Türk Dil Kurumu sözlüğünde isimlerinin karşılığı olarak “Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli” tanımı da bulunan kavaslar, Genel Kurul’un çalıştığı günlerde yoğun mesai yapıyor.
Genel Kurul’da yer alan kürsüdeki su bardağından, kanun metinlerinin sıralara dağıtılmasına, engelli milletvekillerinin Genel Kurul’daki yasama faaliyetlerine katılmasına kadar birçok görevden sorumlu 2’si kadın 8 kavas, Meclisin sır küpleri olarak da anılıyor.
Daha önceleri kapalı oturumlara işitme engelli kavaslar katılırken şimdi ise bu görevi, yeminli 8 kavas yerine getiriyor. Genel Kurul’un “devlet sırrı” olarak kabul ettiği konuların görüşüldüğü kapalı oturumlara da katılan kavaslar, ettikleri yemine sadık kalarak bu oturumlardaki konuşmaları sır gibi saklıyor.
Genel Kurul’da görev yapan kavaslardan biri de Ersin Kahraman. TBMM’de 28 yıl önce başladığı çalışma hayatına, son 15 yıldır yeminli kavas olarak devam eden Kahraman, AA muhabirine konuştu.
Düzenli bir yasama çalışması için Genel Kurul’da hızlı ve sağlıklı bir şekilde milletvekillerine yardımcı olduklarını belirten Kahraman, Genel Kurul’da yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Göreve yemin ederek başladıklarını ve bu yüzden Genel Kurul’daki kapalı oturumlara da girebildiklerini belirten Kahraman, “Bizden önce işitme engelli kavaslar geliyormuş. Şimdi kapalı oturumlara da biz katılıyoruz.10-15 yıldır işitme engelli kavas kalmadı.” dedi.
Kapalı oturumlarda konuşulan her konunun kendileri tarafından gizli tutulduğunu vurgulayan Kahraman, kapalı oturum tutanaklarının 10 yıl sonra Genel Kurul’un onayıyla kamuoyuna açılabildiğini anımsattı.
Genel Kurul’da en zor görevini 2011 yılında yaptığını belirten Kahraman, “2011 yılında Anayasa çalışmaları vardı. 7 gün eve gidememiştim. Sabah 6 gibi bitiyordu, gündüz 11’de tekrar başlıyordu. 4-5 saatlik bir şeyimiz vardı. 7-8 gün eve gidemediğimiz oldu. O dönem yoğundu, 7 gün eve gidemedim.” diye konuştu.
“Genel Kurul’da değişik olaylarda kullanılan materyalleri saklarım”
Genel Kurul’da yaşadığı en ilginç olayın eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın kendisini kürsüye kelepçelemesi olduğunu belirten Kahraman, şöyle konuştu:
“Çok değişik bir gündü. Bende öyle değişik materyalleri saklama alışkanlığı var. Kendisinden istedim. O kelepçe de bende. Benim babam şair. Biraz kaleme düşkünüz. İleride emekli olunca bunları kaleme dökersek o materyaller de bizde bulunsun diye. Genel Kurul’da değişik olaylarda kullanılan materyalleri ben saklarım. Kelepçe var. Bir tane mermi var, kürsüye bırakmışlardı. “
Yeminli 2 kadın kavastan biri olan Lale Işıklar da 14 yıldır kavaslık görevini yürütüyor. Işıklar, görevine ilişkin, “Türkiye’nin seçilmiş insanlarıyla çalışmak gurur verici, bu gururu her gün yaşıyoruz.” ifadesini kullandı.
Sokakta mesleğini sorduklarında “kavas” olarak yanıt verdiğini, ancak bu mesleği çoğu kimsenin bilmediğini belirten Işıklar, “Kavas kelimesini bilmeyen çok insan var. Çoğuna açıklamak zorunda kalıyoruz. Bilenler çok nadir. Yüzde 5 olabilir bilenlerin sayısı. Meclis’ten bir gün yolu geçtiyse o şekilde bilebiliyor. Onun dışındakilere vekillerimizle birlikte çalıştığımızı anlatıyoruz.” dedi.
Genel Kurul’da çalışmaların yorucu olduğunu ifade eden Işıklar, en uzun mesaisinin 46 saat olduğunu söyledi. Işıklar, “Benim eşim de burada çalışıyordu o yüzden ikimiz beraber olunca vakti çok fazla önemsemedim. Evi de buraya göre ayarlıyoruz. Yıllardır çalışma saatlerine de alıştık. Bir zorluluğunu yaşamıyorum.” diye konuştu.
18 yıldır Genel Kurul’da kavas olarak çalıştığını ifade eden Sinan Kayıpoğlu da vekillerin oturduğu sıralardan kürsüye kadar kendilerinin sorumlu olduğunu belirtti. Gün içerisinde bunların kontrolünü yaptıklarını ifade eden Kayıpoğlu, daha sonra görüşülecek kanun metinlerini sıralara dağıttıklarını kaydetti.
Genel Kurul’da giydikleri kıyafetlerin de bir anlamın olduğunu vurgulayan Kayıpoğlu, “Kavasların Genel Kurul’daki kıyafetinde yer alan zincir Türkiye’nin birliğini beraberliğini ve bütünlüğünü temsil ediyor. Bunu görev sırasında takıyoruz, çalışmaktan gurur duyuyorum.” şeklinde konuştu.
Yaptıkları işin stresli olduğunu belirten Kayıpoğlu, Türkiye’nin kalbi olan Genel Kurul’da çalışmaktan keyif aldığını ifade etti.
]]>“Camdaki Kız”, “İstanbullu Gelin”, “Sakla Beni” adlı televizyon dizilerinin yanı sıra 40’tan fazla oynadığı ve yönettiği tiyatro oyunu ile bilinen, eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve ArtAnkara Yönetim Kurulu Üyesi Tamer Levent, ArtAnkara 10. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nda sanatsal düşünme biçimi ve sanata bakış açısına yönelik AA muhabirine açıklamada bulundu.
Toplantı, söyleşi, konferans, oyun ve pek çok etkinlikte “Sanata Evet” kampanyasıyla sanatın, hayatın her alanında olduğunu 40 yıldır anlattığını belirten Tamer Levent, ArtAnkara’nın 2015’teki ilk fuarında da “Sanata Evet” afişi asıldığını ve o dönemde bu manifestoya insanların, “Sanata hayır diyen mi var?” şeklinde cevap verdiğini söyledi.
Tamer Levent, insanların büyük çoğunluğunun, sanatın bir yaşama biçimi ve kültür olduğunu anlamadığını, sanatı sadece resim yapmak, tiyatro, müzik yapmak olarak düşündüğünü belirtti.
1605’te Berlin’de kurulan Telif Hakları Enstitüsünün sanat kavramını, “süreç ve ürün” olarak tarif ettiğini aktaran usta oyuncu, “Biz ise ürün kısmında tanıdık sanatı ve sadece üründen ibaret zannediyoruz. Böyle zannedince de onun oluşma sürecini, insanla olan ilişkisini anlamıyoruz. Sanatı felsefesinden, bilgiden kopararak düşünüyoruz.” diye konuştu.
Sanatta sadece ticari amaç güdülmemesi gerektiğini belirten Tamer Levent, “Düşünmeyi öğretmek, insanın gelişmesini özendirmek ve insanın içinde bulunan sanatçı özelliğini açığa çıkarmak gerekiyor. Bu milenyumda sanat kavramına böyle bakmak gerekiyor. Onun için ‘Sanata Evet’ diyoruz. Ben ‘Sanata Evet’ diyeli 40 yıl oldu. Bu manifestoyu, düşünceyi her yerde anlatmaya çalışıyorum. Yeni yeni ne olduğu anlaşıldı.” dedi.
Sanatçının “bir işi özenle yapmayı düşünen insanın adı” olduğunu ifade eden Tamer Levent, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaratılmış en değerli sanat eseri insanın kendisi. Öğrenciler fuarları geziyor. Gençler gezerken, bir şeyleri incelerken, nasıl bir hayat yaşamak istediklerini, içinde bulundukları toplumun özelliklerini anlamaya, irdelemeye çalışsınlar, irdelemeyi öğrensinler. Düşünmeyi öğrensinler. Düşünmeyi öğrenen insan bilgiye ulaşır. Yapay zeka sohbet robotu ChatGPT’ye bir şey sordum. ‘Bu zamana kadar olan bilgilerimiz eksiktir, cevap veremeyeceğiz’ diye yanıt verdi. Ben sorduğumun cevabını biliyordum aslında. İnsan olmadan yapay zeka icat olmazdı değil mi? Biz, ‘Teknolojiyi bu çağa uygun hale getirmek için ne yapmalıyız’ sorusunu düşünerek sormalıyız, felsefesine bakmalıyız. İşte sanat bu. Her şey sanattır. Büyük bir manifesto ‘Sanata Evet’.”
Avrupa’nın 15. yüzyıldan itibaren Rönesans döneminde sanatı “sanat felsefesi” ile geliştirdiklerini belirten Levent, o dönemde “düşünceye” sanat dendiğini anlattı.
Tamer Levent, “Rönesans’tan beri matematik, geometri, gramer, belagat, astronomi, müzik, felsefe yedi öz disiplin olarak tanımlanıyor ve bu disiplinlerle ‘Yaşamı nasıl sanat kalitesinde geliştirebiliriz’ diye düşünüyor insan. Her resim yapana sanatçı denmiyor. Bu yedi öz disiplini bilenler, Leonardo da Vinci gibi ressamlar yaptıkları resimlerle hayata dair konuları resimledikleri için bugüne kadar geldiler.” diye konuştu.
İki kişisel fotoğraf sergisi açacak
Zanaat ile sanatın birbirinden ayrıştığını belirten Levent, “Zanaatın sanat haline getirilmesi bizim çağımızın düşüncesi olmalıdır. Bugün insanlara ‘Hayır demeyi öğrenin’ düşüncesini öneriyorlar. Tamam ‘hayır’ deyin ama bir tek gönül rahatlığı ile ‘Sanata Evet’ deyin. Yaşamda olan her şeyin oluşmasına sebep olan insanın beynindeki sanat hareketi. Merak etme, buluş yapma, çözüm üretme aslında hepsi bir sanat. Biz bunların ne olduğunu bilmiyorduk, ilham geldiğini zannediyoruz.” ifadesini kullandı.
Tamer Levent, her hareketi ve her işi yaparken insanların o işin arka planını düşünmesi gerektiğini belirterek, kendisinin de oyunculuk dışında yaptığı her işin felsefesini anlamaya çalıştığını söyledi.
Boş zamanlarında gitar çaldığını, fotoğraf çektiğini belirten Tamer Levent, yakın zamanda İstanbul’da iki fotoğraf sergisi açmak için hazırlık yaptığını sözlerine ekledi.
]]>