ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve beraberindeki heyet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ı ziyaret etti. Baran, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı binasında gerçekleşen ziyarette ATO üyelerinin gündeminde yer alan konulara değindi. ATO üyelerinin çalışanları için SGK prim ödemelerinde bankaların değişen oranlarda komisyon uyguladığını kaydeden Baran, “Bankalara ödenen bu komisyon oranları işverenler için önemli bir tutarı ifade ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da vergi ödemelerinde olduğu gibi komisyon ödemede prim tahsilatı yapabilmesi için bankalarla görüşülmesini ve reel sektörün lehine bir çözüm yolu bulunmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
“Mesleki ve teknik liselerden mezun çalışanlara kolaylıklar sağlamalı, teşvikler getirmeliyiz”
Reel sektörün meslekli işgücü ihtiyacını da dile getiren Baran, gençlerin meslek lisesine gitmeyi tercih etmediğini, işverenlerin ihtiyacı olan alanlarda meslekli işgücü bulmakta sıkıntı yaşadığını anlatarak, meslek liselerini ve meslekli işgücü olmayı özendirecek nitelikli düzenlemeler yapılmasını talep etti. Baran, “Mesleki ve teknik eğitim almış, ara eleman olarak adlandırılan iş gücü reel sektörün kalbi durumunda. Oysa gençler ve aileler iyi bir iş bulmak için tek seçeneğin üniversite okumak olduğunu düşünüyor. Öncelikle bu algıyı yıkmalıyız. Her yıl yüzbinlerce genç üniversitelerden mezun oluyor, ne onlar aradığı işi ne de işveren aradığı elemanı bulamıyor. İyi şartlarda bir iş bulmaya giden yolun mesleki eğitimden geçtiğini anlatmalı, mesleki ve teknik liselerden mezun çalışanlara kolaylıklar sağlamalı, teşvikler getirmeliyiz” dedi.
Baran, bedelli askerlikte ücret muafiyeti, sağlık giderlerinde indirim, her yıl için yıpranma hakkı, bireysel emeklilikte indirim, araç sigorta ve kasko bedellerinde indirim gibi teşvik unsurlarının ara eleman sorununun çözülmesinde güçlü adımlar olacağını ifade etti. ATO üyelerinin Bağ-Kur’luların 9 bin gün olan prim ödeme gün sayısının işçi ve memurların emekliliği için gerekli prim ödeme gün sayısı olan 7 bin 200 ile eşitlenmesi talebini de dile getiren Baran, işçi-işveren davalarına da değinerek, işçi alacaklarına ilişkin zaman aşımı süresinin bir yıla indirilmesinin işletmeler açısından faydalı olacağını kaydetti. Baran, ayrıca hizmet alımı ihalelerinde mevcut hizmetin başka bir firma tarafından yüklenildiğinde personelin de yeni yükleniciye geçtiğini ve son işveren olarak özlük haklarından sorumlu olmak durumunda kaldığını belirterek, işveren değişikliklerinde kıdem tazminatı başta olmak üzere işçiye yapılması gereken ödemeler konusunda her işverenin kendi dönemiyle sorumlu tutulmasının sağlanması talebini dile getirdi.
Baran, Bakan Işıkhan’a ATO üyelerinin gündeminde yer alan ve reel sektörü ilgilendiren konuları içeren bir de dosya sundu. Ziyarette Baran’a Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Akça, Ali İhsan Güçlü, Ali Yıldız, Halil İlik ve Yasin Özyolu eşlik etti. – ANKARA
]]>Ankara Ticaret Odası (ATO) Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı, ATO Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıda konuşan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yönetim kurulu çalışmaları hakkında bilgi verdi, güncel ekonomik gelişmeleri ele aldı ve ATO üyelerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirdi.
ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, konuşmasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından açıklanan “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”ni de değerlendirdi. Hükümetin tasarruf tedbirlerini ortaya koymasını, enflasyonla mücadele sürecinin yükünün paylaşılması açısından faydalı bir adım olarak nitelendiren Baran, “Enflasyonla mücadeleyi temel alan ekonomik programın, harcamaları kısmaya yönelik tedbirleri reel sektörümüzü etkiledi. Programın kamu ayağının tasarruf paketiyle şekillenmesinden memnuniyet duyduk. Tasarruf Paketi’nin, uygulanan ekonomi programını güçlendirerek, enflasyon başta olmak üzere ekonomik göstergeleri çok daha iyi seviyelere getireceğine, kamu maliyesini dolayısıyla da ülke ekonomisini en kısa sürede rahatlatacağına inanıyoruz” dedi.
Baran, Türkiye ekonomisinin gelişme ve ilerlemesini sürdürmesi için potansiyelini tam olarak ortaya koyması açısından tasarruf tedbirlerinin, verimliliğe yönelik çalışmalarla güçlendirilmesi gerektiğine de dikkati çekti. Baran, “Tasarruf kadar verimliliği artırıcı çalışmalar da enflasyonla mücadele sürecini destekleyecek hatta ülkemiz ekonomisine önemli ölçüde ivme kazandıracak, refahı yükseltecek, sürdürülebilir rekabeti sağlayacaktır” diye konuştu.
Verimlilik artışının ekonomik büyümeye lokomotiflik yapabileceğini kaydeden Baran, sadece mali kaynaklar açısından değil, insan kaynağı açısından da verimlilik temelli yaklaşımın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Baran, “Bugün reel sektörün eleman bulamama sorunu en önemli gündem maddemiz halinde. Genç nüfusumuz varken eleman bulamıyorsak, insan kaynağımızı verimli değerlendirmenin yollarını aramamız gerekiyor. Nitelikli işgücü, iş dünyası için artık bir beka meselesi haline geldi. Eğitimde planlama yaparak insan kaynağını doğru yetiştirmemiz şart. Ülkemizin bütün sektörlerinde gelecek projeksiyonları yapılarak, ihtiyaç duyulan alanlarda meslek eğitimine öncelik verilmeli” dedi.
“Avukat bulundurma zorunluluğu rekabetçiliğe zarar veriyor”
Konuşmasında reel sektörün sorunlarına ve çözüm önerilerine de yer verenBaran, sermaye tutarı 1 milyon 250 bin liranın üzerinde olan şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu konusuna da değindi.
Hukuk fakültelerinden her yıl binlerce gencin mezun olduğunu ve avukatlık yapmaya başladığını ve ihtiyaçtan fazla avukat mezun edildiğini anlatan Baran, “Avukat bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen işletmelerin aylık 40 bin lira ceza ödemesi gerekiyor. Avukat bulundurma zorunluluğu, üyelerimizi gereksiz maliyetlerle karşı karşıya bırakıyor. Şirketler ihtiyaç duydukları konularda zaten konunun uzmanı avukatlardan hizmet alıyor. Vergi sorunu varsa vergiyle ilgili uzman avukatla çalışıyor, alacak uyuşmazlığı varsa o konuyla ilgili avukatla sözleşme yapıyor. Süreklilik arz edecek bir avukatla sözleşme yapma zorunluluğu, şirketlere katkı sağlamadığı gibi hakkaniyet dışı, verimsiz bir şekilde gelir aktarımına neden oluyor. Belli bir sermayenin üzerindeki şirketlerimize getirilen bu tip zorunluluklar, şirketlerimizin rekabetçiliklerinin yanında istihdam yapmalarını ve büyümelerini de engelliyor” diye konuştu.
Konunun çözümü için ilgili kanuni düzenlemelerdeki “zorunda” ifadesinin kaldırılarak, avukat bulundurmanın isteğe bağlı hale getirilmesini önerenBaran, alternatif olarak, yeni kurulan şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğundan bir yıl süreyle muaf tutulması, tasfiye, terkin ve konkordato sürecindeki şirketler ile 50 kişiden az çalışanı ve 50 milyon TL’den az yıllık net satış hasılatı olan anonim şirketlerin kapsam dışı bırakılması gerektiğini bildirdi.
]]>
ATO Başkanı Gürsel Baran, Oniki Platformu’nun hibrit ve yapay zeka konseptiyle Ankara’da düzenlediği “E-Ticaret ve E-İhracat Konferansı”na katıldı. Ankara Ticaret Odası’nın da desteklediği, Crowne Plaza Ankara’da gerçekleşen etkinlik, başkentteki üreticiler ve markalar ile e-ticaret ve e-ihracat alanındaki satıcılar ve ekosisteme çeşitli çözümler sunan hizmet ve servis sağlayıcı firmaları bir araya getirdi.
ATO Başkanı Baran, açılışta yaptığı konuşmada markalaşma ve katma değerli üretimin önemine dikkat çekerek, ihracat gelirlerine ve cari dengeye olumlu katkısının altını çizdi.
Markalaşmanın dünya ticaretindeki önemini örneklerle anlatan ATO Başkanı Gürsel Baran, Ankara Ticaret Odası’nın bu konudaki çalışmaları ve Uluslararası Marka Buluşmaları adı altında gerçekleştirdiği etkinlik hakkında da bilgi verdi.
E-ticaret ve e-ihracatın pandemiyle birlikte hızla geliştiğini hatırlatan Baran, ticarette gelişmek isteyen firmaların değişim ve dönüşüme uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu:
“Pandemi ile birlikte hızla gelişen e-ticaret ve e-ihracat ülkemizde de ilerleme kaydetti. Türkiye 2023 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 100 artışla 1.6 trilyon liralık e-ticaret rakamına ulaştı. 2024 yılı sonunda ulaşmayı hedeflediğimiz rakam ise 3.3 trilyon lira. Bu rakama çok rahat ulaşılabileceğini düşünüyorum. Ticaretimizin içinde de e-ticaret yüzde 20’lik bir paya sahip. Yani her 5 alışverişten biri artık e-ticaret kanalıyla yapılıyor. Bu oranın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dünya ticaretinde yaşanan bu gelişmelere firmalarımızın uyum sağlayarak e-ihracatını geliştirmesini, şehrimizin ve ülkemizin e-ihracat ile dünya ticaretinden daha fazla pay almasını hedefliyoruz.”
Dünya e-ticaret pazar büyüklüğünün 6 trilyon dolara ulaştığını aktaran Baran, e-ticaretin gelişiminde lojistik ve depolamanın önemine de vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi:
“E ticaretle birlikte depolama alanları ihtiyacı artmış ve buna paralel depolama maliyetleri yükselmişti. Sorun çözümüyle birlikte geldi. Konaklama alanında kullanılan iş modeli AirBnb modeli depolama sektöründe de dijital olarak kullanılmaya başlandı. Yeni dijital platformlar, dünyanın herhangi bir yerinde depo kiralamak isteyeni, dünyanın herhangi bir yerinde deposunu kiraya vermek isteyenle buluşturarak hızlı çözümler ortaya koydu. Böylece gerek ülkemizde gerekse dünyanın başka yerlerinde işletmeler uygun şartlarda depolama yapabilir hale geldi. Aynı şekilde lojistik konusu da beraberinde gelişti ve değişti. Ürünlerin tedarik edilmesi, depolanması ve müşteriye ulaştırılması e-ticaretin başarısını etkileyen bir faktör. E-ticaret işletmeleri, ürünlerin müşterilere hızlı bir şekilde ulaştırılması için güvenilir ve verimli bir lojistik ağına sahip olmak durumunda. Ürünlerin tedarik edilmesi, depolanması ve sevkiyatı, işletmenin verimliliğini ve müşteri memnuniyetini doğrudan etkiliyor.”
“Ülkemizin ihracatında, e-ihracat yüzde 1,5’luk paya sahip”
Türkiye’nin genel ihracatında da e-ihracatın önemli mesafeler kaydettiğini bildiren Baran, “2023 yılı sonu itibarıyla ihracatımız 260 milyar dolara yaklaştı. Ülkemizin ihracatında, e-ihracat yaklaşık yüzde 1,5’luk bir paya sahip. 2028 yılı itibarıyla da ülkemizin hedefi bu rakamı yüzde 10’lar seviyesine ulaştırmak. İnanıyorum ki e-ihracatımızı bu rakamlara taşıyarak bu alanda dünyada önde gelen ülkelerden biri olacağız” dedi.
Ankara Ticaret Odası olarak e-ticaret ve e-ihracatı geliştirme konularında yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Baran, “Ankara’mızda pandemi öncesinde yaklaşık 6 bin e-ticaret yapan firma sayısı varken, yıl sonu itibarıyla 44 binlere ulaştık. Tahmin ediyorum ki bugün rakamlar 50 bini aşmıştır” diye konuştu.
ATO Başkanı Gürsel Baran’ın yanı sıra Oniki Platformu Kurucu Ortak/CEO Ziya Kızıltan ve Ekonomi Yazarı Sami Altınkaya da açılışta birer konuşma yaptı. – ANKARA
]]>ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Ticaret Odası’nın Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda Meclis üyelerine hitaben yaptığı konuşmada Başkent’ten yurt dışına direkt uçuşlar konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ankara Ticaret Odası’nda yönetime geldikleri günden bu yana Başkent’ten yurt dışına direkt uçuşların artmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını dile getiren Baran, konuyu ilgili mercilere taşıdıklarını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleriyle pandemi öncesinde bu konuda ilerleme kaydedildiğini söyledi. Başkent’in gelişimi açısından yurt dışına direkt uçuşların önemine dikkat çeken Baran, “Ankara’nın ticaret, ihracat ve turizm başta olmak üzere hangi alanda gelişmesi söz konusu olursa olsun konu daima yurt dışına direkt uçuşlara geliyor. Sizin de yakından bildiğiniz gibi göreve başladığımız günden bu yana, bu konu bizim gündemimizin ilk sıralarında yer aldı. 2020 yılına kadar şehrimizden yurt dışına direkt uçuşlar konusunda bir ivme yakalamıştık ancak bu süreçte başlayan pandemi tüm gelişmeleri tersine çevirdi. Türk Hava Yolları’nın iştiraki olan AnadoluJet’in merkezinin Ankara yapılacağı söylendi ancak sonradan bundan vazgeçildi. Sonra AnadoluJet’in adı da değiştirilerek AJet adında yeni bir marka oluşturuldu. Geldiğimiz noktada, İstanbul Havalimanı’ndan 120 ülke 280 destinasyona, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan 51 ülke ve 154 destinasyona uçuş gerçekleştiriliyorken, Esenboğa’dan sadece 25 ülke 41 destinasyona uçulabiliyor. İstanbul Havalimanı’ndan haftalık yurt dışı uçuş sayısı 4 bin iken, Esenboğa Havalimanı’ndan sadece 160 uçuş gerçekleştirildiği görülüyor. Diğer yandan yeni düzenleme neticesinde AJet Yolcuları CIP hizmetlerden yararlanamadığı gibi uçak içi ikram da alamıyor” dedi.
Direkt uçuşlarda THY talebi
Baran, Ankara’dan direkt uçuşların sadece AJet ile yapılabildiğini, Türk Hava Yolları ile yolculuk yapmak isteyenlerin İstanbul aktarmalı seyahat edebildiğini belirterek, “Ankara’dan yoğun talep gören hatlarda, direkt uçuşların Türk Hava Yolu ile de gerçekleştirilmesi sağlanmalı. Yolculuk yapmak isteyenlere seçenek sunulmalı” diye konuştu.
“16 destinasyona direkt uçuş talebimizi Bolat’a ilettik”
ATO Başkanı Gürsel Baran, geçtiğimiz haftalarda ATO Başkan Yardımcısı Temel Aktay ve Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ömer Çağlar Yılmaz ile birlikte Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat’ı ziyaret ederek, konuya ilişkin hazırladıkları detaylı bir dosya ilettiklerini söyledi. Baran, “Ticaret ve yatırım ilişkileri gibi gerekçelerle Ankara’dan aktarmalı uçulan, Brüksel, Roma, Barselona, Zürih, Aşkabat ve Saraybosna’nın da aralarında bulunduğu 16 destinasyona direkt uçuş konulmasına ilişkin taleplerimizi Sayın Bolat’a ilettik. Ankara Ticaret Odası olarak bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da Ankaramızın ve ülkemizin gelişimi ve ilerlemesi için iş dünyası olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğiz” diye konuştu. – ANKARA
]]>ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Bangladeş’in Ankara Büyükelçisi M. Amanul Haq’ı makamında konuk etti. Baran, Büyükelçi Haq’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Bangladeş ile ilişkilerin ortak tarih, kültür ve değerler ekseninde sağlam temellere dayandığını belirtti. Baran, “Bangladeşli kardeşlerimizin Osmanlı-Rus savaşında Kalküta’nın camilerinde ordumuz için dualar ettiklerini, Milli Mücadele sırasında da maddi ve manevi destek verdiklerini unutmadık ve her zaman minnetle andık” diye konuştu.
İki ülkenin ihtiyaç duyulan her zaman birbirlerine karşılıklı yardım ve destekte bulunduğunu kaydeden Baran, Bangladeş’in asrın felaketi 6 Şubat depreminin ardından destek veren ülkeler arasında yer aldığını belirterek, teşekkür etti. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 50. yılı olduğunu hatırlatan Baran, Türkiye’nin Bangladeş’ten jüt ipliği, hazır giyim, triko ve seramik gibi ürünler ithal ettiğini, bunun karşılığında da pamuk, tekstil makineleri, demir-çelik, inşaat malzemeleri ve elektronik cihazlar ihraç ettiğini kaydetti. Türkiye’nin Bangladeş’e ihracat kalemlerinden birinin de Türk dizileri olduğunu belirten Baran, ülkeler arasındaki ilişkilerin ilerlemesinde Türkiye’de eğitim gören Bangladeşli gençlerin rolünün büyük olduğunu söyledi. Baran, Türkiye ile Bangladeş arasındaki ticari ilişkilerin savunma sanayii ürünleri alanında da geliştiğini söyledi.
“İlişkilerimizdeki yakınlık dikkate alınırsa Bangladeş ile mevcut rakam yeterli değil”
Bangladeş’in Türkiye’nin Güney Asya’da Hindistan’dan sonraki en büyük ticari partneri olduğunu, iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 1 milyar dolar eşiğini geçtiğinin altını çizen Baran, şunları söyledi:
“Bangladeş bizim için önemli bir ülke. Geleceğine güveniyoruz. Ticaret Bakanlığımızın hedef ülkeler stratejisi çerçevesinde yayınladığı ülke listesinde Bangladeş’in de adı var. İlişkilerimizdeki yakınlık dikkate alınırsa Bangladeş ile mevcut rakam yeterli değil. Bu rakamı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği 3 milyar dolar seviyesine yükseltmek için Ankara Ticaret Odası olarak çalışmaya, dış ticaretimizi her iki ülkenin de lehine olacak şekilde geliştirmeye hazırız.”
“Hedefe ulaşabilmek için iş birliği imkanlarını görüşmek üzere buradayım”
Büyükelçi M. Amanul Haq da, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirme konusunda görüş alışverişinde bulunmak üzere Ankara Ticaret Odası’nı ziyaret ettiklerini belirterek, “Güven mektubu sunduğumda Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bana, iki ülke arasındaki ticaret hacmi için 3 milyar dolar hedefini göstermişti. Bu hedefe ulaşabilmek için iş birliği imkanlarını görüşmek üzere buradayım” dedi.
Büyükelçi Haq, ticari ilişkileri geliştirmek için Bangladeş Ticaret Odası’nın Türkiye’yi ziyaret edebileceğini belirtti. Haq, Bangladeş’in Türkiye’de yaşanan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından milli bayramı ve yeni yılı kutlamak yerine bu organizasyonlar için ayrılan kaynağı Türkiye’ye deprem yardımı olarak gönderdiğini kaydetti. Büyükelçi, 15 Temmuz darbe girişimine karşı ilk tepki gösterenler arasında Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın da yer aldığını hatırlattı. Ankara’yı turistik bir destinasyon olarak da gördüklerini anlatan Büyükelçi Haq, Bangladeş’ten gelen misafirlerini Ankara ve çevre illerde gezdirdiğini ve onlar için de anlam ifade eden Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Türbesi’ni ziyaret ettiklerini kaydetti.
Görüşmede ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay da yer aldı. – ANKARA
]]>Büyükelçi Baran, Türkiye ile Etiyopya arasındaki siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkileri AA muhabirine değerlendirdi.
İki dost ülke arasındaki ilişkilerde son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelerin son derece memnuniyet verici olduğunu belirten Baran, diplomatik ilişkilerde yaşanan gelişmelerin yanı sıra ticaret hacminde de henüz istenilen seviyelerde olunmasa da gidişatın güzel olduğunu dile getirdi.
Baran, Türkiye’nin Etiyopya’ya ihracatının, bu yılın 11 ayında, geçen yılın aynı dönemine paralel olarak gerçekleşerek, 290 milyon dolara yaklaştığını aktardı.
Etiyopya’da döviz piyasasından ve bankacılık transferlerinden kaynaklanan birtakım sıkıntılar yaşanabildiğini aktaran Baran, ithalat ve ihracatta bazı kısıtlamalar uygulandığını, bu sıkıntıların ortadan kalkması halinde ihracatın çok daha yüksek rakamlara çıkabileceğini vurguladı.
Baran, ülkeler arasındaki dış ticaretin artırılması için sürekli faaliyet halinde olduklarını ifade ederek, bu yıl 2022’ye göre ihracat rakamında çok büyük bir artış görülmese de gelecek yıl ile alakalı hedeflerinin yüksek olduğunu bildirdi.
En büyük ihracat payı çelik sektöründe
Büyükelçi Berk Baran, Türkiye’nin Etiyopya’ya gerçekleştirdiği ihracatta en büyük payı çelik sektörünün aldığını söyledi.
Sektördeki ihracatın bu yılın 11 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 99 artışla 156 milyon dolara yaklaştığını aktaran Baran, “Bu artış inşaat sektöründen kaynaklanıyor. Ülkede bir inşaat patlaması var. Bu ülkede çelik ile inşaat malzemeleri alanında çok yüksek bir potansiyel var. Likidite gibi bazı problemler olsa da buranın alım gücü de yüksek. Etiyopya’da ekonomik koşullar düzeldikten sonra çelik ihracatımızın daha da artacağına inanıyorum.” diye konuştu.
Diğer sektörlerde de çelik ihracatındaki artışı yakalayabilmek için yapılması gerekenlere değinen Baran, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıl içinde Ticaret Bakanlığımızın teşvikiyle gerçekleştirilen birtakım alım heyeti etkinlikleri sayesinde otomotiv, yedek parça, gıda, tıbbi malzeme, ilaç ve benzeri alanlarda da benzer ilerlemeler kaydettik. Bunları daha da artıracağımızı düşünüyorum. Dış ticaret hacmimizi artırmak için de daha fazla alım heyetleri oluşturmalı, ticaret anlaşmaları imzalamalı ve bunların sayısını artırmalıyız. Mesela tercihli ticaret anlaşmasında ilerleme kaydedersek bu her iki ülkenin de yararına olacaktır.”
Baran, Türkiye’nin Afrika’ya kazan-kazan prensibiyle yaklaştığını, kardeşlik hukuku çerçevesinde ilişkilerini geliştirdiğini, bu kıtayı ticari ilişkilerden ibaret görmediğini vurguladı.
Türkiye tarafından hayata geçirilen Türkiye-Afrika İş Forumlarının ülkeler arası ticari ve diplomatik ilişkilere katkısından bahseden Baran, kendilerinin de bu organizasyonlara katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.
Baran, “Türkiye, Etiyopya’da en büyük yatırımcılar arasında yer alıyor. Ülkede 200 civarında Türk şirket faaliyet gösteriyor. Bunların başında inşaat, ilaç ve gıda şirketleri var.” dedi.
“Türk şirketler bu ülkeye birçok alanda yatırım yapabilir”
Etiyopya’daki kahve üretimine de değinen Baran, şunları dile getirdi:
“Bu alanda da önemli yatırımlar ve yatırım fırsatları bulunuyor. Kahve denilince belki Etiyopya çok fazla bilinmiyor. Türk kahvesi akla geliyor belki ama kahvenin ana vatanı gerçekten de Etiyopya. Eskiden ‘Kahve Yemen’den gelir.’ diye bilinirmiş. Doğrusu, kahve Yemenli tüccarlar tarafından Etiyopya’dan getirilirmiş. Burada çok lezzetli kahveler üretiliyor. Bu alanda daha fazla yatırım da yapılabilir diye düşünüyorum. Bu durum iki ülke arasındaki dış ticaret hacmini de olumlu etkileyecektir.”
Bu konuda çalışmalar yapan Türk işletmeler olduğunu belirten Baran, Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Etiyopya Temsilcisi Ozan Semerci’nin de Etiyopya’da kahve alanında yatırımları olduğunu aktardı.
Baran, “Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi Etiyopya’da geniş tarım alanları var ve bu ülke verimli topraklara sahip. Türk şirketler bu ülkeye birçok alanda yatırım yapabilir. Burada ciddi potansiyel mevcut.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye Maarif Vakfının 7 okuluyla verdiği çok kaliteli bir eğitim var”
Berk Baran, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 128. yılında olduğunu, Etiyopya ile Türk halkı arasındaki ilişkilerin ise 1500’lü yıllara dayandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından verilen hükümet bursları, ülkeler arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilere büyük katkı sunuyor. Türkiye Maarif Vakfının burada 7 okuluyla verdiği çok kaliteli bir eğitim var. Bunu da açıkçası Türkiye’nin buradaki marka yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Keza Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) buradaki kalkınma alanındaki yardımlarına da çok büyük önem verildiğini görüyoruz. TİKA da sadece Etiyopya’daki değil Afrika’daki markalarımızdan biri. Türk Hava Yolları, Afrika kıtasında 62 noktaya uçuyor. Dolayısıyla sadece Türkiye ile Etiyopya arasında değil ülkemizin bütün Afrika ile bağlarını da kuvvetlendiriyor.”
Etiyopya’da Türk dizilerinin de çok ciddi bir izleyici kitlesi olduğunu belirten Baran, “Bunu sadece halklar arasındaki yakınlaşmaya bir katkı olarak değil ekonomiye de bir katkı olarak görmek lazım. Buradaki moda ve mobilya sektörlerini gerçekten Türk dizileri etkilemeye başladı. Ülkemizde eğitim gördükten sonra Türkiye sevgisiyle geri dönen Etiyopyalı mezunların altını tekrar çizmek istiyorum. Onlar ülkemizin adeta birer temsilcisi, elçisi oluyorlar burada.” ifadelerini kullandı.
]]>