CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, vatandaşların tüm temel ihtiyaçları gibi barınmanın da ciddi bir sorun haline geldiğini söyledi. 2024 yılında taşınma maliyetlerinin vatandaşlar için ciddi bir mali yük oluşturduğunu ifade eden Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı.
“Taşınma sürecinin maliyetleri önemli ölçüde yükseldi”
Barınmanın bir kriz haline geldiğini söyleyen Başevirgen, “Adaleti, sağlığı, güvenliği, eğitimi, halkın refah ve huzurunu sağlamak devletin asli görevleridir. İktidarlar da bu asli görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak 22 yıllık AKP iktidarında adaletten eğitime, sağlıktan güvenliğe kadar her alan alarm veriyor. Bunun yanı sıra vatandaşların en temel haklarından olan barınma da lüks haline geldi. Yüksek enflasyon, yüksek kira artışları, kiracı-ev sahibi arasındaki problemler ve taşınma maliyetleri, barınmayı da içinden çıkılmaz bir kriz haline soktu. Ekonomik koşulların zorlaşması ve enflasyonun etkisiyle, taşınma sürecinin maliyetleri önemli ölçüde yükseldi” dedi.
“Büyükşehirlerde kira fiyatları yüzde 50 oranında arttı”
Taşınmanın 2024 yılında vatandaşlar için ciddi bir maliyet oluşturduğunu ifade eden Başevirgen, “2024 yılında Türkiye’de taşınma masrafları, kira fiyatları ve komisyonlarındaki artışlar, taşınmayı planlayan aileler için büyük bir mali yük oluşturuyor. Kira fiyatları, 2024 yılında özellikle büyük şehirlerde önemli artışlar gösterdi. Büyükşehirlerde kira fiyatları yüzde 50 oranında arttı. Şehir içi taşınmalarda nakliye ücretleri 10 bin ila 20 bin lira arasında değişirken şehir dışı taşınmalarda ise bu maliyet katlanıyor” diye konuştu.
“Vatandaşlar taşınma sürecinde 95 bin lira gibi yüksek bir maliyetle karşı karşıya kalıyor”
Başevirgen, yüzde 25’lik kira artış sınırının kalkmasıyla taşınma maliyetlerinin daha da yukarı çıkacağını belirtti. Bir kiracının başka bir kiralık eve taşınmasının maliyetini hesaplayan Başevirgen, “Vatandaşlar taşınma sürecinde kira, komisyon, depozito, nakliye, tadilat gibi masraflarla yaklaşık 95 bin lira gibi yüksek bir maliyetle karşı karşıya kalıyor. Tüm bunların üzerine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yüzde 25 kira artış sınırına devam edilmeyeceğini açıklamasıyla; ev sahibi ve kiracıların daha çok karşı karşıya geleceği, mevcut barınma krizinin artarak devam edeceği ortada. Özellikle tayin ve üniversite öğrencilerinin tercih dönemlerinde ortalama kira fiyatlarının artacağını hesaba katacak olursak barınmada yaşanan toplumsal kriz, daha da derinleşmeye devam edecek” dedi.
]]>CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, üreticilerin ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarına dikkat çekti. Mevsimlik tarım işçilerinin özellikle deprem bölgesine konaklama ve ücretlerden dolayı gelmek istemediğini belirten Başevirgen, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“TÜRKİYE’DE MEVSİMLİK GEZİCİ TARIM İŞÇİLİĞİYLE UĞRAŞAN KİŞİ SAYISI YAKLAŞIK 1 MİLYON”
Başevirgen, “Türkiye’de mevsimlik gezici tarım işçiliğiyle uğraşan kişi sayısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 1 milyon, mevsimlik gezici tarım işçileri ile ilgili özel bir yasa da bulunmuyor. Mevsimlik tarım işçileri bu işi ekonomik nedenlerden ve işsizlikten ötürü yapıyor. Tarım işçileri, ulaşım, gıda masrafları, konaklama gibi giderlerinin çok olması sebeplerden ötürü para biriktiremeden sadece günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar kazanabiliyorlar” dedi.
“YURDUN DÖRT BİR YANINDA ARTIK ÜRÜNLER TOPLANAMIYOR, DALINDA KALIYOR”
Çiftçilerin, mevsimlik işçilerin yevmiyelerini bile karşılayamayacak hale geldiğinin altını çizen Başevirgen, “İktidar, kötü ekonomi politikalarıyla ekonomiyi öyle bir noktaya getirdi ki, üretici, mevsimlik tarım işçilerinin yevmiyelerini karşılayamaz noktaya geldi. Mevsimlik tarım işçileri de günlük geçimlerini sağlayabilecekleri ücretleri alamadıkları için tarlalardan uzaklaştı. Tarımda çalışacak işçi bulunamıyor. Yurdun dört bir yanında artık ürünler toplanamıyor, dalında kalıyor. Özellikle deprem bölgesinde bu yıl narenciyeler, işçilerin bölgeye gelmek istememesinden dolayı dalında kaldı. Ürün fiyatının işçilik ücretini dahi karşılamadığı bahçelerde, ürününü dalında bırakan üreticilerimiz sürekli zarar ediyor” dedi.
“BİR KARIŞ BİLE OLSA TARIM ARAZİLERİMİZE VE ÇİFTÇİLERİMİZE MUTLAKA SAHİP ÇIKMALIYIZ”
Başevirgen, çiftçilerin üretimden uzaklaştığını belirterek, “Bin bir emekle, mazot, tohum, gübre ve ilaç gibi girdi maliyetlerindeki astronomik artışlara rağmen üreten çiftçilerimizin, kredi borçları mutlaka faizsiz ertelenmelidir ve gerekli tarımsal destek sağlanmalıdır. Aksi takdirde her yıl zarar etmeye devam eden çiftçilerimizin üretimden çekilmesi kaçınılmaz bir son olacak. Üreticilerimize sahip çıkmazsak tarım arazileri boş kalacak. Üretmekten vazgeçen üreticilerimizi tekrar tarıma döndürmek çok zordur. Gıdada bağımsızlığımızı koruyabilmek için bir karış bile olsa tarım arazilerimize ve çiftçilerimize mutlaka sahip çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.
“İKTİDAR ÇİFTÇİLERİMİZE KULAK TIKAYARAK İTHALATÇI POLİTİKALARINA DEVAM EDİYOR”
İktidarın Tarım Kanunu’na uymayarak çiftçilere yeterli desteği vermediğini belirten Başevirgen, “Türkiye, 2006’da yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde tarımsal desteğe ayrılması gereken destek gayrisafi milli hasılanın en az yüzde 1’i kadar olmak zorundayken, AKP iktidarları döneminde bu oran 0,5 seviyelerini geçemedi. Tarımda kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biriyken; iktidar her geçen yıl ülkemizi tarımda daha da fazla dışa bağımlı hale getirdi. İktidar çiftçilerimize kulak tıkayarak ithalatçı politikalarına devam etmekte de sakınca görmüyor” dedi.
]]>