İZMİR Katip Çelebi Üniversitesi’nden (İKÇÜ) Dr. Öğretim Üyesi Erhan Irmak, deniz suyu sıcaklığının artması ile Akdeniz ve Ege’de egzotik türlerin çoğaltıldığına, yerli balık türlerinin de azaldığına dikkati çekip, “Deniz suyu sıcaklığının artışı, balon balığı ve aslan balığı gibi egzotik türlerin sayısında artışa neden oluyor. Daha önce akvaryumlarda görmeye alıştığımız aslan balığı, Süveyş Kanalı’ndan geçerek batıya doğru yayılışı arttı” dedi.
Deniz suyu sıcaklığının yükselmesinin yanı sıra kirlilik ve aşırı avcılık denizde yaşayan canlıları olumsuz etkiliyor. Sıcaklıkların artmasıyla Akdeniz ve Ege Denizi’nde egzotik türlerde artış yaşanırken, yerli balık türlerinde azalış gözlemleniyor. İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Erhan Irmak, denizdeki sıcaklıkların zaman zaman normallerin dışına çıkabildiğini belirtip, “Balıklar da soğukkanlı canlılar olduğu için çok küçük sıcaklık değişimlerden bile etkilenmekte. Havaların ve deniz suyunun ısınması ile kıtalar arası deniz olan Akdeniz’e farklı canlı türlerinin geçişleri sağlanabiliyor. Kızıldeniz’e bağlı olduğumuz Süveyş Kanalı’ndan geçiş yapan canlılar ise genelde tropikal kökenli. Dolayısıyla deniz suyu sıcaklığının artışı, balon balığı ve aslan balığı gibi egzotik türlerin sayısında artışa neden oluyor. Daha önce akvaryumlarda görmeye alıştığımız aslan balığı, Süveyş Kanalı’ndan geçerek batıya doğru yayılışı arttı. Böylece Akdeniz genelinde, Güney Ege’yi dahil edersek egzotik türler yayıldı” dedi.
‘ÇİZGİLİ TON BALIĞINDA ARTIŞ OLDU’
Küresel ısınma nedeniyle artan diğer bir deniz canlısının ‘Katsuwonus pelamis’ denen çizgili ton balığı olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Irmak, “Biraz daha ılıman suları seven bir türdür. Çok fazla görülmezken; sıcaklıkların artışı ile yaklaşık son 7-8 senedir sularımızdaki miktarında artışlar görüldü. Bu artışın tek sebebini küresel ısınmaya bağlamak doğru olmayabilir. Mevcut ortamda aynı boya ve aynı yaşam koşullarına sahip ekolojik istekleri gereği aynı besin gruplarından beslenen ve benzer gruptaki balık türlerinden olan tombik, yazılı orkinos, tülina veya orkinos gibi türlerin azalması çizgili ton gibi bazı balık türlerin artışına neden oluyor” diye konuştu.
‘ARTIŞIN TEMEL SEBEPLERİNDEN BİRİ KİRLİLİK’
Sıcaklıkların yanı sıra deniz kirliliği ve aşırı avcılığın da balık türlerini etkileyen önemli konulardan olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Irmak, şunları söyledi:
“Yaklaşık son 25-30 yıldır denizlerimizde bir kirlilik artışı söz konusu. Bunun en büyük sebebi de kıyısal bölgelerin çok fazlaca işgal edilmiş olması ve yerleşim yeri olarak kullanılıyor olması. Çünkü ne kadar insanlık aktivitesi olursa, o kadar kirlilik de artıyor. Deniz suyundaki sıcaklığın da artışının temel sebeplerinden bir tanesi ise karasal kaynaklı deniz kirliliğinden oluşan türbidite artışı. Dolayısıyla denizlerimizde bahsi geçen 2-3 derecelik artışlar, bu kirlilikten kaynaklı bir artış. Deniz suyu ne kadar bulanık olursa, güneş radyasyonundan kaynaklı sıcaklık artışı o kadar fazla olacaktır. Anlattığımız tüm etmenler soğuk seven türlerin azalmasına neden oluyor. Mezgide Ege Denizi ve İzmir civarında rastlanırken; şu an daha kuzeye giderek kuzey Ege’de sıkışmış durumdalar. Çünkü soğuk seven türler yaşam koşulları değiştiği için Ege Denizi’nin kuzeyine doğru gidiyor.”
‘PALAMUT POPÜLASYONUNDA CİDDİ DÜŞÜŞ OLABİLİR’
En büyük problemlerden birinin de aşırı avcılık olduğunun altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Irmak, “En önemli ekonomik deniz balıklarından olan lüfer ve palamut, Ege Denizi’ne eskisinden daha az geliyor. Ticari değeri yüksek olan bu iki tür en ufak balıkçıdan en büyüğüne kadar sezon açıldığında yakaladıkları ilk balıklardır. Lüfer ve palamut üremesini Karadeniz’de gerçekleştirdikten sonra Ege Denizi’ne geliyor. Aşırı avcılık nedeni ile bu türlerin yavruları boğazlardan çıkıp, göçünü tamamlaması gerekirken; boğazdan dahi çıkamıyor. Dolayısıyla popülasyonda ciddi bir düşüş oluyor. Öngörüm, bu senede palamut olmayabilir ya da sezon çok kısa sürebilir. Popülasyonun kendisini toparlaması bir 4-5 sene alabilir” dedi.
]]>HATAY’ın İskenderun ilçesinde balon balığı yiyen 7 kişilik aileden taburcu edilen yazılım mühendisi Gökyüzü Göktürk, balığı yedikten kısa bir süre aile bireylerinin ağız ve dillerinde şişme, el ve ayaklarda ise uyuşma, kusma gibi belirtiler görüldüğünü söyledi. Göktürk, “Kayınvalidem balığı temizleyip, parçalara ayırmış ve pişirmişler. Biz balığı yemeden önce hiç görmedik. Balık taze diye zehirli olabileceğine ihtimal vermedik. Bazı belirtiler görüldükten sonra internette yaptığımız araştırmada balon balığı yediğimizi anladık” dedi.
Numune Mahallesi 572’nci Sokak’ta oturan motor tamircisi Müfit Arslan (58), denizden tuttuğu balon balığını 2 Ocak günü ailesi ile birlikte tüketti. Kısa süre sonra Müfit Arslan ile eşi Semire (52), gelinleri Yasenya Arslan (27), kızları Dilan Göktürk (22), damadı Gökyüzü Göktürk (38), torunları Aren Arslan (1) ve Eva Göktürk (2) rahatsızlandı. Zehirlendiklerinden şüphelenen aile, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. Eve gelen sağlık ekipleri, Müfit Arslan ile yakınlarını devlet hastanesine kaldırdı. Balıktan zehirlendikleri anlaşılan 7 kişi, buradan Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne sevk edildi. Durumu ağır olan Müfit Arslan entübe edildi. 2’si çocuk, 5 kişinin tedavi sürerken yazılım mühendisi damat Gökyüzü Göktürk taburcu edildi.
AĞIZ VE DİLDE ŞİŞME, EL VE AYAKLARDA UYUŞMALAR OLDU
Kahramanmaraş merkezli büyük depremin ardından kayınpederi Müfit Arslan’ın sık sık balığa çıkıp zaman geçirdiğini ve tuttuğu balıkları da akşam yemeğinde bir arada yemek için çocukları ve torunlarını davet ettiğini aktaran Gökyüzü Göktürk, 4 yıllık süreçte ilk kez böyle bir olay yaşadıklarını söyledi.
Balığın taze olması nedeniyle zehirli olduğunu hiç düşünmediklerini belirten Göktürk, “Kayınbabam hobi olarak depremden sonra sık sık balık tutmaya başladı. O gün de çok büyük bir balık tuttuğunu söyleyip bizleri yemeğe davet etti. Kayınvalidem balığı temizleyip, parçalara ayırmış ve pişirmişler. Biz balığı yemeden önce hiç görmedik. Yedikten yaklaşık yarım saat sonra eşimin dilinde ve ağzında uyuşma başladı. Kayınvalidem ve gelinlerinde de aynı belirtiler oldu. Ellerinde ve ayaklarında uyuşmalar oldu. Balık taze diye zehirli olabileceğine ihtimal vermedik” diye konuştu.
İNTERNETTEN ZEHİRLİ BALIK TÜRLERİNE BAKINCA ANLAŞILDI
Belirtilerin görülmesiyle internette araştırma yaptıklarını söyleyen Göktürk, şöyle devam etti:
“Daha sonra internetten zehirli balık türlerine baktık. Karşımıza balon balığı çıktı. Kayınpederime gösterdiğimizde doğruladı ve hastaneye gidelim dedik. Daha evden çıkarken kayınpederim kusmaya başladı. Boğazı ve dili şişti, ellerini, ayaklarını hissedemiyordu. İskenderun Devlet Hastanesi’nden sonra ambulanslarla Adana’ya getirildik. Kayınpederim yoğun bakıma alındı ve entübe edildi. Ben de yedim ama bana bir şey olmadı. Ben az bir miktar yemiştim. Bu arada balığın tadı aşırı derecede lezzetliydi. Hayatımda böyle lezzetli bir balık yememiştim ama zehirliymiş işte bilemedik. Hastaneye vaktinde yetişmişiz yoksa çok daha kötü duruma düşebilirdik. Dünyadaki en zehirli balıkmış. Kimse bilmediği ve gözüyle görmediği bir balığı yemesin. Kayınpederim de böyle bir şey yaşanmasını hiç istemezdi, umarım bir an önce sağlığına kavuşur.”
]]>