Bayraktar, A Haber’de katıldığı programda Türkiye’nin enerji gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin enerji filosuna katılacak yeni gemiye ilişkin bilgiler paylaşan Bayraktar, “Yeni gemimiz ya da yüzer üretim platformumuz önümüzdeki hafta başında Türkiye’ye doğru yola çıkıyor. Bu gemi esas itibarıyla bizim doğal gazda, Karadeniz gaz sahasındaki üretimimizi artırmak için planlamalarımızın içerisinde yer alan bir ünite, bir platform.” ifadesini kullandı.
“Gemi, Singapur’dan önümüzdeki hafta başında yola çıkacak. İki aya yakın bir seyir süresi var.” bilgisini paylaşan Bayraktar, platformun Marmara’da bir tersanede birkaç ay süren bakım işleminden geçeceğini, sonrasında Filyos Limanı’na gideceğini söyledi.
Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 5,5 milyon metreküp olan üretimin ilk fazda 2025’in ilk çeyreğinde 10 milyon metreküpe çıkarılmasının hedeflendiğini kaydeden Bayraktar, “Bu yeni platformla biz inşallah bunu 20 milyon metreküpe çıkarmış olacağız.” dedi.
Platformun, 2026’da aktif şekilde günlük 10 milyon metreküp doğal gaz üreteceğini ve yaklaşık 5 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını karşılayacağını aktaran Bayraktar, “”Yüzer üretim tesisi ile 2026 yılında Karadeniz’de üretime başlamayı hedefliyoruz. Gemi, Sakarya Gaz Sahası’na gidecek ve 20 yıl boyunca orada bu gazı üretmeye devam edecek. Orada sabit kalacak.” diye konuştu.
Bayraktar, platformun boyunun yaklaşık 300, genişliğinin 56, yüksekliğinin 58 metre olduğunu belirterek, geminin deniz tabanından gazı alarak işleyeceğini ve deniz tabanından karadaki tesise göndereceğini ifade etti.
Türkiye, Nijer’de 2025’te ilk altın üretimini yapacak
Türkiye’nin Somali açıklarında petrol ve doğal gaz aramak amacıyla Somali hükümetiyle imzaladığı anlaşmaya değinen Bayraktar, anlaşma kapsamında Somali açıklarında yaklaşık 5’er bin kilometrekarelik ve toplamda 15 bin kilometrekarelik 3 deniz sahasında imtiyaz ve ruhsat aldıklarını bildirdi.
Bayraktar, “Hızlı bir şekilde 3 boyutlu sismik çalışmaya başlayacağız. Planlamamız içerisinde Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi’ne yer verdik. Eylül ayının sonunda, ekim ayı başı gibi Somali’ye gönderiyoruz.” dedi.
Türkiye’nin, Afrika kıtasından Nijer ile enerji alanında yaptığı çalışmalarına da değinen Bayraktar, Türkiye’nin Nijer’de 3 altın madeni sahasının bulunduğunu ve altın çıkarmak için gerekli çalışmalara 2020’de başlandığını anımsattı.
Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:
“Hedefimiz 2025 yılında ilk altın üretimini gerçekleştirmek. Nijer, bu anlamda çok zengin kaynaklara sahip bir ülke. Gerek altın madenleri, gerek diğer madenler uranyum madeni olsun, petrol ve doğal gazda da bir potansiyeli var. Dolayısıyla, biz bu ülkelerde maden yatırımlarıyla petrol ve doğal gaz yatırımlarıyla da ülkemizin ihtiyaçlarının bir kısmını dış kaynaklarla karşılamış olacağız.”
Bayraktar, doğal gaz merkezi olma yolunda önemli adımlardan biri olan Türkmenistan gazının Türkiye’ye getirilmesi konusuna ilişkin, ilk etapta yıllık 1,5-2 milyar metreküp gazın ilerleyen aylarda veya 2025 başında Türkiye getirilmesini hedeflediklerini söyledi.
]]>ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “İletim sistemimizi genişletmek, artan ihtiyacı karşılayacak yeni yatırımları, kapsamlı yatırımları yapabilmek için önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırım hedefimiz var” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara’da düzenlenen, Dünya Bankası Türkiye Enerji Dönüşümü Çalıştayı’na katılarak, Dünya Bankası yöneticileri ve enerji sektörünün temsilcileriyle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin 2053 yılına kadar karbon nötr bir ekonomi olma hedefine ilişkin değerlendirmede bulundu. Bayraktar, bu hedef doğrultusunda yenilenebilir enerji kapasitesini artırmak, enerji verimliliğini en etkin şekilde uygulamak ve nükleer enerjinin yanı sıra kritik madenlerin de rolünü güçlendirmek istediklerini söyledi. Bayraktar, “Barajların üzerindeki alanları değerlendirerek yüzer GES’lerle toplam kurulu gücümüzü arttırmayı hedefliyoruz. Burada önümüzdeki 10 yıl için daha net ve somut bir hedef ortaya koyacağız. Hedefler için mutlaka şebekelerin ihtiyaç duyduğu yatırımları da yapmamız gerekiyor. Burada bizim karşı karşıya olduğumuz birkaç zorluk var. Bunların en başındaki husus, sistem işletmesinin, yani bizim elektrik işletim sistemimizin sağlıklı bir şekilde bu kadar yenilenebilir kaynağı sisteme katarken, doğru bir şekilde yönetilmesi ve bunun güçlendirilmesi ihtiyacı. Bu anlamda iletim sistemimizi genişletmek, artan bu ihtiyacı karşılayacak yeni yatırımları, kapsamlı yatırımları yapabilmek için de önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırım hedefimiz var. Dolayısıyla daha güçlü bir iletişim şebekesinin sahibi olan bir Türkiye, aynı zamanda komşularıyla elektrikli iletim bağlantı kapasitesi daha artmış bir ülke. Bugün Gürcistan’da bizim 700 megavatı bulan bir enterkonneksiyonumuz var; ama komşularımızla mevcut kapasiteleri mutlaka artırmamız lazım. Avrupa yönünde mutlaka Bulgaristan’la ve Yunanistan’la olan mevcut enterkonneksiyon kapasitemizi daha da arttırmamız lazım. Dolayısıyla bir taraftan enterkonneksiyon kapasitesi artmış, iletim şebeke yatırımları, genişleme yatırımları artmış bir Türkiye’den bahsediyoruz” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN ÇOK CİDDİ BİR POTANSİYELİ VAR’
Uluslararası Enerji Ajansı Elektrik 2024 Raporunu değerlendiren Bayraktar, “Rapora göre kritik ham maddelere olan talep küresel ölçekte 2030 yılına kadar bugünkü ihtiyacının iki katına çıkacak. Ama eğer biz küresel anlamda net sıfır emisyonu hedefliyorsak, 2030 yılına kadar bu talep yaklaşık üç katına çıkacak. Dolayısıyla böyle bir artan talebi karşılayacak bütün küresel anlamda artan bu talebi karşılayacak kaynakları da doğru bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Bu anlamda Türkiye’nin çok ciddi bir potansiyeli var. Çok yakın bir zamanda biz Türkiye’de, Eskişehir Beylikova’da önemli bir nadir toprak elementi rezervi bulduk. Bunun en hızlı şekilde, en doğru şekilde ekonomiye kazandırılması sadece Türkiye için değil küresel ölçekte enerji dönüşümüne önemli katkılar yapacak” dedi.
Bayraktar, binalarda, tarımda, ulaştırmada ve birçok farklı sektörde enerji verimliliğinde ciddi bir potansiyel olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye olarak biz bu konuda bakanlık olarak özellikle bu işin koordinasyonundan sorumlu kurum olarak 2024-2030 yıllarını kapsayan bir ulusal enerji verimliliği eylem programı tanımladık. Burada adeta her sektörde hangi alanlarda ne kadarlık bir iyileştirme yapacağımızı ifade ettik. Buna göre Türkiye’nin bu süre içerisinde yaklaşık 20 milyar dolarlık bir yatırım ihtiyacı var, bir yatırım hedefi var. Bunun sonucunda da Primer enerjide yüzde 16’lık bir tasarruf ve dolayısıyla enerji yoğunluğunu iyileştirme ve aynı zamanda yaklaşık 100 milyon tonluk bir karbon emisyonundan da kaçınma gibi bir sonuç ve hedefle karşı karşıyayız. Dolayısıyla enerji verimliliği konusu bizim büyük bir dikkatle üzerine eğileceğimiz, yine burada uluslararası finansal kuruluşlarla birlikte iş birliği yapacağımız önemli alanlardan bir tanesi” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadı başlayan kayısıya ilişkin yazılı değerlendirme yaptı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2022 yılında dünyada 558 bin hektar alanda, 3 milyon 863 bin ton kayısı üretimi gerçekleştiğini belirten Bayraktar, “Ülkemiz 803 bin ton üretim ile dünya kayısı üretiminin yüzde 20,8’ni gerçekleştirerek ilk sırada yer aldı. Ülkemizi ikinci sırada yüzde 11,7 oranında pay ve 451 bin ton üretim miktarı ile Özbekistan, yüzde 7,9 oranında pay ve 305 bin ton üretim rakamı ile üçüncü sırada İran izliyor” ifadelerini kullandı.
“Kayısı üretiminin bu sene yüzde 6,7 artışla 800 bin ton olacağı öngörülüyor”
Bayraktar, dünyada üretilen kayısının sofralık olarak tüketildiğini belirterek, “TÜİK verilerine göre ülkemizde 2023 yılında, 1 milyon 450 bin dekar alanda 750 bin ton kayısı üretimi gerçekleşti. Toplam üretimin yüzde 43,8’ini gerçekleştiren Malatya 328 bin 767 ton üretimle ilk sırada yer alıyor. Mersin 156 bin 950 ton üretim ve yüzde 20,9 pay ile ikinci sırada yer alırken, bu illeri yüzde 5’er pay alan Kahramanmaraş, Hatay ve Iğdır takip ediyor. Geçen yıl 750 bin ton olan kayısı üretiminin, bu yıl ilk tahminlere göre yüzde 6,7 artışla 800 bin ton olacağı öngörülüyor” diye konuştu.
“Kuru kayısı ihracatından 402 milyon 178 dolar gelir elde edildi”
Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“FAO verilerine göre, dünyada 2022 yılında 472 milyon dolar karşılığında 362 bin ton taze kayısı, 514 milyon dolar karşılığı 134 bin ton kuru kayısı ihracatı gerçekleşti. Ülkemiz hem taze hem de kuru kayısı ihracatında dünyada ilk sıradadır. TÜİK verilerine baktığımızda ülkemiz için önemli bir ihracat ürünü olan kayısı ve yan ürünlerinden 2023 yılında 503 milyon 353 bin dolar ihracat geliri sağlandı. 2023 yılında ülkemizde 71 bin 486 ton taze kayısı, 70 bin 535 ton kuru kayısı olmak üzere toplam 142 bin 21 ton kayısı ihracatı gerçekleşti. Taze kayısı ihracatından 58 milyon 634 bin dolar, kuru kayısı ihracatından ise 402 milyon 178 dolar ise gelir elde edildi.”
“Geçen sene 30 liradan satılan kuru kayısıya bu yıl tüccar 33 lira fiyat veriyor”
Normallerin üzerinde seyreden sıcak havanın kayısı hasadının erken başlamasına neden olduğunu söyleyen Bayraktar, “Yeni sezon olmasına rağmen kayısı geçen yılın fiyatlarıyla piyasada işlem görüyor. Rekoltenin yüksek olmasını fırsat bilen tüccarlar, kayısıya geçen sezonun fiyatını veriyor. Üreticinin geçen yıl 30 liradan sattığı taze kayısıya bu yıl tüccar 33 lira fiyat veriyor. Kuru kayısı fiyatlarında da aynı durum yaşanıyor. Geçen yıl 200 liraya kadar yükselen kuru kayısı fiyatları bu yıl 130-140 liraya kadar gerilemiş durumdadır” şeklinde konuştu.
“Toplama işçiliği 450 liradan bin liraya çıktı”
Girdi maliyetlerini de işaret eden Bayraktar, “Son bir yılda mazot fiyatlarında yüzde 109, gübre fiyatlarında yüzde 37, tarım ilacı fiyatlarında yüzde 67 artışlar oldu. Bu yıl kayısı üreticisini birde sulama ücretleri zorladı. Yüksek seyreden sıcaklıklar nedeniyle daha fazla sulama yapıldı. Artan sulama ücretlerinin yanı sıra sulama sayısının da artması maliyetleri daha fazla artırdı. Yine geçen yıl 450 lira olan toplama işçiliği bu yıl 2 katını da aşarak 1000 liraya çıktı” açıklamasında bulundu.
Kayısı fiyatlarının artan maliyetleri karşılamaktan uzak olduğunu öne süren Bayraktar, “Mayıs ayı üretici market fiyat değişimlerinde üreticide 140 lira olan kuru kayısı, marketlerde 362 lira 76 kuruşa satılıyor. Üreticilerimiz maliyetini karşılayamazken, kuru kayısı marketlerde yüzde 160 fazlaya satılıyor. Son yıllarda sağlıklı beslenmeye yönelik çabaların artması kuru kayısının diyet listelerinde her zaman tercih edilen ürün olması ile kuru kayısı tüketiciler tarafından daha fazla tercih ediliyor. Bu artan ilginin üreten çiftçiye refah olarak yansıması beklenirken, piyasada gerçekleşen düşük fiyatlar üreticilerimizi mağdur ediyor” ifadelerine yer verdi.
Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Geçen yıl yaşanan deprem felaketi sonrası, yıkılan binaların, depoların tesislerin altında binlerce ton kayısı enkaz altında kaldı. Üreticilerimiz geçen sezonu zararla kapattı. Depremi yaşamış insanlarımıza destek olmak, artan maliyetler ve yaşanan ekonomik sıkıntılar karşısında üreticimizi korumak adına TMO kuru kayısı alımı yapmalı, piyasada fiyatları artırmalıdır.” – ANKARA
]]>Bayraktar, konuşmacı olarak katıldığı ve aynı zamanda Rus yetkililerle görüşmelerde bulunduğu St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) kapsamında, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Türkiye için enerji konusunda doğal gaz ve nükleerin öne çıkan konular arasında yer aldığını dile getiren Bayraktar, bu iki konuda Rusya ile yoğun bir işbirliğinin yürütüldüğünü söyledi.
SPIEF’te gerçekleştirdiği konuşmada, Türkiye’nin enerjideki hedeflerini anlattıklarını ifade eden Bayraktar, “Önümüzdeki süreçte neler yapmayı planladığımızı anlatarak, işbirliği imkanlarını da değerlendirdik.” dedi.
Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Türkiye’de doğal gaz ticaret merkezi kurulmasıyla ilgili bir hedef ortaya koyduklarına işaret ederek, “Bu hedefle alakalı yaptığımız ve bundan sonra yapacaklarımızın bir anlamda yol haritasını değerlendirdik.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de doğal gaz ticaret merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Bayraktar, “Doğal gaz merkeziyle alakalı tabii ki en önemli konulardan birisi altyapının, fiziki altyapının buna hazır olmasıdır. Türkiye de özellikle son yıllarda yaptığı yatırımlarla bu konuda çok önemli çalışmalar kaydetti. Şimdi İstanbul Finans Merkezi’nde BOTAŞ ve Gazprom ortaklığında bir işletme şirketi kurmayı planlıyoruz.” dedi.
Söz konusu plan doğrultusunda görüşmeler yaptıklarını anlatan Bayraktar, gelecek aylarda somut çalışmaları ortaya koyup ticaret merkezini hayata geçirmek istediklerini söyledi.
Türkiye’de doğal kaynak ticareti planlanıyor
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde nükleerin tuttuğu önemli yere işaret eden Bayraktar, “Nükleer, Türkiye’nin enerji portföyünde ve vizyonunda da önemli bir yer ifade ediyor. Zira özellikle Türkiye’nin hem baz yükte temiz enerji elde etmesi açısından ve uzun dönemde enerji ihtiyacını, arz güvenliğini sağlaması açısından nükleer oldukça büyük bir öneme sahip.” diye konuştu.
Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) yoğun bir çalışmanın yürütüldüğünü anlatarak, “30 bin civarında insan şu anda orada hummalı bir şekilde özellikle ilk reaktörü önümüzdeki aylarda devreye alabilmemiz için bir çaba gösteriyor. Burada ilgili muhataplarımızla buna ilişkin çalışmalarımızı da değerlendirdik.” dedi.
Türkiye’nin 2050’ye kadar toplam 12 reaktör ve 15 bin megavatlık nükleer güce ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Bayraktar, bununla ilgili Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’la istişareler yürüttüklerini kaydetti.
Rusya ile Türkiye arasındaki doğal gaz ticaretinde 2026’da 40’ıncı yıla girileceğini belirten Bayraktar, “Doğal gazın yanı sıra, nükleerde ilişkilerimizi 22’inci yüzyıla taşıyacak bir santral projesiyle ve gelebilecek diğer projelerle ilgili konuşurken, yeni bir alanı biraz daha yoğun olarak önümüzdeki süreçte devreye alıyoruz. Bu da doğal kaynaklar alanıdır.” dedi.
Bu konuda Rusya Doğal Kaynaklar Bakanı Alexander Kozlov ile görüşmeler yaptıklarını vurgulayan Bayraktar, “Bu, özellikle arama, üretim ve metal ticaretiyle alakalı olarak yine bizim İstanbul Finans Merkezi’nde kurmayı, geliştirmeyi düşündüğümüz Türkiye Enerji ve Maden Borsası’yla yakından alakalı bir konudur. Oldukça kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Ümit ediyorum bu şekilde işbirliğimiz çok daha ileri bir seviyeye gelecek.” ifadelerini kullandı.
Nükleer enerjiye ihtiyaç tüm dünyada artıyor
Nükleer enerjinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu ve Türkiye’nin önümüzdeki 30 yıl içerisinde karbon nötr bir ekonomi olma hedefinde önemli bir yer tuttuğuna işaret eden Bayraktar, “Dolayısıyla aslında bu küresel ısınmayla ve Türkiye’nin yapacağı katkıyla alakalı önemli, çok zor ve değiştirmemiz gereken birçok şeyin olduğu bir hedef. Ulaştırmadan tarıma, tarımdan sanayiye, enerjiye kadar birçok alanda değişikliklere ihtiyaç duyuyoruz.” diye konuştu.
Bayraktar, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de elektrikleşmenin önemli oranda büyüdüğüne dikkati çekerek, binalarda, ulaştırmada, sanayide, dijitalleşmenin ve yapay zekanın getirdiği etkiyle elektrik talebinin daha da artacağını söyledi.
Söz konusu talebi karşılarken temiz kaynaklara ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Bayraktar, “Biz çok önemli bir yenilenebilir enerji ülkesiyiz, bu yenilenebilir kaynakları da sisteme doğru şekilde koyabilmek için mutlaka bizim bunları destekleyecek baz yük santrallere ihtiyacımız var.” dedi.
Doğal gazın bu alanda daha çevreci olduğu için ön plana çıktığını belirten Bayraktar, sıfır emisyona sahip nükleerin, yenilenebilir enerjinin daha çok devreye alınması açısından da önem taşıdığını kaydetti.
Söz konusu eğilimin tüm dünyada yaşandığına işaret eden Bayraktar, “COP28’de dünya enerji dönüşümüyle alakalı, küresel ısınmayla mücadelede mutlaka şu andaki kurulu nükleer gücü üç katına çıkarmayla alakalı önemli bir hedef ortaya koyduk. Aslında bu bizim uzun zamandır ortaya koyduğumuz hedeflerle de örtüşen bir durumdur.” dedi.
]]>Bakan Bayraktar, bugün Çin Tabii Kaynaklar Bakanı Vang Guanghua ve Ulusal Enerji İdaresi Başkanı Cang Cienhua ile görüştü.
Mevkidaşı Vang ile görüşmesinde Türkiye ile Çin arasında başta kritik mineraller ve nadir toprak elementleri olmak üzere, doğal kaynaklar ve madencilik alanlarında mevcut ve potansiyel iş birliğini ele alan Bayraktar, işbirliğini iki ülkede ve üçüncü ülkelerde geliştirme yönünde mutabık kaldı.
Bayraktar, Çin Ulusal Enerji İdaresi Başkanı Cang ile nükleer enerji ve yenilenebilir enerji alanlarında yeni iş birliklerine temel teşkil edecek fırsatları değerlendirirken taraflar, somut projeleri en kısa sürede hayata geçirme hedefini vurguladı.
Görüşmenin ardından iki ülke arasında “Enerji Dönüşümü Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı.
Bakan Bayraktar, Pekin’de ilk olarak Çin’in en büyük enerji firmalarından olup Türkiye’de önemli yatırımlar yapan Çin Devlet Enerji Yatırım Şirketi (SPIC) ve ona bağlı Çin Devlet Nükleer Enerji Teknolojisi şirketi yetkilileriyle bir araya geldi.
Bayraktar, bugün de enerji alanında faaliyet gösteren, elektrik şebekesi inşaatı şirketi PowerChina, mühendislik hizmetleri veren Çin Enerji Mühendisliği Şirketi, Çin Makina Mühendisliği Şirketi, Çin Teinçın Mühendislik Şirketi, nükleer enerjide uzman Çin Ulusal Yurtdışı Nükleer Enerji Şirketi ile batarya ve depolama üniteleri üreticisi Contemporary Amperex Technology (CATL) yetkilileriyle görüştü.
Kritik madenlerde işbirliği
Bakan Bayraktar, görüşmelerinin ardından Anadolu Ajansı (AA) ve TRT’ye yaptığı değerlendirmede, enerji alanında Türkiye ile Çin işbirliğinin çok sayıda alana yayıldığını; nükleer enerji, yenilebilir enerji, enerji depolama ve özellikle son dönemde özellikle kritik mineraller alanlarında işbirliğini daha ileriye götürebilmek ve daha somut projelerle yürüyebilmek adına Pekin’i ziyaret ettiğini belirtti.
Bugün ilk olarak Çin Tabii Kaynaklar Bakanı ile bir araya geldiğini aktaran Bayraktar, “Görüşmede kritik madenler, özellikle enerji dönüşümü için hayati önemi haiz, son dönemde hemen hemen tüm ülkelerin üzerinde büyük çaba sarf ettiği, bizim de Eskişehir Beylikova’da dünyanın tek sahadaki en büyük ikinci rezervini bulduğumuz nadir topak elementleriyle alakalı işbirliğini nasıl geliştirebileceğimizi konuştuk.” dedi.
Bayraktar, ekim ayına kadar Türkiye ile Çin arasında doğal kaynaklar alanında bir işbirliği anlaşması imzalama konusunda mutabık kaldıklarını, bu konuda çalışmalara başladıklarını belirtti.
Ulusal Enerji İdaresi ile yaptıkları görüşmelerde nükleer enerji, yenilenebilir enerji, enerji depolama ve hidrojeni kapsamına alan ve “enerji dönüşümü” temalı bir mutabakat zaptını imzaladıklarını söyleyen Bayraktar, “Bu yenilebilir enerji başta olmak üzere, ülkemizin karbonsuzlaşmaya giden yolda çok önemli projeleri birlikte geliştirebilmemizin önünü açacak.” ifadesini kullandı.
Nükleer enerji işbirliği
Bayraktar, Pekin’deki temasları kapsamında dün, ilk olarak Türkiye’nin nükleer alanda bugüne dek çalışmalar yürüttüğü SPIC yetkilileriyle bir araya geldiği ve işbirliğinde bir sonraki adımda neler yapacaklarını konuştuklarını belirterek şunları kaydetti:
“Bizim Türkiye olarak uzun dönemli enerji planımızda hem iklim hedeflerimiz hem de ülkemizin uzun dönemli sürdürülebilir enerji güvenliği açısından, nükleer enerjide 2050 yılına kadar mutlaka 20 bin megavatlık bir kurulu güce erişmeyi hedefliyoruz. Malumunuz şu anda bir tane yürüyen projemiz var. İnşaat çalışmaları devam eden Akkuyu Nükleer Santrali projemiz var. Bunun yanı sıra iki tane daha, bir tanesi Sinop’ta, bir tanesi Trakya’da, büyük ölçekli nükleer santral yapmak istiyoruz. Çinli şirket (SPIC) ile Trakya projesi için uzun yıllardır görüşmelerimiz devam ediyor. Pandemi süreci bizi epey yavaşlattı. O dönemde gidiş ve gelişlerde sıkıntılar yaşandı ama biz şimdi bu sürece biraz daha fazla hız verdik, daha fazla ivmelendirmek istiyoruz.”
Nükleer enerjide Türkiye’nin büyük santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörlere de ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Bayraktar, bu konuda birçok Batılı şirketle görüştüklerini ancak bu teknolojiye sahip Çinli şirketlerle temas kurduklarını anlattı.
Bayraktar, “Yeni dönemde Akkuyu’dan edindiğimiz tecrübeyle daha çok yerlileştirmenin olduğu, insan kaynağı ve işletmecilikte yerliliğin olduğu bir modeli hedefliyoruz.” dedi.
]]>Bakan Bayraktar, “39. Amerikan-Türk Konferansı”na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Washington’da AA muhabirine değerlendirmede bulundu.
Enerji ve tabii kaynakların Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkileri çok daha ileri götürebilecek bir alan olduğunu dile getiren Bayraktar, birçok konuda ortak hedeflerden bahsedilebileceğini söyledi.
Bayraktar, iki ülke arasında enerji alanındaki ilişkileri biraz daha kurumsal düzleme getirebilmek için Amerikan hükümeti ile Enerji ve İklim Diyaloğu platformunu geliştirdiklerini ifade etti.
Bunun uzun zamandır üzerinde çalıştıkları bir yapı olduğunu ve ilk toplantısını ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm ile gerçekleştirdiklerini belirten Bayraktar, “Bu platform sadece hükümetlerin, bakanlıkların birbiriyle olan ilişkilerini düzenlemekle kalmayacak daha sonra Türkiye’den ve Amerika’dan şirketlerin de katılımıyla çok daha geniş kapsamlı ve sonuç odaklı bir platform haline getireceğiz.” dedi.
Bayraktar, söz konusu diyalog kapsamındaki toplantıların, ABD ve Türkiye’de dönüşümlü bir şekilde yapılmasının planlandığını, Türkiye ve dünyada enerji alanındaki gelişmelerin konuşulabileceği, somut projelerin geliştirilebileceği bir platform olacağını söyledi.
“SMR’ler Türkiye’nin uzun dönemde enerji planlarında önemli bir yere sahip”
SMR’lerin de Türkiye’nin uzun dönem enerji planlarında önemli bir yere sahip olduğuna işaret eden Bayraktar, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, temiz enerjiye erişim ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 2053’e kadar karbon nötr ekonomi olma hedefi için mutlaka nükleer enerjiye ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Bayraktar, 20 bin megavatlık nükleer kurulu güce sahip olmayı hedeflediklerini, bunun 4 bin 800 megavatı için Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) inşaatının devam ettiğini ve bunu bir an önce devreye almak istediklerini dile getirdi.
ABD Enerji Bakanı Granholm ile görüşmelerindeki önemli konulardan birinin de küçük modüler reaktörler olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin daha fazla konvansiyonel büyük ölçekli santrallere ihtiyacı var. Bir taraftan da küçük modüler reaktörler konusu çok ciddi anlamda gelişen, dünyanın önüne nükleer sanayide önemli bir alternatif olarak çıkmış durumda. Bununla alakalı özellikle Amerika’daki şirketleri Türkiye’de yatırım yapmaya, işbirliği yapmaya ve bu teknolojiyi birlikte geliştirmeye davet ediyoruz.”
BOTAŞ ile ExxonMobil arasındaki anlaşma
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) ve ExxonMobil arasında sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretine ilişkin imzalanan işbirliği anlaşmasına da değinen Bayraktar, Türkiye’de doğal gazın evlerde, sanayide ve elektrik üretiminde kullanılan çok önemli bir yakıt olduğunu ve uzun bir süre daha böyle olmaya devam edeceğini söyledi.
Bayraktar, doğal gazda çok kapsamlı bir strateji yürüttüklerini, bunun en önemli adımlarından birinin Türkiye’nin kendi gazını araması ve gaz üretimini artırması olduğunu, bu anlamda Karadeniz’de Sakarya Gaz Sahası’ndaki keşfin çok büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Türkiye’nin uluslararası boru hatları, yer altı depolama ve gazlaştırma projeleriyle de tedarik portföyünü çeşitlendirmeye çalıştığını belirten Bayraktar, “Bu anlamda Türkiye, son 8 yılda, Milli Enerji ve Maden Politikası ile başlayan süreçte gazlaştırma kapasitesini 5 katına çıkardı. Bugün Türkiye kullandığı, ihtiyaç duyduğu yıllık gazın yarısını çok rahatlıkla sıvılaştırılmış bir şekilde alabilecek, dolayısıyla böyle bir altyapıya sahibiz.” diye konuştu.
Bayraktar, LNG’de ABD’nin ihracat kapasitesini artıracağını gördüklerini ve bu altyapıyı hazırladıklarını belirterek şunları kaydetti:
“BOTAŞ ile ExxonMobil arasında imzalanan anlaşmanın şöyle bir özelliği var; biz zaten son birkaç yıldır Amerikan LNG’sini Türkiye’de almaya başlamıştık, Amerika önemli tedarikçilerimizden biri haline gelmişti ama şimdi konuştuğumuz konu ve proje aslında uzun dönemli bir anlaşma. Bugüne kadar hep spot bazlı çalışmamız olmuştu, bunu uzun dönemli 10-15 yıllık bir anlaşmaya dönüştürmek bu anlamda farklı oldu. Bu işbirliğinin iki ülke ve şirkete de katkı sağlayacağını, bizim çeşitlendirme anlamında doğal gaz piyasamız için önemli olduğunu düşünüyorum.”
]]>Bakan Bayraktar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) sosyal tesislerinde gerçekleştirilen Türkiye Madencilik Meclisi Toplantısı’nda, madenciliğin çevre karşıtı değil, çevreyle beraber bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Madencilik sektörünün mevcut durumu, sektörün içinde bulunduğu ve yaşadığı sıkıntılar ve potansiyel çözüm önerilerinin konuşulduğu toplantıda Bayraktar, madencilik sektörünün ulusal ve uluslararası arenada önemli bir ilgi odağı haline geldiğini kaydetti.
Bayraktar, milli enerji ve maden politikası çerçevesinde madenlerden yüksek katma değer sağlamak amacıyla ara ve uç ürün üretiminin hedeflendiğini aktardı.
Sektörün son 15 yılda ortalama 136 bin kişiye doğrudan istihdam sağladığını ifade eden Bayraktar, “Bu kadar kaynak zengini bir ülkenin çok daha ileri gidebilmesi söz konusudur. Bu anlamda da istihdam katkısını çok daha ileri götürebiliriz.” dedi.
Bayraktar, Türkiye’de son 10 yılda yıllık ortalama 758 milyon ton maden üretimi yapıldığını belirterek, “Önceliğimiz sanayimizin ihtiyaç duyduğu madenleri mümkün olan en üst seviyede kendi imkanlarımızla, yerli kaynaklarımızla karşılamak, öz kaynaklarımızı çıkarmak, ekonomiye bunları kazandırmak.” diye konuştu.
“Nadir toprak elementleri stratejik açıdan büyük öneme sahip”
Bayraktar, maden sektörüne olan yatımların artarak devam edeceğini ifade ederek, çevreci madencilik anlayışının uluslararası boyutları olan bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Sorumlu madencilik anlayışıyla üretim planlamaları yapıldığına işaret eden Bayraktar, “Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) yürütmüş olduğu bir Türkiye geneli rehabilite edilmiş maden sahaları ile madencilik, sosyal sorumluluk çalışmalarının tespiti projesi var. Bu anlamda bugüne kadar yapılan üretim faaliyetlerinde 6 bin 600 hektarlık alanın yeniden rehabilite edildiğini ve bu alanlara 18 milyondan fazla ağacın tekrar dikildiğini tespit etmiş durumdayız.” diye konuştu.
Madencilik sektöründe temel sıkıntılar arasında çevresel etki değerlendirme, orman izinleri ve orman izinlerinde ödenen bedeller olduğunu anlatan Bayraktar, “Bu alanda önce insan sonra çevre, sonra katma değerli madencilik prensibinden vazgeçmeden bu süreçleri iyileştirmeyle alakalı çalışmalarımızı yapıyoruz.” dedi.
Madencilik alanında nadir toprak elementlerinin de ekonomik, iktisadi değerden ziyade stratejik açıdan büyük öneme sahip olduğunu belirten Bayraktar, “Ülkemizi dünya liginde çok üst yere taşıyacak bu alanda çok hızlı bir şekilde bu yatırımları gerçekleştirebilmemiz lazım.” ifadesini kullandı.
“Yeni bir madencilik stratejisine ihtiyaç var”
TOBB Madencilik Meclisi Başkanı İbrahim Halil Kırşan da ülkede kalkınmanın sağlanması için sürdürülebilir madencilik faaliyetlerinin planlanmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak, “Madenciliğimizin büyümesi için yeni bir anlayışa ve yatırımcı dostu ortamların oluşturulmasına imkan tanıyacak yeni bir madencilik stratejisine ihtiyacı bulunmaktadır.” dedi.
Kırşan, madencilik sektörünün en önemli sorunlarının orman mevzuatı uygulamalarından kaynaklandığını ifade ederek, Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde madencilik girişimlerinin olumlu sonuçlandırılmasının en büyük beklentileri olduğunu dile getirdi.
]]>Bayraktar, Ankara’da bir otelde düzenlenen Madenlerde Sürdürülebilirlik, İş Sağlığı ve Güvenliği Vizyon Organizasyonu’unda yaptığı konuşmada, maden denetimlerini artırdıklarını söyledi.
Bu kapsamda Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG), 2023’te maden ruhsat sahalarına ilişkin 8 bin 828 denetim yaptığını ifade eden Bayraktar, incelemeler sonucunda 1 milyar 260 milyon liralık idari para cezası uygulandığını ve tespit edilen uygunsuzluklar nedeniyle toplam 2 bin 421 faaliyet durdurma işlemi kararı verdiğini aktardı.
İş öncesi eğitiminden hijyen kurallarına, teknik donanımdan teorik bilgi aktarımına kadar birçok alanda çalışanların kapasitelerini geliştirdiklerini dile getiren Bayraktar, “İş sağlığı ve güvenliğinden hiçbir şekilde taviz vermeden yeraltı kaynaklarımızı ekonomiye kazandırmamız gerekiyor.” dedi.
???????Bayraktar ayrıca maden denetimlerinin kurumlararası ortak bir yapıda takip ve kontrol edilebileceği bir mekanizmanın kurulmasının isabetli olacağını belirterek, daha güvenli madencilik için çalışmalarını bu çerçevede sürdürdüklerini dile getirdi.
“Madenci kardeşlerimizin maaşları asgari ücretin iki katı oldu”
Madencilerin çalışma şartlarının iyileştirildiğini ve yaklaşık 180 bin maden çalışanıyla evrensel standartlara uygun çalışma şartları oluşturduklarını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Madenci kardeşlerimizin maaşlarını asgari ücretin en az iki katı olacak şekilde düzenledik. Haftada 45 saat olan çalışma süresini 37,5 saat ile sınırladık. İşletmelere istihdam ettikleri personel için sigorta poliçesi yaptırma zorunluluğu getirdik. İmkanlarımız elverdiği ölçüde yeni düzenlemeler yaparak alın teriyle ekmeğini kazanan işçilerimizin çalışma şartlarını daha da iyileştirecek adımları atacağız.”
Bayraktar, önce insan, sonra çevre, daha sonra katma değeli madencilik anlayışıyla çalıştıklarının altını çizerek, “Dolayısıyla çalışanlarını öncelemeyen hiçbir işletmeyi bizim desteklememiz söz konusu olamaz.” dedi.
“İhmali, kusuru olan varsa hangi kademede olursa olsun hesabını soracağız”
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında 13 Şubat’ta gerçekleşen kazaya değinen Bayraktar, olayın ilk anından itibaren ilgili kurumlarla orada bulunduklarını ve çalışmaların da hala devam ettiğini dile getirdi.
Bayraktar, toprak altında kalan 9 işçiden birinin naaşına bayram öncesinde ulaşıldığını anımsatarak, diğer 8 işçiye yönelik arama çalışmalarının sürdüğünü ve kısa sürede netice almayı umduklarını ifade etti.
Yaşanan olaya ilişkin sorumluların cezalandırılacağını aktaran Bayraktar, “İhmali, kusuru olan varsa hangi kademede olursa olsun, bunun da hesabını devlet olarak soracağız. Bundan kimsenin endişesi olmasın.” diye konuştu.
Enerjide bağımsızlık için yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması gerekiyor
Bayraktar, Türkiye’nin enerjisinin 3’te 2’sini ithal ettiğini, bunun da ciddi bir cari açık problemini ortaya çıkardığına işaret ederek, enerjide ve madende Türkiye’yi mutlaka bağımsız kılmak için yerli kaynakların, yeraltı zenginliklerinin ve yenilenebilir kaynakların maksimum düzeyde ekonomiye kazandırılması gerektiğini vurguladı.
İlerleyen dönemde de sürdürülebilir kalkınma ve net sıfır emisyon hedeflerini gerçekleştirebilmek için madenlere, özellikle stratejik madenlere, nadir toprak elementlerine çok daha fazla ihtiyaç duyulan bir sürece girileceğini dile getiren Bayraktar, “Enerji ile birlikte madenlerde de büyüyen talebi karşılamak bu alanlarda dışa bağımlılığımızı düşürmek en büyük hedefimiz.” ifadelerine yer verdi.
Kömür üretiminin çevre dostu yöntemlerle artırılması hedefleniyor
Bayraktar, dünyanın birçok gelişmiş ekonomisinin çok yoğun bir şekilde kömür kullandığını vurgulayarak, “Dolayısıyla biz diyoruz ki kömürün belli bir süre daha ekonomide mutlaka olmaya devam etmesi lazım.Tabii ki üretiminde ve kullanımında en güvenli ve çevre dostu yöntemleri takip ederek.” ifadelerini kullandı
Türkiye’nin de elektrik üretiminin yüzde 36’sının, birincil enerji arzının ise yüzde 26’sını kömürden sağlandığına dikkati çeken Bayraktar, 2022’de 39 milyon ton, 2023’te 41 milyon ton kömür ithalatı yaptıklarını anımsattı.
Bayraktar, 2022’de 105 milyon ton yerli kömür üretimiyle rekor kırdıklarını ve ithalatı azaltmak için yerli üretimi artırmaları gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye’nin yıllık 150 milyon ton kömür üretim hedefine ulaşması bizi çok daha ileri bir noktaya taşıyacaktır.” diye konuştu.
Nihai hedeflerinin Türkiye’yi madende net ihracatçı konuma getirmek olduğunu dile getirerek, GSYH’deki madenciliğin payını 2028’de yüzde 2’ye, ilerleyen dönemde ise yüzde 5’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
]]>Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’da 54 ürün grubunda İsrail’e ihracat kısıtlaması getirmiş, kısıtlanan ürünler arasında ‘uçak benzini ve jet yakıtı’nın bulunması gündem olmuştu. Evren Barış Yavuz da bir Filistin mitinginden fotoğraf paylaşarak “Jet yakıtı satmışlar” diye yazmıştı. Yavuz’un paylaştığı fotoğrafta Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Naci İnci ve SİHA üreticisi ‘Baykar’ın sahipleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar ile kardeşi Haluk Bayraktar da yer alıyordu.
HALUK BAYRAKTAR TEPKİ GÖSTERDİ
Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Yavuz’un paylaşımının ekran görüntüsünü paylaşarak siyasal iletişimcinin İBB Başkanı İmamoğlu’nun ‘ekibinde yer aldığını’ belirterek, “Tasmalı köpeklerini saldırtmayı bırak” ifadelerini kullanmıştı.
İBB: BAYRAKTAR’IN AÇIKLAMALARI YALAN VE İFTİRA
İBB’den yapılan açıklamada ise Bayraktar’ın açıklamaları ‘yalan’ ve ‘iftira’ olduğu, Baykar yöneticisi hakkında suç duyurusunda bulunulacağı açıklanmıştı.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da Yavuz hakkında soruşturma başlatmıştı. Evren Barış Yavuz gözaltına alınmadan önce ise sosyal medya hesabından bir açıklama yayımladı. Yavuz açıklamasında İmamoğlu’na saldırmak için bahane olarak kullanıldığını belirtti. Yavuz’un açıklamasının satır başları şöyle:
“EKREM İMAMOĞLU’NA SALDIRMAK İÇİN BİR BAHANE OLARAK KULLANILDIĞIMI DA BİLİYORUM”
“Sayın Ekrem İmamoğlu’na saldırmak için bir bahane olarak kullanıldığımı da biliyorum. İddia edildiği gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı hiç bir birimde hiç çalışmadım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile beş kuruşluk değil, bir kuruşluk ticari ilişkim bile olmadı. Bu iddiayı kanıtlamayan da müfteridir. Bu konuda da hukuki haklarımı sonuna kadar kullanacağım. 16 milyon İstanbulludan, birçok çevreyi rahatsız eden bu zaferin gönüllü neferlerinden sadece biriyim. Sayın Ekrem İmamoğlu benim seçilmiş başkanım. İlişkim bundan ibarettir.
“30 BİN İNSANIN KATİLLERİNE TEPKİ GÖSTERMEK BENİM SONUNA KADAR HAKKIMDIR”
Genç yaşlarımdan itibaren Fİlistin’in haklı davasına sahip çıkmış, İsrail diplomatik misyonları önündeki protestolarda her zaman önde yer almış sol görüşlü, Cumhuriyet değerlerine inanan biri olarak elbette soykırımcı İsrail ile ticaretin sürdürülmüş olmasına, mübarek bayramda bile kan döken en az 30 bin insanın katillerine tepki göstermek benim sonuna kadar hakkımdır.
“KİMSENİN ŞAMAR OĞLANI DEĞİLİM”
Ben gerçek bir insanım. Bir twitter hesabından ibaret değilim. Aynı anda binlerce sahte hesap üzerinden, bir anda şahsımın hedef gösterildiği bir gün yaşadım. Günlerdir bana, aileme edilen hakaretler, tehditler ve topyekün hedef gösterilmeye maruz kaldım. Bu yalan ve iftira gösterisine maruz kalmak zorunda değilim. Hesabımı bu yüzden kapattım. Kimsenin şamar oğlanı değilim. Birileri linçten para kazanacak, birilerine yaranacak diye küfre nesne olmak gibi bir zorunluluğum yok”
Evren Barış Yavuz’un açıklamasının devamı ise şöyle:
“Şahsıma atfedilen yazı, 11 yıl önce yöneticisi olduğum bir sitede başkası tarafından kaleme alınmış bir yazı. Artık arşiv çöpü haline gelmiş, yazar isimleri silindiğinde adminlerin adıyla görülen bu içerik üzerinden beni terörist ilan ettikleri görmek şok ediciydi. Şeytanın bile aklına gelmeyecek, zorlama bir bağlantıyla bir anda düşman ilan edildim. Bu iftira ve karalamanın failleri hakkında da her türlü hukuki hakkımı kullanacağım…
“KORKACAK, SİNECEK DEĞİLİM”
Muhalif kimliğimi hiç gizlemedim. Kendim gibi olmayan; kimi ülkücü kökenli, kimi muhafazakar hareketten gelen, kimisi Kemalist, kimisi liberal her kesimden insanlarla bu ülkede insan gibi yaşamak isteyen ülkesini çok seven, onurlu bir yaşam değerlerini savunan milyonlarca demokrattan biriyim.
Korkacak, sinecek değilim. Sevdiğim insanların zarar görmesine göz yumacak ve üstüme atılan terörist iftirasını kabullenecek de değilim. Tüm iftiralarla ilgili, başta hedef gösterenler olmak üzere; öncelikle bunu korunaklı zannettikleri köşelerinden, anayasa önünde eşit olduklarını unuttukları için dillendirebilenler ve bu iftira kampanyasının parçası olan istisnasız herkese tazminat davası açacağım. Haklarımı milletimiz adına karar veren vicdanlı, adaletli yargıçlara emanet edeceğim.
Tazminat davalarından elde edilecek tüm geliri de Gazzeli çocuklara ulaştıracak bir uluslararası yardım kuruluşuna ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlayacağım”
]]>Bakan Bayraktar Şırnak’taki temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti, partililerle bayramlaştı.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, Bakan olduktan sonra ilk ziyareti Şırnak’a yaptığını belirterek, yine bu salonda partililer ile bir araya geldiklerini anımsattı.
Gabar’daki petrol üretimine değinen Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:
“O gün sadece 15 bin varil petrol üretiyorduk. ‘İnşallah en kısa zamanda petrol üretimini artıracağız, Şırnak’ı Türkiye’nin birincisi yapacağız.’ dedik. Bugün bayramın ikinci günü ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı Şırnak. 40 bin varil petrol üretimini geçtik. Açık ara Şırnak Türkiye’nin birinci petrol kenti artık. Bu daha başlangıç. Şırnak yıl sonuna kadar 100 bin varil günlük üretimi yakalayarak sadece Türkiye’nin değil bölgenin çok önemli bir petrol şehri olacak. Burası petrolün geçiş güzergahı. Irak’tan gelen 500 bin varil ki; 1,4 milyon varillik bir petrol boru hattımız var, o buradan geçerek Ceyhan’a, oradan da dünya piyasalarına gidiyor. İnşallah o petrol boru hatlarında kendi petrolümüz akacak. Dünyanın her yerine çok kaliteli petrolümüz ulaştıracağız.”
“40 bin 144 varil petrol üretiyoruz”
Türkiye’nin 2016’da sadece 35-36 bin varil petrol ürettiğini belirten Bayraktar, bugün dünyanın en büyük sondaj gemilerine sahip olduğunu aktardı.
Bayraktar, ” Karadeniz’de 2020’de doğal gaz bulduk. Bugün 1,5 milyon haneye doğal gaz ulaştırıyoruz. Burada ilk petrol üretimini Şehit Aybüke Yalçın kuyusunda yaptık. ve bakın 2016 yılında 36 bin varil olan Türkiye petrollerinin toplam üretimini bugün Şırnak 11 Nisan itibarıyla geçmiş durumda. 40 bin 144 varil petrol üretiyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda kendilerine büyük destekler sunduğunu dile getiren Bayraktar, Gabar’da da telefonla görüştükleri Cumhurbaşkanı’nın Şırnaklılara selamlarını ilettiğini belirtti.
“Bu dağlarda rüzgar tribünlerini de en kısa zamanda göreceğiz”
“Cumhurbaşkanı’mız bizden 100 bin varil petrol üretimini en kısa sürede gerçekleştirmemizi istedi. Şimdi bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz. Bu rakama ulaşıldığında yaklaşık 2 bin 800 gence iş imkanı sağlanacak bu sahalarda. Petrol faaliyetimizde çok daha ileri gideceğiz. Kendi petrolümüzü karşılar hale geleceğiz. Bu yolda çalışıyoruz.” diyen Bayraktar, bu üretimin bölgeye getireceği iş imkanlarının hem Şırnak’ı hem de Türkiye’yi çok daha iyi bir ekonomi haline getireceğini ifade etti.
Bayraktar, Şırnak’ta maden, bereketli topraklar, güneş ve rüzgar bulunduğunu belirterek, “Bu dağlarda rüzgar tribünlerini de en kısa zamanda göreceğiz ve bu yatırımları da getireceğiz. Böylece petrolü, madenleri, rüzgarı, hidroelektrik santralleriyle tam bir enerji şehri olacak Şırnak.” dedi.
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da Gabar’daki petrol üretiminin hayırlı olmasını diledi.
“Türkiye’nin başkenti Ankara, Türkiye’nin petrol başkenti de Şırnak’tır” diyen Tatar, kentin geleceğinin parlak olduğunu belirtti.
Tatar, terörün geçmişte Şırnak’a verdiği zararlara değinerek, Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde Şırnak’ın adeta yeniden inşa edildiğini ifade etti.
Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ise kentte petrol konusundaki hayallerinin bugün gerçekleştiğini belirtti.
Bölgede yıllarca yapılmayan hizmetlerin son zamanlarda gerçekleştirildiğini dile getiren Yarka, “Özellikle AK Parti iktidarının hizmet siyasetiyle beraber Sayın Cumhurbaşkanı’mız ve kabinesinin talimatlarıyla bölgede hizmet çığırını yaşadık. Durmak yok çalışmalara devam ediyoruz.” dedi.
AK Parti İl Başkanı İbrahim Halil Erkan da Şırnak’ın yıllardır terör nedeniyle beklenen kalkınmayı ve gelişmeyi sağlayamadığını ifade ederek, Cumhurbaşkanı’nın önderliğinde, Bakan Alparslan Bayraktar’ın da gayretiyle sadece kent için değil ülkedeki gençlerin istikbali için yepyeni bir çığır açıldığını aktardı.
Erkan, bu hizmetlere katkı sunan herkese teşekkür ettiklerini belirtti.
]]>Şırnak’ta Gabar Dağı bölgesindeki Şehit Aybüke Yalçın Petrol Üretim İstasyonlarında incelemelerde bulunan Bayraktar, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Çıkarılan petrolü de inceleyen Bayraktar, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, herkesin Ramazan Bayramı’nı kutladığını belirtti.
Bayramın ikinci gününde Şırnak’ta Gabar’da olduklarını ifade eden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye petrollerinin şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik petrol sahalarındaki çalışmaları yerinde görmek, buradaki arkadaşlarımızla bayramlaşmak için geldik. Bugün bizim için müstesna bir gün. Hem Ramazan Bayramı’nı idrak ediyoruz. Ama aynı zamanda bugün Cumhuriyet tarihinin bir rekoruyla buradayız. Allah’a hamdolsun bugün itibarıyla 40 bin varil günlük üretimi burada geçmiş bulunuyoruz. Bu, Türkiye’de en kaliteli petrolü ürettiğimiz ve en çok petrolü ürettiğimiz gün olarak açıkçası tarihe geçen bir gün.”
“Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün”
Petrol üretim sahalarında çalışan herkesi tebrik eden, burada gece gündüz vazife yürüten güvenlik güçlerine, jandarma ekiplerine de teşekkür eden Bayraktar, bu üretimde onların büyük emekleri olduğunu vurguladı.
Bu yolda ilk günden bu yana kendilerini destekleyen ve çalışmaları gece gündüz takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da şükranlarını sunduğunu dile getiren Bayraktar, kendilerine dualarıyla destek olan millete de teşekkürlerini iletti.
“Bugün Türkiye tarihinde önemli bir gün. Bugün itibarıyla Türkiye’de üretimimiz 100 bin varili toplamda geçmiş oldu. Şırnak açık ara Türkiye’nin artık net bir şekilde petrol şehridir, petrol başkentidir. İnşallah daha gidecek yolumuz var. Yılbaşında ‘2024 sonu hedefimiz günde 100 bin varile çıkabilmek.’ demiştik. Şu anda 33 kuyuda bu üretimi gerçekleştirdik. Kuyu başı ortalama üretimimiz 1200 varili geçmiş durumda. Hedefimiz olan 95 kuyuya geldiğimizde yıl sonunda bu rakamlara ulaşmış olacağız.” ifadelerini kullanan Bayraktar, bu gelişmenin Türkiye’nin özellikle enerjideki dışa bağımlılığını düşürmek için fevkalade önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.
Bayraktar, çalışmaların aralıksız, kesintisiz devam edeceğini belirterek, yeni keşif kuyularının da olduğunu aktardı.
Hakkari’de, Van sınırında yeni kuyular olacağına işaret eden Bayraktar, bu yıl içerisinde o kuyularda da yapacakları keşiflerle bu üretim rakamlarının çok daha ileri seviyeye ulaşacağını söyledi.
“Türkiye’nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz”
Bayraktar şunları kaydetti:
“Burada yer yer 2 bin 500 yer yer 2 bin 800 metre ama özellikle Şehit Teğmen Akdeniz bölgesinde o sahada da 4 bin 500 metrelere varan derinliklerde bu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yönlü sondajlar yapıyoruz. Bir kilometreye yakın yaklaşık 30 derece açıyla yönlü sondajlarla üretiliyor. Hakikaten teknik olarak da çok önemli bir faaliyet gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bütün bu faaliyetlerle bugün 200’ün üzerinde tankerle bu ham petrolü taşıyoruz. Ama şu anda yapımı devam eden, yaklaşık yüzde 50’sini bitirdiğimiz, 35 kilometrelik ham petrol boru hattıyla da inşallah bu petrolü BOTAŞ’ın İdil istasyonuna götüreceğiz ve oradan da Ceyhan’a Dörtyol’a kadar ulaştıracağız. Dolayısıyla yoğun hummalı bir çalışma burada devam ediyor. Türkiye’nin en kaliteli petrolünü burada üretiyoruz. Burada 13 Eylül 2021’den itibaren çalışmalarımız yaklaşık 10 milyon varillik toplam petrol üretimini bizi getirdi. 3 bine yakın arkadaşımız burada çalışıyor. Dolayısıyla burada bu faaliyetler arttıkça inşallah Şırnak’a bu bölgeye çok ciddi bir iş, istihdam katkısı da olacak. Bu beraberinde diğer ekosistemi de buraya getirecek ve hakikaten bir dönem terörle anılan Gabar, Şırnak, bu bölge hakikaten artık zenginlikle ve istihdam artışıyla anılacak. Hem bu bölgeye hem de ülkemizin ekonomisine güç katmaya, can katmaya inşallah devam edecek.”
“Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz”
Şırnak’ın Türkiye ve dünya için önemli bir petrol geçiş güzergahı olduğunu dile getiren Bayraktar, Irak- Türkiye petrol boru hattının buradan geçtiğini, o petrolün ülkenin ihtiyacı olarak kullanılacağını, dünya piyasalarına ulaşacağını, bölgenin gelişeceğini belirtti.
Bayraktar, “İnşallah yeni keşiflerle hem burada hem de Karadeniz’de doğal gaz keşiflerimizle de milletimize yeni müjdeleri paylaşırız. Bayramı günlük 40 bin varil üretimi aşarak kutlamış oluyoruz. Sayın Valimiz, vekilimiz, güvenlik güçlerimiz bütün bir ekip olarak burada büyük bir uyum içerisinde çalışmalarımızı yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız”
Bakan Bayraktar buradan telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüştü.
Gabar’daki incelemelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi veren Bayraktar, “Bugün bizim için ayrı bir bayram. Hamdolsun bugün 33 kuyuda 40 bin varilin üzerine ilk kez çıktık. İnşallah zatıalinizin koyduğu 100 bin varil hedefine bu yıl sonuna kadar ulaşmak için gece gündüz burada yaklaşık 3 bin kişilik bir ekip, güvenlik güçlerimiz hep beraber çalışıyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün ulaşılan seviye için şahsı, ailesi ve milleti adına emeği geçen herkesi tebrik ettiğini söyledi.
Erdoğan şunları kaydetti:
“Günlük 100 bin varil hedefine inanıyorum ki en kısa zamanda ulaşacaksınız. Çünkü sizin idealleriniz var ve bu ideallerden şu ana kadar hiç taviz vermediniz ve her geçen gün de bu hedefe doğru yürüdünüz, yürüyorsunuz. İnanıyorum ki Gabar bu işin artık mühendisi olacak ve petrol üretiminde inşallah en kısa zamanda bu hedefe varmak suretiyle bizim gücümüze güç, milletimizin iradesine farklı bir irade koyacaksınız. Gabar’da inşallah istihdamı daha da artıracaksınız. Şu anda milletvekili arkadaşlarım ve tüm işçi kardeşlerim el ele vermek suretiyle buranın zenginliğine zenginlik katacaksınız. Sizleri gözlerinizden öpüyorum, bu mübarek bayram gününde en kalbi duygularla selamlıyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Sizleri Allah’a emanet ediyorum.”
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da “Sayın Cumhurbaşkanım, bayramınız mübarek olsun, saygılarımızı arz ediyoruz. 100 bin varile ulaştığımızda sizi burada ağırlamaktan şeref duyarız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Şimdi 100 bin hedefinin takvimi nedir?” sorusu üzerine Bakan Bayraktar, yıl sonuna kadar hedeflerinin 95 kuyuya çıkmak olduğunu aktardı.
Bakan Bayraktar’a Gabar’daki temaslarında, Şırnak Valisi Cevdet Atay, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, TPAO Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu, TPAO Şırnak Bölge Müdürü Oğuz Şahin, AK Parti il Başkanı İbrahim Halil Erkan da eşlik etti.
]]>Bakan Bayraktar, Erzincan Belediyesi tarafından belediye binasında düzenlenen toplu bayramlaşma programına katıldı.
Kentteki protokol üyeleri ve vatandaşlarla bir araya gelen Bayraktar, programa katılanların Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, 13 Şubat’ta İliç’te meydana gelen maden kazasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçtiğini hatırlattı.
O günden itibaren Erzincan’da, İliç’te olduğunu ifade eden Bayraktar, “İliç’te madenci kardeşlerimizi bulmakla alakalı ilk günden itibaren devlet olarak bütün imkanlarımızı seferber ettik. Oradaki ailelerle bir arada olduk. İnşallah bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
İliç’te bayramlaşma programına katılıp çalışmaları yerinde takip ettikten sonra yarın Şırnak’a gideceğini anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Gabar’da Türkiye’nin en kaliteli ve en yüksek miktardaki petrolünü üretiyoruz. Dolayısıyla hem orada yapılan çalışmaları yerinde inceleyeceğiz hem de yine orada vatandaşlarımızla bayramlaşacağız. 13 Şubat’ta maalesef acı bir kaza haberiyle uyandık, Erzincan’a geldik. Çok büyük bir gayret var. Devlet bütün imkanlarıyla ilk dakikadan itibaren olay yerindeydi. Başta valimiz, ilgili bütün arkadaşlarımız, vekillerimiz oradalardı. Bizler de hemen olayın arkasından olay yerine intikal ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi bu konuyu çok yakinen takip etmemizi talimatlandırdı. Ailelerle birebir ilgilenmemizi özellikle talimatlandırdı ve biz adeta orada onlarla büyük bir aile olduk.”
“Müreffeh bir Erzincan’ı inşallah bir araya getireceğiz”
Erzincan’ın kendileri için çok önemli bir şehir olduğuna işaret eden Bayraktar, “Erzincan, enerjide, madende çok kıymetli kaynakları olan bir şehir. Dolayısıyla biz inşallah önümüzdeki dönemde buraya daha çok istihdam getirecek, buraya daha çok iş imkanı getirecek çalışmaları da benim bakanlığım adına yapacağımızı ifade etmek istiyorum.” dedi.
Bakan Bayraktar, 31 Mart seçimlerinin geride kaldığını hatırlatarak, “Belediye başkanımız bir kez daha sizlerin teveccühüyle ve oylarıyla bir dönem daha belediye başkanlığı yetkisini aldı. Biz daha önce de kendisiyle görüşüyorduk. İnşallah yeni dönemde onun projelerine biz de destek olacağız. Bu destekle beraber o da can Erzincan’ı daha güzel, daha iyi bir şehir haline getirmek için gece gündüz gayret edecek. Biz de ona destek olmaya devam edeceğiz ve hep birlikte el birliğiyle daha güzel, daha yaşanabilir, daha müreffeh bir Erzincan’ı inşallah bir araya getireceğiz.” ifadelerini kullandı.
“İnşallah yarın üretimde bir rekor kıracağız”
Bayramların müstesna, insanların bir, beraber ve kardeş olduğunu hatırlatan günler olduğuna işaret eden Bayraktar, müstesna günde vatandaşla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Türkiye’nin önümüzdeki süreçte çok daha güzel ve güçlü bir ülke olacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bizler Türkiye’nin enerjide bağımsızlığını sağlamak için gece gündüz çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin petrolde ve doğal gazda dışa bağımlılığını bitirmek için Karadeniz’de denizin ortasında Sakarya gaz sahasından Türkiye bugün kendi doğal gazını üreten bir ülke oldu. Bir dönem adı terörle anılan, girilemez denilen Gabar, çok şükür bugün petrolle anılıyor. Artık orası çok daha güvenli ve biz orada Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyoruz. İnşallah yarın (Gabar) üretimde bir rekor kıracağız. Bunu da inşallah oradan bütün milletimizle paylaşmış oluruz. Dolayısıyla Türkiye her alanda bu yeniliklerle yoluna kararlılıkla devam ediyor.”
Bakan Bayraktar, konuşmasının ardından yeniden belediye başkanı seçilen Bekir Aksun’u makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerinde bulundu.
Bayramlaşma programına, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, 3. Ordu Komutanı Korgeneral Veli Tarakcı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Uşak programı kapsamında Vali Turan Ergün’ü makamında ziyaret eden Bayraktar, İsmet Paşa Caddesi’nde esnafla bir araya geldi, Uşak Belediye Başkanı ve AK Parti adayı Mehmet Çakın’a ziyarette bulundu, ilçe belediye başkanlarıyla buluştu.
Uşak Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen Sektör Temsilcileri ile İstişare Toplantısı’na katılan Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin önemli altın madeni yatırımlarından birinin kentte yer aldığını söyledi.
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak adına 22 yıldır çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Bayraktar, son 22 yılda hidrolik kaynakların yanına 12 bin megavatın üzerinde rüzgar, 10 bin megavatın üzerinde güneş enerjisi kattıklarını, gelecek 12 yılda her yıl mutlaka 5 bin megavat güneş ve rüzgar enerjisi yatırımı yapılması gerektiğini belirtti.
Yenilenebilir enerji ve maden yatırımlarında izin süreçlerini sadeleştirme ve hızlandırma için kanuni düzenleme hazırlığı yaptıklarını ifade eden Bayraktar, Türkiye’nin doğal gaz ve petrol arama programı hakkında bilgi verdi.
Türkiye’nin 2016’dan bu yana dünyanın en gelişmiş sismik ve derin deniz sondaj gemilerinin bulunduğu filosu ve kendi mühendisleriyle mavi vatanda doğal gaz aradığını hatırlatan Bayraktar, “2020 yılında Cumhuriyet tarihinin en büyük keşfini çok şükür yaptık. Sakarya gaz sahasında bugün 3,7 milyon metreküp günlük gaz üretiyoruz ama daha yolun başındayız. İnşallah oradaki gaz üretimimizi günlük 40 milyon metreküpe çıkaracağız. Bu sayede bugün 1,4 milyon haneye yeten oradaki doğal gaz üretimimiz 15 milyon haneye kadar çıkacak yani nerdeyse 60 milyonluk nüfusun kullanabileceği doğal gazı kendimiz üreteceğiz.” diye konuştu.
Yeni doğal gaz rezervi umudu
Bayraktar, yeni doğal gaz kaynaklarını arama çalışması kapsamında Sakarya gaz sahası yakınlarında yeni bir kuyu açıldığını bildirerek şöyle devam etti:
“Dün akşam itibarıyla ‘Göktepe 1’ adını verdiğimiz yeni bir kuyu kazmaya başlıyoruz. Ramazan ve Uşak’ın bereketiyle, bu kuyumuzdan önümüzdeki birkaç hafta içerisinde yeni bir keşif ve ilave bir rezerv buluruz inşallah. Bütün çalışmamız, gayretimiz bu yönde olacak. Göktepe 1 kuyumuz da bu anlamda hayırlı olsun. Bu bir keşif kuyusudur, arama kuyusudur. Şu anda Sakarya gaz sahasının daha kuzeybatısında bir sahada bu arama faaliyetimize başladık. Çok yeni başladık.”
Gabar’da günlük 37 bin varil petrol üretildiğini, sene sonunda 100 bin varilin hedeflendiğini dile getiren Bayraktar, Akkuyu’daki nükleer santralin yapımının hızla devam ettiğini, bu yatırımların Türkiye ekonomisine güç katacağını, cari açığı bir sorun olmaktan çıkaracağını kaydetti.
Bakan Bayraktar, Uşak’ın Sivaslı ve Karahallı ilçelerine 2024 yılı içerisinde doğal gaz getirileceğini de sözlerine ekledi.
Toplantıda konuşan Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın da yeni dönemde hayata geçirmeyi öngördükleri projeleri hakkında bilgi verdi.
Toplantıya Vali Turan Ergün, AK Parti Uşak milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selim Kandemir ve AK Parti Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar da katıldı.
Bakan Bayraktar, programın ardından Uşak Belediyesi öncülüğünde hayırseverler tarafından yapımı tamamlanan Uşşak Aşevi’ndeki iftar programına katıldı.
]]>Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Diyarbakır’da İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, kentte bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yeni bir vizyonla, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çok daha büyük ve güçlü bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.
Enerjide Türkiye’yi ve ekonomiyi daha güçlü kılacak adımları hep birlikte attıklarını kaydeden Bayraktar, bugün Türkiye’de 81 ilde 860 yerleşim yerinde doğal gaz bulunduğunu belirtti.
“Cumhurbaşkanı’mız bundan 22 yıl önce çok önemli bir hedef ortaya koydu ve ‘Biz her hane halkına, Türkiye’deki bütün illerimize doğal gazı götüreceğiz. Bu kolay, konforlu yakıtla tüm insanımızı, ticarethanelerimizi, sanayimizi buluşturacağız.’ dedi. Bizler bu büyük hedefi hamdolsun gerçekleştirdik, gerçekleştiriyoruz.” ifadelerini kullanan Bayraktar, Diyarbakır ve birçok ilçesinde doğal gaz olduğunu bildirdi.
Diyarbakır’da doğal gaz bulunmayan bir iki ilçe kaldığını, o ilçelere de önümüzdeki dönemde doğal gazı ulaştıracaklarını kaydeden Bayraktar, şöyle konuştu:
“Elbette doğal gazı ilçelerimize, illerimize, hanelerimize götürürken başka bir hedefimiz daha var. Bu doğal gazı kendi doğal gazımız olarak ülkemizde, kendi karalarımızda ve denizde ürettiğimiz doğal gaz olarak sizlere ulaştırmak istiyoruz. Bunun için bir yola çıktık. Bunun için bir hedef koydu Cumhurbaşkanı’mız. Türkiye Akdeniz’de, Karadeniz’de kendi doğal gazını arayacak, bulacak ve bunu vatandaşının evine getirecek. Biz hamdolsun, Karadeniz’de 2020 yılında doğal gaz keşfi yaptık. Sakarya gaz sahasından bugün 1,5 milyon haneye yetecek kadar doğal gazı üretiyoruz. Bunu 15 milyon haneye çıkarana kadar gece gündüz durmadan, duraksamadan çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz. İnşallah geçen sene olduğu gibi orada Cumhurbaşkanı’mız, ‘Doğal gazı bir ay boyunca ücretsiz vereceğiz. Bir yıl boyunca 25 metreküp gaz yine bedava olacak.’ dedi. Biz imkanlarımız arttıkça yeni keşifler oldukça daha fazla doğal gaz ürettikçe bu imkanlardan sizleri mutlaka yararlandıracağız. Bu imkanları sizlerin kullanımına açacağız.”
Diyarbakır’a önem verdiklerini belirten Bayraktar, Diyarbakır’ın günde 15 bin varil petrol ürettikleri bir şehir olduğunu, bu rakamları arttıracak çalışmaları yaptıklarını aktardı.
Bakan Bayraktar, “Diyarbakır’da, Batman’da, Şırnak’ta Türkiye’yi enerjide Türkiye Yüzyılı’na yaraşır bir şekilde bağımsız kılmak için çalışmaya, gayret etmeye devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.
AK Parti’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden de hep birlikte kendine yetebilen, gelişim odaklı, değer üreten bir Diyarbakır kuracaklarını belirterek, kente yönelik projelerini anlattı.
Mimarisiyle özgün, estetik, akıllı ve dijital, çevreye duyarlı, havası suyu ve toprağı temiz bir Diyarbakır kuracaklarını dile getiren Bilden, tek bir metrekare tarım toprağını asla imara açmayacaklarını kaydetti.
Kente ve tüm değerlere sahip çıkacaklarını anlatan Bilden, şöyle konuştu:
“Diyarbakır peygamberler, evliyalar, sahabeler şehri. Siz daha rahat bir şehirde, dirençli bir şehirde yaşayasınız diye, siz daha huzurlu bir şehirde yaşayasınız diye proje üretiyoruz. Birilerinin tek bir projesi yok. Ben bir aydır her çıktığım programda bu kesime çağrıda bulunuyorum. Lütfen projelerinizi açıklayın. Tek bir proje açıklayamıyorlar. Arazide de hiç kimseyi görmüyoruz.”
]]>Bakan Bayraktar, Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Uluslararası ATOMEXPO-2024 Forumu kapsamında Türk gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Geçen hafta Moskova’da meydana gelen terör saldırısını lanetleyen ve saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Bayraktar, “Bugün bu toplantıya gelmemizin nedenlerinden biri, bizim dayanışmaya verdiğimiz önem. Rusya ile birçok alanda, özellikle enerji alanında önemli bir işbirliğimiz var. Böyle bir günde burada olmanın, onlar açısından da önemli olduğunu düşünüyorum. Terörün her türlüsüne, terörle çok mücadele vermiş bir ülke olarak karşı olduğumuzu her zaman ifade ediyoruz. Buradaki terör saldırısını da şiddetle bir kez daha sizler vesilesiyle kınadığımızı ifade etmek istiyorum.” dedi.
Bayraktar, bir önceki Uluslararası ATOMEXPO Forumu’ndan bu yana Türkiye’de nükleer enerji sektöründe önemli gelişmelerin yaşandığını ifade ederek, “Türkiye, geçtiğimiz yıl nisan ayında Akkuyu’ya ilk taze yakıtın gelmesiyle beraber nükleer ülke haline geldi. Bu önemli bir değişim. Bir sonraki ATOMEXPO’ya geldiğimizde, Akkuyu’dan elektrik üreten bir ülke olarak burada olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Nükleerin, Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerinin gerçekleştirilmesi noktasındaki rolüne de değinen Bayraktar, “Biz yenilenebilir enerjiyi kullanmak istiyoruz. Ülkemizde çok büyük bir potansiyel var. Mevcut kapasiteyi arttırmak istiyoruz. Ama bu kesintili güneş ve rüzgar gibi kaynakları, mutlaka baz yükle dengelememiz gerekiyor. Dolayısıyla nükleer bu açıdan, yani bizim yenilenebilir enerji hedeflerimizi gerçekleştirmemiz için çok önemli. Türkiye’nin küresel ısınma, iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinde nükleer; temiz, çevreci yakıt olarak da katkı sağlayacak.” diye konuştu.
Sinop ve Trakya için görüşmeler devam ediyor
Bayraktar, Türkiye’nin nükleer enerjide ortaya koyduğu hedeflerin küresel nükleer enerji hedefleriyle uyumlu olduğunu kaydederek, “Türkiye’de 3 ayrı yerde muhtemelen 4’er reaktörle toplam 12 reaktör ve 15 bin megavatlık bir nükleer güce ulaşmayı hedefliyoruz. 2050 yılına kadar da, yani önümüzdeki 20-25 yılda Türkiye’nin mutlaka 20 bin megavat kurulu güce ulaşması gerekiyor. Bizim uzun dönemli enerji planlamamızın içerisinde bu var. Belki geri kalan kısmını küçük modüler reaktörlerle yapacağız. Bu nedenle Sinop fevkalade önemli, Trakya fevkalade önemli.” ifadelerini kullandı.
Trakya’daki projeye değinen Bayraktar, “Trakya tarafında Çin ile sürdürdüğümüz müzakereler var. Bu yıl içerisinde netleştirmek ve nihayete erdirmek istiyoruz. Anlaşma safhasını geçip, inşaat safhasına geçmemiz gerekiyor. Çünkü oranın da 2030’lu yılların başında elektrik üretir hale gelmesi lazım. Trakya bizim elektrik ihtiyacımızın en yoğun olduğu yerlerden biri.” dedi.
Bayraktar, Sinop’ta 2013’te Japonlarla başlayan sürecin ise sonlandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Farklı bir alternatif üzerinde çalışıyoruz. Rosatom, Rusya Federasyonu çok ciddi bir ilgi gösterdi. Türkiye’de olmaları, Akkuyu’da olmaları, Akkuyu’da elde ettikleri tecrübe, oradaki insan kaynağı, bunlardan istifade ederek bu tecrübeyi Sinop’a da aktarmak istiyorlar. Biz de bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin’in görüşmelerinde ortaya koydukları bu ortak çalışma hedefi konusunda ilgili kurumlarımız, bizim tarafta bakanlığımız başta olmak üzere, Rosatom ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çalışma grupları belirli alanlarda, teknik alanlarda, finansal alanlarda çalışmalarını sürdürüyorlar. Bunların neticesine bakacağız.” bilgisini paylaştı.
Türkiye’nin bu projelerin hayata geçirilmesi noktasındaki beklentilerine dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin hem Rusya’yla hem de Çinli şirketlerle süren müzakerelerde üç temel beklentisi var. Bir, biz rekabetçi bir enerji fiyatı istiyoruz. İki, yerlileşme. Artık Akkuyu’dan da daha ileride bir yerlileşme hedefi istiyoruz. Çerçevesi ortaya konmuş bir yerlileşme planı istiyoruz. Üçüncüsü de bizim binlerce insan kaynağına ihtiyacımız var. Hem nükleer santrallerin yapımı esnasında hem de onların işletimi esnasında, yani önümüzdeki 60-80 yıl boyunca. Dolayısıyla bu anlamda da bize önerilecek tekliflerin mutlaka bu üç temel kriteri karşılayacak şekilde sunulmasını bekliyoruz. Bu anlamdaki beklentilerimiz de kendilerine ilettik. Bunların dışında da ilgi alaka gösteren ülkeler var. Dolayısıyla biz diyoruz ki henüz hiç kimseyle nihai imzalar atılmadı. Dolayısıyla bu projeler bu anlamda diğer ilgilenen taraflara da açıktır diyoruz. Onlarla da farklı şekilde görüşmelerimiz devam ediyor.”
Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinde, 29 Ekim’in hedef tarih olarak belirlendiğini anımsatarak, “Akkuyu NGS’nin ilk reaktörünü bu yıl içerisinde devreye almak için yoğun bir gayret sarf ediyoruz. Özellikle Rosatom tarafı, yükleniciler, bizim Nükleer Düzenleme Kurumumuz, bu çerçevede çalışıyoruz, hedef bu. Ama elbette ki nükleer işi, çok dikkatle yapılması gereken, üzerinde nükleer güvenlikle alakalı tüm uluslararası standartlara uyulması gerekerek yapılacak bir iş. Dolayısıyla hiçbir şekilde bunlardan taviz vermeden, bunlara riayet etmek suretiyle bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Karşı karşıya kaldığımız farklı zorluklar da var. Teknik zorluklar da, başka zorluklar da var ama hedefimiz bu. Umarım bunu gerçekleştiririz. Rosatom ile ortaya konmuş anlaşma kapsamında bu süre 2025 yılıydı. Biz bunu biraz daha öne çekmeye gayret ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
2050’li yıllarda talebin yüzde 20’sinin nükleer enerjiden karşılanması hedefleniyor
Akkuyu NGS’nin, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu tek başına karşılayacağını aktaran Bayraktar, diğer santrallerin devreye girmesiyle 2050’li yıllarda Türkiye’nin, enerjisinin en az yüzde 20’sini nükleer enerjiden karşılayacağını söyledi.
Bayraktar, Akkuyu NGS projesinde deniz suyu sıcaklığı da dahil olmak üzere birçok çevresel etkinin değerlendirildiği çalışmaların yapıldığı ve sonrasında inşaata başlandığını vurgulayarak, “Bu konuda endişe edecek bir şey yok. Süreç bu anlamda takip ediliyor. Gerekli izinler ilgili taraflardan alınmış durumda.” dedi.
]]>Bayraktar, Hatay’ın Hassa ilçesi Bahri Gölge Caddesi’ndeki esnafı ziyaretinde bir süre sohbet etti.
Daha sonra Aktepe Seçim Bürosu önüne gelen Bayraktar, burada vatandaşlara hitap ederek doğduğu topraklara geldiğini ve kendisini evinde gibi hissettiğini söyledi.
Hatay’ın, kendileri için önemli ve Türkiye’nin enerjisine enerji katan bir yer olduğunu belirten Bayraktar, bugün buraya gelerek projeleri yerinde inceleyip takip ettiklerini anlattı.
Geçen yıl 6 Şubat depremlerinde çok büyük bir felaketi yaşadıklarını anımsatan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birçok kardeşimizi kaybettik, akrabalarımız, birçok insan gitti. 6 Şubat depremleri hakikaten özellikle Hatay’ı, hemen hemen bütün ilçelerini çok büyük etkiledi ama biz birinci günden itibaren devletimiz bütün imkanlarıyla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, tekrar dedik ki ‘Yiğit, düştüğü yerden kalkar’ misali inşallah biz şehirlerimizin bu düştüğü durumu tersine çevireceğiz. Şehirlerimizi tekrar inşa, ihya edeceğiz. Eskisinden çok daha güçlü, düzenli şehirler haline buraları getireceğiz diye milletimize söz verdik. İnşallah bu uğurda yolda gelirken konuştuk, gördük, TOKİ evleri hızla yükselmiş, bir kısmı teslim oldu inşallah diğer kısmı da hak sahiplerine teslim edilecek.”
AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında, sadece 5 şehirde doğal gaz olduğunu ifade eden Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğal gazı “Türkiye’deki her hane halkına getireceğiz” sözünü hatırlatarak 2002’den bugüne 81 ilde, 860 yerleşim yerinde artık doğal gazın olduğunu söyledi.
Bayraktar, doğal gaz gelmeyen mahalle ve beldelere de en kısa zamanda doğal gazı getireceklerinin sözünü verdi.
Doğal gazı bugüne kadar hep ithal ederek vatandaşlara sunduklarını dile getiren Bayraktar, şöyle konuştu:
“Ama 2016’da bir yola çıktık, Cumhurbaşkanımız dedi ki ‘Artık bu enerjideki, doğal gazdaki dışa bağlılığımı bitirelim, kendi doğal gazımızı bulalım, kendi doğal gazımızı vatandaşımıza götürelim’ dedi. Bunun için bir yola çıktık. Bu yol uzun, ince bir yol, bu yolda dedik ki, ‘Türkiye kendi sondaj ve sismik gemileriyle, mühendisleriyle, teknisyeni ve işçisiyle doğal gazı arayacak, denizlerimizde aranmamış, didik didik edilmemiş hiçbir karış yer bırakılmayacak’. Bu yolda biz Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han sondaj gemilerimizle, Akdeniz’de ve Karadeniz’de doğal gaz arıyoruz, hamdolsun 2020’de ağustos ayında Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yaptık. Adına Sakarya Gaz Sahası dediğimiz bu sahada şu anda 1,4 milyon hanede kullanılan doğal gazı üretir hale geldik.”
“2024’te başka keşifler bulmak için gece gündüz çalışıyoruz”
Karadeniz’deki keşif döneminde karşılaştıkları eleştirilere değinen Bayraktar, “Bize ‘arayamazsınız’ dediler, aradık, ‘bunlar arasalar bile bulamazlar’ dediler, biz doğal gazı karadan 170 kilometre mesafede bulduk. ‘Ya bulsalar bile bunu üretemezler, karaya getiremezler’ dediler, o doğal gazı geçtiğimiz yıl yine bir ramazanda, arife günü Filyos’ta Zonguldak civarında karaya çıkardık, orada yaktık, şimdi evlerinizde sizler kullanıyorsunuz. 1,4 milyon hane halkı şu an oradan ürettiğimiz gazı kullanıyor. Bu daha başlangıç. İnşallah oradaki üretimimizi artıracağız.” diye konuştu.
2024’te başka keşifler, yeni gazlar bulmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Bayraktar, Türkiye’nin kendi doğal gazını üreten ve vatandaşlarına dağıtan bir anlayışla enerji alanında ilerlediğini söyledi.
Gabar’da günlük 100 bin varil petrol üretim hedefi
Türkiye’nin kendi petrolünü üreten bir ülke olma yolunda yürüdüğünü vurgulayan Bayraktar, “Gabar’da geçmişte terörle anılan, girilemeyen, gidilemeyen topraklarda bugün Türkiye, günde 37 bin varil petrol üretiyor, Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyor. İnşallah orada 100 bin varile doğru, Türkiye’yi daha güçlü ve büyük kılmak, sizlere daha iyi imkanlar sunabilmek için çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Çok daha güzel bir Hatay olacak”
Yerel seçimlere değinen Bayraktar, şunları kaydetti:
“1 Nisan’da inşallah Mehmet Öntürk başkanımız sizlere hizmet için büyük bir yola çıkacak. Çok projeler var. Bunlar için 7 gün 24 saat çalışması lazım. Onun için biz de kendisine inşallah destek olacağız. Aklı başka yerde olan, yarı zamanlı, gel-git belediyecilikle değil, 7 gün 24 saat vatandaşı ve hizmeti düşünen, bu projeleri hayata geçirmek isteyen bir belediyecilik anlayışına ihtiyaç var. Bizim anlayışımız budur. Bizim hizmet siyasetimiz bunu gerektirir. Bu uğurda biz çalışmaya söz veriyoruz. Bu şehir çok büyük bir deprem felaketi yaşadı. Buradan çıktık, çıkacağız ve çok daha güzel bir Hassa, Hatay olacak. Memleketimiz bu anlamda güzel şehirlere kavuşacak. Burada doğal gaz hizmetinin geldiği, elektrik hizmetlerinin sağlandığı, belediyenin en önemli görevi olan su hizmetlerinin sunulduğu, temiz ve toz, toprak içinde olmayan yollarımız olacak.”
Bakan Bayraktar, daha sonra Kırıkhan ilçesi Barbaros Mahallesi Şükrü Kanatlı Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.
Kırıkhan’daki Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Karataş Yaşam Merkezi’nde konaklayan Kıbrıs Gazisi Mehmet Pekmez ve ailesine ziyarette bulunan Bayraktar, aileye Türk bayrağı ve Kur’an-ı Kerim verdi.
Yaşam merkezinde kalan aileleri de ziyaret eden Bayraktar çocuklara oyuncak dağıttı.
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya Su Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Su Günü’nün her yıl farklı bir temayla kutlandığını hatırlatan Bayraktar, bu yıl ki temanın ‘Barış İçin Sudan Faydalanmak’ olarak belirlendiğini ifade etti. Bayraktar, su kaynaklarının geliştirilmesinde temel yaklaşımın çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirlik olması gerektiğini aktardı.
“İklim değişikliği nedeniyle 2050 yılında tahıl fiyatlarında yüzde 29’a varan oranda artış yaşanabilir”
İklim değişikliğinin çağın en önemli problemleri arasında yer aldığını ve yaşamın her alanında olumsuz etkilere sahip olduğunu kaydeden Bayraktar, iklim değişikliğinden en çok tarım sektörü etkilendiğini belirtti. Bayraktar, “Küresel ısınma kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle 2050 yılında tahıl fiyatlarında yüzde 29’a varan oranda artış yaşanmasının muhtemel olduğu ve bu durumda dünya üzerindeki milyonlarca kişinin daha açlık riskiyle karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor. Dünyada açlıkla mücadele devam ederken, iklim değişikliği nedeniyle tarımsal üretimde yaşanabilecek kayıplar daha da önemli hale geliyor” diye konuştu.
“Artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması tarımsal verimliliğin artışından geçiyor”
Bayraktar, dünya nüfusu her yıl ortalama yüzde 1,1 oranında arttığını ve bu artışın devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara ulaşabileceğini ifade etti. Dünyada tarım için küresel su talebinin de 2050 yılına kadar yüzde 35 oranında artış göstermesinin beklendiğini sözlerine ekleyen Bayraktar, “Artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması ancak tarımsal verimliliğin ve üretimin artışından geçiyor. Son yıllarda dünya tarımsal üretimi ve ticaretinde önemli rolü olan ülkelerde yaşanan kuraklık ve diğer afetler tarım ürünlerinde önemli kayıplara neden oldu. Üretimi düşen ülkeler kendi ihtiyacını karşılamak adına ihracatını kısıtladı. Gelecekte tarımsal üretimin artan nüfusa karşı yetersiz kalmasıyla dünyada artan gıda milliyetçiliği, ülkelerarası barışı olumsuz etkileyebilir” ifadelerine yer verdi.
“Sulamaya açılmayan tarımsal alanların önce sulamaya açılması gerekiyor”
Tarımsal üretimde artışın sürdürülebilirliği; minimum kaynak ve girdi tüketimi, düşük maliyet ve doğaya minimum zararla sağlanabileceğine dikkati çeken Bayraktar, bunun sağlanabilmesi için modern üretim teknolojilerine geçilmesi ve uygun araçların kullanılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye’nin de modern uygulamaların faydalarından yararlanmak ve suyu kaynaklarını kontrollü tüketmek için çalışmalar yapılması gerektiğini aktaran Bayraktar, “2023 yılı sonu itibarıyla ülkemizde ekonomik olarak sulanabilir 8 buçuk milyon hektar tarım arazisinin brüt 7,1 milyon hektarı sulamaya açıldı. Tarımsal üretimde suyun gücünü en üst seviyede kullanabilmek için, kalan 1,4 milyon hektar alanın da bir an önce sulamaya açılması gerekiyor” açıklamasında bulundu.
“Çiftçilerimizin modern sulama sistemlerini kullanmaları teşvik edilmeli, hibe ve krediler artırılmalıdır”
Bayraktar, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için mevcut durumda yüzde 68 olan sulama oranının ve yüzde 51 olan sulama randımanının artırılmasının önemli olduğunu sözlerine ekleyerek, “Bunun yanı sıra yer altı barajlarının sayısının artırılması, sulama projelerinin biran önce tamamlanması, modern sulama sitemlerinde teşvik ve kredilerin artırılması, kuraklığa dayanıklı kültür bitkileri tarımı teşvik edilmesi gibi hususlar olabildiğince en kısa zamanda hayata geçirilmelidir. İklim değişikliğine adaptasyon için ise farkındalığın artırılması, çiftçilerin konuyla ilgili bilgilendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, konuya ilişkin plan ve projelerin bir bütün olarak ele alınması gerekir” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>Bayraktar, Adana Ticaret Odasında iş insanlarıyla bir araya geldiği toplantıda, Türkiye’nin çok önemli hedefle yoluna devam ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonunda, enerji ve tabii kaynaklar ile madenler alanındaki hedefleriyle ilgili katılımcıları bilgilendirmek istediğini ifade eden Bayraktar, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin malum, ekonomisinde en temel açmazlardan bir tanesi, bugün tam da Merkez Bankasının Para Piyasası Kurulunun aldığı faiz kararı var biliyorsunuz ama içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam, Türkiye’de özellikle döviz meselesi. Ekonomimizdeki şu anda yaşadığımız bazı sıkıntıların temelinde aslında Türkiye’nin cari açık vermesi, Türk ekonomisinin maalesef cari açık üreten bir ekonomi olması yatıyor. Bu yönüyle baktığımızda da biz kendi üzerimize düşen tarafıyla elbette Türkiye’nin cari açık problemini çözmesi için aslında iki tane temel şeyi başarması lazım; bunlardan bir tanesi sizlerin, Türkiye’nin üreten insanlarının, Türkiye’nin müteşebbislerinin daha katma değerli ürünler üretmesi ve daha katma değerli ürünlerle daha kaliteli bir ihracat yapımızın olması neticesinde sanayimizin, üretimimizin bu anlamda dönüşmesi ve bu sayede Türkiye’nin daha fazla cari açık vermemesi, bu anlamda belki cari fazla veren bir ülke haline gelmesi. Bir başka çözümü veya eş zamanlı, beraber yapmamız gereken diğer konu ise Türkiye’nin enerji ithalatını, enerjideki dışa bağımlılığını düşürmesi meselesi.”
Bayraktar, Türkiye’nin enerjide “çok büyük bir fatura” ödediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz yıllarda bu yaklaşık 45-50 milyar dolar yıllık ödediğimiz enerji faturası, ithalat faturası, özellikle pandemi sonrası dünyadaki enerji ve emtia fiyatlarının artmasıyla beraber çok anormal rakamlara ulaştı. Örneğin 2022 yılında bizim ödediğimiz enerji faturamız yaklaşık 96,5 milyar dolar oldu. Şimdi düşünün bir ekonominiz var ve her yıl bu kadar rakamları, 100 milyar dolarlara yakın rakamları dışarı ödüyorsunuz. Bu ekonominin elbette bu cari açıkla, bu döviz ihtiyacıyla öyle günler yaşadık ve yaşıyoruz ki örneğin BOTAŞ’ın doğal gaz ithalat şirketimizin günlük ödemesi 1 milyar dolarları bulabiliyor. Dolayısıyla bu parayı piyasadan toplamaya kalktığınızda zaten dövizde bir hareket olmama imkanı yok. Onun için Türkiye’nin mutlaka bu enerjideki dışa bağımlılık yükünden kurtulması lazım. Bu yükü ekonomimizin üstünden almamız lazım. Bunu aldığımız durumda, Türkiye enerjideki dışa bağımlığı düşürdüğü ölçüde inşallah önümüzdeki 30 yılda bunu tamamen ortadan kaldırdığımızda ve sanayimizde bu dönüşümle beraber daha katma değerli ürüne dönüştüğü durumda daha kaliteli ihracat yaptığımız durumda Türkiye çok daha emin adımlarla, çok daha güçlü bir ekonomi olarak yoluna devam edecek.”
Enerjide dışa bağımlılığı bitirme hedefi
Bayraktar, enerjide dışa bağımlılığın bitirilmesi hedefiyle ilgili, “Türkiye Yüzyılı’nda biz Türkiye’nin önümüzdeki 30 yılda enerjide ve tabii kaynaklar alanında mutlak suretle dışa bağımlılığını bitirme hedefiyle yola çıkıyoruz.” diye konuştu.
Bu yolda çalıştıklarını vurgulayan Bayraktar, “Şu anda bile Türkiye’nin geçtiğimiz yıl elbette şubat ayı iyi bir gösterge olmayabilir ama 2022 yılının şubat ayına göre rakamlara bakıyoruz, hem elektrik hem doğal gaz talebinde artış var. Sanayide talebin arttığını görüyoruz. Dolayısıyla böyle bir ortamda bile ekonomimiz ve enerji talebimiz büyüyor. Dolayısıyla bizim artan talebi karşılarken, dışa bağımlılığı düşürmek gibi zorlu bir hedefimiz var.” ifadesini kullandı.
Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin artmaya devam edeceğini öngördüklerini anlatarak, bunun için ortaya koydukları stratejilerden bahsetti.
Yenilenebilir enerji
Türkiye’nin yenilenebilir enerji konusunda çok ciddi potansiyelinin olduğunun altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin mutlaka yerli ve yenilenebilir kaynaklarını, buna yerli kömürümüzü de dahil etmek durumundayım, mutlak suretle ekonomimize kazandırmamız lazım. Birinci unsur bu. Bu anlamda bugüne kadar yaptıklarımız, yani yenilenebilirde geldiğimiz nokta 22 bin megavatlara geldik güneş ve rüzgarda, diğer kaynakları da özellikle jeotermal ve hidrolik kaynakları kattığımızda bunlar yaklaşık yüzde 50’nin üzerine çıkıyor. Mutlaka Türkiye’nin güneşte ve rüzgardaki ilave potansiyelini devreye almamız lazım. Önümüzdeki 12 yılda bizim 60 bin megavat ilave yenilenebilir kurulu gücü sisteme katmamız lazım. Dolayısıyla yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları birinci önceliğimiz.”
Bakan Bayraktar, ikinci önemli önceliklerinin de sanayicilerin de üzerine gittiği “enerji verimliliği” konusu olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin enerjisini verimli kullanması gerektiğini, sanayicilerin bu konuda birçok proje geliştirdiğini belirten Bayraktar, “Türkiye geçtiğimiz 7 yılda, 2016-2023 yılları arasında enerji verimliliğinde yaklaşık yüzde 14’lük bir tasarruf sağladı. Yaklaşık 8,5 milyar dolarlık bir yatırım yapıldı bu konuda ve yeni dönemdeki 2024-2030 döneminde de yine benzer, yüzde 20’ye varan iddialı bir hedefle yola devam ediyoruz. Bu anlamda enerji verimliliğini de yenilenebilir enerji kaynaklarını, yerli enerji kaynaklarını devreye almak kadar önemsiyoruz.” diye konuştu.
Bayraktar, büyük ithalat kalemlerinin olduğu alanlarda mutlaka Türkiye’nin karalarında ve denizlerinde petrolünü, doğal gazını araması, varsa bulması ve üretmesi gerektiğini vurguladı.
Karadeniz gazının geçen yıl karaya ulaştırıldığını ve kullanımına başlandığını anımsatan Bayraktar, “Her gün takip ediyorum, bugün itibarıyla 3,7 milyon metreküplük bir üretim rakamına ulaşmış durumdayız. Bu ne demek? Yaklaşık 1,5 milyon haneye yetecek kadar doğal gazı şu anda kendimiz üretiyoruz demek. Elbette bu daha başlangıç.” ifadesini kullandı.
Doğal gazın, sanayi sektörü ve elektrik üretimi açısından da önemli olduğuna işaret eden Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bizim 50 milyar metreküpü aşan tüketimimizin inşallah Karadeniz gazıyla 15-16 milyar metreküplük yıllık üretimlerle yüzde 30 civarında bir kısmını karşılayacağız ama geride koca yüzde 70 var. Dolayısıyla bunun için diyoruz ki mutlaka bizim Karadeniz’de, Akdeniz’de, karalarda olabilir daha yeni keşiflere ihtiyacımız var. Bu anlamda da 2024’te yine bu gemilerimizle, özellikle Karadeniz’de 3 lokasyonda aramayı hızlandıracağız. Burada yeni kuyular açacağız, yeni arama sahalarına girmiş olacağız. Onlardan eğer olumlu netice alabilirsek bunlar da yeni rezerv olarak kendi doğal gaz üretimimize dahil olmuş olacak.”
(Sürecek)
]]>ANKARA – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Gıda ürünlerinde artan taklit ve tağşiş üreticilerimiz için ekonomik kayıplara sebep oluyor ve bu durum ihracatımızı da olumsuz etkiliyor” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı görüntülü basın açıklaması gıda ürünlerinde yaşanan taklit ve tağşiş konusunda uyarılarda bulundu.
“Geçtiğimiz yıl Dünya Gıda Fiyat Endeksi yaklaşık yüzde 10 gerilerken ülkemizde 2023 yılı Aralık ayında gıda fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 72 oranında arttı” diyen Bayraktar, “2024 yılının ocak ayında aylık yüzde 5,1, artan endeks şubat ayında aylık yüzde 8,2 artarak yıllık yüzde 71,1 seviyesinde gerçekleşti. Tüketici, artan enflasyonun etkisini en fazla gıda fiyatlarında hissediyor” ifadesini kullandı.
Hızla yükselen gıda fiyatlarının mutfak harcamalarını artırdığını söyleyen Bayraktar, alım gücünün azaldığını belirterek, “Bu nedenle evdeki hesabın markete uymadığı, gıda fiyatlarının gündemden düşmediği bir dönemdeyiz. Gıda fiyatlarının artmasıyla alım gücü düşen tüketiciler daha ucuz ürünlere yöneliyor. Bu durumu fırsat bilen bazı satıcılar gıda ürünlerinde hile ve sahtekarlığa daha fazla başvuruyor. Gerek merdiven altı yapılan üretimlerle gerekse taklit ve tağşiş yöntemiyle sözde ‘uygun fiyat’ adı altında satışa sunuluyor” açıklamasında bulundu.
Ramazan ayı öncesi üretici ve market fiyat çalışmasında zeytinyağının üreticideki bir litre fiyatın 303 lirayken markette 5 litrelik fiyatın bin 710 lira olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Buna rağmen farklı adlar altında satılan 5 litrelik zeytinyağı internette 415 liraya kadar düşük fiyatlara satılıyor. Çiçek balında 2023 yılı üretim maliyeti Üretici Birliği tarafından en az 111 lira olarak belirlendi. Bilindik markalar 300 ile 500 lira arasında 1 kilogram çiçek balını satışa sunarken internette 1 kilogram çiçek balının 140 liraya satıldığını görüyoruz.”
“İnternet yoluyla satılan ürünlerin tüketicilerimizin sağlığını tehdit eder hale geldi”
Süt ürünlerinde de benzer tablo olduğunu anlatan Bayraktar, “Üretici fiyatları ortadayken özellikle internet yoluyla satılan ürünlerin fiyatlarının bu kadar düşük olması akıllara doğrudan taklit ve tağşişi getiriyor. Maliyetleri düşürmek amacıyla yapılan taklit ve tağşiş artık tüketicilerimizin sağlığını tehdit eder hale geldi” ifadelerini kullandı.
“Gıda ürünlerinde artan taklit üreticilerimiz için ekonomik kayıplara sebep oluyor”
Artan gıda fiyatlarının üretim yapmayı zorlaştırdığına işaret eden Bayraktar, şöyle konuştu:
“Gıda ürünlerinde artan taklit ve tağşiş üreticilerimiz için ekonomik kayıplara sebep oluyor ve bu durum ihracatımızı da olumsuz etkiliyor. Üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği ürünlerini her türlü hile ve sahtekarlığa karşı korumak zorundayız. Bu sebeple taklit ve tağşişli ürünlere karşı hem üreticilerimizin emeğini korumak hem de tüketicilerimizi bilgilendirmek adına uyarılarımızı yapmaya devam ediyoruz.”
“Sofralarda en çok tüketilen ve sağlıklı beslenmenin temelini oluşturan zeytinyağı, tereyağı, bal ve peynir taklit ve tağşiş yapılan ürünlerin başında geliyor. Tüketicilerin dengeli beslenmesinde önemli yeri olan ürünlerde taklit ve tağşişin artması sağlık sorunlarına neden olurken, güvenilir gıdaya ulaşma endişesi de artıyor” diyen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Protein kaynağı olan peynirde, süt yağı haricinde başka yağların kullanımı, koyun ve keçi peynirlerine inek sütü karıştırılması, ürün yapısını sertleştirmek için nişasta kullanımı, küf ve maya oluşumunu engellemek amacıyla yasaklı madde kullanımı gibi yollara başvuruluyor. Tereyağında süt kremasına bazı bitkisel ve hayvansal yağların ilavesinin yanı sıra üretilen tereyağlarının gerçeğe yakın görünmesi için sarı renkli gıda boyası ilavesi yapılıyor.”
“Sahte balların üretildiği de biliniyor”
Zeytinyağında ise içeriğinin belli olmayan yağların katılması gibi birçok farklı taklit ve tağşiş olduğunu ifade eden Bayraktar, “Balda, üretim aşamasından sonra şurupların katılması, farklı özellikteki kalitesiz balların karıştırılması, düşük rutubet içeriğine sahip ballara su katılması gibi tağşişler oldukça yaygındır. Ayrıca, arının hiçbir katkısı olmadan tamamen kimyasal yolla, değişik şeker şuruplarından fabrikalarda veya merdiven altı işletmelerde içeriği belli olmayan sahte balların üretildiği de biliniyor” diye konuştu.
Taklit ve tağşişli ürün artışını engellemenin herkesin görevi olduğunu aktaran Bayraktar, “Tarım sektöründe örgütlenme özellikle üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve üreticilerimizin daha kolay ürünlerini pazarlayabilmesi bakımından oldukça önemlidir. Tüketicilerin, küçük üreticilerimizin emeklerini koruyan hakiki ürünleri sofralara ulaştıran birlikler ve kooperatiflerin ürünlerini tercih etmeleri yararlarına olacaktır” ifadesini kullandı.
“Sahtekarlık yapan firmaların kamuoyuna ifşa edilmesi”
Taklit ve tağşişli ürünlerin tüketiciler tarafından anlaşılması çoğu zaman mümkün olmadığını söyleyen Bayraktar, sahte ürünlerin ancak laboratuvarlarda analiz tespiti yapılabildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Mübarek Ramazan ayının içinde olduğumuz bugünlerde taklit ve tağşişli gıda ürünlerine karşı denetimler sıklaşmalı ve kesilen cezalar caydırıcı olmalıdır. Sahtekarlık yapan firmaların kamuoyuna ifşa edilmesi, gerekirse kapatılması ve her türlü faaliyetten men edilmesi gerekiyor. Tüketicilerin de bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor. Tüketicilerimiz, alışverişlerini yaparken güvenilir markaları tercih ederek anormal derecede düşük fiyatı olan ürünlerden kaçınmalı, şüpheli gördükleri ürünleri yetkili makamlara bildirmelidir. Yine internet üzerinden satışı yapılan gıda ürünlerine de ayrıca dikkat edilmesi gerekiyor. İnternet üzerinden satılan ürünlerin nerede üretildiği ve hangi koşullarda stoklandığı bilinmiyor. Bu nedenle insan sağlığı için tehdit teşkil eden bu ürünlerin daha sıkı denetlenmesi ve takip edilmesi büyük önem taşıyor.”
]]>Bakan Bayraktar, Bergama Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret etti, sanayicilerle görüştü.
Daha sonra Bergama Ticaret Odası’nda sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelen Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, İzmir ve Bergama’nın enerji alanındaki önemine işaret etti.
Türkiye’nin altından kömüre birçok alanda bereketli topraklar üzerinde bulunduğunu, ancak ülke ekonomisinin özellikle enerji ithalatı yönüyle cari açık verdiğini dile getiren Bayraktar, 2022’de enerji ithalatı tutarının yaklaşık 96,5 milyar dolar olduğunu söyledi.
Bakan Bayraktar, şöyle devam etti:
“2023’te bunu 70 milyar dolarlar seviyesine çektik ama 70 milyar dolar, 80 milyar dolar, 90 milyar dolar her sene enerji faturası ödeyerek maalesef bu cari açık problemini, döviz problemini ve nihai olarak enflasyon problemini çözme şansımız yok. Dolayısıyla bizim Türkiye’de, enerjide Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde ortaya koyduğumuz hedef şu; Türkiye’nin mutlaka bu cari açığı düşürecek, enerjide dışa bağımlılığı düşürecek ve nihai olarak önümüzdeki süreçte Türkiye’yi enerjide bağımsız kılacak, kendi kendine yeten bir ülke haline getirecek politika ve projeleri hayata geçirmeye gayret ediyoruz. Bunun yolu Türkiye’nin kendi kaynaklarını kullanmasından geçiyor. Başta yenilenebilir olmak üzere, yani bizim hamdolsun güneşimiz, rüzgarımız, jeotermalimiz, dolayısıyla bu kaynaklarımızı mutlaka ekonomiye kazandırmamız lazım. İkinci husus mutlaka Türkiye’nin kendi doğal gazını, petrolünü bulması gerekiyor. Bütün izlediğimiz politikalar, yaptığımız faaliyetler bu doğrultuda.”
“Yenilenebilirde çok büyük hedef koyduk önümüze”
Karadeniz’de çok önemli bir gaz keşfi yapıldığını, üretimi hızlı bir şekilde artırmayı hedeflediklerini belirten Bayraktar, hane halkı doğal gaz ihtiyacını yerli kaynaklardan sağlama hedefiyle çalıştıklarını bildirdi.
Türkiye’nin petrol keşiflerine de değinen Bayraktar, daha önce adı terörle anılan Gabar’da Türkiye’nin en kaliteli petrolünün üretildiğini söyledi.
Bakan Bayraktar, petrol, doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarını hayata geçirirken yerli ekipman kullanılmasının önemine dikkati çekerek şunları ifade etti:
“Bugün Türkiye’de 12 bin megavatın üzerinde rüzgar kurulu gücümüz var. Dolayısıyla bu rüzgarı aynı zamanda elektriğe, enerjiye dönüştürürken ekipmanları da üretmek, dolayısıyla böyle bir ekosistem, böyle bir endüstri, böyle bir istihdama katkı sağlayabilecek alanı da açmak istedik. Onun için bizim yerli ekipman destek mekanizmamız var. Çünkü yenilenebilirde çok büyük hedef koyduk önümüze. Dedik ki Türkiye şu anda dünyada 12’inci sırada güneş ve rüzgarda. Avrupa’da 5’nci sıradayız. Ama bu yer bizim için yeterli değil. Çünkü ülkemizin bu açıdan çok büyük bir potansiyeli var. Her yıl biz 5 bin megavat güneş ve rüzgar (enerjisi santrali) yapmak zorundayız. Kanadını, kulesini üreten, güneş panelini üreten bir ülke olmamız lazım. Türkiye’nin bu anlamda gideceği ciddi bir yol var.”
Altın üretiminde hedef, yıllık 100 ton
Türkiye’nin çok yoğun altın ithalatı yapan bir ülke olduğunu, altın madenciliğindeki potansiyelin de daha iyi kullanılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Altın üretimimizi mutlaka yıllık en az 100 tonlara çıkarmamız gerekiyor önümüzdeki 5 yıl içinde. Bunu yapabilmek için elbette ki insandan, insan sağlığından vazgeçmeden ve bunu önceleyerek, çevreyi önceleyerek yatırımları yapmamız lazım. Özellikle madencilik sektöründe çalışan arkadaşlarımızdan bunu tekrar istirham ediyorum bu toplantı vesilesiyle. Değerli arkadaşlar, iş sağlığı ve güvenliğinden asla taviz vermeden, asla riske etmeden, mutlaka işletmelerimizi doğru işleteceğiz. Çünkü çok yakın bir zamanda bir kaza yaşadık biliyorsunuz Erzincan İliç’te. Dolayısıyla asla bunları istemiyoruz. Biz bu anlamda denetimlerimizi daha da sıklaştıracağız ama esas iş sizlere düşüyor. İşletme sahiplerine, işletmecilere, orada çalışanlara düşüyor. Dolayısıyla güvenli madencilik, çevreyle uyumlu madencilik diyoruz. Bu anlamda da ülkemiz maden açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ama bunları doğru şekilde, sorumlu şekilde ekonomimize kazandırmamız lazım. Bunu yaptığımız zaman Türkiye daha güçlü bir ülke olacak, daha güçlü bir ekonomimiz olacak.”
Kentsel dönüşümünü yapmış, trafik, çevre ve hava kirliliği sorununu çözmüş şehirlerin gerekliliğine vurgu yapan Bayraktar, yerel seçimlerde AK Parti Bergama Belediye Başkan adayı Sadık Doğruer için destek istedi.
Bakan Bayraktar’a, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu ve AK Parti Bergama Belediye Başkan adayı Sadık Doğruer eşlik etti.
]]>Bakan Bayraktar, AK Parti İl Gençlik Kollarının Konak’ta bir otelde düzenlediği “Gençlik Sofrası” sahur programına katıldı.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin enerji vizyonunu ve Türkiye Yüzyılı’na dair hedeflerini anlattı.
Türkiye’nin büyüyen ekonomisi, genç ve dinamik nüfusuyla artan enerji talebi en önemli konulardan biri olduğunu belirten Bayraktar, ülkenin ciddi bir enerji talebi olduğunu, öncelikli görevlerinin bu artan enerji talebini karşılamak olduğunu söyledi.
Türkiye ekonomisinin ise en önemli konularından birinin enerjideki dışa bağımlılık olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Türkiye maalesef kullandığı enerjinin yaklaşık üçte ikisini ithal ediyor. Doğal gazın neredeyse tamamını, petrolün yüzde 92’sini, kömürünü ve madenlerini büyük bir kısmını maalesef ithal etmek yoluyla karşılıyor ve bu nedenle her sene biz enerjiye ve maden ithalatına 10 milyar dolarlık bir fatura ödüyoruz. Şimdi bu faturaları ödeyerek maalesef cari açık veriyoruz ve bu cari açık bizim ekonomimizdeki en kırılgan, bizi en zorlayan konulardan biri haline geliyor.”
Bayraktar, artan enerji talebini ve dışa bağımlılığı düşürmekle ilgili gece gündüz çalıştıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önlerine çok büyük bir hedef koyduğunu kaydeden Bayraktar, “Türkiye önümüzdeki 30 yılda karbon nötr bir ekonomi olacak. Ne demek? Türkiye 30 yılda karbon emisyonlarını nötr hale getirecek ve daha çevreci, daha yeşil daha çok yenilenebilir enerjiyi kullanan bir ülke haline gelecek.” diye konuştu.
İzmir’de özellikle rüzgar enerjisinin son derece yüksek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Bayraktar, jeotermal, biokütle enerjisini mutlaka en üst seviyede ekonomiye kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.
Bayraktar, ülkenin doğal gaz ve petrolde olan dışa bağımlılığını düşürmek için milli enerji ve maden politikası vizyonu çerçevesinde çalışma yürüttüklerini belirterek şöyle devam etti:
” Akdeniz’de, Karadeniz’de doğal gaz ve petrol araması yaptık. 2016’da kendi gemilerimizle başladığımız ve şu anda dünyanın en büyük filosuna sahip olduğumuz Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamit Han gemileriyle Karadeniz’de ve Akdeniz’de gidilmedik yer adeta bırakmadık.”
Bayraktar, birilerinin bulamazlar, yapamazlar demelerine rağmen Karadeniz’de, Sakarya gaz sahası adını verilen sahada 2 bin 100 metre deniz derinliğinde gazın bulunduğunu borularla, Zonguldak Filyos Limanı’na getirildiğini ve Türkiye’de 1,4 milyon hane halkına yetecek kadar doğal gazı ürettiklerini söyledi.
Bayraktar, Şırnak’ta, Gabar’da günde 37 bin varil petrol üretildiğini belirterek şunları söyledi:
“İnşallah 2024 sonunda bunu 100 bin varile çıkaracağız ama ülkemiz çok büyük, ekonomimiz büyüyor, ihtiyaçlarımız artıyor. Dolayısıyla bizim daha çok Gabar keşfine daha çok Sakarya gaz keşfe ihtiyacımız var. Gece gündüz çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz. Biz 2053’te, yani önümüzdeki 30 yılda hem karbon nötr olmak hem de Türkiye’yi enerjide bağımsız kılmak, dışa bağımlılığımızı bitirmek hedefiyle yola devam edeceğiz.”
Türkiye’nin nükleer enerji alanında da Mersin Akkuyu’da nükleer santral yaptıklarını kaydeden Bayraktar, şunları kaydetti:
“2010 yılında uluslararası anlaşma yoluyla Rusya Federasyonu ile yapılan anlaşma çerçevesinde biz şu anda Mersin Akkuyu’da nükleer santral yapıyoruz. Kimileri bize nükleer santral yapmayın, nükleer ihtiyaç yok, gerek yok şöyle tehlikeli, böyle tehlikeli derken ne oldu biliyor musunuz? Sadece birkaç ay önce Dubai’de Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda bütün dünyanın gelişmiş ülkeleri dediler ki, dünyanın iklim değişikliğiyle mücadele edebilmesi için küresel ısınmayla mücadele edebilmesi için mevcut nükleer gücü 3 kat arttırması lazım. Türkiye’nin de bu kapsamda nükleer enerjiye sahip olması lazım. Gelişmiş ülkelerde ne varsa Avrupa’nın ortasında Fransa’da ne varsa Amerika’da, Çin’de ne varsa Türkiye’nin de ona sahip olması lazım.”
İzmir’de de Türkiye vizyonuna sahip bir belediyeciliğe ihtiyaç olduğunu belirten Bayraktar, Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ’ın projelerindeki inovasyon örneklerini çok beğendiğini anlattı.
Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Dağ
Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ da gençler için çok önemli projelerinin olduğunu, İzmir’de 7 gün 24 saat çalışacak kütüphane hizmetini, Büyükşehir Belediyesi olarak yapacaklarını dile getirdi.
Dağ, kütüphaneleri gençlerin hizmetine sunmuş olacaklarını belirterek “1 Nisan’dan itibaren Büyükşehir Belediyesi olarak önce üniversite etrafında dev mekan tarzı 7 gün 24 saat çalışan çayı, çorbası, keki ücretsiz olan kütüphaneleri hayata geçirecek ve gençlerimizin hizmetine sunmuş olacağız. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.” dedi.
İzmir’de yaşayıp üniversiteyi kazanan gençlere maddi yardımda bulunacaklarını açıklayan Dağ, “İlk defa üniversiteyi kazandığında kardeşlerimiz ne yapacağız düşüncesinde, anne babaları ne yapacağız düşüncesinde oluyorlar. Onun için dedik ki biz bir can suyu verelim. İzmir’de yaşayıp da üniversiteyi kazanan genç kardeşlerimize ilk yıl için on bin lira destek ödemesi yapalım dedik.” diye konuştu.
Dağ, İzmir’de gençlerin her sınavda başarılı olmasının en büyük arzularının olduğunu, LGS, AYT, TYT ve üniversite sınavlarında ilk 1000’e giren İzmirli gençlere 50 bin lira destek ödemesi yapacaklarını söyledi.
AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da seçim kampanyası başladığı ilk günden itibaren AK Parti Gençlik Kolları olmak üzere canla başla çalışmalara başladıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı seçiminin zaferini birilerinin maç olarak değerlendirdiğini belirten İnan, şunları kaydetti:
“Biz bu maçı 1-0 geride bıraktık ama bu seçimlerde birileri bu maçı 1-1 yapmanın derdinde olacak. Bunu da iyi biliyoruz. Hamza Bey iyi bir futbolcu. Kendisinin maç tecrübesini tüm gençlik kollarımız, gençlik yıllarından itibaren çok iyi biliyor. Ben inanıyorum ki başta Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Hamza Bey başta olmak üzere, AK Gençlik’in enerjisiyle, tüm Türkiye’de bu gençler bunlara öyle bir gol atacak ki bu maçı on sıfır geride bırakacağız.”
AK Parti İzmir Milletvekili ve Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı ise gençlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu, 31 Mart’ta akşamı Konak Meydanı’nda aynı bu gece burada toplanıldığı gibi toplanılacağına olan inancını dile getirdi.
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, gençlere programa ilgisinden dolayı teşekkür etti.
Konuşmaların ardından AK Parti İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Recep Tayyip Taslak, Bakan Bayraktar’a İzmir Saat Kulesi’nin minyatürünü hediye etti.
]]>Bayraktar, Dörtyol ilçesi Çaylı Mahallesi’ndeki iftar programında, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından iftar sofrasında bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Türkiye’yi yeni yüzyıla taşımak, daha güçlü, müreffeh, etkili kılabilmek için var güçleriyle gece gündüz çalıştıklarını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Elbette ki bizlerin Türkiye için büyük bir hayali var. Türkiye’yi enerjide, savunma sanayinde, tarımda, gıdada bağımsız kılabilmek, kendi ayakları üzerinde duran, kendi kendine yeten büyük, güçlü bir ülke yapmak istiyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonunda enerji ve maden alanında, doğal gazda, petrolde kendi doğal gazını üreten, kendi petrolünü bulan ve onu çıkaran bir ülke haline geleceğiz inşallah. Bunun için gayret ediyoruz, çalışıyoruz.”
Bayraktar, 2020’de Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal gaz keşfini yaptıklarını hatırlatarak, Sakarya gaz sahasında, Karadeniz’in ortasında, denizin 2 bin 100 metre derinliğinde doğal gazı bulduklarını söyledi.
“Bulamazsınız, arayamazsınız” diyenlerin olduğunu ancak kendi gemileriyle o doğal gazı arayıp bulduklarını, 3 seneden kısa süre içerisinde de evlerde kullanılır hale getirdiklerini vurgulayan Bayraktar, şöyle konuştu:
“Yine aynı şekilde Gabar’da Türkiye’nin en büyük petrolünü keşfettik. Yine kendi mühendislerimizle, imkanlarımızla bir dönem terörle anılan, gidilemeyen, ‘buralarda petrol yok’ denilen yerleri gittik, aradık, bulduk ve şimdi oralardan Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyoruz. İnşallah bu sayede hem oradan elde ettiğimiz gelirlerle gençlerimiz için, ailelerimiz için özel programlar, özel projeler geliştiriyoruz.”
Doğal gazın 2002’de sadece 5 şehirde olduğunu belirten Bayraktar, bugün 81 ilde doğal gazın evlerde, ticarethanelerde ve sanayilerde kullanıldığını söyledi.
Bayraktar, 860 yerleşim yerindeki doğal gazı, önlerindeki dönemde bütün ilçelere, mahallelere getireceklerini anlattı.
Bu çalışmaları yürütürken belediyelerin önemine değinen Bayraktar, “Çünkü merkezi idareyle uyumlu çalışan, merkezi anlayışı içerisinde çalışan yerel yönetimlere ihtiyacımız var. Bu anlamda Hatay’ın artık bu fetret devrine bir son vermesi lazım.” diye konuştu.
Bayraktar, 31 Mart’ta vatandaşların desteğiyle Hatay’ın hizmet belediyeciliğiyle, proje belediyeciliğiyle bir araya geleceğini dile getirdi.
Cumhur İttifakı’nın Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Öntürk’ün 1 Nisan sabahı belediye başkanı seçilerek gece gündüz vatandaşın hizmetinizde olacağını belirten Bayraktar, “Biliyorsunuz bazıları belediyede, belediye başkanlığını adeta bir geçici görev yeri, efendim yarı zamanlı iş gibi görüyor. Bizim için Cumhur İttifakı olarak AK Parti belediyeciliği, belediye anlayışımız, 7 gün 24 saat vatandaşına hizmet eden, vatandaşının herhangi bir sorunu ne ise onun yanında olan bir belediye anlayışı. İnşallah bunu sergileme fırsatını bizlere vermenizi sizlerden istirham ediyorum.” ifadesini kullandı.
Bayraktar, Cumhur İttifakı’nın Dörtyol Belediye Başkan adayı Ömer Oğuz Uçar’a da destek istedi.
Hatay’ın, Türkiye ekonomisinde çok özel ve müstesna bir yeri olduğunu aktaran Bayraktar, Dörtyol’un da kendileri için enerjinin de lojistiğin de en önemli merkezlerinden birisi olduğunu söyledi.
Buradaki gençlerin hepsine iş imkanı sağlayacak şekilde ticaretin, esnafların daha iyi, daha büyüyerek gelişmesi için gayret edeceklerinin ifade eden Bayraktar, bunun için hep birlikte el birliğiyle adım atmak gerektiğini belirtti.
Bayraktar, ilçenin bazı mahallelerindeki doğal gaz ve elektrikle alakalı sorunlarının farkında olduğunu aktararak, konuyu değerlendireceklerini kaydetti.
]]>ANKARA – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ” Dünya Bankası’nın verilerine göre 2014’te Türkiye nüfusunun yüzde 27’si kırsalda yaşarken 2022’de bu oran yüzde 23’e geriledi” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaklaşan yerel seçimler öncesi çiftçilerin belediyelerden beklentilerine ve taleplerine yönelik Ziraat Odaları aracılığıyla yapılan çalışmanın sonuçlarını paylaştı.
Tarımın stratejik bir sektör olması nedeniyle tüm dünyada desteklendiğini söyleyen Bayraktar, Türkiye’de de kamu aracılığıyla tarım sektörüne birçok farklı araçla destek verildiğine işaret ederek, “2012 yılında yayınlanan 6360 sayılı Kanun’un 2014 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte Büyükşehir ile ilçe belediyelerine tarım sektörüne yönelik hizmet ve faaliyetler konusunda görev ve yetkiler verildi” ifadesini kullandı.
Türkiye’de kırsal alana hizmet etme görevini 81 ilin 30’unda büyükşehir belediyeleri kalan 51 ilde ise il özel idarelerinin yetkisinde bulunduğunu hatırlatan Bayraktar, “Kanunla verilen görev ve yetkiler sonucu 2014 yılından bu yana büyükşehir belediyeleri tarımsal üretimin doğrudan içindedir. Geçen süreç içerisinde büyükşehir belediyeleri tarıma yönelik hizmet götürme birimlerini oluşturdu. Bu açılan birimler bölgeleri dahilinde tarıma ve kırsal alanlara yönelik çalışmalar yapıyor, destekler veriyor” diye konuştu.
TZOB tarafından yapılan çalışmaları aktaran Bayraktar, “İl ve ilçelerde belediyelerin tarım sektörüne yönelik gerçekleştirdiği çalışmalar ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri tespit edildi. Yapılan çalışma neticesinde, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde tarım alanlarının yeterince korunmadığı, verilen desteklerin çiftçiler tarafından yeterli bulunmadığı tespit edildi” açıklamasında bulundu.
Türkiye’de 2023 yılı itibariyle 23 milyon 941 bin 709 hektar tarım alanı olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Toplam tarım alanının yüzde 55,7’si yani 13 milyon 337 bin 897 hektar büyükşehir belediyesi sınırları içerinde bulunan 30 ildedir. 2014 yılında 30 büyükşehir belediye sınırlarında bulunan işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı toplamı 13 milyon 589 bin 850 hektardır. 2023 yılında ise yüzde 1,85 azalarak 13 milyon 337 bin 897 hektara geriledi. 6360 sayılı Büyükşehir Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 10 yıl geçti ve bu sürede büyükşehirlerde 2 buçuk milyon dekarlık işlenen tarım alanı yok oldu. Büyükşehirlerin önemli kısmı sanayinin fazla olduğu, sahile yakın turizmin daha ön planda olduğu illerden oluşuyor. 1. sınıf verimli tarım arazilerinin fazlaca olduğu bu illerde tarım arazilerinin, tarım dışı amaçla kullanımına yönelik tehdidi gün geçtikçe daha da artırıyor.”
“Kırsal nüfusun oranı yüzde 23’e geriledi”
Türkiye’de kırsal nüfusun azaldığını söyleyen Bayraktar, şöyle konuştu:
“Dünya Bankası’nın verilerine göre 2014’te Türkiye nüfusunun yüzde 27’si kırsalda yaşarken 2022’de bu oran yüzde 23’e geriledi. Son yıllarda kırsaldan kente göçün hızlandığı göz önüne alındığında karşımıza ilk olarak kırsal bölgelere sosyal ve kültürel yaşantıyı geliştiren hizmetlerin götürülmesi gereği çıkıyor. Belediyeler, kırsal hayatın doğal yapısını bozmadan sosyal ve kültürel açıdan destek vererek buraları yaşanılabilir hale getirmelidir.”
“Yine yaptığımız çalışmada, 6360 sayılı Kanunla 30 büyükşehir belediyesinde tarımsal üretime yönelik kurulan birimlerle çeşitli destekler verilmesine rağmen diğer belediyelerde tarımsal üretime yönelik faaliyetler yok denecek kadar azdır. Belediyelerce verilen desteklerin başında en fazla tohum, fide, fidan dağıtımının yapıldığı tespit edildi” diyen Bayraktar, “Ayrıca, bazı belediyeler tarafından afet sonrası yardımlar, mazot, gübre, yem, ilaç, tarım alet-makine, malç naylonu, tekne bakım malzemesi, sera yardımları yapıldığı ve kırsal kalkınmaya yönelik projeler üretildiği de tespitlerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.
“Ülkemizde tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ekim alanlarının yüzde 56’sı, sebze bahçeleri alanlarının yüzde 68’i, meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanlarının yüzde 75’i büyükşehirlerde bulunuyor. Ayrıca büyükşehirlerde, Türkiye sığır varlığının yüzde 54,8’ine, koyun varlığının yüzde 56’sına, keçi varlığının yüzde 56 buçuğuna ve kümes hayvanlarının yüzde 67’sine sahiptir” diyen TZOB Başkanı Bayraktar, “Ülkemizde bulunan tarım alanlarının yüzde 55,7’sini oluşturan, bitkisel ve hayvansal üretimin yarıdan fazlasının yapıldığı 30 ilde tarımsal üretime ve çiftçilere verilen önem ve ayrılan kaynak daha fazla olmalıdır. Kırsala harcanacak kaynağın yerinde kullanılmasına dikkat edilmeli, ihtiyaçlar yerinde tespit edilerek çözüm sağlanmalıdır. Dolayısıyla belediyelerin yaptığı ve yapacağı desteklerin çiftçi odaklı olması önemlidir” açıklamalarında bulundu.
Bayraktar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Köy tüzel kişiliğine ait tarım arazilerinin 6360 sayılı Kanunla büyükşehir belediyelerine devredilmesiyle köylere ait arazilerle verimli tarım arazilerini korumak büyükşehir belediyelerinin en önemli sorumluluklarından biri haline geldi. Büyükşehir belediyeleri, kendilerine emanet edilen bu arazilere sahip çıkmalıdır. Tüm belediyeler arazilerin amacı dışında kullanılmaması ve imara açılmaması konusunda her türlü tedbiri almalıdır. Belediyeler, her ilde oluşturulan Toprak Koruma Kurullarında Ziraat Odalarının yer almasına destek vermeli ve bu kurullara gelen amaç dışı kullanım taleplerine yönelik de Ziraat Odalarıyla birlikte hareket etmelidir.”
“Gençleri kırsalda tutamamak, tarımsal üretimde sorunların en başında yer alıyor. Bunun en önemli nedenleri arasında ise kırsal alanda eğitim, sağlık ve benzeri imkanların kısıtlı olması, sosyal ve kültürel imkanların olmaması geliyor” diyen Bayraktar, “Kırsal nüfusun gençleştirilmesi için kırsalın sorunları çözülmeli, kent ve kır arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıklar giderilmelidir. Bu anlamda her belediye kırsal alana daha fazla kaynak ayırmalı, kadınlara yönelik eğitici ve meslek edindirici kurslar açmalı, çocuklar için etkinlik alanları oluşturmalıdır” ifadelerini kullandı.
Tarıma verilen desteklerin etkinliğinin her zaman sorgulandığını ve tartışıldığını aktaran Bayraktar, “Tarımsal desteklerdeki en önemli sorun, desteklerin çiftçinin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığıdır. Bu sorunun çözümü de çiftçiyle birlikte hareket etmekten geçiyor. Belediyeler, yaptıkları ve yapacakları uygulamalarda mutlaka çiftçi ihtiyaçlarını en iyi bilen, çiftçiyi en iyi tanıyan Ziraat Odalarıyla beraber hareket etmeli, görüşlerini almalıdır” diye konuştu.
Tarımdaki en önemli sorunlardan birinin ekonomik örgütlenme ve pazarlama olduğunu dile getiren Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Kooperatifleşme ve önemi konusunda belediyeler ve Ziraat Odaları işbirliği ile çiftçi eğitimleri yapmalıdır. Belediyeler, pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına öncülük etmeli, etkin, fonksiyonel, profesyonel, idari ve mali açıdan güçlü örgütlenmenin oluşturulması sağlanmalıdır. Kooperatiflerle hem üretime hem de üretilen ürünlerin tüketiciye en kısa yoldan ulaşmasını sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır.”
“Pazar Yerleri Hakkında yönetmelik hükümlerinde pazaryerlerinin en az yüzde 20’sinin özel satış yeri olarak üreticilere ayrılması hükmü bulunuyor. Ürettiği ürünü doğrudan semt pazarında satmak isteyen üreticimize tüm belediyeler yer ayırmalı ve ayrılan alan yüzde 20 ile sınırlandırılmamalıdır. Bu sınırlama özellikle yaz aylarında ürün arzındaki artış nedeniyle kendi ürününü pazarda satmak isteyen üreticilerimize engel teşkil ediyor” diyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yine belediyelerce belirlenecek günlerde sadece üreticinin ürettiği ürünü halka doğrudan sunabileceği üretici pazarlarının her il ve ilçede kurulması sağlanmalıdır. Gıda fiyatları üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik hareketlere belediyeler tarafından izin verilmemelidir. Belediyelerin hallerde yaş sebze ve meyve ticaretine yönelik denetimlerinin yanı sıra, halkımıza gıda arzında son nokta olan bakkal, market, fırın gibi temel tüketim mallarının satıldığı noktalarda, denetimler artırılmalı, piyasa üzerinde bozucu etkisi olanlara ceza uygulanmalıdır.”
“Belediyelerin kırsal alanda gerçekleştirdiği çalışmaların en önemlisi çeşitli konularda yapılan desteklerdir. Belediyeler tohum, girdi ve benzeri konularda çiftçilere hibe destekleri yapıyor. Bazı belediyeler Ziraat Odaları ve Kooperatifler aracılığıyla çiftçilere tarım alet ve makinası hibe ediyor. Belediyelerin çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda bu destekleri artırması bekleniyor” ifadelerini kullanan Bayraktar, şunları aktardı:
“Destek miktarını artırmanın yanı sıra desteklerin düzenli olarak verilmesi ve verilecek desteklerin üretim döneminden önce açıklanması da önem arz ediyor. Özellikle de tohum, fide, gübre, mazot, yem ve ilaç gibi girdilerin tek bir defaya mahsus verilmesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sunmayacaktır.”
Tarımsal üretim için yapılan destekler kadar ekim yapılacak yerin altyapısının da uygun olması gerektiğini ifade eden Bayraktar, “Türkiye’nin birçok kırsal bölgesinde bu anlamda eksiklikler vardır. Belediyeler; yol ıslahı, tarla yollarının yapımı ve bakımı, tarım arazilerindeki drenaj ve sulama kanallarının bakımı gibi yatırımlarını artırmalıdır” dedi.
Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bölgede tarımsal faaliyetlerin gelişmesinde, üretimin artırılması ve daha kolay pazarlanmasında ürüne yönelik işleme tesislerinin kurulması oldukça önemlidir. Belediyeler, İl ve ilçelerin üretim deseni ve çiftçi ihtiyaçlarına göre tespit edilerek, meyve-sebze kurutma, meyve suyu, ürün paketleme tesislerinin, soğuk hava depolarının ve toprak, bitki ve sulama suyu analiz laboratuvarlarının kurulmasında öncülük etmelidir. Tarımsal ürünlerin pazarlanmasında markalaşmanın önemi biliniyor. Bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmiş ve paketlenmiş olarak pazarlanması için gerekli altyapı ve pazar ağlarının belediyelerce bölgelerde oluşturulması önemlidir.”
Yenilenebilir enerji kaynaklarına da dikkati çeken Bayraktar, “Hem dünyada hem de ülkemizde yenilenebilir enerjiye rağbet artıyor. Çevrenin sürdürülebilirliği ve tarımsal maliyetlerin azaltılması için belediyeler bölgelerinde biyogaz, rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarının çoğalmasına ön ayak olmalıdır” şeklinde konuştu.
Kırsal turizm konularına da dikkati çeken Bayraktar, “Kent merkezinde yaşayanların kırsal hayata yönelik artan ilgileri sonucu kırsal kesimde yeni gelir kapıları açılıyor. Belediyelerin kırsal alanları tanıtıcı faaliyetlerde bulunmaları ve cazibe oluşturmalarını hem üreticilerin hem de bölgedeki diğer insanların gelirlerini artıracak, kırsal kalkınmaya katkı sağlayacaktır” ifadelerine yer verdi.
]]>Bakan Bayraktar, Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde seçim irtibat bürosunu ziyaret ederek, partililerle görüştü.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, yaptıkları gezilerle vatandaşları dinlediklerini, yapılan yatırımları da yerinde incelediklerini söyledi.
Tercihin mahalli idarelerde güçlü projeler üreten ve bütün mesaisini halka hizmet üzerine kurmuş bir belediyecilik anlayışından yana gösterilmesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, “Özellikle Çınar’da, Bismil’de, Diyarbakır’da, Türkiye’nin diğer şehirlerinde beklentimiz inşallah AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu anlamda bizim hizmet belediyeciliğimizi, gerçek belediyeciliği sizlerle buluşturabilmek.” diye konuştu.
Enerji alanında çok daha kaliteli ve güzel bir hizmetin sunulması gerektiğine değinen Bayraktar, bu nedenle de yeni dönemde hem doğal gaz hem de elektrik şirketlerinden çok önemli beklentilerinin olduğunu belirtti.
Bayraktar, şöyle konuştu:
“Böyle bir çağda hizmet odaklı, vatandaş memnuniyeti odaklı. Bizim zaten kültürümüzde olan bir şey. Müşteri velinimettir. Sizler her biriniz müşterisiniz bu şirketler için. Dolayısıyla sizlere böyle bir anlayışla bakıp, böyle bir şekilde hizmet sunacak şirketlere ihtiyacımız var. Dolayısıyla yeni dönemde bu şirketlerin vatandaş memnuniyeti noktasındaki karnelerini onların anlayacağı dilden bir değerlendirmeye tabi tutacağız. Netice itibariyle vatandaşın ulaşamadığı, vatandaşın yarasına merhem olmayan bir yönetim ve hizmet anlayışıyla bu dağıtım şirketlerinin yürüme şansı yoktur.”
Doğal gaz yayılım projesinin AK Parti’nin vizyon projelerinden olduğunu aktaran Bayraktar, Türkiye’deki yerleşim yerlerine, Türkiye’deki bütün hane halkına doğal gazı getirmeyle alakalı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2002’de ortaya koyduğu bir vizyonun olduğunu anlattı.
“Türkiye’de nüfusumuzun yüzde 82’si doğal gaza erişebiliyor”
Bunun birçok ülkede pek eşine rastlanır bir hadise olmadığını dile getiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bunu çok net ifade edeyim. Çünkü Türkiye gibi coğrafyası geniş, yerleşimi belli yerlerde çok dağınık, topoğrafyanın zor olduğu ülkelerde böyle bir doğal gaz şebekesi. Bugün yaklaşık 200 bin kilometreye kadar ulaşan şebekeyle beldelerimize, köylerimize kadar doğal gazın gelmesi çok büyük bir hizmettir. Bu öncelikle bir vizyonun eseridir. Bu anlamda 2002’de 5 ilde olan doğal gazı 81 ile 860 yerleşim yerine getirdik. Bugün itibariyle Türkiye’de nüfusumuzun yüzde 82’si doğal gaza erişebiliyor. Ama hedef tamamına bunu götürebilmek. Doğal gazı sizlere ulaştırırken kendi gazımızla da ulaştırmak istiyoruz. Dolayısıyla yaptığımız keşiflerle ithal gazı değil, ithal kaynağı değil, kendi ürettiğimiz doğal gazımızı kullanmaya başlıyoruz. Bugün itibariyle 3,6 milyon metreküp gaz üretiyoruz. Sakarya sahasından Filyos’tan 170 kilometre mesafeden gazı taşıyoruz. Karadeniz’in ortasından Filyos’a taşıyoruz ve oradan doğal gaz şebekemizde sizlere ulaştırıyoruz. Bugün itibariyle 1,4 milyon haneye yetecek kadar doğal gaz üretiyoruz.”
Türkiye’de şu anda 20 milyon hanenin doğal gaz kullandığını bildiren Bayraktar, daha gidecek epey yollarının olduğunu kaydetti.
Bakan Bayraktar, “İnşallah yaptığımız doğal gaz keşifleriyle, Şırnak’ta ve Diyarbakır’da ürettiğimiz petrolle Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığını bitireceğiz. Bu sayede Türkiye’yi daha güçlü, refah seviyesi yüksek, kendi ayakları üzerinde duran ve istihdam sorunu kalmamış bir ekonomisi olan, enflasyon sorununu aşmış, cari açık problemini çözmüş bir ülke haline hep birlikte getireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Programa, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz, AK Parti İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, partililer ve vatandaşlar katıldı.
]]>Bakan Bayraktar, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen “Bismil’deki Kanaat Önderleri ve Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileriyle İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını getirdiğini söyledi.
Kentteki programları çerçevesinde gençler ve esnafla bir araya geldiklerini ifade eden Bayraktar, ilçede sorunları yerinde dinlediklerini belirtti.
31 Mart’ta yapılacak seçimle ilgili çalışmalar gerçekleştirdiklerini aktaran Bayraktar, “31 Mart’ta AK Parti Cumhur İttifakı olarak Bismil’de, Diyarbakır’da, Türkiye’nin bütün şehirlerinde hizmeti, eseri, projeyi, çalışmayı önceleyen bir anlayışla sizlere hizmet etmek istiyoruz. Bu anlamda sizlerin, bu kardeşlerimize desteklerini esirgemeyeceğinize inanıyorum. İnşallah merkezi yönetimde, yerel yönetimlerle, el ele, güçlü bir şekilde Türkiye’yi daha ileri, güçlü, büyük ve müreffeh bir ülke olma yolunda hep birlikte gayret edeceğiz.” dedi.
Diyarbakır’ın çok kadim bir şehir ve ülke için çok önemli bir tarım yeri olduğunu aktaran Bayraktar, ülkenin gıda ve enerjide tam bağımsızlığı için gece gündüz çalıştıklarını, onun için Diyarbakır ve Bismil’in daha güçlü olması ve daha çok üretmesi gerektiğini kaydetti.
Tarımsal sulamayla ilgili taleplerin farkında olduklarını ifade eden Bayraktar, şöyle konuştu:
“Elektrikle alakalı sıkıntıları, ihtiyaçları biliyoruz. Bununla alakalı hem dağıtım şirketlerinin yapması gerekenler hem enerji fiyatlarını düşürmeyle alakalı projelerimizi geliştiriyoruz. Özellikle tarımsal sulamada kooperatiflerin kendi enerjilerini ürettiği, enerji maliyetlerini aşağı çektiği ama bir taraftan da ilgili sulamayla alakalı barajların, kanallarının yapıldığı, cazibeyle, sulamayla bu toprakları, bu bereketli mümbit toprakları buluşturacağımız bir çalışma içerisinde önümüzdeki dönemde inşallah 2028’e kadar olacağız.”
Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını bitirmek için çalıştıklarını bildirdi.
“Gabar’da Türkiye’nin en büyük petrol keşfini yaptık. Bugün kendi petrolümüzü orada üretiyoruz. Üretimimizi daha da arttıracağız. Karadeniz’de gazımızı bulduk. Bugün Diyarbakır’da, Bismil’de, Türkiye’nin 81 il, 860 yerleşim yerinde doğal gaz kullanılıyor.” ifadelerini kullanan Bayraktar, gitmemiş mahallelere, beldelere de doğal gaz götüreceklerine dikkati çekti.
Vatandaşları daha konforlu, çevreci ve temiz bu yakıtla buluşturacaklarını anlatan Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunu kendi gazımızla yapalım istiyoruz. Dışarıdan ithal ettiğimiz gazla değil. Onun için Türkiye önümüzdeki süreçte kendi gazını, petrolünü bulan, kömürünü, madenlerini çıkaran, Diyarbakır aynı zamanda bir maden şehri. Bu kaynakları mutlaka ekonomimize kazandıracağız.”
Bugün Bismil’de moral ve enerji bulduklarını dile getiren Bayraktar, bu heyecan ve bu dinamizm içerisinde hizmet etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Programa, Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman ve Mehmet Sait Yaz, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
]]>Bakan Bayraktar, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde seçim irtibat bürosunu ziyaret ederek, partililerle görüştü.
Burada konuşan Bayraktar, belediyecilik ve enerji alanlarının birbirine yakın olduğunu söyledi.
Bu alanların vatandaşların hayatına dokunduğunu kaydeden Bayraktar, şöyle konuştu:
“Nasıl biz enerji alanında sizlerin hayatını kolaylaştırmak için gayret ediyor ve çalışıyorsak, belediyecilik de yine sizlerin hayatını daha konforlu, rahat, huzurlu ve güzel şehirlerde yaşamanızı sağlamak için yapılacak hizmetleri içeriyor. AK Parti siyaseti olarak 22 yıllık karnemizde hizmet, proje ve vatandaşa hizmeti götürme siyaseti olarak adlandırdığımız bu süreç var. Belediyecilik anlayışımız diğerlerinden çok daha farklı. Belediyecilik anlayışımızda insanı, sizleri merkeze koyan, sizlerin ihtiyaçlarını öncelik haline getiren bir anlayışla hareket ettik bugüne kadar.”
“Türkiye’nin 860 yerleşim yerinde bugün doğal gaz var”
Geçmişte Türkiye’de sadece 5 ilde doğal gaz bulunduğunu anımsatan Bayraktar, bu gazı ithal ederek vatandaşların hizmetine sunduklarını kaydetti.
“Türkiye’de 81 ilde, Diyarbakır ve Bismil dahil Türkiye’nin 860 yerleşim yerinde bugün doğal gaz var. Çünkü biz bunu halkımıza hizmet gereği, halkımızın daha iyi şartlarda olması için yaptık. Bismil’de doğal gaz var ama Bismil’in diğer mahallelerine, beldelerine de inşallah doğal gazı en kısa zamanda götüreceğiz.” ifadelerini kullanan Bayraktar, Türkiye’nin denizlerinde, gemileriyle, doğal gaz ve petrol aramaya başladığını anımsattı.
Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Daha önce adı terörle anılan Gabar’da, Kato’da, Bestler Dereler bölgelerinde, daha önce hiç gidilmemiş coğrafyalarda biz petrol aramaya başladık. Diyarbakır bizim için önemli bir petrol yeri bu arada. Günlük 15 bin varile yakın petrol üretiyoruz. İnşallah yeni keşiflerle bunu daha da yukarı götüreceğiz. Daha önce terörle anılan, terörden dolayı gidilemeyen yerlerde şimdi Türkiye’nin en büyük petrol üretimlerini yapmaya başladık. Türkiye’nin enerjideki bağımsızlığının yolu da buralardan geçiyor. Karadeniz’de Sakarya gaz sahasında ürettiğimiz kendi doğal gazımızı artık evlerde kullanmaya başladık. Daha çok üreteceğiz. Yeni keşiflerle ve daha yeni petrol aramalarıyla Türkiye’yi enerjide bağımsız kılacağız. Bu uğurda bu mücadeleyi gösteriyoruz. Türkiye bugünden daha güçlü, müreffeh, insanların huzur içerisinde daha mutlu bir şekilde yaşadığı bir ülke haline gelecek. Biz buna inanıyoruz. Bu uğurda gece gündüz çalışıyoruz.”
Bismil Belediye Başkan adayları Behiye Aslan’ın genç, dinamik, büyük bir heyecan içerisinde olduğunu ifade eden Bayraktar, seçimde adayları için destek istedi.
Daha sonra Bayraktar ve beraberindekiler, İstasyon Caddesi’nde bulunan esnaf ve vatandaşları ziyaret etti.
Bakan Bayraktar’a, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker ve AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden eşlik etti.
]]>Bakan Bayraktar, Cebeci Mahallesi’nde esnafı ziyaret ederek taleplerini dinledi. Vatandaşlarla sohbet eden ve hatıra fotoğrafı çektiren Bayraktar, çocuklara hediye dağıttı.
15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Meydanı’nda kurulan AK Parti seçim standını da ziyaret eden Bayraktar, daha sonra “Sultangazi Belediyesi Personel İftarı”na katıldı.
Bayraktar, buradaki konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna dikkati çekerek, enerjide tam bağımsız Türkiye hedefini anımsattı.
Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu alanlara değinen Bayraktar, “Biz bu alanlarla alakalı son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde çok büyük adımlar attık. Savunma sanayisinden enerjiye, tarıma, diğer alanlarda Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olma yolunda önemli projeler gerçekleştirdik. Bütün dünyanın gıptayla izlediği başarılara imza attık. Ama daha gidecek çok yolumuz var. Türkiye’nin doğal gazda, petrolde, elektrikte, madenlerde dışa bağımlılığını azaltmak için gece gündüz çalışıyoruz.” dedi.
Türkiye’nin Milli Enerji ve Maden Politikası’nı da anımsatan Bayraktar, “Buradaki hedefimiz şuydu; Türkiye mutlaka kendi denizlerinde, kendi karasında, daha önce arama yapmadığı, yapamadığı coğrafyalarda petrolünü, doğal gazını, madenini arayacak. Akdeniz’de sondaj yapmaya kalktığımızda eğer kendi gemimiz olmazsa bu aramaları yaptırmayacaklarını biliyorduk. Bu nedenle önce Fatih, sonra Yavuz, Kanuni, Abdülhamid Han gemilerini filomuza kattık. Bugün dünyanın en üst seviyede deniz filosuna sahip bir ülkesi konumuna geldik. Akdeniz ve Karadeniz’de aramalara başladık.” diye konuştu.
“Önümüzde daha büyük hedefler var”
Bayraktar, 2020 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük doğal gaz keşfinin gerçekleştirildiğini ifade ederek şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mız milletimize bu müjdeyi ilan etti ve o keşiften sadece 3 yıl sonra geçtiğimiz yıl Ramazan Bayramı’ndan önce, arife günü iftarımızı biz orada açtık. Bütün televizyonlarda yayınlandı. O gazı 170 kilometre taşıdık ve Filyos’ta karaya çıkardık. Bugün o gaz evlerimizde kullanılmaya başlandı. Artık Türkiye kendi doğal gazını üreten bir ülke haline geldi. Elbette daha yolun başı. Daha gidecek çok yol var. Türkiye’nin ihtiyaçları artıyor, ekonomisi büyüyor. Dolayısıyla tüketimlerimiz artıyor. Bu nedenle çok önemli başlangıç aşamasını geçtik. Bu yolda devam ediyoruz. Önümüzde daha büyük hedefler var. Daha büyük keşifler var. Bunları önümüzdeki dönemde hep birlikte gerçekleştirmek istiyoruz.”
Türkiye’nin petrol keşiflerini de anlatan Bayraktar, “Daha önce adı terörle anılan Gabar, Bestler, Kato Dağı, bu coğrafyalar artık avucumuzun içi gibi bildiğimiz ve büyük bir petrol keşfi gerçekleştirdiğimiz yerler oldu. Daha önce terörün kol gezdiği, yüzlerce teröristin baskın yaptığı coğrafyada Türkiye bugün günlük 37 bin varil petrol üretiyor. Günlük 100 bin varile ulaşacağız ve onu da aşacağız. Bu sayede Türkiye’nin dışarıdan ithal ettiği petrol, dışarıdan ithal ettiği doğal gazı azaltmış olacağız. Bunu yaparsak ne olur biliyor musunuz? Türkiye üretimiyle, sanayisiyle, kendi imkan ve kabiliyetleriyle cari fazla veren bir ülke olur.” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, yerel seçimlerde Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum ve yeniden aday gösterilen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’a destek istedi.
]]>Canik Belediyesince 2019 yılında yapımına başlanan ve 2023’te hizmete açılan Özdemir Bayraktar Keşif Kampüsü’nde 1,5 yılda 1800 öğrenci eğitim gördü.
Keşif Kampüsü, atölyeleri, laboratuvarları ve uygulama alanları ile çocuklara ve gençlere bilimsel araştırma ve keşif yapma imkanı sunuyor.
Öğrenciler, kampüste astronomi, havacılık ve uzay keşif alanı, teknoloji atölyesi, fizik atölyesi, kimya ve insan bilimleri atölyesi, matematik atölyesi, doğa atölyesi ve deneyap atölyelerinde eğitim alıyor.
Keşif kampüsünün bahçesinde ise milli teknoloji hamlesinin öncü ismi merhum Özdemir Bayraktar’ın tasarımında, üretiminde yer aldığı, Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar’ın Samsun’a hediye ettiği Akıncı TİHA sergileniyor.
“Kampüsün içindeki Akıncı teneffüse her çıkışımızda bizi gururlandırıyor”
Altıncı sınıf öğrencisi Zümra Kaynar, keşif kampüsünün bir nevi çocuk üniversitesi olduğunu belirterek, “Bizim anlayabileceğimiz dilde çoğu dersin ilerisinde bilgiler öğreniyoruz. Üniversitede göreceğimiz dersleri, öğretmenler bizim seviyemize düşürüp çok güzel anlatıyor. Burada eğitim hem çocukları eğlendiriyor hem de bilgilendiriyor. Okulun bahçesinde bulunan Akıncı bizi gururlandırıyor. Büyüdüğümde uzaya çıkan ilk Türk kadın astronot olmak istiyorum çünkü uzayı çok merak ediyorum, Ay’a ayak basmak ve Türk bayrağını orada dalgalandırmak istiyorum.” dedi.
Altıncı sınıf öğrencisi Mümin Çakır ise “Kampüsün içindeki Akıncı teneffüse her çıkışımızda bizi gururlandırıyor. Bu hissi anlatamam, anlatılamaz. Gelecekte inşallah ben de astronot olacağım.” ifadesini kullandı.
“Burada, gelecek neslimizi teknoloji ile tanıştırıyoruz”
Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, gençlerin kendilerini geliştirmesi için keşif kampüsü yaptıklarını ve milli teknoloji hamlesinin öncü ismi merhum Özdemir Bayraktar’ın adını verdiklerini söyledi.
Özdemir Bayraktar ve çocuklarının Türkiye’de teknolojik devrim yaptığına işaret eden Sandıkçı, “Samsun’da biz de Keşif Kampüsü’nü yaptık ve Özdemir Bayraktar’ın adını ölümsüzleştirdik. Burada, gelecek neslimizi teknoloji ile tanıştırıyoruz. Keşif Kampüsü’müzün bahçesinde merhum Özdemir Bayraktar amcamızın bizzat kendisinin tasarlayıp, üzerinde çalışma yapıp ve uçurduğu Akıncı TİHA, bugün Türkiye’de ilk defa bir öğrenci kampüsü içerisinde sergileniyor. Akıncı TİHA, sağ olsunlar Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar tarafından okulumuza hediye edildi. Biz burada çocuklarımızın canlı olarak Akıncı’yı görmelerini, dokunmalarını, hissetmelerini ve onlara ufuk açmayı hedefliyoruz.” diye konuştu,
Sandıkçı, geleceğin teknolojileri ile çocukları buluşturmak zorunda olduklarını vurgulayarak, bu anlamda yerel yönetimlere çok ciddi işler düştüğünü dile getirdi.
Keşif kampüsünde 7 gün 24 saat eğitim verildiğini belirten Sandıkçı, şunları kaydetti:
“Geleceğin teknolojisi ile çocuklarımızı yetiştirmek ve neslimizi bilgi ile donatmak ve bilgiye eriştirmek zorundayız. Keşif Kampüsü’müzden bir Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar çıkarmayı hedefliyoruz. Çocuklarımızın ufukları çok geniş ve çok yaratıcılar ve buradan aldıkları eğitimle tasarımlarını geliştiriyorlar. Akıncı TİHA’yı çocuklarımız hep televizyonlardan görüyordu, şimdi bizzat görüyorlar ve daha farklı motive oluyorlar ve heyecanları da daha yüksek oluyor.”
]]>TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan ayı öncesi geçen seneye göre bu seneki fiyat değişimlerini, et fiyatlarında yaşanan artışları ve bazı gıda ürünlerinin marketlerdeki fiyat değişimlerini değerlendirdi. Bayraktar, 2007 yılından bu yana Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ramazan öncesi fırsatçılığa izin verilmemesi için çalışmalar yaptıklarını belirterek, bu Ramazan ayı boyunca da üretici ve market fiyatlarını takip ederek kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceklerini söyledi.
“Markette en fazla fiyat artışı yüzde 195 ile kuru incirde görüldü”
Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatları arasında markette 38 markette fiyat artışı olduğunu, bir üründe ise fiyat düşüşü yaşandığını ifade eden Bayraktar, “Markette en fazla fiyat artışı yüzde 195 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 171 buçuk ile zeytinyağı, yüzde 149,3 ile kuru kayısı, yüzde 148,2 ile sivri biber izledi. Markette fiyatı düşen tek ürün ise yüzde 11,6 ile kuru soğan oldu. Geçtiğimiz yılın Ramazan öncesine göre bu sene tüketicilerimiz marketten kuru inciri 2,9 kat, zeytinyağını 2,7 kat, kuru kayısıyı ve sivri biberi 2,5 kat fazlaya alarak tüketmek zorunda kalacaklar” şeklinde konuştu.
“Üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 38,2 ile limon oldu”
Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesine göre üreticide 27 üründe fiyat artışı, 4 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü söyleyen Bayraktar, “Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 38,2 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 34,8 ile kuru soğan, yüzde 7,3 ile salatalık, yüzde 3,4 ile kabak izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 242,2 ile zeytinyağında yaşandı. Zeytinyağındaki fiyat artışını yüzde 199,1 ile marul, yüzde 186 ile elma, yüzde 178,3 ile karnabahar izledi” açıklamasında bulundu.
Kuru soğan ve limonda fiyat düşüşünün rekoltenin yüksek olmasından kaynaklandığını dile getiren Bayraktar, üretici fiyatlarındaki artışın en önemli nedeni girdilerde ve işçilikte görülen artışlar olduğunu aktardı. Bayraktar, artan mazot, işçilik, yem ve ilaç fiyatlarının ürün fiyatlarında artışa neden olduğunu kaydetti.
“Et fiyatlarındaki artışın nedeni hayvan sayısının azalması”
Bayraktar, Ramazan ayı öncesinde et fiyatlarına da değinerek, ocak ayı sonunda üreticide 267 lira olan dana karkasın fiyatının Ramazan ayı öncesinde yüzde 20 artışla 321 liraya, 296 lira olan kuzu karkasın fiyatının ise yüzde 32,5 artışla 392 liraya yükseldiğini aktardı. Bayraktar, “Marketlerde 415 liraya satılan dana kuşbaşının fiyatı Ramazan ayı öncesinde yüzde 20 artışla 497 liraya, 458 liraya satılan kuzu kuşbaşının fiyatı yüzde 32 artışla 606 liraya yükseldi. Geçen yıl Ramazan öncesine göre ise dana karkasın fiyatı yüzde 83, kuzu karkas fiyatı yüzde 139 artarken, marketlerde dana kuşbaşı fiyatı yüzde 94, kuzu kuşbaşı fiyatı yüzde 127 buçuk oranında arttı. Arzın talebi karşılamadığı bir piyasada yukarı yönlü fiyat hareketlerinin oluşması muhtemeldir. Ancak et fiyatlarında yaşanan artışların temel nedeni hayvan sayısının azalmasına paralel olarak et arzında yaşanan düşüştür. Bu durum piyasada spekülatif hareketlere de meydan veriyor” şeklinde konuştu.
Sürdürülebilir bir hayvansal üretim için önceliğin et ve süt fiyatlarında istikrarlı bir piyasanın oluşmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Bayraktar, et fiyatlarında yaşanan artışların bazı kesimlerce daha fazla fırsata çevrilmesine de karşı olduklarını belirtti. Bayraktar, Ramazan ayında marketlerde halkı et tüketmekten mahrum edecek fiyat artışlarına karşı denetimlerin daha fazla artırılması gerektiğine dikkati çekti.
“Aynı ürünler farklı marketlerde farklı fiyatlarda satılıyor”
Bayraktar, marketlerde fiyatların sık sık değiştiğine vurgu yaparak, maliyetlerin sebep gösterilerek marketler arası aynı marka ürünlerin ve et ürünlerinin farklı fiyatlara satıldığını aktardı. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak 4 farklı marketten ve bir marketin online sitesinden temel tüketim malzemeleri içinden seçilen 8 gıda ürününün aynı marka ve miktardaki fiyat değişimlerine yönelik çalışma yaptıklarını söyleyen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Yaptığımız çalışma sonucunda ürünlerin belirli markalar tarafından paketlenmiş fiyatı marketten markete oldukça değişkenlik gösterdiği görüldü. Et ve süt ürünlerinde; dana kuşbaşında yüzde 69 buçuk, tereyağında yüzde 40,2, kuzu kuşbaşında yüzde 38,4, bütün tavukta yüzde 23,3, yoğurtta yüzde 8,4, bitkisel ürünlerde ise; yeşil mercimekte yüzde 25,2, pirinçte yüzde 13,7, nohutta yüzde 5,6’ya varan oranlarda değişimler olduğu tespit edildi. 1 kilogram dana kuşbaşının fiyatı, A markette 354 lira, B markette 490 lira, C markette 465 lira, D markette 530 lira ve D marketin online satışında 600 liradır. Dana kuşbaşının farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 69 buçuk oranına kadar değişiyor.1 kilogram tereyağının paketlenmiş Y markasının fiyatı, A ve C markette 299 lira, D markette ve D marketin online satışında 420 liradır. Tereyağında aynı markanın farklı marketlerdeki fiyatı, yüzde 40,2 oranına kadar değişiyor.”
“Kampanyalı ürünler dışındaki ürünler yüksek fiyattan satılıyor”
Bayraktar, üretimine devam eden üreticilerin ürettiği ürünlerin marketlerdeki fiyat farkının yüzde 69 buçuklara kadar çıkmasının kabul edilebilir olmadığını ifade ederek, “Geçtiğimiz ay farklı bitkisel ürünlerdeki market fiyatlarının değişimi yüzde 18 iken, Ramazan ayı öncesi yaptığımız çalışmada bu oranın yüzde 25’e kadar yükseldiğini görüyoruz. Öte yandan Ramazan ayı gibi yoğun alışverişin yapıldığı dönemlerde marketler çeşitli kampanyalar yapıyor. Kampanyalı birkaç üründeki fiyat düşüşleri nedeniyle tüketicilerimiz bu marketlere yöneliyor. Tüm ihtiyaçlarını bu marketten aldıklarında da kampanyalı ürünleri ucuza alırken, diğer ürünleri yüksek fiyata almış oluyor. Tüketicilerimiz marketler arasındaki değişen fiyatları göz önünde bulundurmalı ve alışverişlerinden önce fiyat araştırması yapmalıdır” diye konuştu.
“Hükümetimiz gıda fiyatları üzerinden fırsat enflasyonu oluşturanlara göz açtırmamalıdır”
Bazı satıcıların maliyetleri de bahane ederek fiyatları sürekli artırdığını ve bu durumun enflasyonda artış eğilimini devam ettirdiğini söyleyen Bayraktar, “Tüketicileri kandırarak aynı fiyata gramaj düşürme hileleri, aynı ürünün farklı marketlerde çok farklı fiyatlara satılması, aynı fiyata daha kalitesiz ürün satılması, yanıltıcı isimler ile farklı ürünlerin tüketiciye satılması fırsatçılık enflasyonunun en önemli nedenleri arasındadır. Piyasadaki fiyatların kontrol altına alınması ve tüketicilerin artan fiyatlar karşısında korunması adına gıda ürünlerinde tavan fiyat uygulaması bir an önce hayata geçirilmelidir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak beklentimiz, bütün kesimlerin sorumlu davranması, Ramazan ayında artan talebin suistimal edilmemesi, tüketicilerin yeterli ve güvenilir gıdaya uygun fiyatla erişebilmesidir” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>Bayraktar, İstanbul’da düzenlenen 6. Enerji ve İklim Forumu’nda, Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 3,5 milyon metreküplük üretim seviyesine ulaşıldığı belirtti.
Söz konusu sahada ilk aşamada üretim hedefinin 10 milyon metreküp olduğunu anımsatan Bayraktar, Karadeniz’de arama faaliyetlerinin hızla devam ettiğini söyledi.
Bayraktar, karadaki petrol arama faaliyetleri kapsamında Gabar’da da üretimin devam ettiğini belirterek, “Son gelinen noktada, Gabar’da günlük 37 bin varil petrol üretimini geçmiş durumdayız. Bu ay sonuna kadar 3 yeni kuyu geliyor, dolayısıyla ay sonuna kadar hedefimiz 40 bin varili geçmek. Ondan sonra nisanda da 9 yeni kuyuyla, bu kuyularda yaklaşık 1000 varil civarında günlük üretim yapılıyor. Yılın ilk yarısını bulmadan 50 binlere ulaşmış olacağız ama hedef 2024 sonuna kadar günlük 100 bin varil.” diye konuştu.
-“Heyelan tehlikesi belli noktalarda halen devam ediyor”
Bakan Bayraktar, Erzincan’daki maden kazası sahasında tüm imkanların kullanıldığını, drone, radar ve dedektörlerle 9 işçinin olabileceği potansiyel alanlara ilişkin aramaların yoğunlaştığını söyledi.
“Heyelan tehlikesi belli noktalarda halen devam ediyor.” diyen Bayraktar, çalışan personelin daha büyük felaketle karşı karşıya kalmaması adına çok dikkatli bir çalışma yürütüldüğünü ve kendilerinin de çalışmaya eşlik ettiğini kaydetti.
Bayraktar, toprak altında kalan madencilerin aileleri ziyaret ettiklerini ve ailelere sahaya götürerek sahada yapılan çalışmaları anlattıklarını dile getirerek, “Devletin bütün kurumlarıyla, valimiz, oradaki kaymakam arkadaşımız bütün herkes o ailelerle birlikte. Onlar da bizden şunu istiyorlar. ‘Devlet bize burada sahip çıksın. Bizi mağdur etmesin ve yanımızda olsun.’ Bizim de açıkçası bunu onlara hissettirdiğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.
Şu anda iki bakan yardımcısının sahada bulunduğunu aktaran Bayraktar, “Yarın tekrar İliç’e gideceğim, çalışmaları yerinde görmek istiyorum.” dedi.
Soruşturma bütün yönleriyle devam ediyor
Kazanın meydana geldiği madenin Türk-yabancı ortaklığında işletildiğini belirten Bayraktar, “Şirket yurt dışındaki tecrübesini de buraya getirerek çok dikkatli davrandığı düşünülen ve bizim de öyle davrandığını varsaydığımız ve değerlendirdiğimiz bir şirket. Fakat demek ki, bir şeyler gözden kaçmış. Şu anda bu konuyla alakalı soruşturma bütün yönleriyle, adli yönden, idari yönden, teknik yönden devam ettiriliyor. 8’i tutuklu olmak üzere tutuksuz yargılananlar da var süreç içinde. Bu sayı farklılaşabilir. Bu konuda sorumluluğu olan kimse nerede olursa olsun bu konuyla alakalı hesabını verecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Bayraktar, yıl içinde maden sahalarının sürekli denetlendiğini ve sayısal olarak bakıldığında denetlenmeyen maden olmadığını ifade etti.
İliç’teki madenin geçen yıl 2 kez denetlediğini belirten Bayraktar, denetim kalitesiyle alakalı iyileştirilmesi gereken alanlar olduğunu söyledi.
Bayraktar, iyileştirilmesi gereken alanların ötesinde söz konusu maden ocağında ticari faaliyet gerçekleştiren şirketin de kendi üzerine düşen işler olduğunu dile getirerek, “Böyle bir kaza olduğu zaman şirketleri hiçbir yerde göremiyorsunuz, görmediniz de. Ben o gece şirketin Amerika’daki yönetim kurulu başkanına ulaştım. Orada genel müdürlerini acilen Türkiye’ye çağırdım. Yani şirketler de böyle kazalarda kenara çekilip sanki onlar hiç yokmuş gibi davranıyorlar.” dedi.
Düzenli olarak 17 noktadan numune alınıyor
Bayraktar, kazadan sonra gerekli tedbirlerin alındığını aktararak, “Orada siyanürlü toprağın herhangi bir yere ilaveten buluşmaması adına gerekli tedbirleri aldık. DSİ’nin koordinasyonuyla 3 haftada 13 metrelik bir baraj yaptık.” dedi.
Şu an Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ilerleyen iki aşamalı bir planla çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Oradaki kontamine toprağı alıp geçici bir depolama alanına götüreceğiz. Kalıcı depo alanı tespit edildikten ve hazırlandıktan sonra oraya bu kontamine toprak, bulaşık toprak taşınmış olacak. Böylece çevreye zarar vermeden bu konuyu kontrol altına almış olacağız. Düzenli olarak su numunesi 17 ayrı noktadan alınmaya devam ediliyor. Çok şükür hem suda hem de toprakta herhangi bir şekilde çevreyi, insanımızı rahatsız edecek, onların sağlığına zarar verecek herhangi bir şey söz konusu değil.”
Bayraktar, geçmişte yaşanan kazaları da göz önüne alarak maden alanındaki düzenlemeleri daha yalın hale getirmeyi hedeflediklerini ve yeni bir düzenlemeyi meclis gündemine götürmeyi planladıklarını dile getirdi.
Sinop’taki nükleer santral için Rusya ve Güney Kore ile görüşülüyor
Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ilk reaktörünün bu yıl devreye alınması için çalışmaların devam ettiğini belirterek, tüm reaktörlerin 2028’de devreye alınacağını söyledi.
Sinop ve Trakya’da dörder reaktörlü nükleer santrale ihtiyaç olduğunu anlatan Bayraktar, Sinop’ta kurulması planlanan santral için Rusya ve Güney Kore ile görüşüldüğünü ifade etti.
Bayraktar, Trakya için de ağırlıklı olarak Çin ile konuştuklarını ve ciddi bir noktaya geldiklerini dile getirerek, “İnşallah bu sene içinde onun adını koymamız gerekiyor. Onun üzerinde çalışıyoruz.” dedi.
“İlk etapta 2 milyar metreküp Türkmen gazı Türkiye’ye getirilebilir”
Bakan Bayraktar, Türkiye’de kurulacak gaz merkezine ilişkin de “İlk etapta İstanbul Finans Merkezi’nde Gazprom ile birlikte gaz ticaret platformu üzerinde çalışıyoruz. Platformu kısa sürede devreye alabileceğimizi düşünüyoruz.” dedi.
Trakya’da içinde deponun, hatların birbirine bağlı olduğu bir fiziki çalışmayı da yürüttüklerine işaret eden Bayraktar, bu kapsamda Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan ile olan bağlantı kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Bayraktar, Türkiye ile Türkmenistan arasında geçen hafta doğal gaz alanında yapılan mutabakat zaptına ilişkin de “Bu aşamada şartların özellikle Türkmen tarafında çok olgunlaştığını görüyoruz. Bu konuda her zaman ilgimiz vardı. Onların da bu konuda şu anda isteklerini görmek ve bunu anlaşma yoluyla teyit etmek bizim için önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkmen gazının gelmesiyle alakalı üç alternatifin bulunduğunu aktaran Bayraktar, şunları söyledi:
“Bu alternatiflerden biri, Türkmen gazının swap yoluyla İran üzerinden Türkiye’ye gelmesi. Bir diğeri, Türkmen gazının İran ve Azerbaycan üzerinden yine swap yoluyla Türkiye’ye gelmesi ve bir diğeri de esasen daha uzun soluklu, daha sürdürülebilir ve daha büyük kapasiteli olan Türkmen gazının Hazar geçişli bir boru hattıyla Türkiye’ye gelmesi. Bunların hepsi masada, bunların hepsi konuştuğumuz konular. Elbette ki bazıları için çok daha ilave zamana ve farklı şartlarında oluşumuna ihtiyaç var. Özellikle Hazar geçişli bir boru hattı için.”
Bayraktar, ilk etapta 2 milyar metreküpe kadar Türkmen gazını Türkiye’ye getirebileceklerini kaydederek, “(Türkmenistan tarafıyla) Şu anda bu görüşmeleri devam ettiriyoruz. Hatla ilgili herhangi bir problemimiz yok. Azerbaycan tarafı hazır. Onlarla bu konuda mutabakatımız var ama diğer alternatifleri düşünürsek İran tarafıyla da bu konuda mutabakat sağlamamız lazım.” dedi.
]]>AK Parti Eskişehir İl Başkanlığını ziyaret eden Bakan Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, bugün AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu’na destek olmak için kente geldiklerini söyledi.
Kentte çok güzel programlar gerçekleştirdiklerini kaydeden Bayraktar, “Önce Eskişehir Sanayi Odamızla sonra da esnafımızla özellikle bir araya geldik.” dedi.
Bayraktar, “Bu ana kadar hakikaten şunu gördük, inşallah bununla alakalı yanılmayız. Cenab-ı Hak bizi yanıltmaz. Eskişehir’de çok önemli değişim ve dönüşüm heyecanı var. Artık insanların bu sefer inşallah bu makus talihini Eskişehir’in kıracağımızla alakalı beklentileri, düşünceleri var. Ben bunun bu sefer gerçek olacağına yürekten inanıyorum. İnşallah hepinizin gayretiyle, hepimizin çalışmasıyla bunu gerçeğe dönüştüreceğiz ve Eskişehir’in hak ettiği belediyeciliği, Eskişehir halkının hak ettiği hizmetleri Nebi Bey’in başkanlığında, ilçe başkanlarımızın da gayretleriyle yerine getireceğiz. Buna yürekten, kalpten inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Eskişehir’e gelmelerinin birkaç sebebi olduğunu, en önemli sebebinin yerel seçimler için hazırlık çalışmaları olduğunu vurgulayan Bayraktar, Eskişehir’in kendileri için çok önemli bir kent olduğunu aktardı.
Kentin, enerji ve maden açısından merkez şehirlerden biri olduğunu dile getiren Bakan Bayraktar, şöyle konuştu:
“Çok önemli maden kaynaklarımız, maden işletmelerimiz burada. Bu işletmeler, buranın istihdamına büyük katkıda bulunuyor. Onun ötesinde geleceğe dönük olarak da özellikle Beylikova’da keşfettiğimiz nadir toprak elementleri, o madenin inşallah üretime başlaması önümüzdeki süreçte yapacağımız yatırımlarla, hem istihdama çok büyük katkısı olacak, hem Eskişehir’de çok büyük katkısı olacak. İnanın Türkiye için oyun değiştirici etkisi olabilecek kadar ehemmiyetli bir faaliyet olacak. Bütün dünyanın gözünü çevirdiği, bütün dünyada herkesin sorduğu bu Beylikova’daki nadir toprak elementleri madeni, Türkiye’yi de açıkçası dünya klasmanında ilk 5’e sokacak faaliyetlerden, çalışmalardan bir tanesi. Dolayısıyla aynı zamanda ‘Eskişehir enerjinin de madenin de merkezi’ diyebiliriz. Biz burada zaten hepinizi malumu, Kırka’da yıllardır devam eden bor üretimiyle dünyada bor rezervlerine sahip olan en yüksek sahip olan ülke olarak dünya piyasalarında en yüksek pazar payına sahip olarak borda gerçekleştirdiğimiz devrimi ve borda gerçekleştirdiğimiz başarıyı inşallah nadir toprak elementlerine taşıyacağız.”
Eskişehir’e daha çok yatırım ve dışarıdan sermaye geleceğini vurgulayan Bayraktar, “Dolayısıyla ilimizin, ilçelerimizin de çehresi değişecek. Ama bunu yapabilmemizin ön koşullarından bir tanesi bu şehrin altyapısının buna hazır olması.” dedi.
“Buraya yüzlerce, belki binlerce beyaz yakalı, dışarıdan da mühendisi, yöneticisi, işçisi, teknisyeni gelecek. Ama bu şehrin yaşanabilir, kaliteli, yaşamını sağlayacak imkanları da sağlamamız lazım. Maalesef bu şehir şu anda bundan çok uzakta.” diyen Bayraktar, şöyle devam etti:
“Siz burada yaşayan insanlar olarak bunu çok net hissediyorsunuzdur, biliyorsunuzdur. Ama gerek trafiği, gerek çevresi birçok yönüyle açıkçası Eskişehir’i hak ettiği bu kadar sanayisi olan, bu kadar potansiyeli olan, bu kadar yetişmiş insan kaynağı olan büyük bir şehri büyüklüğüne yakışır yönetebilmek lazım. Onun için de 31 Mart çok önemli bir dönüm noktası. Sizler zaten bunun çok farkındasınız. Biz de bugün sahadaki görüşmelerimizde insanımızda bunu hissettik. İnsanımız artık bu sefer bu değişimin olması gerektiğini, olması gerektiğine inanıyorlar. İnşallah bunun sandıklara yansıtırız ve Nebi Bey’le beraber, hep beraber büyük bir teşkilat olarak, yerel yönetim merkezi yönetim uyum içerisinde bu başarıyı birlikte sağlarız.”
Bakan Bayraktar, Eskişehir’in her alanda iyileşmeye ihtiyacı olduğunu dile getirerek, “Her alanda da çok büyük bir potansiyeli var. Muazzam bir sanayisi var. Üretim kabiliyeti var. Bunu daha ileri götürmemiz lazım. Daha çok istihdam sağlamamız lazım bu anlamda. Onun dışında şehirdeki altyapının, lojistiğin, trafiğin daha düzenli hale gelmesi, daha iyi hale gelmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın da konuşma yaptığı programa, AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ve partililer katıldı.
İki Eylül Caddesi’nde esnafı ziyaret eden Bakan Bayraktar, daha sonra kentteki bir otelde Eskişehir Ticaret Odası üyeleriyle bir araya geldi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve yetkililer eşliğinde maden ocağı sahasında basın mensuplarına açıklama yapan Bayraktar, son birkaç gündür sahada çalışma şartlarının çok zorlu hale geldiğini ifade etti.
Dün gece itibarıyla çok ciddi heyelan riskinin tespit edildiğini bildiren Bayraktar, “Dolayısıyla özellikle o yığının kaymamış bölgelerinde şu anda ciddi bir hareketlilik var. Bu çalışmalardan, bu risklerden dolayı şu anda sahada arama faaliyetlerini durdurmuş durumdayız.” diye konuştu.
Bayraktar, heyelan riski nedeniyle atık toprağın taşınmasına ilişkin faaliyetlerin de durduğuna işaret ederek, “Önceliğimiz şu anda heyelan riskini hem arama için hem de bu toprağın taşınmasıyla alakalı yapılacak faaliyetler için ortadan kaldırmaktır. Şu anda temel önceliğimiz, yol haritasını ortaya çıkaracağımız süreç budur.” ifadelerini kullandı.
Kayan toprağın taşınacağı yerle alakalı çalışmaların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ve onayında yürütüldüğünü aktaran Bayraktar, “Dolayısıyla onların onay vermediği herhangi bir yere, bu heyelanlı toprağın konulması söz konusu değil. Bu konuda endişe edilecek bir şey yok.” dedi.
Bayraktar, çok sayıda akademisyenin yanı sıra ilgili kurumlar ve uzman ekiplerin heyelan riskinin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma yürüttüğü bilgisini paylaşarak, “Bu konuda belki yarın sabah, yarın öğlene kadar yapacağımız çalışmalarda daha net bir tablo ve bir yol haritası önümüze koyacağız gibi gözüküyor. Onları da sizlerle inşallah paylaşırız.” değerlendirmesinde bulundu.
Kayan toprağın istifleneceği alanlara yönelik birkaç alternatif üzerinde çalışıldığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bunlarla ilgili tespit ettiğimiz birkaç lokasyon var. Bununla alakalı orada hangi şartlarda buranın istifleneceğiyle alakalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın koordinasyonunda lokasyon tespiti, o lokasyonların hazırlanmasıyla alakalı faaliyetimiz devam ediyor. Onu da en kısa sürede belirleyip heyelan riski ortadan kalktığı anda bu toprağın oraya aktarılmasıyla alakalı süreci başlatacağız.”
“Toprak ve su numunelerinde bir olumsuzluk söz konusu değil”
Bayraktar, sahada Devlet Su İşleri’nin (DSİ) koordinasyonunda temiz suyun ve kontamine olmuş suyun hızla kontrol altına alınmasıyla ilgili faaliyetlerin sürdüğüne işaret ederek, su ve topraktan ölçümler alınarak kalitenin kontrol edildiğini anlattı.
Bu kapsamda, toprak ve su numunelerinde bir olumsuzluğun söz konusu olmadığını vurgulayan Bayraktar, sahanın baraj tarafındaki çalışmaların da yoğun şekilde devam ettiğini dile getirdi.
Bayraktar ayrıca maden kazasına yönelik idari soruşturmanın da devam ettiğinin altını çizerek, “Bugün bütün ilgili bakanlıklarımızın bakan yardımcısı düzeyinde arkadaşlarımız burada. Tahmin ediyorum yarın bakanlarımızın da buraya gelmesi söz konusu. Yoğun bir şekilde hem adli hem de idari yönden soruşturmalar devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Heyelan 2 şiddetinde deprem etkisi oluşturdu
Heyelanın deprem etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği sorusunu yanıtlayan Bayraktar, sahadaki teknik ekibin ve akademisyenlerin, “heyelandan dolayı yaklaşık 2 şiddetinde deprem etkisi olduğu” değerlendirmesini yaptıklarını aktardı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, liç alanına yönelik senede 2 kez denetleme yaptığını aktaran Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının da heyelanın yaşandığı liç alanını atık yönetimi kapsamında denetlediğini söyledi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve yetkililer eşliğinde maden ocağı sahasında gazetecilere açıklama yapan Bayraktar, kaymanın ardından oluşan kütlenin 3 ayrı noktada; mevcut yerde, dere yatağına ve arka taraftaki manganez ocağına akışı olduğunu gördüklerini belirtti.
Bakan Bayraktar, koordinasyon süreci içerisinde ilgili kurumlarla yapılan görüşmelerde en önemli konunun, toprak kütlesinin taşınacağı alanın tespiti ve oranın hazır hale getirilmesi olduğunu vurgulayarak, “Bu bölge tahliye edilmeye başlanmış durumda. Arama faaliyetiyle ilgili yoğun çaba, büyük fedakarlık ve uyum içerisinde devam ediyor.” diye konuştu.
Bayraktar, arama faaliyetlerinden kısa sürede sonuç alıp hem aileleri hem de tüm milleti neticeye ulaştırmayı temenni ettiklerini dile getirdi.
Sahada çevreyle ilgili alınması gereken ciddi tedbirlerin bulunduğuna da dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bununla alakalı her türlü tedbiri almış durumdayız. Özellikle DSİ, çok yoğun çalışmayla buradaki su hareketini kontrol edip, bu sahaya tekrar suyu sokmadan farklı alanlara yöneltmekle ilgili çok hızlı çalışma yürütüyor. Onlara teşekkür ediyorum. Aşağıda sedde ile ilgili çalışmalarımız büyük oranda tamamlanmış durumda. Yani yeni bir su hareketini kontrol altına almayla alakalı bütün tedbirler alınmış durumda.”
Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sürekli ölçümler yaptığına dikkati çekerek, “Şu anda gözüken, burada halk sağlığına zarar verebilecek herhangi bir şey olmadığı yönünde. Dolayısıyla o noktada da kontrollerimiz eş zamanlı, eş güdümlü şekilde devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda arama kurtarma faaliyetiyle ilgili netice almayı ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.
“Toprak taşınmaya başladı”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bayraktar, eski mermer ocağındaki hazırlıkların hangi aşamada olduğu ve toprağın taşınma sürecinin ne kadar süreceği sorusu üzerine, toprağın taşınması hazırlıklarının tamamlandığını bildirdi.
Bakan Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili onayı verdiğini aktararak, “Nasıl bu yığın liç alanında yerleşimle alakalı onayları ÇED kapsamında ilgili Bakanlık verdiyse, orayla alakalı ‘Evet buraya şu şartları hazırladığınızda, buraya döküm yapabilirsiniz.’ onayını aldığımız için artık şu anda hem buradan hem de manganez ocağının olduğu yerden toprak taşınmaya başlandı. Sizi bugün oraya götüremiyoruz ama orada şu anda bu faaliyet devam ediyor. Yani yolda gördüğünüz kamyonlar oraya doğru hareket ediyor.” ifadesini kullandı.
Toprak altındaki işçilere dair iz olup olmadığı sorusu üzerine Bayraktar, ekiplerin radar, dedektör ve dronlarla tespit ettikleri lokasyonlara doğru yoğun şekilde çalıştığını söyledi.
“Yakın köylerde kullanılan içme suyuna buradan, atıkların, siyanürün akmamasına yönelik nasıl çalışma yürütülüyor?” sorusunu yanıtlayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Şimdi buraya, bu dereye gelen temiz suyun daha yukarıdan kontrollü şekilde barajın arkasından normal temiz akış kanalına, kuşaklama dediğimiz hadiseyi DSİ çalışmış durumda. Dolayısıyla bununla alakalı herhangi bir risk görmüyoruz. Buradan şu andaki toprağın olduğu suyun, toprağın altından ilerlemesiyle alakalı da ileride biliyorsunuz sedde yapıldı. Orada da herhangi bir şekilde ölçümlerde, gözlem kuyularında aldığımız numunelerin hiçbirisinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın buradaki laboratuvarında, mobil laboratuvarında ve Ankara’ya gönderdiği numunelerde herhangi bir risk şu anda gözükmüyor.
Zaten burası kuru bir dereymiş, bize söylenen bilgi ama şu anda bu toprak kalkana kadar suyu buradan hareket ettiremeyiz. Dolayısıyla bunu mutlaka başka bir yere aktarmamız lazım. Daha sonraki süreçte de DSİ bu toprak kalktıktan sonra yine buradan bir kanalla suyu aşağı doğru gönderecek.”
“Şu anda çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı”
Bayraktar, işçilere ulaşılsa dahi toprak kaldırma çalışmalarının devamına yönelik soruya ilişkin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının mevzuatına göre buranın mutlaka kaldırılıp farklı yerde depolanması ve istiflenmesi gerektiğini, dolayısıyla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.
Madenin çevre izin belgesinin iptal edildiğini hatırlatan gazetecinin, “Madenin geleceğiyle ilgili başka tasarruf olacak mı?” sorusunu ise Bayraktar, şu şekilde yanıtladı:
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, çevre izin belgesini iptal ettiler. Dolayısıyla çevre izin belgesi olmayan herhangi bir işletme, maden veya herhangi bir şeyin çalışması söz konusu değil. Dolayısıyla çevre izin belgesi şu anda iptal edilmiş durumdadır. Yani bu madenin çalışması için gerekli izinler, müsaadeler, her kurumun farklı şeyi var ama esas itibarıyla çalışma izni, faaliyet izni, çevre izin belgesi üzerinden olur. Çevre izin belgesi olmayan herhangi bir madenin çalışması söz konusu değildir. O belge olana kadar, yenilenene kadar, şayet yenilenecekse herhangi bir faaliyet söz konusu olamaz. Şu anda o çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı. Onun için çevre izin belgesini bakanlığımız iptal etti.”
]]>Bakan Bayraktar, maden ocağı yerleşkesinde bulunan Kriz Yönetim Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, haritalar üzerinden arama kurtarma çalışmalarında gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi.
Heyelan sonrasında yaklaşık 10 milyon metreküplük toprak aktığını, hesaplamalara göre Sabırlı Deresi’ne ise yaklaşık 5 milyon metreküp toprağın hareket ettiğini söyleyen Bayraktar, heyelanın iki yönlü gerçekleştiğini hatırlattı.
Arama kurtarma çalışması süren 9 kişiden 6’sının bu dere yatağına gelen toprak alanının içerisinde, 3’ünün ise manganez ocağının içerisinde olduğunu düşündüklerini kaydeden Bayraktar, çalışmaları bu bölgeye yoğunlaştırdıklarını dile getirdi.
Manganez ocağında 1,5 milyon metreküpe yakın bir toprak bulunduğunu, bu toprağın 35 metre yüksekliğe ulaştığını, bunun da neredeyse 12 katlı bir apartmana karşılık geldiğini aktaran Bayraktar, şöyle konuştu:
“Dolayısıyla oraya erişmeye çalışıyoruz. Özellikle geçtiğimiz 3 gün içerisinde çok ciddi bir heyelan riski devam ediyordu. Dolayısıyla AFAD çalışanlarımızın da çalışma alanını riske sokacak bir durumdaydı. Biz özellikle dün akşam itibariyle biraz daha sahanın stabil, durgun olduğunu gördük. Onun için de çalışmalarımızı geceden itibaren yoğunlaştırdık. Çok büyük bir topraktan bahsediyoruz, yaklaşık 210 bin metrekarelik bir alanı etkiledi. Dolayısıyla burada özellikle yaptığımız radar ölçümleri, dedektörlerle yaptığımız çalışmalar neticesinde potansiyel işçi kardeşlerimizin ulaşacağı yerleri tespit edip oralara yoğunlaşmış durumdayız.”
Dere yatağına gelen toprağın kaldırılmasının öncelikli konulardan biri olduğunu, bunun çok zaman alabileceğini dile getiren Bayraktar, “Ama bu toprakları da herhangi bir yere gelişigüzel bir şekilde koyma şansımız yok. Dolayısıyla bu kontamine olmuş toprağı, en emniyetli olabilecek yer olarak manganez ocağının yanında geçmişte çalışılmış bir mermer ocağına aktarmayı planlıyoruz. Buna karar verdik. Mermer ocağını hazırlıyoruz. Gerekli tedbirleri almak suretiyle inşallah buradan toprağa hızlı bir şekilde şuraya aktarmış olacağız.” diye konuştu.
“Su ve toprak analizlerini yapıyoruz”
Bakan Bayraktar, haritalar üzerinde Sabırlı Deresi yatağını göstererek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradan herhangi bir şekilde suya, hem buradaki suya hem de yer altı suyuna kontaminasyon, bulaşma olmasın istiyoruz. Onun için bu işlemi biraz hızlı yürütüyoruz. Her gün farklı lokasyonlardan, suyla alakalı 9 ayrı lokasyondan ölçüm alıyoruz. Barajın hem kaynak kısmında hem çıkış kısmında iki ayrı noktadan su ölçümü yapıyoruz ve halk sağlığını etkileyecek herhangi bir olumsuzluk var mı ona bakıyoruz. Önceki günlerde ve en son dün itibariyle yaptığımız ölçümlerde herhangi bir olumsuzluğa rastlamış değiliz.
Onun dışında Çöpler Deresi ve Sabırlı Deresi’nin hem gözlem kuyularında hem Sabırlı Deresi’nin burada kurduğumuz seddi önünde ve arkasında ölçümlerimizi gerçekleştiriyoruz. Dediğim gibi çok şükür bu 9 lokasyonun hiçbirinde suda halk sağlığına zarar verecek herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil bugün itibariyle. Ama biz yakın bir şekilde hem suyu hem toprak analizlerini yapıyoruz hem buradaki laboratuvarlarımızda yapıyoruz hem de Ankara’da yapıyoruz. Dolayısıyla işin çevresel boyutu, çevreye verdiği olumsuzlukla alakalı konuları da yakın bir şekilde takip ediyoruz.”
Bakan Bayraktar, buradaki toprağın kaldırılmasının arama kurtarmayı da destekleyecek bir konu olduğunu dile getirerek, konuyla ilgili soruşturmanın ise titizlikle devam ettiğini ifade etti.
Adli soruşturma kapsamında 6 kişinin tutuklandığını, 2 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını hatırlatan Bayraktar, dün madenci aileleriyle de bir araya geldiklerini belirtti.
Onlara gerekli bilgileri verdiklerini ve her şeyi bütün şeffaflığıyla anlattıklarını vurgulayan Bayraktar, “Temiz suyun buradaki dere havzasına karışmadan daha farklı yollarla aktarılmasıyla alakalı da özellikle DSİ’nin koordinasyonu ve kontrolünde ciddi bir çalışmayı yürütüyoruz. Yani hem çevreyle alakalı gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz hem de yoğun bir şekilde arama kurtarmaya gece gündüz devam ediyoruz. Ümit ediyorum en kısa sürede bu kardeşlerimize ulaşırız.” ifadelerini kullandı.
“Kamyona ait parçaları bulduk”
Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bayraktar, toprak kaymasının olduğu gün dinamit patlaması olduğu iddialarıyla ilgili soru üzerine müfettişlerin bu konuda soruşturmasının sürdüğünü ancak toprak kaymasının olduğu gün patlatma yapıldığıyla alakalı kendilerinde bir veri olmadığını söyledi.
Patlamayla ve sahada bulunan dinamitle alakalı şu ana kadar gördükleri bir aykırılık olmadığını aktaran Bayraktar, “Ama soruşturma bitmeden de bir şey söylemek erken olur diye düşünüyorum.” dedi.
Başka bir gazetecinin “kayıp madencilerin kullandığı bir kamyonun parçalarının bulunduğu” iddiasıyla ilgili sorusu üzerine de Bayraktar, “Evet bu kamyona ait parçaları bulduk. Dolayısıyla oraya odaklanmış durumdayız.” diye konuştu.
“5 işçinin konteyner içerisinde olduğu ve 6 metre derinlikte tespit edildiği” iddialarına ilişkin soru üzerine ise Bayraktar, bu konuda çok net bir bilgilerinin olmadığını, madencilerin dere yatağına gelen kısımda konteynerin içerisinde veya civarında olduklarının tahmin edildiğini, tespit edilen bazı lokasyonlar bulunduğunu bildirdi.
Toprak hareketliliğinde daha stabil bir görüntü
Bakan Bayraktar, toprak istiflerinin nasıl yapıldığı ve mevzuatın ne kadarına izin verdiğine ilişkin soruya da şöyle cevap verdi:
“3 ayrı lokasyonda istiflemeden söz edebiliriz. Yani üçe bölünmüş gibi düşünebiliriz. Maden firması atıkla alakalı Çevre Şehircilik Bakanlığının ilgili birimlerine planlamalarını sunarak izinlerini alıyor. Uygulama, soruşturma konusu, zaten ana konulardan bir tanesi. Uygulama esnasında yaptıkları farklı bir şey var mı? Bu soruşturmanın neticesinde ortaya çıkacak.”
Yeni bir göçük ihtimali olup olmadığına yönelik soruya da Bayraktar, ana toprak kaymasının olduğu manganez ocağı tarafında toprak hareketlerini cihazlarla takip ettiklerini, son 3 günde bazı hareketler olduğu için daha temkinli hareket ettiklerini ifade ederek dün akşamdan bu yana ise biraz daha stabil bir görüntü olduğu için sahada daha yoğun bir çalışma yaptıklarını anlattı.
Bakan Bayraktar, bu noktada bir aksilik yaşanmadan en kısa sürede 3 kişiye ulaşmayı planladıklarını da sözlerine ekledi.
]]>Bakan Bayraktar, maden alanında arama kurtarma çalışmalarına ilişkin basına açıklamalarda bulundu.
Kurtarma çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü belirten Bayraktar, “9 kardeşimizi arıyoruz. Bu arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin, işçilerimizin 3’ünün bir lokasyonda, 6’sının diğer bir lokasyonda olduğunu tespit ettik. Belirlediğimiz noktalara inşallah bugün daha yoğun bir şekilde gireceğiz.” şeklinde konuştu.
Bayraktar, bütün riskler alınarak kurtarma çalışmalarına daha fazla yoğunluk verileceğini dile getirerek, “İnşallah ümit ediyorum ki bunlardan da netice alırız çünkü buradaki ailelerin, buradaki işçi kardeşlerimizin yakınlarının yoğun bir şekilde beklentileri var, çok haklı olarak. Biz de bunlara cevap verebilmek için gayret ediyoruz, çalışıyoruz.” diye konuştu.
Tehlikeli sızıntı iddialarına yönelik de sahada sürekli olarak ölçümlerin yapıldığını, heyelanın oluştuğu dere yatağının ilerleyen kısımlarında hem sudan hem topraktan sürekli numune alındığını ve testlerin yapıldığını belirten Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Şu ana kadar yaptığımız tespitlerle, testlerin neticesinde endişe edecek, endişeye mahal edecek bir durum söz konusu değildir. Halk sağlığını tehdit edecek veya orada çalışan şu anda personelimizi, özellikle AFAD personelini tehdit edecek herhangi bir şey söz konusu değildir. Dolayısıyla emniyetli bir şekilde bölgede çalışıyoruz.”
Toprakların boşaltılması için yol haritası çıkarılacak
Heyelanla oluşan toprak yığınını kaldırılmasına ilişkin ise Bayraktar, “Burada (İliç) bahsettiğimiz heyelanla oluşan toprak yığınını kaldırmayla alakalı planlama aşamasına geçmiş durumdayız. Elbette bu belki aylarca sürecek bir hadise ama biz bugün o toprakları alıp emniyetli bir şekilde tekrar depolayacağımızla alakalı çalışmamıza başlamış durumdayız. Muhtemelen bugün öğleden sonra yapacağımız toplantıda bunun yol haritasını da çıkarmış olacağız. ” ifadesini kullandı.
Mevcut kontamine toprak kütlesinin taşınacağı operasyona ilerleyen birkaç gün içerisinde başlamayı hedeflediklerini ve bu konuda ilgili tüm kurumlarla yoğun bir şekilde çalışmayı sürdürdüklerini kaydeden Bayraktar, “İnşallah çevreyi ve halk sağlığını etkileyecek hiç bir riski göz ardı etmeden o kütleyi ortadan kaldırmış olacağız.” diye konuştu.
8 personel adliyeye sevk edildi
Bayraktar, temel önceliklerinin kurtarma operasyonuna devam etmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“İnşallah bundan bir netice alırız. Bugün buradan ayrıldıktan sonra ailelerimizle birlikte olacağız. Zaten onların bir kısmı burada bu faaliyetleri yerinde takip ediyorlar. Önceliğimiz bu konudur. Bunun dışında idari ve adli anlamda soruşturma devam ediyor. Başsavcımızdan aldığımız bilgiye göre, 8 personelle alakalı içlerinde yabancı uyruklu yönetici de olmak üzere adliyeye sevk edilmiş durumdalar. Muhtemelen önümüzdeki saatlerde ve günlerde ilave soruşturma kapsamında ifade verecekler. Bunların elbette kusuru, eksiği varsa bunu yargı mutlaka tespit edecektir ve gereğini yapacaktır.”
İlgili bütün kurumlar ve bakanlıklarla teknik ve idari yönden soruşturmaya devam edildiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu hadisenin neden kaynaklandığı kök sebepleri neydi, bu konu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Detayları kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Büyük bir operasyon yürütüyoruz, bir nebze sabır bekliyoruz, inşallah sahadaki çalışmalar netice verecek.”
Bayraktar, işletmenin ait olduğu şirketin üst düzey yöneticilerin hepsinin şu anda sahada olduğu bilgisini paylaşarak, “Şu anda bir tanesi hakkında soruşturma devam ediyor. Ama diğerleri de buradalar. Bizimle ortak, uyumlu şekilde çalışıyorlar. Şirket burada tümüyle bizim de belirlediğimiz esaslar çerçevesinde çalışıyor ve katkı koymaya başlamış durumdalar.” dedi.
Bu olayın üstü kapatılacak bir tarafının olmadığını aktaran Bayraktar, “Birçok farklı kurumumuz ile yoğun şekilde çalışıyoruz. Yapılan ve yapılacak konuları istişare ederek ilerliyoruz. Bu soruşturmanın neticesinde de bütün sorunlar ortaya çıkacak. Bir daha böyle bir hadiseyi, inşallah, Türkiye’de yaşamayız. Hakikaten çok üzgünüm.” ifadesini kullandı.
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasına ilişkin, “Birinci önceliğimiz 9 işçi kardeşimize ulaşmak ve onları kurtarabilmek. Yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bilmemiz gereken çok önemli bir konu var. Burası halen çalışan bir yapı. Yani belli alanlarda heyelan tehlikesi devam ediyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük bir toprak kütlesi. Bunu elimizde bir imkan olsa ve bugün kaldırmaya kalksak en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız” açıklamasını yaptı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile birlikte Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasına ilişkin bölgede basın açıklaması yaptı. Bayraktar, şunları söyledi:
“10 MİLYON METREKÜPLÜK BİR TOPRAK KÜTLESİ. BUNU ELİMİZDE BİR İMKAN OLSA VE BUGÜN KALDIRMAYA KALKSAK EN AZ 400 BİN KAMYONA İHTİYACIMIZ VAR”
“Birinci önceliğimiz 9 işçi kardeşimize ulaşmak ve onları kurtarabilmek. Yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Bilmemiz gereken çok önemli bir konu var. Burası halen çalışan bir yapı. Yani belli alanlarda heyelan tehlikesi devam ediyor. Bir kurtarma faaliyeti yaparken burada diğer arkadaşlarımızın zarar görmesini asla istemeyiz. Hiçbirimiz istemez. Çok dikkatli bir şekilde arama faaliyeti yürütüyoruz. Bu maalesef zaman alıyor. Çok büyük bir toprak kütlesinden bahsediyoruz. Yaklaşık 10 milyon metreküplük bir toprak kütlesi. Bunu elimizde bir imkan olsa ve bugün kaldırmaya kalksak en az 400 bin kamyona ihtiyacımız var. Böyle bir büyüklükle karşı karşıyayız.
“BÜTÜN PLANLAMALARIMIZ, HALK SAĞLIĞINA, ÇEVREYE, BURADAKİ FIRAT HAVZASINA ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE”
İşçi kardeşlerimizin konteyner bir aracın içerisinde olduklarını öngörüyorduk. O yönde aramalarımızı yoğunlaştırmış durumdayız. Elimizdeki tüm teknik imkanları kullanarak bu faaliyeti yürütmeye gayret ediyoruz. Dün İçişleri Bakanımızla beraber aileleri ziyaret ettik. Onları bilgilendirdik. Çok stresli ve zor bir bekleyiş. Bütün planlamalarımız, halk sağlığına, çevreye, buradaki Fırat havzasına zarar vermeyecek şekilde aldık, alıyoruz. Bunları belli kademelerde gerçekleştireceğiz. Üniversitelerden, çok farklı disiplinlerden hocalarımız burada. Onlarla da görüş alışverişinde bulunuyoruz. Öncelikle, arama kurtarma faaliyetlerinde netice almak istiyoruz.
“KİMLERİN SORUMLULUĞU VARSA YARGI ÖNÜNE ÇIKMASINI VE HESAP VERMESİNİ DE TEMİN EDECEĞİZ”
Ondan sonraki aşama, bu maden özelinde ciddi bir rehabilitasyon süreci. İşin hukuki boyutu, onun ötesinde bu işin kök sebepleri, bizi buraya getiren ne olduğuyla alakalı da araştırmalarımız, bakanlığımız bünyesindeki müfettişlerimiz çalışmalarını burada sürdürüyorlar. Bunların tekrar etmemesi için, burada yapılanın nerede eksik veya yanlış yapıldığını ortaya çıkaracağız. Kimlerin sorumluluğu varsa yargı önüne çıkmasını ve hesap vermesini de temin edeceğiz. Milletimizin hiçbir endişesi olmasın.
“İŞLETMECİ ŞİRKETİN YÖNETİM DÜZEYİNDE BİR ZAFİYET İÇERİSİNDE OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ. YABANCI ŞİRKETİN TEMSİLCİLERİ BURADA DEĞİLLER”
Buradaki işletmeci şirketin yönetim düzeyinde bir zafiyet içerisinde olduğunu görüyoruz. Çünkü hala söz konusu yabancı şirketin temsilcileri burada değiller. Bu işin beraberinde bakmamız gereken bir konudur. Bu konuya da arama kurtarma sürecini bitirdikten sonra yoğun bir şekilde bakacağız.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şöyle konuştu:
“Devletin tüm kamu kurumları, AFAD başta olmak üzere tüm yetkilileri burada. Bizim öncelikli hedefimiz madencilerimize ulaşmak. Madenci kardeşlerimizin aileleri ve yakınlarının yanında olmak için geldim. Odaklanmamız gereken en önemli konu göçük altında kalan kardeşlerimize bir an önce ulaşmak.”
Bayraktar, “ÇED raporundan sonra kapasite artırım kararını kim veriyor” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“GEREKLİ İZİNLER İLGİLİ TÜM KURUMLARDAN ALINMIŞ GÖZÜKÜYOR”
“Bu tesisin izinleriyle alakalı sürecinde herhangi bir sıkıntı yok. Gerekli izinler ilgili tüm kurumlardan alınmış gözüküyor. Ama işletmecilik anlamında bunun uygulama noktasındaki konuları kurumlarımız soruşturuyor. Bunların neticelerini en kısa zamanda alıp kamuoyuyla paylaşacağız. Hiçbir şeyin burada üstünün örtülmeyeceğini çok net ifade edebilirim. Türkiye’de madenciliğin ülkemiz için hayati öneme haiz bir konu olduğunu söyledim. Bizim için madenden önce, ‘Önce insan, sonra çevre, katma değerli madencilik yapacağız’ dedik. Yerli-yabancı yatırıma açık olduğumuzu ifade ettik. Ama burada herkesin aynı sorumlulukta davranması önem arz ediyor. İzin süreçleri, ilgili kurumlarımız tarafından takip edilerek verilmiştir. İşletmecilik noktasında da neler olduğuna bakıyoruz. Resmi ve hukuki süreçlerin tamamlanması daha doğru olur. Hem sudan hem topraktan aldığımız numunelerle alakalı şu an endişe edilecek bir süreç söz konusu değildir. Periyodik olarak numune alıp ölçümlerini yapıyoruz.”
Bayraktar, “Hukuki bir süreç işliyor. 7 hatta son bir bilgi geldi. Bir sorumlu yönetici arkadaş daha gözaltına alındı. Bizim yaptığımız soruşturma süreci devam ediyor. Tüm sorumlular, her ne kademede olursa olsun kamuoyuyla paylaşılacak. Yargı gereğini yapacak” diye konuştu.
]]>
Farklı temalarda yaptığı pastel resim çalışmalarıyla dikkati çeken sanatçı, resme merakını, çizim tekniğini ve geleceğe dair planlarını AA muhabirine anlattı.
Bayraktar, yıllar önce Üsküdar’da düzenlenen kişisel sergisi için birkaç at portresi yaptığını ve bunun ilgi görmesi üzerine at portrelerine yoğunlaştığını söyledi.
Yaklaşık iki senedir bu sergiye hazırlandığının altını çizen sanatçı, “Atları seviyorum, çok duygusal hayvanlar. Bir de bizim kültürümüzde önemli bir yeri var. Gücün, cesaretin, güvenin, bağlılığın, zenginliğin timsali. Savaşta, tarımda, ulaşımda, hayatın içinde hep at olmuş. Kültürümüzde atın yeri zaten çok önemli.” dedi.
Emine Bayraktar, atın anatomisinin ve kas yapılarının da ressam olarak kendisini etkilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Atlar çok duygusal hayvanlar. O yüzden seviyordum atları. Hatta ‘Bu kadar at çalıştığımda sıkılır mıyım?’ diye bir düşünce de beni kaplamadı değil. İnanın hala içimde çalışacak heves var. Onlarla yakın temasa geçtiğimde de onların duygularını o kadar yoğun hissettim ki ister istemez bu süreçte çok yoğun bir bağ kurmuşum. Fakat ben farkına varamamışım. Yaptığım eserlerde en çok arzuladığım şey, seyreden sanatsevere o duyguyu geçirebilmek. İstanbul Atlı Sporlar Kulübü’nde olmasının da benim için en büyük güzelliği atlarla gerçek bağ kuran sporcularla tablolarımı bir araya getirmiş olmak.”
“Proje hayallerimin sonu yok”
Realistik tarzla çalıştığını ve detaylara çok fazla yer verdiğini vurgulayan Bayraktar, “Kullandığımız farklı materyaller var. Bazen kalem, bazen yayıcılar, bazen elimizle yapıyoruz. Kağıdımız da çok önemli. Zımpara kağıdı üzerine çalışıyorum. Zımpara kağıdı dişli ve dokulu bir kağıt, pastel de zaten toz bir boya. Pigmenti çok yüksek ve çok kaliteli bir boyadır, uzun yıllar kalabilir.” şeklinde konuştu.
Ressam Bayraktar, uluslararası fuarları çok önemsediğini ve Uluslararası Katar Fuarı’na da 5 Arap Atı portresi ile katıldığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:
“Fuarda pastel bir at çalışması yaptım. O fuardan bir de ödül verdiler. Onun haricinde de Katar’da bir galeri benim oradaki at çalışmalarımla ilgilendi, aldı. Her sene Fransa’da olan, bu sene de Katar’da yapılan Dünya Arap Atı Güzellik Yarışması’nda benim eserlerim sergilendi. Bu da tabii benim için gurur verici oldu. Proje hayallerimin sonu yok. Benim bir atölyem var, 17 yaşından 55 yaşına kadar öğrencilerim de var. Onlarla bir sergi yapmak hedefim var. Sonrasında kendi çalışmalarımla alakalı yine yurt dışında fuarlara katılmak gibi isteklerim var.”
Sanata meyilli bireylerin hangi dal olursa olsun eğitim alması gerektiğini vurgu yapan Bayraktar, özellikle minik sanatçıların keşfinin ailede başladığını belirterek, “O küçük dünyalarıyla ileride çok büyük sanatçılar olabilirler. Bu dünyanın sanatçılara ihtiyacı var. Sanat evrensel ve herkesin bakış açısını değiştirebilen bir şey. Herkesin bir sanat dalıyla meşguliyeti olmasını temenni ederim.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 10 Şubat Dünya Bakliyat günü dolayısıyla görüntülü basın açıklaması yaptı. “Beslenmede baklagillerin önemi tartışılmaz” vurgusu yapan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Yağ oranı düşük, karbonhidrat oranı yüksek ve besleyici olan baklagiller, beslenmede bitkisel proteinin ana kaynağını oluşturuyor. En çok protein içeren besin gruplarından olan baklagiller günümüzde sağlıklı beslenme konusunda önemini artıran ürün grubudur. Baklagillerin her biri ayrı besin değerlerine sahip olmanın yanında ülkemizin kültürel değerleridir. Son yıllarda ülkemizde sağlıksız fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla baklagiller diyetisyen ve doktorlar tarafından daha fazla önerilmeye başlandı. Baklagillerin toplum olarak öneminin vurgulanması amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılı ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildi ve takip eden süreçte her yıl 10 Şubat günü ‘Dünya Bakliyat Günü’ olarak belirlendi.”
“Ülkemizin toplam baklagil üretiminden aldığı pay yaklaşık yüzde 1,3 civarındadır”
Baklagillerin dünyada 2 milyardan fazla insan için önemli bir protein kaynağı olduğunu belirten Bayraktar, bu rakamın dünya nüfusunun dörtte birini oluşturduğunu söyledi.
“Baklagiller dünyada yaklaşık 96 milyon hektar alanda 96 milyon ton üretimle, ortalama 135,2 milyar dolarlık piyasa değeri, 14,6 milyar dolar ihracat ve 16 milyar dolar ithalat değeri olmak üzere toplam 30,6 milyar dolarlık dış ticaret değerine sahip bir ürün grubudur” diyen Bayraktar, “Dünya toplam baklagil üretiminde yüzde 28,8’lik payla Hindistan ilk sırada yer alıyor. Ülkemizin toplam baklagil üretiminden aldığı pay yaklaşık yüzde 1,3 civarındadır” dedi.
Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen 7 çeşit Baklagiller arasında en fazla nohut, kuru fasulye ve mercimek olduğunu dile getiren Bayraktar, şöyle konuştu:
“Baklagil üretimi ülke geneline yayılmış olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nin güneyinde yoğunlaşmıştır. Genel olarak, kırmızı mercimek Güneydoğu’da, yeşil mercimek İç Anadolu’da, bakla Ege ve Güney Marmara’da, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgemizde yetiştiriliyor. Toplam yemeklik baklagil üretiminin, yüzde 44’ünü nohut, yüzde 30 buçuğunu kırmızı mercimek, yüzde 20,6’sını kuru fasulye oluşturuyor. Geri kalan yüzde 4,9’unu ise yeşil mercimek, bakla, bezelye ve börülce oluşturuyor.”
“Ülkemizde 1990 yılında toplam 20 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 9 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarında yüzde 55,4 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 34,8 oranında bir gerileme gerçekleşti” diye Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Tarım ve Orman Bakanlığının girişimleriyle 2016 yılı FAO tarafından ‘Uluslararası bakliyat yılı’ olarak ilan edilmişti. Bu yıldan sonra baklagillerde ekim alanlarının artırılmasına yönelik yapılan çalışmalar yapılsa da belirli ürünlerde istenilen düzeye maalesef ulaşılamadı. Halen üretim açığı yeşil mercimekte yüzde 49, kırmızı mercimekte yüzde 43 oranındadır.”
“Et ve baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez”
Et fiyatlarının yüksekliğine dikkati çeken Bayraktar, bu nedenle vatandaşların baklagil tükettiğini vurgulayarak, “Alternatif protein kaynağı olan baklagillerde de ithalat artarak devam ediyor. Baklagillerde son 5 yılda toplam ithalatımız yüzde 90,6 oranında artarak 702 bin ton oldu. Yine son 5 yılda baklagil ithalatına ödediğimiz tutar yüzde 227,6 oranında artarak 544 milyon dolara ulaştı. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. İnsanımızın protein ihtiyacı karşılamasında önemli bir yere sahip olan baklagillerin üretimini artırmak zorundayız. En önemli protein kaynaklarından olan et ve baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez. Halkımızın sağlıklı beslenmesi için bu temel gıda ürünlerinde üretim artırılmalı, ithalattan vazgeçilmelidir” açıklamalarında bulundu.
“Tüketicilerin pahalı yemesi kabul edilemez”
Ucuz gıdaya ulaşım için Üretici ile tüketici arasındaki makasın kapatılması gerektiğini dile getiren Bayraktar, “Üreticide 17 buçuk lira olan kırmızı mercimek 47 liraya, 29 buçuk lira olan nohut 76 liraya, 29 lira olan kuru fasulye 85 liraya, 26 lira olan yeşil mercimek 64 liraya markette satılıyor. Protein ihtiyacının yeterince karşılanması bakımından üreticide ucuz olan bu ürünleri tüketicilerin pahalı yemesi kabul edilemez. Bu gibi temel gıda ürünlerine yönelik yasal düzenlemeler yapılmalı, marketlerde tavan fiyat uygulaması getirilmelidir” ifadelerini kullandı.
“Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor”
“Ülkemizde baklagiller üretim maliyetlerinin yüksekliği ve alternatif ekilen ürünlerden elde edilen kazancın daha yüksek olması üreticilerin baklagil üretiminden uzaklaşmasına neden oldu. Ülkemiz baklagil ihracatında görülen azalış hem üretimde yaşanan sorunlar hem de dünya piyasasında rakip ülkelerin elde ettikleri rekabet üstünlüklerinden kaynaklanıyor” diyen TZOB Başkanı Bayraktar, “Baklagil üretimini arttırmak ülkemizi önce kendine yeter, sonrasında ihracatçı ülke konumuna getirir. Bunun için baklagiller üretim planlamasında öncelikli ürün grubuna alınmalıdır. Kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda ise fasulyenin ekim nöbetine girmesi sağlanmalıdır. Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor. Ancak bu destek 2018 yılından bu yana değişmedi. Verilen desteklerin amacına uygun olması için günün şartlarına göre artırılmalıdır. Baklagillerde ülkemizin arz güvenliğini ve üretimin devamlılığını sağlamanın yolu, üreticiyi memnun edecek bir fiyatın piyasada oluşmasıdır. Bu nedenle hasat dönemine yakın baklagil ithalatı yapılmamalı, piyasanın dengesi bozulmamalıdır” diye konuştu.
Öte yandan, Bayraktar, Türkiye’de sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması ve gereken desteğin arttırılması gerektiğine de dikkat çekti. – ANKARA
]]>TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, düzenlediği basın açıklamasında TZOB’un 2023 yılı değerlendirmesini ve 2024 yılı beklentilerini içeren raporu değerlendirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılında sanayi ve hizmetler sektörü yeni yeni oluşmaya başlarken Türkiye’nin ekonomik büyümesini tarım sektörünün sırtladığını belirten Bayraktar, düşük verimlilik ve işgücüne dayanan tarım sektörünün geride bırakılan bir asırlık sürede birçok zorluğa göğüs gerdiğini söyledi. Bayraktar, halen devam eden yapısal sorunların yüksek maliyetle yapılan üretimin devlet destekli kredi kullanamayan çiftçilerin yüksek faiz oranları ile kullandığı kredilerin, ihracat kısıtlamalarının ve fiyat ve pazarlamada yaşanan sorunların üreticileri zorladığını belirtti. 2023 yılını tarım sektörü bazında değerlendiren Bayraktar, tarımsal üretimde bazı ürünlerde düşen üretici fiyatları nedeniyle üreticilerin mağduriyet yaşadığını aktardı. Bayraktar, çiftçilerin yıllardır dile getirdiği üretim planlamasıyla üretim yapılan her tarım alanının ve üretim yapan her çiftçinin kayıt altına alınması gerekliliğinin ise bu yıl çözüme kavuştuğunu söyledi.
“2023 Aralık ayı itibarıyla gıda enflasyonu yüzde 72,01 oldu”
Tarım sektörünün Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bayraktar, “Tarım sektörü, üretime, istihdama ve dış ticaretimize hatırı sayılır bir katkı veriyor. 2022 yılının 3’üncü çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüyen tarım sektörü, 2023 yılının aynı çeyreğinde yalnızca yüzde 0,3 oranında büyüdü. 2023’ün 3’üncü çeyreği sonunda tarım sektörünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya katkısı yüzde 5,5 oldu. 2023 yılında tarım sektörünün istihdamdaki payı azalsa da hala önemini koruyor. Üçüncü çeyrekler itibarıyla 2022 yılında yüzde 16,9 olan tarımın istihdamdaki payı 2023 yılında yüzde 16,1’e geriledi. Tarım sektörü 5,1 milyon kişiye istihdam sağladı. 2023 Aralık ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 64,77 olarak gerçekleşirken, gıda enflasyonu yüzde 72,01 oldu” diye konuştu.
2023 yılı bütçesinden tarımsal destekler için 63 milyar 379 milyon lira kaynak ayrıldığını bildiren Bayraktar, “2023 üretim dönemi için ödenecek destekler miktarı 2024 yılı bütçesinde 91 milyar 554 milyon olarak planlandı. 2024 yılı bütçesinde tarımsal desteklere yüzde 44,4 artış yapılmış olsa da yaşanan ekonomik gelişmeler, girdi fiyatlarındaki artışlar ve enflasyon dikkate alındığında belirlenen rakam yeterli olmadı. Diğer yandan destek bütçesinin Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın en az yüzde 1 oranında olması gerekirken, bu rakam Orta Vadeli Plan’da açıklanan GSYH tahminine göre yüzde 0,25 düzeyinde kaldı. 2023 yılı için açıklanan destek kalemlerine baktığımızda gübre desteğinde artış olmazken, mazot desteğinde ve (yem bitkileri dışında) tüm ürünlerde artış oldu. Arpa, buğday, çavdar, yulaf ve tritikale ürünlerinde mazot desteği 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 37,33 oranında artarak 103 liraya yükseldi. Diğer ürünlerdeki mazot desteği artış oranı yüzde 35,5 ile 38,71 arasında değişiyor” açıklamasında bulundu.
Bayraktar, şu şekilde devam etti:
“2023 yılında buğday primi yüzde 900 artarak 10 kuruştan 1 liraya yükseldi. Arpa, çavdar, yulaf, tritikalede primler yüzde 400 artışla 10 kuruştan 50 kuruşa, ayçiçeğinde yüzde 100 artışla 50 kuruştan 1 liraya, pamukta yüzde 45,4 artışla 1 lira 10 kuruştan 1 lira 60 kuruşa, kanolada ise yüzde 25 artışla 80 kuruştan 1 liraya yükseldi. Ayçiçeği prim desteği yaşanan kuraklık nedeniyle Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’nde 1 liradan 1 lira 50 kuruşa artırıldı. Yine 2023 yılında yağlık ayçiçeği su kısıtı olan bölgelerde sertifikalı tohum kullanımı destek kapsamına alındı. 2023 yılı prim desteklerinde 18 ürünün 8’inde artış oldu. Ancak bazı ürünlerde uzun yıllardır artırılmayan desteklerin bu yıl da değişmediğini görüyoruz. 15 yıldır çeltik primi 10 kuruş, 8 yıldır aspir primi 55 kuruş, soya primi 60 kuruş, zeytinyağı primi 80 kuruş, 7 yıldır dane mısır primi 3 kuruş, 5 yıldır dane zeytin primi 15 kuruş, fındıkta alan bazlı destek ise 10 yıldır dekara 170 lira olarak ödeniyor.”
“Girdilerde en fazla artış yüzde 69,6 ile mazotta görüldü”
Geçen yılda değişen gübre fiyatlarını da değerlendiren Bayraktar, “Gübre fiyatlarında geçen yılın aralık ayına göre DAP gübresi yüzde 18,8 oranında, 20.20.0 gübresi yüzde 14,1 oranında, amonyum sülfat gübresi yüzde 9,2 oranında, amonyum nitrat (yüzde 26) gübresi yüzde 3,4 oranında ve ÜRE gübresi yüzde 1,3 oranında arttı. Mazot fiyatı son bir yıla göre yüzde 69,6 oranında artış gösterdi. Son bir yılda besi yemi fiyatı yüzde 39,8 ve süt yemi fiyatı yüzde 41,1 oranında arttı. Zirai ilaçlardan Deltametrin EC’nin (25 g/L) fiyatı son bir yılda yüzde 64,3 artışla tonu 630 liraya yükseldi” diye konuştu.
Üreticiler açısından en önemli maliyet kalemlerinden birinin de sulama ücreti olduğunu belirten Bayraktar, 2023 yılında Devlet Su İşleri tarafından yüzde 50,4’e varan oranda artış yaşandığını ifade etti. 2023 yılında artan enflasyon ve faizlerde kullanılan kredi rakamlarının beklenenin üzerinde gerçekleştiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre 2022 yılı Kasım ayı sonunda tarım ve balıkçılık nakdi ve takipteki toplam kredi bakiyesi, 309 milyar 814 milyon lira olarak gerçekleşirken, 2023 yılı Kasım ayı sonunda 584 milyar liraya ulaştı. Son bir yıllık süreçte çiftçilerin bankalara olan toplam kredi borcu yüzde 88,5 arttı. 2022 yılı Aralık ayında Ziraat Bankası’nın 1 yıllık işletme kredilerinde kullandığı cari faiz oranı yüzde 9,5 iken, peş peşe artan oranlarla 2023 yılı Aralık ayında yüzde 42 seviyesine yükseldi.”
2022 yılı Aralık ayında yüzde 17 olan bir yıllık işletme kredisi faiz oranının geçtiğimiz yıl yüzde 62’ye ulaştığını hatırlatan Bayraktar, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kredilerinde değişken faiz uygulandığına dikkati çekerek, “Çiftçi kredisini alırken o günkü faiz oranı ile borcunu hesaplatıyor. Ancak ödeme günü geldiğinde çiftçi çok farklı bir borçla karşılaşıyor. Maalesef ki çiftçi bu faiz çıkmazının içinde bu oranlarla ve değişken faizle kredi kullanmaya devam etmek zorunda kalıyor. Tarımsal kredilerde devlet desteği uygulanarak faiz oranları düşük tutuluyor. Buna rağmen 2023 yılında çiftçilerin yaklaşık yüzde 37’si yüksek faiz oranları ile tarımsal kredi kullandı” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’de 1 Ekim 2022 ile 30 Eylül 2023 dönemini kapsayan 2023 tarım yılı yağışlarının normalin yüzde 6 altında gerçekleştiğini dile getiren Bayraktar, buna rağmen ülke geneline yayılan tarımsal kuraklığın yaşanmadığını söyledi. 2023 yılında başta deprem olmak üzere yaşanan aşırı yağış, sel ve fırtına afetlerinin tarımsal üretime zarar verdiğini anlatan Bayraktar, “Şubat ayında Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler 11 ilimizi etkileyerek 50 binden fazla insanımızın vefatına yol açtı. Deprem afeti tarım ve hayvancılığımızda da kayıplara neden oldu. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın kart ayında yayımladığı raporda 8 bin 241 büyükbaş, 64 bin 260 küçükbaş, 42 bin baş kanatlı hayvanın telef olduğu tespit edildi. Mart ayında depremden etkilenen Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya illerimizde meydana gelen sel afeti tarım alanlarını da etkiledi” diye konuştu.
Çiftçilerin asgari ücrete endeksli tarım BAĞ-KUR primlerinin 4 bin 628 liradan yüzde 49,11 oranında artışla 6 bin 900 lira 86 kuruşa yükseldiğini aktaran Bayraktar, şöyle konuştu:
“Borcu bulunmayan çiftçilerimize verilen 5 puanlık hazine desteği göz önünde bulundurulsa bile çiftçilerimizin ödeyeceği tarım BAĞ-KUR primi aylık 3 bin 957 lira 28 kuruştan yüzde 49,11 artarak 5 bin 900 lira 74 kuruşa yükseldi. Bu rakamlar çiftçilerin ödeme gücünü aşmakta ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı BAĞ-KUR sayısı her geçen yıl azalmaktadır. SGK verilerine göre 2021 yılında 1 milyon çiftçimiz kayıtlı iken, bu yıl bu sayı 500 binin altına geriledi.”
TÜİK verilerine göre toplam bitkisel üretimin bir önceki yıla göre yüzde 6,2 oranında artarak 128,9 milyon tondan 136,9 tona ulaştığını ifade eden Bayraktar, “2023 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin üretimi bir önceki yıla göre yüzde 10,3, meyve, içecek ve baharat bitkilerinin üretimi yüzde 2,3, sebze üretimi ise 0,6 oranında artış gösterdi. Tahıllarda artış oranı yüzde 9,1 olarak gerçekleşti. Bir önceki yıla göre buğday üretimi yüzde 11,4 artarak 19 milyon 750 bin tondan 22 milyon tona, arpa üretimi yüzde 8,2 artarak 8 milyon 500 bin tondan 9 milyon 200 bin tona çıktı” açıklamasında bulundu.
Mısır üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 5,9 oranında artarak 8 milyon 500 bin tondan 9 milyon tona yükseldiğini açıklayan Bayraktar, “Bu yıl mısırda artan ve rekor olan üretim üreticilerimizin gelirine yansımadı. TMO yüzde 14 nem mısırda alım fiyatını 6 lira olarak açıkladı. Kilogram başına 6 lira olarak açıklanan fiyat, 2022 yılı fiyatı olarak açıklanan kilogram başı 5 lira 70 kuruşun sadece yüzde 5,3 üzerinde açıklandı. Beklediği geliri elde edemeyen üreticilerimiz hayal kırıklığına uğradı” dedi.
Narenciye ürünleri içerisinde en fazla üretim artışının yüzde 78,8 ile limonda görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Limonda geçen yıl 1 milyon 323 bin ton olan üretim, 2 milyon 325 bin tona ulaştı. Portakalda üretim yüzde 74,8, mandarinde üretim yüzde 58,3, greyfurtta üretim yüzde 43,7 artış gösterdi. Ülkemizde üretim planlaması olmamasının bedelini bu yıl en çok narenciye üreticisi ödedi. Narenciyede hasadın ilk başladığı Çukurova bölgesinde erkenci çeşit limonda üretici fiyatları kilogram başına 50 kuruşa kadar geriledi.”
Geçtiğimiz yılın aralık ayında limon üretici fiyatlarının ortalama 7 lira olduğunu hatırlatan Bayraktar, fiyatların bu yıl 3 liraya gerilemesinin çiftçileri hayal kırıklığına uğrattığını belirtti. Mersin’de yaşanan dolu hadisesi sonrası mayer limonda alım satımın tamamen durduğunu söyleyen Bayraktar, “Kasım ayında hasadı başlayan Aydın cinsi limonun alıcı bulamaması, artan işçilik maliyetleri ve işçi bulunamaması nedeniyle ürün dalında kaldı. Bazı üreticilerimiz seneye yine zarar etmemek için ağaçlarını kesti. Müdahale alımı yapılmaması milli servetimizin yok olmasına neden oldu. Benzer sorunlar bu yıl rekoltenin fazla olduğu portakal, mandalina ve greyfurtta da yaşandı. Mandalina fiyatı geçen yıl aralık ayında 11 lira 50 kuruş iken, bu yıl aralık ayında 4 lira 25 kuruşa geriledi” ifadesini kullandı.
Üreticinin ürettiği ürünü satmakta zorlandığını aktaran Bayraktar, narenciye bahçelerinde kesilen her bir ağacın yerine konamayacağını belirtti. Türkiye’deki büyük ve küçükbaş hayvancılığa da değinen Bayraktar, şöyle konuştu:
“TÜİK verilerine göre 2020 yılında 18,2 milyon baş olan büyükbaş hayvan sayısı, 2021 yılında 18 milyon başa geriledi. 2022 yılında ise 17 milyon baş olan büyükbaş hayvan sayısı 2023 yılının ilk altı ayında yüzde 2 oranında azalarak 16,7 milyon başa geriledi. Küçükbaş hayvan sayısı ise 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 2,2 azalarak 56,3 milyon başa, 2023 yılının ilk 6 ayında ise yüzde 5,3 azalarak 53,3 milyon başa geriledi. Böylelikle sadece 6 aylık dönemde büyükbaş hayvan sayımız 502 bin, küçükbaş hayvan sayımız ise 3 milyon azalmış oldu.”
“Canlı hayvan ve et ithalatına ödenen rakam 1 milyar 200 bin doları aştı”
Sığır hayvan ithalatının 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 10 kat artarak 57 bin 430 baştan 555 bin 279 başa yükseldiğini ve karşılığında 658 milyon 837 bin dolar ödendiğini ifade eden Bayraktar, “Yine aynı dönemde büyükbaşta yaklaşık 86 bin baş damızlık, 75 bin baş kasaplık hayvan ithal edilirken, küçükbaşta 46 bin baş kasaplık, 5 bin baş damızlık hayvan ve 32 bin tona yakın karkas et ithal edildi. Canlı hayvan ve et ithalatına ödenen rakam 2022’de 164,9 milyon dolarken, 2023 yılı ilk 11 ayda toplam 1,2 milyar doları aştı” diye konuştu.
TÜİK verilerine göre 2021 yılında 23,2 milyon ton olan toplam süt üretiminin 2022 yılı itibarıyla 21,6 milyon tona gerilediğine dikkati çeken Bayraktar, “Türkiye’de üretilen sütün yaklaşık yarıya yakını sanayiye aktarılıyor. Toplanarak sanayiye aktarılan inek sütü, 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarak 8 milyon 237 bin tondan 8 milyon 535 bin tona çıktı. Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye satış fiyatı 15 Ekim 2022-31 Temmuz 2023 tarihleri arasında net 8 lira 50 kuruş, 1 Ağustos’tan itibaren de net 11 lira 50 kuruş olarak belirlendi” açıklamalarında bulundu.
Tarımdan kaçışı önlemek için genç çiftçilere ek teşvik ve destekler getirilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, “2023 yılında buğday ürününü TMO’ya ve piyasaya satan ÇKS’ye kayıtlı tüm üreticilere verilen kilogram başı 1 lira destek, artırılarak 2024 yılında da devam ettirilmelidir. Çiftçilerimizin kendi imkanlarıyla kullandıkları yeraltı suyu ücretleri düşürülmeli ve ruhsatsız olan kuyulara bir kereye mahsus olmak üzere af getirilerek ruhsat verilmelidir” dedi.
Çiğ süt fiyatlarına ve damızlık hayvanlar konusundaki problemlere değinen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Çiğ süt fiyatı belirlenirken gerekçesi ne olursa olsun baskı yapılmamalı ve piyasa şartlarına göre güncellenmelidir. Damızlık hayvanlar için çok önemli olan süt/yem paritesinin 1,5 seviyelerinde olması sağlanmalıdır. Dünyada büyük miktarlarda kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, yumurta ve yumurta ürünleri, süt ürünleri talebi vardır. Bu talep değerlendirilmeli, başta Ortadoğu olmak üzere yakın pazarlara yoğunlaşmalı, mevcut pazarlarda rekabet edici ve pazar payını artırıcı tedbirler alınmalıdır.”
2023 yılında hava şartlarının iyi gitmesinden dolayı bitkisel üretimde artış yaşandığına vurgu yapan TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:
“Çiftçilerimiz zor şartlara rağmen üretimini sürdürdü ve ülkemiz ekonomisine katkı sağladı. Başta girdilerin pahalılığı ve pazarlama sorunları olmak üzere çözülmesi gereken sorunlarımız bulunuyor. Bu sorunlar çözülür ve yeterli destek verilirse çiftçilerimiz üretimden kopmaz, 2024 yılında ve sonraki yıllarda üretimde sıkıntı yaşamayız. Tüm halkımıza ve çiftçilerimize doğal afetlerden uzak, bereketli, üretilen ürünlerin değerinde pazarlandığı, bereketin çiftçi refahına yansıdığı, sorunsuz bir yıl temenni ediyorum.” – ANKARA
]]>SELÇUK BAYRAKTAR KİMDİR?
Türkiye’nin ilk milli S/İHA sistemlerinin ve ilk milli insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA’nın mimarı olan Selçuk Bayraktar, 1979 İstanbul-Sarıyer’de doğdu. 1997’de Robert Kolej’den mezun olduktan sonra 2002’ye kadar İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünde lisans eğitimini sürdürdü. University of Pennsylvania (UPenn) Elektrik Mühendisliği Bölümünde 2002-2004 yılları arasında yüksek lisans eğitimini tamamladı, dünyada ilk kez İHA formasyon uçuşları ve robot koordinasyonu üzerine önemli çalışmalarda bulundu.
MIT’de yüksek lisans-doktora eğitimi alırken insansız helikopter sistemlerinin otomatik uçuş kontrol algoritmaları üzerine çalışan Bayraktar, 2006’da ikinci yüksek lisansını tamamladı. 2007’de Türkiye’ye dönerek Baykar’da insansız hava aracı teknolojileri geliştirme faaliyetlerini sürdürdü.

2007’DEN BERİ BAYKAR YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLARAK GÖREV YAPIYOR
2007’den beri Baykar’da bünyesinde Teknoloji Liderliği (CTO) görevini yürüten Selçuk Bayraktar, 2021’den itibaren Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’nin ilk milli İHA’sı olan Bayraktar MİNİ İHA ile 2014’te TSK envanterine giren, dünyada 32 ülkeye ihraç edilen (Eylül 2023) ve 700 bin başarılı uçuş saatini geride bırakarak sınıfında dünyanın en iyisi olarak gösterilen Bayraktar TB2 S/İHA sistemini geliştiren ekibi yönetti. Türkiye’nin ilk Taarruzi İHA sistemi olan 6 ton kalkış ağırlığına sahip Bayraktar AKINCI TİHA’yı da geliştirerek 2021’de TSK’ya teslim etti. Bayraktar AKINCI TİHA, Eylül 2023 itibariyle 8 ülkeye ihraç edildi.
Türkiye’nin ilk uçan araba prototipi CEZERİ’yi geliştiren ekibin de başında yer aldı. Hâlihazırda kısa pistli gemilere iniş-kalkış yapabilecek Bayraktar TB3 SİHA ve Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı projesi olan Bayraktar KIZILELMA’nın geliştirme projelerine liderlik ediyor. Selçuk Bayraktar yönetiminde yürütülen geliştirme çalışmalarında dünya havacılık tarihinde ilk defa gerçekleşen formasyon uçuşlarına imza atıldı. Muharip sınıftaki iki insansız hava aracı olan AKINCI Taarruzi İHA ile KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı, dünya havacılık tarihinde ilk kez yapılan yakın kol uçuşlarını birçok kez başarıyla gerçekleştirdi.
Bayraktar, 2016 yılında Sümeyye Erdoğan ile evlendi.UKRAYNA VE AZERBAYCAN’DAN ÖDÜL ALDI
Fergani adlı teknoloji girişimiyle uzay çalışmaları yürütmektedir. Fergani Uzay Teknolojileri’nde alçak yörünge takım uyduları ile yörünge transfer aracı geliştirme projelerine liderlik ediyor. Baykar’ın geliştirdiği Bayraktar TB2 SİHA’ların Karabağ’ın kurtuluşuna katkısı sebebiyle 1 Nisan 2021’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Karabağ Nişanı ile ödüllendirildi. 2022’de ise Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin emriyle Ukrayna Devlet Liyakat Nişanı’na layık görüldü.
18 Ekim 2023’te Afrika ülkesi Mali’ye yaptığı katkı ve hizmetlerden dolayı Cumhurbaşkanı Assimi Goita tarafından ülkenin en yüksek nişanı olan Mali Ulusal Nişanı ile taltif edildi. Mütevelli heyeti başkanlığını yürüttüğü Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nda (T3 Vakfı) milli ve özgün teknoloji geliştirme çalışmalarında rol alabilecek yetenekli gençleri desteklemekte ve eğitim programları düzenliyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunun öncülüğünü yapan T3 Vakfı, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji etkinliği olan TEKNOFEST’i düzenliyor. Etkisi sınırları aşan TEKNOFEST, 2022 yılında Azerbaycan’da da düzenlendi.
Sümeyye Erdoğan Bayraktar ile 2016 yılında evlenen Bayraktar, bir çocuk babasıdır. Hususi pilot lisansına sahiptir.
]]>TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre markette takip edilen 41 ürünün tamamında fiyat artışı olduğunu belirterek, “Fiyatı en fazla artan ürün markette yüzde 156,3 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 152,5 ile yeşil soğan, yüzde 146,4 ile maydanoz, yüzde 141,9 ile zeytinyağı ve yüzde 138,5 ile patlıcan izledi. 2023 yılında üretici fiyatlarına baktığımızda genel olarak görülen artışların etkenlerinden bir tanesi artan üretim maliyetleridir. Artan girdi fiyatları, işçilik, taşıma, ambalajlama, depolama ücretleri üretici fiyatlarına yansıdı. Üretimi geçen yıla göre azalan kabak, zeytinyağı, elma, salatalık, sivri biber ve kuru üzüm fiyatı en fazla artan ürünler oldu. Diğer taraftan üretimi artan narenciye ve kuru soğan artan maliyetlere rağmen bir önceki yıla göre fiyatı düşen ürünler oldu” dedi.
“Geçen yıla göre üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 365,9 ile kabakta görüldü”
Bayraktar, 2023 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre üreticide takip edilen 33 ürünün 29’unda fiyat arttığını, 4 üründe ise fiyat düşüşü yaşandığını belirterek, “Geçen yıla göre bu yıl üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 365,9 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 263,1 ile zeytinyağı, yüzde 200 ile elma, yüzde 159 ile salatalık, yüzde 152,2 ile sivri biber izledi. Bu yıl geçen yıla göre mandalina, limon, portakal ve kuru soğanda ise üretici fiyatlarında düşüş görüldü. Üreticide mandalinanın yüzde 63, limonun yüzde 57,1, kuru soğanın yüzde 31,9, portakalın yüzde 2,3 oranında fiyatları düştü. Bu düşüşlere rağmen markette portakalın yüzde 29,5, mandalinanın yüzde 20,8, kuru soğanın yüzde 15,8, limonun yüzde 0,5 oranında fiyatının artması dikkat çekti” ifadelerini kullandı.
Üreticide bazı ürünlerin maliyetinin düşmesine rağmen marketlerde fiyatları artmış şekilde yer aldığına dikkati çeken Bayraktar, bu sorunların çözümü için üretici ile tüketici arasındaki zincirin kısaltılması, lojistik maliyetlerin azaltılması ve spekülatif hareketlerle tüketicide fazlaca artan fiyatların önüne geçmek adına denetimlerin sıklaştırılması gerektiğine vurgu yaptı.
“Üretici ve market fiyat farkı en çok yüzde 408,5 ile mandalinada görüldü”
Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 408,5 ile mandalinada görüldüğünü söyleyen Bayraktar, “Mandalinadaki fiyat farkını yüzde 407,4 limon, yüzde 277,8 portakal, yüzde 243 kuru soğan ile takip etti. Mandalina ve limon 5 kat, portakal 4 kat, kuru soğan ve marul 3 buçuk kat, yeşil soğan 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 4 lira 25 kuruş olan mandalina 21 lira 50 kuruşa, 3 lira olan limon 15 liraya, 5 lira olan portakal 21 liraya, 4 lira 50 kuruş olan kuru soğan 15 liraya satıldı” açıklamasında bulundu.
“Aralık ayında marketlerde fiyatı en çok artan ürün patlıcan”
Bayraktar, aralık ayında marketlerde takip edilen 42 ürünün 30’unda fiyat artışı, 12’sinde fiyat azalışı görüldüğünü söyleyerek, “Bu ürünler arasında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 54,5 ile patlıcan olduğunu, patlıcandaki fiyat artışını yüzde 54 ile yeşil fasulye, yüzde 46,7 ile marul, yüzde 30,1 ile salatalık, yüzde 27,3 ile ıspanak takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün yüzde 16 ile mısırözü yağı oldu. Mısırözü yağındaki fiyat düşüşünü yüzde 11,8 ile portakal, yüzde 9,1 ile nohut, yüzde 7,3 ile pırasa, yüzde 4,2 ile Ayçiçek yağı, yüzde 3,5 ile patates izledi” diye konuştu.
“Üreticide en çok fiyat düşüşü lahanada görüldü”
Aralık ayında üretici fiyatlarında takip edilen 34 ürününün 23’ünde fiyat artışı olduğunu, 3’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü söyleyen Bayraktar, 8 üründe ise fiyat değişimi olmadığını açıkladı. Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 20,5 ile beyaz lahanada görüldü. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 10,4 ile pırasa, yüzde 5,6 ile mandalina izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 58,5 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat artışını yüzde 44,8 ile yeşil fasulye, yüzde 42,9 ile limon, yüzde 36,2 ile kabak, yüzde 35,8 ile domates takip etti. Üretici fiyatlarında havuç, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, kuru üzüm, kuru incir, fındıkta fiyat değişimi olmadı.”
Aralık ayı üretici fiyat değişiminin nedenleri
Aralık ayındaki fiyat değişimlerinin nedenlerini de değerlendiren Bayraktar, lahana, pırasa ve mandalinada talep yetersizliği nedeniyle fiyatların düştüğünü dile getirdi. Marul, yeşil fasulye, kabak ve domateste arzdaki azalmanın ürün fiyatlarının artmasına neden olduğunu söyleyen Bayraktar, erkenci limonda oldukça düşük başlayan üretici fiyatının yataklık limon hasadının başlamasıyla aralık ayında artış gösterdiğini sözlerine ekledi. – ANKARA
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2 Ocak 2024 tarihinde başvurusu sona erecek olan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve açıklanan yeni asgari ücret sonrası belirlenen tarım BAĞ-KUR primleri hakkında çaçıklama yaptı. 1 Eylül 2023 tarihinde başlayan 2023-2024 tarımsal üretim dönemi Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının 2 Ocak 2024 tarihinde sona ereceğini hatırlatan Bayraktar, “Ziraat odalarımızda aktif olan çiftçilerimiz, arazi beyanında ve ek belgelerinde değişiklik olmayan üreticilerimiz ÇKS başvurularını e-Devlet üzerinden yapabiliyor. Ancak üretim yaptığı arazi beyanı ve ek belgelerinde değişiklik olan üreticilerimizin ÇKS Yönetmeliği gereği ziraat odasından alacakları ‘Çiftçi Belgesi’ ve istenen diğer belgelerle Tarım ve Orman İl/İlçe müdürlüklerine şahsen başvuru yapmaları gerekiyor.”
Türkiye’de ÇKS kayıt şartlarını yerine getiremeyen yaklaşık 8,24 milyon hektar tarım arazisini işleyen üreticilerin her yıl desteklerden mahrum kaldığını belirten Bayraktar, “Gıda güvencesinin sorgulandığı, iklim değişikliğiyle birlikte gelecekte tarımsal faaliyetlerin daha da zorlaşacağının beklendiği bir ortamda ÇKS Yönetmeliği’ndeki kayıt şartları nedeniyle üretim yapan üreticilerimizin destek alamamasının kabul edilemez olduğu Birliğimizce her fırsatta dile getirildi” diye konuştu.
2023 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının üreten ve üretmek isteyen çiftçilerin sesini duyduğunu belirten Bayraktar, 18 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ÇKS Yönetmeliği değişikliğiyle kayıt şartlarının düzenlendiğini ve miras ile intikal sorunları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerin işlenerek kayıt altına alınmasının önünün açıldığını aktardı. 18 Kasım 2023 tarihinden itibaren yeni arazilerin ve çiftçilerin kayıt işlemlerinin yoğun bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, “2024 yılı ÇKS başvurularının bitmesine kısa bir süre kaldığı için bugünlerde yoğunluk daha da arttı. Ziraat odalarımız kalan sürede ÇKS kayıtlarının tamamlanamayacağını söylüyor. Öngörülen 3 milyon hektar yeni tarım alanının kayıt altına alınabilmesi ve üreticilerimizin destek alabilmeleri için başvuru süresinin 1 ay uzatılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, açıklanan brüt asgari ücretle beraber üreticilerin tarım BAĞ-KUR primlerinin de yüzde 49 oranında arttığını belirterek, şöyle konuştu:
“4 bin 628 liradan 6 bin 900 lira 86 kuruşa, prim borcu olmayan çiftçilerimize verilen hazine teşviki ile tarım BAĞ-KUR primi 3 bin 957 lira 28 kuruştan 5 bin 900 lira 74 kuruşa ulaştı. Tarım BAĞ-KUR prim artışı üretici fiyat artışlarının üzerinde gerçekleşti. Artan prim tutarları nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı tarım BAĞ-KUR sayısı her geçen yıl azalıyor. SGK verilerine göre 2021 yılında 1 milyon çiftçimiz kayıtlı iken, bu yıl 500 binin altına geriledi.”
“SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli”
SGK primlerine de dikkati çeken Bayraktar, “SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli, prim ödeme gün sayısı 15 güne indirilmelidir. Diğer sigortalılar 7 bin 200 gün, yani 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emekli olabiliyor. Bu hakkaniyetsizlik bir an önce giderilmelidir. Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerin borçlandırılması sağlanmalıdır” açıklamalarında bulundu. – ANKARA
]]>