Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki kısmında, sabah beyan verirken rahatsızlanan Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş’in dinlenmesine devam edildi.
“KISASA KISAS İSTİYORUM, KANIMA KAN İSTİYORUM”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den oğlunun katilini bulmasını isteyen Ateş, “Oğlum kaç sefer çelik yelekle geldi bilemezsiniz. Benim 38 yaşındaki gelinim neden çelik yelekle geziyor? Ben bu mahkemenin sonucunu görür müyüm, görmez miyim bilmiyorum ama kimin zerre dahli varsa Allah bin beterini yaşatsın. Kısasa kısas istiyorum, kanıma kan istiyorum.” ifadelerini kullandı.
CİNAYET ANINI ANLATTI
Daha sonra saldırı sırasında Ateş’in yanında olan ve olayda yaralanan müşteki Selman Bozkurt dinlendi. Ateş’in öğrencisi Ahmet Keçik’le birlikte camiye gitmek için Çukurambar’daki ofisten ayrıldıklarını anlatan Bozkurt, “Abim, ‘Sosyal medyada yine başladılar. Bana saldırabilirler, sağa sola iyi bakın’ diye telkinde bulundu. Camiye gittiğimizde başıyla işaret ederek yanına çağırdı ve ‘Şu silahın birini al, namaz kılarken rahatsız edecek’ dedi. Ben de aldım belime taktım.” diye konuştu.
“ŞAHIS SÜREKLİ ATIŞ HALİNDEYDİ”
Bozkurt, olay anını şu sözlerle anlattı: “Arabaların arasından şahıs çömelir vaziyette abimin karşısına çıktı ve art arda ateş etmeye başladı. Şahıs sürekli atış halindeydi. Silahı zar zor çıkardım ve arabanın diğer tarafından dolanıp havaya bir iki el ateş ettim. Abimi yerde o vaziyette görünce dizlerimin üzerine yığıldım. Olayın şokundaydık. Sonrasında Ahmet, ‘Silah kurulu, yaralısın ver, bir şey olur’ deyip silahı aldı. Sonra ayrı ambulanslarla hastaneye götürdüler. Bir haftaya yakın yoğun bakımda kaldım. Kendisi yoğun tehdit ve hakaretlere maruz kalıyordu. Kendisi bu durumdan çok mustaripti.”
AVUKATLARIN SORULARINI YANITLADI
Daha sonra sanıklar ve avukatları, müşteki Bozkurt’a soru sorma talebinde bulundu. Bozkurt’un avukatı bu talebin reddine karar verilmesini istedi ancak mahkeme heyeti, Bozkurt’un aynı zamanda olayın görgü tanığı olması nedeniyle soru sorulmasına izin verdi. Doğukan Çep’in avukatı Emine Tosun’un, “Eray Özyağci bel altı mı, bel üstü mü ateş etti?” sorusuna Bozkurt, “Olay çok hızlı gerçekleşti. Şahsın hedef gözettiğini sanmıyorum. Peş peşe ateş açtı. Abimin neresinden vurulduğunu görmedim.” cevabını verdi.
Bozkurt, Ahmet Keçik’in silahları ofise götürmesi talimatını kendisinin verip vermediği yönündeki soruyu ise “Hayır, ben öyle bir talimat vermedim.” diye yanıtladı. “Sinan Ateş’e isabet eden atış sizin tarafınızdan yapılmış olabilir mi?” sorusu üzerine Bozkurt, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi. Müşteki avukatları ise beyanlarında, sanıklar Serdar Öktem ve Mustafa Ensar Aykal’ın kilitli telefonlarının incelenebilmesi için Apple’a yazı yazılarak telefonlarının şifrelerinin istenmesini talep etti.
Müşteki Ayşe Ateş’in avukatı Ali Yücel, dönemin Ankara Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Kerem Gökay Öner’in savcılığa suç duyurusu dilekçesi sunduğunun öğrenildiğini, bu dilekçede sanık Tolgahan Demirbaş sokakta değil, Olcay Kılavuz’un evinde gözaltına alındığının yer aldığını anlattı. Yücel, söz konusu suç duyurusu dilekçesinin istenmesini ve Öner’in tanık olarak dinlenmesini talep etti.
CHP’Lİ MİLLETVEKİLİ TANAL SALONDAN ÇIKARILDI
Mahkeme başkanı, davanın bugünkü celsesinin tamamlandığını ifade ettiği sırada, müşteki taraflarından kendisine yönelik “söylemde bulunulduğunu” bildirdi. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, bu kişinin kendisi olduğunu belirtmesi üzerine başkan, Tanal’ın salondan çıkartılmasını istedi. Görevlilerin salondan çıkartmaya çalıştığı Tanal, “Siz yargılamayı kapattıktan sonra tekrar açamazsınız. ‘Çık dışarı’ deme, efendi ol.” karşılığını verdi. Mahkeme başkanı ise “Burada herkes kanun önünde eşit. Dışarıdaki sıfatlarını, dışarıda bırakacak.” dedi. Mahkeme heyeti, duruşma salonunda ses ve görüntü kaydı yaptığı belirlenen kişiler ile müştekilere yönelik “kafa salladığı” tespit edilen sanık Doğukan Çep hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Duruşmaya, yarın devam edilecek.
]]>(ADIYAMAN) – Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İsias davasının ikinci duruşmasındaki ara kararlara ilişkin konuşan Avukat Hasan Esendağlı; “Bugünkü duruşmanın ana eksenini oluşturan Gazi Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporu üzerindeki tartışma ve eleştiriler dikkate alınarak mahkeme dosyanın tekrardan yeni bir üniversiteye, yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmek üzere gönderilmesine karar verdi. Bilirkişi raporu hayati önem taşıyan bir delil niteliğindedir” dedi.
Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İsias davasının ikinci duruşmasında Mahkeme Heyeti, ara kararı açıkladı. Tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt ve Erdem Yıldız’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.
Ara kararların açıklanmasının ardından aileler ve avukatları Adıyaman Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Avukat Hasan Esendağlı, şunları söyledi:
“KONUNUN TEKRARDAN BİLİRKİŞİYE HAVALE EDİLMESİ BUGÜNÜN EN ÖNEMLİ GELİŞMESİ”
“Mahkeme ara kararlarını okuyup davaya devam edilmek üzere 12 Haziran tarihine erteledi. Ara kararlar genel itibarıyla bugünkü öngörülerimizle uygun bir şekilde çıktı. Öncelikle tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt ve Erdem Yıldız’ın tutukluluk hallerinin aynen devamına karar verildi. Bozkurt ailesinin SEGBİS yoluyla duruşmaya bağlanması noktasında karar verildi. Bunun yanı sıra Erdem Yıldız’ın da kendisinin de mahkemede hazır bulunma isteğini belirtmesi üzerine gelecek celse mahkemede hazır bulunmasına karar verildi. Başta KKTC olmak üzere, diğer tüzel kişilerin, baroların katılma talepleri reddedildi.
Her şeyden önemlisi bugünkü duruşmanın ana eksenini oluşturan Gazi Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporu üzerindeki tartışma ve eleştiriler dikkate alınarak mahkeme dosyanın tekrardan yeni bir üniversiteye, yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmek üzere gönderilmesine karar verildi. Birtakım müzarekelerini, yazışmaların yapılmasına ilişkin usul kararlarını da verdikten sonra davayı 12 Haziran’a erteledi. 12 Haziran tarihi itibarıyla bu bilirkişi raporunun hazır olması olasılığı zayıf, bu beklenmiyor ancak arkası bayram tatili olduğu için mahkeme oraya mevcut diğer işlemlerin devamıyla alakalı bir duruşma yapmak üzere 12 Haziran’ı belirledi. Bilirkişi raporu hayati önem taşıyan bir delil niteliğindedir Türkiye yargılamalarında. Dolayısıyla konunun tekrardan bilirkişiye havale edilmesi bugünün en önemli gelişmesidir.”
“ÇOCUKLARIMIZI, SEVDİKLERİMİZİ ÖLDÜRDÜLER, BUNUN CEZASINI ÇEKECELER”
Adıyaman’daki depremde kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya şöyle konuştu:
“Dava sürecimizin çok uzun ve zorlu olacağını ilk günden beri söylüyoruz ama gördünüz, buradayız. Ara kararlar açıklandı, sürpriz bir karar olmadı fakat biz aileler olarak mücadelemize devam edeceğiz. Sanık avukatlarının elinde hiçbir şey yok, gerçekler ortada. Bizim aldığımız raporlarla bütün gerçekler göz önünde zaten. Ellerinde hiçbir şey kalmadı, son çabalamalarını yapıyorlar. Kazanamayacaklar; çocuklarımızı, sevdiklerimizi öldürdüler, bunun cezasını çekeceler. Raporlarla gerçekler ortadadır. Orada bir cinayet işlendi, bunun cezasını çekecekler. Kıbrıs olarak bu davaya devam edeceğiz. Bu davadan emsal karar çıkaracağız. Mücadelemiz bitmedi, sanık avukatları bittiğini sanıyorlarsa yanılıyorlar. bizi yıldıramazlar.”
]]>(ADIYAMAN) – 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Adıyaman’da yıkılan İsias Otel ile ilgili davanın ikinci duruşması devam ediyor. Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş ise, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme, üç uzmanının dinlenilmesini karar verdi. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, tutuksuz yargılanan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.
Adıyaman 3. Ağrı Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmayı KKTC Başbakanı Ünal Üstel, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, iktidar ve ana muhalefet parti milletvekilleri de duruşmayı takip ediyor.
Duruşma, SEGBİS üzerinden bağlanan sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Mahkeme Başkanı, tutuklu sanıK Ahmet Bozkurt’un sunulan yeni raporlara ilişkin savunmasını aldı.
İsias Otel’de yaralanan iki kişinin daha şikayetçi olması üzerine birleşen dosyaya ilişkin sanık Ahmet Bozkurt’a savunması soruldu. Sanık Ahmet Bozkurt, “aleyhimdeki suçlamaları kabul etmiyorum” diyerek bir önceki savunmasını tekrarladı. Sanık Bozkurt, Gazi Üniversitesi ve KTÜ’nün raporlarında asli kusurlu olduğunun sorulması üzerine “Ben bunların hiçbirini kabul etmiyorum inşaati yaparken her türlü malzemeyi kullandım. Malzemeleri hassasiyetle seçtim. Normal paranın 3 katını harcayarak malzeme tahsis ettim betonda da yine öyle” savunmasında bulundu.
YILDIZ: “BENİM ÇALIŞMA DÖNEMİMDE HİÇBİR TADİLAT YAPILMADI
Sanık Erdem Yıldız, birleştirilen dosyayailişkin bir savunma yapmadı ve Gazi Üniversitesi raporuna ilişkin ise “Hiçbir yıkılan binada kolon kirişe zarar vermediğinden dolayı kimse suçlu bulunamaz. Hiçbir yerde kaçak kat yok hep ilave kat geçiyor. Ben 2001’den sonra yapılan bir tadilattan sorumluyum. Ama yapılan hiçbir tadilat yok” iddiasında bulundu.
Sanık Erdem Yıldız, “2001’den sonra alınan ruhsatın baştan aşağı hatalı olduğunu beyan ederken evrakta sahtecilik yapıldığını” öne sürdü.
OTELİN SAHİBİ BOZKURT: “RAPORUN BAZI KISIMLARINA KATILMIYORUM”
Sanık Mehmet Fatih Bozkurt da “Raporlara ilişkin aleyhimize olan kısımlara katılmıyorum” iddiasında bulunarak bir önceki duruşmada verdiği ifadeleri tekrar ettiklerini beyan etti ve “Şimdiye kadar bilirkişi bir kabahat bulmadı son bilirkişi bir suç bulmuş ama” dedi.
AİLELER SANIKLARIN “OLASI KASTTAN YARGILANMASINI” İSTEDİ
Duruşmada hayatını kaybedenlerin aileleri de sanıklardan şikayetçi oldu ve sanıkların olası kasttan yargılanmalarını istedi.
“OĞLUMUN ÜZERİNE KÜREK KÜREK TOPRAK ATILMASINI İZLEDİM”
Osman Çetintaş’ın annesi duygusal anlar yaşadı ve “Oğlumun şimdi ekmek parası, yaşam kavgası içinde olması için ömrümü verirdim. Kalitesiz bir binada can verdi oğlum. Ben oğlumun üzerine kürek kürek toprak atılmasını izledim. Benim oğlum yaşamaktan keyif alan bir çocuktu 29 yıl bunun için uğraştı. Sanıklardan şikayetçiyim” dedi.
Otelin yan binasındaki otoparkı işleten tanıklardan Murat Kuştepe, “Ben binanın yan tarafında otopark işletiyorum. Otelin içini daha önce görmemiştim, anlaşmamız vardı benim otoparkımı kullanıyorlardı. Gittiğimde otel benim arabamın otelin yan binasının altında benim otoparkım. Arabam otoparktaydı depremde otel otoparkımın üzerine yıkılmıştı” diye konuştu.
ÜÇ UZMAN RAPORU MAHKEMEYE SUNULDU
Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme Başkanı kısa bir değerlendirmenin ardından oy birliği ile üç uzmanı dinlemeye karar verdiğini açıkladı.
“YÖNETMELİĞE UYULMAMASINA RAĞMEN RUHSAT ALINDI”
Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Yonca Hürol, yönetmeliğe uyulmamasına rağmen ruhsat alındığını belirterek, “Betonarme perde duvarlarının depremlerde yük aldığını belirterek perde duvarların kesilmesinin riskli olduğunu” söyledi. Sanık Erdem Yıldız ise “perde kesilmiş dediler ancak öyle bir perde duvarı yok” iddiasında bulundu.
“İLK 20 SANİYEDE 59 KOLON GÖÇTÜ”
Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhan Şensoy, şunları söyledi “Kolon etriyelerinde sıklaştırmalar yapılmadığı enkazlardan alınan birçok örneklerden sabitti. Bir diğer unsur tadilat projesinde asansör eklenmesi. 1998 yönetmeliğinde deprem yüklerinin yüzde 75’inin perdeler tarafından taşınması maddesi var ancak perdelerin yüklerinin taşınmasına baktğımızda yüzde 30 olduğunu gördük. Apartman her halükarda 98 yönetmeliği kuralının çerçevesinde ilk 20 saniyede 59 kolonun göçtüğünü gördük. Kolonları incelediğimizde etriyelerin yetersizliğinden dolayı kolonlara gelen kısımlarda ani göçmelerin olduğunu” söyledi. Şensoy, “Binanın özellikle 16. saniye göçtüğünü” belirtti.
Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesinde bu sabah başlayan İsias davasının ikincisi duruşmasında savcı mütalaasını sundu. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, adli kontrol şartı ile serbest olan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.
“BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİLER AKP’DEN ADAY”
Mütalaanın ardından savunma yapan mağdur avukatları Gazi Üniversitesi’nin raporundaki eksikliklere dikkat çekerek mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu talep etmesini istedi. Gazi Üniversitesi’nin raporunun bilimsellikten uzak olduğu vurgulandı. Raporun iki akademisyen tarafından hazırlandığı, bunlardan birinin ise Bozkurt Ailesinin üyesi olduğu ve bu kişinin de AKP’den aday olduğu ifade edildi. Böyle bir durumun varlığının tarafsızlık ilkesine gölge düşürdüğü dile getirildi. Yeni bir raporun İstanbul Teknik Üniversitesi veya ODTÜ gibi teknik üniversitelerden alınmasını isteyen avukatlar, kamu görevlileriyle ilgili yeniden bilgi istenmesini talep etti.
“TAHLİYE EDİLEN SANIKLAR TUTUKLANSIN” TALEBİ
Mağdur avukatları, tahliye kararı verilen Efe Bozkurt ve Halil Bağcı’nın yeniden tutuklanmasını talep etti. Efe Bozkurt’un mazeretsiz mahkemeye katılmaması sebebiyle kaçtığı kanaatinde olunduğunu belirten avukatlar, aksini kanıtlamanın mahkemenin görevi olduğunu vurgulayarak derhal tutuklanmasını istediler.
]]>Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Kent Konseyi Yönetimi ve Esenyurt Amatör Spor Kulüpleri ile iftar programında bir araya geldi. Esenyurt Kültür Merkezi’nde gerçekleşen programa Kent Konseyi Başkanı Mehmet Hanifi Kaya, Esenyurt Amatör Spor Kulüpleri Birliği Başkanı Elvan Arslan, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve aileler katılım sağladı. Ramazan maneviyatının ve birlik beraberlik ruhunun derinlemesine hissedildiği akşamda, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından dualar edildi, oruçlar açıldı.
“Bizim coğrafyamızın en güzel ayı”
Ramazan ayının birleştirici gücüne dikkat çeken Başkan Bozkurt şunları söyledi:
“Kent Konseyi Başkanımız, Spor Kulüpleri Başkanımız, çok değerli Kent Konseyi’nin yürütme kurulu üyeleri, spor kulüplerimizin yürütme kurulu üyeleri ve değerli sporcular hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. İçinde bulunduğumuz ay bizim coğrafyamızın en güzel ayı. Birliğin, beraberliğin pekiştiği, dertleştiğimiz, acılarımızı konuştuğumuz, varlıklarımızı paylaştığımız bir ay, çok özel bir ay. Anadolu’nun kültürüyle bütünleşince daha anlamlı oluyor. Orucumuzu komşularımızla, arkadaşlarımızla, dostlarımızla, meslektaşlarımızla açıyoruz. Ben de bu gün sizlerle olmaktan çok mutluyum. Allah kimseyi açlıkla sınamasın. Hiç kimse boynu bükük evlatlarının yanına gitmesin. Allah hiç kimseyi zorda bırakmasın. Varlığımızda, birliğimizde, dirliğimizde her şeyimizi paylaşalım. Birbirimize olan saygımız ve sevgimiz artarak geleceğe umutla yürüyelim.”
“Büyük başarılar elde ederek buraya kadar geldik”
Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt şöyle devam etti:
“Değerli hemşehrilerim; ben de 5 yıldır belediye başkanlığı görevini yürütüyorum sizlerin de desteği ile. Bu güne kadar bana vermiş olduğunuz destek için sonsuz teşekkür ediyorum. Zira zor bir tabloyu devralmıştık. Önemli aşamaları geçtik. Yüzümüzün akıyla, kimseye mahcup olmadan, arkada büyük bir enkaz bırakmadan, çok büyük başarılar elde ederek buraya kadar geldik. Aslında yapmak istediğim, planladığım çok şey vardı. Ben onları projelendirmiştim ama partimiz başka bir arkadaşı aday olarak tercih etti. Dolayısıyla karşınıza aday olarak çıkmıyorum. Umuyorum Esenyurt için hayırlısı olur. Umarım başlanan projeler devam eder, Esenyurt’un çocukları geleceğe umutla bakar. Ben sizlerden helallik istiyorum, kendi adıma hakkımı da sizlere helal ediyorum. Esenyurt’a hizmet etmek benim için bir onurdur. Hem kişisel gelişim açısından bana yararı oldu hem de yaşarken topluma faydalı olmanın bir fırsatını yakalamış oldum. Birçok gencin, çocuğun o güzel bakışlarına layık olmaya çalıştım. Onlar o güzel bakışları ile beni abileri, amcaları gibi kabul ettiler. Benim için çok değerli, unutulmaz güzel anlar yaşadım. O yüzden ben çok mutluyum bu süreci yaşamış olduğum için. İnşallah bundan sonraki süreçlerde de yine ülkeme faydalı olmaya devam edeceğim. Ben tekrar içinde bulunduğumuz Ramazan ayının herkese hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. Güzellikler sizinle olsun.”
“Kemal Başkanımız Özverili bir şekilde çalıştı”
Başkan Kemal Deniz Bozkurt’a Esenyurt’a kattığı değerlerden ve hizmetlerden dolayı plaket veren Esenyurt Kent Konseyi Başkanı Mehmet Hanifi Kaya ise şunları söyledi:
“Sizleri Esenyurt Kent Konseyi adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kemal Başkanımız daha yaşanılabilir bir Esenyurt için 5 yıldır olağan üstü bir gayretle yaşam konforumuzu artırmak için özverili bir şekilde çalıştı. Her şeyden önce Esenyurt’a yaptığı hizmetler ile Esenyurt Kent Konseyi’ne yardımı ve desteği sebebiyle hepinizin huzurunda kendisine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum.” – İSTANBUL
]]>Boks antrenörü Osman Bozkurt ve şampiyon kızları, AA muhabirine, filmleri andıran hikayelerini anlattı.
Çocukluğunda Muhammed Ali’nin maçlarını izlerken bu spora hayranlık duyduğunu ve 16 yaşında boksa yöneldiğini belirten baba Osman Bozkurt, bir süre sonra antrenörlüğe geçtiğini söyledi.
Bozkurt, gençlik yıllarında, erkek çocuğu dünyaya gelirse onun da boksör olması hayalini kurduğunu, ilk çocuğu Latife’nin bu spora ilgi duymasının kendisini çok mutlu ettiğini ve kızını boks çalıştırmaya başladığını bildirdi.
Toplumdaki güçlü erkek hakimiyeti algısı nedeniyle boksu sadece erkeklerin yapabileceğini düşüncesinin aksine kız çocuklarının da bu sporda başarılı olabileceğini göstermek için daha sonra dünyaya gelen kızlarını da boksa yönlendirdiğini vurgulayan Bozkurt, “Boks, dışarıdan göründüğü gibi kavga, dövüş, vurma, kırma gibi bir spor değil. Boksun fizyoloji, psikomotor, anatomi, beslenme, iletişim, teknik, taktik, algılama, hızlı karar verme gibi bilimsel yönleri de var. Çoğu branş da aslında bünyesinde bu özellikleri barındırıyor.” dedi.
4 kızını da boksör yetiştiren Bozkurt, Hindistan’da oğlu olmadığı için kızlarını güreşçi yapan bir babanın konu edildiği 2016 yapımı Dangal filmiyle kendilerini özdeşleştirdiklerini dile getirdi. Bozkurt, şöyle konuştu:
“O filmi ailecek çok kez izledik. İzlerken onların yaşadığı sıkıntıların benzerlerini yaşadığımızı fark ettik. Babanın kızlarını güreşçi olarak topluma kabul ettirme çabasını, ben de kızlarımı boks sporuna kazandırırken yaşadım. Filmin bazı yerlerini ağlayarak izledik. Hatta kızlarımla bu spor dalıyla uğraşırken sorunlarla karşılaştığımız zaman Dangal filmini tekrar izliyoruz. Böylece benzer sorunların her yerde yaşandığını görüp, kendimizi rahatlatıyoruz, moral buluyoruz.”
“Dangal filmi bana pes etmemeyi öğretti”
Osman Bozkurt’un en büyük kızı 28 yaşındaki Latife Bozkurt, hiperaktif olduğu için boks sporuna yöneldiğini, ortaokul yıllarında bu spora başladıktan kısa süre sonra Türkiye şampiyonluğu kazandığını ifade etti.
Başka dereceler de aldığını belirten Bozkurt, evlenmesiyle bir süre boksa ara verdiğini ancak çok özlediği spora, yarım bıraktığı başarılarını sürdürmek için tekrar döndüğünü anlattı.
Latife Bozkurt, bu alanda babasıyla çok mücadele verdiklerini, daha güçlü bir şekilde geri döndüğü boksta dünya şampiyonluğunu hedeflediğini kaydetti.
Biri erkek, biri kız iki çocuğu olduğunu aktaran Bozkurt, “Yetenekleri hangi spor dalındaysa ona yönlendirmek istediğim çocuklarımın dedesi ve annesi gibi boksa yönelmeleri beni çok mutlu eder.” değerlendirmesinde bulundu.
Dangal filmini izlerken kendisine ait birçok nokta gördüğünü vurgulayan Latife Bozkurt, “Dangal filmi bana pes etmemeyi öğretti.” dedi.
“Olimpiyatlarda derece almak en büyük amacım”
22 yaşındaki Ebrar Bozkurt da küçüklüğünden beri babasını ve ablasını örnek aldığını, onlara özendiğini belirterek, 2015 yılında boksa başladığını söyledi.
İlk maçını 2016’da yaptığı bilgisini veren Ebrar Bozkurt, U22 Türkiye Kadınlar Boks Şampiyonası’nda üçüncü olduğunu, 2023’te de U22 Türkiye Boks Şampiyonası final maçında ikinciliği elde ettiğini bildirdi.
Bozkurt, bu yılın ocak ayında Büyük Kadınlar Türkiye Ferdi Boks Şampiyonası’nda çıktığı finalde ikinci olduğunu, hedefinin ise olimpiyatlarda derece almak olduğunu dile getirdi.
Boks sporuyla ilgilenirken bazı maddi zorluklar yaşadıklarını anlatan Ebrar Bozkurt, bu konuda destek beklediklerini ifade etti.
“Hedefim olimpiyatlarda Türk bayrağını dalgalandırmak”
15 yaşındaki Elif Bozkurt da küçüklüğünde babası ve ablasının maçlarını izlerken hayranlık duymaya başladığı boksa 1,5 yıl önce başladığını söyledi.
Türkiye üçüncülüğü, Ankara ve İstanbul şampiyonlukları olduğunu belirten Elif Bozkurt, “Hedefim olimpiyatlarda derece alarak Türk bayrağımızı dalgalandırmak.” diye konuştu.
“Türkiye’yi temsil etmek istiyorum”
12 yaşındaki Amine Ahsen Bozkurt da çocukluğundan beri ablaları ve babasını izlediğini, boksa ilgisinin de bu şekilde oluştuğunu anlattı.
Yaklaşık 2 yıldır profesyonel şekilde yaptığı boksta Ankara şampiyonluğu kazandığını vurgulayan Armina Bozkurt, hedefinin olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil etmek olduğunu kaydetti.
]]>Türkiye, geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin acısıyla sarsıldı. Depremin üzerinden 1 yıl geçerken, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt binlerce insanın hayatını kaybettiği depremler sonrası yaptıkları çalışmaları anlattı. Bozkurt, büyük yıkımın ikinci gününden itibaren bölgede çalışmalara başladıklarını ve 58 kişiyi enkaz altından sağ olarak kurtardıklarını söyledi. Esenyurt’ta tüm alt yapı ve üst yapı stokunun tek tek incelendiğini belirten Bozkurt, yaptıkları çalışmalar sonucunda ilçedeki tüm riskleri tek tek tespit ettiklerini açıkladı. Göreve geldiğinde Esenyurt Belediyesi Arama Kurtarma Ekibini (ESAK) kuran Bozkurt, depreme yönelik çalışmalarla ilgili şunları söyledi:
“Özel kalem müdürümüz saat 5 sıralarında beni aradı, çok büyük bir deprem olduğunu söyledi. Gelen haber üzerine belediyeye geçtim ve arkadaşlarla ne yapabiliriz konusunda bir toplantı yaptık. Ben göreve geldiğimde en çok önemsediğim konuların başında deprem geliyordu. Bu nedenle Esenyurt Arama Kurtarma (ESAK) adı altında tam donanımlı 44 kişilik bir ekip kurmuştuk. Bu ekipten 22 arkadaşımız Hatay bölgesine yönlendirildi. Ben de ertesi sabah bölgeye gittim. Çok büyük bir yıkım vardı gerçekten. Ekibimiz Antakya bölgesinde çalışıyordu ve 2 günde 40’a yakın depremzedeyi sağ olarak çıkarmayı başarmışlardı enkazdan. Yine göreve geldiğimde muhtemel afet durumlarında arama kurtarma çalışmalarında kullanılması için iki tane tam donanımlı araç almıştık, bunlarla beraber ambulanslarımızı da bölgeye sevk ettik. Aynı zamanda lojistik destek vermek için bölgeye birçok eşya, makine, ekipman ve personel yönlendirdik.”
“Savaştan çıkmış gibiydik”
Bozkurt, “Ben gittiğimde 40’a yakın vatandaşımızı enkaz altından sağ olarak çıkarmışlardı. Ben gittikten sonra da 18 kişiyi enkazdan kurtardık. Ben de birçok enkazın içine girdim. Beni üzen çok fazla durumla karşılaştım bölgede ama beni en çok etkileyen olay Defne bölgesinde yaşandı. Bir baba düşünün yıllarca Arabistan’da çalışmış, ömrü boyunca o daireyi almak için uğraşmış. 7 katlı o bina çökmüş, eşi kurtulmuş ancak binanın 2. katında kızı ve oğlu bulunuyordu. 7 katlı bir binanın enkazının altında bir cana ulaşmak gerçekten çok zor. Epeyce bir süre uğraştık. Sonra o baba bana gelip, ‘Çocuklarımın canlı geleceklerine artık inanmıyorum, lütfen onların bedenlerini bir bütün olarak çıkarın’ diyerek ellerime ayaklarıma kapandı. Bu benim için çok büyük bir hüzündü. 2 gün kadar bir süre çalıştıktan sonra o babanın oğlu ve kızının cansız bedenlerine ulaştık. Bir insana oğlunun ve kızının cansız bedenini teslim ettiğinde bile memnuniyet duyan insanları görmek gerçekten çok üzücüydü. Bu şekilde şahitlik ettiğimiz çok sayıda hikaye var. Sanki savaştan çıkmış gibiydik” dedi.
“Depremzedeleri yalnız bırakmadık”
Depremzedelerin yalnız bırakılmadığını söyleyen Bozkurt, Depremden sonra yaklaşık 6 ay kaldık bölgede. Çünkü orada ihtiyaçlar devam ediyordu. Biz zaten deprem sonrası yaşanacakları tahmin ediyorduk. Organizasyonumuzu buna göre planladık. Bir başkan yardımcımız ve bir müdürümüz aylık görevlendirme ile orada kaldılar. Hem yardımların dağıtımı için hem de oradaki kadın ve çocukların psikolojik desteği için sağlık ve güvenlik ekiplerimiz uzunca bir süre bölgede kaldılar ve ihtiyaçların karşılanması için çalıştılar” ifadelerini kullandı.
“Kimse binasına tolerans göstermemizi beklemesin”
Bina yaparken tolerans gösterilmesini isteyenleri deprem bölgesine götürdüklerini ifade eden Bozkurt, “Ben mühendis olmamdan kaynaklı orada gördüğüm, bugüne kadar edindiğim tecrübelerin, görüşlerin ve burada yapılmak istenenlere karşı duruşumun ne kadar anlamlı olduğunu gördüm. Burada bir takım binaların bazı yerlerine tolerans göstermemizi isteyen kişilerin sonuçları görmesi açısından ziyaretler planladık. Muhtarlarımızı, sivil toplum kuruluşlarını, proje ofislerini, iş adamlarının büyük bir bölümünü bölgeye davet ettik. Kent konseyini ve kent konseyinin bileşenlerini, mühendisleri, müteahhit arkadaşları oraya götürdük. Yanlış yaptığınız binalara tolerans göstermemizi istemeniz durumunda nelere sonuç vereceğini görsünler istedik. Bazı vatandaşların binaları ile ilgili gelen taleplere neden izin vermediğimizi gelin anlayın ve görün istedik. Bazı acılar yaşanabilir ancak bu acılardan ders çıkarmazsak acılar artık bizim kaderimiz olmaya devam eder. Yeter ki bilime inanalım, ahlaka inanalım. Böyle davrandığımızda ben inanıyorum ki acıların büyük bir bölümü artık yaşanmayacaktır. Yaşanan sorunlar da telafi edilecektir” diye konuştu.
“Prof. Dr. Naci Görür ile çalışmalarımız devam ediyor”
Prof. Dr. Naci Görür ile çalışmalarının devam ettiğini belirten Başkan Bozkurt, “Biz Esenyurt’u depreme dirençli hale getirmek için envanterimizi çıkarmakla başlayıp, zemin etütleri, bütün teknik çalışmaları tamamladık. Prof. Dr. Naci Görür hoca ile çalışmanın ortasında tanıştık. Topladığımız verileri onun sistemi üzerinden değerlendiriyoruz. Altı ana başlıkta Esenyurt’u depreme dirençli hale getirmek için çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesi yönetim sistemimizi yeni baştan depreme dirençli hale getirmek için başlattığımız proje. İkincisi halkın bilinçlendirilmesi konusu. Halkın depreme dirençli olması ve bilinçlenmesi için bir takım çalışmalar, tatbikatlar yapıyoruz. Üçüncü çalışmamız alt yapı ve üst yapımızın tamamen gözden geçirilmesiydi. İSKİ, İGDAŞ, BEDAŞ, Karayolları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman Bakanlığı gibi kurumlara gördüğümüz aksaklıklarla ilgili gerekli yazıları yazdık. Yine kendi sorumluluk alanımızdaki noktalarda çözümler üreterek, neler yapılması gerektiğini belirledik. Üst yapı ile ilgili bina envanterlerimizi çıkardık. Biz artık muhtemel bir İstanbul depreminde Esenyurt’un hangi bölgesinin nasıl etkileneceğini biliyoruz. Buna göre üst yapıdaki binaların durumunu tespit ediyoruz. Bu binaların ne kadarı hangi şiddette bir depreme nasıl dayanacak, nasıl etkilenecek ve hangi konumda kalacaklar bunun çalışmalarını yaptık. Kullandığımız son teknolojik sistemle Esenyurt’un hangi bölgelerinde çökme var, hangi noktalarda kayma var, bunun da aylık periyotlarla takibini yapıyoruz. Baktığınız zaman Esenyurt, Türkiye’nin yüzde 6 gayri safi milli hasılasını üretiyor. Bunun için de gerekli çalışmaları tamamladık. ESAK’ı kurmuş olmak yaptığımız önemli işlerden bir tanesiydi bence. Yani ben hiçbir şeyin insan hayatından daha değerli olduğunu düşünmüyorum. 58 kişiyi enkaz altından çıkarıp kurtarmak kadar daha değerli bir iş yaptım mı bilmiyorum. Onlara umut olmak, onların yüreğinde, hafızasında olmak benim için çok kıymetli. Benim bu hayatta elde etmiş olduğum en önemli başarı” dedi.
Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti.
“Son zamanlarda özellikle siyasetçiler bir ayrıştırma politikası izliyorlar. Ben Antakya’dayken akşamları keşif için sokağa çıkıyordum ertesi gün çalışma yapılması gereken noktayı belirlemek için. Orada şunu gördüm; insanlar enkazlarda çalıştıktan sonra yorgunluklarını gidermek için sohbet ediyorlardı. Türkiye’nin her bir bölgesinden insan oradaydı. Kürtler Kürtçe şivesiyle, Lazlar Lazca, Trakyalılar Trakya şivesi ile konuşuyorlardı ve birbirlerine yardımcı oluyorlardı. Bu o kadar değerli bir durum ki aslında. Bizler gereksiz bir gündem oluşturuyoruz ve bunun içinde çırpınıp duruyoruz. Bu nedenle hayatın gerçek sorunlarını göremiyoruz. Bizim bu saçma sapan tartışmalardan ve ayrışmalardan bir an önce kurtulmamız lazım. Artık hayatın gerçekleri üzerine konuşmamız lazım. Bizim farklı değerlere, inançlara, kökenlere sahip olmamız bizim zenginliğimiz, kavga nedenimiz değil. Deprem, işsizlik, çocuklarımızın geleceği, dünya barışı, doğanın korunması konuları ise asıl meselelerimiz. Güzellikleri, sevgiyi, birliği, beraberliği güçlendirmeye çalışmak lazım. Bizlere düşen görev insanlarımızı benim çocukluk yıllarımda olduğu gibi endişe etmeden geleceğe güvenle bakacağı bir çizgiye oturtmamız lazım ülkemizi” dedi. – İSTANBUL
]]>Konak ilçesindeki Bit Pazarı’nda 2019’da lokanta açan 40 yaşındaki Tuğba Bozkurt, Kovid-19 salgını döneminde işlerinin azalması nedeniyle iş yerini kapattı.
17 yaşındaki oğluyla yaşayan Bozkurt, geçimini sağlamak için sahildeki balıkçılara, belirli bir süre gece çalışan taksicilere ve polislere çay sattı.
Taksicilerin çaylarını rahat içmesi için araçlarını sıraya sokan, park etmelerine yardım eden Bozkurt, şoförlerin dikkatini çekti.
Taksicilerin “Bizim kız” diye hitap ettiği Tuğba Bozkurt, teklif üzerine belgelerini tamamlayarak taksicilik yapmaya başladı.
Buca ilçesinde bir yıldır direksiyon başına geçen Bozkurt, geceleri mesai yaparak müşterilerine hizmet ediyor.
Tuğba Bozkurt, AA muhabirine, taksiciliği çok sevdiğini anlattı.
Müşterilerin kadın şoför gördüklerinde şaşırdığını belirten Bozkurt, şöyle konuştu:
“Özellikle kadınlar görünce çok mutlu oluyor. Genç kızlarımız kendilerini çok rahat ve güvende hissediyor. Yaşlıları gördüğüm zaman onlara yardımcı oluyorum. Onlara gösterdiğim ilgiden dolayı onlar da gözyaşlarına hakim olamıyor. Yeri geliyor bir hacı teyzemiz biniyor, başıma bir şey gelmemesi için dua ediyor. Herkesten saygı gördüm. Bazı müşteriler ‘Buralardan yolcu alma ablacım, tehlikeli yer.’ diyor. Diğer taksi durakları da sağ olsun hepsi çok sahip çıkıyor, destek oluyor.”
Kendisini görenlerin, unutulmaz sinema oyuncularından Fatma Girik’in başrolünü oynadığı “Şoför Nebahat” filmini hatırladığını aktaran Bozkurt, şöyle devam etti:
“Rahmetli Fatma Girik’e çok büyük saygım var, Türk filmleri gerçeği yansıtan filmler. Bana “Şoför Nebahat’ dediklerinde, ‘Hayır Şoför Nebahat değilim ben, bizim kızım, halkın kızıyım.’ diyorum. Benim için para kazanmak tabii ki önemli ama daha çok insanların sevgisini kazanmak için, daha çok itibar için, onlardan aldığım hoşnutluk ve memnuniyet için buradayım. Onlar mutlu, memnun oldukça, bahçelerinden çiçek kopararak bana verdikçe, ‘Gel kızım çayımızı iç, sen bizim kızımızsın.’ dedikçe daha mutlu oluyorum.”
“Mücadelemiz helal lokma için”
Taksiciliğin zorlu yanlarının da olduğunu dile getiren Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:
“Aslında yaptığımız iş çok kutsal. Hastaneye, doğum yapmak üzere olan bir kadını yetiştirmek zorunda kalabiliyorum. Yeri geliyor hastasına gitmek zorunda olan gözü yaşlı birini götürebiliyorum. Bir diğerini işe yetiştiriyorum. İnsanların canları bize emanet. İnsanları eleştirmek yerine onları anlamaya, empati kurmaya çalışıyorum. Bu iş zor ve herkesin yapabileceği bir iş değil. Bütün anneler çocuklarının daha iyi yerlere gelmesi, çocuğunun boğazından helal lokma geçmesi için mücadele eder, bunun için mücadelemiz.”
“Takip cihazından gittiği yerleri kontrol ediyoruz”
Durakta çalışan Kenan Sever de Tuğba Bozkurt’un çalışmasından memnun olduğunu söyledi.
Diğer taksicilerin Bozkurt’a her zaman destek verdiğini belirten Sever, “Gece vardiyası gündüze göre taksiciler için zor bir vardiya. Gece takip cihazından işe giden araçlarımızın tamamını takip ediyoruz. Tuğba Hanım’ın gittiği yerleri de kontrol ediyoruz. Kendisini zaman zaman arıyoruz. Çalışkan, temiz, dürüst bir arkadaşımız. Bu şekilde birlikte çalışmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>Kamuoyunun doğru haber alabilmesi için gece gündüz demeden çalışan basın emekçilerini unutmayan Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir program düzenledi. Belediye binasında gerçekleşen programda ulusal ve yerel basın kuruluşlarının temsilcilerinin gününü kutlayan Başkan Bozkurt, yemeğin ardından nasıl bir belediye devraldığını anlatarak, kurumsal yapıda yaptığı düzenlemeler ve 5 yıllık görev süresi boyunca eğitim, istihdam, kültür, sanat, spor gibi alanlarda ilçeye getirdiği yenilikler hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Basın emekçileriyle gündeme dair fikir alışverişinde bulunan Bozkurt, gelen soruları ise titizlikle cevapladı. Programda görevi başında hayatını kaybeden gazetecilerin anıldığı bir sinevizyon gösterisine de yer verilmesi herkese duygu dolu anlar yaşattı.
“DEMOKRASİLERİN EN SAĞLAM TEMELİ DOĞRU HABER ALMA KANALIDIR”
Halkın doğru bilgiye ulaşabilmesi için basın mensuplarının verdiği emeğin önemine dikkat çeken Başkan Bozkurt, “Dünyanın en güzel ülkesinin evlatlarıyız. Atalarımız bize dünyanın en güzel coğrafyasını bahşetmiş ama maalesef biz coğrafyaya uygun bir süreç yaşamıyoruz.
Dünyada geçmiş yıllarda bulunduğumuz yeri şimdi koruyamadık, daha gerilerdeyiz. Nedeni çağın gerisinde kalmış olmak, dünyayla rekabet gücümüzü kaybetmiş olmak. Bunun da nedeni eğitim sistemimizin ve aramızdaki ilişkilerin bozulması. Bunun düzelmesi de tekrar üretmek, birbirimizi ayrıştırmamaktan, anayasal çerçevede birbirimize destek olmaktan geçer. Bunların olması için de iyiyle kötünün ayrıştırılması lazım. Demokrasilerde üç ana temel var ama dördüncü ve en sağlam temeli doğru haber alma kanalıdır. Türkiye’de bu kanal maalesef uzun yıllardır tıkanmış durumda; bu belli zümrelerin istediklerini rahatça yapabilmesi için bilinçli olarak yürütülen bir politika” dedi.
“BU İŞİN DOĞRU YAPILMASI İÇİN SİZİN EMEĞİNİZE VE DURUŞUNUZA İHTİYAÇ VAR”
Basın emekçilerinin ülkede yaşadığı zorluklara da değinen Bozkurt, sözlerini şöyle noktaladı:
“İşinizi hem ekonomik sıkıntıları hem de birçok riski göze alarak yaptığınızı biliyoruz. Bu işin doğru yapılması için sizin emeğinize, duruşunuza Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her bir köşesindeki vatandaşın ihtiyacı var. Doğru işler yapıp bu doğru işleri kamuoyuna doğru aktarmamız lazım. Yanlış işleri de kamuoyuna aktarıp vatandaşın siyaseten doğru tercih yapmasını sağlamak için mutlaka sizin yaptığınız bu değerli işin kabul görmesi lazım. Maalesef birçok alanda olduğu gibi basın ve yayında da işini doğru yapanlar bu işi zorlukla yürütüyorlar. O yüzden hepinizi saygıyla, yürekten selamlıyorum. Bu uğurda canlarını ortaya koyan basın emekçilerini saygı ve minnetle anıyorum. Umuyorum ki bundan sonraki süreçte görüşümüzü ifade ettiğimizde cezalandırılmayacağımız bir sistemle yönetiliriz. Bu topraklarda ne varsa bize aittir, bize ait olan her bir değere bir diğeri saygı duymak ve sahip çıkmak zorundadır. Ancak bu ülkede bu şekilde birlik ve beraberlik içinde yaşarız.”
?
]]>