Tatilciler, Başkan Ömer Günel tarafından şemsiye ve şezlongların ücretsiz hale getirildiği halk plajlarında denizin, kumun ve güneşin tadını doyasıya çıkardı. Uygun fiyata sunduğu kaliteli hizmetle dikkat çeken Kuşadası Belediyesi’ne ait Arya Tesisleri dolup taşarken Sevgi Plajı’nda yer alan kamp, karavan alanı Ada Camping tam kapasite ile hizmet verdi. Kentin güzelliklerinin tadını çıkaran tatilcileri en iyi şekilde ağırlamak için çalışan Kuşadası Belediyesi’nin ilgili ekipleri ise yaptığı kesintisiz mesai ile yüzleri güldürdü.
Kuşadası Belediyesi, 10 yıllığına sorumluluğunu üstlenmesinin ardından şemsiye ve şezlongları ücretsiz hale getirdiği plajlarda yürüttüğü bakım, onarım ve temizlik çalışmaları ile ziyaretçilerini pırıl pırıl karşıladı. 9 günlük bayram tatili boyunca Kuşadası plajlarında bulunan şemsiye ve şezlonglardan ücretsiz yararlanan tatilciler Başkan Ömer Günel’e teşekkür etti.
Kuşadası Belediyesi’ne ait Arya AŞ.’nin işlettiği şık ve estetik turistik tesisler, tüm yıl boyunca olduğu gibi bayram tatilinde de büyük ilgi gördü. Uygun fiyata sunduğu kaliteli hizmetle 7’den 70’e her kesime hitap eden Arya Tesisleri, kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin mola vermek, dinlenmek ve açık havada sosyalleşmek için tercih ettikleri işletmelerin başında geldi. Konumları, renkli tasarımları, konforlu oturma alanları ve lezzetli menüleri ile fark oluşturan Arya Tesisleri, 9 günlük bayram tatili boyunca yüz binlerce kişiyi ağırladı.
Kurban Bayramı boyunca bütçelerine uygun tatil yapmak isteyenlerin adresi ise Kuşadası Belediyesi tarafından Sevgi Plajı’nda hizmete açılan kamp ve karavan alanı Ada Camping oldu. Denize yakın konumu ve doğa ile iç içe güvenli ortamı ile kısa sürede çocuklu aileler başta olmak üzere kamp ve karavan tutkunlarının gözdesi haline gelen Ada Camping, 9 gün boyunca tam kapasite ile hizmet verdi. İçerisinde sosyal etkinlik alanları, restoran, kafe ve marketin de bulunduğu Ada Camping, konuklarına unutulmaz bir tatil deneyimi yaşattı.
9 günlük bayram tatili için Kuşadası’nı seçen turistler, dinlenmenin ve eğlencenin tadını çıkarırken Kuşadası Belediyesi’nin ilgili ekipleri tam kadro sahada olmayı sürdürdü. 7/24 mesai yapan Kuşadası Belediyesi ekipleri, yetki ve sorumluluk alanlarında bulunan tüm sorunları kısa süre içerisinde çözüme kavuşturdu.
Kurban Bayramı tatilinde en yoğun mesai yapan ekiplerin başında Kuşadası Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri geldi. 9 günlük tatil için Kuşadası’nı tercih eden yerli ve yabancı turistlerin kent genelinde bıraktığı tonlarca atığı toplamak için 3 vardiya halinde kesintisiz çalışan ekipler, bayram tatili boyunca her gün ortalama 370 ton evsel atık topladı. 9 gün boyunca toplam 3 bin 330 ton atık toplanarak düzenli depolama alanına ulaştırıldı.
Bayram tatili öncesinde başlayan ek temizlik mesaisi ile ziyaretçilerini pırıl pırıl karşılayan Kuşadası Belediyesi tarafından tatil süresince sunulan kesintisiz temizlik hizmeti memnuniyetle karşılandı. Kuşadası Belediyesi tarafından kısa sürede çözülmesi mümkün olan ivedi sorunları gidermek üzere kurulan Acil Müdahale Birimi ise yaptığı 7/24 mesai ile gelen taleplere anında yanıt verdi. – AYDIN
]]>Çakaroğlu, arkadaşlarıyla, TEKNOFEST aracılığıyla geliştirdiği “Kutup Gözlemleri ve İklim Değişikliği Analizi için Yerli Mikro Uydu Geliştirilmesi” projesiyle, 2022’de TÜBİTAK’ın düzenlediği Lise Öğrencileri Arası Kutup Araştırma Projeleri Yarışması’nda Türkiye üçüncülüğü elde etti.
Projeyle TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Enstitüsüne davet edilen Çakaroğlu, yaklaşık bir yıldır İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği bölümünde araştırma asistanı olarak çalıştı. Çakaroğlu bu sürede okyanus tabanlarının topoğrafik ölçümlemesi (batimetri) üzerine geliştirdiği projelerle, iklim ve deniz bilimlerindeki tecrübesini artırdı.
Çakaroğlu, yürüttüğü faaliyetleri sayesinde, Japonya’daki Sasakawa Barış Vakfı (SPF) çatısı altındaki Okyanus Politikası Araştırma Enstitüsü (OPRI) tarafından düzenlenen “Uluslararası Okyanus Bilinci Geliştirme Projesi”ne davet edildi.
“Batı Pasifik Bilim Seferi” ismiyle 8-24 Mart’ta gerçekleştirilen proje kapsamında Çakaroğlu, dünya genelinde lise ve üniversitelerden seçilen 25 kişilik ekiple Batı Pasifik Okyanusu’nda yaklaşık iki hafta süren yolculuğa katıldı.
Çakaroğlu, Türkiye’den Japonya ve Batı Pasifik’e uzanan serüveninin detayları ile geleceğe yönelik düşüncelerini AA muhabirine anlattı.
2 bin deniz mili yol
İki hafta süren yolculuğun “kimi zaman kolay, kimi zaman zor” geçtiğini kaydeden Çakaroğlu, bu sürede yaklaşık 2 bin deniz mili yol katettiklerini belirterek, ulaştıkları ada ülkesi Palau’da halkın kendilerini sevinçle karşıladığını söyledi.
Çakaroğlu, “Çok renkliydi. Çiçekli kolyeler verdiler, bizim için pankart açtılar. Kapanış seremonisine eski devlet başkanı ve bakanları ile bürokrasi ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Palau Çevre Bakanı direkt bana telefon numarasını verdi. Bir bakanın şahsi telefon numarasını alabilmek beklemediğim bir gelişmeydi.” dedi.
Ada ülkesine vardıklarında, Türkiye ve Japonya’nın bulunduğu Kuzey Yarımküre’deki kış mevsimi ortalamasının oldukça üstünde, 32 derece sıcaklıkla karşılaştıklarını söyleyen Çakaroğlu, sefer boyunca 3 projeye odaklandıklarını kaydetti.
Seferdeki üç proje
Düşük maliyetli GNSS modülü vasıtasıyla “troposferik su buharı kestirimi” projesi için teknenin üstüne kurduğu antenle veri kaydını kesintisiz 14 gün boyunca yaptığını belirten Çakaroğlu, “Türkiye’ye döndüğümüzde veriler, Antarktika’da kaydettiğimiz verilerle karşılaştırılacak. Bu sayede farklı bölgelerdeki iklim değişikliğinin dünyamızı nasıl etkilediğini bileceğiz. İlk projem çok başarılı geçti.” dedi.
Çakaroğlu, farklı sensörlerle barometrik basınç, bağıl nem ve sıcaklık dahil meteorolojik verilerin ölçümü projesi için kaydettiklerini ise sadece Antarktika ile sınırlı kalmayıp, dünyanın farklı yerlerindeki verilerle karşılaştırmayı planladıklarını belirterek, “Geçmiş yıllara kıyasla, 2024’teki değişikliğin etkisini daha net anlayabileceğiz.” ifadesini kullandı.
İklim bilinci amacıyla sefer boyunca mini video blog çekimi projesi yürüttüğünü de anlatan Çakaroğlu, “Genç arkadaşlarımıza ilham olmak için her gün video çekmeye çalıştım. Anlatabileceğim çok anı biriktirdim.” diye konuştu.
“Okyanus zorlu koşullara sahip”
Çocukluğundan beri yelkencilik ve denizcilikle ilgilendiğini ve 14 yaşından beri tüplü dalış yaptığını belirten Çakaroğlu, Türkiye’yi çevreleyen denizlerle, sefere çıktığı okyanusu kıyasladı:
“Pasifik Okyanusu çetin koşullara sahip. Yokohama’dan çıktığımızda ilk 2 gün ‘yerimizden kalkamadık’ desek yeridir. Yaklaşık 25 kişilik ekipten en az 15 kişi deniz tutması yaşadı. Dalga boyu yüzünden 2 gün boyunca Mikawa koyuna sığınmak zorunda kaldık. Koydan ayrılınca karşı rüzgar nedeniyle tekrar koya sığındık. Okyanus zorlu koşullara sahip. Hiç beklemediğiniz anda yağmur yağıyor, fırtına çıkıyor, dalga vuruyor.”
Türkiye’yi çevreleyen iç denizlere kıyasla okyanus koşullarının daha zor olduğunu dile getiren Çakaroğlu, “Aynı zamanda da mükemmel bir canlı yaşamına sahip. Türkiye’de nadir görebileceğimiz canlılara, deniz yaşamına tanıklık etmiş olduk. Yolculuk boyunca balinalar, yunuslar gördük. Rüzgar sakin olduğunda, deniz sakin olduğunda çok keyifli. 14 gün hem motor hem yelken açarak seyahat ettik.” dedi.
Sefer boyunca “beklemedikleri birçok şeyle karşılaşmalarının” ekip çalışmasını öğrenmelerinde fayda sağladığını ifade eden Çakaroğlu, “Yelken eğitimi aldık. Sabah 06.30’da kalkıp sabah egzersizi yaptık, güverte yıkadık. Yarım Hindistan cevizleriyle güverte yıkıyorduk. ‘Happy hour’ dediğimiz bir temizlik saati vardı. Bir buçuk saat boyunca herkes farklı bölümleri temizliyordu. Hepsi bize bir şeyler kattı, ekip çalışmasını öğretti. Orada öğrendiklerimi kendi projelerimde de kullanıp arkadaşlarıma da anlatacağım.” şeklinde konuştu.
TEKNOFEST fırsatı
Teknolojiye ilgisinin TEKNOFEST’le başladığını ve TEKNOFEST sayesinde TÜBİTAK’taki bilim insanlarıyla tanışıp çalışma imkanı bulduğunu kaydeden Çakaroğlu, bilim seferi projesini, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) aracılığıyla öğrendiğini söyledi.
Projeye katılmasında, TEKNOFEST’in sunduğu “iletişim ağı fırsatının önemini” vurgulayan Çakaroğlu, “TEKNOFEST’in birçok ödülü var ama ödülden daha çok TEKNOFEST ‘network imkanı’ sağlıyor. İlk katılımda belki bir şey elde edemeyebilirsiniz ama her katılımınızda yeni bir şey öğreneceğimiz garanti.” dedi.
Daha önce Antarktika’da denedikleri projede sonuç elde ettiklerini belirten Çakaroğlu, “Türkiye’nin Pasifik’e seferi olmadığı için daha önce Pasifik Okyanusu’nda bu deneyleri yapamamış ve veri karşılaştırma imkanı elde edememiştik. Temel motivasyonum, bu deneyleri burada gerçekleştirmek oldu.” şeklinde konuştu.
Türkiye’deki arkadaşlarını teşvik edecek
Aynı bilim seferine Türkiye’den katılan lise öğrencisi 15 yaşındaki Eylül Ünal, proje dolayısıyla kültür ve bilgi alışverişi yaptıklarını ve yeni çevre edindiğini belirterek, “Hedefim, günümüzdeki sorunlara yeni bir çözüm yöntemi geliştirmek. Öğrendiklerimi uygulayabilmek güzel olacak.” ifadelerini kullandı.
Bilim seferi boyunca katıldığı aktiviteler vesilesiyle sertifikalar kazandığını kaydeden Ünal, “Zevkli bir projeydi. Bana çok şey kattı. Çevre sorunları sadece benim değil bütün insanların öğrenmesi gereken bir şey.” dedi.
Ünal, benzer bilim seferleri ve projelerine katılmaları için Türkiye’deki öğrenci arkadaşlarını teşvik edeceğini söyledi.
“Okyanus okur yazarlığı” ve “liderlik kabiliyeti”
“Batı Pasifik Bilim Seferi”ne uzman eğitmen olarak katılan OPRI Araştırma Görevlisi Tanaka Hajime de katılımcı öğrencilere iki hafta boyunca çeşitli alanlarda eğitim verdiklerini anlattı.
Katılımcı öğrencilerin, sefer esnasında “okyanus okur yazarlığı” geliştirme fırsatı bulduklarını ve “liderlik kabiliyeti” kazandıklarını kaydeden Tanaka Hajime, “Bilim seferine Türkiye’den katılan gençlerin projemize büyük katkı sağladığını düşünüyorum.” dedi.
]]>Ramazan ayına sayılı günler kala Taksim Camii’ndeki hazırlıklar tamamlandı. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da mahya asımıyla başlayan hummalı çalışmalar temizlik ve kokulandırma işlemleriyle devam etti. Taksim Camii İslam Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı’nın Beyoğlu Belediyesi desteğiyle gerçekleştirdiği çalışma kapsamında caminin içi ve dışı gül suyu ile yıkandı. Ramazan’da vatandaşların daha hijyenik ve ferah bir ortamda ibadet edebilmesi için hazırlanan Taksim Camii ve Külliyesi’nde ay boyunca gerçekleştirilecek dini, kültürel ve sosyal etkinlikler de planlandı.
“Her milletten Müslümanı ağırlıyor”
Beyoğlu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Akpınar, Taksim Camii’nin her Ramazan ayında her milletten on binlerce Müslümanı ağırladığını belirterek “Ziyaretçilerimizin Ramazan’ın manevi iklimini en iyi şekilde yaşamaları için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Daha hijyenik ve ferah bir ortamda ibadet imkanı sunmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz temizlik ve kokulandırma çalışmasıyla camimizin dışını gül suyuyla yıkadık, iç kısımda da temizlik ve kokulandırma çalışmaları yaptık” dedi.
Ramazan ayı boyunca her gün çalışmalara devam edilecek
Ramazan ayı boyunca her gün çalışmalarına devam edeceklerini belirten Akpınar, “Taksim Camii yoğun ziyaretin olduğu yerdir. Teravih namazında da yoğunluk olacağını biliyoruz. Ramazanda da her akşam namazından sonra camii gül suyu ile kokulandırılacak. Ama burada vatandaşımızdan bir ricamız söz konusu. Camilerimizde, abdest aldıklarında kurulanıp camiye girerlerse hijyen açısından çok daha iyi olur. Bu sayede yaptığımız temizlik çalışmaları da daha verimli olur” şeklinde konuştu.
Dijital mahya asıldı
Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Taksim Camii’nde dijital mahya uygulaması gerçekleştirdiklerini ifade eden Taksim Camii İslam Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı Genel Müdürü Muhammet Furkan Gümüş “Bir Osmanlı geleneği olan mahyalar, artık daha teknolojik hale geldi. Bizim de uyguladığımız dijital mahya ile bütün Ramazan boyunca bir mesaj değil birden çok mesaj vermemiz mümkün. Mahyamızda bu yıl ilk olarak ‘La İlahe İllallah’ yazacak” diye konuştu.
Günde iki kez mukabele okunacak
Taksim Camii girişinde binlerce kişiye Ramazan ayı boyunca Taksim Camii Vakfı Aşevi’nin çorba, ekmek, su ve hurmadan oluşan iftariyelik dağıtımı yapacağını da dile getiren Gümüş, şöyle devam etti:
“Ayrıca Ramazan boyunca teravih namazları, sohbet programları dışında Taksim Camii’nde öğle ve ikindi namazı vaktinde mukabele okumaları gerçekleştireceğiz. Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde ise kültür sanat etkinlikleri planlandı. Bunlardan ilki, 8 Mart-7 Nisan tarihleri arasında gezilebilecek olan ‘Güzel Ahlak’ isimli hat sergimiz olacak. Ziyaretçilerimiz bu sergide Albaraka Türk Uluslararası 6. Hat Yarışması’nın ödüllü eserlerini görebilecek.”
Çocuklar da unutulmadı
Ramazan programında çocukları da unutmadıklarını dile getiren Muhammet Furkan Gümüş, “Arife Günü, yani 10 Mart Pazar günü Taksim Camii Çok Amaçlı Salonu’nda, Beyoğlu’nda ikamet eden 700 yetim çocuğumuzun Ramazan’a mutlu girmeleri için Beyoğlu Kaymakamlığı, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Müftülüğü iş birliği ile çeşitli etkinliklerin düzenleneceği ve hediyelerin verileceği bir programa ev sahipliği yapacağız” açıklamasında bulundu. – İSTANBUL
]]>On bir ayın sultanı Ramazan’a günler kala 450 yıllık Osmanlı geleneği mahyalar tarihi camileri süslemeye devam ediyor. İbadete 86 yıl sonra 24 Temmuz 2020 tarihinde yeniden açılan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin minarelerine yıllar sonra ilk kez mahya asılmıştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinesinde, Türkiye’nin son mahya ustası Kahraman Yıldız ve ekibi tarafından mahya hazırlandı. Usta ve ekibi mahyayı asmak için önce minareye çıktı. Daha sonra mahya, saatler süren çalışmayla Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin iki minaresi arasına yerleştirildi. Ramazan ayının öncesinde tarihi camiye, ‘La İlahe İllallah’ yazılı mahya asıldı. Asılan mahya Ramazan ayı boyunca değiştirilmeden aynı şekilde kalacak.
“Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahların camilerini süslemek için talimatlandırdığı bir sanat”
Mahya asılma geleneği hakkında bilgi veren Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdür Yardımcı Levent Çetin, “Mahya hazırlıklarımız bütün yıl boyunca devam ediyor. Yılın 11 ayı ustamız atölyede mahyaların bakımlarını, onarımlarını ve tamirlerini yapıyor. Daha sonra da Ramazan ayına yaklaştığımız bu tarihlerde de camilerimizde yerinde asma işlemlerimizi yapıyoruz. 7 selatin camiinin 5 tanesinde, 5 farklı yazı Ramazan ayı boyunca dönecek. Sultanahmet Camii ve Ayasofya Camii’nde mahya sabit olarak kalacak. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak her Ramazan olduğu gibi bu Ramazan’da da 7 selatin camiinin minareleri arasına mahya asacağız. Bu konunun Türkiye’de yaşayan tek örneği olan Kahraman ustayla beraber Ramazan ayı boyunca her camide 5 farklı metin olacak şekilde mahyalarımızı asacağız. Bu gelenek 1500’lü yılların sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahların, camilerini süslemek için talimatlandırdığı bir sanat” ifadelerini kullandı.
“Ayasofya Camii’ne ‘La İlahe İllallah’ ve Sultanahmet Camii’ne de ‘Muhammedun Resulullah’ mahyalarını asacağız”
Yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren mahya ustası Kahraman Yıldız, “Ayasofya Camii’ne biz evvelki sene ilk defa mahya astık. Kadir gecesinde ‘La İlahe İllallah’ mahyası asmıştık. Bu mahya çok beğeniliyordu. Çok uzun süre, geceleri yaktılar. Bu sene de Ramazan geliyor. Allah izin verirse bir hafta sonra Ramazan olacak. Ayasofya Camii’ne yine ‘La İlahe İllallah’ ve Sultanahmet Camii’ne de ‘Muhammedun Resulullah’ mahyalarını asacağız. Bu mahyalar bir ay boyunca kalacaklar. Diğer 5 camimizde bulunan yazılarımız farklı olarak 5 yazı yazacağız. Bir ay boyunca Sultanahmet Camii ve Ayasofya Camii değişmeyecek. Bu senenin Ramazan ayının teması, ‘Ramazan ve ahiret bilinci’ olarak geçiyor. Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği bir temadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü tarafından uzun yıllardır mahya yapılmaktadır. Hala Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından sanatımızı devam ettirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>