Bayram tatilini fırsata çeviren binlerce ziyaretçinin rotası, UNESCO tarafından gastronomi dalında “yaratıcı şehirler” ağına dahil edilen ilk Türk şehri olmasından dolayı “gastronominin başkenti” olarak nitelendirilen Gaziantep oldu.
Ramazan Bayramı tatilinin 9 güne çıkmasıyla kentteki oteller yüzde 100 dolulukla hizmet verdi. Lokanta, restoran ve tatlıcı gibi işletmelerin büyük çoğunluğu da tam kapasite çalıştı.
Yüzden fazla lezzeti Türk Patent ve Marka Kurumundan coğrafi işaret tescili alan Gaziantep, adeta çifte bayram yaptı.
Gaziantep Lokantacılar Kebapçılar Pastacılar Tatlıcılar Baklavacılar ve Kafeteryacılar Esnaf ve Sanatkarları Odası Başkanı Abdulkadir Katmerci, AA muhabirine, kent esnafının bayram tatilini dolu dolu geçirdiğini söyledi.
Tatili fırsata çevirdiklerini belirten Katmerci, “Ramazan Bayramı’nda 9 günlük bayram tatili ilaç gibi geldi diyebiliriz. Esnafımız kapasitesinin tam üç katında hizmet vermeye çalıştı. Çok fazla talep vardı, yoğunluk vardı. UNESCO tarafından kabul görmüş bir mutfağa sahibiz. Yani bir baklavayı veya bir kazan yemeğini bile tek çeşit yapmıyoruz. Diğer illerimizde mezelerde çeşit var. Bizlerde ise her ürettiğimiz yemekte, her ürettiğimiz tatlıda çeşit var. Doğal olarak bu bize turist rekorlarını da beraberinde getiriyor. Her yıl üzerine koyarak devam ediyoruz.”
Esnaf memnun
Baklava ustası Ömer Faruk Çiftçi de ramazan ayında kentteki baklavacıların üretimini iki katına çıkardığını dile getirdi.
Bayram tatilinin 9 gün olmasının kendileri için büyük fırsat olduğunu anlatan Çiftçi, şöyle devam etti:
“Bu bayram bütün yerli ve yabancı turistler lezzete doydu. Tatilin 9 gün olması nedeniyle kente ek seferler düzenlendi. Bu bizim için büyük bir avantajdı. Vatandaşların hepsi baklavasını, ciğerini, kebabını yedi, giderken de sevdiklerine götürdü. Ramazan ayında artan üretimimiz normal şartlarda bayramda normale döner ama tatil 9 gün olunca rutin üretim devam etti.”
Tarihi Tahmis Kahvesi işletmecisi Mehmet Bağcı da tatilin uzun olması ve havaların ısınmasından dolayı bu yıl beklediklerinin üzerinde bir ziyaretçi yoğunluğu yaşadıklarını söyledi.
Kente gelen ziyaretçinin midesi gibi adeta gözünün de doyduğunu aktaran Bağcı, şunları kaydetti:
“Gaziantep’e gelen misafirler Gaziantep’i yaşadılar, tarihi yaşadılar. Yemeyle, içmeyle, oturmayla, kahveyle güzel bir tatil dönemini geçirdiler diyebiliriz. Gaziantep bundan güzel bir şekilde faydalandı. Esnafımızın tamamı baklavacısı, kebapçısı, kahvecisi yani taksi şoföründen tutun da herkes bundan faydalandı. Her anlamda çok yoğundu. Uçaklarda yer bulamayanlar kara yoluyla bulabildikleri imkanlar neticesinde Gaziantep’e ve bu bölgeye akın ettiler. Yani ben uzun yıllardan beri Tahmis Kahvesi’ni çalıştırıyorum, işletmecisiyim. Ben böyle bir kalabalığı görmedim. İnşallah Kurban Bayramı’nda da bu yoğunluğu bekliyoruz.”
Kebap ustası Ali Ağca da Gaziantep’e olan ilgiden memnun kaldıklarını vurgulayarak, “Bizim için bayram tatili gerçekten çok güzel geçti. Gelen ziyaretçiler en çok baklava, kebap, beyran gibi lezzetleri tercih ediyorlar.” dedi.
Tatilciler de geziden memnun ayrılıyor
Ziyaretçilerden Yusuf Çekiç de bayram tatili dolayısıyla ailecek Manisa’dan doğu turuna çıktıklarını belirterek, “Son durağımız Gaziantep oldu. Baklavasını ve yemeklerini yedik, güzel yerler gezdik. Zeugma Müzesi’ni gezelim dedik. Tarihi eserleri de şehirdeki yerleşim yerleri de çok güzel bir yer, bizim hoşumuza gitti.” dedi.
Merve Çekiç ise kendi yöresinin damak lezzetine göre gastronomi kenti Gaziantep’in yemeklerinin farklı bir lezzeti olduğunu anlattı.
]]>Ramazan Bayramı’nın gelişiyle birlikte sofralar, geleneksel lezzetlerle donanırken, baklava tüketimi ile ilgili dikkat çeken bir uyarı geldi. Bayram ikramlarında yer alan baklava gibi şekerli tatlıların aşırı tüketiminin sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini söyleyen İstanbul Esenyurt Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Muhsin Öztürk bu yüzden sadece 2 dilim baklavanın günlük tüketimde makul bir sınır olabileceğini vurguladı.
“Ramazan, Ramazan sonrası ve bayram, beslenme için önemli dönüm noktaları”
Öncelikli olarak bir ay boyunca tutulan oruç sonrası beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dair hem uyarılarda hem de tavsiyelerde bulunan Muhsin Öztürk, “Beslenme düzeninde Ramazan, Ramazan sonrası ve bayram süreci önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Bu açıdan sağlığımızı düşünerek bayramda oruç sonrası düzenli öğünlerin olduğu ve öğünlerin de az olduğu bir dönemden birden bayrama geçişte beslenme açısından sağlığımız için çok dikkatli olmamız gerekiyor. Gündüzleri ve oruç sürecinde boş olan midemizi ani şekilde ve çokça doldurulmamalıyız. Sabahları özellikle kahvaltımızı hafif yapmalıyız. Bal, reçel gibi tatlıları tercih etmemeliyiz. Çünkü gün içinde bayram dolayısıyla tatlı ikram edilecek, o yüzden tatlı hakkımızı orada kullanacağımızı planlayarak sabahları tatlı yememeliyiz” dedi.
“Öğünleri planlarken ikram edilenleri de düşünerek az yemeliyiz”
Oruç sonrası süreçte öğünlerin atlatılmaması gerektiğini ve yavaş bir geçişin önemli olduğunu da söyleyen Öztürk, “Öğünleri az miktarda porsiyonları belki yarı belki de 3’te 1 şeklinde tüketmeliyiz. Çünkü bünyemizi yavaş yavaş yemeye alıştıracağız. Bayram dolayısıyla da tabi ki de ikramlar da olacak. İkramları da reddetmek hoş olmaz. O yüzden yine öğünlerimizi az miktarda geçiştirip sunulan tatlıları da düşünerek dozunda planlama yapmalıyız. Genelde maalesef şerbetli tatlı ikram ediliyor. Aslında şerbetli tatlıları tercih etmemenizi tavsiye ediyorum ama ikramı kabul etmek gerekirse de çok az miktarda, hatır kırmamak ve gönül almak çerçevesinde kabul edebiliriz” şeklinde konuştu.
Kaç dilim baklava yenilmeli?
Şerbetli tatlıların tüketimi konusunda aslında her zaman dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan ve Ramazan Bayramı’nın vazgeçilmezlerinden olan baklava ile ilgili Öztürk, “En fazla 2 dilim” dedi. Öztürk sözlerine şöyle devam etti:
“Baklavayı 1 dilim tüketelim. Çünkü şerbetli tatlıları zaten tavsiye etmiyoruz. Şerbetli tatlılarda hem yağ hem bolca şeker var. Bunun yerine sütlü tatlıları tercih edelim. Hem ikramlarımızda hem de yapılan ikramlarda sütlü tatlılar tercih edilmeli. Zaten ziyaretleri 1 yere değil birkaç yere yapıyoruz. Orada da yine baklava veya benzeri tatlı sunacaklardır. O yüzden her yerde 1 dilim baklava bile fazla gelebilir. Onun yarısını yiyip diğer yerde de yarım olacak şekilde tüketebiliriz. Özet olarak en fazla 2 dilimi zaten geçmeyelim.”
Bayram kaçamakları yağ olarak kalmasın!
Son olarak bayram süresince beslenme bakımından yapılan kaçamakların kilo olarak kalmaması adına egzersiz tavsiyesinde bulunan Öztürk, “Bayram süresinde ve sonrasında enerji ağırlıklı tükettiğimiz besinlerin vücudumuzda yağ olarak kalmaması için kesinlikle düzenli egzersiz öneriyoruz. Öğünlerimizi de kısmakta yarar var. Özellikle tatlı ve hamur işi yiyecekleri tüketirlerken çok dikkatli olsunlar” diyerek sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>Kilis’te, baklava, kebap, gibi gözde gıdalar arasında yerini koruyan ‘cennet çamuru’, eşsiz lezzetiyle adeta damak çatlatıyor. Kilis mutfağında ve kültüründe önemli bir yeri olan cennet çamuru, günün her saatinde tüketiliyor. Kadayıf, kaymak ve Antep fıstığını buluşturan tatlı, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin damaklarını da şenlendiriyor. Yapımı zor olan tatlıda bol fıstık, tereyağı, şeker pudra ve tarçın kullanılırken, porsiyon fiyatı 90 TL’den satışa sunuluyor.
“Bu tatlıdan aldığım lezzeti baklavadan alamıyorum”
Ticaret için Kilis’e haftada iki defa geldiğini söyleyen Mehmet Ercan, “Haftada bir veya iki defa ticaret için Kilis’e geliyorum. Her geldiğimde vazgeçemediğim tek tatlı Kilis’e özgü olan cennet çamurudur. Tatlının isminden de anlayacağımız gibi cennet çamuru mükemmel ötesi bir tatlıdır. Bu lezzeti yemek için şehre geldiğimizde fıstığı, kadayıfı ve kaymağıyla çok özel bir tatlı olduğu için tatlıdan aldığım lezzet baklava gibi değildir. Bundan aldığımız lezzet baklava ve diğer tatlılar gibi değildir. Bu yüzden bu memlekete misafir olarak gelen vatandaşlara, cennet çamurunu tatmalarını ve bir kere de olsa tadına varmalarını istiyoruz. Ondan sonra onlar için vazgeçilmez bir tatlı olacaktır” dedi.
8 yaşından itibaren tatlıcılık işiyle uğraştığını ve işinde usta olduğunu söyleyen Baklava Ustası İlhan Kilimci, “Tatlı sektöründe 30 yıllık bir emeğim var. İsmi cennet çamuru olan kadayıf, fıstık, şerbet, kaymak ve lezzetin karıştığı tatlıya 8 yaşından beridir babamla birlikte yaparak öğrendim ve babamın elinden bayrağı alarak ben işimin başına geçtim. Tabi o zamanlardaki taleplerle şu anki talepler çok farklı. Cennet çamuru Kilis için vazgeçilmezdir çünkü şehrimizde herkesin severek tükettiği tatlıdır. Kilisli vatandaşlarda bu lezzeti diğer yerli ve yabancı turistlere tatmasını istediği için ısrarla bir şekilde talep ettiği tatlımız cennet çamurumuzdur. Fıstığın, yağın, şekerin ve kadayıfın harmanlanması ve üzerine kaymakla tatlandırıp nefis bir lezzet haline gelmesiyle oluşuyor” ifadelerini kullandı.
“Pozisyonları terazide tartarak veriyoruz”
8 yaşından itibaren babasıyla birlikte tatlıcılık sektöründe çalıştığını aktaran Kilimci, “Çocukluğumdan itibaren yapmış olduğumuz tatlı cennet çamuru ve diğer tatlı çeşitleridir. 30-35 senedir ben bu işi yapıyorum. Daha eski zamanları hatırlamıyorum dedelerimiz ve ustalarımız biliyor onu da tabii ki de bize bunu miras olarak bırakan ustalarımızdan Allah razı olsun diyoruz. Biz de bu mesleği en iyi şekilde yapmak için serhat şehri Kilis’te yerli ve yabancı turistlerin çok çok fazla tercih etmiş olduğu cennet çamuru tatlımızı en güzel şekilde yapıp vatandaşlara sunuyoruz. Geçen yıl cennet çamurunun porsiyon fiyatı 55 TL’den veriyorduk şu an ise 90 TL civarında müşterilerimize sunuyoruz. Bizim pozisyonlarımız teraziye göre tartarak insanlara almış oldukları hizmetin gramajı gramajına müşterilerimize sunuyoruz” diye konuştu. – KİLİS
]]>