Başkan Biden, Pensilvanya’daki seçim çalışmalarının ardından Beyaz Saray’a dönüşünde basın mensuplarına gezisini değerlendirdi.
Bu tür seçim gezilerini sevdiğini söyleyen Biden, bir soru üzerine, “Artık kalabalıkların olduğu yerlere gidemiyorum, Gizli Servis buna izin vermiyor. Çok tehlikeli olduğunu söylüyor.” dedi.
Biden’ın söz konusu videosu sosyal medyada viral olurken, özellikle Cumhuriyetçi hesapların Biden’ın bu sözlerini yoğun şekilde kullandığı görüldü.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, seçim kampanyasının ilk konuşmasında Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump’a yüklendi ve Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinin eski bir savcıyla hüküm giymiş bir suçlu arasındaki bir tercih olacağını belirtti.
Seçim yarışının ortada olduğu eyaletlerden Wisconsin’de konuşan Harris, Trump’ı soruşturduğu sahtekarlara benzetti.
Bu arada Trump da, Harris’in göç konusundaki siciline saldırdı ve “ Yalancı Kamala Harris dokunduğu her şeyi yok ediyor” dedi.
Harris ilk kampanya konuşmasını, başkan adayı olabilmek için gereken delege sayısına ulaştıktan bir gün sonra yaptı.
Başkan Joe Biden, üst düzey Demokrat Partili isimler ve bağışçıların Haziran sonundaki televizyon tartışmasında Trump’a karşı kötü bir performans sergilemesinden sonra artan baskısına boyun eğmiş ve Pazar günü başkanlık yarışından çekildiğini açıklamıştı. Biden, başkan adaylığı için Harris’e destek vermişti.
Biden’ın çekilmesinden sonra Harris’in seçim kampanyasına 36 saat içinde 100 milyon dolar bağış yapıldı.
Ayrıca, Reuters ve Isos’un yaptığı yeni bir ulusal ankete göre Harris, % 44 ile, % 42 destek alan Trump’ın önüne geçti.
Harris, Milwaukee kentindeki bir lisede toplanan 3 bin kişilik kalabalığa, California Başsavcılığı günlerindeki deneyimlerinden bahsetti.
Harris “Her türlü faili soruşturdum. Kadınları taciz eden sapıklar. Müşterilerini soyan sahtekarlar. Kendi çıkarı için kuralları ihlal eden hilebazlar. Yani Donald Trump’ın türünü biliyorum derken, dediğime inanın” diye konuştu.
Trump’ın adı geçtiğinde de kalabalık “Hapse atın” sloganları attı.
Bu arada Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’da Harris’i ABD tarihindeki i en kötü başkan yardımcısı olarak gösteren bir anket paylaştı.
Ayrıca Trump, Kongre çalışmalarını takip eden tarafsız kuruluş GovTrack’in, Harris’ senatörlüğü döneminde Harris’i onlarca Demokrat senatör arasındaki en solcusu olarak tanımladığını belirtti.
Harris konuşmasında, silah denetimi, kürtaja erişim, çocuklar arasındaki yoksulluk, sendika hakları ve erişilebilir sağlık hizmetlerinden bahsetti.
Ancak Harris’in ivmesini sürdürüp sürdüremeyeceği net değil. Kamuoyu yoklamacısı Tony Fabrizio, Harris’in seçmenlerle “balayının” sona ereceğini ve Biden’ın ortağı ve ikinci pilotu rollerine odaklanılacağını belirtti.
Trump’ın kampanya ekibi Harris’in ABD-Meksika sınırındaki göçmen akışını “durduramamasına” saldırıyor. Ayrıca Biden-Harris yönetiminin suç ve enflasyon siciline saldıracaklarının işaretleri de geliyor.
Trump ekibinden yollanan bir e-posta da Harris “katilleri, tecavüzcüleri ve diğer şiddet suçları işleyenleri” şartlı tahliye etmek, İsrail’e hakaret etmek ve Biden’ın “bilişsel gerilemesi” konusunda ABD halkını aldatmakla suçlandı.
Trump, gazetecilere açıklamasında da Harris için “Radikal bir solcu. Ancak bu ülke radikal bir solcunun ülkeyi yok etmesini istemiyor. Bence Biden’dan daha kolay olacak. Çünkü o biraz daha ana akımdı ama fazla da değildi” dedi.
Trump ayrıca, Eylül ayında ABC News kanalında Biden ile yapması öngörülen televizyon tartışmasında karşısına Harris’i almaya da açık olduğunu belirtti.
Trump “Herhangi bir şey kabul etmedim. Joe Biden ile tartışmayı kabul etmiştim. Ama onunla da tartışmak istiyorum. Çok farklı olmayacak” diye konuştu.
]]>Biden’ın desteğini almaktan onur duyduğunu ifade eden Harris, Cumhuriyetçi aday ve ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ı hedef aldı. Harris, “Demokrat Parti’yi ve ulusumuzu Donald Trump’ı yenmek üzere birleştirmek için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.
KAMALA HARRIS KİMDİR?
ABD Başkanlığı için Demokratlar tarafından aday gösterilmesi ve 5 Kasım’daki başkanlık seçimini kazanması halinde Harris, ABD’nin ilk kadın başkanı olacak. Harris, 1964’te California’nın Oakland şehrinde Hindistan’dan ABD’ye öğrenci olarak gelen biyolog bir anne ile Jamaika’dan ABD’ye öğrenci olarak gelen ekonomi profesörü siyahi bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Üniversitede hukuk eğitimi alan ve uzun yıllar San Francisco’da savcılık yapan Harris, 2010’da California Başsavcılığına adaylığını koydu. Eyalet tarihinde seçilen ilk siyahi ve ilk kadın başsavcı olan Harris, 2014’te ikinci dönem eyalet başsavcılığına tekrar seçildi.

Harris, 2016’da yapılan başkanlık seçiminde de California’dan Kongre’ye giren ilk Güney Asya kökenli ve ikinci siyahi senatör ünvanını aldı. Demokrat Partiden 2020 başkanlık seçimi için aday adayları arasında yer alan Harris, ön seçimlerde elendi. Ardından Demokrat Parti adaylığını kazanan Joe Biden, 11 Ağustos 2020’de Harris’i “Başkan Yardımcısı” olarak yarışa soktuğunu duyurdu. 3 Kasım 2020’de Demokratların seçimi kazanmasıyla Harris, 49. başkan yardımcısı olarak ABD’nin seçilmiş Başkanı Biden’la 20 Ocak 2021’de devir teslim töreninde yemin ederek göreve başladı. Başkan yardımcılığı süresince 19’dan fazla ülkeye seyahat eden ve 150’den fazla liderle görüşen Harris, Biden ile ekonomiye yatırım yaparak istihdamı artırmak için çalıştı. Harris, ırkçılıkla ve cinsiyetçilikle mücadele etmesinin yanı sıra kürtaj ve LGBTQ savunuculuğuyla da öne çıktı.
ADINI RUSYA SORUŞTURMASI SIRASINDA DUYURMUŞTU
Harris, Kongre’ye girdikten sonra adını ilk kez eski ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelir gelmez 28 Ocak 2017’de imzaladığı 7 Müslüman ülkeden ABD’ye yapılan seyahatleri yasaklayan genelgeye gösterdiği tepkiyle duyurmuştu. Harris, 2017’de Trump’ın kabine ve üst düzey atamalarına yönelik sorgulayıcı tutumunu sürdürürken, 2018’de Senato Yargı Komitesi üyeliğine seçildi. Harris, Rusya’nın 2016 Başkanlık seçimlerine müdahalesiyle ilgili Senatodaki soruşturmalarda da aktif rol almıştı.

Bu bağlamda, Adalet Bakanı William Barr’ı açıklanan “Mueller raporu” üzerine Senatoda sorgulayan Harris, medyada adından sık sık söz ettirmişti. Harris, Yargı Komitesinin yanı sıra Senato İç Güvenlik ve Devlet İşleri Komitesi, Seçilmiş İstihbarat Komitesi ve Bütçe Komitesinde de görev almıştı. 3 Kasım 2020’de düzenlenen başkanlık seçiminin ardından Harris, ülke tarihinde başkan yardımcısı olan ilk siyahi, Hindistan ve Karayip kökenli kadın olarak tarihe geçmişti.
HARRIS’TEN AÇIKLAMA
ABD Başkanı Joe Biden’ın seçim yarışından çekilmesi ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in adaylığını desteklediğini açıklamasının ardından Harris, “Adaylığı hak etme ve kazanma niyetinde” olduğunu belirtti. Harris, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
ABD Başkanı Biden’a liderliği için teşekkürlerini ileten Harris, “Başkan Biden, özverili ve vatansever bir şekilde tüm hayatı boyunca ne yaptıysa onu yapmaya devam ediyor: Amerika’yı ve halkını her şeyden üstün tutuyor.” ifadelerini kullandı. Harris, Başkan’ın onayı ve desteğini almış olmaktan gurur duyduğunu vurgulayarak, “Adaylığı hak etme ve kazanma niyetindeyim.” ifadelerine yer verdi. Demokrat Parti ve ülkeyi birleştirmek için elinden gelen tüm çabayı sarf edeceğini belirten Harris, “Donald Trump ve 2025 Projesi’nin aşırıcı gündemini yenmek için gücü dahilinde her şeyi yapacağının” altını çizdi.
]]>Joe Biden ABD seçimlerini baştan aşağı değiştirdi. Haftalarca Demokrat Parti’nin başkan adayı olarak kalacağında ısrar ettikten sonra, baskıya boyun eğdi ve yarıştan çekildi.
Peki bu, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, genel olarak Demokratlar ve Donald Trump için ne anlama geliyor.
Harris, çok sayıda Demokratın almak isteyeceği bir risk
Kamala Harris’in Demokrat Parti’nin başkan adayı olması ihtimali Joe Biden’ın açıklamasıyla büyük bir güç aldı.
Tam destek verdi ve Harris’i dört yıl önce başkan yardımcısı yapmasının hayatı boyunca aldığı en iyi karar olduğunu söyledi.
Harris de Biden’ın desteğinden onur duyduğunu ve adaylığı kazanmak için elinden geleni yapacağını söyleyerek karşılık verdi.
Demokratların Biden’ın izinden giderek, Demokrat Parti Kongresine bir aydan az süre kala belirsizlikten kaçınmak için başkan yardımcısının arkasında hizalanması muhtemel.
Bunu yapmaları için hem pratik hem de siyasi nedenler var.
Anayasaya göre Biden’ın halefi Harris. İlk siyah kadını başkan adayı olarak görmezden gelmek parti için korkunç olur. Ayrıca, şu ana dek kampanya için toplanan kabaca 100 milyon dolarlık paraya derhal erişimi olacak.
Ancak riskler de var. Kamuoyu yoklamaları Harris’in onaylanma oranlarının en az Biden kadar düşük olduğunu gösteriyor. Ayrıca Donald Trump ile başa baş eşleşmelerde durumu kabaca Biden gibi.
İkincisi Harris’in başkan yardımcılığı zaman zaman zorlu geçti. Yönetimin ilk günlerinde Harris’e ABD-Meksika sınırındaki göçün altında yatan nedenleri çözme görevi verildi.
Bu çok zor bir işti ve attığı bazı yanlış adımlar ve yaptığı açıklamalar Harris’ie eleştiriye açık hale getirdi.
Ayrıca, çok daha etkili bir şekilde ele aldığı kürtaj hakları konusunda yönetimin sözcüsü oldu. Ancak ilk izlenimler kalıcı olabiliyor.
Son olarak ve belki de en önemlisi, Harris zaten 2020’de başkan aday adayı olmuş ve fiyaskoyla sonuçlanmıştı.
Adaylık yarışının ilk günlerinde iyi giderken, beceriksiz söyleşiler, net bir şekilde tanımlanmış vizyon eksikliği ve kötü yönetilen bir kampanyanın birleşimiyle en ilk ön seçimlerden bile önce yarıştan çekilmişti.
Harris’i tercih etmek Demokratlar için bir risk ama bu noktada güvenli seçenek yok. Ve söz konusu olan da olası bir Donald Trump zaferi.
Demokrat Parti Kongresi heyecanlı olabilir
Son 50 yıldır, parti kongreleri sıkıcı olaylara dönüştü. Her dakikanın senaryosu televizyonlar için dikkatle yazıldı ve başkan adayı için birkaç gün süren televizyon reklamlarına dönüştü.
Geçen hafta Cumhuriyetçi Parti Kongresi tam da böyleydi. Donald Trump’ın çok uzun ve bazen boş konuştuğu adaylık kabul konuşmasına rağmen.
Chicago’da gelecek ay yapılacak Demokrat Parti Kongresi çok, çok farklı bir toplantı olabilir. Partinin ve Biden’ın üzerinde çalıştığı senaryo boşa getti. Parti, Harris’in arkasında sıralansa bile kongrede işlerin nasıl gelişeceğini planlamak ve kontrol etmek zor olacak.
Ve Harris partiyi toparlamakta başarılı olamazsa da, kongre çeşitli isimlerin kameralar önünde ve kapalı kapılar ardında adaylık için uğraştığı herkese açık bir siyasi yarış olabilir.
Heyecanlı bir siyasi tiyatro, canlı ve tahmin edilemez olabilir. Amerikan halkının daha önce hiç görmediği bir şekilde.
Cumhuriyetçilerin Güçlü’ye karşı Zayıf stratejisi boşa çıktı
Bu yılki Cumhuriyetçi Parti Kongresi dikkatle planlanmış bir organizasyondu: Partinin en gözde gündem maddeleri tanıtıldı ve tek bir adama, Joe Biden’a eleştiri üzerine kuruldu.
Biden’ın kararıyla Cumhuriyetçilerin yanlış adamı hedef aldığı görüldü.
Biden’ın yarıştan çekilmesiyle, Donald Trump’ın öncülük ettiği Cumhuriyetçilerin oyun planı bozuldu.
Cumhuriyetçiler, tüm bir haftayı kendilerine karşı yarışan Demokratın zayıflıkları üzerine senaryosu yazılan bir organizasyonla geçirdi.
Kampanya, adayın gücüne ve canlılığına odaklanıyordu. Eski güreşçi Hulk Hogan, dövüşçü Dana White ve Kid Rock grubu sahneye çıktı.
Biden’ın zayıflığı algısıyla zıtlığa dikkat çekerek genç erkek seçmenleri ikna etme çabası açıktı. Ancak şimdiki senaryoda Demokrat Parti’nin adayı Biden’dan çok daha genç biri olacak.
Başkan Yardımcısı Kala Harris ya da daha genç Demokrat Valilere karşı güçlü ve zayıf zıtlığını vurgulamak aynı ağırlığı taşımayacak.
Harris aday olursa, Cumhuryetçilerin başkan yardımcısını mevcut yönetimin algılanan zayıflıklarıyla ilişkilendirmeye çalışması beklenebilir. Aylardır Harris’e “Sınır yetkilisi” diyorlardı.
Eski savcı kesinlikle partinin ilerici kanadından olmasa da, daha önce Cumhuriyetçi Parti’nin saldırılarında “radikal sol” diye gösterilmeye çalışılabilir.
Aday kim olursa olsun, Cumhuriyetçiler Demokratları Biden’ın yaş bağlantılı zayıflıklarını örtmek ve ülkeyi tehlikeye atmakla suçlayacak. Bu noktada herkes başkanlık seçimlerine birkaç ay kala kör uçuş yapıyor.
]]>ABD Başkanı Joe Biden, 27 Haziran’da Donald Trump ile yaptığı münazaranın ardından Demokratların haftalarca süren baskısı sonrasında Kasım ayında başkanlığa aday olmayacağını açıkladı. Biden adaylıktan çekilirken yardımcısı Kamala Harris’i adaylık için desteklediğini bildirdi. Biden’ın çekilme kararı birçok yeni tartışmayı da beraberinde getirdi. Karar yalnızca seçim sonuçları için değil, ABD tarihi için de bir kırılma anı gibi görülüyor.
Biden’ın adaylıktan çekilmesi sürpriz bir gelişme değil. Yaşına bağlı olarak bilişsel sağlığının yeni bir başkanlık dönemine uygun olmadığı yönündeki yorumların artması, kendi partisinden Biden’a yönelik çekilmesi baskısının yükselmesine neden olmuştu. ABD’nin Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Eski Başkan Barack Obama ve Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer Biden’a çekilme yönünde mesajlar veren en kıdemli Demokratlar olmuştu.
Harris’in adaylığı kesin mi?
Biden’a, kendisine destek verdiği için teşekkür eden Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in adaylığı ise kesin değil. Biden’ın desteği adaylık mücadelesinde büyük bir avantaj sağlasa da, Harris’in Demokrat Ulusal Kongreden (DNC) onay alması gerekiyor.
Demokratların Kongresi henüz gerçekleşmedi. Kongre, 19-22 Ağustos günlerinde Chicago’da yapılacak. Biden’ın çekilmesiyle yaklaşık 3.800 Biden delegesinin statüsü ‘serbest temsilcilğe’ evrildi. Demokratik Ulusal Komite kurallarına göre, Biden’a bağlı delegeler, onun seçtiği halefi desteklemek zorunda değil. Ancak çok adaylı bir görüntünün oluşmaması ve Demokratlar içerisinde birlik imajının güçlenmesi için Parti yönetiminden Harris’i destekleme yönünde bir baskı olacağı öngörülüyor.
Demokrat Parti’nin ağır toplarından Hillary ve Bill Clinton hızla Harris’i desteklediklerini açıkladı. ABD Senatosundaki Demokratlar da Harris’in adaylığını destekledi. ABD’nin Demokratlara yakın medya kuruluşlarında Harris’in adaylığının DNC’de resmi statü kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılırken, Harris’in başkan yardımcısı adaylığına kimi seçeceği, Kasım’da Beyaz Saray’a gelmesi halinde nasıl bir yol haritası çizeceği, Biden’dan ne yönde farklılaşacağı tartışılıyor.
Obama Harris’e rakip olabilir
Obama, kendi başkanlık döneminde başkan yardımcısı görevinde bulunan Biden’ın çekilmesinin ardından yaptığı açıklamada çekilme kararından övgüyle bahsetti. “Joe Biden, Amerika’nın en etkili başkanlarından biri olduğu kadar, benim için yakın bir dost ve ortak oldu. Bugün bir kez daha, en yüksek düzeyde bir yurtsever olduğunu hatırladık” diyen Obama’nın Harris’i desteklememesi dikkati çekti.
Harris’le ilgili herhangi bir yorumda bulunmayan Obama’nın gelecek ay Chicago’da yapılacak Demokratik Ulusal Kongre’de adaylığa talip olabileceği izlenimi güç kazandı.
Biden ABD Başkanlığı görevinden çekilecek mi?
Biden, adaylıktan çekildiğini açıkladığı sosyal medya postunda görev süresini tamamlayacağını ifade etmişti. Biden’ın seçim yarışından çekilmesini talep eden kıdemli Demokrat temsilciler, erkenden istifa etmesi yönünde bir talepte bulunmazken Biden’ın çekilme kararını metheden mesajlar yayınladı. Biden’ın çekilmesinde önemli bir rol oynayan Pelosi “Tanrı Amerika’yı Joe Biden’ın büyüklüğü ve iyiliği ile kutsadı” dedi.
Ancak ABD Senato’su ve Kongre’sinden bazı Cumhuriyetçi temsilciler Biden’ın görevinden çekilme olasılığını gündeme getirdi. Biden’ın başkanlık görevinden erken çekilmesini talep eden Cumhuriyetçiler Biden’ın görevlerini etkin bir şekilde yerine getiremediğini savunarak bunun ulusal güvenlik riski oluşturduğunu öne sürüyorlar.
Biden’ın kampanyasına yapılan bağışlara ne olacak?
Haziran ayı sonu itibarıyla Biden’ın kampanyasının banka hesabında 96 milyon dolar para bulunuyordu. Seçimlerde aday değişikliği durumlarında bağışlara ne olacağına dair bir emsal bulunmasa da ABD medyasında konuyu değerlendiren uzmanlara göre yeni aday Harris olur, banka hesabının kontrolünü sorunsuz bir şekilde devralabilir. Uzmanlar, nihayetinde bu bağışların Biden-Harris ikilisi için kayıtlı bir komiteye yapıldığının altını çizerek, paranın yalnızca Biden’a ait olmadığını söylüyor.
Bazı Cumhuriyetçi yorumculara göre ise Harris’in bu parayı almaya hakkı yok. Harris’in bağışları devralması halinde bunu mahkemede engellemeye çalışacak tarafların olabileceği endişesini de dile getiriliyor.
]]>Biden, çekilme kararını duyurmasından sadece birkaç dakika sonra ise yerini alması gereken adayın, Başkan Yardımcısı Kamala Harris olduğunu söyledi.
Biden “Kamala’ya partimizin bu yılki adayı olması için tam desteğimi vermek istiyorum. Demokratlar, bir araya gelip Trump’ı yenme zamanı” dedi.
Biden’ın kararı, en az 30 Temsilciler Meclisi üyesi, beş senatör ve aralarında ünlü aktör George Clooney’nin de bulunduğu bağışçıların açıkça çekilmesi gerektiğini söylemesinin ardından geldi.
Biden’ın sürpriz açıklamasının ardından, dikkatler 5 Kasım’daki seçimlerde Cumhuriyetçi aday ve eski Başkan Donald Trump’ın karşısına kimin çıkacağına çevrildi.
Yeni aday nasıl belirlenecek?
Biden, partisi tarafından da çekilmeye zorlanabilirdi, ancak bunu kendisi yapmayı tercih etti.
Bu sayede, Biden’ın yerine kimin aday olacağını belirleme süreci daha basit olacak.
Biden, ön seçimlerde neredeyse tüm Demokrat Partili delegelerini desteğini almıştı. Şimdi delegeler bir başka adaya destek verebilmeleri için serbest bırakılacaklar.
Demokratlar, Biden’ı resmen partinin başkan adayı yapmak için 19 Ağustos’ta yapılacak parti kongresi öncesi bir yoklama anketi yapacaktı.
Biden’ın duyurusundan sonra bu yoklamanın akıbeti belirsiz. Biden, yardıcısı Harris’e işaret etse de, başka isimler de konuşuluyor.
Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi daha önce, adaylığın doğrudan Harris’e verilmemesi ve bir yarış yapılması çağrısında bulunmuştu.
Bir başka soru da başkan yardımcısı adayının kim olacağı.
İşte Kamala Harris dışında konuşulan diğer isimler;
Michigan Valisi Gretchen Whitmer
İki dönemdir Michigan Valiliği görevini yapan Gretchen Whitmer, birçok yorumcunun 2028’de başkanlık yarışına gireceği yönünde spekülasyon yaptığı, popülerliği giderek artan ülkenin Orta batısından bir Demokrat. Geçmişte Biden için kampanya yürüten Whitmer, siyasi amaçlarını da pek saklamadı.
Whitmer, New York Times’a yaptığı açıklamada 2028’de X kuşağından bir başkan görmek istediğini söylemiş ama kendi ismini öne çıkartmaktan kaçınmıştı.
2022’de Demokratların eyalet meclisini ve valiliği almasıyla sonuçlanan bir seçim kampanyasına öncülük etti.
Bu siyasi hakimiyeti sayesinde, eyalette aralarında kürtaja erişim ve silah güvenliği önlemlerinin de bulunduğu bir dizi ilerici politikayı uygulama fırsatı buldu.
California Valisi Gavin Newsom
California Valisi Gavin Newsom, Biden yönetiminin en ateşli destekçilerinden biri. Sık sık televizyonlara çıkıp, Biden’ı öven açıklamalar yapıyor.
Ancak Newsom’ın kendi siyasi hırsları da var.
Sıklıkla 2028 seçiminin olası adaylarından biri olarak gösteriliyor ve çok sayıda Demokrat Partili yorumcu Biden’ın yerine geçebileceğini söylüyor.
Newsom ülke çapındaki görünürlüğünü de, geçtiğimiz yıllarda muhafazakâr medyadaki açıklamalarıyla ve geçen yıl Florida Valisi Ron DeSantis ile yaptığı tartışmayla artırdı.
Biden’ın Haziran ayında Atlanta’da yaptığı fiyaskoyla sonuçlanan televizyon tartışmasının ardından başlıca savunucularından biri olmuştu. Newsom, tartışma sonrasında gazetecilerin Biden’ın yerini alıp almayacağı sorularını geçiştirmişti.
Newsom, adaylıktan çekilme kararından önce Biden’ın arkasında durdu. Geçtiğimiz günlerde, önde gelen Demokrat Partili eyalet valileriyle birlikte Washington’da Biden ile buluştu ve Biden’ın 4 Temmuz’da Michigan’da yaptığı mitinge katılanlar arasındaydı.
Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg
Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg’in başkanlık istediği bir sır değil.
2020’de adaylık yarışına katıldı ve Biden yönetiminin en iyi iletişim kuran isimlerinden biri olarak gösterildi.
Buttigieg, bakanlığı sırasında bir dizi krizi yönetti. Ohio’da bir trenin devrilmesi, Baltimore Köprüsü’nün çökmesi ve Southwest Havayolları’nın 2022’deki tarife krizinde, yönetimin yüzü oldu.
Pennsylvania Valisi Josh Shapiro
Pennsylvania Valisi Josh Shapiro, 2022’de göreve geldiği eyalette yüksek onaylanma oranlarına sahip. Pennsylvania Trump’ın 2016’da az farkla kazandığı, yarışın ortada olduğu eyaletlerden.
Daha önce eyaletin başsavcılığını yapan Shapiro, görev süresi boyunca partilerüstü bir tavırla çalıştı.
Shapiro, geçen yıl eyaletteki önemli bir otoyolda çöken bir köprüyü hızla yeniden inşa etmesiyle ulusal basının manşetlerine çıktı. Bu, ilk dönem görev yapan bir vali için önemli bir siyasi zaferdi. Hızlı yeniden inşa birçokları tarafından 2028’deki potansiyel bir aday için mükemmel bir hizmet örneği olarak gösterildi.
Illinois Valisi JB Pritzker
Illinois Vallisi JB Pritzker, son yıllarda adını Trump’a karşı çıkıp, Biden’ı savunmasıyla duyurdu.
Hyatt oteller zincirinin varisi milyarder iş insanı, sosyal medyada Trump’ı eleştiriyordu.
Televizyon tartışmasından sonra Trump’a “yalancı” dedi ve eski başkanı “Sadece kendisini düşünen, 34 suçtan hüküm giymiş bir suçlu” diye tanımladı.
Whitmer gibi Pritzker da kürtaj hakkı ve silah denetimi gibi konularda Demokrat Partililerin politikalarını uygulama siciline sahip.
Diğer muhtemel adaylar kimler?
Potansiyel başkan adayı listesi bu Demokrat Partililer’in de ötesine gidiyor.
Kentucky Valisi Andy Beshear, çok muhafazakâr bir eyalette iki dönemdir Demokrat Partili bir vali olarak görev yapıyor. Geçen yıl yeniden seçilmesinden sonra ulusal ölçekte dikkat çekmeye başladı.
Maryland Valisi Wes Moore da, geçtiğimiz aylarda Baltimore’daki Francis Scott Key Köprüsü’nün çökmesinden sonra ilgi odağı oldu.
Senatörler Amy Klobuchar ve Cory Booker geçmişte başkan aday adayı oldu ve Demokratlar arasında isimleri bilinen figürler haline geldiler.
Georgia Senatörü Raphael Warnoc da, yarışın ortada olduğu eyalette başa baş geçen seçim yarışını kazandıktan sonra, Biden’ın yerine geçebilecek isimler arasında anılmaya başlandı.
Reuters IPSOS’un geçen Salı günü yayımladığı ankette ise Kasım’daki seçimlerde Trump’ı yenebilecek tek isim Michelle Obama olarak görülüyor. Ancak eski first lady, birçok kez başkan olma niyeti bulunmadığını söyledi.
]]>Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, Pazartesi günkü basın toplantısında Biden’ın sağlığına yönelik ısrarlı sorulara, Biden’ın bir hastalığı olmadığını söyleyerek karşılık verdi.
New York Times gazetesi, Beyaz Saray’ın resmi ziyaretçi kayıtlarına dayandırarak, Parkinson uzmanı bir doktorun son sekiz ay içinde sekiz kez Beyaz Saray’ı ziyaret ettiğini bildirmişti.
Sözcü Jean-Pierre, “Başkan Parkinson tedavisi gördü mü? Hayır. Başkan şu an Parkinson tedavisi görüyor mu? Hayır” dedi.
Beyaz Saray kayıtları, gazetenin haberinde bahsedilen ve Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi’nde görevli olan doktorun, 2012-2016 yıllarındaki Barack Obama yönetimi döneminde de Beyaz Saray’ı ziyaret ettiğini gösteriyor.
81 yaşındaki Biden da Pazartesi sabahı beklenmedik bir şekilde MSNBC kanalındaki sabah programını arayarak “Hiçbir yere gitmiyorum” dedi. Kendisine adaylığı bırakma çağrısı yapan Demokrat Partililere de “ya gelecek ayki kongrede bana meydan okuyun ya da Trump’a karşı arkamda durun” diye seslendi.
Biden’ın zihinsel sağlığı, 27 Haziran’da Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı Donald Trump’la yaptığı televizyon mülakatında gösterdiği düşük performans sonrası kamuoyunun merceği altında.
Biden, bugün ABD’de başlayacak NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.
Biden’dan Demokrat Kongre üyelerine mektup
Parti içinden baskıların artmasının ardından Biden, Kongre üyesi Demokratlara Pazartesi günü bir mektup gönderdi ve “Trump’ı yenebilecek olduğuma tamamen inanmıyor olsaydım yeniden aday olmazdım” dedi.
İnsanların endişelerini duyduğunu ve gözlerini bunlara kapamadığını belirten Biden, ön seçimlerde Demokrat parti üyelerinin, kendisinin başkan adaylığını istediklerini açık bir şekilde gösterdiklerini savundu; “Ön seçim sürecinin önemsiz olduğunu mu söyleyelim? O seçmenlerin sözü değersiz mi… Bunu yapamam. Kendi partimizin görüşlerini görmezden gelirsek demokrasiyi nasıl savunacağız?” yazdı.
Biden ayrıca Demokrat Parti bağışçılarına da telefon etti. BBC’nin ulaştığı bilgilere göre Biden Eylül ayında Trump’la yapacağı ikinci mülakatta “saldır, saldır, saldır” stratejisini uygulayacak.
Parti içinden baskılar sürüyor
Biden’ın tüm çabalarının yanında, Demokrat Parti içindeki endişe ve huzursuzluk sürüyor. Son olarak partinin kıdemli Kongre üyelerinden Adam Smith, Biden’a “kenara çekil” çağrısı yaptı.
Smith “Amerikan halkı artık Biden’ı dört yıl daha başkanlık yapabilecek bir aday olarak görmediğini açıkça belli etti” dedi.
ABD medyası bir gün önce de Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratların lideri Hakeem Jeffries’in parti üyeleriyle yaptığı toplu görüşmede, dört ismin açık şekilde Biden’ın adaylıktan çekilmesi gerektiğini ifade ettiğini aktarmıştı.
Jerry Nadler, Mark Takano ve Adam Smith’in bu dört isim arasında olduğu kesinlik kazandı. Dördüncü isimse CBS ve New York Times gazetesine göre Joe Morelle, Associated Press haber ajansına göreyse Jim Himes.
Toplu görüşmeye katılan diğer Demokrat üyeler de, Biden’ın Trump’a karşı kazanma olasılığına dair endişelerini olduğunu ifade etti.
Öte yandan bir diğer Demokrat kongre üyesi, Alexandria Ocasio-Cortez, Biden’a destek açıklaması yaptı ve “Bu konu kapanmıştır. Bizim adayımız Biden. Yarıştan çekilmiyor ve onu destekliyorum” dedi.
]]>Başkan Biden’ın televizyon tartışmasındaki birinci hedefi yaşıyla ilgili endişeleri gidermekti. Ancak bunu başarmak bir yana, tartışmalar derinleşti.
Bazı Demokrat siyasetçilerin 81 yaşındaki Biden’ın adaylıktan çekilmesi talebini CNN yorumcularına ilettiği dahi bildiriliyor.
Bazıları ise direkt olarak Beyaz Saray’a giderek, adaylığa devam etmesi ile ilgili endişeleri dile getirmeyi değerlendiriyor.
Peki Biden bu dakikadan sonra geri adım atabilir mi? Ve bu olursa onun yerini kim alabilir?
Joe Biden çekilebilir mi?
Demokrat Parti’nin başkan adayı, 19-22 Ağustos tarihleri ??arasında Chicago’da yapılacak Demokratik Ulusal Kongre’de (DNC) resmileşecek.
Burada bir adayın delegelerin çoğunluğunun desteğini elde etmesi gerekiyor.
Ancak halihazırda yaklaşık 4 bin delegenin yüzde 99’u ön seçimlerde Biden’a oy vereceklerini taahhüt etti.
Demokratik Ulusal Kongre kuralları gereği bu delegeler taahhütlerini yerine getirerek Biden’ın adaylığını desteklemekle yükümlülüler.
Ama eğer Biden, kendisi adaylıktan çekilirse bu delegelerin ellerini kolaylaştırır.
Halef belirleme konusunda parti içinde bir siyasi mekanizma bulunmuyor. Bu nedenle eğer Biden çekilirse Ağustos kongresi bir aday seçim kongresine dönüşecektir.
Muhtemelen Biden’ın, adaylığını destekleyeceği taahhütünü veren delegeler üzerinde bir nüfuzu olacaktır. Ama bu delegelerin istediklerini yapma özgürlükleri de olacaktır.
Bu durum, adaylık fırsatı kollayan Demokratlar arasında çılgın bir rekabetin yaşanmasına yol açabilir.
Fakat Biden’ın şu ana kadar kenara çekilmeyi düşündüğüne dair hiçbir belirti olmadığını eklemekte fayda var.
Joe Biden çekilmeye zorlanabilir mi?
Bu daha da az olası bir senaryo.
Modern siyasi tarihte, ABD’de büyük bir ulusal partinin üyeleri, hiçbir zaman başkan adayını zorla seçim dışına itme girişiminde bulunmadı.
Bu olasılığa dair ciddi bir plan bulunduğuna ilişkin de kanıt yok.
Ancak Demokratik Ulusal Kongre’nin yönetmeliklerinde Biden’ın görevden alınmasını mümkün kılabilecek bazı küçük boşluklar teorik olarak bulunuyor.
Eğer çok sayıda delege, Biden’a karşı bir araya gelirse, yeni bir isme doğru yöneliş olabilir.
Kamala Harris olabilir mi?
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, başkanlık döneminde Biden’ın bir şekilde görevden ayrılması olasılığında otomatik olarak onun yerini alacaktı.
Ancak Demokrat Parti adaylığı belirleme sürecinde böyle bir otomatik yer değiştirme durumu bulunmuyor.
Biden’ın çekilmesi olasılığı, Harris’e seçimli bir kongrede avantaj da getirmiyor.
Kamala Harris’in de diğer olası adaylar gibi delegelerin oyunun çoğunluğunu kazanması gerekecek.
Başkan yardımcılığı unvanı nedeniyle olası bir seçimde Harris’e yönelme elbette gerçekleşebilir.
Ancak Amerikan kamuoyunda nispeten düşük bir popülaritesi var ve bu da başkan yardımcılığının getirdiği nüfuzu boşa çıkarabilir.
Yapılan kamuoyu yoklamaları, Harris’e verilen desteğin Biden ve Trump’ın da altında olduğunu gösteriyor.
Yerini alabilecek bir isim var mı?
Bu seçim döneminde birçok Demokrat, Biden’a meydan okumaya çalıştı.
Yazar Marianne Williamson ve Minnesota Kongre üyesi Dean Phillips’ın adaylık girişimleri yarışın başında sonlandı.
California Valisi Gavin Newsom veya Michigan Valisi Gretchen Whitmer’ın, Biden’ın yerine aday gösterilebileceğine dair spekülasyonlar bulunuyor.
Ancak bu iki isim de Biden’ın yerine aday olmakla ilgilenmediklerini gösterdi.
Newsom televizyon tartışması sonrası “Asla Başkan Biden’a sırtımı dönmeyeceğim” dedi ve şu mesajı verdi:
“Onunla çok zaman geçirdim ve son 3,5 yılda neler başardığını biliyorum. Neler yapabileceğini biliyorum, vizyonunu biliyorum ve hiçbir endişem yok.”
]]>Başkanlık Tartışması’nda iki aday, yaklaşık dört yıl sonra ilk kez, seçmenleri kendilerine oy vermeye ikna etmek üzere bir araya geldi. Trump’ın dinç hali dikkat çekerken Biden’ın donuk performansı şaşkınlık yarattı. Biden’ın soğuk algınlığı geçirdiği ve bu sebeple münazarada kekelediği, kendisini doğru ifade edemediği ifade edildi.
“BIDEN AMERİKA’YI 3’NCÜ DÜNYA SAVAŞINA SÜRÜKLÜYOR”
Trump, ABD Başkanı Joe Biden’ın Amerika’yı üçüncü dünya savaşına sürüklediğini söyleyerek suçladı. Trump, “3’ncü Dünya Savaşı’na hayal edebileceğinizden çok daha yakınız. Kendisi bizi 3’ncü Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, Çin lideri Xi ve Rusya lideri Putin dahil kimse kendisine saygı göstermiyor, kendisinden korkmuyor. Hiçbiri, bu beyefendiyi umursamıyor. Kendisi bizi 3’ncü Dünya Savaşı’na sürüklüyor.” ifadelerini kullandı.
“BEN BAŞKAN OLSAYDIM UKRAYNA İŞGAL EDİLMEZDİ”
Rusya Ukrayna savaşı hakkında konuşan eski ABD başkanı Trump, “Putin Biden’a saygı duysaydı Ukrayna’yı işgal etmezdi, Zelenski’nin her geldiğinde ABD’den para alıp gitti” dedi. Trump, “Eğer gerçek bir başkanımız, saygı duyulan bir başkanımız olsaydı, asla işgal yaşanmazdı” dedi.
“İSRAİL’İN BAŞLADIĞI İŞİ BİTİRMESİNE İZİN VERİLMELİ”
Trump, kendi başkanlığı sırasında İran’ın “Beş parasız” olduğunu ve bu nedenle kendisi yönetimde olmuş olsaydı Hamas’ın da asla İsrail’e saldırmamış olacağını söyledi.
ABD Başkanı Biden’ın İsrail politikasını eleştiren ve Biden’ı “Filistinlilere yakınlık duymakla” suçlayan Trump, Biden’ın çok kısıtlayıcı davrandığını savundu. İsrail’in Hamas’a karşı savaşta daha serbest hareket etmesine izin verilmesi gerektiğini savunan Trump, “Onları bırakıp, başladıkları işi bitirmelerine izin verilmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.
“EŞİN HAMİLEYKEN YETİŞKİN FİLM YILDIZIYLA BERABER OLDUN”
Tartışma sırasında Trump’ı eşi Melania Trump’ı aldatmakla suçlayan Biden, Trump’a seslenerek, “Toplum içinde kadınlara saldırdın. Eşin hamileyken bir yetişkin film yıldızı ile beraber oldun. Ahlak seviyen, bir sokak kedisi ile aynı seviyede” diye konuştu. Trump, Biden’ın bu suçlamalarını kesin bir dille reddetti.
“MENTAL TESTE GİRSE 5 SORUYU YANITLAYAMAZ”
Trump “Ben iki teste girdim ikisi de mental sağlığımla ilgili, ki o girmedi bu testlere bir tanesine girsin sadece. Biden, mental teste girse 5 soruyu bile yanıtlayamaz. Ben çok iyi durumdayım, iki golf şampiyonluğum var. Ben onu golf maçına çağırdım, o birkaç metre bile vuramaz topa” ifadeleriyle Bidenn’a yüklendi.
“NE KONUŞTUĞUNUN FARKINDA OLDUĞUNU SANMIYORUM”
Biden ve Trump arasındaki düello sırasında sağlık hizmetleri konusundaki tartışmalar sırasında Başkan Biden’ın dilinin sürçmesi ve doğru kelimeleri bulmakta zorlanması sonrasında söz alan Trump, “Kendisinin cümlenin sonunda ne dediğini anlayamadım. Ama kendisinin de ne konuştuğunun farkında olduğunu sanmıyorum” diye konuştu.
ANKETİN GALİBİ EZİCİ ÜSTÜNLÜKLE TRUMP
Öte yandan CNN, canlı yayın sonrasında bir anket yaptı… Ankete katılanların yüzde 67’si Trump’ın münazarayı kazandığını söylerken ankete katılanların yüzde 33’ü Biden’ın münazarada daha başarılı olduğunu dile getirdi.
CNN’in 2020’deki seçimlerden önce yaptığı canlı yayın sonrasındaki iki ankette de Biden yüzde 60’a 28 ve yüzde 53’e 39 farkla zafer kazanmıştı.
]]>Yerel saatle 21.00’da (TSİ 04.00) başlayan, Atlanta’daki CNN Başkanlık Tartışması’nda iki aday, yaklaşık dört yıl sonra ilk kez, seçmenleri kendilerine oy vermeye ikna etmek üzere bir araya geliyor.
Daha önce ABD’de mevcut bir başkan eski bir başkanla tartışma yapmamıştı.
Atlanta’nın bulunduğu Georgia 2020 seçimlerinde Biden’ın 13 binden az oyla kazandığı, oyların başa baş ilerlediği bir eyalet.
90 dakikalık tartışmada, yazı tura sonucu konuşmayı Trump bitirecek ve Biden kürsüde sağda duracak. Stüdyoda hiçbir seyirci olmayacak. Sadece söz alan kişinin mikrofonu açık olacak.
Başkanların yanında önceden hazırlanmış notlar olması yasak ancak kalem ve kağıtları var.
Bu tartışma, seçimler Kasım ayında yapılacağı için erken görülüyor. ABD tarihinde bu kadar erken yapılan bir başkanlık tartışması olmamıştı. Henüz her iki aday da kendi partisinin resmi adayı değil.
Cumhuriyetçiler, resmi adayı 15 Temmuz’da başlayan parti kongresinde duyuracak.
Joe Biden’ın adaylığı ise Ağustos ayında parti kongresinde resmiyete dökülecek.
Ancak bu taratışmanın seçim kampanyalarının nasıl geçeceği ve adaylar hakkında daha net bilgi vermesi bekleniyor.
Biden ve Trump’ın, ekonomi ve göçmen sorununun yanı sıra, Ukrayna ve Gazze gibi dış politika konularını da tartışması bekleniyor. Biden’ın konuşmayı hedeflediği konular arasında kürtaj, sağlık ve çevre konuları da var.
81 yaşındaki Biden, Amerika demokrasisini ve ülkenin dünyadaki konumunu koruyacağını ve iklim kriterlerini karşılayacağını söylüyor.
Joe Biden, kendisi görevdeyken çocuğu hüküm giyen ilk ABD başkanı oldu. Oğlu Hunter Biden, 2018’de silah satın alırken uyuşturucu kullanmış olmasıyla ilgili yalan söylemekten suçlu bulunmuştu.
78 yaşındaki Trump’ın ise yasa dışı göçü durdurmak, genel vergi indirimi, tüm ABD ithalatına yüzde 10 gümrük vergisi gibi vaatleri var.
Trump, . Böylece bir suçtan hüküm giymiş ilk eski veya görevdeki başkan oldu.
Diğer ülkeler ne düşünüyor?
ABD seçimleri dünya çapında yakından izleniyor. Çünkü seçim sonuşları dış politikayı büyük ölçüde değiştirecek gibi görünüyor.
Ukrayna’nın işgalinden bu yana ABD ile ilişkileri sertleşen Rusya, Beyaz Saray yarışını kim kazanırsa kazansın, seçim sonrası siyasi istikrarsızlık ve kutuplaşma işaretlerini yakından takip edecek ve bundan faydalanmanın yollarını arayacak.
Ancak Ukrayna için durum daha riskli. Joe Biden Kiev’e yardım gönderilmesinin güçlü bir destekçisi olurken, Donald Trump yardımın kesilmesi ve savaşın tamamen sona erdirilmesinden söz etti.
İsrail-Gazze savaşı devam ederken, çoğu kişi Biden’ın savaş sırasındaki politikalarını onaylamadığından İsrailli Yahudiler Trump’ı Biden’a tercih ediyor gibi görünüyor. Filistinliler yaşadıkları acının görmezden geldiğini düşünüyor ancak tüm ABD yardımını kesme sözü veren Trump’ın kazanması, onları daha da kötü duruma getirebilir.
Çin söz konusu olduğunda her iki aday da Pekin’e karşı sert davranma sözü verdi. Ancak kimin kazanacağına göre farklı hesaplamalar görülebilir.
Öngörülemez bir Trump, ABD’nin bölgedeki müttefiklerini zayıflatabilir ve bölebilir. Aynı zamanda başka bir ticari savaş da yaratabilir. Pekin de Joe Biden’a pek sıcak bakmıyor; bölgede kurduğu ittifakların yeni bir Soğuk Savaş yaratma potansiyeli olmasından korkuyor.
]]>1960’TAN BU YANA İLK KEZ SEYİRCİ OLMAYACAK
CNN’nin Atlanta merkezindeki stüdyosunda gerçekleşecek seçim tartışmasında iki rakip karşı karşıya gelecek. CNN sunucuları Jake Tapper ile Dana Bash’in moderatörlüğünü yapacağı açık oturum, doğu yakası saati ile 21.00’de (TSİ 04.00) başlayacak ve 90 dakika sürecek.
“Adayların tartışmaya ayrılan süreyi en üst düzeye çıkarabilmelerini sağlamak” amacıyla 1960’tan bu yana ilk kez seyirci olmadan yapılacak başkanlık tartışması boyunca, Biden tarafının talebi üzerine, Trump’ın araya girmelerini engellemek için yalnızca söz alan konuşmacının mikrofonu açık tutulacak.
AYAKTA TARTIŞACAKLAR
Format olarak adaylar, kürsüde ayakta durarak tartışacak. Adayların, yanlarına önceden yazılmış notlar almalarına izin verilmeyecek, sadece tartışmada not almaları için bir kalem, bir deste kağıt ve bir şişe su sağlanacak.,
Oturumda Biden ve Trump’ın, ekonomi ve göçmen sorunu gibi iç meselelerin yanı sıra, Ukrayna ve Gazze gibi dış politika konuları ile yaşları ve sağlık durumlarıyla ilgili tartışmaları, gizli belgelerin saklanması başta olmak üzere kendileri veya aile üyeleriyle ilgili gündemdeki hukuki konuları masaya yatırması bekleniyor.
81 yaşındaki Biden, 19 Haziran’dan bu yana Maryland eyaletinin dağlık bölgesinde bulunan, başkanların geleneksel olarak çekildiği “Camp David” yerleşkesinde danışmanları ile yarın akşamki tartışmaya hazırlanırken, eski Başkan 78 yaşındaki Trump ise haftayı seçim kampanyalarına katılarak geçirdi.
Trump’ın tartışmaya hazırlık için daha az kaygılı bir yaklaşım benimsediği kaydedilirken eski Başkan, 22 Haziran’da Philadelphia’daki seçim mitinginde, Biden’ın günlerdir seçim tartışmasına hazırlanmasına ilişkin “Biden, orada dersine çalışmak yerine uyuyordur.” şeklinde alaycı eleştiride bulundu.
10 YETİŞKİNDEN 6’SI TARTIŞMAYI İZLEYECEĞİNİ SÖYLEDİ
Öte yandan Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi ile PBS News’in gerçekleştirdiği iki ayrı ankette, ABD’li her 10 yetişkinden 6’sının yarın akşamki seçim tartışmasını canlı izleyeceği belirtildi.
Tartışmayı katılımcıların yüzde 61’i canlı olarak “son derece” ilgiyle izleyeceğini, yüzde 24’ü de daha sonra haberlerden ve sosyal medyadan takip edeceğini aktarırken, yüzde 14’ü tartışmayla ilgilenmediğini kaydetti.
Trump ve Biden, kasım seçimleri öncesi ikinci ve son tartışmasını, ABC televizyonunda sunucular David Muir ve Linsey Davis’in moderatörlüğünde 10 Eylül’de gerçekleştirecek. Bu tartışma için henüz mekan açıklanmadı.
Daha önceki seçim tartışmalarını organize eden Başkanlık Tartışmaları Komisyonu (CPD), Biden ile Trump arasında 16 Eylül ile 9 Ekim tarihlerinde iki oturum planlamış ancak hem Biden hem de Trump tarafı, CPD’nin tartışma formatını ve programını beğenmediği için CNN ve ABC’nin önerilerini kabul etmişti.
CNN ve ABC, seçim tartışmasına katılım için ulusal düzeydeki en az 4 farklı ankette seçmenlerin en az yüzde 15’inin desteğine sahip olma şartı getirdiğinden, kasım seçimlerine bağımsız aday olarak giren Robert F. Kennedy Jr. ise tartışmada yer almayacak. Biden ve Trump, en son 2020 Başkanlık Seçimi için 22 Ekim 2020’de yüz yüze canlı yayında tartışmıştı.
]]>“İHTİYACIMIZ OLAN HER ŞEYE SAHİBİZ”
The Times of Israel’in haberine göre, Hagari, basın toplantısında, ordunun Refah’taki saldırısının kentin tamamıyla değil, yalnızca kentin doğusuyla sınırlı olduğunu iddia etti. ABD’nin şimdiye kadar İsrail’e ve ordusuna ciddi güvenlik yardımları sağladığını kaydeden Hagari, “Ordunun, planladığı görevler ve ayrıca Refah’taki görevler için yeterli silahı var. İhtiyacımız olan şeye sahibiz” dedi.
“ANLAŞMAZLIKLARI KAPALI KAPILAR ARDINDA ÇÖZÜYORUZ”
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi’nin ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla ile her gün konuştuğunu belirterek, “Aramızda anlaşmazlıklar olsa dahi bunları kapalı kapılar ardında çözüyoruz.” ifadesini kullandı.
BIDEN’IN KARARI CUMHURİYETÇİLERİ KIZDIRDI
Kongre’nin Cumhuriyetçi kanadı, Refah’a kapsamlı saldırı yapılması durumunda İsrail’e silah sevkiyatı yapmayacağını açıklayan Biden’ı eleştirdi. Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesinin Cumhuriyetçi Başkanı Michael McCaul ve Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Başkanı Mike Rogers, yaptıkları ortak açıklamada “Demokrat yönetimin İsrail’e yapılacak bu önemli silah sevkiyatını durdurma kararıyla dehşete düştüklerini” belirtti. Cumhuriyetçi liderler, Biden ve yönetimini “İsrail’in güvenliğini zayıflatmakla” suçladı. Cumhuriyetçiler ayrıca henüz uygulamaya geçip geçmediği konusunda Beyaz Saray’dan henüz resmi bir açıklamanın yapılmadığını, silah sevkiyatını durdurma kararının “gizlice” alındığını, “kasıtlı” olarak Kongre’den ve Amerikan halkından “saklandığını” savundu.
SAVUNMA BAKANI DA ELEŞTİRİLERİN HEDEFİNDE
ABD Senatosu’nda dün ifade veren Savunma Bakanı Lloyd Austin de eleştirilerin hedefi oldu. Cumhuriyetçi Senatörler, silah sevkiyatının durdurulmasının “müttefik İsrail’e yanlış mesaj vermek” anlamına geleceğini ve böyle bir adımın “İran’ı ve destekçilerini İsrail’e karşı cesaretlendireceğini” ileri sürdü. Austin ise eleştirilere “Herhangi bir karar vermedik. Sağladığımız güvenlik yardımlarının bir kısmını yeniden değerlendirirken ara verdik. Ancak bununla birlikte, Refah’ta gelişen olaylar bağlamında şu anda bazı yakın vadeli güvenlik sevkiyatlarını gözden geçiriyoruz.” diye karşılık verdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, dün gazetecilerin sorularını cevaplarken, Gazze’nin Refah bölgesindeki sivillere yönelik endişeler ve “kabul edilemez” insani yardım kriziyle bağlantılı olarak, İsrail’e yapılacak diğer silah sevkiyatlarının da gözden geçirildiğini söylemişti.
“BAŞKAN BIDEN DERHAL GÖREVDEN ALINMALI”
Texas’ın Cumhuriyetçi Senatörü Tom Cotton, ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail’e yapılacak askeri yardımı askıya alacağını açıklamasından dolayı görevden alınması çağrısında bulundu. Cotton, sosyal medya platformu X’ten yaptığı yazılı açıklamada, Biden’ın bu açıklamasını “yeniden seçilmek için” yaptığını ileri sürdü. Cumhuriyetçi Senatör, “Meclis’in, Biden’ı görevden almaktan başka seçeneği yok.” ifadesine yer verdi.
Biden, dün CNN’e verdiği röportajda İsrail’in Refah’a geniş çaplı bir saldırıyla girmesi durumunda bu ülkeye silah göndermeyi durduracağını söylemişti. ABD Başkanı, “Eğer Refah’a girerlerse, henüz (kapsamlı bir saldırıyla) girmediler, eğer girerlerse o zaman Refah’ta ve diğer şehirlerde kullanılan silahları göndermeyeceğimi açıkça belirttim.” diye konuşmuştu. İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Gilad Erdan, İsrail haber kanalı Channel 12’ye yaptığı açıklamada, Biden’ın açıklamasının “sinir bozucu” olduğunu ve “hayal kırıklığı yarattığını” ifade etmişti.
]]>7 Ekim sonrası kurulan savaş kabinesinin önemli isimlerinden Benny Gantz da İsrail ve Batılı müttefiklerinin birlikteliğinin altını çizdi ve “İsrail, İran’a karşı; dünya İran’a karşı. Sonuç budur. Bu, İsrail’in güvenliği için kullanmamız gereken stratejik bir başarıdır.” ifadelerini kullandı.
Gantz’ın kullandığı ifadeler, İran’a yönelik bir başka saldırıyı (İsrail, İran’ın nükleer programını, bilim insanlarına yönelik suikastlar da dahil defalarca hedef aldı) ya da İsrail’in İran topraklarında yapabileceği ilk açık saldırıyı ihtimal dışı bırakmıyor.
ABD Başkanı Joe Biden’ın, G7 üzerinden verilmesini istediği diplomatik yanıtın gelmesi zaman alabilir.
İsrail, 1 Nisan’da İran’ın Şam’daki büyükelçiliğini hedef aldı ve üst düzey bir İranlı general ile yardımcılarını öldürdü.
Ancak bu saldırı kararı Amerikalılarla koordine edilmemişti. İsrail, İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanlarını öldürme fırsatını, alınabilir bir risk olarak değerlendirmiş olmalı.
İsrail, diplomatik binalarda üst düzey askeri yetkililerin bulunmasının bu binaları meşru bir hedef haline getirdiği yönünde ikna edici olmayan bir argüman sunuyor.
İran’ın bu saldırıya karşılık vereceği hızla belirginleşti. Tahran’ın mesajı imalarla değil, dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kesin ifadeleriyle duyuruldu.
İsrail, ABD ve müttefikleri, İran’ın yaklaşan saldırısı konusunda yeterince uyarıldı.
Biden, hafta sonu gezisinden Beyaz Saray’a dönmek için de zaman bulabildi.
İran saldırıyı süpersonik balistik füzelerle değil, hedeflerine yaklaşırken iki saat boyunca radar ekranlarında kalan yavaş insansız hava araçlarıyla başlatmayı tercih etti.
‘ABD, itidal istiyor’
Bu birçok uzmanın beklediğinden çok daha büyük bir saldırıydı. İran ilk kez kendi topraklarından İsrail’i hedef aldı. 300 civarında insansız hava aracı, seyir füzesi ve balistik füze fırlattı. Bunların neredeyse tamamı, ABD, Birleşik Krallık ve Ürdün tarafından desteklenen İsrail’in hava savunma sistemleri tarafından durduruldu.
Müttefikleri İsrail’e gece boyunca büyük askeri destek verdi. Bu anlamda Biden, İsrail’e “sarsılmaz” güvenlik sözünü yerine getirmiş ve “arkanızdayız” demiş oldu.
Bu desteğe karşın Amerikalılar da İsrail’den itidal bekliyor. Başkan Biden Başbakan Binyamin Netanyahu’ya açık bir mesaj gönderdi: “İran’ın saldırısı engellendi, İsrail zafer kazandı, bu yüzden İran topraklarına askeri saldırılarla karşılık vererek olayı daha fazla tırmandırmayın.”
Konuştuğum üst düzey bir Batılı diplomat, gerilimin daha da tırmanmasını engellemek için bir çizgi çizmenin artık hayati önem taşıdığını söyledi. Bir çizgi, İran’ın da umudu gibi görünüyor. İranlılar, İsrail’in Şam’daki diplomatik yerleşkelerine saldırmasıyla başlayan iki haftalık krizi soğutmak istiyor gibi görünüyor.
İran Cumartesi günü yapılan saldırıda, İsrail’e daha fazla zarar vermeyi ummuş olabilir. Buna karşın İsrail’e olası bir misilleme için daha az neden vermek istemiş de olabilir.
İran, İsrail’in Şam’daki elçilik binasına saldırmasıyla kaybettiği caydırıcılık gücünü geri kazanmak istedi. Ancak İsrail’e doğru sıktığı neredeyse tüm kurşunlar durdurulmuşken aradığı gücü kazanması zor olabilir.
‘Netanyahu memnun olabilir’
Bu İsrail’e yönelik topyekün bir saldırı değildi. İran yıllardır roket ve füze gücünü artırıyor. Tahran’ın elinde çok daha güçlü silahlar bulunuyordu.
Lübnan’daki Hizbullah da saldırıya katılabilirdi ama katılmadı. Hizbullah, roket ve füze cephaneliğiyle İran’ın en güçlü müttefiki durumunda.
Başbakan Netanyahu ise, Gazze’nin manşetlerden uzaklaşmasından bir miktar memnuniyet duyabilir. Bu saldırı sayesinde, rehineler, Hamas’ı ortadan kaldırma ve insani felaket eksenli baskılara karşı biraz olsun nefes aldı.
Daha birkaç gün önce uluslararası kamuoyu, Gazze ablukasının yarattığı açlık nedeniyle Biden ve Netanyahu arasında yükselen sürtüşmeye odaklanmıştı.
Ancak şimdi birlikten bahsediliyor. Netanyahu, ülkesindeki pek çok kişi görevden alınmasını istese de kendisini kararlı ve makul bir lider, halkının koruyucusu olarak sunabiliyor.
Muhaliflerine göre Netanyahu, 7 Ekim’den önceki politikalarıyla Hamas’ın İsrail’in savunmasız olduğuna inanmasına neden oldu.
Değişmeyen şey ise Amerikalıların topyekün bir Orta Doğu savaşına doğru gidişi durdurmanın yolunu bulmak istemesi.
İsrail’in, İran’ın diplomatik merkezini hedef alması; İran’ın da İsrail’e doğrudan füze saldırısıyla yanıt vermesi ile kırmızı çizgiler aşıldı.
İsrail’deki bazı sağ siyasetçiler, İran’a derhal bir yanıt verilmesi çağrısını yapıyor. Ve bu çağrılar azalmayacak.
G7’deki diplomatların görevi, bölgenin geniş çaplı daha yıkıcı bir çatışmaya girmesini önlemek olacaktır. Hamas’ın İsrail’e saldırmasından bu yana geçen altı ayda, korkulan yöne doğu, yavaş ama istikrarlı bir ilerleyiş devam ediyor.
Eğer İsrail, Biden’ın karşılık vermeme tavsiyesine uyarsa, Orta Doğu coğrafyası biraz nefes alabilir. Gelinen noktanın bu tehlikeli bölümün sonu olabileceği görüşü hiç ama hiç kesin değil.
]]>” İran’a karşı İsrail’i korumak için her şeyi yapacağız”
WASHINGTON – ABD Başkanı Joe Biden, İran ve vekillerinden gelen tehditlere karşı İsrail’e desteklerinin tam olduğunu belirterek, “İsrail’in güvenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida ABD’nin başkenti Washington D.C’de gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmede Gazze’deki insani kriz ile ateşkes ve rehine takası konuları dahil Orta Doğu’daki gelişmeleri ele aldıklarını söyleyen Biden, İran’ın İsrail’e yönelik önemli bir saldırı başlatma tehdidinde bulunduğunu söyledi. Ülkesinin İsrail’e yönelik savunma desteğini yineleyen Biden, “Başbakan Netanyahu’ya da söylediğim gibi, İran ve vekillerinden gelen bu tehditlere karşı İsrail’in güvenliğine olan bağlılığımız tamdır. Tekrar söylememe izin verin. İsrail’in güvenliğini korumak için elimizden gelen her şeyi yapacağız” şeklinde konuştu.
“Japonya ABD ortaklığı küresel ittifaka dönüştü”
Japonya ve ABD arasındaki ortaklığın son 3 yılda gerçek anlamda küresel bir ortaklığa dönüştüğünü söyleyen Biden, bunda Kishida’nın liderliğinin payının büyük olduğunu ifade etti. Savunma ve güvenlik işbirliğini güçlendirmek için önemli adımlar attıklarını vurgulayan Biden, “Japonya, ABD ve Avustralya’nın ilk kez hava, füze ve savunma unsurlarından oluşan bir ağ oluşturacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Ayrıca Japonya ve Birleşik Krallık ile üçlü bir askeri tatbikat gerçekleştirmeyi de sabırsızlıkla bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“En büyük yabancı yatırımcıyız”
Ekonomik alandaki ilişkilerin de hiç bu kadar güçlü olmadığına dikkat çeken Biden, “Japonya, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük yabancı yatırımcıdır. Biz de Amerika Birleşik Devletleri olarak Japonya’daki en büyük yabancı yatırımcıyız. Yaklaşık 1 milyon kişi Amerikalı Birleşik Devletleri’ndeki Japon şirketlerinde çalışıyor” dedi.
Biden, güçlü ekonomik ilişkilere örnek olarak, Toyota’nın Kuzey Carolina’da binlerce kişiye istihdam sağlayacak devasa bir batarya üretim tesisi için 8 milyar dolarlık yatırım yapma planını gösterdi.
Çin ile diyaloğu sürdürme kararı
Japonya Başbakanı Fumio Kishida ise, iki ülke ilişkilerinin savunma başta olmak üzere her alanda geliştiğini belirterek, “Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi temelinde savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye kararlı olduğunu ifade ettim ve Başkan Biden bu çabalara güçlü destek verdiğini yineledi” dedi. Japonya – ABD ittifakının caydırıcılık ve mukabele yetenekleri ile güvenlik ve savunma işbirliğini güçlendirme konusunda mutabık kaldıklarını söyleyen Kishida, “Nerede olursa olsun statükoyu güç veya baskı yoluyla değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimlerin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve bu tür eylemlere karşı müttefiklerimiz ve benzer düşünen uluslarla işbirliği içinde karşılık vermeye devam edeceğimizi yineledik” ifadelerini kullandı. Çin eksenli zorluklara karşı yakın koordinasyonu sürdüreceklerini kaydeden Kishida, “Çin ile diyaloğumuzu sürdürmenin ve ortak zorluklar karşısında Çin ile işbirliği yapmanın önemini teyit ettik” şeklinde konuştu.
“İki devletli çözüm için işbirliğini sürdüreceğiz”
Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın önemini de ele aldıklarını vurgulayan Kishida, meselenin barışçıl yollardan çözümünü teşvik etme konusundaki tutumlarında değişiklik olmadığının altını çizdi. Kuzey Kore tehdidi ve Rusya’nın Ukrayna işgali gibi konuların çözümü için ABD ve diğer paydaş ülkelerle çalışacaklarını ifade eden Kishida “Özgür ve açık Hint-Pasifik” vizyonu çerçevesinde ABD ile işbirliğini sürdüreceklerini vurguladı. Kishida, Gazze’deki insani krizin sona ermesi ve sürdürülebilir bir ateşkesin gerçekleştirilmesi için diplomatik çabaları sürdüklerini belirterek, “Durumun iyileştirilmesi, iki devletli çözümün gerçekleştirilmesi ve bölgenin istikrara kavuşturulması için yakın işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldık” dedi.
]]>Bir hafta önce yapılan ve dün yayımlanan röportajında Biden, Netanyahu hakkında “Yaptığı şeyin hata olduğunu düşünüyorum. Yaklaşımına katılmıyorum” dedi.
Biden, Gazze’nin önümüzdeki altı ila sekiz hafta içinde “tüm gıda ve ilaçlara tam erişimi” olması gerektiğini söyledi.
ABD’nin savaşa desteğinin devam etmesinin İsrail’in daha fazla gıda ve ilaç girişine izin vermesine bağlı olduğu uyarısında bulundu.
Biden, “İsraillileri ateşkes çağrısı yapmaya ve önümüzdeki altı, sekiz hafta boyunca ülkeye giren tüm gıda ve ilaçlara tam erişim izni vermeye çağırıyorum” dedi.
Biden daha önce Hamas’ın ateşkesi kabul etmesi ve kalan rehineleri serbest bırakması gerektiğini söylemişti.
İsrail, Gazze’ye yardımların girişini ve dağıtımını engellediğini reddediyor ve sahadaki Birleşmiş Milletler kuruluşlarını, girmesine izin verilen yardımları ihtiyacı olan insanlara ulaştıramamakla suçluyor.
Biden’ın mülakatı, Nisan ayı başında Gazze’de insani yardım faaliyetlerinde bulunan World Central Kitchen’ın 7 personelinin İsrail’in hava saldırısında öldürülmesi sonrasında yapıldı ve ABD’de İspanyolca yayın yapan Univision TV’de yayımlandı.
İsrail, WCK çalışanlarının “yanlış kimlik tahmini” sonucu hedef alındığını savunmuş ve iki komutanını görevden almıştı.
İsrail ile Hamas arasında haftalardır süren görüşmelerden ateşkes anlaşması çıkmadı, ancak uluslararası baskı giderek artıyor.
Netanyahu’dan Refah saldırısı açıklaması
Pazartesi günü yayınlanan bir video mesajında Netanyahu, İsrail güçlerinin Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldıracağını söylemişti.
Mısır sınırındaki kentin nüfusu Gazze’nin kuzeyinden göçlerle 1,5 milyona ulaştı.
Saldırının zamanına dair bilgi vermeyen, ancak tarihinin belirlendiğini aktaran Netanyahu, Salı günü bir askeri üssü ziyareti sırasında da Refah saldırısı için “Dünyadaki hiçbir güç bizi durduramayacak” dedi.
ABD’li yetkililer, Başkan Joe Biden ile Netanyahu arasında geçen hafta yapılan telefon görüşmesinin ardından böyle bir operasyona itirazlarını yineledi.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller, “Refah’a yönelik geniş çaplı bir askeri işgalin orada mahsur kalan siviller üzerinde son derece zararlı bir etkisi olacağını” ve “nihayetinde İsrail’in güvenliğine zarar vereceğini” söyledi.
Blinken Salı günü yaptığı açıklamada İsrail’in Refah’ta “operasyon için herhangi bir tarihi” Washington ile paylaşmadığını belirtti.
Gelecek hafta Washington’da yapılacak yeni görüşmelerden önce İsrail’in bir işgal başlatmasını beklemediğini kaydetti.
İsminin açıklanmaması kaydıyla AFP’ye konuşan bir hükümet kaynağı, savunma bakanlığının internet sitesinde yer alan bir belgeye göre İsrail’in saldırı öncesinde Refah’ı boşaltmak için yaptığı hazırlıkların bir parçası olarak 40 bin büyük çadır için ihale açtığını söyledi.
Ateşkes görüşmeleri
Ateşkes müzakereleri Katar, Mısır ve ABD arabuluculuğunda Kahire’de yürütülüyor.
Bir Hamas kaynağı, son ateşkes önerisine göre çatışmaların altı hafta boyunca duracağını, Gazze’deki 40 kadar kadın ve çocuk rehinenin İsrail’in elindeki yüzlerce Filistinli mahkûmla takas edileceğini ve günde 500 kadar yardım kamyonunun Gazze’ye gireceğini söyledi.
Arabulucu Katar, Hamas’ın yanıtını beklerken, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Hamas’ın kamuoyuna yaptığı bazı açıklamaların “cesaret verici olmaktan uzak” olduğunu söyledi.
Hamas daha önce yaptığı açıklamada arabulucu ülkelerin çabalarını “takdir ettiğini” söylemiş ancak İsrail’i Gazze’deki güçlerini tamamen geri çekmesi de dahil olmak üzere taleplerine yanıt vermemekle suçlamıştı.
En büyük müttefiki ABD’nin artan baskısına rağmen Netanyahu, İsrail’in “tüm rehineleri” geri getirme ve Hamas’ı yok etme hedeflerinin arkasında olduğunu vurguladı.
]]>Giderek daha da sertleşen bir dille Gazze’de yaşananlardan duydukları rahatsızlığı hem İsrail’e hem de dünyanın kalanına aktardılar.
BM Güvenlik Konseyi’nden ilk kez geçen ateşkes kararı, Başkan Biden’ın sözlerin yeterli olmadığına karar verdiğini gösteriyor.
İsrail Gazze’yi hedef alma biçimine karşı diplomatik korumanın kaldırılması önemli bir adım.
Bu, Beyaz Saray ile İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki çatlağın da derinleştiğini gösteriyor.
Başbakan Netanyahu, karar sonrası ülkesinin en önemli müttefikine sözlü tepki ile karşılık verdi. ABD’nin veto hakkını kullanmama kararını kınadı ve bunun sürdürdükleri savaşa ve rehineleri serbest bırakma çalışmalarına zarar verdiğini iddia etti.
Joe Biden ve yardımcıları bu kınamayı aşırı nankör olarak değerlendirebilir.
Biden 7 Ekim’den bu yana İsrail ihtiyaç duyduğu tüm askeri ve diplomatik yardımı sağladı.
Rehinelerin özgür bırakılması ve Hamas’ın yok edilmesi hedefini paylaşsa da Biden, bunun “doğru şekilde” yapılmasını istiyor.
Savaşın yıkıcı ilk haftalarında Başkan Biden, İsrail’i, İkiz Kule saldırıları sonrası ABD’nin içine düştüğü gibi “öfkeden kör olmaması” uyarısını yaptı.
Biden İsrail’e gitti, 7 Ekim’den önce de çok sıcak bir ilişki içinde olmadığı Netanyahu’yu kucakladı.
Başbakan Netanyahu ise ABD’nin temkinli hareket etme çağrıları gölgesinde İsraillilere “tam bir intikam” sözü veriyordu.
O tarihten bu yana çoğu sivil olmak üzere 30.000’den fazla Filistinli, çoğunluğu ABD tarafından sağlanan silahlarla öldürüldü.
Bugün Gazze harabeye dönmüş durumda. Filistinli siviller açlık tehdidi ile karşı karşıya.
Başkan Biden ise İsrail, güneydeki Refah’a saldırı hazırlığında olduğunu tekrarlarken ve çok daha fazla ölüm ihtimali olasıyken, çağrılarının göz ardı edilmesinden bıkmış görünüyor.
İsrail, savaş hukukuna uyduğunu iddia etmeyi sürdürüyor ve Gazze halkına insani yardım yapılmasını engellediğini de reddediyor.
Ancak İsraillilerin doğruyu söylemediğine dair kanıtlar birikiyor. İsrail ve Mısır’daki yiyecek depolarından birkaç kilometre uzakta çocuklar açlıktan ölüyor.
Amerikalılar ve dünyanın kalanı, BM ve diğer yardım kuruluşlarının Gazze’deki kıtlığa dair sunduğu kanıtların farkında.
ABD ordusu hava ve deniz yoluyla Gazze’ye yardım sokmaya çalışırken, İsrail ise Gazze’nin kuzeyine arabayla yarım saat uzaklıktaki Aşdod Limanı’ndan yalnızca küçük miktarların geçişine izin veriyor.
Amerikalılar, Ramazan ateşkesi kararını veto etmeyerek, aynı zamanda İsrail’e sağladığı imkanlar üzerinden gelen suçlamaları da püskürtmeyi amaçladı.
Beyaz Saray, Tel Aviv’e, uluslararası baskı dokunulmazlığının sınırı olduğunu göstermeye çalışıyor.
Güvenlik Konseyi kararları uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendiriliyor. İsrail şimdi, hem Hamas’ın hem de BM’deki Filistin temsilcisinin memnuniyetle karşıladığı karara uyup uymayacağına karar verecek.
Netanyahu, koalisyon hükümetindeki aşırı milliyetçilerin desteğine güveniyor.
Bu koalisyon ona, kararı görmezden gelme çağrısı yapacak. Ancak karar görmezden gelinirse ABD’nin buna yanıt vermesi gerekecek.
Başkan Biden’ın baskı anlamında elindeki en büyük koz, İsrail’e askeri nakliye uçakları ile sağlanan silahlar.
ABD İsrail ittifakının derin kökleri bulunuyor.
ABD Başkanı Harry Truman, 1948’de İsrail bağımsızlığını ilan ettikten 11 dakika sonra ülkeyi tanıdıklarını duyurmuştu.
Ancak iki ülke ilişkileri çıkarlar söz konusu olduğunda zaman zaman gerildi.
Bu, Binyamin Netanyahu’nun Beyaz Saray’ı ilk kez çileden çıkarışı değil.
1996’da İsrail’in başbakanı olduğundan beri bunu düzenli olarak yapıyor.
Ancak Netanyahu’nın meydan okuyuşu hiçbir zaman bu kadar uzun süreli ya da sert olmamıştı. ABD-İsrail ittifakındaki hiçbir kriz, Gazze savaşının neredeyse altı ayında gelişen kriz kadar ciddi olmamıştı.
]]>Temsilciler Meclisi’ndeki tek Filistinli Demokrat üye Rashida Tlaib, eyaletteki Müslüman toplumun Biden’a yönelik tepkilerini video mesajında paylaştı.
Seçmenleri Biden yönetiminin İsrail’e destek veren ve Gazze’de ateşkese karşı çıkan politikalarını protesto etmek için ön seçimlerde “kararsız oy” kullanmaya çağıran Tlaib, “Sesimizin daha gür çıkmasını istiyorsanız buraya gelin ve kararsız oy atın.” ifadesini kullandı.
Söz konusu video, ön seçimlerde 10 bin “kararsız oya” ulaşmayı ve kasım ayındaki başkanlık seçiminde Biden’a bir uyarı mesajı göndermeyi amaçlayan “Michigan’ı Dinle” kampanyasının bir parçası olarak yayımlandı.
ABD’deki ön seçimlerde partilerin oy pusulalarında “kararsız oy” seçeneği bulunuyor. “Kararsız oy”, seçmenin desteklediği partiye oy verdiğine, ancak listedeki adaylardan herhangi birini onaylamadığına işaret ediyor.
Washington yönetiminin İsrail’in Gazze saldırılarına verdiği destek nedeniyle başlatılan “Abandon Biden” (Biden’ı terk et) kampanyasının öncüsü Filistin kökenli Khaled Tuurani, AA muhabirine, “Topluluğumuz Joe Biden’a soykırımı durdurması, Gazze’deki Filistinlilerin üzerine bomba yağdıran İsrail’i silahlandırmayı bırakması için pek çok mesaj göndermeye çalıştı. Ancak başkan bizi dinlemedi.” diye konuştu.
“Soykırımdaki suç ortaklığı rolü” nedeniyle Biden’ı cezalandırmak istediklerini vurgulayan Tuurani, “Kararsız oy sadece bir mesaj. Kasım ayında seni (Biden) görevden almak konusunda gerçekten ciddi olduğumuzu bilsinler.” dedi.
Tuurani, “Abondon Biden kampanyasıyla Joe Biden’ın seçimi kaybedeceğinden, tek dönemlik bir başkan olacağından ve kaybetmesinin her zaman Gazze’deki soykırımla ilişkilendirileceğinden emin olacağız.” değerlendirmesini yaptı.
“Tarihin, Biden’ın Filistinlilere yaptıkları yüzünden başkanlığı kaybettiğini yazmasını istiyorum”
Detroit İslam Merkezi’nden Filistin asıllı İmam İmran Salha ise önceden Biden’ın bir “ahlak timsali” olduğunu düşünmediğini ancak “bir Trump da olmadığını” değerlendirdiğini belirterek, “Ama şimdi gelinen noktada gerçek şu ki Donald Trump soykırım yapmadı. Başkan Joe Biden yaptı.” ifadelerini kullandı.
Salha, 37 yaşındaki bir kadın akrabasının, kocası ve oğluyla köyüne giderken aracında vurularak öldürüldüğünü anlatarak, Biden’ın politikalarından kişisel olarak nasıl etkilendiğini söyledi.
İmran Salha, “Eğer Joe Biden’ın adının yazılı olduğu oy pusulasını imzalarsam, o oy pusulasını imzalamak için kullanacağım mürekkep, onun ve Gazze’deki 40 binden fazla masum sivilin kanından olacaktı.” şeklinde konuştu.
Beyaz Saray’dan gelen üst düzey yetkililerle görüşme davetini reddettiğini aktaran Salha, “Tarihin, Başkan Joe Biden’ın Filistinlilere yaptıkları yüzünden başkanlığı kaybettiğini yazmasını istiyorum.” dedi.
Salha, “Araplar, Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve tüm vicdan sahibi insanlar olarak” bir sonraki başkanın kim olacağını seçme gücüne sahip olmadıklarının, ancak Filistin’i destekleyenlerin bir başkanı iktidardan edebilecek güce sahip olduklarını kanıtlayacaklarının altını çizdi.
İmran Salha, Biden’a seslenerek, “Biden, (İsrail Başbakanı) Binyamin Netanyahu’yu tatmin etmek için Amerikan demokrasisini yok etmeye değer miydi?” diye sordu.
“Arap kökenli Amerikalıların oyları hafife alınmamalı”
Michigan’da yaşayan ve soy ismini vermek istemeyen Arap kökenli Amerikalı Rebecca da kararsız oy kullanmayı planladığını belirterek, “Arap kökenli Amerikalıların oyları artık hafife alınmamalı. Sesimizin gür ve net bir şekilde duyulacağını umuyoruz ve bu oylamayla Gazze’ye açık bir destek mesajı göndermeyi umuyoruz.” diye konuştu.
Rebecca, sadece Arap kökenli Amerikalılarla değil diğer etnik gruplarla da birlikte çalıştıklarını ifade ederek, ateşkes mesajı verdiklerini vurguladı.
“Abandon Biden” kampanyasının aksine kendisinin şu an ön seçimlere odaklandığını dile getiren Rebecca, “Yine de gözümüzü kasım ayından ayırmamalıyız. Trump’ı tekrar görevde görme ihtimali, sadece Arap ya da Filistin kökenli Amerikalılar için değil, her türlü azınlık için dehşet verici bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>ABD Başkanı Joe Biden ile Almanya Başbakanı Olaf Scholz Beyaz Saray’da bir araya geldi. Görüşmenin başında konuşan Biden, Rusya’ya karşı Ukrayna’ya yardım konusuna değindi. Biden, Almanya Başbakanı Scholz’e, “Kimsenin yapılamayacağını düşündüğü bir şeyi yaptınız. Bu yıl Almanya’nın Ukrayna’ya askeri yardımını ikiye katladınız. Bu gerçekten önemli. Artık ayağa kalkıp üzerimize düşeni yapmalıyız. Bugün, bu yaz burada yapılacak 75. NATO Zirvesi öncesinde NATO’yu güçlendirmek için birlikte yapacağımız çalışmaları da ele alacağız” dedi. Biden ayrıca rehinelerin serbest bırakılması da dahil olmak üzere Orta Doğu’daki son gelişmeleri, devam eden müzakereleri, Gazze Şeridi’ndeki sivillere insani yardımın arttırılması ve iki devletli bir çözüm konularını masaya yatıracaklarını kaydetti.
İki devletli çözümü işaret eden Biden, “Bunun mümkün olduğunu düşünüyorum. Çok çalışmamız gerekecek ama sanırım bunu yapabiliriz” diye konuştu.
“Putin, komşularının topraklarının bir kısmını almak istiyor”
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise, “Almanya ve ABD’nin dünyada barışı korumak için bir rol oynaması gerekiyor. Bu özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hala devam eden saldırganlığı açısından önemli. Putin’in verdiği saçma röportajı gördüğümüzde, bu savaşın tarihi hakkında her zaman çok fazla yalan söylediğini anlıyoruz çünkü bunu neden yaptığını anlamak çok kolay. Komşularının topraklarının bir kısmını almak istiyor, emperyalist. Ukrayna’yı desteklemek ve onlara ülkelerini savunma şansı vermek için elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Böylece, Avrupa’da bütçeye gerekli mali desteği sağlamaya yönelik kararları almış olmamızdan ve ayrıca Almanya’nın silah teslimatı konusunda desteğini artırmaya hazır olmasından çok mutluyum. Umarım Kongre de gerekli desteğin sağlanması konusunda bir karar verecektir, çünkü ABD’nin desteği ve Avrupa devletlerinin desteği olmadan Ukrayna’nın kendi ülkesini savunma şansı olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Scholz, “Orta Doğu’daki duruma bakarak özellikle kalıcı bir barış için gerekli olan iki devletli çözüm üzerinde birlikte çalışmamızın gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum. Eminim ki ABD ve Almanya aynı çizgide” şeklinde konuştu.
Ukrayna, Orta Doğu’daki gerilim ve Filistin devletinin kurulması ele alındı
Scholz ve Biden daha sonra ikili görüşmeye geçti. Beyaz Saray’dan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamaya göre Biden ve Scholz, Rusya’ya karşı mücadelesinde Ukrayna’ya kararlı desteklerini yineledi. Biden, Almanya’nın Ukrayna’nın savunmasına yaptığı örnek teşkil eden yardımlarına övgüde bulundu. Scholz de ABD’nin sürekli desteğinin önemli olduğunun altını çizdi. İki lider ayrıca, Orta Doğu’da bölgesel gerilimin önlenmesine yönelik çabaları ele aldı, Gazze’deki sivilleri koruma ve hayat kurtaran insani yardım dağıtımını artırma zorunluluğunun da önemine dikkat çekti. İkili, hem İsrailliler hem de Filistinliler için İsrail’in güvenliğinin garanti altına alındığı bir Filistin devletinin kurulmasını da içeren kalıcı bir barışın şartlarının belirlenmesi konusunda görüş alışverişinde bulundu. Washington’da yapılacak NATO Zirvesi’ni ele alan Biden ve Scholz, mevcut jeopolitik zorluklarla mücadelede transatlantik ilişkinin gücünün de önemli olduğuna dikkat çekti. – WASHINGTON
]]>SORUŞTURMA RAPORUNU KAMUOYUNA AÇIKLADI
ABD’de Özel Yetkili Savcı Robert Hur, Biden’ın evinden çıkan gizli belgelerle ilgili soruşturma raporunu kamuoyuna açıkladı. Hur, Biden’ın elindeki gizli belgeleri isteyerek tuttuğunu, ancak soruşturmanın başından itibaren savcılık ekibiyle işbirliği yapması ve belgelerin öncesi ve sonrasına ilişkin pek çok detayı hatırlayamaması gibi nedenlerle ABD Başkanı’na yönelik bir suçlamada bulunmayacaklarını dile getirdi.
“BIDEN KENDİSİNİ HAFIZASI ZAYIF YAŞLI BİR ADAM OLARAK SUNACAKTIR”
Özel Yetkili Savcı Hur, halen görevde olması sebebiyle Biden’a yönelik cezai bir kovuşturma yapılması mümkün olmasa da bu sonuca ulaştıklarını ifade etti. Hur, raporunda, Biden’ın gizli belgeleri isteyerek elinde tuttuğuna ancak soruşturma sürecindeki “iyi haline” atıf yaptıktan sonra, “Bir duruşmada Bay Biden muhtemelen kendisini jüriye karşı sempatik, iyi niyetli ve hafızası zayıf yaşlı bir adam olarak sunacaktır, aynen bizimle görüşmesinde olduğu gibi” diye konuştu.
Özel Yetkili Savcı Robert Hur.“KÜÇÜK OĞLUNUN ÖLÜM TARİHİNİ HATIRLAMIYOR”
Biden’a yönelik suçlama olmamasına rağmen raporda yer alan ve kendisinin hafızasının başkanlık yapmaya elverişli olup olmadığına ilişkin tartışmaları alevlendirmesi beklenen ifadeler Amerikan medyasının da dikkatini çekti. Raporda, Biden’ın, küçük oğlu Beau Biden’ın ölüm tarihini tam olarak hatırlayamadığı şeklindeki bazı detaylara da yer verildi. Raporda ayrıca, Biden’ın evinden çıkan gizli belgelerde Afganistan savaşı ile ilgili belgelerin çoğunlukta olduğu ve Biden’ın o dönem karşı oy kullanmış olması sebebiyle bu konuya özel ilgisinin olduğuna da dikkati çekildi. Biden, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın evinden çıkan çok sayıda gizli belgeyle ilgili olarak ciddi eleştirilerde bulunmuş ve Trump’ın ulusal güvenliği ihlal ettiğini savunmuştu. Trump’la ilgili dava süreci ise halen devam ediyor.
BIDEN’IN OFİS VE EVİNDEN ÇIKAN GİZLİ BELGELER
Biden’ın danışmanlarından Richard Sauber, 9 Ocak 2023’te yaptığı açıklamada, Biden’ın, Penn Biden Merkezindeki kişisel ofisinde, 2 Kasım 2022’de başkan yardımcılığı görevi döneminden kalan bazı “gizli bilgiler içeren az sayıda belge”nin bulunduğunu söylemişti. Belgelerin “kilitli bir dolapta” bulunduğunu belirten Sauber, belgeler bulunur bulunmaz Biden’ın kişisel avukatlarının Beyaz Saray ve devletin ulusal arşivlerle ilgili kurumlarıyla iletişime geçtiğini açıklamıştı.
Biden, ofisinden gizli belgeler çıktığını duyduğunda “şaşırdığını” söyleyerek, belgelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığını kaydetmişti. 21 Ocak’ta ise Biden’in Senatoda ve başkan yardımcılığı yaptığı dönemlere ait 6 gizli belge daha bulunmuştu. Adalet Bakanlığı, söz konusu belgelere ilişkin inceleme yapmak üzere özel yetkili savcı Robert Hur’u atamıştı. Biden’dan önce, FBI ajanlarının 8 Ağustos 2022’de Trump’ın Palm Beach’teki Mar-a-Lago malikanesinde yaptıkları aramada, gizli belgelerin ortaya çıkması ülkede uzun süre tartışılmış, Biden, “Biri nasıl bu kadar sorumsuz olabilir?” diyerek Trump’ı eleştirmişti. Bir süredir Biden’ın ofis ve evinde gizli belgelerin ortaya çıkmasıyla şimdi de Cumhuriyetçiler Biden’a yönelik eleştirilerde bulunuyor.
]]>ABD Başkanı Biden, Güney Carolina’daki seçim kampanyasında, ülkedeki ana gündem maddelerinden biri olan sınır güvenliği sorununa ilişkin konuştu. Geçtiğimiz gün Teksas Valisi Greg Abbott’un Meksika sınırına ulusal muhafızları yerleştirmesi ve sınıra dikenli tel koymasıyla başlayan süreçte Cumhuriyetçi 25 eyalet Abbott’a destek verip bildiri yayınlamıştı. ABD yönetimine tepki gösteren Abbott, sınırdan geçen Meksikalı göçmenlerin sayısından yakınarak merkezi hükümete çözüm çağrısı yapmıştı.
“SINIRI HEMEN KAPATIRIM”
Biden ise bugün yaptığı açıklamada, hükümetin Kongre’ye önerdiği sınır güvenliği tasarısının onaylanması halinde ABD-Meksika sınırını hemen kapatacağını belirtti. Biden konuşmasında, “İki partili bir yasa tasarısı Amerika için iyi olacak. Bozulan göçmenlik sistemimizi düzeltmeye yardımcı olmak ve burada olmayı hak edenlere hızlı erişim sağlamak için Kongre’nin bunu geçirmesi gerekiyor.” dedi. Biden, tasarının başkan olarak kendisine, tekrar kontrol altına alınana kadar sınırı kapatma konusunda acil durum yetkisi vereceğini dile getirerek, “Eğer bu tasarı bugün yasalaşsaydı, sınırı hemen kapatır ve hızla düzeltirdim.” diye konuştu.
YETKİ İÇİN SINIRDAN GEÇEN DÜZENSİZ GÖÇMEN SAYISININ GÜNLÜK 5 BİNİ GEÇMESİ LAZIM
Biden hükümetinin Kongre’ye sunduğu tasarı, sınırdan geçen düzensiz göçmen sayısının günlük 5 bini geçmesi halinde Başkan’a sınırı kapatma yetkisi veriyor. Tasarı, 14 milyar doları sınırda güvenliği sağlayacak yeni devriye kuvvetleri oluşturulması, düzensiz göçmenlerin işlemlerini hızlandıracak personel ve ekipman alımını içeren 110 milyar dolarlık acil yardım paketinin de onaylanmasını gerektiriyor.
CUMHURİYETÇİLER UKRAYNA’YA YAPILACAK ASKERİ YARDIMA KARŞI ÇIKIYOR
Biden’ı sınırları korumamakla eleştiren Cumhuriyetçiler, özellikle söz konusu paketin içinde Ukrayna’ya yapılacak askeri yardım kalemine karşı çıkıyor. Öte yandan, ABD Sınır Devriyesi yetkilileri, kasım ayına göre yüzde 31 artışla geçen ay sınırdan geçen yaklaşık 250 bine yakın düzensiz göçmeni gözaltına aldıklarını, bazı günler sınırdan geçen düzensiz göçmen sayısının 10 bini aştığını açıkladı. Aralıkta yakalanan düzensiz göçmenler içinde 56 binle Meksikalıların çoğunlukta olduğu, bunu 47 bine yakın kişiyle Venezuelalı göçmenlerin izlediği bilgisi verildi.
DİKENLİ TEL KRİZİ SÜRÜYOR
Diğer yandan, Biden hükümeti ile Cumhuriyetçi Teksas Valisi Gregg Abbott arasındaki “dikenli tel krizi” de devam ediyor. ABD Yüksek Mahkemesinin Meksika sınırının Rio Grande Nehri boyunca Teksas tarafından çekilen dikenli tellerin kaldırılması kararının ardından Teksas Valisi Abbot ile Başkan Joe Biden arasındaki anlaşmazlık tırmanmıştı. Teksas Ulusal Muhafızları, mahkeme kararına rağmen 23 Ocak’ta ABD sınır devriyesinin işini yapmasına izin vermemiş, dikenli telleri yerleştirmeye devam etmiş, 25 Cumhuriyetçi eyaletin valileri de ortak bir bildiriyle Teksas’ın yanında olduklarını açıklamıştı.
]]>Netanyahu, ABD’nin gelecekteki bir Filistin devleti konusundaki baskısını açıktan reddetti ve saldırının “tam zafere kadar” devam edeceğinde ısrar etti.
Ancak savaş kabinesi üyesi Gadi Eisenkot, Hamas’ın “mutlak yenilgisini” savunanların “doğruyu söylemediğini” belirtti.
Emekli general Eisenkot’un oğlu Gazze’de savaşırken öldürülmüştü.
Ayrıca Netanyahu’nun 7 Ekim’de ülkesini koruyamadığı için “kesin ve açık bir sorumluluğu” paylaştığını söyledi ve İsrail’in mevcut liderliğine “güven olmadığını” belirterek yeni seçimler yapılması çağrısında bulundu.
Hamas, İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıda yaklaşık 1300 kişiyi öldürmüş ve 240 kişiyi rehin almıştı.
Başbakan Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın neredeyse hiç konuşmadıklarına dair haberlerle birlikte kabine içindeki gerilim, İsrail ve Batılı müttefikleri arasındaki uçurumun genişlediği bir döneme denk geldi.
Netanyahu’nun Filistin devletine ilişkin yorumlarının ardından Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Kirby, ABD ve İsrail’in “olayları açıkça farklı gördüğünü” söyledi.
Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de İsrail’in güvenlik sorunlarının bir Filistin devleti olmadan çözülemeyeceğini söyledi.
Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın Cuma günü yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu ile iki devletli çözüm konusunu ele aldığını açıkladı.
Daha sonra Washington’da gazetecilere konuşan Biden, bir gazetecinin Netanyahu’nun görevde olduğu bir dönemde iki devletli bir çözümün imkansız olup olmadığı sorusuna “Hayır, öyle değil” diye yanıt verdi.
Biden “İki devletli çözümün çeşitli türleri var. BM üyesi olup da… kendi orduları olmayan bir dizi ülke var” dedi.
Ancak Netanyahu kariyeri boyunca Filistin devletine karşı çıktı ve daha geçen ay bunu engellemiş olmaktan gurur duyduğunu söyleyerek övündü.
Hamas yönetimindeki sağlık bakanlığına göre Gazze’de ölenlerin sayısı 25.000’e yaklaştı.
Biden yönetiminin Netanyahu’nun iki devletli çözüme yaklaşımına dair yeni yalanlamasının zamanlaması, artan uluslararası izolasyon hissini artırabilir.
ABD bu çatışma sırasında İsrail’in askeri stratejisini etkilemeye çalıştı: Gazze’de kapsamlı hava saldırıları yerine daha hassas güdümlü saldırılar düzenlenmesi; kara harekatının ertelenmesi ya da sona erdirlmesi; ve İsrail’in gelecekteki bir Filistin devletine komşu olacağı ve Filistin Yönetimi’nin de bir rol üstleneceği iki devletli bir çözüm için görüşmeler yapılması çağrısında bulundu.
Ancak bu çağrılar ABD’li yetkililerle yapılan gergin toplantılarda Netanyahu tarafından sık sık reddedildi ve bazı Amerikan çevrelerinde Başkan Biden’ın İsrail’e verdiği koşulsuz destekten duyulan hayal kırıklığını derinleştirdi.
Savaşta ölümlerin arttığı bir ortamda İsrail’in müttefikleri, kalıcı barışı sağlamanın tek yolu olarak iki devletli plana yeniden hayat verilebileceğini umuyor.
Ancak Netanyahu’nun yorumları bunun tam tersini istediğini gösteriyor. Bu pozisyonun ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olması beklenen Donald Trump’ın seçilmesi halinde gelecekteki yönetimiyle daha uyumlu olacağını umuyor ve ona İsrail yanlısı destekçilerini toparlamak için malzeme sağlıyor.
İsrail’de giderek daha az sevilen bir başbakan, hükümetini destekleyen aşırı sağa geri dönüyor.
Yakın zamanda yapılan bir ankete göre İsraillilerin sadece yüzde 15’i savaştan sonra da onun görevde kalmasını istiyor.
İsraillilerin çoğu Hamas’a karşı askeri harekâtı desteklemeye devam ederken, çoğunluk artık Hamas’ı yok etmek gibi imkânsız bir hedef yerine kalan 130 kadar rehineyi geri getirmeye öncelik verilmesini istediklerini söylüyor.
Netanyahu’nun gelecekte kurulacak bir Filistin devletine ilişkin son yorumları da Arapların çatışmada arabuluculuk yapma girişimlerinin reddedilmesi anlamına geliyor.
Suudi Arabistan, iki devletli bir çözümü içeren bir ateşkes anlaşmasının parçası olarak İsrail ile ilişkileri normalleştirme ödülünü önüne koydu.
Ancak İsrail başbakanı siyasi geleceğini sert bir Filistin karşıtlığına bağlamış görünüyor.
İsrail tarihinin en kötü saldırıları onun döneminde gerçekleştikten sonra “güvenlik” söylemiyle öne çıkamaz.
Artık ” Bağımsız Filistin Yok” söylemine sarılacak. Bu pozisyonun, başbakanını giderek daha fazla sevmese de yanı başında bir Filistin devletini düşünemeyecek kadar travma geçiren halkın ruh haliyle uyuşacağına inanıyor.
]]>ABD Başkanı Joe Biden, 6 Ocak 2021’de Kongre binasına gerçekleştirilen baskınının 3. yıl dönümü ve seçim kampanyasının başlangıcı kapsamında Pensilvanya eyaletinin Valley Forge bölgesinde düzenlenen etkinlikte konuştu. İlk seçim konuşmasında önceki ABD Başkanı Donald Trump’ı hedef alan Biden, “Bugün en önemli soruları yanıtlamak için buradayız. Demokrasi hala ABD’nin kutsal davası mıdır? Demokrasinin hala ABD’nin kutsal davası olup olmadığı çağımızın en önemli sorusudur ve 2024 seçimlerinin meselesi de budur. Donald Trump’ın kampanyası kendisiyle ilgili, ABD ile ilgili değil, sizinle ilgili değil. Donald Trump’ın kampanyası geleceğe değil, geçmişe takıntılı. Demokrasimizi yok etmeye, kendini iktidara getirmeye hazır. Bizim kampanyamız farklı” ifadelerini kullandı. Biden, “3 yıl önce öfkeli kalabalığın ABD Kongre Binası’na saldırdığını kendi gözlerimizle gördük. Televizyonu ilk açtığınızda neredeyse olanlara inanamayacak durumdaydınız. Tarihimizde ilk kez isyancılar, ABD’de iktidar devrini ilk kez camları kırarak, kapıları kırarak, polise saldırarak durdurmaya geldi. 140’tan fazla polis memuru yaralandı. Jill ve ben o gün yaşanan olaylar sonucu hayatını kaybeden polis memurlarının cenazesine katıldık. Donald Trump’ın yalanları yüzünden öldüler, ‘çılgın’ olacağına söz verdi ve öyle de oldu. Kalabalığa ‘cehennem’ gibi savaşmalarını söyledi ve kıyamet koptu. ABD içeriden saldırıya uğrarken Donald Trump, olanları Oval Ofis’in dışındaki küçük yemek odasında televizyonda izledi. Tüm halk dehşet içinde izledi. Bütün dünya inanamayarak izledi ve Trump hiçbir şey yapmadı” şeklinde konuştu. Trump’ın o gece kalabalığa “durun” dememesinin ABD tarihinde bir başkanın en kötü görev ihmallerinden biri olduğunu vurgulayan Biden, “Rekor bir sayı olan 81 milyon kişi bana ve onun başkanlığının sona ermesine oy verdi. Trump yarışı 7 milyon farkla kaybetti” dedi. Trump’ın 2020’de yapılan başkanlık seçimlerine hile karıştırıldığına yönelik iddialarına da değinen Biden, “2020 seçimleri konusunda net olalım. Trump, seçimi iptal ettirmek için kullanabileceği her yasal yola başvurdu. Ancak yasalar, Trump’ı benim seçimi kazandığım, kendisinin ise kaybeden olduğu gerçeğine geri götürdü. Elinde tek bir şey kalmıştı, yapabileceği tek bir eylem vardı, 6 Ocak’taki şiddet” diye konuştu.
“Nazi Almanyası ile aynı dili kullanıyor”
Biden, “Trump, Nazi Almanyası ile aynı dili kullanarak ABD’lilerin kanının zehirlendiğinden bahsediyor. 2024 kampanyasını en iyi tanımlayan kelimeleri sosyal medyada gururla paylaşıyor, intikam, güç, diktatörlük. Trump’ın kim olduğu ve ne yapmayı planladığı konusunda herhangi bir kafa karışıklığı yok. Hepimiz Donald Trump’ın kim olduğunu biliyoruz. Cevaplamamız gereken soru şu, biz kimiz? Tehlikede olan şey bu. Biz kimiz? Sadece kim olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor. Biz ABD’yiz. Dünyada her krizden, girdiğimizden her krizden daha güçlü çıkan tek milletiz” ifadelerini kullandı. Biden, Kasım ayında yapılacak başkanlık seçiminde muhtemel rakibi olarak görülen Trump’ı “demokrasiye yönelik temel bir tehdit” şeklinde nitelendirdi. – PHILADELPHIA
]]>