Dulkadiroğlu ilçesindeki Güneşli Kocabaş Evleri’nin 7’nci bloğu, 6 Şubat 2023’teki depremlerde yıkıldı. Enkaz altında kalan 69 kişi hayatını kaybetti, 16 kişi yaralandı. 2019’da yaşamın başladığı apartmanın yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada binayı yapan şirketin ortaklarından Ökkeş Say (41), şantiye şefi Abdullah Üren (33) ile yapı denetim firmasında denetçilik yapan Tebernüş Özyurt (48) tutuklandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporunun ardından soruşturmasını tamamlayan savcı, Ökkeş Say, Abdullah Üren, Tebernüş Özyurt, Abdulkadir Tatar (75), Ahmet Say (46), Ali Taş (52), Kerim Sönmez (37), Mücahit Kır (34) ve Ökkeş Kır (48) hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 22,5’ar yıl hapis istemiyle iddianame düzenleyerek 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.
SAVCI, SORUŞTURMA İZNİ İSTEDİ
Savcı, bilirkişi raporunda tali kusurlu gösterilen dönemin Dulkadiroğlu Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Arzu Özaydın, elektrik elektronik mühendisi Öner Gürbüzel ile mimar Serap Binici’nin dosyasını ayırıp, haklarında ‘Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ ve ‘Görevi kötüye kullanma’ suçlarından soruşturma başlatmak için Dulkadiroğlu Kaymakamlığı’ndan izin istedi. Bunun üzerine kaymakamlıkta oluşturulan heyet, talebi değerlendirerek rapor hazırladı. Talebi inceleyen kaymakamlık; statik proje ve hesap raporlarında beton sınıfının C30/37 olarak hesaplandığı ancak beton basınç deney raporlarında ve yapı denetim tarafından hazırlanan beton döküm tutanaklarında beton sınıfının C25/30 olduğu, uygun malzeme kullanılmadığı, 16’ncı tabliyeye ait beton basınç deney raporunun bulunmadığını belirledi.
SORUŞTURMA İZNİ ÇIKTI
Dulkadiroğlu Kaymakamlığı; şüphelilerin statik hesabı etkileyecek ve projeye aykırı şekilde beton sınıfı kullanılmasına rağmen beton basınç deney sonuçlarını gerekçeleri ile yapı denetim kuruluşuna bildirmeyip, firmanın denetim hizmet bedeline ait hak edişlerini onaylayarak, yapı denetim yönetmeliğine aykırı hareket ettiği gerekçesiyle 3 görevli hakkında soruşturma izni verip, kararı savcılığa gönderdi. İzin sonrası hala belediye görevli olan Arzu Özaydın, Öner Gürbüzel ile Serap Binici hakkında ‘Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ ve ‘Görevi kötüye kullanma’ suçlarından soruşturma başlatıldı.
‘ADALET YERİNİ BULACAK’
Binada eşi ve kızını kaybeden Filiz Besni, kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılmasının önemli olduğunu belirterek, “Kamu görevlilerine soruşturma açılması, çok güzel oldu. Bu karar, bizleri çok memnun etti. İnşallah herkes cezasını çekecek, adalet yerini bulacak” diye konuştu. Deprem gecesi evli kızının yanında olduğunu, siteye geldiğinde enkaz ile karşılaştığını söyleyen Besni, “Elazığ depreminde binamız çok kötü sallandı; her yeri çatladı, çatlamayan hiçbir köşesi kalmadı. Bunu site yönetime bildirdik. Site yönetimi de belediyeye bildirdi. Belediye görevlileri geldi ve her tarafa baktı. Bütün bloklara baktı sadece bizim blokta çatlama olduğunu, binamızın da yerine oturduğunu söyledi. Ama gördük ki bu depremde ilk giden bizim binamız oldu. Binamız, Elazığ depreminde hasar almasına rağmen bize gönül rahatlığı ile ‘Oturabilirsiniz’ dediler. Şimdi bu depremde binamızın yıkılıp, 69 kişinin yaşamına sebep olanların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz” dedi.
]]>Elazığ’da 2 bin 50 TL olan hazır beton fiyatlarının Adıyaman’da 2 bin 950 TL olmasına tepki gösteren Adıyaman İnşaat Müteahhitleri Derneği üyeleri ilgililerden konuyla ilgili yardım istediklerini dile getirdi.
Yapılan zamlardan dolayı ev yapacak yada alacak olan Adıyaman halkının oldukça mağduriyet yaşayacağını belirterek açıklamalarda bulunan Adıyaman İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Bayram Doğru, “Yaşanan asrın felaketiyle devlet, şehirleri ayağa kaldırmak, insanların yıkılan evlerine kavuşması ve hayatın normale dönmesi için verdiği bütün çabalar sürerken, diğer taraftan beton firmaları ise yapılan bütün çabaları sekteye uğratarak insanların hayallerine normal hayatlarına kavuşmasını zorlaştırmak ve daha fazla para kazanmak için her gün zam yapar hale geldiler. Yaşadığımız asrın felaketinden bu güne betona yüzde 200 den fazla zam yapıldı. 250’den fazla sektörü etkileyen inşaat sektöründe beton firmaları 6 şubat depreminde bin TL olan beton fiyatlarını jet hızında artırarak ve 3 gün öncede yapılan yüzde 25’lik artışla 2 bin 950 TL yaparak yıkılmış olan şehrimizde ve depremin yaşandığı 11 ilimizde vatandaşın ev sahibi olma hayalini bitirmiştir. Aynı şekilde 6 Şubat depreminde 70 TL olan çimentonun torbası bugün 185 TL ye çıkmıştır. Beton üretiminin en önemli girdilerinden olan enerjide bir yıldır fiyat artışı olmamasına rağmen çimento sektör temsilcilerinin yaptığı keyfi zam insanların konuta erişmesine büyük darbe vurmaktadır. Sektöre vurulan bu darbeyle inşaatın temel ana maddesi olan çimento; sektörün bütün kalemlerini etkileyecektir. Yapılan bu zam TOKİ konutlarının maliyetinden yerinde dönüşüme bütün kesimleri derinden etkileyecektir. Şehrimizde ve 11 deprem ilinde yapılan deprem konutları nedeniyle en büyük müşterisi olan devlet bu zulme artık dur demelidir. Yapılan bu zamlarla TOKİ konutlarının teslimi gecikecek ve vatandaşa maliyetini önemli derecede etkileyecek aynı zamanda vatandaşın yerinde dönüşüm projeleri hayal olarak kalacaktır. Devlet tarafından yerinde dönüşüm için verilen 750 bin TL kredi, 750 bin TL hibe de yapılan bu zamlarla eriyip gitmiştir. Beton Santralleri ve malzemenin şehir merkezine en yakın olduğu il olmasıyla maliyet daha düşük olması gerekirken tam tersine çevre illere ve Türkiye’nin nerdeyse en yüksek fiyata beton satılan ili durumundayız. Elazığ’da 2 bin 50 TL, Malatya’da 2 bin 280 TL, Şanlıurfa’da 2 bin 400 TL’yken Adıyaman’da bölgede en yüksek fiyatıyla 2 bin 950 TL’ye betonu almaktayız, ve bu fiyat farkını bizler Adıyamanlılar olarak her zaman beton firmalarına ödüyoruz. Beton firmalarına ellerini depremzedenin cebinden çıkararak zamları geri alması, vekillerimizden, belediye başkanımızdan, valimizden kısaca Adıyaman’da sorumluluk his eden herkesten bir an önce Adıyaman’a sahip çıkıp, firmaların zamlarını geri çekmesi için gerekli girişimleri başlatmalıdırlar” diye konuştu. – ADIYAMAN
]]>Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Efeler ilçesine yapılacak olan Işıklı Doğal Yaşam Parkı ve 3 bin kişilik Spor Salonu için temel atma töreni düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen törende, 2 projenin temelini atan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, her fırsatta Aydın’a yeşil alan kazandırdıklarına dikkat çekerek “Betondan uzak, yeşile kucak açan bir belediyeyiz” dedi.
“5 yıldan 5 yıla vaat ederler”
Başkalarının vaat ettiğini, kendilerinin ise her zaman sözlerini yerine getirdiklerini ifade eden Başkan Çerçioğlu; “Biz buraya 3 bin kişilik spor salonu yapıyoruz. Aramızdaki en büyük fark bu. Onlar 5 yıldan 5 yıla vaat ederler ama yapmadan giderler. Biz, verdiğimiz sözleri yerine getiririz. 8 bin 400 metrekare inşaat alanı, 9 bin 200 metrekare, maliyeti de 277 milyon lira. Sizlerden topladığımız vergilerle yapıyoruz. Onlar olsaydı buraya AVM, ticarethane yaparlardı. Onlar çocuklarımızı, gençlerimizi düşünmüyor. 22 yıldır iktidardalar. Turist Ömer de 11-12 yıldır milletvekili. Yaptılar mı hiç böyle bir şey? Yok yapmadılar. Gençlerimizi, çocuklarımızı sadece biz düşünüyoruz. Kıyamıyoruz bu ağaçlara, yeşillere. Zaten her yerde beton var. Aydın’ı şantiyeye çevireceklermiş. Şantiye denince benim aklıma beton, AVM ve rezidanslar geliyor. Buna Aydın halkı izin vermeyecek. Ne Efeler’de ne büyükşehirde ne de 17 ilçede izin vermeyecek” dedi.
“Betonlaşmanın önüne set gerdik”
Işıklı Doğal Yaşam Parkı’nı çok önemsediğini vurgulayan Çerçioğlu; “Bugün burada yine Işıklı Doğal Yaşam Parkı’nın da temelini atacağız. 2 tane temel atma töreni. Bu benim çok önem verdiğim proje. Yine yeşil alan. Toplam 480 bin metrekare üzerinde olacak. Bugün birinci etabını yani 200 bin metrekarelik alanın yapımının temelini atacağız. Neden bu kadar uzun sürdü derseniz, 200 bin metrekarenin kamulaştırması uzun sürdü. Benim elimde olan bir şey değil. Işıklı Doğal Yaşam Parkı’nda yerel ürün uygulama sahaları, tohum parkı tematik bahçeler, doğal yaşam alanları, hayvanat bahçeleri, 9 bin metrekare 3 gölet, seyir terasları, restoranlar, kafeler, otopark, güneş enerjisinden elektrik üretecek paneller, sosyal ve spor alanları, piknik alanları yani daha birçok gençlerimize, çocuklarımıza yönelik sosyal alanlar olacak. Biz bunu yine vatandaşlarımıza sorduk, yaptık. Yani şunu söylemek istiyorum, biz bulduğumuz her alanı kamulaştırıyoruz ve Aydın halkının kullanımına sunuyoruz. Betondan uzak, yeşile kucak açan bir belediyeyiz. Betonlaşmanın önüne set gerdik, ranta izin vermiyoruz” dedi.
“İmarını geçirmeyeceğim”
Konuşmasının devamında, yıkılan ve yıllardır atıl durumda bulunan kamu binalarının bulunduğu araziler üzerinden Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Savaş’a yüklenen Çerçioğlu, Aydın Şehir Hastanesi’nin açılışından sonra eski hastanelerin yıkılması durumunda arazilerinin ne olacağını da sordu. Yıkılacak hastane binalarının yerine yeşil alan dışında hiç bir şekilde imara müsaade etmeyeceğine dikkat çeken Çerçioğlu; “O boşaltılan hastanelerin yerleri ne olacak. Yeşil olan mı olacak, beton yığını mı olacak? Ben başkan olduğum sürece hiç kimse oraları beton yığınına çevirmek için yanıma gelmesin. Asla, benden imarı geçmez. Her platformda tekrar edeceğim, Aydın halkının malını korumaya devam edeceğim. İmarını geçirmeyeceğim. Hiç kimse belediyenin kapısını çalmasın. Aydın halkı oraların yeşil alan olmasını istiyor. Hiç bir kuvvet bana orayı ranta açtıramaz” dedi.
Anne Kart, 8 Mart’ta başlıyor
Geçtiğimiz günlerde Anne Kart’ın ipuçların verdim. 8 Mart’ta başlıyoruz. Kartları dağıtacağız 48 saat sonra da satışlarımız başlayacak. Ege Et şubelerinde Anne Çocuk Kartı, süt ve süt ürünleri yüzde 20 indirimli olacak ve süresiz bu indirimimiz. Onlar gibi seçime kadar değil, 5 yıllık görev sürecimde yüzde 20 indirim olacak. Bunu çocuklarımız için yaptık. Çünkü çocuklarımız okullarına yarı aç yarı tok gidiyor” dedi.
Konuşmaların ardından Başkan Çerçioğlu, beraberindeki heyetle birlikte temel atma butonuna basarak 2 projenin temel atma işlemini gerçekleştirdi. – AYDIN
]]>GENÇAĞA KARAFAZLI
Trabzon’un Of ilçesi Uluağaç ve Dereköy mahallesinde yaşayan vatandaşlar, Salmada derelerinin DSİ tarafından beton kanallar içerisinden akıtılması çalışmasına tepki gösterdi. Vatandaş Fazlı Özkanca, “Habersiz ettiler bunları köylülerin yarısı yok burada şu göllerin, şu mağaraların kapanacağından haberi yok. Şu yapılan betondan haberi yok bu insanların. Bu gölleri bu hale getirenleri Allah’a havale ediyorum” dedi.
Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğü, “Trabzon Of Uluağaç Mahallesi Dereleri 1. Kısım Yapım İşi” ihalesinin yapımına başladı. Proje kapsamında, bin 800 metre beton ağırlık duvarı, 200 metre kargır duvar, bir adet araç köprüsü, bir adet yaya köprüsü, 3 adet menfez ve 25 adet brit yapılacak.
“GÖLÜ BU HALE GETİRENLERİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM”
Çalışmalara tepki gösteren vatandaş Fazlı Özkanca, şunları söyledi:
“Ben İstanbul’daydım gelip gidiyorum aşağıdan beri geldik bu dereyi ne hale soktular. Burada bir çevre katliamı var, fuzuli bir beton döküyorlar. 30 bin ton metre küp buraya beton döküyorlar, ancak bu yörenin insanlarının çoğu burada değil gurbettedirler. Bazıları geliyor, ‘benim yerlerimi neden izin almadan kapatıyorsun’ diyor. Siyasilerle görüştüm bazı siyasilerde bizimle beraber, Trabzon DSİ Müdürlüğüne gittim bakıyorum ki onunla konuşuyorum o onu destekliyor onu destekliyor. Yani orada bir çevre katliamı var dere yok oluyor. Bakın görüyorsunuz aşağıdan beri geliyoruz şu gölde 2 metrelik bir derinlik var, karşıda kayaların altında mağaralar var Allah kendiliğinden burada doğal betonu yapmış, taşı yapmış 100 metre kadar. 10 gün sonrada buraya geldiğimizde bu duvar bu taşlar ve mağaralar hepsi beton olacak. Ben buraya ilk geldim inanır mısınız gözümden yaşlar aktı, böyle beton olur mu? Buraya hayvan inmeyecek buraya insanlar inemeyecek şu göl kapanır mı? İki ay sonra buraya geldiğimizde bu bulunduğumuz alan beton olacak. Mücadelemi sonuna kadar vereceğim. Habersiz ettiler bunları köylülerin yarısı yok burada şu göllerin, şu mağaraların kapanacağından haberi yok. Şu yapılan betondan haberi yok bu insanların. Bu gölleri bu hale getirenleri Allah’a havale ediyorum.”
“ŞİRKETLER KAZANIYOR, DOĞAL YAŞAM KAYBEDİYOR”
Türkiye İşçi Partisi Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Süleyman Hacıbektaşoğlu ise şunları söyledi:
“Burada tam anlamıyla bir eko kriz yaşanıyor, şirketler eliyle siyasi iktidar eliyle tamamıyla bu dereler ve doğal yaşama karşı müthiş bir eko kırım var. Bu dere kendi doğal vadisinde, kendi doğal kanalı içerisinde akarken görüyoruz ki kayaların önüne de duvarlar yapılıyor. Yani arkasında müthiş bir rantın olduğunu bir rant alanına dönüştürüldüğünü artık yaşadığımız bütün örneklerde görüyoruz. Doğaya müthiş bir saldırı var, yaban hayatına bu yaban hayatına da bir saldırı. Aynı zamanda etraf ormanlarla çevrili derenin hiçbir yere bir zararı yok ama şu yapılan duvarlarla birlikte yaban hayvanlarının dereden su içmesinin önüne engel konuluyor. Bir sürü balığın olduğu bizim yöreye ait kırmızı pullu alabalığın yaşadığı bu dere tabanına da beton dökülerek sağına soluna beton dökülerek işte oradaki o yaşam alanları da yok edilerek buradaki o canlı türlerinde yok edilmiş oluyor. Aynı zamanda bu derelerin kanala alınmasıyla birlikte bölgedeki buharlaşmanın önlenmesinden dolayı çevrede bulunan mahallelerin köylerin çay tarımından dolayı bu buharlaşmanın etkisiyle da düşüşler yaşanıyor. Belli bir gelir kaybına uğruyorlar, şirketler kazanıyor birileri kazanıyor, müteahhitler kazanıyor hatta bunların iş birlikçileri de kazanıyor, siyasi ortakları da kazanıyor ama burada yaşayan vatandaş kaybediyor, doğal yaşam kaybediyor, yaban hayatı kaybediyor, insanlık kaybediyor.”
“DEREYE BETON DÖKÜYORLAR BU DOĞA KATLİAMIDIR”
Hürriyet Mahallesi Muhtarı Selçuk Nuhoğlu, “Şu anda burada yapılan bir katliam bana göre. Yani burada dökülen betonları bize verin de yol dökelim bunlarla. Balıkların mı doğaya insanlara bunun bir zararı var. Biz buna karşıyız. Köylerimizin betona ihtiyacı varken bunu yollara değil dereye döküyorlar Doğa Katliamı bu” dedi.
]]>
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Engelsiz Yaşam Merkezi, Gebze Millet Bahçesi’nde engelli vatandaşların ve ailelerinin kolay ulaşabileceği bir noktada konumlandırıldı. Özel bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri Engelsiz Yaşam Merkezi’nde hidroterapi havuzu, derslikler, spor salonu, kütüphane, konferans salonu ve kafeterya gibi sosyal donatı alanlarına yer verildi.
Gebze Engelsiz Yaşam Merkezi, Yapı Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın gözetiminde hızla yükseliyor. Eş zamanlı yürütülen imalatlarda yapının ilerleme oranı yüzde 50 seviyesine yükseldi. Bu bağlamda tüm blokların betonarmesini tamamlayan ekipler, diğer imalatların yerine getirilmesi noktasında yoğun bir mesai harcıyor. Yan ve arka cephe perde beton imalatları, E blok harici tüm blokların dolgu imalatları, G ve H blok hariç bütün blokların kenet çatı imalatları ile A, B, C, D ve F bloğun zemin kat tuğla imalatlarını tamamlayan ekipler, F blokta ise zemin betonu ile 1. kat döşeme betonunu döktü.
Şu an F bloğun 2. kat döşeme kalıp imalatlarına başlayan ekipler bir yandan da yapının mekanik ve elektrik imalatlarına devam ediyor. C blok 2. katın tuğla imalatının tamamladığı projede A, C, D ve F blok zemin kat sıva imalatlarına başlanıldı. A blokta demir imalatına, zemin katta ise döşeme kalıp imalatına devam eden ekipler, C blokta zemin kat ile 1. kat döşeme betonunu, D ve F blokta zemin döşeme betonu ile 1. kat döşeme betonunu atarak projeye hız verdi.
Eğitim odaları, atölyeler yer alacak
Özel bireyler merkezde hem eğlenip öğrenecek hem de fiziksel gelişimlerine uzman eğitmenler gözetiminde katkı sağlayacak. Buna göre yapının 2 bin 930 metrekare olarak planlanan zemin katında engelli bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri, ilgi duydukları ve yetenekli oldukları alanlarda eğitim almalarını sağlayabilecek atölyeler yer alacak. Bu kapsamda 5 otizm grup eğitim odası, 7 otizm bireysel eğitim odası, duygu bütünleme odası, psikiyatri, oyun odası, uygulama evi, bilişim ve resim atölyesi, el sanatları atölyesi, okuma ve oyun atölyesi, dans atölyesi, müzik-mutfak atölyesi, erkek-kadın hidroterapi havuzu (2 havuz güvertesi), 2 gündüz bakım odası, 3 erken çocuk bireysel odası, oyun odası, duyu bütünleme odası, erken çocuk grup odası ve 2 uyku odası özel bireylere hizmet verecek.
2 bin 594 metrekareden oluşan 1. katta ise spor salonu, bay-bayan engelli soyunma duş, mescit, aile danışmanlığı, psikiyatrı, toplantı odası, arşiv, 4 bireysel derslik, yemekhane, mutfak atölyesi, idari personel, aile eğitim birimi, idari sorumlu, elektrik odası, öğretmenler odası, akıl ve zeka oyunları atölyesi, 5 derslik, çok amaçlı salon, kütüphane ve bireysel derslikler yer alacak. – KOCAELİ
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sistemi geliştirmek amacıyla 2018’de Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile işbirliği protokolü imzaladı.
Elektronik Beton İzleme Sistemi projesi ile Bakanlığın denetim konusundaki bilgi birikimi ve Başkanlığın izleme ve güvenlik konularındaki tecrübesi birleştirilerek yapılarda kullanılan betonun denetiminin daha sağlıklı ve güvenilir olarak yapılması amaçlandı. Böylece depremlere karşı daha güvenli yapılar, kaliteli ve yaşanabilir şehirler oluşturma hedefine ulaşılmasına bir adım daha yaklaşıldı.
Başkanlık tarafından sistemin kurulması ve proje içerisindeki tüm hizmetlerin sağlanması adına ASELSAN iştiraki AselsanNET görevlendirildi.
AselsanNET saha çalışmaları gerçekleştirerek sektör analizi ve proje fizibilite çalışmaları yürüttü. Yazılım ve donanım ihtiyaçları çerçevesinde beton kırım cihazı, el terminali ve beton etiketleri “nesnelerin interneti (Internet of Things-IoT)” platformuna/teknolojisine uygun şekilde tasarlandı ve sahada test edildi. Bununla birlikte, AselsanNET tarafından laboratuvarlardan alınan verilerin saklanması amacıyla veri merkezi ve felaket kurtarma merkezi kuruldu ve 7/24 hizmet veren bir çağrı merkezi sistemi devreye alındı.
Sistem altyapısının oluşturulmasının akabinde ülke genelinde Bakanlığa bağlı laboratuvarlara eğitim organizasyonu gerçekleştirilerek sisteme yönelik tüm bilgiler aktarıldı.
Proje kapsamında EBİS Merkezi İzleme Yazılımı ve Mobil İletişim Altyapısı ile tüm sistem bileşenleri nesnelerin interneti teknolojisi ile geliştirilerek bağlantılı iletişim ağı oluşturuldu.
Beton etiketleri, beton kırım cihazları, Radyo Frekansı ile Tanımlama Teknolojisi (RFID) el terminalleri, kür havuzları ve beton mikserlerinden servis sağlayıcı aracılığıyla alınan veriler sistem kullanılarak işleniyor ve standartlaştırılarak Bakanlığa sunuluyor.
AselsanNET yazılım ve donanım sağlayıcılığı yanı sıra Bakanlığın belirlemiş olduğu laboratuvarlara bakım-onarım, kalibrasyon, keşif, cihaz tedariki, kurulum ve teknik destek hizmeti de veriyor. Aynı zamanda sahadan alınan geri bildirimler ile yazılım ve donanım geliştirme sürecine devam ediliyor.
Bu sistem ile inşaat betonuna yönelik çok yönlü denetim sağlanıyor. Beton numunesinin hangi mikserden alındığı, hangi laboratuvara gittiği, kürlenme durumları gibi numunenin her aşaması RFID teknolojisi ile izlenerek takip ediliyor. Sistem bugüne kadar 432 bin 797 yapıda kullanıldı. Yüzde 99’un üzerinde doğruluk oranıyla çalışan sistem sayesinde betondaki hata, kayıp ve kaçak oranları sıfıra yakın seviyeye çekildi.
Her aşamada mercek altında
EBİS ile yapı projesinde belirtilen beton sınıfına ve standartlara uygunluğun belirlenmesi ve beton dökümü esnasında görevlilerin, görevlerini yerine getirip getirmediklerinin kontrolü yapılıyor.
Sistemle, hangi inşaatta hangi sınıf betonun kullanıldığı, bu betonun hangi beton mikserinden, hangi gün ve saatte alındığı, deneyler için kaç numune hazırlandığı, deneylerin hangi laboratuvarda kim tarafından gerçekleştirildiği, beton dökümüne yapı denetim görevlilerinin katılıp katılmadığı, numunelerin ilgili standardında belirlenen sürelerde şantiye mahallinde ve kür havuzunda uygun koşullarda bekletilip bekletilmediği denetlenebiliyor.
Yapılarda kullanılan betonların RFID sayesinde kimlik kazanması sağlanırken ülke genelinde manipülasyonu engelleyecek şekilde tasarlanmış beton test cihazları ile laboratuvar deneyleri de EBİS kapsamında yapılıyor.
]]>KONYA Teknik Üniversitesi’nin, Hatay’daki depremle ilgili inceleme ve gözlem raporu uluslararası kitaba dönüştürüldü. Üniversitenin İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kamanlı, Hatay’ın ülke için acı bir örnek olduğunu belirterek, “Yıkılan binaların çoğunluğunu 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların oluşturmasının ana nedeni, beton kalitesizliği ve düz donatı kullanılmasıdır. Yeterli aderans sağlanamadığı için elemanlar bir bütün halinde gerekli deprem dayanımını sağlayamamıştır. Yıkılan binaların çok büyük bir kısmında elle döküm beton kullanıldığı için, beton basınç dayanımları oldukça düşüktür” dedi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde büyük yıkımın meydana geldiği Hatay’da Konya Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri tarafından yapılan teknik inceleme ve gözlem raporu uluslararası kitaba dönüştürüldü. Kitapta, Hatay’daki yıkımın ağır boyutlara ulaşmasının nedenleri ise şöyle açıklandı:
“Yıkılan binaların çoğunluğunu 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların oluşturmasının ana nedeni, beton kalitesizliği ve düz donatı kullanılmasıdır. Yeterli aderans (beton ve donatının birbirine yapışması) sağlanamadığı için elemanlar bir bütün halinde gerekli deprem dayanımını sağlayamamıştır. Yıkılan binaların çok büyük bir kısmında elle döküm beton kullanıldığı için, beton basınç dayanımları oldukça düşüktür. Bölgenin nemli olması, yeraltı su seviyesinin yüzeye yakın olması ve yeterince (kalıba iyi yerleştirilememiş) sıkıştırılmamış betonlardaki boşluk oluşmasından dolayı hemen hemen bütün binalardaki donatılarda korozyon gözlemlenmiştir. Özellikle yanlış imalatlar, bodrum katlarda yetersiz drenaj ve su yalıtımı, atık su şebekelerinin hatalı projelendirilmesi sonucu giderlerin bodrum katı su basması gibi durumlar bu yapılardaki korozyonun başlıca sebepleri olarak sayılabilir. Bazı yapılarda bu ve benzeri sebeplerden ötürü, hazır beton kullanılmasına ve yeterli paspayı (beton bir yapının dış kısmı ile donatı arasındaki mesafe) bulunmasına rağmen korozyon başlangıcı ve buna bağlı çatlaklar görülmüştür. Kolonların zayıf, kirişlerin güçlü olması ve kolonlarda yeterli sargı donatısı kullanılmaması nedeniyle kolonlarda kesme hasarı oluşmuştur.”
‘BÜTÜN HATALAR BİRLEŞTİĞİNDE YIKIM KAÇINILMAZ OLMUŞ’
Hatay’da inceleme yapan ekibin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Mehmet Kamanlı, bütün imar ve yapı hatalarını birleşmesiyle yıkımın kaçınılmaz olduğunu belirtti. Prof. Dr. Kamanlı, şöyle konuştu:
“2000 yılı öncesi yapıların betonları elle dökülüyordu. Mevcut imar aflarıyla birlikte ruhsatsız, imarsız, kaçak katlar eklenmeye başlıyor. Mevcut yapı kendi ağırlığını taşırken, yeni ağırlıklar ihdas ediyorsunuz. Mevcut taşı sisteminiz bu yeni kat ilavelerini taşımıyor. Deprem dediğiniz şey ağırlıkla ilgilidir. Mümkün olduğu kadar hafif malzeme kullanacaksınız. Binayı hafifletmek zorundasınız. Malzeme özellikleri açısından betonunuz ve kullandığınız donatı kötü, yeteri kadar sıkılaştırmasını, betonun bakımını doğru düzgün yapmamışsınız, bütün bunların yanında kaçak ilaveler yapmışsınız, bu durumda yapının yıkımı kaçınılmazdır. Özellikle alüvyon zeminden kaynaklı yeraltı su seviyesinin çok yakın olduğu Amik Ovası’ndan bahsediyorsunuz. Dolayısıyla kontroller zaten kötü, projeler dönemin şartlarına uymuyor. Gelişigüzel hazırlanmış ve imzalanmış, her projede zemin etütleri hiç değiştirilmemiş. Bütün bunları birleştirdiğiniz zaman yıkım kaçınılmaz, ölüm kaçınılmaz.”
‘GÖZLER GÖRMEMİŞ, KULAKLAR SAĞIR OLMUŞ’
Depremle ilgili Hatay’ın bu ülke için acı bir örnek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kamanlı, “Hatay, bu ülke içen acı bir örnek. Örneğin acısı olmaz, ama bizim hepimizin bu örnekten ders çıkartmamız gerekiyor. Bizim kırmızı çizgimizdir dediğimiz Hatay’ı kaybediyorsunuz. Hala orada orta hasarlı, ağır hasarlı, hafif hasarlı yıkamadığımız binalarımız var. Bu şartlarda bütün bunları yapacak bir ciddi bir projeye ihtiyacımız var. Hatay’da inşaatla ilgili ne kadar hata varsa; yapım aşamasında, proje aşamasında, denetim açısından, imar ve belediyeler açısından, imar hakları açısından yapmadığımız hata kalmamış. Hatay’ın özelinde öyle ilginç çalışmalar yapılmış ki depremle ilgili. Aslında bile bile gelmiş. Müthiş incelenmiş ama gözler görmemiş, kulaklar sağır olmuş.”
]]>