ANTALYA Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nun uyuşturucu muhafaza edilen bölümünden 6 kilo kokain çalınmasına ilişkin 5’i tutuklu, 8 sanığın yargılandığı davada, tutuklu adli personel Özlem Ö. ve Sedef S. tahliye edildi.
Antalya İl Emniyet Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, geçen yıl 28 Nisan’da Kepez ilçesi Ahatlı Mahallesi’ndeki bir eve operasyon düzenledi. Evdeki Berkay Kılınç ile Antalya Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi Gençay Hacı Aytan gözaltına alındı. Kılınç’ın üzerinde daralı 117 gram kokain bulundu. Aytan’ın da evine giden ekipler, daralı 10 gram esrar ile 1 hassas terazi ele geçirdi. Berkay Kılınç, ilk ifadesinde, uyuşturucu maddeyi Gençay Hacı Aytan’dan aldığını söyledi. Aytan ve Kılınç, geçen 29 Nisan’da tutuklandı. Soruşturma kapsamında olayla ilişkisi olduğu belirlenen Koray Güneş de geçen 10 Haziran’da tutuklandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Gençay Hacı Aytan’ın Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi olması nedeniyle idari soruşturma başlattı. Bu kapsamda Adli Emanet Memurluğu’nun uyuşturucu muhafaza edilen bölümünde yapılan kontrolde, 6 kilo kokainin olmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine başsavcılık yeni bir soruşturma başlattı. Gencay Hacı Aytan ve Berkay Kılınç’ın tutuklandıkları süreçte alınan kolluk ve savcılık ifadelerinde; uyuşturucu ödemesinin Bitcoin üzerinden yapılacağına yönelik beyanların bulunması ile şüphelilerin genel bankacılık hareketlerinin tespiti amacıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu’ndan (MASAK) rapor talebinde bulunuldu. Aytan ve Kılınç’ın dijital materyalleri ve MASAK verileri üzerinden yapılan incelemede, şüpheliler arasında uzun süredir uyuşturucu madde trafiği olduğu anlaşıldı. Bu süreçte etkin pişmanlıktan faydalanan Berkay Kılınç, 18 Ağustos’ta ek ifade verdi. Kılınç ifadesinde, Gençay Hacı Aytan ile arasındaki uyuşturucu ticaretine ilişkin detaylı bilgiler verdi. İfadesinde, Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi Özlem Ö.’den (41) uyuşturucu madde aldığını söyleyen Kılınç, MASAK raporunda da tespiti yapılan para transferi ile ilgili detayları anlattı.
UYUŞTURUCU TİCARETİ YAPTIKLARI ANLAŞILDI
Soruşturmanın devamında, Gençay Hacı Aytan, Özlem Ö. ve Berkay Kılınç’ın süreklilik arz edecek şekilde örgütlü faaliyet içerisinde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları anlaşıldı. Berkay Kılınç’ın ayrıca Koray Güneş adlı kişinin Gençay Hacı Aytan’dan uyuşturucu alması için aracılık ettiğini, kendisine temin edeceği uyuşturucuyu Aytan’ın yönlendirmesi ile yine Emanet Memurluğu’nda görevli Sedef S.’ın (36) yardımıyla aldığına yönelik ifadesi, dijital materyal tespitleri ile doğrulandı. MASAK verilerinde yapılan incelemede de yoğun para akışları tespit edildi.
2 DOSYA BİRLEŞTİ
Antalya Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nda 6 kilo kokainin kaybolmasına yönelik soruşturmanın yanı sıra yine Adli Emanet Memurluğu’ndan uyuşturucu madde çıkarıldığına yönelik ihbara ilişkin soruşturma dosyaları birleştirildi. Soruşturma kapsamında geçen yıl 30 Ağustos’ta adli personellerin de aralarında bulunduğu Özlem Ö., Sedef S., Enes Y., Soner Ş., Tarık P., Ayşe Ç., Kubilay D., Sait K., Ali C., Cumhur U., Ali A. ve Aydın Adil A. gözaltına alındı. Ayşe Ç. ifadesinde, “Adli Emanet Memurluğu’nda görevli Gençay Hacı Aytan’ın uyuşturucu madde kullandığını biliyordum. Şahsın esrar içtiğine defalarca şahit oldum. Kokain kullandığına denk gelmedim” dedi.
ADLİ EMANET ÇALIŞANLARI TUTUKLANDI
Şüphelilerden Ayşe Ç., Kubilay D., Sait K., Ali C., Cumhur U., Ali A. ve Aydın Adil A. ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Enes Y., Tarık P. ve Soner Ş., adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Soruşturma sürecinde Enes Y. ve Tarık P.’nin tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Adli emanet çalışanları Özlem Ö. ile Sedef S. ise tutuklandı. Ayrıca geçen yıl 10 Haziran’da Koray Güneş ve arkadaşları hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, Serhat Ç. ve Ensar B.’nin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçlarından yakalandığı, tutuksuz yargılanmasına karar verildiği öğrenildi.
SANIKLAR HAKİM KARŞISINDA
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianame, 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmaya tutuklu sanıklar Gençay Hacı Aytan, Berkay Kılınç, Koray Güneş, Özlem Ö., Sedef S. ve tutuksuz sanık Enes Y. katıldı. Duruşmada Adli Emanet Memurluğu Müdürü, emanet çalışanları tek tek dinlendi.
‘EMANETE TESLİM EDİLEN SİGARALARDAN İÇİYORDUK’
Emanet Memurluğunda görevli Ahmet Ö., depoda 2 kişi olarak görev yaptıklarını, Gençay Hacı Aytan’ın depoda görevli olarak çalıştığını, deponun anahtarının sadece depo görevlileri 3 kişide olduğunu, uyuşturucu muhafaza edilen odanın anahtarının farklı olduğunu, çalışma arkadaşları arasında olağanüstü bir durum olmadığını anlattı. Gençay Hacı Aytan ile ilgili çalışmaları boyunca hiçbir olumsuzluğa rastlamadığını söyleyen Ahmet Ö., “Görev haricinde Gençay’ın uyuşturucu muhafaza edilen yere girdiğini görmedim. Özlem emanete teslim edip gidiyordu. Özlem ve Sedef’in uyuşturucu muhafaza edilen bölüme girdiğini görmedim. Personeller yetersiz olduğu için taşeron işçiler müsadere işlemi gerçekleştiriyordu. Adli emanette bulunan değerli değersiz eşyalar müsadere işlemi esnasında bazen açıyorduk. Örneğin 3-4 sigarayı kendimiz kullanıyorduk. Müsadere yapan müdür ve orada bulunanlar sigara içebiliyorduk” dedi.
EMANETTE ‘SÖZLÜ EMİRLE’ ÇALIŞTIĞI ORTAYA ÇIKTI
Adliye çalışanı Kubilay D., adli emanet deposunda 2 hafta boyunca resmi olmadan, sözlü emirle görevlendirildiğini, olay sonrasında durumu öğrendiğini, depoda alarm sistemi olduğunu belirterek, “Ahmet Ö. kapıyı açmadan içeriye giremiyorduk. Her personel kafasına göre giremiyordu” diye konuştu.
Adli Emanet Memurluğunda yer alan kameraların görüntü kayıtları bilirkişi raporları dosyaya eklendi. Görüntü raporlarında adli emanette çalışan tutuklu sanıklar Gençay Hacı Aytan, Özlem Ö. ve Sedef S.’nin uyuşturucu muhafaza edilen bölüme girmedikleri tespit edildi. Raporda ayrıca adli emanette eksik çıkan uyuşturucu muhafaza edilen torbada 20 santim kesik olduğu ve dikiş izi olduğu belirtildi.
‘TEK BAŞIMA EMANETE İNMEDİM’
Sanık Özlem Ö. önceki savunmalarını tekrar ederek, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Bilirkişi raporları da sabittir. Tek başıma emanete inmedim” dedi.
Sanık Gençay Hacı Aytan, “Bilirkişi raporuna göre Adli Emanet bölümünde uyuşturucu muhafaza edilen bölümde olmadığım sabittir. Depodan uyuşturucu almadım. Kimseye uyuşturucu satmadım. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.
Sedef S. ise “Gerçek failler dışarıda gezerken ben içeride yatıyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Sanık Gençay Hacı Aytan’ın avukatları ise Aytan’ın uyuşturucu muhafaza edilen bölüme girmediğinin tespit edildiğini belirterek, “Görüntü kayıtlarında tespit edilen 1’inci kişi 63 kez, 2’nci kişi 11 kez, 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci kişiler ise 7 kez giriş çıkış yapmıştır. Emanette bulunamayan 6 kiloluk kokainin Gençay Hacı Aytan tarafından satıldığı iddia edildi. Olay tarihinde Berkay’ın üzerinde çıkan uyuşturucunun saflık oranı yüzde 76, emanetten 6 kilo eksik çıkan uyuşturucu maddenin saflık oranı yüzde 52’dir. Saflık derecesi örtüşmemektedir. Emanete alınan uyuşturucuyla üzerlerinde yakalanan uyuşturucu farklı” diyerek, savunma yaptı.
‘ÖRGÜT KURMA, ÜYE OLMA VE ZİMMET’ SUÇLARINDAN BERAATLERİ TALEP EDİLDİ
Duruşma savcısı mütalaasında, Gençay Hacı Aytan’ın ‘örgüt kurma ve üye olma’ ile ‘zimmet’ suçlarından beraat, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devamını talep etti. Tutuklu adli personeller Özlem Ö. ve Sedef S.’nin ‘örgüte üye olma’ ve ‘zimmet’ suçlarından beraatını isteyen duruşma savcısı, Berkay Kılınç’ın ‘örgüte üye olma’ suçundan beraat, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devamını istedi. Tutuklu sanık Koray Güneş hakkında ‘örgüte üye olma’ suçundan beraat, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devam edilmesini isteyen duruşma savcısı, Enes Y., Ensar B., Serhat Ç. ve Tarık P. hakkında ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçlarından beraat talep etti.
Duruşmaya bir süre ara verilmesinin ardından mahkeme heyeti, Gençay Hacı Aytan’ın ‘örgüt kurma ve üye olma’ ile ‘zimmet’ suçlarından beraatine, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devamına karar verdi. Özlem Ö. ve Sedef S.’nin ‘örgüte üye olma’ ve ‘zimmet’ suçlarından beraatına karar veren mahkeme heyeti, tutuklu iki sanığın tahliyesine hükmetti. Sanıklar Berkay Kılınç ve Koray Güneş’in ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçlarından tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, duruşmayı erteledi.
]]>Adana Adliyesi’nde görev yapan kadın hakim Gül A.’nın 2019 yılından beri yasak aşk yaşadığı Ş.L.’nin birlikteliklerine ait videoları silmesi için tehdit edilmesiyle birlikte başlayan soruşturmada çok sayıda iddia ortaya atılması sonrası Adalet Bakanlığı harekete geçti.

AÇIĞA ALINIP İHRAÇ EDİLDİ
Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Adana Adliyesinde görevliyken tehdit ve şantaj olaylarına adı karıştığı ifade edilen hakim Gül A, mesleğinin nüfuz ve itibarını kullanarak yaptığı bu işlemler nedeniyle açığa alınmış olup, başka bir dosya nedeniyle de ihraç edilmiştir.” bilgisine yer verildi.
NE OLDU?
Hakim Gül A., Adana’da kiracı olarak yaşadığı sitenin yönetici Ş.L. ile 2019 yılı Eylül ayında tanıştıktan sonra birliktelik yaşamaya başladı. Hakim, bir gün Ş.L.’ye “Benim bazı sıkıntılarım var. Sen güçlü bir erkeksin bana yardımcı olmanı istiyorum, ben daha önce Edirne’de görev yaptım. Orada görev yaparken hakkımda rüşvet iddialarında bulunduğu, sahtecilik yaptığımı söylediler. Senin beni bu suçlamalardan kurtarman, dosyalarımı kapattırman ve o kişilerden beni korumanı istiyorum.” dedi.
Gül A.CİNSEL BİRLİKTELİKLERİNİ KAYDA ALDILAR
Sabah gazetesinden Halit Turan’ın haberine göre, soruşturma dosyasında resmiyette evli olan ve 20 yaşında oğlu olan hakim Gül A., Ş.L. ile cinsel birlikteliklerinin görüntülerini kaydedip karşılıklı olarak birbirleriyle paylaştı.
BAŞKA ERKEKLERLE BİRLİKTE OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE AYRILDI
Hakimin başka erkeklerle de menfaat karşılığında ilişki yaşadığını öğrenen Ş.L. ayrılmak istedi. Ş.L. hakimi telefonla arayıp 4 yıl süren birlikteliklerini sona erdirip kendisiyle irtibat kurmamasını aksi halde Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunacağını söyledi.

VİDEOLARI SİLMESİ İÇİN ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ
Bunun üzerine Mayıs ayında Ş.L. tehdit edilmeye başlandı. Galericiler sitesinde bir işyerine giden Ş.L.’yi karşılayan iki kişi “Sende hakim hanımın videoları varmış, bunların silmen gerekiyor. İşyerine girerken veya çıkarken öldürülebilirsin, bu işleri başkaları yapacak.” dedi. Bunun üzerine Ş.L. hakim hakkında şikayetçi oldu.
500 MİLYON LİRA KARŞILIĞINDA KAÇAK AKARYAKIT DOSYASI KAPATMIŞ
Ş.L.’nin şikayeti üzerine hakim Gül A. hakkında HSK 1. Dairesi tarafından soruşturma izni verildi. Gül A.’nın Osmaniye Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Akaryakıt kaçakçılığı” iddiasıyla yargılanan sanıktan beraat etmesi karşılığında 500 milyon TL rüşvet aldığı iddia edildi.

Gül A.’nın yargılaması olan kişiye Edirne ilinde birlikte görev yaptığı Cumhuriyet Savcısı F.A.’nın duruşmada beraat mütalaasında bulunup beraat kararı verdireceğini belirterek, 500 milyon TL talep ederek parayı elden teslim aldığı, o Cumhuriyet Savcısının yargılanan sanık hakkında beraat kararı verilmesi yönünde talepte bulunduğu ancak o celse karar verilmeyip sonraki celsede başka bir Cumhuriyet Savcısının mahkûmiyet mütalaasında bulunmasıyla ceza aldığı ortaya çıktı.
“KAFANA TAKMA, BERAAT KARARI ÇIKARTIRIZ”
Sanığın Hakim Gül A.’ya hem para verip hem de ceza aldığını söylemesi üzerine ise, hakimin, “Kafaya takma, istinaf sürecinde beraat kararı çıkartırız.” dediği öne sürüldü.

ADLİ EMANETTEN METAMFETAMİN ALIP ALEM YAPMIŞLAR
Hakim Gül A. hakkındaki iddialar bunlarla da sınırlı kalmadı. Gül A.’nın bir özel hastaneden reçetesiz olarak uyuşturucu özelliği bulunan ilaç temin edip içtiği, pandemi döneminde nöbeti olduğu hafta sonu adli emanetten aldığı metamfetamin maddesi ihtiva eden hapları kullanması nedeniyle nöbetini başka bir hakimle görüşerek değiştirdiği belirlendi.
3 HAKİMLE BERABER İÇKİ VE UYUŞTURUCU İÇMİŞ
Yine pandemi döneminde Hakim Gül A.’nın Adana Adliyesi’nde bir Cumhuriyet Başsavcı vekili bir Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi ve bir Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi ile birlikte içki içip Başsavcı vekilinin adli emanet deposundan çıkarttığı metamfetamin olarak bilinen uyuşturucuyu kullanıp birlikte parti yaptıkları belirlendi.
]]>DİYARBAKIR Baro Başkanı Tahir Elçi’nin, 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada vurularak öldürülmesiyle ilgili davanın karar duruşmasında, ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan yargılanan 3 polisin beraatine karar verildi.
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te, Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare’nin PKK’lı teröristlerle çatışmalarda tahrip olmasına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması yaptığı sırada, teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada başına isabet eden mermiyle yaşamını yitirdi. Tahir Elçi’nin ölümüne ilişkin firari PKK’lı terörist Uğur Yakışır, ‘Olası kastla ölüme sebebiyet verme’ suçundan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle, olayın meydana geldiği gün görevli olan tutuksuz sanık polisler S.T., F.T. ve M.S.’nin ise ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek’ten 2’şer yıldan 6’şar yıla kadar hapisle yargılandığı davanın karar duruşması, 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Firari terörist Uğur Yakışır’ın dosyası daha önce ayrılmıştı. Duruşmaya tutuksuz yargılanan polis memurları S.T, F.T. ve M.S, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı, Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ve avukatlar ise hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bölge baro başkanları ve çok sayıda avukat katıldı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaasında sanıkların beraati yönünde karar verilmesini istedi. Elçi ailesinin avukatları, mütalaaya katılmadıklarını söyleyerek, sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanık polisler S.T. F.T. ve M.S. de beraatlerini talep etti. Mahkeme kararını beklemeden salondan alkışlarla çıkan avukatlar ve Elçi’nin ailesi, adliye önünde basın açıklaması yaptıktan sonra, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’ye yürüdü. Mahkeme, ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan yargılanan 3 polisin de beraatine karar verdi.
‘TAHİR ELÇİ DAVASI CEZASIZ KALMAYACAK’
Burada konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Mahkeme maalesef Tahir Elçi dosyası ile ilgili yargılanan 3 polis memuru hakkında beraat kararı verdi. Tahir Elçi dosyası bu mahkemede beraat ile sonuçlandı ama bu avukat ordusunun, bu gönüllü yaşam hakkı topluluğunun davayı sonuna kadar takip edeceğini biz hem bu mahkemeye hem de iktidarına Tahir Elçi’nin vurulduğu yerden bir kez daha hatırlatıyoruz. Tahir Elçi 9 yıl önce burada vuruldu. Elçi’nin vurulma süreci İstanbul’da hakkında gözaltı kararı verildikten sonraki tarihte başladı. Yani bu süreç o karanlık gözaltı süreci ile başladı. O süreci yine karanlık yargı kararı ile kapatmaya çalışıyorlar. Tahir Elçi davası cezasız kalmayacak. Belki bugünün iktidarı ve siyasi atmosferi böyle bir kararın çıkmasını sağladı. Ama bir gün mutlaka Tahir Elçi’nin gerçek failleri yargı önünde hesap verecektir. Tahir Elçi’yi her yıl anıyorduk. Başkanımıza verdiğimiz sözü bu kadim mekanda bir kez daha kamuoyuna açıklamak için geldik. İstinafa, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bu dosyayı mutlaka taşıyacağız” dedi.
‘HUKUKİ MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ’
TBB Başkanı Erinç Sağkan ise Tahir Elçi’nin kentin kültürel dokusu yıpranmasın diye açıklama yapılırken katledildiğini belirterek, “Hayatını insan hakları mücadelesine adayan ve cezasızlıkla mücadeleye adayan bir hukuk insanının kendi yaşadığı bu ağır katliam cezasız kalmasın diye uğraş verdik. Ancak soruşturma sürecinde yürütülen savcılık pratiği, kovuşturma sürecinde avukatların delillerin toplanmasına dair tüm taleplerine rağmen en sonunda ‘şüpheden sanık yararlanır’ diyerek beraat verilmesi insanın aklıyla dalga geçmektir. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu mahkemede, 11 celsedir biz oradayız, avukatlar orada sanıklar yok. Bu yargılamaya meşrutiyet kazandırmayacağız demiştik ama hukuk düzeninde bu cinayetin faillerinin bulunacağına inanıyoruz. Hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
]]>“BATAKLIK” DAVASINDA KARAR AÇIKLANDI
Kamuoyunda “Bataklık” adı verilen operasyonda yakalanan ve “suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama ve uyuşturucu ticareti” suçlarından 73 sanığın yargılandığı davada mahkeme kararını verdi. Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı bir önceki celsede savcının esasa ilişkin mütalaasını açıkladığını belirterek, sanıklara ve avukatlarına son savunmalarını yapması için söz verdi.
Sanıklar ve avukatları, önceki celselerde yaptıkları savunmaları tekrarladıklarını belirterek, iddianamede isnat edilen suçların unsurlarının oluşmadığını öne sürdü. Avukatlar müvekkillerinin suçsuz olduğunu ileri sürerek, beraat talebinde bulundu.
SANIKLAR BERAAT ETTİ
Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, örgüt yöneticisi oldukları iddiasıyla yargılanan, aralarında Nejat Daş ve Çetin Gören’in de bulunduğu 7 sanığın “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçundan beraatine hükmetti. Söz konusu sanıkların üzerine atılı “zincirleme olarak suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” suçundan da beratine karar veren mahkeme, “suç örgütüne üye olmak” suçundan yargılanan 53, “örgüte üye olmamakla birlikte yardım etmekle suçlanan 13 sanık hakkında da beraat kararı verdi.
Mahkeme, sanıklardan Servet Daş’ı “6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet” suçundan 4 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların isnat edilen suçları işlediklerini gösterir her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararları, oy birliğiyle alındı.
İDDİANAMEDEN
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 2 sanık örgüt kurucusu ve elebaşı, 5 sanık örgüt yöneticisi, 53 sanık örgüt üyesi, 13 sanık ise örgüte üye olmamakla birlikte yardım etmekle suçlandı. Örgüt elebaşları olarak gösterilen sanıklar Nejat Daş ve Çetin Gören’in, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” suçlarından cezalandırılması istenmişti.
Bu kapsamda, Daş ve Gören’in 60’ar kez “zincirleme olarak suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” suçundan 450’şer yıldan 1470’er yıla kadar, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmaktan” ise 5’er yıldan 12’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. İddianamede, “örgüt yöneticisi” olarak gösterilen sanıklar Cemal Deniz Şahan, Perry James Young, Handan Kaymaz, Halil Arslantaş ve Uğur Bülent Göçer’in de aynı suçlardan cezalandırılmaları istenmişti.
Sanıklar arasında yer alan eski emniyet müdürü Necmettin Yüksek hakkında da “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçlarından 8 yıl 6 aydan 20 yıla kadar hapis talebinde bulunulmuştu. Örgüt kurucusu ve yöneticisi olmakla suçlanan sanıklar Çetin Gören, Nejat Daş, Cemal Deniz Şahan, Faruk İşcan, Handan Kaymaz, Kevork Durna, Mehmet Murat Buldanlıoğlu ve Zülfü Mengan, 8 Eylül 2022’deki duruşmada adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
]]>(ANKARA) – Eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yargılandığı Kobani davasında bugün karar verildi. Buna göre Ayla Akat Ata, Ayşe Yağcı, Gültan Kışanak, Meryem Adıbelli ve Sebahat Tuncel hakkında tahliye kararı verilirken Altan Tan, Ayhan Bilgen, Aysel Tuğluk, Berfin özge Köse, Beyza Üstün, Bircan Yorulmaz, Can Memiş, Gülfer Akkaya, İbrahim Binici ve Gülser Yıldırım, Sırrı Süreyya Önder ve Sibel Akdeniz beraat etti. Selahattin Demirtaş’a toplam 42 yıl,Figen Yüksekdağ’a ise 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yanı sıra HDP MYK üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davası’nın Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldüğü 83’üncü duruşmasında karar açıklandı.
Dosyada araştırılması gereken bir durumun kalmadığını belirten Mahkeme Başkanı, kararını açıklarken, salonda bulunan yüzlerce avukat masalara vurarak karar okunurken heyeti protesto etti ve “Katil AKP hesap verecek” sloganları atarak salondan ayrıldılar.
Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi 36 kişi hakkındaki kararını açıklarken, geri kalan 72 sanık hakkında ise sorgulama yapılamadığı için dosyalarını ayırdı.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A 42 YIL HAPİS
Tutuklu sanık eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçuna “yardım eden” sıfatı nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet suçundan 20 yıl hapis cezası verildi. Demirtaş hakkındaki “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasının ise “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçu kapsamında kaldığı belirtildi ve bu suça ilişkin ceza verilmedi. Demirtaş’a “suç işlemeye tahrik” suçu yönünden 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Mahkeme ayrıca Demirtaş’a Diyarbakır’da yaptığı Nevruz konuşması nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, Diyarbakır’da “halkı kanunlara uymamaya tahrik” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Demirtaş’a pek çok basın açıklaması ve konuşması nedeniyle verilen diğer cezalarla birlikte toplam 42 yıl hapis cezası verildi.
FİGEN YÜKSEKDAĞ’A 30 YIL 3 AY HAPİS CEZASI
Tutuklu sanık eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın, “devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçuna yardımdan 19 yıl hapsine, “suç işlemeye tahrik” suçundan 4 yıl 6 ay hapsine ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan da 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet suçundan 2 yıl hapsine, ayrıca iki ayrı konuşması nedeniyle de örgüt propagandası suçundan 1 yıl 6’şar ay olmak üzere toplam 3 yıl hapis cezası almasına karar verildi. Yüksekdağ’a toplam 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
Tutuksuz sanıklardan Ahmet Türk, “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan beraat ederken, terör örgütü üyeliğinden ise 10 yıl hapis cezası aldı. Tutuklu sanıklardan Alp Altınörs, Nazmi Gür, Pervin Oduncu, Zeynep Karaman ile tutuksuz Zeki çelik hakkında “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçunun sabit görüldüğü ve sıfatının ise “yardım eden” niteliğine kaldığından 18 yıl hapis cezası verildi. Suç işlemeye tahrik suçundan da 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Toplamda 22 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
12 İSİM BERAAT ETTİ
Sanıklar Altan Tan, Ayhan Bilgen, Aysel Tuğluk, Berfin Özge Köse, Beyza Üstün, Bircan Yorulmaz, Can Memiş, Gülfer Akkaya, İbrahim Binici ve Gülser Yıldırım, Sırrı Süreyya Önder ve Sibel Akdeniz ise haklarındaki “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından beraat etti.
KANSER HASTASI ALİ ÜRKÜT TAHLİYE EDİLMEDİ
Tutuklu sanık kanser hastası Ali Ürküt hakkında “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçunun sabit görüldüğünü ve sıfatının ise “yardım eden” niteliğine kaldığından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından sonuç olarak 16 yıl hapis cezası olarak belirlenirken, yargılanma sürecindeki tutumu nedeniyle cezasının 13 yıl 4 aya indirildi. Ürküt’ün tutukluluğuna devam kararı verilirken, ayrıca “suç işlemeye tahrik suçundan” da 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi bu cezada da takdiri indirim uygulayan mahkeme 3 yıl 9 ay hapis cezasına indirdi. Ürküt toplamda 17 yıl 1 ay hapis cezası aldı.
Tutuklu sanıklardan Ayla Akat Aka, “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan beraat ederken “silahlı terör örgütü üyeliği”nden ise 6 yıl 6 ay hapis cezası ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yarısı kadar arttırılarak 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutuklamada geçen süresi nedeniyle Akat hakkında tahliye kararı verildi. Aynur Aşan, “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan beraat ederken”terör örgütü üyeliği”nden ise 6 yıl hapis cezası aldı ve cezası Terörle Mücadele Kanunu’ndan yarısı kadar arttırılarak 9 yıla çıkarıldı. Aynı cezayı alan Aysel Yağcı’nın ise tutuklulukta geçirdiği süre nedeniyle beraatine karar verildi.
Bülent Parmaksız’a “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ayrıca Parmaksız hakkında “suç işlemeye tahrik” suçunun basın yolu ile işlenmesi gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Parmaksız toplam 20 yıl 4 ay hapis cezası aldı.
Cihan Erdal’a ‘devletin birliği ülke bütünlüğü bozulması’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl olarak belirlendi. Erdal’a suç işlemeye tahrik suçunun basın yolu ile işlenmesi gerekçesiyle de 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Erdal toplamda 20 yıl 6 ay hapis cezası aldı.
Dilek Yağlı ve İsmail Şengül hakkında “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçunun sabit görüldü, ancak sıfatının ise “yardım eden” niteliğine kaldığından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl olarak belirlendi. Yağlı hakkında “suç işlemeye tahrik suçu” da basın yoluyla işlendiği için 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yağlı, toplamda 20 yıl 6 ay hapis cezası aldı.
Emine Ayna hakkında “devletin birliği ülke bütünlüğü bozulması” suçundan beraatine karar verildi. Ayna hakkında “silahlı terör örgütü” üyeliğinden verilen 8 yıl hapis cezası yarı oranda artırıldı ve 12 yıl hapis cezası verildi ve takdiri indirim uygulanarak hapis cezası 10 yıla indirildi. Yurt dışına çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin devam etmesine karar verildi.
GÜLTAN KIŞANAK’A TAHLİYE
Tutuklu sanık Gültan Kışanak hakkında “devletin birliği ülke bütünlüğü bozulması” suçundan beraatine karar verildi. Kışanak hakkında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan ise 8 yıl hapis cezası verildi ve Terörle Mücadele Kanunu’ndan yarısı kadar arttırılarak 12 yıl hapis cezası verildi. Gültan Kışanak’ın tutukluluğunda geçirdiği süre göz önüne alınarak tahliyesine karar verildi. Kışanak, hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.
Tutuklu sanık Günay Kubilay hakkında “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçunu işlediğini ancak sıfatının “yardım eden” niteliğinde kaldığından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl hapis cezası olarak belirlendi. “Suç işlemeye tahrik” suçu da basın yoluyla işlendiği için 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kubilay’a oplamda 20 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Tutuklu sanık Meryem Adıbelli ve tutuksuz sanık Mesut Bağcı’nın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan beraatine karar verildi. “Silahlı terör örgütü üyeliği”nden 6 yıl hapis cezası 9 yıla artırıldı. Adıbelli ve Bağcı’ya verilen ceza tutukluluğunda geçirdiği süre göz önüne alınarak yurtdışı çıkış yasağı ile tahliyesine karar verildi.
Nezir Çakar, ‘devletin birliği ülke bütünlüğü bozulması’ suçlamasından beraat ederken ‘silahlı terör örgütü üyeliği’nden ise 9 yıl hapis cezası verildi. Sabahat Tuncel’in “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan beraatine karar verildi. “Silahlı terör örgütü üyeliği”nden 8 yıl hapis cezası 12 yıla artırıldı. Tuncel’in tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi ve yurt dışına çıkış yasağı verildi. Tutuklu sanık Zeynep Ölbeci’ye ‘propaganda’dan 3 yıl 9 ay hapis cezası, ‘örgüt üyeliği’nden 9 yıl hapis cezası verilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi.
YASİN BÖRÜ SUÇLAMASINA BERAAT
Mahkeme Başkanı, Selahattin Demirtaş dahil 36 sanık hakkında Kobani olayları sırasında Yasin Börü’nün arasında bulunduğu 6 kişinin ölümü ve diğer yaralanmalara ilişkin suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verdi.
Yargılama sürecinde duruşma salonunda fotoğraf çeken avukat ve milletvekilleri hakkında da şikayette bulundu. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi 36 kişi hakkındaki kararını açıklarken geri kalan 72 sanık hakkında ise sorgulama yapılamadığı için dosyalarını ayırdığını açıkladı.
(BİTTİ)
]]>Sultangazi’de lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş, 2 Ağustos 2015 yılında arkadaşlarıyla yolda yürürken kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından uzaktan sıkılan kurşunun boynuna isabet etmesi sonucu yaralanmıştı. Ahmet Emre Çavuş, kaldırıldığı hastanede 2 yıl 11 gün verdiği yaşam mücadelesi sonrasında 19 yaşında hayatını kaybetmişti.
Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma sonucunda 8 yıl sonra hazırlanan iddianamede, Ahmet Emre Çavuş’un ölmeden önce alınan ifadesinde, vurulmasına yönelik eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğini görmediğini ancak olay günü sanık Devrim Aksoy’un ters ters baktığını, kendisinin birden yere yığıldığını, yerdeyken iki el daha silah sesi duyduğunu ve arkadaşlarının otoparka doğru koşarak Kim vurdu dediğini, arkadaşlarının da olay yerinde sanığı gördüklerini ve olay yerinde başka kimsenin olmadığını belirttiği kaydedildi. Sanık Devrim Aksoy’un ise suçlamayı reddettiği belirtilen iddianamede, Aksoy hakkında Kasten öldürme ve Ruhsatsız silah bulundurma suçlarından müebbet ve 3 yıla kadar hapis istemiyle 2 Haziran 2023 tarihinde dava açıldı.
İKİNCİ DURUŞMADA BERAAT VERİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada, sanık Devrim Aksoy savunmasında, Sadece bu olayı benim üzerime yıkmaya çalışıyorlar. Ben kesinlikle iddia edildiği gibi Ahmet Emre Çavuş’u öldürmedim, ben bu şahsı tanımıyorum. Sebepsiz yere neden öldüreyim. Ben kendisinin hastaneye gitmesi içinde yardımcı oldum, kamera kayıtlarındaki atletli kişi benim. Ben vurduğum insana neden yardımcı olayım demişti. Mahkemenin 30 Kasım 2023 tarihindeki 2’nci duruşmasında ise karar çıktı. Mahkeme, tutuklu sanık Devrim Aksoy’un yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.
BABA KARARA İTİRAZDA BULUNDU
Öldürülen Ahmet Emre Çavuş’un babası Bülent Çavuş, beraat kararına karşı avukatı aracılığıyla istinaf yoluna başvurdu. İtiraz dilekçesinde, her ne kadar sanık hakkında beraat kararı verilmişse de tanık beyanlarına göre, olay günü orada bu işi yapabilecek tek kişinin suç makinesi olarak bilinen ve kurşunun geldiği yönde bulunan sanığın işlediğinin şüpheden oldukça uzak olduğu, ayrıca Gazi Mahallesi’nde pek çok kahve ve bakkalda sanığın maktulü vurduğunu söylediği, herkesin bu suçu sanığın işlediğini bildiğini, sanığın sabıkalı biri olduğunu, daha önce bir polisi silahla ağır yaraladığını belirterek beraat kararının kaldırılması ve üst sınırdan cezalandırılması talep edildi. Bülent Çavuş, 8 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi son bulana kadar oğlum için ve bizim gibi adalet arayan ailelerin sesi olmak için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet sağlanana kadar, oğlumun katilleri bulunana kadar sakallarımı kesmeyeceğim. Bu ülkede adaletin çok zor olduğunu öğrendim. Oğlum Ahmet Emre, Sultangazi’de değil, Etiler’de, Bakırköy’de, Kadıköy’de başına böyle bir olay gelmiş olsaydı çoktan bunu ona yapanlar bulunurdu şeklinde açıklamada bulundu.
]]>SULTANGAZİ’de 8 yıl önce yolda yürürken uzaktan sıkılan kurşunla boynundan yaralanarak 2 yıl hastanede kaldıktan sonra hayatını kaybeden lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş’un ölümüne neden olmaktan yargılanan sanığın beraat etmesine itiraz edildi. Öldürülen Ahmet Emre Çavuş’un babası Bülent Çavuş, beraat kararının kaldırılması için istinaf yoluna başvurdu.
Sultangazi’de lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş, 2 Ağustos 2015 yılında arkadaşlarıyla yolda yürürken kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından uzaktan sıkılan kurşunun boynuna isabet etmesi sonucu yaralanmıştı. Ahmet Emre Çavuş, kaldırıldığı hastanede 2 yıl 11 gün verdiği yaşam mücadelesi sonrasında 19 yaşında hayatını kaybetmişti.
Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma sonucunda 8 yıl sonra hazırlanan iddianamede, Ahmet Emre Çavuş’un ölmeden önce alınan ifadesinde, vurulmasına yönelik eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğini görmediğini ancak olay günü sanık Devrim Aksoy’un ters ters baktığını, kendisinin birden yere yığıldığını, yerdeyken iki el daha silah sesi duyduğunu ve arkadaşlarının otoparka doğru koşarak “Kim vurdu” dediğini, arkadaşlarının da olay yerinde sanığı gördüklerini ve olay yerinde başka kimsenin olmadığını belirttiği kaydedildi. Sanık Devrim Aksoy’un ise suçlamayı reddettiği belirtilen iddianamede, Aksoy hakkında “Kasten öldürme” ve “Ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından müebbet ve 3 yıla kadar hapis istemiyle 2 Haziran 2023 tarihinde dava açıldı.
İKİNCİ DURUŞMADA BERAAT VERİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada, sanık Devrim Aksoy savunmasında, “Sadece bu olayı benim üzerime yıkmaya çalışıyorlar. Ben kesinlikle iddia edildiği gibi Ahmet Emre Çavuş’u öldürmedim, ben bu şahsı tanımıyorum. Sebepsiz yere neden öldüreyim. Ben kendisinin hastaneye gitmesi içinde yardımcı oldum, kamera kayıtlarındaki atletli kişi benim. Ben vurduğum insana neden yardımcı olayım” demişti. Mahkemenin 30 Kasım 2023 tarihindeki 2’nci duruşmasında ise karar çıktı. Mahkeme, tutuklu sanık Devrim Aksoy’un yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.
BABA KARARA İTİRAZDA BULUNDU
Öldürülen Ahmet Emre Çavuş’un babası Bülent Çavuş, beraat kararına karşı avukatı aracılığıyla istinaf yoluna başvurdu. İtiraz dilekçesinde, her ne kadar sanık hakkında beraat kararı verilmişse de “tanık beyanlarına göre, olay günü orada bu işi yapabilecek tek kişinin suç makinesi olarak bilinen ve kurşunun geldiği yönde bulunan sanığın işlediğinin şüpheden oldukça uzak olduğu, ayrıca Gazi Mahallesi’nde pek çok kahve ve bakkalda sanığın maktulü vurduğunu söylediği, herkesin bu suçu sanığın işlediğini bildiğini, sanığın sabıkalı biri olduğunu, daha önce bir polisi silahla ağır yaraladığını” belirterek beraat kararının kaldırılması ve üst sınırdan cezalandırılması talep edildi. Bülent Çavuş, “8 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi son bulana kadar oğlum için ve bizim gibi adalet arayan ailelerin sesi olmak için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet sağlanana kadar, oğlumun katilleri bulunana kadar sakallarımı kesmeyeceğim. Bu ülkede adaletin çok zor olduğunu öğrendim. Oğlum Ahmet Emre, Sultangazi’de değil, Etiler’de, Bakırköy’de, Kadıköy’de başına böyle bir olay gelmiş olsaydı çoktan bunu ona yapanlar bulunurdu” şeklinde açıklamada bulundu.
]]>Sultangazi’de lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş, 2 Ağustos 2015 yılında arkadaşlarıyla yolda yürürken kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından uzaktan sıkılan kurşunun boynuna isabet etmesi sonucu yaralanmıştı. Ahmet Emre Çavuş, kaldırıldığı hastanede 2 yıl 11 gün verdiği yaşam mücadelesi sonrasında 19 yaşında hayatını kaybetmişti.
Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma sonucunda 8 yıl sonra hazırlanan iddianamede, Ahmet Emre Çavuş’un ölmeden önce alınan ifadesinde, vurulmasına yönelik eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğini görmediğini ancak olay günü sanık Devrim Aksoy’un ters ters baktığını, kendisinin birden yere yığıldığını, yerdeyken iki el daha silah sesi duyduğunu ve arkadaşlarının otoparka doğru koşarak “Kim vurdu” dediğini, arkadaşlarının da olay yerinde sanığı gördüklerini ve olay yerinde başka kimsenin olmadığını belirttiği kaydedildi. Sanık Devrim Aksoy’un ise suçlamayı reddettiği belirtilen iddianamede, Aksoy hakkında “Kasten öldürme” ve “Ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından müebbet ve 3 yıla kadar hapis istemiyle 2 Haziran 2023 tarihinde dava açıldı.
İKİNCİ DURUŞMADA BERAAT VERİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada, sanık Devrim Aksoy savunmasında, “Sadece bu olayı benim üzerime yıkmaya çalışıyorlar. Ben kesinlikle iddia edildiği gibi Ahmet Emre Çavuş’u öldürmedim, ben bu şahsı tanımıyorum. Sebepsiz yere neden öldüreyim. Ben kendisinin hastaneye gitmesi içinde yardımcı oldum, kamera kayıtlarındaki atletli kişi benim. Ben vurduğum insana neden yardımcı olayım” demişti. Mahkemenin 30 Kasım 2023 tarihindeki 2’nci duruşmasında ise karar çıktı. Mahkeme, tutuklu sanık Devrim Aksoy’un yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.
BABA KARARA İTİRAZDA BULUNDU
Öldürülen Ahmet Emre Çavuş’un babası Bülent Çavuş, beraat kararına karşı avukatı aracılığıyla istinaf yoluna başvurdu. İtiraz dilekçesinde, her ne kadar sanık hakkında beraat kararı verilmişse de “tanık beyanlarına göre, olay günü orada bu işi yapabilecek tek kişinin suç makinesi olarak bilinen ve kurşunun geldiği yönde bulunan sanığın işlediğinin şüpheden oldukça uzak olduğu, ayrıca Gazi Mahallesi’nde pek çok kahve ve bakkalda sanığın maktulü vurduğunu söylediği, herkesin bu suçu sanığın işlediğini bildiğini, sanığın sabıkalı biri olduğunu, daha önce bir polisi silahla ağır yaraladığını” belirterek beraat kararının kaldırılması ve üst sınırdan cezalandırılması talep edildi. Bülent Çavuş, “8 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi son bulana kadar oğlum için ve bizim gibi adalet arayan ailelerin sesi olmak için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet sağlanana kadar, oğlumun katilleri bulunana kadar sakallarımı kesmeyeceğim. Bu ülkede adaletin çok zor olduğunu öğrendim. Oğlum Ahmet Emre, Sultangazi’de değil, Etiler’de, Bakırköy’de, Kadıköy’de başına böyle bir olay gelmiş olsaydı çoktan bunu ona yapanlar bulunurdu” şeklinde açıklamada bulundu.
]]>Sakarya’da Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin davada verilen mahkumiyet ve beraatlere ilişkin bozma kararlarının ardından 74’ü tutuklu 145 sanık tekrar hakim karşısına çıkmaya başlamıştı. Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince Ferizli ilçesinde yer alan ceza infaz kurumu içindeki salonda yapılan duruşmalarda sanıklar ve avukatları Yargıtay’ın bozma ilamına ilişkin beyanlarını sundu. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak 121 sanık hakkında ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 17 sanık hakkında ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapis, 1 sanığın beraatı ve 6 sanığın dosyasının ayrılması yönündeki mütalaasını tekrar etti.
Davanın bugün görülen duruşmasında “Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen 74’ü tutuklu 120 sanık hakkında mahkeme heyeti kararını verdi. Heyet, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan 73 sanığa müebbet, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 61 sanığa 12 yıl 6 ay, 1 sanık hakkında ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 6 yıl 3 ay hapisle cezalandırılmasına, 1’i tutuklu 4 sanığın beraatına, 6 sanığın dosyalarının ayrılmasına hükmetti. Karar sonrasında tutuksuz yargılanan sanıklardan 4’ü duruşma salonunda gözaltına alınırken 57 sanık hakkında da yakalama kararı çıkarıldı.
Ne olmuştu
Yapılan inceleme çerçevesinde mahkeme ‘Anayasayı ihlal’ suçunda eski 1. Motorlu Piyade Tugay Komutan Vekili Piyade Kurmay Albay Uğur Coşkun ve Albay Ahmet Üzer’e verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını, sanıklardan Fatih Gümüş, Hakan Güler ve Emrah Boyalı’ya verilen ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 12 yıl 6’şar ay hapis cezasını onarken, sanık İsmail Şenyüz’ün ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan aldığı 6 yıl 3 ay hapis cezasını hukuka uygun buldu. Ayrıca 3. Ceza Dairesi ‘Anayasayı ihlal’ suçundan 71 sanık hakkında verilen beraat kararını da onadı. Mahkeme, 94 sanık hakkındaki ‘Anayasa’yı ihlal’ suçundan beraat kararları ile 52 sanığa ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım’ suçundan verilen mahkumiyetleri bozdu. 3. Ceza Dairesi ise darbe girişimine ilişkin ‘Anayasayı ihlal’ suçundan beraat eden 26 sanık ile ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan tutuklanan 52 sanık hakkındaki hükmü, kanunsuz emirler doğrultusunda valiliği ele geçirmek, ateş emri vermek gibi eylemlerle suçu ‘müşterek fail’ olarak gerçekleştirmeleri sebebiyle ‘Anayasa’yı ihlal’ suçundan mahkumiyete karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadığı için hukuka uygun bulmadı. Ayrıca 3. Ceza Dairesi, Uğur Coşkun’a ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği’, Ahmet Üzer, Bahri Gürhan, Ümit Ahlat, Emre Metin ve Adem Kapucu’ya ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan verilen cezaları, ‘Anayasa’yı ihlal’ suçunun tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca bu suçlardan cezalandırılma imkanı bulunmadığı için ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği için bozdu. – SAKARYA
]]>