Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan açılış törenine Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Vali Yardımcısı Ömer Tekeş, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hüseyin Beyhan, Kayseri Mobilyacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Kayseri Mobilyacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, “Kayseri ticaret ile birlikte Ahilik kültürünün de hakim olduğu bir şehir. Kayseri’nin insanı ve esnafı 900 yıldır değerini yitirmeyen, önceliğini ve güncelliğini koruyan ve geleceğimize ışık tutan öğretilerle yetişmiştir. Bu öğretiler nedir dersek; sanayi ve ticaretin temel değeri ahlak, kalite ve standarttır. Çalışmanın ilkeleri doğru olmak, dayanıklı olmak ve sabırlı olmaktır. Huzur ve mutluluğun kaideleri şükretmek, kanaatkar olmak ve aç gözlü olmamaktır. Kayseri’de tüm bu değerlere cömert olmak, kazandığını paylaşmak ve hayırda yarışmak gibi özellikler de eklenmiştir. Bizden sonraki nesillerin bu aydınlık yola girmesini sağlamak bizler için bir borçtur. Kayseri Mobilyacılar Odası olarak çok önemli projelerin altına imza attık ve atmaya da devam ediyoruz. Gelecek nesillerin sağlıklı, zinde ve donanımlı yetişmesini sağlamak ve bu doğrultuda hazırlanan projelere destek vermek de bizler için bir borçtur. Hatta borçtan da öte bence bir vebaldir. Bu anlamda ERVA gibi, Her Ev Bir Okul gibi projelerle bizleri bu vebalden kurtaran valimize şükranlarımızı ifade etmek istiyorum. Burada gençlerimize spor yapma imkanı sunarak kötü alışkanlıklardan gençlerimizi koruyabilir ve onların milli, manevi değerlerimize uygun yetişmesine katkıda bulunabilirsek ne mutlu bizlere” dedi.
Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakcı ise, “Avrupa Spor Şehri olma yolunda ilerleyen şehrimizde ‘Eğitimde Değerlerimizle Varız’ sloganıyla ve aynı zamanda ‘Eğitin, Sevdirin ve Olgunlaştırın’ sloganıyla gerçekten spor adına, gençlik adına muhteşem işler oluyor. Biz yapılan çalışmalarla sporcuların bazılarına ulaşabiliyorduk ama özellikle 32 kulübümüzün kurulduğu ve toplamda da 37 kulüp çalışmasının yürütüldüğü ERVA Spor Okulları’nda yoğun bir sporcu sayısına ulaşmanın da keyfini yaşıyoruz. Bugün de Kayseri Mobilyacılar Odası’nın buradaki himayelerinde muhteşem bir tesis ortaya çıktı. Bizleri gerçekten heyecanlandırıyor. ERVA Spor Okulları bu şekilde büyüyor ve bu şekilde gelişiyor” ifadelerini kullandı.
“Biz büyük bir mücadele veriyoruz”
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, sadece okul açmadıklarını büyük bir mücadele verdiklerini söyleyerek, “Hep söylüyorum; biz büyük bir mücadele veriyoruz. Biz sadece spor okulu açmıyoruz, savaş veriyoruz. Biz çocuklarımızın kötü alışkanlıkların eline düşmemesi için, onları zehirlemek isteyenlere fırsat vermemek için, gençlerimize kurulan tuzakları yıkmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Her alanda mücadele veriyoruz. Çocuklarımızın da yakıştıkları yer olan spor okullarında, kütüphanelerde, okullarda, ilim ve bilim merkezlerinde olmaları için elimizden gelen gayreti her zaman gösteriyoruz. Kayseri’de bu işin çözüm ortağı karşımda oturan tüm STK’lardır. O yüzden Kayseri’de bugün 33. ERVA Spor Okulu’nu açıyoruz. Ben “Bunu nasıl başardınız?” diye sorduklarında bunu ancak Kayseri başarabilirdi diyorum. Kayseri’de büyük projelerin mimarı olan Ercan kardeşimin, yönetimi ile beraber özellikle gençler ve çocuklar söz konusu olduğunda içinin titrediğini ve neler yapabildiğini, her zaman bana da bunu ifade ettiğini biliyorum. Yine elini taşın altına koydu. Biz “Kayseri Mobilyacılar Odası olarak varız” dedi. Gençlerimizle bir araya gelme olarak burayı kısa bir sürede harika bir yer haline getirdiler ve spor okulunu açtılar. Annelerimiz, bura size emanet. Ne olur buraya sahip çıkın, bura sizin. Bura sizlere ve çocuklarımıza emanet. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Konuşmalardan sonra dua edilmesinin ardından protokol üyeleri ve çocuklar tarafından kurdele kesimi yapılarak, Kayseri Mobilyacılar Odası ERVA Spor Okulu hizmete açıldı. – KAYSERİ
]]>“Beyinlere yatırım yapmamız lazım”
Bundan sonra şehre vizyon katacak gençlere ihtiyaç olduğunu söyleyen AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, “Aslında öz eleştiri yapılacak bir pozisyon değil ve bir protesto manasında da söylemedim ama 2 gün önce bu şehirde bu ülkede duble yol yoktu. Sınıf yoktu. Kayseri’de kamuya ait gidilebilecek bir spor salonu var mıydı? Kütüphane var mıydı? Bir tane il halk kütüphanesi vardı meydanda orada kalabalık olurdu giriş çıkış mümkün değil. Hakikaten bir tane yüzme havuzu vardı bu şehirde ama şükür şimdi artık Erkilet’te Ahmet Çolabayrakdar bir spor salonu açtı içinde yok yok. Her yerde yaptık, bu yatırımın olması mecburiydi bir kere. İlla ki dersliğe, okula, kütüphaneye ihtiyaç vardı. Mesela Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi müthiş bir şey yani benim gözümde. Burada Kayseri’deki her bir vatandaşımızın 1 metrekare yeri var, nüfusla aşağı yukarı eşleşiyor. Bura milyar dolara mal olmadı ama şehre katacağı sosyal moral, değişiklik harcanan her şeye değer. Şunu söylemeye çalışıyorum; biz gerçekten çok gerideydik 20 yıldır müthiş işler yaptık. Artık burada frene basalım, yazılımı olmayan bir donanıma bir şey yüklemek mümkün değil ve bir icraat olmaz. Biz inşaat bina kısmını hallettik, bundan sonra işin yazılım kısmını, beyinlere yatırım yapalım. Yani öğrenciye burs vererek değil bu. Aylık 300-500 TL verip al bunu da yol paranı karşıla gibi şeyler değil daha vizyoner olmalıyız. Bir adamın evine, işine bir şey yapabilirsiniz ama beynine bir şey yapamazsınız. O beyin sizi yeniden kaldırıyor. Bizim gelişmiş, yetişmiş ve bu şehre vizyon katacak gençlere ihtiyacımız var” dedi.
“Organize sanayide 50 bin TL’ye çalışan kaynakçılar var”
Cıngı, reel sektörde insana ihtiyaç olduğunu ve sanayide 50 bin TL’ye çalışan işçiler olduğunu söyleyerek, “Üniversite mezunu olmak kötü bir şey mi? Bir 4 sene eğitim görmek. Nereden bakıyoruz hayata atılmak açısından geç kalma, devlete yük oluşturma gibi boyutları var tabi ama bir taraftan da Türkiye’de nüfusun yüzde 20’si üniversite mezunu, lisans mezunu demek uluslararası arenadaki gücümüz. Hiç biri mesleğini yapmasa bile bir dalda 4 sene uzmanlaşması, sosyalleşmesi var. Üniversite adı üstünde kainatı algılaması demek. Zararlı mı? Değil. Yani hep kar zarar analizi açısından ölçüyoruz kamu politikasında. Burada bizim derdimiz özellikle reel sektörde, üretimde insan sıkıntısı var. Ben her türlü ticareti yaptım. Nereye gitsek eşimiz dostumuz diyor ki “Siz belediyeye gelen müracaatları bize yollayın biz adam bulamıyoruz”. Geçen seçimlerde gezerken bütün fabrikalardaki müşterek talep buydu. Sanatkar da istemiyorlar. Burada herkes kamuya gideyim, belediyeye gideyim diyor ama öyle olmaz. İnanın Organize Sanayi Bölgesi’nde aylık 40-50 bin TL alan kaynakçılar, terziler, döşemeciler var. Bir arkadaşım sondaj yapan işçiye 50 bin TL maaş veriyorum diyor. Şimdi bu varken körü körüne gitmemek lazım. Dolayısıyla bundan sonra bizim üretimimiz çok daha hızlı ivmelenecekken biz bu fırsatları insan yokluğundan kaybedeceğiz. Bunu bir toplumsal aydınlanma haline getirmemiz lazım. Bir şuurlanma hareketi başlatmamız lazım” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Sivas’ın havuz köyünde dünyaya gelen 77 yaşındaki Zeki karasu isimli şair 13 yıldır huzurevinde kalıyor
SİVAS – Sivas’ın havuz köyünde dünyaya gelen 77 yaşındaki Zeki karasu isimli şair 13 yıldır huzurevinde kalıyor. Ev ortamını çok özlediğini belirten Karasu, akşam olunca dışarıdaki evlerin yanan ışıkları izlediğini söyledi.
Sivas Valiliği İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Huzur Evi’nde kalan 77 yaşındaki ‘sabır baba’ mahlaslı Zeki Karasu, iki şiir kitabı yazdı. Üçüncü şiir kitabının yolda olduğunu söyledi. Karasu, “Çok çileler çektim. İyi günlerim de kötü günlerim de oldu. Çocukluğumu özlüyorum, gençliğimi özlüyorum, memurluğumu özlüyorum. Hepsini özlüyorum” dedi.
“Bura dört dörtlük hizmet veriyorlar ama evin yerini hiçbir şey tutmaz”
Akşam olunca dışarıdaki evlerin yanan ışıkları izlediğini ifade eden Zeki Karasu, “Üç kızım var. Biri profesör, biri avukat, biri de İstanbul’da özel bir bankada çalışıyor. Profesör olan kızım ziyaretime gelir. Hanımla ayrılmıştım daha sonra vefat etmiş. Tercihim huzurevi oldu, iyiyim burada. Yanan ışıklara gözüm düşüyor. Yanan ışıklara, akşamlara, apartmanlarda, evlerde yanan ışıklara gözüm düşüyor. Burası dört dörtlük ama gece kondu olsun evin olsun. Aile hayatın olsun, bunlar çok önemli. Ben eski ismi yol, su, elektrik YSE, sonradan köy hizmetleri oldu orada içme suları teknisyeniydim, oradan emekli oldum. Emekli olduktan sonra çocuklarım üniversitede okuyordu. Aldığım maaş yetişmiyordu. Ambar memurluğu yaptım.” dedi.
Üçüncü şiir kitabı yolda
Karasu, üçüncü şiir kitabının hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu ifade edip, “İki şiir kitabım var. Biri ‘Gün Akşam Oldu’ diye, biri de ‘Mum Işığı’ diye. Mum ışığını burada yazmıştım. Şimdilerde üçüncü kitap hazırlığındayım. Çok çileler çektim. İyi günlerim de oldu. Çok iyi günlerim de oldu. Yalnız yaşamaya başlayınca çileli günlerim oldu. O zamanlar aklıma sabır baba geldi. Sabretmek en güzeli. Yüce dinimizde de var sabır. Bu nedenle mahlasımı Sabır baba koydum.” şeklinde konuştu.
“Evin yerini hiç bir şey tutmaz”
Karasu, huzur evinde kendilerine dört dörtlük bakılsa da hiç bir şekilde bir ev sıcaklığının yerini tutmayacağının altını çizip şunları söyledi. ” 1947’de dünyaya geldim, Sivas’ın kangalında, Ağustos’unda. Dünkü gibi geliyor bana. 77 yıl sanki 27 gün gibi geliyor. Dünkü gibi geliyor, Özlüyorum. Çocukluğumu özlüyorum, gençliğimi özlüyorum, memurluğumu özlüyorum. Hepsini özlüyorsun. Çocuklarımı özlüyorum, ev hayatımı özlüyorum. Bura dört dörtlük hizmet veriyor ama evi hiçbir şey tutmaz. Zaman çok hızlı nankör. Geçmişe dönsem evlenmeyi çok iyi düşünürdüm. Memurluk hayatıma geri dönmek isterdim. Sivas’ın 1237 köyü var. Birçoğuna görevli gittim, teknisyenlik yapıyordum. Halk ile haşır neşir oldum. Anadolu halkı, köylüsü misafirdir. Bir hindisi olsa onu keser misafire yedirir. Oralara gittim, onlarla sohbet etmeyi severdim bunları tekrar yaşamak isterdim” şeklinde konuştu.”
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ta 2021 yılında yıkılarak yerine yeni bir stat yapılması için temeli atılan Bozok Stadı inşaatı yarım kaldı. Temeli atıldığında 500 günde tamamlanacağı belirtilen stadın ihalesini alan firma, artan maliyetler nedeniyle işi yavaşlattı, verdiği taahhüdü yerine getiremedi. Gençlik ve Spor Bakanlığı, yüklenici firma ile yapılan sözleşmeyi geçtiğimiz yıl Kasım ayında feshetti ama inşaatın devam etmesi için yeni bir ihaleyi henüz yapmadı.
Yozgat’ta temeli 64 yıl önce atılan, inşaatı yaklaşık 16 yıl süren ve 1976 yılında da tamamlanan Şehir Stadyumunun yerine yenisi yapılmak üzere 2021 yılının Ocak ayında yıkıldı. Yüklenici firmaya yer teslimi yapıldıktan sonra 500 günlük sürede tamamlanması planlanan Yozgat Stadı’nda çalışmaların durma noktasına gelip, son dönemlerde bir çivi dahi çakılmaması nedeniyle Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yüklenici firma ile sözleşme geçtiğimiz Kasım ayında feshedildi. Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan gelen heyet statta incelemelerde bulunarak tespit çalışması yapıldı. Stadın kaldığı yerden yeniden yapılması için yapılması planlanan ihale gerçekleşmeyince inşaat yarım kaldı.
“YAPILACAK MODERN BİR TESİSİN YERİNİN BURASI OLMADIĞINI SÖYLEDİM”
2005-2011 yılları arasında Yozgat Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak görev yapıp, emekli olan Ferhat Erdem, stadın şehrin merkezinde kaldığını, yıkılıp yerine yenisinin yapılmasının yanlış olduğunu söyledi. Stadın başka bir alana yapılması konusunda ilgililere tavsiyelerde bulunduğunu da hatırlatan Erdem, şöyle konuştu:
“Bu tesis yapılırken de yani yeniden bu ihalesi yapılacağı dönemde emekli olmuştum ama burayı yapacak siyasi iradeyle defalarca konuştum, yapılmaması gerektiğini buraya çünkü yapılacak modern bir tesisin yerinin bura olmadığını söyledim. Nedenlerini söyledim. Sadece bu benim için duygusal bir tepki değildi, mantıklı bir tepkiydi. Günümüzde spor tesisleri sporcuların daha modern ve daha rahat, daha konforlu ve daha kontrollü alanlarda spor yapmasına olanak sağlamayı amaçlamakta, bunun yanında seyircilerin de çok konforlu olmalarını, rahat gelip rahat gitmelerini sağlamayı amaçlayan bir yaklaşım söz konusu. Ama gördüğümüz tesiste böyle bir şeyin olabilmesi mümkün değil. Şehrin göbeğinde kalmış. Trafik sıkışıklığının olabileceği bir yer. Futbol Federasyonu’nun güvenlik akreditasyonları var. Bunlara uymayan tesislerde müsabaka zaten oynatılamıyor. Burada otoparkın olması lazım, otopark yok. Takımların rahatça gelip, gidebilme sağlayacak olanakları yok. Öyle bir tesis yapıldı ki, öyle bir tribün yüksekliği yapıldı ki; yeni yerleşim yerlerine çok yakın burası. Bir tarafı da uluslararası yol. Bunu geçebilmek söz konusu değil. Bir de yeni konseptte stat şehrin dışına çıkarılmakta. Yozgat’ın çok güzel bir yeri vardı, ‘Yimpaş fabrikalar sahası’ diye bilinen bir yerde gençlik sporunun tesis yapılabileceği bir yer mevcuttu. Ben o zaman buraya siyasi iradeye, Yozgat’ın vekillerine bunları söyledim. Onlara notlar gönderdim. Onlara gerekçeleri, yönetmelikler gönderdim. ‘Burayı lütfen yapmayın’ dedim ama nedense kendi bildiklerini yaptılar, stadyum bu halde.”
“YOZGAT’A YAKIŞIR BİR STADYUM YAPSINLAR”
Stadın belirlenen süre içerisinde bitirilemediğini aktaran Ferhat Erdem, stadın bitmesi halinde profesyonel maçların oynanamayacağını, standartlara uygun olmadığını öne sürdü. Erdem, stadın mevcut durumu ile tamamlanıp, amatörlere tahsis edilmesini, yeni bir stadın yapılması gerektiğine vurgu yaparak, şöyle dedi:
“Bu stadyum önce üç ayda bitecekti, dört ayda bitecekti ama şimdi şu anda gördüğünüz gibi. Bu stadyum benim gözümde fiziki olarak ne durumda bilmiyorum, inşaatçı değilim ama burada kullanılan malzemeleri bilen, yıllarca sporun içinde olan ve ömrünün neredeyse yarısını bu sahada geçirmiş olan biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; parasal gerçekleşmesi yüzde 30’un asla üstünde değil. Maraton tribünü de yapıldıktan sonra buranın özel imalatları başlıyor ki; onlar çok büyük para tutuyor. Bundan dolayı benim bir önerim var. Hala zaman geçmiş değil, yaptıktan sonra bu gördüğümüz tribünü Yozgat Türkiye’nin en kötü stadyumuna sahip bir yer olarak anılmaktansa amatörlerin en iyi stadı olarak anılsın. Şehir dışında çok güzel alanlar var. Yozgat’a yakışır bir stadyum yapsınlar. Zira buranın ışıklandırması olamaz. Yani tribün üstü ışıklandırma yapılamaz. Tribünün kendisi kısa, alçak. Dışarıya direk tipi ışıklandırma yapılamaz. Gerekli ışıklandırmayı sağlayamazlar. Işıkların çarpışması söz konusu olur.”
]]>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin 1. yılında ANKA Haber Ajansı, Kahramanmaraş’ta…1400 kişiden fazla insana mezar olan Ebrar Sitesi’ndeN sağ kurtulan 12 yaşındaki Mehmet Tekçi’nin amcası Alpaslan Tekçi, “Müteahhit kadar belediye suçlu burada, müteahhit suçu varsa belediyenin de suçu var, buna ilk izin verenler. Burada her dairede 40 ev oturuyor, 10 katlı binalar ama 40 tane daire var. Hiç demir, çimento yok müteahhit suçu var tabii, nerede bir yan sanayi ürün var onu kullanmış diyorlar. Zemin bozuk. Buraya niçin izin verdiler” dedi.
Türkiye’de, 6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Ardından saat 13.24’te merkez üssü Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi olan 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha meydana geldi. Depremler, 11 ilde yıkıma neden oldu. Yaklaşık 13 milyon yurttaşın etkilendiği depremlerde Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde resmi açıklamalara göre; 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi, depremlerden 11 ilde 14 milyon kişi etkilendi.
ANKA Haber Ajansı, depremin 1. yılında deprem bölgesini gözlemledi, depremzedelerle görüştü, 1 yıl önce olduğu gibi onların sorunlarını dinledi.
Kahramanmaraş’ta 1400 kişiden fazla insana mezar olan Ebrar Sitesi’nden sağ kurtulan 12 yaşındaki Mehmet Tekçi’nin amcası Alpaslan Tekçi, işten bulduğu vakitlerde sık sık sitenin yıkıldığı bölgeye ziyarete gidiyor. 12 yaşındaki Mehmet Tekçi, depremde annesini, babasını ve iki kız kardeşini kaybetti. Amcası Alpaslan Tekçi, Mehmet Tekçi’nin aynı zamanda vasisi oldu.
“HEM AMCASIYIM HEM VASİSİYİM”
Depremde yakınlarından 69 kişiyi kaybettiğini belirten Tekçi, “Çekirdek aile olarak 4 kişi var ama amcaoğlu, halaoğlu derken 69 tane cenazemiz var burada. Hepsi rahmetli oldular. Bizim blokumuz F bloktu. F blokta kaybettik 4 kişiyi, oradan bir oğlu kurtuldu 12 yaşında o da yanımda, hem amcasıyım hem vasisiyim” diye konuştu.
“DOMİNO TAŞI GİBİ HEPSİ YIKILDI”
Depremin yaşattığı yıkımın ilk anlarını telefonu kayda alan Tekçi, enkaz videolarını göstererek, “Domino taşı gibi hepsi yıkıldı. En büyük yıkım burası bura Ebrar Siteleri…Biraderi kaybettiğim yer burası, burada eşi rahmetli oldu, iki tane kızı rahmetli oldu, bir oğlu kurtuldu zaten. O da yanımda” dedi.
“ANNESİYLE, BABASIYLA KONUŞTUM KENDİSİYLE GÖRÜŞTÜM AMA BİZE YARDIM GELMEDİĞİ İÇİN, BİZE DÖRDÜNCÜ GÜN YARDIM GELDİ”
Videoda özellikle bir bölümü gösteren Tekçi, “Ben buradan girdim 3 gün ben bunlarla konuştum, annesiyle, babasıyla konuştum kendisiyle görüştüm ama bize yardım gelmediği için, bize dördüncü gün yardım geldi. Diyorlar ki ilk gün yardım geldi, hikaye konuşuyorlar. Ben 3 gün hiç burayı bırakmadım” dedi.
“BABASINI 11’İNCİ GÜN ÇIKARTTIK, KÜÇÜK KARDEŞİYLE”
Yeğeni Mehmet’in, ailesinin deprem esnasında ve sonrasında nasıl yaşamını yitirdiğini de anlatan Tekçi, “Annesi hastanede rahmetli oldu, iç kanama geçirdiler, ablası sabahleyin ilk saatlerde rahmetli oldu çocuğu konuşturuyorum. Babasını 11’inci gün çıkarttık, küçük kardeşiyle” diye konuştu.
“MÜTEAHHİTİN SUÇU VARSA BELEDİYENİN DE SUÇU VAR”
Ebrar sitesinin müteahhitlerden bazılarının tutuklandığını öğrendiğini kaydeden Tekçi, belediyenin de sorumluluğu olduğunu belirterek, “Tutuklandı ama bir çare değil ki müteahhit kadar belediye suçlu burada, müteahhit suçu varsa belediyenin de suçu var, buna ilk izin verenler. Burada her dairede 40 ev oturuyor, 10 katlı binalar ama 40 tane daire var. Hiç demir, çimento yok müteahhit suçu var tabii, nerede bir yan sanayi ürün var onu kullanmış diyorlar. Zemin bozuk. Buraya niçin izin verdiler” dedi.
“BU YOLUN ÖBÜR TARAFINDA DEPREM VAR DA BU TARAFINDA NİYE YOK”
Sitenin yapımından sonraki ilk 10 yıl maddi geliri iyi olan insanların oturduğunu ancak 10 yıl sonra evlerini satmaya başladıklarını anlatan Tekçi, “Buranın gününü gördüler 10 yıldan sonra satmaya başladılar” derken, caddenin karşı tarafında ise yıkım yaşanmadığına dikkat çekti. Tekçi, “Bu yolun öbür tarafında deprem var da bu tarafında niye yok? Bunu biliyorlardı, herkes biliyordu…Bizim birader, bunlar ufak tefek sallantıda evden çıkıyorlardı ama çıkamadılar. Ufak tefek sallantılarda köye geliyorlardı, köyde yatıyorlardı ama o gün o saatlerde hiç kimse çıkamadı” diye devam etti.
“15 GÜN OLDU BURAYI BİTİRELİ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “1 yıl müsaade edin” sözlerinin hatırlatılması üzerine Tekçi, yıkılan binaların enkazlarının yakın zamanda kaldırıldığını söyledi ve “Neresi? Kazalı daha 15 gün oldu burayı bitireli” dedi.
“HASBELKADER BURAYI NORMALE ÇEVİRDİN YARIN BİR GÜN KİM OTURACAK BURADA? KİM OTURUR ŞURADA HEP CAN GİTTİ”
Siteye ait ancak yıkılamayan iki apartmanı da gösteren Tekçi, “Bunlar mahkemelikmiş. Az hasarlı binaları normale çevirmeye çalışıyorlar ev sahipleri…Hasbelkader burayı normale çevirdin yarın bir gün kim oturacak burada? Kim oturur şurada hep can gitti. 1500 tane adam öldü diyorlar yalan konuşuyorlar. Daha 3-4 tanesi bulunmadı, polis arkadaşımız var o da bizim F bloktaydı daha bulunmadılar, ne cenazesi var ne dirisi var” dedi.
“PSİKOLOJİSİ, ALLAH YARDIM ETSİN 12 YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN NE BEKLERİM”
Yeğeni Mehmet Tekçi’nin ruhsal durumuna ilişkin de konuşan Alpaslan Tekçi, “‘İlk saniyelerde yıkıldı evimiz amca’ diyor. Psikolojisi, Allah yardım etsin 12 yaşındaki çocuktan ne beklerim? Annesi, babası, ablası, küçük kız kardeşi rahmetli oldu” dedi.
]]>