Baskı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 26 Jul 2024 22:24:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 MHP Salihli İlçe Başkanı, Belediye Başkanı’na Çalışanlara Yönelik Baskıları İtham Etti https://www.haber60.com.tr/mhp-salihli-ilce-baskani-belediye-baskanina-calisanlara-yonelik-baskilari-itham-etti/ https://www.haber60.com.tr/mhp-salihli-ilce-baskani-belediye-baskanina-calisanlara-yonelik-baskilari-itham-etti/#respond Fri, 26 Jul 2024 22:24:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42383 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Salihli İlçe Başkanı Halil Tüfek, CHP’li Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu’nun hukuka aykırı işten çıkarma ve mobing uygulamaları ile seçim meydanlarında söyledikleri arasında tezada düştüğünü belirterek, “Çalışanların onuru ile oynamayınız, çalışma barışını sağlayınız. Baskılara ve sürgünlere son veriniz, parti rozetinizi çıkarıp herkese eşit davranınız. Salihli halkı sizden hizmet ve seçim vaatlerinizi yerine getirmenizi bekliyor” dedi.

MHP Salihli İlçe binası önünde partililerle bir araya gelen MHP İlçe Başkanı Halil Tüfek, Salihli Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünde tekniker olarak çalışan Erkan Keskin’in geçici görevlendirme yazısı ile Zabıta Müdürlüğünde kavşaklarda geçen araçları saymak üzere görevlendirildiğini ve aşırı sıcaktan bayılarak hastaneye kaldırıldığını belirterek, olayla ilgili açıklama yaptı. Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu’nun göreve geldiği günden bugüne kadar ‘çalışanlara baskı ve mobing uyguladığını’ iddia eden Tüfek, şunları söyledi:

“31 Mart 2024 yerel seçimler sürecinde Salihli Belediyesinde çalışan hiçbir işçi ve memura baskı yapmayacağını, ekmeği ile oynamayacağını, görevini namusuyla yapana dokunmayacağını, Hz. Ömer’in adaletini dağıtacağını söyleyerek oy isteyen Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, 4 aylık görev süresi içerisinde yaptığı hukuka aykırı işten çıkarma ve mobing uygulamaları ile seçim meydanlarında söyledikleri arasında tezada düşmüştür. Nisan ayı itibari ile bizim de yakinen avukatlarımız nezdinde takip ettiğimiz üzere belediyede sadece görevini yapan işçi kardeşlerimize ve memurlarımıza yönelik görev yeri değişiklikleri ile sistematik baskılara son yaşanan üzücü hadiselerin eklenmesi ile bu durum kabul edilemez bir hal aldığı için basın açıklaması yapma zaruretimiz hasıl olmuştur.”

“Baskılar yüzünden istifa ettiler”

Tüfek, açıklamasına şöyle devam etti:

“Devlet memuru olan belediye personelinin farklı farklı yerlere sürüldüğünü, uzmanlığı olan işlerinden alınarak başka görevler verildiğini, şantiyelere gidilerek bizzat sözlü kanunsuz emirler verildiğini de ayrıca takip etmekteyiz. Bu kişilere görevlerini en ağır şartlarda yaptırarak, psikolojik olarak yıpratarak, sürekli görev yeri değişikliği yapılarak eziyet edilmektedir. Bu baskılar yüzünden birçok işçi kardeşimiz de kendisi istifa etmek zorunda kalmıştır. Emeklilik hakkı gelenleri bile uydurma disiplin soruşturmalarıyla işten çıkarmaya hazırlanırlarken avukatlarımızın hızlı ve etkili müdahalesi ile işçilerin hak kaybına uğraması engellenmiştir. Son olayla ilgili olarak yerel ve ulusal basının uygulanan mobbingi kamuoyuna nasıl haber verdiğini ve kamuoyunun ne denli sert tepki verdiğini hepimiz gördük. Bu eziyete devam edildiği sürece bizler takipçisi olacağız ve zulme dur diyeceğiz. Bu partizanca davranışlar belediyedeki işleyişi aksattığı gibi iş barışını da zedelemektedir. Salihli halkına seçim meydanlarında vaat edilen ve sözde dağıtılan Hz. Ömer adaleti bu mudur? Bizlerin amacı sizinle kavga etmek değil sadece sizden Salihli’mize layık olan hizmetleri beklemekteyiz. Zaten belediye meclisinde Salihli’mize yapacağınız hizmet için getirdiğiniz tekliflere MHP olarak destek vermekteyiz” diye konuştu.

“Çalışma barışını sağlayınız”

Tüfek, Başkan Nurlu’dan belediyede çalışma barışını sağlamasını talep ederek, “Sayın Nurlu, siz bir hukukçusunuz; bir gün hukukun sizin için de gerekli olacağını asla unutmayınız. Salihli halkı size oy vererek hizmet etmenizi beklemiştir ancak siz ise hala çalışanların ekmeğiyle oynamakta ve insanları yıldırmaktasınız. Çalışanların onuru ile oynamayınız, çalışma barışını sağlayınız. Baskılara ve sürgünlere son veriniz, parti rozetinizi çıkarıp herkese eşit davranınız. Salihli halkı sizden hizmet ve seçim vaatlerinizi yerine getirmenizi bekliyor. Milliyetçi Hareket Partisi Salihli İlçe Teşkilatı olarak yöneticilerimiz, sendikalarımız ve avukatlarımız ile yasal süreçlerin sonuna kadar takipçisi olacağız. Unutmayınız ki mahkeme kadıya mülk değildir” dedi.

Yapılan açıklama sonrası CHP’li Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, belediye başkan yardımcıları ile birlikte MHP binası önünde bulunan partilileri ziyaret ederek, konu ile ilgili görüşmeler gerçekleştirdi. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-salihli-ilce-baskani-belediye-baskanina-calisanlara-yonelik-baskilari-itham-etti/feed/ 0
Milli voleybolcu Ebrar Karakurt’un hedefi madalya kürsüsünde olmak https://www.haber60.com.tr/milli-voleybolcu-ebrar-karakurtun-hedefi-madalya-kursusunde-olmak/ https://www.haber60.com.tr/milli-voleybolcu-ebrar-karakurtun-hedefi-madalya-kursusunde-olmak/#respond Wed, 24 Jul 2024 07:57:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41858

Milli voleybolcu Ebrar Karakurt’un hedefi madalya kürsüsünde olmak

“İlk 3’te olmak yeterli olacak”

“Beklentiyi yukarıya çekenler de aslında bizleriz”

“Küçük kız çocuklarının idolü olmak benim için çok gurur verici bir şey”

Metin ARSLANCAN – Olgucan KALKAN/ İSTANBUL, – A Milli Kadın Voleybol Takımı oyuncularından Ebrar Karakurt, “Altın tabii ki çok güzel bir hedef ama bizim için ilk 3’te olmak yeterli olacaktır. Dünya sporunun zirvesinde olimpiyatlar gibi bir arenada ilk 3’te yer alacağımızı hayal etmek en güzel rüyadan bile daha keyifli” dedi.

Ay-yıldızlılar, 26 Temmuz-11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Paris 2024 Yaz Olimpiyatları Oyunları’nda tarihinde üçüncü kez mücadele edecek. Rusya Ligi takımlarından Lokomotiv Kaliningrad formasını giyen 24 yaşındaki milli voleybolcu, Demirören Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.

İyi bir olimpiyat geçirmek istediklerini söyleyen başarılı pasör çaprazı, “Rusya benim için çok güzel geçti, çok mutlu olduğum, keyifli zaman geçirdiğim ve iyi voleybol oynadığım bir kulüp sezonundan çıktım. Bunun motivasyonuyla buraya geldim. Milletler Ligi’nde çeyrek finalde elendiğimiz için gerçekten üzgünüz. İstediğimiz oyunu sahaya yansıtamadık. Ama her şeyin bir telafisi olduğuna inanıyorum. Bu yüzden o mağlubiyetten ders çıkarıp, eksiklerimizi görüp, yolumuza kampımızla devam ettik. Çok keyifli bir kamp süreci geçirdiğimizi düşünüyorum. Arkadaşlarımla çok keyif aldık, antrenmanlarda çok sıkı çalıştık. Hep birlikte hayallerimizi gerçekleştirmek için yola çıkıyoruz. Umarım iyi bir olimpiyat geçiririz. Umarım halkımızı gururlandırabiliriz ve kupayla, madalyayla buraya dönmek nasip olur” ifadelerini kullandı.

“İLK 3’TE OLMAK YETERLİ OLACAK”

Geçen sene elde edilen başarılardan dolayı kendilerinden beklentinin yüksek olduğuna dikkati çeken Ebrar, “Bu beklentiyle başa çıkmaya çalışıyoruz. Altın tabii ki çok güzel bir hedef ama bizim için ilk 3’te olmak yeterli olacaktır. Gönül ister ki tabii ki altın madalyayı alalım ve buna zaten talip olduğumuzu düşünüyorum. Çok kaliteli bir ekip olduğumuzu düşünüyorum. Ama altın olmasa da kürsüde olmak bizler için çok yeterli olacaktır. Dünya sporunun zirvesinde olimpiyatlar gibi bir arenada ilk 3’te yer alacağımızı hayal etmek bile en güzel rüyadan daha keyifli. Umarım bunu gerçekleştirebiliriz” şeklinde konuştu.

“BASKI HİSSETMİYORUZ DİYEMEM”

Ebrar Karakurt, sözlerine şöyle devam etti:

“Tabii ki verdiğimiz röportajlarda bile herkesin bizden altın madalya almamız yönünde bir beklentileri var. Kürsüde olmamıza dair beklentiler var. Bu beklentiyi yukarıya çekenler de aslında bizleriz. Beklentinin yukarıda olmasından da çok mutluyum. Tabii de baskı hissetmiyoruz diyemem ama bu baskıyı hissetmekle de alakalı da bir problemimiz yok. Önemli olan dışarıdan baskılara karşı takım halinde nasıl reaksiyon verebildiğimiz. Bu baskının üstünden gelmek için de takım halinde birlik olup, iyi olup, sahada en iyimizi ortaya koyduktan sonra baskıyı çok kolay şekilde atlatacağımızı düşünüyorum.”

“KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARININ İDOLÜ OLMAK ÇOK GURUR VERİCİ”

Ebrar Karakurt, birçok genç voleybolcunun kendisini örnek alması ile ilgili ise, “Gerçekten voleybol ülkesi olduğumuzu, kız çocuklarının bizi idolü olarak gördüğünü canı gönülden hissedebiliyoruz. Onlara sevgileri için çok teşekkür ediyorum. Gelecek kariyerlerine dair onlara bir tavsiye vermem gerekiyorsa onlara spor hayatlarında başarılar diliyorum. İnşallah her şey istedikleri gibi olur. Küçük kız çocuklarının idolü olmak benim için çok gurur verici bir şey” değerlendirmesinde bulundu.

MİLLİLERİN MAÇ PROGRAMI

Paris 2024 Yaz Olimpiyatları Oyunları’nda “Filenin Sultanları”, C Grubu’nda Hollanda, Dominik Cumhuriyeti ve İtalya ile karşılaşacak. A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın grup aşamasındaki maç programı şöyle:

29 Temmuz Pazartesi:

10.00 Türkiye-Hollanda

1 Ağustos Perşembe:

10.00 Türkiye-Dominik Cumhuriyeti

4 Ağustos Pazar:

10.00 Türkiye-İtalya

]]> https://www.haber60.com.tr/milli-voleybolcu-ebrar-karakurtun-hedefi-madalya-kursusunde-olmak/feed/ 0 Disk-Sosyal İş, İşçi Muhammed Yavuz’un Mobbing Nedeniyle İntiharını Protesto Etti: “Cinayetin Birinci Sorumluları Lc Waikiki Patronları” https://www.haber60.com.tr/disk-sosyal-is-isci-muhammed-yavuzun-mobbing-nedeniyle-intiharini-protesto-etti-cinayetin-birinci-sorumlulari-lc-waikiki-patronlari/ https://www.haber60.com.tr/disk-sosyal-is-isci-muhammed-yavuzun-mobbing-nedeniyle-intiharini-protesto-etti-cinayetin-birinci-sorumlulari-lc-waikiki-patronlari/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41777

(İZMİR) – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Sosyal-İş İzmir Şubesi, işçi Muhammed Yavuz’un mobbing ve psikolojik şiddet nedeniyle intihar etmesini, Alsancak LC Waikiki mağazasının önünde protesto etti. DİSK Sosyal-İş Yönetim Kurulu üyesi Gökhan Mangal, “Bunun bir intihar değil göz göre göre gelen bir cinayet olduğunu, cinayetin birinci derece sorumlularının ise LC Waikiki patronları ve şirket yöneticileri olduğunu biliyoruz” dedi.

Samsun’un Çarşamba ilçesinde LC Waikiki mağazasında reyon yöneticisi olarak çalışan Muhammed Yavuz, maruz bırakıldığı mobbing ve psikolojik şiddet nedeniyle intihar etti. Yavuz, arkasında eşine ve çocuklarına veda mektubu bıraktı, mağazaya ve yöneticilere ise bir e-posta gönderdi.

Yavuz, gönderdiği e-postada intiharını “cellatlığını E.C’nin yaptığı bir idam vakası” olarak nitelendirdi. LC Waikiki, Yavuz’un intiharının ardından “Merhum çalışma arkadaşımızın bugüne kadar şirketimizde çalıştığı süre boyunca etik hattına ya da üst yönetime iletmiş olduğu mobbing ile ilgili bir şikayeti bulunmamaktadır” açıklaması yaptı.

DİSK Sosyal-İş İzmir Şubesi, Muhammed Yavuz’un intiharı nedeniyle Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki LC Waikiki mağazası önünde basın açıklaması yaptı.

LC Waikiki, basın açıklaması nedeniyle mağazayı erken kapattı.

DİSK Sosyal-İş Yönetim Kurulu üyesi Gökhan Mangal, şunları söyledi:

“Yoksulluğa çare bulamadığını belirten işçi arkadaşımız adım adım intihara sürüklenmiştir”

“Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan LC Waikiki mağazasında reyon müdürü olarak çalışan Muhammed Yavuz işyerinde uzun yıllardır süren baskı ve mobbinge dayanamayarak geçen hafta hayatına son verdi. Evli, bir çocuk babası ve yakında bir bebeği daha doğacak olan işçi kardeşimizin ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Muhammed Yavuz hayatına son vermeden önce paylaştığı notta ‘bu bir intihar vakası değildir, bir idam vakasıdır’ diyerek aslında yaşanan cinayeti ve sorumlularını bizzat kendisi işaret etmiştir. Muhammed Yavuz, aynı şirkette çalıştığı eşinin işten çıkarılmasının ardından başlayan süreç boyunca şirket yöneticileri tarafından kendisine nasıl sistematik olarak baskı uygulandığını detaylarıyla açıklamış, bu sürecin kendisi üzerindeki olumsuz etkilerinin ne derece ağır olduğunu ifade etmiştir. Yıllara yayılan baskılara ve haksızlıklara ek olarak gittikçe ağırlaşan yoksulluğa ve ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirememenin yarattığı bunalıma çare bulamadığını belirten işçi arkadaşımız adım adım intihara sürüklenmiştir.

“Şirket, bir sürü olumsuz uygulamayı görmemiş, duymamış ve bilmiyormuş”

İntiharın ülke gündemine girmesinin ardından bir açıklama yayınlayan LC Waikiki şirketi ‘etik hattına ya da üst yönetime iletmiş olduğu mobbing ile ilgili bir şikayeti bulunmamaktadır’ diyerek kendi sorumluluğunu gizlemeye çalışmaktadır. Diğer bir deyişle şirket, 14 yıldır kendi bünyesinde çalışan bir işçinin eşinin işten çıkarılmasını, ailesinden uzaktaki bir mağazaya cezalandırılmak amacıyla ve statüsü düşürülerek sürülmesini, taşınma yardımı istemesine ve hakkı olmasına rağmen bunun kabul edilmemesini, şirket adına yöneticilerin yaptığı ayrımcılığı, performans baskısını ve başka bir sürü olumsuz uygulamayı görmemiş, duymamış ve bilmiyormuş.

“Sizin birlikte başarmadan anladığınız elbirliğiyle bir işçiyi intihara sürüklemek midir”

LC Waikiki’nin internet sitesinde ‘Kurumsal Politikalar’ bölümünde ‘Değerlerimiz’ başlığında şu maddeler sıralanmış: Erdemli Olma, Birlikte Başarma, Derinlemesine Uzmanlaşma, Müşteri Odaklı Olma ve Zorluklara Meydan Okuma. LC Waikiki patronlarına soruyoruz: Sizin erdemden anladığınız işçilerin alabildiğine sömürülmesi midir? Sizin birlikte başarmadan anladığınız elbirliğiyle bir işçiyi intihara sürüklemek midir? Sizin derinlemesine uzmanlaşma dediğiniz işçilere yönelik baskıda ve mobbingde uzmanlaşmak mıdır? Sizin müşteri odaklı olmadan kastettiğiniz üç kuruş daha fazla kazanmak için işçileri canı pahasına çalıştırmak mıdır? Sizin zorluklara meydan okuma dediğiniz iş cinayetlerini ört bas etmek için yalanlar uydurmak mıdır? Tüm bu soruların cevabını ve tıpkı LC Waikiki işçisi Muhammed Yavuz’un dediği gibi, bunun bir intihar değil göz göre göre gelen bir cinayet olduğunu, cinayetin birinci derece sorumlularının ise LC Waikiki patronları ve patronlar adına işçiye yapmadıkları baskıyı bırakmayan şirket yöneticileri olduğunu biliyoruz. Sosyal-İş Sendikası olarak bu cinayetin sorumluları hesap verene kadar sürecin takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.

“Yavuz gibi sınıf kardeşlerimizin acı kayıplarının tekrarlanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz”

LC Waikiki’de, aynı sektörde veya işkolunun farklı alanlarında çalışan tüm işçilere bir çağrı yapmak istiyoruz. Baskılara, sömürüye ve yoksulluğa karşı yalnız değilsiniz. Dayanışmayla ve birlikte mücadeleyle aşamayacağımız zorluk yok. Sosyal-İş Sendikası olarak işyerinde yaşadığınız her sorunda yanınızda olacağımızı tekrar hatırlatıyoruz. İşyerlerinde baskı ve mobbingin son bulması, Muhammed Yavuz gibi sınıf kardeşlerimizin acı kayıplarının tekrarlanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz. Baskıya, mobbinge, sömürüye ve iş cinayetlerine son. Yaşasın örgütlü mücadelemiz ve dayanışmamız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/disk-sosyal-is-isci-muhammed-yavuzun-mobbing-nedeniyle-intiharini-protesto-etti-cinayetin-birinci-sorumlulari-lc-waikiki-patronlari/feed/ 0
Bulgaristan Türkü Seyfi Hacıali’nin Asimilasyon Politikasına Karşı Direnişi https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-turku-seyfi-hacialinin-asimilasyon-politikasina-karsi-direnisi/ https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-turku-seyfi-hacialinin-asimilasyon-politikasina-karsi-direnisi/#respond Tue, 28 May 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33552 Bulgaristan’ın uyguladığı asimilasyon politikasına karşı çıktığı gerekçesiyle baskıya maruz kalan Bulgaristan Türkü Seyfi Hacıali o dönem yaşadıklarını hafızasından silemiyor.

Kırklareli’nin Babaeski ilçesine bağlı Yenimahalle köyünde yaşayan 75 yaşındaki Hacıali, Bulgaristan’da Türk ve diğer Müslümanlara uygulanan asimilasyon politikalarına karşı çıktığı gerekçesiyle uygulanan baskılara maruz kalanlardan biri.

Öğretmenlik mesleğinin ilk yıllarında öğrencilere dersleri Türkçe vermesi nedeniyle birçok kez sorguya çekilen Hacıali, tüm baskılara rağmen duruşundan ödün vermedi.

Türkçe konuşmaya ve Türk ismi kullanmaya devam eden Hacıali, mesleğinden uzaklaştırılarak 28 yaşında cezaevine konuldu. Yaklaşık 7 yıl cezaevinde tutulan Hacıali, daha sonra inşaatlarda çalışıp ailesini geçindirdi.

Zorunlu göçle ana vatanına gelen Hacıali, eşi Vildan Hacıali’yle Kapıkule’den Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra rahat nefes alabildi. İstanbul’da bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapan Hacıali, 2011’de emekli oldu. Emekliliğinin ardından Hacıali eşiyle Kırklareli’nin Yenimahalle köyüne yerleşti.

“Casusmuşum ve devleti yıkmaya çalışıyormuşum”

Haciali, AA muhabirine 1971’de üniversite eğitimini tamamladıktan sonra doğduğu köyde 22 yaşında Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığını söyledi.

Mesleğinin birinci yılında askere alındığını belirten Hacıali, 18 ay askerlik döneminin ardından Türkçe konuşulmasının yasaklandığını ve bu nedenle baskıyla etüt öğretmenliği yaptırıldığını ifade etti.

Hacıali, bu süreçte kendisinin Bulgaristan istihbarının üst düzey yöneticisiyle görüştürüldüğünü, Bulgar istihbaratçılarına Türkçe eğitimi vermesi yönünde kendisine baskı yapıldığını, bunu reddettiğini belirtti.

Bundan sonra baskıların şiddetinin arttığını iddia eden Hacıali, bir seminere katılmak için gittiği yerde 3 kişi tarafından alıkonulduğunu aktardı. Hacıali, gözaltına alınma sürecini şöyle anlattı:

“Beni zorla bir araca bindirdiler. Şoförün yanında oturan biri tabancasını çıkarıp elinde sallayıp ‘Sus bir şey deme, kafatasını parçalayacağım ve seni çalılara atacağım’ dedi. Sofya’ya giderken araç değiştirdik. Değiştirdiğimiz araçta telsizler vardı, telsizden ‘Efendim operasyon tamamlandı, geliyoruz’ dediler. Sonrasında araç bir binanın bodrum katına girdi. Beni üniformalı iki kişiye teslim ettiler.

Bir odaya girdik ve beni sorguya aldılar. Oradaki memur bana ‘Burası Devlet Güvenlik Konseyinin sorgu dairesi’ dedi. ‘Beni neden buraya getirdiğiniz?’ dediğimde ‘Göreceğiz, yavaş yavaş anlayacağız’ şeklinde cevap verdi. Sonra bana elbise giydirip hücreye attılar. Ertesi gün yeniden o memurun önüne çıkardılar. Beni koridorda götürürken bütün kırmızı alarmlı lambalar yanıyordu. Memurun önüne geldiğimde ‘Artık deliller var elimizde, seni tutuklayacağız’ dedi. Sonradan öğrendim casusluk ve devleti yıkmakla suçlanıyormuşum.”

Casusluk suçlamasıyla 28 yaşında mahkemede 11 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ifade eden Hacıali, uzun bir dönem hücrede tutulması sonrası genel afla 35 yaşında özgürlüğüne kavuştuğunu belirtti.

“Kurtlu fasulye ve domuz yemekleri verdiler”

Türkiye’ye gelmek istediğinde pasaportunun verilmediğini belirten Hacıali, o dönemde baskı kurmak amacıyla askerlerin evlerinin önünde beklediğini anlattı.

Seferberlik bahanesiyle köyden 18 kişinin otobüse bindirildiğini ifade eden Hacıali, “1985 yıllarıydı, 36 yaşındayım sınıra götürdüler bizi ‘seferberlik’ var diye, biliyorduk ki seferberlik olmadığını. Bize askeri üniformalar giydirdiler, Savunma Bakanlığından her gün siyasi dersler vermeye geldiler. Bizi kamyonlara bindirip kazma küreklerle siper kazdırdılar. Kurtlu fasulye ve domuz yemekleri verdiler.” diye konuştu.

Hacıali serbest kaldıktan sonra köyüne geri döndüğünü, uzun süre pasaportunu almak için mücadele verdiğini belirtti.

Pasaportunu aldıktan sonra trenle Türkiye’ye geldiğini anlatan Hacıali, “Ailemle 41 yaşında 1990 yılında Türkiye’ye geldim. Denklik belgemi aldıktan sonra İstanbul’da öğretmenlik yaptım. Türkiye’ye minnet borcumuz var. Bayrağımız altında mutlu, mesut günlerimizi geçiriyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-turku-seyfi-hacialinin-asimilasyon-politikasina-karsi-direnisi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, YSK’ya Hatay ve İskenderun seçimlerine itiraz başvurusu yaptı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-yskya-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-itiraz-basvurusu-yapti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-yskya-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-itiraz-basvurusu-yapti/#respond Tue, 16 Apr 2024 00:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27564

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle itiraz başvurusu yaptı. Özel, “2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğine, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekillerinden oluşan heyetle birlikte Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin ‘Tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle YSK’ya itiraz başvurusu yaptı. Özel, daha sonra YSK’nın önünde açıklama yaparak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“EĞER 31 MART 2019 SEÇİMLERİ İPTAL EDİLDİYSE HATAY SEÇİMLERİ 8 KEZ İPTAL EDİLEBİLİR”

31 Mart 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilendiğini hatırlan Özel, itiraz başvurularına ilişkin şu detayları verdi:

“Biraz önce YSK’ya Hatay Büyükşehir ve Hatay İskenderun ilçesi için ayrı ayrı ‘tam kanunsuzluk’ iddiasıyla başvurmuş durumdayız. Bu başvuruyu bizzat yapacağımı ve takip edeceğimi söylemiştim. Tam kanunsuzluk başvurumuz herhalde YSK’ya tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı tam kanunsuzluk başvurusudur. Birazdan sadece 8 başlığına değineceğim meselenin herhangi bir tanesi tarafsız ve siyasi baskılardan arındırılmış, sadece hukuk normlarına göre düşünülen vicdan sahibi insanlarda seçimin yenilenmesi yönünde bir karar verme durumunu yaratacaktır. Her birisinde YSK’nın geçmişte talebimize uygun kararlar mevcuttur. Eğer 31 Mart 2019 seçimleri iptal edildiyse Hatay seçimleri 8 kez iptal edilebilir.

Kanuna aykırı olarak emniyet görevlilerin ve zabıtaların seçim kurullarında göreve yaptıkları, sandık kurulu başkanı oldukları ve memur üye olarak görevlendirildikleri ortadadır, sabittir. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Hakkında kısıtlılık kararı bulunan 108 seçmeni biraz önce YSK’ya verdiğimiz dilekçenin ekinde sunduk. Ayrıca 3 bin 389 ölü seçmen seçimlerde oy kullanmıştır ve bununla ilgili kanıtlar çuvalların içinde YSK’nın adalet terazisine konmak üzere beklemektedirler. CHP lehine sayım kararı alındığında, ‘Aradaki farktan çok geçersiz oy var, bakmalıyız’ demişlerdi. Aradaki farkın 15 katı geçersiz oy var ve kanuna göre geçersiz oyların niçin geçersiz olduğu mutlaka yazılmalıdır. Durum, tam kanunsuzluk halidir. Ayrıca Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde belediye meclis üyesi olan ve İlçe Seçim Kurulu üyesi olan kişiler kurul üyeliklerinden istifa etmedikleri halde seçimlerde aday olmuşlar. Seçimlere partilerin yaptığı itirazlarda bulunmuşlar. İtirazlara karar vermişler, oy kullanmışlar ve hatta bir tanesi kendi mazbatasını kendi imzalamıştır. Hal, tam kununsuzluğun daniskasıdır.”

“HATAY’DA HİÇBİR OY YENİDEN SAYILMADI. ŞİMDİ İŞ, YSK’NIN ÖNÜNDE”

Kütahya ve Gaziosmanpaşa’daki oyların AKP itirazları üzerine yeniden sayıldığını hatırlatan Özel, Hatay’da oyların yeniden sayılmamasına tepki gösterdi. Özel, şöyle konuştu:

“Yurt dışında tespit ettiğimiz seçmenler oy kullanmışlardır. Biz, 300’e yakın seçmenin yurt dışında bulunduklarını o gün ispatlıyoruz. Oy kullanmadıklarının ispatı için çizelgeler açılmalıdır. Eğer gerçeği açıklayacaksak, bu kurul hakikatin peşinde koşacaksa ve adalet dağıtacaksa yurt dışında olduğunu ispatladığımız seçmenlerin yerlerine oy kullanılmadığına imza föyleriyle bakmak durumundalar.

Kırıkhan’da seçim sürerken çıkan arbedede sandıklar dağılmış, pusulalar saçılmış, bir saat sonra; ‘Sıfırdan başlıyoruz’ denmiş. O ana kadar oy kullanan seçmenler, kullandıkları oyların sandıkta olduğunu sanıp evlerine gitmişler ama o oylar kullanılamamıştır. Seçim öğlenin 11’inde yeniden başlatılmıştır. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Sıfır oy aldığımız sandıklardan maddi hataları düzelttirerek fark 3 bin 900’den 2 bin 569’a inmişken tüm sandıkların bu denetime tabii tutulmasından daha doğal bir talep olamaz. İstanbul Gaziosmanpaşa’da bütün oylar yeniden sayıldı, YSK; ‘Sayıma devam edin’ kararı verdi. Kütahya, geçersiz oylar tek tek sayıldı. Bu kararlar bu kadar açık ortadayken Hatay’da hiçbir oy yeniden sayılmadı. Hatay’da hiçbir sandık ne ilçe düzeyinde, ne İl Seçim Kurulu’nda sayılmıştır. Şimdi iş, YSK’nın önündedir.”

“SEÇİLMİŞ KURULA SİYASİ SEBEPLERLE BASKI YAPMAK BÜYÜK BİR SUÇTUR”

YSK üzerinde siyasi bir baskı olduğunu ileri süren Özel, itirazlarının yeniden reddedilmesi halinde kararın siyasi olacağına dikkat çekti. Özel’in açıklamalarının devamı şöyle:

“Geçen sefer itiraz ettiğimizde saymama kararı hukuki değil, siyasiydi çünkü AKP isteyince sayıyorsun ama bugün onlara 3 bin 389 ölü seçmenin listesini vermişken, yurt dışındakilerin listesini vermişken, tüm kanıtlarımızla tam kanunsuzluk hallerini sıralamışken, kendisi aday olan kişi seçim kurulunda görev yapıyorken artık bu vakitten sonra bu tam kanunsuzluğa, ‘Ben tam kanunsuzluk demedim, görmedim’ diye imza atacak birisi çocuklarına çok doğru bir miras bırakmayacaktır. Bu karar bugün böyle alınırsa siyasi bir karar olacaktır. 2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen o kararı verenlere mi katıldı, itiraz edenleri mi katıldı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir.

Buraya talimat verenlere söylüyorum. Aklınızı başınıza alın, bunlar seçmenin vicdanından dönüyor. Size bu aklı verenler size de iyilik yapmıyor, ülkeye hiç iyilik yapmıyor, Hatay’a hiç iyilik yapmıyor. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğini, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum.”

Bir basın mensubunun “Açıklamada dile getirdiğiniz siyasi baskı iddialarını YSK Başkanı’nın yüzüne söyleyebildiniz mi” sorusuna Özel, “Kendisine dilekçemiz hakkında bilgi verdik. Kendisi kararıyla konuşacak bir mercide olduğu için kendisinden bu konuda somut bir cevap da beklemedik. Zaten ‘Ne kendisinin ne kurulun herhangi bir üyesinin bir baskıya boyun eğmeyeceğine olan inancım tamdır’ derken kendilerine bir saygısızlık yoktur, bu kurula baskı yapanları söylerim. Ben yüzüne söyleyemeyeceğim hiçbir şeyi kameraların önünde ya da arkasından söylemem” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-yskya-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-itiraz-basvurusu-yapti/feed/ 0 Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur: Manipülasyonlar futbolu bambaşka bir noktaya götürüyor https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timur-manipulasyonlar-futbolu-bambaska-bir-noktaya-goturuyor/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timur-manipulasyonlar-futbolu-bambaska-bir-noktaya-goturuyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23780 Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, “Sadece şampiyon olmak için veya olunamayan şampiyonluklara neden bulmak için bu kadar manipülasyon yapmak bu işi tamamen bambaşka bir noktaya götürüyor.” dedi.

Antalya’nın Serik ilçesindeki bir otelde kampa giren Galatasaray’da Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur, antrenman öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin hakem toplantısının sadece Galatasaray maçındaki pozisyonun yayımlanmasıyla ilgili düşüncesinin sorulması üzerine Timur, bundan 5 ay önce “Futbolda temiz eller başlamalı” adlı bir çağrıda bulunduklarını hatırlattı.

Erden Timur, toplumu rahatlatmak gerektiğini, sürekli mağdur edebiyatı oluşturarak insanları manipüle etmenin işi çok farklı boyutlara getirdiğini kaydetti.

Bu işin temizlenmesi için çok şeffaf olunması gerektiğini aktaran Timur, şöyle konuştu:

“Dün planlı bir şekilde hepimizin alışık olduğu şekilde Amerika’dan bir operasyon oldu. Eskiden farklı bağlantıları olduğu söylenen, hatta sürekli bizi suçladıkları FETÖ ile ilgili bağlantıları olduğu söylenen bir hesap üzerinden böyle bir şey yayımlanıyor. Kesilip biçilip sadece bir kısmı yayımlanıyor. Puanı gasbeden de gasbedilen de aynı dertten muzdarip olduğunu söylüyor. ‘Futbolda temiz eller’ dedik. Hepimizin banka hesapları incelensin. Bu iş başka türlü çözülmez arkadaşlar. Tüm telefon görüşmeleri, mesajlar incelensin. Kamunun bu işe el koyması lazım. Federasyona müracaat ettik. Hakemler üzerinde federasyon üzerinde çok ciddi baskı uygulanıyor. Federasyon bu anlamda dik duramıyor. Bugünkü hareketleri takdire şayan. Çünkü her şey serbest olsun. VAR kayıtlarının hepsi yayımlansın.”

Gazetecilerin Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’un yayımlanan videoya ilişkin daha önce açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine Timur, “İçeriden sürekli bir şeyler sızdırılıyor. Bu şekilde ispat edilmiş oldu. Bundan çok daha ağır penaltılar bize verilmedi. Hepimizin öz eleştirisi yapması lazım. Ortalama olarak belli de bir ağırlığı olması lazım penaltının ama bakıyorsunuz gerçekten kayrılarak 90 artılarda en az fazladan 8-10 puan alan bir takım var ve her hatadan sonra mağdur gibi konuşmalar, açıklamalar… Bakın geren şeyler bunlar. Bu konudaki en önemi şey edep.” ifadelerini kullandı.

“Tüm VAR kayıtları, seminerler açıklansın, şeffaf olsun her şey”

Herkesin incelenmesi dışında başka çare bulunmadığına işaret eden Timur, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Futbolun geriye gitmesi tabii ki umurumuzda ama insanlar birbirine bileniyor. İlk sorumluluğumuz toplumsal sorumluluk. Bunu da söylüyoruz ve gereğini yapıyoruz. Şahsıma onlarca laf söylendi. Gerginlik artmasın diye cevap vermedik. Hakem yumruklandı, İstanbulspor sahadan çekildi gibi birçok olay oldu. Tüm hızıyla da devam ediyor. Sadece şampiyon olmak için veya olunamayan şampiyonluklara neden bulmak için bu kadar manipülasyon yapmak bu işi tamamen bambaşka bir noktaya götürüyor. Hatalar eleştirilsin ama bu kaygı, korku imparatorluğu çökmeden gerçekten insanlara psikolojik baskıyla zulüm ediliyor. Bu zulüm sona ermeden bu işi çözemeyiz. Tüm VAR kayıtları, seminerler açıklansın, şeffaf olsun her şey. Herkes o zaman daha fazla tatmin olacak.”

Adil olan, başkasının hakkına saygı gösterdiğini düşünen insanların hayatta cesur olduğuna dikkati çeken Timur, “Ben hiçbir zaman ahlaksızların cesur olduğunu görmedim. Ahlaksız insan sonunda korkaktır. Bir çıkar güden insan sonunda korkaktır. İdealist insan cesurdur. Türk futbolu için ortadan konuşalım, cesur davranalım kim yapmışsa ortaya çıksın. Medya yöneticisine baskıyla bir şey yapılmışsa ortaya çıksın. Bunlar federasyonu baskı altına alıyor, hakemi, PFDK’yi baskı altına alıyor. Arınmaktan, her şeyi şeffaflaştırmaktan başkaca bir çözüm yok. Şeffaflaştırılmadığında kirli eller içeriden bilgiyi sızdırıyor.” diye konuştu.

Kamuoyunda söz sahibi insanların, fikir önderlerinin, medya mensuplarının “Her şey ortaya çıksın” fikrini desteklemesi gerektiğini aktaran Timur, “Ortak çağrıda bulunulsun. Bu ancak böyle aşılır. Planlı bir sistem. Aylardır söylüyorum. Bu işi ele vermek adına böyle bir şey yaptılar. İşte hakemler etkilensin, PFDK sevkleri etkilensin amacıyla bu iş yapılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk futbolunda Galatasaray ve Fenerbahçe rekabetinin her zaman ayrı bir önemi olduğunu anlatan Timur, “Hiçbir şey kimsenin tırnağının kanamasından kıymetli değil. Birisine bir şey olacaksa şampiyonluğun önemi yok. Derbi inşallah düzgün bir şekilde oynansın. Bu gergin ortamda en minimum şekilde geçsin. O haftaya kadar da daha olumlu şeyler söyleyelim, çözüme ilişkin konuşalım.” şeklinde konuştu.

“PFDK sevkleri niye yapılmıyor?”

Bir gazetecinin Trabzonspor-Fenerbahçe maçındaki olaylara ilişkin PFDK sevklerinin yapılmadığını belirtmesi üzerine Timur, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Olmaması gereken bir olay. Çok boyutlu bir olay. Kesinlikle taraftarın hiçbir şekilde sahaya girmemesi gerekiyor. Maç içindeki olaylar var. Suların atılması olmaması gerekiyor. Başka maçlarda da oldu. Bizim Galatasaray maçında da oldu. Aynı şekilde sahaya giren taraftar etkisiz hale getirilmişken bırakalım futbolu dışarıda yere düşürülmüş insana vurulmaz. Halil Umut Meler, yere düşmüşken vurulduğunda nasıl yankı oldu. Hukukta eşitlik ilkesi var. Giren taraftarın girmesi yanlış. Etkisiz hale getirilmişken üstüne atlanılması, yumruklanması, kafasının tekmelenmesi yanlıştır. Yargıtay kararlarında postal silah sayılıyor. Hele ki krampon bambaşka bir şey. Adalet Bakanımız ‘Adil yargılanması lazım’ diyor. Çok doğru. Bizim futbolcularımızla ilgili olsa çıtımızı çıkarmayız ama sonra yine kamuoyu baskısı, taraftar gücü, resmi siteden açıklama yapılıp, hukuk çağrısının aleyhine bir şeyler söyleniyor. Bunlar son derece yanlış. Etkisiz hale getirilmiş bir taraftarın üzerine oyuncu atladığında diğer taraftarlar da bu sefer galeyana gelir. Niye bir şeylerin üstü örtülmeye çalışıyor. Tüm Türk futbol paydaşları tarafsız olmalı. Neden korkuluyor, kaygı duyuluyor. Böyle şeyler milat olsun. PFDK sevkleri niye yapılmıyor? İşte bu baskılardan yapılmıyor. Yoksa çok basit bir olay. Sevkte bile sürekli şu oyuncu sayısı azaltılacak sevkten dolayı gibi bir şeyler söyleniyor. Disiplin müfettişleri olaya karışan insanları sevk eder, kararı PFDK verir. PFDK’nin iradesinin yerine geçip karışan oyuncuların içerisinden ayıklama yaparak sevk edemezsiniz. Bu gayri hukuki bir davranış olur. Kim karışmışsa sevk edersiniz. Buradaki fiil saldırıysa saldırıya göre, kavgaysa kavgaya göre sevk edersiniz.”

Ağlanacak hale gülünen bir dramada gibi olduklarının altını çizen Timur, şunları kaydetti:

“Bu olayın yaşanmaması ayrı bir konu ama yerdeki insana vuran, koşan insana döner tekme gibi bir şey atmak ayrı bir konu. Sevklerin 2 günde yapılması gerekirken bu baskı yüzünden bunlar oluyor. Sonuçta nasıl sevk edilecek göreceğiz. Kamuoyu baskısı başka baskı siyasilere bile baskı yapılıyor. Seçim öncesi diye federasyona baskı yapıyorlar mı? Adil olan o olsun. Hukuki olan müfettişlerin karışan herkesi sevk etmesi. Karar PFDK’nindir. Döner tekme atmak meşru müdafaa değil. Sevklerin 4’e düşürüldüğünü duyduk. Şimdi de 3’e düşürüldüğü konuşuluyor. Siparişle sevk yapılıyor gibi bir durum söz konusu. Hangi baskıyla yapılıyor. Futbolla seçimin ne alakası var. Futbol futboldur seçim seçimdir. Niye insanlara böyle bir baskı yapıyorsunuz? Galatasaray’ın da 35 milyon taraftarı var. Bunla bunun bir alakası yok.”

Timur, saldırı fiilinden en az 3-4 futbolunun PFDK’ya sevk edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Temennilerinin Fenerbahçe maçına şampiyon olarak çıkmak olduğunu vurgulayan Timur, takımda ciddi bir inanmışlığın olduğuna dikkati çekti. Timur, şampiyonluğu hak ettiklerini düşündüğünü ifade etti.

Fenerbahçe’nin ligden çekileceğini düşünmediğini belirten Timur, “Ama bu kendi kararlarıdır, neden böyle şeyleri tartışıyoruz. Ben çağrımı tekrar ediyorum. Madem Süper Kupa’yı yabancı hakem yönetsin deniliyor. Evet yönetsin. Kimin yöneteceği önemli değil, biz her türlü platformda yarışmaya varız. Türk hakemleri daha iyi daha kötü değerlendirmesi için yabancı hakem yönetsin. Ama yabancı hakeme de bir yıl boyunca bu baskıyı yapalım. O nasıl karar verecek, ikisini eşit ölçmemiz gerekir. Türk hakemlerine seslenmek istiyorum, 10 hafta kaygı korku yerine cesur ve cesaretli olsunlar.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-sportif-as-baskan-vekili-erden-timur-manipulasyonlar-futbolu-bambaska-bir-noktaya-goturuyor/feed/ 0
Erden Timur’dan TFF’ye olay sözler: Dik duramıyor https://www.haber60.com.tr/erden-timurdan-tffye-olay-sozler-dik-duramiyor/ https://www.haber60.com.tr/erden-timurdan-tffye-olay-sozler-dik-duramiyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 01:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23725 Gergin günlerin yaşandığı Türk futbolunda Galatasaray’ın bugün yapılan 17.15’teki antrenmanı öncesi sportif A.Ş. başkan Vekili Erden Timur, basın toplantısı düzenleyerek gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında TFF’yi eleştiren Timur, “TFF üzerine çok ciddi baskı uygulanıyor. TFF dik duramıyor” dedi.

Timur’un konuşmasından satırbaşları;

“O hesabın önceden farklı bağlantıları varmış. Hatta FETÖ ile bağlantılı olduğu söylenen bir hesap üzerinden bir şey yayınlanıyor. Ve kesilip, biçilip bir kısmı yayınlanıyor. Hakkı yenen de, hakkı gasp edilen de aynı şeyleri söylüyor. Medyada objektif yorumlar yapılmıyor. Farklı takımlardaki yöneticiler çok daha ağır açıklamalar yapıyor.”

“HERKES İNCELENSİN!”

Erden Timur: “Herkesin telefonu, banka hesapları incelensin. Hakemler, TFF üzerine çok ciddi baskı uygulanıyor. TFF dik duramıyor. Bugünkü hareketleri takdire şayan.. VAR kayıtlarının tüm detayları paylaşılsın. Biz bunu istiyoruz.”

“8-10 PUAN FAZLA ALDILAR”

Erden Timur: “İçeriden sürekli şeylerin sızdırıldığını söyledim. Kendi sistemleri ispat edilmiş oldu. Ali Bey değil sadece, yorumcular da söyledi. Kayrılarak 90+’larda 8-10 puan fazla alan takım var. Her açıklamalarında mağdurlar. En önemli şey edep!”

“G.SARAY VE F.BAHÇE’Yİ İNCELESİNLER”

Erden Timur: “Önceden kurgulanmış bir şey TFF’den sızdırılıyor. Kırpılıyor. Bize haksızlık yapıldığında çoğu zaman konuşmadık. İletişimciler Galatasaray, Fenerbahçe’nin açıklamalarını incelesin. Kim ne kadar pozitif, kim ne kadar açıklama yapmış! Hepsi konuşulsun. Kim bu işi geriyor, manipüle ediyor… Açıklanması lazım! Medya yöneticisi baskısıyla kimin görevine son verilmiş?”

“AHLAKSIZ İNSAN KORKAKTIR!”

Erden Timur: “Cesur olmamız lazım. Hayatımda ahlaksızların cesur olduğunu görmedim. Ahlaksız insan korkaktır, idealist insan cesurdur. Türk futbolu için ortadan konuşalım, herkes kendine yapılanları açıklasın.”

“GALATASARAY NE YAPABİLİR?”

Erden Timur: “Galatasaray ne yapabilir? Rakibinizin sürekli üste çıkmaya çalışması… Bunları yaparsak ortam daha da gerilecek. İki takım 7 Nisan’da maç yapacak. Keşke herkes birbirine sarılsa. Herkesin doğru bir şekilde gitmesi lazım. Kim ne yaptıysa ortaya çıksın! Ne varsa çıksın! Bunu herkes desteklesin. Bu ancak böyle aşılır.”

“AMERİKA, PLANLI AÇIKLAMALAR”

Erden Timur: “Kirli eller bilgiyi sızdırıyor, oradan Amerika’ya gidiyor. Amerika’da kirli bir organizasyon buraya getiriyor. Görüntü yayınlanmadan önce birkaç planlı açıklama yapılıyor.”

Erden Timur: “Kim şampiyon olursa olsun! Bunu insanlar gerçekten anlayacaklar. Herkes karşısındakini kardeşi, çocuğu olarak görsün.”

“FENERBAHÇELİ FUTBOLCULAR YANLIŞ YAPTI”

Erden Timur: “Taraftarın sahaya girmemesi gerekirdi. Maç içinde olaylar var, suların atılması… Olmamalıydı. Galatasaray – Fenerbahçe maçında da oldu. Fenerbahçe Stadı’nda da oldu. Yoğun boyutta olan şeyler, kesinlikle olmamalı. Aynı şekilde sahaya giren taraftar etkisiz hale getirilmişken…. Bırakalım futbolu dışarıda bile düşen insana vurulmaz… Halil Umut Meler’de de aynı tepkileri verdik. Taraftarın girmesi yanlış, ancak etkisi hale getirildiğinde vurulması, kafasına tekme atılması çok yanlış. Yargıtay postalla bile birinin kafasına vurduğunda silah sayıyor. Krampon bambaşka bir şey. Adalet Bakanı çok doğru bir açıklama yapıyor “Herkes adil yargılanmalı.” diyor. Bizim futbolcularımız olsa, asla konuşmayız. Kulüp açıklaması, kamuoyu baskısı… Adalet Bakanı aleyhine şeyler söyleniyor. Bunlar gerçekten yanlı.”

“PFDK’NIN SEVKLERİNİ GÖRECEĞİZ”

Erden Timur: “Baskıdan dolayı sevk yapılmıyor. Sevk edilecek oyuncu sayısı az olacak diye bir dedikodu var. Karışan oyuncuların içerisinden ayıklama yapamazsınız! Kim karışmışsa, sevk edersiniz! Konunun sportmenliğe aykırı hareketle alakası yok! Güleriz ağlanacak halimize gibi bir drama yaşıyoruz. Engel olmak için müthiş bir baskı uygulanıyor. Futbolcuların olumsuz etkilenmesi ayrı konu, onları anlıyoruz. Ancak yerdeki insana koşan insana döner tekme atan, kramponla… Bunlar ayrı konu. PFDK’nın sevkleri iki günde yapması gerekirken, bu baskı yüzünden bunlar oluyor. PFDK’nın nasıl sevk yapacağını göreceğiz. Siyasilere bile baskı yapılıyor. TFF’ye seçim öncesi böyle bir baskı yapıyorlar mı? Hukuki olan herkesin sevk edilmesi, karar da PFDK’nındır. Meşru müdafaada tokatla gelen 50 yumruk olmaz! Zaten yerde yatan sizin için tehlike arz etmez. Yanınızdan koşan belki birisini tutmaya gidiyor! Döner tekme atmak meşru müdafaa olmaz! Toplum olarak adil olalım. Çok daha ağır şeyler oldu ama Antalyaspor maçından sonra konuşmadık. Yayıncı kuruluş görüntüyü vermiyor, sonra diğer programda veriyor. ortadan konuşmak zorundayım.”

“FUTBOLLA SEÇİMİN NE ALAKASI VAR?”

Erden Timur: “PFDK’nın sevk sayısını 3’e düşürdüğünü duyduk. Futbolla seçimin ne alakası var? Neden insanlara baskı yapıyorsunuz? Galatasaray’ın da 35 milyon taraftarı var. Ayrıca nefsi müdafaa da ceza almama sebebi değildir, hafifletici unsurdur!”

“DERBİYE ŞAMPİYON ÇIKARSAK, GERGİNLİK OLMAZ”

Erden Timur: “İnşallah derbiye şampiyon çıkarız. Ciddi bir inanmışlık var. Kim hak ediyorsa o kazansın, samimiyetimle söylüyorum. Şahsen ben, bizim hak ettiğimizi düşünüyorum İnşallah öyle olur, öyle olursa derbi hafif havada geçer. Gerginlik artmamış olur.

Oyuncuların morali yüksek. Ancak bu tip konular etkiliyor. Onları bu konularda minimum konuşturtmaya çalışıyoruz. Hiçbir zaman biz konuşturtmuyoruz. Gerilimi arttırmamak adına.. Kurunun yanında yaş da yanıyor. Herkes hayali ile birleşti, herkes kararlı.”

“FENERBAHÇE LİGDEN ÇEKİLMEZ!”

Erden Timur: “Fenerbahçe’nin ligden çekileceğini düşünmüyorum. Tabii ki kendi kararları.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erden-timurdan-tffye-olay-sozler-dik-duramiyor/feed/ 0
BİRTEK-SEN’e sendikal mücadele cezası https://www.haber60.com.tr/birtek-sene-sendikal-mucadele-cezasi/ https://www.haber60.com.tr/birtek-sene-sendikal-mucadele-cezasi/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22490 Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Özak yürüttükleri sendikal mücadelenin ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na muhalefet” gerekçesiyle sendikalarına para cezası kesildiğini duyurdu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Şanlıurfa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü kararına göre, BİRTEK-SEN’in, üzerinde “sendikal baskı” kurduğu iddia edilen her işçi için, 5 bin 421 TL olmak üzere, toplamda 1 milyon 441 bin 986 TL ceza ödemesi gerekecek.

“TEBLİĞ EDİLEN METİN GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

Konuya ilişkin, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in imzasıyla yazılı açıklama yapıldı. Bakanlığın gönderdiği yazının gerçeği yansıtmadığını belirten Türkmen, “BİRTEK-SEN’in Özak Tekstil işçileri üzerinde sendikal baskı kurduğu, fabrikadaki Öz İplik İş üyelerine BİRTEK-SEN’e geçmeleri ve içeride çalışmaya devam eden işçilere de eyleme katılmaları için baskı yaptığı’ ifadeleri yer alıyor. Yazıda, 29 Kasım 2023 ve 1 Aralık 2023 tarihlerinde fabrikada yapılan incelemeler neticesinde bu sonuca varıldığı ifade ediliyor. Tebliğ edilen metinde yer alan ifadelerde, Özak Tekstil’de 622, yine Özak Tekstil’e ait olan ve aynı adreste bulunan Kübrateks’te 76, toplam 698 Öz İplik İş üyesinin bulunduğu ve bunların 432’sinin Öz İplik İş’ten istifa ettiği yazıyor. Ancak bu durum gerçeği yansıtmıyor. Açtığımız davalar için ilgili mahkemelere sunduğumuz belgelerde de yer aldığı gibi, 2023 yılı Kasım ve Aralık aylarında BİRTEK-SEN’e Özak Tekstil’den toplam 545 üye gelmiştir. Bu üyeliklerin bir kısmı, eylemlerimiz devam ederken, fabrikada çalışmaya devam eden işçilerden oluşmaktadır” ifadelerini kullandı.

“GERÇEKLERİ YANSITMAKTAN UZAK OLDUĞU AÇIKTIR”

Ceza kararına dayanak olarak gösterilen teftiş raporunu hazırlayan müfettişlerin, görevini kötüye kullandığını savunan Türkmen, “Teftişe geldiklerinde sadece patronla ve patronun baskısı altındaki işçilerle görüşmüş ve bu mağduriyetin asli tarafı olan eylemdeki işçilerle ve sendikamız temsilcileriyle hiçbir şekilde görüşmeden rapor yazmışlardır. İncelemenin, BİRTEK-SEN üyesi hiçbir işçiyle görüşülmeden, patronun ve Öz İplik İş Sendikası’nın baskısı altındaki işçilerle görüşerek yapıldığı ve bu yüzden gerçekleri yansıtmaktan uzak olduğu açıktır” dedi.

“FABRİKA SOKAĞINA SOKULMAYAN BİRTEK-SEN İŞÇİLERE NASIL BASKI YAPMIŞ OLABİLİR?”

Türkmen, para cezası kararında yer alan “BİRTEK-SEN’in işyerinde çalışan işçilere kendi sendikalarına üye olmaları yönünde baskı yapıldığı anlaşılmıştır” ifadelerine ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

“Eyleme katılan işçilerin jandarma barikatından dolayı fabrikanın sokağına bile sokulmadığı, içerideki işçiler ile eyleme devam eden işçilerin hiçbir şekilde iletişime geçemediği koşullarda BİRTEK-SEN işçilere nasıl bir baskı yapmış olabilir? Söz konusu tebligatta, ‘İnceleme sonucunda işveren tarafından işçilere herhangi bir sendikal baskı yapılmadığı kanaatine varılmıştır’ denilmektedir. Bu incelemenin hangi heyet tarafından, hangi işçilerle görüşerek, hangi fabrikada yapıldığını anlamak mümkün değil. İncelemenin yapıldığının söylendiği tarihte, fabrika önünde yüzlerce işçi ‘Öz İplik Dışarı, BİRTEK-SEN İçeri’, ‘Sendika Hakkımız Engellenemez’, ‘Özak’ta Baskılar Son Bulsun’ sloganları atarken inceleme nerede ve kiminle yapılmıştır. Her gün haber kanalları, gazeteler, işçilerin Özak’ta uğradığı zulmü haber yaparken; tarafımıza gönderilen tebligatın hazırlandığı İŞKUR Şanlıurfa Müdürlüğü bile, Özak Tekstil’de yaşanan durumdan dolayı o tarihte Özak’a işçi alımını durdurmuşken; henüz eylemler başlamadan önce 450 işçinin imzaladığı ‘Özak Tekstil’de işçilere sendikal baskı yapıldığını’ içeren metinler ortadayken; Çalışma Bakanlığı, hangi görüşmeler sonucunda bu karara varmış, anlamak güçtür.”

“AYNI KARARLILIKLA MÜCADELE EDECEĞİZ”

Özak Tekstil direnişinin meşru, barışçıl ve anayasal bir eylem olduğunu belirten Türkmen, “Başta Özak Tekstil patronu olmak üzere, işçi ve sendika düşmanı tekstil patronlarının ve onlarla işbirliği içinde hareket eden resmi kurumların saldırıları karşısında da aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/birtek-sene-sendikal-mucadele-cezasi/feed/ 0
İletişim Danışmanı: Batılı ülkeler İsrail’i destekleyerek insan haklarını kaybetti https://www.haber60.com.tr/iletisim-danismani-batili-ulkeler-israili-destekleyerek-insan-haklarini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/iletisim-danismani-batili-ulkeler-israili-destekleyerek-insan-haklarini-kaybetti/#respond Mon, 04 Mar 2024 06:21:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15056 İletişim Danışmanı ve Güney Afrika hükümetinin eski Medya Direktörü Mohamed Faizal Devjee, Batı’nın İsrail ve Gazze konusundaki tutumuna ilişkin, “Artık kesinlikle biliyoruz ki Batılı ülkeler bize gelip insan hakları, baskı ve özgürlük hakkında konuşamaz. Çünkü o haklarını bu şekilde davranarak kaybettiler, İsrail’i desteklediler ve Filistinlilerin soykırımının suç ortağı oldular.” dedi.

Devjee, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Güney Afrikalı Devjee, ülkesinin Uluslararası Adalet Divanına (UAD) yaptığı başvuruya ilişkin, Güney Afrika’nın dış politikasının insan hakları, adalet ve özgürlüğe dayalı olduğunun anlaşılmasının önemli olduğu vurguladı.

Devjee, Güney Afrika, Gazze ve Filistin’de olanları değerlendirdiğinde, “Ülkemizde, Güney Afrika’da benzer baskı, adaletsizlik ve ‘apartheid’ı tecrübe ettik. Aslında Filistin’i, işgal altındaki Filistin’i ziyaret eden Güney Afrikalı liderlerin çoğu Gazze’de gördüklerinin Güney Afrika’da yaşananlardan 10 kat daha kötü olduğunu belirtti. Uluslararası Adalet Divanına yapılan başvuru da buna dayanıyor. Adalet, özgürlük, Gazze ve Filistin’deki baskının son bulmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu nedenle İsrail’e karşı bir tavsiye ve yargıda bulunulması için başvuruyu mahkemeye taşıdıklarını kaydeden Devjee, “Çünkü İsrail’in apartheid uyguladığına, Filistinlilere karşı soykırım yaptığına inanıyoruz. Bu tolere edilemez. Bu (mahkeme) adaletsizlik duygusuyla bu ortaya çıktı. Güney Afrika hükümeti, bu soykırımı sonlandırmak için başvuruda bulundu.” dedi.

Devjee, UAD’ye başvurusunun ardından Güney Afrika hükümeti üzerinde davadan vazgeçmesi için çok fazla baskı olduğunu belirterek, “Aslında birçok ülke, Güney Afrika’nın UAD’de bir davası olduğuna inanmadı ancak UAD’nin Güney Afrika lehine bir karar almasıyla herkes bunun çok ciddi bir dava olduğunu fark etmeye başladı.” ifadesini kullandı.

İsrail’e silah satan ülkeler UAD kararının “soykırım” olmasından korkuyor

Birçok ülkenin İsrail’e silah satışını durduğuna dikkati çeken Devjee, bu ülkelerin, mahkemenin “İsrail soykırım yapıyor” kararı vermesinden, buna dahil edilmekten ve soykırımın suç ortağı olmaktan korktuklarını söyledi.

Devjee, bunun Gazze’de şu anda olanları insanların nasıl gördüğü üzerinde büyük bir etkisi olduğunu vurgulayarak, “Bir değişim var. Artık kesinlikle biliyoruz ki Batılı ülkeler bize gelip insan hakları, baskı ve özgürlük hakkında konuşamaz. Çünkü o haklarını bu şekilde davranarak kaybettiler, İsrail’i desteklediler ve Filistinlilerin soykırımının suç ortağı oldular.” diye konuştu.

Bu davanın Gazze ve Filistin’e etkisine ilişkin Devjee, “küresel güney” olarak adlandırılan ülkelerin daha fazla sosyal dayanışmada bulunduğu bir döneme girildiğini ifade etti.

Devjee, “Avrupa, Amerika değil. Latin Amerika, Güney Amerika, Afrika ve Orta Doğu’daki ülkeler bir araya gelerek her ülkeye eşit şekilde davranılan yeni bir uluslararası düzen ve kurallar istiyor” dedi.

“Soykırım ve baskı yapan bir ülkenin ceza almadan kurtulmasına izin veremezsiniz”

Herhangi bir ülkenin adaletsizlik ya da hata yapması durumunda hesap vermesi gerektiğini dile getiren Devjee, “Bu nedenle Güney Afrika, UAD’ye gitti. Soykırım ve baskı yapan bir ülkenin ceza almadan kurtulmasına izin veremezsiniz. Daha fazla ülke Gazze ve Filistin’de olanları; İsrail, ABD ve İngiltere’nin oynadığı rolü anlamaya başladıkça, daha fazlası yeni bir dünya düzenine ve ülkeler arasında yeni bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu fark edecek.” diye konuştu.

Gazze ve Filistin ADF’nin merkezinde

ADF’deki panellerin çok ilginç olduğunu kaydeden Devjee, Gazze ve Filistin meselesinin ADF’deki etkinliklerin merkezinde yer aldığını dile getirdi.

Devjee, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının da çok önemli olduğuna işaret ederek, “Çünkü (Erdoğan) Gazze ve Filistin’in uluslararası politikaya ve düzene ne nasıl baktığımızı yeniden tanımladığından, uluslararası örgütlerin Gazze, Filistin ya da başka bir yerde herhangi bir çözüm sağlamaktaki rolünden bahsetti.” diye konuştu.

Masum insanlara sürekli baskı yapılamayacağını ve öldürülemeyeceklerini aktaran Devjee, “Bu durmalı ve Antalya’daki gibi bir forum farklı grupları ve insanları bir araya getirerek tartışma ortamı sağlıyor, bu çok önemli. Ne olduğuna dair tartışmalara ve bir anlayışa ihtiyaç var.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iletisim-danismani-batili-ulkeler-israili-destekleyerek-insan-haklarini-kaybetti/feed/ 0