GENÇAĞA KARAFAZLI
(RİZE) – Rize -Trabzon Minibüs Kooperatifi üyesi 80 minibüs esnafı Trabzon’dan Rize’ye bazı minibüslerin korsan taşımacılık yaptıklarını iddia ederek bu durumu protesto ettiler. Kooperatif Başkanı Birol Bektaş, “Trabzon’daki duraklara her tarafa vergi ödüyoruz. Bu adamlar burada vergi ödemeden 4 bin lira bir vergiyle buraya gidip gelip aynı işi yapıyorlar. Bizim talebimiz, bu adamların buraya gelmemesi” dedi.
Taşımacılık sektöründe çalışan Rize -Trabzon Minibüs Kooperatifi üyesi 80 minibüs esnafı taşımacılık yaptıkları Rize- Trabzon güzergahında 7 aracın korsan taşımacılık yaptığını iddia ederek bu durumu protesto ettiler. Yapılan basın açıklaması nedeniyle Trabzon’a gidecek olan yolcuların araçta beklemesinden dolayı şoförler yolculardan özür dileyerek yolculara tatlı ikram etti. Rize- Trabzon Minibüs Kooperatifi Başkanı Birol Bektaş şunları söyledi:
“Gündemimiz korsan, kaçak gelen arabalar. Bunlar Trabzon’dan bir arabaydı, iki arabaydı derken bunlar 7 araca kadar çıktı. Servis adına diyorlar ama servis diye bir şey yoktu. Servis adına buraya gelip taşımacılık yapıyorlar. Oysa biz 80 tane araç olarak 41’e düşürdük. Bu araçları sırf pandemiden dolayı iş olmadığı için işler yarı yarıya düştüğü için bunu fırsat bilerek korsan yolcu taşıyorlar. Bunu bütün yetkilere bildirmemize rağmen, emniyet, belediye, valilik olsun, gereken şeyleri yaptılar ama yeterli olmadı. Yeterli olmayınca tabii ki biz bu sessiz eylemi gerçekleştirdik. Hukuki olarak mahkemeye verdik, mahkemeyi biz kazandık. Biz burada peron parası ödüyoruz her ay, ayrıca her yıl 6 ayda bir 3 bin TL ödüyoruz. Trabzon’daki duraklara her tarafa vergi ödüyoruz. Bu adamlar burada vergi ödemeden 4 bin lira bir vergiyle buraya gidip gelip aynı işi yapıyorlar. Bizim talebimiz, bu adamların buraya gelmemesi. Bizim burada kendi ekmeğimiz var. Burada adam kendi dairesini satmış, evini satmış, çaylık satmış, adamlar buraya gelmiş.”
“ÇAYLIK SATTIK ARABA ALDIK, EKMEĞİMİZİN PEŞİNDEYİZ”
Ali Gürgen, “Kimi çaylık sattı burada hat aldı, plaka aldı buradan çoluk çocuğun rızkını kazanmak için çalışamıyoruz. Bir gün çalışıyoruz bir gün yatıyoruz ama korsanlar arabacılar her gün buraya sefer atıp duruyorlar. Yetkililer bu konuda bize yardımcı oldu ama yeterli olmadı. Bizim şimdi burada elimiz kolumuz bağlı, hiçbir şey yapamıyoruz. Biz bu işten en azından biraz kendimizi rahatlatalım bu şekilde olmuyor. Gelen arabalar istediği gibi burada gözümüzün önünde yolcuyu indiriyorlar, gidiyorlar ileride indiriyorlar, yazık günah bu millete herkes çoluğunu çocuğunu bakıyor, burada en az 200- 300 kişi ekmek yiyor. Ailesi var, çoluğu çocuğu var, herkes geleceğini buraya bağlamış. Bana burada başkan yardımcısı olduğum halde ben burada bunların hakkını savunmak zorundayım” diye konuştu.
“HAKKIMIZI ALMAK İÇİN YOL ARIYORUZ”
Özgür Kavalcı, “Hakkımızı arıyoruz diyecek bir şeyimiz yok. Rize’de bütün emniyet olsun, belediye olsun yanımızda oldu ama burada farklı bir olay var, Trabzon mu ağır basıyor böyle bir durum var, yolcumuzu illaki Trabzon arabasıyla getirtmek zorunda kalıyorlar. Biz bir çareyi arıyoruz, ya yol kesilecek bir şey olacak yani bunun sonucu odur. Bu yolcular bizimdi önceden birkaç tane şoför geldi, aramıza aldık o gelen sürekli yolcuları yavaş yavaş kendi arabalarına servis şeklinde adapte ettiler. Bizden gelen yolcuları şu anda kendileri taşımaya başladı” dedi.
İsmail Tüfekçi ise, “Araç sahiplerinin araştırmasına bakarsanız, bu kişilerin bankalara hepsinin borcu var. Hepsinin derken yarısından çoğunun borcu vardır, kredi çekip de hat alan kişiler var burada onlar kredisini ödeyemiyor” ifadelerini kullandı.
]]>Mersin Üniversitesi’ne yakın konumu ile Çamaşır Kafe, içerisinde 8 adet çamaşır yıkama, 8 adet de kurutma makinesi ile hizmet veriyor. Çamaşır Kafe’de öğrenciler, çamaşır deterjanı ve ütü için de herhangi bir ücret ödemiyor. Sıra bekleme derdi olmadan çamaşırlarını temiz ve hijyenik bir ortamda yıkayan öğrenciler, dışarıda maliyetli olan bu uygulamadan belediye sayesinde kurtularak hem paradan hem de zamandan tasarruf sağladıklarını belirtiyor.
“Öğrencilerin bütçelerine katkı sağlıyoruz”
Çamaşır Kafe Sorumlusu Cengiz Sevinç, Çamaşır Kafe’nin hafta içi 08.00-17.00, cumartesi günleri ise, 09.00- 17.00 saatleri arasında hizmet verdiğini dile getirdi. Çamaşır yıkamak isteyen öğrencilere ücretsiz deterjan ve yumuşatıcı da verdiklerini söyleyen Sevinç, öğrencilerin beklerken çay ve kahve içerek dinlenebileceği oturma alanları olduğunu da aktardı.
Çamaşır Kafe’den hem yurtta, hem de evde kalan öğrencilerin faydalandığını söyleyen Sevinç, “Çamaşır Kafe açıldığı günden bu yana bin 150 öğrencimiz buraya kayıt olmuş durumda. Bu kayıtlarla toplam 6 bin 500 yıkamamız var. Deprem zamanı da Çamaşır Kafe’mizi depremzedelere açtık ve yakın çevredeki 115 depremzedemiz de buradan faydalandı” dedi.
Çamaşır Kafe sayesinde öğrencilerin bütçesine katkı sağladıklarını da belirten Sevinç, “Öğrencilerin elektrik, su ve deterjan giderlerine bir katkımız oluyor. Aynı zamanda öğrenciler buraya gelip çamaşırlarının yıkanmasını beklerken kitap okuyup, satranç oynayabiliyorlar. Burada güzel vakit geçiriyorlar” diye konuştu.
Çamaşır Kafe sayesinde tasarruf eden öğrenciler, hizmetten memnun
Mersin Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği 3.sınıf öğrencisi olan Gökay Göçmen, Çamaşır Kafe’yi haftada 2 kez kullandığını ve bu hizmetin oldukça faydalı olduğunu dile getirdi. Evde kaldığını ve elektrik, su, deterjan gibi masraflardan tasarruf edebilmek için Çamaşır Kafe’yi kullandığını söyleyen Göçmen, “Biz öğrenciler için çok yararlı bir uygulama. Evinde çamaşır makinesi olmayan veya ücretli çamaşır yıkama hizmeti sunan konaklama yerlerinde kalan öğrenciler için ideal bir hizmet. Buraya birinci sınıftan beri geliyorum. Birinci sınıftayken evde kalmıyordum. Ücretli konaklamalı bir yerde kalıyordum ve o zaman 10 liraya bir kez çamaşır yıkayabiliyorduk. Ondan sonra burayı keşfettim ve buraya gelmeye başladım” dedi. Mersin Büyükşehir Belediyesinin öğrenci dostu bir belediye olduğunu ifade eden Göçmen, “Sahilde açtığı kafeler, Mahalle Mutfakları ve okuma salonları, bunun büyük örnekleri” şeklinde konuştu.
Şehir ve Bölge Planlama 4. Sınıf öğrencisi Onur Yüksel ise, Çamaşır Kafe’nin en sevdiği özelliğinin sosyalleşmelerine imkan tanıması olduğunu söyledi. Yüksel, “Burada satranç oynayıp, kitap okuyabiliyoruz. Buraya gelen arkadaşlarla da tanışabiliyoruz. Buraya gelip çamaşırlarımızı yıkıyor, kurutuyor ve ütüleyebiliyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi bize bu imkanları ücretsiz bir şekilde sunuyor. Bu imkanlar sayesinde öğrenci evimizde elektrik, su ve deterjan faturasından tasarruf etmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı. – MERSİN
]]>Merkez Bağlar ilçesinde bulunan 9 kurs yeri, Bağlar Belediyesi’nin Valilik nezdinde Halk Eğitim Merkezi ile yapılan protokolleri çerçevesinde açtığı 80 atölye ile özellikle dezavantajlı kadınların deprem ve pandemi sürecinde yararlanmalarını sağladı.
Buraya gelen kadınlar, katıldıkları atölyelerde zamanlarını değerlendirip hem el becerilerini geliştirdi, hem de aile ekonomisine kimi yerde yaptıklarını satarak katkı sağladı, kime yerde ise ücret verilecek işleri burada yapıp masraftan kısmayı sağladı.
Bağlar Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Neşe Anlı, 9 kurs yerleri olduğunu, bölge olarak deprem, pandemi gibi çok kötü sorunlar yaşadıklarını hatırlatarak bu süreçte ev kadınlarının kendilerini rahatlatacak ortamlar bulamadığını söyledi.
400 bin gibi bir nüfusu olan bir ilçenin belediyesi olduklarını dile getiren Anlı, en çok yoksulluğun yaşandığı bir ilçede olduklarını, bununla ilgili vatandaşlarla toplantı ve istişareler yaparak akla gelmeyen o kadar talepleri oldu ki, mutlulukla bunları dinledikleri ifade etti.
“Nasıl detaylandırırız diye düşünürken baktık ki onlar bizi yönlendirmiş” diyen Anlı, şöyle konuştu:
“Sosyal belediyecilik bu oldu. Halkla beraber yürümenin vermiş olduğu avantajları da kullandık. Valilik nezdinde halk eğitim üzerinden protokollerimiz vardı. Usta öğreticilerimizle bunlar hayata dönüştürülsün, ev ekonomisine katkı sunsun. Buraya geldikleri zaman farklı arkadaşlar, sosyal ortam buluyorlar. Daha çok bilgi akışını sağlayacakları ortam oluyor. Çünkü bilginin sınırı yok. Tekstile geliyordu, bir baktı ki aşçılık kursu var. Bu yörenin kadınları çok güzel yemek yaparlar, teknik yemek yapmayı burada öğrendiler. Yüzme kursunu gördüler. Çocukları olan anneler, çocukları okula giderken akran zorluğu yaşıyordu. Bununla ilgili de eğitimleriniz var mı, bize bununla alakalı eğitim verirseniz biz, bu çocuklara nasıl yaklaşırız? Sadece tekstil atölyelerimiz ile değil, 80 farklı atölyemiz var.”
İmkanlar sağladığı için belediye başkanına teşekkür eden Anlı, “Kursiyerlerimiz öğrendikçe heyecanla daha farklı talepleri oluyor. Profesyonel bir iş yapmıyoruz. Ama ev gittikleri zaman her hangi bir objeyi değerlendirebiliyorlar. Attık malzemelerden kullanabilecekleri ev eşyası üretebiliyorlar. Çocukları oyuncaklar üretebiliyorlar. Detaylandırmak o kadar çok ki, kısa hatlarla belirtebiliriz. 30 bine yakın kadın kursiyerimiz faydalandı” dedi.
Kursta usta öğretici olan Fatma Taşkesen, daha çok kadınlara yönelik kursları olduğunu söyledi. Kursiyerlere ilk önce makine eğitimi verdiklerini aktaran Taşkesen, “Daha sonra karma olarak istedikleri ürünleri dikme şansı veriyoruz. Hem ev ekonomisine katkıları çok oluyor. Hem de kendilerine özgüven geliyor. Deprem sürecinde psikolojik çok sorun yaşadıkları için buraya gelip kendilerini adapte ediyorlar. Ürünlerimiz daha çok geri dönüşümlü olarak çalışılıyor. Nevresim, pike takımı, el örgüsü, seccade, koltuk ayaklığı, yatak örtüleri, genç kızları varsa kızların çeyizine daha çok katkı da olsun diye çeyizlik ürünlerde diktiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Kursiyer Berivan Yetiştiren ise buraya gelerek el becerilerini gösterdiklerini dile getirerek, “Kendimizi daha rahat hissedebiliyoruz. Evde olan eşyaları buraya getirip değerlendirebiliyoruz. Satarak ailemize katkıda bulunabiliyoruz” şeklinde konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Şiirlere ve türkülere konu olan yeşilbaşlı ördekler Çoruh Nehrini renklendiriyor
BAYBURT – Sibirya ve Rusya’dan göç eden, türkülere konu olan yeşilbaşlı ördekler, 10 yıldır kış aylarında Bayburt’tan geçen Çoruh Nehrini mesken tuttu. Bayburt’a gelen yeşilbaşlı ördek sayısında her geçen yıl artış yaşanırken, vatandaşlar yemleme yaparak aç bırakmıyor.
Mescit Dağları’ndan doğan ve Türkiye’nin en hızlı akan nehirlerinden olan Çoruh Nehri, kış aylarının gelmesiyle birlikte yeşilbaş ördeklerin uğrak noktası oldu. Ana vatanı Asya, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika olan bu ördekler, her sene Aralık ayında Bayburt’a göç ederek Çoruh Nehri’ni mesken tutuyorlar. Nisan ayının ortalarına doğru ise göçmen kuşlar kategorisindeki yeşilbaş ördekler daha soğuk yerlere göç etmek üzere Çoruh’u terk ediyorlar. Bayburt’un simgesi haline gelen yeşilbaş ördekler, Bayburtlu vatandaşların nehre bıraktığı yiyeceklerle besleniyorlar. Bayburtluların ilgi odağı olan ördekler, Çoruh’un buz tutmuş kısımlarında suya dalıp çıkarak görenleri kendilerine hayran bırakıyor. Ekmeğini, yemini alıp Çoruh’a koşan vatandaşlar ise ördekleri besleyerek, keyifli vakit geçiriyorlar.
“Bayburt Belediyesi Çoruh’un misafir ördeklerini unutmuyor”
Bayburt Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, yaklaşık 10 yıldır yeşilbaş ördeklerin Çoruh’a geldiklerini belirterek belediye olarak misafir ördekleri besleyip, unutmadıklarını söyledi. Bayburtluların da ördeklere yoğun ilgi gösterdiğini vurgulayan başkan Pekmezci, vatandaşlar tarafından ördeklerin benimsendiğini ve beslendiğini ifade ederek “Bayburt, 10 yıla yakın bir zaman diliminde ördeklere ev sahipliği yapıyor. Özellikle Sibirya’dan, Rusya’dan, Kafkaslardan gelen bu ördeklerimiz buraya göçerek Çoruh’a akın ediyorlar. Bu hayvanlar burada artık her sene konuk olarak kalıyorlar. Bayburtlular bu hayvanlarımızı besliyorlar, Bayburt insanının konukseverliğini bir kez daha burada görmekteyiz. Yeşilbaş ördeklerimiz en güzel şekilde Çoruh’un sularında yüzüyor, hayati fonksiyonlarını devam ettiriyorlar. Her geçen yıl da sayıları artıyor çünkü gidenler bir dahaki sene başka dostlarıyla, arkadaşlarıyla geliyorlar. Bayburt, sayıları gitgide artan bu ördekleri bağrına basıyor, sahipleniyor” dedi.
Yeşilbaş ördeklerin avlanmasının yasak olduğuna dikkat çeken Pekmezci, “Geçmiş yıllarda avlanma konusunda sıkıntılar vardı ama artık avcıların bu hayvanları avlanmaları tamamen yasak, ördeklerimiz Bayburtluların koruması altında. Gördüğünüz gibi ördekler burada huzurlu bir şekilde Çoruh’un sularında yüzüyorlar, daha uzaklara gitme ihtiyacı hissetmiyorlar” ifadelerini kullandı.
“Hayvan sever vatandaşlar gövel ördeklere gözü gibi bakıyorlar”
Çoruh Nehri’nin Kaleardı Mahallesi geçişini mesken tutan yeşilbaş ördekleri beslemeye gelen Bayburtlu hayvan sever Kemal Aydın, ördekleri beslemekten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Yaklaşık 10 yıldır bu ördekler buraya geliyorlar. Fırtınalı bir günde buraya indiler ve buraya alıştılar. Kışın da devamlı gelirler. Cuma günleri burada bir sürü insan olur, ekmek atıp, besleyerek ördekleri seyrediyorlar. Mahallemiz için çok güzel bir görüntü. İnşallah duyarlı vatandaşlarımız bunları avlamazlar, ürkütmezler bu hayvanlar da her yıl buraya gelirler. Bizler de ördeklerimizi seyretmekten, izlemekten mutlu oluyoruz” şeklinde konuştu.
Ördekleri beslemeye gelen bir diğer vatandaş Hikmet Azaphan da adeta Bayburt’un simgesi haline gelen yeşilbaş ördekleri çok sevdiğini söyleyerek, “Ördeklerimiz buraya kış mevsiminde, suların soğuk olduğu zamanlarda geliyorlar. Rusya tarafında sular ısındığından dolayı buraya göç ediyorlar. Ördekler Bayburt’u seçtiler yıllardır da gitmiyorlar. Ördeklerimizi çok seviyoruz doğayı, nehrimizi güzelleştiriyorlar. Çoruh Nehrimize daha farklı bir hava katıyorlar. Herkes ekmeğini, yemini getirip atıyor, ördekleri besliyorlar” diye konuştu.
Evdeki bayat ekmekleri çöpe atmayarak ördeklere getiren Rahmi Aydemir ise ekmekleri bu şekilde değerlendirdiklerini belirterek, “Severek besliyoruz ördekleri. Her kış gelirler. Her zaman gelip bu hayvanları besliyoruz. Bayat ekmekleri alıyoruz, yem alıyoruz getirip buradan köprüden atıp hayvanları besleyip, gidiyoruz” sözlerini kullandı.
]]>Türkiye’nin dört bir yanındaki devlet hastanelerinde ücretsiz hizmet sunan Obezite Merkezleri, ciddi kilo problemi yaşayan kişilerin fazla ağırlıklarından sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını kazanarak kurtulmalarını sağlıyor.
Bu merkezlerden biri de Ankara 29 Mayıs Devlet Hastanesinde yaklaşık 5 yıldır hizmet veriyor.
Sorumlu hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistin görev aldığı merkeze başvuranlar, kendilerine özel hazırlanan beslenme, egzersiz programı ve eğitimlerle “doya doya” zayıflamanın, yaşam boyu uygulayacakları doğru beslenmenin inceliklerini öğreniyor.
Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlar başvurabiliyor
Merkezde yürütülen çalışmalara ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Dahiliye Uzmanı Dr. İrem Alkan Tekeş, merkeze başvuran kişilerin öncelikle sağlık taramasına alındığını, bu sonuçlara göre bir tedavi ve beslenme planı oluşturulduğunu söyledi.
Bu planların diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde hazırlandığını, toplantılar ve eğitimlerle hastalarla bir araya geldiklerini anlatan Tekeş, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, eklem rahatsızlığı gibi birçok hastalığa yol açabilen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkati çekti.
Tekeş, merkezde vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişilere hizmet sunduklarını belirtti.
“Diyet listeleri vermiyoruz”
Obezite Merkezi Koordinatörü Zeynep Şen ise “Merkezimiz Nisan 2019’da açıldı. O tarihten bugüne 580 hastamıza hizmet sunduk ve toplamda 1,5 tonun üzerinde kilo verdiler. Şu anda da süreci devam eden 139 hastamız bulunuyor.” bilgisini paylaştı.
Merkezde kişiye özel programlar oluşturulduğunu, birebir görüşmelerin, haftalık takiplerin yapıldığını, ihtiyaç duyulduğunda bireysel terapilerin verildiğini dile getiren Şen, kişilerin sağlık kontrollerinin ardından 2 haftalık “bilinç değişimi” eğitimlerine alındığını, ardından da 4 haftalık beslenme programlarının uygulandığını anlattı.
Kilo kaybını takiben egzersiz programlarının da başlatıldığını aktaran Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hastalarımızın çoğuna burada ‘diyet listeleri’ vermiyoruz, bir kağıda bağlı kalarak ilerlemeleri yerine yaşam tarzı değişikliğini benimsemelerini istiyoruz. Oluşturduğumuz programlar da hastaların fiziksel, psikolojik, günlük aktivitesine göre belirleniyor. Merkezimize yoğun bir talep var, gerçekten ihtiyacı olan, obezitesi bulunan hastalara fayda sağlayabilmek için çabalıyoruz.
Çok güzel sonuçlar da aldık, bugüne kadar en fazla kilo veren hastamız, 71 kilo kaybetti. Ayrıca 38 kilo, 28 kilo veren danışanlarımız oldu. Bu bizlerin inancını da artırdı. Diyet listesi olmadan, motivasyonla, sağlıklı beslenme eğitimleriyle nelerin gerçekleşebileceğini gördük, hastalarımız için elimizden geleni yapmaya da devam edeceğiz.”
Beyin ameliyatları, felce rağmen pes etmedi
Obezite Merkezi sayesinde sağlıksız kilolarına “elveda” diyen 63 yaşındaki Günay Elalmış, “Merkez açıldığından beri buraya geliyorum. Başladığımda 100 kilonun üzerindeydim, 26 kilo verdim. Pandemide durmak zorunda kaldım, üstüne felç geçirince bir sene yatalak oldum, o süreçte biraz kilo aldım. Ama tekrar ayağa kalktığımda yeniden merkeze başladım, bu sefer de 16 kilo verdim.” dedi.
Elalmış, “Ben 7 kere beyin ameliyatı oldum, bacağımda platin var, felç geçirdim, bir sene yatalak kaldım. Ne olursa olsun merkezi bırakmadım, pes etmedim. Kendimi şu an çok iyi hissediyorum, buraya gelmek beni çok mutlu ediyor. Hastalığımı unuttum, yaşama dört elle sarıldım bu sayede.” diye konuştu.
Elalmış, sağlıksız kilolarından kurtulmak isteyenlere pes etmemeleri ve Obezite Merkezine başvurmaları tavsiyesinde bulundu.
“Evimizde düzenimiz değişti, sağlıklı yaşamı benimsedik”
Oğlunu zayıflatma düşüncesiyle Obezite Merkezine başlayan ama sonrasında kendi için buraya devam etmeye karar veren 64 yaşındaki Senem Öztaş da şunları kaydetti:
“Buraya 1,5 yıldır kızımla devam ediyorum. Ben 15, kızım 10 kilo verdi. Burası sayesinde evimizde yaşam düzenimiz değişti. Artık evdeki herkes sağlıklı yaşamı benimsedi. Yemek yapma tarzım, uyku düzenimiz tamamen değişti. Sağlığım elverdikçe buraya devam edeceğim. Kimse umutsuz olmasın, ben evden çıkamayan biriyken buraya geldiysem herkes gelir. Lütfen önce kendinize, sonra da bu merkezlere inanın.”
]]>