Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’, ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlarına yönelik fenomen Neslihan ve eşi İnanç Güngen’e yönelik soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde Güngenlerin ülke genelinde kendilerinin ve franchaiselarının 50 güzellik salonu olduğu ve sahte ustalık ve kalfalık belgeleri düzenleyerek, vasıfları uygun olmayan kişilerin iş yeri açmalarına aracılık ettikleri tespit edilmişti.
Haklarında 746 şikayet var
Neslihan ve İnanç Güngen’in yönetmeliklere aykırı ürettikleri cihazlarla ülke genelinde 44 ayrı ‘taksirle yaralama’ suçuna sebep oldukları ve benzer içerikli 746 şikayetin yer aldığı öğrenilmişti. Güngenlerin dolandırıcılık suçundan elde edilen suç gelirini diğer bayilerle yapılan anlaşmalar esnasında aklamaya yönelik eylemlerde bulundukları yönünde bulguların elde edildiği ve bu nedenle operasyonel çalışma planlandığı bilgisine de ulaşılmıştı.
Franchaise şubeleri de Güngen’lerden şikayetçi olmuş
Şüphelilerin sahte ustalık ve kalfalık belgelerini 2 bin TL’ye Ankara’daki sahte belge düzenleyen kişiye hazırlatıp, franchaiselarına 20 bin liraya sattıkları, MEB, Halk Eğitim Merkezi gibi kurumlarla yapılan yazışmada franchaiseların çoğunun sisteme kayıtlı belgesinin mevcut olmadığı, ürün takip sistemi konusunda Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmada veri tabanına kayıtlı herhangi bir ürünlerinin bulunmadığı da belirlenmişti. Neslim Güngen’in franchaiselarından hizmet alan ve sağlığı olumsuz etkilenen müşterilerin şikayeti üzerine taksirle yaralamadan işlem yapılan franchaiseların kendilerine yasadışı makina satışı yapan Güngen aleyhine dolandırıcılık müştekisi oldukları da öğrenilmişti.
Sıradan ipleri ‘gençleştirme ipi’ adı altında satmışlar
Öte yandan herhangi bir özelliği olmayan yumak ipler ile marketten alınan sıradan nemlendirici kremlere Neslim Güngen etiketi basılarak kolajen ip tedavisi, gençleştirme ipi gibi adlar altında pazarlama yapıldığı ve müşterilerin bu şekilde mağdur edildiği bilgisine de ulaşılmıştı. Şüphelilerin franchaise anlaşması yapmak isteyen kişilerden isim hakkı adı altında yüksek meblağda para talebinde bulunduğu ve ödemelerin banka kanalıyla değil taşınır veya taşınmaz malların bedelsiz devri ile gerçekleştirildiği belirlenmişti.
Hesap hareketleri hacmi 1 buçuk milyar TL
Neslihan ve İnanç Güngen tarafından yönetilen şirketler arasında gerçeğe aykırı sözde ticari faaliyetlere konu sahte fatura kesildiği, şirketler arasında hesap hareketlerinin toplam hacminin 1,5 milyar TL olduğu ve hayatın olağan akışına aykırı hareketliliğin suçtan elde edilen gelirin aklanmasına yönelik olduğu öğrenilmişti. Şüphelileri yakalamaya yönelik 25 ilde 134 adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonla aralarında Neslihan ve İnanç Güngen’in de yer aldığı toplam 65 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı.
Vergi müfettişi Neslihan Güngen ile kayıt dışı görüşmek istemiş
Öte yandan soruşturma kapsamında vergi tekniği raporu hazırlanması için görevlendirilen bir vergi müfettişinin hazırlanacak raporla ilgili şüpheli Neslim Güngen ile kayıt dışı olacak ve tutanaklara geçmeyecek şekilde görüşmek istediği de tespit edilmişti. Müfettiş hakkında gözaltı kararı verilirken, soruşturma kapsamında tüm mal varlıklarına el konulmuştu.
Gözaltına alınan fenomen Neslihan ve İnanç Güngen çiftinin de aralarında bulunduğu 43 kişi bugün öğle saatlerinde adliyeye sevk edilmişti.
Aralarında Neslihan ve İnanç Güngen’in de bulunduğu 17 şüpheli tutuklama talebiyle, 21 kişi ise savcılık tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakılması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmişti. Öte yandan 5 kişinin ise adli kontrol şartı olmaksızın serbest bırakıldığı öğrenilmişti.
Sulh Ceza Hakimliği’nce aralarında Neslihan ve İnanç Güngen’in de bulunduğu 17 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. 21 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. – İSTANBUL
]]>Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’, ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlarına yönelik fenomen Neslihan ve eşi İnanç Güngen’e yönelik soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde Güngenlerin ülke genelinde kendilerinin ve franchaiselarının 50 güzellik salonu olduğu ve sahte ustalık ve kalfalık belgeleri düzenleyerek, vasıfları uygun olmayan kişilerin iş yeri açmalarına aracılık ettikleri tespit edilmişti.
Haklarında 746 şikayet var
Neslihan ve İnanç Güngen’in yönetmeliklere aykırı ürettikleri cihazlarla ülke genelinde 44 ayrı ‘taksirle yaralama’ suçuna sebep oldukları ve benzer içerikli 746 şikayetin yer aldığı öğrenilmişti. Güngenlerin dolandırıcılık suçundan elde edilen suç gelirini diğer bayilerle yapılan anlaşmalar esnasında aklamaya yönelik eylemlerde bulundukları yönünde bulguların elde edildiği ve bu nedenle operasyonel çalışma planlandığı bilgisine de ulaşılmıştı.
Franchaise şubeleri de Güngenlerden şikayetçi olmuş
Şüphelilerin sahte ustalık ve kalfalık belgelerini 2 bin TL’ye Ankara’daki sahte belge düzenleyen kişiye hazırlatıp, franchaiselarına 20 bin liraya sattıkları, MEB, Halk Eğitim Merkezi gibi kurumlarla yapılan yazışmada franchaiseların çoğunun sisteme kayıtlı belgesinin mevcut olmadığı, ürün takip sistemi konusunda Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmada veri tabanına kayıtlı herhangi bir ürünlerinin bulunmadığı da belirlenmişti. Neslim Güngen’in franchaiselarından hizmet alan ve sağlığı olumsuz etkilenen müşterilerin şikayeti üzerine taksirle yaralamadan işlem yapılan franchaiseların kendilerine yasadışı makina satışı yapan Güngen aleyhine dolandırıcılık müştekisi oldukları da öğrenilmişti.
Sıradan ipleri ‘gençleştirme ipi’ adı altında satmışlar
Öte yandan herhangi bir özelliği olmayan yumak ipler ile marketten alınan sıradan nemlendirici kremlere Neslim Güngen etiketi basılarak kolajen ip tedavisi, gençleştirme ipi gibi adlar altında pazarlama yapıldığı ve müşterilerin bu şekilde mağdur edildiği bilgisine de ulaşılmıştı. Şüphelilerin franchaise anlaşması yapmak isteyen kişilerden isim hakkı adı altında yüksek meblağda para talebinde bulunduğu ve ödemelerin banka kanalıyla değil taşınır veya taşınmaz malların bedelsiz devri ile gerçekleştirildiği belirlenmişti.
Hesap hareketleri hacmi 1,5 milyar TL
Neslihan ve İnanç Güngen tarafından yönetilen şirketler arasında gerçeğe aykırı sözde ticari faaliyetlere konu sahte fatura kesildiği, şirketler arasında hesap hareketlerinin toplam hacminin 1,5 milyar TL olduğu ve hayatın olağan akışına aykırı hareketliliğin suçtan elde edilen gelirin aklanmasına yönelik olduğu öğrenilmişti. Şüphelileri yakalamaya yönelik 25 ilde 134 adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonla aralarında Neslihan ve İnanç Güngen’in de yer aldığı toplam 65 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı.
Vergi müfettişi Neslihan Güngen ile kayıt dışı görüşmek istemiş
Öte yandan soruşturma kapsamında vergi tekniği raporu hazırlanması için görevlendirilen bir vergi müfettişinin hazırlanacak raporla ilgili şüpheli Neslim Güngen ile kayıt dışı olacak ve tutanaklara geçmeyecek şekilde görüşmek istediği de tespit edilmişti. Müfettiş hakkında gözaltı kararı verilirken, soruşturma kapsamında tüm mal varlıklarına el konulmuştu.
Gözaltına alınan aralarında fenomen Neslihan ve İnanç Güngen çiftinin de bulunduğu 45 kişi adliyeye sevk edildi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suçtan kaynaklanan malvarlığın değerlerini aklama, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık” suçlarına yönelik yeni bir çalışma gerçekleştirildi. Savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dün sabah İstanbul merkezli 25 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Yapılan teknik ve fiziki takibin sonunda 134 adrese yapılan baskınlarda, fenomenler Neslim Güngen ve İnanç Güngen’in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin gözaltına alınmıştı. Bugün operasyona ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı.
Operasyonda, çok sayıda fişek, narkotik madde, yasadışı ilaç, kozmetik ürün, nakit para, sahte uygunluk belge düzenlendiği tespit edilen epilasyon, popo kaldırma, bölgesel zayıflama, selülit cihazı, buhar makinası, sıkılaştırma cihazı, cilt bakım makinası, yağ parçalama vb. medikal cihazlara el konuldu öğrenildi.
Sosyal medya fenomeni olarak bilinen ve ülke genelinde kendilerinin ve franchaiselarının toplam 50 güzellik salonu olan Neslim Güngen ve İnanç Güngen’nin sahte ustalık/kalfalık belgeleri düzenleyerek vasıfları uygun olmayan kişilerin iş yeri açmalarına aracılık ettikleri öğrenildi. Aynı zamanda sahte CE belgeleri düzenleyerek herhangi bir UTS kaydı olmayan, yönetmeliklere aykırı ürettikleri cihazlarla ülke genelinde toplam 44 ayrı Taksirle Yaralama suçuna sebep oldukları, açık kaynaklarda benzer içerikli 746 şikayetin yer aldığı, dolandırıcılık suçundan elde edilen suç gelirini diğer bayilerle yapılan anlaşmalar esnasında muvazaalı taşınır ve taşınmaz devirleri üzerinden aklamaya yönelik eylemlerde bulundukları” belirlendi.
Sahte ustalık kalfalık belgelerini 2 bin TL’ye Ankara’daki sahte belge düzenleyen kişiye hazırlatıp franchaiselarına 20 bin liraya sattıkları, MEB, Halk Eğitim kurumlarla yapılan yazışmada franchaise’ların çoğunun sisteme kayıtlı belgesinin mevcut olmadığı, Ürün takip sistemi Sağlık Bakanlığı ile yapılan yazışmada UTS veri tabanına kayıtlı herhangi bir ürünlerinin bulunmadığı, Sahte üretilen CE belgelerinin teknik dosya ve test süreçlerine haiz olmadığı tespit edildi.
Neslim Güngen, franchaiselarından hizmet aldığı esnada sağlığı olumsuz etkilenen müşterilerin şikayeti üzerine, taksirle yaralamadan işlem gören franchaiseların, kendilerine yasadışı makine satışı yapan Gürgen’in aleyhine dolandırıcılık müştekisi oldukları öğrenildi. Herhangi bir özelliği olmayan yumak ipler ile marketten alınan sıradan nemlendirici kremlere N.G. etiketi basılarak kolajen ip tedavisi, gençleştirme ipi vb. adlar altında pazarlama yapıldığı ve müşterilerin bu şekilde dolandırıcılık mağduru edildiği belirlendi. Ayrıca, Franchaise anlaşması yapmak isteyen kişilerden isim hakkı adı altında yüksek meblağda para talebinde bulunulduğu ve ödemelerin banka kanalıyla değil taşınır veya taşınmaz malların bedelsiz devri şeklinde gerçekleştirildiği, İsim hakkı ödemesi olarak bedelsiz devralınan taşınır ve taşınmaz malların suçta işbirliği içerisinde olunan galerici ve emlakçılar üzerinden vergisel suçlara ve suç gelirlerinin aklanmasına ilişkin kriminal faaliyetlere konu edildiği saplandı.
Neslim Güngen ve İnanç Güngen, tarafından yönetilen şirketler arasında gerçeğe aykırı sözde ticari faaliyetlere konu sahte fatura kesildiği, şirketler arasında hesap hareketlerinin toplam hacminin 1.5 Milyar TL olduğu, bu olağan akışa aykırı hareketliliğin suçtan elde edilen gelirin aklanmasına yönelik olduğu anlaşıldı. – İSTANBUL
]]>Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi’nde (GSOMEM) gerçekleştirilen seminere, GSO Yönetim Kurulu Üyesi/GSOMEM Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Koçak, GSO Yönetim Kurulu Üyesi Melike Yüksel, SOYDER Başkanı Ahmet Aydın, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen, Genel Sekreter Yardımcısı/Endüstriyel Gelişim Hizmetleri Koordinatörü İbrahim Çalı, kurum ve firma temsilcileri katıldı.
PEFC sertifikasyonunun tanıtımı, kapsamı ve işleyişinin anlatıldığı toplantıda, sertifikasyonunun avantajları ve etki alanları, AB’ye ihracatta PEFC sertifikasının önemi, Türkiye’de PEFC’nin mevcut durumu ve sertifikasyonunun temin süreçleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren GSOMEM Yönetim Kurulu Başkanı/GSO Yönetim Kurulu Üyesi Ali Can Koçak, “Bildiğiniz üzere küresel ısınma ve iklim değişikliği karşısında sera gazı emisyonlarının azaltılması için bir dizi tedbir alınmaya başlanmıştır. Ülkemiz de Paris İklim Anlaşması ile bu sürece dahil olmuş, anlaşmada belirtilen taahhütleri yerine getireceğini bildirmiştir. Bu süreç dünyamızın geleceği ve içeriğinde yer alan ekonomik yaptırımlar nedeniyle kritik önem taşımaktadır. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında 2026 yılında sınırda karbon düzenlemesinin uygulanmaya başlanması öngörülmektedir” dedi.
Orman ürünleri, kağıt, mobilya ve tekstil sektörlerinde PEFC sertifikasyonunun ormanların sürdürülebilirliği için önemli bir belge olduğunu ifade eden Koçak, “Bu belge, hammaddesi orman ürünleri olan sektörlerimizi yakından ilgilendirmekte olup, bu sektörlerde ihracat yapan firmalar için önem arz etmektedir. PEFC sertifikasyonu, firmaların Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı uyum sürecinde de olumlu katkıda bulunmaktadır. Gaziantep’in ihracatında, orman ve ağaç ürünleri yüzde 5 oranında paya sahiptir. Dolayısıyla orman, ağaç ve mobilya ürünlerinin ilimizde önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın rekabetlerini sürdürebilmeleri ve doğamızı korumak adına bu sertifikasyona sahip olmalarını bizler de çok önemsiyoruz. Toplantımızın hayırlı olmasını diliyor, iş birlikleri için Sürdürülebilir Orman Yönetimi, Ürün ve Hizmetleri Belgelendirme Derneğine ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
SOYDER Başkanı Ahmet Aydın da konuşmasında, ormancılık sektörü adına yürütmüş oldukları faaliyetleri anlatarak, “Orman yönetimi hepimizin, ülkemizin ve dünyamızın geleceğini yakından ilgilendiren en önemli konuların başında gelmektedir. Sürdürülebilir Orman Yönetimi, Ürün ve Hizmetleri Belgelendirme Derneği olarak geçmiş dönemde, dünyada en yaygın sertifikasyon sistemlerinden biri olan Orman Yönetim Sertifikasyonu Onay Programı’nın (PEFC) bizim ülkemizde de uygulanması için gerekli çalışmaları hayata geçirmiştik. Bu noktada sektör paydaşlarımız ile birlikte hareket ettik. Bunun yanı sıra gerekli müracaatların sonucunda 11 Kasım 2020 tarihinde ise 54. ünite olarak tüm Türkiye’de PEFC adına faaliyet yürütme yetkisi SOYDER’e verildi. Bizler aynı zamanda PEFC Türkiye adı altında da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. PEFC Türkiye olarak yerel ormanlar için belgelendirme sistemi ve orman ürünlerine bağlı üretim gözetim zinciri için standartlar ve prosedürler geliştiriyor, yayınlıyor ve isteyenler için uygunluğunu denetliyoruz. Toplantımızda da firmalarımızla bu konuları paylaşarak faydalı olmayı hedefledik. Organizasyonun düzenlenmesinde bizlerle iş birliği yapan Gaziantep Sanayi Odası ve iştiraki Gaziantep Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından orman sertifikasyonu Onaylama Programı’nın (PEFC) tanıtımı, kapsamı ve işleyici gibi konularda bir sunum gerçekleştirildi.
Seminer, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. – GAZİANTEP
]]>Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Sinan Ateş cinayeti ile ilgili elinde bilgi, belge olan varsa mahkemeye gitsin” sözlerine ilişkin, “Elinde belge, bilgi olan biri var; İçişleri Bakanı. O da CHP’ye değil, MHP’ye gidiyor nedense. Görüşmeden sonra da MHP’nin önceki dönem milletvekili, bu seçimde de dördüncü sıradan milletvekili adayı birisi grup danışmanıyken görevine son veriliyor” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyal Demokrasi Derneği’nce Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde düzenlenen “21’inci Yüzyılda Yeni Sosyal Demokrat Paneli”ne katıldı. Panel sonrası Özel, basın mensuplarının gündeme dair sorularını cevapladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Sinan Ateş cinayeti ile ilgili elinde bilgi, belge olan varsa mahkemeye gitsin” sözlerini değerlendiren Özgür Özel, “Elinde belge, bilgi olan biri var; İçişleri Bakanı. O da CHP’ye değil, MHP’ye gidiyor nedense. Görüşmeden sonra da MHP’nin önceki dönem milletvekili, bu seçimde de dördüncü sıradan milletvekili adayı birisi grup danışmanıyken görevine son veriliyor. Elinde bilgisi belgesi olan birisi hangi partiye gidiyor? O partide hangi işlemler yapılıyor? Neler konuşuluyor ve nelerin konuşulmasına engel olunuyor? Oraya bakmak lazım. MHP’nin içerisindeki bazı odaklar, CHP ile kavga etmek istiyorlar. Çünkü MHP, CHP ile kavga etmediğinde içeride bir sorun daha görünür oluyor. Onlar bir düşman oluşturmak, kavga etmek ve ilgiyi oraya toplamaya çalışıyorlar. Benim ilgim ise Başkent’in orta yerinde torbacılara vurdurulan Sinan Ateş’in evlatlarıdır, eşidir. O cinayetin üstünü sadece bir ittifak ya da bir partinin içi karışmasın, tartışmalar olmasın diye o cenazeyi yerde bırakan anlayışla mücadele ediyorum. Benimle kavga ederek sorumluluklarını gizleyemezler. Bir büyük camiayı, bir partiyi bütün olarak töhmet altında bırakmamak için o partideki konuyla ilişkili kim varsa hesap vermelidir” ifadelerini kullandı.
“Fotoğraf, Türkiye’nin yargı sisteminin duvara yansımış halidir”
İzmir’de bir hakimin odasına silah cephaneliği dizdiği fotoğrafı yorumlayan Özel, “Fotoğraf, Türkiye’nin yargı sisteminin duvara yansımış halidir. Türkiye’de tüm yargı mensuplarını töhmet altında bırakmak istemeyiz ama Türkiye’de seyyar giyotinler var. Birilerinin talimatıyla mahkeme mahkeme gezdirilen ve adaleti katleden giyotinler var. Erdoğan, Rahip Brunson için ‘Bu can bu bedende durdukça o buradan gidemez’ dediğinde ya da ABD’ye seslenerek ‘Ver papazı, al papazı’ dedikten sonra ABD Başkanının bir telefonuyla Rahip Brunson özel jetle kendisini Oval Ofis’te buldu. Türkiye’de kimin hapse gireceğine bizim dünya liderimiz, hapisten kimin çıkacağına dünyanın öbür liderleri karar veriyor. Bu kararların altına imza atanlar, hepimiz adına karar veriyor gibi yapıyorlar ama aslında verilen talimatları yerine getiriyorlar. O talimatları yerine getirirken görünen o ki sadece aldıkları maaşla yetinmiyorlar. Altındaki Türkiye’de satılan en pahalı araba ama sorulan soruya ‘Borsada kazandım’ demiş. O araba Türkiye’de satılan en pahalı arabadır ve bir hakimin altında. Duvardaki silahlar ise devlete güveni tesis etmesi gereken kolluk kuvvetlerine zimmetlenen bir silahın 15 katını duvarda sergilemektedir. Uzun namlulu silahlar dahil. Bunlar birilerinden aldıkları talimatları yerine getirerek, birileri adına orantısız, kanunsuz ve anayasa dışı güç kullanarak, bu gücün sarhoşluğuyla altlarında pahalı arabaları ve arkalarındaki uzun namlulu silahlarıyla hepimize meydan okuyorlar” diye konuştu.
“Bir sonraki adımı AK Parti’nin sunacağı kanun teklifinde görmemek isteriz”
Sokak hayvanları konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hepsi sahiplendirilirse bir sonraki adıma gerek kalmaz” sözlerine cevap veren Özel, “Bir sonraki adımı AK Parti’nin sunacağı kanun teklifinde görmemek isteriz. Bir sonraki adımın ne olduğu belli. Bu bir sonraki adımla kimse kimseyi tehdit etmesin ya da o bir sonraki adıma psikolojik ve toplumsal bir zemin hazırlamaya çalışmasın. Yapılacak iş bugüne kadar devlet iradesiyle bir an önce yapılması gereken ve ertelenen kısırlaştırma kampanyasının 81 ilde ve 973 ilçede bir an önce başlatılmasıdır. Kaynak yok diyenlere kendi milletvekillerinin 4 yıl önce altına imza attıkları Meclisin araştırma komisyonu raporunun 101. sayfasını hatırlatıyorum. Hayvan Hakları Fonu kurulması gerekiyor. Bu fona vergilerden katkı yapılması gerekiyor. At yarışından, Spor Toto’dan ve Spor Loto’dan katkı yapılması gerekiyor. Bu fonla da bir kısırlaştırılma yapılması gerekiyor. Yapılan yapılır, yapılmazsa son çare ölüm değildir. Ölüm denince bu topraklarda herkesin tüyleri diken diken olur, Allah geçinden versin denir. Ölümün vadesini öne çekmek fanilerin işi değildir. Birilerinin kararıyla bu topraklarda milyonlarca canın katledilmesine asla izin vermeyiz” ifadelerine yer verdi. – ANKARA
]]>Üniversiteden yapılan açıklamada, Arslantepe Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin belgeyi, Rektör Prof. Dr. Recep Bentli’ye takdim etti.
Şahin, burada yaptığı konuşmada, TSE’nin Türkiye’nin milli bir standardizasyon kuruluşu olduğunu belirterek, kanunlardan aldıkları yetkiyle Türkiye’de iş dünyasını, sanayiciyi ve kamu kuruluşlarını ihtiyacı olan standartlar konusunda yetkin hale getirmek için faaliyetler yürüttüklerini ifade etti.
TSE’nin Türkiye’nin en köklü kuruluşlarından biri olduğunu dile getiren Şahin, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 2 bin 700 çalışanımız ve laboratuvarlarımız ile Türkiye’nin her bölgesinde 180 farklı alanda faaliyetlerimizi yürütmekteyiz. Yapmış olduğumuz standardizasyon faaliyetleriyle iş dünyamızın ve ticaretimizin uluslararası standartlara adapte olmasını da sağlıyoruz. Üniversiteler ile de iş birliğini geliştirmek için her fırsatta gayret gösteriyoruz. Göreve geldiğimiz günden itibaren, akademik bilgi ve tecrübenin iş dünyasına aktarılmasında faaliyetlerimiz sürdürmekteyiz. Bu bağlamda YÖK Başkanımız ile gerekli görüşmeler yapıp protokol aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Malatya Turgut Özal Üniversitesi TS ISO 29993 Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Yönetim Sistemi Belgesini alması üniversiteler arasında ilk olma özelliği taşımaktadır. Bu hususta gösterdikleri vizyon ve eğitimde kalite yönetimine verdikleri önem için de başta sayın rektörümüz olmak üzere emeği geçen tüm arkadaşlara tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Üniversitemizin almış olduğu TS ISO 29993 Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Yönetim Sistemi belgesinin hayırlı olmasını diliyor ve bu alanda bir farkındalık oluşturacağına inanıyorum. “
Rektör Prof. Dr. Recep Bentli ise yenilikçi bir üniversite olmak için çabaladıklarını bildirdi.
Bu kapsamda Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin doğrulanabilir, sertifikalandırılabilir bir eğitim modeli sağlamak ve organizasyonel etkinliğini arttırmak amacıyla başvuru aşamasından sertifika alma aşamasına kadar tüm süreçleri içinde barındıran bir sistemi gerçekleştirildiğini belirten Bentli, şunları kaydetti:
“Sertifikaların e-devletten sorgulanabilir ve doğrulanabilir bir yapıya kavuşmuş olması kalite yönetimi açısından önem verdiğimiz bir husustu. Merkezimiz, yapmış olduğumuz bu çalışmaları belgelendirmek amacıyla TSE’ye başvuru yaparak TS ISO 29993 Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Yönetim Sistemini hayata geçirmek istemiştir. Öncelikle Yönetim Sisteminin temel eğitimi alınmış ve merkezimizin tüm süreçleri sistemin gerekleri doğrultusunda hazır hale getirilmiştir. TSE tarafından yapılan tetkik neticesinde Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezimiz üniversiteler arasında Türkiye’de bir ilk olarak TS ISO 29993 Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Yönetim Sistemi Belgesini almaya hak kazanmıştır. Böylelikle Malatya Turgut Özal Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezimiz tarafından verilen belgeler TSE kalitesiyle de daha da güçlü hale gelmiştir. Bu süreçte başta Sürekli Eğitim Merkezimiz olmak üzere emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Belge takdimi için misafir ettiğimiz TSE Başkanımız Sayın Mahmut Sami Şahin’e de özellikle teşekkür ediyor, kendilerini üniversitemizde ve şehrimizde ağırlamaktan memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum.”
]]>YKS, ÖSYM tarafından 8-9 Haziran’da gerçekleştirilecek. 8 Haziran Cumartesi Temel Yeterlilik Testi (TYT), 9 Haziran Pazar sabah oturumunda Alan Yeterlilik Testleri (AYT), öğleden sonra oturumunda ise Yabancı Dil Testi (YDT) düzenlenecek.
Sınavın birinci oturumu olan TYT saat 10.15’te başlayacak ve adaylara 165 dakika süre tanınacak. 9 Haziran’da saat 10.15’te yapılacak AYT’de ise adaylara 180 dakika süre verilecek. Aynı gün öğleden sonra oturumu olan YDT’de süre 120 dakika olacak.
YKS’nin birinci oturumu TYT’ye 3 milyon 36 bin 945 aday, ikinci oturumu olan AYT’ye 1 milyon 983 bin 766 aday başvurdu. YDT’ye ise İngilizceden 218 bin 316, Arapçadan 5 bin 717, Almancadan 2 bin 849, Fransızcadan 1172, Rusçadan 760 kişi olmak üzere toplam 228 bin 814 aday katılacak.
Testler
TYT’de, Türkçe Testi, Sosyal Bilimler Testi, Temel Matematik Testi ve Fen Bilimleri Testi yer alacak.
AYT’de adaylara, Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1, Sosyal Bilimler-2, Matematik ile Fen Bilimleri testlerinden oluşan bir kitapçık verilecek. AYT’de adaylar, hesaplanmasını istedikleri puan türü için gereken testleri cevaplayacak. Sayısal, Sözel ve Eşit Ağırlık puan türlerinin hepsinin hesaplanmasını isteyen adaylar, sınav süresince tüm testleri cevaplayabilecek.
YDT, Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusça dillerinde yapılacaktır. Her dil için ayrı soru kitapçığı bulunacak. Sınavda adaya, başvuruda bildirdiği yabancı dile ait soru kitapçığı verilecek.
ÖSYM’nin adaylara uyarıları
ÖSYM, sınav giriş belgelerinde de yer alan, sınavda geçerli olacak kuralları, “Temel Kurallar” başlığıyla internet sitesinden adaylara duyurdu. Adayların uymaları istenen kurallar şöyle sıralandı:
-Sınava Giriş Belgesinin üzerinde adayın sınava gireceği merkez, bina, salon bilgileri ile adayın fotoğrafı bulunacaktır. Belge üzerinde adayın fotoğrafı bulunması zorunludur. Adaylar, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü edinirken belge üzerinde fotoğraf olmasına özen göstermelidirler. Adaylar internetten edinecekleri bu belgelerinin renkli ya da siyah-beyaz çıktılarını sınav günü yanlarında bulundurmak zorundadır. Belgenin ön ve arka yüzünde ÖSYM’nin belirlediği bilgiler dışında herhangi bir yazı, resim, işaret vb. bulunmamalıdır.
-Adayların sınava girecekleri binayı sınav gününden önce görmeleri yararlarına olacaktır. Adaylara Sınava Giriş Belgesi gönderilmeyecektir. Sınava Giriş Belgesi’ni (fotoğraf görünür bir şekilde) yanında bulundurmayan adaylar sınava alınmayacaktır.
-Bina girişinde yoğunluğa yol açılmaması için adayların çanta ve benzeri eşyalarını sınava girecekleri binalara getirmemeleri, sınava metal aksesuar içermeyen sade bir kıyafetle gelmeleri ve sınavdan en az 1 saat önce sınavın yapılacağı bina önünde hazır bulunmaları sınav salonlarına zamanında alınabilmeleri açısından son derece önemlidir.
-Kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, peçete, ÖSYM tarafından temin edileceğinden, şeffaf pet şişe içerisindeki su dışında hiçbir araç, gereç, içecek ve yiyeceği sınava gireceğiniz binaya getirmeyiniz. Sınava şeffaf pet şişe içerisinde su getirebilirsiniz.
-Adayların sınava girebilmeleri için Sınava Giriş Belgesinden başka fotoğraflı ve onaylı özel kimlik belgelerini de yanlarında bulundurmaları zorunludur. Özel kimlik belgesi, Nüfus cüzdanı/ Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Süresi geçerli pasaport, pasaportları bulunmayan KKTC vatandaşlarının fotoğraflı ve kimlik numaralı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kimlik Kartı Türk vatandaşlığından izin ile ayrılanlar ve bunların kanuni mirasçılarına ait Pembe/Mavi Kartlar’dır. Bunların dışındaki, sürücü belgesi, meslek kimlik kartları vb. diğer tüm belgeler sınava giriş için geçerli belgeler sayılmayacaktır. Nüfus cüzdanında soğuk damga basılı olmalı, sınav görevlilerinin adayı kolaylıkla tanıyabilmelerini sağlayacak, sınav görevlilerinde adayı tanımada tereddüt oluşturmayacak güncel bir fotoğraf ve T.C. Kimlik Numarası bulunmalı, pasaportun süresi geçerli olmalıdır. Üzerinde soğuk damga, sınav görevlilerinin adayı kolaylıkla tanımasını sağlayacak güncel bir fotoğraf veya T.C. Kimlik Numarası bulunmayan (TC Kimlik Numarası elle veya daktilo ile sonradan yazılmış veya ilave edilmiş olmamalıdır.) nüfus cüzdanları ile geçerlilik süresi bitmiş pasaport kabul edilmeyecektir.
-Bu belgelerini eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday, mazereti ne olursa olsun, sınava alınmayacak; sınava alınsa bile sınavı geçersiz sayılacaktır. Sınav günü sınav görevlilerinin, fotoğrafından adayın kimliğini belirlemede güçlük çektiği takdirde, adayı sınava almayabileceği veya adayın sınavının geçersiz sayılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
MEB, YKS adayları için çevrim içi deneme sınavı gerçekleştirecek
Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), YKS adayarı için “YKS’ye Doğru 2024” başlığıyla Türkiye genelinde çevrim içi deneme sınavı gerçekleştirecek. Sınav, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü Materyal web sitesi üzerinden yapılacak. Bu kapsamda TYT deneme sınavı yarın, AYT denemesi 26 Mayıs, YDT denemesi ise 27 Mayıs’ta düzenlenecek.
Deneme sınavına 25 Mayıs 2024’ten itibaren ogmmateryal.eba.gov.tr adresinden erişim sağlanabilecek. Sınavın sonuçları 28 Mayıs 2024 tarihinde yine aynı sistem üzerinden saat 10.00 itibarıyla öğrenilebilecek. Deneme sınavının soru çözümleri ise sonuçların açıklanması ile Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün Youtube sayfasında yayımlanacak. Ayrıca Youtube üzerinden öğrenciler için rehberlik yayını da uzmanlar tarafından gerçekleştirilecek.
]]>(ANKARA) – CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) kadrosundaki sivil memurlara yönelik yapılan “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı”nda yaşanan mülakat skandalını belgeleriyle ortaya koydu. Öztürkmen’in ANKA Haber Ajansı ile paylaştığı belgelere göre, 4-5 Kasım 2023’te yapılan yazılı sınavda 98,72 puanla birinci olan adayın mülakatta 64 puan verilerek elendi. Yazılı sınavdan 60,64 gibi düşük puan alan adaylara mülakatta 100 tam puan verilerek görevde yükseltildiğini açıklayan Öztürkmen, “AKP, her kamu kurumuna yerleşmiş tarikat ve cemaat yandaşlarını kayırarak liyakatli vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Bunların yatacak yeri yok” dedi.
EGM kadrosundaki sivil memurlara yönelik 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı”nda yaşanan mülakat skandalını ANKA Haber Ajansı ortaya çıkardı.
EGM’deki mülakat skandalının belgelerini CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen ANKA ile paylaştı. Öztürkmen’in paylaştığı belgelere göre, bilgisayar işletmeni bir aday görevde yükselme sınavından 97,44 puan alırken sözlü mülakatta 62 puan, diğer bir aday yazılı sınavdan 96,15 puan alıp mülakatta 64 puan, yine yazılı sınavdan 96,15 puan alan bilgisayar işletmeni kadrosundaki bir başka aday sözlü mülakatta 55 puan verildiği için “başarısız” sayıldı.
Öztürkmen’in paylaştığı belgelere göre, EGM’de yazılı sınavdan 91,92,93,94,95 gibi yüksek puan alan personelin mülakatta düşük puanlar verilerek elendi.
“AKP iktidarında gün geçmiyor ki başka mağduriyet, haksızlık, hukuksuzluk ortaya çıkmasın” diyen Öztürkmen, önceki günlerde ANKA Haber Ajansı aracılığıyla Adalet Bakanlığı’nda yaşanan mülakat skandalını duyurduğu belgeleri anımsatarak, o günden itibaren ülkedeki tüm kamu kurumlarından benzer hukuksuzluklara dair bilgi, belge aldıklarını söyledi.
“98 PUAN ALAN TÜRKİYE BİRİNCİSİ MÜLAKATTA 64 VERİLEREK ELENDİ”
EGM’deki mülakat skandalını gündemine aldığını dile getiren Öztürkmen, görevde yükselme sınavından 98,72 alarak Türkiye birincisi olan personelin mülakatla 64 puan verilerek elendiğini ifade etti. Öztürkmen, “Türkiye ikincisi 98,72 almış mülakatat taban puan olan 6 verilerek başarısız sayılmış elenmiş” dedi. Şu anda en az 120 kişinin belgesi elimizde, bu 120 kişinin tamamına yakını Türkiye’de en yüksek puanları yapan kişiler olmasına rağmen mülakatta elemişler” diye konuştu. Öztürkmen, “mülakatta kazandırılanlar” olduğunu da belgeleriyle açıklayarak, şunları belirtti:
“MÜLAKATTA KAYRILAN KİŞİLER 98 PUAN ALANIN ÜZERİNE AMİR EDİLİYOR”
“R.Ç. denilen birisi bir ilimizde yazılı sınavdan 60,26 yani taban puanın üzerinde binde 26 almış olmasına rağmen mülakatta 100 puan verilmiş. Hiç kusuru yok, hepsini bilmiş 100 tam puan almış… Yine bir başka ilimizde bilgisayar işletmeni yazılı sınavdan 64,10 almasına rağmen yine mülakatta 100 tam puan alarak başarılı sayılıp yükseltilmiş. Şırnak’ta şehit çocuğu 98 puan almış, daha ne alması lazım? Bunlar eğer sakıncalı personelse neden hala istihdam ediliyor ya da meslek içi yükselme sınavına alınıyor? Eğer sakıncalı değillerse almış oldukları 98,72 puana rağmen neden eleniyorlar? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Bu insanlar hasta çocuklarına bakamamışlar ama sabahlara kadar ders çalışmışlar, uykusuz bir halde mesaiye gelmişler. Buna rağmen hiç işe gelmeyen ya da işe gelmesine rağmen hiç iş yapmayan ama bir takım kişilerin yakını olan kişiler sözlü sınavda 98, 99, 100 verilerek kayırılmış ve yükseltilmişler. 98 puan alanın üzerine amir edilmişler.
“BUNLARIN YATACAK YERİ YOK”
Sizin alnınız secdeye vardığında kendinizi Allah’a teslim etmiş, vicdanınızı aklamış sayıyorsunuz? Türkiye’de hukuk, hak, adalet bırakmadınız. Bir ülkenin devlet memuru o ülkenin Cumhurbaşkanı’nın sözüne güvenmezse neye güvenecek? Bu AKP ‘Aldatma ve Kandırma Partisi’; ülkede aldatmadığı, kandırmadığı vatandaş kalmadı. Kamu kurmlarında, her kamu kurumuna yerleşmiş tarikat ve cemaat yandaşlarını kayırarak liyakatli vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Bunların yatacak yeri yok.”
]]>Çalışmaya ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Kılıç, İİT’nin 57 İslam ülkesinden meydana geldiğini, IRCICA’nın da İİT’nin alt organlarından biri olarak kültür, sanat, tarih araştırmaları üzerine yoğunlaştığı bilgisini paylaştı.
IRCICA’nın faaliyetlerine değinen Kılıç, “Arkeoloji ve sanat tarihi bölümümüzde, İslam dünyasında ve İslam dünyasının dışında yer alan İslam eserlerinin kaydını tutmaktayız. Halihazırdaki mevcut durumlarının yanında ilk kuruluşlarının kaydını da alıp bir veri bankası oluşturuyoruz. Bu meyanda önemli çalışma faaliyetlerimizden bir tanesi de Filistin ve Kudüs araştırmaları merkezimiz.” dedi.
“Ecdadımız bütün Orta Doğu’nun kaydını tutmuştur”
Kılıç, İİT’nin Kudüs’te Mescidi Aksa’ya yönelik radikal Yahudilerin gerçekleştirdiği saldırı neticesinde İslam ülkeleri devlet başkanlarının bir araya gelmesiyle kurulduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“İslam İşbirliği Teşkilatı’nın en önemli maddesi Filistin ve Kudüs’tür. Biz İİT’nin kültür organı olarak çeşitli faaliyetler yaptık. Bunlardan bir tanesi ‘Filistin Mühimme Defterleri’dir. Filistin ve Orta Doğu coğrafyasında yaşayan halklar en son Osmanlı Devleti tebaasıydı. Osmanlı Devleti yönetimi, idaresi altındaydılar. Bu manada ecdadımız gerçekten sokak sokak, ev ev hatta bazen hane sahiplerinin adlarına varıncaya kadar kaydetmek suretiyle bütün Orta Doğu’nun kaydını tutmuştur. Osmanlı arşivleri dediğimiz merkezde binlerce tapu kaydı, fermanlar var, bir hayli vesika bulunmakta. Bu vesikalar tabii ki Osmanlıca. Arap dünyasındaki araştırmacılar ise Osmanlıcayı çok iyi bilmediklerinden, Osmanlıcanın Arapçaya doğrudan bir intikali bu manada zor olabilmekte.”
Prof. Dr. Fazıl Bayat ile bazı gençlerin bu konuda çalışmalar yaptığına işaret eden Kılıç, “Kendisi de aslen Filistinli Temim Bey’in hazırladığı ve Arapça basılmış ilk kitaplarımızdan biri Filistin vakıfları üzerineydi. Şimdi onun gözden geçirilmiş yeni bir baskısını hazırlamaktayız.” diye konuştu.
Mahmut Erol Kılıç, yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Mühimme defterleri, Şer’iyye sicilleri (Kadı defterleri) ve 25 ciltlik mahkeme kayıtları gibi Filistin bölgesine yönelik çok evrak var. Bu çalışmalar meyanında 10 ciltlik bir serimiz oldu, Osmanlı Vesikalarında Arap Beldeleri adında. Bu seriden en son bir kitap neşrettik. Bütün Filistin değil, bütün Kudüs şehri de değil, hususen Kudüs’teki harem bölgesiyle ilgili siyonist rejim tarafından ileri sürülen bazı iddialar vardı. ‘Bu tepenin mülkiyetinin Müslümanların elinde olduğuna dair hiçbir resmi kayıt ya da belge yoktur.’ gibi iddiada bulundular. Biz bu iddiayı çürütmek üzere yola çıktık ve yaklaşık bir yıllık çalışma neticesinde Osmanlı arşivlerinde, ona dair belgeler bulduk ve o belgeleri bir araya getirdik. O kitabımızı sadece harem bölgesindeki belge ve vesikalarla neşrettik.”
Tarihi vesikaların önemine de vurgu yapan Prof. Dr. Kılıç, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde evrak kaydının ilk dönemlerine göre çok daha fazla olduğunu vurguladı.
Kılıç, yeni bir çalışmaya başlayacaklarının altını çizerek, “Bugünlerde Gazze halkının mağdur olduğu bu feci katliamlar ve zulmü, bir bakıma ilmi manada da telin etmek üzere ‘Osmanlı Vesikalarında Gazze’ başlığında çalışmayı düşünüyoruz. Çünkü 3 bölgesi var Osmanlı’da Filistin idaresinin. Bunlar Hayfa, Kudüs ve Gazze. Osmanlı belgelerinde yer alan Gazze ile ilgili bir çalışma yapacağız. Bu belgeleri Osmanlıcadan Arapçaya çevirmek suretiyle Arap dünyasındaki kardeşlerimize buradaki belgeleri duyurmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Her türlü mirası kayıt altına almamız gerekiyor”
IRCICA’nın Arapça, İngilizce ve Fransızca olmak üzere üç resmi dili olduğuna dikkati çeken Kılıç, “Bizim bütün yayınlarımızın öncelikle bu üç dilden biriyle olması tercih sebebidir. Tabii ki Türkçe, Farsça, Kazakça, Urduca gibi bazı dillerle de yayınlar yapabilmekteyiz. Bunlar yan ürün olarak değerlendiriliyor. Üç resmi çalışma dillerinden biriyle olması bekleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Dr. Kılıç, Gazze’ye ilişkin çok sayıda belge olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
“İki ciltte toplanabilecek kadar belge var. Tabii ki Osmanlı Döneminde de orada çeşme, köprü, medrese, mescit, hükümet binası gibi yapılan bazı imar çalışmaları var. Buna dair özellikle Yıldız arşivlerinde, İkinci Abdülhamit zamanında gönderilen fotoğrafçılarla bunların hepsi belgelenmeye çalışılmıştır. Bu eserlerin halihazırdaki durumlarını da ayrıca tespit etmek, her türlü mirası kayıt altına almamız gerekiyor.”
Gazze ile Anadolu coğrafyasının tarih boyunca yakın ilişkileri olduğuna da değinen Kılıç, Bursa’da önemli alimlerden Gazzizade Abdüllatif Efendi’nin tekkesinin olduğunu, Çanakkale Şehitliği’nde Gazze doğumlu şehitlerin mezar taşlarının bulunduğunu söyledi.
Kılıç, Gazze’de devam eden İsrail zulmüne sadece İslam ülkelerinin değil dünyada pek çok ülkenin tavır aldığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her cumartesi günü Londra’da büyük bir yürüyüş yapılmakta. Benim kızım şu an Londra’ya altı saat mesafede yüksek lisansını yapıyor. Çok enteresan bir olayı nakletti. ‘O yürüyüşe gitmek için bindiğim otobüste, tek Müslüman bendim baba. Otobüsün tamamı Galler bölgesinden insanlardı ve otobüsün bütün ücreti varlıklı bir Gallerli hanımefendi tarafından ödenmişti.’ dedi. Her hafta otobüs altı saat gidiyor ve geri dönüyor. Müslüman da değiller, Arap da değiller. ‘Sadece insanlık onuru için bunu yapıyoruz.’ diyorlarmış. Hanımefendi de sponsorluğunu üstlenmiş. Bu manada Gazze, vicdanı olan, içinde insanlıktan parçalar barındıran insanların ortak bir platformu haline geldi. Biz de IRCICA olarak her ne kadar kültürel mirası esas alıyorsak da insan mirasımız da çok önemli. Aslında buradan çıkarılacak çok ders var. Buradan bazı hayırlar çıkacağı kanaatindeyim. Öyle bir temenni ve niyazda bulunuyorum.”
]]>Grumbach onlarca yıl Fransız toplumuyla son derece kuvvetli bağlar geliştiren bir figürdü.
Yakın arkadaşları arasında siyasi liderler, aktörler ve edebiyatın dev isimleri vardı. Fransa’nın en başarılı yayınlarından birinin yönünü belirleyen efsanevi bir figürdü.
2003’te öldüğünde Kültür Bakanı Jean-Jacques Aillagon, Grumbach’ın “Fransız basınında en çok hatırlanan ve saygı duyulan figürlerden biri” olduğunu söylemişti.
Ancak aynı zamanda “Brok” mahlasıyla Sovyetler Birliği’nin istihbarat servisi KGB için çalışıyordu.
Grumbach’ın ikili yaşamına dair kapsamlı kanıtlar, Mitrokhin arşivleri diye bilinen belgelerde yer alıyor. Bu belgeler ismini 1992’de Sovyet arşivlerinden binlerce sayfalık belgeyi kaçırıp İngiltere’ye teslim eden Sovyet binbaşısı Mitrokhin’den alıyor.
Mitrokhin arşivi daha sonra Christopher Andrew ve Vasili Mitrokhin’in kendisi tarafından derlenip bir kitap haline getirildi.
Binlerce sayfalık belge arasında Sovyetler Birliği adına casusluk yapan Batılıların profilleri de yer alıyor.
L’Express’in sosyal işler editörü ve Grumbach ifşasının ortak yazarı Etienne Girard’ın bir arkadaşı, birkaç ay önce, ona Mitrokhin dosyalarını araştıran bir tanıdığının L’Express’ten bahsedildiğini gördüğünü aktardı.
Belgelere göre, “Brok” kod adlı KGB için çalışan bir ajanın biyografik ayrıntıları Grumbach’ınkiyle örtüşüyordu.
Bu durum Girard’ın dikkatini çekti.
Grumbach, 1954’te L’Express’in kurucusu Jean-Jacques Servan-Schreiber tarafından işe alındı.
İşe girişinden hemen sonra Grumbach Fransa’nın 20. yüzyıldaki en önemli figürleriyle yakın ilişkiler geliştirmeye başladı.
1960’da o dönem senatörken kendisine yönelik sahte bir suikast girişimi tertiplemekle suçlanan, geleceğin Cumhurbaşkanı Francois Mitterand’ın itibarının düzeltilmesine yardımcı oldu.
Yakın olduğu isimler arasında eski Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d’Estaing ve eski Başbakan Pierre Mendès France de vardı.
Ünlü oyuncular Alain Delon, Isabelle Adjani, 1980’de Grumbach’ın düğününün davetlileri arasındaydı. Yazar Francoise Sagan ve Yves Saint Laurent markasının kurucusu Pierre Berge nikah şahidi olarak düğünde yer almıştı.
Grumbach’ın tüm bu dönemlerde ikili bir hayat yaşadığı, Sovyetler Birliği için ajanlık yaptığı ileri sürülüyor.
Grumbach’ın neden ajanlık yaptığıyla ilgili kesin bir sonuca varmak zor. Mitrokhin, Grumbach’ın KGB ile ilişkisinin kısmen ideolojik nedenlere bağlı olduğunu söylüyor. Öte yandan, Paris’te bir ev satın almak için para kazanmak gibi daha maddi gerekçeler de öne sürülüyor.
Belgeleri sızdıran Mitrokhin’e göre 1976 ile 1978 arasında sadece Grumbach’a bugünün 250 bin euro’su tutarında para verildi. Ayrıca Fransa’da en seçkin 13 Sovyet ajanından birisi olarak değerlendirilen Grumbach ilave bonuslar da kazandı.
Grumbach’ın KGB yararına ne tür faaliyetler yürüttüğü de net değil. Mitrokhin dosyalarında, 1974 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, KGB tarafından Grumbach’a sağcı adaylar arasında gerilim yaratabilecek dosyalar sunulduğu iddia ediliyor.
Paris’taki KGB ajanları 1981’de, Grumbach’ın ‘iki yüzlü’ olduğu ve bilgi toplama ve istihbarat konularındaki yeteneklerini abarttığı görüşüne varıyor ve onunla bağlantıyı kesiyor.
Grumbach’ın bu ikili yaşamının bitmesiyle rahatlayıp rahatlamadığını hiçbir zaman bilemeyeceğiz. KGB’ye hizmeti konusunda neler hissettiği de karanlıkta kalacak.
Grumbach’ın kendi geçmişini ifşa etmesine en çok yaklaştığımız an, 2000 yılında gazeteci Thierry Wolton’un onun ajanlık serüvenini deşmesiyle yaşandı. Grumbach geçmişini kabul etmeye yakındı, ancak sonra geri adım attı ve Wolton’u “kitabı yayınlarsa dava etmekle” tehdit etti.
Wolton projeyi yarıda bıraktı. Ancak Grumbach, geçmişini açıklama konusunda bir adım daha attı.
Nişanlısı Nicole, L’Express dergisine yaptığı açıklamada, Wolton’ın ziyaretinden hemen sonra, kocasının ona gerçekleri anlattığını söyledi.
Nicole, “Evlenmeden önce, KGB için çalıştığını söyledi” dedi. Nişanlısına göre Grumbach, Texas’ta ABD ordusundayken tanık olduğu ırkçılıktan tiksindiğini, Sovyetler Birliği’yle işbirliği yapma fikrine bu şekilde yaklaştığını aktardı. Ek olarak, ajanlık faaliyetini hemen bırakmak istediğini ancak tehdit edildiğini de söyledi.
Grumbach’ın ajan olduğu ortaya çıktığında, Fransa’da basını on yıllarca domine etmiş bir figürün neler yapmış olabileceği herkesin dikkatini çekti.
Kimileri Grumbach’ın yönettiği L’Express’te Sovyetler Birliği yanlısı gizli mesajlar arayıp durdu. Ancak L’Express genellikle ılımlı, liberal ve merkez siyaset rotasındaydı.
L’Express’in de bildirdiği gibi, Grumbach’ın ajan olarak görevi propaganda yaymak değildi.
Etienne Girard, “Dergideki göreviyle, ajanlık faaliyetini ayrı tutmak konusunda dikkatliydi. KGB’nin ondan istediği de buydu ve işe yaradı” diyor.
]]>