GENÇAĞA KARAFAZLI
(RİZE)- Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, “kaçak bungalovlara” ilişkin açıklamalarda bulundu. Baydaş, “Şöyle bir yol haritamız var, bungalov tesislerinin olması lazım, biz bunu şu an yapan işletenlerden daha fazla istiyoruz çünkü turizm çeşitliliği ve konaklama çeşitliliği açısından gereksinim duyuyoruz. Burada kırmızı çizgilerimiz var, dere yatağının içerisinde olanlar, bugün Ardeşen, Çamlıhemşin, Ayder yolu yol güzergahı üzerinde, yol hattı üzerinde olacak olanlar var, onları da oturup tek tek tespit edeceğiz, geri çekilmesi sınırlar dahilinde gelmesi gerekenlerle ilgili oturup tebliğlerde bulunacağız” dedi.
Dünyaca bilinen Çamlıhemşin ve Fırtına vadisinde yıllardan beri imar planı yapılmamasından dolayı kaçak yapılaşmanın her geçen gün arttığını vadide kaçak olarak 1600 bungalov yapıldığı iddia edilmişti. Rize Valiliği, Doğu Karadeniz’de tatilcilerin sıklıkla tercih ettiği bungalovlarla ilgili harekete geçti.
Çoğu kaçak olarak inşa edilen ve turizm sektörü için de sorun haline gelen yapılar ile ilgili valilik koordinatörlüğünde Rize’nin Ardeşen ilçe kaymakamlığında toplantı düzenlendi.
Toplantı sonrası Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Ardeşen kaymakamlığı önünde basın mensuplarına konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
“BUNGALOV TİPİ KONAKLAMA MUTLAKA OLMALI”
Vali Selim Baydaş, şunları söyledi:
“Rize açısından en önemli meselelerinden birisi turizm. Aezonun açılışını yaptık ve turizm sezonu beklentilerimiz çok yüksek, bu beklentilerle ilgili de ciddi hazırlıklar gerçekleştiriyoruz. Burada meselelerimizden biri de konaklama meselesidir. Bu konaklamanın ruhsatlı ve kontrol edilebilir yapılarda gerçekleşmesi meselesidir. Özellikle bölgemizde son dönemde çokça bungalov ve turizm amaçlı konukların kullanılmasıyla ilgili ciddi bir yapılaşma var, ciddi bir talep var, o talebe bağlı olarak da bir arz gelişiyor. Bunun bu defa tespitini yapmayla ilgili bir süreç çalışıyoruz. Ana hedefimiz şu; mutlaka bungalov tipi konaklamanın olması lazım, turizm çeşitliliği açısından, konaklama alternatifi açısından ciddi bir ihtiyaç ve biz bu ihtiyacın giderilmesi taraftarıyız ve bu yapıların bir bildirim kurallarına rivayet edecek şekilde olması lazım, yani kimin konakladığını burada biliniyor, tespit ediliyor olması lazım. İki; vergilendirilmiş sistemin kayıtlı olması lazım. Üç; turizm işletmeciliği belgesi açısından da turizm sistemine dahil olması lazım. Dört; hususumuz denetime tabi olması lazım ve belki de bu konular içerisinde en önemlisi çevresel etkilerinin kontrol edilebilir olması lazım. Özellikle Fırtına Vadisi ağırlıklı konuşuyoruz. Bu yapılardan Fırtına Vadisine doğrudan atılan, doğrudan Fırtına Vadisine gidilen atıkların kontrolu ve bertarafı en az bu önceki saydığımız konular kadar önemli konular. Bunların her birini oturup madde madde daha evvelde konuşmuştuk ama bugün de üzerinden geçmiş olduk.
“YAPICI BİR YAKLAŞIMLA GEREKENİ YAPACAĞIZ”
Şöyle bir yol haritamız var; bungalov tesislerinin olması lazım, biz bunu şu an yapan işletenlerden daha fazla istiyoruz çünkü turizm çeşitliliği ve konaklama çeşitliliği açısından gereksinim duyuyoruz. Burada turist sayısı arttıkça, havalimanının kullanımı arttıkça, Rize’mize olan talep arttıkça konaklama ihtiyacıyla ilgili talepte artacak ama bunları bu asgari şartları sağlayacak şekilde olmasına biz kamu olarak her türlü kolaylığı sağlayacağız, bu tesisleri işleten arkadaşlarımızda bu manada bizim attığımız bu adımda onlarda karşılık verecek. Burada kırmızı çizgilerimiz var, dere yatağının içerisinde olanlar bugün Ardeşen, Çamlıhemşin, Ayder yolu yol güzergahı üzerinde, yol hattı üzerinde olacak olanlar var. Onları da oturup tek tek tespit edeceğiz, geri çekilmesi sınırlar dahilinde gelmesi gerekenlerle ilgili oturup tebliğlerde bulunacağız yani yapıcı bir yaklaşımla karşımızda da bu manada bu işletmeleri gerçekleştiren vatandaşımızın yapıcı yaklaşımıyla biz bu sorunu ruhsatlandırma aşamasında da idare olarak elimizden gelen her türlü desteği ve kolaylığı sağlayarak çözebileceğimiz düşüncesindeyiz. Karşılıklı istişare ederek kamusal anlamda kırmızı çizgilerimizi belirleyerek vatandaşımızı bu legal alanda faaliyet göstermeye teşvik ederek çözeceğimize inanıyoruz.”
]]>
Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden son yıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi’ne gösterilen ilgi turizmde çeşitliliği arttırdı. Doğal güzellikleri ile ünlü bölgede sayıları giderek artan otellere bungalovlar da eklendi. Yıllardır geçimini çay ve fındık ile sağlayan bölge halkı bahçelerde söküme giderek turizme yönelirken, plansız ve kontrolsüz yapılar tehlikeyi de beraberinde getirdi.
Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, dün Rize’nin Ardeşen ilçesinde konuyla ilgili yapılan toplantıda tehlikeye dikkat çekerek gün geçtikçe sayısı hızla artan bungalovlarla ilgili “Dere yatağı içinde olanlar var. Taşkın sahası içinde olanlar var. Heyelan sahası içinde olanlar var. Bunlarla ilgili tespitlerimizi yapıyoruz. Bizim bungalov yapılarına veya ilave alternatif turizm yapılarına ihtiyacımız var. Biz bu ihtiyacımızı hukuki ruhsatlı zeminde gidermenin yollarını açacağız. Onların nereye konulabileceği, nereye konulamayacağı yasal sınırlarla belli” açıklamasında bulundu.
Vali İhsan Selim Baydaş gibi Trabzon Otelciler Birliği Başkanı Mustafa Aksu da yaşanan soruna dikkat çekerek “1-2 yıla kalmaz çok kötü sonuçlar doğuracaktır. Çünkü kapasitenin fazlası her zaman zarardır” ifadelerini kullandı.
Bungalov turizminin Rize’den başladığını belirten Trabzon Otelciler Birliği Başkanı Mustafa Aksu, kontrolsüz ve sağlıksız büyümenin 1-2 yıla kalmaz çok kötü sonuçlar doğuracağını söyledi. Kapasitesinin fazlasının her zaman zarar olduğuna dikkat çeken Aksu, “İnsan vücudu bile fazlasını aldığı zaman her şey zarardır. Evet bungalov turizmi Rize’de daha çok Trabzon’da ise çok fazla gitmedi ama gördüğüm kadarıyla tüm çay bahçeleri kesilip bungalov yapılıyor. Tabii ki turizm büyürken dengeli ve seviyeli büyümesi lazım. Her yere, her ortamda illa bir turizm işletmesi açmak zorunda değiliz. Yani ben büyük bir tehlike olarak görüyorum. Orada büyük yatırımcılar, marka oteller var. Bu konuda özellikle markaların zarar görmesiyle şehrimiz de zarar görür. Yani düşünün ki bugün yarın tüm marka oteller bu bölgeden çekilirse hem iskan olarak hem de marka değeri olarak bölge zarar görecek” dedi.
Bungalovların otellere göre çok ucuz olmadığını da ifade eden Aksu, “Fiyat olarak aslında çok ucuz da değiller. Aslında bakıldığı zaman şöyle şimdi benim mesela bir oda maliyetim misal olarak bin lira. Benim o maliyetimin içerisinde vergi var, her şey var. Yani benim bir oda odanın bana maliyeti 800-900 liraya geliyor. Ama o kişilerin hiçbir maliyeti yok. 5 kişiyle kocaman otel işletebiliyorlar. 7-8 yıl önce gelen Arap sektörümüz, Orta Doğu sektörü üst seviyeydi. Aslında bakıldığı zaman evet 6 kişi bir evde kalıyor. Diyor ki 6 kişi bir otelde kalsak üç tane oda alacaklar. Bizim şuan fahiş fiyatlarımızda yok. Çünkü inanın ki bizim giderimizle otelden aldığımız gelir aslında inanılmaz küçük farkları oldu. Bu da zarar. Fiyat derken şu anda Trabzon’da o oteller uçuyor diye bir şey yok. 200-300 liraya kahvaltılı kalacak oteller oldu. Çünkü işletmeci ne yapsın? Yani etrafı devamlı kaçaklarla dolu olan bir yerde ne yaşatacağını düşünerek de kendini kurtarmaya çalışıyor. Bunun yanında bu kayıt dışı tesislerde Allah göstermesin herhangi bir olay, yangın, sel, heyelan veya cinayet gibi olaylar olduğu zaman bunun vebalini kim verecek? Ayrıca bu tesisler kayıt dışı olduğu için vergisi kaydı da yok” şeklinde konuştu. – TRABZON
]]>Son yıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi’ne gösterilen ilgi turizmde konaklama çeşitliliğinin artmasına neden oldu. Doğal güzellikleri ile ünlü bölgede sayıları giderek artan otellere bir de bungalovlar eklendi. Fakat Ardeşen ilçesi Fırtına Vadisi sınırları içerisinde bulunan bungalovların bazılarının turizm belgesi olmaması veya kaçak olarak yapılmasının tespit edilmesi üzerine yıkımları gerçekleştiriliyor. Bunun üzerine Ardeşen’de konu ile ilgili gerçekleşen toplantıda konuşan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, bungalovlara ruhsat çıkarmakla ilgili her türlü kolaylığı sağlamak istediklerini bu yüzden vatandaşların da kendilerine bir adım atmalarını istediklerini ifade etti.
“Bungalov ve turizm amaçlı konutların kullanılmasıyla ilgili ciddi bir yapılaşma var”
Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, bungalov tipi konaklamalı turizminde Rize’de olması gerektiğine vurgu yaptı. Vali Baydaş “Rize açısından en önemli meselelerimizden bir tanesi turizm. Turizm sezonunun açılışını yaptık. Turizm sezonunda beklenti çok yüksek. Bu beklentilerle ilgili de ciddi hazırlıklar gerçekleştiriyoruz. Buradaki meselelerimizden bir tanesi de konaklama meselesidir. Bu konaklamanın ruhsatlı ve kontrol edilebilir yapılarda gerçekleşmesi meselesidir. Özellikle bölgemizde son dönemde çokça bungalov ve turizm amaçlı konutların kullanılmasıyla ilgili ciddi bir yapılaşma var. Ciddi bir talep var. O talebe bağlı olarak da bir arz gelişiyor. Bir defa tespitini yapmayla ilgili bir süreç çalışıyoruz. Evvela tespit yapıyoruz. Bu tespit de ana hedefimiz şu, mutlaka bungalov tipi konaklamanın olması lazım. Turizm çeşitliliği açısından, konaklama alternatifi açısından ciddi bir ihtiyaç ve biz bu ihtiyacın giderilmesi taraftarıyız. Bu yapıların mutlaka bildirim kurallarına riayet edecek şekilde olması lazım. Yani kimin konakladığının burada biliniyor, tespit ediliyor olması lazım. Bunu sağlamamız lazım ve bu alanda ciddi adımlar atıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Biz kamu olarak her türlü kolaylığı sağlayacağız”
Kamu olarak her türlü kolaylığı vatandaşlara sağlayacaklarını belirten Baydaş, “Vergilendirilmiş kayıtlı olması lazım. Turizm işletmeciliği açısından, turizm işletme belgesi açısından da turizm sistemine dahil olması lazım. Dördüncü hususumuz denetime tabi olması lazım ve belki de bu konular içerisinde en önemlisi çevresel etkilerinin kontrol edilebilir olması lazım. Özellikle Fırtına Vadisi ağırlıklı konuşuyoruz. Bu yapılardan Fırtına Vadisi’ne doğrudan atılan, doğrudan Fırtına Vadisi’ne atıkların kontrolü ve bertarafı en az bu önceki saydığımız konular kadar önemli konular. Bunların her birini oturup madde madde daha evvel de konuşmuştuk ama bugün de üzerinden geçmiş olduk. Bungalov olması lazım. Biz bunu şu an bu tesisi yapan, işletenlerden daha fazla istiyoruz. Çünkü turizm çeşitliliği ve konaklama çeşitliliği açısından gereksinim duyuyoruz. Burada turist sayısı arttıkça, havalimanının kullanımı arttıkça, Rize’mize olan talep arttıkça konak ihtiyacıyla ilgili talep artacak. Biz kamu olarak her türlü kolaylığı sağlayacağız. Bu tesisleri işleten arkadaşlarımız da bu manada bizim attığımız bu adımı onlarda karşılık verecek” şeklinde konuştu.
“Bungalovları turizm açısından fırsata çevirmeyi düşünüyoruz”
Bungalovları turizm açısından fırsata çevirmeyi düşündüklerini ifade eden Baydaş, “Burada kırmızı çizgilerimiz var. Dere yatağının içerisinde olanlar var. Bugün Ardeşen Çamlıhemşin Ayder yolu güzergahı üzerinde olacak olanlar var. Onları da oturup teklif edeceğiz. Geri çekilmesi, sınırlar dahilinde gelmesi gerekenlerle ilgili oturup tebliğlerde bulunacağız. Yani yapıcı bir yaklaşımla karşımızda da bu manada bu işletmeleri gerçekleştiren arkadaşlarımızın, vatandaşlarımızın yapıcı yaklaşımıyla biz bu sorunu ruhsat aşamasında da idare olarak elimizden gelen her türlü desteği ve kolaylığı sağlayarak çözebileceğimiz düşüncesindeyiz. Bu alanda bungalov işletmeciliği veya turizm amaçlı konaklama yapan işletmeciler kendi aralarında dernekleştiler. O derneğin temsilcisi arkadaşlarımızla da bu toplantılarda hep beraber olduk. Dördüncü, beşinci toplantımızı birlikte yapıyoruz. Bu manada bu arkadaşlarımız oturup bu vatandaşlarımızın bu işletmeci arkadaşlarımızın sözcüsü olacaklar. Birebirde de ‘Ben gelip kendi derdimi ifade etmek istiyorum’ diyenleri de oturup dinleyeceğiz. Biz bu mevzuyu karşılıklı istişare ederek kamusal anlamda kırmızı çizgilerimizi vatandaşımızı bu legal alanda faaliyet göstermeye teşvik ederek çözeceğimize inanıyoruz. Şehrimiz açısından bir problem gibi görülen bu meseleyi fırsata çevirmeyi düşünüyoruz. Turizm açısından fırsata çevirmeyi düşünüyoruz ve buradan ciddi bir yol haritasıyla ilerleyeceğiz. Mutlaka kaldırmamız gereken yapılar olacak. Evet bu alanda yapılmamalıdır diyeceğimiz yapılar olacak. Burayı genişletelim, ruhsatlandıralım ve destek verelim diyeceğimiz yerler olacak” dedi.
“Onların nereye konulabileceği, nereye konulamayacağı yasal sınırlarla belli”
Vatandaşlarla birlikte bu sorunu beraber çözeceklerini söyleyen Vali Baydaş, “Bunların hepsini eş zamanlı sürdüreceğiz. Birlikte vatandaşımızı karşımıza alarak değil, vatandaşımızı yanımıza alarak, vatandaşımızın yanında olarak bu mevzuyu el birliğiyle çözeceğimize inanıyorum. Bunu da adım adım uygulayacağız. Dere yatağı içinde olanlar var. Taşkın sahası içinde olanlar var. Heyelan sahası içinde olanlar var. Bunlarla ilgili tespitlerimizi yapıyoruz. Yüzde 100 ruhsatlandırabileceğimiz yapılar var. Bunlarla ilgili ruhsat çalışmasında da biz elimizden geleni yapacağız. Diyeceğiz ki biz sana ruhsat sürecinde kolaylık sağlayacağız. Alternatif alanlar belirleyeceğiz. Diyeceğiz ki biz bu alanda yapılaşmayı teşvik ediyoruz. Gelin bu alanda bungalovla ilgili yapılaşma yapabilirsiniz. Biz de destek vereceğiz. Bizim bungalov yapılarına veya ilave alternatif turizm yapılarına ihtiyacımız var. Biz bu ihtiyacımızı hukuki ruhsatlı zeminde gidermenin yollarını açacağız. Onların nereye konulabileceği, nereye konulamayacağı yasal sınırlarla belli. Onun konulabileceği yerlerde elbette diyeceğiz ki gel burada değerlendirebilirsin ama konulamayacağı yerde de müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. – RİZE
]]>Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, hakkında “Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma” suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Bülent B, tutuksuz sanık Büşra G. ile müştekiler Hüseyin Duman, Merve Sude Yaşa, Kadir Yaşa, Safiye Yaşa, Mehmet Han Yaşa, Emine Solmaz, Yasemin Demir, Çiçek Dinç ve Nermin Akbıyık ile taraf avukatları katıldı.
Tutuksuz sanık Cenan A, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Diğer tutuksuz sanık Sevcan U’nun duruşmaya katılmadığı görüldü.
Kimlik tespitinin yapılmasının ardından bazı müşteki ve avukatları, mahkeme heyetinin reddi ile reddi hakim ve davanın nakli talebinde bulundu.
Müşteki ve sanık avukatların taleplere ilişkin görüşünün alınmasının ardından bir süre ara verilen duruşmada, reddi hakim talepleri reddedildi.
Tutuklu sanık Bülent B, söz konusu araziyi 2014 yılında babası ile kurdukları şirket adına satın aldıklarını söyledi.
Yurt dışında gördüğü organik tarım modelini Türkiye’ye uyarlamak ve turistlik amaçlı tesis kurmak istediğini anlatan Bülent B, söz konusu bölgeye turizm amaçlı 18 yapı yapıldığını kaydetti.
Bu afeti öncesinde tahmin edemediklerini belirten Bülent B, “Ben de orada olsaydım hayatımı kaybedecektim. Sel sabaha doğru oldu, bana herhangi bir şey söylenmedi. Valiliğin sel uyarısından da haberdar değilim. Eğer cami veya jandarma megafonu ile anons yapılsaydı daha dikkat çekerdi. Daha önce böyle uyarılar yapılmış ama böyle sel olmamıştı.” şeklinde savunma yaptı.
Tesisin yıkım kararının kendisine yazılı olarak bildirilmediğini öne süren Bülent B, olayın 1 dakikada gerçekleştiğini kaydetti.
Konaklamaların bilgisi dışında gerçekleştirildiğini iddia eden Bülent B, suçsuz olduğunu söyledi.
“Benim evladım kuzu mu?”
“Yüzme bilen herkes, kuzu bile su birikintisinden kurtulurdu” şeklinde savunma yapan sanığa müşteki Safiye Yaşa “Benim çocuğum kuzu mu hadsiz?” diyerek tepki gösterdi.
Yaşa’nın rahatsızlanması üzerine mahkemeye ara verildi. 112 Acil Sağlık ekipleri Yaşa’ya müdahale etti.
Tutuksuz sanık Büşra G. de savunmasında, Bülent B’nin akrabası olduğunu ve kağıt üzerinde şirketin kendisine devredildiğini ileri sürdü.
Maddi sıkıntıları olduğu ve iş araması nedeniyle şirketin üzerine devredilmesi teklifini kabul ettiğini öne süren Büşra G, devir işlemleri sonrasında şirkette yönetim kurulu başkanı olarak gösterildiğini kaydetti.
Tutuksuz sanık Cenan A. da hakkındaki suçlamayı kabul etmeyerek, Bülent B’nin ailevi durumu nedeniyle şirketi kısa süreliğine kendisine devrettiğini iddia etti.
Şirketin iş ve işlemleri için iki kişiye geniş kapsamlı vekaletname verdiğini iddia eden Cenan A, yapılan hiç bir işlemden haberinin olmadığını ileri sürdü.
“Bungalov devrildi hepimiz ayrı yere savrulduk”
Müşteki Hüseyin Duman da meydana gelen selde eşi Suna Duman ve komşuları Rahile ve Ahmet Baki Şimşek’in hayatını kaybettiğini, 5 yaşındaki kızının ise yaralı olarak kurtarıldığını anımsattı.
Selin olduğu gün bölgede mahsur kaldıklarını bildiren Duman, şunları kaydetti:
“Bir gece önce tanıştığımız ve yan bungalovda kalan çifte seslendim. Sesimi duyuramayınca yüzerek onların olduğu eve gittim ve uyandırdım. Onlar bulundukları yerden kaçmaya çalıştılar ancak suyun debisi yükselince sulara kapılarak gözden kayboldular.
Bizimde kaçma ihtimalimiz yoktu. Çocukları alıp bungalovun ikinci katına çıktık. Su evin ikinci katında olmamıza rağmen boğazımıza kadar yükselmişti. Bungalov devrildi hepimiz ayrı yere savrulduk. Hepimiz akıntıya kapıldık.”
Meydana gelen selde kızı ve damadı hayatını kaybeden Safiye Yaşa da, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, sanıkların en ağır cezayı alması için mücadele edeceğini belirtti.
Bungalovların dere yatağına yapıldığını iddia eden Yaşa, “Benim evladım geri gelmeyecek ama bu örnek bir dava olsun ki başka insanların da canları yanmasın.” dedi.
Sanık avukatları ile müşteki avukatlarının arasında çıkan sözlü tartışmanın ardından mahkemeye yeniden ara verildi.
Avukat savunmalarının ardından duruşmada 8 tanık dinlendi.
Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanık Bülent B’nin tutuklu halinin devamını diğer sanıkların adli kontrol şartı ile tutuksuz yargılanmalarına devam edilmesini talep etti.
Bir süre ara verilen duruşmada, sanığın tutukluluk haline devamına, diğer sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol hükümlerinin kaldırılıp tutuksuz yargılanmalarına karar verildi.
Duruşma, ileri bir tarihe ertelendi.
Tesiste kalan 6 kişi yaşamını yitirmişti
Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde 5 Eylül 2023’te sabaha karşı başlayan sağanak, İğneada beldesinde su baskınları ve dere taşkınlarına yol açmıştı. Devlet Su İşleri verilerine göre, bölgenin son 500 yıldaki en yoğun yağışı aldığı belirlenmiş, 24 saatte metrekareye 196 kilogram yağış düşmüştü.
Yağış nedeniyle Değirmen Deresi’nden taşan suyun Demirköy ile İğneada’yı birbirine bağlayan kara yolundan akması nedeniyle yol bir süre trafiğe kapatılmış, suyun çekilmesi sonrası trafik akışı yeniden başlamıştı.
Ormancılık faaliyetlerinin sürdürüldüğü bölgede dizili tomrukların yanı sıra köklerinden sökülen ağaçlar selde sürüklenerek bungalovların bulunduğu tesise ulaşmış, tomruklar ve ağaç kütüklerinin de etkisiyle bungalovlar sürüklenmişti.
Bölgeye sevk edilen ekipler, tesiste kalan 12 kişiden haber alınamaması üzerine arama kurtarma çalışması başlatmış, ormanda mahsur kalanlardan 6’sı selin olduğu gün kurtarılmıştı.
Bölgede 5 Eylül’de Rahile Şimşek ve Suna Duman’ın, 6 Eylül’de Ümit Solmaz, Selman ve Mihriban Bağışlar’ın, 7 Eylül’de ise Ahmet Baki Şimşek’in cansız bedeni bulunmuştu.
Demirköy Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında işletme yetkililerinden 5 kişi gözaltına alınmış, bir kişi savcılık ifadesi sonrası serbest bırakılmış, 3 şüpheli tutuklanmıştı.
Tutuklanan şüphelilerden ikisi ara tutukluluk değerlendirmesinde adli kontrol şartıyla serbest kalmıştı.
]]>