Cep telefonuna uzun süre bakmak duruşumuzu bozuyor
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzman Doktoru Semiha Ülkü Gül:
“30 derece kadar eğdiğimizde boyun kaslarına omurgaya binen yük 22 kiloya yakın olabilmektedir”
“Ekranın göz hizasında olmasına dikkat edilmeli”
ESKİŞEHİR – Özel Ümit Tıp Merkezi’nde görevli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzman Doktoru Semiha Ülkü Gül, uzun süreli cep telefonu kullanımlarının zararlarına dikkat çekti.
Gelişen teknoloji ile insanların başta cep telefonu olmak üzere bilgisayar ve tablet gibi cihazların başında geçirdikleri süre artıyor. Cep telefonu ile geçirilen zamanın haftada 24 saate vardığını ifade eden Özel Ümit Tıp Merkezi’nde görevli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzman Doktoru Semiha Ülkü Gül, telefonun yanlış pozisyonda kullanımı konusunda uyarılarda bulundu.
“Cep boyun sendromu”
Ofis çalışanlarının yanı sıra, son zamanlarda sosyal medyada da uzun süre yanlış pozisyonda zaman geçirmenin; boyun, sırt ve omurilikte sorunlara neden olabildiğini dile getiren Dr. Semiha Ülkü Gül, “Kullanılan cihazın göz hizasında olmaması, 2 saatte bir cihazın başından kalkıp egzersiz yapmamak, duruş bozukluğu, zamanla boyun fıtığına, fıtık da ilerleyip kol sinirlerine baskı yaparak kolda kuvvet kaybı ve ciddi kuvvet kaybıyla beraber ilerleyici felç dediğimiz duruma neden olabiliyor. Genellikle orta yaşlarda oluşan duruş bozukları, son dönemlerde çocuklarda da görülmeye başlandı. Bunun sebebi olarak da çocukların cep telefonu veya tablette uzun zaman geçirmeleri” dedi. Cep telefonuna bağlı duruş bozukluğu için tıp literatürüne yeni bir tanımlama dahi girdiğini belirten Dr. Gül, “Text Neck Sendromu” denilen bu terimin; “cep boyun sendromu” olarak adlandırıldığını anlattı.
“Boyun kaslarına 22 kilo yük binebilir”
Özel Ümit Tıp Merkezi doktoru Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzman Semiha Ülkü Gül, “Gelişen teknolojiyle birlikte artan cep telefonu, tablet, bilgisayar kullanımında yanlış pozisyonun özellikle omurgada boyun sağlığını çok etkilediğini söyledi. 10 kişiden birinin boyun ve sırt ağrısı şikayeti ile polikliniğe geldiğini ifade eden Dr. Gül, “Eğer biz başımızı gereğinden fazla öne eğerek, yanlış bir postürde tutarsak, boyun kaslarına, sırt kaslarımıza normalden daha fazla bir yük biner. Örneğin başımızı 15 derece kadar öne yediğimizde boyun kaslarına omurgaya binen yük normal pozisyonda 5 kiloyken bu, 12 kilograma kadar çıkabilmekte, 30 derece kadar eğdiğimizde ise bu ağırlık 22 kiloya yakın olabilmektedir. Bu da; boyun düzleşmesi, boyun fıtığı, boyun kireçlenmesi gibi problemleri ortaya çıkarabiliyor” dedi.
“2 saatten uzun bakılmamalı”
Boyun ve omurga yapısını koruma yolları hakkında bilgi veren Dr. Gül, şunları söyledi:
“Cep telefonu kullanımında telefonu mümkün olduğunca göz hizasında tutmalıyız. Örneğin bir kolumuzda diğer kolumuzu destekleyerek göz seviyesini alabiliriz. Uzun süreli bir görüşme, konuşma yapacağımız zaman başla boyun arasında telefonu sıkıştırmak yerine kulaklık kullanımını tercih edebiliriz. Eğer bilgisayar kullanmak zorundaysak yaklaşık ekranın da göz hizasında olmasına dikkat ederek, 2 saatten sonra kalkıp oda içerisinde 1-2 adım atabilir, kısa bir mola verip, boyun esnetme egzersizleri yapabiliriz. Birçok yerde bu egzersizlerin nasıl yapıldığına dair bilgilere ulaşabilirler.”
“En güzel egzersiz yüzme”
Bilgisayar, tablet ve telefon kullanıma bağlı duruş bozukluklularının son dönemlerde çocuklarda da sık görülebildiğine dikkat çeken Dr. Gül konuya ilişkin, “Duruş, postür bozuldukça bir süre sonra boyun, omurga yapısı, sırt yapısı değişmekte ve birbiri ardı sıra bu yapı bozukluğu devam etmekte. Ebeveynlere; çocukların, sabit ve uzun süre aynı pozisyonda durmalarına engel olup çeşitli sporlara yönlendirmelerini tavsiye ediyoruz. En güzeli yüzme, yapamazlarsa, eğer imkanları el vermiyorsa çocukların sokakta daha fazla vakit geçirmeleri sağlanabilir. Bizlerin de onlara örnek olmak için bu süreyi kısaltmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
]]>Kazakistan’da yaşayan 61 yaşındaki Aıganym Yeleuova, 1 yıl önce ağız kanseri olduğunu öğrendi. Ülkesinde ameliyat olan ancak hastalığı nüks eden Yeleuova, tedavi için Türkiye’ye geldi. Konuşma, yeme ve içme gibi hayati fonksiyonlarını kaybetmek üzere olan hastanın ağız tabanından sol çenesine yayılan ceviz büyüklüğündeki tümör 3 saatlik operasyonla alındı. Yeleuova’ya göğsünden doku alınarak yeni bir yanak yapıldı. Pipetle beslenen yavaş yavaş konuşabilen hasta ölümden döndü.
Kulak Burun Boğaz ve Baş – Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Apuhan’a ulaşan hastada ağız tabanından sol çenesine yayılan agresif bir tümör tespit edildi. Metastaz da yapan tehlikeli tümör 3 saatlik operasyonla başarılı bir şekilde alındı. Yanağından ceviz büyüklüğünde tümör çıkarılan hastaya göğüs bölgesinden alınan doku nakledilerek yeni bir yanak yapıldı. Pipetle beslenen yavaş yavaş konuşabilen hastanın ölümden döndüğünü söyleyen Prof. Dr. Apuhan, “Dil ve çenenin bir kısmını almak zorunda kaldık. Tümör hastanın boynuna da yayıldığı için boyun bölgesini de temizledik. Hastamız, konuşma, yeme ve içme gibi önemli hayati fonksiyonlarını kaybetme noktasına gelmişken, göğsünden aldığımız doku ile kendisine başarılı bir yanak nakli gerçekleştirerek yeniden sağlığına kavuşturduk. Hastayı ağızdan beslemeye başladık ve rahatlıkla yutkunabiliyor. Kısa?süre sonra taburcu edeceğiz” dedi.
Aıganym Yeleuova’nın hastalığı, tümörün tamamen temizlenememesi sebebiyle tekrarladı. Ancak tekrar yapılacak olan operasyonun riskli olması nedeniyle Kazakistan’daki hastanelerde tedavi edilemeyen Yeleuova, Türkiye’de Hisar Hospital Intercontinental’da Kulak Burun Boğaz (KBB) ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Apuhan’a başvurdu. Prof. Dr. Tayfun Apuhan, “Bu tür durumlarda en önemli faktör, geriye rezidü (kalıntı) tümör bırakmamaktır. Cildi de rezidiv etmesini önlemek adına girişimde bulunmamız gerekiyordu. Hastamızda; cilt, ağız tabanında dilin bir kısmı ve çenenin bir kısmını almak zorunda kaldık. Aynı zamanda tümör, boyun bölgesine yayıldığı için bu alandaki tümörü de temizledik. Burada rekonstriksüyonu (anatomik bütünlüğün?sağlanarak uzvun işlevinin geri kazandırılması)?sağlamak ise en önemli şeydi. Tümörün tümünü temizledikten sonra boş kalan bölgeye doku transferi yapmamız gerekiyordu. Bu hastamızda göğüs bölgesindeki kasla cilt transferi yaparak cerrahiyi tamamladık. Ameliyat sonrası sekizinci gündeyiz. Hastayı ağızdan beslemeye başladık ve rahatlıkla yutkunabiliyor. Kısa?süre sonra taburcu edeceğiz” açıklamasını yaptı.?
“AĞIZ TÜMÖRLERİ AGRESİF SEYREDER”
Ağız tabanı tümörlerinin çok agresif seyrettiğine değinen Prof. Dr. Apuhan, “Çok kısa?sürede yayılır ve hastanın hayatını riske sokabilir. Ağız taban tümörleri; baş, boyun bölgesi tümüyle içerisinde önemli yer tutar. Bunlar çok agresif seyrettiği için tedavi ilk planda cerrahidir. Cerrahi yaparken mutlaka geriye tümör dokusu bırakmamak gerekir. Bu bölge özellikle hem fonksiyonel hem de kozmetik açıdan önemli olduğu için cerrahisi biraz da zahmetli oluyor” dedi.
“BU CERRAHİ YÖNTEMLERDE TÜRKİYE ÇOK İYİ YERDE”
Bu tür operasyonlarda yüz felci, dil felci gibi durumların yaşanabildiğini belirten Prof. Dr. Apuhan, “Özellikle aktarılan dokunun beslememe sorunu yani nekroz olabilirdi. Ama sekizinci gündeyiz. Hasta gayet?sağlıklı ve rahatlıkla beslenebiliyor. Bu konuda Türkiye olarak çok iyi yerdeyiz. Bunu gururla söyleyebiliriz. Özellikle baş boyun bölgesi tümörlerinin etolojisinde; sigara, alkol, son zamanda artan HPV virüsü, ultraviyole açısından maruz kalma veya radyasyona maruz kalma gibi şeyler kanser zemini hazırlar. Erkeklerde ve ileri yaşlarda biraz daha sık görürüz.? Çevresel faktörlerden tutun, yaşam tarzı, ağız hijyenin bozuk olması, bunların hepsi birer sebeptir, tümöre zemin hazırlar” uyarısında bulundu.?
“BU TÜR CERRAHİLER ALT YAPISI İYİ MERKEZLERDE YAPILMALIDIR”
Baş boyun kanserlerinde yaklaşımın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Apuhan son olarak şunları söyledi:
“Multidisipliner yaklaşım gerekiyor. Bizim hastanemizde bütünleşik onkoloji merkezimiz var. Bizim geniş bir konseyimiz var. Bu tür hastaları, burada detaylı bir şekilde değerlendiriyoruz. Tedavi seçeneklerini, bütün ailesini izledikten sonra cerrahiyi yapıyoruz. Bu tür cerrahileri mutlaka böyle büyük, altyapısının iyi olduğu merkezde yapmak gerekiyor. Bizim hastanemizde gerekli teknoloji donanımımız var. Anestezi, yoğun bakım şartları çok iyidir. Ama Allah’a şükür yoğun bakıma gerek kalmadan bu hastamızı takip ediyoruz.”
]]>