SEYFİ ÇELİKKAYA
(YOZGAT) – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Yozgat’ta; “123 bin bugün itibarıyla cezaevlerinde uyuşturucudan Türkiye genelinde cezasını çeken insanlar…Jandarmamızla, emniyetimizle, ilçelerimizdeki unsurlarımızla beraber biz vatandaşlarımızın da destekleriyle bunu kazımakta kararlıyız” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, Yozgat’ta yaptığı ziyaretlerin ardından Adalet Bakanlığı Yozgat Cemil Çiçek Personel Eğitim Merkezi’ne geçerek Güvenlik Kurulu toplantısına başkanlık etti. Toplantıya, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, AKP Milletvekilleri Abdulkadir Akgül ve Süleyman Şahan, MHP Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, emniyet ve jandarmada görevli üst düzey personel katıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantı sonrasında aynı salonda basın toplantısı yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 4.5 sene Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde kaymakam olarak görev yaptığını hatırlatarak, “Yozgat’ı tanıyoruz, Yozgat’ı biliyoruz. 1998 yılının ağustos ayında geldiğimiz Yozgat Sarıkaya’da 2003 Mayıs ayında ayrıldım, aradan geçen bu uzun zaman içerisinde gerek Yozgat’ta, gerek güzel ilçelerinde gerçekten AK Parti hükümetleriyle nereden nereye gelindiğini görmek çok güzel. Bunun da Allah’ın izniyle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam edeceğini de yürekten inanıyoruz” diye konuştu.
“Vatandaşımızın bizden beklediği huzur, huzur ve güvenlik”
Bakan Yerlikaya, konuşmasında şunlara yer verdi:
“Her suç türünde bizim değişmez bir görevimiz var, önlemek, İçişleri Bakanlığı olarak, suç işlenmesini önlemek, sahada güçlü olmak, dirençli olmak büyük bir koordinasyonla, teknikle, tecrübeyle suç işlenmesini önlemek. Bu terörle de ilgili böyle, evden hırsızlıkta da böyle ve biz mal varlığına karşı işlenen suçlarda, özellikle örnek veriyorum; hırsızlık türleri ki, beş hırsızlık türü var. Bir Ocak 2024- 31 Temmuz 2024 yani bu yılın ilk 7 ayını geçen yılın ilk 7 ayını değerlendirdiğimiz zaman ne görüyoruz? Evden hırsızlık, motosiklet hırsızlığı, motor hırsızlığı, otodan yapılan hırsızlık, iş yeri ve kurumdan yapılan hırsızlıkları yılın ilk 7 ayında, geçen yılın ilk 7 ayına göre yüzde 47 oranının da düşürmüşüz, Yozgat’ta yüzde 47’den çok daha büyük bir başarı. Dolandırıcılıkla da ilgili bu cep telefonu, dünyayla ilgili bizim çok daha bilinçli olmamız lazım. Bu noktaya geldiğimizde, yani 4 Haziran 2023’teki rakamı çok büyük bir oranda düşürdük ama tam istediğimiz noktaya gelmedi. Bunu yapabilmek için de valilerimize, emniyetimize, jandarmamıza her birine biz bu noktada hemşehrilerimizin, değerli vatandaşlarımızı uyarmakla ilgili hep çalışıyoruz ve burada da kararlılığımız diğer mal varlığına karşı işlenen tüm suçlarda olduğu gibi onu da hedeflediğimiz rakamlara indirmekte kararlıyız.”
“123 bin bugün itibarıyla cezaevlerinde uyuşturucudan Türkiye genelinde cezasını çeken insanlar”
Vatandaşın her konuda 112’yi aramasını isteyen ve her aramada yapılan ihbarın veya önerinin mutlak bir karşılığının olduğunu kaydeden Yerlikaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“123 bin bugün itibarıyla cezaevlerinde uyuşturucudan Türkiye genelinde cezasını çeken insanlar. Ondan sonra 83- 84 bin hırsız, 347 bin, güncel rakamlar Adalet Bakanlığımızda. Ama uyuşturucuyla mücadelede gerçekten az önce de rakamları verdim 347 binin 123 bini cezaevinde uyuşturucudan yatan var. Yozgat’ta bir Haziran 2023 ile 31 Temmuz arasında yapılan operasyon sayısı imal ve ticarette 124 operasyon, 693 de kullanıcılıkla ilgili operasyon yapılıyor. Toplam gözaltı sayısı bin 94, 104 tutuklu, 42 adli kontrolü var. Gerek adli kontrol gerek gözaltına alınıp henüz mahkemenin tutuklu ve adli kontrol kapsamında düşünmediklerini de bizim arkadaşlarımız takipte. Aman bu işi yapmayın, ama yaparsanız gözümüz devamlı sizin üzerinizde demekle de kararlıyız. İçişleri Bakanlığı olarak biz çalışıyoruz, baronundan satıcısına, imaline, bu sabah paylaştığımızı biliyorsunuz, bin 549 kilogram İstanbul Emniyetimizin gerçekten takdire şayan bir hizmeti oldu. Bu süre içerisinde 21 kilo uyuşturucu 10 bin iki adet yine narkotikleri toplamda 323 kök Yozgat’ta alındı. Jandarmamızdan emniyetimizde, ilçelerimizdeki unsurlarımızla beraber biz vatandaşlarımızın da destekleriyle bunu kazımakta kararlıyız.”
“Göçmen kaçakçılığı organizatörlere meydan okuyoruz”
Türkiye’de yaşayan göçmen ve göçmen kaçakçılığı konusuna da değinen Yerlikaya, “9 bin 852 Yozgat’ta düzenli göçmen var. Bunun 4 bin 725’i Suriyeli geçici koruma altında olan, bin 783’ü ikamet istekli, 3 bin 444’ü uluslararası koruma ve biz burada bir her şehirde olduğu gibi göçmen kaçakçılığı organizatörlere meydan okuyoruz. Geldiğimizden bu yana gerçekten geçmişte kıyaslanmayacak derecede tutuklama, adli kontrol rakamları tıpkı uyuşturucuda olduğu gibi henüz cezaevine girmeyenlere diyoruz ki bu işi yapmayın. Yaparsanız biz bilin ki yaptığınızda daha ikinci nefesi aldığınız zaman sizi yakalamakta kararlıyız diyoruz. Göçmen kaçakçılığı yapanların cezaları bizim hükümetimiz döneminde 2023’ün beşinci ayında cezasını beş yıldan başlamak üzere diye sekiz yıla kadar artırıldı, yakaladığımız zaman direkt tutuklanıyor” ifadelerini kullandı.
“Araç sayımız da personel sayımız da iyileştirmeye gidiyoruz”
Güvenlikte iyileştirme çalışması başlattıklarının altını çizen Yerlikaya, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Önleyici ve trafik devriye sayılarımızla da ilgili müjde vermek istiyoruz. Araç sayımızı da personel sayımızı da iyileştirmeye gidiyoruz. Buradan şunu söyleyeyim; 10 yaşın üzerindeki araçlarımızı iki yıl içerisinde yerlerine yeni taze, güçlü, yeni nesil araçlarla takviye ediyoruz. Geçen yıldan itibaren buna ağırlık verdik, İstanbul’dan itibaren. ve yakın zaman içerisinde eylülde güzel müjdeli gelişmeler sizlerle beraber paylaşacağız. Ama buradan hemşehrilerimizin şunu söyleyelim; gündüz devreye, trafik devriyelerini ve gece devriye sayılarını artırıyoruz. Şu an için emniyet bölgemizdeki 21 gündüz devriye sayımızı böylelikle gece devriye sayımızı 60’ın üzerine çıkarıyoruz. Aynı şekilde Jandarmamızdaki var olan devriye sayısında 3,5 kat arttırıyoruz, bunlar tabii yeni araç demek.”
]]>
Bakan Memişoğlu, müdürlüğün fuaye alanında gerçekleştirilen törende yaptığı konuşmada, 8 sene İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü gibi çok ulvi bir görevden sonra, yine millete hizmet etmek için Sağlık Bakanı olarak görevi devraldığını dile getirdi.
İl Sağlık Müdürlüğü görevini Doç. Dr. Güner’e devrettiğini aktaran Memişoğlu, “Bunlar nöbet. Dünyadaki her makamın sonu var. Her zenginliğin, her fakirliğin sonu var. Bunu bilmemiz lazım.” değerlendirmesini yaptı.
Bakan Memişoğlu, dünyada şu anda bir vahşetin yaşandığına dikkati çekerek, bunun da hesabının verileceği günün geleceğini, bu konuda hiçbir şüpheleri olmadığını ifade etti.
Hiçbir makamın baki kalmadığını, bunun bilinciyle hareket ettiklerini dile getiren Memişoğlu, “Milletimize hizmet etmek, onların hizmetkarı olmak, bu dünya imtihanını iyi geçmek için çabalıyoruz, uğraşıyoruz. Gerçekten bizler Türk milleti olarak, medeniyet kurduğumuz zaman barış, huzur gelen dünyaya inşallah çok çalışarak yine aynı şekilde huzur ve mutluluk, iyilik getireceğiz.” diye konuştu.
Memişoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevine 2016’da atandığında büyük bir sorumluluk aldığını belirterek, 10 sene başhekimlik, 4 sene genel sekreterlik ve tıbbi direktörlük yaptığını ancak İstanbul gibi medeniyetin başşehrinin sağlığıyla ilgili bütün sorumluluğu alarak görev yapmanın, başta kendisine zor bir görev gibi geldiğini dile getirdi.
Ekip arkadaşlarıyla birlikte hep beraber 8 senenin kendi açılarından başarılı bir dönem olduğunu anlatan Memişoğlu, bu süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Müdür oldum, 15-20 gün sonra Vodafone’daki terör saldırısı oldu. Daha sonra yılbaşında Reina saldırısı oldu. Bina yıkılmasından uçak kazasına, bina yangınından salgınına, depremine kadar 8 sene boyunca burada çok şey yaşadık. Binaların ve fiziki mekanların dili olmuyor. Onları dile getirdiği zaman, esasında çok şey yaşandığının şahitleri genelde bu binalar. Özellikle Kovid’de dünyaya örnek olacak bir mücadele sergilendi. Hiçbir insanımız, hatta evdeki, huzurevindeki dahi insanımıza direkt giderek hizmet ve sağlık ulaştırmaya çalıştık. Esasında ben sadece o kahramanların görünen yüzüydüm. İstanbul’daki ilçe sağlığından aile hekimliğine, şoföründen temizlik elemanına, doktorundan hemşiresine, sağlık memuruna, başhekiminden il müdürüne kadar herkes müthiş bir kahramanlık örneği gösterdi. Onlara minnetlerimi arz ediyorum. İyi ki varlar.”
“Toplumun hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmesi bizim için çok değerli”
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık sektörünün, sağlık çalışanının ve sağlık altyapısının dünyaya örnek olabilecek bir sistem olduğunu, bunun kıymetinin bilinmesi ve sağlık yapısının daha da geliştirilmesi gerektiğini, bunun için çabalayacaklarını ifade etti.
Sadece Kovid veya depremle mücadele etmediklerini belirten Memişoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye gönderdikleri ekiplerden bahsetti. Memişoğlu, deprem sabahında binlerce doktor ve sağlık çalışanının havalimanında bölgeye gitmek için kendilerinden talimat ve görevlendirme beklediklerini anlatarak, “Başka hiçbir ülkenin sağlıkçılarının bu kadar özveriyle deprem bölgesine emin olun koştuğunu sanmıyorum.” dedi.
Memişoğlu, temel sağlık hizmetlerini önemsediklerine işaret ederek, “İl Sağlık Müdürlüğündeyken de Türkiye’de ilk defa 2017’de konsept ve model, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan aile sağlığı merkezleri inşa ettik. Bunlar şu anda hizmet sunmakta ve çok da memnuniyeti üst seviyeye çıkarmakta. Temel sağlık hizmetleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve en önemlisi toplumun hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmesi bizim için çok değerli.” diye konuştu.
“İnsanların iyiliğini ön planda tutup, iyilikle çalışarak, üreterek başarı elde etmeye çalışıyoruz”
Bunun yanında, 8 yılda en küçüğü 300 yataklı 28 hastanenin hizmete sunulduğunu aktaran Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, gerçekten çok büyük desteğiyle 28 hastane ilave edildi kamu sağlık sistemine. Bunların 8’i sadece Kovid’le mücadele ederken açıldı. Hepinizin malumu, Başakşehir Çam Sakura’sından Okmeydanı’na, Göztepe’sinden Başıbüyük’üne, 2 acil durum hastanesinden Sancaktepe’sine, Seyrantepe’sinden, Büyükçekmece’sinden Sultanbeyli’sinden, Sarıyer’inden birçok hastaneyi hizmete açtık hep beraber. Sadece binasını değil, insan gücünü de cihazını da hepsini temin ederek, hiç kimsenin ‘Bu hastane bitti ama hizmete açılmadı.’ demesine fırsat vermeden açtık. Ben bu ekiple gurur duyuyorum. Çok zorlu günler yaşadık, çok güzel günler yaşadık ama hep ekip olmayı bildik. Hep ekip halinde hareket ettik. Sabrettik, tevekkül ettik, çalıştık. Bizim esasında başarımızın formülü bu. İnşallah Bakanlıkta da bu şekilde hareket edeceğiz. İnsanların iyiliğini ön planda tutup, iyilikle çalışarak, üreterek başarı elde etmeye çalışıyoruz. Onun için biz koşacağız, çalışacağız. İnşallah, bazı sıkıntıları olan son zamanlarda sağlık sektörüyle, yeniden çok memnun eden, aynı zamanda sağlık teknolojisi ve bilgisi üreten bir sağlık sektörü haline getireceğiz.”
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin, lokomotif, öncü, en çok gelir getiren, en memnun olunan, sadece ülkeye değil bütün çevreye ve dünyaya sağlık, huzur, mutluluk getirecek bir sağlık sektörü ve insan gücü olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
“Ben İstanbul İl Sağlık Müdürlüğündeki görevimi çok başarılı, özellikle Kovid’de, halk sağlığında filyasyon ekiplerini, ilçe sağlık müdürlüklerini ve birinci basamağımızı yöneten Abdullah Emre Güner kardeşime veriyorum. Onun da bu konuda bizimle aynı mantıkla, aynı ilkelerle hareket ettiğini bildiğim için arkama bakmadan, güvenerek, esasında çok büyük zaman geçirdiğimiz ve İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak bana büyük gurur veren bu makamı ona tevdi ediyoruz. Allah onu utandırmasın. Allah bizleri ve onu, bize güvenenlere, milletimize, devletimize ve Sayın Cumhurbaşkanımıza mahcup etmesin.” şeklinde konuştu.
“Koşacağız, koşmaya hazırız”
İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner de Bakan Memişoğlu’ndan müdürlüğü devralmaktan büyük onu ve gurur duyduğunu ifade etti.
Güner, “Koşacağız, koşmaya hazırız. Rabb’im bu memlekete, bu yüce millete hizmet etmeyi bize nasip etti. Sizin bize devrettiğiniz bayrağı daha yükseklere inşallah taşıyacağız.” dedi.
Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Memişoğlu ile İl Sağlık Müdürü Güner birbirlerine çiçek takdiminde bulundu. Güner, Bakan Memişoğlu’na Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi ile semazenlerin yer aldığı, sabır, tevazu ve hoşgörünün anlatıldığı bir tablo hediye etti.
Devir teslim töreni, günün anısına çekilen fotoğrafın ardından sona erdi.
]]>Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen İş Dünyası ve Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İstişare Toplantısı’na katılan Bolat, otomotivde, emlakta, perakende ticaret kanununda, fahiş fiyatla mücadelede, stokçulukla mücadelede, aldatıcı reklamlarla mücadelede, market denetimlerinde, tüketici korunmasında, sağlığa zararlı ürünlerde Bakanlık olarak çok yoğun denetimler yaptıklarını belirtti.
Bolat, 2023 yılında denetim sonucunda yaklaşık 56 bin firmaya 1,5 milyar lira civarında cezai işlem uygulandığını aktararak, “Bu yıl ilk 7 ayda ceza uygulanan firma sayısı 71 bin. Burada da 960 milyon liralık bir ceza uygulaması oldu.” diye konuştu.
Türkiye ekonomisinin çalkantılı süreçler geçirdiğini anlatan Bolat, 2018 yılında Türkiye ekonomisini mahvedeceğini söyleyen bazı Batılı liderler olduğunu, ülkenin bunlara direndiğini, Kovid-19 salgını, bütün dünyayı etkileyen yüksek enflasyon ve daha sonrasında Rusya- Ukrayna savaşı, Kahramanmaraş merkezli depremler gibi ekonomiyi olumsuz etkileyen pek çok unsurla mücadele edildiğini hatırlattı.
Kayseri’ye yapılan yatırımlara değinen Bakan Bolat, şöyle devam etti:
“Kayseri- Ankara Hızlı Tren Projesi de inşallah programda. İnşaatı ilerliyor, 2028 yılında Kayseri’den İstanbul’a kadar, İzmir’e kadar önce Ankara’ya uğrayıp hızlı trenle seyahat mümkün olacak. Kayseri 2023 yılında 3,6 milyar dolar ihracat yaptı. Bu yıl da ilk 7 ayda 2,1 milyar doları aştı, artış sağladı. Kayseri’nin geçen yıl yaptığı ithalat 1,6 milyar dolardı. Bunun anlamı şu, Kayseri dış ticarette net fazla veren bir şehrimiz. Ticaret Bakanlığı ve hükümet olarak Kayseri’ye çok teşekkür ediyoruz.”
Bakan Bolat, TESKOMB ile görüştüğünü, Kayseri esnafından kredi almak isteyenlerin kredi taleplerinin karşılanacağını aktardı.
Kadın kooperatiflerinin gün geçtikçe arttığına dikkati çeken Bolat, Kayseri’nin en çok kadın kooperatifine sahip şehir olduğunu ifade etti.
Bolat, Sanayi ve Ticaret Komisyonu’ndan geçen ve ekim ayında meclis genel kurulunda görüşülecek tüketicinin korunması yasa tasarısına ilişkin şunları kaydetti:
“Yaklaşık 2 milyon hanımı ilgilendiriyor. Hanımların evden satış ticaretiyle alakalı kolaylık gelecek. Sektöre güvenilirlik gelecek, düzenlemeler var bu kanun değişikliğinde, vergi muafiyeti var. Birçok hanım evden eve doğrudan satış yapıyor, biliyoruz. Onları da rahatlatacak bu konu. Bunun yanında aldatıcı reklamların cezaları 10 katına kadar arttırılacak ama uzlaşma da getirecek. E-ticaret yasasıyla ilgili bir değişiklik var. Ekonominin, piyasanın ihtiyaçlarına göre gerekli düzenlemeleri sizlerden aldığımız eleştiri, katkı, öneriler ile birlikte ekonomi koordinasyon kurulunda ve parti üst yönetimiyle de tartışarak Bakanlar Kurulunda bu konularda karar vererek yasalaştırıyoruz.”
“Bir oldukça önümüzdeki engelleri aşarız”
AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş ise kayıt dışı ile mücadelenin önemli olduğunu vurguladı.
Yeni çıkardıkları 63 maddelik yasanın bir maddesinde, kayıt altında olmayanlarla ilgili bir hüküm de bulunduğuna dikkati çeken Elitaş, “Bugüne kadar kayıt altında olmayanları tespit etmek zordu. Kayıt altında olmayanlarla ilgili vergi sağlamak da resen takdir yolunu gerektiriyordu. Nasıl resen takdir edeceğiyle ilgili herhangi bir hüküm yoktu. Ama şimdi ona resen takdir edebilmekle ilgili bir hüküm de koymuş olduk.” dedi.
Sorunları çözmek için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini dile getiren Elitaş, şunları söyledi:
“Çünkü 20 yılda yapılmayan, hayal edemediğimiz şeyleri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugüne kadar getirdik. Olmaz, olamaz diye zihnimizde dahi hayallerini kuramadığımız meseleleri bugün bu noktaya doğru getirdik. 2007 yılında mortgage (konut kredisi) yasası çıkarılırken Amerika Birleşik Devletleri’nde biliyorsunuz 120 ay vadeyle konut satarlardı. Biz bunu 20 yıl vadeli hale getirdik. TOKİ vasıtasıyla kentsel dönüşümle ilgili çok önemli işler yaptık. Onun için, olmayacak diye bir şey söz konusu değil. Bir oldukça, beraber oldukça, fikir birliği yaptıkça önümüzdeki engelleri inşallah aşarız. Milli birliğimizi Türkiye içerisinde de koruyabildiğimiz takdirde, basit siyasi çekişmeler doğrultusunda değil, siyasetin yumuşatılması, muhalefetin normalleşmesiyle birlikte inşallah önümüzdeki engelleri aşacağımızı ümit ediyorum.”
Programda, Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, KTO Başkanı Ömer Gülsoy ve Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci de konuşma yaptı.
Öte yandan Bakan Bolat, toplantı öncesi Büyükşehir Belediyesi, AK Parti İl Başkanlığı ve MHP İl Başkanlığına ziyaretler gerçekleştirdi. Bolat, KTO’daki toplantıya katılan kadın kooperatiflerinin el emeği ürünlerini de inceledi.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Trabzon’a gelerek burada bir dizi ziyarette bulundu. Önce Trabzonspor’un kuruluşunun 57.yılı çerçevesinde düzenlenen programa katılan Bakan Uraloğlu, ardından Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Burada basın mensuplarına Samsun-Sarp arasındaki yapılması planlanan demiryolu ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Abdülkadir Uraloğlu, “Bu sene inşallah ilk etapta Kırıkkale- Çorum arasının hızlı tren yapım ihalesini çıkıyoruz. Bu ay ya da önümüzdeki içerisinde bu ihaleyi gerçekleştireceğiz. Bu senenin sonu ya da 2025’in başında da Çorum-Samsun arasının yapım ihalesini inşallah çıkacağız. Bir taraftan da Samsun ile Sarp Sınır Kapısı’na sahilden demiryolunu getirme ile ilgili proje çalışmalarını başlattık. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Çünkü burada bir taraftan yük taşırken diğer taraftan ise insanın taşınması da önemli. Yerleşim daha çok sahil kesimde olduğu için doğru bir proje olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımızın Rize’deki çıkışını şimdi daha iyi anladık”
Geçtiğimiz günlerde suikast sonucu öldürülen Hamas Lideri İsmail Heniyye suikasti ile ilgili de değerlendirmede bulunan Uraloğlu, ” İsrail’in ülkemizi de sayarak bazı ülkelerde Hamas’ın yöneticilerinin hedef alınacağı ile ilgili açıklaması olmuştu. Bu konuyla ilgili de Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanlığı’mız üst perdeden bir cevap vermişti ve bunun üzerine bir çok operasyon da yapılmıştı. Bir kaç gün önce Rize’de Cumhurbaşkanımızın bir çıkışı oldu, sonrasında da AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda daha etkili bir çıkışı oldu. Geldiğimiz bu noktada yaşanan şeylerden sonra Cumhurbaşkanımızın o açıklamalarının ne anlama geldiğini biz şu an daha iyi anladık. Şu an Filistin’de bilinmeyeni ile birlikte 40 bin insan katledildi. Biz Heniyye’nin şehit edilmesini en üst perdeden şiddetle kınadık. Savaşın bu coğrafyaya yayılmasıyla ilgili gayretlerdir. Bu anlamda da Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın durduğu noktada gerçekten güçlü bir duruş gösteriyor. Temennimiz odur ki bu vahşet bir an önce bitsin. İsrail 1967 sınırlarına çekilsin. Bizim temenni ve gayretimiz budur” şeklinde konuştu.
“Trabzon’a yeni bir havalimanı yapacağız”
Trabzon’a yapılması planlanan yeni havalimanı projesiyle ilgili de “Bizim şu an havalimanının bulunduğu mevcut yerde pistin uzatılması şeklinde değil, oradaki Trabzonspor tesislerini de koruyacak şekilde biraz daha kuzeye tamamen yeni bir pist ve terminalinin yapılması yapılması üzerine bir projemiz var. Önümüzdeki günlerde ilgili kurumlar ile beraber orada da bir tespit çalışması yaparak projeyi netleştirip yapılması gereken ne varsa daha kuzeye yeni bir havalimanı yapacağız. Ordu-Giresun ve Rize-Artvin havalimanları gibi dolgu bir havalimanı yapacağız. Şu anki pistten sonraki ve Trabzonspor tesislerinden sonraki alana yepyeni bir havalimanı yapacağız” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Bakan Işıkhan, Brezilya’nın Fortaleza kentinde, “G20 Çalışma ve İstihdam Bakanları Toplantısı” kapsamında düzenlenen “Adil Geçiş Liderlik Forumu”na katıldı.
Tüm G20 ülkelerine, uluslararası kuruluşlara ve G20 İstihdam Çalışma Grubu üyelerine, Bakanlar Bildirgesi’nin şekillenmesindeki değerli katkılarından dolayı teşekkür eden Işıkhan, şunları kaydetti:
“Bugün bu forumda, söylevin de ötesinde ve geleceğimizin temelini oluşturan bir fikri tartışmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız: Adil geçiş. Çevresel zorluklarla ve teknolojik gelişmelerle karşı karşıya kaldığımız bugünlerde, çalışma dünyasına ve istihdam politikalarına yönelik yaklaşımlarımızı yeniden değerlendirmemiz büyük önem taşımaktadır.”
” Türkiye, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak için teşvikler uygulamakta”
Otomasyonun, yapay zekanın ve çevre dostu yeşil teknolojilerin yükselişinin çeşitli endüstrileri yeniden şekillendirdiğini, bazı işleri geçersiz kılarken yeni iş fırsatları da yarattığını vurgulayan Işıkhan, “Yeşil ve dijital dönüşümü başarıyla yürütmek için G20 ülkeleri olarak bireyleri, yeşil işler ve geleceğin işleri için gerekli becerilerle donatmalıyız.” dedi.
Işıkhan, Türkiye’nin adil bir geçişe yönelik çabalarını, politikalarını ve programlarını paylaşarak, şunları kaydetti:
“Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ekonomik büyümeyi çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal eşitlikle dengeleyerek adil bir geçişi desteklemek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ilgili paydaşlarla iş birliği içinde 2024-2028 dönemine ilişkin Ulusal İstihdam Stratejisi taslağını hazırladık. Taslak Stratejinin dört temel politika ekseninden biri, yeşil ve dijital dönüşümün taleplerine uygun becerilerin geliştirilmesidir. Ayrıca, adil geçiş, diğer politika eksenlerini de kesen bir konu olarak entegre edilmiştir. Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimini teşvik etmek, yeşil işlerin yaratılmasına katkıda bulunmak ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak amacıyla politika ve teşvikler uygulamaktadır.”
“İklim Değişikliği Eylem Planı hayata geçirildi”
Türkiye’de iklim değişikliğinin azaltılması ve uyum sağlanmasına yönelik bir İklim Değişikliği Eylem Planı’nın da hayata geçirildiğini bildiren Işıkhan, şu bilgileri paylaştı:
“Avrupa Yeşil Mutabakatı doğrultusunda yeşil dönüşümü desteklemek amacıyla 2021 yılında Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nı hazırladık. Adil geçiş, bu eylem planının öncelikli politika odağı olarak belirlenmiştir. Bakanlığımız bünyesinde Yeşil ve Sosyal Ekonomi Dönüşüm Birimi’nin kurulması, yeşil ve dijital ekonomi dönüşümü ve adil geçiş çabalarını koordine etme konusundaki kararlılığımızı vurgulamaktadır. Bunların yanı sıra, adil geçiş politikalarının iş birliği içinde geliştirilmesi amacıyla kamunun, sosyal ortakların ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla bir diyalog platformu oluşturulmuştur. Bakanlığımızın koordinasyonunda 2026 yılına kadar ulusal düzeyde Adil Geçiş Stratejisi’ni hazırlayıp uygulamayı planlamaktayız.”
Adil bir geçişin daha dayanıklı, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir ekonomi inşa etme fırsatını temsil ettiğini vurgulayan Işıkhan, “İklim değişikliğinden yıkıcı teknolojilere kadar 21. yüzyılın zorluklarıyla mücadele ederken, yolumuzu adalet ve kapsayıcılıkla karakterize ettiğimizden emin olmalıyız. Toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını karşılayan, eşitlik ilkelerini destekleyen ve sürdürülebilir büyümeyi kolaylaştıran politikaları benimseyerek, refahın herkes için erişilebilir olduğu bir geleceğin yolunu açabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Bugün “Kaliteli İşlerin ve İnsana Yakışır İşlerin Desteklenmesi” oturumuna katılacak olan Işıkhan’ın, G20 Dönem Başkanlığını yürüten Brezilya’nın Çalışma ve İstihdam Bakanı Luiz Marinho, Güney Afrika İstihdam ve Çalışma Bakanı Nomakhosazana Meth ve Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanı Ahmad Suliman Alrajhı ile ikili görüşmeler yapması planlanıyor.
]]>TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, bugün AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık başkanlığında toplandı. Toplantıda, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş, milletvekillerine bakanlığın çalışmalarıyla ilgili bilgilendirmede bulundu.
Komisyonun çalışmalarına ilişkin bilgi veren Komisyon Başkanı Yanık, 28. yasama döneminde 24 Temmuz 2024 itibarıyla toplam 4 bin 206 başvuru yapıldığını aktardı. Yanık, “Bu başvurulardan 3 bin 953 adedine işlem yapıldı. Geriye kalanları ‘kabul edilemez’ başvurular oldu. İşleme alınan başvuruların konularına baktığımızda, ağırlıklı konu; cezaevi sorunları olduğu anlaşılıyor. 3 bin 443 başvuru bununla alakalı. Yargıya ilişkin sorunlar 865, yasal düzenleme talebi 245, yerinde inceleme talebi 236, kolluk uygulamaları 44, memur sorunları 28 diye devam ediyor” diye konuştu.
“600 bin personelle ülkenin huzur ve güvenliğini tesis etmek için çalışıyoruz”
Bakan Ali Yerlikaya ise komisyon üyelerine, kolluk uygulamaları ve insan haklarının korunmasına ilişkin yapılan çalışmalarla ilgili sunum yaptı. Yerlikaya, “Göreve geldiğimiz ilk gün belirttiğimiz gibi temel referansımız hukuk ve insan haklarıdır ve bundan asla taviz vermeyeceğiz. Evet, 600 bin personelimizle ülkemizin huzur ve güvenliğini tesis etmek için çalışıyoruz. Adımlarımızı, hukuku ve insan haklarını önceleyerek atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz. ‘Ben yaptım oldu’ anlayışını reddederek tüm çalışmalarımızı şeffaflıkla, hukuka ve etik değerlere bağlı olarak hesap verebilirlik ilkesine dayanarak sürdürüyoruz” dedi.
“Gözaltı birimleri en iyi şartlarda”
“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insan haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla kapsamlı reform süreçleri hayata geçirilmiştir” diyen Yerlikaya, şöyle konuştu:
“22 yıldır süregelen AK Parti hükumetlerimiz, kolluk faaliyetlerinin icrasında ortaya çıkabilecek işkence ve kötü muamele olaylarına karşı asla müsamaha gösterilmeyeceğini, işkenceye sıfır tolerans politikasıyla açıklamıştır. Bu doğrultuda, işkence ve kötü muamele suçlarının cezası artırılmış, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin hızla sonuçlandırılması konusunda özel tedbirler öngörülmüştür. Ayrıca, verilen cezaların ertelenememesi ve para cezasına dönüştürülememesi benimsenmiştir. Gözaltı birimlerinin fiziki şartlarının iyileştirilme çalışmaları hızla tamamlanmış ve Avrupa ülkelerine kıyasla en iyi şartlara kavuşturulmuştur.
İlaveten, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu, Jandarma Genel Komutanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu bünyesinde kolluk hakkındaki insan hakları ihlal iddialarıyla ilgili özel birimler kurulmuş, bu iddiaların etkin bir şekilde soruşturulabilmesi için önemli adımlar atılmıştır. Yapılan yasal değişiklikler sonrası kolluk hakkındaki insan hakları ihlal iddialarıyla ilgili soruşturmaların doğrudan, bağımsız cumhuriyet savcıları tarafından yapılması sağlanmıştır. Amaç, kolluğun, hakları ihlal eden değil hakların koruyucusu olan bir hizmet birimi olmasıdır.”
“Önemli olan sorumluların hak ettiği cezaları alması”
Yerlikaya, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kolluk içinde yasaya aykırı bireysel eylemler olabildiğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
“Burada önemli olan, konuların gizlenmemesi, iddiaların üzerine gidilmesi ve sorumluların hak ettiği cezaları almasıdır. Bunun yanı sıra bu iddialara ilişkin soruşturmaların uzmanlarca ve tarafsız yürütülmesi de büyük önem arz etmektedir. 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Kanun ile Bakanlığımızın insan hakları ihlal iddialarının en aza indirilmesine yönelik gösterdiği hassasiyetin bir sonucudur bu. Bu kanun, örnek bir uygulama olarak Avrupa Birliği ülkelerinde mevcut şikayet sistemleri detaylı olarak incelenerek katılımcı bir yöntemle hazırlanmıştır. Ülkemiz genelinde konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, kolluk birimleriyle en fazla etkileşim halinde bulunan gruplarla istişareler yapılmış, anketler düzenlenmiştir. Bu çalışmalar neticesinde ortaya konulan görüş ve düşünceler 6713 sayılı yasaya yansıtılarak ülkemiz şartlarına en uygun kolluk şikayet sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir.”
“İnsan odaklı bir anlayışla özveriyle çalışıyoruz”
Gaye, çaba ve mücadelelerinin Türkiye’nin huzuru olduğunu kaydeden Yerlikaya, “Huzurun tesisi için de insan odaklı bir anlayışla özveriyle çalışıyoruz. Huzuru sağlarken hiçbir şartta taviz vermeyeceğimiz temel değerlerimizin başında, hukukun üstünlüğü gelmektedir. İnsan haklarını inkar etmek, insanlığa meydan okumaktır. 2 bin 200 yıllık büyük devlet geleneğimizin kodlarında ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı kaindir. Anadolu irfanında, inancımızda, örf, adet ve geleneklerimizde hep insanı önceleyen, insan haklarını kutsal sayan bir anlayış vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadeleriyle; ‘İnsan hakları uygar yaşamın temelidir, çağımızın en üstün değeridir, güvencesi demokrasidir.’ Hukukumuzda 2002 yılından itibaren altına imza atılan tüm kanun, çalışma ve projelerimizde insanlık onurunu ayaklar altına almaya kalkışan her bakış açısı ifade ve uygulama reddedilmiştir. Hukukun esas alındığı bir yerde insan hakları, şeffaflık, hesap verilebilirlik, etik değerlere bağlılık olmazsa olmazımızdır. Bakanlık olarak, insan haklarının korunmasına yönelik çalışmalarımızı geliştirerek sürdüreceğiz” diye konuştu.
“1 yılda toplam 1 milyon 58 bin 593 yabancı sorgulandı”
Bakan Ali Yerlikaya’nın ardından İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş da bakanlığın faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Aktaş, “2005 yılından itibaren yapılan projelerde nezarethanelerin standartlara uygun hale getirilmesi sağlanmıştır. Eski binalarda da ciddi tadilatlar yapılarak dönüşümler sağlanmıştır. Kolluk birimleri bünyesinde toplam 6 bin 373 nezarethane bulunmaktadır. Bunların tamamı standartlara uygun hale getirilmiş ve tamamında kamera sistemi kurulmuştur” dedi.
Aktaş, eylem ve etkinliklere kolluk kuvvetlerinin müdahale oranının oldukça düşük olduğunu ileri sürdü. 1 Ocak 2024’ten 19 Temmuz 2024’e kadar toplam 57 bin 983 eylem ve etkinliğin gerçekleştiğini, bunlara yüzde 0,4 oranında müdahale edildiğini söyledi. Bakanlık olarak hizmetleri 619 bin 252 personelle yürüttükleri bilgisini veren Aktaş, “Ülkemiz genelinde, 33 bin 974 noktada toplam 104 bin 440 kamera mevcut. 4 bin 459 plaka tanıma sistemi noktasında ise 15 bin 149 kamerayla denetim-kontrol yapılmaktadır. 23 bin 435 yaka kamerasını da polisimiz ve jandarmamız kullanmaktadır. İnşallah 2025 yılı sonu itibarıyla doğrudan vatandaşlarımızla muhatap olan bütün kolluk birimlerimizde yaka kamerası bulunduracağız” diye konuştu.
Aktaş, Kadın Acil Destek uygulamasını (KADES) 6 milyon 660 bin 620 kişinin indirdiğini ve 1 milyon 246 bin 47 kişinin ihbarda bulunduğunu açıkladı.
Göç yönetimi
Mehmet Aktaş, 2020-2024 arasında asayiş hizmetlerinin yerinde ifası uygulamasından; müşteki, mağdur ve bilgi sahibi toplam 2 milyon 12 bin 371 kişinin faydalandığı bilgisini paylaştı. Aktaş, göç yönetimi kapsamında 12 geçici barınma merkezinde 100 bin kapasiteyle, 32 geri gönderme merkezinde ise 18 bin 780 kapasiteyle hizmet verildiğini aktardı. Mobil göç noktaları ile yabancıların herhangi bir kolluk birimine götürülmeden yerinde sorgulamalarının yapıldığını anlatan Aktaş, bu noktalarda 1 yılda toplam 1 milyon 58 bin 593 yabancının sorgulandığını, bunlardan 89 bin 899’unun geri gönderme merkezlerine sevk edildiğini belirtti.
Aktaş, 2020-2024 arasında kolluk eğitimleri kapsamında, 1 milyon 880 bin 504 polis ve jandarmaya eğitim verildiğini de vurguladı.
]]>
İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, “Hukukumuzda 2002 yılından itibaren altına imza atılan tüm kanun, çalışma ve projelerimizde insanlık onurunu ayaklar altına almaya kalkışan her bakış açısı ifade ve uygulama reddedilmiştir” dedi.
Bakan Yerlikaya, AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık başkanlığında toplanan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda ‘Kolluk Uygulamaları ve İnsan Haklarının Korunması’ başlıklı bilgilendirilme toplantısına katıldı. Yerlikaya’ya, bakan yardımcıları, Emniyet Genel Müdür Yardımcıları ve bürokratlar eşlik etti. Bakan Yerlikaya, göreve geldikleri ilk günden beri temel referanslarının hukuk ve insan hakları olduğunu, bundan asla taviz vermeyeceklerini söyleyerek, “600 bin personelimizle ülkemizin huzur ve güvenliğini tesis etmek için çalışıyoruz. Adımlarımızı, hukuku ve insan haklarını önceleyerek atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz. ‘Ben yaptım oldu’ anlayışını reddederek, tüm çalışmalarımızı şeffaflıkla, hukuka ve etik değerlere bağlı olarak hesap verebilirlik ilkesine dayanarak sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insan haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla kapsamlı reform süreçleri hayata geçirilmiştir. 22 yıldır süregelen AK Parti hükümetlerimiz kolluk faaliyetlerinin icrasında ortaya çıkabilecek işkence ve kötü muamele olaylarına karşı asla müsamaha gösterilmeyeceğini, işkenceye sıfır tolerans politikası ile açıklamıştır. Bu doğrultuda işkence ve kötü muamele suç cezası arttırılmış, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin hızla sonuçlandırılması konusunda özel tedbirler öngörülmüştür” ifadelerini kullandı.
‘GÖZALTI BİRİMLERİ EN İYİ ŞARTLARDA’
Gözaltı birimlerinin fiziki şartlarının iyileştirilme çalışmalarının hızla tamamlandığını aktaran Yerlikaya, “Avrupa ülkelerine kıyasla en iyi şartlara kavuşturulmuştur. İlaveten İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu, Jandarma Genel Komutanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu bünyesinde kolluk hakkındaki insan hakları ihlali iddialarıyla ilgili özel birimler kurulmuş, bu iddiaların etkin bir şekilde soruşturulabilmesi için önemli adımlar atılmıştır. Yapılan yasal değişiklikler sonrası kolluk hakkındaki insan hakları ihlal iddialarıyla ilgili soruşturmaların doğrudan bağımsız Cumhuriyet savcıları tarafından yapılması sağlanmıştır. Amaç kolluğun hakları ihlal eden değil, hakların koruyucusu olan bir hizmet birim olmasıdır” diye konuştu.
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kolluk içinde bireysel yasaya aykırı eylemler olduğunu ifade eden Bakan Yerlikaya, “Burada önemli olan konuların gizlenmemesi, iddiaların üzerine gidilmesi ve sorumluların hak ettiği cezaları almasıdır. Bunun yanı sıra; bu iddialara ilişkin soruşturmaların uzmanlarca ve tarafsız yürütülmesi de büyük önem arz etmektedir. 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Kanun, bakanlığımızın insan hakları ihlal iddialarının en aza indirilmesine yönelik gösterdiği hassasiyetin bir sonucudur. Bu kanun, örnek bir uygulama olarak Avrupa Birliği ülkelerinde mevcut şikayet sistemleri detaylı olarak incelenerek katılımcı bir yöntemle hazırlanmıştır. Ülkemiz genelinde konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, kolluk birimleriyle en fazla etkileşim halinde bulunan gruplarla istişareler yapılmış, anketler düzenlenmiştir. Bu çalışmalar neticesinde ortaya konulan görüş ve düşünceler 6713 sayılı yasaya yansıtılarak, ülkemiz şartlarına en uygun kolluk şikayet sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir” dedi.
‘İNSAN ODAKLI ÇALIŞIYORUZ’
Bakan Yerlikaya, gayelerinin, çabalarının ve mücadelelerinin Türkiye’nin huzuru olduğunu kaydederek, “Huzurun tesisi için de insan odaklı bir anlayışla özveriyle çalışıyoruz. Huzuru sağlarken hiçbir şartta taviz vermeyeceğimiz temel değerlerimizin başında, hukukun üstünlüğü gelmektedir. İnsan haklarını inkar etmek, insanlığa meydan okumaktır. 2 bin 200 yıllık büyük devlet geleneğimizin kodlarında ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı kaindir. Anadolu irfanında, inancımızda, örf, adet ve geleneklerimizde hep insanı önceleyen, insan haklarını kutsal sayan bir anlayış vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadeleriyle; ‘İnsan hakları uygar yaşamın temelidir, çağımızın en üstün değeridir, güvencesi demokrasidir.’ Hukukumuzda 2002 yılından itibaren altına imza atılan tüm kanun, çalışma ve projelerimizde insanlık onurunu ayaklar altına almaya kalkışan her bakış açısı ifade ve uygulama reddedilmiştir. Hukukun esas alındığı bir yerde insan hakları, şeffaflık, hesap verilebilirlik, etik değerlere bağlılık olmazsa olmazımızdır. Bakanlık olarak, insan haklarının korunmasına yönelik çalışmalarımızı geliştirerek sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>TİCARET Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında, gümrük kaçakçılığına karşı kullanılan yerli sistemlerin genişletilmesine ilişkin protokol imzalandı. Bakan Ömer Bolat, “Ülkemizin güvenlik ve ticaret altyapısını güçlendireceğiz. Yerli üretim sayesinde, dışa bağımlılığımızı azaltarak kendi kaynaklarımızla daha güçlü ve bağımsız bir sistem oluşturmayı hedefledik” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, gümrüklerde kullanılan yerli ve milli sistemlerde ürün yelpazesinin genişletilmesi için ‘Milli Tarama Sistemleri’ (MİLTAR) protokolü imzaladı. Ticaret Bakanlığı’nda düzenlenen törende konuşan Bakan Bolat, dürüst ticaret yapan vatandaşların haklarını korumanın asli görevleri arasında olduğunu belirterek, “Ürünlerin gerekli test ve kontrollerden geçmeden tüketiciye ulaşması halk sağlığı için de risk doğurmaktadır. Bu noktada mesuliyetimizin farkındayız. Tek bir yurttaşımızın kaçak bir üründen dolayı zarar görmemesi için daima dikkatli ve teyakkuz halinde olmamız icap eder. Bundan dolayıdır ki, kaçakçılıkla mücadelemize tavizsiz devam ediyoruz. Öte yandan, yasa dışı ürün kaçakçılığı ise gençlerimiz başta olmak üzere tüm toplum için büyük risk doğurmakta, ayrıca bu ürünlerin ticaretinden elde edilen gelirler terörün ve yasa dışı suç örgütlerinin finansmanına gitmektedir. Bu konudaki çabalarımız devam etmektedir. Bu nedenlerle, gümrük kaçakçılığını sadece bir ekonomik mesele olarak değil aynı zamanda ulusal güvenlik meselesi olarak görmek ve buna uygun politikalar geliştirmek, devletlerin öncelikli sorumlulukları arasında yer almaktadır. Bu, hem iç güvenliği sağlamak, hem de uluslararası arenada sağlam bir pozisyon edinmek için kritik öneme sahiptir. Bu noktadan hareketle, kaçakçılıkla mücadele disiplin ve ciddi bir çalışma gerektirmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak, bu mücadelemizde iki temel ilkeyi daima göz önünde bulunduruyoruz. Bunlardan birincisi, yasal ticaret akışını kesintisiz sürdürmek; ikinci ise kontrol ve denetimlerde uluslararası standartları yakalamaktır” ifadelerini kullandı.
Bolat, Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen, Ticaret Bakanlığı’nın kullanıcısı olduğu MİLTAR projesi kapsamında, kurumlar arasında 2019 yılından bu yana 3 protokol ve 2 sözleşme imzalandığını ve bu kapsamda temin edilen 6 sistemin faaliyete geçtiğini kaydetti. Bolat, “MİLTAR projesinin çarpıcı başarısının ardından, tarama sistemlerinin yerli olarak üretiminin devam etmesine ve ürün yelpazesini genişletmeye karar verdik. Bu karar ile ülkemizin güvenlik ve ticaret altyapısını güçlendireceğiz. Yerli üretim sayesinde, dışa bağımlılığımızı azaltarak kendi kaynaklarımızla daha güçlü ve bağımsız bir sistem oluşturmayı hedefledik. Böylece, ülkemizin savunma ve güvenlik alanındaki kapasitesini artırırken aynı zamanda ekonomik büyümemize ve ihracat potansiyelimizin artırılmasına da katkı sağladık. Tıpkı bir bahçıvanın kendi tohumunu yetiştirmesi gibi oldu. Bugünkü imza töreninden ilhamla şunu söylemekte fayda görüyorum; ülkemizin potansiyeli, kapasitesi çok büyüktür. Kendi dijital ve bilişim ihtiyaçlarına cevap verecek niteliktedir. Yeter ki, buna inanalım ve gerekli desteği sağlayalım. Teknoloji ihraç eden bir ülke olacağımızı bundan 20 sene evvel kimse hayal bile edemezdi. Ama artık yüksek teknolojik ürünleri bile ihraç eden ülke haline geldik. Kat edeceğimiz mesafenin büyüklüğünün farkındayız. Ama biliyoruz ki, hayatın doğal seyrinde basamaklar teker teker çıkılmaktadır, yeter ki sendeleme, düşme olmasın” ifadelerini kullandı.
‘YERLİ VE MİLLİ ÜRETİMDE ÖNCÜ OLMAYA GAYRET GÖSTERECEĞİZ’
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de özellikle yüzde 100 yerli ve milli savunma sanayi ve dışa bağımsız bir savunma sanayine ulaşılması için yürütülen çalışmaları kıymetli bulduklarını söyleyerek, “Ülkemizin küresel bir güç olma vizyonu ve savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine uygun olarak lider ve yol gösterici Türkiye için yüksek kabiliyetli sanayi altyapımızı güçlendirecek, ekosistemimizi yetkinlik bazlı genişletecek tasarım ve geliştirme faaliyetlerini destekleyerek yerli ve milli üretimde öncü olmaya gayret göstereceğiz. Savunma ve güvenlik teknolojilerinde uluslararası platformlarda lider ve yol gösterici bir Türkiye için gerekli atılımları yaparak hedeflerimize hep birlikte ulaşacağımıza inanıyorum. Savunma sanayi ekosistemi olarak ülkemizin bölgesinde ve dünyada gelişen koşullar karşısında, savunma sanayi ihtiyaçlarının en üst düzeyde karşılanabilmesi için var gücümüzle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
]]>Bakan Yumaklı’nın açıklamalarından satır başları şu şekilde; “(Başıboş sokak köpekleri düzenlemesi) Bu alanda 2004 ve 2021’de düzenlemeler yapılmış. Bu düzenlemelerin temel sebebi o dönemlerde ortaya çıkan sorunları çözmek amacıyla. Temel olarak da şunu söyleyebiliriz. Evcil hayvanların mal statüsünden can statüsüne taşınması, dönüştürülmesi bu düzenlemeler sayesinde olmuş. 2021 yılındaki düzenlemenin temel gerekçesi o dönemde hayvanlara yapılan işkenceler çok gündemdeydi. O süreçte o sorunu çözmek üzere buradaki düzenlemeler gerçekleştirilmiş.
“SOSYAL HAYAT OLUMSUZ BİR ŞEKİLDE ETKİLENİYOR”
Bu düzenlemeleri yaparken yakala, kısırlaştır, sal modeli kanuni düzenlemenin içerisine konulmuş. Tabii geçen süreç içerisinde bu modelin uygulanabilirliği maalesef istenilen düzeyde olmamış ve popülasyon kontrol altına alınamamış. Herkesin artık kabul ettiği diye baştan söylediğim husus şu. Artık herkes kabul ediyor ki, bu popülasyonun artması sebebiyle artık sosyal hayatın farklı şekillerde ve olumsuz bir biçimde etkilenmesi söz konusu.
Hepimizin çok yakından gördüğü, bildiği ve özellikle bizleri derinden yaralayan birçok olaya da şahit olduk. Biz bu sorunu çözmek için bakanlık olarak bizim koordinasyonumuzda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı hep birlikte bir çaba başlattık. Bazı bakanlıklar dönem dönem girdiler bu çalışmanın içerisine. Ve bu teknik konuları çalıştık. Daha sonra AK Parti Grubu bizim teknik çalışmamızı ve toplumun diğer kesimlerini dinledi ve bu yasal düzenleme konusunu meclisin gündemine getirdi.
“4 MİLYON CİVARINDA BAŞIBOŞ KÖPEK OLDUĞUNU TAHMİN EDİYORUZ”
Burada şu hususun özellikle altını çizmek istiyorum. Sorun, bu hayvanların sahipsiz olma sorunudur. Sahipsizlik, sorumsuzluğu getirmektedir. Yani dolayısıyla buradaki temel bakış açımız ilk başlangıçta toplumsal hayatı etkileyen hususların elimine edilmesi ve sahiplendirme, daha sonra da popülasyonun kontrol altına alınması için kısırlaştırma, rehabilitasyon ve diğer hususlardı. Yaklaşık 4 milyon civarında bir hayvan olduğunu, başıboş köpek olduğunu tahmin ediyoruz. Neden bunu bu şekilde söylüyorum? Çünkü sürekli yer değiştiren, tam sayamadığımız, hiçbir yerel yönetimin bize net rakam veremediği bir ortamda elimizdeki verilerden hareketle bunu tahmin ettik.
“BUGÜNLERİ MUMLA ARAR HALE GELEBİLİRİZ”
Bu köpeklerin yılda bir, iki kez yavrulayabiliyor olması, her batında 6-8 hayvan, yavru meydana gelmiş olması. Bunlardan bir bölümü elbette yaşamına devam edemiyor ama, ben buradaki artış hızını herkesin kendi hesaplamasına bırakayım. Belli bir rakam söylemeye gerek yok burada. 4 milyonun üzerine eğer kontrol altına alınmazsa, bu artış hızıyla, senede iki kez doğum, her batında 6-8 yavru nereye gideceğini ben herkesin kendi hesaplamasına bırakmak istiyorum. Hiçbir şeye dokunmazsak, bu şekilde devam edilirse, karşılaşacağımız o kadar çok problem olacak ki zaten bugünü herhalde, mumla arar hale gelebiliriz.
“DÜZENLEMEYE UYMAYAN BELEDİYELER İÇİN HAPİS CEZASI VAR”
Bu hayvanların sokaklarda başıboş olmasının, sahipsiz ve sorumsuz bir şekilde, sorumlusu olmayan bir şekilde yaşamına devam etmesinin getireceği, bugün itibarıyla getirdiği ve ileride getireceği sorunları herhalde herkes kabul ediyor artık. Bunun çözümü, sokaklardan bu hayvanların, evvela evvel emirde çekilmesidir. Bu konuda sorumluluğu olan tüm kurumlar, vazifelerini yerine getirecek, bu kadar basit. Yerel yönetimler, belediyeler. Ben sokaklardaki köpeklere dokunmayacağım. Onları toplayacağım şeklinde bir yaklaşım içinde olabilirler mi bu kanun çıktıktan sonra ve yaptırımı ne olacak? Olamazlar çünkü bu konuda kanun görevlerini yerine getirmeyen zaten kamu görevlileri için hali hazırda mevcut da yasal düzenlemeler de var. Ama burada tekrar belirtiliyor bu. 6 aydan 2 yıla kadar bu görevlerini yerine getirmeyenlere hapis cezası öngörülüyor.
Şunu bir kez daha söyleyelim; Sorun sokaklarda sahipsiz, başıboş köpeklerin olması sorunudur. Toplumsal hayatı etkilemektedir. Bunun çözümü sokaklardan, toplumsal hayattan bu hayvanların çekilmesidir. Ondan sonraki süreçte bunların rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, sahiplendirilmesi, sahiplendirilmeyenlerin de, barınaklarda, bakım evlerinde bakılmasıdır. Özellikle gündeme, maalesef hepsinin toplu bir imhası diye vurgulanan konu da söylendiği gibi değil. Burada, saldırgan artık işte o tariflendi, yasada da tariflenmiş vaziyette. Önce hali hazırda mevcut veteriner kanununa da atıf yapılıyor. Orada hangi hayvanların, hangi şartlarda, nasıl ötenazi yapılabileceğine dair de zaten kriterler belli. Bu vardı zaten. Bu yerine getirilmiyordu. Tekraren bu kanunda ona atıf yaparak, sorumluların, ilgililerin, bu vazifelerini yerine getirmeleri sağlanıyor.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığımız görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber; soyadı düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nden çıkarılacağı bilgisi oldu. Bu sabah aldığımız bilgiye göre; soyadı dayatmasına ilişkin bakanlık bünyesinde yeniden bir değerlendirme yapılacak” dedi.
CHP’li Nazlıaka, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Nazlıaka, dün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile görüştüklerini ve Bakan Göktaş’a 11 maddeden oluşan geniş kapsamlı bir dosya sunduğunu söyledi. Nazlıaka, “Sayın Bakan sunduğum dosyayı inceleyeceğini, dosyadaki bazı sorulara yazılı cevap vereceğini belirtti. Bir saati aşan görüşmede Sayın Bakan ile kadına yönelik şiddetle mücadele başlığının altında; İstanbul Sözleşmesi’ni, verilerin ulaşma sorununu, kadın cinayetlerinin şüpheli ölüm adı altında gizlenmesini, deprem bölgesinde artan kadına yönelik şiddet vakalarını, KADES (Kadın Destek) uygulamasındaki eksikleri, elektronik kelepçe sayısındaki yetersizliği, ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) sayılarının artırılması gerektiğini ve budanmaya çalışılan 6284 Sayılı Kanun’u konuştuk. Sil baştan yazılamaya çalışılan Medeni Kanun, 9’uncu Yargı Paketi içerisindeki soyadı dayatması, kadın yoksulluğu ve sosyal desteklerdeki adaletsizlikler hakkında görüşlerimizi ilettik. Çocuk hakları başlığı altında; çocuk işçileri, eğitim dışına itilen çocukları, karma eğitim tartışmasını, devlet korumasındaki çocukları, erken yaşta zorla evlilikleri, depremdeki kayıp çocuklar konusunu anlattık. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler ile Romanların yaşadığı hak mağduriyetlerini ve çözüm önerilerimizi sunduk. Tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokoller hakkında geniş kapsamlı bilgi talep ettik. Verimli bir sohbet gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
‘YENİDEN DEĞERLENDİRME YAPILACAK’
Nazlıaka, kadınların soyadı düzenlemesine ilişkin, “Sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyeyim. Bu görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber, soyadı düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nden çıkarılacağı bilgisi oldu. Bu sabah aldığımız bilgiye göre; soyadı dayatmasına ilişkin bakanlık bünyesinde yeniden bir değerlendirme yapılacak. Partimizin Meclis grubu, özellikle de Adalet ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi olan milletvekillerimiz, Türkiye kadın hareketi, eşitlikçi erkekler ve benzer görüşü paylaşan diğer siyasi partiler, bu süreçte net tavır aldı. İtirazlarını dile getirdi. Kadın örgütleri basın açıklamaları yaparak Anayasa Mahkemesi kararına uyulması çağrısı yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel grup konuşmasında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ‘Hangi soyadını kullanacağına sadece kadınlar karar verir’ dedi. Grup başkan vekillerimiz ve milletvekillerimiz sabaha kadar süren komisyon toplantılarında soyadı dayatmasına ‘Hayır’ dediler. Emeği geçen herkese binlerce teşekkür ederiz” dedi.
‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEDİK’
Görüşmede, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine de değindiğini belirten Nazlıaka, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ve sözleşmenin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim. 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması nedeniyle suç duyurusunda bulunan kadınların, karakolda şiddet uygulayan kişiyle uzlaştırılıp şiddet sarmalına mahkum edildiğini anlattım. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra bu tablonun arttığı bilgisini paylaştım. 64 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi. Bakanlık yetkilileri şüpheli ölüm vakalarının dosyalarına müdahil olduklarını kaydetti. Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez suç duyurusunda bulunduğunu ve göz göre göre öldürüldüğünü hatırlattım. Bakanlık yetkilileri bu vakaların bir daha yaşanmaması için çalışıldığını söyledi. Emniyet mensuplarına verilecek toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin önemine değindiğimde, Sayın Bakan jandarmanın farkındalık çalışması yaptığından bahsetti. Sayın Bakan, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Avrupa’da da pek çok ülkede geri çekilmeler olduğunu ancak sözleşmenin kıymetli bir altyapısı olduğunu, 6284’ün ise dünyada eşi benzeri olmayan bir yasa olduğunu bildirdi. Öncelikle şunu belirtelim; Erdoğan, sözleşmeyi 2021’de feshetti. 2023’te ise Avrupa Parlamentosu birlik genelinde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını kabul etti. Yani sözleşmeye olan destek her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkeler sözleşmenin önemini kavrarken, ülkemiz ‘3 kez boş’ diyerek sözleşmeden çıkıyor” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkezi’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığı görüşmeye ilişkin basın toplantısı düzenledi. Görüşmede Bakan Göktaş’a 11 maddelik bir dosya sunduğunu belirten Nazlıaka, şöyle konuştu:
“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme sonrasında gölge bakanlarımız, bakanlarla bir araya gelmeye başladı. Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Gölge Bakan olarak ben de bakanlığın faaliyet alanlarına yönelik olarak partimizin politikaları, bakanlığın faaliyet alanı konusunda yaşanan bir takım sorunlar ve buna dair çözüm önerilerimizi iletmek üzere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş ile bir araya geldim. Öncelikle Sayın Bakan’a misafirperverliği için çok teşekkür ediyorum. Kadın Kolları Genel Sekreterimiz Mehtap Yücel ile gittiğimiz görüşmede Sayın Bakan’a 11 maddeden oluşan geniş kapsamlı bir dosya sundum. Sayın Bakan sunduğum dosyayı inceleyeceğini hatta dosyadaki bazı sorulara yazılı cevap vereceğini iletti.
Bir saati aşan görüşmede Sayın Bakan ile şu başlıkları görüştük: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele başlığının altında; İstanbul Sözleşmesi’ni, verilere ulaşma sorununu, kadın cinayetlerinin şüpheli ölüm adı altında gizlenmesini, deprem bölgesinde artan kadına yönelik şiddet vakalarını, KADES uygulamasındaki eksikleri, elektronik kelepçe sayısındaki yetersizliği, ŞÖNİM sayılarının artırılması gerektiğini ve budanmaya çalışılan 6284 sayılı kanunu konuşma imkanımız oldu. Sil baştan yazılamaya çalışılan Medeni Kanun hakkında konuştuk, 9. yargı paketi içerisindeki soyadı dayatmasını, kadın yoksulluğu ve sosyal desteklerdeki adaletsizlikleri dile getirdik. Çocuk hakları başlığı altında; çocuk işçileri, eğitim dışına itilen çocukları, karma eğitim tartışmasını, devlet korumasındaki çocukları, erken yaşta zorla evlilikleri, depremdeki kayıp çocuklar konusunu anlattık. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler ile Romanların yaşadığı hak mağduriyetlerini ve çözüm önerilerimizi sunduk. Bakanlığın tarikat ve cemaatlerle imzaladığı birtakım protokoller var. Bu protokoller hakkında geniş kapsamlı bilgi talep ettik. Verimli, yapıcı bir sohbet oldu.
“Bakanlık yeniden bir değerlendirme yapacak”
En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyeyim. Bu görüşmede umudumuzu büyüten en önemli haber, soyadı düzenlemesinin 9. yargı paketinden çıkarıldığına yönelik aldığımız bilgiydi. Son aldığımız habere göre de sanıyorum kadın örgütlerinin, kadınların, eşitlikçi erkeklerin bu konudaki sesleri duyulmuş. Bakanlık şimdi tekrar yeniden bir değerlendirme yapacak. Dolayısıyla umudumuz yüksek. Sizlerin de çok iyi bildiği üzere uzun zamandır 9. yargı paketi ülke gündemini meşgul ediyor. Partimizin Meclis Grubu, özellikle de Adalet ve KEFEK komisyonu üyesi olan milletvekillerimiz, Türkiye kadın hareketi, bu sürecin içinde yer alan eşitlikçi erkekler ve benzer görüşü paylaşan diğer siyasi partiler bu süreçte net tavır aldı, itirazlarını dile getirdi. Kadın örgütleri basın açıklamaları yaparak Anayasa Mahkemesi kararına uyulması çağrısı yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel grup konuşmasında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda ‘hangi soyadını kullanacağına kadınlar karar versin’ dedi. Dolayısıyla süreç henüz kesinleşmiş olmamakla birlikte bu süreçte grup başkanvekillerimiz ve milletvekillerimiz sabaha kadar süren komisyon toplantılarında soyadı dayatmasına ‘hayır’ dediler. Emeği geçen herkese binlerce teşekkür ederiz.
“İstanbul Sözleşmesi‘nin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim”
Sayın Bakan ile tüm kırılgan grupların güçlendirilmesi konusunda da konuştuk. Kadına yönelik şiddet vakaları konusu gündeme geldiğinde Sayın Bakan da her cinayet ve şiddet vakasının kendileri için çok önemli olduğunu bildirdi. Amaçlarının topyekün bir mücadele ile kadına yönelik şiddeti sıfırlamak olduğunu vurguladı. Kendisinin de bizzat Belçika’da bir kadın cinayetine tanıklık ettiğini söyledi. Sayın Bakanı bu konuda samimi ve kararlı buldum. Önceki Bakan’ın ‘şiddeti tolere edilebilir’ bulduğunu anımsayınca, Sayın Göktaş’ın şiddete sıfır tolerans yaklaşımını önemsedim. Bu konuda verileri kendisine sunduğumda Sayın Bakan her türlü katkıya açık olduğunu ifade etti. Türkiye’deki kadın örgütleriyle yakın temasta olduğumuzu, bu görüşme öncesi onların görüşlerini aldığımızı belirttim ve İstanbul Sözleşmesi’nin ne kadar vazgeçilmez olduğuna değindim. Kendi alanında altın standart niteliğinde olan bir sözleşme olduğunu, kadınların can simidi olduğunu vurguladım. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ve Sözleşme’nin yeniden yürürlüğe konulması talebimizi ilettim.
“Bakan Yerlikaya’nın belirttiği kadın cinayeti verileri ile platformun verileri arasında uçurum olduğunu dile getirdim”
Türkiye kadın hareketinin ve bizlerin çokça altını çizdiği gibi; şeffaf ve hesap verilebilirliğe dayalı bir veri akışı olmadığını, tespit olmadan çözüm üretilemeyeceğini söyledim. Görüşmeye katılan Kadının Statüsü Genel Müdürü Sayın Süreyya Erkan, veri ve istatistik için koordinasyon kurulu kurulduğunu söyledi. Ben verileri Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan aldığımızı, onların basına yansıyan haberlerden isim isim çetele tuttuğunu, Bakanlığın bu konuda eksikliğinin olduğunu belirttim. KEFEK Komisyonu’nda, İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya’nın belirttiği kadın cinayeti verileri ile platformun verileri arasında uçurum olduğunu dile getirdim. Ayrıca şüpheli ölüm adı altında kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmeye çalışıldığına da değinerek, üzerine gidildiğinde şüpheli ölüm vakalarının cinayet olduğunun ortaya çıktığını anlattım. Bu vakaların üzerine gidilmesini talep ettim. Günde kaç kadının katledildiğini, cinayete kurban giden kadınların kaçının önceden yargıdan medet umduğunu, kaçının uzaklaştırma kararı olan erkek tarafından öldürüldüğünü sordum. Bakanlığın Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Özge Aydiş, soruşturma aşaması tamamlanmadan kadın cinayeti olarak tanımlamadıklarını bildirdi. Ben de soruşturması tamamlanıp üzeri kapatılan vakaları kastettiğimi söyledim. Bu konuda Bakanlık yetkililerinin de hassasiyet göstereceklerine inanıyorum.
“60 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi”
6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması nedeniyle suç duyurusunda bulunan kadınların karakolda şiddet uygulayan kişiyle uzlaştırılıp şiddet sarmalına mahkum edildiğini anlattım. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra bu tablonun arttığı bilgisini paylaştım. 60 binden fazla 6284 kapsamında takip edilen dosya olduğu bilgisi verildi. Bakanlık yetkilileri şüpheli ölüm vakalarının dosyalarına müdahil olduklarını kaydetti. Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kez suç duyurusunda bulunduğunu ve göz göre göre öldürüldüğünü hatırlattım. Bakanlık yetkilileri bu vakaların bir daha yaşanmaması için çalışıldığını söyledi. Emniyet mensuplarına verilecek toplumsal cinsiyet eşitliği eğitiminin önemine değindiğimde, Sayın Bakan jandarmanın farkındalık çalışması yaptığından bahsetti. Sayın Bakan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Avrupa’da da pek çok ülkede geri çekilmeler olduğunu ancak sözleşmenin kıymetli bir alt yapısı olduğunu, 6284’ün ise dünyada eşi benzeri olmayan bir yasa olduğunu bildirdi. Öncelikle şunu belirtelim; Erdoğan sözleşmeyi 2021’de feshetti. 2023 ise Avrupa Parlamentosu birlik genelinde İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını kabul etti. Yani Sözleşmeye olan destek her geçen gün artıyor. Gelişmiş ülkeler sözleşmenin önemini kavrarken, ülkemiz 3 kez boş diyerek sözleşmeden çıkıyor.
6284 nolu yasaya gelince; o dönemde milletvekili olduğumu, bu yasanın geçmesinde benim de emeğim olduğunu belirttim. Ancak komisyondan geçen yasanın adının Genel Kurul’a indirilirken adının değiştiğini ve ‘Kadına Yönelik Şiddet Sözleşmesi’ yerine ‘Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi’ olduğunu hatırlattım. Böylece kadını aile içinde eriten bir anlayışın pekiştirildiğini, kadın şiddet görse de kol kırılır yen içinde kalır, önemli olan ailenin korunmasıdır mesajı verildiğini ifade ettim. Aile bütünlüğünün elbette önemli olduğunu söylediğimde Sayın Bakan sağlıklı aileler eklemesi vurgusu yaptı. Sayın Bakan sağlıklı aileleri korumak istediklerini, kadını güçlendirmek için eylem planları olduğunu söyleyerek, keşke vakaları sıfırlayabilsek ifadesini kullandı. Kadının birey olarak güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdiğimde, Bakanlık yetkilileri bu konudaki çalışmaların hızlandırıldığını söyledi. Sayın Bakan da kadınların istihdamda güçlendirilmesi ve kendi ayaklarının üzerinde durması için farkındalık çalışması yürüttüklerini ekledi.
“Bu konuda farklı düşünüyoruz”
YaşamHak projemiz kapsamında hayata geçirdiğimiz 444 82 85 numaralı ALO Şiddet hattımızın deprem bölgesindeki mağdur kadınlar tarafından çok arandığını ve bu şikayetleri kendilerine iletmek istediğimizi söyledim. Sayın Bakan da uluslararası kurumlarla çalışmalar yürüttüklerini ve sadece deprem bölgesi değil şikayet vakalarının kendilerine iletilmesini ve önleyici tedbir almayı istediklerini belirtti. Deprem bölgesindeki sorunları da ilettim. Sayın Bakan’a KADES uygulamasını önemli bulduğumuzu belirterek akıllı telefon kullanım ve internete erişimde yaşanan sıkıntıları aktardım. Emniyet verilerini paylaşarak başvuru sayısına rağmen elektronik kelepçe sayısının yetersizliğini dile getirdiğimde 744 vakanın elektronik kelepçe ile aktif takipte olduğu bildirildi. ŞÖNİM’lerin sayısının yetersiz olduğunun altını çizdiğimde 82 ŞÖNİM olduğu ve altı tane daha açılacağı belirtildi. Bu sayının da yetersiz olduğunu ilettim. Ayrıca terminoloji olarak konukevi ifadesinin doğru olmadığını sığınma evi ya da sığınak ifadesinin kullanılması gerektiğini kaydettim. Bu konuda farklı düşünüyoruz.
“Yazılı olarak daha detaylı yanıt verecekler”
Yoksulluktan en fazla kırılgan gruplar zarar görüyor. Mart 2024’te BM Kadının Statüsü Komisyonu ortak bir karara imza attı. Buna göre haneye değil kişiye dayalı veri sistemine geçilmesi gerekiyor. Kadın yoksulluğunun tespit edilmesi açısından bu çalışmayı çok önemsiyoruz. Bir haneye asgari ücret tutarında gelir girebilir ancak kadının payına 17 bin TL’den 17 lira bile düşmeyebilir. O nedenle bu konuda gerekli çalışmalara başlanıp başlanılmadığını sordum. Ayrıca vergi adaletinde kadın yoksulluğuna yönelik ne gibi çalışmalar yapıldığını da öğrenmek istedim.
Bakanlık bütçesinde önceliğin kadının güçlendirilmesine değil, ailenin güçlendirilmesine verildiğini söyledim. Bütçede kadınların güçlendirilmesi için ayrılan payın sadece binde 8.6 oranında olduğunu ifade ettim. Sayın Bakan, bu oranın yükseltildiğini söyleyerek, yükseliş oranını yazılı olarak ileteceğini söyledi.
Ayrıca, Mayıs 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla çıkan genelgeyi sordum. ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi’ne yönelik olan bu genelgeye göre, bir koordinasyon kurulu kurulacak ve kurul aileye yönelik sorunların tespitini yapacak ve çözüm önerileri geliştirecekti. Bu genelgeye baktığımızda paralel bir bakanlık kuruluyor algısına kapıldık. Bakanlığın 81 ilde şubeleri, müdürlükleri varken bu genelge ile ne planlandığını öğrenmek istedim. Sayın Bakan, kendi başkanlıkları altında Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlığı gibi bakanlıkların bakan yardımcılarının katılacağı bir koordinasyon yürütüleceğini iletti. Bu konuda yazılı olarak daha detaylı yanıt vereceklerini söyledi.
Son olarak, Bakanlığın birçok cemaat ve tarikata bağlı derneklerle protokol imzalamaya devam ettiğini basına yansıyan haberlerden takip ettiğimizi ilettim. Nur Cemaati’ne bağlı Hayrat İnsani Yardım Derneği arasında imzalanan protokolü, Menzil Cemaati’ne bağlı Beşir Derneği ile yapılan protokolü hatırlattım. Protokole göre, Beşir Derneği’nin çocuk evleri açma yetkisi olduğunu söyledim. ‘Bakanlık neden kendi imkanlarıyla çocuk evleri açmıyor’ diye sordum. Sayın Bakan bu konuyu araştıracağını söyledi.
“Önümüzdeki süreçte tekrar bir araya geleceğimizin sinyallerini aldım”
Özetlemek gerekirse birçok konunun gündeme getirildiği son derece verimli, samimi ve açık bir görüşmeydi. Ben bu karşılıklı iletişimi çok değerli buldum. Önümüzdeki süreçte tekrar bir araya geleceğimizin sinyallerini aldım, bunu da çok anlamlı buluyorum. Çünkü önemli olan ülke sorunlarının çözülmesi, önemli olan halkın sesine ses katmak. Bundan sonra yapılacak görüşmelerde özel dosyalar üzerinden giderek kırılgan grupların yaşadığı sorunların tek tek konuşulacağı nitelikte toplantılar yapılabilir.”
]]>(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de yaptığı görüşmenin ardından “9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Sayın Bakanla yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. Yargı Paketi’nden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Sekreteri Mehtap Yücel ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile TBMM’de bir araya geldi. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmenin ardından açıklama yapan Nazlıaka, görüşmenin olumlu geçtiğini ve Bakan Göktaş’a bir dosya sunduklarını söyledi.
“Pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi gördük”
“Sayın Bakan’a kendi alanı içerisinde olan konulardaki politikalarımız, yaşanılan bir takım sorunlar ve bunlara dair çözüm önerilerimizi sundum. Bu toplantıya gelmeden önce Türkiye Kadın Hareketi ile birtakım istişarelerde bulunduk. Onlardan bize iletilen bir dosyayı da kendilerine sunduk. Sayın Bakan bu dosyaya bakacak bizim CHP olarak sunduğumuz dosyadaki bazı soruları da daha sonrasında yazılı olarak yanıt verecek. Ben de görüşmenin detaylarını yarın saat 10.30’da Genel Merkezimizde yapacağımız basın açıklamasında iletiyor olacağım. Görüşmenin içerisinde ileteceğim detaylar tamamen Sayın Bakan’ın da onayladığı, itiraz etmediği içerikler olacak. Bizler bugün kendisiyle kadına yönelik şiddet meselesini konuştuk. Kadın hakları, çocuk hakları, yaşlıların, yoksulların sorunları, engellerin sorunları, şehit yakınları ve gazilerin sorunları kısacası Türkiye’deki tüm kırılgan gruplara dair görüşmeleri içerdi. Sayın Bakan aslında pek çok konuda istişarede bulunabileceğimizi, bir daha görüşme yapabileceğimizi, bundan sonraki süreçte de bu tip görüşmeleri yapabileceğimizi bir kez daha anlaşmış olduk. Bu açıdan kıymetli ve değerli bir görüşmeydi.
“Karma eğitim konusunda Bakan ile uzlaştık”
Şu tip unsurlarda ortaklaştığımızı söyleyebilirim; medeni kanun biz kadınlar için eşit yurttaşlık bildirgesi niteliğinde ve bizim önemli bir çimentomuz. Burada daha önce Adalet Bakanı’nın birtakım söylemleri olmuştu daha önce. Kendisi Medeni Kanunu ‘sil baştan yazacağız’ demişti. Bu da biz kadınları teyakkuza geçirmişti, oldukça endişelenmiştik. Ancak Sayın Bakan’ın da bu konuda bizimle benzer şekilde düşündüğünü gördük, bu mutluluk verici. Yine Eğitim Bakanı’nın da bir açıklaması olmuştu; ‘eğer kız okulları açılırsa, karma eğitime son verilirse birçok aile çocuklarını daha fazla okula gönderir’. Oysa ki biz tabi ki her zaman laik, çağdaş ve karma eğitimden yanayız. Dolayısıyla karma eğitim noktasında da uzlaştığımızı söyleyebilirim. Ayrıca 6284 nolu yasanın budanmaması noktasında yine ortaklaşabileceğimizi hissediyorum. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmediğimizi bir kez daha vurguladım. Kadınların can simidi olduğunu ve kendi alanında hazırlanmış olan altın sözleşme olduğunu vurguladım. ŞÖNİM sayısının artması gerektiğinden tutun da elektronik kelepçede yaşanan birtakım zafiyetler, KADES sistemine dair birtakım değerlendirmeler gibi birçok unsuru konuştuk.
“Kadın yoksulluğu en önemli sorunlardan biri”
Türkiye’de yaşanan en büyük sorunlardan bir tanesi de sorunların çözülebilmesi adına verilerin eksikliğine yönelik yaşanan sorunlar. Dolayısıyla veri eksikliği ile ilgili olarak da Bakanlığın bir çalışması olduğunu mutlulukla öğrendim. Çünkü şu anda örneğin kadın cinayetlerine dair verileri biz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan alıyoruz. O yüzden bu konudaki çalışmayı çok değerli buluyoruz. Şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi noktasında bir değerlendirme de yaptık çünkü şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, üzeri kapatılan bir dosya, korunan bir katil vardır diyoruz. Bu konuda da önümüzdeki süreç içerisinde birtakım istişarelerde bulunmak mümkün. Kadın doğurganlığı üzerinden de konuştuk. Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nda bu yıl ortak bir karara atılan imza var. Buna göre de aslında haneye değil kişiye dayalı gelir analizi yapılması gerekiyor. Özellikle kadın yoksulluğu konusunda bunu çok önemsiyoruz. Bir ailenin asgari ücret düzeyinde bir geliri olabilir yani 17 bin 2 lira girebilir ama kadının cebine değil 170 lira 17 lira bile girmiyor olabilir. Dolayısıyla kişiye özel bir çalışma yapılması gerekiyor.
“Soyadı dayatması 9. yargı paketinden çıkartıldı”
Bir de müjde vermek istiyorum; 9. yargı paketinde kadınlar için bir tehdit olarak duran soyadı dayatması bizim çok üzerinde durduğumuz bir konu. Biz meseleye sadece bir soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Bu aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Ailenin eşitlik esasına dayalı olarak kurulması, kadının bir soy kütüğünden bir başka soy kütüğüne geçmeme hakkıdır. Kadınların tercih hakkıdır. Kadınların kendi yaşam tercihlerini belirleyebilmesi demek bir demokrasi hakkıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bu yönde vermiş olduğu bir karar var. Bu karara uyularak aslında anayasaya uyulması noktasında da son derece hassas olduğumuz bir unsurdur. Sayın Bakan’la yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. yargı paketinden çıkartıldığı müjdesini sizlere vermek isterim. Bunun için mücadele veren tüm kız kardeşlerime, eşitlikçi erkeklere, başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere partimize de teşekkür ediyorum. Bu biz kadınlar için olmazsa olmazdı.”
]]>
BAKAN GÖKTAŞ’A CHP’DEN DOSYA
Gölge Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş ile görüşmesinden sonra TBMM’de açıklama yaptı. Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş ile görüştüklerini belirterek, “Ben Sayın bakana bir dosya sundum bu dosyada CHP olarak Bakanlığın alanı içinde olan politikalarımız, sorunlar ve buna dair çözüm önerilerimizi sunduk. Aynı zamanda bu toplantıya gelmeden önce Türkiye Kadın Hareketi ile bir takım istişarelerde bulunduk. Onlardan bize iletilen bilgileri ve dosyayı kendisine ilettim. Sayın Bakan bu dosyaya bakacak, CHP olarak sunduğumuz dosyadaki bazı sorulara yazlı cevap verecek” ifadelerini kullandı.
“BAKANIN BİZİMLE BENZER DÜŞÜNDÜĞÜNÜ GÖRDÜK”
Nazlıaka, kadına şiddet konusunda konuştuklarını aktararak, “Kadın, çocuk hakları, yaşlıların, yoksulların sorunları, engellilerin sorunların, şehit aileleri ve gazilerin sorunları, Romanlar, Türkiye’deki tüm kırılgan gruplara dair görüşleri içerdik, buna dair sorun ve çözüm önerilerini ilettik. Sayın Bakanla birçok konuda istişare yapabileceğimiz, görüşme yapabileceğimizi anlamış olduk. Medeni Kanun kadınlar için eşit yurttaşlık bildirgesi niteliğinde. Adalet Bakanı’nın çeşitli, söylemleri olmuştu. ‘Medeni Kanunu sil baştan yazacağız’ demişti. Bu da biz kadınları teyyakkuza geçirmişti. Sayın Bakanın bu konuda bizimle benzer şekilde düşündüğünü gördük. Milli Eğitim Bakanı’nın açıklaması olmuştu. ‘Eğer kız okulları açılırsa katma eğitime son verilirse, birçok aile kızlarını daha çok okula gönderir’. Oysaki bizler laik, çağdaş, bilimsel, karma eğitimden yanayız. Bu konuda da uzlaştığımızı söyleyebilirim. Ayrıca 6284 sayılı kanunun budanmaması noktasında ortaklaşabileceğimizi hissediyorum” şeklinde konuştu.
Veri eksikliğine ilişkin çalışma yapıldığını öğrendiğini kaydeden Nazlıaka, “Şu anda kadın cinayetlerine ilişkin verileri ‘Kadın Cinayetlerini durduracağız’ platformundan alıyoruz. Şüpheli ölümlerin üzerine gidilmesi konusunda değerlendirme yaptık. Şüpheli ölüm yoktur, üzeri kapatılan bir dosya vardır, korunan katil vardır demeye devam ediyoruz. Bu konuda bir takım istişareler bulunmak mümkün diyoruz” diye konuştu.
“KADININ SOYADI DAYATMASI YARGI PAKETİNDEN ÇIKARILDI”
9. yargı paketinde kadının soyadına yönelik olarak Nazlıaka, “9. Yargı paketinde kadınlar için tehdit niteliğinde duran kadının soyadı dayatması. Biz meseleye sadece soyadı seçimi olarak bakmıyoruz. Aslında kadınların kimliğine sahip çıkma hakkıdır. Bu aslında kadın erkek eşitliği hakkıdır. Sayın Bakan ile yaptığımız görüşmede bu dayatmanın 9. Yargı paketinde çıkartıldığı müjdesini vermek isterim. Bu kadınlar açısından çok önemli bir konuydu” dedi.
Nazlıaka görüşmesinin ayrıntılarını yarın saat 10.30’da CHP Genel Merkezi’nde yapacağı basın toplantısında paylaşacağını bildirdi.
SOYADI DÜZENLEMESİ HAKKINDA
Kadının Evlenmeden Önceki Soyadını Kullanma Hakkı: Yeni düzenleme, kadınların evlenmeden önceki soyadlarını kullanma hakkını kısıtlayarak, evlendikten sonra eşinin soyadını almasını öngörüyor.
Çifte Soyad Kullanımı: Kadınların, evlendikten sonra kendi soyadlarını eşlerinin soyadı ile birlikte kullanmalarına izin verilmesi, ancak bu hakkın kapsamının daraltılması.
]]>CHP Ankara Milletvekili ve ve TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Üyesi Okan Konuralp, Wattpad platformuna yönelik erişim engelleme kararını TBMM gündemine getirdi. Konuralp, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Konuralp, önergesinde; “5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında erişime engellenen Wattpad platformu, kullanıcıların yazı ve hikayelerini paylaşabildiği, okuma ve yazma odaklı bir platformdur. Bu platformun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı talebi üzerine Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişiminin engellenmesi, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa’nın 28. maddesinde yer alan basın hürriyeti ve bilgiye erişim hakkını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Karar kamuoyu ve hukukçularla, talep ve karara itiraz üzerine dahi paylaşılmamıştır. Bu nedenle, alınan kararın gerekçelerinin ve dayanaklarının net bir şekilde açıklanması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi, hukukun üstünlüğü ve şeffaf yönetim ilkeleri açısından büyük önem arz etmektedir” dedi.
AYM’nin kararını hatırlattı
Konuralp, Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüne dair emsal kararlarına rağmen, Wattpad platformuna yönelik erişim engeli getirildiğini ifade etti. Konuralp, şu ifadelere yer verdi:
“5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüne dair emsal teşkil eden kararlarının dikkate alınıp alınmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinin öngörülebilir olmadığı gibi kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı da herhangi bir güvence içermediğini yarı pilot nitelikli Artı Media Gmbh [GK], (B. No: 2019/40078, 14/9/2023) kararında da açıkça ortaya koymuştur. Bu bağlamda, engelleme kararının arkasındaki hukuki dayanaklar ve karar süreci hakkında detaylı bilgi edinmek amacıyla bu soruların Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yanıtlanması elzemdir”
“Neden 75 farklı dilde milyonlarca içerik barındıran Wattpad platformunun tamamına erişim engellenmiştir?”
Okan Konuralp, Bakan Abdülkadir Uraloğlu’na şu soruları yöneltti:
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın talebi üzerine 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında Wattpad platformuna yönelik erişim engelleme kararı alınmıştır. Bu kararın gerekçesi olarak hangi somut olaylar ve gerekçeler gösterilmiştir?
5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında alınan bu kararın yasal dayanağı hangi somut sebeplere dayanmaktadır? Bakanlık, Wattpad platformundaki hangi içeriklerin ‘milli güvenlik ve kamu düzenini korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması’ için gerekli olduğunu belirtmiştir?
Bu bağlamda Bakanlık tarafından hukuka aykırı olduğu iddia edilen içeriklerden ziyade neden 75 farklı dilde milyonlarca içerik barındıran Wattpad platformunun tamamına erişim engellenmiştir?
Wattpad platformunun engellenmesiyle birlikte vatandaşların bilgi edinme ve ifade özgürlüğü hakkının ağır bir şekilde ihlal edildiği düşünülmekte midir? Bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmış mıdır?
Anayasa Mahkemesi’nin daha önce ifade özgürlüğü lehine vermiş olduğu kararlara rağmen Wattpad platformunun erişime engellenmesinde bu kararlar dikkate alınmış mıdır?”
]]>Çok basit bir cevabı var. Ben ve büyükelçiliğimiz hiçbir partiyi karşılamadık. Partilerin tamamını KKTC Meclisi karşıladı. Büyükelçilik olarak herkese yetişemedik, yetişemiyoruz. Bilaistisna Türkiye’den gelen bütün partileri KKTC Meclisi çağırdı. Onların davetlileri çünkü. Biz TBMM’nin gönderdiği heyetleri parti ayrımı yapmaksızın karşıladık.
İş bölümü mü oldu?
Tabii ki. TBMM heyetlerinde CHP’liler de vardı İyi Partililer de, hepsi vardı. Bu arada gazileri de karşılıyoruz. Eski ve yeni bakanlar geliyor. Arkadaşlarımız Ercan Havalimanı’nda yattı kalktı, ben dahil.
Şöyle diyor Özel: ‘Havalimanında ve iki gün boyunca büyükelçilikten görevli göremedik.’
Bu da yanlış. Birinci Müsteşarımız Namık Tan’a gidip ‘Herhangi bir ihtiyacınız var mı, bir şey yapabilir miyiz?’ diye, resepsiyonda soruyor. ‘Hayır, ihtiyacımız yok, teşekkür ederiz’ diyor. Daha önce’Gazileri getireceğiz’ dediklerinde, bir genel başkan yardımcısı aramıştı, ‘Destek istiyor musunuz?’ deyince ‘Hayır, her şeyi biz yapıyoruz’ diyorlar. Bunların hiçbiri doğru değil.
Özel’in ifadesini tam olarak aktarayım: ‘Biz ne büyükelçi ne büyükelçilikten kimseyi havalimanında görmedik. Herhangi bir yerde hatırımızı dahi sormadılar.’
Ben Özgür Özel’i görsem hatırını sorardım. Özel’le yan yana gelemedik. Görmedim bile. Neden? Çünkü dünkü ortamı tahmin edin. Bütün kabine burada, cumhurbaşkanı burada, 80’in üzerinde milletvekili burada. Tamamının protokol işleriyle uğraşıyoruz. Protokol skandalı çıkmasın diye boğuşuyoruz. Ayrıca Hikmet Çetin’i gördüm resepsiyonda. ‘Bir emriniz var mı’ dedim. Murat Karayalçın’la görüştüm. Gördüğüm hangi CHP’li ve tanıdığım varsa hatrını sorup ‘Yapabileceğimiz bir şey var mı’ dedim.
Resepsiyonda Özel de var mıydı?
Varmış ama ben görmedim bile.
Diğerlerini gördünüz ama onu görmediniz.
Görmedim çünkü ben bakan beyi uğurlarken Çetin’i gördüm. ‘Yapabileceğim birşey var mı, görmemiştim sizi, şeref verdiniz’ dedim. Karayalçın’la meclis bahçesinde karşılaştık. Hepsi şahittir.
Özel, şöyle eleştirdi sizi: ‘Bu, meslekten gelmemenin, geldiği makamı hazmedememenin bir sonucudur.’
Bu kendisine de söylenebilir ama ben polemiğe girmeyeceğim.
Sizi Dışişleri Bakanlığı’na bildireceğini söyledi.
Lütfen, edebilir efendim, hiç sorun yok.
Kimleri karşıladınız?
Biz TBMM’den gelen uçak, Cumhurbaşkanlığı’nın üç uçağı, bakanlar, eski meclis başkanlarımız, onları karşıladık. Partileri Cumhuriyet Meclisi’nin protokolüne bıraktık. Beş kişi çalışıyoruz.
Ana muhalefet olunca… Siz de bir zamanlar üyesiydiniz.
Ne fark eder efendim? Hazmedemeyen ben değilim ki. Bir zamanlar siyaset yaptığı için, o sebeple saldırıyor. Bırakın Allah aşkına bunları. Konuşturmayın beni.
Diplomatik olarak Özel’in tarafınızdan aranması gerekir ve beklenir diye düşünüyorum.
Eğer son bir haftadır nasıl bir protokol ve yoğunluk içerisinde çalıştığımızı, bunun 10 dakikasını görmüş olsaydınız farklı düşünürdünüz.
Vakit bulamadınız.
Vakit bulamadık değil. Meclis üstlendi hepsini. Geliş saatlerini dahi Meclis’ten ayarladılar. Bizden talep ettikleri konu yok. Buna rağmen kimi gördüysek; havalimanında Müsavat Bey’le (Dervişoğlu) rastlaştım. Milli Savunma Bakanı ve heyetini karşılamaya gittiğimde ‘Hoşgeldiniz’ dedim, ‘Hayırlı olsun genel başkanlığınız. Yapabileceğimiz bir şey var mı?’ O kadar. Onu da karşılamadım. Biz parti karşılama işine giremedik. Girmemiz de mümkün değildi. Ayda, altı ayda, yılda bir partinin ziyareti olsa koşar, karşılarız. Nasıl bir olağanüstülük olduğunu bildiği halde insanların bunu söylemesini doğru bulmuyorum. Bir siyasete karıştırılmak isteniyoruz.”
]]>ESRA NUR PERVAN
(TRABZON) – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, çeşitli programlara katılmak üzere Trabzon’a geldi. Yerlikaya, “Trabzon’da terörün ve teröristlerin kökünü kazıyoruz. Tüm Türkiye’de ve tüm şehirlerimizde de şehitlerimizin kanını yerde bırakmıyoruz ve kararlıyız. Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar terörle mücadelemize devam ediyoruz” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Trabzon’da DSİ Sosyal Tesisleri Necip İbo Konferans Salonu’nda yapılan Güvenlik Toplantısı’na katıldı. Güvenlik Toplantısı’na Bakan Yerlikaya’nın yanı sıra, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Sahil Güvenlik Komutanı Tüm Amiral Ahmet Kendir, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu ile Trabzon’un Emniyet Müdürü Murat Esertürk ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığından yetkililer katıldı.
“Trabzon’da terörün ve teröristlerin kökünü kazıyoruz”
Bakan Yerlikaya, toplantı sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“1 Haziran 2023- 30 Haziran 2024 tarihleri arasında güvenlik güçlerimizin gerçekleştirdiği operasyonlarla ilgili ve sağlamış olduğumuz kişilere, mallara ve diğer tüm suç türlerine karşı önleyici hizmetlerimizin geldiği nokta ve bunları aydınlatıp adalete teslim etmeyle ilgili rakamlarımızın her birini tek tek burada inceledik, irdeledik.
Trabzon sahip olduğu 4 bin yıllık kadim tarihiyle bu toprakların, bu coğrafyanın tapusudur. Trabzon, ‘biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz’ diyen Sultan Fatih’in bizlere kutlu emanetidir. Bizler de bu kutlu emanete sahip çıkmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bu aziz şehirde Bakanlık olarak huzur ve güven sağlamak için terör örgütlerinden uyuşturucu satıcılarına, organize suç örgütlerinden dolandırıcılara ve göçmen kaçakçılarına kadar mücadele ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bu kapsamda Trabzon’da terörün ve teröristlerin kökünü kazıyoruz. Tüm Türkiye’de ve tüm şehirlerimizde de şehitlerimizin kanını yerde bırakmıyoruz ve kararlıyız son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar terörle mücadelemize devam ediyoruz. Eren Bülbül evladımız gibi başka hiçbir vatan evladımızı daha teröre kurban vermek istemiyoruz. Bu amaçla bölücü terör örgütü PKK, KCK, FETÖ, DEAŞ ve sol terör örgütlerine yönelik Trabzon’umuzda toplam 64 operasyon düzenlendi. Bu operasyonlarda 77 şüpheli gözaltına alındı. Bunların 9’u tutuklandı, 11’i hakkında adli kontrol kararı verildi.”
“Kararlılığımızı bütün aziz milletimiz görüyor”
Asayiş rakamları ve NARVAS uygulaması hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, şu ifadeleri kullandı:
“Uyuşturucu ticareti, toplumsal siyasal ve ekonomik içeren çok boyutlu sosyal bir sorun. Uyuşturucuyla mücadele kapsamında, Trabzon’da yine aynı dönemde 230 operasyon düzenlendi. Bu operasyonlarda 1910 zehir taciri gözaltına alındı. Bunların 175’i tutuklandı, 45’i hakkında adli kontrol kararı verildi. Tabii her gittiğimiz şehirde biz uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili şunu söylüyoruz; bunun bir arz cephesi bunun bir talep cephesi olduğunu söylüyoruz. Arz cephesinde daha çok görev İçişleri Bakanlığı’nın ve biz bu noktada geldiğimiz günden bu yana hem rakamlar noktasında sizlerle bunu paylaşıyoruz. Kararlılığımızı zaten bütün ülke biliyor ama talep cephesinde biz şunu söylemek istiyoruz gençlerin, tüm vatandaşların bilinçlenmesi ve bunu uyuşturucuya yaklaşmama noktasında, dirençlenme noktasında da bizim hep beraber topyekun Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle seferberlik ruhuyla hareket etmemiz gerektiğinin bir kere altını çizmek istiyorum. Bu noktada hep beraber gayret göstermeliyiz ve bu hep beraber gayret noktasında da aslında biz Trabzon’da hemşehrilerimizden daha fazla destek bekliyoruz. Bizim NARVAS adı altında bir yazılım programımız var. Duyduğumuz, işittiğimiz, uyuşturucu satıcılığı veya kullanımıyla ilgili. Bunlarla ilgili bildiklerimizi güvenlik birimlerimizle yani uyum aplikasyonumuzla 112’yle bunları söylenmek bize güç veriyor ve mücadelemizi çok daha etkin hale getirmiş oluyoruz. Diğer bir konu organize suç örgütleriyle ilgili yasa dışı faaliyetlerden kar elde etmek için bir araya gelen kişilerin oluşturduğu suç girişimleriyle mücadele noktasında da göreve başladığımız günden bu yana kararlılığımızı bütün aziz milletimiz görüyor.
Son olarak emniyette 10 yaşın üzerindeki araçları hizmetten alacaklarını belirten Bakan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Şöyle bir tespitte de bulunduk 10 yaşın üstünde emniyet ve jandarma emanet araç sayılarımızı aldık. Bu araçların üzerine daha da sayı ekleyerek 350 hadi buradan kendimizi bağlayalım, 350 araçla beraber 10 yaşın üstünde emniyet ve jandarmadaki envanterdeki araçlarımızı çıkarıyoruz hizmetten. Kendimize 2, 2.5 aylık teslimat süresine göre bir zaman biçtik. Böylelikle yapmak istediğimiz şey şu, jandarma bölgesinde ve emniyet bölgesinde trafik devriye araçlarımız ve önleyici, asayiş, yunus diye ifade ettiğimiz devriye araç katbekat artırıyoruz. Hepsi yeni araçlar. Hepsi güvenlik görevlilerimizin emniyet ve jandarmamızın yaka yüz tanımalı kamera eşliğinde Trabzonlu hemşehrilerimize hizmet etmeye başlayacaklar.”
]]>
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bir dizi ziyaret ve inceleme kapsamında geldiği Rize’de cuma namazını Rize Merkez Sahil Camii’nde kıldı. Yerlikaya, ardından AK Parti Milletvekili Muhammed Avcı’nın danışmanı Hakan Avcı’nın amcası Hızır Avcı isimli vatandaşın cenazesine katıldı. Daha sonra Türkiye Diyanet Vakfı Rize Şubesi standından aşure dağıtan Yerlikaya, programın ardından Rize Valiliğini, Rize Belediye Bakanlığını ziyaret etti. Belediye binasından sonra gerçekleşecek AK Parti Rize İl Başkanlığı ziyaretine yürüyerek giden Yerlikaya, sokakta vatandaşlarla bir araya geldi. Oturdukları bankta sohbet eden vatandaşların yanına giden Yerlikaya, vatandaşlarla bir süre sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.
Ziyaretleri tamamlayan İçişleri Bakanı Yerlikaya, Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) Rize İl Binası’nda gerçekleşen güvenlik toplantısına katıldı. Toplantının ardından konuşan Bakan Yerlikaya, göreve geldikleri günden bugüne başta terör olmak üzere tüm huzuru bozan yapılarla mücadele ettikleri kaydederek, ” Türkiye Yüzyılı’nda huzurla ilgili görev olarak huzurun yüzyılını hep ifade ediyoruz. Bu noktada da başta terör örgütleriyle yani PKK, KCK, FETÖ, DHKP-C, MLKP gibi aşırı sol terör örgütleri ve tüm terör örgütleriyle mücadele bizim olmazsa olmaz, birinci görevimiz. Cumhurbaşkanımızın hükümetlerinde olduğu gibi yine kararlılıkla, azimle güvenlik birimlerimizle ülke içerisinde, bizim görev alanımızda olduğu gibi ülke dışında da, yine hakeza sınırımızın hemen ötesinde de Savunma Bakanlığımız ve Milli İstihbaratımızla büyük bir uyum ve kararlılıkla çalışıyoruz. Organize suç örgütleriyle yani şehir eşkıyalarıyla mücadele ediyoruz. Uyuşturucu tacirleriyle bunlarla mücadele ediyoruz ve düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadele ediyoruz” dedi.
Rize’deki kişiye karşı işlenen suçlarda 2024 yılında 2023 yılına güre yüzde 25’lik bir azalma olduğunun altını çizen Yerlikaya, “İçişleri Bakanlığı olarak suç işlenmesini önlemek ve eğer bir suç işlendiyse bir an önce onu aydınlatıp adalete teslim etmek bizim olmazsa olmaz temel vazifemiz. Bütün suç türleri için bu geçerli. Rize’de kişilere karşı işlenen suçlarda olay sayısı 2023’ü ve 2024’ü birimine kıyasladığımız zaman yüzde 25 civarında olay sayısı azalmış. Uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili 112 aracılığıyla bize gelen her türlü ihbarın özel bir yazılım programıyla kayda alındığını ve bunun da bir nakış gibi işlendiğini söylemek istiyorum. İstanbul’da pilot çalışma olarak başlayan Narkotik Vaka Analiz Sistemi (NARVAS) artık Türkiye’de emniyet ve jandarma bölgesinin tamamında uygulanıyor. Biz şunu istiyoruz yavrularımızı, gençlerimizi, vatandaşlarımızı hiç kimsenin zehirlemeye cesaret edemeyecek hale getirmekte kararlıyız. Bu noktada seferberlik ruhuyla hareket etmemiz lazım. Yani arz cephesinde evet İçişleri Bakanlığı biziz, biz mücadele ediyoruz. Baronundan kullanıcısına varıncaya kadar kararlıyız. Bu noktada bu kabine döneminde tutuklanan sayısını daha önce verdim, tekrar verelim. 25 binin üzerinde tutuklama 15 bine yakın adli kontrol, yani toplam 50 bin verilen mahkeme kararları var. Bunu hep birlikte başardık. 131 ton bununla ilgili yakalanan uyuşturucu türleri var. Ama şunu söylemek istiyoruz. Talep cephesinde de biz bireylerin, ailelerin, toplumun bilinçlenmesi, bu noktada dirençlenmemiz, hep birlikte bir seferberlik ruhuyla bizi biz yapan irade, ‘bu iradenin devre dışı kalması tam anlamıyla bir facia, Allah bundan muhafaza buyursun’ deyip efendim talep cephesinde de biz sizlerden yardım ve ihbar istiyoruz. Yapılan tüm ihbarların her birini biz nakış gibi işliyoruz ve sonunda bunları yakalamak, adalete teslim etmek noktasında da biz kendimizi çok daha güçlü hissediyoruz” dedi.
“Kim vatandaşımızı rahatsız ediyorsa bize söylesin biz gereğini yapalım”
Hiçbir iradenin devlet iradesinden daha büyük olmadığına dikkat çeken Yerlikaya, “Rizeli hemşehrilerime seslenmek istiyorum. Şu an için organize suçlarla ilgili, şehir eşkıyalarıyla ilgili bana verilen tablo burada. Bununla ilgili bir hamdolsun, şükürler olsun bir sıkıntının olmadığı yönünde. Biz devletimizden milletimizden daha güçlü bir irade tanımıyoruz. Yerel, küçük, büyük, orta demeden kim vatandaşımızı rahatsız ediyorsa bize söylesin biz gereğini yapalım. Şu an için burası gayet güzel. Ama yarın maalesef böyle bir durumla karşı karşıya kalırsak biz onların emrindeyiz. Bunların hakkından geliriz. Her fırsatta söylüyoruz. Göreve başladığımız günden bu yana rakamlarımızı veriyoruz ama bugün itibariyle uluslararası ulusal, bölgesel ve yerel çökertip adalete teslim etmiş olduğumuz suç örgütü sayısı 619. Hiç kimse bizim milletimize, aziz milletimize şekil yapamaz. Buna müsaade edemeyiz. Bu noktada gerek medyamızdan gerek vatandaşlarımızdan da her zaman için destek bekliyoruz” şeklinde konuştu.
“Devriye sayılarını en az bir misli artırdık”
Rize’de 3 bin 400 rakımın üzerinde ki yayla yollarında da jandarma devriyesinin olacağını vurgulayan Bakan Yerlikaya, “Var olan devriye sayısı araçlarımızın sayılarını arttırıyoruz ve bu araçlarının tamamını Eylül ayı içerisinde yenileriyle, tamamen sıfırlarla değiştiriyoruz. Biz bu çağa uygun emniyet ve jandarma teşkilatımıza vereceğimiz 151 araç için eylül ayı içerisinde tekrar bir araya geleceğiz. Rize’mizde 3 bin 400 rakımın üzerinde görev yapan, yayla yolu üzerinde de jandarma devriyesi olacak. Çünkü sayıları çok artırdık. Sadece sahil yoluna değil trafikle ilgili, emniyet müdürlüğümüzün görev alanındaki önceden görülen devriye sayıları bütün ilçelerimize dahil olmak üzere bunları da en az bir misli artırdık. Personel takviyesiyle de ilgili arkadaşlarımıza gereken talimatlarımızı verdik. Rize’nin huzuru, Türkiye’nin huzuru için emniyet, jandarma, sahil güvenliğimiz şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da kıymetli Rizeli hem şehirlerimizin destekleriyle, dualarıyla iki günü bir olmadan gece gündüz demeden azimle kararla çalışmaya devam edecek” dedi. – RİZE
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Anıtpark’ta düzenlenen Eğitim Maratonu’nun açılışında konuştu. 24 saat sürecek olan Eğitim Maratonu’nun açılış konuşmasında mevcut eğitim sistemini eleştiren Özel, Milli Eğitim Bakanlarının bir önceki bakandan nefret ettiğini ve her gelen bakanın kendi düşüncesine göre sistem kurmaya çalıştığını söyledi.
“Birbiriyle en kavgalı bakanları mevcut, önceki ve sonraki Milli Eğitim Bakanları”
Milli eğitim Bakanlarının başarılı olmadığını ve her gelen bakanın bir öncekine ateş püskürdüğünü söyleyen Özel, “Her şey denendi bugüne kadar. Komisyonda söylenmedik söz kalmadı. Genel kurulda söylenmedik söz, yapılmadık mücadele kalmadı. Sendikaların doldurmadığı meydan, yapmadığı eylem kalmadı. Dillerde tüy bitti, birileri anlamadı. Hala dönüyorlar diyorlar ki ‘Efendim 22 yıldır iktidarız. Kültür sanatta ve milli eğitimde amaçladığımız noktaya ulaşamadık. En çok bakan değiştirilen bakanlık kültür sanatla birlikte burası. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yazboz tahtası. Yapıyorlar, bozuyorlar. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en çok kendi kendine devri sabık oluşturduğu alan. Birbiriyle en kavgalı bakanları mevcut, önceki ve sonraki Milli Eğitim Bakanları. Her gelen milli eğitim konusundaki muhabirlerini, eğitim muhabirlerini topluyor bir kahvaltı yapıyor ve yapacağı reformu anlatıyor. Öncesinde nasıl bir enkaz azaldığını, Türkiye’nin hangi sorunları yaşadığını, eğitimi çözmeden öbür sorunların çözülemeyeceğini, bu işi de kendisinin yapacağını söylüyor. Bir sonraki bakanın basın toplantısına kadar bu hikayeye bütün Türkiye’nin inanmasını bekliyorlar. Sonra o Bakanı yollayıp yenisini getiriyorlar. Eskisini Milli Eğitim Komisyonu başkanı yapıyorlar. Eskisi mevcuda ateş püskürüyor, mevcut eskisinden nefret ediyor. Türkiye bu tuhaf insani, insanide de dememek lazım. Yani olmaması gereken çekişmelerle yıllarını, on yıllarını heba etti gitti. Bir tek sebebi var, bir doğruda birleşmek için orada mutabakat lazım. Mutabakat işi çoğulcu bir iş, mutabakat işi bir fikrin egemen olma işi değil, mutabakat işi çok fikrin uzlaşması tartışılması ve bir doğru etrafında birleştirmesi meselesi” diye konuştu.
“Öğretmenler asgari ücretle, sömürülerek pek çok özel kurumda çalışmak zorunda kalıyorlar”
Özel sektörde çalışan öğretmen maaşlarının çok yetersiz olduğuna dikkati çeken Özel, “Özel sektördeki sorun şu; 2014 yılına kadar kanunda şu yazıyordu ‘özel sektörde çalışan öğretmen kamudaki denginden düşük maaş alamaz’. Oldukça akılcı doğru geçmişten kalan bir uygulamaydı. Bir gece yarısı Ak Parti bu uygulamayı değiştirdi. Ne yaptı? Bu maddeyi oradan çıkardı. Şu anda öğretmenler asgari ücretle, hatta çalıştıkları saate göre asgari ücretin altında maaş alarak emekleri sömürülerek pek çok özel kurumda çalışmak zorunda kalıyorlar” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz (TSK), Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, 72’si son bir haftada olmak üzere, bu yılın başından itibaren 1427 teröristi etkisiz hale getirmiştir” dedi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, son 1 haftada yapılan faaliyetlere ilişkin bakanlıkta basın toplantısı düzenledi. Aktürk, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutlayarak, “KKTC makamlarının koordinesinde; 19 Temmuz’da Yavuz Çıkarma Plajı’nda, Armoni Mızıkası Komutanlığı ve Mehteran Birliği tarafından, ünlü sanatçıların katılımıyla konser ve ‘Şafak Nöbeti’ etkinliği, 20 Temmuz’da Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından gösteri uçuşu ve F-16 uçaklarımız ile muharip uçak geçişi, 50 gemi ve 12 deniz, hava vasıtası ile Denizde Geçit Töreni, 50 pare top atışı yapılacak. 20 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında Lefkoşa’da bulunan Kıbrıs Türk Tarih, Kültür ve Milli Mücadele Müzesi’nde 50’nci Yıl Sergisi açılacaktır. 20 Temmuz’da Yeni Girne Asker Hastanesi’nin hizmete açılması planlanmaktadır” diye konuştu.
‘1427 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ’
Zeki Aktürk, terörle mücadele operasyonlarına ilişkin, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, 72’si son bir haftada olmak üzere, bu yılın başından itibaren 1427 teröristi (681’i Irak, 746’sı Suriye’nin kuzeyinde) etkisiz hale getirmiştir. Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir. Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında, teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir” dedi.
‘IRAK İLE İŞ BİRLİĞİ GÖRÜŞMELERİ DEVAM EDİYOR’
Terörle mücadelede Irak ile iş birliği ve görüşmelerine devam edildiğini aktaran Aktürk, şöyle konuştu:
“Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hale getirmeyi arzuluyoruz. Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır. İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır. Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin, bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.”
‘863 ŞAHIS HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENDİ’
Birliklerin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiğini, hudutların dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunduğunu ifade eden Zeki Aktürk, “Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 340 şahıs yakalanmış, 863 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 707, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 65 bin 225 olmuştur” açıklamasında bulundu.
ABD’DEN F-16 TEDARİKİ
Tuğamiral Zeki Aktürk’ün açıklamalarının ardından Bakanlık kaynakları gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı. ABD’den F-16 savaş uçakları ve modernize kitlerinin alımının azaltılacağı iddialarına ilişkin, sözleşmelerin imzalandığını kaydeden kaynaklar, detaylar üzerindeki çalışmaların heyetler arası görüşmeler vasıtasıyla sürdürüldüğünü bildirdi. Sürecin çok faktörlü ve çok etkenli olduğunu belirten Bakanlık kaynakları, verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntıların kamuoyu ile paylaşılacağını aktardı.
IRAK İLE ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULUMU
Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, Iraklı makamlarla olumlu ve koordineli çalışmalar yürütüldüğü, Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmaların problemsiz sürdüğü bildirildi.
SURİYE İLE İLİŞKİLER
Bakanlık kaynakları, Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik soruları da yanıtladı. Yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diyalog konusunda bir irade ortaya koyduğu kaydedilerek, Türkiye’nin ‘Meşru müdafaa ilkesi’ kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditleri bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye’nin kuzeyinde oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunduğu vurgulandı. Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkenin Türkiye olduğu belirtilerek, Türkiye’nin gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatların, Suriye toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yaptığı, Suriye’de terörün yok edilmesi ve toprak bütünlüğünün sağlanması, siyasi istikrarın yeniden tesisi ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasının arzulandığı ifade edildi.
BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün ile birlikte gerçekleştirdiği Nijer ziyaretinde, ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğu aktarıldı. Bakan Güler’in muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüştüğü açıklandı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, daha önce yüksek hızlı trene binmemiş ve bu yönde talebi bulunan devlet himayesindeki çocukların isteklerini yerine getirdi. Çocuklarla birlikte yüksek hızlı trenle Konya’ya giden Göktaş, onlarla seyahat boyunca sohbet ederek, yakından ilgilendi. Göktaş, seyahati sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, çocukların kendileri için çok kıymetli olduğunu belirtti. Devlet himayesindeki çocukların yaz boyunca birçok faaliyete katıldığını, çeşitli etkinliklerde yer aldığını ifade eden Bakan Göktaş, “Birlikte yolculuk ettiğimiz çocuklarımız daha önce hiç yüksek hızlı trene binmemiş veya Konya’ya gitmemiş çocuklarımız” diye konuştu.
Yüksek hızlı trene binme yönündeki isteklerini yerine getirdikleri çocukların Mevlana diyarı Konya’da kültürel ve turistik yerleri gezeceğini, çeşitli aktivitelere katılacağını aktaran Göktaş, “Çocuklarımızı güzel bir gün bekliyor. Biz de onların heyecanını paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Önemli bir saha çalışması başlatacağız”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bakan Göktaş, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine yansıyan doğurganlık hızının azalmasına yönelik yapılacak çalışmalara ilişkin soru üzerine, bu konunun Türkiye’nin geleceği açısından öneminin farkında olduklarını ve bununla ilgili kapsamlı çalışmalar yaptıklarını belirtti. Doğurganlık hızının azalması ve nüfusun yaşlanmasının sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunu olduğuna dikkati çeken Göktaş, şunları söyledi:
“Bu konunun ciddiyetinin farkındayız. Türkiye hala genç ve dinamik bir nüfusa sahip ancak doğurganlık oranının azalması ileri yıllarda ülkemiz için büyük bir risk. Bakanlık olarak biz de bu konuda yoğun çalışmalar yapıyoruz. Bu konudaki politikalarımızı yeni kurduğumuz Aile ve Nüfus Politikaları Daire Başkanlığı çatısı altında çok yönlü olarak sürdürüyoruz. Dünyanın birçok ülkesinde bu konuda alarm zilleri çalıyor. Bizler de bu Başkanlık altında hem yurt dışı modellerini çalışıyor hem de doğurganlık oranlarındaki düşüşün nedenlerini araştırıyor ve bununla ilgili çalışmalar yapıyoruz.”
Politikaları çok katmanlı olarak geniş bir perspektifle oluşturmaya çalıştıklarını belirten Bakan Göktaş, “Bu sadece çalışan kadınları ilgilendiren bir konu değil. Meseleye sadece kadın odaklı bakmıyor, çok daha geniş kapsamlı ele alıyoruz. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde en ince hassasiyetleri tespit ederek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla ilgili önemli bir saha çalışması başlatacağız” dedi.
Çalışmaları çok boyutlu olarak sürdürdüklerini vurgulayan Göktaş, “Bu konuda Bakanlığımızla birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Sağlık ve Maliye bakanlıkları yetkililerinden oluşan bir çalışma grubu oluşturuyoruz. Hem saha çalışmaları ile bu grubu besleyecek hem de konuyu çok boyutlu olarak ele alacağız” diye konuştu.
Aile ve Gençlik Fonu’ndan 11 bin 11 çift yararlandı
Deprem bölgesinde pilot uygulaması devam eden Aile ve Gençlik Fonu’ndaki son duruma ilişkin soru üzerine Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu ile hayata geçirdiğimiz projeyle aile kurumunun desteklenmesini, güçlendirilmesini ve gençlerin sosyal risklere karşı korunmasını hedefliyoruz” dedi.
Projeye gençlerin yoğun ilgisinin olduğunu vurgulayan Göktaş, “Bugün itibarıyla 11 bin 11 çiftimiz fondan yararlanmak için başvurdu. 3 bin 500’den fazla gencimize evlilik ve danışmanlık hizmeti vermeye başladık” açıklamasında bulundu.
Proje kapsamında başvurusu onaylanan çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sağladıklarını belirten Göktaş, “Bu ay 733 çiftimize ödemesini gerçekleştirdik. Bugüne kadar başvurusu onaylanan ve evlilik öncesi eğitim programına katılan toplam 2 bin 385 çiftin paraları hesaplarına yatırıldı. Önümüzdeki aylarda bu rakam daha da artacak” diye konuştu.
Aile ve Gençlik Fonu projesinin uygulamasında deprem bölgesinin pilot bölge olarak seçildiğini hatırlatan Göktaş, “Bu konuda yeni bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde doğum oranının en düşük olduğu üç ilimizi de pilot uygulama kapsamına almayı, Aile ve Gençlik Fonumuzu buralarda uygulamayı hedefliyoruz” dedi.
Sosyal yardımlarda artış
Temmuz ayı memur maaş katsayılarına yapılan yeni düzenleme sonrasında sosyal yardım modelleri kapsamındaki ödemelere ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, tüm toplumu hedefleyen sosyal hizmet ve yardımların kapasitesini ve hizmetlerini iyileştirme hedefiyle çalışmalarına devam ettiklerini aktardı. Yeni hizmet modelleri ve alanları geliştirmeyi, ortaya çıkacak yeni zorluklara ve risklere çözümler üretmeyi sürdürdüklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
“Sosyal yardım ödemelerinde yapılan artışlarla birlikte yaşlı aylığı 3 bin 504 TL’den 4 bin 181 TL’ye yükseldi. Buna ek olarak yüzde 40-69 arası engelli oranına sahip vatandaşların aylığı 2 bin 797 TL’den 3 bin 338 TL’ye, yüzde 70 ve üzeri engelli raporu bulunan vatandaşların aylığı da 4 bin 196 TL’den 5 bin 7 TL’ye çıktı. Evde Bakım Yardımı 7 bin 608 TL’den 9 bin 77 TL’ye, koruyucu ailelere çocuk başına yapılan ödemelerin aylık ortalaması 8 bin 515 TL’den 10 bin 159 TL’ye, Sosyo Ekonomik Destek hizmetinde çocuk başına yapılan ekonomik destek tutarı ortalama 5 bin 330 TL’den 6 bin 360 TL’ye yükseldi. Ayrıca ağır silikozis aylığı da 7 bin 698 TL’den 9 bin 185 TL’ye çıkıyor. Artış yapılan yeni ödeme tutarı temmuz ayı ödemesi olarak ağustos dönemine yansıtılacak.” – ANKARA
]]>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’na tanışma ziyaretinde bulundu.
Komisyon Başkanı Vedat Bilgin, tebrik etmek için aradığı Bakan Memişoğlu’nun komisyonu ziyaret talebinde bulunduğunu söyledi. Bilgin, Memişoğlu’nun ziyaretinin kapsamını komisyonun bakış açısı, sorunları ve sorunlara dönük yaklaşımını ortaya koyma fırsatı olarak gördüğünü dile getirdi. Komisyonların demokratik sistemin en önemli müesseselerinden biri olduğunu ancak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra komisyonlarda ciddi değişiklik ve reformların yapılması gerektiğini ifade etti.
“Son 20 yılda sağlıkta çok büyük bir değişim ve gelişim süreci yaşadık”
Bakan Memişoğlu da komisyona diyalog kurmak için geldiklerine dikkat çekerek, şunları söyledi:
“Geçmişe baktığımız zaman bu toplumun sağlığa ne kadar değer verdiğini biliyoruz. Son 20 yılda sağlıkta çok büyük bir değişim ve gelişim süreci yaşadık. Esasında bunun da meyvesini Covid sürecinde hep beraber gördük. Bu hizmet, dünyaya da Türkiye’nin sağlık anlamında çok iyi yerlerde olduğunu gösterdi. Bilgisini, bilimini ve teknolojisini üreten bir sağlık sektörünü hep beraber Türkiye’nin lokomotif sektörü haline getirmek istiyoruz. Sorunlarımızı hep birlikte çözmek istiyoruz, ne yaptığını sorgulayan bir bakanlık olacağız. En büyük amacımız önce hasta memnuniyeti, sonra çalışan memnuniyeti ve hastalanmadan insanların hastalığını koruyacak bir sistemi daha etkin hale getirmeye çalışacağız.”
Bakan Memişoğlu’nun konuşmasının ardından Başkan Bilgin, komisyon üyesi ve komisyona katılan milletvekillerine söz verdi.
“Sağlık Bakanlığı’na vermiş olduğumuz soru önergelerinin üçte ikisine hiç yanıt verilmedi”
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Bakan Memişoğlu’na eski Bakan Fahrettin Koca dönemini hatırlarak koltuk devri sonucunda ne gibi bir değişim olacağını sordu. Pala, şunları söyledi:
“Sizin bakan olarak hedeflerinizi öğrenmek isterim. Bakan değişimiyle nasıl hedefler ortaya koyuyorsunuz? Birinci basamakta çok ciddi sorunlar var. Bunlardan bir tanesi grup elemanları adıyla aile hekimleri tarafından istihdam edilmek zorunda kalınan ve asgari ücretin bile altında istihdam edilen çok sayıda ekip üyesi, onlarla ilgili nasıl bir hedefiniz var? İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerde çok ciddi problemler var. Umarım soru önergelerimize zamanında yanıt verirsiniz çünkü Sağlık Bakanlığı’na vermiş olduğumuz soru önergelerinin üçte ikisine hiç yanıt verilmiyor, üçte birine verilen yanıtlar da yanıt niteliğinden taşımaktan uzak.”
“Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında bir mutabakat sağlanmalı ve bu kelepçeli muayene işi bitmeli”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, soru önergelerinin cevaplanmaması ve mahkumların tedavi süreçlerini gündeme getirerek şöyle konuştu:
“Biz millet adına bakanlıklara soru soruyoruz ve yeterli cevabı alamıyoruz. Bu dönemin başından beri 164 soru önergesi vermişim. Süresi içinde 18’i cevaplanmış, süresi sonrası 44’ü cevaplanmış, 62 cevap var ve 102 cevapsız var. Ben cezaevlerini ziyaret ediyorum. Hastalar hep kelepçeli muayene ediliyor. Ben İzmit SEKA Devlet Hastanesi’nde çalıştım, mahkum koğuşunda binlerce mahkum tedavi ettim, birine bile kelepçeli kalsın demedim. Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında bir mutabakat sağlanmalı ve bu kelepçeli muayene işi bitmeli artık.”
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz Çakı ise Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki bazı hastalar üzerinde deney yapıldığı iddialarını sordu. Çakı, şunları söyledi:
“Muayeneye giden tutsaklar, hekimin odasında sadece bir hasta. Bu yüzden hasta hekim mahremiyetinde hasta kelepçesiz muayene talep ediyorsa bunun hekim tarafından karşılanması gerekir. Birçok Çölyak hastası tutsağın bize ulaştırdığı mektuplar var. Onlardan bu şekilde özel beslenmeye ihtiyaç duyan tutsakların ihtiyaçlarının karşılanmadığı ve bu konuda bir çabanın olmadığı, hatta cezaevlerindeki yemeklerden kaynaklı rahatsızlanmalarına rağmen daha sonradan tedavi süreçlerine dair gerekli hassasiyetin gösterilmediğine dair mektuplar alıyoruz.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesinin ifadesi üzerine koronavirüs döneminde gündeme gelen Türk ışın tedavi yöntemini 2020 yılında Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki bazı hastalar üzerinde denendiğini ve bu tedavinin hiçbir bilimsel testten geçirilmeden Diyarbakırlıların kobay olarak kullanıldığını iddia etti. Bu çok ciddi bir iddia, bunun havada kalmaması ve bununla ilgili Diyarbakır Tabip Odası’nın sorduğu sorulara cevap verilmesi gerekiyor.”
“Ekonomik krizin faturası ilaca kesilemez”
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı ise eczacılar ve eczacılık öğrencilerinin yaşadıkları sorunlara dikkat çekerek şu değerlendirmeleri yaptı:
“62 tane eczacılık fakültesinden sadece 29 tanesinin dekanı eczacı. 62 eczacılık fakültesinin sadece 14 tanesi akredite. Görünen o ki mezun olan eczacılarımızın dünya standartlarında ve halk sağlığına etkin hizmet verebilecek düzeyden her geçen yıl uzaklaşarak devam ettiğini görüyoruz. Bir apartman dairesinde eczacılık eğitimi vermeye çalışan üniversiteler var. Tam donanımlı bir eczacılık fakültesi için 100’e yakın akademisyene ihtiyaç varken nitelikli eczacılık eğitimi verebilmek için akredite olmayan üniversitelerin büyük bir çoğunluğunda 10’a yakın akademisyenle eğitim veriliyor.
Şu anda mevcut eczacı sayısı ihtiyacı karşılayan düzeyde ve bundan sonra mezun olacak eczacılarımız da işsiz eczacılar ordusuna katılacaklar. Yeni mezunlarla 5 bine yakın işsiz eczacımız, hatta önümüzdeki yıl mezun olacaklarla beraber 10 bin eczacımız işsizler kervanına katılacak.
Ulusal bir ilaç politikasına ihtiyacımız var. Dışa bağımlı olmamızdan kaynaklı ve içerideki ekonomik krizle beraber hastalarımız ilaç yokluklarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu dışa bağımlılığımızı azaltacak ve ulusal anlamda ortak mutabakatla, paydaşların bir araya gelerek çözüm ürettiği ve bu çözümün de uygulamaya geçirilerek hızlıca adımlar atılmalı. Ekonomik krizin faturası ilaca kesilemez.”
“Hasta ile hekimi, çalışanı ayırmak istemiyoruz”
Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Bakan Memişoğlu, şöyle konuştu:
“Hasta odaklı yaklaşım ve çalışan odaklı yaklaşım bizim tercihimiz değil, bizimki her ikisine odaklı, insan odaklı yaklaşım. Yani biz hasta ile hekimi, çalışanı ayırmak istemiyoruz, ikisi de odaklı olsun istiyoruz. Esasında baktığınız zaman, dünyada da büyük bir gelişim var. Türkiye medeni bir ülke ve gerçekten sağlık alanında standartları dünya standartlarıyla, Avrupa standartlarıyla eşleştirilmiş bir ülke yani biz iki bin yıllık tarihi olan, medeniyeti olan, üstelik de cumhuriyetten sonra medeni ülkelerle hemen hemen standartları eşitlemiş bir ülkeyiz.
Bazı şeyler iddia olurken, söylerken gerçekmiş gibi toplumun bilincine göre algılatırsak bu bizi hırpalar. Bunu Dünya Sağlık Birliği de Dünya Sağlık Örgütü de bizler de hepimiz de denetleriz. ‘İddia’ denilip de ‘Kobay insanlar kullanılıyor’ diye bir kelimeyi eğer belli seviyedeki insanlar kullanmaya başlarsa bunu çok anlamlandıramayan toplumdaki bazı vatandaşlar da bunu yanlış anlar. Yani bizim hepimizin bir sorumluluğu var yani biz ülkemizde bir şeyi iddia ederiz ama o iddiayı ederken bunu bilgi seviyesine göre ve sorumluluk seviyesine göre söylersek, ‘İnsanlar kobay olarak kullanıldı’ hele Diyarbakır’da, hassas olan bir bölgede denirse bu maalesef iddiaya girmez, başka şeye girer. Bununla ilgili hem adli ve idari süreçler devam edecektir ve sizlere çok rahatlıkla bu açıklanabilir bir şeye dönüşecektir, bunu net söylüyorum ama bunu sadece bir bölgedeki insanlara sanki kobay gibi algıyla iddia edersek bu hem bizim milletimizi hem bu ülkeyi hem de bizim gerçekten bilimsel anlamda standartlarımızın ne kadar yüksek olduğunu anlamamamıza sebebiyet verir.
Eğer herkese sağlık ulaştırma sorunumuz olursa veya belli bölgelere daha çok sağlık ulaştırma sorunumuz olursa bu noktada insanlığın haklarına ve temel ihtiyaçlarına aykırı hareket ediyoruz dedik. Eğer bunu ulaştırabilecek bir altyapı imkanımız olursa… Tabii ki insanları zorunlu olarak bir yere getirmeyi kimse istemez ama insani olarak da insan haklarının kapsamında eğer gerçekten oraya bir ihtiyaç varsa devletin sosyal politikası kapsamında biz bu insanları orada hizmet vermekle mesul kılarız. Onun için bu konuda mecburi hizmeti nasıl yapacağız? Eğer ihtiyacımız kalmazsa tabii ki öncelikle kaldırmak isteriz ama şu anda ihtiyacımız var, bu ihtiyacın bittiği durumda da biz elimizden geleni yaparız ama bu yakın bir zaman gibi gözükmez.”
]]>
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyollarda sözleşmenin ardından işletme süresi ve araç geçiş garantilerinin değiştirildiğini, Cahit Turan’ın CEO sıfatıyla önce öneriler sunduğunu, daha sonra Bakan sıfatıyla bu önerileri kabul ettiğini belgelerle açıkladı.
Günaydın, şöyle konuştu:
“Bugün yap işlet devret modelleri üzerinden Türkiye’de kamu hazinesinin nasıl soyulduğuna ilişkin hem arka plan hem de açık örneklerle bilgi sunmak ve kamuoyunu aydınlatma amacındayız. Biliyorsunuz 3996 sayılı kanun ve 2011/1807 sayılı bazı yatırım ve hizmetlerin yap işlet devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanunun uygulama usül ve esaslarına ilişkin Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen usül ve esaslar çerçevesinde Türkiye’de çeşitli otoyollar yapılmaktadır. Bunlar Gebze Orhangazi İzmir. Kuzey Marmara otoyolunun Odayeri Paşaköy kesimi. Kuzzey Marmara otoyolu Kınalı Odayeri kesimi. Bu yine Kurtköy Akyazı kesimi, Ankara Niğde otoyolu, Menemen Aliağa Çandarlı Otoyolu ve Malkara Çanakkale otoyolunun yapımı tamamlanmış ve açılmıştır. Bu yedi otoyol dışında Aydın Denizli Otoyolu, Mersin Erdemli Taşucu Otoyolu, Kuzey Marmara Otobanı, Nakkaş Başakşehir yani Kanal İstanbul diye lanse edilen bölüm, Ankara Kırıkkale ve Antalya, Alanya yollarının da yapımı planlanmaktadır. Bunlardan Aydın Denizli otoyolunun süreci tamamlanmak üzeredir. Mersin Erdemli Taşucu otoyolu kredi bulunamaması ve firmanın iyileştirme nedenleri talepleri nedeniyle yapımın hiç başlanmamıştır. Ankara Kırıkkale ve Ankara Alanya otoyolları ise beş, altı ay önce ihale edilmiş, hazırlık aşamasındadır. Şimdi burada bu otoyollar nasıl ihale ediliyorlar? Yap işlet devlet modeliyle ihale ediliyorlar. En kısa işletme süresini veren firmaya da bu ihaleler teslim edilmektedir. Ancak bu firmalar en kısa yapım süresini aldıktan sonra çeşitli gerekçelerle ve bürokrasi ve siyaseti kullanarak bu süreleri uzatmakta ve bu alanda inanılmaz kamu zararına neden olunmaktadır.
“Sözü edilen otoyolların finansman maliyeti hariç bedelleri 22 milyar dolardır. Finansman maliyeti dahil 32.9 milyar dolardır”
Örneğin Gebze Orhangazi İzmir Otoyolu ihaleye göre işletme bitiş tarihi 2041 olmasına rağmen 2044’e kadar uzatılmış durumdadır. Kuzey Marmara Otoyolu Odayeri Paşaköy otoyolu 2026’da 2032’ye uzatılmış durumdadır. Kınalı Akyazı bölümü 2025’ten 2031’e, Kurtköy Akyazı bölümü 2024’ten 2031’e, Nakkaş Başakşehir 2044, Ankara Niğde 2030’dan 2035’e, Menemen Aliağa Çandarlı ise 2027’den 2029’a uzatılmış durumdadır. Size meselenin büyüklüğünü anlatabilmek açısından bir rakam vereyim. Sözü edilen otoyolların finansman maliyeti hariç bedelleri 22 milyar dolardır. Finansman maliyeti dahil 32.9 milyar dolardır. Şimdi diyeceksiniz ki; ‘bu ihaleyi aldıktan sonra yapım sürelerini nasıl uzatıyorlar?’ İşte mesele burada. Bakın size buna ilişkin Kuzey Marmara Otoyolu’ndan bu işlerin nasıl tezgahlandığını açık örneklerle anlatacağım. Kuzey Marmara otoyolu, Kınalı Odayeri kesimi için dört yıl dokuz ay 12 gün. Kuzey Marmara Otoyolu Akyazı kesimi için ise üç yıl dokuz ay 12 gün işletme süresi veren firmalar kazanmışlardır. Nedir bu firmalar? Birinci ihaleyi Kalyon Kolin Hasen ortak girişimi. İkinci ihaleyi ise Cengiz Limak ortak girişimi almıştır.
“Cahit Turhan sen buraya ihaleye teklif verirken bu değişiklik taleplerinin farkında değil miydin?”
Ancak bu arkadaşlar bu sürelerle yapılması mümkün olmayan otoyollar için çeşitli gerekçelerle uzatma talep etmişlerdir. Mesele tam da burada başlamaktadır. Burada gelin size bir Türk bürokratını tanıtayım; adı Mehmet Cahit Turhan. 1960 doğumlu arkadaş. 2003 yılında Karayolları Genel Müdürü oluyor. 2006’dan 2015’e kadar da Karayolları Genel Müdürlüğü görevini sürdürüyor. 2016’da Karayolları Genel Müdürlüğü’nden alınıyor Cumhurbaşkanı danışmanı oluyor kısa bir süre. Sonra Danıştay üyeliğine atanıyor. Hemen arkasından 2016-2018 dönemi arasında Kuzey Marmara Otoyolu Limak Cengiz Kalyon konsorsiyumu CEO görevine atanıyor. Yani Karayolları Genel Müdürü, Danıştay üyeliği yapıyor kısa bir süre, Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı yapıyor toplamı bir yıl değil. Arkasından Kara Yolları Genel Müdürlüğü’nün iş yaptırdığı konsorsiyuma CEO oluyor. Bu da yetmiyor. 2018-2020’de bu iki yıl da Ulaştırma Bakanı olarak görev yapıyor. Bunun kamu görevlilerinin kendi imza ve yetki alanlarında çalışan şirketlere özel sektör yöneticisi olma konusunda yasakları delen bir uygulama olduğunu ortaya koyayım. Peki bununla ne yapıyorlar? Tarih 2 Eylül 2016. Cahit Turhan bu toplantıya sözü edilen konsorsiyumun CEO’su olarak katılıyor. ve diyor ki bu toplantıda ‘bakın her ne kadar biz bu Kuzey Marmara Otoyolu’nu böyle ihaleyle kazanmışsak da bu otoyolda şöyle güzergah değişikliklerine ihtiyaç var, böyle tünellere ihtiyaç var, böyle yollara ihtiyaç var. Dolayısıyla buralarda proje değişiklikleri yapın’ diyor. Peki soralım. Sen buraya ihaleye teklif verirken üç yıl dokuz ay, dört yıl bilmem kaç ayla bunları alırken bu değişiklik taleplerinin farkında değil miydi? Dediğim gibi önce düşük teklif verip ihaleyi alıyorlar. Sonra eski Karayolları Genel Müdürü şimdinin konsorsiyum CEO’su bu değişiklikleri yapın diyor.
“Hazineden milyarlarca dolar bu firmalara maalesef transfer yapılmış oluyor”
Size bir evrak daha dağıttım. 28 Ağustos 2019 tarihli. Bu kez Ulaştırma Bakanı olarak kendisinin talep ettiği değişiklikleri bu kez Ulaştırma Bakanı olarak onaylıyor. Yani düşünün bu Mehmet Cahit Turhan, konsorsiyum CEO’su olarak taleplerde bulunuyor. Sonra dönüyor. Ulaştırma Bakanı olarak bu taleplerin tamamını kabul ediyor. Böylece ortaya çıkan kamu zararı en az beş milyar dolar. Peki ne yapmışlar? Örneğin garanti geçiş süreleri. Kınalı Odayeri kesiminde birinci kesimde garanti geçiş 75 binken 2019 yılında, 2020 yılında bu 118 bine çıkartılıyor. ve 127 bin 143 bin diye devam ediyor. Aynı şekilde diğerlerinden örnek verelim. Örneğin Kurtköy Akyazı kesiminde kesim dörtte garanti süre garanti trafik 2019’da günlük 125 bin iken 2020’de bir yıl sonra 294 bine çıkartılıyor. 2024’te bu 224 bin, 2027’de bu 262 bine çıkacak. Böylece aslında sözü edilen işletmelerin kamuya devri hem ötelenmiş oluyor hem de bu garanti geçiş trafikleri sağlanamadığı için hazineden milyarlarca dolar bu firmalara maalesef transfer yapılmış oluyor.
“Bu soygun düzeni bu iktidarla beraber başladı ve devam ediyor”
Bunun altında kimlerin imzası var bakalım. Bakan olarak Mehmet Cahit Turhan’ın imzası var. Genel müdür olarak Abdulkadir Uraloğlu’nun imzası var. Abdulkadir Uraloğlu’nu hatırlıyor musunuz? Abdulkadir Uraloğlu şu andaki bakan. Peki bakan yardımcısı olarak kimin imzası var? Enver İskurt. Enver İskurt, Cahit Turhan’ın yanından hiç ayırmadığı ve sıhri hısımı olan bir başka kişi. Bu da yetmiyor. Cahit Turhan’ın oğlu Mustafa Nusret Turhan da Kuzey Marmara Otoyolu’nda, karayolları bünyesinde kontrol şefi olarak görev yapıyor. Yani baba Karayolları Genel Müdürü. Sonra şirket CEO’su, sonra Ulaştırma Bakanı. Şirketin taleplerini Ulaştırma Bakanı olarak imzalayan kişi. Bakan yardımcısı sıhri akraba, oğlu da kontrol. İşte biz buna AKP’nin soygun düzeni diyoruz. Bu çerçevede finansman dahil maliyeti 32 milyar doları geçmiş olan karayolları, otoyolları ağının üstelik de süreleri 2040’lı yıllara kadar uzatılmış oluyor. Bütün bu soygun gözlerimizin önünde oluyor… Bu soygun düzeni bu iktidarla beraber başladı ve devam ediyor. Şunu ifade edelim ki; yakında kurulacak halk iktidarıyla bunların tamamı etkin soruşturma kovuşturma süreçlerine tabii olacak ve kamu hazinesine uzanan eller o hazineden çektirilecektir.”
” Kürşad Zorlu’yu kişi olarak hiç tanımam”
Günaydın, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu’nun CHP’ye transfer olacağı, bu yüzden sizinle ve İmamoğlu ile görüşme yaptığı ile ilgili bir iddiaa var. Görüşme yaptınız mı, transfer olacak mı” sorusuna Günaydın, “Kürşad Zorlu’yu kişi olarak hiç tanımam. Seçimler öncesi CHP heyeti olarak İYİ Parti heyetine gittiğimizde o görüşme heyetinde yoktu ama orada gördüm kendisini. Kamuoyundan tanıyorum. Ne yüz yüze bir tanışıklığım var ne bir toplantı yaptım ne cep telefonunu bilirim. Dolayısıyla konunun benimle uzaktan yakından bir alakası yoktur” yanıtını verdi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Konya’ya geldi. Bakan Göktaş ilk olarak Konya Valisi Vahdettin Özkan’ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Göktaş, yürüttükleri çalışmalarda en önemli amaçlarının toplumun tüm kesimlerine ulaşabilmek ve vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayabilmek olduğunu belirterek, “Bu çerçevede bakanlık olarak, hizmet alanımıza giren her konuda toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir anlayışla hizmetlerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bu amaç doğrultusunda, Konya’da vatandaşlarımıza dokunan pek çok yeniliğe imza attık. Şu an Konya’da, 12 Sosyal Hizmet Merkezimizle hemşehrilerimize hizmet sunuyoruz. ASDEP görevlilerimizle ihtiyaçları yerinde tespit ederek hizmetlerimizi vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. Böylece, politikalarımızın güçlü bir uygulaması olan Aile Sosyal Destek Programımız ile Konya’da 156 bin hanemize ulaştık. Finansal Okuryazarlık ve Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Seminerleri ile 26 bin kadına destek olduk. Ev tipi bakım modeliyle hizmet verdiğimiz Konya’daki 17 çocuk evinde, 0–18 yaş arası 87 çocuğumuza devletin şefkat şemsiyesi altında koruma ve bakım hizmeti sunuyoruz. Bugün Sosyal ve Ekonomik Destek Programıyla aile bütünlüğünü koruyarak bin 414 çocuğumuzun sağlıklı gelişimine katkı sunuyoruz. Şehrimizde bulunan 32 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız aracılığıyla sosyal devlet olmanın gereğini yerine getiriyor, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmaya devam ediyoruz. Engelli ve yaşlılarımızın toplumsal hayata etkin katılımını çok önemsiyoruz. Bu çerçevede Konya’da, 3 bakım ve rehabilitasyon merkezimizde 238 engelli ve yaşlı kardeşimize hizmet veriyoruz. Yaşlılarımızın hayata aktif katılımları için özel politikalar yürütüyoruz” dedi.
“Ülkemizde genç nüfusun artması için özel çalışmalar yürütüyoruz”
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, yapılan araştırmada Türkiye’nin yaşlı nüfusunun son 5 yılda yüzde 21,4 oranında arttığının ortaya çıktığını hatırlatarak, “Ancak Konya doğurganlık oranı ile Türkiye ortalamasının üzerinde olan illerimizden birisi. Ülkemizde genç nüfusun artması, doğurganlık oranlarının yükselmesi için özel çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanı sıra, engelli vatandaşların aile bütünlüklerini muhafaza edecek şekilde bakımlarının evde yapılmasını önceliyoruz. Bu hizmetimiz doğrultusunda Konya’da Evde Bakım Yardımından bugün 13 bin 438 hemşehrimiz faydalanıyor. Engelli vatandaşlarımızın hayata aktif katılımlarını sağlamak için iş birlikleri yapıyor, bu alanda her türlü girişime ve projeye destek oluyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında kuruluşlarımızla engelli vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için gayret ediyoruz. Bunun en güzel örneklerinden biri Konya Selçuklu’da bulunan SOBE Vakfı’dır. Biz Bakanlık olarak, engelli, yaşlı, kadın, çocuklarımıza her konuda destek olmaya devam edeceğiz. Konya için, ülkemiz için, vatandaşımızın refahı ve huzuru için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu kapsamda da Bakanlık olarak, Konya’da başlattığımız yatırımlarımız tüm hızıyla sürüyor. Biri Meram diğeri de Seydişehir’de olmak üzere çalışmaları devam eden 2 huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezimizi de en kısa sürede vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız” şeklinde konuştu.
Açıklamalarının ardından Valilik’ten ayrılarak AK Parti Konya İl Başkanlığını ve Konya Büyükşehir Belediyesini ziyaret eden Bakan Göktaş, AK Parti İl Başkanı Hasan Angı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile görüştü. – KONYA
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Öncelikli görevimiz olan terörle mücadelede operasyonlarımız sarp arazi, aşırı sıcak hava koşullarında aralıksız devam etmektedir. Terör örgütü bu operasyonlar neticesinde hareket edemeyecek hale getirilmiştir” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) komuta kademesi ve bakan yardımcılarının katılımıyla yurt içi ve sınır ötesinde görev yapan birlik komutanları ile video konferans toplantısı gerçekleştirdi. Bakan Güler, terörle mücadele başta olmak üzere devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi aldı. Güler, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 8’inci yıl dönümünü hep birlikte idrak ettiklerini belirterek, “Cumhuriyetimize, demokrasimize ve milli birliğimize uzanan hain ellerin topyekun bir irade ile kırıldığı bu günde, tüm dünyaya ordu-millet dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha açıkça ilan ettik. Bakanlığımızın kalleş FETÖ’yle mücadelesi, örgütle iltisaklı tek bir personel kalmayıncaya kadar titizlikle, rehavete kapılmadan aralıksız sürdürülmektedir ve kararlılıkla sürdürülmeye de devam edilecektir” ifadelerini kullandı.
Bu hafta ayrıca, TSK’nın tarihindeki en önemli başarılardan biri olan Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümünü büyük bir gururla hep birlikte kutlayacaklarını söyleyen Güler, “Bu vesileyle aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor; gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz” diye konuştu.
‘TERÖR ÖRGÜTÜ HAREKET EDEMEYECEK HALE GELDİ’
Mevcut güvenlik ortamının, çatışma ve gerginliklerle oldukça hassas hale geldiğini, tehditlerin çeşitliliğinin de artığını belirten Bakan Güler, “Bu kritik ortamda ülkemizi, yurttaşlarımızı, milli hak ve menfaatlerimizi korumaya yönelik faaliyetlerimizi 7 gün 24 saat esasıyla sürdürmekteyiz. Tüm personelimi, milli güvenliğimizin sarsılmadan korunmasında verdiği emek, gösterdiği çaba ve mesai mefhumu gözetmeksizin icra ettiği kutsal görev için yürekten kutluyorum. Öncelikli görevimiz olan terörle mücadelede operasyonlarımız sarp arazi, aşırı sıcak hava koşullarında aralıksız devam etmektedir. Terör örgütü bu operasyonlar neticesinde hareket edemeyecek hale getirilmiştir” dedi.
Bölücü terör örgütü mensuplarının kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde büyük kayıplar yaşadıklarını itiraf ettiğini aktaran Güler, “Terör örgütünün sözde elebaşları, kara propaganda ve dezenformasyon ile düştükleri acziyeti örtmeye çalışmakta, saklanacak güvenli yer aramakta ve Mehmetçiğin aman vermeyen takibi karşısında kaçınılmaz sona yaklaşmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOK’
Bakan Güler, Irak merkezi hükümeti ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile son dönemde oluşan iş birliği iklimi ve sahada terör örgütüne karşı ortak mücadelelerinin, örgütün çözülme hızında ivme yarattığını, bölgenin ise kalıcı istikrarına zemin hazırlandığını dile getirdi. Güler, “Birlikte hareket ederek, tecrübelerimizi paylaşarak ve karşılıklı destekle kazandığımız müşterek kabiliyetler, sahadaki konumumuzu güçlendirmekte, bu birliktelikten rahatsızlık duyanları ise hayal kırıklığına uğratmaktadır. Şunu tekrar ifade etmek istiyoruz. Bizim kimsenin toprağında, egemenlik haklarında gözümüz yoktur. Mücadelemiz bölgenin huzur ve refahına zarar veren terör örgütleriyledir. Geçmişte DEAŞ terör örgütünün Irak topraklarını istila etme çabaları devam ederken söylediğimiz gibi Irak toprak bütünlüğüne saygımız tamdır. Bu toprakların geleceğinde yeri olmayan terör örgütünün sonunu, bölgenin gerçek sahipleri getirecektir. Bu durum, bölgedeki istikrarsız ortamdan nemalanan bazı kesimleri de kaygılandırmaktadır. İyi komşuluk ilişkilerimize yönelik attığımız her adımda barış ve huzur ortamını bozmayı hedefleyen odakların niyetlerinin farkındayız. Ancak, nifak tohumlarının bu topraklarda yeşeremeyeceğini tüm kesimlerin çok iyi bilmesi gerekiyor. Öte yandan, Suriye’deki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Suriye’nin kaderini, kederinden memnuniyet duyanların değil, kendi halkının belirleyeceğini hatırlatmak istiyorum” diye konuştu.
‘BARIŞ VE HUZURDAN YANA OLANLAR TÜRKİYE İLE BİRLİKTE HAREKET EDİYOR’
Irak’ta olduğu gibi Suriye’deki terör yapılarını ortadan kaldırmaya yönelik samimi girişimleri de desteklediklerini vurgulayan Güler, “Özellikle belirtmek isterim ki, bölgede barış ve huzurdan yana olan taraflar, Türkiye ile hareket etmektedirler. İllegal yapılarla ve terör örgütleriyle çarpık ilişkileri olan kimi kesimler ise Suriye’nin toprak bütünlüğünü, egemenlik haklarını, ekonomik kaynaklarını ve halkının huzurunu gasbetmektedirler. Operasyonlarımız daha önce söylediğimiz gibi alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli icra esaslarında devam etmektedir. Terörle mücadelemizde haklıyız, kararlıyız, azimliyiz, yetkiniz, yeterliyiz ve irade sahibiyiz” dedi.
Bakan Güler, uluslararası harekat ve misyonlar ile dost ve müttefik ülkelerle eğitim, danışmanlık faaliyetlerine dünyanın değişik coğrafyalarında başarıyla devam ettiklerini söyleyerek, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviye ve gösterdiği profesyonel yaklaşımın tüm uluslararası platformda olduğu gibi en son gerçekleşen NATO Zirvesi’ndeki temaslarda da dost ve müttefik ülkeler tarafından takdir edildiği iftiharla gözlenmiştir” ifadelerini kullandı.
]]>ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, ” Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada, tüm deliller ortada. Ama maalesef iade dosyalarımız Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet Bakanlığı’ndan bir türlü yargı makamlarına ulaştırılmadı, ulaştırılmak istenmedi. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta Almanya, FETÖ elebaşlarını, FETÖ irtibat ve iltisaklarını misafir etmeye devam ediyorlar” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay Konferans Salon’unda düzenlenen ‘Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı’ panelinde konuştu. Bakan Tunç, uluslararası hukuka ve anayasaya uygun bir şekilde TBMM’de 20 Temmuz’da olağanüstü hal ilan edildiğini hatırlatarak, “O dönemde Meclis’te bu konuyla ilgili grubumuz adına konuşma yapmıştım. Başka gruplar da konuştu ama maalesef orada da görüş birliğinde olamadık. Üzülerek söylüyoruz. Bir darbeyle karşı karşıya kalmışız. Uluslararası hukukun verdiği bir yetkiyi kullanıyoruz. Olağanüstü hal ilan etmemiz lazım. Orada da ‘hayır’ diyenler maalesef oldu. Hatta daha da ileri gittiler, ‘Bu 20 Temmuz bir karşı darbedir, asıl siz kontrollü darbe yaptınız, bu bir oyundur, bir tiyatrodan ibarettir’ diyebildiler maalesef. İnşallah o görüşlerini, o arkadaşlarımız da bu süreç içerisinde değiştirmişlerdir. Olağanüstü hal ilan edildikten sonra da yine her şey hukuk çerçevesi içerisinde mücadele devam etti” diye konuştu.
‘İADE TALEPLERİMİZ DEVAM EDİYOR’
Bakan Tunç, yurtdışına kaçanlarla ilgili olarak iade taleplerinin devam ettiğini ifade ederek, “İstinabe taleplerimiz var, adli yardımlaşma, onlar da devam ediyor. ‘Demokratik hukuk devletiyim, insan haklarına saygılıyım’ diye sürekli ‘demokrasinin beşiğiyiz, insan haklarını en güçlü savunuyoruz’ diyen ülkeler ve bunlar bizim müttefikimiz, NATO’da, AB’de maalesef Türkiye’nin insan hakları mücadelesinde, demokrasi mücadelesinde yanımızda olmadılar, başta ABD. FETÖ elebaşı zaten darbeden yıllar önce orada konuşlandırıldı, ona orada bir karargah kuruldu ve oradan örgütü yönetti ve ABD’nin kontrolünde bunları gerçekleştirdi. Sonrasında da yargılamalar sırasında tüm deliller, 7 iade talebimiz var, 30’a yakın suç var. Tüm bunlar delilleriyle sabit. Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada, tüm deliller ortada. Ama maalesef iade dosyalarımız ABD Adalet Bakanlığı’ndan bir türlü yargı makamlarına ulaştırılmadı, ulaştırılmak istenmedi. AB ülkeleri başta Almanya FETÖ elebaşlarını, FETÖ irtibat ve iltisaklarını misafir etmeye devam ediyorlar. Bunu üzülerek söylüyoruz. Dost ülkelerimize onların temsilcileri Türkiye’ye geldiğinde, onların adalet bakanları Türkiye’ye geldiğinde, hep bunları ifade ediyoruz. ‘Terör, bir insanlık suçudur, darbe bir terör eylemidir. O nedenle bu insanlık suçu günü gelir; sizin de başınıza geldiğinde bununla mücadele etmek uluslararası iş birliğini gerektirir’ diyoruz ve her defasında onlara bunu her misafirimize izah ediyoruz” dedi. 15 Temmuz sürecinde Türkiye’ye yardımcı olan dost ülkelerin olduğunu belirten Bakan Tunç, “Onlar sınır dışı ettiler, bizlere teslim ettiler. İstinabe taleplerimize, adli yardımlaşma taleplerimize duyarlı davrandılar. Onlara teşekkür ediyoruz. Ama ‘demokratik hukuk devletiyiz’ deyip de maalesef ikiyüzlülük yapan ülkeleri de buradan üzülerek zikretmek durumunda kalıyoruz” diye konuştu.
‘YARGIMIZLA ONUR DUYUYORUZ’
Tunç, o gece yargının büyük bir kahramanlık gösterdiğini aktararak, “Milletimize layık bir kahramanlık gösterdi. 1960 darbesinde, 1971 muhtırasında, 1980 darbesinde, 28 Şubat postmodern darbesinde darbecilerin yanında duran bir yargı sistemi vardı. Vesayetçi anlayışa, darbeci anlayışa, Yassıada zihniyetine mensup bir yargımız vardı maalesef. Bu, bizim geçmiş yargı tarihimiz. Ama bunlardan ders çıkardık. O gün darbecilerin yanında duran, darbe mağdurlarını yargılayan bir yargımız varken; 15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yakalayan, gözaltı yapan, soruşturan, yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var. İşte bu yargımızla onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız bir şekilde yoluna devam ediyor” dedi.
‘YARGITAY, BU HATALI KARARLARIN DÜZELTİLMESİ İÇİN VAR’
Birilerinin yargıyla ilgili birtakım eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Bakan Tunç, şunları söyledi:
“Yargının bağımsız ve tarafsızlığı konusunda birtakım haddi aşan ifadeler de duyuyoruz. Yargı sistemi içerisinde hatalı kararlar olamaz mı? Bugün bulunduğumuz bu mekan, Yargıtay. Yargıtay niye var? Bu hatalı kararların düzeltilmesi için var. İstinaf var, 3 dereceli bir yargı sistemindeyiz. İlk derecenin verdiği bir hatalı karardan yola çıkarak işte ‘yargı bu, adalet nerede’ şeklinde yargıyı yıpratan sözlerin 24 bin hakim ve savcımızı töhmet altında bırakan sözler olduğunu düşünüyoruz. O nedenle yargımızla ilgili konuşurken özellikle adalet sistemimiz, adalet mülkün temelidir. Sürekli hedefin adalet olduğunu görüyoruz. Ama 15 Temmuz’da gördük ki yargı mensuplarımız milletin yargısı olarak iş başındaydı. O nedenle tarafsız ve bağımsız yargımıza güvenmeye devam edeceğiz, inşallah.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda düzenlenen protokol imza töreni öncesi Bakan Yumaklı ve Bakan Ersoy, ortak basın toplantısı düzenledi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Su Verimliliği Seferberliği kapsamında iş birliğinin temellerini atmaktan duyduğu mutluluğu belirterek, “Günümüz dünyasına baktığımızda su artık stratejik bir öneme sahip oldu. Ülkemiz, sanılanın aksine su zengini bir ülke değildir ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler konumundadır. Su sadece yaşamın devamı için değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma, tarım, enerji üretimi ve turizm gibi birçok sektörde hayati bir rol oynamaktadır. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, su kaynaklarımızın sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, geleceğimiz için bir ihtiyaç değil, büyük bir zorunluluktur. Bakanlıklarımız arasında kurulan bu iş birliği, su kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını sağlamaya yönelik önemli bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu protokol çerçevesinde su tasarrufu sağlayacak projeler geliştirerek, mevcut su kaynaklarının daha etkin kullanımını sağlayacak ve kamuoyunda suyun önemli konusunda farkındalık yaratmış olacağız” diye konuştu.
’10 YILDA YÜZDE 40 SU KAZANIMI HEDEFLİYORUZ’
Turizm bölgelerinde suyun verimli kullanımının teşvik edileceğini aktaran Ersoy, “Su tüketimini azaltacak uygulamaları hayata geçireceğiz. Su Verimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’yla turizm sektöründe su kullanım verimliğinin arttırılmasını, bunun neticesi olarak da önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 40 oranında su kazanımı sağlanmasını hedefliyoruz. Turizm sektörü için hazırladığımız Su Verimliği Rehberi’nde, peyzaj alanlarında kurakçıl peyzaj uygulamalarına geçilmesi, bunun yanı sıra; sulama yöntemi, zamanı ve süresinin optimize edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Gri su ve yağmur suyu sistemleriyle suyun yeniden kullanımının arttırılmasının önemini vurgulayacağız. Verimli su kullanımına ilişkin; konutlara, kurumlara ve personele yönelik bilgilendirme sürecini güçlü şekilde hayata geçiriyor olacağız. Aslında bu süreci Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı’nın çerçevesinde de ele almış bulunuyoruz. Otellerin ve işletmelerin sürdürülebilirlik belgesi alabilmesi için su tasarrufu kriterleri getirmiştik. Hatta bu kriteri, programın ilk aşaması olarak da değerlendirmiştik. Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında Türkiye’de 1’inci Aşama Belgesi’ne sahip 17 bin 237 konaklama tesisi, 3’üncü Aşama Sertifikası’na sahip 1073 konaklama tesisi bulunuyor. Turizm alanında su tasarrufu yapabilecek bir diğer alan, atık su arıtma tesisleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Atık su arıtma tesisi yapım sorumluluğu biliyorsunuz ki belediyelerin sorumluluğunda. Ancak turizm bölgelerinde bakanlık olarak bir araya gelerek arıtma tesislerini hayata geçirdik. Su Verimliği Seferberliği kapsamında atacağımız adımların, doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini sağlayarak, ekosistemimizi koruyarak ve gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakma hedefimizi güvence altına alacağına olan inancım tam. Bu önemli iş birliğimizin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
‘SEFERBERLİĞİ ULUSLARARASI ARENAYA TAŞIYACAĞIZ’
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı ise Türkiye’nin tüm dünyadan ziyaretçi çeken bir cazibe merkezi olduğunun altını çizerek, “Turizm, ülkemiz için vazgeçilmez ve ekonomimiz için lokomotif sektörlerden birisidir. Tarımın, sanayinin ve elbette turizmin vazgeçilmez unsurlarından birisi sudur. Ancak küresel iklim değişikliğinin ülkemizi bu bağlamda tehdit etmesi sebebiyle, bizler de suyun verimli kullanımı için çok farklı eylemler oluşturuyoruz. Bugün dünyada 80 ülkenin 2,1 milyar insanın temiz suya hasret kaldığını belirtmemiz gerekir. Sayın Bakanım da söyledi; bizler su zengini bir ülke değiliz. Su stresi altında bir ülkeyiz. Eğer bugün burada, imzalayacağımız protokol de dahil olmak üzere belirlenmiş olan eylemleri hayata geçirmediğimiz takdirde 2030 yılında su fakiri olan ülkeler kategorisine girmemiz işten bile değil. Cumhurbaşkanımızın, suyun korunmasının vatanı korumakla eş değer olduğunu belirtir ifadesinden hareketle bizler de ‘suda sıfır kayıp’ ilkesiyle yola çıktık. Saygıdeğer Hanımefendi’nin (Emine Erdoğan) himayelerinde başlatılmış olan Su Verimliliği Seferberliğini tüm ülke çapında hatta uluslararası arenaya da taşıyacağız” diye konuştu.
‘162 SEKTÖREL SU VERİMLİLİĞİ REHBERİ YAYIMLANDI’
Dünyadaki tüm gelişmeleri takip ettiklerini belirten Bakan Yumaklı, “Bu hedefleri gerçekleştirmenin üst düzey bir koordinasyonla mümkün olacağını biliyoruz. Suyumuzun her damlasını değere dönüştürecek verimlilik çalışmaları da son derece önemli. 2033 yılına kadar halihazırda kişi başı 150 litre olan günlük ortalama su ücretini 120 litreye düşürme hedefindeyiz. Yine içme suyu sistemlerinde yüzde 32 olan kaybı yüzde 25’e düşürmek hedefindeyiz. Halihazırda suyu en çok kullanan tarım sektöründe yüzde 50 olan sulama randımanını, yüzde 60’a yükselterek bu alanda da önemli bir gelişme kaydetmek istiyoruz. Endüstriyel kullanımda da yüzde 30’luk yeni su tasarrufunu öngörüyoruz. Turizmde ise su verimliliğinin harekete geçirilmesiyle birlikte kullanımlarda yüzde 40’a varan oranlarda su kazanımını hedefliyoruz. Hedeflerin gerçekleşmesine yönelik 162 adet Sektörel Su Verimliği Rehberi yayınlanmış durumda. Turizm tesislerinde büyük alanları kapsayan peyzaj alanlarının kurakçıl peyzaja geçilmesiyle birlikte önemli bir su kazanımı etkisi olacaktır” dedi. Konuşmalardan sonra Ersoy ve Yumaklı, iş birliği protokolüne imza attı.
]]>Nermin Yıldırım Kara, yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i eleştirerek, şunları kaydetti:
“Bakan Tekin’in eğitim sistemini koca bir ticarethane gibi gördüğünü saklayamadığı açıklamaları, iktidarın eğitim sistemi konusundaki çarpık anlayışına da ayna tutuyor. ‘Milyonlarca lira internet faturası ödüyoruz; bunlar bedava değil’ diyerek övündüğü ödemeler, yönetenlerin üstün cömertlikleri sayesinde değil yurttaşların emekleriyle kazanıp ödediği vergiler ile yapılmaktadır. MEB’in hazırladığı bütçelerin, eğitim kurumlarının temel ihtiyaçları için bile yetersiz kaldığı bir dönemde, bu harcamaların yönetenlerin şahsi cömertlikleriymiş gibi sunulması, büyük bir sorumsuzluk ve iş bilmezliktir.
MEB bütçesinin büyük bir kısmı zorunlu personel harcamalarına ayrıldığı için, geriye kalan az miktarda para ile ne okulların fiziki ihtiyaçları karşılanabilmekte ne de eğitim kalitesi artırılabilmektedir. Okul müdürleri yeni eğitim öğretim yılı başlamadan, henüz ödenek de gelmediği için şu an okulun tadilatlarını, asansörlerin klimaların bakımlarını, boya badana işlerini nasıl ve kime yaptırılacaklarını kara kara düşünüyorlar. Bakan Tekin ise bu sorunlara duyarsız kalarak koltuğunda oturmaya devam etmekte ve büyük bir iş gibi faturaları ödemekten duyduğu kıvancı dile getirmektedir.”
“Deprem bölgesinde iki klimanın tamiri bile 20 bin TL”
Deprem bölgesindeki eğitim yılının oldukça zorlu ve imkansızlıklar içinde geçtiğinin altını çizen Yıldırım Kara, “Deprem bölgelerindeki okulların harap durumu, iktidarın eğitime verdiği önemi acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu okullarda asansörler, klima sistemleri, elektrik ve boyama gibi temel ihtiyaçların masrafları nasıl karşılanacak? Eğitim yuvalarımız, ayırılan yetersiz bütçelerle daha fazla nasıl ayakta kalabilir? Deprem bölgesinde bir okul müdürü, iki klimanın bakımı için 20 bin TL ödemek zorunda kalıyor; okulların bu masrafı karşılaması nasıl bekleniyor? Bir günlük ustanın yevmiyesinin 3 bin TL ile 5 bin TL arasında değiştiği bir dönemde okullar yeni eğitim yılına nasıl hazırlanacak?
Ödenek gelmezse bu masraflar nasıl karşılanacak?
Deprem bölgesinde giderilemeyen sorunlar nedeniyle ülkemizde bir nesli kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bakan Yusuf Tekin’in bu sorunu görmezden gelerek büyük bir sorumsuzluk sergilediğini tekrar vurguluyoruz. Bakan Tekin’in, bu durumun ciddiyetini farkına vararak depremden etkilenen bölgelerde derhal harekete geçmesini talep ediyoruz; deprem bölgeleri kamuda tasarruf tedbirlerinden muaf tutulduğu iddia edilse de maalesef pratikte bu uygulamaları göremiyoruz.
Yaşadığımız bu eğitim krizi, sadece bir bakanın değil, tüm iktidarın eğitime ve geleceğimize olan vurdumduymazlığının bir sonucudur. Deprem bölgesindeki okulların durumu, acil ve kapsamlı bir müdahale gerektiren kritik bir meseledir ve bu sorumluluk daha fazla ertelenemez.”
]]>ANKARA – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Polis Özel Harekat Başkanlığında düzenlenen anma programında, “Hangi ine saklanırlarsa saklansınlar, bu millete yapılan ihanetin hesabını soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 8. yıl dönümü çerçevesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Özel Harekat Başkanlığında, terör örgütü FETÖ’nün darbe girişimi nedeniyle hayatını kaybeden güvenlik güçleri için gerçekleştirilen anma törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Yerlikaya, şu ifadelere yer verdi:
“Bundan 8 yıl önce, hainlerce, bedeli şehit kanlarıyla ödenmiş kutsal vatan toprağımızda, alçak bir ihanet girişimi yaşandı. O karanlık gecede, gökten bombalar yağdı. Tanklar insanlarımızı ezdi. Masum insanların üzerlerine hedef gözetmeksizin ateş açıldı. Ama bu hainlerin hedef gözettikleri yerler de vardı. Korktukları, yok etmek, ölüm kusmak istedikleri yerler. O yerlerin başında da, bileği bükülmeyen kahramanların yurdu, Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığı ile Havacılık Dairesi Başkanlığı geliyordu. Ancak, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle, ‘Son sözü top, tüfek değil iman belirleyecekti’, öyle de oldu. Dalga dalga yayıldı o ruh. Canı pahasına sokaklara dökülen o koca yürekler, darbeci alçaklara asla geçit vermediler. Milli Mücadelede olduğu gibi o karanlık gecede Türk milleti ayağa kalkmış, varlığımıza, birliğimize kasteden FETÖ ihanetini bozguna uğratmıştır.”
“Hangi ine saklanırlarsa saklansınlar, bu millete yapılan ihanetin hesabını soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz”
Vatanı uğruna canını hiçe sayan kahramanların, isimlerini tarihe gururla yazdırdığını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Hangi ine saklanırlarsa saklansınlar, bu millete yapılan ihanetin hesabını soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz. Bu vatansızlar nerede olurlarsa olsunlar, bilsinler ki devletimizin nefesi enselerindedir. O gece ülkemizin dört bir yanında 252 canımız şehadete erdi. 2 bin 740 kahramanımız gazilikle onurlandı. Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığımızda 44 kahramanımız, Havacılık Dairesi Başkanlığımızda 7 kahramanımız, Ankara Emniyet Müdürlüğümüzde 13 kahramanımız İstanbul ve Muğla’da 7 kahramanımız şehit oldu. İşte o yiğitler, tarihe isimlerini altın harflerle yazdıran o kahramanlar, bayrağımızı yere düşürmediler. Onların adı yüreklerimize kazındı. Hatıraları, emanetleri ve mirasları ebediyete kadar bizimle yaşayacaktır. Bu vatan evlatlarını bizden koparanlara öfkemiz dinmeyecek ve mücadelemiz bu hainlerle sonsuza dek devam edecek” diye konuştu.
Bakan Yerlikaya, konuşması öncesi Havacılık Daire Başkanlığını ziyaret etti ve ardından şehitlerin isimlerinin yer aldığı mozoleye karanfil bıraktı. Konuşmasında, şehitlerin isimlerini de tek tek okuyan Bakan Yerlikaya’ya törendeki polisler hep bir ağızdan “Burada” diyerek karşılık verdi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, 15 Temmuz gecesi şehit olan ikiz kardeşlerin öyküsünü anlatan “Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim” isimli kısa filmin izletilmesiyle devam etti. Kısa filmin ardından ise Polis Özel Harekat Başkanlığında bulunan polisler, Özel Harekat yemini etti. Tören, şehitlerin ruhuna dua edilmesi ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle tamamlandı.
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, Ankara’da 15 Temmuz gazileri ve şehit aileleriyle bir araya geldi. Yerlikaya, “Biz hainleri affetmeyeceğiz. Nankörlerden yüz çevireceğiz. Hangi delikte, hangi kılıkta olurlarsa olsunlar, onları yaptıklarına pişman edeceğiz. Bu da bizim şehit ana-babalarına, şehit evlatlarına, gazilerimize sözümüz olsun” dedi.
Bakan Yerlikaya, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle Polis Müzesi’ndeki Şehit Demet Sezen Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, 15 Temmuz gazileri ve şehit aileleriyle bir araya geldi. Programa, şehit aileleri ve gazilerin yanı sıra, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı iken 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaralanarak gazi olan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Turgut Aslan, İçişleri Bakan Yardımcıları Mehmet Aktaş, Bülent Turan, Münir Karaloğlu ve Mehmet Sağlam, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir ve Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç katıldı.
‘MEYDANLARA KOŞAN KOCA YÜREKLER VARDI’
Kuran-ı Kerim okunmasıyla başlayan programda daha sonra şehitler için dua edildi. Programda konuşan Bakan Yerlikaya, bundan 8 yıl önce, Türk devletinin bağımsızlığına ve milli iradeye kasteden bir ihanet örgütünün alçakça kalkışmasına şahit olduklarını belirterek, “Ancak o hainlerin karşısında elinde bayrağı, kucağında yavrusu, yanında evladıyla meydanlara koşan koca yürekler vardı. O koca yürekler ki çıplak elleriyle tankları durdurmaya çalıştı. Uçakların kalkışını engellemek için tarlasındaki ekinini yaktı. ‘Öleceksek bir kere öleceğiz’ diyerek elinde al bayrağıyla şehadete koştu. ve o gece göğsümüzü kabartan nice kahramanlık destanı yazıldı. Yeni doğmuş çocuğunu son kez koklayarak meydanlara koşan babaları, annesine son kez sarılıp sokaklara koşan vatan evlatlarını sabahlara kadar alnı secdeden kalkmayan ak saçlılarımızı nasıl unutabiliriz?” diye konuştu.
‘KAHRAMANLARIMIZIN MÜCADELESİ MÜCADELEMİZDİR’
Milletine pusu kuran, kalbi, ruhu ve aklı satılmış FETÖ’cü alçakların şehit ettiği kahramanları unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını söyleyen Yerlikaya, “Tarih şahit olsun; yer ve gök şahit olsun. Sizlerin emaneti emanetimizdir. Kahramanlarımızın mücadelesi mücadelemizdir. Sonsuza dek de böyle olacaktır. Biz hainleri affetmeyeceğiz. Nankörlerden yüz çevireceğiz. Hangi delikte, hangi kılıkta olurlarsa olsunlar, onları yaptıklarına pişman edeceğiz. Bu da bizim şehit ana-babalarına, şehit evlatlarına, gazilerimize sözümüz olsun. Biliyoruz giden her can bizim canımızdır. Kundakta yavrusuna doyamayan nice yiğitler var. Gencecik evladının kokusuna doyamayan analar, babalar; sevdiğine kavuşamayan, sevdası yarım kalan nişanlılar var. Yarım kalan hayaller, dinmeyen hasretler, geçmeyen nice sızılar var. İşte o gidip de dönmeyen yiğitlerimize selam olsun. Anadan, yardan, serden geçen kahramanlarımıza selam olsun” ifadelerini kullandı.
Şehit ve gazileri unutmayacaklarını vurgulayan Yerlikaya, “Sizler, bu vatan için ödenecek en büyük bedeli ödediniz. Sizler, ciğer parelerinizi istiklalimiz uğruna feda eylediniz. Ne yaparsak yapalım hakkınızı ödememiz mümkün değil. Devletimiz, milletimiz sizlere ebediyen minnettardır” dedi.
Bakan Yerlikaya, konuşmasının ardından şehit aileleri ve gazilerin masalarını ziyaret ederek, onlarla fotoğraf çektirdi.
]]>BAHÇELİ: 15 TEMMUZ, İŞGAL GİRİŞİMİNE İMAN İRADEYLE DİRENİŞTİR
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından yayımladığı mesajda, şu ifadeleri kullandı; “15 Temmuz, Millî Kahramanlığın dış bağlantılı ihanet ve işgal girişimine iman ve iradeyle direniş ve dik duruş mefkûresidir. 15 Temmuz şehitlerimize ve bilcümle bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü münasebetiyle Türkiye aleyhine karanlık senaryo hazırlığı içinde olanlara sadece felaket günlerinde Türk milletinin hangi fedakârlıkları göze alacağını idrak etmelerini ikazen tavsiye ediyorum.”
BAKAN GÖKTAŞ: MİLLETİN ZAFERİ’Nİ NESİLDEN NESİLE AKTARACAĞIZ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir hilal uğruna canlarını feda etmekten çekinmeden hain FETÖ’nün darbe teşebbüsünü göğsünde durduran kahramanlarımızı da; o karanlık gecenin nasıl aydınlığa döndüğünü de unutmadık, unutmayacağız. 15Temmuz’un ruhunu bu topraklarda her daim diri tutacak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi liderliğindeki ‘Milletin Zaferi’ni nesilden nesile aktaracağız. Demokrasimize ve milli birliğimize kasteden hain darbe girişiminin yıl dönümünde aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.
BAKAN BOLAT: 15 TEMMUZ RUHUNU YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “15 Temmuz gecesi, aziz milletimiz şanlı tarihinden aldığı güçle, ülkemizin geleceğini hedef alan hain darbe girişimine karşı şanlı bir direniş göstermiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın göstermiş olduğu liderlik ve milletimizin dünyaya örnek olan engin cesaretiyle bütünleşmiş olan direniş ruhu, devletimizi, geleceğimizi, ekonomimizi, güvenliğimizi hedef alan cuntacıların ve onların arkasındaki odakların planlarının başarısızlığa mahkum olmasında büyük bir rol oynamıştır. 15 Temmuz gecesi devletimizi, kurumlarımızı, Gazi Meclisimizi, şehirlerimizi ve milletimizin iradesini hedef alan saldırılara karşı devlet-millet el ele vererek Türkiye’mizin geleceğini karanlığa sokmaya çalışan hain saldırıyı püskürttük. Bu düşüncelerle, ülkemizin bağımsızlığını ve birliğini hedef alan hain darbe girişiminin yıl dönümünde 15 Temmuz gecesi şehit olan tüm vatan evlatlarımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu aziz vatan için canını feda eden tüm kahraman asker, polis ve sivil şehitlerimize şükranlarımızı sunuyor, Yüce Allah’tan gani rahmet diliyoruz. Tarih boyunca birçok zorluğun üstesinden gelen milletimiz ile el ele vererek ecdadımızın bize miras bıraktığı ülkemizi daha güçlü yarınlara hazırlamaya ve 15 Temmuz ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
BAKAN KACIR: CUMHURBAŞKANIMIZ LİDERLİĞİNDE KAZANILMIŞ MİLLETİN ZAFERİ’DİR
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yayımladığı mesajında, “15 Temmuz Türk Milletinin istiklâline ve istikbâline sahip çıkarak, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla birlikte verdiği kahramanca mücadelenin ve yazdığı destanın adıdır. Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kazanılmış Milletin Zaferi’dir. Şair’in ‘Asım’ın nesli diyordum ya; nesilmiş gerçek…’ diye bahsettiği o nesilden, namusunu çiğnetmemek adına şehadete koşan kahramanlarımızı rahmetle, şanlı gazilerimizi minnetle anıyorum” ifadelerine yer verdi.
BAKAN ERSOY: DEMOKRASİMİZİ VE MİLLÎ BİRLİĞİMİZİ HER ZAMAN KORUYACAĞIZ
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “15 Temmuz, aziz milletimizin tek yürek olarak canı pahasına yazdığı bir destandır. Bu kahramanlık destanını birlik ve beraberlik ruhuyla asla unutmayacağız ve daima yaşatacağız. Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakarak, ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıma kararlılığımızla demokrasimizi ve millî birliğimizi her zaman koruyacağız. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükran ve minnetle anıyorum” diye konuştu.
BAKAN TUNÇ: DARBELER DÖNEMİ BİR DAHA AÇILMAMAK ÜZERE KAPANMIŞTIR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi; “15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıl dönümünde tüm darbeleri ve darbe girişimlerini lanetliyor; vatanımız, bağımsızlığımız ve demokrasimiz uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Mazisi kahramanlıklarla dolu aziz milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü tebrik ediyorum. 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen hain darbe girişimi, aziz milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Darbelerle, muhtıralarla, kumpaslarla, sokak olaylarıyla amacına ulaşamayan vesayetçi zihniyet, FETÖ eliyle anayasal düzeni ve milli iradeyi yok etmek istemiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve halkın oylarıyla seçilmiş hükümeti devirmeye kalkışmıştır. Aziz milletimiz, tıpkı Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da hainlere geçit vermemiş, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara akın ederek vatan ve bayrak aşkıyla yeni bir kahramanlık destanı yazmıştır. Hainlerin karşısında dimdik duran milletimiz, onurlu mücadelesiyle tüm dünyaya bir kez daha demokrasi dersi vermiştir. Hain darbe girişiminin önlenmesinde en önemli unsurlardan biri de şüphesiz tarafsız ve bağımsız yargıdır. Darbe girişiminin ilk anından itibaren Cumhuriyet başsavcılıkları soruşturmalarını başlatmış, darbeciler hakkında gözaltı ve tutuklama kararları vermiştir. Yargı mensuplarının gösterdiği kahramanlık, geçmişteki darbelerde cuntacıları ‘hazır ol’da bekleyen vesayetçi yargı anlayışının tarihe karıştığının en önemli göstergesi olmuştur. 15 Temmuz’la birlikte ülkemizde artık darbeler dönemi bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Geçmişten geleceğe kurduğumuz köprünün harcını birliğimizle, kardeşliğimizle, istiklal aşkıyla, vatan ve millet sevgisiyle karmaya devam edeceğiz. Vesayetçi zihniyete, ülkemiz üzerinde oyun kurmak isteyen şer odaklarına asla müsaade etmeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeyi sürdüreceğiz. Başta FETÖ ve PKK olmak üzere ülkemizin huzurunu hedef alan hiçbir terör örgütüne göz açtırmayacağız.”
BAKAN TEKİN: 15 TEMMUZ EMPERYALİSTLERE TARİHİ BİR CEVAPTIR
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “15 Temmuz, milletimizin bağımsızlık ve hürriyetine olan sarsılmaz inancının teşekkül ettiği, ortak zaferimizin ve kutlu direnişimizin yıl dönümüdür. O gece, milletimiz hain darbe girişimini sadece püskürtmekle kalmamış, birlik, beraberlik ve demokrasiye olan bağlılığın gücünü tüm dünyaya göstermiştir. 15 Temmuz, emperyalistlere ve onların iş birlikçilerine verilmiş tarihî ve destansı bir cevaptır. Bu nedenle, 15 Temmuz Destanı’nı diri tutacak, yarınları kuracak bir ruhla anmaya devam edeceğiz. Unutmamak, unutturmamak, şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak hepimizin görevidir. Millî Eğitim Bakanlığı olarak genç nesillerimizi millî ve manevi değerlerine bağlı, vatan sevgisiyle yoğrulmuş bireyler olarak yetiştirmeyi en öncelikli görevimiz olarak kabul ediyoruz. 15 Temmuz ruhunu ve milletimizin direnişini genç nesillerimize aktararak, evlatlarımızın her daim vatanına, milletine ve bayrağına bağlı, cesur ve fedakâr bireyler olmasını hedefliyoruz. Bu vesileyle, 15 Temmuz’un yıl dönümünde bir kez daha vatanımız için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Birlik ve beraberlik içinde, daha güçlü bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>Bakan Osman Aşkın Bak: “15 Temmuz’da Türk’ün gücü tankları ezmiştir”
İSTANBUL – 15 Temmuz Derneği, “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenledi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir” dedi.
15 Temmuz Derneği, 15 Temmuz destanının 8’inci yılında “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenlendi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinliğe, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç ve eski Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı.
Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz Derneği, Bisiklet Federasyonu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak destansı bir mücadele olan 15 Temmuz’la alakalı bir aktivite gerçekleştirmek üzere buradayız. 15 Temmuz milletimizin tüm dünyaya ifade ettiği, ‘geleceğimle ilgili ben karar veririm’ dediği bir gün. Hain darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara dolan vatandaşlarımız, o gün tüm dünyaya sadece kendisini yönetecek kişinin, kişilerin ve demokrasinin kendisi tarafından karar verebileceğini göstermiştir. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir. Aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.
15 Temmuz Derneği tarafından çeşitli etkinliklerin düzenlendiğini kaydeden Bakan Bak, “Biz de bu yıl yine 15 Temmuz Derneği ile beraber bir aktivite gerçekleştirerek Boğaz Köprüsü’nden bisikletlerle geçeceğiz. Biz herkes İstanbul’da Türkiye’de bisiklet kullanmaya davet ediyoruz, bisiklet çok çevre dostu bir spor dalı ve aktivite. Yarın 15 Temmuz’la ilgili çeşitli aktiviteler olacak. Biz de gençlerimize 15 Temmuz’u hatırlatmak üzere pek çok aktivite yapıyoruz. 15 Temmuz şehitler Köprüsü’nün orada bir müze var ve onu da ziyaret edeceğiz. İstanbul güzel bir şehir, bisiklet binmek için güzel bir pazar günü. Bütün vatandaşlarımızı şehitlerimize anmaya yarın bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. 256 şehidimizi rahmetle anıyoruz, gazilerimize uzun ömürler diliyoruz. Türk milleti tüm dünyaya şunu göstermiştir; ‘Ben geleceğimle ilgili kararı sadece ve sadece ben veririm, demokrasinin kararını ben veririm, sandıkta karar veririm, darbe gibi bu tip oyunlara asla prim verme.’ O yüzden yüce milletimizi, aziz milletimizi ve tüm kahramanlarımızı saygıyla yad ediyoruz. O destansı direnişi unutmayacağız, askerimizin, milletimizin ne kadar birbirini tamamladığını görüyoruz. Bu coğrafya zor bir coğrafya, bu coğrafyada güçlü olmak için böylesine güçlü tanka atan, uçağa levye sallayan ve yüreğiyle vatanını savunan, vatan millet aşkına mücadele eden bir millet olmak gerekiyor. Türk milleti de böyle bir millet, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu.
]]>15 Temmuz Derneği, 15 Temmuz destanının 8’inci yılında “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenlendi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinliğe, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç ve eski Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı.
Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz Derneği, Bisiklet Federasyonu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak destansı bir mücadele olan 15 Temmuz’la alakalı bir aktivite gerçekleştirmek üzere buradayız. 15 Temmuz milletimizin tüm dünyaya ifade ettiği, ‘geleceğimle ilgili ben karar veririm’ dediği bir gün. Hain darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara dolan vatandaşlarımız, o gün tüm dünyaya sadece kendisini yönetecek kişinin, kişilerin ve demokrasinin kendisi tarafından karar verebileceğini göstermiştir. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir. Aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.
15 Temmuz Derneği tarafından çeşitli etkinliklerin düzenlendiğini kaydeden Bakan Bak, “Biz de bu yıl yine 15 Temmuz Derneği ile beraber bir aktivite gerçekleştirerek Boğaz Köprüsü’nden bisikletlerle geçeceğiz. Biz herkes İstanbul’da Türkiye’de bisiklet kullanmaya davet ediyoruz, bisiklet çok çevre dostu bir spor dalı ve aktivite. Yarın 15 Temmuz’la ilgili çeşitli aktiviteler olacak. Biz de gençlerimize 15 Temmuz’u hatırlatmak üzere pek çok aktivite yapıyoruz. 15 Temmuz şehitler Köprüsü’nün orada bir müze var ve onu da ziyaret edeceğiz. İstanbul güzel bir şehir, bisiklet binmek için güzel bir pazar günü. Bütün vatandaşlarımızı şehitlerimize anmaya yarın bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. 256 şehidimizi rahmetle anıyoruz, gazilerimize uzun ömürler diliyoruz. Türk milleti tüm dünyaya şunu göstermiştir; ‘Ben geleceğimle ilgili kararı sadece ve sadece ben veririm, demokrasinin kararını ben veririm, sandıkta karar veririm, darbe gibi bu tip oyunlara asla prim verme.’ O yüzden yüce milletimizi, aziz milletimizi ve tüm kahramanlarımızı saygıyla yad ediyoruz. O destansı direnişi unutmayacağız, askerimizin, milletimizin ne kadar birbirini tamamladığını görüyoruz. Bu coğrafya zor bir coğrafya, bu coğrafyada güçlü olmak için böylesine güçlü tanka atan, uçağa levye sallayan ve yüreğiyle vatanını savunan, vatan millet aşkına mücadele eden bir millet olmak gerekiyor. Türk milleti de böyle bir millet, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Erdal Sağlam
Önümüzdeki hafta ekonominin gündeminde yine ağırlıklı olarak emekli maaşları ve TBMM’ye gelmesi beklenen vergi paketi bulunuyor. Bununla birlikte enflasyon hedefine ilişkin beklentiler ve faiz indiriminin zamanlamasını konuşmaya devam edeceğiz.
Temmuz başında çeşitli mal ve hizmetlerin fiyatlarına gelen yüklü zamlara karşılık asgari ücrette Temmuz ayı artışı yapılmayacağı kesinleşti. Haziran ayı enflasyonunun belli olmasıyla birlikte emekli maaş artışları da kesinleşirken konu artık tümüyle, kök aylığı düşük işçi emeklilerine yapılacak zamda kilitlendi.
Bunun böyle olacağı belliydi ama iktidar kök maaşlarda artışa yanaşmadığı için bazı emeklilerin Temmuz’da hiç zam almaması, ya da çok küçük oranlı zamlarla karşı karşıya gelmesi gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine iktidar partisinde ve Hükümette, oluşan büyük tepki üzerine, bir çözüm arayışı başladı ve hala devam ediyor. Son olarak açıklama yapan AKP yöneticileri, hafta başında bu konuda bir karar verilip açıklanacağını söylediler.
Emekliler zamlı maaşlarını almaya başlamışken yaşanan bu gecikmenin nedeninin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yoğun yurt dışı seyahatleri olduğunu sanıyoruz. Aslında yapılacaklar, alternatifli olarak, belli ama büyük ihtimalle Cumhurbaşkanı’nın açıklaması için bekletiliyor diye tahmin ediyoruz. Bu arada yapılan açıklamalar, emeklileri memnun edecek bir çözüm yolu aransa da uygulanan ekonomik programın dengeleri gözetilerek yapılacağı yönünde.
Son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin söylemleri, “Bizden programı bozacak popülist kararlar beklemeyin” noktasına geldi. Bu nedenle de, iktidara yakın medyada büyük beklentiler doğuracak haberler yazılmasına rağmen, sadece kök maaşı düşük işçi emeklilerine dönük bir çözüm arandığını tahmin ediyoruz. Bu çerçevede yapılacak zammın maliyetini düşürmek için kök maaş aynı kalırken, asgari emekli maaşı adı altında yapılacak artırım ile zammın tüm emeklilere yansımasının sağlanmaya çalışılacağı anlaşılıyor.
Yani 8 bin TL kök aylığı olup şu anda asgari emekli maaşı nedeniyle 10 bin TL alan bir emekli, düzenleme yapılmazsa, Temmuz ayında zam alamayacaktı. Şimdi asgari emekli maaşı 12 bin ya da 12 bin 500 TL civarına çıkarılarak, kök maaşı düşük kalsa da yüzde 25’lik zammı alması sağlanacak gibi gözüküyor. Dolayısıyla basında yer alan, tüm emekli maaşlarına ek zam yapılacağı gibi haberlerin, karar alınırken gündemde olacağını sanmıyoruz.
Vergi paketi gelmedi ama denetimler yoğunlaşıyor
TBMM’nin çalışma takvimi, daha doğrusu yaz tatiline giriş tarihi, Temmuz ayı sonuna kadar ötelenmişti. Bunun en önemli nedenlerinden birinin, bir türlü son şekli verilip de TBMM’ye gelemeyen vergi paketi olduğu tahmin ediliyordu. Ancak hala vergi paketine son şekli verilebilmiş değil. Bu durum da iktidar partisi ve iş dünyasından gelen, yeni vergi düzenlemeleri ile ilgili şikayetlerin fazla olduğunu gösteriyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda yapılan çalışmalar, bize anlatıldığına göre, birkaç kez son noktaya geldi ama hala vergi paketinin nasıl ve ne zaman çıkarılacağı belli değil. Şimdiden, artık kapsamlı bir vergi paketi olmayacağı, alınacak önlemlerin birkaç parça halinde gündeme geleceği söylenmeye başladı. Yani TBMM’nin yeni döneminde de büyük ihtimal bu yılın sonuna kadar vergi paketlerini konuşmaya devam edeceğiz.
Vergi paketindeki gecikmeye karşılık Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, pakette de yer almasını istediği, bazı uygulamalar hakkında şimdiden denetimlere başladığı görülüyor. Bakan Şimşek, pakette “nereden buldun” diye bilinen, harcamaları gelirlerinden çok fazla gözüken kişilere karşı yapılacak denetimin yolunu açacak bir düzenleme istiyordu. Ancak bu iş dünyasından büyük tepki görmüştü.
Bakan Şimşek, hafta sonunda Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, 5 milyon TL üzerinde aylık harcaması olup gelir beyan etmeyen kişilerin hesaplarının yoğun olarak denetimine başlandığını açıkladı. Kısacası, yasa olarak düzenleme yapma çabası sürerken, mevcut mevzuat çerçevesinde, vergi vermeyen kesimler için hedef olarak koyduğu kişilere karşı incelemeleri başlattığını söyleyebiliriz. Bakan Şimşek bir yandan enflasyonla mücadele, Türkiye’nin borçlanması ve cari açıktaki gerileme gibi ekonomideki olumlu haberleri “program işliyor” başlığı altında kamuoyuna anlatmaya devam ediyor. Ancak bununla birlikte bütçe gelirlerini artırmak için aldığı önlemlere, yasal düzenlemeyle yeni dayanakları oluşturamasa da mevcut koşullarda devam etmek istiyor. Çünkü bu yıl için bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 5’e, 2025 yılı için de yüzde 3’e düşürme konusunda açıkladığı hedefleri tutturmak istiyor. Ancak bütçede gelecek ek disiplinler sayesinde, önümüzdeki döneme ilişkin enflasyonla mücadele hedeflerinin korunabileceğinin farkında.
Özetle; Bakan Şimşek, piyasalarda program için oluşan olumlu havanın devamı için yeni önlemler almaya çalışıyor. Yaşanan gecikmelere karşı da geçici önlemlerle yoluna devam ettiğini göstermek istiyor. Bu şekilde ne kadar devam edebilecek, onu da yılın sonuna doğru görebileceğiz.
]]>Uraloğlu: “Hızlı tren çalışmalarımız devam ediyor. Kısa zamanda ihalesini gerçekleştirip yapım çalışmalarına başlayacağız”
“Devlet Demiryolları Bölge Müdürlüğünü Erzurum’da resmi olarak kurduk, fiili olarak da kısa zamanda hayata geçireceğiz”
” Sivas’tan Kars’a kadar olan mevcut demiryolu hattımızı rehabilite ediyoruz ve buradaki kapasiteyi artırıyoruz”
ERZURUM – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Erzurum Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda açıklamalarda bulunarak, Erzurum’da TCDD Bölge Müdürlüğünün kurulduğunu ve fiili olarak kısa zamanda hayata geçirileceğini bildirdi.
Bakan Uraloğlu, “İlk etapta biz Sivas’tan Kars’a kadar olan mevcut demiryolu hattımızı rehabilite ediyoruz ve buradaki kapasiteyi artırıyoruz. Hızlı tren ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Onu da çok uzatmadan yapım çalışmalarını ve ihalesini yapıp başlayacağız.” şeklinde konuştu.
Ulaşımla ilgili Erzurum’da devam eden tünel ile standart yükseltme çalışmalarının projelerinin ve takibinin yapıldığını söyleyerek en kısa zamanda hayata geçireceklerini bildiren Uraloğlu, “Erzurum’u seviyoruz, onun için hizmet etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Erzurum Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısında açıklamalarda bulundu. Erzurumlular ile bir araya gelen Bakan Uraloğlu, “Geçen hafta içerisinde ilk yerli ve milli uydumuz TÜRKSAT 6A’yı uzaya fırlattık, onun mutluluğunu gururunu yaşıyoruz. Bu ülkenin bir evladı ve bir mühendis olarak bunu yapabilmenin haklı gururu sevinci ve heyecanı var. Cumhurbaşkanımız bize hedef göstererek her türlü maddi ve manevi desteği verdi.” ifadelerini kullandı. Uraloğlu, Erzurum’da yaklaşık 4 buçuk yıl görev yaptığını anımsatarak, “Erzurum’un ekmeğini yedik, suyunu içtik ve hizmet etmeye çalıştık. Sonrasında da Genel Müdür olarak hizmet etmeye çalıştık. Şimdi de bu görev vesilesiyle inşallah bütün Türkiye’mize olduğu gibi Erzurum’a da hizmet etmeye devam edeceğiz. Çünkü Erzurum, duruşuyla, ülkemizin milli manevi değerlerine sahip çıkması ve destek vermesiyle beraber bize her zaman güç vermiştir, destek olmuştur.” dedi.
“Erzurum’a Hızlı Tren Çalışmalarımız Devam Ediyor”
Uraloğlu, Erzurum’un ulaştırmasıyla ilgili yapılan, planlanan ve devam eden çalışmaların olduğunu vurgulayarak, “Bunları da bir program dahilinde, Bakanlarımızla, Milletvekillerimizle, Belediye Başkanlarımızla ve İl Teşkilatımızla hayata geçireceğiz.” dedi. Erzurum’da Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Bölge Müdürlüğünün resmi olarak kurulduğunu bildiren Uraloğlu, fiili olarak da bütün üniteleriyle kısa zamanda hayata geçirileceğinin altını çizerek, “İlk etapta biz Sivas’tan Kars’a kadar olan mevcut demiryolu hattımızı rehabilite ediyoruz ve buradaki kapasiteyi artırıyoruz. Erzurum’a hızlı tren ile ilgili çalışmalarımız da devam ediyor. Çok uzatmadan ihalesini yapıp yapım çalışmalarına başlayacağız.” şeklinde konuştu.
Ulaşımla ilgili Erzurum’da devam eden tünel ile standart yükseltme çalışmalarının projelerinin ve takibinin yapıldığını söyleyerek en kısa zamanda hayata geçireceklerini bildiren Uraloğlu, “Erzurum’u seviyoruz, onun için hizmet etmeye devam edeceğiz. İl Danışma Kurulu’nun Erzurum’a hayırlara ve daha güzel hizmetler yapmamıza vesile olmasını diliyorum. Sizleri saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum.” dedi.
]]>Murat Kurum Deprem bölgesi Nurdağı’nda
Bakan Kurum Nurdağı’ndan Kahramanmaraş’a müjdeyi verdi
GAZİANTEP – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, depremden en çok etkilenen ilçelerden biri olan Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde devam eden TOKİ konutlarında incelemelerde bulundu. Bakan Kurum, Deprem bölgesinde herhangi bir tasarrufun olmadığını yatırımın olduğunu vurguladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, depremden en çok etkilenen 11 ilden biri olan Gaziantep’in Nurdağı ilçesine gelerek Deprem konutlarında incelemelerde bulundu. Bakan Kurum, Deprem bölgesinde herhangi bir tasarrufun olmadığını yatırımın olduğunu vurguladı.
“Yılsonuna kadar 200 bin konutu teslim etmiş olacağız”
Bakan Kurum, “Bu deprem 21. yüzyılın en büyük felaketi asrın felaketi dediğimiz felaket ama o günün ilk anından itibaren de asrın dayanışmasıyla birlikte 21. yüzyılın en büyük deprem dönüşüm seferberliğini yürütüyoruz. Bir yandan yerin üstünde işte şu anda içinde bulunduğumuz o gün için yıkılmış ağır hasar görmüş yerlerimizde dükkanlarımızı ticari iş yerlerimizi, kreşlerimizi yapıyoruz. Konutlarımızı vatandaşımızın ülkenin ihtiyaçları doğrusunda talepleri doğrultusunda inşa etmeye gayret gösteriyoruz. Şehrin kalıcı altyapısını güçlendirecek adımlarımızı atıyoruz. Şu ana kadar 11 ilimizde 276 bin konutun inşasına başladık ve bu çerçevede 76 bin konutumuzun teslimini gerçekleştirdik. İnşallah bundan sonraki süreçte her ay 25-30 bin konutun teslimini gerçekleştirecek ve yılsonuna kadar 200 bin konutu afetzede kardeşlerimize 11 ilde teslim etmiş olacağız. 2025 yılına geldiğimizde 11 ilde evine girmeyen depremzede kardeşimiz kalmayacak ve 2025 yılında tüm deprem bölgesi artık afet bölgesi olarak anılmayacak. Bölgenin Anadolu’nun parlayan yıldızı olarak bölgenin cazibe merkezi olarak yine burada turizmin devam ettiği, yine burada ticaretin devam ettiği şehirler ilçeler olarak alınacak” dedi.
“Deprem bölgesinde herhangi bir tasarruf söz konusu değildir”
Bakan Kurum, “Devletimiz Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde yapılması gereken tüm yatırımları yapmaktadır. Deprem bölgesinde herhangi bir tasarruf söz konusu değildir. Burada vatandaşımızın ihtiyacı neyse burada şehrin bizden beklentisi neyse o ihtiyaçlarını giderecek adımlar kararlı bir şekilde atılmaktadır. Bunu Hazine ve Maliye Bakanımız geçtiğimiz hafta açıkladı. Ben kendisine de teşekkür ediyorum. İnşallah tüm bakanlıklarımızla birlikte bu konutları yapımını gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
Gaziantep özeline baktığımızda değerli arkadaşlar şu ana kadar 14 bin 710 konutumuzu iş yerimizi teslim ettik. Bugün Nurdağı’ndan İslahiye’ye Şahinbey’den Şehitkamil’e Araban’a kadar evlerimizi teslim edeceğiz. Köylerimizde, 32 bin 299 konut ve işyerimizin yapım çalışmaları süratli bir şekilde devam etmektedir. Çevre düzenlemesi ile bahçesiyle örnek şehircilik modellerini olacağı her türlü Zemin iyileştirmeleri yapıldı. Bilim insanlarımızın ışığında bilgileri ve onların önerileri doğrultusunda yaptığımız çalışmaları inşallah devam ettireceğiz.
“Kahramanmaraş’a müjde vermek istiyorum”
Bakan Kurum, “Buradan Kahramanmaraşlı hemşerilerimize verdiğimiz bir sözü yerine getirdiğimizin müjdesini de vermek istiyorum. Kahramanmaraş Onikişubat ilçesi Boğaziçi bölgesinde heyelan riski nedeniyle “uygun olmayan alan” olarak belirlenmiş bir bölgemiz vardı. Bilim insanlarımız; 6 ay boyunca bölgeyi tüm detaylarıyla çalıştılar. Biz de bilimsel raporun sonucunu bu hafta açıklayacağımızın sözünü vermiştik. Bilimsel raporun sonucuna göre; söz konusu alan üzerinde, heyelan topuğunun da içinde yer aldığı eğimin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Halihazırda üzerinde yapılaşma bulunmayan alanda izlemelerin 6 ay daha devam etmesine karar verilmiştir. ve yine bu alanın rekreasyon alanı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Boğaziçi bölgesindeki yapılaşmanın bulunduğu alanlarda tüm inceleme ve izlemeler de tamamlandı. Alanda risk oluşturacak önemli kaymaların olmadığı tespit edildi. Bilim insanlarımızca bu alan içinde iksa, iyileştirme, heyelan kazığı gibi önlemler alınmak suretiyle yapılaşmaya gidilebileceği sonucuna varılmıştır. Kahramanmaraş’ımıza, afetzede kardeşlerimize hayırlı olsun diyorum” ifadelerine yer verdi.
]]>‘DEPREM BÖLGESİNDE TASARRUF SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, depremin en çok etkilediği bölgelerden olan Gaziantep’in Nurdağı ilçesini ziyaret etti. Nurdağı’nda deprem konutlarının yapıldığı TOKİ inşaatı şantiyesini ziyaret eden Kurum, ardından basın açıklaması yaptı. Bakan Kurum, yıl sonuna kadar 200 bin konutu afetzedelere teslim edeceklerini ifade ederek, “Göreve geldiğimiz andan bu yana tüm ekiplerimiz, vatandaşlara evlerini bir an önce teslim etmek için çalışmaktadır. 11 ilimizde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderecek ve o sağlam yuvalarına kavuşacak, ailelerimizin o deprem acılarını unutacağı yeni yerleşim yerleri için tüm arkadaşlarımızla gece gündüz çalışıyoruz. Annelerimizin yüzü gülene kadar buradan asla ayrılmayacağız. Biz de görevi tekrar devralmamızın ardından deprem bölgemize hareket ettik. Buradaki çalışmaları yerinde görmek için ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Burası bizim için özel anlamlar ifade ediyor. İslahiye ve Nurdağı benim artık yuvam oldu. 11 ile yardım elini Gaziantep’ten gönderdik. Hep birlikte afetzede kardeşlerimiz için bir söz verdik. ‘Deprem bölgesini asla kaderine teslim etmeyeceğiz’ dedik. Her yerde, hiçbir vatandaşımızı ayırmadan bu çalışmaları yaptık. Bu çalışmaları yapmak kolay değil. Cumhurbaşkanımızın gösterdiği liderlik ve vizyon ile gerçekleşti. Dünyada benzeri görülmemiş bir anlayışla konutlarımızın temelini atmıştık. Bugün o konutlarda oturan vatandaşlarımızı görüyoruz. İnşallah bu işler bitene kadar bu bölgeden ayrılmayacağız. Vatandaşlarımıza sözlerimizi tutmaya gayret gösteriyoruz. Bir yandan yerin üstünde işte şu anda içinde bulunduğumuz o gün için yıkılmış, ağır hasar görmüş yerlerimizde dükkanlarımızı, ticari alanları, kreşlerimizi yapıyor, konutlarımızı vatandaşımızın ihtiyaçları doğrusunda inşa etmeye gayret gösteriyoruz. Şu ana kadar 11 ilimizde 276 bin konutun inşasına başladık ve bu çerçevede 76 bin konutumuzun teslimini gerçekleştirdik. İnşallah bundan sonraki süreçte her ay 25-30 bin konutun teslimini gerçekleştirecek ve yıl sonuna kadar 200 bin konutu afetzede kardeşlerimize 11 ilde teslim etmiş olacağız” dedi.
Bakan Kurum, gelecek yıla dair hedefleri de anlatarak, “2025 yılına geldiğimizde 11 ildeki deprem bölgesinde evine girmeyen depremzede kardeşimiz kalmayacak ve 2025 yılında tüm deprem bölgesi artık afet bölgesi olarak anılmayacak. Bölgenin Anadolu’nun parlayan yıldızı olarak, bölgenin cazibe merkezi olarak, yine burada turizmin, ticaretin devam ettiği şehirler, ilçeler olarak alınacak. Bunun için de Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde yapılması gereken tüm yatırımlar yapılmaktadır. Deprem bölgesinde herhangi bir tasarruf söz konusu değildir. Burada vatandaşımızın ihtiyacı neyse, şehrin bizden beklentisi neyse o ihtiyaçlarını giderecek adımlar kararlı bir şekilde atılmaktadır. Bunu, Hazine ve Maliye Bakanımız da geçtiğimiz hafta açıkladı. Ben kendisine de teşekkür ediyorum. İnşallah tüm bakanlıklarımızla birlikte bu konutların yapımını gerçekleştireceğiz. Bir yuvamızı 1 saat daha erken verebilmek için gece gündüz tüm arkadaşlarımız çalışacak, uğraşacak ve inşallah her ay dediğim gibi bu teslimleri yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
‘KAHRAMANMARAŞ BOĞAZİÇİ’NDE ÖNEMLİ KAYMA OLMADIĞI TESPİT EDİLDİ’
Bakan Kurum, Kahramanmaraşlılara önemli bir müjde vereceğini belirterek, halihazırda üzerinde yapılaşma bulunmayan alanda izlemelerin 6 ay daha devam etmesine karar verildiğini ve yine bu alanın rekreasyon alanı olarak kullanılabileceği sonucuna varıldığını söyledi. Boğaziçi bölgesindeki yapılaşmanın olduğu alanlarda incelemelerin tamamlandığını ifade eden Bakan Kurum, alanda risk oluşturacak önemli kaymaların olmadığı tespit edildiğini aktararak, “Buradan, Kahramanmaraşlı hemşehrilerimize verdiğimiz bir sözü yerine getirdiğimizin müjdesini de vermek istiyorum. Kahramanmaraş Onikişubat ilçesi Boğaziçi bölgesinde heyelan riski nedeniyle ‘uygun olmayan alan’ olarak belirlenmiş bir bölgemiz vardı. Bilim insanlarımız, 6 ay boyunca bölgeyi tüm detaylarıyla çalıştılar. Biz de bilimsel raporun sonucunu bu hafta açıklayacağımızın sözünü vermiştik. Bilimsel raporun sonucuna göre, söz konusu alan üzerinde, heyelan topuğunun da içinde yer aldığı eğimin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Halihazırda üzerinde yapılaşma bulunmayan alanda izlemelerin 6 ay daha devam etmesine karar verilmiştir. ve yine bu alanın rekreasyon alanı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Boğaziçi bölgesindeki yapılaşmanın bulunduğu alanlarda tüm inceleme ve izlemeler de tamamlandı. ve alanda risk oluşturacak önemli kaymaların olmadığı tespit edildi. Bilim insanlarımızca bu alan içinde iksa, iyileştirme, heyelan kazığı gibi önlemler alınmak suretiyle yapılaşmaya gidilebileceği sonucuna varılmıştır. Kahramanmaraş’ımıza, afetzede kardeşlerimize hayırlı olsun diyorum” diye konuştu.
Bakan Kurum’a ziyaretlerinde, Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile kurum müdürleri de eşlik etti.
]]>Adalet Bakanı Tunç, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumuna katıldı. Konferans salonunda düzenlenen programa SETA Genel Koordinatör Nebi Miş’le çok sayıda personel yer aldı.
“Hem üzüntüyü, hem de gurur yaşıyoruz”
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “15 Temmuz’un üzerinden sekiz yıl geçti. Yeni bir yıldönümünü daha idrak ediyoruz hem üzüntüyü yaşıyoruz, hem de gururu yaşıyoruz. Şehitlerimiz için üzülüyoruz onlar ölümsüzleşti bu vatan için şehit oldular, milletimiz için bayrağımız için bağımsızlığımız için şehit oldular. Diğer yandan da milletimizin şanlı direnişiyle gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Her iki duyguyu birlikte yaşıyoruz. SETA özellikle ülkemiz düşünce kuruluşları arasında çok önemli bir yer tutuyor. Çok kıymetli akademisyenleriyle, hocalarıyla, gazeteci yazarlarıyla ve düşünce adamlarıyla sürekli ülkemiz gündeminde gerek siyasete ilişkin gerek ekonomiye ilişkin gerek toplumsal olayların sorunlara ilişkin fikir üretilen bir ocak burası” dedi.
SETA’nın değerli düşünce insanlarının açıklamalarıyla topluma ışık tutan bir merkez olduğunu dile getiren Bakan Tunç, SETA’yı kutladı.
” Filistin’de uluslararası hukukun nasıl ayaklar altına aldığını hep beraber üzülerek görüyoruz”
Eski Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Aliya İzzetbegoviç’in sözünü hatırlatan Tunç, “Darbeler için unutmayın diyor unutulan soykırım bir daha tekrarlanır işte tekrarlanıyor Filistin’de Gazze de maalesef dünyanın gözü önünde tüm uluslararası sistemin nasıl etkisiz kaldığını uluslararası hukukun nasıl ayaklar altına aldığını hep beraber üzülerek görüyoruz. İşte o nedenle darbeleri de unutmayacağız darbe kalkışmalarını da unutmayacağız. Çünkü unutulan darbeler maalesef siyasi tarihimize baktığımız zaman hep tekrarlandı. O nedenle tekrarlanmaması için unutmamak gerekiyor, unutmamak için de bu tür toplantılar bu tür sempozyumların düzenlenmesi ve gençlerimize gelecek kuşaklarımıza darbenin ne kadar kötü bir şey olduğunu bir insanlık suçu olduğunu milli iradeye kast ettiğini çocuklarımıza ve gençlerimize aktarmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Darbeleri unutmayacağız”
15 Temmuz 2016 hain darbe girişimini unutmamak gerektiğini vurgulayan Tunç, “251 şehit verdik, 2 bin 190 gazimiz var. Ben buradan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. 50’den fazla ameliyat geçiren gazilerimizi tanıyoruz, zaman zaman onlarla beraber oluyoruz ve o gazilerimize de şükranlarımızı buradan ifade etmek istiyorum. Darbeleri unutmayacağız, unutturmayacağız ve bundan sonra o tür karanlık gecelerin bu ülkede yaşanmaması için milletçe birlik ve beraberliğimizden hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Ülkemizin geçmişi darbeler tarihi 1960 darbesiyle rahmetli Menderes iktidarı on yıl başarıyla süren bir iktidar maalesef kanlı bir şekilde sonlandırıldı. Bu ülkenin Başbakanı, Bakan’ları idama mahkum edildi” diye konuştu.
AK Parti’nin, kuruluşunda başörtülü kurucu olduğundan ötürü kapatma davasına maruz kaldığını söyleyen Tunç şunları dile getirdi:
“Meclis Cumhurbaşkanı seçtirmez dediler, anayasayı göz göre göre ihlal ettiler. Anayasa’da olmayan bir kuralı icat ettiler. Cumhuriyet mitingleri dediler, Danıştay saldırısı gerçekleşti ve muhtırayla hükumete bir bildiri yayınladılar. Ama hükümetimiz sert bir cevap verdi, sizin göreviniz bu değil dedi ve muhtırayı yırtıp çöpe attı ve şikayetçi anlayışa karşı çok anlamlı bir direniş sergiledi. Sonrasında yapılan seçimlerde bu milletimiz tarafından takdir topladı ve daha güçlü bir şekilde tekrar AK Parti iktidara geldi.”
Adalet Bakanı Tunç’un ardından konuşan Miş şunları dile getirdi:
“15 Temmuz örtülü bir iş değişimi olarak nitelendirmenin en önemli dayanaklarından birisi yabancı devletler tarafından açıkça desteklenmesi ve söz konusu ülkelerin darbenin yöneticilerine ev sahipliği yaparak onların korumasıdır. 15 Temmuz darbe girişiminin öncekilerden farkı milletimizin destansı bir direnişiyle bu darbe girişimini engellemesidir. Bu aynı zamanda Türk siyasi hayatında demokrasi tarihimizde bir dönüm noktasıdır. Darbenin önlenmesinde en önemli unsurlardan birisi siyasi liderliğin yanı sıra Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğidir. Cumhurbaşkanımız döneminde darbelerin toplum, devlet ve demokrasi için ne kadar zararlı olduğu toplumsal bellekte yer edilmiştir.”
Miş, darbe girişiminde hayatını kaybedenlere rahmet diledi.
Program, fotoğraf çekiminin ardından noktalandı. – ANKARA
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “11 ilimizde 276 bin konutun inşası devam etmektedir. Bugüne kadar 76 bin konutun teslimi gerçekleşmiş ve inşallah bundan sonraki süreçte her ay 25-30 bin konutun teslimini planlıyoruz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Gaziantep’e geldi. Gaziantep AFAD İl Binası’ndaki değerlendirme toplantısına katılan Bakan Kurum, burada açıklamalarda bulundu. Toplantıya Bakan Kurum’un yanı sıra; Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, milletvekilleri ve kurum müdürleri katıldı.
‘ÇÖZÜMÜN AKTÖRÜ OLMAYA GAYRET GÖSTERDİK’
Bakan Murat Kurum, hiç kimseyi, hiçbir kenti birbirinden ayırmadıklarını nerede bir yıkım varsa nerede vatandaşın talebi varsa oraya koşmaya çalıştıklarını söyledi. Vatandaşın taleplerini doğrudan kararlarına yansıttıklarını ve çözümün aktörü olmaya gayret gösterdiklerini belirten Kurum, “Bugün burada bulunmaktan dolayı mutluyum. Ne zaman Gaziantep’e gelsek hamdolsun bu aziz şehir bizi bir kardeşi, bir evladı gibi bağrına basıyor ve burada kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Allah tüm Gaziantepli kardeşlerimizden razı olsun. En büyük gayemiz Gaziantep’te afetzede kardeşlerimizin yaralarını sarmak. Gaziantep’in Nurdağı’nı İslahiye’yi asla ve asla hem 6 Şubat’ta hem bugün hem de bugünden sonra yalnız bırakmadık. Hızlı bir şekilde orada el ele milletimizle el ele inşallah bu süreçleri yürüteceğiz. Deprem üzerinden 46 gün geçmişken burada yapmış olduğumuz çalışmalar neredeyse bakanlığımızın üssü gibi bu bölgeyi kullandık. 46 günde tüm dünyaya örnek olacak eşi benzeri görülmemiş bir seferberlik anlayışıyla çalışmalarımıza başladık. Hiçbir kimseyi, hiçbir ilimizi birbirinden ayırmadık. Nerede bir yıkım varsa nerede vatandaşımızın bizden bir talebi varsa oraya koşmaya çalıştık. Vatandaşımızın taleplerini doğrudan kararlarımıza yansıttık ve sorunun değil çözümün aktörü olmaya gayret gösterdik” dedi.
‘276 BİN KONUTUN İNŞASI SÜRÜYOR’
Bakan Kurum, depremin vurduğu 11 kentte 276 bin konutun inşasının devam ettiğini belirterek, bugüne kadar 76 bin konutun tesliminin gerçekleşmiş olduğunu söyledi. Her ay 25-30 bin konutun teslimini planladıklarını kaydeden Kurum, “Asrın felaketini yaşadık 6 Şubat’ta. Ama hep birlikte bugün 21’inci yüzyılın en büyük konut yapım seferberliğini, deprem dönüşüm seferberliğini yürütüyoruz. Bu anlamda ilçe, ilçe köy, köy yapılması gerekenleri bir taraftan yerin üstünde konutuyla, ticari ünitesiyle, oradaki sağlık tesisleriyle vatandaşımızın ihtiyacı olan birimleri yaparken diğer taraftan da yine yerin altındaki altyapıyı, kanalizasyonu, içme suyunu yine bu altyapıları yapmak suretiyle ilçelerimizi, köylerimizi, şehirlerimizi ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. 11 ilimizde 276 bin konutun inşası devam etmektedir. Bugüne kadar 76 bin konutun teslimi gerçekleşmiş ve inşallah bundan sonraki süreçte her ay 25-30 bin konutun teslimini planlıyoruz. Yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimini inşallah 2025 yılına geldiğimizde de İslahiye de yine Nurdağı’nda, Araban’da köylerimizde 11 ilimizde evine girmeyen depremzede kardeşimiz kalmasın istiyoruz. Bu anlayışla çalışıyoruz ve bu anlayışla bir yuvamızı bir saat daha erken verebilmek için ekiplerimiz, arkadaşlarımız sahada bilfiil gece gündüz çalışıyor” diye konuştu.
‘ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR GAZİANTEP OLACAK’
Gaziantep özeline de değinen Bakan Kurum, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gaziantep özeline baktığımızda şu ana kadar 14 bin 710 yeni yuvamızı, iş yerimizi vatandaşlarımıza teslim ettik ve bugün hala Nurdağı, İslahiye, Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerimizde 32 bin 299 konutumuzun, yine iş yerimizin inşası devam etmektedir. İnşallah Gaziantep’imize yeni yuvalarımızı, çevre düzenlemeleriyle, orada parklarıyla, oyun alanlarıyla, bütün kamu binalarıyla birlikte tasarlıyor. Yeni Nurdağı’nı, yeni İslahiye’yi, oradaki sanayisiyle, orada turizmin yeniden canlandığı, ticaretin yeniden orada gün yüzüne çıktığı bir anlayışla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bunu yaparken de hep birlikte karar alıyor, hep birlikte bu işlerimizi inşallah bitirmeye gayret gösteriyoruz. Buradaki her bir kardeşim, burada yaşayan her bir vatandaşımız bize deprem şehitlerinin emanetidir anlayışıyla çalışıyor. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkabilmek, milletimizi yalnız bırakmamak adına da bu çalışmaları hep birlikte yürütüyoruz. Yatırımcılarımızın yeni sanayi yerlerinin yapımına ilişkin yeni yerleri açacağız. Burada istihdamı arttıracağız. Burada üretimi arttıracağız. Gaziantep yine ülkemizin, bölgemizin lokomotif şehri olmaya devam edecek. Çok daha güçlü bir Gaziantep olacak. Yeni yatırımlarımızla burada hem bölgeye hem de şehre katma değer katmaya devam edecek. Buna ilişkin de kararlarımızı aldık. İnşallah hem organize sanayi bölgelerimizde yeni alanlarla hem de burada yaşayan vatandaşlarımızın, işçi ve emekçi kardeşlerimizin oturabileceği, iskan edebileceği alanlara ilişkin inşallah önümüzdeki süreçte büyükşehir belediyemizle ve ilçe belediye başkanlarımızla birlikte bu projeleri de gerçekleştireceğiz. Asrın felaketini hep birlikte yaşadık inşallah asrın kalkınmasını da yine birlikte yaşayacağız. 6 Şubatta tuttuğumuz o eli asla ve asla yalnız bırakmayacak ve el birliğiyle bütün şehirlerimizi bütün şehirlerimizin kalkınması için Anadolu’nun yeniden şaha kalkması için bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz.”
]]>8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu’nda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ” Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekün direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin benzerliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğuna inanıyorum” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İstanbul Valiliği ve 15 Temmuz Derneği iş birliği ile düzenlenen 8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu’na katıldı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde gerçekleşen sempozyuma Bakan Tekin’in yanı sıra 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, İstanbul Üniversitesi Öğretim görevlileri ile vatandaşlar katıldı. Bakan Yusuf Tekin, sempozyumda açılış konuşmasını yaptı.
“15 TEMMUZ KALKIŞMASI İLE FİLİSTİN’DE SÜREGELEN İŞGAL POLİTİKALARI ARASINDA BÜYÜK BİR BENZERLİK OLDUĞUNA İNANIYORUM”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekün direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin benzerliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğuna inanıyorum. Nitekim bugünkü sempozyum süresince kıymetli hocalarımız bu benzerliğin tarihsel ve güncel boyutlarını her yönüyle analiz edecek, doyurucu tahlil ve bilgilerle farkındalığımızı artıracaklardır” dedi.
“İSLAM DÜNYASININ İÇİNDE BULUNDUĞU AHVAL VE ŞERAİT KENDİ MEDENİYETİNİN DEĞERLERİNİ YAŞAMAKTAN ÇOK UZAKTIR”
Bakan Tekin konuşmasının devamında, “Kuşkusuz ki, temelinde tevhit inancının bulunduğu bu inşa sürecinin en merkezi ve en önemli kavramlarından birini ve hatta birincisini adalet mefhumu oluşturmaktadır. Zira insan hak ve onurunu en mükemmel şekilde tesis ve temsil edebilmenin yolu, yalnızca adaletin tüm yönleriyle ve bütün yaşam alanlarını kapsayacak biçimde teşekkül etmesinden geçmektedir. Adalet; içinde insanın bulunduğu bütün ilişkilerin temel belirleyicisi, o ilişkilerin hangi yönde karakterize olacağının ana parametresidir. İnsanın insanla, doğayla, toplumla, devletle ve devletlerin de birbirleriyle ilişkileri hep bu parametre ekseninde şekillenir. Adalet, bir bakıma hak ve sorumluluk diyalektiğidir ve yekdiğerine karşı sahip olunan haklar ile yekdiğerine karşı hissedilen sorumluluk arasındaki dengeyi oluşturur. İslam Medeniyeti, bu dengenin hangi ilke ve değerler doğrultusunda oluşması gerektiğini hem normatif düzeyde ortaya koymuş hem de farklı dönemlerdeki uygulamaları ile pratik olarak da göstermiştir. Ancak kabul etmek gerekir ki, İslam dünyasının bugün itibarıyla içinde bulunduğu ahval ve şerait, kendi medeniyetinin salık verdiği ilke ve değerleri yaşamaktan ve yaşatmaktan çok uzaktır. İslam dünyasının görece geri kalmışlığından kaynaklanan bu uzaklığın yol açtığı trajedilerin maliyetini ise yalnızca Müslüman toplumlar değil, yeryüzünün tüm mazlum coğrafyalarının hepsi ödemektedir” diye konuştu.
“KÜRESEL DÜNYAYI KENDİ ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA YÖNETEN VE YÖNLENDİREN BEŞ ÜLKENİN VESAYETİ ALTINDA BULUNMAKTADIR”
Bakan Yusuf Tekin, “Dünya barışını ve güvenliğini tesis etmek ve korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler’in yapısı bile bu gerçeği gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dünya halkları arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan bu uluslararası örgüt, küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren beş ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır. Bu beş ülke ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişkiler, söz konusu beş ülkenin ortak çıkarlarına ve hatta zaman zaman da bu ülkelerden herhangi birinin bireysel çıkarlarına göre tazmin edilmekte, edilebilmektedir. Oysa Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da sıklıkla vurguladığı üzere, ‘Dünya, beşten büyüktür’. Bu söz, son derece önemli, derin ve değerli bir tespiti yansıtmakta küresel sömürü düzenine yönelik büyük bir meydan okumayı içermektedir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının ardından Bakan Tekin sempozyumdan ayrıldı.
]]>
“8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu, 15 Temmuz’dan Gazze’ye Direniş” programı İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Cemil Bilen Konferans Salonunda düzenlendi. 15 Temmuz Derneği ve Milli Eğitim Bakanlığının işbirliğiyle düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, milletvekilleri ve öğrenciler katıldı.
“15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır”
Programla ilgili konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır. 15 Temmuz’u farklı kılan da budur. 27 Mayıs Darbesini, darbeden 5 gün sonra ‘meşru bir iktidar değişikliği hareketidir’ diye yorumlamak, ‘alt devrim’ diye kitap yazmak hiçbir şekilde darbelerle mücadele anlamında bize bir katkı vermez. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak ana hareket noktası milli irade, millet, demokrasimiz, cumhuriyetimiz bunu aldık. Buna yönelen her hareketi darbe olarak tanımlayıp bu türden olağanüstü durumlarla karşılaştığımızda milletlimizin tamamının ülkesini seven milletini seven herkesin bu anlamda devlete, millete, milli iradeye sahip çıkmasını arzu ettik. Bunu da bugün kamuoyunda çok tartışılan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatımız içine bunu eklemiş olduk. Bu ülkeye hep beraber amasız, fakatsız sahip çıkma şuurunu çocuklarımıza verelim istedik” dedi.
Savaşların insanların yaşadıkları yeri terk etmesine neden olduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekun direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin niteliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğunu düşünüyorum. Askeri, sınai ve ekonomik gücü elinde bulunduran emperyal ülkelerin küresel düzeyde kurdukları sömürü düzeni, kendi devamlılığını sağlamak için ihtiyaç duyduğu mekanizmaları hiçbir ahlaki kaygı ile kayıtlı olmaksızın devreye sokabilmekte; yer altı ve yer üstü zenginliklerine ulaşmak için başka coğrafyaları adeta talan edebilmekte; Suriye, Afganistan ve Gazze’de olduğu gibi milyonlarca insanın ölümüne, evsiz kalmasına ve kitlesel göç hareketlerine neden olabilmektedir” şeklinde konuştu.
“Birleşmiş Milletler küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren 5 ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır”
Dünya barışının sağlanmasına dikkat çelen Bakan Tekin, “Dünya barışını ve güvenliğini tesis etmek ve korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler’in yapısı bile bu gerçeği gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dünya halkları arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan bu uluslararası örgüt, küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren 5 ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır. Bu 5 ülke ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişkiler, söz konusu 5 ülkenin ortak çıkarlarına ve hatta zaman zaman da bu ülkelerden herhangi birinin bireysel çıkarlarına göre tazmin edilmekte, edilebilmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bilhassa temel insan hakları konusunda yaşadığımız sorunların çözümünde, sahip olduğumuz kültür ve medeniyet geleneğine sahip çıkmak konusunda, dünya mazlumlarının sesi olmak noktasında atılan adımları da adalet ilkesinin bizim geleneğimizdeki pratiğinin bir yansıması olarak okumak gerekir. Bu geleneğe Cumhurbaşkanımızın onurlu sahip çıkışının, bütün dünyaya ve sahip olunan ortak değerlere ayar vermeye çalışan hegemonik yapının çıkarlarını zarar verdiği, kurgulamaya çalıştıkları yenidünya düzeni hedeflerini sekteye uğrattığı da açıktır. Bu onurlu karşı çıkışı ve haykırışı kesmek, hegomanyalarını devam ettirmek isteyen zalimlerin doğrudan kendileri tarafından ya da kullandıkları maşalar aracılığıyla akla hayale gelmedik tuzaklar kuracaklarını, kurmaya yelteneceklerini de tahmin etmek zor değildir. 15 Temmuzu ve Gazze’de yaşananları böyle okumaya tercih ediyorum. Fakat bilinmelidir ki, Onlar tuzak kurdular, Allah da onlara tuzak kurdu. Türkiye’yi 15 Temmuz’a götüren sürecin aslında 31 Mart 2009 yerel seçimleri öncesi öncesinde Davos’ta Cumhurbaşkanımızın “one minute” çıkışıyla dönemin İsrail Cumhurbaşkanına tepki vererek yürüdüğünü başladığını rahatlıkla düşünebiliriz” şeklinde konuştu.
Program daha sonra konuşmanın ardından sempozyum ile devam etti. – İSTANBUL
]]>DIŞİŞLERİ Bakanlığı’nda, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilk kez bu yıl ilan edilen ‘Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’ programı düzenlendi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ve Bosna-Hersek Büyükelçisi Mirsada Çolakoviç’in katılımıyla, Bakanlığın Fatin Rüştü Zorlu Salonu’nda düzenlenen programda, BM Genel Kurulu’nda 23 Mayıs 2024 tarihinde alınan kararla, 11 Temmuz’un, ‘Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’ olarak belirlenmesi ve 9 Temmuz 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 11 Temmuz’un Türkiye’de de ‘Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’ olarak kabul edilmesine ilişkin bilgilendirme yapıldı.
’14 SOYKIRIM KURBANI DAHA DEFNEDİLECEK’
Bakan Yardımcısı Bozay, 11 Temmuz 1995 tarihinin Bosna Hersek halkı ve tüm insanlık için unutulamayacak bir trajedinin yıl dönümü olduğunu belirterek, “Anılan tarihte soykırıma uğrayan binlerce Boşnak kardeşimiz şehit mertebesine ulaştı. Yalnızca Bosna Hersek’in değil, aynı zamanda tüm dünyanın, hepimizin kalbinde büyük yaralar açtı. Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda toplu mezarlarda ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitlerinin ardından her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda düzenlenen törenle toprağa verilmektedir. Bu seneki törende ülkemizi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç temsil etmektedir. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın video mesajları da törende gösterilecektir. Bugün de kimlik tespiti yapılan ve ailelerinin onay verdiği 14 soykırım kurbanı daha defnedilecektir” diye konuştu.
‘SOYKIRIMIN UNUTULMAMASI İÇİN ÇALIŞMAKTAYIZ’
Benzer soykırımların bir daha yaşanmaması için eğitim, farkındalık ve toplumsal dayanışma gibi alanlarda çalışmalara büyük önem verdiklerini aktaran Bozay, “Türkiye’de Srebrenitsa Soykırımı’nın unutulmaması ve toplumsal hafızalarda yer etmesi için yapıcı şekilde çalışmaktayız. Bu çerçevede ülkemizin eş sunuculuğundan biri olduğu ve en başından itibaren katkı sağladığı, 11 Temmuz’un ‘Srebrenitsa Soykırımı’nı Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’ olarak belirlenmesi yönelik kararın BM Genel Kurulu’nda 23 Mayıs tarihinde kabul edilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Söz konusu karar, Srebrenitsa Soykırımı’ndan sorumlu olanlar da dahil olmak üzere uluslararası mahkemelerce benzer suçlardan hüküm giyenleri çekincesiz şekilde kınamakta ve gelecekte benzer olayların meydana gelmesini önlemek için uygun programların eğitim müfredatına dahil edilmesini tavsiye etmektedir. Karar ayrıca 1995 Srebenitsa Soykırımı kurbanları anısına özel faaliyetler ve anma etkinlikleri düzenlemek ve gerekli eğitim, kamu farkındalığını artıracak etkinlikler dahil olmak üzere uluslararası günü idrak etmeye davet etmektedir” dedi.
‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ BÜYÜK BİR DESTEK VERDİ’
Bosna-Hersek Büyükelçisi Mirsada Çolakoviç ise soykırımın üzerinden 29 sene geçmesine rağmen yaraların hala çok taze olduğunu belirterek, “Birçok aile sonlanmış, orada şahitlik edecek kimse kalmamıştır. Bizim burada birlikte bulunmamızın çok önemli olduğunu ve büyük bir mesaj gönderdiğini düşünüyorum. BM, geçen aylarda 11 Temmuz’u ‘Uluslararası Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’ olarak ilan etmişti. Burada uluslararası mahkemenin verdiği kararlara göre, bu karar verildi. Bu kararla birlikte BM, Srebrenitsa’da hayatını kaybeden kişilerin tespit edilmesi konusunda bir karar verdi. Mahkemenin kararlarına uyulması konusunda Türkiye Cumhuriyeti diplomatik kanallarla ilişki kurarak çok büyük bir destek verdi. Bundan dolayı çok teşekkür ediyoruz. Dünyada ilk defa bir soykırımı anma töreni bu şekilde düzenleniyor. Burada asıl amaç, bu soykırımın unutulmamasıdır. Birçok kişi annelerini, oğullarını, eşlerini kaybetti. Hala ailelerinin nerede olduklarını bulamayanlar var ve buna rağmen hala bazı kişiler soykırımı inkar ediyor. Eğer barış olacaksa sadece bir şekildedir; o da herkesin geçmişi ve yaptıklarıyla yüzleşmesi sayesinde olacaktır. Eğer yüzleşirse ancak o şekilde yaralar sarılabilir” diye konuştu.
]]>Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, 11 Temmuz “Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü” münasebetiyle, 29 yıl önce soykırıma uğrayan Srebrenitsa şehitlerini rahmetle anarak, Bosna Hersek halkının acısını paylaştıklarını ifade etti.
Aktürk, yaklaşan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle de demokrasiye ve milli iradeye kasteden FETÖ’cü hainlere karşı dimdik durarak vatanı ve bayrağı için canlarını feda eden şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere sağlıklı uzun ömürler diledi.
Terörle mücadele operasyonlarına ilişkin, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık ve öngörülemez düzeyde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirdiği kararlı operasyonlarla son bir haftada 28, 1 Ocak’tan bugüne kadar ise 632’si Irak’ın, 723’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 1355 terörist etkisiz hale getirilmiştir.” bilgisini veren Aktürk, Irak’ın kuzeyindeki Pençe Harekatı bölgesinde yürütülen faaliyetler hakkında da şunları söyledi:
“Teröristlerin Dergele, Miska köylerinde savunmasız sivillerden gasbettiği evler ile Hakurk ve Metina bölgelerinde gerçekleştirilen arama tarama faaliyetleri kapsamında çok sayıda tanksavar silahı, çok namlulu roket atar lançer sistemi, roketatar, bombaatar, Doçka makineli tüfek, piyade tüfeği ile bunlara ait mühimmat, el ve sis bombaları, el yapımı patlayıcı, antipersonel mayını, telsiz, termal ve el dürbünü, çeşitli çaplarda top ve havan mühimmatı ile muhtelif malzeme ele geçirilmiştir.”
Aktürk, bu vesileyle, 4 Temmuz’da Pençe Kilit Operasyonu bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Cebrail Acar’a da Allah’tan rahmet diledi.
Hudut güvenliği
Hudutların, Cumhuriyet tarihinin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunduğunu kaydeden Aktürk, son bir haftada hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 338 kişinin yakalandığını, yakalananlardan 3’ünün terör örgütü mensubu olduğunu bildirdi ve şöyle konuştu:
“929 şahıs hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan itibaren hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 367, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 64 bin 362 olmuştur. Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 38 kilogramdan fazla uyuşturucu madde (metamfetamin) ele geçirilmiştir.”
Bölgesel ve küresel barışa katkılar
TSK’nın terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatandaki hak ve menfaatleri korumanın yanı sıra bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkıda bulunmaya devam ettiğine dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, şunları söyledi.
“5 Temmuz’da Nijer’in Ankara Büyükelçisini kabul eden Sayın Bakanımız, Washington’da icra edilen ‘NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Sayın Cumhurbaşkanımıza refakat etmektedir. Sayın Bakanımız zirve kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımızın ikili ve heyetler arası görüşmelerine katılmakta, bazı müttefik ve ortaklık ülkeleri savunma bakanları ile görüşmeler gerçekleştirmekte, çeşitli forum ve oturumlara iştirak etmektedir. Öte yandan, Türkiye ile Yunanistan arasında ‘Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı’ kapsamında, Donanma Komutanımız Koramiral Kadir Yıldız tarafından 8-9 Temmuz’da Yunanistan Donanma Komutanı ziyaret edilmiştir.”
Aktürk, 50. yıl dönümü idrak edilecek Kıbrıs Barış Harekatı’nın anlam ve önemini vurgulamak, adaya huzur getiren harekatın başarısını geniş katılımlı şekilde kutlamak maksadıyla MSB ile KKTC makamları koordinesinde, Kıbrıs gazileri ve yakınlarının da katılacağı etkinlikler düzenleneceğini kaydetti. Aktürk, şu bilgileri paylaştı:
“Resmi törenler, anma yürüyüşleri ve şehitlik ziyaretleri, TCG Anadolu’nun KKTC liman ziyareti ve 50 gemi ile denizde geçit töreni, Türk Yıldızları Akrobasi Timi gösterisi ve muharip uçak geçişi, 50 pare top atışı, bando ve mehteran birliği ile ünlü sanatçıların katılımıyla konserler, Mutlu Barış Harekatı Semineri, konferansı, sempozyumu, makale yarışması, spor müsabakaları, ağaç dikimi, belgesel ve film gösterimleri ve kardeş ülke etkinlikleri başta olmak üzere birçok anlamlı ve özel faaliyetin icra edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, 50. yıla özel anı pulu ve madeni para basımı yapılacaktır.”
Tuğamiral Aktürk, MSB ile KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı ile Lefkoşa Büyükelçiliğinin işbirliğiyle 20 Temmuz-30 Eylül arasında Lefkoşa’da bulunan Kıbrıs Türk Tarih, Kültür ve Milli Mücadele Müzesinde 50. Yıl Sergisi açılmasının, 19 Temmuz’da Girne Yavuz Çıkarma Plajında “Şafak Nöbeti” etkinliği düzenlenmesinin de planlandığını paylaştı.
??????? İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına da değinen Aktürk, şöyle devam etti:
“İsrail, Filistinlileri katletmekle kalmadığı gibi hayatta kalan Filistinlilere de her türlü zulmü ve işkenceyi yaşatmaktadır. Hastane ve okulları hedef alan ve her geçen gün saldırılarının şiddetini artıran İsrail’in, uluslararası hukuku ihlal ederek Filistin topraklarına yönelik bazı yerleşimleri ‘yasallaştırma’ kararı, işgali kalıcı hale getirmeye çalıştığının açık bir göstergesidir. Saldırılarını bitirme, ateşkes görüşmelerine ve bu yönde alınan kararlara uyma niyetinde olmadığını gösteren İsrail karşısında, uluslararası toplumun kararlı ve ilkeli bir tutum sergilemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”
Eğitim ve tatbikatlar
TSK’nın halihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürdüğünü bildiren Aktürk, bu kapsamda 1-12 Temmuz arasında Ankara’da Türkiye- Özbekistan Özel Kuvvetler, 4-14 Temmuz arasında ise Batı Karadeniz’de Breeze tatbikatlarının devam ettiğini belirtti.
Aktürk, şöyle devam etti:
“Belçika Deniz Kuvvetlerine ait Louise Marie gemisi tarafından 4-7 Temmuz tarihleri arasında, Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Vice Admiral Constantin Balescu gemisi tarafından ise 6-8 Temmuz arasında İzmir’e liman ziyaretleri yapılmıştır. İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Francesco Mimbelli gemisi tarafından 11-15 Temmuz tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Oriku gemisi tarafından 12-17 Temmuz arasında, Almanya Deniz Kuvvetlerine ait Pegnitz gemisi tarafından ise 16-19 Temmuz arasında İzmir’e liman ziyaretleri icra edilecektir.”
Aktürk, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 kapsamında TCG Gaziantep firkateyni tarafından Kanada ve Bulgaristan’a ait gemilerle, 3 Temmuz-15 Ağustos arasında Doğu Akdeniz’de “Çok Yüksek Hazırlıklı Deniz Görev Kuvveti” görevine katılım sağlandığını söyledi.
Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG Kınalıada korvetinin Singapur’un ardından Sri Lanka’ya liman ziyareti gerçekleştirdiğini bildiren Aktürk, korvetin, 18-21 Temmuz arasında Umman’ın Maskat limanını ziyaret edeceğini aktardı.
Aktürk, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, Türkiye Açıkdeniz Yarış Spor Kulübü (TAYK) organizasyonuyla “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı”nın 13 Temmuz’da İstanbul’da başlayacağını ve 18 Temmuz’da Göcek Muğla’da son bulacağını söyledi.
Romanya hava sahasında eğitim görevi
12 Temmuz’a kadar “Açık Semalar Anlaşması” kapsamında, nakliye uçağı tarafından Gürcistan hava sahasında gözlem uçuşu gerçekleştirileceğini bildiren Aktürk, “Bugün, NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında Romanya hava sahasında Birleşik Krallık’a ait uçaklarla icra edilen ikili eğitim görevine dört F-16 uçağı ile tanker uçağımız katılım sağlamaktadır. Söz konusu görevde Finlandiya ve İspanya’ya ait uçaklar da yer almaktadır.” dedi.
TSK’nın insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye de destek verdiğini ifade eden Aktürk, “Rezerv Güç” kapsamında, bugüne kadar 8 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 21 helikopter ile 671 sorti icra edilerek destek sağlandığını bildirdi.
Bedelli askerlik tutarı
Yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle TSK’nın etkinlik ve caydırıcılığının artırılması faaliyetlerine de devam edildiğini bildiren Aktürk, bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda tekerlekli konteyner taşıyıcı aracın (DROPS) muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını kaydetti.
Aktürk, bedelli askerlik tutarı hakkında da bilgi vererek şöyle devam etti:
“Hazine ve Maliye Bakanlığınca ‘Mali ve Sosyal Haklar’ genelgesi yayımlanmış ve buna göre bedelli askerlik tutarı 2024 yılının ikinci altı ayı için 217 bin 871 lira 4 kuruş olmuştur. 8 Temmuz 2024’ten itibaren bedelli askerlik müracaat işlemleri başlamıştır.”
Sorular
Öte yandan bakanlık kaynakları, ABD’de icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a refakat eden Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yapacağı ikili görüşmelerde F-16 tedarik/modernizasyon sürecinin gündeme gelip gelmediği ve son durum hakkındaki sorular üzerine şunları söyledi:
“Bilindiği üzere sözleşmeler imzalandı ve detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla devam etmektedir. Çok fazla etkenin olduğu bu süreçte teknik detaylar ile ilgili hususlar zirve kapsamında da ele alınacaktır. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır.”
Kilit kapanmaktadır
Bakanlık kaynakları, Pençe Kilit Harekatının alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli olarak planlandığı şekilde ve başarıyla devam ettiğini bildirerek şunları paylaştı:
“Kilit kapanmaktadır. Kendisini bekleyen sona yaklaştığını anlayan terör örgütü, dezenformasyona başladı. Ormanları yakan, bölgedeki halkı kalkan olarak kullanan, yerleşim yerlerini el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan eli kanlı teröristler bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmak maksadıyla kara propagandaya başvurmakta ve uluslararası kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır. Bunlar beyhude çabalardır. Terör örgütü kendini bekleyen sondan kaçamayacaktır.”
Bakanlık kaynakları, Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısı’nda konuşma yapan Bakan Güler’in temaslarına ilişkin sorulara şu yanıtı verdi:
“Türk savunma sanayisinin son dönemde ulaştığı seviye tüm dünyanın olduğu gibi ABD ve NATO’nun da dikkatini çekmektedir. Bahse konu toplantıda Türk ve Amerikan savunma sanayisi kuruluşları arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve elde edilecek kazanımların NATO’nun güçlendirilmesine nasıl katkı sağlayacağı konuları ele alınmıştır.”
]]>MİLLİ Savuma Bakanlığı (MSB) tarafından, Pençe Kilit Harekatı’nın alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli olarak planlandığı şekilde ve başarıyla devam ettiği belirtilerek, “Kilit kapanmaktadır. Terör örgütü kendini bekleyen sondan kaçamayacaktır” açıklaması yapıldı.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, son 1 haftada yapılan faaliyetlere ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenledi. Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık ve öngörülemez düzeyde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirdiği kararlı operasyonlarda son 1 haftada 28, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar ise 632’si Irak’ın, 723’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 1355 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti. Aktürk, “Irak’ın kuzeyindeki Pençe Harekatı bölgesinde teröristlerin Dergele, Miska köylerinde savunmasız sivillerden gasbettiği evler ile Hakurk ve Metina bölgelerinde gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetleri kapsamında çok sayıda tanksavar silahı, çok namlulu roketatar lançer sistemi, roketatar, bombaatar, doçka makineli tüfek, piyade tüfeği ile bunlara ait mühimmat; el ve sis bombaları, el yapımı patlayıcı, antipersonel mayını, telsiz, termal ve el dürbünü, çeşitli çaplarda top ve havan mühimmatı ile muhtelif malzeme ele geçirilmiştir” dedi.
‘929 ŞAHIS HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENDİ’
Aktürk, hudutlardan son 1 haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 338 kişinin yakalandığını, bunlardan 3’ünün terör örgütü mensubu olduğunu bildirdi. Aktürk, 929 kişinin hududu geçemeden engellendiğini, böylelikle, 1 Ocak’tan itibaren hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 6 bin 367, hududu geçemeden engellenen kişi sayısının da 64 bin 362 olduğunu kaydetti. Aktürk, ayrıca, son 1 hafta içinde yapılan operasyonlarda 38 kilogramdan fazla metamfetamin ele geçirildiğini bildirdi.
Aktürk, bedelli askerliğe ilişkin ise ” Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca ‘Mali ve Sosyal Haklar’ genelgesi yayımlanmış ve buna göre bedelli askerlik tutarı 2024 yılının ikinci 6 ayı için 217 bin 871 lira 4 kuruş olmuştur. 8 Temmuz 2024 tarihinden itibaren bedelli askerlik müracaat işlemleri başlamıştır” dedi.
‘F-16 KONUSU ZİRVE KAPSAMINDA ELE ALINACAKTIR’
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, ABD’de icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a refakat eden Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yapacağı ikili görüşmelerde F-16 tedarik/modernizasyon sürecinin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin, “Bilindiği üzere sözleşmeler imzalandı ve detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla devam etmektedir. Çok fazla etkenin olduğu bu süreçte teknik detaylar ile ilgili hususlar zirve kapsamında da ele alınacaktır. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” dedi.
‘DEZENFORMASYONA BAŞLADILAR’
Bakanlık kaynakları, Pençe Kilit Harekatı’nda gelinen son duruma ilişkin soruya ise “Pençe Kilit Harekatımız alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli olarak planlandığı şekilde ve başarıyla devam etmektedir. Kilit kapanmaktadır. Kendisini bekleyen sona yaklaştığını anlayan terör örgütü dezenformasyona başladı. Ormanları yakan, bölgedeki halkı kalkan olarak kullanan, yerleşim yerlerini el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan eli kanlı teröristler, bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmak maksadıyla kara propagandaya başvurmakta ve uluslararası kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır. Bunlar beyhude çabalardır. Terör örgütü kendini bekleyen sondan kaçamayacaktır” cevabını verdi.
Bakanlık kaynakları, ‘Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısı’nda konuşan Bakan Güler’in temaslarına ilişkin soruya ise “Türk savunma sanayinin son dönemde ulaştığı seviye tüm dünyanın olduğu gibi ABD ve NATO’nun da dikkatini çekmektedir. Bahse konu toplantıda Türk ve Amerikan Savunma Sanayi Kuruluşları arasında iş birliğinin geliştirilmesi ve elde edilecek kazanımların NATO’nun güçlendirilmesine nasıl katkı sağlayacağı konuları ele alınmıştır” cevabını verdi.
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, “Kadına şiddet konusu üzerinde büyük bir hassasiyetle duruyoruz. 2023 yılında maalesef 308 kadın, uğradığı şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. 2024 yılının ilk 6 ayında ise 166 kadın maalesef yaşamını yitirdi. Şiddetin her türlüsünü olduğu gibi kadına yönelik şiddeti de asla ama asla kabul etmiyoruz” dedi.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK), AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan’ın başkanlığında toplandı. Komisyonun bugünkü toplantısına İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile bakan yardımcıları ve bürokratlar da katıldı. Bakan Yerlikaya, konuşmasında bakanlığın kadın erkek fırsat eşitliği politikaları ve kadına şiddetle mücadele çalışmalarına ilişkin komisyona bilgi verdi. Yerlikaya, kurulduğu günden bugüne önemli çalışmalara imza atan komisyon üyelerine teşekkür etti. Yerlikaya, “Kadınların siyasi olsun sosyal olsun hayatın her alanında gösterdikleri mücadeleyi bir hak mücadelesi olarak görüyoruz. Kadın ve erkek birer birey olarak medeniyet değerlerimizde de fikir dünyamızda da yasalarımızda da hür ve eşittir. ve böyle olmaya da devam edecektir. Kadın erkek fırsat eşitliğini ise ülkemizin ilerlemesi ve gelişmesi için temel bir gereklilik olarak görüyorum. Ancak kadınlar tarih boyunca başta eğitim ve istihdam olmak üzere pek çok alanda engellerle potansiyellerini göstermekte maalesef zorluklarla karşılaştılar. Ancak görüyoruz ki modern dünya ve yeni üretim modelleri kadınıyla erkeğiyle tüm toplumun katkısına, çabasına ve emeğine ihtiyaç duyuyor” dedi.
‘2023 YILINDA 308 KADIN UĞRADIĞI ŞİDDET NEDENİYLE HAYATINI KAYBETTİ’
Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı ailesi olarak 600 bin personele sahip olduklarını ve 2024 yılında kadın personel sayısının, toplam personel sayısının yüzde 10’una ulaştığına işaret ederek, “Gelecek yıllarda bu oran daha da yükselecek. Kadına şiddet konusu üzerinde büyük bir hassasiyetle duruyoruz. 2023 yılında maalesef 308 kadın, uğradığı şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. 2024 yılının ilk 6 ayında ise 166 kadın maalesef yaşamını yitirdi. Şiddetin her türlüsünü olduğu gibi kadına yönelik şiddeti de asla ama asla kabul etmiyoruz. Bir rakamını dahi çok buluyor ve bunu kabul etmiyoruz. Bu sorunun çözümüne yönelik de her türlü çalışmayı, girişimi en güçlü şekilde sizler gibi bizler de destekliyoruz. Kadınlara yönelik her türlü şiddeti, olumsuz tavrı ve davranışı sadece o kadının şahsında değil, milletimize, devletimize ve değerlerimize yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.
‘KADES HAYATA GEÇTİĞİNDEN BERİ 6 MİLYON 597 BİNİ AŞKIN İNDİRİLME SÖZ KONUSU’
Yerlikaya, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda birçok yeniliği hayata geçirdiklerini ifade ederek, “Elektronik kelepçe projesiyle, yüksek riskli şiddet vakalarını önlemeyi başardık. Geçen yıl elektronik kelepçe kapasitesini yüzde 50 arttırarak bin 500’e çıkardık. 1 Temmuz 2024 itibarıyla 689 vaka, elektronik izleme merkezince aktif olarak izlenmektedir. KADES uygulaması da çok önemli. KADES uygulamamız, bu alanda verdiğimiz mücadelede çok önemli bir yere sahip. Hayata geçirildiği günden itibaren 6 milyon 597 bini aşkın kişi tarafından indirilme söz konusu. KADES uygulamamızla bugüne kadar 1 milyon 219 bin ihbar yapıldı. Bunlar en hızlı şekilde değerlendirildi ve en yakın güvenlik birimlerimizle müdahalede bulunuldu.” diye konuştu.
‘KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA DEVAM ETTİRECEĞİZ’
Son olarak emniyet ve jandarma teşkilatlarında kadına yönelik şiddetle mücadele alanında faaliyet gösteren birim sayısının bin 287’ye yükseltildiğini belirten Yerlikaya, “Bu mücadeleyi verirken şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırmak ve farkındalık programlarını yaygınlaştırmak da en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bakanlığımıza bağlı birimlerde erkek çalışanlara yönelik kadın erkek fırsat eşitliği eğitimleri veriyoruz. Ayrıca uzaktan eğitim sistemi ile erkek personelimize, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi eğitimi ile aile içi iletişim eğitimi veriyoruz. Bakanlık olarak kadın erkek fırsat eşitliği alanında politikalarımızı sizlerin de desteğiyle geliştirerek sürdüreceğiz. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.” dedi.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi programa katılmak üzere Eskişehir’e geldi. Günyüzü ilçesine bağlı Gökpınar Mahallesi’nde arpa tarlasında gerçekleştirilen hasat törenine katılan Bakan Yumaklı’ya tarla sahibi Oğuzhan Kıymıkoğlu çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler aktardı. Hasat sırasında biçerdöver de kullanan Yumaklı, hasadın ardından gazetecilere açıklamada bulundu. Yurt genelinde hasadın sürdüğünü ve yüzde 60 oranında tamamlandığını belirten Bakan Yumaklı, özellikle stratejik ürünler olarak tabir ettikleri hububatın bu yıl sadece buğday ve arpa için yaklaşık 30 milyon tonluk bir rakama ulaşacağını tahmin ettiklerini dile getirdi.
“Depoların tamamının ithal ürünle dolu olduğu söylentisi doğru değil”
Bu ürünlerin hasadının önceki yıllara nazaran çok daha hızlı bir şekilde gittiğini takip ettiklerini ifade eden Bakan Yumaklı, “İklim değişikliğinin en önemli etkilerinden bir tanesi de hasat ve ekim dönemlerinin yaklaşık iki haftaya yakın öne gelmesi söz konusu. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) piyasa regülasyon görevi çerçevesinde referans fiyatlar açıkladı. Bu referans fiyatlar tavan fiyat değildir. Bunu her zaman için altını çizerek belirtiyoruz. Dolayısıyla bu referans fiyatın üreticilerimiz tarafından daha bunun altına fiyat oluşması durumunda TMO’nun alıma hazır olduğunu buradan bir kez daha altını çizerek belirtmek istiyorum. Bugüne kadar TMO’ya ürününü vermek isteyen üreticiler için 6 milyon tonluk randevu söz konusu. Bunun 2 milyon tonunun da TMO’ya verilmesi işlemi gerçekleşti. Malumunuz geçen yıl da TMO yine 13 milyon tonun üzerinde bir ürün alarak, Cumhuriyet tarihinin rekorunu da gerçekleştirmişti. Bunu belirtmek istiyoruz. Çünkü zaman zaman maalesef ki bütün uyarılarımıza ve ikazlarımıza rağmen TMO’nun alımla ilgili depolarının dolu olduğu ya da alımla alakalı sorunları olduğunun söylendiğini görüyoruz. Bunların hiçbirisi gerçek değil. TMO, bu yıl da üreticileri hiçbir şekilde mağdur etmeyecek şekilde eğer gerekirse geçen yıl kadar ürünü alabilecek kabiliyetle ve kapasitede hazırlıklarını tamamlamış durumda. İddia edildiği gibi depoların dolu olması söz konusu değil. Hatta maalesef bu dezenformasyon biraz daha ileri götürülerek, depoların tamamının ithal ürünle dolu olduğu söyleniyor. Bu da kesinlikle doğru değil. Bu depoların yüzde 90’ının üzerinde bizim ülkemizde üretilen ürünlerden oluştuğunu da söylemek istiyorum” dedi.
Bakan Yumaklı, hasat sezonunun bütün çiftçilere ve memlekete bereketli ve hayırlı olmasını dileyerek, ardından Günyüzü Belediyesi’ne ziyarette bulundu. Bakan Yumaklı’ya Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Günyüzü Kaymakamı Muhammed Raşit Kurt, Günyüzü Belediye Başkanı Hidayet Özmen, Eskişehir Orman Bölge Müdürü İsmail Çetin, Tarım ve Orman İl Müdürü Ender Muhammed Gümüş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve diğer ilgililer eşlik etti. – ESKİŞEHİR
]]>‘KAHRAMANMARAŞ’TAKİ DEPREM ÖNCESİ YATAK KAPASİTESİNE 2024 SONUNDA ULAŞACAĞIZ’
Sağlık Bakanı olduktan sonra ilk saha ziyaretini Kahramanmaraş’a yapan Bakan Kemal Memişoğlu, valilikte Afet Koordinasyon Merkezi Toplantısı’nın ardından inşaatı devam eden acil durum hastanesini ziyaret etti. İnşaattaki son durum hakkında bilgiler alan Memişoğlu daha sonra Türkoğlu Devlet Hastanesi’ni ziyaret etti. Ardından Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’ne geçerek Başkan Fırat Görgel’i ziyaret eden Bakan Kemal Memişoğlu, şehirdeki, inceleme ve temaslarını Necip Fazıl Şehir Hastanesi’nde sağlıkçılarla yaptığı toplantı ile tamamlandı.
Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Bakan Kemal Memişoğlu, 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde çok büyük yıkımlar yaşandığını ve ziyaretleri sırasında birçok yapının yeniden yapılma aşamasında olduğunu gördüğünü söyledi. Bunların içerisinde sağlık binalarının da olduğunu kaydeden Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Maraş’ta özellikle deprem öncesindeki sağlık sunumundaki yatak kapasitemize Allah nasip ederse 2024 sonu itibariyle ulaşacağız. Aktif olarak inşaat süreçleri devam eden 5 hastanemiz var. Bu hastanelerimizin inşaatlarını inşallah 2024 sonu itibariyle insanlarımızın hizmetine başlayacak şekilde yürütüyoruz. Bazı eksiklikler, bazı gecikmeler olsa da bugün baktığımız zaman büyük bir hız kazandıklarını ve artık özellikle yeni fizik yapılarıyla 2024 itibariyle sağlık sistemimizin insanlarımızın hizmetine gireceğini özellikle söylemek istiyorum. Esasında özellikle sağlık çalışanlarımız, yöneticilerimiz ve fiziki altyapısı çok da mümkün olmadığı yerlerde şu anda sağlık hizmetlerini eksiksiz yürütüyorlar. Huzurunuzda onlara da teşekkür ediyorum. Ancak çok daha iyi fiziki şartlarda modern yapılarla artık Maraş’ta sağlık hizmetleri inşallah 2024 sonu itibariyle sürdürülür hale gelecek.”
‘1600 YATAKLI YENİ BİR ŞEHİR HASTANESİ YAPILACAK’
Sağlık Bakanı Memişoğlu, Kahramanmaraş’a yeni sağlık yatırımlarının da olacağını belirterek, “Bunun yanında Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Hayalimiz’ dediği şehir hastanesiyle ilgili artık süreç ihale aşamasına gelmiş, bundan sonraki aşamada da yapım sürecine başlayacağız. Çok değerli bakanım, çok değerli milletvekillerimin büyük katkılarıyla yatırım programından çıkıp, projesi bitirilmiş, artık inşaat aşamasına, ihale aşamasına gelen bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yeni bir şehir hastanesi, 1600 yatak diye öngörüyoruz. İhalesini de yapma aşamasına geldiğimiz zaman bunun ayrıntısını göreceksiniz. Şehir hastaneleri her türlü sağlık hizmetini içinde barındırabilen yapılardır. Yani bir hastanın başka yere gitme ihtiyacı duymayacağı her türlü hastalığı tedavi edebilecek sağlık tesisleridir. O nedenle bunda şu var, şu yok değil onu bilmenizi istiyorum” diye konuştu.
‘SAĞLIKTA TEKNOLOJİSİNİ, BİLGİSİNİ VE BİLİMİNİ ÜRETEN OLMAK İSTİYORUZ’
Yakın zamanda peş peşe yaşanan pandemi ve depremlerle birlikte son 20 yılda yapılan sağlık yatırımları ve sistemlerinin ne kadar başarılı olduğunun herkes tarafından görüldüğünü ifade eden Bakan Memişoğlu, şunları söyledi:
“Biz sadece bundan sonra sağlık hizmetini dünyanın en iyi sunanı değil, teknolojisini üreteni, bilgisini ve bilimini üreteni de olmak istiyoruz. Onun için bu konularda daha çok çalışacağız, daha iyisini yapacağız. Bunun yanında özellikle temel sağlık ve koruyucu sağlık dediğimiz birinci basamak ve aile hekimliklerini daha güçlendireceğiz. O nedenle ben bu konuda gelecekte de emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bizler en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Niyetimiz iyi. Sonucun da iyi olacağına eminiz.”
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, basın açıklamasının ardından Kahramanmaraş’tan ayrıldı.
Ömer KOÇ/ KAHRAMANMARAŞ,
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, birtakım ziyaret ve açılış için geldiği Bilecik’te İl Genel Meclis Salonu’nda tarım sektöründe faaliyet gösteren işletmeler ve yatırımcılar ile buluştu. Bakan Yumaklı yaptığı açıklamada, “Bizler Türkiye’nin dört bir tarafında en geniş teşkilata sahip bakanlıklardan bir tanesiyiz. Bizler gittiğimiz illerde, Türkiye’nin üretiminin ve üreticinin yüzyılı olma vizyonunu ortaya koyduğumuz bir dönemde bunları birlikte gerçekleştirdiğimiz sektör paydaşlarımızla mutlaka bir araya geliyoruz. Dünyaya hükmeden bir imparatorluğun filizlendiği Bilecik’ten tekrar saha programlarımıza başlamış olduk. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz büyük, çünkü biz iddiası olan bir ülkeyiz. Üretim ve üreticinin yüzyılı olması vizyonuyla çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye’nin ikinci yüzyılına dair ortaya koyduğu vizyona biz de Tarım ve Orman Bakanlığı olarak kendi sorumluluklarımız ve görev alanlarımız itibariyle katkıda bulunmak durumundayız. Ülkenin dört bir tarafını il il, ilçe ilçe geziyoruz. Üreticilerimizle bir araya geliyoruz. Kimi zaman bir salonda oluyor kimi zaman herhangi bir sivil toplum kuruluşu bize burada yapalım dediği bir alanda oluyor mutlaka bir araya geliyoruz. Bizler çok geniş bir teşkilatın mensupları olarak sahadan aldığımız bütün bilgileri değerlendirme kabiliyetine sahibiz ” dedi.
“Gıda milliyetçiliği diye bir kavram ortaya çıktı”
Bakan Yumaklı açıklamasının devamında, “Bakanlığımızın çok önem ve altını çizdiği bir husus var. O da gıda arz güvenliğidir. Ülkeler artık kendi pozisyonlarını gıdalarını güvence altına almak üzerine kurup bir strateji üzerinden yürütmeye başladılar. Belki duydunuz, gıda milliyetçiliği diye bir kavram ortaya çıktı. Önce kendisini düşünen, ihtiyaçlarının tamamını bir şekilde garanti altına alacak politikalarla devam ediyor. Bu sadece gıda tarafında bu şekilde ama bununla da yetinilmiyor. Çünkü tarımsal üretim aynı zamanda sanayinin de ham maddesini veren istihdama katkıda bulunan çok geniş bir alan. Neden ülkeler bu derece katı bir şekilde gıda arz güvenliklerine temin etmeye teşkil etmeye çalışıyorlar? Çünkü iklim değişikliği denen kavram başta olmak üzere; göçler, konjonktürel değişiklikler, ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar bu dönemde artık bizim hayatımızın tam da göbeğine giren değişiklikler oldu” dedi.
“Son 22 yılda Bilecik’te de tarım ve orman alanında çok ciddi bir altyapı oluşturulmuş durumda”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bilecik’te bugün bir ayda yağacak yağmurun birkaç saatte yağması ile çok yoğun taşkınlar tarım alanları gördüğü zararlarla uğraştığını, ülkenin başka bir tarafında orman yangınları başta olmak üzere çok farklı konularla yüz yüze kaldığını söyledi. Yumaklı, “Biz yaptığımız her işte yeni normalde dediğimiz bizi etkileyecek hususlara bundan sonra gözetmek durumundayız. Çünkü başta tarım sektörü olmak üzere sektörler bundan çok hızlı ve çabuk etkilenir durumdalar. Biz de burada illerin tek tek özelliklerine göre onların altyapılarını güçlendirmek üzere yatırımlarımızı bunlara göre planlıyoruz. Son 22 yılda Bilecik’te de tarım ve orman alanında çok ciddi bir altyapı oluşturulmuş durumda. Yeterli mi? Hiçbir şey yeterli olmaz. Çünkü sürekli gelişen, değişen, büyüyen bir ülkeyiz. İhtiyaçlarımız farklılaşıyor, ulaşmak istediğimiz hedefler farklılaşıyor. Bugünün fiyatlarıyla 10.2 Milyar TL Bilecik’teki tarım orman altyapısı için yapılan yatırımın bedelidir. Su alanında 6.6 milyar TL bunun su alanıyla alakalı sulama tesisleri var 80’in üzerindedir. Kırsal kalkınma yatırımları var. Özellikle yüzde 57’si orman olan bu şehrin ormanla ilgili altyapısı ve bundan elde edeceği kazançlar var. 4 tarımsal ovası var. Tüm bunları yaparken yine en başta söylediklerime referans vereceğim, gıda arz güvenliğimizi teminat altına almak bizim temel hedefimiz” ifadelerine yer verdi.
“Sektör paydaşları ile omuz omuza yapmadığınız hiçbir şey başarılı olma şansı yok”
Bakan Yumaklı açıklamasının devamında, “2023 yılında tarım kanununda yapmış olduğumuz değişikliklerle hatta devrim niteliğinde bu hususları ortaya koyduk. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kaydolunamamasından tutun da sözleşmeli üretimin problemlerinin çözülerek bunun daha aktif hale getirilmesi üretim planlaması hususları artık bundan sonra bizim en çok konuşacağımız hususlar. Dünyada tarımsal üretim açısından büyükler olarak kabul edilen üretim hacimleri itibariyle büyük ülkelerin gündemi diye baktığımızda bizim gündemimizden hiçbir farkı yok. Dolayısıyla onlar da sürdürülebilir bir üretim istiyorlar. Onlar da sularını yönetmek istiyorlar, topraklarını korumak istiyorlar. Onlar da her halükarda tarımsal sanayiyi geliştirmek istiyorlar. Bizlerle onların gündemleri arasında bir fark yok. Bizleri ayıracak tek husus 2023’ten bu yana gelen ve artık bizim gündemimizde üst sıralarda olan hususları ne kadar yapıp ne kadar yapamayacağımızla alakalı. Bakanlık olarak, siz çok iyi kanunlar, yönetmelikler çıkartabilirsiniz. Ama bu tek başına hiçbir zaman yetmez. Sektör paydaşları ile omuz omuza yapmadığınız hiçbir şey başarılı olma şansı yok. Ben buna her zaman için inanan birisiyim. Dolayısıyla bu zamana kadar yapmış olduğumuz ve bundan sonra da yapacağımız bütün değişikliklerin yeniliklerin mutlaka ve mutlaka sektör paydaşlarıyla birlikte olmasına özen gösteriyoruz” dedi.
“Hayvan hastalıkları ile mücadele konusu ıslah konusu ve diğer konular bunun en önemli maddeleridir”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçtiğimiz hafta Türkiye’deki 9 ürün konseyi ile Mersin’de bir toplantı yaptıklarını anlatarak, “Bunların arasında hububat, çay, fındık vardı. Aklınıza gelebilecek Türkiye için önemli olan ürünlerin konseyleri buradaydı. En son 2001 yılında yapılmış olan tarım sayımıyla biz inşallah bunu programa aldık. 2026 yılı içerisinde tamamlayacağız. Yine hayvancılık yol haritası açıkladık. Özellikle bu da ülkemizde tartışma konusudur. Ama bütün onlara kulağınızı tıkayarak sektördeki bütün arkadaşlarımızla birlikte bundan sonra Türkiye’de kendimiz üretimimizi nasıl daha sürdürülebilir nasıl daha verimli nasıl daha kaliteli kayıtlı bir şekilde ve tekraren sektöre yatırım yapılır şekilde olabilecek bunların üzerinde çalışıyoruz. Bundan sonraki 5 yılda uygulayacağımız hayvancılık yol haritamızı da açıklamış olduk. Çok kritik iki konuyu söyleyeyim. Hayvan hastalıkları ile mücadele konusu ıslah konusu ve diğer konular bunun en önemli maddeleridir. Kadınların ve gençlerin daha pozitif ayrımcılığı olacak bir destekleme modelini de şu ana kadar mevcut modelin dışına çıkarmış olduk. Yani bunları ayrıştırdık. Artık eskisi gibi sizin bakanlık olarak vermiş olduğunuz destekler çok fazla biz bazen bunları yönetmek de zorluk çekiyoruz. Anlamakta zorluk çekiyoruz diye üreticilerimizin bizzat kendilerinden gelen hususu biz bundan sonra üretim planlamasına yönlendirecek şekilde söylediğim ana unsurları içerisine barındıracak şekilde İnşallah uygulamış olacağız. Bunları uygularken bu üretimin içerisinde yer alacak olan gençlerin ve kadınların bunlardan fazla faydalanacağına söylemek istiyorum. Bilecik gibi büyük metropollere son derece yakın bir şehrin de bu anlamda ciddi bir avantajı olduğunu buradan söylemek istiyorum” ifadelerine yer verdi.
“Gıda güvenilirliği konuda da farklı uygulamalar geliştirdik”
Bakan Yumaklı son olarak, “IPARD programları vardı. Bunu 81 ile yaygınlaştırdık. Eminim Bilecik’te burada yatırımlarla alakalı çok iyi projeler çıkaracak. Ama peşinen söyleyeyim burada projeler yarışacak. İllerin arasında projeler yarışacak. Sadece proje yapmış olmak için değil, biraz önce söylediğim ana unsurları içinde barındıran projelere biz öncelik vermiş olacağız. Biz genelde bazı şeylerde mesafeliyiz. Bunlardan bir tanesi de tarımsal sigortalar. Biraz bunu gereksiz gibi görüyoruz açıkçası. Önümüzdeki dönemde benim bütün ekip arkadaşlarımın sizlerle en çok konuşacağı konulardan bir tanesi de bu olacak. 1 aylık yağmurun birkaç saat içerisinde hatta belli bir yere yağması söz konusu. Bizlerin hiç tahmin etmediğimiz hasarları yaşaması ve neredeyse bir sene beklediğimiz ürünün o alın terimizin birkaç saat içerisinde yok olması söz konusu. Bunları engelleyecek tek şey tarımsal sigortalardır. Bu konuda da özellikle sizler ileri gelenlersiniz. Bulunduğunuz yerlerde mutlaka ama mutlaka diğer üreticilerimizi de bu konuda cesaretlendirmenizi özellikle istirham ediyorum. Bizim bakanlığımız birçok disiplinle çalışıyor. Gıda güvenilirliği konuda da farklı uygulamalar geliştirdik. Uygulamalarımızı da her geçen gün vatandaşımızın uygulaması için ya da beğenisi için sunuyoruz. Bunlardan bir tanesi de özellikle bizim denetimlerimizin yapıldığı işletmelerin karekod yöntemi ile sizlerin kullanmış olduğu mobil telefonlarınızdan anlaşılabilmesi yani herhangi bir gıda satan üreten bir yeri gittiğinizde oradaki karekodu okutarak siz bu işletmenin ne zaman denetlendiği ile alakalı bütün bilgileri orada görebileceksiniz. Burada biz hiçbir zorlama yapmıyoruz. Neden zorlama yapmıyoruz? Çünkü eğer kendisine güvenen işletmeler varsa bu karekodu kullanarak o tüketicilere kendilerini anlatmalarını istiyoruz” dedi. – BİLECİK
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Yıl sonuna kadar 200 bin yeni yuvamızı teslim edeceğiz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Malatya’da koordinasyon toplantısına katıldı. Büyükşehir Belediyesi meclis salonunda düzenlenen toplantının ardından Bakan Kurum, kentte inşası devam eden konutlar ve rezerv alanlarında incelemelerde bulundu. İnşa çalışması devam eden Bakırcılar Çarşısı’nda da inceleme yapan Bakan Kurum, daha sonra gazetecilere açıklama yaptı. 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremleri dün gibi hatırladıklarını ifade eden Bakan Kurum, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; şartlar ne olursa olsun, deprem bölgesinin ikinci plana düşmesine asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz” diye konuştu.
Yıl sonuna kadar toplam 200 bin konutu teslim edeceklerini söyleyen Bakan Kurum, “Malatya ve diğer illerimizde yaralarımızı sarmak için haftalarca vatandaşımızla omuz omuza verdik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, nasıl her depremde, selde, heyelanda ve yangında milletimizin yanında olduysak, asrın felaketinde de milletimizle birlikte bir seferberlik şuuruyla çalıştık. Biliyorsunuz 6 Şubat depremlerini 11 şehrimiz yaşadı. 14 milyon insanımızın hayatı olumsuz etkilendi Yüz binlerce konutumuz ve iş yerimiz kullanılamaz hale geldi. Afetin verdiği maddi kayba baktığımızda 104 milyar doları geçtiğini görüyoruz. Bugüne geldiğimizde; 276 bin konutun, iş yerinin, ofisin ihale süreci tamamlandı. 11 ilimizde inşa faaliyetimiz devam ediyor. 4 bin 500’e yakın köyde evlerimizi süratle teslim ediyoruz. Başlamış olduğumuz 276 bin konutun, toplamda 76 bin yuvamızı kardeşlerimize teslim ettik. Bugün deprem bölgesinde 2000’e yakın şantiyede 153 bin işçi kardeşimiz arı gibi çalışıyor. Gerek şehrin içinde, gerek rezerv alanlarda yıl sonuna kadar toplam 200 bin konutu teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bakan Murat Kurum, devletin tüm imkanları ile deprem bölgesinde olduğunu ve olmaya devam edeceğini belirterek, “Malatya özelinde baktığımızda; şu ana kadar 7 bin 881 konutumuzu bitirip, depremzede ailemizi evlerine kavuşturduk. Malatya genelinde 80 bin 224 ev ve iş yerimizin inşasına da süratle devam ediyoruz. Şehir merkezini, kent meydanını aslına uygun, tarihi dokuyu koruyan, depreme dayanıklı, çevreci, sıfır atık uyumlu olarak inşa ediyoruz. Biz, birçok afette olduğu gibi depremin ilk anlarında da milletimize sözler verdik. Görev süremiz boyunca bu sözleri tuttuk. Şimdi yine bu sözleri tutmanın gururuyla buradayız. Ben bugün sadece bir bakan olarak burada değilim. Malatya’nın bir evladı, deprem bölgesinin kardeşi ve bölgenin ihtiyacını giderecek kişi olarak buradayım. Şantiyede baret takıp yuvalar inşa etmiş bir emekçi olarak karşınızdayım. Milyonlarca vatandaşımıza yeni yuva kazandırmış, milletimizin zor anlarında hep yanında olmuş bir kardeşiniz olarak yanınızdayım. Dün nasıl depremlerde, sellerde, yangınlarda milletimizin hemen yanına koşup hızlıca yeni yuvalarına kavuşturduysak; bugün de deprem bölgemizin tamamında aynı aşkla, azimle, gayretle çalışacağız. Malatya’da yeni yuvalarına kavuşmayan tek bir depremzede kardeşimizi bırakmayacağız. Bu evler teslim edilene kadar da arkadaşlarımla birlikte sürekli deprem bölgesinde olacağız. Elimizi bir an bile depremzede kardeşlerimizin elinden çekmeyeceğiz” dedi.
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Avrupa Konseyi ve Litvanya Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanlığı iş birliğinde, Avrupa Konseyi Litvanya Dönem Başkanlığı himayesinde Litvanya’nın Başkenti Vilnius’ta düzenlenen ‘Avrupa Sosyal Şartı Üst Düzey Konferansı’na katıldı. Konferansın ‘Durum Değerlendirmesi – İzlenecek Yol’ başlıklı dördüncü oturumda konuşan Işıkhan, Avrupa Sosyal Şartı’nın 1960’lardan bu yana Avrupa’da sosyal hakların geliştirilmesi ve milyonlarca insanın yaşamlarının iyileştirilmesinde bir mihenk taşı olduğunu belirtti. Benzeri görülmemiş dönüşümlerin ve zorlukların yaşandığı bir dünyada, sosyal hakların her geçen gün daha önemli hale geldiğini dile getiren Işıkhan, şunları kaydetti:
“Bu bağlamda, Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen son reformların Avrupa Sosyal Şartı sisteminin modernleştirilmesi ve bu güçlüklerin etkin bir şekilde ele alınmasında çok önemli bir rol oynadığına inanıyoruz. Bugün, Avrupa Konseyi’nin 75. yıldönümünde Siyasi Deklarasyonu onaylayarak, sadece Şart’ın ilkelerine olan bağlılığımızı teyit etmekle kalmıyor, aynı zamanda Avrupa Konseyi’nin sosyal haklar alanındaki rolünü güçlendirmeye yönelik gelecekteki faaliyetlerimiz için de bir yol çiziyoruz. Türkiye olarak Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 31 Maddesinden 29’unu ve 98 paragrafından 91’ini kabul ederek sosyal haklara olan sarsılmaz bağlılığımızı gösterdiğimizin altını çizmek isterim. Bu durum, Türkiye’yi Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın Akit Tarafları arasında en fazla kabul edilen hükümlere sahip ülkelerden biri haline getirmektedir.”
“Türkiye sosyal hakları ilerletmek için kapsamlı reformlar yoluyla cesur adımlar atıyor”
Türkiye’nin kapsamlı reformlar yoluyla sosyal hakları ilerletmek için cesur adımlar attığına dikkati çeken Işıkhan, Türkiye’nin özellikle zor zamanlarda insani yardım ve kalkınma yardımı sağlayarak sosyal adalete olan bağlılığını her zaman gösterdiğini söyledi. Bakan Işıkhan, “Türkiye, hem Sosyal Adalet için Küresel Koalisyon’a katılarak hem de Koordinasyon Grubu’na üye olarak, özellikle hassas bölgelerdeki insanlar için sosyal adaletin hüküm sürdüğü bir dünya inşa etmek üzere kolektif eylemi teşvik etmektedir. Türkiye, bölgesel çatışma ve savaşlarda ‘savaşın kazananı olmaz’ ilkesiyle, insani trajedinin önlenmesi ve kalıcı barışın tesis edilmesinde öncü rol oynamaya devam etmektedir. Devam etmekte olan Rusya- Ukrayna savaşı bu kararlılığın bariz bir örneğidir” dedi.
Siyasi Deklarasyonda vurgulandığı üzere Türkiye’nin sosyal hakların korunması ve uygulanması konusunda yerel ve bölgesel makamlar ve sosyal ortaklarla iş birliği de dahil olmak üzere güçlendirilmiş diyaloğu desteklediğini belirten Işıkhan, “Bu katılımcı yaklaşım, Şart’ın ilkelerinin herkesin yararına olacak somut eylemlere dönüştürülmesini sağlayacaktır. Ayrıca, hedefe yönelik destek ve rehberliğin üye devletleri Şartı etkin bir şekilde uygulama konusunda güçlendireceğine inanıyoruz. Bu Siyasi Deklarasyonu onaylayarak, sosyal hakların en üst düzeyde savunulduğu bir gelecek için taahhütte bulunmuş oluyoruz. En önemli hedefimiz, herkes için adalet, eşitlik ve haysiyet ilkelerinin rehberliğinde sarsılmaz bir birlik sergilemek olmalıdır” diye konuştu.
“Türkiye, yaşam hakkı saldırı altında olan Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir”
Konferansta Filistin’deki çatışmaya da değinen Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bizler bugün sosyal adaletin ve sosyal hakların korunmasının öneminden bahsederken, Gazze’de Filistin halkının tüm temel hakları İsrail tarafından ayaklar altına alınmaktadır. Bu bağlamda Gazze’de yaşanan vahşi katliamları şiddetle kınıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye, yaşam hakkı saldırı altında olan Filistin halkının yanında olmaya devam edecektir. Tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları bu zor dönemde Filistin halkına destek olmaya ve bu insani kriz karşısında sessiz kalmamaya çağırıyorum.”
Ayrıca Bakan Işıkhan, program kapsamında Litvanya Sosyal Güvenlik ve Çalışma Bakanı Vytautas ilinskas ile ikili görüşme de gerçekleştirdi. Görüşmede, iki ülke Bakanlıkları arasındaki ikili diyaloğu güçlendirme konusundaki kararlılıkları vurgulandı.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Theodoros Rousopoulos ile de görüşen Işıkhan, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik konularına dair yaşanan küresel değişimleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. – ANKARA
]]>Aydın Ticaret Borsası (ATB) Meclis Başkanı Ahmet Bahri Erdel, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Ülgen, Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Günaydın, Aydın milletvekilleri, Aydın’ın oda ve borsa heyeti ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı makamında ziyaret etti. Önemli görüşmelerin yapıldığı ziyarette Aydın heyeti, Aydın ilinin ekonomi, tarım ve tarıma dayalı sanayi sektöründe hayata geçirdiği ve planladığı projeler üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı bilgilendirdi. Aydın Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bahri Erdel, Bakan Kacır’a, Aydın Ticaret Borsası’nın mevcut çalışmalarından bahsetti. Çevresel sürdürülebilirliği destekleyecek, enerji maliyetlerini düşürecek, güneş enerjisi panelleri ve diğer yenilenebilir enerji teknolojileri ile Aydın’ın Köşk ilçesine kazandırılması planlanan ATB Aydın Soğuk Hava Depoculuk A.Ş. Köşk Şubesi’nin detayları konusunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı bilgilendirdi. Erdel, kurulacak olan soğuk hava deposu için Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’dan destek talebinde bulundu.
Bakan Kacır, Aydın Ticaret Borsası’nın Aydın ilinin tarım ve sanayi potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla hayata geçirdiği projelere önem verdiklerini belirtti. Kacır, Aydın Ticaret Borsası’nın, bölgenin tarım ve sanayi sektörlerinin gelişimine katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladıklarını ve bakanlık olarak bu proje için gerekli tüm desteği sağlayacaklarının da müjdesini verdi.
“Talebimiz olumlu karşılandı”
Aydın Ticaret Borsası heyetinin de yer aldığı ziyaretin oldukça verimli geçtiğini ve müjdeli haberlerle Aydın’a döndüklerini belirten Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur; “Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’a, Aydın Ticaret Borsası olarak ilimiz ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlamayı hedeflediğimiz soğuk hava depomuzun detaylarını ve taleplerimizi ilettik. Talebimiz olumlu karşılandı ve hibe desteği konusunda Bakanımızla istişarelerde bulunduk. 2024 yılı içinde temelini atmayı planladığımız soğuk hava depomuzu, 2025 yılında faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Bu desteklerle birlikte, Aydın ilinin tarımsal potansiyelini daha verimli kullanabileceği bir altyapı oluşturarak ekonomik kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.
Çondur, konuşmasının devamında “Aydın Ticaret Borsası olarak, ilimiz ve ülkemizin ekonomisinin gelişmesine katkı sağlamak adına sürekli yeni projeler üretmeye ve hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bakanımıza ilimize ve sektörümüze olan desteklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.
Ziyarette aynı zamanda Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde yapılan ve yapılması planlanan projeler ile ADÜ Teknokent A.Ş. bünyesinde devam eden üniversite-sanayi iş birliği çalışmaları hakkında istişarelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda Aydın Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Bahri Erdel, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Ülgen ve Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Günaydın tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a, incir yaprağına yazılı Tin Suresi tablosu takdim edildi. – AYDIN
]]>Sağlık sorunları nedeniyle görevden af talebi kabul edilen Mehmet Özhaseki’den boşalan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına Cumhurbaşkanlığı kararı ile Murat Kurum atandı. Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında gerçekleştirilen devir teslim töreni ile görevi Özhaseki’den devraldı.
Özhaseki, törende yaptığı açıklamada, tam 30 yıl önce kamu hizmetine başladığını söyledi. Önce Melikgazi Belediye Başkanlığı ardından Kayseri Belediye Başkanlığını sürdürdüğünü belirten Özhaseki, “Sonra Ankara’ya Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine geldim. Önce genel merkezde, sonra bakanlıkta, yeniden genel merkezde, sonra yine bakanlıkta şerefli bir görevi ifa etmeye çalıştım. Bilgim, birikimim ve çabam ne kadarsa hepsini vermeye çalıştım” ifadesini kullandı.
“Kanunlara karşı mesulüz”
Vicdanen çok müsterih olduğunu söyleyen Özhaseki, “Kanunlara karşı mesulüz, sorumluyuz ve hesap vereceğiz. Bir taraftan da Rabbimin huzuruna varacağız. Oraya yüz akıyla çıkabilmek çok daha önemli. Bugün buradan ayrılırken yapmış olduğum hizmetlerden dolayı vicdanen müsterih olduğum gibi huzur içerisinde ayırılıyorum. Bir taraftan da görevi en az benim kadar iyi yapacağına inandığım bir arkadaşıma ve kardeşime emanet ediyorum” şeklinde konuştu.
“Hakkınızı helal edin”
Devlette devamlılığın esas olduğunu ifade eden Özhaseki, “Yıllardır Cumhurbaşkanımız liderliğinde yol yürüdük. Ülkeye çok hizmetler ettik. Allah’a hamdolsun bugün de bu kamu görevini noktalıyorum. Sizlerden hakkınızı helal etmenizi istiyorum” dedi.
Bakan Kurum’dan Özhaseki’ye teşekkür
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliğinin yeni Bakanı Murat Kurum ise şunları kaydetti:
“Bu görevi yeniden bana tebliğ eden Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Hem görevi devralırken hem de devrederken 1994’den buyana gurur duyduğum gerek Büyükşehir Belediye Başkanlığı göreviyle gerek Bakanlık gerek Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bizim örnek aldığımız ağabeyimiz Bakanımıza teşekkür ediyorum. 1994 yılından bu yana bir davada farklı görevlerde çalıştı. Ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Ben şahsım adına teşekkür ediyorum.”
“Amacımız millete hizmet etmek”
Bakan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizi kardeşi ve evladı gibi bağrına basan aziz milletimize hizmet etmek. Gece ve gündüz bunun için çalıştım. Yeri geldi Elazığ’ın ‘Karamurat’ı oldum. Yeri geldi İstanbul’un Murat’ı oldum. Yeri geldi depremde, selde, heyelanda milletimiz için koşturmaya gayret gösterdim. Elimden geleni yapmaya çalıştım. Amacım, geçmişte ne yaptıysam yine aynısını aziz milletim için yapmak olacaktır.”
“Aziz milletimize verdiğimiz sözleri tutacağız”
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun altını çizen Kurum, “Çok acılar yaşadık ve bir daha yaşamak istemiyoruz. Başta 11 ilimiz olmak üzere afetten etkilenen kardeşlerimize evlerini bir an önce teslim etme arzusu ve isteğiyle, tüm ekibimizle Bakanımızdan devraldığım görevi inşallah layıkıyla yapıp vatandaşlarımıza ve aziz milletimize sözlerimizi tutma gayreti göstereceğiz” diye konuştu.
Deprem
Kentsel dönüşüme de dikkati çeken Kurum, “Bugün kendiliğinden dahi yıkılan binalar başta İstanbul olmak üzere 81 ilimizde deprem dönüşümü noktasında yapılması gereken her türlü gayreti, arzuyu, çalışma isteğini hiçbir siyaset gözetmeksizin Valilerimizle, Belediye Başkanlarımızla, Milletvekillerimizle elimizi gövdemizi taşın altına koyarak deprem dönüşümünü gerçekleştirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na atanan Murat Kurum, görevi Mehmet Özhaseki’den törenle devraldı. Bakan Kurum, “Yeri geldi Elazığ’ın Kara Murat’ı oldum. Yeri geldi İstanbul’un Murad’ı oldum. Yeri geldi depremde, selde, heyelanda milletimiz için koşturmaya gayret gösterdim. Elimden geleni yapmaya çalıştım. Bundan sonraki süreçte de yapacağım. Amacım, geçmişte ne yaptıysam yine aynısını aziz milletimiz için yapmak olacaktır” dedi.
Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararına göre; görevden affını isteyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin af talebi kabul edilip, yerine Murat Kurum atandı. Kurum için bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda devir teslim töreni düzenlendi. Özhaseki, görevi Bakan Murat Kurum’a devretti.
Murat Kurum, büyükşehir belediye başkanlığı, bakanlık ve genel başkan yardımcılığı görevleriyle örnek aldığı Mehmet Özhaseki’ye teşekkür ederek, “Yani kolay değil, 1994 yılından bu yana bir davada farklı farklı görevlerde çalıştılar. Ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Ben şahsım adına kendisine çok çok teşekkür ediyorum. Görev aldığım her işte amacım, hedefim, ideallerim; bizi kardeşi gibi, evladı gibi bağrına basan aziz milletimize hizmet etmek oldu. Gece gündüz bunun için çalıştım. Yeri geldi Elazığ’ın Kara Murat’ı oldum. Yeri geldi İstanbul’un Murad’ı oldum. Yeri geldi depremde, selde, heyelanda milletimiz için koşturmaya gayret gösterdim. Elimden geleni yapmaya çalıştım. Bundan sonraki süreçte de yapacağım. Amacım, geçmişte ne yaptıysam yine aynısını aziz milletimiz için yapmak olacaktır” diye konuştu.
‘DEPREM DÖNÜŞÜMÜNÜ GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ’
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu söyleyen Kurum, “Çok acılar yaşadık ve bu acıları bir daha yaşamak istemiyoruz. Başta Hatay’ımız, Gaziantep’imiz, Kahramanmaraş’ımız, Adıyaman’ımız, Osmaniye’miz, Adana’mız olmak üzere; 11 ilimizde afetten etkilenen kardeşlerimize evlerini bir an önce teslim etme arzusu ve isteğiyle tüm ekibimizle, Sayın Bakanımızdan devraldığımız görevi inşallah layıkıyla yapıp vatandaşlarımıza, aziz milletimize sözlerimizi tutmaya gayret göstereceğiz. Tabii sadece 11 ilimizde değil, işte bugün yaşadığımız, şahit olduğumuz, sadece kendiliğinden dahi yıkılan binalar, başta İstanbul olmak üzere 81 ilimizde deprem dönüşümü noktasında yapılması gereken her türlü gayreti, arzuyu, çalışma isteğini, hiçbir siyaset gözetmeksizin valilerimizle, belediye başkanlarımızla, milletvekillerimizle hep birlikte elimizi, gövdemizi taşın altına koyarak deprem dönüşümünü gerçekleştirmek istiyoruz. Diğer taraftan işte İzmir’de, Balıkesir’de yaşadığımız yangınlar. Ben buradan tekrar İzmir’imize, Balıkesir’imize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.
‘GÜCÜM NEYE YETİYORSA ONU YAPTIM’
Mehmet Özhaseki, kamu hizmetine 30 yıl önce başladığını belirterek, “Çok şükür bugünlere kadar geldik. Önce Melikgazi İlçe Belediye Başkanlığı, sonra büyükşehir belediye başkanlığı biraz uzun sürdü. Sonra Ankara’ya, Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine geldim. Önce genel merkezde, sonra bakanlıkta, yeniden genel merkezde, sonra yeniden bakanlıkta şerefli bir görevi ifa etmeye çalıştık. Gücüm neye yetiyorsa onu yaptım. Bilgim, birikimim, çabam ne kadarsa hepsini vermeye çalıştım. Vicdanen çok müsterihim, hamdolsun. Makamlara gelmekten ziyade, giderken başınızın dik olması çok önemli. İş yapmış bir insanın, müsterih olduğu bir ortamda ayrılabilmesi çok önemli. Elbette biz kanunlara karşı mesulüz, sorumluyuz, hesap vereceğiz; ama bir taraftan da Rabbimin huzuruna varacağız. ‘Oraya yüz akıyla çıkabilmek çok daha önemli’ diye düşünüyorum ben. Elhamdülillah, bugün buradan ayrılırken yapmış olduğum hizmetlerden dolayı vicdanen müsterih olduğum gibi vicdan huzuru içerisinde ayrılıyorum. Bir taraftan da görevi en az benim kadar iyi yapacağına inandığım bir kardeşime, bir arkadaşıma yeniden teslim ediyorum” diye konuştu.
Yaptığı hizmetler nedeniyle Bakan Kurum’un çiçek hediye ettiği Özhaseki, “Misafirliğin kısa olanı makuldür. Hadi arkadaşlar buyurun, burada iş çok çünkü. Bakanım işine baksın bize müsaade” diyerek makam odasından çıktı.
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie ve Somali Dışişleri Bakanı Ahmed Muallim Fiqi’yi Ankara’da ağırladı.
Dışişleri Bakanı Fidan, Etiyopya Dışişleri Bakanı Selassie ve Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Fiqi’nin Ankara’da Türkiye’nin ev sahipliğinde buluşmalarının ardından mevkidaşlarıyla birlikte açıklama yaptı. Etiyopya ve Somali’den gelen konuk bakanlarla birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Bakan Fidan, Türkiye’nin barış, diplomasi ve iyi niyete olan taahhüdünün ortak diyalog oluşturmak ve ortak temeller bulma konusundaki çabaları desteklediğini kaydetti. Fidan, “Biz bugün kendimizi çok imtiyazlı bir pozisyonda buluyoruz. Her iki tarafın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gösterdiği en üst seviyedeki güven ve vermiş oldukları yetki bizim doğru yolda olduğumuz inancımızı güçlendiriyor” dedi.
Dışişleri Bakanı Fidan, hem mevkidaşlarıyla hem de heyetler arasında yapılan görüşmeler sırasında bütün tartışma noktaları üstünde görüş teatisinde bulunduklarını ifade etti. Bakan Fidan, her iki tarafın da konularla ilgili hassasiyetlerini dile getirdiklerini söyledi.
2 EYLÜL’DE TARAFLAR YENİDEN BİR ARAYA GELECEK
Fidan, görüşmeler sonrasında bütün tarafların çok daha iyi bir anlayışa ulaştığını dile getirerek, “Tabii ki çok komplike bir husustan bahsediyoruz, bunlar göz önünde bulundurulduğunda bu hususla ilgili başka değerlendirmelerin yapılması gerekeceği aşikardır. Bugün duyduklarımız ışığında gelecekle ilgili umudumuz pekişmiştir. Bakanlar ikinci tur bir görüşme için 2 Eylül 2024’te Ankara’da tekrar buluşmaya karar vermişlerdir” dedi.
Fidan, konuk bakanlara Ankara’ya geldikleri için teşekkür ederek, ekiplerin birlikte çalışmaya iyi niyet esasında devam edeceklerini ve Ankara’daki bir sonraki toplantı için hazırlıkları devam ettireceklerini söyledi. Bakan Fidan, heyetlerle birlikte yapılan göreşmelerden yanı sıra Etiyopya ve Somali dışişleri bakanlarıyla birebir görüşmelerde de bulundu.
‘TÜRKİYE-ETİYOPYA-SOMALİ ORTAK ANKARA AÇIKLAMASI’
Fidan’ın açıklaması sonrasında Dışişleri Bakanlığı, Türkiye, Etiyopya ve Somali arasında düzenlenen görüşmelere ilişkin ‘Ortak Ankara Açıklaması’nı yayımladı. Açıklamada, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın daveti üzerine, Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Taye Atske Selassie ve Somali Federal Cumhuriyeti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Sayın Ahmed Moallim Fiqi 1 Temmuz 2024 tarihinde Ankara’da bir araya gelmiştir. İki ülkenin bakanları, Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında, farklılıklarına yönelik samimi, dostça ve ileriye dönük, ayrı ayrı görüş alışverişinde bulunmuş ve görüş farklılıklarını karşılıklı olarak kabul edilebilir çerçevede ele almaya yönelik perspektifler geliştirmişlerdir. Somali ve Etiyopya’nın Dışişleri Bakanları, farklılıkların barışçı yöntemlerle çözülmesi konusundaki kararlılıklarını yinelemişler; kolaylaştırıcılığı ve yapıcı katkılarından dolayı Türkiye’ye takdirlerini ifade etmişlerdir. Bakanlar, ihtilafların çözüme kavuşturulması ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla diyaloğu sürdürme konusunda mutabık kalmışlardır. Bakanlar, 2 Eylül 2024 tarihinde Ankara’da ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirme konusunda anlaşmışlardır. Her iki taraf da, bu girişiminden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sunmuştur.” denildi.
‘ETİYOPYA İLE SOMALİLAND ARASINDA MUTABAKAT ZAPTI İMZALANDI’
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Somaliland Başkanı Musa Bihi Abdi 1 Ocak’ta Somaliland sınırları içindeki 20 kilometre sahil şeridini 50 yıllık süreyle Etiyopya’nın kullanımına sunan, ayrıca Berbera Limanı’nda kullanım hakkı sağlayan bir Mutabakat Muhtırası imzalamıştı. İmza töreninde konuşan Somaliland Başbakanı Abdi, Etiyopya’nın Somaliland’ı ilk tanıyan ülke olacağını da açıklamıştı. Bu durum Somali tarafından büyük tepki yaratmıştı. Etiyopya makamları daha sonra yaptığı açıklamalarda, tanımanın şimdilik söz konusu olmadığını belirtmişti.
8 Mayıs’ta Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in Özel Temsilcisi Mulatu Teshome Wirtu ilberaberinde Etiyopya Dışişleri Bakanı Selassie ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmişti. Görüşmede Etiyopya Başbakanı Ahmed, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, muhatap Somali ile Etiyopya arasında Türkiye’nin arabuluculuk yapmasını talep eden mektubu elden tevdi etmişti.
]]>ÜÇ YANGIN KONTROL ALTINDA
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İzmir’in Selçuk ilçesinde düzenlediği basın açıklamasıyla yangınlarla ilgili son duruma ilişkin bilgi verdi. Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür ile şube müdürleri de açıklamada hazır bulundu. İzmir’in Menderes ve Selçuk ilçeleri ile Balıkesir’in Susurluk ilçelerinde çıkan orman yangınlarının kontrol altına alındığını belirten Bakan Yumaklı, “Dolayısıyla bu illerimize tekrar geçmiş olsun. Dün de belirtmiştik, valiliğimiz tarafından ve kolluk güçlerimiz tarafından, yangınların çıkış nedeni araştırılmaya devam ediyor” dedi.
‘ÇEŞME YANGINI SİGARA İZMARİTİNDEN’
Bakan Yumaklı, “Menderes yangınıyla alakalı bir hobi bahçesinden çıktığını söylemiştik, ilgili kişiler gözaltında. Dün yine İzmir’de 6 büyük yangın vardı. İrili, ufaklı birçok yangın vardı. Bizim risk grubunda dediğimiz 6 yangından biri Çeşme’deydi. Çeşme yangını, sigara izmaritinden çıktı maalesef. Bu kişi de gözaltına alınmış durumda. Buradan ister bilinçli ister bilinçsiz ister hata ile ister ihmal ile herhangi bir şekilde orman yangınına ya da zarar verecek bir yangına sebep olacakların çok ağır müeyyidelerle karşılaşacağını belirtmek istiyorum. Bu konunun telafisi yok. Bunları engellemek adına görüyorsunuz; çok yoğun bir şekilde mücadele oluyor. Dolayısıyla bu konuda hassas olunması özellikle önümüzdeki hafta Ege Bölgesi’nde çok yoğun ve şiddetli bir rüzgar uyarısını da dikkate alarak, hava sıcaklıklarının yükseldiğini de göz önünde bulundurarak vatandaşlarımızdan mutlaka özen göstermelerini istirham ediyoruz” diye konuştu.
‘MENDERES’TE 150, SELÇUK’TA 350 HEKTAR ALAN ETKİLENDİ’
Menderes’te yaklaşık 150 hektar, Selçuk’ta ise 350 hektarlık bir alan etkilendiğini söyleyen Bakan Yumaklı, “Hep söylüyoruz. Bu hayatı sadece insanlar olarak biz yaşamıyoruz. Bu dünyayı paylaştığımız ekosistemdeki varlıklar maalesef bu yangınlardan etkileniyor, yok oluyorlar. Herkesin anlayışına, vicdanına ve insafına bırakıyorum. Çok şükür ki yanan herhangi bir ev yok, tesis yok. Bu da bu şekilde atlatılmış oldu. Tekrar geçmiş olsun diliyorum ve üzerine basa basa altını çize çize tekrar ifade etmek istiyorum. Yangın oluşturacak çok basit, küçücük bir ateşin bile çok büyük sonuçları olabileceğini lütfen unutmayalım. Hafta sonları olabilir, hafta içi olabilir, piknik, mesire yerlerinde belirtilen kurallara mutlaka uyalım. Girişi yasak olan, risk sebebiyle yasaklanmış olan alanlara girilmemesini özellikle riayet edelim. Bu çok önemli. Sonuç itibarıyla insanlar olarak üzerimize düşeni yaptığımızda aslında herhangi bir sorun olmayacak. Kamu kurumlarının bütün çalışanları, orman teşkilatımız, o alevlerin arasında hiç uyumadan, bu arkadaşlarımızın büyük bir bölümü bir yangından diğerine koşar vaziyette. Arkadaşlarıma, hava araçlarında her atışının, su atışının son derece önemli ve zamana karşı yarıştığını bilerek ustalıklarını konuşturan pilotlarımıza, bize destek olan bütün kurumlara, özel- kamu hiç fark etmez. Teşekkür ediyorum” dedi.
Bakan Yumaklı, Selçuk yangınının çıkış nedeniyle ilgili incelemenin sürdüğünü de vurguladı.
Kadir ÖZEN-Tekin GÜRBULAK/İZMİR,
]]>Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü’ne bağlı Deniz Dibi Tarama Başmühendisliğince 2023 yılında 760 bin metreküp deniz dibi taraması, 2024 yılının ilk 5 ayında ise yaklaşık 300 bin metreküp tarama faaliyeti gerçekleştirdiklerini belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, özel sektör firmaları tarafından da 2023 yılında yaklaşık 4 milyon metreküp, 2024 yılının ilk 5 ayında da 900 bin metreküp deniz dibi tarama faaliyeti gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakan Uraloğlu, Türkiye’de denizlerde gerçekleştirilen deniz dibi tarama faaliyetlerine yönelik bilgilendirmede bulundu. Deniz dibi tarama faaliyetinin mekanik veya hidrolik yöntemlerle gerçekleştirildiğini kaydeden Uraloğlu, bu taramalarda balçık basta olmak üzere kum, çakıl veya kaya benzeri yapıları çıkarma ve başka bir yere nakletme işleminin yapıldığını söyledi.
Uraloğlu şunları aktardı:
“Çevrenin, denizin ve kıyı şeridinin korunması için; her türlü kıyı altyapı tesisi, kıyı yapısı, deniz yapısı ve iç su yapısı, emniyetli su yollarının, yanaşma kanallarının, iki kıyıyı birbirine bağlayan su yolunun oluşturulması, kıyı alanlarındaki şev erozyonunun önlenmesi ve ıslahı ile mevcut su derinliğinin muhafazası alanlarında deniz dibi tarama faaliyetleri gerçekleştiriyoruz.”
“Günümüzde denizlerde yaşanan kirliliği göz önünde bulundurduğumuzda deniz dibi taramanın önemini bir kez daha görüyoruz”
Türkiye’nin deniz ticaretinde kapasitesinin artırılması için yaklaşık 10 bin 940 kilometre olan kıyı şeridi uzunluğu göz önüne alındığında yeni büyük limanların inşa edilmesi ile mevcut limanların şartlarının iyileştirilmesi ve bu sayede büyük kapasiteli gemilerin yüklerini elleçleyebilmek için deniz dibi tarama faaliyetlerinin önem arz ettiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Ayrıca ülkemizde faaliyet gösteren tersaneler, gemi bakım-onarımları ve yeni gemi inşa projeleri faaliyetlerini icra edebilmek için belirli aralıklarla deniz dibi tarama faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Günümüzde denizlerde yaşanan kirliliği göz önünde bulundurduğumuzda deniz dibi taramanın önemini bir kez daha görüyoruz” diye konuştu.
“Tarama faaliyetlerinin yüzde 20’si 38 tarama gemisi ile gerçekleştirildi”
Deniz dibi tarama faaliyetlerinin belirli bir düzen ve kontrol mekanizması içerisinde icra edilebilmesi için Deniz ve İçsular Tarama Yönetmeliği’nde belirtilen şartları sağlayan 25 şirket bulunduğunu, bunların 3’ünün Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde bulunan Deniz Dibi Tarama Başmühendisliklerince faaliyet gösterdiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Deniz Dibi Tarama Başmühendisliklerimiz filosunda bulunan 38 adet tarama gemisi ile 2023 yılında ülkemizdeki deniz dibi tarama faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen 760 bin metreküp deniz dibi taraması gerçekleştirildi. 2024 yılının ilk 5 ayına baktığımızda ise yaklaşık 300 bin metreküp tarama faaliyeti gerçekleştirdik. Ayrıca Tarama Yetki Belgesi sahibi özel sektör firmalarının filolarında bulunan 80 tarama gemisi ile 2023 yılında yaklaşık 4 milyon metreküp ve 2024 yılının ilk 5 ayında da 900 bin metreküp deniz dibi tarama faaliyeti gerçekleştirildi. Bahse konu tarama faaliyetlerinde, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan seller sonucu oluşan tarama gereksinimleri ile balıkçı barınaklarının ihtiyacı olan taramalar Bakanlığımız tarafından yerine getirildi” şeklinde konuştu.
“Türkiye’de giderek artan deniz dibi tarama talebini karşılamak için çalışıyoruz”
Türkiye’de giderek artan deniz dibi tarama talebini karşılamak adına Bakanlık olarak tarama teknolojisini yükseltmek adına gerekli atılımları yaptıklarını da ifade eden Uraloğlu, “Tarama filosunu gençleştirmek, tarama faaliyetlerin süresi azaltmak, özellikle büyük projelerde dışa bağımlılığı bitirerek yabancı tarama firmalarına yüksek kira ücretleri ödemesinin önüne geçmek, tarama kapasitesini artırmak, ayrıca kıyı koruma ve düzenleme faaliyetlerine yardımcı olmak amacıyla sözleşmesi imzalanan ve Aralık 2024’te teslimi planlanan 1 adet 750 metreküp kapasiteli Split Barge Projemizin inşası devam ediyor” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İzmir’in Selçuk ilçesi Pamucak mevkiinde saat 17.00 sıralarında başlayan yangına dair incelemelerde bulunmak üzere bölgeye gelmiş ve basın mensuplarına ilk açıklamayı yapmıştı. İlerleyen süre zarfında bölgede çalışmalarını sürdüren Bakan Yumaklı, incelemelerin ardından tekrar açıklamalarda bulundu. İzmir’e ve bugün yangın çıkan 7 ilde farklı şekiller ve 11 farklı büyüklükte yangının olduğunu söylediklerini belirten Yumaklı, “Bunlardan 6 tanesi kontrol altına alınmıştı. En son yaptığımız açıklamadan şu ana kadar geldiğimiz noktada Çeşme ve Torbalı’yla alakalı kontrol altına alındı bilgisini veriyoruz. Balıkesir, Susurluk ve İzmir Selçuk ile Menderes’te halihazırda müdahaleler devam ediyor. Susturuluk’taki yangının enerjisi ciddi bir şekilde düşürülmüş vaziyette. Selçuk’taki ve Menderes’teki yangınlara müdahaleler devam ediyor ama onlarda da her geçen an kolaylıyor” diye konuştu.
“Yanan herhangi bir ev ya da tesis yok”
Tehdit altında olan herhangi bir yerleşim merkezi, birimi ya da tesisin söz konusu olmadığını vurgulayan Bakan Yumaklı, “Selçuk- Kuşadası yolunun tedbiren kapalı olduğunu söylemiştim. Yanan herhangi bir ev ya da başka bir tesis söz konusu değil. Yaralanan herhangi bir vatandaşımız yok. Dumandan etkilenen vatandaşlarımız vardı ama onlar da ciddi derecede değil. Şu anda sağlık tehlikesi olan herhangi bir vatandaşımız yok” cümlelerine yer verdi.
Sosyal medyadaki ‘dezenformasyona’ değindi
Sosyal medyada yer alan dezenformasyonlardan da bahseden Yumaklı, şunları kaydetti:
“Biz geçen bu süre zarfında sosyal medyadaki dezenformasyonla da maalesef mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Burada arkadaşlarımız can siper mücadele verirken hiçbir şekilde anlam veremediğimiz, Kuşadası’yla alakalı hiç olmayan hususların konuşulması ya da Selçuk’la alakalı. Bunları gözlemliyoruz. Bizim verdiğimiz bilginin dışındaki hiçbir şey doğru değil. Zaten burada açıklamalarımızı yapıyoruz.”
“Son derece şeffaf bilgi verdik”
Sözlerini sürdüren Yumaklı, ” Türkiye’de aynı anda 44 yangın çıktığı ve bunun bir zafiyet oluşturduğu yönünde bazı iddiaları duyduk. Gün içerisinde farklı zamanlarda farklı şehirlerde çıkan yangınlardan bahsediyoruz. Bunların orman içi, orman dışı alanlardan çıktığından bahsediyorum. Son derece şeffaf bir şekilde vermiş olduğumuz bilginin bu şekilde çarpılmasını da anlayabilmiş değiliz. Ne amaçlanıyor? Devletin hiçbir şekilde müdahalesinde, zamanlamasında, bütün kurumlarıyla, AFAD’ıyla, valiliğiyle, bakanlıklarıyla o eş güdüm ve koordinasyon son derece seviyede devam ediyor. Burada böyle anlamlandıramayacağımız bir husus üzerinden bir zafiyet görüntüsü oluşturmayı anlayabilmiş değilim. Doğru değil, kesinlikle yanlış. Gecenin bu vaktinde bizim bunları konuşmuyor olmamız gerekir” açıklamalarında bulundu.
“Endişeye sevk edecek herhangi bir durum söz konusu değil”
İlerleyen saatlerde hem Balıkesir Susur’luk hem de İzmir’deki hali hazırda devam eden yangınlar için ekiplerin çabalarının sürdüğü bilgisini aktaran Yumaklı, “Bunlarla ilgili bilgilendirmeye de devam edeceğiz. Fakat şu anda bizi endişeye sevk edecek herhangi bir durum söz konusu değil. Yine bu hatta biraz önce incelemelerimizi yaptık. Bunları çok kısa bir zamanda atlatmış olacağız. Bütün vatandaşlardan en üst düzeyde hassasiyet beklediğimizi ifade ediyoruz. Yangınla ilgili başarının her zaman için yangının çıkmamasının olduğunu söylüyorum” ifadelerine yer verdi. – İZMİR
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Küresel ısınmanın önüne geçilmesinin bir tek yolu var. O da karbon emisyonunun azaltılması. Bunun dışında başka bir çaresi de yok. Aslında dünyayı en az kirleten ülkelerden biri olmamıza rağmen; biz böyle diyerek sorumluluktan da kaçamayız. Üzerimize düşeni de hakkıyla yapmak istiyoruz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, geldiği memleketi Kayseri’de, Kocasinan ilçesinde yapılacak olan ‘Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi Ön Tahsis Duyuru Toplantısı’ programına katıldı. Projenin önemine vurgu yapan Bakan Özhaseki, “Bakanlığımız, Tarım ve Orman Bakanlığımız, MTA, Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz ve meslek kuruluşlarımız bir araya geldiler; memleketimiz ve bölgemiz için muazzam bir proje ortaya koydular. Kayserimizin temiz toprağıyla, temiz enerjisiyle, bereketli bir proje olacak. Projenin diğer illerimizde de yaygınlaşmasını temenni ediyoruz” dedi.
‘KAYSERİ EKONOMİSİNE YILLIK 1 MİLYAR KATKI SAĞLAYACAK’
Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi’nin önemine vurgu yapan Bakan Özhaseki, “Bu bildiğiniz OSB’lerden değil. Bacalardan duman çıkmadan, etrafa atıklar saçılmadan, doğaya saygılı ve ekonomiye de katkı sağlayan bir organize sanayi bölgesi sisteminden bahsediyoruz. Kocasinan Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi, 1 milyon 237 bin metrekare alanda kurulacak. Seralarda üretim yapılacak. Her hava koşulunda üretim devam edecek. Kayseri, hem kendi ihtiyacı olan meyve ve sebzeyi üretecek hem de çevre illere ve özellikle de yurt dışına ithal edebilecek. Rusya, Avrupa ve Körfez ülkeleri; Kayseri’nin gıda satış pazarı haline gelecek. Kayseri’de, yıllık 10 bin ton olan sebze meyve üretimimizi 35 bin tona çıkacak. Kayseri ekonomisine yıllık 1 milyar TL katkı sağlanacak. Topraksız tarım uygulamasıyla üretim yapılacak. Kayseri’ye en yakın Antalya gibi Akdeniz ülkelerinden meyve-sebze tedariki sağlanıyordu. Bu da ulaşım bedelleri eklenince, fiyatları arttırıyordu. Projenin tüm safhaları işler hale gelince; Kayserililer meyve ve sebzeyi daha az maliyetle tüketecek” diye konuştu.
‘ÇALIŞANLARIN YÜZDE 75’İNİ KADINLAR OLUŞTURACAK’
Organize sanayi bölgesinin faaliyete geçmesiyle Kayseri’ye 5 milyar Türk lirası yatırım kazandırılmış olacağını da söyleyen Bakan Özhaseki, “Yüzde 75’i kadınlardan olmak üzere, 1500 kişi istihdam edilecek. OSB’nin enerji ihtiyacı, jeotermal enerji ve güneş enerji santralleriyle sağlanacak. Avrupa yeşil mutabakat sürecine uygun üretim yapılacak. Böylece hem çevre korunacak hem de dünya standartlarını yakalayan bir üretim anlayışı benimsenmiş olacak. Uzun vadeli ve sürdürülebilir bir tesis olacak. Tüm bu özelliklere baktığımızda, son derece faydalı bir proje olduğunu görüyoruz. Projenin bir an evvel tam kapsamlı olarak hayata geçmesini bizler de heyecanla bekliyoruz” dedi.
‘KÜRESEL ISINMA BAŞIMIZIN BELASI’
Küresel ısınma ile mücadelenin öneminde de değinen Bakan Özhaseki, “Küresel ısınma başımızın belası bir hadise ve önümüzdeki yıllarda bütün dünyayı ilgilendiren BM’nin dikkat kesildiği, bizim de içinde yer aldığımız birtakım uluslararası sözleşmeler, taraf olduğumuz, taahhütte bulunduğumuz hususlarda da çok sıkı bir çalışma içindeyiz. Bu önemli bir hadise. Küresel ısınmanın önüne geçilmesinin bir tek yolu var. O da karbon emisyonunun azaltılması. Bunun dışında başka bir çaresi de yok. En önemli konu da 1 Ocak 2026’dan itibaren AB’ye satacağımız ürünlerde sınırda karbon kontrolü gelecek. Nasıl ürettiğimizi soracaklar. Vergi ödemek zorunda kalacağız. Ürünlerimizi dışarıya satamayacağız. O yüzden herkesin konumunu gözden geçirmesi gerekecek. Satacağınız bir gömleği bile nasıl ürettiğinizi kapıda soracaklar. Bu projenin yeşil mutabakat sürecine çok uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Aslında dünyayı en az kirleten ülkelerden biri olmamıza rağmen; biz böyle diyerek sorumluluktan da kaçamayız. Üzerimize düşeni de hakkıyla yapmak istiyoruz” diye konuştu.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bir dizi program, ziyaret ve açılışlara katılmak üzere bulunduğu Gaziantep temasları kapsamında Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaret sonrası Bakan Yerlikaya başkanlığında belediye, kurum ve STK’ların bulunduğu teknik toplantı yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantı sonrası Bakan Ali Yerlikaya, son günlerin tartışılan konuları arasında yer alan göç sorunları ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.
“Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele veriyoruz”
Konuşmasında düzensiz göçle durmaksızın mücadele edeceklerini vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, “Gaziantep, İstanbul’dan sonra düzenli göçmen sayısında 2. sırada. Bunlarla ilgili bizim milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın her biriyle beraber üzerinde durmamız gereken konuları, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığıyla birlikte hep beraber neler yapabileceğimizi konuştuk. Bunları tespit ettik. Biliyorsunuz, biz kabineye geldiğimiz ilk günden itibaren Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla düzensiz göçle mücadele ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadeleyle ilgili durmadan, duraksamadan amansız bir mücadele ediyoruz. Bununla ilgili rakamları bir yıl değerlendirmemizde kamuoyuyla, aziz milletimizle paylaşmıştık. Göçle mücadeleye kaynağında başlayan hudutların korunmasında ve içeride düzensiz göçle mücadelede onların geri gönderme merkezlerinde ve oradan da kendi ülkelerine deport süreci de var yani. Kaynağında başlayıp kaynağında biten bir yaklaşımla etkin bir mücadele ettiğimizi söyledik” dedi.
“Kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak, hazırlıklarımızı tamamladık”
Yakın zamanda kayıt dışı göçle ilgili ciddi bir mücadeleye başlayacaklarını ve bu konuda açılımlar olacağını ifade eden Bakan Yerlikaya, “Özellikle de yakın zaman içerisinde yine Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla kayıt dışılıkla mücadeleyle de ilgili açılımlarımız olacak. Bugün Gaziantep bizim için çok önemli bir şehir, büyük bir şehir. Buradaki tecrübeler ışığında yakın zamanda açıklayacağımız yaklaşımları, yeni konuları ve düzensiz göçle mücadeledeki var olan gücümüzü pekiştirmek, hiçbir zaman duraksamadan aynı şekilde devam etmek adına çalışacağız. Düzenli olan göçmenlerle ilgili olan meselelerimiz var. Onlarla da ilgili kamuoyunda beklenilen, iş dünyasında beklenilen açılımlar da yapmakla ilgili hazırlıklarımızı tamamladık” ifadelerini kullandı.
“Gaziantep’te düzensiz göçle mücadelede mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık”
Son günlerde düzenli ve düzensiz göç konusunda gündeme gelen Gaziantep ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bakan Yerlikaya, “Bugün Antep Modeli’nde Antep’imizde sıkça duyduğumuz Antep’in istişare gücü ve ortak akılla ilgili gelmiş olduğu noktayı düzensiz göç ve kayıt dışılıkla da ilgili olan bu tecrübeyi onlardan edindik. Ben ziyadesiyle istifade ettim ama ekranları başında bizi izleyen aziz vatandaşlarımıza, özellikle de Gaziantep’teki hemşerilerime şunu söylemek istiyorum. Gaziantep’te düzensiz göçle ilgili mücadelede bizim mobil göç araçlarımızın sayılarını 25’e çıkardık” şeklinde konuştu.
“Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız”
Göçle mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlı olduklarını özellikle vurgulayan Bakan Ali Yerlikaya, ” Şanlıurfa’da ve Kilis’te bu çalışmayı eşzamanlı olarak yapmaya başladık. Bir takvimimiz var. İstanbul’da 19 Temmuz 2023’ten itibaren kesintisiz yapmış olduğumuz mücadelenin nasıl başarılı bir noktaya geldiğini bütün İstanbul’un gördüğü gibi burada da bu mücadeleyi çok daha planlı, düzenli ve istikrarlı bir noktaya getirmekte kararlıyız. Sık geleceğiz Gaziantep’imize, Şanlıurfa’ya. Bundan sonra Şanlıurfa ve Kilis’e geçeceğiz ve gelişmeleri hep beraber şehrimizde beraber o güçlü istişare ve ortak akıl gücüyle nerelere geldiğini, hemşerilerimizin beklentilerinin neyse onun nasıl tecelli ettiğini Allah’ın izniyle hep beraber göreceğiz” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Marmara Deniz Eylem Planı Koordinasyon Kurulu 4’üncü Toplantısı, Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirildi. Toplantının başkanlığını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki yaptı. Toplantıda Marmara Denizi’ne kıyısı olan illerin valileri, belediye başkanları, kurul üyesi bakanlıkların bakan yardımcıları, bakanlık bürokratları ve akademisyenler yer aldı. Özhaseki, toplantı öncesi Marmara Denizi’nde yaşanan musilaj sorununa yönelik önemli açıklamalarda bulundu.
“Marmara’ya yoğun şekilde azot ve fosfor yayılımı olduğunu biliyoruz”
Bakan Özhaseki, “2021 yılında Marmara Denizi’nde baş gösteren müsilaj sorununun çözümüne yönelik olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla kurulmuş olan Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulumuzun 4. toplantısı vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Hepimizin malumu Marmara Denizi’ndeki müsilajın nedenleri belli. İlk olarak iklim değişikliği sebebiyle tüm atmosferimizde ve dünya yüzeyinde sıcaklık gitgide artıyor. Bu sıcaklık artışının tüm gezegenimizde yol açmış olduğu afetlere hepimiz vakıfız. İkinci olarak ileri biyolojik arıtma tesislerimizde arıtılmayan atık sular ve tarımsal gübre kaynaklı olarak Marmara’ya yoğun şekilde azot ve fosfor yayılımı olduğunu da biliyoruz. Son olarak da denizde bir durağanlık oluşması müsilajı kaçınılmaz hale getiriyor. Şu anda Marmara Denizimiz 24 milyona aşkın nüfusa ev sahipliği yapıyor. Böyle büyük bir nüfusu barındıran Marmara Denizi havzasının korunması için bu büyük nüfusun atıklarını da bilimsel şekilde yönetmemiz icap ediyor. Marmara Denizimizi bilimsel gereklilikler çerçevesinde korumak ve baş gösteren müsilajı kontrol altına almak adına 6 Haziran 2021 tarihinde 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı hazırlamıştık. Bakanlığımız koordinasyonunda valilikler, belediyelerimizle birlikte yürüttüğümüz özverili çalışmalar neticesinde deniz yüzeyindeki müsilajı bir ay gibi bir süre içerisinde temizlemiştik. Aynı zamanda müsilajın yeniden görülmemesi için denize atık su deşarj eden tesisleri kalabalık bir ekiple denetçilerimizle sıkı bir şekilde denetim altında tutmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Marmara her gün biraz daha kirlenip bozulmaya devam ediyor”
Amacın el birliğiyle Marmara Denizi’ni eski günlerine kavuşturmak olduğunu vurgulayan Özhaseki, “13 Haziran 2021 tarihinde ise Cumhurbaşkanımızın imzasıyla yayınlanan genelgeyle Marmara’nın korunması, müsilaj gibi bir soruna mahal verilmemesi adına koordinasyon kurulumuz da tesis edildi. 2021 yılından beri yürüttüğümüz çalışmalara baktığımızda Marmara’nın geleceğinin korunması adına 21 bilim insanımızın katılımıyla Bilim ve Teknik Kurulu oluşturuldu. Hepimizin malumu hocalarımızın hazırlamış olduğu 22 maddelik eylem planımız vardı. Bunun 14 tanesi kirlilik yükünün azaltılmasıyla ilgili. Kirlilik yükünü azaltmadan müsilaj ve bazı tehditlerden kurtulma şansımız ne yazık ki yok. Çünkü müsilaj nihayetinde bir sonuç. Eğer eylem planımız doğru ve kararlı bir biçimde uygulanmazsa bir müsilaj gibi ekolojik bir felaket kapımızda bekliyor. İkincisi Marmara her gün biraz daha kirlenip bozulmaya devam ediyor. Üçüncüsü de başta balık türleri olmak üzere eko canlılık gittikçe azalıyor. Bizim amacımız suçlu aramak değil. Amacımız Marmara Denizi’ni eski günlerine elbirliğiyle kavuşturabilmek” dedi. – İSTANBUL
]]>“Yeşil dönüşüm ihtiyari konu değil mecburiyettir”
KOCAELİ – Kocaeli’de düzenlenen ödül törenine katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “2026’dan itibaren Avrupa Birliği ülkelerine herhangi mal satıyorsanız nasıl ürettiğinizi ispat etmek durumundasınız. Karbon salınımındaki oranınızı göstermek zorundasınız. Yani ülkeyi, ortamı kirleterek mi ürettiniz, yoksa titizlik gösterip yeşil dönüşümü sağlayıp mı ürettiniz. Eğer ürünü çevreyi kirleterek üretmişseniz sizden ek vergiler alınacak. O ek vergi belki satışınıza değmeyecek, karınızı götürür, dışarıya ihracat yapamayacaksınız” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kocaeli’de çevre ödülleri törenine katıldı. Törene Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve çok sayıda sanayici katıldı. Bakanlığının iş gücünün fazla olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Bakanlığımız 3 isim ve 3 konudan oluşuyor. Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği. Her birinin kendine göre önemli alanı var. Bu dönem bir de üzerimizde depremin getirmiş olduğu yükler var. Özellikle Marmara çevresinde olabilecek olası depremin hazırlıkları konusu için çok daha zor ve ağır bir yükle karşı karşıyayız. Bizler deprem ülkesiyiz. Bu gerçeği hepimiz bilelim ve öyle hareket edelim. Bir kümes bile yaptıracaksak bu gerçeği bilerek hareket ederek yaptırılalım. Bilim adamları diyorlar ki Himalayalar’dan başlayarak Alpler’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var, birisi Türkiye. Aletli ölçümün başladığı günden bugüne kadar gelindiğinde denizlerimizde ve karalarımızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231. Sadece ana karamızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı deprem sayısı ise 60’ın üzerinde. Ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar milyarlarca dolar ve yine bilim adamları diyorlar ki nüfusumuzun yüzde 70’i birinci ve ikinci derecede deprem bölgelerinde yaşıyor. Şu anda Türkiye’de kırılmamış, tespit edilebilen 485 fay hattı var. Ne zaman kırılacak, kaç şiddetle kırılacak, gece mi, gündüz mü bizi yakalayacak bilemiyoruz” diye konuştu.
“Sene sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz”
6 şubat depremlerine değinen Özhaseki, “6 Şubat’ta karşı karşıya kaldığımız 9 saat arayla 2 şiddetli depremin bile hasarını onarabilmek için büyük bir çaba devam ediyor. 2 depremde 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin konut, 170 bin civarında iş yeri yıkıldı. 50 binin üzerinde şehidimiz var. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. İşin manevi zararını zaten tarif edecek bir şey yok. Bize düşen deprem ülkesi olduğumuzu bilmek ve buna uygun hareket etmek. Karşımıza çıkan manzarada devlet olarak çok hızlı refleks gösterdik. Orada binlerce konut yapılıyor.. Bin 950 şantiyemiz var. 153 bin kişi deprem bölgelerinde, inşaatlarımızda çalışıyor. Dünyanın en büyük şantiyesi diyebiliriz. 4 bin 333 köyde de köy evi yapılıyor. Merkezleri yıkılan Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya gibi şehirlerin merkezlerini, meydanlarını yapıyoruz. Meydana açılan ana caddeleri adam etmeye çalışıyoruz. Altyapılarıyla ilgili 65 milyar lira temin ettim. Bütün şehirlerin, su, kanal arıtma tesisi gibi tesisleri yeniliyoruz. Yüz binlerce ev yapılıyor. Şu anda 76 bin konutu teslim ettik. Sene sonuna kadar 200 bine tamamlayacağız. Gelecek senenin ortalarında ve sonuna doğru da inşallah bütün hak sahiplerinin haklarını vermiş olacağız” şeklinde konuştu.
“İklim değişikliğinin getirmiş olduğu birçok sorunla da karşı karşıyayız”
Çevre konusuna değinen Bakan Özhaseki, “Amacımız ülkemizin doğasını koruyarak kalkınmayı sağlayabilmek. İkisini aynı anda yapabilmeyi hedefliyoruz. Bir taraftan iklim değişikliğinin getirmiş olduğu birçok sorunla da karşı karşıyayız. En son veriler; dünyanın ısısının 1.45 derece arttığı, içinde bulunduğumuz Akdeniz Havzası’nın ise daha fazla oranda arttığı, eğer bu 2 derece çıkarsa önce gıda krizinin kopacağı, 3 derece yükselirse bu ısı, dünyada birçok yerde iklim krizinden dolayı çölleşmenin başlayacağı ve milyonlarca insanın göç tehdidiyle karşı karşıya kalacağı şeklinde. Büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. Bunun sebebi de sanayi devrimiyle birlikte üretimin korkunç şekilde artması, onun tüketimi tetiklemesi ve neticesinde dışarıya atmış olduğumuz atıklar. Üretirken ortaya salmış olduğumuz karbon salınımı. Çevredeki bu tahribattan dolayı da geçtiğimiz yıl Türkiye’de bin civarında büyük felaketle karşı karşıya kaldık. Yangınlar, seller, heyelanlar, müsilajlar arka arkaya geliyor” ifadelerini kullandı.
“Marmara’ya kıyısı olan şehirlerin yüzde 50’si kaba tutucularla pisliği tutuyor”
Dünya Bankası bir takım veriler yayınladığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Onların verilerine göre her sene 2.1 milyar ton çöp dışarıya atılıyor. Bir başka veriye göre her yıl 8 milyon ton atılmaması gerek atık okyanuslara karışıyor. 2 milyardan fazla insan temiz suya ulaşamıyor ve böyle giderse 2050 yılına doğru vardığımızda dünya nüfusunun 10 milyar civarında olacağı, 100 milyonlarca insanın ülke değiştirmek için sınırları zorlayacağız ve bunun da harpleri beraberinde getireceği tespitleri var. Bu dünya bizim ortak evimiz. Bu anlamda da çevreyle ilgili üstümüze düşenleri hakkıyla yapmaya çalışıyoruz. Bir müsait belası var. Daha önce de Türkiye’de müsilaj oluşmuş. Sadece 2 yıl önce ortaya çıkan bir bela değil. En büyük sebebi olarak durağan deniz, ısınma ve evsel atıklardan ortaya çıkmış olan azot ve fosfor. Kocaeli’nin bir sorumluluğu gözükmüyor. Ama neredeyse Marmara’ya kıyısı olan şehirlerin yüzde 50’si kaba tutucularla pisliği tutuyor, olduğu gibi denize veriyorlar. Bu azot, fosfor canlı çeşitliğini öldürüyor, aşağıda çamur birikimine sebep oluyor, üst tarafta müsilaj oluşturuyor ve hep beraber temizlemeye çalışıyoruz” dedi.
“Karbon salınımındaki oranınızı göstermek zorundasınız”
Yeşil dönüşümden bahseden Bakan Mehmet Özhaseki, “1 Ocak 2026’dan itibaren Avrupa Birliği ülkelerine herhangi bir mal satıyorsanız ki şu anda belirlenmiş 6 sektör var. Burada sormaya başlayacaklar, nasıl ürettiniz diyecekler. Bu sektörler demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen. Siz nasıl ürettiğinizi ispat etmek durumundasınız. Karbon salınımındaki oranınızı göstermek zorundasınız. Yani özetle ülkeyi, ortamı kirleterek mi ürettiniz, yoksa titizlik gösterip yeşil dönüşümü sağlayıp mı ürettiniz. Hangi şekilde malı dışarıya satıyorsunuz onu soracaklar. Eğer kirleterek üretmişseniz sizden ek vergiler alınacak. O ek vergi belki satışınıza değmeyecek, karınızı götürür, dışarıya ihracat yapamayacaksınız. Böyle tehditle ve tehlikeyle karşı karşıyayız. Tabii bu konuda herkes gayret içerisinde. Bakanlık olarak sorumluluk bizde olduğu için özellikle sanayi odalarımız istedikleri zaman ekibimizi gönderiyoruz. Şu ana kadar 400 binden fazla sanayicimize eğitim verildi. Yani gelecekte bir buçuk sene sonra karşınıza çıkacak olan manzaranın ne olduğunu şimdiden çok iyi görmenizi sağlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“Atık su arıtma tesislerimiz sayısı neredeyse bin 200’e çıktı”
“Yeşil dönüşüm ihtiyari konu değil mecburiyettir” diyen Bakan Özhaseki, “Bakanlık olarak çevreyle ilgili o kadar çok çalışma yapılıyor ki bazen anlatmakta da zorluk çekiyoruz. Bir taraftan Paris İklim Anlaşmasına taraf olduk. Taahhütlerimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. İklim kanunu hazırladık, yakın zamanda meclise havale ediyoruz. Yeşil alanları arttırıyoruz. Orman varlığını son yıllarda arttıran nadir ülkelerden birisiyiz. Atık su arıtma tesislerimiz sayısı neredeyse bin 200’e çıktı. Nüfusun yüzde 90’dan fazlasını vermiş olduğu atık suları arıtarak tabiata veriyoruz. Marmara’ya kirlilik verenler hariç. Türkiye’de organik atıkların da gübreye dönüştürüldüğü ortamı 6-7 senedir uyguluyoruz. Yüzde 35’lere kadar çıktık. Elde ettiğimiz gelir sadece 185 milyar lira. Sadece 498 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu. Evde hanım efendilerle başlıyor. Belediye başkanı arkadaşlara rica ediyoruz kampanya başlatacağız. Değişik çöp poşetleri vererek devam edeceğimiz bir ortam olarak gözüküyor” şeklinde konuştu.
“Yıllık 20 milyar cam şişe, alüminyum dışarıya atıyoruz”
Bakanlık olarak 3 projeleri olduğunun altını çizen Özhaseki, “Birincisi ‘Denizler halkındır’ projesi. Bundan 15 gün önce ilan ettim. Halkın denizlere ulaşmasını engelleyen ne varsa bertaraf edeceğiz. Bununla ilgili ihbar hatları kuruldu. Yıkımlar da başladı. Bunu ciddiyetle takip edeceğiz. İkincisi mapa şamandıra projesi. Türkiye’de 100 binin üzerinde yat var. Dünyanın en güzel koylarından sahibiz. Rastgele ağaçlara bağlıyorlar. Sonra da çapa atıyorlar ve kirlilikleri de çoğu zaman gösterdiğimiz yere, arıtma tesislerinin girişlerini vermiyorlar. Birçok kaptanla konuştum. Neredeyse tamamı, ‘Biz gemilerimizdeki kirlilikleri biraz açığa çıkınca denize veriyoruz’ diyorlar. Günahtır, bu koylar bir daha elimize geçmez. Eğer bunları kirletirsek şimdi nasıl ki dip çamuru için trilyonlar harcıyoruz, adeta canımız çıkıyorsa yarın bir gün o koyların hepsini zehirlemiş oluruz. Bunlarla ilgili de çok ciddi önlemler başlıyor. Üçüncü projemiz depozite sistem. 1 litre ile 3 litrelik günlük kullandığımız şişe sayısı yıllık 20 milyar. Yıllık 20 milyar cam şişe, alüminyum dışarıya atıyoruz. Tabiatta yüzyıllarca kalıyor, erimiyor. Depozito sistemini kuruyoruz. Onun bedeli olacak. Önce biraz alıştıralım diye 5 bin yerde büyük, marketlerde, parklarda veyahut da insanların uğrak yerlerinde o makineleri kuracağız. Vatandaş şişe getirdiğinde bizden bedel alacak. Ama bir müddet sonra üzerinde o şişenin veyahut da o ambalajın rakamını ödeyecek, ama tekrar geldiğinde telefonla barkodu okuduktan sonra o parayı alabilecek. Verdiği parayı alacak, bu sisteme de geçtiğimizde tahmin ediyorum ki o yirmi milyar şişenin büyük bölümü de geri dönmüş olacak” ifadelerini kullandı.
Konuşmanın ardından çevre ödülleri takdim edildi.
]]>ABD’nin 248. Bağımsızlık Günü, bugün ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Konutu’ndaki resepsiyon ile kutlandı. Resepsiyona, çok sayıda yabancı misyon temsilcisinin yanı sıra Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Berris Ekinci, TBMM Savunma Komisyonu Başkanı ve eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu da katıldı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry L. Flake ve eşi Cheryl L. Flake davetlileri kapıda karşıladı. Karşılamanın ardından resmi törene geçildi. İki ülkenin milli marşlarının okunmasından sonra açılış konuşmalarına yapıldı.
ABD’nin 248. Bağımsızlık Günü yıl dönümü vesilesiyle bir arada olmaktan onur duyduğunu belirterek sözlerine başlayan Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ekinci, şunları söyledi:
“Yıllar içerisinde köklü ilişkilerimiz müttefiklik bağıyla uzun vadeli dostluğa evrildi. NATO bünyesinde müttefik olmamızın yanı sıra ilişkilerimiz günümüzde her zamankinden daha kapsamlıdır. Sürekli gelişen ticari ve ekonomik ilişkilerimiz ile siyasi ve halklar arası temaslarımız bu resmi zenginleştiren unsurlardır.
Sayın Bakanımız ve sayın Blinken sürekli temas halindeler. Söz konusu süre zarfında bakanlar ve parlamenterler seviyesinde de çok sayıda görüşme yapıldı. Türkiye-ABD Stratejik Mekanizması, terörle mücadele ile enerji ve iklim değişikliği alanlarını da kapsayacak şekilde ilişkilerimizde etkin olmayı sürdürmektedir.
“Küresel sınamalar Türk-Amerikan müttefikliğinin geçerliliğini koruduğunu gösteriyor”
Türkiye-ABD Savunma Sanayii Ticaret Diyaloğu artan iş birliğimizin dikkat çeken diğer bir önemli alanıdır. İkili temas ve yüksek düzeyli ziyaretlerde artış yaşanması küresel meselelere dair bakış açımıza derinlik kazandırmaktadır. Bugün karşılaştığımız benzeri görülmemiş küresel sınamalar Türk-Amerikan müttefikliğinin geçerliliğini koruduğunu ve kritik önem taşıdığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Gazze ve Ukrayna’daki savaşlar, Suriye ve Sudan’da süregelen ihtilaflar, Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişmeler küresel istikrarı derinden etkilemektedir. İki müttefik ülke olarak bölgesel ve küresel barışa katkı sunmak için birlikte çalışma sorumluluğunu paylaşmaktayız. İlişkilerimizin önümüzdeki dönemde güçlenmeye devam edeceğine inanıyorum.”
Flake: Türkiye resmi bir görevlendirmenin ötesine geçen bir deneyim oldu
Büyükelçi Flake ve eşi Cheryl L. Flake birlikte yaptıkları konuşmada Türkiye’de gördükleri ve en çok etkilendikleri yerlerdeki anılarını paylaştı. Konuşmasının sonunda eşiyle birlikte yazdıkları Our Beloved Türkiye isimli şiiri de okuyan Flake, özetle şunları kaydetti:
“Bağımsızlığımızın 248. yıl dönümü dolayısıyla ABD adına sizleri bugün burada ağırlıyor olmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Ülkelerimiz arasındaki zengin ilişkilere katkı sunan bu kadar çok insanı burada bir arada görmekten heyecan duyuyoruz. İş dünyasından, devlet kurumlarından, sanat ve eğlence dünyasından ve medyadan konuklar bugün aramızda. Bu akşam bizimle beraber olduğunuz için hepinize teşekkür ediyoruz.
Türkiye bizim için resmi bir görevlendirmenin çok ötesine geçen bir deneyim oldu, Türkiye bizim evimiz oldu ve burayı görevimiz tamamlandığında bırakmak çok zor olacak. Sözlerime son verirken duygularımızı bir şiir aracılığıyla sizlerle paylaşmak istedik. Tabii ki biz şair değiliz, ama elimizden geleni yaptık.”
]]>Ankara’da ABD Büyükelçiliği konutunda Bağımsızlık Günü resepsiyonu düzenlendi. Resepsiyona ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake ve eşi Sefire Cheryl Flake, Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, diplomatlar ve yabancı misyon şefleri katıldı. Büyükelçi Flake ve eşi Sefire Cheryl Flake davetlileri girişte karşıladığı resepsiyonda Türkiye ve ABD’nin milli marşları okundu.
“Bakanımız Fidan ve Blinken düzenli olarak temas halindelerdir”
ABD ile yıllar içerisinde ilişkilerin müttefiklik bağlıyla tanımlanan uzun vadeli dostluğa evrildiğini dile getiren Bakan Yardımcısı Ekinci, “70 yılı aşkın bir süredir NATO müttefiği olmamızın yanı sıra günümüzde ilişkilerimiz her zamankinden daha zengin ve kapsamlıdır. Sürekli gelişen ticari ve ekonomik ilişkilerimiz ile siyasi ve halklar arası bağlarımız bu resmi zenginleştiren unsurlardandır. Son 12 ayda siyasi temaslarda kayda değer artış yaşanmasından memnuniyet duyuyoruz. Bakanımız Fidan ve Blinken düzenli olarak temas halindelerdir. Söz konusu süre zarfında bakanlar ve parlamentolar düzeyinde çok sayıda görüşme gerçekleşti. Türkiye ABD stratejik mekanizması terörle mücadelede ile enerji ve iklim değişikliği alanlarında da kapsayacak şekilde ilişkilerimizde etkin bir araç olmayı sürdürmektedir. Türkiye ABD savunma Sanayi ticaret diyaloğu artan işbirliğimizin dikkat çeken diğer bir önemli alanıdır. Bugün karşılaştığımız benzeri görülmemiş küresel sınamalar, Türk, Amerikan müttefikliğini geçerliliğini koruduğunu ve kritik önem taşıdığını bir kez daha göz önüne sermektedir. Gazze ve Ukrayna’daki savaşlar Suriye ve Sudan’da süregelen ihtilaflar, Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişme küresel istikrarı etkilemektedir. İlişkilerimizin önümüzdeki dönemde güçlenmeye ve çeşitlenmeye devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Ankara’da gerçekleştirdiğimiz üçüncü ve son Bağımsızlık Günü kutlamamız olduğuna inanamıyoruz”
Türkiye’de geçirdikleri üçüncü ve son Bağımsızlık Günü olduğunu aktaran Büyükelçi Flake, “Bağımsızlığımızın 248. yıldönümü dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri adına sizleri bugün burada ağırlıyor olmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Ülkelerimiz arasındaki zengin ilişkilere katkı sunan bu kadar çok insanı burada bir arada görmekten heyecan duyuyoruz. İş dünyasından, devlet kurumlarından, sanat ve eğlence dünyasından ve medyadan konuklar bugün aramızda. Bu akşam bizimle beraber olduğunuz için hepinize teşekkür ediyoruz. Cheryl ve ben, bugünkü kutlamanın Ankara’da gerçekleştirdiğimiz üçüncü ve son Bağımsızlık Günü kutlamamız olduğuna inanamıyoruz. O nedenle bu yıl farklı bir şey yapalım diye düşündük” diye konuştu.
Türkiye’nin birçok noktasını ziyaret ettiklerini dile getiren Cheryl Flake, “ABD’deki dostlarımızla konuştuğumuzda bize rutin toplantılar ya da resmi etkinlikler dışında ne yaptığımızı sık sık soruyorlar. Ülkeyi dolaşıyor muyuz? Hiç turist gibi hareket ettiğimiz oluyor mu? Bu soruların yanıtı tabii ki evet oluyor. Dolayısıyla bu güzel ülkede yaşadığımız deneyimleri sizlere fotoğraflarla göstermeyi düşündük. Tabii ki, sadece bir ya da iki fotoğrafla kendimizi sınırlandırmak istemedik. Bunun yerine öne çıkan on anımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz” diyerek İstanbul’da Ayasofya ve Kapalı Çarşı gezilerinden, Ankara’daki ziyaretlerinin yanı sıra Efes, Side ve Göbeklitepe’deki fotoğraflarını sahnede bulunan ekrana yansıtıldı. – ANKARA
]]>BAKANLIKTAN CHP’Lİ VEKİLE YANIT GECİKMEDİ
Yavuzyılmaz’ın 18 milyar TL’lik zarar iddiası kamuoyunda infiale neden olurken, Hazine ve Maliye Bakanlığı çıkan haberlere yaptığı yazılı açıklamayla yanıt verdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada “CHP Zonguldak Milletvekili Sayın Deniz Yavuzyılmaz yanlış bilgilerle sosyal medya hesabından kamuoyunu sürekli bir şekilde yanıltmaya devam etmektedir. 2017/13 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Yeniköy Kemerköy Elektrik Üre. ve Tic. A.Ş.’ye gönderilen resmi yazılara atıfta bulunarak, maksatlı bir şekilde yapılan işlemleri çarpıtmaktadır. Bu nedenle kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına daha önce defaatle yapılan açıklamaları tekrar etmek zaruri olmuştur.
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz.Türk Lirasının değerinin korunması ve kamu sözleşmelerinde standardizasyonun sağlanması amacıyla 683 sayılı KHK kapsamındaki kamu kurumlarının yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarını, borçlunun talebi üzerine 2/1/2017 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz alış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilmesine imkan sağlanmıştır. Bu doğrultuda, 28.04.2017 tarihli ve 2017/13 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme sözleşmelerinden doğan ABD Doları cinsinden taksit bedellerinin Türk Lirası olarak ödenmesi mümkün kılınmıştır.
“İDDİALARA KAMUOYUNUN İTİBAR ETMEMESİ ÖNEMLE RİCA OLUNUR”
Dolayısıyla ilgili mevzuat doğrultusunda başvuran tüm yatırımcılarla Hazine alacakları için uygulanan faiz oranı esas alınarak ek sözleşmeler yapılmıştır. Tüm borçlulardan da bütün alacaklar o günün kurundan çevrilerek zamanında ve eksiksiz tahsil edilmiş ve herhangi bir kamu zararı oluşmamış ve bu işlemler Sayıştay denetiminden de geçmiştir. Ancak; Sayın Vekilimiz 2017 tarihli söz konusu Türk Lirasına dönüşüm işlemlerini sanki bugün yeni yapılmış gibi bir algı oluşturmak istemekte ve tahsilatları tamamlanmış alacakları afaki şekilde 2024 yılı güncel döviz kurları ile yeniden hesaplamaya kalkmıştır. Sayın vekilin siyasi saiklerle yaptığı anlaşılan bu iddialara kamuoyunun itibar etmemesi önemle rica olunur.”

BİR AÇIKLAMA DA MEHMET ŞİMŞEK’TEN GELDİ
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bakanlığın yazılı açıklamasını paylaşarak dikkat çeken ifadeler kullandı. Bakan Şimşek’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Programımızın olumlu sonuçlarını aldığımız bu dönemde iftira siyasetinin dozu her geçen gün artmaktadır.
2017 yılında 683 sayılı KHK kapsamında başvuran tüm şirketlerin istisnasız faydalandığı, Sayıştay denetimiyle herhangi bir kamu zararı olmadığı raporlarla tespit edilen uygulama çarpıtılarak yeniden gündeme taşınmıştır.
“VATANDAŞIMIZ NEZDİNDE ÇARPITMA SİYASETİNİN YERİ YOK”
Kanunlara uygun ve herkese eşit uygulanan bu imkânın kamuoyunu yanıltmak amacıyla sunulmasını doğru bulmuyoruz. Biliyoruz ki vatandaşımız nezdinde bu tür çarpıtma siyasetinin yeri yoktur.”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kurban Bayramı tatili öncesi ve tatil süresince Bakanlık olarak şehirler arası otobüslere yönelik aldıkları sıkı tedbirler sayesinde fahiş fiyattan bilet satışının önüne geçtiklerinin altını çizdi.
Uraloğlu, “Kurban Bayramı tatilinde şehirler arası otobüs seyahatlerinde büyük bir yoğunluk yaşandı. 14 Haziran 2024 Cuma gününden bugüne kadar 107 bin 896 şehirler arası otobüs seferi gerçekleştirildi ve bu seferlerde 3 milyon 782 bin 90 yolcu seyahat etti. Bayram tatili öncesi ve bayram tatili süresince yurt genelinde yaptığımız denetimlerde ?ise 13 bin 855 otobüs denetimi gerçekleştirdik. Bu denetimlerde otobüs işletmecilerine bin 628 ceza ve 34 bin 591 uyarı olmak üzere toplamda 23 milyon 453 bin 8 lira tutarında idari işlem uygulandı” dedi.
Bakan Uraloğlu, 9 günlük Kurban Bayramı tatili sebebiyle tatil öncesi ve sonrası, yollarda ve yolcu taşımacılığında oluşacak yoğunluklara yönelik alınan tedbirler ve denetimler sayesinde vatandaşların bayram tatili boyunca rahat ve huzurlu bir şekilde yolculuk yaptığını belirterek, “Bu sürede ekiplerimiz ve kolluk kuvvetlerimiz ile 7 gün 24 saat sahada denetimlerimizi gerçekleştirdik. Vatandaşlarımızın huzurlu, rahat ve güvenli bir şekilde yolculuklarını gerçekleştirmeleri için bayram tatili öncesi ve bayram süresince yurt genelinde otobüs denetimlerimizi etkin bir şekilde uyguladık.” dedi.
FAHİŞ BİLET UYGULAYAN İŞLETMELER TEK TEK İNCELENDİ
Kurban Bayram tatilinde şehirler arası otobüslerde fahiş fiyatlı bilet satışlarının önlenmesine yönelik denetimleri aralıksız olarak gerçekleştirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, Bakanlığa bildirilen ücret tarifelerine uymayan işletmecilerin tek tek incelenip gerekli idari para yaptırımların uygulandığını ifade etti.
Uraloğlu, “Kurban Bayramı tatilinde şehirler arası otobüs seyahatlerinde büyük bir yoğunluk yaşandı. 14 -23 Haziran tarihleri arasında 107 bin 896 adet otobüs seferi gerçekleştirildi ve bu seferlerde 3 milyon 782 bin 90 adet yolcu taşındı” diye konuştu.
“BAYRAMA GÜVEN İÇİNDE GİRİN DİYE DENETİMLERİMİZİ ARTIRDIK”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ekipleri ve kolluk kuvvetleri işbirliği ile çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Bakan Uraloğlu, “Bayram tatili öncesi ve bayram süresince şehirler arası otobüs seyahatlerine yönelik U-ETDS sistemi üzerinden elektronik olarak yaptığımız denetimlere ilave olarak, yolcu terminallerinde, yol kenarlarında ve karayolları denetim istasyonlarında öncelikle; fahiş fiyatlı bilet satışı, korsan ve yetki belgesiz taşımacılık ve emeklilere yönelik % 20 indirim uygulanıp uygulanmadığına dair 13 bin 855 otobüste denetim yaptık” açıklamasını yaptı.
Yapılan denetimler kapsamında Karayolu Taşıma Kanunu’na aykırı bir şekilde faaliyette bulunan otobüs işletmecilerine 23 milyon 453 bin 8 lira tutarında idari işlem uygulandığını yineleyen Bakan Uraloğlu, “Bu denetimlerimiz sadece bayramı kapsamıyor. Fahiş fiyatlı bilet satışının önüne geçilmesi, yolcu taşımacılığında düzenin sağlanması ve emeklilere ücret tarifesi üzerinden %20 indirim uygulanması için, yurt genelinde otobüs denetimlerimiz etkin bir şekilde devam etmektedir” şeklinde konuştu.
]]>Bakan Tekin, Kanal 7 televizyonunda canlı yayınlanan Başkent Kulisi programında eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf TekinÖĞRETMEN OLMAK İÇİN ŞARTLAR DEĞİŞECEK
Tekin, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile kurulması planlanan Milli Eğitim Akademisi’ne ilişkin soru üzerine de belli periyotlarla Türkiye’de öğretmen yetiştirme metodolojisinin değiştiğini, dünyada da artık lisans eğitiminin yanına öğretmen olmak için gerekli formasyonları, gerekli birikimi ya da eğitimi istihdam edecek yapılarla ilgili süreç bulunduğunu anlattı.
“MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ SADECE ÖĞRETMEN ADAYLARINA DEĞİL ÖĞRETMENLERE DE HİZMET VERECEK”
Lisans eğitimini bitirenlere 600 saate kadar eğitim veren ülkelerin bulunduğuna işaret eden Tekin, “Lisansı bitiren arkadaşımız, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okullarda toplam uygulama eğitimini aldığı saat 90 saat. Milli Eğitim Akademisi, sadece ve sadece öğretmen adayları için değil, aynı zamanda halihazırda bizim öğretmenimiz olan arkadaşlarımızın hizmet içi eğitimlerinin de planlanacağı, organize edileceği bir yer. Burası aynı zamanda Bakanlık bünyesindeki eğitim kurumu yöneticisi olarak çalışan, yani okul müdürü, müdür yardımcısı ve benzeri görevlerde bulunan arkadaşlarımızın eğitileceği yer.” bilgilerini paylaştı.

MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ NASIL İŞLEYECEK?
Bakan Tekin, akademinin aynı zamanda diğer kamu kurumları ya da özel kurumlara da eğitim verebilecek bir altyapıya sahip olduğuna işaret ederek, “Bu kadar büyük bir iş yükünü Milli Eğitim Bakanlığının tek başına yapması mümkün değil. Dolayısıyla biz burada eğitim fakültelerini ya da herhangi bir fakülteyi işlevsiz bırakmak yerine onlarla çok daha yakın bir çalışma ortamında bulunacağız. Buradaki eğitimi biz vereceğiz demiyoruz. Biz buradaki eğitimi zaten eğitim fakültelerinden ya da ilgili fakültelerden öğretim üyesi arkadaşlarımızla buralardaki akademisyen arkadaşlarımızla beraber yürüteceğimizi söylüyoruz. Eğitim fakülteleriyle, üniversitelerle genel olarak çok sağlıklı bir iletişim kurabileceğimiz bir mekanizma burası. Burası kurulduktan sonra taşra birimleriyle beraber Türkiye’nin her tarafındaki üniversitelerin, bu üniversitelerde çalışan öğretim üyesi arkadaşlarımızın sürece destek olacağı bir zemin oluşturuyoruz.” dedi.
“SİSTEM BUNA MÜSAADE ETMEZ”
Bakan Tekin, Milli Eğitim Bakanlığına atanacak 20 bin öğretmen için uygulanacak mülakat sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. “Mülakatla alakalı kimse kimseye torpil yapamayacak mı? Siz yapmazsınız da mesela Bakanlık uhdesinde görevli, pozisyon sahibi bir kişiye gitti, ‘mülakata gireceğim, yardımcı ol bana’ dedi. Yok mudur bunun bir yolu?” sorusu üzerine Tekin, “Yok. Ben dahil hiç kimse yapamaz. Sistem buna müsaade etmez. Bir tane dahi ‘bana çocuğum mülakata girecek yardımcı olur musun?’ şeklinde bir isim gelmedi bugüne kadar. Başkasına da gidemezler. Milletvekillerimiz dahil hiç kimse bize böyle bir talepte bulunmadı şu ana kadar. Çünkü ben bu sınavın objektif, şeffaf, adil ve güvenilir olabilmesi için her türlü tedbiri aldığımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Tüm süreci elektronik ortamda takip edeceklerini, alınan tüm önlemlere rağmen öngöremedikleri bir biçimde adaletsizliğe sebebiyet verecek her kim olursa hiç tereddüt etmeden gereğini yapacağını bildiren Tekin, “Müsaade etmeyeceğiz böyle bir şeye. Bunun altını çizerek söylüyorum.” dedi.
]]>BAKAN VE GÖLGE BAKANLAR BİR ARAYA GELİYOR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı görüşmenin ardından Erdoğan’dan dikkat çeken bir öneri geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in CHP’nin gölge kabinesinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan sorumlu olan Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe ile görüşmesini önerdi. İki lider bu konu üzerinde anlaşmaya vardı.
GÜNDEMDE PEK ÇOK KONU BAŞLIĞI OLACAK
Yalçın Karatepe, görüşmede gündeme getirmeyi planladığı başlıkları Cumhuriyet’e paylaştı. Bu görüşmenin AK Parti ile ortak bir ekonomi programı hazırlığı anlamına gelmediğini vurgulayan Karatepe, vatandaşların asgari ücrete ve emekli maaşlarına beklediği zammı, artırılması istenen tarımsal destekleri, TÜİK verilerini, KÖİ projelerini ve Varlık Fonu’nu gündeme getireceklerini söyledi.
“ASGARİ ÜCRETE ZAM YAPILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEYECEĞİZ”
İktidarın, “Asgari ücrete artış yapmayacağız, emekli aylıklarındaki artışı sınırlı tutacağız” açıklamalarını hatırlatan Karatepe, “Biz yoksullaştırıcı ekonomi politikalarının karşısında olduğumuzu ifade edeceğiz. Temmuzdan itibaren asgari ücrete en az enflasyon farkı kadar zam yapılması gerektiğini söyleyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Emekli maaşlarını gündeme getireceğini belirten Karatepe, “Enflasyon oranına refah payı eklenerek aylıkların artırılması gerektiğini söyleyeceğiz” dedi.
BAKAN ŞİMŞEK’E “VERGİDE ADALET” ÖNERİSİ
Vergide adalet önerisini anlatacaklarını belirten Yalçın Karatepe, “Bugün vergi gelirinin üçte ikisi dolaylı vergilerden oluşuyor. Bu adil olmayan bir vergi. Başta kurumlar vergisi olmak üzere ciddi vergi artışlarının zorunlu olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.
“TARIM DESTEKLER YETERSİZ KALDI”
Karatepe, çay ve hububat fiyatları gibi açıklanan tarımsal desteklerin yetersiz kaldığını ileteceklerini söyledi. Karatepe, “Mevcut kanunlar diyor ki tarımsal destekler milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz. AK Parti döneminde bu düzenlemeye hiç uyulmadı” dedi.
Çok tartışılan TÜİK verilerinin de bir diğer başlık olacağını aktaran Karatepe, “KÖİ projelerinin kamuya çok büyük yük olduğunu söyleyeceğiz” dedi.
Karatepe, Varlık Fonu’na ilişkin eleştirilerini ileteceklerini ve bunun zamanla tasfiye edilmesi gerektiğini söyleyeceklerini de belirtti.
“ŞİMŞEK’E PARAYI NEREDEN BULABİLECEKLERİNİ GÖSTERECEK”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya’da yaptığı konuşmada “Önümüzdeki pazartesi Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, Mehmet Şimşek’e gidip parayı nereden bulabileceklerini gösterecek. 22 yıllık AKP iktidarının yükünü sırtlanacak halimiz yok. Yanlışına doğru diyecek halimiz yok. Onların hatasını düzeltmek için onlara yanaşacak halimiz yok. Doğrusunu biliyoruz. Biz zenginlerin, para kazananların yüksek vergi vereceği, az kazananın az vergi vereceğini, hiç para kazanmayanın hiç vergi vermeyeceği bir sistemi savunuyoruz. Onlar yüz liralık verginin 65 lirasını emeklilikten, sudan, doğal gazdan, sudan, sütten, bebek bezinden alarak maalesef garibandan topluyorlar. Mehmet Şimşek, senin önceliğin vatandaş mı yandaş mı? Sen müteahhitten yana mısın, Yazıhanlı kayısı üreticisinden yana mısın? ” ifadelerini kullanmıştı.
]]>Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın katılımıyla Çakırgöl Kış Turizmi Merkezi Projesi çalıştayı gerçekleştirildi. Toplantıya Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, eski Devlet Bakanlarından Faruk Nafiz Özak, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Celalettin Köse, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, Trabzon İl Kültür Müdürü Tamer Erdoğan, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Erkut Çelebi, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay ve Gümüşhane İl Genel Meclisi Başkanı Eşref Balki katıldı.
“Bölge turizmi 12 aya çıkarılacak”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, bölgenin turizminin gelişmesi amacıyla bir çalıştay düzenlediklerini belirterek, “Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin çerçevesinde 2004 yılında Trabzon ve Gümüşhane milletvekillerimizin ve Faruk Özak bakanımızın girişimleriyle 2005 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Çakırgöl, kış turizmi merkezi ilan edilmişti. O günden bu yana bölgede planlama ve master plan çalışmaları sürmektedir. Doğu Karadeniz bölgemiz, Trabzon, Rize, Gümüşhane ve Artvin turizm açısından çok ciddi bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Son yıllarda kültür, inanç, gastronomi ve doğa turizmi nedeniyle bölgeye seyahat edenlerin sayısı artmaktadır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak, Türkiye’nin 2028’de 100 milyar dolar gibi devasa bir turizm hedefi bulunmakta ve bu hedeflere ulaşmak için ülkemizin her bir bölgesindeki turizm ürünlerini ve kültürel değerlerini turizm ürününe dönüştürme çalışmalarımız sürmektedir. Bu çerçevede, Trabzon ve Gümüşhane illerimiz ile ilgili tüm taraflar, belediyeler ve valiliklerimizle Çakırgöl Kış Turizm Merkezi’nin altyapı sorunlarının çözülmesi ve bölgeye 12 ay turizmin gelmesi için neler yapılabileceği konusunda fikir jimnastiği gerçekleştirdik” dedi.
“İstişarelerle ortak aklı ortaya koyduk”
Bakan Yardımcısı Alpaslan, istişarelerle ortak aklı ortaya koyduklarını belirterek, Çakırgöl’ün altyapı birliğini kurarak yolların, kanalizasyonun, su projelerinin hızla yapılması ve bölgenin önemli bir turizm destinasyonu haline getirilmesi için gerekli kararları aldıklarını ifade etti. Çakırgöl’ü bir kış turizm merkezi olarak 12 ay boyunca turizme hizmet edecek bir destinasyona dönüştürmeyi hedeflediklerini vurgulayan Alpaslan, “Bu çalışmaları hep beraber gerçekleştirerek Çakırgöl’ü yatırımcılarla buluşturacağız. Başta valilerimiz, belediye başkanlarımız ve vekillerimiz olmak üzere tüm taraflara teşekkür ediyorum. Herkesin heyecan duyduğu ve ortak akılla iş birliği içerisinde hareket etme kararı aldığı bu süreçte, hızlı bir şekilde projeleri hayata geçireceğiz ve Çakırgöl’ü bölgenin önemli turizm değerlerinden biri olarak vatandaşlara sunacağız. Ben hayırlı olsun diyorum, çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“İki ilin oluşturacağı model yapı ile start verilecek”
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ise, Çakırgöl Kış Turizmi Merkezi Projesi için ilgili tüm taraflara teşekkür ederek, “Toplantıda tüm taraflarla kararlılık teyit edildi. Bundan sonraki modelle ilgili bakanlığımızın koordinasyonunda iki ilin oluşturacağı model yapı ile beraber start vereceği konusunda ittifak yapıldı. Bölgenin turizmi açısından çok önemli olan bu projede ilgili tüm taraflara teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Hazine ve Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve bayram tatilinin ardından kanun teklifi olarak Meclis’e sunulması beklenen “vergi paketi”nde geniş kapsamlı düzenlemeler öngörülüyor.
Vergi paketiyle, KDV, ÖTV, gelir ve kurumlar vergisi, yurt dışına çıkış harcı ile vergi usul kanunları başta olmak üzere birçok alanda yapılacak düzenlemelerle vergi artışları, yeni cezalar ve ceza artırımları getiriliyor.
KDV ile ilgili istisnaların bir kısmının kaldırılması bir kısmının kısmi istisna haline dönüştürülmesi, bazı KDV indirimlerinin kaldırılması, yurt dışına çıkış harcının 3 bin TL’ye çıkarılarak her yıl yeniden değerleme oranında yükseltilmesi, vergi kaçıranları bildirenlere ihbar ikramiyelerinin artırılması, fiş-fatura düzenlemeyenleri ihbar edenlere ikramiye ödenmesi, motokuryelere bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemelerden yüzde 15 kesinti yapılması, bahşiş gelirlerinin vergilendirilmesi, engellilere yapılan ÖTV istisnasının kaldırılması veya yeniden revize edilmesi gibi öneriler de vergi paketinde ayrıntılı düzenleniyor.
Cumhurbaşkanı’na sunum yapılan bu önerilerden oluşan vergi paketine, ekonomiskler ve siyasetçiler başta olmak üzere birçok kesimden yapılan ironilerle tepki gösterildi.
Sosyal medya hesaplarından yapılan bazı paylaşımlar şöyle:
Hakan Kara: Yurt dışına çıkış harcının 1500TL yapılması önerilmiş. Zar zor biriktirdiği 500 dolar ile Arnavutluk’a tatile giden için yüzde 10 ek maliyet, Las Vegas’ta 100 bin dolarıı bir çırpıda yiyen için çerez parası. Amaç vergide adalet ve verginin tabana yayılması ise iki kriteri de karşılamıyor.
Özgür Demirtaş: Sevgili garson arkadaşlarım, bahşişlerden vergi alınması fikri tamamen yanlıştır. Türkiye bu seviyeye inmemeli. Allah aşkına olur mu?
Türkiye’nin alt gelir grubundan değil, hükümetten, siyasetçilerden, itibardan tasarruf etmesi lazım. Ekonomi Bakanlığına rica ediyorum garsonların bahşişlerinden vergi alınması fikrinden vazgeçsinler.
Şenol Babuşcu: Sayın Bakan Mehmet Şimşek’e yeni bir vergi önerin…
Prof. Veysel Ulusoy: Kaldırımda yürüyenden “kaldırım vergisi” alınsın. İngilizler bilir onu.
Turşusunu bahçesinde yetiştirdiği sebze ile yapan hanehalkına vergi salınsın.
Vergi geliri konusunda çalışan arkadaşlara her türlü işlemi düşünerek kalem kalem bildirin talimatı verilmiş gibi. Bir önerim onlara: Kendi hayvanını yetiştiren kasaba vergi salınsın.
Serkan Özcan: Türkiye’de tarihin ilk IMF’siz IMF programı uygulanıyor. Kontrolden çıkmış enflasyonun, harcamaların ve faizin yarattığı mali dengesizliği ortadan kaldırmak için millettin cebindeki her bir kuruşa göz dikiyorlar.
Bugün yaşanan işlerin; başta siyasi ve bürokratik sorumluları hesap vermediği ve millet fakirleşirken zenginleşenler elini taşın altına koymadığı sürece bu politikalar hiçbir işe yaramayacak. Önce samimi olun.
Tunç Şatıroğlu: Mehmet Şimşek mangal harcı da alabilir. Parklarda mangal yakanlardan çevreyi kirlettikleri ve etraftaki insanları duman altında bıraktıkları için 250 lira harç alınabilir.
Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt: Mehmet Şimşek, başımıza Deli Dumrul kesildi. Deli Dumrul, köprüden geçenden 10 akçe,geçmeyenden 5 akçe alırmış. Mehmet efendi de yurtdışına çıkandan 3000 TL, geri dönenden 1500 TL alacak.
Mehmet Şimşek beyefendi aklıma şimdi geldi. Düğünlerde, sünnetlerde takılan takıları da vergi kapsamına alsan. Zira abin gibileri, servetimi oğlumun sünnetinden topladım diyor,vergi vermiyor.
Mehmet Şimşek ‘i kutluyorum: Bahşişlerden vergi almak,son yüzyılın en büyük buluşu. Çocuklara verdiğimiz okul harçlıklarınıda ihmal etme Bakan efendi.
Ensar Yılmaz: Eğer burada önerilen vergiler doğruysa, bence hiç gerek yok bunlara. Adil değil. Büyük oranda orta sınıfa dönük, takibi zor. Vergide kritik olan şey bilgidir. Toplanacak vergi miktarı yüksek olmayacak. Sisteme ilave işlem maliyetleri yükler.
Vergi düzenlenmesine dair önerilerim (Şu anki iktidarın hatalarını telafi etmek için değil genel önerilerim): Şirketlere tanınan tüm vergi istisnalarını kaldırmak, borsa işlem vergisi uygulamak,bunun için de belirli bir işlem miktarı üstünde işlemler için artan oranlı vergi, dolaylı vergilerde seçici ve ciddi indirimlere gidilmesi, tobin işlem vergisini devreye sokmak (sıcak para girişlerini sınırlandırmak ve aynı zamanda bundan vergi toplamak), ithalat vergisi ve özellikle ithal tüketim mallarında vergileri artırmak; en son vergi dilimin düzeyini yukarı çekmek ve aynı zamanda oranını artırmak; vergi kaybına yol açan kayıt-dışılık için şeffaf ve daha fazla mücadele etmek, genel bir servet vergisi, varlık değeri 50-100 milyon doların üstünde, minimum yüzde 2 ile başlayan artan oranlı vergi; boş ev vergisi, 5 evin üstünde evi olanların (bu sayıları önerilerimi somutlaştırmak için veriyorum, tartışılmalı) evini boş bırakanlardan vergi (hem konut arzını artıracak hem vergi kaynağı) 10 konut ve üstü olanlardan artan oranlı konut vergisi.
Ozan Bingöl: Yıllar evvel, vergi piramitleşmesini anlatırken söylerdim. Sonrasında çok defa da yazdım; “Parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisinin vergisini Türkler bulmuştur” diye. Ama olayın buralara geleceğini ben de hayal edememiştim…
Şamil Tayyar: Yeni vergi sistemi hayli can sıkıcı düzenlemeler içeriyor. Ekonomi yönetiminin ‘vergi adaleti’ olarak sunduğu bu düzenleme, neredeyse nefesi bile vergiye tabi tutuyor. Sanki kalp ameliyatı yaparken hastanın ciğeri de sökülüyor. Ekonomi bürokrasisinin şekillendirdiği bu vergi paketi, mecliste yeniden düzenlenmezse, hayat pahalılığı ve derin yoksulluk nedeniyle artan toplumsal huzursuzluk, zirve yapar. Tatil sonrası meclis gündemine getirilecek bu bürokratik vergi taslağına, siyasi elin mutlaka değmesi lazım.
]]>İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, devlete emanet edilen çocukların yurtlardan kaçtıkları, terör örgütünün pençesine düştükleri iddiasını TBMM gündemine taşıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Çömez, Mersin’de Aile ve Sosyat Hizmetler Bakanlığı’na bağlı yuvalara emanet edilen çocukların güvenliğinin yeterince sağlanmadığını ve denetimin yetersiz olduğunu dile getirdi. Çömez, sosyal medya hesabında konuya ilişkin yaptığı paylaşıma Bakan Göktaş’ı etiketleyerek, “Böyle bir skandal başka bir ülkede olsa, toplum ayağa kalkar. Sorularıma cevap bekliyorum ” ifadelerini kullandı. Çömez, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Çocuk evleri, çocuk yuvaları ve çocuk destek merkezleri, devlet tarafından çeşitli nedenlerle ailesinin yanında kalamayan veya özel desteğe ihtiyaç duyan çocuklara yönelik olarak temel ihtiyaçları ile bakımları ve eğitimlerinin karşılandığı hizmet kurumlarıdır.
Devlerin çocuk evlerinde, çocuk yuvalarında ve çocuk destek merkezlerindeki çocuklara karşı sorumlulukları mevcuttur. Bu sorumluluklar arasında fiziksel ve psikolojik güvenliğin sağlanması, sağlık hizmetleri verilmesi, eğitim imkanlarının oluşturulması, sosyal destek hizmetlerinin verilmesi, hukuki koruma sağlanması ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulması gibi temel hizmetler yer almaktadır. Ayrıca, yine bu kurumların düzenli olarak denetlenmesi ve personelin eğitimi de devletin sorumlulukları arasındadır.
Devletin bakımı ve gözetimi altında olan çocukların, fiziksel ve psikolojik istismar ile kötü muameleye maruz kalmaları, kaybolmaları ve madde bağımlısı olmaları gibi durumlar toplum vicdanını derinden yaralamaktadır. Son günlerde kamuoyunun malumu olan bilgilere göre; Türkiye’de koruma altında bulunan çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici tedbirlerin yeterince yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.”
“Devlete emanet edilen çocukların, yurtlardan kaçtıkları, terör örgütünün pençesine düştükleri iddiaları doğru ise bu nasıl öngörülememiştir”
Çömez, Bakan Özdemir Göktaş’a şu soruları yöneltti:
“Bu bilgiler doğrultusunda; Bakanlığınıza bağlı, Mersin’deki çocuk evlerinde, çocuk yuvalarında ve çocuk destek merkezlerinde halen kaç çocuk bulunmaktadır?
Son bir yıl içerisinde bu çocuklardan kaç tanesi kaybolmuştur ya da bu merkezlerden ayrılıp geri dönmemiştir?
Bu çocuklar içerisinde, madde bağımlılığı ya da suça eğilimi nedeniyle rehabilitasyona alınanların sayısı kaçtır?
Mersin Çocuk Destek Merkezi’nde kalan 16 yaşındaki S.Y.K. bu merkezden ne zaman ayrılmış ve bir daha geri dönmemiştir?
S.Y.K.’nın çocuk destek merkezinden ayrılışının hemen ardından tutuklandığı ve silahlı terör örgütü (PKK) üyesi olduğu gerekçesiyle Tarsus Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildiği bilgisi doğru mudur?
Mersin Çocuk Merkezi’nde kalan 14 yaşındaki M.T.’nin PKK’ya üye olmaktan tutuklandığı ve Tarsus Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildiği bilgisi doğğru mudur?
Devlete emanet edilen çocukların, yurtlardan kaçtıkları, terör örgütünün pençesine düştükleri iddiaları doğru ise bu nasıl öngörülememiştir, zamanında gerekli önlemler neden alınmamıştır?
Son 6 ay içerisinde Mersin Çocuk Destek Merkezi’nde 15 civarında çocuğun kaybolduğu bilgisi doğru mudur? Bu süre içerisinde söz konusu merkeze kaç personelin tayini gerçekleştirmiştir?
Devlete emanet edilen çocukların eğitimli, donanımlı ve özgüvenli bir biçimde hayata hazırlanabilmeleri için yaptığınız çalışmalar nelerdir, bunlarda bakanlığınız ne kadar başarılı olmuştur? Bu çocukların zararlı alışkanlıklardan ve akımlardan korunabilmesi yine bazı çetelerin ve terör örgütlerinin faaliyetlerinden korunabilmesi için ne gibi önlemler almaktasınız?
Cevapları ben biliyorum ancak resmi bir karşılık bekliyorum ki tüm Türkiye senin ağzından duysun.”
]]>İSO’nun, üretim süreçlerinin her alanında sürdürebilirliği odağına alan sanayi firmalarının ürün ve uygulamalarını ödüllendirmek amacıyla düzenlediği ‘Yeşil Dönüşüm Ödülleri’ sahiplerini buldu. ‘Çevre Dostu Uygulama’, ‘Çevre Dostu Ürün’, Enerji Verimliliği Projesi’, ‘Enerji Verimli Ürün’, ‘Sürdürülebilirlik Yönetimi’ ve ‘Sürdürebilirlik Alanında İşbirliği’ kategorilerinde ödüllerin dağıtıldığı ödül törenine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Valisi Davut Gül, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan Bakan Özhaseki, bakanlık olarak iş yüklerinin fazla olduğunu belirterek, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği. Her birisi zaten başlı başına gayya kuyusu gibi derin işler. Avrupa Birliği’nde her birisi, ayrı bir bakanlıkla temsil ediliyor. Bizim bu dönemde bir de üzerimize vazife olarak aldığımız, bundan 16 ay önce meydana gelen 2 depremin ortaya çıkarmış olduğu hasarların giderilmesi konusu var. Bir başka konu da korktuğumuz ama olmasın diye dua ettiğimiz, fakat bir an önce hazırlık yapıp, başta İstanbul’umuz olmak üzere depreme dirençli şehirlerin oluşturulması gibi bir yük daha var” dedi.
“DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞANTİYESİ”
6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerin Türkiye’de yaşanılan en büyük felaketlerden olduğunu ifade eden Özhaseki, “6 Şubat’ta, hepimizin bildiği gibi 9 saat arayla çok şiddetli 2 depremle sarsıldık. Birisi gece yarısı, birisi öğlen gibi. Bundan tam 18 ilimiz etkilendi. 850 bin bağımsız birim ya yıkıldı ya yıkılmayı bekliyor. 14 milyon insanımız zarar gördü. Belki de bizim Anadolu medeniyetimizde, bin yıllık bu güzel medeniyetimizde karşımıza gelebilecek en büyük felaket buydu. Bundan daha büyük felaketle karşılaşmadık. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde hesaplanıyor. Manevi hasarı ölçecek alet zaten icat olmadı. O bölgeye gittiğimizde, evlerini teslim ettiğimiz bir takım vatandaşlarımızın yanına oturup sohbet ettiğimizde, ev sahibesi her kimse o gün anlattıklarında ya eşlerini kaybetmişler ya evlatlarını kaybetmişler. Konuşmaya başladığında, o ağlıyor biz ağlıyoruz. Öyle bir acı. Hala da dinmiyor. Devlet olarak bize düşen tespitler yapmak sonra da bu yaraları sarmak. Bu tespitlerden sonra hak sahipliği olarak AFAD’ımız zaten çalışıyor. Şu an deprem bölgesinde tam bin 240 şantiyemiz var. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz. Dünyanın en büyük şantiyesi burası desem yeridir. 76 bin konutu hak sahiplerine teslim ettik. Önümüzdeki aydan itibaren 15 bin, 20 bin konutu vermeye çalışacağız. Sene sonunda bu verdiğimiz sayı 200 bini bulacak. Zaten 450 bin, 500 bin civarında yaptığımızda da en azından bir kişiye bir ev verecek duruma geleceğiz” diye konuştu.
“TÜRKİYE BİR DEPREM ÜLKESİ”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, “Acı bir gerçeklik ama söylemekten şimdiye kadar imtina ettiğimiz, söylemediğimiz, acaba turizme balta mı vurur, acaba şöyle bir sıkıntı mı olur vesaire diyerek korkarak, dilimizle ağzımız arasında kaybolan cümleler kurduğumuz şeyi açık açık söyleyelim. Bunu tedbir almak için söylüyorum, birilerini korkutmak için değil. Türkiye bir deprem ülkesi. Bilim adamları diyorlar ki; Himalaya’lardan başlayarak Alp’lere doğru uzanan çizgi üzerinde 5 riskli ülke var. Birisi Türkiye. Son yüzyılda gerek denizlerimizde gerekse karamızda meydana gelen 6 ve üzerindeki şiddette yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231. Sırf karamızda ana karamızda meydana gelen deprem sayısı da 60’ın üzerinde. Ölen insan sayımız 130 bin. Hasar, milyarlarca dolar. Bu gerçekliği bilerek hareket etmek gibi zorunluluğumuz var bizim. Biz de millet olarak biraz unutkanız. Deprem olunca hep beraber dizimize vuruyoruz, yardımlara koşuyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. İnançlı insanlarız, Allah’a havale ediyoruz, dua ediyoruz, gayret ediyoruz. Sonra dönüp yine yolumuza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
“İSTANBUL’U DEPREME HAZIRLAMAK BELEDİYE BAŞKANININ BİRİNCİ DERECEDE GÖREVİ”
Bakan Mehmet Özhaseki, olası İstanbul depreminin de kapıda olduğunu belirterek, “Arkadaşlar lütfen, ne olur aklımızı kullanalım. Mesela burada oturan herkes evini bir kere ölçtürsün. Ne olur ya! Çevresine etki etsin. Mesela sizler etkili insanlarsınız. Yeni belediye başkanlarımızı seçildi, hayırlı olsun. Hiçbirisini ayırmadan söylüyorum. ‘Merhaba’ dediğimiz insanlar var. Bu işlerde yapılabilecek tek şey, böyle deprem ülkesi diye tarif ettiğimiz yerlerde yapılabilecek tek şey, kadim bir şehirseniz kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşümün 3 tane de ayağı vardır. Birisi bakanlık.. Ben daha önce de bulundum bu makamda, 20 küsur sene belediye başkanlığı var. 30 yılım bu işlerin içerisinde geçti. Açık duyuruda bulunuyorum. A’dan Z’ye hangi parti varsa var. Lütfen ne olur, mahallelerini bir gözden geçirsinler, çöküntü alanlarını bir tespit etsinler. Sonra gitsinler vatandaşlarla görüşsünler. İkna etsinler. Çünkü ikinci ayağı, bakanlığın neticesinde arkasından belediyeler geliyorlar. Tabii 3’üncü ayağında da vatandaşlar var. Sonra gelsinler, kapı sonuna kadar açık. Elimde ne imkan varsa paylaşmaya hazırım. Çünkü korkulan deprem kapıda gibi görünüyor. Sizler lütfen tanıdığınız belediye başkanlarını sıkıştırın. İstanbul’da birisi belediye başkanıysa ve görevi bitip giderken geriye dönüp baktığında vicdanen huzur içerisinde gidecekse, İstanbul’u depreme hazırlamak gibi birinci derecede çok önemli bir görevi var. Uyarın arkadaşları, söyleyen arkadaşlara, rica edin arkadaşlardan. Hatırınızı da kullanın. İnsan insandan çok etkileniyor, sözlerden çok etkileniyor. Kapımızda bekleyen böyle bir tehlikenin de uyarılması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
İsraf konusunu da değinen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki şunları söyledi:
Sanayi devrimiyle birlikte çok üretmeye başladık. Çok üretince çok tüketiyoruz. Çok tüketince çok hoyratça kirletiyoruz. İşin özeti bu. Eskiden belki çevrecilik yapmak çok kolaydı. Kapımızın önünü süpürüyorduk, zaten az olanla yetiniyorduk. Sofrada en ufak ekmek parçalarını yiyorduk. Dışarı bir şey atmıyorduk. Birleşmiş Milletlerin değişik kanallarından verilen gıda ile ilgili dışarı atılan rakamlar veriliyor, insanı korkutuyor. Neredeyse 3’te 1’ini israf ediyoruz. Dehşet bir şey var burada yani. Burada da biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Aslında dünyayı kirleten ülkeler sıralamasına baktığımız zaman Türkiye’nin tarihsel bir sorumluluğu yok. Herkes vicdanen rahat olsun. Hindistan, Çin, Rusya, ABD, AB ülkeleri yüzde 80’i geçiyor bir kere. Biz buna rağmen üzerimize düşeni yapmak adına, inanarak, severek, gönüllü olarak çevrecilik yapıyoruz.
]]>
TİCARET Müzakereleri Komitesi 3’üncü Bakanlar Toplantısı’nın kapanışında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Son 5 yılda İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki ticareti, onların toplam ticaretleri içindeki payı yüzde 20 civarındadır. Oysa dünya nüfusunun dörtte birini teşkil eden bu ülkelerimiz için söz konusu bu oran potansiyelin çok altında kalmaktadır. İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri arasındaki ticaretin 2025 yılı itibariyle yüzde 25’e çıkarılması uzun zamandır gündemde yer almaktadır” dedi.
Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Üyesi Devletler Arasında Tercihli Ticaret Sistemi ve (TPS-OIC) Ticaret Müzakereleri Komitesi 3’üncü Bakanlar Toplantısı Şişli’de bir otelde gerçekleştirildi. 42 ülkenin temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantı Çamlıca Camii İmamı İshak Danış’ın Kur-an Kerim tilavetiyle başladı. Toplantıya başkanlık yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açılış konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak yapıldı. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat, basın toplantısı ile değerlendirmelerde bulundu.
“İSRAİL’İN İNSAN HAKLARINA AYKIRI SALDIRILARINA KARŞI BİRLİK OLMAYA ÇAĞIRDIK”
Ticaret Müzakereleri Komitesi 3’üncü Bakanlar toplantısının ardından basın açıklaması yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Teşkilat bünyesinde gerçekleştirdiğimiz toplantılarımızda, İsrail’in Filistin halkına, genç, yaşlı, kadın, çocuk ayırmadan göstermiş olduğu katliamları en sert bir şekilde lanetleyerek tüm üye ülkeler olarak tüm dünyayı İsrail’in uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı saldırılarına karşı birlik olmaya çağırdık. Hemen ve koşulsuz olarak kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve Gazze’ye yardımların derhal başlaması ve kesintisiz bir şekilde devam etmesi en büyük arzumuzdur” ifadelerini kullandı.
“YENİ BİR MÜZAKERE DÖNEMİNİ HEDEFLİYORUZ”
’42 kardeş ülkenin katılımıyla, 17 yıl aradan sonra düzenlediğimiz ve 2 gün süren İslam İşbirliği Teşkilatı Ticaret Müzakereleri Komitesi toplantısı katılımcı ülkelerle Ticaret İşbirliği konularında önemli istişareler düzenlememize vesile oldu’ diyerek sözlerine devam eden Bolat, “Toplantı çerçevesinde Türkiye, teşkilatın ticaret gündemine ilişkin beklentilerini üye ülkelerin dikkatine sunma fırsatı buldu. Mevcut tercihli ticaret sisteminin mal ticaretine ilişkin ürün kapsamının genişletilmesinin yanı sıra ticaretin kolaylaştırılması, yatırımların ve hizmetlerin kolaylaştırılması başlıkları altında da İslam ülkeleri arasında yeni bir müzakere turunun başlatılmasının gerekli olduğunu bu vesileyle paylaştık. Bundan sonraki süreçte diğer üye ülkeler ile iş birliği içerisinde atılacak adımlara bilahare karar vereceğiz. Bu çerçevede yoğun bir çalışma dönemi bizi beklemektedir. Gerek ticaret müzakereleri komitesi içerisinde gerekse uluslararası kuruluşlarla iş birliği yaparak tüm üye devletlerin lehine olacak yoğun bir çalışmayla yeni bir müzakere dönemini hedefliyoruz” diye konuştu.
“YENİ FIRSATLARI ORTAYA KOYMA KONUSUNDA TÜRKİYE OLARAK SON DERECE KARARLIYIZ”
Bakan Bolat, “İslam dünyasının haklarını ve menfaatlerini korumak, üye ülkeler arasında ticaret dahil birçok alanda iş birliği ve dayanışmayı güçlendirmek, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın temel hedefleridir. Son 5 yılda İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki ticareti, onların toplam ticaretleri içindeki payı yüzde 20 civarındadır. Oysa dünya nüfusunun dörtte birini teşkil eden bu ülkelerimiz için söz konusu bu oran potansiyelin çok altında kalmaktadır. İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkeleri arasındaki ticaretin 2025 yılı itibariyle yüzde 25’e çıkarılması uzun zamandır gündemde yer almaktadır. Bu yüksek hedefe ulaşmak için somut adımlar atmamız ve elimizdeki imkanları en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Bu amaçla yeni fırsatları ortaya koyma konusunda Türkiye olarak son derece kararlıyız. Diğer taraftan 1 Temmuz 2022 tarihi itibariyle yürürlüğe giren İslam İşbirliği Teşkilatı tercihli ticaret anlaşması, hali hazırda ticaret gündeminin en önemli araçlarından bir tanesini oluşturmaktadır. Bu vesileyle katılımcı bakanlar, anlaşmayı uygulamayan ülkelerin de bu sisteme dahil olmaları çağrısında bulunmuşlardır. İnşallah aldığımız kararlar ve yaptığımız toplantılarla İslam İşbirliği Teşkilatı küresel ticarette öncü bir rol olmaya devam edecektir. İş birliğini farklı boyutlara çıkaracaktır” dedi.
]]>
ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin en büyük ve en geniş katılımlı çevre etkinliği olan ÇEVREFEST’i tamamladıklarını belirtti.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Başkent Millet Bahçesi’nde ‘Hepimizin Bir Dünyası Var’ temasıyla düzenlenen ÇEVREFEST, 4 gün boyunca çevre ve Sıfır Atık projeleriyle 7’den 70’e tüm katılımcılara yeni deneyimler sundu. Etkinliklerin, çocukların çevre duyarlılığı kazanmasında faydalı olduğunu belirten katılımcılar, ÇEVREFEST’in her sene yapılmasını istedi. ÇEVREFEST ziyaretçileri, atık malzemelerden yapılan giysilerden ‘Çevre’ konulu kitapların ağırlıklı olduğu kitap fuarına, ‘İklim Tüneli’nden Sıfır Atık temalı stantlara, atölye çalışmalarından insan ve çevre ilişkisine dair söyleşilere kadar birçok etkinliğe ilgi gösterdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık hareketi, etkinlikte ilgi gördü. Sıfır Atık belgesi alan üniversitelerin yanı sıra belediyelerin iyi çevre uygulamalarını tanıttığı etkinliğe 39 belediye, 15 özel sektör temsilcisi firma, 9 üniversite, bakanlıklar ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Firmalar, akıllı şehir uygulamalarından geri dönüşüme, atık yönetiminden yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar faaliyette bulundukları alanlarla ilgili en yeni çevreci teknolojilerini ÇEVREFEST’te tanıttı.
ÇOCUKLAR HAYALLERİNİ YAZDI
Türkiye Çevre Ajansı tarafından hazırlanan ‘Hayal Duvarı’na ve Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün ‘Gökyüzüne Mesajım Var’ tahtalarına çocuklar ilgi gösterdi. Gelecekte ne hayal ediyorlarsa, nasıl bir doğa ve çevre istiyorlarsa kağıda döküp, duvara yapıştıran çocukların panoya, ‘Çok iyi bir insan olmak istiyorum’, ‘Gelecek bizim elimizde, çevremizi temiz tutalım’, ‘Yeşili seviyorum’ yazdığı görüldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı kreşte, çocukların atıklardan yaptığı ürünler sergilenirken; Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi tarafından sürdürülebilirlik anlayışıyla atık malzemelerden yapılan kıyafetler, gelen ziyaretçilerin ilgisini çekti. ÇEVREFEST’te, deprem bölgesinde hasar gören köy evlerinin yerine yapılacak olan ve yapımı süren 100 bin çelik köy evinin bir örneği de sergilendi. Çevre dostu, Sıfır Atık uyumlu çelik köy evi, izleyicilerden tam not aldı.
ÇEVREFEST’te, Filistin halkının yaşadığı insanlık dramı da unutulmadı. ‘Met’ mahlasını kullanan Muhammet Emin Türkmen tarafından grafiti yöntemiyle yapılan resimde, ‘Free Palestine/Özgür Filistin’ yazısı yer aldı. Türkmen’in çerçevelerini atık malzemelerden yaptığı diğer fotoğrafları da etkinliğe katılanlardan ilgi gördü. Her yaştan kişinin ilgi gösterdiği ÇEVREFEST’i ziyaret edenler, hem eğlendiklerini hem de öğrendiklerini belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
‘EVLATLARIMIZIN GELECEĞİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin en büyük ve en geniş katılımlı çevre etkinliği ÇEVREFEST’i tamamladıklarını belirtti. İlk defa düzenlenen ve 4 gün süren çevre etkinliğinde emeği geçen herkese teşekkür eden Bakan Özhaseki, “Dünyamızı çocuklarımıza en temiz ve yaşanabilir haliyle teslim etmek için 7’den 70’e her yaştan çevre gönüllüsü misafirimizi Başkent Millet Bahçesi’nde ağırladık. Ülkemizdeki çevre hassasiyetinin arttığını, onlarca stanttaki yüzlerce çalışmayla bir kez daha gördük. İnşallah evlatlarımızın geleceği için hep birlikte çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm çevre gönüllüleriyle birlikte ÇEVREFEST’te bir kez daha haykırdık; ‘Hepimizin Bir Dünyası Var’ diye. Bu vesileyle ÇEVREFEST’in düzenlenmesinde emeği geçen tüm arkadaşlarıma; başta genç arkadaşlarımız ve minik çevre müfettişlerimiz olmak üzere ‘Yeşil bir çevre, temiz bir dünya ve evlatlarımızın geleceği için ben de varım’ diyerek, etkinliğimize katılan tüm misafirlerimize canıgönülden teşekkür ediyorum. Çevre duyarlılığınızla, enerjinizle, güzel yüreğinizle, iyi ki varsınız” dedi.
]]>Salıcı, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu. Salıcı önergesinde, savunma sanayi sektörünün son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ettiğini belirtti. 2023 yılının, bir önceki yıla göre döviz bazında yüzde 27’lik artışla, 5,5 milyar dolarlık ihracatla tamamlandığını kaydeden Salıcı,”Türkiye’de kilogram başına ihracat tutarı ortalamada 1,57 dolar iken, savunma sanayiimiz geçtiğimiz yıla oranla kilogram başına ihracat değerini yüzde 14 arttırarak 65 doları aşmıştır. Sektörün genel ihracat pazarındaki payı ise yüzde 2,5’e yükselmiştir” bilgini aktardı. Salıcı, şunları kaydetti:
“Sektörde yaşanan bu büyümenin, ülkemizin uluslararası sorumluluğunun da her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Satılan silah ve sistemlerin doğru son kullanıcıların elinde olmasını sağlamak tüm ülkelerin olduğu gibi Türkiye’nin de sorumluluğudur. Bu konu şu anda bir problem yaratmasa da; ülkemiz zamanla, ithalatçı ülkelerin kullanımına bağlı olarak, uluslararası arenada istenmeyen hukuki sonuçlarla karşı karşıya kalabilir. Sektörün ekonomik, askeri ve teknolojik etkisi kadar dış politika ve siyasetle de doğrudan etkileşim içerisinde olduğu düşünüldüğünde; konunun çok yönlü bir yaklaşımla ele alınması mecburidir.”
“Son 10 yılda Milli Savunma Bakanlığı’na yapılan ihracat izni başvurularından kaçı kabul edilmiş, kaç başvuru reddedilmiştir?”
Oğuz Kaan Salıcı, Bakan Güler’e şu soruları yöneltti:
“- Türkiye menşeli askeri mühimmatın ülkemiz ve ülkemizin çıkarları aleyhine kullanılmaması için ithalatçı ülkeler herhangi bir garanti vermekte midir?
Türkiye’den ihraç edilen askeri mühimmatın ülkemizi uluslararası alanda zor durumda bırakacak bir eylemde kullanılmasının ve bunun sonucunda ülkemizin yaptırımlarla karşı karşıya kalma olasılığının önüne nasıl geçilecektir?
Her ne koşul altında olursa olsun bedelli veya bedelsiz, geçici veya ücretsiz olarak herhangi bir üçüncü tarafa; ihraç edilen ürünün satılmayacağı, ödünç verilmeyeceği veya teslim edilmeyeceği taahhüdü alınması üzerine verilen ‘son kullanıcı belgesi’ndeki taahhütlerin takibi nasıl yapılmaktadır?
Son kullanıcı belgesindeki taahhüde aykırı fiillerin tespiti halinde ithalatçı ülkeye ne gibi yaptırımlar uygulanmaktadır?
Son 10 yılda taahhüt almadan, ‘son kullanıcı belgesi’ olmadan kaç mühimmat ihraç edilmiştir?
İhracat izni işlemlerinin inceleme ve değerlendirme aşamalarında irdelenen somut ve objektif kriterler nelerdir?
İhracat izin sürecinde Dışişleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi konuyla ilgili kurumlardan görüş alınmakta mıdır?
Son 10 yılda Milli Savunma Bakanlığı’na yapılan ihracat izni başvurularından kaçı kabul edilmiş, kaç başvuru reddedilmiştir?
Ülkemizden ihraç edilecek silahlı mühimmatta belli oranda yabancı menşeli ürünler kullanılmışsa satış için o ülkeden de izin istenmekte midir?
Satış izni için şart koşulan yabancılık oranı nedir, bu kapsamda izin istenen ülkeler hangileridir?
5201 ve 3212 sayılı kanunlar ile 7 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi söz konusu ihtiyaçları karşılamakta yeterli midir, konu ile ilgili yeni bir kanuni düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Çin’in başkenti Pekin’de ÇKP Merkez Komitesi Politbüro Üyesi, Dışişleri Merkez Komisyonu Direktörü ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, ” Türkiye’nin Çin’in toprak bütünlüğüne ve siyasi egemenliğine desteği tamdır” dedi.
Bakan Fidan, Çin’in Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağı olduğuna dikkat çekerek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Sayın Şi Cinpig’in ortak anlayışları ve vizyonları doğrultusunda ikili ilişkilerimiz ilerlemeye devam ediyor. Gerçekten iki siyasi liderin ortaya koyduğu büyük vizyon Çin ile Türkiye arasındaki modern zamandaki ilişkinin kurumsallaşarak ve derinleşerek ilerlemesinde önemli bir temel teşkil etmekte. Amacımız karşılıklı saygı ve yarar temelinde halklarımız refahını arttıracak adımlar atmaktır. İlişkilerimizin önemli bir ayağını ekonomik ilişkiler oluşturmaktadır. Malumunuz ikili ticaret hacmimiz 2023’de 48 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Çin, Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağıdır. Bu ticaret büyük oranda Çin’in lehinedir. Ticaret rakamlarını nasıl daha dengeli hale getirebiliriz konusunu tüm görüşmelerimizde gündeme getirdik. Türk tarım ürünlerinin ithalatı konusundaki kısıtlamaların kaldırılması gibi pratik tekliflerde bulunduk. Turizm, işbirliğimizi daha da geliştirmek istediğimiz bir diğer alandır. Daha fazla Çinli turistin ülkemize gelmesini hedeflemekteyiz. Çin Kültür ve Turizm Bakanı da bu konuları ele almak üzere bu hafta Türkiye’yi ziyaret edecekler” ifadelerini kullandı.
İki ülke arasında yeni işbirliklerine ve mevcut işbirliklerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelerde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, “Özellikle enerji alanına da yoğunlaşmak istiyoruz. Nükleer enerji ve kıymetli madenlerin değerlendirilmesi alanlarında da işbirliği imkanları bulunmakta, bu konuları da ilgili firmalarımız ilgili kişilerle görüşmekte. Öte yandan Çinli şirketleri özellikle yüksek teknolojili ürünlerde ülkemizde üretim yapmaya ve AR-GE merkezleri kurmaya davet ediyoruz. Böylelikle Çinli şirketlerin Türkiye üzerinden Avrupa, Orta Doğu ve Afrika piyasalarına erişimleri de kolaylaşacaktır. Büyük önem verdiğimiz bir diğer konu da ulaştırma konusudur. Bu dönemde ‘Kuşak ve Yol’ girişimiyle Hazar geçişli doğu- batı orta koridor girişimimiz daha da büyük önem kazanmıştır. Kuşak ve Yol girişimiyle orta koridorun uyumlaştırılması diğer bazı ulaştırma koridorlarıyla entegrasyon için, örneğin Irak’taki Kalkınma Yolu gibi somut adımlar atmayı hedefliyoruz.
Türkiye olarak ikili iş birliği mekanizmalarına ivme kazandırmak istiyoruz. Bu konuda değerli meslektaşımla da mutabık kaldık. Bu amaçla Hükümetler arası işbirliği eş Komitesi Eş Başkanlığı görevine Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek Cumhurbaşkanımız tarafından atanmıştır. Komitemizin bu yıl içerisinde toplanmasını arzu ettiğimizi buradaki toplantılarda meslektaşıma ilettim. Bu yıl Çin Devlet Başkanı Şi Cinpig’i de ülkemizde ağırlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın davetini tekrar Çinli meslektaşımıza ilettim. Uluslararası ilişkilerin pek çok alanında Türkiye ve Çin’in örtüşen görüşe sahip olduğunu görüyoruz. Her iki ülkede Uluslararası sistemde daha adil bir anlayışın hakim olmasını savunuyor. Türkiye ile Çin arasında sürdürülecek iyi ilişkiler bölgesel ve küresel barışın refah ve istikrarın sağlanmasında katkı sağlayacaktır. Asya Pasifik’teki gelişmeleri ve jeopolitik yansımalarını da yakından takip ediyoruz. Asya Pasifik’teki sınamaların çok taraflılık, yapıcı diyalog çabaları ve ortak önceliklere dayanan işbirliğini gerektirdiğini düşünüyoruz” dedi.
“BAZI ÜLKELER İSRAİL’İN FİLİSTİN’DE UYGULADIĞI ZULME DESTEK VERMEYE DEVAM EDİYORLAR”
Bakan Fidan, Çin ve Türkiye’nin Filistin ve Ukrayna konularında aynı görüşe sahip olduklarını ifade etti. Çin’in Filistin tutumundan memnuniyet duyduklarının altını çizen Fidan, “Çin’in Filistin konusundaki duyarlılığı son derece memnuniyet vericidir. Çin’in Filistinlilerle dayanışma içerisinde olmasını ve iki devletli çözümü güçlü bir şekilde desteklemesini takdirle karşılıyoruz. Devlet Başkanı Sayın Şi’nin Filistin’deki çözüm için geniş kapsamlı, yetkin ve etkili bir barış konferansı için uluslararası çağrıda bulunması son derece önemlidir. Ne yazık ki bazı ülkeler İsrail’in Filistin’de uyguladığı zulme destek vermeye devam ediyorlar. İsrail’e siyasi destek ve silah sağlıyorlar. Bu ülkeler İsrail’in uyguladığı soykırıma maalesef ortak olmaya devam ediyorlar. Gazze’de ateşkes, Gazzelilere insan yardımın kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüm için önümüzdeki süreç de de Çin ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Ukrayna’daki savaş da uluslararası güvenlik, istikrar ve refahı sınmaya devam etmektedir. Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini başından beri güçlü bir şekilde desteklemektedir. Adil ve kalıcı bir barışın taraflar arasında ancak diyalog ve müzakere aracılığıyla sağlanabileceğine inanıyoruz. Türkiye ve Çin’in Ukrayna’da barışın tesisi konusunda ortak anlayışa sahip olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu konuda da istişarelerimize ve birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz. Geçtiğimiz gün Brezilya Çin arasında yapılan ortak barışa çağrı açıklamasındaki maddelerini görmekte memnuniyet verici” dedi.
“TÜRKİYE’NİN ÇİN’İN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE VE SİYASİ EGEMENLİĞİNE DESTEĞİ TAMDIR”
Uluslararası anlamda Çin’e karşı yapılan ekonomik, ticari ve terör anlamındaki her olayda Türkiye’nin yanında olduklarını belirten Fidan, “Türkiye’nin Çin’in toprak bütünlüğüne ve siyasi egemenliğine desteği tamdır. Çin’e yönelik silahlı terör hareketlerine karşı Çin’e desteğimiz tamdır. Özellikle Çin’i karıştırmaya yönelik Çin’in ekonomik büyümesini durdurmaya yönelik uluslararası girişimleri doğru bulmadığımızı buradan ifade etmek istiyoruz. Çin’in ortaya koyduğu ekonomik rekabet edilebilirlik yeterliğinin başka şekilde uluslararası kamuoyuna yansıtılması, buradan farklı küresel bir mücadele üretilme çabası gerçekten dünya barışı, istikrarı ve kalkınması için son derece alarm zilleri çalan bir olaydır. Buradan altını çizerek ifade etmek istiyorum; dünya medeni bir rekabete alışmak zorundadır. Egemen güçlerin önceki yüzyılda kurmuş oldukları pazarların daha adil rekabet edilebilir Pazar şartlarında yeniden el değiştiriyor olması kabul edilmesi gereken bir sonuçtur. Buradan savaşa varan daha farklı yıkımlara varan neticelerin üretilmemesi gerekiyor. Dünyamızda refah herkese yetecek kadar vardır. M edeni ve adil bir biçimde uluslararası kurallara uygun, eşit ve herkese uygulanan kuralları içine alan ekonomi rekabet sistemiyle ekonomik kalkınma modellerine ve pazarları aramaya devam etmemiz gerekiyor.
Buradaki başarısızlık başka şekilde izal edilmeye çalışılırsa buradaki adil rekabetin yerine biz küresel mücadeleyi ve kutuplaşmayı hatta savaş tehdidini ortaya koyarsak burası gerçekten küresel bir faciaya bizi götürür. Bu nedenle Çin’in ekonomik kalkınmasının adil bir biçimde oluyor oluşunu desteklememiz gerekiyor. Diğer taraftan Çin’in son yıllarda Türk ve İslam dünyasıyla geliştirdiği ilişkiyi de memnuniyetle karşılıyoruz. Özellikle Türk Devletler Teşkilatı’na mensup olan ülkeler başta Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Kırgızistan olmak üzere bu ülkelerle geliştirdiği ticarete dayalı ilişkileri fevkalade önemli buluyoruz. Aynı şekilde Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerinin de aratarak devam etmesini bekliyoruz. Diğer taraftan İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerle son yıllarda sistemli bir işbirliği oluşturma çabasını görüyoruz. Diğer taraftan Çin’in Suudi Arabistan ve İran arasında yapmış olduğu arabuluculuk çalışması da not etmeye değer tarihi bir olaydı” ifadelerini kullandı.
]]>
CHP MYK, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’ye yapacağı iadeyi ziyaret, miting takvimleri, Türkiye Belediyeler Birliği başkanı seçimleri, yenilenen belediye başkanlığı seçimleri ve Hakkari Belediye Başkanlığı’na kayyum atanması gündemleriyle toplandı. CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısının ardından toplantının gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yücel, şunları söyledi:
“31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin hiçbir itirazını kabul etmeyen YSK, CHP’nin aleyhine olan itirazları kabul etmiş ve bazı ilçe ve beldelerde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi ve Kırklareli Lüleburgaz Büyükkarıştıran beldesinin de içinde bulunduğu toplam yedi seçim çevresinde dün seçimler tekrar edildi. Pınarbaşı’nda 289 oy farkla, Büyükkarıştıran’da da 185 oy farkla seçimi kazandık. Böylece CHP’li Belediyelerin sayısı 409’dan 411’e çıktı. 31 Mart’ta Pınarbaşılıların ve Büyükkarıştıranlıların verdikleri oyları gasp edenler, yok sayanlar, pürüzsüz zaferimizi geciktirenler dün en güzel cevabı yine Pınarbaşılılardan, Büyükkarıştıranlılardan aldılar. Pınarbaşı Belediye Başkanımız Deniz Yağan’ı ve Büyükkarıştıran Belediye Başkanımız Ertuğrul Çamlıca’yı tebrik ediyor, görevlerinde kendilerine üstün başarılar diliyorum.
“Yarın Hakkari’ye gideceğiz”
Seçimlerden bahsetmişken 31 Mart’ta vatandaşlarımızın sandığa yansıyan iradeleri, iktidara pek çok konuda mesaj verdi. Bunlardan biri de kayyum atamalarıydı. Ancak iktidarın bu mesajları hala idrak edemediğini, bu sabah Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasından anlıyoruz. Çeşitli sorular sorulabilir. Madem bu belediye başkanı hakkında, iki ay sonra görevden alacak kadar ciddi iddialar vardı, adaylığına neden izin verildi? Madem bu belediye başkanının adaylığı YSK tarafından onaylandı, sandığa girdi ve seçildi, o halde halkın iradesine neden siyasi bir müdahale yapılıyor? Hakkari’ye kayyum atanması, 31 Mart’ta Hakkarililerin sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesidir. Kayyum uygulaması demokrasiye tahammülsüzlüktür. Kayyum atamak masumiyet karinesini yok saymak, henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan seçilmiş Belediye başkanını doğrudan doğruya suçlu ilan etmek ve yaptırım uygulamaktır. Biz şüphesiz, Hakkari halkının iradesinin yanında, kayyum anlayışının karşısındayız. Bu konu, bugün MYK toplantımızda da görüşüldü ve MYK görevlendirmesiyle, Genel Başkan Yardımcımız Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı, Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala ile birlikte yarın Hakkari’ye gideceğiz. Bu antidemokratik uygulamayla ilgili incelemelerde ve temaslarda bulunacağız ve kamuoyunu bilgilendireceğiz.
“Yüz binlerin ‘Ağacıma, yeşilime, özgürlüklerime, yaşam tarzıma dokundurtmam’ diyerek dimdik durmasıdır Gezi”
Haksızlığa, hukuksuzluğa, dayatmaya ve baskıya karşı direnenlerin; otokrasiye ve despotizme karşı demokrasiyi savunanların; ‘Özgürlüğümüze, yaşam tarzımıza, toplumsal hassasiyetlerimize dokundurtmayız’ diyenlerin yazdığı Gezi destanının 11’nci yıl dönümündeyiz. İktidarın, toplumsal hassasiyetleri ve kent belleğini yok sayarak yaptığı dayatmaya karşı tamamen barışçıl yöntemlerle direnen, protesto hakkını kullanan kitlelere kolluk kuvvetlerinin keyfi bir şekilde zor kullanması, cebir ve şiddet uygulaması sonucunda büyüyen, ülkenin dört bir yanına dalga dalga yayılan bir halk hareketidir Gezi. Haklı bir direniştir. Barışçıl bir direniştir. Örgütsüz ama özgürlükler ve toplumsal hassasiyetler söz konusu olunca, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden toplumun tüm kesimlerinin bir araya geldiği ve dayanıştığı bir direniştir Gezi. İktidar tarafından önce yok sayılan, sonra aşağılanan, sonra da hedef gösterilen yüz binlerin, ‘Ağacıma, yeşilime, özgürlüklerime, yaşam tarzıma dokundurtmam’ diyerek dimdik durmasıdır Gezi. Berkin Elvan’a, Ali İsmail Korkmaz’a, Abdullah Cömert’e, Ethem Sarısülük’e, Mehmet Ayvalıtaş’a ve nicelerine selam olsun.
“Gezi tutukluları derhal serbest bırakılsın”
Üzerinden 11 yıl geçmiş olmasına karşın bu ülkede hala haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlükleri gasp edilmiş gezi tutukluları var. Hiçbir şiddet eylemine karışmayan, düzmece soruşturmalar ve iddianamelerle yargılanan, önce beraat eden, sonra yeni bir düzmece yargı süreciyle haklarında hapis cezaları verilen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden ve Osman Kavala hala cezaevinde. Daha önce haklarında beraat kararı verilmesine rağmen cezaevindeler. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) birden fazla ihlal kararı vermesine rağmen cezaevindeler. Siyasi tutuklular, siyasi hükümlüler ve siyasi davalar bu ülkenin ayıbıdır. Yargının, adaletin siyasallaştığı bir yerde iktidar sahipleri dahil kimsenin güvenliği yoktur. Eğer birileri bu ülkenin normalleşmesini gerçekten istiyorsa, bu zulme bir an önce son verilmesi gerekir. Buradan bir kez daha yineliyoruz: Gezi tutukluları derhal serbest bırakılsın.
“İnsan haklarına saygı duymak yeni mi aklınıza geldi Sayın Erdoğan?”
Bakın, Sayın Erdoğan Kızılcahamam’da İstişare ve Değerlendirme toplantısında şöyle diyor: ‘Bizim siyasette yumuşamaktan kastettiğimiz hukuka, demokrasiye, insan haklarına saygı duyulmasıdır.’ Eyvah eyvah. Hukuka, demokrasiye, insan haklarına saygı duymak yeni mi aklınıza geldi Sayın Erdoğan? Daha önce saygı duymuyor muydunuz? Yumuşayarak mı saygı duyacaksınız? Biz kimseden yumuşama beklemiyoruz. Biz ülkenin normalleşmesini istiyoruz. Hukukun üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının tesis edilmesini; siyasetteki kamplaşmanın, kutuplaşmanın bitirilmesi; tansiyonun düşürülmesi ve demokrasinin tüm kurumlarıyla, kurallarıyla ve gelenekleriyle yeniden hayata geçirilmesini istiyoruz. Bu ülkenin insanı daha iyi yaşam koşullarını hak ediyor. Bu ülkenin doğal kaynakları, bereketli toprakları, tarihi ve kültürel birikimi, yetişmiş insan kaynağı doğru yönetilirse 85 milyon vatandaşımız açlık çekmeden, yokluk çekmeden, huzur, barış ve refah içerisinde yaşayabilir.
“Çay üreticilerinin sorunları çözülünceye kadar onlarla dayanışma içinde olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın”
CHP olarak sorunu olan her kesimin yanında olmak, onların seslerini daha gür bir şekilde duyurmak için çalışıyoruz. Önce atanmayan öğretmenler ve mülakat mağdurlarının sesi olmak için İstanbul’da Saraçhane meydanında toplandık, sonra 10 bin lira maaşla hayatta kalması beklenen binlerce emeklimizin sesini duyurmak için Ankara Tandoğan meydanındaydık. Dün de üretim maliyetleri altında ezilen çay üreticilerinin yanında Rize’deydik. Karadeniz’in dört bir yanından gelen on binlerle ‘çay ittifakında’ birleştik. Çay taban fiyatını üreticinin gözüne bakarak açıklayamayanlara inat, Karadenizli çiftçimizle yan yanaydık. Ülkemizde günde yaklaşık 250 milyon bardak çay tüketiliyor. Kişi başı yılda üç-dört kilogram çay tüketiyoruz. Çay tüketiminde Türkiye dünya birincisi. Ancak çay üreticisi mutlu değil, üretemez halde. Çay ithalatı sınırlandırılmıyor. Sınırlarımız kevgire dönmüş durumda. Piyasa dengesini alt üst edecek düzeyde binlerce ton kaçak çay da sınırlardan geçiriliyor. Bir de üstüne yaş çay taban fiyatı 17 lira, destek primi de 2 lira açıklanınca çay üreticisinin bundan memnun olması beklenebilir mi? Bunu kabul etmiyoruz. Yaş taban fiyatının üzerine en az sekiz lira destek verilmeli. Bu ödemeler de en geç ağustos ayında yapılmalıdır. Çay üreticilerinin sorunları çözülünceye kadar onlarla dayanışma içinde olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
“Büyük müjdelerle duyurdukları asgari ücret, enflasyon karşısında 5 ayda eridi”
‘Rasyonele dönmekten başka çare yok’ diyerek yola çıkan ekonomi yönetimi, bundan bir yıl önce göreve geldiğinde yıllık enflasyon Mayıs 2023’te yüzde 39,59 idi. Bugün enflasyon yüzde 75,45 olarak açıklandı. Nerdeyse iki katına çıkmış bir enflasyondan bahsediyoruz. Üstelik açıklanan enflasyon, çarşı pazardaki enflasyonunun yakınından bile geçmiyor. TÜİK, hangi ülkenin verilerini açıklıyor anlamakta açıkçası zorluk çekiyoruz. Bakın, somut bir karşılaştırma yapalım. Türk-İş ‘Mayıs Ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Raporu’nu açıkladığında mayıs ayında mutfak enflasyonun yüzde 7,02 olduğunu hesaplamış.
Bugün TÜİK Mayıs ayı gıda enflasyonunu aylık bazda % 1,69 olarak duyurdu. Bu farkın nereden kaynaklandığını TÜİK açıklamak zorundadır. Bu tür tereddütlere yer vermemek için TÜİK derhal madde sepetinde yer alan ürünlerin fiyat verisini açıklamalıdır. Bu konuda DİSK’in açmış olduğu dava nedeniyle bir de mahkeme kararı bulunduğunu daha önce ifade etmiştik. TÜİK bu mahkeme kararına derhal uyarak madde sepetinde yer alan ürünlerin fiyat bilgisini kamuoyuyla paylaşmalıdır. Ürün fiyat verisini gizliyor olmalarının ardında yatan sebebin ne olduğunu tahmin ediyoruz. Açıklanan ve gerçeklikten uzak olan enflasyon verisini sorgulamayalım istiyorlar. Ama biz biliyoruz ki vatandaşın maruz kaldığı enflasyon, TÜİK verilerinde duyurulanın çok üzerinde. Bu iktidarın bakanları, ‘Mart şubattan daha iyi olacak, nisan marttan daha iyi olacak’ diye diye enflasyonu yüzde 75’lere taşıdı. Asgari ücrete zam yok, emekli maaşlarına zam yok, gençlere iş yok. Neymiş, her ay bir öncekinden iyi olacakmış. Büyük müjdelerle duyurdukları asgari ücret, enflasyon karşısında 5 ayda eridi. Yürürlüğe girdiği Ocak ayında asgari ücretle yaklaşık 48 kilo kıyma alınabiliyordu, bugün ise ancak 28 kilo alınabiliyor. Yani asgari ücretlinin evinden her ay 4 kilo kıyma çaldılar. Bakın bir asgari ücretli bir kilo kıyma almak için tam 6,5 saat çalışmak zorunda. Hep bizi kıskandığı iddia edilen Almanya’da ise bir asgari ücretli 1 kilo kıymayı 50-55 dakika çalışarak alabiliyor. Sayın Şimşek, Sayın Erdoğan sizin bu millete reva gördüğünüz bu mudur? Ayıptır yahu… Yazıktır, günahtır bu millete…
“İktidar enflasyonla mücadele etmek yerine TÜİK rakamlarıyla pembe bir tablo çizerek bu işten sıyrılmaya çalışıyor”
İşte biz bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak asgari ücretin her 3 ayda bir güncellenmesi ayrıca en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi için TBMM’ye Kanun Teklifi verdik. Bugün, asgari ücretle ya da ortalama emekli maaşıyla geçinmeye çalışan bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değil. Mayıs ayı açlık sınırı, asgari ücrete 2 bin lira fark attı, 19 bin oldu. Yoksulluk sınırı ise 62 bin lira. Çünkü neredeyse ülkenin yarısı açlık sınırı altında. Bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 25 bin TL’ye yaklaştı. 17 bin 2 liralık asgari ücretle, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi imkansız. Hele bir de üstüne gıda, giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu ihtiyaç harcamaları eklenince, işin içinden çıkılmaz hale geliyor. Geçim şartları her geçen gün daha da zorlaşıyor, alım gücü düşüyor, gıda fiyatları artmaya devam ediyor. Fakat iktidar enflasyonla mücadele etmek yerine TÜİK rakamlarıyla pembe bir tablo çizerek bu işten sıyrılmaya çalışıyor. TÜİK ise enflasyonu hala yüzde 75 olarak açıklıyor. Yazıklar olsun. 98 yıllık kurumu düşürdükleri hale bakın. AKP iktidarının zihniyeti değişmedikçe, TÜİK makyajlı rakamlarıyla gerçeği örtbas etmeye çalışmaktan vazgeçmedikçe, her ay gerçekleşen bu artış başta dar ve sabit gelirliler olmak üzere toplumun tüm kesimini olumsuz etkilemeye devam edecek.
“Memurların servisi kaldırılıyor ama bakanlar uçaklara geziyorlar”
Tasarruf isteyen Mehmet Şimşek’e soruyoruz: Asgari ücretli bir işçi daha neyden tasarruf etsin? 17 bin 2 lira alan ve hayatta kalmak için her şeyden tasarruf eden asgari ücretlinin bir tek aldığı nefesten tasarruf etmediği kaldı. 10 bin lira alan emekli, hangi ihtiyacından vazgeçip tasarruf etsin? Sayın Şimşek, tasarruf diyorsunuz, paket açıklıyorsunuz, bütün sorumluluğu işçinin, emekçinin, memurun, ücretli çalışanın üzerine yüklüyorsunuz. Son model makam araçları eleştirilirken şimdi de devletin uçağını keyfi işlerinde kullanan bir Bakan, Türkiye’nin gündeminde. Memurların servisi kaldırılıyor ama bakanlar uçaklarla geziyorlar. Bu kadar pişkinlik, bu kadar umursamazlık, bu kadar terbiyesizlik olmaz.
‘Aldığımız tedbirlerin tabii ki yan etkileri olacak. Yan etkisiz ilaç biliyor musunuz’ diyerek zaman ve sabır telkininde bulunan Şimşek’e soruyoruz: Bulduğunuz sözde ilaç, sizin birinizi bin yapıyorken yan etkisi neden sadece işçiye, memura, emekçiye ve emekliye vuruyor? Peki, Diyanet İşleri Başkanı’na ne demeli? Dev bütçesi, yurtdışı gezileri, lüks makam araçları ve yüksek harcamalarıyla gündemden düşmüyor. Audi A8 makam aracından sonra şimdi de Skoda makam araçlarıyla gündemde. Diyanet işleri Başkanlığı’na dokuz yeni araç satın alındı. Üstelik araçlar sivil plakalı. Bu ne demek oluyor? Vatandaşın vergileriyle alınan araçlarla, yine vatandaşın vergileriyle doldurdukları benzinle hafta sonları rahatça gezip tozacaklar. Bu tasarruf sadece asgari ücretliye, emekliye, memura mı Sayın Şimşek? Sen ve mevkidaşların bu tasarruf tedbirlerinden muaf mısınız? AKP iktidarında tasarruf, fakir fukaranın yaşam tarzı oldu, hala farkında değilsiniz.
“Kapsayıcı ve kuşatıcı Anayasa, önce Anayasa’ya uymakla başlar”
Ekonomik kriz ve yönetim krizi, toplumun tüm kesimleri için yaşamı çekilmez bir hale getirirken bir süredir bir de Anayasa tartışması dile getiriliyor. Erdoğan ve AKP ne zaman sıkışsa, ne zaman gündem değişikliğine ihtiyaçları olsa bir Anayasa tartışmasını başlatıyorlar. Anayasa tartışmasını sihirli kelimelerle, süslü cümlelerle halkın gündemine getirmeye çalışıyorlar. ‘Sivil Anayasa, demokratik Anayasa, kuşatıcı Anayasa’ gibi kavramlardan bahsediyorlar. Ama bu kavramlar, yani; sivil, demokratik, kapsayıcı ve kuşatıcı Anayasa, önce Anayasa’ya uymakla başlar. Ancak bu değişiklik, Anayasa’yı ve Anayasal kurumları tanımayan bir anlayış ile yapılamaz. Hepsinin ötesinde, Türkiye’nin daha demokratik ve sivil Anayasa ihtiyacı, bugün ülkemizde pek çok kesimin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunların önüne geçemez. Dolayısıyla şu anda, CHP olarak bizim gündemimiz halkın gündemidir. Bizim gündemimiz; dolmayan market torbası, üretemeyen çiftçi, açlıktan derslerini dinleyemeyen çocuklardır. Bizim gündemimiz 10 bin lirayla geçinmek için yaşam savaşı veren emeklilerdir. Bizim gündemimiz ülkemizin içinde olduğu ekonomik buhrandır.
“Bakanlık eliyle Milli Eğitim sistemimize yönelik darbe niteliğindeki uygulamalar devam ediyor”
Dün binlerce gencimiz Liselere Giriş Sınavı’nda ter döktü. Ailelerinin büyük fedakarlıklarla okuttuğu evlatlarımızı, laik ve çağdaş eğitim sisteminden uzaklaştırmaya çalışan AKP iktidarının çocuklarımıza LGS motivasyonu yine şaşırtmadı. Ankara Mamak Kaymakamlığı’na bağlı İlçe Müftülüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bir yazı gönderiyor. ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında LGS’ye girecek öğrencilere moral ve motivasyon açısından Mamak Merkez Camii’nde sabah namazı, Kur’an-ı Kerim Tilaveti, namaz, tesbihat ve dua etkinliği gerçekleştirilecekmiş, öğrenci ve velilerin teşvik edilmesi isteniyormuş. Evlatlarımıza sınav anında yaşadıkları heyecan ve stresi yönetmeleri için psikolojik destekte bulunmak, sınav kaygılarıyla baş etmelerini kolaylaştırmak akıllarına dahi gelmiyor. Ucube proje ÇEDES’in mimarı, tarikat sevdalısı Yusuf Tekin’den de ancak böyle bir yaklaşım beklenirdi. Evlatlarımız ve velileri, LGS stresi ve heyecanı içindeyken Bakanlık eliyle Milli Eğitim sistemimize yönelik darbe niteliğindeki uygulamalar da hız kesmeden devam ediyor.
Biliyorsunuz, din ve değerler eğitimini ön plana alan değerler telkini gibi kavramların, bilimsel ve bilişsel becerilerin önünde yer aldığı, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ isimli yeni müfredat onaylandı. Türkiye genelinde eğitim sendikaları, sivil toplum kuruluşları, veliler, öğretmenler, tüm eğitim camiası yeni müfredata karşı çıkıyor ama Bakan hazretleri tek bir geri adım atmıyor. Buradan Yusuf Tekin’e sesleniyoruz: Türkiye’nin okullara aç giden öğrencilerden sanayide çalışan çocuklara kadar birçok sorunu varken Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu sorunlara kör, sağır, dilsizi oynarken, bu ülkenin ihtiyacı ÇEDES midir? Yusuf Tekin adeta bir toplum mühendisliğine soyunmuş durumda. Yeni müfredatla okullarda evrensel ve bilimsel, bilgi odaklı değil; din ve kutsallık üzerinden bir eğitim öğretim dönemi hedefleniyor. Adeta bir medrese eğitimi verilecek. Yeni program ne çocuk işçiliğini ortadan kaldırıyor ne de öğrencilerin yetenek ve becerilerine göre onlara rehberlik edecek bir eğitim modeli ortaya koyuyor. Sadece bununla da kalmıyor, müfredatın hiçbir yerinde öğretmenin adı yok. Özel öğretmenle devlette çalışan öğretmen ayrımı yapan, başarılı öğretmen-başarısız öğretmen diyerek atanmayan öğretmenlerimizi başarısızlıkla yaftalayan yine bu zat değil miydi? Öğretmeni yok sayan bir müfredat düzenlemesi asla ve asla kabul edilemez.
Bizim endişemiz aydınlık geleceğimiz ve evlatlarımız. Bizim endişemiz, büyük maddi sıkıntılarla çocuklarını okutmaya çalışan velilerimiz. Bizim endişemiz, geleceğimizin mimarı eğitimcilerimiz. Bu müfredat, devlet okullarına olan güveni yerle bir edecek. Kimi veliler maddi sıkıntılarından dolayı özel okula gönderemeyecek ve dayatılan sisteme mahküm bırakılacak. Durumu bir nebze iyi olanlar elinde avucunda ne varsa evlatları için özel okullara yatıracaklar. Yani eğitimde fırsat eşitsizliği daha da derinleşecek. İşte AKP İktidarının Milli Eğitim’e, eğitim sistemine bakış açısı bu.
“Yargı mensupları için oluşturduğunuz koruma kalkanı, bu ülkenin en önemli sorunlarından biri”
Devletin her tarafında akıllara durgunluk verecek bir çürüme, bir kokuşmuşluk, bir vurdumduymazlık var. Geçtiğimiz günlerde, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi hakiminin, HSK Teftiş Kurulu Başkan ve Yardımcıları ile birlikte dinlenme odası olduğu iddia edilen bir yerde çekilmiş bir fotoğrafı, basına ve kamuoyuna düştü. Bu beyefendi, Türk milleti adına adalet dağıtmak için kurulmuş olan devletin adliyesinde, şahsına özel bir cephanelik kurmuş, bunu hiç utanmadan sergiliyor. Bu konu kendisine sorulduğunda da büyük bir pişkinlikle silahların hepsinin ruhsatlı olduğunu ifade ediyor. Bu ülkedeki en lüks araçlardan birine binen, bu parayı da borsada kazandığını iddia eden bu hakime ve bu hakimin bağlı olduğu Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a bazı sorularımız var. Bu kişi, sözde dinlenme odası; gerçekte cephanelik olan ve içinde çok sayıda silahı muhafaza ve teşhir ettiği bu odayı bir kamu binasında, devletin adliyesinde hangi hakla, hangi yetkiyle, hangi sıfatla yapabiliyor? Bunu yaparken kimden cesaret alıyor ya da kime güveniyor? Devletin adliyesi bu kadar mı başıboş, bu kadar mı sahipsiz, bu kadar mı laçkalaşmış? İzmir Adliyesi’ni ziyaret eden HSK Teftiş Kurulu Başkanı ve yardımcıları da bu cephaneliği görünce hemen inceleme başlatmaları gerekiyorken silahların önünde hatıra fotoğrafı çektiriyorlar. O kendini bilmez hakim hakkında soruşturma başlatıldı ama müfettişler hakkında ne yapıldı? Yaşanan bu olay, basın özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sayın Timur Soykan, bu haberi yapmasaydı bu çirkin tabloyu göremeyecektik. Bireysel silahlanmayla mücadele etmesi gereken yargı mensuplarının bir kısmının silah merakını ve o silahlarla vermeye çalıştığı mesajı öğrenemeyecektik. Bu nedenle basın özgür olmalı. Görüşler özgürce ifade edilmeli. Gerçeklerin açığa çıkmasına engel konulmamalı. Bir yanda adaletin tecellisi için gecesi gündüzüne karışan hakimler; diğer yanda lüks araçlarla adliyeye gelip dinlenme odasında cephanelik sergileme cüretinde bulunan ve bunu pişkin pişkin savunan bir hakim. İktidara çağrıda bulunuyoruz: Bazı yargı mensupları için oluşturduğunuz bu koruma kalkanı, bu ülkenin en önemli sorunlarından biridir. Bu nedenle bu hakim ve onu koruyan müfettişlerle ilgili süreci yakından takip edeceğiz.
“Turizm eğitimi mi vereceğiz, yoksa sığınmacı ve mülteci eğitimi mi vereceğiz?”
Açlık sınırı, asgari ücreti geçmiş. Bakan keyfi şekilde devletin uçağını kullanıyor. Diyanet İşleri Başkanı dokuz lüks araç daha satın alıyor. Ülkenin hakimi cephanelik koleksiyonu yapıyor, borsadan köşeyi dönüyor. Maliye Bakanı sadece işçiden, emekliden ve memurdan tasarruf bekliyor. Tüm bunlar olurken vatandaşın derdine derman olamayan AKP iktidarı şimdi de Ruanda ile sözde ilişkilerini kuvvetlendiriyor. Tabii yerseniz… Kimse kusura bakmasın, biz burada iyi niyet göremiyoruz. Türkiye ile Ruanda arasında 2019 yılında imzalanan ‘Turizm ve İş Birliği Anlaşması’ neden şimdi yürürlüğe girdi? İngiltere, düzensiz göçmenlerini Ruanda’ya göndermeye imkan tanıyan yasayı kabul ettikten sonra AKP iktidarının 2019’da imzalanan bir anlaşmayı, yeni yürürlüğe koyması zamanlama açısından manidar değil mi? İngiltere’nin sığınmacıları, Ruanda üzerinden Türkiye’ye mi sokulacak? Turizm Bakanlığı yetkililerine göre, bu anlaşmayla turizm alanındaki deneyimlerimizi Ruanda yönetimiyle paylaşacakmışız ve Ruanda’ya turizm eğitimi verecekmişiz. Hadi oradan! Turizm eğitimi mi vereceğiz, yoksa sığınmacı ve mülteci eğitimi mi vereceğiz? Avrupa ülkeleri Ruanda ile mülteci gönderme anlaşması yaparken Türkiye neden tam tersine turizm iş birliği anlaşması yapıyor? Bu sorularımıza en kısa sürede cevap bekliyoruz.
” Hamas’ı koruyup kollayarak Filistin’i ve Filistinlileri kurtaramayız”
7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yaptığı saldırılar ve sivilleri katletmesinin ardından Netanyahu yönetiminin gaddarca, orantısız güç kullanarak aylardır kadın, çoluk-çocuk demeden mütemadiyen katliam yapması durdurulamıyor. İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı, Gazze saldırılarının en az yedi ay daha süreceğini ifade etti. İsrail yönetiminin tek hedefinin, Gazze’yi tamamen insansızlaştırmak olduğu görülüyor. Hamas, cılız bir bir saldırı yapıyor. İsrail misilleme olarak Refah’ta 45 kişiyi çadır kampında katlediyor. İki tarafın askeri gücü arasında dağlar kadar fark var. Olan Filistinlilere oluyor. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, masum sivillere oluyor. Uluslararası Adalet Divanı kararlarına rağmen durmayan Netanyahu hükumetini kimse durduramıyor. Türkiye, eğer bu saldırıların durmasını istiyorsa, inisiyatif almak istiyorsa -ki almalıdır- bunu diplomatik yöntemlerle yapmalı. Hükümet maalesef Filistin sorunu konusunda dış dünya tarafından dikkate alınmıyor, arabuluculuk faaliyetleri yürütemiyor. Bir dönem yönettiğimiz Filistin topraklarında yaşananlar hakkında fikrimiz bile alınmıyor. Ama 7 bin kilometre öteden Çin Halk Cumhuriyeti gelip Hamas ve El Fetih’i bir araya getirebiliyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Gazze İçin Barış Konferansı çağrısında bulunuyor. Hamas’ı koruyup kollayarak Filistin’i ve Filistinlileri kurtaramayız. Türkiye’nin Filistin meselesinde dikkate alması gereken nokta Hamas değil, Yaser Arafat’ın kurucusu olduğu, Filistin ve Filistinlilerin meşru temsilcisi Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’dir. İhvan bakışıyla, İhvan diplomasisiyle ne Filistin’e ne Ortadoğu’ya barış gelmez.
“Bu ülkede iletişim ve haberleşme güvenliğini kim sağlayacak?”
TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda bir skandal ortaya çıktı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, telefonunun klonlandığını itiraf etti. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), siber savunma faaliyetleri, iletişim altyapısının oluşturulması… Bu görevler bu bakanın sorumluluk alanında. Bu kişi bütün haberleşme alanının başında. Ama bu bakanın bile cep telefonu bir korsan program üzerinden kopyalanıyor. Düşünün, bütün haberleşme ağının başındaki bakanın telefonu dahi kopyalanabiliyorken vatandaşlarımızın dolandırılması, kişisel bilgilerinin çalınması, hesaplarının ele geçirilmesi an meselesi. Soruyoruz: Bu ülkede iletişim ve haberleşme güvenliğini kim sağlayacak? Siber güvenliğin başındaki kişi nasıl böyle ciddi bir problemi, normal ve sıradan bir olay gibi anlatabilir? Siz demek ki, bu ülkede, yıllarca pek çok kişinin dinlenmesini, telefonlarının kopyalanmasını, dolandırılmasını görmezden geldiniz… Kendinize gelin artık… Ülke yönetiyorsunuz. Sürekli beka edebiyatı yapıyor ama ülkenin bekasını ve güvenliğini zerre düşünmüyorsunuz…
“Sinan Ateş davasının ayrıntılarını perdelemeye çalıştıklarının farkındayız”
Son zamanlarda Sinan Ateş davasının, MHP’nin içerisindeki bazı odakların kimyasını bozduğunu görüyoruz. Sinan Ateş’in arkadaşı, Ömer Zengin’in bir televizyon programında yaptığı açıklamalar sonrasında MHP içerisindeki ismini anmaya dahi değer görmediğimiz bazı kişilerin büyük bir korku ve endişe içerisinde olduklarını görüyoruz. Bu kişilerin CHP ile ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile münakaşaya girme çabalarının farkındayız. Bu tarz kavga, atışma, münakaşa ve lümpen siyaset tarzıyla toplumun dikkatini dağıtmaya, Sinan Ateş davasının ayrıntılarını perdelemeye çalıştıklarının farkındayız. Çünkü ayrıntılarda kendilerinin olduğunu çok ama çok iyi biliyorlar. Ancak buna izin vermeyeceğiz.
Son olarak haziranda kaybettiğimiz üç değeri saygıyla anmak istiyorum. Orhan Kemal, Ahmed Arif ve Nazım Hikmet… Biz, 31 Mart’ta ‘Sandıklarda Türkiye ittifakını oluşturacağız’ derken bu isimlerden de feyz aldık. ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine’ dedik. Kardeşlik ve dayanışma ruhunu büyüteceğimize söz veriyoruz.”
“CHP’ye toplumun birçok kesiminden ve siyasilerden de bir yönelim olması çok doğaldır”
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun vekil transferi tepkisine ilişkin gelen soruya Yücel, şöyle cevap verdi:
“CHP yerel seçimlerde 37.7 oy oranıyla Türkiye’nin birinci partisi olmuş partidir. CHP dün kurulmadı ve bu ülkenin en köklü partisidir. Köklerinin Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinden alır. Kurtuluş mücadelemizi örgütleyen, bu devleti kuran partidir. Yerel seçimlerdeki başarıdan sonra CHP’ye toplumun birçok kesiminden ve siyasilerden de bir yönelim olması çok doğaldır. Siyasetin doğası bunu gerektirir. Bundan rahatsızlık duymalarını çok çok iyi anlıyoruz ancak istifa tek taraflı bir iradedir. Bir kişi istifa edip de başka bir siyasi partiye geçme yönünde bir irade ortaya koyarsa ve o siyasi partinin ideolojisiyle, tüzüğüyle uyumlu bir siyaset gütme yönünde bir irade ortaya koyarsa bizim CHP olarak herkese kapımız açıktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Vatandaşa tepeden bakan, vatandaş için kuralları uygulanabilir gören ama kendisini kuralların üstünde, ötesinde gören bir anlayış tarihimizin karanlık sayfalarında kalmıştır. Biz hiçbir şekilde öyle bir anlayıştan yana değiliz ve devlet geleneğimiz de medeniyetimiz de bu yaklaşımdan son derece uzaktır. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla daha şeffaf ve hesap verebilir bir devlet yapısını güçlendirmeye kararlıyız” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ‘Kamu Görevlileri Etik Kurulu ile Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İşbirliği Protokolü İmza Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Bakan Yerlikaya, 2 bin 200 yıllık kadim devlet geleneğine, kutsal vatandaki 1000 yıllık hakimiyete ve 100 yılı aşkın Cumhuriyet tecrübesine sahip olan büyük bir medeniyetin temsilcileri olduklarını belirterek, “Bu yüksek medeniyet, temelindeki ‘ahlak’ ve ‘erdem’ kavramlarının üzerinde yükselmektedir. Hz. Mevlana, ‘Bütün cihanı araştırdım. Güzel ahlaktan daha üstün bir liyakat bulamadım’ derken, her insanda ve dolayısıyla her kamu çalışanında bulunması gereken en önemli hasleti de vurgulamıştır. İçişleri Bakanlığı olarak bizler; 600 bini aşkın mesai arkadaşımızla çok büyük bir aileyiz. Asırları aşan çok köklü geleneklere sahibiz. Emniyet teşkilatımız 179, jandarma teşkilatımız 185 yaşında. Yüce dağların başında terörle mücadele ederken vatandaşlarımızı sarıp sarmalamak da ıssız sokaklarda suçlularla mücadele ederken aydınlık geleceğimiz olan yavrularımızı korumak ve güven vermek de bizlerin görevi. Hiç şüphesiz ki kamu gücünü kullanan kolluk kuvvetlerimizin bu kutsal görevlerini ifa ederken, etik değerlere bağlı kalması, tek bir vatandaşımızın dahi gönlünü incitmemesi, doğruluk, tarafsızlık ve hukukun üstünlüğüne harfiyen riayet etmesi büyük önem arz etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere açtığı ufukla, milletin efendi olduğu bilinciyle, mülki idare amirlerimiz, tüm kolluk kuvvetlerimiz, bakanlık merkez, taşra teşkilatımız ve bağlı kuruluşlarımızda görev yapan personellerimiz bu anlamlı eğitimi alacaklar. İş birliği protokolümüzün hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
‘KAMU PERSONELİNİN ETİK DAVRANIŞI, YÖNETİMİN MEŞRUİYETİNİ PEKİŞTİRİR’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ise kamu görevlilerinin şahsi çıkarlarını bir kenara koyarak toplumun yüksek idealleri doğrultusunda çalışmaları gerektiğini vurgulayarak, kamu idaresinde etik ilkelerin dürüstlük, tarafsızlık, hesap verebilirlik, şeffaflık ve kamu yararını gözetme gibi temel ilke ve değerleri kapsadığını söyledi. Devlet ile vatandaş arasında güvenin tesis edilmesinin bu ilke ve değerler doğrultusunda hareket eden bir kamu yönetimi sistemiyle mümkün olduğunu işaret eden Yılmaz, “Kamu personelinin etik davranışı, demokrasinin gelişmesine katkı sağlar ve yönetimin meşruiyetini de pekiştirir. Devlet geleneğimiz; evrensel etik ilkelerin temeli olan adalet, doğruluk, sosyal sorumluluk ve tevazu üzerine inşa edilmiştir. Medeniyet birikimimizde, tarihte bu konularda eserler vermiş ilim adamlarımızın eserlerinde, devlet yönetiminin her kademesinde görev alanlar için yazılan ahlaki yönetim ilkeleri, günümüz kamu görevlileri için de halen geçerliliğini korumaktadır. Etik ilkeler, kamu çalışanlarının demokratik değerleri ve hukukun üstünlüğünü korumasını sağlar. Bu demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesine ve toplumun genel refahına katkıda bulunur. Kamuda etik kültürün gelişmesi ve kamu sektörüne eşitlik, adalet, tarafsızlık, şeffaflık gibi müspet özelliklerin hakim olması için bugüne kadar pek çok adım attık. Hesap verebilirliği yaygınlaştırmak, reform ajandamızın hep en önemli unsurları arasında yer aldı” diye konuştu.
‘BAKANLIKTA ‘ETİK EĞİTİM BİRİMİ’ KURULMUŞ OLACAK’
İçişleri Bakanlığı ile Kamu Görevlileri Etik Kurulu arasında imzalanan iş birliği protokolü ile bir yandan personele etik uygulamalarla ilgili kapsamlı eğitim verileceğini ve diğer yandan İçişleri Bakanlığı’nda sertifikalı etik eğitici personel yetiştirilmesinin hedeflendiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz protokolün imza törenindeki konuşmasına devamla şunları söyledi:
“Başka bir ifade ile artık İçişleri Bakanlığımız içinde sürekli eğitim veren bir etik eğitim birimi kurulmuş olacak. Böylece sertifikalandırılmış etik eğitici altyapısı ile de etik eğitimi, kamuda sürekli ve devamlı hale gelecek. Kamu hizmetlerinde güven ve liyakat, adalet ve eşitlik, hesap verilebilirlik ve şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin güçlendirilmesi için etik davranış kültürünü güçlendirmeye devam edeceğiz. Kamuda görev yapan her bir kardeşimizle mesai arkadaşımızla bu anlamda iş birliği içinde olmamız gerektiğini, birlikte hareket etmemiz gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bizler bu ülkenin ve bu aziz milletin hizmetkarları olarak büyük bir sorumluluğu omuzlarımızda taşıyoruz. Ceberrut devlet anlayışı, vatandaşa tepeden bakan, vatandaş için kuralları uygulanabilir gören ama kendisini kuralların üstünde, ötesinde gören bir anlayış tarihimizin karanlık sayfalarında kalmıştır. Biz hiçbir şekilde öyle bir anlayıştan yana değiliz ve devlet geleneğimiz de medeniyetimiz de bu yaklaşımdan son derece uzaktır. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla daha şeffaf ve hesap verebilir bir devlet yapısını güçlendirmeye kararlıyız. Milletimize en iyi şekilde hizmet etmek için vatandaş odaklı olacak ve etik ilkeleri kendimize rehber edinmeye devam edeceğiz” dedi.
Konuşmaların ardından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Zerrin Güngör tarafından iki kurum arasındaki protokol imzalandı.
]]>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi bir grup öğretmen, 9 gün önce başlattıkları eylemi sürdürüyor. MEB önünde bir araya gelen öğretmenler, “Öğretmenler asgari ücretle mi geçinsin Sayın Tekin?” yazılı pankart açtı.
Matematik Öğretmeni Elif Açıl, Bakanlığın önüne getirdikleri ders tahtasında, aldıkları maaş ile nasıl geçinemediklerini şöyle anlattı:
“7 yıldır özel sektörde matematik öğretmenliği yapıyorum. Asgari ücretle nasıl geçineceğimizi Bakan Yusuf Tekin’e soruyoruz. Kendisi bizlere asgari ücreti reva görüyor. Bugün Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde küçük bir hesap yapıyoruz. Asgari ücret 17 bin TL. Dört kişilik bir ailenin barınması ortalama 15 bin TL. Faturalar; elektrik, su, internet, telefon gibi harcamalarımız çok yaşamsal harcamalarımız. Dört kişilik aile için 5 bin TL. Pazar ve market alışverişimiz var. Haftanın 3-4 günü kırmızı et yememiz önerilirken bizler kırmızı ete, beyaz ete ulaşamıyoruz. Sebze, meyve bile almaya zorlanıyoruz. Pazar ve markette de 5 bin TL diye not alırsak toplamda 25 bin TL gibi bir aylık giderimiz mevcut ama bizim gelirimiz 17 bin TL. 8 bin TL borçlanarak biz ayı bitiriyoruz. Bu da yıllık 96 bin TL borca denk geliyor. Bakan Yusuf Tekin’e sesleniyoruz. Gelin birlikte hesap yapalım. Bu problemin çözümünü taban maaş olarak birlikte belirleyelim. Bizi de kamudaki öğretmenlerden ayırmadan öğretmenlerin bakanı olmaya davet ediyoruz Bakan Yusuf Tekin’i.”
“Kimseden lütuf beklemiyoruz”
ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara İl Temsilcisi Mahmut Yıldırım da geçim sıkıntısı yüzünden öğretmenlerin yeterince verimli ders anlatamadığını, bu durumun öğrencileri de etkilediğini ifade etti.
Çıkarılması planlanan “Öğretmenlik Meslek Kanunu”na, özel sektör öğretmenleri için “taban maaş” ile ilgili madde konulmasını istediklerini anlatan Yıldırım, taban maaş sayesinde özel sektör çalışanı öğretmenlerin, “eşit işe eşit ücret” ilkesiyle kamudaki meslektaşıyla aynı ücreti alacağını ifade etti. Yıldırım, “Bu kadar basit aslında. Biz kimseden bir lütuf beklemiyoruz. Kimseden sadaka beklemiyoruz. Yaptığımız aynıysa bizler de ders anlatıyorsak, bizler de bu ülkenin milyonlarca çocuğuna eğitim veriyorsak bunun karşılığını kamuda çalışan öğretmenin maaşıyla aynı olması gerekir” diye konuştu.
“Öğretmenler mağazada çalışıyor, garsonuk yapıyor”
Bu konuda uzun süredir kampanyalar yaptıklarını, TBMM önünde eylem yaptıklarını, Milli Eğitim Bakanı ile görüştüklerini dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
“Bakan’la görüştük. Bize verdiği söze göre nisan ayında bu kanunun geleceğini ve statü olarak özel sektörle kamudaki öğretmenlerin eşitleneceğini söylemişti ama mayıs ayındayız ve ne böyle bir yasa çıktı ne de bize verilen sözlerin tutulacağı söyleniyor. Açık açık ‘bizim gündemimizde böyle bir şey yok’ dedi sonraki açıklamasında. Eğitim nöbetimiz memleketin her yerinde. Ankara’da da Meclis Parkı’nda devam ediyor. Bugün nöbetimizin 9’uncu günü. Tüm kamuoyunu, tüm aileleri, Herkesi bu nöbete destek vermeye çağırıyoruz. Eğitim hepimizi ilgilendiren bir payda çünkü. Öğretmen arkadaşlarımız ay sonunu getiremediği için mağazalarda çalışıyor, garsonluk yapıyor, inşaatlarda çalışıyor. İş cinayetlerinde hayatlarını kaybediyorlar. Geçinemediği için intihar edip ölen arkadaşlarımız var. Bunların hepsine şahidiz. Biz derslerde ‘kirayı nasıl vereceğiz, kredi kartı borcumuzu nasıl vereceğiz, bugün karnımızı nasıl doyuracağız’ diye düşünürken açıkçası öğrencilere çok faydalı olamıyoruz. Öğrencilerimiz bunu fark ediyor. Çok kötü bir tarafı da bu. Öğrencilerimiz fark ediyor ‘Hocam bugün üzgünsünüz. Bir şey mi oldu?’ diye bize soruyorlar. Bu çok önemli. Bunu artık herkes görüyor. Tüm kamuoyunun da bakanın da duymasını istiyoruz. Bu taban maaş çok acil bir talebimiz.”
]]>(İSTANBUL)- İstanbul Küçükçekmece’de çöken üç katlı binanın enkazında incelemelerde bulunan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olayla ilgili hem idari hem de adli soruşturma yapıldığını söyledi. Yerlikaya, “Biz depremlere karşı dayanımı olmayan enkazda gördüğümüz gibi bir tablo görmek istemiyoruz. Tedbir almak istiyoruz, birlikte yapmak istiyoruz bunu. El birliğiyle, devlet millet el ele yapmak istiyoruz. 6 Şubat’ta canımızın yandığı gibi bir daha canımızın yanmasını istemiyoruz” dedi.
Bakan Yerlikaya, Küçükçekmece’de çöken zemin artı üç katlı binanın enkazında incelemelerde bulundu.
“İçeriden çıkartılanların 7’si yabancı uyruklu”
İncelemelerinin ardından gazetecilere açıklama yapan Yerlikaya, olayda 9 kişinin kurtarıldığını, Türkmenistan uyruklu birinin ise hayatını kaybettiğini söyledi. Yerlikaya, “İçeriden çıkarılan 7 yabancı uyruklu var. Bunlardan 1’i İran, 7’si Türkmenistan uyruklu. Göç İdaresi Başkanlığımız bunların kimlikleri üzerinden araştırmasını yaptı. Tamamı yasal kalışı olan, ikamet izni olan yabancılar. Bizim 2 vatandaşımız var. Birisi hastanede tedavi bile olmadı. Kendisi gayet iyi durumda. Diğer vatandaşımız tedavi sürecinde. Hastane yetkililerinden buraya gelmeden önce almış olduğum bilgiye göre, bizim vatandaşımızın durumu gayet iyi. Tedavi süreci devam eden 6 yabancı uyruklu misafirlerden anneyle 6 aylık bebeğin durumu diğerlerine nispeten daha kritik görünüyor. Duamız temennimiz odur ki, en kısa zamanda sağlık, sıhhat ve afiyete kavuşurlar diyoruz. Birazdan da ziyaret etmeyi düşünüyoruz arkadaşlarla beraber” dedi.
“Mülkiye Başmüfettişi görevlendirdik”
Olayla ilgili hem idari hem de adli soruşturma yaptıklarını ifade eden Bakan Yerlikaya, Adalet Bakanlığımız açıkladı. Burası için 3 savcı görevlendirildi. Onlar soruşturmalarına başladılar. İçişleri ailesi olarak biz de Mülkiye Başmüfettişi görevlendirdik. Bugünden itibaren çalışmaya başladık. En kısa zamanda idari kusur, kabahat ne varsa tabloyu olduğu gibi ortaya çıkarıp bunu hem sizlerle hem de adli sürece destek olması açısından göndereceğiz” dedi.
İstanbullulara seslendi, kentsel dönüşüm çağrısında bulundu
Bakan Yerlikaya, İstanbullulara da seslenerek, “4 Haziran’da göreve başladık. Kentsel dönüşüm diyoruz. Kentsel dönüşümle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, destekleriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın açıklamış olduğu ‘Yarısı Bizden Kampanyası’nı duymayan İstanbullu kalmadı. Sadece İstanbulla da ilgili değil Marmara Bölgesiyle de ilgili. Biz depremlere karşı dayanımı olmayan enkazda gördüğümüz gibi bir tablo görmek istemiyoruz. Tedbir almak istiyoruz birlikte yapmak istiyoruz bunu. El birliğiyle devlet millet elele yapmak istiyoruz. 6 Şubat’ta canımızın yandığı gibi bir daha canımızın yanmasını istemiyoruz” ifadesini kullandı.
“Savcı, mahkemeler bunu aydınlatacak”
Yaşanan olayda 2 kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Yerlikaya, “Mal sahibi ve zemin kattaki dükkanla ilgili iki gözaltı var. Ama bunlarla ilgili tahkikat devam ederken bir şey bilsek de bizim söylememiz doğru değil. Bırakalım, bizim adımıza millet adına karar verici olan savcı, mahkemeler bunu aydınlatacak. Göreceksiniz, Beşiktaş’taki 29 vatandaşımızın hayatına mal olan oradaki durum gibi, teleferikte olduğu gibi biz çok kısa zamanda bunu aydınlatıyoruz ve idari olarak biz üzerimize düşeni yapıp adliyeye, savcılarımıza gönderiyoruz. Size de bunu anbean takip ediyorsunuz zaten. Hep beraber göreceğiz arkadaşlar” diye konuştu.
“Yarın sabaha kadar hem enkazı hem de yan taraftaki binayı tamamen yıkacağız”
Bakan Yerlikaya, “Hemen yanında sağında duran bina 8 yaşında. Tedbir amaçlı sağ olsun valimizin koordinasyonunda boşaltıldı. Binanın bitişik nizamında olan zaten boş. Orası dirençle ilgili, etütle ilgili, kentsel dönüşüm yapılma zaruretinden dolayı Allah’a şükürler olsun ki önceden boşaltılmış, Çevre Şehircilik İl Müdürümüz burada. Orayı da yıkıyor. Biz inşallah bu sabaha kadar yani yarın sabaha kadar hem bu enkazı hem de yan taraftaki binayı tamamen yıkacağız ve etrafımızı herhangi bir can güvenliği açısından mal güveni açısından bir sıkıntı oluşturmaz hale getireceğiz” dedi.
Yerlikaya, sosyal medya hesabından da hastanede ziyaret ettiği 6 aylık Aygözel isimli bebekle çekilmiş bir fotoğrafı paylaşan paylaşarak “Adı gibi güzel olan Aygözel bebeğimizin tedavisi sürüyor; doktorlar çok şükür durumunun iyi olduğunu söylediler. Aygözel bebeğimizin annesi ve babasının da tedavileri devam ediyor” dedi.
Döner dükkanı sahibi de gözaltına alındı
Öte yandan olayla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında çöken binanın alt katındaki döner dükkanının işletmecisi Özge Aktürk Dinçer’in de gözaltına alındığı açıklandı.
]]>İSTANBUL, İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya Küçükçekmece’de çöken 3 katlı binanın enkazında incelemelerde bulundu. Bakan Yerlikaya, “İçişleri olarak biz de Mülkiye Başmüfettişi görevlendirdik. Bugünden itibaren çalışmaya başladı. En kısa zamanda idari kusur, kabahat ne varsa tabloyu olduğu gibi ortaya çıkarıp bunu hem sizlerle hem de adli sürece destek olması açısından göndereceğiz” dedi.
Çöken 3 katlı binanın enkazında incelemeler yapan Bakan Yerlikaya, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yerlikaya, ” Küçükçekmece ilçemizde Kartaltepe mahallemizde sabah saat 08.41 itibariyle zemin artı 3 katlı olan apartman maalesef çökmüştür. 1988 yapımı olduğunu biliyoruz. AFAD buraya çok yakın. Çok kısa süre içerisinde saat 08.50’de 9 dakika sonra AFAD, eş zamanlı olarak itfaiye, ilçe belediyesi zaten burada kaymakamımız valimiz olayın hemen ertesinde buraya geldi. İlk etapta içeride enkazın altında kalan vatandaşları kurtarmak için cansiperane çalıştık. Her zaman olduğu gibi AFAD, UMKE, itfaiye ve olması gereken emniyet, valilik. Bu tür durumlarda biliyorsunuz hepsini tek tek saymama bile gerek yok, müdahale ve iyileleştirme noktasında ne noktaya geldiğimizi biliyorsunuz. Her birine minnettarız ve her birine teşekkür ediyorum ” dedi.
“9 KİŞİ KURTARILDI”
Bakan Yerlikaya, “9 insan kurtarıldı. Biri maalesef Türkmenistan uyruklu olan yabancı bir kardeşimiz maalesef vefat etti. Başsağlığı diliyoruz. Allah rahmet eylesin yakınlarına başsağlığı diliyoruz. İçeriden çıkarılan 7 yabancı uyruklu var. Bunlardan 1’i İran 7’si Türkmenistan uyruklu. Göç İdaresi Başkanlığımız bunların kimlikleri üzerinden araştırmasını yaptı. Tamamı yasal kalışı olan ikamet izni olan yabancılar. Bizim 2 vatandaşımız var. Biri hastanede tedavi bile olmadı. Diğer vatandaşımız tedavi sürecinde. Hastane yetkililerinden buraya gelmeden önce almış olduğum bilgiye göre, bizim vatandaşımızın durumu gayet iyi. Tedavi süreci devam eden 6 yabancı uyruklu misafirlerden anneyle 6 aylık bebeğin durumu diğerlerine nispeten daha kritik görünüyor. Duamız temennimiz odur ki, en kısa zamanda sağlık sıhhat ve afiyete kavuşurlar diyoruz. Birazdan da ziyaret etmeyi düşünüyoruz arkadaşlarla beraber ” dedi.
“MÜLKİYE BAŞMÜFETTİŞİ GÖREVLENDİRDİK”
Yerlikaya, “Hemen olayla ilgili hem idari hem de adli soruşturma yapıyoruz. Adalet Bakanlığımız açıkladı. Burası için 3 savcı görevlendirildi. Onlar soruşturmalarına başladılar.İçişleri ailesi olarak biz de Mülkiye Başmüfettişi görevlendirdik. Bugünden itibaren çalışmaya başladı. En kısa zamanda idari kusur, kabahat ne varsa tabloyu olduğu gibi ortaya çıkarıp bunu hem sizlerle hem de adli sürece destek olması açısından göndereceğiz” dedi. Bakan Yerlikaya İstanbullulara da seslenerek, “4 Haziran’da göreve başladık. Kentsel dönüşüm diyoruz. Kentsel dönüşümle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, destekleriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın açıklamış olduğu Yarısı Bizden Kampanyası’nı duymayan İstanbullu kalmadı. Sadece İstanbulla da ilgili değil Marmara bölgesiyle de ilgili. Biz depremlere karşı dayanımı olmayan enkazda gördüğümüz gibi bir tablo görmek istemiyoruz. Tedbir almak istiyoruz birlikte yapmak istiyoruz bunu. Elbirliğiyle devlet millet elele yapmak istiyoruz. 6 Şubat’ta canımızın yandığı gibi bir daha canımızın yanmasını istemiyoruz. ” dedi.
]]>
Dışişleri Bakanı Fidan, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro Üyesi ve Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Yi’nin daveti üzerine 3-5 Haziran tarihlerinde Çin’i ziyaret edecek. Bakan olarak ilk kez Çin’i ziyaret edecek olan Fidan’ın mevkidaşı Yi’nin yanı sıra Devlet Başkan Yardımcısı Han Zheng ile Çin Komünist Partisi Politbüro Üyesi, Merkezi Siyasi ve Hukuki İşler Komisyonu Başkanı Chen Wenqing ile görüşmesi bekleniyor. Çin’de yaşayan vatandaşlarla da bir araya gelecek olan Fidan, Pekin’deki temaslarının ardından 4-5 Haziran tarihlerinde Urumçi ve Kaşgar’ı da ziyaret edecek.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne 2012’den bu yana en üst düzey ziyaret
Fidan Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne de gidecek. Fidan’ın ziyareti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde Nisan 2012’de yaptığı ziyaretten sonra Türkiye’den en üst düzey ziyaret niteliğini taşıyor. Bakan Fidan, Türkiye’nin Uygur Türkleri’nin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve Çin’de refah ve huzur içerisinde yaşamalarının önemini gündeme getirecek.
İkili ticaret hacminin 2023 yılında 48 milyar doları geçtiği Çin, Türkiye’nin Asya’da birinci ve dünyada üçüncü en büyük ticaret ortağı. Ekonomik ve ticari ilişkiler Fidan’ın temaslarında önemli bir yere sahip. Görüşmelerde, ikili ticaretin daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması ile Çin’den Türkiye’ye yeni teknolojiler alanında yatırımlara dair iş birliği imkanlarının ele alınacağı öğrenildi. Üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, “Ukrayna, Gazze ve Kızıldeniz’deki gelişmelerin küresel tedarik hatlarının güvenliğini ve bazı ulaştırma koridoru projelerini olumsuz etkilediği bir dönemde Kuşak ve Yol Girişimi ile Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimimizin uyumlaştırılması çalışmaları hakkında da görüş alışverişinde bulunulacak” bilgisini paylaştı. Bakan Fidan’ın gündeminde enerji, sivil havacılık ve turizm iş birliği gibi konular da yer alacak.
Türkiye’nin “Tek Çin” politikası izlediğini belirten yetkili, görüşmelerde Çin Halk Cumhuriyeti’nin egemenlik ve toprak bütünlüğüne verdiği önemin öne çıkarılacağına değindi. Ayrıca, başta Gazze olmak üzere Ukrayna ve Asya-Pasifik’teki gelişmeler de ele alınacak.
Gazze’de kalıcı ateşkes ve ikili devletli çözüm gündemde olacak
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin-Arap Ülkeleri İşbirliği Forumu 10. Bakanlar Konferansı açılış töreninde yaptığı konuşmada Çin’in, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan tam bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşunu ve Filistin’in Birleşmiş Milletler’e tam üyeliğini savunmuştu. Cinping, çözüm için geniş kapsamlı, yetkin ve etkili bir uluslararası barış konferansının toplanmasını desteklediğini de belirtmişti. Türkiye ile Çin’in Filistin meselesinde benzer görüşlere sahip olduğunu ifade eden yetkili, Fidan’ın temaslarında Gazze’de bir an önce kalıcı ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözüm için atılabilecek adımların önemli bir yere sahip olacağını aktardı.
]]>Milli Savunma Bakanı Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve beraberindeki Hava Kuvvetleri personelini Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın 113’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Bakanlık’ta kabul etti. Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı’nın de bulunduğu kabulde Güler, şunları kaydetti:
“20’nci yüzyılın başında ilk motorlu uçağın havalanışından kısa bir süre sonra, 1911 yılında ilk havacılarımızın pilotaj eğitimine gönderilmesi ve Harbiye Bakanlığı’na bağlı Havacılık Komisyonu’nun kurulması ile şanlı Hava Kuvvetlerimiz kuruluşunu tamamlamış oldu. O günden bugüne tüm komutanlarımızın ve fedakar personelimizin gösterdiği büyük gayretler ile adını tarihe altın harflerle yazdıran Hava Kuvvetlerimiz; dünyanın en güçlü, en seçkin ve en saygın hava güçleri arasındaki yerini de almıştır.
Ülkemizin uluslararası arenada etkin roller üstlendiği, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin son bir asrın en kapsamlı faaliyetlerini icra ettiği bu süreçte, gökyüzündeki gücümüz olan Hava Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta faaliyetlerini sürdürmektedir. Gururla ifade etmeliyim ki, Hava Kuvvetlerimiz; köklü tarihi, yetenekli personeli, üstün teknolojisi, elde ettiği büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağı olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bugün dünyada kendi pilotlarını, hatta dost ve müttefik ülkelerin de pilotlarını yetiştirebilen sayılı ülke hava kuvvetlerinden birisi konumundayız. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki, bu günlere kolay gelinmedi. Sizler gibi nice kahramanlar, Hava Kuvvetlerimizin bu uzun ve meşakkatli yolculuğunda önemli bir mihenk taşı olan yerli ve milli savunma sanayi hamlemizin gelişmesi için büyük gayret sarf etti ve mücadele verdi.
“Türkiye kendi savaş ve eğitim uçağını üretebilen sayılı ülkelerden biri oldu”
Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız HÜRKUŞ, jet eğitim uçağımız HÜRJET, genel maksat helikopterimiz GÖKBEY ile savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan beşinci nesil, ilk yerli ve milli savaş uçağımız KAAN, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergesidir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye, artık kendi savaş ve eğitim uçağını, helikopterlerini üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden bir tanesi olmuştur. Bizlere düşen de Hava Kuvvetlerimizi ve kahraman ordumuzu; en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam etmektir. Zira içinde bulunduğumuz kaotik güvenlik ortamı ve yaşanan krizler; ülkemizin hak ve menfaatlerini tavizsiz şekilde koruyabilmemiz için her açıdan güçlü, etkin ve caydırıcı bir hava kuvvetlerine sahip olmamızı zorunlu kılmaktadır. Bunun bilinciyle sahip olduğumuz yüksek motivasyon, azim ve kararlılıkla çalışmaya, daha çok üretmeye devam edeceğiz.
Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz doğrultusunda, sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı gayretlerle, büyük başarılara imza atacağına ve asil milletimizin gurur kaynağı olacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Hava Kuvvetlerimizin ulaştığı bu üstün seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi minnetle anıyorum. Başta sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız olmak üzere tüm seçkin personelimiz ile silah ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü bir kez daha yürekten kutluyorum.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Hava Kuvvetlerimizin ulaştığı bu üstün seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi minnetle anıyorum. Başta Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız olmak üzere tüm seçkin personelimiz ile silah ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü bir kez daha yürekten kutluyorum” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın 113’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve beraberindeki Hava Kuvvetleri personelini kabul etti. Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı’nın da yer aldığı kabulde konuşan Bakan Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri’nin özel gününü kutlayarak, “Sayın Hava Kuvvetleri Komutanım, değerli silah ve mesai arkadaşlarım, Milli Savunma Bakanlığımıza hoş geldiniz. Semalarımızın çelik kanatlı savunucuları olan Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümü münasebetiyle, sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Malumunuz olduğu üzere 20’nci yüzyılın başında ilk motorlu uçağın havalanışından kısa bir süre sonra, 1911 yılında ilk havacılarımızın pilotaj eğitimine gönderilmesi ve Harbiye Bakanlığı’na bağlı Havacılık Komisyonu’nun kurulması ile Türk Hava Kuvvetlerimiz, şanlı yürüyüşüne başlamıştır. O günden bugüne tüm komutanlarımızın ve fedakar personelimizin gösterdiği büyük gayretler ile adını tarihe altın harflerle yazdıran Hava Kuvvetlerimiz; dünyanın en güçlü, en seçkin ve en saygın hava güçleri arasındaki yerini almıştır” ifadelerini kullandı.
‘HAVA KUVVETLERİMİZ ÜLKEMİZİN İFTİHAR KAYNAĞI
Türkiye’nin uluslararası arenada etkin roller üstlendiği, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin son bir asrın en kapsamlı faaliyetlerini icra ettiğini kaydeden Güler, “Gökyüzündeki gücümüz olan Hava Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta faaliyetlerini sürdürmektedir. Gururla ifade etmeliyim ki Hava Kuvvetlerimiz; köklü tarihi, yetenekli personeli, üstün teknolojisi, elde ettiği büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağı olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bugün; dünyada kendi pilotlarını, hatta dost ve müttefik ülkelerin de pilotlarını yetiştirebilen sayılı ülke hava kuvvetlerinden biri konumundadır. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki; bu günlere kolay gelinmedi. Sizler gibi nice kahramanlar, Hava Kuvvetlerimizin bu uzun ve meşakkatli yolculuğunda önemli bir mihenk taşı olan yerli ve milli savunma sanayi hamlemizin gelişmesi için büyük gayret sarf etti, mücadele verdi. Birbirinden değerli ve kritik projeleri hayata geçiren savunma sanayimiz; karada ve denizde olduğu gibi semalarımızın emniyetini en iyi şekilde sağlayacak hava araçlarında da büyük adımlar attı, atmaya devam ediyor. Nitekim; temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız Hürkuş, jet eğitim uçağımız Hürjet, genel maksat helikopterimiz Gökbey ile savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan 5’inci nesil, ilk yerli milli savaş uçağımız Kaan, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergeleridir” diye konuştu.
Türkiye’nin, kendi savaş ve eğitim uçağını, helikopterlerini üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğuna işaret eden Güler, “Bizlere düşen de Hava Kuvvetlerimizi ve kahraman ordumuzu; en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam etmektir. Zira içinde bulunduğumuz kaotik güvenlik ortamı ve yaşanan krizler; ülkemizin hak ve menfaatlerini tavizsiz bir şekilde koruyabilmemiz için her açıdan güçlü, etkin ve caydırıcı bir hava kuvvetlerine sahip olmamızı zorunlu kılmaktadır. Bunun bilinciyle sahip olduğumuz yüksek motivasyon, azim ve kararlılıkla çalışmaya, daha çok üretmeye devam edeceğiz” dedi.
‘SİZLERE ÇOK GÜVENİYORUZ’
Bütün eşsiz gayretlerin neticesinde, eskiye nazaran çok daha güçlü, çok daha kararlı olduklarını kaydeden Güler, sözlerine şöyle devam etti:
“Tüm bu faaliyetlerdeki üstün çabalarınızdan dolayı, kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır. Sizleri çok seviyoruz ve sizlere çok güveniyoruz. Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz doğrultusunda, sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı gayretlerle, büyük başarılara imza atacağına ve asil milletimizin gurur kaynağı olacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Hava Kuvvetlerimizin ulaştığı bu üstün seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi minnetle anıyorum. Başta Sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız olmak üzere tüm seçkin personelimiz ile silah ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü bir kez daha yürekten kutluyorum.”
]]>CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, sokak köpeklerini “uyutma” adı altında öldürülmesinin önünü açan tasarıyı Meclis gündemine taşıdı. Elçi, konuya ilişkin Tarım ve Ormancılık Bakanı ibrahim Yumaklı’nın yanıtlaması için soru önergesi verdi.
“Uyutma” seçeneğine karşı kamuoyunda tepkilerin olduğunu kaydeden Elçi, önergenin gerekçesinde, yaşayan tüm canlıların insanlara tanınan “yaşam hakkına” sahip olduklarını, insanoğlu tarafından hayvanlara saygı gösterilmesinin zaruri ve aynı zamanda hayvanların güvenliğinin koruma altına alınmasının, devlet örgütleri düzeyinde temsil edilmesi gerektiğinin, hayvanların rahat yaşamalarını, iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarına, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesinin gerektiğini belirtti. Elçi, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltti:
“Sağlık Bakanlığı verileri; 2018-2022 yılları arasında kuduz riskli temas sayısı ortalama 267 bin iken, 2023 yılında bu sayının 438 bine ulaştığı yönündedir. Kuduzun başka hayvanlardan da bulaşabileceği göz önünde bulundurularak, kaç vakanın köpeklerden bulaşmış olduğu yönünde tespit yapılmış mıdır? 2022-2023 yılları arasında kaç hayvana kuduz aşısı yapılmıştır? Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından ülkemizin kuduz riski açısından yüksek risk kategorisinde gösterildiğini, kuduz riskine ve başıboş köpeklerden kaynaklı tehlikelere karşı seyahat uyarısı yapıldığını açıklamıştır.
Türkiye’nin risk kategorisindeki sıralaması nedir? Bakım, rehabilitasyon, aşılama ve kısırlaştırma gibi faaliyetleri yürütmek için yerel yönetimlere ve ilgili kurum ve kuruluşlara ödenen ödeneğin meblağı nedir? Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla hazineye ait tahsis edilen arazilerin denetimi yapılmakta mıdır? Amacı dışında kullanılan arazilerin tahsisi iptal edilmiş midir? Sokağa terk edilmiş hayvanlar hakkında yaşanan problemlerin çözümü için STK’lar ve özellikle hayvan hakları savunucuları ile istişare edilerek görüşmeler, toplantılar gerçekleştirilmiş midir? Bilindiği üzere her ilde, vali başkanlığında hayvanların korunması ve mevcut sorunların çözümüne yönelik İl Hayvanlarını Koruma Kurulları mevcuttur. Kurulun ‘Hayvan sevgisinin korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek’ görevinin de olduğu göz önünde bulundurularak, ülkemizde kaç ilde bu yönde eğitim çalışması yapılmıştır Hayvan Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonunun yaptığı araştırma ve inceleme sonucu düzenlemiş olduğu 21 Ekim 2019 tarihli (iktidar ve muhalefet milletvekillerinin imzasının bulunduğu) rapordaki önerilerden biri de ‘Hayvanlara yönelik süreçlerin yönetilmesinde kullanılmak üzere Hayvan Hakları Fonu ya da başka bir ad altında bir fonun oluşturulması’ önerisidir. Bu öneri hayata geçirilmiş midir? Geçirilmemişse hangi nedenlerden dolayı geçirilmemiştir?”
]]>Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Avrupa Yükseköğretim Alanı (EHEA) Bakanlar Konferansı’na katılmak ve ikili temaslarda bulunmak üzere 28-30 Mayıs 2024 tarihlerinde Arnavutluk’u ziyaret etti.
Özvar ve beraberindeki heyet Arnavutluk’ta ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Tiran Büyükelçisi Tayyar Kağan Atay’ı ziyaret etti.
Arnavutluk Eğitim ve Spor Bakanlığı ile Bologna Sekretaryası tarafından düzenlenen Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı 29-30 Mayıs tarihlerinde Tiran’da gerçekleştirildi. Konferansa 43 ülkeden Bakan ve Bakan Yardımcısı düzeyinde çeşitli kurumların temsilcileri katıldı.
İNOVASYON, KALİTE VE ORTAKLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar, Konferans kapsamında ilk olarak “İnovasyon, Kalite ve Ortaklığın Geliştirilmesi” konulu Genel Kurul toplantısına katıldı. Özvar toplantıda yaptığı konuşmada, hızla değişen bir dünyada yeni gelişmelere süratle uyum sağlamanın ve yaratıcı bir yaklaşıma sahip olmanın gerekliliğine işaret ederek bu durumun yükseköğretim alanı için de geçerli olduğunu vurguladı.
Yükseköğretim alanının, özellikle yapay zeka alanında dijital teknolojinin hızlı evrimi sayesinde önemli ilerlemelere tanıklık ettiğine işaret eden Özvar, “Bu yolculuğa henüz yeni başladığımızı söyleyebiliriz. Etkilerinin yakında çok daha derin olacağını düşünüyorum.” dedi.
Türkiye’de, Kovid-19 salgını ve 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin inovasyonun ve kriz zamanlarında dijital hizmet ve teknolojinin uygun şekilde kullanılmasının önemini gösterdiğini belirten Özvar, “Türk üniversiteleri ve yükseköğretim sistemi, mevcut programlarının kalitesini artırmak için yoğun çaba sarf etmektedir. Türk üniversiteleri, Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki ülkeler ve yükseköğretim kurumlarıyla kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinde iş birliğine açıktır.” şeklinde konuştu.
ÖĞRENCİ VE AKADEMİK PERSONEL HAREKETLİLİĞİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİNİ TEŞVİK ETMEK
Erol Özvar, EHEA Bakanlar Konferansı’nın panel oturumunda “Öğrenci ve Akademik Personel Hareketliliğini Geliştirmek İçin Uluslararası İş Birliğini Teşvik Etmek” konusunda katılımcılara hitap etti.
Avrupa Yükseköğretim Alanında bulunan Türkiye’de akademik personel ve öğrenci hareketliliğine büyük önem verdiklerini belirten Özvar, “Yükseköğretim Kurulu olarak bu hareketliliği sürekli teşvik ediyor ve kolaylaştırıyoruz.” dedi.
Daha bileşik bir eğitim ortamı oluşturmak amacıyla, yükseköğretimde akademik personel ve öğrencilerin hareketliliğinin artırılmasının, modern dünyada bir tercihten çok bir ihtiyaç haline geldiğini anlatan Özvar, şunları kaydetti:
“Uluslararası ortaklıklar, öğrencilerin bu alandaki eğitim deneyimlerinin iyileştirilmesi için elzemdir. Kurumlar, ortak programlar, araştırma projeleri ve öğrenci değişimleri yoluyla çeşitli ulusların birleşik bilgi ve kaynaklarından yararlanarak eğitimin niteliğini artırabilir.
Geçmişte olduğu ve gelecekte de Türk Yükseköğretim Sistemi, Avrupa Yükseköğretim Alanı’na üye ülkelerden gelecek öğretim üyeleri ve akademik personelle tecrübelerini paylaşmaya olumlu yaklaşmaktadır.”
“YÜKSEKÖĞRETİMİN DİJİTALLEŞMESİNDE GÜÇLÜ BİR YAPI İNŞA ETTİK”
Birkaç yıl önce Türk üniversitelerinin uluslararası deneyimine karşın büyük bir veri eksikliği olduğunu gördüklerini ve üniversitelere yönelik bir proje geliştirdiklerini belirten Özvar, söz konusu projeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Türkiye 80 milyonun üzerinde nüfusa, 200’ün üzerinde üniversite sayısına ve 7 milyondan fazla öğrenciye sahip. Bu büyük mevcudiyet çok daha fazla veri üretmeliydi. Verilerden bazılarının eksik olduğunu fark ettik ve hemen bir proje geliştirdik. Tüm üniversiteleri ve üniversite rektörlerini bu problem üzerine çalışmak için topladık. Yükseköğretimin dijitalleşmesi doğrultusunda gerçekten güçlü bir yapı inşa ettik ve bu dijitalleşmeyi sağladık. Tüm rektörlere üniversitelerini bu yapı ışığında idare etmelerine yönelik tavsiyede bulunuyoruz.”
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Ormanlarımızı geliştirmek için reel rakamlarla 179 milyar lira yatırım yaptık. Bu zaman zarfında 7 milyardan fazla fidan ve tohumu toprakla buluşturduk” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ açılış töreninde konuştu. Bakan Yumaklı, ormanların geliştirilmesi amacıyla yapılan çalışmalara ilişkin, “Ormanlarımızı geliştirmek için reel rakamlarla 179 milyar lira yatırım yaptık. Bu zaman zarfında 7 milyardan fazla fidan ve tohumu toprakla buluşturduk. Ülke yüz ölçümümüzün yüzde 30’unu ormanla kaplı hale getirdik. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre; ülkemiz ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da 1’inci, dünyada 4’üncü sırada yer alıyor. Yine 5 yılda bir yayınlanan FAO verilerine göre; orman alanı bakımından ülkemiz 2015 yılında 46’ncı sırada iken, 2020 yılında 27’ci sıraya ulaştı” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, Türkiye’nin Akdeniz havzasında olması nedeniyle iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirterek, “Ülkemizin güneyinde orman yangınları, kuzeyinde sel felaketleri, iç bölgelerde ise kuraklıkla mücadele ediyoruz. Bu nedenle toprağı, suyu, ormanları ve biyoçeşitliliği korumayı ön plana alan politikaları hayata geçirmek için çalışıyoruz. Çünkü küresel iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkilere ancak bu şekilde direnç sağlayabiliriz” dedi.
‘280 BİN PROJEYE 29,3 MİLYAR LİRA HİBE VE KREDİ VERDİK’
Ormancılık faaliyetleri içerisinde ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için orman köylerine özel bir önem verdiklerini ifade eden Yumaklı, “Orman köylerimizin kalkınması için ORKÖY (Orman ve Köy İlişkileri) hibe kredisi ve gelir getirici tür ağaçlandırması çalışmalarını büyük bir titizlikle yapıyoruz. Bu kapsamda son 22 yılda orman köylülerimize 29,3 milyar lira hibe ve kredi vererek yaklaşık 280 bin projeyi destekledik. ‘5 bin Köye 5 bin Gelir Getirici Orman Projesi’yle orman köylülerimizin gelirlerini artırmak için ceviz, badem, kestane, zeytin gibi fidanlar dikiyoruz. Ormanlık alanlarda arıcılığın gelişmesi için bugüne kadar 796 bal ormanı tesisi ettik. Bu sayede bal verimini kat be kat arttırdık” diye konuştu.
‘YANGINA MÜDAHALE SÜREMİZİ 11 DAKİKAYA DÜŞÜRDÜK’
Türkiye’nin orman yangılarına hassas bir bölge yer aldığını kaydeden Bakan Yumaklı, şunları söyledi:
“Geçen yıl 15 bin 520 hektar orman alanımız yangınlardan zarar gördü. Aldığımız tedbir ve önlemlerle bu alanın daha fazla artmasını engelledik. Orman yangınlarıyla mücadelemizi 3 aşamada yürütüyoruz. Birincisi; yangın öncesi bilgilendirme ve bilinçlendirme yapıyoruz. Çünkü orman yangınlarının yüzde 90’ı maalesef insan kaynaklı. Bu konuda vatandaşımızı bilinçlendirmek için 3 Mayıs’ta ‘Orman Benim Kampanyası’ düzenledik. Kampanya ile 81 ilimizde 7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızla ormanlarımızda yangına sebep olacak cisim ve maddeleri topladık. İkinci aşama da yangın esnasında alevlerle mücadelemiz. Bu konuda Bakanlığımızın güçlü bir alt yapısı var. Bu yıl ormanlarımızı yangınlara karşı korumak için hava ve kara gücümüzün gücüne güç attık. 26 uçak ve 105 helikopter, 14 İHA, 1649 arazöz, 5 bin kara aracı, 25 bin alev savaşçımız ve 122 bin gönüllümüz ile yangınlara hazırız. Ayrıca, yangınlara hızlı müdahale için 4 bin 727 gölet ve havuz inşa ettik. Yangınların tespiti için 776 adet gözetleme kulemiz var. Bu kulelerin 184’ü akıllı kule. İnsansız hava araçlarını orman yangınlarında tespit için kullanan Avrupa’da ilk, dünyada ikinci ülke biziz. Bu mücadelede yapay zeka temelli uygulamaları da kullanmaya başladık. Bu manada yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiğimiz Yangın Karar Destek Sistemi, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ödüle layık görüldü. Yaptığımız bu çalışmalarla yangına ilk müdahale süremizi 40 dakikadan 11 dakikaya düşürdük. Bugün Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede en başarılı ülkeler arasında yer alıyor. Üçüncü ve son aşama, yangın sonrası ağaçlandırma faaliyetlerimiz. Yanan orman alanlarımızın bilimsel ve teknik yöntemlerle eski haline kavuşması için büyük gayret sarf ediyoruz. Bu çalışmalarımızda vatandaşlarımızın bize katkı sağlaması için ‘Geleceğe Nefes Kampanyası’ adı altında bir orman seferberliği başlattık. Geleceğe nefes olmak, Türkiye’ye ve dünyaya nefes olmak için ormanların önemini tüm dünyaya anlatmaya ve ormancılıkta öncü olmayı sürdüreceğiz.”
Dünya Bankası ile küresel iklim değişikliğine karşı birçok alanda iş birliği halinde çalışmalar yaptıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Bakanlığımız, sorumluluğu altına giren her konuda bu dirençli yapıyı oluşturmaya kararlıdır. Bu kapsamda, bugüne kadar daha etkin bir sulama sisteminin hayata geçirilmesi amacıyla Sulama Modernizasyonu Projesi, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle gelir kaybına uğrayan kırılgan kesimlere alternatif gelir kaynakları oluşturmayı amaçlayan Entegre Havza Yönetimi Projesi, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlayan TUCSAP (Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme) Projesi, su kaynaklarımızı çeşitlendirmeyi ve atık su kullanımını desteklemek için Su Döngüselliği Projesi’ni hayata geçirdik. Bakanlığımız ile Dünya Bankası arasında 5 projede yaklaşık 1,5 milyar dolar düzeyinde portföy oluşturduk. Buna ek olarak, taşkın ve kuraklık gibi iklim değişikliğinin diğer olumsuz etkilerine ve deprem bölgesinde tarım sektörünün yeniden yapılandırılmasına ilişkin iki proje için de 850 milyon dolar değerinde proje portföyümüzü hayata geçirmeyi planlıyoruz” dedi.
‘İKLİME DİRENÇLİ ORMANCILIK PROJESİ’NİN BAŞLANGICINI YAPTIK’
Dünya Bankasının 400 milyon dolar kredi sağlayacağı ve 5 yıl sürecek İklime Dirençli Ormancılık Projesi’nin başlangıcını yaptıklarını belirten Yumaklı, “Projenin Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Kilis, Adana, Osmaniye gibi illerimizi de kapsaması, deprem bölgesinin yeniden kalkınmasına önemli katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Proje, yangınlara karşı dirençli orman kurulması açısından önemli alt projeler içeriyor. Bunun yanında; orman köylülerimiz için konut iyileştirme, fenni arıcılık, hayvansal ve bitkisel üretim desteği, orman köylülerimizin çatı güneş enerjisi kurması gibi destekler de proje içinde yer alıyor. Bu projelerin sonuçları, Dünya Bankası ve Bakanlığımızın iklim değişikliğiyle mücadelesinin ortak bir hedefi olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
]]>Bakan Yumaklı: Ormanlarımızı geliştirmek için 179 milyar lira yatırım yaptık
TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Ormanlarımızı geliştirmek için reel rakamlarla 179 milyar lira yatırım yaptık. Bu zaman zarfında 7 milyardan fazla fidan ve tohumu toprakla buluşturduk” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ açılış töreninde konuştu. Bakan Yumaklı, ormanların geliştirilmesi amacıyla yapılan çalışmalara ilişkin, “Ormanlarımızı geliştirmek için reel rakamlarla 179 milyar lira yatırım yaptık. Bu zaman zarfında 7 milyardan fazla fidan ve tohumu toprakla buluşturduk. Ülke yüz ölçümümüzün yüzde 30’unu ormanla kaplı hale getirdik. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre; ülkemiz ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da 1’inci, dünyada 4’üncü sırada yer alıyor. Yine 5 yılda bir yayınlanan FAO verilerine göre; orman alanı bakımından ülkemiz 2015 yılında 46’ncı sırada iken, 2020 yılında 27’ci sıraya ulaştı” ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, Türkiye’nin Akdeniz havzasında olması nedeniyle iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirterek, “Ülkemizin güneyinde orman yangınları, kuzeyinde sel felaketleri, iç bölgelerde ise kuraklıkla mücadele ediyoruz. Bu nedenle toprağı, suyu, ormanları ve biyoçeşitliliği korumayı ön plana alan politikaları hayata geçirmek için çalışıyoruz. Çünkü küresel iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkilere ancak bu şekilde direnç sağlayabiliriz” dedi.
‘280 BİN PROJEYE 29,3 MİLYAR LİRA HİBE VE KREDİ VERDİK’
Ormancılık faaliyetleri içerisinde ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi için orman köylerine özel bir önem verdiklerini ifade eden Yumaklı, “Orman köylerimizin kalkınması için ORKÖY (Orman ve Köy İlişkileri) hibe kredisi ve gelir getirici tür ağaçlandırması çalışmalarını büyük bir titizlikle yapıyoruz. Bu kapsamda son 22 yılda orman köylülerimize 29,3 milyar lira hibe ve kredi vererek yaklaşık 280 bin projeyi destekledik. ‘5 bin Köye 5 bin Gelir Getirici Orman Projesi’yle orman köylülerimizin gelirlerini artırmak için ceviz, badem, kestane, zeytin gibi fidanlar dikiyoruz. Ormanlık alanlarda arıcılığın gelişmesi için bugüne kadar 796 bal ormanı tesisi ettik. Bu sayede bal verimini kat be kat arttırdık” diye konuştu.
‘YANGINA MÜDAHALE SÜREMİZİ 11 DAKİKAYA DÜŞÜRDÜK’
Türkiye’nin orman yangılarına hassas bir bölge yer aldığını kaydeden Bakan Yumaklı, şunları söyledi: “Geçen yıl 15 bin 520 hektar orman alanımız yangınlardan zarar gördü. Aldığımız tedbir ve önlemlerle bu alanın daha fazla artmasını engelledik. Orman yangınlarıyla mücadelemizi 3 aşamada yürütüyoruz. Birincisi; yangın öncesi bilgilendirme ve bilinçlendirme yapıyoruz. Çünkü orman yangınlarının yüzde 90’ı maalesef insan kaynaklı. Bu konuda vatandaşımızı bilinçlendirmek için 3 Mayıs’ta ‘Orman Benim Kampanyası’ düzenledik. Kampanya ile 81 ilimizde 7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızla ormanlarımızda yangına sebep olacak cisim ve maddeleri topladık. İkinci aşama da yangın esnasında alevlerle mücadelemiz. Bu konuda Bakanlığımızın güçlü bir alt yapısı var. Bu yıl ormanlarımızı yangınlara karşı korumak için hava ve kara gücümüzün gücüne güç attık. 26 uçak ve 105 helikopter, 14 İHA, 1649 arazöz, 5 bin kara aracı, 25 bin alev savaşçımız ve 122 bin gönüllümüz ile yangınlara hazırız. Ayrıca, yangınlara hızlı müdahale için 4 bin 727 gölet ve havuz inşa ettik. Yangınların tespiti için 776 adet gözetleme kulemiz var. Bu kulelerin 184’ü akıllı kule. İnsansız hava araçlarını orman yangınlarında tespit için kullanan Avrupa’da ilk, dünyada ikinci ülke biziz. Bu mücadelede yapay zeka temelli uygulamaları da kullanmaya başladık. Bu manada yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiğimiz Yangın Karar Destek Sistemi, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ödüle layık görüldü. Yaptığımız bu çalışmalarla yangına ilk müdahale süremizi 40 dakikadan 11 dakikaya düşürdük. Bugün Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede en başarılı ülkeler arasında yer alıyor. Üçüncü ve son aşama, yangın sonrası ağaçlandırma faaliyetlerimiz. Yanan orman alanlarımızın bilimsel ve teknik yöntemlerle eski haline kavuşması için büyük gayret sarf ediyoruz. Bu çalışmalarımızda vatandaşlarımızın bize katkı sağlaması için ‘Geleceğe Nefes Kampanyası’ adı altında bir orman seferberliği başlattık. Geleceğe nefes olmak, Türkiye’ye ve dünyaya nefes olmak için ormanların önemini tüm dünyaya anlatmaya ve ormancılıkta öncü olmayı sürdüreceğiz.” Dünya Bankası ile küresel iklim değişikliğine karşı birçok alanda iş birliği halinde çalışmalar yaptıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Bakanlığımız, sorumluluğu altına giren her konuda bu dirençli yapıyı oluşturmaya kararlıdır. Bu kapsamda, bugüne kadar daha etkin bir sulama sisteminin hayata geçirilmesi amacıyla Sulama Modernizasyonu Projesi, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri nedeniyle gelir kaybına uğrayan kırılgan kesimlere alternatif gelir kaynakları oluşturmayı amaçlayan Entegre Havza Yönetimi Projesi, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlayan TUCSAP (Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme) Projesi, su kaynaklarımızı çeşitlendirmeyi ve atık su kullanımını desteklemek için Su Döngüselliği Projesi’ni hayata geçirdik. Bakanlığımız ile Dünya Bankası arasında 5 projede yaklaşık 1,5 milyar dolar düzeyinde portföy oluşturduk. Buna ek olarak, taşkın ve kuraklık gibi iklim değişikliğinin diğer olumsuz etkilerine ve deprem bölgesinde tarım sektörünün yeniden yapılandırılmasına ilişkin iki proje için de 850 milyon dolar değerinde proje portföyümüzü hayata geçirmeyi planlıyoruz” dedi.
‘İKLİME DİRENÇLİ ORMANCILIK PROJESİ’NİN BAŞLANGICINI YAPTIK’
Dünya Bankasının 400 milyon dolar kredi sağlayacağı ve 5 yıl sürecek İklime Dirençli Ormancılık Projesi’nin başlangıcını yaptıklarını belirten Yumaklı, “Projenin Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Kilis, Adana, Osmaniye gibi illerimizi de kapsaması, deprem bölgesinin yeniden kalkınmasına önemli katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Proje, yangınlara karşı dirençli orman kurulması açısından önemli alt projeler içeriyor. Bunun yanında; orman köylülerimiz için konut iyileştirme, fenni arıcılık, hayvansal ve bitkisel üretim desteği, orman köylülerimizin çatı güneş enerjisi kurması gibi destekler de proje içinde yer alıyor. Bu projelerin sonuçları, Dünya Bankası ve Bakanlığımızın iklim değişikliğiyle mücadelesinin ortak bir hedefi olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
Haber-Kamera: Taha AYHAN- Mikail KARAMAN/ANKARA,
]]>MUHTARLAR VE KANAAT ÖNDERLERİ İLE BİR ARAYA GELDİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Pınarbaşı ilçesi Sosyal Yaşam Merkezi’nde, muhtarlar ve kanaat önderleriyle bir araya geldi. Programa MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, MHP İl Başkanı Seyit Demirezen ve Cumhur İttifakı’nın Pınarbaşı Belediye Başkan adayı Menduh Uzunluoğlu katıldı. Kahramanmaraş depremlerine değinen Bakan Özhaseki, “Büyük bir depremle karşı karşıya kaldık. Bir deprem demek de doğru değil. 9 saat arayla 2 tane büyük deprem. 850 bin bağımsız birim yıkıldı. Dile kolay. Ortalama büyüklükte neredeyse Anadolu’da 10 tane kent, yok oldu demek. Bundan tam 18 tane ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. Şimdi onunla uğraşıyoruz. Oraları ayağa kaldıracağız. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Biz Türk milletiyiz. Büyük bir milletiz, devletiz. Bu belaların üstünde de Allah’ın izniyle geliriz. Tabii bir taraftan da gelmesinden korkulan büyük bir sıkıntı var. İstanbul ve çevresini depremi hazırlamaya çalışıyoruz” dedi.
‘SİZ GÜÇLÜ OLMAZSANIZ BU COĞRAFYADA SİZİ YAŞATMAZLAR’
Zor bir coğrafyada yaşandığını belirten Bakan Özhaseki, “Değerli kardeşlerim, bizim çalışmaya ihtiyacımız var. Çünkü biz zor bir coğrafyada yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz coğrafya gerçekten zor bir coğrafya. Avrupa’nın ortasında Lüksemburg, Belçika, Hollanda gibi keyif yapan ülkeler sınıfında değiliz. Etrafımızı şöyle bir düşünün; Ateş çemberi gibi. Akşam insanlar evlerine gidip rahatça çorbalarını içemiyorlar. Patlamalar var. Orada karşılıklı olarak iç savaşlar var. Her birinde büyük büyük belalar var. Böyle bir ortamda Türkiye olarak bizler adeta güvenli bir liman olarak önümüze bakıp devam ediyoruz. Ama şunu hepimizin bilmesi lazım. Bu coğrafyada yaşamanın bir tek bedeli var. O da güçlü olmak. Eğer siz güçlü olmazsanız bu coğrafyada sizi yaşatmazlar. Beş vakit ezanınızı okutmazlar. Bu bayrağa dalgalandırmazlar. Her türlü kötülüğün ülke üzerinde olduğu, her türlü tezgahın bizim coğrafyamız üzerinde kurulduğunu bilerek yapmamız lazım” ifadelerini kullandı.
‘PARTİLERİN DE BİR TARİHİ VE SÜRESİ VAR’
22 yıldır AK Parti iktidarında gece gündüz demeden gayret ettiklerini söyleyen Bakan Özhaseki, “Sadece ve sadece Cumhur İttifakı’na karşıtlıktan dolayı bir araya gelenler var. Bir de ne dedikleri, ne istedikleri belirsiz. Benzemezler ordusu gibi adeta. Bunların ne dünya görüşleri birbirine benzer. Ne iktisadi hayata bakışları, ne sosyal meselelere çözüm bulmaları, ne askeri meselelerdeki düşünce tarzları hiç birbirine benzemez. Bir tek dertleri var. Cumhur İttifakı gitsin ne olursa olsun. Biz de beşeriz. İnsanız. Nihayetinde biz de ölümlüyüz. Partilerin de bir tarihi ve süresi var. Biz de gideriz. Ama siz ne yapacaksınız? Bir cümle söyleyin. Hadi söyleyin; Türkiye için ne yapacaksınız? Bir cümle çıkmıyor oradan” dedi.
‘TESLİM EDECEĞİMİZ KONUT SAYISI 200 BİN CİVARINDA’
Deprem bölgesindeki çalışmalara değinen Bakan Özhaseki şöyle konuştu:
“Milletimizle, devletimizle iftihar edin diye söylüyorum, şimdi orada, 1240 yerde şantiyemiz var. 110 bin kişilik işçi ordusuyla çalışıyoruz. 4 bin 333 tane köyde köy evi yapıyoruz. Bu senenin sonuna kadar teslim edeceğimiz konut sayısı 200 bin civarında. Dünyanın en büyük şantiyesi şimdi orada. Bizim burada da var. Onlar ne oldu diyeceksiniz. Onu da yeri gelmişken söyleyeyim. 200 civarında Pınarbaşı’mızda. 800 kadar da Sarız’da ağır hasarlı, yıkılmış, yıkılacak bina var. Özellikle şehrimizdeki gruplar biraz öne çıksınlar diye, ihale yapma yetkisini Çevre Şehircilik il Müdürlüğümüze bıraktık. Yerinde dönüşüm yapılan vatandaşlarımıza tabi biz destek veriyoruz ama onun dışında devletten yapılmasını isteyenler için de il müdürlüğümüz ihaleleri bu haziran ayı içinde tamamlıyor. Hem Sarız’ımızda hem de Pınarbaşı’mızda bütün hak sahibi vatandaşlarımızın evlerini çok kısa süre içinde yapıp teslim edeceğiz.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Aslında demokratik bir ortamda herhangi bir partilinin A’dan Z’ye hangi parti derseniz deyin, işbaşına gelmesi olağandır. Vatandaşın tercihlerine de hep saygı gösteririz, ‘Hayırlı olsun’ deriz. Ancak yıllar içinde gördük ki, bazı arkadaşlar ne yazık ki bir araya gelmemek, birlikte hareket etmemek için, çalışmamak için bir sürü bahaneler buluyorlar” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çeşitli ziyaretler için 2 Haziran’da seçimin tekrarlanacağı Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine geldi. İlçe esnafını ziyaret eden Bakan Özhaseki, Kayaönü Mahallesi’nde yapılan TOKİ arsasında incelemelerde bulundu. Bakan Özhaseki, “Bugün memleketimizdeyiz. Baba ocağındayız. Sıkça gelmeye gayret ediyoruz. Hele bir vesile olursa gelmek için can atıyoruz. Haliyle işimiz yoğun. Bakanlığın ismi bile 3 tane. Bir taraftan şehircilik, bir taraftan çevre var. İklim değişikliğiyle ilgili epey bir hazırlık var. Bu arada tabii ki başımızda deprem gibi bir bela var. Onun da hasarlarını giderebilmek, yaraları sarabilmek adına büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugün de bir vesileyle burada birkaç toplantımız vardı. Hem de Pınarbaşı’na uğrayarak vatandaşlarımıza bir selam vermek istedik. Desteğimizi de burada açıkça ilan etmek istedik. Burası rahmetli Başbuğ’un memleketi. Burası milli manevi değerlerin bayrak bulduğu bir yer. İnşallah bu dönem yine Memduh Bey’le aynı şekilde devam eder diye ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DEMOKRATİK BİR ORTAMDA HERHANGİ BİR PARTİLİNİN İŞBAŞINA GELMESİ OLAĞAN’
Vatandaşın tercihlerine her zaman saygı gösterdiklerini belirten Bakan Özhaseki, “Aslında demokratik bir ortamda herhangi bir partilinin A’dan Z’ye hangi parti derseniz deyin, işbaşına gelmesi olağandır. Vatandaşın tercihlerine de hep saygı gösteririz, ‘Hayırlı olsun’ deriz. Ancak yıllar içinde gördük ki, bazı arkadaşlar ne yazık ki bir araya gelmemek, birlikte hareket etmemek için, çalışmamak için bir sürü bahaneler buluyorlar. Sonra ideolojik takıntılar başlıyor. Neticesinde de olan vatandaşa oluyor. Hizmet alınamıyor. Böyle bir ortamdan ziyade iyilikle hareket ederek, bir rahmete vesile olması için de burada gayret ediyoruz” diye konuştu.
‘BUNLARIN ÇOK ZARARINI ÇEKİYORUZ’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in ziyaretinin sorulması üzerine Özhaseki, “Gökhan Bey sağ olsun, geldi. Biz de misafir ettik. Konuştuğumuz konular zaten eskiden beri bizim bildiğimiz, üzerinde çalıştığımız konular. Birçok konuda da mutabıkız zaten. Benim onlara da teklifim önümüzdeki günlerde, özellikle AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir araya gelinmesi. Başka belediye başkanı olan partiler de gelebilirler. Orada ortak bir anlayışla sorunlar çözülebilir, diye düşünüyorum. Daha önceden bizim hazırlamış olduğumuz, benim de MYK’da Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim belediyelerle ilgili bir taslak çalışmamız var. 30 büyükşehir ile ilgili de var. Onun dışındaki 51 tane vilayetimizle ilgili de var. Ama seçim yaklaştığı için, orada yapılacak bir çalışma veya herhangi bir kararla ilgili durmadan bu işin provoke edileceği, algı operasyonlarına kurban gideceği kanaatiyle biz bu yasayı getirmedik. Çünkü seçim yaklaşırken normali söylemekten uzaklaşan o kadar çok parti, genel başkan, genel başkan yardımcısı görüyoruz ki, ideolojiler bazen ön plana çıkıyor. Bunların çok zararını çekiyoruz. Şimdi makul bir ortam. Biz elimizdeki taslağı, yaptığımız çalışmayı paylaşmaktan da hiç kaçınmayız. Bunların getirmiş olduğu dosyada da zaten benzer konular var. İnşallah bu hususlarda birlikte çalışıp sonuca erdiririz diye düşünüyorum” dedi.
‘EŞİT ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ’
Kentsel dönüşüme verilen öneme değinen Bakan Özhaseki, “Bakın benim bir evvelki bakanlık dönemimde de, bu bakanlığım dönemimde de kentsel dönüşüme önem verdiğimi hepiniz biliyorsunuz. İstanbul’a da İzmir’e de, Sakarya’ya da, deprem bölgesine de gidiyorum. Durmadan ‘Burası bir deprem ülkesi’ diyorum. Gelin birlikte kentsel dönüşümü yapalım. Siz hiç, ‘A partililer gelsin. B partililer gelmesin’ dediğimi duydunuz mu? Durmadan ‘A’dan Z’ye bütün partilerin belediye başkanları, Allah rızası için gelin. Bu ülkeyi, bu evleri daha dirençli hale getirelim. Depreme hazırlık yapalım’ diyorum. Şu ana kadar bize gelip, ‘Kentsel dönüşüm yapacağım’ diyerek müracaat etmiş bir tek Allah’ın kulu geri çevrilmiş mi acaba? Böyle bir örnek var mı? Yani bundan sonra da biz, aynı yerde duruyoruz. Aynı hizmeti yapacağız. Eşit şekilde devam edeceğiz. Ama inşallah insanların birçoğu kafalarındaki tabularını yıkarak gelirler de, önümüze bakarız” ifadelerini kullandı.
‘BURADA 200 KONUTUN TEMELİNİ ATACAĞIZ’
İlçede yapılan TOKİ çalışmaları ile ilgili de konuşan Bakan Özhaseki, “Malum bir taraftan kentsel dönüşümle ilgili çabalarımız var, koşturuyoruz ama bir taraftan da sosyal konut projeleri kapsamında Kayseri için, kuraları çekilmiş, vatandaşlara yapılması icap eden evler var. Bunlar bir müddet depremden dolayı aksadı. Bu dönemde de TOKİ olarak kura çektiğimiz Kayseri’nin ilçelerinde bir an önce konutları yapalım, diye bir program yaptık. İnşallah burada 200 konutun temelini yakında atacağız. Herhalde ihalesi 20 gün sürer. Diğer ilçelerimizi de aynı şekilde devreye aldık. Kayseri, bu dönem TOKİ’den epeyce istifade edecek” dedi.
Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU-Özge ARIK/KAYSERİ,
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Aslında demokratik bir ortamda herhangi bir partilinin A’dan Z’ye hangi parti derseniz deyin, işbaşına gelmesi olağandır. Vatandaşın tercihlerine de hep saygı gösteririz, ‘Hayırlı olsun’ deriz. Ancak yıllar içinde gördük ki, bazı arkadaşlar ne yazık ki bir araya gelmemek, birlikte hareket etmemek için, çalışmamak için bir sürü bahaneler buluyorlar” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çeşitli ziyaretler için 2 Haziran’da seçimin tekrarlanacağı Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine geldi. İlçe esnafını ziyaret eden Bakan Özhaseki, Kayaönü Mahallesi’nde yapılan TOKİ arsasında incelemelerde bulundu. Bakan Özhaseki, “Bugün memleketimizdeyiz. Baba ocağındayız. Sıkça gelmeye gayret ediyoruz. Hele bir vesile olursa gelmek için can atıyoruz. Haliyle işimiz yoğun. Bakanlığın ismi bile 3 tane. Bir taraftan şehircilik, bir taraftan çevre var. İklim değişikliğiyle ilgili epey bir hazırlık var. Bu arada tabii ki başımızda deprem gibi bir bela var. Onun da hasarlarını giderebilmek, yaraları sarabilmek adına büyük bir gayret gösteriyoruz. Bugün de bir vesileyle burada birkaç toplantımız vardı. Hem de Pınarbaşı’na uğrayarak vatandaşlarımıza bir selam vermek istedik. Desteğimizi de burada açıkça ilan etmek istedik. Burası rahmetli Başbuğ’un memleketi. Burası milli manevi değerlerin bayrak bulduğu bir yer. İnşallah bu dönem yine Memduh Bey’le aynı şekilde devam eder diye ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DEMOKRATİK BİR ORTAMDA HERHANGİ BİR PARTİLİNİN İŞBAŞINA GELMESİ OLAĞAN’
Vatandaşın tercihlerine her zaman saygı gösterdiklerini belirten Bakan Özhaseki, “Aslında demokratik bir ortamda herhangi bir partilinin A’dan Z’ye hangi parti derseniz deyin, işbaşına gelmesi olağandır. Vatandaşın tercihlerine de hep saygı gösteririz, ‘Hayırlı olsun’ deriz. Ancak yıllar içinde gördük ki, bazı arkadaşlar ne yazık ki bir araya gelmemek, birlikte hareket etmemek için, çalışmamak için bir sürü bahaneler buluyorlar. Sonra ideolojik takıntılar başlıyor. Neticesinde de olan vatandaşa oluyor. Hizmet alınamıyor. Böyle bir ortamdan ziyade iyilikle hareket ederek, bir rahmete vesile olması için de burada gayret ediyoruz” diye konuştu.
‘BUNLARIN ÇOK ZARARINI ÇEKİYORUZ’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in ziyaretinin sorulması üzerine Özhaseki, “Gökhan Bey sağ olsun, geldi. Biz de misafir ettik. Konuştuğumuz konular zaten eskiden beri bizim bildiğimiz, üzerinde çalıştığımız konular. Birçok konuda da mutabıkız zaten. Benim onlara da teklifim önümüzdeki günlerde, özellikle AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir araya gelinmesi. Başka belediye başkanı olan partiler de gelebilirler. Orada ortak bir anlayışla sorunlar çözülebilir, diye düşünüyorum. Daha önceden bizim hazırlamış olduğumuz, benim de MYK’da Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim belediyelerle ilgili bir taslak çalışmamız var. 30 büyükşehir ile ilgili de var. Onun dışındaki 51 tane vilayetimizle ilgili de var. Ama seçim yaklaştığı için, orada yapılacak bir çalışma veya herhangi bir kararla ilgili durmadan bu işin provoke edileceği, algı operasyonlarına kurban gideceği kanaatiyle biz bu yasayı getirmedik. Çünkü seçim yaklaşırken normali söylemekten uzaklaşan o kadar çok parti, genel başkan, genel başkan yardımcısı görüyoruz ki, ideolojiler bazen ön plana çıkıyor. Bunların çok zararını çekiyoruz. Şimdi makul bir ortam. Biz elimizdeki taslağı, yaptığımız çalışmayı paylaşmaktan da hiç kaçınmayız. Bunların getirmiş olduğu dosyada da zaten benzer konular var. İnşallah bu hususlarda birlikte çalışıp sonuca erdiririz diye düşünüyorum” dedi.
‘EŞİT ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ’
Kentsel dönüşüme verilen öneme değinen Bakan Özhaseki, “Bakın benim bir evvelki bakanlık dönemimde de, bu bakanlığım dönemimde de kentsel dönüşüme önem verdiğimi hepiniz biliyorsunuz. İstanbul’a da İzmir’e de, Sakarya’ya da, deprem bölgesine de gidiyorum. Durmadan ‘Burası bir deprem ülkesi’ diyorum. Gelin birlikte kentsel dönüşümü yapalım. Siz hiç, ‘A partililer gelsin. B partililer gelmesin’ dediğimi duydunuz mu? Durmadan ‘A’dan Z’ye bütün partilerin belediye başkanları, Allah rızası için gelin. Bu ülkeyi, bu evleri daha dirençli hale getirelim. Depreme hazırlık yapalım’ diyorum. Şu ana kadar bize gelip, ‘Kentsel dönüşüm yapacağım’ diyerek müracaat etmiş bir tek Allah’ın kulu geri çevrilmiş mi acaba? Böyle bir örnek var mı? Yani bundan sonra da biz, aynı yerde duruyoruz. Aynı hizmeti yapacağız. Eşit şekilde devam edeceğiz. Ama inşallah insanların birçoğu kafalarındaki tabularını yıkarak gelirler de, önümüze bakarız” ifadelerini kullandı.
‘BURADA 200 KONUTUN TEMELİNİ ATACAĞIZ’
İlçede yapılan TOKİ çalışmaları ile ilgili de konuşan Bakan Özhaseki, “Malum bir taraftan kentsel dönüşümle ilgili çabalarımız var, koşturuyoruz ama bir taraftan da sosyal konut projeleri kapsamında Kayseri için, kuraları çekilmiş, vatandaşlara yapılması icap eden evler var. Bunlar bir müddet depremden dolayı aksadı. Bu dönemde de TOKİ olarak kura çektiğimiz Kayseri’nin ilçelerinde bir an önce konutları yapalım, diye bir program yaptık. İnşallah burada 200 konutun temelini yakında atacağız. Herhalde ihalesi 20 gün sürer. Diğer ilçelerimizi de aynı şekilde devreye aldık. Kayseri, bu dönem TOKİ’den epeyce istifade edecek” dedi.
]]>(ANKARA) – Avukatlar, 2024 yılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ücret tarifesiyle ilgili Adalet Bakanlığı’nın yüzde 90 zam talebinin Hazine ve Maliye Bakanlığının “uygun görülmemesine” tepki gösterdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan avukatlar, kemer sıkma politikasının genç avukatları vurduğunu belirterek, “Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın CMK ücret tarifesine yapmış olduğu bu müdahale yurttaşın savunma hakkına açık bir saldırıdır. Bakan Şimşek bilmelidir ki adaletten tasarruf olmaz” dedi.
Avukatın Sesi İnisiyatifi adına Kerim Bütün, 2024 yılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ücret tarifesiyle ilgili Adalet Bakanlığı’nın yüzde 90 zam talebinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından “uygun görülmemesi” kararının kendilerine verilmesine ilişkin bilgi edinme başvurusunda bulunmuştu.
Bakanlıktan itiraf gibi yanıt
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verdiği cevapta, “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife”nin 13 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlandığı hatırlatılarak, şöyle denildi:
“Zorunlu Müdafilik Tarifesinde; 2019 yılında yüzde 24, 2020 yılında yüzde 20, 2021 yılında yüzde 20, 2022 yılında yüzde 30, 2023 yılında yüzde 123 oranında artış yapılmıştır. 2024 yılı tarifesinde ise yüzde 58.4’lük bir artış oranı söz konusudur.”
“Kemer sıkma politikası genç avukatları vurdu”
Avukat Kerim Bütün ve Avukat Muhammed Said İlhan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
2024 CMK ücret tarifesine karşı eylemler gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bütün, “Hazine ve Maliye Bakanlığı başvurumuza vermiş olduğu cevapta ücret hakkımıza menfi bir müdahalede bulunduğunu kabul etmiş oldu. Kemer sıkma politikası yine dar gelirli olarak sayılabilecek bir kesimi, genç avukatları vurdu” dedi.
“Adaletten tasarruf olmaz”
“Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın CMK ücret tarifesine yapmış olduğu bu müdahale yurttaşın savunma hakkına açık bir saldırı niteliği de taşımaktadır” diyen Bütün, “Bakan Mehmet Şimşek bilmelidir ki adaletten tasarruf olmaz. Bu yanlışın sürdürülmesi halinde geri dönüşü mümkün olmayan hak ihlalleri yaşanacaktır. Değindiğimiz gibi yurttaşın savunma hakkını etkilemek pahasına açlık sınırının altındaki ücretleri bizlere reva görenlerle mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Avukat Muhammed Said İlhan ise “Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verdiği cevap, meslek örgütümüzün müzakere dışında tutulduğunu, asgari ücretin dahi altında çalışıp her sene onlarcası intihara sürüklenen avukatların sorunlarının bu sene de görmezden gelineceğini ifade etmekten başka bir anlam taşımamaktadır” diye konuştu.
“CMK Tarifesi’ni bu haliyle kabul etmiyoruz”
İlhan, şu ifadelere yer verdi:
“Takibi belki on seneyi aşacak bir dosyada avukatın neredeyse ücretsiz çalıştırılması, yurttaşın hakkını savunmayı fiilen imkansızlaştırmakta, hukuk mekanizmasının içini boşaltmaktadır. Üstelik CMK Tarifesi ile hak kazanılan ‘ücret’, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenen tutarın dahi katlarca altındadır. Haliyle bu, avukatın daha aşağısında kabul edemeyeceği bir işi, aynı nitelikle ve çok daha düşük bir ücrete icra etmesi gerektiği gibi çelişik bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu konuda Avukatın Sesi İnisiyatifi olarak tavrımız nettir. Hukuk, bakanlığın kemer sıkarak ya da başka türlü saiklerle daraltabileceği bir alan değildir. CMK Tarifesi’ni bu haliyle kabul etmiyor ve artırılmasına yönelik mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna sunuyoruz.”
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğiyle düzenlenen toplantıyla, tarım satış kooperatifleri birlikleri temsilcileriyle bir araya geldi. Ticaret Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, tarım satış kooperatiflerinin sektördeki sorunları ve ekonomik ve sosyal refahlarını artırmak için verilebilecek destekler ele alındı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, tarım satış birliklerinden sorumlu Bakanlık olarak, tarım satış kooperatifleri birliklerinin sorunlarını dinlemek ve yöneticileriyle bir durum değerlendirmesi yapmak üzere toplandıklarını belirtti.
Bakan Bolat, kooperatiflerin ekonomik büyüme ve kırsal kalkınmaya katkısı artırılarak, küçük ve orta ölçekli işletmelerin birleşip güçlenmesinin daima desteklendiğini söyledi. Türkiye’nin ekonomik büyüme noktasında çok iyi bir performans gösterdiğini ifade eden Bolat, “Son 21 yılda yıllık ortalama yüzde 5 noktada büyüme oranı kaydettik. Geçen yıl yüzde 4.5 büyüme kaydettik. Önümüzdeki cumartesi günü, TÜİK 2024 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarını açıklayacak. Bu büyümede de olumlu bir rakamın çıkması beklenmektedir, tahmin edilmektedir. Bunda tarama üreticilerimizin de çok büyük katkısı vardır. Bu büyümede inşallah ihracatın artışı ile ithalatın azalışının, dış ticarette pozitif etkisinin büyümede katkısını da göreceğiz” açıklamasında bulundu.
“Ticaret Bakanlığı olarak 10 bine aşkın kooperatifler ve ortaklarına hizmet veriyoruz”
Tarım satış kooperatiflerinin, çiftçilerin ürünlerinin değerini bulmasında, pazarlılaştırılmasında ve tüketicilere en uygun şartlarda sunulmasında çok büyük katkılar sağladığını vurgulan Bolat, “İstihdam oluşturma ve girişimciliği arttırma noktasında da tarım satış kooperatiflerimiz gerçekten önemli bir fonksiyon icra ediyorlar. Ticaret Bakanlığı olarak 10 bine aşkın kooperatifler ve ortaklarına hizmet veriyoruz. Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri bu alanda öne çıkmaktadır. Ülkemizin 51 vilayetinde 20 üründe faaliyet gösteren 286 adet faal durumda tarım satış kooperatiflerimiz bulunmakta. Bu kooperatiflere ortak olarak da 275 bin civarında çiftçimiz, üreticimiz bulunmaktadır. Bu 275 bin üreticimiz ve 286 adet tarım satış kooperatiflerimizin çatı kuruluşu olarak 13 tane faal tarım satış kooperatifleri ve birlikleri bulunmakta” ifadelerini kullandı.
“Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz 53 milyon dolar ve 7,4 milyon avro ihracat katkısı da yapmışlardır”
Toprak sağlığını korumak, biyoçeşitliliği desteklemek ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için sürdürülebilir tarım uygulamalarının önemine de dikkati çeken Bolat, “Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz üreticilerimize üretim sırasında ayni ve nakli kredilerle destekleyerek de girdi desteği döneminde ciddi bir katkı yapmaktadır. Tarım satış kooperatifleri ve birliklerimiz üreticilerimize üretim sırasında ayni ve nakli kredilerle destekleyerek de girdi desteği döneminde ciddi bir katkı yapmaktadırlar. Zeytin ve zeytinyağından yağlı tohumlara, ipek böceğin kozasından tiftiğe kadar değişen ürün gruplarında faaliyet gösteren tarım satış kooperatifleriyle birliklerimiz hem iç talebin karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadırlar hem de ülkemize 2022-2023 sezonunda 53 milyon dolar ve 7,4 milyon avro ihracat katkısı da yapmışlardır. Bunun yanında da işletmelerinde çalıştırdıkları 5 binin üzerindeki istihdam sayısı ile toplamda 20 bin kişilik bir aileye de katkı sunmaktadırlar” ifadelerine yer verdi.
“TBMM’de mevzuat değişikliği çalışmaları yapılarak kooperatifler için süre uzatımını sağladık”
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda 2020’de ve 2021 yılında yapılan değişikliklere uyum sağlamak ve tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin güncel mevzuat değişikliği taleplerini karşılamak için harekete geçtiklerini söyleyen Bolat, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Artırma Kanunu’nun 7. maddesi çerçevesinde birlik yönetimlerinin de görüşleri alınmak suretiyle örnek ana sözleşmelerimizde önemli değişiklikler yapıldığını dile getirdi. Bolat, Söz konusu değişiklikler uyum süreci sorunsuz şekilde tamamlanmıştır. Bolat şu şekilde devam etti:
“Kısa süre önce yine kanun değişikliği sebebiyle zorunlu hale gelen KOBBİS sistemine veri girişlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlamak, kooperatif yönetim kurullarımızın yaptırıma uğramasının önüne geçmek ve kooperatiflerin ticari faaliyetlerinin sekteye uğramasını engellemek amacıyla geçtiğimiz hafta TBMM’de mevzuat değişikliği çalışmaları yapılarak kooperatifler için süre uzatımını sağladık. Bu çalışmaların tüm sektörlerimize hayırlı olmasını diliyoruz.”
“Çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal refahını arttırmak için kooperatiflerimize destek vermeye devam edeceğiz”
Ticaret Bakanlığı olarak ekonomik ve sosyal gelişiminde önemli aktörler olarak gördükleri kooperatiflere daha iyi hizmetler sunmak üzere çalışmaya aralıksız şekilde devam edeceklerini vurgulayan Bolat, “Çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal refahını arttırmak için kooperatiflerimize destek vermeye devam edeceğiz. Kooperatiflerimiz sadece ekonomik kalkınmanın değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve sürdürülebilir kalkınmanın da temel taşlarıdır. Bu doğrultuda ilgili bakanlıklarımız Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve siz kıymetli birliklerimizin yöneticileri ile sektörlerimizde yaşanan uygulama ve mevzuat kaynaklı sorunları bugünkü toplandığımız vesilesiyle istişare etme fırsatı bulmuş olacağız” şeklinde konuştu. – ANKARA
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın onay sürecinden geçen ve kamuoyunda tartışmalara neden olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni onayladı. CHP’li Semra Dinçer, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi.
Dinçer, müfredatla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Bu müfredatın içeriğiyle ilgili olarak çok büyük sorunlar olduğunu hepimiz biliyoruz. İçinde Atatürk ve Cumhuriyet olmayan, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adlı bu müfredat düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen ve yorumlamayan robot ve ruhsuz nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlandı” dedi.
“Sırf tarikatlar istedi diyerek yaklaşık 1 milyar TL çöpe atılmıştır”
“Bu müfredatla çocuklarımızın çağın gerektirdiği becerileri gelişmesi mümkün değildir” diyen Dinçer, şunları kaydetti:
“Bilgi ve beceri yerine değerleri ön plana çıkaran bu müfredatla adeta tarikatların istediği tipte bireyler yetiştirmek istenmektedir. Buna karşın 0-6 yaş aralığındaki tüm çocukların erken çocukluk eğitimine erişimini arttırmayı ve özellikle en dezavantajlı çocukları akademik ve sosyal hayata hazırlamayı amaçlayan erken çocukluk eğitiminde kaliteli eğitimin erişimin arttırılma projesi tarikatların istediği doğrultusunda ne yazık ki rafa kalkmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Avrupa Birliği ve UNİCEF iş birliğiyle yürütülen bu proje için Avrupa Birliği’nden 30 milyon avro hibe desteği alınmıştır. Bu projenin rafa kaldırılması, proje için Avrupa Birliği’nden alınan hibe desteğinin son bulmasına ve bugüne kadar bu proje için yapılan tüm harcamaların rücu edilerek proje ödeneğinin tamamının iadesi söz konusu olacaktır.
Şimdi soruyorum Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e; Bu durum 30 milyon avro yani yaklaşık 1 milyar TL tutarındaki bir kamu zararının ortaya çıkmasına neden olacaktır. Tasarruf tedbirlerinin gündemde olduğu bir dönemde bilimsellikten uzak bir müfredat için sırf tarikatlar istedi diyerek yaklaşık 1 milyar TL çöpe atılmıştır. Sayın Bakandan bunun cevabını bekliyoruz.”
“Tasarruf tedbirleri alınması yönünde genelgeler yayınlanırken, 30 milyon avro tutarında bir kamu zararını ortaya çıkaracak bu tür uygulamalar neden yapılmaktadır?”
Dinçer, Bakan Tekin’e cevaplaması için şu soruları yönetti:
“‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adlı yeni müfredatın uygulamaya geçirilmesi durumunda ‘Erken Çocukluk Eğitiminde Kalite ve Erişimin Arttırılması’ projesi sonlandırılacak mıdır? Eğer, ‘Erken Çocukluk Eğitiminde Kalite ve Erişimin Arttırılması’ projesinin sonlandırılması söz konusu olacaksa bu durumun gerekçesi nedir? Bu iki projenin aynı anda yürütülmesi mümkün müdür? ‘Erken Çocukluk Eğitiminde Kalite ve Erişimin Arttırılması’ projesi kapsamında bugüne kadar hangi kalemler için toplam ne kadar hibe desteği alınmıştır? Projenin sonlandırılması durumunda ne kadarlık bir tutar geri ödenecektir? AB’den alınan hibe desteğinin geri ödenmesi durumunda bu ödemeyi hangi kurum yapacaktır?
Cemaat ve tarikatların desteklediği iddia edilen yeni müfredatın hayata geçirilmesi için bu projeden vazgeçilmesi durumunda ortaya çıkacak kamu zararının yine bu cemaat ve tarikatlar tarafından karşılanacağı iddiası doğru mudur? Bu ödenek Bakanlık bütçesinden ödenmesi durumunda ortaya çıkacak kamu zararının sorumlusu kimdir? Şimdiye kadar yapılan hibe desteğinin geri ödenmesi yönünde Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Finans ve İhale Birimi (CFCU) tarafından Bakanlığınıza bir talep olmuş mudur? Tasarruf tedbirleri alınması yönünde genelgeler yayınlanırken, 30 milyon avro tutarında bir kamu zararını ortaya çıkaracak bu tür uygulamalar neden yapılmaktadır?”
]]>(ANKARA) – Türkiye’nin dört bir yanından gelerek Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yapan özel sektör çalışanı öğretmenler, seslerini duyurmak için TBMM’ye yürüdü. Diğer eğitim sendikalarının da destek verdiği öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptıktan sonra Meclis’e yürümek isterken polis müdahale etti. Özel Sektör Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Bakanlık önünde yaptığı açıklamada, “Bu ülkede eğer öğretmene değer gösteriyoruz diyorlarsa bunu Öğretmen Meslek Kanunu’nda güvence altına alacaklar. Bunu yapmayanlar açık bir şekilde patronların yanında yer alıyor demektir. Tüm illerde direniş haftası ilan ettik” diye konuştu.
Özel sektörde çalışan öğretmenler, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla, “Taban maaş hakkı verilmesi, Öğretmen Meslek Kanunu’na haklarının eklenmesi, belirli süreli iş sözleşmesi uygulamasına son verilmesi” talebiyle Ankara’ya geldi. Sendika üyesi bir grup öğretmen, Mithatpaşa’daki binasından Kızılay Güvenpark’a yürüdü ve burada şehir dışından gelen öğretmenlerle birlikte MEB binası önüne geçildi. Yürüyüş sırasında öğretmenler, “Sözünü tutmayan Bakan Tekin istifa”, “Yaşasın eğitim mücadelemiz”, “Mücadele dersini öğretmenler verecek”, “Öğretmenlik enkazdan sendikayla çıkacak”, “Öğretmenin birliği patronları yenecek”, “Eğitim çöküyor bakan yalan söylüyor” ve “Patronlara değil eğitime bütçe” sloganları attı. Özel sektör çalışanı öğretmenlerin yürüyüşüne diğer eğitim sendikaları da destek verdi.
Yusuf Tekin’e istifa çağrısı
MEB önünde toplanan öğretmenler MEB Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı. Özel Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, burada yaptığı açıklamada, “Bizi bugün burada bir araya getiren aynı zamanda bir yalandır. Bakan Yusuf Tekin, şubat ayında yaptığımız görüşmede bizlere taban maaş uygulaması başta olmak üzere diğer yan hakların Öğretmen Meslek Kanunu içerisine gireceğine ve özel sektör öğretmenlerinin hakkını alacağına söz verdi. Bugün biz burada bu yalana karşı dikilmek, yalanın sahibinin yüzüne yalanını çarpmak için toplandık. Fakat görüyoruz ki patron derneklerinin masasından ayrılmayan, STK’lara para yağdıran Yusuf Tekin bugün burada yok ama bizim mesleki onurumuz, emek, haysiyet mücadelemiz; ekmek, gelecek ve memleket kaygımız var” diye konuştu.
“Eğitim patronların, cemaatlerin istekleri doğrultusunda tesis ediliyor”
Eyleme destek veren Eğitim – Sen Genel Başkanı Kemal Irmak da “Dünyanın hiçbir yerinde özel sektör diye bir durum yok ama AKP, eğitimi de kamusal eğitimi de özel alan eğitimini de patronların, cemaatlerin istekleri ve ideolojisi doğrultusunda tesis etmeye devam ediyor. Bakan Tekin yalan söylüyor, öğretmenlere söz verdi ama sözünden vazgeçti. Çünkü Saray’ın öğretim programları kurulunda yer alanlar aynı zamanda özel sektör alanındaki patronlardır” diye konuştu.
“Ücretli köleliği kabul etmiyoruz”
Irmak’ın ardından söz alan Eğitim İş 3 No’lu Şube Başkanı Doğan Dağdelen de “Mücadelenizi gönülden destekliyoruz. Buradaki Bakan Milli Eğitim’in Bakanı değildir, Türkiye’nin Bakanı değildir. Buradaki Bakan, tarikatların Bakanıdır, patronların Bakanıdır. Bu Bakan bir kukladır. Kuklanın ipinin de kimin elinde olduğunu biliyoruz. Ücretli köleliği kabul etmiyoruz. Öğretmenlerde ayrıştırmayı kabul etmiyoruz. Öğretmen ders verir, öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez” ifadelerini kullandı.
“Herkese kaynak var öğretmene yok”
KESK adına konuşan Ahmet Karagöz de şunları söyledi:
“Cemaatlere, tarikatlara her türlü alanı açan, yandaşa patrona her türlü kaynak aktaran söz konusu öğretmen olunca eğer yok deniliyorsa bunun koca bir yalan olduğunu, Bakan Bey’in de koca bir yalancı olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Bakan Bey göreve başladığı günden bugüne hiçbir sorunu çözmediği gibi öğretmenlerin de sorununu çözmedi. Bakan Bey, Diyanet’teki görevli bir imamdan farklı bir pratik sergilememiştir.”
Birleşik Kamu – İş adına konuşan Mehmet Yeşildağ ise “Bütün bağlı sendikalarımızla yanınızdayız. Haklı mücadelenizi sonuna kadar destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Öğretmen Meslek Kanunu açıklanana kadar bir direniş haftası ilan ediyoruz”‘
Özel Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Hüseyin Aksoy da şu açıklamayı yaptı:
“Eğitimde piyasalaşma var ve bugün önünde bulunduğumuz Milli Eğitim Bakanlığı bu sömürüyü izliyor. 2014 yılına kadar elimizde olan hakkı ‘Benim yerine getirmeye hakkım yok’ diyen bir Bakan’ın hiçbir şeye yetkisi kalmamıştır. Bu yetkisizlik yolunun çıkacağı yer ancak ve ancak istifadır. Ücretli öğretmenlik diye bir düzenin var olduğu bir sistemde bakanlık yapmak ne demek? Memlekette, kamuda kaç bin öğretmene ihtiyaç olduğunu söyleyemeden ‘Sadece elimizdeki bütçe buydu, buna göre alım yapacağız’ diyen bir Bakan öğretmenin ve öğrencinin geleceğini nasıl koruyabilir?
‘Dostlar, tüm piyasalaştırma koşullarına, zorlu hallere rağmen biz bir inadın peşindeyiz. Biz bu mesleği terk etmeyeceğiz bunu hem Yusuf Tekin hem tüm yasa koyucular ve patronlar iyi bellesinler. Yüz binlerce öğretmen bu ülkede eğitimin geleceği için eğitimden vazgeçmeyecek. Öğretmenlik Meslek Kanunu Bakanlık tarafından hazırlanıyor ve TBMM’de oylanacak. Öğretmen Meslek Kanunu’nun bizim için ne kadar önemli olduğunu tüm ülkeye hissettirmek ve kararlılığımızı göstermek adına Öğretmenlik Meslek Kanunu açıklanana kadar bir direniş haftası ilan ediyoruz.”
Öğretmenlerden polislere tepki: “Öğretmene silah çekemezsiniz”
Basın açıklamasının ardından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın kararını açıklayan Hüseyin Aksoy, “Öğretmenlik Meslek Kanunu açıklanıncaya kadar Milli Egemenlik Parkı’nda direniş nöbetindeyiz. Meclis’e yürüyoruz” dedi. Bunun üzerine öğretmenler, TBMM’ye yürümeye hazırlanırken, polis müdahale etti ve arbede yaşandı. Müdahale esnasında bir polis memurunun öğretmenlere silah doğrulttuğunu iddia eden öğretmenler, “Öğretmene silah çekmek ne demek? Öğretmene silah çekemezsiniz. Sizi biz yetiştiriyoruz” diyerek tepki gösterdi.
“Ne gözaltından ne tutuklamadan korkuyoruz”
Müdahale ve yaşanan arbedenin ardından açıklama yapan Özel Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ” ‘Özel sektör öğretmenleri asgari ücrete çalıştırılamaz’ denilmediği sürece biz bu kararlı mücadelemizi vereceğiz. Ne gözaltından korkuyoruz ne tutuklamadan korkuyoruz ne patronlardan korkuyoruz ne de bir adım geri atıyoruz. Bu ülkede eğer ‘öğretmene değer gösteriyoruz’ diyorlarsa bunu Öğretmen Meslek Kanunu’nda güvence altına alacaklar. Bunu yapmayanlar açık bir şekilde patronların yanında yer alıyor demektir” şeklinde konuştu.
Meclis’teki siyasi partilere çağrı
Edebali, “TBMM’ye sesleniyoruz, AKP’ye, Saadet Partisi’ne, MHP’ye, YRP’ye DEM Parti’ye, CHP’ye, tüm partilere sesleniyoruz. Her şey sizin Öğretmenlik Meslek Kanunu Komisyona geldiğinde alacağınız bir doğru tavra bakıyor” ifadelerini kullandı.
Milli Egemenlik Parkı’na yürüdüler
Öğretmenler daha sonra Meclis’e doğru yürüyüşe geçerek, TBMM’nin Çankaya girişinin yanındaki Milli Egemenlik Parkı’na geldi. Burada yeniden açıklama yapan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Edebali şunları söyledi:
“Eğitimde özelleştirme, öğretmen emeğinin geriye doğru dönüşümü, eğitimin patronlara teslim edilmesi karşısında çok önemli bir mücadele yürüttük. Bakan Tekin öğretmeni yok saymıştır ve patronları korumuştur. Denetim istiyoruz, eğitim iş kolu istiyoruz. Belirli süreli iş sözleşmesinin kaldırılmasını istiyoruz. Asgari ücrete çalıştırılmasına son verilmesini istiyoruz. Taban maaş hakkımızı geri istiyoruz. Meclis önünde bulunmamızın nedeni bir eğitim nöbetinin başlamasının karşılığıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ikinci kez Meclis’e getiriliyor. Çünkü ilki yetersiz, yanlış bulundu AYM tarafından.
Öğretmenleri yok sayarak, sendikalara danışmayarak yeniden çıkarmak istiyorlar. Bir meslektaşımızı saldırıda kaybettik. Özel öğretim kurumunda kaybettik. MEB imzalı bir kurumda denetim yok, ölüm var. Cumhurbaşkanı Erdoğan şiddete karşı kanun çıkacağını ve özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin de kamu personeli sayılacağını söyledi. Ne zaman? Öldükten sonra mı? Partiler, Öğretmen Meslek Kanunu’na taban maaş hakkımızı geçirecek, süreli sözleşmeyi kaldıracak, denetimi sendikayla birlikte sağlayacak bu hafta Genel Kuruldan geçirecek. Öğretmen Meslek Kanunu’nda hakkımızın yer almasını istiyoruz. Atama bekleyen özel sektör öğretmenleri güvencesiz koşullarda çalışıyor. Tasarruf tedbirleri kapsamında şimdi atama yapmayacaklar. Yüzbinlerce öğretmen patronların insafına terk edilmesidir yapılan. Taban maaş gelirse kurumlar batar diyorlar. Kim bunlar? Öğretmenlerden değerli mi??”
Edebali, “Tüm illerde direniş haftası ilan ettik. TÖZOK, TÖDER, TÖZEF eğitim kurumlarında eylemliliklerimiz olacak. Bizden kaçamayacaksınız. Net bir şekilde söylüyoruz. Biz işsiz kalmayı göze alıyoruz. Yüzlerce arkadaşımız burada görüntü veriyoruz. Onlar şu an sosyal medya hesaplarından sendikamızın hesabını takip ediyor, fişleyebilirler. Kimseden korkmuyoruz. Bu artık bir onur mücadelesi. Onların sırtı yere gelecek” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından eylem sonlandırıldı.
]]>İSTANBUL – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Fatih’te ‘Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu’ ve ‘Geleceğin Yazarları Projesi’ açılış programına katıldı. Bakan Tekin, öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerilerini artırmayı hedefleyen projenin meyvelerini görmeye başladıklarını belirterek, “Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerileri üzerine geliştirilen Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu ve Geleceğin Yazarları Projesi’nin açılış programı Yedikule Hisarı’nda gerçekleştirildi. Açılışa Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, ilçe milli eğitim müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Programda öğrenciler, Mili Eğitim Bakanı Tekin’e hediye verdi.
“Türkçeyle ilgili ilkokul ve ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi ile ilgili bir dizi kararlar aldık”
Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Yaz aylarında çocuklarımızın akademik başarıları için, toplumsal mutlulukları için, toplum içerisinde kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için, kendi kariyer planlamaları için, en çok ihtiyaç duydukları şeyin kendilerini doğru, anlaşılabilir ve istedikleri gibi ifade edebilmeleri olduğunu söyledik. Bunun için de ilk başlangıç noktamız, çocuklarımızın ana dillerinde güzel Türkçemiz ile kendisini rahat ifade edebilmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştık. Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki; çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” şeklinde konuştu.
“Okuma, yazma, konuşma ve anlamayı dinleyip anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik”
Öğrenciler için yapılan proje hakkında bilgi veren Bakan Tekin, “Daha başarılı olabilirler dedik ve Türkçeyle ilgili projeler başlattık. ‘Dilimizin Zenginlikleri’, ‘Sözlük Özgürlüktür’ gibi projeler bunlardan bazıları. Bir de bunun devamında dedik ki; artık Türkçe ve dil derslerini çocuklarımızın ihtiyaç duydukları dört temel beceri üzerinden ölçelim. Okuma, yazma, konuşma ve anlama üzerinde dinleyip, anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik. Bugün burada bu başlattığımız projenin meyvelerini hep beraber görüyoruz. Ben gerçekten çok mutluyum. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz özellikle ana dilimiz, Türkçemizle ilgili bu projelere çok ciddi şekilde sahip çıktılar. Hepsine, bütün öğretmenlerimize, bütün idarecilerimize ve bu çocukların velisi olan, çocukları bu projelere katılmaya teşvik eden bütün ebeveynlere sonsuz teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Bizim bütün amacımız bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek”
Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise, “Ekim ayında başlatmış olduğumuz 39 ilçemizdeki öğretmen arkadaşlarımızın gönüllü ve istekli olarak bu projeye emek vermelerinden dolayı her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Dilimizin zenginliklerini destekleyen çocuklarımızın okuma, yazma ve dinleme becerilerini artıran, bu noktada da hayallerinin peşinde gitmeyi amaçlayan bu proje, çocuklarımızın sadece sınavlara hazırlanması değil, hayata hazırlanması, kendilerini ifade etme noktasında ilgi, istek, yetenek ve tutumlarının ortaya çıkarılmasını sağlaması adına yerinde bir projedir. Bu sebeple biz diyoruz ki; bizim bütün amacımız 21. yüzyılı adalet, şefkat ve merhametle imar edecek, bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek. Bilim, sanayi ve teknolojiyle donanmış bu çocuklarımız inşallah daha güçlü yarınlara yürüyecekler” dedi.
]]>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerileri üzerine geliştirilen Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu ve Geleceğin Yazarları Projesi’nin açılış programı Yedikule Hisarı’nda gerçekleştirildi. Açılışa Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, ilçe milli eğitim müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Programda öğrenciler, Mili Eğitim Bakanı Tekin’e hediye verdi.
“Türkçeyle ilgili ilkokul ve ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi ile ilgili bir dizi kararlar aldık”
Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Yaz aylarında çocuklarımızın akademik başarıları için, toplumsal mutlulukları için, toplum içerisinde kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için, kendi kariyer planlamaları için, en çok ihtiyaç duydukları şeyin kendilerini doğru, anlaşılabilir ve istedikleri gibi ifade edebilmeleri olduğunu söyledik. Bunun için de ilk başlangıç noktamız, çocuklarımızın ana dillerinde güzel Türkçemiz ile kendisini rahat ifade edebilmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştık. Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki; çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” şeklinde konuştu.
“Okuma, yazma, konuşma ve anlamayı dinleyip anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik”
Öğrenciler için yapılan proje hakkında bilgi veren Bakan Tekin, “Daha başarılı olabilirler dedik ve Türkçeyle ilgili projeler başlattık. ‘Dilimizin Zenginlikleri’, ‘Sözlük Özgürlüktür’ gibi projeler bunlardan bazıları. Bir de bunun devamında dedik ki; artık Türkçe ve dil derslerini çocuklarımızın ihtiyaç duydukları dört temel beceri üzerinden ölçelim. Okuma, yazma, konuşma ve anlama üzerinde dinleyip, anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik. Bugün burada bu başlattığımız projenin meyvelerini hep beraber görüyoruz. Ben gerçekten çok mutluyum. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz özellikle ana dilimiz, Türkçemizle ilgili bu projelere çok ciddi şekilde sahip çıktılar. Hepsine, bütün öğretmenlerimize, bütün idarecilerimize ve bu çocukların velisi olan, çocukları bu projelere katılmaya teşvik eden bütün ebeveynlere sonsuz teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Bizim bütün amacımız bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek”
Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise, “Ekim ayında başlatmış olduğumuz 39 ilçemizdeki öğretmen arkadaşlarımızın gönüllü ve istekli olarak bu projeye emek vermelerinden dolayı her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Dilimizin zenginliklerini destekleyen çocuklarımızın okuma, yazma ve dinleme becerilerini artıran, bu noktada da hayallerinin peşinde gitmeyi amaçlayan bu proje, çocuklarımızın sadece sınavlara hazırlanması değil, hayata hazırlanması, kendilerini ifade etme noktasında ilgi, istek, yetenek ve tutumlarının ortaya çıkarılmasını sağlaması adına yerinde bir projedir. Bu sebeple biz diyoruz ki; bizim bütün amacımız 21. yüzyılı adalet, şefkat ve merhametle imar edecek, bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek. Bilim, sanayi ve teknolojiyle donanmış bu çocuklarımız inşallah daha güçlü yarınlara yürüyecekler” dedi. – İSTANBUL
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul’da düzenlenen ev tekstili fuarına katıldı. Fuarda açıklamalarda bulunan Bakan Bolat, dünkü yapılan kabine toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan ile ortak aldıkları karar sonucunda, Merkez Bankası’nın günlük ihracat kredi limitini 3 milyar liraya çıkardıklarını söyledi.
“Günlük ihracat kredi limiti 3 milyar liraya çıktı”
Merkez Bankası’nın günlük kredi limitini arttırdıklarını belirten Bakan Bolat, “Dünya ticaretinin ve küresel ekonominin ivme kaybettiği bir dönemde, Türkiye ekonomisi 2023 yılında yıllık reel olarak yüzde 4,5 büyüdü ve son 14 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdü. Milli gelirimiz ilk kez 1 trilyon 118 milyar dolara ulaştı. 255,4 milyar dolarlık mal ihracatı ve 100 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirerek rekorlar kırdı. Hazine ve Maliye bakanımızla kabine toplantısında konuştuk ve Merkez Bankası başkanımızla da istişare ederek, Merkez Bankası’nın günlük ihracat kredi limitini 3 milyar liraya çıkardık. Enflasyonda aylık yavaşlama başladı. Yıl sonuna kadar Merkez Bankası’nın ortaya koyduğu hedefleri tutturmak için yılın haziran ayından itibaren yıllık rakamlarda hızlı düşüşleri göreceğiz” şeklinde konuştu.
“Devler ligine girme konusunda büyük yol kat ettik”
Dünya ekonomisinde Türkiye’nin büyük bir yol kat ettiğini belirten Bakan Bolat, “Bakanlığımız üretimi, yatırımı, ihracatı artırmak, ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlamak için sanayicilerimizle, esnafımızla, ihracatçılarımızla ve iş dünyamızın tüm temsilcileriyle birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, hükümetimizin kararlı çalışmaları ve iş dünyamızın girişimci ruhuyla ülkemiz; kaliteli ve geniş ürün yelpazesi, çevre ve insan sağlığına duyarlılığı esas alan hızlı üretim, hızlı teslimat, yetişmiş insan gücü ve bilgi birikimi ile dünya ekonomisinin devler ligine girme yolunda önemli mesafe kat etmiştir” ifadelerini kullandı.
“Dış ticaret ve cari işlemler açığımızı kapatma konusunda güzel haberlerimiz olacak”
Önümüzdeki dönemde dış ticaret ve cari işlemler hakkında güzel haberlerin olacağını belirten Bakan Bolat, “2024 yılının başından bu yana katıldığım fuarlarımızda büyük bir ilgi var. Bu da siparişlerin arttığını gösteriyor. Mal ve hizmet ihracatımızda artış trendi devam ediyor. Her ay bir yıl öncesinin aynı ayının rakamlarının üzerine çıkıyoruz ve rekorlar kırıyoruz. 3 Haziran tarihinde Mayıs ayı dış ticaret rakamlarını açıkladığımızda güzel haberleri sizlerle paylaşmış olacağız. Gidişatımız oldukça iyi. Dış ticaret açığımızı ve cari işlemler açığımızı kapatma noktasında sevineceğimiz haberleri paylaşacağız. Bakanlık olarak amacımız iç ve dış ticareti arttırmak. Hem mal hem de hizmet ihracatında çok ilerledik. Artık Türk havlusu, bornozu ve ev tekstili bir dünya markası. Avrupa’da Türk beyaz eşyası bir numarada” dedi. – İSTANBUL
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, bugün Ankara’da AB Komşuluk ve Genişleme Komiseri Varhelyi ile görüştü. Görüşmenin ardından Bakanlık’ta ortak basın toplantısı düzenlendi. Bakan Fidan toplantıda şunları söyledi:
“Görüşmede Türkiye-AB ilişkilerinin hem stratejik boyutunu hem üstünde çalışmamız gereken ve çalıştığımız somut konuları uzun uzadıya gözden geçirme imkanımız oldu. 2023 Mayıs’ında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci kez Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde seçilen Cumhurbaşkanımızın görevi devraldıktan sonra halka yaptığı beyanda AB hedeflerine bağlı olduğumuzu vurgulamıştı. Bizi Dışişleri Bakanı olarak atadığı zaman da tekrar verdiği talimatlarında hükümetimizin, Bakanlığımızın AB ile çalışmalarından asla vazgeçmemesi, bu konuda maksimum çabayı göstermemiz konusunda gerekli talimatı vermişti.
“Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde devam etmesini istiyoruz”
17-18 Nisan’da AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Türkiye-AB ilişkilerine dair Ortak Bildiri’nin kabul edilmemesini biz kaçırılmış bir fırsat olarak hep Türkiye olarak nitelendirdik. Kendisi bugün yaptığımız görüşmede bunda endişe edilecek bir şey olmadığını, Türkiye-AB ilişkilerine dair Ortak Bildiri’de aldıkları kararların, çizdikleri yol haritasının arkasında olduklarını bildirdiler. Bu bizim için iyi bir haber. Biz her zaman için Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde, sürekli bir tuğla üste koyarak devam etmesini hükümet ve devlet olarak istiyoruz.
Türkiye-AB kurumları arasındaki üst düzey ziyaretlerin, düzenli çalışmaların kesintisiz bir şekilde devam etmesi. Bu hem konuları daha iyi ilerletmemize hem de problemleri vakitlice çözmemize yol açacaktır. Diğer taraftan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu fevkalade önemli. Bu konuda Ticaret Bakanlığımız ile yakın iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Gümrük Birliği’nin düzenlenmesi konusunda, AB kurumları ve ilgili Komiserleri sayın Varhelyi başta olmak üzere, prensipte mutabıkız. Bugünkü yaptığımız görüşmede de ifade ettik. Bunu daha pratik bir şekilde bir zaman dilimine bağlayarak, planlayarak somut bir şekilde ilerletelim.
Vize konusunda iki aşamalı çalışıyoruz. Birincisi, Türkiye-AB arasında bir vize serbestliğine gidilmesi ve bu konu uzun yıllardır gündemde olan bir mesele. Bu konu ile ilgili takip edilmesi gereken ayrı bir kulvar var. Yeni dönemde de Cumhurbaşkanımız bu konunun çözülmesi ve bu konuda yapılması gereken değişikliklerin halli konusunda da onayını verdiler.
Amacımız, kendi içimizdeki bazı yapılması gerekenleri yapıp, vize serbestisi konusunda AB ile müzakereyi tam anlamıyla başlatmak. Diğer taraftan, bu olana kadar, özellikle vizelerin kolaylaştırılması meselesi önemli. Son zamanlarda AB gerek göç gerek güvenlik gerek Covid sonrası dönemde kapasite yoksunluğunu telafi edemedikleri için vize konularında ciddi sıkıntılar olmaya başlamıştı. Bu tabii ki vatandaşlarımızın belli konularda ihtiyaçlarını zamanlıca karşılanmamasını beraberinde getiren bir husus. Bunu da epeydir Avrupalı meslektaşlarımızla epeyce müzakere ediyoruz. Başta iş adamlarımız, öğrencilerimiz olmak üzere vize kolaylığının sağlanması konusunda hem Avrupa ülkeleriyle bire bir konuşuyoruz, özellikle vatandaşlarımızın çok yoğun etkileşimde bulundukları ülkelerle bire bir konuşuyoruz. Hem de AB kurumlarıyla bu konuyu görüşüyoruz.
“Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’de tekrar faaliyetlerini başlatması konusunda mutabık kaldık”
Avrupa Yatırım Bankası’nın Türkiye’de tekrar yatırım faaliyetlerini başlatması meselesi, yatırım projelerine onay vermesi konusunda da kendisiyle mutabık kaldık. O konuda da önümüzde birkaç tane halledilmesi gereken konu var. Banka halihazırda de facto olarak faaliyetlerine devam ediyor Türkiye’de.
AB ve bizim için de problem alanı olan düzensiz göçle mücadele konusunu konuştuk. AB ile Türkiye arasında bu konuda son yıllarda kurulmaya çalışılan ve işletilen bir mekanizma var. Bunu daha iyi nasıl işletiriz konusunu ele aldık.”
Varhelyi: Türkiye halkının AB’ye büyük bir ilgisi var
AB Komşuluk ve Genişleme Komiseri Varhelyi ise şöyle konuştu:
“Türkiye’yi ve sayın Bakan’ı şu konuda temin etmek isterim: birlikte çalışmayı, ilişkilerimizi yeniden canlandırmaya yönelik çalışmayı tekrar taahhüt etmek zorundayız.
Türkiye’yi düşündüğümüzde aday ülke olduğunu, çok önemli bir NATO müttefiki olduğunu düşünüyoruz.
Geçen yıl Türkiye’den yapılan vize başvurularında artış olduğunu gördük. Türkiye halkının AB’ye çok büyük bir ilgisi var. İnsanlar tabii ki bu topluluktan faydalanabilmesi için vize kolaylaştırılmasını bekliyor. Sayın Bakan ile bu durumu nasıl çözebiliriz konusunda görüştük. Daha uzun süreli geçerli olacak vizeleri nasıl alabilirler gibi konuları ele aldık.
“Türkiye AB’nin beşinci en büyük ticaret ortağı”
Ekonomik açıdan büyük bir başarı öyküsü olduğunu söyleyebiliriz. Geçen yıl ticaret hacmi açısından bir rekor kırdık. 200 milyar euroluk bir ticaret hacmine çıkmış durumda. Türkiye dolayısıyla AB’nin beşinci en büyük ticaret ortağı.
AB-Türkiye Yatırım Fonu kuruldu. Sadece kamu yatırımları değil özel yatırımlar da teşvik ediliyor bu platformda. Platformun işlevsel hale gelmesi için yapılan teknik çalışmaların bitmesini bekliyoruz. Bu yıl bu çalışmaları tamamlamayı amaçlıyoruz.
Fonun büyüklüğünü anlatmak için size şunu söyleyeyim: 2,4 milyar euroluk doğrudan yatırımı mobilize etmeyi amaçlıyoruz.
“Üst düzey diyaloglar tekrar başlayacak”
Her iki taraf da birbirimize daha fazla ihtiyaç olduğumuzu kabul ediyoruz. Daha fazla birlikte çalışmamız gerekiyor. Üst düzey diyaloglar tekrar başlayacak. Daha düzenli bir şekilde bir araya geleceğiz ve her şeyi daha hızlı ilerletebileceğiz.
Mümkün olduğunca yaşanan çatışmaların etkilerini hafifletmek istiyoruz. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını ele aldık. Bu savaşın etkilerini de ele aldık.”
Açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularına geçildi. Türkiye-AB ilişkilerine dair Ortak Bildiri’deki tavsiyeler ile Zirve sonuçları hakkında değerlendirmesi ile Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci sorulan Varhelyi şunları kaydetti:
“Müzakerelerde ilerleme sağlamak için hukukun üstünlüğü alanında reformlar gerekiyor”
“Ortak Bildiri yapacağımız çalışmaların temelini oluşturuyor diye düşünüyoruz. Katılım süreciyle ilgili olarak; evet, Türkiye bir aday ülkedir, Türkiye üyelik müzakerelerini yürütmektedir. Ancak AB Konseyi’nin kararına göre müzakereler askıya alınmış durumda. Müzakereler hukukun üstünlüğü alanındaki bazı gerilemeler sebebiyle askıya alınmıştır. Müzakereler alanında ilerleme sağlayabilmek için hukukun üstünlüğü alanında reformlar yapılması gerekiyor. Sadece AB Konseyi’nin karar verebileceği bir alan. Ne yazık ki Avrupa Konseyi’nin değiştirebileceği bir şey değil bu karar. Türkiye bu kararı değiştirilebilir, hukukun üstünlüğü konusunda yapacağı reformlarla bu alanda ilerleyerek bu kararın değiştirilmesini sağlayabilir.
Gümrük Birliği konusunda iki farklı alanda çalışıyoruz. Öncelikle, mevcudun uygulanması konusunu ele alıyoruz. Yani, mevcut Gümrük Birliği’nden en iyi nasıl faydalanabilir? Bu konuyu analiz ediyoruz, ele alıyoruz.
26 tane zorluk belirledik ve 15 tanesini de çözmeyi başardık. Önemli bir miktarını çözdük. Çok önemli bir ilerleme.
Üzerinde çalıştığımız ikinci alan ise Gümrük Birliği’nin revizyonu. Tüm seçeneklere bakıyoruz. Hangi alanların revize edilebileceğine bakacağız.”
Fidan: Türkiye parçası olacağı herhangi bir ittifaka güç katacak bir aktör
Bir basın mensubunun “Türkiye’nin AB için stratejik önemi nedir?” sorusu üzerine Fidan şu yanıtı verdi:
“Dinamik ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, siyasal istikrarıyla ciddi kapasitesi olan, güvenlik ve savunma sistemleriyle Türkiye sadece AB için değil, parçası olacağı herhangi bir ittifaka inanılmaz derecede güç ve değer katacak bir aktör.”
]]>Her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin (TKBB) bu yıl 23’üncü Genel Kurul toplantısı düzenlendi. Türk Eximbank Genel Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen toplantıya Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanı sıra, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin(TKBB) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Gök, çok sayıda banka sahibi ve çalışanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantı katılımcıların kürsü konuşmasıyla devam etti.
Programda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Katılım Finans Çerçeve Kanunu’na ilişkin çalışmalar devam ediyor. Bütün sektörün tabii ki görüşlerine açıldı. O görüşler toparlanacak. O çerçevede de bu yasama dönemine yetişir mi bilmiyorum ama inanıyorum ki Ekim’den itibaren meclisimizin gündemine götürülür. Pozitif katkıda bulunduğu döneme girdik. İlk çeyrek öyle bir çeyrekti. Muhtemelen ikinci çeyrekte bu hızlanmıştır diye düşünüyorum. Cari açıkta bir iyileşme var. En son rakam Mart ayında ama bizim Mayıs ayı öngörümüz ciddi bir şekilde 30 milyar doların altı. Real sektörün getirdiği para sıcak para değildir. Real sektör rollover rasyosu yani borç çevirme rasyosu yüzde 73’den yüzde 120 civarına çıktıysa bu daha uzun vadeli kalıcı bir kaynak demektir” dedi.
“Eksi 4 milyarın altına inmiş olacak”
Bakan Şimşek, “Bankalarımız son 4-5 ayda neredeyse 4 buçuk milyar dolar civarında sermaye benzeri dış kaynak buldular. Bu sıcak para değil ki. Sermaye benzeri diyoruz. Uzun vadeli ve bu çok önemli. Dolayısıyla siz bu çerçevede bakarsanız evet bu program bu noktaya portföy girişi var. Tabii ki olacak. Hisse senetlerine kaynak geliyor. Türk tahvillerine kaynak geliyor. Bizim 2 yıllık faizler düştü. 5 yıllık faizler düştü. Belki şaşıracaksınız. Merkez Bankası para politikasını sıkılaştırınca hazinenin faizleri düştü. Çok net bir şekilde bizim küresel kaynağa erişmemiz Türkiye açısından önemli, büyümeyi destekleyici ve önemli bir kısmı da nitelikli, kalıcı finansman demek. Merkez Bankamızın rezervleri artıyor. Hem brüt hem net rezerv pozisyonu. Bakın brüt rezervler 139 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Net rezervler seçim öncesi yani biraz kötüleşmişti. Şu anda eksi 14 milyar dolar bu son açıklanan rakamlar ama bu hafta itibariyle çok büyük ihtimalle eksi 10 milyar doların altına inmiş olacak” ifadelerini kullandı.
“Enflasyon beklentileri de iyileşiyor”
“Enflasyon beklentileri de iyileşiyor” diyen Bakan Şimşek, “Enflasyon beklentilerinden yani piyasa beklentilerini kastediyorum. Şimdi yeni beklenti türleri de üremeye başladı, üretilmeye başladı ama burada esas olan piyasa beklentileri. Piyasa beklentilerine baktığımız zaman önümüzdeki 24 ayda enflasyonun yüzde 21, önümüzdeki 12 ayda da enflasyonun yüzde 33 civarına inmesi piyasa beklentisi. Bizim hedeflerimizden biraz yüksek. 2-3 aylık gecikmeyle piyasayla aynı noktadayız” diye konuştu.
“Biz tüketim değil, verimlilik ekonomisini istiyoruz”
Bakan Şimşek konuşmasının devamında, “Bankacılık sektörümüzün sağlam bir bünyeye sahip olması ülkemiz geleceği açısından büyüme açısından çok değerli. Bankalarımızın başarılı olmasını isteriz. Zor bir yıl geçiriyor finans sektörü. Biliyorum. Farkındayım. Öz kaynak karlılığı, enflasyonu oldukça altında. Onun da farkındayız. Kolay değil. Önemli yükümlülüklerle karşı karşıyasınız. Ama bu geçiş döneminde herkesin fedakarlık yapması lazım. Çünkü, ülkemiz bir takım makro ekonomik sorunları çözerken herkesin bu konuda destekleyici olması lazım, fedakarlık yapması lazım. Bizim de bankacılık sektöründen beklentimiz var. Milletin kaynağını katma değeri yüksek yatırıma, dolayısıyla istihdama ve dolayısıyla da üretime ve ihracata yönlendirmenizi istiyoruz. Biz tüketim değil, verimlilik ekonomisini istiyoruz. Biz üreterek ve ihraç ederek zenginleşmek istiyoruz. Bunu nasıl yapacağız. Biz gereken teşviği veriyoruz. Biz devlet olarak üzerimize düşen görevi yapıyoruz. Sizin de kredi kullanırken bu hassasiyete dikkat etmenizi istiyoruz” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Bakanlıkta düzenlenen, Devlet Korumasından Yararlanmış Gençlerin Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni’nde konuşan Göktaş, devlet korumasından yararlanan 600 gencin atamasının yapılacağını ve gençleri tercihleri doğrultusunda kamu kurumlarına yerleştireceklerini söyledi.
Bakanlık olarak Türkiye’de her bir ferde hizmet ettiklerini belirten Göktaş, “Fakat takdir edersiniz ki çocuklarımızın, gençlerimizin yeri bizde bambaşka. Bakanlığımızın çatısı altında bulunan her çocuğumuzu anne şefkati, baba merhametiyle büyük bir özenle yetiştirip hayata hazırlıyoruz. Bir insan hayatta en çok çocuklar mutlu olduğu zaman mutlu olur. Bizler de bugün çocuklarımızın mutluluğunu paylaşıyor, sevinçlerine ortak oluyoruz. Burada bulunan çocuklarımızın okullarını bitirmiş, iş sahibi bireyler olmalarını görmek bizi ayrıca heyecanlandırıyor.” diye konuştu.
Göktaş, gençlerin kendi hayatlarını şekillendirecekleri ilk adımı bugün attıklarını ifade ederek, hepsiyle ayrı ayrı gurur duyduklarını dile getirdi.
Gençlerin yerleştirildikleri kurumlarda devlete ve millete faydalı bireyler olarak çalışacaklarına inançlarının tam olduğunu vurgulayan Göktaş, gençlerin değerli çalışmalara imza atacaklarına güvendiklerini kaydetti.
“Aile odaklı hizmetlerimizden yararlanan çocuk sayımızı yüzde 92’ye yükselttik”
Bakan Göktaş, çocukların geleceğin teminatı, yarınların umudu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Ülkemizin geleceğini sizin samimiyetiniz, sizin gayretiniz şekillendirecek. Enerjiniz, yenilikçi fikirleriniz ve azminizle, ülkemizin ilerlemesinde ve kalkınmasında hayati bir rol oynayacaksınız. Biz de bakanlık olarak gençlerimize her zaman her türlü desteği sunmaya devam edeceğiz.
Bakanlık olarak, kimseyi geride bırakmayan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Büyük ailemizi güçlü kılan, bizim geleceğimizi emanet edeceğimiz 22,5 milyona yakın çocuğumuza devletimizin sevgisini ve şefkatini ulaştırıyoruz. Her şeyden önce çocuklarımızın huzurlu bir aile ortamında sağlıklı bireyler olarak yetişecekleri imkanlar sunuyoruz. Bu kapsamda 2002’den bugüne kadar aile odaklı hizmetlerimizden yararlanan çocuk sayımızı yüzde 39’dan yüzde 92’ye yükselttik.”
Çocuk evleri ve çocuk sitelerinde kurdukları yeni yaşam modelleriyle gençlerin sosyal hayata uyum sağlamalarını kolaylaştırdıklarını aktaran Göktaş, “Şu an yuva sıcaklığında 14 bini aşkın çocuğumuzun bakımını üstlenmiş durumdayız. Bunun yanı sıra, 170 bin çocuğu ailelerinin yanında ve sosyal çevresinden koparmadan ‘Sosyal ve Ekonomik Destek’ programıyla takip ediyoruz.” bilgisini verdi.
“Çocuklarımızdan 319’u üniversiteye yerleşti”
Göktaş, geçen yıl devlet koruması altında yetişen çocuklardan 319’unun üniversiteye yerleştiğini ifade ederek, çocukların okul başarısının yanı sıra sanat ve spor alanındaki ilgilerini de teşvik ettiklerini, böylece bugün 5 binden fazla çocuğu sporla buluşturduklarını anlattı.
Bu kapsamda şu an 1800 aktif lisanslı sporcu olduğunu dile getiren Göktaş, sporcu çocukların hem ulusal hem de uluslararası müsabakalarda başarılarıyla Türkiye’yi temsil ettiğini, Türk bayrağını dünyanın dört bir yanında dalgalandırmalarının kendilerini gururlandırdığını ifade etti.
Bakan Göktaş, 2 bin 600’den fazla çocuğun, çeşitli kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunduğunu aktardı.
Gençlerin yeteneklerini keşfetmek, onları donanımlı ve yetkin bireyler olarak topluma kazandırmak için hassas çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2003-2023 yılları arasında ise toplam 40 bin 991 gencimizi kamuya yerleştirdik. 2018’de yaptığımız yasal düzenleme ile gençlerimize mühendis, öğretmen, avukat gibi mezun oldukları alana göre atanma imkanı getirdik. İstihdam hakkı olan çocuklarımızın başvuru süresini 2 yıldan 5 yıla kadar çıkardık. Yılda bir kez yapılan yerleştirme işlemini artık yılda 3 kez yapıyoruz. Bu süreçte gençlerimizin sadece kamuda değil özel sektörde de istihdam edilebilmeleri için teşvik politikaları uygulamaya başladık.
Özel sektörde çalışan gençlerimizin SGK primlerini karşılayarak iş gücüne katılımlarını kolaylaştırıyoruz. Bu kapsamda bugüne kadar 14 bin Özel Sektör İstihdam Teşviki verdik. İŞKUR ile ortak yürüttüğümüz İş ve Meslek Danışmanlığı Eğitimleri Projesiyle, gençleri çalışma hayatına hazırlıyoruz. Eğitimlerimizle bugüne kadar 8 bini aşkın çocuğumuzun kariyer planlamasına rehberlik ettik.”
Görevlerine başlamadan önce bulundukları illerde gençleri “İş Hayatına Uyum Seminerleri” ile karşıladıklarını anlatan Göktaş, bu seminerlere 2023’te 1029, bu yıl da 446 kişinin katıldığını dile getirdi.
Göktaş, ataması gerçekleştirilecek gençlere yönelik şu ifadeleri kullandı:
“Vatanına, milletine, değerlerine bağlı ve özgüven sahibi kişiler olarak çıktığınız bu yolda şahsınıza yakışan nitelikli hizmetlere imza atacağınızdan hiç şüphem yok. 81 ilimizde devletimizin engin merhametini, adalet ve dürüstlük anlayışını en iyi şekilde temsil edeceğinize inanıyorum. Bugün ataması gerçekleştirilecek genç arkadaşlarımızı yürekten tebrik ediyorum.”
Devlet korumasında yetişen, beden eğitimi öğretmeni milli güreşçi Fatih Başköy ile tarih alanında yüksek lisans yapan Gündüz Türkyılmaz da hayat hikayelerinden bahsederek, duygularını paylaştı.
Konuşmaların ardından Bakan Göktaş, Başköy’ün 1,5 yaşındaki oğlu ile devlet korumasından yararlanan gençlerin kamu kurum ve kuruluşlarına atanması için butona bastı. Atamanın ardından ismini listede gören bazı gençler duygusal anlar yaşadı.
Atanan gençler, Göktaş ve protokol üyeleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Sonuçlar, saat 17.00’den itibaren bakanlığın internet sitesinden yayımlanacak.
]]>CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, 18-24 Mayıs Müzeler Haftası dolayısıyla yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan 8 bin tarihi eserin akıbetini TBMM gündemine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren Salıcı, Anadolu topraklarının neolitik donemden beri, yaklaşık 12 bin yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yaptığına dikkat çekerek, bu topraklarda bulunan tarihi eserlerin Anadolu’nun olduğu kadar dünya tarihinin de aydınlanmasına ışık tuttuğunu dile getirdi.
Salıcı, “Ülkemizin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde 19’u kültürel 2’si karma olmak üzere toplam 21 miras alanı; UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde ise 72 kültürel, 4 karma ve 3 doğal olmak üzere toplam 79 mirası yer almaktadır. Bu listelerdeki Aphrodisias, Xanthos, Piriene, Efes, Bergama, Truva, Aspendos, Zeugma ören yerleri başta olmak üzere; arkeolojik kazılarda bulunan tarihi eserlerin sergilendiği müzeler, turistlerin olduğu kadar maalesef tarihi eser kaçakçılarının da yüz yıllardır ilgi odağı olmuştur” dedi.
Son 20 yılda hukuki ve diplomatik girişmeler sonucu farklı dönemlerde yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan 12 bin 135 tarihi eserin iadesinin gerçekleştiğini anımsatan Salıcı, Bakanlığın yakın zamanda 8 bin eserin daha getirileceğini açıkladığını ifade ederek şunları kaydetti:
“Bu açıklamalar, ülkede her kesimce memnuniyet ve sevinçle karşılansa da yurt dışındaki prestijli müzelerde sergilenen İhtiyar Balıkçı Heykeli, Nereidler Anıtı, Zeus Sunağı, Troya’nın Hazineleri, Milet Antik Kenti Güney Agora Kapısı, Bronz Afrodit Büstü, Üç Güzeller Mozaiği, Dionysos Mozaiği gibi kült olmuş tarihi eserlerin anavatanlarından binlerce kilometre ötedeki esaretleri ne yazık ki sonlandırılamamıştır. Bu gibi eserlerin esaretine son vermek, bizlerin Anadolu’da yaşamış tüm medeniyetlere borcudur.”
Salıcı, Bakan Ersoy’a şu soruları yöneltti:
“Gerekçe bölümünde adı yazılı eserlerin ülkemize tekrar kazandırılması adına Almanya, İngiltere, Fransa, Yunanistan ve ABD ile herhangi bir görüşme gerçekleştirilmekte midir?
Yakın zamanda ülkemize geri geleceği söylenen 8.000 eser haricinde, ülkemize ait ve fakat yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarıldığı tespit edilen toplam kaç tarihi eser vardır, bunlardan kaçı son 20 yıl içinde ülkemizden kaçırılmıştır, eserler hangi ülkelerde bulunmaktadır?
Son 20 yılda iadesi sağlanan 12.135 tarihi eserin getirildiği ülkelere göre dağılımı nasıldır?
Bakanlığınızca kültür varlığı ticareti yapmak isteyenlere verilen ruhsat sayısı kaçtır? Bu ruhsat sahiplerine son 20 yılda kaç denetim yapılmıştır? Kaç kişinin ruhsatı iptal edilmiştir? Ruhsatı iptal edilen kişilerden, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre hapis cezası alan kişiler bulunmakta mıdır?
Bakanlığınıza bağlı müzelerde çeşitli kademelerde ve ünvanlarda görev yapan personelden, başta “yurt dışına çıkarma yasağı” olmak üzere, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre ceza alan kişiler var mıdır, varsa sayısı kaçtır?
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre; yurt dışına çıkarma yasağına aykırı hareket edenlere verilecek cezanın alt sınırının 5 yıl olması, güncel infaz hukuku hesaplamaları ve mahkemece takdiri indirim nedenlerinin uygulanması yaptırımın caydırıcılığının ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda, kanunda öngörülen hapis cezasının artırılması konusunda Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışmanız bulunmakta mıdır?”
]]>Fidan, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Bakan Fidan, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin şunları söyledi:
“Maalesef İran’dan gelen vefat haberleri bizleri derinden üzmüştür. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve kıymetli mevkidaşım, değerli dostum Hüseyin Emir Abdullahiyan’a Allah’tan rahmet diliyorum. Dost ve kardeş İran halkının acısını derinden paylaşıyoruz. Kaza haberini ilk aldığımız andan itibaren İran makamlarıyla, kardeşlerimizle temas halinde olduk.”
Türkiye’nin arama kurtarma çalışmaları için AFAD, Milli Savunma Bakanlığı ve diğer kuruluşlarıyla elindeki tüm imkanları seferber ettiğini belirten Fidan, “Ama maalesef bu üzücü haber bizi derinden üzdü. Başta Sayın Reisi, Sayın Abdullahiyan ve vefat eden diğer şahıslara Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. İran halkının başı sağ olsun.” diye konuştu.
Pakistan-Türkiye dostluğu
Fidan, Pakistan’ın Türkiye için ayrı öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Pakistan ve Türkiye arasında köklerini tarihten alan sarsılmaz bir dostluk ve kardeşlik bulunmaktadır. Bu dostluk ve kardeşlik ruhuyla her zaman ve her konuda birbirimize destek olmaya devam ediyoruz ve devam edeceğiz.” dedi.
Pakistan’ın aynı zamanda Türkiye’nin stratejik ortağı olduğunu dile getiren Fidan, “İşbirliğimiz, bölgesel istikrarı ve güvenliği de desteklemektedir. Pakistan’ın terörle mücadelesinde her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Terörle mücadelede şehit olan Pakistan kolluk kuvvetleri mensuplarına ve hayatını kaybeden masumlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm açılardan ele alındığını ifade eden Fidan, Pakistan’da düzenlenmesi planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 7. Toplantısı’nın da gözden geçirildiğini kaydetti.
Fidan, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını ve potansiyelini hayata geçirmek için ileri adımlar atılması gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Özellikle ticaret alanında var olan 1 milyar dolarlık ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak için ortak bir hedef koyduk. İkili ilişkileri sadece ticari alanlarda değil daha da yaygınlaştırarak başta savunma sanayisi olmak üzere yatırımlar, bankacılık, bilim, teknoloji, inovasyon alanları da dahil olmak üzere çok geniş bir alanda eş zamanlı olarak kurumsal bir şekilde ilerletme konusunda prensip kararı aldık.”
“İslam dünyasının sesini duyurabilmek için birlikte çalışma devam edecek”
Bakan Fidan, Türkiye’nin Pakistan’ı bölgesel ve küresel konularda desteklediğinin altını çizdi.
Pakistan’ın Afganistan’la uzun bir sınırının bulunduğuna dikkati çeken Fidan, “Başta terör olmak üzere birçok konuda Pakistan, Afganistan’daki gelişmelerden etkilenmekte. Bu konuda neler yapılabilir, son durum nedir, onu da etraflıca görüşme imkanımız oldu. Afgan kardeşlerimizin kalıcı huzura ve istikrara kavuşması ortak temennimizdir. Bu amaçla Pakistan’la beraber neler yapabiliriz, bunu masaya yatırma imkanımız oldu.” dedi.
Fidan, Pakistan’ın Umman Denizi’ne ulaşan coğrafi konumuyla büyük ve stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Afganistan’a komşu olması hasebiyle küresel güvenlik bağlamında da önemli bir rolü bulunmaktadır. Türkiye ve Pakistan, İslam dünyasının sesini duyurabilmek için birlikte çalışmaya devam edecek, Türkiye ve Pakistan’ın ortak çabaları çok kritik coğrafyalarda barış, huzur ve refahın sağlanması için büyük katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.
(Bitti)
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Düzce programlarının ardından Sakarya’ya geldi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret eden Bakan Tunç Sakarya’nın, AK Parti’nin kuruluşundan beri seçimlerde en yüksek desteği verdiği illerin başında geldiğini belirtti. Sakarya için hayata geçirilebilecek projelerin takibinde olduklarını da ifade eden Tunç, “Bir kez daha Sakarya’da olmaktan duyduğumuz memnuniyeti tekrar belirtmek istiyorum. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum, Allah hayırlı uğurlu eylesin. Sakaryalı hemşehrilerimiz her daim AK Parti’nin destekçisi oldular, en yüksek oranda destek verdiler. AK Parti’nin kuruluşundan itibaren Cumhurbaşkanımızın tüm seçimlerinde gerek yerel, gerek belediye seçimlerinde ve genel seçimleri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile referandumlarda en yüksek desteği veren illerimizin başında geliyor Sakarya. O sebeple biz Sakarya’ya müteşekkiriz. Sakaryalı hemşehrilerimize şükranlarımızı sunuyoruz, onlar için ne yapsak azdır. Yeni dönemde inşallah Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımız tabii Serdivan tecrübesinden sonra şimdi büyükşehirde Sakaryalılara hizmet edecek inşallah. Bu noktada bütün projelerinin arkasındayız. Sakarya’mıza Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bugüne kadar çok önemli hizmetler gerçekleştirildi. Bundan sonrada bu hizmetler kesintisiz bir şekilde artarak inşallah devam edecek. Bizler, Adalet Bakanlığına düşen konularda zaten milletvekillerimizle de sürekli istişare halindeyiz. Sakarya için yapılabilecekleri Ankara’dan takip ediyoruz. Valimizin koordinasyonunda, Büyükşehir Belediye Başkanımızın yereldeki başkanlığıyla inşallah Sakaryamız yeni dönemde de hizmetleri kesintisiz almaya devam edecek” dedi.
“Temeli atılan adalet binamızı süresi içerisinde tamamlayacağız”
Sakarya’da temeli atılan adalet binasının verilen sürede tamamlanacağını söyleyen Bakan Tunç, “Adalet Bakanlığı olarak bizim Sakarya’daki en önemli yatırımımız adliye sarayımız. Adalet binamızın temelini hep beraber atmıştık. İnşallah süresi içerisinde adalet binamızı tamamlayarak 102 bin metrekare kapalı alanı olan Sakarya’nın ihtiyacını karşılayacak adalet binamızı Sakaryalılarımızın ve yargı çalışanlarımızın hakim savcılarımızın, avukatlarımızın hizmetine sunmak için çalışacağız. İlçelerimize daha önce iktidarlarımız döneminde adalet binaları yapılmıştı, birkaç ilçemiz daha var planladığımız. Onlar da gündemimizde takip edeceğiz. ve o ilçelerimizin de ihtiyacını karşılamak için inşallah elimizden gelen gayreti göstereceğiz” diye konuştu.
“Sakarya her şeyin en güzeline layık”
Bakan Tunç, “Belediye gerçekten önemli. Kişinin doğumundan ölümüne kadar her türlü hizmetin gerçekleştirildiği yerler, demokrasinin de en güzel örneklerinin sergilendiği yerler, belediyelerimiz. Dolayısıyla belediye başkanlarımızın çalışmalarını kolaylaştırmak, onlara destek olmak bizim görevimiz. Milletvekillerimizle beraber inşallah Sakarya’ya en güzel hizmeti vermenin gayreti içerisinde olacağız. Çünkü Sakarya her şeyin en güzeline layık ve her alanda da gelişmesini başta; tarım, ticaret, sanayi, turizm, eğitim, Sakarya’da eksik olan bir şey yok. Her alanda Sakarya’mızı inşallah büyütmenin, geliştirmenin, Türkiye Yüzyılı, Sakarya’nın da yüzyılı olsun inşallah” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, buradaki ziyaretinin ardından Sapanca ilçesinde bulunan bir otelde düzenlenecek olan İş Hukuku Değerlendirme Sempozyumu’na katılmak üzere yola çıktı. – SAKARYA
]]>Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı Kapanış Töreni’nde yaptığı konuşmada, bir ilki gerçekleştirmenin heyecanı ve gururu içinde olduklarını söyledi.
Türk Devletler Teşkilatının çatısı altında ilk Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı’nı gerçekleştirdiklerini belirten Göktaş, ev sahipliğini yaptıkları ve iki gün süren toplantılar neticesinde alınan kararların yer aldığı Bakanlar Bildirisi’ni hazırladıklarını belirtti.
Alınan kararların hayırlı olmasını dileyen Göktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türk Devletler Teşkilatının hikayesi, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Mezopotamya’ya kök salmış bir destanın hikayesidir. Bu anlamda Türk Devletleri Teşkilatını, aynı tarihi ve kültürü paylaştığımız, aynı kökten beslendiğimiz önemli bir aktör olarak görüyoruz. 15 yıl önce Nahçıvan Anlaşması’yla temelleri atılan bu teşkilat, bugün uluslararası arenada dikkatle takip edilen, güçlü ve saygın bir platform haline geldi. Bugün bölgemizin huzur ve istikrarına önemli katkılar sunuyor. Eğitimden enerjiye, ulaştırmadan ticarete, kültürden sosyal politikalara kadar her alanda kurulan işbirlikleriyle kilit bir rol üstleniyor. Teşkilatımızın çatısı altında bir araya gelen ülkelerin liderleri tarafından yakın takip edilen tüm bu çalışmalar, Türk dünyasının ortak menfaatlerine hizmet ediyor.”
“Türk Dünyası Yüzyılı”
Bu anlayışın birbirine kardeş olan ülkelerin iyi ve kötü günde bir olma arzusunu güçlendirdiğine dikkati çeken Göktaş, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını, sadece “Türkiye Yüzyılı” olarak değil, aynı zamanda “Türk Dünyası Yüzyılı” yapmak için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.
Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak devletin şefkat eli olduklarını vurgulayarak, “Kimin ihtiyacı varsa oradayız, ihtiyaç duyan herkesin haklarını savunmakla mesulüz. Ülke olarak sosyal politika anlayışımız da ihtiyacı olanlara anında ve yerinde hizmet sunmaktır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettikleri gibi ‘Aileye sahip çıkmak, insanlığın geleceğine sahip çıkmaktır.’ Bu kapsamda Türk Devletleri Teşkilatının çalışma alanlarına sosyal politikanın eklenmesi önerisinde bulunduk. Bugünkü toplantımız, bu girişimlerimizin güzel bir sonucudur.” diye konuştu.
Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı’nı mutluluk, sevinç, birliktelik anlamına gelen aile müessesesini, Türk aile yapısını güçlendirmek amacıyla düzenlediklerini dile getiren Göktaş, “Küreselleşen Dünyanın Riskleri Karşısında Ailemiz, İstikbalimiz” temasıyla düzenledikleri toplantıyı, özellikle “Uluslararası Aile Günü” olarak kabul edilen 15 Mayıs haftasında gerçekleştirdiklerini aktardı.
İkinci toplantı Azerbaycan’ın ev sahipliğinde
Bakan Göktaş, toplantı sonucunda imzaladıkları bildiriyle Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak çalışmalar yürütmek için somut bir adım attıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bildiride tüm bireylerin mutluluğu ve refahı açısından sağlıklı bir aile yapısının koruyucu rolünü bir kez daha vurguladık. Çalışmalarımızın odağını aile kurumunun güçlendirilmesi, aileyi geliştirme odaklı proje ve programların uygulanması oluşturuyor. Ayrıca, aileyi tehdit eden dijital, ekonomik ve sosyal risklere karşı ortak çalışmalar gerçekleştirilmesi yer alıyor. Her yıl gerçekleştireceğimiz bu toplantının ikincisine Azerbaycan’ın ev sahipliği yapması konusunda mutabık kaldık. Güçlü toplumların, güçlü ailelerden inşa edileceğine inanıyoruz. Bu anlamda gerçekleştirdiğimiz toplantının ilkinin aile kurumunun ve değerlerinin korunması olmasını ayrıca önemsiyoruz. Karakter ailede gelişir, kimlik ailede inşa edilir. Sağlıklı iletişim aile bireylerinden edinilir, aile bağlarıyla kurulan ilişkiler toplumun geneline sirayet eder.”
Güçlü aile bağlarının toplumsal dayanışmayı artırdığını vurgulayan Göktaş, ailelerin bu dayanışma ve milli şuur bilinciyle ülkelerin karşılaşabileceği maddi ve manevi zorlukları aşmasında kilit rol oynadığının altını çizdi.
Göktaş, “Türkiye olarak, bu anlayıştan hareketle, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da aile kurumunun önemine dikkat çekiyoruz. Türkiye olarak, aileyi özenle korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İki gün önce açıkladığımız, Ailenin Güçlenmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu amacımız doğrultusunda hedefler belirlediğimiz stratejik bir belgedir.” diye konuştu.
Türkiye’de bir ilk olan bu eylem planıyla ailenin korunması ve güçlendirilmesi çalışmalarına yepyeni bir boyut kazandırdıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:
“Bu kapsamda nesiller arası iletişim ve dayanışmanın artırılması, dinamik genç nüfus yapısının korunması, aile bireylerinin sorun çözme kapasitesinin artırılmasını hedefliyoruz. Aileyi, tüm bireyleriyle her türlü şiddet, zararlı akım ve alışkanlıklara karşı dayanıklı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Belirlediğimiz eylemlerle ailelerin refah düzeyini yükseltmeyi, sosyal hizmet ve politikalarımızın etkinliğini ve erişilebilirliğini artırmayı hedefliyoruz. Ailenin güçlenmesi demek, kadının ve çocuğun güçlü bireyler olarak toplumda var olması demektir. Bu anlamda Eylem Planı’mız, aile ve ailenin tüm bireyleri düşünülerek büyük bir titizlikle hazırlanmıştır. Tüm bu hedeflerimiz doğrultusunda ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Toplum’ anlayışıyla çalışmalarımızı büyük bir motivasyonla yürütmeye devam edeceğiz.”
Filistin’e destek mesajı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Filistin’de ailelerin parçalandığı bir zamana şahitlik ettiklerini belirterek, ” İsrail’in sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda çocuk, kadın, on binlerce Gazzeli aile şehit edildi, yüzlercesi yok oldu. İsrail’in 6 aydır şiddetini artırarak sürdürdüğü işgaller karşısında, Gazzeli kardeşlerimizi güçlü kılan Filistin davasına olan inançlarıdır. Biz de Türkiye olarak, bu haklı davanın destekçisi olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Yaşam hakkını yok sayan, aileleri yok eden, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere sivilleri mağdur eden anlayışa, bütün dünyayı, Türkiye gibi sağlam bir tavır almaya çağıran Bakan Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Devletlerimiz arasındaki işbirliğini, Türk dünyasının ortak mirasını bizden sonraki nesillere aktarmayı, dünya barışı adına atılmış önemli bir adım olarak görüyoruz. Atalarımızın da söylediği gibi ‘Ailede birlik varsa hazineye ihtiyaç yoktur ve ailenin huzuru yurdun huzurudur.’ Yer ve gök şahittir, aynı anneden, aynı babadan, hepimiz bir atadan, karındaşız, kardaşız, kardeşiz. Yer ve gök şahittir, biz büyük bir aileyiz.”
Öte yandan, törende “Ailemiz İstikbalimiz” adlı video ile “Destanların Dansında” adlı dans gösterisi ve Türk Devletleri Teşkilatı tanıtım filmi seyredildi.
Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Özbekistan Sosyal Koruma Ulusal Ajansı Direktörü Mansurbek Olloyorov, Kazakistan Çalışma ve Nüfusun Sosyal Koruması Bakan Yardımcısı Nazgül Sagindykova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Türkmenistan Çalışma ve Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Kırgızistan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Gulnara Baatyrova ve Macaristan Sosyal İşlerden Sorumlu Müsteşarı Atilla Fülöp katıldı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde ilk defa düzenlenen, Türk Devletleri Teşkilatı 1’nci Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı kapsamında “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı” gerçekleştirildi.
Bakan Göktaş’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubaniçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Özbekistan Sosyal Koruma Ulusal Ajansı Direktörü Mansurbek Olloyorov, Kazakistan Çalışma ve Nüfusun Sosyal Koruması Bakan Yardımcısı Nazgül Sagindykova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Türkmenistan Çalışma ve Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Kırgızistan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Gulnara Baatyrova ve Macaristan Sosyal İşlerden Sorumlu Müsteşarı Atilla Fülöp katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Göktaş, ilk defa gerçekleştirilen toplantıda katılımcıları Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Dünyada Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yeni bir dönemin yaşandığını belirten Göktaş, “Bu döneme siyasetten ekonomiye iş birliklerini güçlendiren Türk Devletleri damgasını vuracak. Bizler bu vizyonla, ortak çalışma alanlarımıza sosyal politikalar başlığını da ekliyor, bugün ilk toplantımızı gerçekleştiriyoruz.” diye konuştu.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda attığı somut adımlar ve aldığı kararlarla yükselen bir değer haline geldiğini dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettikleri gibi Türk Devletleri Teşkilatı artık bir aile meclisidir. Köklü tarih, dil, din ve kültürel münasebetlerimiz, karşılıklı saygı, iş birliği ve ortak çıkarlar temelinde her geçen gün daha da güçlenerek gelişmektedir. Sahip olduğumuz ortak değerler, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında pek çok alanda iş birlikleri kurulmasına vesile olmuştur. Sizlerin de destekleriyle girişimlerimiz neticesinde bu iş birliklerine bir yenisinin, sosyal politika başlığının eklenmesine muvaffak olduk. Toplantılarımızın ilki için, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Aile Günü’ olarak kabul edilen 15 Mayıs haftasını seçtik. İlk başlığımız olarak aile konusunda mutabık kaldık. Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerin sosyal politikalardan sorumlu Bakanlarının belirli aralıklarla bir araya gelmesini planlıyoruz. Böylece, ülkelerimizin sosyal hizmet faaliyetlerinin geliştirilmesini ve sosyal politika alanında uluslararası iş birliklerinin arttırılmasını hedefliyoruz.”
Sosyal politikalar alanında toplumların ihtiyaçlarının tabandan başlayarak ele alınmasının önemine vurgu yapan Göktaş, “Türk tarihi ve kültürü ‘aile’ üzerine kuruludur. İlk yazılı metinlerimiz olan Orhun Yazıtları’nda yer alan ‘oguş’, ‘budun’ kelimeleri, aile kurumunun, devletlerin temel direği olduğunun somut bir göstergesidir.” diye konuştu.
Türk Devletleri Teşkilatını da büyük Türk ailesinin güçlü kurumsal yapılarından biri olarak nitelendiren Bakan Göktaş, ailenin, bireylerin ilk sosyal çevresini ve kişisel gelişimlerinin temelini oluşturduğuna dikkati çekti.
Sağlam bir aile yapısının, bireylerin kendisini duygusal, psikolojik ve sosyal açıdan güvende hissetmelerini sağlayacağına vurgu yapan Göktaş, ailelerin, kültürel ve ahlaki değerlerin nesilden nesile aktarılmasında kilit bir rol oynadığını söyledi.
Güçlü aile bağlarının, toplumsal dayanışmayı artıracağına ve üyelerini zorlukların üstesinden gelebilecek şekilde yetiştireceğine dikkati çeken Göktaş, “Destekleyici aile ortamları, bireylerin inovasyon ve yaratıcılık potansiyellerini ortaya çıkarır, bu da gelecekteki teknolojik ve kültürel gelişmelere katkı sağlar.” ifadelerini kullandı.
Göktaş, aile kurumunun bugün birtakım küresel zararlı akımlar karşısında risk altında olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Özellikle bireyselleşme ve dijitalleşmenin yol açtığı dönüşümler, aile kurumunun değerlerini, birlikteliğini ve devamlılığını tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır. Dolayısıyla, bu dönüşüm sürecinde, kültürel değerlerimizi koruyan girişimlere öncelik vermemiz daha da zaruri bir hale gelmiştir. Bu önemli diyaloğu başlatırken, ortak mirasımız ve değerlerden yola çıkmamız gerektiği kanaatindeyiz. Ailelerimiz ve toplumlarımız için daha parlak bir geleceğe yürürken milletlerimizin ortak tecrübelerinden yararlanmanın faydalı olacağı düşüncesindeyiz.”
-Ortak bildiri imzalanacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güçlü bir ülke, güçlü bir millet, huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır” ifadesini hatırlatan Göktaş, şunları söyledi:
“Bu inançla Türkiye olarak, aile yapısının güçlendirilmesi ve değerlerinin korunması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız 2024-2028 dönemini kapsayan ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’mızı iki gün önce açıkladık. Eylem planımız, ‘5 Stratejik Amaç’, ’15 Stratejik Hedef’ ve ‘100 Faaliyet’i içeriyor. Bu eylem planıyla genç nüfus yapısının korunması, küreselleşme ve dijitalleşmenin getirdiği risklere karşı tedbir alınmasına odaklanıyoruz. Her beş yılda bir gerçekleştirdiğimiz ‘Türkiye Aile Yapısı, Türkiye Ergen Profili ve Türkiye Boşanma Nedenleri’ araştırmaları ile yeni hizmet modelleri oluşturuyoruz. Politikalarımızın güçlü bir uygulaması olan ‘Aile Sosyal Destek Programımızla’ ihtiyaçları sahada tespit ediyoruz. Bu kapsamda 7,4 milyon haneye ulaştık. Ayrıca aile içi iletişimi geliştirmek amacıyla ‘Aile Eğitim Programı’mız ve ‘Evlilik Öncesi Eğitim Programı’mızla gençlerimize eğitim veriyoruz. Gençlerimizin aile kurmalarını desteklemek ve onları her türlü sosyal riske karşı korumak için ‘Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduk.”
Davetlilerin görüşlerini ifade edeceği toplantının ardından ortak bildiri imzalanacak.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel katıldığı Sözcü TV yayınında İpek Özbey moderatörlüğünde, Sözcü yazarı gazeteci Uğur Dündar ve Deniz Zeyrek’in sorularını yanıtladı. Kobani Davası’nda verilen cezalara tepki gösteren Özel, şöyle konuştu:
“İlk günden beri takındığım tutumu değiştirecek değilim. Bu dava bir siyasi dava. Olay olduktan sonra beş yıl sonra açıldıysa bir dava ve iddianamesi de doğrudan bir partinin genel başkanı tarafından yıllarca yazıldıysa, sonra dava açıldıysa, bu dava siyasi bir davadır. Uzamasıyla zamanlamasıyla, karar duruşmasının seçim sonrasına bırakılmasıyla, her yönüyle siyaseten kullanılmaya elverişli bir dava. Tabii çok farklı değerlendirmeler yapılabilir. Verilen cezaların bazıları istenene göre çok düşük. Ama tabii burada Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a verilen cezalar, görevlerinin başındayken ve bir partinin eş genel başkanlarıyken alınıp da suçlandıkları şey ve bu cezalara baktığınızda kabul edilebilir bir yanı yok. Tabii bir yandan çok simge kadın siyasetçilerin yattıkları kadarına denk gelecek şekilde, bugün tahliye ile sonuçlanacak kararlar almış olmaları, bazı beraat kararları önemli ama böyle dönüp geriye doğru baktığınızda mesela hepsi birden neyle suçlanıyordu? Yasin Börü’nün katili olmak değil mi? En çok konuşulan şey. Her biri, Börü’nün ölümünden sorumlu olma suçundan beraat ettiler. Yani bu dava siyaseten ne kadar çok kullanıldı ve bugün geldiğimiz noktada Börü’nün katilleri dediklerine mahkeme Yasin Börü’nün ölümünden sorumlu olmadıklarını söyledi. O yüzden bu davayı bir hukuki dava gibi değerlendirmek yerine, tabi bir partinin genel başkanı olmasam her beraat edenleri, yattığı yeterli görülüp bırakılanları ve ağır cezalar alanları hangi kategorilerde değerlendirmek gerektiği üzerine farklı beyin jimnastikleri yapabilirim ama kim ne derse desin bu davada bir hukuk yok. Yargılama süreci bir kere hukuki değil. Çok yakından takip ettik. Arkadaşlarımız oradaydı. İstinaf ve Yargıtay aşamalarını dikkatle takip edeceğiz. O aşamaların da son derece manipülasyona açık aşamalar olduğu gün gibi aşikar. Bu davaya hukuka uygun bir şekilde iddianame hazırlandı, hukuka uygun soruşturma yapıldı, adil yargılama ilkelerine göre yargılama yapıldı diyemez kimse. Bunu böyle yorumlamak lazım. Şu karara sevindim bu karara üzüldüm demenin de çok bir manası yok. Topyekun bir hukuksuzluğa işaret etmek gerekiyor.
“EĞER BU SORUŞTURMA GERÇEKTEN DÖR BAŞI MAMUR YÜRÜYECEKSE SOYLU HAKKINDA BİR FEZLEKE HAZIRLANACAK”
Özgür Özel, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili gelişmeler konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Özel şöyle konuştu:
Ayhan Bora Kaplan meselesini konuşacaksak işin şu tarafını bir kısaca hatırlamak gerekiyor. Ayhan Bora Kaplan, aileden birisi ile birlikte Kızılay’ın ortasında korsan CD satan birisidir. Gelirler kendisinden haraç isterler. Bu haracı vermeyi reddeder. Ağabeyini tartaklarlar. Bu da tartaklayanı ayağından vurarak hapse düşer belli bir süre. İçeride uyuşturucu mafyasıyla tanışır. Çıkar ve Ankara’da torbacılıkla başlayan, sonra işte belli torbacıların amirliği… Uyuşturucu ticaretine yön veren birisidir Ayhan Bora Kaplan. Böyle bir kişi. Daha sonra tabii ucu başka yerlere dokunduğu için bazı suçların çok üzerinde durulmuyor ama Ayhan Bora Kaplan dosyası enine boyuna tartışıldığında burada tabii ki tehdit, adam kaçırma, şantaj, bir sürü şey ayrıca devlete emanet yurtlardaki 18 yaşına yaklaşan devlet korumasındaki kimsesiz genç kızların iş bulma, çalıştırılma vaadi ile ilk önce garsonluk ardından ‘Daha iyi para lokantada var.’ Yok, ‘İçkili lokanta’ derken felaket bir şeyin içine sokuldu. Bütün bu rezilliklerin içinde hepsi birden var. Ama bu Ayhan Bora Kaplan… Benim yanımdan giden biri bununla buluştu. Ne gün? 15 Temmuz gecesi. Biz 15 Temmuz gecesi muhataplarımızı aradık. Genel merkezde toplanmıştık 14 kişi. Meclis’in açılması gerekir, bütün darbeler Meclis’i kapatır. Meclis kapalı yakalandı. Gelirler, burayı sararlar, Meclis’i ele geçirmiş olurlar. Biz Meclis’i açıp buradan direnelim dedik. Muhataplarımızı aradık. Meclis Başkanını, başkanvekillerini. Hatta geçen Cumhurbaşkanı görüşmesinde Sayın Elitaş da oradaydı. Dedim Elitaş’ı da aradım, kendisi Kayseri ile başkanlığındaydı. ‘Doğru’ dedi Elitaş, ‘Çok iyi hatırlıyorsunuz.’ ve döndük dolaştık, Meclis’e gittik. Meclis’te ilk konuşmayı Meclis Başkanı, ikinci konuşmayı ben, üçüncü konuşmayı Mehmet Muş, sonra Erkan Akçay yetişti, dördüncü konuşmayı Erkan Akçay yaptı. Sonra Bekir Bozdağ konuştu Bakan olarak. Dikkat de ediliyor o gece bir iktidar bir muhalefet birlik beraberlik halinde. Bozdağ kürsüden konuştu. O sırada bizim yanılmıyorsam Levent Gök konuştu. Süleyman Soylu da orada oturuyor. Ben Süleyman Bey de konuşsun dedim. O zaman Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı kendisi. İçişleri Bakanı filan değil. Kalktı geldi kürsüye ve Meclis Başkanı’na dedi ki ‘Benim zamanım geldi. Arkadaşlarla, gençlerle TRT’nin önünde buluşacağım’ dedi. Bu lafı dün gibi hatırlıyorum. Oradaki herkes de hatırlıyordur. Tabii o an için önemli bir şey değildi. Sonradan Süleyman Soylu’nun TRT’nin önüne gittiği, TRT’yi geri almak için bir mücadeleye giriştiği, sonra sonra kayıp silahlar konusunda TRT’nin önünde buluştuğu bir takım sivil kişilere silah dağıttığı, bu tartışmalar yapıldı. Sonra o kişilerin Ayhan Bora Kaplan’ın adamları olduğu ortaya çıktı.
Şimdi Ayhan Bora Kaplan korsan CD’ci, torbacı, uyuşturucu, gasp filan ve sonra Süleyman Soylu ile TRT’nin önünde randevulaşma. Sonrasında ise darbe girişiminden bir süre sonra Süleyman Soylu İçişleri Bakanı oluyor. Ardından da Soylu’nun o çok tartışmalı süreci. Ayhan Bora Kaplan’ın himaye edildiğine ilişkin iddialar çok ciddi. ve bu süreçte herkes birbirini suçlarken aslında gizli özne diyebileceklerimizden birisi de Süleyman Soylu. O yüzden eğer bu soruşturma gerçekten dört başı mahmur yürüyecekse Soylu hakkında bir fezleke hazırlanacak. Gelecek, oy birliği ile karma komisyondan geçecek.
“SÜLEYMAN SOYLU’YU YÜCE DİVAN’A ÇIKARMAZSANIZ BU OLAYIN ÜSTÜ KAPALI KALIR”
Dokunulmazlığı kaldırılacak ve yargı önünde sorulan soruları cevaplayacak ki bu olay gerçekten çözülebilsin. Şimdi siz Süleyman Soylu’yu İçişleri Komisyonu Başkanlığı sıfatı ile ve dokunulmazlıkla o sürecin zaten bakan dokunulmazlığı var. Süleyman Soylu hakkında bir soruşturma komisyonu kurulmasını önermezseniz, dokunulmazlığını kaldırmazsanız, Meclis’te oluşturulacak bir komisyon, savcı sıfatı ile gerekeni yapmaz ve Soylu’yu Yüce Divan’ın önüne çıkarmazsanız bu olayın zaten en önemli kısımlarından bir tanesi üstü kapalı kalır.
“BÖYLE BİR SAHNE MAFYA FİLMLERİNDE DE OLMAZ”
Mafya filmlerini benzettiniz ama şöyle bir sahne mafya filmlerinde de olamaz. Ayhan Bora Kaplan’ın parasına, işine çöktüğü bir müşteki, şikayet etmek için Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne geliyor. Müdürlüğün özel otoparkında kendisini Ayhan Bora Kaplan, Serdar Sertçelik ve adamları ellerinde uzun namlulu silahlarla karşılıyorlar ve adamı arabanın bagajına sokup sorgulamaya götürüyorlar
Bugünün tartışması şu. Bir partinin Genel Başkanı Sayın Bahçeli ve ülkenin İçişleri Bakanı açıklama yapıyorlar. Biri tweet atıyor diğeri cevap veriyor. Muğlak muğlak tweetler. Tweetlerde hem çok şey söyleniyor hem hiçbir şey söylenmiyor. Herkes, ‘Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize…’ Şimdi burada ve devamında da FETÖ’vari yöntemler diye bitiriyor.
“O ARACIN PLAKASININ İDDİANAMADE OLMAMASI BAŞLI BAŞINA BİR YARGILAMA KONUSUDUR”
Diğer taraftan Süleyman Soylu’nun geçmişte en iyi ilişki içinde olduğu kişi hatta derlerdi ki bir ara Soylu artık AK Parti’nin değil MHP’nin Bakanı olarak konuşuluyordu. ve son günlerde ortaya çıkan bir şey. Nedir? İddianame yazılmış. Sinan Ateş İddianamesi. İddianamede olaya karışan arabanın her şeyin plakası var ama bir tane araca siyah AUDI diyorlar. Plakası yer almamış. Sonra onun hangi AUDI olabileceğine ilişkin bir fotoğraf ortaya çıktı. Tabii buna erişen arkadaşlar, haber yapan arkadaşlar büyük bir gazetecilik işi yaptılar. Cesaretli bir iş yaptılar o ayrı. Ama ne bunun ortaya çıkarılmasını bir gazetecilik başarısı olarak gören var, iki taraf da bir taraf Soylu’nun işin ucunun kendisine geldiğini düşünerek süreci enfekte etmek için bunu servis ettiğini ve Ali Yerlikaya’nın üzerine yıktığını iddia ediyorlar. Öbür taraf da Ali Yerlikaya, MHP-AKP ilişkisini dinamitlemek ve Süleyman Soylu’yu işin içine katmak için bunu yaptı diyorlar. ve bu bir suç fotoğrafın servis edilmesi. Oysa suç olması gereken ne? Fotoğrafın gizli kalması. Burası bir hukuk devleti ise iddianamede o aracın plaka numarasının yazılmaması kabul edilemez. Kim kullanıyormuş arabayı? Kim kullanırsa kullansın. Çıkarsa ki CHP Gençlik Kolları Başkanı, alsınlar götürsünler, yargılasınlar, cezasını versinler. Ama hiç şüphe yok araç sizin olsa yazılır. Bir iş adamının olsa yazılır ama Ülkü Ocakları Başkanı’nın kullandığı araç olunca, iddianameye yazılamıyor. Şimdi bu süreç öyle kolay sindirilecek bir süreç değil ama şuna ciddi şekilde ihtiyaç var. O aracın plakasının iddianamede olmaması başlı başına bir yargılama konusudur iddianameyi hazırlayanlar için. Onlara bu telkini yapanlar için. O yüzden Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacı var. Bu muhalefeti yumuşak yapmak demek değildir.
“ŞİMDİ NORMALLEŞME MESELESİNE UYGUN BİR ZEMİN YOK ORTADA”
“Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacı var derken benim bir tane şartım var. Hatta şöyle işi iyice basitleştirelim. gerçekten ben bu normalleşme meselesinin hem Türkiye Cumhuriyeti devletinin gelenekleri açısından, Türkiye’deki insanların hak ettiği yöneticilerin tavırları açısından, siyasi açıdan, stratejik açıdan, bir çok yönüyle önemsiyorum bu meselenin kendisini ama işin özü şu. Bir noktaya indiriliyor. Biz diyoruz normalleşme olmalı. Bir taraf da diyor ki evet olsun, çok iyi olur, bir anayasa değişikliği yapmalıyız. İş buraya düğümleniyor. Ben de diyorum ki bir anayasa değişikliği yapılacaksa eğer o anayasa değişikliği mevcut anayasaya tam uyulduğunda, gerçek bir hukuk devletine dönüldüğü zaman yapılabilir. Şimdi dün yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi. Şimdi normalleşme meselesine uygun bir zemin yok ortada. Siz Yargıtay’da papa seçimi gibi 37’nci tura kadar kalmış bir seçimde turlar arasında iki görüşme yapacaksınız. Adayın biri sizin adayınızın lehine çekilip bir başka talep açacak. Sonra o çekilmeyi Yargıtay üyeleri bile lehine çekildiği halde hazmedemeyip diğer adaya oy verecekler, sonra siz de hani hukuk devleti değil racon devleti olmuş, yine de sözünüzü tutup oylamada ikinci çıkmasına rağmen atayacaksınız. ve o atadığınız kişi, AYM kararına direnen ve AYM üyelerine suç duyurusunda bulunan kişi. Yani anayasa ihlallerinin cisimleştirilmiş hali. Şimdi anayasaya tam uyum olmadan normalleşme olmaz veya anayasa konusunda mesafe alınamaz diyorum.”
“BU ŞARTLAR ALTINDA KİMSEYE GÜVENEMEYİZ”
Özel, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Ankara Emniyet Müdürlüğünde yaşananların ardından yaptığı açıklamaya ilişkin şunları söyledi:
“Birincisi bir kez daha söylemek lazım: 22 yıllık bir iktidar bir kez daha kendi düşmanını üretti. Onunla kavga ediyor. Herhalde biraz daha devam edecek. Şimdi de güya her yeri temizlediler. Her yeri yaptılar. Burada ek iddialar da var. Aslında MİT’in raporu olduğu, MİT’in raporu ile ilgili 500’ün üzerinde kişiyle ilgili kripto FETÖ soruşturması olduğu, bu kripto FETÖ soruşturmasının bir takım muhataplarının şimdi aksiyon almakta ve operasyonları başlatmakta olduğuna ilişkin bir karşı tez de dolaşıma sokuluyor. Artık böyle siyah iplikle beyaz iplik… Albayrak’ın dediği ‘at izi it izinin birbirine karışma hali’nin üçüncü versiyonunu yaşıyoruz. Zaten birileri de bilerek bunu bu şekilde yapıyor. Bir kez onu görmek lazım. Diğer tarafta benim dikkatimi çeken Sayın Ali Yerlikaya, ‘Cumhurbaşkanı, hükümet ve siyasilerimiz’ diyor. Yani ittifakımız demiyor. Ama bir taraftan birileri Cumhurbaşkanımız ve Cumhur İttifakı hedef alınıyor diyor. Yani Cumhur İttifakı’nın hedef alınmasında suçlanan şu anki durumda Ali Yerlikaya. Ali Yerlikaya da FETÖ vari yöntemlerle Cumhurbaşkanı ve hükümetimiz diyor ve siyasilerimiz. Orada ittifakımız filan diyebilecekken siyasilerimiz kelimesini tercih ediyor. Doğrudan bir yere işaret etmiyor. O yüzden burada ‘kime güveneceğiz’ dediğinizde, bu şartlar altında biz kimseye güvenemeyiz. Zaten kimse birbirine güvenmiyor. Karşı tarafta bile kimse birbirine güvenmiyor. Ama o zaman şuna ihtiyaç var. Burada Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli bir karar verecek. Biz bu konuda onlar gerçekten hakikate önem verirler, bu meselelerde kurumsal bir sorumlulukları olmadığını ama partilerindeki genel başkan yardımcısıdır, biri bakandır, öbürü eski bakandır. Gerçekten kimse, bu işlerde devleti 2024 yılında bu hale düşüren kimse hesabını versin derlerse, bu iş çözülebilir. Yok, evet kan akmıştır ama burada benim partimden birilerinin sorumluluğu ortaya çıkacaksa bu kan yerde kalmalıdır, bu cinayet görülmemelidir denirse, öbür tarafta yahu bunu da ben atadım, önceki bakanı da ben atadım, emniyet müdürlerini de ben atadım, burada gerçek ortaya çıktığında sorumlu ben olacağım deyip olayın üstü örtülmeye çalışılırsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bundan sonra böyle bir devlet ciddiyetinde kimse görmez. Bütün iyi niyetli yaklaşımlarımıza rağmen ne normalleşme ne yumuşama olur ne kutuplaşma son bulur.
“GEÇEN SENE MAYIS AYINDA MEMLEKETİN BEKLENTİSİ BU DEĞİLDİ”
Ama şöyle bir şey var, şunu bilsinler: Bu memleketin çok önemli sorunları var. Anayasaya göre iki iktidar alanı var ülkede. Bir mahalli idareler, iki merkezi yönetim. Geçen sene mayıs ayında merkezi yönetimi ikinci turda da olsa yani salt çoğunlukla -ilk başta yüzde 50+1 ile olmasa da meri anayasanın ilgili hükmü gereğince, Sayın Erdoğan’a yürütme görevi verdi. Beklentisi bugünkü tablo değildi. Milletin beklentisi enflasyonun düşmesi, hayat pahalılığının durması, emekli maaşlarının artması, öğretmenlerin atanması, bütün mağduriyet alanlarının, staj mağdurlarını, çıraklık mağdurlarının, askeri personelin, sivil personelin. Birçok talepleri var herkesin. Bu dururken burada biz bununla meşgulüz. Bu kabul edebileceğimiz bir şey değil. Biz bunu dikkatle takip ediyoruz. Gördünüz, yani daha geçen hafta Sayın Bahçeli, ondan önceki hafta Sayın Erdoğan ile son derece de yapıcı üslupta görüşmelerimiz de oldu. Ama onlar bu kargaşayı ve bunun üstünü örtmeyi, bu tartışmalarla memleket meşgul olacak. Öbür meseleler konuşulmayacaksa bir kez bu olmaz.
“YETKİLENDİRDİKLERİ KİŞİLER SİSTEM KRİZİNE İŞARET EDİYOR”
İki: O meseleler çözülsün diye yetki alanlar, kamu yönetimini bu kadar elleri ve yüzlerine bulaştırıyorlarsa, yetkilendirdikleri kişiler ki bu aslında doğru yerden tartışmak gerekirse bir sistem krizine işaret ediyor. Bakanların sadece Meclis’teki kürsüyü emaneten yemin etmek için bir kere kullandıkları, sözlü soru denetiminden muaf oldukları, gen soru veremediğiniz, hesap soramadığınız, yüzüne her şeyi söyleyip cevap bekleyemediğiniz bir sistemde, kara batak gibi bakanı atıyorsun, o batıyor. O bataklıkla kiminle temas ediyor. Bunu önceki İçişleri Bakanı için söylüyorum, bugünkü İçişleri Bakanı için bunu söyleyecek bir verim, şüphem yok şu anda elimde. O bataklıkta kiminle haşır neşir bilmiyoruz. Sonra bir gün bir yerden kafasını çıkarıyor. Olanca çamuruyla birlikte, sonra da etrafını kirletmeye başlıyor. O yüzden mutlaka ve mutlaka, bu ülkenin hukuk devletine dönmesi, demokrasiye dönmesi lazım ama burada bir liderlik olacaksa bu ülkeyi yöneten ittifakın liderleri, onun kaşına ve bunun gözüne bakmayacak. Bakıyorlarsa o zaman kurumsal olarak bu rezaletin içinde olduklarını kendileri kabul eder. Son günlerde yaşadıklarımdan sonra bu konuda iyimser olduğumu söyleyemeyeceğim.
“MESAFE ALABİLECEĞİMİZİ UMUYORDUM”
Özel, “Erdoğan ve Bahçeli görüşmelerinden varmak istediğiniz hedef nedir” sorusuna şu yanıtı verdi:
Birincisi şu, Sayın Erdoğan ile yaptığımız görüşmeden sonra ihtiyatlı bir iyimserlik halinde olduğumu söylemiştim. Benim Sayın Erdoğan ile yaptığım görüşmenin kamuoyuna yansıyan kısımlarını zaten söyledik. Ben şöyle bir temel prensip söyledim: Hem olağanüstü olaylar olduğunda, örneğin Antalya’nın Manavgat ilçesinde ilçe emniyet müdürü bir iş yapıyor. Burada benim milli eğitimden sorumlu genel başkan yardımcım, gölge kabinedeki milli eğitim bakanım ile sizin Milli Eğitim Bakanınız önce konuşsunlar. Eğer oraya bir işlem yapacaksanız, o konu hakkında bir atamadır geri alacaksanız. Meseleyi çözecekseniz. Mağdura sahip çıkacaksanız, biz o konuda bir şey demeyelim önce. Yok değilse en sert siyaseti yapalım. Çünkü doğrudan yaptığımızda medyanın bir kısmı, sonra onu savunmak için öbür kısmı… Hakikat arada kaybolup gidiyor. Mağdurlar hakkını arıyor mu? Bir temas olsun, bakanlar ve gölge bakanlar arasında, bunu tüm alanlarda yapalım ve sonrasında siyasetimizi yapalım, en sert muhalefetimizi yapalım. Bu konuda aslında mesafe alabileceğimizi umuyordum. Ayrıca şunu söyleyeyim: Benim tabii bütün görüşmeyi ve aldığım cevapları, bütün detaylarıyla paylaşmam müzakere tekniği açısından doğru bir şey değil. O görüşmede sayın büyükelçiler not tuttu, tamamen kayıt altında ve bir nüshası genel başkanlıktaki çelik kasada olmak üzere partinin arşivine de kapalı bir zarf ile teslim edildi.
“KEMERİ ASGARİ ÜCRETLİYE SIKTIRACAKSIN. BEN BUNA MİTİNG DE YAPARIM YÜRÜYÜŞ DE”
Temkinli bir iyimserlik içinde çıktım. CHP Genel Merkezine bir iadeyi ziyaret yapılacak. Koltuk meselesi konuşulduktan sonra böyle yapalım dendi, uygun olacağını söyledim. Devamında benim ifadelerim oldu. Biraz önce söylediğim sorun alanları… Örneğin emekliye zam yapılacaksa hep birlikte oy verelim. Yapılmayacaksa biz emekli mitingi yapıyoruz. Öğretmen ataması; 68 bin öğretmenler istiyordu. Ben dedim ki norm kadro boşluğu 94 bin ve 20 bin de emekli var. 124 bin, 120 bin öğretmen atanırsa desteklerim. Atanmazsa siyasetin gereği muhalefetimi yaparım. Temmuz ayında asgari ücrete zam gelecek. Bu konuda asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Büyük bir açmaz içindeyiz. Buna devletin bir çözüm bulup asgari ücreti önce artırması ama esnaf ve KOBİ’ye, küçük üreticiye, para kazanmayana da yük olmaktan çıkarması lazım. Bunu birlikte çalışalım. Yok biz kemer sıkıyoruz, veremeyiz. Verginin yüzde 11’ini gerçek kazananlardan alacaksın. Kemeri asgari ücretliye sıktıracaksın. Ben buna miting de yaparım yürüyüş de yaparım eylem de yaparım. Bu konularda mesafe alabileceğimiz alanlar olduğunu düşünüyordum.
“BİZ USUL DAHİ TARTIŞMIYORUZ. ÇÜNKÜ BENİM ŞARTIM MEVCUT ANAYASAYA TAM UYUM”
Ayrıca benim önüme anayasa geldiği için, hem Sayın Kurtulmuş, hem Sayın Erdoğan benzer ifadelerle bu Meclis’in anayasa yapacak güçte olduğunu ve birlikte bir sivil anayasa yapmaya bizi davet ettiklerinde, ben kendilerine mevcut anayasaya tam uyumu söyledim. Hatta dedim ki ‘Anayasalar herkesin üzerine uyacak mucizevi kıyafetlerdir.’ İyi anayasayı kim giyse üstüne uyar. Ben bırakın içerik, usul bile tartışmadım. Numan Bey bize mayıs sonuna kadar demişti, DEM Parti çıkışında haziran sonu diye söyledi ve revize etti tarihi. ‘İki ay içinde usule yönelik önerileri alalım, çalışalım, ekimde içeriğe başlayalım’ diyor. Biz usul dahi tartışmıyoruz çünkü bir anayasa tartışmasının içine girmek için benim ön şartım şu: Mevcut anayasaya tam uyum. Uyulmayacak bir anayasa niye yapalım? Anayasaya uyum konusunda bir güvence meselesini ayrıca tartışalım. O teknik bir mesele ama ben ne Sayın Erdoğan, ne Sayın Bahçeli ile yaptığım görüşmelerde bırakın anayasa ile ilgili esasa, usule bile şöyle olabilir, böyle olabilir, ben sadece anayasaya uyun, anayasaya uyun dediğinizde AİHM kararları var, Anayasa Mahkemesi kararları var. Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcılığını kabul etmemek ve hatta mahkemenin kapatılmasına yönelik çağrılar var. Şimdi bu şartlar altında bir anayasa masasına oturmak nasıl mümkün olabilir?
“BİZ 17,5 MİLYON KİŞİYİZ. ONLARIN İKNA OLMADIĞI BİR MASAYA BEN OTURMAM”
Bir masa kuruldu. Ben de Özgür Özel olarak kalktım, geldim ve oturdum. Biz son seçimde 17 milyon 500 bin kişiyiz. Sadece sandıkta buluştuklarımız. 17 milyon 449 bin 999’u ayakta kalır. O masaya Özgür Özel, 17,5 milyon kişiyi ikna etmeden oturamaz. Özgür Özel’in öyle bir lüksü yok. Bana bugünkü 31 Mart seçimlerinden sonra siyaseten parti güçlendi, biz güçlendik. Elbette siyasetin gereği bu. Birinci partinin lideri, 30 Mart’a göre çok daha güçlüdür siyasette. Ama bu gücü bana 31 Mart sabahı yataktan kalktın da bir mucize oldu da güçlendin değil ki. 17,5 milyon insan verdi. Onların ikna olmadığı bir masaya ben oturamam. Tek başıma otururum, 17 milyon 499 bin 999 kişi ayaktaysa zaten o anayasa, anayasa değildir.”
“ERDOĞAN’IN ZİYARETİ HAZİRANIN İLK HAFTASI OLACAK GİBİ ANLADIM”
Özel, “Erdoğan ne zaman sizi ziyaret edecek” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Benim o konuda bir fikrim yok. Geçen haftalarda, bu hafta için dediler ama ben sanki haziranın ilk haftası gibi anladım genel değerlendirmelerinden. Yakında gideceğiz diye bir değerlendirmede bulunmuşlar. Ben dış politikadaki temaslarımdan, dış ilişkilerden bahsettim. Bu ülkenin 20 yıl öncesine kadar şöyle bir geleneği vardı. Ana muhalefet partisi Almanya’ya gidiyorsa, Dışişleri Bakanı ya da yardımcılarından brifing alırdı. Müsteşardan, müsteşar yardımcısından brifing alırdı. Her şey gazetelerde yazmıyor. Almanya ile örneğin şu anda örneğin eurofighterda ne konuştunuz bilmiyoruz. Ben gittiğimde benim oradaki siyasi akrabam, Olaf Scholz Almanya Başbakanı şu anda. Steinmeier Almanya Cumhurbaşkanı, SPD kökenli. İspanya Başbakanının ben yardımcısıyım, Sosyalist Enternasyonalde. Gerçekten Türkiye’nin menfaatine olan konularda benim bilgilendireceksiniz ki ben de gidip oradan sonuç alacağım. Sonra da size brifing alıyorsam, dönüşte de bilgi vereceğiz. Dışişleri Bakanlığı’na gelecek dış politikadan sorumlu Genel Başkan Yardımcım, ‘Şunları görüştük, biz şunu dedik, şu bunu dedi. İzlenimiz budur. Olay budur’ diyecek. Türkiye bunu 70’lerde yapıyordu. Bunun üstüne hemen değil ama benim konuşmam bittikten sonra kendi değerlendirmeleri sırasında, bir talimat verircesine, Sayın Erdoğan, özel kalem müdürüne dedi ki ‘Dışişleri Bakanı ve hatta Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Sayın Genel Başkanı ihtiyaç duyduğu hallerde ve kendileri gerekli gördüğü hallerde Sayın Başkana malumat versinler’ diye söyledi.
“ALİ YERLİKAYA İLE BİRKAÇ KEZ GÖRÜŞTÜM”
O günden sonra Ali Yerlikaya ile ben birkaç kez görüştüm. Cumartesi Annelerinin 1000’inci günü geliyor. Anneler beni ziyaret etti. Ali Yerlikaya’dan da rica ettim. O da sağ olsun bir randevu verecekti, annelerle görüşecekti. Birkaç hususta görüştük. O beni aradı. Hatta bir hafta önceki görüşmemiz not olarak kalmış, bizimkiler onlar aradı diyor. Bir sabah gündemsiz bir görüşmemiz de oldu. Ama beklerim bugünlerde gelsinler ve bize bir şu oluyor, bu oluyor…Burada samimi davranmak gerekirse, ortalıkta dönen toz bulutuna bakarsanız, İçişleri Bakanı gelip de ne anlatacak ki? Bir hukuk devletinde işlediği gibi işlemiyor süreç. Sayın Yerlikaya ile iletişimimizin boyutuna baktığımızda, bir konuda bilgi istediğimizde gelip o bilgilendirmeyi yapmaya yatkın bir iletişim içindeyiz. Kendisine haksızlık etmek istemem ama bu konuda öyle bir pozisyonda ki hem bir soruşturmanın başında, yani sorumlu olduğu bakanlıkta yürüyor, bir yandan kovuşturma aşamasına geçmiş olan ve halen daha yeni delillerin çıkması söz konusu bir başka soruşturma var. Bir yandan da itham ediliyor. Öyle olunca, hani kendisi böyle bir bilgilendirme yapmak isteyip gelse ve anlatsa çok memnun olurum. Siyaseten benim bir desteğime ihtiyaç duyarsa onu da veririm. Bir yandan hedefte iki tez var. Bu konuda kesin bir yargı yapabilecek kadar bilgim yok. Belki birazcık istisnai bir, iki mevzu daha var.
“DOĞRU VE İYİYE DOĞRU ATILACAK HER ADIMDA BİZ MUHALEFET OLARAK HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERİRİZ”
Şu anda ortaya çıkmayan ama koruma altında olan çocuklarla ilgili meseleler var. Onun dışında ben açık söyleyeyim: Eğer Sayın Erdoğan gelip ‘Yahu böyle bir işin içine girdik, sorumlusu kimse ortaya çıksın. Siyasi bir destek verin’ derse ona da destek vermeye hazırım. Sayın Bahçeli derse ki ‘Yahu böyle bir işin içindeyiz, bu işten hep beraber sıyrılmamız lazım.’ Kendisine de en net desteği vermeye razıyım. Sayın Ali Yerlikaya da gelip bir sunum yaparsa ve haklıyı, haksızı ayırmaya katkı sağlayacak bir kamuoyu desteği isterse, orada da destek veririm. Ben bugün Sayın Dervişoğlu ile beraber görüştüm. Doğru ve iyiye doğru atılacak her adımda biz muhalefet olarak her türlü desteği veririz. Hep öyle yaptık geçmişte de. Bu kadar muğlaklıktan ne DEM Parti ne İYİ Parti ne Saadet, ne biz… Gelsinler Meclis’te komisyon kuralım. Onların belki kendi pozisyonları gereği yapamadıklarını hep birlikte yapalım. Adına temiz eller mi denir, arınma mı denir, normalleşmek için hukuka dönüş mü denir? Hakikaten herkes birbirine operasyon çekiyor. Hukuka dönüş operasyonunun, Meclis eliyle yapılması lazım. Başka türlü olmayacak bu iş.
“DESTEĞE İHTİYAÇLARI VARSA GELSİNLER. BİR TEK TALEBİM VAR: ADALET”
Gerçekten Sayın Erdoğan, davet etsin, liderler zirvesi olsun. Gidelim, oturalım. Kapılı kapılar ardında bütün siyasi liderler konuşalım. Buradan Sayın Erdoğan’ın sorumluluğu yoktur, Sayın Bahçeli bu işlerin dışındadır, haberleri yok demiyorum. Ama bazen öyle olur ki liderler öyle bir işin içinde kalırlar. Tek başlarına o işin altından çıkmak, kendilerini siyasi mesuliyet altına sokacak diye cesaret edemezler. Böyle bir cesarete ihtiyaçları varsa ben onlara destek olacağım. Ama gelsinler. Türkiye’yi gerçekten artık insanları savcısına güvendiği, emniyet müdürüne güvendiği, soruşturma ve kovuşturmasına güvendiği bir hukuk devletine bu ülkeyi kavuşturalım diyorlarsa benden kayıtsız, şartsız destek. Bir tek talebim var. Adalet, adalet.
“YURT DIŞINDAN KENTSEL DÖNÜŞÜM KREDİSİ BULMUŞUZ,METRO KREDİSİ BULMUŞUZ; İMZADA BEKLİYOR”
Kamuda Tasarruf Genelgesi’nde ‘Her türlü kamu yatırımında yüzde 15 kesintiye gidilecek’ diyor. Bizim; İller Bankası’nda, Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanı önünde bekleyen imzalarımız var. Yurt dışından kentsel dönüşüm kredisi bulmuşuz, imzada bekliyor. Metro kredisi bulmuşuz, imzada bekliyor. Bir de yatırımlarda yüzde 15 tasarruf. Bizi kısıtlamaya yönelik bu tip işleri doğru bulmuyoruz ve buna itiraz ediyoruz. İdari yargı bakımından böyle şeyler olursa hüküm ve sonuç doğurduğu anda mahkemeye de taşırız bunu. Eğer ki genelge benim belediyemin kendi yarattığı kaynakla hizmet etmesini engelleme yönünde kötüye kullanılmaya kalkarsa bunu önce yargıya taşırım, sonra da millete şikayet ederim.
“BELEDİYE BAŞKANI NASIL İTFAİYE ARACI KULLANMIYORSA YANGIN ÇIKTIĞINDA ARAPÇA TALEBAYI SÖKMEK DE İŞİ DEĞİL”
Türkiye’de yaşayan Türklerin doğum hızı 1.45’e düştü. Bu, Suriyeliler için 5.65. Bu 20 yıl sonra 25 milyon Suriyeli demek. Bu gerçekten bir ülkenin şehirlerin demografisi açısından çok büyük risk. Tedbir almak lazım. Ayrıca Tabela Kanunu’na aykırı tabelalar rastgele asamazlar. Ama bu yolu yöntemi kanuna göre ihtarda bulun, kendisinin sökmesi lazım. Sökmüyorsa zabıta yolla, uyar. En sonunda usulüne uygun söktür ama İngilizceyi de söktür Arapçayı da. Bunu söyledim. Dedim ki ‘Burada belediye başkanı nasıl itfaiye kullanmıyorsa yangın çıktığında, nasıl su patladığında gidip de vanayı kapatmıyorsa, onu sökmek de sizin işiniz değil.'”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Manisa’nın Soma ilçesindeki temaslarına Soma Belediyesini ziyaret ederek başladı. Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ve belediye çalışanları tarafından karşılanan Özel ve beraberindeki CHP heyeti daha sonra başkanlık makamına geçti.
Ziyarette konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Değerli basın mensupları bugün Soma Belediyesi’ne geldik. Soma Belediyesi’ne ziyaretimize bana neredeyse tüm genel başkan yardımcılarım eşlik ediyor. Çok sayıda milletvekilimiz, parti meclis üyemiz burada. Bugün 13 Mayıs 2024 Soma faciasının tam onuncu yılı. Bugünden önce bu belediyeye gelmek istemedim. Bugün burayı ziyaret etmek istedim. Daha önce biraz önce kapı önünde söyledim ama çok mümkün olmadı. Hüseyin abi lakabı Ecevit. 1971’den beri bu bayrak elinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde yürüyor. Facianın olduğu gün ondan bir yıl sonra biz gün oldu burada 500 kişi yürüdük. Gün oldu 9 kişi yürüdük Önümüzde Ecevit hep vardı. Kendisine bundan üç dört sene önce dedim ki ilk başlarda tabii kalabalıktı yürüyüşler, gitgide azaldı. Bir seferinde dedim ki Ecevit’e. Bu Soma Belediyesi’ni bir gün alacağız. Yine sen önde yürüyeceksin. Ben geleceğim arkandan Bu kapıdan gireceğim. Doğru mu? Doğrudur. Bugün onu yaptık. Ben siyasette bu tip şeylerin, bu tip sembol olayların, sembol kişilerin asla unutulmaması. Günü geldiğinde o beklenen olay gerçekleştiğinde eskiden kurulan hayallerin, yapılan taahhütlerin hiçbir zaman boşa çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü fikri takip böyle bir şeydir. Bunun için burada bu protokolün bir numarası genel başkan değil. Ecevit. Bu bu partinin emekçisi, bu sobanın emekçisi. Ecevit elinde bayrakla kabristanda günlerce ağladı. Ben gözümle gördüm. On sene önce bugün kabristanda elinde bayrağı vardı. Ecevit ağlıyordu. Biz ağlıyorduk. Bir gün güleceksek Ecevit’in yüzü gülmeden hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin yüzü gülmeyecek. Soma’daki en garip yüzü gülmeden hiçbirimizin yüzü gülmeyecek. O yüzden tasarruf tedbiri önemlidir. O yüzden o arttırdığı parayı ne yapacak Sercan Okur? Sercan Okur arttırdığı parayı Soma’da ihtiyacı olan kim varsa onun sosyal projelerini harcayacak. Sosyal yardımlarını arayacak. Sosyal belediyecilik yapmak için harcayacak. Bu kadar önemli bir şeydir. Çok kıymetli bir şeydir. Biz Soma’da büyük bir acıyı hep birlikte göğüsledik. Bugün yine birlikte olacağımız Soma aileleriyle birlikte on yıldır yas da tuttuk, hukuk da aradık adalet de aradık. Sercan Başkan Soma’da adalet arayan Türkiye’nin dört bir yanından gelen hukukçuların yanında Manisa Barosu’na bağlı olarak Somalı bir avukat olarak en önemli katkıları yapmış birer birer herkesle ilgilenmiş birisidir. Sercan Okur öyle herhangi birisi değildir. Soma’yı nasıl kazandı CHP diye düşünenlere; Sercan Okur, örgütlü mücadelenin temsilcisidir. Örgütümüzün adayıdır. Somalı ailelerin adayıdır. Soma’daki tek başına başı sıkışan kim Özgür Özel’i aradıysa sen bizim Sercan’ı biliyor musun biliyorum, git yanına selamını söyle deyince bir daha karşılaştığımıza Allah razı olsun çok ilgilendi dedirtmiştir. Böyle bir isim şimdi Soma Belediyesinde oturuyor. Onu örgütümüz adına öneren, destekleyen ilçe yönetiminin temsilcisi bir yanımızda oturuyor” şeklinde konuştu.
“Soma Davası yeniden görülmelidir”
Soma maden faciasının ve davalarının sürekli takipçisi olduğunu anlatan Özel, “Adalet arayışına gelince Soma’da ben 87 blok dava takip ettim Akhisar’da. Onun için Akhisar İlçe Başkanımıza geçmiş dönem başkanlarımıza Akhisar Belediye Başkanımıza yürekten teşekkür ediyoruz. O 87 blok davanın sonunda beş buçuk gün hapis yattılar adam başı. Katlettikleri kişi başı çıktılar kurtulduk sanıyorlar. Kamu görevlileriyle ilgili yargılama yeni başladı. Hassasiyetle takip ettiğimiz husus şudur. Bir, Soma’daki dava Akhisar’da görülen dava yeniden görülecek. Yeniden o dava görülmeden Soma adalet gelmez. Kamu görevlilerinde imza yetkisi kullanan, kullanmayan baştaki, arkadaki hepsini titizlikle inceleceğiz. Ama AK Parti’nin seçimini finanse etsin diye onlara tahsis yapanları, alanı ihalesiz genişletenleri, denetim yaptırmayanları, gelecek olan denetçiliği önceden haber verenleri tespit etmeden buradaki birkaç tane zavallı devlet memurunu cezalandırmakla Soma’ya adalet falan gelmez. Kamu görevlisi ise TKİ’nin başı, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin Ankara’da başı, ilgili bakanlığın müsteşarından, dönemin bakanı Taner Yıldız’a kadar, bütün ilişki ağaları ortaya çıkmadan ve bu madenle kurulan asimetrik ilişkiler ortaya dökülmeden siyasetin finansmanıyla ilgili birilerinin mitinglerine Somalı madencilerin buradan taşınıp da o gün Soma’daki maden kazasındaki işçilerin gittiği siyasi mitinglere kadar hepsi irdelenmeden bütün ilişkileri ortaya çıkmadan Soma’ya adalet gelmez. O adaleti sonuna kadar takip edeceğiz. Akhisar’da görülen davada genç, namuslu, hepimizin güvenini kazanmış hakim Aytaç hakimimiz tam karara giderken terfi eder gibi İzmir’e yollanıp yerine eski maden kazalarında hayatını kaybedenleri suçlu bulmuş birini getirdiler. Yattığı yetti herkesin. Yargıtay’a gitti. İlgili dairede görüşüldü. İlgili daire beşe sıfır kararla muhtemel kastı burada kullanmayacaksan nerede kullanacaksın kardeşim diyen bir bozma kararı aldı. Yolladı o kararı buraya. Beş ay, altı ay. Sercan Başkan dedi ki, Yargıtay kararı yollamıyor. Yargıtay kararı yollamıyor. ya nasıl yollamaz? Bunun normali ne kadar diyorum. Birkaç gün bilemedim birkaç hafta diyorlar. Beş buçuk ay. Beş buçuk ayda bu beş hakimin üçünü alıp yerine üç tane iktidara müzahir hakim atadılar. Mesela bunlardan bir tanesi gar katliamı olduğu gün Adalet Bakanı olup geçici Adalet Bakanı oluyordu o zaman tarafsız. Kıkır kıkır gülen kişi o mahkemeye gitti. Her aldıkları kararlarla muhalifleri cezalandıran ve iktidar yanlısı tutup takılanları o mahkemeye gitti ve bu üçü geldi. Savcı buraya yollayacağı karara itiraz etti. Danıştay tarihinde, Yargıtay tarihinde pek nadir olan bir şekilde itiraz etti. Geldi buraya. Bu sefer bu üçü, 5’e 0 alınan kararı üçe iki kendi kararlarını düzelttiler. Sonra buraya yolladılar. Işık hızıyla aynı karar alındı. Soma defteri kapandı. Bunu unutmadık. Unutmuyoruz. Unutturmayacağız. Bir yandan elbette sorunları dile getiriyoruz. Bir yandan müzakere ediyoruz. Bir yandan mücadele ediyoruz. Bunu unutmayacağız. Soma davası yeniden görülmelidir. Soma davası yeniden görülmüyorsa adalete yapılan bu anayasa dışı mücadele görülmüyorsa Türkiye’de normalleşme olmaz. Soma’daki kanı yerde bırakırsam benim de gözüm arkada gidecek” diye konuştu.
“Soma’ya adalet gelmeden gözüm açık gider”
Soma’ya adalet arayışlarına devam edeceklerini kaydeden Özel, “Soma’ya adalet gelmeden Özgür Özel hayata gözlerini yumarsa, yumamaz bu kadar açık söylüyorum gözü açık gider. Bugün burada bir zafer sarhoşluğu içinde değil, haklı bir mücadelenin önemli bir kademesini başarmış insanları tebrik etmek için yasımıza sahip çıkarak hangi partiye geçmişte verdiğine bakmadan bütün Somalılara sahip çıkarak bugün buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz. Ecevit bugünü gördü. Başka günleri de görecek. Madencilere sahip çıkacak Bülent Ecevit gibi 1970’de Ecevit’in madencilere sahip çıktığı gibi Soma’ya Soma’daki madencilere, Zonguldak’a, Zonguldak’taki madencilere, bütün Türkiye’deki madencilere sahip çıkacak bir halkın iktidarını kurduğumuz gün Ecevit’ine en önde yürüyecek. Biz onun arkasından yürüyeceğiz. Ecevit gelecek Enerji Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nda madenciden yana bir bakan devir teslime girerken Ecevit o bakanlığa o bakanın önünde girecek. Bunu gölge kabinedeki bakanlarım unutmasın. İl başkanım unutmasın. Biz ne zaman iktidarı teslim alacağız. Ne zaman Anıtkabir’e gidecek? Ecevit önümüzde yürüyecek. Ecevit’e olan borcumuz Soma’ya olan vicdan borcumuzdur. Ona bakınca ben 301 madencinin hatırasını görüyorum. Analarını görüyorum, çocuklarını görüyorum. Bundan sonra da Soma’nın acısını unutmayacağız, hesabını soracağız. Bundan sonra artık Soma’da yüzler gülecek. Zaten bu işleri en iyi yapabilen benim kadar bu meseleyi içinde hisseden birisine Soma’yı emanet ettik. Örgütümüzle beraber ellerinden geleni yapacaklar. Soma’ya verdiğiniz teker teker tutacaklar. Hepinize teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Belediyenin hatıra defterini imzalayan Özel’e Soma Belediye Başkanı Sercan Okur tarafından Soma’nın yerel ürünleri ve madenci heykelini hediye edildi. Özel daha sonra madenciler için düzenlenen mevlit törenine geçti. – MANİSA
]]>GENÇAĞA KARAFAZLI
(RİZE) – Rize ve Artvin Ziraat Odası Başkanları, Tarım Bakanlığı’nın açıkladığı yaş çay fiyatına yönelik ortak bir basın açıklaması yaptı. Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy,” Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyinden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz” dedi.
Tarım Bakanlığı’nın 19 TL olarak açıkladığı yaş çay fiyatına tepkiler sürüyor. Rize merkez, İyidere, Derepazarı, İkizdere, Kalkandere Oda Başkanları ve Artvin merkez, Hopa, Kemalpaşa, Borçka, Arhavi Ziraat Odası Başkanları ortak bir basın açıklaması yaptı. Başkanlar, Tarım Bakanlığı’ndan önce çay fiyatını açıklayan Rize Ticaret Borsası (RTB) ve Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanı olan özel sektör Orçay fabrikasının sahibi Mehmet Erdoğan’a da tepki gösterirken, kendilerini temsil etmediklerini belirterek Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ettiklerini duyurdu.
Oda başkanları adına açıklamayı yapan Fındıklı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özsoy şunları söyledi:
“Biz çay bölgesi Ziraat Odaları olarak maliyet çalışması yaptık, neredeyse bütün odalarımızdan çıkan ortak maliyet 17 buçuk – 18 TL arası iken bugün görüyoruz ki Tarım ve Orman Bakanlığı, Ulusal Çay Konseyi ve Borsanın görüşleriyle hareket ederek bir fiyat çalışması yapmış ve gece yarısı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sayfasında 17 TL’lik bir fiyat açıklandı. Bu fiyatı kesinlikle kabul etmiyoruz ve Ulusal Çay Konseyi’nin üreticiyi temsil etmediğine inanarak topluca Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ediyoruz. Ulusal Çay Konseyi bizim için, sanayicileri temsil ediyor bu saatten sonra. Üretici temsilcisi olarak Ulusal Çay Konseyi’nden istifa ederek ilk tepkimizi gösteriyoruz.
“25 TL’LİK FİYATI TALEP EDİYORUZ”
Bundan sonra ki süreçte bu fiyatın kesinlikle revize edilmesi ile ilgili çalışmalarımız olacak. Orman Bakanlığı’na Sayın Cumhurbaşkanımıza mesajlarımız olacak. Çünkü bu maliyet fiyatıdır. Çiftçimizin günün sonunda sattığı çaydan alacağı para 17 TL’dir. Eklenen 2 TL’lik destekleme yılın sonunda alınacak bir fiyattır ve bunun çay taban fiyatı ile alakası yoktur. Yüzde 69 enflasyonun olduğu bir ülkede, çiftçinin cebine yansıyan gerçek enflasyonun yüzde 125 olduğu bir ülkede, çay üreticisinin emeğine ekmeğine yüzde 54 zammı kesinlikle kabul etmiyoruz ve tekrar açıkladığımız 25 TL’lik fiyatı talep ediyoruz.”
Özsoy, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklanan çay taban fiyatının belirlenmesinde dikkate aldıkları maliyet çalışmasını açıklamalarını talep etti.
“ÇAY FİYATI, ANKARA’DA MAKAM ODALARINDA BELİRLENMEMELİDİR”
Artvin, Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Olcay Muti “Çay fiyatı aslında bence Ankara’da makam odalarında belirlenmemeli. Çay fiyatı Aslında Rize’de, Trabzon’da, Hopa’da, Borçka’da, Artvin’de gelip yerinde incelenmeli, çiftçilerle temasa girilmeli, çiftçilerin sorunları dile getirmeli o günün enflasyon koşulları, o ayın enflasyon sonuçları dile alınmalı, diye düşünüyoruz. Bir gece yarısı operasyonuyla belirlenen 17 TL çay fiyatı, çay üretici açısından kabul edilebilir bir fiyat değil. Net 16.629 lira elimize geçecek” dedi.
Arhavi Ziraat Odası Başkanı Sadık Yıldırım Bayrak, “Ülkemizin en çok göç veren bölgesinde ikamet ediyoruz. 210 bin ruhsatlı üreticinin çay tarımı yaptığı bakan ve Çaykur verilere karşı belirlenmiştir. Biz doğduğumuz topraklarda yaptığımız tarımdan doymak istiyoruz. Yani hak ettiğimizi, emek ettiğimiz çayın karşılığı olarak alacağımız parayla doğduğumuz topraklarda hayatımızı idame etmek istiyoruz” diye konuştu.
“FİYATIN YENİDEN REVİZE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”
Artvin Borçka Ziraat Odası Başkanı ve Bölge Koordinatörü Tolga İskenderoğlu, şu şekilde konuştu:
“Karadeniz için ciddi anlamı olan hayatımızı idame ettirdiğimiz bir tarım ürünü çay. ve Tirebolu’dan, Borçka’ya kadar çay üretimi yapılıyor ve bütün Karadeniz halkının doğrudan ve dolaylı olarak geçimini sağladıkları bir ürün çay. Aynı zamanda ülkemiz için de stratejik bir ürün çay, o yüzden devlet yetkililerimiz çay maliyetlerini ve sahadaki talepleri dikkate alarak tekrar konuyu değerlendirerek üreticinin memnun olacağı, STK’nın memnun olacağı, sektörün memnun olacağı bir fiyatın açıklanmasına ihtiyaç vardır. Bu bir zincir halkası üretici işleyecek. Üretici üretecek, sanayi işleyecek. Dolayısıyla birbirinden ayrılmaz bir sektör. Dünyada üretimde beşinci olduğumuz, tüketimde de birinci olduğumuz bir ürünün hem kanuna hem taban fiyata hem de sanayinin, üretenin ve tüketenin memnun olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Bu açıklanan fiyat bu ortamı sağlamakta özellikle üreticinin mağduriyeti bu anlamda ciddi olmakta. O yüzden tekrar devlet yetkililerimizden bir Ziraat Odaları olarak üreticilerin temsilcileri olarak devlet yetkililerimiz maliyetlerin tekrar incelenerek bu fiyatın revize edilmesini talep ediyoruz.”
]]>
GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yerle bir olan ve binlerce insanın hayatını kaybettiği Hatay Emek ve Aksaray Mahallelerinde 3 Kasım 2017’de yapmak istediği kentsel dönüşümün ideolojik grupların vatandaşları provoke ederek engellediklerine yönelik anlattığı programın fotoğraf ve görüntüleri ortaya çıktı.

KENTSEL DÖNÜŞÜME KARŞI ÇIKANLAR TEPKİ GÖSTERMİŞ
Her fırsatta Türkiye’nin deprem ülkelerinden biri olduğunun altını çizen ve yapılacak yapıların bu bilinçte sağlam yapılması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunan Bakan Mehmet Özhaseki’nin bir önceki bakanlığı döneminde Hatay’ın Antakya ilçesi ‘Emek ve Aksaray Mahallelerindeki yapılmak istenen kentsel dönüşümün engellendiği programa ilişkin görüntülerde, dönemin Antakya Belediye Başkanı İsmail Kimyeci konuşurken, bir grubun tepki gösterdiği ve yuhaladığı görüldü.

ÖZHASEKİ, “RIZANIZ OLMAZSA ADIM ATILMAYACAK” DEMİŞ
Tepkilerin sürmesi üzerine törende bulunan Bakan Mehmet Özhaseki’nin araya girerek, hak sahipliği konusunda mağdur olduğunu ileri sürenleri ikna etmek için onlarla gruplar halinde görüştüğü görüldü. Görüntülerde Bakan Özhaseki’nin vatandaşlara, “Birinci söz olarak sizlere şunu söylüyorum; kardeşlerimiz rızanız olmadığı sürece burada bir adım atılmayacak. Ben 21 yıl belediye başkanlığı yapmış bir kardeşinizim. Ömrüm belediyecilikle, bu işlerin içerisinde geçti. Burada bir sorun olduğunu anladım. Sakince sorunları bana aktarın, her şeyi dinleyeyim sizinle bir çözüme kavuşturalım. Çözüm bulup eğer sizin rızanızı almazsak olduğu gibi bütün çalışmalar duracak söz veriyorum.” dediği görüldü.

“HERKESE EV VERİLECEK”
Bakan Özhaseki, görüntülerde ayrıca kentsel dönüşümün bir ihtiyaç olduğunun altını çizerek, “Kentsel dönüşüm yapılırken orada bizim dikkat etmemiz gerekenler var. Ben bütün belediye başkanı arkadaşlarıma, kentsel dönüşüm uygulanan bütün yerlerdeki kardeşlerime özellikle şunu söylüyorum. İsmail Bey’e de şimdi söylüyorum. Birtakım hesaplar yapılmış olabilir. Bu hesaplarda bazı kardeşlerimiz belki evlerinden oluyorlardır, sıkıntı çekiyorlardır. Burada esas şu bir; yerinde dönüşüm olacak. Başka mahallelere gidilmeyecek. Kimin evi yıkıldıysa ona ev verilecek. Birinci şart bu. Herkese ev verilecek.” ifadelerini kullandığı görüldü.
Bakan Özhaseki’nin uzun süre kentsel dönüşümün yapılması yönündeki çabalarına rağmen ideolojik grupların vatandaşları provokesi sonucunda dönüşüm yapılamamıştı. Kentsel dönüşümün engellendiği Emek ve Aksaray Mahallelerinde o gün hayatta olan insanların birçoğu, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybetti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki“YALVARDIK YAKARDIK”
Bakan Mehmet Özhaseki, Hatay’da geçtiğimiz günlerde basın mensupları ile birlikte gerçekleştirdiği incelemelerde Emek ve Aksaray Mahallelerindeki geçmişte yaşadığı o olayı da anlattı. Depremde mahallelerin tamamıyla yerle bir olduğunu belirten Bakan Özhaseki şunları söyledi: “6-7 yıl öncesinde buraya kentsel dönüşüm yapmak için geldiğimizde bazı gruplar protesto ettiler. Yalvardık yakardık epeyce rica ettik. Gece yarısına kadar oturdum burada insanları ikna etmek için saatlerce dil döktüm.
“KEŞKE MANİ OLUNMASAYDI”
Fakat derdimizi anlatamadık ve protestocu gruplar bize burada kentsel dönüşümü yaptırmadılar. Haliyle vatandaş istemezse, karşı çıkıyorsa kavga ederek yapacak bir şey yok. Mecburen üzülerek ayrılmak durumunda kaldık. Kıssadan hisse; keşke öyle söylenmeseydi. Keşke mani olunmasaydı. Keşke ideolojik çatışmalara kurban gitmeseydi de bir tek vatandaşımızın, kardeşimizin burnu bile kanamasaydı. Şimdi burada 5 bin 600 konutun yapımına başladık. Evler yükselmeye devam ediyor.”
]]>(ANKARA) – Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 13 Mayıs’ta Türkiye’yi ziyaret edecek. Ankara, iki ülke arasındaki olumlu havayı korumayı hedefliyor. Miçotakis’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabulünde ikili ilişkiler, ticaret hacminin arttırılması, düzensiz göçle mücadele, terörle mücadelede iş birliği ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik süreci gibi konuların ele alınması bekleniyor.
Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023 tarihindeki Atina ziyaretine iadeiziyarette bulunmak üzere 13 Mayıs’ta Türkiye’ye gelecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık 2023’te Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi kapsamında Atina’ya yaptığı ziyaretle ikili ilişkilerin yeni bir döneme girdiğine işaret eden üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, iki liderin imzaladığı Atina Bildirgesi ile tarafların dostane ilişkiler, karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve anlayışı geliştirme ve iki ülke arasındaki her türlü anlaşmazlığın barışçıl yollarla, uluslararası hukuka uygun olarak çözmeye kararlı olduğunu beyan ettiklerini aktardı. Atina ziyaretinden bu yana iki tarafın da Bildirge’ye bağlılıklarını sürdürdüğü belirtildi. Dışişleri Bakanları ve Bakan Yardımcıları seviyesindeki temasların devam ettiğini kaydeden yetkili, “Taraflar Siyasi Diyalog, Geliştirilmiş Ortak Eylem Planı ve Güven Artırıcı Önlemler gibi sütunlar temelinde devamlı ve yapıcı istişarelerde bulunarak olumlu gündemi güçlendirmeye çalışmaktadır” bilgisini paylaştı.
Ziyaret esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı tarafından ortak açıklama yapılması da planlanıyor. Miçotakis’in ziyaretinde Ankara’nın gündemindeki 9 başlık ise şöyle:
Ekonomi başta olmak üzere ulaştırma, bilim, teknoloji, tarım, turizm, sağlık ve beşeri ilişkiler gibi alanlardaki işbirliğinin olumlu gündem temelinde geliştirilmesine yönelik Ortak Eylem Planı’nın devam ettirilmesi,
-6 milyar dolarlık ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasına yönelik atılabilecek adımlar,
-İş insanlarının yeni kurulacak Ortak İş Konseyi çatısı altında bir araya getirilmesi,
30 Mart 2024 tarihinden itibaren yürürlükte olan Türkiye vatandaşlarının 10 Yunan adasına seyahatlarinde uygulanan kapıda vize uygulaması sürecinin devam ettirilmesi,
– Batı Trakya Türk azınlığı ile Rodos, İstanköy ve Selanik’teki soydaşları ilgilendiren konuların gündeme getirilmesi,
-Terörle mücadelede iş birliğinin ve beklentilerin gözden geçirilmesi,
-Düzensiz göç ile ortak mücadele ve bu alandaki iş birliğinin ele alınması,
-Türkiye’nin başta İsrail- Filistin çatışması olmak üzere bölgesel ve uluslararası gelişmelere dair görüşlerinin aktarılması,
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık ziyaretinde imzalanan 15 anlaşmaya ilave olarak Sağlık ve Tıp Bilimleri ile Afet ve Acil Durum Yönetimi konularında anlaşmaların imzalanması.
NE OLMUŞTU
İki ülke arasındaki son gerginliğe Yunanistan’ın adaları silahlandırmayı yoğunlaştırması ve Başbakan Miçotakis’in ABD Kongresi’nde Kongre üyelerinden Türkiye’ye silah satışına onay vermemelerini istemesi neden olmuştu. Erdoğan bunun üzerine 23 Mayıs 2022 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının ardından yaptığı basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Şu anda 10 yakın üs var Yunanistan’da ve bu üslerle acaba Yunanistan kimi tehdit ediyor? Bu üsler Yunanistan’da niye kuruluyor? Şu anda AB ülkelerine 400 milyar avro borcu olan bir Yunanistan var. Kendisi ile yaptığımız görüşmede, aramıza üçüncü ülkeleri sokmayalım diye mutabık kaldık. Buna rağmen geçen hafta bir Amerika seyahati oldu ve senatoda Türkiye’nin aleyhine ne gerekiyorsa bu konuşmaları yaptığı gibi ‘F-16’ları Türkiye’ye vermeyin’ diye ABD’ye telkinde bulundu. Biz bu yıl ‘Stratejik Konsey Toplantısı’ yapacaktık. Artık benim için Miçotakis diye birisi yok. Kendisiyle böyle bir görüşme yapmayı asla kabul etmiyorum. Çünkü biz sözünde duracak, şahsiyetli, onurlu siyasetçiler ile yola gideriz. Bundan sonrasını Miçotakis kendisi düşünsün. Kimlerle görüşecekse, kimlere nasıl üsler kurduracaksa buyursun kurdursun; biz bize yeteriz. F-16 konusunda da ABD herhalde Miçotakis’in ağzına bakarak karar vermeyecektir.”
DEPREM DİPLOMASİSİ
İki ülkeden sert mesajların verilmeye devam ettiği bu süreçte 6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye’nin 11 ilini etkileyen ve 50 binden fazla insanın yaşamını yitirmesine yol açan depremlerin ardından yeni bir yakınlaşma süreci başladı. AB Sivil Koruma ve İnsani Yardım Birimi depremden bir gün sonra aralarında Yunanistan’ın da bulunduğu 17 ülkeden arama-kurtarma ekibinin bölgeye ulaştığını açıkladı. Aynı gün Miçotakis, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkçe olarak, “İçimizi acıyla dolduran görüntüleri, bizi umutla dolduran görüntüler takip ediyor. Kurtarma ekiplerinin insanüstü çabalarına tek kelimeyle saygı duyuyoruz. Yunanlar ve Türkler yan yana, hayat kurtarmak için birlikte savaşıyorlar. Yaptıkları için onlara minnettarız” ifadelerine yer vermişti. Ardından Yunanistan Savunma Bakanı Nikolaos Panagiotopoulos Hatay’ı ziyaret ederek mevkidaşı Hulusi Akar ile ortak basın toplantısı düzenlemişti.
28 Şubat 2023 tarihinde Yunanistan’ın Larisa kentinin Tempi bölgesinde meydana gelen ve 57 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan tren kazasının ardından ise Erdoğan Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’e taziyelerini iletmişti.
İlişkilerin deprem diplomasisiyle yumuşamasını iki liderin yurt dışındaki görüşmeleri ve Dışişleri Bakanları düzeyindeki temaslar izledi. Bakan yardımcıları Türkiye-Yunanistan Pozitif Gündem kapsamındaki Ortak Eylem Planı’nın altıncısı için 26 Nisan 2024 tarihinde İstanbul’da bir araya gelmişti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son olarak Yunanistan Dışişleri Bakanı Georgios Gerapetritis ile 27 Nisan’da Londra’da bir araya gelerek Miçotakis’in Türkiye ziyaretinin hazırlıklarını ele almışlardı.
6 YILIN ARDINDAN ATİNA’YA İLK ZİYARET
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023 tarihinde Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin beşinci toplantısı kapsamında Yunanistan’ın başkenti Atina’ya gitmişti. 6 yıl sonra Atina’yı ziyaret eden Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu ve Başbakan Miçotakis ile görüşmüştü. Görüşmelerin ardından “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi” imzalanmıştı. İki ülke arasında komşuluk ve dostane ilişkilerin geliştirilmesi, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla ve uluslararası hukuka uygun olarak çözülmesi anlayışına yer verilen Bildirge’de; ihtilaflı durumlardan ve olası tırmanmadan kaçınılması, ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi hedefleri yer almıştı.
]]>Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde Devlet Konukevi’nde gerçekleştirilen Anneler Günü programına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile bakanlığın hizmet modellerinden yararlanan şehit ve gazi anneleri, engelli çocuk sahibi anneler, koruyucu anneler, şehit eşi ve yaşlı anneler katıldı.
Basına kapalı olarak gerçekleştirilen programda, edinilen bilgiye göre, Emine Erdoğan, Bakan Göktaş ile annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak, sorun ve taleplerini dinledi.
Programda annelere seslenen Emine Erdoğan, “Asırlardır hiçbir dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin bütün insanlığa kucak açan medeniyetimizi, en çok anne kalbine benzetiyorum” ifadelerini kullandı.
“Savaşın, adaletsizliğin kol gezdiği dünyaya anne kalbi genişliğinde bir merhamet diliyorum”
Emine Erdoğan, üzerlerinde taşıdıkları sevgiden bir evlat, bir aile, bir medeniyet inşa etmiş her bir annenin, iyiliğe olan inançlarını diri tuttuğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“İnsanlık elbisesinin annelik tezgahında dokunduğuna inanıyorum. Öyle ki Filistinli annelerin zalimliğe karşı evlatlarını korumak için gösterdikleri vakur duruş, direnişin ve barışın en somut örneğidir. Yüreği yangın yeri olan Filistin’in güçlü kadınlarının acısını paylaşıyor, savaşın, adaletsizliğin kol gezdiği dünyaya anne kalbi genişliğinde bir merhamet diliyorum.”
Bakan Göktaş da program sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, anneler ile sohbet edip, karşılaştıkları konularla ilgili istişarelerde bulunduklarını aktararak, “Zor günlerinde devletin yanlarında olduklarını bilmeleri onları çok mutlu ediyor. Bizler her zaman ailelerimizin, özellikle bizim hizmet modellerinden faydalanan ailelerimizin yanındayız ve takipçisiyiz” dedi.
Göktaş, İsrail’in bombardımanı altında hala zorlu süreçler yaşayan Filistinli anneler başta olmak üzere, şehit, gazi yakını, engelli ve koruyucu anneler ile tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı.
“Buraya gelmemiz çok özel hissettirdi”
Kas erimesi hastası olan ve solunum cihazıyla sınıfta ders anlatan öğretmen Gamze Kılıç’ın annesi Nurcan Kılıç da programa ilişkin duyduğu memnuniyeti, “Bugün buraya gelmemiz çok özel hissettirdi” sözleriyle dile getirdi.
Emine Erdoğan’ın kendilerini güzel karşıladığını ifade eden Kılıç, “Güzel konuştu, biz de çok rahattık, sorunlarımızı, sevgilerimizi paylaştık” dedi.
Koruyucu anne Gaye Dülger ise bir evlat edinme sürecinde bir de koruyucu aile olmak için bekledikleri iki kız çocukları olduğu bilgisini vererek, şöyle konuştu:
“Gerçekten çok düşünceli bir programdı. Ben böyle gerçekleşeceğini tahmin etmedim. Hanımefendi ve bakanımızla birebir konuşup, kendi sıkıntılarımızı dile getirme, çocuklarımızın durumuyla ilgili gelişmeleri ve yapılabilecekleri değerlendirme imkanı bulduk, bütün aileler olarak.”
Emine Erdoğan’ın kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getiren Dülger, “Anneler Günü’nü kutluyorum” ifadelerini kullandı.
Şehit polis Ali Demircioğlu’nun eşi ve bir engelli çocuk sahibi Selma Demircioğlu da organizasyon için teşekkürlerini ileterek, Emine Erdoğan’ın ev sahipliğini, “Çok güzeldi, bizle çok ilgiliydi, birebir hepimizle ilgilendi. Gerçekten bizleri anlayan biri” sözleriyle anlattı.
Emine Erdoğan ve Bakan Göktaş’la bütün düşüncelerini ve yaşadıkları zorlukları paylaştığını dile getiren Demircioğlu, “Engelli bir evlat bakmak gerçekten çok zor ve tek başına mücadele veriyorum. Böyle şeylerden destek alıyoruz” diye konuştu.
Emine Erdoğan’dan Anneler Günü programı paylaşımı
Emine Erdoğan, programa ilişkin sosyal medya hesabından da paylaşımda bulundu. Paylaşımında annelerle bir araya geldiği fotoğraflara yer veren Emine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Annelerin kalbinin evrensel bir ritmi vardır. Tüm acılar, sevinçler ve felaketler karşısında aynı duyguları paylaşırlar. Onların nezdinde gözyaşının, kahkahanın, doğumun ya da ölümün tercümana ihtiyacı yoktur. Anneler Günü münasebetiyle kahraman annelerimizi ‘Milletin Evi’nde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duydum. Hikayeleriyle annelik ruhunun ne kadar güçlü ve sınırsız olduğuna bir kez daha şahit olduk. Zulüm ve esaret altında çocukları için direnen, cesaret timsali Filistinli annelerin feryadını ise bir an olsun unutmadık. Savaşın acı yüzünü derinden hisseden tüm anneleri saygıyla anıyor, anne sevgisinin tüm kötülüklere üstün geldiği bir gelecek diliyorum.” – ANKARA
]]>Murat Bakan ve CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ve Amasra Belediyesi’nin avukatı Berkay Dal’ın “zimmet” iddiasıyla Bartın Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları davanın duruşması katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bakan, Duruşma öncesi Bartın Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Bakan, şöyle konuştu:
“Yargılama itibariyle komik bir davadan bahsediyoruz. Bir avukatın, bir hukukçunun yargılama giderini alması kadar ve masraflarını alması kadar doğal bir şey yok. Zaten bu Avukatlık Kanunu’nda bizim yönetmeliklerimizde usullerimizde, kaidelerimizde olan bir şeydir. Bir zimmet suçu çıkma ihtimali olmayan bir davadan zimmet çıkartan ve bu yargılamayı olağanüstü bir hızla dava açacak noktaya gelen bir yargılama sürecinden bahsediyoruz.
Amasra Belediye Başkanımız, belediye bütçesinin üç katı kadar borçla devraldığı belediyeyi, belediye bütçesi seviyesine getiren; belediye işçilerinin maaşlarını ödeyebilmek için belediyenin misafirlerine çay dışında bir şey ikram etmeyen, 17 ay maaş ödeyememiş bir belediyede belediye işçilerinin maaşını ödeyen ve gerçekten Türkiye’ye namusluluğuyla, dürüstlüğüyle ve başarısıyla rol model olmuş bir belediye başkanıdır. 6 bin nüfuslu bir yerde bir başarı hikayesi yazmış belediye başkanını belediyenin duruşmasına giden belediyenin avukatına mazot verdiği iddiasıyla burada mahkeme karşısına çıkartıyorlar.
“YILMAZ TUNÇ’A SESLENİYORUM: ADALET BAKANI OLARAK O KOLTUKTA NİYE OTURUYORSUN?”
Şimdi ben buradan sesleniyorum: Sayın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, burası senin ilin ve sen bir hukukçusun, sen bu şehrin milletvekilliğini yaptın. Senin kentinde böyle bir siyasallaşmış yargı, yozlaşmış bir hukuk. Sen Adalet Bakanı olarak o koltukta niye oturuyorsun! Bu iddianameyi okuyup da bu yargılamayı takip etmesi gereken önce Adalet Bakan’dır. O’na bir zuldür bu. Türkiye’de adalet sisteminin geldiği yeri göstermektedir. Dönsünler, baksınlar; Türkiye’de neler oluyor, beşli çete neler yapıyor, ihaleler kimlere aktarılıyor, nasıl ihale veriliyor yandaşlara? Onlara baksınlar. Bin liralık mazot için ve devletin, kamunun davası için kullanılan mazot için böyle bir yargılama olmaz. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Biz, belediye başkanımızın da belediyenin avukatı meslektaşımızın da yanındayız. Yanında olmaya da devam edeceğiz. Bu duruşmadan beraat bekliyoruz. Olması gereken budur. Bu ülkede hala dürüst, namuslu yargıçlar var. Büyük baskı altındalar ama var olduklarını biliyoruz. Dolayısıyla yargıdan umudumuzu kesmedik, duruşmayı takip etmeye geldik.”
“İŞ ZİMMET VE YOLSUZLUK OLUNCA AKP ÇOK HASSASLAŞIYOR”
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu da “Bu başarı birilerini çok rahatsız etmiş olacak ki kirli yalanlarla, iftiralarla, kumpaslarla yerel seçimlerde halkın oylarıyla alamadıklarını masa başında, yargıda kumpasla almaya çalışıyorlar. ve bu işin başında da ne yazık ki bu memlekette dört dönem milletvekilliği yapmış şimdide Adalet Bakanı olan kişi var. Türkiye’nin en hızlı açılan, en hızlı şekilde iddianamesi tamamlanan ve neredeyse en hızlı şekilde duruşması düzenlenen bu davayla ilgili şunu bir şere söylemem lazım; iş zimmet ve yolsuzluk olunca AKP tabii ki çok hassaslaşıyor” diye konuştu.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nin, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi açılış törenine katıldı. İzmit ilçesi Kadıköy Mahallesi Turan Güneş Caddesi’ndeki merkez öğrencilerin eğitimine modern klinik uygulama alanlarıyla katkı sağlarken, bölge halkına da hizmet verecek. 60 diş ünitesi ve bir genel anestezi bulunan merkezde farklı uzmanlık alanına göre birçok merkez bulunuyor. Bakan Yılmaz Tunç, açılışta kentte yeni inşa edilecek adliye sarayının müjdesini verirken, yeni anaysa çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
“104 bin metrekare kapalı alanı olacak adalet sarayı proje ihalesini gerçekleştirdik”
Kocaeli’nin ülke ekonomisine katkı olarak önde gelen şerhlerden bir olduğunu söyleyen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Kocaeli’ye adaletle ilgili bir müjde vermemiz gerek. Belediye başkanımız, valimiz, ve başsavcımız sürekli olarak bu ihtiyacı dile getirdiler. Biz de Adalet Bakanlığı olarak süreci başlattık. Kocaeli’mize yakışacak olan 104 bin metrekare kapalı alanı olacak adalet sarayı proje ihalesini gerçekleştirdik. 2024 yılı yatırım programında, etik projeyi almıştık. İnşallah kısa süre içerisinde proje çalışmalarını tamamlayarak, Kocaeli’ye yakışacak Kocaeli’nin büyüklüğüne yakışacak bir adalet sarayını hemşerilerimizin hizmetine sunmak için çalışacağız.
“Eğitim, kalkınmanın ön şartı”
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle Türkiye’yi kalkındırdıklarını söyleyen Bakan Tunç, “Eğitim, kalkınmanın ön şartı. Üniversitelere verdiğimiz önem, geçtiğimiz 22 yılda 76’dan 207’ye ulaştı. Vakıf üniversitelerimizin sayısı da arttı. Onların hastanelerindeki imkanlar tıp fakültesi olan yerlerde de imkanlar arttı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversite’miz sağlık alanında sürekli gelişen bir üniversite. Mütevelli heyeti çok büyük gayret gösteriyor. Sağlık alanında, lisans, ön lisans eğitimlerinin olduğunu görüyoruz. Bu uygulama merkezi de özellikle hem Kocaelili hemşerilerimize ağız ve diş sağlığı alanında hizmet verecek hem de buradan yetişecek olan diş hekimlerimiz ülkenin dört bir tarafına yayılarak hizmet verecektir” dedi.
“Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasayı hayata geçirmesi lazım”
Programın ardından yeni anaysa çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye’nin yeni anayasaya ihtiyacı olduğunu hepimiz söylüyoruz. Siyasi düşüncesi farklı olan herkes, Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. Darbe anayasası ile yönetilmek Türkiye Yüzyıl’ının başında, Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına girerken Türkiye’ye yakışmaz. Türkiye’nin demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasayı hayata geçirmesi lazım. Bunu yapacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi. Meclis Başkanımız bu konuda çalışmalara başladı. Siyasi partilerle görüşmelere devam ediyor, ümit ediyoruz inşallah mecliste bir uzlaşma sağlanır. Öncelikle anayasanın yapımıyla ilgili usulde anlaşılması lazım, usulünden sonra da diğer esasa ilişkin konuların konuşulması lazım” dedi.
“Bu ülkenin yamalı bohça anayasası değil, bütüncül temel hak ve özgürlükleri öne alan herkesin görüşlerinin alındığı anayasaya ihtiyacı var”
Son 15 yılda toplu sözleşme hakkı da dahil olmak üzere düşünce ve ifade özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları bunlarla ilgili çok önemli değişiklikler yapıldığını söyleyen Bakan Tunç, “Demokrasinin standardını yükselten darbeci, vesayetçi anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik önemli yapısal reformalar gerçekleştirildi. Anayasa Mahkemesinin, Hakimler ve Savcılar Kurumu’nun yapısı, devlet güvenlik, askeri mahkemelerin kaldırılması ile yargı birliğinin sağlanması adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi gibi doğrudan milletin yürütmeyi sandıkta belirlemesi gibi önemli değişiklikler hayata geçirildi. Çok sayıda değişiklik anayasadaki hem maddeler arasındaki yetkiyi bozdu hem de vesayetçi ruhu tamamen ortadan kaldırmaya yetmedi. Bu ülkenin yamalı bohça anayasasına değil, bütüncül temel hak ve özgürlükleri öne alan herkesin görüşlerinin alındığı anayasaya ihtiyacı var. Tüm siyasi partilerin uzlaşmasıyla inşallah yeni anayasa yapım sürecini başlatırız” ifadelerini kullandı.
Programa Bakan Tunç’un yanı sıra Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KOSTÜ Rektörü Muzaffer, KOSTÜ Mütevellit Heyeti Başkanı Talip Emiroğlu ve vatandaşlar katıldı. – KOCAELİ
]]>(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-İş ve Eğitim Sen’in genel başkanlarıyla bugün ‘eğitimde şiddet’ konusunda toplantı yaptı. Toplantının ardından yapılan açıklamaya Eğitim Sen ve Eğitim-İş katılmadı. Tekin, “Öğretmenlik Meslek Kanunu taslak metni önümüzdeki günlerde Meclis’in onayına gelecek. Bu tür fiillere karşılık ceza kanunlarında öngörülen cezaların yüzde 50 oranında artırımlı olarak verilmesini, bu fiilleri işleyenlerin hapis cezalarının ertelenmesinin engellenmesini, bu fiillerin doğrudan tutuklama talebi sayılarak, bu fiilleri işleyenlerin tutuksuz yargılanmasının yolunun kapatılmasını talep ettik” dedi. Bakanlık önünde ayrı bir açıklama yapan Eğitim-İş Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bakan, ‘ben yaptım oldu, gelin siz de sözünüzü söyleyin gidin’ tutumu içerisindeydi, bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bugün 4 eğitim sendikasıyla son günlerde öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarıyla ilgili bakanlıkta toplantı yaptı. Toplantıya, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak katıldı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada Eğitim Sen ve Eğitim-İş genel başkanları yer almadı. İki sendika başkanı, bakanlık önünde ayrı bir basın açıklaması yaptı.
“ÖĞRETMENLERİMİZİ KİMSEYE EZDİRMEYECEĞİZ”
Açıklamasına İstanbul’da öğrencisinin silahlı saldırısına uğrayarak yaşamını yitiren öğretmen İbrahim Oktugan’a başsağlığı dileyerek başlayan Milli Eğitim Bakanı Tekin, “Bizler öğretmenlerimize ve eğitim ailemizin her bir ferdine yönelen her türlü şiddeti, ülkemizin geleceği ve varlığına yapılan bir saldırı olarak nitelendiriyoruz. Şiddetle kınıyoruz” dedi.
“Meslektaşlarımıza yapılan bu tür çirkin saldırıların son bulması için tüm gücümüzle mücadele etmeye kararlıyız” ifadelerini kullanan Bakan Tekin, “Bu konuda bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız sürecin sonuna kadar takipçisi olmamız konusunda bizleri talimatlandırdı. Bakanlık olarak bizler de bu tür olaylarla karşı karşıya kalan arkadaşlarımızla ilgili başta yargı süreçlerine bizzat müdahil olup takip etmek üzere alabileceğimiz bütün tedbirleri alıp, her türlü adımı atmaya kararlıyız. Bu süreçte bize destek olan emniyet mensuplarımıza ve yargı mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Öğrencilerimizin güven içinde eğitim görebilmeleri, için gereken her şeyi yapma konusunda kararlıyız. Öğretmenlerimize yönelen baskı ve şiddeti asla kabul etmeyeceğimizi, kimseye ezdirmeyeceğimizi buradan tüm Türkiye ile paylaşmak istiyoruz” diye konuştu.
“AİLE HAVASINDA HEP BERABER SAHİP ÇIKALIM”
“Bu acı olay eğitim camiası olarak üzerinde sürekli düşündüğümüz ve derinlemesine mücadele ettiğimiz bir konu olan eğitimde şiddetin kökünü kazıma çabamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu soruna çözüm üretmek topyekun ve kararlı mücadele ile mümkündür. Bizler bu konuda alınması gereken bütün tedbirleri bugüne kadar almaya çalıştık. Bugün alıyoruz. Almaya devam edeceğiz. Ancak bu konuda velilerimizden, sivil toplum kuruluşlarından, kamu kurumlarından ve tüm paydaşlarımızdan bize destek olmaları, kendi sorumluluklarını da özenli bir biçimde yerine getirmelerini özellikle istirham ediyoruz. Öğretmen arkadaşlarımızdan da bir beklentim var. Aramızdaki her türlü fikir ayrılıklarına, düşünce ayrılıklarını, yaşam tarzı farklılıklarını bir tarafa bırakarak mesleğimizin onuruna ve meslektaşlarımızın hukukuna bir milyondan fazla mensubu bulunan bir aile havasında hep beraber sahip çıkalım.
“ÖĞRETMEN MESLEK KANUNU TASLAĞI MECLİS’İN ONAYINA GELECEK”
Öğretmenlik Meslek Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildikten sonra bakanlığımız kanun süreciyle ilgili yeni bir hazırlık aşaması başlattı. Bu süreç devam ediyor. Hazırladığımız kanun içerisinde öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddet içeren fiillerle ilgili olarak şu hükümlere de taslakta yer verdik; Bu tür fiillere karşılık ceza kanunlarında öngörülen cezaların yüzde 50 oranında artırımlı olarak verilmesini teklif ettik. Bu fiilleri işleyenlerin hapis cezalarının ertelenmesinin engellenmesini talep ettik. Bu fiillerin doğrudan tutuklama talebi sayılarak, bu fiilleri işleyenlerin tutuksuz yargılanmasının yolunun kapatılmasını talep ettik. Bir de kanun metninde özel eğitim kurumlarında görev yapan ve diğer eğitim kurumlarında çalışanların da görevleri sebebiyle kendilerine işlenen suçlar bakımından kamu görevlisi sayılmalarını teklif ettik. Hazırladığımız taslak metin önümüzdeki günlerde Meclis’in onayına gelecek. Öğretmenlerimizin sorunlarına kulak vermek, onların sesi olmak en önemli görevimiz olacak.”
“MESLEK KANUNUN ISRARLA TAKİBİNİ YAPACAĞIZ”
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise cuma günü 81 ilde açıklama yapacaklarını ve iş bırakma eylemi gerçekleştireceklerini belirterek şöyle konuştu.
“Söz konusu eğitimcinin ve eğitim çalışanlarının canı ise burada hiçbir ayrılık konusu gözetilmeden ortak hareketi son derece önemli buluruz. Biz bu konuda hassasız. Meslek kanunu tartışması geçen dönem yapıldığında biz şiddete ilişkin düzenlemeyi ısrarla istemiş bunun da fikri takibini yapmış ve genel kurul aşamasında da elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. O günden bu güne cereyan eden şiddet hadiselerinin hepsi de tepkimizi tavrımızı ortaya koyduğumuz gibi acılı ailelerin ve yaralı arkadaşlarımızın yanında olduk. Bakan’ın meslek kanuna ilişkin özellikle düzenleme konusunda paylaştığı kısmı son derece kıymetli buluyorum. Takibini ısrarla yapacağız.”
“ÖĞRETMENE SAHİP ÇIKMAK, ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKMAK DEMEKTİR”
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan ise şöyle konuştu:
“Bu ilk değildi. Daha önceki yıllarda da öğretmenlerimizi kaybetmiştik. Bunun son olmasını arzu ediyoruz. Bu anlamda meslek kanunu içerisinde eğitimcilere yönelik şiddeti önleyici tedbirlerin, yasal düzenlemelerin bir an önce yapılacağı haberini memnuniyetle karşıladık. Bir daha böyle elim hadiselerin yaşanmasını önleyecek tedbirler hayata geçirilir. Öğretmenlerimiz, herkesin şiddet uygulayabileceği bir meslek grubu haline geldi. Bundan büyük acı duyuyoruz. Topluma, ailelere ve velilerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Öğretmene sahip çıkmak demek, toplumun geleceğine ve çocuklara sahip çıkmak demektir.”
“BURADAN BİR ADIM ATACAĞINIZI SÖYLEYİN, BİRLİKTE OLALIM DEDİK”
Bakanlık önünde basın açıklaması yapan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Bu ülkede bir öğretmen ölmüş. Bakın şiddet değil, daha ötesi. Yalnızca kameralar karşısında kınayınca geçecek mi bu? Olmaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Müfredat ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’yla ilgili de ‘biz yaptık, ettik’ deseler de mücadelemiz bitmeyecek. Bu müfredata karşı bakana da söyledim. ya yanlış yaptıysanız? 22 yıllın sonunda aslında yanlış yapıldığını siz ortaya koyuyorsunuz. Bunun bedelini çocuklar ödüyor. Yine yanıldıysanız ne olacak? İddia ediyorum, sizinle birlikte bu müfredat da dayatmacı anlayış da gidecek. Eğitim-İş olarak çocuklarımızın ve eğitimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Buradan bir adım atacağınız söyleyin o zaman birlikte olalım dedik. “Bunlar çok uzun konular, bunları tartışınca ortaya bir şey çıkmıyor.” dedi. Eğitimin yüzlerce sorunu var.”
“BU TAVRI KABUL ETMİYORUZ”
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise şunları kaydetti:
“Bakan’a geçen hafta Avrupa’da bazı okullara yaptığımız ziyaretlerde o okullarda alınan önlemleri ve tedbirleri söylediğimde Bakan’ın buna kayıtlı olmadığını fark ettim. Sadece Bakan’ın bizi buraya çağırma sebebi, bir meşruiyet… Sorunlar var ama bakın birlikte yürütüyoruz duygusunu topluma vermekti. Eğitimi piyasaya açmaktan, eğitimi dinselleştirme çabalarından vazgeçip tamamen laik, bilimsel, demokratik eğitim konusunda eğitimin tüm bileşenleriyle demokratik süreçleri işleterek bir müfredat hazırlamak olmalı. Bunun dışındaki bir tavrı kabul etmeyeceğiz. Yarın da bakanlık önünden Meclis’e kadar yürüyeceğiz. Bakan, ‘ben yaptım oldu, gelin siz de sözünüzü söyleyin gidin’ tutumu içerisindeydi bunu kabul etmiyoruz.”
]]>(ANKARA) – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9’uncu yargı paketi ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini belirterek, “Muhalefet milletvekillerinden bu konuda kendilerinin de öneride bulunmak istedikleri yönünde geri dönüş aldık. Vekiller de katkı verirlerse verimli olur” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna katıldı. Komisyonda konuşma yapan Tunç, kadın hakları konusunda Türkiye’de önemli mesafeler alındığını söyledi. Anayasa’da kadın-erkek eşitliğine ilişkin yapılan düzenlemeleri anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“Kadınlara yönelik uygulamaların, yasal düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağına yönelik, onların lehine yapılan düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağına yönelik pozitif ayrımcılık düzenlemesi Anayasa’mızın 10’uncu maddesinde 2010 yılındaki Anayasa değişikliğinde yerini almıştı. 81 il 144 ilçe adliyesinde, 225 adliyede kadına karşı işlenen suç soruşturmalarını gerçekleştiren bürolarımız var ve bu bürolar 2019 yılından itibaren faaliyete geçti. Tabii davalar açıldıktan sonra da adli süreçlerde kadınlarımızın mağdur olmaması lazım. Adliyelerde, özellikle onlara yönelik, onların ifadelerinin alınabileceği, mağdur kadınların ifadelerinin alınabileceği özel odalar kurduk, ‘Adli görüşme odaları’ dediğimiz. Yine, çocukların ifadelerinin alınabileceği adli görüşme odaları adliyelerimizde, büyüklerden ayrı, diğer kişilerden ayrı şekilde ifadelerin alınmasını hem kadınlarımız hem çocuklarımız bakımından sağladık, bunların sayısını da artırmaya devam ediyoruz.”
“GİYİM KUŞAMIN DİKKATE ALINMAMASI GEREKİR”
“Israrlı takip müstakil bir suç olsun” önerilerinin Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun sürekli gündemine geldiğini söyleyen Bakan Tunç, bu konuda da yasal düzenleme yapıldığını hatırlatarak, şunları anlattı:
“Israrlı takip özellikle çocuğa, ayrılık kararı verilen ve boşanılan eşe, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine sebep olmuşsa, uzaklaştırma kararı verilen fail tarafından işlenmişse burada da cezayı artırıcı sebep olarak kanunumuzda yerini aldı. Önemli düzenlemelerden bir tanesi de Ceza Muhakemesi Kanunu’muzdaki tutuklamaya ilişkin düzenlemeydi. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100’üncü maddesinde bir kadına yönelik kasten yaralama suçlarının tutuklama sebebi sayılacağına yönelik çok önemli bir düzenlemeyi de hayata geçirmiştik. Bir de yıllarca iyi hal indirimiyle ilgili konu vardı ‘kravat indirimi’ olarak hep tartışılan, failin sırf indirim almak için duruşmada gösterdiği tavır, giyim kuşam vesairenin iyi halde dikkate alınamayacağına yönelik. Aslında alınmaması gerekir. Yani burada maalesef uygulamada problemler oluyordu, bunu kanuna derc ederek bu konuyu vurgulamış olduk. Sırf indirim almak için, failin kılık kıyafeti düzgün vesaire şekliyle, o şekli şeylerin iyi halde ona bir fayda sağlamayacağına yönelik yasal düzenlemeyi de hayata geçirmiş olduk.”
“YASA KOYUCULAR YASALAR KADAR ÖNEMLİ”
Kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna da değinen Bakan Tunç, en iyi kanunun kötü uygulayıcının elinde en kötü kanun, en kötü kanunun da iyi uygulayıcının elinde iyi kanun haline gelebileceğini söyledi. Tunç, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla, bu anlamda da uygulayıcıların eğitimi, hizmet içi eğitimleri önemli. Hakim ve savcılarımız neticede bunu uygulayacak. Yine, İçişleri Bakanlığımızın, soruşturma aşamasında emniyet mensuplarımızın, onların da ayrıca bu konuda çalışmaları var. Adalet Akademimizin, özellikle hakim savcı adaylarının -artık hakim savcı yardımcılığı dönemine geçtik- onların üç yıl süren bir eğitim süreci var, bu süreç içerisinde bu konulara, özellikle bu konulara ağırlık vermesi konusundaki tedbirlerimizi de aldık ve uygulamalarına da başladık. Adalet Bakanlığı olarak, özellikle bizim adliyelerde çalışan personeller bakımından baktığımız zaman 96 bin 508 personelimiz var adliyelerde. Bunun 42 bin 545’i yani yarısı kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla, kamuda kadın istihdamı konusunda Adalet Bakanlığının kadına pozitif ayrımcılık yaptığını da söylemek mümkün. Tabii, biz bunları yeterli görmüyoruz. İnsanı güçlendireceğiz ki kadın, çocuk güçlü olsun, aile güçlü olsun; hep beraber toplum olarak güçlü olalım. Bu konuda Adalet Bakanlığı olarak her türlü fikre, görüşünüze açık olduğumuzu belirtmek istiyorum.”
“KADIN ÖRGÜLERİ DE MUHATTAP ALINMALI”
Komisyonda Bakan Tunç’a, muhalefet partilerinin milletvekilleri tarafından kadına yönelik şiddetle mücadele konusu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleriyle ortak çalışmalar gerçekleştirilmesi yönünde talepler iletildi. Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “İlk kez muhatap alınmamız oldukça önemli. Aynı muhataplığın kadın örgütleri ve demokratik kitle örgütlerine de gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Buradaki temel gündem maddelerinden biri sizin göreve geldiğinizde ifade ettiğiniz ‘Aile hukukunu sil baştan ele alma’ projesi. Bununla ilgili kaygılar oldukça büyük. Aileye ilişkin çalışmalarda, çalıştaylarda müftüler bile çağırıldı ama kentlerin kadın örgütleri bu çalıştaylarda yer alamadı” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine Bakan Tunç, 6284 sayılı Kanun’un İstanbul Sözleşmesi’nden daha bağlayıcı bir metin olduğunu söyledi. Tunç, “Sözleşme öncesi ve sonrası kadın cinayetlerine baktığımızda, tabii ki istatistik olarak vermek doğru değil, ancak sayının azaldığını görüyoruz. Geçen sene 315, bu sene ise 107 kadın hayatını kaybetti. Hiç olmasın istiyoruz. Elbette eleştiriler olacak” şeklinde konuştu. “Aile hukuku sil baştan” cümlesinin yanlış anlaşıldığını belirten Tunç, “Kadınların, çocukların mağdur olmaması için sil baştan düzenleme yapacağız demiştim. Böyle bir algı oluştu. Medeni Kanun 2001’de topyekun değişti zaten” dedi.
“9’UNCU YARGI PAKETİNE YÖNELİK ENDİŞELERİMİZ VAR”
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez de “Normalde Adalet Bakanlığı kadına yönelik düzenlemeler yaptığında hepimizin daha sevinçle bunu beklemesi lazımken, inanın bizi bir endişe alıyor. Hepimizin yüreği ağzında bekliyoruz. ‘9’uncu Yargı Paketi hazırlanıyor’ dediniz. Biz milletvekilleri olarak şu ana kadar ne olduğunu bilmiyoruz. 4 ayda 130 gibi bir kadın cinayeti var Türkiye’de. Bu gerçek karşısında anlattıklarınızın ne kadar anlamı kaldığı konusunda şüphem var. Kadın çalışması yapan örgütlerle lütfen sıkça bir araya geliniz.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, Suiçmez’in sözlerine “Hazırlıklar devam ediyor, henüz tamamlanmadı. Muhalefet milletvekillerinden bu konuda kendilerinin de öneride bulunmak istedikleri yönünde geri dönüş aldık. Vekiller de katkı verirlerse verimli olur. Genelde bunlar teknik konular. Özellikle üzerinde çalıştığımız konular hakim savcılarımızdan, vatandaşlarımızdan gelen talepler. Gerçekten mecbur kalınan düzenlemeler. Çoğu hukuki ve teknik. Dolayısıyla burada milletvekillerimizin komisyon süreçlerinde katksını önemsiyoruz” karşılığını verdi.
]]>Göktaş, Cezayir Enerji ve Madenler Bakanı Mohamed Arkab’ın katılımıyla Bakanlıkta düzenlenen Türkiye-Cezayir Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 12. Dönem Toplantısı Kapanış Oturumu’nda konuştu.
Türkiye’nin Cezayir ile gönül bağlarının güçlü olduğunu söyleyen Göktaş, iki ülke arasında her alanda kurulacak işbirliklerinin özellikle ticari ve ekonomik potansiyelin çok yüksek olduğunu belirtti.
İlişkileri daha da geliştirmek için gereken adımları attıklarını ifade eden Göktaş, “2023 sonunda Türkiye ve Cezayir arasında, ikili ticaret hacmimiz 6,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, bugüne kadar ulaştığımız en yüksek seviyedir. 2024’ün ilk çeyreğinde de yükselişin devam ettiğini görmekten son derece memnuniyet duyuyoruz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un hedef olarak belirledikleri 10 milyar dolar ikili ticaret hacmine kolaylıkla ulaşabileceğine inandığını dile getiren Göktaş, şöyle devam etti:
“Bu hedefimizi gerçekleştirme adına her iki ülkenin önem verdiği Tercihli Ticaret Anlaşması’nın müzakerelerine başlanması yönünde alınan karardan memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yatırımların karşılıklı olarak güvence altına alınması ve iş insanlarımızın teşvik edilmesi bakımından güçlü bir hukuki altyapı oluşturmanın elzem olduğuna inanıyorum. Bu itibarla, ‘Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın en kısa sürede imzalanmasını ve yürürlüğe girmesini önemli bulduğumu özellikle belirtmek istiyorum.”
???????- “Cezayir’de 1500’den fazla Türk firmamız bulunuyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle yürütülen tüm çalışmalarda önemli başarılar, büyük kazanımların elde edildiğini vurgulayan Göktaş, “Bugün Cezayir’de 33 bin vatandaşımız yaşıyor. Türkiye’de ise 12 bin Cezayirli kardeşimiz bulunuyor. Cezayir’de 1500’den fazla Türk firmamız bulunuyor. Nitelikli insan kaynağı yetiştirmek ülkelerimizin geleceği için hayati bir önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı.
Geçen yıl 2 bin 196 Cezayirli öğrencinin Türkiye üniversitelerinde eğitim görmelerine destek verdiklerini açıklayan Göktaş, “Türkiye Maarif Vakfımızın resmi süreçleri tamamlanmasının ardından Cezayir’de bir anaokulu ve bir ilkokul ile eğitim ve öğretime başlanmasını planlıyoruz.” bilgisini paylaştı.
Bakan Arkab ile yapılan görüşmede ikili ticari ve ekonomik ilişkileri geniş bir yelpazede değerlendirme fırsatı bulduklarını belirten Göktaş, şunları kaydetti:
“Sayın Bakan ile sanayiden ticarete, enerjiden turizme, eğitim ve kültürden sosyal politikalara kadar birçok alanda mevcut ilişkilerimizi gözden geçirdik ve muhtemel fırsatları ele aldık. Bu kapsamda aile ve sosyal hizmetler alanında Cezayir Ulusal Dayanışma, Aile ve Kadının Statüsü Bakanlığı ile ikili ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. ??????Karma Ekonomik Komisyonu vesilesiyle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz ile Cezayir Sivil Havacılık Otoritesi arasında da bir mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşmayla iki ülke arasındaki hava ulaşımında haftalık 35 olan uçuş sefer sayısının 80 uçuşa çıkarılması ve uçuş noktalarına ilişkin kısıtlamaların kaldırılması kararı alındı.”
Programdan sonra iki bakan arasında Türkiye-Cezayir 12. Dönem KEK protokolü imzalandı.
]]>EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Kadem Özbay ve sendika üyesi eğitimciler, müfredat taslağının geri çekilmesi ve müfredatla ilgili hazırlanan raporları iletmek amacıyla öğle saatlerinde MEB önüne geldi. EĞİTİM-İŞ’e Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de destek verdi. Eğitimcilerin yakalarında, İbrahim Oktugan’ın İstanbul’da müdür olarak görev yaptığı okulda uzaklaştırma cezası alan bir öğrenci tarafından silahla öldürülmesine tepki göstermek amacıyla “şiddete hayır yazılı” siyah kurdeleler yer aldı.
EĞİTİM-İŞ Genel Başkanı Özbay, burada yaptığı açıklamada, “Şiddetin de öğretmenlerin de tükenmesinin nedeni de AKP iktidarıdır” ifadesini kullandı.
Müfredat taslağının eğitim sistemini ideolojik bir bakış açısıyla şekillendirme tehdidi taşıdığını, bilimsel ve laik eğitimden uzaklaştırdığını, ezberci ve dogmatik bir eğitim anlayışını teşvik ettiğini söyledi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile sabah saatlerinde bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Özbay, müfredatın içerisinde barındırdığı yanlışları direkt olarak Bakan’a ilettiklerini kaydetti.
“BİNİN ÜZERİNDE ARKADAŞIN KİM OLDUĞU TARTIŞMALIDIR”
“Müfredat değişikliğinin hazırlanma usulü, KHK’larla ülkeyi yöneten AKP’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na yakışır biçimde gerçekleşmiştir.” ifadelerini kullanan Özbay, şöyle konuştu:
“10 yıllık uzun bir süreçte hazırlandığı söylenen müfredat değişikliği için bu alandaki eğitim bilim uzmanlarını, üniversiteleri ve demokratik kitle örgütlerini sürece katmak yerine Bakan Tekin’in ifadesiyle ‘1000’in üzerinde arkadaşımız ortak çalışmış’. Bu binin üzerinde arkadaşın kim olduğu sorusu da en az müfredatın kendisi kadar tartışmalıdır. Bu kadar köklü bir değişimin, katılımcı bir şekilde hazırlanması gerektiği gerçeği bir yana, daha uzun vadeye yayılması ve pilot uygulamalarla test edilmesi gerekmektedir.”
“PARALEL BİR MÜFREDAT MI HAZIRLADINIZ”
Yeni müfredatın “yangından mal kaçırırcasına getirildiğini” ve Bakanlık açıklamalarının aksine müfredatın kısa bir zamanda şeffaf olmayan bir süreçte hazırlandığını söyleyen Özbay, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir hafta askı süresini ‘katılımcı bir yaklaşım’ olarak yansıtmaya çalışmaktadır. ‘Herkesle ortak çalışmak istiyoruz’ diyen Bakan Tekin’e soruyoruz; son müfredat değişikliğini sizin de müsteşar olduğunuz dönemde 2017’de yaptınız. 10 yılda hazırlandığını söylediğiniz bu müfredat değişikliği gizli ajandanız mıydı? Gizli saklı çalışarak paralel bir müfredat mı hazırladınız? Bu süreçte kimlerle çalıştınız? Komisyona kimler, hangi kriterlere göre seçildi? Taslak programları yazanlar arasında dernek ve vakıf görünümlü tarikat ve cemaatler mi var? Yeni müfredata neden ihtiyaç duyuldu? Önceki müfredatın eksikliklerini tespit edip bir ihtiyaç analizi yaptınız mı? Pilot uygulamasını nerede yaptınız, sonuçları nedir? Görüş ve önerileri bildirmek için neden e-devlet üzerinden giriş yapılıyor? Amacınız insanları fişlemek mi? Taslakta yer alan Erdem-Değer Eylem Modeli’ni, Bakan Yardımcınız Ömer Faruk Yelkenci’nin Genel Müdürlüğünü yaptığı okullarda geliştirilen Hayat-Denge Modeli’nden mi aldınız? Bu nedenle mi bilimsel bir kaynakça sunamadınız? Kamuoyuna açıklamak zorundasınız.”
“MAARİF SÖZCÜĞÜ, NURETTİN TOPÇU VE ONUN CUMHURİYET KARŞITI FİKİRLERİNE GÖNDERMEDİR”
Eğitim öğretim müfredatlarının ülkelerin anayasaları kadar önemli olduğunu, toplumun ortak hafızasının, ortak yaşama becerisinin müfredatlar üzerinden kurulacağını belirten Özbay, şunları kaydetti:
“Müfredatların değişmesi için toplumsal yapılarda büyük değişiklikler olması lazım. Bilimsel bir eğitim sisteminde müfredat değiştirme yerine, müfredat geliştirme kavramı kullanılır. Değişen durumlara uygun şekilde ortaya konulur, yenilikleri yakalamak için önce deneme okullarında uygulanır. Müfredatlar, eğitimin anayasasıdır. Eğitimin gerçek bileşenlerini sürece dahil etmeden, geçmişin değerlendirmesini, ihtiyaç analizini yapmadan, bilimsel tespitleri, pilot uygulaması olmadan böyle bir değişiklik yapılamaz. Bu taslağa dair dikkat çekilmesi gereken bir konu da programın adının ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ olmasıdır. AKP’nin Türkiye Yüzyılı sloganının kullanılması, bunun bir Milli Eğitim programı değil, AKP’nin parti programı olduğunu göstermektedir. Eğitim-öğretim yerine maarif sözcüğünün tercih edilmesi ise ‘Türkiye’nin Maarif Davası’ kitabıyla bilinen Nurettin Topçu’ya ve onun Cumhuriyet karşıtı fikirlerine bir göndermedir.”
“METİNDE BİLİM KELİMESİ 43 KEZ KULLANILIYOR”
Özbay, öğretim programlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Öğretim programları ortak metnine baktığımızda kullanılan dil, aslında siyasi iktidarın neyi amaçladığını, nasıl bir nesil yetiştirmek istediğini ortaya koymaktadır. Bilimsel eğitim ve akademik başarı önemsizleştirilirken, her satırda ahlaklı, erdemli, inançlı birey yetiştirmenin önemine vurgu yapılmış, sabır telkininde bulunulmuş. Metinde, ‘bilim’ sadece 43 kez, ‘ahlak’ 61 kez, ‘erdem’ 46 kez, ‘değer’ ise hepsinden fazla yüzlerce kez kullanılırken, Atatürk, Cumhuriyet, demokrasi, yurttaşlık hiç kullanılmamış. İlahiyat terimleri sözlüğünden alınmış gibi, gelişim ve evrim demekten kaçınmak için ‘tekamül’, bilim yerine ‘ilim’ kelimelerinin tercih edilmesi, ‘belagat’, ‘kamil insan’ vurguları, kendi ideolojilerine uygun bir nesil yetiştirme hedefledikleri anlamına gelmektedir.
Ortak metinde AKP’nin ‘kindar ve dindar nesil yetiştirme ideolojisi’nin temel taşları yerleştirilmiş daha sonra da bu çerçeveye özensiz bir şekilde, aceleye getirilerek hazırlatılan öğretim programları monte edilmeye çalışılmıştır. Daha net bir şekilde ifade etmek gerekirse bu program bile denemeyecek taslak metinler iki ayrı grup tarafından hazırlanmıştır. Amaç eğitim öğretime kendi ideolojileri doğrultusunda şekillendirmektir. Okul öncesi programında, çocuklara oyun yasaklanmıştır.”
“CUMHURİYETE KARŞI GİRİŞTİKLERİ DEVRİMİN MANİFESTOSU”
TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de “Bu müfredat, bu ülkenin geleceğini düşünen, bu ülkenin çocuklarını düşünen herkesin temel meselesidir. Bir müfredat değil, bu yaptıkları şey adıyla sanıyla ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altında 23 yıldır bıkmadan, utanmadan yıkmaya çalıştıkları Cumhuriyet’e karşı giriştikleri devrimin bir manifestosudur. 10 yıl boyunca burada müsteşardın. O zaman verdiğin ne eğitimiydi de şimdi buna ‘yerli ve milli’ diyorsun. Coğrafyayı, tarihi, fiziği, kimyayı, Atatürk devrimlerini ve inkilaplarını toplasan bir din kültürü eğitimi kadar yer tutmayan bir müfredata, sen müfredat mı diyorsun. Bunu yaparken hiç utanmıyor musun?” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından toplanan imzalar MEB’e iletildi.
]]>(ANKARA) – CHP, TBMM Genel Kurulu’nda ‘Öğretmenlerin istihdam sorunlarının araştırılması’ için grup önerisi verdi. Öneri üzerine konuşan CHP Milletvekili Suat Özçağdaş, “Sayın Bakanın Eylül 2023’te yaptığı açıklamaya göre toplamda 68 bin açık var. Emekli olan öğretmen sayısı 23 bin 670 ve sizin açıkladığınız atanan öğretmen sayısı ise 20 bin. Yani bu yıl emekli olan öğretmen kadar öğretmen atanmış değil” dedi.
CHP’nin ‘Öğretmenlerin istihdam sorunlarının araştırılması’ için verdiği grup önerisi TBMM Gnel Kurulu’nda reddedildi.
“ÖĞRETMENLERİN SORUNLARINI ÇÖZÜN”
CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş öneriyle ilgili şunları söyledi:
“Bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 20 bin öğretmen ataması yapılacağı haberini kamuoyu ile paylaştı… Türk Eğitim Sen’in araştırmasına göre 94 bin öğretmen açığı var, 85 bin ücretli öğretmen var. Sayıştay raporuna göre 2021’de 138 bin açık var ve Sayın Bakanın Eylül 2023’te yaptığı açıklamaya göre toplamda 68 bin açık var. Emekli olan öğretmen sayısı 23 bin 670 ve sizin açıkladığınız atanan öğretmen sayısı ise 20 bin. Yani iktidarınız bu yıl emekli olan öğretmen kadar öğretmen atamış deği. Türkiye’de bir atanmayan öğretmen problemi var. Bu,Öğretmenleri birinci turda KPSS ve mülakatla, ikinci turda 550 saatlik formasyon eğitimiyle ve 3 yıl güvencesiz çalışmak koşuluyla bu 3 yılın sonunda da nasıl eleyeceğiniz belli olmayan bir yöntemle de tekrar edecektir. 11 Nisan 2023 tarrihinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan, mülakatın kaldırılacağını açıkladı. Seçim beyannamenizin 345. sayfasında var. Siz Türkiye’ye açıkça mülakatı kaldıracağınızı söylediniz. Sözünüzü çiğnemeye devam ettiniz. Sadece sözünüzde durmadığınız gibi değil, öğretmenlerin beklentilerini de gerçekleştirmiyorsunuz. Dışarıda öğretmenlerin feryadını duyun. Yoksulluk sınırının altında yaşamaya mecbur bıraktığınız 1 milyon 155 bin öğretmenin sorunlarını çözün.”
“SADECE LİYAKATTEN DEĞİL MATEMATİKTEN DE SINIFTA KALDILAR”
CHP’nin grup önerisi üzerine söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Demir, şunları söyledi:
“Mülakat kaldırılacak sözü sadece seçim bitene kadarmış. Ülkemizde iktidar tarafından deneme yanılma yönetemine çevrilen Milli Eğitim müfredatı mevcut bakanla birlikte en vasat dönemini yaşamaktadır. Ülkede öğretmen açığı olmasına rağmen 2023 yılında emekliye ayrılan öğretmen sayısısı 23 bin 670’ken bugün duyurulan yeni atama sayıs 20 bindir. Emekli olan öğretmenlerden açılan boşluk bile kapatılmamıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere bakan sadece liyakatten değil matematikten de sınıfta kalmıştır. Atanmaktan umudunu kesip başvuru yapmayanlarla birlikte atanmayan öğretmen sayısı 1 milyonun üzerindeyken 20 bin atama asla kabul edilemez. Özel okullarda asgari ücretin altında çalışan binlerce öğretmenimiz var bu tablo asla kabul eidlemez. En az 100 bin öğretmen ataması yapılmalı. İtibardan tasarruf olmaz diyen cumhurbaşkanımız, oysa ki eğitimden tasarruf olmaz.”
“BİNLERCE ÖĞRETMENİN AİLE KURMA HAYALİNİ YERLE BİR ETTİNİZ”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Bursa Mİlletvekili Selçuk Türkoğlu şöyle konuştu:
“Binlerce öğretmenin aile kurma hayalini yerle bir ettiniz, öğrencilerle kara tahta önünde buluşma hayalini yok ettiniz. Hangi laftan anlayacağınızı bilemiyorum, hangi emir acaba AK Partli yöneticileri etkiler de bu zulmü bitirir diye düşünürken bir kez daha hatılatmak istedim… Ücretli öğretmen meselesi kanayan bir yara. Devlet olarak anayasal suç işliyorsunuz. Asgari ücretin altında öğretmen çalıştırıyorsunuz. Madem atamayacaksınız 2002 yılında 50 bin civarında
“MÜLAKATLAR SİYASİ TERCİHLERE GÖRE BELİRLENİYOR”
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise şunları kaydetti:
“Bu konu Türkiye’nin kanayan yarası. Normal koşularda eğitimin verimli olabilmesi için aynı zamanda öğretmenin de verimli bir çalışma yapabilmesinin çok önemli olduğunu herkes bilir. Neden ülkemizde son zamanlarda yoğun bir şekilde özel okullara insanlar öğrencilerini veriyorlar diye sorduğumuzda Milli Eğitim Bakanının bize verdiği cevap OECD ülkelerine göre yarıdan fazla değil dediler. Oysa bizim araştırmalarımızda gördüğümüz şudur; yurttaşlarımız OECD ülkelerine göre eğitime iki kat daha fazla bütçe ayırıyor. Avrupa’nın birçok yerinde eğitim ücretsiz ve nitelikli yapılıyor. Öğretmenler ise 4-5 yıl eğitim görüyorlar, yetmiyor KPSS’ye giriyorlar. En başarılı olanlar yine mülakata giriyor ve mülakat sırasında maalesef sorular karşısında telef oluyorlar. Gördüğümüz sonuç şu; bu gençler açıkça siyasi tercihlerine göre belirleniyor. “
CHP’nin grup önerisi AKP ve MHP Milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>
(ANKARA) – Eğitim sendikaları, Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin’in 20 bin öğretmen ataması yapılacağı yönündeki açıklamasına tepki gösterdi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Cumhurbaşkanının, bir ülkenin geleceğinin mimarı öğretmenlerin atamalarıyla ilgili ‘bir miktar’ ifadesini kullanmasını, AKP iktidarının öğretmene verdiği değerin göstergesi olduğunu söylemiştik. 20 bin öğretmen ataması yapılacak olması önceliklerinin öğretmen ve eğitim olmadığını göstermiştir” dedi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise Bakan Tekin’in öğretmen atamalarında mülakata ilişkin “Skorun yüzde 50’si KPSS, yüzde 50’si mülakatın olacak” açıklamasını hatırlatarak “Burada bir ayıklama yaparak liyakat esas alınmadan bazı adaylar siyasi görüş, inanç, etnik yapı vb. sebeplerden ötürü elenecekler” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Bakan Yusuf Tekin, öğretmen atamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile 20 bin öğretmen ataması konusunda uzlaştıklarını belirterek, “İhtiyaçlar doğrultusunda bir dağılım yaptık. Personel Genel Müdürlüğümüz ile toplantılar sonrası ihtiyaçlar doğrultusunda en çok atama yapılan ilk beş branş, 3 bin 263 Sınıf Öğretmenliği, 2 bin 499 Özel Eğitim Öğretmenliği, 1597 Rehber Öğretmenliği, 1594 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği ve 968 İngilizce Öğretmenliği olmuştur” demişti.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Tekin’in açıklamasına tepki gösterdi.
“ÖNCELİKLERİNİN ÖĞRETMEN OLMADIĞINI GÖSTERMİŞTİR”
Kadem Özbay, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öğretmen atamalarıyla ilgili “Bir miktar atama yapacağız” açıklamasını hatırlatarak, “Cumhurbaşkanının, bir ülkenin geleceğinin mimarı öğretmenlerin atamalarıyla ilgili ‘bir miktar’ ifadesini kullanmasını, AKP iktidarının öğretmene verdiği değerin göstergesi olduğunu söylemiştik. 20 bin öğretmen ataması yapılacak olması önceliklerinin öğretmen ve eğitim olmadığını göstermiştir” dedi.
“CUMHURBAŞKANI BU SAYIYI KENDİ DE AZ BULMUŞ OLMALI Kİ, TOPU TEKİN’E ATTI”
“Her zaman atamaları müjde havasında törenle açıklayan Cumhurbaşkanı bu sayıyı kendi de az bulmuş olmalı ki topu Yusuf Tekin’e attı” diyen Özbay, şöyle konuştu:
“Hepimiz çok iyi biliyoruz ki gerçekten ihtiyacı karşılayacak şekilde bir atama yapılacak olsaydı, gür sesleriyle coşkulu bir şekilde atama sayısını açıklarlardı. Bir devletin geleceğe yönelik politikalarının en önemli göstergesi planlamadır. Eğitimde planlamayı yapmak da öncelikle MEB’in görevidir. Sayıştay’ın son raporlarında 138 binin üzerinde ihtiyaç tespit edilmişti, artık Sayıştay da öğretmen açığını tespit etmez hale geldi. Milli Eğitim Bakanı Ekim ayında 68 bin ihtiyaç tespitini ifade etmişti, ikinci dönem başında başlayacaklarını söylemişti. Bir kez daha AKP ve alışageldiğimiz vaatler ve gerçekler durumu. Bol miktar vaat, eser miktar hak, eser miktar adalet, eser miktar liyakat.”
“İHTİYAÇ OLMADIĞI HALDE DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİNİN YER ALMASI…”
Özbay, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“İktidara geldiğinde 60 binin biraz üzerinde atama bekleyen öğretmen varken ‘Atanmayan öğretmen kalmayacak’ diyenler, bu sayıyı 1 milyona yaklaştırmış, eğitimle istihdam, meslekler ve refah arasındaki ilişkiyi koparmıştır.
En fazla kontenjan ayrılan beş branş arasında ihtiyaç olmadığı halde din kültürü ve ahlak bilgisinin yer alması, yine bunun bilimsel bir hamle olmadığını göstermektedir. Üstelik iktidarın her atamada bir ritüel haline getirdiği bu adaletsiz, mantıksız kontenjan dağılımı, birçok kritik branşta görev bekleyen eğitim emekçileri için bir mağduriyete dönüşmektedir.
Atanmayan her bir öğretmenin, farklı işte çalışırken yaşamını kaybeden, psikolojik sorunlar yaşayan her bir gencin, kamuda ücretli öğretmenlik, özelde düşük ücretlerle ve güvencesiz çalıştırılmanın, öğretmensiz bırakılan her bir çocuğun sorumlusu AKP iktidarıdır. Öğretmenliği değersizleştiren bu anlayış, ülkenin bugününe ve geleceğine en büyük kötülüğü yapmaktadır. Eğitim geleceğe uzanan köprüdür, öğretmenler geleceğin mimarıdır. Öğretmene saygı.”
“158 BİN ÖĞRETMEN AÇIĞI VAR”
Kemal Irmak ise MEB’in verilerine göre çeşitli branşlarda toplam 90 bin ücretli öğretmen çalıştığını, 68 bin öğretmen açığı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Toplam 158 bin öğretmen açığı var. Ataması yapılacak öğretmen sayısı olarak açıklanan sayı ise sadece 20 bin. Yani neredeyse ihtiyacın 8 de 1’i kadar. Sayın Bakan yeni müfredat açıklıyor ve bir hafta 10 gün içinde de görüş istiyor. ve ne diyor ‘çağın gerisinde kalamayız’ diyor. Çağı yakalayacak nitelikli eğitimin ilk şartı, güvence içinde atanmış ve yıllar içerisinde tecrübesini ve niteliğini geliştirmiş ve ihtiyacı karşılayacak kadar öğretmenin atanması. Her yıl öğrencilerin karşısına ücretle çalışan öğretmen çıkarmakla olmuyor. Ne demişti Cumhurbaşkanı ‘bir miktar atama yapacağız.’ Evet sadece bir miktar atama yapılacağı duyurusu yapıldı. Oysa ihtiyacı karşılayacak sayı bir miktar değil en az 158 bin. Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim ve eğitimde istihdam modeli benimseniyor. Eğitimin niteliğinin her geçen gün aşağı çekilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de budur.
“BAZI ADAYLAR SİYASİ GÖRÜŞ, İNANÇ SEBEPLERİNDEN ÖTÜRÜ ELENECEK”
Bakan Tekin’in, öğretmen atamalarında mülakata ilişkin “Skorun yüzde 50’si KPSS, yüzde 50’si mülakatın olacak” açıklamasını hatırlatan Irmak, “Burada bir ayıklama yaparak liyakat esas alınmadan bazı adaylar siyasi görüş, inanç, etnik yapı vb. sebeplerden ötürü elenecekler. Diğer yandan atananlar eylül ayına kadar güvenlik soruşturmalarına takılacak ve bir miktar öğretmen adayı da orada ayıklanmış olacak. Aynı zamanda adil olmayan antidemokratik uygulamalarla da karşı karşıya kalacak birçok aday. Liyakati önemsemeyen, mülakat ve itaate bağlı bir atama modeli olması da ayrıca sıkıntılı ve utanç vericidir” ifadesini kullandı.
]]>
HAKKARİ – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, TFF Kadınlar 2. Ligi’nde şampiyon olan Yüksekova Belediyespor’un kadın futbolcularını makamında ağırladı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kadınlar 2. Ligi’nde şampiyon olarak büyük bir başarı elde eden Yüksekova Belediyespor Kadın Futbol Takımı ile Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi. Şampiyonları alkışlayarak salona giren Bakan Yaşar Güler, şampiyonluk anlarına dair görüntüleri genç sporcularla birlikte izledi.
Takımın Kaptanı Kübra Şen ise desteklerinden dolayı Bakan Yaşar Güler’e teşekkür ederek, “Kupamız burada ve bu kupanın arkasındaki en büyük ve en güzel karakterlerden birisi sizsiniz. Bu emeğin en güzel paydaşlarından biri de sizsiniz. Şu zamana kadar yapmış olduğunuz maddi manevi bütün desteklerden dolayı bütün takım olarak size minnettarız. Hep birlikte bu başarıyı sırtlayıp daha güzel yerlere adım atacağız” dedi.
“Başarınız sevindirici bir durum”
Bakan Yaşar Güler ise, “Sizleri, Milli Savunma Bakanlığında ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Lig maçlarında, birbirinden güzel goller atarak farklı galibiyetler almanızı, yakından, büyük bir heyecanla takip ettim. Önce; aldığınız galibiyetlerle ligi lider tamamlayarak; ardından da zorlu play-off maçlarının sonucunda şampiyonluğa ulaşarak çok büyük bir başarıya imza attınız. Gösterdiğiniz üstün performansla hepimizin gururu oldunuz. Sizleri yürekten kutluyorum. Bu başarı; sadece sizlerin değil, tüm Hakkarililerin ve spora ilgi duyan tüm kadınlarımızındır. Zira Yüksekova Belediyespor Kadın Futbol Takımı olarak sizler, sadece spor alanında değil, toplumsal hayatta da önemli bir rol üstleniyor ve Hakkari’mizin değişen ve gelişen yüzünü temsil ediyorsunuz. Başarılarınızla kızlarımızın ve kadınlarımızın spora katılımını teşvik ediyor, onlara ilham kaynağı oluyorsunuz. Nitekim bölgemiz terörden temizlendikçe, sizler gibi gençlerimiz; sahip oldukları yüksek potansiyeli en iyi şekilde ortaya koyma imkanına kavuştu. Hemen her alanda elde ettiğiniz başarılarla hepimizin medarıiftiharısınız ve geleceğe dair umutlarımızı artırıyorsunuz. Başarı, kolay elde edilen bir olgu değildir. Sizler, uzun saatler süren yoğun antrenmanlar, fedakarlık, istikrarlı çalışma ve takım ruhunun sahaya yansımasıyla bu sonuca ulaştınız. Elbette ki bu başarının arkasında kulüp yöneticilerinin, teknik ekibin ve kıymetli ailelerinizin de önemli bir payı var. Bu vesileyle, takımınızın başarısı için büyük emek sarf eden kıymetli başkanımıza, antrenörlerinize ve değerli ailelerinize özellikle teşekkür ediyorum. Unutmayın ki başarı; bir yolculuktur, bir varış noktası değil. Bu anlayışla sizlerden yeni başarılar, yeni şampiyonluklar bekliyoruz. 1. Lig ve ardından Süper Lig’de de bu başarıyı tekrarlayacağınıza ve daha büyük başarılara ulaşacağınıza yürekten inanıyorum. Sizlere güvenimiz tamdır. Hakkarigücü Kadın Futbol Takımımızdan sonra sizlerin de Süper Lig’e yükselmesi ile güzel Hakkari’miz, sporda ve özellikle kadın futbolunda Türkiye’nin marka şehirlerinden biri haline gelecektir. Bu düşüncelerle bundan sonraki hayatınızda ve sportif faaliyetlerinizde başarılarınızın artarak devamını diliyorum. Sizleri bir kez daha yürekten kutluyor, şahsınızda Hakkarili ve Yüksekovalı kardeşlerime selamlarımı gönderiyorum. Her birinize sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kadınlar 2. Ligi’nde şampiyon olarak büyük bir başarı elde eden Yüksekova Belediyespor Kadın Futbol Takımı ile Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi. Şampiyonları alkışlayarak salona giren Bakan Yaşar Güler, şampiyonluk anlarına dair görüntüleri genç sporcularla birlikte izledi.
Takımın Kaptanı Kübra Şen ise desteklerinden dolayı Bakan Yaşar Güler’e teşekkür ederek, “Kupamız burada ve bu kupanın arkasındaki en büyük ve en güzel karakterlerden birisi sizsiniz. Bu emeğin en güzel paydaşlarından biri de sizsiniz. Şu zamana kadar yapmış olduğunuz maddi manevi bütün desteklerden dolayı bütün takım olarak size minnettarız. Hep birlikte bu başarıyı sırtlayıp daha güzel yerlere adım atacağız” dedi.
“Başarınız sevindirici bir durum”
Bakan Yaşar Güler ise, “Sizleri, Milli Savunma Bakanlığında ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Lig maçlarında, birbirinden güzel goller atarak farklı galibiyetler almanızı, yakından, büyük bir heyecanla takip ettim. Önce; aldığınız galibiyetlerle ligi lider tamamlayarak; ardından da zorlu play-off maçlarının sonucunda şampiyonluğa ulaşarak çok büyük bir başarıya imza attınız. Gösterdiğiniz üstün performansla hepimizin gururu oldunuz. Sizleri yürekten kutluyorum. Bu başarı; sadece sizlerin değil, tüm Hakkarililerin ve spora ilgi duyan tüm kadınlarımızındır. Zira Yüksekova Belediyespor Kadın Futbol Takımı olarak sizler, sadece spor alanında değil, toplumsal hayatta da önemli bir rol üstleniyor ve Hakkari’mizin değişen ve gelişen yüzünü temsil ediyorsunuz. Başarılarınızla kızlarımızın ve kadınlarımızın spora katılımını teşvik ediyor, onlara ilham kaynağı oluyorsunuz. Nitekim bölgemiz terörden temizlendikçe, sizler gibi gençlerimiz; sahip oldukları yüksek potansiyeli en iyi şekilde ortaya koyma imkanına kavuştu. Hemen her alanda elde ettiğiniz başarılarla hepimizin medarıiftiharısınız ve geleceğe dair umutlarımızı artırıyorsunuz. Başarı, kolay elde edilen bir olgu değildir. Sizler, uzun saatler süren yoğun antrenmanlar, fedakarlık, istikrarlı çalışma ve takım ruhunun sahaya yansımasıyla bu sonuca ulaştınız. Elbette ki bu başarının arkasında kulüp yöneticilerinin, teknik ekibin ve kıymetli ailelerinizin de önemli bir payı var. Bu vesileyle, takımınızın başarısı için büyük emek sarf eden kıymetli başkanımıza, antrenörlerinize ve değerli ailelerinize özellikle teşekkür ediyorum. Unutmayın ki başarı; bir yolculuktur, bir varış noktası değil. Bu anlayışla sizlerden yeni başarılar, yeni şampiyonluklar bekliyoruz. 1. Lig ve ardından Süper Lig’de de bu başarıyı tekrarlayacağınıza ve daha büyük başarılara ulaşacağınıza yürekten inanıyorum. Sizlere güvenimiz tamdır. Hakkarigücü Kadın Futbol Takımımızdan sonra sizlerin de Süper Lig’e yükselmesi ile güzel Hakkari’miz, sporda ve özellikle kadın futbolunda Türkiye’nin marka şehirlerinden biri haline gelecektir. Bu düşüncelerle bundan sonraki hayatınızda ve sportif faaliyetlerinizde başarılarınızın artarak devamını diliyorum. Sizleri bir kez daha yürekten kutluyor, şahsınızda Hakkarili ve Yüksekovalı kardeşlerime selamlarımı gönderiyorum. Her birinize sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum” ifadelerini kullandı. – HAKKARİ
]]>Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu, saat 14.00’te Komisyon Başkanı Atay Uslu’nun başkanlığında toplandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Lütfihak Alpkan ve Bakanlıktan yetkililer dinlendi. Sunumun ardından milletvekilleri, bakanlık yetkililerine soru sordu.
CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, “Bakanlık müfettişleri kapasite artırımı sonrasında sahada gerekli denetimleri yaptı mı” sorusunu yöneltti.
DEM Parti Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, “İşçilerin sağlık kontrollerinin hangi periyotlarda yapıldığı” ve “işçilerde görülen hastalıkların ne olduğunu” sordu.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, “Çalışma Bakanlığı bu denetimlerde belki yasa olarak yok ama, çalışma güvenliğinin sağlanması açısından, iş cinayetlerinin ortadan kaldırılması açısından Çalışma Bakanlığı üzerine düşeni yeteri kadar yapıyor mu?” diye sordu.
“BAKANLIKLAR TOPU BİRBİRİNE ATIYOR”
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, daha önce komisyona katılan iki Bakanlığın da yığın liç sahasının sorumluluğunu üstlenmediğini belirterek, “Bugün siz geldiniz, Çalışma Bakanlığı olarak diyorsunuz ki, ‘Yığın liç sahasıyla ilgili konular bizim sorumluluk alanımıza girmiyor.’ Peki, hangi Bakanlığın sorumluluk alanına giriyor? Ben sayayım, Dışişleri Bakanlığı olabilir mi? Milli Eğitim Bakanlığı olabilir mi? Maalesef bu anlamda Bakanlıkların kesişim alanında bulunması gereken bu önemli yığın liç sahası konusu Bakanlıkların arasında topu birbirlerine atmalarıyla havada kalıyor” diye konuştu. Yavuzyılmaz, Çalışma Bakanlığı’nın “göçüğe ilişkin hangi saatte haberdar olduğunu ve patlatmanın hangi bölgelerde yapıldığını” sordu.
SAADET PARTİ’Lİ DOĞAN: “HİÇBİR BAKANLIK LİÇİ KABUL ETMİYOR”
Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan, Bakanlığı eleştirerek şöyle konuştu:
“Yani şimdi dört gündür Bakanlıklarımızı dinliyoruz; liçe, ölüme gelen hiçbir bakanlığımız yok. Kimsenin sorumluluğu yok. Kimsenin suçu yok, kimsenin kusuru yok ama sonuçta büyük bir felaket yaşadık ve bu felaketin neticesinde 9 insanımızı kaybettik. İnanın, üç Bakanlığımızı dinledikten sonra mevzuatta tehlikeli boşluklar gördük hep beraber. Bunun yanında, kurumlar arasında senkronize eksikliğine şahit olduk. Bunun yanında, uygulamada çok büyük ciddiyetsizliklere şahit olduk. Bunun yanında, denetimlerde büyük bir eksiklik olduğunu hep beraber hem gördük hem dinlemiş olduk.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Lütfihak Alpkan, milletvekillerin sorularını yanıtladı. Alpkan, facianın ön inceleme raporuna göre bilgi edindiklerini belirterek, “Ben de oraya gittiğimde iş sağlığı güvenliği uzmanları ve yöneticileriyle görüştüğümüzde benzer tespitleri paylaştılar ama solüsyon miktarı, proje detayları gibi konular zaten bizim uzmanlık alanımıza girmediği için biz net bir bulgu vardır burada diyemiyoruz. Ama bu daha çok uzman görüşlerinin bize aktarılmasıyla ortaya çıkmış ve ayrıca da fotoğraflar ve videolarda da orada gördük, sahada da gördük, bir kaymanın nedeninin ne olduğuna dair biz uzman olmasak da bir fikir oluştu” dedi.
ALPKAN: LİÇ YIĞINI DENETİM ALANIMIZ DEĞİL
Alpkan, “facia olmadan önce tespitiniz var mı” sorusuna, “Olay olmadan önce, Aralık ayında oraya şikayet üzerine gidiliyor yığın liçi alanıyla ilgili bir denetimimiz yok orada zaten faaliyet alanımız değil” ifadesini kullandı.
“ÇATLAKLAR VAR, FAALİYET DEVAM EDİYOR”
İş sağlığı güvenliği uzmanlarının “sahada sıkıntı olduğunu tespit ettiklerini ve oradaki çalışanların çıkartılmasını ve solüsyonun durdurulmasını talep etiklerini” belirterek “fakat böyle bir kaza daha oluşmadığı için bir bilgilendirme yok yani AFAD’a, kaymakamlığına veya dışarıya, emniyete bir bilgilendirme yok, bize de yok. Bir müddet sonra, öğleye doğru solüsyon durduruluyor. Oradaki görüşmelerden aldığımız kadarıyla fakat çatlaklar var. Oradaki işi de durduruyorlar, konteynere doğru çekiyorlar fakat yine uzmanlar, görevliler durum nedir diye tespit etmek için tekrar oraya gidiyorlar. Ayrıca, Çiftay firmasının madenle ilgili faaliyetleri devam ediyor ki zaten o gün için aralarındaki koordinasyonun, iletişimin eksik olduğuyla ilgili de bir tespit var” dedi.
“BİR İŞÇİNİN CİMER ŞİKAYETİ VAR”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanı Bekir Aktürk ise “işçilerin kişisel koruyucu donanımların kullandırılmadığıyla ilgili, CİMER’den bir işçinin “hijyen şartlarının oluşmadığı, denetim yapılması” talebinin olduğunu kaydetti.
Aktürk, olayın yaşandığı gün işçilere çöken liç yığınına dönme talimatını kimin verdiğine ilişkin soruyu, “konuyla alakalı çoğu sorumlu şu an tutuklu olduğu için onlara bunu yöneltemedik” diye cevaplandırdı.
“O SAHADA İŞÇİ ÇALIŞMIYOR MU?”
Aktürk’ün, yığın liçiyle ilgili bakanlığının denetimleri olmadığını söylemesi üzerine CHP’li Yavuzyılmaz’ın, “O liç sahasında işçi çalışmıyor mu? İşçi sağlığı konusunda çalışan, özel sektördeki, oradaki şirket çalışanları da doğrudan işçi sağlığı bakımından sizin sorumluluk denetim alanınızda değil mi?” diye sorması üzerine AKP İstanbul Milletvekili Şengül Karslı arasında “süreyle ilgili” bir tartışma yaşandı.
DEM PARTİ’Lİ HÜLAKÜ: DÖRT GÜNDÜR HİÇBİR SORUMUZA CEVAP ALAMADIK
Milletvekilleri Bakanlık yetkililerinin sorulara yeterli cevap vermediğini eleştirdi. DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, “Ben dört gündür burada sadece dinliyorum, hiç soru bile sormadım çünkü hiçbir sorumuza cevap alamadık. Sunumlarının içinde olduğu sorulara yalnızca cevap verdiler” dedi.
Yavuzyılmaz, “Yığın liç sahasını Enerji Bakanlığı denetlemiyorsa, Çevre Bakanlığı denetlemiyorsa, Çalışma Bakanlığı denetlemiyorsa buradaki üretilen altının denetimi nasıl yapılıyor? Ne kadar altın üretildiğini kim denetliyor? Burada kayıt dışı bir kazancın şüphesinin çok yüksek olduğu da açıkça görülüyor” diye konuştu.
ALODALI: “TOPLAMDA 1837 İŞÇİ ÇALIŞIYOR”
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Muhammet Fatih Bilal Alodalı, kaza tarihinde madende taşeron işyerlerinin çalışanları dahil olmak üzere 1.837 işçi çalıştığını, “Anagold madenciliğin 599 çalışanı, Çiftay şirketinin 1181 çalışanı, Asil Çöpler şirketinin 16 çalışanı, Keklikler şirketinin 6 çalışanı, Kar-Sa şirketinin 35 çalışanı ” olduğunu söyledi.
]]>ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “Ben dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etmek isterim. Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi için felaket olmuştur” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan ile parti genel merkezinde bir araya geldi. CHP lideri Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer eşlik etti. DEM Parti Eş Genel Başkanları ve CHP Genel Başkanı Özel, 1,5 saat süren görüşmenin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.
“Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi için felaket olmuştur”
Kamuoyunun gündeminde olan meseleleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde konuşma imkanı bulduğunu dile getiren Özel, “Benim ortaya koyduğum gündemlerin tamamını kendisi dinledi ve heyetinde bulunan arkadaşlar not aldılar. Biz de Erdoğan’ın yapmış olduğu değerlendirmeleri dinledik. Ben dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etmek isterim. Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi için felaket olmuştur. 1977 ile 1980 arası iktidarla ana muhalefetin el sıkışmadığı, konuşmadığı bir dönemdi. Türkiye’de de ana muhalefetle iktidarın ve bütün siyasi partilerin birbirleriyle konuşabilen, el sıkışabilen, her şeyde anlaşmak mümkün değildir ama tartışabilen bir çizgide kalmalarını son derece önemli buluyoruz. Dünkü konuşmalar, tartışmaların bu anlamda nasıl sonuç verdiğini önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda biz de takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi öncesinde 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret ettiğini aktaran Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürünün eski büyükelçi olması nedeniyle Sezer’den heyette bir büyükelçi görevlendirmesi tavsiyesi aldığını söyledi.
“İsim tercihini elbette ben yaptım”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın heyette bulunduğunu hatırlatan Özel, “İki büyükelçinin görüşme ile ilgili not tuttukları bir süreci hep birlikte yaşamış olduk. İsim tercihini elbette ben yaptım. Milletvekili grubumuzdaki tek büyükelçidir kendisi. Bir büyükelçiyi görevlendirme önerisi, kendi deneyimleriyle takdirleriyle Ahmet Necdet Sezer’in doğrudan bana teklifiyle olmuştur” dedi.
“Partimizden talep olduğu takdirde deprem bakanlığına bir bakan yardımcısı vermeyi sorumluluk olarak görüyorum”
Türkiye’nin beka sorununun deprem olduğunu vurgulayan Özel, deprem bakanlığı kurulmasını önemsediğini belirterek, “Türkiye’de herkes kendine göre bir beka sorunu tarifi yapıyor. Kimi CHP’yi beka sorunu görüyor, kimi bir siyasi partinin bir belediyeyi kazanmasını beka sorunu görüyor, kimi bir başkasında beka sorunu görüyor ama Türkiye’nin en önemli beka sorunlarından bir tanesi hazırlıksız yakalanılacak olan İstanbul depremidir. İstanbul depreminde milyonlarca kişi ölebilir. İstanbul depremi yaşandığında eğer tam hazır değilsek Türkiye ekonomisi çöker. Türkiye’nin finans dünyasıyla irtibatı kesilir. Türkiye’nin en önemli şirketlerinin yöneticilerini ve o şirketlerin yönetim merkezlerini kaybederiz. Türkiye’nin Avrupa’yla Asya arasındaki bağlantısı ortadan kalkabilir. O şehre insani yardım ulaştırmak da imkansız hale gelebilir. Bu mesele ne iktidarın tek başına bir meselesidir, ne o kenti yöneten belediyenin tek başına çözebileceği bir meseledir ne de muhalefete muhalefet alanı tanıyacak bir durumdur. Meselenin kendisi ülke için bir beka sorunudur. Bunun için de Erdoğan’a deprem üzerine ismi doğrudan ‘Deprem Bakanlığı’ olarak konur mu yoksa ‘Doğal Afetlerle Mücadele ve Depreme Hazırlık Bakanlığı’ mı olur? Ama bir bakanlık kurmasını önerdim, dahasını da önerdim. Mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilerden birer bakan yardımcısı talep etmesi durumunda ben partimden bir bakan yardımcısını görevlendireceğimi, deprem meselesini siyaset üstü bir şekilde ele almanın, siyasetin kısır tartışmalarının dışına çıkarmanın ve bir beka sorununu el birliğiyle ortadan kaldırmanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundum. Cumhurbaşkanı dikkatle takip etti, not aldırdı. Ancak bu konuda anayasa gereği, yeni bakanlık kurulması kendi yetkisindedir. Nasıl bir adım atacağını bilmiyorum. Partimizden talep olduğu takdirde deprem bakanlığına bir bakan yardımcısı vermeyi de siyasi açıdan değil, insani açıdan almamız gerekli bir sorumluluk olarak görüyorum” diye konuştu.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları Oruç ve Tuncer Bakırhan ile parti genel merkezinde bir araya geldi. CHP lideri Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer eşlik etti. DEM Parti Eş Genel Başkanları ve CHP Genel Başkanı Özel, 1,5 saat süren görüşmenin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.
“Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi için felaket olmuştur”
Kamuoyunun gündeminde olan meseleleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde konuşma imkanı bulduğunu dile getiren Özel, “Benim ortaya koyduğum gündemlerin tamamını kendisi dinledi ve heyetinde bulunan arkadaşlar not aldılar. Biz de Erdoğan’ın yapmış olduğu değerlendirmeleri dinledik. Ben dünkü toplantının Türkiye demokrasisi açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etmek isterim. Siyasetçilerin el sıkışmadığı dönemlerin sonu demokrasi için felaket olmuştur. 1977 ile 1980 arası iktidarla ana muhalefetin el sıkışmadığı, konuşmadığı bir dönemdi. Türkiye’de de ana muhalefetle iktidarın ve bütün siyasi partilerin birbirleriyle konuşabilen, el sıkışabilen, her şeyde anlaşmak mümkün değildir ama tartışabilen bir çizgide kalmalarını son derece önemli buluyoruz. Dünkü konuşmalar, tartışmaların bu anlamda nasıl sonuç verdiğini önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda biz de takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi öncesinde 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret ettiğini aktaran Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürünün eski büyükelçi olması nedeniyle Sezer’den heyette bir büyükelçi görevlendirmesi tavsiyesi aldığını söyledi.
“İsim tercihini elbette ben yaptım”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın heyette bulunduğunu hatırlatan Özel, “İki büyükelçinin görüşme ile ilgili not tuttukları bir süreci hep birlikte yaşamış olduk. İsim tercihini elbette ben yaptım. Milletvekili grubumuzdaki tek büyükelçidir kendisi. Bir büyükelçiyi görevlendirme önerisi, kendi deneyimleriyle takdirleriyle Ahmet Necdet Sezer’in doğrudan bana teklifiyle olmuştur” dedi.
“Partimizden talep olduğu takdirde deprem bakanlığına bir bakan yardımcısı vermeyi sorumluluk olarak görüyorum”
Türkiye’nin beka sorununun deprem olduğunu vurgulayan Özel, deprem bakanlığı kurulmasını önemsediğini belirterek, “Türkiye’de herkes kendine göre bir beka sorunu tarifi yapıyor. Kimi CHP’yi beka sorunu görüyor, kimi bir siyasi partinin bir belediyeyi kazanmasını beka sorunu görüyor, kimi bir başkasında beka sorunu görüyor ama Türkiye’nin en önemli beka sorunlarından bir tanesi hazırlıksız yakalanılacak olan İstanbul depremidir. İstanbul depreminde milyonlarca kişi ölebilir. İstanbul depremi yaşandığında eğer tam hazır değilsek Türkiye ekonomisi çöker. Türkiye’nin finans dünyasıyla irtibatı kesilir. Türkiye’nin en önemli şirketlerinin yöneticilerini ve o şirketlerin yönetim merkezlerini kaybederiz. Türkiye’nin Avrupa’yla Asya arasındaki bağlantısı ortadan kalkabilir. O şehre insani yardım ulaştırmak da imkansız hale gelebilir. Bu mesele ne iktidarın tek başına bir meselesidir, ne o kenti yöneten belediyenin tek başına çözebileceği bir meseledir ne de muhalefete muhalefet alanı tanıyacak bir durumdur. Meselenin kendisi ülke için bir beka sorunudur. Bunun için de Erdoğan’a deprem üzerine ismi doğrudan ‘Deprem Bakanlığı’ olarak konur mu yoksa ‘Doğal Afetlerle Mücadele ve Depreme Hazırlık Bakanlığı’ mı olur? Ama bir bakanlık kurmasını önerdim, dahasını da önerdim. Mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilerden birer bakan yardımcısı talep etmesi durumunda ben partimden bir bakan yardımcısını görevlendireceğimi, deprem meselesini siyaset üstü bir şekilde ele almanın, siyasetin kısır tartışmalarının dışına çıkarmanın ve bir beka sorununu el birliğiyle ortadan kaldırmanın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundum. Cumhurbaşkanı dikkatle takip etti, not aldırdı. Ancak bu konuda anayasa gereği, yeni bakanlık kurulması kendi yetkisindedir. Nasıl bir adım atacağını bilmiyorum. Partimizden talep olduğu takdirde deprem bakanlığına bir bakan yardımcısı vermeyi de siyasi açıdan değil, insani açıdan almamız gerekli bir sorumluluk olarak görüyorum” diye konuştu. – ANKARA
]]>Bir dizi toplantıya katılmak ve incelemelerde bulunmak üzere deprem bölgesi Malatya’ya gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, kentte ilk olarak Malatya Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti. Burada 31 Mart seçimlerinde göreve yeni seçilen Sami Er’e hayırlı olsun dileklerinde bulunan Bakan Özhaseki, Malatya’da da vatandaşların tercihlerini hür bir şekilde kullandıklarını ifade ederek, “Yine Malatya Büyükşehirde, Battalgazi’de, Yeşilyurt’ta ve birçok ilçemizde AK Partili Belediye Başkanı arkadaşlarımızın göreve devam etmesi hususunda iradelerini beyan ettiler. Hayırlı olsun” şeklinde konuştu.
Sandıktan çıkan sonuçlara herkesin saygı duyduğunu ifade eden Özhaseki, “Bizim literatürümüze güzel bir söz vardır. ‘Seçim biter geçim başlar’. Şimdi geçim dönemi, şimdi iş başında koşturma dönemi. Eksikliklerin giderilme dönemi” ifadelerine yer verdi.
6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli asın felaketinde Türkiye’nin derinden sarsıldığını da hatırlatan Bakan Özhaseki, “Bizim Anadolu medeniyetimizde başımıza gelecek gelmiş olan büyük felaketleri göz önüne aldığımızda herhalde bundan daha büyük bir felaketle şimdiye kadar karşılaşmamışızdır. Depremde 850 bin bağımsız birim yerle bir oldu. Bütün bunları hak sahipliğini belirleyip zararlarını giderecek şekilde tespit edip yola çıktığımızda da bir senedir büyük bir gayretle koşturuyoruz. Şu anda bin 240 yerde şantiyemiz var. 110 bin kişilik çalışan ordusuyla bu zararları giderebilmek için gayret ediyoruz. 4 bin 333 köy konutu yapıyoruz, bu kolay değil. Yurtdışından gelen bütün mevkidaşlarımız böyle bir hasarın kendi ülkelerinde olması durumunda altından kalkamayacaklarını ve zorlanacaklarını ifade ettiler. Yine geçenlerde Japonların en üst grubu geldiğinde de kendi depremleri ile kıyaslayıp sonra da ‘evet böyle büyük bir hasarın altından biz de bu kadar hızlı bir şekilde kalkamayız’ diye de ifade ettiler. Onların belki bir şansı açık denizlerde, 30 km kadar derinliklerde sahilden ve şehirlerden çok uzakta depremlerin olması. Bizde de kadim binlerce yıldır yaşayan şehirlerimizin altından geçen fay hatlarının çok kısa süreli çok kısa mesafeli bir yerde evlerimize iş yerlerimize büyük hasar vermiş olması aradaki en büyük fark. Biz bunların altından kalkacağız, hiç kimsenin endişesi olmasın” ifadelerine yer verdi.
Deprem sonrası Malatya’da deprem konutlarının yapımına hızla başladıklarını da belirten Bakan Özhaseki, “Merkez dışındaki 8 ilçemizde de zaten bizim inşaatlarımız devam ediyor. Tek tek bunları gözden geçireceğiz, bir muhasebe yapacağız. Eksiğimizi göreceğiz, burada arkadaşlarımızla istişare edeceğiz. Yapmamız gerekenleri daha hızlı bir vaziyette aksiyon alıp yapmak için elimizden geleni yapacağız. Nasip olursa biz iyi niyetle yola çıktık, ben iyi niyetle yola çıkanın en büyük yardımcısının önce cenabı Allah sonra da vatandaş olduğuna inananlardanım. İnşallah bu hasarların altında da en kısa sürede kalkarız. Sorunlarla ilgili çözüm bulunamıyor diye bir şey yok. Her şeyin bir çözümü var, rahat olun. İnşallah çalışacağız” diye konuştu. – MALATYA
]]>(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Mayıs kutlamaları için gittiği İstanbul Saraçhane’de, “Alınan tedbirler özgürlük-güvenlik dengesinde, özgürlüğü feda eder nitelikte. Bunu doğru bulmadığımızı Sayın Bakan’a günlerdir anlatmaya çalışıyoruz. Bir ülkenin, dünyaca bilinen meydanında 1 Mayıs kutlanmıyorsa o ülkede demokrasi sorgulanır. Bir ülkenin herhangi bir noktasına güvenlik güçleri kullanılarak emekçiler ya da göstericiler sokulmuyorsa orada bir iktidardan, bir muktedirlikten değil; bir tedirginlikten bahsetmek lazım. Tedirgin iktidarlar, özgüvensiz iktidarlardır ve kaba kuvvetle sağlanan iktidar, gitgide sonu yaklaşan bir iktidardır ama bir gün Taksim tam olarak özgür olana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’da, 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla emekçilerle birlikte Taksim’e kadar yürümek için Saraçhane’deki toplanma noktasına geldi. Özel’e, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP grup başkanvekilleri, genel başkan yardımcıları, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul ilçe belediye başkanları ve çok sayıda partili eşlik etti.
Özgür Özel, burada gazetecilerin soruları üzerine şu açıklamayı yaptı:
“Gelecek sene bu yasakların kalmayacağını ümit ediyoruz. Bugün de hep birlikte Taksim’e doğru 1 Mayıs’ı bayram gibi kutlayacak bir anlayışla hareket edeceğiz. Alınan tedbirler özgürlük-güvenlik dengesinde, özgürlüğü feda eder nitelikte. Bunu doğru bulmadığımızı Sayın Bakan’a günlerdir anlatmaya çalışıyoruz. Bir ülkenin en dünyaca bilinen meydanında 1 Mayıs kutlanmıyorsa o ülkede demokrasi sorgulanır. Bir ülkenin herhangi bir noktasına güvenlik güçleri kullanılarak emekçiler ya da göstericiler sokulmuyorsa orada bir iktidardan, bir muktedirlikten değil; bir tedirginlikten bahsetmek lazım. Tedirgin iktidarlar, özgüvensiz iktidarlardır ve kaba kuvvetle sağlanan iktidar, gitgide sonu yaklaşan bir iktidardır. Önemli olmadan hiç kaba kuvvete, güce gerek olmadan özgürlüklerle ve güvenlik-özgürlük dengesinde özgürlükleri gözettiğinizde demokratik bir iktidarı kurmuş olursunuz. Bugün yaşananlar iktidarın özgüvensizliğini, Türkiye’deki demokrasi eksikliğini gösteriyor. Ama bugün burada hem CHP’nin hem de çok sayıda sendikanın bir arada omuz omuza toplanabilmiş olması ve Taksim hedefine doğru hareket ediyor olmaları önemli bir kazanımdır. Önemli olan bayrama halel getirecek, emekçilere kullanılacak şiddetle yaralanmaların olmadığı; ne polisin, ki onlar da birer emekçidir, ne de emekçilerin bayramda üzülmedikleri, yaralanmadıkları, kötü şeylerin olmadığı bir günü yaşamak için örgütümüz, belediyemiz hep birlikte gayret gösteriyoruz, çaba içindeyiz. Ama bir gün Taksim tam olarak özgür olana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.”
“BİRİLERİ TAKSİM’İ KENDİNİN EGEMENLİK SANCAĞI OLARAK GÖRÜYOR”
Özel, Bakan Yerlikaya ile tekrar görüşüp görüşmediği sorusunu şöyle yanıtladı:
“Defalarca görüştük. Maalesef bir İçişleri Bakanı’nın kişisel olarak iyi niyetli diyaloğa açık çabasını takdir etmekle birlikte İçişleri Bakanı’nın üzerindeki bir irade, uzlaşma ve bayramı bayram gibi kutlamak için müzakere ortamlarını ortadan kaldırıyor. Yoksa İçişleri Bakanı’nın kişisel gayreti tamam ama her konuda, her aşamada bir yerde tıkanılıyor. Birileri Taksim’i kendinin egemenlik sancağı olarak görüyor ve oraya girince, ‘Egemenliğimiz sarsılacak’ sanıyorlar. Oysa herkes özgürce Taksim’e girip çıkabildiği zaman sizin egemenliğiniz tescillenir. Polisle Taksim’i koruyorsanız o zaman aslında sizin egemenliğiniz polis kuvvetine dayalıdır. Bunlara dünya demokrasileri ‘polis devleti’ diyor. Demokratik devletlerde böyle şeylere ihtiyaç duyulmaz. Önemli bir eksikliktir. Bu vakitten sonra da İçişleri Bakanı ile yeni bir şey konuşmanın anlamı yok çünkü kendisi, ‘Maalesef kabul edilmedi, maalesef uygun görülmedi’ diye cevaplar veriyor. Öyle olunca da biz kendi çağrımızı yaptık. Örgütümüzle birlikte, değerli İstanbul’un seçilmiş ve geçen seçimden sonra çok daha yüksek oyla seçilmiş, İstanbulluların İstanbul’u yönetsin diye yeniden yetkilendirdiği Ekrem İmamoğlu ile birlikte buradayız.”
EKREM İMAMOĞLU: “SARAÇHANE BUGÜN EMEKÇİNİN 1 MAYIS’TA OLMA ARZUSUNA MÜDAHALEYE SES VEREN İSTANBULLULARIN SİMGESİ OLDU”
Ekrem İmamoğlu da şöyle konuştu:
“Genel Başkanımız zaten gerekenleri söyledi. Saraçhane’deyiz. Saraçhane zorluklarla mücadelenin simgesi oldu. Bazen demokrasiye müdahalenin bazen özgürlüklere müdahalenin bazen hukuksuzluğa müdahalenin simgesi oldu. Muhtemelen bugün de emekçinin 1 Mayıs’ta Taksim’de olma arzusuna müdahaleye ses veren İstanbulluların simgesi oldu. Saraçhane böyle özel bir konuma evrildi. Umarım bunlar olmaz. Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi; bir an önce 14 Mayıs’taki şölene, kutlamalarına kavuşuruz”
]]>Bakan Tekin, Mogan MTAL Uygulama Oteli’nde düzenlenen Eğitim Fakültesi Dekanları İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, akademik, bilimsel bilgi üreten üniversitelerle kamu politikalarını yapanlar ve uygulayıcılar arasında bir kopukluk olduğunu, daha önceki bürokratik görevi ve rektörlük sürecinde tespit ettiği bu kopukluğun giderilmesi gerektiğini söyledi.
Tekin, sadece Milli Eğitim Bakanlığı ile değil ilgili tüm üniversitelerle bakanlıklar arasında böyle bir koordinasyon mekanizmasının kurulmasının önemine değindi.
MEB’de son 22 yıldır yapılan çalışmalara değinen Tekin, derslik sayısının 2002’ye göre ikiye katlandığını, depreme yönelik çalışmalar da dikkate alındığında mevcut yapı stoğunun 3 katına çıktığını anlattı.
Tekin, yeni projelerin akıllı bina konseptine uygun şekilde planlandığını, okulların hemen hemen tamamının geniş bant internet altyapısıyla donatıldığını, sınıflara da akıllı tahtalar kurulduğunu anlattı.
Bakanlıkta görev yapan yaklaşık 1 milyon 100 bin öğretmenin 800 bininin atamasının 2003’ten sonra yapıldığına dikkati çeken Tekin, “Tüm bu göstergeler eğitim öğretimindeki temel istatistikler anlamında Türkiye’de dünyada örneği çok az görülecek şekilde bir altyapı devrimi yapıldığını gösteriyor. Derslik başına düşen öğrenci sayıları, öğretmen başına düşen öğrenci sayıları itibarıyla OECD ortalamalarıyla hemen hemen aynı durumdayız.” diye konuştu.
Dekanlara, 3 konu başlığında sunum yapılacak
Bakan Tekin, eğitim fakültesi dekanlarına bakan yardımcılarının eğitim gündemi konusunda 3 konuda sunum yapacağını belirterek, bunlardan birinin Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından bütün paydaşların görüşleri doğrultusunda revize ettikleri Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin taslak çalışma olduğunu bildirdi.
Tekin, taslakla farklı yasal düzenlemelerin tek kanunla bir araya getirilmesini hedeflediklerine işaret etti. “Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda bizim beklentimiz çok üst düzeyde.” diyen Tekin, dekanların fikirlerinin yol haritası çizerken önemli ipuçları vereceğini dile getirdi.
Dekanlara, yeni müfredat taslağına ilişkin bir bilgilendirmenin de yapılacağını dile getiren Tekin, bu konuda dekanların görüş ve önerilerinin önemini vurguladı.
Bakan Tekin, önümüzdeki yıl düzenlemeyi planladıkları Milli Eğitim Şurası’nın taslak konu başlıkları konusunda da dekanları bilgilendireceklerini kaydetti.
“İyi niyetli olmayan eleştirilerle ilgili de yapacak bir şeyimiz yok”
Bakan Yusuf Tekin, çalıştığı hiçbir kurumda sorunları halının altına süpürmeyi tercih etmediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz şu konuda kararlıyız. Birikmiş her ne tür problem varsa, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde atılması gereken her ne adım varsa, çağın gereklerine uygun bir biçimde eksik kaldığımız, geri kaldığımız konular her neyse onların hepsini masaya yatırmayı tercih ediyoruz. O yüzden bu toplantının hem gelenekselleşmesini hem de rutin dışında toplantılar haricinde bize katkı verecek arkadaşlar varsa, bizim göremediğimiz bir sorun alanı varsa bizimle de paylaşmanızdan gerçekten mutluluk duyacağız.”
Bu tür çalışmaları yaparken karşılarında farklı tepkilerin bulunduğunu ifade eden Tekin, “Demokratik kültürü içselleştirmemiş yapıların, aktörlerin, kişilerin bizim önümüze koydukları argümanlar var.” dedi.
Bunlardan birinin “Yaptırmayız” söylemleri olduğunu aktaran Tekin, “Böyle bir demokratik kültür yok. Bir siyasi yapı, ‘Yaptırmayız’ diliyle hareket edemez. Sorun alanından şikayet edeceksiniz, sonra da ürettiğiniz çözüme böyle diyeceksiniz. Bu demokratik siyaset açısından doğru değil.” diye konuştu.
Bu konuda “Evet bu bir problemdir, Çözümü için ürettiğiniz formül eksik, şunu yapmanız lazım” dilini kullanmanın doğru olduğunu belirten Tekin, şunları kaydetti:
“Demokratik olgunluk, demokratik siyaset bunu gerektirir. Farklı muhalif gruplardan, anayasal demokrasilerin beklediği şey de budur zaten. Demokratik literatürdeki siyasi parti gruplarının demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilmelerinin sebebi de budur.
Biz bu anlamda farklı her türlü öneriye açık olduğumuzu, çözüm önerileriyle ilgili bize sunulacak rapor, analiz, değerlendirme, teklif hepsinin açık olduğumuzu defalarca söyledik. Bugün ‘Yaptırmayız, müsaade etmeyiz’ diyen kişilerin bize ulaştırdığı hiçbir alternatif öneri yok. Haziran ayından beri söylüyorum; Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili Anayasa Mahkemesinin kararını bekliyoruz, bu konuda sözü olan herkes raporlarını, analizlerini hazırlasın, bize sunsunlar, biz de bunu kamuoyunun beklentilerini karşılayabilecek bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’na dönüştürelim.”
Tekliflerini kamuoyuna açıkladıklarını dile getiren Tekin, “Hiçbir teklifte bulunmayıp sonra da ‘Bunu yaptırtmayız, buna müsaade etmeyiz’ dili hukuki anlamda bir kaos üretmekten başka bir şey değildir.” ifadesini kullandı.
Tekin, öğretmen atamaları konusunda norm fazlası, norm ihtiyacı bilinmeden yapılan isteklerin doğru olmadığını dile getirdi.
Meslek liselerinde iş başı eğitimlerini sağlıklı bir düzene oturtmaya çalıştıklarını ancak bu konuda da tutarsız eleştiriler aldıklarını ifade eden Tekin, “Tutarlı dille gelirseniz, politika önerisini destekleyecek veyahut da geliştirecek bir öneriyle gelirseniz gayet doğal bunu yaparız.” dedi.
“İyi niyetten yoksun eleştirilerle ilgili de yapacak bir şeyimiz yok”
Eğitimin popülist ve tutarsız dili kaldıracak bir alan olmadığını söyleyen Tekin, “Kamuoyunda bizi zenginleştirecek, bize katkı verecek her türlü öneriye açığız. Ama iyi niyetten yoksun eleştirilerle ilgili de yapacak bir şeyimiz yok.” dedi.
Müfredat taslağı için bir çalışma grubu oluşturulduğunu bildiren Tekin, sadece son dönemdeki çalışmalara 1000’e yakın akademisyen ve eğitim uzmanının katkı verdiğini belirterek, “Gerçekten iyi niyetle katkı vermek isteyen her türlü öneriye açık olduğumuzu bir kez daha söylemek istiyorum.” dedi.
Bakan Tekin, eğitim fakültesi dekanlarına şu çağrıda bulundu:
“Milli Eğitim Bakanlığı olarak Türkiye’deki üniversitelere, yükseköğretim sistemine ve bu sistemle kamu bürokrasisi, kamu siyasetini uygulayanlar arasında bir köprü kurarak bir örnek teşkil edebiliriz. Ben bu örnekliği oluşturacak ilişkinin kurulmasına açığım, bunu gelin kuralım. Milli Eğitim Bakanlığı, sizin bakanlığınız. Aklınıza gelebilecek her türlü konu, çalıştığınız her türlü konu bizim açımızdan bir politika önermesine dönüşüyorsa bizim açımızdan değerlidir ve uygulanmaya açıktır.”
]]>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa ve Mardin'deki elektrik malatya escort kesintilerine tepki göstermek amacıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sabaha kadar oturma eylemi başlattı.
Mahmut Tanal eylemini X hesabından, şu açıklamayla duyurdu:
"Şanlıurfa ve Mardin’de sakarya escort zulme dönüşen elektrik kesintilerine tepki göstermek, ‘uyuyan’ iktidar yetkililerini çözüm üretmeye çağırmak maksadıyla Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde sabaha kadar oturma eylemine başladım. Şanlıurfa, Mardin halkı karanlıkta. Ne iş yaparsınız ey iktidardakiler."
"SURİYE'YE ÜCRETSİZ ELEKTRİK GÖNDERİLİYOR AMA BENİM VATANDAŞIM MAĞDUR"
Öte yandan Tanal, şu açıklamayı yaptı:
"Bugün Şanlıurfa ve Mardin'den 100'e yakın arayan var. Sürekli diyarbakır escort elektrikler kesik. Elektriklerin Şanlıurfa ve Mardin'de sürekli kesik olması nedeniyle buna kayıtsız kalmak imkansız çünkü enerji bir insan hakkıdır. İnsan hakkından vazgeçilemez. Elektriklerin sürekli kesilmesi nedeniyle insanların sağlığı açısından onurlu bir yaşam sürdürmeleri de imkansız. Çocukların eğitimi, insanların van escort sağlığı açısından mağduriyet yaşanıyor. Bu insanların mağduriyetini dile getirme adına Bakanlığı arıyoruz, ilgilenmiyorlar. Oradaki elektrik yetkililerini arıyoruz, ilgilenmiyor. Vatandaşlar urfa escort perişan durumda, bu açıdan sabaha kadar burada oturma eylemi yapacağım ve eğer vatandaşın bir nebze sesini duyurabilirsek, bu mağduriyeti önleyebilirsek ne mutlu bizlere. Kaldı ki Şanlıurfa'nın Suriye'ye olan sınırından Suriye'ye ücretsiz olarak elektrik gönderiliyor ama benim vatandaşım mağdur."
"BU TOPLU BİR CEZALANDIRMA"
Vatandaşın parasını verdiği halde yatırımlar yapılmadığı için sürekli escort elektriklerin kesildiğini vurgulayan Tanal, şöyle konuştu:
"Şanlıurfa'daki elektrik kesintilerine ilişkin kamuoyu, 'borçları var' diyebilir. Eğer bir hanenin borcu varsa o borçtan dolayı tüm köyün elektriği kesiliyor. Bir köyde 10 kocaeli escort evin borcu varsa o köyden önceki köylerin elektriği de kesiliyor ve bu toplu bir cezalandırmadır. Kimin borcu varsa sen onu kesebilirsin. Onu da keserken bu enerjinin bir insan hakkı çanakkale escort olması nedeniyle bundan mahrum bırakamazsın çünkü evde asgari yaşam şartları var. Bu yaşam şartları nedeniyle çocukları, aileleri elektriksiz bırakamazsınız. Elektriksiz bırakmak buradaki yaşam kalitesini düşürmek anlamına gelir, insan hakkı ihlali anlamına gelir. Hiçbir insanı insan hakkı ihlaline mahkum mardin escort bırakmaya hiçbir ekonomik veya siyasi gerekçe olamaz."
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bugün Sapanca’da düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde kamuda tasarruf tedbirlerine yönelik çalışma konusunda bilgi vererek, “Bu sene harcama ayağına odaklanacağız. Kamuda tasarruf ve harcama üzerine bir süredir çalışıyoruz. Tasarruflar konusunda çalışmalarımızı nihai noktaya getirdik, yakında bazı hususları paylaşacağız, bazı hususlarda gereken adımları atacağız. Kamuda tasarruf artış ve harcama kontrolü 2024’ün ikinci yarısında güçlü şekilde devreye girecek” dedi.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Bakan Şimşek’in kamuda tasarruf açıklamasına tepki gösterdi. 22 yıllık iktidarında 9 kez tasarruf genelgesi yayınlayan AKP’nin vatandaş ile alay ettiğini belirten Akay, “İktidara geldikleri günden bu yana, tam 9 kez tasarruf genelgesi yayımlayan ve kamuda tasarrufu dizginleyemeyen AKP iktidarı, 22 yılın sonunda ‘kamuda tasarruf yapacağız’ diyerek vatandaşımızın aklıyla adeta alay ediyor” ifadelerini kullandı.
CHP’li Akay, Şimşek’e, “500 aracın satışa çıkarıldığını söyleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in lüks araç kiralamalarından haberi yok mu? Ziraat Bankası başta olmak üzere kamu bankalarının; Bakanlıklar başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı lüks araç kiralamaları bütçe için bir gider kalemi oluşturmuyor mu? Sizin yayımladığınız genelgeden sonra, bakanlıklar başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının aldığı lüks araçları tespit ettiniz mi? Yayınladığınız genelge sonrası ne kadar lüks araç alımı oldu? Satışını yapacağınız araçlar hangi yıllarda alınan araçlar olacak? Son dönemde aldığınız lüks araçları da satacak mısınız? 31 Mart sonrası CHP’li belediyeler araçları iade etmeye, satmaya başlayınca mı bu yolu seçmek aklınıza geldi” sorularını yöneltti.
Kamu idarelerinin mülkiyetinde 115 bin 904 adet taşıt bulunduğunu ifade eden Akay, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana, kamuda araç kiralarına ödenen tutar tam 7 milyar 984 milyon 684 bin lira. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mülkiyetinde 115 bin 904 adet taşıt bulunuyor. Sayın Bakan kamuoyu adına sizlere soruyoruz: 500 araç satarak mı tasarruf yapacaksınız? Satın almadık, kiraladık diyerek mi tasarruf yapacaksınız? Enflasyonla mücadele kapsamında aldığınız sıkı tedbir sadece araçları satmak mı? Bu politikalarla ne enflasyon düzelir ne de ekonomik istikrar sağlanır. Gerçekçi olmayan politikalarla ekonomide ancak suni gelişmeler meydana getirirsiniz. Bu da dünü telafi etmediği gibi gelecek açısından pozitif bir tablo yaratmaz” dedi.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Belediye Başkanı Ulupınar’ı tebrik etti
ZONGULDAK – Zonguldak’ın Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, CHP’den devraldıkları borçların 250 milyon lirayı bulduğunu belirterek “Ciddi bir enkaz devraldık” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından bir dizi ziyaretler gerçekleştirmek üzere Zonguldak’ın Devrek İlçesine geldi. Burada Belediye Başkanı Özcan Ulupınar ile görüşen Tunç, hayırlı olsun dileklerinde bulundu.
Ziyaretin ardından konuşan Bakan Tunç, “İlçe belediye başkanımız seçimden başarıyla çıktı. Belediye Başkanımız Özcan Bey’e bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirelim dedik. Allah hayırlı eylesin. Başarılar diliyoruz. Devrek ilçemiz Zonguldak’ımızın çok önemli, büyük ilçelerinden birisi. Kadim bir şehir” dedi.
“Hükümet olarak daima arkasında olacağız”
“Özcan Ulupınar Devrek’te daha önce belediye başkanlığı yapan belediyecilik tecrübesi olan genç yaşta burada siyaset sonrasında da yerel yöneticilikte başarılı olan bir kardeşimiz” diyen Tunç, “Sonrasında milletvekili seçildi. Parlamentoda da beraber görev yaptık. Parlamentodaki görevden sonra, küçük bir aradan sonra tekrar Devrekliler onu yine belediye başkanı seçtiler. Bizler de kendisine gerçek projelerde, Devrek için yapacağı hizmetlerde, çalışmalarda, yatırımlarda hükümet olarak daima arkasında olacağız ve Devrek’in gelişmesi, kalkınması, yapılması gerekenlerin hızlı bir şekilde hayata geçmesi için bizler de ona her zaman destek olacağız. Valimiz, kaymakamımız, kamu yöneticilerimiz, teşkilatımızla beraber inşallah önceki tecrübenin üzerine bu sefer tecrübeyle beraber hükümet imkanlarını da inşallah Devrek’e taşıyarak güzel hizmetlere vesile olacak. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Devrek halkına da destekleri için çok çok teşekkür ediyoruz. İnşallah onların güvenine layık olabilmek için hep beraber el birliğiyle çalışırız diyorum” ifadelerini kullandı.
“Ciddi bir enkaz devraldık”
Bakan Tunç’tan sonra söz alan Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, şunları söyledi: “Bakanım 250 milyonu aşan bir borcumuz var. Maalesef bir belediye hizmet binamız yok. Belediye binasında deprem güçlendirme yapılamadı, yıkılacak. Geçici olarak buradayız. 250 çalışanımız var. Aylık personel giderimiz 11 milyon. Gelen paramız 7 milyon. Önceki gün makam arabamızın da freni patladı. Çok şükür kaza yapmadık. Yol boştu. Allah’tan yavaş gidiyorduk. Ciddi bir enkaz devraldık. 2004’te de böyle bir belediye aldım burada. Hepsini yenilemiştik. Araç gereçleri sıfır hale getirmiştik. O zaman da çok ciddi borçlar vardı. Düzeltmiştik. Maalesef yine bir enkaz olarak hurdalarla bizi karşıladılar. 40 milyonluk borcu 250 milyona çıkarttılar. Son ay yüzde 80 zam vermişler çalışanlarımıza. Çalışan sayısı çok fazla. 130 çalışan olması lazım. 250 çalışan var. Maaşlar 74 bin liraya kadar çıkıyor ama biz bunların arkasına sığmayacağız. Mazeret üretmeyeceğiz, başaracağız. Biz bunları bu kadar beklemiyorduk ama biliyorduk. Allah nasip ederse sizin de dediğiniz gibi valimizin, kaymakamımızın, vekillerimizin, sizlerin, hükümetimizin desteğiyle bu işin üstesinden geleceğiz. Tecrübemiz var. Ekibimiz iyi.”
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, bir dizi ziyaretler için Bartın iline geçti.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Türkiye’yi Avrupa ülkeleriyle yüksek standartlı demir yolu bağlantısını sağlayacak Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Projesi’nde çok sayıda Senegal, Tanzanya gibi ülkelerden gelen Afrikalı göçmen işçilerin çalıştırıldığı, demiryolu şantiyesini haşerelerin basması nedeniyle sık sık karantinaya alındığı iddialarını Meclis gündemine taşıdı.
İşçilerin son derece ağır şartlarda çalıştırıldığına ilişkin şikayetlerin kendisine ulaştığını belirten Karasu, projenin ilk etabını oluşturan Çerkezköy Kapıkule arasındaki şantiyede Nepal, Tanzanya, Senegal gibi Afrika ülkelerinden gelen çok sayıda işçinin asgari ücretin de altında, günde 10 saati aşkın, mesai saatleri ve hafta sonu tatili olmadan keyfi olarak çalıştırıldığına dair bilgiler geldiğini söyledi. İşçi koğuşlarında tahtakurusu, hamam böceği gibi haşerelerin olduğu ve zaman zaman koğuşların karantinaya alındığına dair görüntülerin kendisine ulaştığını belirten Karasu, işçilerin tüm taleplerine rağmen önlemlerin alınmadığını ve güvencesiz olarak çalışmaya zorlandıklarını belirtti.
“ÖNLEM ALMAYA, DENETİM YAPAMAYA DAVET EDİYORUM”
TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesi ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a iddiaları soran Karasu, mevzuata göre geçici koruma sağlanan yabancıların çalışma izni olmaksızın çalışamayacağını da hatırlatarak şunları söyledi:
“Gelen görüntüler işçilerin nasıl bir ortamda çalışmaya zorlandıklarını gösteriyor. Bakanlığı, zaman yitirmeden önlem almaya ve denetim yapmaya davet ediyorum. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir süre önce ‘Türkiye’nin daha fazla göçmen işçiye ihtiyacı var’ demişti. Gayri resmi rakamlara göre ülkemizde göçmen işçi sayısı 10 milyonu buldu. Bir kamu projesinde ucuz, güvencesiz, sağlıksız ve son derece ağır şartlarda göçmen işçilerin çalıştırılmasıyla ilgili bakanlığı zaman yitirmeden tüm önlemleri almaya davet ediyorum” dedi.
“KAZA VE SORUNLARDAN KİM SORUMLU OLACAK?”
Soru önergesinde, Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Projesi’nde kaç işçi çalıştığını ve bu kişilerden kaçının Türk, kaçı yabancı işçi statüsünde olduğunun açıklanmasını isteyen Karasu’nun Bakan Işıkhan’a yönelttiği sorular şöyle:
“Bu projede çalışanlara yönelik denetim en son ne zaman yapılmıştır? Yapılan denetimin sonuçları nelerdir? Söz konusu projede yaşanabilecek iş kazası veya oluşacak sağlık sorunlarından kim ya da kimler sorumlu olacaktır? Tarafımıza ulaşan bilgiler, bakanlığınıza da iletildiği halde işlem yapılmadığı iddiası doğru mudur? Denetim sonucunda çalışma izni bulunmayan yabancı kişi ya da kişiler tespit edilmiş midir? Edilmiş ise bu kişiler hakkında yapılan işlemler nelerdir? Özelde Halkalı-Kapıkule Projesi gösterilmek üzere, önergenin yanıtlandığı tarih itibariyle ülkemizde kaç yabancı işçi çalışmaktadır? Bu kişilerin ülkelerine göre vatandaşlıkları nelerdir? Ülkemizde son 5 yılda kaçak göçmen işçi çalıştırdığı tespit edilen kaç iş yeri bulunmaktadır ve iş yerlerine hangi yaptırımlar uygulanmıştır?”
]]>Bakan Tunç, TBMM’nin açılışının 104. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen resepsiyonda, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
“EĞER BİR SUÇ İŞLENMİŞSE GEREĞİNİ YAPARIZ”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “DEM Parti’ye kapatma davası açılması” çağrısıyla ilgili soru üzerine Tunç, “Eğer hukukta bir suç işlenmişse, bir Anayasa, kanun ihlali varsa orada yetkili makamlar devreye girer, gereğini yapar.” dedi.

“DEM PARTİ TERÖRLE ARASINA MESAFE KOYAMAZSA KAPATMA DAVASI KAÇINILMAZ OLUR”
DEM Parti’nin, terör örgütüyle arasına mesafe koyamadığını, hatta terör örgütünün eylemlerini destekler mahiyette söylemleri ve uygulamaları olduğunu ifade eden Adalet Bakanı Tunç, “O nedenle HDP hakkında bir kapatma davası açıldı. Şimdi DEM Parti de terörle arasına mesafe koyamazsa, teröre karşı tavrını koymak istemezse ve terörü destekleyen birtakım faaliyetler içerisinde olursa bu kaçınılmaz olur.” değerlendirmesinde bulundu.
Demokratik siyaset yapmak isteyenlerin şiddeti ve terörü reddetmesi gerektiğine dikkati çeken Tunç, demokrasilerde şiddetin olamayacağını, demokratik hukuk devletinde de şiddeti teşvik etmenin suç olduğunu belirtti. Tunç, “40 yıldan bu yana mücadele ettiğimiz, ülkemizin bölünmesi için gayret gösteren bir terör örgütüne karşı tavrınızı koymazsanız, özellikle o terör örgütünden soruşturma, kovuşturma geçirmiş kişileri aday gösterirseniz burada sorun ortaya çıkıyor.” diye konuştu.
“DURUP DURURKEN BİR PARTİ HAKKINDA KAPATMA DAVASI AÇILMAZ”
Adalet Bakanı Tunç, şöyle devam etti: “O nedenle DEM Parti’de siyaset yapanlar öncelikle kendilerine oy verenlere saygı duyması ve bu ülkenin huzurunu, birlik ve beraberliğini bozmak isteyen terör örgütlerine karşı da mesafe koyması gerekir. Koymadığı taktirde de demokratik hukuk devletinde yetkili makamlar devreye girer. Kimse bir partinin kapatılmasını istemez. Durup dururken de bir parti hakkında kapatma davası açılmaz. Siz, Anayasa’nın amir hükümlerini göz ardı eder ve şiddete karşı, teröre karşı tavrını koymaz, bilakis onları destekler mahiyette bir politika yaparsanız o zaman elbette ki bu istenmeyen kapatma davaları ve eleştirilerle baş başa kalırsınız.”

SAHİPSİZ SOKAK HAYVANLARI MESELESİ
Sahipsiz hayvanlarla ilgili soruya Tunç, “Sokak hayvanlarımızı, can dostlarımızı korumamız lazım. Onların birbirine karşı da zarar vermesini engellememiz lazım. Diğer yandan toplumda, özellikle sahipsiz hayvanlar sokakta insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse de burada tedbir almak lazım.” cevabını verdi.
Tunç, sahipsiz hayvanlarla ilgili yasal düzenlemelerin bulunduğunu, bu düzenlemelerin daha da etkili hale getirilmesi gerektiğini dile getirerek, “İnsan sağlığını tehdit eden, hepimizi üzen, ölüme, trafik kazalarına varan çocuklara, yaşlılara saldırılar var. Bunların hepsini görüyoruz. O nedenle biz, sokak hayvanlarını sokakta tehlikeli olmaktan kurtarabilmeliyiz. Bunu gerçekleştiren ülkeler var. Burada hayvanlarımızı korumaya alalım. Sokaklarımızı da insanların dolaşabileceği bir noktaya getirelim.” diye konuştu.
ABD’YE KAÇAN YAZAR EYLEM TOK VE OĞLUYLA İLGİLİ SON GELİŞME
Adalet Bakanı Tunç, bir soru üzerine, İstanbul Eyüpsultan’da 1 kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olan ve annesi Eylem Tok tarafından yurt dışına kaçırılan T.C. ile ilgili ABD adli makamlarıyla yapılan yazışmaların tamamlandığını söyledi. Tunç, “ABD adli makamlarıyla yaptığımız yazışmalar tamam. Dosyada da herhangi bir eksiklik yok. Onların vereceği kararı bekliyoruz. Olumlu neticelendirileceğini tahmin ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“9. YARGI PAKETİ 80 MADDEYİ BULABİLİR”
Bakan Yılmaz Tunç, 9. Yargı Paketi ile ilgili taslak çalışmalarını tamamlamak üzere oldukları bilgisini verdi. Toplumdaki cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme yapacaklarını vurgulayan Tunç, şöyle devam etti: “Denetimli serbestlik süresi maktu 1 yıl. Bunun uygulanması nedeniyle 2 yıl ceza alan bir sanık, 1 yıl koşullu salıverme, 1 yıl da denetimli serbestlik olunca hiç cezaevinde bulunmuyor. Cezaevine girmeden suç işleyen birisi yaptırımla karşı karşıya kalmamış oluyor. Bu da toplumda cezasız algısına, adalete güvenin zedelenmesine yol açıyor. Bunun önüne geçmek için bir taslağımız var. Bu konuda alternatif düzenlemeler var. Bunları milletvekillerimizin takdirine sunacağız. Maktu 1 yıl yerine bir oran getirilebilir, suç işleyenin belli bir süre cezaevinde kalması için. Bunun süresinin takdiri milletvekillerimizin. Biz, o formüllerimizi onlara aktaracağız. 80 maddeyi bulabilir.”
“KANUN DEĞİŞİKLİĞİ GEREKİR”
Bakan Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine dair Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi arasındaki görüş farklılığına ilişkin soru üzerine de “Anayasa Mahkemesinin kuruluş kanunundan kaynaklanan bir durum söz konusu oldu.” dedi.
Kanunların denetimini yapan Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara da baktığını belirten Tunç, şunları kaydetti: “Ama adliye mahkemelerinden verilen kararların da son inceleme yeri Yargıtay. İdari yargının son inceleme yeri de Danıştay. Dolayısıyla her bir yüksek mahkemenin görev alanı var. Siz, şimdi bu görev alanlarıyla ilgili düzenlemeyi yapmazsanız yetki tartışması sürekli devam eder. Anayasa Mahkemesi kuruluş kanununda yapılacak bir değişiklikle, yüksek mahkemelerimiz arasında tartışmaya neden olan hususlar bundan sonra olmaz. Kanun değişikliği gerekir.”
]]>Bakan Güler 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla “Vatan Marşı”nı seslendiren TRT Çocuk Korosu ile Milli Savunma Bakanlığında bir araya geldi. Kabulde, Bakan Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu da yer aldı.
“23 Nisan, Türk milletinin bağımsız yaşama arzusu ve kararlılığının en güçlü ifadesidir”
Asker üniforması giyen çocukların bayramını kutlayan Bakan Yaşar Güler, Vatan Marşı klibini de çocuklarla beraber izledi. Bakan Yaşar Güler, çocuklarla buluşmasında şunları söyledi:
“Değerli misafirler, kıymetli evlatlarımız, hoş geldiniz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de açıldığı gün olan 23 Nisan, Türk milletinin bağımsız yaşama arzusu ve kararlılığının en güçlü ifadesidir. Gazi Meclisimiz, vatanımızın işgal edildiği en zorlu şartlar altında kuruldu ve Milli Mücadelemizi başarıyla yürüttü. Şanlı ordumuzun kahramanca mücadelesi ile kazanılan bu eşsiz zafer sayesinde Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yol da açıldı. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”
“Vatan Marşı ile yüreklerimizi coşturdunuz”
Aydınlık yarınların çocuklara emanet olduğunu dile getiren Bakan Güler, “Sizler bugün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, aynı zamanda seslendirdiğiniz Vatan Marşı ile yüreklerimizi coşturdunuz. Kahraman ordumuza ithaf edilen bu marşı, büyük bir yetenekle yeniden seslendirerek milli duygularımızın neşe ile bir kez daha vücut bulmasını sağladınız. Yaşıtlarınıza da örnek oldunuz, farkındalık oluşturdunuz. Tüm Türkiye, ortaya koyduğunuz bu muhteşem performansı izleyerek gurur ve heyecan duydu. Zira asil milletimizin vatan sevgisi her şeyden kutsaldır; milli, manevi duyguları yüksektir. Bu kapsamda kahraman atalarımızın, şehit ve gazilerimizin bizlere emaneti olan aziz vatanımızı korumak ve kollamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Aydınlık yarınlarımız olan siz evlatlarımızın da kaliteli bir eğitim almasını, kendisini en iyi şekilde yetiştirmesini, huzur ve mutluluğunu her şeyden önemli görüyoruz. Çünkü bu ülkeyi sizlere emanet edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Büyük işler başaracaksınız”
Çocukların yalnızca eğitim değil spor, sanat, müzik gibi alanlarda da iyi olmaları gerektiğini hatırlatan Bakan Güler, “Sizler de geçmişi zaferlerle dolu şanlı tarihimizi çok iyi bilmeli, ileride ülkemize hizmet edebilmek için kendinizi en iyi şekilde yetiştirmelisiniz. Okulda aldığınız eğitimlerin yanı sıra, başta müzik, sanat, spor gibi alanlar olmak üzere kendinizi çok yönlü olarak geliştirmeniz önemlidir. İnanıyorum ki ileride her biriniz farklı mesleklerde, sahip olduğunuz yeteneklerinizle büyük işler başaracaksınız. Yarın her birinizi çok güzel yerlerde göreceğimize eminim. Bu vesileyle vatan sevginizi en samimi, en masum şekilde bizlere aktararak önemli bir etkinliğe imza attığınız için sizleri yürekten kutluyor; her birinizin gözlerinden öpüyorum. Ayrıca böylesine tarihi bir günde hassasiyet göstererek bu etkinliğe öncülük eden TRT’nin değerli yönetimine ve emeği geçen kıymetli hocalarımıza da teşekkür ediyor, başarılarınızın artarak devamını diliyorum. Kalın sağlıcakla” diye konuştu. – ANKARA
]]>ANKARA – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu temsili olarak Şehit Pilot Levent Öztürk’ün 11 yaşındaki kızı Elif Naz Öztürk’e devretti.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, TBMM’nin açılışının 104’üncü yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla şehit ve gazi çocukları, Çocuk Hakları Komite Üyeleri ve bakanlık hizmet modellerinden yararlanan ailelerin çocuklarıyla Bakanlıkta bir araya geldi. Çocuklarla yakından ilgilenen Göktaş, onlarla sohbet etti, çocukların sorularını yanıtladı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın TBMM’nin kuruluşunun 104’üncü yıl dönümüne tekabül ettiğini hatırlatan Göktaş, “Ben dünyanın hiçbir yerinde Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlandığını görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde Çocuk Bayramı yokken, Türkiye’mizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla böyle bir gün çocuklarımıza armağan edilmiş. Biz de bu vesileyle bir aradayız. Ben bugün için hepinize teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Nice güzel bayramlar olsun.” ifadelerini kullandı.
Bağımsızlık uğruna şehit olan kahramanlara da rahmet dileyen Bakan Göktaş, onların emanetlerine sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.
Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda çocuklar için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceklerini belirterek, “Bugün bu makamlarda bizler varız yarın sizler olacaksınız. Yarın bu ülkenin mühendisleri, profesörleri, bakanları, milletvekilleri sizler olacaksınız.” dedi.
“Canla başla çalışacağız”
Bakan Göktaş, makamını temsili olarak Şehit Pilot Levent Öztürk’ün 11 yaşındaki kızı Elif Naz Öztürk’e devretti. Öztürk, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında çok özel bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bu yıl 3 Şubat’ta düşen helikopterin pilotu emekli Albay Levent Öztürk benim babamdı. Bu sebepten ben hem buruk hem de gururla 23 Nisan’ı kutluyorum. Böylesi güzel bir bayrama sahip olduğumuz için mutluyuz. Bir bayram olarak kutladığımız bu günü bizlere armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’e ve kahraman büyüklerimize teşekkür ediyorum. Onların bize bıraktığı bu mirası geleceğe taşıyacağız. Bizler de, bizden sonra gelecek çocukların tıpkı bugünkü gibi neşeyle bayramlarını kutlayacakları bir ülke için canla başla çalışacağız. Güzel bir geleceğe sahip olmamız için bizlere verilen emeği karşılıksız bırakmayacağız. Bugün sizden aldığımız bu görevi ileride bizler de gelecek nesillere devredeceğiz.”
“Dünyada savaşlar olmamasını isterim”
Bakan olarak ilk talimatı ve talebinin ne olacağının sorulması üzerine Elif Naz Öztürk, “Ben geleceğimizin iyi olmasını isterim. Herkesin iyi bir gelecekte olmasını ve şu an olduğu gibi dünyada savaşlar olmamasını isterim. Benim yapacağım budur.” cevabını verdi.
Konuşmaların ardından söz alan çocuklar ise Gazze’deki savaşın durdurulması ve oradaki çocukların güvenliği ve huzurunun sağlanmasını diledi.
Çocuklarla birlikte “23 Nisan Kutlu Olsun” şarkısını söyleyen Göktaş, onlarla sohbet etti ve çeşitli hediyeler takdim etti. Çocuklar için savaşsız bir dünya diledi. Öte yandan Göktaş, makamını devrettiği Elif Naz Öztürk’ü tören öncesinde “Hoş geldiniz Sayın Bakanım” diyerek selamladı.
Kabuldeki tüm çocuklarla tek tek tanışan Bakan Göktaş yan yana oturan iki çocuğun isimlerinin Kerem olduğunu öğrenince “O zaman iki Kerem’in ortasında ben bir dilek tutayım” diyerek, çocuklar için savaşsız bir dünya diledi. Göktaş, “Başta Gazzeli kardeşlerimiz olmak üzere dünyada savaş mağduru bütün çocukların bir an önce barışa ve huzura ermesini diliyorum.” ifadesini kullandı.
]]>Bakan Tekin, TBMM’nin açılışının 104’üncü yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla çeşitli okullardan gelen öğrencileri kabul etti.
Anıtkabir ve TBMM’deki törenlerin ardından Bakanlığa gelen Tekin, burada ellerinde Türk bayrakları taşıyan çocuklarca karşılandı. Çocuklar, bando takımı eşliğinde Bakan Tekin’e makam odasına kadar eşlik etti.
Kendisini ziyarete gelen öğrencilerle bir süre sohbet eden Tekin, makamını temsili olarak Gölbaşı İnönü Ortaokulu öğrencisi 11 yaşındaki Irmak Genç’e devretti.
Bakan Tekin, “23 Nisan, hem çocukların hem de milletin bayramı. İkisi aynı anda olunca bütün milletimiz 86 milyonun tamamı bayram etmiş oluyor. Artık bundan sonra yeni Milli Eğitim Bakanımız burada. İnşallah bundan sonra sizin için güzel kararlar alır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitim imkanlarının her geçen gün daha iyiye gideceğine inanıyorum”
Minik Bakan Genç, dünyanın en güzel ülkelerinden birinin varisleri olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Makama geçtiği andan beri Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanı olmanın, bu sorumluluğu taşımanın heyecanını, biraz da olsa anlama imkanı bulduğunu dile getiren Genç, “Elimden gelse ben de bütün çocukları, tüm arkadaşlarımı hemen en iyi standartlara kavuşturmak isterim. Burada nasıl çalışıldığını gördüm ve eğitim imkanlarının her geçen gün daha iyiye gideceğine inanıyorum. Elbette benim de bir çağrım var, Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel günde tüm dünya çocuklarının sevincimize ortak olmaya ve birlikte dünyamızı daha sürdürülebilir, daha adil, daha mutlu bir yer yapmaya davet ediyorum.” diye konuştu.
Çocuklara armağan edilen bu özel günde Gazze’de yaşananlara da değinen Genç, “Gazze’deki arkadaşlarımızın acılı günlerinin son bulmasını diliyorum. Tüm dünya çocukları için barış diliyor ve hiçbir çocuğun böyle acılar yaşamamasını temenni ediyorum.” dedi.
Miras olarak devraldıkları bu cennet vatanı daha da ileriye taşımak, emanetlerini korumak ve geliştirmenin çocukların görevi olduğunu ifade eden Genç, bu görevi yerine getirirken birlik ve beraberlik içinde olunması gerektiğini vurguladı.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Genç, “İlk icraatınız ne olacak?” sorusunu, “Ben okullara daha çok atölye, müzik, resim, spor salonları açmayı düşünüyorum. Çünkü çocuklarımızın kendilerini geliştirmesi konusunda daha fazla üzerinde durmalarını istiyorum.” şeklinde cevapladı.
“Teneffüs ve tatil sürelerinde bir değişiklik olacak mı?” sorusuna da Bakan Genç,”Teneffüs ve tatil sürelerinin gayet yeterli olduğunu düşünüyorum.” yanıtını verdi.
Bakanlık bahçesi 1000’e yakın çocuk için hazırlandı
Bakan Tekin ve Irmak Genç, bu yıl 23 Nisan kutlamalarında ilk kez Bakanlık bahçesine çocuklar için kurulan etkinlik alanını ziyaret etti.
Atölye çalışması ve geleneksel oyun, müzikli aktiviteler, bilim, sanat, ebru atölyeleri, geleneksel oyunlar, şişme oyuncakların kurulduğu Bakanlık bahçesindeki etkinliklere katılan 1000’e yakın çocukla buluşan Bakan Tekin, minik misafirlere patlamış mısır ikram etti, çeşitli hediyeler verdi.
Öğrenciler, bayrama özel mesajların yer aldığı “Gazete Çocuk” ile Hakimiyet-i Milliye gazetesinin 23 Nisan’a özel nüshasını, Bakanlığın minik misafirlerine ve Atatürk Bulvarı’ndan geçen vatandaşlara dağıttı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki:
“485 milyar liralık bir destekle İstanbul’u dönüştürmeye gayret edeceğiz”
KAYSERİ – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki; depreme karşı İstanbul’u dönüştürebilmek için 485 milyar liralık bir destek açıkladıklarını söyleyerek; “Afete maruz kalabilecek bütün şehirlerimizi ayağa kaldırabilmenin mücadelesini ve programını yapıyoruz” dedi.
Erciyes Dağı’nda Tekir Yaylası ve Çevresi Karbon Yutak alanı Ağaçlandırma Töreni’nde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki; deprem bölgesinde 240 yerde şantiyelerin olduğunu ve 4 bin 333 köyde ise köy evi yaptıklarını söyledi. Bu güne kadar 76 bin konutu teslim ettiklerini kaydeden Bakan Özhaseki, ev çıkmayan depremzedelere seslenerek “merak etmeyin” çağrısında bulundu. Söz verip de kaybolanlardan olmadıklarının altını çizen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki; “Şehircilik meselesi başlı başına bir iş, kadim şehirlerimiz var. Bir taraftan da iklim değişikliğinin getirmiş olduğu her türlü sıkıntılarla baş etmek için hep birlikte mücadele ediyoruz. Bu mücadeleler içerisinde son dönemde kendimize iki tane daha vazife biçtik. Birisi depremin getirmiş olduğu hasarları giderebilmek. Bir diğeri de ileride olabilecek her türlü deprem gibi afetlere karşı buy ülkenin korunabilmesi meselesi. Birisi 1 yıldan fazla oldu 6 Şubat’taki afet. Herhalde Anadolu’ya geldiğimiz ilk andan itibaren başımıza gelen en büyük felaket. 18 tane il doğrudan veya dolaylı etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. yıkılan dükkan, konut, ardiye, depo gibi bağımsız birim sayısı 850 bin. Dile kolay, Anadolu ölçeğinde 5-6 tane vilayet demek. Maddi zarar 100 milyar doların üzerinde. Şehirlerin bazılarının merkezleri tamamıyla yok olmuş vaziyette. O şehirleri ayağa kaldırmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Şuanda bin 240 yerde şantiyemiz var, 4 bin 333 köyde köy evleri yapıyoruz. 76 bin kadar konutu teslim ettik, binlercesi devam ediyor. Bundan sonra da her ay 10, 15, 20 bin konutu depremzedelere vermeye devam edeceğiz. Oradaki insanların evlerine kavuştuklarında yüzlerindeki mutluluğu görmek bizim en büyük sevincimiz. Bazen ev çıkmadığı için hüzünlenenler oluyor. Onlara diyorum ki; merak etmeyin. Cumhurbaşkanımız söz verdi, bizler de sözün arkasında duruyoruz. Bu ay çıkmazsa diğer ay çıkar, olmadı sonraki ay çıkar merak etmeyin. Bu evler bitinceye kadar buradayız. Biz seçimlik, mevsimlik insanlar değiliz. Söz verip de kaybolanlardan değiliz. Milletimizi seviyoruz. Onun içindir ki gece, gündüz demeden uğraşıyoruz. Evlerinizi teslim edeceğiz” dedi.
” İzmir’imizi, İstanbul’umuzu ayağa kaldırabilmenin mücadelesini yapıyoruz”
Bakanlık olarak yapıları depreme dirençli hale getirmek için uğraştıklarını ve bu çerçevede İstanbul için 485 milyar TL’lik bütçe açıkladıklarını sözlerine ekleyen Bakan Özhaseki; “Bir taraftan da bir başka iş olarak kendi üzerimize aldığımız sorumluluğumuz gereği ne kadar yapımız varsa tamamını afetlere karşı dirençli hale getirmeye uğraşıyoruz. Bu da başlı başına bir iş. İstanbul için proje açıkladık. Orta vadeli bütçede tam 485 milyar liralık bir destekle İstanbul’u dönüştürmeye gayret edeceğiz. Oradaki birçok sorumluluk sahibi belediye başkanının, ilçe belediye başkanlarının umurlarında olmayabilir, ciddiye de almayabilirler. Ama bizler sorumluluk sahibi insanlarız. Olabilecek bir afetin nasıl bir sonuç doğurabileceğini çok iyi biliyoruz. Onun için gece, gündüz demeden gerek İzmir’imizi, gerek İstanbul’umuzu gerekse afete maruz kalabilecek bütün şehirlerimizi ayağa kaldırabilmenin mücadelesini ve programını yapıyoruz. İnşallah bunda da başarılı olacağız” ifadelerini kullandı.
Açıklamaların ardından Bakan Özhaseki, Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve programa katılanlar ağaç dikti.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Erciyes Dağı’nda Tekir Yaylası ve Çevresi Karbon Yutak Alanı Ağaçlandırma Töreni’ne katıldı. Bakan Özhaseki, yaptığı konuşmada, “Şehircilik meselesi başlı başına bir iş, kadim şehirlerimiz var. Bir taraftan da iklim değişikliğinin getirmiş olduğu her türlü sıkıntılarla baş etmek için hep birlikte mücadele ediyoruz. Bu mücadeleler içerisinde son dönemde kendimize iki tane daha vazife biçtik. Birisi depremin getirmiş olduğu hasarları giderebilmek. Bir diğeri de ileride olabilecek her türlü deprem gibi afetlere karşı buy ülkenin korunabilmesi meselesi. Birisi 1 yıldan fazla oldu 6 Şubat’taki afet. Herhalde Anadolu’ya geldiğimiz ilk andan itibaren başımıza gelen en büyük felaket. 18 tane il doğrudan veya dolaylı etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. yıkılan dükkan, konut, ardiye, depo gibi bağımsız birim sayısı 850 bin. Dile kolay, Anadolu ölçeğinde 5-6 tane vilayet demek. Maddi zarar 100 milyar doların üzerinde. Şehirlerin bazılarının merkezleri tamamıyla yok olmuş vaziyette. O şehirleri ayağa kaldırmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Şu anda bin 240 yerde şantiyemiz var, 4 bin 333 köyde köy evleri yapıyoruz. 76 bin kadar konutu teslim ettik, binlercesi devam ediyor. Bundan sonra da her ay 10, 15, 20 bin konutu depremzedelere vermeye devam edeceğiz. Oradaki insanların evlerine kavuştuklarında yüzlerindeki mutluluğu görmek bizim en büyük sevincimiz. Bazen ev çıkmadığı için hüzünlenenler oluyor. Onlara diyorum ki; merak etmeyin. Cumhurbaşkanımız söz verdi, bizler de sözün arkasında duruyoruz. Bu ay çıkmazsa diğer ay çıkar, olmadı sonraki ay çıkar merak etmeyin. Bu evler bitinceye kadar buradayız. Biz seçimlik, mevsimlik insanlar değiliz. Söz verip de kaybolanlardan değiliz. Milletimizi seviyoruz. Onun içindir ki gece, gündüz demeden uğraşıyoruz. Evlerinizi teslim edeceğiz” dedi.
” İzmir’imizi, İstanbul’umuzu ayağa kaldırabilmenin mücadelesini yapıyoruz”
Bakanlık olarak yapıları depreme dirençli hale getirmek için uğraştıklarını ve bu çerçevede İstanbul için 485 milyar TL’lik bütçe açıkladıklarını sözlerine ekleyen Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:
“Bir taraftan da bir başka iş olarak kendi üzerimize aldığımız sorumluluğumuz gereği ne kadar yapımız varsa tamamını afetlere karşı dirençli hale getirmeye uğraşıyoruz. Bu da başlı başına bir iş. İstanbul için proje açıkladık. Orta vadeli bütçede tam 485 milyar liralık bir destekle İstanbul’u dönüştürmeye gayret edeceğiz. Oradaki birçok sorumluluk sahibi belediye başkanının, ilçe belediye başkanlarının umurlarında olmayabilir, ciddiye de almayabilirler. Ama bizler sorumluluk sahibi insanlarız. Olabilecek bir afetin nasıl bir sonuç doğurabileceğini çok iyi biliyoruz. Onun için gece, gündüz demeden gerek İzmir’imizi, gerek İstanbul’umuzu gerekse afete maruz kalabilecek bütün şehirlerimizi ayağa kaldırabilmenin mücadelesini ve programını yapıyoruz. İnşallah bunda da başarılı olacağız.”
Açıklamaların ardından Bakan Özhaseki, Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve programa katılanlar ağaç dikti. – KAYSERİ
]]>Adalet Bakanlığı’na bağlı İşyurtları Kurumu tarafından Osmangazi Meydanı’nda hükümlü ve tutuklulara yönelik eğitim ve iyileştirme faaliyetleri çerçevesinde mahkumlar tarafından üretilen gıda, tekstil ve hediyelik eşya satıldığı fuarın açılış töreni gerçekleştirildi. Törene, Adalet Bakanı Yardımcısı Razaman Can, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, İş Yurtları Daire Başkanı Hüsnü Gezginci, Bursa Vali Vekili Hamdi Bolat, İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, İl Jandarma Komutanı Tekin Aktemur ve vatandaşlar katıldı. Osmangazi Meydanı’nda açılan fuarda, işyurtları müdürlüğündeki hükümlü ve tutuklular tarafından üretilen gıdadan tekstile, gümüşten hediyelik eşyaya kadar çok sayıda ürün yer alıyor.
Adalet Bakanı Yardımcısı Ramazan Can açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Şeyh Edebali diyor ki, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” demiştir. Mevlana’ya Celalettin Rumi ne olursan ol, yine gel demiştir. Ceza hukukçusu profesör Faruk Erem suçluyu kazırsan altından ressam çıkar demiştir. Hata yapmayan hiçbir insan yoktur. Bizim modern ceza infaz rejimimiz Cezaevleri ve Tutukluluk Evleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibarını Türkiye’de uluslararası insan hakları anlamında model infaz rejiminin en üst seviyede hizmetini vermektedir. Bu manada ülkemizle gurur duyabiliriz. Tabii ki hata yapan hatasını bedel ödeyecektir. Bizim modern infaz rejiminde ki temel düsturumuz insan. İnsan odaklı olması lazım. Temel hak ve hürriyetlere halel getirmemesi lazım. İnfaz rejiminde cezasını almış bir hükümlü ya da tutuklu cezaevinde modern anlayışla insan haklarına, insan haysiyetine ve onuruna yaraşır bir şekilde bu ifayı mükelleftir. Eziyet etmenin anlamı yoktur. Zaten cezasını çekecektir. Cezasını çekerken de aynı zamanda topluma kazandırmamız lazım. Bu bir infaz rejiminin temel amaçlarından biri olmakla birlikte aynı zamanda insanidir. Hem dışarıdaki insanların güvenliği açısından hem de mahkumu ve tutuklunun kendi güvenliği açısından, kendi menfaati açısından topluma kazandırılması şarttır. Suça meyilli olan kişilerin Ceza İnfaz Kurumundan çıktıktan sonra o suça devam etmesinin de bir anlamı yoktur. Onu suça iten nedenleri araştırmakla birlikte topluma kazandırmak da şarttır. Bizim ceza infazda temel ilkemiz budur. İşyurtları çok önemli bir kurum. İşyurtları infaz ve hükmüne tabi olan tutuklunun ve hükümlünün meslek edindirmede eğitimine ve ıslahına yönelik hizmet vermektedir. Buradan çıkan hükümlü ve tutuklu yeni bir başlangıç yapmakta. Hayata taze bir başlangıç yapmakta. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanımı Recep Tayyip Erdoğan riyasetinde modern bir infaz rejiminin teminatı olma anlamında ciddi mesafeler kat etti. Yeterli bulmuyoruz daha da ileriye gideceğiz” ifadelerini kullandı.
Ürün ve El Sanatları Fuarı’nın açılış kurdelesi Bakan Yardımcısı Ramazan Can, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz ve diğer katılımcılar tarafından kesildi.
Açılışın ardından stantları tek tek ziyaret eden Bakan Yardımcısı Ramazan Can ve beraberindekiler satılan ürünleri inceledi.
Fuar, 24 Nisan Çarşamba gününe kadar 11.00-20.30 saatlerinde ziyarete açık olacak. – BURSA
]]>Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Girişi önünde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’yi çiçeklerle karşılayan Başkan Büyükkılıç, Bakan Özhaseki’yi Büyükşehir Belediyesi başkanlık makamında ağırladı.
Gerçekleşen hayırlı olsun ziyaretinde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, tüm Türkiye’de olduğu gibi Kayseri’de de seçimle birlikte yeni bir dönemin başladığını ifade etti. Bakan Özhaseki, bu dönemde de Başkan Büyükkılıç’ın Kayseri halkından bir kez daha güvenoyu aldığını, kendileri için koşturması, çalışması ve gayret etmesi için oy aldığını dile getirerek, işe başlarken ‘hayırlı olsun’ ziyareti gerçekleştirmek istediklerini ifade etti. Özhaseki, ülke için Kayseri için yaklaşık 30 yıldır süren bir mücadelesi olduğunu da kaydederek, bir günü bile boş geçmeyen, her anından hayırlı işler düşünülüp yapılan hizmetle dolu bir 30 yıl olarak nitelediği hizmetlerine değindi. Bakan Özhaseki, Kayseri tarihi ve gelişimine de değinerek, 30 yıl çalıştıkları bir ekip olduğunu, öncesine göre arada dağlar kadar fark olduğunu belirterek; “Bugün ticaret bu şehirde canlı, sanayi canlı, eğitimde 5 tane üniversitemiz var. Bütün okullarımız açık, yavrularımız eğitimlerini görüyorlar. Sağlıkta istediğimiz her türlü imkana ulaşabiliyoruz. Kültürde, sanatta, sporda bu şehir en üstte olmanın mücadelesini veriyor. Bunların hepsi bir gayretin ürünü olarak ortaya çıkıyor. Cenab-ı Allah nice güzel hizmetler yapmayı da değerli başkanımıza, ilçe belediye başkanlarımız nasip etsin” dedi.
“Seçim bitti, geçim başladı”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki; “Seçim bitti, şimdi geçim dönemi. Eskiden kalmış bir takım lüzumsuz dedikoduları tekrarlamanın, söylemenin, “sen bunu demiştin, bende sana bunu demiştim, vay sen bunu neden böyle söyledin” demenin hiçbir manası yok. Kötü söz sahibine ait. Orada kaldı. Bir daha da tekrara gerek yok. Bundan sonra iyi şeyler söyleyeceğiz. İyi hayaller kuracağız. İyi hedefler koyacağız. Bu şehri geliştirmenin, büyütmenin ve içerisinde yaşayan insanların müreffeh ve mutlu olabileceği, herkesin mutlu olabileceği bir ortam oluşturabilmek adına gayret vereceğiz. Ankara’da da ben gücüm neye yetiyorsa, oradaki siyasi ağırlığım, bilgim ve birikimim her neye yetiyorsa şehrimiz için sonuna kadar kullanmaya devam edeceğim” dedi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek “İnşallah berekete vesile olursunuz, şeref verdiniz” ifadelerinde bulundu. Bakan Özhaseki, günün anısına şeref defterini de imzalarken, Başkan Büyükkılıç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ve beraberindeki heyet ile hatıra fotoğrafı çekindi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin Başkan Büyükkılıç’a hayırlı olsun ziyaretinde Vali Gökmen Çiçek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu ve Murat Cahid Cıngı da hazır bulundu. – KAYSERİ
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, Tokat’ta 5.6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü olan Sulusaray ilçesinde incelemelerde bulundu. Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Bakan Yardımcısı Tuzcuoğlu’na deprem hasarı hakkında bilgi verdi. İlçe hükümet konağı önünde gazetecilere açıklama yapan Tuzcuoğlu, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız olarak da Sayın Bakanımız Mehmet Özhaseki beyin hemen talimatlarıyla biz de kendi bakanlığımızın çalışmaları açısından her türlü önlemi, tedbiri ve gayreti ortaya koyduk. Arkadaşlarımızı çok hızlı bir şekilde bölgeye sevk ettik. Gerek çevre illerden buraya transfer ettiğimiz teknik arkadaşlarla, gerekse bakanlık merkezinden buraya yönlendirdiğimiz teknik ekiplerimize, hasar tespit ekiplerimizle birlikte gerek Yozgat ve Tokat’ta çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda 20 ekip 50 teknik personelle birlikte bu çalışmalarımız yürüyor, ihtiyaç halinde yine Sayın Valimizin, yine AFAD’ımızın koordinasyonunda teknik ekip sayılarımızı arttırabiliriz. Birkaç gün içerisinde de inşallah bu bölgedeki tüm hasar tespitlerini de tamamlamayı düşünüyoruz” dedi.
“Ağır hasar 99 öncesi yapılan binalarda”
Tuzcuoğlu yaptıkları incelemede depremde ağır hasar alan binaların 1999 yılı öncesi yapılan binalar olduğuna dikkat çekerek, “Gerek Tokat’ta gerek Yozgat’ta baktığımız zaman ağırlıklı olarak hasar gören yapıların yine 1999 öncesi binalar olduğunu tespit ediyoruz. Bunların çoğunluklu olarak 40-50 yıl öncesine ait kerpiç yapılar, yığma yapılar, mühendislik ve fen hizmetlerinden yoksun olan yapılmış olan binalar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ülkemiz bir deprem bölgesidir. Gerek kuzeyden geçen fay hatları, gerek Doğu Anadolu ve güneyden geçen fay hatları, gerekse Ege ile Ege’deki fay hatlarını göz önüne aldığınız zaman ülkemizin tamamı çok önemli bir deprem bölgesi oluyor. Himalayalar’dan Alp’lere kadar uzanan bu hat içerisinde bizim ülkemiz depremsellik açısından, risk açısından beşinci ülke konumunda. Öyle olunca muhakkak suretle biz yapılarımızı sağlam, sıkı ve mühendislik hizmetleri çerçevesinde inşa etmek zorundayız. Depremden çok fazla bir şey olmayabilir. Ama yapılarımız eğer ona dayanaklı değilse o zaman maalesef istenmeyen tablolarla karşı karşıya kalıyoruz” diye konuştu.
“500 ihbar geldi, 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı”
Tuzcuoğlu, depremin ardından 500’e yakın ihbar alındığını ifade ederek şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar Tokat ilimizde bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalarda 500 ihbar aldık şu ana kadar. Bu ihbarların sayısı artabilir. Özellikle şu anda hemşehrilerimizin bir kısmı evlerine giremiyorlar. Bunlar giriş yapmaya başladıkları zaman muhtemeldir ki orada birtakım ihbarlar da alınacak. Bu ihbarların sayısı artabilecek ve biz de yapılan her türlü ihbara teknik ekiplerimizle beraber hemen gidip yerinde inceleme, araştırma ve neticelerimizi ortaya koyacağız. Şu ana kadar incelenen 50 yapıdan 5 tanesi yıkık görünüyor. Yine 15 tane ağır hasarlı yapı görünüyor. Az önce de bahsetmiş olduğum gibi bunların büyük çoğunluğu yine kerpiç işte yığma yapılar. Mühendislik hizmetinden yoksula yapılmış olan yapılar. Diğerlerini de yine en kısa sürede tamamlamış olacağız. Kamu binalarımızla alakalı bir hasar görünmüyor. Bu sevindirici bir şey. Aslında depremle alakalı bizi en çok teselli bulduran konu bir can kaybı olmaması.” – TOKAT
]]>CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nda yapılan mülakatlar ve sınav sonuçlarıyla ilgili iddiaları TBMM gündemine taşıdı. Uzun, “Gerek torpil iddiaları, gerek sorulan sorulara dair şaibeler, gerekse seçimin hemen ertesi günü açıklanan sınav sonuçlarına dair iddialar maalesef başta bu sınava giren Adalet Bakanlığı personelleri olmak üzere toplumun tümünün içine sinmemiştir. Bakanlık yapılan mülakatı iptal etmeli ve yazılı sınav sonuçlarına göre liyakati önceleyerek görevde yükselmeye hak kazananların hakkını teslim etmelidir” dedi.
CHP’li Cumhur Uzun, Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nda yapılan mülakatlar ve sınav sonuçlarına dair iddiaları TBMM’ye taşıdı. Tunç, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.
Uzun, önergesinde Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın kameralara yansıyan torpil mesajlarını da hatırlatarak, “Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can adeta kameralara suçüstü yakalanmış ve hızla bu görüntülere yayın yasağı getirilmişti. Konu ile ilgili açıklama yapan Tunç, ‘Bunların değerlendirmesini yapacak olan komisyonlardır. Referansları, başka talepleri olabilir. Bu talepler değerlendirilirken, ilgili komisyonlar kişinin liyakatine bakar. Bizim tek kriterimiz liyakattir’ demişti. Bu açıklama ile Bakan Tunç adeta torpil taleplerini doğrulamış ve bu taleplerin komisyona iletildiğini beyan etmiş oldu. Bu sınavda komisyona gelen taleplerin kaçının liyakata göre değerlendirildiği merak konusu. Bakanlık bir an önce bu iddialara dair kamuoyunu rahatlatacak açıklama yapmak ve hatta soruşturma başlatmak zorundadır” dedi.
“SINAVI İPTAL ETMEYİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?”
Bakan Tunç’a sınavın iptal edilip edilmeyeceğini de soran Uzun, “Gerek torpil iddiaları, gerek sorulan sorulara dair şaibeler, gerekse seçimin hemen ertesi günü açıklanan sınav sonuçlarına dair iddialar maalesef başta bu sınava giren Adalet Bakanlığı personelleri olmak üzere toplumun tümünün içine sinmemiştir. Bakanlık yapılan mülakatı iptal etmeli ve yazılı sınav sonuçlarına göre liyakati önceleyerek görevde yükselmeye hak kazananların hakkını teslim etmelidir.” ifadelerini kullandı.
Cumhur Uzun, Bakan Tunç’a şu soruları yöneltti:
“Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçimler öncesinde Kamuda Mülakatların kaldırılacağı söylenmiş ve bu vaat seçim beyannamesinde de yer almıştı. Buna rağmen Bakanlığınızca yapılan Görevde Yükselme Sınavında neden ve hangi gerekçeyle mülakat yapılmıştır?
Mülakatların kaldırılmamasına dair yapılan eleştiriler üzerine açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de; “Mülakat gibi mülakat yapacağız” demişti. Bakanlığınızca yapılan görevde yükselme sınavında, mülakat gibi mülakat mı yapıldı? Yapıldıysa, mülakat gibi mülakatın kriterleri nelerdir?
Geçtiğimiz aylarda, Adalet Bakan Yardımcısı Ramazan Can’ın torpil mesajlarına ilişkin haberler basına yansımış ve bu haberlere yayın yasağı gelmişti. Bakan Yardımcısı Ramazan Can’a dair çıkan torpil haberleri üzerine bizzat tarafınızca; “Bunların değerlendirmesini yapacak olan komisyonlardır. Referansları, başka talepleri olabilir. Bu talepler değerlendirilirken, ilgili komisyonlar kişinin liyakatine bakar. Bizim tek kriterimiz liyakattir.” açıklaması yapılmıştı. Bahsi geçen komisyona gelen referanslı isimlerin yazılı ve mülakat sınav sonuçlarına dair bir araştırma yapılacak mıdır? Komisyona iletildiğini kabul ettiğiniz bu isimlerden kaçı görevde yükselme sınavını kazanmıştır?
1 Nisan tarihinde sınav sonuçlarının açıklandığı sitede yoğunluk nedeniyle mi yoksa başka nedenlerle mi aksaklık meydana gelmiştir? Siteye daha sonuçlar yüklenmeden telefonla aranarak sınavı kazananlara bilgi verildiği iddialarına dair başlatılan bir soruşturma var mıdır?
Mülakat sınav komisyonu ve sorular hangi kriterlere göre oluşturulmuştur? Mülakatlar kamera ile kayıt altına alınmış mıdır?
Sınav sonuçlarına dair birçok soru ve sorun varken kamuoyunu rahatlatmak adına yapılan bu sınavı iptal etmeyi düşünüyor musunuz?”
]]>
Türkiye-Mali 4. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bakanlık binasında düzenlenen toplantıya Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Mali Dışişleri ve Bölgesel İş Birliği Bakanı Abdoulaye Dop ve her iki taraftan yetkili heyetler katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Kacır, “Karma Ekonomik Komisyonu toplantımız sonrasında imzalayacağımız protokolle birlikte yatırım ortamını iyileştiren yasal mevzuatlar, ticaret hacmimizi artıracak hamleler, altyapı hizmetlerinin genişletilmesi ve savunma sanayii başta olmak üzere sektörel iş birlikleri için uzlaşıya vardık. Ayrıca bilim ve teknolojiden enerji ve madenciliğe, tarım ve hayvancılıktan su kaynaklarının yönetimine, sağlıktan ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede bir yol haritası oluşturduk” dedi.
Afrika kıtasında yer alan ülkelerle ilişkilerde son 22 yılda kayda değer bir ivme kazandıklarını belirten Kacır, yurtdışındaki misyonlar aracılığıyla Afrika’da son derece proaktif bir dış politika yürüttüklerini vurguladı.
“Afrika ülkeleri ile kurulan iş konseylerinin sayısı 47’yi geçmiş durumda”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine 50’den fazla ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Kacır, “Kıtada faaliyet gösteren 44 büyükelçiliğimiz ve ülkemizdeki 38 Afrika ülkesinin büyükelçilikleri bu aktif dış politikanın en önemli göstergeleridir. Türk Hava Yolları, kıtada 62 noktaya sefer düzenlemekte. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleri ile kurulan iş konseylerinin sayısı ise 47’yi geçmiş durumda. Kıtaya sadece ticari ve ekonomik alanlarda değil, her alanda katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Afrika ülkeleri ile ilişkilerimizin günden güne gelişmesi için çaba harcıyoruz. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) kıtada 22 ofisi bulunmaktadır” şeklinde konuştu.
“Ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”
Afrika kıtasına toplam ticaret 2003 yılında 5,4 milyar dolar düzeyinde iken, 2023 yılı itibarıyla 37 milyar dolar düzeyine yükseldiğini söyleyen Bakan Kacır, “Önümüzdeki yıllarda ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika kıtasındaki ticari faaliyetlerimize ek olarak, müteahhitlik ve yatırım faaliyetlerimizin gelişmesi için iş birliklerimizi genişletiyoruz. Bu çerçevede Afrika’daki Türk yatırımları 10 milyar dolara ulaştı. Sektörde kendini ispat etmiş ve Afrika ülkelerinde de deneyim kazanmış müteahhitlik firmalarımız, kıtada bugüne dek bin 885 projeyi başarıyla üstlendiler” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2018 yılında Mali’ye gerçekleştirdiği ziyarette ikili ticaret hacminin 500 milyon dolar değerine ulaşması hedefinde mutabık kaldıklarını hatırlatan Kacır, Türkiye-Mali arasındaki ticaret hacminin bu tarihten sonra sürekli artarak 2023 yılında tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak 255 milyon doları aştığını ifade etti. Türk müteahhitlerinin Mali’de bu zamana kadar altyapı ve üst yapı, rehabilitasyon gibi alanlarda 450 milyon dolar değerinde 10 adet proje üstlendiğinin altını çizen Kacır, “Ülkelerimiz arasındaki iktisadi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için ciddi bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Bu potansiyelin değerlendirilmesi ve ticari ve ekonomik ilişkilerimizin artırılması sadece ülkelerimizin ortaklığını güçlendirmekle kalmayacak, milletlerimizin refahına da büyük katkı sağlayacak. Türk ve Malili iş insanlarının daha güvenli bir iş ortamında hareket etmeleri ve yatırım yapabilmeleri için bazı temel anlaşmaların da yürürlükte olması gereklidir. Bu bağlamda yine Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında gerçekleşen Mali ziyaretinde imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın onay sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın müzakerelerinin bir an önce tamamlanarak imzalanmasını arzuluyoruz” diye konuştu.
TİKA’nın özellikle su sanitasyonu, insani yardımlar, kültürel mirasın korunması gibi alanlarda Mali’de aktif rol oynadığını belirten Kacır, Türk Maarif Vakfı’nın Mali’de bulunan farklı seviyelerdeki 28 okul ile 3 bin 200’den fazla Malili öğrencinin eğitimlerine katkıda bulunduğunu söyledi.
4. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu Toplantısı, Türkiye ile Mali arasında imzalanan iş birliği protokolüyle sona erdi. – ANKARA
]]>CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, yenilenebilir enerji yatırımı vaadiyle dolandırılan vatandaşların yaşadığı mağduriyeti TBMM gündemine taşıdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Ateş, “Dolandırıcılar bu kez de yenilenebilir enerji alanını mesken tuttu. ‘Güneş santralleri kurup, devlete elektrik satıp kar payı dağıtacağız’ dediler, binlerce yurttaşın milyonlarca lirasını toplayıp ortadan yok oldular. Devlet bu insanların zararını karşılamalı ve ihmali olan kamu görevlileri hesap vermeli. Savcılıklar bir an önce harekete geçmeli” dedi.
CHP Bolu Milletvekili TBMM Sanayi ve Enerji Komisyonu Üyesi Türker Ateş, yenilenebilir enerji yatırımı vaadiyle bir çok vatandaşın dolandırıldığını ve mağdur olduklarını belirterek konuyu TBMM gündemine taşıdı. Ateş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.
Ateş, önergesiyle ilgili yaptığı açıklamada; Kainat Holding, Kainat Elektrik, Elektrik Tarlası adı altında faaliyet gösteren şirketlerden hiç birine ulaşılamadığını belirterek, dolandırılan binlerce yurttaşın CİMER’e defalarca şikayet yazmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ve savcılıklara başvurduklarını belirtti.
Ateş, açıklamasında şunları dile getirdi:
“Söz konusu şirketler, Manisa, Kütahya, Konya, Mersin (2 Etap), Aydın (2 Etap), Kırklareli (2 Etap) olmak üzere en az 6 ilde Güneş Enerji Santralleri kurduktan sonra, üretilen elektriğin gelirinin kar payı olarak dağıtılacağı bir sistem oluşturacaklarını iddia etmişler ve mağdur vatandaşlarımızı da adı geçen illerde kurulan kooperatiflere ortak etmişler. Şimdi mağdur vatandaşlar şirketten hiçbir yetkiliye ulaşamıyor. Savcılıklar hızlı bir biçimde sorumluları bulmalı.
Söz konusu şirket 100 bin lira sermaye ile kurulmuş, ancak iddiaya göre milyarlarca lira yurttaşlarımızdan para toplamış ama hiçbir kurum bu durumu sorgulamamış. Gitmiş, EPDK, 18 Kasım’da basın açıklaması yapmış, ‘dolandırıcılık var’ diyerek vatandaşlarımızı uyarmış ama altı aydır bu saadet zincirinin devam etmesine göz yumulmuş. Hala haklarında işlem yapılan hiçbir şüpheli yok. Bu dolandırıcılıkta hem 6 aydır haberi olmasına rağmen ilgili kurumları harekete geçirmeyen EPDK ve Enerji Bakanlığı’nın, hem yanıltıcı reklamlarla dolandırıcılığa dur demeyen Reklam Kurulu ve Ticaret Bakanlığı’nın, hem de milyonlarca lira kar payı vaadiyle toplanırken olaya müdahil olmayan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihmali var. Mutlaka yurttaşlarımızın zararları devlet tarafından giderilmeli ve ihmali olan kamu görevlileri hesap vermeli.”
Ateş, Bakan Bayraktar’a yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
“EPDK, LİSANS VERDİĞİ ŞİRKETİ ARAŞTIRDI MI?”
– EPDK’ya “kar ortaklığı modeline dayalı yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretme” iddiasındaki dolandırıcılık amaçlı reklamlara” yönelik şikayetler ilk ne zaman ulaşmıştır?
– Dolandırıcılık iddiaları ile alakalı, EPDK’ya kaç şikayet ulaşmıştır? Kaç farklı şirket hakkında şikayet ulaşmıştır? Şikayet edilen şirketler arasında üretim ya da diğer gerekçelerle daha önce alınmış lisanslar iptal edilen bir şirket var mıdır?
– EPDK kendisine gelen şikayetler üzerine, hangi yasal süreçleri başlatmıştır? Bu yasal süreçler hangi aşamadadır?
– Kar ortaklığı modeline dayalı yenilenebilir enerji kaynaklardan elektrik üretme” iddiasındaki dolandırıcılık amaçlı reklamlara yönelik, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ya da diğer bakanlara bilgi verilmiş midir?
– Vatandaşlarımızı dolandırdığı iddia edilen Kainat Holding ile tedarik lisansı verilen Kainat Toptan ve Perakende Enerji Satış Anonim Şirketi arasındaki ilişki araştırılmış mıdır?
]]>
Türkiye Kültür Yolu Festivali başladı
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy:
“Festivale yeni şehirler dahil edeceğiz”
“Uluslararası kurum ve kuruluşlara daha fazla yer veriyoruz”
ADANA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni Adana’da düzenlenen etkinlikle başlattı. Bakan Ersoy, “Adana’da bin sanatçı, Türkiye genelinde 40 bin sanatçı katılacak. 8 ayda 7 bine yakın etkinlik gerçekleşecek” dedi.
Türkiye Kültür Yolu Festivali, 13 Nisan’dan 10 Kasım’a kadar 16 farklı şehirde, 8 aya yayılmış bir kültür-sanat maratonuyla ülkeye adeta bir festival iklimi yaşatacak. Anadolu’nun yedi farklı bölgesinde gerçekleşecek etkinlikler aracılığıyla Türkiye’nin tarih ve kültür zenginliği ışığında herkese görsel, işitsel ve duygusal açıdan zengin bir deneyim yaşatılacak.
Festival’in ilk durağı Adana’da bünyesine dahil edilen 12’nci Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı oldu.
Bu sene 13-21 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek karnaval bugün düzenlenecek etkinliklerle başladı.
“Karnaval her sene daha fazla insana ulaşıyor”
Adana Müze Kompleksi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, her sene katılımcı sayısının daha fazla arttığına dikkat çekerek, “Bir bölgede, bir şehirde 4 sene önce başlattığımız kültür yolu yolculuğuna bugün Anadolu’nun 7 bölgesinde 16 şehirde devam ediyoruz. Söz verdiğimiz gibi her yılda Kültür Yolu Festivali’ne dahil ettiğimiz şehirlerin sayısını artırıyoruz. 2028’de ise 35 şehre festivali yaymaya çalışacağız. Kültür yolu festivalleri birçok amaca hizmet ediyor. Her yaş ve her kesimden vatandaşımıza sanatın her türlüsüne rahat bir şekilde ulaşması asıl amacımız. Festivalin gerçekleştiği şehrin başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada bilinilirliği artırmak ikinci hedefimiz. Festivali gerçekleştirirken hem kültür ve sanatı desteklemiş hem de sanatçılarımıza destek oluyoruz. Şehirlerimizin markalaşmasını sağlıyoruz. Kültür Yolu Festivali’ni gerçekleştirirken şehrin mevcut devam eden festivalleriyle entegre olmasını sağlıyoruz. Kendi isimleriyle daha zengin, daha etkili bir şekilde gelişmesini sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Antalya ile noktalayacağız”
Kültür Yolu Festivali kapsamında birçok ilde düzenlenecek programı anlatan Bakan Ersoy, “Kültür Yolu Festivali, Portakal Çiçeği Karnavalı ile birlikte gerçekleşiyor. Gaziantep’te Uluslararası Gastronomi Festivaliyle, Konya’da müzik festivali, Nevşehir’de balon festivaliyle beraber festivallerimizi gerçekleştiriyoruz. Adana’nın önemi bu sene kültür yolu festivali Adana ile başlıyor. 8 aya yakın bir süreyle festival devam edecek. Adana’yı Şanlıurfa izliyor oradan Bursa, sonra da Samsun’a geçiyoruz. İlk 4 şehir bu sene festival ile ilk kez tanışan şehirlerimiz. Kültür Yolu Festivali’ni bu sene Antalya ile noktalayacağız” dedi.
“Türkiye genelinde 40 bin sanatçı katılacak”
Adana’da bin, Türkiye’de 40 bin sanatçının festival kapsamında etkinlikler düzenleyeceğini aktaran Bakan Ersoy, “Özellikle Merkez Park ve Atatürk Parkı’nda sahneler kurduk. Bu sahnelerimizde Türkiye’nin önemli sanatçıları konserler verecek. 30 noktada etkinlikler olacak ve yaklaşık 500’e yakın etkinlik olacak. Adana’da bin sanatçı, Türkiye genelinde 40 bin sanatçı katılacak. 8 ayda 7 bine yakın etkinlik gerçekleşecek” diye konuştu.
“Uluslararası kurum ve kuruluşlara daha fazla yer veriyoruz”
Dijital etkinliklere de önem verdiklerini anlatan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, daha sonra şunları söyledi:
“18 metre yüksekliğinde holoflaks gösterisi olacak. Atatürk olmazsa olmazımız. Atatürk Kültür Yolu’nda dijital performansını da karnaval sırasında sanatseverlerle buluşturmayı planlıyoruz. 7’den 70’e her kesimden vatandaşımıza hitap eden birçok etkinlikle vatandaşlarımızı buluşturacağız. Kültür Yolu Festivali 8 ay boyunca dünyada en uzun süreli, en fazla sanatçı ve katılımcısıyla bir marka haline geldi. Bu nedenle artık uluslararası kurum ve kuruluşlara daha fazla yer veriyoruz. Bundan sonrada bu şekilde devam edeceğiz. Hem katılan şehir sayısını hem de katılımcı sayısını artırmayı planlıyoruz.”
Bakan Ersoy, konuşmasının ardından basın mensuplarıyla festival hakkında toplantı gerçekleştirdi.
]]>Bakan Bak, sporcu sağlığının ve performans ölçümlerinin bilimsel esaslara göre yapılmasının ve üst düzey teknolojik cihazlarla sporcuların gelişimine katkı sağlanmasını başarıya giden yolda çok önemli olduğunu belirtti.
Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı ile ilkokul öğrencilerinin branşlara yönlendirilmesini sağlayan, farklı illerde kurulan Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezleri (TOHM) Projesi ile de sporcuları uluslararası organizasyonlara hazırlayan GSB, sporcu sağlığı ve performanslarının artırılması konusuna da özel önem veriyor.
Bakanlık bünyesinde oluşturulan Sporcu Sağlığı ve Performansı Merkezindeki üst düzey teknolojik cihazlarla sporcuların gelişimine katkı sağlanıyor.
Yıllardır Sporcu Eğitim, Sağlık ve Eğitim Araştırma Merkezi (SESAM) olarak hizmet veren kuruluş, 2011 yılı itibariyle Sporcu Sağlığı, Performansı ve Hizmet Kalite Standartları Daire Başkanlığına bağlanarak “Sporcu Sağlığı ve Performans Merkezi” adını aldı.
Ankara TOHM kampüsünde yer alan Sporcu Sağlığı ve Performansı Merkezi, altyapısıyla, hizmet kalitesiyle, yenilenen yüksek düzey teknolojik cihazlarıyla hizmet veriyor. Araştırma merkezine gelen her sporcuya branşına özgü tıbbi ve bilimsel destek sağlanıyor, sporcuların periyodik sağlık ve performans takipleri yapılıyor.
“Başarıya giden yoldaki engelleri ortadan kaldırmaya kararlıyız”
Sporcu Sağlığı ve Performans Merkezini ziyaret ederek yetkililerden bilgi alan bakan Bak, sporcu sağlığı ve performans ölçümlerinin bilimsel esaslara göre yapılmasının başarıya giden yolda çok önemli olduğunu söyledi.
Sporcu Sağlığı ve Performans Merkezindeki faaliyetlerin memnuniyet verici olduğunu ifade eden bakan Bak, “Birçok imkanın olduğu bir alandan söz ediyoruz. Sporcunun rutin sağlık testlerinin dışında performansının da değerlendirebildiği bir sistem var burada.” dedi.
Sporcunun uzun bir süreçten geçecekse antrenörüyle merkeze gelebildiğini aktaran Bak, şunları ifade etti:
“Sporcu, testleri yapılıp, tedavisi planlanırken antrenmandan da geri kalmıyor. Sporcunun fiziki sağlığının olduğu kadar psikolojik hali de önem arz ediyor. Hepsinin tek bir merkezde yapılması değerli. Rıza Kayaalp, Taha Akgül, Yasemin Adar Yiğit, Busenaz Sürmeneli, Sevilay Öztürk, Sümeyye Boyacı gibi tarihe adını yazdırmış milli sporcularımız da bu merkezden yararlanıyor. Tüm imkanlarımızla sporcularımızın yanındayız, olmaya da gayret gösteriyoruz. Başarıya giden yoldaki engelleri ortadan kaldırmaya kararlıyız.”
Sağlık ve performans testleri bir arada yürütülüyor
Sporcu Sağlığı ve Performansı Merkezinde sağlık testleri, sporcunun sağlığını korumak, performansını etkileyebilecek olumsuzlukları tespit ederek önlem almak ve sporcunun performansını arttırmaya yönelik planlanırken performans testleriyle de sporcunun müsabaka takvimine göre branş antrenörleri ve kondisyonerleriyle istişare edilerek yapılıyor.
Sporcunun eksiklikleri tespit edilirken bu eksiklikler hızlı ve etkin bir şekilde gideriliyor. Sporcunun başarısının önüne çıkan tüm engeller kaldırılmış oluyor.
6 birim tek merkezde toplandı
Sporcu sağlığı ve Performansı Merkezinde, poliklinikler ve laboratuvarlar, ağız ve diş sağlığı ünitesi, beslenme ve diyet birimi, psikolojik değerlendirme ve müdahale birimi, fizyoterapi ve sportif rehabilitasyon birimi, performans olmak üzere toplam 6 birim hizmet veriyor.
Tüm testler uygunluğa göre, doktor, hemşire, diyetisyen, psikolog, kimyager, biyolog, fizyoterapist, spor uzmanı, antrenörler ve akademisyenler eşliğinde yapılıyor. Test sonuçları raporlanarak, sporcunun bağlı olduğu federasyona iletiliyor.
İleri tedavi gerektiren durumlarda sporcunun ilgili hastanelere yönlendirmesi yapılıyor. Böylelikle hem erken tedbir alınmış oluyor hem de performansı etkileyecek yan unsurlar değerlendirilebiliyor.
Her yıl iki bine yakın sporcunun yararlandığı araştırma merkezinden olimpiyatlar, paralimpik oyunlar, Avrupa ve dünya şampiyonalarına hazırlanan tüm sporcular faydalanabiliyor.
]]>Tarım ve Orman Bakanlığının peyzaj düzenlemelerinin arttığı dönemler öncesi hazırladığı kurakçıl peyzaj uygulamaları rehberi, 81 ilin valilikleri, belediye başkanlıkları, bakanlıklar ve Türkiye Otelciler Birliği ile paylaşıldı
Bakan Yumaklı: “Çim alanların tamamının kurakçıl peyzaja dönüştürülmesi ile yüzde 80’lere varan su verimliliği sağlayabiliriz”
ANKARA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yaz aylarının yaklaşmasıyla artan peyzaj düzenlemelerinde suyun akılcı kullanımına özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, sadece çim yerine kuraklığa dayanaklı bitkilerin tercih edilmesiyle yüzde 80’lere varan su verimliliği sağlanabileceğini bildirdi.
Bakan Yumaklı, Akdeniz havzası ülkelerinden biri olan Türkiye’de iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin giderek daha belirgin hissedildiğine, uluslararası göstergelere göre Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğunu ifade etti.
Bakanlık olarak suyun her anlamda verimli kullanılması ve israfının önlenmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Yumaklı, şu bilgileri aktardı:
“31 Ocak 2023 tarihinde Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde ve Bakanlığımız koordinasyonunda başlatılan ‘Su Verimliliği Seferberliği’ ile kaynaklarımızın sürdürülebilirliğinin sağlanması ve verimli kullanımı için ülke ölçeğinde büyük bir dönüşüm hayata geçirildi. Seferberlik kapsamında, değişen iklime uyum sağlanması, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetiminin gerçekleştirilmesi hedeflenerek hazırlanan Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı Sayın Cumhurbaşkanımızın genelgesiyle yürürlüğe girmişti.
Su Yönetimi Genel Müdürlüğümüzün bu genelgeye dayanarak hazırladığı Kurakçıl Peyzaj Uygulamaları Rehber Dokümanı internet sitemizde yayımlandı. Ayrıca rehberimizi 81 ilimizin valilikleri ve belediye başkanlıkları ile tüm bakanlıklarımız ve Türkiye Otelciler Birliği ile paylaştık. Kurakçıl peyzaj, kurak iklime sahip ve su kaynaklarının sınırlı olduğu alanlarda ‘estetik peyzaj’ kaygısı gütmeden ‘klasik peyzaj’ düzenlemelerinden vazgeçilerek suyun akılcı kullanılması anlamına gelir. Bu bağlamda, tüm paydaşlarımızın peyzaj uygulamalarımızda rehberimizde dikkat çektiğimiz hususları dikkate alarak gerekli hassasiyeti göstereceklerini ümit ediyoruz.”
“Doğaya uyumlu ve sürdürülebilir peyzaj alanları”
Peyzaj alanlarında gerek estetik kaygılar gerekse temininin kolay olması nedeniyle suya çok fazla ihtiyaç duyan çim alan kullanımının yaygın olduğuna işaret eden Bakan Yumaklı, “Çim alanların bir kısmının kurakçıl peyzaja dönüştürülmesi ile yüzde 20-50, tamamının kurakçıl peyzaja dönüştürülmesi ile de ortalama yüzde 80’e varan su verimliliği sağlayabiliriz. Bu uygulamayla aynı zamanda bakım ve enerji maliyetlerinin de yaklaşık yarı yarıya azaltılabildiğini unutmayalım. Bu nedenle doğaya uyumlu ve sürdürülebilir peyzaj alanları oluşturulması ülkemizin su kaynaklarının korunup geliştirilmesi için büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Süsleme için kurakçıl bitkiler, sulama için arıtılmış su
Bahar aylarında başlayan peyzaj düzenlemelerinde suyun verimli kullanımı için gözetilmesi gereken hususların altının çizildiği rehbere göre peyzaj düzenlemelerinde suyun verimli ve etkili kullanılması için uyulması gereken kurallar şöyle:
Peyzaj alanlarında toprakta buharlaşmanın minimize edilmesi amacıyla bölgenin iklim koşullarına ve doğal yapısına uyumlu malçlama (toprağın üstüne organik veya sentetik malzemeler serilerek bitki köklerinin etrafında tabaka oluşturulması) yapılmalıdır.
Suyu verimli kullanan sulama sistemleri tercih edilmelidir.
Sulama gün ağarmadan veya gün batımı sonrasında yapılmalıdır.
Sulamada, içme suyu standardı taşıyan sular yerine dezenfekte edilmiş arıtılmış atık sular gibi alternatif su kaynakları kullanılmalıdır.
Kurakçıl peyzaj tasarımı esnasında su tüketimi yüksek olan geniş çim yüzeyler yerine bölgenin iklim koşullarına uyumlu, çok yıllık yer örtücüler ve kuraklığa dayanıklı doğal bitkiler (Dam koruğu, acı damkoruğu, Japon ipeği, fare kulağı, yıldız halısı, ak üçgül, Cezayir menekşesi, Japon süpürgesi, kara yosunu vb.) tercih edilmelidir.
Çim alan miktarı mümkün olduğunca düşük tutulmalı ve kuraklığa dayanıklı çim türleri (Kamışsı yumak, çayır salkım otu, koyun yumağı, bermuda çimi vb.) seçilmelidir.
Enerji ihtiyacı mümkün olduğunca yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmalıdır.
Yeşil binalar, yeşil çatılar, yeşil sokaklar, dikey bahçeler ve çatı bahçeleri gibi yeşil altyapı uygulamaları kurakçıl peyzaj anlayışıyla entegre edilmelidir.
Kurakçıl peyzaj tasarımı esnasında doğal drenaj kanalları inşa edilerek bu alanlarda biriken sular uygun filtreleme yöntemi sonrası tekrar sulamada kullanılmalıdır.
Yağışlardan kaynaklanan yüzey akışı filtrelenerek yerinde yağmur suyu etkin kullanılmalı ve yağmur bahçeleri uygulamaları aracılığı ile yağmur suları yer altında depolanmalıdır.
]]>Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Şanlıurfa’da bayramlaşma sonrası toplantı gerçekleştirdi.
Güler, 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığındaki video telekonferans toplantısında, yurt içi ve sınır ötesinde görev yapan birliklerin komutanlarına seslendi.
Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen başarılı operasyonlarla terör örgütüne ağır darbe vurulduğunu, örgütün hareket kabiliyetinin bitme noktasına geldiğini belirten Güler, bunda bütün payın, aziz şehitler ve kahraman gazilerle birlikte Mehmetçiklere ait olduğunu söyledi.
Bakan Güler, “Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Güler, Türk ordusunun, son bir asrın en kapsamlı, en yoğun, en etkili faaliyetlerini gerçekleştirdiği bu hassas dönemde, terörle mücadele ile birlikte hudutların güvenliğinin de personel sayısı ve teknolojik bakımından en yoğun tedbirlerle sağlandığını anlattı.
Türkiye’nin, çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer aldığını, krizler ve sorunların çözümüne yönelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde önemli girişimlerde bulunduğunu kaydeden Güler, “Bu kapsamda Karabağ’da, Libya’da, Ukrayna- Rusya Savaşı’nda, Ortadoğu’daki ve yakın coğrafyamızdaki birçok sorunun çözümünde yoğun gayretler sarf ederek büyük ve kıymetli inisiyatifler üstlendik, üstleniyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek verdiklerini, küresel ve bölgesel güvenlik, barış ve istikrara katkı sağladıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Tüm bu girişim ve faaliyetler, Türkiye’nin küresel bir aktör haline dönüştüğünü, uluslararası müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğini, ordumuzun da dünyanın en güçlü, en etkin ordularından biri olduğunu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bugün Türkiye olarak ulaştığımız bu üstün seviyeyi, Silahlı Kuvvetler olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi çok iyi idrak etmemiz gerekmektedir. Bu başarı hikayesinde sizler de çok önemli bir rol üstlenmektesiniz.”
Şu ana kadar her alanda elde edilen başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılmasının temel öncelik olduğuna dikkati çeken Güler, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgesinde ve dünyadaki seçkin ve saygın konumunu muhafaza edebilmesinde şüphesiz en önemli unsur, sahip olduğumuz insan kaynağımızdır. Siz kahraman silah arkadaşlarım da piramidin en üst çatısında yer alan komutanlar olarak ordumuzun öncüsü ve liderleri konumundasınız. İçinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik ortamında her zamankinden daha dikkatli, uyanık olmak ve çok çalışmamız hayati önemi haizdir.” ifadelerine yer verdi.
Milli Savunma Bakanı Güler, Cumhuriyet’in ikinci asrına başlanan bu tarihi süreçte, “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, Türkiye’nin ve asil milletin güvenlik, huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya, daha büyük, daha güçlü Türkiye için gayret göstermeye devam edeceklerini bildirdi.
]]>Bakan Bayraktar, Erzincan Belediyesi tarafından belediye binasında düzenlenen toplu bayramlaşma programına katıldı.
Kentteki protokol üyeleri ve vatandaşlarla bir araya gelen Bayraktar, programa katılanların Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, 13 Şubat’ta İliç’te meydana gelen maden kazasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçtiğini hatırlattı.
O günden itibaren Erzincan’da, İliç’te olduğunu ifade eden Bayraktar, “İliç’te madenci kardeşlerimizi bulmakla alakalı ilk günden itibaren devlet olarak bütün imkanlarımızı seferber ettik. Oradaki ailelerle bir arada olduk. İnşallah bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
İliç’te bayramlaşma programına katılıp çalışmaları yerinde takip ettikten sonra yarın Şırnak’a gideceğini anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Gabar’da Türkiye’nin en kaliteli ve en yüksek miktardaki petrolünü üretiyoruz. Dolayısıyla hem orada yapılan çalışmaları yerinde inceleyeceğiz hem de yine orada vatandaşlarımızla bayramlaşacağız. 13 Şubat’ta maalesef acı bir kaza haberiyle uyandık, Erzincan’a geldik. Çok büyük bir gayret var. Devlet bütün imkanlarıyla ilk dakikadan itibaren olay yerindeydi. Başta valimiz, ilgili bütün arkadaşlarımız, vekillerimiz oradalardı. Bizler de hemen olayın arkasından olay yerine intikal ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi bu konuyu çok yakinen takip etmemizi talimatlandırdı. Ailelerle birebir ilgilenmemizi özellikle talimatlandırdı ve biz adeta orada onlarla büyük bir aile olduk.”
“Müreffeh bir Erzincan’ı inşallah bir araya getireceğiz”
Erzincan’ın kendileri için çok önemli bir şehir olduğuna işaret eden Bayraktar, “Erzincan, enerjide, madende çok kıymetli kaynakları olan bir şehir. Dolayısıyla biz inşallah önümüzdeki dönemde buraya daha çok istihdam getirecek, buraya daha çok iş imkanı getirecek çalışmaları da benim bakanlığım adına yapacağımızı ifade etmek istiyorum.” dedi.
Bakan Bayraktar, 31 Mart seçimlerinin geride kaldığını hatırlatarak, “Belediye başkanımız bir kez daha sizlerin teveccühüyle ve oylarıyla bir dönem daha belediye başkanlığı yetkisini aldı. Biz daha önce de kendisiyle görüşüyorduk. İnşallah yeni dönemde onun projelerine biz de destek olacağız. Bu destekle beraber o da can Erzincan’ı daha güzel, daha iyi bir şehir haline getirmek için gece gündüz gayret edecek. Biz de ona destek olmaya devam edeceğiz ve hep birlikte el birliğiyle daha güzel, daha yaşanabilir, daha müreffeh bir Erzincan’ı inşallah bir araya getireceğiz.” ifadelerini kullandı.
“İnşallah yarın üretimde bir rekor kıracağız”
Bayramların müstesna, insanların bir, beraber ve kardeş olduğunu hatırlatan günler olduğuna işaret eden Bayraktar, müstesna günde vatandaşla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Türkiye’nin önümüzdeki süreçte çok daha güzel ve güçlü bir ülke olacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bizler Türkiye’nin enerjide bağımsızlığını sağlamak için gece gündüz çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin petrolde ve doğal gazda dışa bağımlılığını bitirmek için Karadeniz’de denizin ortasında Sakarya gaz sahasından Türkiye bugün kendi doğal gazını üreten bir ülke oldu. Bir dönem adı terörle anılan, girilemez denilen Gabar, çok şükür bugün petrolle anılıyor. Artık orası çok daha güvenli ve biz orada Türkiye’nin en kaliteli petrolünü üretiyoruz. İnşallah yarın (Gabar) üretimde bir rekor kıracağız. Bunu da inşallah oradan bütün milletimizle paylaşmış oluruz. Dolayısıyla Türkiye her alanda bu yeniliklerle yoluna kararlılıkla devam ediyor.”
Bakan Bayraktar, konuşmasının ardından yeniden belediye başkanı seçilen Bekir Aksun’u makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerinde bulundu.
Bayramlaşma programına, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, 3. Ordu Komutanı Korgeneral Veli Tarakcı, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Gerçekleşen coşkulu bayramlaşma törenine Başkan Büyükkılıç’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, ilçe belediye başkanları, İl Kadın Kolları Başkanı Meral Koşar, İl Gençlik Kolları Başkanı Hayri Danacı, il yönetim kurulu, teşkilat üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş AK Parti Kayseri teşkilatı kurulalı 23 sene olduğunu ve 46 kez dini bayramı idrak ettiklerini dile getirerek, “46 kez bizi bir araya getiren Rabbime hamd olsun. 18 sandık önümüze geldi, 17’sinde birinci olarak çıktık. 18’inci de ilk defa ikinci olarak çıktık” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasiyi içselleştiren bir genel başkan olarak hizmet verdiğini ifade etti. Elitaş, bu bayramda birlik, beraberlik ve kardeşliğin artması temennisinde bulunarak, vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ise neredeyse 30 yıldır beraber olduklarını ve kutlu kervanın devam ettiğini dile getirerek, “30 yıl önce çıktığımız bu yolda Allah’a hamd olsun hizmetle dolu, gerek şehrimize, gerek insanımıza, gerek ülkemize hizmet dolu dolu günler geçirmeye devam ediyoruz” dedi ve vatandaşların her zaman yanlarında olduğunu vurguladı, vatandaşlara teşekkür etti.
Bakan Özhaseki, zor bir coğrafyada yaşadıklarını dile getirerek, zorlukların üstesinden birlikle üstesinden geldiklerini ve daha çok çalışacaklarını paylaştı. Özhaseki vatandaşların Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.
“Şehrimizin İnsanlarını Seviyoruz, Şehrimizin İnsanlarına Hizmet Etmeyi İbadet Biliyoruz”
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Ramazan Bayramı’nın hem Kayseri hem camia hem insanlık hem de İslam alemi için hayırlara vesile olmasını temenni ederek, “Allah’a şükürler olsun huzur şehri Kayseri’de bir bayramı daha idrak ediyoruz. Cenab-ı Allah’a şükrediyoruz. Ramazan ayımızı geride bırakıyoruz. Teravihleri ile oruçları ile iftarları ile sahurları ile muhabbetleri ile bünyesinde barındırdığı seçimi ile şükrederek bu günlere geldik. ve inşallah bundan sonra da yine birlik, beraberlik, dayanışma içerisinde önümüzdeki dönemlerde el ele, gönül gönle, değerli bakanlarımızla, milletvekillerimizle, teşkilatlarımızla dayanışma içerisinde, belediye başkanı kardeşlerimizi de bağrımıza basarak, değişik siyasi partilerden seçilenler olabilir, 16 ilçe belediye başkanı kardeşimizi yine yanımıza alarak çalışacağız. Çünkü şehrimizin insanlarını seviyoruz, şehrimizin insanlarına inşallah hizmet etmeyi ibadet biliyoruz. Elbette gönüllerde yer etmeye devam edeceğiz diyoruz” diye konuştu. Büyükkılıç daha nice bayramlara ulaşılması temennisinde bulundu.
AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise orucun Ramazan’dan sonra başlayacağını vurgulayarak, vatandaşların Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.
Zorlu bir seçim dönem atlattıklarını dile getiren AK Parti Kayseri Milletvekili Sayın Bayar Özsoy da sanki yarın seçim olacakmış gibi tekrardan çalışmaları gerektiğini söyleyerek hayırlı bayramlar diledi.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek vatandaşlarla buluşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm de bayramların büyükleri güzel olduğunu ifade ederek, “Tabi bayramlar büyüklerimizle güzel. Çok şükür sayın bakanlarımız burada gene başkan vekilimiz ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız burada, Memduh Başkanımız burada büyüğümüz olarak. Milletvekillerimiz burada. Eskiden beri bizde kalan bir adettir, bir töredir, bir gelenektir, büyüklerle bayram kutlamak gerçekten çok önemli. Bizleri yalnız bırakmadılar” diye konuştu ve teşekkür etti. Üzüm, AK Parti’nin demokrasinin en üst düzeyde temsil edildiği bir kurum, kuruluş ve önemli bir parti olduğunu dile getirerek, herkesin bayramını da tebrik etti.
Konuşmaların ardından partililer ile bayramlaşma törenine geçildi. – KAYSERİ
]]>Özhaseki, Hatay Valiliğini ziyaretinde, girişte sergilenen 6 Şubat 2023 depremlerinin fotoğraflarını inceledi. Daha sonra Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Özhaseki’ye, Vali Mustafa Masatlı mozaik taşlı tablo hediye etti. Bakan Özhaseki, Vali Masatlı ile basına kapalı görüştü.
Ziyarette, AK Parti Hatay milletvekilleri Hüseyin Yayman, Abdülkadir Özel, Kemal Karahan ve Adem Yeşildal, MHP Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı ile AK Parti İl Başkanı Mustafa Erdoğan ve diğer ilgililer de yer aldı.
Bakan Özhaseki, ardından Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ü EXPO Kisecik’teki makamında ziyaret etti.
Ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Özhaseki, Hatay’ın demografisinin, hoşgörü ve barışçı ortamının, kültürünün önemine değinerek her şeyiyle Türkiye’de örnek gösterdikleri bir vilayet olduğunu söyledi.
Bundan dolayı gece gündüz Hatay’ı düşünerek projeler yapmaya devam ettiklerini anlatan Özhaseki, bugün Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) aldığı kararın Hatay için hayırlı olması dileğinde bulundu.
Özhaseki, bundan sonra hizmet döneminin olduğunu ifade ederek, “Eskiler şöyle söylerlerdi; seçim biter, geçim başlar. Bu geçimin en güzel yapılacağı günlerdeyiz şimdi. Herkesi kucaklayarak, yaraları sararak, önümüzdeki günlerde Hatay’ı eski şaşalı günlerine döndürmek için elimizden ne geliyorsa hep birlikte yapacağız, bunun çabası içerisindeyiz.” dedi.
“Şu anda 144 bin bağımsız birimin inşaatı devam ediyor”
Hatay’ın depremde en fazla zarar gören şehir olduğuna vurgu yapan Özhaseki, kentte binlerce konut ve iş yerinin yıkıldığını anımsattı.
Kendilerine, bu hasarın altından kalkabilmenin ve bir an önce yaraları sarabilmenin düştüğünü dile getiren Özhaseki, bunun için de gece gündüz demeden uğraştıklarını söyledi.
Özhaseki, tüm bakanlıkların ekipleriyle bölgede olduğunu, şimdi de belediyenin desteğiyle çok daha hızlı şekilde yaraları sarmaya devam edeceklerini anlatarak, “Tabii 310 bin civarında hasarımız var ama biz de bir taraftan bütün ilçelerimizde de işe başladık. Yani gerek Antakya’mızda, Defne’mizde, İskenderun’da, Kırıkhan’da, Hassa’da her yerde inşaatlar başlattık. Sadece Hatay merkezimizde 19 yerde şantiyemiz var, şu anda 144 bin bağımsız birimin inşaatı devam ediyor, bir taraftan köy evlerimiz devam ediyor.” diye konuştu.
Özhaseki, bir taraftan da yerinde dönüşüm yapmak isteyen vatandaşların müracaatını değerlendirdiklerini anlattı.
Dünya Bankasından Hatay için 14,2 milyar lira kredi
Şehirde altyapının tamamıyla çökmüş vaziyette olduğuna dikkati çeken Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sadece biz ara ara buralarda yaptığımız revizelerle veyahut da geçici olarak vatandaşımızın ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla yaptığımız çalışmalarla işi ayakta tutuyoruz, bunlar da sürdürülebilir değil. Dünya Bankasından elde ettiğimiz özel bir kredi var, tam 14,2 milyar lirayı Hatay için kullanacağız. Projelerimiz hazır, önümüzdeki günlerde ihalelere çıkacağız. Bir taraftan su şebekelerinin tamamını yenileyeceğiz, depolarımızı yapacağız, bir taraftan kanalizasyonu, hatlarımızı yapacağız, bir taraftan da arıtma tesislerimizi gözden geçirip, onları da belediyemizle birlikte en faal bir şekilde çalışacak hale getireceğiz.”
Özhaseki, bütün bunlar yapılırken inşaatların da devam edeceğini dile getirdi.
Bakan Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk gündem maddesinin deprem bölgesi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Buraların altyapısıyla, üstyapısıyla ne durumda olduklarını devamlı surette sorguluyorlar, takip ediyorlar. Biz burada Bakanlık olarak hep var olacağız zaten. Valilik zaten sağ olsun üzerine düşeni yapıyordu, adeta bir belediye gibi çalışıyordu, çok teşekkür ediyoruz Sayın Valimize, Allah razı olsun. Belediye işleri gibi hep Valimizle takip ediyorduk. Şimdi de inşallah belediye tarafında, büyükşehir tarafında ve ilçelerimizde hep birlikte kol kola gireceğiz, Hatay’ı ayağa kaldırmanın hesabını yapacağız.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hatay’a geldi. İlk olarak Hatay Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Özhaseki, ardından Antakya ilçesi EXPO yerleşkesinde bulunan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne geldi. Bakan Özhaseki, belediyeyi ziyareti sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Daha önce planlanmış bir iftar programı için Hatay’a geldiklerini dile getiren Bakan Özhaseki, YSK’nın aldığı kararının hayırlı olmasını dileyerek, “Bugün de Yüksek Seçim Kurulu’ndan aldığımız kararla bir kere daha Hatay’ımıza alınan bu kararların hayırlı olması dileğinde bulunuyorum. Allah utandırmasın, bundan sonra tabii ki hizmet dönemi. Eskiler şöyle söylerlerdi; seçim biter, geçim başlar. Evet, bu geçimin en güzelinin yapılacağı günlerdeyiz şimdi. Herkesi kucaklayarak, yaraları sararak, önümüzdeki günlerde Hatay’da eski şaşalı günlerine döndürmek için elimizden ne geliyorsa hep birlikte yapacağız. Bunun çabası içerisindeyiz. Depremde en fazla zarar gören şehrimiz Hatay’dı. Herkes biliyor bunu. 254 bin civarında konutumuz yerle bir oldu. 55 bin kadar da iş yerimiz. Yani bağımsız birim olarak bakıldığı zaman 310 bin civarında Hatay’ımızda hem konut, hem iş yerleri yerle bir oldu. Müthiş bir acı. Bu kolay değil. Binlerce kardeşimizi de toprağa verdik. Allah onlara rahmet etsin. Allah geride kalanlara sağlık, sıhhat versin. Bize düşen bu hasarın altından kalkabilmek. Bir an önce yaraları sarabilmek. Asrın afeti olarak gördüğümüz bu belayı asrın dayanışmasına döndürebilmek. Onun içindir ki gece gündüz demeden uğraşıyoruz. Bir taraftan tabii ki biz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak bütün ekibimizle birlikte Hatay’dayız. Diğer deprem bölgelerimizdeyiz. Ama bunu da söylemekte fayda var hakkı teslim etmek açısından. Sağlık Bakanlığımız burada, Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, Ulaştırma Bakanlığımız bütün ekipleriyle birlikte buradalar. Onlar da ellerinden geleni yapıyorlar. Üstlerine ne düşüyorsa bir dayanışma içerisinde bu işi beraberce götürüyoruz. Şimdi de inşallah belediyemizin de desteğiyle birlikte çok daha hızlı bir vaziyette yaraları sarmaya devam edeceğiz” dedi.
Bakan Özhaseki, Dünya Bankası’ndan temin ettikleri 14.2 milyar TL’lik krediyi Hatay’ın inşası için kullanacaklarını belirterek, “Dünya Bankası’ndan elde ettiğimiz özel bir kredi var, tam 14.2 milyar TL’yi Hatay için kullanacağız. Projelerimiz hazır, önümüzdeki günlerde ihalelere çıkacağız. İnşallah en güçlü firmalar alacak ve bizim istediğimiz şekilde hızlı davranıp bir an önce bitireceğiz. Bir taraftan su şebekelerinin tamamını yenileyeceğiz. İnşallah önümüzdeki günlerde de bu inşaatlarımız bittikçe de hak sahiplerine bunları da dağıtmaya devam edeceğiz. Herhalde her ay birkaç bin konutu da Hatay’da dağıtırız. Orada vatandaşlarımız da tabii ki normal iskan etmeye başladıklarında da hayatta normalleşmeye başlar. Bizim bütün planımız ve programımız; gelecek sene ortası veyahut da güze kadar Hatay’daki bütün hak sahiplerinin hem evlerini hem iş yerlerini bitirip verebilmek. Bunun manası şu değil. Bütün evleri o zaman teslim edeceğiz anlamına gelmiyor. Zaten şimdi teslim ettiğimiz binlerce konut var. Her ay konut vermeye devam edeceğiz. Ama en son hak sahibinin hakkı gelecek senenin belki de bir müddet sonuna doğru veya ortasına kadar sarkmış olacak ki bunlar da çok normal” ifadelerini kullandı. – HATAY
]]>Bakan Uraloğlu, Bosna Bulvarı-Bahçelievler-Kazım Karabekir Raylı Sistem Hattı ile Konya Şehir Hastanesi-Stadyum 2. Etap Tramvay Hattı’nın yapımının Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından üstlenildiğini açıkladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Bosna Bulvarı-Bahçelievler-Kazım Karabekir Raylı Sistem Hattı ile Konya Şehir Hastanesi-Stadyum 2. Etap Tramvay Hattı’nın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacağını belirterek, “Bilindiği gibi İstanbul başta olmak üzere birçok şehrimizi baştan başa modern raylı sistem ağlarıyla donatma çalışmalarına son yıllarda büyük bir hız kazandırdık. Hatta Bakanlığımız tarafından Türkiye genelinde yapımı tamamlanarak hizmete sunulan toplam kent içi raylı sistem projesi uzunluğu 416 kilometreye ulaştı. Ayrıca İstanbul, Kocaeli ve Bursa’da toplam 60,7 kilometre raylı sistem hattının yapım çalışmalarına da devam ediyoruz. Bu projelerin yapım işinin de bakanlığımız bünyesine geçmesi ile birlikte bu ağımız da genişlemiş oldu” ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu, Marmaray, Levent-Hisarüstü Metrosu, Pendik-Sabiha Gökçen Havalimanı Metrosu gibi İstanbul’da 7 adet ayrı metro hattının hizmete aldıklarını ve projelere dur durak demeden devam ettiklerini vurgulayarak, “Amacımız İstanbullu vatandaşlarımıza hizmet etmek. Şu ana kadar İstanbul’da yaptığımız hatların uzunluğu 147,7 kilometreye ulaştı. Bakanlığımız tarafından yapılan metro sistemleri sayesinde İstanbullular trafik çilesinden kurtuluyor. Ancak daha yapılması gereken çok iş var ve İstanbullu vatandaşlarımızı bekletmek gibi bir lüksümüz bulunmuyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararı ile Altunizade-Çamlıca Camii-Bosna Bulvarı- Metro Hattı’nın devamı olan Bosna Bulvarı-Bahçelievler-Kazım Karabekir Raylı Sistem Hattı’nın yapım işleri Bakanlığımıza devredildi” diye konuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, yapımı bakanlık tarafından gerçekleştirilen “Altunizade-Çamlıca Camii Bosna Bulvarı- Metro Hattı”nın İstanbul’un yoğun yerleşim yerleri olan Kazımkarabekir ve Bahçelievler semtlerine uzatılmasını kapsayan proje olduğunu açıkladı.
6 kilometre uzunluğunda 4 istasyondan oluşan hattın 80 kilometre hıza uygun şekilde tasarlanacağını bildiren Uraloğlu, “Tamamlandığında bu hattımız Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metrosu ile Kazımkarabekir İstasyonunda entegre olacak. Proje için Etüt-Fizibilite güncelleme çalışmalarını tamamlamamızın ardından hızla yatırım programına teklif ederek yapımına başlayacağız. Bu projeyi de hızla İstanbullu vatandaşlarımızın hizmetine kazandıracağız” ifadesini kullandı.
Bakan Uraloğlu, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından ihalesi yapılan Konya stadyum- şehir hastanesi 1. Etap tramvay hattı ile birlikte Barış Caddesi Tramvay Hattı’nın da belediye tarafından yapıldığını hatırlattı.
Söz konusu hatların entegrasyonunu sağlayacak olan Konya Şehir Hastanesi-Stadyum 2. Etap Tramvay Hattı’nın ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na devredildiğini bildiren Bakan Uraloğlu, “Her zaman söylüyoruz, biz vatandaşlarımız için hizmet siyaseti yapıyoruz, şantiyelerden çıkmıyoruz. Tek amacımız var; vatandaşımızın ayağına taş değmesin. Bu nedenle Konya Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı tramvay hatlarının entegrasyonunu sağlayacak bu hattı da Bakanlığımız yapacak ve Konyalı hemşerilerimizin hizmetine sunacak” açıklamasında bulundu.
Bakan Uraloğlu, 10 kilometre uzunluğundaki Konya Şehir Hastanesi-Stadyum 2. Etap Tramvay Hattı projesinin Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından da hazırlandığını belirterek, bu sayede Bakanlık yatırım programına alınması için gerekli çalışmaları hızla başlatabildiklerini söyledi.
Hattın yatırım programına alınmasından sonra öncelikli olarak ihalesinin hemen yapılacağını bildiren Bakan Uraloğlu, “Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Tramvay Hattı’nın devamı olacak Konya Şehir Hastanesi-Stadyum 2. Etap Tramvay Hattı’nı da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak tamamlamayı planlıyoruz. 10 istasyondan oluşacak bu 10 kilometrelik hattımızı 80 kilometre hıza uygun inşa edeceğiz. Projemiz yolcu hareketliliğinin yoğunluğunun olduğu Otogar ve Stadyum Bölgelerine de hizmet verecek” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, raylı sistem projelerinin çevreci, konforlu, güvenli ve hızlı olduğunu vurgulayarak raylı trafik çilesini de kaldıran raylı sistem projelerine devam edeceklerini söyledi.
Uraloğlu, “Cumhurbaşkanımız liderliğinde sorumluluk alanımızdaki her sektörde Türkiye Yüzyılı’nı şaha kaldıracak projelere imza attık ve atmaya da devam edeceğiz. Tüm Türkiye’de olduğu gibi şehir içi rayla sistem projelerini de üstlenerek vatandaşlarımızın konfora ve çevreci teknolojileri ulaşmasını sağlayacağız. Bu projelere dur durak demeden devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi. – ANKARA
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere bekamıza yönelen tüm tehdit ve tehlikelere karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Terörü kaynağında yok etme stratejisi çerçevesinde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarla son bir haftada 27, 1 Ocak’tan bugüne kadar ise 280’i Irak’ın, 393’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673 terörist etkisiz hale getirilmiştir” ifadelerini kullandı.
Suriye’de harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılığın verildiğini bildiren Aktürk, “İstikrarın sürdürülmesi için tüm tedbirler alınmakta, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanması amacıyla çalışmalara da devam edilmektedir” diye konuştu.
Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştiğine vurgu yapan Aktürk, “Dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 109 şahıs yakalanmış, 2 bin 109 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41 bin 521’e yükselmiştir. Ayrıca son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir” dedi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in programlarına ilişkin de Aktürk, “29 Mart’ta ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi üyelerini kabul etmiş, 1 Nisan’da Dışişleri Bakanımız ile bir araya gelmiş, 2 Nisan’da ise Meclis Başkanımızın ev sahipliğinde ve Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde gerçekleştirilen iftara katılmıştır. Bugün de Kazakistan’ın Ankara büyükelçisini kabul edecek bakanımız, Pakistan Milli Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyona katılım sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, “2024 yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askeri Öğrenci Aday Tercih işlemleri 3 Nisan’da başlamış olup, 10 Mayıs’a kadar devam edecektir” şeklinde konuştu.
Seçimlerde askerlerin oy kullandığı görüntüler
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise, seçimlerde bazı askerlerin toplu olarak oy kullandığı görüntülere ilişkin olarak şunları söyledi:
“18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Anayasamız ve ilgili mevzuat kapsamında silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamazlar. Belirtilen statülerdeki personel dışında kalan, profesyonel olarak askerlik mesleğini icra eden diğer personel ise vatandaşlık görevini yerine getirmek için oy kullanma hakkını yürürlükteki mevzuat esasları kapsamında yerine getirmektedir.”
Bakan Güler’in ABD’li heyeti kabulü
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ni kabulünde neler görüşüldüğüne dair soruya da, “Görüşmede ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayii alanındaki iş birliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur” cevabını verdi. – ANKARA
]]>Öğretmenevi’nde yapılan “Ağrı İftar Programı”nda, jandarma ve emniyet personeliyle bir araya gelen Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada, bakanlık olarak vazifelerinin seçimin huzur ve güven içerisinde geçmesi olduğunu söyledi.
Seçimle ilgili tüm illerde valilerin koordinasyonunda gerekli hazırlıkların yapıldığını belirten Yerlikaya, “Bakanlığımız terörle mücadelede başta hain bölücü terör örgütü olmak üzere FETÖ, DHKP-C, DEAŞ ve MLKP bunların her biriyle mücadelede gerçekten çok büyük bir gayret gösteriyor. Kahramanca, azim ve kararlılıkla mücadele ediyor ve onlara hiçbir yerde nefes aldırmamak için gerçekten bakanlığımız sizlerle birlikte büyük bir başarı gösteriyor. Artık hain bölücü terör örgütünün son çırpınışları olduğunu her gittiğimiz yerde ifade ediyoruz. Vatandaşlarımız da bunu büyük bir memnuniyetle ifade ediyorlar.” diye konuştu.
Yerlikaya, Şırnak ve Ağrı’da valilik yaptığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koordinesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin büyük bir gelişme gösterdiğini anlattı.
“Şükürler olsun her köyün ışığı yanıyor”
Bölgede huzur ve güvenliğin sağlanmasıyla kapalı yayla ve meranın olmadığını bildiren Yerlikaya, “Kapalı bir köy yolumuz yok. Her yer açık, şükürler olsun her köyün ışığı yanıyor. Bunu devletimizin, milletimizin kararlılığı ve teröre lanet okuması, hiçbir şekilde teröre yüz vermemesi, kahraman güvenlik güçlerimiz ve Mehmetçiğimizin cevval mücadelesiyle şükürler olsun bu noktaya geldi.” ifadelerini kullandı.
Yerlikaya, terörle mücadelenin yanı sıra teröristle de mücadele ettiklerini, bölgenin geçmişe kıyasla sağlık, ulaşım ve eğitim başta olmak üzere birçok alanda büyük bir aşama kaydettiğini dile getirdi.
Bakan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanımız ne diyor? ‘Son terörist etkisiz hale gelinceye kadar da durmak yok’ diyor. Bu kararlılık, bizim sadece ülke içerisinde değil, aynı zamanda sınırlarımızın ötesinde de yani Irak, Suriye’de nerede olursa olsun onlarla biz devlet olarak mücadele ediyoruz, hükümet olarak da kararlı olduğumuzu gösteriyoruz. Allah’ın izniyle de durmadan yola devam edeceğiz. Tabi hem sayı, hem tecrübe, hem de devlet ve siyaset olarak kararlılık ama aynı zamanda teknolojiyle ilgili 2017 yılından itibaren envanterimizin çok büyük üstünlük sağladığını da biliyorsunuz. İHA’lar, ANKA’larımız, yıkımlarımız ve diğer teknolojiyle aramıza katılan envanterimiz bize bu mücadelede çok büyük bir üstünlük sağladı.”
Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı olarak görevlerinin Türkiye’nin huzuru olduğunu, terörle mücadele başta olmak üzere organize suç örgütleri, zehir tacirleri, düzensiz göçle mücadele ve asayişle ilgili olan tüm suçları önlemeye yönelik sıkı bir çalışma yürüttüklerini anlattı.
“Çok iyiye gidiyoruz. Ama bunu da yeterli görmüyoruz”
600 bin kişilik İçişleri Bakanlığı ailesi olarak 85 milyonluk milletin hizmetinde olduklarını, onların huzuru için, gece gündüz demeden, canla başla çalıştıklarını vurgulayan Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Yılbaşından bu yana ocak, şubat, mart ayları ile 2023, 2022 ve 2021 yıllarının aynı aylarını kıyaslıyoruz. Bu noktada arkadaşlarımızı her zaman bir önceki dönemden daha başarılı olmaya zorluyoruz. Benim 10 aylık bu görev sürem içerisinde de şükürler olsun ki bütün bu suçlarla mücadelede hep iyiye gidiyoruz. Çok iyiye gidiyoruz. Ama bunu da yeterli görmüyoruz. Biz daha iyi olmak için göz açıp kapayıncaya kadar bile gevşeme yapmama noktasında kararlılığımızı her fırsatta söylüyoruz.”
“Dolandırıcılık hariç ilk 10 suçun 9’unda hep olay sayısını düşürmüşüz”
2024’ün ilk 3 ayı ile 2023’ün ilk 3 ayındaki günlük ortalama evden hırsızlık sayısının 161’den 98’e düştüğüne dikkati çeken Yerlikaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Mala karşı işlenen suçların tamamında, dolandırıcılık hariç ilk 10 suçun 9’unda hep olay sayısını düşürmüşüz. Aydınlatma sayıları da bir önceki yıllardan çok daha yüksek rakamlara artmıştır. Bu ne yapıyor?. Vatandaşımız nezdinde polisimizi, jandarmamızı çok daha özel hale getiriyor. Biz bunun devamında ve bu hoşnut durumun daha da yukarı çıkmasını istiyoruz. Bunu beraber başarıyoruz. Ben her zaman bir başarıyı tek başına sahiplenen bir kardeşiniz olmadım.”
Programa Vali Mustafa Koç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hüsamettin Erol, İl Emniyet Müdürü Yılmaz İpar, jandarma ve emniyet personeli katıldı.
]]>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki:
“Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapuları belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız”
” Bunun dışında başka yolu yok, bu işin tek şartı var, büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy:
“Antalya’yı biz Süper Lige taşımak istiyorsak, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden, en çok beğenilen şehirlerinden biri yapmak istiyorsak hem çalışkan olmalı başkanlarımız, hem de vizyoner olması lazım”
ANTALYA – Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Antalya’nın Serik ilçe merkezinde 68 yıldır devam eden tapu sorununun çözümüne yönelik, ” Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmayın Hakan başkan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde burada da Veli hocama izin verirseniz. Acelemiz var pazartesi, salıdan itibaren bütün ihtilafları halledeceğiz. Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapular belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Bu işin tek şartı var, büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın” dedi.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Serik Millet Bahçesi’nde düzenlenen toplantıda vatandaşlarla bir araya geldi.
Yerel seçimlerin önemli olduğuna değinen Bakan Özhaseki, ” Bu seçimlerin önemli tarafı genel bir seçim olduğu için beldemizi, ilçemizi, ilimizi geleceği hazırlayacak insanlar ise onu seçiyoruz. Genel idarede belki farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama bu seçimlerde biz geleceğimizi oyluyoruz. Düzgün çalışkan işine hakim gecesi gündüzü vatandaşın işi olan bir başkan seçersek o şehirlerin geleceği de aydınlık oluyor. 1994 öncesinde belediyecilikte CHP’nin ideolojik bir tavrı vardı. Çeşmelerden su akmazdı, çöp dağları birikirdi” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’nin zor bir coğrafyada olduğunun işaret eden Bakan Özhaseki, ” Cennet gibi bir vatan burası. Bu coğrafyada yaşamanın bedeli var o da güçlü olmak. Güçlü olmazsanız yaşayamazsınız. En son deprem belası vurdu bizi. 680 bin evimiz, 170 bin işyerimiz yıkıldı. 18 ilimiz bu depremden etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. İlk geceden itibaren bütün belediyelerimizi bölgeye sevk ettik. Hatay’da CHP var. En büyük belediyelerimizi Hatay’a gönderdik. Siyasi tercih önemli değil, depremde enkaz altında kalan bizim insanımız. Ama nüfusu milyonlar olan, konuştuğunda mangalda kül bırakmayan adamlar oraya özel jetlerle, medya ordusuyla gelip selfie çekilip, bırakıp gittiler. Onlarda deprem turistiydi. 6-7 sene önce şimdiki belediye başkanıyla birlikte Antakya’da kentsel dönüşüm yaptırmadılar. 1 saat yalvardım vatandaşlara ama yaptırmadılar. Binlerce insan öldü orada. Hem yapmıyorsunuz hem yapana mani oluyorsunuz. Askeri olarak güçlü olup, ekonomik olarak kalkınacağız. Hatay Reyhanlı’da 350 milyon lira harcayıp belediyenin yapması gereken suyu çıkarttık. Oradaki su idaresi gidip elektrik aboneliği almıyor” dedi.
“Elimizi ayağımızı kırmayın”
Özhaseki, ” Buradaki sorunu çözecek arkadaşların hepsini ilçeye getirdim. 68 yıllık bir ihtilaf var burada. Tapu kadastro davaları çok uzun sürer. Belli grup vatandaş adına tescil edilmiş tapular. Bizim vardığımız bir sonuç oldu. Burada bir kanun çıkarılması lazım. Kanun çıkarmadan şu anki idari yolla bu işi çözebilmek mümkün değil. Daha önce İstanbul Sultanbeyli’de yaptık. Bütün mülkiyet devlete geçti, şimdi devlet teslim etti. Burada da Aksu Çalkaya’da yaptık. Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmayın Hakan başkan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde burada da Veli hocama izin verirseniz. Acelemiz var pazartesi, salıdan itibaren bütün itilafları halledeceğiz. Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapular belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Tapu işini bir çözelim ondan sonra kentsel dönüşüm olsun derseniz onu da yapalım. Bu işin tek şartı var, Büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın” diye konuştu.
” Çöze çöze ilerliyoruz”
Bakan olarak ikinci kez atandıktan sonra 9 aydır Antalya’yı ilçe ilçe, köy köy, kasaba kasaba dolaştığını dile getiren Bakan Ersoy,” Burada çiftçilerimizle, esnafımızla, öğrencilerimizle, gençlerimizle, iş adamlarımızla, yatırımcılarımızla, turizmcilerimizle bir araya geliyoruz. Sorunlarını dinliyoruz, ihtiyaçlarını yerinde görüyoruz. Müdürlerimizle beraber bu çalışmaları kısa, orta, uzun vadeli programlarla çöze çöze ilerliyoruz. Son 75 gündür yoğun bir şekilde Antalya’mızı karış karış dolaşıyoruz. Dolaştıkça da Antalya’mızın sorunlarına, ihtiyaçlarına daha fazla hakim oluyoruz” diye konuştu.
“Vizyonel başkan”
Antalya’nın tarım, turizm ve kültür sanat şehri olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, ” 2023 yılını Türkiye rekor sayıda ziyaretçiyle kapattı, 57 milyona yakın misafir aldık. Bunun 16 milyon gibi büyük bir kısmını da Antalya’da ağırladık. 2024 çok daha iyi olacak, Antalya’da 17 milyondan fazla ziyaretçi beklediğimiz bir yıl. Bundan sonra rekor kıra kıra turizm sayılarını yukarıya taşıya yolumuza devam edeceğiz. Antalya’da 2.7 milyon nüfustan bahsediyoruz. Kentin coğrafi konumuna baktığımız zaman Gazipaşa’dan, Kaş’a kadar 680 kilometrelik uzunluğa yayılmış bir şehirden bahsediyoruz. 19 tane ilçemiz var. 2.7 milyon nüfusumuz var. Hem yurt dışından, hem yurt içinden çok yoğun göç alan bir şehiriz. Artık sadece Türkiye Türklerin gözünde değil, dünyanın en güzel turizm şehirlerinden birinde yaşıyoruz. Bu kadar hızlı bir Antalya’ya sahipken, Antalya asla duramaz, hep koşmalı. Koşan bir Antalya görmemiz lazım. Çünkü Antalya durursa devamlı göç alan büyüyen bir şehir durursa aslında yerinde durmuyor, geriye gidiyor demektir. O nedenle 31 Mart seçimleri çok önemli. Antalya gibi şehri, bir dünya şehri dünya markası yapmak istiyorsak bize mazisi sitemiz, çalışkan, hırslı, ama hepsinden önemli, vizyonel başkanlara ihtiyacımız var. Eğer Antalya’yı biz Süper Lige taşımak istiyorsak, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden, en çok beğenilen şehirlerinden biri yapmak istiyorsak hem çalışkan olmalı başkanlarımız, hem de vizyoner olması lazım” ifadelerine yer verdi.
“Turizm alanında yeni projeler”
Yeni dönemde hem ilçeler hem büyükşehir için sizlerle el ele vererek hedeflere hep birlikte çalışarak ulaşacaklarına değinen Bakan Ersoy, ” Antalya’mızın sorunları var mı? var. Ama Antalya’mızın çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Yeter ki niyet olsun, istek olsun. Doğru işin ehli insanlara yetkileri vermiş olalım. Bakın geçtiğimiz dönemde sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı konulara bakacak olursak, Antalya’nın en büyük sorunlarından biri arıtma sorunuydu. Biz büyükşehir Belediyesinin konusudur deyip geri çekilmedik, onların yapamadıkları yatırımları, protokollerle devralıp Serik ve Kemer arıtmayı hayata geçirdik. Kıyı bandı boyunca halk plajları yaptık. Kültür yolu festivalleriyle, kültür ve sanata ki Antalya’mızla dahil ettik. Yatırım yaptık. Yeni bir proje daha başlattık. Ne diyoruz? Artık turistlerimiz otellerde kalsın istemiyoruz. Otellerden dışarı çıksın istiyoruz. Şehirlerimize, şehir merkezlerimize insin, esnafımızla buluşsun istiyoruz. ‘Geleceğe Miras’ projesi adı altında son 60 yılda arkeoloji alanında yapılmış işlere kadar bir işi gelecek 4 yılda yapmayı vaat eden yeni bir arkeolojinin altın çağı programını başlatıyoruz. Gece müzeliğini ekleyerek, otellerinden çıkıp hem arkeolojik noktaları gezmeleri hem şehir merkezine Ulaşmaları için yeni bir programı daha bu yaz itibariyle hayata geçirdik. Amacımız şehrin elde ettiği gelirin şehir paydaşları tarafından doğru bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktır. Bütün şehirde yaşayan esnafımızın, çiftçimizin bundan pay almasını sağlamak, sezonu 12 aya uzatmaktır, ve turist akışını tüm ilçelerimize dağıtmak. Bununla ilgili çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” diye konuştu.
“Halının altındaki sorunları çıkaracağız”
“Bir işi iyi gittiği zaman herkes sahiplenmek istiyor” diyen Bakan Ersoy, ” Herkes sayıları açıklamak istiyor. Şu kadar şunu yapacağız. Ama bu iş turist bekliyoruz diyerek olmuyor ki. Bu kadar yatırım yapacağız demek olmuyor ki. Hiçbir şey söyleyerek olmuyor. Her şeyi yaparak, çalışarak oluyor. O yüzden bu 31 Mart’taki seçimler çok çok önemli. Bugüne kadar halının altına süpürülmüş çok fazla sorun var, 31 Mart’tan sonra yapmak istediğimiz ilk iş halının altındaki sorunları çıkaracağız, teker teker yoluna koyacağız. 68 yıldır bekleyen bir sorununuz var onu da çözüyoruz” ifadelerine yer verdi.
Toplantının ikinci bölümü basına kapalı olarak devam etti.
]]>Göktaş, bakanlık ve Afyonkarahisar Valiliğince düzenlenen Tip-1 Diyabetli Çocuklara Glikoz Ölçüm Cihazı Dağıtım Programı’nda konuştu.
Bakanlık olarak tüm vatandaşların refahını artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek için çalıştıklarını belirten Göktaş, bu kapsamda sosyal yardımlarla vatandaşların hayatlarını kolaylaştırdıklarını söyledi.
Bakan Göktaş, “Aldığımız taleplere göre belirlediğimiz sosyal yardım programlarımızla ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımızla 7 gün 24 saat vatandaşlarımıza cevap veriyoruz. Sosyal devlet anlayışıyla toplumun her kesimini kucaklıyor, herkese yardım eli uzatıyoruz.” diye konuştu.
Diyabeti, çocukların ve ailelerinin yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir hastalık olarak nitelendiren Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Bu hastalık bütün bir hayatı yeniden organize etmeyi gerektiren bir durumdur. Sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıkan Tip 1 diyabet karşısında çocuklarımıza ve ailelerimize destek olmak için çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda, Tip 1 diyabet tanısı almış sosyal yardımlardan faydalanan ailelerin çocukları için glikoz ölçüm cihazı veriyoruz. Afyonkarahisar’da 74 ailemize bu desteği sağlıyoruz. Bunun yanı sıra bugün Valiliğimiz, Ticaret Borsası ile Ticaret ve Sanayi Odası’nın destekleriyle 100 ailemize glikoz ölçüm cihazı sağlayacağız. Anlık takip edilmesi gereken glikoz dengesi çocuklarımızın sosyal hayatını da epey kısıtlıyor. Okulda, sokakta, parkta oyun oynarken ya da dersteyken çocuklarımızın bu takibi yapma zorunluluğu sıkıntılı bir duruma dönüşebiliyor. Bu noktada yenilikçi çözümleri, geliştirilen yeni yöntemleri çok önemli ve kıymetli buluyoruz.”
Çocukların çok kıymetli olduğunu, onların hayatlarını güzelleştirmek için her şeyi yaptıklarını belirten Göktaş, şöyle konuştu:
“Onların her türlü zorluğun üstesinden gelmeleri için her türlü desteği veriyoruz. Bu anlamda aileler bu hastalığın sürekli takibini yaparken çocuklarının da canı yanmasın istiyor. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki glikoz ölçümü için çocukların parmaklarının her gün defalarca delinmesi, onlarda fiziksel ve psikolojik birtakım zorluklara neden olabiliyor. Bugün sizlere sağlayacağımız cihazla sadece kola takılan bir aparat aracılığıyla kolaylıkla glikoz ölçümü yapabileceksiniz. Gün içinde vücuttaki şeker miktarını anlık ölçen bu cihazla sonuçlar, ücretsiz bir uygulamayla akıllı telefonlardan da takip edilebilecek. Aileler bu sayede çocuklarının sağlık durumunu doktorlarıyla da paylaşabilecekler.”
Göktaş, geleceğin emaneti çocuklara yönelik her çabayı desteklemeye devam edeceklerini belirterek, “Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek evlatlarımız için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık, kaçınmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dile getirdiği gibi ‘Çocuklar bizim geleceğimizin teminatı, yarınlarımızın umududur.’ Türkiye Yüzyılı’nın, şefkatin yüzyılı olması için büyük bir gayretle çalışmaya devam ediyoruz.” dedi.
Oda yönetimlerinden söz aldı
Konuşmaların ardından Bakan Göktaş ve Vali Kübra Güran Yiğitbaşı tarafından çocuklara glikoz ölçüm cihazları dağıtıldı.
Bu sırada Bakan Göktaş, desteklerinden dolayı Afyonkarahisar Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Mühsürler’e teşekkür ederek, her sene aynı desteği beklediklerini söyledi.
Mühsürler’in, desteklerinin geleneksel olarak devam edeceğini belirtmesinin ardından Göktaş, “Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odamızdan da aynı desteği bekliyoruz.” diye konuştu. Bunun üzerine Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Yücel Albay da aynı desteği her sene sağlayacaklarının sözünü verdi.
Törene AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Ali Özkaya ve İbrahim Yurdunuseven de katıldı.
]]>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Serik Millet Bahçesi’nde düzenlenen toplantıda vatandaşlarla bir araya geldi.
Yerel seçimlerin önemli olduğuna değinen Bakan Özhaseki, “Bu seçimlerin önemli tarafı genel bir seçim olduğu için beldemizi, ilçemizi, ilimizi geleceği hazırlayacak insanlar ise onu seçiyoruz. Genel idarede belki farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama bu seçimlerde biz geleceğimizi oyluyoruz. Düzgün çalışkan işine hakim gecesi gündüzü vatandaşın işi olan bir başkan seçersek o şehirlerin geleceği de aydınlık oluyor. 1994 öncesinde belediyecilikte CHP’nin ideolojik bir tavrı vardı. Çeşmelerden su akmazdı, çöp dağları birikirdi” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’nin zor bir coğrafyada olduğunun işaret eden Bakan Özhaseki, “Cennet gibi bir vatan burası. Bu coğrafyada yaşamanın bedeli var o da güçlü olmak. Güçlü olmazsanız yaşayamazsınız. En son deprem belası vurdu bizi. 680 bin evimiz, 170 bin işyerimiz yıkıldı. 18 ilimiz bu depremden etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. İlk geceden itibaren bütün belediyelerimizi bölgeye sevk ettik. Hatay’da CHP var. En büyük belediyelerimizi Hatay’a gönderdik. Siyasi tercih önemli değil, depremde enkaz altında kalan bizim insanımız. Ama nüfusu milyonlar olan, konuştuğunda mangalda kül bırakmayan adamlar oraya özel jetlerle, medya ordusuyla gelip selfie çekilip, bırakıp gittiler. Onlarda deprem turistiydi. 6-7 sene önce şimdiki belediye başkanıyla birlikte Antakya’da kentsel dönüşüm yaptırmadılar. 1 saat yalvardım vatandaşlara ama yaptırmadılar. Binlerce insan öldü orada. Hem yapmıyorsunuz hem yapana mani oluyorsunuz. Askeri olarak güçlü olup, ekonomik olarak kalkınacağız. Hatay Reyhanlı’da 350 milyon lira harcayıp belediyenin yapması gereken suyu çıkarttık. Oradaki su idaresi gidip elektrik aboneliği almıyor” dedi.
“Elimizi ayağımızı kırmayın”
Özhaseki, “Buradaki sorunu çözecek arkadaşların hepsini ilçeye getirdim. 68 yıllık bir ihtilaf var burada. Tapu kadastro davaları çok uzun sürer. Belli grup vatandaş adına tescil edilmiş tapular. Bizim vardığımız bir sonuç oldu. Burada bir kanun çıkarılması lazım. Kanun çıkarmadan şu anki idari yolla bu işi çözebilmek mümkün değil. Daha önce İstanbul Sultanbeyli’de yaptık. Bütün mülkiyet devlete geçti, şimdi devlet teslim etti. Burada da Aksu Çalkaya’da yaptık. Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmayın Hakan başkan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde burada da Veli hocama izin verirseniz. Acelemiz var pazartesi, salıdan itibaren bütün itilafları halledeceğiz. Mecliste bir torba yasanın içerisinde bütün tapular belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Tapu işini bir çözelim ondan sonra kentsel dönüşüm olsun derseniz onu da yapalım. Bu işin tek şartı var, Büyükşehirde ve Serik’te elimizi ayağımızı kırmayın” diye konuştu.
“Çöze çöze ilerliyoruz”
Bakan olarak ikinci kez atandıktan sonra 9 aydır Antalya’yı ilçe ilçe, köy köy, kasaba kasaba dolaştığını dile getiren Bakan Ersoy, “Burada çiftçilerimizle, esnafımızla, öğrencilerimizle, gençlerimizle, iş adamlarımızla, yatırımcılarımızla, turizmcilerimizle bir araya geliyoruz. Sorunlarını dinliyoruz, ihtiyaçlarını yerinde görüyoruz. Müdürlerimizle beraber bu çalışmaları kısa, orta, uzun vadeli programlarla çöze çöze ilerliyoruz. Son 75 gündür yoğun bir şekilde Antalya’mızı karış karış dolaşıyoruz. Dolaştıkça da Antalya’mızın sorunlarına, ihtiyaçlarına daha fazla hakim oluyoruz” diye konuştu.
“Vizyonel başkan”
Antalya’nın tarım, turizm ve kültür sanat şehri olduğunun altını çizen Bakan Ersoy, “2023 yılını Türkiye rekor sayıda ziyaretçiyle kapattı, 57 milyona yakın misafir aldık. Bunun 16 milyon gibi büyük bir kısmını da Antalya’da ağırladık. 2024 çok daha iyi olacak, Antalya’da 17 milyondan fazla ziyaretçi beklediğimiz bir yıl. Bundan sonra rekor kıra kıra turizm sayılarını yukarıya taşıya yolumuza devam edeceğiz. Antalya’da 2.7 milyon nüfustan bahsediyoruz. Kentin coğrafi konumuna baktığımız zaman Gazipaşa’dan, Kaş’a kadar 680 kilometrelik uzunluğa yayılmış bir şehirden bahsediyoruz. 19 tane ilçemiz var. 2.7 milyon nüfusumuz var. Hem yurt dışından, hem yurt içinden çok yoğun göç alan bir şehiriz. Artık sadece Türkiye Türklerin gözünde değil, dünyanın en güzel turizm şehirlerinden birinde yaşıyoruz. Bu kadar hızlı bir Antalya’ya sahipken, Antalya asla duramaz, hep koşmalı. Koşan bir Antalya görmemiz lazım. Çünkü Antalya durursa devamlı göç alan büyüyen bir şehir durursa aslında yerinde durmuyor, geriye gidiyor demektir. O nedenle 31 Mart seçimleri çok önemli. Antalya gibi şehri, bir dünya şehri dünya markası yapmak istiyorsak bize mazisi sitemiz, çalışkan, hırslı, ama hepsinden önemli, vizyonel başkanlara ihtiyacımız var. Eğer Antalya’yı biz Süper Lige taşımak istiyorsak, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden, en çok beğenilen şehirlerinden biri yapmak istiyorsak hem çalışkan olmalı başkanlarımız, hem de vizyoner olması lazım” ifadelerine yer verdi.
“Turizm alanında yeni projeler”
Yeni dönemde hem ilçeler hem büyükşehir için sizlerle el ele vererek hedeflere hep birlikte çalışarak ulaşacaklarına değinen Bakan Ersoy, ” Antalya’mızın sorunları var mı? var. Ama Antalya’mızın çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Yeter ki niyet olsun, istek olsun. Doğru işin ehli insanlara yetkileri vermiş olalım. Bakın geçtiğimiz dönemde sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı konulara bakacak olursak, Antalya’nın en büyük sorunlarından biri arıtma sorunuydu. Biz büyükşehir Belediyesinin konusudur deyip geri çekilmedik, onların yapamadıkları yatırımları, protokollerle devralıp Serik ve Kemer arıtmayı hayata geçirdik. Kıyı bandı boyunca halk plajları yaptık. Kültür yolu festivalleriyle, kültür ve sanata ki Antalya’mızla dahil ettik. Yatırım yaptık. Yeni bir proje daha başlattık. Ne diyoruz? Artık turistlerimiz otellerde kalsın istemiyoruz. Otellerden dışarı çıksın istiyoruz. Şehirlerimize, şehir merkezlerimize insin, esnafımızla buluşsun istiyoruz. ‘Geleceğe Miras’ projesi adı altında son 60 yılda arkeoloji alanında yapılmış işlere kadar bir işi gelecek 4 yılda yapmayı vaat eden yeni bir arkeolojinin altın çağı programını başlatıyoruz. Gece müzeliğini ekleyerek, otellerinden çıkıp hem arkeolojik noktaları gezmeleri hem şehir merkezine Ulaşmaları için yeni bir programı daha bu yaz itibariyle hayata geçirdik. Amacımız şehrin elde ettiği gelirin şehir paydaşları tarafından doğru bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktır. Bütün şehirde yaşayan esnafımızın, çiftçimizin bundan pay almasını sağlamak, sezonu 12 aya uzatmaktır, ve turist akışını tüm ilçelerimize dağıtmak. Bununla ilgili çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” diye konuştu.
“Halının altındaki sorunları çıkaracağız”
“Bir işi iyi gittiği zaman herkes sahiplenmek istiyor” diyen Bakan Ersoy, ” Herkes sayıları açıklamak istiyor. Şu kadar şunu yapacağız. Ama bu iş turist bekliyoruz diyerek olmuyor ki. Bu kadar yatırım yapacağız demek olmuyor ki. Hiçbir şey söyleyerek olmuyor. Her şeyi yaparak, çalışarak oluyor. O yüzden bu 31 Mart’taki seçimler çok çok önemli. Bugüne kadar halının altına süpürülmüş çok fazla sorun var, 31 Mart’tan sonra yapmak istediğimiz ilk iş halının altındaki sorunları çıkaracağız, teker teker yoluna koyacağız. 68 yıldır bekleyen bir sorununuz var onu da çözüyoruz” ifadelerine yer verdi.
Toplantının ikinci bölümü basına kapalı olarak devam etti. – ANTALYA
]]>Bakan Göktaş, Tekirdağ’daki temasları kapsamında Süleymanpaşa Belediyesi Aydoğdu Mahallesi Kadın ve Gençlik Merkezi’ni de ziyaret etti.
Merkezde kurs gören Roman çocukların davullu mini gösterisiyle karşılanan Bakan Göktaş, merkezi gezerek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Daha sonra Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli Roman Dernekleri Federasyonu temsilcilerinin katılımıyla, “Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı”na başkanlık eden Göktaş, “ikinci memleketim” diye nitelendirdiği Tekirdağ’ın tüm renkleri, farklılıklarıyla ülkenin en kıymetli hazinelerinden biri olduğunu belirtti.
“Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Göktaş ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından toplantıya katılan Roman vatandaşlara hitap etti.
Sözlerinin başında Roman vatandaşları selamlayan Erdoğan, “Roman kardeşlerimizin ne kadar kararlı durduklarının haberlerini bu süreç içinde aldım. Pazar günü sandıklara gideceğiz, inanıyorum ki Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak.” diye konuştu.
Salondakilerin “Evelallah” karşılığını vermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek. Gerek Edirne gerek Tekirdağ gerekse Kırklareli’nde böyle bir patlamanın olması o kibirli tiplere en güzel cevap olacaktır.” ifadelerini kullandı.
“Bu seçimde bunu yapmaya var mıyız?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki Roman vatandaşlardan “Hiç şüpheniz olmasın” yanıtını almasının ardından “Öyleyse kararlıyız, hazırız.” karşılığını verdi.
“Ayrım yapmaya çalıştılar”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş da “Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı”ndaki konuşmasında, her fırsatta Roman vatandaşlarla bir araya geldiğini belirterek, “Bu ülkenin en güzel renkleri olan sizleri çok seviyoruz.” ifadesini kullandı.
Tüm vatandaşlara hiçbir ayrım gözetmeksizin hizmet etmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, “Biz biriz, beraberiz, birlikte güçlüyüz. Her vatandaşımız bizler için kıymetli. ‘O’ veya ‘bu’ ayrımı yok. ‘Ev hanımları-çalışan kadınlar’ diye ayrım yapmaya çalıştılar, ‘o gazi senin, bu gazi benim’ diye ayırmak istediler. Bu memleket hepimizin, bu çocuklar hepimizin çocukları. El birliğiyle kentlerimizi, ülkemizi daha iyi yerlere getireceğiz.” diye konuştu.
Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı yerlerde Sosyal Dayanışma Merkezleri (SODAM) açtıklarını dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Bu merkezlerimizde mesleki ve sanatsal gelişime yönelik hizmetler sunuyoruz. Sanatsal yeteneklere sahip gençlerimizin merkezlerimizde düzenlenen programlarla kendilerini geliştirip, güzel başarılar elde edeceklerine inanıyoruz. Sosyal Dayanışma Merkezlerimizdeki mesleki kurslarla kadınlara sosyal hayat tecrübesi sunmanın yanı sıra mesleki donanım kazandırmayı amaçlıyoruz. Ekonominin içinde daha aktif şekilde yer almaları için eğitim içerikli kurslarımızla önlerini açıyoruz. Kurslarla kazandıkları yeterlilik sayesinde üretime katıldıklarını görmek bizleri son derece mutlu ediyor. Türkiye’de 27 şehrimizde faaliyet gösteren 88 Sosyal Dayanışma Merkezimizle kadınların sosyal, kültürel, mesleki ve kişisel gelişimlerine destek sağlıyoruz.”
Bakan Göktaş’a ziyareti sırasında AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Gökhan Diktaş ve Çiğdem Koncagül’ün yanı sıra Cumhur İttifakı Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Yüksel de eşlik etti.
]]>Bakan Göktaş, Tekirdağ’daki temasları kapsamında Süleymanpaşa Belediyesi Aydoğdu Mahallesi Kadın ve Gençlik Merkezi’ni de ziyaret etti. Merkezde eğitim alan Roman çocukların davullu mini gösterisiyle karşılanan Bakan Göktaş, merkezi gezerek çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Daha sonra Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli Roman Dernekleri Federasyonu temsilcilerinin katılımıyla, ‘Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı’na başkanlık eden Göktaş, ‘ikinci memleketim’ diye nitelendirdiği Tekirdağ’ın tüm renkleri, farklılıklarıyla ülkenin en kıymetli hazinelerinden biri olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Bakan Göktaş ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından toplantıya katılan Roman vatandaşlara hitap etti. Sözlerinin başında Roman vatandaşları selamlayan Erdoğan, “Roman kardeşlerimizin ne kadar kararlı durduklarının haberlerini bu süreç içinde aldım. Pazar günü sandıklara gideceğiz, inanıyorum ki Roman kardeşlerim sandıkları patlatacak” diye konuştu.
“Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek”
Salondakilerin ‘Evelallah’ karşılığını vermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Roman kardeşlerim kendilerini vatandaş yerine koymayanlara sandıklarda en güzel cevabı verecek. Gerek Edirne gerek Tekirdağ gerekse Kırklareli’nde böyle bir patlamanın olması o kibirli tiplere en güzel cevap olacaktır” ifadelerini kullandı.
“Ayrım yapmaya çalıştılar”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş da ‘Roman Dernekleriyle İstişare Toplantısı’ndaki konuşmasında, her fırsatta Roman vatandaşlarla bir araya geldiğini belirterek, “Bu ülkenin en güzel renkleri olan sizleri çok seviyoruz” ifadesini kullandı. Tüm vatandaşlara hiçbir ayrım gözetmeksizin hizmet etmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, “Biz biriz, beraberiz, birlikte güçlüyüz. Her vatandaşımız bizler için kıymetli. ‘O’ veya ‘bu’ ayrımı yok. ‘Ev hanımları- çalışan kadınlar’ diye ayrım yapmaya çalıştılar, ‘o gazi senin, bu gazi benim’ diye ayırmak istediler. Bu memleket hepimizin, bu çocuklar hepimizin çocukları. Elbirliğiyle kentlerimizi, ülkemizi daha iyi yerlere getireceğiz” diye konuştu.
Roman vatandaşların yoğun olarak yaşadığı yerlerde Sosyal Yardımlaşma Merkezleri (SODAM) açıklarını dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Sosyal Yardımlaşma Merkezlerimizde mesleki ve sanatsal gelişime yönelik hizmetler sunuyoruz. Sanatsal yeteneklere sahip gençlerimizin Sosyal Yardımlaşma Merkezlerimizde düzenlenen programlarla kendilerini geliştirip, güzel başarılar elde edeceklerine inanıyoruz. Sosyal Dayanışma Merkezlerimizdeki mesleki kurslarla kadınlara sosyal hayat tecrübesi sunmanın yanı sıra mesleki donanım kazandırmayı amaçlıyoruz. Ekonominin içinde daha aktif şekilde yer almaları için eğitim içerikli kurslarımızla önlerini açıyoruz. Kurslarla kazandıkları yeterlilik sayesinde üretime katıldıklarını görmek bizleri son derece mutlu ediyor. Türkiye’de 27 şehrimizde faaliyet gösteren 88 Sosyal Dayanışma Merkezimizle kadınların sosyal, kültürel, mesleki ve kişisel gelişimlerine destek sağlıyoruz.”
Bakan Göktaş’a ziyareti sırasında AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Gökhan Diktaş ve Çiğdem Koncagül’ün yanı sıra Cumhur İttifakı Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cüneyt Yüksel de eşlik etti. – ANKARA
]]>Bakan Uraloğlu, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Gençlik Buluşması”nda yaptığı konuşmada, seçim sürecinde 39, bakanlık görevinde ise 57 ili ziyaret ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gümüşhane’ye kıymet verdiğini dile getiren Uraloğlu, “Gümüşhane konuşulduğu zaman Cumhurbaşkanı’mızın bakışı, dinleyişi değişiyor. Onun için buradaki duruşunuz bizim için değerli. Biz AK Parti hükümetleri olarak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Gümüşhane’ye ne lazımsa onu yapmaya gayret ediyoruz.” diye konuştu.
Uraloğlu, Gümüşhane’ye yapılan yatırımları anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Memlekete ne kadar çok hizmet edersek o kadar azdır. Ben yorulduğum zaman Cumhurbaşkanı’mıza bakıyorum, kendimde daha büyük bir enerji buluyorum. Bizim rol modelimiz Cumhurbaşkanı’mızdır. Biz bugün ülkemizde huzur içerisinde iftar ediyoruz, insanların ihtiyacı varsa onlara yardımda bulunmaya çalışıyoruz başta belediyelerimiz olmak üzere. Filistinli kardeşlerimizi görünce içimiz cız ediyor. Ama Allah için şuna şahidim, ‘Oraya ne yapabilirim?’ derdiyle dertlenen bir dünya lideri varsa o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Önümüzde iki tane bayramımız var, bir tane Kadir Gecemiz var. İnşallah ilk bayramımız 31 Mart gecesi, 1 Nisan sabahı. Sonra Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz.”
Gençlere kendilerini iyi yetiştirmeleri tavsiyesinde bulunan Uraloğlu, “90’lı yıllarında ‘Maaş bankaya yatacak mı?’ diye yatamıyorduk. Biz şimdi sizin, torunlarınızın istikbali için 2028’leri, 2035’leri, 2055’leri planlıyoruz. Yetmedi 2070’leri planlıyoruz. Kimin sayesinde? Recep Tayyip Erdoğan’ın sayesinde. Onun için ufkunuz 2071’dir değerli gençler. Biz ülkemizi sizlere, emin ellere teslim ediyoruz, o anlamda da hiçbir şüphemiz yok.” ifadelerini kullandı.
“Demokratik hakkımızı kullanalım, tercihimizi sandığa yansıtalım”
Uraloğlu, yeni Zigana Tüneli’nin tamamlanıp, hizmete açıldığının altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:
“Bir mühendis ve idareci olarak orada görev almaktan gurur duydum. Şimdi Erzurum’a, Bayburt’a doğru olan bir yolumuz var. Vauk Dağı’nı devam ediyoruz, Kop Dağı’nı devam ediyoruz. Kop Dağı’nda çok zorlu bir iş yapıyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz. Bir başka projemiz sizin de beklediğiniz havaalanı projemiz, orda da devam ediyoruz. Geçen sene istediğimiz hızda gidemedik, onu da söyleyeyim. Bazen öz eleştiri yapıyoruz ama bu sene daha hızlı gideceğiz Allah’ın izniyle. Yaparsa, AK Parti yapar. Yarın son gün, ertesi gün seçim var. Hepimiz çok gayret ettik, tarlasını ektik, gübreledik, ayıkladık, şimdi harman zamanı. İnşallah 31 Mart’ta da sandıklarımıza, tek tek topladığımız oylarımıza Allah rızası için hep birlikte sahip çıkalım.”
Bakan Uraloğlu, daha sonra Sema Doğan Yaşam Alanı’nda vatandaşlarla bir araya geldi.
Herkesten seçimlerde oy kullanmalarını isteyen Uraloğlu, “Demokratik hakkımızı kullanalım, tercihimizi sandığa yansıtalım. Bize düzgün hizmet edebilecek olan kardeşlerimize inşallah desteğimizi verelim.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Uraloğlu’na, üzerinde isminin yazılı olduğu 61 ve 29 numaralı Gümüşhanespor forması hediye edildi.
Esnaf ziyareti de yapan Bakan Uraloğlu’na programlarında AK Parti Gümüşhane Milletvekili Celalettin Köse, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen ve AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu eşlik etti.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya AK Parti Esenyurt ilçe Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Yerlikaya’ya İçişleri Bakan yardımcısı Mehmet Sağlam, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ve AK Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü eşlik etti. Bakan Yerlikaya AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından Esenyurt Koza Mahallesi’ndeki bir otelde iftar programına katıldı.
” MASAK raporundan sonra toplamda 92 milyar liralık mal varlığına el konuldu”
Geçtiğimiz dönemlerde operasyonlarla gündeme gelen ve mal varlıklarına el konulan sosyal medya fenomenleri hakkında konuşan Yerlikaya, “Fenomenler vardı nerede şimdi? Bizim kimsenin malında mülkünde onu da nasıl değerlendirdiği bunla bir derdimiz yok. Ama bir şikayet var ve MASAK bunları inceledi ve haydan gelmiş huya gidiyor diyorsa dur diyoruz biz. İnceliyoruz savcımıza arz ediyoruz. Savcımızda mahkemeye iletiyor. Mahkeme de gelin bu şekilde diyor. Toplamda da Türkiye’de 92 milyar liralık mal varlığına MASAK raporundan sonra mahkeme el koydu. Bu araçları biz kimden aldık? 421 organize suç örgütünün taşınır taşınmaz mal varlığı hakkında İstanbul Emniyetimiz savcılığa, savcılıkta ilgili mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de dedi ki biz bu müracaatı yerinde gördük. Bu taşınır araçları İstanbul Emniyetine Tahsis ettik. İstanbul Emniyetine tahsis edildikten sonra bende dedim ki bizim insanımıza eziyet edip, malından mülkünden haksız yere el koyduğu ve biz bunu çökerttik adalete teslim ettik. Anahtarını onlardan aldıysak, biz de bunu kahraman polisimize trafik devriyesi yapalım dedik. Bu sadece İstanbul’a değil dünyada da yazılı basına ve sosyal medya da çıktı. Verilen mesaj çok büyüktü. İster bu ülkeden gel, ister başka ülkeden ol. İster yerel, ister ulusal olsun. Eğer organize suç örgütü iseniz biz eninde sonunda size diz çöktürürüz. Adalete teslim ederiz. Varsa arabanız onun da anahtarını alırız ve polisimize devriye arabası yaparız” diye konuştu.
“Demokratik bir şölene hazırlanıyoruz”
AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından ‘ İstanbul’un Huzuru, Esenyurt’un Huzuru’ iftar buluşmasına katılan Yerlikaya, 31 Mart yerel yönetimler seçimleriyle ilgili olarak, “Bir demokratik şölene hazırlanıyoruz. Özgür bir ortam. Herkes sevdiği, inandığı ve daha önceden belediye başkanı olanlar yaptıklarını ve bundan sonra yapacak olduklarını, onun yerine ben geleyim diye ortaya çıkan tüm adaylar da bizimle beraber yürürseniz biz bu şehri nasıl bir noktaya getireceğiz diye sizlere aynı bu sahnede olduğu gibi arz-ı hal edildi. Demokrasi böyle güzel bir nimet. Allah bize bu nimetin kıymetini bildirsin” şeklinde konuştu.
“Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız”
Geçtiğimiz günlerde Etiler’de ünlü bir restorana düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili de açıklamada bulunan Yerlikaya, ” Daha dört gün önce, bir motosikletin arkasından bir mekana bir edepsizlik yaptılar. Kurşun sıktılar. 2. Gün akşam, hepsini ben paylaştım doğru adalete. Öyle taşeron motosikletin arkasında işini iyi yapmış diğer esnaflardan daha iyi müşteriyi memnun eden bir esnada şekil yapmak var mı kardeşim öyle bir şey. Sen kimsin? Kimsin sen? Bu noktada değerli kardeşlerim 112 çağrı. Bakın el elden üstündür. Biriz beraberiz. Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız. İstihbaratımız var her şeyimiz var ama ben 5 günde çözeceğimi 5 saatte çözmek istiyorum” dedi.
Cezaevlerinde yatan 310 bin tutuklunun yüzde 33’ünün uyuşturucu suçlarının olduğunu ifade eden Yerlikaya, “Çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi zehirlemeye cüret eden yine paradan başka hiçbir şeye tapınmayan bu densizlere ne yapıyoruz? Şafakta da gün batımında da planlı ve sokakta olanlara da her zaman bunları yakalayıp adalete teslim etmekte kararlıyız ve çalışıyoruz. Cezaevinde 310 bin yatanın yüzde 33’ü bunlardan. Burada Türkiye’de benim görev yaptığım 10 ay süresince 114 ton adet olarak 38 milyon adet, kök olarak 156 milyon kök ele geçirildi. 4 bin 744 kişi tutuklandı. 2 bin 403 adli kontrol var. Ama size bugün farklı bir şey söylemek istiyorum. Bununla ilgili en büyüğünden en küçüğüne Limanlardan balıkçı barınaklarına, marinalardan kara deniz ve havayolu kapılarından her yerden ve her saatte bir öncekinden daha diri ve daha azimli mücadele ediyoruz ki bir gencimizi dahi bununla ilgili o içinden çıkılması zor olan duruma düşmesini istemiyoruz. Amerika teslim olmuş. Avrupa Birliği teslim olmuş. Belirli bir miktarda üzerinde çıktıysa cezası yok. Belirli köşeler yapmışlar oralarda kullanabilirsin. Bizim medeniyet inanç değerlerimizle bunu yapamayız. Biz eşrefi mahlukatız. Akıl devre dışı kaldığı zaman ne oluruz biz? Her türlü suçun kapısı sonuna kadar aralanır. Buna izin verebilir miyiz” diye konuştu.
“Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor”
İftar programından sonra yaptığı konuşmada düzensiz göçmenlerle mücadele konusuna da değinen Bakan Yerlikaya, “Düzensiz göçle ilgili, İstanbul’da 10 ayda nereden nereye geldik. 103 mobil göç aracı verdik buraya. Turistlerimizi rahatsız etmeden ve 1 milyon 88 bin yasal olarak kalanlar var. Onları da tedirgin etmeden. Bunu biz bulduk. Biz dünyanın en büyük 15. Şehriyiz. Avrupa Birliğinde ve komşu ülkelerde bunu örnek almaya başladılar. Bakın bunların içinde parmak izi tarayıcısı, bir tercüman ve göç uzmanı var. ve şu an Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor. Onlar da örnek aldılar” dedi. – İSTANBUL
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kastamonu’nun Cide ilçesinde düzenlenen programda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda vatandaşlara seslenen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Cide ilçesindeki problemlerin giderilerek ihtiyaç duyulan yatırımların yapılacağını söyledi.
“Biz vatandaşlarımızla beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız”
22 yıldır vatandaşları sahada dinlemeye devam ettiklerini belirten Bakan Tunç, “Bugünlerde bir moda çıkarmışlar ‘bakanlar neden sahada’? Bakanlar zaten hep sahada, bakanlar sürekli milletinin arasında. Biz seçimden seçime sahada olanlar değiliz, biz sadece bu ülkenin Ankara’dan, masa başından yönetilmeyeceğini her zaman söylüyoruz. Biz Ankara’daki işlerimizi de aksatmadan 22 yıldır sürdürüyoruz, sahada da milletimizi dinleyemeye devam ediyoruz. Biz sizinle beraber olduğumuz için 22 yıldır iktidardayız. 17 seçim, bu millet boşuna mı ‘ AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan’ diyor. Adalet Bakanları, Ulaştırma Bakanı, İçişleri Bakanı seçimde istifa edermiş. Bu bir kere eski sistemdeydi. Sen daha bu sisteme alışamamışsın, bu ülkeyi nasıl yöneteceksin. O eski sistemde, genel seçimlerdeydi, bu yerel seçim. Yerel seçimlerde de böyle bir zorunluluk yoktur” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi istikrar üreten bir sistemdir”
17 bakanın Türkiye’nin her yerinde olduğunu belirten Tunç, “Parlementer sistemdeki o eski sistemi hala özleyenler boşuna özlemesin. O sistem 1,5 yılda hükümetler değiştiren, istikrarsızlık üreten, yatırımları durduran bir sistemdi. Ne zaman istikrarlı bir döneme adım attı, ne zaman ülke tek başına iktidarları yakalamışsa o dönem yatırımlar hızlandı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de istikrar üreten bir sistemdir. 17 bakan, sadece İstanbul’da değildir, ülkenin her yerindedir. Niye, çünkü şehirlerimiz daha iyi yönetilsin, daha fazla kalkınsın, hükümet olarak bizler de uyumlu olarak çalışacak belediye başkanları iş başı yapsınlar ve şehirlerine faydalı olsunlar diye elbette sahadayız” diye konuştu.
“Para kuleleri CHP’yi sandığa gömecek”
CHP’yi eleştiren Bakan Tunç, “Senin milletvekillerin de sahada. Senin milletvekillerin nerede, parlamento şu anda açık mı? Tabii ki senin peşindeler. Onlar için niye bir şey demiyorsun? Demez, çünkü yaptıkları bir eser yok, çaktıkları bir çivi yok. O becerisizliklerini bu şekilde perdeleme, karalama politikası izliyorlar. Karalayamazsınız, bu güne kadar çok uğraştınız. Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatını karalamak mümkün değildir. Siz o İstanbul’a yaşattığınız kayıp yıllara üzülmeniz lazım. Öyle değil mi? Utanmanız, sıkılmanız lazım. O çanta çanta, valiz valiz paraları nereden aldığınızın hesabını veremiyorsunuz. Savcı soruyor, ‘nereden aldın’, ‘bilmiyorum’ diyor. İçinde ne kadar vardı, yine ‘bilmiyorum’ diyor. Her yerinden para çıkıyor, ceplerinden de çıkıyor, eurolar, dolarları sıkıştırmışlar. Makbuzları nerede, ‘bilmiyorum’ diyor, böyle bir şey olabilir mi? Hatırlıyorsunuz, 1994’de İSKİ skandalı vardı. Suları akmayan İstanbul’un İSKİ skandalı Cumhuriyet Halk Partisi’ni sandığa gömmüştü, o para kuleleri Cumhuriyet Halk Partisi’ni sadece İstanbul’da değil, bütün Türkiye’de sandığa gömecek. Bunu hep beraber göreceğiz” şeklinde konuştu. – KASTAMONU
]]>Yerlikaya, Esenyurt’ta AK Parti ilçe teşkilatına ziyarette bulunduktan sonra ilçedeki sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sanayiciler ve Cumhur İttifakı’nda yer alan partilerin temsilcileriyle bir otelde düzenlenen ” İstanbul’un Huzuru Esenyurt’un Huzuru” iftar programında bir araya geldi.
Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada, göreve geldiği ilk günden beri suça karşı verdikleri mücadeleyi kararlılıkla devam ettirdiklerini söyledi.
31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimi’ne iki gün kaldığını anımsatan Yerlikaya, geçen yıl yapılan genel seçimlerin huzur içinde geçtiğini, oy veren vermeyen ayrımı yapmadan, milletin emrinde ve onların gönüllerini hoş tutabilmek için hareket ettiklerini dile getirdi.
İçişleri Bakanlığı olarak, hukuk ve insan hakları doğrultusunda hareket ettiklerini vurgulayan Yerlikaya, göreve geldiği 4 Haziran 2023’ten beri terör örgütleriyle aralıksız mücadele ettiklerini belirterek, “Bölücü terör örgütünün son çırpınışları olduğunu da görüyorsunuz. Ülkemiz içinde ve dışında, kime sırtını yasladığı umurumuzda değil. Kaç tır silah verildiği yine umurumuzda değil. Nereye saklanırsa saklansın, hava koşulları ne kadar olumsuz olursa olsun umurumuzda değil.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bize yan bakan terör örgütlerine düz bakacak değiliz.” dediğini hatırlatan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Cesaret kalbi bir haslettir. Korkaklık kalbi bir hastalıktır ve tövbe gerektirir. Bizim kodlarımızda, inancımızda, 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimizde bir asalet, bir cesaret vardır. Kim meydan okuyorsa önce ‘Akıllı olun ve kimle uğraştığınızı biliyor musunuz?’ deriz. Bizim dostluğumuz, kardeşliğimiz dünyada yoktur. Ama fitne ve bozguncularla da mücadelemiz destansı olur.”
Yerlikaya, FETÖ ve DEAŞ’ın da din istismarı yapan terör örgütleri olduğunu, onlara karşı da mücadelelerinin aynı şekilde devam ettiğini anlattı.
Terör örgütlerinin yanı sıra “şehir eşkıyaları” diye tabir ettiği organize suç örgütleriyle de mücadele ettiklerini dile getiren Yerlikaya, 4 Haziran’dan bugüne kadar yerel, bölgesel ve ulusal çapta 421 organize suç örgütünü çökerttikleri bilgisini verdi. Yerlikaya, suç örgütlerine yönelik operasyonları savcılık ve MASAK ile uyum içerisinde çalışarak yaptıklarını kaydetti.
Bakan Yerlikaya, Etiler’deki bir restorana yönelik kurşunlama olayının şüphelilerini de 2 gün sonra yakalayıp adalete teslim ettiklerini, bunu bizzat paylaştığını söyledi.
İstanbul’da 10 ayda 52 bin narkotik şüphelisi gözaltına alındı
Çökertilen suç örgütlerinin, MASAK raporu doğrultusunda, savcılıklar aracılığıyla mal varlıklarına da el konulduğunu ifade eden Yerlikaya, buralardan elde edilen araçların da yine mahkeme kararıyla trafik polislerine devriye aracı olarak tahsis edildiğini, bu durumun birçok ülkede takdirle karşılandığını aktardı.
Yerlikaya, İstanbul’da son 10 ayda narkotik suçlarına karşı verilen mücadele kapsamında düzenledikleri 6 bin 765 operasyonda 19 ton uyuşturucu madde ele geçirildiğini, 52 bin 501 şüphelinin de gözaltına alındığını bildirerek, vatandaşlardan, uyuşturucu temini, satışı veya kullanımıyla ilgili bir duyumu, görgüsü, bilgisi veya hissettiği bir durum olduğunda 112’yi aramalarını istedi.
“Kent Uzlaşısı” adı altında yapılan ittifaka işaret eden Yerlikaya, “Biz de diyoruz ki, bize oy veren oy vermeyen ayrımı yapmıyoruz, yapamayız. Sizlerin adına, samimi ve tevazu, sorunlarımızı çözmede cevval, cesur ama istişare ve ortak akıldan uzak durmayan, meseleleri yüz akıyla çözüp onu hizmetle buluşturan, ‘ben’ diyen değil, ‘bunu beraber yaptık’ mütevazısıyla, gerçek belediyecilik yapacak arkadaşlarla yolumuza devam etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Murat Kurum’un, bu birliği ve beraberliği sağlayacağına inandığını belirterek, 31 Mart’taki seçimde Kurum’a oy istedi.
]]>Bakan Özhaseki, Fethiye Körfezi’nde temizlik gemisi karşılama ve iftar programında yaptığı konuşmada, cennet gibi bir vatanda yaşadıklarını söyledi.
Bu coğrafyanın son dönemde mazlumlarının sığınma coğrafyası olduğuna işaret eden Özhaseki, son yüzyıl içerisinde Balkanlar’da, Kafkasya’da daralan, bunalan mazlum milletlerin bu coğrafyaya geldiğini ifade etti.
Özhaseki, Türkiye’nin doğusunda, güneyinde ezilen, bunalan herkesin bu coğrafyaya geldiğini ifade ederek “Kardeş olmuşuz, etle tırnak gibi olmuşuz. Bayrağımız dalgalanıyor, ezanlarımız okunuyor. Allah’a hamdolsun gittikçe de güçleniyoruz. Dostlarımıza güven veriyoruz, düşmanlarımıza da korku sarıyoruz.” diye konuştu.
“Bu güzel coğrafyanın bir kusuru var, o da yerin altında… Depremsellik var.” diyen Özhaseki, şöyle devam etti:
“Şunu herkes bilsin ki Türkiye, bir deprem ülkesi. Son yüzyılda, denizlerimizde ve karada meydana gelen 6 üzerindeki şiddette yıkıcı deprem sayısı 231, ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar, milyarlarca dolar. En son 6 Şubat (2023) depreminde bile 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon kardeşimiz zarar gördü, 680 bin konutumuz yıkıldı, 170 bin de iş yeri. Maddi hasarı söylemeye gerek yok. 100 milyar doların üzerinde. Manevi acımızı mı soruyorsunuz? Onu ölçecek bir alet daha icat olmadı.”
Mehmet Özhaseki, her yerde hala gözyaşı olduğunu, o günlerdeki acının hep birlikte dayanışmaya döndürüldüğünü kaydetti.
Bütün millet olarak ayakta olunduğunu, çocukların bile kumbaralarındaki paralarını bozdurup deprem bölgesine gönderdiğini hatırlatan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Haccını erteleyerek hacı parasını yatıran ağabeylerimizi mi dersiniz. Azerbaycan’dan, eski Hacı Muratlar üzerine battaniyeleri doldurmuş, kardeşlerime yardıma gidiyorum diyen Server Beşirli kardeşimizi mi dersiniz? Bizler büyük bir milletiz. Böyle bir milletin ferdi olmak, üyesi olmak, emin olun hepimiz için şeref olarak yeter. Şimdi de çalışıyoruz. Binlerce konut yaptırıyoruz. Orada artık yavaş yavaş konutlarımızı teslim etmeye başladık. Binden fazla şantiyemiz var. 4 bin 333 köyde de çelikten karkaslı evler yaptırıyoruz. 76 bin konutu dağıttık ve her ayda 10-15 bin ev vermeye de devam edeceğiz. Bizler deli gibi çalışıyoruz. Milletimizi seviyoruz. Yaralarına merhem olmaya çalışıyoruz ama biz bunu yaparken bir taraftan da zehirli dillerini sarkıtmaktan geride kalmayan muhaliflerimiz var.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, geçen günlerde “Deprem karnesini açıklıyorum hükümetin” dediğini hatırlatan Özhaseki, “Sıfır, sıfır, sıfır. Bir başka genel başkan çıkmış diyor ki ‘kime vermişler bu evleri? Nerede bu evler? Herhalde AKP’lilere dağıtıyorlar. Herhalde akrabalarına veriyorlar. Yahu, Allah size insaf versin. Eğer görmek istiyorsanız, 1000 şantiyemizi de gezdireceğim. Hadi buyurun gelin ama hiçbirisi gelmiyor ama geriden bu sözleri etmekten de geri durmuyorlar.” ifadelerini kullandı.
Zamanında bundan bir evvelki dönemde yine aynı Bakanlıkta olduğunu anımsatan Özhaseki, “Hatay’a gittim. Kentsel dönüşüm yapacağız. Aksaray Mahallesi. Açıkça da ilan ediyorum. O bölgede şimdiki CHP’liler, yandaş odaları, davalar açtılar ve Emek Aksaray Mahallesi’nde bana kentsel dönüşüm yaptırmadılar. Bir saate yakın orada izah etmeye çalıştım, vatandaşları ikna ettim ama mahkeme yoluyla önümüzü kesmeye çalıştılar. Deprem oldu. Onların kentsel dönüşüm yaptırmadığı mahallede bir tek Allah’ın kulu bile yaşamıyor şimdi. Bunlarda vicdan var mı acaba? Bir gün olsun içiniz sızlıyor mu acaba? Bir taraftan hem yapmıyorlar hem de yapanlara mani oluyorlar.” dedi.
“Bizler çalışıyoruz, üzerimize düşeni yapıyoruz”
İzmir’de yakın zamanda yaşadığı bir olayı anlatan Bakan Özhaseki, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İzmir deprem bölgesi değil mi? Hepimiz biliyoruz. 25 yıldır İzmir’deler. 25 tane binayı dönüştürdülerse söylesinler bütün sözlerimi geriye alacağım. Hayır. Böyle bir niyetleri de yok ama bizler çalışıyoruz. Üzerimize düşeni yapıyoruz. Ne lazımsa onu yapıyoruz. 1994’de Cumhurbaşkanı’mız İstanbul’da, naçizane ben de Kayseri’de aday oldum. İnsanların önüne çıktığımızda dedik ki biz hizmet edeceğiz. Kimseyi ayırmayacağız, mazeret üretmeyeceğiz, deli gibi çalışacağız. Gece gündüz demeden çalışacağız dedik. Sözümüzde, ahdimizde durduk. Çalışmaya da devam ediyoruz. Bizler Cumhur İttifakı’yız. Özümüz bir, sözümüz bir. Ne dediğimiz çok net belli. Bizim için bu vatanın bölünmez bütünlüğü en önemlisi. Bayrağımız mukaddes, ezanımız mukaddes. Bunlar üzerine oluşturduğumuz bir ittifakımız var. Seçimden önce neler demediler ki? Hiç de birbirine benzemiyorlardı. Zaten bunların ne siyasi düşünceleri ne sosyal hayata bakışları ne iktisadi konulardaki düşünceleri aynı değil diye de hep ilan etmiştik ama bir tek motivasyon kaynakları vardı. Cumhur İttifakı gitsin, ne olursa olsun. Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli bir araya gelmesin ne olursa olsun. Yıkım ekibi gibi. Ne yapacaksınız onu söyleyin. O da yoktu ama işin yapma tarafındayız. Bu ülkeye hizmet tarafındayız. Allah’ın izniyle milletimizi seviyoruz.”
“Aydın Ayaydın Hoca’m, Muğla için bir şans”
Tarihe ve medeniyete karşı sorumlulukları bulunduğuna olan inancını dile getiren Bakan Özhaseki, Aydın Ayaydın’ın Muğla için bir şans olduğunu söyledi.
Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ayaydın’ı Muğla’ya özel olarak gönderdiğine işaret ederek “Onun yaptığı projeleri ben de biliyorum. Elimden ne geliyorsa ki 20 küsur belediye başkanlığı yapan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Yıllarca bakanlık makamında bulunan, ömrü şehircilikle geçen bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Fethiye’miz için, Muğla’mız için ne varsa hocamın getirdiği bütün projeleri ben de evet diyorum, onu desteklemeye de devam edeceğim Allah’ın izniyle.” diye konuştu.
İnsanlara hizmet etmek istediklerini belirten Özhaseki, hizmetten başka bir şey düşünmediklerini dile getirdi.
Kapılarının herkese açık olduğunu vurgulayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki, “Bu Bakanlıkta oturan birisi olarak, A’dan Z’ye bütün partilere kapı açık. ‘Yeter ki kentsel dönüşüm yapsınlar, başımızın üstünde yer var’ diye ilan ediyorum. Şu partili gelmiş, ona yardım etmem demiyorum. Herkese kapı açık ama bir tane daha kapımı çalan CHP’li olmadı onu da bilin. Neden? Kentsel dönüşüm zor iş. O evler dönüşecek, vatandaşın hakkı verilecek, eziyet çekilecek. Ne yazık ki bu işe giren bir tane daha CHP’li görmedim. İnşallah Muğla’yı hizmetle tanıştıralım. AK Parti belediyeciliğinden onlarda istifade etsinler.” ifadelerini kullandı.
Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Muğla Milletvekili Yakup Otgöz, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça, MHP İl Başkanı Oğuz Akarfırat ve partililer katıldı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Trabzon’un Arsin, Tonya, Vakfıkebir, Çarşıbaşı, Akçaabat ve Ortahisar ilçelerini ziyaret eden Uraloğlu, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç ve Ortahisar Belediye Başkan adayı Ergin Aydın’la bir araya gelerek, ulaştırma ve altyapı projelerini masaya yatırdı.
Uraloğlu, Trabzon kent içi raylı sistemlerle ilgili Cumhurbaşkanı Kararnamesinin ardından aldıkları yetkiyle hemen harekete geçtiklerini belirterek, “Trabzon Büyükşehir Belediyemizin başlattığı kent içi raylı sistemi Ulaştırma Bakanlığı bünyesine Sayın Cumhurbaşkanı’mızın onayıyla aldık ve detaylı proje çalışmalarına başladık.” ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu, Akçaabat ilçesi, Meydan bölgesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon Otogarı ve Trabzon Havalimanı arasındaki yolculuk talebine cevap verecek Trabzon Raylı Sistem Hattı için de çalışmalara başladıklarını vurguladı.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile güzel bir işbirliği yaptıklarının altını çizen Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın onayı ile bu projeyi de bir tarafından tuttuk ve bundan sonra inşallah belediyemizle beraber şehrimize kazandıracağız. Bu da gerçekten şehrimiz için elzem projelerden bir tanesi. 31,9 kilometre uzunluğunda, 56 istasyonlu olacak şekilde projemizi konuşuyoruz. İlimizin batısından doğusuna kadar nüfusun en yoğun olduğu bölgeyi raylı sistem hatlarıyla buluşturarak trafiği rahatlatmış olacağız. Proje ile hem Ortahisar ilçesi hem de Trabzon merkezinde ciddi şekilde ulaşım akslarına kolaylıkla ulaşım olacak. Birinci etapta Akçaabat’tan havalimanı arasını kapsayacak. İkinci etapta Trabzon’un doğusuna doğru devam edecek. Özellikle yaz aylarında turizmin artması ile yoğunlaşan trafik rahatlamış olacak.”
“Trabzon’umuza yeni bir havalimanı kazandırmak için çalışmalarımıza başladık”
Uraloğlu, Trabzon’un AK Parti belediyeciliği ile birçok hizmete eriştiğini ifade ederek, “Ulaştırma Bakanlığında da birçok iş yaptık. 2002 yılından bu yana bakanlık olarak Trabzon’a 147 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Karadeniz Sahil Yolu’ndan Tanjant Yolu’na, Kanuni Bulvarı’ndan Zigana Tüneli’ne kadar birçok iş yaptık.” değerlendirmesinde bulundu.
Hızlı trenin Ankara’dan Sivas’a ulaştırıldığını şimdi de Kırıkkale’den Çorum’a, oradan da Samsun’a ulaştırılacağını anlatan Uraloğlu, “İnşallah bu sene ihalesini yapacağız. Sonra da Samsun ve Sarp’ın, Trabzon’un da içinde bulunduğu proje çalışmalarını bu sene başlatıyoruz. Şimdi bazıları diyorlar ki ‘Bunu hep söylediniz.’ Artık eyleme geçtik. Bundan sonra da bütün Karadeniz ve Trabzon bunu Allah’ın izniyle görecek.” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, mevcut Trabzon Havalimanı’nda öncelikli olarak yapılması gereken çalışmaları sürdürdüklerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Trabzon’umuza yeni bir havalimanı kazandırmak için çalışmalarımıza başladık. Mevcut iç hatlar terminal binasına iki adet sabit yolcu köprüsü ve körük ekleyeceğiz. Özellikle yeni dış hatlar gelen yolcu terminali ve CIP binasının aciliyeti vardı. Yıl sonuna kadar 3 bin 240 metre uzunluğundaki yeni pisti ve 10 milyon yolcu kapasiteli 110 bin metrekare büyüklüğündeki yeni terminal binasının fizibilite çalışmalarını tamamlayıp ihale sürecini başlatalım istiyoruz. Ardından yeni havalimanının yapım sürecine başlayacağız. Tamamlandığında Trabzon’a uzun yıllar hizmet edecek çok kıymetli bir eseri inşallah önümüzdeki yıllarda hayata geçirmiş olacağız.”
]]>ERKAN KARACA
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Başkanı ve Parti Meclisi Üyesi Aylin Nazlıaka, bir dizi programa katılmak üzere Çorum’da, “Gittiği yerlerde Ankara ve İstanbul’a sahip çıkın çağrısında bulunuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Bunu bana eğer bir cümle ile özetle derseniz; korku dağları sarmış derim” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Çorum’da CHP Çorum İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.
Nazlıaka şunları söyledi:
“KORKU DAĞLARI SARMIŞ”
“Gittiği yerlerde Ankara ve İstanbul’a sahip çıkın çağrısında bulunuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Bunu bana eğer bir cümle ile özetle derseniz; korku dağları sarmış derim. İstanbul’da da Ankara’da da sokaklarda saha çalışmaları yapmış birisi olarak söylüyorum. Gerçekten de sokaklarda bambaşka bir rüzgar esiyor. Çünkü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler çok kıymetli çalışmalara imza attılar. ‘Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’ derler. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler dara düşenlerin yanındaydı. Örneğin şeffaflık ve hesap verebilirlik noktasında bizler ilk kez herkese açık bir ihale gerçekleştirdiğimizde internetten bunu yayınladığımızda boru ihalesi olmasına rağmen 400 bin kişi katılmıştı Ankara’dan izleyici olarak. Taktir edersiniz ki ihaleye katılan 400 bin kişinin bir boru ihalesine ilgi duyması yani ihaleye katılma noktasında ilgi duyması mümkün değil ama halkın özlediği o hesap verebilirlik şeffaflık Cumhuriyet Halk Partili belediyeler sayesinde yaşatıldı.
“CUMHURİYET HALK PARTİLİ BELEDİYELER DÜŞEN KİM VARSA YANINDAYDI”
Diğer taraftan dara düşen kim varsa Cumhuriyet Halk Partili belediyeler onların yanındaydı. Çünkü bizim sosyal demokrat belediyecilik anlayışımıza göre, aç yatan bir komşunuz varsa siz tok uyuyamazsınız ve bunu gerçekleştirirken de sağ elin verdiğini sol el görmeyecek mantığıyla yaptı Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Özellikle pandemi döneminde halk iyi ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler varmış dedi ve bu belediyeler sadece Ankara’da İstanbul’da büyükşehirlerde değil Çorum’daki yurttaşlarımıza da destek oldular. Bu vesileyle şunu söyleyeyim. İnşallah Levent başkanımız 1 Nisan’da belediye başkanı olduğunda sadece Çorum’un değil, aynı zamanda Türkiye’nin birçok büyükşehir belediyesinden gelecek kaynaklarla da Çorumlulara çok yoğun bir hizmet sunabilecek. Çünkü biz kendi aramızdaki dayanışmayı kültürümüz de bunu gerektirdiği için dayanışma kültürüyle hareket etmeyi çok ama çok önemsiyoruz.
“CUMHURBAŞKANI HEMŞERİCİLİK İLE TABLO DEĞİŞTİRME GAYRETİ İÇERİSİNDE”
Basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Nazlıaka, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Tokat, Amasya ve Çorum illerinde düzenlediği mitinglerde meydanlardaki insanlardan Ankara ve İstanbul illerindeki yakınlarını arayıp oy AKP’li adaylara oy vermelerini istemesiyle ilgili bir soru üzerine, “Halk Kararını vermiş durumda Sayın Cumhurbaşkanı da bunun farkında olacak ki hemşehricilik desteği ile değiştirebilir miyim gayreti içeresinde ama tablo çok net diye görüyoruz. Tabii Ankara ve İstanbul’daki vatandaşlarımızı nasılsa kazanıyoruz oy kullanmayalım konforuna sevk etmemeli ve bu vesileyle Ankara ve İstanbul’daki tüm yurttaşlarımızı oy vermeye Cumhuriyet Halk Partisine oy vermeye davet ediyorum” dedi.
“17 BAKAN DEĞİL İSTERSE 170 BAKAN GELSİN, HALKIN İKTİDARINI HİÇ KİMSE DEĞİŞTİREMEZ”
Nazlıaka, basın mensuplarının İstanbul seçimleri için 16-17 Bakanın seçim propagandası yapmasının sorulması üzerine de Nazlıaka şunları söyledi:
“Aslında sayın Cumhurbaşkanı İstanbul’a kendisi gitmeyi planlıyordu. Baktı ki İstanbul seçimi onlar açısından zorda eğer kendisi İstanbul’a giderse seçimi kaybettiğinde kendisi kaybetmiş gibi bir duruma düşmemek için bakanlarını sahaya sürdü. Ama isterse 17 bakan isterse 170 bakan gelsin halkın iktidarını hiç kimse değiştiremez. Biz halkın partisi olarak halkın iktidarını kurmaya kararlıyız.”
]]>Bültende, bazı basın yayın organlarında yer alan, “Türkiye’den İsrail’e barut, silah ve mühimmat ihracatı devam ediyor” iddiasının doğru olmadığı belirtildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin, her zaman Filistin’in haklı davasının yanında yer aldığına vurgu yapılan bültende, Filistinlilere zarar verecek herhangi bir faaliyet içinde bulunulmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin, İsrail ile askeri mühimmat ticareti, askeri eğitim ve tatbikat da dahil hiçbir faaliyette bulunmadığına dikkatin çekildiği bültende, şunlar kaydedildi:
“Bu çerçevede bazı sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili yapılan incelemeler sonucunda, iddiaya konu ihracat listesinde yer alan 93. fasıldaki ürünler, savaş silahları ve mühimmatı değil, spor ve av gibi kişisel amaçlı kullanılan, yivsiz av tüfeği yedek parça ve aksesuarlarıyla balıkçılık malzemeleridir. TÜİK verilerine göre, ihracatı zaten çok düşük olan spor ve av amaçlı tüfeklerin ihracatı, 2023 yılı Mayıs ayından bu yana gerçekleşmemektedir. Yine ihracat listesindeki 36. fasılda yer alan, ‘barut ve patlayıcı maddeler, pirotekni mamülleri, kibritleri, piroforik alaşımlar, ateş alıcı maddeler’ başlığı altında ihraç edilen ürünlerin, ‘jel yakıt ve çakmak gazı’ olduğu tespit edilmiştir. Gümrük Tarife Cetveli’nin fasıl başlıklarında yer alan ve özel firmalar tarafından ihraç edilen ürünlerle ilgili kamuoyunun manipüle edilmeye çalışıldığı belirlenmiştir. Asılsız iddialara itibar etmeyiniz.”
“Adana’da iki gencin polis tarafından darp edildiği” iddiası
Bültende, terör örgütü PKK’nın propaganda hesaplarından paylaşılan, “Adana’da iki genç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdikleri için polis tarafından darp edildi” iddiası da yalanlandı.
Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Çakmak Caddesi üzerinde 23 Mart’ta devriye ekiplerince plakasız bir motosikletin durdurulduğu ifade edildi.
Motosikletin sürücüsü olan ve kasten yaralama suçundan iki kaydı bulunan 2006 doğumlu T.A.B. isimli şahsın ehliyetsiz olduğunun tespit edildiği aktarılan bültende, “Bunun üzerine trafik ekibi tarafından şahsa cezai işlem uygulandıktan sonra bahse konu şahıs, elinde bulunan elektrikli testereyi göstererek görevli memuru tehdit etmiş, küfür ve hakarette bulunarak polise mukavemet göstermiştir. Polise mukavemette bulunan şahıs, gözaltına alınmış ve emniyet birimlerince tahkikata başlanmıştır. Bahse konu olayın, iddia edilenin aksine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
“Emeklilerin ikramiyeleri konusunda tartışma yaşandı” haberleri
Bültende, bazı basın yayın organlarında yer alan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bakan Şimşek arasında elektrik ve doğal gazda yapılan devlet katkısı ile emeklilerin ikramiyeleri konusunda tartışma yaşandığı” iddiasının da asılsız olduğu aktarıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek arasında Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın öncesinde veya sonrasında böyle bir diyalog yaşanmadığı belirtilen bültende, “Elektrik faturalarında birinci kademede yüzde 50, doğal gazda ise yüzde 75’lik devlet desteği devam etmektedir. Ayrıca emeklilere verilen bayram ikramiyelerine 2024 yılında yüzde 50 zam yapılmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bahse konu asılsız iddiaları ortaya atanlarla ilgili yasal işlem başlatacaktır. Kamuoyunu seçim öncesinde manipüle etmek amacıyla ortaya atılan mesnetsiz iddialara itibar etmeyiniz.” ifadesine yer verildi.
Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Akaryakıt dağıtım şirketlerinin, bayilerinden yıl sonuna kadar fiyat tabelalarını 3 haneli olacak şekilde yenilemelerini istediği” iddiasının da yalanlandığı bültende, yapılan araştırmalar sonucunda, akaryakıt dağıtım şirketlerinin ileri sürüldüğü gibi bir talepte bulunmadığının belirlendiği vurgulandı.
Akaryakıt dağıtım şirketlerinin, “bu sene sonunda akaryakıt fiyatlarının üç hanelere geleceğine dair” bir öngörüsü veya tahmininin bulunmadığına işaret edilen bültende, “Seçim öncesinde kamuoyunu manipüle etmek amacıyla kasıtlı bir şekilde üretilen dezenformasyonlara itibar etmeyiniz.” ifadesi yer aldı.
“Hükümet IMF ile anlaştı, seçimden sonra ortaya çıkacak” iddiası
Bazı basın yayın organlarında yer alan “Hükümet IMF ile anlaştı, seçimden sonra ortaya çıkacak” haberlerinin de yalanlandığı bültende, Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile herhangi bir kredi anlaşması yapmadığı belirtildi.
Türkiye’nin ekonomi programının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde güçlü bir şekilde kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilen bültende, “Kamuoyunu seçim öncesinde manipüle etmek amacıyla kasıtlı bir şekilde ortaya atılan mesnetsiz iddialara itibar etmeyiniz.” değerlendirmesine yer verildi.
Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Bakan Şimşek, ‘1,5 yıllık çok zor bir süreç bizi bekliyor’ dedi” iddiasına da yer verilen bültende, şunlar kaydedildi:
“Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, güncel herhangi bir açıklamasında böyle bir ifade kullanmamıştır. ‘Bakan Şimşek’in açıklaması’ iddiasıyla yapılan paylaşımlar dezenformasyondur. X platformunda bot hesaplar aracılığıyla dolaşıma sokulan bahse konu iddiaların hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Seçim öncesi kamuoyunda paniğe yol açmak saikiyle yürütülen bu tür dezenformasyon kampanyalarına itibar etmeyiniz.”
]]>KASTAMONU – Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde vatandaşlara seslenen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Bu kervana yerel yönetimler de 31 Mart’ta katıldığı andan itibaren, Türkiye yüzyılını yerel yönetimler, ilçelerle, ilimizle, 81 ilimizle, illerimize ait ilçelerimizle birlikte hep beraber inşa edeceğiz” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde AK Parti Taşköprü İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Taşköprü ilçesinin önemine değinen Bakan Yumaklı, Taşköprü sarımsağının rakiplerini açık ara farkla geride bıraktığını söyledi. Taşköprü’nün çehresinin AK Parti Belediye Başkan Adayı Hüseyin Arslan ile değişeceğini söyleyen Bakan Yumaklı, “Sayın Cumhurbaşkanımızın 28 Mayıs’ta hedef gösterdiği 31 Mart seçimleri gelip çattı. Aynı şekilde sizlerde kendi içinizden nasıl çalıştığını ve hizmet ettiğini bildiğiniz değerli başkanım Hüseyin Arslan’ı 5 yıl daha Taşköprü’ye hizmet etmek üzere görevlendirip, mührü verdiğinizde bu süre içerisinde adaylığından itibaren yaptığı ve anlattığı projelerinde, yaptıklarının da yapacaklarının teminatı olan başkanı görevlendirdiğinizde, ben eminim, Taşköprü’nün çehresi çok farklı hale gelecek ve değişecektir” dedi.
“Orköy faaliyetleriyle ilgili Taşköprü’ye ayırdığımız rakam 227 milyon liradır”
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ilçeye yapılacak yatırımlarla ilgili bilgiler veren Bakan Yumaklı, “Taşköprü’de 27 kilometrelik orman yolu yapımı planımızda var. 2024 yılı içerisinde bunu tamamlayacağız inşallah. Hayvancılıkla yine mevcuttaki potansiyelin yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Burada 640 dekarlık mera ıslah projesi bulunuyor. Bunlar 2024 yılı içerisinde hayvancılık yapan kardeşlerimiz için tamamlanacak. Kastamonu bir orman şehri, Orköy faaliyetleriyle ilgili Taşköprü’ye ayırdığımız rakam 227 milyon liradır. Bu da Taşköprü’ye hayırlı olsun. Yine Orköy kredileri çerçevesinde ormancılık yapan ya da orman sektöründe faaliyet gösteren köylülerimize de farklı uygulamalarımız olacak. Son dönemde trüf aşılı meşe fidanı konusu var. Bu konu da Taşköprü’de gelişmeye devam ediyor, bizler de 10 dekar alanda meşe fidanını toprakla buluşturmuş olacağız. Sarımsak veya diğer tarım ürünlerinin dışında da ekonomik değeri yüksek bir ürün de Taşköprü’de yetiştirilecek” diye konuştu.
“Türkiye yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz”
1 Nisan itibariyle verilen sözlerin takipçisi olacağını söyleyen Bakan Yumaklı, “19 ilçemizle birlikte Kastamonu merkezi, benim mensubu olduğum AK Parti’nin gerçek belediyeciliğiyle kavuşturduğumuzda aylık olarak ben de bütün yapılan çalışmaları takip edeceğim. Yani sadece milletimiz değil, ben de takip edeceğim. Bizler, bu millet için gerçekten zamanını feda eden dur durak bilmeyen bir Cumhurbaşkanının yol arkadaşlarıyız. Bu kervana yerel yönetimler de 31 Mart’ta katıldığı andan itibaren, Türkiye yüzyılını yerel yönetimler, ilçelerle, ilimizle, 81 ilimizle, illerimize ait ilçelerimizle birlikte hep beraber inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, konuşmasının devamında, vatandaşlardan İstanbul’daki yakınlarının AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Aday’ı Murat Kurum’a oy vermesini sağlamaları için destek istedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a selam söyledi
Konuşmasının sonunda 83 yaşındaki Fikri Korkmaz, Bakan Yumaklı’nın yanına gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a selam söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Taşköprü’ye davet eden Korkmaz, “Sizi destekleyen bütün kardeşlerimizi, yanında birlikte Taşköprü’ye bekliyoruz. Sayın Bakanım size de hizmetlerinizden dolayı çok teşekkür ederim” dedi.
Bakan Yumaklı, mitingin ardından AK Parti Taşköprü Belediye Başkan Adayı Hüseyin Arslan ile birlikte esnafları ziyaret ederek destek istedi.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Hatay’a ziyaret gerçekleştiren Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu.
İftardan sonra konuşan Bakan Güler, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, tedavisi devam edenlere de acil şifalar diledi.
Devletin, depremin ilk anından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların yardımına koştuğunu belirten Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradaki birliklerinin de depreme maruz kalmasına rağmen büyük bir fedakarlık ve feraset göstererek hızlıca sahaya çıktığını ve vatandaşların yanında olduğunu kaydetti.
Hatay’ın asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını anımsatan Bakan Güler, “Hatay, kültür ve medeniyetimize zenginlik katan bu özellikleriyle bugüne kadar ay yıldızlı bayrağımız altında hep birlikte, kardeşçe ve tek yürek halinde, huzur ve barış içerisinde yaşamanın da en mümtaz örneğini ortaya koymuştur. Hatay’ın sahip olduğu bu değerleri çok iyi bilen devletimiz, tüm imkanları ile bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihi ve kültürel zenginliklerine uygun olarak yeniden inşa ediyor.” ifadelerini kullandı.
“ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak”
Hatay’ı güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve şehre daha güzel bir gelecek oluşturmanın en temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Bakan Güler, şöyle devam etti:
“Bu doğrultuda ülkemizin son yıllardaki gelişiminde, lokomotif sektörlerden biri olan savunma sanayinin oluşturacağı etkiyi kayda değer buluyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’mızın direktifleri doğrultusunda, deprem bölgelerinin savunma sanayinin yeni gelişim merkezleri olmasına yönelik yatırım programları oluşturulmaya başlandı. Bu kapsamda, ülkemizin savunma sanayisindeki öncü kuruluşlarından olan ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak. PAVOTEK firması da bilişim ürünleri tesisini hayata geçirecek. Buna yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Yapılacak bu gibi yatırımlar, Hatay’ımızın ekonomik ve sosyal kalkınması ile istihdamına ciddi katkılar sağlayacaktır. Hatay’ın bizler için önemi çok büyüktür. Bu doğrultuda gerekli alt ve üst yapıyı kurarak deprem sonrasında başka şehirlere göç eden kardeşlerimizin geri dönüşlerini sağlamak için gayret gösteriyor, Hatay’ı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirmek hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile Hatay’ı mamur hale getirinceye kadar çalışmalarımıza artan bir tempoyla devam edeceğiz. Böylece Hatay’ı yeniden imar edip şehrimizin kalkınma ve refah seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.”
“Tehditleri kaynağında bertaraf ediyoruz”
Bakanlık olarak devletin bekası, 85 milyon vatandaşın huzur ve güvenliği için gerekli her türlü tedbiri alarak, son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etiklerini belirten Güler, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede, yurt içi ve sınır ötesinde başarıyla gerçekleştirdiğimiz terörle mücadele operasyonları ile terör örgütlerine büyük bedeller ödettik. Sınır ötesi harekatlarımızın etkinlik ve başarısı sayesinde, artık ülkemize ve asil milletimize yönelen tehdit ve tehlikeleri, sınırlarımızın ötesinde karşılıyor, kaynağında bertaraf ediyoruz. Hatırlayın, Suriye’deki operasyonlarımıza başlamadan önce Hatay’a, Kilis’e roketler düşüyordu, buradaki vatandaşlarımız bağına bahçesine giremiyordu. Dolayısıyla şu anda oralarda olmasaydık, örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önceden olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde tesis edilen güvenlik ve istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kazandığımız başarıları daha geliştirmek ve nihayetinde terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız. Kahraman Mehmetçiğin yürüttüğü operasyonlar, teröristlerin bu coğrafyadan tamamen yok olması için aralıksız sürecek. Terörle mücadelemizin yanı sıra hudut güvenliğimizin sağlanmasından Ege ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, uluslararası güvenlik, barış ve istikrara sunduğumuz önemli katkılardan ordumuzu yerli, milli ve modern teknolojiye haiz sistemlerle donatmaya kadar birçok görev ve faaliyeti de aynı anda başarıyla yerine getiriyoruz.”
“Şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının karşılığını ödeyemeyiz”
Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Özellikle son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, içeride çok daha gelişmiş, dışarıda ise çok daha güçlü ve gıpta edilen bir ülke konumuna ulaştık. Ancak geldiğimiz bu seviyeyi asla yeterli görmüyoruz. Ülkemizin şu ana kadar her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü şehit ve gazilerimize olan vefa borcumuzu, ancak onların taşıdığı şanlı sancağı, gururla daha ileriye taşıyarak ödeyebiliriz. Şu ana kadar elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri, Türk cesaret ve fedakarlığının gurur timsali, mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli şehit ve gazi ailelerimizin fedakarlıklarının karşılığını asla tam olarak ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Milli Savunma Bakanlığı olarak vefa ve minnet duygularıyla her zaman yanınızda olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle anacağız.”
]]>Yerlikaya, Büyükçekmece Mustafa Kemal Bulvarı’nda esnaf ziyaretinde bulunduktan sonra sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve muhtarlarla iftar programında bir araya geldi.
Programda konuşan Yerlikaya, 1 Ocak’tan itibaren 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri ile ilgili tüm siyasi partilerin huzur ve güven ortamında seçim kampanyalarını yürüttüklerini söyledi.
Yarın ve cumartesi propaganda döneminin bitmiş olacağını, pazar günü ise artık halkın iradesinin sandığa yansıyacağını anlatan Yerlikaya, şehirlerin teslim edileceği belediye başkanlarının seçileceğini kaydetti.
İçişleri Bakanlığının, seçimin huzur ve güven ortamında yapılması görevi olduğunu belirten Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Yönetimi, denetimi, kararı Yüksek Seçim Kurulunun, il ve ilçe seçim kurulunun ama huzur ortamından, güven ortamından sorumlu olan benim. Ben yol arkadaşlarımla, dava arkadaşlarımla beraber vefamı, onlarla beraber inandığımız hizmetin tecelli etmesiyle ilgili sizlerin karşısına gelip bunları anlatıyoruz. Birileri bundan huzursuz oluyor. Onları huzursuz etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz. Ama tavizsiz 14 ve 28 Mayıs’ta yüzyılın son seçimini nasıl huzur ve güven ortamında yaptıysak, Allah’ın izniyle İçişleri Bakanlığı olarak 600 bin mesai arkadaşımızla tüm seçim sath-ı mailinde bu huzuru da güveni de en güzel şekilde sağlayacağımıza inancımız tamdır.”
Yerlikaya, 4 Haziran 2023’te İçişleri Bakanı olarak yeni kabinede görev aldığını ve ilk andan itibaren terör örgütleriyle aralıksız mücadeleye devam ettiğini belirtti.
Hukuk ve insan hakları doğrultusunda hareket ettiklerini vurgulayan Yerlikaya, “Devletin ve milletin iradesinden daha büyük bir güç yoktur. En büyük güç milletin kendi iradesidir. Dolayısıyla biz hükümet olarak, devlet olarak azim ve kararlılıkla tüm terör örgütleriyle ilgili daha önce 21 yıldan beri yaptığımız ve hep üzerine katlayarak gitmiş olduğumuz başarıları Allah’ın izniyle arttırarak aynı şekilde devam ettiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türk askerinin kar-kış demeden terörle mücadelesine devam ettiğini kaydeden Yerlikaya, Türkiye Yüzyılı’nın huzurun yüzyılı olacağını ifade etti.
“4 Haziran’dan bugüne 421 yerel, bölgesel, ulusal çapta organize suç örgütünü çökerttik”
Yerlikaya, terör örgütlerinin yanı sıra “şehir eşkıyaları” diye tabir ettiği organize suç örgütleriyle de mücadele ettiklerini anlatarak, “Savcılıklarımızla beraber öyle bir uyum içerisinde çalışıyoruz ki 4 Haziran’dan bugüne 421 yerel, bölgesel, ulusal çapta organize suç örgütünü çökerttik, götürüp adalete teslim ettik.” bilgisini verdi.
Kabinenin uyum içerisinde çalıştığının altını çizen Yerlikaya, “Bizim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, huzurumuzu kim rahatsız ediyorsa hiç kusura bakmasınlar. Öyle bir gücümüz var ki tepelerine biniyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul’un dünyanın 15’inci büyük şehri ve 131 ülkeden büyük olduğuna dikkati çeken Yerlikaya, 3 ay önce İstanbul’a 7 bin polis, 1800’e yakın araç verdiğini, günlük trafik devriye sayısını 395’ten 1296’ya, 1200’ün üzerinde olan asayiş devriyesini de 2 bin 400’e çıkardığını kaydetti.
Bakan Yerlikaya, Türkiye genelinde 2023’ün ilk 75 gününde günlük 162, 2024’ün ilk 75 gününde ise günlük 98 “evden hırsızlık” olayının kayda geçtiğini aktardı.
Her gün suç oranlarıyla ilgili rakamları aldığını söyleyen Yerlikaya, 600 bin kişilik İçişleri ailesi olarak kişilere, mallara, topluma, devlete karşı suçlar, terör suçları ve zehir tacirlerine karşı mücadele ettiklerini bildirdi.
Vatandaşlardan, uyuşturucu temini, satışı veya kullanımıyla ilgili bir duyumu, görgüsü, bilgisi veya hissettiği bir durum olduğunda 112’i aramalarını isteyen Yerlikaya, “Bu, seferberlik ruhuyla yapılabilecek bir mücadele.” dedi.
Şehirlerin huzuru için belediyelerin de katkı sağlaması gerektiğine işaret eden Yerlikaya, “İstanbul’da Murat Kurum kardeşimizle beraber, bu 5 yılda olmayan ama olması gerekenleri göreceksiniz. Birlik, beraberlik, kardeşlik ruhuyla her şey arzu edilen kıvama gelecek. Buna inanıyoruz.” diye konuştu.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “İstanbul’un Huzuru, Büyükçekmece’nin Huzuru İftar Buluşması” programına katıldı. Esenyurt Gökevler Mahallesi’nde bulunan bir otelin davet salonunda düzenlenen programa Bakan Yerlikaya’nın yanı sıra AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, AK Parti Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı Recep Erol, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar, dernek temsilcileri katıldı. Programda Kuran’ı Kerim Tilaveti okunmasının ardından iftar yapıldı.
Programda konuşan Bakan Yerlikaya, “Biz seçimin huzur ve güven ortamında olmasından sorumluyuz. Yol arkadaşlarım ile beraber inandığımız hizmetin tecelli etmesi ile ilgili sizlerin karşısında gelip bunları anlatıyoruz. Birileri bundan huzursuz oluyor. Onları huzursuz etmeye de Allah’ın izniyle devam edeceğiz. 14-28 Mayıs seçimini nasıl huzur ve güven ortamında yaptıysak Allah’ın izniyle İçişleri Bakanlığı 600 bin mesai arkadaşımızla bu huzuru da güveni de en güzel şekilde sağlayacağımıza da inancımız tam” dedi.
“Bizim birliğimize, beraberliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize kim yan bakıyorsa biz de onlara düz bakacak değiliz”
Terörle mücadelede yapılan faaliyetlerle ilgili konuşan Yerlikaya, “Göreve geldiğimiz ilk andan itibaren 40 yıldan beri mücadele ettiğimiz ve artık son çırpınışlarını gördüğümüz başta bölücü terör örgütü olmak üzere FETÖ, DHKP-C, MLKP, yani bizim birliğimize, beraberliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize kim yan bakıyorsa Cumhurbaşkanımızdan ve sizlerden almış olduğumuz cesaretle biz de onlara düz bakacak değiliz. Geldiğimiz ilk günden beri istikametimiz, adımlarımız, hukuk, insan hakları dedik ve aynı o şekilde devam ediyoruz ama devletin ve milletin iradesinden daha büyük bir güç yoktur. Biz hükümet ve devlet olarak azim ve kararlılıkla bu tüm terör örgütleri ile ilgili 10 aydan beri ve 21 yıldan beri yaptığımız ve hep üzerine katlayarak gitmiş olduğumuz başarıları Allah’ın izniyle artarak devam ettiriyoruz. Organize suç örgütleri ile mücadele ediyoruz. Bunlar şehir eşkıyaları yani suç işlemekte kibirlenenler. Taptıkları tek şey para. Arkadaşlarıma ‘Şehirde vatandaşlarımızın bildiği, hissettiği bir organize suç örgütü var ve halen siz bunlarla ilgili fiziki, teknik takip, planlı projeli bir iş yapmazsanız sizi orada durdurmam’ diyorum. Benim arkadaşlarım, mülki idare amirleri, illerde valilerimiz, emniyet, jandarma, savcılıklar hep beraber öyle bir uyum içerisinde çalışıyoruz ki 4 Hazirandan bugüne 421 yerel, bölgesel, ulusal, çapta organize suç örgütünü çökerttik götürüp adalete teslim ettik” ifadelerini kullandı.
“Huzur yerelden başlar diyoruz”
Uyuşturucu ile mücadeleyle ilgili yapılan faaliyetleri de anlatan Bakan Yerlikaya, “Huzur yerelden başlar diyoruz. Bizler polis, jandarma, sahil güvenlik, istihbarat ile beraber suçun her türlüsü ile uğraşıyoruz. İki görevim var benim: Önlemek, yakalamak. Suç işlenmesini önlemek için sahaya iyi basmam lazım. Teknolojiyi kullanmam lazım. İstanbul ve Büyükşehirleri kamera ile donatmam lazım. Sayıyı artırmam lazım. Bunları yapıyoruz. Daha 3 ay evvel İstanbul’a 7 bin polis, 1800’e yakın araç verdik. Günlük trafik devriye sayısı 395 idi. Şu anda bin 296. Şimdilik ve daha bunları artıracağım. Asayiş devriyesi bin 200 küsur idi. 2 bin 400’e çıktı. Evden hırsızlık 2024 Ocak, Şubat, Mart ayında 75 gün günlük Türkiye ortalaması 98’dir. 1 yıl önce 2023’teki ilk 75 günde 162 idi. Çünkü benim polisim öyle bir heyecanla çalışıyor ki. Onlarla gördüğünüz yerde öz çekim yapın. Sözde en büyük baronundan sokaktaki torbacıya varıncaya kadar 10 ayda 120 tona yakın yakaladık. Günlük sahayı çok iyi takip ediyoruz. Sizden yardım istiyorum. Duyduğunuz gördüğünüz, bildiğiniz, hissettiğiniz uyuşturucu temini satışı veya kullanışı ile ilgili bir mesele varsa rica ediyorum. 112’yi arayın çünkü NARVAS diye bir yazılım sistemimiz var ve 3 yıldan beri çalışıyor. Bunun mucidi İstanbul Narkotik Şube. Gelen telefonları tek tek kaydediyoruz. Gördüklerinizi söyleyin bu seferberlik ruhuyla yapılabilecek bir mücadele” diye konuştu.
Konuşmasının devamında Bakan Yerlikaya, “Belediye başkanlığı şehrin gelişmesi, güzelleşmesi hemşehrilerin tüm ortak ihtiyaçlarının emanet edildiği emin kişi demektir. Sizin içinizden burayı bilen yukarıya çıktıktan sonra sizi tanımayacak olan değil, kibir yapacak olan da değil, makam verildiği zaman daha tevazu, indiği zamanda çıktığı zamanda aynı duruşta olan birisi. Takım oyunu oynayacak. Teşhisi doğru yapıp tedavisini doğru yapacak. Yaptığı zaman ben ben demeyecek. Biz yaptık diyecek. İyi ki varsınız diyecek. Muhtarlarımıza STK’larımıza hangi vilayetten buraya geldi ve artık Büyükçekmece nüfusuna kayıtlıysa ister 50 yıl önce, ister dün sabah sen benim hemşerimsin sen benim kardeşimsin kucaklaşmasını yapacak. Bizim kardeşimiz Recep Erol tam da böyle birisi” dedi. – İSTANBUL
]]>Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, şöyle konuştu:
“Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini; artan bir etki ve yoğun bir baskıyla kesintisiz bir şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 38 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 268’i Irak’ın, 378’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 646 olmuştur. Yine, bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini bildiren Aktürk, Bahar Kalkanı Harekat bölgesinde meydana gelen araç kazası sonucu 23 Mart’ta şehit olan Tank Sözleşmeli Er Abdulkadir Akıncı’ya, bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.
HUDUTLARDAN YASA DIŞI YOLLARDA GEÇMEYE ÇALIŞAN 82 KİŞİ YAKALANDI
Aktürk, hudut güvenliği ile ilgili şunları kaydetti:
“Sınırlarımızın ve halkımızın güvenliği için hudutlarımızda alınan yoğun, dinamik ve çok yönlü etkin tedbirler sayesinde son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 82 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 2’si terör örgütü mensubudur. 2.572 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir.
Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2.003’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 39.412 olmuştur.”
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 21 ve 22 Mart’ta Bayburt’a, 25 Mart’ta Kırıkkale’ye, 26 Mart’ta ise Kırşehir’e ziyaretlerde bulunduğunu belirten Aktürk, bu kapsada valilikleri ziyaret eden Bakan Güler’in bölgedeki askeri birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunduğunu, gaziler ile şehit ve gazilerin aileleriyle iftarda bir araya geldiğini aktardı.
“BAKAN GÜLER ABD’Lİ HEYETİ KABUL EDECEK”
Bakan Güler’in 26 Mart’ta Mısır’ın Ankara Büyükelçisi’ni, 27 Mart’ta ise Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak atanan Dışişleri Bakan Yardımcısı’nı kabul ettiğini belirten Aktürk, “Bugün de Hatay’a bir ziyaret gerçekleştirecek olan Sayın Bakanımız, yarın ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetini kabul edecektir.” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya devam ettiğini vurgulayan Aktürk, bu çerçevede gerçekleştirilen ziyaret ve kabullere ilişkin bilgi verdi.
Aktürk, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın resmi davetlisi olarak 22 Mart’ta Türkiye’ye gelen Kore Hava Kuvvetleri Komutanı’nın Milli Savunma Bakanı Güler tarafından “Türk Silahlı Kuvvetleri Liyakat Nişanı” ile taltif edildiğini bildirdi.
“GAZZE’DE KALICI ATEŞKES İLAN EDİLMESİ KAÇINILMAZDIR”
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Ramazan ayı süresince Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye insani erişim sağlanması kararını olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Aktürk, “Beklentimiz, İsrail’in bu karara uymasıdır. Fakat Gazze’de artarak yaşanan zulmün son bulması adına kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır. Uluslararası toplumu, kendi gözleri önünde yaşanan toplu katliamlara karşı ortak bir tutum sergilemeye ve vahşeti durdurmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kara, deniz, hava ve siber alandaki eğitim ve tatbikat faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, ayrıca “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşvikiyle tam bağımsız savunma sanayi hedefi doğrultusunda geliştirilen yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkan ve kabiliyetleri her geçen gün daha da artırılmaktadır. Bu kapsamda; 21 Mart’ta, TÜBİTAK tarafından geliştirilen Taşınabilir Atış Kontrol Birimi sistemi icra edilen atış testlerini başarıyla tamamlayarak Deniz Kuvvetlerimizin, 5 Adet Süper Mushshak uçağı da Hava Kuvvetlerimizin envanterine alınmıştır.” bilgisini aktardı.
MSÜ SINAVINI KAZANAN ADAYLAR 3 NİSAN-10 MAYISTA TERCİH YAPACAK
Zekİ Aktürk, 3 Mart’ta gerçekleştirilen Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’na 375 bin 409’u kadın, 341 bin 113’ü erkek olmak üzere toplam 716 bin 522 adayın katıldığını, sınavda başarılı olanların okul tercihleri 3 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında yapabileceklerini bildirdi.
ABD’Lİ HEYETİ İLE TERÖRLE MÜCADELE VE F-16 SÜRECİ ELE ALINACAK
Toplantıda soruları yanıtlayan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetinin yarın Türkiye’ye yapacağı ziyarete ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“Sayın Bakanımız yarın Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’den 4 üyeyi Bakanlığımızda kabul edecektir. Görüşmenin ikili askeri ilişkilerimizin gündeminde yer alan terörle mücadele ve ABD’nin PKK/YPG’ye sağladığı destek başta olmak üzere, F-16 tedarik ve modernizasyon süreci, Kongre onayı bekleyen tedarik projeleri gibi hususlarda milli güvenlik hassasiyetlerimizin en üst seviyede dile getirilmesi için fırsat oluşturacağı değerlendirilmektedir.”
Bakanlık kaynakları, Hava Kuvvetlerine ait CN-235 Nakliye Uçağının Deniz Kuvvetlerine verilmesine dair soruya şu yanıtı verdi:
“Deniz Kuvvetleri Komutanlığının harekat, ulaştırma ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığından 1 yıl süre ile geçici olarak 1 adet CN-235 uçağı tahsis edilmiştir. Bahse konu tahsis işlemi Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arasında 2021 yılında imzalanan protokol kapsamında ihtiyaç duyuldukça gerçekleştirilmekte ve kalıcı olarak envanter transferi yapılmamaktadır.”
YUNAN GEMİSİNİN TÜRK BAYRAĞI ÇEKMEMESİ MÜTEKABİLİYET ESASLARI ÇERÇEVESİNDE
Bakanlık kaynakları, sosyal medyada yer alan “İzmir Limanı’nı ziyaret eden Yunan gemisinin Türk Bayrağı çekmemesi” paylaşımlarına yönelik sorulara ilişkin,”Mütekabiliyet esasları çerçevesinde bizim gemilerimiz de Yunanistan liman ziyareti gerçekleştirdiğinde Yunan bayrağı çekmiyor.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık kaynakları ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Bazı Gemi ve Denizaltıların Test ve Eğitim Gemisi Sınıfına Ayrılmasına ilişkin şunları kaydetti:
“Yavuz Sınıfı Fırkateynlerden TCG YAVUZ ve TCG FATİH’in, Doğan Sınıfı Hücumbotlardan TCG TAYFUN ve TCG VOLKAN’ın (PGFG), Engin Sınıfı Mayın Avlama Gemilerinden TCG EDREMİT’in (MHC); ekonomik ömürlerinin sonuna yaklaşmaları ve cihazlarının demode olmasına bağlı olarak harekat etkinliklerinin azalması nedeniyle eğitim/test gemisi olarak kullanılabilmeleri maksadıyla mevcut tip göstergeleri, yardımcı sınıf gemileri tanımlayan bir tip göstergesi olan “AG” olarak belirlenmiştir.”
ULUSLARARASI ANADOLU KARTALI TATBİKATININ 2024’TE İCRA EDİLMEMESİ
Bakanlık Kaynakları, Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı’nın 2024 yılında neden icra edilmeyeceği konusunda ise şunları söyledi:
“NATO Güvenlik Yatırımları Programı kapsamında Mayıs 2023 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında 3’üncü Ana Jet Üs K.lığı/Konya’da gerçekleştirilmekte olan Konya Havaalanı Ana pist restorasyonundan dolayı 2024 yılı Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilmeyecektir. Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi’nin 2025 yılının Haziran ayında 3’üncü Ana Jet Üs K.lığı/Konya’da icra edilmesi planlanmaktadır. Milli Anadolu Kartalı Eğitimi ise uçaklar kendi meydanlarından kalkış-iniş yapacak şekilde 15-26 Nisan 2024 tarihleri arasında icra edilecektir.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küçükçekmece’de AK Partinin seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek vatandaşlara hitap etti. Bakan Uraloğlu’na partilerin ilçe başkanları eşlik etti. Bakan Uraloğlu, burada vatandaşların sorduğu sorulara yanıt verdi. Ardından esnaf ziyaretin bulundu.
Programda vatandaşlara konuşan Bakan Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın İstanbul’da birçok devam eden ve yaptığı işler var. İstanbul’da iki tane boğaz köprüsü var. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki günlük trafik aşağı yukarı 250 bin civarında. Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde yaklaşık 200 bin, bunlar neredeyse tamamen şehir içerisinde hitap eden. Bakın şurada Avrasya Tüneli var. Aşağı yukarı 80 bin bir trafikte orada var günlük. Yine Marmaray var, aşağı yukarı günde 290-300 sefer yapılıyor orada. Orada da aşağı yukarı 650 bin civarında İstanbullumuza, vatandaşımıza hizmet ediyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde günlük geçen araç miktarı 150 bin değerli kardeşlerim. Yüz elli bin ile büyük bir bölümü ağır taşıt trafiği. Ulaşım adına bizim yaptığımız. İstanbul Havalimanı Avrupa’nın en büyük dünyada da altıncı sırada. Geçen sene oradan sadece taşınan yolcu miktarı 78 milyonu geçti. Neredeyse Türkiye nüfusu kadar oradan yolcu taşıdık” dedi.
“Sadece bu sene 4 tane metro açılışı yaptık”
İstanbul’da bu yıl içinde 4 tane metro açtıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Sadece bu sene 4 tane metro açılışı yaptık. En sonunda havalimanı Arnavutköy arasındaki metro metroyu 14 kilometre olarak açtık. Geri kalan oradan başlayıp Halkalı’ya kadar inecek olan 17,5 kilometrelik metro inşaatımızla da çalışmalar devam ediyor. O Küçükçekmece’ye İnşallah hizmet etmiş olacak. Ne zaman açacağız? Muhtemelen önümüzdeki senenin bugünlerine kalmadan İnşallah onu da açmış olacağız ve o anlamda da İstanbul’un trafiğine ciddi bir katkı sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz on yılda İstanbul’a yaklaşık 600 kilometre daha yeni metro yapmak” diyen Uraloğlu şunları kaydetti:
“Başkan adayımızı tercih etmedi diye biz İstanbul’u cezalandırabilir miyiz? Asla cezalandıramayız. Öyle de yapmadık. Biz atılmış olan temellerin yerini hafriyatla doldurma merasimleri de yapmadık. Siz şimdi biz beş yılda eğer bu belediye gerçekten AK Parti belediyeciliği, Cumhur İttifakı alışmış olsaydı ya da devam etmiş olsaydı şu metroların büyük bir çoğunluğunu bitirirdik. Onlar bugün tartışılıyor olmazdı. Biz 400 kilometre metro ağını geçmiş olurduk. Şimdi 600-700’lere çok başlamış olurduk. Ha hedefimiz bir miktar zaman kaybettik ama önümüzde fırsatımız var. İnşallah biz beş artı beş, on yılda İstanbul’a yaklaşık 600 kilometre daha yeni metro yapmak. İstanbul’un trafiğini sizin her bireyin ortalama 65 dakika, altmış dört dakika trafikte geçiriyor. Bazılarının bir saat, dört saattir. Bu zamanı inşallah bunları bitirdiğimizde 30 dakikalar, 35 dakikalara en fazla 40 dakikalara düşürmüş olacağız.” – İSTANBUL
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’nun Ağlı ilçesinde AK Parti tarafından düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için vatandaşlardan destek isteyen Bakan Yumaklı, Kastamonu’nun doğalgaz olmayan ilçelerinde çalışmaların başlatılması için sürecin takipçisi olacağını belirtti. 28 Mart 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından yerel seçimlere hazırlanmak için çalışmalara başladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “İlk günden itibaren, 28 Mayıs’ın bir sonraki gününden itibaren 31 Mart’a, Türkiye’nin ikinci yüzyılını inşa etme adına, yerel yönetimleri de buna dahil etmek üzere çalışmalara başladık. Çok kıymetli yol arkadaşlarımız, dava arkadaşlarımız bununla ilgili gece gündüz çalıştınız. Özellikle hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Kadın kolları her yerde bizim partimizin mutlak surette en sağlam gücü olmuştur. Yine gençlik kollarımız enerjileriyle destek vermiştir. Ana kademede görev yapan kardeşlerimiz, gönül verenlerimiz hep birlikte gerçek belediyeciliğin AK Parti belediyeciliği olduğunun da şuurunda. Bu toprakların bakanı olarak da benim bununla alakalı tahayyüllerimi de gözeterek inşallah birkaç gün sonra sandığa gidecekler. Burada önemli olan şey ne? Önemli olan Kastamonu’nun 19 ilçesinin ve merkez ilçenin benim mensubu partinin adayları tarafından kazanılması. Bu hakikaten son derece önemli. Kastamonu’nun bundan sonraki gelecek tahayyülü ile alakalı, yapacağı projelerle alakalı önemli” dedi.
“İnşallah çok kısa sürede ilçelerimize doğalgaz gelecek”
Kastamonu’da yapılması gereken tüm projeleri takip edeceğini belirten Yumaklı, “Doğalgaz artık bir lüks değil, olması gereken bir husus. Özellikle hanımefendilerin bunu beklediğini biliyoruz. Doğalgazın sadece Ağlı’ya değil, olmayan diğer ilçelere de gelmesini ben yakından takip ediyorum. İnşallah çok kısa sürede ilçelerimize doğalgaz gelecek. Çok önemli, çünkü bildiğim kadarıyla burada altyapı çalışması hiç yok. Bununla alakalı da ben kendim Kastamonu’nun diğer konuları olduğu gibi bunları da takip edeceğim. Başka bir takibim daha var. Şimdiden söyleyeyim. Siz Bülent Başkanı seçtiğiniz andan itibaren onları da takip etmeye başlayacağım” diye konuştu.
“Ağlıdan öyle ses gelsin ki İstanbul bile duysun”
Vatandaşlardan İstanbul’daki yakınlarını AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’a oy vermeleri için ikna etmelerini isteyen Bakan Kurum, “Benim bir istirhamım da şu olacak. İstanbul’da ikinci nüfusuz. Bütün ilçelere hemen hemen gitmeye çalıştım, oradaki derneklerimizle bir araya geldim, Kastamonulu kardeşlerimizle hemhal olduk. Onlara dedim ki ‘Kastamonu’da eşinizi, dostunuzu arayın, benim mensup olduğum partinin adaylarının bu seçimden en iyi oyla çıkması için onlara mutlak suretle bunu yapmaları gerektiğini söyleyin’ dedim. Onlar da bunu kabul ettiler. Şimdi tersini söyleyeceğim. İstanbul’da eşimizi, dostumuzu arayarak orada yine benim mensup olduğum partinin adayı olan Murat Kurum’a oylarını vermelerini, onun da aynı şekilde Bülent Başkan gibi İstanbul’a hizmet etmesi için, o icazeti vermeleri için söz istiyorum. Sizlerden de bununla ilgili söz istiyorum. Biz gittikten sonra telefonlara sarılıp İstanbul’un hangi ilçesinde olursa olsun eşinizi, dostunuzu, çoluğunuzu, çocuğunuzu arayıp Murat Kurum’a oy vermeleri için söz veriyor musunuz? Ağlıdan öyle ses gelsin ki İstanbul bile duysun” şeklinde konuştu. – KASTAMONU
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini artan bir etki ve yoğun bir baskıyla kesintisiz bir şekilde sürdürdüğünü belirterek, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 38 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 268’i Irak’ın, 378’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 646 olmuştur” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk ayrıca, bu hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu bildirdi. Tuğamiral Aktürk, Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi ve Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini belirtti. Tuğamiral Aktürk, bu çerçevede Bahar Kalkanı Harekatı bölgesinde meydana gelen araç kazası sonucu 23 Mart’ta şehit olan Tank Sözleşmeli Er Abdulkadir Akıncı’ya bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.
Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğuna dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 82 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 2’si terör örgütü mensubudur. 2 bin 572 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 3’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 39 bin 412 olmuştur” diye konuştu.
Bakan Güler, ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetini kabul edecek
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in faaliyet takvimine ilişkin konuşan Tuğamiral Aktürk, “Bakanımız, 21 ve 22 Mart’ta Bayburt’a, 25 Mart’ta Kırıkkale’ye, 26 Mart’ta ise Kırşehir’e ziyaretlerde bulunmuştur. Bu kapsamda valilikleri ziyaret eden bakanımız, bölgedeki askeri birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunmuş, gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin kıymetli aileleriyle iftarda bir araya gelmiştir. 26 Mart’ta Mısır’ın Ankara Büyükelçisini kabul eden sayın bakanımız, 27 Mart’ta ise Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak atanan Dışişleri Bakan Yardımcısını kabul etmiş, ardından gazilerimiz ile şehit ve gazilerimizin değerli ailelerini Ankara’da iftar yemeğinde ağırlamıştır. Bugün de Hatay’a bir ziyaret gerçekleştirecek olan bakanımız, yarın ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetini kabul edecektir” şeklinde konuştu.
“(Gazze’de ateşkes) Beklentimiz, İsrail’in bu karara uymasıdır”
Tuğamiral Aktürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Ramazan ayı süresince Gazze’de ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye insani erişim sağlanması kararını olumlu bir adım
olarak değerlendiriyoruz. Beklentimiz, İsrail’in bu karara uymasıdır. Fakat Gazze’de artarak yaşanan zulmün son bulması adına kalıcı ateşkesin ilan edilmesi kaçınılmazdır. Uluslararası toplumu, kendi gözleri önünde yaşanan toplu katliamlara karşı ortak bir tutum sergilemeye ve vahşeti durdurmaya çağırıyoruz.”
Tuğamiral Aktürk, TÜBİTAK tarafından geliştirilen Taşınabilir Atış Kontrol Birimi sisteminin icra edilen atış testlerini başarıyla tamamlayarak Deniz Kuvvetleri’nin, 5 adet Süper Mushshak uçağının da Hava Kuvvetleri’nin envanterine alındığını duyurdu.
3 Mart’ta gerçekleştirilen Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’na ilişkin katılım verilerini açıklayan Tuğamiral Aktürk, “375 bin 409 kadın, 341 bin 113 erkek olmak üzere toplam 716 bin 522 aday katılmıştır. Sınavda başarılı olan adayların okul tercihleri 3 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında alınacaktır” diye konuştu.
ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nin ziyareti
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi heyetinin 29 Mart Cuma günü yapacağı ziyarete ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“Bakanımız yarın Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nden dört üyeyi Bakanlığımızda kabul edecektir. Görüşmenin ikili askeri ilişkilerimizin gündeminde yer alan terörle mücadele ve ABD’nin PKK/YPG’ye sağladığı destek başta olmak üzere F-16 tedarik ve modernizasyon süreci, Kongre onayı bekleyen tedarik projeleri gibi hususlarda milli güvenlik hassasiyetlerimizin en üst seviyede dile getirilmesi için fırsat oluşturacağı değerlendirilmektedir.”
Hava Kuvvetlerine ait CN-235 nakliye uçağının Deniz Kuvvetlerine verilmesi
Bakanlık kaynakları, Hava Kuvvetlerine ait CN-235 nakliye uçağının Deniz Kuvvetlerine verilmesine dair, “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın harekat, ulaştırma ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 1 yıl süre ile geçici olarak 1 adet CN-235 uçağı tahsis edilmiştir. Bahse konu tahsis işlemi Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arasında 2021 yılında imzalanan protokol kapsamında ihtiyaç duyuldukça gerçekleştirilmekte ve kalıcı olarak envanter transferi yapılmamaktadır” dedi.
İzmir Limanı’nı ziyaret eden Yunan gemisinin Türk bayrağı çekmemesi
Bakanlık kaynakları, sosyal medyada yer alan İzmir Limanı’nı ziyaret eden Yunan gemisinin Türk bayrağı çekmemesi paylaşımlarına yönelik, “Mütekabiliyet esasları çerçevesinde bizim gemilerimiz de Yunanistan liman ziyareti gerçekleştirdiğinde Yunan bayrağı çekmiyor” diye konuştu.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bazı gemi ve denizaltıların test ve eğitim gemisi sınıfına ayrılması
Bakanlık kaynakları ayrıca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda bazı gemi ve denizaltıların test ve eğitim gemisi sınıfına ayrılmasına ilişkin “Yavuz Sınıfı fırkateynlerden TCG YAVUZ ve TCG FATİH’in (FFGH), Doğan Sınıfı hücumbotlardan TCG TAYFUN ve TCG VOLKAN’ın (PGFG), Engin Sınıfı mayın avlama gemilerinden TCG EDREMİT’in (MHC) ekonomik ömürlerinin sonuna yaklaşmaları ve cihazlarının demode olmasına bağlı olarak harekat etkinliklerinin azalması nedeniyle eğitim/test gemisi olarak kullanılabilmeleri maksadıyla mevcut tip göstergeleri, yardımcı sınıf gemileri tanımlayan bir tip göstergesi olan ‘AG’ olarak belirlenmiştir” diye konuştu.
Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı’nın 2024 yılında icra edilmemesi
Bakanlık kaynakları, Uluslararası Anadolu Kartalı Tatbikatı’nın 2024 yılında neden icra edilmeyeceği konusunda ise şunları kaydetti:
“NATO Güvenlik Yatırımları Programı kapsamında Mayıs 2023 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Konya’da gerçekleştirilmekte olan Konya Havaalanı ana pist restorasyonundan dolayı 2024 yılı Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilmeyecektir. Uluslararası Anadolu Kartalı Eğitimi’nin 2025 yılının Haziran ayında 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Konya’da icra edilmesi planlanmaktadır. Milli Anadolu Kartalı Eğitimi ise uçaklar kendi meydanlarından kalkış-iniş yapacak şekilde 15-26 Nisan 2024 tarihleri arasında icra edilecektir.” – ANKARA
]]>Çeşitli ziyaretlerde bulunmak için Karabük’ün Safranbolu ilçesine gelen Bakan Tunç, ilçe merkezindeki bir otelde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle buluştu.
Daha sonra Sunal Tülbentçi Öğretmenevi önünden partililerle Misak-ı Milli Demokrasi Meydanı’na kadar yürüyen Tunç, burada yaptığı konuşmada, AK Parti Safranbolu Belediye Başkan adayı Ali Büyüközdemir seçildiği takdirde Safranbolu için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.
Gerçek belediyeciliğin AK Parti belediyeciliği olduğunu dile getiren Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te Büyükşehir Belediye Başkanı olarak CHP’den devraldığı İstanbul’u 4,5 yılda yaşanır hale getirdiğini, bunun da AK Parti’nin kurulmasını sağladığını anlattı.
Tunç, AK Parti’nin iktidarda olduğu 22 yıldır hep “önce insan” dediklerini belirterek, “Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle Türkiye’mizin 81 vilayetini yatırımlarla donattık.” diye konuştu.
Terörle mücadeledeki kararlılıklarından hiçbir zaman taviz vermeyeceklerini vurgulayan Tunç, ülkenin, çocukların, gençlerin huzurlu bir geleceğe kavuşabilmesi için gece gündüz çalışmaya devam edeceklerinin altını çizdi.
Tunç, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri birer birer kaldırdıklarına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkede bir daha darbeci, vesayetçi anlayış hortlamasın, milli iradenin önü kesilmesin diye reformlar yaptık. Anayasa değişiklikleri yaptık. Tüm bunları sizler onayladınız. Referandumlarda sizlerin huzuruna geldik, evet oylarınızla Türkiye’nin önünü açtınız. 22 yıldan bu yana 81 vilayetimizi yatırımlarla donatırken dünya projeleriyle tanıştırırken şer güçleri de hiç boş durmadı. Ülkemizin önünü kesmek, Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidardan düşürmek, AK Parti iktidarını sona erdirmek için türlü türlü hilelere başvurmadılar mı? Parti kapatma davaları, 367 krizleri, Gezi olayları, 17-25 (Aralık) emniyet yargı darbe girişimi, 15 Temmuz hain darbe kalkışması, tüm bu karanlık günleri, geceleri milletimize yaşatmak istemediler mi? Ne yaptık? Size güvendik. Sizler hep o önümüze konulan taşları birer birer ayıkladınız ve bizim önümüzü açtınız.”
“Milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmeyeceğiz”
Demokrasiye hep beraber sahip çıkacaklarını, milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmeyeceklerini vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:
“O başbakanların asıldığı, bakanların asıldığı, siyasetçilerin zindanlara tıkıldığı, darbe mağdurlarının hapislerde çürütüldüğü o eski günlere bir daha geri dönmek yok. O geri dönmek isteyenler de hiçbir zaman bu ülkede iktidar yüzü görmeyecek. Bu millet onlara fırsat vermez, vermeyecek.
Şimdi belediye seçimlerinden sonra diyorlar ki acaba ‘AK Parti’yi tökezletebiliriz de yeniden bir istikrarsızlık ortamı oluşturabilir miyiz? Yeniden ekonomiyi olumsuz etkileyerek 2028’den önce bir proje yapabilir miyiz?’ Sizin projeleriniz tutmaz.”
Tunç, hakkaniyetli, adaletli ve dengeli dış politikayla dünyada insan haklarını, mazlumun hakkını, Filistinli mazlumu savunmaya, “Dünya beşten büyüktür.” demeye devam edeceklerini anlattı.
Bir belediye başkanının, bakanıyla, milletvekiliyle uyum içerisinde çalışmasının o şehre avantaj getireceğine vurgu yapan Tunç, şunları kaydetti:
“Ali Büyüközdemir, gençliğiyle, dinamikliğiyle, çalışkanlığıyla ve bizlerle uyumlu çalışmasıyla Safranbolu’muza değer katacak. O tarihi eserleri yeniden gün yüzüne çıkaracak, onarım bekleyen tarihi evleri yeniden ayağa kaldıracak çalışmaları hükümetimizle beraber yapacak. Şunu söylüyorlar biz bunu dediğimiz zaman; ’17 bakan, siz seçim çalışmasındasınız.’ Bakanların seçim çalışmasında olmasıyla ilgili anayasal yasak mı var? Nereden çıkardınız bunu? Kendi beceriksizliğinizi, kendi kayıp yıllarınızı örtmek için sürekli bunu gündemde tutmaya çalışıyorsunuz. Neymiş, 17 bakan İstanbul’da. Niye 17 bakan İstanbul’da? 17 bakan Türkiye’nin her yerinde, 81 vilayetinde, halkının arasında. Hem ülkeyi yönetiyor hem de milletini dinliyor.
Sen geleceksin vatandaşa o hükümetin çalışmalarını, bakanların çalışmalarını karalayacaksın, dezenformasyon yapacaksın, biz milletimize doğrusunu anlattığımızda da rahatsız olacaksın öyle mi? Sen işine bak. Sen İstanbul’a yaşattığın kayıp yıllara üzül, üzül. Sen kendi perişanlığına üzül. Nasıl İSKİ skandallarıyla bu ülkeyi çalkalandırdınız geçmişte. Şimdi de para kuleleriyle maalesef İstanbul’a o kara görüntüleri yaşatıyorsunuz.”
“Millete hizmet yolunda durmadan çalışmaya devam edeceğiz”
Tunç, bakanların milletiyle beraber millete hizmet yolunda hiç durmadan çalışmaya ve koşturmaya devam edeceğinin altını çizerek, “Maalesef öyle bir karalama yapmaya çalışıyorlar ki o karalamayı şunun için yapıyorlar. Yaptıkları bir eser yok. Ürettikleri bir icraat yok. Çaktıkları bir çivi yok. Sırf onu gölgelemek, örtmek için böyle dezenformasyona başvuruyorlar. Nereye başvurursa başvursunlar, milletimiz 17 sandıkta ‘Recep Tayyip Erdoğan’ dedi, 22 yıldan bu yana ‘AK Parti’ dedi, ‘Cumhur İttifakı’ dedi. Şimdi 18. sandıkta da inşallah yine ‘AK Parti’ diyecek, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ diyecek, ‘Cumhur İttifakı’ diyecek.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, millete güvendiklerini ifade ederek, “Seçimlerden sonra da inşallah 2028’e kadar 4 yıllık seçimsiz geçecek bir süre var. Geçmişte enflasyonu tek haneli rakamlara düşürdüğümüz gibi yine düşüreceğiz. Yine emeklimizin, memurumuzun, işçimizin maaşını, alım gücünü artırmaya devam edeceğiz.” dedi.
Programda, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt ve AK Parti Safranbolu Belediye Başkan adayı Ali Büyüközdemir de konuşma yaptı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, yerel seçim çalışmaları kapsamında Sinop’a geldi. İlk olarak Sinop Valiliği’ni ziyaret eden Özhaseki, burada şeref defterini imzaladı. Sinop Valisi Dr. Mustafa Özarslan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye Sinop’a özgü kotra hediye etti.
“Her ay 10 bin, 15 bin ev vereceğiz”
Daha sonra Sinop Polisevi’nde muhtarlar, STK ve oda temsilcileriyle iftar programında bir araya gelen Bakan Mehmet Özhaseki yaptığı açıklamada, “Türkiye bir deprem ülkesi bunu bilelim. Hiç kimse lütfen Sinop’ta ki kardeşlerim siz de dahil içinizden ‘bizim burada bir şey olmaz, burası 3’üncü derece, burası 4’üncü derece’ falan diye geçirmesin. Son 100 yıl içinde bu ülkede meydana gelen 6 ve üzeri şiddette yıkıcı deprem sayısı 231. Sadece ana karamızda meydana gelen deprem sayısı ise 60’ın üzerinde. Ölen insan sayımız 130 bin. Zarar milyarlarca dolar. Deprem ülkesiyiz. Bunu bilelim arkadaşlar, kabul edelim. Şuan da hareketli kırılmamış ne zaman, nerede, hangi saatte, hangi şiddette kırılacağı belli olmayan 500’ün üzerinde fay hattı var bu memlekette. 500’ün üzerinde fay hattı var. O yüzden ne yaparsak bu gerçekliği bilerek hareket etmek ve yapmak zorundayız. Evlerimizi, iş yerlerimizi, bahçedeki köpek kulübesini dahi öyle yapmak zorundayız. Bizim müthiş bir şekilde tedbir almamız lazım” diye konuştu.
“Her ay 10 bin, 15 bin ev vereceğiz”
6 Şubat 2023 depremini hatırlatan Bakan Özhaseki, “Bundan 1 sene kadar önce, bir gece yarısı hepimiz müthiş bir üzüntüyle uyandık. O depremden sonra gündüz saat 1 civarında 2 tane uzun süren 3 dakikaya yaklaşan bir deprem yerleşim yerlerinin altından geçti ve tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan da zarar gördü. 680 bin konut ağır hasarlı, orta hasarlı ve 170 bin kadar da iş yerimiz yıkıldı veya yıkılmayı bekliyor. 850 bin bağımsız birim. Maddi zarar 100 milyar doların üzerinde. Bu hatlar bilinmiyor mu? Evet, biliniyor. Ama 30’lu, 40’lu yıllardan itibaren fay hatlarının üzerine o kadar çok evler yapılmış ki, biraz eski teknolojiyle yapılmış, biraz malzemeden çalınarak yapılmış, yapılmış da yapılmış. Nihayetinde o deprem geldiğinde de hepimizin can evinden vurdu. Tabii ilk andan itibaren Cumhurbaşkanımız ayakta. Bütün bakan arkadaşları bölgeye görevlendirir. Valilerimiz, kaymakamlarımız, sağlık görevlileri hep oradalar. Burada şimdi dediğim gibi tam 18 vilayetimiz etkilendi. 4 bin 300’den fazla köyümüzde hasar var, yıkım var. Çok şükür bir an bile boş durmadık. 300 binden fazla inşaatımız devam ediyor. Köyler için karar aldık. Çelik kasa evler yaptırıyoruz. Şu anda tam 4 bin 333 tane köyde çelik evler yaptırıyoruz. 100 metrekarelik. İçinde taş yünü koyduğumuz içinde alçıpan olan çelik evler yaptırıyoruz. Şehirlerin merkezlerini yapmaya karar verdik. Çünkü Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya, Hatay kadim şehirler ve merkezleri yok olmuş nerdeyse. Tamamıyla şehirlerin merkezlerini bakanlık olarak yeniden projelendirdik. O tarihi evleri has, o özgün kimliğine yeniden çıkarmaya çalışıyoruz oraları. Yola açılan ana caddeleri yapıyoruz. Rezerve alanlarında da yüzbinlerce konutun inşasına başladık. Şu ana kadar 76 bini bitirdik, o bölgelere teslim ettik. Peyderpey de zaten devam edeceğiz o evleri vermeye. Her ay 10 bin, 15 bin ev vereceğiz” şeklinde konuştu.
“Bir an önce evlerimizi dirençli hale getirelim, evlerimizi dayanıklı hale getirelim”
Kentsel dönüşüm çağrısında bulunan Özhaseki, “Kentsel dönüşümün 3 tane ayağı var. Birisi bakanlık. Biz hazırız bekliyoruz. Bu konuda yetki almış bir bakan olarak diyorum ki, A’dan, Z’ye kaç tane parti varsa, söz yeter ki kentsel dönüşüm yapın. Kapı sonuna kadar açık. A, B, C, D, E hangi parti olursa olsun değişin, dönüşün. Bir an önce evlerimizi dirençli hale getirelim, evlerimizi dayanıklı hale getirelim. Elimizdeki tüm imkanları namus sözü sonuna kadar kullanacağız. Buyurun. Fakat arkadaşlar, ne yazık ki bir grup arkadaşımız yanaşmıyor bu işe. Zor. Vatandaşı ikna edeceksiniz, plan yapacaksınız, eziyet çekeceksiniz. Evleri yaptıktan sonra bile dağıtması bile başlı başına bile bir sorun. Bir türlü yanaşmıyor arkadaşlar” ifadelerini kullandı.
“İnşallah Sinop’u ayağa kaldırmanın zamanı geldi diyorum bende”
31 Mart yerel seçim kapsamında Sinop’tan aday gösterilen AK Parti Sinop Belediye Başkan Adayı Yakup Üçüncüoğlu’na sahip çıkılmasını gerektiğini belirten Bakan Özhaseki, şunları söyledi:
“Sizler de uygun görürseniz Yakup Bey kardeşimizi sizlerde tanıyorsunuz. Yıllardır toplumun içinde. Her dernekte, her cemiyette var. Her grupta, her kesimde var. Onunla biz bu işi çok daha rahat aşarız, yaparız diye düşünüyorum. Ama takdir tabii ki sizlerin. Her ne çıkarsa saygıyla boynumuzu eğeriz. Ama Sinopumuza da kıyamıyoruz. İnşallah Sinop’u ayağa kaldırmanın zamanı geldi diyorum. Değerli kardeşimiz Yakup Bey’i size teslim ediyorum. Sizi de Allah’a emanet ediyorum.”
Program Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin açıklamalarının ardından Kuran’ı Kerim ve iftar programı ile devam etti. – SİNOP
]]>Özhaseki, AK Parti Sinop İl Başkanlığı tarafından Polisevi’nde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, Türkiye’de son 100 yıl içinde 6 ve üzeri şiddette meydana gelen yıkıcı deprem sayısının 231 olduğunu söyledi.
Sadece ana karada meydana gelen deprem sayısının ise 60’nın üzerinde olduğunu vurgulayan Özhaseki, depremlerde kaybedilen insan sayısının da 130 bin olarak gerçekleştiğini belirtti.
Özhaseki, bu depremlerin ülkeye verdiği zararın ise milyarlarca dolar olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Deprem ülkesiyiz bunu bilelim arkadaşlar, kabul edelim. Şu anda hareketli, kırılmamış nerede, ne zaman, hangi şiddette kırılacağı belli olmayan 500’ün üzerinde fay hattı var bu memlekette. O yüzden her ne yaparsak bu gerçekliği bilerek yapmak zorundayız. İşimizi ona göre muntazam yapmak zorundayız. Evlerimizi, iş yerlerimizi bahçemize yapacağımız affedersiniz bir köpek kulübesini dahi öyle yapmak durumundayız. Mevlana Hazretleri diyor ki, ‘Akıl dize vurup ah etmek için değildir, akıl olanı biteni görüp ibret alıp yola revan olmak içindir.’ Çok şükür bizler akıllı insanlarız. İkide bir dizimize vurup ağlayıp yeniden aynı yerden başlamanın da bir manası yok ki. Tedbir almadıktan sonra hiçbir anlamı da kalmıyor zaten bu işin.”
“Biz istekliyiz, hazırız, bekliyoruz”
Deprem riskinin ortadan kaldırılması için birincil önceliklerinin kentsel dönüşüm faaliyetleri olması gerektiğini aktaran Bakan Özhaseki, bu noktada bakanlığın kapılarının tüm belediyelere açık olduğunu vurguladı.
Özhaseki, kentsel dönüşüm noktasında bakanlık olarak istekli ve hazır olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Kentsel dönüşümün üç ayağı var. Bir tanesi de Bakanlık. Biz istekliyiz, hazırız, bekliyoruz. Bu konuda yetki almış bir bakan olarak diyorum ki A’dan Z’ye kaç tane parti varsa söz, yeter ki kentsel dönüşüm yapın. Kapı sonuna kadar açık. A,B,C,D,E hangi parti olursa olsun. Ne olur değişim, dönüşüm, bir an evvel evlerimizi depreme dayanıklı hale getirelim. Elimdeki bütün imkanları namus sözü sonuna kadar kullanacağız, buyurun. Fakat arkadaşlar bir grup arkadaşımız tövbe yanaşmıyor bu işe. Zor bir iş vatandaşı ikna edeceksiniz, plan yapacaksınız, eziyet çekeceksiniz, evleri yaptıktan sonra dağıtması bile başlı başına bir sorun. Bir türlü yanaşmıyor arkadaşlar. Bana göre de o arkadaşlarımız hakkıyla vazifelerini yerine getirmiş olmuyorlar. Hele hele İstanbul’daki ilçeler için söylüyorum. Çünkü Bakanlık hazır ama asıl çalışması gereken grup belediye.”
Belediye başkanlarının kentsel dönüşüm konusuna daha fazla ağırlık vermeleri gerektiğine dikkati çeken Özhaseki, “Belediye başkanları kültürle de uğraşır, sanatla da uğraşır, düğünlere de gider başımızın üstüne. Zaten bunlar olmazsa olmazımız bizim. Ama İstanbul gibi, İzmir gibi yerde birinci iş kentsel dönüşüm. Deprem her geldiğinde çünkü en sevdiklerimizi alıyor, götürüyor. Götürürken de hangi partili diye bakmıyor ha ona göre. Dini, imanına, insafına da bakmıyor. Alıyor, götürüyor. O yüzden bizim birinci yapmamız gereken iş bu.” diye konuştu.
Özhaseki, Sinop’ta altyapı sorununun olduğunu ve bunu çözmek gerektiğini de vurgulayarak, “Ne kadar bir bedel gider diye baktım. O kadar çok birikmiş ki iş 130 milyon dolar civarında altyapıya para gidiyor. Su, kanal, arıtma tesislerine. Bu bir belediyenin gücü ile de olacak değil haliyle, dışardan kredi bulup yaptırmak gerekiyor. Bu fonlar da bizim elimizde. İnşallah bunu yaparız.” ifadelerini kullandı.
Bakan Özhaseki, kentteki temasları kapsamında iftar programı öncesi Sinop Valiliğini de ziyaret ederek, Vali Mustafa Özarslan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
]]>Seçim çalışması kapsamında Küçük Sanayi Sitesi’nde esnaf ziyareti yapan Demirkol, AA muhabirine, Bolu’da inceleme ve ziyaretlerde bulunan Bakan Uraloğlu’ndan kente yönelik yatırımlar için sözler alındığını, talep ettikleri 101 proje içerisinde en önemlilerinden biri olan battı çıktılar talebini yerinde gördüğünü anlattı.
Daha önce sayaçların konulduğu 14 kilometrelik yolda 12 kavşağın bulunduğunu, bunlardan 8’inin sinyalize olduğunu aktaran Demirkol, güzergahtan geçen araç sayısı değerlendirildiğinde talebin yerinde görüldüğünü söyledi.
Demirkol, en önemli battı çıktıların organize sanayi, sanayi, Gölyüzü ve üniversite kavşağında olduğunu aktararak, “Sayın Bakanımız da bunların yapılacağını sözünü verdi. Çalışmalara başlandığını, sadece battı çıktı değil 14 kilometrelik mesafe içinde genel çözümleri de buna ilave edeceklerini ifade ettiler. Bu müjde için kendilerine teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu’ndan, Anadolu Otoyolu’ndan geçen ağır tonajlı tırların şehre girmeden sanayi bölgesine rahatça ulaşmaları konusunda da talepte bulunduklarına değinen Demirkol, “Bu projeyle ilgili de Bakan Uraloğlu’ndan çalışmaların tamamlanması için söz aldık. Orada modern bir tır parkı talebimizde yine projelerimiz arasında vardı. Modern tır parkı sözümü de almış olduk.” şeklinde konuştu.
Demirkol, vatandaşlar takdir ettiği takdirde seçimden sonrada projelerin en hızlı ve güzel şekilde yürümesi için gayret göstereceklerinden bahsederek, samimiyet ve heyecanlarına ortak olan Bolu halkına teşekkür etti.
Gönüllüler, teşkilat ve vatandaşlarla samimiyet üzerine kurulu bir sürecin yürütüldüğünü vurgulayan Demirkol, huzur, güven, proje ve yatırım dörtlüsünün Bolu’nun en önemli ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Demirkol, İl Sağlık Müdürlüğü görevinde iken vatandaşlara kapısının ve telefonlarının 24 saat açık olduğunu vurgulayarak, “Ben tüm vatandaşlarımızın samimiyetle kucaklaştıkları, bizi de kucakladıkları bu süreçte gidişatı ve seçim sonucunu çok olumlu görüyorum. Tabii ki, 31 Martta seçim sonuçları tecelli edecek. Vatandaşımızın vereceği karar başımızın üzerinde. Fakat sokakta görmüş olduğumuz coşku, hissettiğimiz heyecan, bizi çok mutlu ediyor. Biz, her geçen gün yükselen ivmemizle, çalışma gayretimizle, teşkilat ve gönüllülerimizle 31 Mart’ta sandıktan Bolu’nun kazanacağı sonucun çıkacağına eminiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Boluspor’un hesabına 5 milyon yattı”
Demirkol, Gençlik ve Spor Bakanlığından Boluspor için istenen 5 milyon liranın kulübün hesabına yattığını bildiren Demirkol, Boluspor Kulüp Başkanı Savaş Abak’ın, “Bolu Belediyesinden Boluspor’a delikli kuruş bile gelmedi” şeklinde ifadelerde bulunduğunu söyledi.
Demirkol, “Belediye veremediği gibi organize de edemedi. Boluspor’un 6-7 yıllık süre içerisinde alacaklarını topluca, hem de daha düşük miktarda alıp, bunu Boluspor’a iyilik gibi anlatıyor. Boluspor’un parasını alıp da Boluspor’a dağıtmış gibi göstermenin nasıl aymazlık olduğu ortada. Boluspor’a bu sürede bir delikli kuruş bile vermediğini kulüp başkanı Abak ifade etti. Bakanlıktan Bolu Valiliğine gelen 5 milyon lira bugün itibariyle Boluspor’un hesabına yattı.” ifadesini kullandı.
Bolu Belediye Başkanı’nın 5 yılda yapamadığının 12 katını, 5 günde yaparak 6 milyon lirayı amatör kulüpler için Bolu’ya getirdiklerini söyleyen Demirkol, “Spor yapan 110 kulübün ilçeler dahil hepsi. Evlatlarımız için ortaya koyduğumuz irade ve güç ortada. Şu anki belediye başkanının bunu ne kadar zul gördüğünü 5 yılda ne yapıp yapmadığı ortada. 500 bin lirayı işte zorla, bin bir reklamla ancak verebildi. Biz diyoruz ki, iş bilenin, kılıç kuşananın.” değerlendirmesinde bulundu.
Demirkol, bu işlerin dağ ve bayırda filim çekmeye benzemediğini, iş takibi ve profesyonelce kentin hakkını savunmayı gerektirdiğine dikkati çekerek, Bolu’nun şov ve magazin dünyasından çıkmasını, gerçek huzura ve yatırıma kavuşmasını istediklerini sözlerine ekledi.
]]>Bakan Yerlikaya, Balıkesir’in Gönen ilçesinde esnaf ziyaretinin ardından AK Parti Gönen Belediye Başkan adayı Aydemir Gümüş için kurulan Seçim Koordinasyon Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.
Burada konuşan Yerlikaya, büyük ve güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini, İçişleri Bakanlığının 85 milyonunun huzur ve güvenliği için var olduğunu söyledi.
Gece gündüz demeden aziz milletin huzuru ve güvenliği için gayret gösterdiklerini vurgulayan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“40 yıldan beri mücadele ettiğimiz ama artık son nefesleri, son çırpınışlarını görüyorsunuz, onu da nefes almaz hale getireceğimiz hain bölücü terör örgütleriyle uğraşıyoruz, mücadele ediyoruz. Sınırımızın içinde ve dışında ayrımı yapmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bize ‘Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmak yok’ diyor. Sınırın içinde İçişleri ailesi olarak biz, sınırın dışında Savunma Bakanlığı, yani kahraman Mehmetçiğimiz. Milli İstihbarat Teşkilatı en az haftada 3-4 kez görüyorsunuz, onlar da nokta atışlarla sözde liderlerini içeride ya da dışarıda fark etmiyor. Nerede görürse onları etkisiz hale getiriyor, elini havaya kaldıran varsa alıp adalete teslim ediyor.”
Yerlikaya, organize suç örgütleriyle mücadele ettiklerini, ülkenin huzuru için zehir tacirlerine de geçit vermemeye kararlı olduklarını dile getirdi.
“Seçimin yapıldığı tüm yerlerde tedbirimizi aldık”
Hanenin direğinin anneler olduğunun altını çizen Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Evlatlarımızın eğitmeni, onları geleceğe hazırlayanlar da sizsiniz. Evet biz babalarız. Benimde ellerinizden öper 4 evladım var ama evdeki eğitim, annenin duası, eğitimi çok bambaşka. Şimdi ‘benim evladım, benim oğlum, benim kızım yapmaz’ demeyin. Çünkü kötülüğün cesareti biliyorsunuz, cep telefonunun içinde, her yerde var ama devlet ve millet olarak biz daha güçlüyüz. Bakın ben sizden şunu istiyorum. Duyduğunuzu, gördüğünüzü, söylenenleri 112’yi arayıp ‘Evladım Bakanımız bize böyle demişti’ de ismini verme. Bunlar yazılsın, çünkü öyle bir yazılım sistemi yaptık ki gelen tüm uyuşturucuyla ilgili ihbarların tamamını eski tabirle esas biliyor ve bunların üzerinde öyle bir yazılımla hareket ediyoruz ki hangi mahallede, hangi sokakta, hangi köşede… Bunlar bizim hız yapmamızı, yani bunları enselerinden tutup yere çökertip savcının karşısına götürme hızımızı arttırıyor da o yüzden istiyorum. Kötülükle mücadeledeki bunun başında uyuşturucu, bunlarla mücadelede biz 85 milyon bir takım ruhuyla çalışmamız lazım. Takım olursak hız yaparız, işinize bereket olur. Sonunda da ‘ben’ değil, ‘biz’ yapmış oluruz.”
Yerlikaya, suç işlenmesini önlemek, eğer işlenmişse onu da bir an önce aydınlatmakla görevli olduklarını belirterek, “Bir suç dahi olsa diyoruz ki ‘keşke bu suç olmadan önce önleyebilseydik.’ Bu hassasiyetle çalışıyoruz. Bu arada her zaman görüyoruz, işitiyoruz, sizin destekleriniz ve hayır dualarınız benim kahraman polisimin, jandarmamın, sahil güvenliğimin, mülki idare amirimin heyecanını çok daha yukarıya çıkarıyor. Her birinizden Allah razı olsun.” diye konuştu.
Yerel seçimlere değinen Yerlikaya, “31 Mart öncesinde biz İçişleri Bakanlığı olarak seçimin yapıldığı tüm yerlerde seçimin güvenliği, huzuru, sandığa iradenin hakkaniyetli, özgür bir ortamda yansıması için de tedbirlerimizi aldık. 600 bin mesai arkadaşımız, o büyük İçişleri ailesiyle, büyük tecrübeyle beraber sandığa hür iradenin yansımasıyla ilgili elimizden gelen her türlü gayreti yapacağız. Bakın bu meydanlarda, Gönen’de her parti kendini anlatabiliyor değil mi? Çok büyük bir nimet. Allah demokrasimizi bu topraklardan hiç eksik etmesin.” ifadesini kullandı.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, “Bu seçim sadece belediye başkanımızı, meclis üyelerimizi ve muhtarımızı seçeceğimiz bir seçim değil. Bu seçim ülkenin içinde bulunduğu durumdan bağımsız, sadece yerel yönetimlerle ilgili vereceğimiz bir karar da değil. Bu seçim karşı devrimci, Cumhuriyet düşmanı iktidara ‘dur’ diyeceğimiz bir tercih. Bu iktidara ders vermenin, bu iktidarın kulağını çekmenin bir fırsatı bu seçim.Tüm yurttaşlarının nefesini kesen bu iktidara bu dersi vermek zorundayız” dedi.
CHP İçişleri Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, İzmir’deki Balkan ve Rumeli göçmenleriyle bir araya geldi. Bakan’a; CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak ve eski İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil de eşlik etti. Batı Trakya Türkleri Derneği, Balkan Göçmenleri Derneği, Bosna-Sancak Derneği ve Kuzey Makedonya Federasyonu’nu ziyaret eden CHP heyeti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay’a ve CHP’nin ilçelerdeki adaylarına destek istedi. Ziyaretlere Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Eşki, Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman, Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Bornova, Buca ve Menderes ilçe başkanlarıyla il başkan yardımcıları da yer aldı. Heyet programlarını CHP İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve Menderes Belediye Başkan Adayı İlkay Çiçek’in de katıldığı Görece Mahallesi’ndeki iftar programıyla tamamladı.
MURAT BAKAN: “BU SEÇİM KARŞI DEVRİMCİ, CUMHURİYET DÜŞMANI İKTİDARA ‘DUR’ DİYECEĞİMİZ BİR TERCİH”
CHP’li Bakan şöyle konuştu:
“Bu seçim sadece belediye başkanımızı, meclis üyelerimizi ve muhtarımızı seçeceğimiz bir seçim değil. Bu seçim ülkenin içinde bulunduğu durumdan bağımsız, sadece yerel yönetimlerle ilgili vereceğimiz bir karar da değil. Bu seçim karşı devrimci, Cumhuriyet düşmanı iktidara ‘dur’ diyeceğimiz bir tercih. Bu seçim ülkenin kaynaklarını yurttaşlarına değil, bir avuç yandaşına aktaran iktidara ‘dur’ deme irademiz. Bu iktidara ders vermenin, bu iktidarın kulağını çekmenin bir fırsatı bu seçim. Ekonomiden yargıya, eğitimden güvenliğe kadar her alanda çok büyük krizler yaşatan, emeklisinden öğrencisine doktorundan işçisine kadar tüm yurttaşlarının nefesini kesen bu iktidara bu dersi vermek zorundayız. İzmir’in yüzü dün de bugün de yarın da aydınlık yarınlara dönüktür. Özgürlüğün, demokrasinin ve Cumhuriyet’in gücüdür İzmir. Gücümüzü İzmir’in özgür ruhundan, İzmirlilik kimliğinden ve dağlarımızda açan çiçeklerden alıyoruz. Biz İzmir’de ve tüm ilçelerinde genç, heyecanlı, dinamik ve liyakatli kadrolarla, ihtiyacı önceleyen gerçek projelerle kamucu belediyeciliğin devamlılığını sağlayacak, İzmirlilerin yaşadığı kentte aldığı nefesi de hizmeti de arttırmaya devam edecek ve gücümüze güç katacağız.”
“HER ŞEYE ZAM YAPAN AMA EMEKLİYE ZAM YAPMAKTAN İMTİNA EDEN AKP’YE GEREKEN CEVABI SANDIKTA VERECEĞİZ”
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak ise şunları söyledi:
“Ağzını her açtığında kibirli bir dille ekonomist olduğunu söyleyen adam çıktı, 2021 yılında ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ dedi ve ülkemizi getirdiği nokta ortada. İnanılmaz bir hayat pahalılığı… Paramız pul oldu. Seçime 10 gün kala faiz artırımına gitmesi de aslında her şeyi gösteriyor. Biz geziyoruz. Türkiye’nin her yerinde çarşı geziyoruz. Çarşı, esnaf ziyaretlerimizde şunu görüyorum: Artık sadece üç yerde kuyruk var. Halk ekmek kuyruğu, ucuz et kuyruğu ve kuyumcuların önündeki kuyruk. Sayın Cumhurbaşkanı yurttaşı bu üç kuyruğa mahkum etti. Yurttaşlarımız parasını altına yatırıyor ve değerini korumaya çalışıyor. Bakın, bunu yatırım olarak yapmıyor. Bunu her gün bir önceki güne göre değersizleşen parasını koruma amacıyla yapıyor. Bu seçimde her şeye zam yapan ama emekliye yaşamını idame ettirmesi için gereken zammı yapmaktan imtina eden AKP’ye gereken cevabı sandıkta vereceğiz.”
“ÖZÜNDEN UTANANIN SÖZÜNE GÜVEN OLUR MU”
Eski İstanbul Milletvekili Bihlun Tamaylıgil de şöyle konuştu:
“Bu iktidarın yanlış politikaları nedeniyle ekonomik olarak çok zor bir süreç yaşadığımızı ve yaşamaya da devam edeceğimizin farkındayız. Bunların hepsi akılcı politikalarla çözülür. Bu süreç uzun ve yorucu olacak ancak çözeceğiz. Partimiz bu güce ve bilgiye sahip. AKP iktidarının Türkiye’deki hukukla ve demokrasiyle olan çatışmasını iyi biliyoruz. Bu ülkeye neler yaşattılar… Yaşadıklarımız, Türkiye’nin geleceğinin hangi yöne doğru evrilmeye çalışıldığını da gösteriyor. Bizim yolumuz belli, İzmir’in ve Türkiye’nin yolu da belli. İzmir Cumhuriyet’in, aydınlığın ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerinin iliklere kadar yaşandığı ve yaşatıldığı şehirdir. Mustafa Kemal’in şehridir. ve bu şehirde utanılan kimliklerle bir adaylaşma süreci yaşıyoruz. Bu konuda şunu sormak istiyorum: Özünden utananın sözüne güven olur mu? Bunu herkesin iyi değerlendirmesi lazım.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunları’nın kente kazandırılmasını duyurduğu toplantının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Rakibi Murat Kurum’un, ‘Bakanlıkların kapısından içeriye dahi giremezsin. Öyle bir liyakat yok sende. Seni ancak bakanlığın kantinine köfteci olarak alırlar’ sözlerine yanıt veren İmamoğlu, “Köfteciyle ilgili bir sorunu var Sayın Kurum’un. Ben, ona, ‘Bakan olamazsın demedim, köfteci olamazsın’ dedim. Esnaflığın ne anlama geldiğini bilmeyen bir insan, insanlarının yüzde 30’a yakın esnaf kökenli bir toplum olan güzel İstanbul’a nasıl hizmet edebilir; varın siz düşünün. Tabii anlayacağını da düşünmüyorum. Belli ki köfteyle, köfteciyle bir zoru var, esnaflıkla bir zoru var. Ama 31 Mart’ta esnafın, köftecilerin zaferi olacak. Muhtemeldir ki 31 Mart’tan sonra her yediği köftede, İstanbul seçimini hatırlayacak” yanıtını verdi.
İmamoğlu, 2027 Avrupa Oyunları’nın kente kazandırılmasını duyurduğu toplantının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu’nun bu sorulara verdiği yanıtlar şunlar oldu:
“BU SEÇİM 31 MART’TA ESNAFIN, KÖFTECİLERİN ZAFERİ OLACAK”
-Murat Kurum’un şöyle bir cümlesi oldu size dair; ‘Bakanlıkların kapısından içeriye dahi giremezsin. Öyle bir liyakat yok sen de seni ancaK bakanların kantinine köfteci olarak alırlar’
Köfteciyle ilgili bir sorunu var sayın Kurum’un. Tabii ben ona bakan olamazsın demedim köfteci olamazsın dedim. Biraz esnaf olmaya dönük de bir davetim oldu ama esnaf olmaya da niyeti yok olamaz da bu söylemlerine bakılırsa. Esnaflığın ne anlama geldiğini bilmeyen bir insanın İstanbul’da insanlarına, yüzde 30’a yakın esnaf kökenli bir toplum olan güzel İstanbul’a nasıl hizmet edebilir varın siz düşünün. Tabii anlayacağını da düşünmüyorum. Belli ki köfteyle, köfteciyle bir zoru var esnaflıkla bir zoru var. Ama bu seçim 31 Mart’ta esnafın, köftecilerin zaferi olacak. Muhtemeldir ki 31 Mart’tan sonra her yediği köftede İstanbul seçimini hatırlayacak. Öyle tahmin ediyorum. Çok kötü sınav verdi umarım hayat dersi ona birazcık esnaflık dersi şu 31 Mart öncesi yaşadıkları biraz esnaflık dersi verir de esnaf olmanın ağırlığını yaşar ve hisseder.
“TOPUKLAYARAK KOŞA KOŞA ANKARA’YA DÖNEBİLMELERİ İÇİN İYİ BİR FARK YEMELERİ LAZIM”
-Bakanlar iftar ve sahur programlarında da konuşuyorlar ve aday için oy istiyorlar. Dışişleri Bakanı Murat Kurum’u anlattı son olarak. Değerlendirmeniz ne olacak?
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk defa bu kadar zafiyet içerisinde. Ben İstanbul’da halkımızın topyekün acilen bunları görevine yollaması gerektiğini düşünüyorum ve 1 Nisan itibarıyla görevlerine geri dönmesi için. Hem de böyle tam gaz, biraz sokak diliyle söyleyeceğim, topuklayarak yani böyle koşa koşa Ankara’ya dönebilmeleri için iyi bir fark yemeleri lazım. ve bu fark ben eminin AK Partili hemşehrilerim, AK Parti’ye oy vermiş, emekli hemşehrilerim, abilerim, ablalarım bile bize oy verecekler ki bunlar akıllarını başlarına alsın ve bir an önce işlerine güçlerine geri dönsün. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kabinesi ilk defa işini bu kadar boşlamış laçka bir duruma evrilmiş. Dışişleri Bakanını şu anda ilgilendiren günlük mevzulara ben bakıyorum. Sabah erkenden basın özetini okuyorum devasa sorunları var. İçişleri Bakanlığı’na bakıyorum, bir kere her şeyden önce sandık güvenliği sana teslim, sen seçime üç gün, beş gün kala anons yapıyorsan, propaganda yapıyorsan seçimle ilgili sana nasıl güvenecek bu millet?
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ BÜROKRASİ TARİHİNE AYIP SAYFALAR OLARAK GİRMEYE ŞU ANDA NAMZETLER”
Yani kaldı ki daha bir, bir buçuk ay öncesine kadar her gün iki üç tane operasyon görüntüleri görüyorduk sayfasında. Yani polisimizi kullanarak, çakarlı arabalar, büyük operasyonlar, Hollywood tarzı çekimlerle. Ne oldu? Bir anda her şey bitti mi? Bıçak sırtı gibi böyle tak diye kesildi mi? Öyle bir şey olabilir mi? ya bu milletin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz siz? Her makamın bir ağırlığı var. Esnaf olmanın ağırlığı var, bakan olmanın da ağırlığı var. Bakan olmanın da ağırlığını taşımayı başarmalarını, becermelerini diliyorum, istiyorum. İçlerinde itibarlı, itibarlı olduğuna şahitlik ettiğim insanlar var. Umuyorum bu söylediklerim onların biraz canını yakar. ve biraz kendilerine çeki düzen verirler ve işlerinin başına dönerler. Çok yanlış yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bürokrasi tarihine böyle ayıp sayfalar olarak girmeye şu anda namzetler. Umuyorum bir an önce akılları başlarına gelir ama zaten akıllarını başına getirecek olan İstanbulluların 31 Mart’taki tercihleri olacak. Umuyorum, inanıyorum ki 1 Nisan’da koşa koşa Ankara’ya gidecekler. Zira bunlar oy aldıkları taktirde milletini nasıl unuttuklarını 14-28 Mayıs arasında gösterdiler verdikleri hiçbir sözü tutmadılar. O günden bugüne baktığınızda enflasyonun durumu ortada, 3600 ek gösterge ortada, mülakat ortada, şimdi sıralayamayacağım bir sürü şey ortada. O bakımdan milletimizin geçen sene yetki verdiği iktidara, hükümete, Sayın Cumhurbaşkanının ekibine ciddi bir ders vermeli bu seçimde ve akıllarını başına alıp gerçek sorunları çözme adına makamlarına gidip işlerinin başına geçmelidir.
“YOKSULLUK, EMEKLİNİN ÇEKTİĞİ SIKINTI AİLELERİN PAZARDAKİ SORUNLARI GÖRMEYEN İNSANDAN İSTANBUL’A BELEDİYE BAŞKANI OLUR MU?”
Rakibiniz Murat Kurum, muhalefet pişirip pişirip ülke gündemini yerel seçime taşımaya çalışıyor dedi. Buna bir cevabınız olacak mı?
-Ülke gündemi dediğimiz, bizim taşıdığımız meseleler ne? Yoksulluk, emeklinin çektiği sıkıntı, ailelerin çektiği pazardaki sorunlar, ekonomi. Bunları görmeyen insandan İstanbul’a belediye başkanı olur mu? Bunları hissetmeyen, bir bursun ne anlama geldiğini anlayamayan, kreşin ne anlama geldiğini anlayamayan, esnaflığın ne olduğunu bilmeyen, esnafın çektiği sıkıntıyı anlayamayan ya da emeklinin Kent Lokantasına niçin ihtiyaç duyduğunu kavrayamayan bir akıl İstanbul’a belediye başkanlığı yapabilir mi? Yapamaz.
“BİZDE NE YAZIK Kİ SEÇİM SANDIKTA KAZANILIYOR KAVRAMI SANDIKTAN ÇIKAN OYLARIN SAYIMI, TASNİFİ SIRASINDA YAŞANAN SORUNLAR”
-Seçim güvenliğinden bahsettiniz. Herhangi bir tereddütünüz var mı? İçişleri Bakanı’yla olsun şu anki kampanyayla ilgili. 31 Mart’taki seçimde oyları korumak için ne yapıyorsunuz?
-Türkiye’de ne yazık ki uzun yıllardır geriye dönüp baktığımızda 15-16 seçimdir, 17 seçimdir uzun zamandır seçim güvenliğiyle ilgili son derece insanlarımız tedirgindir, kaygılıdır. O bakımdan sandıkta görev alma meselesini en üst seviyeye taşıyıp onlara demokrasi neferleri, demokrasi kahramanları sıfatını yüklememizdeki sebep de bu zaten. Çünkü böyle büyük bir sorun var. Bu sorun tabii çağdaş ülkelerde sandık güvenliğini kendi lehine değil de kamu lehine çözüm bulan ülkelerde konuşulmaz. Ama bizde ne yazık ki seçim sandıkta kazanılıyor kavramı aslında sandıktan çıkan oyların sayımı, tasnifi esnasında ya da bir sonraki aşamada yaşanan sorunlar. Bu bağlamda alınması gereken tedbirleri almayıp ha bire bir zafiyet alanı yaratıp seçimlerin tartışılmasına fırsat veren iktidar. Ama biz 2019′ da yerel seçim de iki seçim üst üste bunu İstanbul’da başardık. Şu anda da bunu başaracak güçteyiz. Sandıkta tedbirleri noktasında, ama hukukçular, ama sandık görevlileri ama müşahitler, ama okul sorumluları, ama bilişim sorumluları son derece donanımlı bir şekilde sayısal anlamda da varlar. Fakat ben İstanbulluların bir kişi daha fazla niçin olmasın ki diyerek ben de görev alayım diyerek İstanbul Gönüllülerini arayabilirler. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe ve il başkanlığıyla irtibata geçebilirler ve görev talep edebilirler diye çağrılarımı yapıyorum. Buradan da yapıyorum yapmaya da devam edeceğim. ve hatta diyorum ki oyunuzu mu kullandınız? O gün sizin, İstanbul’un demokrasi şöleni…
“ENFLASYONU SUÇLU İLAN EDERSE ŞAŞIRMAM”
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Ne versek, eriyip gidiyor, kayboluyor’ diye bir açıklaması var. Buna atıf olarak ek bir şey söylemek ister misiniz?
-Yani trajikomik bir durum. Yakında, sorun ya da sebep sonuç meselesi üzerinden yürüyüp, suçlu enflasyonu ilan ederse, şaşırmam. Yani bütün olanların sorumlusu enflasyon deyip, enflasyonun neden, sebep olduğunu, enflasyonu kendisine bir rakip kabul edip, onunla kavga etmeye başlayıp, bunu birilerine yutturmaya gayret edebilir. Eridiği, doğru. Ama erimesinin sebebi, koşulların oluşmasının sebebi, en az 8 yıldır çok kötü yönettikleri ekonomi politikaları, ortaya koydukları ekonomi yönetimi süreci. Tabii ki eriyor ve ne yazık ki bu şekilde devam ederse de erimeye devam edecek.
“İSTENİYOR Kİ SPOR SİYASETE MUHTAÇ KALSIN”
-Daha önceki konuşmalarınızda da bugün bir kez daha spor siyasetinin üstünde bir üstünde tutulmalıdır dediniz. Geçtiğimiz hafta oynanan Trabzonspor Fenerbahçe maçı olaylı geçen maçta ve sonrasında yaşananlar da siyasetin etkisi ya da sonucu muydu? Camialardan Fenerbahçe camiasına ya da Trabzonspor camiasına bir haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?
-Birincisi ben tabii Futbol Federasyonu Başkanı değilim. Bu konunun muhatabı onlar. ya da kulüpler ama Türkiye’de siyasetin sporun içine girmemesi gerektiğini ve hatta spordan uzak olması gerektiğini, sporun bağımsızlaşması gerektiğini dünyada sporu direkt devletin yönettiği dünyada üç dört ülke kaldı. Rusya, Çin, başka var mı emin değilim bir de biz. Böylesi bir ortamı spora ne kadar zarar verdiği ortada. Spor siyasete muhtaç olduğunu düşünmemeli. Var olan kulüplerin sorunları var ekonomik bunlar çözülebilir. Devlet pekala bu işi çözebilir ama gerçek anlamda bir çözüm bulup sonrasıyla ilgili de hukuksal, yasal anlamda tedbirlerini koyup sporu özgürleştirmeli. Bu kadar basit. Ama isteniyor ki spor siyasete muhtaç kalsın. Federasyon başkanlarını o atasın, yetmedi kulüp başkanlarına o atasın, yöneticileri o atasın. Bu olmaz ben sporcuyum, sporculuk yaptım. Hem de birkaç branşta spor yöneticiliği yaptım, kulüp kurdum. En üst liglerde kulüp yöneticilikleri yaptım. Basketbolda, futbolda, voleybolda. Ben bu ruhu biliyorum ve ben böylesi bir alana, siyasilerin müdahale etmesine kesinlikle karşıyım. Umarım sporun siyasetten uzak milletimiz adına en böyle yukarıda duran, hepimizin ona gururla baktığı keyifli keyiflendiği anları yaşadığı bir mekanizmaya döner.
“İHANETE DEVAM EDİYORLAR”
-Yıllar önce Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, İstanbul’a ihanet ettiklerini ve ihanet etmeye devam ettiklerini ve kendisinin bundan sorumlu olduğunu söylemişti. 2024 yirmi dört yılında tekrar İstanbul’u talep etmelerinin nedeni ne? Tekrar ihanet etmek mi? Yoksa yaptıkları ihaneti telafi mi etmek istiyor?
-Bir kere ihanetten vazgeçseler, Şehircilik Bakanlığı’nın sadece son bir yılda İstanbul’da parsel bazlı çıkarttıkları imara baksanız, zaten ihanete devam ediyor yani. Bunlar bildiği şiiri, bildiği yerden okuyorlar. Yani İstanbul’un göbeğinde… Ne bileyim Şişli’de, Boğaz’ın dibinde. Ne bileyim, Üsküdar’da caminin yanında veya Sarıyer’de, Kısırkaya’da bir arsada, gidip de imar vermek nedir? Hangi ülkedeyiz biz? Neyiz yani? Bu mesele gösteriyor ki, telefonu kaldır, talimat ver, A kişisinin parseline imar çıkar. Kim için? Ne için? İstanbullu bunun neresinde? Bakın bu koridorlarda, imar dosyalarının parsel parsel nasıl gezdiğini, ben bilirim. İş dünyasından da duyarım. Ama 5 yıllık ilçe başkanlığım, 5 yıllık ilçe belediye başkanlığı dönemimden de şahitliklerim var. Ne Beylikdüzü’nde 5 yıl boyunca buna müsaade ettim ne de 5 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde müsaade ettim. Etmem de. Böyle bir şey olmaz. Bir bölgeye plan olarak çalışırsınız, edersiniz; olmaz. İhanet etmekte kararlılar. Hiç durmadılar. O sözü de ağzından kaçırdığına, muhtemelen pişmandır. İkincisi; ihanetin en büyük evresi de bu şehre hala ‘kanal’ deyip durmalarıdır. Kanala bir yandan da devam etmeleridir. ‘İstanbul’un muhafızlığı’ onların ihanet kelimesinin çok üstüne tırmanmıştır. Artık ihanet, sıradan bir kavram olarak zeminde dolaşacaktır. Muhafızlar da gerektiğinde o ihanet yapanların üzerine bir basıp, ortadan kaldıracaktır ihanet kavramını. Artık İstanbul’un muhafızları var. Hem de göreceksiniz, bu şehrin muhafızlarının sayısı, her zaman 16 milyon ya da nüfusu neyse, o kadar olacak.
“BİZ ASLINDA SAĞLAM BİR KOMİTEYİ KURMUŞ DURUMDAYIZ”
-2027 Avrupa oyunlarının gerçekten getirmek için çok fazla mücadele verdiğinizi biliyoruz. Şöyle bir baktığımızda adım adım ilerliyoruz ama sonrasında olimpiyatlar için de çok büyük bir adım olacak 2027 Avrupa Oyunları bizim bizim için. 2027 Avrupa oyunlarına nasıl hazırlanacaz.
-Biz aslında sağlam bir komiteyi kurmuş durumdayız. İstanbul Planlama Ajansı bünyesinde olimpik süreçleri, paralimpik süreçleri takip noktasında bir komitemiz var. Orada bir merkezimiz var merkezimizde çalışan insanlar var yöneticileri var, bu işi bilen insanların içinde olduğu bir mekanizmamız var. Aynı sistem Avrupa oyunlarını takip ediyorlar. Hemen seçimden sonra bu komite daha da güçlenecek. Başta Milli Olimpiyat Komitesi olmak üzere farklı paydaşlar sürecin içine dahil olacak. Katılımcı bir modelle 2027 sürecine hazırlık yapılacak. 2036 süreci çok interaktif devam ediyor. Nisan ayına Paris Belediyesi’yle randevulaşma yapıldı. Bir ekibimiz ziyaret etti. ve Paris Olimpiyatları ve paralimpik oyunları süreci birebir Paris’te İstanbul’daki heyetimiz tarafından takip edilecek. Bir belediyenin olimpiyat ve paralimpik oyunlara nasıl hizmet ettiği, nasıl iş birliği yaptığı konusunda birebir şahitlikler edilecek ve deneyimler elde edilecek. Günün sonunda inşallah 2036’ya dönük hem elde etme sürecimiz, hem o günün nasıl yönetileceğine dair sürecimiz çok bilimsel, çok profesyonelce yönetiliyor. Buradan şunu söylemek isterim. Bakın bu çabayı ben bugün veriyorum İstanbul Belediye Başkanıyım. Umuyorum önümüzdeki beş yılda da belediye başkanlığı yapmak istiyorum. Ama 2036’da ülkenin başında kim İstanbul belediye başkanı kim? Bunu kim bilebilir ki? Benim bilmem mümkün mü? Sizin bilmeniz mümkün mü? Ama önemli olan var olduğunuz dönemde devletin şehrin sürdürülebilirliğini, devamlılığını esas alındığı bir mekanizmada profesyonelce süreçlerin. Biçimidir bizim arzumuz bu. Devlet esastır, Millet esastır, şehir esastır, kamu yönetimi esastır. Bunlara gereken erdemi kavuşturduğunuz zaman ilgiyi, profesyonelliği, sistemi, düzeni kavuşturduğunuz zaman 2036 paralimpik ve olimpiyat oyunları da bu şehre gelir, Avrupa oyunlarını da en güzel şekilde yaparsınız. Her şey olur. Öbür türlü olunca iş son anda elinizden kaçar. Gelirse elinize yüzünüze bulaştırırsınız yapamazsınız. Biz meseleyi profesyonelce ve kamu ahlakıyla ve milletini, ülkesini, devletini düşünerek hareket eden bir ekip olarak yürüyoruz. Hiçbir sorun yaşamayacağız 2036’da buna da milletimiz şahitlik edecek. 2027 Avrupa Oyunlarını İstanbul’a getirdiğimiz gibi.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır:
“Dünyada önemli uzay güçlerinden birisi haline geleceğiz”
ÇANKIRI – Çankırı’da gençlerle bir araya gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin yeni uzay görevlerine devam edeceğini belirterek, “Sadece astronot göndermekle kalmayacağız, yeni uluslararası uzay istasyonu projelerine dahil olacağız. O istasyonlarını teknolojik bileşenlerini geliştiren, üreten ülkelerden birisi olacağız” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile birlikteÇankırı’da düzenlenen “gençlik buluşması” programına katıldı. Programa Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar, AK Parti Grup Başkanvekili ve Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, akademisyenler, çocuklar ve gençler katıldı. Programda konuşan Bakan Kacır, havacılık alanındaki gelişmelerin Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın başlattığı insanlı uzay görevlerinin gelecek dönemde de devam ettirileceğini ifade etti.
“Sizler tüm engeller kaldırıldığında dünyanın en iyisi işleri başarabileceksiniz”
Önü açılan Türk gençliğinin nasıl projelere imza attığını gördüklerini ifade eden Bakan Kacır, “Türkiye’nin varı yoğu Türk gençliğidir. Türkiye’nin en büyük kuvveti TEKNOFEST kuşağıdır. Biz başka ülkelerle mukayese edildiğimizde genç, dinamik ve inançlı bir gençliğe sahibimiz. Bizim toplumumuzun ortalama yaşı 33, Avrupa’nın 43, Almanya’nın 47-48. Biz onlardan 10, 15 yaş daha genciz. Çok kıymetli çünkü dünyayı yenilikçi gelişmeler dönüştürüyor. Bütün dünyada yenilikçi teknolojilere gencecik insanlar imza atıyor. Bu anlayışla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürdüğümüz milli teknoloji hamlesinin tümünün merkezinde Türk gençliğini görüyoruz. İnanıyoruz ki sizler tüm engeller kaldırıldığında dünyanın en iyisi işleri başarabileceksiniz. Aslında Türk gençleri bunu ispat ettiler. Savunma sanayisinde, havacılıkta Türkiye belki de beklenmedik bir şekilde, muazzam performans ortaya koydu” dedi.
“Evlatlarımızın başkalarından geri kalır hiçbir yanları yokmuş, yeter ki onların önlerindeki engelleri, takozları kaldıralım, onların yanında duralım”
Türkiye’nin havacılık tarihinde çok önemli engellemeler yaşandığını ifade eden Bakan Kacır, “Tüm milli sanayi tarihimiz akamete uğratılmış hikayeler tarihi olarak 2000’li yıllara geldi. Nihayetinde 2000’li yıllarda bir sağlam irade, ülkenin neye ihtiyacı varsa, hangi kritik teknolojileri üretmemiz gerekiyorsa bunu bu ülkenin öz evlatlarının alın, akıl teriyle yapacağız, biz de onların arkasında duracağız dedi. Sizin gibi gencecik gençler, önleri açıldığında, önlerindeki engelleri kaldırıldığında Bayraktar’lları, Anka’ları, Akıncı’ları, Aksungur’ları, Hürkuş’ları, Hürjet’leri, Gökbey’leri, Kızılelma’ları ve nihayetinde KAAN’ı üretti ve gökyüzü ile buluşturdu. Demek ki bizim evlatlarımızın başkalarından geri kalır hiçbir yanları yokmuş, yeter ki onların önlerindeki engelleri, takozları kaldıralım, onların yanında duralım. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bu anlayışla ‘milli teknoloji hamlesi’nin tüm projelerinde sizlerin önünü açmak, Türk müteşebbislerinin, Türk bilim insanlarının, Türk mühendislerinin, dünyanın en iyi projelerini hayata geçirmesi için yanlarında durmak iradesini her zaman göstermeye devam ediyor. Ümit ediyoruz ki savunma sanayisinde, havacılıkta daha büyük başarılara imza atarken, bir yandan sanayinin ve teknolojinin tüm alanlarında benzer başarı hikayeleri ortaya koyalım” diye konuştu.
“Dünyada önemli uzay güçlerinden birisi haline geleceğiz”
Milli savunma sanayisinde 80 bin gencin istihdam edildiği gibi uzay sanayisinde de gençlerin istihdam edileceğini ifade eden Kacır, “Türkiye inşallah savunma sanayisinde, havacılıkta nasıl başarılı olduysa uzay teknolojilerinde de benzer bir başarıyı ortaya koyacak. Nasıl savunma sanayisinde ihracatı 250 milyon dolardan 5,5 milyar dolara çıkartmışsak, nasıl savunma sanayisinde bugün 3 bine yakın firmamızda 80 bin gencimizi istihdam etmişsek sizin gibi pırıl pırıl genç kardeşlerimizi uzay sanayisinde istihdam edeceğiz ve dünyada önemli uzay güçlerinden birisi haline geleceğiz” şeklinde konuştu.
“Uluslararası uzay istasyonlarının teknolojik bileşenlerini geliştiren, üreten ülkelerden birisi olacağız”
Milli Uzay Programı ile Türkiye’nin yeni bir sayfa açtığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Bu program Türkiye’nin bilimsel araştırmalarda küresel ligde en sırada işler yapabilmesi için sayfa açtı. Hem Türkiye’deki hem de dünyanın dört bir yanındaki kıymetli bilim insanlarımıza, yürüttükleri bilimsel çalışmaların en ileri düzeyde Türkiye Cumhuriyeti tarafından himaye edileceğini, bu devletin alanında çalışma yapmak isten bilim insanlarının her daim yanında olduğunu ve olacağını göstermiş oldu. Ama bu misyon zannediyorum en çok Türkiye’nin evlatlarına, gençliğine, çocuklarına kazandırdığı özgüven ve ilham kaynağı olması açısından gerçekten çok kıymetli bir ilk adım oldu ama asla son olmayacak. İnşallah Türkiye önümüzdeki dönemde insanlı uzay programlarına devam edecek. Sadece astronot göndermekle kalmayacağız, yeni uluslararası uzay istasyonu projelerine dahil olacağız. Uluslararası uzay istasyonlarının teknolojik bileşenlerini geliştiren, üreten ülkelerden birisi olacağız. İnşallah, bilim insanlarımızın önünü açmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>Bakan Yerlikaya, Balıkesir’in Erdek ilçesinde esnaf ziyaretinin ardından AK Parti Erdek Belediye Başkan adayı Turan Gün için kurulan Seçim Koordinasyon Merkezi’nde vatandaşlarla bir araya geldi.
Ziyarette konuşan Yerlikaya, göreve başladıkları günden itibaren terör örgütleriyle mücadele ettiklerini belirterek “Cumhurbaşkanı’mızın desteği, aziz milletimizin yani sizlerin destekleri, duasıyla hain bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör örgütleriyle, din istismarcısı olanlar, sol terör örgütü ayrım gözetmeden bunların tamamıyla uğraşıyoruz, 600 bin içişleri ailemizle yani kahraman polislerimizle, jandarmamızla.” ifadelerini kullandı.
İnsanların huzuru için çalıştıklarını vurgulayan Yerlikaya, göreve geldiklerinde “hukuk devleti, insan hakları” dediklerini anımsattı.
Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İçişleri Bakanlığı huzur için vardır, o yüzden biz her gittiğimiz yerde ve paylaşımlarımızda ‘Türkiye’nin huzuru’ diyoruz. Türkiye’nin huzuru için varız ve Türkiye’nin huzurunu kim kaçırmaya çalışıyorsa işte terör örgütleri, işte organize suç örgütleri, işte geleceğimiz göz aydınlığımız yavrularımızı, gençlerimizi zehirlemeye çalışan zehir tacirlerinin, bunların her biriyle ilgili amansız, durmadan, duraklamadan, inançla uğraşıyoruz, alıyoruz bunları götürüp adalete teslim ediyoruz.
Şehirlerimizde suç işlemekte kibirlenenler, şehir eşkıyaları, bakın valilerimize, emniyet, jandarma, bütün güvenlik birimlerimize diyoruz ki ‘Benim vatandaşımın bildiği, hissettiği, bazılarının da üzüldüğü ve canının yandığı organize suç örgütü varsa, en fazla 3-4 ay içerisinde savcılarımızla beraber teknik takip, fiziki takip, bütün bilgi, belge, dokümanlarını alacaksınız. Bir gün sabahleyin siz uyurken biz şafak vaktinde onların kapılarını kıracağız, alıp adalete teslim edeceğiz.’ Biz bunları istemiyoruz.”
Bakan Yerlikaya, herkesin kanun önünde eşit olduğunu hatırlatarak “Birbirimize bir üstünlüğümüz yok. Hepimiz bu aziz devletimizin sahibiyiz. 85 milyon hepimiz eşitiz. Türkiye’nin huzuru, şehirlerin huzuru, ilçelerin huzuru, caddelerimizin, mahallelerimizin huzuru için içişleri ailesi olarak çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Ayrımcılık yok, ötekileştirmek yok, kucaklamak var”
Diğer kurumlarla elbirliğiyle çalıştıklarını anlatan Yerlikaya, huzurun, refahın yerelde başladığını dile getirdi.
Belediyelerin önemine işaret eden Yerlikaya, “Eskiden belediye başkanlarımıza ‘şehremini’ derdik. Yani emin olan kişiye emanet edilirdi illerimiz. Bizim ilçelerimiz, ilçe belediyelerimiz, il belediyelerimiz, büyükşehirlerimiz ne yapıyor? O şehre ait yapılması gereken beşikten mezara, yaşama ait ne varsa, ortak ihtiyaçların tamamının görüldüğü yerdir belediyelerimiz.” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, kaynaklar kullanılırken imkanların ve ihtiyaçların her birinin ortak akılla yani istişareyle, tevazuyla, samimi bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Bir karar verildiğinde sabırla, cesaretle, onun üstüne gidilmeli. Söz verdiği vatandaşına, hemşehrisine, onun beklediği işi de tamamlamalı. Siz 31 Mart günü sandığa gidip gözünüzü yumup kalbinizde 10 saniye istişare ettikten sonra mührü basacaksınız. 5 yıl boyunca bundan dönüş yok. Dolayısıyla özgür iradenizle, kalbinizle, gönlünüzle oyunuzu verin. Allah’a hamdolsun demokratik bir ülkede yaşıyoruz, hukuk devletiyiz, demokrasi bayramı bu seçimlerimiz. Hiç kimsenin kolunu tutan var mı? Hayır, böyle bir şey olamaz. Özgür iradenizle, kalbinizle bir karar vereceksiniz ama sadece bu kendinizle ilgili bir karar değil.”
Ali Yerlikaya, Erdek’le ilgili, büyükşehirle ilgili bir karar verileceğini anımsatarak “En hayırlı, en doğru kararı vereceğinize inanıyorum ama bunu da hemen yanımda sizin evladınız, içinizden birisi, ailesini her şeyini tanıdığınız bildiğiniz bir kardeşim duruyor; Turan Gün kardeşim. Hayal satmıyoruz, yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı da en güzel şekilde anlatıyoruz. Oy veren, oy vermeyen ayrımı yapmadan hizmet edecek bir kardeşimizden bahsediyorum. Ayrımcılık yok, ötekileştirmek yok, kucaklamak var.”
Bakan Yerlikaya’ya ziyaretlerinde AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, il ve ilçe teşkilatlarının temsilcileri ile partililer eşlik etti.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adana’da eğitim yöneticileri toplantısına katıldı
“İmar ve iskan sorunu nedeniyle okul yapamadığımız belediyeler var”
“Belediye seçimlerini önemsiyoruz”
ADANA – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, bu nedenle ihalesini yapamadığımız okullar var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz” dedi.
Bakan Tekin, bir dizi ziyaret ve toplantı için geldiği Adana’da düzenlenen İl Eğitim Yöneticileri toplantısına katıldı.
“922 ilçede çalışma yaptık”
Burada konuşan Bakan Tekin, “Sabah Adana’ya geldik ve okullarımızı ziyaret ettik. Bize çok güzel bir ev sahipliği yaptılar. Haziran ayından itibaren attığımız her adımı, yürüttüğümüz her çalışmada yereldeki paydaşlarımızı ve meslektaşlarımızı gözeterek attık. Gittiğimiz her ilde notlarımızı aldık ve öğretmenlerimizle konuştuk. Atılması gereken adımları, yapılması gereken düzenlemeleri yaptık. Ben bakan olduktan sonra Adana’ya 4 defa gelmiş oldum. Burayla ilgili ciddi bir şekilde destek olacağımız süreç yaşadık. Her geldiğimizde burada güler yüzle karşılandık. Bakanlıktaki bütün genel müdür arkadaşlar buradalar. Biz, gittiğimiz ile genel müdür arkadaşlarımızla beraber gidiyoruz ve genel müdürler ilçe toplantısı yapıyorlar. Şuanda 922 ilçemizin tamamına en az genel müdür düzeyinde çalışmalarını yapmış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“Okuldaki su kullanımını 3-4 katı tahsis eden belediyeler var”
Yerel yönetimler ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok fazla mesaisi olduğunu aktaran Bakan Tekin, “Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Bizim yerel yönetimlerle çok yakın çalışmamız gerek. Birlikte aynı masanın etrafında çözüm üretmemiz gerekiyor. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde uygun arazi bulamadığımız için yatırım haline dönüştüremediğimiz okullarımız var. Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, ihalesini yapamadığımız okullar var. Bunların çok örneği var. Yaşadığımız mülkiyet problemleri dolayısıyla okulumuzla ilgili dava açan belediyeler var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Eğitim-öğretim ile ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanının odağına yerleştiren belediye başkanlarının seçilmesini istiyorum” diye konuştu.
“Kayyumdan sonra sorunlar çözüldü”
Kayyum atanan belediyelerin öncesinde imarla ilgili çok sorun yaşadıklarını vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bazı belediyeler imarla ilgili çok sorun çıkarttı ancak kayyum atandıktan sonra sorunlar hemen çözüldü. Bu süreç tek bakanlığın yapacağı bir süreç değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın imar hazırlama yetkisi yok. Bizim bunlara dahilimiz yok. Yeni yerleşim yeri oluşturuluyor, birden bire nüfus artıyor. Bunu düzeltecek kişiler belediyeler. Heyecanla yerel seçimleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ebeveynler artık okula randevu ile gelecek”
Dijital bağımlılık ve obezite ile de mücadele ettiklerini açıklayan Bakan Tekin, daha sonra şunları söyledi:
“Eğitim-öğretim sürecinde niteliği arttırıcı çok ciddi adımlar attık. Mevzuat düzenlemesi yaptık. Sahada da bunun öğretmen arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz tarafından nasıl karşılandığını bakıyoruz. Bunları yaparken toplumsal problemlere de duyarsız kalmıyoruz. Dijital bağımlılık, obezite ile mücadele etmek için adımlar attık. Özellikle bütün dünyada okul çağındaki öğrencilerin kullanımı yasak olan uygulamalar var. Pedagojik gelişimine zarar veren sosyal medya uygulamaları var. Onların da ülkemizdeki okul çağındaki öğrencilerin kullanımına yasaklamak için çalışmalar yaptık. Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğrenim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan birisi ebeveynler. Ebeveynlerin okul içlerine gidip okul koridorlarında öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının doğru olmadığına pedagojik açıdan karar verdik. Bundan dolayı da velilerimizin okullara randevu ile gelmelerini talep etmiştik. Elektronik randevuyu oluşturduk.”
“4 temel beceri gelişimi daha önemli”
Öğrencilerin test sınavlarındaki başarılarının yanı sıra 4 temel becerilerinin geliştirilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, “Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve tedbir aldığımız konulardan bir tanesi anadil eğitimiydi. Bu anlamda anadil becerileri için 2 kritik karar aldık. Türkçe’den ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Türk dili ve edebiyatı derslerinde çocukların başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade 4 temel becerilerin geliştirilmesi için mekanizma geliştirmiştik. Altyapının kaldırmadığı söylentileri vardı onu da düzeltmek için çalışıyoruz. Çocukların eğitim öğretim sürecinin kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin, toplumun temel referans değerlerini bilen bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla ilgili de çocukların sosyal sorumluluk projelerinde bulunmalarını arzu ediyoruz. Karnelerde artık sosyal etkinlik başlığı altında bir başlık daha olacak” dedi.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı soru-cevap ile devam etti.
]]>Bakan Tekin, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İl Eğitim Yöneticileri ile Toplantı”ya katıldı.
Tekin, burada yaptığı konuşmada, yürüttükleri çalışmaları yerel paydaşları ve meslektaşlarını dikkate alarak gerçekleştirdiklerini söyledi.
Gittikleri her yerde idareci ve öğretmenlerle sohbet ettiklerini belirten Tekin, aldıkları notlara göre yapılması gereken düzenlemeleri planladıklarını anlattı.
Yusuf Tekin, kente kapsamlı bir çalışma ekibiyle geldiklerini, Adana özelinde acilen yapılması gerekenlerle ilgili adımları atacaklarını ifade etti.
Yerel yönetimlerle işbirliği konusuna değinen Tekin, şöyle konuştu:
“Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık, kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Biz, yerel yöneticiler ve yönetimlerle çok yakın çalışmamız, birlikte aynı masanın etrafında oturup çözüm üretmemiz gereken bir kurumuz. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde imar ve uygun arazi bulamadığımız için yatırım programına geçiremediğimiz, yatırım haline dönüştüremediğimiz okullar var.”
“Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz”
Tekin, eğitim yatırımlarının gerçekleşmesinde, belediyelerin önemli olduğunu vurgulayarak “Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Açık ve net olarak şunu söyleyeyim; eğitim öğretimle ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanlarının odağına yerleştiren yerel yöneticilerin seçilmesini temenni, arzu ediyoruz. Çünkü bu süreç, tek başına Milli Eğitim Bakanlığının altından kalkabileceği bir süreç değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık olarak adım atarken önemsedikleri prensiplerden birinin, eğitim öğretimin niteliğini artırmak olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, “İkincisi, birlikte çalıştığımız öğretmen arkadaşlarımızın toplumsal saygınlığını artırmak. Üçüncüsü, eğitim öğretim kurumlarımızın, okullarımızın itibarını ve etkinliğini artırmak.” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Tekin, çocukların pedagojik gelişimlerine zarar veren sosyal medya uygulamalarıyla ilgili tedbirler almayı planladıklarını ifade etti.
Bakanlıkla ilgili son günlerde medyada çıkan haberlere değinen Tekin, şöyle konuştu:
“Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğretim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan bir tanesi de ebeveynler. Ebeveynlerin eğitim öğretim sürecinin içerisinde olmasını arzu ediyoruz ama ebeveynlerimizin okul içlerine girip okul koridorlarında, sınıf kapılarında, öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının pedagojik açıdan doğru olmadığını düşünüyoruz. Dünyada da uygulamalar bu yönde. Bu sebeple velilerimizin okula gelirken randevu takvimi içerisinde gelmelerini arzu etmiştik. Geçtiğimiz hafta içerisinde de bununla ilgili Elektronik Randevu Sistemi’ni oluşturduk. Medyada çok konuşuldu.”
Tekin, ana dil eğitimi konusunda ise şu ifadeleri kullandı:
“Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve bu alanda tedbir aldığımız diğer konulardan bir tanesi; ana dil eğitimi, çocuklarımızın ana dil becerilerinin geliştirilmesi. Bu anlamda da çocuklarımızın ana dil becerilerinin geliştirilmesi için iki kritik kararı almıştık. Birisi ana dilde yani Türkçe’de ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Bir de Kürtçe ve Türk Dili Edebiyatı derslerinde -aynı şekilde yabancı dil dersleri için de geçerli- çocuklarımızın başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade dört temel becerinin; konuşma, okuma, yazma ve dinleme becerilerinin ölçülebileceği bir mekanizma geliştirmiştik. Öğretmen arkadaşlarımız özellikle bu kurumlarda altyapımızın, bir anda sistemin tüm girişleri kaldıramadığından şikayetçiydiler. Bu konuyla ilgili sürekli biz yenilikler içerisindeyiz. Geçtiğimiz hafta içerisinde medyada yer alan bizimle ilgili haberlerden bir tanesi de buydu. Türkçe okuma becerilerini geliştirmek üzere Bakanlığımız yapay zeka uygulamaları, yazılımları üzerine çalışıyorlar. Yakında paylaşılmış olacak.”
“Çocuklarımızın karnelerinde, ‘sosyal etkinlik’ başlığı olacak”
Türkçe Söz Varlığı Projesi kapsamında atılan adımların da medyada konuşulan konular arasında yer aldığını dile getiren Tekin, şunları kaydetti:
“Söz Varlığı Projemizle ilgili geçtiğimiz hafta içinde yine ortaöğretim kurumlarımızda attığımız adımlar gündeme geldi. Biz eğitim öğretim sürecinin çocuklarımızın sadece kitabi bilgiler edindiği bir süreç olarak görmüyoruz. Başından beri bunu defaten söyledim. ‘Eğitim öğretim süreci sadece kitabi bilgiler değil. Kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin içinde yaşadığı toplumun temel referans değerlerini bile öğrenen, bu ülkenin temel değerlerine sahip çıkan bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz’ demiştik. Bu kapsamda da hem yaz aylarındaki genelgemizde hem de sonrasında konuştuğumuz her ortamda şunu söyledik; ‘Çocuklarımızın bu anlamda sosyal sorumluluk projeleri, sosyal etkinlikler içerisinde bulunmalarını arzu ediyoruz’. Geçtiğimiz hafta kamuoyuyla paylaştığımız konulardan bir tanesi de buydu. Artık çocuklarımızın karnelerinde, değerlendirme mekanizmaları içerisinde ‘sosyal etkinlik’ başlığı altında bir başlık daha olacak.”
İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tekve ve Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’in de konuşma yaptığı programa, Vali Yavuz Selim Köşger, milletvekilleri, ilçe milli eğitim müdürleri ile diğer yöneticiler katıldı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından İstanbul’da düzenlenen Gazze Sempozyumu’na katıldı. Programa ayrıca SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“7 Ekim’den beri İsrail yönetimi, Filistin’de 32 bini aşkın sivili katletti”
Programda konuşan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş,
“1948 yılından 1967 yılına kadar devam eden gerginlik sınır tanımayan bir hukuksuzluğa dönüştü. Bugün Gazze şehri değil, Gazze şeridi olarak tanımlanan coğrafya, yerli halkın ne düzeyde bir sıkışmışlık yaşadığının en belirgin göstergesidir. Nitekim Gazze, İsrail’in yerinden ederek daracık bir koridora sıkıştırdığı insanların adeta ölümü beklediği bir yer haline geldi. Çocukların ölürlerse tanınsınlar diye kollarına ve bacaklarına isimlerini yazdıkları bir dünyada herkesin, hepimizin daha fazla düşünmesi gerektiği açık bir gerçektir. Savaşın hiçbir zaman kazananı olmamıştır. Fakat kaybedeni her zaman kadınlar ve çocuklar olmuştur. Dijital teknolojilerin yarıştığı bir çağda, savaşın gölgesinde yaşayan insanlar, eğitim, sağlık başta olmak üzere pek çok temel insan haklarından mahrum kalıyor. 7 Ekim’den beri İsrail yönetimi, Filistin’de 32 bini aşkın sivili katletti. Sivilleri hedef alan bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin yüzde 70’i ise kadın ve çocuklardan oluşuyor. Büyük bir hukuksuzluğa imza atan İsrail karşısında uluslararası yetkililer sessiz kalıyor” dedi.
“Çocuklara ölümün daha merhametli olduğunu düşündüren bir yönetimin insanlık adına hiçbir değeri temsil edebileceğine inanmıyoruz”
Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’nda İsrailli Bakan söz aldığı sırada salonu terk ettiğini hatırlatan Bakan Göktaş, “İşte biz de, bu iradeye sadık kalarak, bu yıl, BM Kadının Statüsü 68. Oturumunda, İsrailli Bakanın konuşmaları esnasında salondan ayrıldık. Çünkü, çocuklara ölümün daha merhametli olduğunu düşündüren bir yönetimin insanlık adına hiçbir değeri temsil edebileceğine inanmıyoruz. Acıyla yükselen çığlıklara duyarsız kalan tüm söylemleri, kendi sesleriyle baş başa bırakıyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin de belirttiği gibi ‘İnsanlığın zulüm ile bükülen belini ancak mazlumlar arası ayrım gözetmeden doğrultabiliriz’ Bunu daha adil bir hayatın mümkün olduğu inancıyla, kardeşlik hukukunu güçlendirerek yapacağız. ‘Savaş beni mahvetti, eskiden daha güzeldim’ diyen yavrumuzun yüreğinde yeniden mutluluk yeşertmek için, Filistinlilerin yanında olmak, bugün tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluk duygusuyla Filistinlilere uygulanan soykırımı, küresel gündemin en üst sıralarında tutmak ve buna bir son vermek için kararlı duruşumuzu asla bozmadık, bozmayacağız” şeklinde konuştu.
“Bakanlık olarak, Gazzeli misafirlerimizin sosyal hizmetlerimiz ve psiko-sosyal desteklerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz”
Bakanlık olarak Gazzelilere sosyal hizmet ve psikososyal destek verdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, güçlü bir barış çağrısında bulunmaktadır. Özellikle şiddetin kadınlar ve çocuklar üzerindeki orantısız etkisine dikkat çekerek, temel insan haklarına saygı gösteren adil ve kalıcı bir çözüm ihtiyacına vurgu yapmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız açıkça, İsrail’e yayılmacı hayallerinden vazgeçmesi ve 1967 sınırlarına dayalı, bağımsız bir Filistin devletinin varlığını tanıması gerektiğini ifade etmiştir. Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Gazze Şeridi’nde yaşanan çatışmaların bir an önce son bulması gerektiğini her fırsatta ve her platformda dile getiriyoruz. Bugün ülkemizde misafir ettiğimiz Gazzeli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için elimizden gelen her türlü çabayı ve gayreti gösteriyoruz. Bakanlık olarak, Gazzeli misafirlerimizin sosyal hizmetlerimiz ve psikososyal desteklerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz. Diğer yandan, Saygıdeğer Hanımefendinin öncülüğünde Gazzeli çocuklarımızı ülkemizde ağırlamak için girişimlerimiz devam ediyor. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere dünyanın her neresinde olursa olsun mazlumun umudu, mağdurun sesi olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
“İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir”
Konuşmasına dün BM Güvenlik Konseyi’nde alınan Gazze’de acil ateşkes talep kararına ilişkin konuşan Bakan Göktaş, “BM yetkililerinin dahi söz geçiremediği bir katliamdan bahsediyoruz. Dün, BM Güvenlik Konseyi’nde ilan edilen Gazze’de acil ateşkes talep kararını katliamın sonlandırılması adına atılmış olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, insani yardımların bir an önce Gazze’ye ulaştırılmasıdır. İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir. Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi, herkesi bu katliamların sona ermesi ve İsrail-Filistin meselesinde kalıcı bir çözüm sağlanması için ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Bakan Tekin, bir dizi ziyaret ve toplantı için geldiği Adana’da düzenlenen İl Eğitim Yöneticileri toplantısına katıldı.
“922 ilçede çalışma yaptık”
Burada konuşan Bakan Tekin, “Sabah Adana’ya geldik ve okullarımızı ziyaret ettik. Bize çok güzel bir ev sahipliği yaptılar. Haziran ayından itibaren attığımız her adımı, yürüttüğümüz her çalışmada yereldeki paydaşlarımızı ve meslektaşlarımızı gözeterek attık. Gittiğimiz her ilde notlarımızı aldık ve öğretmenlerimizle konuştuk. Atılması gereken adımları, yapılması gereken düzenlemeleri yaptık. Ben bakan olduktan sonra Adana’ya 4 defa gelmiş oldum. Burayla ilgili ciddi bir şekilde destek olacağımız süreç yaşadık. Her geldiğimizde burada güler yüzle karşılandık. Bakanlıktaki bütün genel müdür arkadaşlar buradalar. Biz, gittiğimiz ile genel müdür arkadaşlarımızla beraber gidiyoruz ve genel müdürler ilçe toplantısı yapıyorlar. Şuanda 922 ilçemizin tamamına en az genel müdür düzeyinde çalışmalarını yapmış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“Okuldaki su kullanımını 3-4 katı tahsis eden belediyeler var”
Yerel yönetimler ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok fazla mesaisi olduğunu aktaran Bakan Tekin, “Türkiye’de yerel yönetimlerle en yoğun mesaisi olan bakanlık kesinlikle Milli Eğitim Bakanlığı. Bizim yerel yönetimlerle çok yakın çalışmamız gerek. Birlikte aynı masanın etrafında çözüm üretmemiz gerekiyor. Uzun yıllar bütçesi, kaynağı aktarıldığı halde uygun arazi bulamadığımız için yatırım haline dönüştüremediğimiz okullarımız var. Arsa var, bütçe var ancak imar ve iskan ile ilgili sorun yaşadığımız belediyeler, ihalesini yapamadığımız okullar var. Bunların çok örneği var. Yaşadığımız mülkiyet problemleri dolayısıyla okulumuzla ilgili dava açan belediyeler var. Okuldaki su sarfiyat giderlerini konutların 3-4 katı düzeyinde tahsil etmeye çalışan belediyeler var. Belediyelerimizi, belediye seçimlerini önemsiyoruz. Eğitim-öğretim ile ilgili süreçleri merkezlerine alan, çalışma alanının odağına yerleştiren belediye başkanlarının seçilmesini istiyorum” diye konuştu.
“Kayyumdan sonra sorunlar çözüldü”
Kayyum atanan belediyelerin öncesinde imarla ilgili çok sorun yaşadıklarını vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bazı belediyeler imarla ilgili çok sorun çıkarttı ancak kayyum atandıktan sonra sorunlar hemen çözüldü. Bu süreç tek bakanlığın yapacağı bir süreç değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nın imar hazırlama yetkisi yok. Bizim bunlara dahilimiz yok. Yeni yerleşim yeri oluşturuluyor, birden bire nüfus artıyor. Bunu düzeltecek kişiler belediyeler. Heyecanla yerel seçimleri bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ebeveynler artık okula randevu ile gelecek”
Dijital bağımlılık ve obezite ile de mücadele ettiklerini açıklayan Bakan Tekin, daha sonra şunları söyledi:
“Eğitim-öğretim sürecinde niteliği arttırıcı çok ciddi adımlar attık. Mevzuat düzenlemesi yaptık. Sahada da bunun öğretmen arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz tarafından nasıl karşılandığını bakıyoruz. Bunları yaparken toplumsal problemlere de duyarsız kalmıyoruz. Dijital bağımlılık, obezite ile mücadele etmek için adımlar attık. Özellikle bütün dünyada okul çağındaki öğrencilerin kullanımı yasak olan uygulamalar var. Pedagojik gelişimine zarar veren sosyal medya uygulamaları var. Onların da ülkemizdeki okul çağındaki öğrencilerin kullanımına yasaklamak için çalışmalar yaptık. Okullarda öğrencilerimizin eğitim öğrenim sürecinde bizim en büyük paydaşlarımızdan birisi ebeveynler. Ebeveynlerin okul içlerine gidip okul koridorlarında öğretmenlerimizle diyalog kurmalarının doğru olmadığına pedagojik açıdan karar verdik. Bundan dolayı da velilerimizin okullara randevu ile gelmelerini talep etmiştik. Elektronik randevuyu oluşturduk.”
“4 temel beceri gelişimi daha önemli”
Öğrencilerin test sınavlarındaki başarılarının yanı sıra 4 temel becerilerinin geliştirilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, “Bizim yaz aylarında önemsediğimiz ve tedbir aldığımız konulardan bir tanesi anadil eğitimiydi. Bu anlamda anadil becerileri için 2 kritik karar aldık. Türkçe’den ders geçme notunu 70’e yükseltmiştik. Türk dili ve edebiyatı derslerinde çocukların başarı durumlarını ölçerken test sınavlarından ziyade 4 temel becerilerin geliştirilmesi için mekanizma geliştirmiştik. Altyapının kaldırmadığı söylentileri vardı onu da düzeltmek için çalışıyoruz. Çocukların eğitim öğretim sürecinin kitabi bilgiler dışında çocuğumuzun, gencimizin, toplumun temel referans değerlerini bilen bireyler olarak yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla ilgili de çocukların sosyal sorumluluk projelerinde bulunmalarını arzu ediyoruz. Karnelerde artık sosyal etkinlik başlığı altında bir başlık daha olacak” dedi.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı soru-cevap ile devam etti. – ADANA
]]>İSTANBUL – Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “BM Güvenlik Konseyi’nde ilan edilen Gazze’de acil ateşkes talep kararını katliamın sonlandırılması adına atılmış olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, insani yardımların bir an önce Gazze’ye ulaştırılmasıdır. İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir” şeklinde konuştu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı tarafından İstanbul’da düzenlenen Gazze Sempozyumu’na katıldı. Programa ayrıca SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“7 Ekim’den beri İsrail yönetimi, Filistin’de 32 bini aşkın sivili katletti”
Programda konuşan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “1948 yılından 1967 yılına kadar devam eden gerginlik sınır tanımayan bir hukuksuzluğa dönüştü. Bugün Gazze şehri değil, Gazze şeridi olarak tanımlanan coğrafya, yerli halkın ne düzeyde bir sıkışmışlık yaşadığının en belirgin göstergesidir. Nitekim Gazze, İsrail’in yerinden ederek daracık bir koridora sıkıştırdığı insanların adeta ölümü beklediği bir yer haline geldi. Çocukların ölürlerse tanınsınlar diye kollarına ve bacaklarına isimlerini yazdıkları bir dünyada herkesin, hepimizin daha fazla düşünmesi gerektiği açık bir gerçektir. Savaşın hiçbir zaman kazananı olmamıştır. Fakat kaybedeni her zaman kadınlar ve çocuklar olmuştur. Dijital teknolojilerin yarıştığı bir çağda, savaşın gölgesinde yaşayan insanlar, eğitim, sağlık başta olmak üzere pek çok temel insan haklarından mahrum kalıyor. 7 Ekim’den beri İsrail yönetimi, Filistin’de 32 bini aşkın sivili katletti. Sivilleri hedef alan bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin yüzde 70’i ise kadın ve çocuklardan oluşuyor. Büyük bir hukuksuzluğa imza atan İsrail karşısında uluslararası yetkililer sessiz kalıyor” dedi.
“Çocuklara ölümün daha merhametli olduğunu düşündüren bir yönetimin insanlık adına hiçbir değeri temsil edebileceğine inanmıyoruz”
Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’nda İsrailli Bakan söz aldığı sırada salonu terk ettiğini hatırlatan Bakan Göktaş, “İşte biz de, bu iradeye sadık kalarak, bu yıl, BM Kadının Statüsü 68. Oturumunda, İsrailli Bakanın konuşmaları esnasında salondan ayrıldık. Çünkü, çocuklara ölümün daha merhametli olduğunu düşündüren bir yönetimin insanlık adına hiçbir değeri temsil edebileceğine inanmıyoruz. Acıyla yükselen çığlıklara duyarsız kalan tüm söylemleri, kendi sesleriyle baş başa bırakıyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin de belirttiği gibi ‘İnsanlığın zulüm ile bükülen belini ancak mazlumlar arası ayrım gözetmeden doğrultabiliriz’ Bunu daha adil bir hayatın mümkün olduğu inancıyla, kardeşlik hukukunu güçlendirerek yapacağız. ‘Savaş beni mahvetti, eskiden daha güzeldim’ diyen yavrumuzun yüreğinde yeniden mutluluk yeşertmek için, Filistinlilerin yanında olmak, bugün tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluk duygusuyla Filistinlilere uygulanan soykırımı, küresel gündemin en üst sıralarında tutmak ve buna bir son vermek için kararlı duruşumuzu asla bozmadık, bozmayacağız” şeklinde konuştu.
“Bakanlık olarak, Gazzeli misafirlerimizin sosyal hizmetlerimiz ve psiko-sosyal desteklerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz”
Bakanlık olarak Gazzelilere sosyal hizmet ve psikososyal destek verdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, güçlü bir barış çağrısında bulunmaktadır. Özellikle şiddetin kadınlar ve çocuklar üzerindeki orantısız etkisine dikkat çekerek, temel insan haklarına saygı gösteren adil ve kalıcı bir çözüm ihtiyacına vurgu yapmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız açıkça, İsrail’e yayılmacı hayallerinden vazgeçmesi ve 1967 sınırlarına dayalı, bağımsız bir Filistin devletinin varlığını tanıması gerektiğini ifade etmiştir. Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Gazze Şeridi’nde yaşanan çatışmaların bir an önce son bulması gerektiğini her fırsatta ve her platformda dile getiriyoruz. Bugün ülkemizde misafir ettiğimiz Gazzeli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için elimizden gelen her türlü çabayı ve gayreti gösteriyoruz. Bakanlık olarak, Gazzeli misafirlerimizin sosyal hizmetlerimiz ve psikososyal desteklerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz. Diğer yandan, Saygıdeğer Hanımefendinin öncülüğünde Gazzeli çocuklarımızı ülkemizde ağırlamak için girişimlerimiz devam ediyor. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere dünyanın her neresinde olursa olsun mazlumun umudu, mağdurun sesi olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
“İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir”
Konuşmasına dün BM Güvenlik Konseyi’nde alınan Gazze’de acil ateşkes talep kararına ilişkin konuşan Bakan Göktaş, “BM yetkililerinin dahi söz geçiremediği bir katliamdan bahsediyoruz. Dün, BM Güvenlik Konseyi’nde ilan edilen Gazze’de acil ateşkes talep kararını katliamın sonlandırılması adına atılmış olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, insani yardımların bir an önce Gazze’ye ulaştırılmasıdır. İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir. Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi, herkesi bu katliamların sona ermesi ve İsrail-Filistin meselesinde kalıcı bir çözüm sağlanması için ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından İstanbul’da düzenlenen Gazze Sempozyumu’na katıldı. Programa ayrıca SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“7 Ekim’den beri İsrail yönetimi, Filistin’de 32 bini aşkın sivili katletti”
Programda konuşan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş,
“1948 yılından 1967 yılına kadar devam eden gerginlik sınır tanımayan bir hukuksuzluğa dönüştü. Bugün Gazze şehri değil, Gazze şeridi olarak tanımlanan coğrafya, yerli halkın ne düzeyde bir sıkışmışlık yaşadığının en belirgin göstergesidir. Nitekim Gazze, İsrail’in yerinden ederek daracık bir koridora sıkıştırdığı insanların adeta ölümü beklediği bir yer haline geldi. Çocukların ölürlerse tanınsınlar diye kollarına ve bacaklarına isimlerini yazdıkları bir dünyada herkesin, hepimizin daha fazla düşünmesi gerektiği açık bir gerçektir. Savaşın hiçbir zaman kazananı olmamıştır. Fakat kaybedeni her zaman kadınlar ve çocuklar olmuştur. Dijital teknolojilerin yarıştığı bir çağda, savaşın gölgesinde yaşayan insanlar, eğitim, sağlık başta olmak üzere pek çok temel insan haklarından mahrum kalıyor. 7 Ekim’den beri İsrail yönetimi, Filistin’de 32 bini aşkın sivili katletti. Sivilleri hedef alan bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin yüzde 70’i ise kadın ve çocuklardan oluşuyor. Büyük bir hukuksuzluğa imza atan İsrail karşısında uluslararası yetkililer sessiz kalıyor” dedi.
“Çocuklara ölümün daha merhametli olduğunu düşündüren bir yönetimin insanlık adına hiçbir değeri temsil edebileceğine inanmıyoruz”
Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu’nda İsrailli Bakan söz aldığı sırada salonu terk ettiğini hatırlatan Bakan Göktaş, “İşte biz de, bu iradeye sadık kalarak, bu yıl, BM Kadının Statüsü 68. Oturumunda, İsrailli Bakanın konuşmaları esnasında salondan ayrıldık. Çünkü, çocuklara ölümün daha merhametli olduğunu düşündüren bir yönetimin insanlık adına hiçbir değeri temsil edebileceğine inanmıyoruz. Acıyla yükselen çığlıklara duyarsız kalan tüm söylemleri, kendi sesleriyle baş başa bırakıyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin de belirttiği gibi ‘İnsanlığın zulüm ile bükülen belini ancak mazlumlar arası ayrım gözetmeden doğrultabiliriz’ Bunu daha adil bir hayatın mümkün olduğu inancıyla, kardeşlik hukukunu güçlendirerek yapacağız. ‘Savaş beni mahvetti, eskiden daha güzeldim’ diyen yavrumuzun yüreğinde yeniden mutluluk yeşertmek için, Filistinlilerin yanında olmak, bugün tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluk duygusuyla Filistinlilere uygulanan soykırımı, küresel gündemin en üst sıralarında tutmak ve buna bir son vermek için kararlı duruşumuzu asla bozmadık, bozmayacağız” şeklinde konuştu.
“Bakanlık olarak, Gazzeli misafirlerimizin sosyal hizmetlerimiz ve psiko-sosyal desteklerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz”
Bakanlık olarak Gazzelilere sosyal hizmet ve psikososyal destek verdiklerini söyleyen Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, güçlü bir barış çağrısında bulunmaktadır. Özellikle şiddetin kadınlar ve çocuklar üzerindeki orantısız etkisine dikkat çekerek, temel insan haklarına saygı gösteren adil ve kalıcı bir çözüm ihtiyacına vurgu yapmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız açıkça, İsrail’e yayılmacı hayallerinden vazgeçmesi ve 1967 sınırlarına dayalı, bağımsız bir Filistin devletinin varlığını tanıması gerektiğini ifade etmiştir. Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Gazze Şeridi’nde yaşanan çatışmaların bir an önce son bulması gerektiğini her fırsatta ve her platformda dile getiriyoruz. Bugün ülkemizde misafir ettiğimiz Gazzeli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için elimizden gelen her türlü çabayı ve gayreti gösteriyoruz. Bakanlık olarak, Gazzeli misafirlerimizin sosyal hizmetlerimiz ve psikososyal desteklerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz. Diğer yandan, Saygıdeğer Hanımefendinin öncülüğünde Gazzeli çocuklarımızı ülkemizde ağırlamak için girişimlerimiz devam ediyor. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere dünyanın her neresinde olursa olsun mazlumun umudu, mağdurun sesi olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
“İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir”
Konuşmasına dün BM Güvenlik Konseyi’nde alınan Gazze’de acil ateşkes talep kararına ilişkin konuşan Bakan Göktaş, “BM yetkililerinin dahi söz geçiremediği bir katliamdan bahsediyoruz. Dün, BM Güvenlik Konseyi’nde ilan edilen Gazze’de acil ateşkes talep kararını katliamın sonlandırılması adına atılmış olumlu bir adım olarak görüyoruz. Temennimiz, insani yardımların bir an önce Gazze’ye ulaştırılmasıdır. İsrail’in BM Güvenlik Konseyi’nde alınan bu kararı bir an önce yerine getirmesidir. Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi, herkesi bu katliamların sona ermesi ve İsrail-Filistin meselesinde kalıcı bir çözüm sağlanması için ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Bakan Yerlikaya, İzmir’deki temasları kapsamında, Buca ilçesindeki Forbes Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
Vatandaşların taleplerini dinleyen Ali Yerlikaya, yerel seçimler için Cumhur İttifakı adaylarına destek istedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, daha sonra İzmir İktisat Kongresi Binası’nda gerçekleştirilen “Türkiye’nin Huzuru İzmir’in Huzuru” programında yaptığı konuşmada, katılımcıların ramazan ayını kutladı.
Sorumluluğu çok büyük olan İçişleri Bakanlığını ve görevlerini “huzur” kelimesiyle ifade ettiklerin anlatan Yerlikaya, bu anlamda “Türkiye’nin huzuru” diye yola çıktıklarını dile getirdi.
Terör operasyonları
Bakan Yerlikaya, 1 Haziran 2023 ile 15 Mart 2024 arasında gerçekleştirilen terör operasyonlarına ilişkin rakamları ekran üzerinden paylaştı.
Terörün artık asimetrik savaşta maalesef ülkelerin enerjilerini boşa çıkarmak, vakitlerini harcamak, morallerini, motivasyonlarını bozmakla ilgili bir enstrüman olduğunu vurgulayan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“10 aylık dönemimiz içerisinde bölücü, hain terör örgütüyle ilgili İçişleri Bakanlığı olarak operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Yapılan 22 bin 541 operasyonda, 60’ı ölü, 649’u sağ/yaralı ve 121’i de teslim olmak üzere 830 teröristi etkisiz hale getirdik. İzmir’de aynı dönemde 83 operasyonda 24 teröristi etkisiz hale getirdik. İçişleri Bakanlığı olarak 81 vilayet, 922 ilçede başta terör ve terör türleri ve tüm suç türleriyle ilgili durmadan, duraksamadan bu operasyonları yapıyoruz. Çünkü eğer huzurdan bahsediyorsak önce terörden bahsetmememiz lazım. Biliyorsunuz, tüm dünyada terörle ilgili bir sınav var. Yakın zaman içerisinde Moskova çok menfur bir saldırı yaşadı değil mi? Hepimiz terörü lanetliyoruz. En büyük insanlık suçu olduğunu düşünüyoruz. Kabul ediyoruz. O bakış açısıyla bunlarla mücadele ediyoruz ve biz bir hukuk devletiyiz. Son 22 yıl boyunca Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde bizim ittifak ortaklarımızla bakışımız, hep beraber aslında ülke olarak parlamento olsun, 1-2 parti hariç herkes ‘Biz terör istemiyoruz’ diyor. ‘Nefret ediyoruz bunlardan’ diyor. Biz de milletimizden almış olduğumuz bu destek ve duayla beraber güçlü ve kararlı bir şekilde bunların artık son çırpınışları olduğunu da söylemek istiyoruz.”
Diğer operasyonlar
Bakan Yerlikaya, organize suç örgütlerine yönelik operasyonların da artarak devam ettiğini belirterek, 1 Haziran 2023 ile 15 Mart 2024 arasında 1127 operasyon yapıldığını ve gözaltına alınan 7 bin 770 şüpheliden 2 bin 804’ünün tutuklandığını söyledi.
Bu anlamda 417 organize suç çetesi çökertildiğini anlatan Yerlikaya, İzmir’de ise bu sürede 76 operasyon yapıldığını, yakalanan 336 zanlıdan 114’ünün tutuklandığını, 17 organize suç çetesinin çökertildiğini aktardı.
Yerlikaya, bu tarihler içinde kırmızı bültenle aranan 377 kişinin yakalandığını vurgulayarak, uyuşturucu ile mücadelede de önemli hamleler gerçekleştirdiklerini ifade etti.
İzmir’de bu süreçte 26 bin 096 kişinin gözaltına alındığını bunlardan 2 bin 45 şüphelinin tutuklandığını belirten Yerlikaya, ülke genelindeki asayiş konularında ise her 10 olaydan 9’unun aydınlatıldığını vurguladı.
Yerlikaya, söz konusu tarihlerde ülke genelinde 159 bin 445 firari hükümlünün yakalandığına, İzmir’de ise bu rakamın 13 bin 575 olduğuna dikkati çekti.
Kaçakçılık operasyonlarında 2 milyar 908 milyon liralık vergi kaybının önlediğini aktaran Ali Yerlikaya, siber suçlarla ilgili 163 bin 990 sosyal medya hesabı üzerinde çalışma yapıldığını söyledi.
“Görev yaparken oy vermiş, oy vermemiş ayrımı yapmıyoruz”
Yerlikaya, söz konusu sürede 235 bin 925 düzensiz göçmenin yakalandığını, 159 bin 302 göçmenin ise ülkeye girişinin engellendiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Huzur için çaba göstermemiz gerekir. Devlet olarak, hükümet olarak, bakanlıklar olarak, kurumlar olarak ama bu çabayı el birliğiyle yaparsak biz hem moral, motivasyon… yani birbirimize güç verme açısından daha motive edici oluyor ve daha sevimli, daha sempatik hale geliyor. Birbirimizden enerji alıyoruz. Bunu bizden esirgemeyin. ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep beraber Türkiye olalım’ diyen bir liderimiz var. Biz görev yaparken oy vermiş, oy vermemiş ayrımı yapmıyoruz. Vatandaşlarımızın hepsi bize emanet ve her biri aziz üstün her biri en güzel şekilde, en güzel hizmeti almak, beklemek ve söz söylemek hakkına sahip diyorum. Başımızın, gözümüzün üstünde yeri var diyorum. Çünkü egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir diyoruz.”
31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere az bir süre kaldığını hatırlatan Yerlikaya, “Biz İçişleri ailesi olarak seçimin huzur ve güven ortamında yapılmasıyla ilgili ben de dahil tüm arkadaşlarımıza görev çıkardık. Bize bu noktada da güvenmeye devam edin. Biz seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrasında da Allah’ın izniyle sizin iradenizin en güzel şekilde, en huzurlu ve güven ortamında sandığa tecelli etmesiyle ilgili canla, başla çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Programda Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin birer konuşma gerçekleştirdi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Tuzla’daki halk buluşmasında; “Ankara’dan İstanbul’da kabine niye toplandı, anlayan var mı? Az değil, 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki, dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘Hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şile’nin ardından Tuzla’da halk buluşmasına katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir’in de eşlik ettiği buluşmada İmamoğlu, CHP Tuzla Belediye Başkan Adayı Eren Ali Bingöl’e oy istedi.
AKP’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’a verilen hükümet desteğini eleştiren İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“Ankara’dan İstanbul’da kabine niye toplandı, anlayan var mı? Az değil, 17 kişi. 17 bakanın buraya gelmesinin şöyle bir tarafı var. Demek ki, dersine çalışmayan acemi rakibimizi o kadar zayıf görmüşler ki, ‘Hep beraber toplanalım, gidelim, yardımcı olalım’ demişler. E hoş gelmişler, sefa gelmişler. Dükkan dükkan geziyorlar. İzlediniz mi televizyonlardan? Tabii şunu söyleyeyim. Tek başına gelmediler. Daha yeni, 10 ay önce milletimiz oy verdi, seçildi. Hepimizin, herkesin cumhurbaşkanı seçildi ama Sayın Cumhurbaşkanı da İstanbul’a geldi. E hoş geldi, sefa geldi. Biz misafirperveriz, insan ağırlamayı biliriz. İstanbullu misafirperverdir. 23 Haziran 2019’da hep beraber İstanbul’da kendisini ağırladık mı? Hem de 806 bin kez, öyle değil mi? E bu sene daha fazlasıyla ağırlarız. Daha fazla mutlu ederiz. Öyle yapmaz mıyız? Daha fazla mutlu ederiz.
“DEVLETİN İŞİNİ BIRAKIP BURAYA NİYE GELDİNİZ”
Burada başka bir şey var. İstanbul’da dükkan dükkan gezen ya da pazar pazar gezen, salon salon gezip oy isteyen bakanlara bir çift lafım var. Bir, devletin işini bırakıp buraya niye geldiniz? Memleketin etrafında her türlü sorun var. İsrail’de büyük bir insan kıyımı var. Rusya’da terör saldırısı var. Her yerde terörü kınıyoruz. Öbür tarafta, dış ilişkiler konusunda birçok gündem var, Sayın Bakan burada. İçişleri Bakanı, ya seçimin güvenliğinden sorumlu ama dükkan dükkan oy istiyorsun. Bu vicdana sığar mı? Sığmaz. E peki Adalet Bakanı? Bu ülkeye adalet lazım mı? Herkes şu anda ‘Adalet en sıkıntılı hat’ diyor ama sen yine dükkan dükkan, pazar pazar gezip oy istiyorsun. Oy iste, sorun yok ama buradan şunu söylemek istiyorum. Bakanlar, atanmış bakanlar, aynı zamanda bir memur gibi yani bu şekilde siyaset yapamazlar, yapmamalılar. Bu, milletin vicdanını sızlatır. Yanlış bir uygulamadır. Olmaz. Devletin belli kademeleri, bürokrasinin belli kademeleri bu işe girmemeli ama giriyorlar. Ayıp ediyorlar. Yanlış yapıyorlar.
“YAPTIKLARI MERTLİĞE SIĞMAZ”
Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bu şekilde bu sürecin içine girmemesi lazım. Yani burada gelse bu ülkenin ekonomiden sorumlu Bakanı, ‘Ben, Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese çıkıp demez mi ona vatandaşımız; ‘Ya sen git, enflasyonu düzelt’ diye? Polis kardeşimiz, İçişleri Bakanı’ndan 3600 ek gösterge bekliyor. Birine dese ki, eşi olduğunu da bilmezse ‘Ben Cumhur İttifakı’nın adayına oy istiyorum’ dese, eşi demez mi ona; ‘Sen git, önce polisin 3600 ek gösterge sorununu düzelt’ demez mi? Der. Dolayısıyla aslında yapılan bu işler, devletin düzenini zedeliyor. Bu yaptıkları mertliğe sığmaz. Bu 17 bakan, artı aday, 17+1, artı Sayın Cumhurbaşkanı; 17+2. Hep birlikte bunlara misafirperverliğe hazır mıyız? 31 Mart’ta onları misafirperverliğimizle mutlu edeceğiz mi? Onları Tuzla’da, İstanbul’da tarihi bir oy farkıyla mutlu edip Ankara’ya işlerinin başına yollayacağız mı? Sonuçta devletimizin başı kendisi, sonuçta onlar da bizim bakanımız. Onları mutlu etmek de bizim boynumuzun borcu. Memnun ederiz.
“BİN 19 KEZ SORUŞTURDULAR”
Ramazan ayındayız. Ramazan ayı, hepimizin birbirini hissetme ayı. Birbiriyle konuşma, birbiriyle yardımlaşma, dayanışma, insanların birbirine en hassas davrandığı güzel bir ay. Hepimizin içinden güzel dualar geçer. Şu güzel evlatların geleceği için, bahtı için hep beraber büyük bir çalışmayı ortaya koymak zorundayız. Gençlerimiz için çok çalışmak zorundayız. Özellikle Ramazan ayında kul hakkı yenmez. Yalan konuşulmaz. İftira atılmaz. Bu kardeşinizi 5 senedir soruşturdular mı? Soruşturdular. Teftiş yolladılar mı? Yolladılar. Müfettiş yolladılar mı? Yolladılar. Ne yaptılar? Şunu yaptılar. Ekrem İmamoğlu’nu tam bin 19 kez soruşturdular. Yollasınlar, başımızın üstüne. Bizi teftiş edecekler, bundan rahatsız değiliz. Didik didik ettiler. Bakın bizden önceki 5 sene, bu şehrin her kurumuna 140 kez geldiler. Bizim dönemimizde tam bin 19 kez.
“MAHKEMELERDE HAPİS CEZASI BİLE VERDİNİZ EKREM İMAMOĞLU’NA”
20 senedir hiç gelmediği kurumları dolaştılar mı? Dolaştılar. Yahu, 5 sene mercekle baktınız, aşağıdan baktınız olmadı, yukarıdan baktınız olmadı. Didik didik ettiniz, her tarafından çekiştirdiniz. Mahkemelerde hapis cezası bile verdiniz Ekrem İmamoğlu’na. Öyle değil mi? Baktılar gene olmuyor; bir hafta kala Ekrem’e kumpasla, yalanla leke atmaya kalkıyorlar. Allah şahit, Ramazan ayında söylüyorum; onlar leke atsınlar. Şöyle var ya, toz kadar konmaz. Kötü söz, sahibine ait. Ramazan ayında söylüyorum. Allah onları ıslah etsin. Allah onlara akıl versin.
“GENÇLERİ SANDIĞA DAVET EDİYORUM”
Buradan, bütün gençlere seslenmek istiyorum. Biliyorum, gençler, siyasetten uzak duruyor. Haklılar. Artık gençler şöyle düşünüyor: ‘Ne yaparsak yapalım, hiçbir şey değişmiyor.’ Öyle diyorlar ve gençler sandığa gitmek istemiyor. Gençler haklı ama şunu söyleyeyim. Bu seçimde gençlere bir şey hatırlatmak istiyorum. Sevgili gençler, lütfen kendinize gelin. Türkiye’nin kaderi sizin elinizde. Türkiye’nin tarihini, kötü giden sürecini bir oyla değiştirebilirsiniz. Ben bütün gençlerimizi sandığa davet ediyorum. Hakkınızı kullanın. Sizin haklarınızı koruyan, sizlere burs veren, sizlere yurt açan, gençlerin önünü açan, gençliğe istediği projeleri yapan bize destek olun. Tuzla’da genç belediye başkanımıza destek olun. İstanbul’da İmamoğlu’nun ikinci dönemine destek olun. Biz, sizlerle birlikte İstanbul’dan güçlü bir gençlik ateşi daha yakalım. Hep beraber bu gençlik ateşi, Türkiye’nin talihsiz süreçlerini değiştirsin. Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi gençlere emanet ettiği gibi bugün yine gençlerimizin büyük sorumlulukları var. Gençlerimizin bu sese kulak vereceğine inanıyorum. 2019 öncesine dönmeyeceklerine inanıyorum ve birlikte inşallah, bu süreçte duydukları bütün umutsuzlukları yok edeceğiz.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı. Özel, bakanların AK Parti için oy istemesini değerlendirirken, “Bu, Erdoğan’ın yeni rejiminin çuvalladığını gösteren bir itiraf. Mehmet Uçum, bu tek kişilik hükümet sistemi dediğimiz sistemi anlatırken bakanların siyasi değil, bürokrat olacaklarını; siyaseti Erdoğan’ın ve partinin yapacağını söylüyordu. Şimdi bütün bakanları sahaya indirmek, yeni tasarımdan onların da memnun olmadığını gösteriyor. Ama sonuçta bu bakanların sahada etkili olmaları da çok güç. Çünkü halktan oy almış, Meclis’ten güven oyu almış, yetki almış kişiler değil; Erdoğan’ın dolma kaleminin mürekkebi onlar. Bir gün atıyor, bir gün azlediyor. İçlerinde iki bakan ise kamuoyu tarafından daha çok bilinen bakanlar. Birisi MİT Müsteşarlığı gibi çok mahrem bir görevden geliyor -zaten doğru değil bir MİT Müşteşarının bakan haline getirilmesi-. Diğeri de İçişleri Bakanlığı gibi polisin, emniyetin, jandarmanın bağlı olduğu, hepimizin güvenliğinden sorumlu olduğu bir bakan. Bu bakanlar, eskiden seçim döneminde zaten yasaklı olurlardı, yerlerine tarafsızlar atanırdı. Şimdi bu bakanlardan medet umuyorlar. Bu da içinde bulundukları acziyeti gösteriyor” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Kilis halk buluşması programının ardından Gaziantep halk buluşması için seçim otobüsüyle yola çıktı. CHP lideri Özel, burada ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.
Özel, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün İstanbul, Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği mitingde söylediği “Biz bu meydanda 1 buçuk milyona alıştık, bugün 650 bin kişiyiz” ifadelerini şöyle değerlendirdi:
“İKTİDAR MEYDANLARI DOLDURAMADIĞI GİBİ HEYECANLANDIRAMIYOR DA”
“Erdoğan orada bir şey itiraf edermiş gibi yaparken bir yalanı örtmeye çalışıyor. Meydanda 200 bin kişi bile yok. ‘Biz burada 1 buçuk milyonu bulduk. Bugün 600 bin’ diyerek o meydanda 600 yüz bin kişi olduğunu, onu da kendisinin az bulduğunu söylüyor. Oysa ki meydanda 200 bin kişi bile yoktu. Hiç şüphe yok ki insanlar, Cumhur İttifakı’ndan yoruldu insanlar. ve 31 Mart yaklaşırken bu yorgunluk, yılgınlık gözle görülür şekilde artarken muhalefetin de moral ve heyecan kazandığı ortada. Bir öncekinden kötü gördüğümüz bir anket ve bir öncekinden kötü gördüğümüz bir meydan yok. Örneğin Kilis, CHP’nin milletvekilinin olmadığı, belediyesinin olmadığı, çok güçsüz olduğumuz bir yerken adayımız ve normal rutin gezi programında yokken şu anda AKP ve MHP’nin birer adayının olduğu yerde CHP, önemli bir yarışta ve başa baş yarışıyor. Bu hafta anketlere baktık ve Kilis’e program ekledik. Bu yoğun yağışa rağmen hem meydanda hem meydanın etrafında çok önemli bir ilgi vardı. Bizim trendimiz, ivmemiz; yukarı, pozitif. ve iktidar, meydanları dolduramadığı gibi heyecanlandıramıyor da. Bunda en önemli sebep de her seçimden sonraya söz verip sözlerini tutmaması.
“İNSANLAR GÜÇ ZEHİRLENMESİ OLMUŞ İKTİDARIN GÜCÜNÜ YERELDEN DENGELEMEK İSTİYORLAR”
‘Mülakatı kaldıracağım’ dedi. Kaldırmadı. Her mitingimize geliyorlar. Staj ve çıraklık mağdurları var. Konya’da seslerini Tayyip Bey’e duyurmaya gittiler, gözaltına alındılar. Şimdi bütün mitinglerimize katılıyorlar. 1 buçuk ay önce çağrıda bulunmuştum, ‘Emekliler sesimize ses olur musunuz, bize katılır mısınız’ diye. O günlerde Tayyip Bey, ‘Emeklileri kışkırtamazsın. Ülke yüzde dört buçuk büyüyor. Herkes halinden memnun’ diyordu. Şimdi bütün herkes, gazeteler, televizyonlar artık emekliyi konuşuyor. 1 buçuk aydır günde üç, dört, beş meydanda emekliyi konuşuyoruz. ve artık AK Partililer de kabul etti. Hatta kendi Grup Başkanvekili, önce Ankara sonra İstanbul mitingini işaret etti. Şimdisi de seçimden sonrasını işaret ediyor. Bu yüzden bu seçimde bizim iki önemli gücümüz var. Bir; bir önceki seçimde bizimle birlikte olup oy veren insanlar belediyelerimizden memnun. ve şu an belediyemizin olmadıkları da CHP belediyeciliğini çağrıyorlar bu yüzden. İkincisi de yerel seçimin dışında bu seçimi, geçmişte iktidara da oy verse artık iktidara seslerini duyurmak ve orantısız bir güçten dolayı, adeta güç zehirlenmesi olmuş iktidarın gücünü yerelden dengelemek istiyorlar ve böyle bir mücadele veriliyor. 31 Mart’ta bunun bileşke kuvveti muhalefete büyük bir başarı kazandırabilir. ve iktidara da önemli bir ders verebilir.”
“BAKANLARDAN MEDET UMUYORLAR”
CHP lideri Özel, “17 Bakanın tümü, esnaf ziyaretleri yaparak AK Parti için oy istiyorlar. Özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum için oy istemesi kamuoyunda tepki topluyor. Değerlendirmeniz nedir” sorusunu, şöyle yanıtladı:
“Bu, Erdoğan’ın yeni rejiminin çuvalladığını gösteren bir itiraf. Mehmet Uçum, bu tek kişilik hükümet sistemi dediğimiz sistemi anlatırken bakanların siyasi değil, bürokrat olacaklarını; siyaseti Erdoğan’ın ve partinin yapacağını söylüyordu. Şimdi bütün bakanları sahaya indirmek, yeni tasarımdan onların da memnun olmadığını gösteriyor. Ama sonuçta bu bakanların sahada etkili olmaları da çok güç. Çünkü halktan oy almış, Meclis’ten güven oyu almış, yetki almış kişiler değil; Erdoğan’ın dolma kaleminin mürekkebi onlar. Bir gün atıyor, bir gün azlediyor. İçlerinde iki bakan ise kamuoyu tarafından daha çok bilinen bakanlar. Birisi MİT Müsteşarlığı gibi çok mahrem bir görevden geliyor -zaten doğru değil bir MİT Müşteşarının bakan haline getirilmesi-. Diğeri de İçişleri Bakanlığı gibi polisin, emniyetin, jandarmanın bağlı olduğu, hepimizin güvenliğinden sorumlu olduğu bir bakan. Bu bakanlar, eskiden seçim döneminde zaten yasaklı olurlardı, yerlerine tarafsızlar atanırdı. Şimdi bu bakanlardan medet umuyorlar. Bu da içinde bulundukları acziyeti gösteriyor. Kamuoyundaki tepki de o bakanların pozisyonlarını devlet adamı olarak görür halk; onlar devlet adamı değil bir partinin adamı, bir partinin neferine dönüşmüşler. Tepki ondan.”
“EKREM BAŞKAN DA 65 KİLOMETRE METRO YAPTI. BU DA ERDOĞAN’A DERT OLSUN”
Özel, İstanbul’daki metro tartışmasına ilşkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul’daki mevcut metroların tamamı bize ait” sözlerini şöyle değerlendirdi:
“Orada söylediği kelimenin ikinci hecesi doğru. Bize değil, milletimize ait kısmı. Erdoğan’a falan ait değil. Bütün Türkiye’de ilk metroları, CHP’li belediyeler başlattı. O günden bugüne, kim bir metre metro yaptıysa Allah razı olsun. Ama Ekrem Başkan da 65 kilometre metro yaptı. Bu da Erdoğan’a dert olsun. Yani istediği kadar inkar etsin, Erdoğan’ın İstanbul’u kaybettikleri sırada, Genel Sekreter Yardımcısıyken Ulaştırma Bakanı yaptığı bakanın itirafını insanlar biliyorlar. Meclis’te ‘Finansman bulamadığımız için, ekonomik şartlardan dolayı yedi metro inşaatını durdurduk’ demişti. Hem o yedisi hem de ilave üç metro yani 10 metro çalışıyor. Burada Erdoğan’a şunu söylemek lazım: AK Parti’nin Trabzon’dan dört bakanı, dört milletvekili, bir büyükşehir belediye başkanı ve bir Ortahisar Belediye Başkanı vardı. 10 AK Partili Trabzon’a bir metro yapamazken bir tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı ve yapmaya devam ediyor. Bu da Erdoğan’ın içine dert olmuş herhalde. İçine dert olsun.”
“EMEKLİLER SES YÜKSELTİNCE BOCALADILAR”
CHP Lideri Özgür Özel, AK Parti kanadından gelen “emekliler için hazırlık yapıyoruz” sözlerini, şöyle değerlendirdi:
“Maalesef emeklinin bir öğrenilmiş çaresizliği vardı. Biz bir şey denedik. Kurultayda da verdiğimiz bir sözdü. ‘Kimin yanında olmak gerekiyorsa olacağız’ diye. ve biz emeklilere bir çağrı yaptık. 1 buçuk ayda, hiç yoksa 100’ün üzerinde meydanda emeklilerin derdini anlattım. Bütün televizyon programlarında anlattım, anlatmaya da devam ediyorum. Bugün yoğun yağış altında bile adayları tanıttıktan sonra yine de emeklinin derdini anlatmadan meydanı terk etmedik. Bu ses getirmeye başladı. Emekli sesini yükseltince bocaladılar. ‘Önce bir şey yapabilir miyiz’ diye baktılar. Sonra ‘Enflasyonu düşüreceğiz öyle hallolacak’ diye üç yıl vadeye yaydılar. Bu ciddi bir tepki alınca bir çalışma yapmaya giriştiler. Ama banka promosyonuyla sonuçlandı bu. Bir yandan emeklilerin tepkisini görünce AK Partili grup başkanvekilleri, genel başkan yardımcıları, bakanlar kimisi ‘Çalışma yapacağız’ diyor. Gün veriyor, ‘Ankara mitingini bekleyin. Cumartesiyi bekleyin. Pazarı bekleyin.’ Sonra dönüyorlar ’16 Nisan’ı bekleyin.’ İnsanlar 31 Mart’ta bir şey almadılarsa size bir kere daha güvenip niye oy versinler? Eğer bir seçimden çok bahsedeceksek iki seçimi karşılaştırmak önemli. 3 Kasım 2002’de emekliler bir buçuk asgari ücret alıyordu. Bugünkü parayla 26 bin lira. Şimdi 10 bin lira alıyorlar. Emekliler sandıkta sesini duyurmazlarsa bunlar emeklilerin sesini asla duymayacaklar.”
]]>Bakan Tunç, AK Parti Çankırı İl Başkanlığında yaptığı açıklamada, 31 Mart seçimlerinin Çankırı için hayırlı uğurlu olması temennisinde bulundu.
Adalet Bakanlığı olarak Çankırı’da yaptıkları çalışmalara değinen Tunç, Çankırı’ya bugüne kadar 1 milyar 47 milyon lira yatırım yaptıklarını anlattı.
Çankırı şehir merkezinde kalan cezaevinin başka bir yere nakliyle ilgili yatırım programlarında olan çalışmaları bulunduğunu hatırlatan Tunç, şöyle devam etti:
“Çankırı L Tipi Kapalı Cezaevi ve yine açık cezaevi toplamda 2 bin 526 kişilik kapalı cezaevini başka bir yere inşa edeceğiz. Oradan boşaltılan yere de inşallah Çankırı’nın ihtiyacı olan TOKİ konutlarını merkeze, cezaevinin arazisine inşallah inşa edeceğiz. Yine Çankırı’nın Orta ilçesinde geçici kabul anlaşmasında olan cezaevimiz, sadece bir cezaevi değil, orası aynı zamanda bir üretim merkezi. Çankırı, Orta ekonomisine katkı veren bir yer. İş Yurtları Kurumumuzun orada üretim tesisleri, şu anda süt ürünleri tesisi kabul aşamasına gelmiş durumda. Orta Cezaevimiz kapasite olarak 303 kişi kapasiteli. Bünyesinde tarım alanları, 1500 meyve fidanı dikildi, toprak ıslah çalışmaları yapıldı, süt ürünleri tesisleriyle ilgili makineler alındı ve orada çevre köylerde süt üreticiliği yapan köylülerimiz, çiftçilerimiz sütlerini cezaevindeki üretim tesislerine satma imkanı bulacaklar ve orada hem bir istihdam oluşmuş olacak hem tarım ekonomisine de katkı sağlamış olacağız.”
Çankırı’nın Yapraklı, Kurşunlu ve Şabanözü ilçelerinde de planlamalar yapıldığını aktaran Tunç, “Yapraklı ile ilgili değerlendirmelerimizi de arkadaşlarımızla beraber yapıyoruz. Uygun bir yer bulunursa orada da ekonomiye destek verecek hem ıslah kurumu, ceza infaz kurumu hem de asıl bizim önem verdiğimiz hükümlüler ıslah edilirken ekonomiye de katkı sağlamaları ve bölge ekonomisine de katkı sağlamaları bakımından böyle bir çalışmamız söz konusu olacak. Yine Kurşunlu’da da Orta’daki süt ürünleri gibi Kurşunlu’daki et kombinası şeklinde planlamamız var. Yine Kurşunlu ilçemizde İçişleri Bakanlığımızla ortak hükümet binası çalışması başladı. İçerisinde adalet binasına da yer ayrılacak. Şabanözü ilçemizde de yine planlamamız var adalet sarayıyla ilgili olarak. Onun da planlamalarını yaptıktan ve arsa çalışmalarını yaptıktan sonra yatırım programına inşallah teklif edeceğiz.” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanlığına layık gördükleri birini kendi partilerinin başkanlığına layık görmediler”
31 Mart’ın Türkiye için milli irade bayramına dönüşmesi temennisinde bulunan Tunç, şunları dile getirdi:
“Çünkü muhalefetin içinde bulunduğu durumu hep beraber görüyoruz. On ay önce bir seçim yapıldı. O seçimde karşımızda bir ittifak vardı. O ittifakın Cumhurbaşkanı adayı vardı. Sonra o cumhurbaşkanı adayını, ülkenin Cumhurbaşkanlığına layık gördükleri birini kendi partilerinin başkanlığına layık görmediler, bir kenara ittiler. Sonra onların yardımcıları olacaktı. Cumhurbaşkanı yardımcıları. Her partinin başkanı birer yardımcıydı. Kaç tane 7,8,9 tane vardı. Şimdi hepsi birbirinin aleyhinde konuşmaya başladılar. Demek ki bunlar iktidar olsalarmış vay halimizeymiş. Çünkü hemen kavgaya başlayacaklarmış. İktidarı paylaşmanın kavgasına başlayacaklardı. Muhalefeti paylaşamayan iktidarı mı paylaşacaktı? Milletimiz ferasetiyle o tehlikeyi, kaosu gördü ve ülkeyi böyle bir riske sokmadan Cumhur İttifakı ile yola devam etti. Cumhurbaşkanımız 17’inci seçimini de kazandı. Şimdi 18’inci seçim var. Çankırı’nın plakası da 18. İnşallah 18’inci seçimde de ülkemiz bir milli irade bayramı, demokrasi bayramı yaşasın.”
Bakan Tunç, 31 Mart’ta yapılacak seçimlerin ardından seçimsiz geçecek 4 yıllık bir süre olduğuna işaret ederek, “O süre içerisinde belediyelerimiz yerel kalkınmayı hızlandıracak, bizler de hükümet olarak pandeminin etkisiyle oluşan ekonomik dalgalanmalar, depremin etkisiyle oluşan sıkıntılar tüm bunları ortadan kaldırarak halkımızın refahını yeniden artırmanın gayreti içerisinde olacağız. Özellikle enflasyonun tekrar tek haneli rakamlara düşürülmesiyle ilgili bir hedefimiz var. Bunu gerçekleştirecek olanlar da yine Cumhur İttifakı’dır ve Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kısa süre içerisinde depremin de pandeminin de yol açtığı ekonomik olumsuz etkilerden inşallah ekonomimizi kurtararak yine Türkiye’yi istikrarlı kalkınma hamleleriyle yolumuza devam ederek Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz.” dedi.
“Gerçek hayatta suçsa sanal ortamda yapılmışsa o da suçtur”
Bir gazetecinin, seçimlerle ilgili sosyal medyada dezenformasyon yapıldığına yönelik sorusu üzerine Bakan Tunç, şunları kaydetti:
“Sosyal medyada maalesef dezenformasyon yapılıyor. Suç unsuru olanlar, kimliği tespit edilenlerle ilgili soruşturmalar açılıyor. Son zamanlarda bu konuda özellikle sosyal medya yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik hem de halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçu bakımından çok sayıda soruşturma açıldı. Bu konuda çok sayıda gözaltı ve tutuklama da gerçekleşti. Sosyal medyada sahte hesaplarla, kimliği tespit edilemeyen daha çok yurt dışı kaynaklı dezenformasyonlar var. Bunlarla ilgili kimlik tespiti yapılamadığı için soruşturma bakımından bir ilerleme sağlanamıyor ama kimlikleri tespit edildiğinde gerekli işlem yapılıyor. Siber suçlarla mücadele konusunda emniyetimizin büyük bir tecrübesi var. Kimlikleri tespit edilenlerle ilgili gerekli soruşturmalar yapılıyor. Gerekli suç duyurularında bulunmak lazım. Hiç kimse halkı endişeye, huzursuzluğa sevk edecek, kin ve düşmanlığa yönlendirecek paylaşımlarda bulunamaz. Gerçek hayatta suçsa sanal ortamda yapılmışsa o da suçtur. Savcılıklarımız bu konularda gerekeni yapıyor.”
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
Bakan Tunç’a, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İl Başkanı Koray Erdoğan, AK Parti Çankırı Belediye Başkan adayı Hüseyin Filiz ve partililer eşlik etti.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi programa katılmak için Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Tunç’un Çankırı’daki ilk durağı AK Parti Çankırı İl Başkanlığı oldu. Parti teşkilatı ile bir araya gelen Bakan Tunç, Çankırı’ya yapılan yatırımlarla ilgili açıklamalarda bulunarak, “2024 yatırım programına aldığımız önemli konular vardı. Bunları hayata geçirdik. Söz verdiğimiz projelerde önemli yollar kat ettik. İnşallah Çankırımız için çalışmaya devam edeceğiz. Adalet Bakanlığı olarak bugüne kadar Çankırı’ya yaptığımız 1 milyar 47 milyon liralık yatırım var. Çankırı’ya adalet Sarayı’nı 2021 yılında AK Parti kazandırdı. Ilgaz Adalet Sarayı’nı da 2018 yılında kazandırdık. Şehir merkezinde kalan cezaevini başka yere nakletmek için çalışmamız vardı. Yatırım programında yer alan bir çalışmamız Çankırı L Tipi Cezaevi ve açık cezaevi, toplam 2 bin 526 kişilik kapalı cezaevini başka bir yere inşa edeceğiz. Boşalan yere de Çankırı’nın ihtiyacı olan TOKİ konutlarını inşa edeceğiz. Merkezde yeni bir mahalle doğmuş olacak. Çankırı’ya özgün bir mimari de gerçekleşecek. Belediye Başkan Adayımız Hüseyin Filiz seçildiğinde o projenin hayata geçirilmesi için gerekli çalışmayı göstereceğiz. Yeni yapılacak olan cezaevi de merkeze olmayacak bir yerde inşa edilecek. İmar çalışmaları devam ediyor. Bunlar tamamlandığında da oradaki inşaat çalışmaları da başlatılacak” dedi.
“Muhalefeti paylaşamayan iktidarı mı paylaşacaktı”
Muhalefeti eleştiren Bakan Tunç, “31 Mart inşallah ülkemiz için bir milli irade bayramına dönüşsün, temennimiz bu. Muhalefetin içinde bulunduğu durumu hep beraber görüyoruz. 10 ay önce bir seçim yapıldı. O seçimde karşımızda bir ittifak vardı. O ittifakın Cumhurbaşkanı adayı vardı. Sonra o Cumhurbaşkanı adayını, ülkenin Cumhurbaşkanlığına layık gördükleri birini kendi partilerinin kendi başkanlığına layık görmediler, bir kenara ittiler. Sonra, her partinin başkanı birer Cumhurbaşkanı yardımcısı vardı. 8-9 tane vardı. Şimdi hepsi birbirinin aleyhinde konuşmaya başladı. Bunlar iktidar olsalarmış vay halimizeymiş. Çünkü hemen iktidarı paylaşmanın kavgasına başlayacaklardı. Muhalefeti paylaşamayan iktidarı mı paylaşacaktı? Milletimiz ferasetiyle o kaosu gördü ve ülkeyi böyle bir riske sokmadan Cumhur İttifakı ile yola devam etti. Cumhurbaşkanımız 18’inci seçimi de kazandı. Şimdi 18’inci seçim var, Çankırı’nın plakası da 18. İnşallah 18. seçimimiz de ülkemiz bir milli irade bayramı, demokrasi bayramı yaşasın” diye konuştu.
“Hiç kimse halkı endişeye, huzursuzluğa sevk edecek, kin ve düşmanlığa yönlendirecek paylaşımlarda bulunamaz”
Seçimlerle ilgili sosyal medyada dezenformasyon yapan şahıslarla ilgili de açıklamada bulunan Bakan Yumaklı, “Bu konuda çok sayıda soruşturma açıldı ve tutuklamalar da gerçekleştirildi. Sosyal medyada sahte hesaplardan, kimliği tespit edilemeyen daha çok yurtdışı kaynaklı dezenformasyonlar var. Bunlarla ilgili kimlik tespiti yapılamadığı için bir ilerleme sağlanamıyor ama kimlikleri tespit edildiğinde gerekli işlem yapılıyor. Siber suçlarla mücadele konusunda emniyetimizin büyük bir tecrübesi var. Kimlik tespitleri ile ilgili de çalışmalar yapılıyor. Kimlikleri tespit edilenlerle ilgili gerekli soruşturmalar yapılıyor. Gerekli suç duyurularında bulunmak lazım. Hiç kimse halkı endişeye, huzursuzluğa sevk edecek, kin ve düşmanlığa yönlendirecek paylaşımlarda bulunamaz. Bu bir suç, gerçek hayatta yapılan suçsa sanal ortamda yapılan da suçtur. Cumhuriyet savcılarımız bu konularda gerekeni yapıyor. Açılan davalar da var” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, parti binasında gerçekleşen programın ardından il merkezinde esnaf ziyaretlerinde bulunarak vatandaşlarla sohbetetti. – KASTAMONU
]]>Kentteki temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden Uraloğlu, daha sonra D-100 kara yolu üzerinde yapılması planlanan Gölyüzü Kavşağı alanında incelemelerde bulundu, yetkililerden bilgi aldı.
Bakan Uraloğlu, burada düzenlediği basın toplantısında, bakanlık olarak Bolu’ya 22 yılda 54 milyar liralık yatırım yaptıklarını, bölünmüş yol uzunluğunu 303 kilometreye, bütümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu da 432 kilometreye çıkardıklarını belirtti.
Kenti, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Bilecik, Eskişehir gibi İstanbul istikametindeki batı illerine, doğu tarafında da Ankara, Samsun ve Amasya’ya, diğer taraftan bölünmüş yollarla Zonguldak, Karabük ve Çankırı illerine bağladıklarını anlatan Uraloğlu, yine 200 kilometreye yakın tek yol iyileştirmesi yapıldığını aktardı.
Uraloğlu, kentin “yılan hikayesine dönen” en önemli projesi Bolu Dağı Tüneli’nin 2007’de açıldığını anımsatarak, “Bakın 2007 yılında bitirdiğimiz Bolu Dağı Tüneli artık 30-40-50 bin günlük trafiklere ulaşmış durumda. Artık Ankara-İstanbul arasında alternatif ulaşımları da konuştuğumuz bir döneme geldik.” diye konuştu.
Kara yolları yatırımları olarak halihazırda Bolu’da devam eden 14 proje ve yaklaşık 7,6 milyar liralık çalışmanın bulunduğunu bildiren Uraloğlu, kentin merkezi ve ilçelerinde birçok ulaştırma yapısına devam ettiklerini kaydetti.
Bakan Uraloğlu, şu anda bulundukları hem transit hem şehir içi ulaşımda kullanılan kesimde günlük trafiğin 35 bin gibi yüksek bir kapasiteye geldiğine değinerek, “Organize sanayi ile üniversite kavşakları arasında yaklaşık 14 kilometrelik bölümü konuşuyoruz. Bu bölümde halihazırda farklı tiplerde tam 12 kavşak var, 8’i sinyalize kavşak. Bunlar 14 kilometrelik bölümü zor geçilir veya uzun zaman dilimlerinde geçilir kılıyor.” şeklinde konuştu.
Bolu’ya yeni otoyol girişi kazandırılacak
Gerek kara yolları ekiplerinin tespitleri gerek siyasi yöneticilerin veya yerel yönetimlerden gelen talepler doğrultusunda gerekli incelemeleri yaptıklarından bahseden Uraloğlu, söz konusu 14 kilometrelik kesimde proje çalışmasını başlattıklarını ve en acil görülen kavşaktan çalışmalara başlayacaklarını ifade etti.
Uraloğlu, değişen ve gelişen Bolu’nun ihtiyaçlarının da değiştiğini, otoyoldan doğu ve batı olmak üzere iki girişi bulunan kente yeni giriş açmayı planladıklarını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Daha merkezi bir yerden, gelişen sanayi tesislerine de hizmet edecek alternatif bir noktadan giriş çıkış düzenlemesiyle ilgili proje çalışmasını başlattık. Yine buna paralel olarak, eşgüdüm halinde mutlaka yapmamız gereken Bolu merkezden geçen günlük 1000 civarında ağır taşıtın bir tır parkında konuşlandırılması, oradan kanalize edilmesiyle ilgili de mutlaka burada çalışma, planlama yapmamız gerekir diye düşünüyoruz. İnşallah 1 Nisan sabahından itibaren Muhammed Emin Demirkol kardeşimle beraber bunları daha kolay planlayacağız ve bütün ekibimizle peyderpey hayata geçirmiş olacağız.”
Açıklamasının ardından Gölyüzü Mahallesi’nde esnaf ziyareti yapan ve vatandaşlarla sohbet eden Uraloğlu, daha sonra Vali Erkan Kılıç eşliğinde geçen hafta açılışı yapılan Güney Çevre Yolu’nda incelemelerde bulundu.
Bakan Uraloğlu’na, inceleme ve ziyaretlerinde AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek, AK Parti İl Başkanı Suat Güner, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen ve AK Parti Belediye Başkan adayı Muhammed Emin Demirkol ile partililer eşlik etti.
]]>İzmir’in Bergama ilçesinde Agrobay Seracılık’ta çalışırken Tarım İşçileri Sendikası’na (Tarım-Sen) üye oldukları gerekçesiyle işten atılan ve 23 Ağustos 2023’ten bu yana hakları için mücadele eden işçilerin 18 Mart’ta Ankara’ya başlattıkları yürüyüş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde sona erdi. Bakanlık önünde eylem yapan işçiler “Patronlar bunca kişinin emeğini gasbediyor, koskoca bakanlar duymuyor” tepkisini dile getirdi.
İzmir’in Bergama ilçesindeki Agrobay Seracılık’ta çalışırken Tarım İşçileri Sendikası’na (Tarım-Sen) üye oldukları için işten atılan işçiler, haklarını Ankara’da arıyor. 23 Ağustos 2023’ten bu yana hakları mücadele veren işçilerin, 18 Mart Ankara’ya başlattığı yürüyüş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde tamamlandı. Sabah erken saatlerden itibaren Bakan Vedat Işıkhan ile görüşme talebiyle beklemeye başlayan işçiler, “Agrobay işçisi köle değildir”, “Sendika haktır engellenemez” ve “Agrobay hakkımızı ver” sloganları attı.
Kadın işçilerden biri, ” Türkiye’nin en zengini bizi 7 aydır kapının önüne koydu. Jandarma, albay kimse kalmadı bize hakaret etmeyen. Arzu Şentürk bizim hakkımızı ver” dedi.
“BİR HAFTADIR YAYA YÜRÜYORUZ”
İşçilerden Naime Tekkahraman da haklarının verilmesini, tazminatlarının ödenmesini isteyerek, “Hakkımız için geldik. 7 aydır mücadele ediyoruz. Senelik iznimiz, aylıklarımız var, tazminatımız var. Sendikali olduk, arkadaşlarımıza destek olduk. Ertesi gün bizi kapının arkasına koydular. Sadece biz değildik, 300 kişiydik. Sadece bizi seçtiler. Bir haftadır yaya yürüyoruz. Hakkımız için geldik. Arzu hakkımızı versin” diye konuştu.
“ÇÖZÜM ALINCAYA KADAR BURADAN DÖNMÜYORUZ”
14 yıldır Agrobay işçisi olan Şehriban Kapaklıkaya ise Bakanlık önüne çözüm bulabilmek için geldiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Biz buraya kavgaya, dövüşe gelmedik. Hakkımızı almaya geldik. Büyüğümüzdür, devlettir diye geldik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bizi davet edip, çözüm bulsun diye geldik. Çözüm alana kadar buradan dönmüyoruz. Emeğimiz kaldı. 8 aydır direnişteyiz. Kimse sesimizi duymadı. Bizim gibi fakir fukaranın sesini kimse duymaz. Patrona dokunulmasın… Onlar zaten işçinin sırtından geçinirler. O patronlar bunca kişinin emeğini gasp ediyor. Koskoca bakanlar duymuyor. Çözüm yolu bulamıyor. İstese bulurlar. Ölüm var dönmek yok. Sadaka değil bizim istediğimiz, sadece emeğimiz. Aylığımız, mesailerimiz kaldı. Bu patron değil işçi düşmanı. Kimseyle gürültü değil, emek istiyoruz.”
Bekleyiş sürerken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Mehmet Baş’ın daveti üzerine Tarım Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz ve temsilen seçilen işçiler görüşme gerçekleştirdi.
“BAKAN YARDIMCISI İLE GÖRÜŞECEĞİZ”
Görüşmenin ardından Tarım Sen Genel Başkanı Kocagöz, şu açıklamada bulundu:
“18 Mart 2024 tarihinde Bergama’dan başladığımız Ankara yürüyüşümüzde şu an Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önündeyiz. Sendikal sebeple işten atılan arkadaşlarımızın haklarını almak için 7 aydır mücadele yürütüyoruz. Sendikal sebep Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kapsamında olduğu için daha önce bu konuda pozitif gelişme olmadığından, Bakanlığı muhatap olarak gördüğümüz için buradayız. Geçtiğimiz perşembe günü de bir görüşme gerçekleştirmiştik Çalışma Genel Müdürlüğü ile. Bu görüşmede herhangi bir sonuç alamamıştık. Temel yaklaşm; muhatap alınacak kesimin kendileri olmadığı yönünde. Şimdi tekrar bir görüşme yaptık Çalışma Genel Müdürü ile. Kendisi, Çalışma Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik’le bugün saat 16.00’da görüşme yapılacağına dair teyitte bulundu. Biz de heyet olarak saat 16.00’da Bakanlıkta görüşme gerçekleştireceğiz.”
Kocagöz, işçilerin haklarının bir an önce verilmesini ve işten çıkarmaların cezasız kalmamasını istediklerini dile getirerek, “Bakanlığın muhatap olarak karşımıza çıkması olumlu bir gelişme, ancak yeterli değildir. Biz programımıza devam edeceğiz. Buradan sonra AK Parti, İYİ Parti ve CHP Genel Merkezlerinde görüşmeler yapacağız. Akşam da 18.30’da Madenci Anıtı önünde basın açıklamamız olacak.” dedi.
İşçiler daha sonra AKP Genel Merkezine gitmek üzere Bakanlık önünden ayrıldı.
]]>Bakan Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı GAMER Salonu’nda düzenlenen “Seçim Güvenliği Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, yerel seçimlerin huzur ve güven ortamında geçmesi, halkın iradesinin tam olarak sandığa yansıması için çalışmaları büyük hassasiyetle sürdürdüklerini belirtti.
Seçim güvenliğini, Bakanlığın yanı sıra Yüksek Seçim Kurulu (YSK), il, ilçe seçim kurulları ve ilgili tüm kurumlarla tam koordinasyon içerisinde kapsamlı şekilde ele aldıklarını vurgulayan Yerlikaya, 12 Aralık 2023’te İller İdaresi Genel Müdürlüğünün eliyle 81 il valiliklerine seçim tedbirlerine ilişkin genelge gönderdiklerini söyledi.
Söz konusu genelgede, seçimlerin huzur ve güven içerisinde yapılması, herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesi, seçim kurulları kararlarının titizlikle takip edilmesi ve bu kararlar doğrultusunda işlem yapılması hususlarının tek tek belirtildiğini aktaran Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Genelge kapsamında öncelikli olarak seçim sürecinde görevli tüm kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması, ülke çapında seçimle ilgili tedbirlerin gözden geçirilmesi, seçimle ilgili olayların anlık paylaşımı ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesi amacıyla Bakan Yardımcımız başkanlığında Seçim Koordinasyon Komisyonu oluşturuldu. Bakanlığımız Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Seçim Harekat Merkezi kuruldu. İllerimizde GAMER bünyesinde vali yardımcısı başkanlığında ve valiler tarafından belirlenen üyelerden oluşan İl Seçim Koordinasyon Merkezleri oluşturuldu.”
İl valileri, il jandarma komutanları, il emniyet müdürleri ve diğer ilgili birim yetkili amirlerinin katılımıyla Seçim Güvenliği Toplantıları düzenlendiklerini belirten Yerlikaya, bu toplantılarda gerçekleştirilen risk analizleri doğrultusunda il seçim güvenlik planları hazırlandığını bildirdi.
“Tüm genel ve yerel seçimlerden demokrasimizi taçlandırarak çıktık”
Bakan Yerlikaya, çalışmalara ilave olarak valilerle seçim güvenliğine yönelik toplantılar düzenlendiklerini, YSK Başkanlığı yetkilileriyle de değerlendirme toplantıları yaptıklarını anlattı.
YSK Başkanlığı koordinesinde, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcilerinin katılımıyla siber güvenlik konusunda toplantılar yapıldığını da bildiren Yerlikaya, alınması gereken tedbirlerin belirlendiğini söyledi.
MİT Başkanlığı, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcilerinin katılımıyla şubat sonundan itibaren her hafta Seçim Güvenliği Koordinasyon Toplantıları düzenlendiğini dile getiren Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Bugüne kadar ülke olarak gerçekleştirdiğimiz tüm genel ve yerel seçimlerden hamdolsun demokrasimizi taçlandırarak çıktık. Geçen yıl, 2 büyük seçimi tecrübe ettik. 14 Mayıs cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleriyle 28 Mayıs’taki cumhurbaşkanlığı seçimleri. Ülke olarak yüzde 90’lara varan rekor bir katılımla halkımızın iradesi bu seçimlerde de sandığa yansıdı. Şimdi önümüzde 31 Mart mahalli seçimleri var. 85 milyon vatandaşımızın her birinin gönül rahatlığıyla sandığa gitmesi ve milli iradenin sandığa yansıtabilmesi için valiliklerimizle, jandarmamızla, polisimizle, tüm kolluk kuvvetlerimizle hukuk devleti sınırları içerisinde A’dan Z’ye her türlü tedbiri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz.
31 Mart mahalli seçimlerinde, seçim güvenliği kapsamında 324 bin Emniyet Genel Müdürlüğü, 197 bin Jandarma Genel Komutanlığı, 2 bin 850 Sahil Güvenlik Komutanlığı, 53 bin güvenlik korucusu ve 17 bin gönüllü güvenlik korucusu olmak üzere toplam 594 bin personelimiz görevlendirildi. Kolluk birimlerimize ait helikopterlerimizi, uçaklarımızı, İHA/İKU’larımızı göreve hazır vaziyette bulunduruyoruz.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:
“Verdiğiniz destekten hiç şüphemiz olmadı”
ÇANKIRI – Çankırı’da ziyaretlerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi programa katılmak için Çankırı’yı ziyaret etti. İlk olarak AK Parti tarafından Şabanözü ilçesinde düzenlenen mitinge katılan Bakan Oraloğlu, daha sonra Kurşunlu ilçesini ziyaret etti. AK Parti Kurşunlu ilçe teşkilatı ile bir araya gelen Bakan Uraloğlu, daha sonra Korgun ilçesinde bulunan AK Parti seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek partililer ve vatandaşlarla buluştu. Bakan Uraloğlu’nun bir sonraki durağı Çankırı il merkezi oldu. AK Parti Çankırı İl Başkanlığını ziyaret eden Bakan Uraloğlu, partililerle bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, Çankırı’da yapılması planlanan ve gerçekleştirilen projelerle ilgili açıklamalarda bulundu.
“Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı”
81 ilde de yoğun bir şekilde hizmet üretmeye devam ettiklerini belirten Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 81 ilimize, yol lazımsa yol, demiryolu lazımsa demir yolu, hava yolundan, limanına kadar, iletişimine kadar her alanda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hizmet ettik, etmeye de devam ediyoruz. Her tarafta yaptığımız güzel işler var. Ama bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.
Çankırı’daki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Oraloğlu, Çankırı çevre yolundaki çalışmaların da kısa sürede bitirileceğini belirterek, “Çankırımızı bölünmüş yollarla, hem bir taraftan Kastamonu’ya, bir taraftan Ankara’ya, öbür taraftan D100 dediğimiz güzergah ile Karadeniz’den bütün doğuya kadar, öbür taraftan İstanbul’dan Ege’sine kadar bağladık. Özellikle Ankara’ya da bölünmüş yol ile bağladık. Çankırılı hemşehrilerimiz ‘sadece tek bölünmüş yolla Ankara’ya bağlanmak yetmez, Çubuk-Şabanözü yolunu da bitirmeliyiz’ dediler. Bu çalışmaları da Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlattık. İki ayrı bölümde çalışmalar devam ediyor. İnşallah bunları bitireceğiz. Birçok hizmetimiz var. Yine Korgun- Kurşunlu yolu aynı şekilde gerçekten güzel bir yol oldu. Birkaç tane eksik kaldı, onları da tamamlıyoruz. Hemzemin demiryolu geçişi ve Korgun’un çevreyolu var. Kurşunlu’nun doğrudan D100’e bağlanacağı yaklaşık bin 100 metrelik yolu kaldı. Onları da bu yıl bitirmiş olacağız. Kızıcahamam- Çerkeş yolu var. Onu da önümüzdeki süreçte planladık, çalışmalara devam edeceğiz. Karaelmas trenimiz önümüzdeki ay itibari ile turlarına başlıyor. Arz-talebe göre Çankırı’ya ayrı bir sefer yapılmasını da konuştuk. İlerleyen günlerde kararını vereceğiz” diye konuştu.
Çankırı’da yapılması planlanan projenin müjdesini veren Bakan Uraloğlu, “Çankırı için çok önemli olan, yıllardır gündemde olan bir konu var. Onu da huzur istişareler sonucunda ne yapabiliriz diye beraber değerlendirdik. Bayat’a kadar gidecek olan Ovacık grup yolunu inşallah bu sene Karayolları sorumluluğuna alıyoruz. Karayolları sorumluluğuna aldıktan sonra acil olan bakımlarını yapacağız, projelendirilmesini ve proje bittikten sonra da o işin yeni baştan yapılmasını, oradaki iskele şartlara getirilmesi noktasında gerekli çalışmaları başlatmış oluyoruz” şeklinde konuştu.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi programa katılmak için Çankırı’yı ziyaret etti. İlk olarak AK Parti tarafından Şabanözü ilçesinde düzenlenen mitinge katılan Bakan Oraloğlu, daha sonra Kurşunlu ilçesini ziyaret etti. AK Parti Kurşunlu ilçe teşkilatı ile bir araya gelen Bakan Uraloğlu, daha sonra Korgun ilçesinde bulunan AK Parti seçim koordinasyon merkezini ziyaret ederek partililer ve vatandaşlarla buluştu. Bakan Uraloğlu’nun bir sonraki durağı Çankırı il merkezi oldu. AK Parti Çankırı İl Başkanlığını ziyaret eden Bakan Uraloğlu, partililerle bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, Çankırı’da yapılması planlanan ve gerçekleştirilen projelerle ilgili açıklamalarda bulundu.
“Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı”
81 ilde de yoğun bir şekilde hizmet üretmeye devam ettiklerini belirten Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 81 ilimize, yol lazımsa yol, demiryolu lazımsa demir yolu, hava yolundan, limanına kadar, iletişimine kadar her alanda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hizmet ettik, etmeye de devam ediyoruz. Her tarafta yaptığımız güzel işler var. Ama bu güzel işlerin yapılmasını talep eden sizler varsınız, bu güzel işlerin yapılmasına destek olan, teşvik eden sizler varsınız, milletimiz var. Bu destekten hiçbir şüphemiz olmadı. Biz de sizlere hizmet etmeye Allah’ın izniyle devam edeceğiz” dedi.
Çankırı’daki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Oraloğlu, Çankırı çevre yolundaki çalışmaların da kısa sürede bitirileceğini belirterek, “Çankırımızı bölünmüş yollarla, hem bir taraftan Kastamonu’ya, bir taraftan Ankara’ya, öbür taraftan D100 dediğimiz güzergah ile Karadeniz’den bütün doğuya kadar, öbür taraftan İstanbul’dan Ege’sine kadar bağladık. Özellikle Ankara’ya da bölünmüş yol ile bağladık. Çankırılı hemşehrilerimiz ‘sadece tek bölünmüş yolla Ankara’ya bağlanmak yetmez, Çubuk-Şabanözü yolunu da bitirmeliyiz’ dediler. Bu çalışmaları da Cumhurbaşkanımızın talimatıyla başlattık. İki ayrı bölümde çalışmalar devam ediyor. İnşallah bunları bitireceğiz. Birçok hizmetimiz var. Yine Korgun- Kurşunlu yolu aynı şekilde gerçekten güzel bir yol oldu. Birkaç tane eksik kaldı, onları da tamamlıyoruz. Hemzemin demiryolu geçişi ve Korgun’un çevreyolu var. Kurşunlu’nun doğrudan D100’e bağlanacağı yaklaşık bin 100 metrelik yolu kaldı. Onları da bu yıl bitirmiş olacağız. Kızıcahamam- Çerkeş yolu var. Onu da önümüzdeki süreçte planladık, çalışmalara devam edeceğiz. Karaelmas trenimiz önümüzdeki ay itibari ile turlarına başlıyor. Arz-talebe göre Çankırı’ya ayrı bir sefer yapılmasını da konuştuk. İlerleyen günlerde kararını vereceğiz” diye konuştu.
Çankırı’da yapılması planlanan projenin müjdesini veren Bakan Uraloğlu, “Çankırı için çok önemli olan, yıllardır gündemde olan bir konu var. Onu da huzur istişareler sonucunda ne yapabiliriz diye beraber değerlendirdik. Bayat’a kadar gidecek olan Ovacık grup yolunu inşallah bu sene Karayolları sorumluluğuna alıyoruz. Karayolları sorumluluğuna aldıktan sonra acil olan bakımlarını yapacağız, projelendirilmesini ve proje bittikten sonra da o işin yeni baştan yapılmasını, oradaki iskele şartlara getirilmesi noktasında gerekli çalışmaları başlatmış oluyoruz” şeklinde konuştu. – ÇANKIRI
]]>ÇANKIRI – Çankırı’nın Şabanözü ilçesinde düzenlenen mitingde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Ülkemizin her tarafını bölünmüş yollarla, örümcek ağı gibi ördük. Şimdi her tarafta bölünmüş yolumuz var” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi programa katılmak için Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Uraloğlu’nun Çankırı’daki ilk durağı Şabanözü ilçesi oldu. Şabanözü ilçesinde AK Parti tarafından düzenlenen mitinge katılan Bakan Oraloğlu, vatandaşlara seslendi. Programda ilk olarak konuşan AK Parti Grup Başkanvekili ve AK Parti Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Şabanözü’nde 5 yıl önce verdikleri tüm sözleri yerine getirdiklerini belirtti.
“Ülkemizin her tarafını bölünmüş yollarla, örümcek ağı gibi ördük”
Daha sonra konuşan Bakan Uraloğlu, “Benim işim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı. Gerçekten ülkemizin her tarafını bölünmüş yollarla, örümcek ağı gibi ördük.Şimdi her tarafta bölünmüş yolumuz var. Çankırımıza baktığımız zaman, bir taraftan Kastamonu’ya bölünmüş yolumuzu yaptık, öbür taraftan Ankara bölünmüş yolunu bitirdik, öbür taraftan Kırıkkale’de sadece Delice’nin orada bir kaç yüz metre bir heyelan kaldı. Onu da bitirdik mi, o da bölünmüş yol olacak. Öbür taraftan buradan çıktık mı İstanbul’a kadar, öbür taraftan çıktık mı Erzurum’a kadar. Samsun’a kadar, Merzifon’a, Amasya’ya kadar her tarafı çok şükür bölünmüş yollarla donattık. Şimdi Şabanözü’ne ne lazım? Karayolları Genel Müdürlüğü olduğumuz dönemde de dönemde de biliyoruz ama devamında da, devamında da biz gerek milletvekillerimiz, gerek il başkanımız, belediye başkanlarımız, Çankırı’nın bütün yöneticileri dediler ki ‘her tarafı bölünmüş yollarla bağladınız ama Şabanözü’nü Ankara’ya bağlayamadınız.’ Ne yaptık, biz de iki onu da bağlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Ankara’da ve İstanbul’da yaşayan Çankırılılardan AK Parti Ankara Büyükşehir Başkan Adayı Turgut Altınok ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum için destek isteyen Uraloğlu, “Şimdi Faik kardeşim sağ olsun belediye başkanlığı döneminde bu yolların yapılmasıyla ilgili gerçekten çok talepkar oldu. Şabanözü’ne de çok güzel işler yaptı. Biz de takip ediyoruz. Sizlerin teveccühü, yaptığımız kamuoyu yoklamaları, en son Cumhurbaşkanımızın da takdiriyle tekrar Faik kardeşimizi sizin huzurunuza getirdik. Şimdi Faik kardeşim 31 Mart’a kadar size emanet, 31 Mart’tan sonra da bize emanet. Faik Başkanımız inşallah beş yıl daha Şabanözümüze, güzel hizmetler yapacak. Biz de kendisini destekleyeceğiz. Nerede ne lazımsa biz de orada olacağız. Sadece Şabanözü’nde değil, Çankırı’daki bütün hemşehrilerinize, tanıdıklarınıza, akrabalarınıza bize destek vermelerini söyleyin. Biliyorum, birçok akrabanız Ankara’da yaşıyor, onlara da söyleyeceksiniz, Turgut Altınok’a oradan destek verecekler inşallah. Çankırı’nın sade hurdacı nüfusuna bakmayalım. Sizin derinlikleriniz var. Siz İstanbul’da da güçlüsünüz, orada da Murat Kurum kardeşime destek veriyoruz inşallah” diye konuştu.
]]>Bir dizi programa katılmak için Eskişehir’e gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, son olarak Afyon-Bolvadinliver İftar Buluşması’na katıldı. Burada Bolvadinlilerle selamlaşan Bakan Işıkhan, salondakilerin Ramazan ayını tebrik etti. İftarın ardından Bakan Işıkhan, yaptığı konuşmada, “İftar sofraları birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, paylaşmanın, sevginin ve hoşgörünün simgesidir. Bu manevi mevsimin, Gazze’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlerimizin de sıkıntılarından kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Vatan için can veren aziz şehitlerimize ve hayatını kaybeden gazilerimize bir kez daha bu mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Allah’tan rahmet diliyorum. Ben, sivil toplum kuruluşlarımızı, hemşehri derneklerimizi, toplumsal bağımızın en önemli araçlarından biri olarak görüyorum. Memleketimizde doğup, başka şehirlerde yaşarken unutmamamız gereken önemli bir şey var: köklerimiz ve kimliğimiz. Hemşehrilerimizin bir araya gelerek bu tür etkinlikler düzenlemesi, birbirimizle olan ilişkilerimizi geliştirirken kültürümüzü yaşatmayı ve dayanışmamızı daha da pekiştiriyor. Bu anlamda ben, bu tür programların düzenlenmesine vesile olan dernek yöneticilerimizi ayrıca tebrik ediyorum” ifadelerine yer verdi.
“Toplumun sesi olan asıl merci milletin kendisidir”
Bakan Işıkhan, şunları kaydetti:
“Hizmetin üretilmesi için gereken talebi oluşturan, sokakların nabzını tutan, toplumun sesi olan asıl merci milletin kendisidir. Biz yöneticiler ve idareciler her ne kadar sistemin başında olsak da asıl icraatı, politikayı üretenler, sahalardır, sizlersiniz. Bu anlayışla görev alanımız ne olursa olsun 21 yıldır her daim vatandaşlarımızın arasında olduk. İşçisinden işverenine, STK’sından özel sektörüne kadar toplumumuzun her kesimiyle sürekli dirsek teması içerisinde olduk. Yürüdüğümüz her yolu halkımızla omuz omuza yürüdük. Hamdolsun, attığımız her adımı vatandaşlarımızın rızasını alarak, milletimizle istişare içerisinde gerçekleştirerek bu sözümüzü de yerine getirdik. Katılımcı sosyal devlet anlayışımızın gerektirdiği şekilde istişare ve ortak akılla hareket ederek her zaman milletimizin yanında olduk. AK Parti yönetim anlayışının 21 yıllık başarı sırrı da tam olarak burada yatmaktadır. Bizim yönetim anlayışımızda durmak yok, kendini tekrar etmek yok. Hep daha iyisi, daha ilerisi, daha fazlası için çalışıyoruz. Bizler yola çıkarken bu yüzyılı emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız demiştik. Dün olduğu gibi bugün de aynı hassasiyetle gelecek yüzyıla, başta çalışma hayatı olmak üzere her alanda vatandaşıyla, halkıyla iç içe olan, kronik hale gelen ne kadar sorun varsa bunları tek tek çözen bir yönetim anlayışıyla yürüyoruz. Cumhur İttifakı olarak, cumhurun yani sizlerin gösterdiği istikamette yürüyoruz. Tabii ülkemizin gücü, büyük ölçüde yerel yönetimlerimizin gücünden geliyor. Kalkınma yerelden başlar hakikatine istinaden yerelde ne kadar güçlü olursak genel icraatlarımızın da o derece güçlü olacağına inanıyoruz. Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim vizyonu da belediyecilikten geliyor. Gelecek hedeflerimizin en büyük teminatı. Bu açıdan Sayın Cumhurbaşkanımızın bizatihi kendisi ve AK Parti hükümetleri olarak şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz eser ve hizmetlerdir. Biz tüm dünya ülkelerinin iflas bayrağını çektiği, pandeminin zor şartlarında dahi büyümeyi başarabilmiş bir ülkeyiz. Ülkemiz son yıllarda istihdam rakamlarında tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Bunu sizlerin gösterdiği direnç ve dayanıklılık sayesinde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK kadroların vizyoner bakış açısı sayesinde başarabildik, hamdolsun. Arkasından gelen asrın afetinde de yine tüm ülkelere örnek olacak bir dayanışma örneği sergilediniz. Birlikte ne kadar güçlü olduğumuzu bir kez daha tüm dünyaya gösterdik. Bu vesileyle her birinize tekrar şahsım ve milletimiz adına teşekkür ediyorum.”
“Eskişehir’in ve sizlerin kaybedecek bir 5 yılı daha yok”
Bu yılın, Türkiye Yüzyılı’nın başladığı bir yıl olacağını belirten Bakan Işıkhan, “Bu yıl, Türkiye Yüzyılı’nın başladığı bir yıl olacak. Türkiye Yüzyılı başlarken, öncelikle bizi engelleyen ve başarısızlığımıza neden olan tüm engellerden kurtulmamız gerekiyor. Eskişehir’in ve sizlerin kaybedecek bir 5 yılı daha yok. Ben sizlerin ve Eskişehirlilerin 31 Mart akşamı bu farkındalıkla sandığa gideceğine yürekten inanıyorum. AK Belediyecilik icraatlarının, kentlerimizi nereden nereye getirdiğini en iyi sizler biliyorsunuz. Mesela dün Konya’daydım. Şehircilik anlamında Konya ideal noktaya ulaşmış durumda. Konya ile aynı kulvarda sayılabilecek Eskişehir, neden şehircilikte bu kadar geride kaldı? Eskişehir’in büyük bir potansiyel yıllarca heba oldu. Gerçek belediyecilik hizmetlerinden mahrum kalan ne yazık ki Eskişehirli kardeşlerim oluyor. Eskişehir’e yazık oluyor, ülkemize yazık oluyor. 5 yıl gerçek belediyecilik hizmetlerinin kaybı anlamına geliyor. Ama; inşallah bu defa Eskişehir doğru kararı verecek. Nebi Hatipoğlu vekilimiz; tarihi ve kültürüyle Eskişehir’i gerçekten hak ettiği büyük hizmetlerle inşallah buluşturacak. Bu kez Eskişehir zincirlerini kıracak ve yoluna gerçek belediyecilikle devam diyecek. Ben buna yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerimle, böylesine güzel bir ortamda sizlerle bir arada olmaktan duyduğum mutluluğu tekrar ifade etmek istiyorum. Sizler bizim en büyük gücümüzsünüz. 31 Mart zaferi, hepimizin zaferi olacak inşallah. Her zaman söylediğimiz gibi sefer bizden, zafer Allah’tan” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Zonguldak ziyareti çerçevesinde Gökgöl Mağarası mevkisinde Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, AK Parti Zonguldak milletvekilleri Muammer Avcı, Ahmet Çolakoğlu, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahim Alan, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan ve protokol üyeleri tarafından karşılandı.
Bakan Tunç, karşılamanın ardından Kilimli ilçesine hareket etti. İlçede esnaf gezisi gerçekleştiren Bakan Tunç, vatandaşlarla da görüşerek 31 Mart yerel seçimlerinde Kilimli Belediye Başkanı ve Başkan adayı Kamil Altun için destek istedi.
Merkez Mahallesi Atatürk Caddesi üzerindeki seçim irtibat bürosunda vatandaşlara hitap eden Bakan Tunç, “Gezdiğimiz her yerde pek muhalif kimliğe rastlayamadık. Herkes Kamil başkanla yola devam diyor. Hayırlı uğurlu olsun. Kilimli’den rekor bir oy bekliyoruz. Kilimli’den inşallah bu birinci dönem daha bu ilk dönem. Şimdi ikinci dönem Kilimli daha çok kazanacak, daha çok eser üretilecek. Gerçek belediyecilik demek eser ve hizmet üretmek demek. Gerçek belediyeciliğin mimarı Recep Tayyip Erdoğan’dır. 1994’te İstanbul’da yaşanılmaz hale getiren Cumhuriyet Halk Partisi’nden devraldı belediyeyi; kısa bir süre içerisinde yaşanılır hale getirdi. O başarı onu Başbakanlığa taşıdı. Parti kurmasını sağladı. Milletimiz İstanbul’u kurtardın, Türkiye’yi de kurtarırsın. O 90’lı yıllar boyunca çekilen sıkıntılardan bu ülkeyi sen kurtarırsın dedi. Adeta AK Parti’nin kurulmasını sağladı millet. AK Partili kadrolar belediyecilikten gelir. Dolayısıyla gerçek belediyecilik derken biz bunu icraatımızla, eser siyasetimizle gösterdik. ve 2002 yılından bu yana da tüm ülke genelinde o gerçek belediyecilik eser ve hizmet siyasetine dönüştü, bir marka haline geldi, bir ekol haline geldi. Yerel kalkınmayla, ülke kalkınmasını bir arada getirdik. Şimdi Kilimli’de inşallah Kamil Altun’un yeni projeleri var. Bu ilk dönemi, projeleri, yaptıkları, yapacaklarının teminatı. İkinci dönem projelerine sonuna kadar destek vereceğiz. Hükümet olarak, kabine üyesi olarak, bölgenin bir evladı olarak, sizin kardeşiniz olarak bakandan öte beraberiz zaten sizlerle. ve inşallah el ele, kol kola milletvekillerimizle birlikte uyum içerisinde Kilimli kazanmaya devam edecek. 31 Mart Bayram olsun inşallah, Milli İrade Bayramı olsun” dedi.
“17 sandık kuruldu önünüze ‘AK Parti’ dediniz”
Kilimli ziyaretinin ardından Gelik beldesine hareket eden Bakan Tunç, burada Belediye Başkan adayı Hikmet Bektaş için destek istedi. Bakan Tunç, “İnşallah 31 Mart’ta Hikmet Bektaş belediye başkanı olacak ve gerçek belediyecilik birlikte inşallah Gelik’te sizlerin kararıyla devam edeceğiz. 1994’te gerçek belediyecilik İstanbul’da başladı. Recep Tayyip Erdoğan’la başladı. ve oradaki başarı onu Başbakanlığa taşıdı. AK Parti’nin kurulmasına neden oldu o başarı. ve 2002’den bu yana da Türkiye genelinde Zonguldak’ımız da dahil olmak üzere eser ve hizmet siyasetine dönüştü. ve bu eser ve hizmet siyaseti yirmi 22 ülkemizin 81 vilayetini geliştirdi, kalkındırdı. Sadece Türkiye’nin fiziki kalkınmasını, altyapı problemlerini halletmekle kalmadık. Türkiye’nin demokrasisini de güçlendirdik. Yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşmak için çok çalıştık Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Sizler hep destek verdiniz. On yedi sandık kuruldu sizin önünüze. On yedisinde de ‘AK Parti’ dediniz. ‘Recep Tayyip Erdoğan’ dediniz. ‘Cumhur İttifakı’ dediniz” şeklinde konuştu.
“Her partinin başkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Neredeler şimdi?”
Son 22 yılda 17 kez sandık kurulduğunu ve 31 Mart’ta 18. kez halkın sandık başına gideceğini ifade eden Bakan Tunç, muhalefete yüklendi. Tunç, “18. sandık gelirken muhalefetin bulunduğu durumu hep beraber görüyoruz değil mi? Nelerle uğraşıyorlar? Birbirlerine sataşmalar. Hani bunlar on ay önce Türkiye’nin yönetimine taliplerdi beraber. Cumhurbaşkanı adayları vardı, Cumhurbaşkanı adaylarını Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığına layık görürken kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. Cumhurbaşkanı yardımcıları vardı. Her partinin başkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Neredeler şimdi? Birbirlerine düştüler. Allah korusun bir iktidar olmuş olsalardı bunlar acaba iktidarı nasıl paylaşabilirlerdi? Memleketi kaosa sürüklerlerdi bunlar. İşte millet bunu gördü ve Cumhur İttifakı dedi. Recep Tayyip Erdoğan’la yola devam dedi Şimdi 18. sandık konuluyor milletimizin önüne. Milletimiz inşallah yine en doğru kararı verecek” dedi.
“Farklı farklı sebeplerle, farklı yerlere bu oyları bölmeyelim”
AK Parti’nin ampulünün altında birleşilmesi çağrısında bulunan Bakan Yılmaz Tunç, “Farklı farklı sebeplerle, farklı yerlere bu oyları bölmeyelim. Ne yapalım? AK Parti’nin ampulünün altında birleşelim. Işığın altında birleşelim. Karanlık iyi değildir. Hep aydınlık olsun inşallah. Türkiye’nin geleceği hep aydınlık olsun. Türkiye Yüzyılını yerel kalkınmayla beraber ülke kalkınmasıyla beraber yürüttüğümüz zaman Türkiye vizyonunu çok daha hızlı inşa etme süreci inşallah olacak. Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için hep önce insan demeye devam edeceğiz. İnsanımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Eğitimden, sağlığa, kültürden, sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar güçlü insan için çalışıyoruz. 22 yıldan beri insanımızı güçlendirmek için çalıştık. İnsan güçlü olacak ki aile güçlü olsun. Toplum güçlü olsun istikrarlı kalkınma hamleleriyle 81 bir vilayetimizi yatırımlarla donattık. Ülkemizin altyapı problemlerini çözdük. Altyapı problemlerini çözerken aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin alanınıza genişlettik. Demokrasimizi güçlendirdik. Türkiye’yi darbeci, vesayetçi anlayıştan kurtardık. Sizler sayesinde bunu gerçekleştirdik. Bundan sonra bu ülkede darbeci, vesayetçi anlayış tarihe karışmıştır. Birileri çıkıp, ‘yok gençler yaparsa başımızın üstünde yeri var darbeyi’ diyenler bile var. Bunlar ne yapıyor? Böyle bir siyaset olabilir mi? Böyle bir demokrasi olabilir mi? Bunlar demokrasiye inanmaz. Bunlar milli iradeye inanmaz. Hep darbelerden vesayetçi anlayıştan medet umarak iktidara gelmeyi düşünür ama o artık geride kaldı. O yaşlı zihniyetine bu ülkede artık hiçbir zaman yer yok. Millet buna müsaade etmez” dedi.
Bakan Tunç’u karşısında görünce şaşkınlık yaşadı
Bakan Tunç, Gelik ziyaretinin ardından Terakki Mahallesi’nde kurulan semt pazarını ziyaret etti. Burada esnaf ve vatandaşlarla görüştü. Bakan Yılmaz Tunç’u karşısında gören bir vatandaş, “Ben bakan olduğunuzu bilmiyordum. Bu kadar halkın içinde geziyorsanız, size helal olsun. Demek ki bizdensiniz. Zonguldak’a hoş geldiniz” dedi.
Ziyaretlerde bir esnaf Bakan Tunç’a poşetle portakal ikram etti. Bakan Tunç ardından Karabük’ün Yenice ilçesine hareket etti. – ZONGULDAK
]]>Bir dizi programa katılmak için Eskişehir’e gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sendika temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile düzenlenen buluşmada açıklamalarda bulundu. Açıklamasında, 2024 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4,5 büyüme ile AB (Avrupa Birliği) ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, milli gelirin tarihte ilk kez 1 trilyon doları aştığını ifade etti. Kişi başına milli gelirin de 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördüğünü belirten Bakan Işıkhan, Türkiye’nin gücünün büyük ölçüde yerel yönetimlerden geldiğine dikkat çekerek, Eskişehir’in şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kaldığını ve bir 5 yılı daha kaybedecek lüksü olmadığını dile getirdi.
“Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu”
Programda konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, milli gelir düzeyi hakkında önemli detaylara değinerek, “Maşallah Eskişehir’de büyük bir potansiyel var, Eskişehirlilerde muazzam bir dinamizm var. Bu noktada sizlerin fikirleri ve önerileri bizler için, şehri yönetenler için yol gösterici olmalıdır. Bizler devlet millet el ele yürümenin, ülkemizi ve milletimizi birlikte büyütmenin en güzel örneklerinden birisini Eskişehir’de ortaya koyalım istiyoruz. Çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldığımız her konuda her daim sizlerle istişareyi, iletişimi, diyaloğu ön planda tutmaya devam edeceğiz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak her alanda geliştirmeye devam edeceğiz. Biliyorsunuz 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de, 13 bin 110 dolarla, tarihin en yüksek düzeyini gördü. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılı emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız inşallah” dedi.
“Eskişehir şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda”
Türkiye’nin gücünün büyük ölçüde yerel yönetimlerden geldiğini ve kalkınmanın da yerelden başladığını vurgulayan Bakan Işıkhan, “Nebi Hatipoğlu vekilimiz Eskişehir ile özdeşleşmiş, bu şehre emeğini ortaya koyan çok kıymetli bir yol arkadaşımız! Eskişehir’in bu kez görevi AK belediyecilik vizyonu ile Nebi vekilimize vereceğine inanıyorum. Zira Eskişehir’in bir 5 yılı daha kaybedecek lüksü yok. Dün Konya’yı ziyaret etmiştim. Her gün farklı şehirlere gidiyoruz. Üzülerek ifade etmeliyim ki Eskişehir şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda. Nebi başkanımızın projeleri Eskişehir için ve Eskişehirliler için çok önemli projeler. Çocuklara, gençlere, kadın ve yaşlılar ile engelli vatandaşlarımıza yönelik hazırlanan sosyal politika odaklı ve istihdamı geliştirmeyi amaçlayan bu projeleri çok değerli buluyorum. Ayrıca Eskişehir’in sanayisinin ve ekonomisinin dünya ile mücadele edebilecek düzeye gelmesi için yaptığı çalışmaları yakından izliyorum. Artık ezberleri bozup bu durumu sorgulamamız gerekiyor. Büyük bir potansiyeli boşa harcamayalım. Bu şehre çalışan, üreten, geliştiren yönetimler yakışır. Sizlerin de bu noktada gerekeni yapacağınızdan şüphemiz yok” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adana’da ‘Sektör Paydaşları ile Toplantı’ya katıldı.
“Sahanın röntgenini çekiyoruz”
Burada konuşan Bakan Yumaklı, “Türkiye yüzyılı hedeflerimiz büyük. Türkiye yüzyılı vizyonu açıklandığı andan itibaren bizler de görevimizi icra etmek için sessiz devrimler olarak nitelenen konuları Türkiye’nin gündemine getirdik. Türkiye’nin dört bir tarafından üreticilerimiz ile bir araya gelerek üretimin yapıldığı alanları ve dinamikleri paylaşma imkanı buluyoruz. En yaygın taşra teşkilatı olan bir bakanlık olarak karşılıklı istişareler bizler açısından faydalı. Bu ziyaretlerimize devam ediyoruz. Sahanın röntgenini çekiyoruz. Bugün tarımın başkenti Adana’dayız. Tarımın her zaman için stratejik bir sektör olduğu herkes tarafından söylenir oldu. Elbette tarımsal üretimin sadece gıda arz güvenliği açısından değil sanayimizin de önemli bir ham madde kaynağı olması, ekonomimizin çarklarını çeviren önemli bir sektör olması herkes tarafından kabul edilmiş bir husus” ifadelerini kullandı.
“Tarım sektörü çok çabuk etkileniyor”
Tarım sektörünün birçok sektöre göre olumsuzluklardan daha çok etkilendiğini aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tarım sektörünün içerisindeki dinamiklerin çokta göz ardı edilebildiğini görüyoruz. Son dönemlerde oradaki emek ve gayretin tarımsal üretimle alakalı dinamiklerin herkes tarafından bilinmesi önemli. Çünkü tarımsal üretimde sizlerin kontrol edebildikleri ve edemedikleri var. 2 sene önce herkes maske takıyordu. Çok hızlı unutuyoruz. Dolayısıyla iklim değişiklikleri, göç, farklı konjonktür konular, ülkeler arasındaki anlaşmalar bizi etkileyebilir. Tarım sektörünü diğer sektörlerden çok daha hızlı etkileme potansiyeli var” diye konuştu.
“Tarım altyapısını korumak gıda güvenliğini korumaktır”
Adana’nın tarım altyapısının son 22 yıldır çok güçlendiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, daha sonra şunları söyledi:
“Son 22 yıldır Adana’nın tarım altyapısı güçlendirilmiş vaziyette. Yaklaşık 85 milyar liralık bir yatırım yapıldı. Su alanında 42 milyar liralık bir yatırım ile tesis ve alan kazandırılmış durumda. Kırsal kalkınma desteklerimiz herkesin malumu. 398 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuş. Adana’da toplam alanı 4,5 milyar dekar alan Çukurova ovası koruma altına alınmış durumda. Bütün bunları gıda arz güvenliğimiz olarak görüyoruz. 21 ürünün coğrafi işaret tescili var. Marka konusunun son derece önemli olduğunu, üretmenin ve bunları katma değerli satabilmek çok daha önemli. Bizler gerçekten devrim niteliğinde olan uygulamaları hayata geçirmek için çalışıyoruz. Tarım kanunu yapıldı ve kullanılmayan tarım arazilerinin yeniden ekonomiye kazandırılması, sözleşmeli üretim gibi konular artık yasal düzenleme ile birlikte farklı bir yönüyle hayatımıza girmiş oldu. Bunların arasında çok uzunca bir süredir tarım sayımında TÜİK ile beraber çalışmamız sürüyor. Türkiye gibi tarımsal üretimin çok çeşitli olduğu bir ülkede bunun altyapısını hazırlamadan yapılan uygulama doğru sonuç vermeyecektir. Bu hazırlık süreci olmazsa olmaz. Hayvancılık yol haritası açıklandı. Burada özellikle planlı üretim, gençlere ve kadınlara pozitif ayrımcılık gibi hem bitkisel hem hayvansal hem de su üretiminde tek tek paylaşıyoruz. 5 ana unsur üzerinde tarımsal üretimin yol haritasını çizmiş durumdayız. Bunların da bu sektöre yatırım olarak dönmesi önemli.”
“Su zengini bir ülke değiliz”
Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Geçen sene Emine Erdoğan’ın öncülüğünde su verimliliği seferberliğini başlatmıştık ancak 6 gün sonra deprem oldu. O nedenle ara verdik ve yılın son çeyreğinde çalışmalara tekrar başladık. Su verimliliği seferberliğini ortaya koyduk. Bunun sadece sosyal bir proje olduğu düşünülüyor ama bu hayati bir konudur. Akdeniz kuşağında en çok etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin olması nedeniyle bütün faaliyetlerimizde suyu merkeze alıyoruz. Türkiye’de kişi başına bin 313 metreküplük su kapasitesi var. Hiçbir şeye dokunmayıp bu şekilde devam ederse 2,5 katrilyonluk su ile yatırımını olan bir ülkenin 2030’lu yıllarda su fakiri olması muhtemel. Bunu durduramayız ama yönetebiliriz. Bundan sonraki dönemde de sizlerde sıklıkla göreceksiniz. Suyun 77’sini kullanan tarım ve yüzde 13’ünü kullanan sanayi sektörü olmak üzere bütün herkes faaliyetlerini yeniden düşünmek durumunda. Üretim açısından son derece bilgi ve tecrübe seviyesi yüksek illerde çok daha kolay algılanabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.
Ayrıca Bakan Yumaklı, Adana’ya yapılacak yatırımlardan bahsetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti. Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, milletvekilleri ve tarım sektörü temsilcileri ile çiftçiler katıldı. – ADANA
]]>31 Mart Mahalli İdareler Seçim çalışmaları nedeniyle dün gece saatlerinde Trabzon’a gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Çarşıbaşı ilçesindeki seçim yürüyüşünün ardından Yomra ilçesinde mitinge katıldı. Partililerin ilgi gösterdiği mitingde konuşan Bakan Özhaseki, AK Parti Yomra Belediye Başkan adayı Abdülkadir Özdemir’e destek istedi. Konuşmasında coğrafyanın iki tane kusuru olduğunu belirten Bakan Özhaseki, “Bu Anadolu coğrafyası son dönemlerde bütün mazlumların aynı zamanda sığınma coğrafyasıdır. Balkanlarda, Karadeniz’de Doğu’da, Güney’de bunalan daralan ne kadar kardeşimiz varsa hep bu coğrafyaya gelmiştir. Allah’a hamd olsun etle tırnak gibi olduk. Bir olduk, beraber olduk. Bayrağımız dalgalanıyor. Ezanımız okunuyor. Gittikçe büyüyoruz. Düşmana korku salıyoruz. Gönlü coğrafyamıza da huzur veriyoruz. Her güzelin bir kusuru olduğu gibi bu coğrafyanın da iki tane kusuru var. İkisi de yerin altında. Yerin üstünde bir sıkıntı yok. Birisi fitne örgütleri Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyen yurtdışından destekli hainler hiç bitmek bilmiyor. İkincisi de depremsellik. Depremde başımızın belası. Onu bilerek hareket etmek durumundayız” diye konuştu.
Bir açılışta PKK’lıların sabaha kadar “Kayserili faşist bakan ne işin var? burada” diye bağırdıklarını dile getiren Bakan Özhaseki, “50 sene önce duvarda gördüğüm bir afişten sonra ‘Bunlar ne istiyor?’ dedim. Nereyi bölmek istiyorlar ‘ Bu ülkenin içerisinde bir devlet mi kurmak istiyorlar. Ne yazık ki zaman içerisinde çukur eylemleri ile birlikte paçavralarını bayrak diye çekerek öz yönetim ilan ettik demek gafletinde bulundular. Ben o dönemde bakandım. O bölgelere ömrümde ilk defa gittim. Şırnak’a, Cizre’ye, Yüksekova’ya her tarafa gittim. Orada karşımdaki muhataplarımızın birçoğu da PKK’nın siyasi uzantılarıydı. Bir açılışta onlar karşımdayken emin olun şunları aynen yüzlerini söyledim. ‘Dün gece Cizre’ye geldim hizmet ediyorum. Su getirdim, kanalizasyonunuzu yapıyorum, PKK’ların yıktığı evleri yapıyorum ama bana sabaha küfür ettiniz. PKK’lılar sabaha kadar Kayserili faşist bakan ne işin var burada diye bağırdınız durdunuz bana. Evet Kayseriliyim, sünniyim, Türkmen çocuğuyum ama size hizmet ediyorum’ dedim. Siz bana ‘Faşist bakan burada ne işin var” derken birkaç kilometre ötede okyanus ötesinde gelmiş olan coniler var. 10 bin kilometreden gelmişler. ‘O conilere sorsanıza ne işiniz var’ burada’ diye. ‘Amerikalılara sorsanıza ne işiniz var burada?’ diye. Milyarlarca dolar harcıyorlar. Çocuklarınızın eline veriyorlar dağa gönderiyorlar. Sonra da kurşunlar bize dönüyor kardeşliğimiz bombalıyorlar. Asıl o kitapsızlara sorun ne işiniz var burada diye. Bunlar size eşiklik mi getirecek, özgürlük mü getirecek. Nereye gittiler de insanlık götürdüler, nereye gittiler de özgürlük getirdiler. Her gittikleri yere kan, bela, sel götürdüler. Cenabı Hakka şükürler olsun PKK’yı da, FETÖ’yü de, DHKP-C’yi de, IŞİD’i de toprağa gömdük bir daha çıkamayacaklar inşallah” şeklinde konuştu.
“Deprem bölgesinde şuana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu”
6 Şubat depreminden etkilenen illerde yapılan konutlar teslim edilmeye devam ettiğini ve gece-gündüz çalıştıklarını kaydeden Bakan Özhaseki, “Bir taraftan da yerin altında depremsellik var. Ne yazık ki kural böyle konmuş. Biz ona kafa tutamayız. Onu bilerek hareket edip, uygun şekilde hal almaktan başka çaremiz yok. En son 6 Şubat’ta hatırlayın iki tane deprem. Tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insanımız da zarar gördü. 680 bin evimiz yıkıldı. 170 bin işyerimiz yerle bir oldu. Maddi hasar çok büyük. 100 milyar doların üzerinde. Toprağa verdiğimiz kardeşlerimizin sayısı 53 bin 500. Çok büyük bir acı. O günden beri çalışıyoruz. O asrın felaketi asrın dayanışmasına döndürdük. 100 binlerce ev yapıyoruz. Köylerimizde çelikten evlerde yapıyoruz. Şehirlerimizi merkezini ve altyapısını yapıyoruz. Şuana kadar dağıttığımız konut sayısı 76 bini buldu. Her ay 10-15 bin ev vermeye devam edeceğiz. Ama biz böyle çalışırken tam bin tane şantiyede 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz. 4 bin 333 köyümüzde çelikten evler yapıyoruz. Fakat muhalefet çıkmış hani nerede evler diyorlar. Kimi verdiniz heralde akrabalarınıza veriyorsunuz. Allah ıslah etsin bunları. Biz gece-gündüz çalışıyoruz. Nasrettin Hoca’ya demişler ki, hocam adam olmanın yolu nedir demişti evladım kulaktır. Nasıl oluyor hocam demişler. Demiş ki karşınızdaki konuşurken can kulağı ile dinleyeceksiniz ki ne diyor anlayabilesiniz. Birde ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun ki, adam olmayı öğrenin. Allah bizim muhalefete de kulak versin ne diyelim. Ama biz yolumuzdan şaşmayacağız. Biz hizmetten başka bir şey bilmeyiz. Allah’ın izniyle hizmet edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış; Anadolu lisanı ile ‘keklemiş’ “
Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken iki tane ittifak olduğunu hatırlatan Bakan Özhaseki, “Birisi Cumhur İttifakı, öbürü de Millet İttifakı. Cumhur ittifakı tarafından sizim ortaklığımız net. Özümüz, sözümüz bir. Biz yerli, milliyiz. Bizim ezan, bayrak ve bu vatan bölünmez diye bir derdimiz var. Ne söylüyorsak özümüzdeki söylüyoruz. Fakat karşı tarafta bir ittifak vardı. Önce 6’lıyız diyorlardı bizde masanın altından PKK kafasını gösteriyor saklamayın diyorduk. Sonradan Kılıçdaroğlu herkesi kandırmış, Anadolu lisanı ile keklemiş. İçişleri Bakanlığını da, MİT’i de vermiş. 8 oldu ortaklık. Sonradan dünyanın en başarısız iki belediye başkanını da ortak aldılar 10 oldu. Şunu iyi bilelim bu 10 tane grubun hiçbir şekilde görüşleri birbirine benzemez. Sosyal olaylara, siyasi meselelere bakışları, askeri noktalardaki görüşleri aynı değil benzemezler çetesi gibiler. Fakat bir araya gelmişler tek şey istiyorlar. Cumhur İttifakı, Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun. Bunun dışında söyledikleri hiçbir şey yoktu. Aslında birbirlerini sevmezler. Birisi bir gün olsun diğerini özleyip te yanına çay içmeye bile gitmemişler. Hani şair diyor ya, hadi gel şu Süleymaniye’yi yıkalım desem iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yeniden yapalım desem önce bir Sinan sonradan da Süleyman gerek. Yapmak zor iş yapmaktan gerçekten zor. Ama çok şükür Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gece gündüz demeden çalışıyoruz” dedi. – TRABZON
]]>Bakan Yardımcısı Aktaş:
“Şırnak 40 yıl bölücü terör örgütünün saldırılarına maruz kaldı”
ŞIRNAK – Bir dizi inceleme ve temaslarda bulunmak üzere Şırnak’a gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş, kent meydanında bulunan bir kafede gençler ile buluştu.
Bakan Yardımcısı Aktaş, gençlik buluşmasında, gençlerin talep ve sorunlarını dinledi. Şırnaklı gençler ata yadigarı olan Şırnak bastonunu Bakan Yardımcısı Aktaş’a hediye etti. Gençlik buluşmasına İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş ile birlikte, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Şırnak Belediye Başkan adayı Mehmet Yarka, AK Parti Şırnak il başkanı ve parti yöneticileri katıldı. Burada gençlere hitap eden Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Türk-Kürt ayrımı yapmaya çalışanlar amaçlarına hiçbir zaman ulaşamayacaklarını belirterek, “Kürtlerin devleti vardır, var olacaktır ve ilelebet olacaktır. Kürtlerin devleti de Türkiye Cumhuriyeti devletidir” dedi.
AK Parti Şırnak Belediye Başkan adayı Mehmet Yarka, “Sayın Bakanımız 2017’de Şırnak’a atandığında ben o zaman Ankara’daydım ve o zaman içimiz kan ağlıyordu. Bir taraftan memleketimizin düştüğü o durum, diğer taraftan bizim il kaygımız vardı. Sayın Bakanım o zaman vali olarak halkın arasına girdiği zaman Şırnaklı biri olarak bizlerin gönüllerini okşadı ki, inanın çoğu zaman yürüdüğü zaman ben arkadaşından gözyaşı döktüm. Çünkü kötü günde bir insana, bir yerleşim yerine Şırnak gibi her bakımdan düşmüş bir topluma babalık yaptı.
Şu meydana geldiğim zaman kara kara düşünüyordum. ya rabbim bu yükün altından nasıl kalkacağız. Ama sayın valimizin o zaman dönemin milletvekili Rizgin Birlik Bey, il başkanımız ve tüm arkadaşlarımız ile beraber Şırnaklı hemşerilerimiz ile el ele vererek Ankara’dan istediğimizi kopardık” ifadelerini kullandı.
“Şırnak 40 yıl bölücü örgütün saldırılarına maruz kaldı”
2017-2019 yılları arasında Şırnak’a vali olarak atandığını ifade eden Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş, ilk geldiği zamanlarda Şırnak’ın çok kötü bir görüntüsü olduğunu belirterek, “2017’de Şırnak’a geldiğimde Şırnak çok kötü bir görüntü veriyordu. Çok kötü bir ortamdı maalesef. Sizler çok iyi biliyorsunuz ki Şırnak yaklaşık 40 yıl bölücü terör örgütünün saldırılarına maruz kaldı, yıkımlarına maruz kaldı ve çok sayıda insanımızı kaybettik, canlarımızı kaybettik, kanımızı akıttık, çok ağır bedeller ödedik. Ama hamdolsun askerimiz, polisimiz, jandarmamız, güvenlik korucularımız el ele verdik, omuz omuza verdik büyük bir mücadeleyi ortaya koyduk ve sizlerin de tabi ki desteği ile PKK terör örgütünü Allah’ın izni ile bu topraklardan kazıyıp attık. Çok çok az oranda faaliyetleri söz konusu olabilir ama inşallah onu da çok kısa sürede tamamı ile temizleyeceğiz ve Türkiye’nin Türk insanının gündeminde PKK terör örgütü diye bir şey kalmayacak. Güvenlik kuvvetleri bu mücadeleyi verirken, sizlerde Şırnak insanının ben bunun birinci elden şahidiyim bu mücadeleye sonuna kadar omuz verdiniz. Çok asil bir duruşu ortaya koydunuz. Bunun en son ve örgüt açısından yıkıcı en vurucu hamlesi ise 2019 yerel seçimler oldu. O zaman siz Şırnak halkı bir araya geldiniz el birliği yaptınız ve Mehmet Yarka başkanımızı Şırnak Belediye Başkanı seçtiniz. Ondan önce devletin Şırnak insanına, Şırnaklı vatandaşlarımıza hizmet için gönderdiği paraları maalesef örgütün uzantısı parti ve onun temsilcileri, onların buradaki sözde yöneticileri bu kaynakları Şırnak insanına yatırım yapmak yerine dağa aktarıyorlardı, örgütsel faaliyetlere aktarıyorlardı. Ama Mehmet Başkanımız belediye başkanı seçildikten sonra o kaynakları son kuruşuna kadar Şırnak’ın iyiliği için, Şırnaklı hemşerilerimizin geleceği için harcadı ve hamdolsun ki bu 5 yıllık süre içerisinde çok çok modern örnek bir şehir ortaya çıktı” şeklinde konuştu.
Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş’ın gençler ile buluşmasının önemli olduğunu ifade eden Şırnaklı genç Ebubekir Tatar, “Bakan yardımcımız sağ olsun geldiler, sorularımızı aldılar. Bize umutlu güzel cevaplar verdiler. Bizi çok mutlu etti gelmeleri böyle gençler ile tek tek, bire bir sohbet etmeleri, bizimle konuşmaları ilgilenmeleri gerçekten gurur verici. Kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.
Şırnak gençliğinin bugün buraya gelerek huzuru seçtiğini ifade eden gençlerden Mehmet Bilir ise, “Bugün bakan yardımcımızın gençler ile buluşması gerçekten güzel bir gelişmeydi. Gençliğimin tamamını Şırnak’ta yaşamış bir genç olarak, 36 yaşındayım ve 36 yıl boyunca aslında bizim beklentimiz buydu. Devlet yetkililerinin bizzat gençleri muhatap alarak sorunlarını dinlemeleri, onlar ile ilgilenmeleriydi. Sağ olsun bakan yardımcımız bugün birebir gençler ile buluştu. Taleplerini dinledi ve taleplerine yönelik çok güzel müjdelerde verdi. Verdiği mesajlar çok netti. Şırnak gençliği huzura sahip çıktı. Bunu seçimde de göstermiş oldu. Yeni dönemde de bunun emarelerini verdi bugün. Çünkü hınca hınç doluydu burası. Hem aşağıda yapılan organizasyon da hem bugün ki meydan buluşmasında gençler burayı doldurdu. Bu aslında huzur ortamına, yakalana bu güven ortamına sahip çıktıklarını gösteriyor. Şırnak gençliği artık kötü anılarla, kötü günler ile anılmak istemiyor. Huzura sahip çıktı. Ben bunun gelmesini temenni ediyorum bir Şırnaklı olarak yeni dönemin hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’da Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Şehit aileleri ve gazilerle sohbet eden Bakan Göktaş, iftar yemeği öncesinde bir konuşma yaptı. Bakan Göktaş, her zaman, her konuda, bütün imkanları seferber ederek ailelerin ve gazilerin yanlarında olmaya çalıştıklarını belirterek, “Bu kapsamda bugün, şehit yakını, gazi ve gazi yakını 591 kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik. Ben tekrar şehitlerimizin emaneti olan kardeşlerimize ve gazilerimize yeni görevlerinin hayırlı olmasını diliyorum. Sizler için daha fazlasını yapmamız gerektiğini biliyoruz. Bu kapsamda şehitlerimiz, gazilerimiz ve yakınları için yeni sosyal hizmet modelleri hayata geçirdik. Eğitimden istihdama, sağlıktan sosyal hayata kadar pek çok alanda sizlere destek olmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“49 bin 901 şehit yakını, gazi ve gazi yakınının kamuda istihdam edilmesini sağladık”
Şehitlerin ailelerini kendi aileleri olarak gördüklerini belirten Bakan Göktaş, “Kıymetli anne ve babalarına düzenli aylık bağlayarak destek olmaya çalışıyoruz. Kamuda istihdam hakkının kapsamını genişlettik. Bugün gerçekleştirdiğimiz 591 atama ile birlikte 49 bin 901 şehit yakını, gazi ve gazi yakınının kamuda istihdam edilmesini sağladık. Ayrıca ağır engelli gazilerimize aylıklarıyla birlikte, asgari ücretin iki katı tutarında bakım desteği verdik. Çalışan gazilerimizin maluliyet aylığını devam ettirdik. Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları ile gazilerimizin gençlerimizle bir araya gelmelerine aracılık ettik” ifadelerine yer verdi.
“Bugüne kadar 649 bin şehit ailesi ve gaziyi evlerinde ziyaret ettik”
Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde kurulan vakfımızla birlikte tüm ülkede şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldiklerini ifade ederek, “Bugüne kadar 649 bin şehit ailesi ve gaziyi evlerinde ziyaret ettik. Devletimizin maddi ve manevi tüm imkanlarını sizler için seferber etmeye devam edeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın. Şehit yakını ve gaziler olarak gösterdiğiniz vakur duruş milletimiz için gurur ve cesaret vericidir. Sizlerin hayatını kolaylaştırmak için, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürmeniz için her türlü desteğimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Şehitlerin emanetlerini korumayı, gazi ve ailelerinin yanlarında olmayı vatani bir görev bildiklerinin altını çizen Göktaş, “Daha önce de dile getirdiğim gibi en sevdiklerini bu vatan uğruna feda etmiş siz kıymetli kardeşlerimiz için ne yapsak az. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye yüzyılında ‘Büyük Kahramanlar Ailesi’nin her bir ferdinin refahını en üst seviyeye çıkarmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sizlerin refahı ve mutluluğu için sosyal hizmetlerimizi daha da güçlendirecek, her daim yanınızda olmayı sürdüreceğiz. Bu aziz millet sizin fedakarlıklarınızı asla unutmayacak. Sözlerime son verirken vatanımızın bütünlüğü, milletimizin birliği ve beraberliği için bir an bile düşünmeden can veren şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Burdur’daki ziyaretleri çerçevesinde Cumhuriyet Meydanı’nda seçim çalışması yapan AK Parti standını ziyaret etti. Bakan Tekin’i AK Parti Milletvekili Mustafa Oğuz, AK Parti İl Başkanı Mustafa Özboyacı, ve MHP İl Başkanı Gültekin Oktay karşıladı. Stantta açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, “Biz bugün ekip olarak Burdur’a geldik. Eğitim öğretim altyapısı ile ilgili olarak Burdur’da yapabileceğimiz şeyleri planladık, yapmamız gereken şeyleri yerinde gördük. Öncelikle şunu söyleyeyim biz gittiğimiz ilde eğitim öğretim altyapısının tam bir fotoğrafını çekmek için Bakanlıktaki birim amirlerimizle beraber geliyoruz. Birim amirinden kastım genel müdürlerimiz. Burdur’a genel müdür arkadaşlarımızla beraber geldik ve Burdur’un bütün ilçelerinde bir genel müdür arkadaşımız bu anlamda fotoğrafı çekmek üzere toplantılarını yaptı” dedi.
Burdur’da 24 projenin ihale süreci başladı
Burdur’da 2024 yılında 24 projenin başladığını söyleyen Bakan Tekin, “Siyasetin de Türkiye’nin toplumsal yapısının da evrildiği noktada bu yaptığımız şeyin çok kıymetli olduğuna inanıyorum ben. Yerelden problemleri görerek çözüm üretmenin doğru olacağına inanıyorum. Bu çerçevede daha önce yatırım programının planını yaparken milletvekillerimiz bize Burdur ile ilgili bir ihtiyaç listesi getirdiler ve ihtiyaç listesi içerisinde bizim olmazsa olmazlarımız diye mutlaka yapılması gereken projelerden bahsettiler. Biz onların planlamasını yapmıştık zaten. Dolayısıyla şu an itibariyle bugün biz 2024 yatırım programında anaokulu, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kurumu olmak üzere toplam 24 projenin ihale sürecini başlatmış bulunmaktayız. Burdur’a hayırlı uğurlu olsun” şeklinde konuştu.
“Yerel yönetimler bazı illerde yardımcı bazı illerde engel oluyor”
Yerel yönetimlerin bazı yerlerde en büyük yardımcıları, bazı yerlerde de en büyük engel olduklarını dile getiren Tekin, “Öte yandan bu tür bakanlıkla ilgili işleri yapmanın ötesinde yine Milli Eğitim Bakanı olarak benim çok önemsediğim bir şey var bizim illerde en büyük yerine göre yardımcımız destekçimiz yerine göre de bizim işlerimize en büyük engel çıkartan yerler yerel yönetimler bazı illerde yatırımlarımız tıkır tıkır işliyor imar da, iskanda, inşaatla ilgili işlerde sıkıntı yaşamıyoruz. Bazı illerde çok sıkıntı yaşıyoruz. Belediyelerle bir türlü işlerimiz hızlı yürümüyor. Hızlı yürümedi diye de yatırımlarımız aksıyor. Dolayısıyla eğitim öğretimimize istediğimiz etkinlikleri verememiş oluyoruz. Sırf bu türden problemlerin yaşanmaması adına bir örnek olsun diye söylüyorum 2016 ya da 2017 yılında okullardaki su tüketiminin ücretlendirilmesi ile ilgili olarak belediyeyi sınırlandıran bir yasal düzenleme yapmak zorunda kalındı. Çünkü Olağan ücretlendirmenin 3 katı, 5 katına kadar okullarımızdaki su sarfiyatından ücret alan belediyeler vardı. Bunu engellemek için yasal düzenleme yapmak zorundaydık. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı olarak belediyelerle çok yakın çalışıyoruz. Belediye bizim önemli paydaşlarımız. 31 Mart Seçimleri de bizim için bu anlamda önemli. Dolayısıyla bu gezinti yapmışken gündemimizi tamamladıktan sonra Mehmet Şimşek Başkanımıza destek olabilecek nitelikte kendisiyle beraber seçim çalışmaları yapmak istiyoruz. Ben şunu söyleyeyim arkadaşlar 2018 daha doğrusu 15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de Cumhur İttifakı belki o günün gerektirdiği zorunluluklar neticesinde ortaya çıktı ama bir siyaset bilinci olarak şunun altını çizmek istiyorum, Cumhur İttifakı bu coğrafyanın doğal ittifakı. Aslında Anadolu coğrafyasının doğal ittifakı. Türkiye’nin her tarafında başka türlü ittifaklar bozulup belki informel alanlara kaydırılırken Cumhur İttifakı Türkiye’nin her tarafında çok sağlıklı bir şekilde işliyor. Burada da her iki siyasi partinin temsilcisine de Türkiye’nin sosyolojik yapısına uygun olan bu ittifakı birlikte yürütme durumunda oldukları için onlara da teşekkür ediyorum. İnşallah Burdur’da hem Burdur halkı hem Milli Eğitim camiası olarak bizim açımızdan en doğru en iyi olan alternatif seçilir. Mehmet Şimşek başkanımız için destek olmaya geldik seçilmesi için elimizden geleni yapacağız inşallah.” dedi.
Buradaki konuşmalarının ardından Gazi Caddesi üzerinde esnaf ziyaretinde bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Belediye Başkan Adayı Mehmet Şimşek’e destek istedi. – BURDUR
]]>Fatih Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan FSM Kültür ve Spor Merkezi’nin açılışı bugün düzenlenen program ile gerçekleştirildi. Programa Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve çok sayıda vatandaş katılırken, Gençlik ve Spor Bakanı Bak’ın ilk topu atmasıyla yapılan basketbol maçının sonunda Fatih Belediye Başkanı Turan, katılımcılara hediyelerini takdim etti.
“Türkiye spor devrimi yaşamaktadır”
Açılış programında konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizim en önemli görevlerimizden biri bağımlılık ve uyuşturucuyla mücadele etmek. Dolayısıyla okullarımızda spor salonlarının yapılmasını ve çocuklarımızın, gençlerimizin spora kanalize olmalarını, sporun tabana yayılmasını çok önemsiyoruz. O yüzden şu an içinde bulunduğumuz tesis, havuzuyla, kültür merkeziyle, salonuyla çok özel bir proje. Hem öğrencilerimize hizmet ediyor hem bölgenin insanlarına, halkına hizmet ediyor hem de buradaki kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapıyor. Ergün Turan Başkanı ve ekibini gerçekten tebrik ediyoruz. Dediğimiz gibi Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak biz Türkiye’nin dört bir yanında eserler yapmaya spor tesisleri yapmaya devam ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sporun içerisinden gelmesi bizim için bir avantaj. Verdiği talimatla biz Türkiye’nin dört bir yanında tesisler yapıyoruz. Türkiye bir spor devrini yaşamaktadır son 22 yılda. Türkiye olarak bir spor ülkesi olma yolunda çok ciddi adımlar attık ve başarılı organizasyonlar aldık” dedi.
“Türkiye Avrupa’nın ve dünyanın en modern stadyumlarına sahip”
Bakan Bak, “2032 Avrupa Futbol Şampiyonasını Türkiye’yle İtalya organize edecek. Bunun sebebi ne? Türkiye Avrupa’nın ve dünyanın en modern stadyumlarına sahip. 36 tanesi bitti 5-6 tanesi de devam ediyor. Türkiye en modern stadyumlarına sahip. Dolayısıyla bizim ülkemiz Avrupa Dünya Şampiyonaları organize ediyor. Pek çok organizasyonu başarıyla gerçekleştiriyor. Ayrıca bizim Milli Eğitim Bakanlığımız çok etkin bir uygulamamız var. Yetenek taraması uygulaması var. Bu yetenek taraması uygulamasıyla yaklaşık bu zamana kadar ilkokul üçüncü sınıfa giden çocuklardan 4 buçuk milyonunun yeteneğin taramasını yaptık gücünü, sıçrama kabiliyetini ve esneklikle başlamak üzere uygun spor branşlarına yönlendiriyoruz ve bütün herkesi biz spora davet ediyoruz. Tekrar burada velilere söylüyoruz, ailelere söylüyoruz. Çocuklarınızı alın spor tesislerine getirin. Belediyelerin tesislerine getirin, bizim tesislerimize getirin. Burada çok iyi bir şekilde hem belediyeyle bakanlık arasında çok müthiş bir uyum var” ifadelerini kullandı.
“Fatih’te Ergün Turan çok güzel ve kalıcı işler yaptı”
Fatih Belediye Başkanı Turan’ın kültürde, sanatta, insanlara dokunarak güzel eserler yaptığını söyleyen Bakan Bak, “Fatih’te Ergün Başkan çok güzel ve kalıcı işler yaptı. Kültürde, sanatta, insanlara dokunarak güzel eserler yaptı. 31 Mart’ta ne diyeceğiz? Fatih’te Ergün Turan ile devam diyeceğiz. Yine ortaya koyduğu eserlerinin devamını bekliyoruz. Biz de yanında olacağız, destekleyeceğiz. Pek çok organizasyonda bunları yapıyoruz. 2024 Paris Olimpiyatları yaklaşıyor. Çok az bir süremiz kaldı. Bu süre içerisinde inşallah başarılı sonuçlar elde etmeyi hedefliyoruz. Oradan bayrağı göndere çektireceğiz. İstiklal Marşı’nı çaldıracağız. Türkiye böyle bir ülke. Güçlü bir Türkiye var. Sporda güçlü bir Türkiye var. Her yönüyle güçlü bir Türkiye var. Kendi savaş uçağını yapan tankını yapan ve bölgede güçlü bir ülke var. Bu da kim ile? Recep Tayyip Erdoğan’la beraber. O yüzden İstanbul’da Murat Kurum, Fatih’te Ergün Turan’la yola devam diyoruz” diye konuştu.
“Havuzuyla, salonuyla ve konferans salonuyla hakikaten örnek bir tesis”
FSM Kültür Merkezi’nin tamamlanmasından büyük mutluluk duyduğunu söyleyen eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu da, “Fatih, benim hayatımda, gönül dünyamda çok özel yeri olan bir beldemiz. Böylesine bir tesisin burada olması, buraya kazandırılması ve tabii bugün halkımızla, gençlerimizle buluşuyor olması benim için de büyük bir mutluluk. Bu çorbada tuzumuz varsa ne mutlu bize. Bizler için çok büyük bir onuz, büyük bir mutluluk. Fatihimiz için, gençlerimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun, uğurlu olsun. Hamdolsun çok şeyler değişti. Çok güzide bir tesis. Hem mahallelinin faydalanacağı, hem buradaki güzel öğrencilerimizin faydalanacağı dolu dolu havuzuyla, salonuyla mükemmel bir konferans salonuyla hakikaten örnek bir tesis” dedi.
“Spor alanında dezavantaj olan Fatih’i avantajlı bir ilçe haline getirdik”
Fatih’i beş yılda sportif alanlar açısından en avantajlı bir ilçe haline dönüştürdüklerini söyleyen Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, “Biz Gençlik ve Spor Bakanlığımızın destekleriyle Fatih’i beş yılda sportif alanlar açısından avantajlı bir ilçe haline dönüştürmeye başladık. FSM Kültür ve Spor Merkezi de bunlardan bir tanesi. İnanıyorum ki bu eser özellikle bölge insanlarının da yoğun kullanmasıyla birlikte 7 gün 24 saat çalışacak bir tesis haline gelecek” ifadelerini kullandı.
“Tüm projelerimizi nitelikle ve bölgeye değer katacak anlayışla yapıyoruz”
Fatih’te yapılan tüm projelerin bir felsefesi olduğunu, nitelikli ve bölgeye değer katacak anlayışla yaptıklarını söyleyen Başkan Turan, “FSM Kültür ve Spor Merkezi, hem mimarisi hem de ambiyansıyla bölgeye değer katacak inşallah. Yüzme havuzu tamamlandığında bölgedeki insanların ciddi bir ihtiyacını karşılamış olacak. İnşallah önümüzdeki dönemde de bu eserlerimizin, tesislerimizin sayısını artıracağız. Sayın Bakanlarımıza, projede her aşamada emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Konya’ya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Konya Sanayi Odası’nda (KSO) düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı Buluşmaları” toplantısına katıldı. Burada konuşan Bakan Işıkhan, Konya’nın Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri olmasının yanı sıra, köklü tarihi ve dinamik ekonomisiyle de dikkat çektiğini söyledi. Bakan Işıkhan, Konya’nın tarım, sanayi, ticaret ve turizm gibi birçok sektörde ülke ve bölge için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Konya, coğrafi konumu ve ulaşım altyapısı sayesinde Türkiye’nin en önemli merkezilerinden biri haline gelmiştir. Bu doğrultuda bizler de Konya gibi önde gelen şehirlerimizde; iş dünyamızla sürekli dirsek teması içerisinde olmayı çok önemsiyoruz. Yürüdüğümüz her yolu, her daim sizlerle omuz omuza yürümeye gayret ediyoruz. Hamdolsun, attığımız her adımı vatandaşlarımızın rızasını alarak, milletimizle istişare içerisinde gerçekleştirerek bu sözümüzü de yerine getirdik. Getirmeye de devam ediyoruz. İllerimiz özelindeki çalışmalarımızın ve genel faaliyetlerimizin sahadan gelen geri dönüşlerini alıyor, ihtiyaç ve talepleri yerinde tespit ediyoruz. Her iş insanımızı; aynı zamanda yaşadığı şehrin ve ilçenin temsilcisi olarak da görüyorum. Bu sebeple görüşleriniz, geri bildirimleriniz, talepleriniz bizler için önemli. İş dünyasıyla buluşmalarımızın temel amacı da budur. Bu geri dönüşlerin bakanlık olarak hayata geçireceğimiz proje ve politikalarda önemli bir rol oynadığını özellikle ifade etmek isterim” dedi.
“Bu yüzyılı sizlerin de desteğiyle emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız”
Çalışma hayatı başta olmak üzere her alanda vatandaşlar ile birlikte olduklarını ifade eden Bakan Işıkhan, “Halkıyla iç içe olan, kronikleşmiş ne kadar sorun varsa bunları tek tek çözen bir yönetim anlayışıyla yürüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu yüzyılı; sizlerin de desteğiyle emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız. Tabii ülkemizin gücü büyük ölçüde yerel yönetimlerimizin gücünden geliyor. Kalkınma yerelden başlar hakikatine istinaden yerelde ne kadar güçlü olursak genel icraatlarımızın da o derece güçlü olacağına inanıyoruz. Çünkü şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki; gelişim ve kalkınma yerelden başlar. Bu anlamda partimizin; halka hizmet vizyonu da yerel yönetim tecrübesine dayanmaktadır. Konya; her zaman milli iradenin, demokrasimizin, vatan millet mücadelemizin en sarsılmaz kalelerinden birisi olmuştur. Konya’da da yine yaparsa AK Parti yapar, bunu yediden yetmişe herkes biliyor, herkes bunun farkındadır. Aziz Konyalılar, aziz milletimiz de bu hakikati, bu güveni ortaya koymaktadır. Konya’nın çok dinamik ve vizyoner hedefleri olan, yaptığı hizmetlerle Konya’ya çağ atlatan bir başkanı var. Uğur İbrahim Altay başkanımız, Konya’yı sosyal politikalar başta olmak üzere bugün getirdiği nokta itibariyle örnek belediyecilik hizmetlerini başarıyla yürütüyor. Biz Uğur başkanımızla birlikte Konya’nın tercihini yine gerçek belediyecilikten yana kullanacağına inanıyoruz. 1 Nisan sabahından itibaren bu şehrin daha güzel günlere uyanacağı bir icraat döneminin, şimdiden hepimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Toplantıda konuşan Konya Valisi Vahdettin Özkan ise, “İş hayatının, iş gücü piyasasının düzenlenmesiyle ilgili taleplerini yerinde analiz etmek üzere bütün bakanlığınız da burada. Şehrimiz adına çok teşekkür ediyorum” dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Konya’nın üretimi ile şehir dokusu ve çalışma hayatı ile farklı bir şehir olduğunu, bu farklılığı daha önemli noktalara taşımak istediklerini söyledi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Bakanlığınız öncesinde ya da bakanlığınız döneminde hangi konu ile ilgili kapınızı çalsak çok yoğun bir gayretle şehrimize siz ve bakan yardımcılarınız çok yoğun ilgi gösteriyorlar. Ben tüm Konyalılar adına teşekkür ediyorum. Konya üreten bir şehir. Birçok sanayicimiz de aslında kendisi için üretmekten çok öte bir üretim anlayışıyla şehir için çalışma ve gayret içerisindeler” şeklinde konuştu.
Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen de, konuşmasında Konya’nın sanayide gösterdiği başarıları anlatarak, çalışma hayatına verdikleri desteklerden dolayı Bakan Işıkhan’a teşekkür etti. Konya’nın güçlü bir sanayi şehri olduğunu söyleyen Başkan Büyükeğen, küresel ekonomideki tüm dalgalı seyre, savaşlara ve yüksek enflasyona rağmen şehrin yatırım iştahını koruduğunu belirtti. Konya sanayisinin en önemli sorunlarından birinin de insan kaynağı olduğunu, hatta işletmelerin personel bulamadığı için yatırımlarını ertelediğine dikkat çeken Başkan Büyükeğen, gençlerin mesleki eğitime daha fazla yönlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Büyükeğen, meslek lisesini bitiren gençlerin üretim hayatına kazandırılması için bazı teşviklerin verilmesi gerektiğine işaret ederek, “Meslek lisesi mezunlarının 6 aylık askerlik sürelerinin kısaltılması, bedelli askerlik ücretlerinin belirli oranlarda düşürülmesi, mevcut asgari ücret desteğinin yanı sıra, devlet destekli ilave bir teşvik mekanizmasının daha hayata geçirilmesi gibi uygulamaları tartışmalı, mümkünse hayata geçirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın katılımı ile gerçekleştirilen “Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı Buluşmaları” programına Konya Valisi Vahdettin Özkan, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, AK Parti Konya milletvekilleri Selman Özboyacı ve Latif Selvi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcıları Adnan Ertem, Ahmet Aydın, Faruk Özçelik ve Lütfihak Alpkan, Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Memiş Kütükcü ve çok sayıda sanayici katıldı. – KONYA
]]>Açılışa Bakan Bak’ın yanı sıra Eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan da katıldı.
Bakan Bak, Mehmet Ergün Turan’ın Fatih’e çok güzel eserler kazandırdığını belirterek, “Bakanlık olarak çok güzel işler yapıyoruz. Bu işlerin en güzel örneklerinden biri de Fatih’te. Bu bölgenin insanları ve önceki dönemde bakanlık yapan Mehmet Muharrem Kasapoğlu, bu yapılan tesislere çok güzel destek verdi. ’13 kütüphane yaptım’ dedi başkan. Bu doğru. Biz de bu kütüphanelere destek olduk. Bunların hepsi Fatih’in gençleri için.” diye konuştu.
Bakanlık olarak uyuşturucuyla mücadele ettiklerini vurgulayan Bakan Bak, şunları kaydetti:
“Okullardaki spor salonlarını çok önemsiyoruz. Gençlerimizin spora odaklanmasını istiyoruz. Bu proje, bu yüzden çok özel. Ülkenin dört bir yanına tesis yapmaya devam ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sporun içinden gelmesi, kültürü ve sanatı çok iyi bilmesi bizim için avantaj. Türkiye, spor anlamında son 22 yılda bir devrim yaşamaktadır. Türkiye, bir spor ülkesi olma yolunda. İtalya ile beraber Avrupa Şampiyonası’na 2032’de ev sahipliği yapacağız. Bunun sebebi de dünyanın en modern sahalarına sahip olmamız. Pek çok organizasyonu başarıyla gerçekleştiriyoruz.”
Bakan Bak, yetenek taraması uygulamasıyla 4,5 milyon çocuğa ulaştıklarını dile getirerek, “Gençleri yeteneklerine göre doğru spor branşlarına yönlendiriyoruz. Herkesi de spora davet ediyoruz. Aileler, çocuklarını bu tesislere getirsin. Belediyeler ile bakanlıklar arasında müthiş bir uyum var. Bir seçim süreci de var. Ergün Turan, çok güzel işler yaptı. Biz de kendisine verdiğimiz desteklere devam edeceğiz. Paris 2024 için de çok az bir süre kaldı. Orada da başarılı sonuçlar elde edip, bayrağımızı göndere çekeceğiz. Güçlü bir Türkiye var. Bu da Recep Tayyip Erdoğan sayesinde oluyor. Bu yüzden Ergün Turan ile yola devam etmemiz lazım. 1 Nisan’da da Murat Kurum’la devam etmek istiyoruz. Tatil yapan başkan değil, çalışan başkan istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kasapoğlu: “Bu tesisler herkes spora erişsin diye yapılıyor”
Kasapoğlu ise kendisi için özel bir gün olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Fatih’in ve bu okulun yeri bende ayrı. Bu tesisin halkımızla buluşması çok mutluluk verici. Çorbada bizim de tuzumuz varsa ne mutlu bize. Benim evim buraya çok yakın. Eskiden bu okula dışardan bakardım. Eskiden sınırlamalar biraz daha sertti. Normalde okullarda spor yapılması lazım. Burada çok güzel bir saha vardı. Ara sıra ben de girmeye çalışırdım. Burada çok şey değişti. Çok güzel bir tesis. Bakanıma, belediye başkanıma ve emekçilere teşekkür ediyorum. Türkiye, artık bir spor ülkesi. 22 yılda çok güzel bir dönüşüm gerçekleşti. Muhteşem tesisler yapıldı. Bu tesisler herkes spora erişsin diye yapılıyor. Bu uygulamanın tüm okullara örnek olması gerekiyor. Bu uygulamaların çoğalmasını umuyorum. Fatih’in de sporda ayrı bir marka değeri var. Bu değer önümüzdeki süreçte artarak devam edecek. 31 Mart’a da 1 hafta kaldı. İnanıyorum ki Fatih halkı Ergün başkanımızın arkasında olmaya devam edecek. Ergün başkan da rekor bir destekle hizmetlerine devam edecek.”
Mehmet Ergün Turan ise Fatih’te uzun yıllar kullanılacak bir tesis açtıklarını belirterek, “Çok iyi bir salon oldu. En altında yüzme havuzu var. Üst katta da Fatih’in en güzel basketbol sahalarından biri var. Bu salon çok kıymetli hizmetler verecektir. Biz, bir döneme sığmayacak işler yaptık. Gençlik ve Spor Bakanlığının desteği ile Fatih’i 5 yıl içerisinde spor açısından müthiş avantajlı bir ilçeye dönüştürdük. Emekleri geçen önceki dönem bakanımız Mehmet Kasapoğlu’na ve şimdiki bakanımız Osman Aşkın Bak’a teşekkür ediyorum.” dedi.
Açılışın ardından Mehmet Ergün Turan, Bakan Bak’a hediye takdim etti. Ayrıca Bakan Bak, açılış öncesi tesisin basketbol sahasındaki maçın hava atışını gerçekleştirdi.
]]>Bu gün hesaplara yatıyor
ŞANLIURFA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bu gün çiftçilerin hesabına yatırılacağını söyledi.
Şanlıurfa’da temaslarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin son 22 yıldaki gelişimini aktardı. Türkiye ekonomisinin dünyada 11’inci sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, suyun verimli kullanılması konusunda da çalışmaların yürütüldüğünü belirtti. Çiftçilere mazot ve gübre destek ödemeleri müjdesi de veren Bakan Yumaklı, “Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak” dedi.
Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.
“İklim değişikliği bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak”
Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.
“Mazot ve gübre destekleri bu gün hesaplara yatacak”
Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bu gün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül’ ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu.
]]>Şanlıurfa’da temaslarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin son 22 yıldaki gelişimini aktardı. Türkiye ekonomisinin dünyada 11’inci sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, suyun verimli kullanılması konusunda da çalışmaların yürütüldüğünü belirtti. Çiftçilere mazot ve gübre destek ödemeleri müjdesi de veren Bakan Yumaklı, “Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak” dedi.
Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.
“İklim değişikliği bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak”
Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.
“Mazot ve gübre destekleri bugün hesaplara yatacak”
Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bugün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu. – ŞANLIURFA
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Tohum ve Sera Örtü Naylonu Dağıtım’ törenine katıldı. Törende, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, AK Parti Çanakkale İl Başkanı Naim Makas, Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Jülide İskenderoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Nazan Türkarslan, daire müdürleri, STK temsilcileri, üreticiler de hazır bulundu.
Tarımsal üretimin toprakla yapıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Hayvanla uğraşırsınız, emek sarf edersiniz, üşürsünüz, yanarsınız, ter dökersiniz, öyle bir sektördür. Günde 3 öğün bizlerin sofrasına gelen şeylerin nasıl bir süreçten, nasıl bir emekten geldiğini anlatır en güzel durum bence bu. O yüzden bizler her bulduğumuz yerde, bir parça toprakta, küçük bir alan da büyük yada küçük demeden bu ülkenin gıda arz güvenliğini sağlayacak ne varsa bunları yerine getirme adına gece gündüz çalışan bir sektörün bakanlığıyız. O yüzden ben üreten ve emek sarf eden, ter döken kimler varsa canı gönülden teşekkür ediyorum, hepsinden Allah razı olsun. Tohumculukla alakalı bugün burada dağıtımını yapacağız. Aslında bu proje Türkiye’nin dört tarafında devam eden bir proje, sadece Çanakkale’de değil gittiğimiz her ilde mutlaka arkadaşlarımız devam ediyor ama bir yada birkaçına rastlıyoruz. İstiyoruz ki, tarımsal arazilerin, tarım arazilerinin kullanımının etkinleştirilmesi projesi bu ülkede Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği ‘ekilmedik bir karış yer bile kalmasın’ talimatına uygun olarak devam eden bir proje. Ancak bunun bir öncesi var o da şu; hep doğru bilinen yanlışlar yada yanlış bilinen doğrular var onları söyleyelim. Türkiye’de genelde tohumculukla alakalı ya da tohumla alakalı bilinen konuların büyük bir kısmı yanlış. Tamamen dışa bağımlı olduğumuz düşünülür ve söylenir. Kesinlikle değildir. Türkiye dünyada ilk 10 tohumcu ülkeden bir tanesidir. Türkiye’de üretilen daha doğrusu kullanılan her 100 kilogramın 97 kilogramı bu ülke topraklarında üretilir. Bize özgü ata tohumlarımız vardır. Bunların halihazır da 37 çeşidi gen bankamızda kayıt altına ve koruma altına alınmıştır. Tohum firmalarımız son dönemde araştırma geliştirme faaliyetlerine hız vermişlerdir ve bu konuda dünyanın 117 ülkesine ihracat yapmaktadırlar. Yani herhangi bir şekilde yurtdışına bağımlı olduğumuz iddiası doğru değildir. Özellikle son yıllarda sertifikalı tohum konusuna ağırlık veriyoruz. Çünkü istiyoruz ki bu kadar emeğe, gayrete üretilen ürünlerin mutlaka verimli ve kaliteli olmasını sağlayalım. Bunu da ancak ne olduğunu bildiğiniz, sonuçlarından emin olduğunuz sertifikalı tohumlu yapabilirsiniz. Dolayısıyla bizler aynı gün burada olduğu gibi Anadolu’nun topraklarını sertifikalı tohumlarla buluşturmaya devam edeceğiz. Çanakkale’mizde yine sertifikalı tohumların üretildiği önemli merkezlerimizden bir tanesi. Çanakkale’de 17 firma, bin 33 yetiştirici 68 bin dekar alan da sözleşmeli üretimle tohum üretiyor. Bu son derece önemli. Üretilen tohumlar neler, mısır, buğday, arpa, çeltik, yulaf” dedi.
Son 3 yılda 103 bin dekara Çanakkale’de bu proje kapsamında destek verildiğini ifade eden Bakan Yumaklı sözlerine şöyle devam etti:
“2024 yılında da Türkiye’nin dört bir tarafında bu projeyle birlikte belli oranlarda yüzde 50 ile yüzde 75 arasında hibe desteğiyle bu tohumları dağıtmaya devam edeceğiz. Çünkü bizler biliyoruz ki ambar anahtarı kimdeyse güç ondadır. Biz bu şuurla çalışıyoruz, bu şuurla çiftçimizi, üreticimizi desteklemeye devam ediyoruz. 2024’te de Çanakkale’de 946 çiftçimiz bu projeden faydalanmış olacak. 31 bin dekarlık alanda bu proje kapsamında ekilmiş olacak. Projesi kapsamında tohumları alacak olan üretici kardeşlerimize hem sera naylonuyla ile beraber üretimlerini biraz daha iyi şartlarda yapacak olan üreticilerimize, yine hayvansal üretimde özellikle süt hijyeni ile ilgili konuda kendilerine vereceğimiz aparatlardan yararlanacak olan üreticilerimize hayırlı bereketli olsun diyorum. Son olarak da değerli Valimizin daha önce başlatmış olduğu zirai ilaçlar kullanıldıktan sonra çevreye atıldığında oluşacak olan problemlerin engellenmesi adına aslında çok basit bir dokunuş ama ne kadar etkili olduğunu gördük. Yine şu görmüş olduğunuz konteynırlar çok basitmiş gibi görünebilir. Ancak bu konteynırların içerisine toplanmış olan zirai ilaç atık ambalajları aslında ne kadar büyük bir çevresel problemi engelliyor. Bunu da çıkaran sonuçlardan bizler görmüş oluyoruz. Türkiye’miz çok üretsin. 2022 yılı sonunda 129 milyon ton idi. 2023 sonunda 137 milyon ton, 31 milyar dolar 2023 sonu itibari ile tarımsal ürün, yani gıda ürünü ihraç etti bu ülke. Daha çok üreteceğiz. Kendi vatandaşımızın, ülkemize gelen turistlerin ve daha fazla ihracat yapacak ürünü üreteceğiz inşallah. Hem en kalitelisinden, hem en verimlisinden ve sürdürülebilir bir şekilde.”
Konuşmaların ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve protokol üyeleri tarafından destekleme alan üreticilere hibe desteği çekleri ile tohumlar takdim edildi. Program toplu fotoğraf çekimiyle son buldu. – ÇANAKKALE
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:
“Recep Tayyip Erdoğan ‘Yürüyün’ dedi, biz de Allah’ın izniyle yürüdük”
TRABZON – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, seçim sürecinde ne söz verdilerle yapacaklarını belirterek “Genel seçime kadar 4 yıl, mahalli seçime kadar 5 yıllık bir süre var. Bu 5 yıllık süre içerisinde zaten Allah nasip eder, Allah ömür verirse hangi görevlerde oluruz bilemeyiz ama tekrar biz buralara geleceğiz tekrar neler yaptık onların hesabını size vereceğiz. O zamana kadar zaten gelip gideceğiz de bu siyaset böyle kısa adımlı değildir, uzun adımlıdır. Dolayısıyla o zamana kadar biz ne söz vermişsek yapacağız” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sabah saatlerinde geldiği memleketi Trabzon’da Güney Çevre Yolu Şantiyesinde incelemelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, incelemenin ardından beraberindekilerle birlikte Şalpazarı ilçesinde vatandaşlarla buluştu. Yoğun ilginin gösterildiği halk buluşmasında Cumhur İttifakı adayı Refik Kurukız’a destek isteyen Bakan Uraloğlu, daha sonra Beşikdüzü ilçesinde düzenlenen mitinge katıldı.
Burada da Cumhur İttifakı adayı Barış Öztürk’e destek isteyen Bakan Uraloğlu, yaptığı konuşmada, Beşikdüzü’nün eğitim noktasında hep önde gelen değerli insanlar yetiştiren ilçelerden bir tanesi olduğunu ifade ederek “Biz Beşikdüzü’ne bugüne kadar hizmetler ettik. Bundan sonra da inşallah hizmet etmeye devam edeceğiz. Burada ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi, bakanlıklar, milletvekillerimiz gerçekten çok güzel bir ekibimiz var. Cumhur ittifakı döneminde çok güzel bir birliktelik yakaladık. Biz istiyoruz ki bunu şöyle bir 5 yıl daha Beşikdüzü’ne bunun içerisine katarak beraberce devam edelim. Beşikdüzü ve ilimiz için ihtiyaç olup ta bizim karşılayamayacağımız, gerçekleştiremeyeceğimiz bir hizmet yoktur” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin güzel bir birlikteliğini olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, “Önümüzdeki kıymetli bir seçim var. Şurada sayılı günümüz kaldı o güne kadar inşallah beraberce gayret edelim ve 31 Mart’ta o seçimi alalım. Bizde hizmetlerimize devam edelim. Biz zaten devam edeceğiz de daha iyi devam edebilmek için Beşikdüzü’nün merkezine daha iyi hizmet edebilmek için. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olunca daha çok yollar gündeme geliyor. Karadeniz’de, Trabzon’da, Beşikdüzü’nde daha çok yollar gündeme geliyor. Birçok hizmet yaptık birçok ihtiyacınız daha olduğunu biz biliyoruz. Burada dediğim gibi ilçe belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi ile her türlü imkana sahibiz. Genel seçime kadar 4 yıl, mahalli seçime kadar 5 yıllık bir süre var. Bu 5 yıllık süre içerisinde zaten Allah nasip eder, Allah ömür verirse hangi görevlerde oluruz bilemeyiz ama tekrar biz buralara geleceğiz tekrar neler yaptık onların hesabını size vereceğiz. O zamana kadar zaten gelip gideceğiz de bu siyaset böyle kısa adımlı değildir uzun adımlıdır. Dolayısıyla o zamana kadar biz ne söz vermişsek yapacağız. Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanım dedi ki ‘Barış kardeşim ne söz verdiyse ben imza atıyorum’. Benin şimdi ne demem lazım. Yani mecbur ben de ikisine imza atacağım. Başka yolum kalmadı. Bu kadar kalabalık bu kadar yağmurdan sonra. Gerçekten yağmura rağmen beklediniz. 2018’de ekonomik sıkıntılar yaşadık. Arkasında pandemi yaşadık, yetmedi, 6 Şubat depremlerini yaşadık. Bütün bunlara rağmen kamunun yapması gereken hizmetleri durdurduğunu gördünüz mü? Allah rızası için durdurmadık. Recep Tayyip Erdoğan ‘Yürüyün’ dedi biz de Allah’ın izniyle yürüdük, yürüdük, devam ediyoruz. Onun yol arkadaşı Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli hocamız. Onların güzel birlikteliği var. Bizim sahadaki birlikteliğimizde tam budur. Biz her şeye rağmen hizmet ettik, etmeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>Çanakkale’de Radar Tepesi’nde 21 Mart Dünya Ormancılık Günü dolayısıyla fidan dikim etkinliği düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan etkinlikte, mehter gösterisi ve tanıtım filminin ardından açılış konuşmalarına geçildi. Konuşmasında Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yılını kutlayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tam 109 evvel bin yıllık varlığımızı müdafaa eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizi minnetle yad ediyorum. Allah hepsinden razı olsun. Bugün 21 Mart ve Dünya Ormancılık Günü vesilesiyle bir aradayız. Bizlerle ülkemizin çeşitli noktalarında aynı heyecanı yaşayan herkesi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü olmasının yanı sıra aynı zamanda bir uyanışın da sembolü, baharın müjdeleyicisi, tarihlerde derin izler taşıyan Nevruz. Bu sene ağaçlandırma için Çanakkale’yi seçtik, çünkü geçen sene hepimiz şahit olduk. Anlatılabilir gibi değildi, ancak Çanakkalelilerle birlikte bakanlığımızın bütün teşkilatı, devlet kurumlarımızın tamamı hiçbirisi eksik kalmaksızın omuz omuza verdik o istenmeyen hadiseyi sona erdirmiş olduk. Bugün de küllerinden yeniden doğacak şekilde bu zarar görmüş alanı yeniden yeşillendirmek için tohumları ve fidanlarımızı toprakla buluşturmuş olacağız ve her zaman yaptığımız gibi yeniden eski haline getireceğiz. Ülkemiz Akdeniz kuşağında ve iklim değişikliğinden çok fazla etkileniyor ve etkilenmeye devam edecek. Son yıllarda sadece orman yangınları değil, aynı zamanda sel ve taşkın felaketleri de bunun bir diğer örneği. Küresel anlamda tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artışlar yaşandı. Sıcak hava dalgaları, seller, yangınlar, orman yangınları, kuraklık, insan hayatını tehdit eder bir boyuta geldi. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara sebep oldu. Bu bütün dünyanın yaşadığı bir husus. Elbette bizim ülkemizde de ormanlara en çok zarar veren etkenlerin başında geldi. Kuru hava, az nem şu anda içinde bulunduğumuz alanda olduğu gibi çok şiddetli rüzgar bunların tetikleyicisi oldu. Ancak geri dönmek gerekiyor, yangınların sebebi yüzde 90 insan etkenli. Herhangi bir şekilde engellenebilecekken, bir anlamda yapılması gerekenleri yapmamasından kaynaklı diyelim biz orman yangını çıkmış ve bizim kayıtlarımıza girmiş durumda. Maalesef yine tekrar edelim insan faktörü orman yangınlarının en önemli etkeni” dedi.
139 orman şehidi olduğunu belirten Bakan Yumaklı, “Bu vatanı savunmak için gözünü kırpmadan canını feda edecek olan bir ülkeyiz, bir ülkenin evlatlarıyız. Hem ülkemizi, hem yeşil vatanı hem de mavi vatanı korumak üzere canını feda eden, şehit olan bütün şehitlerimizi de buradan minnetle, rahmetle anmak istiyorum. Çok fazla şey söylenebilir ancak bir cümle ile ifade etmem gerekiyorsa eğer orman yangınlarındaki en büyük başarı orman yangınının çıkmamasını sağlamaktır. Dolayısıyla bugün burada küçük kardeşlerimizden üniversite öğrencilerimize kadar, çeşitli toplum kuruluşlarına kadar bu konuda hassas olan bütün toplum katmanları var. Biz istiyoruz ki hep beraber yeni bir dayanışma ile nisan ayından itibaren bir kampanya başlatalım. Bunun detaylarını açıklayacağız. Bizler ‘Temiz Ormanlar ve Temiz Gelecek’ başlığında bütün Türkiye çapında özellikle de yangın hassas bölgelerden başlamak üzere bir kampanya başlatacağız. Ki, yeni dönemde etkenler ne olursa olsun, dezavantajlarımız ne olursa olsun yangın etkisini en aza indirecek, oluşmasını engelleyecek hususları hep birlikte idrak edelim, gerçekleştirelim. Son 22 yıldaki toprakla buluşturulan fidan ve tohum miktarının 7 milyar olduğunun tekrar altını çizerek, dünyada sadece ağaçlandırma çalışmaları değil, koruma kullanma dengesini de gözeterek orman varlığımızı arttırmaya devam ediyoruz. Bir kez daha tekrar edelim. Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü sıradayız. Orman yangınları için kabiliyetlerimiz son derece gelişmiş vaziyette. 104 helikopterimiz, 26 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 5 bin kara aracımız, 776 kulemiz, 25 bin orman yangınlarıyla mücadele edecek olan kardeşim ve yaklaşık 130 bine yakın gönüllümüzle biz hazırız” diye konuştu.
Konuşmaların ardından “Orman Sevgisi” temalı şiir ve resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve protokol üyeleri tarafından hediyeleri takdim edildi. Bakan Yumaklı, protokol üyeleriyle dikilen fidana kürekle toprak atarak, can suyu verdi. Programda Bakan Yumaklı’ya çeşitli hediyeler takdim edildi. Etkinlik dua ve fidan dikimiyle son buldu.
Etkinliğe Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bakan Yardımcısı Abdülkadir Polat, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Emniyet Müdürü Selim Arıcı, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Sadi Akman, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Kıdemli Binbaşı Ercan Oran, AK Parti İl Başkanı Naim Makas, partililer, gaziler, şehit aileleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. – ÇANAKKALE
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sabah saatlerinde geldiği memleketi Trabzon’da Güney Çevre Yolu Şantiyesinde incelemelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, incelemenin ardından beraberindekilerle birlikte Şalpazarı ilçesinde vatandaşlarla buluştu. Yoğun ilginin gösterildiği halk buluşmasında Cumhur İttifakı adayı Refik Kurukız’a destek isteyen Bakan Uraloğlu, daha sonra Beşikdüzü ilçesinde düzenlenen mitinge katıldı.
Burada da Cumhur İttifakı adayı Barış Öztürk’e destek isteyen Bakan Uraloğlu, yaptığı konuşmada, Beşikdüzü’nün eğitim noktasında hep önde gelen değerli insanlar yetiştiren ilçelerden bir tanesi olduğunu ifade ederek “Biz Beşikdüzü’ne bugüne kadar hizmetler ettik. Bundan sonra da inşallah hizmet etmeye devam edeceğiz. Burada ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi, bakanlıklar, milletvekillerimiz gerçekten çok güzel bir ekibimiz var. Cumhur ittifakı döneminde çok güzel bir birliktelik yakaladık. Biz istiyoruz ki bunu şöyle bir 5 yıl daha Beşikdüzü’ne bunun içerisine katarak beraberce devam edelim. Beşikdüzü ve ilimiz için ihtiyaç olup ta bizim karşılayamayacağımız, gerçekleştiremeyeceğimiz bir hizmet yoktur” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin güzel bir birlikteliğini olduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, “Önümüzdeki kıymetli bir seçim var. Şurada sayılı günümüz kaldı o güne kadar inşallah beraberce gayret edelim ve 31 Mart’ta o seçimi alalım. Bizde hizmetlerimize devam edelim. Biz zaten devam edeceğiz de daha iyi devam edebilmek için Beşikdüzü’nün merkezine daha iyi hizmet edebilmek için. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olunca daha çok yollar gündeme geliyor. Karadeniz’de, Trabzon’da, Beşikdüzü’nde daha çok yollar gündeme geliyor. Birçok hizmet yaptık birçok ihtiyacınız daha olduğunu biz biliyoruz. Burada dediğim gibi ilçe belediyesi ile Büyükşehir Belediyesi ile her türlü imkana sahibiz. Genel seçime kadar 4 yıl, mahalli seçime kadar 5 yıllık bir süre var. Bu 5 yıllık süre içerisinde zaten Allah nasip eder, Allah ömür verirse hangi görevlerde oluruz bilemeyiz ama tekrar biz buralara geleceğiz tekrar neler yaptık onların hesabını size vereceğiz. O zamana kadar zaten gelip gideceğiz de bu siyaset böyle kısa adımlı değildir uzun adımlıdır. Dolayısıyla o zamana kadar biz ne söz vermişsek yapacağız. Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanım dedi ki ‘Barış kardeşim ne söz verdiyse ben imza atıyorum’. Benin şimdi ne demem lazım. Yani mecbur ben de ikisine imza atacağım. Başka yolum kalmadı. Bu kadar kalabalık bu kadar yağmurdan sonra. Gerçekten yağmura rağmen beklediniz. 2018’de ekonomik sıkıntılar yaşadık. Arkasında pandemi yaşadık, yetmedi, 6 Şubat depremlerini yaşadık. Bütün bunlara rağmen kamunun yapması gereken hizmetleri durdurduğunu gördünüz mü? Allah rızası için durdurmadık. Recep Tayyip Erdoğan ‘Yürüyün’ dedi biz de Allah’ın izniyle yürüdük, yürüdük, devam ediyoruz. Onun yol arkadaşı Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli hocamız. Onların güzel birlikteliği var. Bizim sahadaki birlikteliğimizde tam budur. Biz her şeye rağmen hizmet ettik, etmeye de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Nevruz Bayramı dolayısıyla Bakanlıkta TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve beraberindeki heyeti ağırladı. Programda Bakan Ersoy ile Genel Sekreter Raev, Türk tarihinde doğumun ve üretkenliğin sembolü olan yumurta tokuşturma geleneğine de uyarak yumurta tokuşturdu. Programda konuşan Bakan Ersoy, Nevruz’un büyük bir coğrafyada asırlardır bayram havasında kutlandığını belirterek, “Nevruz, kalpleri sevgi, dayanışma ve müsamahayla dolu milyonlarca insanı birleştiren bir kutlu gün. Nevruz; birleştirici gücüyle bizleri dil, din, mezhep ve inanç, etnik köken ve siyasi görüş farklılıklarına takılmaksızın bir müşterekte buluşturmaktadır. Nevruz hem çetin geçen kış aylarının ardından tabiatın uyanışının, renklenmesinin sembolü hem de insanların arınmasının, yenilenmesinin, yaşama sevinciyle dolmasının bir işaretidir” diye konuştu.
Dünya genelinde çatışmaların ve savaşların hiç eksilmediğine dikkati çeken Ersoy, Nevruz gibi bayramların içerdiği değerler doğrultusunda layıkıyla kutlanmasının sevgi, kardeşlik ve barış mesajlarının dünyada daha da fazla ve güçlü bir biçimde yayılmasına katkı yapacağını vurguladı. Bakan Ersoy, Nevruz Bayramı’nın Türkiye, Afganistan, İran, Irak, Kazakistan, Azerbaycan, Hindistan, Pakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın UNESCO’ya sunduğu ortak dosya ile UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilerek, tüm insanlığın ortak mirası ilan edilmiş bir bayram olduğunu sözlerine ekledi.
“TÜRKSOY dünya ölçeğinde teşkilat olma yolunda ilerlemektedir”
Türk coğrafyasında küresel ölçekte güçlü bir etkileşim sağlayan TÜRKSOY’un çalışmalarının her türlü takdirin üstünde olduğunu söyleyen Ersoy, “Kuruluşundan itibaren üye ülke devlet başkanlarının himayelerinde yol alan TÜRKSOY, kültürel ve sanatsal aidiyetinin, birikiminin yansımalarından oluşan etkinliklerini dünya ölçeğinde yaygın ve bilinir kılarak küresel çapta uluslararası bir teşkilat olma yolunda ilerlemektedir” dedi.
Bakan Ersoy, TÜRKSOY heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Siz değerli TÜRKSOY heyetini ortak kültürel değerlerimiz ile örf ve adetlerimizin varlığını güçlendirerek sergilenmesine vesile olan Nevruz Bayramımızda ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade ediyorum. Sizlerin ve müşterek gönül ve kültür coğrafyamızda yaşayan kardeşlerimizin barış, esenlik, dostluk, paylaşma ve dayanışmanın günü, baharın müjdecisi Nevruz Bayramı’nı kutluyorum” ifadelerini kullandı.
“Birleşmiş Milletler sahnesinde büyük Nevruz kutlaması düzenleyerek bu ulu bayramımızı taçlandırdık”
TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ise, Nevruz Bayramı’nın teşkilatları ve üye ülkelerin girişimleriyle tüm insanlığa mal olduğunu hatırlatarak, “Türk coğrafyasında yüzyıllardır kutlanan Nevruz’u dünya halklarının ortak kültür değeri olarak öne çıkarma çalışmalarımızın somut sonucunu görmek bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. 21 Mart’ın Uluslararası Nevruz Günü olarak kabul edilmesinin ardından Teşkilat olarak 100’den fazla sanatçının katılımıyla Birleşmiş Milletler sahnesinde büyük Nevruz kutlaması düzenleyerek, bu ulu bayramımızı taçlandırdık” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından yerel kıyafetleriyle programa katılan sanatçılar, dombra, komuz ve kobuz gibi geleneksel Türk çalgılarıyla Nevruz Bayramı temalı şarkılar seslendirdiler. Programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in yanı sıra TÜRKSOY’un Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan temsilcileri ve yöresel Türk şarkıları seslendiren sanatçılar katıldı. – ANKARA
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Anadolu yakası sivil toplum kuruluşları ve turizm sektör temsilcileriyle buluştu. Buluşmada, Sağlık Yönetimi Uzmanı ve Trawellmed Sağlık Kurucusu Songül Alcı, sağlık turizmi alanındaki sorunları dile getirirken, Bakan Ersoy da Sağlık Turizmi Acenteler Birliği kurulmasına dair çalışmaların başlatıldığını duyurdu. Songül Alcı’nın, “20 yılı aşkın süredir sağlık turizmi yapıyorum. Bir sağlıkçıyım, bir sağlık yönetim uzmanıyım. Sayenizde sağlık turizmi acentesi olduk. Çok teşekkürler desteğiniz için fakat sağlık turizmcileri olarak, daha çok işin sağlık ayağında büyük problemlerimiz var. Turizm konusunda da birkaç sorunumuz var ama onların da çözüleceğini düşünüyorum. Sağlık konusunda ülkemize, turizme ve ekonomimize yönelik sizden ve sağlık bakanlığımızdan ne gibi destekler göreceğiz? Sağlık turizmi acenteler birliğini kuracak mıyız? Sağlık turizmini bir an önce kurtarmak üzere bu birliği kuracak mıyız ve bu konuda sağlık bakanlığıyla birlikte çalışmalar yapacak mıyız?” sorusu üzerine Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sağlık Turizmi Acentesi Birliği’nin kurulması için harekete geçtiklerini belirterek şunları söyledi: “Sağlık turizmi gibi acentelerin ayrı bir birlik altında toplanması gerektiğini söyledik. Tur operatörleri birliği, Umre – Hac acenteleri birliği gibi birliklerin ayrılması gerektiğini, çoklu birlik sisteminde geçilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bununla ilgili çalışma, meclisin vereceği karara bağlı. Ama biz buradaki niyetimizi koruyoruz, talebimiz de bu yönde. Zaten biz bu birliği kurar kurmaz, yani siz Sağlık Birliği olarak kendi bünyenizde toplandıktan sonra Sağlık Bakanlığı ile sizi karşılıklı oturtacağız.”
“Birliğin kurulması ile merdiven altı, güven ve güvenilirlik sorunları çözülebilir”
Sağlık Turizmi Acenteler Birliğinin kurulması ile hayata geçirmeyi planladıkları hedeflerini sıralayan Songül Alcı, “Sağlık Turizm Acentelerinin bir an önce taban fiyat belirlemesi sektör açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca merdiven altıyla savaşılması yine en önemli hedeflerden biri olmalı. Sektör dışından katılanlar nedeniyle oluşan mağduriyet, sağlık turizmi acenteleri ile hasta güvenliğini de sağlama konusunda ciddi katkı sağlayacak. Sağlık turizminin ülke ekonomimize katkısı aşikar. Özellikle kışın yoğun çalışan sağlık turizmi, turizm sektöründe kış durgunluğunun önüne geçmektedir. Dolayısı ile her anlamda ülke ekonomisine ciddi bir katma değer sağlamaktadır. Ayrıca sağlık personellerinin yurtdışına giderek resmi ve gayri resmi ortamlarda saç ekimi işlemleri yaparak, Türklerin Türkiye’deki bu potansiyelinden düşürmek için Türk personelin yanında personel yetiştirme şartıyla kişileri çalıştırdığını söylememiz gerekiyor. Bu konuların ivedilikle çözülmesi sağlık turizmi akışını tekrar canlandıracaktır. Yurtdışında açılan Türk hastanelerinin ve kliniklerin yurtdışı hasta için bir durak değil, Türkiye’ye hasta yönlendirmek için bir basamak olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara’da İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares Bueno ile bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. İspanya ile Türkiye’nin yakın iş birliğine sahip olduğunu belirten Fidan, “Halklarımızın arasındaki yakın dostluk bağları giderek güçlenmekte. Siyasi ilişkilerimiz de gittikçe en üst düzeye çıkmakta. 2019 yılında başlattığımız Türkiye-İspanya Hükümetler Arası Zirve’sinin 7’ncisini 2021 yılında düzenlemiştik. 8’inci Zirveyi, haziran ayında Cumhurbaşkanımız ve İspanya Hükümet Başkanı Başkanlıklarında İspanya’da düzenleyeceğiz. Bugünkü görüşmemizde zirve hazırlıklarını ele alma fırsatımız oldu. İspanya aynı zamanda Avrupa Birliği içerisinde en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelmekte. İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmaktı, geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda” ifadelerini kullandı.
“Güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz”
Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz’in iki önemli ülkesi olduğunu ve terör, düzensiz göç, çatışmalar, terörizm ve iklim değişikliği gibi sınamalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Güvenlik alanında atabileceğimiz adımları da etraflıca ele aldık. Ayrıca NATO bünyesindeki güçlü iş birliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot Bataryasını konuşlandırmakta, müttefiklik ruhuna uygun bir davranış, memnuniyet vericidir. Ayrıca iki müttefik olarak savunma sanayi iş birliğimizi de somut projelerle daha ileriye taşımak istiyoruz” diye konuştu.
İspanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine samimi bir şekilde destek veren ülkeler arasında yer aldığını aktaran Bakan Fidan, “AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini bugün meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledim. AB içerisinde Gazze konusunda ilk günden beri ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerinin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatı niteliğindedir” dedi.
Filistin-İsrail çatışmaları çerçevesinde acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde ulaştırılması hususunda Bakan Albares ile fikir birliğinde olduklarını belirten Fidan, ayrıca görüşmelerde Rusya-Ukrayna savaşının da konuşulduğunu ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteğin yinelendiğini söyledi.
“Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay”
Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Türkiye’nin AB üyeliği sürecindeki bir sonraki adımın ne olacağı sorusu üzerine, “Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz. AB ile kurumsal başka bir ilişkimiz var. Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay ama AB ile geliştireceğimiz zaman orada konsensüs olarak alınması gereken kararlar var bu da lehimize işlemeyebiliyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını ifade ettiğini hatırlatan Fidan, bu hususta irade beyanı beklenilen yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğunu söyledi. AB’nin 2004-2005 yıllarında siyasi irade ortaya koyduğunu ancak sonrasında bu iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortada kalktığını ifade eden Fidan, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi, ticari imtiyazlar, göçle mücadele gibi konularda yoğun bir şekilde çalışılması gerektiğini ifade etti.
Bu yaz Avrupa Parlamentosu’nda seçimler olacağını hatırlatan Bakan Fidan, “Bizim inancımız parlamento seçimlerinin sonucundan bağımsız AB kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması” dedi.
Fidan ayrıca NATO, AB ve Türkiye ilişkilerinin ise bölgesel ve küresel güvenlik alanınla neler yapılabileceği kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.
Bakan Fidan, İsrail-Filistin çatışmaları kapsamında ise, Türkiye’nin üyesi olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı yapılması için alınması gereken tüm tedbirlerin alınması için baskı yaptığını ve bunun sadece oradaki trajediyi önlemek için değil bölgesel savaşlar ve küresel krizlerle de bağlı olduğunu görmemek için ‘çok dar görüşlü’ olmak gerektiğini söyledi.
“Amacımız bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve kalıcı olarak çözülmesi”
Bakan Fidan, iki devletli çözüm konusunda İspanya ile hemfikir olduklarını belirterek, “Bu sorunun kalıcı bir şekilde adil bir şekilde çözülmesi için ne türden adım atılması gerekiyorsa; yaptırımsa yaptırım baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak, bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi amacımız bu” diye konuştu.
“Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık”
Türkiye’nin AB adaylığı sürecinde desteklediklerini belirten İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Bueno ise, İspanya için Türkiye’nin önemini vurgulayarak, “Türkiye, zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisi. Ankara’da biz bunları kutladık. Artık İspanya’da sıra. İspanya’da misafir edeceğiz bir sonraki zirveyi. 2024 yılı aynı zamanda İspanya için, Türkiye için çok önemli bir tarih. Bizim birlikte Medeniyetler Birliğini başlattığımızın önemli bir işaretidir. Tekrar bu forumu bir araya getirmek istiyorum. Bizim için düşünme, bir araya gelme ve her toplumlarımızın karşılaştığı zorluklarla mücadele etmek için konuşmamız gereken bir platform. Aynı zamanda yine Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık. Bunun üzerinde yine konuştuk” dedi.
Gazze’de sürekli olarak ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini Bakan Fidan’la görüşmelerinde dile getirdiklerini aktaran Bueno, şartsız koşulsuz olarak insani yardımın Gazze’ye ulaşması gerektiğini kaydetti. NATO kapsamında iki ülkenin stratejik ortaklığına değinen Bueno, güneyden gelen tehditlere karşı Bakan Fidan ile fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin önemini vurgulayan Bueno, İspanyalı 700’den fazla şirketin Türkiye’de varlığına dikkat çekerek iki ülke arasında 19 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını kaydetti.
“Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin”
Bakan Bueno Türkiye’nin AB adaylığına yönelik ise, “Türkiye’nin net bir şekilde adaylık duruşu vardır. Bütün Avrupa ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız ve bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için bizim yol haritalarımız var. Bunu da güçlendirerek ilerliyoruz. Bununla ilgili olarak o kadar çok konu var ki Türkiye’yle bu konular üzerinde konuşmaktayız. Türkiye bizim burada gümrük birliğimizin üyesi. Bu konularda biz ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin. Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki daimi ateşkesin sağlanması için İspanya’nın bir barış konferansı düzenlemeyi planladığını belirten Bueno, konferansta Filistin Devleti’nin tanınması konusunda adımlar atılabileceğini ve İsrail’in güvenlik garantisinin alınabileceğini aktardı. – ANKARA
]]>Bakan Işıkhan, Kütahya ziyaretine valilik ziyareti ile başladı. Bakan Işıkhan’ı Vali Musa Işın, AK Parti Kütahya milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir ile AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay tarafından karşılandı ve daha sonra da makamda istişare toplantısı düzenlendi.
Bakan Işıkhan, valilik ziyaretinin ardından AK Parti’nin Zafer Meydanı’ndaki Seçim Koordinasyon Merkezini ziyaret etti. Işıkhan, burada AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu tarafından karşılandı. Saraçoğlu, “Bakanımız Vedat Işıkhan’ın desteğine sonsuz teşekkür ediyorum. İnşallah 31 Mart’ta Kütahya tekrar AK Parti Belediyeciliği ile tanışacak” dedi.
“Tek yönlü bir ekonomik kalkınma ve istihdam olmaz”
Saraçoğlu’nun ardından konuşma yapan Bakan Işıkhan, 2024 yılını emeklilerin yılı olarak ilan ettiklerini dile getirdi. Işıkhan, “Biliyorsunuz AK Parti halkın partisidir. Adeta bir halk hareketidir. Biz gücümüzü her zaman milletten almış Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Sürekli yeni hedefler belirleyen bir partiyiz binlerce şükür. Kütahya’nın önemli ihtiyaçları, sorunları hakkında istişarelerde bulunduk ve kapımın tüm Kütahyalı kardeşlerime açık olduğunu ifade etmek istiyorum. Biliyorsunuz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak Türkiye Yüzyılına yakışan önemli icraatları gerçekleştirmek sürecindeyiz. İnşallah 2024 yılını emekliler yılı ilan ettik. Emeklilerimizin yaşamış olduğu sorunlar ve ihtiyaç duyduğu konularda onların sosyal, psikolojik, ekonomik, kültürel anlamda refahlarının artırılması noktasında çalışmalarımıza hızlı bir şekilde başladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile 2024 yılını emekliler yılı olarak kutlayacağız. Çalışmalarımızı yavaş yavaş netleştikçe de inşallah kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacağız. Çünkü emeklilerimiz bizim başımızın tacı ve her zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, refah düzeyimiz arttıkça arta kalan bu geliri de artıracağız. Bu çerçevede biliyorsunuz saygıdeğer hanımefendi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde de kadın istihdamının artırılması noktasında ‘İş Pozitif’ adı altında bir projeyi başlattık. Kütahya’mızda da siz kıymetli iş insanlarımızdan, milletvekillerimizden, kıymetli başkanımdan da ben şu ricada bulunuyorum. Mutlaka kadınları istihdama yönlendirin. Tek yönlü bir ekonomik kalkınma ve istihdam olmaz. Bakın bir aylık zaman içerisinde Elhamdülillah rakam 50 binin üzerine çıktı. 50 binden fazla kadın istihdama girmiş durumda. bu noktada siz kıymetli hanımefendilerin ve kıymetli başkanlarının, milletvekillerinin desteğini özellikle rica ediyorum çünkü kalkınma dediğimizde, hep birlikte bir kalkınmadan söz edebiliriz. Kadınıyla, erkeğiyle genci ile dezavantajlı gruplarımızla birlikte inşallah Türkiye Yüzyılı hedeflerine hep birlikte ulaşmamız bizim için çok önemli” diye konuştu.
“AK Parti, hizmet demektir”
“Kütahya’da Kamil Saraçoğlu’nun yanındayız” diyen Bakan Vedat Işıkhan, “31 Mart’tan sonra 1 Nisan’da da kıymetli Belediye Başkan Adayımız Kamil Başkanımız, inşallah mazbatayı alacak ve kutlayacağız. Bu yüzden sizin desteğinizi son ana kadar bekliyorum. Artık Kütahya’mızı gerçek belediyecilikle buluşturma zamanı. Biliyorsunuz belediyecilik noktasında da en iyi örneği, en iyi hizmeti ve modeli AK Parti getirdi. Bu noktada başkanımıza, bakanlık olarak her türlü desteği vermeye hazırım. Sizler tabi, bu bereketli günde buradasınız ama Kamil Başkanıma desteğinizi istiyorum ve 31 Mart’ta mazbatayı Kamil Başkanımıza veriyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
Bakan Işıkhan, Kütahya ziyaretini esnaf yaparak sonlandırdı. – KÜTAHYA
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bursa’da Çalı- Kayapa- Hasanağa yolunun ikinci etap açılış törenine katıldı. Bakan Uraloğlu, Bursa’da altyapı ve ulaşım anlamında yapılan her projeye destek vereceklerini dile getirdi ayrıca, Yüksek Hızlı Tren hattı projesinin de önümüzdeki yıl sonunda bitirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. Uraloğlu, “Bizim yaptığımız hizmetlerde ‘Durmak yok yola devam’ diyerek, yolumuza çıktık. Yağmurla birlikte bu açılışımızı yapacağız. Yolumuz hayırlı uğurlu olsun diyorum. Biraz sonra raylı sistem hattımızın bir istasyonunun açılışını gerçekleştireceğiz. Bende gerçekten Bursa’da olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Bursa’nın birçok ulaşım problemini biz çözdük. Otoyolundan, devlet yolundan Bursa’yı bağlamadığımız bölünmüş yol kalmadı diyebilirim. Yüksek Hızlı Tren Hattımızda çalışmalar devam ediyor. Bazen aksamalar oldu ama şu an hepsi genel anlamda yoluna girdi. Önümüzdeki yılın sonunda bir sonraki yılın başında burayı bitirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Bursa’da ulaşımı genel anlamda çözdüklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, “Bursa’da biz ulaşım problemlerini genel anlamda çözdük diyoruz ama bir taraftan da Bursa büyüyor ve gelişiyor. İhtiyaçları da değişiyor. Bursa’nın yeni olan ihtiyaçları da biz bu anlamda çözmemiz gerekir diye düşünüyorum. Burada Çalı- Kayapa- Hasanağa yolunun ikinci etabını açıyoruz. Buranın birinci etabını bitirerek trafiğe açmıştık. Şimdi ikinci etabını bitirdik. Büyükşehir belediyesi ile bizim yapacağımız işbirliği, yol arkadaşlığı kıymetlidir. En güzel örneklerinden bir tanesi biz burada yaşıyoruz. Yüksek bir trafik hacmine sahip bu yolun Bursa’ya güzel hizmetler edeceğine ben inanıyorum” diye konuştu.
“Kuzey çevre yolunu hayata geçireceğiz”
Bakan Uraloğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Gelişen, büyüyen şehirde yeni ihtiyaçlar var. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız 2029 vizyonunda oturdu, çalıştı. Bizde bu anlamda bakanlık olarak kendisine nasıl destek veririz diye istişareler ettik. Sonuçta da o projeleri sizlere hazırladı. Büyükşehir özellikle kamulaştırma problemini, imar sorununu hallettiği ölçüde bizde o şehrin ulaşımına, altyapısına bakanlık olarak katkı sağlıyoruz. Kuzey-Güney yolu ile ilgili çalışmalardan başkanım bahsetti. Kamulaştırmaları bitirmek üzereyiz dedi. Bunları yapınca bize de yolu yapmak düşüyor. O anlamda bizde üzerimize düşeni yapacağız. Mutlaka Kuzey çevre otoyolunu hayata geçireceğiz. Burada söylemek istiyorum. Biz Bursa’mız için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hizmetlerimizi sürdüreceğiz.”
“Bursa Ankara arası 2 saat 15 dakika olacak”
“Burada sadece Hızlı Tren projemizi bitirdiğimizde Bursa’dan artık sadece 2 saat 15 dakikada hem Ankara’ya hem de İstanbul’a gidebileceğiz” diyen Uraloğlu, “Bursa daha yaşanabilir, daha gelişmiş şehir haline gelecektir. Şimdiye kadar bu projelerin hayata geçirilmesinden, Valiliğimize, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne, kamu kuruluşlarına teşekkür ediyorum. Bu projenin en başından sonuna kadar çalışan Karayolları çalışanlarına, müteahhit firmamıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Ulaşım, şehirde öne çıkan en önemli konu”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Alinur Aktaş ise, “Bursa sanayi yoğunluğu olan bir şehir. Yerli ve milli olan ilk otomobilimiz Togg’unda üretim mekanı. Hızlı büyüyen sanayi ile beraber, hızlı büyüyen nüfus artışı ile beraber belli noktalarda ulaşımla ilgili sıkıntılar oluşuyor. Ulaşım özellikle şehirde ön plana çıkan en önemli konu. Dolayısıyla ulaşımla alakalı daha radikal işler yapılsın, çözüm noktasında insanlarda beklenti var. Bu son yıllarda bu sorun çözülmeye başladı. Onun eserlerinden bir tanesi de burasıdır. Burayı tamamen bitirdiğimiz büyük bir kolaylığı burada sağlamış olacağız. Seçim beyannamemizdeki bir projeyi burada açıklayarak sizlerin desteklerinizi bir kez daha talep etmiş olacağım” dedi.
“Bursa nüfusu 2 milyon 200 bin oldu”
Aktaş, Bursa’nın büyüdüğüne dikkat çekerek, “Bursa Kestel-Görükle aksında 30 kilometre hat üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Bir tarafı dağ, bir tarafı çok fazla kalmayan ova. Bu şehrin nüfusu 2000’li yıllarda 1 milyonken, şu an 2 milyon 200 bin oldu. Dolayısıyla güney- kuzey koridorunu açıkladık. Buna dair önemli kamulaştırmalar yapıyoruz. Bu kamulaştırmalarla beraber önemli yollar açıyoruz. Bursalılar bunu biliyoruz. Burası da güney koridorunun bir parçasıdır. Güney koridoru ile alakalı Hasanağa çevre yolu bağlantısı ile alakalı. Biz kamulaştırmaları bitiriyoruz. Yakın bir zaman içinde size devredip, devlet yolu standardında tamamlanmış olmasını sağlayacağız” – BURSA
]]>Tekin, Samsun Valisi Orhan Tavlı’yı ziyaret ederek, valilik şeref defterini imzaladıktan sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Bakan Tekin, 2002-2003 eğitim öğretim yılında Samsun’da 264 bin olan zorunlu eğitim çağındaki öğrenci sayısının 2023-2024 eğitim öğretim yılında 267 bine ulaştığını söyledi.
Samsun açısından öğrenci sayısında stabil bir durum gözlendiğini belirten Tekin, “Öğrenci sayısı stabilken bakanlığımızın yaptığı yatırımlar açısından baktığımızda ise şöyle bir tablo var. 2002-2003 öğretim yılında 264 bin öğrenciye 10 bin 840 öğretmen arkadaşımız hizmet veriyordu. Öğrenci sayısı hemen hemen sabit kalmasına rağmen bu yıl itibarıyla öğretmen sayısı yaklaşık iki kat artmış durumda, 20 bin 724 öğretmen hizmet vermektedir. Bunun anlamı şu; öğretmen başına düşen öğrenci sayısı aradan geçen 20 yıllık süre içinde yarı yarıya azalmış durumda Samsun’da. Bu, çok önemli bir istatistik göstergedir. 2002-2003 eğitim öğretim yılında 7 bin 224 olan derslik sayısı da 2023-2024 eğitim öğretim yılında 13 binin üzerine çıktı.” ifadesini kullandı.
Tekin, seçimlerin olağan demokratik düzenlerde çok önemli bir etkinlik olduğunu vurgulayarak, “Ülkelerin demokratikleşme çizgisini göstermesi, demokratikleşme teamüllerini ortaya koyması açısından çok önemli. Benim bu başlığı açma sebebim şu; Milli Eğitim Bakanlığı açısından yerel seçimlerin, biraz önce bahsettiğim vasıflarının dışında ilave bir önemi var. Biz çok büyük bir aileyiz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak yaklaşık 1 milyon 100 bin öğretmenimiz, 20 milyona yakın öğrencimiz, bize bağlı okullar, özel okullarla beraber yaklaşık 76 bin civarında da kurumumuz var. Şimdi bu kurumlarımızın belediyelerle, yerel yönetimlerde çok ciddi ilişkileri oluyor.” diye konuştu.
Belediyelerle inşaat, imar, iskan, temizlik giderleri, su, atık su gibi çok farklı bağlantıları ve ilişkileri bulunduğunu anlatan Tekin, şunları kaydetti:
“Çok yaygın bir teşkilat olduğumuz için öyle. Ulaşım, servis ve benzeri açılarda yerel yönetimlere çok yakın olmamız gerekiyor. Aynı şekilde 1 milyon 100 bin öğretmenin konut ihtiyacından tutun, bu öğretmenlerimizin ulaşımına kadar yerel yönetimlerle yakın ilişkimiz var. O yüzden Milli Eğitim Bakanlığı olarak yerel seçimleri en az genel seçimler kadar önemsiyoruz. Bizim açımızdan çok önemli. Bir temennimiz var; inşallah bu anlamda eğitim öğretim sürecine katkı vermek isteyen, eğitim öğretim sürecine katkı verecek belediye başkanlarımız olur, yerel yöneticilerimiz olur. Biz de onlarla birlikte el birliğiyle eğitim öğretim süreçlerini daha nitelikli noktaya taşımak için çaba sarf ederiz.”
Ziyarette AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Bakçepınar, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, MHP İl Başkanı Burhan Mucur, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar ile AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halit Doğan da yer aldı.
]]>Bakan Göktaş, “Yaşlılara Saygı Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlanma konusundaki ulusal politikaları, yaşlıların aktif ve sağlıklı yaşlanması çerçevesinde, aile bütünlüğü içinde ve sosyal yaşamla bağlarını koruyarak geniş bir hareket alanı oluşturacak biçimde şekillendirdiklerini vurguladı.
Yaşlılara kurumsal bakım hizmetleri yerine, öncelikle aileleri ve yakınları yanında bakım desteği aldıkları, sosyal yaşamla bütünleştikleri bir model sunmayı amaçladıklarını kaydeden Göktaş, “Kuşakların birlikte yaşadığı bir Türkiye için çalışıyoruz. Yaşlılarımızın toplum içinde aktif, üretken ve saygın bir şekilde mutlu bir yaşam sürdürmeleri için çalışmalarımıza devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Göktaş, Bakanlığın koordinasyonunda hazırladıkları Yaşlanma Vizyon Belgesi ve bunun doğrultusunda hayata geçirilecek 183 faaliyeti içeren, 2023-2025 yılları arasında uygulanacak Yaşlı Hakları Ulusal Eylem Planı’nın geçen yıl kamuoyu ile paylaşıldığını anımsattı.
Bakan Göktaş, “Yaşlı bireylerin yaşa bağlı farklılaşan ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran 16 hedefe yönelik 51 eylem alanı kapsamında belirlenen faaliyetleri hayata geçirmek için çalışmalarımızı yürütüyoruz.” ifadesini kullandı.
“İhtiyaç analizi yapacağız”
Göktaş, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına, bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranının 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta ise yüzde 16,3 olmasının beklendiğine dikkati çekti.
Bakan Göktaş, Bakanlık olarak yaşlanmanın belirgin bir nüfus dönüşümü içerisinde muhtemel etkilerinin ortaya konması sağlanarak, yaşlı bireylere yönelik sosyal politikaların oluşturulmasında yaş ve cinsiyet bazında ayrıştırılmış demografik ve sosyoekonomik verilerin oluşturulması amacıyla Türkiye Yaşlı Profili Araştırması yaptıklarını bildirdi.
Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma kadar 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
“Yaşlılara yönelik hizmetlere yön vermek amacıyla ilk kez gerçekleştirdiğimiz Türkiye Yaşlı Profili Araştırması’nda elde ettiğimiz sonuçları 22 Mart Cuma günü kamuoyuyla paylaşacağız. Proje ile yaşlı vatandaşlarımıza yönelik sunulan hizmetlere ilişkin göstergelerin bütüncül olarak değerlendirilmesini sağlayacak bir sistem altyapısı oluşturacağız. Yaşlıların her türlü riskten korunmasını ve iyileştirici tedbirler alınmasını sağlamaya yönelik politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceğiz. Yaşlıların mağdur olmadan riskleri tespit ederek ihtiyaç duyulan destek hizmetlerine ulaşmasını sağlayan koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapıya kavuşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız. Yaşa Dayalı Ayrıştırılmış Veri ve İzleme Mekanizması oluşturacağız. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız.”
Yaş dostu hizmet modelleri yaygınlaştırılacak
Yaşlılara yönelik yaş dostu hizmet modellerini çeşitlendirip yaygınlaştırdıklarını da belirten Göktaş, hayata geçirdikleri aile odaklı bakımı destekleyen “Bütünleşik Bakım Modeli” ile yaşlının ihtiyacına göre kurumsal bakım, evde bakım yardımı, evde bakıma destek ve gündüzlü bakım modellerini uyguladıklarını aktardı.
Göktaş, yaşlı bireylerin aileleri yanında bakım hizmeti almalarını sağlamak üzere öncelik verdikleri Evde Bakım Yardımı’ndan yaklaşık 133 bin yaşlı bireyin faydalandığını bildirdi.
Psikososyal rehabilitasyon, gündüz bakım ve evde destek hizmetleri sunulan 37 Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezinde yaşlılara hizmet verdiklerini ifade eden Göktaş, şu bilgileri paylaştı:
“Huzurevlerimizde bugün dünya standartlarının üzerinde hizmet sunuyoruz. 2024 Ocak ayı itibarıyla Darülaceze Başkanlığı da dahil olmak üzere Bakanlığımıza bağlı 168 huzurevinde 14 bin 712 yaşlıya, diğer kamu kuruluşlarına ait huzurevlerinde ise 1940 yaşlıya hizmet sağlanıyor. 267 özel huzurevinde 17 bin 872 yaşlımız hizmet alıyor. Kamu ve özel sektör dahil olmak üzere 38 bin 463 huzurevi kapasitesi ile 29 bin 682 yaşlımıza bakım hizmeti veriyoruz.”
Türkiye’de ikamet eden ve sosyal hizmete ihtiyaç duyan, 65 yaş üstü yaşlıların korunması ve desteklenmesi amacıyla 2016’da başlattıkları Yaşlı Destek Programı (YADES) ile evde bakım, gündüz bakım, evde sağlık, manevi destek, gönüllülük faaliyetleri gibi çeşitli hizmet modelleriyle bütünleşik bakım hizmetlerini geliştirdiklerini belirten Göktaş, YADES Projeleri ile bugüne kadar 2022 yılı projeleri dahil olmak üzere, Ocak 2024 itibarıyla 7 yılda toplamda 35 belediyede 61 farklı proje ile 87 bin 797 hanede 128 bin 491 yaşlı bireye ulaştıklarını kaydetti.
“11 dijital bahar odası kuruldu”
Bakanlık olarak aktif ve sağlıklı yaşlanma vizyonu doğrultusunda yaşlı vatandaşların gelişen dünyaya uyum sağlamaları amacıyla dijital becerilerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini aktaran Bakan Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu kapsamda pilot uygulaması 2021 yılında İstanbul’daki 5 huzurevinde başlatılan Yaşlılara Yönelik Dijital ve Finansal Okuryazarlık Eğitimleri’ne toplam 43 ilde huzurevlerinden hizmet alan 1923 yaşlımız katıldı. Ayrıca Bakanlığımıza bağlı huzurevlerimizde bakım altında bulunan yaşlıların dijital okuryazarlığını geliştirmek amacıyla geliştirilen ‘Dijital Bahar Projesi’ kapsamında Turkcell iş birliği ile Ankara İstanbul, Bursa, İzmir, Osmaniye, Aydın, Samsun ve Erzincan’daki huzurevlerimizde 11 dijital bahar odası kuruldu. Teknoloji odalarımız, huzurevi sakinlerine uzaktaki sevdikleriyle bir araya gelme imkanını tanıyor.
Literatürde üçüncü yaş üniversitesi olarak anılan ve Türkiye’de farklı üniversitelerin kampüsleri bünyesinde Tazelenme Üniversitesi gibi farklı isimler altında faaliyet gösteren eğitim yapılanmalarında ise 60 yaş ve üzeri bireylerin ihtiyaçlarına özgü oluşturulmuş eğitim programları çerçevesinde toplamda 5 bin 665 yaşlımıza eğitim veriliyor. Ülkemizde uygulanan bu özgün eğitim modelinin tanıtılması ve bu konuda farkındalık oluşturulması, aktif ve sağlıklı yaşlanma vizyonumuz perspektifinde büyük önem arz ediyor.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi ziyaret için öğle saatlerinde karayolu ile Adana’ya geldi. İmamoğlu ilçesine geçen Tunç, burada yaptığı konuşmada, Cumhur İttifakı’nın bir proje ittifakı olmadığına dikkat çekerek, “Cumhur İttifakı bu ülkenin bekasıyla doğrudan ilgili. 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan durum ülkemizin birlikteliği çok önemliydi. Bu birlikteliği hem illerimizde hem de ilçelerimizde sürdürme gayreti içerisindeyiz. Eğitimden, sağlığa bizim siyasetimizde ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı var. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle eser ve hizmet siyasetiyle ülkemizi donatma gayreti içerisinde olduk. Ülkemizin demokrasi standardını yükselttik. Sadece fiziki kalkınma değil, güçlü bir demokrasiye sahip olabilmesi için reformlar gerçekleştirdik. Önemli reformlar hayata geçirdik ve geçirmeye devam ediyoruz. Terörün her biriyle mücadele verdik ve vermeye devam ediyoruz. Türkiye’yi dünyada adaleti savunan, dengeli dış politikasıyla daha gayretli bir politikayı hayata geçirme gayreti içerisinde olduk” diye konuştu.
“Yerel yönetimler ve hükümet ilişkisi önemli”
Tunç, yerel yönetimler ve hükümetler arasındaki uyumun önemine dikkat çekti. Bakan Tunç, “Yerel yönetimlerle hükümet arasındaki uyumu sağlayarak şehirlerimiz daha güzel hizmetlere, daha müreffeh bir hayata kavuşmasının gayreti içerisinde olacağız. Uyum çok önemli. Bazıları bunu bir tarafa çekiyor, yanlış taraflara çekmeye çalışıyorlar. Uyum dediğimiz zaman, ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi ve hükümetin bir arada olması lazım. Bunlar bir arada olduğu zaman eser ve hizmet üretimi daha da hızlanır. Üçünün uyumlu çalışması ve ilçe ile büyükşehir belediye başkanlarının ürettiği projelere hükümetin destek olması önemli. Böylelikle daha faydalı olur. İnşallah İmamoğlu 31 Mart’ta vereceği kararla bu şansı yakalayacak” ifadelerini kullandı.
“Cumhur İttifakı önemli bir başarı elde edecek”
Adana’nın çok önemli bir kent olduğundan bahseden Bakan Tunç, “İnşallah 31 Mart’ta Adana’da ve ilçelerinde Cumhur İttifakı önemli bir başarı elde edecek. Adana’mız tarih ve lezzetin buluştuğu şehir. Adana’nın sıcak insanlarına en güzeli yakışır. İnşallah bunu başaracağız. Çok değerli milletvekillerimiz, Adana’yla ilgili yoğun bir çaba sarf ediyorlar. Şimdi 31 Mart sonrası sizlerin seçeceği belediye başkanlarıyla kafa kafaya vererek şehirlerimize çok daha güzel hizmetleri getirme gayreti içerisinde olacaklar” şeklinde konuştu.
“Laf değil, icraat üretiriz”
Cumhur İttifakı’nın hizmet götüren anlayışa sahip olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Cumhur İttifakı’nın belediyeciliği her yere hizmet götüren belediyecilik. Herkese adaletli davranan belediyecilik, şefkatli davranan belediyecilik, fakiri, fukarayı gözeten belediyecilik, düşkünü, engellisini, yaşlısını, çocuklarını koruyan belediyeciliktir. İnşallah bunu 31 Mart sonrası İmamoğlu ilçemizde hayata geçireceğiz. Ondan hiç şüphemiz yok. Bizim adaylarımızda eser üretme vardır. Laf değil, icraat üretiriz” dedi.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, Kozan ilçesine geçti. – ADANA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı olarak katıldığı toplu konut kura çekimi öncesi Adıyaman’da hak sahiplerine konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, bir yıl gibi kısa sürede depremden etkilenen 11 ilin tamamında yıkılan evlerin, hastanelerin yeniden yapılmaya ve tamamlanmaya başladığını söyledi.
Adıyaman’da Örenli Mahallesi’nde yapılan deprem konutlarının bulunduğu yerde düzenlenen törende konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Bugün, sadece Adıyaman’da 5 bin 418 konutun, 11 ilde de 30 bin 697 konutun kurasını çekerek hak sahiplerine teslim ediyoruz. Bu rakamlar öylesine büyük rakamlar ki; dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi, çok kısa süre içinde yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz, ayağa kaldırıyoruz. Bugün çekilecek kura ile inşallah huzurla ve güvenle oturacağınız yeni evlerinize kavuşmuş olacaksınız. İnşallah hep birlikte el ele verip Adıyaman’ı Türkiye Yüzyılı şehirleri arasında yerini alan öncü şehirlerimizden biri yapacağız. Adıyaman’ın daha güzel, daha huzurlu günlerine yine hep birlikte şahitlik edeceğiz” dedi.
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye çok değişti”
Bakan Vedat Işıkhan konuşmasının devamında “Birileri yapılanların belki farkında değil ama Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye çok değişti. Çünkü bizim yönetim anlayışımızda durmak yok, kendini tekrar etmek yok Bugün, uzaya astronot gönderen, kendi uçağını, kendi arabasını yapabilen, tam bağımsız milli kalkınma yolunda her türlü imkana sahip güçlü bir irade var.
Bizler bugüne kadar milletimizin ihtiyaçlarını, milletimizden gelen talep ve istekleri hiçbir zaman geri çevirmedik. İmkanlarımız ölçüsünde her zaman insan odaklı, millet odaklı bir yönetim anlayışını benimsedik. Önce dinledik, tüm şartlar çerçevesinde değerlendirdik ve ardından icraata dönüştürdük. AK Parti yönetim anlayışının 22 yıllık başarı sırrı da tam olarak burada yatmaktadır. Biz 22 yıldır bu azmi, bu çabayı hiç kaybetmedik hamdolsun. Hep daha iyisi, daha ilerisi, daha fazlası var. Sizlerin bizlere duyduğu bu güveni boşa çıkarmadık hamdolsun. İnşallah Adıyaman’ı, diğer şehirlerimizle birlikte el birliğiyle tekrar ayağa kaldıracağız. Özellikle bir yandan şehirlerimizi yeni baştan hızla inşa ederken, çalışma hayatını, ekonomisini, üretimini yeniden canlandırma noktasında daha fazla destek olacağız. Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, tüm Bakan arkadaşlarımız, ilgili yöneticilerimiz ve kurumlarımızla birlikte Adıyamanlı hemşehrilerimizin deprem öncesi düzenine en kısa sürede dönebilmesi ve yaşamın normalleşebilmesi için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğiz. Adıyamanlı kardeşimizi hiçbir şart ve ortamda yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak deprem bölgesine yönelik çok önemli hizmetlerde bulunduk. Yaptığımız hamlelerle, Adıyaman’ın üretiminde, istihdamında, çalışma hayatında çok olumlu sonuçlar aldık. Bundan sonra da şehrimizin ulaştığı her aşamada, ihtiyaç duyduğu yeni uygulamalarla adım adım kalkınmasını sağlayacağız inşallah” diye konuştu. – ADIYAMAN
]]>İBB Başkanı İmamoğlu, Pendik’in AKP’li Belediye Başkanı Ahmet Cin’in, hakkını arayan yurttaşı azarladığı Pendik Ertuğrulgazi Mahallesi’nden vatandaşlara seslendi. “Bunlar seçimi kaybedeceğini anladı ya hemen yalana, dolana, kumpasa başladılar” diyen İmamoğlu, “Yolun kenarında, caddede, parkta, orada, burada, yanan otobüs filmleri çekmek, kumpaslar kurmak, 4,5 sene önceki videodan kendine iş aramak… Savcı gibi her gün açıklama yapıyor Adalet Bakanı. Üzülüyorum onun haline. Bakın; 17 tane bakan. İstanbul’da siyaset yapıyor. Şimdi 17 bakan artı aday; etti 17+1. Ama bir kişi daha var, o da geliyor. Yakındır, gelecek. Bekliyoruz vallahi; gel, bekliyoruz. Buyursun gelsin” dedi. Meydandaki bir dövizi okuyup İliç’te liç yığını altında kalanları anımsatan İmamoğlu, “İçimiz yanıyor. Canımız toprak altında. Doğamız tehdit altında ve bu konudaki sorumluların ağzından tek bir cümle yok. Sanki o dağ kendiliğinden aşağı gelmiş, can almış. ve o doğayı perişan etmiş ama ne devleti yönetenler ne altına imza atan sayın bakan veya diğerleri tek bir açıklama yok. Sanki izinler gökten indi, yanlışlar gökten indi” diye konuştu.
Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, yıllardır imar sorunu çözülemeyen Ertuğrulgazi ve Sülüntepe mahalle sakinleriyle, geçtiğimiz 16 Mart’ta, bir camiye ait dernek binasında bir araya gelmişti. O buluşmada söz alan bir vatandaş, kendi mahallelerinde emsallerin diğer yerlere göre düşük olduğunu, buna karşın belediye kesintilerinin fazla olduğunu söylemiş, Cin, bunun sebebini soran vatandaşa sinirlenerek, azarlamıştı. Cin, vatandaşın, “Beni azarlayamazsınız” çıkışına, “Senin o sahip çıktığın CHP’nin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne emsalle ilgili verdiği yazı var” yanıtını vermişti.
BALYALI’DAN CİN’E YANIT: NE PENDİK BELEDİYE MECLİSİ’NDEN NE İBB MECLİSİ’NDEN NE DE İBB BAŞKANI MAKAMINDAN BU ALANA İLİŞKİN TEK BİR SATIR YAZI BİLE GEÇMEDİ
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Pendik Belediye Başkan adayı Tarık Balyalı, olayın yaşandığı Ertuğrulgazi Mahallesi’nde halk buluşması gerçekleştirdi.
Mahalle sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada ilk sözü alan Balyalı, “Ertuğrulgazi Mahallesi, Veli Baba, Yayalar kısmen Sülüntepe kısmen; daha çok gecekondu alanlarının olduğu bölgeler, 30 seneden beri çile çekiyorlar. ve insanların sabrı taşmış durumda. Ama ne yazık ki, geçen gün gördüm, Belediye Başkanımızın… Ben de gittim daha önce o camiye. Çok da güzel karşılandık. Muhtarımıza ve vatandaşlarımıza tavrını gördüm ve bundan büyük üzüntü duyuyorum” dedi. Balyalı, Cin’in, İBB’nin emsalle ilgili yazı yazdığı iddiasına ise, “Elbette ki buranın rezerv içerisinde olduğunu ve yetkinin bakanlıkta bulunduğunu biliyorum. Ama bütün bu planların hepsini, Pendik Belediyesi yaptı. Pendik Belediyesi’nin yaptığı planları, bakanlık onayladı. Bazen duyuyorum, ‘Büyükşehir öyle söyledi. Büyükşehir şöyle bir yazı yazdı’ falan diye. Bunların hiçbir tanesine inanmayın. Ne Pendik Belediye Meclisi’nden ne Büyükşehir Belediye Meclisi’nden ne Büyükşehir Belediye Başkanı makamından bu alana ilişkin, buranın planlarına ilişkin tek bir satır yazı bile geçmedi. Bu planlarının tamamını yapan Pendik Belediyesi, onaylayan da Çevre Şehircilik Bakanlığı” dedi.
Pendik Belediye Başkan Adayı Tarık Balyalı’nın konuşmasının ardından İmamoğlu konuştu. “Bugüne Pendik’ten başlamak benim için elbette çok değerli” diyerek sözlerine başlayan İmamoğlu, vatandaşların açmış olduğu Erzincan İliç faciası ile ilgili açılan pankart için şunları söyledi:
“İLİÇ HALKI HAKKINI HELAL ETMEYECEK”
“İliç madendeki acını bizde paylaşıyoruz. İçimiz yanıyor. canımız toprak altında. Doğamız tehdit altında ve bu konudaki sorumluların ağzından tek bir cümle yok. Sanki o dağ kendiliğinden aşağı gelmiş, can almış. ve o doğayı perişan etmiş ama ne devleti yönetenler ne altına imza atan sayın bakan veya diğerleri tek bir açıklama yok. Sanki izinler gökten indi, yanlışlar gökten indi. Böyle bir durumdayız. Her işleri böyle. O İliç halkı hakkını helal etmeyecek. O kötü imzaları atıp o milletin canına mal olan bu süreci yaratanlara hakkını helal etmeyecek. Hatırlattığın için. Teşekkür ederim”
Ertuğrulgazi Mahallesi’ne geliş nedenini açıklayan İmamoğlu şunları özetle şunları söyledi:
“30 YIDIR HAYATINIZDA NE DEĞİŞTİ DİYE DÜŞÜNECEKSİNİZ”
“Bugün buraya gelişimiz daha özellikle Tarık başkanımız ve ilçe başkanımızla dolaşırken beni buradan geçirip meselemiz burası dediği ve ne kadar önemsediklerini bildiğim için.. Pendik’e yine geleceğiz, programımız var ama bu bölgeye gelemeyecektik. Dedi ki başkanım bugün sabaha ben oradaki insanlarla hasbihal etme sözü verdim ama sizinle el ele, kol kola bu sözümüzü yerine getirip insanlara teminat vermemiz lazım. Ben bu sabah buraya onun için geldim. Tarık başkanımın size olan bütün vaatlerine ben şahitlik ediyorum. Onunla beraber bu sürecin çözümünde Ertuğrulgazi’deki insanlarımızın yıllardır beklediği sorunların çözümünde tüm gücümüzle yanında olacağımızı, elbette buradan sizlere beyan ediyorum. Tek şartımız var. Bakın 30 yıldır hayatınızda ne değişti diye bir düşüneceksiniz. Biz onların 25 yılda yapamadıklarını İstanbul’da beş yılda yaptık. Onların 30 yılda Pendik’te yapamadıklarını Tarık başkanla birlikte önümüzdeki beş yılda yapacağız, sizleri mutlu edeceğiz. Bunun sözünü veriyoruz.
Bu bölgede Pendik’te özellikle hem Tarık başkanımız olsun, diğer meclis üyesi arkadaşlarımız olsun ilçe başkanlarımız olsun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni burada çok etkin bir şekilde sorunların çözümü noktasında çalıştık. Onlar beğenmiyordu da şimdi şimdi ismini çokça anıyorlar ya mesela biz 32 bine yakın annemizin cebine anne kartı Pendik’te koydu. Sadece Pendik’te 10 bin 200 üzerinde çocuğumuza bir milyon litre süt dağıttık. Tarık başkanım söyledi, 30 yılda bir tane kreş bile yapmadılar dedi biz dört kreş yaptık. Yedi tane kreşimizi planladık. Tarık başkanım beş yılda o da Pendik’in her mahallesine kreş sözü verdi. Bunun anlamı şu. Bakın bu hizmet nedir biliyor musunuz? Düşünsenize bizim yaptıklarımız onun yapabilecekleriyle beraber. Halkçı bir belediyecilik, evinizdeki bebeği düşünen, çocuğu düşünen, kadını düşünen, aileyi, yuvayı düşünen bir belediyecilik, evinizi düşünen, kentsel dönüşümü düşünen bu dönüşümü düşünürken cebini değil bir avuç insanı değil, sizi düşünen bir belediyecilik Pendik’i beş yılda ihya edecek.
“ONLAR OY VERMEYENLERE HASIMLIK YAPAR BİZ OY VERMEYENLERE HİZMET YAPARIZ”
Bu şehrin camilerine hizmet ettik, dokunduk, yaptık, cemevine dokunduk, tesislerine destek olduk. Ders atölyeleri yaptık, kent lokantası açtık, enstitü, kütüphane açtık, yaşam vadisinin birinci etabını bitirdik, daha fazlası geliyor. Pendik’teki İSKİ yatırımlarımız tam 4,5 milyar lira bu dönemde. Ömerli Havzası ve Çevre Projesi’ni bitirdik. İçme suyumuza giden bütün atık suları arındırdık. Yine otopark açtık burada Pendik Meydan’da 945 araç. 15 Temmuz Şehitler Camii önünde 350 araç. Pendik Marina önüne açık otoparkıyla beraber otoparkları açtık. Kavakpınar alt geçidini açarak oradaki büyük trafik yoğunluğunu giderdik. Aynı şekilde köylerine dokunduk. Çiftçinin yanında olduk. Çiftçi, ekemez, biçemez hale geldiğinde pandemide, biz onların yanlarına koştuk. Onların destekçisi olduk, Göçbeyli’de dediler ki burada bizim partimize yüzde 10 bile oy çıkmaz. Dedim önemli değil biz oy değil ki, biz gönülleri kazanmaya gidiyoruz. Hizmet yapmaya gidiyoruz. Oy hesabı yapmadık, yapmayacağız. Gönülleri kazanacağız, duasını isteyeceğiz. Elbette oyunu da isteyeceğiz ama onlar oy vermeyenlere hasımlıkk yapar, biz oy vermeyenlere hizmet yaparız, aramızdaki fark bu.
Önümüzdeki beş yıl Pendik’te yapacağımız çok şey var. Onlar 2016’da ihale yaptılar kazma bile vurmadılar. Hani bunlar temel attık diyorlar ya. Ama biz geldik Pendik-Kaynarca-Tuzla, metrosunu başlattık. Pendik-Kaynarca bölümünü önümüzdeki sene açıyoruz. Bakın. Yine Sabiha Gökçen hattını bakanlık bitirdi. Bizi açılışına bile davet etmedi, açılışını yaptı. Bize teslim etti, işletmesini biz yapıyoruz. Ama beş buçuk milyara yakın parayı bizden 10 ayda tahsil ettiler. Daha önce, 20 senede parasını alırlardı. Bu da milletin parası, bu da milletin parası. Dertleri ne biliyor musunuz? Güya Ekrem İmamoğlu’nu köşeye sıkıştıracaklar. Güya Ekrem İmamoğlu’na diz çöktürecekler. Güya Ekrem İmamoğlu’nu yıldıracaklar. Hadi oradan işine bak ya. Bu millet bu millet hizmet edeni görür. Bu millet var ya bu millet, öyle parti kurdu işi değil. Bu millet millet hakkını verir. Nasıl verdi hakkını biliyor musunuz? 2019’da bunlar, seçimi kazandıktan sonra çaldılar dediler mi? Dediler değil mi? Hırsız dediler mi? Sandık başındakilere terörist dediler mi? Bir bakanı çıktı televizyona sandık başlarında 700 tane terörist tespit ettik dedi. Dediler mi? Peki seçimi iptal ettiler mi? Bu millet ne yapar onlara öyle bir demokrasi tokadı attı ki. Bunları niye söylüyorum biliyor musunuz? Milletimizin vicdanı, milletimiz adaleti büyüktür. Yukarıda Allah var”
“SEÇİMİ KAYBEDECEKLERİNİ ANLADILAR YALANA DOLANA KUMPASA BAŞLADILAR”
Mübarek Ramazan ayındayız. Bunlar o gün yaptıkları kul hakkı yemek değil midir? Kul hakkı yediler. Hesabını verdiler mi? Vermediler. Ama millet hesabını kesti. Seçimden sonra utanmadan ne dediler hatırlayın. Biz o hırsız mırsız laflarını siyaseten söyledik. Allah’tan kork. Allah korusun ben birine siyaseten hırsız diyeceğim, ağzından çıkamaz. Siyaseten birine terörist diyeceğim. Birine terörist denir mi durduk yere? Hırsız denir mi? Allah bunların gazabından milletimizi korusun. Bakın bunlar, iş yapmıyorlar. Bunlar seçimi kaybedeceğini anladı ya hemen yalana, dolana, kumpasa. Yolun kenarında, caddede, parkta, orada burada yanan otobüs filmleri çekmek, kumpaslar kurmak, dört buçuk sene önceki videodan, kendine iş aramak savcı gibi her gün açıklama yapıyor Adalet Bakanı. Üzülüyorum onun haline. 17 tane bakan İstanbul’da siyaset yapıyor. 17 bakan artı aday etti 17+1 ama bir kişi daha var oda geliyor. Yakındır gelecek. Bekliyoruz vallahi gel bekliyoruz. Buyursun gelsin İstanbul’a bekliyoruz. Misafir bu, İstanbullu misafir ağırlamayı sever mi? 23 Haziran’da 806 bin kere nasıl misafir ettiyse şimdi daha büyük rakamla misafir edecek.
Hiçbir yalanın, hiçbir iftiranın gizleyemeyeceği gerçek şu. Belki rakamlar çok büyük, kafanız karışacak, benim de karışıyor. Ama bizim beş yılda elde ettiğimiz gelir bizden önceki beş yıldan çok daha düşük. Biz bu beş yılda 4.2 milyar dolar, TL’sini söyleyemiyorum, utanıyorum döviz öyle arttı ki çarpınca makine bile göstermiyor. Bunların gazabından bu milleti Allah korusun. 4.2 milyar dolar daha az harcadık. Ama onların 25 yılda yapamadığını biz beş yılda yaptık. Onlar, 25 yılda 122 kilometre metro yaptı. Bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla birlikte beş yılda 65 kilometre metro yaptık. 63 kilometresi de yerin altında yapılmaya devam ediyor. Biz 10 yılda 50 yıllık iş yaparız. Bunların o kibirini, bunların kumpaslarını, bunların yalanlarını, bunların rantçılığını, bunların kanal aşkını tarihe gömeceğiz. Onlar şöyle birini arıyorlar İstanbul’a. Ankara’dan birisi işaret etsin, yatsın. İşaret etsin, kalksın. İşaret etsin, imzalasın. İşaret etsin, yapmasın. Bakın Tarık başkanla Ekrem İmamoğlu’nun ilişkisi nasıl biliyor musunuz? Ben onun bilgisine saygı gösteririm, hürmet gösteririm. O benim yöneticiliğime saygı gösterir, hürmet gösterir. Birbirimizin bilgi ve birikiminden faydalanırız. Sizlerle beraber düşünürüz. Ortak akıl masası kurarız. Milletimizle beraber yasaya uygun, hukuka uygun bir kişiyi değil milleti memnun eden kararları alır, gözünün yaşına bakmadan yaparız, gideriz. Bu kadar net.
“BUNLARA AKLI EVVEL DİYORUM. AKLI KIT DİYORUM BUNLARA”
İstanbul’u yönetenler Pendik’i yönetenler sizleri uzun yıllar ihmal etti. Bu şehre rant kapısı olarak baktılar doğru mu? Bakın Kurna Mahallesi’nde planlama yetkisinin belediyemize verildiği sosyal konut yapmak için imar planlarını da yaptığımız -sosyal konut yapacağız sabit taksitle- onlar milletin neyi var neyi yok alıyor. Biz sabit taksitle oraya sosyal konut yapacağız. Onayı için herşeyi hazırladık. Bakanlığa yolladık. Fırsatçılığa bak, fırsatçılığa bak. Sekiz milyon metrekarelik alanı bizim yetkimizde olan alanı, hani bu adilim diyen veya şehre belediye başkan adayı olan acemi aday var ya, onun imzasıyla o sekiz milyon onun bakanlığının imzasıyla bizden alıyorlar Pendik Belediyesi’ne veriyorlar. Pendik Belediyesi, daha Ertuğrulgazi’nin sorununu çözememiş, gidecek sekiz milyon metrekare de sabit taksitle ev yapacak. Bu kadar yalan, bu kadar iftira, bu kadar kumpasın karşılığında bir de bu kadar partizanlık olmaz. Bunlar sırf partizanlık için bunu yapıyor. Biz bunu da düzelteceğiz. Şimdi orada zaman kaybedildi, orada imar planı sorunu yaşanmaya başlandı. Biz çoktan start verirdik, başlardık, işimize bakardık. Ama bunların derdi, millet fayda görsün değil, bunların derdi benim partilim faydalansın, benim partilim karar versin, benim partilim bir iki müteahhit oraya gitsin. Başka hiçbir dertleri yok bunların. Onun için bunlara bu yetkiyi vermeyeceksiniz, ben eminim. Az önce başkanımız da söyledi Ertuğrulgazi’de, Veli Baba’da, Sülüntepe’de Yaylalar, mahallelerinde imar problemlerini, mülkiyet problemlerini yıllardır görmezden geldiler. İş yapmıyorlar bir de engel oluyorlar. Ertuğrulgazi Mahallesi’nde bakın sizin mahallenizde kreş yapalım dedik işimize başladık. Mülkiyetini sırf kreş yapmayalım diye bu Pendik Belediyesi, bunlara aklı evvel diyorum ben aklı kıt diyorum bunlara. Aldılar elimizden hazineye verdiler. Niye? İBB kreş yapmasın. Allah size akıl versin.
“ERTUĞRULGAZİ’NİN SORUNLARINI ÇÖZMEYE HAZIR BİR EKİBİZ”
“Biz, her şeyden önce ‘vatandaş’ dedik, ‘şehrin ihtiyaçları’ dedik. Pendik için, Tarık başkanımızla el birliği yaptık, iş birliği yaptık. Hep beraber, Ertuğrulgazi’nin sorunlarını çözmeye hazır bir ekibiz. Biz sizden, Pendik’te ‘Tarık Balyalı’ demenizi istiyoruz. Ertuğrulgazi Mahallesi hazır mı? Ertuğrulgazi Mahallesi sahipsiz olmayacak. Birlikte bu işi başaracağız. Ertuğrulgazi Mahallesi’nden, sadece Tarık başkanıma değil, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi meclis listesine de oy istiyoruz; tamam mı? E bir de bana da oy verirsiniz herhalde. Benim güzel hemşehrilerim; Allah’ın izniyle, size söz veriyoruz. İstanbul’un bütün sorunlarına koştuğumuz gibi, Ertuğrulgazi Mahallesi başta olmak üzere, Pendik’in diğer bütün mahallelerindeki mülkiyet, kentsel dönüşüm, sosyal konut süreçlerine de biz koşacağız ve bu sorunları biz çözeceğiz. Bu anlamda hazırız. 40 yıllık çilenize de biz son vereceğiz. Kentsel dönüşümü de biz yapacağız. Barınma, anayasal hakkınızı da biz sağlayacağız. Evinizi mutlaka koruyacağız. Aydos’taki rant arayışını asla müsaade etmeyeceğiz. Hak sahibi olduğunuzu biliyoruz, onu biz koruyacağız. ve adaletli dönüşümü biz yapacağız, biz. Buna hazırız.”
]]>Özhaseki, Akasya Mahallesi 500 Konutlar Rezerv Alanı’nda düzenlenen, Antakya, Defne, İskenderun ve Kırıkhan ilçelerinde 5 bin 807 bağımsız birimin toplu temel atma töreninde yaptığı konuşmada, bugün atacakları temellerin ve yapacakları açılışların Hatay’a hayırlı olmasını diledi.
Hatay’ın hoşgörü şehri ve adeta açık hava müzesi gibi bir yer olduğuna dikkati çeken Özhaseki, “Ne kadar hizmet etsek az diye düşünüyorum. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Hatay benim özel meselem’ demişti. Depremden sonra da Hatay, tüm milletin ve bizim meselemiz, inşallah ayağa kaldırmak için elimizden geleni yapacağız. Bu konuda hiç endişeniz olmasın. Bugün burada tam 5 bin 807 konutun temelini atıyoruz. İskenderun’da 2 millet bahçemiz var, onların açılışını yapacağız. Bir taraftan da Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla 3 bin 614 hazırlanmış olan konutlarımızı hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Bakan Özhaseki, iktidarları döneminde gerek genelde, gerekse yerelde hep eser siyasetini öncelediklerini dile getirdi.
Şehirlerin geleceğinin, o şehirde yaşayan yöneticilerin, özellikle de yerel yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılı olduğunu aktaran Özhaseki, şunları kaydetti:
“Eğer bir beldede, ilçede, ilde, büyükşehirde ufuklu insanlar varsa, siyasi hesapları bir tarafta bırakıp, şehrini geleceğe taşımaya çalışıyorlarsa, hedef koyup o hedef uğrunda gayret ediyorlarsa, o şehirlerin geleceği aydınlık, ama yerel yöneticilerin kafaları ellerdeyse, bir sürü şeytani hesaplarla uğraşıyorlarsa, ‘ben nasıl ederim de bir daha gelirim, nasıl ederim de iş başını kurtarırım, onun mu ayağını kaydırayım, öbürüne mi bir şey yapayım’ diye çabalıyorlarsa Cenabıallah da ayaklarına dolaştırıyor. Demek ki iyi niyet her işin başı. Ben nihayetinde 5 dönem Kayseri’de üst üste seçilerek hizmet etmiş bir kardeşinizim ve şunu gördüm 20 küsur yıllık belediyeciliğimde; siz eğer iyi niyetle yola çıkıyorsanız, gayret ediyorsanız, uğraşıyorsanız, halkın duasını almak için gece gündüz demeden fedakarca, iyi niyetle, hiç menfaat olmaksızın gayret ediyorsanız, emin olun Cenabıallah tutan eliniz oluyor, gören gözünüz oluyor, yürüyen ayağınız oluyor. Eğer niyeti bozarsanız, işler kötü gidiyor. Benim bu sözlerimden sizler arif insanlarsınız, ne demek istediğimi de çok iyi anlarsınız diye düşünüyorum.”
Bakanlık olarak Hatay’ı önemsedikleri için buraya çok büyük yatırımlarının olduğunu anlatan Özhaseki, kente geçmişte, depreme kadar 74 milyar liralık, depremden sonra da şu anda tam 224 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyledi.
“Hatay’ı ayağa kaldırmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız”
Yatırımlara bundan sonra da devam edeceklerinin vurgulayan Özhaseki, “Yaralar sarılıncaya kadar, bütün hak sahibi kardeşlerimiz ‘evet hakkımızı aldık, sizden Allah razı olsun’ deyinceye kadar buralardayız ve sonuna kadar da hizmet etmeye devam edeceğiz. Hatay’ı ayağa kaldırmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Kabinemizde en önemli gündem maddesi emin olun deprem bölgeleri ve Hatay.” ifadesini kullandı.
Depremlerden zarar gören il sayısının 18 olduğunu hatırlatan Özhaseki, 14 milyon insanın da bundan etkilendiğini anlattı.
Özhaseki, 680 bin konutun, 170 bin de iş yerinin yerle bir olduğu depremde, maddi zararın 104 milyar dolar olduğunu belirtti.
“Hatay’da 144 bin 611 bağımsız birimin inşası devam ediyor”
Afetin ardından AK Parti’li belediyeleri Hatay’da görevlendirdiklerini anımsatan Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elhamdülillah bizler hep burada iş başındaydık. Gayret ediyorduk. Bunu ‘asrın dayanışmasına’ dönüştürdük. Bundan da son derece mutluyuz, vicdanen müsterihiz ama nüfusu milyonlarca olan, konuştuğu zaman arkasında 20 kamerayla gezen adamlar, belediye başkanları arada bir geldiler, bir iki çadırın önünde durdular, ‘selfie’ler çekildiler, sonra da bırakıp gittiler. Onlar da deprem turistiydi. Allah onların da iyiliklerini versin. Millet bunları görüyor, 31 Mart’ta da zaten bunların hesabını soracak.”
Depremin ardından 1 saniye bile boş durmadıklarını dile getiren Özhaseki, “Şu an 307 bin konutumuzun inşaatı yoluna girdi. Başladı, devam ediyor, bitmek üzere vesaire. Bugün çekilecek kuralarla 76 bin konutumuzu Türkiye genelinde dağıtmış olacağız. Ondan sonra da her ay 10-15 bin konutu vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Mehmet Özhaseki, Hatay’a yönelik çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Şu an Hatay’da 144 bin 611 bağımsız birimin inşası devam ediyor. Eksik kalırsa yine yapacağız, hiç kimsenin endişesi olmasın. Çok kısa sürede de yapıyoruz. Bugün yine Hatay’da 3 bin 614 konutumuzu da teslim edeceğiz. Ayrıca Antakya, Defne, Kırıkhan, İskenderun ve ihtiyacı olan bazı ilçelerimizin de altyapısı için İller Bankamız tam 12 milyar lira ayırdı. Bunu da buraya harcayacağız, burada bırakacağız. Hiçbir şekilde belediyelerimizi de asla borçlandırmayacağız.”
Kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte hareket ettiklerini anlatan Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde hizmet etmeyi sürdürdüklerini vurguladı.
Özhaseki, törende 5 bin 807 bağımsız birimin temelini atacaklarını belirterek, “Biz çalışıyoruz, gayret ediyoruz, dertleniyoruz, elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah sonucunda da sizlere hakları teslim edip buradan ayrılacağız. Sizlere hakkını teslim edinceye, hak sahibi kardeşlerimizin hepsi bize dönüp ‘Allah sizden razı olsun’ deyinceye kadar hep buralardayız, endişeniz olmasın. Gitmeye de hiç niyetimiz yok, bu işleri bitireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“HATSU, yerel yöneticiler ortada yok”
Yerel yönetimlerle işbirliğinin önemini vurgulayan Özhaseki, şunları paylaştı:
“İki eliniz, kanadınız beraber olduğunda iş yapılıyor. Biz bir taraftan Reyhanlı’da su işleriyle uğraşıyoruz, 16 yerde İller Bankamız uğraşıyor. Bunların tamamı aslında HATSU’nun işi. HATSU, yerel yöneticiler ortada yok. Bu kadar güzel faaliyetler oluyor ama ne yazık ki üzülerek söylüyorum bir yerel yönetici bile yok. Keşke beraber olabilseydik, çünkü birlikten rahmet, iyilik doğar ama birlik olunmazsa, siz iş yaparken birileri arkanızdan konuşur devam ederse, işinize mani olmaya çalışırsa oradan da çok hayırlı bir sonuç çıkmaz. Bu vesileyle sizlerin de 31 Mart’ta en doğru tercihle, Mehmet Öntürk kardeşimizin liderliğinde, ilçelerimizde bizimle kol kola girecek arkadaşlarımıza destek vererek elimizi, kolumuzu güçlendirip daha şevkli vaziyette iş yapmamızı sağlayacağınızı düşünüyorum.”
Diğer konuşmacılar
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da temeli atılan bağımsız birimin hayırlı olması temennisinde bulunarak, dayanışmayla her zorluğun üstesinden gelineceğini belirtti.
AK Parti Hatay Milletvekili Adem Yeşildal ise 6 Şubat 2023 depremlerinin ilk anından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ve bakanlıkların yoğun çabasıyla Hatay’ı hızlı bir şekilde toparladıklarını söyledi.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ömer Bulut ve Emlak Konut Genel Müdürü Cengiz Erdem’in de katıldığı törende, Bakan Özhaseki ve beraberindekiler temel atma butonuna bastı.
]]>ADIYAMAN – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Adıyaman’da deprem öncesi 73 bin olan sigortalı çalışan sayısının depremde 34 bine düştüğünü, şimdi ise 82 bine yükseldiğini kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Adıyaman Valiliği ziyaretinin ardından iş adamları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleşen toplantıda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, depremden en çok etkilenen illerden birisi olan Adıyaman’da yaraların hızla sarıldığını ve kentin ayağa kalktığını vurguladı.
“Adıyaman’ı yeniden ayağa kaldırıyoruz”
Bakan Işıkhan, “Hepimizi derinden sarsan o büyük deprem felaketinin üzerinden 1 yıl gibi kısa bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Adıyaman, çalışmaya, üretmeye, devam ediyor. Bakan olarak göreve başladıktan sonra ilk ziyaretimi Adıyaman’a yapmıştım, hatırlarsanız. Adıyaman yaralarını sarıyor, iyileşiyor, ayağa kalkıyor. Bu süreçte biliyorsunuz felaketin daha ilk saatlerinden itibaren Cumhurbaşkanımızın koordinasyonunda tüm kurum ve kuruluşlarımızla bizler de sahadaydık. O günden beri de devlet millet el ele, canla başla çalıştık, çalışıyoruz. Adıyaman başta olmak üzere deprem illerimizin hiçbirinde vatandaşımızı yalnız bırakmadık, kimsesiz hissettirmedik. Şimdi görüyorsunuz, Cumhurbaşkanımızın 1 yıl önce sözünü verdiği gibi depremzede vatandaşlarımızı tek tek yuvalarına kavuşturuyoruz. Yıkılan köy evlerimizi, binalarımızı, iş yerlerimizi, işletmelerimizi bir bir ayağa kaldırıp eskisinden daha verimli, daha aktif bir şekilde çalışma hayatımıza kazandırmaya devam ediyoruz. Bakanlık olarak deprem bölgesi illerimize özel olarak uyguladığımız İstihdama Dönüş Programı başta olmak üzere diğer teşvik ve destekler sayesinde maddi kayıplarımızın telafisini gerçekleştiriyoruz. Bunun en net göstergelerinden birisi de şehrimizin sigortalı sayısındaki değişimlerdir” dedi.
“Depremde 34 bine düşen sigortalı çalışan sayısını 82 bine yükselttik”
Depremden önce Adıyaman’da Sigortalı çalışan sayısı 73 bin idi. Deprem sonrasında bu rakam 34 bine kadar düşmüştü. Çok şükür bugün, çalışan sayısı bakımından deprem öncesi rakamların da üstüne çıktık. Şu anda Adıyaman’daki sigortalı çalışan sayısı 82 bindir. Ayrıca Adıyaman’da deprem sonrası kamu hizmetlerini desteklemek üzere 7 bin 856 TYP kontenjanı tahsis ettik. Adıyaman’ı ayağa kaldırmak için işletmelerimize ve işverenlerimize sağladığımız yardımlar, destekler bu rakamlarda önemli rol oynamıştır. Bu rakamlar önümüzdeki süreçte, yatırımlarımız arttıkça, çalışma hayatı tüm unsurlarıyla tam anlamıyla düzene girdikçe daha da artacaktır. Bildiğiniz gibi bir ayağımız hep burada oldu. Daha önce de sizlerle yine bir araya gelip şehrimizin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda birlikte çalışma sözü vermiştik. Ben buradan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak her zaman yanınızda ve destekçiniz olduğumu bir kez daha vurgulayarak bu sözümü tekrarlamak istiyorum. Adıyaman’ın ekonomisini, çalışma hayatını, ticaretini, üretimini, istihdamını eskisinden çok daha iyi bir hale getirip canlandırmak için hep birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Bakan Vedat Işıkhan’a, Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın eşlik etti.
]]>Projesi Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan binanın taban alanı 940 metrekare olup iki katlı olarak toplam bin 653 metrekare alana sahip ‘Yunuseli Aile Destek Merkezi ve Ana Kucağı Kreşi’ açılışı Bakan Göktaş’ın katılımıyla yapıldı. Giriş katı ana kucağı, 1. katı ise Aile Destek Merkezi ve BUSMEK olarak hizmet verecek şekilde projelendirilen binanın giriş katında ana kucağı bölümünde 6 adet sınıf, idari birimler, mutfak, 400 metrekare açık çocuk oyun alanı bulunmaktadır. 1. katta 6 adet kurs ve atölye amaçlı çalışma sınıfı, 1 diyetisyen ve 1 psikolog odası ile idari ofis yer almaktadır. Açılışta konuşan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Bugün Bakanlık olarak, bütün çalışmalarımızı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sürdürüyoruz. ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile ve Güçlü Türkiye’ ilkesiyle aile yapısını güçlendirmeye büyük önem veriyoruz. Yürüttüğümüz her çalışmada ülkemizin en güçlü kalesi olan aileyi her türlü tehlikeye karşı korumak öncelikli hedefimizdir. Aile ve toplum refahı için atılan her adım inanıyorum ki, daha sağlıklı ve mutlu bir geleceğe önemli katkılar sağlayacaktır. Bu anlamda, 85 milyon vatandaşımıza götürdüğümüz her hizmette yerel yönetimlerimizi en kıymetli yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz” diye konuştu.
“Bu yatırımlar 22 yıldır AK Parti belediyeciliğinin somut göstergesi”
Türkiye geneline yaygınlaştırılacak 0-3 yaş arası çocuklar için Mahalle Odaklı Kreş Modelini çok önemsediklerini belirten Bakan Göktaş, “Bu modelle, kadınların ev ve iş hayatı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmalarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz aile destek merkezi ve kreşimizi ise bu hedefimiz doğrultusunda atılan güzel bir adım olarak görüyoruz. Bu anlamda böylesi kıymetli bir kuruluşun hayat bulmasında başta Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yunuseli Aile Destek Merkezi ve Ana Kucağı Kreşi, AK Parti’nin 22 yıldır milletimize sunduğu hizmet belediyeciliğinin, gerçek belediyeciliğin somut bir göstergesidir. Yunuseli Aile Destek Merkezi’miz açtığı kurslarla bilişim teknolojileri, giyim, el sanatları, yabancı dil ve kişisel gelişim alanlarında vatandaşlarımıza destek olacak. Ücretsiz hizmet verecek olan Ana Kucağı Kreşi ise ailelerin çocuklarını güvenle bırakacakları bir eğitim yuvası olacak. Çocuklarımızın paylaşmayı, dayanışmayı ve birlikte çalışmayı öğrenecekleri bu kreşte, aynı zamanda yaşadıkları şehrin kültürel ve manevi değerlerini öğrenerek büyüyecekler” dedi.
“1 Nisan Türkiye’nin dört bir yanında böylesi kuruluşları yaygınlaştırmak için bakanlık olarak çalışmalar yaptıklarını belirten Bakan Göktaş, “22 yıldır AK Parti belediyeciliğiyle, 81 ilimizi daha yaşanabilir, dirençli ve huzurlu şehirler haline getirdik. Türkiye’nin dört bir yanını büyük eserlerle ve dev yatırımlarla donattık. Belediyelerimiz şehirlerin altyapı ihtiyaçlarını giderirken sosyal politikaları da ihmal etmedi. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz merkezlerle AK Parti, yerelde eser siyasetinde, hizmet siyasetinde önemli başarılara imza attı. Şimdi önümüzde 31 Mart seçimleri var. Yaklaşık iki hafta sonra hepimiz sandıklara gideceğiz. Bursa’da 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakımızla büyük bir zafere imza atacağız. Büyük bir samimiyetle Bursa’ya hizmet eden Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile birlikte eser siyasetimize, hizmet siyasetimize ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Biz de bakanlık olarak, başkanlarımızın her daim yanında olacağız. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Cumhur İttifakıyla birlikte Türkiye Yüzyılı’nda Bursa’yı her alanda güçlü bir şehir haline getirmek için çalışacağız. İnşallah, 1 Nisan sabahı, inşallah Bursa, gerçek belediyecilikle yola devam diyecek. Vizyoner belediyecilikle, vizyon sahibi başkanına Bursa sahip çıkacak. Çok daha güzel yatırımlara birlikte imza atacağız” dedi.
Bugün 32’nci ana kucağını hizmete açtıklarını belirten Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise, “Devletimiz bu manada önemli çalışmalar yapıyor. Özel sektörün bu manada çalışmaları da var. Ancak buna ulaşamayanların ihtiyacını gördüğümüz için, 32 farklı noktada açmak nasip oldu. 4 bin tane çocuğumuzu buralarda eğitimden geçiriyoruz. Bu çalışmaya 0-3 yaş aralığındaki çocuklarımıza da hizmet vermek istiyoruz. Çocuklar için okul öncesi eğitim çok önemli. Bir çocuk oluşumunun gelişimi 7 yaşına kadar tamamladığını biliyoruz. Ailelerden yaptığımız hizmetle ilgili memnuniyeti duymak bizleri mutlu ediyor” diye konuştu.
Konuşmaların ardından dualar eşliğinde açılış kurdelesi kesildi. Bakan Göktaş daha sonra ana kucağındaki çocuklarla bir araya geldi. – BURSA
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, ülke genelinde şehir içi raylı sistem hatlarının 416 kilometrelik kısmını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığını belirterek, İstanbul, Kocaeli ve Bursa’da toplam 60,7 kilometre raylı sistem hattının yapım çalışmalarına devam ettiklerini açıkladı. Bakanlık olarak İstanbul’da toplam 147,7 kilometre uzunluğunda olan 7 raylı sistem hattının da İstanbulluların hizmetine sunulduğunu bildiren Uraloğlu, “Marmaray’ın yanı sıra Levent-Hisarüstü Metrosu, Pendik-Sabiha Gökçen Havalimanı Metrosu, Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı Metrosu ve daha nice proje bizim tarafımızdan yapıldı. İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla da donattık. Amacımız çok daha fazlasını İstanbullu vatandaşlarımıza kazandırmak” dedi.
Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı ve Zincirlikuyu’ya kesintisiz ulaşım
Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın da çalışmalarının tamamladığını açıklayan Uraloğlu, 14 kilometrelik yeni metro hattını yarın hizmete alacaklarını bildirdi. Hattın Arnavutköy, Taşoluk, İstanbul Havalimanı Kargo ve İstanbul Havalimanı Terminal olmak üzere 4 istasyondan oluştuğunu söyleyen Uraloğlu, “Arnavutköy-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ile Arnavutköy ilçemizi Gayrettepe-Kağıthane-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ile bağlamış olacağız. Böylece Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı ve Zincirlikuyu’ya kadar kesintisiz ulaşım sağlanmış olacak. Ayrıca yarın hattın açılması ile birlikte Bakanlığımızın İstanbul’a kazandırdığı raylı sistem hatlarının uzunluğu da 161,7 kilometreye ulaşacak, İstanbul’un toplam raylı sistem ağı uzunluğu ise 362 kilometreye çıkacak” dedi.
“İstanbul Havalimanı metrolarında Türkiye’de metrolarda ilk defa kullanılan demiryolu hat altyapı sistemini kullandık”
Bakan Uraloğlu, Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı Hattı ile birlikte bu hattın devamı olan Halkalı-Kayaşehir-İstanbul Havalimanı kesiminin tünellerinin birlikte tamamlandığını açıkladı. Hatların tünellerinin çapı 6,60 metre olan 6 adet tünel açma makinası (TBM) ile açıldığını kaydeden Uraloğlu, toplam 55 bin 600 metrelik hat tünelinin rekor ilerlemeler sağlanarak tamamlandığını söyledi. Bakan Uraloğlu, “İstanbul Havalimanı metrolarında, İstanbul’da ve Türkiye’de metrolarda ilk defa kullanılan demiryolu hat altyapı sistemini kullandık. Beton fabrikasında özel olarak üretilen beton plaklar hassas bir şekilde tünele yerleştirildi. Raylar bunun üzerine sıfır hata ile yerleştirildi. Yerinde dökülen beton seçeneğine göre demiryolu hattında yüksek hassasiyet sağlayan bu yöntem ile hat boyunca daha sessiz ve daha konforlu tren sürüşü standardını sağladık. Böylece kent içi metrolarda son zamanlarda dünyada kullanılmaya başlayan bu farklı altyapı ile metro standartlarını bir adım daha ileriye taşıdık” diye konuştu.
69 kilometrelik ring hattı
Bakan Uraloğlu, hattın devamındaki 17,5 kilometrelik Arnavutköy-Halkalı etabını da en kısa sürede tamamlamayı planladıklarının altını çizerek, “Arnavutköy-Halkalı etabını da tamamlayarak, tamamı yeraltında teşkil edilen metro sınıfında Türkiye’nin en uzun ve en hızlı, dünyanın da en uzunlarından olacak 69 kilometrelik bir ring hattını tamamlamış olacağız. Her zaman söylüyoruz. Bakanlığımızın yatırımları olmasa İstanbul trafiği felç olurdu. İstanbullu vatandaşlarımız için özveriyle çalışıyoruz, Türkiye’nin ilklerini İstanbullular için bir bir hizmete alıyoruz” dedi.
Seyahat süresi 8 dakikaya inecek
Bakan Uraloğlu, Arnavutköy-İstanbul Havalimanı hattının yarını hizmete açılması ile Arnavutköy’den İstanbul Havalimanı’na ulaşımın 8 dakikaya düşeceğinin de altını çizdi. Ayrıca hattın İstanbul Havalimanı’ndan diğer metro hatlarına entegre olacağını kaydeden Uraloğlu, bu sayede Arnavutköy ile Göktürk arasının 20 dakikaya, Arnavutköy ile Kağıthane arasının ise 32 dakikaya düşeceğini söyledi. Uraloğlu, Arnavutköy ile Gayrettepe arasının da metro konforu ile 41 dakikada aşılacağını vurguladı. – ANKARA
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Balıkesir’de şehit aileleri ile iftar sofrasına oturdu. İftara Bakan Kacır’ın yanı sıra Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, AK Parti Milletvekili İsmail Ok, CHP Milletvekili Serkan Sarı da katıldı. Vali Ustaoğlu, konuşmasında şehit ailelerinin ve gazilerin her zaman farklı bir yeri olduğunu ifade etti.
Programda konuşan Bakan Kacır, “Bugün de yine aynı inanmışlıkla bu milletin evlatları tam bağımsız Türkiye ülküsünü, iddiasını sürdürüyorlar. Bugün tam bağımsız Türkiye için milli teknoloji hamlesini gerçekleştiriyoruz. Evlatlarımız şehit düşmesinler, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin evlatları huzur içinde yaşasınlar, güven içerisinde yaşasınlar diye silahlı kuvvetlerimizin, emniyet güçlerimizin neye ihtiyacı varsa onu milli olarak geliştirmek ve üretmek için gayret gösteriyoruz. Bugün Türk mühendisler, Türk bilim insanları, milli teknoloji hamlesini gerçekleştirirken, gökyüzünde Bayraktarları, Ankaları, Akıncıları, Aksungurları, Atakları, Gökbeyleri, Hürkuşları, Hürjetleri, Kızıl Elmaları, Kaanları uçururken yine Çanakkale ruhunu taşıyor, yine tam bağımsız Türkiye iddiasıyla gayret ediyorlar. Allah’a hamdolsun artık ele güne muhtaç olmayan, kendi imkanlarını kendi evlatlarının alın teriyle, akıl teriyle karşılayabilen bir Türkiye var. Allah’a hamdolsun havada, karada, denizde, uzayda artık kendi teknolojisini üreten bir Türkiye var. İnşallah bu yolculukta büyük bir azimle, gayretle ve kararlılıkla Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürümeye devam edeceğiz. Bizler devlette sorumluluk taşıyanlar olarak onların yanlarında durduğumuzda neler başarabileceklerini savunma sanayiinde ispat ettiler. İşte savunma sanayiinde aldığımız ürünlerin sadece yüzde 20’si yerli ürünlerden oluşuyorken, 22 yıl sonra şimdi yüzde 80’den fazlasını yerli sistemlerle, yerli ürünlerle ihtiyaçlarımızı tedarik edebilir noktaya geldik. Piyade tüfeğini dahi ithal etmek durumunda olan, yurt dışından almak durumunda olan bir ülke iken Allah’a hamdolsun içinde en kritik savunma sanayii sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirebilen ve üretebilen bir ülke olduk. İnşallah bu anlayışla yolumuza devam ederken, huzurlu, güveni hakim kılmaya gayret edeceğiz. İşte 40 yıla yakın zamandır bu ülkenin canını yakan terör belasını topraklarımızdan kazıyıp attık. Ama her alanda olduğu gibi bu alanda da sadece bugünü değil, burada 50 yıl, 100 yıl sonrasını düşünüp ona göre hareket etmek zorundayız. Bu anlayışla sadece topraklarımızdaki terör belasından kurtulmakla yetinmiyoruz. Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan terörist, arkalarında kim olursa olsun sırtlarını kime yaslıyor olurlarsa olsunlar, hangi ağa babalarına güveniyor olurlarsa olsunlar yırtıp atıyoruz. Tam 70 kilometreye kadar sınırlarımızı terörden temizliyoruz. Biz bol yıldızlı bayrakların değil, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde cumhuriyeti kurduk. ve Türkiye yüzyılında Türkiye Cumhuriyeti’ni bu anlayışla yaşatmaya devam edeceğiz” dedi. – BALIKESİR
]]>Sakarya’da Ada Hayat Yerinde Kentsel Dönüşüm Projesi temel atma töreni, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin katılımıyla gerçekleşti. 18 bin 700 metrekarelik alana inşa edilecek olan ve tamamlandığında çarşı, bir belediye hizmet binası, yeni bir akıllı otopark, yeni bir Orhangazi Miğfer Müzesi, evlendirme dairesi, tiyatro, sinema gibi 6 farklı mega proje barındıracak. Bu çerçevede törende konuşan Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, projenin çevre dostu ve yıkılan bölgelerde dükkanları olan iş yeri sahipleriyle yüzde 100 mutabakat yaparak projeye başladıklarını aktardı.
“Her bir ilimizde ve depremin hasar açtığı büyük ilçelerde bir bakan arkadaşımız vardı”
Bakan Özhaseki ise, “6 Şubat’ta birisi gece yarısı, diğeri gündüz saat bir gibi olmak üzere çok uzun süren üç dakikaya yakın ve yerleşim yerlerinin tamamının neredeyse altından geçen iki tane çok şiddetli bir deprem yaşadık. Bu deprem neticesinde 680 bin konutumuz yıkıldı, 170 bin de iş yerlerimiz yerle bir oldu. 18 ilimiz etkilendi, 14 milyon insanımız bu depremden zarar gördü. Maddi hasar 104 milyar dolar, 53 bin 500 kardeşimizi toprağa verdik. Onların manevi acısı bambaşka, onu ölçecek bir alet daha icat olmadı bu dünyada. Evlerini teslim edip gidip bir çaylarını içmek için sohbetle oturduğumuz her bir ailede biraz sonra konu dönüyor dolaşıyor deprem gecesine geliyor. Emin olun hep birlikte ağlayarak kalkıyoruz orada. O gece Cumhurbaşkanımız ayakta, valilerimiz arar, olayın vahametini ve büyüklüğünü görünce bakan arkadaşlarımızın her birini o bölgeye, her bir ilimizde ve depremin hasar açtığı büyük ilçelerde bir bakan arkadaşımız vardı. Valilerimiz, kaymakamlarımız hepsi oradalardı” dedi.
“75 bin konutu dağıtmış olacağız”
Asrın felaketi olan depremler sonrasında inşaatlara başladıklarını aktaran Bakan Özhaseki, “Oralarda biz sağlam bulduğumuz zeminlerde uygun yerlerde inşaatlara başladık. Şu anda binden fazla şantiyemiz var. 4 bin 333 köyde çelik karkastan evler yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızın talimatı şu; bu kardeşlerimizin zararını giderin. Evlerini de en güzel şekilde yapın. Yıkılan evleri eskiydi Iyiydi, kötüydü, asla. Fark gözetmeyin. Bir kere yapılır, sağlam yapın, iyisini yapın. Biz de böylece çalışıyoruz. 307 bin civarında inşaatımız şu anda devam ediyor. Şehirlerin merkezlerini, meydanlarını yapıyoruz. Yarın inşallah yine kura teslim törenimiz var. 75 bin konutu dağıtmış olacağız. İnşallah bundan sonra da her ay 10 bin, 15 bin konutu vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Türkiye bir deprem ülkesi”
Bakan Özhaseki, “Şunu bilelim ve hiç unutmayalım Türkiye bir deprem ülkesi. Bilim adamları diyorlar ki Himalayalardan başlayarak Alper’e doğru uzanan o sıradağlar çizgisinde 5 tane riskli ülke var birisi Türkiye. Son yüzyılda bizim gerek karalarımızda gerekse denizlerimizde meydana gelen altı ve üzerinde şiddetle yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231 yani her sene bu ülkede iki veya üç tane yıkıcı deprem oluyor. Ölen insan sayımız 130 bin zararımız milyarlarca dolar. Evet Kuzey Anadolu Fay Hattı var. Burayı da etkiliyor. Doğu Anadolu fay hattı zaten geçenlerde kırıldı. İzmir bölgesi çok biliniyor ama bunun dışında şu anda hareketli olan 500’e yakın fay hattı var. Ne zaman kırılacak? Nasıl kırılacak? Nasıl bir hasar meydana getirecek emin olun hiçbirimiz bilmiyoruz onu. Bildiğimiz bir şey. Yerin altında hareketlilik var. Bu belirli dönemlerde dışarıya çıkıyor. İşte bu güzel coğrafyanın da böyle bir kaderi var. Biz bunu bilerek hareket edersek ve bu gelebilecek zararlara karşı tedbirli olursak emin olun bizler çok rahat edebiliriz. Yoksa her seferinde dizimize vururuz ağlarız. Sonra bir müddet sonra unuturuz aynı yerden yine başlarız” şeklinde konuştu.
“Oluşmuş şehirlerimizi kurtarmanın bir tane yolu var, o da kentsel dönüşüm”
Kentsel dönüşüm hakkında konuşan Bakan Özhaseki, “Oluşmuş şehirlerimizi kurtarmanın bir tane yolu var. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bunun başka yolu bulunmamış. Bizim bir an önce her bölgede kentsel dönüşüme girmemiz icap ediyor. 2012’de bir yasa çıkardık Cumhurbaşkanımızın talimatıyla. 2 milyon 250 bin konutu değiştiririz, dönüştürürüz. 450 bininde şu anda inşaat devam ediyor. Ama bu bizi kesmiyor, iki üç ay kadar önce yeni bir yasa çıkardık. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı kurduk, özel bütçe ayırdık oraya. Akabinde önümüzü kesen ve bize kentsel dönüşümü yaptırmamak için kötülerin mani olmaya çalıştığı ne varsa o engelleri aşacak şekilde de yasaları yaptık” ifadelerini kullandı. – SAKARYA
]]>Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılışı bugün gerçekleşti. Açılışta konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, gençleri üretime ve ticarete yönlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Fikri olan insanlar bunu ticarete dökmek için işte şehir ayağınızın altında, işte sanayilcierimiz burada, işte akademisyenlerimiz burada, büyükşehir yanınızda, Sanayi Bakanlığımız yanınızda, Valiliğimiz yanınızda. Fikri olan artık enerjiye dönüştürsün, sonuca dönüştürsün, ticaret olsun” dedi.
Yılmaz, “Gençlerimiz burada üretim yapsın. Biz tarımda çok iddialıyız. Tarımda Ar-Ge yapacak gençler istiyoruz, inovasyon yapacak yerler istiyoruz. Biz bilimle ilgili, balıkçılıkla ilgili, yazılımlarla ilgili çok şeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz insanların. Bunları Ar-Ge olarak yapabilecek akademisyenlerle öğrencileri birleştirecek bu kuluçka merkezimiz” şeklinde konuştu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise, Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin şehire hayırlı olmasını diledi. “21. yüzyılın başından itibaren dünya, dijitalleşmenin getirdiği yenilikçi teknolojilerle büyük bir dönüşüm yaşıyor” diyen Bakan Kacır, “Yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim gibi yenilikçi teknolojiler sosyal hayattan iş süreçlerine, üretim modellerinden, tüketici davranışlarına kadar tüm alanlara nüfuz ederek devrim niteliğinde değişikliklere neden oluyor. Kapılarını araladığımız bu yeni dijital çağ ile birlikte üretimde ve rekabette tüm ezberler bozulmakta. Artık ucuz iş gücünün rekabetçilik unsuru olmaktan çıktığı, daha verimli çalışan, daha nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyan bir endüstri dünyasından bahsediyoruz. Türkiye olarak stratejik bu değişimi; insanı odağına alan bir kalkınma yaklaşımıyla, vatandaşlarımızın refahını artırmak ve ülkemizi daha ileriye taşımak için bir fırsat olarak görüyor ve göğüslüyoruz” dedi.
Son 22 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını temin edecek, kritik teknolojilerde atılım sağlayacak dev bir Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini adeta sıfırdan inşa ettiklerini dile getiren Bakan Kacır, “Yenilikçi fikirlerin ürün ve hizmetlere dönüştüğü teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, Ar-Ge ve inovasyon yapan girişimlerimizin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Teknoparkları, yapay zekadan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere kadar birçok alanda Milli Teknoloji Hamlesi’sinin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekanlara dönüştürdük. Bin 600’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezimizle, firmalarımızın Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünü benimseyerek, daha yüksek katma değerli ürün sunmalarına imkan tanıdık ve hizmetler öze sektörümüzün Ar-Ge kültürünü benimseyerek teknoloji altyapımızda öncü rol üstlenmesini sağlayarak 22 yılda; ve inovasyon Ar-Ge harcamalarımızı 10 katına çıkarak 12 milyar dolara, tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayımızı ise 9 katına çıkarak 272 bine yükselttik. Oluşturduğumuz Ar-Ge ve inovasyon altyapısının meyvelerini her geçen gün alıyoruz. Dünya; savaşlar, küresel salgınlar, afetler, ekonomik krizlerle boğuşurken Türkiye, son 14 çeyrektir teknoloji ve üretim odaklı büyümesine hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız deprem felaketine rağmen 255,8 milyar dolarla ihracatta tarihi bir rekora imza attık. Savunma sanayimizin başarı hikayelerine her gün yenilerini ekleyerek yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 80’lere çıkardık. Türkiye’yi askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada liderliğe taşıdık. Beşinci nesil savaş uçağımız Kaan’ı göklerle buluşturduk. Savunma sanayiinde bizi başarıya ulaştıran yaklaşımı sivil alanlara taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük. Önümüzdeki dönemde yeni lider milli teknoloji girişimleri çıkaracağız. 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz. Bugün oyun geliştirmeden yapay zekaya, finansal teknolojiden kimya ve tarım tarım teknolojilerine kadar geniş yelpazade girişimleri bünyesinde barındıran Balıkesir Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Çamlık Uydu Kuluçka Merkezimizle Balıkesir’imizin girişimcilik ekosistemine yeni bir eser kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılış kurdalesini kesen Bakan Kacır ve protokol üyeleri, ardından öğrencilerin yaptığı teknolojik ürünlerin olduğu sergileri gezerek incelemelerde bulundu. – BALIKESİR
]]>Kocaeli Ticaret Odası’nda (KOTO) düzenlenen “İş Dünyası Buluşması”na katılan Özhaseki, burada yaptığı konuşmada, boş arazilerde altyapısı, üstyapısı, meydanları, yeşil alanlarıyla kent planlamasının kolay olduğunu belirtti.
Özkaseki, kadim şehirlerde ise bunu yapabilmenin kolay olmadığını, mevcut yapılar içerisinde böyle bir şeyin mümkün gözükmediğini, şehirleri depreme dirençli hale gelebilmenin tek yolunun, kentsel dönüşüm olduğunu vurguladı.
Kentsel dönüşümden başka çare bulunmadığının altını çizen Özhaseki, “Eğer bunu büyük mahalle bazlı yapabiliyorsak çok başarılı oluruz. Ada bazlı yapıyorsak daha az başarılı oluruz. Bina bazlı yapıyorsak sadece binamızı kurtarmış oluruz. O yüzdendir ki, kentsel dönüşüm meselesinde çok büyük çabalar içerisindeyiz.” diye konuştu.
Özhaseki, 2012’de çıkarılan yasa kapsamında 2 milyon 250 bin yapının değişip dönüştürüldüğünü, şu anda 450 bin civarında devam eden işlemin bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti:
“Bu bizi kesmiyor. Bu yetmiyor bize. Çünkü İstanbul söz konusu olduğunda 1,5 milyon bağımsız birimin riskli olduğundan bahsediyoruz. Kocaeli’de 150 binden bahsediyoruz. Anadolu’nun değişik illerinde de çok daha fazla sayılar var. O zaman çok daha hızlanmamız gerekiyor. Onun içindir ki, Kentsel Dönüşüm Başkanlığını kurduk. Bir de önümüzü kesen ne varsa, yasaların hepsini çok daha rahatlatıcı, basitleştirici, hızlandırıcı hale getirdik.”
“AK Parti iktidarları döneminde 1 milyon 340 bin konut yapıldı”
On beşer gün arayla yaptıkları törenlerde 15 binden fazla konutun yıkımını ve yapımını başlattıklarına işaret eden Özhaseki, bu projelerin her birinde AK Parti’lilerin olduğunu ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nden kimsenin bulunmadığını söyledi.
Bakan Özhaseki, kentsel dönüşümün bakanlık, belediyeler ve vatandaş olmak üzere 3 ayağının bulunduğuna dikkati çekerek, “Bu üçü bir araya gelirse, anlayışla devam ederlerse kentsel dönüşüm mükemmel, tıkır tıkır işler. Eğer birisi asıyorsa yürümüyor bu işler. Ben Çevre Şehircilik Bakanlığını temsil eden birisi olarak söylüyorum; kapımız sonuna kadar açık, hangi partili olursa olsun buyursunlar. Yeter ki, kentsel dönüşüm yapsınlar.” şeklinde konuştu.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ilk aradığı yerlerden birinin kentsel dönüşümü engellenen Antakya’daki Emek Aksaray Mahallesi olduğundan bahseden Özhaseki, o bölgede taş üstünde taş kalmadığını ve binlerce insanın öldüğünü anımsattı.
“Davalar açarak kentsel dönüşüme mani olan ve iş yaptırmayanlara” bu insanların ölümünde sorumluluk hissedip hissetmediklerini soran Özhaseki, “Onu bilmiyorum ama biz azimliyiz arkadaşlar. Kentsel dönüşümü yapacağız. İstanbul için proje açıkladık. İzmir için açıkladık. Şimdi biraz önce de konuştuk. Kocaeli’miz ve Yalova için de, Körfez için de… Dünya Bankası’yla görüşüp İzmir için açıkladığımızın aynısını yapabilirsek büyük bir başarı elde etmiş olacağız. Ümit ediyorum hayırla sonuçlanır.” değerlendirmesinde bulundu.
TOKİ’nin depremlerde sınıfı “pekiyi” ile geçtiğini dile getiren Özhaseki, AK Parti iktidarları döneminde şu ana kadar 1 milyon 340 bin konut yapıldığını, bunun senelik yaklaşık 70 bin konuta tekabül ettiğini ve bu binalar depremlerde yıkılmadığı için de herkesin huzurla içinde oturduğunu anlattı.
Bakan Özhaseki, kentsel dönüşümü müteahhitlik gruplarıyla, özel sektörlerle sürdürebilmenin esas olduğunu vurgulayarak, “Belki Avrupa’da merkezlerde, eski bölgelerde değişim, dönüşüm görmezsiniz. Çevrede inşaat faaliyetleri çok azdır. Normal ama bizim gibi özellikle 1940-1950’li yıllardan itibaren göç alarak rastgele büyüyen ve insanların başını sokabilmek amacıyla bir gece briketleri toplayıp sabaha ev yaptıkları ortamda kentsel dönüşüm kaçınılmaz. Deprem ülkesinde yüz binlerce konutun daha, değişmesi ve dönüşmesi icap ediyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ekonomisinin güçlü ve dimdik ayakta durduğunu dile getiren Özhaseki, zaman zaman sıkıntıların yaşanacağını ancak zor bir coğrafyada olunduğu için güçlü kalınması gerektiğini vurguladı.
Özhaseki, Türkiye’nin, ateş çemberinin içerisinde güven adası, huzurlu liman olduğuna işaret ederek, “Allah’ın izniyle böyle olacak. Bir taraftan büyümek için altyapıya büyük paralar ayıracağız. O yatırımları yapacağız. Bir taraftan milletimizin refahını artırmak için büyük gayret içerisinde olacağız ama savunma sanayi tarafını da asla ihmal etmeyeceğiz.” dedi.
Seçimlerden sonra önlerinde yaklaşık 4,5 yıl gibi seçimsiz bir süre olduğuna değinen Özhaseki, bu süre zarfından yapılacak çok şey olduğunu sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından KOTO Başkanı Necmi Bulut, Bakan Özhaseki’ye çini vazo hediye etti. Daha sonra Bakanlık bürokratları katılımcıların sorularını yanıtlayıp, taleplerini dinledi.
]]>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat bir dizi program için İzmir’e geldi. İzmir Adnan Menderes Havalimanına iniş yapan Bakan Bolat, burada AK Parti il teşkilatı ve partililer tarafından karşılandı. Daha sonra ‘Üç Kademe Yönetim Kurulu Üyeleri’ ile toplantıya dahil olmak üzere AK Parti İzmir İl Başkanlığı’na geçti. Bakan Bolat toplantının ardından il başkanlığında teşkilat buluşmasına katıldı. Buradaki programlarını tamamladıktan sonra Çiğli’de İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ziyareti gerçekleştirerek Yönetim Kurulu ile toplantı düzenledi. Ramazan ayını tebrik ederek konuşmasına başlayan Bakan Bolat, “Organize Sanayi Bölgeleri Türkiye’mizin sanayileşme gelişiminde çok büyük bir önem taşıyor. Kümelenme projeleri ile gelişen organize sanayi bölgesi yatırımları AK Parti’nin 21 yıllık döneminde çok büyük bir ilerleme sağladı. Türkiye’de 190 kadar organize sanayi bölgesi varken bu rakam, 348’i Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında olmak üzere 34’ü de Tarım ve Orman Bakanlığında olmak üzere toplam 382 organize bölgemiz var. Buralar kümelenmenin ve sektörel ilerlemelerin hızlandığı ve sanayimize, üretimimize, ihracatımıza büyük katkı veren yerler. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi de bu anlamda pozitif bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’nin 10’uncu büyük organize sanayi bölgesi ve 2,5 milyar dolarlık ihracatın da 1 milyar dolarlık ithalatı ile Türkiye’ye 1,5 milyar dolarlık pozitif katkı sağlıyor. İzmir’in tamamında bu olumlu gelişmeyi görüyoruz. Yaklaşık 24 milyar dolar ihracatı olan İzmir’in 13 milyar ithalatı var. Ülkemize tam 11 milyar dolar olumlu pozitif cari fazla kazandıran güzide bir şehrimiz” cümlelerini aktardı.
Sanayinin gelişmesinde hem yerli üretimin artışının hem de ihracat pazarlarının artışının büyük bir önem taşıdığının altını çizen Bakan Bolat, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak ihracatımızı arttırma noktasında çok sayıda faaliyetler yapıyoruz. Geçen yılda rekor bir ihracat rakamıyla 256 milyar dolar mal ihracatı olarak, 100 milyar dolar hizmet ihracatı olarak kapamıştık. Bu sene inşallah hedefimiz, 267 milyar dolar mal, 110 milyar dolar hizmet ihracatı şeklinde ülkemize 377 milyar dolar döviz kazandırmak” ifadelerine yer verdi.
“Reeskont kredileri, Exim Bank’ın kredi ve sigorta sistemleri ile ihracatçılarımıza yardım ediyoruz”
“Ticaret Bakanlığı olarak gerek ihracat destek modüllerimiz gerekse Merkez Bankamızın kaynakları üzerinden ihracatçılarımızı reeskont kredileri, Exim Bank’ın kredi ve sigorta sistemleri ve bakanlık olarak bütçemizden yaptığımız destek programları ile tüm ihracatçılarımıza yardımcı olmaya gayret ediyoruz” diye sözlerini sürdüren Bakan Bolat, şunları kaydetti:
“Türkiye ekonomisinin dinamosu olan bütün sektörler çok önemli ama sanayi sektörü de milli gelirimiz 3’te birini, ihracatımızın yüzde 94’ünü oluşturan çok önemli bir sektör. Bu güzel sanayi bölgesinin genişlemesi yatırımlarını artması noktasında her zaman desteğimi hükümet olarak sanayicilerimize devam edecek.” – İZMİR
]]>CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Balıkesir Havaalanı’nın yapımına 2017 yılında başlandığını, 2020 yılında tamamlandığını belirterek yaklaşık 4 yıldır buraya hiçbir yolcu uçağının inmediğini belirtti. Sarı, “Bakanlığa vermiş olduğumuz bir soru önergemiz vardı. Bakan gelmeden cevabı geldi. Bakan diyor ki ‘Havalimanı mevcut altyapı ve üstyapı tesisleri ile her türlü sefer talebine cevap verebilecek kapasitededir.’ Fakat buraya bir tek uçak inmiyor. Siz buraya yaklaşık 550 milyon lira para yatırdınız. Siz iktidar olarak ne yapıyorsunuz” dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Balıkesir Havaalanı’na yaklaşık 4 yıldır yolcu uçağı inmemesine ilişkin konuştu. Sarı, şunları söyledi:
“Balıkesir’e verdiği sözleri tutmayan. Balıkesir’e bugüne kadar verdiği sözlerin dörtte birini bile hayata geçiremeyen makyajcı Belediye Başkanı Yücel Yılmaz bütün tuşlara basmaya karar verdi. Her gün bir bakan çağırıyor. Balıkesir’de yapamadıklarını bakanların vaatleri ile sözleri ile Balıkesirlileri kandırmaya çalışıyor. Bakan gelmeden Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na bir çağrıda bulunmak istiyorum. Balıkesir Merkez havaalanındayız. Bu havaalanının 2017 yılında yapımına başlandı 2020 yılında bitti. Yaklaşık 4 yıl oldu ve bu havalimanına hiçbir yolcu uçağı inmedi.
“FAKAT BURAYA BİR TEK UÇAK İNMİYOR”
Bakanlığa vermiş olduğumuz bir soru önergemiz vardı. Bakan gelmeden soru önergemizin cevabı geldi. Geçtiğimiz günlerde bakan Uraloğlu’na sorduğumuz önergenin cevabı bakan gelmeden geldi. Bakan diyor ki ‘Balıkesir Havalimanı mevcut altyapı ve üstyapı tesisleri ile her türlü sefer talebine cevap verebilecek kapasitededir.’ Fakat buraya bir tek uçak inmiyor. Uçak inmeyen havaalanına yapılan bakımlarla ilgili sorular sormuştuk. 2023 yılındaki ihale ile ilgili. Bir tane uçak inmiyor bir tek vatandaşa hizmet etmiyor bu havaalanı. Siz buraya yaklaşık 550 milyon lira para yatırdınız. Siz iktidar olarak ne yapıyorsunuz?
“YÜCEL YILMAZ’A SORDUĞUMUZDA BURANIN YOLCU HAVAALANI DEĞİL, LOJİSTİK HAVAALANI OLDUĞUNU İDDİA ETTİ”
Balıkesir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’a sorduğumuzda buranın yolcu havaalanı değil, lojistik havaalanı olduğunu iddia etti. Bu bahsettiği havaalanında bir tek hangar yok. Sorun çözemediği gibi yalan üretmekten başka da söylediği hiçbir şey yok. Vatandaşın gözünün içine baka baka yalan söylemeyin. ‘Biz beceremiyoruz, bu kenti yönetemiyoruz’ çıkın bunu İtiraf edin. Vatandaş da en azından kimin ne yaptığını bilsin.
“BALIKESİR HALKINA BİR UÇAK DAHİ İNDİREMEDİNİZ”
Bakan gelmiş 20 yıldan beri bitiremedikleri, yapmadıkları bir adım dahi atmadıkları Kepsut yoluna bölünmüş yol yapacağı vaadinde bulunacakmış. Kepsut Belediye Başkanı çağrıda bulunuyor. ’20 yıldır yapmadık. Seçimlere iki hafta kala bu yolu yapacağız’ sözü veriyorlar. Söz vermeye devam ediyorlar. Makyajcı başkanının makyajcı bakanları yine tutamayacakları sözler vererek millete rezil olmaya devam edecekler. Biz buradan bakana çağrıda bulunuyoruz. Bu havaalanı ile ilgili 6 bakan söz verdi ne yazık ki hiçbiri sözünü tutmadı. Görüyoruz ki siz de göreve geleli bir yıl oldu. Soru önergeleriyle, Meclis konuşmalarıyla gündeme taşımış olmamıza rağmen hala Balıkesir halkına bir uçak dahi indiremediniz. Bu kente hizmet etmek için yapılmış bu havaalanı atıl, iş görmez bir vaziyette duruyor Bu da sizin ayıbınız olsun. Bu da sizin beceriksizliğiniz olsun. İnşallah bu çağrımıza kulak verirsiniz ve kentimize hizmet üretecek ve katkı sunacak bir adım atmış olursunuz.”
]]>CHP’li Süllü, yaptığı açıklamada, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’nun “Merkezi hükümetin yapması gereken yatırımı durduğunu veya yatırım yapmadığını duydunuz mu?” sözlerine tepki gösterdi. Süllü, şunları kaydetti:
“Adaylarına destek istemeye gelen bakanlar, geçmiş seçimlerde de gördüğümüz üzere gelip esip gürlüyorlar, kimi tehdit ediyor, kimi vaat veriyor; iş makinelerini yollara yığıyorlar. Kendileri çekip gittiği gibi makineler de seçim sonrası, bir bir yollardan çekiliyor. Geriye kalan ise yalan rüzgarı oluyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da geldi; sorumluluk alanındaki çevre yolunun trafik çilesi, biz Eskişehirlilerin ‘ölüm yolu’ olarak nitelendirdiğimiz Alpu, Seyitgazi- Kırka Yolu konusunda doğru olmayan bilgiler paylaştı.”
“YATIRIM PROGRAMINDA YOK”
Bakan Uraloğlu’nun daha önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği soru önergelerine gerçeklerle örtüşmeyen yanıtlar verdiğini belirten Süllü, şöyle devam etti:
“Son 6 yılda Bakanlığa defalarca verdiğim soru önergelerine gelen yanıtta Kuzey Çevre Yolu diye bir proje olmadığı söylenmesine karşın, Bakan, Kuzey Çevre Yolu’nun Eskişehir’i rahatlatacağını söylüyor. Anlaşılan o ki Ankara- Bursa Otoyolu’ndan söz ediyor ancak yatırım programında yok. Güney Çevre Yolu’na başlanacağını söylüyor; yatırım programında iz bedeli bile yok. 2019 yerel seçimi öncesi apar topar Alpu Yolu’na sokulan iş makineleri ile kamulaştırmasız vatandaşların arazilerine girilmişti. Sadece 39,3 km olan, 2022’de bitmesi gereken Alpu Yolu’nun 6,3 km’si yarım yamalak yapıldı. Mihallıççık Yolu hesapta bile yok. Başlandığı söylenen Seyitgazi-Kırka Yolu için, açlık sınırı altı bir aylık emekli maaşı olan sadece, 10 bin lira ödenek ayrılmış. Her seçim öncesi iş makineleri sokulan Sarıcakaya- Mihalgazi yolunun esamesi bile okunmuyor. Bakan, Eskişehirli sanayiciye istihdam yarattığı için övgü yağdırıyor, ama, beklenti olan Gemlik Liman bağlantısına değinmiyor bile. Hesapsız kitapsız uçuş garantisiyle yapılan, devlet bütçesine büyük yük olan Zafer Havalimanı’nın açığını kapatmak üzere Eskişehir’deki uçuşların bir bölümü zorunlu olarak Zafer Havalimanı’na yönlendirilmiş. Tarihi ve kıymetli değerimiz TÜLOMSAŞ’ın tabelası sökülmüş; atıl olarak Ankara’ya bağlanmış. Garın otopark paralarının Ankara Demirspor’a aktarılması soru önergeme cevap bile verilmemiş. Bakan kalkmış, yapılmayan veya yanlış yapılanlarla Eskişehirlilerden AKP belediyeciliği için 5 yıl istiyor. İnanılacak gibi, değil.”
Süllü, 39 kilometrelik Alpu Yolu’nu bitiremeyen, tükettikleri bütçeyle Eskişehir için ödenek bile ayıramayan Bakanın kalkıp AKP adayının projelerine destek vereceği imasının, hiç de inandırıcı olmadığını vurguladı.
Uraloğlu’na, “Adayınız 1-2-3… diye sayıp Eskişehirlilerin aklıyla dalga geçen 15 adet katlı kavşağı, kimlerin yatak odalarının önünden geçirip yapacak? Katlı kavşaklar ve batçıkların yapımı geniş alanlar gerektirdiğinden hangi cadde kenarındaki evleri kamulaştırıp yıkacak? Trafiği rahatlatma amaçlı yapılacağı söylenen merkezdeki caddelerin kamulaştırması yüklü miktar tutacağından bu bedelleri Bakanlığınız mı ödeyecek? Yoksa tıpkı Alpu’da yaptığınız gibi, kamulaştırmadan yıkıp geçecek mi ?” sorularını yönelten Süllü, “Yalan rüzgarlarına kapılmayan hemşerilerimiz, önümüzdeki yerel seçimlerde de bundan önce olduğu gibi yine sağduyusuyla sandığa gidip oyunu kullanacaktır.” ifadelerini kullandı.
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy:
“13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek”
-“2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız”
-“Bu sene 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik, bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor, bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz”
ANTALYA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kemer Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri, bölgenin atık su sorununu 50 yıl süreyle çözeceğini belirterek, “13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kemer Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’nin açışını gerçekleştirdi.
“2 milyar yatırım bedelli”
Törende konuşan Bakan Ersoy, Kemer-Çamyuva bölgesinin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projenin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını bildirdi.
Açılışı yapılan tesislerin, sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağının altını çizen Ersoy, “Bu tesis, bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacak, aynı zamanda temiz bir çevre ve sağlıklı bir yaşam alanı sunacak. Geçtiğimiz yıl inşasına başlanılan 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek. Toplamda 2 adet terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisi, ileri biyolojik arıtma eknolojileriyle donatıldı. Bugün itibariyle test suyunu alarak tesis faaliyete geçirildi. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacak” diye konuştu.
Ersoy, doğa ve çevre dostu tesisler sonucunda Antalya’nın turizm potansiyelinin daha da güçleneceğini belirtti.
Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığınca işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer-Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plaj daha eklediklerini kaydeden Bakan Ersoy, toplam sayının ise kentte 12’ye yükseldiğini kaydetti.
“Gece müzeciliği”
Antalya’da Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde 21 alanda kazı çalışmalarının devam edeceğini işaret eden Bakan Ersoy,” 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız. Kazılarımızın yanı sıra geleceğe miras projelerimizle tarihi alanların restorasyonlarını ve renovasyonu gerçekleştiriyoruz. Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi” ve açılışını yaptığımız “Geleceğe Miras Projesi Aspendos”un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu bünyeye alındığının müjdesini veriyorum” dedi.
“Asli görevlerimiz arasında arıtma alt yapıları yapmak yok”
“Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkemizin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalışıyoruz” diyen Bakan Ersoy, ” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirasımızı korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelimizi artırmak ve ülkemizi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösteriyoruz. Ülkemiz geçen seneyi 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolarla kapattı. Bu sene ise 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik. Bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor tabi ki. Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın asli görevleri arasında, arıtma alt yapıları yapmak bulunmuyor. Ancak, ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla, turizmi etkileyen alt yapı eksikliklerine de el atıyoruz. Burada Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek; mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi; turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine, ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız’ diye bizlere soruyorlar. Son 5 senede Antalya’da, sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edilmiş olup; 2’si de bakanlığımız tarafından yaptırıldı. İlki 2022’de hizmete aldığımız Belek-Serik Arıtma Tesisleri, diğeri de bugün burada hizmete aldığımız Kemer-Çamyuva Arıtma Tesisleridir.Tavsiyem, artık millete hizmet etmedikleri için bahane bulmasınlar. Vizyoner bir bakış açısıyla vatandaşa ‘Nasıl daha iyi hizmet ederimin’ peşine düşsünler” ifadelerine yer verdi.
“Sağlıklı bir turizm bırakma gayretindeyiz”
Muhalefetin söylediklerine değil halkın söylediklerine baktıklarını dile getiren Bakan Ersoy, “Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız. Antalya’da Hakan Tütüncü ve Kemer’de de Rahman Şeker’in projeleri hazır. Halkımızın teveccühü ile iş başına gelmeleri neticesinde Antalya’nın Altın Çağı başlayacak. Bizler sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ediyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Tertemiz denizlerimiz önemli”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, sürdürülebilir turizm açısından bu tür tesislerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Kültür Turizm Bakanlığı’nın ana hizmet dallarından birinin altyapı hizmeti olmadığına değinen Vali Şahin, ” Ama eğer Kemer turizminin devamını istiyorsak mutlaka bu tesis yapılması gerekiyordu. Antalya turizmini ayakta tutan tertemiz denizlerimizdir. Türkiye dünyanın mavi bayraklı sahiller sıralamasında üçüncü sırada. Onun da neredeyse yarısı bu mavi bayraklı plajların yarısı Antalya’da bulunuyor. Bu sayede Antalya geçen sene 16 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladı eğer sizin denizleriniz kirli olsa, kirlense bunun devamı mümkün olmaz. Dolayısıyla biz denizlerimizi temiz tutacağız. Toprağımızı kirletmeyeceğiz. Bu zümrüt ormanları muhafaza edeceğiz. Mümkünse artıracağız ki sadece turizmden gelir elde etme anlamında değil, evlatlarımıza da bu cennet doğayı devredebilmek için bu güzel boynumuzun borcudur. Türkiye’nin büyük hedefleri var turizmde 100 milyar dolar. Bu ancak bu tesislerle başarılabilir. Bu açıdan da Antalya üzerine düşen görevi yapıyor, bundan sonra daha da fazla yapacaktır”diye konuştu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol tarafından tesisin açılışı yapıldı. Bakan Ersoy’a, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve milletvekili Atay Uslu da eşlik etti.
]]>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sultangazi Belediyesi tarafından yapılan Esentepe Mahallesi’nde inşa edilen Sezai Karakoç Gençlik, Spor ve Engelliler Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Bakan Koca’ya Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, ilçe ve ilçe teşkilatları üyeleri ile vatandaşlar eşlik etti. Sağlık Bakanı Koca, daha sonra açılışı gerçekleştirilen merkezi ziyaret edip öğrencilerle sohbet etti. Bakan Koca, daha sonra hizmete açılacak olan onkoloji hastanesinde de incelemelerde bulundu.
“31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de hizmetinin Sultangazi’ye gelmesi lazım”
Programda konuşan Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Ancak çok önemli bir seçime gidiyoruz. Sultangazi çok güçlü bir ilçe, AK Parti’nin Cumhur İttifakının en güçlü ilçesinden biri. Esentepe’de başka olmak üzere bize çok güçlü destek verdiniz Sultangazi Belediyesi’ni çok güçlü kazandık. Ancak 31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de hizmetinin Sultangazi’ye gelmesi lazım. Sevdası İstanbul olan gönlü İstanbul için atan ve ben geldiğimde sadece İstanbul için çalışacağım diyen sadece İstanbul’un derdiyle dertleneceği İstanbul’un bir sorunu varsa çözmek için elimden gelen bütün gayreti göstereceğim diyen bir Murat kurum var” dedi.
“Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı Onkoloji hastanemizin yapımına hız verdik”
Programa katılan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Sultangazi’de Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bağlı onkoloji hastanemizin yapımına hız verdik. İnşallah en kısa sürede tamamlayacağız. Proje değişiklikleri yapılıyor, gelecek ay yapım ihalesi yapılacak. Onkoloji hastanemizin yatak kapasitesi 411, poliklinik sayısı 153 olacak. Ameliyathane sayısı ise 12 olacak. Bu törenin ardından hastaneyi ve yanındaki bu inşaatı ziyaret etmiş olacağız” şeklinde konuştu.
“Önümüzdeki 1 yıl içerisinde hızla bu hastanemizi bitirmek istiyoruz”
Hastanedeki incelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Koca, “Arkada görmüş olduğunuz bina 4 bin metre kare kapalı alan. Daha önce diş hastanesi olarak planlanmıştı. Bu bina belediye başkanımızın gayretleriyle birlikte bakanlığımıza geçmiş oldu. Proje değişikliği yapıldı. Gelecek ay içinde yapım ihalesine başlanacak. Bu binayı Sultangazi için büyük ihtiyaç olarak gördüğümüz onkoloji hastanesi olarak planlıyoruz. Burada onkoloji ile ilgili bütün teknik alt yapıların yeterli olduğu özellikle linac, hem Pet CT hem spect hem kemik iliği nakli hem de brakiterapinin de yapıldığı bir onkoloji hastanesi olacak. İçinde aynı zamanda 12 ameliyathane, 63 yoğun bakımı olan bir hastane olacak. Biz önümüzdeki 1 yıl içerisinde hızla bu hastanemizi bitirmek istiyoruz. Bununla ilgili yatırım ödeneğini de yıl sonuna doğru bütçemizden valiliğe aktardık. 1 milyara yakın maliyetle ilgili bu aktarım yapıldı. İKOP üzerinden gelecek ay ihalesini yapmış olacağız” ifadelerini kullandı.
“Yan dal uzmanlığını ana dal uzmanlığından sonra kazandıktan itibaren hemen başlayabilecekler”
Ana dal ve yan dal ile ilgili düzenlemenin yapılacağını söyleyen Bakan Koca, “Yan dal uzmanlığı ile ilgili özellikle ana dal uzmanlığından sonra yan dal uzmanlığını kazandıktan sonra hemen başlayabilmeyi ve devamında olan mecburi hizmetle ilgili sorumluluk taşımamayı ve kalan mecburi hizmeti yapılmadığı, bu mecburi kaldırıldığı bir düzenleme önümüzdeki 1-2 ay içerisinde meclis açıldığında gündeme gelmiş olur. Özetle şu an yan dal uzmanlığında kazandıktan sonra mecburi hizmetin yarısını tamamladıktan sonra başlayabiliyorsunuz. Yapmak istediğimizle düzenleme ile yan dal uzmanlığını ana dal uzmanlığından sonra kazandıktan itibaren hemen başlayabilecekler. Başladıktan sonrası için kalan mecburi hizmeti de kaldırmış oluyoruz. Yani sorumlu kılmıyoruz” dedi. – İSTANBUL
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kemer Çamyuva Atıksu Arıtma Tesisi ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’nin açışını gerçekleştirdi.
“2 milyar yatırım bedelli”
Törende konuşan Bakan Ersoy, Kemer-Çamyuva bölgesinin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projenin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını bildirdi.
Açılışı yapılan tesislerin, sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağının altını çizen Ersoy, “Bu tesis, bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacak, aynı zamanda temiz bir çevre ve sağlıklı bir yaşam alanı sunacak. Geçtiğimiz yıl inşasına başlanılan 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan ve yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeli olan proje bünyesinde tesis, günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet verecek. Toplamda 2 adet terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisi, ileri biyolojik arıtma eknolojileriyle donatıldı. Bugün itibariyle test suyunu alarak tesis faaliyete geçirildi. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacak” diye konuştu.
Ersoy, doğa ve çevre dostu tesisler sonucunda Antalya’nın turizm potansiyelinin daha da güçleneceğini belirtti.
Antalya’da Kültür ve Turizm Bakanlığınca işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer-Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plaj daha eklediklerini kaydeden Bakan Ersoy, toplam sayının ise kentte 12’ye yükseldiğini kaydetti.
“Gece müzeciliği”
Antalya’da Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde 21 alanda kazı çalışmalarının devam edeceğini işaret eden Bakan Ersoy,” 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürüttüğümüz kazı çalışmaları için toplam 5.5 milyar TL’lik bir bütçe ayırmış olacağız. Kazılarımızın yanı sıra geleceğe miras projelerimizle tarihi alanların restorasyonlarını gerçekleştiriyoruz. Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi” ve açılışını yaptığımız “Geleceğe Miras Projesi Aspendos”un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu bünyeye alındığının müjdesini veriyorum” dedi.
“Asli görevlerimiz arasında arıtma alt yapıları yapmak yok”
“Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkemizin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalışıyoruz” diyen Bakan Ersoy, ” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirasımızı korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelimizi artırmak ve ülkemizi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösteriyoruz. Ülkemiz geçen seneyi 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolarla kapattı. Bu sene ise 60 milyon turist 60 milyar dolar gelir hedefini belirledik. Bu hedeflere öyle kolay ulaşılmıyor tabi ki. Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın asli görevleri arasında, arıtma alt yapıları yapmak bulunmuyor. Ancak, ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla, turizmi etkileyen alt yapı eksikliklerine de el atıyoruz. Burada Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek; mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi; turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine, ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız’ diye bizlere soruyorlar. Son 5 senede Antalya’da, sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edilmiş olup; 2’si de bakanlığımız tarafından yaptırıldı. İlki 2022’de hizmete aldığımız Belek-Serik Arıtma Tesisleri, diğeri de bugün burada hizmete aldığımız Kemer-Çamyuva Arıtma Tesisleridir. Tavsiyem, artık millete hizmet etmedikleri için bahane bulmasınlar. Vizyoner bir bakış açısıyla vatandaşa ‘Nasıl daha iyi hizmet ederimin’ peşine düşsünler” ifadelerine yer verdi.
“Sağlıklı bir turizm bırakma gayretindeyiz”
Muhalefetin söylediklerine değil halkın söylediklerine baktıklarını dile getiren Bakan Ersoy, “Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız. Antalya’da Hakan Tütüncü ve Kemer’de de Rahman Şeker’in projeleri hazır. Halkımızın teveccühü ile iş başına gelmeleri neticesinde Antalya’nın Altın Çağı başlayacak. Bizler sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ediyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Tertemiz denizlerimiz önemli”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, sürdürülebilir turizm açısından bu tür tesislerin çok önemli olduğunu ifade etti.
Kültür Turizm Bakanlığı’nın ana hizmet dallarından birinin altyapı hizmeti olmadığına değinen Vali Şahin, ” Ama eğer Kemer turizminin devamını istiyorsak mutlaka bu tesis yapılması gerekiyordu. Antalya turizmini ayakta tutan tertemiz denizlerimizdir. Türkiye dünyanın mavi bayraklı sahiller sıralamasında üçüncü sırada. Onun da neredeyse yarısı bu mavi bayraklı plajların yarısı Antalya’da bulunuyor. Bu sayede Antalya geçen sene 16 milyonun üzerinde yabancı turist ağırladı eğer sizin denizleriniz kirli olsa, kirlense bunun devamı mümkün olmaz. Dolayısıyla biz denizlerimizi temiz tutacağız. Toprağımızı kirletmeyeceğiz. Bu zümrüt ormanları muhafaza edeceğiz. Mümkünse artıracağız ki sadece turizmden gelir elde etme anlamında değil, evlatlarımıza da bu cennet doğayı devredebilmek için bu güzel boynumuzun borcudur. Türkiye’nin büyük hedefleri var turizmde 100 milyar dolar. Bu ancak bu tesislerle başarılabilir. Bu açıdan da Antalya üzerine düşen görevi yapıyor, bundan sonra daha da fazla yapacaktır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol tarafından tesisin açılışı yapıldı. Bakan Ersoy’a, Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin ve milletvekili Atay Uslu da eşlik etti. – ANTALYA
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Teknoloji ve Girişimcilik Merkezi Terminal İstanbul’un Tanıtım toplantısında konuştu. Bakan Kacır, Atatürk Havalimanı’nın İstanbul’u dünya çapında girişimcilik ve inovasyon merkezi haline getirecek bir projeye ev sahipliği yapacağını ifade etti.
“Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalışıyoruz”
Teknolojide hızlı bir gelişim olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, Teknolojideki hızlı gelişimin ve dijital dönüşümün baş döndürücü etkisiyle girişimcilik ekosistemi dünyada değişime öncülük ediyor. Yenilikçi fikirler ve teknolojiler öne çıkıyor. İş dünyası, değişen beklentilere uyum sağlamak ve rekabet avantajı elde etmek için yenilikçi girişimlere daha fazla yatırım yapıyor. Bu anlayışla, Ar-Ge teşviklerimizden, teknopark uygulamalarımıza, TUBİTAK desteklerinden KOSGEB programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalışıyoruz” dedi.
Teknoloji girişimciliği ekosisteminde önemli gelişmeler olduğuna dikkat çeken Kacır, “Son 22 yılda sıfırdan inşa ettiğimiz teknoloji girişimciliği ekosistemi gelecek adına umut kaynağımız. Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda AR-Ge ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Daha önce olmayan Ar-Ge ve tasarım merkezlerimizin sayısı 600’ü aştı. TUBİTAK Bigg programlarıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık” şeklinde konuştu.
Bakan Kacır, “2019’a kadar henüz Unicorn’u olmayan bir ülke iken bugün 6’sına bakanlık olarak destek verdiğimiz değeri milyar dolarları aşan 7 unicornumuz, bizim deyimimizle 7 Turcorn’umuz var. Önceki 10 yılda toplam 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimleri son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım aldı” dedi.
“Terminal İstanbul Türkiye’nin teknoloji geliştirme iddiasının bir üst lige taşındığı bir merkez olacak”
Terminal İstanbul Teknoloji ve Girişimcilik Merkezi’ne ilişkin açıklamalarda bulunan Kacır, “Burası Türkiye’nin teknoloji geliştirme iddiasının bir üst lige taşındığı bir merkez olacak. Yeni girişimlerin yetişeceği bir girişimci fabrikası inşa ediyoruz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Terminal İstanbul, yatırım fonları ile girişimlerin buluşma noktası olacak”
Bakan Kacır sözlerine şu şekilde devam etti: “Bu yeni nesil teknoparkta; yenilikçi projelerin gerçekleşmesini sağlayacak modern çalışma ofisleri, Kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programları, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile Ar-Ge laboratuvarları gibi yapılar bulunacak. Burası küresel teknoloji şirketleri ve yatırım fonları ile girişimlerin buluşma noktası olacak. Terminal İstanbul ile burayı ziyaret etmeyen yatırımcı kalmayacak. Yılda 1 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapacak dev bir bilim merkeziyle herkesi bilimle buluşturacağız. Teknofest takımları burada kuracağımız atölyelerden, geliştirme altyapılarından ve terminal içinde ve apronda bulunan test alanlarından yıl boyunca yararlanabilecekler. Terminal İstanbul şehrin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına yeni bir soluk getirecek.” – İSTANBUL
]]>Ersoy, Antalya’nın Kemer ilçesinde finansmanı ve yapımı kendi bakanlığınca gerçekleştirilen Kemer Çamyuva Atık Su Arıtma Tesisi’nin açılışında yaptığı konuşmada, bölgenin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projeyi açtıklarını söyledi.
Tesisin sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağını vurgulayan Ersoy, tesisin bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacağını ve temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam alanı sunacağını belirtti.
Tesis Antalya’nın turizmine güç katacak
Geçen yıl inşasına başlanılan ve 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan projenin yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeline sahip olduğunu aktaran Ersoy, tesisin günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet vereceğini bildirdi.
Toplamda 2 terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisinin ileri biyolojik arıtma teknolojileriyle donatıldığını anlatan Ersoy, “Bugün itibarıyla test suyunu alarak tesis faaliyete geçirilmiştir. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacaktır. Doğa ve çevre dostu bu tesisler neticesinde Antalya’mızın turizm potansiyeli daha da güçlenecek. Bizler de bu potansiyeli katlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Bakan Ersoy, Antalya’daki bakanlık tarafından işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer- Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plajı daha eklediklerini belirterek, Antalya’da bakanlık tarafından işletilen mavi bayraklı halk plajı sayısını 12’ye yükselttiklerini kaydetti.
Antalya’da Geleceğe Miras Projemiz kapsamında 21 alanda kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Ersoy, 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürütülen kazı çalışmaları için toplam 5,5 milyar liralık bir bütçe ayrıldığını bildirdi.
Kazıların yanı sıra geleceğe miras projeleriyle tarihi alanların restorasyonlarını ve renovasyonunu gerçekleştirdiklerini söyleyen Ersoy, “Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. Geleceğe Miras Myra ve Andriake Limanı Projesi ve dün açılışını yaptığımız Geleceğe Miras Projesi Aspendos’un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu kapsama alındığının müjdesini sizlerle paylaşmak isterim.” ifadelerini kullandı.
“Bakanlığımızın asli görevleri arasında bulunmayan yatırımları da yapıyoruz”
Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kendisinin ve tüm bakan arkadaşlarının ülkenin kalkınması, refahı ve güvenliği için her zaman en iyisini yapmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkenin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalıştıklarını belirten Ersoy, bakanlık olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirası korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelini artırmak ve ülkeyi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösterdiklerini söyledi.
Türkiye’nin geçen yılı 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolar turizm geliriyle kapattığını anımsatan Ersoy, bu yıl için de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi belirlendiğini hatırlattı. Bu hedeflere kolay ulaşılmadığının altını çizen Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığının asli görevleri arasında, arıtma altyapıları yapmak bulunmuyor. Ancak ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla turizmi etkileyen altyapı eksikliklerine de el atıyoruz. Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesinin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek, mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi, turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız?’ diye bizlere soruyorlar.”
“Son 5 senede Antalya’da yapılan arıtma tesisini bakanlık olarak yaptık”
Bakan Ersoy, son 5 senede Antalya’da sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edildiğini ve bunun ikisinin de bakanlık tarafından yaptırıldığını bildirdi.
Artık muhalefetin bahane üretmek yerine hizmet etmenin peşine düşmesi gerektiğini dile getiren Ersoy, “Muhalefetin söylediklerine değil halkımızın söylediklerine bakarız. Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız.” dedi.
Sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ettiklerini aktaran Ersoy, bakanlık olarak çevreye duyarlı turizmin önemini vurgulamaya ve sürdürülebilir turizm alanında ilerlemeye devam edeceklerini kaydetti.
Tesisin açılışında emeği bulunan herkese teşekkür eden Ersoy, açılış sonrası tesiste incelemelerde bulundu.
Açılışa Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, kamu kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Yeşil Fatih projeleri tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıda Bakan Özhaseki’ye, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş eşlik etti.
“Büyük projemiz İstanbul depremine hazırlanmak”
İstanbul depremi için beklenen tehlike karşısında da hep birlikte çabaladıklarını belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Herhalde İstanbul’un kalbindeyiz. İstanbul’daki tarihi tescilli eserlerimizin yarısı Fatih’te olsa gerek. Fatih Sultan Mehmet Han’ında en önemli mirasının bulunduğu yerde bu güzel hizmetleri yapmakta her kula nasip olmaz. Allah Başkanımızdan razı olsun. Başka bir büyük projemiz, başta İstanbul olmak üzere depreme hazırlanmak. Orta vadeli bütçe çok büyük bir bedel koydurdu. Dört yüz seksen beş milyar lira civarındadır dedi. Yerinde evini yapmak isteyen, yenilemek isteyen, imar planına uygun şekilde sağlamlaştırmak isteyen herkese destek. Bir taraftan rezerv alanlar belirledik. Seçimden sonra inşallah getireceğiz. Binlerce ev yapacağız. En eski alandaki evleri oraya taşımaya gayret edeceğiz ki Allah korusun İstanbul’umuzda bir deprem olursa bunun altından kimse de kalkamaz. Öyle bir tehlikeden korkuyoruz. Türkiye bir deprem ülkesi. Türkiye bir deprem ülkesi. Bu gerçek bilgilerin her güzelin bir kusuru olurmuş. Cennet gibi bir vatanda yaşıyoruz. Ama bu ülkenin de kusuru bu. Yerin altında hala şu anda kırılmak olacak veya kırılmayı bekleyen beş yüze yakın fay hattı var. Nerede, hangi tarihte, hangi şiddette, nasıl kırılır? Bunu bilim adamları hala çözemediler. Ancak tahminlerini söylüyorlar. Şuraya kadar geldi. Burada süre doldu. Bu kırılmak üzere. Şurada da kırılabilir Burada da kırılabilir gibi ifadeleri oluyor. Biz de bunları bilerek, onların söylediklerinden, bilimin gerçekliğinden istifade ederek yolumuza devam ediyoruz ve İstanbul’umuz için bekleyen tehlike karşısında da hep birlikte çabalıyoruz” şeklinde konuştu.
“Sıfır atık projemiz var”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın başını çektiği ve yıllardır mücadelesini verdiği sıfır atık projelerinin olduğundan bahseden Bakan Özhaseki, “Son dönemlerde dünyayı meşgul eden en önemli meselelerden birisi de iklim değişikliği. Bilim adamları diyorlar ki dünya ısısı bir nokta bir derece arttı. Çok tükettiğimiz gibi aynı zamanda çok da kirletmeye başladık. Dengeleri bozmaya başladık. Cenab-ı Hak bu dünyada ne bir şey eksik ne fazla yarattı. Bir denge üzerine yaratmış. Bir dengeyi bozdukça ve yaşadığımız bu ortamı kirlettikçe felaketler karşımıza tek tek gelmeye başlıyor. Geçtiğimiz yıllarda düşünün şimdi denizlerde müsilaj boşuna mı oluyor? Heyelanlar, kuraklık, orman yangınları, felaketler üst üste geliyor. Onun içindir ki bizim müthiş bir mücadele içerisinde bizim bu isim değişikliğine karşı, küresel ısınmaya karşı da mücadele etmemiz gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Hanım’ın başını çektiği ve yıllardır mücadelesini verdiği sıfır atık gibi de bir projemiz var. Bakın sıfır atık sadece Türkiye’nin bir bulduğu marka değil. Tüm dünyanın takip ettiği ve bizim ülkemizin kazandırdığı bir marka oldu” dedi.
“Katılımcı, adil, vizyoner, sürdürülebilir ve çevreci bir belediyecilik anlayışı sergiledik”
Katılımcı, adil, vizyoner, sürdürülebilir ve çevreci bir belediyecilik anlayışı sergilediklerini söyleyen Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Tarihi surların çevresindeki karmaşayı, kötü yapılaşmayı, kötü görüntüyü ortadan kaldırmak, bunun yerine bölgeyi; sosyal, kültürel, ekonomik anlamda değer üreten bir mekan haline dönüştürmek Fatih’e dair, en büyük hayallerimden biriydi. Hem yaşadığımız kente, kentin değerlerine, hem de bu kentin değerli sakinlerine haklarını teslim ettik. Katılımcı, adil, vizyoner, sürdürülebilir, çevreci bir belediyecilik anlayışını başarıyla sergiledik. Yedikule Bahçe, Ayvansaray Bahçe. Hepsini aynı hassasiyetle inşa ettik. Katılımcı diyorum, çünkü bölgenin bütün aktörlerini sürece dahil ederek yaptık bu işi. Hemşerilerimizin taleplerini dikkate aldık. Kimsenin kalbini kırmadan, hakkına girmeden sükunet ve barış içinde, demokratik bir kültürle gerçekleştirdik. Adil diyorum, çünkü kamu kaynaklarının adil ve hakkaniyetli dağıtımını sağlamak bizim en temel görevlerimiz arasında. Hiçbir vatandaşımıza bir ayrımcılık uygulamadık” ifadelerini kullandı.
“Sur diplerindeki 70 bin metrekarelik bir alanı, yeşil alan olarak Fatihimize kazandırdık”
Sur içinde yüzde 41 oranında yeşil alan artışı gerçekleştirdiklerini söyleyen Turan, “Kültür mirasımızın, kent değerlerimizin ortak istifadesi noktasında da hassas davranarak kamulaştırmalarımız sayesinde, bütün hemşerilerimizi Fatih’in tarihi güzelliklerinin paylaşılmasına ortak ettik. Vizyoner diyorum, çünkü Millet Bahçemiz, geçmişten kaynaklı sorunlara bulduğumuz çözümleri sergilediğimiz bir proje değil sadece, aynı zamanda, şehrin gelecekteki ihtiyaçları da hesaba katarak özenle, dikkatle tasarladığımız bir projedir. Hep söylediğim gibi, biz, hep ileriye bakıyoruz, Fatih’i geleceğe hazırlamak, ileriye taşımak için stratejiler üretiyoruz. Çevreci diyorum, çünkü bu projemizle birlikte, Sur diplerindeki 70 bin metrekarelik bir alanı, Yeşil alan olarak Fatihimize kazandırdık. Yedikule ve Ayvansaray Bahçelerimizin de dahil edilmesiyle Sur içinde yüzde 41 oranında Yeşil Alan artışı gerçekleştirdik. Yani 2019 yılında yeşil alan miktarı 875 bin 606 metrekare iken şu an itibarıyla 1 milyon 237 bin 503 metrekaredir. Bu sayılar, projemizin sürdürülebilirlik kapasitesini ve değerini de ortaya koymaktadır” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, yaptığı yazılı açıklamayla, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Eskişehir ziyaretindeki sözlerine yanıt verdi. Bakanlık tarafından Eskişehir’de yürütülen altyapı ve ulaşım çalışmalarının şehrin sorunlarına çözüm olmadığını söyleyen Arslan, şöyle konuştu:
“Uluslararası standartlara sahip havaalanımızı, yanlış yatırım politikalarınız sonucu olağanüstü zarar eden Kütahya Zafer Havalimanına kurban ederek, tarifeli uçuşlara açmayan, yanı sıra lojistik amaçlı olarak da kullanmayan bakan ve iktidar siz değil misiniz?
Ölüm yolu olarak nitelenen ve genel seçim öncesi AKP milletvekilleri ve sözcüleri tarafından müjde olarak duyurulan ancak yıllardır yapılmayarak kanayan yaramız haline gelen, tahminen 4,5 milyar TL’ye mal olacağı yatırım programında belirtilen, 75 kilometrelik için 2024 yılında ödenek olarak sadece ve sadece 10 bin TL ödenek ayıran bakan ve iktidar siz değil misiniz?
Yapımına 2017 yılında başlanılan ve çok sayıda ölümlü ve maddi hasarlı kazaya yol açan, 45 kilometrelik Eskişehir-Alpu- Mihalıççık Yolu’nun yine yapımına 2020 yılında başlanacağı ifade edilen ama yılan hikayesine döndürülen, 31 kilometrelik Eskişehir-Sakarıılıca- Mihalgazi yolu için yeterli ödeneği koymayan bakan ve iktidar siz değil misiniz? Yatırım programında yer alan bilgilere göre en iyimser tahminle 2027 yılından önce bu yolların bitirilmeyeceğini öngören ve planlayan da siz değil misiniz?
“HEMŞERİLERİM GEREKEN CEVABI SANDIKLARDA VERECEK”
2020 yılında yapımına başlanan ve 2027 yılında tamamlanması planlanan 7,5 km uzunluğundaki Hasanbey Lojistik Merkezi İltisat Hattı için; 2023 yılında herhangi bir harcama yapmayan, 2024 yılı için ise sadece 24 bin TL iz bedeli tutarında ödeneği koyan bakan ve iktidar siz değil misiniz? 22 yıldır kesintisiz olarak tek başına ülkemizi yöneten AKP iktidarı ve ortakları; Eskişehir’imize, Eskişehir’in sorunlarının çözümüne ve hemşehrilerimizin beklentilerine duyarsız, kör, sağır ve dilsizdir. Hiçbir bahaneleri olmadıkları halde uzun yıllardır bu ve benzer sorunlarımızı çözmeyen, yatırımları yapmayan iktidar ve ortaklarının bakan, belediye başkan adayları ve parti sözcüleri hiç utanmadan hiç sıkılmadan, sanki 22 yıldır iktidarda değillermiş gibi davranmaya, seçim vaatleri ve tehditleriyle hemşehrilerimizi aldatmaya çalışmaktadırlar. Oysa Ziya Paşanın da dediği gibi aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz sözünden hareketle çok değerli hemşehrilerimin, bu yalanlara, aldatmalara ve seçim tehditlerine boyun eğmeyerek, gereken cevabı 31 Mart tarihinde yapılacak olan seçimde sandıklarda vereceğine yürekten inanıyorum.”
]]>Ersoy, Antalya’nın İbradı ilçesindeki halk kütüphanesinin açılışında yaptığı konuşmada, 21. yüzyıla damgasını vuran en önemli kavramlardan birinin bilgi toplumu olduğunu ve bilginin topluma ulaşabilmesinde en önemli rolü kütüphanelerin üstleneceğini söyledi.
Halk kütüphanelerinin bireylere hayatlarının her döneminde bilgi sağlayan, kılavuzluk eden, gerektiğinde eğitim ve öğretim imkanları oluşturan hizmet kuruluşları olarak da değerlendirildiğini anlatan Ersoy, şunları kaydetti:
“Değişen ve gelişen yeni düzene ayak uydurabilen halk kütüphanelerimiz, bilgi ve kültürün sürdürülebilir kılınmasında en değerli yapı taşlarını oluşturacaktır. Halk kütüphanelerinin, toplumların şekillenmesinde ve toplumsal paylaşımın sağlanmasında oldukça önemli rolleri var. Bu kurumlar, bilginin depolandığı yerler olmaktan çıkıp bir bilgi üretim merkezine dönüşmüşlerdir. Kütüphaneler, sadece kitap depoları değildir. Kütüphane, bireyin farklı dünyaları keşfetmesini sağlayan, kültürün, sanatın ve düşüncenin merkezde olduğu farklı bir sosyalleşmeyi mümkün kılan merkezlerdir.”
Bakanlığa bağlı kütüphanelerin sayısı 1298’e ulaştı
Hedeflerinin ülkenin dört bir yanındaki vatandaşların kültüre, sanata, kitaba ulaşma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamayacakları sistem kurmak olduğunu vurgulayan Ersoy, bu doğrultuda vatandaşların kitapla bağlarını güçlendirmek, kitaba erişimlerini kolaylaştırmak adına yeni bir kütüphanecilik vizyonu geliştirdiklerini kaydetti.
Bakanlık olarak kütüphane yatırımlarına ağırlık verdiklerini anlatan Ersoy, “Bakanlığımıza bağlı kütüphane sayısı 1298’e ulaşmış durumda. Son beş yılda 300’e yakın halk kütüphanesi inşa edilmiş ya da yeniden yapılandırılmıştır. Bakanlığımızın yatırımları ve yerel yönetimlerle ortak yaptığı yatırımlar kapsamında 200’e yakın halk kütüphanesinin yapım, onarım ve iyileştirilme çalışmaları devam etmektedir.” diye konuştu.
2024’te 100 yapay zeka temelli akıllı kütüphane
Yerleşik kütüphane hizmetlerinden yararlanamayan kullanıcılara çağdaş araç ve gereçlerle donatılmış 85 gezici kütüphaneyle hizmet verildiğini söyleyen Ersoy, “Cumhuriyet’in 100. yılında 100 yeni kütüphane hedefimize gururla ulaştık. 2024 yılında 100 yapay zeka temelli akıllı kütüphaneyi de ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Kütüphane hizmetlerinin teknolojik ve sosyolojik dönüşümlere bağlı olarak bireylerin talepleri, ihtiyaçları ve özel gereksinimleri doğrultusunda geliştirildiğini ve çeşitlendirildiğini belirten Ersoy, bu kapsamda yeni kütüphanecilik vizyonuyla AVM, gar, bebek ve tematik kütüphaneler kurduklarını anlattı.
Bakan Ersoy, Antalya’da Bakanlığına bağlı hizmet veren bir il halk, 14 ilçe halk, 2 semt, bir havalimanı, bir turizm seyahat, bir bebek ve çocuk kütüphanesi olmak üzere 20 halk kütüphanesi ile 2 gezici kütüphanenin bulunduğunu söyledi.
Memleketi İbradı’da da bir halk kütüphanesinin açılışını gerçekleştirmekten büyük gurur yaşadığını ifade eden Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İbradı’mıza yenilikçi kütüphane anlayışıyla tam uyumlu hizmet sunan, aynı zamanda yöremizin mimari özelliklerini de yansıtan önemli bir eser, yeni bir kültürel mekan kazandırdık. Daha önce kütüphanecilik hizmetleri açısından çok da uygun olmayan küçük bir mekanda hizmet veriliyordu. Yeni kütüphanemizde ise 2 bin 176 metrekare kapalı alana sahip ve yüzlerce kullanıcımızın aynı anda faydalanabileceği bir yapı oluşturduk. Yeni kütüphanemiz bebek, çocuk ve gençlere özel bölümleri, oyun alanları, konferans ve etkinlik salonu, atölyeleri, bilişim salonu ile yeni nesil bir kütüphane deneyimi imkanı sunuyor.”
“Kütüphanelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz”
Kütüphanede 30 binden fazla kitabın bulunduğunu dile getiren Ersoy, bu koleksiyonu hızla büyütmeye ve çeşitlendirmeye devam edeceklerini vurguladı.
Kütüphanenin kültürel, bilimsel, sanatsal etkinlikler, atölyeler, söyleşiler, aile seminerleri ve farkındalık eğitimleriyle de kente değer katacağını anlatan Ersoy, İbradı’da tüm gençlerin kitaba, kültürel etkinliklere ulaşmasını istediklerini ifade etti.
Ülkenin kültür, sanat ve düşünce hayatına yön verecek, çalışan, üreten ve kendine güvenen nesillerin oluşmasına katkı sağlayacak çalışmaları hayata geçirmeye devam ettiklerini söyleyen Ersoy, şunları kaydetti:
“İnşallah ülkemizin yeni sanatçıları ve bilim insanları bu topraklardan çıkacaktır. Uluslararası sinema festivallerinde ödül alan, dünya sanat çevrelerinin adından saygıyla bahsettiği, bilim dünyasına yön veren gençlerin yetişmesine katkı sağlamak, bizim temel motivasyonumuzdur. Bakanlık olarak her alanda kendini yetiştirmiş, okuyan, yaşadığı çağa değerler üreten nesiller yetiştirmek amacıyla kütüphanelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.”
Ersoy, açılış sonrası kütüphaneyi gezdi ve vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Bir dizi program ve ziyaret için Eskişehir’e gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, cuma namazının ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Burada düzenlenen basın toplantısına Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu ve partiler katıldı.
“10’un üzerinde alt geçit, üst geçit yaptık ve şehrin trafiğini ciddi anlamda rahatladık”
Eskişehir’in de içerisinde bulunduğu Güney Çevreyolu Projesi ve Kuzey Çevreyolu Projesi’ne değinen Bakan Uraloğlu, “Biz hiç AK Parti belediyeciliğiyle Eskişehir’i tanıştıramamışız. Peki Eskişehirlinin bu tercihinden dolayı siz burada merkezi hükümetin yapması gereken yatırımın durduğunu veya yatırım yapmadığını duydunuz mu? Duymadınız. Bakın her tarafı bölünmüş yollarla, ana ulaşım akslarını biz bitirmişiz. Sonra bakın Yüksek Hızlı Tren’i ilk Eskişehir’e getirmişiz, Ankara-Eskişehir arasında. 83 milyar lira sadece Ulaştırma Bakanlığı olarak biz ulaşım, ulaştırma ve iletişim altyapısına burada yatırım yapmışız gerçekten. Eskişehir de buna bağlı olarak sanayisiyle beraber gelişmiş. Şimdi değerli kardeşlerim bakın yine sizin evladınız Allah rahmet etsin Kemal Unakıtan bakanımızın da destekleriyle o gün çevre yolu dediğimiz, artık çevre yolu hükmünü kaybetti. ve oraya 10’un üzerinde alt geçit, üst geçit vesaire yaptık ve şehrin trafiğini ciddi anlamda rahatladık ama artık bu yetmiyor. O zaman bizim daha önce başladığımız bir Güney Çevreyolu Projesi var. Şimdilerde bitirdiğimiz bir de Kuzey Çevreyolu Projesi var. Güneyi bitirmiştik, şimdi kuzeyin de projesini bitirdik. Tabii kuzeyde sadece Eskişehir’in çevre yolundan bahsetmiyoruz. Ankara’dan çıkıp Bursa’ya kadar gidecek olan otoyoldan bahsediyoruz. Yaklaşık 30 kilometrelik. İnşallah Eskişehir’imize hizmet edecek. Neredeyiz? Dediğim gibi projesi bitti. Şimdi önümüzdeki süreçte o yatırım programına alacağız. İnşallah biz bunun bu yakın süreçte yapım çalışmalarına başlamayı hedefliyoruz” dedi.
“Bakanlık olarak biz nerede olmamız gerekirse o noktada olacağız”
Eskişehir’de yapılan yatırımlardan bahseden Bakan Uraloğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Size bir söz versem, malum depremle ilgili sıkıntılarımız oldu ama bazen şunu yaşıyoruz değerli AK Partili kardeşlerim, değerli dava arkadaşlarım. Bazen siyasi talepler hani oradaki bakanlığın veya oradaki genel müdürlüğün öncelikleriyle örtüşmeyebiliyor. Niye? Hani o da kıymetlidir mutlaka, örtüşmeyebiliyor. Orada biz siyasetçiler olarak son kararı elbette veririz. Buradaki çevre yolu talebi yerinde de kıymetli, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde de kıymetli, Bakanlıkta da kıymetli. Onun için bunun yakın takipçisi olacağız hep beraber. Bana burada isteklerini söylediler. Ben şimdi sizin isteklerinizi dinledim, dinliyorum. Sonra benim isteklerim, bizim isteklerimiz olacak. Biz de onu isteyeceğiz. Yani burada şehir içi ulaşım sistemleriyle ilgili başkan adayımız Nebi Bey, milletvekilimiz aynı zamanda. Kısaca burada bahsetti ama çok geniş Eskişehir’imizi bilgilendirdi. ‘Buranın ulaşım projesinin mutlaka çözülmesi, halledilmesi gerekir’ dedi. O noktada da bakanlık olarak biz nerede olmamız gerekirse o noktada olacağız ve projelerini destekleyeceğiz. Şimdi şöyle bir eleştiriyle siz karşılaşıyorsunuz, ben de biliyorum. İşte ‘Alpu yolu çok uzun sürdü’. Doğru, onun gerekçeleri var. Onları ben anlatabilirim size ama hani yapılmış olan işin yerini hiçbir mazeret tutmaz, onun farkındayız. Ama problemleri çözdük. Bundan sonra o yolun ne kadar hızlı ilerlediğini hep beraber göreceksiniz. Onun da yakın takipçisi olacağım. Yine Mihalgazi, Sarıcakaya yolları, orada daha iyi gidiyoruz. Onların yine takipçisi olacağız ve burada en son geçen sene ihalesini yaptığımız Eskişehir Seyitgazi Kırka yolu. Orada da başladık. Orada da inşallah hızlı bir şekilde ilerlemiş olacağız. Yani dolayısıyla bizim şehre dokunmamız gereken, çünkü ana aksları bitirmişiz zaten. Bunlara da biz bakanlık olarak inşallah dokunacağız. Buradaki hızlı tren seferlerine baktım. Doğrudan Eskişehir’e gelip giden seferlerimiz var. İstanbul’a giden seferlerimiz var. Dolayısıyla güzel bir noktada. Ankara’ya yakın, İstanbul’a yakın, sanayisi gelişiyor. Biz de ona mutlu oluyoruz. Binlerce insanı istihdam ediyorsunuz. Yani sağ olasınız. Gerçekten Eskişehir’in böyle de bir kıymeti var.”
“Nebi kardeşimiz 31 Mart’a kadar size emanet, sonra da bize emanet”
31 Mart seçimleri için destek isteyen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle bitirdi:
“Şimdi bizim merkezde 2 tane, taşrada 12 tane, 14 tane ilçemiz var, bir de Büyükşehir, 15 tane ilçemiz var. Şimdi dedim ya biz hiçbir şekilde Eskişehir’i cezalandırmadık. Ama sizden ben şöyle bir isteğim olsun, ricam olsun, Cumhurbaşkanımızın bu elbette talebidir, onun mutluluğu olacaktır. Şurada kaç günümüz kaldı? 15 günümüz kaldı. Bu 15 gün içerisinde bizim kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ana kadememiz şöyle gerçekten burada güzel bir hava yakalamış olduğunuzu çok mutlulukla gördüğümü de söylemek isterim. Yani 15 günü de değerlendirelim. Ondan sonra da inşallah burayı AK Parti belediyeciliğiyle deneyelim. O zaman biz Eskişehirliye şunu söylüyoruz çok net; Bakın ne dedim? Biz hiçbir yatırımı durdurmadık. Hepsine devam ettik. Güzel yatırımlarla ilimizi donattık. Ama şunu unutmayalım değerli kardeşlerim. Bizim özellikle Büyükşehir, ilçeler de kıymetli ama özellikle Büyükşehir’de daha iyi hizmet edebilmemiz için mutlaka AK Parti belediyeciliğiyle ilimizi tanıştırıp, bir 5 senelik süreçte neler yapabileceğimizi görürüz. Eskişehirlere şunu söylüyoruz; şu AK Parti belediyeciliğini bir deneyin. Memnun kalmazlarsa, ki bizim böyle bir şüphemiz yok, yine kendi tercihlerinde devam ederler. Ama inşallah ben inanıyorum ki Eskişehir’i de Türkiye haritasını da ‘turuncuya’ boyayacağız. Burası bizim için kıymetli. Nebi kardeşimiz 31 Mart’a kadar size emanet, Eskişehirliye, sonra da bize emanet.”
“Yapsaydınız bugüne kadar yapardınız”
Eskişehir’in trafik sorununu çözmek için sundukları vaatleri rakip adayın da sunduğunu belirten AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ise, “Bu yola çıkmadan önce üç kere Türkiye’nin büyük araştırma kuruluşlarına Eskişehir’in sorunlarıyla ilgili kamuoyu araştırmaları yaptırdık. Bunların üçünde de en başta trafik sorunu ortaya çıktı. ve sayın bakanımızın da destekleriyle ulaştırma konusunda, şehir içindeki trafiği nasıl azaltırız, nasıl hemşehrilerimizi trafikte daha az vakit geçirtiriz, bu trafik çilesini nasıl bitiririz diye çalışmalar yaptık. Bunlar doğrultusunda çıkan sonuçları da lansman toplantımızda açıkladık. Bu çıkan sonuçlarda öncelikle Eskişehir’de 25 yıldır bir tane katlı kavşağın yapılmadığı ortaya çıktı. Tabii bizi ve hemşehrilerimizi üzen bu kadar büyük araştırma, kuruluşların yaptığı araştırmalarda, trafik sorunu ortaya çıkarken, mevcut belediyenin trafik sorunuyla ilgili hiçbir şey yapmadığı. Bizim lansmanımızdan önce yapamazlar, edemezler, işte bu projeler yapılamaz noktasındayken bizden bir hafta sonra yaptıkları lansmanda aynı şeyleri onların da yapmak istediklerini gördük. ve lansmanlarında bizden kes, kopyala, yapıştır yaparak trafiği rahatlatmak için belli projeler sundular. Tabii biz şunu söylüyoruz; bunları yapmak için 25 sene vaktiniz vardı, yapsaydınız bugüne kadar yapardınız. Bizim projelerimizi yapılabilir buldunuz, sonunda kendi lansmanınıza koydunuz diyoruz” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>Başakşehir 2. Kısım Mahallesi’nde yer alan spor merkezinin açılışına Bakan Bak’ın yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, Başakşehir Kaymakamı Uğur Turan ve vatandaşlar katıldı.
Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Başakşehir deyince akla gençlik geliyor. Burada genç bir başkan var. Gençlerle güzel bir süreç yürütüyor. Gençlik merkezindeki çalışmalarını takip ediyoruz. Gençlik festivalleri bizi mutlu ediyor. Başakşehir’le bakanlık olarak ortak programlar yürütüyoruz. Buradaki tesis yenilendi. Bizim bakanlık olarak en önemli görevimiz bağımlılıkla, kötü alışkanlıklarla mücadele etmek. Bunun için tüm herkesi yaptığımız spor tesislerine davet ediyoruz. Anne, babalar çocuklarını buralara getirsinler, buralar her şeyiyle ücretsiz. Okul sporlarına da büyük yatırımlar yapıyoruz. İstanbul’daki okullarda spor kulüpleri kurduk. Bunların arkasında spor devrimi yaşanması var. Dünya çapında yapılan spor tesisleriyle, sahalarıyla ve pek çok tesisiyle spor devrimi yaşanıyor. Bize düşen salonları doldurup olimpiyatlarda bayrağımızı göndere çekecek sporcuları yetiştirmek. Bunun için yerel yönetimlerle çalışmalar yürütüyoruz. Başakşehir’de başkan güzel çalışıyor, biz de onu destekliyoruz. Gençlerimizin bu tesislerden faydalanmasını sağlıyoruz. Bize projeler getiriyor, binlerce sporcunun yetişeceği bir tesisi yeniden düzenleyip daha üst kalitede bugün hizmete sokacağız.” diye konuştu.
Bak: “Türkiye’nin sporcularını gururla izleyeceğiz”
Türkiye’nin her alanda güçlü bir spor ülkesi olmaya başladığını söyleyen Bakan Bak, şunları kaydetti:
“Türkiye çapında 700’e yakın havuzlar yaptık, 10 bin çocuğumuz yüzme öğrendi. Başakşehir’de çok havuz var. Bu çocukların yüzme öğrenmesi çok önemli. Yetenek taramasıyla ilkokullardaki çocukları değişik spor dallarına yönlendirdik. Her haliyle bir spor devrimi yaşanıyor. Türkiye’nin sporcularını gururla izleyeceğiz. Paris Olimpiyatları’nda sporcularımız İstiklal Marşımızı çaldıracak inşallah. 15 gün önce güreşçilerimiz Avrupa şampiyonu oldu, tekvandoda dünya şampiyonu olduk. Haltercilerimiz, okçularımız, jimnastikçilerimiz… Her alanda güçlü bir spor ülkesi Türkiye geliyor. Benden önceki bakan arkadaşımız da yatırımlar yaptı. Her şeyin talimatını da sayın Cumhurbaşkanımız verdi, bizleri yönlendiriyor. Her alanda gençlerle spor ve kültür imkanı sunacaksınız diyor. “Türkiye Yüzyılı” gençlerin, sporun yüzyılı olacak. Her şeyiyle gençlerin emrindeyiz. Bu tesisin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyoruz. Yenilerini bekliyoruz, size güveniyoruz. 31 Mart’ta da Yasin başkan diyoruz. İstanbul muradına ersin, Murat Kurum gelsin diyoruz. Tatil yapan değil çalışan başkan gelsin, eserler üreten başkan gelsin diyoruz. Ak Parti demek gerçek belediyecilik demek, eser siyaseti ve hizmet demek. İnşallah 1 Nisan’da İstanbul da muradına erecek diyorum.”
Yasin Kartoğlu: “Başakşehir namını Avrupa’ya taşımış oldu”
Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, “Her şey Başakşehirli’ye ve Başakşehir’e yakışan şekilde olmalı. Burası 10 bin metrekare, içinde birçok spor ve sosyal alanın olduğu dev bir kompleks. Gezince muhteşem olmuş diyeceksiniz, buna inanıyorum. Devler gibi projeler için karıncalar gibi çalışıyoruz. Başakşehir birçok alanda merkez olma yolunda ilerliyor. Avrupa başkenti yarışmasında üst üste iki kez finale kaldık. Başakşehir namını Avrupa’ya taşımış oldu. Başakşehir için gerekirse her gün açılış yaparız.” ifadelerini kullandı.
Uğur Turan: “Başkan mekanları inşaa etmiyor, ihya da ediyor”
Kaymakam Turan, başkan Kartoğlu’nun Başakşehir için çok çalıştığını kaydederek, “Başkan mekanları inşaa etmiyor, ihya da ediyor. Sayın valimiz 2 gün önce geldiğinde ‘Başakşehir’e geldiğimde mutlu oluyorum. Burada ben bir şey demeden yapan insanlar var’ dedi.” diye konuştu.
]]>Bursa Atatürk Spor Salonu ve Olimpik Yüzme Havuzu’nun temelini atan Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, ardından Yıldırım Belediyesi tarafından Karapınar Mahallesi’nde hayata geçirilen Gençlik Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Ardından Kestel İlçe Stadyumu’nda incelemelerde bulunan Bakan Bak, milli sporcular, spor kulübü temsilcileri ve üniversiteli gençlerle iftarda buluştu.
“Sporu yaşamın içine dahil eden bir Kestel”
Bursa Milletvekili ve Ak Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürü Süleyman Şahin, Ak Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve milli sporcular ile yüzlerce gencin katıldığı iftar programında konuşan Cumhur İttifakı Kestel Belediye Başkan Adayı Ferhat Erol, sporu yaşamın içine dahil eden bir Kestel için kolları sıvadıklarını söyledi. Mevcut tesislerin revizyonlarından, çok amaçlı kapalı antrenman salonlarına kadar birçok spor yatırımını Kestel’e yakışır şekilde hayata geçireceklerini dile getiren Erol, kadınlara özel bir spor kompleksini de Kestel’e kazandıracaklarının altını çizdi. Kestel’in sporcu yetiştiren bir merkez olması için spor akademisi kuracaklarını anlatan Ferhat Erol, “Gençlik ve Spor Bakanlığımızın katkılarıyla hayata geçirilecek yeni tesislerimizle de Kestelimiz sporun merkezi ve sporcu dostu bir ilçe haline gelecek” diye konuştu.
“Türkiye’de bir spor devrimi yaşanıyor”
Türkiye’nin bir spor devrimi yaşadığının altını çizen Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde 22 yılda yapılan eserlerin ortada olduğunu belirtti. Bu zaman zarfında binlerce spor tesisi yapıldığını ve yapılmaya devam ettiğini hatırlatan Bakan Bak, “Tüm şehirlerimizde olduğu gibi Bursamızda da birçok tesisi hayata geçiriyor, eskiyen tesisleri yeniliyoruz. Yaptığımız yatırımlarla milyonlarca gencimiz spora yöneldi. Uluslararası alanda başarılar elde etmeye başladık. Çocuklarımız spor sayesinde kötü alışkanlıklardan uzak tutuldu” diye konuştu.
Bakan Bak’tan Kestel’e müjdeler
Bursa’nın bir spor şehri olduğuna vurgu yapan Bakan Bak, spor yatırımlarının, gençlik ve spora desteğin devam edeceğini ifade ederek, Kestel’in de spor yatırımlarından hak ettiği payı alacağını söyledi. Kestel’in merkez 5 mahallesinde yapılacak butik spor salonu ve gençlik merkezini Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gerçekleştireceklerinin müjdesini veren Bakan Bak, kırsaldaki beş mahalleye halı saha sözünü verdi. Bakan Bak, bugüne kadar yalnızca yaz aylarında kullanılabilen Alaçam İzcilik Kampı’nı 4 mevsim kullanılabilir hale getirecekleriniz sözlerine ekledi. Kestel Spor Salonu’ndaki iftarda milli sporcular ve gençlerle sohbet eden Bakan Bak ve Başkan Adayı Erol, gençlerin sporla alanında isteklerini de dinlediler. – BURSA
]]>Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Darçiaşvili, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile bir araya gelmekten dolayı memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Üç ülke olarak güçlü bölgesel işbirliğine sahip olduklarını kaydeden Darçiaşvili, “Böylece siyasi diyaloğumuza olan bağlılığımızı ve üçlü formattaki ortaklığımızın önemini ve istikrarını bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu formatın, bölgesel işbirliğinin kapsamlı, etkili ve başarılı mekanizmalarından biri olduğunu belirtmek isterim.” diye konuştu.
Darçiaşvili, üçlü format sayesinde bölgesel ve küresel gelişmelerin ele alınması ve değerlendirilmesinin mümkün olduğunu dile getirdi.
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki işbirliğine ilişkin Darçiaşvili, “Siyaset, ticaret, ekonomi, savunma, kültür, ulaştırma, enerji, modern teknolojiler, turizm ve diğer alanlarda çok boyutlu işbirlikleriyle birbirimize bağlıyız.” dedi.
Toplantıda özelikle bölgesel gelişmeleri ele aldıkları bilgisini paylaşan Darçiaşvili, bölgesel istikrar ve ekonomik kalkınma bağlamında barışın rolüne dikkati çektiklerini kaydetti.
“Güney Kafkasya’da barışı destekliyoruz”
Gürcistan’ın, Güney Kafkasya’da barışı somut bir şekilde desteklediğini aktaran Darçiaşvili, şöyle devam etti:
“Gürcistan, Güney Kafkasya’da barış içinde bir arada yaşamayı güçlü bir şekilde desteklemektedir ve bölgede barışı ve yapıcı işbirliğini geliştirme sürecine katkıda bulunmaya devam etmeye hazırdır. Azerbaycan ve Ermenistan’ın yakın gelecekte anlaşarak barış anlaşması imzalayabileceğini ve bunun bölgede uzun vadeli barış ve istikrarın tesisi açısından bir dönüm noktası olacağını umduğumuzu ifade ettik.”
Toplantıda, Orta Doğu’daki gelişmeleri de ele aldıklarını belirten Darçiaşvili, “(Toplantıda) Gürcistan’ın Orta Doğu’da barışın tesis edilmesi gerektiği ve bunun uluslararası toplumun desteğiyle müzakerelerle sağlanabileceği fikrini desteklediği kaydedildi.” ifadesini kullandı.
Darçiaşvili ayrıca, Gürcistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon sürecinde kaydedilen ilerlemeler hakkında Fidan ve Bayramov’a bilgi verdiğini dile getirerek, toplantıda bölgesel enerji ve nakliye gibi alanlardaki ortak projelerin de öneminin vurgulandığını kaydetti.
Gürcistan olarak, Azerbaycan ve Türkiye ile ortak projelerin daha da geliştirilmesine destek verdiklerini belirten Darçiaşvili, “Söz konusu projeler ülkelerimizin ve bölgemizin dünyadaki işlevini ve rolünü daha da artırmaktadır.” şeklinde konuştu.
Darçiaşvili, üç ülke olarak Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı ile Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı projelerini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiklerini ifade ederek “Enerji kaynaklarının Asya’dan Avrupa’ya taşınması ve Avrupa’nın enerji güvenliğinin sağlanması konusunda Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin rolü özellikle önemlidir.” dedi.
Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan olarak Trans Hazar Koridoru Uluslararası Ulaşım Güzergahı’nı (Orta Koridor) daha da geliştirmek için çalışmaya devam edeceklerine işaret eden Bakan Darçiaşvili, bu yönde Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demir yolu projesinin kısa bir süre içerisinde tamamlanmasının önemli olacağını vurguladı.
Darçiaşvili konuşmasının sonunda, Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin üçlü işbirliğini daha da geliştirmek ve ileriye taşımak için hazır olduğunu söyledi.
]]>İTO’dan yapılan açıklamaya göre, Avdagiç, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın konuk olduğu İTO’nun mart ayı meclis toplantısında değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Yerlikaya’nın İstanbul’da iken hayata geçirdiği, “İş dünyası üretip kazandıkça İstanbul kazanacak” ilkesini, bu kez Türkiye için uyguladığına şahit olduklarını belirten Avdagiç, “Sayın Bakan’ımızın İstanbul Valisi olduğu dönemde şehrimizin asayişine verdiği önem de bu bakımdan çok ciddi bir örnekti. Şimdi bu örneği, Türkiye çapında uyguluyor. Asayişi temin eden, örgütlü yapılara göz açtırmayan, sınırlarımızı güvende tutan operasyonları takdirle izliyoruz.” açıklamasında bulundu.
İTO’nun meslek komitelerinin ve üyelerinin istek ve taleplerini oluşturan 5 konuya dikkati çeken Avdagiç, şu ifadeleri kullandı:
“Biliyorsunuz, ulaşım en çok tüccarı ilgilendiren konu. Biz, İTO olarak, Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nde (UKOME) asli üye olarak temsil edilmenin çok önemli olduğuna inanıyoruz. İkincisi, Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nde yetkinin tek bakanlıkta toplanması gerektiğinin altını çiziyoruz. Böylesine hassas bir konuda çok başlılık önlenmeli. (Üçüncü olarak) Aynı şekilde okul taşıtları ile personel servis araçlarının birlikte değerlendirilmesi ve okul servis aracı yaşlarının personel servis araçlarınınki ile aynı olması hususunun dikkate alınmasını talep ediyoruz. Dördüncü olarak, kiralama yöntemiyle çalınan araçların ’emniyeti suistimal’ suçundan değil ‘organize suç/nitelikli dolandırıcılık’ kapsamında değerlendirilerek KABİS ile entegre bir ‘kara liste’ oluşturulmasına ilişkin Bakanlıkça yürütülen çalışmaların ivedilikle sonuçlandırılmasını bekliyoruz.
Öte yandan üyelerimiz AB’ye uygun olarak, motor numaralarının trafik tescilde aranılan bir zorunluluk olmaktan çıkarılması ile ticari kayıpların önlenmesi amacıyla motor yenileme ve değişim işlemlerinin kolaylaştırılmasının sağlanmasını talep ediyor.”
“Türkiye, enflasyonla mücadelede tarihi bir dönüm noktasından geçiyor”
Şekib Avdagiç, geçen hafta, 12 yıl aranın ardından Türkiye’nin kredi notunun artırıldığını anımsatarak, şu açıklamalarda bulundu:
“Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi notunu ‘B’den ‘B+’ya yükseltti, not görünümünü de durağandan pozitife çevirdi. Türkiye, enflasyonla mücadelede tarihi bir dönüm noktasından geçiyor. Hazine ve Maliye Bakanı’mız Mehmet Şimşek’in de ifade ettiği gibi, ‘Dezenflasyon, zaman ve kararlılık gerektiriyor’. Fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar iş dünyası olarak sabırla ve azimle desteğimizi sürdüreceğiz.”
Avdagiç, genelde ekonomi yönetiminin ve özelde TCMB’nin fiyat istikrarı ve finansal istikrar için kararlılıkla uyguladığı dezenflasyonist politikaların üretim ve ihracat tarafında baskı oluşturduğunu ve fedakarlıklar gerektirdiğini bildiklerini anlattı.
Bu fedakarlıklara katlanılmaması durumunda enflasyonu düşürmenin çok zor olacağını vurgulayan Avdagiç, enflasyonla mücadelede, kamu ve özel tüm kesimlerin üzerine düşeni eksiksiz yapmak zorunda olduğunu bildirdi.
Avdagiç, “Enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilmesi zor ama imkansız değildir. Öncelikle hepimizin buna inanması gerekiyor. Türkiye nasıl ki, enflasyonu 2002’deki yüzde 45 seviyesinden 2004’te yüzde 10’a ve sonra da yüzde 10’un altına indirdiyse, bugünkü yüksek enflasyonun da iki yıl içinde hedeflendiği şekilde tek haneye indirilmesi mümkündür.” ifadelerini kullandı.
“Rakamlar, cari açıktaki düşüş eğiliminin süreceğine işaret ediyor”
İTO Başkanı Avdagiç, iç talebin yanı sıra dış dengede de tablonun olumluya döndüğünü anlattı.
Küresel ekonomideki zayıf seyre rağmen yılın ilk iki ayında ihracatın yüzde 8,5 arttığını, ithalat hacminin ise yüzde 15,5 daraldığını kaydeden Avdagiç, “Böylece 2024’ün iki aylık dış ticaret açığı da 26 milyar dolar seviyesinden yüzde 50 düşüşle 13 milyar dolara geriledi. Şubat itibarıyla son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,6 artarak 260 milyar dolara dayandı. Bu rakamlar, cari açıktaki düşüş eğiliminin süreceğine işaret ediyor.” açıklamasında bulundu.
Şekib Avdagiç, Kasım 2023’te 50 milyar dolar sınırının altına inen ve aralıkta 45 milyar dolar bandına düşen 12 aylık cari açığın gelecek aylarda 40 milyar doların da altına inmesini beklediklerini ifade ederek, “Cari açığın azalması, döviz talebini aşağı çekerken, dış kırılganlıkların da azalmasına yol açacaktır. Yaz aylarıyla birlikte turizm geliriyle beraber Türkiye’nin yeniden cari fazla verir konuma ulaşacağını öngörüyoruz.” ifadesini kullandı.
]]>İTO’dan yapılan açıklamaya göre, Avdagiç, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın konuk olduğu İTO’nun Mart ayı Meclis toplantısında değerlendirmelerde bulundu.
Avdagiç, Bakan Yerlikaya’nın İstanbul’da iken hayata geçirdiği, ‘İş dünyası üretip kazandıkça İstanbul kazanacak’ ilkesini, bu kez Türkiye için uyguladığına şahit olduklarını kaydetti. Avdagiç, “Bakanımızın İstanbul Valisi olduğu dönemde şehrimizin asayişine verdiği önem de bu bakımdan çok ciddi bir örnekti. Şimdi bu örneği, Türkiye çapında uyguluyor. Asayişi temin eden, örgütlü yapılara göz açtırmayan, sınırlarımızı güvende tutan operasyonları takdirle izliyoruz” dedi.
Avdagiç, konuşmasında İçişleri Bakanlığı’na yönelik olarak İTO’nun meslek komitelerinden ve üyelerinden ulaşan 5 temel konuya da dikkati çekti. Avdagiç, şunları söyledi: “Biliyorsunuz, ulaşım en çok tüccarı ilgilendiren konu. Biz, İTO olarak, Ulaşım Koordinasyon Merkezi UKOME’de asli üye olarak temsil edilmenin çok önemli olduğuna inanıyoruz. İkincisi, Okul Servis Araçları Yönetmeliği’nde yetkinin tek bakanlıkta toplanması gerektiğinin altını çiziyoruz. Böylesine hassas bir konuda çok başlılık önlenmeli. Aynı şekilde okul taşıtları ile personel servis araçlarının birlikte değerlendirilmesi ve okul servis aracı yaşlarının personel servis araçlarınınki ile aynı olması hususunun dikkate alınmasını talep ediyoruz. Dördüncü olarak, kiralama yöntemi ile çalınan araçların ’emniyeti suistimal’ suçundan değil ‘organize suç/nitelikli dolandırıcılık’ kapsamında değerlendirilerek KABİS ile entegre bir ‘kara liste’ oluşturulmasına ilişkin Bakanlıkça yürütülen çalışmaların ivedilikle sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Öte yandan üyelerimiz AB’ye uygun olarak, motor numaralarının trafik tescilde aranılan bir zorunluluk olmaktan çıkarılması ile ticari kayıpların önlenmesi amacıyla motor yenileme ve motor değişim işlemlerinin kolaylaştırılmasının sağlanmasını talep ediyor.”
“Türkiye, enflasyonla mücadelede tarihi bir dönüm noktasından geçiyor”
Konuşmasında İstanbul iş dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, 12 yıl aranın ardından geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin kredi notunun artırıldığını hatırlattı. Avdagiç, “Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi notunu ‘B’den ‘B+’ya yükseltti, not görünümünü de ‘durağan’dan ‘pozitif’e çevirdi. Türkiye, enflasyonla mücadelede tarihi bir dönüm noktasından geçiyor. Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in de ifade ettiği gibi, ‘Dezenflasyon, zaman ve kararlılık gerektiriyor’. Fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar iş dünyası olarak sabırla ve azimle desteğimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Avdagiç, genelde ekonomi yönetiminin ve özelde Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrar için kararlılıkla uyguladığı dezenflasyonist politikaların üretim ve ihracat tarafında baskı oluşturduğunu ve fedakarlıklar gerektirdiğini bildiklerini söyledi.
Şekib Avdagiç, “Ancak şunu da biliyoruz ki, bugün bu fedakarlıklara katlanmazsak, enflasyonu düşürmemiz çok zor. Enflasyonla mücadelede, kamu ve özel tüm kesimler üzerimize düşeni eksiksiz yapmak zorundayız. Enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilmesi zor ama imkansız değildir. Öncelikle hepimizin buna inanması gerekiyor. Türkiye nasıl ki, enflasyonu 2002’deki yüzde 45 seviyesinden 2004’te yüzde 10’a ve sonra da yüzde 10’un altına indirdiyse, bugünkü yüksek enflasyonun da iki yıl içinde hedeflendiği şekilde tek haneye indirilmesi mümkündür” dedi.
“Rakamlar, cari açıktaki düşüş eğiliminin süreceğine işaret ediyor”
İTO Başkanı Avdagiç, iç talebin yanı sıra dış dengede de tablonun olumluya döndüğünü kaydetti. Avdagiç, “Küresel ekonomideki zayıf seyre rağmen yılın ilk iki ayında ihracatımız yüzde 8,5 artarken, ithalat hacmi yüzde 15,5 daraldı. Böylece 2024 yılının iki aylık dış ticaret açığı da 26 milyar dolar seviyesinden yüzde 50 düşüşle 13 milyar dolara geriledi. Şubat itibariyle son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,6 artarak 260 milyar dolara dayandı. Bu rakamlar, cari açıktaki düşüş eğiliminin süreceğine işaret ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Şekib Avdagiç, Kasım 2023’te 50 milyar dolar sınırının altına inen ve aralıkta 45 milyar dolar bandına düşen 12 aylık cari açığın, önünüzdeki aylarda 40 milyar doların da altına inmesini beklediklerini vurgulayarak, “Cari açığın azalması, döviz talebini aşağı çekerken, dış kırılganlıkların da azalmasına yol açacaktır. Yaz aylarıyla birlikte turizm geliriyle beraber Türkiye’nin yeniden cari fazla verir konuma ulaşacağını öngörüyoruz” dedi. – İSTANBUL
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Ticaret Odası’nın Mart ayı toplantısına katıldı. Toplantıda Bakan Yerlikaya’ya Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, ticaret odası üyeleri ile iş insanları eşlik etti.
“Onları yakalayıp nefeslerini kesip, diz çöktürüp adalete teslim etmekte kararlıyız”
Programda konuşan Bakan Yerlikaya, göreve geldiği günden itibaren yaptığı operasyonlarla ilgili bilgi vererek, “1 Haziran-12 Mart yani göreve geldiğimizden beri kırsalda yapılan operasyonlar, şehir operasyonları toplam 22 bin 234 operasyonda 817 terörist etkisiz hale getirildi. Tüm detaylar var. İstanbul’da 283 şehir operasyonda 87 terörist etkisiz hale getirmiş. Yurt dışına da kaçsa yerin dibine de girse, gökyüzüne ayada gitse bu milletin desteği ve duası ile bizim üzerimizde olduğu müddetçe onları yakalayıp nefeslerini kesip, diz çöktürüp adalete teslim etmekte kararlıyı” dedi.
“Gri listeden ilk biz çıkacağımızı ümit ediyoruz çünkü yapmamız gereken tüm her şeyi yaptık”
Türkiye’nin gri listeden çıkacağını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Gri listenin alt parametre olarak kırk maddesi var, biz geldiğimizde dördü kalmıştı, 3’ü İçişleri, 1’i Adalet Bakanlığında. Bunların tamamını bitirdik biz. Tabii bu yaptığımız, birazdan yapacağımız organize suç örgütleriyle ilgili, diğer bu finansmanla ilgili yapılanların her biri sadece bunları siz görmüyorsunuz ki tüm dünya bunu izliyor, onlar da görüyor, söylüyorlar. Bunlarla ilgili yurtdışı basınında çok enteresan kalemler yazı yazıyor ve bütün bunlar öyle olumlu bir tesir yapıyor ki Nisan ayında, Mayıs’ın ilk haftalarında bu komisyon gelecek yerinde son değerlendirmesini yapacak ve Haziran’ın ilk haftasında da gri listeden ilk biz çıkacağımızı ümit ediyoruz. Çünkü yapmamız gereken tüm her şeyi yaptık. Eğer Mehmet Şimşek Bakanımızın da ifade ettiği gibi ‘halen’ diye bir karar alıyorlarsa bu da bizimle ilgili siyasi bir duruşla ilgilidir ki biz öyle bir şey yapacaklarına da ihtimal vermiyoruz, vermek istemiyoruz” şeklinde konuştu.
“Gri listenin olumlu hale gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi finansmanla ilgili uygulamamız”
Terörün finansman kaynağı olan uyuşturucuya yapılan operasyonların detaylarını paylaşan Bakan Yerlikaya, “Yurtdışında suç işlemiş, 10 ay içerisinde şimdilik 377 şahıs yakalandı. Bunlarda burada suç işlediği netse önce diyoruz ki bu millet senden hakkını alacak. Kim istedi seni diyoruz? İstediği ülkeye teslim ediyoruz. Gri listenin olumlu hale gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi finansmanla ilgili uygulamamız. Zehir tacirlerinde baronundan en büyüğüne kadar sokakta daha dün iş başlamış, fişekçi, torbacı biz buna ar cephesi diyoruz. Ar cephesi ile uğraşmak benim işim, bizim işimiz. Esrardan sentetik kenevire varana kadar toplam 114 tondur. Adet olarak sayılanlar bilançomuzda 38 milyon adet, kök olarak da 155 milyon kök. Mal varlığına karşı olan suç yüzde 20 düştü. Her 10 olaydan biz kişilere karşı işlenen suçlarda aydınlatma oranımızı bu kadar düşürebildik. Cinayette aydınlatma oranımız yüzde 99’un üstünde, yüzde 99 buçuk” ifadelerini kullandı.
“2 buçuk yıl sonra Vatan’daki ve en az 20’ye yakın binanın hepsi buraya gelecek”
2 buçuk yıl sonra İstanbul Emniyeti’nin yeni yerine taşınacağını söyleyen Bakan Yerlikaya, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızla oturduk, protokol yaptık. İhale süreci devam ediyor. 2 buçuk yıl sonra Vatan’daki ve en az 20’ye yakın binanın hepsi Hasdal’da yapılan yeni emniyet binasına gelecek. Biz Türkiye Yüzyılı’nda, huzurun yüzyılında Türkiye’nin huzuru İstanbul’dan başlar sözümüzle bu mekanı sizlerin de şahitliğinde açmak bizlere nasip olsun. Bizim ülkemizdeki düzenli göçmen sayısı 4 milyon 505 bin, Suriyeli ikamet izinli, uluslararası koruma, bu da İstanbul 1 milyon 91 bin” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 63 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 229’u Irak’ın kuzeyinde, 353’ü ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 582’ye ulaştığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, son olarak geçen hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı teröristin, Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğu bilgisini verdi.
Aktürk, Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini kaydetti.
34 bin 447 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu 138 kişinin yakalandığını, 2 bin 861 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini aktardı.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1747’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 34 bin 447 olmuştur.” dedi.
Askeri heyet Mogadişu’yu ziyaret etti
TSK’nın ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlamayı da sürdürdüğünü ifade eden Aktürk, Türkiye ile Somali arasında imzalanan, “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” kapsamında ikili askeri işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik olarak MSB ile Deniz ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı temsilcilerinden oluşan heyetin 5-8 Mart arasında Mogadişu’yu ziyaret ettiğini belirtti.
İsrail’in, ramazan ayının hassasiyetini de göz ardı ederek Filistinli sivilleri hedef almaya devam ettiğine dikkati çeken Aktürk, İsrail’in uyguladığı bu katliama derhal son vermesi gerektiğini vurguladı.
Bakan Güler’den, Irak’a resmi ziyaret
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, bugün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ile Irak’a resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi.
Bakan Güler’in yarın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hakkari ziyaretine refakat edeceğini aktaran Aktürk, Bakan Güler’in, 16 Mart’ta Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü kapsamında bakanlıkta düzenlenecek törene katılacağını, ardından şehit aileleri ile gaziler ve aileleriyle iftar yemeğinde bir araya geleceğini ifade etti.
Aktürk, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi etkinlikleri kapsamında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yüzer unsurları ile Çanakkale Boğazı’nda denizde geçit töreni ve Çanakkale Deniz Müzesinde ULUÇALİREİS müze denizaltısının açılışının gerçekleştirileceğini söyledi.
18 Mart’taki etkinlikler kapsamında ayrıca SOLOTÜRK tarafından Çanakkale’de hava gösterisi ve muharip uçak geçişi de yapılacağını bildiren Aktürk, Mehteran Birlik Komutanlığınca da konser düzenleneceğini dile getirdi.
Savunma sanayisi
Aktürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.
Tuğamiral Aktürk, ilk milli fırkateyn TCG İstanbul’a entegrasyonu yapılan Milli Dikey Lançer Atım Sistemi (MİDLAS) ile HİSAR-D Kontrol Test atışının, 10 Mart’ta Sinop açıklarında başarıyla icra edildiğini hatırlattı.
Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “Zırhlı Tanksavar Aracının (UMTAS CİRİT/Paletli)” muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını aktaran Aktürk, ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında imzalanan “8 Adet Liman Kontrol Botu Projesi” kapsamında, yerli ve milli asayiş ve emniyet botu ASBOT’un 7’ncisinin 9 Mart’ta teslim edildiğini kaydetti.
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Anonim Şirketinin 74’üncü kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Aktürk, bakanlığa bağlı kuruluş olan MKE’nin hayata geçirdiği önemli projelerle ülkenin gücüne güç kattığını ifade etti.
(Sürecek)
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 63 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 229’u Irak’ın, 353’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 582 olmuştur. Son olarak geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yolu Türk adaletine teslim olmaktır” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk, Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi ve Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini belirtti. Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğuna dikkati çeken Aktürk, “Hudutlarımızda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 138 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 2 bin 861 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 747’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 34 bin 447 olmuştur” diye konuştu.
Aktürk konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ülkemiz ile Somali arasında imzalanan ‘Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’ kapsamında ikili askeri iş birliğimizi daha da güçlendirmeye yönelik Bakanlığımız ile Deniz ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı temsilcilerinden oluşan bir heyet, 5-8 Mart tarihleri arasında Mogadişu Somali’ye ziyaret gerçekleştirmiştir.”
“İsrail, uyguladığı bu katliama derhal son vermelidir”
Tuğamiral Aktürk ayrıca, İsrail’in Ramazan ayının hassasiyetini de göz ardı ederek Filistinli sivilleri hedef almasını eleştirdi. Aktürk, “İsrail, uyguladığı bu katliama derhal son vermelidir” dedi.
Bakan Güler’in Irak ziyareti
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in bugün ve yarın gerçekleştireceği programını aktaran Aktürk, “Bakanımız bugün Dışişleri Bakanı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ile Irak’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecektir. Bakanımız yarın Cumhurbaşkanımızın Hakkari ziyaretine refakat edecek, 16 Mart’ta ise Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü kapsamında Bakanlığımızda düzenlenecek törene katılacak, ardından şehit aileleri ile gazilerimiz ve aileleriyle iftar yemeğinde bir araya gelecektir” açıklamasında bulundu.
Personel ve askeri öğrenci alım faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Tuğamiral Aktürk, “1 Mart’ta başlayan Milli Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarında istihdam edilmek üzere 2024 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Başvuruları 17 Mart’ta sona erecektir” şeklinde konuştu.
Güvenlik Zirvesi’nin ikincisi bugün Irak’ta yapılacak
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise, Bakan Yaşar Güler’in Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile Irak’a yapacağı ziyaret ve kısa süre önce Türk askerlerinin sınır ötesinde Iraklı yetkililerle yaptığı toplantıya ilişkin sorular üzerine şunları söyledi:
“Geçtiğimiz aralık ayında Ankara’da Iraklı yetkililerle bir Güvenlik Zirvesi gerçekleştirilmişti. Bu zirvenin ikincisi bugün Irak’ta yapılacak. Bu görüşmelerde güvenlik ve askeri iş birliği konuları öncelikli olmak üzere terörle mücadelede ortak bir anlayış geliştirilmesi ele alınacaktır. Ankara’daki toplantıda terör örgütü PKK’nın her iki ülke için de ‘ortak tehdit’ olduğu vurgulanmıştı. Bu zirvede terörle mücadelede ve hudut güvenliğinde görüş alışverişinde bulunulacak ve ayrıca enerji gibi farklı konular da konuşulacak. Türk komutanların sınır ötesinde yaptığı toplantı ise Pençe-Kilit Harekat bölgesinin sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Iraklı yetkililerle olan toplantıda, Irak-Türkiye sınır hattının güvenliği ele alınırken, Irak vatandaşlarının güvenliğini arttırmaya yönelik tedbirler de görüşüldü. Önümüzdeki dönemde bu tarz iş birliği ve koordinasyon toplantıları devam edecektir.”
Yunanistan ile Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı
Bakanlık kaynakları, Yunanistan ile gerçekleştirilecek Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı’nın takviminin belli olup olmadığı sorusuna, “Yunanistan ile karşılıklı olarak pozitif gündeme odaklandığımız bir dönem içerisinde bulunmaktayız. İki taraf arasında oluşan pozitif diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladığımız bu dönemde çözüm odaklı bir yaklaşımla dürüst ve yapıcı bir ilişki tesis etmenin iki ülkenin de yararına olacağına inanıyoruz. Bu bakımdan Güven Artırıcı Önlemler toplantılarını da özellikle önemsiyoruz. Güven Artırıcı Önlemler toplantılarının iki taraf arasında diyaloğun sürdürülmesi açısından önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz ve bu doğrultuda bir sonraki toplantının nisan ayının sonunda Atina’da gerçekleştirilmesine yönelik planlama yapıldı. Türkiye olarak adımlarımızı bu çerçevede atıyor, bununla birlikte milli menfaatlerimizden taviz vermeme konusundaki kararlılığımızı sürdürdüğümüzü her fırsatta yineliyoruz” cevabını verdi.
Türkiye’nin F-35 tercihindeki son durum
Bakanlık kaynakları, Türkiye’nin F-35’e geri dönüp dönmeyeceğine dair sorular üzerine ise, “Şu an için F-35 konusunda her iki ülkenin tutumunda bir değişiklik bulunmamaktadır. Bakanımızın da ifade ettiği gibi F-35 konusunda ödediğimiz parayı geri alabileceğimizi düşünüyoruz. Bu konuda da görüşmeler devam etmektedir. Bizim bu aşamada KAAN’a odaklanmamız lazım” dedi.
Eurofighter konusundaki son durum
Bakanlık kaynakları, İngiltere’den talep edilen Eurofighter uçaklarındaki son duruma ilişkin soru üzerine, “Eurofighter teminine yönelik girişimlerimiz devam etmektedir. Bu konuda Birleşik Krallık yetkilileri ile Alman yetkililer görüşmeleri sürdürmektedir. Bizim beklentimiz müttefiklerimizin ittifakın ruhuna ve ortak güvenlik perspektifine uygun kararlar almasıdır. Biz olumlu sonuç alınacağına inanmaktayız” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Temaslarda bulunmak üzere Karabük’e gelen Bakan Özhaseki, Valiliği ziyaretinde Vali Mustafa Yavuz, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, Belediye Başkanı Rafet Vergili, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya, daire amirleri ve ilgili kurum müdürleri tarafından karşılandı.
Kentte yürütülen çalışmalar hakkında brifing alan Özhaseki, daha sonra Kent Meydanı’ndaki Millet Bahçesi şantiyesi ile Kartaltepe Mahallesi’nde “İlk Evim İlk İş Yerim” proje alanını inceledi.
Özhaseki, Kemal Güneş Caddesi’nde esnaf ziyaretinde bulunduktan sonra AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti.
Burada konuşan Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun unutulmaması gerektiğini belirterek, şehirleri olası depreme hazırlıklı hale getirmek için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Özhaseki, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından devletin kurumları ve vatandaşların bir araya gelmesiyle dayanışma örneği sergilendiğini dile getirerek, “Şimdi de zaten 300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor. İnşallah 1-1,5 sene içerisinde bütün hak sahiplerinin tamamının hakkını vermiş oluruz diye düşünüyorum. 4 bin 333 köyde şu anda çelikten köy evleri yapılıyor. 1000’den fazla şantiyemiz var, 110 bin kişilik orduyla çalışıyoruz orada. 46 bin konut teslim ettik. İnşallah ayın 19’unda kura çekimiyle 30 bini daha hak sahiplerine dağıtacağız. 76 bin teslim edilmiş olacak. Sonra bir ay sonrasından başlamak üzere de her ay 10-15 bin konutu hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Kentsel dönüşümün önemine değinen Özhaseki, “Her yerde kentsel dönüşümü anlatıyoruz ve bu işin de hızlanması gerektiğini ifade ediyoruz. Kentsel dönüşümün doğru yapılabilmesi, hızlı yapılabilmesi, bir an önce sonuca ulaşılabilmesi için üç ayağı var. Birincisi bakanlık, ikincisi belediye başkanlığı, üçüncüsü de vatandaş tarafı. Bu üç temel ayak bu konuda anlaşır, doğru adım atarsa emin olun önümüzde dağlar durmaz. Çok hızlı bir şekilde kentsel dönüşümü yaparız. Ama bunlardan biri eksik olursa doğrusu yapacak hiçbir şeyimiz kalmıyor.” ifadelerini kullandı.
Özhaseki, kentsel dönüşümün tüm Türkiye’de hızlı şekilde yapılması için Bakanlık olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Kapıyı açtık. Hangi partili gelirse gelsin, yeter ki kentsel dönüşüm yapsın. Başımızın üstünde yeri var. Para vermeye hazırız. Hazine arazisi vermeye hazırız. TOKİ’miz emrinde. Sonuna kadar beraber çalışalım diye de zaten ilan ediyoruz.
Buna mani olan insanlar zamanında çok oldu. Bazen anlatıyorum. Hatay’da bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya, şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar. Üstelik de Hatay’a kadar gidip orada işi başlatmak üzere çok da emek vermiştim. Çok kısa bir süre sonra deprem oldu. Emek Aksaray Mahallesi’nde bir tek kardeşimiz dahi yaşamıyor şimdi. Mani olanlar bilmiyorum ki vicdanı var mı? Özellikle bunu vurgulamak istiyorum.”
Kentsel dönüşümde belediyelerin rolünden bahseden Özhaseki, şunları kaydetti:
“Hangi mahallede kentsel dönüşüm yapılması icap ediyor, onu daha iyi bilir. Bunu belediyelerimizin hazırlaması lazım. Oradaki hazırlıkları yaptıktan sonra Bakanlığa gelip müracaat edip, ‘Gelin beraberce bu işi yapalım.’ demesi lazım. Ama bizim tembel belediye başkanları suçu atmak için şöyle yapıyorlar; ‘Efendim Bakanlık gelsin, bu işleri yapsın.’ Tamam zaten onun için oradayız da 250 kişilik kadromuz var. 10 binden fazla mahalle var. Sizin binlerce elemanınız var. Kendi mahallenizi daha iyi biliyorsunuz. Oy istemeye gelince istiyorsunuz insanlardan. Büyük vaatlerde bulunmaya, uydurmaya gelince uyduruyorsunuz, bir sürü lafları arka arkasına sıralıyorsunuz. Gidin o mahallelerde bir çalışın. İnsanlarla bir görüşün. Alanı bir hazırlayın. Bizim istediğimiz hale getirin. Biz para vermeye de hazırız, arazi vermeye de hazırız, TOKİ’yle gelip yapmaya da hazırız. Özellikle bizim CHP’li belediyeler; İzmir’deydim geçen gün. ’25 senedir buradasınız. 25 tane binayı dönüştürdünüz mü?’ Cevap yok.”
“Deprem siyaset üstü bir meseledir”
Özhaseki, kendilerine gelen herkese tüm imkanları sonuna kadar seferber edeceklerinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem siyaset üstü bir meseledir. A partisi, B partisi, C partisi olmaz. Yani şimdi AK Parti iktidarda ve ben Bakanlığı temsil ediyorum. A’dan Z’ye hangi partili belediye başkanı varsa lütfen mahallelerini çalışsın. Çöküntü alanlarını belirlesin. Depremde ilk yıkılacak yerleri ortaya koysun. Vatandaşla görüşsün. Sonra gelsin bize desin ki ‘Buraya gelin, beraber bir çalışma yapalım’. Elimizde imkan neyse sonuna kadar seferber etmeye hazırız.”
Daha sonra AK Parti İl Başkanlığınca düzenlenen iftar programına katılan Bakan Özhaseki, yaptığı konuşmada, dünyada deprem riski taşıyan ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu söyledi.
Evlerin bir an önce dönüştürülüp depreme dirençli hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Özhaseki, “Bakanlık olarak biz hazırız. Elimizde ne kadar imkan varsa bunu seferber etmeye hazırız.” dedi.
Özhaseki, Karabük’ü geleceğe hazırlamaya hazır olduklarını dile getirerek, “Biz varız. İnşallah sizler de önümüzdeki seçimlerde sizin için çalışacak, kentsel dönüşümü birinci iş edinecek Özkan (Çetinkaya) kardeşimizi seçerseniz ben de sonuna kadar ona destek vermeye hazırım.” diye konuştu.
Millet Bahçesi ve TOKİ konutlarının yapımının devam ettiği alanda incelmelerde bulunduklarını anlatan Özhaseki, çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği her sözü yerine getirdiğinin altını çizen Özhaseki, kendilerinin de bu doğrultuda çalıştıklarını sözlerine ekledi.
“Karabük’te yerel bir kalkınma hamlesi başlayacak”
AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya da 22 yıldır Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdikleri desteklerden dolayı Karabüklülere teşekkür etti.
İlde hükümetin yatırımlarının paralelinde yerel kalkınma hamlesinin başlayacağını belirten Çetinkaya, “Karabük’e ilk çıktığımız günde dediğimiz gibi şehri imar, gönülleri ihya edeceğiz. Karabük’ü hak ettiği yere hep beraber getireceğiz. Desteklerinizle inşallah en genç belediye başkanı olacağım. Sizlere söz veriyorum; en genç ama en çok çalışan, en çok hizmet üreten, en çok proje ortaya koyan ve hemşehrilerimin gönlüne en çok dokunan belediye başkanı olacağım.” ifadelerini kullandı.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Sancaktepe Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezinde düzenlenen “İstanbul ve Sancaktepe’nin Huzuru” adlı programda bakanlık olarak gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında bilgiler verdi. Asayişten, teröre, zehir tacirliğinden düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığına kadar yaptıkları faaliyetlerden bahseden Yerlikaya, son terörist kalmayıncaya kadar operasyonların devam edeceğini belirtti.
“Önle ve yakala”
Bakan Yerlikaya, İçişleri Bakanlığının görev tanımı ile ilgili, “Suç türleri ile ilgili bizim bakanlığımızın iki görevi var. İçişleri Bakanlığı’nın görevleri nedir denirse iki kelime; önle ve yakala. Ceza kanununda suç türlerinin tamamı ile ilgili bizim bir duruş şeklimiz var. Bunları önlememiz lazım. Bunların işleyişine giden yolları tıkamamız ve önlememiz lazım. İkincisi suç işlenmesini önleyemedik o zaman ne yapmamız lazım? Bunu yapanları arkadaşlarımızla yakalayıp adalete teslim etmem lazım. Biz öyle büyük bir aileyiz ki, 783 bin kilometrekare vatan alanında mavi vatanda denizlerimizde ve çevrimiçi dünyada yani sanal vatanda orada da bizim haklarımızı, hukuklarımızı orada da huzurumuzu korumakla ilgili görevlerimiz var” ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya, ” Suriye’de Mehmetçiğimiz teröristleri hareket ettirmiyor. MİT ne yapıyor? Nokta operasyonları yapıyor. İçişleri Bakanlığı ne yapıyor? Hem şehrimizde hem kırsalımızda 22 bin 234 operasyon yaptık. 817 terörist etkisiz hale getirildi” dedi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya 2016’da 2 bin 322 eylem olduğunu 2023’te bu sayının 88, 2024 yılı içinde 12’ye düştüğünü belirtti.
“Bize yan bakma cüreti gösteren örgütlere düz bakmak gibi bir niyetimiz yok”
Bakan Yerlikaya, “Tüm suç türleri ile ayrım yapmadan mücadele ediyoruz. Ama bizim için motosiklet hırsızlığına bakışımızla DEAŞ’a bakış açımız, PKK’ya bakış açımız aynı mı? Evrakta aynı. Ama şunu söyleyeyim. Bize yan bakma cüreti gösteren örgütlere düz bakmak gibi bir niyetimiz yok. Bunların tamamını etkisiz hale getirmek, götürüp adalete teslim etmek için İçişleri olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz” dedi.
İstanbul’da yaptıkları operasyonlarla ilgili bilgi veren Bakan Yerlikaya, İstanbul’da 278 şehir operasyonu yaptıklarını, 79 teröristin sağ olarak yakalanıp adalete teslim edildiğini belirtti. Sancaktepe’de FETÖ’ye 151, DEAŞ terör örgütüne 101 operasyon yapıldığını açıklayan Bakan Yerlikaya, Türkiye’de 128, İstanbul’da 8 terör eyleminin önlendiğini ayrıca yapılan operasyonlarla çeşitli organize suç şebekelerinin çökertildiğini belirtti.
Asayiş olaylarına ilişkin bilgi veren Bakan Yerlikaya hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, kasten öldürme, cinsel suçlar ve diğer suçlardan Sancaktepe’de 486 İstanbul’da 27 bin 191 kişinin yakalandığını belirtti.
Göç konusunda İstanbul’da düzensiz göçmen kaçakçılarına yönelik 499 operasyon yaptıklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, düzenli göçmen sayısının 1 milyon 90 bin olduğunu belirtti. Parmak izi uygulaması ile kişinin kimlik bilgilerinin belirlendiğini, öğrenci, turist ise kontrolden sonra bırakıldığını kaçak ise ülkesine gönderildiğini ifade etti. – İSTANBUL
]]>Uraloğlu, TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünde Boji Üretim Fabrikası’nın açılışında yaptığı konuşmada hem demir yolu ağının hem de milli demir yolu sanayiinin gelişimi açısından çok önemli başarılar kaydettikleri bir gün geçirdiklerini söyledi.
Demir yolu araçlarının en önemli bileşeni olan Boji Üretim Fabrikası’nı açarak 74 yıl sonra TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğüne fabrikayı kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirten Uraloğlu, “2019 yılında Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sivas ziyaretinde, ülkemizde yapılan tüm proje ve yatırımlara engel olmaya çalışanlara karşı ‘TÜRASAŞ’ı inadına büyüteceğiz’ demişti. Sivas’a verilen sözü tuttuk ve 74 yıl aradan sonra TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünün kapasitesi ve iş çeşitliliğini arttıracak büyük bir fabrikayı hayata geçirdik.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde 2002 yılından itibaren demir yollarını bir devlet politikası olarak ele aldıklarını ve öncelikli sektör belirlediklerini vurgulayan Uraloğlu, “Demir yolu hatlarımızın limanlara, havaalanlarına, lojistik merkezlere bağlantısını sağlayarak demir yollarımızı kombine taşımacılığa uygun yeni bir anlayışla ele aldık. Sadece doğu-batı hattında değil, kuzey-güney kıyılarımız arasında da demir yolu ulaşımını ekonomiye katkı sağlar hale getirdik ve getirmeyi planladık. Son 22 yılda demir yollarına 57 milyar doların üstünde yatırım gerçekleştirdik. Demir yollarımızın tamamını elden geçirdik ve yeniledik.” ifadelerini kullandı.
“2 bin 252 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik”
Uraloğlu, tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nı inşa ettiklerini dile getirerek şunları kaydetti:
“İstanbul Boğazı’nın altından geçen MARMARAY ile Londra’dan Pekin’e kadar Asya ile Avrupa kıtaları arasında kesintisiz, en güvenli, kısa ve ekonomik uluslararası demir yolu koridorunu oluşturduk. 2002 yılında 10 bin 948 kilometre olan hat uzunluğumuzu 13 bin 919 kilometreye yükselttik. 2 bin 252 kilometre hızlı tren ağını inşa ettik. 2 bin 505 kilometre olan sinyalli hat uzunluğumuzu 8 bin 46 kilometreye, 2 bin 122 kilometre olan elektrikli hat uzunluğunu 7 bin 142 kilometreye çıkardık. Ülkemizi, yarım asırlık hayalimiz olan yüksek hızlı tren işletmeciliği ile tanıştırdık ve Avrupa’da 6. dünyada 8. hızlı tren işletmecisi yaptık. Geçen yıl hizmete aldığımız Ankara-Sivas hızlı tren hattımızla da açıldığı günden bu yana yaklaşık 900 bin insanımızı bu güzergahta taşıdık.”
“Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’yu kendi tersanelerimizde ürettik”
Türkiye’nin üretilen milli teknoloji ürünleriyle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, “Togg ile kendi arabamızı üreterek milletimizin yarım asırlık hayalini gerçeğe dönüştürdük. Devrim otomobilini de demiryolcu kardeşlerimiz üretmişti. Gökbey ve Atak helikopterlerini, Bayraktar’ı, Akıncı’yı, Kızılelma’yı ve son olarak yerli savaş uçağımız KAAN’ı göklerde uçurduk. MİLGEM Projesi ile kendi savaş gemilerimizi inşa ettik. Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’yu kendi tersanelerimizde ürettik.” şeklinde konuştu.
Uraloğlu, ilk yerli ve milli gözetleme uydusu İMECE, küp uyduları ve yakın yörünge takım uydularıyla Türkiye’nin kendi yerli gözlem ve haberleşme uydularını üretmeye başladığını ifade etti.
İlk milli ve yerli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A ile de uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştirdiklerini aktaran Uraloğlu, “İnşallah bakanlığımızın en önemli iletişim yatırımları arasında yer alan 6A’yı haziran ayında Amerika’dan uzaya fırlatacağız. Arabamızı, gemilerimizi, helikopter ve uçaklarımızı, hatta uydularımızı üretirken elbette demir yolu araçlarını ve sanayisini geri bırakmadık.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRASAŞ’ı, Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticilerinden birine dönüştürdüklerini söyleyen Uraloğlu, “Bugüne kadar uluslararası standartlarda, yeni nesil lokomotifler, dizel ve elektrikli tren setleri, yolcu vagonları, yük vagonları, cer konvertörü, cer motoru, dizel motor, tren kontrol yönetim sistemi gibi ana, kritik ve alt ürünleri artık kendimiz üretiyoruz.” dedi.
“İlk milli ve yerli elektrikli tren seti projemizi hizmete sunduk”
Bakan Uraloğlu, yapılan diğer hizmetlere ilişkin de şu bilgileri verdi:
“Ayrıca Cumhuriyet’imizin 100. yılı olan 2023 yılı, ilk milli elektrikli tren setlerimizi hizmete aldığımız, yüzde 70 yerlilik oranı ile üretilen yerli ve milli sürücüsüz metro aracımızı raylara indirdiğimiz, ilk yerli ve milli metro sinyalizasyon sistemlerini kullanmaya başladığımız bir sene oldu. Ülkemizin saatte 160 kilometre hıza sahip ‘Yeni Sakarya’ ismini verdiğimiz ilk milli ve yerli elektrikli tren seti projemizde, 2 prototip seti tamamlayarak hizmete sunduk, seri üretime başladık. 2030 yılına kadar bu tren setlerinin sayısını 56’ya tamamlamayı planlıyoruz. Saatte 225 kilometre hıza sahip milli elektrikli hızlı tren seti projesinde de tasarım çalışmalarında son aşamaya geldik. 2024 yılında prototip üretiminin tamamlanmasını planlıyoruz. Eskişehir 5000 Milli Elektrikli Anahat Lokomotifi Projesi’nde de prototip imalatını tamamlayarak raylara indirdik. Milli Banliyö Tren Seti prototip araç üretimi çalışmalarımız devam ediyor. Milli tren vizyonu ile milli banliyö ve hızlı tren projesinde cer motoru, cer konvertörü ve tren kontrol yazılımını da TÜBİTAK-RUTE ile birlikte TÜRASAŞ markalı olarak geliştiriyoruz.”
“En büyük kapasiteli Boji Üretim Fabrikası’nı Sivas’ta inşa ettik”
Boji Üretim Fabrikası’nın demir yolu sanayisinin gelişimi adına çok büyük bir adım olduğuna işaret eden Uraloğlu, “Ülkemizin en modern ve en büyük kapasiteli Boji Üretim Fabrikası’nı Sivas’ta inşa ettik.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, fabrikanın 10 bin 500 metrekare kapalı alanda Avrupa standartlarında üretim yapacağını vurgulayarak, “Artık yıllık 1500 adet olan üretim kapasitesini 4 bin 600 adete çıkardık. Yıllık 9 bin 200 adet tekerlek takımı üreteceğiz. Sektörün dışa bağımlılığını azaltarak, yerlilik oranını yükselteceğiz.” dedi.
Demir yolu ile yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan her türlü aracın ihtiyacı olan bojilerin bu tesiste üretileceğini aktaran Uraloğlu, istihdam edilecek 250 kişinin 110’unun işbaşı yaptığını, istihdam sayısını 500’e çıkaracaklarını dile getirdi.
Bakan Uraloğlu, 2024 yılı Cumhurbaşkanlığı yatırım programına giren UAIS tipi askeri araç taşıma vagonu ve tır dorsesi taşıma vagonu prototip ve seri üretimlerinin de TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünde yapılacağını müjdeledi.
“Bugüne kadar hiçbir projenin üstünü hafriyatla kapatmadık”
Yerel seçimlere kısa bir zaman kaldığını anımsatan Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her seçimde vaatler yarışır, milletimizin bir tercihi olur. 5 yıl sonra da kazanan adaylar milletimizin huzuruna başkan olarak çıkar, icraatlarını anlatırlar. Görüyoruz ki bazı belediye başkanları, yerine getiremedikleri vaatlerinin üstünü örtmek için oraya buraya saldırıyorlar. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının bizi taşeron olarak suçlar gibi konuştuğuna şahit olduk. Çok şükür biz milletimize hizmet yolunda, milletimizin daha iyi şartlarda yaşaması için gerekirse işçi oluruz, gerekirse hamal oluruz, gerekirse de taşeron oluruz. Çünkü biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.
Biz bugüne kadar hiçbir projenin üstünü hafriyatla kapatmadık, temel atmama törenleri de asla yapmadık, yapmayacağız. Çalıştık, uğraştık, bütün mücadelemiz milletimizin yaşam kalitesini yükseltmek için oldu. Milletimiz de bunu gördü ve takdir etti, etmeye de devam ediyor. Milletimiz bize karşı kullanılan bu dil ve üsluba en güzel cevabı sandıkta verecektir. Biz rekabetin sevgi ve saygı çerçevesinde yapılmasını temenni ederiz. O nedenle kullanılan kelimelere cevap vermeyeceğim.”
14 ilde raylı sistem çalışmaları sürüyor
Bakanlık olarak yaptıkları metro hatlarının maliyetleri konusunda da bilgi veren Uraloğlu, Türkiye genelinde 14 ilde raylı sistem çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak yaptığımız raylı sistemlerle ilgili olarak belediyenin ilgili hattı teslim aldıktan sonra kendi gelirlerinden kesinti yapılmaktadır. Bakanlığımız da bu anlamda önce yatırımı yapıyor, sonrasında da kesintisini yapıyor. İstanbul’da 98,8 kilometre uzunluğundaki 7 raylı sistem hattını bitirerek gerek kendimiz işletiyoruz, gerekse belediyeye teslim ettik. Şimdi buradaki konu bunun parasının ne olduğu, nasıl kesildiğidir. Bugüne kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesine yaptığımız yatırımların tam 10’da 1’ini kestik sadece, asla fazlasını değil. Sayın Başkanın kendi söylediği gibi ‘7 yılda yapıldı diyor, ondan sonra da kesildi.’ 7 yılda yapılan bu imalat için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının kasasından bir kuruş çıkmadı, tamamen bakanlığımız tarafından finanse edildi. Yatırım yapıldığı tarihteki fiyatlarla kesiliyor, cari fiyatlarla da değil. Bu anlamda da biz gerçekten katkı sağlamış olduk.
Onun için biz burada yeni polemiklere girmek istemiyoruz, biz yatırımlarımızla konuşulmak istiyoruz. Kamyonların arkasında yazar ya ‘Nazar etme ne olur, çalış senin de olur.’ Çalış arkadaş, 5 yıl sen de çalışsaydın, senin de olsaydı. Sıkıntı yok, biz hizmet etmeye devam edeceğiz.”
Uraloğlu, Boji Üretim Fabrikası’nın hayırlı olmasını dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti.
AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler de tesisin şehre kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından Uraloğlu ve beraberindekiler, fabrikanın açılışını gerçekleştirdi.
Törene Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, AK Parti Sivas milletvekilleri Hakan Aksu ve Rukiye Toy, Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
Bakan Uraloğlu ve beraberindekiler daha sonra bir otelde AK Parti İl Başkanlığınca düzenlenen sivil toplum kuruluşlarıyla iftar programına katıldı.
Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada AK Parti Sivas Belediye Başkan adayı Hilmi Bilgin’e destek istedi.
]]>“Bilim adamları diyorlar ki, Himayalar’dan Alper’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var. Birisi Türkiye”
“Hatay’a bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya. Şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar”
“Bu birçok ilimizde var. Bunlar için bir tek çare var arkadaşlar. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bir formülü bulunamadı”
KARABÜK – Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin bir deprem bölgesi olduğunu belirterek, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok” dedi.
Bir dizi ziyaret ve program için Karabük’e gelen Bakan Özhaseki, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada partililere seslenen Özhaseki, Bakanlığın çok ağır iş yükü olduğunu, özellikle son dönemlerde bütün dünyanın başına bela olan iklim değişikliği, küresel ısınma gibi ana hedefleri olduğunu belirtti.
Bütün bunlarla birlikte iki tane daha alan açarak gece gündüz demeden iki konunun daha peşinde koştuklarını vurgulayan Özhaseki, “Birincisi malumunuz 6 Şubat depremi ve onun meydan getirmiş olduğu hasarlar. İkincisi de olası depremlerden dolayı özellikle ülkemizi başta İstanbul olmak üzere, İzmir olmak üzere birçok depreme maruz kalabilecek şehirlerimizi depreme hazırlama meselesi de bizim bakanlığımızın ana iştikal konuları arasında yer alıyor” dedi.
“Şunu bir kere ifade edelim: Türkiye bir deprem ülkesidir” diyen Özhaseki, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok. Bilim adamları diyorlar ki, Himayalar’dan Alper’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var. Birisi Türkiye. Son 100 yıl içerisinde denizlerimizde ve karalarımızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı deprem sayısı tam 230 bin. Ölen insanlarımızın sayısı 130 bin. Zararlarımız milyarlarca dolar hatta yüz milyarlarca dolar” diye konuştu.
“300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor”
6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremin çok büyük hasarlar meydana getirdiğini açıklayan Özhaseki, şunları kaydetti:
“680 bin kadar konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. Tek katlı müştemilatlar da yerle bir oldu. Yani bağımsız birim olarak söyleyeceğiz olursak 850 bin bağımsız birim. Deprem tam 18 ilimizi etkiledi. 14 milyon insanımız da bundan zarar gördü. Maddi hasar 104 milyar dolar. İlk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere onun talimatlarıyla bütün bakan arkadaşlarımız deprem bölgelerine giderler. Valilerimiz, kaymakamlarımız, AFAD görevlileri hep deprem bölgesinde oradaki enkazın kaldırılması, arama kurtarma faaliyetleri gibi çalışmalar. Sonra çadır vesaire gibi geçici barınma alanlarıyla müthiş bir gayret içerisine girdik.Ben de o dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydım. 810 belediyemiz var. Bütün arkadaşlarımızı arayarak acil işlerini ekiplerinin yapmasını, kendilerinin mutlaka deprem bölgesine giderek yardım etmeleri gerektiği talimatını verdik. Çok şükür o büyük felaket aslında dayanışmasına döndü. Şimdi de zaten 300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor. İnşallah 1-1.5 sene içerisinde bütün hak sahiplerinin, tamamının hakkını vermiş oluruz diye düşünüyorum. 433 tane köyde şu anda çelikten köy evleri yapıyoruz. Binden fazla şantiyemiz var. 110 kişilik orduyla çalışıyoruz orada. Çalışan ekiplerimizin sayısı 110 kişi. 46 bin konut teslim ettik. İnşallah ayın 19’unda 30 bini daha hak sahiplerine dağıtacağız. 76 bin teslim edilmiş olacak. Sonra bir ay sonrasından başlamak her ay 10 bin, 15 bin konutu hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.”
“Evlerimizi depreme dirençli hale getirmek zorundayız”
3 tane ana hat olduğunu, bilim adamlarının binlerce yıl boyunca aynı hatların kırıldığını ifade ettiğini anlatan Bakan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Birisi Van Gölü civarından başlıyor, Erzincan, Niksar, Tosyo, daha sonra Bolu, Abant, Marmara’ya doğru uzanan Kuzey Anadolu Fay Hattı. Yani bizim 30-35 kilometre güneyimizden devam eden fay hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı. İkincisi, yine aynı bölgeden başlayarak Akdeniz’e doğru inen, içine Adıyaman’ı, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’ı alan Doğu Anadolu Fay Hattı. Bir de İzmir bölgesi. Bu bölgelerde her an riskli. Şehrimizin de çok emin bir yeri olduğunu söyleyemeyiz. Daha doğrusu Türkiye’de herhangi bir belde ve bölge ‘biz eminiz, bize bir şey olmaz, ne olacak ya?’ diyemez. Yapılaşmış şehirlerimiz var, kadim şehirlerimiz var. Eski, biraz yenilenmesi gereken, depreme dayanıksız olan yerlerimiz var. Bu birçok ilimizde var. Bunlar için bir tek çare var arkadaşlar. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bir formülü bulunamadı. Evlerimizi yenilemek zorundayız. Onları depreme dirençli hale getirmek zorundayız. Bunun içindir ki, büyük bir mücadele veriyoruz. 2012 yılında bir yasa çıkar. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çıkan bu yasa bugüne kadar 2 milyon 250 bin konut su değiştirir. 425 binde devam ediyor şu anda. Biz bunu yeterli görmedik. İki ay kadar önce Meclis’e yasa getirdik. Kentsel dönüşüm için hem bir başkanlık kurduk hem de aynı zamanda yıllardır bizim önümüzü kesen, davalar açan, muhalefet olduğunu söyleyen ancak her hayırlı işe, her milli meselede olduğu gibi karşı çıkan bir grubun engellemelerini sadece bertaraf edebilmek için ve şimdi işi daha da hızlı yapmak zorundayız.”
“Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık”
Kentsel dönüşümün doğru yapılabilmesi, hızlı yapılabilmesi, bir an önce sonuca ulaşılabilmesi için üç tane ayağı olduğunu anlatan Özhaseki, “Birincisi bakanlık, ikincisi belediye başkanlığı, üçüncü vatandaş tarafı. Eğer bu üç temel ayak bu konuda anlaşır, doğru adım atarsa emin olun önümüzde dağlar durmaz. Çok hızlı bir şekilde biz kentsel dönüşüm yaparız. Ama bunlardan birisi eksik olursa doğrusu yapacak hiçbir şeyimiz kalmıyor. Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık, hangi partili gelirse gelsin yeter ki, kentsel dönüşüm yapsın. Başımızın üstünde yeri var. Para vermeye hazırız. Hazine arazisi vermeye hazırız. TOKİ’miz emrinde. ‘Sonuna kadar beraber çalışalım’ diye de ilan ediyoruz. Buna mani olan insanlar zamanında çok oldu. Ben bazen anlatıyorum Hatay’a bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya. Şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar. Üstelik de Hatay’a kadar gidip işi başlatmak üzere çok da emek vermiştim. Çok kısa bir süre sonra deprem oldu. Emek Aksaray Mahallesi’nde bir tek kardeşimiz dahi yaşamıyor şimdi. Mani olanlar mı bilmiyorum ki vicdanı var mı? Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Biz bu konuda üstümüze düşeni yapacağız. Bakanlık olarak hazırız arkadaşlar” değerlendirmesinde bulundu.
İkinci ayağın belediye ayağı olduğunu aktaran Akhaseki, “Belediye olmazsa olmaz. Belediye kendi mahallelerini daha iyi bilir. Hangi mahallede kentsel dönüşüm yapılması icap ediyor? Onu daha iyi bilir. Bunu belediyelerimizin hazırlaması lazım. Oradaki hazırlıkları yaptıktan sonra bakanlığa gelip müracaat edip ‘gelin beraberce bu işi yapalım demesi lazım’ Ama bizim tembel belediye başkanları suçu atmak için şöyle yapıyorlar. ‘Efendim bakanlık gelsin bu işleri yapsın’ Tamam zaten onun için oradayız da 252 kişilik kadromuz var. On binden fazla mahalle var diyoruz ki, ‘250 kişiye şu on bin tane mahalleye gelin dönüştürün hadi’ Sizin binlerce elemanınız var. Kendi mahallenizi daha iyi biliyorsunuz. Oy istemeye gelince istiyorsunuz insanlardan. Büyük vaatlerde bulunmaya uydurmaya gelince uyduruyorsunuz bir sürü lafları. Arka arkasından sıralıyorsunuz. Gidin o mahallelerde bir çalışın insanlarla bir görüşün. Alanı bir hazırlayın. Bizim istediğimiz hale getirin. Biz para vermeye de hazırız. Arazi vermeye de hazırız. TOKİ’yi de gelip yapmaya da hazırız” diye konuştu.
“Engel çıkarıyorlar”
Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:
“Özellikle bizim CHP’li belediyeler. İzmir’deydim geçen gün. ’25 senedir buradasınız, 25 tane binayı dönüştürdünüz mü?’ Cevap yok. Soru var da cevap yok. İstanbul’da Fikirtepe’de kentsel dönüşüm işi ortada kalmış. Bir evvelki bakanlık döneminde gittim çözmeye. Sadece kocaman bir alanda vatandaş çıkmış kiralarda bekliyor yüzlerce emekli vatandaş ama iki odalı briket içinde kimsenin oturmadığı yeri bir hukuk savaşına dönüştürdüler. İdeolojik kafası saplantılı avukat tipler ve senelerce yine kentsel dönüşüme mani oldular. Bir taraftan davalar açıyorlar. Dün Eskişehir’in yüzlerine söyledim onu da. TOKİ olarak konutlara başlayacağız. Dava açıyorlar, okula başlayacağız. Dava açıyorlar. Yerin bırakılması lazım. Engel çıkarıyorlar. Sonra da dönüp devlet neredesin falan filan diyorlar. Peki ben de soruyorum. Belediyeler siz neredesiniz? Binlerce elemanı alıyorsunuz. Orada kendi mahallenizden oy istemeye gelince istiyorsunuz. Ama çöküntü alanlarında niye çalışmıyorsunuz? Değerli arkadaşlar bu işin ikinci ayağında eksiklik olduğu zaman her iş kalır. Üçüncüsü de tabii ki vatandaş. Vatandaş da kentsel dönüşümü isteyecek. Belediye başkanlarını zorlayacak ve orada bir hesap için oturacak görüşecekler. Neticesinde o hesabı bize getirecekler. Biz de gidip orada yardımcı olacağız. Elimizde ne imkan varsa sonuna kadar seferber edeceğiz. Deprem, siyaset üstü bir meseledir. A partisi, B partisi, C partisi olmaz. Yani şimdi AK Parti iktidarda ve ben bakanlığı temsil ediyorum. Sonuna kadar kapının açık olduğunu ifade ediyorum. A’dan Z’ye hangi partili belediye başkanı varsa lütfen mahallelerini çalışsın. Çöküntü alanları belirlesin. Depremde ilk yıkılacak yerleri ortaya koysun. Vatandaşlar görüşsün. Sonra gelsin bize desin ki burada gelin beraber bir çalışma yapalım. Elimizde imkan neyse sonuna kadar seferber etmeye de biz hazırız arkadaşlar. Vatandaşın da anlayışa yaklaşmaz tabii ki esas. Bu üç grup bir araya geldiğinde Allah’ın izniyle önünde kimseler duramaz ve gerekenler yapılır.”
Bakan Özhaseki, Karabaük’teki çalışmalarına da değindiği açıklamasında, AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya destek olacaklarını, herkesin de destek olmasını istedi.
]]>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okulu’na girişinin 125’inci yıldönümü, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) KHO Kültür Sitesi’nde gerçekleştirilen törenle kutlandı. “En büyük Harbiyeli” Atatürk’ün Kara Harp Okulu’na giriş tarihi olan 13 Mart 1899 dolayısıyla Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen törene Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu katıldı.
Geleneksel yoklama bu yıl da gerçekleştirildi
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, “Geleneksel Yoklama” ile devam etti. Numaraları okunan Kara Harp Okulu öğrencileri, teker teker ayağa kalkarak yoklamaya katıldı. Sıra Atatürk’ün Kara Harp Okulu’nda kullandığı ‘1283’ numarasına geldiğinde ise tüm Harbiyeliler ayağa kalkarak “içimizde” diye bağırdı.
Geleneksek olarak gerçekleştirilen yoklamanın ardından, Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü ve Kara Harp Okulu öğrencileri tarafından düzenlenen “Harbiye’den Günümüze” isimli tiyatro oyunu sergilendi. Tiyatro gösteriminin ardından Harbiyeli öğrenciler, Harbiye Marşı ve 100. Yıl Marşı’nı okudu.
“Mustafa Kemal’in bu kutsal ocakta edindiği askeri bilgi ona hayatı boyunca yol göstermiştir”
Törende konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “18 yaşında bir genç olarak vatan ve millet aşkıyla Harbiye üniformasını giymeyi tercih eden Mustafa Kemal’in bu kutsal ocakta edindiği askeri bilgi ve becerilerin yanı sıra kazanmış olduğu değerler ve zenginleşen fikir dünyası, ona hayatı boyunca yol göstermiştir. İşte bu değerlerle Atatürk’e dönüşen Mustafa Kemal; büyük bir komutan ve devlet adamı olarak, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde asil milletimize liderlik etmiş; onun dahiyane politika ve stratejileri ile Milli Mücadele’de zafere ulaşılmıştır. Bu zaferin sonunda da ilelebet payidar kalacak Cumhuriyetimiz kurulmuştur” ifadelerini kullandı.
“Türkiye artık, pek çok alanda ulaştığı güçlü seviye ile uluslararası arenada gıpta ile takip edilmektedir”
Bir asır önce savaştan yeni çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine ulaşma ülküsüyle her alanda önemli gelişmeler kat ederek, dünyada etkin ve saygın bir konuma geldiğine vurgu yapan Bakan Güler, “Türkiye artık, pek çok alanda ulaştığı güçlü seviye ile uluslararası arenada gıpta ile takip edilmektedir. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleriyle başladığımız Cumhuriyetimizin ikinci asrında da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve uygulamaları, en önemli yol göstericimiz olacaktır. Elbette geçtiğimiz bir asırlık süreç, ülkemiz için kolay olmamıştır. Cumhuriyetimiz pek çok badireyi atlatarak bugünlere gelmiştir. Ülkemiz hala da birçok tehdit ve tehlike ile karşı karşıyadır. Bu nedenle stratejik önemi yüksek fakat bir o kadar da zorlu olan coğrafyamızda güçlü bir devlet yapısına ve güçlü bir orduya sahip olmamız zorunluluktur. Türkiye; özellikle son yıllarda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hayata geçirilen uygulamalarla güçlü bir devlet konumuna ulaşırken, kahraman ordumuz da tarihinin en etkin ve güçlü seviyesine yükselmiştir” diye konuştu.
“Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda siber ve uzay alanlarında da kritik projeleri başlattık”
Bakan Güler konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yerli ve milli savunma sanayimizin yüksek teknoloji ürünleriyle donatılan Türk Silahlı Kuvvetleri, hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye; Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından geniş kapsamlı tatbikatların icrasına kadar pek çok görevi başarıyla yerine getirmektedir. Diğer yandan her geçen gün yenilerini envanterimize kazandırdığımız yerli ve milli savunma sanayii ürünleriyle de, şanlı ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkartmaktayız. Bu kapsamda Fırtına Obüsleri, İHA-SİHA ve TİHA’larımız, Taarruz helikopterlerimiz, TCG Anadolu gemimiz ve hava savunma sistemleri gibi birçok kritik ürün, kahraman ordumuzun istifadesine sunuldu. Son olarak, ülkemizin göz bebeği olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN da, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Artık ülkemiz, kendine ait 5’inci nesil savaş uçağını tasarlayıp üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak savunma sanayinde sınıf atlarken, daha büyük hedeflere yürümemizin yolu da açılmış oldu. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda sadece kara, deniz ve hava platformlarında değil, siber ve uzay alanlarında da kritik projeleri başlattık.”
“Uzay yolculuğuna çıkan ilk Türk astronotunun sizler gibi bir Harbiyeli olması da ayrı bir gurur vesilesidir”
Uzay misyonu çerçevesinde, ilk kez bir Türk vatandaşının uzaya çıktığını hatırlatan Bakan Güler, “Hava Kuvvetlerimizin seçkin bir personeli olan Pilot Albay Alper Gezeravcı, uzay yolculuğuna çıktı ve görevini başarıyla tamamladı. Bu yolculuk, ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemesinin yeni ve tarihi bir adımıdır. Bu uzay yolculuğuna çıkan ilk Türk astronotunun sizler gibi bir Harbiyeli olması da ayrı bir gurur vesilesidir. Sizlerin de bu gelişmelerden ilham alarak gelecekte ülkemiz adına önemli başarılara imza atacağınıza yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu.
“Türkiye, artık sahada ve masada gösterdiği etkinlikle dünya müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesidir”
Türkiye’nin güvenlik alanında yaptığı atılımlarla, uluslararası barış ve istikrara sağladığı katkılarla bölgesinde ve dünyada başat aktör haline geldiğine dikkati çeken Bakan Güler, “Türkiye, artık sahada ve masada gösterdiği etkinlikle dünya güvenlik mimarisinin ve müzakere masalarının vazgeçilmez bir üyesidir. Pek çok coğrafyada ülkemizin ve kahraman ordumuzun üstlendiği kritik görevler, gücümüze güç katarken; bu misyonumuzun sürekli olabilmesi de bir o kadar önemlidir. Dolayısıyla yeni yetişen siz değerli subay adaylarımızın da ülkemizin ulaşmış olduğu bu üstün seviyeyi anlamasını, gelişmelere en iyi şekilde vakıf olmasını bekliyoruz. Bu kapsamda, tüm faaliyetlerinizi böylesine etkin, caydırıcı ve saygın bir orduda görev alacağınız bilinciyle sürdürmelisiniz” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Bir dizi ziyaret ve program için Karabük’e gelen Bakan Özhaseki, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada partililere seslenen Özhaseki, Bakanlığın çok ağır iş yükü olduğunu, özellikle son dönemlerde bütün dünyanın başına bela olan iklim değişikliği, küresel ısınma gibi ana hedefleri olduğunu belirtti.
Bütün bunlarla birlikte iki tane daha alan açarak gece gündüz demeden iki konunun daha peşinde koştuklarını vurgulayan Özhaseki, “Birincisi malumunuz 6 Şubat depremi ve onun meydan getirmiş olduğu hasarlar. İkincisi de olası depremlerden dolayı özellikle ülkemizi başta İstanbul olmak üzere, İzmir olmak üzere birçok depreme maruz kalabilecek şehirlerimizi depreme hazırlama meselesi de bizim bakanlığımızın ana iştikal konuları arasında yer alıyor” dedi.
“Şunu bir kere ifade edelim: Türkiye bir deprem ülkesidir” diyen Özhaseki, “Şu anda bile hareketli 500’e yakın fay hattı var. Nerede, ne zaman, hangisinin kırılacağını bilme ihtimalimiz yok. Bilim adamları diyorlar ki, Himayalar’dan Alper’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var. Birisi Türkiye. Son 100 yıl içerisinde denizlerimizde ve karalarımızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı deprem sayısı tam 230 bin. Ölen insanlarımızın sayısı 130 bin. Zararlarımız milyarlarca dolar hatta yüz milyarlarca dolar” diye konuştu.
“300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor”
6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremin çok büyük hasarlar meydana getirdiğini açıklayan Özhaseki, şunları kaydetti:
“680 bin kadar konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. Tek katlı müştemilatlar da yerle bir oldu. Yani bağımsız birim olarak söyleyeceğiz olursak 850 bin bağımsız birim. Deprem tam 18 ilimizi etkiledi. 14 milyon insanımız da bundan zarar gördü. Maddi hasar 104 milyar dolar. İlk andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere onun talimatlarıyla bütün bakan arkadaşlarımız deprem bölgelerine giderler. Valilerimiz, kaymakamlarımız, AFAD görevlileri hep deprem bölgesinde oradaki enkazın kaldırılması, arama kurtarma faaliyetleri gibi çalışmalar. Sonra çadır vesaire gibi geçici barınma alanlarıyla müthiş bir gayret içerisine girdik. Ben de o dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısıydım. 810 belediyemiz var. Bütün arkadaşlarımızı arayarak acil işlerini ekiplerinin yapmasını, kendilerinin mutlaka deprem bölgesine giderek yardım etmeleri gerektiği talimatını verdik. Çok şükür o büyük felaket aslında dayanışmasına döndü. Şimdi de zaten 300 bin civarında binanın yapımı devam ediyor. İnşallah 1-1.5 sene içerisinde bütün hak sahiplerinin, tamamının hakkını vermiş oluruz diye düşünüyorum. 433 tane köyde şu anda çelikten köy evleri yapıyoruz. Binden fazla şantiyemiz var. 110 kişilik orduyla çalışıyoruz orada. Çalışan ekiplerimizin sayısı 110 kişi. 46 bin konut teslim ettik. İnşallah ayın 19’unda 30 bini daha hak sahiplerine dağıtacağız. 76 bin teslim edilmiş olacak. Sonra bir ay sonrasından başlamak her ay 10 bin, 15 bin konutu hak sahiplerine vermeye devam edeceğiz.”
“Evlerimizi depreme dirençli hale getirmek zorundayız”
3 tane ana hat olduğunu, bilim adamlarının binlerce yıl boyunca aynı hatların kırıldığını ifade ettiğini anlatan Bakan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Birisi Van Gölü civarından başlıyor, Erzincan, Niksar, Tosyo, daha sonra Bolu, Abant, Marmara’ya doğru uzanan Kuzey Anadolu Fay Hattı. Yani bizim 30-35 kilometre güneyimizden devam eden fay hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı. İkincisi, yine aynı bölgeden başlayarak Akdeniz’e doğru inen, içine Adıyaman’ı, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’ı alan Doğu Anadolu Fay Hattı. Bir de İzmir bölgesi. Bu bölgelerde her an riskli. Şehrimizin de çok emin bir yeri olduğunu söyleyemeyiz. Daha doğrusu Türkiye’de herhangi bir belde ve bölge ‘biz eminiz, bize bir şey olmaz, ne olacak ya?’ diyemez. Yapılaşmış şehirlerimiz var, kadim şehirlerimiz var. Eski, biraz yenilenmesi gereken, depreme dayanıksız olan yerlerimiz var. Bu birçok ilimizde var. Bunlar için bir tek çare var arkadaşlar. O da kentsel dönüşüm. Dünyada bir formülü bulunamadı. Evlerimizi yenilemek zorundayız. Onları depreme dirençli hale getirmek zorundayız. Bunun içindir ki, büyük bir mücadele veriyoruz. 2012 yılında bir yasa çıkar. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çıkan bu yasa bugüne kadar 2 milyon 250 bin konut su değiştirir. 425 binde devam ediyor şu anda. Biz bunu yeterli görmedik. İki ay kadar önce Meclis’e yasa getirdik. Kentsel dönüşüm için hem bir başkanlık kurduk hem de aynı zamanda yıllardır bizim önümüzü kesen, davalar açan, muhalefet olduğunu söyleyen ancak her hayırlı işe, her milli meselede olduğu gibi karşı çıkan bir grubun engellemelerini sadece bertaraf edebilmek için ve şimdi işi daha da hızlı yapmak zorundayız.”
“Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık”
Kentsel dönüşümün doğru yapılabilmesi, hızlı yapılabilmesi, bir an önce sonuca ulaşılabilmesi için üç tane ayağı olduğunu anlatan Özhaseki, “Birincisi bakanlık, ikincisi belediye başkanlığı, üçüncü vatandaş tarafı. Eğer bu üç temel ayak bu konuda anlaşır, doğru adım atarsa emin olun önümüzde dağlar durmaz. Çok hızlı bir şekilde biz kentsel dönüşüm yaparız. Ama bunlardan birisi eksik olursa doğrusu yapacak hiçbir şeyimiz kalmıyor. Bakanlık tarafında bizler hazırız. Kapıyı açtık, hangi partili gelirse gelsin yeter ki, kentsel dönüşüm yapsın. Başımızın üstünde yeri var. Para vermeye hazırız. Hazine arazisi vermeye hazırız. TOKİ’miz emrinde. ‘Sonuna kadar beraber çalışalım’ diye de ilan ediyoruz. Buna mani olan insanlar zamanında çok oldu. Ben bazen anlatıyorum Hatay’a bir evvelki bakanlık döneminde gittim kentsel dönüşüm yapmaya. Şimdi oradaki CHP’li belediye buna mani oldu ve yaptırmadılar. Üstelik de Hatay’a kadar gidip işi başlatmak üzere çok da emek vermiştim. Çok kısa bir süre sonra deprem oldu. Emek Aksaray Mahallesi’nde bir tek kardeşimiz dahi yaşamıyor şimdi. Mani olanlar mı bilmiyorum ki vicdanı var mı? Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Biz bu konuda üstümüze düşeni yapacağız. Bakanlık olarak hazırız arkadaşlar” değerlendirmesinde bulundu.
İkinci ayağın belediye ayağı olduğunu aktaran Özhaseki, “Belediye olmazsa olmaz. Belediye kendi mahallelerini daha iyi bilir. Hangi mahallede kentsel dönüşüm yapılması icap ediyor? Onu daha iyi bilir. Bunu belediyelerimizin hazırlaması lazım. Oradaki hazırlıkları yaptıktan sonra bakanlığa gelip müracaat edip ‘gelin beraberce bu işi yapalım demesi lazım’ Ama bizim tembel belediye başkanları suçu atmak için şöyle yapıyorlar. ‘Efendim bakanlık gelsin bu işleri yapsın’ Tamam zaten onun için oradayız da 252 kişilik kadromuz var. On binden fazla mahalle var diyoruz ki, ‘250 kişiye şu on bin tane mahalleye gelin dönüştürün hadi’ Sizin binlerce elemanınız var. Kendi mahallenizi daha iyi biliyorsunuz. Oy istemeye gelince istiyorsunuz insanlardan. Büyük vaatlerde bulunmaya uydurmaya gelince uyduruyorsunuz bir sürü lafları. Arka arkasından sıralıyorsunuz. Gidin o mahallelerde bir çalışın insanlarla bir görüşün. Alanı bir hazırlayın. Bizim istediğimiz hale getirin. Biz para vermeye de hazırız. Arazi vermeye de hazırız. TOKİ’yi de gelip yapmaya da hazırız” diye konuştu.
“Engel çıkarıyorlar”
Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:
“Özellikle bizim CHP’li belediyeler. İzmir’deydim geçen gün. ’25 senedir buradasınız, 25 tane binayı dönüştürdünüz mü?’ Cevap yok. Soru var da cevap yok. İstanbul’da Fikirtepe’de kentsel dönüşüm işi ortada kalmış. Bir evvelki bakanlık döneminde gittim çözmeye. Sadece kocaman bir alanda vatandaş çıkmış kiralarda bekliyor yüzlerce emekli vatandaş ama iki odalı briket içinde kimsenin oturmadığı yeri bir hukuk savaşına dönüştürdüler. İdeolojik kafası saplantılı avukat tipler ve senelerce yine kentsel dönüşüme mani oldular. Bir taraftan davalar açıyorlar. Dün Eskişehir’in yüzlerine söyledim onu da. TOKİ olarak konutlara başlayacağız. Dava açıyorlar, okula başlayacağız. Dava açıyorlar. Yerin bırakılması lazım. Engel çıkarıyorlar. Sonra da dönüp devlet neredesin falan filan diyorlar. Peki ben de soruyorum. Belediyeler siz neredesiniz? Binlerce elemanı alıyorsunuz. Orada kendi mahallenizden oy istemeye gelince istiyorsunuz. Ama çöküntü alanlarında niye çalışmıyorsunuz? Değerli arkadaşlar bu işin ikinci ayağında eksiklik olduğu zaman her iş kalır. Üçüncüsü de tabii ki vatandaş. Vatandaş da kentsel dönüşümü isteyecek. Belediye başkanlarını zorlayacak ve orada bir hesap için oturacak görüşecekler. Neticesinde o hesabı bize getirecekler. Biz de gidip orada yardımcı olacağız. Elimizde ne imkan varsa sonuna kadar seferber edeceğiz. Deprem, siyaset üstü bir meseledir. A partisi, B partisi, C partisi olmaz. Yani şimdi AK Parti iktidarda ve ben bakanlığı temsil ediyorum. Sonuna kadar kapının açık olduğunu ifade ediyorum. A’dan Z’ye hangi partili belediye başkanı varsa lütfen mahallelerini çalışsın. Çöküntü alanları belirlesin. Depremde ilk yıkılacak yerleri ortaya koysun. Vatandaşlar görüşsün. Sonra gelsin bize desin ki burada gelin beraber bir çalışma yapalım. Elimizde imkan neyse sonuna kadar seferber etmeye de biz hazırız arkadaşlar. Vatandaşın da anlayışa yaklaşmaz tabii ki esas. Bu üç grup bir araya geldiğinde Allah’ın izniyle önünde kimseler duramaz ve gerekenler yapılır.”
Bakan Özhaseki, Karabük’teki çalışmalarına da değindiği açıklamasında, AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya destek olacaklarını, herkesin de destek olmasını istedi. – KARABÜK
]]>ERKAN KARACA
İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, Çorum’da; “Önerge verdik. Emekliye bayram ikramiyesi 7 bin liraya çıksın dedik. O 7 bin lira da AK Parti ve MHP oylarıyla komisyonda reddedildi. Şimdi emeklinin kendisine de para yok diyoruz. Para yoksa 600- 700 milyar faiz nasıl veriliyor? Şu anda oluk oluk faiz veriliyor” dedi.
İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, seçim çalışmaları kapsamında Çorum’a geldi. Hürriyet Parkı’nda düzenlenen programda konuşan Kayalar, şunları söyledi:
“TÜRKİYE ŞU ANDA İNANILMAZ BİR SIKINTILI DÖNEMDEN GEÇİYOR”
“Türkiye şu anda inanılmaz bir sıkıntılı dönemin içerisinden geçiyor. Geçiyor diyorum çünkü inşallah bu dönemler de bitecek bu sıkıntılar da bitecek. Bizim bölgelerimiz çiftçilik bölgesidir. Çiftçi kesimimizin ağır olduğu, çiftçi kesimimizin yoğun olduğu bölgelerimizdir. Şu geçtiğimiz mayısın sonu hazirandan sonra bugüne kadarki geçen 8-9 aya baktığımız zaman haziran ayında buğday hasadımız başladı, buğday hasadı ile birlikte bir taraftan randevular, bir taraftan kota, bir taraftan nakliyeci ile ilgili sıkıntılar, diğer tarafından pas hastalığından dolayı alınmayan standart dışı ilan edilen ürünlerimiz bunlarla birlikte ödemelerdeki gecikmeler ve bu sorunların dile getirilmesine rağmen de bunlarla ilgili herhangi bir çözüm ortaya koymayan, bir anlamda çiftçiyi duymayan, bir anlamda çiftçiyle arasındaki bağları tamamen koparmış olan bugünkü bir yönetim var.
“21 YILDIR ÇİFTÇİ TAMAMEN ÜVEY EVLAT OLMUŞ”
Aslında 21 senelik bu yönetimin çiftçiye bakış açısına baktığınız zaman, çiftçiyi nasıl görüyor, çiftçinin yanında mı, çiftçiyle birlikte mi diye baktığınız zaman inan ki çiftçi tamamen bir üvey evlat olmuş durumda. Neden; çünkü çiftçilerle ilgili olan sorunlar değil, maalesef Türkiye genelinde bir takım talanlarla ihalelerle kendileriyle ilgili olan düşünceler ön plana çıkmış durumdadır. Bakın geçen mayıs ayı sonu haziran ayı başında mazotun fiyatına, mazot haziran ayında 18 liraydı. Şu anda kaç lira 43- 45 lira arasında çünkü her gün borsa değişiyor. Yani yüzde 150 sadece 8 aylık dönem içeresinde mazota yapılan zam. Bunun yanında gübreye yapılan zam var. Bunun yanında traktör, bakım, ekipman, onarım, sigorta bunlara yapılan zamlar var. Bunun yanında insanlarımızın geçimleriyle ilgili sıkıntıları bunun üzerine binmiş. Şimdi kısmet olursa güz dönemi bitti yeni bahar dönemi de bitiyor ekimler, mayıs sonu haziran başında yeni buğday fiyatının verilmesi lazım. Yeni buğday fiyatı yaptığımız hesaplara göre, yani geçen seneki aynı değeri bu yıl bulabilmemiz için 22 liradan aşağı olmaması lazım. 24 lira ile 22 lira arasında olması lazım. Ama biz şimdi bunu dile getirmeye başladık aldığımız cevaplar inanın komik komik rakamlardan bahsediliyor. Yani 10 lira gibi rakamlardan bahsediliyor. Bu çiftçinin tamamen yok olmasına sebep olmaktır. Çiftçinin ortadan kalkmasına sebep olmaktır. Çiftçinin kendisi ile ilgili kendi emeğinin karşılığını alamamasıyla ilgili sorunlarımızın dışında eğer Türkiye’de üretim azalırsa Türkiye’deki bu üretimin azalmasından dolayı hayat pahalılığı başta olmak üzere dışarıya muhtaç olmak başta olmak üzere gerçekten şimdi çok büyük sıkıntılar bizi bekliyor.
TÜRKİYE’DE İYİ BİR YÖNETİM YOK
Türkiye’de iyi bir yönetim yok, hakkaniyetli bir yönetim yok. Türkiye’de şu anda bir Maliye Bakanımız var. Şu anda şu dakikada bu Maliye Bakanımızın aldığı kararlar var. Bu Maliye Bakanımızın aldığı kararlardan önce de geçen sene daha mart-nisan ayında başka bir bakan vardı. O bakan da bir karar alıyordu. Geçen seneki bakan Nebati Bey meşhur bakan diyordu ki; faiz nastır bize yukarıdan böyle söylendi. Faiz nas dediyse biz de faizleri indireceğiz. Yine yukarıdaki devam ediyor. Diyor ki enflasyonun nedeni yüksek faizdir. Peki faizleri indireceğiz doğru güzel, iyi yaptınız. 19’dan faiz 8,5’a indirildi öbür bakan tarafından buna benzer ekonomik kararlar alındı. Nas dendi, hepsine tamam. Şimdi haziranda bakan değişti. Yeni bakan geldi. İki bakan görev teslimi yapıyorlar. Şimdiki bakan diyor ki; Türkiye’nin şu ana kadar takip etmiş olduğu politikaların tamamı yanlıştır. Türkiye’nin rasyonelleşmekten başka çaresi kalmamıştır. Çaresi kalmamıştır ne demek? Çaresizlik demektir. Geldiğin nokta yani geçen sene mart-nisan ayı geldiğin nokta çaresizlik noktasına gelmiş. Kim gelmiş, ülkemiz gelmiş. Şimdi yeni bakan geldi faiz 8- 8,5’dan yüzde 45’e çıktı şu anda, daha çıkacak çıkmayacak onu bilmiyoruz.
“FAİZE BULUNAN PARA EMEKLİYE NİYE YOK?”
Peki bu faizin çıkmasından dolayı da yani bir önceki yanlış ekonomik kararlardan dolayı bunları hatırlamamız lazım bunun ceremesini kim çekiyor? Bunun ceremesini şimdi burada söyledi başkanlarımız çiftçiyi dedik, emekliyi dedik. Emekliye şimdi geçen hafta açıklama yapıldı. Yukarıdaki dedi ki, ‘para yok’. Dedi mi demedi mi bunu ben söylemiyorum. Ben kendi lafımı söylemiyorum. Yani ben kendim şunu demiyorum. Paraları yok veremezler diye ben demiyorum. Kendi ağzından diyor ki; ‘para yok, veremeyiz’. 3 bin lira ikramiye vardı, 3 bin liralık bayram ikramiyesini biz hesap ettik Afyon Milletvekilimiz ile birlikte önerge verdik. Genel merkezimizin hazırladığı, genel başkanımızın bilgisi dahilinde 7 bin liraya çıksın dedik. O 7 bin lira da AK Parti ve MHP oylarıyla komisyonda reddedildi. Şimdi emeklinin kendisine de para yok diyoruz. E para yoksa 600- 700 milyar faiz nasıl veriliyor? Faiz veriliyor şu anda oluk oluk faiz veriliyor.”
]]>
Bugün sabah saatlerinde Eskişehir’e gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İnşaat ve Sanayi Sektöründeki İş İnsanları ile İftar Programı’na katıldı. İftara yemeğinin ardından konuşan Bakan Özhaseki, deprem bölgesindeki binden fazla şantiyeyle 200 binin üzerinde inşaatın devam ettiğini belirterek, “Bu ayın sonuna kadar 30 bin konutu daha dağıtacağız” dedi.
“Deprem ve kentsel dönüşüm, siyasetin üstündedir”
Başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde kentsel dönüşümün öncelikli olduğunu belirten Bakan Özhaseki, “Deprem ve kentsel dönüşüm meseleleri, gerçekten siyaset üstüdür. Bu işin basit siyasi polemiklerle geçiştirilecek bir tarafı yok. Bizim tabii Bakanlığımızın adı üstünde çevre tarafı var. Avrupa’da birçok ülke çevreye ayrı bir bakanlık olarak görüyor. İklim değişikliği tarafı var. Onun getirdiği afetlerle zaten hepimiz boğuşup duruyoruz. Bir de şehircilik tarafı var. Üçü de önemli. Ama kendimize iki tane daha biz misyon biçtik. Birincisi, 6 Şubat Depremlerinden dolayı meydana çıkan hasarları giderebilme meselesi, ikincisi de şehirlerimizi daha dirençli hale getirebilme. Başta İstanbul olmak üzere birçok şehrimizde kentsel dönüşümü hızlandırıp evlerimizi, konutlarımızı daha güvenli hale getirebilme meselesi. Bu konuda doğrusu Bakanlığımızın adı üstünde olan iştigal konularının dışındaki bu söylediğim iki konu, emin olun bizim çok zamanımızı alıyor” diye konuştu.
“11 sene içerisinde 2 milyon 250 bin civarında konut yenilendi”
2012 yılında çıkarılan kentsel dönüşüm yasası ile 11 yılda 2 milyon 250 bin konutun yenilendiğini, çalışmaların da hızla devam ettiğini belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla 2012 yılında kentsel dönüşüm yasası çıkarıldı. O günden bu tarafa yani 11 sene içerisinde 2 milyon 250 bin civarında konut değişti. Şu anda 425 bin civarında konutta bu kapsamda değiştiriliyor, yenileniyor. Özellikle kötüye kullanıldığı için söylüyorum. Bu kötüye kullanmalarının da önünü kesebilmek amacıyla biz, 2 ay kadar önce meclisimize getirerek, yüce meclisin kararıyla Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve ona uygun yasalar çıkardık. İstanbul’da o kadar çok engellerle karşılaştık ki şimdi tebligat kanunu var” dedi.
“Deprem bölgesine özel uçakla gelip, özel ayarlanmış çadırlarda selfie çekinip giden deprem turistleri vardı”
Deprem bölgesine gazeteci ve sosyal medya fenomenleri ile gelip özel olarak ayarlanmış programlar düzenleyen, fotoğraf çekindikten sonra gidenlere ‘Deprem turisti’ diyen Bakan Özhaseki, “Bir de deprem turistleri vardı. Nüfusları milyonlarca. Konuştuğu zaman bütün televizyonları ağzının içine bakıyor. Arkadaşların hayalleri de ufuklar üstü. Onlar özel jetlerle o bölgeye geldiler. Her geldiklerinde jetlerin içi tamamıyla gazeteciler ve sosyal medya fenomenleriyle dolu. İndiler, 1-2 özel ayarlanmış çadıra gittiler. Selfieler çekindiler, bırakıp gittiler. Bunlar da deprem turistiydi, bunu da söylemeliyiz. Onlar da ne yazık ki bu dönemde görmüş olduk” ifadelerini kullandı.
“Şu ana kadar 46 bin konut dağıttık, ay sonuna kadar 30 bin konut daha dağıtacağız”
Deprem bölgesindeki çalışmaların devam ettiğini ve 2025’in ortalarına doğru hak sahiplerinin evlerini teslim etmeyi hedeflediklerini belirten Bakan Özhaseki, “Deprem bölgesinde şu anda binden fazla şantiyemiz çalışıyor. 4 bin 333 tane köyde, kiminde 50 tane, kiminde 100 tane deprem konutu yapıyoruz. Çelikten evler yapıyoruz. Şehirlerin merkezine başladık. Merkezlere açılan ana caddelere başladık. 200 binden fazla inşaat şu anda hızla devam ediyor. Allah nasip ederse hak sahiplerinin büyük bir çoğunluğunun neredeyse tamamının haklarını, gelecek sene ortalarına kadar tamamlarız ve bizler bitiririz. Hummalı bir çalışma var. Tam inşaatlarda çalışan bizim ekibimizin sayısı 110 bin kişiden fazla. Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Maliye Bakanımız da bu konuda bize asla engel olmuyor. ve orada bütün hızımızla biz yapıyoruz bu işleri. 46 bin konutu dağıttık. Bu ayın sonuna kadar da 30 bin konutu daha dağıtacağız” dedi.
“25 senede 25 yapıyı bile değiştirmemişler”
Eskişehir’de ve İzmir’de 25 yıldır yerel yönetimi elinde bulunduranların 25 konutu bile değiştirmediklerini vurgulayan Özhaseki, “Birkaç gün önce İzmir’deydim. 25 senedir oradalar. 25 tane bile yapıyı değiştirmemişler. Önde gözüken kordon ayrı, 500 metre geriye gidin, ilçelerimizden daha geri briketlerden rastgele yapılmış yığılmış ki en önemli deprem bölgelerinden birisi de orası. 6 derece şiddetinde deprem olduğunda o binaların neredeyse çoğu yıkılır. Allah korusun. Hiçbirisi umursamıyor bile. Bunu da anladım. Bir de dava açma huyları var bu arkadaşların. TOKİ geliyor, yer tespit ediyor. Hastane yapılacak dava açılıyor. Okul yapılacak dava açılıyor. Konutlar yapılacak, dava açılıyor. Ben anlamıyorum ki bu arkadaşların derdini. Dünyanın her yerinde muhalefet var ama hayırlı bir iş olduğunda engel olmaya çalışan bir muhalefet ilk defa Türkiye’de görüyorum. Milli meselelerde hükümete engel olmaya çalışan muhalefete emin olun ilk defa Türkiye’de görüyorum. Böyle bir gariplik içerisindeyiz.” değerlendirmesinde bulundu” dedi.
“Kentsel dönüşümle birlikte inşaat sektörü çok hızlı bir şekilde büyüyerek devam edecektir”
Kentsel dönüşümler ile birlikte 250 kadar sektörü etkileyerek milli hasılanın yüzde 35’ini oluşturan inşaat sektörünün, önümüzdeki dönemde hızla büyüyeceğini belirten Bakan Özhaseki, şu ifadeleri kullandı:
“Bu dönem sıkıntılı mı? Evet, sıkıntılı. Krediye ulaşamıyoruz. Bazı sıkıntılarımız var. Eyvallah bunlar ama bu durum geçici. Çok kısa süre içerisinde bunlar geçer. Belki bizim bazı ekonomistler, inşaat sektörüne yan yan bakarlar. Onu biraz tahfif eder. Onu çok ekonomide ciddi bir ortak gibi görmek istemezler ama istesek de istemesek de şu anda gayrisafi milli hasılanın yüzde 6’sını bu sektör oluşturuyor Türkiye’de. 250 kadar sektörü de etkilediği için onları dahil ettiğinizde dilim yüzde 35’e çıkıyor. Bu sektörde çalışan 1,5 milyon da insanımız var. Bir taraftan kentsel yenileme şehirlerimizi depreme karşı dirençli hale getirebilme fikri var hepimizde ki yıkıp yapacağız başka çaresi yok bu işin. Bir taraftan da refahımız artıyor. Artık konutlarımızı, iş yerlerimizi daha lüks, daha modern, daha geniş hale getiriyoruz. Türkiye’de o yüzden inşaat sektörü çok da hızlı bir vaziyette büyüyerek devam edecektir. Bazı günler, yerinde say hareketi de iyidir. Ayakta kalabilme mücadelesi de verilir. Ama ondan sonra uçacak bir sektörün başındayız. Onu herkes bilsin.”
İftar programına, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan, TOKİ Başkanı Ömer Bulut, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Nebi Hatipoğlu, AK Parti Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Özkan Alp, AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Hamid Yüzügüllü katıldı. – ESKİŞEHİR
]]>“Cumhuriyet Halk Partililer yapmış olduğu bir belediyecilik; yapmadığı halde yapıyormuş gibi göstermek”
“Hangi partiden gelirse gelsin sonuna kadar kapı açık”
Bakan Özhaseki, “Vallahi heykel dikmek de kolay” diyerek Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirdi
ESKİŞEHİR – Eskişehir’e birtakım ziyaretler için gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Ben şu ana kadar kentsel dönüşümü kendisine iş edinen bir tane CHP’li belediye başkanı görmedim” dedi.
İlk durağı Eskişehir Valiliği olan Bakan Özhaseki’yi Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy karşıladı. Burada günün anısına Valilik Şeref Defterini imzalayan Özhaseki, basına kapalı bir şekilde Vali Aksoy ile görüştü.
Daha sonra AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı binasına geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, partililerle bir araya geldi. Toplantıya AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu katıldı.
“Türkiye bir deprem ülkesidir nokta”
Düzenlenen toplantıda, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunun altını çizen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız bu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yeri olarak bilinir. Kadim şehirlerimiz var, cennet gibi bir vatana sahibiz. Ama iki tane de dezavantajımız var. Birisi yerin altındaki fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan tahrik ederler Bunlara destek verenler aynıdır. İstekleri de aynıdır. PKK’dan IŞİD’e FETÖ’sünden DHKP-C’sine uzun bir yelpazede bir sürü bela örgüt bu milleti bölmek için her şeyi yaparlar. Zayıflatmak için her şeyi yaparlar. Kardeş kavgası, kardeş kanı dökülsün diye her şey dikkat edin destekleyenler hep aynıdır bunlar hiç değişmez. Mevzumuz olmadığı için ben burayı kısa geçiyorum. Ama ikinci bir özelliğimiz daha var bu coğrafyanın o da depremselliği. Değerli arkadaşlar şunu herkes bilsin ve unutmasın. Türkiye bir deprem ülkesidir nokta. Himalayalardan Alplere doğru uzanan hat üzerinde en riskli beş tane ülke var, birisi Türkiye. Tüm bilim adamları böyle söylüyor. Ana karamızda ve denizlerimizde 6 ve üzerinde şiddette yıkıcı deprem sayısı son yüzyılda 231. Yani her sene iki veya üç tane deprem oluyor. Şu anda hareketli 500’e yakın fay hattı var. Hiç kimse ben emin yerdeyim. Bana bir şey olmaz asla demesin. Süresi var, zamanı var hareketli olan fay hattı bir gün gelir, orayı da vurur. Peki ne yapmak lazım. Bütün dünyada bunun bir tek çözümü bulunmuş, kentsel dönüşüm. Kentsel dönüşüm olmadan bu iş olmaz” dedi.
“Partisine bakmıyoruz. A, B, C, D, hangi partiden gelirse gelsin sonuna kadar kapı açık”
Depremden en az hasarla çıkmanın tek yolunun Kentsel Dönüşüm olduğunun altını çizen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, şöyle devam etti:
“Kentsel dönüşümün 3 tane ayağı var. Birisi bakanlık, birisi belediye, birisi de vatandaş. Biz bakanlık olarak müthiş bir mücadele içerisindeyiz Bakan olarak adeta ben şehirlere gidip tek tek rica ediyorum, yalvarıyorum. Beraber çalışalım vatandaşlarımızı güvenli konutlarda oturtalım diye. Yasalar çıkarıyoruz, bütçeler ayırıyoruz. En son sıkıntı duyduğumuz bazı yasaları değiştirerek yeni yasaları da çıkardık biz hazırız. Gelenin de asla partisine bakmıyoruz. A, B, C, D, hangi partiden gelirse gelsin sonuna kadar kapı açık. Net olarak söylüyorum. Peki. İkinci ayağında bu işin belediye var. Burada bir tek AK Partili belediyeler gayret ediyor. Ben şu ana kadar kentsel dönüşümü kendisine iş edinen bir tane CHP’li belediye başkanı görmedim. Öğrenmişler papağan gibi bir kelam, artık mide dönüyor bunu duymaktan; ‘Bizler kentsel dönüşüme karşı değiliz. Rantsal dönüşüme karşıyız’. Kardeşim ne olur rantsal dönüşüm yapmayın. Ayıp bir şeydir rantsal dönüşüm zaten. Ne demek? Çirkinleşmeyin. Kentsel dönüşüm yapın. Hadi Allah rızası için bir tane kentsel dönüşüm yap. Yok neden zor bir iş. Vatandaşla tek tek görüşeceksiniz gönlünü edeceksiniz. İşin planlama safhasına geçeceksiniz. Gelip bakanlığa diyeceksiniz ki hadi gelin elinizdeki imkanları bizimle paylaşın, biz hazırız. Sonra gelip orada tek tek boşaltıp biz kiralarını vereceğiz vatandaşın ev yapılana kadar. İşe başlayacaksınız.”
“Şu insanları makul bir şekilde evlerinde oturmak hakları yok mu kardeşim?”
“Vallahi heykel dikmek de kolay” diyerek Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştiren Özhaseki, “Dışarıda tabii sanatçı çağırmak çok kolay hele hele yandaş sanatçıları çağırmak. Yandaş gazeteciler çağırıp onlara para verip konuşturmak da kolay. Vallahi heykel dikmek de kolay. Karşı olduğum için söylemiyorum. Lütfen yanlış anlamayın. Sanata niye karşı olalım? Resme, heykele, müziğe niye karşı olalım? Asla böyle bir şey olamaz ama bir belediye başkanı eğer vicdan huzuru içerisinde kenara çekilecekse önce şu vicdanına bir sorsun yalnız kaldığında; ‘Deprem geldiğinde yıkılacak binlerce ev var. Ben ne yaptım dedim. Hangisini dönüştürdüm? Hastanesini dönüştürdüm. Ne yazık ki yine üzülerek söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yapmadığı gibi bu tür işleri bir başka özelliği daha var; dava açmak, işi engellemek. Hastaneye başlıyorsun, dava açıyorlar, okula başlıyorsunuz, dava açıyorlar, TOKİ konut yapacak, dava açıyorlar. ‘Yahu yapmayın’ diyorsunuz. ‘Dava açmak benim anayasal hakkım’ diyor. Neredeyse senelerce süründürdüler. Sizin dava açma hakkı diyerek istismar ettiğiniz konu anayasal bir hak da şu insanları makul bir şekilde evlerinde oturmak hakları yok mu kardeşim? Binlerce emekli dışarıda mağdur vaziyette evinden dışında bu insanların yaşam hakkı yok mu? Depreme karşı güvenli evlerde oturma hakkı yok mu? Ne yazık ki bu belediyelerin böyle dava açıp engellemek için bir gayret içerisinde olduğunu görüyoruz. Bütün dünyayı herkes geziyor. Naçizane ben de az çok gezmiş görmüş bir kardeşinizim. Hayırlı bir iş olduğunda milli bir mesele olduğunda oradaki partilerin hep bir araya geldiklerine ben şahidim. Fakat bizdeki muhalefet ne hikmetse milli meselelerle karşı çıkıyor. Hayırlı bir iş olduğunda yine karşı çıkıyor, yine dava açıyor. Sonra da bir algı operasyonu çekiyorlar. Son dönemde böyle bir moda başladı. Benim anlayamayacağım bir şey. 20 küsur sene belediye başkanlığı yaptım. Bu işin de bir usulü vardır. Fakat son dönemde Cumhuriyet Halk Partililer yapmış olduğu bir belediyecilik; yapmadığı halde yapıyormuş gibi göstermek” diye konuştu.
“Karıştırmak için yaptık bir numara olduğunu biz çok iyi görüyoruz”
“TOKİ mağdurları falan diye bir platform oluşturup bir şeyler söyleyenler oluyor. Bunların da çok zorlama, muhalefetin tahrikleriyle kendi yandaşlarını ortaya dökerek seçim öncesinde mide bulandırmak için ortalığı biraz daha tozumana karıştırmak için yaptık bir numara olduğunu biz çok iyi görüyoruz” ifadelerini kullanan Bakan Özhaseki, “Kimleri nasıl çağırdıklarını, oraya getirdikleri insanlara neler teklif ettiklerini, neler söylediklerini çok çok iyi biliyoruz. Ama buraları geçtik. Böyle bir mağduriyet var mı, yok mu? Buna bakmak lazım. Doğru, zamanında önce KDV, sosyal için yüzde 1 iken 146 metrenin altı sonradan yüzde 10’a kadar yükselmiş. Bu konuda zaten Bakanlar Kurulu’nda da ben gündem ettim. Maliye ekibi çalışıyorlar. İnşallah oradan müjdeli bir haber çıkar diye ümit ediyorum o ayrı bir şey. Fakat şu anda TOKİ’nin Türkiye üzerinde inşaatını devam ettirdiği ortalama söylüyorum. 175 bin civarında konut var arkadaşlar. Bunlar 165 bini ev sahibi olurken vatandaşlarımız 2 bin küsur liradan 4 bin liraya kadar taksit ediyorlar arkadaşlar. Yani yüzde 95’i neredeyse 2 bin 300 yüz lirayla 4 bin lira arasında taksit ödeyerek ev sahibi oluyorlar. Herkes elini vicdanına koysun, dünyanın neresinde asgari ücretin 4’te biriyle, 5’te biriyle ev sahibi olunan bir ülke var. İkincisi geriye kalan 10-12 bin dilimi ise son dönemde başlayan biraz metrekareleri büyük olan 8 bin liraya kadar olan bir bölüm var. Bir de 12 bin liraya kadar bölümü olan var. Yani 10-12 bin tane konutun da taksitleri bir grubu 8 bin liraya kadar, 6, 7, 8 bin lira gibi biraz daha büyük metrajlı olanlar da 12 bin liraya kadar var. Bunlar da en son dönemdeki başlayanlar ve yapılanlar. Böyle olmasına rağmen yani Türkiye’deki asgari ücretin yarısı gibi bazen dörtte bir gibi, bazen dörtte üçü gibi bir rakamla çok şükür binlerce insan ev sahibi olabiliyor. Biz bunları devam ettireceğiz. Daha çok yapacağız, daha çok vereceğiz, daha düşük fiyatlarla, daha uzun vadelerde kiranın bile yarısı gibi bir fiyatla inşallah ev sahibi yapmaya gayret edeceğiz. Mağduriyet olan arkadaşlarımız da her zaman gelebilirler, bizimle görüşebilirler ki burada da arkadaşlarımız davet ettik. Biraz sonra oturacağız. Onlarla da görüşeceğiz. Her ne ise mağduriyet onu da çözeceğiz, bu da bizim işimiz” ifadelerini kullandı.
]]>İlk durağı Eskişehir Valiliği olan Bakan Özhaseki’yi Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy karşıladı. Burada günün anısına Valilik Şeref Defterini imzalayan Özhaseki, basına kapalı bir şekilde Vali Aksoy ile görüştü.
Daha sonra AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı binasına geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, partililerle bir araya geldi. Toplantıya AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu katıldı.
“Türkiye bir deprem ülkesidir nokta”
Düzenlenen toplantıda, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunun altını çizen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız bu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yeri olarak bilinir. Kadim şehirlerimiz var, cennet gibi bir vatana sahibiz. Ama iki tane de dezavantajımız var. Birisi yerin altındaki fitne odakları bitmek bilmez. Dışarıdan tahrik ederler Bunlara destek verenler aynıdır. İstekleri de aynıdır. PKK’dan IŞİD’e FETÖ’sünden DHKP-C’sine uzun bir yelpazede bir sürü bela örgüt bu milleti bölmek için her şeyi yaparlar. Zayıflatmak için her şeyi yaparlar. Kardeş kavgası, kardeş kanı dökülsün diye her şey dikkat edin destekleyenler hep aynıdır bunlar hiç değişmez. Mevzumuz olmadığı için ben burayı kısa geçiyorum. Ama ikinci bir özelliğimiz daha var bu coğrafyanın o da depremselliği. Değerli arkadaşlar şunu herkes bilsin ve unutmasın. Türkiye bir deprem ülkesidir nokta. Himalayalardan Alplere doğru uzanan hat üzerinde en riskli beş tane ülke var, birisi Türkiye. Tüm bilim adamları böyle söylüyor. Ana karamızda ve denizlerimizde 6 ve üzerinde şiddette yıkıcı deprem sayısı son yüzyılda 231. Yani her sene iki veya üç tane deprem oluyor. Şu anda hareketli 500’e yakın fay hattı var. Hiç kimse ben emin yerdeyim. Bana bir şey olmaz asla demesin. Süresi var, zamanı var hareketli olan fay hattı bir gün gelir, orayı da vurur. Peki ne yapmak lazım. Bütün dünyada bunun bir tek çözümü bulunmuş, kentsel dönüşüm. Kentsel dönüşüm olmadan bu iş olmaz” dedi.
“Partisine bakmıyoruz. A, B, C, D, hangi partiden gelirse gelsin sonuna kadar kapı açık”
Depremden en az hasarla çıkmanın tek yolunun Kentsel Dönüşüm olduğunun altını çizen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, şöyle devam etti:
“Kentsel dönüşümün 3 tane ayağı var. Birisi bakanlık, birisi belediye, birisi de vatandaş. Biz bakanlık olarak müthiş bir mücadele içerisindeyiz Bakan olarak adeta ben şehirlere gidip tek tek rica ediyorum, yalvarıyorum. Beraber çalışalım vatandaşlarımızı güvenli konutlarda oturtalım diye. Yasalar çıkarıyoruz, bütçeler ayırıyoruz. En son sıkıntı duyduğumuz bazı yasaları değiştirerek yeni yasaları da çıkardık biz hazırız. Gelenin de asla partisine bakmıyoruz. A, B, C, D, hangi partiden gelirse gelsin sonuna kadar kapı açık. Net olarak söylüyorum. Peki. İkinci ayağında bu işin belediye var. Burada bir tek AK Partili belediyeler gayret ediyor. Ben şu ana kadar kentsel dönüşümü kendisine iş edinen bir tane CHP’li belediye başkanı görmedim. Öğrenmişler papağan gibi bir kelam, artık mide dönüyor bunu duymaktan; ‘Bizler kentsel dönüşüme karşı değiliz. Rantsal dönüşüme karşıyız’. Kardeşim ne olur rantsal dönüşüm yapmayın. Ayıp bir şeydir rantsal dönüşüm zaten. Ne demek? Çirkinleşmeyin. Kentsel dönüşüm yapın. Hadi Allah rızası için bir tane kentsel dönüşüm yap. Yok neden zor bir iş. Vatandaşla tek tek görüşeceksiniz gönlünü edeceksiniz. İşin planlama safhasına geçeceksiniz. Gelip bakanlığa diyeceksiniz ki hadi gelin elinizdeki imkanları bizimle paylaşın, biz hazırız. Sonra gelip orada tek tek boşaltıp biz kiralarını vereceğiz vatandaşın ev yapılana kadar. İşe başlayacaksınız.”
“Şu insanları makul bir şekilde evlerinde oturmak hakları yok mu kardeşim?”
“Vallahi heykel dikmek de kolay” diyerek Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştiren Özhaseki, “Dışarıda tabii sanatçı çağırmak çok kolay hele hele yandaş sanatçıları çağırmak. Yandaş gazeteciler çağırıp onlara para verip konuşturmak da kolay. Vallahi heykel dikmek de kolay. Karşı olduğum için söylemiyorum. Lütfen yanlış anlamayın. Sanata niye karşı olalım? Resme, heykele, müziğe niye karşı olalım? Asla böyle bir şey olamaz ama bir belediye başkanı eğer vicdan huzuru içerisinde kenara çekilecekse önce şu vicdanına bir sorsun yalnız kaldığında; ‘Deprem geldiğinde yıkılacak binlerce ev var. Ben ne yaptım dedim. Hangisini dönüştürdüm? Hastanesini dönüştürdüm. Ne yazık ki yine üzülerek söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yapmadığı gibi bu tür işleri bir başka özelliği daha var; dava açmak, işi engellemek. Hastaneye başlıyorsun, dava açıyorlar, okula başlıyorsunuz, dava açıyorlar, TOKİ konut yapacak, dava açıyorlar. ‘Yahu yapmayın’ diyorsunuz. ‘Dava açmak benim anayasal hakkım’ diyor. Neredeyse senelerce süründürdüler. Sizin dava açma hakkı diyerek istismar ettiğiniz konu anayasal bir hak da şu insanları makul bir şekilde evlerinde oturmak hakları yok mu kardeşim? Binlerce emekli dışarıda mağdur vaziyette evinden dışında bu insanların yaşam hakkı yok mu? Depreme karşı güvenli evlerde oturma hakkı yok mu? Ne yazık ki bu belediyelerin böyle dava açıp engellemek için bir gayret içerisinde olduğunu görüyoruz. Bütün dünyayı herkes geziyor. Naçizane ben de az çok gezmiş görmüş bir kardeşinizim. Hayırlı bir iş olduğunda milli bir mesele olduğunda oradaki partilerin hep bir araya geldiklerine ben şahidim. Fakat bizdeki muhalefet ne hikmetse milli meselelerle karşı çıkıyor. Hayırlı bir iş olduğunda yine karşı çıkıyor, yine dava açıyor. Sonra da bir algı operasyonu çekiyorlar. Son dönemde böyle bir moda başladı. Benim anlayamayacağım bir şey. 20 küsur sene belediye başkanlığı yaptım. Bu işin de bir usulü vardır. Fakat son dönemde Cumhuriyet Halk Partililer yapmış olduğu bir belediyecilik; yapmadığı halde yapıyormuş gibi göstermek” diye konuştu.
“Karıştırmak için yaptık bir numara olduğunu biz çok iyi görüyoruz”
“TOKİ mağdurları falan diye bir platform oluşturup bir şeyler söyleyenler oluyor. Bunların da çok zorlama, muhalefetin tahrikleriyle kendi yandaşlarını ortaya dökerek seçim öncesinde mide bulandırmak için ortalığı biraz daha tozumana karıştırmak için yaptık bir numara olduğunu biz çok iyi görüyoruz” ifadelerini kullanan Bakan Özhaseki, “Kimleri nasıl çağırdıklarını, oraya getirdikleri insanlara neler teklif ettiklerini, neler söylediklerini çok çok iyi biliyoruz. Ama buraları geçtik. Böyle bir mağduriyet var mı, yok mu? Buna bakmak lazım. Doğru, zamanında önce KDV, sosyal için yüzde 1 iken 146 metrenin altı sonradan yüzde 10’a kadar yükselmiş. Bu konuda zaten Bakanlar Kurulu’nda da ben gündem ettim. Maliye ekibi çalışıyorlar. İnşallah oradan müjdeli bir haber çıkar diye ümit ediyorum o ayrı bir şey. Fakat şu anda TOKİ’nin Türkiye üzerinde inşaatını devam ettirdiği ortalama söylüyorum. 175 bin civarında konut var arkadaşlar. Bunlar 165 bini ev sahibi olurken vatandaşlarımız 2 bin küsur liradan 4 bin liraya kadar taksit ediyorlar arkadaşlar. Yani yüzde 95’i neredeyse 2 bin 300 yüz lirayla 4 bin lira arasında taksit ödeyerek ev sahibi oluyorlar. Herkes elini vicdanına koysun, dünyanın neresinde asgari ücretin 4’te biriyle, 5’te biriyle ev sahibi olunan bir ülke var. İkincisi geriye kalan 10-12 bin dilimi ise son dönemde başlayan biraz metrekareleri büyük olan 8 bin liraya kadar olan bir bölüm var. Bir de 12 bin liraya kadar bölümü olan var. Yani 10-12 bin tane konutun da taksitleri bir grubu 8 bin liraya kadar, 6, 7, 8 bin lira gibi biraz daha büyük metrajlı olanlar da 12 bin liraya kadar var. Bunlar da en son dönemdeki başlayanlar ve yapılanlar. Böyle olmasına rağmen yani Türkiye’deki asgari ücretin yarısı gibi bazen dörtte bir gibi, bazen dörtte üçü gibi bir rakamla çok şükür binlerce insan ev sahibi olabiliyor. Biz bunları devam ettireceğiz. Daha çok yapacağız, daha çok vereceğiz, daha düşük fiyatlarla, daha uzun vadelerde kiranın bile yarısı gibi bir fiyatla inşallah ev sahibi yapmaya gayret edeceğiz. Mağduriyet olan arkadaşlarımız da her zaman gelebilirler, bizimle görüşebilirler ki burada da arkadaşlarımız davet ettik. Biraz sonra oturacağız. Onlarla da görüşeceğiz. Her ne ise mağduriyet onu da çözeceğiz, bu da bizim işimiz” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
]]>CHP Tarım ve Orman Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın çiftçilere yönelik sözlerini eleştirerek tarım sektöründeki sorunların sadece “önünü görmek” gibi basit bir vaatle çözülemeyeceğini belirtti. Adem, gerçeklerin göz ardı edildiği bir yaklaşımın tarım sektörünü daha da zor duruma soktuğunu ifade ederek, “Çiftçilerimiz girdi maliyetleriyle boğuşurken, üretimlerini sürdürmek için çabalarken, bir de Bakan’ın uçuk vaatleriyle avutulması ne kadar adaletli ve gerçekçi olabilir? Tarım sektörüne yönelik somut çözümler üretilmeli, çiftçilerimize bir an önce gerçek destek verilmeli” dedi.
Çiftçilere milli gelirin yüzde 1’i oranında verilmesi gereken desteğin ödenmediğini hatırlatan Adem, “Çiftçilerimizin yaşadığı üretim zorlukları ve halkımızın geçim sıkıntısı derinleşmektedir. AKP iktidarının ise tek sıkıntısı, bu sorunların seçime kadar nasıl örtbas edileceğidir” ifadelerini kullandı.
Adem konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:
“Tarım sektöründe yaşanan sıkıntılar, çiftçilerimizin zorlu mücadelesi ve bakanlık tarafından sunulan vaatlerin gerçeklikten uzak bir tablo ortaya koymaktadır. Bugün geldiğimiz noktada tarım bakanlığı hangi ülkeden ne ithal edileceğine bakmaktan ülke tarımını, üreticisini ve gerçeklerini görmemektedir. Ülkenin geldiği durum şudur: Üretilen narenciye ağaç dallarında çürümeye bırakıldı. Geçen yılın mahsulleri işçilik maliyetleri yüzünden bahçelerden toplatamazken, vatandaş, çürük meyve, sebzeyi market önlerindeki çöplerden toplamaya mahkum edildi. İktidar, ekonomik sorunları anlamak, çözüm sunan politikalar üretmek şöyle dursun, fiyat artışlarının sorumlusu olarak, fırıncı esnafını, hayvancılık yapan yetiştiricileri, zincir marketleri hedef g&o uml;steriyor. Yeter, halkı birbirine düşman ettiniz.
“ÇİFTÇİLERİN HAK ETTİKLERİ DESTEKTEN MAHRUM BIRAKILMASININ SORUMLUSU BİZZAT AKP HÜKÜMETİDİR”
Bugün çiftçilerimiz, tohum ve gübre almak için borçlanırken, ürünlerini nasıl hasat edeceklerini düşünmektedir. Çiftçilerimizin yaşadığı üretim zorlukları ve halkımızın geçim sıkıntısı derinleşmektedir. AKP iktidarının ise tek sıkıntısı, bu sorunların seçime kadar nasıl örtbas edileceğidir. Bugünün ve yarının sorunları iktidarınız tarafından göz ardı edilmektedir. Siz çıkmışsınız çiftçinin 3 yıl sonra ne ekeceğini bileceğini iddia ediyorsunuz. Sayın Yumaklı gerçekten tarımı ve çiftçileri düşünüyorsanız öncelikle Tarım Kanunu’nu açıp okuyun ve çiftçilere verilmesi gereken destek miktarını neden eksik verildiğini açıklayın. Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi, milli gelirin yüzde 1’inin çiftçilere destek olarak verilmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Bu oran, rakamsal olarak 263 milyar liraya denk gelmektedir. Ancak, hükümetinizin gerçekleştirdiği destek miktarı sadece 85 milyar lira, aradaki fark olan 173 milyar lirayı hangi hakla çiftçilerimizin cebinden alıyorsunuz. Bu çiftçinin, üreticinin hakkını gasp etmekten başka bir şey değildir. Çiftçilerin hak ettikleri destekten mahrum bırakılmasının sorumlusu bizzat AKP hükümetidir. Hükümet çiftçilere ancak masal anlatarak, sorunları çözmekten kaçıyor. Ülkemizin tarım sektörü, AKP’nin yanlış politikaları ve ihmallerinin ağır bedelini ödemektedir.”
]]>ANKARA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Daha büyük tehlike arz eden ve daha sık rastlanan benekli balon balığında destekleme fiyatı yüzde 100 artırılarak 12,5 TL’den 25 TL’ye, diğer balon balığı türlerinde de yüzde 400 artırılarak 2,5 TL’den 10 TL’ye çıkarıldı” dedi.
2020 yılında başlatılan ve 2021-2023 yılları arasında da devam eden balon balığı avcılığı desteklemesiyle ilk kez aynı anda hem sucul biyolojik çeşitliliğin korunması hem de balıkçıların desteklenmesi sağlanıyor.
Destekleme ile yabancı istilacı bir tür olan balon balığı üzerinde av baskısı oluşturulup stok katılım oranı azaltılarak su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir, rasyonel kullanımı ve balon balığının balıkçıların av araçlarına verdiği zararın azaltılması amaçlanıyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, iklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen balon balıklarının, Ege ve Marmara’dan sonra yayılım alanlarını genişletip Karadeniz’e kadar ulaşmalarının öngörüldüğünü bildirerek, Bakanlığın balon balığı avcılığının teşviki için 2020 yılında bir pilot çalışma başlattığını hatırlattı.
Yumaklı, pilot çalışmanın başarılı olması, toplum ve balıkçılar nezdinde ilgi uyandırması ve desteklemenin devamı için duyulan gereklilik üzerine Cumhurbaşkanı Kararı ile 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan “Balon Balığı Avcılığının Desteklenme Kararının” yürürlüğe girdiğine dikkati çekti.
“Benekli balon balığında destekleme fiyatı yüzde 100 arttırıldı”
İstilacı olan bu balığın stok katılım oranını düşürmek ve üzerindeki av baskısının devam etmesi için 2024-2026 yıllarında da balon balığı avlayan balıkçılara, kuyruk adedi başına doğrudan desteklemede bulunacaklarını vurgulayan Bakan Yumaklı, “Daha büyük tehlike arz eden ve daha sık rastlanan benekli balon balığında destekleme fiyatı yüzde 100 artırılarak 12,5 TL’den 25 TL’ye, diğer balon balığı türlerinde de yüzde 400 artırılarak 2,5 TL’den 10 TL’ye çıkarıldı” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, desteklemenin başladığı tarihten itibaren toplam 183 bin 974 adet balon balığının yakalandığını ifade ederek, avlanan balon balıkları sayesinde yaklaşık 14 milyon adet yeni balon balığının ekosisteme girişinin engellendiğinin altını çizdi.
Balon Balığı Avcılığının Desteklenme Tebliği ile ayrıca balon balıklarının ilaç, deri, tekstil gibi sanayi kollarında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması yönünde düzenlemeler yapıldığının altını çizen Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bu kapsamda, yakalanan balon balıklarının girişimcilere ücretsiz verilmesi sağlandı. Ayrıca, Ar-Ge çalışmaları için balon balığı derisinin çanta, ayakkabı ve cüzdan olarak işlenmesi talebi kabul edilerek yaklaşık 12 ton balık bu sektörde ekonomiye kazandırıldı. Toksin düzeylerinin belirlenmesi ve ilaç sanayiinde bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere de bir firmanın Türkiye’deki temsilcisi aracılığıyla toplam bin 600 kilogram balon balığı alımı gerçekleştirildi. Akdeniz Bölgesinde emsal teşkil eden desteklememize ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının ardından ivedilikle Tebliğini de yayımlayarak balon balığı alımlarına başlayacağız. Sucul biyoçeşitliliğimizin ve su ürünleri kaynaklarımızın korunması amacıyla istilacı türlere karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.”
]]>2020 yılında başlatılan ve 2021-2023 yılları arasında da devam eden balon balığı avcılığı desteklemesiyle ilk kez aynı anda hem sucul biyolojik çeşitliliğin korunması hem de balıkçıların desteklenmesi sağlanıyor.
Destekleme ile yabancı istilacı bir tür olan balon balığı üzerinde av baskısı oluşturulup stok katılım oranı azaltılarak su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir, rasyonel kullanımı ve balon balığının balıkçıların av araçlarına verdiği zararın azaltılması amaçlanıyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, iklim değişikliği ve küresel ısınmaya bağlı olarak Kızıldeniz’den gelerek Akdeniz’e yerleşen balon balıklarının, Ege ve Marmara’dan sonra yayılım alanlarını genişletip Karadeniz’e kadar ulaşmalarının öngörüldüğünü bildirerek, Bakanlığın balon balığı avcılığının teşviki için 2020 yılında bir pilot çalışma başlattığını hatırlattı.
Yumaklı, pilot çalışmanın başarılı olması, toplum ve balıkçılar nezdinde ilgi uyandırması ve desteklemenin devamı için duyulan gereklilik üzerine Cumhurbaşkanı Kararı ile 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan “Balon Balığı Avcılığının Desteklenme Kararı”nın yürürlüğe girdiğine dikkati çekti.
“Benekli balon balığında destekleme fiyatı yüzde 100 arttırıldı”
İstilacı olan bu balığın stok katılım oranını düşürmek ve üzerindeki av baskısının devam etmesi için 2024-2026 yıllarında da balon balığı avlayan balıkçılara, kuyruk adedi başına doğrudan desteklemede bulunacaklarını vurgulayan Bakan Yumaklı, “Daha büyük tehlike arz eden ve daha sık rastlanan benekli balon balığında destekleme fiyatı yüzde 100 artırılarak 12,5 TL’den 25 TL’ye, diğer balon balığı türlerinde de yüzde 400 artırılarak 2,5 TL’den 10 TL’ye çıkarıldı” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, desteklemenin başladığı tarihten itibaren toplam 183 bin 974 adet balon balığının yakalandığını ifade ederek, avlanan balon balıkları sayesinde yaklaşık 14 milyon adet yeni balon balığının ekosisteme girişinin engellendiğinin altını çizdi.
Balon Balığı Avcılığının Desteklenme Tebliği ile ayrıca balon balıklarının ilaç, deri, tekstil gibi sanayi kollarında değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması yönünde düzenlemeler yapıldığının altını çizen Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bu kapsamda, yakalanan balon balıklarının girişimcilere ücretsiz verilmesi sağlandı. Ayrıca, Ar-Ge çalışmaları için balon balığı derisinin çanta, ayakkabı ve cüzdan olarak işlenmesi talebi kabul edilerek yaklaşık 12 ton balık bu sektörde ekonomiye kazandırıldı. Toksin düzeylerinin belirlenmesi ve ilaç sanayiinde bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere de bir firmanın Türkiye’deki temsilcisi aracılığıyla toplam bin 600 kilogram balon balığı alımı gerçekleştirildi. Akdeniz Bölgesinde emsal teşkil eden desteklememize ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının ardından ivedilikle Tebliğini de yayımlayarak balon balığı alımlarına başlayacağız. Sucul biyoçeşitliliğimizin ve su ürünleri kaynaklarımızın korunması amacıyla istilacı türlere karşı mücadelemiz kararlılıkla devam edecek.” – ANKARA
]]>Yerlikaya ayrıca, “Kaç terörist kaldığını ben hiç vermiyorum ama şunu söyleyeyim, artık son evreleri olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Tekirdağ’da çeşitli ziyaretlerde bulunduktan sonra Çorlu Halk Eğitim Merkezinde aday proje tanıtım toplantısına katıldı. Bakan Yerlikaya, proje tanıtım toplantısı öncesinde bakanlığın faaliyetleriyle ilgili çalışmaları ve yakalamalardaki istatistikleri açıkladı. Bakan Yerlikaya, istatistiklerin yanı sıra polis ve jandarmanın yakasında artık canlı yayın yapabilen kameraların olacağını belirtti.
Bakan Yerlikaya açıklamasında, “Bütün jandarma ve polis devriyelerimizde ASELSAN’ın yaptığı yüz tanıma kamera sistemi olacak. Artık gecenin 2’sinde veya gündüz. Nerede olursa olsun. Polis veya jandarma sizi durdurdu. Sakın ha sakın ‘Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz’ demeyin. O da aynı sizin güzel gülümsemeniz gibi gülecek. Çünkü kendini de kamera kaydediyor. Kamera hem polisimi, hem jandarmamı hem sizi kaydediyor. Aynı zamanda biz arzu edersek, bakanlıktaki GAMER Merkezinde bile ben canlı izleyebiliyorum. Yani devriye yaparken orada sizi durdurup ya da gelen araçlarla ilgili her şeyi biz canlı olarak izleyebiliyoruz hatta onunla konuşabiliyoruz. Dolayısıyla siz siz olun durdurulduğunuzda ‘İyi günler’ deyin başka bir şey demeyin” dedi.
“Sayılarını biliyoruz”
Bakanlığın faaliyetlerine ilişkinde açıklamada bulunan Yerlikaya, “İHA ve SİHA’larımızın verdiği güçle kırsalda operasyon sayımız 17 bin 757. Büyük, orta çaplı, küçük operasyon dağılımı bu polislerimizle. Yine jandarmamızın bölgesinde ise 3 bin 396. Toplam 21 bin 153 operasyon. Peki bu operasyonlarda ne olmuş, 782 terörist etkisiz hale getirildi. Bunun 60’ı ölü. 601 sağ, 4 yaralı 117 teslim. Şimdi 2016 yılında bir yılda hain terör örgütü Türkiye’de 2 bin 322 eylem yapmış, geçen sene 88, bu yıl 8. Yanlış anlamayın ama duvara herhangi bir terör örgütünü övücü yazı yazsalar biz bunu ‘eylem’ diye yazıyoruz. Yani bu 88 eylemin içerisinde en az 20 tane duvara yazı eylemi var. Hepsini en hassas şekilde takip ediyoruz. PKK’yı kastederek söylüyorum, sayılarını biliyoruz ama beni izleyenler bilir, bizim sınırlarımız içerisinde kaç terörist kaldığını ben hiç vermiyorum ama şunu söyleyeyim, artık son evreleri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güçlü bir sistem. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan dünya lideri. Onun kararlılığı azmi, onun cesareti, aynı zamanda Cumhur İttifakımızın da destek ve kararlılığını altını çizmemiz lazım. Son 9 ayda FETÖ’ye yönelik 4 bin 278 operasyon düzenlendi 6 bin 521 gözaltı 1350 tutuklu, 1353 adli kontrol. DEAŞ operasyonun sayısı 2 bin 599, 656 tutuklu, 481 adli kontrol, son terör örgütlerinin her birini tek çatı altında verdik. 407 operasyon, 734 gözaltı tutuklu ve adli kontrol. Bir de bunları biliyorsunuz biz sözde lider takımlarıyla ilgili bunların kategori olarak ayırıyoruz. Bu süre içerisinde tüm terör örgütlerinde 46 sözde üst düzey terörist etkisiz hale getirilmiştir. 5’i kırmızı, 7 yeşil, turuncu ve 30’u gri. 9 ayda engellenen terör eylemleri bakın 94’ü bombalı eylem olmak üzere 128 terör eylemini Allah’a hamdolsun engelledik. Bunun 107’si PKK, 19’u DEAŞ, 2’si sol. Maalesef engelleyemediğimiz, sizin de bildiğiniz üç eylem var. 1 Ekim İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü binasına saldırı girişimi, biliyorsunuz iki terörist orada etkisiz hale getirilmişti. 28 Ocak Santa Maria Kilisesi saldırısı iki terörist sadece ama sadece Cumhurbaşkanımız 24 saat demişti onu mahcup etmedik. 10 saat içerisinde bunları yakalayıp adalete teslim ettik. Yine menfur bir saldırı 6 Şubat Çağlayan Adliyesi saldırı girişimi. Ne oldu onlar? İki terörist orada kahraman polislerimizce etkisiz hale getirildi” dedi. – TEKİRDAĞ
]]>Koca, ilçede ilk olarak partisinin seçim standını ziyaret etti, burada vatandaşlarla sohbet etti.
Ardından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan Kadın ve Yaşam Festivali’ni ziyaret eden Koca, yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin iki yıllık pandemi sürecinde sağlık sisteminin sınavını geçtiğini ve ülkenin sağlık sisteminin altyapısının dünyaya örnek olduğunu söyledi.
Pendik’teki sağlık altyapısının yetersiz olduğunu ifade eden Koca, “İki yıla yakın bir zaman diliminde ısrarla dar olan devlet hastanesinin, 5-6 dönümlük yanındaki otoparkın olduğu yerin genişletilerek hizmet verilmesi talebi yoğundur. Ben de ısrarla gelişen bir ilçemiz olduğunu ve sağlık hizmetine erişim anlamında uzun vadede sorunların daha ciddi yaşanabileceği için daha büyük bir hastanenin vatandaşın da kolay erişebileceği bir lokasyonda olmasında ısrar ettim. Tabii Pendik’te boş alan yok. Kamunun alanı yok. Hatta periferili olsa, gerektiğinde kamulaştırmaya da razıydık. Ona rağmen bulamadık.” diye konuştu.
Koca, sözlerine şöyle devam etti:
“En sonunda ısrarla Tarım Bakanlığına ait sahile yakın olan Batı Mahallesi’ndeki arazinin alt kısmını daha önceki Bakanımız Vahit Bey’den istedim. Dediler ki, ‘Biz alt kısmını vermek istemiyoruz. Üstü verebiliriz.’ Eyvallah üst kısımdan da razı olalım dedik. Üst kısmıyla ilgili de var olan binanın birtakım sorunları nedeniyle bitişiğinde belediyenin de küçük alanı vardı. Bu alanı önce Sağlık Bakanlığımıza Sayın Başkanımız kullanımını vermiş oldu. En son iki gün önce yeni Tarım Bakanımız İbrahim Bey’in bu noktadaki çabasıyla o arazide karar kılındı. Sözleşme yapılarak o arazi Bakanlığımıza geçmiş oldu.”
Araziye yoğun bakımla birlikte 600 yataklı hastane yapılacağını belirten Koca, birimlerini projelendirerek eğitim araştırma hastanesi fonksiyonunda hizmet verilmesi gerektiğini ve sahile yakın olduğu için felaket durumunda bütün birimleriyle üçüncü basamak hizmeti verebilir bir hastane olmasını planladıklarını anlattı.
Koca, yerel seçimlere de değinerek 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin siyasi polemikler yerine eser ve hizmetin ihya edildiği gün olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
İstanbul ve Pendik’in ihya edildiği gün olacak. İstanbul için İstanbul’un muradına kavuşacağını, vereceğimiz kararların kendisine hizmetin önünü açacağından eminim. Bundan bir şüphem yok. Beş yıl boyunca kabinede birlikte yol aldık, arkadaşlık yaptık. Nasıl hizmet yapabildiğini ve yaptığına Elazığ, Hatay, Van ve İzmir’de şahidim. Dolayısıyla ben İstanbul’u ihyasında önemli hizmetlerini olacağına inanıyorum. 31 Mart Türkiye Yüzyılı için ben de varım dediğimiz günün adıdır.”
Konuşmasından sonra Gazi Paşa Caddesi’ndeki esnafı da ziyaret eden Koca, ardından Çarşı Camii’nde namaz kıldı.
Bakan Koca’ya Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin de eşlik etti.
]]>Muğla’ya bugüne kadar önemli adliye yatırımları yaptıklarını açıklayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yatağan ilçesine yeni adliye sarayı yapımı işinin ihale sürecinin tamamlandığını ve önümüzdeki 10 gün içinde ihale gününü belli olacağını açıkladı.
Muğla Valisi, Cumhuriyet Başsavcısı ve Komisyon Başkanı ile yaptıkları değerlendirme toplantısında yeni adliye binalarının yapımı ile ilgili planlama yaptıklarını açıklayan Adalet Bakanı Tunç, “Adliye saraylarımız, cezaevlerimiz toplam yatırım tutarımız 6,5 milyar lirayı buluyor. İlçelerimizde ihtiyaç duyulan planlamalarımızı yaptık. Muğla merkeze büyük bir adliye binasını planlıyoruz. Burada arsa problemimiz de yok. 48 bin 570 m2 ihtiyaç programı belirledik. Kapalı alana sahip olacak. Yeni adliye binamız eskisinden çok daha büyük. Proje çalışmalarını başlatıyoruz. İnşallah ek programa da alarak sonrasında da Muğla merkeze büyük bir adliye binasını inşallah kazandıracağız. Yine Bodrum’un ihtiyacı var. 198 bin Bodrum’un nüfusu ama bunu yaz nüfusu olarak baktığınız zaman 29 kata varan milyonlarca insanın ziyaret ettiği, burada sağlık hizmeti, yargı hizmeti noktasında ihtiyaç duyulan bir ilçemiz. Bodrum’da da yeni adliye binası planlıyoruz. 32 bin 393 m2 kapalı alana sahip olacak. Burada arsamız da hazır. İnşallah Bodrum’umuzda da planladığımız adalet binamızı yakın zamanda programa alarak çalışmalarımızı başlatacağız. Fethiye’mizde de 6 bin 540 m2 kapalı alana sahip olacak yeni adliye binasını planlıyoruz. Köyceğiz ilçemizde de yeni adliye binası planlamamız var. 5 bin 123 m2 kapalı alan sahip ihtiyaç programını belirledik. İnşallah onun da çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Ortaca ilçemizde de yeni bir adliye binası ile ilgili çalışmamız olacak. 17 bin 749 m2 kapalı alana sahip bir adliye binasını da Ortaca ilçemize planlıyoruz. Yine Datça ilçemizde de İçişleri Bakanlığı ile ortak bir projemiz var. İçişleri Bakanlığı Hükümet Konağı içerisinde gerçekleşecek olan adliye binamızı da İçişleri Bakanlığımız ile birlikte istişareli bir şekilde o yatırımı da takip ediyoruz” dedi.
Seydikemer’e Hakim ve Savcı atamaları Haziran’da
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2014 yılında Muğla’nın Büyükşehir olması ile birlikte yeni kurulan Seydikemer ilçesinde adliye hizmetleri için Hakimler ve Savcılar Kurulu’na yeni atamalar için yazının yazıldığını açıkladı. Bakan Tunç, “Muğla Büyükşehir Belediyesi olduktan sonra Seydikemer beldemiz de ilçe olmuştu. Seydikemer 66 bin nüfuslu bir ilçemiz. Orada da artık bir yargı teşkilatının, mahkeme teşkilatının kurulması gerekiyordu. Bu anlamda mevcut binayı da hızlı bir şekilde onararak Seydikemer’e bir mahkeme teşkilatı kurulması ile ilgili süreç başlattık. Adalet Bakanlığı olarak biz kararımızı Hakimler ve Savcılar Kuruluma gönderdik. Kısa süre içinde Hakim ve Savcılar kurulumuz kararı vererek, Haziran kararnamesinde de yeni hakim ve savcılarımızın atamalarını Seydikemer’e gerçekleştirmek istiyoruz” dedi. – MUĞLA
]]>Bakan Tunç, Muğla Valiliği’ni ziyaretinin ardından yaptığı konuşmada, Muğla’nın Türkiye’nin en güzel köşelerinden ve tarih, kültür ile turizm cenneti şehri olduğunu söyledi.
Kentin doğal güzellikleri ve tarihiyle dünyanın doğa harikası olduğunu belirten Tunç, “Muğla Büyükşehir adayımız Prof. Dr. Aydın Ayaydın ve Marmaris adayımız Serkan Yazıcı’nın proje tanıtım toplantılarına katılacağım. Bakanlığın faaliyetleri ile gittiğimiz illerde valilik ve başsavcılıklarımızı ziyaret ederek teşkilatımızın ihtiyaçlarını yerinde tespit ediyoruz.” dedi.
Vali İdris Akbıyık ve mesai arkadaşları ile değerlendirme toplantısı yaptıklarına da işaret eden Tunç, “Özellikle adalet teşkilatımızın hem Muğla merkezde hem ilçelerde yaptığı çalışmalarla ilgili değerlendirmelerde bulunduk. Yargı mensuplarının ihtiyaçlarını tespit ettik. Muğla’da adalet hizmetlerinin, yargı hizmetlerinin aksamadan devam etmesi, Muğlalı hemşerilerimizin adalete güveninin en üst noktaya çıkarma noktasındaki çabalarımızı hızlandırarak devam ettireceğiz.” diye konuştu.
Bakan Tunç, Muğla ve ilçelerinde yeni adliye yatırımları yaptıklarını hatırlatarak, Milas, Marmaris, Ortaca, Bodrum ve Fethiye adalet saraylarını inşa ettiklerini, şimdi bölgelerde yaz nüfuslarının da artmasıyla yeni yatırımlar yapmaya başladıklarını dile getirdi.
“Muğla’da toplam yatırım tutarımız 6,5 milyar lirayı buldu”
Bakanlıklarının yaptığı ve yapacağı yatırımların Muğla’da her geçen yıl artarak devam ettiğini anlatan Tunç, şöyle konuştu:
“Muğla, hükümetlerimiz döneminde her alanda çok büyük eserlere kavuştu, bundan sonra da kavuşmaya devam edecek. Muğla’da toplam yatırım tutarımız 6,5 milyar lirayı buldu. Tabi diğer bakanlıkların yatırımlarıyla beraber çok yüksek bir bedele kavuşuyor. Ancak biz yaptıklarımızla yeterli kalmıyoruz. Muğla’da yeni yatırım planlarımız var. Öncelikle Muğla merkeze yeni bir adliye binası planlıyoruz. Yatağan’ı adli binasına kavuşturmak istiyoruz. Bunun yanı sıra planladığımız yatırımlar var, bakanlık olarak belirlediğimiz ihtiyaçlar var. Bugün yaptığımız değerlendirme toplantısında gelen talepler doğrultusunda ilçelerimizin ihtiyacı olan planlamaları yaptık. “
Bodrum, Köyceğiz, Ortaca ve Fethiye’de yeni adliye binası planladıklarını da vurgulayan Tunç, “Adliye binalarımız eskiden çok kötü bir durumdaydı. Adalet saraylarının ilçelerde nasıl binalarda olduğunu sizler daha iyi biliyorsunuz, yargı mensupları çok iyi biliyor, merdiven altlarında yapılan duruşmalar, fotokopi kağıtlarının, karbon kağıtlarının avukatlardan istendiği o günler artık çok geride kaldı. Artık biz yeni adliye binalarımızı adaletin vakarına yakışır şekilde teknolojinin tüm imkanlarıyla donatılmış, görüntülü duruşmaların bile yapılabileceği noktaya getirdik. Bu adliyelerimiz de teknolojinin son imkanlarıyla donatılmış binalarımız olacak.” ifadesini kullandı.
Datça ilçesinde de İçişleri Bakanlığı ile proje yürüttüklerini aktaran Tunç, Muğla’nın büyükşehir belediyesi olmasıyla Seydikemer’in ilçe olduğunu, orada yargı, mahkeme teşkilatının kurulması için çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Mevcut binayı da hemen hızlı şekilde onararak Seydikemer’e bir mahkeme teşkilatı kurulmasıyla ilgili süreci başlattıklarını belirten Tunç, bakanlık olarak kararı hakimler ve savcılar kurulumuna gönderdiklerini, kısa süre içerisinde yeni hakim ve savcıların atamalarını arzu ettiklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle Muğla’ya büyük önem verdiğini belirten Tunç, geçen hafta düzenlenen mitingde Muğla’ya yeni müjdeler verdiğini de hatırlattı.
“Ülkemiz aleyhine çalışanlara, casusluk yapanlara müsaade etmeyeceğiz”
Konuşmaların ardından bir gazetecinin “Ülkemizde İsrail adına istihbarat bilgisi toplayan şüphelilerle ilgili son yapılan operasyon hakkında neler söyleyeceksiniz” sorusuna Bakan Tunç, şu cevabı verdi:
“Bu konuda 2021 yılından bu yana devam eden bir süreç var. İsrail dış istihbaratının ülkemizde devletin askeri ve siyasal yararları ve casusluk suçlaması kapsamında başlatılan soruşturmalar var. Bu soruşturmalardan büyük bir kısmı davaya dönüştü. İstanbul ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalar var. Bu davalarda da daha önce 57 şüpheli sanık hakkında kamu davası açılmıştı. Onların tutuklu olarak yargılanmaları devam ediyor. Son yapılan operasyonda da yine ülkemizin askeri ve siyasal yararları aleyhine casusluk suçu işleyen kişilerin tespiti için emniyetimizin, istihbaratımızın tespitleri soruşturmaya intikal etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız titiz bir soruşturma yaptı. Soruşturma neticesinde sulh ceza mahkemesine tutuklama talebiyle sevk edilen 7 şüpheliden 6’sı hakkında tutuklama kararı verildi. Böylece bu konudaki tutuklama sayısı 63’e yükselmiş oldu. Bu dosyalarda adli kontrol alan şüpheliler de var. Bu noktada titiz şekilde ülkemizin aleyhine çalışan, casusluk yapan, askeri ve siyasal yararlarımız aleyhine buralarda faaliyet gösteren hiçbir sanığa, şüpheliye müsaade etmeyeceğiz.”
Bakan Tunç, bu konuda istihbarat ve yargı teşkilatının koordineli bir çalışma sergilediğini, bu kişilerin yakalanıp tutuklanıp cezaevine gönderildiğini dile getirdi.
Tunç, daha sonra Muğla Valisi İdris Akbıyık, AK Parti Muğla milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz, AK Parti MKYK Üyesi Yelda Erol Gökcan ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın ile Muğla Adliyesi’ni ziyaret etti.
]]>Esenyurt Nene Hatun Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Milletvekilleri, Ak Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü, ilçe STK temsilcileri, çok sayıda sanayici ve iş adamı katıldı.
Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak aslen dış ticarette ihracatımızın arttırılması, mal ve hizmetler acentamızın arttırılması, ithalatta da makul ve gerekli olan ithalatın düzgün yapılması ama Türkiye’ye yasa dışı yollarla ya da aldatılan yöntemlerle ithalat yapılarak yerli ve milli üretime zarar verilmesinin de karşısında olmak bizim hedeflerimiz arasındadır” dedi.
Gümrüklerde kaçak ticarete izin verilmemesi önemli görevler arasında yer aldığını belirten Bolat, “Gümrüklerin etkin ve hızlı çalışması, yasadışı, kaçak ticarete ve uyuşturucu ticaretine izin verilmemesi en önemli görevlerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.
“Haziran ayından bu güne Eylül ayı hariç her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk”
Konuşmalarına devam eden Bakan Bolat, “İç ticarette çıkardığımız sektörel düzenlemelerle, yönetmeliklerle ticareti adil, rekabetçi bir şekilde yapılması ve tüketici haksız muamelelerle karşı karşıya kalmaması, stokçuluk, karaborsacılık, fahiş fiyat gibi uygulamalara karşı yoğun denetim ve baskılarla sonuç alınarak vatandaşın mağdur edilmemesi çabaları içindeyiz. Haziran ayından bu güne Eylül ayı hariç her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk. Ağustos’tan bu güne her ay ithalatımızı azaltmayı başardık, dış ticaret açığımızı azaltmayı başardık. Haziran ayından Şubat ayı sonuna kadar 30 milyar dolar dış ticaret açığımızı azalttık. Mayıs ayında 60 milyar doların üzerinde olan cari açığımızı da Aralık ayı sonunda 45 milyar dolara düşürdük. Ocak ayı rakamları 13 Mart’ta açıklanacak, 37 – 38 milyar dolara düşürmüş olacağız. Şubat ayı cari açığı da 13 Nisan’da açıklanacak inşallah o zamanda 32 milyar dolar seviyesine cari açığımızı düşürmüş olacağız” şeklinde konuştu
“Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlarla alışveriş yapmayacağız”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat daha sonra, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak, bir buçuk milyar dolar ihracatı fedakarlık gösterdik, 2023 yılında, patates, soğan, domates, salça, ayçiçek yağı, zeytinyağında bu ürünlerde ihracatı frenledik. Sebebi de ülke içerisinde vatandaşlarımız, aşırı şişirilmiş fiyatlarla karşılaşmamasıdır. Dikkat ettiyseniz bu seçimde ne ayçiçek yağında, ne şekerde ne simitte, ne soğanda, ne patateste, ne domateste, ne de salçada seçimlere yönelik tiyatro yapamadılar. Ankara’da simit üzerinden bir operasyon çekmeye çalıştılar bir gece yüzde elli artışla, 24 saatte yapılan zammı geri aldırdık. 210 gram ekmeği 8 TL fiyatını uygularken 100 gram simite 15 TL fiyat yazmaya kalktılar biz engelledik. Bunu tüm Türkiye’ye yayarak simit çay üzerinden siyaset yapacaklardı engel olunca şaşırdılar. Ramazan öncesi fiyatlarda bir anda büyük artışlar olmasın diye tüm gıda firmalarını dolaştık. Bu noktada önemli çabalar sarf ediyoruz. Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlarla alışveriş yapmayacağız. Bilinçsiz tüketici anlayışıyla vatandaşa haksız fiyat uygulamaya çalışan, zulüm etmeye çalışanlarla asla ticaret yapmayacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Oda ve Borsa Yönetim Kurulu Başkanları İstişare Toplantısı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.
Toplantıda söz alarak başta Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) üyelerinin olmak üzere Malatya’nın deprem sonrası oluşan sorunları hakkında bilgiler veren Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Malatya’nın daha hızlı ayağa kalkabilmesi için kapsamlı desteklere ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Mücbir sebep süresi devam etmeli”
Malatya iş dünyası olarak en öncelikli taleplerinin 30 Nisan’da sona erecek olan Mücbir Sebep Süresinin uzatılması olduğunu belirten Başkan Sadıkoğlu, “Ertelenen vergi ve borçlarımız 30 Nisan sonrasında dağ gibi önümüze çıkacak. Hiçbir üyemizin bunu karşılayacak gücü yok. Şehirlerimiz yeniden ayağa kalkana kadar, ticari hayat normale dönene kadar Mücbir Sebep hali devam etmelidir. 2011 yılında Van’da meydana gelen deprem sonrası mücbir sebep hali süresi 5 yıla kadar sürmüştü” şeklinde konuştu.
“Vergi borçlarının taksitlendirilmesinde teminat şartı kaldırılmalı”
Vergi ve SGK borçlarının taksitlendirilmesinde istenilen teminat şartının büyük mağduriyetler doğurduğuna dikkat çeken Başkan Sadıkoğlu, “Mücbir sebep hali uygulanan il ve ilçelerde tüm vergi ve SGK borçlarına 24 ay faizsiz taksitlendirme imkanı için teşekkür ediyoruz. Fakat bu borçları faizsiz olarak taksitlendirebilmek için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre 50 bin TL ve üzeri borçlar için teminat istenmekte. Büyük depremler yaşamış şehrimizde iş yeri yıkılmış, tüm sermayesini kaybetmiş üyelerimizin teminat vermesi gerçekle uyuşmamaktadır. Mücbir sebep halinin devam ettiği il ve ilçeler için bir kanun düzenlemesi yapılarak, teminat şartının kaldırılmasını veya limitin 500 bin TL’ye yükseltilmesini talep ediyoruz” dedi.
“Enflasyon düzeltmesi 2024 ve 2025 yılında vergisiz uygulanmalı”
Enflasyon düzeltmesi işlemlerinin önümüzdeki 2 yıl deprem illerinde vergisiz uygulanması talebini de ileten Başkan Sadıkoğlu, “Mücbir sebep halinin devam ettiği illerimizde 2024 ve 2025 yılı enflasyon düzeltmesi işlemlerinin vergisiz olarak uygulanmasını, ihtiyari olmasını ve geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapılmamasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Yerine dönüşüm ve güçlendirme projelerinde KDV oranı düşürülmeli”
Yerinde dönüşüm hibe ve kredi desteklerinin artırılmasının şart olduğuna vurgu yapan Başkan Sadıkoğlu, “Şehirlerimizin Yerinde Dönüşüm Projeleri ile daha hızlı ayağa kalkacağına inanıyoruz. Deprem bölgesinde yer alan illerde yapılacak binaların KDV istisnasından yararlanması için bölge acilen 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edilmelidir. Yerinde dönüşüm kapsamında yapılacak yeni inşaatlar ve orta hasarlı binaların güçlendirilmesi projeleri KDV’den istisna edilmelidir. Ayrıca Yerinde Dönüşüm kapsamında yapılacak inşaatların her türlü vergi resim ve harçtan muaf tutulması bölgenin yeniden inşasına ve hak sahiplerinin düşük maliyetle zararlarının karşılanmasına katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
Bakan Şimşek’i Malatya TSO’ya davet etti”
Doğrudan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı ilgilendiren birçok sorunu ve talebi ileten Başkan Sadıkoğlu, Bakan Mehmet Şimşek’i Malatya’ya davet ederek Ticaret ve Sanayi Odası’nda Oda üyeleri ile bir araya gelmesini istedi. – MALATYA
]]>Bakan Tekin, AK Parti İl Başkanlığında il yönetimi tarafından hazırlanan projenin tanıtım programında, Erzurum’da iki gündür seçim çalışması yaptıklarını söyledi.
Bakanlık olarak organize ettikleri “Cumhuriyete Doğru” tiyatro oyunu hakkında değerlendirmede bulunan Tekin, “Erzurum’da ikinci kez gösterimi olacak. Cumhuriyet’in 100. yılı hasebiyle bakanlık olarak organize ettiğimiz bir oyundu. Daha önce TBMM’nin açılışının 100. yıl dönümü sebebiyle sanatçı arkadaşlarla beraber bir senaryo kurgulamıştık fakat pandemi nedeniyle hayata geçiremedik. Bakan olduktan sonra da aynı projeyi Milli Eğitim Bakanlığı olarak yapalım dedik. Vakıfbank sponsorluğunda Cumhuriyet’in, Kurtuluş Savaşı’nın hikayesini bir tiyatro oyununda vatandaşlarımızla paylaşıyoruz.” diye konuştu.
Tekin, Erzurum’a daha önceki ziyaretinde Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışı sırasında kent için bir projenin hayata geçirilmesini talep ettiğini, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu tarafından bunun gerçekleştirildiğini belirtti.
Bakan Tekin, Erzurum için fikri olanları SKM’lere davet etti
Akademik olarak çalışma alanının siyaset bilimi üzerine olduğunu aktaran Tekin, şöyle devam etti:
“Siyasetin ana unsurlarından bir tanesi de siyasal katılım. Siyasal katılım dediğimiz şey, seçmenden sadece oy vermesi ya da bir siyasi partiye üye olması değil kuşkusuz. Siyasal katılım seçmenlerin şehirle, bölgeyle ve ülkeyle ilgili fikirlerini paylaşabilecekleri bir zeminin oluşması da siyasal katılımın bir parçası. Biz bu anlamda Erzurum’la ilgili fikri, düşüncesi, kanaati olan herkesin siyasete ve yerel yönetimlere katılmasını arzu ediyoruz. İbrahim başkanımızdan ricat ettim ve bizim SKM’miz biraz farklı olsun istedim. Erzurum’da yaşayan herkes ilçe ya da büyükşehirle ilgili olarak bir fikri varsa paylaşsın. Biz bu fikirleri değerlendirelim ve şehir için faydası olduğuna inandığımız projeyi seçelim. Bu projeleri büyükşehir belediye başkanımızın, ilçe belediye başkanımızın seçildikten sonra hayata geçirecekleri projeler arasına alalım diye düşünmüştük. Bunu da SKM açılışı için buraya geldiğimde bir tartışmayı açmıştım.”
“Zirve şehir için zirve fikirler projesi”nin kendisini heyecanlandırdığını anlatan Tekin, “Bu projenin hayata geçirilmesiyle ilgili olarak, ilgili arkadaşımız koordinesinde kim görev almak istiyorsa proje büyükşehirin ise büyükşehirde, ilçe belediyelerinin projesi ise ilçe belediyelerinde bir anlamda gönüllü proje koordinatörü olarak bulunsun istemiştik. İl başkanımız ve teşkilatımız bunu hayata geçirdi. Bana söylediklerinde gerçekten heyecanlandım. Ben bunun Türk siyasetine, Türkiye’deki siyasetin işleyişine, seçmenlerin siyasal katılımına ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Erzurumluları mitinge davet etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16 Mart Cumartesi günü Erzurum’a geleceğini paylaşan Tekin, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı’mız geldiğinde belki Erzurum’la ilgili kendisinden de bir fikir alıp bu anlamda bir projesini kayıtlara geçirmesini talep ederiz. 16 Mart’taki mitingde Cumhur İttifakı’na gönül vermiş, Erzurum için bir şeyler yapılmasını isteyen Erzurumluları davet ediyoruz. Erzurum’un Cumhur İttifakı’na, sayın Cumhurbaşkanı’mıza vereceği desteği bir kez daha bütün Türkiye kamuoyuyla paylaşmış olacak. İnşallah en nihayetinde Erzurum’un ve ilçelerinin kazanacağı, ülke siyasetinin kazanacağı güzel bir yol açmış olacağız.”
Konuşmanın ardından Bakan Tekin, “Erzurum Lisesi’nin mazisine yakışır biçimde yeniden düzenlenmesi, eski adıyla Mareşal Hastanesi’nin kampüse dahil edilmesi” düşüncesiyle projeye ilk başvuruyu yaptı.
Tekin, daha sonra Atatürk Üniversitesi 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda sahnelenen “Cumhuriyet’e Doğru” tiyatro oyununu izledi.
]]>Özhaseki, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın “çıraklık” döneminin bittiğini, “ustalık” dönemine başlayacağını söyledi.
Yılmaz’ın çalışkanlığı, dürüstlüğü, gayreti ve sempatik tavrından dolayı Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığına seçildiğini belirten Özhaseki, Yılmaz’ın Balıkesir’de de çok sevildiğini dile getirdi.
Bakan Özhaseki, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Balıkesir’deki projelerine değinerek, şöyle konuştu:
“Özellikle kentsel dönüşüm meselesi. Balıkesir’in de Marmara Denizi’ne kıyısı var. Bütün bilim adamlarının ifadesi Adalar segmentinde olabilecek bir sıkıntı, bir deprem 7’nin üzerinde ve bu deprem en çok İstanbul’u vuracak ama haliyle çevresindeki illeri de rahatsız edecek gibi gözüküyor. Bütün bu deprem riskine karşı da yapılması gereken tek şey kentsel dönüşüm. Dünyada başka türlü de bunun bir çözümü bulunamamış. Şehirlerimiz kadim, şehirlerimiz binlerce yıllık. Konutlarımızın birçoğu en yenileri bile 30-40 yıllık. Eski statüye göre yapılan evlerimizin de depreme karşı çok dayanıklı olduğunu söyleyemeyiz. 2000 yılından sonra çıkan yönetmeliğe göre yapılanlar doğru yapılmışsa, zemin etütlerinden itibaren doğru bir tarzda inşa edilmişse bir sıkıntı gözükmüyor ama öncesine ait evlerimizin birçoğunda sıkıntı gözüktüğü kesin.”
“Kentsel dönüşümü de inşallah birlikte yapacağız”
Balıkesir’de bakanlık olarak kentsel dönüşüm çalışmalarıyla 20 bin civarında konutu dönüştürdüklerini anlatan Özhaseki, şu anda 900’ünde çalışmaların devam ettiğini aktardı.
Yeni dönemde tüm ekipleriyle geleceklerini, tespit ettikleri mahallelerde kentsel dönüşümü en hızlı biçimde yapacaklarını bildiren Özhaseki, “Burada bir şeyin altını çizeyim. Kentsel dönüşümü yapacak bir grup Türkiye’de varsa, evlerimizi yenileyecek bir parti varsa, Türkiye’yi dirençli bir hale getirecek, konutlarımızı, iş yerlerimizi sağlıklı hale getirecek bir parti varsa o da AK Parti. Onun dışında ne yazık ki bir parti yok. Keşke olsaydı. Keşke başka partiler bizden fersah fersah o konuda önde olsalardı.”
Muhalefetin kentsel dönüşüm konusundaki tutumunu eleştiren Özhaseki, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ana muhalefet genellikle bu konularda şöyle söylüyor: ‘Biz kentsel dönüşüme karşı değiliz, rantsal dönüşüme karşıyız.’ Ben de durmadan diyorum ki ‘Ne olur size yalvarıyorum. Rantsal dönüşüm yapmayın, kentsel dönüşüm yapın. Hadi bir tane yapın da göreyim. Kapı sonuna kadar açık. Devletin imkanları sonuna kadar sizin emrinize amade.’ Laf salatasını bırakın gelin şehirlerimizi daha dirençli hale getirelim. Bir tane bile bana gelen, müracaat eden, ‘Hadi ne olur Bakanım beraber hareket edelim’ diyen Allah’ın kulu çıkmadı. Konuşmaya gelince hepsi konuşuyorlar ama iş yapmaya gelince bir tane bile Allah’ın kulu çıkmıyor.”
Bu ülkeyi çok sevdiklerini belirten Özhaseki, “O yüzden sonuna kadar kentsel dönüşümü de inşallah birlikte yapacağız. Zor bir iş ama başaracağız. Dün İzmir’deydim. Aynen şöyle söyledim: ’25 senedir CHP’ye oy veriyorsunuz. Siz bilirsiniz, takdir sizin.’ 25 sene önce kentsel dönüşüme başlamış olsalardı bugün İzmir’in neredeyse tamamını değiştirmiş olurlardı. Yarısını değiştirseler o da kardı. Dörtte birini yapsalar o da kardı ama hiç yok.” diye konuştu.
“Ne söylediysek, ne söz vermişsek yerine getiririz”
Özhaseki, Balıkesir’in Bandırma ve Erdek ilçelerinde arıtma tesisini tamamlayıp açılışını yaptıklarını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Şimdi de 3’ü daha programda. Onların finansal ayaklarını bulmaya çalışıyoruz. Bir taraftan Güre’de, Edremit’te, Balıkesir merkezde yeni ileri biyolojik arıtma tesislerini kurmak durumundayız. Çünkü Balıkesir’in birçok ilçesinin yaz nüfusu ile kış nüfusu arasında dağlar kadar fark var. Belki kış nüfusuna göre hesaplanmış yapılan arıtma tesisleri artık günümüzde yaz nüfusuna hitap etmiyor. Yazın gelen insanlar rahatsız oluyorlar. ‘Efendim ne yapalım? Yazdan yaza gelenler de onu çeksin’ derseniz turizmi kaybedersiniz. Bunu da diyemeyiz. Bunu demek doğru bir söz değil. Elbette merkeze de hitap edeceğiz, Balıkesir’in insanlarına da hitap edeceğiz ama en azından turizmden istifade ettiğimiz gelen misafirlerimizin de kötü bir ortamda karşılaşmaması için bu işleri yapmak durumundayız.”
Balıkesir’e bakanlık olarak şimdiye kadar 59 milyar liradan fazla yatırım yaptıklarını vurgulayan Özhaseki, 10 milyar lira civarındaki yatırımın da devam ettiği bilgisini paylaştı.
Özhaseki, TOKİ’nin Balıkesir’de 9 binden fazla konut yaptığını, 4 binin üzerinde konutun inşasının sürdüğünü ifade ederek, şunları dile getirdi:
“10 Millet Bahçesi projemiz vardı, 5’inin açılışını yaptık, 2’si şu anda bitti. Diğerlerinin kimisi yapım safhasında, kimisi proje safhasında. Bizler çalışıyoruz, bizler gayret ediyoruz. Bizim işimiz hizmet. Biz hizmet belediyeciliğini önemsedik ve ilk çıktığımız andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da belediye başkanlığı adaylığından başlayarak bugüne kadar hep hizmet tarafında olduk. Biz başka partiler gibi seçimden önce gelip bol bol vadedip, kurusıkı atıp, aklınıza ne geliyorsa esip yağıp, ‘Emeklilere de şu kadar, EYT’lilerin sorununu da biz çözeceğiz, şu kadar bin kilometre metro yapacağız’ falan dedikten sonra ellerine mühür verilince kaybolan, temel atmama törenleri yapanlardan değiliz çok şükür. Ne söylediysek, ne söz vermişsek yerine getiririz. Bunları da Allah’ın izniyle yaparız.”
Bakan Özhaseki, Balıkesir’deki Simav Çayı’nı da balık tutulur hale getirmek için ellerinden geleni yapacağını sözlerine ekledi.
Ziyarette Özhaseki’ye, bazı milletvekillerinin yanı sıra AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, MHP İl Başkanı Niyazi Tunç ve partililer eşlik etti.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, bir dizi açılış için geldiği Balıkesir’de, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Özhaseki, “Bugün Balıkesir’deydik, gördüklerimiz bizi sevindirdi. Önce Ülkü yolu açılışını yaptık. Sadece yol asfaltlama değil, trafiği de rahatlatacak bu yol ile günümüze başladık. Merkezde Zağnospaşa Meydanı’nı inceledik. Türkiye’de son dönemde yapılan, insanların nefes alabileceği mükemmel bir düzenleme olmuş. Merkezde ayrıca subay ve astsubay merkezlerini alarak müze yapma projesi de taktire şayan. Mini10 projesi ve meslek kurslarını inceledik. Balıkesir halkı adına sevindirici projelerdi. Yücel Başkanımızın ilk dönemi idi. Şimdi ustalık dönemine başlıyor. Ustalık döneminde kat be kat fazlasını yapar diye düşünüyorum. Bakanlık olarak epeyce çalışma var bu bölgede. Bakanlığımızı ilgilendiren 2 konu var. Birisi kentsel dönüşüm meselesi. Bilim adamlarının ifadesi Adalar segmentinde olabilecek bir deprem. Bu deprem İstanbul’u vuracak ama çevresindeki illeri de ilgilendiriyor. Deprem riskine karşı yapılması gereken şey kentsel dönüşüm. Şehirlerimiz kadim, binlerce yıllık. Konutlarımız 30-40 yıllık. Eski statüye göre yapılmış olan evlerimizin çok da dayanıklı olduğunu söyleyemeyiz. 2000’den sonra yapılmış olanlar, doğru yapılmış ise, zemin etütleri doğru yapılmış ise, sıkıntı gözükmüyor. Öncesine ait olanların bir çoğunda sıkıntı gözüküyor, kesin. Bakanlık olarak kentsel dönüşüm ile 20 bin civarında konutu değiştirip, dönüştürdük. Önümüzdeki dönemde ekiplerimiz ile beraber geleceğiz, tespit edilen mahallelerde kentsel dönüşümü en hızlı biçimde yapacağız. Kentsel dönüşümü yapacak bir grup varsa, Türkiye’yi dirençli hale getirecek, konutlarımızı sağlıklı bir hale getirecek bir parti varsa o da AK Parti arkadaşlar. Onun dışında bir parti yok. Keşke olsaydı. Ana muhalefet genelde şöyle söylüyor. ‘Biz kentsel dönüşüme karşı değiliz, rantsal dönüşüme karşıyız’ Ben de diyorum ki ‘Bir tane yapın da göreyim. Devletin imkanları size amade’. Konuşmaya gelince hepsi konuşuyorlar. Sonuna kadar kentsel dönüşümü birlikte yapacağız. Zor iş ama başaracağız” dedi.
Bakan Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Diğer konu, burada 2 arıtma tesisi açılışını yaptık. Güre’de, Edremit’te, Balıkesir merkezde yeni arıtmaları kurmak durumundayız. Balıkesir’in bir çok ilçesinin yaz ve kış nüfusu arasında dağlar kadar fark var. ‘Efendim yazdan yaza gelenler de onu çeksinler’ derseniz turizmi kaybederiz. Biz projeleri hazırlayıp, finansı temin ettikten sonra çalışmalara başlayacağız. 59 milyar TL’den fazla Balıkesir’e yatırım yaptık. Kentsel dönüşümde 20 binden fazlasını değiştirdik, 900ü devam ediyor. TOKİ olarak 9 binden fazla konut yaptık, 4 binden fazlası devam ediyor. Bizler gayret ediyoruz, bizim işimiz hizmet. İlk çıktığımız andan itibaren bugüne kadar hep hizmet tarafında olduk”.
Konuşmasının son kısmında Simav Çayı ile ilgili de konuşan Bakan Özhaseki, Simav Çayı’nı balık tutulur hale getireceklerini açıkladı. – BALIKESİR
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir dizi ziyaret ve yatırım projesinin protokol imza töreni için memleketi Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine geldi. Burada esnaf ve vatandaşları ziyaret eden Bakan Kaçır, Kadınlar Kooperatifi tarafından üretilen Tamzara dokuma atölyesini gezdi. Daha sonra Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’na geçen Bakan Kaçır, DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi ile bakanlık arasında Kapama Meyve Bahçeleri, Burley Tütünü, Kabuklu Meyve, Göçer Yetiştiricilerin Satandartlarının Gelştirilmesi projelerinin imza törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Kacır, “Baba yurdum, ata ocağım Şebinkarahisar’ı gerçekleştireceğimiz yeni projelerle inşallah daha da büyüteceğiz. İlçemizin kalkınmasını ve refahını sürdüreceğiz. Biz Şebinkarahisar’a sevdalıyız, aşığız. Şebinkarahisar bizim tarihimizdir, soluğumuzdur, nefesimizdir. Bugün de inşallah bu sevdaya yaraşır örnek projelerle Şebinkarahisar’ımızı adeta taçlandıracağız. DOKAP Bölge Kalkınma İdaremiz ile Şebinkarahisar’da gerçekleşecek 7 projeye 20 milyon lira destek sağlıyoruz. Ekecek, Evcili, Hocaoğlu köylerimizde gerçekleşecek rehabilitasyon projelerimiz ile yeni sulama alanları oluşturuyoruz. Kapama Meyve Bahçelerinin Yaygınlaştırılması ve Kabuklu Meyve Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projeleri ile su tasarrufu sağlamanın yanında tarımsal verimliliği ve çeşitliliği artırıyoruz. Giresun’da yetişen endemik bitkilerin potansiyelinin belirlenmesi, sektöre kazandırılması ve burley tütünü yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projesi ile yeni ve modern seralar kuruyoruz. Göçer Yetiştiricilerin Yaşam Standartlarının Yükseltilmesi ve Hayvan Refah Düzeyinin Artırılması Projesi ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza römorktan konteynera gerekli ekipman ve malzeme desteği sağlıyoruz. Şebinkarahisarlı üreticilerimizin, çiftçilerimizin ihtiyaçlarını hızlı bir biçimde karşılayarak ilçemizin üretim potansiyelini desteklemeye devam edeceğiz”dedi.
“Cumhuriyetimizin ikinci asrı Türkiye Yüzyılı olacak”
Son 22 yılda istihdamda, Ar-Ge çalışmalarında, askeri hava aracı üretiminde artış sağlandığına da vurgu yapan Bakan Kacır, “Son 22 yılda OSB’lerde çalışan sayısını 415 binden 2,6 milyona, ihracatımızı 36 milyar dolardan 255,8 milyar dolara, Ar-Ge harcamalarımızı 1,2 milyardan 12 milyar dolara, Ar-Ge personeli sayımızı 29 binden 272 bine çıkardık. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, demir-çelik, çimento üretiminde Avrupa’da lider Türkiye’yi inşa ettik. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e çıkararak milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturduk. Bazıları tarafından sadece bu ülkenin elitlerine açık olsun istenen bilim yolculuğunun kapılarını milletimizin her bir ferdine açtık. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasından taviz vermeyen ekonomi modelimizle son 14 çeyrektir büyümemize hız kesmeden devam ettik. Küresel tedarik zincirinde ve enerji arzında yaşanan kırılmalara, deprem felaketlerine rağmen 255,8 milyar dolarla ihracatta cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. Yatırım teşvik sistemimiz ile geçtiğimiz yıl 1,2 trilyon lira yatırım tutarına sahip 15 bin 700’den fazla yatırımın önünü açtık. 32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık. Şimdi ülkemizin ekonomik, bilimsel ve teknolojik kazanımlarının kalıcı olmasını sağlayacak ve Cumhuriyetimizin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapmayı mümkün kılacak çok önemli bir atılıma daha imza atıyoruz. O da Milli Teknoloji Hamlesi. 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobili Togg’u üreterek gerçeğe dönüştürdük. Milletimiz için mutluluk ve iftihar kaynağı insanlı ilk uzay bilim misyonumuzu başarıyla gerçekleştirdik” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile DOKAP Başkanı Hakan Gültekin arasında proje protokolü imzalandı. Bakan Kaçır, buradaki programın ardından ilçede Belediye Başkanlığını, AK Parti ve MHP İlçe Başkanlıklarını ziyaret ederek, gençlerle bir araya geldi. – GİRESUN
]]>Edremit ilçe merkezi ile sahil arasında Büyükşehir Belediyesince inşa edilen Ülkü Yolu’nun açılış törenine ilk olarak AK Parti Edremit Belediye Başkan Adayı Muhammet Yılmaz bir konuşma yaptı. Daha sonra Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz yapılan çalıma hakkına bilgi verdi. Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu da selamlama konuşması yaptı. Son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de konuşma yaptı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki törende yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş merkezli “asrın felaketi”nden sonra bölgedeki çalışmaları anlatarak, “Üzüntüyle şunu da söyleyeyim, nüfusu milyonlarca olan ve havasından geçilmeyen her gün televizyonlarda algı operasyonları çeken belediye başkanları da o bölgelere özel jetlerle geldiler. Arabalarının içi uçaklarının içi tamamıyla televizyoncu ve sosyal medya ekibiyle doluydu. İndiler, bir kişinin yanına geldiler. Hatır soruyor gibi davrandılar, selfieler çektiler, bırakıp gittiler. Bunlara da şahidiz. Bunlar da deprem turistleriydi” dedi.
İyi işler yapıldığında milletin bunu gördüğünü ifade eden Bakan Özhaseki, “Elinde envaiçeşit imkanları olduğu halde sadece artistlik yapmak için gelenleri de Allah’a havale ediyoruz. Yapacak başka bir şey yok” diye konuştu.
Bazı konuların siyaset üstü olduğunu ifade eden Özhaseki, “Birisi deprem meselesidir mesela. Birisi bu çevre meselesidir, hizmet meselesidir. Eğer insanların orada menfaati varsa iyiliği varsa orada asla siyaset yapılmaz. Deprem olduğunda Yücel Bey de Allah razı olsun, biz bölge tarif ettik gitti, aylarca çalıştı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nde ama baktık ki en büyük hasarı orada. Bizim AK Parti olarak en güçlü belediyelerimiz Konya, Kocaeli, Bursa, Denizli ve 100 kadar belediyemizin hepsini oraya gönderdik. Burada Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi var diyebilir miyiz? Asla söyleyemeyiz. Orada bizim insanımız var. Orada bizim canımız var. Orada bizim yardıma muhtaç kardeşlerimiz var” dedi.
Yolun medeniyet olduğunun altını çizen Bakan Özhaseki, “Değerli kardeşlerim, yol önemli. Çünkü yol medeniyettir. Yol kalkınmanın birinci unsurudur. Yol vasıtasıyla insanlar evlerine ulaştığı gibi ticaret de yaparlar. Sanayiciler derdine çözüm bulur, turizm de gelişir. Yol olmayan yerde turizmde gelişmez, o yüzdendir ki Türkiye’nin birçok yerinde gerçekten çok uzun mesafeli yollar yaptık. 6 bin kilometre civarında bölünmüş yol varken bu memlekette şu anda 30 bin kilometreyi geçti. Tüneller yaptık, köprüler yaptık, hepsine siz de şahitsiniz zaten. İzmir’e giden otobanın buradan geçtiğini de biliyorsunuz. O kadar çok çalışıldı ki hamdolsun yol açısından Türkiye altyapısını tamamladı da diyebiliriz. Bundan sonra da yapılmaya devam edecek. O yüzden buradaki yapılan yolun da kıymetini takdir ediyoruz. Değerli başkanımızı tebrik ediyoruz ki bu şekilde bir ıslah çalışması ile yaptığı için çok güzel bir hava verdiği için. Çünkü burası turizm beldesi sadece bir yolu dümdüz yapmak yetmez” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesinde binden fazla şantiye olduğunu aktaran Özhaseki, “Bakanlık olarak adeta bir ordu gibi çalışıyoruz. Tam 4 bin 333 köyümüzde ev yapıyoruz. Kiminde 50 tane yıkılmış, kiminde 30 tane, kiminde 150 tane, 200 tane hepsini yapıyoruz. 110 bin kişilik bir orduyla çalışıyoruz, binden fazla orada şu anda şantiyemiz var” dedi.
Herkese kapısının açık olduğunu ifade eden Bakan Özhaseki, “Ben bunu çok görüyorum. Hatay’a o kadar yatırım yapıyorum, 2 tane Cumhuriyet Halk Partili belediye gelip de ‘Sayın Bakanım şu işimizi yapalım’ demiyor. Hiçbir şey demeden çalışıyoruz. Onların yapacağı işleri de yapıyoruz, emin olun. Ama böyle yürümez bu işler. Ben diyorum ki Türkiye bir deprem ülkesi kentsel dönüşüm esas hangi partili olursanız olun a, b, c, d, e ne olursanız olun gelin kapı sonuna kadar açık size. Sonuna kadar beraber olalım, hizmet edelim ama gelmiyorlar. Ne yapalım? Allah onların da iyiliğini versin diyoruz. Başka da yapacak bir şey yok” şeklinde konuştu.
Dua edilmesinin ardından kurdele kesilerek yolun açılışının yapılmasıyla tören sona erdi. Törene, Vali İsmail Ustaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, bazı milletvekilleri, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Ülkü Yolu ve çevre düzenlemesinde 6 bin 500 metre sıcak asfalt, 5 bin 400 metre bisiklet ve yaya yolu yapıldı. 6 kilometrelik yol güzergahında modern ışıklandırmalar ve peyzaj çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca yolun yanında bulunan Edremit Çayı’nda da modern teknikler ile doğaya uyumlu bir ıslah çalışması yapıldı. – BALIKESİR
]]>Fatih Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Çatladıkapı Sosyal Tesisleri’nde bir program düzenlendi. Programa Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Fatih İlçe Emniyet ve Şube Müdürleri, kamu kurumlarında çalışan kadınlar ve ev hanımları katıldı. Kadınlar Günü vesilesi ile kadınlarla bir araya gelen Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Hayatın her alanında olan kadınlar. Fatih’e ve İstanbul’a değer katan hanımefendiler her meslek grubundan var. İçimizde kadın emniyet müdürlerimiz, kadın muhtarlarımız, kadın gazetecilerimiz, kadın STK başkanlarımız, koruma müdürümüz ve hayata değer katan ev hanımlarımız var. Kadınlarımızın hepsi hayata değer katan insanlardır. Fatih’imize değer katıyorlar. Biz bundan eminiz” dedi.
“Kadınların gücü olmadan Türkiye Yüzyılı inşa edilemez”
Kimseyi ayırmadan Türkiye Yüzyılı yolunda ilerlediklerini söyleyen Turan, “Kadınların gücü olmadan Türkiye Yüzyılı inşa edilemez. Cumhurbaşkanımız sık sık söylüyor: Kadınların emeği yok sayıldığında toplum yüzde 50 gücünü kaybetmiş demektir. Eğer biz kadınların emeğini yok sayacak olursak bugünkü gücümüzün yarısını yok kabul etmiş oluruz. Dolayısıyla biz kadın erkek demeden güçlü Türkiye yolunda ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Fatih’te yaptığımız en önemli işlerden bir tanesi kütüphanelerdir”
Türkiye’nin geleceğinde 5-10 yıl sonra bugünkü sayıdan çok daha fazla kadının etkin olacağını söyleyen Turan, “Bizim son dönemde Fatih’te yaptığımız en önemli işlerden bir tanesi Fatih kütüphaneleridir. Enteresan bir tespitimiz var Türkiye’nin geleceği açısından. Türkiye’nin geleceğinde 5-10 yıl sonra bugünkü sayıdan çok daha fazla kadın etkin olacaktır. Yönetimde de etkin olacaktır. Şu anda kütüphaneleri dolduranlar, en çok çalışıp emek verenler genç kızlarımız. En iyi yerlere gelenler hep kızlarımız oluyor. Türkiye’nin geleceğinde çok daha etkin olacağını görüyoruz. Biz de bu manada kadınlarımızın her alanda etkin olmaları için uğraşıyoruz. Kadın eğitim birimlerimizde son 5 yılda Fatih’te 16 açık birimimiz var şu anda. 5 bini aşkın kursiyer var. Şu anda tekamül sınıflarımız var. Buralarda çok nitelikli işler çıkartılıyor. Bu dönem amacımız bunların ekonomiye de dönmeleri” diye konuştu.
“Fatih Belediyesi ile çok güzel işler yapıyoruz”
Programda konuşan Bakan Bak ise, “Başkanımız önderliğinde Türkiye’de son 22 yılda spor devrimi yaptık. Spor tesislerinin yatırımını arttırdık. Ailelere ‘Çocuklarınızı alın bizim tesislerimize getirin’ diyoruz. Tabii bunu belediyelerle beraber yapıyoruz. Ergün başkan biraz evvel anlattı. Hakikaten Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak belediyelerimizle çok güzel işler yapıyoruz özellikle Fatih Belediyesiyle” dedi.
“Türkiye’de kadının her sektörde, her alanda yer alması bizleri gururlandırıyor”
Kadınların üretim yapması için Fatih Belediyesine destek verdiklerini söyleyen Bakan Bak, “Fatih Belediye Başkanı benim çok eski dostum. Siyasette uzun yıllar çalıştık. Çok pratik ve çok hızlı düşünür. Çok hızlı işler yapar ve sonuç getirir. O yüzden biz Fatih Belediyesine yaptığımız projelerin hepsini çok kısa sürede bittiğini, sonuçlandığını ve netice aldığını görüyoruz. Bunların başında kütüphaneler geliyor. Kütüphaneleri birlikte yaptık. Biz de katlı verdik. Yaptığı şey gençlerimize dokunan çok çok önemli bir şey. Çocuklar kütüphaneye gelip ders çalışıyorlar ve orada çay çorba içiyorlar. Yine kadınların üretim yapması için başta GastroSanat’ın açılması için biz de destek olduk. Başkan çok çabuk iş bitirir. TOKİ’den gelen tecrübesi ve önceki dönemki dönemden gelen tecrübesi ile müthiş bir şekilde iş bitiriyor. Biz de çok mutlu bir şekilde onunla çalışmayı tercih ediyoruz. Türkiye’de kadının her sektörde, her alanda yer alması bizleri gururlandırıyor. Başkanın verdiği istatistiklere göre de görüyorsunuz çatıştığınız bayan yöneticiler çok daha disiplinli. İş disiplinleri yüksek ve hedeflerine çok çabuk kilitlenen bireyler. Dolayısıyla bayanlarla çalışmak çok verimli” diye konuştu.
“Her haliyle Ergün başkan Fatih’e dokundu”
Başkan Turan’ın Fatih’e dokunduğunu ve dokunmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Bak, “Başkanın sur boyunca yaptığı yeşil alanlar, camilerin ihya edilmesi ve kültürel eserlerin korunması gibi projelere destek veriyoruz. Her haliyle Ergün başkan Fatih’e dokundu ve dokunmaya devam ediyor. Kendisine teşekkür ediyoruz hizmetleri için” ifadelerini kullandı.
Program sonunda Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan ile günün anısına programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çekildi. – İSTANBUL
]]>Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK) koordinasyonunda bu yıl Hasan Kalyoncu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 7. DASK Depreme Dayanıklı Bina Yarışması, yüksek katlı maket binaların sarsılma masasında test edildiği final yarışları ile son buldu. Bir dizi program için Gaziantep’te bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yarışmada dereceye girenler için Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde düzenlenen ödül törenine katıldı.
“1.1 Trilyon liralık kaynak harcandı, 35 milyar TL dask ödemesi yapıldı”
Törende açıklamalarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yarışmanın öneminden bahsederek, “6 Şubat’ta ülkemiz çok büyük bir deprem yaşadı. Bu depremin yaralarını hala sarmaya çalışıyoruz. Geçen sene bütçeden, AFAD üzerinden ve yapılan yardımlardan Türkiye 1.1 trilyonun üzerinde deprem için kaynak harcadı. Deprem sigortası da bu yaraların bir nebzede olsun sarılmasında faydalı oldu. Bölgedeki 500 bin hasar dosyasına 35 milyar TL’lik bir ödeme yapıldı” dedi.
“Bu yıl içerisinde zorunlu afet sigortası düzenlemesi yapacağız”
Önümüzdeki dönemde zorunlu afet sigortası düzenlemesi yapacaklarını açıklayan Bakan Mehmet Şimşek, “İklim değişikliğini de göz önüne alarak bu yıl içerisinde zorunlu afet sigortası düzenlemesi yapacağız. 12. Kalkınma Planlamasında bu düzenleme yer alıyor. Böylece ülkemizde sigortalılık oranı artırmış olacak. Her ne kadar sigorta zorunlu olsa da uygulama da aksaklık oldu. DASK sigortası da zorunlu ama yüzde 58 seviyelerinde. Bu çok yetersiz” ifadelerini kullandı.
“Uygulanan program sayesinde Türkiye Dünya Bankası’nın yüksek gelirli ülkeler grubuna girebilecek”
Türkiye’nin önümüzdeki dönem Dünya Banka’sının yüksek gelirli ülkeler grubuna gireceğini de vurgulayan Bakan Şimşek, “Biz sağlam yarınlar inşa edeceğiz, dirençli şehirler, sağlam binalar olacak. Diğer taraftan da biz de tabii ki ekonominin temellerini tam sağlamlaştırıp dış ve iç şoklara karşı dayanıklılığımızı arttıracağız. Önümüzdeki aylarda sonuçları almaya başlayacağız. Türkiye artık dünyada gerek nüfus gerek ekonomik büyüklük olarak önemli bir ülke. Geçen sene ilk defa Türkiye milli gelirde 1 trilyon doları açtı. Bu ülkemiz için önemli bir eşikti. Şimdi önümüzdeki dönemde makro finansal istikrarı pekiştirerek belki de Dünya Bankası’nın yüksek gelirli ülkeler grubuna yükselebiliriz. Biz 1950’lerden beri orta gelirli ülkeler grubundayız kişi başına milli gelirde. Belki bu sene bu program sayesinde Dünya Bankası’nın tanımına göre yüksek gelirli ülkeler grubuna girebilecek” ifadelerine yer verdi.
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanvekili Haluk Kalyoncu, örnek bir yarışmaya ev sahipliği yaptıklarını ifade ederek, “Depremin yol açacağı kayıpları bilgi, eğitim, bilimin destekleriyle uyulması gereken tüm stantlara vurgu yapmak için bu yarışmaya ev sahipliği yapıyoruz. Bu anlamda yarışmaya katılan öğrencilerin geleceğin sağlam yapılarını yapacaklarını inanıyorum. Bu yarışma destek veren DASK başta olmak üzere destek veren ve katkı sunan tüm kurum, kuruluş ve yarışmacı öğrencilere teşekkür ediyorum. Depreme dayanıklı yarışmasında finale kalan ve ödül alan öğrencileri de tebrik ediyorum. Programımıza gelerek yanımızda olan ve hiçbir zaman bizleri yalnız bırakmayan Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’e de çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Törende konuşan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, böyle bir yarışmaya ev sahipliği yaptıkları için gurur ve heyecan duyduklarını belirterek yarışmaya katılan, destek veren kurum kuruluş ve yarışmacı öğrencilere emekleri için teşekkür etti.
Konuşmaların ardından yarışmada dereceye giren üniversiteler ve takımlara ödülleri protokol tarafından takdim edildi. Tören, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Törene Bakan Şimşek’in yanı sıra Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanvekili Haluk Kalyoncu, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli, DASK yöneticileri, öğrenciler ve akademisyenler katıldı. – GAZİANTEP
]]>Bakan Kacır, AK Parti Gökçebey Seçim İrtibat Ofisi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, bugün Gökçebey ilçesinde AR-GE merkezi açılışını yaptıklarını ve Devrek ilçesinde orman ürünleri fabrikasının temelini attıklarını anımsattı.
AK Parti Gökçebey Belediye Başkan adayı Erkan Soner Kodaman ile ilçede yapacakları çok işlerinin bulunduğunu dile getiren Kacır, Türkiye’nin dört bir yanını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde üretim üssüne dönüştürdüklerini belirtti.
Kacır, Türkiye’deki organize sanayi bölge sayısını 192’den 361’e yükselttiklerini aktararak, “Organize sanayi bölgelerinde çalışanların sayısını 415 binden 2 milyon 600 bine yükselttik. Çalışan tesislerin sayısını 11 binden 58 bine yükselttik. Zonguldak, Türkiye’nin üretim yolculuğunda çok önemli konumda olacak önümüzdeki dönemde. Sahip olduğu lojistik avantajlar ve şimdi kurduğumuz organize sanayi bölgeleriyle çevre dostu sanayi yatırımlarıyla inşallah üretimde gücüne güç katacak, Zonguldak’ta tam istihdam sağlayacağız.” diye konuştu.
“Erkan Başkanımız çok güzel ifade etti. Bu şehrin çocukları, bu şehirde ekmek bulacak, bu şehirde alın teri dökecek, bu şehirde yaşamını sürdürecek. Gidenler adım adım buralara geri gelecekler. Buralar inşallah cazibe merkezlerine dönüşecek.” diyen Kacır, ilerleyen yıllarda hayata geçirilecek projelerin açılışları için yeniden bölgeye geleceklerini dile getirdi.
“AK Parti, Türkiye’de marka haline geldi”
Adalet Bakanı Tunç da Gökçebey’in 31 Mart’ta “uzun zamandır hasret kaldığı gerçek belediyeciliğe” kavuşacağına inandıklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Gerçek belediyecilik AK Parti’dir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. 1994’te İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisinin yönetiminde yaşanılamaz hale getirilen o dünya metropolü, Fatih’in emanetini, 5 yıllık gibi kısa sürede, CHP’nin yaşanılamaz hale getirdiği İstanbul’u yaşanılır hale getirmekle ortaya çıkan belediyeciliktir. Aslında gerçek belediyecilik, AK Parti’nin doğuş sebebidir, kurulmasının sebebidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Tunç, 22 yıldan beri İstanbul’da gerçek belediyecilikle temelleri atılan ekolün, AK Parti’yle hizmet ve eser siyasetine dönüştüğünü ve tüm Türkiye’de marka haline geldiğini vurguladı.
İlçede yapılması gereken ne varsa destek olmaya gayret edeceklerini aktaran Tunç, “Uyum çok önemli. Bakanları, milletvekilleriyle belediye başkanı kafa kafaya verirse projeleri çok daha çabuk hayata geçirebilir. Hükümet olarak, bütün belediyelere kanunen verilmesi gereken payları gönderiyoruz ama önemli olan o payların, o şehrin, o milletin faydasına harcanmış olması. Tabii payların dışında proje üreten, projelerini milletvekilleriyle bakanlarıyla buluşturan belediye başkanları şehirlerine daha fazla değer katıyor.” ifadesini kullandı.
“Demokrasinin standardını yükseltmenin gayreti içerisinde olduk”
Zonguldak’ın gelişmeye açık bölge olduğunu ve doğal gaz keşfiyle taş kömüründen sonra yine enerji üssü olmaya devam ettiğine dikkati çeken Tunç, öte yandan Türkiye Taş Kömürü kurumuna madenci kenti olarak sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi.
Bakan Tunç, ülkenin fiziki kalkınmasını sağlarken demokrasinin standardını da yükseltmenin gayreti içinde olduklarının altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Özgürlükleri genişlettik, temel hak ve hürriyetlerin önündeki engelleri kaldırdık, darbeci ve vesayetçi anlayışı sizler sayesinde tarihe gömdük. Bundan sonra bu ülkede darbeler, vesayetçi anlayışlar hortlamasın diye yapısal değişimleri sizlerin onayıyla gerçekleştirdik. O sıkıntılı süreçlerde hep yanımızda, arkamızda milletimizi gördük. O nedenle biz hep, milletimizin iradesini, milli irade bayrağını yere düşürmemek için sizlerle aynı yolda yürüdük, yürümeye devam edeceğiz.”
Vatandaşların ramazan ayını da tebrik eden Tunç, seçimlerin ardından iki bayramı birden kutlama temennisinde bulundu.
AK Parti Gökçebey Belediye Başkan adayı Erkan Soner Kodaman ile İlçe Başkanı Nurşen Yılmaz’ın konuşma yaptığı programa, AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Muammer Avcı ve Ahmet Çolakoğlu ile belediye başkanları, partililer ve vatandaşlar katıldı.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbnrahim Yumaklı, Çankırı’da inşa edilen ve çalışmalarında sona yaklaşılan Kızlaryolu Barajı’nda, Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve yetkililerle birlikte incelemelerde bulundu. İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, inşa edilen barajın Çankırı, Kastamonu ve Çorum’da ciddi ölçüde sulama ihtiyacını karşılayacağını söyledi.
“Son 22 yılda yaklaşık 10 binin üzerinde yapılan su ve sulama yatırımlarının toplam tutarı 2.4 trilyon lira”
Yapılan su sulama yatırımları ile ilgili bilgi veren Bakan Yumaklı, “Son 22 yılda suya yön veren projeler yaptık. Bunlar için en önemli unsur olarak söyleyebileceğimiz ekonomimiz için çok önemli olan, hem tarımda hem sanayide hem de enerjide kullanılmak üzere bu projeler gerçekleştirilmiş oldu. Bütün bunlardan sonra artık kendi mühendislerimiz, pırıl pırıl gençlerimiz dünya çapında projelere imza atar oldular. Bunlardan bir tanesi Yusufeli Barajı projesi, diğeri Türkiye’den Kıbrıs’a gönderilen su ile ilgili yapılar ve diğerleri. Son 22 yılda yaklaşık 10 binin üzerinde yapılan su ve sulama yatırımlarının toplam tutarı 2.4 trilyon lira. Bu da devletimizin, hükümetimizin, Sayın Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde ülkenin gelişimi için bu tarz yatırımlara ne kadar önem verdiğinin en büyük göstergelerinden bir tanesi” dedi.
“2024 yılında yapacağımız sulama projeleri ile ilgili yatırımlarımızın toplam adedi 520”
2024 yılında 520 sulama projesinin hizmete alınacağını belirten Yumaklı, “Hali hazırda içinde bulunduğumuz bu tesis, 2017 yılında ihaleye çıkıldı ve ilk harcı 17 Aralık 2017 tarihinde konulmuş oldu. Hem sulama hem de enerji için kullanılacak olan bu barajın gerektiğinde içme suyu için de kullanılması mümkün. Bu ve benzeri 2024 yılında yapacağımız sulama projeleri ile ilgili yatırımlarımızın toplam adedi 520. Bunları 2024 yılı içinde devreye almış olacağız. Aynı zamanda 211 adet de taşkın koruma tesisi devreye almış olacağız. Kızlaryolu Barajı ile alakalı yaklaşık bütçesi, sulama tesisleri ile beraber şu anki rakamlarla yaklaşık 9 milyar olacak. Gövde 1.2 milyar lira. Bu baraj 3 ilimizi ilgilendirecek. Çorum, Kastamonu ve Çankırı’yı ilgilendirecek. Bu 3 ilimizde de çok ciddi alanları sulamış olacak. Sulamaya açılmış alanlar itibariyle, suya hasret bölümleri suyla kavuşturmuş olacak. 3 ilimize ve ilçelerimize hayırlı olsun dileklerinde bulunuyorum. Bizim mühendislerimizin, pırıl pırıl gençlerimizin bu ve buna benzeri, dünya çapında projelere atmasından sorumlu bakan olarak gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
Sağlığına kavuşan kızıl şahini doğaya saldı
Bakan Yumaklı, açıklamaların ardından, yaralı halde bulunan ve tedavisi ile sağlığına kavuşan, nesli tehlike altında bulunan kızıl şahini elleri ile doğaya saldı. – ÇANKIRI
]]>Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İzmir programları kapsamında İzmir Ticaret Odası’nda (İZTO) düzenlenen İş Dünyası Buluşması’na katıldı. Buluşmaya Özhaseki ve ev sahibi İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in yanı sıra; İzmir Valisi Süleyman Elban, Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir Milletvekili ve Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ile çok sayıda iş insanı katıldı.
Bakan’dan İzmir’e müjde
Toplantıda yaptığı konuşmaya İzmirlilere müjde vererk başlayan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “4 yıldır sürdürdüğümüz bir çalışmaydı. Dünya Bankası bizim için verimli bir banka. Faizi neredeyse 0’a yakın. Faydalı olmaya çalışıyoruz. İstanbul da İzmir’de bizim gözbebeğimiz. Hem övünürüz zaten ama Marmara bölgesinde meydana gelebilecek deprem korkusu daha ön planda. Her an bir fay hattının kırılabileceği, olursa altından kalkmanın zor olacağı düşünceyle yarısı bizden kampanyası düzenledi. İzmir’in pilot bölge olarak seçildiği dünya bankası ile yaptığımız projede sona gelindi. Bu birkaç isme çıkacak. Amerika’dan katılanlar da oldu. Eğer bir vatandaş eviniz yenilemek istiyor ve yağış riskliyse bizden kredi alabilecek 0,69 faizle. 180 ay devam edecek TL bazında kredi. İzmir’imize hayırlı olsun” açıklamasında bulundu.
“Bu kadar güzel, cennet gibi bir şehir kaç ülkede var”
İzmir’in coğrafi olarak çok avantajlı bir kent olduğunu ancak insan eliyle kötü işler yapıldığına değinen Bakan Özhaseki, “Şehirlerimiz bizim için önemli. Dünyanın en eski şehirlerine sahibiz. Cennet gibi bir vatana sahibiz. Şehirlerinde üretim sanayi ekonomi var, bir yanda da kültür var medeniyet var. Medeniyet şehirlerde doğuyor. O şehirlere sahip çıkmak lazım. Şehirler canlı organizmalar. Şehirleri taştan topaktan görürsek yanılgı başlar. Şehirlerimizi seviyor ve önemsiyoruz. Şehirlerarasında rekabet var. Bu rekabette şehirlerin zamanın ruhuna dokunarak hareket etmesi gerekiyor. Bir şehrin geleceği o şehirde yaşayan yerel yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılıdır. Valiyi ve belediye başkanlarını, STK’ları, söz sahibi olan herkesi kastediyorum. Aralarında uyumu sağlamış, o hedef koyup hedefe doğru koşuyorlarsa o şehrin geleceği iyidir. Ama tam tersiyse o şehirlere yazık olur. Ben Türkiye’de birkaç yere çok üzülüyorum. Rabim bin türlü nimet vermiş ama insan eliyle de birçok kötü iş yapılmış. Bunlardan biri de İzmir ne yazık ki. Bu kadar güzel cennet gibi bir şehir kaç ülkede var? Deprem deyince herkesi titreme alıyor. Demek ki bir sıkıntı var burada. Demek ki bizim buraya dikkat etmemiz gerekiyor” sözlerine yer verdi.
“Deprem turistleriydi onlar”
6 Şubat Depremi’nin ardından deprem bölgesini ziyaret eden bazı belediye başkanlarını eleştiren Özhaseki, “6 Şubat depremin herkes deprem bölgesinde koşuyor. Ben o dönem genel başkan yardımcısıydım. Yerel yönetimlerden sorumluydum. Bin 390 belediye var; Türkiye’de 810 tanesi AK Partili. Arkadaşların tamına telefon ettim. Acil işleri sürdürün ancak işi gücü bırakıp oraya gidin diye. Tüm beledilerimiz oradaydı. Tüm millet ayaktaydı. Bir de nüfusları milyonları geçtiği halde koca koca devasa belediye başkanları vardı. Onlar bir ara özel jetler ile uğradılar. Sosyal medya ekipler, TV’ler, kameralar… Sonra birkaç selfie çekilip gittiler. Onların Allah iyiliğini versin, deprem turistleriydi onlar” diye konuştu.
İzmir’de 6 ile 7,2 büyüklüğü arasında deprem üretebilecek 21 fay kırığı var”
İzmir’de büyük deprem üretebilecek 21 fay kırığı olduğunu söyleyen Özhaseki, “İzmir’de bizim tespitlerimize göre 6 ile 7,2 arasında deprem üretebilecek 21 fay kırığımız var. Hangisi hangi tarihte nasıl hareketlenecek böyle bir bilgi yok. Çok riskli bir coğrafya üzerinde oturduğumuzu biliyorsunuz. Bizim tespitimize göre 180 bin bağımsız birim riskli gözüküyor. İlk etapta bir an önce yapılması gereken 36 bin bina var. Bir an önce yapılması gerekiyor. 13 milyon metrekarelik arazi üzerine çalıyorlar 20 bin üzerinde konut üretimsiz birçok ilçede çalışanlar devam ediyor. Bunlar yeterli değil. İzmir Afet Risk Haritası hazırladık. Nerede ne olabileceğin, heyelan riski olan bölgeler, fayların hareketli, olduğu bölgeleri, zeminin sıvılaştığı bölgeleri arkadaşlarımızı belediyelerle işbirliği ile resim etmiş ve isteyen belediyelere veriyor. Kentsel dönüşüm doğru ve sağlıklı yapılabilmesini 3 temel ayağı var. Birisi bakanlık. Bakanlık bu işten mutlaka elini kolunu, her türlü bünyesi olması lazım, çekinmemesi lazım. Kanun yapılması lazım yapıyoruz. Nasıl yapılacağı konusunda herkesin önünü açmaya çalışıyoruz. İkinci bir ayağı var belediyeler. Bazı belediye başkanları beni görünce ‘bizim bölgemiz riskli gelip bir çalışma yapsanız’ diyor. Kentsel dönüşüm başkanlığında 200-300 çalışan var. Ankara’dan gelip yapsınlar demenin ne mantığı var. Her belediyede 3-5 bin kişi çalışıyor. Riskli mahalleleri çalışın bize ulaştırın, sonuna kadar önünüzü açacağım. Ben her imkanı sunacağım diyorum” dedi.
“5 yıl içinde bir hedef koyduk”
İzmir İş Dünyası Buluşması’nda konuşan Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ ise, “İzmir’de yerinde dönüşümü gerçekleştireceğiz. Bu konuda tabii ki Çevre Şehircilik Bakanlığımızın manevi desteğini yanımızda hissedeceğimiz biliyoruz. Büyükşehir ve Çevre Şehircilik olarak kentimizdeki yenilenmeyi sağlayacağız. 5 yıl içinde bir hedef koyduk. Bunu gerçekleştirme konudaki en büyük güvencem sizlerle birlikte olmak. Biz 150 bin hedefini koyduk” açıklamasında bulundu.
Özgener’den İzmir ricası
Toplantıda konuşan İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nden ‘yarısı bizden’ kampanyasına İzmir’inde dahil olmasını istedi. Özgener, “Bakanlık olarak İstanbul için uygulamaya aldığınız ‘Yarısı Bizden’ kampanyasının İzmir için de uygulamaya alınmasının önem taşıdığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>Antalya’nın Kaş ilçesinde “Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programı gerçekleştirildi. Feyzi Gürsoy Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ikinci kez göreve atandığı andan itibaren ilçe ilçe düzenli olarak dolaştığını belirterek, “İhtiyaçları, sorunları yerinde tespit ederek, hükümetimizle birlikte nasıl çözüm yolları geliştiririz, ne öncelikli olur, sırayla hızlı şekilde Antalya’mızın sorunlarını çözeriz diyerek, çalışıyoruz” dedi.
“Bu bölgede turizm yapmak istiyorsanız”
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak, Büyükşehir Belediyelerinden turizm master planlarını talep ettiklerine dikkati çeken Bakan Ersoy, “Çünkü turizm master planları, Kültür ve Turizm Bakanlığının yapması gereken bir plan değil, Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılması gereken planlardır. Bu bölgede turizm yapmak istiyorsanız oranın potansiyelini ortaya çıkarıyorsunuz; kültür varlıkları, gastronomik değerler, doğal değerler olabilir. Bunları alt ve üst yapı, restorasyon çalışmalarıyla diğer politikalarla birleştirerek, geleceğe hazırlamanız gerekiyor. Bakanlık olarak, Antalya için ilçe bazında da ayrı bir çalışma yapacağız” diye konuştu.
“Bu sene 17 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın turizmde geçen yıl rekor sayıda turist aldığını, Türkiye’nin rekor sayıda gelir elde ettiğini aktararak, “Birinci bölge, Akdeniz Bölgesi’nde Antalya; 16 milyon ziyaretçi aldı, bu sene 17 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz. Gelir olarak da ülke ekonomisine kazandırılan bir nokta Antalya’mız. O yüzden Antalya bizim hassasiyetle takip ettiğimiz ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da hassasiyetle takip ettiği bir ilimiz. İlçe ilçe dolaşıyoruz, yerel yönetimlerle birlikte yerel projelerimizi hazırlıyoruz, hızlı bir şekilde hayata geçirmek için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
“Dünyada da marka olabilecek bir destinasyon”
Kaş için çok ayrı bir çalışma yapacaklarını vurgulayan Bakan Ersoy, “Butik turizmin ön planda olduğu, doğal değerlerinin çok iyi korunduğu, arkeolojik potansiyelinin tamamıyla kazılarak çıkarıldığı, restore ve turizme entegre edildiği, eko turizmin ön planda olduğu bir çalışma. Burada yaylalarınız var, tarım potansiyeliniz var, bunların hepsinin beraber planlanması gerekiyor. Korunması gereken yerlerin çok iyi korunması, eko turizme dahil edilmesi gerekiyor. Bu arada mevcut yatak potansiyeliniz dahilinde bütün sorunlarınızın da bir plan dahilinde çözülmesi gerekiyor. Bakanlık olarak, Mutlu Başkan’la birlikte Nisan itibariyle ilk yapılması gereken şey, koruma imar planıyla birlikte imar planlarınızın çözülmesi gerekiyor. Kaş, Kekova, Kalkan, Demre, Finike hattı apayrı çalışılması gereken butik bir destinasyon, dünyada da marka olabilecek bir destinasyon. Bire bir bizzat kendim de yerel yönetimlerinizle birlikte çalışacağız. Turizm master planlarının şu avantajı var; belli bir aşamaya geldikten sonra sizlerle de paylaşılıyor, STK’lar, yerel yönetimler, hepsi projeye, master plan çalışmasına dahil ediliyor. Hepinizin görüşleri ve mutabakatı alınarak, çok doğru bir plan çıkıyor ortaya. Siz ne kadar sahip çıkarsanız plan o kadar başarılı olur. Korunması gereken yerde el birliğiyle korumamız gerekiyor” dedi.
“12 ay turist çekebilecek potansiyeliniz var”
Bakan Ersoy, Kaş’a hak ettiği değeri kazandırmanın önemine işaret ederek, “Çok fazla, çok değerli potansiyeli var. İnşallah biz bunu doğru şekilde işleyerek, farkındalığın daha iyi oluşmasını sağlayacağız. Tanıtımını da çok doğru şekilde Turizm Geliştirme Ajansımızla birlikte Bakanlığımız yapacak. Özlemiş olduğunuz gelir grubu yüksek, harcama kapasitesi yüksek turizm potansiyelleriyle sizi yan yana getireceğiz. Biz burada farklı bir çalışma yapmak istiyoruz, sezonluk turizm istemiyoruz. 12 ay turist çekebilecek potansiyeliniz var. Doğru bir butik turizmi çalışması yapılırsa 12 ay turist alabilecek. Bunu Kaş noktasında gerçekleştirebiliriz” diye konuştu.
Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş da Bakan Ersoy’un, Türkiye’nin her noktasında hem tarihi eserlerin korunması hem de sürdürülebilir turizmin daha ileri taşınması, ülkenin turizm noktasında daha fazla katma değer elde etmesiyle ilgili ciddi çabalar sarf ettiğini dile getirdi.
“Batı Antalya’nın tarafı da Kaş olacak”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın turizm teması olarak, “Patara Yılı” ilan etmesi kapsamında çok ciddi yatırımlar aldıklarını ifade eden Başkan Mutlu Ulutaş, “Özellikle Patara’daki kazıların yapılması, deniz fenerinin ayağa kaldırılması, telsiz telgraf istasyonunun restore edilmesi, Patara Köprüsü yapılması, oraya Millet Bahçesi yapılması var. Bunun yanında ilçeye Kültür Merkezi yapıyoruz, Bakanlığımız da bunun yapımına destek veriyor, Sokak Sağlıklaştırma projelerimize destek veriyor. Bu noktada Kültür ve Turizm Bakanımız, hükümetimiz, bizleri yalnız bırakmıyor, destekliyor. Kaş’ın daha iyi standartlarda turizm yapabilmesi, butik turizmin önünün açılması noktasında bize destekleri inşallah bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da devam edecek. Biz kendisine inanıyoruz, güveniyoruz. Antalya’da Alanya bir tarafsa Batı Antalya’nın tarafı da Kaş olacak” dedi.
“Daha iyi şartlarda sürdürülebilir turizm”
Kaş’a güzel hizmetler yapmaya çalıştıklarının altını çizen Başkan Ulutaş, “Kaş’ın sıfır noktasında denizin altında sanat parkı yaptık, burada dalışlar yapılıyor. Bugün Kaş dalışın merkezi ama 3 bin metrede yaylalarımız var, yayla turizmi var. Kaş her noktasında ayrı bir değer; Kalkan’ı, Patara’sı, Gömbe’si ve Saklıkent’i ile turizme ciddi katma değer sağlıyor. Daha iyi şartlarda sürdürülebilir turizm yapması lazım. Bunun önünü açacak olan bu kadro, bu ekipler. Bundan sonra Kaş’ı daha iyi noktalara taşıyacağız” diye konuştu.
Başkan Ulutaş, her türlü hizmeti ilçeye kazandırmaya çalıştıklarını kaydederek, “Sahil düzenlemeleri, panayır yerleri, pazar yerleri, yolları, alt yapısı, çocuk kreşleri, hayvan barınakları ile sağlık ve eğitim hizmetleri ürettik, bu hizmetleri en güzel şekilde sizlere yansıtmaya çalıştık. İnşallah 31 Mart’tan sonra da hizmetlerimize devam etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından toplantı, soru cevap bölümüyle sona erdi.
Başkan Ulutaş, Bakan Ersoy’a Barak Kilimi hediye etti
Toplantı sonunda Başkan Ulutaş, Bakan Ersoy’a Barak Kilimi hediye etti. Ardından protokol, ilçede yapım çalışmaları devam eden Kültür Merkezi’nde incelemelerde bulundu.
Toplantıya, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Cumhur İttifakı’nın ilçe başkanları, muhtarlar, turizm ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileri de katıldı. – ANTALYA
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 36 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 204’ü Irak’ın kuzeyi, 315’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 519’e ulaştığını söyledi.
Tuğamiral Aktürk, devam eden operasyonlar ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında, son olarak Pençe-Kaplan Operasyonu bölgesinde tespit edilen sığınakta teröristlere ait çok sayıda havan mühimmatının ele geçirildiği bilgisini verdi.
Suriye’deki harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılığın anında verildiğine dikkati çeken Aktürk, istikrarın sürdürülmesi için tüm tedbirler alındığını, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşlerinin sağlanması amacıyla çalışmalara devam edildiğini bildirdi.
31 bin 586 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 11’i terör örgütü mensubu 161 kişinin yakalandığını, 1571 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini bildirdi.
Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1609’a yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 31 bin 586 olmuştur.” dedi.
Gazze’ye 19 uçakla 250 tona yakın yardım malzemesi ulaştırıldı
Tuğamiral Aktürk, İsrail’in, Nabulsi Meydanı’nda yardım kuyruğundaki masum sivilleri hedef aldığını hatırlatarak şöyle konuştu:
“İsrail, masum Filistin halkına yönelik insanlıktan ve vicdandan yoksun bu saldırılara derhal son vermelidir. Tüm dünya yaşanan bu zulmün küresel bir felakete dönüşebileceğini görmelidir. Gazze’de artarak yaşanan bu trajedilerin bir an önce son bulması için bir kez daha uluslararası toplumu, yaşanan vahşeti durdurmaya çağırıyoruz. Gazze’de koşulsuz ve kalıcı ateşkes ilan edilmesi kaçınılmazdır. Temennimiz, ateşkes ve barışa giden, akan kanın durması için sarf edilen tüm gayretlerin gösterilmeye devam edilmesidir.”
Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardımları hakkında da bilgi veren Aktürk, bu kapsamda ilgili kurumlarla koordineli olarak, 4 Mart’ta bir A400M tipi askeri nakliye uçağının 8,3 ton tıbbi malzemeyi daha bölgeye ulaştırdığını ifade etti.
Aktürk, Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerine ait 19 uçakla 250 tona yakın insani yardım malzemesinin bölgeye sevk edildiğini bildirdi.
Tuğamiral Gökçen Fırat, Çanakkale’de törene katılacak
Tuğamiral Aktürk, 8 Mart’ta TCG NUSRET müze gemisi tarafından Erenköy Koyu’nda Türkiye’nin ilk kadın amirali Tuğamiral Gökçen Fırat ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Deniz Harp Okulu kadın öğrencilerinin katılımıyla “Tarihi Mayınlamayı Anma Töreni ve Seyri”nin yapılacağını söyledi.
Türkiye Yarı Maraton Ligi 1’inci Kademe Müsabakası’nda 1’inci olan TSK Spor Gücü Kır Koşusu Takımı’nı tebrik eden Aktürk, derece elde eden sporculara başarılar diledi.
Savunma sanayisi
Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “Bulut Altı İnsansız Hava Aracı (BAHA)” ile modernizasyon faaliyeti tamamlanan “M60 T” tankının muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını aktardı.
Ordu Yardımlaşma Kurumunun (OYAK) 63’üncü kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Aktürk, bu kurumun kuruluşundan bu yana ülkenin ve ordunun gücüne güç kattığını söyledi.
Personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, bu kapsamda, 1 Mart’ta başlayan Milli Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarında istihdam edilmek üzere 2024 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Başvuruları’nın 17 Mart’a kadar devam edeceğini bildirdi.
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’nın, 3 Mart’ta gerçekleştirildiğini hatırlatarak, başarılı olacak adaylara müteakip aşamalarla ilgili gerekli bilgilendirmelerin yapılacağını aktardı.
Sorular
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Kaynaklar, İzmir’de acil iniş yapmak zorunda kalan askeri helikoptere ilişkin, “Yapılan ön incelemede helikopterin teknik dokümanlarına göre periyodik ve uçuş öncesi bakımlarının eksiksiz yapıldığı tespit edilmiştir. Meydana gelen olay ile ilgili görevlendirilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı kaza kırım inceleme ekibi tarafından ön inceleme yapılmış olup nihai teknik rapor, tahkikat sonrası açıklanacak.” ifadesini kullandı.
MSÜ sınavına ilişkin iddialar
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Milli Savunma Üniversitesinin (MSÜ) sınavına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların da girebildiğine dair iddiaların sorulması üzerine, “Milli Savunma Üniversitesi’nde eğitim alabilmek için mevzuatımıza göre Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak gerekmektedir. Herhangi bir somut bilgi belge olmadan bunları tartışmak yersizdir.” yanıtını verdi.
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in basın mensuplarına yaptığı son açıklamadaki terörle mücadele vurgularına yönelik sorulara da cevap verdi.
Bakan Güler’in, “Önümüzdeki süreçte şuana dek sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakılmayacak. Alana mutlak hakimiyet için operasyonlarımızda düşünce, planlama ve icrada süratli, sahanın gerektirdiği alışılmadık ve öngörülemez düzeyde özgün, terör örgütünün sezemeyeceği ve tepki veremeyeceği bir tempo ile terör örgütü üzerindeki baskı kesintisiz şekilde devam ettirilecektir.” sözlerini hatırlatan kaynaklar, şöyle devam etti:
“Amacımız bölgenin terörden arındırılması, hudut güvenliğinin sınır ötesinden sağlanması ve ülkemizin huzurunun muhafaza edilmesidir. Bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın çizdiği çerçeve ve Sayın Bakanımızın ifade ettiği perspektifte mücadelemiz kararlı şekilde devam edecek.”
Bakanlık kaynakları, Gazze için yola çıkan Hava Kuvvetlerine ait uçakların daha önce Mısır’a giderken son olarak Ürdün’e gitmesine ilişkin soruya, “İhtiyaçlar ve talepler doğrultusunda hareket ediyoruz. Uygun yer ve zaman planlamasına göre yardımları ulaştırıyoruz.” cevabını verdi.
Bakan Güler’in IKBY temsilcileri ile görüşmesi
Bakanlık kaynakları, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı ve Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı ile gerçekleştirdiği görüşmelerde nelerin ele alındığına dair soru üzerine şunları anlattı:
“Her iki görüşmede de terör örgütü ile ortak mücadele ve hudut güvenliği konuları ele alınmıştır. Irak ile terörle mücadele konusu başta olmak üzere halihazırda devam eden iş birliği faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde terörle mücadelemize olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz.”
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), Suriye’de PKK/YPG terör örgütü ele başı ile görüşmesine yönelik sorular üzerine kaynaklar, “ABD’nin, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PKK/YPG/SDG terör örgütüne desteği devam etmektedir. Bir terör örgütüyle başka bir terör örgütü kullanılarak mücadele edilemez. Yani, terörle mücadele teröristlerle yapılmaz. Dost ve müttefik ülkelerden beklentimiz PKK/YPG/SDG terör örgütüne yapılan yardım ve desteğin durdurulması ve terörle mücadelemize samimi destek verilmesidir.” ifadesini kullandı.
Somali’ye giden heyet
Bakanlık kaynakları, Somali’ye giden Türk heyeti ile ilgili sorulara ilişkin, “Somali ile yapılan anlaşma bir çerçeve anlaşmasıdır. Bu kapsamda daha önce ifade ettiğimiz gibi Somali’ye destek olmak üzere en elverişli harekat tarzlarının belirlenmesi için ilgili makamlarla koordineli şekilde keşif ve teknik çalışmalar yapılarak ortak harekat tarzı belirlenecek.” değerlendirmesini yaptı.
]]>Odakule’deki İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanlığı Meclis Toplantısında konuşan Yerlikaya, yurt içinde ve dışında ülke olarak terörle mücadeleye devam ettiklerini söyledi.
Yurt içinde İçişleri Bakanlığı olarak emniyet, jandarma ve istihbarat birimleriyle şehirde ve kırsalda operasyonlara imza attıklarını belirten Yerlikaya, Türkiye’nin gri listeden çıkması için gerekli çalışmaları yaptıklarına aktardı.
Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde koordine olduklarını belirterek, “Gri listeden çıkış ülke ekonomimiz için büyük önem taşıyor. Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek bu konu hakkında özel olarak çalışıyor. İçişleri Bakanlığı olarak biz de üzerimize düşeni yapıyoruz. Bu konuda büyük yol kat ettik. İnşallah ülkemizin haziran ayında gri listeden çıkmasını bekliyoruz.” diye konuştu.
“Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız”
Şehirlerin rekabetinin, devletlerin rekabetinden daha güçlü olduğu bir zamanda yaşandığını kaydeden Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“PKK ve benzeri terör örgütüyle ilgili bir Türkiye bir de İstanbul projeksiyonu yapıyoruz. Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar durmayacağız. Biz ‘Türkiye Yüzyılı’nda terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız, inançlıyız’ diyoruz. Zaten 22 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bölücü terör örgütüyle ilgili mücadelede gelinen noktada nefesleri kesildi. İçişleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, terör örgütünün sözde lideri olma cesaretini gösteren kim varsa hepsini izliyor.”
“FETÖ’ye yönelik 4 bin 278 operasyon yapıldı”
Yerlikaya, 1 Haziran 2023-29 Şubat 2024 tarihlerinde yapılan operasyonlara dikkati çekerek, PKK ve KCK terör örgütüne yönelik kırsalda 17 bin 757, şehirde 3 bin 396 operasyon yaptıklarını dile getirdi.
Göreve geldiği 9 ay boyunca toplam 21 bin 153 operasyonda 782 teröristin etkisiz hale getirildiğini hatırlatan Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul’da 278 operasyon yapıldı. Bu operasyonlarda 79 terörist etkisiz hale getirildi. Türkiye genelinde FETÖ’ye yönelik 4 bin 278, DEAŞ’a yönelik 1255, sol terör örgütlerine yönelik ise 407 operasyon yapıldı. Türkiye’de terörizmin finansmanına yönelik 178 operasyon yapıldı. 25 milyon 924 bin lira ele geçirildi. Türkiye’de 94’ü bombalı eylem olmak üzere toplam 128 terör eylemi engellendi. İstanbul’da ise biri bombalı olmak üzere 8 terör eylemi engellendi. Türkiye genelinde organize suçlarla ilgili 1069 operasyon yapıldı ve 384 organize suç çetesi çökertildi. İstanbul’da ise organize suçlarla ilgili 112 operasyon yapıldı ve 90 suç çetesi çökertildi. “
“El konulan lüks araçları devriye aracı yaptık”
Bakan Yerlikaya, operasyonlar sonucunda el konulan lüks araçları İstanbul polisinin devriye aracı yaptıklarını belirterek, “Sembol olan meydanlara koyduk. Çocuklar gelip, fotoğraf çektiriyor. Dünyada çok ses getirdi bu proje. Bu lüks araçların distribütörleri ile görüştük, ‘Siz sadece benzin parasını verin biz diğer bütün masraflarını yükleniyoruz.’ dediler. ” ifadesini kullandı.
Türkiye’de Interpol operasyonlarında 262 kırmızı bülten olmak üzere 372 şahsın yakalandığını aktaran Yerlikaya, ülke genelinde uyuşturucu operasyonlarında 270 bin 224 kişinin gözaltına alındığını, 24 bin 302’sinin tutuklandığını ve 11 bin 28’inin adli kontrol şartıyla serbest kaldığını belirtti.
“Türkiye’de toplam 74 bin 318 ruhsatsız silah ele geçirildi”
İstanbul’daki uyuşturucu operasyonlarına dikkati çeken Yerlikaya, şu ifadelere yer verdi:
“49 bin 488 kişi gözaltına alındı, 4 bin 413 kişi tutuklandı ve 2 bin 243 kişi adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Asayişte ise her 10 olaydan 9’u aydınlatılıp, adalete teslim edildi. Türkiye’de toplam 74 bin 318 ruhsatsız silah ele geçirildi ve konuyla ilgili de 81 bin 795 kişi yakalandı. Bu silahlardan 53 bin 330’u tabanca, 5 bin 289’u av tüfeği, 1689’u uzun namlulu silah, 32’isi ise ağır silah. Türkiye genelinde kaçakçılıkla ilgili 23 bin 287 operasyon yapıldı. 32 bin 416 kişi gözaltına alındı, 522 kişi tutuklandı, 744 kişi adli kontrol şartı ile bırakıldı. Toplam, 2 milyar 517 milyon vergi kaybı önlendi. İstanbul’da ise 828 operasyon yapıldı. 1494 kişi gözaltına alındı, 49 kişi tutuklandı ve 83 kişi ise adli kontrol ile bırakıldı. Toplam 624 milyon vergi kaybı önlendi.”
“Göçmen kaçakçılığıyla ilgili 5 bin 881 operasyon yapıldı”
Bakan Yerlikaya, Türkiye genelinde 32 bin 951 sosyal medya hesabı üzerinden çalışma yapıldığını, İstanbul’da ise bu rakamın 18 bin 32 olduğunu söyledi.
Göç konusunda da çalışmalara devam ettiklerini aktaran Yerlikaya, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ülkemizde 4 milyon 517 bin 647 yabancı var. Ülke genelinde göçmen kaçakçılığı ile ilgili 5 bin 881 operasyon yapıldı. İstanbul’daki yabancı sayısı ise 1 milyon 92 bin 697. Göçmen kaçakçılığıyla ilgili 499 operasyon yapıldı. Bugün itibariyle, 30 büyükşehrimizde 162 mobil göç noktası var. Bu zamana kadar bu merkezlerde 299 bin 796 kişi sorgulandı, 62 bin 754 düzensiz göçmen tespit edildi. İstanbul’da ise 103 nokta bulunuyor, buralarda 197 bin 555 kişi sorgulandı ve 57 bin 745 düzensiz göçmenin tespiti yapıldı. 104 charter sefer ile 20 bin 96 düzensiz göçmen sınır dışı edildi.”
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından düzenlenen “Tarımda Kadın Emeği Zirvesi”ne katıldı. Yumaklı, yaptığı konuşmada Anadolu’nun verimli hilalin merkezinde yer alan, köklü bir tarihe, zengin bir kültürel mirasa ve doğal güzelliklere sahip bir coğrafya olduğunu ve bu kadar zenginliği içinde barındırmasının ana unsurlarından birinin Anadolu kadını olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğunu ifade etti. Kırsal kalkınmanın Türkiye’nin gıda arz güvenliğini sağlaması, sanayiye hammadde temini ve istihdama sağladığı katkı nedeniyle stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Kadınlarımızı da kırsal kalkınmanın ana unsuru olarak görüyoruz. Bu nedenle yürüttüğümüz politikalarda her zaman onlara pozitif ayrımcılık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Biliyoruz ki kırsal kalkınmada kadın varsa sürdürülebilirlik vardır. Bu kapsamda kadınlarımızın ekonomik anlamda güçlenmesi; kırsal alanların gelişmesinde ve güçlendirilmesinde kilit rol oynamaktadır. Kadınların desteklenmesi ve liderlik rollerine teşvik edilmesinin büyük öneme sahip olduğunu her fırsatta ifade ediyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak da kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde yer almaları için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu.
Kırsal alanların sadece üretim alanı değil, insanların yaşamlarını sürdürdükleri, geleceğe miras bırakacağı zenginlikler olduğunu söyleyen Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kırsalda yaşayanların yaşam ve çalışma koşullarının yükseltilmesini ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılmasını amaçlıyoruz. Bu kapsamda IPARD- TKDK, Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı, Uzman Eller, Orköy, Genç Çiftçi, Bireysel Sulama, IFAD gibi projeler kapsamında kırsalımıza önemli destekler sağlıyoruz. Bütün bu programlarla kırsal kalkınmada son 22 yılda 774 bin projeye reel rakamlarla yaklaşık 120 milyar lira hibe ödemesi yaptık. Bu desteklerde gençlerimize ve kadınlarımıza her zaman pozitif ayrımcılık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Kırsal kalkınma yatırımlarımız içerisinde IPARD ve TKDK hibe desteklerinin önemli bir yeri bulunuyor. IPARD-TKDK desteklerini daha önce 42 ilde uyguluyorduk, 2024 yılı itibarıyla ise ülke geneline yaydık. Artık 81 ilimiz IPARD-TKDK desteklerinden yararlanabilecek” şeklinde konuştu.
Bakan Yumaklı, hayvansal gıda ürünlerinin gıda arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, geçen hafta başında hayvancılıkla ilgili yol haritasını kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlattı. Yumaklı, yeni hayvancılık politikalarında gençlere ve kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak, hayvancılık desteklerinden daha fazla pay almasını sağlayacaklarını aktardı. Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın çevre konularına olan duyarlığının ve öncülüğünde yürütülen çalışmaların sadece Türkiye’nin değil, dünyanın geleceğine de ışık tuttuğunu söyledi. Emine Erdoğan’ın hamiliğinde Sıfır Atık Projesi’nin bir dünya markası haline geldiğine dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Şimdi de su kaynaklarımızın korunması için başlattığınız su verimliliği seferberliğinin tüm insanlığa faydalı olması için var gücümüzle çalışıyoruz. 1992 yılındaki Dublin Konferansı’nda ‘Kadınlar, suyun temini, yönetimi ve korunmasında önemli role sahiptir’ ilkesine de yer verilmiştir. O yıllarda yakılan meşaleyi günümüzde yeniden alevlendiren ve su yönetiminde kadının etkisini gösteren vizyonunuz tarihe not düşmektedir. Suya yön veren bir kadın liderin öncülüğünde tüm gayretimizle çalışmaya devam ederken, ülkem adına sizlere şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Yumaklı, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. – ANKARA
]]>Bakan Ersoy, AK Parti’nin, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Malatya Büyükşehir Belediyesi yanındaki alanda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, deprem sürecinde Malatya halkıyla aralarında kopmaz bir bağın oluştuğunu söyledi.
Depremin ilk gününden itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Malatya’da koordinasyonu sağladıklarını belirten Bakan Ersoy, şöyle konuştu:
“Devlet millet el ele ve güç birliği yaparak zorlukları aştık, aşmaya devam edeceğiz. Depremin hemen ardından Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmak için bütün gücümüzle hareket ettik. Asrın felaketinin 2 ay sonrasında Cumhurbaşkanı’mız deprem konutlarının temel atma törenini gerçekleştirdi ve eş zamanlı olarak 1442 konut, 250 köy evi ve 47 dükkanın anahtar teslimi yapıldı. Şubat ayında da 6 bin 181 hak sahibi kurayla evlerine yerleşti. Deprem Malatya’daki tarihi ve kültürel dokuya da çok büyük hasar verdi. Hasarları onarmak ve yeniden ihya etmek için Bakanlığım ve mesai arkadaşlarım çalışmaları aralıksız devam ettiriyor. Malatya Arkeoloji Müzesi, Beşkonaklar Etnografya Müzesi, Geleneksel Malatya Evi’nde de onarım, tadilat işlemleri sürüyor. Atatürk Anı Evi ve Etnografya Müzesi’nde tadilat işleri hızla ilerliyor. İnşallah yaz aylarında bütün işlemleri bitirmiş olacağız.
Depremde acılarımızı paylaştık. Şehrimiz eski günlerine ulaşınca da hep beraber sevinçlerimizi paylaşacağız. Milletimizin derdi bizim derdimiz. Milletimizin ne sorunu, ne problemi varsa biz onu çözmekle görevliyiz. Verdiğimiz sözleri birer birer tutuyoruz. Deprem bölgesinin yeniden ayağa kaldırılması için Cumhurbaşkanı’mız ve bizler 7 gün 24 saat çalışıyoruz.”
“81 ilde iftar programları düzenleyeceğiz”
Deprem bölgesinde çalışmaların süreceğini dile getiren Bakan Ersoy, “Vakıflar Genel Müdürlüğü vasıtasıyla 81 ilde iftar programları düzenleyeceğiz. Malatya’da da 2 noktada iftar programımız olacak. İl Halk Kütüphanesi alanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde 1600’er kişilik 2 çadır alanı organize ettik. Her akşam 3 bin 200 kişiyi misafir edeceğiz. Bayramda da geçen sene baba ocağıma gittikten sonra buraya geldim. Bu yıl da bayramda birlikteyiz inşallah.” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz da 6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:
“Malatya depremden çok etkilendi. Allah’ın izniyle önümüzdeki süreç içinde hiç durmadan tıpkı 6 Şubat’tan sonra bütün gücümüzle burada yanınızda olduğumuz gibi bundan sonra da olacağız. Malatya’mızı yeni baştan inşa ediyoruz. Belki geçmişte bazı yapı imar hataları var onlar da giderilerek Malatya’mız Türkiye’nin her zaman parmakla gösterilen büyükşehri olduğu gibi bundan sonra da parmakla gösterilen büyükşehri olmaya devam edecek. Bunun için 31 Mart akşamına kadar koşacağız. 1 Nisan sabahı da inşallah elde ettiğimiz başarı öyküsüyle alnımızın teriyle kazandık diyerek hep birlikte sevineceğiz, övüneceğiz.”
]]>Tekin, Konya’da Rukiye Mehmet Akış Fen ve Teknoloji Anadolu İmam Hatip Lisesi açılışında, Milli Eğitim Bakanlığının en önemli paydaşlarından biri olan hayırseverlere her zaman minnettar olduklarını dile getirdi.
Proje okullarını hayata geçirme sürecini anlatan Bakan Tekin, “Okullarımıza, öğretmenlerimize, idarecilerimize, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerimize, bir şeyler yapmak isteyen, ilave bir şeyler üretmek isteyen her kim varsa yapmak istedikleri projeleri biz şu anda karşılığı ile özel ve devlet 76 bin kurumun dışında ona ayrıcalıklar tanıyalım. Hem fiziki altyapı itibarıyla ayrıcalık tanıyalım. Spor salonu istiyorsa spor salonu yapalım. İnsan kaynağı açısından ayrıcalık istiyorsa onu sağlayalım. Programlar olarak ayrıcalık istiyorlarsa onu yapalım ama aklıselim, ayakları yere basan, bakanlık tarafından onaylanmış bir proje olması şartıyla” diye konuştu.
Tekin, daha sonra Selçuklu Belediyesi Sille Ortaokulu açılış töreninde, eğitim yatırımlarında en büyük destekçilerinin yerel yönetimler olduğunu vurguladı.
Konya’daki yerel yönetimlerin Milli Eğitim Bakanlığıyla paydaş hatta bakanlıkla yarışacak düzeyde yatırımlar yaptığını ifade eden Tekin, şunları kaydetti:
“Bize illerinde problem çıkartan, okul yaptırmamak, yapılan okulların yaşamaması için, yapılan okulların istediğimiz şekilde eğitim vermemesi için elinden geleni yapan belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım. Yerel yönetimler dersi. Çünkü elimizde çok kötü örnekler var. İşte 15-20 dönümlük arazi üzerinde iki yüz metrekare hissesi olan bir belediyenin, bakanlığımız aleyhine dava açtığı, mülkiyet davası açıp, okulumuzla ilgili yıkım süreci yürüttüğüne dair örneklerin yaşandığı bir yerel yönetim sürecinde bu şekilde belediyecilik hizmetlerinin var olmasından dolayı mutluyum.”
Daha sonra Nizamülmülk Bilgehane ve Lise Medeniyet Akademisi açılış törenine katılan Tekin, çocukların okul dışında da sanata, bilime yönelmesi açısından bu tür projeleri önemsediklerini söyledi.
Tekin, velilerin, çocukların sanat ve yeteneklerini geliştirmek üzere kurs ya da benzeri ortamlara ihtiyaç duyduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Biz bakanlık bünyesinde okullarımıza destekleme ve yetiştirme kursları açıyoruz ama yeterli değil. Belediyeler bu anlamda bize destek oluyor. Bir çocuk, 18 yaşını tamamlayıncaya kadar yani 12 yıllık zorunlu eğitimini bitirene kadar toplam saat olarak hayatının ne kadarını okullarda geçiriyordur? Ben sorduğum her yerde üçte birini diyenler var, yarısını diyenler var ama bir hesap ettiğinizde yaklaşık olarak on altıda birini yani 18 yaşına gelinceye kadar yaşadığı saatin on altıda birini okullarda geçiriyor. Peki on altıda on beşi nerede? Bu çocuklar hepsi çok çabuk öğrendikleri bir zaman yaşıyorlar. Çok hızlı öğreniyorlar. On altıda birini geçirdikleri okulda öğrendikleri şeylerin zıddıyla, tersiyle karşılaşabilecekleri, on altıda on beşlik bir alan var. O yüzden biz çocuklarımızın okul dışı öğrenme ortamlarının gelişmesini çok arzu ediyoruz.”
Bakan Tekin’e, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, AK Parti Konya milletvekilleri Latif Selvi ve Selman Özboyacı, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, merkez ilçe belediye başkanları ve yetkililer eşlik etti.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Nizamülmülk Lise Medeniyet Akademisi açılışına katıldı. Törende konuşan Bakan Tekin, “Okul dışı öğrenme ortamı olan güzel bir binanın açılışını yapıyoruz. İnşallah mahalle halkına, yöre halkına hayırlı, uğurlu olur. Ben bu projeyi birkaç açıdan önemsiyorum. Bir tanesi ismiyle beraber bünyesinde barındırdığı bizim kültürümüzü, geleneklerimizi gelecek kuşaklara aksettirmeye yönelik programı ben bu açıdan çok önemsiyorum. Burası gerçekten bizim ihtiyaç duyduğumuz alanlardan bir tanesi. Özellikle küçük yaşlardan itibaren sanat konusunda yetenekli çocuklarımızın kendilerini geliştirmeleri için imkan oluşturacak. Bu da çok önemli bir eksiklik. Velilerimiz çok zaman Anadolu’da değişik illerde bize çocuklarının bu tür sanatsal yeteneklerini geliştirmek üzere tırnak içinde güvenilir kurs ya da benzeri ortamlar konusunda destek olmanızı istiyorlar. Biz bakanlık bünyesinde okullarımızda destekleme ve yetiştirme kursları açıyoruz ama yeterli değil. Belediyeler bu anlamda bize destek oluyor. Büyükşehir Belediyemize bu açıdan teşekkür ediyorum. Karatay Belediyemize de teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bilgehanelerin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum”
Bakan Tekin, şöyle devam etti: “Burada bir hususu altını çizmek istiyorum şimdi sizlerle. O da şu burada bir anket yapsak da aynı sonuç çıkacak. Bir çocuk 18 yaşını tamamlayıncaya kadar, yani 12 yıllık zorunlu eğitimini bitirene kadar toplam saat olarak hayatının ne kadarını okullarda geçiriyordur? Siz, kendinizi test edin. Ben sordum her yerde üçte birini diyenler var. Yarısını diyenler var. Ama bir hesap ettiğinizde yaklaşık olarak arkadaşlar 16’da birini yani 18 yaşına gelinceye kadar yaşadığı saatin, 16’da birini okullarda geçiriyor. Peki 16’da 15’i nerede? Bu çocuklar hepsi çok çabuk öğrendik, bir zaman diliminde yaşıyorlar. Çok hızlı öğreniyorlar. 16’da birini geçirdikleri okuldan öğrendikleri şeylerin zıddıyla, tersiyle karşılaşabilecekleri, 16’da, 15’lik bir alan var. O yüzden biz çocuklarımızın okul dışı öğrenme ortamlarının gelişmesini çok arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyemize, Uğur İbrahim başkanımıza çocuklarımızın bu alanlarını değerlendirmek için bir imkan oluşturdukları için ayrıca teşekkür ediyorum. Bilgehanelerin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
“Bilgehane sayımız 24, Lise Medeniyet Akademisi sayımız 9’a ulaştı”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Bilgehaneler ve Lise Medeniyet Akademileri Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla oluşturduğumuz önemli markalarımızdan bazıları. Bu binalarda gençlerimize eğitim desteği veriyoruz. Bilgehane sayımız 24, Lise Medeniyet Akademisi sayımız 9’a ulaştı. İnşallah yeni dönemde bir Lise Medeniyet Akademisi inşaatımıza da devam ediyoruz. Böylece 40 farklı binada eğitim desteklerimizi öğrencilerimizle buluşturmuş olacağız. Bilgehanlarımız özellikle ortaokul öğrencilerimize hem okuldaki derslerine katkı sağlayacak ortamlar oluşturuyoruz. Bununla birlikte atölyelerimizde robotik kodlamadan sanat eğitimine kadar birçok farklı branşta yetişmelerini sağlayacak eğitimler veriyoruz. Ayrıca sizin eseriniz olan Proje İmam Hatip Okullarımıza Hafızlık İmam Hatip Okullarımıza gidecek çocuklarımıza hazırlık dersi vererek onları sınava hazırlıyoruz ve bu okullarımıza yüzde 90’dan fazla oranla yerleştirme gerçekleştiriyoruz. Yani burası bir alt birim gibi çalışıyor. Çocuklarımızın geleceğini inşa edecek bir yapı oluşturuyoruz. Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla eğitimi belediyemizin en önemli işlerinden birisi olarak düşünerek eğitimde çocuklarımıza faydalı hale getiriyoruz. Türkiye Yüzyılında Türkiye’yi çok daha ileri bir seviyeye taşımak için milli, manevi değerlerine, anne babasına saygılı, milletini yarınlara taşıyacak azimli, kararlı gençler olarak memleketimize hizmet edecekler” dedi. – KONYA
]]>Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Sille İlkokulu açılışına katıldı. Burada konuşan Bakan Tekin, “Sille ve Sille’nin bu kadar geniş bir tarihi kültüre sahip olduğunu yeni öğrenmiş olduk. Buna da vesile oldu. Ama burada öğrendiğim başka bir şey var. Burası binlerce yıldır Türk İslam devlet geleneğinde demokrasinin, hoşgörünün, millet sisteminin bir arada barış ve huzur içinde yaşadığı bir coğrafya olmuş. Ben bunun aslında bütün dünyaya, demokrasi satmaya çalışan birçok ülkeye örnek olacak bir geçmiş olduğuna inanıyorum. Selçuklu Belediye Başkanımızı ve Büyükşehir Belediye Başkanımızı da bu kültüre sahip çıktıkları, bu birikimin, bu kültürün gelecek kuşaklara aksettirilmesi için gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür ediyorum. Bu ayrıca takdire şayan bir çaba. Allah sizlerden razı olsun” dedi.
“Belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım”
Bakan Tekin, “Tam anlamıyla Konya’daki yerel yönetimler Milli Eğitim Bakanlığı ile paydaş, hatta bizimle yarışacak düzeyde yatırımlar yapıyorlar. Allah razı olsun ama onlara bir tavsiyem var sadece. Bize illerinde problem çıkartan, okul yaptırmamak, yapılan okulların yaşamaması için yapılan okulların istediğimiz şekilde eğitim vermemesi için elinden geleni yapan belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım; Yerel yönetimler dersi. Çünkü elimizde çok kötü örnekler var. İşte 15-20 dönümlük arazi üzerinde 200 metrekare hissesi olan bir belediyenin, bakanlığımız aleyhine dava açtığı, mülkiyet davası açıp, okulumuzla ilgili yıkım sürecine doğru yürüttüğüne dair örneklerin yaşandığı bir yerel yönetim sürecinden bu şekilde belediyecilik hizmetlerinin var olmasından dolayı mutluyum” diye konuştu.
“Selçuklu Belediyemize teşekkür ediyorum”
Açılışı yapılan okulun mimarisi hakkında konuşan Bakan Tekin, “Bu okulun fiziki yapı dış görünümü açısından da gerçekten Uğur İbrahim başkan söyledi, ben bugüne kadar görmedim. En azından bizim kamu devlet yatırım programı içerisindeki okullarda ahşap yapı üzerine okul bizim yatırım portföyümüzde gayet güzel olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Selçuklu Belediyemize bunun hem mimari oluşumu açısından hem de inşaat süreci açısından gösterdiği katkı, bizim referans değerlerimizin gelecek kuşaklara aktarılması noktasında alacakları eğitim, bu değerleri gelecek kuşaklara aktaracaklarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.
“Son dönemde Türkiye’de yapılmış tek ahşap binasıdır”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Burası kadim bir yerleşim alanı. Burada Selçuklu Belediyemiz çok önemli restorasyon çalışmaları yürütüyor. Bu gördüğünüz okul da biraz önce konuştuğumuz gibi zannediyorum son dönemde Türkiye’de yapılmış tek ahşap binadır. Çok güzel bir bina oldu. Eski han binası böylece eğitime hizmet veriyor bir hale geldi. Selçuklu Belediye Başkanımıza hem bu okula verdiği emek, Sille başta olmak üzere tüm Selçuklu’muza 5 yıl boyunca yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine ve tüm ekibine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Okulumuzu Sille Mahallemizde bulunan tarihi han yapısına uygun olarak inşa ettik”
Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ise, “Binlerce yıllık tarihi olan Sille Mahallemizde uzun bir süredir restorasyon, kaya ıslahı ve tarihi dokuya uygun olarak yeni yapıların inşa edilmesi gibi geniş kapsamlı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sille İlkokulumuz da bu çalışmalardan bir tanesi. Bu okulumuzu yine Sille Mahallemizde bulunan tarihi han yapısına uygun olarak inşa ettik. Bunun için tarihi hanın günümüze ulaşmış fotoğraflarından yararlandık. Okulun yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu. – KONYA
]]>Bakan Şimşek, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nın İstanbul’da gerçekleştirilen ödül töreninde yaptığı konuşmada, ödül alan kadınları tebrik etti.
Kadınların ekonomiye katılımının önemine işaret eden Şimşek, “Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirmesinin tek yolu kadınlarımızın çok daha aktif bir şekilde hem iş hayatında girişimci olarak hem de çalışan olarak bulunmalarına bağlı.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın törene gönderdiği mesajında bahsettiği kadınların iş hayatına katılımının son 20 yıldaki artışına değinen Şimşek, bu oranın yüzde 20’lerden yüzde 36’ya çıkmasının çok değerli ve anlamlı olduğunu ancak yeterli olmadığını söyledi.
Şimşek, OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranının ortalama yüzde 66 olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen bir çalışmaya baktık. Eğer Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ortalamalarına ulaşırsa, yani yüzde 66’ya çıkarsa, Türkiye’nin milli geliri yüzde 20 daha yüksek olur. Geçen sene Türkiye’nin milli geliri 1,1 trilyon doları aştı. Dolayısıyla yüzde 20 daha büyük ekonomi şu demek: İlave 210 milyar dolar gayrisafi yurt içi hasıla demek. Dolayısıyla kadınların iş gücüne ve iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız. O nedenle Halkbank Genel Müdürümüzü (Osman Arslan), onun nezdinde bütün Halkbank ailesini tebrik ediyorum.”
“Türkiye kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere ulaştığı dönemi görecek”
Bakan Şimşek, burada en önemli ve belirleyici konunun eğitim seviyesi olduğunu, yaptıkları analize göre yüksek öğretim mezunu kadınlar arasında iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere yükseldiğini, OECD ortalaması olan yüzde 66’yı geçtiğini söyledi.
Şimşek, “Dolayısıyla eğitime erişim, onun önceliklendirilmesi zaten hükümetimizin gerçekten çok önemsediği bir konu. Önümüzdeki dönemde inşallah Türkiye, kadının iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere ulaştığı dönemi görecek ve onların sayesinde Türkiye’nin ekonomisi çok daha güçlü, çok daha büyük olacak ve Türkiye potansiyelini gerçekleştirmiş olacak.” şeklinde konuştu.
Bu noktada bir miktar pozitif ayrımcılık gerektiğini dile getiren Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:
“Nitekim kamu bankalarımız, KOSGEB ve TÜBİTAK gibi birçok kuruluşumuz kadın girişimcilerimizin yanında. KOSGEB yeni kadın girişimcilere 200 bin lira, mevcut kadın girişimcilere de 300 bin lira sübvansiyonlu kredi sunuyor. Halkbank az önce zaten çok kapsamlı programından bahsetti. Yani düşünebiliyor musunuz? 220 bin kadın girişimcimize yaklaşık neredeyse 60 milyar liraya yakın bir kredi imkanı sunmuş. Bu çok önemli gerçekten. Çünkü Halkbank bu konuda çok öncü. Belki daha fazla da yapmak gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak bankamızın ilave bir desteğe ihtiyacı olursa memnuniyetle destekleriz.”
“Kadınlarımızın iş ve çalışma hayatında bulunmalarını destekliyor, teşvik ediyoruz”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, kadınları iş gücüne katılımını teşvik etmek gerektiğini belirterek, kadın istihdam eden işletmelere 24-54 ay arasında SGK prim desteği sunduklarını söyledi.
Kadınların iş ve çalışma hayatına daha güçlü bir şekilde katılması için kreş ve gündüz bakım evi hizmetinin çok önemli olduğunu dile getiren Şimşek, “Eğer bir işveren kendi çalışanlarına kreş hizmeti sunarsa oradan elde ettiği geliri vergiden düşürme imkanı sağlıyoruz. Dolayısıyla gerçekten burada gerek Kredi Garanti Fonu’ndan destek gerekse diğer birtakım teşviklerle inşallah biz kadınlarımızın çok daha güçlü bir şekilde iş ve çalışma hayatında bulunmalarını destekliyoruz, teşvik ediyoruz.” diye konuştu.
Şimşek, kadınların finansal okuryazarlığının da çok önemli olduğunu kaydederek, bu konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 800 bin kadına finansal okuryazarlık eğitimi başlatmak üzere çalışma başlattığını, bu girişimi çok değerli bulduğunu anlattı.
Bakan Şimşek, finansal okuryazarlığı artan kadınların iş gücüne katılımının da artacağını ifade etti.
“Kadınlar iş hayatında daha çok rol alırlarsa küresel eşitsizliklerin azalmasına katkıda bulunurlar”
Bakan Şimşek, Halkbank’a bu alandaki destekleri nedeniyle teşekkür ederek, kadınların iş gücüne katımına yönelik teşviklerin öneminden bahsetti.
Geçen hafta Brezilya’nın Sao Paulo kentinde düzenlenen G20 Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına katıldığını anımsatan Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ana konulardan bir tanesi küresel eşitsizliklerdi. Maalesef içinde yaşadığımız dünyada hem ülkeler içerisinde hem ülkeler arasında ciddi eşitsizlikler var. Şöyle bir rakam vereyim ben size; Dünyanın en zengin yüzde 10’u dünya servetinin yüzde 76’sına, küresel gelirin yüzde 52’sine sahip. Bir diğer boyutuyla bakalım; Küresel emisyonun da yüzde 48’inden sorumlu. Ama en alttaki, yani en yoksul yüzde 50’si, ise dünya servetinin sadece yüzde 2’sine, gelirin sadece yüzde 8’ine sahip. Emisyonun da yüzde 12’sine tekabül ediyor. Bunu niye söylüyorum? Kadınlar iş hayatında daha çok rol alırlarsa hem barışa vesile olurlar hem bu eşitsizliklerin azalmasına çok büyük katkıda bulunurlar. Onun için kadınların çok daha güçlü bir şekilde ekonomimize katkı vermesi sadece Türkiye açısından değil aslında dünyada daha adil bir sistem ve barış açısından da çok değerli.”
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Konya’nın Beyşehir ilçesinde bir dizi ziyaretler gerçekleştirdi. İlçedeki Ali Akkanat Anadolu Lisesi ve Kubadabad Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini ziyaret eden Bakan Tekin, öğrencilerle ve öğretmenlerle bir araya gelerek sohbet etti. Bu ziyaretlerinin ardından Pazar yerini ve çarşı merkezindeki esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Bakan Tekin, daha sonra Beyşehir Öğretmenevi Toplantı Salonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının başkan ve temsilcileri ile mahalle muhtarlarıyla buluşma programına katıldı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaptığı konuşmada, “Seçimler bizim için birer bahane. Anadolu’yu karış karış dolaşmak için Anadolu’nun problemlerini yerinde tespit etmek için Cumhurbaşkanımızın izlediği yolda sorunları yerinde tespit edip yerinde çözmek mantığıyla biz Haziran ayından itibaren Anadolu’yu karış karış dolaşıyoruz. Bugün kısmetimizde Beyşehir var. Mustafa beyin daveti üzerine bugün Beyşehir’deyiz. Belediye başkanımızla beraber toplantılar yapıyoruz, okul ziyaretleri yapıyoruz, belediyelerin okullarımız için yapacağı şeyleri konuşuyoruz. Bizim bakanlık olarak Beyşehir’de eğitim öğretim ihtiyaçları açısından eksiklikleri tespit ediyoruz. Tespit ettiğimiz eksiklikleri gidermek için nasıl davranmamız gerektiğine dair kararlarımızı alıyoruz ve bu şekilde kararlarımızı yerelle istişareli olarak yerinde görerek ve daha sağlıklı olduğuna inandığımız bir süreçte almış oluyoruz. Bugün de Beyşehir’de sabahtan beri 3 tane okulda öğretmenlerimizle sohbet ettik, öğrencilerimizle sohbet ettik. İl ve ilçe milli eğitim müdürümüzün tespit ettiği sorunlar çerçevesinde okullarda eksikleri yerinde gördük. Kararlarımızı alacağız. Öncelikle şunu söyleyeyim; buraya gelirken bize buradaki eğitim öğretim altyapısı ile ilgili olarak en acil problemin Müftü Mahallesindeki 24 derslikli ortaokul olduğunu söylediler. Orada inşallah bugün itibariyle biz süreci başlatıyoruz. Beyşehir’imize hayırlı uğurlu olsun. Onun dışında da gerek okul ziyaretlerimiz esnasında okul bahçelerinde sohbet ettiğimiz gerekse esnaf ziyareti esnasında sokakta karşılaştığımız Beyşehir mahalle muhtarlarının da taleplerini her birisini not ettik. Onları da biz kendi sistemimizde bir analiz edeceğiz ve inşallah onlarla ilgili elimizden geleni yapacağız. Ben hep şunu söylüyorum; Milli Eğitim Bakanlığı çok büyük bir aile. Sadece 20 milyona yakın öğretmenimiz var. 1 milyon 100 binin üzerinde öğretmenimiz var. Yani şöyle söyleyeyim size; sokakta gördüğümüz her 75 kişiden bir tanesi öğretmen. Bu kadar büyük bir aileyiz. Yani 86 milyonluk nüfusun içerisinde böyle bir yapıyız ve yaklaşık olarak 76 bin değişik lokasyonda değişik yerde bizim kurumumuz var. Dolayısıyla bu problemler bu kadar büyük bir ailenin sorunlarını tek başına Milli Eğitim Bakanlığı çözemeyebilir, yetişemeyebilir. Gücümüz yetmeyebilir, gözümüzden kaçabilir. Bu yönden baktığımızda bizim sahada bizimle beraber olan bize destek olan gözlere ve kulaklara ihtiyacımız var. Bizim sahada desteğe ihtiyacımız var ve sahadaki en büyük destekçilerimiz bir; öğretmenler bizim için çok önemli bir destekçi. Eğer biz onların fikirlerini alıp onların fikirleri doğrultusunda bakanlık politikalarımızı revize etmeye çalışıyoruz. İkinci, 18 milyonun üzerinde yani yaklaşık 20 milyona yakın öğrencimiz var ve bu öğrencilerimizin velileri var. Her birisinin bir anne ve babası olduğunu düşünürsek 40 milyon kişi, bunlar bizim ikinci en büyük destekçilerimiz. Biz velilerimizden de çocuklarımızın bizim dışımızdaki alanlarda bizimle geçirdikleri vakitlerin dışında ki vakitlerde bir öğretmen gibi bir eğitimci gibi davranarak onlarla işbirliği yapmalarını istiyoruz. Bize destek olmalarını istiyoruz” ifadelerine yer verdi. – KONYA
]]>Tekin, Konya’nın Beyşehir ilçesinde Ali Akkanat Anadolu Lisesi ile Kubadabad Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya geldi.
Okulların ihtiyaçları konusunda idareci, öğretmen ve öğrencilerle görüşen Tekin, ilçe merkezinde esnafı ziyaret etti.
Beyşehir Öğretmenevi’nde Beyşehir Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri ve Muhtarlarla Buluşma programına katılan Tekin, seçimleri Anadolu’yu dolaşmak, problemleri yerinde tespit etmek için bir araç olarak gördüklerini söyledi.
Sorunları tespit edip, yerinde çözmek amacıyla Anadolu’da ziyaretlerde bulunduklarını belirten Tekin, “Beyşehir’de de belediye başkanımızla beraber toplantılar ve okul ziyaretleri yapıyoruz. Belediyelerin okullarımız için yapacağı şeyleri konuşuyoruz. Bakanlık olarak Beyşehir’de eğitim öğretim ihtiyaçları açısından eksikleri tespit ediyoruz. Tespit ettiğimiz eksikleri gidermek için nasıl davranmamız gerektiğine dair kararlarımızı alıyoruz. Kararlarımızı yerelle istişareli olarak, yerinde görerek, daha sağlıklı olduğuna inandığımız bir süreçte almış oluyoruz.” diye konuştu.
Tekin, okul ve esnaf ziyareti sırasında karşılaştıkları muhtarların da taleplerini not ettiklerini, gerekeni yapacaklarını dile getirdi.
“Bizim sahada, bizimle beraber olan, bize destek olan gözlere ve kulaklara ihtiyacımız var”
Milli Eğitim Bakanlığının çok büyük bir aile olduğunu vurgulayan Tekin, “Sadece 20 milyona yakın öğrencimiz, 1 milyon 100 binin üzerinde öğretmenimiz var. Sokakta gördüğünüz her 71 kişiden biri öğretmen. 86 milyonluk nüfusun içinde böyle bir yapıyız. Bu kadar büyük ailenin sorunlarını tek başına Milli Eğitim Bakanlığı çözemeyebilir, yetişemeyebilir, gücümüz yetmeyebilir, gözümüzden kaçabilir.” ifadelerini kullandı.
Bu yönden bakıldığında sahada kendileriyle beraber olan, kendilerine destek veren gözlere ve kulaklara ihtiyaçları olduğunu anlatan Tekin, şöyle konuştu:
“Bizim sahada desteğe ihtiyacımız var. Sahada en büyük destekçilerimizden biri öğretmenlerimiz. Her ortamda onların fikirlerini alıp, onların fikirleri doğrultusunda bakanlık politikalarını revize etmeye çalışıyoruz. 18 milyon üzerinde, yaklaşık 20 milyona yakın öğrencimiz var ve bu öğrencilerimizin velileri var. Her birisinin bir anne babası olduğunu düşünürsek 40 milyon kişi. Bunlar bizim en büyük ikinci destekçilerimiz. Biz velilerimizden de çocuklarımızın bizim dışımızdaki alanlarda, bizimle geçirdikleri vakitlerin dışındaki vakitlerde, bir öğretmen gibi, bir eğitimci gibi, davranarak işbirliği yapmalarını istiyoruz, bize destek olmalarını istiyoruz.”
Sivil toplum kuruluşlarının da desteklerini beklediklerine değinen Tekin, en büyük destekçilerinden birinin yerel yönetimler, belediyeler olduğunu bildirdi.
“Toplumun geleceğini hep beraber inşa edeceğiz”
Tekin, 76 bin okulun her birinin temizlik, güvenlik, okul servisleri gibi birçok ihtiyacı olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Biz bu işleri yaparken belediyelerden destek almak istiyoruz, belediyelerimizin yanımızda olmasını istiyoruz. Eğitim sadece Milli Eğitim Bakanlığının değil, belediyelerin de yerel yönetimlerin de hepimizin işi. Toplumun geleceğini hep beraber inşa edeceğiz. Hepimizin sorumlulukları var. Biz öyle sıkıntılar yaşıyoruz ki 2018’de müsteşardım. Ayrıldığım tarihte yatırım programına koyduğumuz, bütçesini ayırdığımız ama belediyelerin yarattığı problemler sebebiyle yatırım programını alamadığımız, yani yatırımını gerçekleştiremediğimiz projeler oldu. Niye? Belediye bize arsa vermemiş, belediye arsamızla ilgili, imarla ilgili sıkıntı çıkarmış, belediye istimlakle ilgili problem çıkarmış, belediye suyla ilgili problem çıkarmış. Böyle bir belediyeyle çalışmak var, bir de bu problemlerin çözümünde bize ‘Destek olmak istiyoruz, elimizden ne geliyorsa yaparız.’ diyen belediyeler var. Biz bu tür belediyelerle çalışmaktan mutluyuz.”
Bakan Tekin’e Konya Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Konya milletvekilleri Latif Selvi ve Selman Özboyacı ile yetkililer eşlik etti.
]]>Konya’da Medya Buluşması programına katıldı. Bakan Yumaklı, “Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajı’ndan yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya kapalı havza alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yılsonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur” dedi.
Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ilk olarak AK Parti Konya İl Başkanlığında Medya Buluşması programına katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, “Konya, sadece şanlı tarihimizin değil aynı zamanda cumhuriyetin de marka şehirlerinden bir tanesi ve İnşallah Türkiye Yüzyılının da parlayan şehri olacak. Bunu başarmak için gerekli tecrübe, birikim, kadro Konya’da var. İnşallah yine Konya 31 Mart akşamı Uğur İbrahim Altay diyecek. Cumhur İttifakı’nın o güçlü iradesi de sandığa yansımış olacak” dedi.
Konya’nın bakanlığı için önemli şehirlerden birisi olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Çünkü hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Konya, Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerden birisi. Biz de doğal olarak Konya’ya ayrı bir önem verdik her zaman. Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında yapılmış olan yatırımların toplam tutarı 189 milyar lira. Yine su alanında sadece düşünürsek 328 tesisi hizmete alındı. Bunların da yaklaşık rakamı 95 milyar lira. Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Konya tarımsal üretim anlamında yaptıklarıyla birçok şehrimize de örnek olacak ve ihracat rakamlarında arttırmış olacak” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır”
Tarımsal üretim planlaması çalışmalarıyla ilgili bilgiler veren Bakan Yumaklı, “Tarımsal üretimin planlaması sizin etki edeceğiniz ya da edemeyeceğiniz bütün unsurları bir araya getirerek, suyu merkeze koyarak, bütün kriterleri dikkate alarak, bulunduğumuz bölgede, şehirde hangi ürünü ne kadar ve nasıl ekeceğinize dair planlama konusuydu. Kurulmuş olan İl Tarım Planlama Kurulları o ildeki üreticilerden, üretici birliklerinden, ziraat odalarından, ticaret odalarından, üniversitelerden, şehrin ileri gelenlerinden yani bu alakalı taraflarından oluşan bir komisyon. Ne yapacaklar? Öncelikle kendileri bulundukları ilde hangi ürünün ekilip dikilmesi gerektiğini, olup olmayacağını, münavebe olduğunda yani bir yıl bir ürün ertesi yıl başka bir ürün ve hangi ürünlerin hangi bölgede ekilip ekilmeyeceğine onlar karar verecek. Biz bunları tüm Türkiye’de bütün illerden gelenleri kontrol etmiş olacağız. Bu bir yıllık bir çalışma değil, bir seferlik bir çalışma değil. Sürekli olarak 3 yıllık bir periyodu koyacak olan bir çalışma olacak ve bizim hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır” şeklinde konuştu.
“Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımız sahaya çıkıyor”
Bakanlık olarak Ramazan ayı boyunca sürecek gıda denetimlerine başladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Bakanlık olarak bizim diğer bir sorumluluğumuz da vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşması sağlamak. Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’de de bu denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ancak Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek istiyorum. Başta un ve unlu mamuller; pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. Özellikle bütün bunların yanı sıra iftar yapılan yerlerdeki toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen şartları, saklama şartları, gıdaların kullanım, son kullanım sürelerini aşmadıkları gibi içerik denetimleri de, analiz denetimleri de dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ayrıca yine Ramazan kolilerilerinde de denetimlerimiz olacak. Burada da etiket ve son kullanım, son tüketim tarihlerini de incelemiş olacağız. Biz elbette en büyük gıda denetçisinin, halkımızın kendisinin olduğunu her zaman vurguladık. Buradan da bir kez daha ifade edelim vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemin her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak” diye konuştu.
“Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz”
Bakan Yumaklı, “Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte et fiyatlarında bir yükseliş yaşanacak mı” sorusu üzerine, hayvansal ve bitkisel ürünlerde vatandaşın ihtiyacının karşılanmasıyla ilgili bir problem olmadığını ifade etti. Yumaklı, “Sadece hayvansal ürünler değil, bitkisel ürünlerde de bizim ülkemizin vatandaşımızın ihtiyacını karşılamakla ilgili herhangi bir problemi yok. Bunu farklı zamanlarda ifade ettik. Rekabet Kurulunun bir tespiti var. Sektör paydaşlarının bir tespiti var. Burada herkesin şu anda özellikle son 1-2 ayda yaşanmış olan fiyat artışlarının maliyetlerle ya da ürünlerinin arzı ile bir sorunun olmadığını bütün taraflar biliyor. Biz bu konuyla alakalı Ticaret Bakanlığımızla yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ben tekrar ifade etmek istiyorum. Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz. Bunlarla ilgili olanlarda bu eylemlerin karşılığını görecekler” dedi.
“Önemli olan elimizde halihazırda mevcut su kaynaklarını nasıl kullandığımız”
Su verimliliği hakkında çalışmalarına deprem nedeni ile ara verdikleri ve tekrardan başladıklarını anlatan Bakan Yumaklı, “Hatırlarsanız su verimliliği seferberliği başlatmıştık. 2023 yılında başlatılmış ama deprem sebebiyle ara vermek zorunda kaldık. 2023 yılının son çeyreğinde tekrar başlattık. 2024 yılından itibaren de yoğun bir şekilde devam edeceğiz. Burada özellikle suyun yaklaşık yüzde 77’sini kullanan tarım sektörünün bu suyu kullanırken de metotlarından tutun da kentsel kullanıma kadar, sanayi kullanımına kadar birçok konuda büyük bir gayret sarf ediyoruz. Yani sadece suyun temini değil, aynı zamanda bunun kullanımının da çok önemli olduğunun altını çizmek için bunları söylüyorum. Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya Kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajından yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya Kapalı Havzasına alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yıl sonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur. İnşallah bunu da bu şekliyle çözmüş oluruz. Şunu bir daha unutmamak lazım, hani suyu oradan getirirsiniz, buradan getirirsiniz, mümkün olur olmaz. Önemli olan elimizde halihazırda mevcutları nasıl kullandığımız? Dolayısıyla bizler özellikle kapalı devre basınçlı sulamayla alakalı gerekli yatırımları Devlet Su İşlerimiz yapıyor ama aynı zamanda çiftçilerimizin, üreticilerimizin de basınçlı sulama sistemleriyle ilgili sulama ekipmanlarını veya tesisatlarını yapmalarını istiyoruz. Bunların yüzde 50’sini de bakanlık olarak maliyetini karşılıyoruz zaten” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bakanımıza ve ekibine Konya’ya verdiği kıymetten dolayı teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde de birlikte Konya’nın tarımına ve ekonomisine iş birliği içerisinde katkı sunmaya devam edeceğiz. Konya birçok özelliğiyle öne çıkmış bir şehir olmasına rağmen en temel özelliği bir tarım şehri. Çatalhöyük’ten başlayarak Konya önemli bir tarımsal üretim merkezi oldu. Özellikle pandemi döneminde Konya’nın üretiminin Türkiye’nin gıda güvenliğinin ne kadar büyük katkı sağladığını hep birlikte izlemiş olduk. Konya bugün de birçok manada hayvanseverlikte de birinci sırada. Bunda bakanlığımızın çok önemli desteği var. Bu vesileyle tekrar tüm çiftçilerimiz ve tarım ve hayvancılıkla uğraşan tüm Konya halkı adına bakanlığımıza tekrar teşekkür ediyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı’ya teşekkür eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı da, gün boyu yapılan projeleri yerinde inceleyeceklerini ifade etti.
Programa, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Milletvekilleri, belediye başkanları, partililer ve basın mensupları katıldı. – KONYA
]]>Yumaklı, AK Parti Konya İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, Konya’nın hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi.
Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında 189 milyar lira yatırım yapıldığına dikkati çeken Yumaklı, Konya’nın potansiyelini harekete geçirmek için Konya Büyükşehir Belediyesi ile birçok çalışma yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini dile getirdi.
Yumaklı, son aylarda tarımda özellikle bazı konuları çözüme kavuşturmak ya da iyileştirmek adına devrim niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Örneğin işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili gerekli altyapı çalışması bitti ve bunun izleme dönemine geçtik. 2 yıl üst üste işlenmeyen tarım arazilerinin 2 yıl sonra mülkiyeti sahiplerinde kalmak üzere bakanlığımız tarafından kiraya verilerek, kira bedelinin mülkiyet sahiplerine ama bu arazinin tarıma, Türkiye ekonomisine kazandırılması işlemi olacak inşallah. Çiftçi kayıt sistemine kaydolamayan miras veya veraset konularıyla alakalı büyük bir kesim vardı. Bununla ilgili de düzenlemeleri yaptık. Şu ana kadar yaklaşık 4,6 milyon dekarlık ilave arazi için de çiftçi kayıt sistemine kaydolmak üzere başvuru geldi.”
Sözleşmeli üretimin de yeni bir konu olmadığını ama uygulamada istedikleri rakamları bulamadıklarını vurgulayan Yumaklı, farklı sektörlere ait 7 tip sözleşme yaparak bakanlığın garantörlüğünü koyduklarını, tarımsal üretim planlamasını eylülde, hayvansal üretim planlamasını da 2024 başında devreye koymayı hedeflediklerini bildirdi.
“2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı”
Hayvancılık yol haritasını kısa süre önce açıkladıklarını hatırlatan Yumaklı, “Bu konuda sektörden gelen destek bizi ziyadesiyle memnun etti. Ben buradan üretim yapan, üretim için gayret sarf eden ve bizlerle omuz omuza veren bütün üreticilerimize tekraren teşekkür ediyorum. Üretim planlamasından hayvan hastalıklarıyla mücadeleye, ıslah planlarından gençlerin ve kadın girişimcilerin sektörde yer almasında, aile işletmelerinin desteklenmesine kadar bütün unsurları kapsayan bir yol haritası. Bunların alt başlıklarını önümüzdeki birkaç gün içerisinde arkadaşlarımız yayınlamaya başlayacak.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, AK Parti hükümetleri olarak kalıcı çözümler üretmeye odaklandıklarını vurguladı.
Bakanlık olarak sorumluluk alanlarından birinin vatandaşın güvenilir gıdaya ulaşımını sağlamak olduğuna değinen Yumaklı, şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’te de denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek, Konya’dan bunu duyurmak istiyorum. Başta ramazanda tüketimi çok fazla olan un ve unlu mamuller, pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. İftar yapılan yerlerdeki, toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen koşulları, saklama koşulları, gıdaların son kullanım sürelerini aşıp aşmadıkları gibi içerik denetimleri, analiz denetimleri dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ramazan kolileriyle alakalı denetimlerimiz de olacak. Burada etiket ve son tüketim tarihlerini incelemiş olacağız.”
Bakan Yumaklı, en büyük gıda denetçisinin halkın kendisinin olduğunu her zaman vurguladıklarına işaret ederek, “Buradan da bir kez daha ifade edelim, vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemi, her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak.” dedi.
AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı’nın seçim çalışmalarına ilişkin bilgi verdiği toplantıda, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur ibrahim Altay ve AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan da konuşma yaptı.
Toplantıya Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ile bazı milletvekilleri ve teşkilat mensupları da katıldı.
Bakan Yumaklı, toplantının ardından beraberindekilerle Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünü ziyaret etti.
]]>***
Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu, geçen günlerde tamamlandı. Forum, küresel ölçekte büyük ilgi gördü. Aralarında 19 devlet lideri ve 52 dışişleri bakanının da bulunduğu 148 ülkeden yaklaşık 5 bin katılımcı foruma katıldı. Forumda sadece uygulayıcılar değil, aralarında dünyaca ünlü gazetecilerin, iş insanlarının ve hatta diplomasiyi uygulamada görme ve önde gelen politika yapıcılardan çok çeşitli küresel meseleler hakkında ilk elden bilgi alma şansına sahip olan öğrencilerin de bulunduğu çok çeşitli paydaşlar hazır bulundu. Etkinlik, Münih ve Davos gibi sadece “konuşma toplantıları” olmakla eleştirilen muadillerinin yanında tanınmış bir diplomatik buluşma olarak statüsünü sağlamlaştırmış durumda. Bununla birlikte ADF, Küresel Güney’in güçlü bir şekilde temsil edilmesi ve siyasi tartışmaların somut çözümlere dönüştürülmesi nedeniyle benzer etkinliklerden ayrılıyor.
Soykırım ve ırk ayrımcılığına karşı mücadele
Uluslararası sistemdeki sıkıntılar ışığında forum, “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” genel teması altında gerçekleşti. Forumda, Orta Doğu’da barış ve güvenlik, yapay zekanın diplomasideki rolü, yabancı düşmanlığı, Afrika’nın potansiyeli, Avrupa Birliği’nin (AB) güvenlik kapasitesi, sürdürülebilir kalkınma, gıda güvenliği ve hatta uzayla ilgili konular da dahil olmak üzere diğer önemli meseleler etrafında ciddi görüşmeler yapıldı. Açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21. yüzyılın, ortak beklentilerin aksine, uluslararası toplumun insanlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmede yetersiz kaldığı bir krizler çağı haline geldiğini güçlü bir şekilde vurguladı. Gazze’de ve Orta Doğu’nun diğer yerlerinde yaşanan vahşete ve acil eylem ihtiyacına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür sorunların çözümünde çok taraflı diplomasinin önemini vurguladı.
İsrail’in eylemleri forum boyunca gündemin üst sıralarında yer aldı. Özellikle Gazze temas grubu panelinde, tek taraflı üçüncü taraf müdahalesinin gelecekte daha derin sorunlar yaratacağı ve uluslararası hukuktaki yaptırım mekanizmalarının eksikliğinin saldırganları cesaretlendirmeye devam ettiği cesurca ifade edildi. Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor çok sayıda panele aktif olarak katıldı.
Apartheide karşı verdiği uzun süreli mücadeleyle tanınan Güney Afrika’nın forumda güçlü bir şekilde temsil edilmesi, İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin uluslararası topluma güçlü bir mesaj gönderiyor. Türkiye ve Güney Afrika’nın İsrail’e karşı retorikten ziyade somut eylemleri savunmak konusunda ortak perspektiflere sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu mevcudiyet ortak kararlılıklarının altını çiziyor.
Forum, küresel söylemde genellikle kenara itilen seslerin yükseldiği bir platform olmaya devam etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Batı’nın mevcut uluslararası ortamı kendi kurallarını dayatmak için kullanma çabalarına yaptığı vurgu, uluslararası yönetişim kurumlarını mevcut yapılarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban da uluslararası ilişkilerde çoğulculuğa duyulan acil ihtiyacı vurgulayan liderler arasındaydı. Macaristan’ın AB’de muhalif bir ses olarak rolünü vurgulayan Orban, Ukrayna-Rusya savaşında acil ateşkes ihtiyacının yanı sıra göç, aile ve transatlantik ilişkiler konusundaki farklı pozisyonlar konusunda kendi görüşlerini ifade etmekten asla çekinmedi.
Diyalog ve işbirliği
ADF, 2021’deki açılışından bu yana, diyalog ve işbirliği için bir sahne olması açısından önemini ortaya koymuştur. Bilindiği üzere, Ukrayna ve Rusya Dışişleri Bakanları arasındaki ilk görüşme, savaşın patlak vermesinden kısa bir süre sonra, 2022’de ADF’nin 2’nci edisyonu sırasında gerçekleşmişti. ADF, diplomasinin önündeki fiziki ve siyasi engellerin kaldırılmasındaki rolünü bu yıl da sürdürdü. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 devlet başkanıyla görüşmesi ve Dışişleri Bakanı Fidan’ın 32 mevkidaşıyla bir araya gelmesinin ötesinde ADF, dünyanın dört bir yanındaki yüksek gerilimli noktaların ortasında bir diplomasi platformu olarak hizmet vermeye devam ediyor.
Çad, Mali, Burkina Faso, Senegal ve Gana’dan dışişleri bakanlarını ve bakan yardımcılarını bir araya getiren Sahel bölgesi konulu panel özellikle önemliydi. Siyasi konulardaki farklı görüşlerine rağmen bu Afrikalı üst düzey diplomatlar, Afrika’nın sorunlarını ele almada açıkça etkisiz kalan dış müdahaleleri, yerel gerçeklerin göz ardı edilmesini ve Afrika’nın sahiplenilmemesini eleştirdiler. Bu bakış açısı, Fidan’ın bölgesel sahiplenmeyi vurgulayarak küresel ilişkilere farklı yaklaşımlar getirme çağrısıyla örtüşüyor. Fidan ayrıca forumu çeşitli dünya görüşlerini barındıran bir platform olarak tanımladı. ADF’nin rolüne ilişkin bu görüş, önümüzdeki yıllarda her zamankinden daha da geçerli olacak gibi görünüyor.
[Doç. Dr. Ali Onur Tepeciklioğlu, Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir. “Afrika’da Türkiye” kitabının eş editörüdür: Routledge tarafından yayınlanan “Turkey in Africa: A New Emerging Power?” kitabının eş editörüdür.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Kış sporlarının merkezi Erzurum, genç yeteneklerin keşfedilip desteklendiği “Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesine ev sahipliği yaptı. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen bu önemli proje, sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda gençlerin fiziksel, psikososyal ve kişilik gelişimlerine katkı sağlayacak bir dönüm noktası olarak ön plana çıkıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, projeyi yakından görmek ve sporcularla buluşmak üzere Erzurum programı çerçevesinde Palandöken Konaklı Kayak Merkezi’ni ziyaret etti. Burada çocuklarla ve gençlerle yakından ilgilenen Bakan Göktaş, başarılı sporculara ödül verdi, kızak kayan çocuklarla bir araya geldi. “Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesi çerçevesindeki etkinlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Mustafa Çiftçi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen birer konuşma yaptı.
“5 binden fazla sporcumuz var”
“Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesinin anlamının çok büyük olduğunu ifade eden Bakan Göktaş, “Bu projeyle, koruma ve bakım altındaki çocuklara yeteneklerini geliştirmeleri için destek oluyoruz. Her birinin profesyonel birer sporcu olarak alanında kendilerini ifade edebilecekleri bir platform sunuyoruz. Tıpkı bu projede olduğu gibi kuruluşlarımızda kalan ve aralarında milli, lisanlı ve amatör sporcuların da yer aldığı 5 binden fazla çocuğumuz bulunuyor. Çocukların gösterdiği bu başarı bizleri çok mutlu ediyor. Daha fazla çocuğun ulusal ve uluslararası müsabakalarda yer almasını teşvik etmek için tıpkı Erzurum’da başlattığımız bu projeler gibi yeni ve başarılı çalışmaları önemsiyoruz” diye konuştu.
“Çocuklarımıza sıcak birer yuva sunuyoruz”
Sadece sporda değil, kültür, sanat, teknoloji ve bilişim alanlarında da çocukların yeteneklerini geliştirecek programlara katılmaları için destek olmaya devam edeceklerini vurgulayan Bakan Göktaş, “Bir söz vardır; ‘Çocuğun kalbi ekilmemiş tarlaya benzer; ne eksen tutar.’ O tarlaya sevgi tohumlarını ekmek, merhamet çiçeklerini yetiştirmek en asli vazifemizdir. Bu kapsamda çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmeleri için gerekli her türlü çalışmayı eksiksiz olarak yürütüyoruz. Korumamız altında olan tüm çocuklarımıza aile ortamında büyüyecekleri sıcak bir yuva sunuyoruz. Her bir çocuğa yeri geldiğinde anne, yeri geldiğinde baba oluyoruz. Abi, abla, kardeş oluyoruz. ‘Çocuğun üstün yararı’ ilkesini gözeterek çocuklarımızı her türlü istismardan, şiddetten ve kötü alışkanlıklardan korumak için üstün bir çaba sarf ediyoruz” dedi.
“Onlar ülkemizin ve milletimizin geleceği”
Eğitimde, sağlıkta, kültürde, sporda sosyal hayatın her alanında çocukların ve gençlerin yanında yer almaya gayret ettiklerini belirten Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İyi eğitim almaları, bir iş ve meslek sahibi olmaları, ülkemize ve milletimize yararlı bireyler haline gelmeleri için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz; özgür ve güçlü bir toplumun temeli ancak çocukların özgün ve nitelikli yetiştirilmeleri ile mümkün olabilir. Çocuklar istikbalimizdir. Çocukların, milli ve manevi değerlere sahip, kendine güvenen, eğitimli ve sağlıklı birer fert olarak yetişmeleri demek, ülkemizin ve milletimizin istikbalini güvence altına almak demektir. ‘Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor’ projesi bu güvenceyi sağlayacak çalışmalarımızdan sadece bir tanesidir.” – ERZURUM
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Antalya’nın Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, üçüncü gün etkinlikleriyle sona erdi.
“Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” ana temasıyla düzenlenen forumda, küresel meselelerin ve krizlerin yanı sıra iklim değişikliği, göç, İslam karşıtlığı, ticaret savaşları ve yapay zeka başta olmak üzere, birçok konu uzmanlar tarafından tartışıldı.
2021 yılında yaklaşık 2 bin kişinin katılım sağladığı ADF’ye, bu yıl 148 ülkeden 4 bin 700 kişi katıldı.
Diplomatların ve siyasilerin yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve iş dünyasının temsilcilerinin katıldığı panelde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin de yer aldığı “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi” düzenlendi.
Refik Anadol’un sergisi ile Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan, “Türkiye Yüzyılı” ile beraber bu diplomasinin hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğünü gösteren “Diplomasi Tüneli” de dikkati çekti.
Medya partneri AA’nın standı forumda ilgi gördü
Forumda AA standı çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilere, AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı hediye edildi.
Burada “Kanıt” kitabını inceleyenler arasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Esvatini Kralı 3. Mswati, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammad Hasan Mahmud, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic, Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakan Vekili Ali Omar Balad, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu, Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, Lüksemburg Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Xavier Bettel, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Bahreyn Dışişleri Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Şeyh Abdulla Ahmed Bin Hamad Al Khalifa, Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Diplomasi Başdanışmanı Dr. Enver Gargaş, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve Venezuela Dışişleri Bakan Yardımcısı Coromoto Godoy Calderon??????? yer aldı.
Bunların yanı sıra, Srı· Lanka Dışı·şlerı· Devlet Bakanı Tharaka Balasurıya, Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, Güney Afrika İlişkiler ve İşbirliği Bakan Yardımcısı Naledi Pandor, Batı Trakya’daki DEB Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ziyaretçi, AA standını gezerek, “Kanıt” kitabını inceledi.
]]>Erzurum programı çerçevesinde ilk olarak Erzurum Valiliğini ziyaret eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, burada Vali Mustafa Çiftçi tarafından karşılandı. Daha sonra Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ziyaret eden Bakan Göktaş, Palandöken’de düzenlenen “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”na katıldı. “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”nda AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen birer konuşma yaptı.
“Araştırmada çarpıcı sonuçlar çıktı”
Daha sonra kürsüye gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, burada yaptığı konuşmada Türkiye’de ilk kez “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını belirterek, “Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız” dedi.
Göktaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının sosyal tesislerinde düzenlenen, “STK ve İş Dünyası Buluşması”nda, Palandöken’in eteklerinde kurulmuş kutlu bir medeniyet olarak nitelendirdiği Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ileten Göktaş, gösterilen misafirperverlikten dolayı da teşekkür etti. Erzurum’un Milli Mücadele dönemindeki önemine değinen Göktaş, “Bu şehir, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce başlatılan Milli Mücadelemizin kalesidir. Bu şehir, Erzurum Kongresi ile kurtuluş meşalesinin yanan ilk ateşidir. Bu şehir, ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez’ kararının filizlendiği yerdir” diye konuştu.
“STK’lar bizim için kıymetli”
Milletle el ele Türkiye’nin ikinci asrının temellerini attıklarını vurgulayan Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizle gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı tuğla tuğla inşa ediyoruz. Ecdadımızın emaneti olan bu vatanı eğitimden ulaşıma, sanayiden ticarete, turizmden sosyal hizmetlere kadar her alanda güçlü kılarak geleceğe taşıyoruz. Çocuklarımıza refah ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke, tarihi, kültürel, doğal zenginlikleri korunan şehirler bırakmak için çalışıyoruz. Bunu siz kıymetli sivil toplum kuruluşlarımızla iş insanlarımızla, teşkilatlarımızla güç birliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Bugün, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi, istihdamın ve üretimin artması iş dünyamızın gösterdiği azim ve kararlılığın bir neticesidir. Artan refahın, toplumda adil ve etkili bir şekilde dağıtılması sivil toplum kuruluşlarımızın ortaya koyduğu özverinin bir neticesidir” şeklinde konuştu.
Türkiye ekonomisinin dünyada yükselen bir değer olmasının daha fazla kadının iş dünyasına katılmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Göktaş, “Sevginin ve merhametin bütün insanlığı kuşatması ancak ve ancak daha fazla kadının sivil toplum kuruluşlarının her kademesinde yer almasıyla mümkündür. Bakanlık olarak, kadınların istihdamının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ve gayreti gösteriyoruz” dedi.
“Türkiye’de ilk defa yapıldı”
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına vurgu yapan Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030 yılında yüzde 12.9, 2040 yılında ise yüzde 16.3 olması bekleniyor” diye konuştu.
Bakanlık olarak “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını dile getiren Göktaş, “Yine dünyada ve Türkiye’de yalnızlaşma oranları giderek artıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın sayısının gün geçtikçe daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırmasında çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız. Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz sonuçlar, yaşlılarımıza sunduğumuz hizmetlerimize yön verecek. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız. Yaşlı vatandaşlarımıza sunacağımız hizmetlere ilişkin göstergeleri bütüncül olarak değerlendirebileceğimiz bir sistemin altyapısını oluşturacağız. Bunun yanı sıra, bu araştırmayla yaşlıların her türlü riskten korunması ve yaşlılar için iyileştirici tedbirler alınmasını sağlayacak politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceğiz. Mağduriyete sebep olabilecek riskleri tespit edebileceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapının oluşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından, “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”nın soru-cevap kısmına geçildi. – ERZURUM
]]>Karabük Bartınlılar Derneğince düzenlenen toplantıya katılan Tunç, bölgenin bir evladı ve kardeşi olarak, bölge illerine sahip çıkarak, şehirlerin daha müreffeh hale gelmesi için çalıştıklarını söyledi.
Projelerin hayata geçmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirten Tunç, Bartın-Karabük kara yolunun, bölünmüş yol olarak yapılmasını yatırım programlarına aldıklarını kaydetti.
Tunç, AK Parti’nin 22 yıldır iktidarda olduğunu anımsatarak, siyaset anlayışlarının merkezine hep insanı koyduklarını dile getirdi.
Milletin 17 seçimde de AK Parti’yi desteklediğine dikkati çeken Tunç, “Biz de milletimizin bu güvenini boşa çıkarmamak için çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. İnsanı güçlendirmeye devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız.” diye konuştu.
Her dönemde Türkiye’nin daha da gelişmesi için istikrarlı kalkınma hamleleri ortaya koyma gayretinde olduklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“Türkiye’yi ekonomide 3-4 kat büyüttük. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayinde bağımsız olabilmek için mücadele ettik. Savunma sanayinde yerlilik oranını yüzde 80’lere ulaştırarak hem terörle mücadeledeki kararlılığımızı gösterdik hem de dış tehditlere karşı ülkemizin savunmasını daha da güçlü hale getirdik. Enerjide bağımsızlığımızı ilan edebilmek için doğal gaz keşiflerinden petrol keşiflerine, nükleer enerjiye varıncaya kadar her alanda ülkemizi ileriye taşıdık, taşımaya da devam ediyoruz.”
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle eser ve hizmet siyasetiyle 81 ili hiçbir ayrım yapmadan daha da ileriye taşıyacaklarını vurgulayan Tunç, çocuk ve gençlerin daha müreffeh, daha gelişmiş bir ülkede yaşayabilmelerinin yolunu açmak için mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.
“Demokrasimizin standardını yükselttik”
Bakan Tunç, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Demokrasimizin standardını yükselttik. Her türlü vesayetle mücadele ettik. Darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Bundan sonra da bu darbecilerin, vesayetçilerin hiçbir zaman bu karanlık gecelere tevessül edememeleri için çok önemli, sessiz devrim sayılan reformları hayata geçirdik. Anayasa değişiklikleri yaptık. Kanun değişiklikleri yaptık. Yapısal reformları hayata geçirdik ve bundan sonra ülkemizin demokrasisine müdahale edemesinler, milli iradeye kastedemesinler diye o sessiz devrim sayılan reformları milletimizin desteğiyle gerçekleştirdik.”
Çocukların ve gençlerin huzurlu bir geleceğe kavuşması anlamında terörün her türlüsüyle mücadele ettiklerinin altını çizen Tunç, “Dünyada da hakkaniyeti, mazlumun hakkını savunmaya devam ettik. Dünyada adaleti, hakkaniyeti savunarak, dengeli dış politikamızda bir Türkiye ekseni oluşturduk. Bundan sonra da güçlü Türkiye için gece gündüz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, konuşmasının ardından Karabük Bartınlılar Derneğince engelli vatandaşlara dağıtılmak üzere temin edilen akülü sandalyeleri sahiplerine verdi.
Tunç, çölyak hastaları için oluşturulan gıda kolileri ile Bartın’ın Ulus ilçesindeki okullara ulaştırılmak üzere hazırlanan kitapları da teslim etti.
Adalet Bakanı Tunç, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından kentten ayrıldı.
Bakan Tunç’a, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya ve partililer eşlik etti.
]]>Ersoy, etkinlikteki konuşmasında, bakanlık olarak her ilde turizme yönelik yerel zenginliklerin değerlendirilmesini savunduklarını söyledi.
İbradı için eko turizminin değerlendirilmesi gereken bir potansiyeli bulunduğunu belirten Ersoy, “Bu yüzden de 2022’de işletmecilerimize, esnafımıza ve girişimcilerimize eko turizm eğitimi verdik. Bir diğer potansiyeli olan alanımız ise taşınmaz varlıklarımız. Bu varlıklarımıza yaptığımız hibe yardımları 2022 ve 2023’te hem proje hem uygulama işleri kapsamında toplam 9 milyon lirayı aştı. Bugünkü güncel rakamlarla 30 milyon civarında. İbradı’nın sahip olduğu kültür ve turizm varlıkları açısından 800 yıla yaklaşan tarihiyle Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü en büyük yeraltı gölüne sahip Altınbeşik Mağarası’nın özellikle vurgulanması gerekiyor.” dedi.
Ersoy, kültür ve turizm denildiğinde İbradı’da geçen yıl 56. kez düzenlenen Ormana Üzüm Festivali’nin öne çıktığını dile getirerek, şöyle konuştu:
“Çoğu büyük ilimizde bile bu devamlılığı koruyan bir festival görmek çok zor. Bu festivaller, belde kültürünün korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından çok değerli. Geçtiğimiz yıl bakanlık olarak 2,4 milyon liralık bütçe sunduğumuz festival, çevre beldelerin de ilgi alanına girdi ve onlardan da birçok katılım oldu. İki festivalin toplam süresi olan 3 günde 6 bin ziyaretçi ağırlanması da çok önemli bir başarıdır diye düşünüyorum.”
İbradı için yapılan altyapı yatırımları hakkında bilgi veren Ersoy, “Sokak sağlıklaştırması projesi kapsamında birinci etap çalışmaları 8 milyon liralık yatırımla 2023’te tamamlanmıştı. Bu yıl ikinci etap çalışmalarını da gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, İbradı’da yöresel mimariye uyumlu şekilde inşa edilen İlçe Halk Kütüphanesi’nin resmi açılışının da 15 Mart’ta gerçekleştirileceğini duyurdu.
İbradı’da geçen yıl açılan Necla-Yaşar Duru Gerontoloji Merkezi’ne değinen Ersoy, bu merkezi ilçeye kazandıran Necla ve Yaşar Duru’ya teşekkür etti.
“Antalya 16,1 milyon misafiri ağırladı”
Ersoy, Antalya’nın geçen yılki turizm sezonunu çıtayı yükselterek kapattığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Transfer yolcular dahil yaklaşık 16,1 milyon misafiri geçen yıl Antalya’da ağırlamayı başardık. Bununla yetinmiyor ve bu rakamları daha yukarı taşımak için çalışıyoruz. Antalya Havalimanı’nı genişletme çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Bu çalışmaları 2025’te tamamlamış olacağız. 122 kilometre uzunluğunda 2×3 şeritli Antalya- Alanya Otoyolu ihalesini de geçen yıl aralıkta yaptık. Bu çalışmaya paralel olarak halihazırdaki trafik yükünün kaldırılması adına B-400 Otoyolu için rehabilitasyon çalışmalarına başladık. Uygulamasına başladığımız Geleceğe Miras projesiyle başta Antalya olmak üzere farklı illerimizdeki antik kentlerimizde son 60 yıldır yapılan işlere değecek işi gelecek 4 yılda tamamlayarak, görülmemiş yoğunlukta bir mesaiyi başlatmış oluyoruz. Antalya Arkeoloji Müzesi’ni yenileme çalışmalarının yanında Kemer’e de bir Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandırmak için planlarımızı yapıyoruz.”
Türkiye’ye yeni kazandırılan 15 halk plajının 10’unun Antalya’da olduğunu anlatan Bakan Ersoy, bu yıl Manavgat Ilıca ve Kemer- Tekirova halk plajlarının sezon öncesi açılışının gerçekleştirileceği bilgisini verdi.
Bu yıl Antalya dahil 16 şehirde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali’nde Türkiye’nin bütün kültürel zenginliklerinin öne çıkacağını ifade eden Ersoy, “Kültür ve turizme dair bütün bunlar ve çok daha fazlası hem Antalya hem de bütün Türkiye için tek tek planlanarak hayata geçiriliyor. İbradı, turizmde böylesi muazzam mesafeler kat etmiş ülkemizin turizm başkenti Antalya’ya bağlı bir yer olarak bundan payını almalıdır diye düşünüyoruz. İbradı’yı kültür ve turizmde hak ettiği ilgiye kavuşturmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Ersoy, 31 Mart’taki yerel seçimlere değinerek, AK Parti’nin İbradı Belediye Başkan adayı Hatice Sekmen’e destek istedi. Bakan Ersoy, “Hatice Sekmen’i 6 yıldır tanıyorum. Sağ olsun çok dürüst, çok çalışkan, çok da hırslı bir arkadaşımız. Benim asıl ilgimi çeken şey, sayın Cumhurbaşkanımızın Hatice hanımı benden çok daha öncesinden tanıması ve kendisine ismen hitap ediyor olması. İnşallah bu dönem Hatice hanımla beraber, sizlerle beraber el ele vererek İbradı’yı hak ettiği yere getireceğiz.” diye konuştu.
Ormana Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği yetkilileri, konuşmasının ardından Bakan Ersoy’a plaket takdim etti.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü ABD Barış Enstitüsü Başkanı Lise Grande’nin üstlendiği panele Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Slovenya Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Marko Stucin, BM Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka, Kapsamlı Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması Örgütü (CTBTO) Genel Sekreteri Dr. Robert Floyd ile BM Genel Sekreteri’nin Uluslararası Cenevre Görüşmeleri (UCG) Özel Temsilcisi Ayşe Cihan Sultanoğlu katıldı.
Panelde konuşan Uganda Dışişleri Bakanı Odongo, BM Genel Sekreteri’nin temmuzda tüm dünyada küresel bir barışın oluşturulabilmesi için ne yapılması gerektiğiyle alakalı kendi şahsi görüşlerini paylaştığını belirtti.
“1,4 milyarlık Afrika, BM Güvenlik Konseyinde temsil edilmiyor”
Barış İçin Yeni Gündem belgesindeki temel prensiplerin, özellikle barış ve güvenliği sağlamak açısından BM’nin görev tanımı içinde geçtiğine dikkati çeken Odongo, BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) özellikle de karar alma noktasında bazı zorluklarla karşılaştığını anımsattı.
Bakan Odongo, “Kısmen bunun sebebi, buradaki rakipler ve bazı tarihi adaletsizliklerin gerçekleşmiş olması, örnek olarak BMGK’de 240 milyon insan, 2 kişi tarafından temsil ediliyor. 1,4 milyar nüfuslu Afrika ise hiç kimse tarafından temsil edilmiyor. Bu, zaten kendi içerisinde karar alınması gereken bir nokta.” ifadelerini kullandı.
Güvenlik sorunlarının devam ettiğini ve süreceğini kaydeden Uganda Dışişleri Bakanı, Afrika kıtasındaki tecrübelerine dayanarak bu tür krizlerle başa çıkmak için öncelikle ulusal yetkililere, bölgesel ve alt bölgesel kurumlara yetki vermek ve uzmanları devreye sokmak gerektiğini söyledi.
Odongo, ihtilaf ve savaşların nihai olarak diyalog ve sebeplerin ortadan kaldırılmasıyla çözüleceğini belirterek, bu tür krizlerle karşı karşıya kalan Afrika kıtası olarak tüm dünyayla deneyimlerini paylaşmaya hazır bulunduklarını ifade etti.
Küresel barışın mümkün bir “ütopya” olduğunu söyleyen Odongo, bunun için insanların bir olmaları, bağ kurarak “ütopya” dedikleri noktaya hareket etmeleri gerektiği görüşünü paylaştı.
“Dünya değişiyor, BM değişmiyor”
Slovenya Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Stucin, ADF’nin kendi içinde barışa büyük katkıda bulunan bir süreç olduğunun altını çizdi.
“Birbirimizle, birçok paydaşla bir araya gelmek, birçok farklı konuda konuşmak, dünyanın farklı yerlerinde olup bitenlerden haberdar olmak çok önemli ve aslında tüm dünyada kalıcı barışı sağlamak bundan geçiyor.” diyen Stucin, Uganda Dışişleri Bakanı ile BMGK konusunda hemfikir olduğunu dile getirdi.
Stucin, şunları söyledi:
“BM Güvenlik Konseyinde bir reforma ihtiyaç var. Daha önce de söylenmişti bu. Dünya değişiyor ama BM değişmiyor ve son geçen yılda 56 tane ihtilaf sivillerin ölümüne sebep oldu. Bu, aslında son yüzyıldır en yüksek rakam.
Biz, şuna şahit oluyoruz, burada bir paradigma değişimi var ve barışa doğru değil ihtilafa, savaşa doğru bir paradigma değişimi var. Bunu tamamıyla tersine çevirmemiz gerekiyor. BM reformu da aslında yapılması gereken en kilit reformlardan biri.”
Bu paradigmanın herkesin kazançlı çıkacağı duruma çevrilmesi gerektiğini belirten Stucin, barış için gerçekten çalışılması, barışı oluşturacak farklı faktörler üzerinde çalışılarak uluslararası toplumun birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Stucin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin yıllık bütçesinin 180 milyon avro olduğuna, bunun Slovenya Tarım Bakanlığının bütçesinin üçte birine tekabül ettiğine dikkati çekerek, “Uluslararası hukuk, insan hakları hukuku, suç hukukunu savunmak istiyorsanız bunun için bir şeyler yapmanız gerekiyor. Şu anki kurumlar yeterli değil kurumlar mevcut ama yeterince kaynağa sahip değiller etkili şekilde harekete geçebilmeleri için.” değerlendirmesinde bulundu.
Moderatör Grande’nin, Ukrayna savaşını ve Gazze’deki insanlık trajedisini hatırlatarak, “BM Güvenlik Konseyi, neden işini daha iyi yapamıyor, burada neler oluyor?” sorusuna Stucin, çok taraflılıkla ilgili bir kriz yaşandığı cevabını verdi.
Stucin, BMGK içinde iş yapılmaya çalışıldığını ancak başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek, “Şu an karşı karşıya olduğumuz şey, Ukrayna’da olsun, Gazze’de olsun, medeni dünyanın hareket etmemesi, inanılır gibi değil ama hareket etmiyoruz.” dedi.
Ana sorunun BM sisteminin reforme edilmemesi olduğuna dikkati çeken Stucin, “Bu sistem yaklaşık 70 yıl öncesinde o dönemki şartlara göre yapıldı. Şimdi farklı durumlar var ve eski bir sistemle, bununla başa çıkmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Diplomaside yeni fikirlere ihtiyaç var”
BM Lübnan Özel Koordinatörü Wronecka da her gün BM’nin somut katma değerini sorguladığını ifade etti.
Lübnan özelinde kurumsal reformlar sonrası somut olarak uluslararası toplulukların özellikle parlamento seçimleri esnasında bu ülkeyi nasıl desteklediğini gördüklerini anlatan Wronecka, bölgesel kurum ve kuruluşlarla işbirliğinin çok önemli olduğunun altını çizdi.
Wronecka, Lübnan’ın bu seçimlerde ortaya çıkan parlamentoyla son iki yıldır yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, güneyindeki İsrail ile deniz sınırları konusunun ekonomik teşvikle ve kazan-kazan senaryosuyla çözümünün mümkün olduğunu anlattı.
“Diplomaside yeni fikirlere ihtiyacımız var.” diyen Wronecka, Lübnan’da inovatif yaklaşımın söz konusu olduğunu dile getirdi.
Wronecka, çatışmaların, savaşların önlenmesi ve güven teşkil edilmesinin küresel barışın mümkün olduğuna inanmakla başlayacağına dikkati çekti.
“Nükleer bombaların kapasitesi aşırı arttı”
Kapsamlı Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması Örgütü (CTBTO) Genel Sekreteri Dr. Floyd da Barış için Yeni Gündem belgesinin ilk maddesinin nükleer silahların eliminasyonundan söz ettiğini belirterek, ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye bıraktığı iki bombanın yüz binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğunun altını çizdi.
“Tek başına bu örnek bile nükleer silahların neden yok edilmesi gerektiğini gerekçelendiriyor.” diyen Floyd, o bombaların bugün üretilebilecek nükleer silahlara göre gerçekten “minicik” olduğunu söyledi.
Floyd, Hiroşima’daki bombanın 15 bin ton TNT’lik patlamaya eş değer olduğunu, o zamandan beri gerçekleştirilen nükleer testlerin 15 milyon ton TNT’ye eş değer bombaların yapılabileceğini gösterdiğine dikkati çekerek, şu yorumu yaptı:
“Neden kullanılması gerektiğine dair bir gerekçe yok ama neden kullanılmaması gerektiğini bu şekilde görebiliriz. Her ne mantık kullanılırsa kullanılsın, sayılar ortada.”
Dinleyicilerin “Gündemde ne eksik?” sorusu üzerine Floyd, “bazı şeyleri eyleme dökmek ve tüm dünyanın buna katılımının sağlanması gerektiği” cevabını verdi.
Floyd, bazı uluslar için barışın kökten gelen, elzem, asli bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, barış çabalarının iki katına çıkarılması, her halka uyabilecek bir yapının kurulması gerektiğini ifade etti.
“BM, İkinci Dünya Savaşı’nın külleri üzerine inşa edildi”
BM Genel Sekreteri’nin Uluslararası Cenevre Görüşmeleri (UCG) Özel Temsilcisi Ayşe Cihan Sultanoğlu da 40 yıldır BM’de görev almasına rağmen şu andakinden daha fazla “güçlü bir cepheye” ihtiyaç bulunduğunu düşünmediğini söyledi.
Sultanoğlu, BM’nin İkinci Dünya Savaşı’nın külleri üzerine inşa edildiğini anımsatarak, “Şu anda gözlemlediğimiz şey şu ki maalesef inşa ettiğimiz ve üzerinde çalıştığımız her şeyin çöküşü demek istemiyorum ama bence çok yakındayız. Ben kalkıp da felaket tellallığı yapmak istemem ama Guterres’in de söylediği gibi, ‘Bu, gerçekten mükemmel bir fırtınanın başlangıcı.'” ifadelerini kullandı.
Geçen 10 yılda insani yardıma büyük paralar harcandığını ancak 2020’de sadece global askeri harcamaların 2 trilyon dolara eriştiğine dikkati çeken Sultanoğlu, barıştan ziyade savaş kaynaklarının beslendiğini vurguladı.
Sultanoğlu, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan zamanında, 32 yıl önce 1992’de de bir kalkınma gündeminin olduğunu dile getirerek, Berlin Duvarı yıkıldıktan, Sovyetler dağıldıktan sonra Soğuk Savaş’ın bitimiyle çok büyük bir ümit olduğunu ancak şu an tamamen farklı bir dünyadan söz edildiğini söyledi.
Küresel barıştan başka alternatifin olmadığının altını çizen Sultanoğlu, daha fazla güven inşa edecek mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu, sadece BM’nin değil tüm uluslararası sistemin reforme edilmesi gerektiğini savundu.
Ayşe Cihan Sultanoğlu, en azından veto haklarını kullandıkları zaman BMGK üyelerinden daha fazla hesap verilebilirlik istenebileceğini sözlerine ekledi.
]]>NİĞDE – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, deprem bölgesindeki konutların dağıtımına devam ettiklerini ifade ederek; “Önümüzdeki aydan itibaren de her ay on bin, on beş bin konutu dağıtmaya devam edeceğiz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, bir dizi ziyaret incelemelerde bulunmak üzere Niğde’ye geldi. İlk olarak valiliği ziyaret ederek Vali Cahit Çelik ile görüşen ve şeref defterini imzalayan Özhaseki, ardından Niğde Belediyesi’ni ziyaret etti. Belediye Başkanı Emrah Özdemir’le görüşen Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Niğdeli hak sahipleriyle de bir araya geldi. Özhaseki, belediye ziyaretinde yaptığı açıklamada şunları söyledi;
“Malumunuz bundan bir yıl kadar önce iki tane üst üste depremle karşı karşıya kaldık. 680 bin civarında evimiz, 170 bin iş yeri, depo gibi tek katlı yerler ağır hasar aldı. 14 milyon insan zarar gördü. Maddi zarar 104 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu işin tabii ki manevi zararını ölçecek bir alet olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz insanların çaylarını içtiğimizde sevinçliler, evlerini teslim almışlar, çok güzel yerlerde oturuyorlar ama biraz sonra sohbet açıldığında kayıplarını söylüyorlar. Allah bir daha göstermesin. Devlet olmanın gereği de o günlerde felaket olarak karşımıza çıkan iş karşısında büyük bir dayanışma göstermek zararları, sıkıntıları giderebilmek. Bütün belediyelerimizi o bölgeye sevk ettik. Çok şükür yaraları sardık. ve o bölgelerde, ilk andaki kurtarma faaliyetlerinden sonra en sert zeminlerde bilim adamlarının görüşleri doğrultusunda inşaatlara başladık” dedi.
“46 bin konutu hak sahiplerine verdik”
Bakan Özhaseki deprem bölgesindeki konutların dağıtımı ile ilgili yaptığı açıklamada ise şuana kadar 46 bin konutu ev sahiplerine teslim ettiklerini ifade ederek; ” Şu anda 307 bin kadar başlayıp devam eden veya başlamak üzere olan konutumuz var. O bölgelerde rastladığımız yabancı misyon şeflerinin hepsi derler ki, ‘Bu depremin 4’te biri bizde olsaydı altından kalkamazdık’. Evet, aynen öyle. Hamdolsun büyük bir çalışma devam ediyor. Geçtiğimiz ay 46 bin konutu hak sahiplerine verdik. Bu ay vereceklerimizle beraber sayı 75 bini bulacak. Önümüzdeki aydan itibaren de her ay 10-15 bin konutu dağıtmaya devam edeceğiz. Bu konutlar depreme dirençli, güvenilir konutlar. Deprem olduğunda Allah korusun herkesin dışarıya çıkmadan kapılara, pencerelere koşmadan evinde huzurla oturabileceği konutlar. TOKİ’nin yaptığı 1 milyon 200 bin konutun son depremlerde hiç hasar almadığını herkes gördü” diye konuştu.
Yaklaşık 50 bin köy konutu yaptıklarını da sözlerine ekleyen Bakan Özhaseki yerinde dönüşümle ilgili verdiği bilgide 256 bin vatandaşın müracaat ettiğini söyledi. Bakan Özhaseki; ‘Biz evimizi yerinde yaparız. Siz bizi destekleyin’ diyen 256 bin vatandaşımız var. Niğde’mizde de bilindiği gibi hasar alan, ağır hasarlı olan ve daha sonrasında yıkılan binalar vardı. Biraz önce de hak sahibi arkadaşlarla toplandık. Onlar da aynı şekilde yerinde dönüşümden istifade ediyor. Biz de onları destekliyoruz. Yakın zaman içerisinde inşallah projeler çıkacak, sorun kalmadı. Onlar da evlerinin yapımına başlayacak” ifadelerine yer verdi.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, bir dizi ziyaret incelemelerde bulunmak üzere Niğde’ye geldi. İlk olarak valiliği ziyaret ederek Vali Cahit Çelik ile görüşen ve şeref defterini imzalayan Özhaseki, ardından Niğde Belediyesi’ni ziyaret etti. Belediye Başkanı Emrah Özdemir’le görüşen Özhaseki, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Niğdeli hak sahipleriyle de bir araya geldi. Özhaseki, belediye ziyaretinde yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Malumunuz bundan bir yıl kadar önce iki tane üst üste depremle karşı karşıya kaldık. 680 bin civarında evimiz, 170 bin iş yeri, depo gibi tek katlı yerler ağır hasar aldı. 14 milyon insan zarar gördü. Maddi zarar 104 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu işin tabii ki manevi zararını ölçecek bir alet olmadı. Evlerini teslim ettiğimiz insanların çaylarını içtiğimizde sevinçliler, evlerini teslim almışlar, çok güzel yerlerde oturuyorlar ama biraz sonra sohbet açıldığında kayıplarını söylüyorlar. Allah bir daha göstermesin. Devlet olmanın gereği de o günlerde felaket olarak karşımıza çıkan iş karşısında büyük bir dayanışma göstermek zararları, sıkıntıları giderebilmek. Bütün belediyelerimizi o bölgeye sevk ettik. Çok şükür yaraları sardık. ve o bölgelerde, ilk andaki kurtarma faaliyetlerinden sonra en sert zeminlerde bilim adamlarının görüşleri doğrultusunda inşaatlara başladık”
“46 bin konutu hak sahiplerine verdik”
Bakan Özhaseki deprem bölgesindeki konutların dağıtımı ile ilgili yaptığı açıklamada ise şuana kadar 46 bin konutu ev sahiplerine teslim ettiklerini ifade ederek, “Şu anda 307 bin kadar başlayıp devam eden veya başlamak üzere olan konutumuz var. O bölgelerde rastladığımız yabancı misyon şeflerinin hepsi derler ki, ‘Bu depremin 4’te biri bizde olsaydı altından kalkamazdık’. Evet, aynen öyle. Hamdolsun büyük bir çalışma devam ediyor. Geçtiğimiz ay 46 bin konutu hak sahiplerine verdik. Bu ay vereceklerimizle beraber sayı 75 bini bulacak. Önümüzdeki aydan itibaren de her ay 10-15 bin konutu dağıtmaya devam edeceğiz. Bu konutlar depreme dirençli, güvenilir konutlar. Deprem olduğunda Allah korusun herkesin dışarıya çıkmadan kapılara, pencerelere koşmadan evinde huzurla oturabileceği konutlar. TOKİ’nin yaptığı 1 milyon 200 bin konutun son depremlerde hiç hasar almadığını herkes gördü” diye konuştu.
Yaklaşık 50 bin köy konutu yaptıklarını da sözlerine ekleyen Bakan Özhaseki yerinde dönüşümle ilgili verdiği bilgide 256 bin vatandaşın müracaat ettiğini söyledi. Bakan Özhaseki, ” ‘Biz evimizi yerinde yaparız. Siz bizi destekleyin’ diyen 256 bin vatandaşımız var. Niğde’mizde de bilindiği gibi hasar alan, ağır hasarlı olan ve daha sonrasında yıkılan binalar vardı. Biraz önce de hak sahibi arkadaşlarla toplandık. Onlar da aynı şekilde yerinde dönüşümden istifade ediyor. Biz de onları destekliyoruz. Yakın zaman içerisinde inşallah projeler çıkacak, sorun kalmadı. Onlar da evlerinin yapımına başlayacak” ifadelerine yer verdi. – NİĞDE
]]>İSTANBUL – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Eyüpsultan’da ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılış törenine katıldı. Yerlikaya, “Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz” dedi.
Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.
“90 projeden 91’incisini yaptık”
Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.
31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.
“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”
Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”
Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.
Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti
Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi.
]]>Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.
“90 projeden 91’incisini yaptık”
Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.
31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.
“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”
Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”
Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.
Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti
Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi. – İSTANBUL
]]>Milletvekili Ölmeztoprak, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve AFAD’da yaptığı ziyaretlerde Malatya’da devam eden çalışmaları, yeni proje ve yatırımları görüştü, vatandaşların taleplerini iletti. 6 Şubat depreminin yaralarını sarmak, depremden etkilenen vatandaşların taleplerini yerine getirebilmek için Malatya ve Ankara arasında mekik dokuyan AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, bakanlıklarda görüşmeler gerçekleştirerek Malatya’nın öncelikli beklentilerini ve vatandaşların taleplerini anlattı.
Esnafın taleplerini iletti
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur’u ziyaret eden Milletvekili Ölmeztoprak, Malatya esnafının taleplerini iletti, devam eden çalışmaların hızlanması için ek kaynak istedi. Yaptığı görüşme ile ilgili bilgi veren Milletvekili Ölmeztoprak, “Bakan yardımcımızla gerçekleştirdiğimiz görüşmemizde, esnafımızın sorunları başta olmak üzere deprem bölgesi illerinin mücbir sebep durumunun uzatılmasını, esnafımıza verilen kredilerin faiz oranlarını ve şartların daha iyi hale getirilmesini, uzun süreli yapılandırma imkanlarını, TOKİ ve Emlak Konut eliyle yürüyen tüm imar ve inşa faaliyetlerinin finansmanlarını ve Fırat Kalkınma Ajansımızın yürüttüğü projelerle ilgili spesifik mali destek ihtiyaçlarını istişare ederek taleplerimizi aktardık” dedi.
AK Parti Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak ile gerçekleştirdiği görüşmede ise esnafın ve girişimcilerin sorunlarını konuştu. Asrın felaketinde iş yerlerine kaybeden esnafın ticari hayatına devam edebilmesi için kurulan ticari konteynerlerin ihtiyaçlarını Bakan Yardımcısı Uçurmak’a aktaran Milletvekili Ölmeztoprak, “Malatya’mızda üretim ve yatırım faaliyetleri yapan esnaflarımızı destekleme noktasındaki taleplerini bakan yardımcımıza aktardım” diye konuştu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araya gelen Milletvekili Ölmeztoprak, Malatya’da yapımı devam eden Karayolları Projelerini görüştü. Ölmeztoprak “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen Malatya Kuzey Çevre Yolu Projesi, Malatya-Darende-Gölbaşı-5. BL. HD Yolu 1. Kısım BSK Yapımı, Pütürge Ayrımı-Doğanyol İl Yolu Yapım İşi Projesi ve Malatya Havalimanı Yeni Terminal Binası Yapımı projeleri devam ediyor. Takipçisi olduğumuz tüm bu projeleri en kısa süre Malatya’mıza kazandıracağız” dedi.
Konteyner kentleri görüştü
AFAD’a yaptığı ziyarette AFAD Başkan Yardımcısı Önder Bozkurt’dan, AFAD’ın Malatya’da yaptığı çalışmalar hakkında bilgi alan Ölmeztoprak şunları söyledi:
“Konteynerlerin genel durumlarını, gidişatlarını, tefrişatlarını ve mevsimsel geçişlerde konteynerlarda yaşayan hemşerilerimizin karşılaşabilecek olası zorluklarda alınabilecek önlemler hakkında bilgi aldık. Konteyner Kentlerimizde yaşayan hemşerilerimizin taleplerinin başında olan tadilat ve tamirat hususunu aktarmamız neticesinde AFAD’ın beş mobil ekibi ile birlikte 7 gün 24 saat çalışmaya başladıklarının bilgisini almamız, bizleri mutlu etti.”
Malatya’nın daha hızlı ayağa kalkması için çalışmalara devam edeceğini vurgulayan Ölmeztoprak, “Malatya’mıza gösterdikleri ilgi ve alakalarından dolayı bakan yardımcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi. – MALATYA
]]>AKSARAY – Aksaray Belediyesi’nin kentsel dönüşüm projesinin temel atma törenine katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye’nin her tarafında kentsel dönüşümü desteklediğini belirterek, “2012 yılında Cumhurbaşkanımızın talimatı ile yasa çıkar, 2 milyon 250 bin konut değişir. Şu anda 450 binin inşaatı devam ediyor. Yalnız bu bize yetmiyor. Bunu hızlandırmamız lazım” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki bir dizi açılı ve ziyaret için Aksaray Belediyesinin davetlisi olarak geldiği Aksaray’da belediyenin kentsel dönüşüm projesinin temel atma törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özhaseki, kentsel dönüşümün önemine değinerek, “Sağ olsun Evren bey ile biz yıllarca bakanlıkta beraber çalıştık. Daha sonrasında burada Aksarayımıza hizmet ediyor. Allah razı olsun güzel işler yapıyor. Gerek daha önceki genel başkanı yardımcılığım sırasında, gerekse şimdiki bakanlık görevimde Evren beyden gelen bütün isteklere eyvallah diyoruz. Çünkü inanıyorum ki burada güzel işler yapacak. Bugün de burada temelini atacağımız iş gerçekten kolay bir iş değil. 576 bağımsız birim diyelim. Hem işyeri, hem konut hem de ofis olarak devasa bir iş. TOKİ ihaleyi yapmış gelecek yılın ortalarında bitmesi öngörülüyor. Tahmin ediyorum ki 2 milyar liraya yakın bir bedeli bizler bakanlıktan ödeyeceğiz. İnşallah müteahhidimiz de söz verdiği zaman içerisinde çok kısa bir zamanda bu inşaatlarımızı bitirir ve bittiği zamanda Aksaray’ın çehresi değişmiş olur, güzel bir örnek teşkil eder. Sonra da yavaş yavaş etrafa doğru yaygınlaşarak her tarafa güzel işler yapılır. Ben de Kayseriliyim. Aynı toraktanız hiç fark etmez. Buralar bizim milli ve manevi değerlerimizin yaşadığı, insanlarımızın o güzel duyguları ve hasretleri içinde barındırdığı her türlü güzelliğe layık olarak hizmet edilmesi gereken yerler diye düşünüyorum. Seçimlerde Cumhurbaşkanımıza çok büyük destekler verdiniz. İnşallah bu hizmetlerle bizde sizlere karşı borcumuzu ödemiş olacağız. Türkiye’nin her tarafında kentsel dönüşümü destekliyorum. 2012 yılında Cumhurbaşkanımızın talimatı ile yasa çıkar, 2 Milyon 250 bin konut değişir. Şu anda 450 binin inşaatı devam ediyor. Yalnız bu bize yetmiyor. Bunu hızlandırmamız lazım. Bu işin sağlam yapılabilmesi için 3 ayağı var. Birisi bakanlık ki biz buradayız. Yasa çıkarıyoruz, teşkilatımızı kurduk, bütçe ayırdık, sonra tüm Türkiye’ye diyoruz ki, hangi belediye olursa olsun ne olur gelen kapı sonuna kadar açık, biz yardım edeceğiz, biz destekleyeceğiz. Bu ülkeyi seviyoruz biz. Ama ne yazık ki bazı belediye başkanları bu işlerden kaçıyorlar. Hem de İstanbul gibi bir yerde özellikle muhalefetteki arkadaşlar zerre miktar bakmıyorlar. Bir şey öğrenmişler, ezberlemişler ki o da kaçış yolu ben biliyorum. Hani kamyonların kaçış rampası olur ya, aynı onun gibi. Efendim biz kentsel dönüşüme karşı değiliz, rantsal dönüşümün peşinde olanın Allah belasını versin. Derdimiz bizim rantsal dönüşüm falan değil ki. Ama bu sözü söyleyerek kaçamazsınız” dedi.
“Gece gündüz demeden bu sürece başladık”
Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer ise, Aksaray için gece gündüz demeden çalıştıklarını belirterek, “Bu bölgemizde, şehrimizin merkezinde kanayan bir yara, bir görüntü göstermesi vatandaşımızın vicdanında da değişime dönüşüme bir kapı aralamış olması bizim için bu adımı atmada en önemli faktörlerden biri oldu. Gece gündüz demeden bu sürece başladık. 6-8- ay geçti pandemi süreci başladı. Bu işler tabi ki uzun soluklu işler, zaman gerektiren, sabır gerektiren işler. Kurumların koordinasyonuyla çalışması gerektiren mevzular. Aynı zamanda vatandaşımızın burada destek vermesi çok büyük önem arz ediyordu. Kentsel dönüşümleri işinin esası en önemli ayaklarından bir tanesi vatandaşın desteğidir. Burada bir bina vardı, Aksaray’ın 42 yıllık karkas binasıydı. Aksaray 34 yıllık bir vilayet, bu binamız 42 yıllık bir bina idi. Ne zaman meydanda bir tören olsa, devlet büyüğümüz gelse, ‘Bu bina neden böyle duruyor. Bunun sahibi yok mu? Alan batan yok mu? Bunu neden yıkmıyorsunuz?’ gibi sorulara maruz kaldığımız bir binaydı ki biz hamdolsun bu binanın yıkımı ile sürecimize başladık. Başladık ama tabi ki bu kolay olmadı. Bir taraftan vatandaşlarımızın bilgilendirmesi, diğer taraftan da bu süreci adım adım, ilmek ilmek takip ettik. En son geldiğimiz noktada bu 22,5 dönümlük alan toplamda 624 tane bağımsız birim vardı burayı temizlediğimizde. 574 tane de bağımsız birim, bunların içerisinde 270 tanesi konut, 126 tanesi ofis, 178 tanesi de iş yeri çerçevesinde dönüşüme başladı. Sağ olsunlar TOKİ başkanımız ve bakan beyimiz de göreve geldikten sonra kendilerine ricamızla beraber şehrimizde bir bu bölgenin dönüşmeyeceği bu yapılan çalışmaların yarıda kalıp bu şekilde bırakılacağı konusunda bir algı oluşturulmaya başlanmıştı. Hamdolsun hızlı bir şekilde ihale süreçlerini tamamladık. Şimdi geldiğimiz noktada temelini atıyoruz. Müteahhidimizde burada. Sağ olsunlar hızlı bir şekilde yapılacağını söylüyorlar. 500 takvim günü içerisinde şu an yüzde 7 düzeyinde gelişme düzeyi var temelle beraber. 500 gün sürede bakanım 2025’in nisan ayına denk geliyor. Gelecek yıl Nisan ayının 13’üne denk geliyor. Tabi ki süre uzatımları olur, 2025 yılının sonuna nasip olursa burada da kurdeleyi kesmek nasip olur diyorum. Aksaray’da bu değişim dönüşüm büyük önem arz ediyordu. Aksaray’ımızda 20 yıldır ilk kez bu bölgede, bu büyüklükte kentsel dönüşüm çalışması başlattık ve nihayete erdiriyoruz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından dualar edilirken daha sonra Bakan Özhaseki, Başkan Evren Dinçer ve protokol üyeleri butona basarak kentsel dönüşüm alanının temelini attı.
]]>MARDİN – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, temaslarda bulunmak üzere Mardin’e geldi.
Bakan Işıkhan’ı Vali Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Büyükşehir Belediye başkan adayı Abdullah Erin, AK Parti İl Başkanı Vahap Alma ve il protokolü karşıladı. Valiliği ziyaret eden Bakan Vedat Işıkhan, şeref defterini imzaladıktan sonra makama geçerek şehirdeki çalışmalar hakkında Vali Tuncay Akkoyun’dan bilgi aldı.
Bakan Vedat Işıkhan, daha sonra AK Parti Artuklu Belediye başkan adayı Mehmet Tatlıdede’nin Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışına katıldı.
Koordinasyon Merkezi açılışında konuşan Bakan Işıkhan, “Bizleri burada güler yüzle, samimiyetle karşılayan tüm teşkilat mensuplarımıza şahsım ve Bakanlığımız adına şükranlarımı sunuyorum. Davamızın lideri Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milletimize hizmet yolunda birlikte yol yürümeyi, kutlu bir davanın neferi olarak bugün sizlerle birlikte olmayı büyük bir bahtiyarlık olarak görüyorum” dedi.
31 Mart yerel seçimlerinin önemine değinen Bakan Işıkhan, “Biliyorsunuz, yeni bir demokrasi sınavının daha arifesindeyiz. 31 Mart yerel seçimleri sıradan bir seçim değildir. Biliyorsunuz 2024 yılı ülkemizin gelecek hedefleri, müreffeh yarınları için çok önemli bir yıl, adeta bir dönüm noktası diyebiliriz. Biz biliyoruz ki kalkınma yerelden başlar. Daha kendi sorumluluğundaki ilçenin yolunu yapamayan, çöpünü toplayamayan, halka hizmet nedir bilmeyen bir zihniyetten küresel bir hedef beklenemez. Vizyonu oturduğu makam koltuğundan öteye geçemeyen, halkın rızkını teröre peşkeş çeken zihniyetlerden ne şehirlerimiz için ne de ülkemiz için büyük projeler beklenemez. AK Parti belediyecilik tarihinde destan yazmış bir partidir. AK Parti büyük Türkiye’yi inşa etmeye sokaklarından, mahallelerinden, ilçelerinden başlamış bir partidir. AK Parti bahaneleri değil, projeleri olan bir millet hareketidir. Bakarız değil, yaparız diyen partidir. Yıllardır AK belediyecilikten, milli iradeden şaşmayan, rotasını liderinin yolundan ayırmayan memleketler bilir. Biz zor zamanlar görmüş, geçirmiş ama yine de bayrağımızdan, ezanımızdan, bağımsızlığımızdan asla vazgeçmemiş, her seferinde yeniden ayağa kalkmasını bilen bir milletiz. Ülkesinin her bir sokağını, caddesini yatırımlarla, icraatlarla bezeyen belediyecilikle; temel atmama şovları yaparak vatandaşına her türlü çileyi reva gören belediyeciliğin farkını biliriz. İşte her şey ortada. İşte Türkiye’nin 21 yılda geldiği nokta ortada. Bugün dünya bizim SİHA’larımızı, uçaklarımızı, arabamızı, uzaya gönderdiğimiz ilk astronotu, KAAN’ı konuşuyor. Bugün bütün ülkeler; ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen liderimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkacak sözleri takip ediyor” şeklinde konuştu.
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin önemli olduğunu belirten Bakan Işıkhan, “Biliyorsunuz, yeni bir demokrasi sınavının daha arifesindeyiz. 31 Mart yerel seçimleri sıradan bir seçim değildir. Biliyorsunuz 2024 yılı ülkemizin gelecek hedefleri, müreffeh yarınları için çok önemli bir yıl, adeta bir dönüm noktası diyebiliriz. Biz biliyoruz ki kalkınma yerelden başlar. Daha kendi sorumluluğundaki ilçenin yolunu yapamayan, çöpünü toplayamayan, halka hizmet nedir bilmeyen bir zihniyetten küresel bir hedef beklenemez. Vizyonu oturduğu makam koltuğundan öteye geçemeyen, halkın rızkını teröre peşkeş çeken zihniyetlerden ne şehirlerimiz için ne de ülkemiz için büyük projeler beklenemez. AK Parti belediyecilik tarihinde destan yazmış bir partidir. AK Parti büyük Türkiye’yi inşa etmeye sokaklarından, mahallelerinden, ilçelerinden başlamış bir partidir. AK Parti bahaneleri değil, projeleri olan bir millet hareketidir. ‘Yaparsa AK Parti yapar’ diyen milletimizin, ‘Bakarız’ değil, ‘Yaparız’ diyen partisidir. Bu farkı en iyi, yıllardır AK belediyecilikten, milli iradeden şaşmayan, rotasını liderinin yolundan ayırmayan memleketler bilir. Biz zor zamanlar görmüş, geçirmiş ama yine de bayrağımızdan, ezanımızdan, bağımsızlığımızdan asla vazgeçmemiş, her seferinde yeniden ayağa kalkmasını bilen bir milletiz. Ülkesinin her bir sokağını, caddesini yatırımlarla, icraatlarla bezeyen belediyecilikle; temel atmama şovları yaparak vatandaşına her türlü çileyi reva gören belediyeciliğin farkını biliriz. İşte her şey ortada. İşte Türkiye’nin 21 yılda geldiği nokta ortada. Bugün dünya bizim SİHA’larımızı, uçaklarımızı, arabamızı, uzaya gönderdiğimiz ilk astronotu, KAAN’ı konuşuyor. Bugün bütün ülkeler; ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkacak sözleri takip ediyor” diye konuştu.
Türkiye’de artık 5-10 yıllık değil 100 yıllık planlar yapıldığını aktaran Bakan Işıkhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Önce Allah’ın izni, sonra da aziz milletimizin desteği, duası ve devletine, AK Parti’ye olan güveni sayesinde başardık. Güçlü millet, güçlü devlet şiarıyla başardık. Biz artık 5-10 yıllık hedefler belirlemiyoruz, 100 yıllık planlar yapıyoruz. Bu yüzyıl ‘Türkiye Yüzyılı’ olacak. Peki, önümüzdeki bu büyük hedefe nasıl ulaşacağız? Öncelikle Türkiye Yüzyılı şehirlerimizi, özellikle belediyecilikle tanışmamış il ve ilçelerimizi gerçek belediyecilikle buluşturacağız. 1 Nisan sabahı bu şehri de yeniden gerçek belediyecilikle buluşturacağız inşallah” dedi.
]]>Bakan Bak, Ümraniye Belediyesi tarafından yapılan Akademi Ümraniye Parseller Yüzme Havuzu’nun açılış törenine katıldı. Törende Ümraniye Kaymakamı Abdulaziz Aydın, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ile vatandaşlar yer aldı.
Törende konuşan Osman Aşkın Bak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sporun içinden geldiğini belirterek, “Türkiye’nin dört bir yanını spor tesisleriyle donatan AK Parti iktidarının lideri Recep Tayyip Erdoğan. Son 22 yılda 700’e yakın yüzme havuzu yaptık. Eser siyasetimiz devam ediyor. Türkiye, spor tesislerinde bir devrimi yaşıyor. Avrupa’nın ve dünyanın en önemli spor salonları ve stadyumları Türkiye’de inşa edildi. Bu eserlerin hepsi bu ülkenin geleceği olan çocuklarımız, gençlerimiz için.” ifadelerini kullandı.
“Yüzme bilmeyen kalmasın” projesiyle 10 milyon çocuğa yüzme öğrettiklerini aktaran Bakan Bak, “Türkiye’nin dört bir yanında inşa ettiğimiz olimpik ve yarı olimpik havuzlarımızda, tesislerimizde çocuklarımıza yüzme öğretiyoruz. 10 milyon çocuğumuza yüzme öğrettik, öğretmeye de devam edeceğiz. Çünkü çocuklarımız bizim geleceğimiz.” diye konuştu.
Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bağımlılıkla mücadele ettiklerini dile getiren Bak, “Spora yönelen çocukların kötü ortamlardan uzaklaşıyor, vücudu gelişiyor, enerjisini atıyor. Çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak için spor salonlarımız, yüzme havuzlarımız, futbol sahalarımız var. Ümraniye’de çok güzel işler yaptık. Ümraniye’ye 3 yüzme havuzu yaptık. İki olimpik standarttaki havuzumuzun da ihalesine yeniden çıkacağız. Yaklaşık 500 milyon liralık proje. Burada geleceğin Avrupa ve dünya şampiyonları çıkacak. Ülkemizin bayrağını göndere çektirecek sporcular yetişecek. Başkan İsmet Yıldırım’ın spor köyü projesini de destekleyeceğiz.” şeklinde görüş belirtti.
“Modern tesisler bize uluslararası organizasyonlar düzenlememizi sağlıyor”
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda milli sporculara güvendiğini dile getirdi.
Bakan Bak, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nın yaklaştığına değinerek, “Bu ülke spor devrimi yaşıyor. Tesis altyapısı ve güçlü adımlarla uluslararası pek çok organizasyonu gerçekleştirecek kapasitedeyiz. Yakın zamanda güreş, halterde ve tekvandoda altın madalyalar geldi. İnşallah 2024 Paris Olimpiyatları’nda bu ülkenin gençleri bayrağımızı göndere çektirecek, bizleri gururlandıracak. Yine 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı İtalya ile organize edeceğiz. Bunu da inşa ettiğimiz statların önemi var. Bu modern tesisler bize uluslararası organizasyonlar düzenlememizi sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Son dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin spor yatırımlarında eksik kaldığını belirten Bak, “Tatili seven Sayın Başkan, İstanbul’a yeteri kadar spor tesisi kazandırmadı. Yeniden AK Parti gelecek, Murat Kurum gelecek. Eserleriyle İstanbul yeniden ayağa kalkacak, kentsel dönüşüm olacak, spor tesisleri yapılacak.” diye konuştu.
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ise ilçelerinde Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliğinde yaptıkları spor yatırımlarını anlattı. Protokol konuşmalarının ardından Bakan Bak ve beraberindekiler kırmızı kurdaleyi keserek tesisi hizmete açtı.
Bakan Osman Aşkın Bak, açılış töreninin ardından Ümraniye’de faaliyet gösteren amatör spor kulüplerinin temsilcileriyle bir araya geldi.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki bir dizi açılı ve ziyaret için Aksaray Belediyesinin davetlisi olarak geldiği Aksaray’da belediyenin kentsel dönüşüm projesinin temel atma törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özhaseki, kentsel dönüşümün önemine değinerek, “Sağ olsun Evren bey ile biz yıllarca bakanlıkta beraber çalıştık. Daha sonrasında burada Aksarayımıza hizmet ediyor. Allah razı olsun güzel işler yapıyor. Gerek daha önceki genel başkanı yardımcılığım sırasında, gerekse şimdiki bakanlık görevimde Evren beyden gelen bütün isteklere eyvallah diyoruz. Çünkü inanıyorum ki burada güzel işler yapacak. Bugün de burada temelini atacağımız iş gerçekten kolay bir iş değil. 576 bağımsız birim diyelim. Hem işyeri, hem konut hem de ofis olarak devasa bir iş. TOKİ ihaleyi yapmış gelecek yılın ortalarında bitmesi öngörülüyor. Tahmin ediyorum ki 2 milyar liraya yakın bir bedeli bizler bakanlıktan ödeyeceğiz. İnşallah müteahhidimiz de söz verdiği zaman içerisinde çok kısa bir zamanda bu inşaatlarımızı bitirir ve bittiği zamanda Aksaray’ın çehresi değişmiş olur, güzel bir örnek teşkil eder. Sonra da yavaş yavaş etrafa doğru yaygınlaşarak her tarafa güzel işler yapılır. Ben de Kayseriliyim. Aynı toraktanız hiç fark etmez. Buralar bizim milli ve manevi değerlerimizin yaşadığı, insanlarımızın o güzel duyguları ve hasretleri içinde barındırdığı her türlü güzelliğe layık olarak hizmet edilmesi gereken yerler diye düşünüyorum. Seçimlerde Cumhurbaşkanımıza çok büyük destekler verdiniz. İnşallah bu hizmetlerle bizde sizlere karşı borcumuzu ödemiş olacağız. Türkiye’nin her tarafında kentsel dönüşümü destekliyorum. 2012 yılında Cumhurbaşkanımızın talimatı ile yasa çıkar, 2 milyon 250 bin konut değişir. Şu anda 450 binin inşaatı devam ediyor. Yalnız bu bize yetmiyor. Bunu hızlandırmamız lazım. Bu işin sağlam yapılabilmesi için 3 ayağı var. Birisi bakanlık ki biz buradayız. Yasa çıkarıyoruz, teşkilatımızı kurduk, bütçe ayırdık, sonra tüm Türkiye’ye diyoruz ki, hangi belediye olursa olsun ne olur gelen kapı sonuna kadar açık, biz yardım edeceğiz, biz destekleyeceğiz. Bu ülkeyi seviyoruz biz. Ama ne yazık ki bazı belediye başkanları bu işlerden kaçıyorlar. Hem de İstanbul gibi bir yerde özellikle muhalefetteki arkadaşlar zerre miktar bakmıyorlar. Bir şey öğrenmişler, ezberlemişler ki o da kaçış yolu ben biliyorum. Hani kamyonların kaçış rampası olur ya, aynı onun gibi. Efendim biz kentsel dönüşüme karşı değiliz, rantsal dönüşümün peşinde olanın Allah belasını versin. Derdimiz bizim rantsal dönüşüm falan değil ki. Ama bu sözü söyleyerek kaçamazsınız” dedi.
“Gece gündüz demeden bu sürece başladık”
Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer ise, Aksaray için gece gündüz demeden çalıştıklarını belirterek, “Bu bölgemizde, şehrimizin merkezinde kanayan bir yara, bir görüntü göstermesi vatandaşımızın vicdanında da değişime dönüşüme bir kapı aralamış olması bizim için bu adımı atmada en önemli faktörlerden biri oldu. Gece gündüz demeden bu sürece başladık. 6-8- ay geçti pandemi süreci başladı. Bu işler tabi ki uzun soluklu işler, zaman gerektiren, sabır gerektiren işler. Kurumların koordinasyonuyla çalışması gerektiren mevzular. Aynı zamanda vatandaşımızın burada destek vermesi çok büyük önem arz ediyordu. Kentsel dönüşümleri işinin esası en önemli ayaklarından bir tanesi vatandaşın desteğidir. Burada bir bina vardı, Aksaray’ın 42 yıllık karkas binasıydı. Aksaray 34 yıllık bir vilayet, bu binamız 42 yıllık bir bina idi. Ne zaman meydanda bir tören olsa, devlet büyüğümüz gelse, ‘Bu bina neden böyle duruyor. Bunun sahibi yok mu? Alan batan yok mu? Bunu neden yıkmıyorsunuz?’ gibi sorulara maruz kaldığımız bir binaydı ki biz hamdolsun bu binanın yıkımı ile sürecimize başladık. Başladık ama tabi ki bu kolay olmadı. Bir taraftan vatandaşlarımızın bilgilendirmesi, diğer taraftan da bu süreci adım adım, ilmek ilmek takip ettik. En son geldiğimiz noktada bu 22,5 dönümlük alan toplamda 624 tane bağımsız birim vardı burayı temizlediğimizde. 574 tane de bağımsız birim, bunların içerisinde 270 tanesi konut, 126 tanesi ofis, 178 tanesi de iş yeri çerçevesinde dönüşüme başladı. Sağ olsunlar TOKİ başkanımız ve bakan beyimiz de göreve geldikten sonra kendilerine ricamızla beraber şehrimizde bir bu bölgenin dönüşmeyeceği bu yapılan çalışmaların yarıda kalıp bu şekilde bırakılacağı konusunda bir algı oluşturulmaya başlanmıştı. Hamdolsun hızlı bir şekilde ihale süreçlerini tamamladık. Şimdi geldiğimiz noktada temelini atıyoruz. Müteahhidimizde burada. Sağ olsunlar hızlı bir şekilde yapılacağını söylüyorlar. 500 takvim günü içerisinde şu an yüzde 7 düzeyinde gelişme düzeyi var temelle beraber. 500 gün sürede bakanım 2025’in nisan ayına denk geliyor. Gelecek yıl Nisan ayının 13’üne denk geliyor. Tabi ki süre uzatımları olur, 2025 yılının sonuna nasip olursa burada da kurdeleyi kesmek nasip olur diyorum. Aksaray’da bu değişim dönüşüm büyük önem arz ediyordu. Aksaray’ımızda 20 yıldır ilk kez bu bölgede, bu büyüklükte kentsel dönüşüm çalışması başlattık ve nihayete erdiriyoruz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından dualar edilirken daha sonra Bakan Özhaseki, Başkan Evren Dinçer ve protokol üyeleri butona basarak kentsel dönüşüm alanının temelini attı. – AKSARAY
]]>Bir dizi programa katılmak için Kastamonu’yu ziyaret eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası’nda STK temsilcileri ile bir araya geldi. Programa Vali Meftun Dallı, AK Parti Milletvekili Serap Ekmekci, önceki dönem Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, AK Parti İl Başkanı Hasan Yağcıoğlu, AK Parti Belediye Başkan Adayı Tahsin Babaş, KATSO Başkanı Oğuz Fındıkoğlu ve çok sayıda davetli katıldı.
Programda konuşan AK Parti Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci, bölge için Kastamonu’da bir istinaf mahkemesi yapılması talebinde bulunarak, “Türkiye yüzyılı dediğimiz bu dönemde bütün sivil toplum kuruluşlarımızla beraber Kastamonumuz için birlik olarak bakanlarımızın liderliğinde, öncülüğünde hep birlikte destan yazalım istiyorum, Kastamonumuzu Türkiye yüzyılının parlayan illerinden biri yapalım diyorum. Çünkü bu gerçekten zor bir şey değil. Birlik olursak bunu başarmamız hiç zor değil. Kastamonu’nun İstinaf Mahkemesi’ne acil bir şekilde ihtiyacı var. Sayın Bakanım, Kastamonu, Karabük, Bartın, Çankırı illerini kapsayan bir İstinaf Mahkemesi’nin kurulması, Kastamonu için olduğu kadar bölge içinde çok önemli. Bunu kaldıracak kapasitedeyiz. Hep beraber bu sivil toplum kuruluşlarımızla beraber desteklediğimiz bir istediğimiz bir talep. Bu konuda müjdelerseniz eğer çok mutlu oluruz” dedi.
“Kastamonu’nun gelişmesi, kalkınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz”
Daha sonra konuşan Bakan Tunç, Kastamonu’nun önemli bir şehir olduğuna değinerek, “Kastamonu vatanseverlik konusunda gerek Cumhuriyet öncesinde gerek Cumhuriyet sonrasında en önemli vilayetlerden birisidir. Kastamonulu hemşehrilerimiz sadece doğdukları yerde değil, doydukları yerde de başarılı olmuşlardır, ülke ekonomisine katkı verme anlamında önemli başarılar elde etmişlerdir. Büyük şirketlerle ülkemizin istihdamına ekonomisine katkı vermeye devam ediyorlar. Kastamonumuz hükümütetimiz döneminde de çok önemli yatırımlar aldı. Ben 1980’li yıllarda burada eğitim görürken Kastamonu’nun merkez nüfusu 50 bin civarındaydı. Şimdi kamu binalarının tamamı yenilenmiş, yeni konut alanları açılmış, şehircilik konusunda özellikle Tahsin Babaş’ın belediye başkanlığı döneminde çok hamle yapıldı. Hükümetimizin önemli çalışmaları burada gerçekleştirildi. Havaalanından üniversitenin geliştirilmesine kadar çok önemli çalışmalara sahne oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız da Kastamonu’ya çok ayrı bir değer verir, Kastamonulu çok dostları vardır. Dolayısıyla Kastamonu’nun bizim hem siyasetimizde hem de yönetimimizde ayrı bir yeri vardır. Bundan sonra da Kastamonu’nun gelişmesi, kalkınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.
“İstikrarın yakalandığı, halkımızın alım gücümüzün eski seviyesini de aşacağı bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız”
Türkiye’nin son 22 yılda hedeflerine ulaşmak için kararlılıkla yoluna devam ettiğini kaydeden Bakan Tunç, “22 yıldan bu yana ülkemizi geliştirmenin, kalkındırmanın gayreti içerisinde olduk. 28 Şubat’ın yıldönümünü geride bıraktık, 90’lı yıllar çok sıkıntılı geçti. Faili meçhullerin, terörün azdırıldığı ekonomik krizlerin art arda geldiği, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı yılların arındırdından, 2000’li yılların başında ülkemizde yeni bir dönem başladı. Bu dönemde Türkiye her alanda büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını sürdürdü, attırarak da devam ettirdi. Bu kalkınma hamlesinden rahatsız olanlar oldu. Vesayetçi anlayış, Türkiye istikrarı yakaladığında her zaman darbeye girer. Bu dönemde de girmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Tüm engellemelere, bu darbeciyi anlayışın müdahalelerine rağmen, onları da aşarak milletimizin desteği ile Türkiye’nin gelişme ve kalkınma sürecini devam ettirdik ve devam ettirmeye çalışıyoruz. Geçmiş dönemde, özellikle 5 yılda bir pandeminin yaşanmış olması tüm dünyada ekonominin etkilenmesi, 6 Şubat’ta yaşanan depremler olumsuz etkileyen hususlardı. Ama şimdi toparlanma sürecindeyiz. Yerel seçimlerden sonra, seçimsiz geçecek 4 yıllık bir süreç önümüzde. İstikrarın yakalandığı, halkımızın alım gücümüzün eski seviyesini de aşacağı bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız. Siyasetimizin, yönetimimizin merkezine insanı koymaya devam edeceğiz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın derken, bir slogan olsun diye söylemedik. Her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. Hastanelerle, okullarla, üniversitelerle, ulaşım imkanlarından tutun her hamlemiz insanımız içindi. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın derken, insanı güçlendirmek için eğitim politikalarına ağırlık verdik. Bütçede en fazla payı çocukların ve gençlerin yetişmesine ayırdık. Sağlığa önem verdik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan diğer alanlara varıncaya kadar insanı güçlendirmeye yönelik politikalara ağırlık verdik. Bundan sonra da vermeye devam edeceğiz ki insan, aile güçlü olsun. Aile güçlü olduğunda toplum olarak güçlü olalım” şeklinde konuştu.
“Bu güven devam ettiği müddet de Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir zorluk yoktur”
Vatandaşların güveni sayesinde Türkiye yüzyılı için çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Tunç, “İstikrarlı kalkınma hamleleri ile ülkemizi tanıştırdık, geliştirmeye de devam ediyoruz. Enerjide bağımsız, savunma sanayide bağımsız, terörle mücadelede kararlı, terörün her türlüsünü temizleyerek Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Ekonomide IMF’ye bağımlı olmayan, güçlü ülke olma noktasında çok mesafe aldık. Bundan sonra da alacağımız çok mesafe var. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasında alma mücadelemizden ve önümüzdeki asrın Türkiye yüzyılı olabilmesi noktasındaki mücadelemizden hiçbir zaman geçmeden yolumuza devam edeceğiz. Tabii bu noktada en büyük desteği milletimizden gördük. Milletimiz hep yanımızda oldu, Sayın Cumhurbaşkanımıza güç verdi, Cumhurbaşkanımıza güvendi, o da milletimize güvendi. Bütün zorlukları bu karşılıklı güven sayesinde aşmayı başardık. Bu güven devam ettiği müddet de Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir zorluk yoktur. İnşallah önümüzdeki yerel seçimlerde de şehirlere değer katan belediye başkanları seçildikten sonra hükümetle, bakanlarla, milletvekilleriyle uyumlu belediye başkanları seçildiğinde o şehirlerin daha çok projeye sahne olduğunu, daha çok geliştiğini, hükümetin eşit bir şekilde dağıttığı, uyum sayesinde kafa kafaya verilmesinin daha çok güzel eserlere sahne olacağını göreceğiz” ifadelerini kullandı.
Programın ardından Bakan Tunç, Kastamonu il merkezinde esnafları ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti. – KASTAMONU
]]>İsrail ordusunun dün Gazze şehrinde gıda yardımı bekleyen kalabalığa ateş açıp 112 sivili katlettiği saldırıya tepkiler sürüyor. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Aileleri için yardım malzemesi arayan insanlar kendilerini ölü buldu. Gazze’den gelen haberler beni şok ediyor. İsrail ordusu, kitlesel paniğin ve silahlı saldırının nasıl meydana geldiğini tam olarak açıklamalıdır. Gazze’de insanlar yaşamaktan çok ölmeye daha yakın. Daha fazla insani yardımın gelmesi gerekiyor. Derhal” ifadelerini kullandı. Bakan Baerbock, Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’de daha fazla insanın ölmemesi için artık ateşkese ihtiyaç olduğunu belirtti.
“Netanyahu hükümeti, Gazze’deki askeri faaliyetlerinin hiçbir sınırının olmadığını eylem ve açıklamalarıyla bir kez daha gösteriyor”
Brezilya’dan da İsrail’in katliamına tepki geldi. Brezilya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “İnsani yardım taşıyan tırların etrafındaki kalabalıklar, Gazze Şeridi’ndeki halkın içinde bulunduğu çaresiz durumu ve bölgedeki gıda temininin zorluğunu gösteriyor. Bu, dünkü ölüm ve yaralanmaların sorumluluğunun belirlenmesinin çok ötesine geçen, kabul edilemez bir durumdur. Birleşmiş Milletler yetkilileri ile farklı kurum ve kuruluşlardan uzmanlar, aylardır Gazze sınırlarında kamyonların sistematik bir şekilde bekletilmesini ve halk arasında artan açlık, susuzluk ve çaresizlik durumunu kınamaktadır. Yine de uluslararası toplumun bu insani trajedi karşısında eylemsizliği, Netanyahu hükümetinin masum sivilleri hedef almaya ve uluslararası insancıl hukukun temel kurallarını göz ardı etmeye devam etmesi için üstü kapalı bir teşvik işlevi görmeye devam ediyor. Netanyahu hükümetinden üst düzey bir yetkilinin saatler sonra saldırının mağdurlarına yönelik yaptığı alaycı ve saldırgan açıklamalar, insan hayatının değerine gerçekten inanan herkes için bardağı taşıran son damla olmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, “Netanyahu hükümeti, Gazze’deki askeri faaliyetlerinin hiçbir etik ve hukuki sınırının olmadığını eylem ve açıklamalarıyla bir kez daha gösterdi. Zulümlere son vermek ve zulümleri önlemek uluslararası topluma düşüyor. İnsanlık Gazze’deki sivilleri yüzüstü bırakıyor. Yeni katliamlardan kaçınmanın zamanı geldi. Brezilya, Filistin halkıyla, özellikle de saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleriyle dayanışmasını ifade ederek sivil hedeflere, özellikle de insani ve tıbbi yardım sağlanmasıyla bağlantılı olanlara karşı her türlü askeri eylemi kesinlikle reddettiğini bir kez daha teyit ediyor. Brezilya, ateşkesin aciliyetini, Gazze’ye yeterli miktarda insani yardımın etkin bir şekilde girmesini ve tüm rehinelerin serbest bırakılması yönündeki çağrısını bir kez daha tekrarlıyor” ifadelerine yer verildi.
Bağımsız soruşturma çağrısı
Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, Fransız medyasına yaptığı açıklamada, insani yardım almak için toplanan Filistinlilerin ölümüne yönelik bağımsız bir soruşturma yapılması çağrısında bulundu. Sejourne, “Açıklama isteyeceğiz. Be olduğunu anlamak için bağımsız bir soruşturma yapılması gerekecek” dedi.
Sejourne, ülkesinin “çifte standart” uygulamayacağını söyledi ve soruşturmanın İsrail’in saldırısının “bir savaş suçu olduğu” sonucuna varması durumunda bunun açıkça yargının meselesi haline geleceğini vurguladı.
İsrail ordusunun dün Gazze şehrinin Reşid Caddesi’nde gıda yardımının yapılacağı kamyonları bekleyen kalabalığa ateş açması sonucu 112 kişi hayatını kaybetmiş, 760 kişi yaralanmıştı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, yardım için bekleyenlerin çoğunun izdiham sonucu yaşamını yitirdiği iddia edilmişti. Ancak Ordu Sözcüsü Peter Lerner, İsrail askerlerinin kontrol noktasına yaklaştığı öne sürülen bir gruba ateş açtığını belirtmişti. – BERLİN
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi programa katılmak için Kastamonu’ya geldi. Bakan Tunç’un ilk durağı Kastamonu Valiliği oldu. Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret eden Bakan Tunç, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Tunç, İsrail’in dün yardım bekleyen Filistinlilere saldırısı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
“Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısının bir an önce soykırım, savaş suçu ve saldırı suçu sebebiyle soruşturmayı tamamlaması lazım”
Uluslararası Adalet Divanının tedbir kararı ile ilgili çağrıda bulunan Tunç, “İsrail, 7 Ekim’den bu yana insanlık suçunu işlemeye devam ediyor. Orada bir soykırım suçu işleniyor. Uluslararası Adalet Divanında İsrail’in soykırımın önlenmesi sözleşmesini ihlal ettiği gerekçesi ile açılan bir dava da söz konusu. Bu davada mahkeme tedbir kararı verdi. Maalesef İsrail bugüne kadar, bir asırdır zaten uluslararası hukuka uymuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, Genel Kurulunun ve diğer uluslararası sözleşmeler ve uluslararası kuruluşların kararına uymayan bir devlet. Aslında dün de bütün dünyayı ayağa kaldırması gereken, bütün uluslararası kuruluşları harekete geçirmesi gereken bir katliamla karşı karşıya kaldık. Maalesef, İsrail 7 Ekim’den bu yana sivillerin üzerine bomba yağdırıyor. 30 binden fazla Filistinli şehit edildi. Bunun yüzde 70’i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Bir insanlık dramı yaşanıyor. Hastaneler, okullar, mülteci kampları bombalandı. En son yardım için sırada bekleyen ve o yardım malzemelerini almak için, çocuklarını doyurmak için bekleyen 100’den fazla Filistinlinin üzerine bomba yağdırılarak bir katliam gerçekleştirildi. Sadece bu olay bile oradaki suçun, insanlık suçlarının en önemli delilidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısının bir an önce soykırım, savaş suçu ve saldırı suçu sebebiyle soruşturmayı tamamlaması lazım. 2019 yılından bu yana devam eden ve 7 Ekim’den sonra bürün dünyanın gözü nünde bir katliam gerçekleştiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısının da bir an önce oradaki katliamı gerçekleştiren yöneticilerle ilgili, gerçek kişilerle ilgili dava açma durumuna artık geç bile kalındı, bir an önce açması lazım” dedi.
“İnsanlık vicdanında İsrail mahkumdur”
“Uluslararası Adalet Divanında geçtiğimiz günlerde alınan tedbir kararı maalesef uygulanmıyor” ifadelerine yer veren Tunç, “İsrail mahkeme kararını tanımıyor, dünkü katliam da bunu gösteriyor. O nedenle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin acilen toplanması ve bu konuda gereken kararı alması gerekiyor. Bütün dünyanın da tepki göstermesi gerekiyor. Türkiye olarak başından beri Cumhurbaşkanımız, bölge liderleri ile kurduğu temaslarla, Dışişleri Bakanımızın yoğun diplomasi temaslarıyla bu akan kanın durması noktasında gayretlerimiz devam ediyor. Türkiye olarak Filistinli mazlumları savunmaya devam edeceğiz. İsrail maalesef bugüne kadar bir devlet gibi hareket etmiyor, bir örgüt gibi, hatta bir terör örgütü gibi hareket ediyor. Dünkü yardım bekleyen çocukları, kadınları açlıktan korumak için sırada bekleyen Filistinlilerin üzerine bomba yağdıran bir devlet olamaz. Bu ancak terör örgütünün işidir. İnsanlık vicdanında İsrail mahkumdur. Ama Uluslararası Adalet Divanının tedbir kararını uygulaması ve hayata geçirmesi, orada bir ateşkes ilan edilmesi gerekiyor. Bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi için Türkiye’nin sürekli dile getirdiği, Uluslararası Adalet Divanında en son yapılan görüşmelerde Türkiye adına Dışişleri Bakanımızın da ifade ettiği gibi artık Filistin Devleti’nin 1967 sınırlarında kurulması vakti çoktan gelmiştir. Biz bağımsız Filistin Devleti’nin kurulması ve Filistinlilerin hakkının uluslararası arenada korunması noktasındaki çağrımızı yenilemeye devam edeceğiz” diye konuştu. – KASTAMONU
]]>Güney Gaz Koridoru Danışma Kurulu 10. Bakanlar Toplantısı ve Yeşil Enerji Danışma Konseyi 2. Bakanlar Toplantısı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. Türkiye’yi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu’nun temsil ettiği toplantıya Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson, Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov başta olmak üzere ABD, İtalya, Romanya, Gürcistan, Karadağ, Sırbistan, Hırvatistan, Özbekistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dahil 23 ülkeden bakanlar ve yetkililer katıldı.
“Avrasya’daki jeopolitik durum çalışmalarımızın önemini gösteriyor”
Toplantının açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev enerji alanındaki çalışmaların önemine dikkat çekerek, “Çeşitlendirmeden bahsettiğimizde, sadece tedarik yollarının çeşitlendirilmesi değil, aynı zamanda kaynakların da çeşitlendirilmesi gerektiği yönündeki tavrımız her zaman olmuştur ve hala da öyledir. Bugün Avrasya’daki jeopolitik durum çalışmalarımızın önemini gösteriyor. Azerbaycan güvenilir bir ortak olduğunu kanıtladı. Sözümüz imzamız kadar geçerlidir. Yeni girişimler ortaya koyduk ve bunların hayata geçirileceğinden eminim. Önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde ‘Azeri-Çırak-Güneşli’ yatağından doğal gaz üretimine başlanacak. Bu çok umut verici bir proje” dedi.
“Azerbaycan doğal gazına AB’den büyük talep var”
Güney Gaz Koridoru’nun 3 yıldır başarılı bir şekilde çalıştığını belirten Aliyev, “Bu bir başarı hikayesidir. Avrasya’nın önemli altyapı projelerinden biri bu. Bu aynı zamanda bir enerji güvenliği ve iş birliği projesidir. Çünkü bu rota üzerinde yer alan ülkeler arasında iş birliği olmasaydı bu projenin hayata geçirilmesi mümkün olmazdı. Güney Gaz Koridoru’nun genişletilmesi ve diğer doğal gaz projelerinin asıl amacımıza zarar vermeyecek şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. Çünkü Azerbaycan doğal gazına AB’den büyük bir talep vardı ve hala da var. Birçok ülke doğal gaz için Azerbaycan’a başvuruyor. Doğal gaza talep var. Bunun için kaynaklarımız ve altyapımız da var. Avrupa finans kuruluşlarının bu projelerin finansmanında gerçekçi yaklaşımları esas alması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Aliyev, “Yeşil Enerji’ye geçildiğini görüyoruz. Biz de Yeşil Enerji geçiş sürecindeyiz. Ancak aynı zamanda geleneksel enerji kaynakları olmadan dünyanın önümüzdeki yıllarda kalkınmasının mümkün olamayacağı gerçeğini de kimsenin unutmaması gerekiyor” diye konuştu.
“Azerbaycan Avrupa’da gerçek bir aktör haline geliyor”
Azerbaycan’ın enerji sektöründe AB’nin güvenilir bir ortağı olduğunu belirten AB Komisyonu Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson ise, “Bu alanda iş birliğinin genişletilmesi için büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Buraya ilk kez 2022’de ilişkimizin potansiyelini en iyi şekilde nasıl hayata geçirebileceğimizi tartıştığımızda geldim. Güney Gaz Koridoru üzerinden Avrupa’ya doğal gaz taşımacılığı şu anda 2021’e göre yüzde 46 daha arttı. Dediğim gibi Azerbaycan gerçekten Avrupa’da gerçek bir aktör haline geliyor, dolayısıyla bu ortak tedarik sistemini genişletmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Azerbaycan doğal gazı Avrupa’nın geleceği için belirleyici öneme sahip”
Güney Gaz Koridoru’nun Avrupa’nın enerji güvenliğinde önemli bir rol oynadığını vurgulayan Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, “Azerbaycan doğal gazı Avrupa’nın ortak geleceği için belirleyici öneme sahiptir. Bugün hepimiz, Güney Gaz Koridoru’nun şimdiden birçok insanın hayatını değiştirdiğine ve Avrupa’yı daha güvenli hale getirdiğine tanıklık edebiliriz. Avrupa’nın sıvılaştırılmış doğal gaz arzını artırdığı bir dönemde Güney Gaz Koridoru şüphesiz AB’ye yönelik birkaç istikrarlı ve rekabetçi boru hattı kaynağından biri olmaya devam edecektir. Arnavutluk, yenilenebilir enerji projelerine yatırım yaparak ve sürdürülebilir altyapı geliştirerek Güney Gaz Koridoru’ndan yararlanmaya devam edecek” şeklinde konuştu. – BAKÜ
]]>Bakan Bak, Ümraniye Belediyesi Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen “Büyük Rizeliler Buluşması” etkinliğine katıldı.
Bak, burada yaptığı konuşmada, Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ın Ümraniye’de güzel hizmetler yaptığına değinerek, “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak taleplerinin hepsine destek olduk. Üç tane yarı olimpik yüzme havuzu yapıldı. Futbol sahaları, spor salonları yapılıyor. İsmet Bey’e eserlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Ümraniye’de spor köyü projesinin gündemde olduğunu aktaran Bakan Bak, “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak Türkiye’nin dört bir yanında binlerce tesis yapıyoruz. Bu tesisleri yaparken belediyelerimizle ortak çalışma içinde oluyoruz. Amacımız gençlerimize hizmet etmek, onların spor yapmasını sağlamak. AK Parti döneminde yapılan yüzme havuzlarının sayısı 700’ü geçiyor. İnşaatı devam edenler var. Bir önceki bakanlığım döneminde ‘Yüzme Bilmeyen Kalmasın’ projesi başlattık. 10 milyon çocuğa yüzme öğretildi.” ifadelerini kullandı.
Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin tesisleşmedeki hamlelerine değinerek, şöyle devam etti:
“Spor tesisleri açısından Avrupa ve dünyanın en modern stadyumları, spor salonları bu ülkede inşa edildi. Sporun içinden gelen, sporu çok iyi bilen bir Cumhurbaşkanımız olduğu için şanslıyız. Bize sürekli mahallelerde uygun her alana spor tesisi yapmamızı söylüyor. Çünkü çocukların buna ihtiyacı var. Bakanlık olarak en çok önem verdiğimiz şey bağımlılıkla mücadele. Uyuşturucu, alkol ve kötü alışkanlıklarla mücadele etmek için bu tesisleri yapıyoruz. Aileler lütfen çocuklarınızı tesislere getirin. Çocuklar yüzme, basketbol, futbol, karate, kick boks, masa tenisi ve aklınıza hangi branş geliyorsa onu öğrensin. Spor, bağımlılıkla mücadelede en önemli önleyici unsur.”
“Büyükşehir Belediyesi, spor anlamında İstanbul’a hiçbir şey yapmadı”
Osman Aşkın Bak, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin son dönemde spor yatırımı yapmadığını söyledi.
İstanbul’un spor yatırımları bakımından geri kaldığını anlatan Bakan Bak, “Büyükşehir Belediyesi, spor anlamında İstanbul’a hiçbir şey yapmadı, çivi çakmadı. Yapılanların çoğu Recep Tayyip Erdoğan, Kadir Topbaş zamanından kalma. Spor noktasında İstanbul geride kaldı. Biz de bunları kapatmaya çalışıyoruz. O yüzden Ümraniye’de İsmet ağabeyi, Büyükşehir’de de Murat Kurum kardeşimize sahip çıkmamız lazım. Hizmet için, eser için ve İstanbul’un geleceği için çevremizde kim varsa ikna etmeliyiz. AK Parti’nin belediyecilikte karnesi baştan aşağı pekiyi. Yapılan eserler ortada. Murat Kurum, sahada çizmeleriyle dolaşan, insanlara dokunan, verdiği sözü tutan ve tuttuğunu koparan bir kardeşimiz. Tatile gitmiyor, çalışıyor. Bize çalışan adam lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Spora ve spor turizmine yatırım yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Bak, “Ümraniye’de olimpik yüzme havuzu, spor köyü, kulüplerimiz için sahalar yapacağız. Gençlerimizin, kulüplerimizin emrindeyiz. Türkiye, spora yaptığı yatırımlarla çok önemli organizasyonlar düzenliyor. Bunlardan biri de 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası olacak. Modern stadyumlarımız olmasa bu organizasyonu bize vermezlerdi. Farklı branşlarda dünya şampiyonaları yaptık. Bu yüzden İstanbul bir spor şehri olmalı.” şeklinde görüş belirtti.
Yıldırım: “Bakanlığımız hep yanımızda oldu”
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, görev sürecinde yaptıkları projelerde Gençlik ve Spor Bakanlığını hep yanlarında hissettiklerini söyledi.
İstanbul’un olası depremlere hazır hale getirilmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:
“Ümraniye’de 2019’da seçilmemizden sonra ülkemiz pandemi, seller, yangınlar ve depremler yaşadı. Ciddi sıkıntılarımız oldu. Bu sıkıntıları geride bırakırken depremi hiçbir zaman unutmamamız lazım. Deprem bölgesinde 200 bin konut 1 yıl içinde tamamlanıyor. Daha 650 bine yakın konut inşa edilmesi gerek. Bu kolay bir iş değil. TOKİ, 1 milyon 170 bin konutu 22 senede yaptı. Ancak sadece deprem bölgesinde 850 bin konut yapılması gerek. Öte yandan İstanbul’un 600 bin konutla depreme hazırlanması gerek. Bunu da inşallah Murat Kurum ile yapacağız. Hizmet görmemiş, 4,5 sene nadasa kalmış İstanbul’u belediyeciliğin her alanına imzasını atmış Sayın Cumhurbaşkanımız önderliğinde 2019’da kaldığı yerden hep beraber hizmete doyuracağız.”
Gençlik ve Spor Bakanlığının desteğini hep hissettiklerini dile getiren Yıldırım, “Ümraniye’ye 3 tane yüzme havuzu, spor salonu, basketbol sahaları yaptık. Bunlarda bakanlığımız hep yanımızda oldu. Hükümetimizi hep arkamızda hissettik. Bir de Türkiye’de olmayan bir spor köyü projemiz var. Bunu da Sayın Bakanım ve Sayın Murat Kurum ile inşa ederek İstanbul’da yaşayan gençlerimize armağan edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Üsküdar’da bir dizi ziyarette bulundu. İlk olarak Antikacılar Çarşısı avlusunda düzenlenen kahvaltı programına katılan Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı ve Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in de katıldığı programda konuşan
Bakan Yerlikaya, “Türkiye’nin huzuru” mottosuyla göreve başladıklarını belirterek, polisi, jandarması, sahil güvenliğiyle beraber milletten almış oldukları destekle, duayla, azimle, kararlılıkla ve cesaretleriyle tüm suç türlerine karşı sahada gayret gösterdiklerini belirtti. Birinci görevlerinin “önlemek”, ikinci görevlerinin ise bir suç işlendiyse bir an önce bunu yakalayıp adalete teslim etmek olduğunu kaydeden Yerlikaya, “Mala ve kişilere karşı işlenen suçlarda 9 aylık dönemimizde olaylar süratle aşağı doğru iniyor. Var olan olayları aydınlatma oranlarımızda hep daha yukarıya gidiyor” diye konuştu.
Kolluk gücünün bütün hırsızlık türlerinde kendi kendisiyle yarıştığını söyleyen Yerlikaya, geçen yıl ocak-şubat döneminde Türkiye ortalaması günlük 160 olan “evden hırsızlık” suçunun bu yıl 101’e düştüğünü aktardı. Babasının da esnaf olduğunu, bazı tatil günlerinde gittiği babasının iş yerini besmele çekerek açtığını anlatan Yerlikaya, “Esnaf babam derdi ki; ‘Bu kapı Hakk kapısı, bu kapı rızkımızın kapısı. İçeriye giren herkesi güler yüzle karşılayacaksın. Fikri, zihniyeti, yaşı, rengine bakmayacaksın. Her zaman onların emniyeti bizim baş tacımızdır. Haklı da olsa, haksız da olsa bunu hiçbir zaman söyleyemeyiz. Onu memnun edebilmek için her zaman müşteri haklıdır, baş tacımızdır.’ İlk hayat mektebini orada öğrendim. Esnafın herkesle geçimli olduğunu, herkesin ona selam verdiğini ve esnafın herkesin gönlünde bir yeri olduğunu gördüm” dedi.
“Gerçek belediyeciliği 1994’te Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da gösterdi”
Bakan Yerlikaya, “Arkadaşlar, eğer Hilmi Türkmen’le beraber yürüyorsak her zaman yanınızdadır. Her zaman aynı Hilmi Türkmen’dir. Gerçek belediyeciliği 1994’te Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da gösterdi. Onun açmış olduğu ufuk tüm Anadolu’da bütün belediyelere örnek oldu. O yoldan, o izden gidiyoruz. Nasıl 14 ve 28 Mayıs’ta merkezi hükümeti, cumhurbaşkanlığını, parlamentomuzu taçlandırdıysanız İstanbul Büyükşehir’de Murat Kurum kardeşimizi, Üsküdar’da Hilmi Türkmen’i Allah’ın izniyle şehrin emini yapacağız” diye konuştu.
Programda konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ise, “Bir müjde ile sözlerimi bitiriyorum. Biliyorsunuz biz geçtiğimiz 1-2 ay içerisinde Üsküdar’ımızın merkez mahalleleri ile alakalı bir imar planı çalışması yaptık. 11 mahallemizde biliyorsunuz en az 800 metrekarelik bir alan, bir tapu alanını toparlarsanız buraya ilave 1-1.5 katlık yeni imar hakları getirdik. Bunları mahallelerimizde, bütün mahallelerde ben özellikle gezdiğim kahvelerde, derneklerde hemşehrilerimize anlattım. Şimdi bu imar planı asıl sizi ilgilendiriyor. Asıl merkez mahallelerimizi, bu çarşımızı ilgilendiriyor. Bu ilave 1 kat konusu, hatta 1.5 kat konusu o buçuk dediğimin üsteki katın parapentlerinin yüksekliğini 80 santimetreden 220 santimetreye çıkartıyoruz. Bakın bu önemli bir konu, özellikle burada kapalı çarşı, arkadaki çarşılar, eski adıyla Yunus Emre Hastanesinden devam eden alanlar, Ahmediye bölgesi, Hakimiyet-i Milliyet Caddesi yani Üsküdar’ımızdaki tüm merkezdeki ticari alanlardaki bu alanların hepsi bu ilave imarlardan yararlanıyor” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, programları kapsamında sabah saatlerinde İzmir Valiliğini ziyaret etti. İzmir Valisi Süleyman Elban tarafından karşılanan Bakan Tekin, şeref defterini imzaladı ve ardından İzmir İl Milli Eğitim müdürlüğünü ziyaret etti. Bakan Tekin, İl genelinde ilkokul, ortaokul ve liselilerin katılımıyla düzenlenen ‘Çocuk Gözüyle Filistin’ konulu resim yarışmasında dereceye giren eserlerinden oluşan sergiyi de inceledi.
“Bundan sonraki süreci de öğretmenlerle beraber inşa edeceğiz”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, daha sonra İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı ve İzmir Eğitim Yöneticileri Toplantısına katılmak için İzmir İktisat Kongresi Binasına geçti. İzmir Valisi Süleyman Elban, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, bakanlık genel müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri ve müdür yardımcıları da toplantıya katıldı. İzmir Eğitim Yöneticileri Toplantısında katılımcılara seslenen Bakan Tekin, “Bundan tam 101 yıl önce içinde bulunduğumuz bina, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’nın hemen sonrasında ekonomik bağımsızlığımızın elde edilmesine ilişkin kararların alındığı bir yer. El işçiliğinden fabrikalaşmaya geçişi, ekonomik bağımsızlığı ve ekonomik kararların alındığı bir binadayız. Bu yüzyıl boyunca bu anlamda gerçekten devasa adımlar atıldı. ve şimdi aynı binada biz, önümüzdeki yüzyıla ilişkin Türkiye’nin bu kez de önümüzdeki yılı domine edecek bir ülke olması için kararlar alacağız. İstişareler yapacağız. Bunu önemli buluyorum. Benden önce konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Yahşi Bey’in söylediği 15 Temmuz süreci de aslında Gazi Mustafa Kemal’in bu binada başlattığı ve yürüttüğü mücadelenin doğal bir sonucu. Siz o günü çok iyi hatırlayacaksınız. Türkiye’nin bir uydu devleti olması için yabancı güçlerle iş birliği eden, Türkiye’yi bu anlamda başka ülkelerin bir piyona haline getirmeye çaba sarf eden bir grup, bu ülkede siyasi iktidarı ve toplumsal iktidarı ele geçirmeye çalıştı. 15 Temmuz gecesi ülkece beraber bir destan yazıldı. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda yaptığımız gibi. İnşallah önümüzdeki yüzyılda hep beraber bizler inşa edeceğiz. Bakın şimdiye kadarki süreci, öğretmenler üzerinden inşa ettik. Bundan sonraki süreci de öğretmenlerle beraber inşa edeceğiz” dedi.
“Önümüzdeki yüzyılı hep beraber Türkiye yüzyılı yapacağız”
Bakan Tekin konuşmasının devamında, “Kültürümüzde istişare diye bir kavram var. Batı literatürü, batı kamu yönetimi literatürü bunu yönetim diye almış. Alınan kararların uygulama biçimleri birlikte çalıştığımız kişilerle, çalışan arkadaşlarımızla istişare edilmeli diyoruz biz. Biz bütün kararlarımızı sizlerle alıyoruz. Sizlerle beraber yürümek istiyoruz. Bugün de burada sizlerle sizin gündemini belirlediğiniz konularla ilgili istişareler yapacağız. Sizin tespit ettiğimiz, bizim göremediğimiz eksiklikler varsa onları hep beraber değerlendireceğiz. Buradan Bakanlığa bağlı müdürlüğümüzde de burada ilgili genel müdür arkadaşlarımız da var. Bakanlar bununla ilgili tedbirlerimizi alacağız. Ben size sadece şunu ifade etmek istiyorum. Yüzyıl önce Gazi Mustafa Kemal burada silah arkadaşlarına ‘Bu sanayileşme mücadelesini hep beraber yapacağız’ diyordu. Ben de size aynı teklifi yapıyorum. Önümüzdeki yüzyılı hep beraber Türkiye yüzyılı yapacak, eğer bunu arzu ediyorsak hep beraber yapacağız. Biz bakanlık olarak bunu istiyoruz. Siz de istiyorsanız buyurun beraber yol yürüyoruz diyorum” açıklamasında bulundu. – İZMİR
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç. Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesi İbrahim Üzümcü Konferans Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Postmodern Darbe” konulu söyleşiye katıldı. Söyleşiye Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt ve TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci ve öğrenciler katıldı.
Söyleşide konuşan Bakan Tunç, “Şimdi hedefimiz yeni bir anayasa. Bu noktada muhalefet partileriyle de uzlaşmak gerekiyor. Bu uzlaşmanın sağlanması lazım. Herkesin evet demesi durumunda evet diyenler kazanır. Bu konuda da direnenler ‘hayır olmaz darbe anayasası ile devam edelim’ diyenler de milletin nezdinde yine puan kaybetmeye devam ederler. Temennimiz parlamentoda bu uzlaşmanın sağlanması. Bundan sonra bu tür karanlık süreçleri çocuklarımız gençlerimiz bir daha yaşamasın. Türkiye hem o karanlık gecelerde şehitler vermesin hem de terörden arınmış huzurlu bir geleceğe daha köklü adımlarla yoluna devam etsin. Biz bunun mücadelesini veriyoruz ve bu mücadelede de milletimizin desteğini gördük. Anayasamız yaptığımız değişikliklerle vesayetçi ruhundan arınmaya çalışsa da vesayetçi ruh hala devam ediyor. Bir takım yargı krizlerinde görüyorsunuz. Gelecekte de başka maddelerin başka krizlere dönüşebileceği açık. O nedenle yeni bir anayasa ihtiyacı açık. Nasıl yapılacak hangi konularda nasıl uzlaşacağız asıl problem orada kaynaklanıyor. İnşallah onu başarırız” dedi.
Bakan Tunç, “Dünyada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 5 üyesinden birisi bir konu hakkında veto kararına imza attığında o konu hakkında karar alınamıyor. Filistin meselesini hep beraber gördük. Zaten bir asırdan bu yana Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyinin Filistin lehine kararları da İsrail tarafından uygulanmıyor. O da ayrı bir konu. Bu kararların hiçbirine İsrail uymuyor. Ama 7 Ekim’den bu yana meydana gelen insanlık dramı insanlık suçu sonrasında BM Güvenlik Konseyine yapılan müracaatlarda maalesef bir karar çıkmadı. Ateşkes ile ilgili kararlara hep hayır denildi” dedi.
“28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar”
Bakan Tunç konuşmasının devamında, “28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar. Okuyamayan, fakültelerinden atılan öğrenciler, 6 milyon insan fişlendi o dönemde. Binlerce öğretmen görevlerinden alındı. Yüzbinlerce insan memuriyetinden oldu. O süreç demokrasimize bir kara leke olarak çalındı. 28 Şubat mağdurlarının savunulması noktasında gerekli düzenlemeler yapıldı memuriyetlere geri dönüşler sağlandı. 2000’li yıllarda Cumhurbaşkanımızın kararlılığıyla bunlar yapıldı. Dönemin Başbakanı o zaman kayıp trilyon yalanıyla yargılandı ve mahkum edildi. 28 Şubat’ın bir mağduriyetiydi o. O mağduriyetlerin, yaralarının sarılması ile ilgili olarak da önemli mesafeler alındı. Bundan sonra bu problemlerle çocuklarımız gençlerimiz karşılaşmasın diye neler yapılır? Anayasamızdaki vesayetçi ruhu ortadan kaldıran düzenlemeler yeni anayasada kalıcı hale getirilmelidir ve yeni demokratik bir anayasa ile Türkiye Yüzyılının inşasına devam edilmelidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Tarım ve Orman Bakanlı İbrahim Yumaklı Kastamonu’daki programları çerçevesinde Devrekani ilçesinde yapımı devam eden Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi’nde incelemelerde bulundu. 2025 yılının ortalarında hizmet vermeye başlaması planlanan bölgedeki çalışmalar hakkında bilgi alan Bakan Yumaklı’ya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, AK Parti Kastamonu Milletvekili Devrekani Belediye Başkanı Engin Altıkulaç ve yetkililer eşlik etti. İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, Türkiye genelindeki organize tarım bölgelerinin sayısını 100’e çıkartmayı hedeflediklerini söyledi.
“Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz”
Organize tarım bölgeleri için uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, “Bu çalışmaların en önemli ayağı da şehrin özelliklerine uygun olarak, eğer jeotermal varsa jeotermal kaynakların enerjide kullanılmasını sağlayacak organize tarım bölgeleri yapıyoruz. ya da şeylerin farklı özelliklerine göre besi organize tarım bölgeleri kurulmaya devam ediyor. Hali hazırda Türkiye’de 60 organize tarım bölgesinin kurulumu devam ediyor. Bunlardan 40’ı tüzel kişiliğini kazanmış durumda. Bazıları bittikten sonra peyderpey üretime başlamış durumdalar. Biz Türkiye çapında bu adedi 100’e çıkarmakla ilgili bir hedefi yürütüyoruz. Inşallah çok farklı bölgelerde, farklı illerimizde öncelikle o bölgenin ihtiyacını karşılayacak, ondan sonra da etrafındaki yakın illerin ihtiyacını karşılayacak hem bitkisel hem de hayvansal üretim yapacak, organize tarım bölgelerini hayata dahil etmiş olacağız, faaliyetlerini başlatmış olacağız” dedi.
“Şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek”
Devrekani Hayvancılık Organize Tarım Bölgesi ile ilgili de bilgi veren Bakan Yumaklı, ” Burada, bu bölgenin özelliklerine uygun olarak hayvancılık konusunda ciddi bir tecrübe var. Bu tecrübeyi hayata geçirecek olan, biraz dağınık olan bir yapıyı toplayacak, aynı zamanda ekonomik olarak da hayata geçirilmesini sağlayacak bir proje. Şu anda planlamalar 2025’in Haziran ayı gibi göstermekle birlikte, eğer şartlar uygun olursa burası belki de bu yılın sonlarına doğru artık üretim faaliyetine geçebilecek. Burası işletmelerimizin kendi alanları itibariyle üretime başlayabilecekleri bir alan olmuş olacak. Yaklaşık 20 bin hayvanlık bir bölge burası. 81’e yakın işletme olmuş olacak”
“Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz”
Organize tarım bölgelerini illerin tarımsal üretimlerine göre şekillendirdiklerini kaydeden Yumaklı, “Bazı illerin kendi durumlarına göre, kendi tarımsal üretimle alakalı kabiliyetlerine göre bu organize tarım bölgelerini planlamak bizim için çok önemli. Çünkü her yere bir standart organize tarım bölgesi düşünmüyoruz. Bütün bunları üreticimizin daha fazla üretmesini sağlamak, verimli ve kaliteli üretim yapılmasını sağlamak, bunların sonucunda da yakın bölgelerden başlayarak ülkenin ihtiyacı olan hem bitkisel hem daha hayvansal üretimin tüketicilere uygun şartlarda, uygun fiyatlarda ulaşmasını sağlamak hedefiyle yapıyoruz. Bunların etkileri bu yılın ortalarından itibaren faaliyete geçecek olan diğer organize tarım bölgeleriyle birlikte hissedilmiş olacak. Bütün amacımız hem bitkisel hem de hayvansal üretimi arttırmak, bütün bunları da verimli ve kaliteli bir şekilde yaparak sektörün gelişmesini ve güçlenmesini sağlamak. Elbette sadece ülkemizin ihtiyaçları için değil. Aynı zamanda çok ciddi tarımsal ürün ihracatı yapan bir ülkeyiz. Geçtiğimiz yıl 31 milyar dolar olan ihracatımızı bu yıl daha üst rakamlara çıkarmak için gayret ediyoruz” şeklinde konuştu. – KASTAMONU
]]>Bir dizi program ve ziyaretler için Eskişehir’e gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’u ziyaret etti. Ziyarette Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’a, AK Parti Eskişehir Milletvekilli Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Cumhur İttifakı AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, eşlik etti.
“Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık”
Valilikteki görüşmelerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İhlas Haber Ajansı muhabirinin, “Eskişehir’de engelli ve yaşlılara yönelik yatırım var mı?” sorusuna Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tabii Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık. Bununla beraber iki huzurevi, bir engelsiz yaşam merkeziyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. İnşallah en yakın zamanda Eskişehirli böyle bir vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Diğer yandan Eskişehir biz evde bakım yardımını da çok önemsiyoruz. Evde bakımdan faydalanan 4 bin 39 Eskişehirli vatandaşımız var. İnsanlarımızın, yaşlılarımızın, engellilerimizin, ailelerinin ve sevdiklerinin yanında bakımını da oldukça önemsiyoruz. Bu yönde politikalarımız da var” yanıtını verdi.
“500’ün üzerinde beş yüz gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak”
Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına dair atamalarına dair sorulan soruyu da yanıtlayan Bakan Özdemir Göktaş şöyle konuştu;
“Evet bu müjdeyi burada vermek istiyorum. İnşallah yakın zamanda 500’ün üzerinde 500 gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak. Bununla beraber bugüne kadar yaptığımız şehit, yakını gazi ve gazi yakını atamamız da 50 bini aşacak. Tabii bizler için çok kıymetli bir atama bu, sosyal bir atama. Biz her türlü şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. Çıkmaya da devam edeceğiz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapıyoruz. Bizler için tabii bu vatanı bize vatan kalan şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. İnşallah bu vesileyle Güzel bir atama da olacak mart ayı itibariyle. Bakanlık olarak onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.”
“65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler ışığında sorulan soruyu yanıtlayan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusu yaşlanıyor. 2013 yılının verilerine göre, geçenlerde verirlerde Türkiye nüfusu 10.2 yaşlı nüfusu, 65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2 . Bu da yaşlandığımızı gösteriyor. Aslında tüm dünyada trend aynı. Ülke olarak da aynı dünya trendinde devam ediyoruz. Diğer yandan tabii doğurganlık oranımız da hızla azalıyor. Bizler bu yönde bazı çalışmalar yaptık. Türkiye yaşlılık profili araştırması yaptık. İnşallah mart ayında bunun sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız. Çok çarpıcı veriler var. ve bu yönde bu veriler aslında bu çalışmalar bizler için kıymetli. Çünkü oluşturduğumuz ve oluşturacağımız politikaları da yön verecek çalışmalar bununla. Bu vesileyle tabii ki bu kamuoyuna paylaşacağımız verileri Mart ayında inşallah paylaşacağız. Hepinize teşekkür etmek istiyorum. Eskişehir’de bizlerle berabersiniz. İnşallah bu seçim döneminin de herkese hayırlı uğurlar getirmesini diliyorum” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>KONYA – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Konya’da yapımı tamamlanan Beyşehir- Seydişehir bölünmüş yolunun açılışını gerçekleştirdi. Bakan Uraloğlu, “Beyşehir ile Seydişehir arasındaki seyahat süresini 24 dakikadan 17 dakikaya indirdik. Böylece bu yolumuz ile zamandan 32 milyon lira, akaryakıttan 25 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 57 milyon lira tasarruf sağlayacağız” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Konya’nın Beyşehir ilçesinde Taşıyıcılar Kooperatifi üyeleriyle buluştu, sanayi sitesinde esnaf ziyareti yaparak yapımı tamamlanan Beyşehir Seydişehir bölünmüş yolunun açılışına katıldı. Açılışta konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yapımı tamamlanan yol için memnuniyet duyduğunu ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın, ‘Yol medeniyettir’ sözünden hareketle; memleketin yollarını yaptık, aşılmaz denilen dağlarını aştık. Son 22 yıl içinde karayolları için 152 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında 6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, 29 bin 400 kilometreye ulaştırdık. Ana akslarımızın tamamına yakınını bölünmüş yol haline getirdik. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. Ülkemizin yalçın kayalarını, derin vadilerini tünel ve viyadüklerle aştık. Köprü yapım çalışmaları kapsamında; 2002 yılında 311 km olan toplam köprü uzunluğunu 774 kilometreye çıkardık. Tünel yapım çalışmaları kapsamında da 50 km olan tünel uzunluğumuzu 753 kilometreye yükselttik. Başlatmış olduğumuz otoyol seferberliği çerçevesinde bin 714 km olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye çıkardık. Türkiye’nin dört bir noktasında; doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi demeden, köyü-kasabası ya da büyükşehri fark etmeden yeni yol çalışmalarıyla; ülkemizin ulaşım altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle önemli adımlar atıyoruz” şeklinde konuştu.
“Zamandan 32 milyon lira, akaryakıttan 25 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 57 milyon lira tasarruf sağlayacağız”
Yapımı tamamlanan yolun sanayi, ticaret ve turizme büyük katkısı olacağını belirten Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Önde gelen birer sanayi, ticaret ve turizm merkezleri olan Akdeniz’in yaylası Konya’nın denizi: Beyşehir ile Torosların parlayan yıldızı Seydişehir arasındaki ulaşım ağının gücüne güç katan Beyşehir-Seydişehir yolumuz da bunlardan biri. Bilindiği üzere İpek Yolu üzerinde yer alması bakımından tarih boyunca Anadolu’nun en önemli yerleşim yerlerinden olan Konya; Günümüzde de ülkemizin ana ulaşımını sağlayan doğu-batı ve kuzey-güney yönlerinde uzanan karayolu bağlantıları ile önemli bir kavşak noktasıdır. Beyşehir’de; hem Göller Yöresinin öne çıkan yaşam merkezlerinden biri hem de Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerini birbirine bağlayan önemli bir geçiş noktası ve turizm bölgesidir. Seydişehir ise; zengin tarihi, doğal güzellikleri ve sanayi potansiyeliyle bölge turizmine ve yerel ekonomiye katkı sağlamaktadır. Bu nedenle Konya ve ülkemiz ekonomisi için büyük önem taşıyan bu iki ilçemizin ulaşım ağının güçlendirilmesi büyük önem arz etmekteydi. Bu kapsamda da 2 ilçeyi birbirine bağlayan tek yol standardındaki yolumuzu bölünmüş yol standardına yükseltecek çalışmaları başlattık ve hızla tamamladık. Bugün de huzurlarınızda bu projemizi açmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Mevcut haliyle sathi kaplamalı tek yol standardında hizmet veren Beyşehir-Seydişehir yolumuzu 28,3 km uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yola dönüştürdük. Proje kapsamında, 28 metre uzunluğundaki Kavak ve 38 metre uzunluğundaki Çifte köprüleri inşa ettik. Güzergahtaki trafik güvenliğini arttırdık, hızlı ve konforlu ulaşım hizmeti tesis ettik. Yolumuzun geometrik ve fiziki standartlarını önemli ölçüde yükselterek Beyşehir üzerinden Antalya’nın doğusunda bulunan Manavgat, Alanya gibi turizm merkezlerine ve Akdeniz Sahil Yolu’na daha hızlı ve kolay erişim imkanı sağladık. Beyşehir ile Seydişehir arasındaki seyahat süresini 24 dakikadan 17 dakikaya indirdik. Böylece bu yolumuz ile zamandan 32 milyon lira, akaryakıttan 25 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 57 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 3 bin 087 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sunacağız” diye konuştu.
“Konya’nın ulaşım ve iletişim altyapısı için 128 milyar 535 milyon lira yatırım gerçekleştirdik”
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, 2002 yılından beri Konya’ya ulaşım ve iletişim altyapısı için yapılan çalışmaları hatırlatarak, “2002 yılından bu yana Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Konya’mızın ulaşım ve iletişim altyapısı için 128 milyar 535 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. Konya’nın bölünmüş yol uzunluğunu 167 kilometreden alıp, bin 282 kilometreye ulaştırdık. 614 kilometre tek yol iyileştirmesi yaptık. Eğiste Hadimi Viyadüğü ile ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsünü Konya’da inşa ettik. Bu proje ile Akdeniz Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi’ni kesintisiz bir şekilde birbirine bağlayarak Toroslara adeta bir mühür vurduk. Çalışmalarımızı burada da bırakmadık. Şu anda devam eden Konya Çevre Yolu, Alacabel Tüneli, Konya-Ereğli-Ulukışla Yolu, Akşaehir- Yunak Yolu gibi 8 ayrı karayolu projemiz bulunmaktadır ve bunların proje bedeli yaklaşık 26,5 milyar liradır. Konya’nın demiryolu ağının güçlenmesi içinde çok önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Ankara-Konya Yüksek Hızlı Tren ve Konya- Karaman Hızlı Tren Hatlarını açtık. Kayacık Lojistik Merkezi ile Konya’yı çok önemli bir lojistik üs haline getirdik. KONYARAY Projesini başlattık. 45,9 km uzunluğundaki projemiz ile Konya Tren Garı, Kent Merkezi, OSB’ler, Havaalanı, Lojistik Merkez ve Pınarbaşı arasında hem hızlı ve ekonomik toplu taşıma hizmeti vereceğiz hem de yük taşımacılığını geliştireceğiz. Öğleden sonra Konya Büyükşehir Belediyemizin Adana Çevre Yolu üzerindeki Sedirler Kavşağında inşa ettiği köprülü kavşağımızın açılışını gerçekleştirdikten sonra, Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığımızla birlikte Konya’da gündeme aldığımız yeni Raylı Sistem Projelerimizin Tanıtım Programını da gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Ülkemiz ekonomisinin Türkiye Yüzyılı hedeflerini yakalamasında gerekli olan ulaşım altyapısını tesis etmek için yılmadan, özveriyle ve ciddiyetle çalışmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2002 yılından bu yana olduğu gibi bundan sonra da Konya’nın gelişimi, toplumun kalkınması ve Türkiye Yüzyılı için koyduğumuz hedeflere ulaşmada gerekli her türlü gayreti göstereceğiz. Konyalılar her zaman hakkı savundu, hakkın ve haklının yanında oldu. 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde neredeyse yüzde 69 oy oranı ile Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakının yanında yer aldı. İnşallah 31 Mart yerel seçimlerinde de Konya Büyükşehir Belediyesiyle birlikte bütün ilçe belediye başkanlıklarını Cumhur İttifakına kazandıracağız. AK Parti’nin yeniden aday gösterdiği Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay kardeşimizle birlikte planladığımız tüm projeleri birlikte hayata geçireceğiz” dedi.
Konya Valisi Vahdettin Özkan da Konya açısından bereketli bir gün olduğunu belirterek, “Bu ulaşım altyapısını iyileştirmesiyle bir fabrikanın, üreticinin küresel düzeydeki rekabet gücünü artıracağı gibi, insanlarımızın yaşam kalitesini artıracak çok esaslı bir hizmet. Bu hizmet Anadolu’nun dört bir yanında iyi olduğu gibi Konya’mızda da geniş bir coğrafyada çok etkili bir şekilde icra edilmiş oldu. Bu hizmetlerin devamını diliyorum” şeklinde konuştu.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da “Büyükşehir Yasası çıktığında en çok bu yasa Konya’da nasıl uygulanacak diye merak ediliyordu. Çünkü Konya’nın bu büyük coğrafyasında hizmet üretmek çok zor, meşakkatli ve zahmetliydi. Ama gelinen noktada 10 yıldan sonra elhamdülillah ilçelerimizde büyük bir kalkınma oluştu, bunda kara yollarının çok büyük etkisi var. Konya neredeyse bölünmüş yol ağını tamamlamış bir şehir konumuna geldi” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Uraloğlu, Vali Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Altay, AK Parti İl Başkanı Hasan Angı, milletvekilleri ve protokol mensupları tarafından kurdele kesilerek yolun açılışı gerçekleştirildi.
]]>Marmaris ilçesindeki bir otelde düzenlenen “Marmaris Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programında konuşan Ersoy, son zamanlarda dünyanın çok büyük küresel ve bölgesel sorunlarla karşı karşıya kaldığını, son 6 yıldır bilinçli attıkları adımlarla devlet ve sektör el ele verip sektörü krizlerden en az etkilenen, kriz sonrası da en hızlı geriye dönen ve büyümeye devam eden bir konuma getirdiklerini söyledi.
Ersoy, 2023 yılının her şeye rağmen rekorlarla dolu bir yıl olduğunu, 2024’ün de turizm açısından yeni rekorları kucaklayacakları bir yıl olacağını kaydetti.
Türkiye’nin 2028 vizyonu çerçevesinde çizdiği hedeflere adım adım ilerlerken her sene bir önceki seneden daha iyi rakamları, hedefleri tutturarak yoluna devam ettiğini anlatan Ersoy, Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile en yoğun ve en etkili tanıtım yapan ülke olduklarını ifade etti.
Ersoy, gereken altyapı ve üstyapıları tanıtım ve diğer stratejileri oluşturarak sektör, devlet ve bakanlık el ele verip kentin istenilen noktaya ulaşmasını sağlamak olduğunu dile getirdi.
Yıllardır Marmaris’e geldiğini, ilçenin sorunlarını gördüğünü belirten Ersoy, “Özellikle turizm ilçelerimizin çok büyük sorunları var. Çok büyük sorunlarımız var ama çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok. Yeter ki ehil ellerde doğru programlarla yol haritamızı oluşturalım, emin adımlarla işimize sahip çıkalım. Adım adım ilerleyerek sorularınızın hepsini çözeriz. Marmaris’in çözülemeyecek hiçbir sorun yok.” diye konuştu.
Bakanlık olarak turizmin gelişiminden sorumlu olduklarını anlatan Ersoy, turizmin sadece bakanlığın desteğiyle, koordinasyonuyla gerçekleşecek bir sektörel faaliyet olmadığını kaydetti.
Turizmin merkezi yönetimle yerel yönetimin koordineli bir şekilde işbirliği yaparak yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Ersoy, şöyle konuştu:
“Bölge koordinasyonunu yerel yönetimler sağlıyor. Bakanlık olarak bütün büyükşehir belediyelerinden turizm master planlarını talep ediyoruz. Uzun vadeli bir turizm gelişimi planlıyorsak, öncelikle yapılması gereken turizm mastır planı. Turizm planları Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılmaz. Turizm master planları Büyükşehir Belediyeleri, valilikler, ilgili kurumların destek vermesi gereken çalışmalardır. Bölgenin yerel potansiyelini yerel yönetimler bilir. Sınırsız potansiyelimiz var, sınırlı kaynağımız var. Belli plan çerçevesinde bunları hayata geçirmemiz lazım. Bakanlık, belediye, bütün devlet kurumları ne yapması gerektiğini bu planda mutabık olarak bilecekler ve üzerlerine düşenleri gerçekleştirecekler.”
31 Mart’ın çok önemli olduğunu belirten Ersoy, 31 Mart’ta verilecek kararla 5 yıl boyunca bu sorumlulukların hangi ehil ellere teslim edeceğinin belirleneceğini vurguladı.
5 yıl boyunca 10 yıllık işi nasıl yapacaklarına karar vereceklerini belirten Ersoy, “Kaybettiğimiz zamanı nasıl kazanacağız, nasıl ileri gideceğimize hep birlikte karar vereceğiz. Sabah Aydın Ayaydın ile, şimdi de Serkan Yazıcı ile bir toplantıya katıldım. Gözlerindeki ışıltıyı, hırsı, azmi gördüm. Beni de motive ediyorlar, eksik olmasınlar. Detaylara çok hakim olmuşlar, kimden ne isteyeceklerini biliyorlar. Bizi nasıl zorlayacaklarını da biliyorlar. Biz zorlanmaya hazırız. Marmaris ne kadar iyi olursa o kadar arkadan gelecek turizm kentlerine örnek olur.” dedi.
“60 yıllık işi gelecek 4 yıla sığdıracağız”
Sektör açısından nitelikli turizme geçiş yapacakları bir program hazırladıklarını ifade eden Ersoy, şöyle devam etti:
“Nitelikli turistin önemli unsurlarından biri de nitelikli personel. Nitelikli personel sadece eğitimle olmuyor. Milli Eğitim Bakanlığımızla çok çalışmalar yaptık ama esas personeli yetiştirdikten sonra korumanız gerekiyor. Korumak içinde mümkünse 12 ay istihdam etmeniz gerekiyor. O yüzden sektörün 12 aya yayılması lazım. En azından sezonluktan çıkıp biraz daha genişlemesi lazım.”
“Gece müzeciliği projesini başlattık”
Bakan Ersoy, gece müzeciliği projesini başlattıklarına işaret ederek, şehir merkezlerinde, şehir merkezine yakın olan bölgelerdeki müzeleri aydınlatma sistemleri ile donattıklarını söyledi.
Özellikle bu konuda turizm bölgelerindeki alanlara sıcak baktıklarını anlatan Ersoy, böylelikle turistlerin müzeleri gece de ziyaret edebilmelerine imkan sağlayacaklarını dile getirdi.
TGA’nın kültür turlarının tanıtımına başladığını belirten Ersoy, “Kültür varlıklarımızı ön plana çıkaran yeni film hazırlıyoruz. Amacımız klasik pazarların dışında Amerika ve Asya kıtasından, kültür turu turistini ülkemize getirmek. Son bir iki yıldır buradaki artış alanları gözlemliyoruz. Çalışmalarımız hızlı bir şekilde karşılık veriyor ve her yıl ortalama yüzde 50 ile yüzde 100 arasında bu noktalardan gelen ziyaretçiler artıyor.” dedi.
12 aylık turizm açısından hava trafiğinin önemli olduğunu vurgulayan Ersoy, Antalya’nın başardığı gibi Muğla’da da golf noktaları tespit ettiklerini, bu noktaların da önümüzdeki yıllarda hızlı bir şekilde hayata geçeceğini söyledi.
12 aylık hava trafiğinde kesin sonuç veren durumun golf noktaları olduğuna işaret eden Ersoy, “Golf noktalarını hayata geçirdiğiniz zaman hava trafiğini de otomatikman başlatmış oluyorsunuz. Hem 12 personelin aylık istihdamını sağlıyorsunuz hem de otellerin kış boyunca belli bir kısmının en azından belli bir doluluk oranıyla ayakta kalmasını sağlıyorsunuz. Hava trafiği açık olduğu zaman zaten 12 ay boyunca devam ettiği için bunu kültürel faaliyetlerle desteklediğinizde belli bir potansiyel kendinden oluşmuş oluyor. Antalya’da her gün ortalama 15 bin civarı yabancı turist iniyor. Zaman içinde az da olsa Dalaman Havalimanı’nda aynı yolcuları görebiliriz. Doğru adımları doğru zamanda atmamız lazım. Doğru adımları atanlar yol aldı. Dünyanın her yerinde bu böyle.” diye konuştu.
“100 milyar dolar hedefimize varmak için adımlarımızı doğru bir şekilde atıyoruz”
Son 5-6 yılda çok büyük krizlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Ersoy, sektör temsilcileri ile el ele omuz omuza verip her türlü olumsuz propagandaya rağmen, tünelin ucundaki ışığa inanarak gayretle çalıştıklarını ve sonunda çok mutlu olduklarını ifade etti.
Dünyada en hızlı yükselen turizm ülkelerinden birinin Türkiye olduğunu belirten Ersoy, “İnşallah bundan sonra da 100 milyar dolar hedefimize varmak için adımlarımızı doğru bir şekilde atıyoruz. Bu ekibin içinde Marmaris’te olacak inşallah. Bunların hepsine 31 Mart günü karar vereceğiz. Hep beraber ulaşacağız hedefimize. Bugüne kadar vermiş olduğunuz destekten dolayı hepinize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Programda, AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, Cumhur İttifakı Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Cumhur İttifakı Marmaris Belediye Başkan adayı Serkan Yazıcı da birer konuşma yaptı.
Toplantıya, Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça, MHP İl Başkanı Oğuz Akarfırat, turizm sektörü ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Gündüzlü Engelsiz Yaşam Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Açılışta Bakan Göktaş’ın yanı sıra Milliyetçi Hareket Partisi Ankara İl Başkanı Alparslan Doğan, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Başkan Adayı Turgut Altınok, AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan, AK Parti Ankara Milletvekilleri Jülide Sarıeroğlu ve Lütfiye Selva Çam, Cumhur İttifakı Mamak Belediye Başkan Adayı Asım Balcı, çok sayıda davetli ve vatandaşlar da yer aldı.
Bakan Göktaş, Bakanlık olarak herkesi kapsayan bir hizmet yelpazesine sahip olduklarını belirtti. Özel gereksinimli bireylere yönelik hizmetleri ayrıca önemsediğini kaydeden Bakan Göktaş, 22 yıllık AK Parti iktidarları süresince atılan önemli adımların arasında engelli bireylere ve ailelerine yönelik hizmetlerin kendileri için ayrı bir gurur vesilesi olduğunu ifade etti. Bakanlığa bağlı 106 engelli bakım ve rehabilitasyon merkezinde 7 bin 53 engelli bireye, ayrıca 312 özel bakım merkezinde 29 bin engelli bireye yatılı bakım hizmeti verildiğini söyleyen Göktaş, 2024 yılı ocak ayı itibariyle 143 umut evinde 594 özel gereksinimli vatandaşın ev ortamında bu hizmetten faydalandığını söyledi.
“Sahaya yansımayan politikanın kıymeti yoktur. Bu sebeple geliştirdiğimiz politikaları başarıyla uygulamaya geçirdik”
Bakan Göktaş, 2002 yılından bugüne özel gereksinimli vatandaşlar için Türkiye’de ilkleri başardıklarını vurgulayarak, “2005 yılında Türkiye’nin ilk Engelliler Kanunu’nu çıkararak hukuki altyapımızı oluşturduk. Sonrasında Birleşmiş Milletler Engelliler Haklarına ilişkin sözleşmeyi imzalayan ilk ülkelerin arasında yer aldık. 2021 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mız tarafından ilan edilen 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi de bu politikalarımızı belirleyen temel yol haritamızdır. Bu vizyon doğrultusunda engelli hakları ulusal eylem planımızı bu yıl Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle uygulamaya da başladık. Sahaya yansımayan politikanın kıymeti yoktur. Bu sebeple geliştirdiğimiz politikaları başarıyla uygulamaya geçirdik. Engelli bireylerimize yönelik gündüz bakım ve rehabilitasyon ve aile danışma merkezlerimizle ülke genelinde her ilde en az bir merkez olacak şekilde planladık” dedi.
“AK Parti’de hizmet siyaseti bir bayrak yarışıdır”
Açılışı yapılan bakımevinin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Altındağ Belediyesi arasındaki protokolle hayata geçirildiğini sözlerine ekleyen Göktaş, bakımevinin engelli ailelerine büyük kolaylık sağlayacağını belirterek sözlerine şu şekilde devam etti:
“Cumhurbaşkanı’mız birçoğumuzun gözünde hala İstanbul’u İstanbul yapan efsane belediye başkanıdır. ‘Sevdam İstanbul’ diyerek başladığı yolculuğunu hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Cumhurbaşkanı’mızın şehrine sevdalı belediye başkanı profilini tüm başkanlarımız kendine örnek aldılar. Başkanı oldukları şehirlere, ilçelere büyük bir aşkla hizmet ettiler. Hepimizin bildiği bir başka gerçek de şudur ki AK Parti de hizmet siyaseti bir bayrak yarışıdır. 5 yıldır Altındağ için canla başla çalışan Asım Başkanımız bayrağı Veysel Başkanımıza devrediyor. Asım Başkanımız aynı heyecanla Mamak’a hizmet etmek üzere tekrar yola çıkıyor. Biz de inşallah Asım Başkanımıza çıktığı yolculukta destek olacağız, orada da engelsiz yaşam merkezini göreceğiz.” – ANKARA
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde projeleri inceledi
MALATYA – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Malatya’nın Doğanşehir ve Akçadağ ilçelerini ziyaret ederek TOKİ tarafından deprem sonrası yapılan çalışmaları inceledi. Bakan Özhaseki, önümüzdeki ay itibariyle yapacakları konut sayısının 75 bini bulacağını söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, depremin en çok etkilediği ilçelerden biri olan Malatya’nın Doğanşehir ilçesini ziyaret ederek devam eden çalışmaları inceledi, yetkililerden bilgiler aldı. Malatya’da incelemelerini tamamladıktan sonra hasarın büyük olduğu ilçelerden biri olan Doğanşehir ilçesine geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, yapımı devam eden deprem konutları ve kırsaldaki köy konutlarını inceledi.
“14 milyon insanımız depremden zarar gördü”
AK Parti Doğanşehir Belediye Başkan Adayı Zekeriya Çelebi’nin seçim ofisi açılışı törenine de katılan Bakan Özhaseki, 6 Şubat depremlerinin büyük bir afet olduğuna değinerek, “Depremde 680 bin ev yıkılmış, 170 bin kadar da iş yeri tek katlı müştemilat, ahır yıkıldı. Kolay değil tam 850 bin hasarlı ev var. 14 milyon insanımız depremden zarar gördü. 53 binden fazla kardeşimizi toprağa verdik. Bu işin manevi acısını soruyorsanız, o içimizdeki acıyı bizlerdeki acıyı, bu millettin içindeki acıyı ölçecek bir alet daha icat olmadı. Cenabı hak bir daha göstermesin böyle bir afet. Ama şunu bilin ki bin yıllık bu Anadolu medeniyetimizde karşımıza gelebilecek en büyük felaket buydu. Bundan daha büyük bir felaketle karşılaşmamıştık” dedi.
“Bizim için insan önemli, baştaki idare önemli değil”
Deprem sonrası yapılan çalışma ve yardımların da zaman zaman siyasi polemik konusu yapıldığını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bunu yapanlara diyorum ki, Hatay Cumhuriyet Halk Partisi’nde değil mi? Evet. Bizim en büyük belediyelerimiz Konya, Bursa, Denizli, Kocaeli’yi Hatay’a gönderdik. Bizim için insan önemli, baştaki idare hiç önemli değil. Onlar gelir geçer ama orada yaşayan insanlarımız bizim kardeşimiz” ifadelerini kullandı.
“Önümüzdeki ay itibariyle yapacağımız konutlar 75 bini bulacak”
Bakanlık olarak deprem sonrası kalıcı konut ve işyerlerinin yapımı için hemen kolları sıvadıklarını da ifade eden Özhaseki, “Gece gündüz demeden çalıştık. Binlerce konutun yapımı devam ediyor. Önümüzdeki ay itibariyle de yapacağımız konutlar 75 bini bulacak. Sonra her ay 10-15 bin civarında konutu bitirip hak sahiplerine teslim edeceğiz. Doğanşehir ilçesinde de 6 bin 900 civarında hak sahibi belirlendi. Bunların neredeyse tamamının evlerinin inşasına başladık ve kısa süre içerisinde bitirerek hak sahipleri teslim edeceğiz, bundan hiç kimsenin endişesi olmasın” ifadelerine yer verdi.
“Tek dertleri Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun”
Konuşmasında Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ortaya çıkan Millet İttifakı’nı da eleştiren Bakan Özhaseki, “İşte görüyorsunuz biz Cumhur İttifakı’nın paydaşları belli, Allah Cumhurbaşkanımıza da, Devlet Bahçeli beye de uzun ömürler versin. Kendilerine her zaman dua ediyoruz. Çünkü onların derdi devlet, millet. Onların derdi bu milletin bölünmez bütünlüğü. Fakat bir de karşımızda ittifak vardı. Nerede şimdi onlar? Allah iyilik versin darmadağın oldular. Neden darmadağın oldular? O günlerde birbirlerine müthiş övgüler düzüyorlardı. Müthiş demokratlardı, uzlaşıyla geliyorlardı, Türkiye’yi kurtaracaklardı. Başındaki insana övgüler diziyorlardı, ne oldu? Şimdi başladı itiraflar. ‘Zaten biz bu Kılıçdaroğlu’nu istememiştik’ diye. Milletvekili diyor ki ‘Ben zaten buna oy vermedim’ Orada bir parti diyor ki ‘Bunun seçilemeyeceği belliydi zaten’ öbürü çıkıyor diyor ki ‘Allah’tan ki bizimkiler iş başına gelmemiş. Allah’tan millet ittifakı kazanamamış, yoksa bunların yapacağı bir şey yoktu. Emin olun arkadaşlar bu söylediklerimin hepsini kendileri söylüyor. Allah’tan iktidara gelselerdi bu inşaatların hepsi kalırdı bunun farkındayız biz. Aslında birbirine benzemezler ordusu. Ne aynı düşünüyorlar ne aynı yöne bakıyorlar ne de siyasi görüşleri, sosyal görüşleri, askeri görüşleri hiç birbirine benzemiyor. Bu kadar muhalifin olduğu yerde bir medeniyet doğar mı? Hiç birisi birbirini yolda görse selam vermez, hiç biri yanına eşini alıp öbürüne çay içmeye bile gitmemiştir. Fakat bir tek dertleri vardı. Recep Tayyip Erdoğan gitsin ne olursa olsun” diye konuştu.
Özhaseki, yapımı tamamlanmak üzere olan köy konutlarını inceledi
Bakan Özhaseki, Doğanşehir ilçesi Yolkoru Mahallesi’nde de yapımı tamamlanmak üzere olan köy konutlarını da yerince inceledi. Burada basın mensuplarına bilgiler veren Bakan Özhaseki, “130 metre kare bürüt, tek katlı, verandalı, bahçeli konutlar yapmaya devam ediyoruz. Bu sadece bir örnek. 4 bin 333 yerde bu tür konutlar devam ediyor. Şehir merkezlerinde de devam ediyor. 18 ilimiz de hasar gördü, buralara binlerce konut yapılacak” diye konuştu.
Balan Özhaseki, daha sonra Akçadağ ilçesine geçerek ilçe merkezinde Emlak Konut tarafından yapılan çarşı projesini inceledi. Özhaseki son olarak AK Parti Akçadağ İlçe Başkan Adayı Hasan Ulutaş’ın seçim ofisini ziyaret ederek vatandaşlarla buluştu.
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin adayı Böcek, basın mensuplarıyla buluştu. Geniş bir katılımın olduğu toplantıda Başkan Böcek’in 5 yılda kente kazandırdığı hizmetler anlatılırken, yeni dönemde hayata geçireceği 132 projenin de tanıtımı yapıldı.
Beş yıllık görev süresinde birçok olumsuzluk ile karşı karşıya kalmasına rağmen Antalya’ya hizmetin hiç aksamadığını söyleyen Böcek, şöyle konuştu:
“Dünyanın göz bebeği Antalya’mız için borç lügatı yapmadan çalışmalara başladık. Antalya’ya hizmet eden herkese teşekkür ettik. Yarım kalan projeleri tamamladık. Göreve geldiğim de hiç unutmam ‘ASAT’ın elektrikleri kesilecek’ dediler. 2018 Ağustos ayından 2019 Mart ayına kadar 78 milyon liralık elektrik borcu ödenmemiş. Aylık 5 milyon 130 bin TL faiz ödüyorduk. Gerekli tasarrufları yaptık. Hiçbir çalışma arkadaşımızı siyasi görüşü nedeniyle cezalandırmadık. Sadece 28 arkadaşımız siyaset yaptığı için disiplin kurulu kararı ile işten çıkarıldı, 38 arkadaşımızın görev yeri değişti. Sosyal belediyecilik ilkesiyle kimseyi kırmadan Antalya’mızın aydınlık geleceği için çalıştık.
“EXPO ALANINI CANLI TUTACAĞIZ”
Antalya’da 2 olan festival sayısını 8’e çıkardık. Ülkede ortaya çıkan ekonomik krize rağmen hizmetlerimiz hiç aksamadı. Hatırlarsınız hükümet ‘EXPO alanına tramvay yapıyoruz’ diye lansman yaptı. Seçimden sonra EXPO’nun tramvay parasını, 379 milyon TL’yi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldılar. Bugünün parasıyla 2 milyar TL’dir. EXPO için Antalya’daki bütün belediyelerin gerçekleşen bütçelerinin binde 2’sini aldılar. Şu an EXPO’da sünnet düğünü yapılıyor. EXPO hevesimiz 6 ay sürdü, sonrasında atıl bir şekilde bırakıldı. Antalyalı vatandaşlarımızın parasını oraya yatırdık. Şimdi düğün yapılıyor. Yeni dönemde Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak EXPO alanında gastronomi festivali gibi birçok etkinlik yaparak EXPO alanını canlı tutacağız. EXPO alanına yönelik tarım ve turizm alanına yönelik önemli projelerimiz olacak.
“TÜRKİYE’NİN EN UCUZ SUYUNU SUNAN BELEDİYEYİZ”
Yerelden kalkınma projesiyle bugüne kadar yapılmayan birçok proje hayata geçirdik. Çiftçimize, üreticimize makine teçhizat yönünden gerekli bütün destekleri, teknolojik yenilikleri sunduk. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza yönelik 50 ton suyu 50 TL yaptık. Türkiye’nin en ucuz suyunu halkımıza sunan belediyeyiz. 5 ton suyu 5 TL yaptık. Şu an beş ton su bir ekmekten daha ucuz. Bunları hep tasarrufla yaptık. Sosyal yardım alan vatandaşlarımıza 10 tona kadar suyu ücretsiz yaptık. Engelli bireylerimize yönelik yüzde 10 olan su indirimi yüzde 40’a çıkarttık. Üniversite öğrencilerimize 5 ton suyu ücretsiz yaptık. Şimdi 10 tona çıkartıyoruz.
“77 PROJE İLE YOLA ÇIKTIK, 182 PROJE TAMAMLADIK”
3 bin 311 kilometre içme suyu hattı yaptık. Türkiye’de 30 Büyükşehir arasında bu bir ilktir. 514 kilometre kanalizasyon yaptık. Aksu’ya gidin orda köfteciler vardır yanında kokudan durulmazdı. Kepez ilçesine 162 km kanalizasyon yaptık. Finike’nin denizin kenarındaki 8 mahallede kanalizasyon yoktu. Bunları dahi tamamladık. Beş yıllık süreçte 77 projeyle yola çıktık, 182 proje tamamladık. Antalya’mız konserlerin iptal edilmediği siyaset üstü bir şehirdir. Antalya’mızda ne Ata’mızdan ne de Cumhuriyeti’mizden öden vermedik, vermeyeceğiz. Biz önce bize seven seçen insanlara Allah’ımıza hesap veriyoruz. Sonra halkımıza hesap veriyoruz. Ben Antalya’da 2002 yılından itibaren muhalefette çalışan bir belediye başkanıyım. Antalya’nın en büyük fuar ve kongre merkezini yaptık. Doğal gazı bitmiş bir Konyaaltı inşa ettik.
“BİZ İNSANLARA DOKUNUYORUZ”
Geleceğimizin teminatı çocuklarımıza yatırım yapıyoruz. 11 kreş yaptık. Bizim anlayışımızda belediyecilik insanların yaşamlarını kolaylaştırmaktır. Kovid dönemini hatırlayın. Yeri geldi hesaplarımıza bloke kondu. Biz oradaki insanlara yardım ettik. Askıda fatura uygulaması yaptık. Birçok vatandaşımıza destek olduk. Belediye mülklerimizde kiralarımızı öteledik. Esnafa yönelik 23 TL olan su ücretini 11 TL’ye düşürdük. Sosyal belediyecilik anlayışı ile öğrencilerimize 8 bin TL burs desteği veriyoruz. Antalya’da İmar Yönetmeliği’ni güncelledik. Bütün belediye başkanı arkadaşlarımızı davet ederek yaptık. Ben bilirim anlayışı ile yapmadık. 2022 yılında Deprem Master Planı çalışmalarına başladık. 19 ilçenin yapı stokunu envanterini çıkartıyoruz. Bütün belediyelerimize 7 defa yazı yazdık. Serik ve Kepez Belediyesi yapı stoku envanterini göndermedi. İnsanların deprem olmadan can güvenliği önemli bizler için. Biz insanlara dokunuyoruz.
“KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NA SESLENİYORUM: BU KADAR UCUZ SİYASET NEDEN YAPILIR”
26 milyon vatandaşa hizmet ediyoruz. Burası Antalya; böyle denizi, kumu, antik kenti olan başka bir şehir yok. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanı’mıza sesleniyorum. Halka hizmet hakka hizmettir. Biz Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Turizm Bakanlığı iş birliği ile Belek Arıtma’yı yaptık. 20 yıl Antalyalının atıksu gelirini verdik. Sayın Bakan geçtiğimiz günlerde Kemer’de arıtmayı ziyaret etmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Kemer Arıtma’yı yakında bitiriyoruz demişler. 14-28 Mayıs’ta Sayın Cumhurbaşkanı Antalya’ya geldi. Ona da yalan söylediler. ‘CHP’li belediyeler arıtma yapmıyor biz yapıyoruz’ diye. Kimse babasının malını bağışlamıyor. Kimse kusura bakmasın burası Antalya. Antalya Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, Muhittin Böcek ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy imzası ile 27 yıl Kemer’de atıksu gelirimizi verdik. Müteahhitlik anlaşması gibidir. Ne var bunda? Bu projeyi Antalya Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle ile yapıyoruz deyin. Bu kadar ucuz siyaset neden yapılır?”
Geçen beş yıllık süreçte ek bütçeler yapmak zorunda kaldıklarını aktaran Böcek, şöyle devam etti:
“Yaptığımız 1.8 milyar TL’lik bütçe mazot ve enerji parasıdır. 2022 yılında Ekim ayında ASAT’a 34 milyon elektrik parası geldi. 2023 yılı Ekim ayında ise 184 milyon elektrik parası geldi. Sadece bir aylık elektrik bedeli bu. Türkiye’de 30 Büyükşehir Belediye arasında sudaki KDV indirimini ilk uygulayan belediyeyiz.
“ATATÜRK’ÜN YOLUNDA YÜRÜYEN HERKESİN OYUNA TALİBİM”
Biz kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Bizim sevdamız Antalya’dır. Gazipaşa’dan Kaş’a kadar. Bir mahallede kaç oy aldık diye bakmadım. Benim hayatımın geçtiği şehir Antalya. Hayatımın ikinci yaşamını verdiği bu şehirde gençlere, kadınlara, çocuklara, büyüklerimize özgürce yaşayabileceği, aydınlık bir şehre azimle gururla devam edeceğiz. Türkiye’nin ittifakı kurulmuştur. Antalya’da Antalya’nın İttifakı kurulmuştur. Ben kendisini Türkiye Cumhuriyeti kabul eden ezana, al bayrağı sahip çıkan, Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürüyen AK Partili, ülkücü vatandaşımın da oyuna talibim. Tüm ittifakın belediye başkanıyım. Bütün vatandaşların memnuniyeti sonucunda ‘Herkesin Başkanı’ olmaya devam edeceğim.”
“ALTIN PORTAKAL’I SEÇİME KURBAN ETTİLER”
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Başkan Muhittin Böcek, Altın Portakal Film Festivali’nin 60’ıncı yılında hükümetin baskısıyla iptal edildiğini söyledi. Devletin dört tane bakanının açıklama yaptığını hatırlatan Başkan Böcek, “Herkesin özgürce yaşadığı bu şehirde sadece seçime kurban ettiler kimse kusura bakmasın. Türkiye İttifakı’nın desteğiyle yeniden göreve geleceğiz ve Altın Portakal’ın altmışıncısını Muhittin Böcek olarak yapacağım” dedi.
Yeni dönem için hazırladıkları vizyon projelerin tüm vatandaşlara dokunacağını aktaran Başkan Böcek, Fransız Kalkınma Ajansı’ndan buldukları 59 milyon 850 bin Euro’luk krediye hazine garantisi verilmediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fransız Kalkınma Ajansı bize güvendi krediyi çıkardı. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde bu krediye Ak Parti’li arkadaşlar ret verdi. Antalya’da seçim siyaset bu kadar böyle ucuz mu olur? Böyle küçük işlerle uğraşılır mı? Şimdi bu krediyle yılda 500 milyon lira harcadığımız atık çamuru bertarafı için yakma tesisi kuracağız. Hızla gelişen Altıntaş bölgesinin nüfusa yönelik Lara Arıtması’nın kapasitesini iki katına çıkaracağız. Ayrıca Altıntaş bölgesinin altyapısını, pazar yeriyle, spor sahalarıyla kısa sürede tamamlayacağım.”
Türkiye’nin turizmden 45 milyar dolar olan gelirinin 20 milyar dolarının Antalya’dan sağlandığının altını çizen Başkan Böcek, 26 milyona ev sahipliği yaptıklarını ancak 2 milyon 696 bin nüfusa göre devletten pay aldıklarını kaydetti. Kundu Turizm Yolu’yla ilgili proje için turizmcilerle birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’u ziyaret ettiklerini anlatan Böcek, şu bilgileri verdi:
“ANTALYA’DAN KAZANIP ANTALYA’YA YATIRIM YAPILMIYOR”
“Bakanımız ‘Paramız yok’ dedi. Antalya’dan kazanıp Antalya’ya yatırım yapılmıyor. En azından burada yarısını siz verin dedik onu da vermediler. Şimdi toplantılar yapıyor Sayın Bakanımız muhtarlarımıza falan, belediye başkanı adaylarıyla çalışıyorlar. Arkadaşlar Antalya’da tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.”
EMEKLİLER İÇİN YAŞAM KÖYÜ PROJESİ
Antalya’da 490 bin emekli yaşadığı bilgisini veren Başkan Böcek, şunları dile getirdi:
“O emekli asgari ücret bile alamıyor şu anda. Yazık değil midir? Eğer bir ülke emeklisine sahip çıkamıyorsa ondan bir şey olmaz denir. Bizim yaşlılarımızın konaklayabileceği Yaşam Köyü, Yaşlı Bakım Evleri projelerimiz var. Ayrıca şehit yakınlarına, dul ve yetimlerine yönelik bir çalışma içerisindeyiz. İnsanların yanında olacağım.”
Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan önce 20 yıl Konyaaltı Belediye Başkanlığı yaptığını hatırlatan Böcek, şunları kaydetti:
“107 MECLİSİN 71’İNE KATILMAYANLAR BÜYÜKŞEHİR’E TALİP OLMAYA ÇALIŞIYOR”
“20 yılda toplam 10 ya da 15 kez büyükşehir belediye meclisi toplantısına katılamadım. Şimdi Büyükşehir’e talip olan arkadaşlar son beş yıllık süreç içerisinde 107 meclis toplantısının 71’ine katılmamış. Hani rakibiniz diyorsunuz ya, rakibim yok benim rakibim kendim. Eğer bir yere talip olduysanız kent adına, ilçenizin A’dan Z’ye her şeyiyle ilgileneceksiniz. Şov yapma yeri değildir meclisler. 107 meclisin 71’ine katılmayan arkadaş Büyükşehir’e talip olmaya çalışıyor. Kimse kusura bakmasın. Siyaset insanların gözünü boyamak insanlara yanlış şey söylemek değildir. Ben kendimi Antalya’ya adadım derken, 20 yılda 10 veya 15 defa meclise katılmamışım. Sen 5 yılda 107 meclisin 71’ine katılma, oradan Bakanlığın yapacağı işleri konuş, doğru olmayabilir. Biz Antalya’da hemşerilerimizi kandırmadık. Hiç olmayacak şeyleri konuşmadık. Hizmetin hasedi olmaz. Antalya’mız için çivi çakan iktidarıyla muhalefetiyle belediye başkanlarına kurum kuruluşlarımıza her ortamda teşekkür etmeden çekinmedik.”
Ulaşımla ilgili sorulara da cevap veren Başkan Böcek, son 5 yılda Antalya nüfusunun 184 bin 549 kişi arttığını, 387 bin 696 yeni aracın trafiğe çıktığını kaydederek, sözlerine şöyle son verdi:
“Bunun içinde servisler yok. Depremden sonra 11 ilden gelen vatandaşlarımız yok. Rus-Ukrayna Savaşı’ndan sonra gelen yabancı plakalar yok. Göreve geldikten sonra ne bir cadde kapattım, ne bir yanlış bir işlem yaptım. 125 hem uzaktan erişim hem akıllı kavşak yaptık. Cırnık köprüsünü genişlettim, 4-5 şeride çıkardım. Trafik denetleme merkezi kurduk, Gazipaşa’ya kadar tüm trafik ışıkları kontrolümüzdedir. 102 yeni otobüs aldım. İktidar oldun mu yapman gerekenler çok açıktır, bellidir. Çevre yolları yapılmalı. Hızlı tren ihalesi yapıldı şimdi. Her seçim dönemi bir ihale yapılıyor bu yollarla ilgili. Antalya da bunlara artık yani yeter diyecek diye düşünüyorum.”
]]>Bakan Işıkhan, açılış programındaki konuşmasında, Öz Sağlık-İş Sendikasının 10’uncu kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, sendikanın ciddi bir örgütlenme ve büyüme ile 10 yılda sendikacılıkta kıymetli bir noktaya geldiğini söyledi.
Sağlık sektörünün insanı koruma ve yaşatma görevini üstlendiğini vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:
“Sağlık emekçileri bu kutsal görevi ifa ederken, her türlü zorluğa rağmen fedakarca çalışmaktadır. Gece gündüz demeden, insan sağlığı için var güçleriyle mücadele etmektedirler. Öz Sağlık-İş’in yeni genel merkezi, bu değerli emekçilerin haklarını korumak, onların sesi olmak, çalışma koşullarını geliştirmek adına önemli bir merkez olacaktır. Burası, sağlık çalışanlarının bir araya gelerek sorunlarını dile getirebileceği, çözüm önerileri sunabileceği, birlikte daha güçlü adımlar atabileceği bir merkez olacaktır.”
Işıkhan, sendikanın yeni genel merkez binasının sadece fiziksel bir mekan olmadığını, aynı zamanda emekçilerin birlik ve dayanışma ruhunu yansıttığını da dile getirdi.
Işıkhan, şunları kaydetti:
“Bu ruh, sendikacılığın temel taşıdır ve bizleri geleceğe taşıyacak olan en büyük güçtür. Unutmayalım ki sağlık sektöründe başarı ancak birlikte hareket ederek, ortak amaçlar doğrultusunda ilerleyerek, dayanışma içinde olarak mümkün olacaktır. Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve kalitesi, sizin çalışma koşullarınıza bağlıdır. Bu nedenle, sendikamızın güçlenmesi ve sesinizin daha fazla duyulması, sizlerin haklarını korumak ve geliştirmek noktasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak ben de her zaman yanınızda olacağım.”
“Taşeron sistemini çöpe attık”
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayınlanmasının ardından kamudaki taşeron işçilerin 2018 yılında kadroya alındığını anımsatarak, şunları söyledi:
“Bugün bu sendika, bu devasa hizmet binasına ve 200 binden fazla üyeye sahipse bunun en büyük kahramanlarından biri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ona buradan tekrar teşekkür ediyoruz. Taşeron sistemini çöpe attık ve Türkiye çalışma hayatında yüzde 9 olan sendikalı işçi sayısını yüzde 15’e çıkarttık. Bu yeterli değil ama bu büyük değişim dünyada da ses getirdi ve örnek alındı. Onun için bu kahramanları unutmayacağız. 10 yıl önce kurulan Öz Sağlık-İş, 10 yıl sonra Türkiye’nin üçüncü büyük, iş kolunun ise en büyük işçi sendikası oldu. 10 yılda Türk endüstri ilişkiler sisteminde, Türk çalışma hayatında böyle bir başarı hikayesi yok. Emeği olan herkesi kutluyorum.”
Konuşmaların ardından, Bakan Işıkhan, HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert ve protokoldekiler tarafından yeni hizmet binasının açılış kurdelesi kesildi.
Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Turgut Altınok, bazı AK Parti Ankara milletvekilleri ve sendika üyeleri katıldı.
]]>Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) yapılan açıklamaya göre Bakan Tekin, Bakanlık yöneticileri ve 81 ilin milli eğitim müdürüyle Gölbaşı Mogan MTAL Uygulama Oteli’nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında, göreve başladığı tarihten bu yana hayata geçirilen eğitim politikalarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için istişarelerde bulunmak amacıyla toplantı düzenlendiğini anlatan Tekin, sahada karşılaşılan bir aksaklık varsa el birliğiyle gerekli tedbirleri alacaklarını ifade etti.
Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.
Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, hayata geçirilen her projenin, atılan her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarla paylaşılması gerektiğine işaret etti.
Tekin, “Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız. Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum. İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, “asrın felaketi”nde “asrın birlikteliği” anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini vurguladı.
Mevzuat değişiklikleriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz.” dedi.
Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini, bunun için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.
“İkinci dönem sonunda da etkinlikler organize edeceğiz”
Yusuf Tekin, her dönemin son haftasını “etkinlikler haftası” olarak ilan ettiklerini belirterek, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
YKS soru havuzunda, müfredat ve ders kitabı vurgusu
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını istedi. Tekin, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Tekin, mesleki teknik eğitim alanında yeni model çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, ” Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için ‘bölge’, ‘ihtisas’, ‘sektör içi’ ve ‘sektöre entegre’ olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçirdik. Bu doğrultuda illerde de gerekli çalışmalar yapılması önemli.” dedi.
Bakan Tekin’in ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.
Toplantıya, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, Ömer Faruk Yelkenci, Nazif Yılmaz, Kemal Şamlıoğlu, genel müdürler ve 81 ilin milli eğitim müdürü katıldı.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Gaziosmanpaşa’da Bartınlılar Derneği’nin yeni binasının açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Tunç, “Derneğimizin yeni yerinin hayırlı uğurlu olmasını Cenabı-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Önümüzde bir seçim var, sandığa gideceğiz. Gaziosmanpaşa için İstanbul için Türkiye için en doğru kararı vereceğiz inşallah. Hemşehrilerimiz özellikle 94’de temelleri atılan gerçek belediyeciliğin İstanbul’da yeniden başlaması için bir karar verecekler. Ülkemizin gelişmesi, kalkınması için 22 yıldan bu yana cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir mücadele veriyoruz. 94’te Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşanılamaz hale getirdiği İstanbul’un nasıl 4-5 yıl içerisinde yaşanabilir hale getirildiğini o dönemde İstanbul’da yaşayanlar olarak sizler ve ben de o dönemde İstanbul’daydım, çok iyi hatırlıyoruz. Suları akmayan bir İstanbul vardı. Havası solunamayan bir İstanbul vardı. Çöpleri toplanamayan bir İstanbul vardı. Cumhurbaşkanımız o dönem yaşanılamaz denilen İstanbul’u 4-5 yılda yaşanabilir hale getirdi” diye konuştu.
Bakan Tunç, “22 yıldan bu yana hep önce insan dedik. İnsanımızı güçlendirmemiz lazım dedik. Çocuğuyla, kadınıyla, ailesiyle insan güçlü olacak ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun dedik. Eğitime önem verdik. En fazla payı çocuklarımızın eğitimi için bütçede onlara ayırdık. Sağlığa önem verdik. Pandemi sürecinde İtalya’daki, Yunanistan’daki, Avrupa ülkelerindeki o sıkıntıları hep beraber gördük. Türkiye sağlam sağlık alt yapısıyla o süreçleri başarıyla geçirdi. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştık. Hep adalet dedik, hukukun üstünlüğü dedik. Bundan sonra da böyle demeye devam edeceğiz inşallah. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle memleketimizi geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayiinde yüzde 80 yerlilik oranını yakaladığımız için terörle mücadelede başarılı olduk. Güneyimizde terör devleti kurdurmak isteyen küresel güçlere müsaade etmedik, kuramazsınız dedik, kurdurtmayız dedik. Savunma sanayiindeki yüzde 80 yerlilik oranını yakalayamasaydık bu başarıyı sağlayabilir miydik? Sağlayamazdık” ifadelerini kullandı.
“Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik”
“Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz” diyen Bakan Tunç, “Libya ile mutabakat yaparken, askerimizi oraya gönderirken muhalefet ne dedi? ‘Ne işimiz var Libya’da’ dedi. Biz Libya’ya boşuna mı gittik. Doğu Akdeniz’deki petrol yatakları, doğalgaz kaynakları gelecekte keşfedildiğinde çocuklarımızın kaynağı onlar. O mavi vatanımızdan bir damla suyu peşkeş çektirtmeyiz dedik ve çektirtmedik. Rusya- Ukrayna savaşı çıktığında muhalefet bir tarafı tutalım dedi. Olmaz dedik, hakkaniyetli ve dengeli politikamızı yürüteceğiz ve millet olarak bundan zarar görmememiz lazım dedik. Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz. 31 Mart’ta milletimizin vereceği karar doğrultusunda inşallah hükümetle uyumlu belediye başkanlarımız yerelde gerçek belediyeciliği uygulayarak inşallah herkese eşit, adil hizmeti götürmeye devam edecekler. Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik. Gerçek belediyecilik katılımcı, ulaşılabilir belediyecilik. İstanbul için yeniden İstanbul, sadece İstanbul dediğimiz bir belediyecilik” dedi.
Yerel yönetimlerde istikrarın şart olduğuna vurgu yapan Bakan Tunç, “5 yıllık dönem maalesef İstanbul’da bir algı belediyeciliğinden öte geçemedi. Geçmişte devam eden projeleri sanki kendi projesiymiş gibi sosyal medyada paylaşarak zaman geçirdi. İstanbul’da kar yağdı yollar tıkandı. Kendisi balıkçıda büyükelçi ile keyif çattı. Sonrasında Elazığ’da deprem oldu, Erzurum’daki kayak keyfini yarıda bırakmadı. İstanbul’da sel oldu, Bodrum’da tatilini bir saatliğine kesebildi, sonra tekrar koşarak gitti. Sonuna kadar beklesen ne olur. Ben tatili çok seviyorum diyebildi. Muhalefetin durumunu görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkardıkları kişiyi sonrasında kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. 8-9 tane yardımcı vardı. Ne oldu bu yardımcılar? Şimdi hepsi birbirine düştü. Demek ki bunlar bir iktidara gelmiş olsalardı, iktidarda bunların hali ne olacaktı. Paylaşabilecekler miydi acaba. Muhalefeti paylaşamadı bunlar. O nedenle yerel yönetimlerde de istikrar şart, uyum şart. Her belediyeye hükümetten nüfusa göre pay verilir, bütçe verilir ama o bütçeyi doğru kullanmak önemlidir. Gaziosmanpaşa’da doğru kullanmaya devam edeceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Esenyurt’taki Zonguldak Bartın Karabük Eski 67li’ler Derneği’nde hemşehri buluşması programına katıldı. Programda konuşan Bakan Tunç, Esenyurt’un İstanbul’un en önemli ilçelerinden biri olduğunu belirterek, “Esenyurt, Türkiye’nin en kalabalık ilçelerinden birisi. İstanbul’un en büyük ilçesinin en iyi şekilde yönetilmesi gerekiyor. 94’lü yıllarda temelleri atılan, belediyecilik sonrasında AK Partili yıllarda eser ve hizmet siyasetiyle birlikte bütün Anadolu’da bir ekol, bir marka haline geldi. İstanbul’daki o başarı ne oldu, dalga dalga Anadolu’ya yayıldı. İşte Türkiye’nin 81 vilayetini yatırımlarla donattık. Ne dedik biz, ‘İnsanı yaşat ki devlette yaşasın.’ Bunu bir slogan olarak söylemedik biz. Hep önce insan dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. ve güçlü insan, güçlü aile olsun, güçlü aile, güçlü toplum olsun dedik. ve insanımızın refahını artırmak için çalıştık” diye konuştu.
“Milletimizin refahını artırmaya çalışırken vesayetçi anlayışın direnişiyle karşı karşıya kaldık”
Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe taşımak adına verilen mücadeleyi vurgulayan Bakan Tunç, “Türkiye’yi terörden arınmış, huzurlu bir geleceğe taşımak adına milletimizle beraber önemli mücadeleler yaptık. Tabii ekonomimizi 3 kat, 4 kat büyütürken, milletimizin refahını artırmaya çalışırken vesayetçi anlayışın direnişiyle karşı karşıya kaldık. Gezi olayları, 17-25 emniyet yargı darbe girişimleri, terör olaylarının azdırılması, ülkemizin değişik yerlerinde patlamalar, hendek kazmalar. Tüm bunlarla karşı karşıya kaldık. Tabii 15 Temmuz hain FETÖ darbe kalkışması ile karşı karşıya kaldık. Ama milletimizin şanlı direnişiyle ülkemizin kutlu yürüyüşünü durdurmak isteyenlere fırsat vermedik ve bundan sonra da vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.
“Gerçek belediyecilik her mahalleye, her sokağa adaletli davranmak demektir”
Belediyecilik anlayışlarının her mahalleye eşit hizmet götürmek olduğunun altını çizen Bakan Tunç, “Gerçek belediyecilik, her mahalleye, her sokağa, herkese adaletli davranmak demektir. Gerçek belediyecilik kalkınmacı, üretken belediyeciliktir. Her şehir için yeni projeler üreterek, bunu hükümete ve bakanlara teklif eden ve bunun da gerçekleşmesini istiyorum diyen belediyeciliktir” dedi.
“Esenyurt ve Büyükçekmece’ye Adalet Sarayı’nı kazandıracağız”
Esenyurt’ta ve Büyükçekmece’de hizmet verecek yeni Adalet Sarayı’nın 2024 yatırım programına alındığını ifade eden Bakan Tunç, “Esenyurt’ta, Büyükçekmece’ye de, bölgeye hizmet verebilecek ve tüm adliyeleri tek çatı altında toplayabilecek arsamızı da tahsis ettirdik. Proje çalışmalarımız devam ediyor. Esenyurt ve Büyükçekmece’ye hizmet edecek olan Adalet Sarayı’nı bu bölgeye kazandıracağız. Diğer bakanlıklarımızın da değişik projeleri var” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Düzce’de KYK Soğancı Konferans Salonunda düzenlenen “Gençlik ve Spor Buluşması”na katıldı. Düzce’nin spor ile iç içe olan bir şehir şehir olduğuna dikkat çeken Bakan Osman Aşkın Bak, geçmişte futbol başta olmak çeşitli branşlarda faaliyet gösteren Düzceli sporular ile bir araya geldiğini söyledi. Türkiye’nin dört bir yanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çok sayıda spor tesisi kazandırıldığına ve Türkiye’nin bu anlamda devrim yaşadığını söyleyen Bak, “Müthiş tesisler yapıldı ve yenileri de yapılmaya devam ediyor. Gençlerimizin, vatandaşlarımızın, sporcularımızın talepleri oldu. Onları birlikte paylaşacağız. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak öncelikle milli ve manevi değerlere sahip, ülkesini seven, kültürünü benimseyen, kültürünü takip eden ama bunun yanında da özgüveni yüksek gençlerle beraber büyümeye devam edeceğiz. Sayısı 400’lere ulaşan gençlik merkezlerimizle, sayısı 300’lere yaklaşan genç ofislerimizle ve sayısı 50 civarında olan gençlik kamplarımızla gençlerimize hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.
“Bizim için en öncelikli konulardan birisi bağımlılıkla mücadele”
Belediyeler ile ortak çalışmalar yürüttüklerini de vurgulayan Bakan Osman Aşkın Bak, “Onlarla beraber gençlik merkezlerimize yatırımlar ve spor tesisleri yapıyoruz. Malumunuz Cumhurbaşkanımız sporun içinden gelen biri, yıllarca spor kulüplerinde yöneticilik yapmış. Gençlik merkezinde pek çok konuyu gençlerimizin talepleri doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. Milyonlarca gencimize hizmet ediyoruz. Bizim için en öncelikli konulardan birisi bağımlılıkla mücadele. Başta internet bağımlılığı, uyuşturucu, alkol başta olmak üzere gençlerimizin geleceklerini tehdit eden, toplumumuzun değerlerini tehdit eden pek çok konuda önleyici olarak etkin bir mücadele yürütüyoruz. Gençlere yapılan yatırımları önemsiyoruz. Özellikle gençlerimizin öz güveninin yüksek olması çok önemli. ‘Ben yaparım, biz yaparız’ demek çok önemli” diye konuştu.
“Erdoğan etkin bir politika yürütüyor”
Bakan Bak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Gençlerimizin başarılı olmasını istiyoruz. Gençlerimizin ışığı olmak istiyoruz ama en önemli şey bu vatanı sevmelerini istiyoruz. Bu coğrafya zor bir coğrafya. Bu coğrafyada Rusya-Ukrayna savaşı oldu. Takip ediyorsunuz, orada yaşananları, insanların yaşadığı durumları görüyorsunuz. Suriye’de, Gazze’de yaşananları görüyorsunuz. Gazze’de yaşananlara sessiz kalmayan bir ülke Türkiye. Lideri olarak da Recep Tayyip Erdoğan, tüm dünyaya orada yaşanan soykırımı anlatmak ve dikkatini çekmek için sürekli çaba harcıyor. Bu noktada da etkin bir politika yürütüyor. Biz her platformda bulunduk. Orada dün Brezilya Devlet Başkanının konuşmasını dinledik. Ona çok baskı yaptılar. O şunu ifade etti; cumhurbaşkanımızın ifadesi gibi, ‘Orada kadınlar ve çocuklar öldürülürken, katledilirken biz buna sessiz kalamayız. Sesimizi yükseltmemiz lazım’. İşte bu bilinci görmemiz lazım. Yaklaşık 30 binin üzerinde kadın ve çocuk katledildi. Biliyorsunuz hepiniz bebekler uyurken sessiz kalınır, çocuklar bebekler öldürülürken sessiz kalınmaz. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bu tip soykırımlara, bu tip zulme sessiz kalamayız. Bu millet zalimin her zaman karışında olmuştur. Zulmü hiçbir zaman desteklememiştir, zulmün karşısında olmuştur. Kanının son damlasına kadar mücadele etmiştir. Bu ülkenin genleri, bu gençlerimizin genleri de bu. Bunlar çok önemli. Sessiz kalamayız. ‘Nasıl katkıda bulunuruz’ ‘Nasıl destek oluruz’ hepimiz bunları gerçekleştiriyoruz. Bu milletin genlerinde çok şükür bunlar var”
“Uçak indikten sonra piste koşan o genç mühendislerin heyecanını gördünüz mü”
Bakan Osman Aşkın Bak, zor günlerin birlikte aşılacağına da dikkat çekerek, “Akıllı, araştıran, bilim teknolojiyi takip eden, sporda da en iyi şekilde ülkemizi en iyi şekilde temsil eden, uluslararası arenada başarı elde eden gençliğe ihtiyacımız var. Sonuçlarını da görüyoruz, hep beraber takip ettik. KAAN 5. nesil uçak. ‘Siz bu uçağı nasıl yapacaksınız?’ dediler. Biz zeki, çabuk algılayan ve çok çalışkan bir milletiz. Bizim içerideki muhalefet dedi ki ‘Kalorifer peteğine benziyor, işte şuna benziyor’ Uçtu. ‘Yok tekerleği şöyle oldu, böyle oldu’ denildi. Pilot uçurdu ‘Motor yerli değilmiş’ denildi. Yerlisini de yapacağız ama teknoloji kazanıyoruz. Uçak indikten sonra piste koşan o genç mühendislerin heyecanını gördünüz mü? İşte Türkiye bu. Başardığı şeyle gurur duyan çılgın Türkler işte bunlar. Hakikatten ben çok gurur duydum. O uçağı yapan mühendisler gece gündüz çalıştılar, ailelerinden uzak kaldılar. Ama o mutluluğu heyecanı gözlerinde gördünüz. Büyük bir başarı hikayesi ve devamı gelecek” ifadelerini kullandı.
Bakan Bak daha sonra proje tanıtımı toplantısına geçti. – DÜZCE
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından 8’incisi düzenlenen Büyük Türkiye Buluşması’nın ikinci gününde gerçekleştirilen Mühendislik Meslek Kanunu ve Teknik Hizmetler Sınıfının Sorunları Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Uraloğlu, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirecekleri hedefler hakkında bir sunum yaptı. Sunumu sırasında bakanlık olarak yük, yolcu, data ve veri taşıdıklarını dile getiren Uraloğlu, “AK Parti hükümetleri döneminde yaklaşık 273 milyar dolarlık ulaşıma yatırım yaptık. Bundan sonra da 2053’e kadar yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Karayollarında 2028’e kadar otoyol 2 bin kilometreye yakın otoyol yapacağız. Demiryollarındaki 14 bin kilometre olan uzunluğumuzu yaklaşık 18 bin kilometreye çıkaracağız. 57 havalimanımızı 61’e çıkaracağız. Deniz ticaretini geliştirerek Mavi Vatan’daki etkinliğimizi artıracağız ve haberleşme de birinci etapta 5G’ye geçmek, ikinci etapta da 6G’ye geçmeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Amaçlarımızı gerçekleştirirken can ve mal güvenliğine dikkat etmek istiyoruz”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının amaçlarını sıralayan Bakan Uraloğlu, “Hakların savunulması noktasında ulaştırma alanında gerekli mevzuat düzenlemelerini ulaştırma alanında yapmak istiyoruz. Verimliliği, güveni artırmak ve toplumun refahını yükseltmek istiyoruz. Ulaşım alanında dünya sıralamasındaki yerimizi yükseltmek istiyoruz. Çok modlu taşımacılık bizim için kıymetli, onu ne kadar sağlayabilirsek o kadar verimli işler yaparız diye düşünüyorum. Çevreci enerjiye yatırım yapıp onu desteklemek istiyoruz ve en kıymetlisi de bunları yaparken can ve mal güvenliğine dikkat etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, bir yolcunun Türkiye’den 4 saatlik uçuşla tam 67 ülkeye gidebildiğini ifade belirtti.
“Kalkınma Yolu Koridoru sayesinde 21 günde yük taşıma imkanına sahip olacağız”
Doğu ve batı olarak Türkiye’nin orta koridor üzerinde yer aldığını ifade eden Uraloğlu, “Süveyş Kanalı’ndaki malum sıkıntılardan dolayı geçişler engellendi. Süveyş Kanalında 35 günde giden yükler, doğu batı istikametinde, 45 günde gitmeye başladı. Halbuki bir ‘Kalkınma Yolu Koridorumuz’ var. Bu koridoru bitirdiğimizde sadece 21 günde bu yükleri taşıma imkanına sahip olacağız. Irak ile birinci derecede bu projeyi yürütüyoruz. Ciddi bir aşama kaydettik” diye konuştu.
Zengezur Koridoru’nun doğrudan Bakü’ye ulaşacak olan bir hat olduğunun altını çizen Uraloğlu, Ermenistan ya da İran tarafında geçecek olan proje sayesinde Türk dünyasındaki kapasitenin ciddi miktarda artacağını işaret etti.
Marmara Bölgesinde otoyol ringi tamamladıklarının müjdesini veren Uraloğlu, yaşanabilecek bir deprem ihtimalinde bu ringin ana arter olarak görev yapabileceğini sözlerine ekledi. Bakan Uraloğlu, Ankara-İzmir arasında hayata geçecek olan Yüksek Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin, “2026-2027 inşallah bitirip burayı hizmete açacağız” dedi. Bakan Uraloğlu, Ankara Esenboğa Havalimanı Raylı Bağlantı Sistemi’ni yakında hayata geçirmeyi planladıklarını ifade etti. – ANKARA
]]>Mudanya’da faaliyet gösteren amatör spor kulüpleri sporcuları, Büyükşehir Belediyespor Kadınlar Hentbol Takımı ve sporcu aileleri, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın katılımıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bir araya geldi. Mudanya Spor Salonu’nda düzenlenen organizasyona Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, AK Parti Mudanya Belediye Başkan Adayı Gökhan Dinçer ile sporcular ve aileleri katıldı.
Mudanya’nın sportif yatırım noktasında oldukça geride kaldığını söyleyen AK Parti Mudanya Belediye Başkan Adayı Gökhan Dinçer, göreve gelmeleri halinde ilçenin bu yönde eksik kalan noktalarına dokunacaklarını ve Mudanya’nın hak ettiği değere kavuşacağını ifade etti. İlçenin köklü kulüplerinin sorunlarını da bildiklerini belirten Dinçer, “Mudanya’da spor potansiyeli muhteşem bir seviyede. Mudanyaspor, Tirilyespor, Burgazspor, Kumyakaspor gibi köklü kulüplerimiz olan ilçemizin spor yatırımlarını da en üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Mudanyamızın kötü durumda bulunan stadının yenilenmeye, tek spor salonu bulunan ilçemizin yeni bir salona ihtiyacı var. Ayrıca aynı şekilde ünü dünya tarafından bilinen Tirilye’ye de bir saha ve gençlik merkezi ile çok önemli olan köylerimize gençlik merkezi yapılması konusunda bakanımızdan destek bekliyoruz” dedi.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ı Bursa’da ve sporu çok seven Mudanya’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını söyleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın sanayi, turizm, tarım şehri olmasının yanında bir spor şehri olduğunu belirtti. Başkan Aktaş, “Poyrazın Kızları başta olmak üzere tüm sporcularımız bizim gururumuz. Onlara emek veren anne ve babalara, antrenörlere ve yöneticilere teşekkür ediyorum. Mudanya’da bir aile destek merkezi açtık. İçerisinde fitness salonu olan, diyetisyeni ve psikoloğu olan, BUSMEK kurslarının verildiği, ana kucağı da olan, satış reyonları olan, gençlik merkezi de yaptık. Çok daha fazlasını da yapacağız” diye konuştu.
Gökhan Dinçer’i çalışmalarından dolayı tebrik eden Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporculara önem veren Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne, antrenörlere teşekkür ederek başarılarından dolayı Kadınlar Hentbol Süper Ligi’nde mücadele eden Bursa Büyükşehir Belediyespor Kadın Hentbol Takımı’nı kutladı. Bakan Bak, “Bursa’nın her köşesinde Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin eserlerini görüyoruz. Bize iletilen taleplerle yakından ilgileniyoruz. Spor salonu ve stadyum ihtiyacı dile getirildi. Biz de Mudanya’ya modern bir spor kompleksi yani sporcu merkezi için çalışacağız. Planları alın gelin, yeri bulun. Arkanızdayız. Mudanya’ya yakışır bir eseri ilçeye kazandıracağız. Tüm ailelere teşekkür ediyorum. Burada gördüğümüz manzara bizleri umutlandırıyor” diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ise spora gönül vermiş gençlerle biraraya gelmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Mudanya’nın farklı branşlarda yetiştirdiği sporcularla ön plana çıkar bir ilçe olduğunu ifade eden Varank, “Bana göre Mudanya sporla bir bütün. Bu ilçe spor, yatırımlar ve hizmetler anlamında en güzeli hak ediyor. Bizim Mudanya’da acilen spor salonuna, stadyuma ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi de Gençlik ve Spor Bakanlığı’nınve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle başarıların artarak devam edeceğini ifade etti.
Konuşmaların ardından Bursaspor’un efsanesi Sedat Özden tarafından Mustafa Varank’a ve Bakan Osman Aşkın Bak’a günün anısına forma hediye edildi. Tirilyespor, Mudanyaspor ve Burgazspor taraftarları da günün anısına Bakan Bak’a atkı hediye etti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Büyükşehir Belediyespor Başkanı ve AK Parti Mudanya Belediye Başkan Adayı Gökhan Dinçer ve Poyrazın Kızları tarafından Bakan Bak’a günün anısına 53 numaralı Büyükşehir Belediyespor forması takdim edilirken, Mütareke Binası’nın 1923 yılında çekilmiş fotoğrafının bulunduğu tablo hediye edildi. – BURSA
]]>Bakan Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen programda sanayici ve iş insanlarıyla kentteki bir düğün salonunda bir araya geldi.
Burada konuşan Özhaseki, birçok kurum ve kuruluşun önceliğinin karbon ayak izi olduğunu belirtti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının da bu konuda çok büyük çalışmalar yaptığını vurgulayan Özhaseki, “Küresel ısınma dünyanın bir gerçeği. Bazıları bunun bir manipülasyon olduğunu iddia etse de biz bunu bizzat yaşıyoruz. Yaşadığımız ülkede yağışlar azalıyor. Eski karlar, yağışlar yok. Yer altından çektiğimiz suyun seviyesi daha da aşağıya düşüyor. Demek ki bir şeyler yaşanıyor. Bilim insanları dünyanın ısısının son 100 yılda 1,1 derece arttığını söylüyor. Bu artış bizim de içinde bulunduğumuz Akdeniz havzasında 1,5 derece olarak değerlendiriliyor. Bu artış 2 dereceyi bulursa bir kriz başlayacak.” diye konuştu.
Özhaseki, iklim krizinin ilk olarak gıdaya ulaşmakta güçlükler oluşturacağına, bunun da göçe neden olacağına dikkati çekerek, üretirken doğayı kirletmemeye dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.
“Zamanın ruhunu okuyamazsak sınıfta kalırız”
Dünyanın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirten Bakan Özhaseki, şöyle devam etti:
“Sanayicilerimize sadece şunu söylemek istiyorum, 1 Ocak 2026’da sınırda karbon emisyon kontrolü başlayacak. Yurt dışına nokta kadar dahi bir şey satsanız sınırda kontrol edilecek. Eğer Avrupa’ya bir mal satacaksanız o ürünü nasıl ürettiğini soracaklar. Kirletmeden ürettin mi üretmedin mi, yeşil sertifikan var mı, yok mu… Emisyon ticaret hacmi tarafından belki belirli bedeller ödenecek. Eğer çevreyi hiç düşünmeden imalat yapan arkadaşlar varsa onların işi çok zor. Onların bedeli daha yüksek olacak. Çevreyi dikkate alarak çok az kirleterek üreten arkadaşların verecekleri bedel daha düşük olacak. O zaman bizim bu dediğim konulara dikkat çekici vaziyette bir gayret içerisinde olması lazım ki yarın bir gün ihracatınız tıkanmasın. Eğer isterseniz bu konuda teferruatlı bilgi vermek üzere İklim Değişikliği Başkanlığında ne kadar görevli arkadaşım varsa ben size göndereyim ve bizi bekleyen bu tehlikeyi tek tek anlatsınlar. Siz de buna göre kendi vaziyetinizi düzenleyin. Erkenden bu işe başlayalım, geleceğe hazırlanalım. Zamanın ruhunu okuyamazsak sınıfta kalırız.”
“Sene sonuna kadar 200 bin konutu dağıtmış olacağız”
Deprem bölgesindeki konut çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Bakan Özhaseki, devletin tüm imkanlarıyla depremzedelerin evlerine kavuşması için çalıştığını belirtti.
Deprem bölgesinde 950 şantiyede çalışmaların devam ettiğini aktaran Özhaseki, şunları kaydetti:
“Çok şükür devletimiz bu işin altından kalkıyor. En son AFAD’ın bize bildirdiği rakamlara göre 390 bin ev borcumuz var. 307 bininin işlemi başladı. ya ihale sürecinde, ya ihalesi yapıldı, ya kaba inşaatı bitti ya bitme aşamasına geldi. Zaten Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da katıldığı bazı törenlerle 46 bin konutu dağıttık. Mart sonuna kadar bu sayı 75 bini bulacak. Mayıs ayıyla birlikte de her ay 10 bin, 15 bin konut dağıtmaya devam edeceğiz. Dile kolay arkadaşlar, söylemesi kolay. Sene sonuna kadar 200 bin konutu dağıtmış olacağız. Ondan sonraki senenin ortasına kadar da başladığımız 300 binden fazla daireyi herkese teslim edeceğiz.”
]]>“Cumhur İttifakı İzmir’i bir yıldız gibi parlatacak”
Bakan Işıkhan, İzmir’de iş dünyası temsilcileriyle buluştu
İZMİR – İzmir programı kapsamında kentin iş dünyası temsilcileriyle buluşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, çocukluğunun ve gençliğinin İzmir’de geçtiğini ve 40 yıldır hiçbir şey değişmediğini bu yüzden değişime ihtiyaç olduğunun mesajını verdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, bir dizi program için geldiği İzmir’de, kentin iş dünyası temsilcileri ile bir araya geldi. Toplantıda ev sahibi İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, iş dünyası ve siyasi parti temsilcileri katıldı. İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda iş dünyasının talepleri Bakan Işıkhan’a iletilirken, Bakan Işıkhan da iş dünyasının taleplerini dinleyerek açıklamalarda bulundu.
“İzmir aşığı biri olarak…”
Çocukluğunun ve gençliğinin İzmir’de geçtiğini ve bakan olarak burada açıklama yaptığı için gurur duyduğunu dile getiren Bakan Işıkhan, “Yaptığınız işler ve ürettiğiniz katma değerden dolayı iş insanlarına teşekkür ediyorum. Sadece bakan olarak değil aynı zamanda 20 yıl boyunca hayatımın en güzel zamanlarını geçirmiş bu sokaklarda koşturmuş ve İzmir aşığı biri olarak ayrı bir onur duyuyorum. Bakanlık olarak ülkemizin dört bir yanında bir araya geliyoruz. Çalışma hayatımızı masaya yatırarak değerlendiriyoruz. ‘Daha iyi ve daha fazla ne yapabiliriz’in cevabını arıyoruz. Sosyal diyaloga inanıyoruz ve tüm paydaşlarımıza değer veriyoruz” diye konuştu.
“114 bin işçiyi iş sahibi yaptık”
Toplantıdaki açıklamasında İŞKUR başvuru ve işe alım sayıları bilgilerini veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, “Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ‘yaptık şimdi daha iyisi yapmak’ için çalışıyoruz. Ülkemizin her bir noktasına hizmetlerimize götürmeye devam ediyoruz. Derdi olan derman arar. Bizim derdimiz çalışmak. Güzel İzmirimizin hizmetindeyiz. İşe yerleştirme, aktif iş gücü programları, kısa çalışma ödeneği gibi birçok kalemde İzmirimize hizmet ediyoruz. İş arayan insanlarımıza sunduğumuz danışmanlık ve kurs ile destek veriyoruz. İŞKUR aracılığıyla birçok işçiye iş verdik. İzmir’de iş verenlerde 143 bin talep oldu 2023’te. 114 bin işçiyi, bu kapsamda iş sahibi yaptık” açıklamasında bulundu.
“Gayretlerimiz sürecek”
Hem işçileri hem de işverenleri İŞKUR’a davet eden Işıkhan, “Çalışan işçi talebi var ve iş arayan bir kesim var. İzmir’de ve tüm şehirlerde bu iki kutbu bir araya getirmek için İŞKUR sistemine dahil olmalarına tavsiye ediyorum. İstihdamda ve işgücünde rekorların kırıldığı dönemden geçiyoruz. Hem genelde hem kadınlarda 2002’den bu yana en yüksek katılım ve istihdam oranlarını bekliyoruz. Son 22 yılın en düşük işsizlik oranını da görüyoruz. İstihdamın büyümesini görüyoruz. Çalışma hayatında fırsat ve katılım için gayretlerimiz sürecek” sözlerine yer verdi.
“Yürüttüğünüz başarılı çalışmalar ülke ekonomisine güç veriyor”
İzmir’in ticaret ve kalkınma açısından büyük bir potansiyelinin olduğuna değinen Bakan Işıkhan, “Yürüttüğünüz başarılı çalışmalar ülke ekonomisine güç veriyor. Hükümet olarak iş dünyamız ile ortak hareket etmeye özen gösteriyoruz. İZTO ile de müşterek bir hedefe bir sahibiz. İzmirimizi ticaret ve yatırım açısından çekim merkezi yapmak istiyoruz. Potansiyelini harekete geçirmek zorundayız. İş dünyası ile tam uyumlu bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. İş birliği ile olumsuzluklara rağmen alnımızın akıyla çıktık. Millet olarak sarsılmaz bir yapıya büründüğümüzü gördük” dedi.
Cumhur İttifakı adaylarına övgüler
Bakan Işıkhan, Cumhur İttifakı adaylarının yerel yönetimlerin kalkınma paydaşlarından olduğundan bahsederek, “Bir başka paydaş ise yerel yönetimlerdir. Belediyelerimizin de işbirliği ile çalışma önemlidir. Yerel seçimler bu anlamda önem arz ediyor. Acil ihtiyaçların giderilmesi için vizyoner yerel yönetime ihtiyaç var. Dirençli bir kent olmaya ihtiyacı var. İzmirimizin temiz ve yeşil bir çevre anlayışına ihtiyacı var. Eşsiz bir pencereden bakan hizmet ve eser belediyeciliğine ihtiyaç var. İzmirimizin ve ilçelerimizin ihtiyaç duyduğu vizyon Cumhur İttifakı Konak Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı’da da vardır, bu vizyon Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ’da da vardır. Milletvekili olarak hizmet ettikleri bu kenti en güzel şekilde temsil ettiler. Şehrimizin sorunları ile hemhal oldular. Ellerini taşın altına koydular. Söz konusu İzmir’in menfaati ile gerisi teferruat diye hizmeti öncelediler” diye konuştu.
“İzmir 40 yıldır aynı”
İzmir’in 40 yıldır aynı olduğunu ve değişmesi gerektiğini vurgulayan Işıkhan, “Görüşü ve tutumunuz her zaman iyilikten yana oldu. Değişime ihtiyaç var bu kentte. 40 yıldır İzmir aynı şekilde. Makam kaygısı ile kaybedilecek yıllar yoktur. Şeffaf ve hesap verebilir yerel yönetim, sosyal belediyecilik ve yerel ve kırsal kalkınma hamleleri ile bunu yaşayacaktır. Ulaşım altyapı gibi sorunlara odaklanmış başkan adayları ile zafere ulaşacağımıza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak İzmir vizyonunu anlatmaya ve nasıl hizmet edeceklerini ikna etmeye odaklandılar. 1 Nisan’dan itibaren eşsiz bir beş yılı bekliyoruz. Bir bakan olarak değil bu sokaklarda top koşturmuş, hayatı burada şekillenmiş biri olarak hem Dağ hem de Çankırı başkanlarımıza ve adaylarımıza güveniyorum. Bir yıldız yapacaklarına inanıyorum. Gerçek belediyecilik yolculuğunda başarı ve zafer bekliyorum. Sizler sahanın gözü ve kulağısınız. Gelirini halini hatırını bilenlersiniz. Katma değer oluşturuyorsunuz. Bizler talep ve istekleri geri çevirmedik. İnsan odaklı olduk. Erdoğan liderliğinde sözünü verip yapamadığımız bir şey olmadı. Bu yüzyılı emeğin üretimin yüzyılı yapacağız dedik. Çalışma hayatı başta olmak üzere kronikleşmiş ne kadar sorun varsa çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kimseyi mağdur etmemek için elimizi taşın altına koymaktan çekinmediysek aynı anlayışla devam edeceğiz” sözlerine yer verdi.
Bakan Işıkhan’dan çalışma saatlerinin 40 saate indirilmesi açıklaması
Çalışma hayatının haftada 45 saatten 40 saate inmesine yönelik olarak çıkan haberlere değinen Bakan Işıkhan, “Çokça yorum ve haberler çıkıyor çalışma hayatı ile ilgili. Biz istişare kültürüne önem veriyoruz. İş kanununu yeniden ele alalım dedi Erdoğan. Bakanlıklarımız ile toplantılara başladık ve devam ediyor. Biz daima işçi ve işverenlerin kazanılmış haklarını korumayı önceliyoruz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir iş kanunu yapacağız. Doğrudan bizden bir açıklama gelmediği sürece dikkate almayın. Tüm paydaşların ortak görüşü ile devam edeceğiz. Her zaman yanınızdayım. Hep birlikte el ele verip projelerimizi anlatacağız” açıklamasında bulundu.
Özgener: “İstihdam teşviki azalıyor
Toplantıda konuşma yapan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, sehven yapılan hatalardan dolayı istihdam teşvikinin azaldığına vurgu yaptı. Özgener, “İzmir olarak kardeş oda ve borsalarımız ile kamu ile işbirliğiyle çalışmayı öncelik olarak görüyoruz. Ortak taleplerimiz yanı sıra önemli bir iletişim köprüsü olacağımıza inanıyoruz bu toplantı ile Asgari ücret artışları doğrudan yansıdığı için reel sektörün rekabet gücünü azaltıyor. Buna bağlı olarak ihracatımızın gelişmesinde büyük bir engel oluyor. bundan sonraki süreçlerde asgari ücret düzenlenmesi hedef enflasyona göre olmalı. İşgücü maliyetleri ücretli çalışanı karşılaması zor oluyor. işveren yükünün makul seviyeye gelmesi önem arz ediyor. Kayıt dışının önüne geçmek için kontrol ve denetim sıklaştırılması gerekiyor. Düzenleme ödeme yapanlara mevcut indirim yapılması, bürokratik süreçlerin azaltılmasının da önemli olduğunu düşünüyoruz. Ücretlilere uygulanan gelir vergisi basamakları önemli ölçüde açılmalı. Uygulanan gelir vergisi oranları işçilik gidenlerini yükseltiyor ama çalışanların net ücretlerini azaltıyor. SGK ve vergi borçlarında taksitlendirme isteyince 50 bin TL üzerine teminat isteniyor. 2008 yılından hayatta geçirildi. Bu süreç içerisinde şartlara bakınca en az 500 bin TL olarak güncellenmesini rica ediyoruz. Gider maliyetlerinin yükselmesi haftalık çalışma saatlerinin 40 saate indirilmesi konusunda tedirginlik yaşıyoruz. Bu anlamda rahatlamaya ihtiyacımız var. üretim ve ihracatı arttırmak zorundayız, saatleri indirmek üretimi zorlaştıracaktır. 3 vardiyadan 4 vardiyaya çıkmak giderlerimizi arttıracaktır. Gençlerin iş hayatına katılımını teşvik etmek için esnek, uzaktan çalışmaların geliştirilmesini çok önemli buluyoruz. Uzun süreli çalışma saatlerine gençlerimiz uyum sağlamakta zorlanıyor. İmalat ve bilişim sektörünün teşvik süresi sona erdi. Bu teşvikin yeniden uygulanmaya alınmasını diliyoruz. Bu tip uygulamalara son verilmesi iş dünyasının ağırlığını azaltacaktır. Sehven yapılan hatalardan dolayı istihdam teşviki azalıyor. Engelli bireylerin tehlikeli iş yerlerinde çalışılmasını ne iş dünyası ne de kendileri istiyor. Ağır iş şartlarında zorunlu yerine alternatif uygulama getirilmesini diliyoruz” dedi.
Yorgancılar’dan ‘gelir vergisi’ açıklaması
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, konuşmasında asgari ücrette yaşanan artışların, işçilik maliyetlerine doğrudan yansıdığına dikkat çekti. Yorgancılar, “Gelir vergisi dilimlerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini de fırsat buldukça dile getiriyoruz. Özellikle, ücretlilere uygulanan gelir vergisi basamaklarının önemli ölçüde açılması gerektiğini düşünüyoruz. Gelir vergisinin birinci basamağı geçmişte brüt asgari ücretin 22 katı iken, mevcut durumda 6 katına geriledi. Uygulanan gelir vergisi oranları işçilik giderlerini yükseltiyor, ancak çalışanlarımızın aldığı net ücreti ise önemli oranda düşürüyor. Bu nedenle, gelir vergisi basamaklarının yeniden düzenlenerek her yıl yeniden değerleme oranında artırılması gerektiği inancındayız” diye konuştu.
Kestelli: “Tarımsal istihdamla ilgili sorunlarımız var”
Tarımsal istihdamla ilgili önemli sorunların olduğuna vurgu yapan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise şu sözlere yer verdi: “Tarım, kayıt dışı istihdamın en yoğun olduğu sektör. Tarımdaki kadın çalışanlarımızla ilgili önemli sorunlar da bulunuyor. Kadın çalışanların toplam çalışanlara oranı inşaat sektöründe yüzde 5, sanayide yüzde 27, hizmetlerde yüzde 36 iken tarımda yüzde 42. Kadın istihdam oranının en yüksek olduğu sektör tarım. Ancak, kadınların çok büyük bir bölümünün sosyal güvenlik sisteminin dışında kalması, ekonomik bağımsızlıklarının olmaması, birçok sosyal sorunu da beraberinde getiriyor. Tüm bu nedenlerle tarımsal işgücü piyasalarının da izlenebilmesine, iyileştirilmesine imkan sağlayacak kurumsal bir düzenlemeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.”
]]>MELTEM KARAKAŞ
Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) müfredat değişikliği çalışmalarına tepki gösterdi. Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, “MEB, müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır” dedi.
Eğitim Sen, Eğitim İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde olan müfredat değişikline ilişkin basın açıklaması yapıldı. Sendikalar adına basın açıklamasını okuyan Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, şunları söyledi:
“BÜTÜN ÖĞRETİM PROGRAMLARI DEĞİŞTİRİLMİŞTİR”
“Türkiye’de 2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber pek çok alanda olduğu gibi eğitimde de köklü dönüşümler yaşandığı bilinmektedir. 2004 yılından başlayarak okul öncesinden üniversiteye kadar bütün öğretim programları değiştirilmiştir. İlk köklü değişiklik 2006/2007 yıllarında yaşanırken, 2017/2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün öğretim programları bir kez daha değiştirilerek uygulanmaya başlamıştır. Yeni programlarla birlikte eğitim sisteminin dayandığı felsefeden öğretim yöntem ve tekniklerine, ölçme-değerlendirmeden ders kitaplarına kadar kapsamlı değişikliklere gidilmiştir.
“TEK TİP İNSAN YARATMA İDEOLOJİSİ TEMEL ALINMIŞTIR”
Geçmişte yapılan müfredat değişikliklerinde temel felsefi dayanak, laikliği ve bilimi büyük ölçüde dışlaması, bireyciliğe, bilim dışılığa dayanmasıydı. Bugüne kadar yapılanlar yeterli görülmemiş olacak ki, eğitim müfredatının subjektif ve içi bir türlü doldurulamayan ‘değerler’ adı altında AKP’nin tek tip insan yaratma ideolojisi temel alınarak bir kez daha değiştirilmesi gündemdedir. Bilindiği gibi müfredat ya da öğretim programları, devletin eğitim sistemi üzerinden kendini yeniden üretmesinin ideolojik, kültürel ve bilimsel aracıdır. Müfredat, bazı değer ve bilgileri meşru, doğru ve kabul edilebilir olarak tanımlarken, bazılarını özellikle dışarıda bırakır. Müfredatlarda, öğretim programlarında tarihsel klişelerden bilgilere, bilim anlayışlarından dünya görüşlerine, ulusal politikalardan diğer devletlerle ilişkilere kadar bir dolu bilgi ve değer yer almaktadır. Her ülke, aynı zamanda nasıl bir insan modeli yetiştireceğini müfredat ve ders kitaplarında açıkça tanımlamakta ve söz konusu tanım çerçevesinde yeni nesiller yetiştirilmesini hedeflemektedir.
“ÇEDES PROJESİ İLE EĞİTİMCİLER DIŞLANMIŞTIR”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir süredir kapalı kapılar ardında hazırlıkları sürdürülen müfredat değişikliği konusunda basına açıklamalar yapmıştır. Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılacak en somut sonuç yeni eğitim müfredatının AKP’nin ideolojik formatında hazırlandığıdır. MEB’in müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır. Eğitim evrensel, ahlaki ve insani değerler üzerine oturmalıdır. Oysa ki ÇEDES projesinde görüldüğü gibi din kültürü ahlak bilgisi öğretmenleri yok sayılmış asil işi olmayanlar okullara gönderilmiştir. Yeni müfredat açıklandığında da benzer bir durumla karşılaşılması şaşırtıcı olmayacaktır.
“ÇOK RENKLİLİK MÜFREDATLARDA KARŞILIK BULMAMIŞTIR”
Ülkemizde insanlar ve kültürel açıdan var olan farklılıklar ve çok renklilik; eğitim müfredatlarında karşılığını hiçbir zaman tam anlamıyla bulmamıştır. Onlar ya hiç görünmez kılınmış ya da ‘karşı’, ‘düşman’ tarafta gösterilmektedir. Bilimsel bilginin anlamının yitimine yol açan yaklaşım ve toplumsallıktan uzaklaşmış bireycilik dayatılmıştır. Tarihte birçok kez görülen hakim ideolojiye uygun nesiller yetiştirme hedefi günümüz Türkiye’sinde de görülmektedir. Bugün eğitim ile AKP’nin arka bahçesini yaratmak temel hedef olarak görülmektedir. Bu amacın uygulanmasında da en büyük görev okullara verilmiştir. Yeni hazırlanan müfredatlara MEB’in müdahalesi ne kadar siyasallaşan bir eğitim sistemine sahip olduğumuzu göstermektedir. Başta felsefe, tarih, biyoloji, fizik, kimya gibi derslerin içerikleri de bilim dışı içeriklerle donatılmak istemektedir. “
]]>Bakan Tekin, Eyüpsultan’da Özdemir ailesinin bağışlarıyla yapılan Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu ile depreme dayanıklı hale getirildikten sonra yeniden eğitime başlanan Nişancı Ortaokulu’nun açılış törenlerine katıldı.
Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen törende konuşan Tekin, göreve başladığı günden beri sadece hayırseverler tarafından yaptırılan okulların açılışına katıldığını, amacının hayır sahiplerine teşekkür edip destekte bulunmak olduğunu söyledi.
Türkiye’de eğitim öğretim imkanları açısından önemli mesafeler katedildiğini dile getiren Tekin, “2002 verileriyle 2024 yılının verilerini karşılaştırdığımızda, bunu dünyanın herhangi bir ülkesindeki veriler diye karşımıza getirsek ‘Adamlar eğitimde devrim yapmışlar.’ deriz. Şu an Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı ile öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle dünyanın en iyi ülkeleri kategorisindeyiz. Bizim çocukluğumuzda 60 kişilik sınıflarda okurduk. Ders kitabımız için şehirdeki tek kitap kırtasiye dükkanına giderdik, parasını verirdik ama kitapların ne zaman geleceğini bilmezdik. Genellikle kitaplarımızın tamamına birinci yarı yılın sonunda ulaşırdık.” ifadelerini kullandı.
Yılda 200 milyon kitap dağıtılıyor
Tekin, öğrencilerin kitapların devlet tarafından temin edildiğini hatırlatarak, eğitim ve öğretim döneminde okullarda yılda yaklaşık 200 milyon kitap dağıtıldığını anlattı.
Yeni okulların yapımında yerel yönetimlerle işbirliğinin kendileri için hayati önem taşıdığını vurgulayan Tekin, “Ben daha önce Bakanlıkta müsteşar olarak görev yaptım. Yatırım bütçesi yapıyoruz, paramız var, okul yapacağız. Belediye başkanı bize okul yapacak arazi üretemiyor, üretmiyor. Belediye başkanı arazinin mülkiyetiyle ilgili bakanlığa dava açıyor, inşaatı durduruyor, yürütmeyi durdurma kararı aldırıyor. Okul yarım kalıyor.” şeklinde konuştu.
Okul yapımına katkı veren belediyelere teşekkür eden Tekin, “Yerel seçimler yaklaşıyor, okul ihtiyaçlarımızda yerel yöneticilerin bizimle beraber çalışması arasında böyle bir ilişki var. Bunu da sizlerle paylaşmış olayım.” dedi.
“Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi”
İstanbul Valisi Davut Gül de son 30 yılda İstanbul’da hayırseverler tarafından yılda ortalama 12 okul yapıldığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde kentteki okulların tamamının elden geçirildiğini kaydeden Gül, “Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi. Dolayısıyla evlatlarımızı okula gönderirken hiç kimse ‘Acaba okul sağlam mı? Değil mi?’ endişesine kapılmadan yavrularını gönderiyor.” dedi.
Gül, son 8 ayda 34 hayırseverle protokol yaptıklarını belirterek, amaçlarının 30 yılda yapılan kadar okulu İstanbul’a kazandırmak olduğunu dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde deprem ve kentsel dönüşüm konusunda okullarda yapılan çalışmaların önemine değinerek, bunun bir devlet yönetimi için en önemli adımlardan biri olduğunu kaydetti.
Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken ise ilçede yapılacak yeni okullarla hedeflerinin tamamen tekli eğitime geçerek çocukların sabahın erken saatinde okulda olması gerekliliğini ortadan kaldırmak olduğunu anlattı.
Evinden uzak noktalardaki okullara gitmek zorunda olan lise öğrencileri için de ilçedeki okul sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan Köken, liseye geçişte ilk 5 bine giren öğrencilere de burs vereceklerini açıkladı.
Nişanca Ortaokulu yeniden hizmete alındı
Bakan Yusuf Tekin daha sonra, yaklaşık 7 yıldır kapalı bulunan ve güçlendirme çalışmalarının ardından yeniden hizmet vermeye başlayan Nişanca Ortaokulu’ndaki açılış törenine katıldı.
Müsteşarlık yaptığı dönemde İstanbul’daki okullar için depreme dayanıklılık testlerinin yapıldığını ve güçlendirme çalışmalarının başlatıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi:
“Ekim 2002’de dönemin hükümeti, Cumhuriyetin 100. yılına mektup diye güzel bir uygulama başlatmış. Değişik kamu kurumlarından, bakanlıklardan mektuplar yazılmış. Bu 100. yıl vesilesiyle 2023 yılı ekim ayında da Milli Eğitim Bakanı olmam hasebiyle öğrencilerimizin, öğretmen adaylarımızın yazdığı mektuplar PTT tarafından bana geldi. Mektuplar bizim aslında 20 yılda geldiğimiz çizgiyi gösteriyor. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım bana da içinde su olan, elektriği olan bir okul nasip edecek misin bir gün?’ Bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım içinde farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yapabilecek miyim?’ Bunu ne zaman diyor? Yaklaşık 20 yıl önce. Şu an Türkiye genelinde bizim yaptığımız okullarımızın tamamı depreme dayanıklı ve konfor açısından hemen hemen bu okul konforunda okullar yapıyoruz.”
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesince Yıldırım ilçesi Vakıf Mahallesi’nde inşa edilen Vakıf Bera 2. Etap Spor Tesisi’nin açılışında konuşan Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin dört bir yanında spor devrimi yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yol yürümekten gurur duyduklarını söyledi.
Bu spor kompleksiyle bir eserin daha Bursa’ya kazandırıldığını belirten Bak, futbol sahaları, spor salonu, gençlik merkezi barındıran ve kente hizmet edecek bu güzel eserde emeği geçenlere teşekkür etti.
Yıldırım ilçesine Naim Süleymanoğlu Spor Salonu’nu da kazandırdıklarını anımsatan Bak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oktay Yılmaz Başkan (Yıldırım Belediye Başkanı) çalışıyor. Alinur Aktaş Başkan (Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı) çalışıyor. Bursa güzelleşiyor, spor şehri olmaya devam ediyor. Bakanlık olarak en büyük amaçlarımızdan biri, çocuklarımızın bağımlılıktan uzak tutulması. Başta uyuşturucu, içki, kötü alışkanlıklar olmak üzere, çocuklarımızın bağımlılıktan uzak tutulması en büyük hedefimiz. Buradan ailelere, dedelere, anne babalara sesleniyoruz. Çocuklarınızı alıp bu tesislere getirin. Bakın orada çocuklarımız var. Hocalarıyla beraber antrenman için hazırlar. Salonumuz burada, tesislerimiz burada, parklar burada. Her şey geleceğimiz olan gençlerimiz için. Bu noktada daha önceki dönemde görev yapan değerli bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na da teşekkür ediyoruz.”
“Çocuklarımız ve gençlerimiz için güzel eserler ortaya çıkıyor”
Türkiye’nin bir spor ülkesi olduğunu dile getiren Bakan Bak, uluslararası başarılara imza atan sporcularla gurur duyduklarını ifade etti.
Bak, Paris 2024 Olimpiyatları’na Türk bayrağını göndere çektirme hedefiyle hazırlandıklarını kaydederek, şöyle konuştu:
“Yaptığımız yatırımların sonuçlarını almaya başladık. Okçulukta olimpiyat şampiyonu çıkardık, dünya şampiyonu çıkardık. Jimnastikte madalya almaya başladık. Daha önce seyrettiğimiz branşlarda madalyalar kazanmaya başladık. İşte bunların hepsinde spora yapılan, spor tesislerine yapılan, altyapıya yapılan yatırımlar var. Bursa’da da Alinur Başkan ben şahidim, spor tesisleri yapılması için milletvekillerimizle, başkanlarımızla beraber bize gelip, ‘Şuraya da tesis yapacağız, buraya da saha yapacağız, salon yapacağız.’ diye hep talepte bulunuyor. Hem kendi bütçesinden yapıyor, yetmediği yerde biz Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak, Spor Toto üzerinden destek veriyoruz. İşte böyle güzel tesisler ortaya çıkıyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz için güzel eserler ortaya çıkıyor.”
Bütün gençleri bakanlığın tesislerine davet eden Bak, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Türkiye’nin spor tesislerinde, spor yatırımlarında yaptığı devrimler var. İşte bunların örnekleri buralarda var. Büyüyen, gelişen güçlü Türkiye var. Her alanda gelişen, büyüyen güçlü Türkiye’nin yanında, sporda büyük devrimler yapan Türkiye var.” ifadelerini kullandı.
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da açılışı yapılan tesisle Bursa’ya devasa bir spor kompleksinin daha kazandırıldığını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
Varank: “Cumhur İttifakı’yla bu ülkeyi, bu şehri kalkındıralım”
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın ülkeye hizmet etme sevdasıyla Türkiye’yi karış karış gezdiğini söyledi.
Varank, İstanbul Büyükşehir Belediyesini muhalefetin yönettiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“İstanbul’a sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın görebileceği en büyük basketbol tesislerinden bir tanesini kazandırmak için biz kollarımızı sıvadık. Herkesin bildiği Abdi İpekçi Spor Salonu’nu tekrar inşa etmek, federasyonumuza güzel bir tesis kazandırmak için kollarımızı sıvadık. Peki CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi ne yaptı biliyor musunuz? Geldi, onun inşaatını mühürlemeye kalktı. Geldi, oradaki altyapı yatırımlarını durdurmaya kalktı. İşte biz böyle bir anlayışla yolumuza devam etmekte zorlanıyoruz. Onun için diyoruz ki gelin Bursa’da nasıl hizmetlerimizi Bursalılarla, ilçe belediyeleriyle, büyükşehirle buluşturuyoruz, her ilçede bunu yapalım. Cumhur İttifakı’yla bu ülkeyi, bu şehri kalkındıralım.”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise Vakıf Mahallesi’nde Bursaspor’un da altyapı tesisinin olduğunu belirtti.
Şehrin doğusunda, Yıldırım’a hitap edecek bir spor tesisi olmasını istediklerini anlatan Aktaş, “Bugünkü güncel bedelle 160 milyon lira harcadık. Burada sadece futbol sahaları yok, spor salonları da var. Hanımefendiler fitness için buluşuyor. Tekerlekli sandalye basketbol takımımız burada maçlarını yapıyor. Beraberinde öğrencilerimiz üniversite kurslarına burada hazırlanıyor. Burası aynı zamanda bir gençlik merkezi. Tabii Genlik ve Spor Bakanlığı’mızdan aldığımız destekle bunları hayata geçirdik.” şeklinde konuştu.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise ilçeye kazandırılan yeni spor tesisinden birçok kişinin faydalanacağını dile getirdi.
Açılış kurdelesinin kesilmesiyle sona eren programa, AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç ve Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile çok sayıda genç sporcu katıldı.
]]>Memur-Sen’in çağrısıyla 25 ülkeden 33 konfederasyonun katılımıyla kurulan Uluslararası Emek Örgütü’nün 1’inci Olağan Genel Kurulu Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Memur-Sen Konfederasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen program, Diyanet-Sen Hatay Şube Başkanı Rıza Ateş’in Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra divan kurulu üyelerinin seçilmesiyle devam etti.
Burada bir açılış konuşması gerçekleştiren Bakan Işıkhan, çalışma hayatının sürdürülebilirliği için hayati öneme sahip olan sendikacılık hayatında önemli bir dönüm noktası olarak ifade ettiği Uluslararası Emek Konfederasyonu’nun 1’inci Olağan Genel Kurulu için toplandıklarını belirtti.
Emeği, alın terini, çalışmayı, katma değer üretmeyi sınır ötesine taşıyan bu kuruluşun sadece çalışma hayatı adına değil aynı zamanda uluslararası hak, adalet ve emek mücadelesi bakımından insanlık adına da çok kıymetli bulduğunu sözlerine ekleyen Işıkhan, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükümetlerimiz 21 yıllık hizmet döneminde ülkemizin kronik hale gelmiş yapısal sorunlarını risk alarak, tüm imkanlarını seferber ederek çözüme kavuşturmak için büyük bir çaba sarf etmiştir. Çözmek için adım attığı hiçbir yoldan da geri dönmemiştir. Bunun bir sonucu olarak, özellikle bölgemizde yaşanan terör, göç, iç savaşlar ve dünyada yaşanan ekonomik krizlere, salgına ve afetlere rağmen değer üretmeye, gelişmeye, istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ettik” ifadelerini kullandı.
“İstişare anlayışını en iyi şekilde yansıtan Bakanlığız”
Bakan Işıkhan, son dönemde çalışma hayatında karşılaşılan birçok sorunu sendikal hareketle birlikte çözdüklerini söyleyerek, “Sadece son bir yıl içerisinde ülkemiz çalışma hayatı adına attığımız adımlar dahi bu gelişim hızını göstermek için yeterlidir. Bu başarıda kuşkusuz işçi, işveren ve kamu iş birliğinin payı büyüktür. Bu yolda, özellikle de çalışma hayatı anlamında en büyük paydaşlarımız, en önemli yol arkadaşlarımız sivil toplum kuruluşlarımız ve sendikalarımız olmuştur. Bugün gerçekleştirdiğimiz birçok düzenleme sizlerin desteği ve gayreti sayesinde bu seviyeye ulaştı. Hepiniz yapılanların, hayata geçirilenlerin en yakın şahidisiniz. Bakanlık olarak sosyal diyaloğu, paydaşlarımızla olan işbirliğini geliştirmeyi önemsiyoruz. İstişare kültürüne en çok ihtiyaç duyan ve bu anlayışı çalışma alanına en iyi şekilde yansıtmaya çalışan bir Bakanlığız” diye konuştu.
“Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık”
Işıkhan, Uluslararası Emek Örgütü’nün kurulmasında sosyal diyalog anlayışının önemine vurgu yaparak, “Sivil toplum kuruluşlarımız, ortak bilinci sürdürmenin ve katılımcı bir yönetim anlayışını gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Geçmişte, sendikacılık, işçi-memur ve işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarımız, hak ettiği değeri ve gerekli ilgiyi görememiş, ihmal edilmişti. Ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık” açıklamasında bulundu.
“21 yılda memurlarımızın sendikal haklarının iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attık”
Bakan Işıkhan, Türkiye olarak kamu çalışanlarına sendika kurma hakkının, 1995 yılında Anayasa değişikliği ile tanındığını ve bu hakkın kullanımını düzenleyen yasanın ise 2001 yılında yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, “Bu tarihten itibaren AK Parti iktidarlarımız döneminde kamu görevlileri sendikacılığında sendikalaşma oranı sürekli artan bir seyir izledi. Hükümet olarak elbette en büyük temennimiz, bu oranların çok daha yüksek seviyelere çıkması ve tüm kamu çalışanlarımızın sendikalaşması yönündedir. 21 yılda; toplu sözleşmeler dahil memurlarımızın sendikal haklarının, çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attık. Bunlardan en önemlisi şüphesiz kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları için toplu sözleşme imkanı sunan 2010 Anayasa referandumudur. Biliyorsunuz yakın bir zamanda da 7. Dönem Toplu Sözleşme’mizi imzaladık. Bu süreci de yine memur sendikalarımızın katkılarıyla başarıyla gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Işıkhan, en önemli sosyal paydaşları olarak belirttiği sendikaların her zaman demokrasinin ve çalışma hayatının güvencesi olduklarını belirterek, toplumun tüm kesimlerini doğrudan ya da dolaylı şekilde ilgilendiren; çalışma hayatı, sosyal güvenlik, örgütlenme ve toplu sözleşme gibi birçok konuda öncü rol üstlendiklerini sözlerine ekledi.
“Önümüzdeki süreçte de birlikte çok faydalı işlere imza atacağımıza inanıyorum”
Toplam 25 ülke ve 33 konfederasyonu etrafında buluşturan alın teri, emek ve hak kavramlarını, insanlığın geleceği adına çok önemli ve kıymetli bulduğunu da vurgulayan Işıkhan, “Önümüzdeki süreçte de birlikte çok faydalı işlere imza atacağımıza inanıyorum. Siz değerli paydaşlarımızın desteği ile Bakanlığımızın sağlayacağı imkanlar bir araya geldiğinde önümüzde aşılamayacak engel kalmayacaktır. Emek dünyamız adına çok değerli olan bu önemli girişimi himaye eden başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, kuruluşuna öncülük eden Memur-Sen Genel Başkanımız Ali Yalçın Beyefendiye, Memur-Sen ailesine ve katkı sağlayan tüm sendika temsilcilerimize şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Programa Bakan Işıkhan’ın yanı sıra Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın ve 25 ülkeden gelen 33 konfederasyonun temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi inceleme ve açılışlara katılmak üzere geldiği Nevşehir’de sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Bakan Yumaklı toplantıda yaptığı konuşmada, “Gıdanın, su ve ormanın her geçen gün öneminin ve değerinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sektörlerde küresel alandaki gelişmeleri takip ederken yereldeki potansiyelimizi tespit edip, etkin politikalarla süreci yürütmemiz gerekiyor. Tabii bu çalışmalar masa başından olmuyor. Yerelde veya sahada üreticimiz, çiftçimiz, sanayicimiz, STK’larımız ve mesai arkadaşlarımızla bir araya gelerek sektörün dününü, bugününü ve yarınını değerlendirmemiz gerekiyor. Bu nedenle görevi devraldığım günden bu yana illerimizi ziyaret ediyor, sektöre ait sorunlara el atıyoruz. Sorunların çözümü noktasında yapabileceklerimizi kısa, orta ve uzun vadeli çalışma ajandamıza not ediyoruz. Yapamayacaklarımız konusunda da neden olmayacağını gerekçeleri ile paydaşlarımıza aktarıyoruz” dedi.
Tarımın stratejik öneminin artmasına son dönemde yaşanan salgın hastalıklar, savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve nüfus artışının sebep olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Biz bunları yeni normal olarak tanımlıyoruz. Nüfus artışıyla bir yandan daha çok ürün üretmemiz gerekirken, üretimi baskılayan, girdi maliyetlerini yükselten süreçlerle de karşı karşıya kalıyoruz. Ben inanıyorum ki bu süreci etkin ve verimli politikalar üreterek ve çiftçimizin üretme azmiyle hep birlikte geride bırakacağız. Son dönemde yaşadığımız yeni normal çerçevesinde gıda arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaşamadıysak, bunu illerimize sağladığımız güçlü üretim ve sanayi altyapısı, ayrıca siz değerli kardeşlerimizin üretimlerine borçluyuz. Su alanında 2,9 milyar lira yatırım yaparak 59 tesisi hizmete aldık. Kırsal kalkınma desteklerimizle Nevşehir’in tarım ve orman altyapısını güçlendirdik. 20 milyon 300 bin fidanı toprakla buluşturduk. ORKÖY kapsamında 43 milyon lira hibe ve kredi desteği sağlayarak, yaklaşık 221 projenin hayata geçmesine vesile olduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 366 bin dekar alana sahip Hacıbektaş ve Nevşehir Acıgöl ovalarımızı koruma altına aldık. Bu ovalarımızı gıda arz güvenliğimizin teminatı olarak görüyoruz. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Nevşehirli üreticilerimiz hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini arttırdı. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlar ile son 21 yılda; sebze üretimini neredeyse 4 kat artırdı. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı 5 eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz. Bu çalışmaları yaparken üreticimizi belli bir ürün üretmeye zorlamayacağız, çiftçimizin ekonomik kazanç sağlayacağı, ülkemizin gıda arz ihtiyacının karşılanacağı bir sistem yürüteceğiz. Yani, kazan-kazan prensibi ile hareket edeceğiz. Kırsal kalkınma desteklerimizden gençlerimiz ve kadınlarımızın daha çok yararlanması için pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. 1,3 milyar lira tutarındaki 12 su ve sulama projemizi Nevşehir’e hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdüreceğiz. İnşallah bizim teşvikimiz, sektör paydaşlarının da gayreti ile evelallah üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yok. Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiği düsturuyla var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. – NEVŞEHİR
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanı Tekin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye’de bulunan Libya Milli Birlik Hükümeti Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanı El Sifav ile bir araya geldi.
Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede, El Sifav’ı Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Tekin, Türkiye’nin Libya ile köklü, tarihi ve kültürel bağları bulunduğunu belirtti. İki ülke halkının zor zamanlarda her daim birbirlerinin yanında durduğuna işaret eden Tekin, Libya’nın egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin Türkiye için son derece önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye olarak Libya’nın ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için her zaman hazır olduklarını dile getiren Tekin, özellikle eğitim ve kültür alanlarında işbirliğini geliştirmek istediklerini söyledi. Tekin, “Ulusal düzeyde ekonomik büyüme ve sürdürülebilir bir kalkınma için en güçlü enstrüman eğitimdir.” dedi.
Türkiye’de son yıllarda mesleki ve teknik eğitim alanında büyük atılımlar gerçekleştiğini ve gerçekleşmeye devam ettiğini belirten Tekin, “Birçok ülke tarafından başarımızın takip edilmesi bizi memnun ediyor. Güçlü bir mesleki eğitim, nitelikli iş gücünün yetiştirilebilmesi, mesleki becerilerin geliştirilmesi ve ekonomik iş piyasası ihtiyaçlarına cevap verebilmek için çok önemlidir.” diye konuştu.
Birlikte gayret edip somut projeler geliştirmek istediklerini dile getiren Tekin, şunları söyledi:
“Bugün burada imzalayacağımız mutabakat zaptı, güçlü işbirliğimizin, dostane ilişkilerimizin bir nişanesi olacaktır. Bu metin sadece diplomatik bir metin olmayacak aynı zamanda geleceğimizin inşasında yer alacak çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önemli katkılar sunacaktır. Kardeşlik ve karşılıklı güven üzerine dayanan ilişkilerimizin daha da derinleşeceğine inanıyorum.”
Bakan Tekin, başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere öğretmen yetiştirme süreci, program geliştirme ve eğitimde teknolojinin kullanılması gibi konularda Türkiye’nin güçlü bir müktesebatı bulunduğunu vurguladı. Tekin, Libya ile işbirliğini geliştirerek Türkiye’nin bu alandaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını da kaydetti.
“Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istiyoruz”
Konuk Bakan El Sifav ise Türkiye’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, yüzyıllardır Türkiye ile dostluk ve kardeşlik ilişkisi içinde olduklarını söyledi.
Müfredatı güncelleyerek daha modernleştirmek istediklerini kaydeden El Sifav, mesleki eğitim alanında eğitimde teknolojinin kullanılması ve Libya’nın ihtiyaçlarını karşılayacak kursların açılması konusunda Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istediklerini belirtti.
Konuşmaların ardından Tekin ile El Sifav, iki ülke arasında eğitim alanında işbirliğinin geliştirilmesi kapsamında “Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.
İmzalanan mutabakat zaptı ile mesleki ve teknik eğitime ilişkin okul yönetimi, önceki öğrenmelerin tanınması, öğrenme kazanımlarının ölçülmesi, belgelendirme gibi konularda bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması hedefleniyor.
Mutabakat zaptı ile ayrıca uzman, eğitmen ve araştırmacı değişimi, mesleki eğitim alanında uygulanan yeni öğretim teknikleri ve teknolojileri konusunda bilgi ve tecrübe paylaşımı, mesleki eğitim alanında öğretim programı ve eğitim öğretim materyallerinin hazırlanması ve güncellenmesi süreçleri ile ilgili bilgi paylaşımı, mesleki eğitim veren kurumlar arasında kardeş okul ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi, karşılıklı diploma denklik işlemleri için kolaylıklar sağlanması amaçlanıyor.
]]>Başakşehir Altınşehir Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Altınşehir Millet Bahçesi bugün düzenlenen programla açıldı. Açılışa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ve Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu katıldı. Başakşehir Belediye Başkanı Kartoğlu ve Bakan Özhaseki fidan dikiminde bulundu.
“Bir buçuk milyon bina İstanbul’da riskli”
Programda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Şubat Ayı’nda olduğumuz için 6 şubat depremi gündemimizde. 04.17’den itibaren bakanlar görevlendirildi bende o dönemde Ak Parti de Genel Başkan yardımcısıydım. Belediyelerimi aradım tek tek, acil işlere devam edin herkes deprem bölgesine yola çıksın dedim. Herkes Seferber oldu. AFAD bize 309 bin civarında konut yapılması lazım dedi biz 307 bininin yapımına başladık. Mayıs ayı itibariyle her ay 10-15 bin evi teslim edeceğiz. Şuanda tam 950 şantiyede 110 bin kardeşimiz emek veriyor. Mecliste grup toplantılarında diyorlar ki 20 tane ev verdiler kimseye vermediler, biz 46 bin konutu dağıttık. Deprem üzerinden siyaset yapmayın dilinizi çekin. Akıl bize vurup ağlamak için değildir diyor Mevlana hazretleri biz onun için çabalıyor ve tüm belediyelerimizi depreme yönelik çalışmalarla denetliyoruz. Bir buçuk milyon bina İstanbul’da riskli. Eski mahallelere gittiğiniz de sizi bir ürperti almıyor mu ?” İfadelerini kullandı.
“Dünya’nın düzenini insanoğlu biraz bozdu”
Konuşmasına devam Özhaseki, “2000 yılından önce yapılan binaların tamamı riski bana bir şey olmaz diyemeyiz. Binalar yıkılırsa elektrik ve altyapı kesilir aracımız bile olsa bir yerlere gidemeyiz. Bizi bir felaket bekliyor. Kadim şehirde yapılması gereken tek şey kentsel dönüşümdür. Onun dışında hiç bir formül Dünya’da geçerli olmadı. Durmadan bu işin peşinde koşuyoruz. 484 milyar lira para İstanbul’un kentsel dönüşümü için ayrılmış bütçe. Çıkan yasalar kentsel dönüşümü teşvik etmek amaçlı. Şu anda 319 noktada çalışma devam ediyor. 13 ilçemizde yıkım ve yapım faaliyeti var. 15 gün sonra 5 binden fazla bina yıkımıyla işimize devam edeceğiz. Bakanlık döneminde Hatay’a gidip dönüştürmek istediğimizde mani olup bize yaptırmadılar. Rica ettim yalvardım ikna ettim ama kenarlarda bekleyen elleri pankartlı kişiler bize mani olarak kentsel dönüşüp yaptırmadılar. Hatay da yıkıp, yeni yapacağımız evler ne oldu diye merak edip telefonla öğrenmek istediğim de üzücü durumu öğrendim. Geçenlerde gittiğimde öyle hüzünlendim ki, orada inşaatlara başladım. Keşke bize mani olmasalardı o evleri yapsaydık. ne yazık ki böyle bir damar var yaptırmama, davalar açma, temel atmama gibi. Değerli kardeşlerim İstanbul’da biran önce yapılması gereken şey yenilenme evlerimizi daha dirençli ve depreme dayanıklı hale getirmek olacaktır. Önce bunun yapılması lazım ondan sonra diğerlerinin üstesinden geliriz. Bir park açılışındayız dünya da artık biz küresel ısınma dediğimiz mesele var ve iklim değişiyor . Dünya’nın düzenini insanoğlu biraz bozdu. Çok kirlenen Dünya’da atmosfer bozuluyor ve toprak verimsiz hale geliyor. Yeşili çoğaltmamız gerekiyor kirlenen havayı yeşil temizler bir taraftan da sığınma alanlarımız olacak bu alanlarımız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’da toplam 15 Millet Bahçesi’nin 7 tanesi Başakşehir’de olmuş olacak”
Yine programda konuşan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, “Başakşehirimiz yeni bir Millet Bahçesi’ne kavuşacak. Bu mekan yaklaşık 58 bin M2’lik bir parktan ibaret. Tam bir konsept oldu burası. İkinci etabıyla toplam 133 bin M2’lik bir Millet Bahçesi kazandırmış olacağız ilçemize. Yürüyüş alanları ve bisiklet yollarıyla burada inşallah sağlıklı yaşama kavuşacağız. İstanbul’da toplam 15 Millet Bahçesi’nin 7 tanesi Başakşehir’de olmuş olacak” dedi. – İSTANBUL
]]>Bakan Yumaklı bir dizi açılış ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Nevşehir’de doğal soğuk hava deposunda incelemede bulundu. Bakan Yumaklı burada yaptığı açıklamada; an itibariyle Nevşehir’de 660 bin ton patatesin bulunduğunu belirtti. Bakan Yumaklı konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün Nevşehir’de bulunan doğal depolama alanlarından bir tanesindeyiz. Dünyada faktör örnekleri belki vardır ama burası hakikaten son derece özel bir yer. Hem havalandırma için, hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmaksızın başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiği doğal bir alandayız. Ülkemizde patates üretimiyle alakalı 5 milyon 700 bin tonluk patates üretiminin olduğunu söylemek istiyorum. Nevşehir patates üretimi açışından Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bunun önemi verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından bu sebeple yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu. Patates tohumculuğu konusunda dünyada söz sahibi ülkelerden bir tanesidir. Türkiye ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Yani bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız arge yaparak patateste ki tohum üretimini şu andaki yaklaşık yüzde on beş civarından yüzde ellilere altmışlara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var.”
Yumaklı, “Özellikle patates depolamasının yapıldığı bu alan yaklaşık 100 bin tonluk bir patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip. Bazı ürünler üzerinden onları sembolleştirilerek çok farklı bir ortam oluşturuldu. Bunların üzerinden siyaset yapılıyor. Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular siyaset malzemesi yapılmamalı. Bu üreticiye tüketiciye de haksız. Şimdi geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir döneminde, sanki bütün sezonda sıkıntı varmış gibi lanse ettiler. Sadece Nevşehir’de 660 bin tonluk bir patates stoku var. Bunun 100 bin tonunu tohum olarak düşünürsek sadece 500 bin ton stok söz konusu. Diğer illerimizi de dahil edersek fazlamız bile var. Türkiye’nin bazı ürünlerin üretimi konusunda kendine yeterliliği ve kendi ihtiyaçları için ayrıca ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılamak anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda az güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum” dedi.
Türkiye’nin gıda arz güvenliği ile alakalı bir sorununun olmadığını söyleyen Bakan Yumaklı, “Bu dönemde artık hepimizde biliyoruz ki ne patatesle ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil. Olmayacaktır da. Olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız. Tekrar ediyorum, hem üretici için hem de tüketici için son derece büyük haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacağız. Sadece bu ürünlerde değil, önümüze gelen bu konuda haksız ortamların oluşmasının sebebi olan bütün hususlara da müdahil olmuş olacağız. Bu konuda ticaret bakanımızla birlikte çok koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Türkiye’nin gıda arz güvenliği ile alakalı bir sorunu yoktur. Fiyat hareketlerini gıda arz hareketleri üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da tüketicinin zararına olacak eylemlere de müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu. – NEVŞEHİR
]]>CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye, “Bakanlığınız tarafından ülkemizde hangi su havzalarında ‘Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılmıştır? Eğer yapıldıysa Ekolojik Risk Değerlendirme raporları nerede yayınlanmıştır? Erzincan İliç’teki altın madeni faciası sonrasında yer üstü ve yer altı suları ile toprak ve çökeltilerdeki kirliliği izlemek için bölgede hangi tarihlerde, hangi noktalardan hangi analizler yapılmıştır? Analiz hangi laboratuvarlarda yapılmış, analiz raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınızın siyanürle altın çıkartılan madencilik faaliyetlerinin çalışan sağlığına, halk sağlığına, çevreye ve ekolojik sisteme etkilerini izlemek için yürürlüğe koymaya karar vermiş olduğu herhangi bir eylem planı var mıdır” diye sordu.
CHP Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Profesörü Dr. Kayıhan Pala, Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan toprak kaymasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’a soru önergesi verdi. Kaya, akarsu sistemlerindeki kimyasalların ekolojik risk değerlendirmesinin çevrenin korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu belirttiği önergesinde Bakan Özhaseki’ye şu soruları yöneltti:
“BAKANLIĞINIZ TARAFINDAN ÜLKEMİZDE HANGİ SU HAVZALARINDA ‘EKOLOJİK RİSK DEĞERLENDİRMESİ’ YAPILMIŞTIR”
“Bakanlığınız tarafından ülkemizde hangi su havzalarında ‘Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılmıştır? Eğer yapıldıysa Ekolojik Risk Değerlendirme raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınız tarafından ‘Olasılıksal Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılan herhangi bir su havzası ve/veya akarsu sistemi var mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Maruziyet Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Etki Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Risk Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır’Bakanlığınız tarafından su havzaları ve akarsulara ilişkin, kirlenme olasılığı bulunan su sistemi üzerinde yaşayan türlerin potansiyel olarak etkilenen kısım açısından riskini değerlendirmek amacıyla hem maruz kalma hem de etki bilgilerini analiz etmek ve entegre etmek için kullanılan herhangi bir karar destek sistemi var mıdır?
“ÜLKEMİZDEKİ SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARTILAN 20 MADENİN ETKİLEDİĞİ SU KAYNAKLARINDA ÇEVRESEL SİYANÜR KONSANTRASYONLARI ÖLÇÜLMEKTE MİDİR”
Ülkemizdeki mevcut siyanürle altın çıkartılan 20 madenin etkilediği su kaynaklarında çevresel siyanür konsantrasyonları ölçülmekte midir? Eğer ölçülüyorsa, söz konusu madenlerin faaliyete geçtiği tarihten itibaren siyanür konsantrasyonları ölçüm sonuçları aylara ve yıllara göre nedir? Söz konusu 20 altın madeninin çevresindeki yer üstü ve yer altı sularının, toprağın veya çökeltilerin kirliliğini izlemek amacıyla ve arzu edilen çevresel kalite hedeflerine ulaşmak için kullanılan herhangi bir ekotoksikolojik izleme/değerlendirme prosedürü var mıdır? Erzincan İliç’teki altın madeni faciası sonrasında yer üstü ve yer altı suları ile toprak ve çökeltilerdeki kirliliği izlemek için bölgede hangi tarihlerde, hangi noktalardan hangi analizler yapılmıştır? Analiz hangi laboratuvarlarda yapılmış, analiz raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınızın siyanürle altın çıkartılan madencilik faaliyetlerinin çalışan sağlığına, halk sağlığına, çevreye ve ekolojik sisteme etkilerini izlemek için yürürlüğe koymaya karar vermiş olduğu herhangi bir eylem planı var mıdır?”
]]>
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Yaşlı gemilerin hizmette tutulması, denizde can ve mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar doğuruyor…Yani filomuz yaşlı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve filodaki bu gemilerin sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımla açıklanabilir. Başka bir açıklaması yok. Bu konuda bakanlığın acil adım atması gerekiyor. Bu konuda denetimlerin artırılması da son derece önem taşıyor. Her ne kadar bakanlık denetimlerin yapıldığını ifade etse de son 8 yılda meydana gelen 3 bin 223 gemi faciası ve 677 kişinin hayatını kaybetmesi, 390 kişinin kaybolması durumun vehametini ortaya koyuyor” dedi.
Marmara Denizi açıklarında 15 Şubat’ta batan 53 yaşındaki Batuhan A isimli ticari geminin 6 mürettabatın tamamı hala bulunamadı. Geçen yıl 19 Kasım’da Karadeniz’de Ereğli Limanı’ndan çıkarken askeri bölgedeki mendireğe çarparak batan Kafkametler gemisindeki 7 gemici hala bulunamadı. DEMA M isimli gemide kaybolan 4. Mühendis Yiğit Acar’dan 533 gündür haber alınamıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, denizlerde batan ve akıbetleri belli olmayan gemiler ile çalışanları hakkında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abudlkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti.
Uraloğlu, Karasu’nun sorularına özetle şu yanıtı vcrdi:
“2023 yılı itibarıyla Türk deniz Ticaret Filosunda bulunan Gemi Siciline ve TUGS’a kayıtlı 150 GT ve üzeri 2.149 adet demi/deniz taşıtı bulunmaktadır. Bu gemi/deniz taşıtı bulunmaktadır. Bu gemi/taşıtlarının toplam ağırlığı 7.517.332 DWT olup, 268’İ 0-5 yaş, 307’si 6-10 yaş, 572’si 11-20 yaş, 409’u 21-30 yaş, 593’ü 31 ve üzeri yaş aralığındadır.
Yapılan denetimler sonucunda ulusal ve uluslararası gerekleri sağlayan gemiler belgelendirilerek seyirlerine izin verilmektedir. Söz konusu gemiler ayrıca belirli aralıklarla ulusal ve uluslararası kurallara uygunluklarının devam edip etmediklerinin tespiti için Bakanlığımızın Gemi Denetim Uzmanları tarafından Ön Sörvey adı verilen denetimlere tabi tutulmaktadır…Ülkemizde gemiadamı statüsünde bulunan; 5.038 adet Uzakyol Kaptanı ve Kaptan, 2.011 Uzakyol Başmühendisi, Başmakinist, 2.002 Makine Zabiti, 17.820 Makine Tayfa (Yağcı, Usta Makine Tayfası ve Makine Lostromusu), 63.849 Güverte Tayfa (Gemici, Usta Gemici ve Güverte Lostromusu) çalışmaktadır. Diğer taraftan; KEFKAMETLER adlı gemi 28.08.2023 tarihinde TORC (IMO NO: 9544683) adlı gemi is 08.11.2022 tarihindeki yürürlükteki mevzuat kapsamında denetime tabi denetime tutulmuş ve herhangi bir eksiklik, uygunsuzluk tespit edilmemiştir.”
Ulaş Karasu, Bakan Uraoğlu’nun yanıtını şu sözlerle değerlendirdi:
“Yaşlı gemilerin hizmette tutulması, denizde can ve mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar doğuruyor. Avrupa’da 12 yaş üzerindeki gemilerin ‘yaşlı’ sayıldığı ve bu yaşlı gemilerin ülkemize satıldığı belirtiliyor. Önergeme verilen yanıttan da görüyoruz ki ülkemizde 150 GT ve üzerinde toplam 2 bin 149 adet gemi/deniz aracı bulunuyor. Bunların sadece 268’i 0-5 yaş, 307′ si ise 6-10 yaş aralığında bulunuyor. Geri kalan 1.574’i 11-31 ve üzeri yaş aralığında bulunuyor. Yani filomuz yaşlı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve filodaki bu gemilerin sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımla açıklanabilir. Başka bir açıklaması yok. Bu konuda bakanlığın acil adım atması gerekiyor. Bu konuda denetimlerin artırılması da son derece önem taşıyor. Her ne kadar bakanlık denetimlerin yapıldığını ifade etse de son 8 yılda meydana gelen 3 bin 223 gemi faciası ve 677 kişinin hayatını kaybetmesi, 390 kişinin kaybolması durumun vehametini ortaya koyuyor.”
]]>Milli Savunma Bakanlığınca basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 60 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak’tan bugüne kadar 184’ü Irak’ın, 274’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere etkisiz hale getirilen terörist sayısı 458 olmuştur. Pençe-Kilit Operasyonu Bölgesinde, 17 Şubat’ta bir üs bölgemize sızma girişiminde bulunan teröristlerle çıkan çatışmada bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 11 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Çatışmada şehit olan kahraman silah arkadaşımız Piyade Sözleşmeli Er Salih Ay’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Pençe-Kilit Harekatı’nda bugüne kadar 824 terörist etkisiz hale getirilmiştir”
Çatışma sonrası gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde çeşitli miktarlarda piyade tüfeği ve şarjörü, tanksavar silahı ve mühimmatı ile çok sayıda el bombası ve malzeme ele geçirildiğini bildiren Aktürk, “Pençe-Kilit Harekatı’nda bugüne kadar 824 terörist etkisiz hale getirilmiş, değişik çaplarda toplam bin 896 silah ve 796 bin 153 mühimmat ele geçirilmiş, 2 bin 605 mayın/el yapımı patlayıcı tespit ve imha edilmiş, 862 mağara/sığınak kullanılamaz hale getirilmiştir” diye konuştu.
Suriye’de istikrarın tesis edilmesi için çalışmalar devam ediyor
Aktürk ayrıca Suriye’de istikrarın bir an önce tesis edilmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini bildirdi.
“3 bin 94 şahıs hududu geçemeden engellenmiştir”
Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğuna dikkati çeken Aktürk, “Son bir haftada hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 201 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 5’i terör örgütü mensubudur. 3 bin 94 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 347’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 27 bin 631 olmuştur” açıklamasında bulundu.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in katıldığı NATO Savunma Bakanları toplantısı ile ilgili konuşan Aktürk, “Bakanımız, 15 Şubat’ta Brüksel’deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı’na katılım sağlamıştır. Söz konusu toplantıda Sayın Bakanımız tarafından; İttifak’ın savunma ve caydırıcılık yapısının güçlendirilmesi çalışmaları, NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına, harekat ve misyonlarına kara-deniz-hava ve uzaydaki gayretlerine yaptığımız katkılar, başta toprak bütünlüğü olmak üzere Ukrayna’ya olan desteğimiz, Montrö Sözleşmesi’ni hassasiyetle ve tavizsiz bir şekilde uygulamaya devam edeceğimiz, Karadeniz’deki dengenin ‘bölgesel sahiplik’ ilkesi çerçevesinde korunmasının önemi ve bu doğrultuda Bulgaristan ve Romanya ile ‘Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakat Muhtırasını’ imzaladığımız, Avrupa Birliği üyesi olmayan Müttefiklerin, Avrupa Birliğinin savunma girişimlerine tam katılımının sağlanması gerektiği, Gazze’de derhal ateşkese varılması ve insani yardıma imkan sağlanması, terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle kararlılıkla mücadele etmekte olduğumuz ve bu konuda müttefiklerimizden destek beklediğimiz, PKK/YPG’nin Irak’taki varlığının hem bu ülkedeki NATO misyonuna hem de NATO’ya bir bütün olarak tehdit oluşturduğu ve bu hain terör örgütüne sağlanan desteğin sonlandırılması gerektiği hususlarında görüş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur” ifadelerini kullandı.
Aktürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Müttefiklerimiz tarafından ihraç kısıtlarına maruz bırakılmamızın kabul edilebilir olmadığı, İttifak’ın caydırıcılık ve savunma kabiliyetini de artıracak şekilde bazı müttefiklerimizin son dönemde attığı olumlu adımları memnuniyetle karşıladığımız, Türkiye’nin güvenilir bir NATO müttefiki olarak; riskler ve tehditler karşısında kolektif yükün üzerine düşen kısmını, hatta bazen de daha fazlasını üstlendiği ve gelecekte de üstlenmeye devam edeceği ifade edilmiştir. Söz konusu toplantı kapsamında Bakanımız; Almanya liderliğinde başlatılan Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne (European Sky Shield Initiative-ESSI) ülkemizin katılım beyanı ile Ukrayna’ya destek kapsamında Birleşik Krallık liderliğinde başlatılan füze ve mühimmat konularındaki çok uluslu tedarik Girişimlerine ve yine Almanya liderliğinde başlatılan Entegre Hava ve Füze Savunması girişimleri için düzenlenen imza törenlerine de katılım sağlamıştır.”
“Ülkemiz NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak İttifak’ın merkezinde yer almaya devam edecektir”
Bakan Güler’in ikili görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Aktürk, “Ayrıca, Litvanya ve Polonya Savunma Bakanları ile ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştiren Sayın Bakanımız; Yunanistan, Hırvatistan, Bulgaristan, Birleşik Krallık ve Macaristan Savunma Bakanları ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiş, çok sayıda mevkidaşıyla bir araya gelmiş ve NATO karargahında görev yapan Türk Askeri Temsil Heyet Başkanlığımızı ziyaret etmiştir. Ülkemiz; 75’inci yılına giren NATO’ya, katılışının 72’nci yılında da önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya, NATO’nun ikinci büyük ordusu olarak İttifak’ın merkezinde yer almaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.
Marmara Denizi’nde batan BATUHAN-A isimli kargo gemisi için yürütülen çalışmalara dair bilgi veren Aktürk, “Deniz Kuvvetlerimiz, mürettebatı arama-kurtarma çalışmalarına; deniz karakol uçağı, mayın avlama gemisi, araştırma gemisi ve arama kurtarma gemisi ile destek sağlamış olup halihazırda iki gemi ile çalışmalar devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
Milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşunun hayırlı olmasını dileyen Aktürk, “Dün ülkemizin savunma ve güvenlik geleceğindeki en önemli kuvvet çarpanı olarak ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren yerli ve milli muharip uçağımız KAAN’ın ülkemize, milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyor ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz” dedi. – ANKARA
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakan Abdulkadir Uraloğlu;
“İki yıllık bir periyot içerisinde Filyos Limanı’nı deniz ticaretinde kullanılabilir şekle getireceğiz”
“Demir yolu hattımızı da limanın içerisine kadar ulaştırmış olacağız”
KARABÜK – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Filyos Limanı’nın tamamlanmasıyla bölgesel kalkınmada yeni bir dönemin başladığını ve limanın sadece enerji sektöründe değil, genel ticaret ve lojistikte de kritik bir rol oynayacağını belirtti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karabük’e geldi. Valilik ziyaretinin ardından Kardemir’i ziyaret eden Bakan Uraloğlu, AK Parti Karabük İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.
Kardemir’in ürettiği ürünlerin Marmaray’da bile kullanıldığını aktaran Bakan Uraloğlu, “Bugün öncelikle Valiliğimizi bir ziyaret ettik. Orada genel ilimizin ihtiyaçlarıyla ilgili istişarelerde bulunduk. Sonra Kardemir’e uğradık ve Kardemir’deki çalışmaları yerinde gördük. Gerçekten hani bir Kardemir’in kurulmasıyla gelişmiş olan bir Karabük, büyümüş olan bir Karabük, Kardemir artık sadece Karabük’e değil, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya mal satıyor, dünyaya hizmet ediyor. Bizim ayrı bir mutluluğumuz da bizim sektörümüzdeki demir yollarına, gerek ray üretmesi, gerek tekerlek üretmesi, gerekse de ileriye yönelik boji üretmeyle ilgili bazı çalışmaları yerinde görmüş olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Beş bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayan bir sektörden bahsediyoruz. Bu hepimiz için kıymetli. Aynı zaman sadece klasik ürünler değil bazı projeleri de geliştirerek Türkiye’ye komple katkı sağlamaya çalışan bir sektör, bir kuruluş tabii yan sanayisiyle beraber. Ondan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Mesela öğleyin yemekte işçi kardeşlerimizle beraber oldum. Dört yıl önce giren bir kardeşimiz babasının yerine girmiş. Böyle de bir gelenek varmış orada. Babadan oğluna güzel bir gelenek. Teşvik edici bence. Onun için de bu geleneği yürütenleri ben tebrik ediyorum. Tabii ilimizde yaptıklarımız var” dedi.
Uraloğlu, Filyos Limanı’nın tamamlanması ve faaliyete geçmesiyle, Karabük başta olmak üzere bölgedeki illere büyük katkı sağlanacağına vurgu yaptı. Ayrıca, limanın demir yolu bağlantıları ve çevre illere sağlayacağı ekonomik katkılar hakkında da bilgi verdi. Uraloğlu, liman çevresindeki endişelere de değinerek, bu endişelerin yersiz olduğunu ve projenin bölge halkının refahına önemli katkılar sunacağını belirtti.
Bakan Uraloğlu şöyle devam etti:
“Sizlerin hepinizin özellikle sanayiyle ticaretle uğraşan kardeşlerimizin yakından takip ettiği Filyos Limanı. Biliyorsunuz Filyos Limanı’nı bitirdik. Hizmete açtık. ya orada Allah nasip etti bir gaz bulmayı nasip etti. ve limanda sanki ona hazırlık olarak yapılmış bir liman. ve orada korkunç bir lojistik görev gördü ve görmeye de devam ediyor. Ama oradaki esas civar illerde bu civardaki beklenti oranın ticarete de açılması. Deniz Taşımacılığına da açılması noktasında Enerji Bakanımızla birkaç hafta önce yerinde tespitleri yaptık. Bir projeksiyonda orada Türk Petrollerine bırakacağımız yeri netleştirdik. Bazı işlemlerin yapılması gerekiyor. Bazı deniz taramaların yapılması gerekiyor. İki yıllık bir periyot içerisinde inşallah orayı normal deniz ticaretine de nakliyeye de özellikle Karabük’ün yükünü vereceği ve yoğun bir şekilde kullanacağı şekle getireceğiz. Orada bazı endişeler var. O endişeleri ben buradan yersiz olduğunu söylemek isterim. Yakından takip ettiğimiz hakeza demir yolu hattımızla ilgili de ihale sürecini başlattık. Onu da demir yolu hattımızı da limanın içerisine kadar ulaştırmış olacağız. Tabii burada yapılan özellikle biraz önce Karabük’ten bahsettim. Hani gezerken gördüm. Marmaray’ı da tren setlerimizin tekerleklerine kadar orada yapılıyor. Ben de bunu gerçekten memnuniyetle gördüm. ve Kardemir’in esas büyüme döneminin de AK Parti hükümetleri döneminde olduğunun da buradan altını çizmek isterim.”
Bakanlıktan Karabük’e 18,5 milyar liralık yatırım
Karabük’te 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 116 kilometreye çıkartıldığını ve bakanlık olarak 18,5 milyar liralık yatırım yapıldığına dikkat çeken Bakan Uraloğlu AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya da destek isteyerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ulaştırmak Altyapı Bakanlığı olarak ilimizde yaklaşık 18,5 milyar liralık bir yatırım yapmışız. 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 116 kilometreye çıkarmışız. Hiç sıcak karışım kaplamalı yol yokmuş. Onu da yaklaşık 170 çıkarmışız. Burada talepler var. Kavşaklar ve Kemikli rampalarındaki bazı problemlerdir. Yine Karabük- Yenice yolludur. Biz bazılarının projelerini yaptık. Bazılarını da proje aşamasını olanlar var. Bir kısım imalatlarını yaptık. Onları planlayarak belli bir projeksiyon içerisinde hayata geçireceğiz. Bundan şüpheniz olmasın. Hem demir yolu anlamında olsun hem karayolu anlamında olsun. Bunları yürütüyoruz. Tabii şehrin daha yaşanabilir olması için. Şimdi bakın ne dedik? Kardemir’le beraber Karabük büyüdü. E tabii o zaman en büyük ihtiyaç neydi? Nakliyeydi. Biz de geldik. O zaman boş olan şimdi şehrin ortasında kalan bir gar alanı yaptık orada. Büyük bir alan yaptık. İyi ki de yapmışız. Yani demir yolcu arkadaşlardan Allah razı olsun. Dolayısıyla bu sayede orayı bundan sonra değerlendirme noktasında bir imkana sahip olduk. Değil mi? Bu güzel bir şey. Ha şimdi oradaki garın dışarıya yaklaşık dört kilometre kadar yanlış hatırlamıyorsam. Arkadaşlarımız yerini tespit etti. Zaten belediyeyle yapılmış olan bir protokol var. Yerini tespit etti Onun yapılmasından sonra buranın da terk edilmesiyle ilgili gerekli değerlendirmeleri yaptık. ve buranın şehre kazandırılması gerektiği noktasında biz Karabük’teki bütün yöneticilerimizle mutabıkız. ve belediye başkan adayımızla da konuştuk. Özkan beyle de konuştuk. Aşağı yukarı süreci netleştirerek, fikir olarak kararını verdik zaten. Süreci bundan sonra yakından takip ederek inşallah orayı altı otopark, üstü yaşam alanları, park gibi ve o yaşam alanında olması gerektiği kadar donatı alanları oluşturacağız. Daha çok yeşil alanla orayı el birliğiyle hayata geçireceğiz. Ben şimdiden hayırlı uğurlu olsun diliyorum. Genel anlamda ihtiyaçları biliyoruz. Belediye seçimleri hepimiz için önemlidir. Biz mutlaka demokratik bir süreç içerisinde bir yarışın olması gerektiğini düşünüyoruz. Mutlaka da öyle yapmaya gayret ediyoruz. Karabük’e de yakışan budur. Türkiye’mize de yakışan budur inşallah biz, Özkan kardeşimle belediyeyi de burada sizlerin destekleriyle beraber, yoğun çalışmasıyla beraber diğer ilçe ve belde belediyeleriyle beraber inşallah gayret edeceğiz. Bizim görevimiz belli. Bir sefere çıkacağız. Zafer Allah’ın takdiridir. İnşallah bu anlamda da yolumuza devam edeceğiz. Bütün arkadaşlarımdan bu süreçte bütün emeklerini esirgememelerini biz istiyoruz. Yolumuz, yolumuz açık olsun diyorum.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karabük’e geldi. Valilik ziyaretinin ardından Kardemir’i ziyaret eden Bakan Uraloğlu, AK Parti Karabük İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.
Kardemir’in ürettiği ürünlerin Marmaray’da bile kullanıldığını aktaran Bakan Uraloğlu, “Bugün öncelikle Valiliğimizi bir ziyaret ettik. Orada genel ilimizin ihtiyaçlarıyla ilgili istişarelerde bulunduk. Sonra Kardemir’e uğradık ve Kardemir’deki çalışmaları yerinde gördük. Gerçekten hani bir Kardemir’in kurulmasıyla gelişmiş olan bir Karabük, büyümüş olan bir Karabük, Kardemir artık sadece Karabük’e değil, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya mal satıyor, dünyaya hizmet ediyor. Bizim ayrı bir mutluluğumuz da bizim sektörümüzdeki demir yollarına, gerek ray üretmesi, gerek tekerlek üretmesi, gerekse de ileriye yönelik boji üretmeyle ilgili bazı çalışmaları yerinde görmüş olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Beş bin kişiye doğrudan istihdam imkanı sağlayan bir sektörden bahsediyoruz. Bu hepimiz için kıymetli. Aynı zaman sadece klasik ürünler değil bazı projeleri de geliştirerek Türkiye’ye komple katkı sağlamaya çalışan bir sektör, bir kuruluş tabii yan sanayisiyle beraber. Ondan dolayı duyduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Mesela öğleyin yemekte işçi kardeşlerimizle beraber oldum. Dört yıl önce giren bir kardeşimiz babasının yerine girmiş. Böyle de bir gelenek varmış orada. Babadan oğluna güzel bir gelenek. Teşvik edici bence. Onun için de bu geleneği yürütenleri ben tebrik ediyorum. Tabii ilimizde yaptıklarımız var” dedi.
Uraloğlu, Filyos Limanı’nın tamamlanması ve faaliyete geçmesiyle, Karabük başta olmak üzere bölgedeki illere büyük katkı sağlanacağına vurgu yaptı. Ayrıca, limanın demir yolu bağlantıları ve çevre illere sağlayacağı ekonomik katkılar hakkında da bilgi verdi. Uraloğlu, liman çevresindeki endişelere de değinerek, bu endişelerin yersiz olduğunu ve projenin bölge halkının refahına önemli katkılar sunacağını belirtti.
Bakan Uraloğlu şöyle devam etti:
“Sizlerin hepinizin özellikle sanayiyle ticaretle uğraşan kardeşlerimizin yakından takip ettiği Filyos Limanı. Biliyorsunuz Filyos Limanı’nı bitirdik. Hizmete açtık. ya orada Allah nasip etti bir gaz bulmayı nasip etti. ve limanda sanki ona hazırlık olarak yapılmış bir liman. ve orada korkunç bir lojistik görev gördü ve görmeye de devam ediyor. Ama oradaki esas civar illerde bu civardaki beklenti oranın ticarete de açılması. Deniz Taşımacılığına da açılması noktasında Enerji Bakanımızla birkaç hafta önce yerinde tespitleri yaptık. Bir projeksiyonda orada Türk Petrollerine bırakacağımız yeri netleştirdik. Bazı işlemlerin yapılması gerekiyor. Bazı deniz taramaların yapılması gerekiyor. İki yıllık bir periyot içerisinde inşallah orayı normal deniz ticaretine de nakliyeye de özellikle Karabük’ün yükünü vereceği ve yoğun bir şekilde kullanacağı şekle getireceğiz. Orada bazı endişeler var. O endişeleri ben buradan yersiz olduğunu söylemek isterim. Yakından takip ettiğimiz hakeza demir yolu hattımızla ilgili de ihale sürecini başlattık. Onu da demir yolu hattımızı da limanın içerisine kadar ulaştırmış olacağız. Tabii burada yapılan özellikle biraz önce Karabük’ten bahsettim. Hani gezerken gördüm. Marmaray’ı da tren setlerimizin tekerleklerine kadar orada yapılıyor. Ben de bunu gerçekten memnuniyetle gördüm. ve Kardemir’in esas büyüme döneminin de AK Parti hükümetleri döneminde olduğunun da buradan altını çizmek isterim.”
Bakanlıktan Karabük’e 18,5 milyar liralık yatırım
Karabük’te 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 116 kilometreye çıkartıldığını ve bakanlık olarak 18,5 milyar liralık yatırım yapıldığına dikkat çeken Bakan Uraloğlu AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’ya da destek isteyerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ulaştırmak Altyapı Bakanlığı olarak ilimizde yaklaşık 18,5 milyar liralık bir yatırım yapmışız. 7 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 116 kilometreye çıkarmışız. Hiç sıcak karışım kaplamalı yol yokmuş. Onu da yaklaşık 170 çıkarmışız. Burada talepler var. Kavşaklar ve Kemikli rampalarındaki bazı problemlerdir. Yine Karabük- Yenice yolludur. Biz bazılarının projelerini yaptık. Bazılarını da proje aşamasını olanlar var. Bir kısım imalatlarını yaptık. Onları planlayarak belli bir projeksiyon içerisinde hayata geçireceğiz. Bundan şüpheniz olmasın. Hem demir yolu anlamında olsun hem karayolu anlamında olsun. Bunları yürütüyoruz. Tabii şehrin daha yaşanabilir olması için. Şimdi bakın ne dedik? Kardemir’le beraber Karabük büyüdü. E tabii o zaman en büyük ihtiyaç neydi? Nakliyeydi. Biz de geldik. O zaman boş olan şimdi şehrin ortasında kalan bir gar alanı yaptık orada. Büyük bir alan yaptık. İyi ki de yapmışız. Yani demir yolcu arkadaşlardan Allah razı olsun. Dolayısıyla bu sayede orayı bundan sonra değerlendirme noktasında bir imkana sahip olduk. Değil mi? Bu güzel bir şey. Ha şimdi oradaki garın dışarıya yaklaşık dört kilometre kadar yanlış hatırlamıyorsam. Arkadaşlarımız yerini tespit etti. Zaten belediyeyle yapılmış olan bir protokol var. Yerini tespit etti Onun yapılmasından sonra buranın da terk edilmesiyle ilgili gerekli değerlendirmeleri yaptık. ve buranın şehre kazandırılması gerektiği noktasında biz Karabük’teki bütün yöneticilerimizle mutabıkız. ve belediye başkan adayımızla da konuştuk. Özkan beyle de konuştuk. Aşağı yukarı süreci netleştirerek, fikir olarak kararını verdik zaten. Süreci bundan sonra yakından takip ederek inşallah orayı altı otopark, üstü yaşam alanları, park gibi ve o yaşam alanında olması gerektiği kadar donatı alanları oluşturacağız. Daha çok yeşil alanla orayı el birliğiyle hayata geçireceğiz. Ben şimdiden hayırlı uğurlu olsun diliyorum. Genel anlamda ihtiyaçları biliyoruz. Belediye seçimleri hepimiz için önemlidir. Biz mutlaka demokratik bir süreç içerisinde bir yarışın olması gerektiğini düşünüyoruz. Mutlaka da öyle yapmaya gayret ediyoruz. Karabük’e de yakışan budur. Türkiye’mize de yakışan budur inşallah biz, Özkan kardeşimle belediyeyi de burada sizlerin destekleriyle beraber, yoğun çalışmasıyla beraber diğer ilçe ve belde belediyeleriyle beraber inşallah gayret edeceğiz. Bizim görevimiz belli. Bir sefere çıkacağız. Zafer Allah’ın takdiridir. İnşallah bu anlamda da yolumuza devam edeceğiz. Bütün arkadaşlarımdan bu süreçte bütün emeklerini esirgememelerini biz istiyoruz. Yolumuz, yolumuz açık olsun diyorum.” – KARABÜK
]]>KSO’daki toplantıda konuşan Ertuğruloğlu, yıllardır ambargolar altında ezdirilen, izolasyon politikalarıyla haksızlığa uğrayan Kıbrıs Türk halkının, bölgesel güç ve aktör olan, bunun da sınırlarını aşarak global aktör, güç olma yolunda ilerleyen ana vatan Türkiye’den öğrenmesi gereken çok dersin bulunduğunu belirtti.
Sadece sanayi konusunda değil her konuda ana vatanda dinamizm gördüklerine değinen Ertuğruloğlu, Türkiye’de yaratıcılık ve rekabet edebilirlik anlayışının ön plana çıktığını ifade etti.
Ertuğruloğlu, KKTC’de bu konularda mesafe kat etmeye ihtiyaçlarının olduğuna değinerek, “Çünkü yıllardır ambargo ve izolasyonlarla uluslararası ilişkilerimizin ciddi şekilde darbelendiği, önümüzün kesildiği koşullarda, içe kapanık ortamda yaşamak durumunda kaldık. Kendi dünyamızda yarattığımız realitelerin, uluslararası realiteler olduğunu düşünme hatasına da vardık. Artık kabuğumuzu kırıp, ana vatanımızdan dersler çıkararak, ana vatanımızla el ele adım adım beraber hareket etmenin tek izleyebileceğimiz yol olduğuna inanıyoruz.” dedi.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, çözümün esasıdır”
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, çözümün esasıdır.” diyen Ertuğruloğlu, KKTC’nin hiçbir zaman çözümün önündeki engel olmadığının altını çizdi.
Ertuğruloğlu, çözümün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kabulünden geçtiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bu nedenle Kıbrıs sorununun tarifini de yapmak mecburiyetindeyiz. Herkes ‘Kıbrıs sorunu çözülsün.’ diyor. Güzel, çözülsün. Sorun nedir? Bir anketle ‘Kıbrıs sorununun tarifini yapın.’ desek, neler neler çıkacak ortaya. Kıbrıs sorununun tek bir basit cevabı vardır. Kıbrıs sorunu, Rum tarafının ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ diye tanınıyor olmasıdır. Sorun budur. Çözümü de o nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve kabul edilmesidir. Bunun anlamı nedir? Rum’un, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ diye tanınıyor olmasına son vermektir.”
Bakan Ertuğruloğlu, ana vatanın güvenlik açısından stratejik nokta ve dinamizmin ile yaratıcılığın da merkezi olduğuna işaret ederek, “Bizim buralardan güç almamız lazım. Bizler, sizlerle, sizin gücünüzü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yansıtarak, Kıbrıs Türkü’yle hareket ederek, Kıbrıs konusunun, sadece Kıbrıs Türkü’nün Kıbrıs Rumu’yla meselesi değil, Türk ulusunun da meselesi olduğunu dünyaya vurgulayarak hareket etmek durumundayız. Kıbrıs Türkü, yüce Türk ulusunun kopmaz parçasıdır.” diye konuştu.
“Yatırımların kolaylaştırılması ve korunmasıyla ilgili mevzuatlar yasallaştı”
Bakan Olgun Amcaoğlu da pandemide mikro anlamdaki ihtiyaçlarını, dünyadaki örneklerinde olduğu gibi üretemediklerini gördüklerini, bunun üzerine de sanayileşmeye önem verme kararı aldıklarını kaydetti.
Ülkenin ihtiyacı “Organize Sanayi Bölgeler Yasası”nı 2022’de oy birliğiyle Meclisten geçirdiklerini anımsatan Amcaoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti’nden yatırımcı kardeşlerimizle yeni yatırım sahaları açma noktasındaki bütün mevzuatları geçen haftalarda Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır’la imzaladık.” şeklinde konuştu.
Bakan Amcaoğlu, protokoller sayesinde Türkiye Cumhuriyeti yatırımcılarının artık rahatlıkla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yatırım yapabileceği ve yaptığı yatırımın sahibi olabileceği mevzuatların yürürlüğe girdiğini aktardı.
Yatırımların kolaylaştırılması ve korunmasıyla alakalı bütün mevzuatların yasallaştığını belirten Amcaoğlu, “Güvercinlik Sanayi Bölgesi”ndeki bütün projelerin tamamlandığını, şu an Ankara’nın gündeminde bulunan ihale sürecinin çok kısa sürede bitirileceğini kaydetti.
“Yatırımlar, KKTC’nin dünyaya açılmasını sağlayacak”
Bakan Amcaoğlu, yeni düzenlemelerle, sanayi bölgesindeki yatırım projelendirmelerinin 2 bin metrekare üzerinden yapılan daha öncekilerden farklı olacağına işaret ederek, “İhracat açığını kapatabilecek, alternatif üretim modellerini ortaya koyabilecek ve yatırımları taçlandırabilecek sanayi arsalarının, 5 bin metrekareden başlayıp 20 bin metrekarelere kadar alana sahip olabileceği, istenildiğinde bu alanların büyültülebileceği proje 1 yıl sonra hayata geçecek.” diye konuştu.
Projelerin, KKTC’nin mikro ihtiyaçlarını karşılayacağını, devamında da ihracattaki devrimleri yakalayabilecek üretim modelleriyle dünyaya açılabilmesini sağlayacağını dile getiren Amcaoğlu, Türkiye ile yapılan kıyı ticareti anlaşmalarıyla Avrupa’ya açılan pazarların büyüyeceğini, kısa sürede bu alandaki Türk yatırımcılarla anlaşmalar imzalanmasını temenni etti.
Bakan Amcaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen yatırımcılara gönül kapılarının her zaman açık olduğunu, yeni mevzuat ve protokollerle KKTC’de yapılacak gerekli yatırımların önünün açılmasını temenni ettiklerini, Türkiye Cumhuriyeti’yle yürümekten büyük onur ve şeref duyduklarını sözlerine ekledi.
Vali Seddar Yavuz da dünyada barış ve huzurun tesis edilmesinin Türk devleti ve milletinin güçlü olmasından geçtiğine değinerek, Kıbrıs Türkü’nün bağımsız ve hür yaşamasının, tanınmasının, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak kalkınmasının en önemli amaçları olduğunu söyledi.
KSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da KKTC’nin milli davaları olduğunu belirterek, iş dünyası olarak KKTC’ye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını dile getirdi.
Konuşmanın ardından Bakanlar Ertuğruloğlu ve Amcaoğlu, sanayicilerin sorularını yanıtladı.
]]>Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat günü yaşanan olayda, yaklaşık 10 milyon metreküplük ve dağ görünümündeki yığma toprak kaymış, siyanürlü solüsyon ile toprağın madenin çevresine yayıldığı bildirilmişti. Toprağın altında kalan 9 işçiye ise arama kurtarma çalışmalarına rağmen hala ulaşılamadı.
TİP, İliç’te yaşanan faciaya ilişkin, eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da dahil olmak üzere olayda sorumluluğu bulunan çok sayıda şirket ve kamu yetkilisi hakkında kamu davası açılması talebiyle suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusunda şu ifadeler yer aldı:
“Basında yer alan tüm haberlerde görüleceği üzere meydana gelen bu toprak kayması milyonlarca metreküplük dağ görünümü veren yığma toprak kütlesinin adeta nehir gibi akmasıyla gerçekleşmiştir. İşbu olay ‘münferit’ bir kazadan ibaret olmayıp maden işletmesinin faaliyete girdiği günden bugüne dek pek çok kusur ve ihmal işbu kazanın gerçekleşeceğini önceden göstermekteydi. Buna rağmen bahsi geçen tüm şüpheliler maden işletmesinin faaliyetinin durdurulması, gerekli tedbirlerin alınması yönünde görevini yerine getirmemiş ve hiçbir eylem gerçekleştirmemiştir.
13.02.2024 tarihinde gerçekleşen işbu facia nedeniyle toprak altında kalan 9 işçi henüz kesin şekilde bilinmemekle birlikte hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır. İnsan hayatı dışında ilgili bölge doğası telafisi imkansız zarara uğramıştır. İzah edildiği üzere bu facianın yaşanacak olması yetkililer için açıkça bilinebilir bir durum olup buna rağmen maden işletmesinin faaliyeti durdurulmamış, gerekli işlemler ve önlemler gerçekleştirilmemiştir. Sorumlular nedeniyle bugün halen 9 işçi toprak altından sağ veya ölü şekilde çıkarılmamıştır.
“ESKİ BAKAN MURAT KURUM VE YETKİLER HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILMASINI TALEP EDERİZ”
Yukarıda izah edilen tüm nedenlerle, facianın meydana geldiği madeni işleten Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönetici ve yetkililerinin, yine tüm risklere rağmen görevini kötüye kullanarak ve izin ruhsat süreçlerini devam ettirerek onaylayan önceki dönem ve mevcut Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve Bakanlık yetkilileri, Erzincan Valisi ve Valilik yetkililerinin, ÇŞİB Erzincan İl Müdürü ve Müdürlük yetkililerinin, projeye ilişkin ÇED, izin ve denetim süreçlerini yürüten önceki dönem ve mevcut Erzincan Valisi ve sorumlu valilik yetkililerinin, Projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı veren eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve bu süreci yürüten diğer sorumlu yetkililerin tespit edilerek, birden fazla işçinin hayatını kaybetmiş ve yaralanmış olması sebebiyle TCK 81 ve TCK 86 Maddeleri uyarınca, siyanür nedeniyle çevrenin kirletilmesi sebebiyle TCK Madde 181 uyarınca, bahsi geçen kamu görevlerinin görevlerini kötüye kullanması sebebiyle TCK 257 Maddesi uyarınca haklarında soruşturma başlatılmasını ve cezalandırılmalarının sağlanması için haklarında kamu davası açılmasını talep ederiz.”
]]>Bakan Özhaseki, Adana’da AK Parti Seyhan Belediye Başkan Adayının seçim koordinasyon merkezinin açılışına katıldı.
“Bizim mücadelemiz teröristlerle, ülkeyi bölmek isteyenler ve katillerle”
Burada konuşan Bakan Özhaseki, Türkiye’nin birçok örgüt ile mücadele ettiğini söyledi. Özhaseki, “Allah hiçbirimizi hizmetten geri koymasın. Bugün sabah burada depremde evleri yıkılan kardeşlerimizin kura törenini gerçekleştirdik. İnşallah kardeşlerimiz huzurla evlerinde oturacaklar. İnşaatların başındayız, onları evine oturtacağız. Vatandaşlarımız haklarını bize helal edene kadar buradan gitmeyeceğiz. Cennet gibi bir vatanda yaşıyoruz. Burada birçok kavim ve medeniyet kurulmuş. Zor bir coğrafya olduğunu biliyoruz. Etrafımız ateş çemberi gibi ve her bir ülkede savaş var. Allah’a şükür bizler ülkemizde huzur içinde yaşıyoruz. Problemleri biliyoruz ve çözecek irademiz var. Allah’ın izniyle bu problemleri yine biz çözeriz. 2 tane zorluğumuz var ve ikisi de yerin altında. Fitne odakları bitmek bilmiyor. PKK gibi lanet bir örgüt, FETÖ gibi başka örgütler vardı. Dolu örgüt vardı ama bunların hepsi dışarıdan aynı ülkeden destekli. Bu dışarıdan ülkeler bunları yönetiyor ve ülkemizi bölmek istiyorlar. Bize tarihimizden dolayı karşılar. Bizi masanın başında masaya elini koymasın istiyorlar. Ülkemiz büyümesin istiyorlar. Bizim mücadelemiz teröristlerle, ülkeyi bölmek isteyenler ve katillerle. Siz her seçimde reise destek vermezseniz biz ne yapabiliriz. Allah sizlerden razı olsun” ifadelerini kullandı.
“Deprem bölgesinde 110 binden fazla insanla çalışıyoruz”
Türkiye’nin deprem bölgesi olduğunu bir kez daha hatırlatan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Yer altında biriken enerji belirli yerlerden dışarı vurmaya devam ediyor. Fay hatlarının nereden geçtiği belli. Son depremde 18 il etkilendi. 14 milyon insanımız zarar gördü, 850 bin bağımsız bölüm yıkıldı. Maddi hasarı 100 milyar doların üzerinde. 390 bin hak sahibi vardı 307 bininin inşaatına başladık. Bundan sonra her ay 15-20 bin konut teslim edeceğiz. O büyük felaketten dayanışma içerisinde çıktık. Gece gündüz deprem bölgesinde uğraştık ve şuanda ayağa kaldırıyoruz. Deprem bölgesinde 110 binden fazla insanla çalışıyoruz. İnşallah bir kaç yıl sonra o deprem bölgelerinde hayatın normalleştiğini göreceksiniz” dedi.
“Kimse rantsal dönüşüm peşinde değil”
Kentsel dönüşümün öneminden bahseden Bakan Özhaseki, daha sonra şunları söyledi:
“Deprem meselesini eskiden insanlar düşürmeden yapmış olabilirler. Şimdi bize düşen bir iş var. Artık biz konutlarımızı dönüştürmek zorundayız. Eğer bunu yaparsak geleceğe hazırlanmış oluruz. Deprem olursa dizimize vurup ağlamak akıl karı değil. Belediye başkanı arkadaşlarımızın birinci işi depreme dayanıksız konutları tespit etmek ve bakanlığa gelip o konutları dönüştürelim demeli. Muhalefet çıktı rantsal değil, kentsel dönüşüm istiyoruz dedi. Kimse rantsal dönüşüm peşinde değil. Siz kentsel dönüşümün peşine düşün. Belediyelerinize söyleyin kentsel dönüşüm için eşinden geleni yapsınlar diyorum ama yok yapmıyorlar.”
“O binaların hiçbiri ayakta değil”
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 2017 yılında Antakya’ya giderek vatandaşları kentsel dönüşüm için ikna etmeye çalıştığını ancak ikna edemediğini belirterek, “Bir önceki bakanlık döneminde Antakya’dan bizi davet ettiler. Gittim alanda buz gibi hava var. Örgütler ellerinde sloganlarla her türlü hakareti yaptılar. Kentsel dönüşüm istemiyoruz dediler. Ama bir sakin olun dedim. Rızasız lokma haram, yapmayacağım dedim. Sonra o gün fay hatlarının oradan geçtiğini anlattım. Yakında burada bir deprem olacak evleriniz yıkılacak ve sevdikleriniz hep gidecek dedim. Belediye başkanı yanlış yapmışsa düzelteceğim dedim. Burada kentsel dönüşüm yapalım diye yalvardım. Sonrada oturdum büroya onları saatlerce dinledim ama örgütler galip geldi. Bana kentsel dönüşüm yaptırmadılar. Depremden sonra Antakya Emek Mahallesi’ne gittim ve bir tek bina ayakta değil. Maalesef o kardeşlerimiz hep hayatını kaybetti” dedi.
“Deprem değil, kötü bina öldürür”
‘Deprem değil, kötü bina öldürür’ diyen Bakan Özhaseki, belediyelere çok iş düştüğünü aktararak, “Bu evleri sağlam yapıp içinde oturmalıyız. Emin olun deprem değil, kötü binalar öldürüyor. Japonya’da deprem oluyor ancak kimse ölmüyorsa burada binlerce kişi ölüyorsa kafamızı kullanmamız lazım. Burada inşallah Fatih bey ve Erdal bey kentsel dönüşümü hazırlayıp getirdiklerinde elimden geleni yapacağım söz veriyorum” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Bakan Özhaseki vatandaşlardan gelen talep üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı cep telefonuyla aradı ancak Erdoğan bir programda olduğu için telefona cevap veremedi. – ADANA
]]>Diyarbakır’da Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni”ne katılan Bakan Yerlikaya, butona basarak Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerin ardından hak sahibi afetzedeler için inşa edilen 1423 konut için kura çekimini başlattı.
Yerlikaya, törende yaptığı konuşmada, “asrın felaketi”nin yıl dönümünde depremlerden etkilenen illerde tamamlanan konutların kura ile anahtarlarını teslim ettiklerini, bu kura töreninin sonuncusu olan 11’incisinin bugün Diyarbakır’ın ev sahipliğinde yapıldığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağındaki toprak kaymasına değinen Yerlikaya, arama çalışmalarının yapıldığı bölgeden geldiklerini belirterek, “Rabb’im tekrarlarından hepimizi korusun. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ile bilgi arz ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Depremzede kardeşlerimizi yeni yuvalarına kavuşturmaya devam ediyoruz”
Bakan Yerlikaya, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel önemine işaret ederek, Kahramanmaraş merkezli depremlerden Diyarbakır’ın da olumsuz etkilendiğini, gözyaşı döktüğünü, hüzne boğulduğunu anımsatarak, şöyle dedi:
“El ele verip ayağa kalkmasını hamdolsun bildik. Dünyanın en büyük arama kurtarma ve iyileştirme operasyonunu gerçekleştirdik. Diyarbakırlı kardeşlerimiz bizim en büyük dert ortağımız, yoldaşımız oldu. 7’den 70’e bir olduk. Asrın felaketini hep birlikte asrın dayanışmasına ve birlikteliğine dönüştürdük. Sarsılmaz ve sağlam iradenizi ortaya koydunuz. Nice badireleri böyle atlattık. Allah hepinizden razı olsun. Bugün de bu zorluklardan birini daha aşıyoruz. Diyarbakır’ımızda deprem konutlarımızın kura ve anahtar teslim törenini hep beraber gerçekleştiriyoruz. Depremzede kardeşlerimizi yeni yuvalarına kavuşturmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz.”
Yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Yerlikaya, Diyarbakır’da ev sahibi ve kiracı 20 bin haneye bugüne kadar 795 milyon lirayı aşkın kira yardımı yapıldığını, kent merkezlerinde ve kırsalda olmak üzere toplam 988 konteynerde 3 bin 762 depremzedenin misafir edildiğini, ihtiyaç sahibi 678 aileye “Esenkart” dağıtıldığını, depremlerden sonra Diyarbakır’a 3 milyar lirayı aşkın kaynak aktarıldığını dile getirdi. Yerlikaya, giden canların geri gelmeyeceğini ancak Diyarbakır’ı eskisinden çok daha güzel ve güvenli şekilde tekrar imar ve ihya etmeye kararlı olduklarını belirtti.
“Büyük bir onur duyarak ifade etmek istiyorum ki; asrın felaketinden sadece 19 gün sonra yeni sıcak yuvaların temelini atabilecek dünyada başka bir ülke, başka bir devlet yoktur” ifadesini kullanan Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Hedeflerinin bu 2 ay içinde deprem bölgesi genelindeki 11 ilde 75 bin konutun teslimini yapmak olduğunu belirten Yerlikaya, ardından da her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleri ile buluşturacaklarını aktardı.
Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Bu yılın sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Peki ne zaman tamama erecek bu güzel, hayır yolundaki hizmet? İşte şimdi söylüyorum, 200 bini söyledik ya yıl sonuna kadar, ardından bu sayıyı 389 bine tamamlayacağız. Önümüzdeki yıl bu işi Allah’ın izniyle tamama erdireceğiz. Diyarbakır’da 14 bin 273 konut, 1006 iş yeri olmak üzere toplam 15 bin 864 hak sahibimiz bulunuyor. Bugün 1374’ü il ve ilçe merkezlerimizde, 49’u kırsalda olmak üzere toplam 1423 konutumuzun kuralarını çekip, siz kıymetli hak sahiplerimize anahtarlarını teslim edeceğiz. Yaklaşık 6 bin konutumuzun yapımı da olanca hızıyla devam ediyor. İnşallah devam edenleri de hızlıca bitirecek ve sizlere teslim edeceğiz. Biz 22 yıldır olduğu gibi 6 Şubat 2023’ten sonra da Diyarbakır’ın, Diyarbakırlı kardeşlerimizin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Kalbimizle, aklımızla, fikrimizle, gönlümüzle buradayız. Sizleri yeni yuvanıza kavuşturana, hayatı yeniden normale döndürünceye dek buradan ayrılmayacağız.”
Depremlerde yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyen Yerlikaya, anahtarlarını teslim edecekleri konutların “hayırlı olması” temennisinde bulundu.
Yerlikaya, “Depremin ilk anından itibaren asrın birlikteliğine liderlik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, kabinedeki tüm bakanlarımıza, İçişleri ailemizin medarı iftiharı AFAD’ımıza teşekkür ediyorum. Rabb’im ülkemizi, şehirlerimizi, bildiğimiz, bilmediğimiz her türlü afetlerden muhafaza eylesin. Yeni evlerine kavuşan tüm vatandaşlarımıza Diyarbakırlı kardeşlerimize, yuvalarında huzurla oturacakları günler diliyorum. İnşallah yeni yuvalarınızda şen, mesut ve bahtiyar olasınız.” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su da depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diledi.
Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla depremlerin hemen ardından ilde zemin etüdü yaparak, zemini sağlam olduğu tespit edilen Bağlar ilçesi Oğlaklı Mahallesi’nde, ilçelerde ve kırsal mahallelerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, TOKİ, AFAD ve diğer paydaşlarla yoğun bir gayret göstererek deprem konutlarının yapımına hızlı bir şekilde başlandığını belirten Vali Su, bugün kura ile hak sahiplerine teslim edilecek konutların hayırlı olmasını diledi.
Kalan konutların da inşasının hızla sürdüğünü ifade eden Su, “Devletimiz ve hükümetimiz her zaman milletimizin yanında olmuştur. Yaşanan her türlü afet ve felakette yaraların sarılması için gece gündüz çalışmıştır. Diyarbakır’da da aynı şekilde, depremden etkilenen tüm hemşehrilerimize gerekli yardımlar yapılmış, mağduriyetleri giderilmiştir, giderilmeye de devam etmektedir. Cumhurbaşkanı’mız, İçişleri Bakanımız, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, diğer bakanlarımız bizlere talimatlarıyla her zaman yol gösterdiler, destekler verdiler. Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması için tüm çalışmaları yakından takip ettiler.” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Yerlikaya, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepoğlu Ataman ve Mehmet Sait Yaz, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan, eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker, kura sonucu konut sahibi olan ilk ailelere anahtarlarını teslim etti.
Geçen yıl 6 Şubat’taki depremlere ilişkin sinevizyon gösteriminin yapıldığı programda, İl Müftüsü Celal Büyük, dua etti.
Törene, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakoç, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Selçuk Yıldırım, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, kurum ve kuruluşların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
]]>AB içinde İsrail’e en büyük desteği veren Macaristan ise bu çağrıya katılmadı.
Macaristan engeli nedeniyle, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddete karışan İsrailli radikal yerleşimcilere yönelik Avrupa yaptırımları konusunda da yine karar alınamadı.
Üye ülkeler, Macaristan engelini aşmak için İsrailli yerleşimcilere yönelik bireysel önlemler almaya hazırlanıyor.
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Brüksel’deki dışişleri bakanları toplantısı sonrası, 26 üye ülkenin Gazze’deki çatışmalara “derhal insani ara verilmesi çağrısında bulunan” bir bildiri yayımladıklarını açıkladı.
AB Dönem Başkanı Belçika’nın önerisiyle gündeme gelen ortak bildiride, Gazze’de “kalıcı bir ateşkese yol açacak şekilde çatışmalara acil insani ara, tüm rehinelerin koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardım sağlanması” çağrısında bulunuldu.
AB üyesi 26 ülkenin dışişleri bakanları, Josep Borrell’in geçen hafta sonu İsrail’e yönelik yaptığı, “bir milyon Filistinlinin koruma aradığı Refah’a kara saldırısı başlatmaması” çağrısını da yineledi.
Ortak bildiride, İsrail’e, Refah’a askeri müdahale kararından vazgeçmesi istenerek, şu görüşlere yer verildi.
“İsrail Hükümeti’nden Refah’ta zaten felaket durumda olan insani durumu daha da kötüleştirecek ve acil olarak ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanmasını engelleyecek askeri müdahalede bulunmamasını istiyoruz.”
Brüksel’deki kaynaklara göre, 7 Ekim’deki Hamas saldırıları sonrası İsrail’e güçlü bir şekilde destek veren bazı AB üyesi ülkeler, bölgede kötüleşen insani koşullar ve İsrail’in saldırılarına yönelik eleştiriler nedeniyle özellikle ateşkes konusunda tavır değişikliği sergilemeye başladı.
Ancak Macaristan hariç. AB içerisindeki en güçlü İsrail destekçisi olarak bilinen Macaristan, ortak bildiriye imza atmadı.
Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib, 26 üye ülkenin Orta Doğu’daki duruma ilişkin farklı tutumlarına rağmen, acil ateşkes çağrısı kararı almasını, “son derece olumlu bir uzlaşma” diye değerlendirdi.
Bakan Lahbib, “27 üye ile hareketsiz kalmaktansa, 26 ülke ile ilerlemek daha iyi. İsrail’e açık bir mesaj gönderiyoruz ve önemli olan da bu” dedi.
Macaristan, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri gerçekleştiren radikal İsrailli yerleşimcilere karşı AB yaptırımları uygulanmasını da engelliyor.
Macaristan’ın vetosu nedeniyle diğer 26 AB üyesi ülke, radikal İsrailli yerleşimcilere yönelik ortak yaptırım kararı alamıyor.
İngiltere ve ABD, bu konuda yaptırımları hayata geçirmişti.
Fransa da, çok sayıda şiddet yanlısı yerleşimcinin ülkesine girişini yasakladığını açıkladı.
Pazartesi günü Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında, birlik içinde bu konuda kısa zamanda bir anlaşmaya varılacağına dair umut belirmedi.
Başta Belçika ve Hollanda olmak üzere birçok üye ülke, İsrailli radikal yerleşimcilere karşı yaptırım konusunda daha fazla beklememe kararı aldı.
AB Dönem Başkanı Belçika Dışişleri Bakanı Lahbib, Macaristan engelini aşmak için, diğer üye devletlerin bireysel önlemler alacağını duyurdu.
Hollanda Dışişleri Bakanı Hanke Bruins Slot da, Macaristan engeli nedeniyle, kısa vadede ortak yaptırım uygulanamayacağını vurgulayarak, “Bunu AB içinde yapamayacağımıza göre, Hollanda’da nasıl başarabileceğimize bakacağız” diye konuştu.
Hollandalı bakana göre, birçok AB ülkesinin yaptırım kararı alması durumunda, İsrailli yerleşimcilerin bir başka üye ülke üzerinden Schengen sınırları içinde dolaşmasının önüne geçilebilecek.
Bruins Slot, beklentisinin, birçok üye ülkenin bu konuda önlem alacakları yönünde olduğunu söyledi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve yetkililer eşliğinde maden ocağı sahasında basın mensuplarına açıklama yapan Bayraktar, son birkaç gündür sahada çalışma şartlarının çok zorlu hale geldiğini ifade etti.
Dün gece itibarıyla çok ciddi heyelan riskinin tespit edildiğini bildiren Bayraktar, “Dolayısıyla özellikle o yığının kaymamış bölgelerinde şu anda ciddi bir hareketlilik var. Bu çalışmalardan, bu risklerden dolayı şu anda sahada arama faaliyetlerini durdurmuş durumdayız.” diye konuştu.
Bayraktar, heyelan riski nedeniyle atık toprağın taşınmasına ilişkin faaliyetlerin de durduğuna işaret ederek, “Önceliğimiz şu anda heyelan riskini hem arama için hem de bu toprağın taşınmasıyla alakalı yapılacak faaliyetler için ortadan kaldırmaktır. Şu anda temel önceliğimiz, yol haritasını ortaya çıkaracağımız süreç budur.” ifadelerini kullandı.
Kayan toprağın taşınacağı yerle alakalı çalışmaların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ve onayında yürütüldüğünü aktaran Bayraktar, “Dolayısıyla onların onay vermediği herhangi bir yere, bu heyelanlı toprağın konulması söz konusu değil. Bu konuda endişe edilecek bir şey yok.” dedi.
Bayraktar, çok sayıda akademisyenin yanı sıra ilgili kurumlar ve uzman ekiplerin heyelan riskinin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma yürüttüğü bilgisini paylaşarak, “Bu konuda belki yarın sabah, yarın öğlene kadar yapacağımız çalışmalarda daha net bir tablo ve bir yol haritası önümüze koyacağız gibi gözüküyor. Onları da sizlerle inşallah paylaşırız.” değerlendirmesinde bulundu.
Kayan toprağın istifleneceği alanlara yönelik birkaç alternatif üzerinde çalışıldığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bunlarla ilgili tespit ettiğimiz birkaç lokasyon var. Bununla alakalı orada hangi şartlarda buranın istifleneceğiyle alakalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın koordinasyonunda lokasyon tespiti, o lokasyonların hazırlanmasıyla alakalı faaliyetimiz devam ediyor. Onu da en kısa sürede belirleyip heyelan riski ortadan kalktığı anda bu toprağın oraya aktarılmasıyla alakalı süreci başlatacağız.”
“Toprak ve su numunelerinde bir olumsuzluk söz konusu değil”
Bayraktar, sahada Devlet Su İşleri’nin (DSİ) koordinasyonunda temiz suyun ve kontamine olmuş suyun hızla kontrol altına alınmasıyla ilgili faaliyetlerin sürdüğüne işaret ederek, su ve topraktan ölçümler alınarak kalitenin kontrol edildiğini anlattı.
Bu kapsamda, toprak ve su numunelerinde bir olumsuzluğun söz konusu olmadığını vurgulayan Bayraktar, sahanın baraj tarafındaki çalışmaların da yoğun şekilde devam ettiğini dile getirdi.
Bayraktar ayrıca maden kazasına yönelik idari soruşturmanın da devam ettiğinin altını çizerek, “Bugün bütün ilgili bakanlıklarımızın bakan yardımcısı düzeyinde arkadaşlarımız burada. Tahmin ediyorum yarın bakanlarımızın da buraya gelmesi söz konusu. Yoğun bir şekilde hem adli hem de idari yönden soruşturmalar devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Heyelan 2 şiddetinde deprem etkisi oluşturdu
Heyelanın deprem etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği sorusunu yanıtlayan Bayraktar, sahadaki teknik ekibin ve akademisyenlerin, “heyelandan dolayı yaklaşık 2 şiddetinde deprem etkisi olduğu” değerlendirmesini yaptıklarını aktardı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, liç alanına yönelik senede 2 kez denetleme yaptığını aktaran Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının da heyelanın yaşandığı liç alanını atık yönetimi kapsamında denetlediğini söyledi.
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Elazığ’da Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı Buluşmaları”nda iş adamlarıyla bir araya geldi. Burada konuşan Bakan Işıkhan, “Malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz yıl takvimler 6 Şubat’ı gösterdiğinde tarifi imkansız bir felaketle karşı karşıya kaldık. Yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ilimizde yıkıma ve can kaybına sebebiyet verdi. Elazığ da yakın zamanda iki büyük depremle sarsıldı. 24 Ocak 2020’de Sivrice depremi ve ardından biraz önce söz ettiğim 6 Şubat 2023 asrın felaketi. Felaketin yaşandığı ilk andan itibaren devletimizin tüm organları üzerine düşeni yerine getirdi ve getirmeye devam ediyor. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarımız bir an bile düşünmeden elini taşın altına koydu. Sizler, iş dünyasının değerli temsilcileri de şehriniz için fedakarlık yapmaktan kaçınmadınız. Milletimizin her bir ferdinin verdiği destekler ise asrın felaketini asrın birlikteliğine ve asrın dayanışmasına çevirmemizde mihenk taşı oldu. Elazığ milli iradenin kalesi olan bir şehrimiz. Devletine, liderine, davasına her zaman olduğu gibi Türkiye Yüzyılı seçimlerinde de sadakatle bağlı kalmış bir şehir. Biz de sizlerin bizlere duyduğu bu güveni boşa çıkarmadık hamdolsun. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak biz de diğer tüm kurumlarımız gibi liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde asrın felaketinden etkilenen vatandaşlarımızla ilgili üzerimize düşeni yapmak için gayret ediyoruz” diye konuştu.
Depremin çalışma hayatı üzerindeki olumsuz etkisini kaldırmak, istihdam süreçlerinde oluşan problemleri çözmek için ilk andan itibaren önemli tedbirler aldıklarını vurgulayan Bakan Işıkhan, “İŞKUR, SGK ve Sosyal Güvenlik Merkezi personelimizle vatandaşlarımızın ve iş dünyamızın sorunlarıyla mücadele noktasında diğer illerimizde olduğu gibi Elazığ’ımızda da sorumluluktan kaçmadık. Deprem bölgesi genelinde uyguladığımız politikayla deprem sonrası yarı yarıya düşen istihdam oranını tekrar eski seviyesine yükselttik. OHAL ilan edilen illerimizde Toplum Yararına Program’da 9 olan çalışma sınırını 24 aya yükselttik ve programdan tekrar faydalanamama kuralını kaldırdık. 3 ay olan kısa çalışma ödeneği süresini 6 aya uzattık. Yalnızca depremden bu yana değil, AK Parti olarak iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren bakanlık olarak tüm birimlerimizle şehrimizin çalışma hayatına ve kalkınmasına katkı sunduk. İŞKUR aracılığıyla 2002 yılından bu yana özel sektörde ve kamuda Elazığ’da 85 bine yakın vatandaşımızı işe yerleştirdik. Bunun yanı sıra aktif işgücü programlarımızla hem işgücü piyasamızın ihtiyaçlarını tespit ediyor hem de vatandaşlarımızın nitelik kazanması, daha kolay iş bulabilmesi için kurs ve programlar düzenliyoruz. İhtiyaç duyan vatandaşlarımıza iş ve meslek danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Toplum Yararına Program (TYP) çerçevesinde vatandaşlarımızın işgücü piyasasına uyumlarına katkı sunuyor ve geçici gelir desteği sağlıyoruz. Bu çerçevede kamu kurum ve kuruluşlarımızda 40 binin üzerinde Elazığlı kardeşimizi TYP’den faydalandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Devletin tüm organlarının deprem bölgesinde verdikleri sözleri yerine getirmek için gece gündüz çalıştıklarını aktaran Bakan Işıkhan, “Nitekim, şubat ayı içinde 46 bin konutu depremzedelere teslim ediyoruz. Elazığ’ımızda da iki gün evvel 2 bin 555 vatandaşımıza güvenli ve sağlam konutlarını teslim ettik. Bu vesileyle evini teslim alan vatandaşlarımıza evleri, yeni yuvaları hayırlı uğurlu olsun. Nasıl liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ‘Yaptık, bitti’ düşüncesiyle değil ‘Milletimiz için her zaman daha iyisini yapmalıyız’ anlayışıyla hareket ediyorsa, bizler de onun yol arkadaşları olarak aynı düsturu kendimize şiar ediniyoruz. Hamdolsun ki AK Parti olarak iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren yaptığımız çalışmalarla milletimizin zihninde ‘Yaparsa AK Parti yapar’ düşüncesi net bir şekilde yerleşmiştir. Asrın felaketinden kısa bir süre sonra gerçekleştirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri’nde de milletimiz cumhurbaşkanımıza, AK Partimize ve Cumhur İttifakı’na duyduğu güveni net şekilde göstermiştir. Aziz milletimiz ‘Doğru adamla yola devam’ diyerek liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’a bir dönem daha yetki vermiştir. Sürekli temas halinde olduğumuz ve fikir alışverişinde bulunduğumuz için iş dünyamızın siz değerli fertlerinin de Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize olan güveninizi biliyoruz. Bu güveni boşa çıkarmamak için çalışmalarımıza titizlikle devam ediyoruz. Bundan önce olduğu gibi önümüzdeki süreçte de işbirliğimizi güçlü bir şekilde sürdürerek Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte üretimin ve kalkınmanın yüzyılı yapacağız. Değerli misafirler, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda hükümet olarak iş dünyasıyla tam uyumlu şekilde hareket ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Bu işbirliğine sunacağı katkıyla güç verecek bir başka paydaş ise hiç kuşkusuz yerel yönetimlerdir. Bu bağlamda belediyelerimizin de hükümet ve iş dünyası ile tam bir uyum içerisinde çalışma zorunluluğu bulunmaktadır” dedi. – ELAZIĞ
]]>Bakan Yerlikaya, “Toprağın yığıldığı yerden üç ana yere dağıldı. Sabırlı Deresi’nin olduğu yerde 5 milyon metreküp, maden ocağının olduğu yere 1.2 milyon metreküp ve yukarıda asılı kalan ama yerinden oynamış 3.5 milyon metreküplük bir toprak kütlesi var. Bizim zamanla yarışıp, çok dikkatli olmamız lazım. Tekrar kayma riski var.” ifadelerini kullandı.
Çalışmaların gece gündüz demeden, duraksamadan sürdüğünü ifade eden Yerlikaya, “Rakamlar devamlı değişiyor ama 2 bin 700 insan gücü, 800’ün üzerinde araç, teknoloji burada, ne ihtiyaç varsa o burada, bilgi, tecrübe, deneyim, bilim insanıyla hepsiyle beraberiz.” diye konuştu.
Yerlikaya, Bakanlık olarak arama kurtarma noktasında olduklarını anlatarak, şöyle konuştu: “O 2 bin 700 arkadaşımızın içerisinde 500 arama kurtarma, bunların her biri işlerinde tecrübeli ve deneyimli arkadaşlar. Her zaman olduğu gibi her şeyin başı iş sağlığı ve güvenliği diyoruz. 940 hektarlık bir arazi üzerinde dev bir tesis burası, her bakanlık kendi görev alanını yapıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı buranın ruhsat sahibi, bakanımız sağ olsun başından beri burada. Biz de ona güç veriyoruz.
Adalet Bakanlığımızın süreci belli, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığımız süreci yönetiyor. Tarım ve Orman Bakanlığımız özellikle DSİ Genel Müdürlüğünün burada büyük bir çalışması var. 5 milyon metreküpün aktığı ve kaydığı Sabırlı Deresi’nin geldiği o alanda Sabırlı Deresi haline gelen o 3 kolun kayan toprakla bir araya gelmeden onun tahliyesiyle uğraşıyor. Belli bir noktaya geldiler ve kısa zamanda bitecek. DSİ aynı zamanda bu kayan 5 milyon metreküp toprağın önündeki yere tedbir amaçlı set yapıyor.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının devamlı olarak belli aralıklarla bilim insanlarıyla beraber bölgeden numuneler aldığını hatırlatan Yerlikaya, numunelerin ya Bakanlığın buradaki mobil laboratuvarına ya da Türkiye’de akrediteli laboratuvarlarına gönderildiğini anlattı.
Yerlikaya, çalışanların sağlığı ve güvenliğiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgilendiğini aktararak, “Geçmişteki iş kazasıyla ilgili onların bir denetim süreçleri var ama aynı zamanda burada yapılan şu andaki bu arama kurtarma ve toprak tahliyesiyle ilgili olan süreç, yani burada çalışan 2 bin 700 kişinin güvenliğiyle ilgili çalışıyoruz. Bununla ilgili alınan güvenlik tedbirlerinin kontrolü yapılıyor.” diye konuştu.
Yerlikaya, liç alanı bölgesine yerleştirilen 2 jeoradar ile bölgeyi sürekli takip ettiklerini söyleyerek, alarm sistemiyle bunları kontrol ettiklerini belirtti. En ufak bir toprak kayması yaşanmadan, arama, tarama, toprak tahliyesi süreçlerinin tamamını sıkıntısız bitirmeyi arzuladıklarını vurgulayan Yerlikaya, bir an önce 9 işçiye ulaşmak istediklerini ifade etti.
Kayıp işçilerden 5’inin konteyner içerisinde, 1’inin manganez ocağına düşen kamyonda ve 3’ünün başka bir araçta olduğunu aktaran Yerlikaya, “Bunlarla ilgili tam hangi noktada olduğunu bilmiyoruz ama onun etrafında ve mücavirinde olduğu bir alanı işaretledik, oraya odaklanıyoruz. Seyir tepesinden göstermiş olduğumuz, basın buluşmasını yaparken gösterdiğimiz yerde konteynerle ilgili olan şeyi arıyoruz. Yer belli oraya odaklanıyoruz.” dedi.
Yerlikaya, bölgede görev yapan araç sayısı hakkında da bilgi vererek, şunları kaydetti: “50’nin üzerinde ekskavatör, günlük 1000 kamyonla hafriyat toprağını mermer ocağının olduğu güvenli ve geçici depolama alanına bir taşıma işleminden bahsediyoruz. Her gün bir öncekinden daha hızlı nasıl olabiliriz ama güvenli ortamda nasıl olabiliriz gayretiyle çalışıyoruz.
Basın mensuplarımızla gece gündüz demeden her zaman bir araya geleceğiz. Tek bir niyetimiz var, doğru bilgileri zamanında aktarmak, sizler aracılığıyla milletimize aktarmak. Sizler aracılığıyla duyurulmayan hiçbir şeye de değer vermesinler. Doğruyu bizden alsınlar, biz de bunları sizler aracılığıyla milletimizle paylaşalım ki gereksiz yere tartışma konusunu uğraş alanı haline getirmeyelim.”
Bakan Yerlikaya, bir gazetecinin firari şüphelinin olup olmadığını sorması üzerine “Firari bir şüpheli bilmiyorum, şu vakitte bilmiyorum. En son adli kontrol ve yurt dışı yasağı getirilen genel müdür olduğunu sizler de haber ettiniz. Adalet Bakanımız ve buradaki Erzincan Başsavcılığımız kamuoyunu çok yakinen izliyorlar. Eğer bununla ilgili bilgilendirme ihtiyacı hissettikleri zaman kesinlikle onlardan bir paylaşım görürsünüz, zaten yapıyorlar. Şu ana kadar 3-4 paylaşım yaptıklarını biliyorum.” yanıtını verdi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve yetkililer eşliğinde maden ocağı sahasında gazetecilere açıklama yapan Bayraktar, kaymanın ardından oluşan kütlenin 3 ayrı noktada; mevcut yerde, dere yatağına ve arka taraftaki manganez ocağına akışı olduğunu gördüklerini belirtti.
Bakan Bayraktar, koordinasyon süreci içerisinde ilgili kurumlarla yapılan görüşmelerde en önemli konunun, toprak kütlesinin taşınacağı alanın tespiti ve oranın hazır hale getirilmesi olduğunu vurgulayarak, “Bu bölge tahliye edilmeye başlanmış durumda. Arama faaliyetiyle ilgili yoğun çaba, büyük fedakarlık ve uyum içerisinde devam ediyor.” diye konuştu.
Bayraktar, arama faaliyetlerinden kısa sürede sonuç alıp hem aileleri hem de tüm milleti neticeye ulaştırmayı temenni ettiklerini dile getirdi.
Sahada çevreyle ilgili alınması gereken ciddi tedbirlerin bulunduğuna da dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bununla alakalı her türlü tedbiri almış durumdayız. Özellikle DSİ, çok yoğun çalışmayla buradaki su hareketini kontrol edip, bu sahaya tekrar suyu sokmadan farklı alanlara yöneltmekle ilgili çok hızlı çalışma yürütüyor. Onlara teşekkür ediyorum. Aşağıda sedde ile ilgili çalışmalarımız büyük oranda tamamlanmış durumda. Yani yeni bir su hareketini kontrol altına almayla alakalı bütün tedbirler alınmış durumda.”
Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sürekli ölçümler yaptığına dikkati çekerek, “Şu anda gözüken, burada halk sağlığına zarar verebilecek herhangi bir şey olmadığı yönünde. Dolayısıyla o noktada da kontrollerimiz eş zamanlı, eş güdümlü şekilde devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda arama kurtarma faaliyetiyle ilgili netice almayı ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.
“Toprak taşınmaya başladı”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bayraktar, eski mermer ocağındaki hazırlıkların hangi aşamada olduğu ve toprağın taşınma sürecinin ne kadar süreceği sorusu üzerine, toprağın taşınması hazırlıklarının tamamlandığını bildirdi.
Bakan Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili onayı verdiğini aktararak, “Nasıl bu yığın liç alanında yerleşimle alakalı onayları ÇED kapsamında ilgili Bakanlık verdiyse, orayla alakalı ‘Evet buraya şu şartları hazırladığınızda, buraya döküm yapabilirsiniz.’ onayını aldığımız için artık şu anda hem buradan hem de manganez ocağının olduğu yerden toprak taşınmaya başlandı. Sizi bugün oraya götüremiyoruz ama orada şu anda bu faaliyet devam ediyor. Yani yolda gördüğünüz kamyonlar oraya doğru hareket ediyor.” ifadesini kullandı.
Toprak altındaki işçilere dair iz olup olmadığı sorusu üzerine Bayraktar, ekiplerin radar, dedektör ve dronlarla tespit ettikleri lokasyonlara doğru yoğun şekilde çalıştığını söyledi.
“Yakın köylerde kullanılan içme suyuna buradan, atıkların, siyanürün akmamasına yönelik nasıl çalışma yürütülüyor?” sorusunu yanıtlayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Şimdi buraya, bu dereye gelen temiz suyun daha yukarıdan kontrollü şekilde barajın arkasından normal temiz akış kanalına, kuşaklama dediğimiz hadiseyi DSİ çalışmış durumda. Dolayısıyla bununla alakalı herhangi bir risk görmüyoruz. Buradan şu andaki toprağın olduğu suyun, toprağın altından ilerlemesiyle alakalı da ileride biliyorsunuz sedde yapıldı. Orada da herhangi bir şekilde ölçümlerde, gözlem kuyularında aldığımız numunelerin hiçbirisinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın buradaki laboratuvarında, mobil laboratuvarında ve Ankara’ya gönderdiği numunelerde herhangi bir risk şu anda gözükmüyor.
Zaten burası kuru bir dereymiş, bize söylenen bilgi ama şu anda bu toprak kalkana kadar suyu buradan hareket ettiremeyiz. Dolayısıyla bunu mutlaka başka bir yere aktarmamız lazım. Daha sonraki süreçte de DSİ bu toprak kalktıktan sonra yine buradan bir kanalla suyu aşağı doğru gönderecek.”
“Şu anda çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı”
Bayraktar, işçilere ulaşılsa dahi toprak kaldırma çalışmalarının devamına yönelik soruya ilişkin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının mevzuatına göre buranın mutlaka kaldırılıp farklı yerde depolanması ve istiflenmesi gerektiğini, dolayısıyla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.
Madenin çevre izin belgesinin iptal edildiğini hatırlatan gazetecinin, “Madenin geleceğiyle ilgili başka tasarruf olacak mı?” sorusunu ise Bayraktar, şu şekilde yanıtladı:
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, çevre izin belgesini iptal ettiler. Dolayısıyla çevre izin belgesi olmayan herhangi bir işletme, maden veya herhangi bir şeyin çalışması söz konusu değil. Dolayısıyla çevre izin belgesi şu anda iptal edilmiş durumdadır. Yani bu madenin çalışması için gerekli izinler, müsaadeler, her kurumun farklı şeyi var ama esas itibarıyla çalışma izni, faaliyet izni, çevre izin belgesi üzerinden olur. Çevre izin belgesi olmayan herhangi bir madenin çalışması söz konusu değildir. O belge olana kadar, yenilenene kadar, şayet yenilenecekse herhangi bir faaliyet söz konusu olamaz. Şu anda o çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı. Onun için çevre izin belgesini bakanlığımız iptal etti.”
]]>Göktaş, İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremler sonrası kaybolan çocuklara ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, çocukların korunmasını, haklarının güvence altına alınmasını amaçladığını bildiren Göktaş, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde tüm risklere karşı bilinçli ve duyarlı nesiller yetiştirmek üzere koruyucu, önleyici ve destekleyici çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Çocuklara yönelik tüm hizmetlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde gerçekleştirildiğini aktaran Göktaş, deprem bölgesinde enkaz altında çıkarılmış ve yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz veya kendini ifade edemeyen, refakatçisi olmayan ya da yakını vefat ettiği tespit edilen çocuklara ilişkin güncel bilgilerin deprem sürecinde kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına Bakanlığın resmi sosyal medya hesaplarından şeffaf bir şekilde düzenli olarak paylaşıldığını hatırlattı.
Deprem felaketi nedeniyle ailesinden ayrı düşmüş veya refakatçisi olmayan 1912 çocuğun Aile Bilgi Sistemi Afet Yönetim Çocuk Modülünde kayıt altına alındığını dile getiren Göktaş, deprem bölgesinde, enkaz altından çıkarılmış, yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz veya kendini ifade edemeyen hastanelerde tedavisi devam eden çocukların yakından takip edildiğini, tedavisi tamamlanan çocukların Bakanlığın çocuk bakım kuruluşlarında korunma ve bakım altına alındığını bildirdi.
Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Kuruluşlarımıza alınan çocuklarımızın öncelikle ailesi ve yakınlarına ulaşılmasına yönelik çalışmalarımız titizlikle yürütülerek çocuklar ailelerine teslim edilmiştir. Bakanlığımız ile TÜBİTAK arasında yapılan işbirliği neticesinde TÜBİTAK tarafından geliştirilen “DerinGÖRÜ” yüz tanıma programı kullanılmıştır. Yapılan DNA eşleşmeleri ve kimlik kontrolü, kimliklendirme ve mesleki çalışmalar sonucunda 1874 çocuk ailesine/aile yakınlarına teslim edilmiştir. Halen hastanede tedavisi devam eden 1 çocuğumuz yakından takip edilmektedir. 6 çocuğumuz da aile odaklı hizmetlerden faydalandırılmıştır. 15 çocuğumuz bakım ve koruma altındadır. Çocuklar, yaş ve cinsiyet durumlarına uygun Bakanlığımıza bağlı çocuk bakım kuruluşlarında bakılmakta ve korunmaktadır. Kayıtlarımızda olan 16 çocuğumuz vefat etmiştir. Kimliği belirlenemeyen çocuğumuz bulunmamaktadır.”
Çocuk Koruma Kanunu kapsamında olduğu tespit edilen çocukların Bakanlık tarafından korunma ve bakım altına alınarak kuruluş bakımı hizmeti veya yakın evre/akraba koruyucu aile hizmetinden faydalandırıldığını belirten Göktaş, Bakanlığın hizmet modellerinden faydalandırılan çocukların izleme ve takiplerinin ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığını aktardı. Göktaş, “Yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz veya kendini ifade edemeyen çocuklar hiçbir şekilde üçüncü şahıs, kurum, dernek, vakıf gibi yerlere yerleştirilmemektedir.” ifadesini kullandı.
Depremden etkilenen çocukların risk ve ihtiyaçlarının belirlenmesi için Çocuklar Güvende Ekipleri ile öksüz ve yetim hizmet birimleri aracılığıyla izleme ve takip çalışmalarının yapıldığını ifade eden Göktaş, depremden etkilenen çocuklara yönelik hane ziyaretleri gerçekleştirildiğini ve ihtiyaçları doğrultusunda gerekli sosyal hizmet müdahalelerinde bulunulduğunu kaydetti.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sabah saatlerinde Elazığ’a geldi. Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesini ziyaret eden Banak Yerlikaya, daha sonra kura çekim töreninin yapılacağı merkeze geçti. Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinden düzenlenen törene, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İçişleri Bakan yardımcıları, AK Parti Elazığ milletvekilleri, Elazığ Valisi Ömer Toraman, kamu kurum müdürleri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Kura çekim töreninde konuşan Bakan Yerlikaya, bugün şehirlerin azizi, aziz olanların şehri Elazığ’da bulunmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Bakan Yerlikaya, “Medeniyetin izlerini tarihle iç içe geçmiş duvarlarında saklayan, üzüm bahçeleriyle, Harput Kalesiyle, ovalarıyla, dağların arasında gizlenmiş saklı cennet bahçeleriyle bir başkadır Elazığ, bir başkadır bu şehir. Elazığ, depremle sınanan, bu acıyı yüreğinde taşıyan şehirlerimizin başında geliyor. Elazığ deprem felaketine tarihin belli dönemlerinde maruz kalmış, bu doğal felaketin yıkıcı etkilerinden zarar gördü. Bundan 4 yıl önce, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde yine canlarımızı yitirmiş, sevdiklerimizi kaybetmiştik. O zor ve çetin günlerde milletimizin yüreği Elazığ için attı. Ülkemizin dört bir yanından insanlar Elazığ’a akın etti. İlk andan itibaren bir can daha kurtarabilmenin, Enkaz altında bir kişiye daha nefes olabilmenin mücadelesi verildi. Hamdolsun, Elazığ’da depremin yaralarını söz verdiğimiz gibi sardık. Evet binalarımız yıkıldı lakin umudumuz yıkılmadı” dedi.
“Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz”
6 Şubat sabahında ülke ve millet olarak 11 ilde büyük yıkımlara ve can kayıplarına neden olan asrın felaketini yaşadıklarını hatırlatan Bakan Yerlikaya, “Binlerce vatandaşımız sevdiklerine son kez sarılmıştı. Kelimeleri boğazımızda düğümlenmişti. O gece acıya ve hüzne uyanacağımız en uzun gecemizdi. Giden canlarımızı bir daha geri getirebilmek mümkün değil. Kaybettiğimiz canlarımızı unutabilmemiz de mümkün değil. Ama el birliğiyle yaralarımızı sarabilirdik, umutlarımızı yine yeşertebilirdik. Hamd olsun öyle de oldu. Kıymetli kardeşlerim, 6 Şubat depremlerinden Elazığlı kardeşlerimiz de etkilendi. Elazığ’da 6 Şubat’ta 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. 58 bina yıkıldı. Hamdolsun Elazığ’da diğer illerimize nazaran depremin yıkıcı etkisi daha azdı. 2020’de yaşanan Sivrice depremi sonrası şehrimizin yenilenmesi, binaların dirençli hale getirilmesi, şükürler olsun, can kayıplarının azalmasını, daha az binanın hasar almasını sağladı. ve Elazığ depremin ilk anlarından itibaren başta Malatya olmak üzere deprem felaketinin yaşandığı illerimizin yardımına koştu. Devletimiz de 11 ilimizin tamamında sadece ve sadece ekiplerle, araçlarla değil, bütün kalbiyle, gönlüyle ve aklıyla deprem bölgesindeydi burada olmaya da devam edecek. Dedik ki sizlere yıkılan evlerinizin daha iyisini, daha güzelini, daha güvenlisini yapacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini yapmaktır. Ardından da inşallah her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleri ile buluşturacağız. Yılsonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Ardından bu sayıyı 389 bine tamamlayacağız. Kardeşlerim, Elazığ’da 13 bin 421 konut, 706 iş yeri, bin 199 ahır olmak üzere toplam 15 bin 326 hak sahibimiz bulunuyor. Bugün, İl ve ilçe merkezlerinde olmak üzere toplam 2 bin 255 konutumuzun kuralarını çekip, siz kıymetli hak sahiplerine vereceğiz. Yine yaklaşık 2 bin konutumuzun yapımı da olanca hızıyla devam ediyor. İnşallah devam edenleri de hızlıca bitirecek ve sizlere teslim edeceğiz. Biz depremin yıktığı şehirlerimizi bir an önce ayağa kaldırmanın, yeniden eski canlılığına kavuşturmanın gayretindeyiz. Elazığ’ı eskisinden çok daha güzel, çok daha güvenli bir şekilde tekrar imar ve ihya edeceğiz inşallah. Bu duygularla, 6 Şubat depremlerinde, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Kuralarını çekerek, anahtarlarını teslim edeceğimiz yeni yuvaların hayırlı olmasını diliyorum. Depremin ilk anından itibaren asrın birlikteliğine liderlik ederek, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından 2 bin 255 konutun kura çekimi gerçekleştirildi. Kurada adı çıkan hak sahiplerine anahtarları Bakan Yerlikaya ve protokol tarafından verildi. – ELAZIĞ
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Beyoğlu’ndaki Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde 2023’de Liselere Geçiş Sistemi’nden (LGS) 500 tam puan alan öğrencilerle buluştu. Düzenlenen programa ayrıca İstanbul Valisi Davut Gül, protokol ve öğrenciler de katıldı.
“Eğitim hayatı boyunca gerek lisede, gerek üniversitede, gerek sonrasında ne zaman birine ihtiyaç duyarsanız mutlaka devletin bir ferdini yanınızda görün istiyoruz”
İstanbul Valisi Davut Gül programdaki açıklamasında, “İstanbul Çocukları Vakfı, İstanbul Valiliği koordinasyonunda, İstanbul Valisi’nin Başkanlığında 25 kişilik bir mütevellisi olan sivil toplum kuruluşu. 3 tane temel önceliğimiz var. Bir tanesi, dezavantajlı çocuklar. Bir diğeri, özel yetenekli çocuklar. Sonuncusu da daha başarılı, tıpkı burada olan gençlerimiz gibi çocuklarımız gibi olan çocuklar. Bugün bu toplantıda LGS’de 500 tam puan alan öğrencilerimizi misafir ettik. 107’si İstanbul’umuzda olmak üzere toplam İstanbul’daki okullarımızda okuyan öğrenci sayımız 388. Dokuzuncu sınıfa devam ediyorlar, hazırlığa devam ediyorlar. İsteğimiz ne? Temelde şunu yapmak istiyoruz, sizler Türkiye Yüzyılını inşa edecek gençlerimizsiniz. Türkiye Yüzyılı mutlaka inşa edilecek. İnşa edilecekse beşeri sermayeyle bunu yapabiliriz. Sizin çok önemli bir kazanımınız var, başarılı öğrencilersiniz. Devlet olarak, millet olarak yanınızda olmak istiyoruz. Eğitim hayatı boyunca gerek lisede, gerek üniversitede, gerek sonrasında ne zaman birine ihtiyaç duyarsanız mutlaka devletin bir ferdini yanınızda görün istiyoruz. Size emek veren aileleriniz başta olmak üzere öğretmenlerinize ve hiç şüphesiz sizlere teşekkür ediyoruz. Sizler hem İstanbul’umuza hem Türkiye’mizi olağanüstü duygular yaşattınız, yaşatıyorsunuz” diye konuştu.
“Aylık düzenli olarak üçer bin lira para vereceğiz ve hepinize vereceğiz”
Ocak ayından başlayarak her ay düzenli olarak karınca kararınca bir burs vereceklerini belirten Gül, “Şimdilik tespit ettiğimiz miktar aylık düzenli olarak 3’er bin lira para vereceğiz ve hepinize vereceğiz. Helali hoş olsun. Bu şu demek, Şubat ayında 2 aylık vereceğimiz için 6 bin lira size borçluyuz. Ayın sonuna doğru 6 bin liranızı yatıracağız ve aksilik olmazsa her ay bir araya geleceğiz. Gitmek istediğiniz, görmek istediğiniz, tanımak istediğiniz yerlerde de sizlere çeşitli aktiviteler yapacağız. Sizden özel hiçbir beklentimiz yok. Tek bir beklentimiz var, dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi okullarda okursanız okuyun, ne iş yaparsanız yapın bir ayağınız hep Türkiye’de olsun. Gönlünüzün, kalbinizin bir tarafı hep bu topraklarda olsun. Bunu istiyoruz. Son olarak biraz önce Sayın Cumhurbaşkanımızı Rize’ye uğurladık. Gelirken bu programı söylediğimizde sizlere özel selam söyledi, gözlerinizden öpüyor. İnşallah uygun zamanda kendi programı da uyarsa, Sayın Cumhurbaşkanımızla da bir araya getirmek isteriz sizleri” ifadelerini kullandı.
“Sizler bizim için geleceğimizin mimarları, kültürümüzün ve değerlerimizin koruyucuları olacaksınız”
Liselere giriş sınavında 500 tam puan alarak lise eğitimine başlayan tüm öğrencileri yürekten tebrik ettiğini belirten Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tercih ettiğimiz liseler, bizi hayallerimize yaklaştıran önemli adımlardan biri. Hayallerinize artık bir adım daha yakınsınız. Şu an hissettiğiniz coşkulu duygular bir sonraki hedefinize ulaştığınızda daha da büyüyecek. Meslek sahibi olduğunuzda ise artık maraton koşucularının kupaya ulaştığı anda olduğu gibi hayallerinize dokunmaya başlayacaksınız. Merakınızı her zaman canlı tutun. Öğrenmenin en büyük motivasyonu meraktır. Sizler bizim için geleceğimizin mimarları, kültürümüzün ve değerlerimizin koruyucuları olacaksınız. Bizim gençlerimizin her biri güneş gibi parlıyor. Tıptan mühendisliğe, hukuktan siyasete, sanattan ticarete her alanda müthiş başarılar elde ederek hepimizi gururlandırıyor” dedi.
“2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz”
Öğrencilerin eğitim hayatları boyunca ihtiyaç duydukları her konuda yanlarında olduklarını belirten Bakan Göktaş, “Her birinizi tekrar tebrik ediyor, başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum. Sözlerimi bitirirken buradan bir müjde vermek de isterim. 19 Şubat Pazartesi 2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz. Böylelikle kamuda çalışan engelli memur sayımızı, son 21 yılda 12 kat artırarak 68 bin 396’ya çıkarmış olacağız. Yaptığımız atamalar ve Bakanlık olarak yürüttüğümüz hizmetler ile ülkemizde engellilerin herkesle eşit hak ve imkanlara sahip olmasını hedefliyoruz. Engelli bireylerin toplumla kaynaşmasını kolaylaştıracak ve hayata daha aktif ve bağımsız olarak katılmasını destekleyecek bu atamaların hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, Alaplı ilçesinde bir kafede sivil toplum kuruluşu temsilcileri, basın mensupları ve partililerle buluştu.
Tunç, yerel seçimlere az bir zaman kaldığını dile getirerek, seçimlerin hayırlı olması temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1994 yılında, yaşanılamaz hale getirilen, havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, çöp dağlarının patladığı, işçilere maaş ödenmediği için çöplerin toplanamadığı bir İstanbul’u CHP yönetiminden devralındığını anlatan Tunç, 4,5 yıl gibi kısa bir sürede İstanbul’u yaşanılır hale getiren “Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği”nin, gerçek belediyecilik olduğunu söyledi.
AK Parti hükümeti olarak bugüne kadar belediyeler ve partiler arasında bir ayrım yapmadıklarını, her belediyenin nüfusa göre payı bulunduğunu, bu kapsamda bütçeden pay verildiğini aktaran Tunç, şöyle devam etti:
“Öyle belediye başkanları vardır ki bakanlarla, iktidarla uyumlu çalıştığında, proje ürettiğinde, aynı masa etrafında bulunup teşkilatıyla beraber kafa kafaya verdiğinde o şehir daha farklı projelere adım atar. Hem şehrin imarı, altyapısıyla, üstyapısıyla güzelleşmesi, insanların müreffeh bir şehirde hayat sürmesi hem de geleceğine yönelik, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın istihdam alanlarını artırma noktasında, hükümet yatırımlarının da burada önünün açılması noktasında yerel yönetimle merkezi hükümet arasındaki uyum çok önemli.
Yani şu eleştiriyi yapabiliyorlar; diyorlar ya ‘İşte hükümetten olmayan, iktidardan olmayan bir belediyeye siz destek vermiyor musunuz?’ Hepsine eşit veriyoruz. Ama önemli olan o belediye başkanının isteyebilmesi, o belediye başkanının ‘Ben şu projeyi de yaptım.’ diyerek ilgili bakana giderek sürekli onu takip etmesi ve ilinin milletvekilleri ile beraber kafa kafaya verip teşkilatıyla beraber, birlik ve beraberlik içerisinde olduğunda şehirlerimizin faydasına olacaktır. Alaplı’mızda, Ereğli’mizde, Zonguldak’ımızın diğer ilçelerinde, Zonguldak il merkezinde olduğu gibi geçtiğimiz 5 yıldaki değişimi hep beraber gördük. Bir anda bir atılım sağlanmış oldu. İşte bu uyumun meyveleri.”
“Her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk”
Tunç, bölgede yapılan projelerden bahsederek, 21 yıldan bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde hep siyasetin merkezine insanı koyduklarının altını çizdi.
Çalışmalarda “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını uyguladıklarını vurgulayan Tunç, “Önce insan dedik, güçlü insan olacak dedik. Güçlü aile için insanın güçlü olması lazım. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan adalete her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk.” diye konuştu.
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkenin enerjide bağımsız hale gelmesi için adımlar attıklarına dikkati çeken Tunç, bölgenin yapılan çalışmalarla enerji üssü olmaya devam ettiğini anlattı.
Bakan Tunç, bölgenin maden kömürüyle başlayan serüveninin doğal gazla devam ettiğini söyledi.
“Türkiye’nin her köşesi yatırım hamleleriyle, hizmet siyasetiyle donatıldı”
Hayata geçirdikleri projeleri anlatan Tunç, “Türkiye’nin her bir köşesi yatırım hamleleriyle, hizmet siyasetiyle donatıldı. Bu da inşallah kesintisiz devam edecek. Türkiye’de özellikle AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlarını karşılaştırdığımızda arada çok büyük fark var. Bir vesayetçi anlayışı tarihe gömdük, darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle tarihe gömdük, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. Ülkemizi yüksek standartlı demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, yeni anayasa sürecine ilişkin de şunları kaydetti:
“İnşallah yeni anayasa hedefimizle bu yüksek standartlı demokrasiyi, milletimizin desteğiyle inşallah parlamentoda bu uzlaşma da sağlanırsa kavuşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını, hukuku, insan haklarını savunmayı sürdüreceğiz ve Türkiye eksenli bir dış politikayı oluşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden koruyarak, kadınlarımızı her türlü şiddetten koruyarak, gençlerimizi her türlü kötülükten korumak için tedbirler almaya ve Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
Daha sonra esnaf ziyareti gerçekleştiren Bakan Tunç, vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Tekin, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve İstanbul Hazır Giyim İhracatçıları Birliğinin (İHKİB) işbirliğiyle YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Eğitimde Yapay Zeka Zirvesi”ndeki konuşmasında, ülkenin eğitim öğretim sürecindeki yükünü Bakanlığın tek başına kaldıramayacağını, bu süreci yürütmek için toplumun tüm kesimlerinin desteğine ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Bu yükü Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişiler, aileler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle beraber omuzlamak istediklerini dile getiren Tekin, bu tür işbirliklerini ve protokolleri hep savunduğunu kaydetti. Bu anlamda kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle işbirliği yapmaya devam edeceklerini anlatan Tekin, destek olanlara teşekkür etti.
Tekin, zirvenin konusunun eğitimde yapay zeka uygulamalarının kullanılması olduğuna dikkati çekerek, dünyanın çok hızlı geliştiğini, bilgilerin ve kullanılan enstrümanların da çok hızlı biçimde değiştiğini aktardı.
Modernleşme, çağdaşlaşma ve teknolojinin kullanımı bugün tartışılırken, 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinde de benzeri argümanlarla tartışıldığına işaret eden Tekin, “Teknolojiyi kullanacağız, teknolojiden faydalanacağız ama kullandığımız teknolojinin, yeni araçların, toplumsal yaşamımızda, ahlakımızda, yapımızda ne tür değişiklikler yapabileceğini de öngörmemiz gerekiyor. Bütün bu yenilikler, insanlığımıza, temel hak ve hürriyetlerimize, mahremiyetimize, ürettiklerimize ne tür katkılar veriyor, bizden neyi alabilir, korumak istediğimiz hangi değerleri tahrip edebilir ya da ortadan kaldırabilir, bunu tartışmak gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Tekin, yapay zeka robotu ChatGPT’ye değinerek, üniversitelerde öğretim üyeleri ve okullarda öğretmenlerin, öğrencilerin tez ya da benzeri ödevlerini kendi emeğiyle hazırlayıp hazırlamadığı konusunu tartışmaya başladığını, bunun ahlaki bir durum olduğunu kaydetti.
Sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahta kullanılıyor
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında Bakanlığın teknolojik altyapısıyla ilgili bazı rakamları da paylaştı.
“Eğitimde FATİH Projesi”ni anımsatan Tekin, bu projenin ana temasının, eğitim öğretim süreçlerinde teknolojik yenilikleri kullanabilmek üzerine kurgulandığını ve 4 farklı enstrümanı bulunduğunu dile getirdi.
Projenin enstrümanlarından birinin, Bakanlık bünyesindeki okulların, kamuoyunda “akıllı tahta” olarak bilinen “etkileşimli tahta”larla donatmak olduğunu aktaran Tekin, halen sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahtanın kullanıldığını ifade etti.
Etkileşimli tahtaların kullanıldığı sınıflarda internet altyapısının da oluşturulduğunun altını çizen Tekin, “Şu an okullarımızın tamamında farklı niteliklerde internet altyapısı mevcut durumda. 60 bine yakın, Milli Eğitim Bakanlığının kendi bünyesindeki resmi kurumun tamamında internet erişim hizmeti veriyoruz.” bilgisini paylaştı.
EBA platformu öğretmenlerin içerikleriyle zenginleştirilecek
Bakan Tekin, FATİH Projesi’nin diğer enstrümanının da “Eğitim Bilişim Ağı (EBA)” platformu olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu anda EBA platformumuzda, 2011’den itibaren sürekli kendini revize eden, kendi içinde kurduğu mini bir talim terbiye kurulu benzeri işlev gören bir komisyonla beraber içerikleri tamamen denetlenmiş biçimde, eğitim öğretim süreçlerini destekleyecek yaklaşık 2 bine ait dersle ilgili olarak 100 bine yakın içerik mevcut. Ders konu anlatım videoları, zenginleştirilmiş kitaplar, yardımcı kaynak, öğretmen ve öğrencilerimizin kullanabileceği her türlü materyal EBA platformunda mevcuttur. EBA platformunu sadece görevli ve yetkili kişiler tarafından değil, 1 milyonun üzerindeki öğretmen arkadaşlarımızın tamamının katkısını alabileceğimiz şekilde zenginleştirilecek bir ortama kavuşturacağız. Ne demek istiyorum? 1 milyon öğretmenimizin her birinin, her bir konuyu, her bir kazanımı anlattığı, kendisini geliştirdiği, kendince metodoloji ürettiği, kendince değişik yöntemlerle ders anlattığı yöntemler var. Bunların her birinin talim terbiye kurulu benzeri bir yapı üzerinden denetlenerek EBA platformuna yeniden konulmasıyla ilgili süreci başlatacağız. Daha önce bunu yürütmüştük, yine aynı şeyi yapacağız.”
Tekin, FATİH Projesi kapsamında 500 bine yakın öğretmene, eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin kurslar verdiklerini kaydetti.
Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) sisteminden de bahseden Tekin, ÖBA üzerinden yaklaşık 85 bin öğretmene eğitim teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin eğitimler verdiklerini, bu ve benzeri eğitimlerin çok fazla miktarda bulunduğunu, devamının da geleceğini sözlerine ekledi.
]]>Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı. Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını yüzde 40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.
“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”
625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.
“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.
“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”
Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu. – KİLİS
]]>Üsküdar’daki Çavuşdere Spor Sarayı’ndaki programda konuşan Türkmen, İstanbul denince akla gelen semtlerden ilkinin Üsküdar olduğunu söyledi.
İlçenin bir taraftan Anadolu, diğer yandan Avrupa olmak üzere geçmişle geleceği bağrında barındıran önemli bir merkez olduğunu kaydeden Türkmen, “Geçtiğimiz 20 yılda Üsküdar’a eğitimden kültüre, spordan sağlığa, altyapıdan üstyapıya olmak üzere devrim niteliğindeki hizmetler yaptık” dedi.
Türkmen, görev sürecince yaptığı çalışmaları anlatarak, “2014 yılında Üsküdar’ımızda ikili eğitim gören öğrenci oranımız yüzde 50’ydi. Bugün Üsküdar’ımızda ikili eğitim gören okulumuz da öğrencimiz de yok. 2014’te Üsküdar’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı sadece 3,8 metrekareydi, kişi başına düşen yeşil alan miktarını 14,2 metrekareye çıkardık.” diye konuştu.
Üsküdar’daki 200 caminin 3’te 2’sinin restorasyonunu yaparak yenilediklerini aktaran Türkmen, yeni dönemlerinde de kalan camilerin tamamını yenileyeceklerini belirtti.
Belediyecilik anlayışlarının lafta belediyecilik olmadığını, eser belediyeciliği olduğunu vurgulayan Türkmen, “Gelecek dönem bir numaralı gündemimiz kesinlikle ve tartışmasız kentsel dönüşüm olacak. Depremi öteleme, erteleme imkanımız yok. Ama depreme hazırlıklı olma imkanımız var. Hazırlıklı olma mecburiyetimiz var.” ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ancak aynı ölçekte Japonya’da meydana gelen depremde 183 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Türkmen, şöyle konuştu:
“Demek ki aslında öldüren yapı kalitesi. Son 10 yılda Üsküdar’da 30 bin bağımsız bölüm yeniledik. Önümüzdeki 5 yıl en az 50 bin bağımsız bölümü yenileme hedefiyle yola çıkıyoruz. 50 bin rakamı gözümüzde büyütülecek bir rakam değil. Üsküdar’da 200 bin konut var. Bunun 100 binine yakını 1999 depreminden sonra yapıldığını düşünürsek, 30 bin de yenilemişiz. 60-70 bin komple yenilersek güvenli bir Üsküdar hedefine ulaşmış olacağız.”
Kentsel dönüşüm çalışmalarını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla birlikte yaptıklarını belirten Türkmen, “Büyükşehrimiz inşallah yeni dönemde… Yoksa bu dönemdeki anlayışla bir arpa boyu yol alamayız. Üsküdar’a mevcut İBB yönetimi kardeşlerim bir çivi dahi çakmadı. Hiçbir yeni projesi yok. Sosyal medyadaki o süslü cümlelere milletimizin artık karnı tok. Üsküdar’da İBB’nin geçtiğimiz 5 yılda bir çivisi daha yok. Haksızlık da etmeyelim birkaç tane kazık çaktı. Nereye? Mimar Sinan Çarşısı’nın hemen yanında 30-40 tane sütunlar var. Başka bir tane yeni eseri yok. Milletimiz artık her şeyi görüyor. Açıklayacağımız projelerimizi gerçekleştirmek için özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Üsküdar Belediyesi ve Bakanlığımız el ele vermek durumundayız. Aynı hedefe kilitlenmek durumundayız. Aynı havayı teneffüs etmek durumundayız. Aynı dert ile dertlenmek durumundayız.” ifadelerini kullandı.
Daha sonra Türkmen’in yeni döneme ilişkin gençlik kampı ve kültür merkezleri, çok amaçlı tesisler, parklar, yeni yeşil alanlar, hastane ve yaşam alanları, yurt projeleri ve sosyal projelerinin yer aldığı bir video izletildi.
Programa, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Gençlik ve Spor Bakanlığı Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Süleyman Soylu, Hasan Turan, Müşerref Pervin Tuba Durgut, MHP Üsküdar İlçe Başkanı Naim Özcetekin, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir ile çok sayıda Üsküdarlı katıldı.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis deprem konutları kura çekimi ve teslim törenine katıldı
KİLİS – Kilis’te depremzedeler için yapılan konutların kura çekimi ve hak sahiplerine teslim törenine katılan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Depremzede hiçbir vatandaşımızın evsiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis’te yapımı tamamlanan bin 103 afet konutu kura ve hak sahiplerine teslim törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Yerlikaya, hiçbir depremzede vatandaşın dışarıda kalmasına müsaade etmeyeceklerini vurgulayarak, “Yıl sonuna kadar hedefimiz 200 bin konut” ifadelerini kullandı.
“Kilis’te 33 canımızı yitirdik”
Törende önemli açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, “6 Şubat depremlerinde Kilis’te 33 canımızı yitirdik, 457 bina yıkıldı. Yaşadığımız felaket ne kadar büyük ise bizim de dayanışmamız o kadar güçlü oldu. Depremin yaşandığı ilk andan itibaren devletimiz bütün imkanlarını seferber etti. Barınma hizmetlerine yönelik Kilis’te 2 bin 66 çadır ve 406 konteynır kuruldu. İhtiyaç sahibi olan 265 depremzedemize Esenkart dağıttık, 475’i ev sahibi, 903’ü kiracı olmak üzere toplam bin 378 hanemize 53 milyon TL’yi aşkın kira yardımı yaptık. Depremden sonra Kilis’e aktarılan toplam devletimizin ödenek miktarı bugüne kadar yaklaşık 469 milyon TL’yi aştı” dedi.
“Bir tek vatandaşın evsiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz”
Yıkılan şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için kar kış demeden çalıştıklarını ve bir tek vatandaşın evsiz kalmasına müsaade etmeyeceklerini söyleyen Yerlikaya, “Kar kış, gece gündüz demeden asrın dayanışmasını ve birlikteliğini ortaya koyduk, koymaya da devam edeceğiz. Devletimiz, tüm kurum ve kuruluşlarıyla deprem bölgesindedir. Yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmadan bize durmak yok. Bir tek vatandaşımızın dahi mağdur olmasına, evsiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştirdiklerinin altını çizen Yerlikaya, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini yapmaktır. Her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evlerinin hak sahiplerine teslim edeceğiz. Ardından bu sayıyı 389 bine tamamlayacağız” dedi.
6 Şubat’ta yaşanan depremlerde etkilenen Kilis’te yapımı tamamlanan konutların kura çekimi ile hak sahiplerine teslim edileceğini ifade eden Yerlikaya, “Kilis’te bin 555 konut, 38 iş yeri, 148 ağır olmak üzere toplam bin 741 hak sahibi bulunuyor. Bugün il ve ilçe merkezlerimizde 967 kırsalda 136 olmak üzere toplam bin 103 konutumuzun kuralarını çekip kıymetli hak sahiplerine teslim edeceğiz. Yine bin 237 konutumuzun yapımı hızıyla devam ediyor. Bu konutların fiziki gerçekleşme oranı yüzde 60 oranına yaklaştı. İnşallah devam eden diğer konutları hızlıca bitirecek ve sizlere teslim edeceğiz” diye konuştu.
Anahtar teslim törenine Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Vedad Gürgen, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Kilis Valisi Tahir Şahin ve vatandaşlar katıldı.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis’te yapımı tamamlanan bin 103 afet konutu kura ve hak sahiplerine teslim törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Yerlikaya, hiçbir depremzede vatandaşın dışarıda kalmasına müsaade etmeyeceklerini vurgulayarak, “Yıl sonuna kadar hedefimiz 200 bin konut” ifadelerini kullandı.
“Kilis’te 33 canımızı yitirdik”
Törende önemli açıklamalarda bulunan Bakan Yerlikaya, “6 Şubat depremlerinde Kilis’te 33 canımızı yitirdik, 457 bina yıkıldı. Yaşadığımız felaket ne kadar büyük ise bizim de dayanışmamız o kadar güçlü oldu. Depremin yaşandığı ilk andan itibaren devletimiz bütün imkanlarını seferber etti. Barınma hizmetlerine yönelik Kilis’te 2 bin 66 çadır ve 406 konteynır kuruldu. İhtiyaç sahibi olan 265 depremzedemize Esenkart dağıttık, 475’i ev sahibi, 903’ü kiracı olmak üzere toplam bin 378 hanemize 53 milyon TL’yi aşkın kira yardımı yaptık. Depremden sonra Kilis’e aktarılan toplam devletimizin ödenek miktarı bugüne kadar yaklaşık 469 milyon TL’yi aştı” dedi.
“Bir tek vatandaşın evsiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz”
Yıkılan şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için kar kış demeden çalıştıklarını ve bir tek vatandaşın evsiz kalmasına müsaade etmeyeceklerini söyleyen Yerlikaya, “Kar kış, gece gündüz demeden asrın dayanışmasını ve birlikteliğini ortaya koyduk, koymaya da devam edeceğiz. Devletimiz, tüm kurum ve kuruluşlarıyla deprem bölgesindedir. Yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmadan bize durmak yok. Bir tek vatandaşımızın dahi mağdur olmasına, evsiz kalmasına müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştirdiklerinin altını çizen Yerlikaya, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini yapmaktır. Her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evlerinin hak sahiplerine teslim edeceğiz. Ardından bu sayıyı 389 bine tamamlayacağız” dedi.
6 Şubat’ta yaşanan depremlerde etkilenen Kilis’te yapımı tamamlanan konutların kura çekimi ile hak sahiplerine teslim edileceğini ifade eden Yerlikaya, “Kilis’te bin 555 konut, 38 iş yeri, 148 ağır olmak üzere toplam bin 741 hak sahibi bulunuyor. Bugün il ve ilçe merkezlerimizde 967 kırsalda 136 olmak üzere toplam bin 103 konutumuzun kuralarını çekip kıymetli hak sahiplerine teslim edeceğiz. Yine bin 237 konutumuzun yapımı hızıyla devam ediyor. Bu konutların fiziki gerçekleşme oranı yüzde 60 oranına yaklaştı. İnşallah devam eden diğer konutları hızlıca bitirecek ve sizlere teslim edeceğiz” diye konuştu.
Anahtar teslim törenine Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Vedad Gürgen, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Kilis Valisi Tahir Şahin ve vatandaşlar katıldı. – KİLİS
]]>Bakan Bolat, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nda düzenlenen “Esnaf Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki hükümetin her büyük sıkıntılarda dahi devletin imkanları ölçüsünde toplumun bütün kesimlerinin dertlerini çözme gayreti içinde olduğunu vurguladı.
Son dört yıl içerisinde, patlak veren Kovid-19 salgını nedeniyle Türkiye’de 100 binin üzerinde dünyada da 20 milyon insanın hayatını kaybettiğini, Rusya-Ukrayna savaşı çıktığını, ardından Türkiye’de 53 bin 537 kişinin yaşamını yitirdiği deprem felaketinin yaşandığını ifade eden Bolat, “Hiçbir dönemde ne parasızlık ne maaşların ödenmemesi ne finansman imkanları sunulmaması ne de hiçbir ürünün bulunamaması gibi bir durum meydana gelmedi. Ardından üç ay süren çok büyük bir seçim maratonu yaşandı. ve hükümetimiz, göreve geldiği 3 Haziran’dan bu yana 7/24 var gücüyle çalışıyor. Toplumun bütün kesimlerinin ihtiyaçlarının karşılanması, satın alma gücünün artması noktasında gayret ediyoruz.” diye konuştu.
“Türkiye’deki bütün esnafa geçen yıl kullandırılan kredi 164 milyar lira”
Bakan Bolat, 2002 yılında Halkbank kaynağından esnaf ve sanatkarlara yüzde 20 sübvansiyonla şahıs başına 5 bin lira kredi verilirken, şu anda yüzde 50 sübvansiyonla 650 bin liraya kadar kredi verildiğini söyledi.
Eskiden yatırım kredisi alamayan esnafa, bugün 1,5 milyon liraya kadar yatırım kredisi verilebildiğini aktaran Bolat, 300 bin liraya kadar da Genç Girişimci Kredisi verildiğini belirtti.
Bolat, bugüne kadar Usta Girişimci Kredisi olarak 15,5 milyon lira kredi verildiğini dile getirerek, “1950 ile 2002 yılları arasında 52 senede 152 milyon lira kredi kullandırılmış. Tabii o zaman paranın değeri ona göre daha değerliydi. Ama 2002’den bu yana 21 yılda esnaflarımıza, sanatkarlarımıza 458 milyar lira finansman desteği sağlandı. ve Antalya için 2023 yılında, geçen yıl kullandırılan finans desteği 9 milyar 800 milyon lira. Türkiye’deki bütün esnafa geçen yıl kullandırılan kredi rakamı 164 milyar lira.” dedi.
“Kadın kooperatiflerin projeleri çağrıya çıkıyor”
Bakanlığının görev alanı içinde olan kooperatif sayısının 10 bin olduğunu belirten Bolat, onlar için Kooperatiflerin Destek Programı’nı (KOOP-DES) uyguladıklarını söyledi.
Kadın kooperatiflerine ciddi hibeler verdiklerini ifade eden Bolat, “Kadın girişimcilerin üretim hayatına katılması ve gelir elde etmeleri noktasında onlara makine, ekipman ve demirbaş alımı için beş yılda bir defaya mahsus, 400 bin liraya kadar nakdi destek, sergi ve fuarlara katılmaları için de 60 bin lira ve çalıştırdıkları iki eleman için de yılda 273 bin lira hibe destek sağlıyoruz. KOOP-DES faaliyetlerimiz devam edecek. Yakında kadın kooperatiflerinin projeleri için 1-2 haftaya çağrıya çıkılıyor.” diye konuştu.
Antalya’nın turizmde büyük atılımları olan, dünyaca bilinen bir turizm cenneti olduğunu vurgulayan Bolat, Antalya’ya gelen turist sayısının geçen yıl 15 milyona yaklaştığını söyledi.
Bolat, bundan iki sene öncesine kadar 650-680 dolar olan kişi başı turist harcamasının bu yıl 960 dolara yükseldiğini vurgulayarak, bunun çok önemli bir rakam olduğunu belirtti.
Bu durumun devamı için “Turistten çok para kazanalım” anlayışı ile değil “Onlara güzel hizmet edelim ki ülkemizi güzel tanıtalım, gezdirelim, beğendirelim ki hep gelsinler” anlayışıyla turizmde çalışmak gerektiğini vurgulayan Bolat, “Yani ‘bir kere voliyi vuralım, ne olursa olsun’ anlayışı çok tehlikeli bir anlayış. Allah korusun müşteriyi, turisti kaçırırsın. Bizim esnafımız asla öyle bir şey yapmaz.” ifadelerini kullandı.
Kamu bankalarının esnaftan aldığı kredi kartı komisyonu yüzde 2,39’a düşürüldü
Bakan Bolat, yaklaşık 1,5 ay önce bakanlık olarak Türkiye Bankalar Birliğiyle bir toplantı yaptıklarını anımsatarak, orada bazı taleplerde bulunduklarını söyledi.
Esnaf ve sanatkarın post makinesinden yani kredi kartı ve banka kartıyla yapılan ödemelerden alınan komisyonları, akaryakıt istasyonlarından alınan komisyonları düşürmelerini istediklerini aktaran Bolat, “Üç tane kamu bankası bir araya geldi. ve inşallah esnaftan aldıkları kredi kartı komisyonunu yüzde 2,39’a düşürdüler. Aynı şekilde üye iş yeri ücretinde de yüzde 50 indirim yapma kararı aldılar. İnanıyorum ki üç kamu bankasının yaptığı bu önderliği diğer özel bankalar da mecbur kalacak, takip edecekler. Rekabet gereği. Esnafımız, sanatkarlarımız için gerçekten 2024 yılı başında önemli bir katkı olarak kaydedilmiş oldu.” diye konuştu.
(Bitti)
]]>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığı’nın, yeşil mercimek ithalatında 30 Haziran’a kadar gümrük vergisinin sıfırlanmasına yönelik kararının, ürün fiyatını düşürmeyeceği için ne tüketiciye ne de üreticiye faydasının olacağını belirtti. Bu uygulamanın ithalatçının vurgun yapmasına zemin hazırlayacağı gibi üreticinin de ‘ürünüm para etmeyecek kaygısıyla’ üretimden uzaklaşmasına neden olacağını belirten Gürer, ithalatın sınırlandırıp yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Konuyu Meclis gündemine taşıyan Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya “Gübre fiyatlarına neden müdahale edilmiyor?” diye sordu.
“YANLIŞ UYGULANAN TARIM POLİTİKALARI, MERCİMEK ÜRETİMİNDE ÜLKEMİZİ SORUNLU HALE GETİRDİ”
Ticaret Bakanlığı’nın söz konusu uygulamayı ‘Yerli üretimin korunması da göz önünde bulundurularak çiftçilerin üretim motivasyonuna zarar vermeyecek şekilde, hasat dönemi de dikkate alınarak belirlenmiştir’ ifadesiyle kamuoyuna duyurduğunu aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mercimeğin anavatanı olan Türkiye’de üretilen mercimekler, dünyanın en kaliteli mercimekleriydi. Buna rağmen uygulanan yanlış tarım politikaları, mercimek üretiminde ülkemizi sorunla hale getirdi” dedi. Gürer, “Kırmızı mercimek üretimi 1990 yılında 630 bin ton iken, 2013 yılında 395 bin tona geriledi. 2023 yılında 424 bin ton oldu. Mercimek ithalatı ise geçen yıl üretim kadar gerçekleşti. Yeşil mercimek üretimi ise 1990 yılında 216 bin ton iken, 2023 yılında 22 bin ton, 2022 yılında 45 bin ton ve 2023 yılında 50 bin ton olarak yetiştirildi. İthalat miktarı da yine geçen yıla göre üretim miktarı kadar oldu” diye konuştu.
“NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN MERCİMEĞİ İTHAL EDİYORUZ”
Türkiye’de mercimeğin organik düzeye yakın üretildiğine ve bunun için de kalitesinin daha yüksek olduğuna işaret eden Gürer, “Biz ürettiğimiz organik mercimeğin bir kısmını da yurtdışına ihraç ediyoruz. Dışarıdan da içeriğinde ne olduğunu bilmediğimiz mercimeği ithal ediyoruz. Dışarıdan ithal ettiğimiz mercimekle ülkemizde üretilen organik mercimek arasındaki fark, net bir şekilde görülebiliyor. Yeşil mercimek Orta Anadolu’da, kırmızı mercimek ise Doğu Anadolu’da yetişiyor” dedi.
“İTHALAT RAKAMLARININ YÜKSEK OLMASI GIDA İÇİN BİR FAYDA SAĞLAMIYOR”
Üretim alanlarının daralmasının en önemli nedeninin bu ürünlerle ilgili uygulanan yanlış tarım politikalar olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “Neredeyse ürettiğimiz kadar dışarıdan mercimek ithal eder duruma gelmemizi önleminin yolu, ekim alanlarını geliştirip, çiftçinin ürününü maliyetine göre değerlendirip destek vermektir. Çiftçiden ürün çıktığı zaman fiyat artıyor, sonra ithal ürün getiriliyor. Sanayici koruyan, ithalatçıyı destekleyen bir politika izleniyor. İthalat rakamlarının yüksek olması gıda için bir fayda sağlamıyor” diye konuştu.
“ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTI”
Gürer, kararın yaratacağı olumsuzlukları örneklendirerek, şöyle devam etti:
“Tarım Bakanlığına verdiği soru önergesine gelen yanıtta, 2022 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2.177.880 kişi olarak açıklandı. 167.547 çiftçi sözleşmeli bitkisel üretim yapmış. Ziraat Odasına kayıtlı 5 milyon çiftçi varken ÇKS kaydı yapanların sayısı 2 milyon 177 bine kadar düşmüş. Çiftçi bir yıl ürettiğinden para kazanamazsa farklı ürün arayışına giriyor. Yine kazanamazsa üretimden uzaklaşıyor. Çiftçi 2 yıldır neredeyse aynı fiyatla mercimek ürünü tüccara verebildiği için üretimden uzaklaştı. Bu konuda sıkıntı artabilir.”
“ÇİFTÇİNİN İHTİYACI OLAN GÜBRELERİN FİYATLARI ARTIYOR”
Girdi maliyetlerindeki artış devam etiğini belirten Gürer, “Tarım Kredi Kooperatifleri bile gübre fiyatlarını piyasa değerlerinin üzerinde satmaya başladı. Hangi gübreye çiftçinin ihtiyacı var ise o gübrenin fiyatı artıyor. TÜİK de çiftçinin ihtiyacı olmayan gübreyi dikkate aldığı için ortalamayı düşük gösteriyor. Üre gübreye ihtiyaç varken üre gübrenin fiyatı yükseliyor, dap gübreye ihtiyaç varken dap gübrenin fiyatı yükseliyor. Böyle de gübre fiyatlarındaki artışın bir kısmı TÜİK eliyle düşük gösteriliyor. Oysa çiftçinin ihtiyacı olan gübrenin fiyatı önemli, çiftçinin bu dönem ihtiyacı olan gübrenin fiyatı son günlerde yine artmaya başladı. Üst gübre atılacak. Üst gübre için genel olarak üre gübre kullanılıyor. O nedenle üre gübrenin fiyatlarındaki artış devam ediyor” dedi.
“GÜBRE FİYATLARINA NEDEN MÜDAHALE EDİLMİYOR?”
Bu konuyu da soru önergesiyle Meclis gündemine getirdiğini aktaran CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ” İlgili bakanlığa verdiğimiz soru önergesinde, Tarım Kredi Kooperatifleri ile Gübretaş arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında fiyatların neden sürekli artığını sordum. Gübre fiyatları geçen yıl şubat ayında 9 bin 450 lira iken ağustos ayında neden 19 bin 250 liraya çıktığının açıklanmasını istedim. Bakan ise soruya doğrudan bir yanıt vermiyor. Sağlanan desteklemeleri anlatıyor. Bakan, Kimyasal gübre kullanımının etkinliğin artırılmaması ve yerli imkanlarla üretilen organik ve orgamineralli gübre kullanımının teşvik edilerek çevre kirliliğinin azaltılması ve topraklarımızın sağlığını koruyarak, sürdürülebilir tarımın devamının sağlanması için gübre desteği verildiğini belirtiyor. Bakanın verdiği yanıtın içeriğinde, şu ana kadar kullanılan gübrelerin çevre kirliliğine neden oluyor deniliyor. Pekiyi bunu kim teşvik etti? Türkiye’de gübre fabrikaları kamunun elindeyken, bunların özel sektöre devri sonrası, ülkeyi yurtdışından gübre ithal eder duruma kim getirdi? İran’dan, Mısır’dan, gübre getirilip kullanılması, döviz fiyatlarındaki artış nedeniyle de gübre fiyatlarının da dövize endeksli olarak artmasına neden olmadı mı? Kamunun bu alandan çekilmesi üzerine, üretici sahipsiz bırakılmadı mı?” diye sordu.
]]>Bakan Fidan, Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.
ANKARA – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Macar mevkidaşı Szijarto’nun Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun ilk toplantısı için Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlatan Bakan Fidan, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının başarıyla gerçekleştiğini öğrendiğini söyledi. Macaristan ve Türkiye’nin köklü dostluk bağlarına sahip olduğunu ve ikili ve çok taraflı platformlarda yakın iş birliklerinin devam ettiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliklerinin daha da geliştiğini ve Macaristan Başbakanı Orban ile Bakan Szijarto’yu 1-3 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılacağını söyledi.
“Savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’In 2023 yılında Macaristan’a gerçekleştirdiği iki resmi ziyarete dikkat çeken Fidan, aralık ayındaki ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6’ncı toplantısında alınan kararla iki ülke arasındaki iş birliğinin seviyesinin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“İş birliğimizi çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşma imzaladık. 2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı’nın açılış törenini gerçekleştirdik. Gerçekten muazzam bir törendi. 2025 yılını Bilim ve İnovasyon yılı ilan ettik. Geliştirilmiş stratejik ortaklık temelindeki iş birliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması, 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamıza önemli katkılar sağlayacak çalışmalar başlattı. İki NATO müttefiki olarak da savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz.”
“Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”
Macaristan’ın yılın ikinci yarısında itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanı olacağını aktaran Bakan Fidan, “AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye olan yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğimizin önündeki engellerin açılmasında ve AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz. Macaristan’ın AB dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbesitesi gibi konularda ilerleme sağlanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Fidan, Macar mevkidaşı ile olan görüşmelerde Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa yönelik de görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi. Fidan, iki ülkenin Ukrayna’daki savaşın bir an önce bitmesi, uluslararası hukuk temelinde adil barış yoluyla sonlandırılması ve barış müzakerelerine şans verilmesi noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı.
Türkiye’nin hem Macaristan hem de Avrupa’nın güvenliği açısından anahtar bir ülke olduğunu vurgulayan Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Szijjarto, ekonomi ve enerji güvenliği konularında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.
Yasadışı göç konusunda Türkiye ile hemfikir olduklarını belirten Szijjarto, “Yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek Avrupa’yı kaybedeceğiz. Biz bunu istemiyoruz. Yasadışı göç baskısının frenlenmesi için Türkiye’yi destekliyoruz. Eğer güvenlik konuları müsaitlik verirse göçmenlerin geldikleri yere derhal geri gitmeleri gerekmektedir. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerji güvenliği konusunu siyasi ya da ekonomik bir silah olarak kullanmadığını belirten Szijjarto, doğalgaz tedariği konusunda Türkiye’nin en güvenilir transit ortak olduğunu aktardı.
Ekonomik işbirliğine ilişkin AB’nin Türkiye gibi ortaklara ihtiyacı olduğunu hatırlatan Szijjarto, AB ve Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının modernleşmesi konusunda olumlu adımların atılması için çalışmaların yürütüleceğini söyledi.
Ayrıca Szijjarto, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk konusunda Türkiye tarafından başarılı adımlar atıldığını belirterek savaşın uzun sürmesi ve bölgeye silah taşınmasının devam etmesi bölgedeki yıkımı artıracağını ifade etti.
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Macar mevkidaşı Szijarto’nun Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun ilk toplantısı için Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlatan Bakan Fidan, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının başarıyla gerçekleştiğini öğrendiğini söyledi. Macaristan ve Türkiye’nin köklü dostluk bağlarına sahip olduğunu ve ikili ve çok taraflı platformlarda yakın iş birliklerinin devam ettiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliklerinin daha da geliştiğini ve Macaristan Başbakanı Orban ile Bakan Szijarto’yu 1-3 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılacağını söyledi.
“Savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında Macaristan’a gerçekleştirdiği iki resmi ziyarete dikkat çeken Fidan, aralık ayındaki ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6’ncı toplantısında alınan kararla iki ülke arasındaki iş birliğinin seviyesinin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“İş birliğimizi çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşma imzaladık. 2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı’nın açılış törenini gerçekleştirdik. Gerçekten muazzam bir törendi. 2025 yılını Bilim ve İnovasyon yılı ilan ettik. Geliştirilmiş stratejik ortaklık temelindeki iş birliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması, 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamıza önemli katkılar sağlayacak çalışmalar başlattı. İki NATO müttefiki olarak da savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz.”
“Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”
Macaristan’ın yılın ikinci yarısında itibaren Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı olacağını aktaran Bakan Fidan, “AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye olan yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğimizin önündeki engellerin açılmasında ve AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz. Macaristan’ın AB dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbesitesi gibi konularda ilerleme sağlanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Fidan, Macar mevkidaşı ile olan görüşmelerde Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa yönelik de görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi. Bakan Fidan, iki ülkenin Ukrayna’daki savaşın bir an önce bitmesi, uluslararası hukuk temelinde adil barış yoluyla sonlandırılması ve barış müzakerelerine şans verilmesi noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı.
Türkiye’nin hem Macaristan hem de Avrupa’nın güvenliği açısından anahtar bir ülke olduğunu vurgulayan Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Szijjarto, ekonomi ve enerji güvenliği konularında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.
Yasadışı göç konusunda Türkiye ile hemfikir olduklarını belirten Szijjarto, “Yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek Avrupa’yı kaybedeceğiz. Biz bunu istemiyoruz. Yasadışı göç baskısının frenlenmesi için Türkiye’yi destekliyoruz. Eğer güvenlik konuları müsaitlik verirse göçmenlerin geldikleri yere derhal geri gitmeleri gerekmektedir. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerji güvenliği konusunu siyasi ya da ekonomik bir silah olarak kullanmadığını belirten Szijjarto, doğalgaz tedariği konusunda Türkiye’nin en güvenilir transit ortak olduğunu aktardı.
Ekonomik işbirliğine ilişkin AB’nin Türkiye gibi ortaklara ihtiyacı olduğunu hatırlatan Szijjarto, AB ve Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının modernleşmesi konusunda olumlu adımların atılması için çalışmaların yürütüleceğini söyledi.
Ayrıca Szijjarto, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk konusunda Türkiye tarafından başarılı adımlar atıldığını belirterek savaşın uzun sürmesi ve bölgeye silah taşınmasının devam etmesi bölgedeki yıkımı artıracağını ifade etti. – ANKARA
]]>Fidan, Gürcistan Dışişleri Bakanı İlia Darçiaşvili ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Bakan Fidan, Gürcistan’ın Türkiye için önemli bir komşu ve stratejik ortak, coğrafi konumuyla enerji ve ulaştırma projelerinde de önemli bir paydaş olduğunu vurguladı.
İki ülke arasında tarihi, insani ve kültürel bağlara dayanan, özellikle siyasi ve ekonomik alanlarda güçlü ilişkilerin bulunduğunu ifade eden Fidan, “Geçen yıl yaşadığımız deprem felaketinde yardım ve kurtarma ekibi gönderen ilk ülkelerden birisi Gürcistan olmuştur. Bu vesileyle Sayın Bakan’a bir kez daha bu insani dayanışmaları için teşekkür etmek istiyorum.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye-Gürcistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin (YDSK) müteakip toplantısının hazırlıklarını da görüştüklerini belirterek, “Son 15 yıldır Gürcistan’ın en büyük ticaret ortağıyız. Daha önce belirlenen 3 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine geçen yıl itibarıyla bildiğiniz gibi ulaşmıştık. Şimdi yeni hedef 5 milyar dolar. Buna ulaşmak için de neler yapabiliriz, bunları görüştük.” dedi.
Bakan Fidan, Karma Ekonomik Konseyinin (KEK) bir sonraki toplantısının en kısa sürede yapılması konusundaki talebin, Gürcistanlı mevkidaşına iletildiğini aktardı.
Ahıska Türklerinin yaşadığı sürgünün 80. yıl dönümü olduğunu belirten Fidan, Gürcistanlı mevkidaşıyla anma etkinliklerinin de ele alındığını söyledi.
Fidan, “Ahıskalı soydaşlarımızın Gürcistan’daki vatanlarına geri dönüşleri konusunda kendilerinden beklediğimiz desteği bir kez daha yineledim.” diyerek, Darçiaşvili’nin de bu konuda ülkesinin yasal mevzuat çalışmalarını ve hükümet olarak yapıcı tutumlarını kendisiyle paylaştığını dile getirdi.
Bakan ile Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki gelişmeleri de değerlendirdiklerini anlatan Fidan, “Bu bölgelerdeki sorunların Gürcistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırlar çerçevesinde çözümünü savunuyoruz. Bu konudaki kararlı tutumumuzu bugün bir kez daha teyit ettik. Sorunların çözümüne Türkiye’nin yapabileceği katkıları da konuşma imkanımız oldu.” şeklinde konuştu.
Fidan, Gürcistanlı mevkidaşıyla Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini de ele aldıklarını söyleyerek, “Bölgenin bir an önce istikrara kavuşması konusundaki arzumuzu ve yapıcı pozisyonumuzu yineledik.” dedi.
Karadeniz’in güvenliğinin de görüşüldüğünü belirten Fidan, bu konunun “iki ülke için sadece bir işbirliği alanı değil aynı zamanda yaşamsal bir hayati çıkar alanı olduğu” görüşünün teyit edildiğini vurguladı.
Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da Gürcistanlı mevkidaşıyla görüştüklerini kaydederek, “Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine desteğimizi karşılıklı olarak bir kez daha vurguladık. Bu savaşın uluslararası hukuk temelinde adil bir barışla sona erdirilmesi için neler yapılabileceği hakkında fikir alışverişinde bulunduk.” diye konuştu.
“İsrail’in hak ettiği cezaya bir an önce çarptırılmasının mücadelesini vermeye devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyareti, Gazze’deki durum ve Refah kentine saldırılara ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Türkiye’nin Gazze’ye yardım konusunda elinden geleni büyük bir hassasiyetle ve dikkatle yaptığını belirterek, Mısır’a verdiği destek için teşekkür etti.
Türk Kızılayı, AFAD ve sivil toplum örgütlerinin Bakanlık koordinesinde bölgede “muazzam bir insani yardım faaliyeti” içinde olduklarını kaydeden Fidan, “Maalesef Refah’tan içeriye alınabilen günlük yardım miktarı sınırlı olduğu için istediğimiz miktarda veya gönderdiğimiz miktara denk düşebilen bir orantıda içeriye yardım giremiyor.” dedi.
Fidan, Türkiye’nin Refah’tan içeriye alınan yardımları arttırmanın yolları konusunda uluslararası toplumla beraber çalıştığına dikkati çekerek, “Önümüzdeki iki hafta içerisinde çok önemli 3 tane uluslararası platformda görüşmeler olacak. Bunların hiç şüphesiz ki bir numaralı maddesi Gazze meselesi olacak.” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, 16-18 Şubat’ta Almanya’nın Münih kentinde Münih Güvenlik Konferansı’nın düzenleneceğini belirterek, Türkiye’nin de katılacağını ve Gazze konusundaki gelişmelerin, küresel ve bölgesel güvenliğe olumsuz etkilerinin ciddi şekilde gündeme getirileceğini söyledi.
Ayrıca, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı ve ardından 1-3 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nun düzenleneceğini kaydeden Fidan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu önümüzdeki iki hafta içerisinde çok yoğun bir şekilde Türkiye olarak, diğer benzer düşüncede olduğumuz kardeş ve dost ülkelerle beraber yoğun bir diplomasi faaliyeti içerisinde olmaya devam edeceğiz. Diplomasinin bütün sınırlarını son limitine kadar kullanarak bu vahşetin bir an önce durmasının, İsrail’in sadece insanlık vicdanında lekelenmekle kalmayıp aynı zamanda hak ettiği cezaya bir an önce çarptırılmasının mücadelesini vermeye devam edeceğiz.”
(Bitti)
]]>Ticaret Bakanı Bolat, ‘Türkiye-Macaristan Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Komisyonu 1’inci Dönem Toplantısı’ (JETCO) kapsamında Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Ticaret Bakanlığı’nda bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Ticaret Bakanı Bolat, 18 Aralık 2023 tarihinde Budapeşte’de gerçekleştirilen, ‘Türkiye-Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6’ncı’ toplatısında alınan kararları hatırlattı. Bakan Bolat alınan kararlarla, Türkiye ile Macaristan arasındaki stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerin, geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine yükseldiğine değinerek, “İki ülke arasında kurulan JETCO mekanizmasının da anlaşması imzalanmış ve ilk toplantısının da iki ay gibi kısa bir süre sonra Ankara’da ev sahipliği yapmak fırsatını yakalamış bulunuyoruz” diye konuştu.
Bolat, 2024 yılının Türkiye ile Macaristan arasındaki diplomatik ilişkilerin başlamasının 100’üncü yıl dönümü olduğunu sözlerine ekleyerek, Türkiye ile Macaristan arasında 100’üncü yıl nedeniyle bir kültür yılı ilan edildiğini söyledi. 2025 yılının ise Türkiye ve Macaristan arasında ‘Ortak Bilim ve İnovasyon Yılı’ ilan edildiğini kaydeden Bolat, “Böylesine yakın bir işbirliği içinde olduğumuz Türkiye ve Macaristan arasında JETCO ortak ekonomi ve ticaret komisyonu da 2022 yılında kurulmuştu. Amacımız ekonomik yatırım ve ticari ilişkilerimizi daha da derinleştirmek ve ilerletmek. Bu anlamda ele alınacak ve kararlaştırılacak mekanizmalar bu JETCO belirlenecektir. Bu çerçevede bugün ilk toplantısında gerçekleştirdiğimiz JETCO ekonomik ve ticaret ortak komite toplantısının mutabakat zaptını biraz sonra değerli meslektaşım Peter Szijjarto birlikte imzalayacağız. Bu JETCO mutabakat zaptında ikili ilişkilerden karşılıklı yatırımlara ticaretten sanayiye, özel sektörler arasındaki iş birliğinden teknolojiden, enerji alanına, doğal gaz ve nükleer enerji, iş birliğine, Ulaştırma ve Çevre Alanındaki iş birliğine kadar pek çok farklı konular yer almaktadır” değerlendirmesini yaptı.
“İkili ticaretimizin 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz”
Bakan Bolat, dünya genelinde çok çirkin siyasi, ekonomik ve sosyal değişimlerin yaşandığı önemli bir dönemden geçildiğini belirterek, “Türkiye olarak biz de bütün muhtemel senaryoları göz önünde bulundurarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla birlikte küresel ekonomideki zayıf büyüme performansı yatırım iştahındaki azalma, başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış ve bölgesel çatışmalar dünya ticaretinde 2023 yılında olumsuz etkide bulunmuş ve dünya ticareti daralmıştı. Böyle bir dönemde Türkiye ile Macaristan arasındaki ticaretin 2023 yılında da artmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. İkili ticaretimizin 4 milyar dolara çıkarmış bulunuyoruz. İki ülke devlet başkanı ve başbakanının ortaya koyduğu yıllık 6 milyar dolar ticaret hedefinde çok kısa bir sürede ulaşacağız. Özellikle Türkiye’den Macaristan’a doğal gaz ihracatının bu yıl başlayacak olması, iki ülke ticaretini daha yukarı rakamlara ulaştıracaktır” ifadelerini kullandı.
Bakan Bolat, Peter Szijjarto’nun, Avrupa Birliği dönem başkanlığını 2024 yılının ikinci yarısında devralacak olmasının Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini ve gümrük birliğinin genişletilmesine başlatılmasına da katkılar vereceğini dile getirdi.
İmza töreninin ardından, Türk ve Macar özel sektöre başkan ve temsilcileri karşılıklı fırsat ve iş birliği konularının ele anıldığı Türkiye-Macaristan Yuvarlak Masa İş İnsanları Toplantısı’ gerçekleştirildi. – ANKARA
]]>MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıktaki basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı icra edilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 39 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 151’i Irak’ın kuzeyi, 247’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 398’e ulaştığını söyledi.
Halihazırda üs bölgelerinde ve hudutlarda zorlu iklim ve arazi şartlarında kahramanlık ve fedakarlıkla görev yapıldığını belirten Aktürk, “Geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Teröristler için tek çıkış yol, Türk adaletine teslim olmaktır.” ifadesini kullandı.
24 bin 537 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi
Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 8’i terör örgütü mensubu 253 kişinin yakalandığını, 3 bin 448 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini bildirdi.
Tuğamiral Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1146’ya yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 24 bin 537 olmuştur.” dedi.
Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kayması dolayısıyla geçmiş olsun dileklerini ileten Aktürk, “Haber alınamayan işçilerimizi kurtarma çalışmaları kapsamında, 3’üncü Ordu İstihkam Savaş Taburumuz, devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları ile koordinasyon halinde çalışmalarını sürdürmektedir.” ifadesini kullandı.
Tuğamiral Aktürk, İsrail’in Refah kentine yönelik saldırılarından endişe duyduklarını belirterek, saldırıların devamı halinde Gazze’deki trajedinin vahim boyutlara taşınacağına dikkati çekti. Aktürk, “Filistin meselesi adil bir sonuca kavuşturulmadan bölgemizde kalıcı bir barış mümkün olmayacaktır.” dedi.
Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardımlarına da değinen Aktürk, şunları kaydetti:
“14 Şubat’ta bir A400M uçağımız ile 1,2 ton tıbbi malzeme ve 12 sağlık personeli bölgeye ulaştırılmış, 49 hasta ve 106 refakatçiden oluşan toplam 155 Gazzeli kardeşimiz daha ülkemize getirilmiştir. Gazze için bugüne kadar Hava Kuvvetlerimize ait 18 uçakla 240 tondan fazla insani yardım malzemesi bölgeye sevk edilmiş, ülkemize getirilen Gazzeli kardeşlerimizin sayısı ise 876 olmuştur.”
NATO Savunma Bakanları Toplantısı
Türkiye’nin NATO üyeliğinin, 18 Şubat’ta 72’nci yılına ulaşacağını hatırlatan Aktürk, “Türkiye, hem müttefikler arasındaki savunma konularında hem de Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren ve kuruluşunun 75’inci yılına giren NATO’ya geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.
Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, NATO Savunma Bakanları Toplantısı kapsamında Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan NATO Karargahı’na gittiğini hatırlattı.
Toplantılarda, İttifak’ın savunma ve caydırıcılığının güçlenmesi kapsamında, NATO’nun komuta ve kuvvet yapısına sağlanan destek ile toplantı gündemindeki konularda görüş, beklenti ve temennilerin vurgulanacağını belirten Aktürk, Bakan Güler’in mevkidaşları ile görüşmeler yapmasının da planlandığını söyledi.
Savunma sanayisi
Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayisi ürünlerinin katkısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını ifade etti.
Tuğamiral Aktürk, 9 Şubat’ta “Tanklara İlave Yetenek Kazandırılması Projesi” kapsamında milli sistemlerle yetenek kazandırılan ilk M60T tankının, Ankara Şereflikoçhisar’da düzenlenen törenle Kara Kuvvetleri envanterine dahil edildiğini bildirdi.
Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “DROPS-Tekerlekli Konteyner Taşıyıcı Aracı, NEFER Kuleli Zırhlı Muharebe Aracı ve Temel Eğitim Helikopterinin” muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını da aktardı.
Sorular
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Bakanlık kaynakları, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturma ile ilgili son duruma ilişkin soruya, şu cevabı verdi:
“Cumhuriyet’imizin kurucusu ve ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 85’inci yıl dönümünde vuku bulan hadiseye ilişkin, disipline aykırı her olay ve durumda olduğu gibi adli soruşturmaya ilave olarak derhal idari soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda olaya karışan ve Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilen personel hakkında Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından ‘Silahlı Kuvvetlerden Ayırma’ kararı verilmiştir.
Hadiseye ilişkin adli süreçten elde edilecek belge ve bilgilere göre diğer süreçler işletilecektir. Binlerce yıllık köklü bir geçmişe ve geleneğe sahip kahraman ordumuzun ve askerliğin temeli disiplin üzerine kurulmuştur. TSK, müesses disiplini muhafaza etmek maksadıyla, olayları hukuk çerçevesinde, tarafsız ve tavizsiz bir şekilde değerlendirerek, temel değerlerini sarsacak, askeri disipline aykırı ve askeri hiyerarşiyi bozan, bozabilecek hiçbir kişi, olay ve duruma müsamaha göstermemektedir. Bundan en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.”
F16 tedarik ve modernizasyon süreci
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, F16 tedarik ve modernizasyon kitleri ile F35 programına yönelik sorular üzerine, 40 adet F16 Blok-70 tedariki ve 79 adet F16 uçağının Viper modernizasyonu ile muhtelif diğer malzemelerin teminine yönelik resmi kongre bildiriminin ABD yönetimince 26 Ocak’ta gerçekleştirildiğini, taleplere ilişkin kongre onay sürecinin ise 11 Şubat’ta tamamlandığını aktardı.
Şubat ayı sonuna kadar taslak teklif ve kabul mektuplarının iletilmesinin beklendiğini belirten kaynaklar, şunları kaydetti:
“Teklif ve kabul mektuplarının tarafımızdan incelenmesi ve ABD yetkilileri ile birlikte projeye son halinin verilmesini müteakip 2024 Haziran-Temmuz aylarında takvimin yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Modernizasyon faaliyetlerinin ve tedarik edilecek uçakların üretim işlemlerinin ülkemizde gerçekleştirilmesi yönünde görüşmelerimiz devam etmektedir. Temin ve modernize edilecek F16’ların kullanımına yönelik iddiaların aksine daha önce de vurguladığımız gibi herhangi bir şart söz konusu değildir. F35 konusunda ise her iki ülkenin de duruşunda herhangi bir değişiklik yoktur.”
Bakan Güler’in Irak ziyareti
“Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Irak ziyaretine ilişkin detay verebilir misiniz?” sorusu üzerine kaynaklar, Bakan Güler’in, 6-7 Şubat tarihlerinde Irak’ta çeşitli ikili görüşmeler yaptığını hatırlattı.
Yapılan görüşmelerde, ilişkilerin derinleştirilmesi ve üst düzey ziyaretlerin sıklaştırılması gibi konuların yer aldığını belirten kaynaklar, şunları kaydetti:
“Hudut güvenliğinin sağlanması ve istihbarat paylaşımı ile son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri işbirliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak ve menfaatleri konularına yönelik Merkezi Irak Yönetimi, IKBY ve Irak Türkmen Cephesi makamları ile çeşitli ikili görüşmeler yapılmıştır. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bizim tek derdimiz, Irak topraklarının teröristlerce ülkemize yönelik saldırılarda üs olarak kullanılmaması ve kullandırılmaması, ülkemizin, milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasıdır. Terörle mücadelede ortak hareket edilmesidir.”
]]>‘TEMELİ ATILAN TAM 307 BİN KONUT VAR ARKADAŞLAR
Bakan Özhaseki, ‘Üzerinde yaşadığımız şu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinin başında geliyor. On binlik şehirlere sahibiz. Orada tarihi yapılarımız var. Bu şehirlerin alt ve üst yapılarıyla geleceğe hazırlanması, içinde yaşayan insanların daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak her türlü ortamın gözetilmesi de bizim vazifelerimiz arasında yer alıyor. Malumunuz bir yıl kadar önce 9 saat arayla çok uzun süren ve yüzeye çok yakın iki deprem yaşadık. Hasar olarak ilk etaptaki hesaplamalarda 104 milyar dolar görünüyor. Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin arkadaşlar. Şu anda 390 bin konutu bir an önce yapmamız lazım. Evinin dışında yaşayan konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugüne kadar yapılmak durumunda olan veya temeli atılan tam 307 bin konut var arkadaşlar. Bu arada 2 milyar euro kadar bir para temin edip bunu da o bölgelerdeki tamamıyla şehirlerimizin alt yapısı için ayırdık. Bu Haziran’dan başlayarak inşallah bir sene sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, arıtma tesisi, kanal suları vs. gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Şu ana kadar 30 binden fazla konutu teslim ettik. Önümüzdeki günlerde devam edecek. Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız ifadelerini kullandı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen çalışma toplantısına katıldı. İnşaat ve yapı ile ilgili komite üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan Özhaseki, Erzincan’da altın madeninde meydana gelen ve 9 kişinin kaybolduğu toprak kaymasıyla ilgili konuştu. Özhaseki, “Dün meydana gelen. Hepimizi derinden üzen ve hala orada büyük bir mücadelenin verildiği İliç ile ilgili de birkaç cümle bahsetmek istiyorum. İçişleri Bakanımız ve Enerji Bakanımız şu an Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Orada haliyle 9 kardeşimiz şu an toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. Tarama çalışması var. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. Elimizdeki bütün teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız da orada. Tahlil laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara oradan numuneler alıp gönderiyoruz. Gerek toprak gerek ise sudan. Çok şükür sevindirici bir haber; şu ana kadar herhangi bir kirliliğe, korktuğumuz bir olaya rastlanmadı. Ama anlık olarak bunu takip ediyoruz. İnşallah bu takipler ve şu an orada almış olduğumuz tedbirler korkulan bir şeyin olmadığı şekilde hepimizde kanaat oluşturdu. Ama titizlikle de takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“TEMELİ ATILAN TAM 307 BİN KONUT VAR ARKADAŞLAR”
Bakan Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız şu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinin başında geliyor. On binlik şehirlere sahibiz. Orada tarihi yapılarımız var. Bu şehirlerin alt ve üst yapılarıyla geleceğe hazırlanması, içinde yaşayan insanların daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak her türlü ortamın gözetilmesi de bizim vazifelerimiz arasında yer alıyor. Malumunuz bir yıl kadar önce 9 saat arayla çok uzun süren ve yüzeye çok yakın iki deprem yaşadık. Hasar olarak ilk etaptaki hesaplamalarda 104 milyar dolar görünüyor. Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin arkadaşlar. Şu anda 390 bin konutu bir an önce yapmamız lazım. Evinin dışında yaşayan konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugüne kadar yapılmak durumunda olan veya temeli atılan tam 307 bin konut var arkadaşlar. Bu arada 2 milyar euro kadar bir para temin edip bunu da o bölgelerdeki tamamıyla şehirlerimizin alt yapısı için ayırdık. Bu Haziran’dan başlayarak inşallah bir sene sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, arıtma tesisi, kanal suları vs. gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Şu ana kadar 30 binden fazla konutu teslim ettik. Önümüzdeki günlerde devam edecek. Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odası’nda düzenlenen çalışma toplantısına katıldı. İnşaat ve yapı ile ilgili komite üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan Özhaseki, Erzincan’da altın madeninde meydana gelen ve 9 kişinin kaybolduğu toprak kaymasıyla ilgili konuştu. Özhaseki, “Dün meydana gelen. Hepimizi derinden üzen ve hala orada büyük bir mücadelenin verildiği İliç ile ilgili de birkaç cümle bahsetmek istiyorum. İçişleri Bakanımız ve Enerji Bakanımız şu an Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Orada haliyle 9 kardeşimiz şu an toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. Tarama çalışması var. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. Elimizdeki bütün teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız da orada. Tahlil laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara oradan numuneler alıp gönderiyoruz. Gerek toprak gerek ise sudan. Çok şükür sevindirici bir haber; şu ana kadar herhangi bir kirliliğe, korktuğumuz bir olaya rastlanmadı. Ama anlık olarak bunu takip ediyoruz. İnşallah bu takipler ve şu an orada almış olduğumuz tedbirler korkulan bir şeyin olmadığı şekilde hepimizde kanaat oluşturdu. Ama titizlikle de takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“TEMELİ ATILAN TAM 307 BİN KONUT VAR ARKADAŞLAR”
Bakan Özhaseki, “Üzerinde yaşadığımız şu güzel Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinin başında geliyor. On binlik şehirlere sahibiz. Orada tarihi yapılarımız var. Bu şehirlerin alt ve üst yapılarıyla geleceğe hazırlanması, içinde yaşayan insanların daha mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak her türlü ortamın gözetilmesi de bizim vazifelerimiz arasında yer alıyor. Malumunuz bir yıl kadar önce 9 saat arayla çok uzun süren ve yüzeye çok yakın iki deprem yaşadık. Hasar olarak ilk etaptaki hesaplamalarda 104 milyar dolar görünüyor. Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin arkadaşlar. Şu anda 390 bin konutu bir an önce yapmamız lazım. Evinin dışında yaşayan konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugüne kadar yapılmak durumunda olan veya temeli atılan tam 307 bin konut var arkadaşlar. Bu arada 2 milyar euro kadar bir para temin edip bunu da o bölgelerdeki tamamıyla şehirlerimizin alt yapısı için ayırdık. Bu Haziran’dan başlayarak inşallah bir sene sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, arıtma tesisi, kanal suları vs. gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Şu ana kadar 30 binden fazla konutu teslim ettik. Önümüzdeki günlerde devam edecek. Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odasının düzenlediği kentsel dönüşüm istişare toplantısına katıldı. Fatih Eminönü’nde bulunan İstanbul Ticaret Odasında gerçekleşen toplantıya kentsel dönüşüm ile ilgili detaylar konuşuldu.
“Sene geçmeden 200 bin konutu tamamlayacağız”
Yıl sonuna kadar deprem bölgesinde 200 bin konutun tamamlanacağını söyleyen Bakan Özhaseki, “Evinin dışında konteynerlerde kalan 300 bin kişi var. Devlet bir o kadar aileye de kira yardımı yapıyor. Böyle olunca bizim çok hızlı olmamız gerekiyordu. Depremden çok kısa bir süre sonra bulabildiğimiz her zeminlerde bakanlık olarak uygun olan her yerde çalışmalara başladık. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugünlerde yapılan havaalanında imzaladım, ihale sürecine giriyor. veya başlamış, temeli atılan veya kaba inşaatı biten bitme aşamasına gelen sürece girmiş olan 307 bin konut var. 50 bin kadar köy evini çelik karkas üzerine arada taş yünü olan beton ve alçıpan malzemelerden yapıyoruz. Bu hazirandan başlayarak 1 yıl sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, yağmur suları gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Belediyeleri de borçlandırmayacağız. Onların işi de olsa, biz ilgilenmiş olacağız. Şu ana kadar 30 bine yakın konutu teslim ettik. önümüzdeki ay sonuna kadar 75 bin konutu teslim edeceğiz. 20 yıl boyunca yaptığı konut sayısı 1 milyon 200 bin, anlatmıştım. Şimdi biz diyoruz ki? İnşallah sene geçmeden 200 bin konutu tamamlayacağız. Bu çok kolay durumlar. Bizim çevreyi kirletme oranımız çok düşük. Ama biz inanarak, bilerek çevreye saygılı asla bir kirliliğe izin vermeden hayatımızı sürdürmemiz gerekiyor. Önce evimizden ayrıştırmaya başlıyoruz. Onları değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
“Yarısı bizden kampanyasına 1 milyon 255 bin vatandaşımız müracaat etmiş”
Yarısı bizden kampanyasına 1 milyondan fazla kişinin başvuru yaptığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Yarısı bizden kampanyasına 1 milyon 255 bin vatandaşımız müracaat etmiş. İçinde yüzde yüzü sağlayanlar var. Yüzde 90’ı tamamlayanlar var. Yüzde 50’yi geçip sağlaması da yeterli olur. Orada da 1,5 milyon liralık bir paket olarak açıkladık. Evini yıkıp yapmak istiyorsa içinde oturan kiracı ya da ev sahibi tahliye için 100 bin lira, 700 bin lirası hibe, 700 bini de 2 sene sonra başlamak üzere 10 sene vadeli. Bundan dolayı da müthiş bir rağbet var. Bir taraftan rezerv alanlarda 400 bin konut üretiyoruz. Bir taraftan yarısı bizden kampanyasıyla 350 – 400 bin konutu yenilemiş olacağız. Bu konuta orta vadeli bütçeye 485 milyar para koyduk” dedi.
“İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu”
İstanbul’da kentsel dönüşüm için 385 milyar paranın kenara koyulduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu. İstanbul’da 1 milyona yakın konutu bakanlık vasıtasıyla dönüştürmeyi düşünüyoruz. Sen ne yapacaksın kardeşim desinler? 10 senedir, 5 senedir buradaydın, ne yaptın desinler? Hesap sorsunlar, sonrada eğer bir kentsel dönüşüm yapılıyorlarsa destek çıksınlar. Bu bizim için bir vazife, elzemdir. Bir taraftan deprem bölgesindeki hasarları sararız, vatandaşlarımızı o dirençli konutlarda oturturuz. İstanbul’umuzu depreme hazırlarız. Hiç olmaz ama olursa da uzun vadede çok düşük şiddette en kolay şekilde bitiririz diye düşünüyorum” diye konuştu.
Bakan Özhaseki, maden sahasındaki olayla ilgili, “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji Bakanımız şu anda Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Burada haliyle 9 tane kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>Aydın’a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kuşadası’nın ardından Didim’de de turizm sektör toplantısına katıldı. Düzenlediği toplantıda Bakan Ersoy’a Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın BŞB Başkan adayı Mustafa Savaş, AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten eşlik etti. Bakan Ersoy’u Didim Kaymakamı Can Kazım Kuruca, ilçe protokolü ve siyasiler karşıladı.
Didim’deki turizmciler, seyahat acenteleri temsilcileri ile otel sahipleri ve yetkililerinin katıldığı toplantıda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Toplantıda konuşan AK Parti Didim Belediye Başkan adayı Kadri Kabak Didim’in çok önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade ederek, “402 kilometrekarelik alanı, 93.7 kilometrelik sahil şeridi ile Didim, 2006 yılında turizm kenti ilan edilmesinden bu yana siz çok değerli turizmcilerin yatırımlarıyla katkılarıyla belirli bir mesafeyi kat etti. Ancak bunlar yeterli mi? Tabii ki yeterli değil. Turizm sektörünün önemli meseleleri var. Önemli sorunları var, önemli sıkıntıları var ve aslında yapılabilecek birçok husus söz konusu. Sahil şeritlerimiz içerisinde yeni bir turizm destinasyonu oluşturulabilecek nadir belki de tek ilçelerden biriyiz. Tabii ki bu süreç bakanlığımızın radarına girmiş durumdadır. Bakanlığımızın katkıları, destekleri bugün görüldüğü gibi sayın bakanımızın onurlandırmasıyla birlikte Didim çok daha güçlüdür. Kendileri de buna sunacak katkı sağlayacaktır” dedi.
“Ortak akılla Aydın’ı yöneteceğiz”
AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Savaş, “Tarihle medeniyetiyle, kültürüyle, dillere destan bir şehrimiz var. Şehrimize ne yapsak az? Evet, merkezi hükümet olarak çok önemli hizmetler yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz ama yerel yönetimle merkezi hükümetin birleşmesi halinde çok daha güzel işlere imza atacağımıza inancımız tam. Büyükşehir’e belediyelere muazzam kaynaklar geliyor, gelmeye de devam ediyor. Diğer belediyelere gittiği gibi Aydın Büyükşehir’i de kaynak geliyor. Ama bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmemesi gibi bir problem var işte. Biz bu kaynaklara etkin ve verimli bir şekilde kullanacağımız bir dönemi vadediyoruz” dedi.
“Didim’in potansiyeli var”
Didim’in de Ege’nin turizm merkezlerinden biri olduğunu sadece Aydın’ın değil Muğla’ya komşu olduğunu kaydeden Bakan Ersoy, “Didim’in potansiyeli var mı? Fazlasıyla var ama bu potansiyeli doğru kullanamazsak doğru planlayamazsak bu şansımızı yavaş yavaş kayboluyor. Bunu niye söylüyorum? Demin başkanımız da söylediği gibi bu tarz turizm merkezlerinde sadece kültür ve Turizm Bakanlığı çalışmalarıyla bir yere gelmek mümkün değil. Özellikle büyükşehir olan yerlerde biz Büyükşehir Belediye başkanlığımıza da söylüyoruz. Turizm master planının büyük şehir tarafından hazırlanması lazım. Master planları büyükşehir belediyeleri tarafından hazırlanır, kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenir veya bu şekilde birçoğu üniversitelerin de içinde olduğum yerel temsilcilerinin içinde olduğu bir çalışmadır. Aydın bölgesinde gücünü de kapsayan bir turizm master planı gerçekleşirse o zaman sınırlı sayıda kaynaklı sınırsız talebin gerçekleştirilmesi sağlanıyor” diye konuştu.
“Ege turizm merkezleri projesi”
Ege Turizm merkezleri projesine de değinen Bakan Ersoy “Doğru planlamalarla doğru teşhislerle doğru tedavi yöntemleriyle çok rahat bir şekilde geliri ikiye katlayacak durumdasınız. İşte biz de bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Ege turizm merkezleri projeleri de geliştirdik ama maalesef süreçlere siyasi yaklaşıldığı zaman yavaşlatılabiliyor, engellenebiliyor. Ben halbuki her zaman söylüyorum, Ege söz konusu olduğu zaman İzmir söz konusu olduğu zaman Aydın söz konusu olduğu zaman siyasi yaklaşmamak gerekiyor. Doğrusu neyse tartışırız. Doğrusu yapılması gerekiyor. Bugün süreçlerle yavaşlatılıyor. 4 yıldır 5 yıldır süreçler gidiyor maalesef” ifadelerine yer verdi.
“Arkeolojide altın çağ dönemi başlatıldı”
Bakanlık olarak arkeolojinin altın çağını başlattıklarını ve kazı başkanlıklarının da bütçelerini arttırdıklarını belirten Bakan Ersoy “Arkeoloji de altın çağı başlatıyoruz. Bu da nasıl olacak, geleceğimize miras projesiyle olacak? Arkeolojik kazı noktasında 144 noktada Türk kazı başkanlıkları var. Türkiye genelinde 32 noktada yabancı kazı başkanlıklarımız var. Bu yeni aldığımız karar. Artık yabancı başkanlıkları da Türk kazı başkanı yani 160 yıl önce başlayan bir süreçte, 160 yıl sonra o noktalara da Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, şehirlerde Türk kazı başkanları süreci yönetecek. Şimdi artık bütün kazı başkanlıkları 12 ay çalışıyor. Hem kazı başkanlarımızı atarken yoğun ekip, ekipman ve bütçede atıyoruz. Yani çok ciddi bütçeler görüyoruz. Ekip kullanma yetkileri veriyoruz ve bütçeleri de ciddi oranda arttırıyoruz” şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy’un konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak sürdürüldü. – AYDIN
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İliç’teki madende toprak altında kalan işçilerin 5’inin bir konteyner içinde, 3’ünün bir araç içinde yer aldığını, bir şoförün de kamyon içinde olduğunu açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde gerçekleşen faciaya ilişkin bilgi verdi.
Yerlikaya’nın yaptığı açıklama şöyle:
9-10 MİLYON METREKÜPLÜK BİR TOPRAKTAN BAHSEDİYORUZ: “Bildiğiniz üzere dün saat 14.28’de Erzincan ilimiz İliç ilçesinde Çöpler köyündeki maden ocağında toprak kayması meydana gelmiştir. Kayan kütlenin toplam hacminin ilk belirlemelere göre yaklaşık 9-10 milyon metre küp olduğu belirtiliyor. Maalesef 9 işçimiz bu kütlenin altında kaldı ve hemen arama kurtarma çalışmaları başlatıldı. Olayı takiben sahadaki çalışmaları koordine etmek için afet acil durum merkezimizde sayın Bakanımızla birlikte Erzincan milletvekili, 3. Ordu Komutanı, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan yardımcıları, Erzincan valimiz, AFAD Başkanı, Erzincan Belediye Başkanı, İliç Belediye Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı ve savcılar, mülki idare amirleri, jandarma, emniyet ile ilgili kurum ve kuruluşlardan genel müdürler, üniversitelerden bilim insanları çalışmalarını yürütüyorlar. Şuan itibariyle bölgede AFAD, TSK, arama kurtarma, JAK, PAK, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan 339’u arama kurtarma personeli ve diğer görevlilerle beraber bin 700 personel görev yapıyor. Ayrıca 626 araç, 97 aydınlatma kulesi, 32 iş makinesi, 6 drone, 44 jeneratör, 3 KBRN aracı, 5 metale duyarlı radar aracı ile arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. İnsan kaynakları ve personel açısından hiçbir ihtiyacımız şuan için yok.”
ARADIĞIMIZ İŞÇİLERİMİZDEN 5’İ KONTEYNER İÇİNDE: “Aradığımız işçilerle ilgili bir detay paylaşmak istiyorum. Yapılan tüm değerlendirmelerde aradığımız arkadaşların 5’inin bir konteyner içinde yer aldığı, 3’ünün bir araç içinde ve aynı bölgede yer aldığı; diğer şoför kardeşimizin de kamyon içinde farklı bir bölgede olduğu değerlendiriliyor. Buraya dikkat etmek istiyorum. Biliyorsunuz 100 dönüme yayılmış 9-10 milyon metreküpten bahsediyoruz. Bu kütle içerisinde bir avantajımız var bilim insanlarının bize söylediği. Araç içinde ve konteyner içinde olan demek bizim metal radar tespitleriyle bu kütle üzerinde tespit edilmesi… Daha hızlı aksiyon alabilmek adına bu radar taramalarıyla bu araçlar ve konteyner ile ilgili bir iz alır almaz daha çok oraya odaklanıp mesafe almak istiyoruz. Herhangi bir toprak kayması olup olmadığını bilim insanlarımız anbean değerlendiriyor. AFAD koordinasyonunda arama çalışmalarına güvenliğe dikkat ederek devam ediyor. İfade ettiğimiz gibi arama kurtarma çalışmalarımız gece gündüz devam edecek.”
4 GÖZALTI VAR: “Çevre Bakanlığımız dün ve bugün alınan numunelerden tahlillerini yaptı. Bakan Özkaseki bilgi veriyor. Sürecin aydınlatılması ile ilgili de Bakanlarımız açıklamalarını yapıyor. Bir ihlal var yok meselesinin izahı ile ilgili idari ve adli soruşturma devam ediyor. Daha üzerinde 24 saat olmayan bir meseleyle ilgili cevap alacaksınız. Bunların her biri açıklanacak. Şu an için 4 gözaltı var.”
Yerlikaya, “Göçükten önce yarılmaların olduğu, işçilerin yetkilileri bilgilendirdiği iddiaları var. Konuyla ilgili maden şirketinin bir ihlali var mı?” sorusuna ise “Bir ihmal var yok meselesinin izahıya ilgili idari soruşturma, adli soruşturma eş zamanlı devam ediyor. Daha üzerinden 24 saat geçmemiş bir meseleyle ilgili bu sorularınızın hepsine yanıt bulacaksınız, hiç merak etmeyin. Zaten bunun için buradayız. Yağmurun altında hep beraber milletimizi aydınlatma görevi yapıyoruz. Bunların her biri açıklığa kavuşacak ama daha 24 saat olmadı” yanıtını verdi.
Bakan Bayraktar ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bizim için en önemli konu buradaki işçi kardeşlerimizin kurtarılması. Bu madenin ilgili tüm izinleri bu süreç içerisinde en son 2021 yılında Çevre Bakanlığı tarafından ilave izinlerini almıştır. En son denetim görevimiz geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yapılmış durumda. Onların yaptıkları denetimlere dün gerçekleşen kazayla ilgili bir tespit yok. Bu zaman içerisinde ne olmuş olabilir Bakanın da ifade ettiği gibi araştırmamız sürüyor. Konun derinlemesine tetkik edilmesi ve sizlere doğru bilgi verilmesi için zamana ihtiyaç var.”
]]>CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. Bankoğlu, soru önergesinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:
“SEZGİN BARAN KORKMAZ İLE İLGİLİ İDDİALARIN ACİLEN YANITLANMASI GEREKİYOR”
“ABD makamlarıyla anlaşma yaparak serbest bırakılan Sezgin Baran Korkmaz ve ekibinin Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin son dönemde çok sayıda haber yer alıyor. Korkmaz’ın özellikle Adalet Bakanlığı’ndaki bir üst düzey personelle kurduğu rüşvet ilişkileriyle işlediği suçları örtbas etmeyi başardığını, sadece medyada değil aynı zamanda eski İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu tarafından da dile getirildi. Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili iddiaların acilen yanıtlanması gerekiyor.”
“MEHMET AKİF EKİNCİ’NİN YAPTIĞI 220 BİN TL’LİK ALIŞVERİŞİN SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN HESABINA YATIRILIP YATIRILMADIĞINA İLİŞKİN SORUŞTURMA AÇILDI MI”
CHP’li Bankoğlu’nun Bakan Tunç’a soruları ise şöyle:
“01/07/2019 tarihinde resmi kayıtlara geçen olayda Sezgin Baran Korkmaz’ın İstanbul’da tanınan bir AVM’de bir mağaza çalışanını dövmesi ve ölümle tehdit etmesi sonucunda mağdur edilen mağaza personelinin kolluk kuvvetlerine verdiği ifadesinde Sezgin Baran Korkmaz’ın kendisini arayarak ‘Ankara’dan önemli bir adamın aradığını, sen kimsin benim neler yapabileceğimi biliyor musun, adam ol, sağda solda konuşma senin kemiklerini kırarım’ şeklindeki sözlerinde bahsi geçen ‘Ankara’daki önemli adamın’ HSK Başkanvekili ve 2. Daire Başkanı Mehmet Akif Ekinci olduğuna dair haberler çıkmıştır. Mehmet Akif Ekinci’nin ilgili mağazada eşiyle birlikte Haziran 2019 tarihlerinde tek seferde 220 bin TL alışveriş yaptığı ve işbu alışverişin Sezgin Baran Korkmaz hesabına yapılıp yapılmadığına dair iddialarla ilgili Adalet Bakanlığı bir soruşturma açıldı mı? Yine HSK Başkanvekilinin şahsi ve birinci derece yakınlarının malvarlığı üzerinde olağandışı bir zenginleşme olup olmadığı araştırılmış mıdır? Mağdurun iddiaları, ilgili mağazanın kamera görüntüleri üzerinden kanıtlanmasına rağmen, mağdurun ifadesini geri çekmesinde bu Ankara’daki ‘önemli adamın’ bir etkisi olup olmadığı araştırılmış mıdır?
“SEZGİN BARAN KORKMAZ SUÇLARINI MEŞRULAŞTIRMAK İÇİN 280 MİLYON TL PARA ÇIKIŞI GERÇEKLEŞTİĞİ İHBAR EDİLMİŞTİR. BU İHBAR ÜZERİNDE İNCELEME YAPILMIŞ MIDIR”
Sezgin Baran Korkmaz’ın ABD makamlarına verdiği bilgiler ve sözler kapsamında yasal engelleri aşmak ve Türkiye’deki suçlarını meşrulaştırmak için ABD’den cep telefonuyla ülkemizde bazı ilgili makamları arayarak çalışanları tarafından usulsüz yollarla bu şirketler üzerinden 280 milyon TL para çıkışı gerçekleştiğini ihbar etmiştir. Bu ihbar üzerine bir inceleme yapılmış mıdır? Sezgin Baran Korkmaz’ın daha önce Sayın İnan Kıraç’a karşı nitelikli dolandırıcılık yöntemleri kullanarak aynı zamanda tertiplediği yargı ayağının nüfusunu kullanmak suretiyle ve yine yönetimindeki yasa dışı silahlı baskı unsurlarıyla elindeki hisseleri yağmalamaya çalışması nedeniyle önceki dönem İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun açık kaynaklardaki ikrarıyla da sabit olduğu üzere, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatları doğrultusunda ‘devletin emir komutası’ olaya el koyup Sayın Kıraç’a yardım ettiği bilinmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın İnan Kıraç dışında aynı örgütün mağduru olan sayın Yalçın Ayaslı gibi başka iş insanlarının da ağır mağduriyetinin engellenmesi için gerekli talimatları vermiş midir? Aksi halde diğer mağdurların kanun önünde eşitlik ilkesi ve hak arama kabiliyeti çiğnenmiş midir?
“SEZGİN BARAN KORKMAZ’IN İADESİ İÇİN PROSEDÜRLER BİLİNÇLİ OLARAK ENGELLENMEKTE MİDİR”
Ayrıca Adalet Bakanlığı resen anayasal sorumluluğu çerçevesinde bu mağduriyetleri araştırmış mıdır? Yargı sistemi içerisinde menfaat odaklı Sezgin Baran Korkmaz tarafından tertiplenen çeteleşmeyi dağıtacak yetki ve görev tamamen ve münhasıran Adalet Bakanlığının ve Hakim ve Savcılar Kurulu’nun emredici görevleri arasında değil mi? Söz konusu suçlar ve mevcut davalar karşısında Sezgin Baran Korkmaz’ın kamuoyuna ve bazı resmi evraklara yansıdığı üzere Adalet Bakanlığındaki ilişkileri sayesinde halen korunmakta olduğu iddiaları doğru mudur? Bakanlığınız bu konuda bir soruşturma talimatı vermiş midir? Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesi için ulusal ve uluslararası hukuk yönünden zaruri olan adli ve idari prosedürler bazı Bakanlık görevlilerince bilinçli olarak engellenmekte midir?”
]]>SAKARYA’da yeni nesil akıllı demir yolu bakım araçları teslim törenine katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, son 22 yılda demir yollarına 22,1 milyar dolar yatırım yaptıklarını belirterek, “2002 yılında 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı 14 bin 165 kilometreye çıkardık. Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren Hattı projesini gündeme aldık ve ön proje çalışmalarını tamamladık. Süper hızlı tren hattımızın güzergah uzunluğu 344 kilometre olacak” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’nın Arifiye ilçesinde bulunan Özbir Vagon tarafından üretilen yeni nesil akıllı demir yolu bakım araçlarının teslim törenine katıldı. Törene Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce ile firma yetkilileri ile işçiler yer aldı.
Törende konuşan Bakan Uraloğlu, 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettiklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Projelerimizle sadece doğu-batı hattında değil, kuzey-güney kıyılarımız arasında da demir yolu ulaşımını ekonomiye katkı sağlar hale getirmeyi planladık. Bu kapsamda son 22 yılda demir yollarına 22,1 milyar dolar yatırım yaptık. Demir yollarımızın tamamını elden geçirdik ve yeniledik. Tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan ‘Tek Yol Tek Kuşak’ girişiminin en önemli halkasını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattını inşa ettik. Bu proje ile birlikte Asya ile Avrupa kıtaları arasında kesintisiz demir yolu ulaşımını mümkün hale getiren Marmaray ile Londra’dan Pekin’e kadar en güvenli, kısa ve ekonomik uluslararası demir yolu koridorunu oluşturduk. 2002 yılında 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı 14 bin 165 kilometreye çıkardık. Ankara-Eskişehir, Eskişehir-İstanbul, Ankara-Konya, Konya-Karaman ve Ankara-Sivas hızlı tren hatlarını hizmete sunduk. Şimdi de Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren Hattı projesini gündeme aldık ve ön proje çalışmalarını tamamladık. Süper hızlı tren hattımızın güzergah uzunluğu 344 kilometre olacak. Saatte 350 kilometre hıza ulaşacak trenlerimizle seyahat süresini 80 dakikaya indirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Gebze’den Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul Havalimanı’na ve son olarak Çatalca’ya ulaşacak Kuzey Marmara Hızlı Tren hattı projesini de planlarımız arasına aldık. 2053 Ulaştırma ve Lojistik ana planı ve yol haritamızla, hızlı tren hizmeti alan il sayımızı Ankara-İzmir, Mersin-Adana-Gaziantep, Halkalı-Kapıkule gibi tüm hızlı tren projelerimizi tamamladığımızda 52’ye çıkartacağız. Demir yolu hat uzunluğumuzu da 28 bin 590 kilometreye yükselteceğiz.”
Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin uluslararası alandaki en önemli projelerinden birinin de Kalkınma Yolu Projesi olduğuna dikkat çekerek, “Projeyle, Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi ülkelerinden Irak’ın güneyinde inşa edilmekte olan FAV Limanına gelecek yüklerin, bin 200 kilometrelik çift yönlü otoyol ve demir yolu inşa edilerek Türkiye’ye ulaştırılmasını planlıyoruz. Buradan da ulusal ağımıza bağlayarak limanlarımıza ve diğer ülkelerle sınır geçişlerimize ulaştıracağız. Böylece Güney Asya ve Orta Doğu’yu; Avrupa, Kafkasya ve Kuzey Afrika’ya yeni bir güzergah üzerinden bağlayacağız. Bu projenin hayata geçirilmesiyle, kuzey-güney yönünde bölgemiz için hayati bir bağlantı tesis etmiş olacağız. Bu koridorun ülkemizden Avrupa’ya demir yolu geçişi 2 bin 88 kilometre olacaktır. Önemli bölümü halen işletmede olan güzergahın 130 kilometresini de yeni inşa edeceğiz” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, konuşmasının ardından yeni nesil akıllı demir yolu bakım araçlarını inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.
]]>Kayseri’de Çocuk Evleri Sitesi Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımı ile açıldı
KAYSERİ – Kayseri’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından yapımı tamamlanan Çocuk Evleri Sitesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla düzenlenen tören ile açıldı. Açılışta konuşan Bakan Göktaş, “Çocuklarımız reşit olduktan sonra devlet ile gönül bağı kopmayacak” dedi.
Düzenlenen açılış törenine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, protokol üyeleri, aileler ve çocuklar katıldı.
Çocukları toplumda oluşabilecek risklere karşı korumayı hedeflediklerini söyleyen AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, “İstiyoruz ki çocuklarımız sorunlarla karşılaşmasın. Çocuklarımızı tehdit eden, gelecekleri için risk oluşturan faktörler olmasın. Böyle bir toplum oluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu konuda büyük çaba sarf eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız, 12 yıllık Avrupa siyasetindeki deneyimi ve ardından uluslararası ilişkilerdeki tecrübesi ve şimdi de Türkiye’nin çocuklarına yönelik aileyi korumak, çocukları korumak ve önümüzdeki yüzyılda çocukları bekleyen pek çok riske karşı önlem alma noktasında yaşlılarımıza yönelik politikalarıyla yeni bir hizmetin açılışı için şehrimizde Çocuk Evleri Sitesi’yle çocuklarımızı ve toplumda onları tehdit eden risklere karşı korumayı hedefliyoruz” dedi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, “Sayın bakanım, sizlerin olduğu yerde hiçbir çocuğumuz kimsesiz değil. Bizler de sizlerin bizlere çizdiğiniz vizyon çerçevesinde çocuklarımızı sahipsiz bırakmayacağız. Burayı Kayseri’ye yaptığınız için şükranlarımızı sunuyoruz. Çocuklarımızı sizin çocuklarınız olarak, emanet olarak aldık ve inşallah onların en iyi şekilde yetişmelerini sağlayacağız. Onları da nice başarılı yerlerde göreceğiz diyorum” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da çocuklara sorunsuz ve adil bir dünya bırakmanın görevleri olduğunu söyleyerek, “Bugün çocuklarımızın kendilerini güvende hissedecekleri yaşam alanlarının bir yenisini daha ekleyecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İnanıyoruz ki bu merkez, kalplerine sevgi ile dokunduğumuz her çocuğumuz için birer dönüm noktası olacak. Onların umutlarına, hayallerine ve yarınlarına şahitlik edecek bu site içerisinde sağlıklı ve huzurlu bir şekilde büyümeleri en büyük arzumuz. Hepimizin bildiği gibi herhangi bir sebeple ailesinden uzak düşmüş ve korunma ihtiyacı olan çocuklarımızı devlet koruması altına alarak onlara sahip çıkıyoruz. Çünkü onlar bu ülkenin evlatları, bizim evlatlarımız. Bugün 64’ü ihtisaslaşmış olmak üzere 180 Çocuk Evleri Sitesi ve bin 185 çocuk evinde güven içerisinde çocuklarımıza bakıyoruz. Çocuklar ve gençler bizim geleceğimiz. Onlara sorunsuz ve adil bir dünya bırakmak bizlerin görevi. Fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan desteklenen çocuklar sayesinde ülkemizin ilerlemesi ve gelişmesi inanıyorum daha kolay. Türkiye’nin geleceğini inşa edecek bu çocuklarımız ve gençlerimizin sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılması bu anlamda çok önemli. Devlet koruması altında yetişen çocuklarımız her alanda eksiksiz hizmetten faydalanıyor. Karşılaştıkları zorlukları, devletimizin kendilerine sundukları imkanlarla aşmaktadırlar. Bu çocuklarımızın azim ve inançla çıktıkları hayat yolculuklarında birçok başarıya imza attığına şahit olduk. Bunlar arasında başarılı bürokratlarımız, kıymetli kaymakamlarımız, devlet büyüklerimiz, sanatçılarımız ve pek çok alanda akademisyenlerimiz çıkmakta. Bunlar gerçekten bizleri gururlandırıyor” dedi.
Çocuklar reşit olduktan sonra da devletle gönül bağlarının son bulmayacağını söyleyen Bakan Göktaş, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Devletimizin sizinle kurduğu gönül bağı, reşit olmanızla son bulmayacak. Bizler, kurumlardan ayrıldıktan sonra her zaman sizlerin ailesi olmaya devam edeceğiz. Bizler sizlere her türlü destek olmaya devam edeceğiz. Bakanlık olarak çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sunmak için hep birlikte var gücümüzle var gücümüzle çalışıyoruz. Burada sizlere de büyük görevler düşüyor. Devletimizin sunduğu imkanlardan sonuna kadar yararlanmanızı, kendinizi geliştirmenizi, “Ülkem için nasıl faydalı olabilirim?” düşüncesi ile hareket etmenizi istiyorum. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Çocuk Evleri Sitesi, okuma alanları, spor alanları ile hobi ve yeteneklere yönelik atölyeler de mevcut. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlar ve bakıma ihtiyacı olan tüm insanlarımız için gerekli yatırımları yapmaktan geri durmuyoruz. Tüm bu yatırımlarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”
Konuşmaların ardından kesilen kurdele ile Çocuk Evleri Sitesi’nin açılışı yapıldı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.
Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.
Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.
“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.
Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.
Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.
AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.
Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”
Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.
“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”
Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;
“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”
RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;
“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.
Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.
Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.
“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.
Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.
Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.
AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.
Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”
Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.
“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”
Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;
“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”
RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;
“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”
]]>Sağlık Bakanı Beyşenaliyev, AA muhabirine, Türk hekimlerin işbirliğiyle böbrek nakline yönelik yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Organ nakli için Sağlık Bakanlığına bağlı Ulusal Hastanede görevli 8 hekimden oluşan bir ekip oluşturulduğunu belirten Beyşenaliyev, “Hekimlerimizi Malatya İnönü Üniversitesindeki Tıp Merkezine gönderiyoruz. Devlet Hastanesi doktorlarından oluşan ekibimiz Türkiye’de böbrek nakli eğitimi alacak.” dedi.
Beyşenaliyev, Malatya’dan bu ay sonunda böbrek, kemik iliği ve karaciğer nakli uzman heyetinin incelemelerde bulunmak için Kırgızistan’a geleceğini kaydetti.
Kırgızistan’da 2 bin 685 diyaliz hastasının devletten yardım aldığını, yılda bunun için bütçeden 2,4 milyar som (yaklaşık 27 milyon dolar) harcandığını anlatan Beyşenaliyev, ülkede bir böbrek nakli ameliyatı 7 bin 500 dolara mal olurken yurt dışında 50 bin dolardan fazla ödeme yapıldığını aktardı.
Beyşenaliyev, “Bugün 100 diyaliz hastasının analizleri yapıldı. Bunlardan 10’unun analiz sonuçları Rusya ile Türkiye’ye kontrol için gönderildi. Hekimlerimizin Türkiye’deki eğitimlerini tamamladıktan sonra böbrek nakli ameliyatlarını ücretsiz başlatacağız.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un talimatıyla ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlara böbrek nakli ameliyatının ücretsiz yapılacağını bildiren Beyşenaliyev, “Bunu yaparsak artık diyaliz için harcanan para bütçemiz için iyi bir tasarruf olacak.” dedi.
Türkiye ile son 3 yılda çok işler yaptık”
Türkiye ile son 3 yılda özellikle sağlık başta olmak üzere birçok alanda çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Beyşenaliyev, şöyle devam etti:
“Bunlardan ilki, Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi Bişkek’te hizmete açıldı, bu hastanede böbrek nakli operasyonu Türk hekimlerce gerçekleştirildi ve Türkiye’den getirilen araç üzeri mobil sağlık klinikler ülke genelinde hizmet vermeye başladı.”
Beyşenaliyev, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te inşa ettiği ve donattığı Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesinde ülkenin ilk böbrek nakli ameliyatının 30 Ağustos 2023’te Türk hekimlerce gerçekleştirildiğine dikkati çekti.
Bakan Beyşenaliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov’un 13 Ocak 2024’te imzaladığı dördüncü derece akrabayla kemik iliği hariç organ bağışına izin veren Kırgız Cumhuriyeti’ndeki vatandaşların sağlığının korunması hakkında kanunun yürürlüğe girdiğini anımsattı.
Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesinde böbrek nakli operasyonlarını devam ettirmek için iznin çıktığını kaydeden Beyşanaliyev, “Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesinin şartları çok iyi. Ekibi oluşturdum. Eğitimler sürüyor. Bir ay içinde böbrek nakil operasyonlarını başlatacağız. Laboratuvarımız (Doku Tipleme ve Transplantasyon Laboratuvarı) ve uzmanlarımız var. Organ nakli için burada aldığımız testleri Rusya ve Türkiye’ye gönderdik. Sonuçlar aynı oldu.” ifadelerini kullandı.
Beyşenaliyev, bizzat kendisinin de Malatya’ya giderek karaciğer nakli operasyonuna katıldığını aktardı.
Bakan ülkede ilk kez ücretsiz yapılan böbrek nakli operasyonunda yer aldı
Beyşenaliyev, Bişkek’teki Ulusal Anne ve Çocuk Koruma Merkezinde 1 Şubat’ta ilk kez ücretsiz yapılan ve kendisinin de yer aldığı operasyonda babadan 21 yaşındaki kızına böbrek nakli yapıldığını ve her ikisinin de sağlık durumlarının iyi olduğunu anlattı.
Bakan Beyşenaliyev, ülkede ilk kez yapılan ücretsiz ameliyatın ardından Cumhurbaşkanı Caparov’un ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlara böbrek nakli ameliyatının ücretsiz yapılması talimatını verdiğini hatırlattı.
“Halihazırda 4 ağır yaralımız Türkiye’de tedavi görüyor”
Beyşenaliyev ayrıca, 2 Şubat’ta Bişkek Merkezi Isı ve Enerji Santrali’nde meydana gelen kazada ağır yaralanan 2 kişi ve 17 Ocak’ta helikopter kazasında yaralanan 2 askerin, tedavileri için 4 Şubat’ta Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildiğini anımsattı.
Santraldeki kazanın ardından Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ile iletişime geçerek yardım istediğine işaret eden Beyşenaliyev, “Kocaeli Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi doktorları Ethem Öztürk ve Engin Çetin Bişkek’e geldi. Yaralıları ziyaret ettik. Doktorlar, yaralıların şartları iyi bir hastanede tedavilerine devam edilmesi gerektiği tavsiyesinde bulundular. Biz de aynı gün yaralıları Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un Cumhurbaşkanlığına ait TU-154 tipi yolcu uçağı ile Türkiye’ye naklettik.” diye konuştu.
]]>Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) üst düzey bir yetkili, 10 Kasım 2023 tarihinde Tuzla Piyade Okul Komutanlığı’nda bir teğmenin Atatürk fotoğrafını yakasına takmaması ve sonrasında gelişen olaylara ilişkin yürütülen soruşturma hakkında, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu çalışmasını yapmış ve kararını Bakanlığımıza göndermiştir. Hukukçularımız bu kararı detaylı şekilde inceleyecek ve Sayın Bakanımızın onayına sunulacaktır. ve sayın Bakanımızın onayını müteakip karar resmileşecek daha sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır” bilgisini verdi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık değerlendirme toplantısı yaptı. Aktürk, özetle şunları kaydetti:
“6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN YIL DÖNÜMÜNDE HAYATINI KAYBEDEN VATANDAŞLARIMIZ İLE SİLAH VE MESAİ ARKADAŞLARIMIZA ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ”
“6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlarımız ile silah ve mesai arkadaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz. Milli Savunma Bakanlığımız, asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerin ilk anından itibaren, devletimizin ilgili kurum ve kuruluşlarıyla birlikte tüm imkanları ile seferber olmuştur. Kahraman Mehmetçik; arama-kurtarma, yardımların bölgeye ulaştırılması, güvenliğin tesis edilmesi ve yaşam destek faaliyetlerinin hayata geçirilebilmesi için büyük bir özveri ile mücadele etmiştir.
Ayrıca, 6 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleştirilen menfur terör saldırısını bir kez daha şiddetle lanetliyor; saldırıda hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yaralı polislerimize ve vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.
“SON BİR HAFTADA 44 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”
Başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı kesintisiz bir şekilde ve başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 44 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 144’ü Irak’ın, 215’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 359’a ulaşmıştır. Gereken yer ve zamanda terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığımız; artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürecek, eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar amasız ve amansız bir şekilde devam edecektir. Bu vesileyle Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, 3 Şubat’ta bölücü terör örgütünün taciz ateşi ile şehit olan kahraman silah arkadaşımız Piyade Uzman Çavuş Kadir Dingil’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.
“HUDUTLARIMIZDA SON BİR HAFTADA YASA DIŞI YOLLARLA GEÇMEYE ÇALIŞAN 207 ŞAHIS YAKALANDI”
Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunan hudutlarımızda; son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 207 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 1’i PKK/KCK terör örgütü mensubudur. 2 bin 495 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 893’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 21 bin 89 olmuştur.
İsrail-Filistin meselesiyle ilgili olarak krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi ve yayılmasının önlenmesi gerektiğini savunuyoruz.
Sayın Bakanımız tarafından 6 ve 7 Şubat’ta Genelkurmay Başkanımız ile birlikte Irak’a bir ziyaret gerçekleştirilerek terörle mücadele ve hudut güvenliği başta olmak üzere ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüşmelerde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız bugün de, resmi davetlisi olarak Ankara’ya gelen Somali Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularının ele alınacağı bir görüşme gerçekleştirmektedir. Görüşme kapsamında; iki ülke arasında ‘Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın imzalanması da planlanmaktadır.
Sayın Bakanımız, 2 Şubat’ta Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Bakan Yardımcısı ile Ankara’da düzenlenen Kara Füze Sistemleri Sözleşme İmza Töreni’ne katılmıştır. Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı ASFAT’ın koordinesinde yapılan çalışmalar ile OYAK bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir ve Miilux OY şirketlerinin milli olarak ortaklaşa ürettiği denizaltı çelikleri Gölcük Tersanesi Komutanlığımıza teslim edilmiştir.
Personel ve askeri öğrenci alım/temin faaliyetlerimiz de planlandığı şekilde devam etmektedir. 15 Ocak’ta başlayan Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na Sözleşmeli Er Temini başvuruları 11 Şubat’a kadar devam edecektir.”
MSB KAYNAKLARI: YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ÇALIŞMASINI YAPMIŞ VE KARARINI BAKANLIĞIMIZA GÖNDERMİŞTİR
Üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturma ile ilgili son duruma ilişkin şu bilgileri verdi:
“Türk Silahlı Kuvvetleri bütün faaliyetlerini anayasa, kanunlar ve hukuk çerçevesinde, şeffaf şekilde sürdürüyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu çalışmasını yapmış ve kararını Bakanlığımıza göndermiştir. Hukukçularımız bu kararı detaylı şekilde inceleyecek ve Sayın Bakanımızın onayına sunulacaktır. ve sayın Bakanımızın onayını müteakip karar resmileşecek daha sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.”
“KONGRE’DEKİ SESSİZLİK SÜRECİ DEVAM ETMEKTDİR. HERHANGİ BİR OLUMSUZLUK BEKLENMEMEKTEDİR”
ABD Kongresi’ne sunulan ve Türkiye’ye F-16 satışını engellemeyi amaçlayan öneri ile ilgili Bakanlık yetkilisi, “Kongre’deki sessizlik süreci devam etmektedir. Bu süreçte herhangi bir olumsuzluk beklenmemektedir” dedi.
“BİZİM TEK DERDİMİZ ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASIDIR”
Milli Savunma Bakanı Güler’in Irak ziyaretine ilişkin yetkili şu detayları paylaştı:
“Ülkemiz tarafından bölgemizde barış ve istikrarın sağlanması için yoğun bir diplomatik çaba sarf edilmektedir. Bu çalışmanın bir kanadı olan Askeri Diplomasi faaliyetleri de Sn. Bakanımız ve Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Söz konusu ziyarette; son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri işbirliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak/menfaatleri konuları görüşülmüştür. Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki, bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Bizim tek derdimiz ülkemizin, milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanmasıdır. Terörle mücadelede ortak hareket edilmesidir.”
Yetkili, ASFAT ve OYAK tarafından üretilen çelik hakkında ise şu bilgileri paylaştı:
“ASFAT koordinesinde yapılan çalışmalar ile OYAK bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir Miilux OY şirketlerinin ortaklaşa ürettiği milli denizaltı çelikleri Gölcük Tersanesi Komutanlığına teslim edilmiştir. Böylece 2 yıl gibi bir süre içerisinde denizaltılar için önceki senelerde ithal edilen çelikler artık millileştirilmiş oldu. Dünyada bu çeliği üretebilen sayılı ülke var. Tedarik edilen Denizaltı Çeliklerinin ASFAT tarafından Türk Loyd’una sertifikalandırılarak test blokları inşasında kullanılması planlanmaktadır.”
]]>MSB: Son 1 haftada 44 terörist etkisiz hale getirildi
MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son 1 haftada 44 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı; 144’ü Irak’ın, 215’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 359’a ulaşmıştır” dedi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta son 1 haftada yapılan faaliyetlere ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenledi. Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı mücadelenin kesintisiz bir şekilde devam ettiğini belirterek, “Başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil son 1 haftada 44 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı; 144’ü Irak’ın, 215’i Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 359’a ulaşmıştır. Gereken yer ve zamanda terör yuvalarını yerle bir etme irade ve kararlılığımız; artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürecek, eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar ‘ama’sız ve amansız bir şekilde devam edecektir” diye konuştu.
’21 BİN 89 KİŞİ HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENDİ’
Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının, cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğunu söyleyen Aktürk, “Hudutlarımızda, son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 207 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 1’i PKK/KCK terör örgütü mensubudur. 2 bin 495 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 893’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 21 bin 89 olmuştur” dedi.
‘FİLİSTİN’DE KALICI ATEŞKESİ SAVUNUYORUZ’
Bölgesel ve küresel meseleler hakkında da konuşan Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz (TSK), başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmakta; kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davalarına destek vermeyi sürdürmektedir. İsrail-Filistin meselesiyle ilgili olarak krizin en başından bugüne kadar, yalnızca bölgedeki değil dünyadaki herkesin güven ve huzuru için acil ve kalıcı ateşkes sağlanarak çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi ve yayılmasının önlenmesi gerektiğini savunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
‘MİLLİ DENİZALTI ÇELİKLERİ TESLİM EDİLDİ’
TSK’nın imkan ve kabiliyetlerinin milli silah sistemleriyle her geçen gün daha da arttığını vurgulayan Aktürk, “Bakanlığımıza bağlı Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi (ASFAT) koordinesinde yapılan çalışmalar ile Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir ve Miilux OY şirketlerinin milli olarak ortaklaşa ürettiği denizaltı çelikleri Gölcük Tersanesi Komutanlığımıza teslim edilmiştir” diye konuştu.
‘F-16 TEDARİK SÜRECİNDE OLUMSUZLUK BEKLENMİYOR’
Öte yandan bakanlık kaynakları, Tuzla Piyade Okulu’nda yürütülen soruşturmada, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının bakanlığa gönderildiğini bildirdi. Kararın, bakanlığın hukukçuları tarafından değerlendirilip, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in onayına sunulacağını bildiren kaynaklar, bu aşamadan sonra kararın resmiyet kazanacağını belirtti.
Kaynaklar, ABD Kongresi’ne sunulan ve Türkiye’ye F-16 satışını engellemeyi amaçlayan öneri ile ilgili de kongredeki sessizlik sürecinin devam ettiğini ve bu süreçte herhangi bir olumsuzluk beklenmediğini aktardı.
‘TÜRKİYE’NİN HİÇBİR ÜLKENİN TOPRAĞINDA GÖZÜ YOK’
Bakan Güler’in Irak ziyaretine ilişkin detayları da paylaşan bakanlık kaynakları; söz konusu ziyarette son dönemde bölgede yaşanan gelişmeler, terörle ortak mücadele, askeri iş birliği ve Iraklı Türkmenlerin bölgedeki hak ve menfaatlerinin görüşüldüğünü bildirdi. Türkiye’nin hiçbir ülkenin topraklarında gözü olmadığını vurgulayan kaynaklar, amaçlarının ülkenin ve milletin güvenliği ile terörle mücadelede ortak hareket edilmesi olduğunu kaydetti.
ASFAT ve OYAK tarafından yerli ve milli olarak üretilen çelik hakkında da bilgi veren kaynaklar, önceki senelerde ithal edilen çeliğin artık millileştirildiğini bildirdi. Kaynaklar, dünyada bu çeliği üretebilen sayılı ülke olduğunu bildirdi.
]]>Yelkenci, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünce Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ulusal Politikalardan Yerel Stratejilere Ortaöğretim Çalıştayı”nda, etkinliğin milli eğitim politikalarına yön verecek güçlü önerilerle sonuçlanmasını diledi.
Bursa’daki sanayinin mesleki ve teknik eğitimle desteklendiğini belirten Yelkenci, “Elbette mesleki ve teknik eğitim anlamında Bakanlığımızın öteden beri yaptığı çok güzel çalışmalar var. Sayın Bakanımızın liderliğinde mesleki teknik eğitimde, günün ihtiyaçlarına cevap verecek ve yine günümüzün imkanlarını ve şartlarını dikkate alarak yapılandıran yeni bir modelle, yakın zamanda Bakanlığımız kamuoyunun karşısına çıkmanın hazırlığını yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yelkenci, Bursa’nın eğitim tecrübesini ortaya koyacağı bu çalıştayların çok önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Öğrencileri eğitimin merkezine alıyoruz. İnsanı bütün boyutlarıyla ele almak istiyoruz. Bu anlamda 360 derecelik bakış açısıyla onun bilişsel, sosyal, fiziksel ve manevi gelişimlerini, bütün gelişim boyutlarını önemsiyoruz. Birinin ihmal edildiği noktada çocuklarımızın kalacağı gerçeğini ortaya koyarak çalışmalarımıza başlamış olduk. Eğitim öğretim yılının başlangıcıyla beraber bazı projelerimizi paylaştık. İllerimize gönderdik, okullarımızda uygulamalarının başlamasını istedik. Bunlardan biri ‘Dilimizin Zenginlikleri Projesi.’ Bu proje, Türkçemizi merkeze almakla ilgili bir adımdı. Çünkü biz biliyoruz ki çocuklarımızın bütün alanları başarabilmesi için Türkçeye ihtiyaç var. Dilimizi iyi bilmeye ve iyi kullanmaya ihtiyaç var. Bu anlamda ‘Dilimizin Zenginlikleri Projesi’ni, sözlük okuma eylemini merkeze alarak klasik metinlerimizi öğretmek maksadıyla da onların ezberlenmesi ve en nihayetinde sözlük üretme çalışmasıyla devam eden bir proje olarak kamuoyuyla paylaştık.”
Yelkenci, Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü “Öğretmen Akademileri” ve “Harezmi Eğitim Modeli”ne de değindi.
“Türkiye Yüzyılı vizyonu eğitim, ekonomi, bilim, sanat ve kültürde sıçrama tahtasıdır”
Vali Mahmut Demirtaş da çalıştayla Milli Eğitim Bakanlığının ulusal, politika ve stratejileri ışığında Bursa’nın eğitim alanında yerel gücünü, fırsatlarını ve potansiyelini ortaya çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Çalıştayda Bursa eğitiminin tüm bileşenlerini bir araya getirerek eğitimde “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna kent olarak sağlayacakları katkının konuşulacağını belirten Demirtaş, şöyle devam etti:
“Türkiye Yüzyılı vizyonu, ülkemizin eğitim, ekonomi, sanayi, tarım, bilim, sanat ve kültürde sıçrama tahtasıdır. Bu sıçrama tahtasına, ülkemizin en büyük sermayesi genç nesli şekil ve ideal kazandırarak çıkarmalıyız ki Türkiye Yüzyılı vizyon hedeflerinin gerçekleşmesini sağlayalım. Unutmayalım ki Türkiye Yüzyılı’nda öğrencilerimizi, bilimde, sanatta ve sporda kürsünün bir numarasına talip olacak şekilde hazırlamalıyız. Onları çağı okuyan ve yaşayan nesiller olarak yetiştirirken, milli ve manevi değerlerle de donatmasını bilmeliyiz. Tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi, gelenek ve göreneklerimizi bilen, yaşayan ve aktaran kuşaklar olarak yetiştirmeliyiz.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, belediye olarak eğitime her zaman destek verdiklerini vurguladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu ise etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, katılımcı öğretmenlerle fotoğraf çektirdi.
Çalıştay, gün boyu oturumlarla devam edecek.
]]>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen yıl 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin birinci yıl dönümünde Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret etti. Burada sağlık çalışanlarıyla sohbet eden Bakan Koca, bir yıllık süreçte yaşananları dinleyip, onlarla sohbet etti. Bakan Koca daha sonra, bebeği Almila’nın doğumu için ailesiyle gittiği özel hastanede depreme yakalanan ve enkaz altında kalan sağlık teknikeri Mustafa Avcı ile 6 aylık bebeği Aziz Yusuf hastalanınca gittiği aynı hastanede aynı kaderi paylaşan işçi Mehmet Ali Şakiroğulları ile sohbet etti. Bakan Koca, 261 saat sonra enkazdan sağ kurtarılan Mustafa Avcı’nın ailesi ve Mehmet Ali Şakiroğulları’nın bebekleriyle yakından ilgilendi.
Ziyaretinin ardından konuşan Bakan Fahrettin Koca, Üzerinden 1 yılın geçtiği bu felaketin ardından, sağlık çalışanlarımızla birlikte özellikle o günü, hatıralarını birlikte paylaşarak konuşma imkanı söz konusu oldu. Tabii özellikle yapılanın ve yapılamayanın kıymetinin olmadığı bir andayız. Çünkü geride kaybettiğimiz 10 binlerle ifade edilen 52 bine yakın canımız oldu ve bugün sadece bir yıl önce kaybettiklerimizin yasını yad etmek üzere bir araya geldik. Rabb’im benzer felaketleri milletimize ve insanlığa hiçbir şekilde yaşatmasın. Kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, hepimize sabırlar diliyorum? dedi.
‘EŞİMİN VE BEBEĞİMİN ÖLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNDÜM’
Depremden 261 saat sonra mucizevi şekilde enkazdan çıkarılan ve betona sıkışan sağ ayağı topuk altından ampute edilen Mustafa Avcı, eşinin doğumundan 3 saat sonra depreme yakalandıklarını belirterek, bebeğini sadece 1 kez görebildiğini söyledi. Eşi ve bebeğinin depremden 4-5 saat sonra kurtarıldığını anlatan Avcı, enkaz altında sesini duyduğu tek kişinin, bina yıkılmadan önce karılaştığı Mehmet Ali Şakiroğulları olduğunu dile getirdi. Büyük ümitsizliğe kapıldığını söyleyen Avcı, 11 gün boyunca Mehmet Ali’nin yüzünü hiç görmedim. Eşimin ve çocuklarımın öldüğünü düşündüm. Sadece 1 kez gördüğüm bebeğimin yüzünü hatırlayamıyordum bile, çok çaresizdik. İlk 3-4 gün yardım geleceğini düşünüyordum ancak daha sonra depremin büyük bir alanı yıktığını düşününce ümitlerim azaldı. 4 gün sonra ayağımı hissetmiyordum. Açlık bir şekilde tolere ediliyordu ama susuzluk dayanılmazdı. Mehmet Ali benden umutluydu. Bulunduğum yerde tavanla 1 karış mesafe vardı, sadece sol tarafıma doğru uzanabiliyordum. 6-7 günden sonra böbreklerimin iflas ettiğini düşündüm. Artık çıkmak gibi asla bir niyetim yoktu. Ailemin yanı sıra ayağımı kaybettiğimi biliyordum. Bir de diyaliz hastası olursam, böbreklerimi kaybedersem ne kendime ne çevremdeki insanlara bir faydam olacaktı. O yüzden sürekli uyumak istedim ve uyudum. Mehmet Ali o süre zarfında çıkmak için daha çok mücadele etti. ‘Ben yaşamak istiyorum, ağabey yaşayalım’ dedi. Sağa sola vurarak zamanımızı geçiriyorduk. 7-8 gün boyunca takip edebildik günleri ama 8’inci günde Mehmet Ali’nin telefon şarjı bitmek üzereyken gün kavramını, ay kavramını tamamen unuttuk. O süre zarfını hep uyumakla geçirdik? diye konuştu.
‘İMKANSIZIN İÇİNDE BİLE İMKAN VARDIR’
Mehmet Ali Şakiroğulları ise enkaz altındayken Mustafa Avcı’yı en yakın arkadaşlarından daha yakın hissettiğini vurgulayarak şunları söyledi
Ben umudumu hiç kaybetmedim. Eşim ve çocuğum depremden birkaç saat sonra kurtarılmış. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmezmiş. Bunu bir daha gördük. Yani bu 11 gün içerisinde kendimi öyle dinç, öyle kararlı hissettim ki, aklımda beynimde hiçbir şey yapmadım. ‘Ben buradan çıkmalıyım’ dedim. ‘Ben anneme gitmeliyim, ben sevdiklerime gitmeliyim, geride kalan sevdiklerime’ gitmeliyim? dedim. Umudumu hiç kaybetmedim. Yani her ne olursa olsun mücadelemi asla kaybetmiyorum. Her zaman yani böyle mücadele içerisindeyim. Enkazın başında, hastanenin başında bekleyen eşim, dostum, arkadaşlarım herkese tek tek teşekkür ediyorum. Onlar iyi ki varlar, onlar sayesinde oradan daha fazla bilgi aldılar, çıkardılar beni. Herkese çok teşekkür ediyorum. Yani hiçbir zaman için Hiçbir şey için umudunuzu kaybetmeyin. İmkansızın içinde bile imkan var. Yani çaresizliği ben orada gördüm ama onun da üstesinden geldim çok şükür. (DHA)
]]>HATAY’da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, depremden sonra özel bir hastanenin enkazından 261’inci saat sonra sağ çıkarılan Mustafa Avcı (34) ve aynı enkazda, aynı kaderi paylaşan Mehmet Ali Şakiroğulları (27) ile buluştu. Bakan Koca, deprem sürecinde özveriyle çalışan sağlık çalışanlarıyla da bir araya geldi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen yıl 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin birinci yıl dönümünde Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret etti. Burada sağlık çalışanlarıyla sohbet eden Bakan Koca, bir yıllık süreçte yaşananları dinleyip, onlarla sohbet etti. Bakan Koca daha sonra, bebeği Almila’nın doğumu için ailesiyle gittiği özel hastanede depreme yakalanan ve enkaz altında kalan sağlık teknikeri Mustafa Avcı ile 6 aylık bebeği Aziz Yusuf hastalanınca gittiği aynı hastanede aynı kaderi paylaşan işçi Mehmet Ali Şakiroğulları ile sohbet etti. Bakan Koca, 261 saat sonra enkazdan sağ kurtarılan Mustafa Avcı’nın ailesi ve Mehmet Ali Şakiroğulları’nın bebekleriyle yakından ilgilendi.
Ziyaretinin ardından konuşan Bakan Fahrettin Koca, “Üzerinden 1 yılın geçtiği bu felaketin ardından, sağlık çalışanlarımızla birlikte özellikle o günü, hatıralarını birlikte paylaşarak konuşma imkanı söz konusu oldu. Tabii özellikle yapılanın ve yapılamayanın kıymetinin olmadığı bir andayız. Çünkü geride kaybettiğimiz 10 binlerle ifade edilen 52 bine yakın canımız oldu ve bugün sadece bir yıl önce kaybettiklerimizin yasını yad etmek üzere bir araya geldik. Rabb’im benzer felaketleri milletimize ve insanlığa hiçbir şekilde yaşatmasın. Kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, hepimize sabırlar diliyorum” dedi.
‘EŞİMİN VE BEBEĞİMİN ÖLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNDÜM’
Depremden 261 saat sonra mucizevi şekilde enkazdan çıkarılan ve betona sıkışan sağ ayağı topuk altından ampute edilen Mustafa Avcı, eşinin doğumundan 3 saat sonra depreme yakalandıklarını belirterek, bebeğini sadece 1 kez görebildiğini söyledi. Eşi ve bebeğinin depremden 4-5 saat sonra kurtarıldığını anlatan Avcı, enkaz altında sesini duyduğu tek kişinin, bina yıkılmadan önce karılaştığı Mehmet Ali Şakiroğulları olduğunu dile getirdi. Büyük ümitsizliğe kapıldığını söyleyen Avcı, “11 gün boyunca Mehmet Ali’nin yüzünü hiç görmedim. Eşimin ve çocuklarımın öldüğünü düşündüm. Sadece 1 kez gördüğüm bebeğimin yüzünü hatırlayamıyordum bile, çok çaresizdik. İlk 3-4 gün yardım geleceğini düşünüyordum ancak daha sonra depremin büyük bir alanı yıktığını düşününce ümitlerim azaldı. 4 gün sonra ayağımı hissetmiyordum. Açlık bir şekilde tolere ediliyordu ama susuzluk dayanılmazdı. Mehmet Ali benden umutluydu. Bulunduğum yerde tavanla 1 karış mesafe vardı, sadece sol tarafıma doğru uzanabiliyordum. 6-7 günden sonra böbreklerimin iflas ettiğini düşündüm. Artık çıkmak gibi asla bir niyetim yoktu. Ailemin yanı sıra ayağımı kaybettiğimi biliyordum. Bir de diyaliz hastası olursam, böbreklerimi kaybedersem ne kendime ne çevremdeki insanlara bir faydam olacaktı. O yüzden sürekli uyumak istedim ve uyudum. Mehmet Ali o süre zarfında çıkmak için daha çok mücadele etti. ‘Ben yaşamak istiyorum, ağabey yaşayalım’ dedi. Sağa sola vurarak zamanımızı geçiriyorduk. 7-8 gün boyunca takip edebildik günleri ama 8’inci günde Mehmet Ali’nin telefon şarjı bitmek üzereyken gün kavramını, ay kavramını tamamen unuttuk. O süre zarfını hep uyumakla geçirdik” diye konuştu.
‘İMKANSIZIN İÇİNDE BİLE İMKAN VARDIR’
Mehmet Ali Şakiroğulları ise enkaz altındayken Mustafa Avcı’yı en yakın arkadaşlarından daha yakın hissettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Ben umudumu hiç kaybetmedim. Eşim ve çocuğum depremden birkaç saat sonra kurtarılmış. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmezmiş. Bunu bir daha gördük. Yani bu 11 gün içerisinde kendimi öyle dinç, öyle kararlı hissettim ki, aklımda beynimde hiçbir şey yapmadım. ‘Ben buradan çıkmalıyım’ dedim. ‘Ben anneme gitmeliyim, ben sevdiklerime gitmeliyim, geride kalan sevdiklerime’ gitmeliyim’ dedim. Umudumu hiç kaybetmedim. Yani her ne olursa olsun mücadelemi asla kaybetmiyorum. Her zaman yani böyle mücadele içerisindeyim. Enkazın başında, hastanenin başında bekleyen eşim, dostum, arkadaşlarım herkese tek tek teşekkür ediyorum. Onlar iyi ki varlar, onlar sayesinde oradan daha fazla bilgi aldılar, çıkardılar beni. Herkese çok teşekkür ediyorum. Yani hiçbir zaman için Hiçbir şey için umudunuzu kaybetmeyin. İmkansızın içinde bile imkan var. Yani çaresizliği ben orada gördüm ama onun da üstesinden geldim çok şükür.”
]]>
HATAY’da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, depremden sonra özel bir hastanenin enkazından 261’inci saat sonra sağ çıkarılan Mustafa Avcı (34) ve aynı enkazda, aynı kaderi paylaşan Mehmet Ali Şakiroğulları (27) ile buluştu. Bakan Koca, deprem sürecinde özveriyle çalışan sağlık çalışanlarıyla da bir araya geldi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen yıl 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin birinci yıl dönümünde Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret etti. Burada sağlık çalışanlarıyla sohbet eden Bakan Koca, bir yıllık süreçte yaşananları dinleyip, onlarla sohbet etti. Bakan Koca daha sonra, bebeği Almila’nın doğumu için ailesiyle gittiği özel hastanede depreme yakalanan ve enkaz altında kalan sağlık teknikeri Mustafa Avcı ile 6 aylık bebeği Aziz Yusuf hastalanınca gittiği aynı hastanede aynı kaderi paylaşan işçi Mehmet Ali Şakiroğulları ile sohbet etti. Bakan Koca, 261 saat sonra enkazdan sağ kurtarılan Mustafa Avcı’nın ailesi ve Mehmet Ali Şakiroğulları’nın bebekleriyle yakından ilgilendi.
Ziyaretinin ardından konuşan Bakan Fahrettin Koca, “Üzerinden 1 yılın geçtiği bu felaketin ardından, sağlık çalışanlarımızla birlikte özellikle o günü, hatıralarını birlikte paylaşarak konuşma imkanı söz konusu oldu. Tabii özellikle yapılanın ve yapılamayanın kıymetinin olmadığı bir andayız. Çünkü geride kaybettiğimiz 10 binlerle ifade edilen 52 bine yakın canımız oldu ve bugün sadece bir yıl önce kaybettiklerimizin yasını yad etmek üzere bir araya geldik. Rabb’im benzer felaketleri milletimize ve insanlığa hiçbir şekilde yaşatmasın. Kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, hepimize sabırlar diliyorum” dedi.
‘EŞİMİN VE BEBEĞİMİN ÖLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNDÜM’
Depremden 261 saat sonra mucizevi şekilde enkazdan çıkarılan ve betona sıkışan sağ ayağı topuk altından ampute edilen Mustafa Avcı, eşinin doğumundan 3 saat sonra depreme yakalandıklarını belirterek, bebeğini sadece 1 kez görebildiğini söyledi. Eşi ve bebeğinin depremden 4-5 saat sonra kurtarıldığını anlatan Avcı, enkaz altında sesini duyduğu tek kişinin, bina yıkılmadan önce karılaştığı Mehmet Ali Şakiroğulları olduğunu dile getirdi. Büyük ümitsizliğe kapıldığını söyleyen Avcı, “11 gün boyunca Mehmet Ali’nin yüzünü hiç görmedim. Eşimin ve çocuklarımın öldüğünü düşündüm. Sadece 1 kez gördüğüm bebeğimin yüzünü hatırlayamıyordum bile, çok çaresizdik. İlk 3-4 gün yardım geleceğini düşünüyordum ancak daha sonra depremin büyük bir alanı yıktığını düşününce ümitlerim azaldı. 4 gün sonra ayağımı hissetmiyordum. Açlık bir şekilde tolere ediliyordu ama susuzluk dayanılmazdı. Mehmet Ali benden umutluydu. Bulunduğum yerde tavanla 1 karış mesafe vardı, sadece sol tarafıma doğru uzanabiliyordum. 6-7 günden sonra böbreklerimin iflas ettiğini düşündüm. Artık çıkmak gibi asla bir niyetim yoktu. Ailemin yanı sıra ayağımı kaybettiğimi biliyordum. Bir de diyaliz hastası olursam, böbreklerimi kaybedersem ne kendime ne çevremdeki insanlara bir faydam olacaktı. O yüzden sürekli uyumak istedim ve uyudum. Mehmet Ali o süre zarfında çıkmak için daha çok mücadele etti. ‘Ben yaşamak istiyorum, ağabey yaşayalım’ dedi. Sağa sola vurarak zamanımızı geçiriyorduk. 7-8 gün boyunca takip edebildik günleri ama 8’inci günde Mehmet Ali’nin telefon şarjı bitmek üzereyken gün kavramını, ay kavramını tamamen unuttuk. O süre zarfını hep uyumakla geçirdik” diye konuştu.
‘İMKANSIZIN İÇİNDE BİLE İMKAN VARDIR’
Mehmet Ali Şakiroğulları ise enkaz altındayken Mustafa Avcı’yı en yakın arkadaşlarından daha yakın hissettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Ben umudumu hiç kaybetmedim. Eşim ve çocuğum depremden birkaç saat sonra kurtarılmış. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmezmiş. Bunu bir daha gördük. Yani bu 11 gün içerisinde kendimi öyle dinç, öyle kararlı hissettim ki, aklımda beynimde hiçbir şey yapmadım. ‘Ben buradan çıkmalıyım’ dedim. ‘Ben anneme gitmeliyim, ben sevdiklerime gitmeliyim, geride kalan sevdiklerime’ gitmeliyim’ dedim. Umudumu hiç kaybetmedim. Yani her ne olursa olsun mücadelemi asla kaybetmiyorum. Her zaman yani böyle mücadele içerisindeyim. Enkazın başında, hastanenin başında bekleyen eşim, dostum, arkadaşlarım herkese tek tek teşekkür ediyorum. Onlar iyi ki varlar, onlar sayesinde oradan daha fazla bilgi aldılar, çıkardılar beni. Herkese çok teşekkür ediyorum. Yani hiçbir zaman için Hiçbir şey için umudunuzu kaybetmeyin. İmkansızın içinde bile imkan var. Yani çaresizliği ben orada gördüm ama onun da üstesinden geldim çok şükür.”
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde felaketin ilk anından itibaren çalışmalarının aralıksız sürdüğünü belirterek, tarımsal üretimde ülkenin can damarı olan bölgede, üretimin aksamadan devam etmesi için üreticilere 2023 yılında toplam 14 milyar 150 milyon TL tarımsal destekleme ödemesi yapıldığını bildirdi.
Bakan Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde felakette hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara geçmiş olsun temennisinde bulundu. Geride derin acılar bırakan felaket sonrası ülkenin tek vücut halinde yaraları sarmak için seferber olduğunu hatırlatan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı Bakanlığı olarak da depremin ilk anından itibaren AFAD ile koordinasyon içerisinde çalıştıklarını vurguladı.
‘DEPREMZEDE ÜRETİCİLERİMİZİN HER DAİM YANINDA OLDUK’
Yumaklı, dünyada bile ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan büyük yıkıma rağmen bölge insanının zor şartlar altında bile üretime devam ettiğini vurgulayarak, “Bizler de Bakanlık olarak üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli her türlü desteği vererek çiftçilerimizin yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” dedi.
Bu çalışmalar kapsamında 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde üreticilerin mağdur olmaması adına tarımsal desteklemeler başta olmak üzere birçok konuda uygulama ve düzenlemeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle 2023 üretim yılı için ürün değişikliği başvuru süresi uzatılarak deprem bölgesindeki çiftçilerin tarımsal desteklerden faydalanmaları konusunda oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçildi. Afet bölgesi ilan edilen illerimizde ve diğer illerimizde üreticilerin zamanında müracaat yapamayacağı, gecikmeler olabileceği öngörülerek birçok projede destekleme ve hibe başvuru süreleri uzatıldı. Yine deprem afetinden etkilenen illerimizde mazot gübre desteği kapsamında ayni olarak yapılması gereken ödemenin nakdi olarak yapılması suretiyle çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yönelik harcama kolaylığı sağlandı. Bu kapsamda, deprem bölgesindeki çiftçilerimize toplam 2 milyar 900 milyon TL mazot gübre destekleme ödemesi yapıldı.”
‘BEDELSİZ HAYVAN DAĞITIMI YAPTIK’
Yumaklı, depremden etkilenen 11 ilde hayvanları telef olan ve tarım sigortası yaptıran üreticilere, devlet destekli Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamında 37 milyon TL hasar tazminatı ödendiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Depremden etkilenen illerimizdeki üreticilerimizin üretime devam etmeleri amacıyla, başta yağlı tohumlu bitkiler, baklagiller ve hububat ile sebze üretiminin artırılmasına yönelik olarak Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında, 127 milyon TL kaynak tahsis edilerek ekim-dikimlerle ilgili faaliyetler yürütüldü. Deprem bölgesinde bitkisel üretimin kesintisiz devam etmesi adına Bakanlığımızca gübre üretici firmalar ile irtibata geçilerek, yapılacak gübre sevkiyatlarında önceliğin deprem bölgesine verilmesi ve bölgeden gelebilecek ilave gübre taleplerinin ivedilikle karşılanması amacıyla koordinasyon süreci yürütüldü. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘depremde hayvanları telef olan vatandaşlarımızın bütün kayıpları birebir karşılanacak’ talimatları doğrultusunda, depremden etkilenen illerimizde, büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan ve arılı kovan gibi hayvanları telef olan yetiştiricilerimize bu kayıplarının yerine bedelsiz hayvan dağıtımını tamamladık. Bu kapsamda, toplam 909 milyon TL maliyetli; 5 bin 804 büyükbaş, 43 bin 317 küçükbaş, 549 bin kanatlı hayvan ve 26 bin 318 arılı kovanı bedelsiz olarak yetiştiricilerimize teslim ettik. Ayrıca deprem bölgesindeki 10 bin 328 arıcımıza 5 bin 358 ton besleme şekerini bedelsiz dağıttık. Yine hayvancılık kapsamında, depremden etkilenen illerimizde yetiştiricilerimize 1 milyar 372 milyon TL yem desteği ödendi.”
DEPREM BÖLGESİNDE 10 MİLYON DOZ ÜCRETSİZ ŞAP AŞISI
Deprem bölgesinde hayvan sağlığının korunmasına yönelik de gerekli tedbirleri aldıklarını bildiren Yumaklı, “Genel hayata etkili afet bölgesi ilan edilen bu illerimizde yaklaşık 60 milyon TL bedelli 5 milyon doz büyükbaş şap aşısını ücretsiz yaptık. 2024 yılında da bu uygulamaya devam edilecek. Böylelikle 2 yılda 145 milyon lira bedelli yaklaşık 10 milyon doz aşı Bakanlığımızca ücretsiz yapılmış olacak” vurgusu yaptı. Yumaklı, bunun yanında, merada hayvancılık yapan çiftçilerin çoban ve hayvan çadırları ile yemlik, sıvat ve çoban çantası ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Çayır Mera Islah ve Amenajman Projeleri kapsamında da toplam 50 milyon TL bütçeli çalışma yürütüldüğünü belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bakanlığımız koordinasyonunda, deprem bölgelerindeki yetiştiricilerimizin pazarlama imkanı olmayan çiğ sütleri; üretici örgütleri ve özel sektöre yönlendirildi. Bu şekilde bugüne kadar, bölgedeki süt işletmelerinin ve yetiştiricilerin ürettiği 431 bin ton sütün toplanarak üretime dönüştürülmesi konusunda koordinasyon sağlandı. Yine Bakanlığımız koordinasyonunda depremde barınakları zarar gören hayvanlar için 20 bin 351 adet hayvan çadırı/branda bölgeye gönderilerek dağıtımı yapıldı. Bununla birlikte afet bölgesine 16 bin ton da hayvan yemi gönderildi. Ayrıca, depremden etkilenen sokak hayvanlarının bakım ve beslenmeleri için Bakanlığımız koordinasyonunda Türk Veteriner Hekimler Birliği ve AFAD aracılığı ile yaklaşık 55 ton mamanın dağıtımı sağlandı.”
BALIKÇILIK SEKTÖRÜ DESTEKLERİ
Depremden etkilenen illerde ülkenin önemli tarımsal üretim kalemlerinden su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığının da yapıldığına işaret eden Yumaklı, bu üreticilerin mağduriyetinin önlenmesi için de çalışmalar yürüttüklerine dikkati çekti. Yumaklı, “Deprem bölgesindeki deniz ve iç sularda faaliyet gösteren toplam 1021 gemi sahibine, yoksun kaldıkları avcılık faaliyetinden dolayı oluşan gelir kayıplarının karşılanması ve avcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini temini amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere toplam 11 milyon 300 bin TL destekleme ödemesi yapıldı” dedi.
Depremde üretim tesisleri zarar gören 26 su ürünleri yetiştiriciliği işletmesine de toplam 44 milyon 700 bin TL destekleme ödemesi yapıldığını aktaran Yumaklı, böylelikle depremden etkilenen balıkçılık sektörüne toplam 56 milyon TL destekleme ödemesinde bulunulduğunu bildirdi.
KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ
Bakanlık tarafından yürütülen ve kabul edilen proje tutarının yüzde 50’sinin ödendiği Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’nın (KKYDP) afet bölgesindeki illerde de uygulandığına işaret eden Yumaklı, 2023 yılında KKYDP kapsamında söz konusu illerde 1928 proje tamamlandığını ve bunlar için 131,8 milyon TL hibe desteği ödendiğini aktardı. Yumaklı, proje başına 250 bin TL’ye kadar yüzde 100 hibe verilen Kırsalda Uzman Eller Projesi kapsamında da depremden etkilenen illerde 233 adet projeye 57,3 milyon TL hibe desteği ödemesi yapıldığının altını çizerek, “Gerçekleştirilen tüm bu faaliyetler çerçevesinde, depremin meydana geldiği 6 Şubat tarihinden bugüne kadar, afet bölgesindeki çiftçilerimize toplam 14 milyar 150 milyon TL tarımsal destekleme ödemesi yapıldı. Tarımsal üretimde ülkemizin can damarı olan bu illerimize üretimin aksamadan devamı için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu projelerinin bulunduğu Kahramanmaraş, Hatay, Malatya illerindeki IPARD projelerinin hibe tutarlarında fiyat farkı uygulamasına gidildiğini belirten Yumaklı, “Böylelikle 207 projenin hibe tutarı 490 milyon TL’den 710 milyon TL’ye yükseltilerek toplam 220 milyon TL’lik ilave destek sağlandı” dedi.
ORMANCILIK VE ORMAN KÖYLÜSÜ
Afet bölgesi ilan edilen illerde 3 bin orman köylüsü ile Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin 6 Şubat- 31 Temmuz 2023 tarihleri arasına tekabül eden 11,3 milyon TL ORKÖY kredi borçlarını faizsiz olarak 31 Aralık 2023 tarihine kadar ertelediklerini hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti: “Depremden etkilenen illerimizdeki orman köylerinde kullanılmak üzere tahsis edilen 345,3 milyon TL ek deprem ödeneğiyle birlikte depremden etkilenen illerdeki toplam ORKÖY bütçesi 458,4 milyon TL’ye yükseltildi. Böylelikle afet bölgesinde bulunan orman köylerimizdeki 4 bin 312 orman köylüsü ailemize 2023 yılında yüzde 20’si hibe olmak üzere faizsiz ORKÖY desteği sağlanmış oldu.”
TARIMSAL SULAMA VE İÇME-KULLANMA SUYU İLE TAŞKIN KORUMA ÇALIŞMALARI
Yumaklı, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremler nedeniyle afet bölgesi içerisinde kalan barajların Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü teknik ekiplerince detaylı olarak incelendiğini, bu çerçevede 110 baraj ve 30 göletin kontrol edildiğini bildirdi. İçme suyu sondajı ve sulama altyapısı onarım ile ilgili de faaliyetler yürütüldüğünün altını çizen Yumaklı, şunları belirtti:
“DSİ Genel Müdürlüğümüzce deprem bölgesindeki Malatya, Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye illerimizde toplam 143 kuyuda sondaj çalışmaları tamamlanarak saniyede 2 bin 926 litre içme ve kullanma suyu elde edildi. Yine Bakanlığımıza bağlı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası başlatılan sulama altyapı projelerinin bakım ve onarımı çalışmalarının büyük bölümünü tamamlayarak tarım topraklarını tekrar suyla buluşturduk. Bölgede, toplam 56 kilometre uzunluğundaki kanaletlerde bakım ve onarım çalışması yürüttük. 16,7 kilometrelik sulama kanalı inşa ederek, işletme bakım yollarının da onarımını tamamladık. Ayrıca Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Elazığ ve Diyarbakır’da toplam 515 kooperatif kuyusu kontrol edildi. Böylelikle deprem bölgesinde vatandaşlarımızın acil içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanması ile tarımsal sulamanın aksamaması amacıyla DSİ Genel Müdürlüğünün rutin faaliyetlerine ilaveten yaklaşık 1,2 milyar TL bedelli çalışma
gerçekleştirildi.”
‘PLANLAMALARIMIZI TİTİZLİKLE YÜRÜTÜYORUZ’
Tarımsal desteklemelerin haricinde Bakanlığa bağlı kuruluşlarca da deprem bölgesi için yaklaşık 6 milyar TL tutarında ödenek kullanıldığını aktaran Yumaklı, “Depremden etkilenen yetiştiricilerimizin talep etmeleri halinde sahipsiz kalmış veya bakım imkanı olmayan hayvanları, Et ve Süt Kurumu tarafından mahallinden teslim alındı. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından afet bölgesinde hububat ve baklagil için kota ve cins ayrımı yapmadan alım gerçekleştirildiğini de özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.
Verimli toprak yapısı ve iklim koşulları ile ülkenin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip bölgedeki tarımsal üretimin eskisinden daha iyi hale getirilmesine yönelik bütün destek ve planlama çalışmalarını titizlikle yürüttüklerini bildiren Yumaklı, şunları kaydetti:
“6 Şubat depremlerinden sonra da devlet millet el ele vererek birlik olduk, yaralarımızı birlikte sardık. Tarımsal üretimin kesintiye uğramaması için var gücümüzle çalıştık. Bakanlığımızın planlı üretim ve sözleşmeli üretim gibi yeni uygulamalarını inşallah bu illerimizde de hayata geçirerek bölgenin tarımsal üretimini daha da geliştirip ileriye taşıyacağız. Bu süreçte bölgemizin çiftçisi, üreticisi ve işletme sahipleriyle birlikte hareket edip birlikte yol alacağız. Rabb’imiz bizleri ve ülkemizi bu tür afetlerden her daim muhafaza etsin, bir daha böyle acı günler göstermesin.”
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin ardından bölgede yapılan faaliyetlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakan Yumaklı, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerinin sene-i devriyesinde felakette hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara geçmiş olsun temennisinde bulundu. Geride derin acılar bırakan felaket sonrası ülkenin tek vücut halinde yaraları sarmak için seferber olduğunu hatırlatan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak da depremin ilk anından itibaren AFAD ile koordinasyon içerisinde çalıştıklarını vurguladı. Yumaklı, dünyada bile ‘Asrın felaketi’ olarak adlandırılan büyük yıkıma rağmen bölge insanının zor şartlar altında üretime devam ettiğini vurgulayarak, “Bizler de Bakanlık olarak üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli her türlü desteği vererek çiftçilerimizin yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” dedi.
“2 milyar 900 milyon TL mazot gübre destekleme ödemesi yapıldı”
6 Şubat depremlerinden etkilenen illerde üreticilerin mağdur olmaması adına tarımsal desteklemeler başta olmak üzere birçok konuda uygulama ve düzenlemeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Yumaklı, şu bilgileri paylaştı:
“Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle 2023 üretim yılı için ürün değişikliği başvuru süresi uzatılarak deprem bölgesindeki çiftçilerin tarımsal desteklerden faydalanmaları konusunda oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçildi. Afet Bölgesi ilan edilen illerimizde ve diğer illerimizde üreticilerin zamanında müracaat yapamayacağı, gecikmeler olabileceği öngörülerek birçok projede destekleme ve hibe başvuru süreleri uzatıldı. Yine deprem afetinden etkilenen illerimizde mazot gübre desteği kapsamında ayni olarak yapılması gereken ödemenin nakdi olarak yapılması suretiyle çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yönelik harcama kolaylığı sağlandı. Bu kapsamda, deprem bölgesindeki çiftçilerimize toplam 2 milyar 900 milyon TL mazot gübre destekleme ödemesi yapıldı.”
“Hayvancılık kapsamında depremden etkilenen illerimizde yetiştiricilerimize 1 milyar 372 milyon TL yem desteği ödendi”
Yumaklı, depremden etkilenen 11 ilde hayvanları telef olan ve tarım sigortası yaptıran üreticilere devlet destekli Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamında 37 milyon TL hasar tazminatı ödendiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Depremden etkilenen illerimizdeki üreticilerimizin üretime devam etmeleri amacıyla, başta yağlı tohumlu bitkiler, baklagiller ve hububat ile sebze üretiminin artırılmasına yönelik olarak Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında 127 milyon TL kaynak tahsis edilerek ekim-dikimlerle ilgili faaliyetler yürütüldü. Deprem bölgesinde bitkisel üretimin kesintisiz devam etmesi adına bakanlığımızca gübre üretici firmalar ile irtibata geçilerek, yapılacak gübre sevkiyatlarında önceliğin deprem bölgesine verilmesi ve bölgeden gelebilecek ilave gübre taleplerinin ivedilikle karşılanması amacıyla koordinasyon süreci yürütüldü. Cumhurbaşkanımızın ‘depremde hayvanları telef olan vatandaşlarımızın bütün kayıpları birebir karşılanacak’ talimatları doğrultusunda, depremden etkilenen illerimizde, büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan ve arılı kovan gibi hayvanları telef olan yetiştiricilerimize bu kayıplarının yerine bedelsiz hayvan dağıtımını tamamladık. Bu kapsamda, toplam 909 milyon TL maliyetli; 5 bin 804 büyükbaş, 43 bin 317 küçükbaş, 549 bin kanatlı hayvan ve 26 bin 318 arılı kovanı bedelsiz olarak yetiştiricilerimize teslim ettik. Ayrıca deprem bölgesindeki 10 bin 328 arıcımıza 5 bin 358 ton besleme şekerini bedelsiz dağıttık. Yine hayvancılık kapsamında, depremden etkilenen illerimizde yetiştiricilerimize 1 milyar 372 milyon TL yem desteği ödendi.”
Deprem bölgesinde 10 milyon doz ücretsiz şap aşısı
Deprem bölgesinde hayvan sağlığının korunmasına yönelik de gerekli tedbirleri aldıklarını bildiren Yumaklı, “Genel hayata etkili afet bölgesi ilan edilen bu illerimizde yaklaşık 60 milyon TL bedelli 5 milyon doz büyükbaş şap aşısını ücretsiz yaptık. 2024 yılında da bu uygulamaya devam edilecek. Böylelikle 2 yılda 145 milyon lira bedelli yaklaşık 10 milyon doz aşı bakanlığımızca ücretsiz yapılmış olacak” dedi.
“Yaklaşık 55 ton mamanın dağıtımı sağlandı”
Bakan Yumaklı, merada hayvancılık yapan çiftçilerin çoban ve hayvan çadırları ile yemlik, sıvat ve çoban çantası ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Çayır Mera Islah ve Amenajman Projeleri kapsamında da toplam 50 milyon TL bütçeli çalışma yürütüldüğünü belirterek, “Bakanlığımız koordinasyonunda, deprem bölgelerindeki yetiştiricilerimizin pazarlama imkanı olmayan çiğ sütleri; üretici örgütleri ve özel sektöre yönlendirildi. Bu şekilde bugüne kadar, bölgedeki süt işletmelerinin ve yetiştiricilerin ürettiği 431 bin ton sütün toplanarak üretime dönüştürülmesi konusunda koordinasyon sağlandı. Yine Bakanlığımız koordinasyonunda depremde barınakları zarar gören hayvanlar için 20 bin 351 adet hayvan çadırı/branda bölgeye gönderilerek dağıtımı yapıldı. Bununla birlikte afet bölgesine 16 bin ton da hayvan yemi gönderildi. Ayrıca, depremden etkilenen sokak hayvanlarının bakım ve beslenmeleri için Bakanlığımız koordinasyonunda Türk Veteriner Hekimler Birliği ve AFAD aracılığı ile yaklaşık 55 ton mamanın dağıtımı sağlandı” ifadelerini kullandı.
Balıkçılık sektörü destekleri
Depremden etkilenen illerde ülkenin önemli tarımsal üretim kalemlerinden su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı da yapıldığına işaret eden Yumaklı, bu üreticilerin de mağduriyetinin önlenmesi için çalışmalar yürüttüklerine dikkati çekerek, “Deprem bölgesindeki deniz ve iç sularda faaliyet gösteren toplam bin 21 gemi sahibine, yoksun kaldıkları avcılık faaliyetinden dolayı oluşan gelir kayıplarının karşılanması ve avcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini temini amacıyla bir defaya mahsus olmak üzere toplam 11 milyon 300 bin TL destekleme ödemesi yapıldı” dedi.
Depremde üretim tesisleri zarar gören 26 su ürünleri yetiştiriciliği işletmesine de toplam 44 milyon 700 bin TL destekleme ödemesi yapıldığını aktaran Bakan Yumaklı, böylelikle depremden etkilenen balıkçılık sektörüne toplam 56 milyon TL destekleme ödemesinde bulunulduğunu söyledi.
Kırsal kalkınma destekleri
Bakanlık tarafından yürütülen ve kabul edilen proje tutarının yüzde 50’sinin ödendiği Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı’nın (KKYDP) afet bölgesindeki illerde de uygulandığına işaret eden Yumaklı, 2023 yılında KKYDP kapsamında söz konusu illerde bin 928 proje tamamlandığını ve bunlar için 131,8 milyon TL hibe desteği ödendiğini aktardı. Bakan Yumaklı, proje başına 250 bin TL’ye kadar yüzde 100 hibe verilen Kırsalda Uzman Eller Projesi kapsamında da depremden etkilenen illerde 233 adet projeye 57,3 milyon TL hibe desteği ödemesi yapıldığının altını çizerek, “Gerçekleştirilen tüm bu faaliyetler çerçevesinde, depremin meydana geldiği 6 Şubat tarihinden bugüne kadar, afet bölgesindeki çiftçilerimize toplam 14 milyar 150 milyon TL tarımsal destekleme ödemesi yapıldı. Tarımsal üretimde ülkemizin can damarı olan bu illerimize üretimin aksamadan devamı için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Depremden etkilenen ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu projelerinin bulunduğu Kahramanmaraş, Hatay, Malatya illerindeki IPARD projelerinin hibe tutarlarında fiyat farkı uygulamasına gidildiğini belirten Yumaklı, “Böylelikle 207 projenin hibe tutarı 490 milyon TL’den 710 milyon TL’ye yükseltilerek toplam 220 milyon TL’lik ilave destek sağlandı” dedi.
“2023 yılında yüzde 20’si hibe olmak üzere faizsiz ORKÖY desteği sağlanmış oldu”
Afet bölgesi ilan edilen illerde 3 bin orman köylüsü ile Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin 6 Şubat- 31 Temmuz 2023 tarihleri arasına tekabül eden 11,3 milyon TL ORKÖY kredi borçlarını faizsiz olarak 31 Aralık 2023 tarihine kadar ertelediklerini hatırlatan Yumaklı, “Depremden etkilenen illerimizdeki orman köylerinde kullanılmak üzere tahsis edilen 345,3 milyon TL ek deprem ödeneğiyle birlikte depremden etkilenen illerdeki toplam ORKÖY bütçesi 458,4 milyon TL’ye yükseltildi. Böylelikle afet bölgesinde bulunan orman köylerimizdeki 4 bin 312 orman köylüsü ailemize 2023 yılında yüzde 20’si hibe olmak üzere faizsiz ORKÖY desteği sağlanmış oldu” diye konuştu.
“DSİ Genel Müdürlüğünün rutin faaliyetlerine ilaveten yaklaşık 1,2 milyar TL bedelli çalışma gerçekleştirildi”
Bakan Yumaklı, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremler sebebiyle afet bölgesi içerisinde kalan barajların Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü teknik ekiplerince detaylı olarak incelendiğini, bu çerçevede 110 baraj ve 30 göletin kontrol edildiğini bildirerek, şunları kaydetti:
“DSİ Genel Müdürlüğümüzce deprem bölgesindeki Malatya, Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye illerimizde toplam 143 kuyuda sondaj çalışmaları tamamlanarak saniyede 2 bin 926 litre içme ve kullanma suyu elde edildi. Yine bakanlığımıza bağlı DSİ Genel Müdürlüğümüzce 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası başlatılan sulama altyapı projelerinin bakım ve onarımı çalışmalarının büyük bölümünü tamamlayarak tarım topraklarını tekrar suyla buluşturduk. Bölgede toplam 56 kilometre uzunluğundaki kanaletlerde bakım ve onarım çalışması yürüttük. 16,7 kilometrelik sulama kanalı inşa ederek, işletme bakım yollarının da onarımını tamamladık. Ayrıca Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Elazığ ve Diyarbakır’da toplam 515 kooperatif kuyusu kontrol edildi. Böylelikle deprem bölgesinde vatandaşlarımızın acil içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanması ile tarımsal sulamanın aksamaması amacıyla DSİ Genel Müdürlüğünün rutin faaliyetlerine ilaveten yaklaşık 1,2 milyar TL bedelli çalışma gerçekleştirildi.”
Bakanlığa bağlı kuruluşların faaliyetleri
Tarımsal desteklemelerin haricinde DSİ, OGM, ESK, TİGEM, ÇAYKUR, TÜRKŞEKER, TMO ve AOÇ gibi bakanlığa bağlı kuruluşlarca da deprem bölgesi için yaklaşık 6 milyar TL tutarında ödenek kullanıldığını aktaran Yumaklı, “Depremden etkilenen yetiştiricilerimizin talep etmeleri halinde sahipsiz kalmış veya bakım imkanı olmayan hayvanları, Et ve Süt Kurumu tarafından mahallinden teslim alındı” dedi.
Yumaklı, TMO tarafından afet bölgesinde hububat ve baklagil için kota ve cins ayrımı yapmadan alım gerçekleştirildiği vurguladı. Bakan Yumaklı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) de afet bölgesindeki yetiştiricilerin hayvanlarının yem ihtiyacını karşılanması için çalışmaları koordine ettiğini belirterek, “Bununla birlikte depremde hayvanları telef olan yetiştiricilerimize bedelsiz hayvan dağıtımları için canlı büyükbaş ve küçükbaş hayvan tedarikinin büyük çoğunluğu da TİGEM işletmelerinde yetiştirilen hayvanlardan karşılandı” dedi.
“Depremden etkilenen bölgede planlamalarımızı titizlikle yürütüyoruz”
Verimli toprak yapısı ve iklim şartları ile ülkenin gıda arz güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip bölgedeki tarımsal üretimin eskisinden daha iyi hale getirilmesine yönelik bütün destek ve planlama çalışmalarını titizlikle yürüttüklerini bildiren Bakan Yumaklı, şunları kaydetti:
“6 Şubat depremlerinden sonra da devlet millet el ele vererek birlik olduk, yaralarımızı birlikte sardık. Tarımsal üretimin kesintiye uğramaması için var gücümüzle çalıştık. Bakanlığımızın planlı üretim ve sözleşmeli üretim gibi yeni uygulamalarını inşallah bu illerimizde de hayata geçirerek bölgenin tarımsal üretimini daha da geliştirip ileriye taşıyacağız. Bu süreçte bölgemizin çiftçisi, üreticisi ve işletme sahipleriyle birlikte hareket edip birlikte yol alacağız. Rabbimiz bizleri ve ülkemizi bu tür afetlerden her daim muhafaza etsin, bir daha böyle acı günler göstermesin. 6 Şubat depremlerinin seneidevriyesinde vefat eden kardeşlerimize ve mesai arkadaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifa, tüm milletimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” – ANKARA
]]>Sayın Yazı işleri müdürlerine
‘Gaziantep’te helikopter düştü: 2 polis şehit, 1 yaralı’ başlıklı haber ve ek haberlerimizi kaynağından alınan son bilgilerle toparlayıp yeniden geçiyoruz. DHA
———————
YENİDEN
GAZİANTEP’te Emniyet Müdürlüğü’ne ait polis helikopteri Nurdağı ilçesinde kırsal alanda kaza kırıma uğradı. Düşen helikopterde bulunan Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk şehit olurken, bir teknisyen yaralandı. Şehit pilotlar ve yaralı teknisyen, ekiplerin çalışması sonucu enkazdan çıkarılarak, Gaziantep Şehir Hastanesi’ne götürüldü. Kaza bölgesi jandarma tarafından güvenlik çemberine alınırken, uzman ekip çalışma başlattı.
Kaza, 22.49’da Nurdağı ilçesine bağlı Kartal köyü yakınlarına meydana geldi. Hatay’daki görevine tamamladıktan sonra havalimanından Gaziantep Havalimanı’na gitmek için havalanan Havacılık Daire Başkanlığı’nda görevli Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk ile bir teknisyenden oluşan personelin bulunduğu polis helikopterinden, alınan bilgiye göre saat 22.49’da sinyal alınamadı. Helikopterle iletişim kesilmesinin ardından Nurdağı ilçesine bağlı Kartal köyü sakinleri bir helikopterin düştüğü yönünde ihbarda bulundu. Bölgeye giden köylüler, yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta kaza kırıma uğrayan helikopterin enkazı ile karşılaştı.
Bunun üzerine bölgeye çok sayıda polis, jandarma, AFAD, UMKE ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde 2 pilotun şehit, teknisyenin ise yaralı olduğu belirlendi. İlk müdahalesi yapılan teknisyen, daha sonra ambulansla Gaziantep Şehir Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı. Ekiplerin çalışması ile pilot Gülen ile sözleşmeli pilot Öztürk’ün cenazeleri de enkazdan çıkarılarak aynı hastaneye götürüldü. Kaza bölgesi jandarma ekipleri tarafından güvenlik çemberine alınırken, uzman ekipler çalışma başlattı.
KAZA HABERİNİ BAKAN YERLİKAYA DUYURDU
Polis helikopterinin kaza kırıma uğradığını ilk olarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medyadan yaptığı paylaşım ile duyurdu. Bakan Yerlikaya, bir polis helikopterinin Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkisinde kaza kırıma uğradığını ve 2 pilotun şehit, bir teknisyenin de yaralandığını bildirerek, şu açıklamayı yaptı:
“Milletimizin başı sağ olsun. Bu akşam Gaziantep Havalimanına gitmek için Hatay Havalimanından havalanan Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı envanterine kayıtlı EM 708 kuyruk numaralı helikopterimiz, Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkiinde kaza kırıma uğramıştır. En son saat 22.49’da Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezinin temas ettiği helikopterimizde bulunan 2 pilotumuz şehit olmuş, teknisyenimiz yaralanmıştır. Kahraman pilotlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, Aziz Milletimize ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin makamı ali olsun. Yaralı polisimize acil şifalar diliyorum.”
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ŞEHİTLERİN İSMİNİ AÇIKLAYIP, TAZİYEDE BULUNDU
Emniyet Genel Müdürlüğü, Gaziantep’te helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan 2 pilot için taziye mesajı yayınladı. Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, kazada şehit olan Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk’e Allah’tan rahmet, ailelerine ise başsağlığı diledi. Açıklamada, “03.02.2024 tarihinde Havacılık Daire Başkanlığı kadrosunda görevli Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk, bulundukları helikopterin Gaziantep Nurdağı bölgesinde kaza kırıma uğraması sonucu şehit olmuşlardır. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı ve sabırlar dilerim” ifadeleri kullanıldı.
BAKAN KOCA’DAN AÇIKLAMA
Polis helikopterinin kaza kırıma uğramasının ardından siyasilerden de taziye mesajları yapıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Gaziantep Havalimanına gitmek üzere Hatay Havalimanından havalanan Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait bir helikopter, Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkiinde kaza geçirdi. 2 pilotumuz şehit oldu, teknisyenimiz yaralandı. Şehit pilotlarımıza yüce Allah’tan rahmet, milletimize ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Tedavi altına alınan yaralı polisimize acil şifalar temenni ediyorum” dedi.
BAKAN TUNÇ’TAN ŞEHİT PİLOTLAR İÇİN TAZİYE MESAJI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gaziantep’te helikopter kazası sonucu 2 pilotun şehit olmasının ardından taziye paylaşımı yaptı. Bakan Tunç sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajda, “Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde polis helikopterinin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı teknisyenimize acil şifalar diliyorum. Şehit pilotlarımızın ailelerinin, emniyet teşkilatımızın ve aziz milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimizin makamı ali olsun” dedi.
BAKAN IŞIKHAN’DAN ŞEHİT PİLOTLAR İÇİN TAZİYE MESAJI
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım ile helikopter kazasında şehit olan pilotların ailelerine başsağlığı diledi. Bakan Işıkhan paylaşımda, “Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde gerçekleşen, Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan 2 kahraman pilotumuza Allah’tan rahmet; ailelerine ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Yaralı polisimizin en kısa zamanda şifa bulmasını temenni ediyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun” ifadelerine yer verdi.
BAKAN KACIR: MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Gaziantep’e gitmek üzere Hatay’dan havalanan polis helikopterinin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı polisimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun” dedi.
]]>Kaza, 22.49’da Nurdağı ilçesine bağlı Kartal köyü yakınlarına meydana geldi. Hatay’daki görevine tamamladıktan sonra havalimanından Gaziantep Havalimanı’na gitmek için havalanan Havacılık Daire Başkanlığı’nda görevli Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk ile bir teknisyenden oluşan personelin bulunduğu polis helikopterinden, alınan bilgiye göre saat 22.49’da sinyal alınamadı. Helikopterle iletişim kesilmesinin ardından Nurdağı ilçesine bağlı Kartal köyü sakinleri bir helikopterin düştüğü yönünde ihbarda bulundu. Bölgeye giden köylüler, yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta kaza kırıma uğrayan helikopterin enkazı ile karşılaştı.
Bunun üzerine bölgeye çok sayıda polis, jandarma, AFAD, UMKE ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde 2 pilotun şehit, teknisyenin ise yaralı olduğu belirlendi. İlk müdahalesi yapılan teknisyen, daha sonra ambulansla Gaziantep Şehir Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı. Ekiplerin çalışması ile pilot Gülen ile sözleşmeli pilot Öztürk’ün cenazeleri de enkazdan çıkarılarak aynı hastaneye götürüldü. Kaza bölgesi jandarma ekipleri tarafından güvenlik çemberine alınırken, uzman ekipler çalışma başlattı.
KAZA HABERİNİ BAKAN YERLİKAYA DUYURDU
Polis helikopterinin kaza kırıma uğradığını ilk olarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medyadan yaptığı paylaşım ile duyurdu. Bakan Yerlikaya, bir polis helikopterinin Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkisinde kaza kırıma uğradığını ve 2 pilotun şehit, bir teknisyenin de yaralandığını bildirerek, şu açıklamayı yaptı:
“Milletimizin başı sağ olsun. Bu akşam Gaziantep Havalimanına gitmek için Hatay Havalimanından havalanan Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı envanterine kayıtlı EM 708 kuyruk numaralı helikopterimiz, Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkiinde kaza kırıma uğramıştır. En son saat 22.49’da Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezinin temas ettiği helikopterimizde bulunan 2 pilotumuz şehit olmuş, teknisyenimiz yaralanmıştır. Kahraman pilotlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, Aziz Milletimize ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin makamı ali olsun. Yaralı polisimize acil şifalar diliyorum.”
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ŞEHİTLERİN İSMİNİ AÇIKLAYIP, TAZİYEDE BULUNDU
Emniyet Genel Müdürlüğü, Gaziantep’te helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan 2 pilot için taziye mesajı yayınladı. Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, kazada şehit olan Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk’e Allah’tan rahmet, ailelerine ise başsağlığı diledi. Açıklamada, “03.02.2024 tarihinde Havacılık Daire Başkanlığı kadrosunda görevli Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk, bulundukları helikopterin Gaziantep Nurdağı bölgesinde kaza kırıma uğraması sonucu şehit olmuşlardır. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı ve sabırlar dilerim” ifadeleri kullanıldı.
BAKAN KOCA’DAN AÇIKLAMA
Polis helikopterinin kaza kırıma uğramasının ardından siyasilerden de taziye mesajları yapıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Gaziantep Havalimanına gitmek üzere Hatay Havalimanından havalanan Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait bir helikopter, Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkiinde kaza geçirdi. 2 pilotumuz şehit oldu, teknisyenimiz yaralandı. Şehit pilotlarımıza yüce Allah’tan rahmet, milletimize ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Tedavi altına alınan yaralı polisimize acil şifalar temenni ediyorum” dedi.
BAKAN TUNÇ’TAN ŞEHİT PİLOTLAR İÇİN TAZİYE MESAJI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gaziantep’te helikopter kazası sonucu 2 pilotun şehit olmasının ardından taziye paylaşımı yaptı. Bakan Tunç sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajda, “Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde polis helikopterinin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı teknisyenimize acil şifalar diliyorum. Şehit pilotlarımızın ailelerinin, emniyet teşkilatımızın ve aziz milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimizin makamı ali olsun” dedi.
BAKAN IŞIKHAN’DAN ŞEHİT PİLOTLAR İÇİN TAZİYE MESAJI
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım ile helikopter kazasında şehit olan pilotların ailelerine başsağlığı diledi. Bakan Işıkhan paylaşımda, “Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde gerçekleşen, Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan 2 kahraman pilotumuza Allah’tan rahmet; ailelerine ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Yaralı polisimizin en kısa zamanda şifa bulmasını temenni ediyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun” ifadelerine yer verdi.
BAKAN KACIR: MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Gaziantep’e gitmek üzere Hatay’dan havalanan polis helikopterinin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı polisimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun” dedi.
]]>Tunç, AA muhabirleri ve foto muhabirlerinin yurt içinde ve dışında 2023 yılı boyunca çektiği fotoğrafları inceleyerek, “Haber”, “Çevre-Yaşam”, “Spor”, “Gazze: Kanıt” ve “Deprem: Umut” kategorilerindeki fotoğrafları değerlendirdi.
“Çevre-Yaşam” kategorisinde Sidar Can Eren’in, Tunceli’nin Ovacık ilçesinde çektiği “Yoldaş” fotoğrafını oylayan Tunç, Haber kategorisinde Aytuğ Can Sencar’ın “Türkiye Yüzyılı”, Spor kategorisinde ise Dursun Aydemir’in “Dünyanın sultanları” fotoğrafını seçti.
Bakan Tunç, “Deprem: Umut” kategorisinde, 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde İskenderun’da yıkılan Merve Apartmanı’nın enkazından 56. saatte kurtarılan Mahmut Salman’ın sedyeye taşındığı sırada Murat Şengül tarafından çekilen “Hoş geldin” fotoğrafını oyladı.
Tunç, “Gazze: Kanıt” kategorisinde ise İsrail’in, abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları sonucu Şifa Hastanesi’ne kaldırılan yaralı çocuğun, hastane zemininde yatan yaralı annesine bakışı sırasında Belal Khaled tarafından çekilen “Anneye bakış” fotoğrafına oy verdi.
“Maalesef 3 aydan bu yana Filistin’de bir savaş suçu işleniyor”
Adalet Bakanı Tunç, “Gazze: Kanıt” kategorisindeki yer alan fotoğrafların Filistin’deki katliamı kanıtlayan fotoğraflar olduğunu belirterek, “Maalesef 3 aydan bu yana Filistin’de bir savaş suçu işleniyor, insanlık suçu işleniyor, soykırım yapılıyor.” dedi.
AA’nın “Kanıt” adlı albümle Gazze’de çekilen fotoğrafları kitaplaştırdığını hatırlatan Tunç, fotoğrafların, Uluslararası Ceza Mahkemesi ile Uluslararası Adalet Divanına yapılan başvurularda da dikkate alınacağını dile getirdi.
Filistin’de işlenen insanlık suçunu ve bu suçu işleyenleri lanetleyen Tunç, şehit edilenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklardan oluştuğunu, Gazze’de hastanelerin, mülteci kamplarının, okulların bombalandığını, sivil, masum insanların üzerine fosfor bombalarının atıldığını söyledi.
Bakan Yılmaz Tunç, “Bu çağda, bütün dünyanın gözü önünde bir insanlık suçu işlendi ve işlenmeye devam ediyor. Bu insanlık suçunu işleyenler, bu soykırımı yapanlar elbet bir gün insanlık huzurunda hesap vereceklerdir. Biz buna inanıyoruz ve bu soykırımın cezasını çekeceklerdir.” diye konuştu.
Filistinlilerin bir gün mutlaka devletlerine kavuşacaklarını, Türkiye’nin her zaman onların yanında olacağını ifade eden Tunç, “Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada hakkı, hakkaniyeti, adaleti, mazlumu savunmaya devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Filistin’de bağımsız bir Filistin devletinin kurulması noktasındaki gayretimizi devam ettireceğiz.” dedi.
Bakan Tunç, uluslararası kuruluşların Filistin-İsrail meselesinde duyarsız kaldıklarını, ateşkes önerilerinin reddedildiğini belirterek, “Uluslararası sistemin artık dünyada adaleti sağlayabilmesi noktasında bir revizyona tabi tutulması gerekiyor. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken Sayın Cumhurbaşkanımız hep bu günlere işaret ediyor. İnşallah uluslararası sistem de bu sorunları giderebilecek bir yapıya önümüzdeki süreçte kavuşur. Bütün temennimiz bu yönde.” değerlendirmesini yaptı.
“AA, insanlık suçunu ispatlayan delilleri ortaya koyarak büyük bir insanlık görevi yaptı”
Gazze’deki çalışmaları nedeniyle AA’yı tebrik eden Tunç, “Anadolu Ajansımız özellikle bu süreçte bölgeden elde ettiği görüntüler ve fotoğraflarla bu insanlık suçunu ispatlayan kanıtları, delilleri ortaya koyması bakımından büyük bir insanlık görevi yaptı.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, Gazze’de gazetecilerin de saldırılara maruz kaldığını, Gazze’de görev yapan AA kameramanı Muntasır es-Savvaf’ın da İsrail hava saldırısında hayatını kaybettiğini anımsattı.
“11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırma çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin birinci yılının yaklaştığını da belirterek, “Deprem: Umut” kategorilerindeki fotoğrafların kendisini deprem sonrası günlere götürdüğünü söyledi.
Türkiye’nin afetlere karşı gerekli tedbirleri alması için gereken duyarlılığın devletin bütün kurumlarında bulunduğunu vurgulayan Bakan Tunç, “Deprem bölgesinin yeniden inşası birinci önceliğimiz, inşallah hızlı bir şekilde 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırarak oradaki hayatın yeniden normal hayata dönmesi noktasındaki çalışmalarımızı da tüm gayretlerimizle sürdürüyoruz.” dedi.
Yılmaz Tunç, “Yılın Kareleri”ne oy verirken zorlandığını, fotoğrafların hepsinin birbirinden değerli ve ibret verici olduğunu kaydetti.
]]>Toplantısı öncesinde, Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ticaret Odaları Konsey Başkanı Gürsel Baran ile Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ticaret ve Sanayi Odaları Konsey Başkanı Necdet Takva’nın yönetiminde, her iki konsey üyelerinin katılımıyla bir istişare toplantısı düzenledi. Toplantıda müşterek konseyde gündeme getirilecek konular ele alındı.
Özakalın, sorun ve çözüm önerilerini dile getirdi
Toplantıya iştirak eden ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın da, ETSO’nun paydaş kurumların katkılarıyla hazırladığı, ‘İş Dünyası ve Çalışma Hayatıyla İlgili Teşvik ve Desteklerle İlgili Sorunlar ve Çözüm Önerileri Raporu’ ile son olarak düzenlenen, ‘Devlet Destekleri Kapsamında Projesi Kabul Edilen Firmalara Yönelik Verimlilik Analizi Çalıştayı Raporu’nda dile getirilen konuları gündeme taşıdı.
Her iki konseyin istişare toplantısının ardından, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları ile Ticaret Odaları Müşterek Konseyi gerçekleştirildi.
“Dünya pazarlarında aldığımız pay ilk defa yüzde 1’in üzerine çıktı”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye- Pakistan İkili Ortak Odası’nın Türk tarafı başkanlığını üstlendiğini hatırlatarak, “Birlikte pek çok verimli çalışma gerçekleştirdik. Kendisinin liderliğinde, dünyadaki durgunluğa rağmen ihracat hacminde rekorlara imza attık. Dünya pazarlarında aldığımız pay ilk defa yüzde 1’in üzerine çıktı” dedi.
Hisarcıklıoğlu, Bakan Bolat’ın iç piyasanın etkin ve sağlıklı işlemesine yönelik düzenlemelerin hazırlanmasına ve hayata geçirilmesine öncülük ettiğini aktararak, “Bu sayede mesela otomotivde sıfır ve 2. el piyasalara düzen ve nizam geldi. Kendisinin diyaloğa ve istişareye verdiği öneme de yıllardır hep şahit olduk. Şimdi bakanlık görevinde de aynı vizyoner ve kararlı yaklaşımı görüyoruz. Sektörlerimizin yaşadığı sıkıntıları çözmek anlamında bakanımızın bu yaklaşımını çok değerli buluyoruz” diye konuştu.
Bakan Bolat sunum yaptı
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise 2023 yılı çalışmalarına ilişkin geniş bir sunum ile müşterek konseyi bilgilendirdi. Bolat, bazı ülkelerin dampingli ve menşei saptırmalı ihracat yaptıklarını belirterek, “Bizim ürünlerimizi almamak için uğraşanlar, gümrük engelleri, tarife dışı engeller çıkaran ülkeler var. Biz bu noktada uysal koyun konumunda değiliz. Yerli ve milli üretimimize zarar veren, Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı işler yapan ülkeler ve onların ürünleri noktasında biz de aktif bir ticaret politikası uyguluyoruz ve uygulamaya devam edeceğiz” dedi.
“AB ile olan ticaretimizde bir gerileme söz konusu değil”
Bakan Bolat yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye’nin ihracat durumunun iyi olduğunu belirterek, “İhracatımızda az bir düşüş var ama pozisyonumuzu koruyoruz. AB ile olan ticaretimizde bir gerileme söz konusu değil. Avrupa ile ticaretimiz 210 milyar dolara yükseldi” ifadelerini kullandı.
255,8 milyar dolarlık ihracat ile son 21 yılda 7 katı artış sağladıklarını belirten Bakan Bolat, “2024 hedefimiz ise 267 milyar dolar. Yani yaklaşık yüzde 4 ila 5 arasında bir artışı başarmamız gerekiyor” dedi.
Başkan Özakalın, müşterek konsey toplantısında da ETSO’nun raporlarında belirtilen konularla ilgili olarak bilgi verip, görüşlerini dile getirdi. – ERZURUM
]]>BAKÜ – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Azerbaycan Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ile bir araya geldi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin resmi temasları kapsamında geldiği Azerbaycan’da görüşmelerini sürdürüyor. Bakan Tekin, başkent Bakü’de Azerbaycan Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ile bir araya geldi.
“Bu dostluğun, bu kardeşliğin gelecek kuşaklara aks ettirilmesi için bizim üstümüze düşen her ne var ise onu yapmayı şimdiden taahhüt ediyorum”
Görüşmede yaptığı konuşmaya Azerbaycan’da bulunmaktan mutluluk durduğunu belirten Bakan Tekin, “Sizin de ifade ettiğiniz gibi Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler iki devlet olmanın çok ötesinde. Birbirini kardeşçe seven, birbirini dostça. Değerlendiren iki toplumun ilişkisi veya iki kardeşin ilişkisi gibidir. Bizim üstümüze düşen de bu ilişkileri gelecek kuşaklara aks ettirecek, aynı algıyla, aynı yaklaşımla, aynı dostane ve kardeşlik duygularıyla bu ilişkiyi devam ettirecek gelecek kuşakların yetişmesine vesile olmak Milli Eğitim Bakanlıkları olarak, eğitim, bakanlık olarak bunu yapmak bizim vazifemiz. Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti Milli Eğitim Bakanı olarak şunu taahhüt ediyorum. Bu dostluğun, bu kardeşliğin gelecek kuşaklara aks ettirilmesi için bizim üstümüze düşen her ne var ise onu yapmayı şimdiden taahhüt ediyorum. Bu konuda hem sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanımız, hem Azerbaycan Cumhurbaşkanımız her ikisi de bizimle aynı paralelde düşünüyor” dedi.
“Hızlı bir şekilde hareket etmemiz lazım”
İki ülke arasında ilişkilerin daha da geliştirilmesi için Azerbaycan ve Türkiye Cumhurbaşkanları tarafından bütün bakanlara talimat verdiğini vurgulayan Tekin, “Ben bu vesileyle hem sayın Cumhurbaşkanımızın hem Azerbaycan hükümetine hem de toplumuna selamlarını bir kez daha ifade etmek isterim. Bürokraside ve siyasette zaman çok hızlı geçiyor. Geçen zaman yapmak istediğimiz şeylerin aleyhine işliyor. Dolayısıyla zamanı çok iyi değerlendirmek ve hızlı hareket etmek benim ilkesel olarak yaklaşımım. Sizden istirhamım yapacağımız şeylerle ilgili olarak hızlı davranmak, yapabileceklerimiz her ne varsa bir an önce yapmak. Çünkü geciktirdiğimiz her iş bir kuşağın bu düşündüğümüz çerçevede yetişmesine engel oluyor. Bir kuşak kaybediyoruz. Bir kuşak kaybetmek bu dostluğun devamı açısından üstümüze sorumluluklar yüklüyor. Dolayısıyla hızlıca bu konuda hareket etmeyi ben arzu ederim” diye konuştu.
“İşgalden kurtarılan bölgelerde eğitim konularında atacağınız her türlü adımda sizinle birlikte hareket etmekten mutlu olacağız”
Türkiye olarak Karabağ’daki operasyonlar da dahil olmak üzere biz her ortamda Azerbaycan ile birlikte hareket ettiklerini açık bir şekilde ifade ettirdiklerini belirten Tekin, “Bu vesileyle sizi de o operasyonlar dolayısıyla bir kez daha tebrik etmek istiyorum. Hayırlı olsun. İnşallah bir daha ülkelerimizde bu tür olaylarla karşı karşıya kalmayız, işgalden kurtardığımız bölgelerde atacağımız her türlü adımda ben şahsen Milli Eğitim Bakanı olarak eğitim konularında atacağınız her türlü adımda sizinle birlikte hareket etmekten mutlu olacağız. O konuda kendi coğrafyamızda ayırt etmeden yapabileceğimiz her türlü adımı sizinle beraber yürütmek isteriz” ifadelerini kullandı.
]]>Bursa İş Dünyası ile İstişare Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, Bakan Kacır’la birlikte Vali Mahmut Demirtaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa milletvekilleri, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Yönetim Kurulu ve meclis üyeleri ile Bursa iş dünyası temsilcileri katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Bursa’nın güçlü bir üretim şehri olduğunu söyledi. İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararların ardından kentte Sümerbank, İpek Fabrikası ve Türkiye’de ilk olma niteliği taşıyan Bursa Organize Sanayi Bölgesi gibi yatırımların hayata geçtiğini hatırlatan Başkan Burkay, “Bursa’mızın, bugün sanayide güçlü bir şehir kimliği kazanması, o dönemde atılan adımların neticeleri. Bugünkü adımlarımız da gelecek 50 yılımızı şekillendirecek” dedi.
Bursa’nın Türkiye’nin kalkınma hedeflerindeki rolünü yeni yatırımlarla güçlendirmek istediklerini belirten İbrahim Burkay, ancak mevcut üretim sahalarının buna engel olduğunu söyledi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Daha güçlü bir ekonomik yapı ve sosyal gelişmenin temini için altyapı ve hizmetlerin mekansal planlaması, Bursamızın, ülkemizin kalkınma politikalarındaki gücünü ve liderliğini pekiştirecektir. Ayrıca şehir içinde sıkışıp kalmış sanayi sicil belgesine sahip 8 bini aşkın üretim tesisimizin KOBİ OSB mantığıyla planlı, modern ve güvenli alanlara taşınması firmalarımıza ve kentimize büyük değer katacaktır. Başta karayolu, demiryolu ve denizyolu gibi taşımacılık ağlarıyla entegre, depolama ve ulaştırma hizmetlerinin birlikte sunulacağı lojistik merkezlerin kurulması da firmalarımıza önemli bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, yeni nesil teşviklerle sektörlerimizin dönüşümü adına çok önemli hamleler yaptı. Bursamızın yeni vizyonu ve ülke ekonomimize daha yüksek düzeyde katma değer sağlayan bir kent için Bakanlığımızın destekleri ve katkıları çok önemli. Bursa iş dünyası olarak ülkemizin yeni nesil teknolojilerle belirlediği kalkınma hedeflerinde öncü rol oynamaya hazırız” diye konuştu.
Başkan Burkay’ın ardından iş dünyası temsilcilerinin görüş, öneri ve taleplerini dinleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Bursa’nın Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirleri arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye genelinde büyük sanayi havzaları oluşturacaklarını belirten Mehmet Fatih Kacır, Bursa’da da hem mevcut sanayi alanlarını büyütmeyi hem de kenti depreme hazırlayacak bölgeleri hazırlamayı amaçladıklarını söyledi.
“Bölgesel kalkınma hamlelerine ihtiyacımız var”
Türkiye’de bölgesel kalkınma hamlelerine ihtiyaç olduğunu dile getiren Bakan Kacır, kalkınma ajanslarının sahip oldukları nitelikli insan kaynağıyla daha fazla görev ve sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inandığını kaydetti. Yatırım teşvik uygulamalarında kapsamlı bir dönüşüme hazırlandıklarını belirten Mehmet Fatih Kacır, “Bu dönüşümü gerçekleştirirken atacağımız çok sayıdaki adımın bir tanesi de Türkiye’deki Bölgesel Kalkınma Hamlesi Programı. Geçen dönem Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi’ne başlamıştık. O programdan büyük ölçüde verim aldık. Bu programı daha da güçlendirerek devam ettiriyoruz şimdi. Geçen sene 750’ye yakın başvurudan 180’ine destek vermiştik. Bu 180 başvuruyla desteklediğimiz projeler hayata geçtiğinde, yani 3 milyar dolarlık yatırım ve Ar-Ge projesi tamamlandığında, Türkiye’nin yıllık 7 milyar dolarlık cari açığını kapatma etkisi oluşturacağını öngörüyoruz. Bu programın yanına Bölgesel Kalkınma Programı getireceğiz” dedi.
“Her bölge gerçekten odaklandığı alanlarda bir yatırım yarışı içine girecek” ifadelerini kullanan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, şöyle devam etti: “Doğru yatırımları özel sektör eliyle ama kalkınma ajanslarımızın koordinasyonuyla, bölge yöneticileriyle, tıpkı sanayi hamlesinde olduğu gibi firmalarımız güçlü şekilde yararlanma imkanı bulacak. Hedefleri vereceğiz, proje alanlarını tanımlayacağız. O alanda ister tekil ister kümelenmiş olarak gelen özel sektör yatırımlarına diğer yatırımlardan ayrıştırılmış şekilde destek vereceğiz. Kalkınma ajansları bulundukları bölgelerde ve şehirlerde gelecek 10 yılları planlayan bir yapıya kavuşacak. Bu planlama çalışmaları da dünya standartlarıyla yapılacak.”
“KOSGEB limitleri yüzde 100 artacak”
İmalatçı firmalar için en önemli destek mekanizmalarından biri olan KOSGEB’de de limitlerin artırılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Kacır, “Türkiye ekonomisinin geleceğini, Ar-Ge, inovasyon ve ihracat belirleyecek. Kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda destek limitlerimizi yeniden belirliyoruz. Bu hafta KOSGEB İcra Komitesi’ni topluyoruz. Destek miktarlarını en az yüzde 100 artırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca dijital ve yeşil dönüşüme de teşvik uygulamamızdaki kapsamlı reform ile birlikte çok güçlü destek vereceğiz. Firmalarımızı yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm merkezi ilan edeceğiz. Onların 5 yıllık yol haritaları olacak. Mevcut dijital olgunluk seviyeleri tespit edilecek. Bu alanda Ar-Ge teşviklerine benzer bir model uygulamayı planlıyoruz” diye konuştu.
“Teşviklerde faiz destekleri artıyor”
Bakanlık olarak bütün teşviklerde faiz desteklerini çok ciddi düzeyde artıracaklarını müjdeleyen Mehmet Fatih Kacır, şunları kaydetti:
“Bunun hazırlığını da yaptık. Strateji Bütçe Başkanlığımızla da konuya benzer yaklaşıyoruz. İnşallah yakın zamanda tüm bölgesel teşviklerde, stratejik teşviklerde faiz ve kar payı desteklerini çok ciddi düzeye getireceğiz. Elbette şu anki para politikası, enflasyonla mücadele, fiyat istikrarı odaklı olarak sürdürülüyor. Hep birlikte bu politikayı destekliyoruz. Ancak bir konuda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile diğer bakanlarımızla da aynı fikirdeyiz. Yatırım kredilerinde faizleri mutlaka düşürmeliyiz. Bunun en ideal yolu da teşvikte güçlü faiz kar payı destekleri verebilmek. İnşallah yakında bu çalışma ilan edilmiş olacak. Yatırımcılar için faizler bizim desteklerimiz sayesinde mevcuttan daha düşük düzeyde olacak.”
“Mesleki eğitim özel sektör eliyle güçlenecek”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, yatırım teşviklerinde özellikle büyük firmaların mesleki eğitime desteklerini gözetecek bir planlama yaptıklarını da söyledi. Mehmet Fatih Kacır, “Mesleki eğitimde yetkinlik ihtiyaçları çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla bu dönüşüme ancak özel sektörümüz öncülük edebilir. Sadece okullarda verdiğimiz eğitimlerle bu işi karşılamamız mümkün değil. Ancak özel sektörümüz bu işi bizim istediğimiz ölçüde sahiplenmiyor. Çok güzel meslek okullarımız var. OSB’lerde kurulmuş çok güzel meslek okullarımız var. Ama büyük markalarımız istediğimiz hızda bu işi sahiplenmiyor. Şimdi biz onları sahiplendireceğiz. Yatırım teşviklerini alırken büyük markalarımız, bu teşvikleri şartlı alacaklar. Aldıkları teşviklerin belli bir oranını bizim onayımızla gerçekleştirecekleri eğitim faaliyetlerine ayırmak zorunda olacaklar. Biz de mesleki eğitime öncelik vererek bu onayları vereceğiz. Bunun örneğini savunma sanayinde yaşadık. Türkiye’de tarihimizde ilk defa geçen sene meslek liselerinde tam puanla öğrenci alan örnekler ortaya çıktı” dedi.
BTSO’nun mesleki eğitim alanında gerçekleştirdiği çalışmaların Türkiye’ye örnek olduğunu belirten Bakan Kacır, BUTGEM bünyesinde hayata geçirilen merkezle yeni nesil araçlar için de nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Mehmet Fatih Kacır, “Bursa’da başka global markaların da Togg gibi yeni nesil araçlar üretmesini istiyoruz. Bu alandaki mesleki eğitime ilişkin gerek üniversitede gerekse de BTSO’nun eğitim merkezlerinde yapılan işler, bence çok anlamlı. BTSO’yu tebrik ediyorum. Önümüzdeki dönemde yeni gelecek markalarla bu işbirliklerini daha da güçlendireceğiz” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TÜİK tarafından haziran ayında açıklanacak olan 2023 yılı su ürünleri üretiminin yeni bir rekorla 900 bin-1 milyon ton düzeyinde olacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, “Balıkçılarımıza ve yetiştiricilerimize vermiş olduğumuz desteklerin ve uygulamaya koyduğumuz projelerin meyvelerini almaya devam ediyoruz. 2023 yılı için Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kıracağımızı öngörüyoruz” dedi.
TÜİK tarafından 2024 Haziran’da açıklanacak 2023 yılı su ürünleri üretiminde rekora imza atılması bekleniyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, DHA’ya yaptığı açıklamada, 2022’de Cumhuriyet tarihinin rekorunun 849 bin 808 tonluk üretim miktarı olduğunu ve Bakanlık olarak su ürünleri ve balıkçılık sektörüne önem verdiklerini ifade ederek, “Balıkçılarımıza ve yetiştiricilerimize vermiş olduğumuz desteklerin ve uygulamaya koyduğumuz projelerin meyvelerini almaya devam ediyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz yılın su ürünleri üretiminin 900 bin-1 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesini ve Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunu kıracağımızı öngörüyoruz. Ayrıca son yıllarda yetiştiricilikten elde edilen üretime bağlı olarak sürdürülebilir artış eğilimi gösteren su ürünleri üretimimiz, ihracattaki artışla birlikte dünyada dikkat çeken bir ivme yakalamıştır. Balıkçılık ve su ürünleri sektöründe net ihracatçı konumundaki ülkemiz, her geçen yıl başarılarına yenilerini ekliyor. Bu alanda Türkiye Yüzyılı’na yakışır yeni başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.
‘SU ÜRÜNLERİ YETİŞTİRİCİLİĞİNDE 550 BİN TON ÜRETİM’
Bakan Yumaklı, su ürünleri yetiştiriciliğinde de üretim artışının sürdüğüne işaret ederek, bu alanda üretimin 2023 yılında 550 bin ton civarında gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi. Bakan Yumaklı, markalaşma yolunda önemli mesafeler kateden ‘Türk Somonu’ yanında alabalık yetiştiriciliğinde son senelerde ciddi artışlar gerçekleştiğini vurgulayarak, aynı durumun çipura ve levrek için de geçerli olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, geçen sene verimli bir sezon geçiren balıkçıların, hamsinin çok miktarda av vermesi ile 300 bin ton civarında av rakamına ulaşmasını öngördüklerine dikkati çekerek, “Ayrıca bu sezonda çaça, sardalya ve deniz salyangozunda iyi miktarda av verimi elde edilmiştir. İç sularımızdaki su ürünleri avcılığının ise 30 bin ton civarında olacağını tahmin ediyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı, su ürünleri politikalarının ana hedefinin, deniz ve iç sulardaki su ürünleri kaynaklarını koruyarak, sürdürülebilir işletilmesini sağlamak olduğunu, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün faaliyetlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda sürdüreceğini kaydetti.
KAÇAK AVDA 78 GEMİYE EL KOYULDU
Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı, kaçak avcılığın önlenmesine yönelik denetimlerini de sürdürdü. Denizlerde ve iç sularda su ürünleri kaynaklarının korunması ile sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla 2023’te kaçak avcılığın önlenmesine yönelik 7 gün 24 saat esasına göre denetim yapıldı. Bu kapsamda, paydaş kurumların da desteği ile 2023 yılında gerçekleştirilen denetimlerde yasa dışı avcılık yapan 78 gemiye el koyuldu. 171 bini aşkın denetimde 74 milyon TL idari para cezası uygulandı.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Konuşmasında ilk olarak uzaya çıkan ilk Türk Alper Gezeravcı’dan bahseden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Uzaya çıkış yolculuğunu Bursa’da çocuklar ve gençlerle beraber izledik. Özellikle gençler ve çocuklar çok merak ediyorlar. Bu noktada özellikle Türkiye’nin uzay yolculuğunun başlamış olması tarihi bir an. Türkiye Yüzyılı’na başladığımız bir dönemde bunun gerçekleşmiş olması da çok anlamlı” dedi.
8. Yargı paketinden bahseden Bakan Tunç henüz taslak halinde olduğunu ifade ederek yakın zamanda vekillere sunulacağını belirtti.
“Şubat sonu gibi Meclis’te görüşülür”
Yargı paketi üzerinde uzun süredir çalışma gerçekleştirdiklerini söyleyen Tunç, “Takvim çok uzamaz. Meclis ara vermeden, Şubat sonu gibi Meclis’te görüşülür. Çok sayıda kanunda değişiklik yapılıyor. Uyum düzenlemeleri var. Toplumda cezasızlık algısı yaygın. Bunu ortadan kaldıracak düzenlemeler var. İki yıl ceza alan biri bunun şartlı salıverilmesi bunun yarısıdır. Bazı suçlarda dörtte üçtür. 2 yıl ceza alan biri 1 yıl sonra şartlı salıverilme süresi dolar. Denetimli serbestlik de 1 yıl. Öyle olunca hiç cezaevinde kalmamış olur. 1 yıllık denetimli serbestlik yerine oran getirmek istiyoruz. 2 yıl ceza almışsa en az 5 ay cezaevinde kalsın istiyoruz. Ceza ile oranlı denetimli serbestlik getirilsin istiyoruz” diye konuştu.
Tazminat komisyonu oluşturduklarından bahseden Bakan Tunç, vatandaşların AYM’ye gitmeden önce Adalet Bakanlığındaki komisyona başvuracaklarını belirtti.
İnfaz kanunlarında geçmişte de değişiklikler yapıldığını söyleyen Tunç şöyle devam etti:
“Tekrar tekrar suç işleyenler var. Denetimli serbestliklerdeki oranlarda öneriler var. Burada haklı yaklaşım da var. Bu talebi de değerlendiriyoruz.”
Bakan Tunç, hakim ve savcıların daha donanımlı olması için çalışmalar yapıldığını belirtti. Bazı bilgilerin kulaktan dolma yayıldığını söyleyen Tunç, basını bilgilendirmenin gerekli olduğundan bahsetti.
“Demokrasinin beşiğiyiz diyenlerin Gazze’de hukuka nasıl saygılı olduğunu görüyoruz”
Türkiye’nin yargı gücünde 116. sırada olduğu bilgisinin hatalı olduğunu vurgulayan Tunç, “Hukuka güven endeksi diye çalışmaları var. Bunu öne sürüyorlar. Türkiye’nin yargı gücünde dünyada 116. sırada olduğunu söylüyorlar. Bu bilgi hatalı. Bunlar masa başında hazırlanıyor. Türkiye’nin üstündeki ülkelerde Angola var. Türkiye’nin bu ülkelerin altında olması mümkün mü? Türkiye burada olamaz. Demokrasinin beşiğiyiz diyenlerin Gazze’de hukuka nasıl saygılı olduğunu görüyoruz. Uluslararası hukukun soykırım karşısında nasıl sessiz kaldığını gördük” dedi.
“AİHM siyasi karar veriyor”
Demirtaş ve Kavala davalarına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) siyasi yaklaştığını söyleyen Bakan Tunç, “AİHM’nin bu davalara siyasi yaklaşıyor. Kararı ortaya çıkaran deliller hukuki açıdan değerlendirmiyor. Türk yargımız bu davalardaki kararlar Yargıtay’dan geçmiş olan kararlar” ifadelerine yer verdi.
Tunç ayrıca af konusuyla ilgili, “Gündemimizde böyle bir şey söz konusu değil şu anda. Disiplin affıyla ilgili de bir çalışma yok. Adil yargılanmama iddiası sübjektif iddialar” ifadeleriyle konuşmasına son verdi. – ANKARA
]]>Bakan Blinken, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında katıldığı oturumda, güncel siyasi gelişmelere yönelik soruları yanıtladı. Orta Doğu’da yeni bir “denklemin” oluştuğunu ve “dönüm noktasına” gelindiğini dile getiren Blinken, bölgede İsrail ile ilişki kurmaya hazır Arap ve İslam ülkeleri bulunduğunu, Filistinlilere de zor kararlar alabilmeleri için yollar ve araçların sunulması gerektiğini savundu.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken“GAZZE’DE HER GÜN GÖRDÜKLERİMİZ İÇ BURKUCU”
Blinken, “Filistin halkının, isteklerini gerçekten yerine getirme kabiliyetini en üst düzeye çıkaran bir yönetime ihtiyaç duyduğunu; bu yönetimin, İsrail’in de desteğiyle faaliyet gösterebilmesi gerektiğini” öne sürdü. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları konusunda Blinken, “Benim için, bence birçoğumuz için, Gazze’de her gün gördüklerimiz iç burkucu. Masum erkekler, kadınlar ve çocukların yaşadığı acılar yüreğimi parçalıyor.” ifadesini kullandı.
ABD Dışişleri Bakanı, Gazze konusunda ne yapılması gerektiğine karar verilmesi gerektiğini belirterek, bölgedeki insanlara daha iyi koruma sağlamak ve sivil kayıpları en aza indirmek amacıyla daha fazla insani yardım sağlama konusunda kararlar alındığını kaydetti. Blinken, konuşmasında bilgi teknolojilerinin suistimal edildiğini, bu nedenle de dünyada birçok kişinin 7 Ekim’de yaşananlara inanmadığını savundu.

“İRAN İLE NÜKLEER ANLAŞMAYI BOZMAK HATAYDI”
Blinken, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran ile varılan nükleer anlaşmadan çekilmesine yönelik soruya “İran ile nükleer anlaşmayı bozmak hataydı.” cevabını verdi. Anlaşmadan tek taraflı çekildiği için ABD’nin istemediği bir konumda olduğuna dikkati çeken Blinken, “İran’ın nükleer programı bir kutudaydı. Anlaşma bozulunca bu kutudan çıkmış oldu.” ifadesini kullandı. Blinken, bu durumu “son derece talihsiz” şeklinde nitelendirdi.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Bakan Blinken, Ukrayna halkının Batı ile yakın ilişkiler istediğine işaret ederek, “Ukraynalılar, Avrupa’ya yakınlaşarak daha iyi, müreffeh ve fırsatlarla dolu bir yaşam ile gelecek nesillerin ebeveynlerinden daha iyi bir hayat sürebileceklerini gördüler.” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı, Ukrayna’daki durumun, “Rusya için derin bir stratejik başarısızlık” olduğunu; Rusya’nın askeri, ekonomik ve diplomatik açılardan zayıfladığını savundu. Blinken, Ukrayna halkının ateşkesi istediğini, bunun için Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığı gibi konularda müzakere etmeye istekli olması gerektiğini kaydetti. Şu an için ateşkes ortamı görmediğini belirten Blinken, şartların oluşması halinde ABD’nin ateşkesi destekleyeceğini söyledi.
ÇİN VE HİNDİSTAN İLE İLİŞKİLER
Blinken, ABD-Çin ilişkilerini, “en karmaşık ve en önemli ilişkiler arasında” göstererek, iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasındaki görüşmelerin önemli olduğuna ayrıca farklılıkların doğrudan ve net şekilde ele alınmasının önemine dikkati çekti. Tayvan konusunda da yorum yapan Blinken, bölgede barış ve istikrarın korunması ve sorunların barışçıl şekilde çözülmesinin önemini vurguladı. Blinken, Hindistan’ın “olağanüstü bir başarı hikayesi”ne sahip olduğunu belirterek, ülkenin, Başbakan Narendra Modi döneminde maddi açıdan olumlu yönde ilerlediğini ayrıca ABD ile Hindistan arasında “yeni seviyede” bir ilişki olduğunu bildirdi.
]]>CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Günaydın, AK Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Murat Kurum’un aday gösterilmesiyle ilgili, “Murat Kurum, 2018 ile 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum’un 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini ve bu imar affı içinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri hepimiz hatırlıyoruz. Böyle bir sicilden sonra ‘İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında dirençli bir kent haline getireceğiz’ diyorlar. 25 yıldır neden yapmadınız? Bu saatten sonra ne yapacaksınız? Soru bu kadar açıktır. Gelelim ulaşım meselesine; Murat Kurum dün Ulaştırma Bakanı ile beraber bir fotoğraf veriyor. Haritanın başına geçmişler, adeta haritaya bakarak İstanbul’un sorunlarını çözüyorlar. 2017 yılında merkezi hükümet AK Parti’deyken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de AK Parti tarafından yönetilmekteyken finansmanını ve yönetimini halledemediğiniz için metro inşaatlarının tamamını durduran ve çürümeye terk eden Mevlüt Uysal yönetiminde sizin belediyeniz değil miydi? ve şimdi tüm engellemelerinize rağmen o metroların inşaatı devam ediyor” diye konuştu.
‘KONUT DOKUNULMAZLIĞI İHLAL EDİLMİŞ OLUYOR’
Kentsel dönüşümün Türkiye için son derece önemli olduğunu kaydeden Günaydın, “Çünkü ülkenin yerleşim yerlerinin neredeyse yüzde 80’inin deprem riski altında olduğu bir memleketten söz ediyoruz. Burada kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, yapı stokunun dayanıklılığının arttırılması, kentlerin dirençli hale getirilmesi hayati bir sorumluluktur. Ancak bunu yaparken hem hukuka bağlı kalmak hem vatandaşın mülkiyet hakkına, etkili başvuru hakkına saygılı olmak gerekmektedir. Peki ne yaptılar? 9 Kasım 2023 tarihinde 6306 sayılı kanunda bazı değişiklikler yaptılar. Bu değişikliklerle, örneğin mevcut yapılaşmanın bulunduğu alanları rezerv alanı olarak ilan etme yetkisi ‘Cumhurbaşkanlığı’na tanındı, yani ‘Yürütme’ye tanındı. Eskiden rezerv alanları boş alanlara, uygun alanlara ilan ediliyordu. Şimdi sizin evinizin bulunduğu alanı rezerv alanı olarak Cumhurbaşkanı bir gece yarısı Resmi Gazete’de ilan edebiliyor. Arkasından size 90 gün içerisinde konutunu tahliye etmenize yönelik bir yazı geliyor, üstelik de o Tebligat Yasası’nın emredici hükümlerine uyulmadan yapılıyor. Polis zoruyla buralar tahliye edilebiliyor ve bunun plan süreleri, askı süreleri, itiraz süreleri, tümü genel hukuk ilkelerinden ayrıştırılan, yurttaş aleyhine olan bir yapıya dönüştürülüyor. Böylece konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkı, ölçülülük ilkesi, orantılılık ilkesi, etkili başvuru ilkelerinin tamamı ihlal edilmiş oluyor. Arkadaşlar; 9 Kasım 2023 tarihinde yayımlanmış bu yasaya karşı 4 Ocak 2024 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesi başvurusunu yapmıştır. Bir kez daha söylüyorum; biz kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, konut stokumuzun dayanıklı hale getirilmesi, kentlerimizin dirençli hale getirilmesi için çalışıyoruz. Ancak buralardan birilerinin rant üretmesini istemiyoruz” diye konuştu.
‘KURTULMUŞ’UN YANITINA GÖRE TAVRIMIZI BELİRLEYECEĞİZ’
Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Günaydın, CHP’nin Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin, “İç tüzüğün hükmü Meclis Başkanlığı’nın bu çağrıya 7 gün içerisinde bir yanıt vermesine amirdir. Bugün konuştuğum Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, yarın yazılı bir yanıtın tarafımıza iletileceğini söylemiştir. O yanıtı bekleyeceğiz. O yanıta göre Meclis’in toplanıp toplanmayacağını göreceğiz ve biz de kendi tavrımızı belirleyeceğiz” dedi.
‘BAKANLAR TARAFSIZ KALMALI’
Günaydın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın, Murat Kurum’u desteklemesine ilişkin soruya da “Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı; bunların tamamı seçimlerde tarafsız kalması gereken bakanlardır. Oysa bunlar şimdiden taraflarını belli etmektedirler. Taraflarını ilan etmelerinde bir sakınca görmemektedirler. Bu ne anlama gelecek; devletin araçları, devletin yakıtı, devletin personeli, kolluk kuvvetleri ve yargı kuvvetleri AK Parti’nin seçimi kazanması için bir tek parti devletinde görülebilecek ölçüde çalışmaya devam edecekler” diye cevap verdi. (DHA)
]]>DÜZCE’de, ‘Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi’nin açılış programına katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Ulaşım ve iletişim yatırımlarını; kesintisiz kalkınmanın, rekabetçi bir ekonominin, sosyal etkileşimin, sürdürülebilir şehirciliğin ve refahın temeli olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık” dedi.
Düzce Belediyesi tarafından hazırlanan ‘Düzce Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi’nin açılış toplantısı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Toplantıya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile AK Parti Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk, Düzce Valisi Selçuk Aslan, Belediye Başkanı Faruk Özlü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bürokratları, siyasi parti il başkanları, kurum müdürleri ile davetliler katıldı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, konuşmasında, ulaşım ve altyapı alanında yaptıkları çalışmaları anlatarak, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, ‘Siyaset demek; ülke için eser üretmek, millete hizmet etmek’ demektir. Son 21 yıldır bu anlayışla çalışıyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin her köşesini büyük eser ve hizmetlerle buluşturuyoruz. Birbiri ardına tamamladığımız projeleri, eser ve hizmet siyasetimizin en önemli unsuru olarak görüyor, milli kalkınma yolunda hızla ilerliyoruz. Ulaşım, haberleşme ve şehircilik alanında gerçekleştirilen yatırımlarla çehresi aydınlanan Türkiye’mizin gelecek vizyonunu; dünyanın nabzını tutarak, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek ve daima entegrasyonu merkeze koyarak şekillendiriyoruz. Tesis ettiğimiz ulaşım ağlarıyla, ekonomik faaliyetlerin, kültür ve medeniyetin yurt sathına yayılması idealine tüm imkan ve gayretimizle hizmet etmekteyiz. Güçlü, modern ve sağlam altyapı ve üstyapı temelinde ‘Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edecek, milletimizin hayat kalitesini devamlı yükselteceğiz. Ulaşım ve iletişim yatırımlarını; kesintisiz kalkınmanın, rekabetçi bir ekonominin, sosyal etkileşimin, sürdürülebilir şehirciliğin ve refahın temeli olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık. Ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 250 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Marmaray, Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi, 1915 Çanakkale köprüleri, İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları gibi dev projeleri birbiri ardına hayata geçirdik. Yüksek standartlı, bölünmüş yollarla ülkemizin her noktasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde erişim sağlar hale getirdik” diye konuştu.
‘YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜNDEN DEMİR YOLUNU GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞILIYOR’
Bakan Uraloğlu, açıklamasında, “6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 29 bin 373 kilometreye, 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye yükselttik. 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı 14 bin 165 kilometreye yükselttik. Ülkemizi sıfırdan hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettik. 2002’den bu yana aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye ve terminal kapasitemizi 55 milyon yolcudan 337,5 milyon yolcuya çıkardık. Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken, uçuş ağımıza 283 yeni nokta ekleyerek 343 noktaya yükselttik. Denizcilik alanında 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a, 37 olan tersane sayımızı 85’e, 8 bin 500 olan yat bağlama kapasitemizi de 25 binin üzerine çıkardık. 12’nci Kalkınma Planımız doğrultusunda 2028 yılında bölünmüş yol ağımızı 31 bin kilometrenin üzerine, 2053 hedefimiz kapsamında ise 38 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Avrasya Tüneli ve Marmaray ile İstanbul Boğazı’nın altından hem kara yolu hem de demir yolu geçişi tesis ettik. Kara yolu geçişini hizmete aldığımız Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden şimdi de demir yolunu geçirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Geleceği bugünden tasarlarken; lojistik, mobilite ve dijitalleşme odağında, bilimsel temelli, çevreci, sürdürülebilir ve tarihe duyarlı bir ulaşım altyapısını ülkemize kazandırmak için çalışmaya devam ediyoruz. 2053 vizyonumuzla ülkemizin ihtiyaç duyduğu ulaştırma ve altyapı yatırımlarını önümüzdeki 30 yıl için planladık” ifadelerini kullandı.
‘ÜLKEMİZ ÖNEMLİ HAVZALARDA BULUNUYOR’
Yer altı kaynakları açısından Türkiye’nin önemli noktada olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası, önemli deniz ulaştırma yollarının kavşağı durumunda bulunan Akdeniz Havzası, tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Karadeniz Havzası ve Türk boğazlarının oluşturduğu coğrafyanın merkezinde etkili bir konumda bulunuyor. Konumumuzun avantajından hareketle ulaşım stratejilerimizi küresel ve bölgesel şartlar ışığında yeniden tanımlamak ve bu stratejileri her daim güncel tutmak Türkiye için vazgeçilmezdir. Bu kapsamda ülkemiz, ‘Orta Koridor’ güzergahının kısa, orta ve uzun vadede geliştirilmesinde ve iyileştirilmesinde kararlıdır. Gerek son dönemde yaşanan gelişmeler sebebiyle, kuzey koridoru yerine orta koridoru kullanma isteği gerekse giderek artan ticaret hacmi, Orta Koridor’da yük taşımacılığı hacmini arttırmak için tarihi bir fırsat ortaya koymaktadır. Bunun sağlanması için de büyük projeler üstlenerek hem Orta Doğu hem de Afrika kıtasıyla ortak projeler geliştirmeye odaklanmış durumdayız” dedi.
‘İPEK YOLU’NU AVRUPA’YA BAĞLIYORUZ’
Bakan Uraloğlu, İpek Yolu’nun Marmaray aracılığıyla Avrupa’ya bağlanacağını belirterek, “Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ile Çin’den ülkemize ulaşan yeni İpek Yolu’nu Marmaray üzerinden Avrupa’ya bağlıyoruz. Azerbaycan ile ülkemiz arasındaki mesafeleri kısaltacak olan Zengezur Koridoru ile Bakü Limanı doğrudan ülkemize bağlanacaktır. Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi üzerinden Irak’a gelecek yükleri Avrupa’ya ulaştıracak Kalkınma Yolu projesinde çalışmalar devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
‘YATIRIMLARIMIZI ARTAN NÜFUSU KARŞILAYACAK ŞEKİLDE YAPIYORUZ’
Bakan Uraloğlu, yatırımları illerin büyümesine göre planladıklarını ifade ederek, “Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde 2007 yılında nüfusun yüzde 70’i il ve ilçelerde yaşarken, bugün 85 milyonu aşan nüfusumuzun yaklaşık yüzde 93’ünün il ve ilçelerde yaşadığını görüyoruz. İl ve ilçe merkezlerinde yaşanan bu nüfus artışına paralel olarak şehirlerimiz de yeni konut projeleriyle büyük bir değişim içine girmiş durumda. Ancak tabii ki sadece konut yapmayla iş bitmiyor. Bu değişim yanında ulaşım ve lojistik hizmetleri, etkili sağlık hizmetleri, gelişmiş eğitim hizmetleri ve benzeri tüm konularda yeni ihtiyaçları ortaya çıkarıyor. Artan nüfus oranları da artık geleneksel yaklaşımların dışında, sürdürülebilir politika ve projelerle, ileri teknolojileri içeren çözüm arayışlarını zorunlu kılıyor. Bu noktada bugün hem ülkemizde hem de dünyada birçok şehrin dijital dönüşüm sürecinden geçtiğini ve bu değişeme adapte olmayı çalıştığını görüyoruz” dedi.
]]>Sarıkamış Harekatı’nın 109’uncu yıl dönümü nedeniyle Kars’ta ‘Türkiye Şehitleriyle Yürüyor’ etkinliği yapıldı. Sabah saatlerinde toplanma merkezinde bir araya gelen vatandaşlar, ellerinde bayraklarla yürüyüş için hazırlandı. Termometrelerin eksi 10 dereceyi gösterdiği Sarıkamış’ta yürüyüşe katılanlara Kars Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Sarıkamış Belediyesi ve Kızılay ekipleri, sıcak çorba ikramında bulundu. Kars Müftüsü Hamza Bayram’ın ettiği duanın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Ziya Polat, AK Parti Milletvekili Adem Çalkın, protokol ile çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüş, komando andıyla başladı. Yürüyüşte gençler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı nedeniyle 100 metre uzunluğunda Türk bayrağı taşıdı. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Vatan sana canım feda” sloganlarının atıldığı yürüyüş sırasında gençler de marşlar okudu. Muharip uçak ve ‘Çelik Kanatlar’ helikopter gösterisi yaparak törene katılanları selamladı.
ŞEHİTLER ANISINA SAYGI ATIŞI
5,5 kilometrelik yürüyüşün ardından katılımcılar, ay-yıldızlı tören alanına geldi. Tören alanında İzmir Soğuk Heykel Atölyesi tarafından soğuk heykel performansı gerçekleştirildi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı da kahramanlık türküleri seslendirdi. Türk Hava Kurumu ekiplerince paraşütlü para motor gösterisi yapılarak Türk bayrağıyla vatandaşlar selamlandı. Sarıkamış Harekatı’na katılan askerlerin kıyafetleriyle törende yer alan Sarıkamış 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler, alandaki dev Türk bayrağının altında nöbet tuttu. Şehitler için saygı atışı yapıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından da Bakan Bak, Bakan Göktaş, anıta çelenk sundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli Piyade Üsteğmen Mutlu Çelik, 109 yıl önceki Sarıkamış Harekatı ile ilgili bilgileri paylaştı.
‘VATAN UĞRUNA ÖLÜME YÜRÜDÜLER’
‘Bu Toprakta İzin Var’ temasıyla düzenlenen törende konuşan Bakan Göktaş, “Bugün üzerimize yağan kar, esen rüzgar, kar altındaki toprak, bizi çevreleyen dağlar, bize zemin olan yer, hepsi bir şeye şahitlik ediyor; Anadolu, kahramanlar yurdudur. Bu toprakların kahramanlıklarının şahidi yine bu topraklardır. Hangi taşı yerinden oynatsanız ardında bir destan yatar. Yemen’de susuzluğa direnen Mehmetçiklerin kahramanlığına yalın sıcak şahittir. Çanakkale’de mermilere göğüs geren kahramanların şahidi, Gelibolu’nun sert rüzgarlarıdır. İşte şimdi şahidimiz, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda yağan kardır. Ecdadımız 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz. Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak, en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun büyük bir payı da ne mutlu ki bakanlık olarak bizim sorumluluğumuzda. Kahramanlarımızın emanetlerine yönelik faaliyetlerimizi Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’müz bünyesinde yürütüyoruz. Bakanlık olarak biliyoruz ki şehit yakınları ve gazilerimiz bizim ailemizin bir parçasıdır. Onların huzurlu bir hayat yaşamaları için manevi, ekonomik ve sosyal desteklerimizi sürdürüyoruz. 2014 yılından bugüne kadar 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın kamuda istihdamını sağladık” dedi.
‘UMUT YEŞERTMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ’
Göktaş, “Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ projemiz ile gazilerimizi gençlerimizle bir araya getiriyoruz. Kahramanlarımız gençlerimizle hikayelerini paylaşıyor. Bugün burada, aynı şuurla, tarih boyunca bu topraklar uğruna verilen mücadeleleri hatırlıyor, o mücadelelerin bizlere yüklediği bilinçle hareket ediyoruz. Ecdadımız, bizlere sadece geçmişin hatıralarını değil, aynı zamanda geleceğe dair umutları da miras bıraktı. Bizler, bu umutları yeşertmek, bu topraklarda huzurun ve refahın her zaman var olmasını sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Atalarımız gibi biz de kendi destanımızı yazmak için kararlılıkla ilerleyeceğiz. Hepimiz, bu toprakların kahraman evlatları olarak, geçmişten aldığımız güç ve ilhamla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim de yazacağımız kahramanlık hikayelerimiz, gelecek nesillerin yüreğinde yer edecek. ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil burada. İnşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nın ilk nesli de burada toplanacak. Tıpkı bugün olduğu gibi onlar da aynı heyecan ve gururla gelecekler, ecdadımızın hatırasına sahip çıkacaklar. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Beyaz kar üzerinde dalgalanan al bayrağımız, sonsuza kadar gök kubbemizde dalgalansın” diye konuştu.
‘BİZLERE DÜŞEN BU YİĞİTLERİ UNUTMAMAK’
Bakan Bak da konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün, burada bu destanı hep beraber dinliyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Yürüyüşe başlamadan önce komando birliklerimizin komando marşını dinlerken yüreğimiz coştu. İşte bu Türk ordusudur, Türk askeridir. Hep beraber onların coşkusunu hissettik. İşte bu dağlarda bu aslan parçaları yatıyor. Bizlere düşen de bu yiğitleri unutmamak, toprağa düşen bu yiğitleri asla unutmamak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu topraklarda vatanın dört bir köşesinde şehit düşmüş yiğitlerimiz için Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak programlar düzenliyoruz. Çanakkale Zaferi’ni kutlamaya gidiyoruz. 57’nci Alay için gidiyoruz. Yine Kütahya’da, Dumlupınar’da, Sakarya’da efsanevi mücadelelerinin olduğu yerlerde gençlerimize bu efsaneleri anlatıyoruz. Gençlerimize şunu söylüyoruz; ‘bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır. Bu topraklarda izin var. Bu topraklarda senin parçan var. Bu topraklar, bu coğrafyanın bedeli çok ağır.’ İşte gençlerimize bunları hatırlatıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle beraber buradayız. 109’uncu Sarıkamış Harekatı’nı anma törenlerindeyiz. Buraya uzaktan, yakından çevre illerden gelen vatandaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hep beraber coşkuyla yürüdük. Bayrağımızla beraber yürüdük. Aslan parçası, yiğit askerlerimizle yürüdük. Onların komutanlarıyla yürüdük. İşte bu askerlerle, bu vatanda, bu milletle, bu ülkeyle, gurur duyuyoruz. Yine Kurtuluş Savaşı’nda destan yazan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, efsanevi komutanlar Fevzi Çakmak Paşa’ya, Doğu’nun yiğit evladı Kazım Karabekir’e, burada şehit düşenlere selam olsun. Onları asla unutmayacağız. Onlarla beraber bu vatanı ilelebet payidar kalması için savaşacağız. İşte vatanın dört bir köşesinde sınırları bekleyen yiğitlerimize, askerlerimize, güvenlik güçlerimize onlara selamlarımızı iletiyoruz. Allah ayaklarına taş değdirmesin.”
‘VATANIMIZLA GURUR DUYUYORUZ’
?Bakan Bak, ” NATO Parlamenter Asamblesi’nde görev yaptım. Milletvekili olduğum zaman toplantılarda NATO’yla ilgili toplantılarda askeri brifing verirken NATO komutanları şunu ifade ediyordu. Bu da bizi gururlandırıyordu. ‘Savaştığınız zaman Türk askeri gibi savaşacaksınız.’ İşte böyle bir orduya sahibiz. Böyle bir milletiz. Türkler, bu coğrafyada böyle bir millet. Sarıkamış’ta hüzün var ama gurur var, ruh var, heyecan var, vatan var, millet var, bayrak var. Bununla gurur duyuyoruz. Yine bize karşı düzenlenen her türlü emperyalist oyunlar, onların maşaları, terör örgütleri hepiniz ne yaparsanız yapın asla ve asla bu millete diz çöktüremezsiniz. Bu millete diz çöktüremezsiniz. Bayrak asla inmeyecek, ezan susmayacak, ilelebet bu millet payidar kalacak. Bu topraklarda bu millet payidar kalacak. İşte göstergesi burada. Vatan burada, gençler burada, Türkiye burada. Teknolojiyi anlatıyoruz. Savunma sanayinde devasa yatırımlar yapıyoruz. Anadolu’nun gemisi orada, SİHA’lar orada, Altay tankı orada, savunma sanayi orada. Bu coğrafyada güçlü Türk ordusu burada. İşte vatan işte millet burada. Şehitlerimizin huzurunda yine şöyle tamamlayalım. Yolun sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti diyoruz. Ülkemizle gurur duyuyoruz. Vatanımızla gurur duyuyoruz. Şehitlerimizle gurur duyuyoruz. Ordumuzla gurur duyuyoruz” diye konuştu.
]]>Bakan ayrıca Hamas’ın artık Gazze’nin yönetiminde olmayacağını ve İsrail’in genel güvenlik kontrolünü elinde tutacağını belirtti.
Plan açıklanırken, Gazze’de saldırılar devam etti ve Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı son 24 saatte onlarca kişinin öldürüldüğünü duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın da bu hafta bölgeyi ziyaret etmesi, İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinli yetkililer ve İsrailli liderlerle görüşmesi bekleniyor.
Blinken’ın ziyareti, Hamas’ın üst düzey liderlerinden Salih El Aruri’nin Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta öldürülmesiyle gerginliğin arttığı bir ortamda yapılacak. Suikasttan İsrail sorumlu tutulurken, İsrail herhangi bir açıklama yapmadı.
‘Dört köşeli’ plan
Gallant’ın “dört köşeli” planına göre İsrail Gazze’nin genel güvenliğini elinde tutacak.
İsrail’in saldırıları nedeniyle oluşan yaygın yıkımın ardından, bölgenin yeniden inşasını çok uluslu bir güç üstlenecek.
Komşu Mısır da plan uyarınca bir rol oynayacak, ancak bu rolün ayrıntısı verilmedi.
Ancak yayımlanan belgede bölgenin yönetiminden Filistinlilerin sorumlu olacağı da belirtiliyor.
Gallant “Gazze’de yaşayanlar Filistinliler, dolayısıyla İsrail devletine karşı herhangi bir düşmanca fiil ya da tehdit olmaması koşuluyla, Filistinli kurumlar yetkili olacak” dedi.
Gazze’nin geleceğinin ne olacağı konusundaki tartışmalar İsrail’de büyük görüş ayrılıklarına yol açtı.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun kabinesindeki bazı aşırı sağcı üyeler, Gazze’deki Filistin vatandaşlarının sürgüne gitmeye teşvik edilmesi ve bölgedeki Yahudi yerleşimlerinin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. Ancak bu tartışmalı öneriler bölgedeki bazı diğer ülkeler ve İsrail’in bazı müttefiklerince “aşırılıkçı” ve “uygulanamaz” diye tanımlanarak, reddedildi.
Galant’ın önerileri diğer bazı kabine üyelerinin gündeme getirdiklerine göre daha pratik görülse de, büyük ihtimalle, savaşın sona ermesinden sonra bölgenin yönetiminin Gazzeliler’de olması gerektiğini söyleyen Filistinli liderler tarafından reddedilecek.
Başbakan Netanyahu, şu ana dek Gazze’nin nasıl yönetilmesi gerektiğini düşündüğü konusunda bir açıklama yapmadı.
İsrail Başbakanı, Hamas’ın tamamen yok edilmesini amaçladığını söylediği Gazze’deki savaşın aylar sürebileceğini söyledi.
Galant’ın planında, İsrail Ordusu’nun Gazze’deki savaşın sonraki aşamalarında nasıl ilerlemeyi amaçladığı da yer aldı.
Savunma Bakanı, İsrail Ordusu’nun Gazze’nin kuzeyinde daha hedefe yönelik bir yaklaşım benimseyeceğini belirtti. Bu operasyonlara, baskınlar, tünellerin yok edilmesi, hava ve kara saldırılarının dahil olduğu kaydedildi.
Gallant, Gazze’nin güneyinde ise İsrail Ordusu’nun Hamas liderlerini bulmaya ve rehineleri kurtarmaya çalışmaya devam edeceğini söyledi.
Gazze’nin güneyindeki en büyük kent Han Yunus dün İsrail hava saldırılarında vuruldu.
İsrail Ordusu “terör altyapısına” yönelik saldırılar yapıldığını ve askerlerin yanında patlayıcı infilak ettirmeye çalışan, “militan” diye tanımladığı kişilerin öldürüldüğünü belirtti.
Bir hava saldırısında da İslami Cihat örgütünün üst düzey militanlarından Memduh Lolo’nun öldürüldüğü açıklandı.
Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı ise Gazze genelinde son 24 saatte düzenlenen saldırılarda 125 kişinin öldürüldüğünü duyurdu.
Bir Sağlık Bakanlığı yetkilisi, Han Yunus’un batısındaki El Mawasi’de düzenlen İsrail hava saldırılarında aralarında dokuz çocuğun da bulunduğu 14 kişinin öldüğünü söyledi.
Bu küçük kasaba, İsrail güçleri tarafından yerlerinden edilen Filistinliler için “güvenli alan” ilan edilmişti. İsrail Ordusu, Hamas’ın açıklamaları hakkında bir yorum yapmadı.
Görgü tanığı Cemal Hamad Salih “Gece yarısı çoğu çocuk, insanların uyuduğu sırada, çadırlara hava saldırısı yapıldı. Bir cesedi 40 metre ötede bulduk” dedi.
Save the Children yardım kuruluşunun İsrail işgali altındaki Filistin toprakları sorumlusu Jason Lee “Gazze’de güvenli bir yer yok. Kamplar, sığınaklar, okullar, hastaneler, evler ve sözde ‘güvenli alanlar’ çatışma alanı olmamalı” dedi.
Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına başlamasından bu yana Perşembe günü itibarıyla ölenlerin sayısının 22.400’e ulaştığını açıkladı. Bu, 2,3 milyon nüfuslu bölgede yaşayanların neredeyse yüzde 1’i anlamına geliyor.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, akşam saatlerinde geldiği kentte ilk olarak Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Rektörlüğü’nü ziyaret etti. Ziyarette Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı tarafından üniversitedeki çalışmalar hakkında Bakan Tunç’a bilgi verildi. Bakan Tunç, daha sonra Prof. Dr. Osman Turan Kongre Merkezi’nde katıldığı ‘Gençlik Buluşması’ programında öğrencilerle bir araya geldi.
Burada konuşan Bakan Tunç, terörle mücadeleden taviz vermeyeceklerini belirterek, Hain PKK, kalleş terör saldırısında 12 vatan evladımız şehit oldu. Ben buradan bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Milletimize baş sağlığı diliyorum. Terörle mücadelemizden hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Bu kararlılığımız hep sürdüreceğiz. Ülkemizi, milletimizi huzursuz eden şer şebekeleriyle hep mücadeleye devam edeceğiz. Milletçe birlik beraberlik içerisinde inşallah terörün kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadele devam edecek. Sadece terör örgütleriyle değil, onları destekleyenlere de onların maşalarını tutanlarla da mücadelemiz hep devam edecek. Türkiye’yi 40 yıldan bu yana huzursuz eden gelişmesinin, kalkınmasının önünde engel olarak hep önümüze konulan bu terör belasından terörün her şekliyle mücadele ederek inşallah ülkemizi bu şer şebekelerinden temizleyerek yolumuza devam edeceğiz dedi.
‘ANAYASANIN DEĞİŞMESİ KONUSUNDA HERKES MUTABIK’
Anayasanın değişmesi konusunda herkesin mutabık olduğunu kaydeden Bakan Tunç, Türkiye, 12 Eylül darbesi sonrası darbeciler tarafından yazdırılan bir anaysa ile yönetiliyor. Bu anayasanın değişmesi konusunda herkes mutabık. Siyasi düşüncesi ne olursa olsun ‘bu anayasa değişmesi gerekir’ diyor. Bütün partiler ‘yeni anayasaya ihtiyaç var’ diyor. Tabi uzlaşma bugüne kadar olmadı; birkaç girişim oldu. Mecliste bazı dönemlerde bir uzlaşma komisyonları kuruldu ama başarılı olunamadı. Bazı kritik maddelere sıra geldiğinde uzlaşma sağlanamadı, masalar dağıldı. 12 Eylül anayasasında geçtiğimiz süreç içerisinde özellikle son 21 yılda reform sayılacak sessiz devrim sayılacak anayasanın vesayetçi ruhunu azaltacak önemli reformlara imza attık. Bunlar küçümsenmeyecek reformlar. Vesayetçi ruhu ortadan kaldırmak için çok çalıştık diye konuştu.
‘YENİ DEMOKRATİK BİR ANAYASAYI İNŞALLAH TÜRKİYE YÜZYILI’NIN BAŞINDA GERÇEKLEŞTİRİRİZ’
Yeni bir anayasaya ihtiyacının var olduğunu vurgulayan Bakan Tunç, Cumhuriyeti güçlendiren daha demokratik bir sisteme geçtik. Anayasamızdaki en büyük reformlardan birisi de bu idi. Çok sayıdaki değişiklik elbette anayasamızdaki vesayetçi ruhu azalttı ama ‘tamamen ortadan kaldırdı’ diyemeyiz. Çünkü maddeler arasındaki yeknesaklığın da önemli olduğunu belirtmekte yarar var. Çünkü darbeciler tarafından belli bir sistematik içerisinde yazdırılan bir anayasa. Sonraki değişiklik anayasa mahkememizin yapısı. Sonradan ilave edilen bireysel başvuru. Tüm bunlar tabi mevcut yapıyla uyum göstermeyen bir takım maddeler. Maddeler arasındaki yeknesaklığın bozulmuş olması bir takım tartışmalara neden olabildi ve oluyordu. Türkiye’nin artık 2’nci asrında yeni demokratik, sivil, kuşatıcı, temel hak ve özgürlükleri öne alan yeni bir anayasaya ihtiyacı var; bunu hepimiz istiyoruz. İnşallah 28’inci dönem parlamentosu başarır. Millete olan borcumuzu da yerine getirmiş oluruz. Anayasanın darbeciler tarafından yazdırılmış olması bile başlı başına değişmesi için yeterli sebeptir. İnsan onurunu öne alan, insan haklarını öne alan ve devletin görevlerini vatandaş karşısında somut bir şekilde belirleyen yeni demokratik bir anayasaya inşallah Türkiye Yüzyılı’nın başında gerçekleştiririz ifadelerini kullandı. (DHA)
]]>