Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Bingöl Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Erdal Çelik atandı. Bugün Prof. Dr. İbrahim Çapak’tan görevi devralan Prof. Dr. Çelik, yapılacak çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Üniversitenin senato salonunda gerçekleşen devir teslim programında konuşan Prof. Dr. İbrahim Çapak da, yeni rektöre görevinde başarılar diledi.
Eski rektör Çapak, “Üniversitemiz hamdolsun bölgesel kalkınma, üniversiteler arasında en iyi üniversite. Fiziki olarak da altyapı olarak da çok belli bir noktaya geldi. Birçok yeni program açıldı, fakülteler açıldı. Ondan sonra binalar yapıldı, fiziki alanlar genişletildi 15 Temmuz darbe girişimi ve depreme rağmen çok güzel şeyler nasip oldu. Bunları hep birlikte el ele vererek başardık. Üniversitemizi belli bir noktaya taşımış olduk. Bundan sonraki süreçte de inşallah hocamızla birlikte biz burada olmasak da dışardan dua ederek, fiili kavli elimizden gelen desteği vererek, siz buralarda hocamızı en iyi şekilde destekleyerek, hep birlikte el ele vererek üniversitemizi yine en iyi noktaya taşımaya çalışacağız” dedi.
Ardından söz alan Bingöl Üniversitesi’nin yeni rektörü Prof. Dr. Erdal Çelik, güçlü bir yönetim düşündüğünü söyledi. Prof. Dr. Çelik, “Sizlerle birlikte inşallah güzel şeyler yapmaya çalışacağız. Dün akşam Cevdet Bey ile nedir gelmeden önce tavsiyelerim olur mu diye kendisine uğradık. Sağ olsun kabul ettiler. Ona yeni nesil üniversite vizyonumu anlattım. Hakikaten etkilendi. Kısaca ondan da bahsedeyim sizlere. Bizim burada. Burada benim özellikle üzerinde durmak istediğim. Birincisi etkin yönetim biçimi, güçlü rektör yardımcıları, güçlü dekanlar. Güçlü bölüm başkanları. Dolayısıyla bu şekilde hareket etmeyi düşünüyoruz ve buna bağlı olarak denk bütçe benim için önemli olacak. Bunu da özellikle sistemin içerisine entegre etmeye çalışacağım. Üçüncüsü Varlık yönetim Sistemi. Hakikaten üniversitemizde ne var ne yok bunları bir mercek altına alacağız. Bunlar aktif bir şekilde çalışıyor mu çalışmıyor mu? Bunların üzerinde yoğunlaşmaya hedefliyoruz. Bu çok önemli. Neyin nerede olduğunu da bilmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“Doğu Anadolu Türkiye’nin ‘Silikon Vadisi’ olabilir mi”
Rektör Çelik, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Burada risk analizleri yapacağız, birlikte performans analizleri yapacağız. Yani enerjiden tutun da üniversitenin kullandığı mekanlara kadar, insan kaynaklarına kadar bunları aktif etmek gerekiyor. Ben yönetime bir doktora tezi gibi bakıyorum. İstatistiki modeller oluşturacağız ve buna bağlı olarak da nerede aksayan neler varsa bunları sistem içerisine dahil edip çözmeye çalışacağız. Çılgın projelerimiz olacak. Özellikle Doğu Anadolu Türkiye’nin Silikon Vadisi olabilir mi? Bu konuda çalışmalar hedefliyoruz. Yeni enerji kombine enerji sistemleri, enerji merkezimiz var bildiğimiz kadarıyla. Burada tek boyutlu gitmeyeceğiz güneşten. Güneş enerjisini işin içerisine sokacağız. Yine biyokütle işin içerisine sokacağız. Piezoelektrik malzemelere mesela insanların geçtiği yerlere veyahut buna benzer yerlere koymak suretiyle oradan enerji alması. Yine termo enerjiler gerekirse nükleer çanta yani şu kadarcık veya cep telefonumuz bir enerji santrali olabilir. Bunlar üzerinde yapacağız. Bunları da yaparken hakikaten hem özellikle şehrimiz içerisinde veyahut şehir dışında özellikle Ankara ve İstanbul’daki, İzmir’deki firmalara aktarmaya çalışacağız. Diğer yandan yapay zeka hakikaten dijitalleşmeye geçecek. Üniversitenin de asıl ve pilot ülkesi pilot üniversite seçildiği için burada yapay zekayı sistemin içerisine koyacağız.” – BİNGÖL
]]>Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesi’nde Mimar Sinan’ın evinin bulunduğu sokakta oturan Mustafa Halıcıoğlu’nun babası İsmail Halıcıoğlu, geçmiş yıllarda el dokuma halı imalatçılığı yaptı. Babasından sonra işi devralan Mustafa Halıcıoğlu, 1988’e kadar halı imalatçılığını devam ettirdi. Fabrika halılarının çıkması ile Halıcıoğlu ailesi, halı imalatçılığına son verdi. Bu süreçten sonra Mustafa Halıcıoğlu, halı dokumasında kullanılan, dönemin ilkokul öğrencileri ile genç kızları tarafından el işçiliğiyle yapılan yaklaşık 1500 halı motifini muhafaza ederek sahip çıktı.
‘BABAMIN KÖYDE 100’E YAKIN TEZGAHI VARDI’
Yaklaşık 80 yıllık motifleri gün yüzüne çıkarıp, evinin odasında sergileyeceğini belirten Mustafa Halıcıoğlu, “Halıcılığın içine doğduk. Babam halı imalatçısıydı, köydeki en büyük halıcılardan biriydi. Köyde kime sorsanız, ‘Halıcı İsmail Ağa’ diye bilirler. Bu köyde, çok uzun yıllar halıcılık yaptık. Bu köyün bütün geliri eskiden halıcılıkla sağlanıyordu. Kışın kadınlar halı dokuyarak kocalarına yardım ederlerdi. Bundan 25 yıl öncesine kadar köyümüzün bütün geliri halıyla karşılanıyordu. Halıcığı 1988’e kadar devam ettirdik. Fabrika halıları çıkınca, bizim el dokuma halılara rağbet azaldı. O zamanki kadınlarımız halı dokuyarak kocalarına destek oluyorlardı ama yeni gelen nesil bu işe sıcak bakmadı. Halının dibinde oturmadılar. Bu sanat yok olmaya başladı. Babamın köyde 100’e yakın tezgahı vardı. Bu tezgahları topladık” dedi.
‘MOTİFLERİN HEPSİ GÖZ NURU, EL İLE ÇİZİLİRDİ’
Elinde bulunan motiflerin çok eski olduğunu söyleyen Halıcıoğlu, “Yok olmaya yüz tutmuş tarihi gün yüzüne çıkarmak için böyle bir yola girdik. Elimizdeki bu modeller, 70-80 yıllık. Bu motifler çok eski. Bunları bulmak artık çok zor. Motiflerin hepsi göz nuru, el ile çizilirdi. Bu modelleri gençler çizerdi. Bu sayede onlar da para kazanıyordu. İlkokula giden çocuklar, buraya gelip model çizerek, her modele para alırlardı. Bu da yok oldu. Halısı, ipi, halı çözmesi gibi halı dokuyanlardan hariç 5 kişi ayrıca çalışırdı. Büyük halıları 3 veya 4 kadın dokurdu ve 1 ayda bitirirlerdi. Küçük halıları ise bir kadın evinde 15 günde dokur ve bitirirdi. Bunlar unutulmaya yüz tuttu. Gelecek nesillere bunu anlatmak lazım. Bunların unutulmaması için gelecek nesillere bir şeyler bırakacağız” diye konuştu.
‘BU MOTİFLERİN GEÇMİŞİ 80 YILA YAKIN’
Yaklaşık 1500’e yakın motif olduğunu söyleyen Halıcıoğlu, “Bunları takım haline getirirsek, bu 800-900’e düşer. Çünkü her halıya 6-7 motif gidiyor. Bu motiflerin geçmişi 80 yıla yakın. Gözümüz gibi bakmaya çalışıyoruz. Maalesef birçok şey kayboldu. Bunları tamamlamaya çalışıyoruz. Benim ağabeyim çok güzel model çizer. Onunla birlikte bunları yeniden gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. İnşallah Mimarsinan’ın doğum yeri Ağırnas kasabası, yine eski imece usulü yapılan işlere yeniden dönecek. Çok güzel şeyler olacağını ümit ediyoruz” dedi.
‘KADIN O ANKİ DUYGULARINI MOTİFLERE YANSITIYOR’
Bazı türkülerin, halı dokuyan kadınlar tarafından ortaya çıkarıldığını aktaran Halıcıoğlu, “Gesi Bağları türküsünün Ağırnas Kasabası’ndan çıktığı söyleniyor. ‘Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?’ türküsü, halı diplerindeki kadınların kocalarına duydukları hasreti dile getirmek için söyledikleri bir türkü. Halı bittikten sonra motifler ile halıların renginde farklılıklar görebilirsiniz. Kadın o anki duygularını motiflere yansıtıyor ve doğaçlama bir halı ortaya çıkıyor. Biz motifi veriyoruz ama halı ortaya çıktıktan sonra bakıyoruz ki renkler değişmiş. Güllerin şekli değişmiş. Bu motiflerdeki desenlerin her birinin ayrı anlamı var. Motiflere, daha çok bu bölgedeki bitkiler ve çiçekler yansıtılmış. Bunları herhangi bir ressam çizmedi. Motiflerin birçoğunda isimlerin yazıldığı desenler var. Halı bittikten sonra, genç kızların kendi isimlerini ve sevgililerinin isimlerini dokuduklarını gördük” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE MUHTEMELEN BU KADAR ÖRNEĞİ YOK’
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı’nın (ÇEKÜL) Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy ise “Ağırnas’ta önceden beri geçim kaynağı, endüstriyel üretim boyutu olan ve Türklerin Orta Asya’dan bu tarafa taşıdığı, günümüze kadar gelen kilimler ve motifler aslında bir uğraş. Bunları bir medeniyetin birikimi olarak görüyoruz. Ağırnas’taki ilgi çekici halı modelini, birikimini veya bu işin bir koleksiyona dönüşmesini önemsiyoruz. Türkiye’de ve taşrada muhtemelen bu kadar örneği yok. Umarım bu ‘halı modeli evi’ enteresan bir başlık şeklinde gelişerek devam eder. Çünkü bu halı modellerinden zamanında her yerde vardı. Yerine göre sobalarda yakıldı veya çöpe atıldı” dedi.
]]>Bakan Yerlikaya, Balıkesir’in Erdek ilçesinde esnaf ziyaretinin ardından AK Parti Erdek Belediye Başkan adayı Turan Gün için kurulan Seçim Koordinasyon Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.
Ziyarette konuşan Yerlikaya, göreve başladıkları günden itibaren terör örgütleriyle mücadele ettiklerini belirterek “Cumhurbaşkanı’mızın desteği, aziz milletimizin yani sizlerin destekleri, duasıyla hain bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör örgütleriyle, din istismarcısı olanlar, sol terör örgütü ayrım gözetmeden bunların tamamıyla uğraşıyoruz, 600 bin içişleri ailemizle yani kahraman polislerimizle, jandarmamızla.” ifadelerini kullandı.
İnsanların huzuru için çalıştıklarını vurgulayan Yerlikaya, göreve geldiklerinde “hukuk devleti, insan hakları” dediklerini anımsattı.
Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İçişleri Bakanlığı huzur için vardır, o yüzden biz her gittiğimiz yerde ve paylaşımlarımızda ‘Türkiye’nin huzuru’ diyoruz. Türkiye’nin huzuru için varız ve Türkiye’nin huzurunu kim kaçırmaya çalışıyorsa işte terör örgütleri, işte organize suç örgütleri, işte geleceğimiz göz aydınlığımız yavrularımızı, gençlerimizi zehirlemeye çalışan zehir tacirlerinin, bunların her biriyle ilgili amansız, durmadan, duraklamadan, inançla uğraşıyoruz, alıyoruz bunları götürüp adalete teslim ediyoruz.
Şehirlerimizde suç işlemekte kibirlenenler, şehir eşkıyaları, bakın valilerimize, emniyet, jandarma, bütün güvenlik birimlerimize diyoruz ki ‘Benim vatandaşımın bildiği, hissettiği, bazılarının da üzüldüğü ve canının yandığı organize suç örgütü varsa, en fazla 3-4 ay içerisinde savcılarımızla beraber teknik takip, fiziki takip, bütün bilgi, belge, dokümanlarını alacaksınız. Bir gün sabahleyin siz uyurken biz şafak vaktinde onların kapılarını kıracağız, alıp adalete teslim edeceğiz.’ Biz bunları istemiyoruz.”
Bakan Yerlikaya, herkesin kanun önünde eşit olduğunu hatırlatarak “Birbirimize bir üstünlüğümüz yok. Hepimiz bu aziz devletimizin sahibiyiz. 85 milyon hepimiz eşitiz. Türkiye’nin huzuru, şehirlerin huzuru, ilçelerin huzuru, caddelerimizin, mahallelerimizin huzuru için içişleri ailesi olarak çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Ayrımcılık yok, ötekileştirmek yok, kucaklamak var”
Diğer kurumlarla elbirliğiyle çalıştıklarını anlatan Yerlikaya, huzurun, refahın yerelde başladığını dile getirdi.
Belediyelerin önemine işaret eden Yerlikaya, “Eskiden belediye başkanlarımıza ‘şehremini’ derdik. Yani emin olan kişiye emanet edilirdi illerimiz. Bizim ilçelerimiz, ilçe belediyelerimiz, il belediyelerimiz, büyükşehirlerimiz ne yapıyor? O şehre ait yapılması gereken beşikten mezara, yaşama ait ne varsa, ortak ihtiyaçların tamamının görüldüğü yerdir belediyelerimiz.” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, kaynaklar kullanılırken imkanların ve ihtiyaçların her birinin ortak akılla yani istişareyle, tevazuyla, samimi bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Bir karar verildiğinde sabırla, cesaretle, onun üstüne gidilmeli. Söz verdiği vatandaşına, hemşehrisine, onun beklediği işi de tamamlamalı. Siz 31 Mart günü sandığa gidip gözünüzü yumup kalbinizde 10 saniye istişare ettikten sonra mührü basacaksınız. 5 yıl boyunca bundan dönüş yok. Dolayısıyla özgür iradenizle, kalbinizle, gönlünüzle oyunuzu verin. Allah’a hamdolsun demokratik bir ülkede yaşıyoruz, hukuk devletiyiz, demokrasi bayramı bu seçimlerimiz. Hiç kimsenin kolunu tutan var mı? Hayır, böyle bir şey olamaz. Özgür iradenizle, kalbinizle bir karar vereceksiniz ama sadece bu kendinizle ilgili bir karar değil.”
Ali Yerlikaya, Erdek’le ilgili, büyükşehirle ilgili bir karar verileceğini anımsatarak “En hayırlı, en doğru kararı vereceğinize inanıyorum ama bunu da hemen yanımda sizin evladınız, içinizden birisi, ailesini her şeyini tanıdığınız bildiğiniz bir kardeşim duruyor; Turan Gün kardeşim. Hayal satmıyoruz, yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı da en güzel şekilde anlatıyoruz. Oy veren, oy vermeyen ayrımı yapmadan hizmet edecek bir kardeşimizden bahsediyorum. Ayrımcılık yok, ötekileştirmek yok, kucaklamak var.”
Bakan Yerlikaya’ya ziyaretlerinde AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, il ve ilçe teşkilatlarının temsilcileri ile partililer eşlik etti.
]]>“HAYAT PAHALILIĞININ ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”
Isparta’da halka seslenen Erdoğan, vatandaşlara son seçimlerde iktidara verdikleri destek için teşekkür ederek “Enflasyon düştükçe, ekonomideki bu olumlu tablonun getirilerini çalışanlarımıza ve emeklilerimize daha iyi yansıtma imkanı bulacağız.” dedi. İşte Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:
“Türkiye son 10 yıldır terörden darbe girişimine, salgından bölgemizdeki çatışmalara kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi bu depremler üzerimizdeki yükü daha da artırdı. Fakat şu anda geldiğimiz noktada yerel yönetim seçimlerine gidiyoruz. Bugün de hayat pahalılığıyla ve onun bir sonucu olarak sabit gelirli insanlarımızın refah kaybıyla sınanıyoruz. Allah’ın izniyle bunların da üstesinden geleceğiz. Uyguladığımız programın sonuçlarını bu yılın ikinci yarısından itibaren görmeye başlayacağız.
“EKONOMİK GÖSTERGELERİMİZ GAYET İYİ”
Esasen genel ekonomik göstergelerimiz gayet iyi. Milli gelirimiz, istihdamımız, üretimimiz, ihracatımız tarihimizin en yüksek seviyesinde. Enflasyon düştükçe, ekonomideki bu olumlu tablonun getirilerini çalışanlarımıza ve emeklilerimize daha iyi yansıtma imkanı bulacağız. Bunun dışındaki palavralara sakın ha kanmayın.
Eski Türkiye’de bu palavracı siyaset anlayışı yüzünden ülkenin onlarca yılı heba edildi. Güvensizliğin, istikrarsızlığın, programsızlığın, plansızlığın kol gezdiği bir ülkede herkes kaybeder en çok da çalışanlar ve emekliler kaybeder. Hatırlarsanız, bu ülkede emekliye, memura, işçiye maaş ödenememe tehlikesinin yaşandığı günler oldu. Üstelik o günlerin hem çalışan ve emekli sayıları hem bunların toplam bedelleri bugünle mukayese edilemeyecek kadar küçük rakamlardı.
“ALANDA 35 BİN ISPARTALI VAR”
Türkiye bugün 32 milyonu bulan çalışan, 16 milyona ulaşan emekli sayısıyla gerçekten çok farklı bir ligin oyuncusudur. Biz güven ve istikrar iklimini muhafaza ederek diğer faktörler ne olursa olsun ülkemizin hedeflerinden sapmasına asla izin vermedik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Dışarıda ve içeride ne yaşarsak yaşayalım milletimizin işini, aşını, huzurunu, güvenliğini koruma kararlılığımızdan asla geri adım atmıyoruz. Şimdi meydana gelirken arkadaşlara dedim ki, emniyete sorun bakalım şu anda alanda ne kadar Ispartalı kardeşim var. Ne dediler; 35 bin. İşte Isparta bu. Gül diyarı bu. Biz Isparta’yı sevdik, Isparta’da bizi seviyor.
Ülkemizin son 21 yılda kazanımlarına sahip çıkmadan, daha güçlü bir toplum hayali kuramayız. Bu dönemde milli gelirimizi 3 kat büyüttük. Önümüzdeki dönemde milli gelirimizi 2 kat daha büyütebiliriz. Bunu çok çalışarak yapmamız gerekiyor. Milletimizin çalışkan üretken olduğunu biliyoruz. Biz insanımızın bu vasıflarını katma değere dönüştürebileceği bir altyapı oluşturma peşindeyiz. Şu anda biz dünyada havada insansız uçaklarımızla varız. Daha da yapacağız. Kızılelma’yla Akıncı’yla varız. İlk 3 ilk 4’ün içerisindeyiz. Daha düne kadar neredeyse tamamı dışa bağımlı bir savunma sanayimiz vardı. Biz bu yüzde 20’yi yüzde 80’e çıkardık. Bize tabanca vermiyorlardı. Şimdi bizim yerli tabancalarımıza dünyanın dört bir yanından talep var.
“GELİN BUNLARI DEMOKRATİK ŞEKİLDE GÖMELİM”
Milli Savaş Uçağımız Kaan’la dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Bu tabloyu her alanda görmek mümkündür. Eskiler otu çek köküne bak derlerdi. Bunların da köküne baktığınızda ya kıyafetsiz muhterisleri ya da teröristleri görürsünüz. Amaçları karamsarlık bulutlarını tepemize toplayarak insanımızın mücadele azmini kırmaktır.
Şimdi milletimizin moralini çökertme taktiği uyguluyorlar. Bu milletin morali çökmedi. Daha başımıza gelen nice badirelerde çökmedi. Aslında bunlara yanıldıklarını 14-28 Mayıs seçimlerinde sandıkta gösterdik. 31 Mart’ta bunlara bunu anlatmaya hazır mıyız? Gelin bunları demokratik şekilde gömelim.”
]]>