Ay başında da Hazine Bakanı Janet Yellen ikinci kez Çin’e gitmişti. Washington Çin’e daha sık elçi göndererek işbirliği sinyalleri veriyor.
Devlet Başkanı Şi Jinping’in geçtiğimiz Kasım ayında San Francisco’yu ziyaret etmesinden bu yana Pekin de ABD ile farklılıklardan ziyade ortak yönleri vurgulama peşinde.
Pekin ayrıca yavaşlayan ekonomisini canlandırmak için yabancı yatırımcıları ülkeye çekmeye çalışırken, son aylarda daha yumuşak bir diplomatik yaklaşım benimsemiş görünüyor.
Blinken’in ziyareti öncesinde konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisine göre ABD, “yanlış hesap ya da çatışma” olasılığını önlemek için “rekabeti sorumlu bir şekilde yönetme” çağrısında bulunuyor.
Bu, görüşmelerin kolay olacağı anlamına gelmiyor. ABD-Çin ilişkileri son yıllarda gelişse de hala gerilim ve şüphe içeriyor.
Blinken’in uçağı Çarşamba günü Pasifik üzerinde Rus topraklarının güneyinden Tayvan’ın kuzeyindeki kıyı şeridine ve Güney Çin Denizi’ne doğru yol aldı. Bu rota iki ülke arasında sorun olan noktaların bir yansıması gibi.
Geçen yılın başlarında Çin’e ait olduğundan şüphelenilen bir casus balonu aynı hava sahasında, ABD’ye ait Alaska üzerinde uçarak uluslararası bir krizi tetiklemiş ve ABD-Çin ilişkilerinin dibe vurmasına neden olmuştu.
Blinken’in Şanghay’a inmesinden birkaç saat önce ABD Senatosu, Başkan Biden’ın Tayvan’a 8 milyar dolar ekstra askeri yardım öngören bir yasa tasarısı paketini kabul etti. Pekin, ABD’nin en büyük müttefiki olan özerk ada üzerinde hak iddia ediyor.
Paket ayrıca, TikTok’un Çinli ana şirketi ByteDance’ı dokuz ay içinde hisselerini satmaya zorluyor; aksi halde popüler sosyal medya uygulamasının yasaklanması gündeme gelecek.
Hazine Bakanı Yellen bu ayın başlarında yaptığı ziyaret sırasında Çin’i, ucuz Çin mallarının ABD pazarına akın etmesine yol açan aşırı kapasite sorunları nedeniyle eleştirmişti.
Çin tüm bu gelişmelere sert tepki gösterdi. Bunları Washington’un kendisini ekonomik olarak çevreleme ve jeopolitik olarak kuşatma girişimlerinin bir parçası olarak görüyor.
ABD’li yetkililer ise Çin’e karşı yaptırım ve gümrük vergisi tehdidinin kaldırılması ya da bölgesel düşmanlarıyla ABD’nin yaptığı ikili anlaşmaların yumuşatılması için Pekin’in tutumunu değiştirmesi gerektiğini söylüyor.
Blinken ziyareti kapsamında Çinli mevkidaşı Wang Yi’yi ile yapacağı görüşmede onu Rusya’ya makine ve mikroçip ihracatının engellenmesi konusunda uyaracak. Moskova’nın bunları Ukrayna savaşında silah olarak kullandığı iddiasını Pekin “temelsiz bir suçlama” olarak nitelendirdi ve Washington’un Kiev’e milyarlarca dolarlık yardım kararının ardından bunu Amerikan ikiyüzlülüğü olarak gördü.
Pekin’in de Washington’a yönelik kendi uyarıları var. Blinken’in gelişinden önce, görüşmelerden ne beklediklerini ortaya koyan uzun ve sert ifadeler içeren bir açıklama yayınladı.
İlişkiler istikrara kavuşmaya başlamış olsa da, “ABD Çin’i çevreleme stratejisini ilerletmeye devam ediyor, Çin’in içişlerine karışan, imajını lekeleyen ve çıkarlarını baltalayan hatalı söz ve eylemleri benimsemeye devam ediyor. Çin bu tür hareketlere kararlılıkla karşı çıkmakta ve güçlü karşı tedbirler almaktadır” denildi.
Devlet medyası ve Çinli akademisyenler de bu mesajı yineledi. “Görünüşe göre Blinken Çin’e ültimatom vermek için burada” diyen Çin Dışişleri Üniversitesi profesörlerinden Li Haidong Global Times’a yaptığı açıklamada, “Ona boyun eğmeyeceğiz ve temel meselelerimizden taviz vermeyeceğiz” dedi.
Pekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Okulu’ndan Wang Yong ise ilişkilerde bir “kazan-kazan durumu” sağlanabileceğini ancak ABD’nin Çin’i “yanlış algıladığını” ve Washington’un daha fazla “iyi niyet” göstermesi gerektiğini söyledi.
Singapurlu uzman Alfred Wu’ya göre Pekin için bu hafta yapılacak görüşmelerde en acil konulardan biri Tayvan olacak.
Blinken, Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı başkanı William Lai’nin göreve başlamasından kısa bir süre önce Çin’i ziyaret ediyor ve bu ziyaretin Tayvan Boğazı’nın yanı sıra Güney Çin Denizi’nde de gerilimin artmasına yol açmasından endişe ediliyor.
Öğretim üyesi Wu’ya göre “Çin kırmızı çizgileri vurgulamak isteyecektir. İki taraf da özellikle 20 Mayıs’taki yemin töreni öncesinde herhangi bir tırmanma yaşanmamasını sağlamak için zemin hazırlamak isteyecektir”.
Daha sonra da ABD’deki başkanlık seçimlerinde her iki adayın da Çin’e karşı sert üslupta yarıştığı bir ortamda kırılgan ilişkiler daha da test edilecek.
Çin’e Rusya mesajı
Blinken’ın Cuma günü mevkidaşı Wang Yi ile uzun bir görüşme yapması bekleniyor. Pekin’e ulaştığında ve büyük olasılıkla Şi ile de görüştüğünde, Çin’in Rusya’ya çift kullanımlı ürün (makine ve mikroçip) satışına ilişkin tartışmaların gündeme gelmesiyle hava soğuyabilir.
ABD’nin söz konusu Çinli şirketlere yönelik yaptırımları da bu haftaki ziyarete damgasını vurabilir.
Washington, Ukrayna’daki savaşta Çin’in Rusya Devlet Başkanı Putin’i desteklediğine dair suçlamaları birçok kez dile getirdi ancak Pekin bu suçlamayı hep reddetti.
Blinken ziyareti öncesinde 19 Nisan’da yaptığı açıklamada “Rusya’nın savunma sanayine şu anda katkıda bulunan başlıca ülke Çin’dir” dedi ve ekledi:
“Hem Avrupa ülkeleriyle olumlu ve dostane ilişkiler kurmak istediğini iddia edip hem de Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Avrupa’nın güvenliğine yönelik en büyük tehdidi körükleyemez.”
Pekin ise Rusya ile “normal ilişkiler” olarak adlandırdığı ilişkileri savunurken, basında Washington’un tutumunu Moskova ile “nifak tohumları ekmeye” yönelik “beyhude” bir girişim olarak nitelendiren yazılar yer aldı.
Çin kendisini, tüm taraflarla konuşabilen tek büyük ülke, “eşsiz” bir rol oynayabilecek bir arabulucu olarak görüyor.
Pekin, Çin’i “suçlamak” yerine “ilgili tüm tarafların” çatışmanın “temel nedenleri” üzerinde düşünmesi gerektiğini söyledi.
]]>ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 6. Orta Doğu turunun ardından ziyaret ettiği İsrail’de, temaslarının ardından açıklamalarda bulundu. Görüşmelerde esir takasına odaklandığını belirten Blinken, “Son birkaç haftada rehine müzakerelerinde ilerleme kaydettik, boşlukları kapattık, ancak neredeyse tanım gereği son maddelere geldiğinizde, bunlar en zor olanlar olma eğilimindedir. Dolayısıyla hala yapılması gereken çok iş var, yapılması gereken zor işler var, ancak bunu yapmaya kararlıyız” dedi.
Gazze’ye insani yardımın artırılması ve sürdürülmesinin zorluğuna değindiğini aktaran Blinken, “Gazze nüfusunun yüzde 100’ü gıda güvencesinden yoksun durumda. Yüzde 100’ü insani yardıma ihtiyacı var. Durumu iyileştirmek için bazı olumlu adımlar atıldı, ancak bu yeterli değil ve çok daha fazla insana çok daha etkili bir şekilde yardım ulaştırmak için neler yapılması gerektiğini konuştuk” ifadelerini kullandı.
“Refah’ta kara operasyonu İsrail’in daha fazla izole edilmesi riskini taşır”
Görüşmelerde İsrail’in saldırı planları yaptığı Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentine de değindiklerini kaydeden Blinken, “Refah’ta büyük bir askeri kara operasyonu daha fazla sivilin ölmesi, insani yardımların daha fazla zarar görmesi, İsrail’in dünya çapında daha fazla izole edilmesi ve uzun vadeli güvenliğinin ve duruşunun tehlikeye girmesi riskini taşır” şeklinde konuştu.
İsrailli yetkilileri önümüzdeki hafta Washington’da ağırlayacaklarını söyleyen Blinken, “Bu gerçekten de entegre bir insani, askeri ve siyasi plan gerektiriyor. Dediğim gibi, önümüzdeki hafta bunu konuşacağız ve ileriye dönük en iyi yol gördüğümüz şeyin detaylarını ele alacağız” dedi.
“Kalan birkaç boşluğu doldurduk, ancak gol çizgisine ne kadar yaklaşırsanız, o kadar zorlaşıyor”
Doha’daki ateşkes görüşmelerine ilişkin detaylı bilgi isteyen gazetecilere, fazla ayrıntı veremeyeceğini söyleyen Blinken, “Ancak bu müzakerelere yoğun bir şekilde dahil olduğumuzu, Katarlılarla çalıştığımızı, Mısırlılarla çalıştığımızı ve İsrail ile çalıştığımızı söyleyebilirim. Kalan birkaç boşluğu doldurduk, ancak gol çizgisine ne kadar yaklaşırsanız, o kadar zorlaşıyor. Dolayısıyla üzerinde çalışılması gereken bazı zor konular var, ancak oraya ulaşmak ve insanları evlerine göndermek için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız. Müzakerecilerimiz de bunu başarıp başaramayacağımızı görmek için yoğun bir şekilde çalışacaklar” ifadelerini kullandı.
“Bu dönemde işleri daha da zorlaştıracak adımlar atılması bizim için sorun teşkil edecektir”
Blinken, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da 800 hektarlık bir araziye el koyduğunu açıkladığına ilişkin bir soruya ise, “Bahsettiğiniz haberi görmemiştim. Ama yerleşimlerin genişletilmesi konusundaki görüşlerimizi biliyorsunuz. Yıkımlardan tahliyelere ve diğer adımlara, atılan tek taraflı adımlara kadar, zaten zor olan 2 devlet ihtimalini daha da uzak hale getiren her şey hakkındaki görüşlerimizi biliyorsunuz. Dolayısıyla bu konunun detaylarını görmedim ancak bu dönemde işleri daha da zorlaştıracak adımlar atılması bizim için sorun teşkil edecektir” diye konuştu. – TEL AVİV
]]>2 ÜLKE ARASINDAKİ BAĞLARIN GÜÇLENDİRİLMESİ ELE ALINDI
İki ülke arasında terörle mücadele ve savunma işbirliği dahil olmak üzere ilişkilerin çeşitli alanlarda güçlendirilmesi ele alındığı belirtilen ortak açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken Türkiye-ABD Stratejik Mekanizmasının 7-8 Mart 2024 tarihlerinde Vaşington’da düzenlenen yedinci toplantısına başkanlık etmişlerdir. Stratejik Mekanizma kapsamında 7 Mart’ta, Türk ve ABD Dışişleri Bakanlıklarından üst düzey yetkililerin katılımıyla açık, işbirliğine dayalı, stratejik görüşmeler gerçekleştirilmiş, ardından 8 Mart’ta Bakan Fidan ve Bakan Blinken bir araya gelmişlerdir. Bakan Fidan ve Bakan Blinken, ortak hedeflerin ilerletilmesi ve ortaya çıkan küresel sınamaların ele alınmasına imkan veren, sonuç odaklı, ileriye dönük, ikili pozitif gündeme bağlılıklarını yinelemişlerdir. İki Bakan Türkiye-ABD ilişkilerinin bölgesel öncelikler, terörle mücadele, savunma işbirliği, ekonomik büyüme, ticaret, enerji güvenliği ve iklim değişikliği ile insanlar arası bağlar dahil olmak üzere çeşitli alanlarda güçlendirilmesini ele almıştır” ifadelerine yer verildi.
“İSRAİL VE GAZZE ARASINDA 2 DEVLETLİ KALICI ÇÖZÜM”
Açıklamada, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken Gazze’de devam eden krizi ele almış ve diplomatik faaliyetlerini değerlendirmişlerdir. Taraflar, çatışmanın sona erdirilmesine yönelik bir yol bulunması ve insani krizin derhal üstesinden gelinmesinin önemini vurgulamış, ayrıca iki devletli kalıcı bir çözüme olan bağlılıklarını bir kez daha teyit etmiştir” ifadeleri kullanıldı.
“TÜRKİYE VE ABD ARASINDA TERÖRLE MÜCADELE İSTİŞARESİ YENİDEN BAŞLADI”
Türkiye ve ABD’nin terörle mücadele istişarelerinin yeniden başladığı vurgulanan açıklamada, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken terörizmin her türü ve tezahürüyle mücadele edilmesi gerektiğini yinelemişlerdir. Türkiye ve ABD, Stratejik Mekanizma kapsamında, ulusal güvenliklerine tehdit teşkil eden terörizme karşı işbirliğini artırmak, organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığına karışan şebekeleri ele almak amacıyla Türkiye-ABD Terörle Mücadele İstişarelerini yeniden başlatmıştır. Bakan Blinken, ABD’nin Türkiye’yi ve Türk çıkarlarını hedef alan terör örgütü PKK, DHKP-C ve DEAŞ’ı kınadığını yinelemiştir. Türkiye ve ABD, DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta kalıcı olarak yenilgiye uğratılması yönündeki ortak kararlılıklarını yinelemiş ve Afrika ve Orta Asya’da bulunan DAEŞ ve El Kaide bağlantılı örgütlerin oluşturdukları tehdide karşı işbirliğini ele almışlardır.
Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Suriye krizini tüm yönleriyle ele almışlar ve Türkiye ile ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriyelilerin önderliğinde, Suriyelilerin sahiplendiği bir siyasi sürece olan bağlılıklarını tekrarlamışlardır. Türkiye ve ABD, DEAŞ bağlantılı tutukluların ve Suriye’nin kuzeydoğusunda yerlerinden edilmiş kişilerin, rehabilite edilebilecekleri ve kendi toplumlarına yeniden entegre edilebilecekleri, gerektiği şekilde adalete teslim edilebilecekleri menşe ülkelerine geri gönderilmelerinin önemini yinelemiştir” ifadelerine yer verildi.
UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK
Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ilişkin Türkiye’nin ve ABD’nin desteği yinelenen açıklamada, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Rusya’nın kabul edilemez savaşı karşısında Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne ilişkin Türkiye ve ABD’nin desteğini yinelemişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, kısa süre önce duyurulan Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile tahıl sevkiyatı ve diğer uluslararası ticaret için hayati önem taşıyan güvenli rotaların kolaylaştırılması da dahil olmak üzere Türkiye’nin Karadeniz’deki çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır” denildi.
TOPLANTIDA BÖLGESEL İSTİKRAR KONULARI ELE ALINDI
Yapılan açıklamada, “İki taraf ayrıca, artan ekonomik ve güvenlik işbirliği yoluyla bölgesel istikrar ve bağlantılar kurulması ihtiyacı da dahil olmak üzere Orta Doğu ve Afrika’ya ilişkin daha geniş kapsamlı konuları ele almıştır. Bakan Fidan ve Bakan Blinken Doğu Akdeniz’deki durumu ele almış ve istikrarın ve iletişim kanallarının korunmasının önemini vurgulamıştır. Bakan Blinken, 2023 Aralık ayında Atina’da düzenlenen Beşinci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ve Türkiye-Yunanistan Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Bildirgesi’nin imzalanması da dahil olmak üzere Türkiye ve Yunanistan arasında süregelen temasları memnuniyetle karşılamıştır. Güney Kafkasya konusunda Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Azerbaycan ve Ermenistan arasında dengeli ve kalıcı bir barış anlaşmasının teşvik edilmesi için birlikte çalışma taahhüdünde bulunarak, böyle bir anlaşmanın bölgesel istikrar, işbirliği ve refahı teşvik edeceği konusunda mutabık kalmışlardır” ifadeleri kullanıldı.
İSVREÇ’İN NATO’YA KATILIMI MEMNUNİYETLE KARŞILANDI
Toplantı sonrası yapılan açıklamada İsveç’in NATO müttefiki olmasının memnuniyetle karşılandığı ifade edilerek, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Vaşington’da yapılacak 75’inci NATO Zirvesi öncesinde, mevcut tehditler ve zorluklar karşısında NATO içindeki koordinasyon ve dayanışmayı güçlendirmenin yollarını ele almışlardır. İki Bakan, Müttefikler olarak kolektif savunmaya ve NATO’nun Açık Kapı Politikasına olan köklü bağlılıklarını bir kez daha teyit etmiştir. NATO’nun en büyük iki silahlı kuvveti olarak her iki taraf da taahhütlerin yanı sıra kabiliyetleri geliştirmek, birlikte çalışabilirliği sağlamak ve kolektif güvenliğin gücünü arttırmak için yeniden tesis edilen iki yönlü savunma ticareti ilişkisinin önemini yinelemiştir. İki Bakan, İsveç’in 32’nci NATO müttefiki olarak teşkilata katılımını ve bu katılımın İttifakı ve Avrupa-Atlantik güvenliğini güçlendirecek olmasını memnuniyetle karşılamıştır” denildi.
TÜRKİYE- ABD SAVUNMA TİCARETİ DİYALOĞU YAPILACAK
Yapılan yazılı açıklamaya göre; toplantıda iki bakan ileriye dönük olarak Türkiye-ABD güvenlik ilişkisini, stratejik zorluklar ve fırsatlarla başa çıkmak için iki ülkenin teknolojik yeniliklerini geliştirecek şekilde dönüştürme fırsatlarını ele aldı. Bu kapsamda iki Bakan 2024 yılında Türkiye-ABD Savunma Ticareti Diyaloğunun yapılacağını ve iki ülkenin savunma sanayi işbirliğini ilerletme fırsatlarını değerlendireceğini duyurdu. İki Bakan, Türkiye-ABD ikili ticaretinin devamlı büyüme göstererek 30 milyar doların üzerinde olmasından memnuniyet duyduklarını dile getirdi ve ekonomik işbirliğini genişletmek ve derinleştirmek üzere, 4 Mart’ta Türkiye’de düzenlenen Dijital Diyalog gibi, mevcut ikili forumları geliştirmenin önemini bir kez daha teyit etti.
İki taraf, gelişmekte olan ülkelerdeki altyapı için yüksek standartlar oluşturmak üzere Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı kapsamındaki finansman fırsatlarından yararlanılmasını ele aldı. Taraflar, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve ABD Enerji Bakanlığı’nın eşbaşkanlığında, Türkiye ve ABD Dışişleri Bakanlıklarının katılımıyla başlatılacak Enerji ve İklim Diyaloğu’nu desteklediklerini beyan etti. Açıklamada, Enerji ve İklim Diyaloğu, her iki ülkede enerji güvenliği ve enerji dönüşümü ile iklim değişikliği alanında işbirliğini geliştireceği ifade edildi. Taraflar, özellikle net sıfır hedefleri ışığında, en yüksek emniyet, güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına uygun olarak geliştirilen konvansiyonel ve Küçük Modüler Reaktörler gibi sivil nükleer enerjinin artan önemini kabul etti ve Türk ve ABD kamu ve özel sektörlerini bu alanda işbirliği fırsatlarını araştırmaya ve somut öneriler geliştirmeye teşvik etti.
BAKANLAR, TEMASTAN DUYDUKLARI MEMNUNİYETİ DİLE GETİRDİ
Toplantı sonrası yapılan açıklamada, Türkiye ve ABD ikili temasların artmasından duyulan memnuniyet dile getirilerek, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken, ayrıca insanlar arası ilişkileri ikili ilişkilerin temel direklerinden biri olarak kabul etmişlerdir. Bu yıl, 75’nci yıldönümü olan ABD-Türkiye Fulbright programı bu bağın bir göstergesidir. Taraflar, 2020 Kültür Varlıkları Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden bu yana 72 Türk kültürel ve tarihi eserinin Türkiye’ye iade edilmiş olmasını, ortaklığımızın gücü açısından bir referans noktası olarak kabul etmişlerdir. Bakan Fidan ve Bakan Blinken ortak hedefleri ilerletmek üzere olumlu, ileriye dönük, stratejik bir vizyon oluşturmak için Stratejik Mekanizmayı kullanma fırsatını memnuniyetle karşılamışlardır. Taraflar Türkiye-ABD stratejik ilişkilerinin ilerlemeye devam etmesini dilemekte ve ikili temasların artmasından memnuniyet duymaktadırlar” denildi.
]]>Blinken, başkent Tiran’daki temasları kapsamında Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile bir araya geldi.
Arnavutluk Başbakanlığında gerçekleşen görüşme sonrası Blinken ve Rama, ortak basın toplantısı düzenledi.
Rama, görüşmede ikili işbirliğin boyutlarını ele aldıklarını belirterek, bunun sadece güvenlik alanında kesintisiz bir stratejik işbirliği değil, aynı zamanda giderek ekonomik boyuta da ulaşan bir işbirliği olduğunun altını çizdi.
Bu ziyaretin aynı zamanda Arnavutluk’un (BM) Güvenlik Konseyindeki misyonunun sona ermesiyle aynı zamana denk gelmesinden büyük memnuniyet duyduğunu dile getiren Rama, “ABD ve BM’deki ABD misyonundan aldığımız paha biçilmez destek için Dışişleri Bakanı’na şükranlarımı sundum.” diye konuştu.
Kosova ve Sırbistan arasında diyaloğu teşvik ettiklerini anımsatan Rama, “Malumunuz, Arnavutluk’un tüm bölge ülkelerine dostluk elini uzatma politikası mevcut. Bölgenin tamamının ilerlemesi için yatırım yaptık ve kararlılıkla yatırım yapacağız. Çünkü her şeyden önce bu bizim stratejik çıkarımızadır.” dedi.
ABD’nin Kosova’nın nihai tanınmasının kararlı destekçisi olduğunu dile getiren Rama, Kosovalı yetkililere “stratejik müttefiklere danışmadan ve koordinasyon sağlamadan hiçbir adım atılmaması” çağrısını yinelediğini ifade etti.
Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Rama, “Durum trajik. Çünkü bir yandan İsrail’in meşru müdafaa hakkı var, diğer yandan ise Filistinlilerin yıkımı ve can kaybı çok daha fazla. Aslında gerilimin yükselmesi sorunu, bunun nihai olarak Hamas’ı yok edecek ya da büyüyebilecek herhangi bir Hamas biçimini yok edecek bir eylem olmamasıdır. Elbette ki tek yol iki devletli çözümdür.” değerlendirmesinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise ülkesi ve Arnavutluk arasında olağanüstü ortaklık ilişkisi olduğunu belirtti.
AB üyeliği kapsamında Arnavutluk’u desteklemeye devam edeceklerini dile getiren Blinken, Arnavutluk halkının da bunu hak ettiğini vurguladı.
İki ülke arasındaki ortaklığın, daha önce hiç olmadığı kadar güçlü olduğunu ifade eden Blinken, bu ilişkinin, iki ülke halkları için önemli bazı konuları ele almak açısından kritik önem taşıdığını söyledi.
Arnavutluk’un ilk günden itibaren Ukrayna’nın çok güçlü bir destekçisi olduğuna dikkati çeken Blinken, NATO’daki 15 yılı boyunca Arnavutluk’un ittifaka önemli katkılarda bulunduğunu kaydetti.
Blinken, Arnavutluk’un Kuçova bölgesindeki NATO hava üssünün açılışının önümüzdeki ay gerçekleştirileceğini söyledi.
Öte yandan Blinken, “Arnavutluk’un kritik altyapısını hedef alan son İran siber saldırıları”nın ardından ABD’nin, ekipmanları ve teknolojiyi geliştirme noktasında uzmanların eğitilmesine de yardımcı olduğunu kaydetti.
Blinken, şöyle konuştu:
“Ayrıca Başbakan’a (Rama’ya) hem benim kalbime hem de pek çok Amerikalının kalbine dokunan bir mesele için teşekkür etmek istiyorum; o da Arnavut halkının, tahliye edilen binlerce Afgan’a ev sahipliği yaparken gösterdiği olağanüstü cömertliktir. Arnavutluk dünyada bunu teklif eden ilk ülke oldu. Ayrıca bugün erken saatlerde Arnavutluk’ta tahliye edilen bazı Afganlarla tanışma fırsatım oldu ve onlar özel göçmenlik vizesi alma sürecindeler.”.
Gazze’deki çatışmalar ve bunların durdurulmasına yönelik müzakerelere ilişkin soruya Blinken, şu yanıtı verdi:
“Rehine meselesine gelince; Katar, Mısır ve ABD’nin İsrail’le çalışmak için yaptıklarını özetleyen bir teklif verdik, bu da ortaklaşa yapılmış bir teklif. Aynı zamanda bir anlaşmaya varmak için çalışma fırsatı da sunar. Zaten ortaklarımız Katar, Mısır ve İsrail ile bunun üzerinde çalıştığımız bir süreçteyiz. Bir anlaşma bulma hedefiyle çok yoğun şekilde çalışıyoruz ve bunun mümkün olduğuna inanıyorum.”.
Kosova ve Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine de değinen Blinken, “AB’nin kolaylaştırdığı diyalog gerekli bir diyalogdur. Aslında tek doğru yol budur ve biz her iki ülkeyi de bu yolda ilerlerken desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız. Biz aslında AB’nin kolaylaştırdığı diyaloğu destekliyoruz.” dedi.
Blinken, Cumhurbaşkanı Begaj ile görüştü
Blinken, başkent Tiran ziyareti kapsamında Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bajram Begaj ile de bir araya geldi.
Arnavutluk Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Begaj ve Blinken’in görüşmede, ikili stratejik ilişkilerin önemi, bölgedeki gelişmeler, Ukrayna’ya yönelik dayanışma ve NATO gibi konuların ele alındığı belirtildi.
Ziyaret kapsamında Arnavutluk ve ABD arasında, “Fulbright Akademik Değişim Programı Mutabakat Zaptı” ile “Yabancı Devlet Bilgilerinin Manipüle Edilmesiyle Mücadeleye İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. İmzalar, Blinken ve Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Igli Hasani tarafından atıldı.
]]>Bakan Blinken, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında katıldığı oturumda, güncel siyasi gelişmelere yönelik soruları yanıtladı. Orta Doğu’da yeni bir “denklemin” oluştuğunu ve “dönüm noktasına” gelindiğini dile getiren Blinken, bölgede İsrail ile ilişki kurmaya hazır Arap ve İslam ülkeleri bulunduğunu, Filistinlilere de zor kararlar alabilmeleri için yollar ve araçların sunulması gerektiğini savundu.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken“GAZZE’DE HER GÜN GÖRDÜKLERİMİZ İÇ BURKUCU”
Blinken, “Filistin halkının, isteklerini gerçekten yerine getirme kabiliyetini en üst düzeye çıkaran bir yönetime ihtiyaç duyduğunu; bu yönetimin, İsrail’in de desteğiyle faaliyet gösterebilmesi gerektiğini” öne sürdü. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları konusunda Blinken, “Benim için, bence birçoğumuz için, Gazze’de her gün gördüklerimiz iç burkucu. Masum erkekler, kadınlar ve çocukların yaşadığı acılar yüreğimi parçalıyor.” ifadesini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı, Gazze konusunda ne yapılması gerektiğine karar verilmesi gerektiğini belirterek, bölgedeki insanlara daha iyi koruma sağlamak ve sivil kayıpları en aza indirmek amacıyla daha fazla insani yardım sağlama konusunda kararlar alındığını kaydetti. Blinken, konuşmasında bilgi teknolojilerinin suistimal edildiğini, bu nedenle de dünyada birçok kişinin 7 Ekim’de yaşananlara inanmadığını savundu.

“İRAN İLE NÜKLEER ANLAŞMAYI BOZMAK HATAYDI”
Blinken, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran ile varılan nükleer anlaşmadan çekilmesine yönelik soruya “İran ile nükleer anlaşmayı bozmak hataydı.” cevabını verdi. Anlaşmadan tek taraflı çekildiği için ABD’nin istemediği bir konumda olduğuna dikkati çeken Blinken, “İran’ın nükleer programı bir kutudaydı. Anlaşma bozulunca bu kutudan çıkmış oldu.” ifadesini kullandı. Blinken, bu durumu “son derece talihsiz” şeklinde nitelendirdi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Bakan Blinken, Ukrayna halkının Batı ile yakın ilişkiler istediğine işaret ederek, “Ukraynalılar, Avrupa’ya yakınlaşarak daha iyi, müreffeh ve fırsatlarla dolu bir yaşam ile gelecek nesillerin ebeveynlerinden daha iyi bir hayat sürebileceklerini gördüler.” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı, Ukrayna’daki durumun, “Rusya için derin bir stratejik başarısızlık” olduğunu; Rusya’nın askeri, ekonomik ve diplomatik açılardan zayıfladığını savundu. Blinken, Ukrayna halkının ateşkesi istediğini, bunun için Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığı gibi konularda müzakere etmeye istekli olması gerektiğini kaydetti. Şu an için ateşkes ortamı görmediğini belirten Blinken, şartların oluşması halinde ABD’nin ateşkesi destekleyeceğini söyledi.
ÇİN VE HİNDİSTAN İLE İLİŞKİLER
Blinken, ABD-Çin ilişkilerini, “en karmaşık ve en önemli ilişkiler arasında” göstererek, iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasındaki görüşmelerin önemli olduğuna ayrıca farklılıkların doğrudan ve net şekilde ele alınmasının önemine dikkati çekti. Tayvan konusunda da yorum yapan Blinken, bölgede barış ve istikrarın korunması ve sorunların barışçıl şekilde çözülmesinin önemini vurguladı. Blinken, Hindistan’ın “olağanüstü bir başarı hikayesi”ne sahip olduğunu belirterek, ülkenin, Başbakan Narendra Modi döneminde maddi açıdan olumlu yönde ilerlediğini ayrıca ABD ile Hindistan arasında “yeni seviyede” bir ilişki olduğunu bildirdi.
]]>7 Ekim 2023 tarihinden itibaren Gazze’de cereyan eden Hamas-İsrail çatışmasının Orta Doğu’da ve küresel güç dengelerinde iki kutuplu dünya düzenini geri getirebilecek potansiyele sahip bir gelişme olarak görülüyor. 7 Ekim çatışmalarının bölgesel bir topyekün çatışmalara yol açacak sinyalleri verdiğini ve uluslararası sistemi de değiştirip şekillendirecek potansiyel güçler dengesini değiştirmesinin beklendiğini belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi (İİSBF) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ali Semin, “İsrail’in Gazze’ye yönelik düzenlediği şiddetli saldırılara rağmen ne Arap ne de İslam ülkelerinden kınama dışında herhangi bir somut adım atılamaması Netanyahu hükümetinin savaşı uzatmasına adeta teşvik etti. Günümüz itibarıyla 7 Ekim’den bugüne kadar İsrail tarafından Gazze’de düzenlenen hava, kara ve denizden aralıksız saldırılarda 10 bini çocuk, 7 bini kadın olmak üzere 23 bin 84 Filistinli hayatını kaybetti.” dedi.
“Gazze çatışmasının Orta Doğu’nun tamamına sıçraması ve bölgesel bir savaşa dönüşmesi ne ABD’nin ne de batılı ülkelerin çıkarlarına gelir”
Yaşanan gelişmelerle birlikte Amerika Birleşik Devletleri Dış İşleri Bakanı Antony Blinken 6 Ocak’ta ilk ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirerek; Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail ve Batı Şeria’da Orta Doğu turu kapsamında görüşmeler yaptı. Blinken’ın Türkiye ziyaretinin temel sebebinin İsveç’in NATO üyeliği ve F-16 meselelerinin yanı sıra Ankara’nın Suriye-Irak’taki terörle mücadelesi olduğunun bilindiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ali Semin, “Blinken’ın Arap ülkelerine yaptığı ziyaretin ana teması Gazze’deki çatışmaların bölgesel bağlamda olası bir savaşa dönüşmemesi için girişimler olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Çünkü Gazze çatışmasının Orta Doğu’nun tamamına sıçraması ve bölgesel bir savaşa dönüşmesi ne ABD’nin ne de batılı ülkelerin çıkarlarına gelir. Bu açıdan bakıldığında ABD, hem dış politikada hem de bölgesel ve küresel anlamda İsrail’e sınırsız desteğinin yalnızca Gazze’deki çatışmayla sınırlı kalmayacağının farkına varmış gibi görünüyor. Bu nedenle Blinken’ın Orta Doğu turu, Filistin’de yaşanmakta olan çatışmayı önlemenin yolunun iki devletli çözümden geçtiğini ifade ediyor. Blinken’ın iki devletli çözüm arayışının nasıl olacağı yönünde herhangi bir plan sunmaması oldukça düşündürücü diyebiliriz. Bu hususa dikkat çekmek gerekir ki, İsrail artık iki devletli çözümü kabul etmeyeceğini ve Filistin topraklarındaki işgal planını sürdürmek istediğini söylemek mümkündür.” dedi.
İsrail’e karşı ciddi baskı kurulması şart
Son duruma bakılıp, Gazze’deki gelişmeler bağlamında değerlendirildiğinde Blinken’ın Orta Doğu ziyaretlerinin kalıcı bir ateşkes için bir girişim olmadığını ve Amerika’nın Orta Doğu’daki çıkarlarını korumak amaçlı olduğunun söylenebileceğini belirten Semin, “Gazze’de kalıcı bir ateşkesin anahtarının Washington’da olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda İsrail’e karşı ciddi baskı kurulması şarttır. Aksi takdirde kısa vadede Gazze savaşının tüm bölgeye sıçraması uzak bir ihtimal olarak görülse de orta vadede başta Lübnan, Suriye ve Yemen olmak üzere potansiyel bir Orta Doğu savaşlarına dönüşmesi kuvvetlidir.” dedi. – İSTANBUL
]]>Bir araya geldiği Arap liderlere, Filistinlilerin Gazze’den zorla göç ettirilmesine karşı olduklarına dair güvence veren Blinken, “Filistinliler Gazze’den ayrılmaya zorlanamaz ve koşullar el verdiğinde evlerine geri dönmeleri sağlanmalı” dedi.
Blinken, Katar’da Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile Başbakan ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Sani ile görüştü.
Geçen hafta Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen saldırıda Hamas’ın siyasi kanadının en üst düzey isimlerinden Salih Aruri’nin öldürülmesi sonrası bölgede tansiyon daha da yüksek. Saldırının İsrail tarafından yapıldığından şüpheleniliyor ancak İsrail’den bir açıklama gelmedi.
Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Sani, Blinken’a, Aruri’nin öldürülmesinin “karmaşık süreci” etkilediğini söyledi.
“Bölgede gerginliğin çok yüksek olduğu bir andayız” diyen Blinken, bunun kolaylıkla “metastaz” yapabilecek, güvenlik sorununu ve “acıları” artırabilecek bir çatışma olduğunu ekledi.
ABD Dışişleri Bakanı, bazı İsrailli bakanların, Filistinlilerin Gazze dışına yerleştirilmesine yönelik açıklamalarını da kınadı.
İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich Filistinliler’in Gazze’yi terk etmesi çağrısı yapmış ve İsrail’in “çöle çiçek açtıracağını” iddia etmişti.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de krize “çözüm” olarak Gazzelilerin göçe teşvik edilmesi gerektiğini savunmuştu.
İsrail hükümetinin resmi duruşu ise Gazzelilerin sonunda evlerine dönmesi yönünde ancak bunun ne zaman ve hangi koşullarda olabileceğine yönelik bir plan henüz açıklanmadı.
Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırıları sonrası İsrail’in Gazze’ye yönelik havadan ve karadan başlayan saldırılarda şu ana kadar çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 22 binden fazla Filistinli öldürüldü. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı son 24 saatte İsrail saldırılarında 100’den fazla kişinin daha hayatını kaybettiğini duyurdu.
Blinken Arap liderlerle görüşmelerinde, savaşta ölen masum kadın, erkek, çocuk Filistinli sayısının çok fazla olduğunu ve İsrailli yetkililere Gazzeli sivil ölümlerinin engellenmesinin zaruri olduğunu söyleyeceğini de belirtti.
Ürdün Kralı Abdullah da Blinken’dan, Washington’ın İsrail üzerindeki gücünü “acil ateşkes” için kullanmasını istedi.
Katar’ın ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ne geçen Blinken, Pazartesi günü de Suudi Arabistan’ı ziyaret edecek. Ardından İsraile’e geçecek olan Blinken’ın Batı Şeria ve Mısır’ı da ziyaret etmesi planlanıyor.
Gazze’nin kuzeyindeki İsrail saldırısında ‘onlarca sivil öldü’
Öte yandan İsrail’in Gazze’ye yönelik yoğun saldırıları hafta sonu da devam etti.
Son 24 saatte İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli sayısının 100’den fazla olduğu bildiriliyor.
Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampına düzenlenen İsrail hava saldırılarında çoğu çocuk ve kadın onlarca sivilin öldüğü aktarılıyor.
Üç uluslararası sağlık kuruluşu da, Gazze’nin en büyük hastanelerinden olan El Aksa Hastanesi’nden, çok tehlikeli olduğu için çekilmek zorunda kaldıklarını açıkladı. Bunlar arasında “Sınır Tanımayan Doktorlar” örgütü de bulunuyor.
]]>