Bayburt’ta yaşayan 36 yaşındaki Zeynep Saka, hamileliğinin 25. haftasında başvurduğu özel bir hastaneden enfeksiyon nedeniyle 24 Ocak’ta Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Numune Kampüsü Kadın Doğum Ünitesine sevk edildi.
Fikret Saka ile 4 yıllık evli olan bir çocuk annesi Saka, vücudundaki enfeksiyonun bebeği etkilemesinden ötürü doğuma alındı. Saka çifti, sezaryenle doğan 1 kilogram ağırlığındaki bebeğe “Metin Alp” adını verdi.
Ağır solunum yetmezliği oluşan Metin Alp, hastanenin yenidoğan 3. basamak yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.
Yenidoğan uzmanı Doç. Dr. Handan Bezirganoğlu, Sağlık Bakanlığının onayıyla doğumun beşinci haftasında bebeğin akciğerlerine ilk kök hücre tedavisini uyguladı.
Tedaviden sonuç alan Bezirganoğlu, belli bir süre sonra Metin Alp’e ikinci kez kök hücre tedavisi uyguladı. Tedavinin üçüncü ayında solunum cihazından ayrılan bebek, serbest oksijen desteğiyle 3 kilo 500 gram olarak taburcu edildi.
Anne Zeynep Saka, 116 gün süren tedavi sonunda oğlunu kucağına almanın mutluluğunu yaşadı.
“O hayata tutundu”
Doç. Dr. Bezirganoğlu, AA muhabirine, Metin Alp’in annesindeki ağır enfeksiyonla doğduğunu söyledi.
Hem erken doğum hem de solunum yetmezliği nedeniyle bebeğin zor günler geçirdiğini belirten Bezirganoğlu, “Bu açıdan benim gördüğün en kötü hastaydı. Tüm destek tedavilerine rağmen kandaki oksijen düzeyini normal aralıkta tutmakta ve akciğerlerini havalandırmakta çok zorlandık. Çok uzun bir dönem yaşam ve ölüm arasında seyretti.” dedi.
Bezirganoğlu, bebeğin hayata tutunması için ekip arkadaşlarıyla büyük mücadele verdiklerini anlatarak, “O hayata tutundu, hayata tutundukça biz de olağanüstü bir çabayla onu hayatta tutmak için uğraştık.” ifadesini kullandı.
Kök hücrelerin, ölen, hastalanan ya da hasarlanan hücrelerin yerine yenisini üretebildiğini aktaran Bezirganoğlu, şöyle devam etti:
“Dünyada yavaş yavaş artan bir uygulama. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığının belli prosedürler sonucunda izniyle çok kısıtlı merkezlerde deneyimli ekiple yeni yeni uygulanmaya başlandı. Biz de bu hastamıza kan bankasından temin ettiğimiz göbek kordonu kökenli kültüre edilmiş kök hücre tedavisi uyguladık. Uygulama hem damardan hem de akciğere entübasyon tüpünden verilerek yapıldı. Gerçekten çok büyük fayda gördük. Üç ayın sonunda hastayı solunum cihazından ayırabildik. Serbest oksijen desteğine geçti. Annesine kavuşturabildik.”
“Bu tedaviyi bölgemizde uygulayan ilk merkeziz”
Doç. Dr. Bezirganoğlu, Metin Alp’in şu an serbest oksijen desteği altında annesinin emzirebildiği ve bakımlarını yapabildiği bir hasta olduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
“Bu tedaviyi bölgemizde uygulayan ilk merkeziz. Aynı zamanda başarıyla uygulayan ilk merkeziz. Bunun da gururunu yaşıyoruz. Bu bebeği yaşatabilmek ve anneyle kavuşturabilmek gerçekten bizim için çok önemliydi. İlk kavuşma anında annenin gözyaşlarını görünce gerçekten değdiğini düşündük. Bu hasta bizim için çok büyük deneyim oldu ve bize çok şey öğretti. İleriki zamanlarda gerekli hastalarda, belki yenidoğanların diğer hastalıklarında bu tedaviyi Sağlık Bakanlığının izniyle uygulamayı planlıyoruz.”
“Şimdi bebeğim benimle, çok mutluyum”
Anne Zeynep Saka, sıkıntılı bir hamilelik geçirdiğini, Bayburt’ta yenidoğan 3. basamak yoğun bakım olmadığı için Trabzon’a sevk edildiğini anlattı.
Vücudundaki enfeksiyondan dolayı erken doğum yaptığını belirten Saka, “Bendeki enfeksiyon bebeğe geçtiği için akciğerlerinde çok büyük sorun yaşadı. Bunun için kök hücre tedavisi aldı ve daha iyi oldu. Bayburt’tan buraya devamlı gidip geldim ve doktor hanımdan telefonla bilgi aldım. Şimdi bebeğim benimle, çok mutluyum. Handan Hanım’a, Doç. Dr. Berna Hekimoğlu’na, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi hemşirelerine, hepsine çok teşekkür ederim. Hepsi özveriyle çalışıyorlar. Bebeğimi evime götüreceğim için çok mutluyum.”
Saka, bebeğini ilk kez kucağına aldığında ağladığını dile getirerek, “Mutluluğumu tarif edemem. Burada benim gibi bekleyen anneler umudunu kaybetmesinler, bebekleri iyi olacak, doktorlarımız çok iyi bakıyorlar. Ellerinden geleni yapıyorlar.” diye konuştu.
]]>Çocukluğundan bu yana obezite problemi olan ve 8 yıl evlat özlemi çeken 40 yaşındaki Safiye Aydın Taştan, tüp mide ameliyatı öncesi yapılan tetkiklerinde 3,5 aylık hamile olduğunu öğrendi.
Obeziteden kaynaklı ciddi hayati riske karşın bebeğini dünyaya getirmeyi göze alan ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran Taştan, burada takibe alındı.
Karnının alt bölgesinde toplanan yoğun yağ tabakası nedeniyle normal doğumu ve bu noktadan sezaryen operasyonu mümkün olmayan Taştan’ın bebeği, kalabalık bir ekibin girdiği, nadir yapılan cerrahi operasyonla göğüs kafesinin alt bölgesinden çıkarıldı.
Anne Taştan, bu sayede 2 kilogram 800 gram ağırlığında dünyaya gelen oğluna kavuştu.
“8 yıllık evliyim, çocuğumuz olmuyordu”
Bebeğini 12 Mayıs Anneler Günü’nde dünyaya getiren Taştan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “8 yıllık evliyim, çocuğumuz olmuyordu. Tüp mide ameliyatı için hastanede verdiğim tahlilde 3,5 aylık hamile olduğumu öğrendim.” dedi.
Bu haberle büyük bir heyecan yaşadığını anlatan Taştan, “Hamile olduğumu öğrendiğimde inanamadım, farklı hastanelerde de test verdim. Hep ‘bebeğini aldır, bu kiloyla doğum yapamazsın’ dediler. Allah 8 yıl sonra bana evlat vermiş, böyle bir şeyi asla kabul etmedim.” ifadesini kullandı.
“Çok zorluk çektim ama çok mutluyum”
Kendisini özveriyle takip eden ve doğumunu gerçekleştiren doktorlarına teşekkürlerini ileten Taştan, “Gazi Hastanesine 3,5 aylık hamile olarak başvurduğumda 166 kiloydum, en son 177,5 kilosun demişlerdi. Sonrasını da takip etmedim.” diye konuştu.
Yaşadığı zor günleri anlatırken gözyaşlarını tutamayan anne, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok zorluk çektim ama çok mutluyum. Dünya tatlısı bir oğlum oldu. Çok şükür, onu sağlıkla kucağıma aldığımda büyük mutluluk yaşadım. İsmini İbrahim Agah koyduk.
Bebeğim belli bir yaşa geldiğinde, tüp mide ameliyatı olacağım. Benim için de evladım için de bu durum çok zor. Çocukluğumdan beri obezitem var. Kilom nedeniyle çevremden baskı, hor görme, her türlü olumsuzluğu yaşadım. Çok diyet denedim, kilo verdim ama hep yine aldım. Bundan sonra inşallah kalıcı olarak kilo verebileceğim. Sağlıklı bir ebeveyn, çocuğuma yeterli bir anne olabilmek istiyorum.”
“Hastamızı son noktada sezaryene almak durumunda kaldık”
Annenin takibi ve doğumunu gerçekleştiren Gazi Üniversitesi Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Karçaaltıncaba da Taştan’ın kendilerine 25 haftalık hamileyken başvurduğunu ve gebelik izlem sürecinde hipertansiyon ve diyabet sorunlarının da ortaya çıktığını anlattı.
Bunun üzerine Taştan’ı hastanede yatırarak takibe başladıklarını belirten Karçaaltıncaba, şu bilgileri paylaştı:
“Annemizin hastanede takip edilirken suyu erken dönemde gelince, doğum kararı alındı. Önceliğimiz her zaman normal doğum ancak hastamız obezite kaynaklı ıkınamadığı, kas kuvvetini tam kullanamadığı için doğum eylemi ilerlemedi. Hastamızı mecburen son noktada sezaryene almak durumunda kaldık.
Çok ciddi obezitesi olan hastamızın karın yağları neredeyse dizine kadar uzanıyordu ve bu bölgede çok geniş bir yağ tabakası vardı. Yağ tabakasının içinden ilerlemek ve bebeğe ulaşmak imkansızdı. Bu nedenle başka bir teknik kullanarak, göğüs kafesinin hemen altından girerek, düz bir kesiyle karın boşluğuna ulaştık. Bu esnada yağ tabakalarını aşağı doğru çekerek bebeği çıkardık. Son derece düzgün ve başarılı bir operasyon oldu. Bebeğimiz 36’ıncı haftada, 2 kilogram 800 gram ağırlığında dünyaya geldi. Annemizin de bebeğimizin de sağlık durumu gayet iyi. Annemiz şu an 185 kilo ancak bundan önemlisi boyu da kısa olduğu için 65 vücut kitle indeksine sahip bir hastamız. Oldukça yüksek bir vücut kitle indeksi. Bunlar da cerrahi operasyonu zorlaştıran etkenlerdi.”
“Obezite hem anne hem bebek açısından risklere yol açıyor”
Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Tokdemir Çalış ise obezitenin anne adayları açısından yarattığı sağlık risklerine dikkati çekti.
Obezitenin 100 yılın en büyük sağlık sorunlarından biri olduğunu, hipertansiyon, diyabet gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini vurgulayan Çalış, “Obezite, gebelik döneminde hem anne hem bebek açısından risklere yol açıyor. Diyabet, hipertansiyon yanında gebelik zehirlenmesi obez anne adaylarında daha fazla görülüyor. Bebeklerde konjenital anomali, doğuştan kaynaklanan organ anomalisi riski artıyor.” dedi.
Çalış, morbid obezitede anne karnındaki bebeğin ultrasonla değerlendirme imkanının çok azaldığını, yağ dokusundan dolayı anne Taştan’ın bebeğine ultrasonla organ taraması yapılmasında da çok güçlük çekildiğini dile getirdi.
Planlı gebeliklerde, vücut kitle indeksi normal düzeye geldikten sonra hamileliğin düşünülmesinin önem taşıdığını belirten Çalış, gebelik öncesi tetkiklerin de mutlaka yaptırılması gerektiğini söyledi.
]]>Sabreen daha bebeğini kucağına almadan ve sarılmadan hayatını kaybetmişti.
Genç anne yedi buçuk aylık gebeliği boyunca bebeğini taşıdı. Gece gündüz sürekli korkuyorlardı, ancak Sabreen’in ailesi, savaş sona erene kadar ailenin şansının devam edeceğini umuyordu.
Bu şans, 20 Nisan’da gece yarısından bir saat öne bir patlamanın gürlemesi ve ateşiyle sona erdi.
İsrailler, Sabreen’in eşi ve üç yaşındaki büyük kızları Melek ile birlikte uyuduğu El Sakani ailesinin, evine bomba attı.
Sabreen ağır yaralandı, eşi ve Melek öldü. Fakat acil durum görevlileri olay yerine geldiğinde, bebek hala annesinin rahminde canlıydı.
Sabreen’i hastaneye yetiştirdiler ve doktorlar acil sezaryenle bebeği dünyaya getirdiler.
Sabreen kurtarılamadı, ancak bebeğin yaşama döndürmeye çalışan doktorlar, yavaşça göğsüne vurup nefes almasını sağladılar. Akciğerlerine hava verildi.
Refah’taki Emirlikler Hastanesi’nde bulunan yeni doğan ünitesinde acil servisin baş hekimi Dr. Muhammed Salama “Ciddi bir solunum sorunuyla doğdu” diyor.
Ancak sadece 1,4 kilo ağırlığındaki bebek, doğumda yaşananlardan sağ kurtuldu.
Doktor bir bant parçasına “Şehit Sabreen el Sakani’nin bebeği” yazıp, bebeğin üzerine yapıştırdı, sonra da kuvöze konuldu.
Dr. Salama “Sağlık durumunda bir parça gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Ancak risk hala devam ediyor. Solunum zorluğu sorunu prematüre doğum kaynaklı. Bebek şu anda annesinin rahminde olmalıydı, ancak bu hakkı elinden alındı” diyor.
Doktor, kız bebeğin bir ay kadar hastanede kalmasını bekliyor.
“O aşamada taburcu etmeyi düşüneceğiz. En büyük trajedi de burada. Bu çocuk yaşasa bile, öksüz dünyaya gelmiş olacak.”
Bebeğe ismini verecek anne baba yok. Hayatını kaybeden ablası Melek, kardeşine Ruh isminin verilmesini istiyordu. Ancak annesinin anısına bebeğe Sabreen denilmeye başlandı.
Hayatta kalan aile üyeleri, öksüz kalan bebek Sabreen’e yeni bir aile oluşturma çabalarıyla birlikte yaşadıkları öfke ve acının ortasında kaldı.
Bebeğin anneannesi Mirvat El Sakani “hiçbir şeyle ilgisi olmayan insanların yaşadıkları “adaletsizlik ve karalamadan” bahsediyor.
“Kızım hamileydi ve bebeği karnındaydı, kızı da onunlaydı, oğlum da onlarla birlikteydi.
“Oğlumun bedeni parçalandı ve onu daha bulamadılar. Tanıyamadılar. Niye onları hedef aldılar ki? Bilmiyoruz. Bilmiyoruz…sadece çocukları ve kadınları hedef alıyorlar.”
Bebeğin dayısı Rami el Şeyh, babasının kendisiyle birlikte berberlik yaptığını anlatıyor.
“Suçları neydi ki? Tüm bir aile kayıtlardan silindi ve tek sağ kalan küçük bir kız bebek. Bunlar sıradan siviller”
Sabreen’in dedesi Ahalam El Kürdi, bebeği kendisinin büyüteceğini söylüyor. “Benim aşkım, ruhum o. Babasının hatırası. Ona ben bakacağım.” diyor.
Gazze’deki yönetime göre savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana 34 bin kişi öldürüldü ve bunların en az üçte ikisi, kadınlar ve çocuklar.
İsrail, çoğu sivil 1200 İsrailli ve yabancının öldürüldüğü ve 253 kişinin de rehin alındığı Hamas saldırısından sonra Gazze’yi hedef almaya başladı.
İsrail Ordusu, sivilleri hedef almadığı konusunda ısrar ediyor ve Hamas’ı sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçluyor.
İsrail’in 20 Nisan’da Refah’ta düzenlediği hava saldırısında aynı zamanda hepsi bir sülaleden 15 çocuk da öldürüldü.
Çocuklardan bazılarının babası Abid el Aal, tüm çocuklarının ve eşinin öldürülmesiyle kimliğinin kayıtlardan silindiğini söylüyor.
“Bana aralarında bir erkek gösterin. Hepsi kadın ve çocuktu” diyor.
Saldırılardan sonra İsrail Ordusu’nun BBC’ye gönderdiği yazılı açıklamada, “Bahsedilen zamanlarda, İsrail Ordusu Gazze’deki terör örgütü hedeflerine saldırı düzenledi. Bunlara askeri tesisler, saldırı düzenlenen yerler ve silahlı teröristler de dahil” demişti.
Şu anda, Refah’ta İsrail Ordusu savaşın önceki dönemlerinde güneye gitmenin güvenli olacağını söylediği için toplanan 1,4 milyon kişi yaşıyor.
Ancak son günlerde, İsrail güçlerinin Hamas’la savaşa devam etmek için Refah’a gireceği spekülasyonları büyüdü.
ABD, İsrail’e büyük bir insani bir krize yol açabilecek Refah’ın topyekun işgali yerine, daha hedef gözeten bir tutum takınması çağrısı yaptı.
]]>SİİRT’te Gülbahar Erdal’ın (30) ultrason muayenesinde, karnındaki bebeğinin ağzını kaplayan 3 santimetrelik kitle tespit edildi. Doğunca nefessiz kalacağı için kaybedilme olasılığı yüksek olan bebeğin kordonu kesilmeden yapılan ameliyatla ağzındaki kitle çıkartıldı. Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Obut, “Bebeğin oksijensiz kalmaması için kordonunu kesmeden kısmen doğurtarak ameliyatı gerçekleştirdik. Bebeği omuza kadar doğurttuk. Bu sırada başka bir doktorumuz buruna cihaz takarak nefes almasını sağladı. Yaklaşık 6 dakika süren bir işlemden sonra, yeni doğan doktoruna teslim ettik” dedi.
Baykan ilçesinde 4’üncü çocuğuna hamile olan Gülbahar Erdal’ın yapılan ultrason muayenesinde bebeğinin ağzını kaplayan 3 santimetrelik bir kitle tespit edildi. Aile, doktorların tavsiyesi üzerine Diyarbakır’a gelerek Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Ek Hizmet Binası’nda tedaviye alındı. Doktorlar, doğunca nefessiz kalma riski yüksek olan bebeğin, kısmi doğum ile anne ile kordon bağı kesilmeden ameliyat edilmesine karar verdi. Bebek doktorların yaklaşık 6 dakika süren operasyonunun ardından ağzındaki kitle çıkarılarak sağlığına kavuştu. Bir süre gözetim altında tutulan ve Zeynep adı verilen bebek, taburcu edildi. Bebeğin annesi Gülbahar Erdal başarılı geçen operasyonun ardından, “Benim çocuğumun yaşamayacağını ve doğar doğmaz öleceğini söylediler. Çok şükür atlattık. Bu 4’üncü çocuğumdur. Çocuğumun ağzında bir kitle vardı. Onu doktorlar aldı. Çok mutluyum, çok şükür benim de bebeğin de ameliyatım iyi geçti. Allah onlardan razı olsun” diye konuştu.
‘AĞZI AÇIKTA BIRAKAN 3 SANTİMLİK BİR KİTLE VARDI’
Operasyona katılan Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Obut çok zorlu bir ameliyat gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Hastamız 34 haftayken ağız içinde 3 santimetrelik bir kitle görülmesi üzerine tarafımıza yönlendirildi. Geldiğinde yaptığımız ultrason incelemesinde 34 hafta ile uyumlu, ağız içini komple dolduran ve genize doğru uzayan, ağzı açıkta bırakan 3 santimetrelik bir kitle vardı. Çocuk cerrahimizden bir ön değerlendirme istedik. Hocalarımızla hastayı tekrar değerlendirdik. Bu hastanın doğumunda bebeğin nefes almasıyla ilgili sıkıntı yaşayabileceğini öngördük. Bu yüzden bebeği, anne ile olan dolaşımını kesmeden, bebeğin oksijensiz kalmaması için kordonunu kesmeden kısmen doğurtarak ameliyatı gerçekleştirdik. Bu şekilde hava yolunu garantiye aldık ve ondan sonra göbek bağını kesmeyi amaçladık. Bebeği omuza kadar doğurttuk. Bu sırada başka bir doktorumuz buruna cihaz takarak nefes almasını sağladı. Yaklaşık 6 dakika süren bir işlemden sonra vaka entübe edildi ve yeni doğan doktorlarına verildi” diye konuştu.
Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Nilüfer Okur ise solunum yolunu tıkayan böyle kitleleri olan bebeklerin genelde kaybedildiğini söyledi. Doç. Dr. Okur, “Çünkü nefes yolunu açmak için acil müdahaleler sırasında hastalar kaybediliyor. Ancak bu işlem sayesinde bu hastanın solunum yolu açılabildi ve hastanın oksijensiz kalması engellendi. İşlem sonrasında yoğun bakıma alındı. Dilinde, ağız içerisindeki ödem giderek azaldı. Hasta solunum cihazından ayrıldı” dedi.
]]>“Asrın felaketi” olarak nitelenen 6 Şubat depremlerinin merkez üssü Kahramanmaraş’ta yılın ilk bebeği Necip Fazıl Şehir Hastanesi kadın doğum ek hizmet binası doğum servisinde saat 00.00’da dünyaya geldi.
Nuran ve Muhammet el-Türk çiftinin ikinci çocukları olarak 3 kilo 300 gram ağırlığında doğan bebeğe Mahmut Useyd ismi verildi.
Hastane Müdürü Fulya Debgici, gazetecilere, hayata gözlerini açan yılın ilk bebeğinin gayet sağlıklı olduğunu belirterek, “Anne ve bebek gayet sağlıklı. Bebeğimizin aileye hayırlı olmasını diliyor, bu vesileyle de tüm halkımızın yeni yılını kutluyorum.” diye konuştu.
Baba Muhammet el-Türk de ilk çocuğunun kız, ikincisininse erkek olarak dünyaya geldiğini belirterek, ailecek çok mutlu olduklarını söyledi.
Malatya
Malatya’da yeni yılın ilk bebeği 2 kilo 950 gram ağırlığında dünyaya geldi. Anne ve baba kız çocuklarına hangi ismi vereceklerini henüz kararlaştırmadı.
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde saat 00.05’te dünyaya gelen bebeğin annesi 21 yaşındaki Sıla Gökçe, ev hanımı olduğunu söyledi.
İlk bebeğinin, yeni yılın da ilk bebeği olduğunu belirten Gökçe, “İlk bebeğim, yeni yılda bana hediye gibi oldu. İsmine daha tam karar veremedik, kararsızız. Herkes için sağlıklı, mutlu ve huzurlu seneler olur inşallah.” dedi.
Baba Vedat Gökçe de ilk defa baba olmanın heyecanını yaşadığını dile getirerek, “Yeni yıla mutlu, sağlıklı gireriz inşallah. Baba olma duygusu çok farklı ve güzel. Allah herkese nasip eder inşallah. Tarif edilemez, güzel bir şey. Herkesin yeni yılda sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmesini dilerim.” diye konuştu.
Kadın doğum uzmanı Şeyma Çolak Yüksek ise annenin sağlıklı bir kız bebek dünyaya getirdiğini belirterek, “Anne ve bebek şu an için sağlıklı. Herhangi bir problem yok. Yeni yıla iyi dileklerimizle girmek istiyoruz. Hiçbir anne ve bebeğe zarar gelmesin. Her anne ve bebek sağlıklı şekilde birbirlerine kavuşsun istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından hastane çalışanları, bebek ve ailesiyle fotoğraf çektirdi.
Şanlıurfa
Şanlıurfa’da yılın ilk bebeği Derya ve Abdurrezak Öden çiftinin ilk çocuğu “Fevzi” oldu.
Anne Öden, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2 kilo 260 gram ağırlığında bir erkek bebek dünyaya getirdi.
Derya Öden, yılın ilk dakikalarında çocuğunu kucağına almaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Hastanede aileyi eşi Fatmanur Şıldak ile ziyaret eden Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, aileye geçmiş olsun dileklerini iletti.
Vali Şıldak, 00.02’de dünyaya gelen ilk bebeği karşılamanın mutluluğunu, heyecanını ailesiyle birlikte yaşadıklarını belirtti.
Fevzi’ye uzun ve sağlıklı ömürler dileyen Şıldak, yeni yılın Şanlıurfa’ya ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu.
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı operatör doktor Yusuf Ziya Kızıldemir de Fevzi’nin sağlık bir bebek olarak dünyaya geldiğini kaydetti.
Vali Hasan Şıldak, daha sonra bebeğe altın taktı.
Gaziantep
Gaziantep’te yılın ilk bebeği Cemal ve Fatma Yıldız çiftinin Gaziantep Şehir Hastanesi’nde dünyaya gelen “Mustafa” adlı bebeği oldu.
Anne Fatma Yıldız, gazetecilere, bebeklerine sağlıklı şekilde kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Sağlık personeline teşekkür eden Yılmaz, “Yılın ilk bebeği oldu, çok mutluyuz.” dedi.
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu anne Yıldız’ı ziyaret ederek, bebeğe altın taktı.
]]>