CHP Malatya Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Veli Ağbaba, TBMM Genel Kurulu’nda, kripto para piyasasını düzenleyen Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin konuştu. Ağbaba, ülkede dolandırıcıların cirit attığını, Türkiye’nin kara paranın merkezi haline geldiğini ileri sürdü. Ağbaba’nın açıklaması şöyle:
“Thodex” skandalı hatırlatması
“Bu kripto para piyasası düzenlemesiyle ilgili yasa çok gecikmiş bir yasa, en başta bunu söylemek lazım, atı alan maalesef Üsküdar’ı geçmiş durumda. Kripto ‘Kolay yoldan zengin olacağım’ derken çoğu kişinin battığı, hatta bazılarının da intihar ettiği bir karanlık ortam. Ancak buna ilginin artmasının sebebi aslında vatandaşın enflasyona karşı parasını koruma isteği. İnsanlar, zengini de oynuyor, fakiri de oynuyor, elinde bin lira kalan emekli de oynuyor, gidiyor ‘Acaba bu parayı nasıl artırabilirim, nasıl daha fazla kazanabilirim’ diye oynuyor ama maalesef bu Türkiye’deki yoksulluğun da göstergelerinden biri.
Kripto paraların merkeziyetsiz olması, anonim olması gibi sebepler kara para aklayıcıları için cazip bir yer. Geçtiğimiz günlerde Nijerya Federal Mahkemesi, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance’nin yöneticilerden Tigran Gambaryan’ı kara para aklama suçundan tutukladı. Türkiye’de bunun örneğini Thodex’te gördük. Dünya kripto suçlarına damga vuracak dünyanın en büyük yolsuzluğu herhalde Türkiye’de yaşandı. Toplam 400 bine yakın insanın 2 milyar dolardan fazla parası dolandırıldı ve bir gecede kaçırıldı.
“Ne kadar sahtekar, dolandırıcı varsa mutlaka bir siyasetçiyle fotoğrafı var”
Düşünün ki aslında Türkiye’de bir rol model, AK Parti’nin yirmi iki yıllık hükümetleri döneminde yaratmış olduğu bir rol model Fatih Özer. 29 yaşında biri bir işe giriyor, hemen ofisler tutuluyor, şaşalı rezidanslar var, müthiş bir yaşam. 29 yaşında bir çocuk Türkiye’den 2 milyar dolar para toplayabiliyor. Şimdi, buna ‘rol model’ dedim, nasıl rol model oluyor? Mutlaka geçmişte de gördüğümüz gibi ne kadar sahtekar, namussuz, dolandırıcı varsa mutlaka bir siyasetçiyle fotoğrafı var. Bu tabi 2 milyar dolar topladığına göre, bunun birden fazla siyasetçiyle fotoğrafı olması lazım. Var mı? Var. Şimdi, o da biliyor ki geçmişteki örneklerden biliyor ki örneğin Rıza Sarraf (sizin kahramanınız, büyük hayırseveriniz) bir sürü yolsuzluk yaptı, namussuzluk yaptı; ceza aldı mı, ödüllendirildi ya da Zindaşti’yi hatırlayın, dünyanın en büyük baronlarından birisi; ceza aldı mı, ödüllendirildi. Fatih Özer bunları görüyor; Zindaşti’yi görüyor, Rıza Sarraf’ı görüyor, rahat rahat dolandırıcılık yapıyor; biliyor ki başına bir iş gelmeyecek, biliyor ki… Arnavutluk’a kaçtı, lütfedilip getirildi buraya, ne olacağını kimse bilmiyor ceza alacak mı? Vallahi ben ceza alacağına inanmıyorum. Peki, Fatih’i bu duruma getiren sebep ne? Fatih, 29 yaşındaki bir çocuk, elinizi vicdanınıza koyun, tek başına 2 milyar dolar dolandırabilir mi? Dolandıramaz. Nasıl dolandırır? ya bir siyasetçi ortağı var ya da siyasetçiler tarafından korunuyor. Bunu da gördük, görmeye devam ediyoruz.
“Yılbaşı gecesi tombalayı günah sayan anlayış, devlet eliyle onlarca bahis oynatıyor”
Bu dönemde ‘Ne yapacağız’ dediyseniz tam tersi oldu. Şimdi ‘Faiz haram, faizi indireceğiz’ dediniz, faizde dünya lideri olduk; Arjantin’i geride bıraktık, Venezuela’dan sonra dünyada en yüksek faiz veren 2’nci ülkeyiz. Şimdi sizin nas, oldu yalan.
Bakın ‘kumar’ dediniz, tombalayı günah saydınız. Bir yandaşınız aracılığıyla Spor Toto’nun sitesine bakın, 100’den fazla bahis var, 100’den fazla resmi bahis var. Yani yılbaşı gecesi tombalayı günah sayan anlayış, devlet eliyle onlarca bahis oynatıyor. Hele bir yer var ki bu ‘sanal bahis’ dediğimiz yer, değerli arkadaşlar maalesef girmeyen yok. Yani değerli arkadaşlar, bu dönemde milleti kumarbaz yaptınız, milleti kumarbaz yaptınız sayenizde.
Şimdi bir de bakın, içkiye de ‘haram’ diyorsunuz; haram, dinen haram içki, hiç kuşku yok ama içkiden aldığınız vergiye bakın, vatandaş 4 duble rakı içiyor, 1 bardağını kendi içiyor 3 bardağını devlet içiyor, devleti alkolik yaptınız.
“Yerli yabancı tüm kalpazanlar burada”
Türkiye her anlamda bir kara para, her anlamda bir suç cennetine dönüşmüş durumda. Şimdi Türkiye, suç örgütlerinin cirit attığı, mafyaların hesaplaştığı, dünyada ne kadar mafya lideri varsa, suç örgütü lideri varsa geldiği bir yer. Acaba neden? Örneğin Amerika’daki bir suç örgütü lideri niye geliyor? Türkiye, sayenizde artık Hollywood filmlerine konu oldu. Eskiden Osmanlı nedeniyle İstanbul’un o şaşaalı güzelliğiyle konu olurdu Hollywood filmlerine, şimdi niye konu oluyor? 2 kaçakçı, 2 kara para aklamacısı Hollywood filmlerinde ‘Parayı nerede teslim alalım’ diyorlar ‘Parayı İstanbul’da teslim alalım’ diyorlar. Niye? Sayenizde. Bakın, Rus var, Sırp var, Azeri var, Çeçen var, adeta bütün mafyanın üssü oldu Türkiye.
Vatandaş sokakta rahat dolaşamazken mafyaların, suç örgütü liderlerinin güvenli merkezi haline getirdiniz. Yerli kalpazanların yanında, yabancı kalpazanların hepsi burada. Türkiye son yirmi yıldır dolandırıcıların, mafyaların, suç çetelerinin cirit attığı eski filmlerdeki vahşi Batı’dan daha beter bir memleket oldu. Ankara’nın göbeğinde öyle bir olay oldu ki değerli arkadaşlar, meşhur Ayhan Bora Kaplan olayı, içinde yok yok; yargı var, polis var, siyasetçi var, iş adamı var, yok yok.
“Dolandırıcılar iktidar tarafından korunuyor”
Ya arkadaşlar, hele bir olay var ki devletin ne hale geldiğini göstermesi açısından çok önemli: Dilan Polat. Dilan Polat altın fincanda kahve içiyor, lüks arabalarla geziyor, gül atıyor vesaire. Millet görüyor ki bu para helal kazançla harcanacak bir para değil. Milyarlarca para dönüyor ortada, MASAK’ın haberi yok, İçişleri Bakanı’nın haberi yok. Nereden öğreniyoruz biliyor musunuz? Instagram’dan. Devletin ne hale geldiğini göstermesi bakımından önemli bir şey değerli arkadaşlar.
Bakın, bir Seçil Erzan olayı var. Memlekette zengini de namussuzluk yaparak zengin olmaya çalışıyor, fakiri de. Niye? Çünkü rol modeliniz öyle. Seçil Erzan tanınan ünlü futbolculardan para topluyor üçer, beşer milyon dolar. Parayı alamıyorlar, kime gidiyorlar biliyor musunuz? Recep Tayyip Erdoğan’a. Ne diyor Recep Tayyip Erdoğan? 3 bakanına talimat veriyor, ‘Bunların parasını ödeyin’ diyor. Ya, ne işi var Recep Tayyip Erdoğan’ın böyle bir rezil işle, ne işi var? Bakın, zengini de var bu işin içinde, fakiri de var. Ünlü futbolcular, teknik adamlar, herkes var çünkü onlar dolandırıcılık yapsalar da sahtekarlık yapsalar da başlarına bir iş gelmeyeceğini biliyorlar.
Bu Meclis’te konuşmuştuk Rıza Sarraf olayını. Eğer biraz utanma varsa bu memlekette o Rıza Sarraf’ı Amerika’ya gönderip kaçırtanların biraz utanması lazım. Adamın hala Türkiye’de yatı var, katı var, atı var ama Yeniköy’deki kaçak yalısının penceresinin kulpuna dokunulamadı. Niye? Çünkü korunuyor. Çünkü niye? Protokolde oturuyor değerli arkadaşlar.
“SPK’daki rüşvet skandalını karı koca kavgasıyla öğrendik”
Şimdi, maalesef, değerli arkadaşlar, bakın, bir olayı daha anlatacağım. SPK itibarlı kurumlardan biri, MASAK herkesin güvenmesi gereken kurumlardan biri. Ya, SPK’de bir yolsuzluk oldu, ortaya çıktı. Nasıl çıktı biliyor musunuz? Karı koca geçinemiyor, geçimsizlikten mahkemeye neden veriyor biliyor musunuz? Burada milletvekilliği yapmış bir hanım ‘Benim kocam benden 2,5 milyon dolar aldı, ödemedi’ diyor. 2,5 milyon doları senden nasıl aldı? Sen eski rektörsün. Ne oldu biliyor musun? Başına bir şey gelir mi? Bu memlekette başına bir şey gelmez. Ne oldu peki o sayın milletvekiline? Bakın, değerli arkadaşlar, maalesef, bu memlekette ceza yok ama bu memlekette utanma da yok, ar da yok. Ya, Allah aşkına, sokağa çıkabilir mi o insan? Çıkamaz. Çıkıyor mu? Çıkıyor. Ne oldu? Rektör kocası -iki ay- cezaevinden kaçtı gitti? Villa var, yat var. Bakın, SPK’nin başkanının 180 milyon parasının evde olduğunu söyledi bir suç örgütü lideri. Kimseden gık çıkmadı, sizden de gık çıkmadı. Beş yıldızlı otel var, 180 milyon dolar var. Kimde? SPK Başkanı’nda. O kim? O sözünü ettiğim Erzurum milletvekilinin kardeşi. Böyle memleket olur mu ya, böyle memleket olur mu, böyle ahlaksızlık olur mu? Peki, bunlara bir şey olacak mı? Vallahi bir şey olmayacak. Ama bir fakir fukara 10 lira parasını bankaya geç ödese yargılanacak.
“Türkiye kara paranın merkezi haline geldi”
Cezasızlığı egemen kıldınız bu memlekette, cezasızlığı egemen kıldınız. Bu memleket yoksullaşıyorsa, bu memlekette fakir fukara her gün yatağına aç giriyorsa sizin sayenizde. Niye? Bakın, bir memlekette hukuk yoksa, bir memlekette yargı bağımsızlığı yoksa kimse gelip yatırım yapmaz. Türkiye sayenizde ilk kez kara paranın merkezi durumuna geldi ve maalesef, Türkiye, Mali Eylem Görev Gücü tarafından gri listeye alındı. Bakın, Türkiye’nin geldiği lige bir bakalım, ligimizde kimler var? Nijerya, Vietnam, Kenya, Haiti, Jamaika, Mali, Kamerun, Mozambik, Senegal, Sudan, Suriye, Tanzanya ve Yemen ülkeleri var. Türkiye’nin geldiği lige bakın, getirdiğiniz konuma bir bakın ve lütfen biraz utanın.
“Dünyanın mafya çete liderleri Türkiye’de hesaplaşıyor”
Yerlilik ve millilik bir ülkenin itibarını korumakla ölçülür. Bir ülkenin parası da bir ülkenin bu duruma düşmesi de şerefidir; bakın, şerefidir. Eğer bir ülke kara para liginde gri listeye giriyorsa hiç kusura bakmayın ‘Bu ülkeye ihanet ediyorsunuz’ demek az gelir.
Suç örgütü liderleri dedim, dünyada ne kadar namussuz ne kadar arsız ne kadar çarçakal varsa Türkiye’de ya; Türkiye’de birbirini vuruyorlar. Bakın, Azerbaycanlı Rövşen, Gürcü Gayoz, Azerbaycanlı Lotu Quli; ne bileyim, Sırp, Azerbaycanlı, Gürcistanlı, Tiflisli herkes Türkiye’yi savaş meydanına çevirmiş, herkes birbirini vuruyor ama arkadaşlar, bir şey oluyor mu? Vallahi, billahi bir şey olmuyor.
Türkiye eğer tekrar kalkınacaksa bu kara parayı, kara para aklayanları ve bu kara parayla ilişkili olanları mutlaka sorgulamamız lazım. Şunu bilin ki: Biri bir para çalıyorsa orada siyasetin mutlaka parmağı vardır.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultanbeyli halk buluşmasında konuştu, “Memleketin bu sosyal çöküntüden, bu ekonomik afetten kurtulmasını istiyoruz. Peki, bundan kurtulmak için ne yapacaksınız? Sizler görevinizi Sultanbeyli’de tam yaparak, onlara, ‘Gidip işinizin başına, bu memleketin dertleriyle uğraşın. Atanamayan öğretmenlerle uğraşın. Gidin Ankara’ya, enflasyon sorununu çözün. İşsizlik sorununu çözün’ demek için, 31 Mart’ta, pazar günü rekor bir fark atacaksınız, fark” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç ile Kent Meydanı’nda halk buluşması gerçekleştirdi. Meydanı dolduran coşkulu kalabalık, İmamoğlu ve Koç’a sevgi gösterilerinde bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Demir, Parti Meclisi üyeleri Ozan Işık, Bedirhan Berk Doğru ile CHP milletvekili Ali Gökçek de buluşmaya katılarak, İmamoğlu ve Koç’a destek verdi.
Konuşmasına, “Kendimi nerede hissettim biliyor musunuz” sorusuyla başlayan İmamoğlu şunları söyledi:
“KENDİMİ NEREDE HİSSETTİM BİLİYOR MUSUNUZ?”
Kendimi evimin salonunda hissettim. Ben, evimdeyim şu an. Sanki birazdan bir kız kardeşim içeriden kahveyi getirecek. Sanki bana bir ağabeyim hal-hatır soracak. Sanki küçük bir yeğenim, bugün dersler nasıl geçmiş, onu anlatacak. Ben, Sultanbeyli’deki evimdeyim, Birileri zannediyor ki, birileri diyor ki, şu buluşma oy için oluyor. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Milletimin gönlüne gireyim, benim için oy var ya teferruat, oy teferruat.
“5 YIL DAHA SULTANBEYLİ’NİN ANNELERİ İÇİN ÇALIŞMAK İSTİYORUM”
Önümüzdeki 5 yıl çok çalışarak, önce o güzel Sultanbeyli çocuklarına borçlarımı ödemeye devam etmek istiyorum. Benim, bu şehrin pırlanta gibi genç delikanlılarına, güzel kızlarımıza borcum var. Önümüzdeki 5 yıl onu ödemeye devam etmek istiyorum. ve ben özellikle bu şehrin, Sultanbeyli’nin annelerine, onlara çok güzel bir yaşam, huzurlu bir ortam, bebelerini büyütecekleri yarına umutla bakacakları, o bebelerin bu şehirde emin ellerde olduğunu bileceği bir Sultanbeyli var etmek istiyorum. Onun için 5 yıl daha Sultanbeyli’nin anneleri için çalışmak istiyorum. Ben, bu şehrin insanlarının kocaman bir aile olduğunu bilerek, bu güzel Cumhuriyetin, bu güzel memleketin, bu güzel ülkenin demokrasisinin insanlarını eşit ve hür yaptığı, insanlarını eşitlediği için Sultanbeyli’nin, İstanbul’un insanlarını barıştırmaya, buluşturmaya devam etmek için 5 yıl daha istiyorum. Ben bu şehrin, şuradaki güzel bebelerimin o abisi, amcası, dayısı olmak istiyorum. Ben bu gençlerin, Ekrem Abisi olmak istiyorum. Ben; sizlerin, bu şehirde yaşayan herkesin etnik kökeni, inancı, dili, giyimi, yaşamı, herkesi ailesinin bir evladı olmak istiyorum.
“DAYANIŞMAYI BÜTÜN İSTANBUL’DA BÜYÜTTÜK”
Göreve geldikten sonra gece-gündüz çalıştık. Gece-gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Bu şehrin sorunlarını biz biliyoruz. Bu şehirde tek şey, bu şehrin insanları, bu şehrin doğası, bu şehrin yaşamı, bu şehrin ihtiyaçları, zorda olanın, sıkıntıda olanın, yoksulluğu çekenin yanında olmak. Annenin yanında olmak, evlatların yanında olmak, çocukların, annelerin, babaların, emeklilerin yanında olmak. Dayanışmayı bütün İstanbul’da büyüttük. Sultanbeyli’de de büyüttük. Daha da yukarıya taşıyacağız. Ekonomiyi kötü yönettiler. İnsanlarımızı yoksullaştırdılar. İnsanlarımız sıkıntıya girdi. Ama bu kardeşiniz, vatandaşlarımızın ihtiyacını gördüğü için, yönetici kadrosuyla, sosyal yardımı 6 kat arttırdı. Daha da arttıracağız. 100 bin üniversite öğrencisine burs verdik. Daha da arttıracağız. Sadece Sultanbeyli’de 8 bin 600 üniversite gencine burs verdik. Daha fazla destekleyeceğiz. 2 tane kreş açtık. Daha fazla destekleyeceğiz.
“BU ZOR GÜNLERİ HEP BİRLİKTE ATLATACAĞIZ”
Bu zor günleri hep birlikte atlatacağız. Bir an önce, Allah’ın izniyle, memleketin bu sosyal çöküntüden, bu ekonomik afetten kurtulmasını istiyoruz. Peki, bundan kurtulmak için ne yapacaksınız biliyor musunuz? Söyleyeyim. Şimdi işini terk edenler var, işini terk edip Ekrem’e misafir olmaya gelenler var. Biliyorsunuz değil mi? Sizler görevinizi Sultanbeyli’de tam yaparak, onlara, ‘Gidip işinizin başına, bu memleketin dertleriyle uğraşın. Atanamayan öğretmenlerle uğraşın. Gidin Ankara’ya, enflasyon sorununu çözün. Faiz sorununu çözün. İşsizlik sorununu çözün’ demek için, 31 Mart’ta, pazar günü rekor bir fark atacaksınız, fark. Onlar ne yapacak? Arkalarına bakmadan, koşa koşa Ankara’ya gidecek. Niye? Bu millet ona oy verdi. Dedi ki, ‘Ben seni hükümet yaptım. Söz verdin; ‘Mülakatı kaldıracağım’ dedin, kaldırmadın. ‘Enflasyonu düşüreceğim’ dedin, düşürmedin. ‘Zam yapmayacağım’ dedin, zam yaptın. Şimdi Ankara’ya dönecekler. Çünkü niye biliyor musunuz? Fark yediler ya; bir an önce tutuşacaklar. Öbür seçimi kaybetmemek için, çok çalışmaya Ankara’ya gidecekler. Ama yapabilirler mi; bilmiyorum. Onu bakacağız. Onu bilmiyorum. Bakın bir şey daha yapacaklar, söyleyeyim. Fark yiyince; hani bizim bazı işlerimizi engelliyorlar ya, bazı imzaları atmıyorlar ya, hemen imzalayacaklar, göreceksiniz.
“BEN BU KOLLARI SULTANBEYLİ’DE SIVADIM”
Sultanbeyli, hatırlıyorsunuz değil mi? Neyi hatırlıyorsunuz söyleyeyim? Zannediyorsunuz ki kollarımı Beylikdüzü’nde sıvadım değil mi? Hayır. Ben burada iftarı açarken, seçimi iptal ettiler ya, ben bu kolları Sultanbeyli’de sıvadım, Sultanbeyli’de” dedi. Halk buluşması öncesinde iftarını, yerin altında, Göztepe-Ataşehir-Ümraniye metro hattında şantiyesinde, metro emekçileriyle yaptığını aktaran İmamoğlu, “Sancaktepe-Çekmeköy-Samandıra metrosunu açtık, biliyorsunuz değil mi? Tam bir sene sonra, yine bir bahar günü, martı nisana bağlayan haftalarda metro Sultanbeyli’de, Sultanbeyli’de. Seneye bugünlerde, bu meydanda hep birlikte metroyu açmaya hazır mıyız? Daha sonra bu metro buradan Kurtköy’e de gidecek. Ona da çalışıyoruz. Ona da başladık.
Seçimeler 2 gün kaldığını hatırlatan İmamoğlu, vatandaşlardan kendisi, Koç ve meclis üyelikleri için destek isteyen İmamoğlu, yurttaşları sandıklarda görev almaya çağırdı. Vatandaşlardan, oylarını kullandıktan sonra okul bahçelerinden ayrılmamalarını ve ortamı demokrasi şenliğine çevirmelerini isteyen İmamoğlu, 1 Nisan sabahını, “1 Nisan pazartesi sabahı kalktınız. İstanbul, mis gibi demokrasi kokacak. İstanbul, mis gibi barış kokacak, huzur kokacak. İstanbul, çok güzel bir bahar gününe uyanacak” sözleriyle tasvir etti. Alanda bulunan dövizleri kendi yorumlarıyla birlikte okuyan İmamoğlu, şunları söyledi:
“BACALARI YENİ TEMİZLEDİK, KURUM TUTMASINA İZİN VERMEYİZ”
Benim kardeşim yazmış, ‘Yok sağı solu, aklın yolu İmamoğlu’ demiş. ‘Hoş geldin İstanbul’un muhafızı’ demiş. Biri de demiş ki, ‘Bacaları yeni temizledik, KURUM tutmasına izin vermeyiz.’ ‘Onlara kabine yetmedi, bize hayır duanız yeter’ demiş bir genç kardeşim. ‘Siz bütün kabine, ben tek.’ Ben tek değilim ki. Benim arkamda 16 milyon var, 16 milyon. ‘Eski bir atasözü der ki: Kurdun ensesi neden kalındır? Kendi seçimine kendi savaşır da ondan.’ ‘Takmış koluna İstanbul halkını, kabineyi orta yerinden çatlatıyor.’ ‘Korku kabineyi aştı.’ Helal olsun sana. ‘8 adımı adımlamaya biz de varız Eko Başkan.’ Fıstık. ‘Sazın özü, Eko’nun sözü.’ Sana kurban olurum ben. ‘İyi olacak seçmenin doktoru burada.
“İMAMOĞLU DUA ETTİ, VATANDAŞLAR “AMİN” DEDİ”
İmamoğlu konuşmasını, vatandaşların “amin” katkıları eşliğinde dualarla bitirdi: “Sevgili hemşerhilerim, Ramazan ayınız mübarek olsun. Allah, bütün güzel dualarınızı kabul eylesin. Allah; çocuklarınızı, evlatlarınızı, yuvanızı korusun. İşinize, yuvanıza bolluk, bereket versin. Dünyada var olan bütün zalimlikler son bulsun. Ülkemiz barışa, huzura bürünsün. İstanbul’umuz dünyanın en keyifli, en huzurlu şehri olsun. Sultanbeyli, İstanbul’un en güzel ilçesi olsun. Hepinizi çok seviyorum. Son söz: Onlar diyor ki, ‘İstanbul tam gaz geri’; biz diyoruz ki, ‘Tam yol ileri.’ Her şey çok güzel olacak.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Ümraniye’de yapmak istediği ilçe turu, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle 2 farklı noktada halk buluşmalarına dönüştü. İmamoğlu: “Biz, İstanbul’a Ankara’dan gelen bu 17+1; yani Sayın Cumhurbaşkanı ve kabinesi + aday, onlara ne diyoruz biliyor musunuz. Sizi ağırladık, sizi misafir ettik. 2019’da sizi, 23 Haziran’da yanlış yaptığınız için, 806 bin kez misafir ettik. Şimdi ondan daha fazla sayıda misafir ediyoruz ve sizi Ankara’ya yolluyoruz. Nereye? İşinizin başına. Gidin; enflasyonu düşürün. Emekli maaşını arttırın” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Fatih’te katıldıkları iftar programının ardından Ümraniye’ye geçti. CHP Ümraniye Belediye Başkan adayı Aykut Erdoğdu ile seçim otobüsüne binen İmamoğlu, ilçe turu yapmak istedi. İmamoğlu ve Erdoğdu’yu taşıyan otobüsün önü, Aşık Veysel caddesinde, kalabalık ve coşkulu bir vatandaş topluluğu tarafından kesildi. İlçe turu olarak planlanan Ümraniye etkinliği, böylece halk buluşmasına dönüştü. Vatandaşların sevgi gösterilerini karşılıksız bırakmayan İmamoğlu ve Erdoğdu, coşkulu kalabalığa konuştu.
“Hakkınızı helal edin. Vallahi ne diyeyim? O kadar minnet doluyum ki, teşekkürleri bir borç biliyorum. Çünkü biz, bu akşam, Aykut Başkanımla birlikte, İlçe Başkanımızın çizdiği bir güzergahta, sizleri otobüsle selamlayacaktık. Ama siz, muazzam bir karşılamayla tabiri caizse, bizi motive etmek için toplanmışsınız” sözleriyle duygularını dile getiren İmamoğlu şunları söyledi:
“VATANDAŞINA KARŞI HADDİNİ BİLEN İNSANLAR OLMAK ZORUNDAYIZ”
Ahlaklı, erdemli ve halkının sesini duyan bir beş yılı hizmet anlamında size sunma gayreti içersindeydik. Şu kuralı hep uyguladık. Biz yöneticiler olarak, seçilmiş yöneticiler olarak, seçilmiş kamu yöneticileri olarak sizlere laik olma çabası aynı zamanda vatandaşın yetki sahibi olduğunu bilen, İstanbul mülk sahibi milletimiz. Memleket mülk sahibi milletimiz. Biz sizlerin görev verdiği insanlarız. Dolayısıyla bizim gibi yöneticiler vatandaşına hat bildiren değil, vatandaşına karşı haddini bilen insanlar olmak zorundayız. Bunu, üstüne basa basa söylüyorum niye biliyormusunuz? Ramazan ayındayız, Ramazan ayı insanların birbirini hissetme ayı. Hissetmek şu demek. Biz eşiz, biz insanız insanca yaşamı hep birlikte hak ediyoruz. İnsanca yaşamı sağlamak için bir eşitliği, adaleti sağlamalıyız. Bu kavramların var olması için almamız gereken uzun bir yol var. Bu yolun, temel güzergahı yerel yönetimdeki başarıdır. İstanbul’da biz sosyal adaleti sağlamak adına çocuğu genci..çocuklarımız, gençlerimiz, anneler, kadınlar, toplumun her parçası… ne yaptık? Bir eksik mi var onu kapatmalıyız. İşte anne, çocuk destek paketi öyle doldu. Doğum paketi öyle doğdu. Anne çocuk kartı öyle doğdu. Yüz bin öğrenciye burs öyle doğdu. Gençlere, gençlere sanatta, kültürde farklı imkanlar öyle doğdu. Çocuklara süt dağıtmak öyle doldu. Şimdi yeni dönemde bursu iki katına çıkarmak adına, sosyal adaleti sağlamak adına ve bunun gibi özellikle kentsel dönüşümü destek paketimiz o şekilde devam ediyor.
“10 BİN LİRA PAZAR DESTEĞİ VERECEĞİZ”
Emekli dar gelirli emeklinin kentsel dönüşümün yüzde 65’ini biz üstleneceğiz Dar gelirli, bir aile, kentsel dönüşümü sürdüremiyorsa 60’nı biz karşılayacağız. Asgari ücretle geçinen bir aileyse kira desteği, devletin verdiği kira desteği üstüne yedi bin lira biz vereceğiz. Kira desteği, bir emekli evini dönüştürüyor ve kira desteğine ihtiyacı varsa devletin verdiği bir üstüne dokuz bin lira biz vereceğiz. Bütün bu destekler emekli bir büyüğümüz, bir emekli maaşıyla geçinen bir haldeyse 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Asgari ücretle geçinen bir hane ise o evi yıllık 10 bin lira ulaşım desteğiyle destekleyeceğiz. Yüz bin çocuğa burs veriyoruz, ikinci yüz bin çocuğa da İstanbul ücretsiz ulaşım kartı hediye edeceğiz. Bütün bu söylediklerim hangi prensible biliyor musunuz? Az önce dedim ya mülk sahibi bu cennet vatanın sahibi milletimiz. Peki milletimiz kim? Eşit, hür, hangi inançtan, hangi etnik kökenden olduğuna bakmayız. Bizim canımız, ciğerimiz, vatandaşımızımız. Tam 86 milyon kişi 16 milyon İstanbullu.
“ADAYINIZA AYIP EDİYORSUNUZ. İSTANBUL’A TOPLANIP GELEREK ADAYINIZI AŞAĞIYA ÇEKİYORSUNUZ“
Dolayısıyla kime oy vermiş, kime oy vermemiş hiç mi önemi yok. Bizim tek derdimiz var. Bir an önce bu yoksulluk, bu ülkenin üzerinden dağılsın, gitsin. Bir an önce biz bu toplumu zenginliği konuşalım. Parasını pul edenleri, günü geldiğinde milletimiz değerlendirecek. Ama önümüzde 31 Mart var. İstanbul’a beş yılı, çok nitelikli bir dönemi yakışan bir dönemi ortaya koyan ekibe liderlik yaptım. Şimdi 31 Mart’a kadar birileri Ankara’dan toplanmış gelmiş tam 17 kişi. Bunlar kabine, hepsinin adı kabine. Kabine yani atanarak bakanlık görevine gelen insanlar devletine tabii, devletinin tariflediği görevi yapan insanlar. Bu insanlar, örneğin biri ekonomiyle ilgilenecek biri maliyeyle ilgilenecek, biri adaletle, biri şehircilikle, biri ulaştırmayla, birisi İçişleriyle ilgilenecek öyle değil mi? Ama o 17 kişiye artı bir diyelim. Sayın Cumhurbaşkanı demiş ki, siz İstanbul’a gidin, ben oraya bir aday atadım ama aday baş edemiyor. Siz 17’niz bir olun yetmezse bende gelirim Ekrem’i alaşağı ederiz. Ben de diyorum ki isterseniz 17+1 olun. Bir de adayınız var ama ya adayınıza ayıp ediyorsunuz. Adayınız da yanlış yapıyorsunuz. İstanbul’a toplanıp gelerek adayınızı bence aşağı çekiyorsunuz, olmaz. Yazık değil mi? Yazık. Yazık. Bırakın aday mücadelesini versin. Toplanıp gelmişler.
“ONLAR NE YAPIYOR BİLİYORMUSUNUZ? GÜCÜ DE YETKİYİ DE BİR KİŞİYE VERİYORLAR”
Şimdiden size ben ne yapacağımızı söyleyeceğim. 31 Mart’a kadar 17+1 artı aday bu ekibe karşı topyekün nasıl biliyor musunuz güler yüzle hep birlikte çalışıp komşularımızdan, akrabalarımızdan, eşimizden, dostumuzdan, telefonla arayacağımız komşunuzdan, iş arkadaşınızdan, Ümraniye Belediye Başkanı Adayımız Aykut Erdoğdu’ya, Ümraniye’de oy istemeye hazır mıyız? Biz çok uzun zamandır birlikte siyaset yapıyoruz. Dertleşiyoruz, tartışıyoruz çalışıyoruz fikirlerimizi çatıştırıyoruz. Niye biliyor musunuz? Doğru yolu bulmak için. Deneyimlerinizi bir araya getirip biz güç birliği yapıyoruz. Onlar ne yapıyor biliyor musunuz? Gücü de, yetkiyle bir kişiye veriyorlar Ankara’ya bakıyorlar. O yap derse yapıyorlar. Yapma derse yapmıyorlar. İmza at derse atıyorlar, atma derse atmıyorlar. İradesiz bir ortam var ediyorlar. Onlar bir kişiye bağımlı, biz ekip arkadaşı olarak milletine bağımlı insanlarız. Az önce dediğim gibi Aykut başkanım için Ümraniye’de çok çalışırsanız dedi ya ben bu şehrin kentsel dönüşüm sorununu biliyorum son terime kadar bu işin çözümü için samimi bir şekilde gece gündüz çalışıp bu işi en yüksek seviyeye taşıyacağıma söz veriyorum dedi. Bende bütün İstanbul’da köprü sorunu belli bir yol haritasına koymuş belli bir başarıyı elde etmiş büyükşehir belediye başkanınız olarak hem tüm İstanbul’un hem de Ümraniye’nin Aykut Erdoğdu başkanımızın iş birliğiyle bu ilçede kentsel dönüşüm sürecini en nitelikli seviyeye taşıyacağıma bütün Ümraniye’ler huzurunda Aykut başkanımla birlikte söz veriyoruz.
“17+1 VE SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA NE DİYORUZ BİLİYOR MUSUNUZ”
Biz, İstanbul’a Ankara’dan gelen bu 17+1; yani Sayın Cumhurbaşkanı ve kabinesi + aday… Onlara ne diyoruz biliyor musunuz? Sizi ağırladık, sizi misafir ettik. 2019’da sizi, 23 Haziran’da yanlış yaptığınız için, 806 bin kez misafir ettik. Şimdi ondan daha fazla sayıda misafir ediyoruz ve sizi Ankara’ya yolluyoruz. Nereye? İşinizin başına. Gidin; enflasyonu düşürün. Doğru mu? Emekli maaşını arttırın. Doğru mu? 3600 ek göstergeyi çıkarın. Doğru mu? Peki, yetmez… ‘Mülakatı kaldıracağız’ dediniz, namus sözü verdiniz. Mülakatı kaldırın. Doğru mu? Onları görevinin başına yollayacaksınız. AK Parti’ye oy vermiş, benim kıymetli hemşehrilerim de onlara, ‘İstanbul’a gelip, Ekrem İmamoğlu ile uğraşacağınıza, gidip ekonomiyi düşürün, ekonomiyi yerine getirin’ diyecek. Onlar bile, AK Partili hemşehrilerim bile, onları kendine getirmek için, Ümraniye’de Aykut Erdoğdu Başkanıma, İstanbul’da da bu kardeşinize oy verecek göreceksiniz. Biz size, şunu vaat ediyoruz: Bu şehirde, Ümraniye’de, diğer ilçelerimizde, İstanbul’un tamamında kardeşçe bir yaşam vadediyoruz. Siz; ayrıştıranı değil, birleştireni seçeceksiniz. Siz; kutuplaştıranı değil, birbirini kucaklatmayı size göstereni seçeceksiniz. Ümraniyeliler siz; size haddini bildireni değil, haddini bilen yönetici ahlakını seçeceksiniz. Siz; kanalı değil, İstanbul’u seveni seçeceksiniz. Öyle değil mi? Öyle değil mi Ümraniyeliler? Bir soru: Kanal mı, İstanbul mu? (‘İstanbul’ sesleri.) Aynen öyle. Son olarak; onlar diyor ki tam gaz geri, biz diyoruz ki tam yol ileri.
İmamoğlu, seçim otobüsünün yolunun kesildiği Dudullu’da da vatandaşlara kısa bir konuşmayla hitap etti.
]]>