Büyükelçi Bekar, AA muhabirine, 2023’te Türkiye-Özbekistan ilişkileri ile 2024 perspektiflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İki ülke arasında 2023’te en üst düzeyde çok sayıda karşılıklı ziyaret ve etkinliklerin gerçekleştirildiğini belirten Bekar, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in farklı vesilelerle iki kez Türkiye’ye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak için bir kez Özbekistan’a geldiğini kaydetti. Bekar, “2023 yılında Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkiler daha da gelişerek devam etti.” dedi.
Cumhurbaşkanlarının karşılıklı ziyaretlerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası toplantılar nedeniyle de bir araya gelerek gündemdeki konularla ilgili fikir alışverişinde bulunduklarını anlatan Bekar, iki ülke arasında ilgili bakanlık ve devlet kurumları arasındaki karşılıklı temas ve ziyaretlerin de sürdüğünü dile getirdi.
Bekar, “Bu açıdan 2023’ün, ikili ilişkilerin gelişmesi ve yayılması, kapsam alanının daha da genişlemesi açısından önemli bir yıl olduğunu düşünüyorum. Çünkü 2023’te güvenlikten ekonomiye, ekonomiden kültüre ve turizme, farklı alanlarda çok sayıda karşılıklı temaslar hızlanmıştır. Bu da ilişkilerimizin sağlam zeminlere oturmakta olduğunu, içeriğinin zenginleştiğini göstermektedir.” ifadelerini kullandı.
İki ülke arasında siyasi ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra savunma sanayi ve güvenlik alanındaki ilişkilerin de giderek geliştiğine dikkati çeken Bekar, bu çerçevede Özbek yetkililerin katılımıyla jandarma ve polis hizmet içi eğitim programlarının yapıldığını bildirdi.
“Özbekistan, kara gün dostu olduğunu gösterdi”
Türkiye’deki 6 Şubat depremleri sonrasında iki ülke arasındaki işbirliğinin doğal sonucu olarak bir dayanışma ortamının oluştuğuna işaret eden Bekar, Özbekistan’ın bu depremlerde hızlı tepki vererek, arama kurtarma ve sağlık ekipleri gönderdiğini, 900 bin dolar nakdi yardım ile 700 tona yakın yardım malzemesinin Türkiye’ye ulaştırıldığını, çok sayıda Özbekistanlının yardım için afet bölgesine gittiğini kaydetti.
Özbekistan’ın deprem bölgesindeki 306 konut inşaatı faaliyetinin halen sürdüğünü ve yakın dönemde Hatay bölgesindeki bu evlerin ihtiyaç sahiplerine teslim edileceğini belirten Bekar, “Özbekistan hükümeti ve Özbek kardeşlerimiz ihtiyaç anında Anadolu’da yaşayan kardeşlerine yardım elini uzatmışlardır. Özbekistan, kara gün dostu olduğunu gösterdi ve bizim gönüllerimizde taht kurdu, diyebiliriz.” şeklinde konuştu.
Bekar, 2023’e deprem nedeniyle acılı bir başlangıç yaptıklarını ancak Özbekistan’ın gösterdiği dayanışmayla deprem kaynaklı acılarının bir nebze olsun hafifletilmesine katkı sunulduğunu ifade ederek, 15 Mart’ta Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi’nin düzenlendiğini ve buraya katılan liderlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a dayanışma içinde olduklarını bir kez daha ifade ettiklerini aktardı.
Her iki ülke için 2023’ün seçim yılı olduğunu ve Türkiye ve Özbekistan’da cumhurbaşkanı seçimlerinin yapıldığını hatırlatan Bekar, Türkiye’deki seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın göreve başlama töreninde iştirak eden Mirziyoyev’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemen yanında oturarak aralarındaki bağların ne kadar güçlü olduğunu tüm dünyaya gösterdiklerini vurguladı.
İkili ticaret hacmi 3,5 milyar dolar oldu
Bekar, 2023’te ikili ilişkilerde yakalanan ivmenin ticari ilişkilere de damgasını vurduğunu söyledi. Türkiye’de yaşanan depremin olumsuz etkisine rağmen geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2022’deki seviyesini koruduğunu ve 3,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Bekar, 2024’te de ikili ilişkilerin geliştirilmesi ve karşılıklı ticaret hacminin artırılması için çabalarının süreceğini bildirdi.
Ankara’da Aralık 2023’te Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyon 7. Toplantısı’nın gerçekleştirildiğini, buna Özbekistan Başbakan Yardımcısı Cemşid Koçkarov başkanlığındaki heyetin katıldığını anımsatan Bekar, programda iki ülke arasındaki ticari-ekonomik ilişkilerin 2024 ve 2025 yıllarında geliştirilmesini içeren eylem planının geliştirildiğini belirtti.
İki ülke arasındaki haftalık uçak seferleri sayısı 60’ı aştı
Bekar, 2023’ün turizm açısından da önemli bir yıl olduğunu vurgulayarak, geçen yıl Türkiye’den Özbekistan’a giden Türk vatandaşı sayısının ilk defa 100 bini, Özbekistan’dan Türkiye’ye giden Özbekistanlıların sayısının ise 470 bini aştığını dile getirdi.
2023’te Türkiye ile Özbekistan arasındaki uçak seferleri sayısının da arttığını ifade eden Bekar, geçen yıl iki ülke şehirleri arasındaki haftalık uçak seferleri sayısının 60’ın üstüne çıktığını ve bunun ileride daha da artabileceğini söyledi.
Bekar ayrıca Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir şehirleri ile Özbekistan’ın Taşkent, Semerkant, Buhara, Urgenç ve Fergana şehirleri arasında hava seferlerinin yapıldığına işaret etti.
Ortak üniversite kurulmasına ilişkin çalışmalar sürüyor
İki ülke arasındaki eğitim, sağlık ve kültür alanlarındaki ilişkilerin de hızla geliştiğini, bu çerçevede geçen yıl sağlık ve eğitim forumlarının düzenlendiğini hatırlatan Bekar, bugün iki ülke arasında ortak bir üniversitenin kurulmasına ilişkin çalışmaların sürdüğünü ve bu yıl meyve vermesini umduklarını anlattı.
Bekar, Özbekistan’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Taşkent Şubesi ile Buhara’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İbni Sina Tıp Fakültesi ve İbni Sina Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Taşkent’te ise SBU Hemşirelik Akademisinin faaliyette olduğunu, ayrıca Taşkent İnşaat ve Mimarlık Üniversitesi ile Semerkant İnşaat ve Mimarlık Üniversitesinde iki Türk bilim insanının rektörlük görevinde bulunduğunu kaydetti.
Özbek-Türk ilişkilerinin 2024’teki gelişme perspektiflerine de değinen Bekar, bu yıl yapılması planlanan etkinliklerinin başında Ankara’da düzenlenecek 3. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının geldiğini ve iki ülke cumhurbaşkanlarının başkanlıklarında düzenlenecek programa ilişkin hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü belirtti.
Bekar, bu yıl ayrıca iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomi ağırlıklı ilişkileri tamamlayıcı kültür ve eğitim alanlarında da somut adımların atılmasını beklediklerini sözlerine ekledi.
]]>Ankara’da yaşayan evli ve 2 çocuk babası Bekar, 18 yaşından beri inşaatlarda çalışıyor.
İnşaat sahalarındaki kule vinç operatörlerine özenen ve kurslara giderek bu mesleğin eğitimini alan Bekar, 13 yıldır yerden yüzlerce metre yükseklikte alın teri döküyor.
Yüksek katlı binaların yapılması için kullanılan kule vinçlere korkusuzca tırmanan ve mesaisini göklerde tamamlayan Bekar, ailesinin geçimi için bütün zorlukları göze alıyor.
“Mesleğimizin en zor bölümü yalnızlık”
Bekar, AA muhabirine, riskli olmasına rağmen mesleğini zevkle, korku ve endişe duymadan büyük dikkatle yaptığını belirtti.
Sabah şantiyeye geldiğinde ilk işinin vincin kontrollerini sağlamak olduğunu, tüm güvenlik önlemlerini aldıktan sonra mesaiye başladığını anlatan Bekar, “Baretimizi ve emniyet kemerimizi takıp, iş ayakkabımızı ve reflektör yeleğimizi giymeden işe başlamıyoruz. 140 metre yukarı çıkmamız yarım saatimizi alıyor. 35’inci kata kadar asansörle çıkıp daha sonra bağlantıdan vince geçip 30 metre tırmanıyoruz.” diye konuştu.
Yüzlerce metre yükseklikte olmasına rağmen aşağıdaki ekiple koordineli şekilde çalıştıklarını belirten Bekar, birbirleriyle telsizle irtibat kurduklarını aktardı.
Yukarıda çalışırken kendisini özgür hissettiğini dile getiren Bekar, yükseklik konusunda hiçbir sorun yaşamadığını, katlar yükseldikçe gözünün o yüksekliğe alıştığını söyledi.
Mesaisinin tamamını daracık bir kabinde yalnız başına geçirdiğini anlatan Bekar, “Mesleğimizin en zor bölümü yalnızlık çünkü yukarıda tek başımıza çalışıyoruz. Bazen zaman geçsin diye bir türkü söylüyoruz, bazen aşağıdakilerle birbirimize bağırıp gülüyoruz, bazen de vincin ucundaki kancayla birbirimize çay gönderiyoruz. Konuşabileceğin, beraber çay içebileceğin kimse yok, sıkılıyorsun.” dedi.
“Buzları kırarak yukarı çıkarıyoruz”
Bekar, yukarıda çalışmanın en zor tarafının tuvalet ihtiyacını giderme olduğunu belirterek, “Yemeğimizi, meyvemizi yanımızda getiriyoruz. İn, çık yapamıyoruz. Tuvalet gibi acil ihtiyaçlar konusunda kendimizi zorluyoruz, bir süre sonra metabolizmamız da alışıyor. Çok zorlanmadığımız sürece aşağı inmiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yükseklik korkusu olmasa bile bu mesleğin herkes tarafından yapılamayacağını vurgulayan Bekar, iş güvenliğini her şeyden üstün tuttuklarını, 6 ayda bir periyodik muayeneden geçtiklerinin altını çizdi.
Engin Bekar, hava şartlarının da kule vinç operatörlerinin çalışmalarını etkilediğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yazın güneş, kışın kar değil bizi en çok rüzgar etkiliyor. Kabine ani rüzgar vurunca hakimiyeti tam sağlayamıyoruz, çalışmayı durduruyoruz. Yağmur yağar aşağıdaki ekipler çekilir ama biz çalışmaya devam ederiz. Çalıştığımız şantiye Ankara’nın en yüksek noktalarından, bu yüzden fazlaca sise maruz kalıyoruz. Eğer görüş mesafemiz yoksa çalışmıyoruz. Yazın sıcak demir çok fazla zorlamıyor ama kışın demirler buz tutuyor. Bazen o buzları kırarak yukarı çıkarıyoruz. Makine metal olduğu için zaman zaman yük kaldırırken esneyebiliyor, yukarıda ‘beşik’ gibi sallanıyoruz.”
İnşaatın her alanının tehlike barındırdığını belirten Bekar, “Ailemiz sürekli endişe içinde uyanıp hemen arıyorlar. Mesai saati biraz geçsin hemen arıyorlar. Alt katlarda telefon çekmeyince tedirgin oluyorlar.” dedi.
]]>