Sağlık İşleri Dairesi’ne bağlı Evde Sağlık ve Bakım birimi, verdiği fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti ile yürüyemeyen hastalara umut olmaya devam ediyor. Verdiği hizmetle yatağa bağımlı birçok hastanın ilk adımlarını yeniden atmasını sağlayan Evde Sağlık ve Bakım ekipleri, ‘artık yürüyemezsin’ denilen 69 yaşındaki Bahattin Aslan’ın da elinden tuttu.
Tozkoparan Mahallesi’nde yaşayan Aslan, 2018 yılında geçirdiği 2. bel fıtığı ameliyatı sonrası yatağa bağımlı hale geldi. Ayağını bile kaldıramayan Aslan, daha önce farklı yerlerde fizik tedavi hizmeti alsa da ilerleme kaydedemeyince, çareyi Büyükşehir Belediyesinde aradı. Yaklaşık 1 yıl önce Büyükşehir Belediyesi’ne başvuran Aslan, fizyoterapistlerin evde özenle verdiği fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti ile yeniden ayağa kalktı. Ekipler, kışın merkezde, yazın da Aladağ’da bulunan yayla evine giderek Aslan’ın fizik tedavi hizmetini sürdürdü. Walker desteği ile evin içinde yürüyebilen Aslan, kişisel ihtiyaçlarını da karşılayabiliyor.
“Yürümek çok güzel bir duygu”
Tedavisi süren Aslan, geçirdiği 2. ameliyatın ardından doktorların kendisine yürüyemeyeceğini söylediğini ifade etti. Ameliyat sonrası süreci anlatan Aslan, “Yaklaşık 5 sene yürüyemedim. Farklı yerlerde fizik tedavi hizmeti aldım, ama faydasını göremedim” dedi. Çocuklarının Büyükşehir Belediyesine dilekçe verdiğini, kısa süre sonra da fizyoterapistlerin geldiğini ifade eden Aslan, “Ayaklarım hiç tutmuyordu, uyuşuktu. Fizyoterapist kızımız hareketler yaptırdı. Haftada bir geldi. Şimdi tuvalete gidip geliyorum. Çok zorluklar çektim. Bir Allah bir ben bilirim. Allah kimseyi köşeye yatırıp da kapıya baktırmasın. Çok zor. Hanımı da çok yoruyorduk” diye konuştu.
Aslan, 5 yıl sonra yürümenin verdiği mutluluğu, “Yürümek çok güzel bir duygu. Mutluyum çok şükür. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadeleriyle anlattı.
“Yeniden yürüyünce çok mutlu olduk”
Yatağa bağımlı kalan eşine bakan İmren Aslan da sürecin eşi kadar kendisi için de çok zor geçtiğini belirterek, “Eşim böyle rahatsız olunca hep onunla ilgilendim. Çocuğun altını bile değiştirmek çok zor, büyük insanınkini değiştirmek daha da zor ve yorucu. 5 sene böyle devam etti. Çok şükür eşim sağlığına kavuştu. Benim de işim kolaylaştı” dedi.
“Amacımız tamamen bağımsız yürümesini sağlamak”
Aslan’ın tedavi öncesi sürecini anlatan Sağlık İşleri Dairesi’nde fizyoterapist olarak görevli Bengisu Gürler ise Aslan’ın bel fıtığının yanı sıra kalp problemleri olduğunu da kaydetti. Disk protezi ameliyatı geçmişinin de olduğunu dile getiren Gürler, “Tüm bunlar yürüyememesinde etken. Biz geldiğimizde 5 yıl boyunca hiçbir hareketini gerçekleştiremeyen, tamamen yatağa bağımlı bir hastaydı. Yavaş yavaş yatak içi egzersizleriyle önce bacaklarındaki kuvvetlendirmeyi artırdık. Daha sonra oturma ve ayağa kalkma dengesi için egzersizlerimizi uyguladık. Durumu iyiye gittikçe egzersizlerimiz çeşitlendi. Bağımsızlığını kazandığını fark ettiğimizde, yürüme-denge egzersizleri ile beraber tedavimizi taçlandırdık” diye konuştu.
Aslan’ın durumunun her gün daha iyiye gittiğini vurgulayan Gürler, “Şu anda kendisi yataktan kalkıp oturabiliyor, walker desteğiyle evin içinde yürüyor. Amacımız tamamıyla bağımsız yürümesini sağlamak.”
Aslan’ın tedavisine kış aylarında Tozkoparan Mahallesi’nde yaz aylarında ise çıktıkları Aladağ yaylasında devam ettiklerini aktaran Gürler, tedavi sürekliliğinin Aslan’ın iyileşmesinde önemli rol oynadığını kaydetti. – MERSİN
]]>Koç’un açıklamalarından satır başları;
“Futbol ekosistemi içinde kendi yapısını kurarak ve yıllardır bunu kuvvetlendirerek Fenerbahçe’ye her türlü haksızlığı yapanlara karşı geldiğimiz günden beri mücadele ettik. Mücadelenin dozajı arttı, niye arttı çünkü bize yapılanların dozajı da son dönemde ciddi olarak arttı. Kim ne der, bunun karşılığında bize neler olur diye düşünmeden her riski alarak inandığımız yolda bir gram şaşmadan derdimizi anlatmaya çalıştık. Yeri geldi isim verdik, yeri geldi TFF’nin yapısı, kurulları, seçim tarzı hepsinde ne doğru biliyorsak söyledik.
“SÖYLE KİM VAR, FENERBAHÇE’NİN ÖNÜNÜ KESEN?”
Daha işimiz bitmedi. Yapmamız gereken bazı konuları henüz istediğimiz gibi yapamadığımız için biz adaylığa devam edeceğiz dedik. İkinci konu, o eski zihniyetin tekrar buraya dönmemesi için. Üçüncüsü de bugüne kadar anti Fenerbahçe lobisi dediğimiz ama bu lobinin sadece sportif rekabetten öteye, saha içi, saha dışı unsurların olduğu mücadelenin fitilini ateşledik. Özellikle bu sezonun ikinci yarısı net, sert bir duruşumuz var. Ama inanın Türk futbolunda son 20 yılda yaşananlarla ilgili farkındalık yaratılmaya başladı. Başladığımız işleri bitirmek, eski zihniyetin tekrar Fenerbahçe’ye hakim olmaması, üçüncüsü de bu mücadeleyi sonuçlandırmak. Eski başkanımız, “Fenerbahçe’nin önünü keseni ezeceğim” sonra “Söyle kim var Fenerbahçe’nin önünü kesen?” diyor. Sayın başkan en çok siz yaşadınız. 7 yılda 3 kere son dakika şampiyonlarımız kurgularla elimizden alındı. Otobüsümüze saldırıldı. Ondan sonraki sene bir futbolcumuzun arabasına kurşun atıldı. Ne oldu, hala bilinmiyor. Ezeceksiniz de niye o zaman ezmediniz bugünleri beklediniz? İktidardayken, çok kuvvetliyken yapmanız da şimdi nasıl yapacağınızı anlatmanızda faydalı olduğunu düşünüyorum.
“BİZDEN ALACAKLI BİR TANE SPORCU YOK”
Bu kulüp 6 sene öncesine dönemez. Hepimiz kulübümüzü şampiyon yapmak istiyoruz. Ama ne demek, “Borç beni ilgilendirmez!” Nasıl ilgilendirmez! Kaç tane CAS’ta dava çözmek zorunda kaldık. Bugün bir tane dava yok. Bizden alacaklı bir tane sporcu yok. Günü geçmiş kaç tane borç ödedik biz geldiğimizde! Hiçbir şey yapılmamış gibi davranmak nasıl bir nankörlüktür! “Ben borca karışmam, sadece şampiyon yapmaya geliyorum” bu nasıl popülist bir söylemdir!
“YAZIKLAR OLSUN”
Kendi dönemlerinde Fenerbahçe’ye operasyon yapılırken haykırıp isyan edenler, bugün yine Fenerbahçemize karşı operasyon yapıldığında birliktelik değil ayrıştırma, bölücülük yapıyorsa, saldırıları küçümsüyorsa, hatta alay ediyorsa onların da Fenerbahçeliliğine yazıklar olsun. Fenerbahçe’nin birlik ve beraberliğinden bahsedip, 6 sene boyunca bir gram bu inanç ve düşünce doğrultusunda eylemde bulunmayan, hatta tam tersine Fenerbahçe tribünleri üzerinden baskı yapan, genel kurullar öncesi, kongre üyelerinin önüne çıkmadan, bel aşağı vuranlara yazıklar olsun diyorum. Birlik ve beraberlikten bahsedecekseniz, birlik ve beraberliğe katkı sağlayacak eylemde bulunmamız gerekmektedir. 6 sene boyunca hiç bunu yapmayıp, seçim arifesinde birlik ve beraberlikte bahsetmek ne kadar samimidir, bunu da sizlerin vicdanına bırakıyorum.
“ÇIKALIM ER MEYDANINA”
Biz sorumluluğumuz gereği, röntgeni çektik. Şeffaf bir şekilde anlatabileceklerimizin çoğunu anlattık. Ama anlatamadığımız şeyler de vardı. Kol kırılsın yen içinde kalksın dedik. Ama bunları da anlatmanın zamanı geldi. Bunları er meydanında anlatmayı tercih ederiz! Kapalı toplantılarda birbirimize laf yetiştirmek, çelişkili ifadelerde bulunmak hatta iftira atmak yok. Çıkalım er meydanına. Cesur olan, medeni olan, fikirlerine, düşüncelerine ve seçim sürecinde savunduğu iddialara güvenen, diğer adayın suratına tek tek bunu sayar. Sizler de kongre üyelerimiz olarak, canımızdan çok sevdiğimiz Fenerbahçe’yi kimlerin yönetmesi gerektiğini çok daha sağlıklı bir şekilde karar verebileceğiniz iklim oluşmuş olur.
“SİZ ÇILDIRDINIZ MI?”
Rakip adaya soruyorum, siz bu gemiyi nasıl çevireksiniz? Koçspor oldu diyorsunuz, yazıklar olsun size! Sizin bıraktığınız zaman göğüs sponsoru yoktu! 2024’te Fenerbahçe’nin bütün takımlarının boş reklam alanı yok şu an ve bunu küçümsüyorsunuz. Allah razı olsun, şükürler olsun denileceğine küçümsüyorsunuz! Dün şöyle demiş, “Ali Koç 100 milyon euro hibe edeceğim demişti. Kaç para etti bilen var mı, soruyorum yok! Her şey gizli, belki hiçbir şeyi hibe etmedi. Varsa çıksın söylesin. 150 milyon euro’yu bulacağım desin, 150 milyon euro’yu bulmazsa hukuki olarak ne gerekiyorsa yapacağım.” Siz çıldırdınız mı! Siz akli melekerinizi mi kaybettiniz! İşi yarışa sokan sizdiniz, 100 dediniz, 150 dediniz, milyon dediniz! Bunlar mevcut. Ben utanıyorum bu işleri konuşmaktan. Hiçbir zaman, en kötü zamanda bile karşınıza çıkıp, “Ben şöyle yaptım” hiçbir zaman demedim. Dedirtmek isteyen arkadaşlarıma da dedirtmedim. Siz bunu alay konusu haline getiriyorsunuz. Sayın Aziz Yıldırım, topunuz gelin demiştim, tek gelin, topunuz gelin ama gelin, kaçmayın!
“ÇOK EKSİĞİMİZ YOK”
Geçen sene Mario Branco ile iyi işlere imza attık. Bu sene de bizimle devam edecek. Birkaç aydır o ve ekibi, önümüzdeki sezonun kadro mühendisliği için çalışmalar, temaslar yaptı. Aslında çok eksiğimiz yok. İrfan Can, Ferdi, Fred, Osayi’ler… Bunların hepsi, olağanüstü astronomik bir rakam gelmediği takdirde takımda muhafaza edilecektir.
“SENEYE DAHA GÜÇLÜ KADRO KURACAĞIZ”
Seneye daha da güçlü bir kadro kuracağız. Geçmişten aldığımız, tecrübe edindiğimiz konulardan hareketle daha iyi nokta atışları yapacağız. Zaten kadromuz çok iyi. Nereden belli, şu anda kadromuza olan ilgiden belli. Fenerbahçe’nin doğru nokta atışı yaptığı transferlerde nereden belli, transfer gelirlerinden belli. Fenerbahçe’nin futbolcularının gittiği kulüpler, liglerden belli. Son 2 iki yıldaki dönüşüme şahitlik ediyorsunuz. Işığın kocaman parladığını hissediyorsunuz diye düşünüyorum çünkü biz hissediyoruz. Biz, herkesi yendik, sistemi yenemedik ama önümüzdeki sezon sistemi de yeneceğiz. O cam tavanı bir kere kırınca, göreceksiniz şampiyonluklar arka arkaya gelecek!”
]]>Göreve geldiği günden bugüne kadar Malatya’da faaliyetlerini sürdüren esnaflarla bir araya gelmeye büyük bir özen gösteren Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci ve AK Parti Yeşilyurt İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı’nın yanı sıra kooperatif başkanları ve sanayi esnafının katılımıyla gerçekleşen ‘Malatya Sanayi Sitesi’ istişare toplantısına katıldı. Esnaflara yönelik hizmetleri ve geleceğe yönelik planlamaları üzerine konuşan Başkan Geçit, ekonominin lokomotif gücü olarak gördükleri esnafların sorunlarına kalıcı çözümler getirmek için el birliğiyle çalıştıklarını söyledi.
Başkan Geçit, yaşanılan deprem felaketlerine rağmen iş yerini açarak istihdama ve ekonomiye olan katkısını sürdüren esnafların gösterdiği fedakarlık ve gayretin, ahilik kültürüne örnek gösterilecek bir davranış olduğunu sözlerine ekledi. Konuşmasında, belediyecilik hizmetlerinde istişarelere ve bu tür buluşmalara önem verdiklerinden bahseden Başkan Geçit, Yeşilyurt’a kazandırılacak tüm yatırımları ortak akıl çerçevesinde hayata geçireceklerini, toplumun tüm kesimlerinden gelen talep ve önerilerin ilçenin geleceğiyle ilgili belirleyecekleri yol haritasına önemli katkılar sunacağını dile getirdi.
Yeşilyurt’un, Malatya ve bölge ekonomisinin can damarı olan organize sanayi bölgeleri ve esnaf sanayi sitelerine sahip olmasından dolayı ‘ticaretin kalbi’ hüviyetine sahip bir ilçe olduğunu hatırlatan Başkan Geçit, Malatya ve Yeşilyurt’un geleceğine yönelik kararları şehrin tüm paydaşlarıyla birlikte alacaklarını ifade etti.
Vatandaşların kalıcı konutlarına, esnafların ise modern ve düzenli iş yerlerine geçene kadar ‘dur durak’ bilmeden çalışacaklarını ifade eden Başkan Geçit, “Şehrimiz ve ilçemiz için hangi kararı alacaksak birlikte alacağız, birlikte karar vereceğiz. Vatandaşlarımızın ve esnaflarımızın talep ve istekleri bizim için çok kıymetlidir, şehrimizin geleceğini belirleyecek kararları birlikte alarak, yol haritamıza şekil vereceğiz. Ekonominin bel kemiği olan esnaflarımızın yaşadıkları mağduriyetlere kalıcı çözümler getirmek ise bizim asli görevimizdir. Esnaflarımıza en güzel iş alanları sunmak için üzerimize düşen tüm sorumlukları yerine getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz. İstihdama katkı sunan, yerel ve bölge ekonomisinin can damarı olan sanayi alanlarımızı hem iyileştirmek ve güzelleştirmek hem de yeni ve modern sanayi alanları kazandırmak bugünden geleceğe bırakılacak en kıymetli hazinedir. Esnaflarımız deprem zamanından bugüne kadar çok büyük fedakarlıklar yaptı, yakınlarını kaybetti, evi yıkıldı, iş yeri yıkıldı ancak tüm zorluklara rağmen devletimizin de destekleriyle dükkanını açtı, büyük bir özveri gösterdi. Bu sağlam ve inançlı duruş her türlü takdirin üzerindedir, esnaflarımızla gurur duyuyoruz. Rızkının peşinden koşan, alın teriyle ekmeğini kazanan, çırak yetiştiren, ekonomiye katkı sunan esnaflarımızın konforlu, modern ve düzenli alanlarda iş hayatını sürdürmesi temel önceliğimizdir. Göreve geldiğimiz günden beri esnaflarımızın sorunlarına asla duyarsız kalmadık, kalmayacağız. Yeşilyurt’umuzun geleceğine, güçlü yarınlarına birlikte katkı sağlayacağımız esnaflarımız ile koordineli olarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. – MALATYA
]]>Manisa’da 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerini kaybeden AK Parti’li Mehmet Çerçi, AK Parti Manisa İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. AK Parti Manisa İl Başkanı Salih Hızlı’nın da katıldığı toplantıda eski Başkan Çerçi, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban tarafından “Kendine lüks ve gösterişli makam odası yaptı” şeklindeki iddialara cevap verdi.
Çerçi’nin açıklamalarından önce konuşan AK Parti Manisa İl Başkanı Salih Hızlı, “Büyükşehir belediye başkanımızın, ilçe belediye başkanlarımızın bir sürü vaatleri vardı. Bu vaatleri önlerine aldıklarında bunlar seçim heyecanıyla kazanma heyecanıyla hesap kitap yapılmadan söylenmiş şeylerdi. Şimdi bunların yapılabilme imkanı olmadığını gördükleri için şimdi ön alıyorlar. Devri sabık oluşturuyorlar. ‘Biz enkaz devraldık’ edebiyatıyla kamuoyunun tepkilerini almaya çalışacaklar” dedi.
Projelerinin yetersiz kaldığı algısına kapıldığını belirten Başkan Çerçi, “Projelerimizi yaptınız ama biz sizden sonra bu insanları seçiyoruz bu insanlardan daha çok proje bekliyoruz’ öyle ya. Bizim projelerimiz yetersiz kaldı. Olabilir. Biz çok proje yaptık ama milletimizin daha çok talebi var. Beklentisi daha yüksek. Bunlara da saygılıyız. ‘Daha çok proje, eser üreteceğine inandığımız bu arkadaşları biz seçiyoruz’ dediler” diye konuştu.
Kendisi hakkında seçimin ardından Amerika’ya kaçtığı yönünde sosyal medyada bir takım iddiaların dolaştığını ancak bel rahatsızlığından dolayı tedavide olduğunu belirten Çerçi, basın mensuplarına pasaportunu göstererek iddialar yalanladı. Çerçi, “Başlamadan önce bu benim pasaportum. Dün bana ‘Çerçi yurt dışına kaçtı’ demişler. Bir tane kendini bilmez, ‘Amerika’dan hoş geldin’ demiş. Ahlaksız, kendini bilmez, çok insan var. Öncelikle şunu söyleyeyim. Buradan ayrılırken bayramın hemen öncesinde yakın arkadaşlar bilir iki bastonla yola çıktık. Bazen tek bastonla eşimin omzuna tutunarak belimdeki zaman zaman nükseden ağrılar çok aşırılaştı. Seçim yorgunluğunda, aşırı efordan dolayı. Öncelikle bir kaplıca tedavisine gittik. Çok istifade ettik. Kaplıca tedavisinden sonra da İstanbul’a gittik” ifadelerini kullandı.
“Bunların hepsi benim ve eşimin yıllardır biriktirdiğimiz eşyalarımız”
Yunusemre Belediyesinin borcunu açıklayan Başkan Semih Balaban’a cevap veren Çerçi, “1,1, milyar borç diyor ya. Bunun 200 milyonu enerji santraline gitmiştir. ve ödemeleri, taksitleri devam ediyor. Bakın şimdi 4 megavatlık bu 65 dönüm üzerine kurulu güneş enerji santrali yılda 8 milyon saatten ortalama şu anda EPDK birim fiyatları 2,7 TL, 22 milyon lira yıllık getirisi var. Şu anda. Biliyorsunuz dolara endekslidir. EPDK üç ayda bir altı ayda bir bu rakamı sent üzerinden yeniler. 4 milyar 373 milyon TL kayıtlara girsin. Bu yatırımların içinde belediyemizin yaptığı kültür, sanat projeleri, sosyal yardım destekleri, sağlık hizmetleri destekleri, gençlik spor destekleri, deprem ve pandemi dönemi yardımları yer almamaktadır. Yatırım bu. Şimdi şatafat lüks deyince 10 yıllık son hayat döngümü söylüyorum. Ev belediye, vatandaş, cami. 100 seneden öncekilere ancak antika denir. 50-60 senelik öncekileri antika denmez. Bu tür dekorasyon ürünleriyle hepsi ikinci el, üçüncü el malzemelerle yapılan iç mimariye vintage diyorlar. Biz hanımla bu tür işlere merak sardık. Burada şimdi retro denir. Bunların hepsi benim ve eşimin yıllardır biriktirdiğimiz eşyalarımız ve maliyeti de öyle çok yüksek değil. Birçoğunu da bit pazarından almışız. Şimdi ben bunları istiyorum. Siz bu belediyenin bu makam odasına bir büro mobilyasından, şuradan buradan bunların yenisini yani modern mobilya tarzında mobilya aldığınızda eminim sizin maliyetiniz benim aldığım maliyet daha da üzerine, belki 2-3 katı olacak. Benim evimde böyledir. Evime kaç kişi gelmiştir burada. Yeni bir tane mobilya yoktur. Biz bunları seviyoruz. Bu bizim medeniyetimiz. Şimdi yıllardır biriktirdiğimiz koleksiyonlarımızdan aldığımız kendi eserlerimiz” diye konuştu.
“Zorluk çıkarma. Eşyalara da zarar verdirtme”
Yarın eşyaları geri almak için kamyonla Yunusemre Belediyesine gideceğini belirten Çerçi, “Getirdiğimiz kendi eserlerimiz. Şimdi burada 7 tane memurun imzası var. Belgede yazılanlar ise aynen şöyle: ‘Mehmet Çerçi’nin makam odasındaki ekte fotoğrafları bulunan sayı ve isimleri yazılan eşyalar Mehmet Çerçi’nin şahsi eşyalardır. Görevde bulunduğu süre içerisinde kullanılmak üzere makam odasına yerleştirilmiştir. Kendi isteğiyle talep etmesi durumunda eşyalar kendisi tarafından alınacaktır’ Ben arkadaşlara dedim ki ‘5 sene sonra kim öle kim kala. Ondan sonra da bunları belediyeye hibe ederiz ne olacak. Bizim de belediyemize bir hediyemiz olur. Tutanağı falan boş verin dediğim halde arkadaşlar dediler ki ‘Başkanım önümüzde seçim var, şu var, bu var. Ne olur ne olmaz. Biz bunları tutacağız’ Ne yazdıklarını bile görmedim. Tutanağı tuttular. Şunu deseydi başkan onurlu bir şekilde ‘Başkanım dediniz çok güzel eşyalar, makam odası da güzel olmuş, Manisa’ya, Yunusemre’ye de yakışıyor. Şahsi eşyalarınız ya bunu da belediyeye hediyeniz olsun’ dese yemin ediyorum hayırlı uğurlu olsun demezsem beni bilen bilir. Elimdeki yüzüğü beğenen adama yüzüğümü veririm ben. Bu ahlaki bir şey değil. Bu belediye başkanlığı makamına yakışan bir şey değil. Herkesin bir onuru var. Ben 22 yıldır bu şehirde siyaset yapıyorum. Böyle bir kepazelikle karşılaşmadım. Bunlar başkana yakışıyor mu? Satacağım diyorsun. Hani kaydın yok. Kimin malını satıyorsun sen? Bakın buradan duyuruyorum arkadaşlar. Siz de gelin. Yarın, cuma günü saat 18.00’de. Kamyonu işçileri ayarladım. Siz de buyurun. Kalabalık olmaz. Orada güvenlikçiler var. Sayın başkan talimatı ver. İki tane görevli koy. Sen orada olursun, olmazsın. Lütfen eşyalarıma zarar verme. Bunlar ileride müze yaparsak müzenin de eşyaları olacak. Zorluk çıkarma. Eşyalara da zarar verdirtme. Yoksa mahkemede bunları görüşeceğiz” dedi.
Belediyeye fazladan personel alındığı iddialarına cevap veren Çerçi, “Bakın ben delillerle, belgelerle konuşuyorum. Bu arada aşağıdaki salondaki eşyaları da ben aldım. Onlar zaten salonun güzel dekorasyonu. Onlar da benimdi. Onlar için ‘çocukları salonu falan bırakın. Onları falan kayda almayın’ Onlar da 5 beş kuruş belediye parası yoktur. Masalar hariç. Koltuk var orada 3 takım. Onların hepsini ben şahsımdan ödedim, oraya koydum. 4 milyon dolarlık makam odası diye yazdılar. Bunu yazan basın. 4 milyon dolarlık. Bunların sayılardan haberi yok. Belediye binasını 110 milyon liraya mal ettik. Otoparkı, meydanı, belediye binasını. Bugünkü rakamı 487 milyon. Şimdi bir de bu şeyi söylüyor. Bankamatik memurları ve çok fazla personel almışlar. Bizde bir tane bankamatik personeli yok. Bir tane yok” diye konuştu.
Seçim gecesi belediyede evrakları düzenlediklerini söyleyen Çerçi, “Seçime doğru firmalar telaş ederler. 1 milyonluk mal vermişsiniz, iş yapmışsınız. Endişe ederler. insanlar bir an önce faturasını keserler, verirler. Sizin de bunun karşılığında fatura kesmeniz lazım. Niye kesmeniz lazım? Bu bir kanuni zorunluluk. Bu dosya tekemmül ettirilmiştir. Belediyeye 5 kuruşluk yükü de yoktur, maliyeti de yoktur. İşlem tamamlanmıştır. Çünkü pazartesi yeni belediye başkanı adamlarını gönderecek. Evrakları inceleyecek” dedi.
Gündeme gelen dekoratif sobayı da 2 yıl önce kendi cebinden 55 bin TL’ye aldığını belirten Çerçi, tüm mobilyaların şahsına ait olduğunu ve bazılarının taksitlerinin halen ödemeye devam ettiğini söyledi. Maaşını da açıklayan Çerçi, eşinin 50 bin TL maaş aldığının kendisinin de 100 bin TL maaş aldığını belirterek belediyeden de 150 bin TL ayrıca maaşı olduğunu söyledi.
Basın açıklamasına AK Parti Manisa İl Başkanı Salih Hızlı, AK Parti Manisa Tanıtım ve Medya Başkanı Emre Şener, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı İlkcan Durmaz katıldı. – MANİSA
]]>Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’nde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi ile önemli bir eksikliği gideren İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, şimdiden hastaların ilk tercihi oldu. Merkez; engelli, yaşlı ve sporcular için su altı tedavilerinin de yapıldığı iki adet hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu, masaj üniteleri ile tam teçhizatlı tedavi imkanı sunuyor.
Toplam 2 bin 500 metrekarelik alanda, 3 katlı binada hizmet veren poliklinikte fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetinin yanı sıra nöroloji, üroloji, enfeksiyon hastalıkları, göz hastalıkları, iç hastalıkları, röntgen, laboratuvar ve diş polikliniği hizmetleri de veriliyor.
ÜCRETSİZ SERVİSLER VAR
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi sorumlusu Dr. Ayşegül Özçoban, poliklinikte tedavi görmek isteyen hastalar için Eşrefpaşa Hastanesi ana merkez binasından ücretsiz özel servislerin olduğunu belirtti. Dr. Ayşegül Özçoban, yeni açılan klinikte daha fazla hasta kabul ettiklerini söyleyerek “Bağlı bulunduğumuz bu klinik, Buca Sosyal Yaşam Kampüsü içinde daha geniş, daha rahat ve daha kullanışlı olan bir alana taşındı. Burada klasik bel fıtığı, diz ağrısı, boyun fıtığı yanında ayakta tedavi görebilecek hastaların hidroterapi uygulamalarını da yapıyoruz. Fizik tedavi teknikerlerimiz fizyoterapistlerimiz ile birlikte hem Eşrefpaşa Hastanesi merkez binamızda hem de burada hizmet veriyor. İzmir’de özelde bile bu imkanlara sahip hastane sayısı az. Bizim hidroterapi birimimiz ücretsiz olarak halkımıza hizmet verecek şekilde düzenlendi. Bazı hastaları, uygun olan, yarar göreceğini düşündüğümüz ve sağlık açısından da havuza girmesinde bir sakınca görmediğimiz hastaları yararlanması için yönlendiriyoruz. Birçok insan Eşrefpaşa Hastanesi ile ailevi bir bağ kurdu. Hizmetlerimizin katlanarak artmasından gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.
AMACIMIZ HASTALARIMIZIN MENTAL ANLAMDA DA YAŞAM KALİTELERİNİ ARTTIRMAK
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi içerisinde bulunan havuzda hastalara uygulamalı olarak tedavi yapan fizyoterapist Mehmet Mertkayış, “Buradaki uygulamamız suyun kaldırma kuvvetiyle birlikte eklemlere binen yükü azaltıp kas kuvvetini arttırmak. Aynı zamanda suyun ısı ve hidromasaj etkisi ile birlikte ağrıları azaltmak ve kasları doğrudan gevşetmek. Amacımız hastalarımızın sadece fiziki anlamda değil mental anlamda da yaşam kalitelerini arttırmak. Hastalarımızla yeri geldiğinde grup olarak yeri geldiğinde birebir çalışıyoruz” dedi.
DOKTORLARIMIZDAN ÇOK MEMNUNUM
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi alan Ömer Bircan ise hayata geçirilen bu uygulamanın kendisine çok iyi geldiğini belirterek, “Belimden ve boynumdan rahatsızdım. Sağ olsun fizik tedavi doktorumuz burayı tavsiye etti. Şu an faydasını görmeye başladım diyebilirim. Kaslarımın genişlediğini hissediyorum. Doktorlardan da çok memnunum” diye konuştu.
]]>Yazıldığından bu yana birçok kez farklı yorumlarla sahnelenen İtalyan besteci Gaetano Donizetti’ye ait Aşk İksiri, ilk kez 1832 yılında Milano’da seyirci karşısına çıktı.
Ankara Devlet Opera ve Balesince sahnelenecek komik opera türünün en iyi örnekleri arasında gösterilen eser, Opera Sahnesi’nde yarın akşam prömiyer yapacak.
Eserin rejisörü Aydın Buğra Güven, temsilin genel provası sonrası AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aşk İksiri’nin 1800’lerde geçse de Türkiye’de de çok sık işlenen ve filmlere konu olan zengin kız, fakir oğlan aşkını anlattığını söyledi.
Güven, “Zengin kız, fakir bir oğlana aşık oluyor ama evlenemiyorlar. Onun yerine kendi sınıfından olduğunu düşündüğü Belcore ile evleniyor. Ama sonuçta ne olursa olsun, aşk ve sevgi kazanıyor. Ankara Operası olarak Başkent seyircisi için bu eseri tekrar yorumladık. Klasik bir reji oldu. Dünyada en çok sergilenen operalardan biri Aşk İksiri. Türkiye’de de çok kez sergilendi. Özüne dönerek, eseri 1832’de ilk sahnelendiğindeki haliyle yani klasik bir anlayışla ele alarak sunduk.” dedi.
Rejisör Güven, eserin dekor tasarımını Özgür Usta, kostüm tasarımını Gazal Erten, koreografisini Özge Ay ve ışık tasarımını Bülent Arıslan’ın yaptığını ve bu zamana kadarki tüm eserleri bu ekiple çalıştıklarını söyledi.
Temsilin reji asistanlığını Zeynep Utku ve Cansın Nehir Mansuroğlu’nun yaptığını belirten Güven, Ankara DOB orkestrasını dönüşümlü olarak şef Antonio Pirolli ile Rustam Rahmedov’un yöneteceğini söyledi.
Güven, “Tenorlar için vazgeçilmez olan ve herkesin aşina olduğu ‘Una Furtiva Lagrima’ aryası bu eserin içinde var. Hatta Aşk İksiri’ni bu kadar başarıya taşıyanın bu arya olduğu söylenir. Ankara seyircisinden bizi takip etmelerini ve eserimizi izlemelerini istirham ediyoruz.” dedi.
“Una Furtiva Lagrima, tenor aryaları içerisinde çok özel yeri olan bir arya”
Eserde “Nemorino” rolünü canlandıran tenor Arda Doğan daha önce de aynı rolü severek seslendirdiğini söyledi.
Doğan, Adina’ya aşık bir köylü olan Nemorino’nun aşk iksirine sahip olunca Adina’nın ona aşık olacağını zannettiğini ve olayların bu şekilde geliştiğini anlattı.
Keyifle çalıştıkları bir prova dönemi geçirdiklerini belirten Doğan, “Rolümde müzikseverlerce bilinen ‘Una Furtiva Lagrima’ aryasını da seslendiriyorum ve tenor aryaları içerisinde çok özel yeri olan bir arya. Zorlayıcı ve insanı müziğin içine çeken bir arya. Bu eseri söylemek stresli de olsa keyifli.” dedi.
Arda Doğan, klasik bir anlayışla sahneye koyulan eserleri sevdiğini belirterek, eserin uzun yıllar sahnede olmasını diledi.
“Komik operanın en tatlı örneklerinden bir tanesi”
Soprano Görkem Ezgi Yıldırım ise köyün zengin, neşeli, insanları parmağında oynatan bir kız olan Adina’yı canlandırdığını söyledi.
Yıldırım, “Aşk İksiri, komik opera türlerinden. Bu açıdan çok zevk alıyorum. Müzik parçası içerisindeki duygusal farklılıkların vurgulanması tekniği olan ‘bel kanto’nun sevilen ve dünyada en çok sahnelenen örneklerinden birisi Aşk İksiri. Bir şarkıcı için bel kanto eseri seslendirmek, çok öğretici, teknik olarak ilerletici ve bu açıdan da çok kıymetli. Bir operacı için okul gibi ve onu diri tutan, iyileştiren bir müzik stili. Aşk İksiri tüm dünyada en çok sahnelenen komik operanın en tatlı örneklerinden bir tanesi. Ankara seyircisi zaten çok bilinçli bir izleyici ve komik operaya hasret kaldıklarından keyifle izleyeceklerdir.” ifadelerini kullandı.
Alp Can Kocaay, canlandırdığı Dr. Dulcamara karakterinin eserde, insanlara “iksir” adı altında rahat konuşmalarını sağlayan keyif verici bir içecek ikram ettiğini söyledi.
Eserin bir oyun operası olduğunu ve canlandırdığı karakterin en oyuncu ve dalavereci karakter olduğunu belirten Kocaay, seslendirirken çok keyif aldığını dile getirdi.
Eserin kostüm, makyaj ve dekor açısından son derece başarılı olduğunu kaydeden Kocaay, Ankaralı sanatseverleri oyuna beklediklerini ifade etti.
Fakir genç Nemorino ile servetli toprak sahibi Adina arasındaki aşk üzerine odaklanan eserde dönüşümlü olarak “Adina”yı Görkem Ezgi Yıldırım, Esra Çetiner, Ezgi Biçici, “Nemorino”yu Arda Doğan, Mehmet Kavil, “Belcore”yi Kamil Kaplan, Faik Mansuroğlu, “Dr. Dulcamara”yı Can Kocaay, Savaş Gençtürk, Murat Göçken, Yiğitcan Tatlıoğlu, “Giannetta” rolünü ise İlayda Büyükyörük ve Aslı İşcan canlandıracak.
]]>Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Vahap Seçer, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mersin İl Koordinasyon Kurulu üyeleriyle bir araya geldi.
Başkan Seçer, 5 yıl boyunca sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldiklerini ifade ederek, “Mersin’deki yakın uzak tüm siyaset tarihinin belki de böyle bir konseptle çalışan ilk başkanı olma unvanını da taşıyorum. Benden önce hiçbir belediye başkanının, sivil toplumla bu kadar bir araya gelme arzusu içerisinde olduğunu sanmıyorum. Bizi kimse zorlamadı. Bize büyük katkılar sunduğu için bunu istedik. İKK’ya bağlı tüm odaların bu toplantılara yaptığı katkılar yadsınamaz. Eğer 5 yıllık süre içerisinde vatandaşın memnuniyeti varsa, o toplantılardan çıkan sonuçların da büyük bir katkısı var” diyerek, teşekkürlerini iletti.
“İŞİNİ CİDDİ YAPAN ODALARIN İŞ BİRLİĞİ BENİ BİRÇOK KONUDA RAHATLATTI”
5 yıllık süre içerisinde Mersin’e ilişkin hassas konularda sorunların giderilmesinde iş birliği yaptıklarını kaydeden Seçer, “Meclis çalışmalarında sizlerden çok büyük yarar sağladık. Özellikle başta imar gibi netameli konularda aslında siz bize sütre görevi gördünüz. Biz sizin arkanızda yürüdük. Toplum karşısında muteber bir sivil toplum en iyi siyasetçiden çok daha inandırıcıdır. İşini ciddi yaptığı bilinen odaların belediyemle beraber iş birlikleri beni birçok konuda rahatlattı” diye konuştu.
“SEÇİMLERDE TÜRKİYE’NİN EN ANLAMLI SONUCU MERSİN’DEN ÇIKACAK”
31 Mart seçimlerinden sonra ikinci 5 yılda da Mersin’i yöneteceklerini belirten Seçer, “Seçimlerde Türkiye’nin de en anlamlı sonucu Mersin’den çıkaracak” dedi.
Seçer, seçime sayılı gün kalmasına rağmen belediye hizmetlerine devam ettiklerini sözlerine ekleyerek, “Biz sanki seçim yokmuş gibi çalışma yapıyoruz. Bizim proje ve ihale çalışmalarımız, hazırlıklarımız devam ediyor. Tıkır tıkır işleyen bir sistem var. İkinci 5 yılda da biz yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.
“GÖREVE GELMEDEN ÖNCE HANGİ SÖZÜ VERDİYSEK YERİNE GETİRDİK”
Bir belediye başkanı olarak 2 temel unsura oldukça önem verdiğini vurgulayan Seçer, bunlardan ilkinin uygun finansman yaratmak olduğunu dile getirirken 2. unsurun ise liyakatli kadrolar olduğunu belirtti. Seçer, “Kenti de ihya eden, geliştiren, geleceğe hazırlayan en önemli 2 unsurun bunlar olduğunu düşünüyorum. Geri kalan hepsi çözülüyor” dedi. 5 yıllık görev süresi boyunca deprem, afet, siyasi operasyonlar, pandemi gibi pek çok sorunla karşılaştıklarını kaydeden Seçer, ikinci 5 yıllık görev süresince daha süratli, kaliteli ve vizyoner hizmetler yapacaklarını da dile getirdi.
Yaptıkları projelerin hepsinin orijinal olduğunu ve hiçbirinin kes-yapıştır projeler olmadığının altını çizen Seçer, şunları söyledi:
“Ben o projeleri hazırlayana kadar 1,5 yıl uğraştım. Belediye Başkanı adayı olmadan tam 1,5 yıl önce, sanki belediye başkanı adayı olacak ve partimiz kazanacak şeklinde, ‘bu projeleri uygulayacağım’ diyerek çalıştık. Verdiğimiz sözleri de yerine getirdik. Nasıl yıllık bütçe ve yatırım programımızın gerçekleşme oranı çok yüksek çıkıyorsa ve inanılmayacak rakamlarla her yılı kapatıyorsak gerçekten 5 yıl önce stratejik plana koyduğumuz, yatırım programını aldığımız birçok projeye başladık ve bitirdik.”
“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINI YANINIZA ALMAZSANIZ NE BİR ÜLKE NE DE BİR MEMLEKET YÖNETEBİLİRSİNİZ”
Bir belediye başkanının sivil toplum, oda, dernek ve vakıf gibi kurum ve kuruluşlarla diyaloglarının iyi olması gerektiğinin altını çizen Seçer, “Sivil toplum kuruluşlarını yanınıza almazsanız ne bir ülke ne de bir memleket yönetebilirsiniz. Her siyasetçiye tavsiyemdir; ‘Her şeyi bırak önce sivil toplumla diyaloğunu iyi kur’. Gerisini hallediyorsunuz. Her zümreye ve her yapıya dokunabiliyorsunuz” dedi.
SEÇER MÜHENDİSLERDEN DESTEK İSTEDİ: “AFETLERE KARŞI BİRLİKTE ÖNLEM ALMALIYIZ”
Mersin’in birçok afete açık bir kent olduğunun altını çizen Seçer, “Mersin; selden tsunamiye, orman yangınından kimyasal patlamalara ve nükleer sızıntıya kadar birçok afetle karşı karşıya kalabilecek bir kent ama başat konu deprem ve buradaki on yıllardır yapı stokunun sıkıntılı olması. Mersin’in baştan aşağı bir MR’ının çekilmesi ve her şeyin kayıt altına alınması gerek. Belki de sosyal konut, kentsel dönüşüm ve dirençli kent projeleriyle iç içe bir çalışma olarak yapacağız. Tabi kii sizlerden destek almak zorundayız” diye konuştu.
Hayata geçirecekleri yatırımları katılımcılarla paylaşan Seçer, bu yatırımlar için de bir kısmı hibe olan 156 milyon Euro’luk finansman ile kanalizasyondan atıksu arıtmaya, derin deniz deşarjından, içme suyu şebeke sistemlerine kadar hayata geçirmeyi planladıkları pek çok çalışma hakkında bilgiler verdi.
“TARIMSAL GES DESTEKLERİNİ BU YIL YAPACAĞIZ”
Üreticilere büyük destekler vermeye devam edeceklerini kaydeden Seçer, özellikle küçük ölçekli üretim yapan kadınları desteklediklerini kaydetti. Bu yıl tarımsal destek projelerine 119 milyon TL bütçe ayırdıklarını kaydeden Seçer, “Elektrik mühendislerini ilgilendiren en büyük desteklerimizden birisi tarımsal güneş enerji santralleri (GES). O da heyecan verici bir vaat bana göre” diyerek, tarımsal GES desteklerini sulama kooperatiflerine bu yıl yapacaklarını vurguladı.
KIŞ: “BAŞKAN SEÇER, KENTİ BİRLİKTE YÖNETME KONUSUNDA ÇALIŞMALAR YAPTI”
TMMOB’un en kalabalık toplantılarından birisi olduğunu kaydeden CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, “Vahap Başkanımız belki de ilk kez Mersin tarihinde bütün oda ve derneklerin, en çok da TMMOB’a bağlı meslek odalarının görüşlerini ve önerilerini dikkate alarak, kenti birlikte yönetme noktasında çok ciddi çalışmalar yaptı” dedi.
Seçer’in de mühendis olduğu için meslek odalarına daha duyarlı davrandığını kaydeden Kış, “Kentin kaderini belirleyecek konularda çözüm önerilerine ortak olduk. Ülke genelindeki meslek sorunlarımızı ve sıkıntılarımız da yakından takip ediyorum. Bunu da Meclis kürsüsünde dile getirerek farkındalık yaratmak için gerekli çabayı ve mücadeleyi gösteriyorum” diye konuştu.
AK: “TMMOB, TÜRKİYE’DE MESLEK ODALARI ARASINDA EN BÜYÜK MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN BİRİDİR”
TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Gülçin Barbaros Ak da, TMMOB’nin Türkiye’de meslek odaları arasında 700 bin üyesi ile birlikte en büyük meslek örgütlerinden birisi olduğunu vurgulayarak, Seçer ve Kış’ın da TMMOB’ye bağlı meslek odalarına kayıtlı üyeler olduğunu belirtti. Ak, “Hem odamızın içindeler hem de odacılığı biliyorlar. Yıllardır bizlerle birlikte meslek odasında çalışmalar yapmış olduğumuz kişiler” dedi.
TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu’nun 20 bine yakın üyesi olduğundan da söz eden Ak, “Bu üyeler; bilim, teknik ve aydınlık geleceğe yönelik çalışmaları, vizyonel bakış açıları olan, belediye ve kamu ile ilgili yapılacak bütün çalışmalarda bel kemiği olan kişilerden oluşuyor. Bu kişiler aynı zamanda hem özel sektörde çalışıyor hem belediyelerimizde görev alıyor. Büyükşehir Belediyemizde de görev alan birçok meslektaşımız ve meslek odası üyemiz var” diye konuştu.
]]>
Gürkan, yaptığı yazılı açıklamada, kadın çalışanların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde idari izinli sayılacaklarını belirtti.
Kadınların fikirleri, mücadeleleri, emekleri ve hayalleriyle kenti güzelleştirdiğini vurgulayan Gürkan, Edirne Belediyesi olarak kadınlara pozitif ayrımcılık uyguladıklarını ve çeşitli projelerle kadınların güçlenmesine katkı sağladıklarını ifade etti.
Gürkan, kadınların emeğinin ve fikirlerinin projelerin odak noktası olduğunu belirterek, Edirne’ye hizmet için gece gündüz çalışan kadın mesai arkadaşlarına teşekkür etti.
Gürkan, her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın çalışanları idari izinli sayacaklarını ifade ederek, kadın mesai arkadaşlarına minnettarlık duygularını dile getirdi ve özel günlerini gönüllerince geçirmelerini diledi.
-İba’nın kutlama mesajı
Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan Adayı Belgin İba, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların toplumun en önemli yapı taşı olarak yaşamın her kademesinde önemli rol oynadıklarını ve ülkenin kalkınmasında büyük pay sahibi olduklarını belirtti.
İba, kadınların Türk milletinin tarihinde hep hak ettiği konumda yer aldığını ifade ederek, onlardan alınan ilhamın dünyayı daha güzel bir yer haline getirdiğini dile getirdi.
Edirne’ye hizmet üretirken kadınları ön planda tuttuklarını belirten İba, kadınların aile ve toplumun merkezinde olduğunu ve onların hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarını sağlamanın toplumun temel ve ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
İba, kadınların toplumun temelini oluşturduğunu ve Türk toplumunda ayrı bir yere sahip olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Kadınlar toplumun her noktasında erkekler kadar, hatta bazen daha başarılı olabileceklerini göstermiştir. Kadınlarla birlikte çalışarak Edirne’yi daha güzel hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, kadın girişimcileri ve kadın kooperatiflerini destekleyerek ürettikleri ürünlerin satışı, markalaşması ve pazarlanması gibi konularda yardımcı olacağız. Edirne’de yaşayan kadınların temsiliyetini güçlendirmek amacıyla güçlü bir kadın meclisi kuracağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla tüm kadınları tebrik ediyor, fedakarlıkları, emekleri, sevgileri ve mücadeleleriyle insanlığın umudunu yeşerten kadınların gününü kutluyorum.”
-Tokluoğlu’nun mesajı
MHP Edirne İl Başkanı Emre Tokluoğlu da mesajında kadınların toplumun her alanında önemli bir role sahip olduğunu belirtti.
Kadınların toplumsal, siyasi ve ekonomik alanlarda hak ettikleri konuma ulaşarak bu mevkilerde varlık göstermelerinin önemli olduğunu ifade eden Tokluoğlu, şunları kaydetti:
“Kadınlar eğitim düzeyi, iş gücüne katılım ve ekonomik bağımsızlıkları ile bir ülkenin gerçek anlamda kalkınmasına katkı sağlamaktadır. Kadınların teknikten bilime, sanattan spora kadar her alanda gösterdikleri üstün başarılarla milli gururumuz pekişmektedir. Toplumun temelini oluşturan kadınlar gelecek nesillerin yetişmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Kadınları desteklemek, saygı göstermek ve kadına yönelik şiddeti engellemek toplumun sorumluluğudur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türk kadınlarının sevginin, nezaketin, zarafetin, şefkatin mümtaz temsilcileri olduğunu belirterek, tüm kadınları en içten dileklerimle kutluyor ve saygılar sunuyorum.”
-CHP Kadınlar Gününü kutladı
Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı da mesajında 8 Mart’ın dünyada eşitlik, özgürlük ve adalet arayışının simgesi haline geldiği belirtti.
Kadınların karşılaştıkları sorunlara dikkat çekilmesi ve çözüm adımlarının gündeme getirilmesinin önemli olduğunu dile getiren Balkanlı, “Kadınlar tarih boyunca toplumsal ve ekonomik kalkınmada önemli roller üstlenmiş, ancak halen kadına yönelik şiddet, cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık gibi sorunlar varlığını sürdürmektedir. Parti olarak, kadınların eşit haklara sahip olması ve bu hakları özgürce kullanabilmesi için mücadele ediyoruz. Kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamdaki yerini güçlendirmek, karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmalarını sağlamak ve şiddetle mücadele etmek kararlılığımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
-İYİ Parti Kadınlar Gününü kutladı
İYİ Parti İl Kadın Kolları Başkanlığı da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yaptı.
Kadınların güçlü, şefkat dolu, merhametli ve her şeye layık bireyler olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Kadınlar her şeyi başarabilir ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirebilir. Seslerini yükselterek dünyayı değiştirebilecek kadınlar, her türlü zorluğun üstesinden gelerek en derin denizden en yüksek zirveye çıkabilir. Kadınların en büyük arzusu eşit fırsatlar, özgürlük ve saygıdır. Eşit temsil, eşit işe eşit ücret, kız çocuklarının eğitim hakları gibi konularda mücadele veren kadınlar bu mücadeleden asla vazgeçmeyecektir.” ifadelerine yer verildi.
Saadet Partisi Adayı Karakütük’ün açıklaması
Saadet Partisi Edirne Belediye Başkan Adayı Tezcan Karakütük de açıklamasında kadına gerçek hakkını İslam dininin verdiğini belirti.
Kadının, yaratılışı gereği annelik vasfı ile toplumu oluşturan en önemli unsur olduğunu dile getiren Karakütük, “Bu nedenle kadının kıymetli ve önemli sorumlulukları vardır. İlki mürebbiyedir. Yapıcı, onarıcı, toparlayıcı ve koruyucu özellikleri ile ailenin bel kemiğidir. Bu yüzden geleceğimizi şekillendiren ve evde ağır işçi olarak çalışan kadınların, ev hanımlarının, özlük haklarının verilmesi için yapılacak düzenlemeler bir lütuf değil, en doğal hakkın teslimidir. Bu vesile ile tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” ifadelerini kullandı.
-Güner, Kadınlar Günü’nü kutladı
Edirne 15 Temmuz Demokratik Gençlik Derneği Başkanı Veysel Güner de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Kadınların aile ve toplumsal ilişkilerin direği ve vazgeçilmezi olduğunu ifade eden Güner, şunları kaydetti:
“‘Bir anne tüm dünyayı değiştirebilir’ gerçeğini Zübeyde annemiz ile yaşamış bir ülke olarak, Atatürk’ün sözlerinin ışığında kadınların emeği ve cesareti ile tüm hedeflere ulaşabileceğimizi düşünüyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, nerede yaşarsa yaşasın tüm kadınlara en iyi dileklerimi sunuyorum. Aziz şehitlerimizin annelerine en derin saygılarımı bildiriyor, vatan uğruna şehit olan, cinayete kurban gitmiş tüm kadınları rahmetle anıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.”
]]>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, son olarak Yargıtay tetkik hakimi olarak görev yapan Özmen’in FETÖ’nün yargı yapılanması içerisinde yer aldığı gerekçesiyle 7 yıldır arandığı belirtildi.
ByLock kullanıcısı olan sanığın örgüt içerisinde “Necip Bey” kod adını kullandığı bildirilen iddianamede, Özmen’in 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi yüksek yargı seçimleri, hakimlik ve savcılık yükselmelerinde örgüt mensuplarının önerilmesi ve seçilmesi için çalıştığı, FETÖ tarafından “yüksek yargı sorumlusu” olarak görevlendirildiği kaydedildi.
Tablet ve telefonunda özel şifrelendirme
Özmen yakalandığında üzerinde başkasına ait kimliğin yanı sıra elindeki poşet ve bel çantasında 18 bin 240 dolar, 34 bin 870 avro, 500 İsviçre frangı ile 20 bin lira bulunduğu bilgisi paylaşılan iddianamede, paraların yanında bazı isimler ve tablolar bulunan notlar ele geçirildiği, sanığın bu paraları örgüt adına topladığı ve dağıttığı anlatıldı.
Sanığın dijital materyallerine ilişkin inceleme raporuna da yer verilen iddianamede, “Özmen’in cep telefonun IP bloğunun değiştirilerek VPN üzerinden bağlantı kurduğu, mezkur tabletin de aynı şekilde şifreli olduğu, yine tabletin hafıza birimi olan ve verilerin depolandığı bellek alanının tamamen şifrelendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, sanık hakkındaki ifadeler nazara alındığında örgütsel gizlilik amacıyla yapıldığı değerlendirilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.
Yargıtayda FETÖ’nün fişleme biriminin başında
Ayrıca Özmen’in yargı içerisindeki hakim savcıların örgüte yaklaşımlarını takip ettiği ve fişlemeler yaptığı tanık beyanlarına yansıdı.
İddianamede ifadesine yer verilen tanık S.N.B, Özmen’in tetkik hakimliği döneminde Yargıtayın her dairesinde örgütün bir çalışma grubu olduğunu, örgüt üyesi hakimlerin haftada bir toplandığını, bu grupların sorumlularından birinin de Özmen olduğunu belirtti.
S.N.B, “Bu toplantılarda Yargıtay bünyesinde çalışan yargı mensuplarıyla ilgili fişlemeler yapılırdı. Bunlarla ilgili bilgi alışverişinde bulunulurdu. Bunun dışında örgütün yargı yapılanması kapsamında bir birim oluşturulmuştu. Bu birimin tüm yargıdaki örgüt aleyhine hareket eden yargı mensuplarını fişleme görevi vardı. Necmeddin Özmen de bu birimin başındaydı.” şeklinde bilgi verdi.
Tanık M.Ö. de Özmen’in askeri hakimlik yaptığı dönemde FETÖ’nün Isparta ve Antalya bölgesindeki hakim-savcı sorumlusu olduğunu, daha sonra Yargıtayda çalıştığı dönemde de örgüt adına toplantılar düzenlediğini ifade etti.
32 yıl 3 aya kadar hapis istemi
İddianamede, Özmen’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” suçundan 1 yıldan 4 yıla ve “terörizmin finansmanı” suçundan da 6 yıl 6 aydan 13 yıl 3 ay kadar hapisle cezalandırılması istendi.
]]>DAVUTOĞLU’NA AĞIR SÖZLER: TEMİZLENMEK İÇİN EPEY EMEK SARF ETMEN LAZIM
Bahçeli, Davutoğlu’nun başbakanlık teklifini reddettiğini belirterek, “Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun geçen hafta yaptığı konuşmanın bir yeri dikkatimi çekti. Gerçekleri çarpıtıp, inkara yeltenen Davutoğlu’nun durumunu özetleyen bir söz vardır. ‘Savunulacak bir şeyi kalmayanlar, kendilerini haklı çıkarmak için her şeyi inkar etmeye başlarlar. Öyle inkar ederler ki şeytan bile şeytanlığından utanır.’ Biz dile ve göze değil, öze ve hale bakarız. Senin özün de halin de kir tutmuş, temizlenmen için epey emek sarf etmeye ihtiyacın var.
“BAŞBAKANLIK MAKAMINI ELİMİN TERSİYLE İTMEYİ ŞEREF BİLDİM”
Sayın Davutoğlu, masalı bırak; bizi bilen bilir. Senin de sicili ve geçmişini bilmeyen ve tanımayan yoktur. Doğrudur; 7 Haziran 2015’te Başbakanlık makamı doğrudan bize teklif edildi. Ancak ben siyasi bölücülerin desteği ve Türkiye’nin aleyhine olan bir iktidar yapısını elimin tersiyle itmeyi şeref görevi saydım. Bundan pişman olmadığım gibi, aynı durum bugün olsa yine benzer duruşu cesaretle gösteririm. Bir günlük saltanat için binlerce yıllık milli mirası hiçbir namerde çiğnetmem. Hala ıslah olmamış, hala akıllanmamışsın. Sayın Davutoğlu, kargaların bile güleceği bu ifadene ikna olacak bir Allah’ın kulu kalmamıştır.” dedi.

Bahçeli açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Toplumsal huzurumuzu bozmak, asayiş ve güvenliğimizi bulandırmak amacıyla zillet saçan Türkiye düşmanları hiç boş durmuyor. Gelişmeleri dikkat, temkinle kavramalı ve takip etmeliyiz. 31 Mart seçimlerine kadar provokasyon ortamını canlı tutmayı planlayan karanlık ellere azami şekilde uyanık olmalıyız. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak devletin başlıca görevi olmakla birlikte hukukun üstünlüğünden taviz vermemek de hepimizin sorumluluğuna emanettir.
“TÜRKİYE TERÖR ÖRGÜTLERİNİN EYLEM SAHASI OLAMAZ”
Türkiye Cumhuriyeti terör örgütlerinin, suç örgütlerinin, kanun kaçaklarının, silah tacirlerin, düzensiz göçmenlerin, yabancı istihbarat örgütlerinin oyun alanı, eylem sahası olamaz, olmamalıdır. Suç ve suçluya toleranstan bahsedilmemelidir. Devletin egemenlik çıkarlarını zaafa uğratacak faillerin kafası ezilmelidir. Milli güvenliğimizi zinde tutmalıyız. Türkiye’nin istikbalini asimetrik tahriklere bel bağlamış cinayet örgütleri değil, cumhurun aziz varlığı tayin edecektir.
“İSTİSMAR VE İHANET SİYASETİNE DAYANACAK SABIR KALMADI”
Yalanların maskesini yırtmak, iftiraların ayağını kaydırmak, ihanetlerin yakasından tutmak dava ve siyaset vazifemizdir. Türkiye’nin belini bükmeye çalışanların karşısında durmak temel görevimizdir. Türk vatanı yeryüzü cennetimiz, Türkiye medar-ı iftiharımızdır. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği, refah ve esenliği tartışma kabul etmez gayemizdir.
Türkiye’yi risk ve tehditlerle tuzaklanmış bir akıbete sürüklemeye çalışan hiçbir odağa atıl ve hareketsiz durmayacağız. Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçekleştirmenin arayış ve amacındayız. Vakit kaybetmeye tahammül kalmadı. İstismar ve ihanet siyasetine dayanacak sabır da kalmadı. Önümüzdeki demokratik eşik kazasız belasız atlatılmalıdır. Türkiye’nin ilerleyiş momenti devam etmelidir. MHP ve Cumhur İttifakı bu hedefe kilitlenmiştir. MHP, gücünü mukaddesattan almaktadır. Milli menfaatlerimize aykırı davranan her kimler varsa onlara karşı duruşumuz sarsılmayacaktır.
“KİMSE BOŞ HAYALE KAPILMASIN”
Milli ve ahlaki kucaklaşmanın kök salmasına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi refakat etmelidir. Kutlu yürüyüşün neticesinde geleceğin gücü Türkiye olacaktır. Devir Türk devridir. Milletimizi oluşturan herkes eşittir. Türkiye’de sınıflı bir toplum yapısı yoktur. İmtiyazlı bir azınlıktan, seçkin zümreden, asla söz edilemez. Milletimizin her ferdi kanun önünde aynı haklara sahiptir. Ayrımcılık ve bölücülük ayaklarımızın altındadır. Fosilleşmiş zihniyetlerin yalan yanlış vaatleriyle oyalanacak hiçbir vatan evladı artık yoktur. MHP 31 Mart’a canla, başla, heyecanla hazırlanmaktadır.
Pazar günü Cumhur bizim Türkiye hepimizin temasıyla Mersin toplantımız muhteşem bir katılımla gerçekleşmiştir. Hiç kimse boş hayale kapılmasın. Mersin bizim, Türkiye hepimizin. Mersin’de DEM’lenmiş CHP’ye ruhsat yoktur. Bölücülere bundan sonra rahat yüzü yoktur. 31 Mart 2024’te Mersin Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri Cumhur İttifakı’na geçecek, heba ettikleri yılların altında kalacaktır.
Bu hafta sonu aynı heyecanın Manisa’da tekerrür etmesini bekliyorum. 31 Mart’ta hıyanet değil, hizmet kazanacaktır. 31 Mart’a kadar durmayacağız, duraklamayacağız. Şehirlerimizi büyüteceğiz, ekmeğimizi büyüteceğiz, umutlarımızı büyüteceğiz, huzurumuzu büyüteceğiz. Çırpınışları boşuna, hevesleri beyhudedir; 31 Mart’ta hepsinin bileğini sandıkta bükeceğiz.
“CUMHUR İTTİFAKI TÜRK MUCİZESİNİN ŞAHLANIŞI”
Cumhur İttifakı ümitleri kamçılamıştır. Cumhur İttifakı’nın emsalsiz uzlaşmasıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, parlamenter sistemin prangalarından kurtulmuştur. Bu reform milletimizin tarihi başarısıdır. Cumhur İttifakı şartlar ne kadar ağır olursa olsun milletin bekasını esas almış provokasyonlarla mücadele etmiştir. Cumhur İttifakı Türk mucizesinin şahlanışı, milli istiklalin namusudur. Türkiye’yi bağımsız, demokratik, parlak ve müreffeh geleceğe kavuşturma azmi, Türk milletinin hainlere gösterdiği tepkinin adı Cumhur İttifakı’dır. Bizim ittifakımız diriliş ve yükseliş seferberliğidir.
ÖZGÜR ÖZEL’E TÜRKİYE İTTİFAKI YANITI
CHP Genel Başkanı’nın Türkiye İttifakı’nı telaffuz etmesi nafiledir. Millet İttifakı olmadı Türkiye ittifakı mı kuracaklar? Çatı ismi olarak Türkiye ismini mi kullanacaklar. DEM’lenmek CHP’ye iyi gelmemiş. Özgür Bey, bu ittifakı kimlerle tesis edeceksiniz? İhanetin dem aldığı ittifaka nasıl Türkiye ittifakı diyeceksiniz?
Sayın Kılıçdaroğlu’nun bütün izlerini silmenin neredeyse ismini ananı kapının önüne bırakmanın neresi Türkiye ittifakı, neresi adamlık, neresi vefakarlık. Kürsüde gaza gelip kendi kendini alkışlamayı bırak da yüreğin varsa bunları açıkla. PKK bu ittifakın neresinde? DEM’ciliğe hayranlığın, onları allayıp pullaman sırf ittifak için mi? Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti ihanetin kökünü kurutacak ve hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak. DEM’den medet umanların sonu sandıkta hüsrandır.
“CUMHUR İTTİFAKI’NI ANLAMAK HERKESİN HARCI DEĞİLDİR”
Günlerdir muhalefet partileri ve kimi köşe yazarları Cumhur İttifakı’nda anlaşmazlık olduğunu iddia ediyorlar. Görüş ayrılıkları olduğu, güç mücadelesinin serbestleştiğini söylüyorlar. Köhne zihniyetlere diyorum ki Cumhur İttifakı’nı anlamak her kişinin harcı değildir, bozguncuların hiç değildir. AK Parti ile MHP arasında kurulan ahlaki, samimi ve milli bağı anlamak için önce izan, insaf, irade, vatan-millet sevdasıyla yoğrulmuş yürek lazımdır.
Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhinde açılan soykırım davasının esastan görüşülmesi kararlaştırılmıştır. BM soykırım suçunun önlenmesine taraf olan ülkeler için UAD’nin kararı bağlayıcıdır.”
]]>