Samsun 2. El Otomobil Pazarı’nda galericiler, satıcı ve alıcılar piyasanın nabzını yokluyor. Satıcılar araçlarına istedikleri fiyatın verilmemesinden yakınırken, alıcılar ise kafalarında belirledikleri bütçeye göre araç bulamamaktan şikayet etti. Fiyatların düştüğünü ifade eden satıcılar, buna rağmen ikinci el otomobil satışlarında hatırı sayılır şekilde bir hareketlilik olmadığını söyledi. Durgunluğun en önemli nedeninin yüksek kredi faizleri olduğunu kaydeden satıcılar, fındık hasadından sonra 2. el piyasasının canlanmasını umut ediyor.
“Fiyatlar yüzde 10-15 oranında düştü, sadece düşük fiyatlı araçlarda satış var”
Fiyatların düşmesine rağmen hareketlilik olmadığını ifade eden galerici Samet Pekşen, “6 aydır sektör çok durgun. Bunun en büyük sebeplerinden biri de kredi faizleri. Alım gücü düşük olduğundan sadece düşük fiyatları araç alım-satımlarında hareketlilik oluyor. Üst segment ve fiyatlı araçlarda ise talep yok. Talep olmadığı için de fiyatlar düşüş eğilimde. 6 ay öncesine göre fiyatlar yüzde 10-15 oranında geriledi. Araba almak isteyenler için şu anda fiyatlar gayet normal. İnşallah satışlar hızlanır” dedi.
“Umut fındıkta”
Piyasanın durma noktasında olduğuna dikkat çeken satıcı Fatih Arslan, “Araç satmak için 2 haftadır pazara geliyorum. Şu anda piyasa bitik durumda. Alıcı da yok satıcı da yok. Piyasa çok düştü. Müşteri de gelmiyor. Araç satmak isteyenler pazara geliyor, birbirimize araçlarımızı soruyor ve evimize geri dönüyoruz. Fındıklar satıldıktan sonra belki 2. el otomobil satış işleri açılabilir” diye konuştu.
“190 bin TL istediğim aracım, 10 gündür satışta”
10 gündür satışa çıkardığı aracına belirlediği fiyatı veren olmadığını vurgulayan satıcı Mithat Özer, “Arabamı satmak için pazara getirdim. Piyasa şu anda durgun. Satış hiç yok denecek kadar az. Sadece gelip gezmiş olduk. Fiyat soran oluyor ama satış yok. Ben aracıma 190 bin TL belirledim. Belirlediğim fiyatı veren olmadı. Pazarda bir kalabalık da yok” şeklinde konuştu.
“Fiyatlar düşmüş, aradığım aracı buluna kadar bekleyeceğim”
Araç almak için acele etmeyeceğini dile getiren Halil Bayram, “İkinci el araç pazarını geziyorum. Eşim hasta, onu hastanelere rahat getirip, götürmek için araç bakıyorum. Piyasa pek iç açıcı değil. Emekliyim ve ayrıyeten çalışıyorum ama evim kira. Araç fiyatları geçen sene ya da 6 ay öncesine göre düşmüş ama yine de iç açıcı değil. 250-300 bin TL civarında bir bütçem var. Beğendiğim araba olana kadar bekleyeceğim” ifadelerini kullandı.
Satıcı Ali Altunay, “Kredilerin önü kapalı. 2. el otomobile talep olur ama kredilere ulaşım ve geri ödemesi kolay olmadığından piyasa hareketlenmiyor. Acil ihtiyacı olan fiyatları daha da geri çekip satıyor. Zaten şu anda fiyatlar oldukça düşmüş durumda ama talep yok. Geçen yıla göre düşük segmentte 30-40 bin TL arasında bir fiyat düşüşü var. Ben 1997 Şahin S aracımı pazarda 155 bin TL’den satışa çıkardım. Son olarak 150 bin TL verene bırakacağım. Model yükseltmek istiyordum, satamasam da kendim bineceğim” dedi.
“700 bin TL’ye kadar bir araç bakıyorum, bulamadım”
Bütçesine uygun bir araç bulamadığı için pazardan eli boş döneceğini ifade eden alıcı Serkan Arda ise şunları söyledi:
“Sıkıntılı bir piyasa ile karşı karşıyayız. İstediğimiz aracı alamıyoruz. Düşüş olduğuna inanmıyorum. Günümüz bütçesine göre fiyatlar pahalı. 650-700 bin TL bandında bir araç bakıyorum ama hoşumuza giden bir otomobil bulamadık. Büyük ihtimal boş döneceğiz. Gözüme sadece 1 araba kestirdim. Ondan da 850 bin TL istediler. O da bizim bütçemizi aştı.” – SAMSUN
]]>Aydın genelinde vatandaşların taleplerini yerine getirmeye çalışan Aydın Büyükşehir Belediyesi, il genelindeki yatırımlarına da hız kesmeden devam ediyor. Bu çerçevede 2024 yılı içerisinde Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ve ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanan ve devam eden projeler dahilinde toplam 3 milyar 49 milyon 335 bin TL yatırım yapıldı. Fen İşler Daire Başkanlığı tarafından yapılan 11 yatırımın 5’i tamamlanırken 6 yatırımda çalışmalar devam ediyor. Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 7 yatırımın 2’si tamamlanırken, 5 yatırımda çalışmalar aralıksız sürüyor. Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın toplam yatırım bedeli 2 milyar 426 milyon 250 bin TL olurken, ASKİ Genel Müdürlüğü’nün toplam yatırım bedeli ise 587 milyon 85 bin TL oldu.
Yatırımlar ile ilgili Aydın Büyükşehir Belediyesi adına konuşan Belediye Meclis Üyesi Barış Altıntaş; “Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ve ASKİ Genel Müdürlüğü olarak toplam yatırım bedelimiz 3 milyar 49 milyon 335 bin TL’dir. Fen İşleri tarafından Efeler ilçesi eski Aydın Tekstil alanı restorasyonu yapım işi devam ediyor. Yatırım bedeli 462 milyon 200 bin TL. Efeler ilçesi Işıklı Mahallesi Doğal Yaşam Parkı, peyzaj ve çevre düzenlemesi yapım işi devam ediyor. Yatırım bedeli 211 milyon 650 bin TL. Didim ilçesi Kültür Merkezi yapım işi devam ediyor. Yatırım bedeli 114 milyon 500 bin TL. Kuyucak ilçesi kreş yapım işi devam ediyor. Yatırım bedeli 15 milyon TL. Efeler ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki 3 bin kişilik kapalı spor salonu yapım işi devam ediyor. Yatırım bedeli 306 milyon 500 bin TL. Aydın ili genelinde sathi parke kaplama, altyapı ve sanat yapıları yapım işi devam ediyor. Yatırımların toplam bedeli 1 milyar 30 milyon TL. Söke ilçesi yeraltı otoparkı yapım ikmal inşaat işi bitti. Yatırım bedeli 23 milyon 500 bin TL. Aydın genelinde parke kaplama ve yama yapılması işi bitti. Yatırım bedeli 144 milyon TL. Kuşadası ilçesi TARİŞ alanı restorasyon işi bitti. Yatırım bedeli 25 milyon TL. Söke otogar yapım işi bitti. Yatırım bedeli 120 milyon 500 bin TL. Köşk ilçesi Akçaköy Mahallesi düğün salonu yapım işi bitti. Yatırım bedeli 9 milyon 500 TL. Fen İşleri’nin toplam yatırım bedeli 2 milyar 426 milyon 250 bin TL. ASKİ Genel Müdürlüğü’nün toplam yatırım bedeli 587 milyon 85 bin TL’dir. ASKİ Genel Müdürlüğü olarak 7 yatırımımız bulunmaktadır. Bunlardan 2 adeti tamamlanmıştır, 5 adet yatırımımız ise devam etmektedir. Söke ilçesi Karakaya Mahallesi içme suyu hattı inşaat yapımı tamamlandı. Yapım bedeli 2 milyon 680 bin TL. Aydın’ın muhtelif ilçe ve mahalle yollarında beton parke ile onarım yapılması işi tamamlandı. Yatırım bedeli 30 milyon 385 bin TL. Kuşadası Davutlar Güzelçamlı kanalizasyon hattı yapımı devam ediyor. 2024 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Yatırım bedeli 65 milyon TL. Buharkent kanalizasyon, yağmur suyu, içme suyu ve atık su arıtma tesis yapım işi devam ediyor. 2024 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Yatırım bedeli 145 milyon TL. Söke Atburgazı, Tuzburgazı ve Doğanbey içme suyu yapım işi devam ediyor. 2024 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Yatırım bedeli 10 milyon TL. Söke kısmi kanalizasyon ve kollektör hattı ve yağmur suyu hattı Savuca ve Yenidoğan mahalleleri kanalizasyon ve Sazlı Mahallesi kanalizasyon terfi hattı inşaat yapımı devam ediyor. 2024 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Yatırım bedeli 130 milyon 20 bin TL. Didim Akbük, Fevzipaşa ve Denizköy mahalleleri ana kuşaklama kollektör yapım işi devam ediyor. 2024 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Yapım bedeli 204 milyon TL’dir” dedi. – AYDIN
]]>Aydın İl Koordinasyon Kurulu’nun 2024 yılı 3. Dönem Toplantısı, Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında gerçekleştirildi. Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda, 2024 yılı içerisinde Ocak ve Haziran aylarını kapsayan yatırımlar değerlendirildi. Aydın genelinde 2024 yılında uygulanan 426 projeden 51 adedinin tamamlandığını ifade eden Aydın Valisi Yakup Canbolat, geriye kalan 375 adet projenin de 259 adedinin devam ettiğini, 13 adedinin ihale aşamasında olduğunu, 103 adedinin ise çeşitli nedenlerden dolayı başlanamadığını belirtti. İl genelinde uygulanan projelerin genel toplamında toplam proje tutarının 51 milyar 14 milyon 12 bin TL, önceki yıllar harcaması 13 milyar 261 milyon 704 bin TL, 2024 yılı ödeneği 11 milyar 898 milyon 71 bin TL olduğunu sözlerine ekleyen Vali Canbolat, 2024 yılı harcamasının ise 6 milyar 990 milyon 824 bin TL, toplam harcama tutarı da 20 milyar 252 milyon 528 bin TL olduğunu açıkladı.
Aydın’da yatırımcı kuruluşlar bazında 2024 yılında uygulanan 355 projeden 32 adedi tamamlanırken, geriye kalan 323 adet projenin de 217 adedinin devam ettiği, 12 adedinin ihale aşamasında olduğu, 94 adedinin ise çeşitli nedenlerden dolayı başlanamadığı belirtildi. Proje bedeli 47 milyar 822 milyon 588 bin TL olan yatırımların önceki yıllar harcaması 12 milyar 315 milyon 75 bin TL, 2024 yılı ödeneği 10 milyar 272 milyon 390 bin TL olurken 2024 yılı dönem harcaması ise 5 milyar 706 milyon 159 bin TL olarak gerçekleşti. Yatırımlarda dönem itibariyle yaklaşık yüzde 37,68 nakdi gerçekleşme sağlandı.
Aydın’da belediyeler bazında 2024 yılında uygulanan 71 projeden 19 adedi tamamlanırken, geriye kalan 52 projenin, 42’sinin devam ettiği, 1 adedinin ihale aşamasında olduğu, diğer 9 adedinin ise çeşitli nedenlerden dolayı başlanamadığı açıklandı. Bu yatırımların toplam proje tutarı 3 milyar 191 milyon 423 bin TL, önceki yıllar harcaması 946 milyon 628 bin TL, 2024 yılı ödeneği ise 1 milyar 625 milyon 681 bin TL oldu. 2024 yılı harcaması ise 1 milyar 284 milyon 664 bin TL oldu. Yatırımlarda dönem itibariyle yüzde 69,92 nakdi gerçekleşme sağlandı.
Yatırımcı kuruluşlarca 2024 yılı ödeneğinin sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise ilk 3’te yer alan sektörler sıralamasıyla Diğer Kamu Hizmetleri-Sosyal 3 milyar 912 milyon 782 bin TL harcamayla 1. sırada, Eğitim 1 milyar 577 milyon 869 bin TL ile 2. sırada, Sağlık sektörü ise 1 milyar 413 milyon 982 bin TL harcamayla 3. sırada yer aldı.
Kurumlar bazında toplam harcama tutarlarına bakıldığında ise DSİ 21. Bölge Müdürlüğü 5 milyar 780 milyon 318 bin TL harcamayla 1. sırada, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü 4 milyar 784 milyon 700 bin TL harcamayla 2. sırada, Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü ise 2 milyar 375 milyon 812 bin TL harcamayla 3. sırada yer aldı.
“Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde çalışacağız”
Yatırımların gerçekleşmesi konusunda çalışma gösteren tüm kurumlara teşekkür eden Vali Yakup Canbolat, hedefe ulaşmak için birlik beraberlik içinde çalışılacağına dikkat çekerek “Her zaman olduğu gibi yatırımlarımızın gerçekleşmesinde, halkımıza hizmet verilmesinde ilimizdeki kamu ve özel sektör kurumlarının birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde çalışacaklarına, program hedeflerine mutlaka ulaşacaklarına inanıyorum. Önemli bir sorun ve darboğazla karşılaşıldığında mutlaka ilgili kurumların diyalog halinde, iyi niyetli ve çözüm odaklı olarak davranmalarını, çözülemeyen herhangi bir sorun olduğu takdirde en kısa sürede Valiliğimize bildirmelerini istiyorum. İlimizin gelişmesi ve kalkınmasında çaba gösteren, çalışan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Vali Canbolat’ın açılış konuşmasının ardından kurum temsilcileri, kurumlarıyla ilgili yatırımlarda gelinen son noktaya ilişkin sunum gerçekleştirdi.
Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Toplantı Salonu’nda Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında yapılan toplantıya Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Barış Altıntaş, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları, daire müdürleri ve meslek kuruluşu temsilcileri katıldı. – AYDIN
]]>CHP’li belediyelerin emeklilere yönelik hizmetlerini anlatan Özel, şu açıklamalarda bulundu; “Beyoğlu’ndaki emekli kafe çok önemli bir örnek. Biz seçimlerden önce emeklilere enflasyonun çok altında zam yapılınca dedik ki ‘bu mesele bizim meselemizdir’. Her mitingde emeklinin derdini anlattık. ‘Adaylarımıza sahip çıkın. Bu iktidara sarı kartı gösterin. Sesiniz olmaya devam edeceğiz’ dedik. Sonunda belediyelere ilk talimatımız emeklilere sahip çıacak projeler oldu. Uşak’ta gördüğüm prefabrik emekli kafeyi tüm Türkiye’de yaygınlaştırmak istedik. Özgür Başkanım dedi ki ‘İlhan Başkanım Beyoğlu’nda yaptı’. Bir tarafta bir kahveye 200 TL verenler, diğer tarafta çay kahve içemeyenler vardı. 1 TL’ye çay, 5TL’ye kahve yaptı. Bu örnekler bütün Türkiye’ye yayılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi emekliler için 10 bin TL pazar desteği sağlıyor. Her gün ücretsiz halk ekmek sağlıyor. Emekli vatandaşların evleri kentsel dönüşüme tabi oluyorsa, yapı dönüşümünde yüzde 65’lik destek sağlıyor. Evini kentsel dönüşüme sokan emeklilere 9 bin TL kira desteği sağlanıyor. Üsküdar’da ve Şişli’de 5 bin TL pazar desteği, kent lokantaları, Beylikdüzü’nde emekliler lokali, Küçükçekmece’de emekliler kafeteryası, Çekmeköy’de emekliler lokali, yine emeklilerin kullanımına uygun olarak emekliler lokali hazırlanıyor. İstanbul’da kazandığımız 26 belediyede emekliler ile ilgili özel hizmetleri hayata geçireceğiz. Çok daha iyilerini yapacağız.”
AKP öncesi dönemdeki emekli maaşlarını hatırlatan Özel, şunları söyledi; “Emekliler memleketi bugünlere getirdi. Onların emekleri mücadeleleri var. Rahat edecekleri günleri geldiğinde, devlet onları bu krizle baş başa bırakıyor. AKP iktidara geldiğinde, bir emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti. Hiç dokunmasalar, bugün en düşük emekli maaşı 25 bin TL olacaktı. Bugün sözde zam yaptılar. En düşük emekli maaşı 12 bin TL. AKP, ‘Enflasyona ezdirmeyeceğim’ dedi, bugün emekli maaşı 0.6 asgari ücreti.10 bin TL’ye isyan ettik. O bile Ocak ayında 25 kilo dana kıyma alıyormuş. Bugün yaptıkları zamla 20 kilo dana kıyma alınıyor. Ocak’tan bu yana emeklinin mutfağından 5 kilo dana kıyma çaldılar. Maaş 3 bin TL daha eksilmiş. 6 ay daha önümüzde zayıflayacak, alım gücü düşecek bir süreç var. Emekliler, Tayyip bey iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşıyla 8 çeyrek altın alıyorlardı. Bugün, emekli maaşı 3 çeyrek altın almıyor. Cepten en az 5 çeyrek altın gitti. Bugün cebinizden bir çeyrek altın gitse ararsanız. Her ay her emekli, 5 çeyrek altın kaybediyor. Aramak lazım. Bir şey kaybedilen yerde aranır. Biz nerede kaybettik? Seçim sandığında. AKP gidecek, kaybettiklerimizi bulacağız. Başka çaresi yok. CHP iktidara geldiğinde; emekli maaşı birinci ay değil yetişmez, ikinci ay asgari ücret olacak. İki yıl içinde bir buçuk asgari ücrete çıkacak. Hakkınızı alacaksınız. “
]]>BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Bugünün ekonomik şartlarında 12 bin 500 liralık emekli maaşının konuşulacak bir yönü yoktur. Bu maaş dışında herhangi bir geliri olmayan bir ailenin bu maaşla hayatını idame ettirmesi bugünün koşullarında asla mümkün değildir. Devlet, insanlarımızı çaresizliğe mahküm edemez. Ne yapacak ne edecek ama mutlaka en düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaracaktır. Hiçbir bahane kabul edilemez. Çalışanın hakkını hakkıyla alın teri kurumadan, emeklimizin de onurlu bir şekilde hayatını devam ettirecek bir maaşa kavuşturulması devletin ve devleti yönetenlerin en başta gelen görevidir” dedi.
BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici, 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçtiğini söyleyerek, “Öncelikle milletimizin manevi çatısı olan devletimizi, demokrasimizi ve anayasal düzeni korumak için hayatlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle, şükranla ve saygıyla anıyorum. 8 yıl önce tıpkı ülkemizin daha önce yaşadığı darbe ve darbe girişimlerinde olduğu gibi kökü dışarıda bir topluluk hukuku ortadan kaldırarak, devleti kendilerini kontrol edenlerin emelleri ve menfaatleri doğrultusunda şekillendirmeye kalktılar.15 Temmuz 2016 gecesi milletimiz, tarihinde ilk defa millet iradesini hedef alan bir darbe girişimine direnerek, ülkesine ve devletine sahip çıktı. 100 yılı aşan Cumhuriyet tecrübemize rağmen ülkemiz maalesef kurumlarını, anayasasını, demokrasi kültürünü, istediğimiz düzeye çıkaramadı. Ekonomiye dair her alanda, büyük potansiyeller barındırmamıza rağmen, geçim sıkıntısı, milletimizin problemleri arasında ilk sırada yer alıyor. Çok sayıda neden sıralayabiliriz. Çok sayıda bahane de bulabiliriz. Ancak tarafsız gözle ve adaletle değerlendirme yapacak herkes darbelerin, vesayet rejimlerinin, millet iradesine müdahalelerin, sosyal hayata milletin değerlerinden kopuk dayatmaların, içinde bulunduğumuz duruma etkileri konusunda mutabık kalacaktır. Milletçe hala geçmişteki hata demeyeceğim bu suçların bedellerini ödüyoruz” diye konuştu.
‘HİÇBİR BAHANE KABUL EDİLEMEZ’
Destici, 6 aylık enflasyon farkı ardından emekli ve memurların zam oranlarına ilişkin, “Daha önce kök maaşı 8 bin 17 TL’nin altında kalan 1,8 milyon emeklimiz halihazırda 10 bin TL almaya devam ediyordu. Kök maaşı 8 bin 17 TL ile 10 bin TL aralığında olanlar ise zam farkından yeterince yararlanamıyordu. Yapılan açıklamada, en düşük emekli maaşının 12 bin 500 TL olduğu açıklandı. Bugünün ekonomik şartlarında, 12 bin 500 liralık emekli maaşının tartışılacak hatta konuşulacak bir yönü yoktur. Bu maaş dışında herhangi bir geliri olmayan bir ailenin bu maaşla hayatını idame ettirmesi bugünün koşullarında, şartlarında asla mümkün değildir. Devlet insanlarımızı çaresizliğe mahküm edemez. Ne yapacak ne edecek ama mutlaka en düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaracaktır. Hiçbir bahane kabul edilemez. Kaynak yokmuş, bütçede açık verilmiş. Kaynak yoksa bulunur, bulunmalıdır. Faiz ödemesine kaynak bulunuyorsa, başka ödemelere kaynak bulunuyorsa emekliye de kaynak bulunmalıdır. Hala kamuda görüyoruz, lüzumsuz harcamalar, yatırımlar. 10 sene sonra da yapılacak işleri öne almalar ama bugün yapılması gerekenleri kaynak yok diye ötelenmesi bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Öncelik insanımızdır, çalışanımızdır, emeklimizdir. Çalışanın hakkını hakkıyla alın teri kurumadan, emeklimizin de onurlu bir şekilde hayatını devam ettirecek bir maaşa kavuşturulması devletin ve devleti yönetenlerin en başta gelen görevidir” diye konuştu.
‘EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞININ 18 BİN TL OLMASI LAZIM’
Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeni vergi kanunu meclise geldi. İnanıyorum ki, bu tabii ki bir sürü eksiği var. Hala bize göre tam istediğimiz şekilde kanun teklifi değil. En azından geçmişe göre kıyaslandığında içinde olumsuz bulduğumuz maddeler de genel itibariyle olsa olumlu buluyoruz. Arkadaşlarımız kanun teklifi üzerinde çalışıyorlar. Önümüzdeki birkaç gün içinde partimizin görüşlerini geniş bir şekilde açıklayacağız. İlkesel olarak adaletli bir vergi sistemi demiştik. Çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan hiç alınmayacak bir vergi sistemi demiştik. Dolaylı vergilerin azaltılması yani zenginden ve fakirden aynı oranda vergi alınmaması ve gelir, kazanç vergisinin yükseltilmesi. Çünkü geliri yüksek olandan alacaksın. Bir de kayıt dışına, vergi kaçırana fırsat vermeyeceksin, affetmeyeceksin. Bunları önlediğimizde emekliye verilecek kaynak kat be kat bulanacaktır. 12 bin 500 TL geçtiğimiz yıl 2023 temmuzundaki adaletsizliği ve haksızlığı ortadan kaldırmıyor. Geçtiğimiz yıl temmuz ayında kök maaş hikayesi çıkartılmadan emeklinin aldığı 7 bin 500 TL üzerine yüzde 25 enflasyon farkı ödenmiş olsaydı emekli maaşı 10 bin TL’ye gelecekti. Ocak ayındaki yüzde 49,70 ile en düşük emeklinin maaşı 15 bin TL olacaktı. Bugünkü yüzde 20 ile de en düşük emekli maaşı 18 bin TL olacaktı. Hesap bu kadar basit. En düşük emekli maaşının 18 bin TL olması lazım. Adaletli olan budur, 12 bin 500 TL değil. İlave ya da seyyanen değil, sadece enflasyon farkları ile zaten bu rakama geliyordu kök maaş hikayesini çıkartmasalardı. Mutlaka düzenlemenin bu şekilde yapılması lazım.”
‘İŞİ EVLATLARIMIZA KADAR İNDİRMEK EN BÜYÜK NAMUSSUZLUKTUR’
Destici, kızı Özgül Hilal Destici’nin TBMM’de kadroya alındığı tartışmalarına ilişkin, “Gelip benim yüzüme sorun ne soracaksanız. Ne söyleyecekseniz gelip bana söyleyin. Bizim cevabını veremeyeceğimiz hiçbir soru yoktur. Hayatımızda da herhangi bir leke yoktur. Biz vatan, milleti, din, devlet, ahlak ve inançlarımız adına siyaset yapıyoruz. Bu iftira kampanyasının arkasından bir kere daha söylüyorum. Ben her namazın arkasında ‘Yarabbi senin rızan dışında söz söyletme, iş yaptırma’ diyerek yoluma devam ediyorum. Bugüne kadar Cenab-ı Hak bizi bütün bu iftiracıların şerlerinden ve saldırılarından muhafaza etti ve inşallah bundan sonra da etsin. Yıkılmadık, yıkılmayacağız. Biz inanarak ve doğrularla yolumuza devam ediyoruz. Bana her türlü sözü söyleyebilirler ama işi evlatlarımıza kadar indirmek en büyük alçaklıktır, namussuzluktur, onursuzluktur, haysiyetsizliktir. TBMM’de 5 bin üzerinde personel vardır. Onların tamamı hangi yasa, usul, kanunla işe girmişse benim evladımda aynı usulle işe girmiştir. 100 bin TL’nin üzerinde maaş alıyormuş. Bordrosunu bu sabah istedim. Kesintiler sonrası eline geçen rakam 37 bin TL’dir. Bakalım bu yanlışı düzeltecekler mi? Bu iftiralarından dolayı bir özür dileyecekler mi? Burada kasıt ve hedef belli. Bu tamamen yalan ve iftiradır” dedi.
]]>TBMM Genel Kurulu TBMM Başkanı Gülizar Biçer Karaca tarafından açıldı. Gündem dışı konuşmalarda söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İzmir’de iki kişinin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve komisyon kurulmasını istedi.
Günaydın, “CHP milletvekili arkadaşlarım 28. Yasama Dönemi’nin başından bu yana bin 592 kanun teklifi vermiş. Bu bin 592 kanun teklifinden kabul edilen var mı? Yok, çünkü AKP kendisi üzerinden gelmeyen bir kanun teklifini dünyanın en temel doğrusu olsa kabul etmez. Peki, bugüne kadar verdiğimiz grup önerilerinden kabul ettiğiniz oldu mu? Ben hatırlatayım, ‘Srebrenitsa soykırım olsun’ diye grup önerisi verdik, onu reddettiniz. Kendinizin Grup Başkanvekilinin söylediği ‘Polis intiharları araştırılsın’ diye verdiğimiz grup önerisini de reddettiniz. Siz ölümler arasında ayrım yapmayı bilirsiniz, bizim öyle bir adetimiz yok” dedi.
“Toplumdan aferin almaya çalışıyorsunuz”
Günaydın konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bugün 10 bin TL olan en düşük emekli aylığını AKP Grup Başkanı 12 bin 500 TL olarak ilan etti. 20 gündür çalışıyorlar ’10 bin TL’den kaça çıkaralım acaba?’ diye. Sonra da bunu grup başkanına açıklatıyorlar 12 bin 500 lira diye. Ben size bir rakam vereyim, temmuz ayındayız da haziran ayının açlık sınırı 19 bin TL, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı. Yoksulluk sınırı 65 bin 874 TL. Siz 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkarttık diye övünüyorsunuz, bir de toplumdan aferin almaya çalışıyorsunuz. 17 bin lirayla, bu toplumda çalışanların yüzde 50’si, asgari ücretle çalışan kardeşlerimiz 17 bin TL’yle geçinmeye çalışıyor. Ocaktaki 17 bin bugünkü satın alma gücü 13 bin TL’ye düşmüştür, Aralık 2024’te 9 bin TL’ye düşecektir. Asgari ücrette hiçbir değişiklik yapmadınız, 10 bin TL’den de emekli aylığını 12 bin TL’ye çıkarma gibi büyük bir lütfu toplumun önüne sunmakta bir beis görmüyorsunuz.
“Hiçbir tarikat bu memlekette geçmişte de bugün de devlete sızmadı”
Bizi seyreden milyonlarca asgari ücretli, milyonlarca emekli zamanın gelmesini bekliyor. Kendileri sırça köşklerde, saraylarda yaşayanların topluma reva gördüğü bu inanılmaz uygulamanın elbette cevap günü gelecek, kum saati çalışmaya devam ediyor. Gelelim 15 Temmuza; Eğer bir demokrasiye darbe olabildiyse bu memlekette, ‘bir tarikat devlete sızdı” söylemi o darbenin üstünü örtmeye yönelik en önemli söylemdir. Hiçbir tarikat bu memlekette geçmişte devlete sızmadı, bugün de devlete sızmıyor.”
]]>MUSTAFA USTA
(SİNOP) – Sinop’ta yaşayan vatandaşlar, AKP’lilerin asgari ücrette artış olmayacağına ilişkin açıklamalarına “İnsanların alım gücü zorlaştı, bu şekilde insanlar nasıl geçinecek çok merak ediyorum. Bilmiyorum artık hırsızlıklar çoğalacak, arsızlıklar çoğalacak. Artık insanlar birbirini mi yiyecek bilmiyorum” diye tepki gösterdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın temmuz ayında asgari ücrette bir artış olmayacağına yöneli açıklamalarına Sinop’ta yaşayan vatandaşlar tepki gösterdi. Vatandaşların değerlendirmeleri şöyle:
“Memur emeklilerine ve asgari ücrete ara zam gerektiğine inanıyorum”
Kenan Aral: “Asgari ücrete kesinlikle zam yapılması gerekiyor. Çünkü Ocak ayındaki fiyatlarla Temmuz ayındaki fiyatlar arasında yüzde 50 – 60, bazı kalemlerde yüzde 100’ü buldu. Haliyle 17 bin TL’lik maaş alım gücünü çok düşürdü. Onun için en kötü şartlarda 25 – 30 bin TL civarında zam yapılması gerekiyor. 100 TL’ye alınan tavuk 150 oldu, 300 TL olan kıyma et 500 – 600 oldu. Ama asgari ücret sabit. Bunun yanında kesinlikle asgari ücrete ara zam yapılması gerekiyor. Ayrıca memur emeklisi de çok mağdur. 10 – 13 bin TL maaş ile nasıl geçinecek? Ben 40 yıl kamuda çalıştım, aldığım maaşı söylemek istemiyorum. Onun için memur emeklilerine ve asgari ücrete ara zam gerektiğine inanıyorum, düşünüyorum.”
“Bundan 20 – 30 yıl öncesinde alım gücü daha çok güzeldi. Ama son 20 yıldır her şey berbat”
Sezgin Küçük: “Hayat şartları çok zor, her şey çok pahalılaştı ve asgari ücrete zam yapılması gerekiyor. Bir işveren olarak da yapılması tarafındayım. Ben yaklaşık 40 yıllık esnafım, hayatımın en zor esnaflık dönemini yaşıyorum. Bundan 20 -3 0 yıl öncesinde alım gücü daha çok güzeldi. Her şey çok daha güzeldi. Ama son 20 yıldır berbat her şey. Asgari ücret açlık sınırının üzerinde olmalı bence” diye konuştu.
“Nerede bu devlet?”
İbrahim Coşkunarslan: “Tabii ki asgari ücrete zam yapılmalı çünkü hayat şartları zorlaştı. İnsanların alım gücü zorlaştı, bu şekilde insanlar nasıl geçinecek çok merak ediyorum. Bilmiyorum artık hırsızlıklar çoğalacak, arsızlıklar çoğalacak. Artık insanlar birbirini mi yiyecek bilmiyorum. Bu hayat şartlarında Allah yardım etsin ne diyelim. Bir ev kirası zaten 12 bin TL, adam 7 – 8 bin TL ile nasıl geçinsin? Bu asgari ücretin en kötü 30 bin TL olası lazım ki aç kalmayalım. Eşim çalışmasa sadece ben çalışsam nasıl geçineceğim? Nerede bu devlet?
Gülendam Tümer: “Asgari ücrete ara zam yapılması gerekiyor. Hayat şartları çok ağırlaştı, tek maaşla geçinen insanlar ev kirası, çocuk okutanlar falan hiçbir şekilde yetmiyor maaşlar. En az 35 bin TL olması lazım.”
Halil Tümer: “Alım gücü düştü, şu anki maaşlarla geçinilmez yani. Türkiye şartlarına göre en azından 25 bin TL olmalı.”
]]>
Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz, kirazda hasada başladıklarını ve ürünlerinin ise oldukça verimli olduğunu ifade etti.
“UMUYORUZ Kİ BU YIL KİRAZ ÜRETİCİMİZ HAK ETTİĞİ DEĞERİ ALIR”
Coğrafi işaret belgeli olan dal bastı kirazlarının bu yıl aroma bakımında çok kaliteli olduğunu ifade eden Solmaz, ” Türkiye’de nam yapmış bir kirazımız. İhracatçı gelirse İnşallah bu yıl da üreticilerimizin yüzü gülecek. Bu sezon da ürünlerimiz de çok kaliteli, seyrek tuttu ürün kalibrasyonu çok güzel” dedi.
Bu yıl ilçede 800 ton civarında kiraz hasadı olmasını beklediklerini de ifade eden Başkan Solmaz, “Umuyoruz ki bu yıl kiraz üreticimiz hak ettiği değeri alır. Geçen yıl biliyorsunuz büyük bir afet yaşadık. Bundan dolayı çiftçilerimiz mağdur durumda” ifadelerine yer verdi.
GÜNLÜK 2 BİN TL’YE İŞÇİ BULUNAMIYOR
Bu yıl üreticinin en büyük sorunlarından birinin de işçi bulmak olduğunu dile getiren Solmaz, “En büyük sorun işçi sıkıntısı. Yerelde çalışanlar kalacak yeri olmadığı için il dışına çıkınca şu anda işçi bulmakta zorlanıyoruz. Bir işçinin maliyeti günlük 2 bin TL. Günde ortalama 60 kilo kiraz derecek” dedi.
Pazarda kirazın kilogram fiyatının da 60 ila 75 TL arasında gittiğini de ifade eden Başkan Solmaz, “Çiftimiz bir yıllık emeğini alamıyor ama aracılar burada kilo başına 15-20 TL alarak çiftçinin 2 senede kazanamadığını bir ayda kazanıyorlar. Bu mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
“İŞÇİ OLMADIĞI İÇİN MECBUR BEN KENDİM TOPLUYORUM”
Solmaz ayrıca kiraz üreticileri için hijyenik bir toplama alanı oluşturulması gerektiğini de belirterek bu şekilde ihracatçıların Yeşilyurt’a daha fazla geleceğini söyledi.
Kiraz üreticisi Mehmet Ali Özendi ise bu yıl kiraz hasadında işçi bulmakta güçlük yaşadıklarını söyledi. Günde 2 bin TL’ye kiraz toplayacak işçi bulamadığını ifade eden Özendi, “Şu an bir devlet memuru bile 40 bin TL alırken bizler 60 bin TL’ye ayda çalışacak işçi bulamıyoruz. İşçi olmadığı için mecbur ben kendim topluyorum, yetiştiremediğimden de ürünün ağaçta kalma riski var” diye konuştu.
KİRAZI İŞÇİ BULAMAYINCA KÖYLÜLER İMECE USULÜ TOPLADI
Adana’nın Kozan ilçesinde kiraz hasadı için işçi bulamayınca köylüler kirazı imece usulü hasat etti.
Kozan’da bin 100 rakımlı Dikenseki mevkiinde 7 dönüm arazisine 130 kiraz ağacı diken ve ilaçsız tarım ile kiraz üretimi yapan Ali Ağluç, Napolyon cinsi ürettiği kirazı köyündeki komşuları ile imece usulü topladı. Hasat için işçi bulamadığını kaydeden Ağluç, bu yıl verim aldığı 30 ağaçtan memnun olduklarını 100 ağacın iklimdeki olumsuzluklar nedeniyle tutmadığını kaydetti.

“YEVMİYELİ İŞÇİ BULAMIYORUZ”
Şiirler okuyarak hasat yapan Ağluç, “Bin 100 rakımda hasat yapıyoruz. Kışın yağmur nedeniyle fidanların hepsi tutmadı. 130 fidanın 30’u tuttu. Sıcaklık nedeniyle bu yıl daha erken hasat yaptık. Kışın yaşanan sıcaklar nedeniyle çiçekler kurudu” diye konuştu.
Dalında 30 liradan hasat yaptıklarını belirten Alguç, şöyle devam etti:
“Ağaçların tutmadığına sevindim aslında. İşçi bulamıyoruz. Hasadımız 20 günde tamamlanıyor. Ama işçi yok bulamadığımız için zor bir hasat oluyor. 6-7 kişilik ekiple topladık. Yevmiyeli işçi bulamıyoruz. Köylülerle imece usulü hasat yaptık.”
]]>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi bir grup öğretmen, 9 gün önce başlattıkları eylemi sürdürüyor. MEB önünde bir araya gelen öğretmenler, “Öğretmenler asgari ücretle mi geçinsin Sayın Tekin?” yazılı pankart açtı.
Matematik Öğretmeni Elif Açıl, Bakanlığın önüne getirdikleri ders tahtasında, aldıkları maaş ile nasıl geçinemediklerini şöyle anlattı:
“7 yıldır özel sektörde matematik öğretmenliği yapıyorum. Asgari ücretle nasıl geçineceğimizi Bakan Yusuf Tekin’e soruyoruz. Kendisi bizlere asgari ücreti reva görüyor. Bugün Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde küçük bir hesap yapıyoruz. Asgari ücret 17 bin TL. Dört kişilik bir ailenin barınması ortalama 15 bin TL. Faturalar; elektrik, su, internet, telefon gibi harcamalarımız çok yaşamsal harcamalarımız. Dört kişilik aile için 5 bin TL. Pazar ve market alışverişimiz var. Haftanın 3-4 günü kırmızı et yememiz önerilirken bizler kırmızı ete, beyaz ete ulaşamıyoruz. Sebze, meyve bile almaya zorlanıyoruz. Pazar ve markette de 5 bin TL diye not alırsak toplamda 25 bin TL gibi bir aylık giderimiz mevcut ama bizim gelirimiz 17 bin TL. 8 bin TL borçlanarak biz ayı bitiriyoruz. Bu da yıllık 96 bin TL borca denk geliyor. Bakan Yusuf Tekin’e sesleniyoruz. Gelin birlikte hesap yapalım. Bu problemin çözümünü taban maaş olarak birlikte belirleyelim. Bizi de kamudaki öğretmenlerden ayırmadan öğretmenlerin bakanı olmaya davet ediyoruz Bakan Yusuf Tekin’i.”
“Kimseden lütuf beklemiyoruz”
ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara İl Temsilcisi Mahmut Yıldırım da geçim sıkıntısı yüzünden öğretmenlerin yeterince verimli ders anlatamadığını, bu durumun öğrencileri de etkilediğini ifade etti.
Çıkarılması planlanan “Öğretmenlik Meslek Kanunu”na, özel sektör öğretmenleri için “taban maaş” ile ilgili madde konulmasını istediklerini anlatan Yıldırım, taban maaş sayesinde özel sektör çalışanı öğretmenlerin, “eşit işe eşit ücret” ilkesiyle kamudaki meslektaşıyla aynı ücreti alacağını ifade etti. Yıldırım, “Bu kadar basit aslında. Biz kimseden bir lütuf beklemiyoruz. Kimseden sadaka beklemiyoruz. Yaptığımız aynıysa bizler de ders anlatıyorsak, bizler de bu ülkenin milyonlarca çocuğuna eğitim veriyorsak bunun karşılığını kamuda çalışan öğretmenin maaşıyla aynı olması gerekir” diye konuştu.
“Öğretmenler mağazada çalışıyor, garsonuk yapıyor”
Bu konuda uzun süredir kampanyalar yaptıklarını, TBMM önünde eylem yaptıklarını, Milli Eğitim Bakanı ile görüştüklerini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
“Bakan’la görüştük. Bize verdiği söze göre nisan ayında bu kanunun geleceğini ve statü olarak özel sektörle kamudaki öğretmenlerin eşitleneceğini söylemişti ama mayıs ayındayız ve ne böyle bir yasa çıktı ne de bize verilen sözlerin tutulacağı söyleniyor. Açık açık ‘bizim gündemimizde böyle bir şey yok’ dedi sonraki açıklamasında. Eğitim nöbetimiz memleketin her yerinde. Ankara’da da Meclis Parkı’nda devam ediyor. Bugün nöbetimizin 9’uncu günü. Tüm kamuoyunu, tüm aileleri, Herkesi bu nöbete destek vermeye çağırıyoruz. Eğitim hepimizi ilgilendiren bir payda çünkü. Öğretmen arkadaşlarımız ay sonunu getiremediği için mağazalarda çalışıyor, garsonluk yapıyor, inşaatlarda çalışıyor. İş cinayetlerinde hayatlarını kaybediyorlar. Geçinemediği için intihar edip ölen arkadaşlarımız var. Bunların hepsine şahidiz. Biz derslerde ‘kirayı nasıl vereceğiz, kredi kartı borcumuzu nasıl vereceğiz, bugün karnımızı nasıl doyuracağız’ diye düşünürken açıkçası öğrencilere çok faydalı olamıyoruz. Öğrencilerimiz bunu fark ediyor. Çok kötü bir tarafı da bu. Öğrencilerimiz fark ediyor ‘Hocam bugün üzgünsünüz. Bir şey mi oldu?’ diye bize soruyorlar. Bu çok önemli. Bunu artık herkes görüyor. Tüm kamuoyunun da bakanın da duymasını istiyoruz. Bu taban maaş çok acil bir talebimiz.”
]]>Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: EYLEM LADİN DEĞER
(ANKARA) – Kurbanlık fiyatlarına gelen zamlar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yüzde 69,80; Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) yüzde 124,35 olarak açıkladığı yıllık enflasyonu geçti. Ankara’da büyükbaş kurbanlık fiyatları yüzde 238, küçükbaş kurbanlık fiyatları ise yüzde 300 arttı. Büyükbaş fiyatları 220 bin TL’ye kadar çıkarken, küçükbaşlar 15-20 bin TL’den alıcı bekliyor. Karslı besici Köroğlu Dağdelen, “Halkın çoğu sadece sormaya geliyor. Boş dönüyorlar. Alım gücü çok düşük” dedi. Şanlıurfalı üretici Cumali İzol, “Bu ülkenin bize bir faydası yok. Olan hep çiftçiye, hayvancılara oluyor” diye konuştu.
Kurban Bayramı’na iki hafta kala Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Mühye Mahallesi’nde kurulan kurban pazarında besiciler, hayvanlarını satmaya çalışıyor. Neredeyse müşteriye hiç denk gelinmeyen pazarda, besiciler maliyetlerin yüksek olmasından ve hayvanların ellerinde kalacak olmasından endişeli.
TÜİK, nisan ayı yıllık enflasyonunu yüzde 69,80; bağımsız iktisatçıların oluşturduğu ENAG ise yüzde 124,35 olarak açıkladı. TÜİK, nisan ayı gıda enflasyonunu ise yüzde 68,5 olarak bildirdi. Mayıs ayı yıllık enflasyonu 3 Haziran Pazartesi günü saat 10.00’da belli olacak. Türkiye’de asgari ücret hala 17 bin 2 TL, en düşük emekli maaşı ise 10 bin TL…
Büyükbaş fiyatları 220 bin TL’ye kadar çıkıyor
Kurbanlık fiyatlarına gelen zamlar ise hem TÜİK’in hem de ENAG’ın açıkladığı yıllık enflasyonu solladı. Ankara’da büyükbaş kurbanlık fiyatları geçen yıla göre yüzde 238, küçükbaş kurbanlık fiyatları ise yüzde 300 arttı. Büyükbaş kurbanlıklar, geçen yıl 65-70 bin TL’ye alıcı bulurken, bu yıl fiyatlar 220 bin TL’ye kadar çıkıyor. Küçükbaş kurbanlıklar ise geçen yıl 5-6 bin TL’ye satılırken, bu yıl kurbanlık fiyatları 15-20 bin TL arasında değişiyor.
Diyanet’in kurban kesim bedeli de yüzde 97,47 artarak TÜİK enflasyonunu geçti
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 2024 yılı için vekaletle kurban kesim bedelini yurt içinde 11 bin 750 lira, yurt dışında ise 4 bin 750 lira olarak açıkladı. Böylece, Diyanet’in kurban kesim bedeli de geçen yıla göre yüzde 97,47 artarak TÜİK’in yıllık enflasyonunu geçmiş oldu.
2023 yılında kurban kesim bedeli yurt içinde 5 bin 950 TL iken yurt dışında ise 2 bin 750 TL idi. 2023 yılında yıllık enflasyon yüzde 64,77 iken kurban kesim bedeline yapılan zam yüzde 164,45 olmuş, son 4 yılın rekorunu kırmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı, son dört yıl içinde kurban kesim bedeline sadece 2021 yılında enflasyonun altında zam yaptı. 2021’de yıllık enflasyon 36,08 iken, kurban kesim bedeline yapılan zam yüzde 15,38 oldu.
Satış yapamamaya ve maliyetlerin çok yüksek olduğuna dikkati çeken üreticiler, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
Ortalama kurbanlık fiyatlarının 100 bin TL’den başlayıp 220 bin TL’ye kadar çıktığını belirten Karslı besici Köroğlu Dağdelen, şunları söyledi:
“Halkın çoğu sadece sormaya geliyor. Boş dönüyorlar”
“Hem satan hem alan için çok zor. İnsanların alım gücü çok zayıf. Biz Kars’tan bin 300 kilometrelik yoldan geldik. Emek vererek bu hayvanları 2-3 yaşına kadar yetiştirip buraya getiriyoruz. Emeğimizin karşılığını almak için hayvan yetiştiriyoruz fakat buraya geldiğimizde o talebi göremiyoruz. Şu anda gelen halkın çoğu sadece sormaya geliyor. Boş dönüyorlar. Alım gücü çok düşük. Kurban almak isteyip alamadıklarında biz de üzülüyoruz. Biz de vermek istiyoruz ama maliyetler çok yüksek olduğundan dolayı biz de veremiyoruz. Onların da alım gücü yok. Durumlar, şartlar çok zor.”
Büyükbaş hayvanların hepsinin kesinlikle satılamayacağının altını çizen Dağdelen, şöyle konuştu:
“Çoğu hayvanlarını geri götürecek”
“Türkiye genelinde hayvancılık bitme noktasında, bitiyor. Hayvancılıkta destek az. Maliyetler çok yüksek olduğundan dolayı hayvan da çok yüksek satılıyor. Bir yem şu anda 500 TL. Kurban satışları çok zayıf. Çoğu hayvanlarını geri götürecek. Geri götüremezse de çoğu zarar edecek ve batacak. Bu işten cayacaklar ve ‘Ben bu işi artık yapmayacağım’ diyecekler.”
“Yemi 500 TL’den değil de 200 TL’ye alırsam, hayvana 160 bin TL değil 120 bin TL isteyeceğim”
Dağdelen, “Ben hayvana yedirdiğim yemi 500 TL’den değil de 200 TL’ye alırsam, hayvana 160 bin TL istiyorsam otomatik olarak pazarlıkla 120 bin TL isteyeceğim. Bu neden kaynaklanıyor? Maliyetlerin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Devlet, dışarıdan hayvan getirerek değil, çobanına, yemine destek verirse kesinlikle ekonomiye can katacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Geçen yıl danayı 65-70 bin TL’ye veriyorduk. Şu anda bu hayvan 170-175 bin TL”
Geçen yıla göre kurbanlık fiyatlarına yüzde 169 zam yapmak zorunda kalan Dağdelen, “Geçen yıl 650 kilogramlık danayı 65-70 bin TL’ye veriyorduk. Şu anda bu hayvana 170-175 bin TL civarı istiyoruz. Bu esnek hali. Piyasa çok durgun. Bizim amacımız buradan yüksek bir kazanç elde etmek değil. Sadece hayvanlarımızı geri götürmemek amaçlı piyasayı daha da aşağı çektik. Esnek bir şekilde veriyoruz. Üstüne çok cüzi karlar koyuyoruz” dedi.
TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisine inanmadığını belirten Köroğlu, şöyle konuştu:
“Hayvancılığın bitmesini istemiyorlarsa çoban, yem desteği verilmesi lazım”
“Kesinlikle doğru değil. İçinde biz varız. Maliyetler yüksek olduğundan dolayı zaten yükseliyor. Maliyeti düşük olursa, besiciye ve çiftçiye destek olursa bunların maliyetleri yüzde 70 aşağı düşebilir. Kesinlikle düşer. Çoban desteği de verilirse çok iyi olur. Hayvancılığın bitmesini istemiyorlarsa çoban, yem desteği verilmesi lazım. Saman 30 kuruş iken şimdi kilosu 3,5-4 TL. Bu destekler verilirse fiyatların düşeceğine inanıyoruz.”
Şanlıurfa’dan gelen besici Cumali İzol, küçükbaş kurbanlık fiyatlarının 15-20 bin TL arasında değiştiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bu ülkenin bize bir faydası yok. Olan hep çiftçiye, hayvancılara oluyor”
“Kaliteye göre fiyat değişiyor. 15 bin TL’ye de 17 bin TL’ye de kurbanlık var. Geçen yıl 5-6 bin TL’ye satıyorduk. Geçen yıla göre bu sene çok pahalı. Aşırı derecede pahalı. Yemler, arpa pahalı. Urfa’dan buraya hayvanları getirmek için 40 bin TL nakliye parası verdik. Bizi kurtarmıyor. Bu ülkenin bize bir faydası yok. Olan hep çiftçiye, hayvancılara oluyor. Sıkıntılar çok. Geçen sene en kaliteli malı 6 bin TL’ye satıyorduk. Bu sene en kötüsü 15 bin TL. Düşünün, ne kadar yükselmiş.”
“İşimiz iyi değil. Allah’a kalmış”
İzol, “İnsanlarımızın hayvancılığa yönelmesi ve maddi destek verilmesi gerekiyor. Dışardan hayvan gelmemesi gerekiyor. Bizi kurtarmamasına rağmen mecbur bu işi yapıyoruz. Bu işi yapmazsak ne yapacağız? Bir kere bu işe alışmışız. İşimiz iyi değil. Allah’a kalmış” diye konuştu.
“Talep çok az görünüyor”
Iğdır’dan Ankara’ya kurbanlık satmak için gelen Hakan Yiğitalp, “Kurbanlıkların fiyatı, kilosu ve boyuna göre 120-200 bin TL arasında değişiyor. Şu anda talep çok az görünüyor. Yem fiyatlarından dolayı maliyetler arttığı için biz de mecburen fiyatları yükselttik. Geçen yıl neredeyse yarı yarıya bir fiyat farkı var. Yüzde 100’den fazla” dedi.
“Enflasyon, yüzde 70 falan değil, yüzde 170’tir”
TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyonun yüzde 69,80 olmasını eleştiren Yiğitalp, “Resmiyette öyle ama normalde yüzde 70 falan değil, yüzde 170’tir. Enflasyonu çok hissediyoruz. Yemi geçen sene aldığımızda 300 liraya alıyorduk. Şu an 600-700 TL’ye alıyoruz. Geçen yıl yol parası TIR geldiğinde 20-25 bin TL’ye geliyordu. Şu an 50-60 bin TL. Yüzde 100’ün üzerinde zam bize yansıyor. Ama enflasyon yüzde 70 görünüyor. Ondan dolayı fiyatlar baya yüksek” diye konuştu.
“Çiftçiye, üreticiye destek verilmesi gerekiyor. O da biraz zor”
Maliyetler yükseldiği için üreticilerin hayvan saklamadığını belirten Yiğitalp, “Olan da kesime geliyor. Bu yüzden et üretiminde azalma var. Maliyetlerin düşmesi lazım. Yem, nakliye vs. Hepsi yakıt olduğu ve dolar üzerinden geldiği için bunun düşmesi gerek. Çiftçiye, üreticiye destek verilmesi gerekiyor. O da biraz zor görünüyor” dedi.
]]>
KOSGEB Denizli, Aydın, Muğla İş Fikri Teklif Çağrısı Girişimcilik Sertifika ve Denizli İş Planı Ödül Töreni, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Eğitim Fakültesi Melek Sözkesen Konferans Salonunda gerçekleştirildi. İstiklal marşı ve saygı duruşuyla başlayan tören, protokol konuşmalarıyla devam etti. Girişimciliğin ekonomik büyüme ve istihdam oluşturmanın yanında inovasyonun, yenilikçiliğin ve toplumsal kalkınmanın en önemli itici gücü haline geldiğini ifade eden Aydın Sanayi Odası (AYSO) Başkanı Gökhan Maraş, “Bu kapsamda Denizli, Aydın ve Muğla illerimizde hayata geçirilen bu projeler, bölgemizin ekonomik dinamizmini arttıracak ve yeni iş imkanları oluşturacaktır. Aydın’dan 10 arkadaşımızın genelde gıda işleme üzerine olan girişimciliklerini yatırıma dönüştürecek olması, katma değeri yüksek ürünlerimizi ve ihracatımızı destekleyecektir. Sizlerin başarıları diğer girişimcilerimize de ilham kaynağı olacak ve yeni girişimcilerin bu cesaretle yola çıkmalarını sağlayacaktır” diye konuştu.
“Kadınlarımız ile gençlerimizi destekliyoruz”
Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Başkanı Bülent Karakuş da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde faaliyet gösteren odalar olarak yasal yükümlülüklerinin yanı sıra illerinde ve bölgelerinde kadın ve genç girişimciliği artırmaya yönelik çalışmalar sürdürdüklerini hatırlattı. Karakuş, “Bu kapsamda KOSGEB, GEKA ve Pamukkale Teknokent gibi paydaşlarımız ile, daha etkili çalışmalar yürütebiliyor ve geniş kitlelere ulaşabiliyoruz. Yeni girişimcilerin başarılarını artırarak sürdürmelerini diliyorum” dedi.
“Kapımız girişimcilere her zaman açık”
DTO Başkan Yardımcısı Melek Sözkesen Kartay, oda olarak girişimcileri büyük bir özveriyle desteklediklerini söyledi; “Bu sene KOSGEB’in önderliğinde ikincisini düzenlediğimiz odalarımızın liderliğindeki bu aktivitede, sizler aldığınız ödüllerle önemli birer rol modelsiniz. Başarılı girişimleriniz ile yarışmamıza başvurduğunuz için teşekkür ediyoruz. Denizli Ticaret Odası olarak her zaman sizlere kapımız da gönlümüz de açık; girişimcilerimize de desteğimiz sonsuz” diye konuştu.
“Denizli’de bin 500’den fazla işletmemize ulaştık”
KOSGEB Başkan Yardımcısı Bilal Kendirci de girişimciliği desteklemenin kurumlarının en önemli faaliyetleri arasında yer aldığını belirtti. Kendirci, “Aslında bu tür destekler, bizim gelecek için de hamlede bulunmamıza ve yeni fikirler ile programlar oluşturmamıza imkan sağlıyor. Denizli, Muğla ve Aydın’daki programların faydalı olduğunu görünce bunu tüm Türkiye’ye, ülke geneline yaymaya karar verdik. KOSGEB olarak daha erişilebilir olmak istiyoruz. Türkiye genelinde 56 bin işletmeyi ziyaret ettik. Sadece Denizli’de bin 500’den fazla işletmemize ulaştık. Bu hem KOBİ’ler hem de girişimcilik ve kurumumuz açısından çok önemli” dedi.
Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Necip Atar ise ödül alan girişimcileri tebrik ederek fikirlerini en kısa sürede ticari faaliyet haline getirmelerini temenni etti. Ardından da girişimcilere sertifika ve plaketlerinin verilmesine geçildi. Tören, toplu fotoğraf çekimi ve kokteyl ile sona erdi.
Ödülleri ile sertifikalarını aldılar
Denizli, Aydın ve Muğla ili Gıda ve Makine İmalatı Sektörlerinin Gelişmesine Yönelik Teknolojik Girişimler Teklif Çağrısı’nda kurul tarafından destek süreci onaylanan girişimlerin sahiplerine sertifikaları takdim edildi. Ayrıca KOSGEB Girişimcilik Ödülleri Yarışması’nda üniversite öğrencilerine yönelik kategoride dereceye giren Mehri Sena Kaçtan 25 bin TL, Ali Fuat Perk 20 bin TL, Deniz Çakır 15 bin TL, Pamukkale Teknokent Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Aleyna İdemen ise 10 bin TL ile ödüllendirildi. Kadın girişimci kategorisinde dereceye giren Aslı Atar 60 bin TL, Fatma Başak Kasapoğlu 25 bin TL, Özge Ergüney 15 bin TL, Denizli Ticaret Odası Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Fatma Betül Saygılı Kaplan da 10 bin TL ile ödüllendirildi.
Yenilikçi girişimci kategorisinde dereceye giren Onur Çalım 60 bin TL, Ömer Duman 25 bin TL, Muhammet Tutuk 15 bin TL, Pamukkale Teknokent Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Raşit Abdülbaki Burucu ise 10 bin TL ile ödüllendirildi.
Meslek liseleri unutulmadı
Meslek liselerine yönelik Benim Fikrim Benim İşim Kategorisi’nde dereceye giren Hüseyin Konak 50 bin TL, Ramazan Akyar 30 bin TL, Burhan Zengin 20 bin TL, Denizli Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri Vakfı (DOSAV) Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Fatma Çiftçi ve Cennet Ceylin Gezgin 5’er bin TL, Hüseyin Mert İzmirli, Kerem Aydın ve Ali Kaan Pala ise 3’er bin TL ile ödüllendirildi.
Öte yandan, Sürdürülebilir Geleceğe Yolculuk Erken Girişimci Kategorisi’nde dereceye giren Fatma Gizem Zincir 25 bin TL, Nedim Öz 10 bin TL, Özlem Karaca da 5 bin TL ile ödüllendirildi. Sürdürülebilir Geleceğe Yolculuk İleri Girişimci Kategorisi’nde dereceye giren Esranur Kızılhan 50 bin TL, Handenur Tomaşoğlu 30 bin TL, Tunahan Gencel ise 20 bin TL ile ödüllendirildi. Sürdürülebilir Geleceğe Yolculuk Lise Girişimci Kategorisi’nde dereceye giren Ayşegül Aktaş ile Ceylin Daldaş 7 bin TL, Kayra Poyraz Akbaş 5 bin TL ile Mehmet Efe Balcı ise 3 bin TL ile ödüle layık görüldü. Ayrıca, finale kalan 10 ekibe de Kalkınma ve İnovasyon Derneği tarafından ücretsiz girişimcilik danışmanlığı hizmeti verilecek. – DENİZLİ
]]>KTB Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısına, KTB Başkanı Recep Bağlamış, Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, Kayseri Veterinerler Odası Başkanı Akgün Ergül ve Kayseri Kasaplar Odası Başkanı Mustafa Bayırbaş katıldı. Toplantıda kurbanlık fiyatlarını açıklayan KTB Başkanı Recep Bağlamış, “Büyükbaş kurbanlık erkek kurbanlık hayvan için canlı kilogram fiyatı 270 TL, damızlık vasfını yitirmiş büyükbaş dişi kurbanlık hayvan için canlı kilogram fiyatı 220 TL, küçükbaş erkek kurbanlık hayvan için kilogram fiyatı 250 TL, damızlık vasfını yitirmiş küçükbaş kurbanlık canlı kurbanlık fiyatı 220 TL olarak belirlenmiştir. Yine kurbanlık büyükbaş hisse olarak 25-30 bin TL arasında, küçükbaş adet olarak kurbanlık ise 10 bin TL ile 20 bin TL arasında tavsiye fiyatları oluşmuştur. Büyükbaş kesim ücreti olarak 5 bin TL, yine büyükbaş paylama ve parçalama olarak 3 bin 500 TL, küçükbaş kesim ücreti olarak bin TL, yine küçükbaş paylama ve parçalama ücreti ise bin TL olarak öngörülmüştür. Kıyma çekim ücreti ise kilogram başına 15 TL olarak öngörülmüştür. İl Tarım ve Orman Müdürlüklerimizin belirlemiş olduğu alanlarda, belediyelerimizin belirlemiş olduğu kesim alanlarında, özel kombinalarda ve kurbanlık satışı yapılan tesislerde kurban kesim hizmeti verilecektir” şeklinde konuştu.
“Ortalama 3 bin 500 ile 5 bin arasında kurbanlık satışı yapılıyor”
Satışların geçen yıl ile aynı oranda olacağını aktaran Bağlamış, “Fiyat artıyor ancak bütün gıda ürünlerinde artış olduğu için kurbanlık döneminde vatandaşlarımız kurban kesmekten vazgeçmiyorlar. Ortalama olarak geçen yıl ile aynı oranda satış olacağını öngörüyoruz. Şehrimizde küçükbaş ve büyükbaş olarak ortalama 3 bin 500 ile 5 bin arasında satış yapılıyor. Geçen yıl bu rakamları yakaladık. İnşallah bu yılda aynı rakamlar üzerinden satış yapılacağını öngörüyoruz” dedi.
” Türkiye’de bir hayvan açığı oluşturuyor”
Türkiye’de hayvan açığı olduğunu söyleyen Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras ise, “Türkiye’mizde kurban bayramında yaklaşık olarak 950 bin ile 1 milyon arasında büyükbaş hayvan kesimi yapılmakta. 3 milyona yakında küçükbaş hayvan kesimi yapılmaktadır. Bu kurban bayramı döneminde yapılan kesim, Türkiye’de bir hayvan açığı oluşturuyor. Et ve Süt Kurumu’da bu durum için bazı tedbirler aldı. Hayvan sayımızda aşağı doğru giden bir eksiklik var. Bunun içinde yaklaşık olarak 850 bin adet yurt dışından hayvan temin edildi. Bu yılda yapılan anlaşmada 650 bin adet yurt dışından üreticilerimize hayvan temini yapılacak. Kurbanlık fiyatı fazla yükselişe geçmedi. Şu anda bizim tüketicilerimizin gözünde yüksek gözüküyor ancak enflasyona baktığımız zaman her şeyde yüzde 200-300 oranında bir artış var. Et fiyatlarında da yüzde 100 oranında bir artış var. Bu olağan bir artıştır” diye konuştu.
Kayseri Veterinerler Odası Başkanı Akgün Ergül de, hastalığı bulunan hayvanların tespit edildiğini ve kurbanlık olarak kesiminin önlendiğini söyledi. – KAYSERİ
]]>(AKSARAY) – Aksaraylı vatandaşlar, iktidarın açıkladığı “Kamu Tasarruf Paketi”ne tepki gösterdi. Mehmet Gökçe, “Böyle tasarruf olmaz, yeter bu milletin üzerinden insinler, başka bir şey değil. 10 bin TL’ye kurban alıyordum ben, şimdi küçükbaş kurban 15 bin TL. Bana verdiğine bir kurban alamıyorum, pazara gidemiyoruz ayıp vallahi ayıp” dedi. Erdal Güzel de “Bunlar nasıl tasarruf anlayamıyorum. Tasarruf dediğin önce kendinden başlar. Maaşını biraz kısacaksın, ondan sonra emekliye geleceksin” diye konuştu.
Aksaray’da vatandaşlar, iktidarın “Kamu Tasarruf Paketi”ni değerlendirdi. “Böyle tasarruf olmaz” diyerek alınan kararlara tepki gösteren Aksaraylı vatandaş Mehmet Gökçe şunları dile getirdi:
“Milletvekilleri bizim vekilimiz değil mi? Onlar niye 170-180 bin TL alıyor da bizim 10 bin liramızdan tasarruf ediyorlar, böyle tasarruf olur mu? Mümkün mü böyle bir şey? Biz milletsek onlar vekilse bizim aldığımız parayı alsınlar da görelim. Bize simit sattırıyor Aksaray milletvekili değil mi? Böyle tasarruf da olmaz, yeter bu milletin üzerinden insinler başka bir şey değil. 10 bin TL’ye kurban alıyordum ben, şimdi küçükbaş kurban 15 bin TL. Bana verdiğine bir kurban alamıyorum, pazara gidemiyoruz ayıp vallahi ayıp.”
“Tasarruf dediğin önce kendinden başlar, maaşını kısacaksın sonra emekliye geleceksin”
En büyük tasarrufu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapması gerektiğini söyleyen Erdal Güzel, “Orada oturacaklarına maaşlarını emeklilere versinler. Kaç yıl çalışmışım aldığım para 14 bin TL. Biz geçinemiyoruz bir de tasarruf diyorlar. Sayın Valimiz 2-3 arabayla geziyor. Bunlar nasıl tasarruf anlayamıyorum. Tasarruf dediğin önce kendinden başlar. Maaşını biraz kısacaksın, ondan sonra emekliye geleceksin. Suriyeliler ve Afganlara yardım ediliyor, bu yanlış. Bundan da tasarruf olmaz bunu temelli kesecekler. Ağustos zammında alacağım para 17 bin TL. Emekliyim ben öyle olmaz böyle tasarruf olmaz. Önce piyasayı bir denetlesinler, bugün marketleri denetlemiyorlar” dedi.
“Kuru ekmeği bölüp bölüp yaşamaya alışmışız”
Devletin emekliden alacağını aldığını, emeklinin tasarrufluk bir şeyi olmadığını söyleyen Nuh Yumuşak, şöyle konuştu:
“Kamuda tasarruf yapabilmek için vatandaşıyla devleti ile zengini ile hükümeti ile elimizi taşın altına koymamız lazım, tasarruf odur. Bugün emekliye verilmedi, ondan alalım ötekinden alalım derseniz bundan bir şey çıkmaz, hiçbir şey de olmaz. Aynı tas aynı hamam yürür. 150 bin TL maaşla geçinen var bir de 10 bin lirayla geçinen var. Nasıl geçiniyor dersen hepsi memnun birbirinden. Şöyle bir kahvaltı kuruluyor sabah her şeyi bulunuyor içinde. Alışmışız biz Anadolu çocuğuyuz azıcık çay, peynir, bazen o da yok kuru ekmeği bölüp bölüp bizim öğünümüz bu. Bu şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Hiçbir parti tutmuyorum, siyasetle işim de yok. Bizi insanca kim yaşatırsa, ak mı yaşatır gök mü yaşatır o yaşatsın o geçsin. Emekliye yüzde kaç indirim uygulanacağı söyleniyor pansiyonlarda. Hangimiz gidebilir oraya 10 bin lirayla? Gideceğiz de aşevinde ekmek yiyeceğiz, yararlanmayız ki. Beni insanca yaşatsın, yeter ki insanların içinde insan gibi yiyip içelim bir şeyler yapalım.”
“Biraz daha halkı anlamaları gerekir”
Gelir dengesizliği olduğunu söyleyen Ramazan Uğurlu, “Mümkün mertebe israfın önüne geçilmesi gerektiğini ekonominin bu doğrultuda düzelebileceği söyleniyor. Bazı şeyler zamanında yapılırsa güzel olur. Dinimizde de ‘Ey iman edenler yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz’ diyor. Bu hayatımızın bir parçası olmalı. Hangi kurumda ve kuruluşta olursa olsun tasarruf vazgeçilmez bir şey ekonomimizin düzelmesi için. Birileri zirveyi görürken bazılarını yerin dibine sokmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum. Onun için bir gelir dengesizliği var. Asgari ücret zaten belli, ortada. İnsanlar büyük bir çaba içerisindeler, onun için devletimiz de buna önayak olmalı şatafatlı bir gösterişli bir yönetim biçiminden ziyade, biraz daha halkı anlayarak halkın seviyesine inmeleri gerekir” yorumunu yaptı.
“Bir arabanın yapacağı işi 10 araba yapıyor”
Seyhan Yokuş, kamudaki lüks araçlara dikkat çekerek ” Tasarruf tedbirlerine yönelik yaptıkları hiçbir şey yok. Kamuda tasarruf da herkes hesabını tutturduğu gibi gidiyor. Hiçbir tasarruf göremiyorum. Belediyeden tutun her tarafta özel arabalar. Benim kendi şahsıma gördüğüm yaptıkları hiçbir şey yok, memnun değilim, tasarruf yok, belediyelerin bindiği araçların yarısından çoğu benzinli, son model lüks araçlar. Ankara’dan büyük ihalelerle araba kiralıyorlar, bir de bunun yakıtı var. Bir arabanın yapacağı işi 10 araba yapıyor. Ben kendi gözümle görüyorum tasarruf olmuş olsa mükemmel olur” dedi.
]]>BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Bolu’nun Gerede ilçesinde partisi tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. İlçede bulunan bir otelde düzenlenen iftar yemeğine Destici’nin yanı sıra partisinin ilçe belediye başkan adayı Akif Allar ile parti yöneticileri ile vatandaşlar katıldı. Salona girişte partililere eliyle yemek dağıtan Destici, daha sonra partilileri selamladı. İftar yemeğinin ardından konuşan Destici, Cumhur İttifakı’nın bir parçası olduklarını belirterek, “Cumhur İttifakı, 15 Temmuz hain darbe gecesi kuruldu. 2017 referandumunda birlikte olduk. 2018 seçimlerini birlikte kazandık. 2019’da birlikte olduk. Daha geçtiğimiz yıl 2023 seçimlerini yine Cumhur İttifakı olarak birlikte kazandık. Ve şimdi 2024 yerel seçimlerindeyiz. Cumhur İttifakı’nın şu an 3 partisi var. İş birliği yaptığımız yerler var, ayrı ayrı girdiğimiz yerler var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde ve bütün büyükşehir belediyelerinde iş birliği yapıyoruz. Bolu ve Gerede belediyesinde Cumhur İttifakı’nın ayrı ayrı adayları var. Bizim de burada kazanacak bir adayımız var. Bir başka dedikodu daha var. İktidar belediyesi olmazsa yatırım gelmezmiş. Biz Cumhur İttifakıyız zaten. Onun için Cumhurbaşkanı bizim adayımızdı. Bunların hepsi boş laflar. Sadece seçimi kazanmak ve koltuğu muhafaza etmek için söylenmiş sözlerdir” diye konuştu.
Destici, emeklilere verilecek bayram ikramiyesinin yetersiz olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“2010 referandumunda anayasa değişikliğinde o zaman AK Parti’ye madem bu anayasa değişikliği yapılıyor o zaman bizim birkaç tane talebimiz var dedik. Bunlardan bir tanesi memura sendika hakkı veriliyor emekli memura yok. O zaman emekli memurlar da normal memurların toplu sözleşme hakkından yararlansınlar dedik. Onların maaşı ne kadar artıyorsa emekli memurunda o kadar artsın. Bunu kabul ettirdik. En son ocakta ne oldu. Önce bir zam açıklandı. Memur emeklisine 49.25, işçi, Bağ-Kur, SGK emeklisine yüzde 37.5. Biz dedik olmaz. Bunu da 49.25 dedik ve sonuçta 49.25. Yeter mi yetmez. En düşük emekli maaşının bir asgari ücret olan 17 bin TL’ye çıkarılmasını bir kez daha buradan haykırıyoruz. Emeklilere bayram ikramiyesi olarak 3 bin TL açıklandı. Enflasyona göre baktığımızda bunun en az 5 bin TL olması gerekiyordu. Biz diyoruz ki bu ramazan ayı için 5 bin TL olsun. Kurban Bayramı için en azından bir küçükbaş koyun ve keçi alıp kurban kesmesi için Kurban Bayramı ikramiyesinin 10 bin TL olmasını teklif ediyoruz. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de buradan sesleniyorum; elini vicdanına koy, emeklinin hakkını ver”
]]>Değerli konut vergisinde son tarih yaklaşıyor. Değerli konut vergisi hakkında bilgiler veren Altın Emlak Genel Müdürü Mustafa Hakan Özelmacıklı, “Türkiye sınırları içinde bulunan mesken nitelikli taşınmazlardan bina vergi değeri 12 milyon 880 bin Türk lirasının (2023 yılında 9 milyon 967 bin TL) üzerinde olanlar değerli konut vergisine tabidir. Bu konutlar için 20 Şubat 2024 Salı günü sonuna kadar beyanda bulunulmalı ve tahakkuk eden vergi için ilk taksit 29 Şubat’a, ikinci taksit ise 2 Eylül’e kadar eşit taksitte ödenmelidir” dedi.
Değerli konut vergisi nasıl, nereye ve kim tarafından beyan edilir?
Özelmacıklı, “Mükellefler, mesken nitelikli taşınmazın bulunduğu yer belediyesinden alacakları bina vergi değerini gösteren belgeyi beyannamelerine eklemek suretiyle, bu ayın 20’nci günü sonuna kadar vergi dairesine beyannamelerini verebilir. Beyannamenin verileceği vergi dairesi, taşınmazın bulunduğu yerdeki vergi dairesidir. Değerli konut vergisini mesken nitelikli taşınmazların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa mesken nitelikli taşınmaza malik gibi tasarruf edenler öder. Her bir bağımsız bölüm vergilendirme açısından ayrı ayrı değerlendirilir. Bir mesken nitelikli taşınmaza paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler” dedi.
Değerli konut vergisi matrahı
2023 ve 2024 yıllarında uygulanacak değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli taşınmazın matrahları hakkında da bilgi veren Özelmacıklı, “Değerli konut vergisine tabi mesken nitelikli taşınmazlardan değeri 9 milyon 967 bin TL ile 14 milyon 951 bin TL arasında olanlar, 9 milyon 967 bin TL’yi aşan kısmı için binde 3, 19 milyon 936 bin TL’ye kadar olanlar, 14 milyon 951 bin TL’si için 14 bin 952 TL, fazlası için binde 6 ve 19 milyon 936 bin TL’den fazla olanlar bu tutar için 44 bin 862 TL, fazlası için binde 10 oranında vergilendiriliyor. Gelecek 2024 yılı için ise bu oranlar 12 milyon 880 bin TL ile 19 milyon 321 bin TL arasında olanlarda, 12 milyon 880 bin TL’yi aşan kısmı için binde 3, 25 milyon 763 bin TL’ye kadar olanlarda, 19 milyon 321 bin TL’si için 19 bin 323 TL, fazlası için binde 6 ve 25 milyon 763 bin TL’den fazla olanlarda bu tutar için 57 bin 975 TL, fazlası için binde 10 oranında uygulanacak” şeklinde konuştu.
Muafiyet kapsamında olanlar
Vergiden muaf olanlar hakkında da bilgi veren Özelmacıklı, “Tapuda mesken olarak gözüken lakin fiilen işyeri olarak kullanılan taşınmazlar başta olmak üzere, esas faaliyet konusu bina inşası olanların işletmelerine kayıtlı bulunan ve henüz ilk satışa, devir ve temlike konu edilmemiş yeni inşa edilen mesken nitelikli taşınmazlar, Türkiye sınırları içinde mesken nitelikli tek taşınmazı olanlar vergiden muaf. Ayrıca birden fazla mesken nitelikli taşınmazı bulunanların değerli konut vergisinin konusuna giren en düşük değerli mesken nitelikli tek taşınmazı için de değerli konut vergisi muafiyeti uygulanıyor” dedi. – İSTANBUL
]]>Diyarbakır’da 3 yıl önce eşini kaybeden Mehmet Nezir Çelik (45), tekrar evlenmeye karar verdi. Çelik, 16 Ocak tarihinde Elazığ’da Ali isimli yakınının aracılığıyla Van’da ikamet eden Fadıl isimli diğer bir aracıyla 14 bin TL’ye ticari araç kiralayıp Iğdır’a gitti. Iğdır merkezde yaşayan D.K. (34) isimli kadın, Çelik’e eşinin trafik kazasında hayatını kaybettiğini ve şu an dul olduğunu söyledi. D.K., sonrasında yanında ağabeyi olarak tanıttığı Murat isimli şahıs ile birlikte Çelik’ten 100 bin TL başlık parası istedi.
Nezir Çelik, aracılara 100 bin TL başlık parasının çok olduğunu ve 70 bin TL’ye indirmek istediğini söyleyince para, aracılarla Murat isimli şahsa verildi. Burada Dilek’i alıp dini nikah kıyan Çelik, beraber aynı gün Diyarbakır’a döndü. Çelik’le aynı evde kalan D.K., ikinci günün sabahı kendine Bağlar ilçesindeki bir kuyumcu dükkanında 21 bin liralık küpe ve yüzük ile 10 bin TL’lik elbise aldı. Çelik’in kuyumcuda birlikte yüzük ve küpe baktığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Başından geçen olayı başından sonuna kadar anlatan Çelik, şöyle konuştu:
“Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Fabrika Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Bir çocuğum var. Eşim 2021’de vefat etti. Ben de çocuğum yalnız kalmasın diye, evimizde sıcak yemek pişsin diye tekrar biriyle evlenmeyi düşündüm. Elazığ’da Ali isminde bir arkadaşım bana Van’da Fadıl isminde bir aracıyla Iğdır’da kız bulduklarını söyledi. Diyarbakır’dan araç kiralayıp Van’a, oradan Ağrı’ya, sonrasında Iğdır’a gittik. Orada Dilek K. (34) ile tanıştık. Dilek’in yanında ‘ağabeyim’ diye tanıttığı Murat diye biri vardı. Tanışıp kaynaştıktan sonra benden 100 bin TL başlık parası istediler. Ben bu miktarın çok olduğunu söyleyince başlık parasını 70 bin TL’ye indirdiler. Parayı Murat diye tanıttığı ağabeyine verdim. Anlaştıktan sonra Iğdır’da dini nikah kıydık. 16 Ocak’ta Dilek’i Diyarbakır’a getirdim. Dilek Diyarbakır’da 3 gün boyunca bizim evde kaldı.”
“Dilek’i evden kaçarken son anda yakaladım”
18 Ocak’ta Dilek K.’nin gece saat 23.00 sıralarında kaçmaya çalıştığını ve yol kenarında son anda yakaladığını söyleyen Çelik, “Dilek bizdeyken ikinci günün sabahı dışarı çıkıp kendisine yüzük, küpe, elbise aldım. Sonrasında Ocak’ın 18’sinde akşam saat 23.00 gibi Dilek evden kaçmayı denedi. Ben de dışarı çıkıp hemen yol üzerinde yakalayıp tekrar eve getirdim. Perşembe günü ben de Ali’yi evime çağırdım. Kendisi Dilek’e ‘Niye kaçıyorsun?’ diye sordu. Dilek de aile sorununun olduğunu ifade etti. Ali’de, ‘Madem aile sorunun vardı ne diye orada söylemedin’ dedi. Ben de aynısını söyledim ve ‘Madem aile sorunun var bilseydim ben seni Diyarbakır’a getirmezdim’ dedim. Baktık ki bizi dolandırıyorlar. Ocak ayının 19’unda sabah saat 11.00 gibi polisler kapımıza geldi. Dilek’i alıp beraber bizi karakola götürdüler. Polisler bana Dilek’in evli ve iki çocuk sahibi olduğunu söyledi. Sonrasında bana parayı nerede kime vermişsem oraya gitmemi istediler. Ben de parayı Dilek’in ‘ağabeyim’ diye tanıttığı Murat isimli şahsa verdim. Bu durumda mağdur kaldım. Beni dolandırdılar” dedi.
Yaklaşık 120 bin TL yok oldu
Dilek K.’nin 70 bin TL başlık parasına, 21 bin TL küpe ve altına, 10 bin TL kıyafetine, 14 bin TL ticari taksiye 3 bin 600 TL ise aracılara verdiğini dile getiren Çelik, “Beni dolandırdıklarına tam kanaat ettiğim zaman da arkadaşımın sosyal medyadan aynı soy isimden birine ulaşmasıyla oldu. Hakan isminde biriyle irtibata geçtik. O da Osmaniye’de ikamet ediyordu. Kendisi kız kardeşinin isminin Dilek olduğunu ve 3 yıldır Dilek’i reddettiklerini söyledi. Lütfen devlet güçlerimiz bu dolandırıcı şebekesini yakalasın. Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet talebinde bulundum. Yani ben bu parayı hepsini borç etmiştim. 70 bin TL başlık parasına, 10 bin TL Dilek’e elbise, 21 bin TL küpe ve yüzük, 14 bin TL ticari taksi kiralayıp Iğdır’a gittik, 3 bin 600 TL’de aracılara verdim. Başıma böyle bir şey geleceğini hiç bilmiyordum. Şu anda evden bir yere çıkamıyorum. Benim gururumla oynandı. Herkes bizimle dalga geçiyor” diye konuştu. – DİYARBAKIR
]]>Özel okullarda erken kayıt döneminin başlamasıyla beraber fahiş zamlar, gündemdeki yerini korudu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan düzenleme sadece ara sınıflarda eğitim gören öğrencileri kapsarken; birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıflardaki öğrencilerin velilerini ise yüksek fiyatlar bekliyor. Öte yandan bazı özel okullar yan ödemelere fahiş zamlar uygulayarak Bakanlığın ara sınıflar için yaptığı düzenlemeyi delmeyi amaçlıyor. Bu duruma isyan eden veliler, Şikayetvar üzerinden şikayetlerini dile getirdi.
Konuyla ilgili Şikayetvar’a ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı:
YÜZDE 150’NİN ÜZERİNDE ZAM TALEP EDİLİYOR
Her sene yüzde 150’nin üzerinde zam talep ediliyor. O kadar şikayet olmasına rağmen nasıl bunun önüne geçilemiyor? Eğitim kurumu mevzuatına bile uyulmuyor. Mevzuat da ‘Erken kayıt dönemi ocak ve mayıs ayları arasında yapılır’ diyor. Ama bu kurum aralık ayında erken kayıt adı altında fahiş zam oranlarıyla velileri kayıt yaptırmaya mecbur bırakıyor. Böyle kurumların önüne nasıl geçilir bilmiyorum ama fırsat verilmemeli.
GÜNLÜK YEMEK ÜCRETİ 333 TL
Geçen seneki okul ücretine yüzde 90, yemek ücretine yüzde 100 zam yapmış. Geçen sene ‘genel’ diye adlandırdığı ETÜT ücretini bu sene de yüzde 100 artırmış. İlginç olan şu ki, okulun açık kaldığı günlere göre hesaplandığında günlük yemek ücreti 333 TL oluyor. Vakfı, tebrik ederim. Eğitim kurumu gerçekten tam bir ticarethane haline gelmiş ne yasa ne de mevzuat dikkate alınmış. Bu da yetmezmiş gibi, internet sitesinde fiyat ilan etmesi gerekirken bunu yapmamış, velilere yazılı olarak bilgilendirme yapmak yerine sadece sözlü bilgi veriyorlar. Bakanlık mevzuatı yayınlıyor ama uyan yok. Acaba bakanlık bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Bu sene artış oranı en fazla TÜFE’nin ortalamasının beş puan fazlası olmalı. Aslında oran bellidir ama oranın verildiği söylenmiyor.
OKUL ÜCRETİ YÜZDE 220 ZAMLANDI
Özel bir okulun 2. sınıf kayıt ücretinin 160 bin TL (yemek dahil) olduğu, kitap ücretinin 40 bin TL civarında olacağı, bununla birlikte kıyafet ve servis ücreti de eklendiğinde toplam senelik bir öğrenci için 250 bin TL civarında ücret ortaya çıkacağı görülüyor. Geçtiğimiz yıla göre okul ücretine yüzde 220 zam yapıldığı anlaşılıyor. Asgari ücrete ve memurlara yüzde 49 zam yapılmışken yüzde 220 zam oranının neye göre hesaplandığı soru işareti. Biz ailelerin duygularının ticari olarak suiistimal edilmesinden çok rahatsızız.
BÖYLE BİR ZAM ORANINI DAHA ÖNCE HİÇ GÖRMEDİM
Özel okullarda uyguladığınız zamların oranını neye göre belirlediğinizi merak ediyorum. Biz bir yıldır okulun öğrencisiyiz ve yeni gelen öğrenci ile eskiden beri devam eden öğrenciye uygulanan fiyat arasında bir fark göremiyorum. Geçen sene kayıt esnasında alınan ücret üzerinden devletin belirlediği oranla zam yapılması gerekirken, okul bu yöntemi izlemiyor. Böyle bir zam oranını daha önce hiç görmedim.
EĞİTİM ÜCRETİNE YÜZDE 150, YEMEĞE YÜZDE 100 ZAM
Oğlum 3. sınıftan 4. sınıfa geçecek. Yüzde 150 okul, yüzde 100 yemek zammı yapıp bizim yasal hakkımızın uygulanması talebimizi yapamayacakları doğrultusunda bilgilendirdiler. Gerekçe olarak çalışan öğretmen ve personel maaşlarının iyileştirilmesi gerektiğini ve tek gelirin öğrenci kayıt ücreti olduğunu belirttiler. Son 3 yılda rehberlik dahil branş derslerinde ayda bir öğretmen değişikliği ya da boş ders ile geçirildi. Bu iş için Milli Eğitim dahil yasal ne yapılması gerekiyorsa peşini bırakmayacağız.
EĞİTİM ÜCRETİ 35 BİN TL’DEN 100 BİN TL’YE YÜKSELDİ
Kocaeli Gebze’de 6. sınıfa giden kızımın 2022-2023 yılında 35 bin TL olan okul ücreti bu yıl 100 bin TL. Bu artış oranı yüzde 190 olduğu için biz velileri zor duruma sokacağını düşünüyorum. Sadece bununla da bitmiyor 55 bin TL yemek, kitap vs gibi ücretler velileri sıkıntıya sokuyor. İlk kayıtta artışın devletin belirtiği oranların üstüne çıkmayacağı söylendi. Şu an söylenen ile istenen arasında tutarsızlık var.
GEÇEN YIL 60 BİN TL İSTENDİ, BU YIL 150 BİN TL
Çocuğumun okuduğu okul, fahiş zam talep ediyor. Geçen yıl 60 bin TL olan okul ücreti için bu yıl taksitli 150 bin TL talep ediliyor. Enflasyon yüzde 65 olarak açıklandı ancak okul fiyatlarının enflasyonla yakından ya da uzaktan bir alakası yok. Nasıl bir ülke olduk, yazıklar olsun.
SINAV SONUCU NE KADAR DOĞRU?
Oğlum 13 Ocak’ta deneme sınavına girdi. Sınav sonucunu öğrenmek için kuruma gelmemiz gerektiği söylendi. Böyle saçma bir uygulama olabilir mi? Şeffaflık yok, sınav sonucunun doğruluğundan da şüphe duyuyorum artık. Çok fazla şikayet var. Umarım bunu dikkate alırlar. Ben çocuğumu sınava nasıl katılmasına müsaade ettiysem sonucuna da en acık net şekilde öğrenmek bizim hakkımız.
BURSLULUK SINAVININ SONUCUNU CEO’NUN ODASINA ASIN
Özel okul bursluluk sınavı sonucunu öğrenmek için okuldan randevu almak ve yüz yüze görüşme yapmak gerekiyormuş. Bu kadar basit olmayın. Mahalle arasındaki okullarda da aynı taktiği kullanıyorlar. Sonucu sizin olsun, çerçeve yapın, CEO’nun odasına asın. Sizden de bayağı şikayet varmış, cevap da vermeyin.
BURSLULUK SINAVI SONUCU İÇİN İLLA Kİ OKULA ÇAĞIRDILAR
Ortaokula başlayacak öğrencimizi özel bir okula bursluluk sınavı için götürdük. Sınav sonucu açıklandığına dair mesaj aldıktan sonra ilgili kampüsü arayarak sonucu öğrenmek istedim. Okula gelmem gerektiğini söyleyen yetkililere, işim dolayısıyla müsait olmadığımı ve sonuçları e-posta veya telefon yoluyla almak istediğimi belirttim. Bana dönüş yapacaklarını belirterek üç gün beklettiler. Daha sonra ben tekrar aradığımda, sonuçları bu şekilde veremeyeceklerini ifade ettiler. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dönemde, insanları bu tür pazarlama stratejileri ile ikna etmeye çalışan bir kurumun nasıl bir eğitim kurumu olabileceğini ve çocuklarımıza neler kazandırabileceğini merak ediyorum. Teknolojiden bihaber olan bu okulun çocuklara katacağı hiçbir şeyin olmadığını düşünüyorum.
]]>Yüksek kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar da kiracıların konuyla ilgili şikayetlerini derledi.
Geçtiğimiz yıldan bu yana yüksek enflasyonla birlikte tırmanışa geçen kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar’a ulaşan şikayetlere göre, kira artış oranı yasalarla belirlenen yüzde 25’in çok ötesinde… Gelen şikayetlere göre kimi kiracılar yılda 5 kez kiralarına zam yapıldığını iddia ederken kimileri de bu koşullarda ‘nefes alamıyoruz’ diyor. Yetkililerden acil çözüm bekleyen kiracılar, evsiz kalmaktan korktuklarını belirterek ‘kışı sokakta mı geçireceğiz?’ endişesini platform üzerinden dile getiriyor.
Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle:
“KİRAYA BİR YILDA 5 KEZ ZAM YAPILDI”
“11 yıldır oturduğum evde son bir yılda 5 defa zam yapıldı. Ev sahibi şu an 10 bin TL istiyor. Asgari ücretin 11 bin 400 TL olduğu bir ülkede nasıl kira verilecek, nasıl geçinilecek? Allah rızası için bir el atın bu işe, çok çaresiz kaldık. Ne olacak bu hayat böyle?”
“GENÇLERİN AYAKTA DURMASI GEREKMEZ Mİ?”
“Kirada fahiş artış nedeniyle kiracı olarak oturmakta olduğum daire, 2 bin TL’den 7 bin TL’ye çıkartıldı. Tek başıma yaşayan ve asgari ücrete çalışan biri olarak bu konuda yardım istiyorum. Bir kiracı olarak büyük sıkıntı çekiyorum. Geçim konusunda biz gençlerin ayaklarımızın üstünde durmamız gerekmez mi? Neden sürekli zorluklarla karşılaşmak zorundayız?”
“SOKAKTA MI YAŞAYALIM?”
“Kiralar çok yüksek. Emekli maaşı ve asgari ücret bu kadar düşükken kiralar; 12, 15, 20 bin TL nasıl olabilir? Neden dur denilemiyor? Sokakta mı yaşayalım? Halkın sesine neden kulak verilmiyor? Asgari ücret ‘Emekli bu’ denilip bunun yüzde şu kadarı kira olmak zorunda denmiyor. Buna bile güç yetmiyorsa biz kimi neden savunuyoruz?”
“4 BİN TL İLE NASIL GEÇİNEBİLİRİM?”
“Ev sahibi, 2 bin TL olan kiramı 8 bin TL yaptı. Evde tek çalışan sadece benim. Eşim 3 yaşındaki oğlumuza bakıyor. ve ben asgari ücretle çalışıyorum. 12 bin 150 TL maaş alıyorum. 8 bin TL kira verip 4 bin TL ile faturalarımı ödeyip eve nasıl bakabilirim? 1 ay boyunca kalan 4 bin TL ile nasıl geçinebilirim? Yardımlarınızı bekliyorum.”
“BİRİLERİ ARTIK BUNA DUR DESİN”
Asgari ücretle çalışan birine 10 bin TL kira istemek nedir? Ev eski bir yapı, içerisi Allah’a emanet ve bir yılda üçüncü zam. Rabbime havale ediyorum ama devletimizin de buna bir dur demesi lazım. Yeter artık. Eğitim, eğitim diyorlar evlatlarımıza test kitabı almaya bile gücümüz yetmezken bir de kiraya zam yapılıyor. Birileri artık buna dur desin.”
“KIŞ VAKTİ ‘EVDEN ÇIKIN’ DESE, EV BULAMAM”
“Ev sahibimiz 2 bin TL olan kiramızı 6 bin TL’ye çıkardı. Bunu yapabilir mi? Kira artış oranı ne kadar? Bu konu hakkında ne yapabilirim? Kış vakti ‘Evden çıkın’ dese, ev bulamam; mağdur olmak istemiyorum. Ama bu kadar fazla birden zam yapılmasını da istemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.”
“EV SAHİPLERİNE YAPTIRIM UYGULANMALI”
“Emekli maaşı ile kiramızı ödeyemeyecek duruma geldik. Ev sahibi yüzde 25 değil, yüzde 125 zam istiyor. Ev sahiplerine yaptırım uygulanmalı. Eğer yüzde 25 zam yapılmasının kanunu varsa, bu açıkça tekrar altı çizilerek ifade edilmeli. Zor durumdayız. Çok acil olarak kanunların altı çizilmeli ve kiracıların zor durumda mağdur olmaması sağlanmalıdır. Saygılarımla”
“NEFES ALAMIYORUZ”
“5 bin TL olan kiram 12 bin TL’ye çıkarılmak istendi. Böyle bir gelirimiz yok, nasıl karşılayacağız? Taşınmak için de büyük miktarda para gerekiyor. Böyle bir ekonomik sıkıntıyı daha önce hiç yaşamamıştık, herkes bir şekilde ayakta kalmaya çalışıyor. Acil çözüm üretilmesi gerekiyor, aksi takdirde aile kavramı zarar görecek. Toplumsal bir stres içindeyiz. Devlet yetkililerinin derhal çözüm bulması şart. Lütfen acil olarak en azından kira yükümüzü hafifletecek adımlar atılmasını sağlayın, nefes alamıyoruz.”
]]>