde zorla zeytin verdiklerini biliyorum. Özellikle bir çocuk vardı. Hiç unutmam o çocuğu. Müziğin sesini duyar duymaz gelirdi, en önde sürekli benim elimdeydi, sanki bizden gibi. Çoğu çocuk koşarken yetişeceğim diye terliklerini giymeden gelirdi. Babaannesinin, teyzesinin terlik getirdiğini biliyorum.”

İstanbul’daki yaşantısını orada unuttuğunu ve dönmek istemediğini dile getiren Sarıbaş, “Dönerken hep ‘Gidiyor musunuz?’ soruları, çok cevapsız kalan sorular ve kesinlikle orada dik durmak zorundasınız. Çocukların böyle gelip son bir defa sarılmaları oldu. Bağ kurmamak mümkün değil.” diye konuştu.

Sarıbaş, “Ellerim tombik tombik” şarkısının içinde bir yara olduğunu ifade ederek, bölgede yaşadığı bir anısını şu sözlerle aktardı:

“Bir öğretmenimiz vardı. Ebrar Sitesi’nde öğretmenmiş. Uzun uzun bakıyor, sonra geldi, konuşmak istedi. Merhabalaştık. Öğretmen olduğunu söyledi. ‘Hocam bu benim her sabah yaptığım bir parça. Sizi görünce sanki orada oturan çocuklar benim çocuklarımdı. Acaba ben tekrardan sizin gibi çocuklarla bu şekilde oynayabilir miyim?’ dediğinde yetişkin dahi olsa bir cevabınız yok. ‘Olur hocam’ diyorsun. ‘Ama benim öğrencilerim Ebrar Sitesi’ndeydi’ dediği anda orada kesiliyorsun, donuyorsun kalıyorsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/6-subat-depremlerinin-birinci-yili-gonullu-egitim-neferleri-psikososyal-destek-faaliyetleriyle-depremzedelerin-ellerinden-tuttu/feed/ 0
İdlib’de yerinden edilen siviller çetin kış koşullarında zorluk çekiyor https://www.haber60.com.tr/idlibde-yerinden-edilen-siviller-cetin-kis-kosullarinda-zorluk-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/idlibde-yerinden-edilen-siviller-cetin-kis-kosullarinda-zorluk-cekiyor/#respond Tue, 09 Jan 2024 08:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2797 AHMET KARAAHMET/MEHMET BURAK KARACAOĞLU – Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib ilinde Beşşar Esed rejim güçlerinin saldırıları nedeniyle zorla yerinden edilen siviller, derme çatma çadırlarda çetin bir kış daha geçiriyor.

İdlib’in kuzeyindeki kamplarda yaşayan yerlerinden edilmiş kişiler, çadırlarını ısıtmak için sağlığa zararlı yakacakları dahi kullanıyor.

Çadır kamp sakinleri, kışları sağanakla geçen İdlib’de geceleri ısınmak için gündüzden naylonlar ve zeytin dalları topluyor.

Günlük kazancı 30-50 TL olarak değişen işçilerin alım gücü, fiyatı yüksek odun ile fıstık ve ceviz kabuğu gibi yakıtları almaya yetmiyor.

Çadır kamp sakinleri, bir kışı daha evlerinden uzakta geçiriyor, altyapısı zayıf çadırlarda çetin kış mücadelesi veriyor.

“Çocukları, sıcak tutmak için en az 3 battaniyeyle örtüyoruz”

Rejim güçlerinin saldırıları sonucu İdlib’in güneyindeki Marratunnuman ilçesinden göç eden Maher Taha, AA muhabirine, geceleri ısınmak için gündüzleri naylonlar ve zeytin dalları topladıklarını söyledi.

İdlib’in kuzeyindeki Alrai Kampı’nda yaşayan Taha, “Tarladan patates toplayarak 20 TL kazanıyoruz. Bu, ancak yiyeceklerimizi karşılıyor. Odun alacak paramız kalmıyor.” dedi.

Kış ayları için herhangi bir hazırlık yapmadıklarını ifade eden 5 çocuk babası Taha, “Havalar çok soğuk. Çocukları, sıcak tutmak için en az 3 battaniyeyle örtüyoruz. Hastalanırlarsa ilaç fiyatları çok pahalı.” değerlendirmesini yaptı.

Çocuklarını ısıtacak odun veya yakıt alamadığı için kendini aciz hissettiğini söyleyen Taha, “Geceleri ateşi dışarıda yakıyoruz. Dumanı kesilince çadırın içine alıyoruz. Çadırın alev almasından endişe ediyoruz hem de çocuklarımın hastalanmasına engel olmak istiyoruz.” diye konuştu.

“Atık yaktığımız için çocuklar bronşit, nefes darlığı ve astımdan şikayetçi”

İdlib’in kuzeyindeki Tıh Kampı’na yerleşen Muhammed İbrahim de ısınmak için çevreden topladıkları atık yakacakların, çocuklarının sağlığına zarar verdiğini söyleyerek “Atık yaktığımız için çocuklar bronşit, nefes darlığı ve astımdan şikayetçi.” ifadesini kullandı.

Günlük en az 4 saat atık topladıklarını anlatan İbrahim, “Kömür yardımı geç geliyor. Kış bitene kadar bu rutin sürer. Geçen yıl kampta yaşayan bir kadın soba yakarken hem kendini hem de çadırını yaktı.” dedi.

“Yakacak yardımı gelse bile geç geliyor”

Tıh Kampı’nın sorumlusu Abdüsselam Yusuf da kampta yaşayan sivillerin çektiği sıkıntıların geçen geçen yıla göre daha büyük olduğunu söyledi.

Derme çatma çadırların aileleri soğuktan koruyamadığını dile getiren Yusuf, “Kurulan çadır kampların her yağmur yağdığında su alması sonucu büyük sorunlar ortaya çıkıyor. Yakacak yardımı gelse bile geç geliyor.” değerlendirmesini yaptı.

Kampta yaşayan sivillerin soba alma gücünün olmadığı belirten Yusuf, “Aylık kazancımız 1500 ile 3 bin TL arası değişiyor. Yakacakların fiyatı çok pahalı. Birer ton odun ve mazot varilin fiyatı 170-200 dolar (yaklaşık 5 bin 100-5 bin 900 TL).” diye konuştu.

İbrahim, kampta yaşayan sivillerin boğmaca ve bronşit gibi birçok hastalığa maruz kaldığını, ilaç fiyatlarının da çok pahalı olduğunu belirtti.

Kampta yaşayanların, ulaşım başta olmak üzere birçok sorun yaşadığını dile getiren Yusuf, “Hastaneler hasta çocuklarla dolu. Yardım kuruluşlarına sesleniyoruz. Özellikle kış mevsiminde savaş mağdurlarının karşılaştığı sorunların giderilmesini talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/idlibde-yerinden-edilen-siviller-cetin-kis-kosullarinda-zorluk-cekiyor/feed/ 0