Bahçe – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 14 Sep 2024 10:11:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Karabük’te Yenilenen Havuzlu Bahçe Sosyal Tesisleri Açıldı https://www.haber60.com.tr/karabukte-yenilenen-havuzlu-bahce-sosyal-tesisleri-acildi/ https://www.haber60.com.tr/karabukte-yenilenen-havuzlu-bahce-sosyal-tesisleri-acildi/#respond Sat, 14 Sep 2024 10:11:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/karabukte-yenilenen-havuzlu-bahce-sosyal-tesisleri-acildi/ Karabük Belediyesi tarafından yenilenen Havuzlu Bahçe Sosyal Tesisleri, düzenlenen törenle açıldı.

Açılış töreninde konuşan Vali Mustafa Yavuz, tesislerin Karabük tarihi açısından son derece önemli bir yer olduğunu belirtti.

Her şehrin bir kimliği ve ruhu olduğunu vurgulayan Yavuz, “Bu kimliği kazandıran mekanlar ise o şehrin ruhunu oluşturan unsurlardır. Karabük’ümüzün ruhuna ve kimliğine değer katan önemli bir yer olan Havuzlu Bahçe, 1940’lı yıllardan bu yana şehrimizin kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Karabük’ü daha huzurlu ve yaşanabilir, insanlarımızın daha mutlu olduğu bir şehir haline getirmek için hep birlikte çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya da tesisin Karabük’ün kültürel ve manevi mirasının önemli bir parçası olduğunu kaydetti.

Tesisin özelliklerine değinen Çetinkaya, şunları söyledi:

“Burası, sadece bir buluşma noktası değil, ailelerimizin, çocuklarımızın ve sevdiklerimizin huzurla bir araya geldiği, komşuluk ve kardeşlik bağlarımızın güçlendiği müstesna bir mekandır. Uzun bir süre kapalı kalan bu kıymetli tesisi, KARDEMİR ile gerçekleştirdiğimiz ortak çalışmalar neticesinde yeniden halkımızın hizmetine sunuyoruz. Gayemiz, burada hemşehrilerimizin aileleriyle, dostlarıyla huzur içinde vakit geçirebileceği bir ortam oluşturmaktır.”

Çetinkaya, tesisin işletmesinin Karabük Belediyesi Hizmet A.Ş. tarafından yapılacağını aktararak, “Fiyatlarımızı da her kesimden insanımızın rahatlıkla faydalanabileceği şekilde belirledik. Bu vesileyle, şehrimizin bu kıymetli mekanının yeniden halkımıza kazandırılmasında emeği geçen KARDEMİR’e teşekkürlerimizi sunuyorum.” dedi.

AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç ile AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt da tesisin açılışında emeği geçen herkese teşekkür etti.

Konuşmaların ardından tesisin açılış kurdelesi dualarla kesildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/karabukte-yenilenen-havuzlu-bahce-sosyal-tesisleri-acildi/feed/ 0
Mardin’de arazi anlaşmazlığından çıkan silahlı saldırıda 2 kişi öldü https://www.haber60.com.tr/mardinde-arazi-anlasmazligindan-cikan-silahli-saldirida-2-kisi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/mardinde-arazi-anlasmazligindan-cikan-silahli-saldirida-2-kisi-oldu/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:46:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43022

MARDİN’de akraba aileler arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan ve 2 yakınının öldüğü silahlı saldırıdan yara almadan kurtulan Kahraman Aslan (50), olayı 2009’da 44 kişinin öldüğü Bilge köyü katliamına benzeterek, “Kardeşim 7 ay önce Ayaz köyünde 1 dönümlük bahçe almıştı. Sonra köy muhtarı karşı çıkarak ‘Sizi buraya almıyorum’ dedi. Olay günü bahçeye çalışmaya gitmiştik. Sonra çevreden, evlerden bize sıkmaya başladılar. Bahçede çoluk çocuk ve kadınlar olmak üzere yaklaşık 30 kişiydik, hepsi ölümden döndü. Bize pusu kurmuşlardı” dedi.

Olay, 25 Temmuz’da Kızıltepe ilçesi Kırsal Ayaz Mahallesi’nde meydana geldi. Akraba 2 aile arasında arazi anlaşmazlığı çözülemeyince husumete dönüştü. Bölgenin kanaat önderleri, husumeti sonlandırmak için araya girdi ancak çözüm olmadı. Akraba ailelerden 1’i, diğer aileye anlaşmazlığın yaşandığı bahçede pusu kurdu ve uzun namlulu silahlarla çapraz ateşe aldı. Yaklaşık 1 saat süren uzun namlulu saldırıda Hacı Şakir Aslan (65) ve Aslan Aslan (40) olay yerinde hayatını kaybetti, N.A. ise yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan otopsinin ardından yakınlarının aldığı cenazeler, kırsal Yüceli Mahallesi’nde yan yana toprağa verildi.

Olayla ilgili soruşturmada gözaltına alınan 27 şüpheliden 15’i, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Jandarmadaki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 9’u tutuklandı, 3’ü de adli kontrolle serbest bırakıldı. Tutuklanan Aslan ailesinden A.A., B.A., H.A., M.A., M.A., Ş.A., Ş.A., S.A. ve Ö.A., cezaevine gönderildi.

‘ÇEMBERE ALIP ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTILAR’

Olaydan yara almadan kurtulan Hacı Şakir Aslan’ın yeğeni Kahraman Aslan, yaklaşık 30 kişinin de ölümden döndüğünü belirterek, “Kardeşim 7 ay önce Ayaz köyünde 1 dönümlük bahçe almıştı. Aldıktan sonra köy muhtarı karşı çıkarak, ‘Sizi buraya almıyorum, sokmuyorum, bırakmıyorum’ dedi. Normalde Ayaz köyü, bizim köyümüzdür. Onlar çok eskiden bize gelip sığınmışlardı, bizler onlara kucak açmıştık. Kardeşim bahçeyi ilaçlamaya gitmişti, muhtar önüne çıkıp ona tehdit etti ve arkasından silah sıktı. Sonra kanaat önderleri aramıza girdi ama sonuç alınmadı. Ğurs bölgesindeki 12 köyün muhtarı da aramıza girdi, muhtar Mahmut’a ‘Sen haksızsın, köyde olay çıksın istemiyoruz’ dediler, ama muhtar, ‘Ben haksızım ve bırakmıyorum’ dedi. Bize de geldiler ve merhum Hacı Şakir amcam, ‘Siz ne isterseniz öyle olsun, yeter ki barışla sonuçlansın, biz sadece hak istiyoruz’ dedi. Karşı taraf yanaşmayınca kanaat önderleri de 12 köyün muhtarı da aradan çekildi. Perşembe günü çoluk çocuk ve kadınlarla bahçeye giderek çalışmaya başladık. Yolda giderken muhtar Mahmut’u ve yakınlarını silahla gördük. Bahçeyi temizliyorduk, 1 saat falan çalıştık. Sonra caminin içinden, evlerden bize sıkmaya başladılar. İlk Hacı Şakir amcam vuruldu, sonra amca oğlum Arslan vuruldu. Bahçede çoluk çocuk ve kadınlar olmak üzere yaklaşık 30 kişiydik, hepsi ölümden döndü. Bilge köyü gibi bize pusu kurmuşlardı, bizi çembere almışlardı ve hepimizi öldürmeye çalışıyorlardı. Biz kavgaya gitmemiştik, kavga da etmedik, kavgaya gitmiş olsaydık yanımızda kadın ve çocukları götürmezdik. Hacı Şakir amcam, kanaat önderiydi, bir şey olursa ‘Kendimi siper ederim, bırakmam’ demişti ama ilk onu vurdular. Bir saat boyunca bize uzun namlulu silahla sıktılar. Katliama kalkıştılar, ibret olsun diye en ağır cezayı almalarını bekliyoruz” dedi.

‘HER YERDEN KURŞUNLAR GELİYORDU’

Ölen Hacı Şakir Aslan’ın gelini Zeynep Aslan (41), saldırı anında yanında olan çocuğunun günlerdir uyuyamadığını ve psikolojinin bozulduğunu ifade ederek, “Tarlamızı temizliyorduk, bize ateş açtılar. Hacı Şakir amcam ayrıca benim kayınpederimdi. Gözümün önünde vuruldu, kuzenim Arslan da gözümün önünde vuruldu. Yanımda 10 yaşındaki çocuğum vardı, nereye kaçacağımı bilemiyordum. Her yerden kurşunlar geliyordu, biz nasıl ölmedik, nasıl kurtulduk bilmiyorum. Hala olayın şokundayım. Geceleri uyuyamıyorum, her şey gözümün önüne geliyor. Çocuğumun da psikolojisi bozuldu, günlerdir o da uyuyamıyor. Allah hakkımızı bırakmasın. En ağır cezayı almalarını istiyoruz” diye konuştu.

‘BİR KURU TOPRAĞA CAN VERİLMEZ’

Ölen Aslan Aslan’ın oğlu Emrecan Aslan da babasının barış için İstanbul’dan köye geldiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Ben İstanbul’da yaşıyorum, buradaki insanları tanımam, bilmem, sadece akraba olduğumuzu biliyorum. Babam sürekli gelir giderdi. Uzlaştırmak istiyordu, köyün yarısı bizim akrabalarımızdır. Bu insanlar da zamanında büyüklerimizin sayesinde köye yerleşmişler. Fakat bunların derdi bahçeyi almak değildir, dertleri diktatörlüktür. Bir kuru toprağa veya 3 kuruşa can verilmez. 12 köy var, her şeyin bir usulü ve adabı var. Büyüğe saygı diye bir şey var. Bu insanların yaptığı şey suikasttır, katliamdır, zulümdür.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mardinde-arazi-anlasmazligindan-cikan-silahli-saldirida-2-kisi-oldu/feed/ 0
Türkiye’de 6 Üniversite Bulunan İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğrencileri Projeleriyle Dikkat Çekti https://www.haber60.com.tr/turkiyede-6-universite-bulunan-ic-mimarlik-ve-cevre-tasarimi-bolumu-ogrencileri-projeleriyle-dikkat-cekti/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-6-universite-bulunan-ic-mimarlik-ve-cevre-tasarimi-bolumu-ogrencileri-projeleriyle-dikkat-cekti/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:39:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39982 Türkiye’de 6 üniversite bulunan o bölümde 122 proje kıyasıya yarıştı

Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri bitirme projelerini hayran bıraktı

İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Parisa Güneş;

“Öğrencilerimiz hem iç mekan tasarımı hem dış mekan çevre düzenleme, bitkisel tasarımla ilgili 4 yıl boyunca eğitim almaya devam ediyor”

İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Dr. Öğr. Üyesi Serdar Kasap;

“Toplamda 122 proje hazırlandı”

BİLECİK – Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü son sınıf öğrencilerinin bitirme projelerini hayran bıraktı.

Türkiye’de 6 üniversite bulunan Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri dönem boyunca devam ettirdikleri iki ayrı proje dersi kapsamında hazırlamış oldukları projeleri geçtiğimiz günlerde jüri karşına çıkmıştı. Ankara, Kocaeli, Eskişehir ve İstanbul’dan iç mimar ve mimarlar, 122 proje içinden ilk 3’ü seçmekte zorlandı. Bir projede 2 tane birinci çıkarken, “Tasarım Stüdyosu 6” projesinde birinci Yunus Emre Mert, ikinci Muhammer Sıcakter, üçüncü Zühal Kamış oldu. “Bitirme” projesinde birinciliği Yunus Emre Mert ile Muhammer Sıcakter paylaşırken, Zühal Kamış ikinci, Ayşegül Orhan üçüncü oldu.

“Havalimanında birinci, hastane projesinde ikinci oldum”

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü son sınıf öğrencisi Muhammer Sıcakter, bu dönem kendilerine 2 adet bitirme projesi verildiği anlatarak, “Bu gördüğünüz ‘Tasarım Stüdyosu’ projesi ile ‘Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ projesiydi. Hastane projesinde kendi bölümümüzde 2’inci oldum. Havalimanı projesinde ise 1’inci oldum. Hastanemden bahsedecek olursam yapımız keskin hatlardan oluşmakta. Bende bundan kaynaklı olarak peyzajımda, gerek aydınlatmalarım olsun arka bahçelerim olsun bunlarda keskin hatlar kullandım. Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanemiz 3 katlı. Peyzajı iki farklı yerde. Ön bahçesi ve arka bahçesi ayrı. Tasarımlarımda kent mobilyalarında, gerek kendi özel aydınlatmalarımın tamamı tasarımları bana ait. Hastanemin adı ‘NeuroNova’ Bu hastanemin adını koymanın sebebi iki farklı kelimeden oluşuyor NeuroNova. Neuro sinir demek, Nova ise yeni demek. NeuroNova’da modern bir tedavi sunan hastane anlamına gelmekte” dedi.

“Bu kompozisyonu oluştururken hastanemizde önemli olan 3 alanı düşündüm”

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü son sınıf öğrencisi Yunus Emre Mert ise, “Tasarım Stüdyosu 6 dersimizde Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, bitirme projemizde de Havalimanı projesi verildi. Şu an bu gördüğünüz Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesiyle alakalı. Öncelikle Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde; Genel Psikiyatri Kliniği, Çocuk-Ergen Kliniği, Bağımlılık, Danışma, Arındırma ve Rehabilitasyon Merkezi (AMATEM), Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri ve nöroloji fiziklerini işledik. Bu hastanemin ismi ‘Tenere Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’dir. Kısaca Tenere’yi açıklamak istersem Tenere; Sahra Çölü’nde bir ağaç. 200 kilometre çapında tek bir ağaç bile yok. Yaşamın gücünü temsil ediyor. Bu yüzden onun adını vermek istedim. Ayrıca bu hastanede bir kompozisyon oluşturmuştum başlarken. Bu kompozisyonu oluştururken hastanemizde önemli olan 3 alanı düşündüm. Bunlar; ön bahçe, arka bahçe ve avluydu. Ruh ve Sinir Hastalıkları olduğu için hastanemiz ön bahçemde serotanin hormonunu, arka bahçemde de dopamin hormonunun bileşenlerini kullandım çünkü bunlar insan beynini etkiliyor. Avluda da insan beynini ekleyerek kompozisyonumu tamamladım” dedi.

“Ben havalimanı projemde genellikle iç mekanda bir çizgimin oluştuğunu düşünüyorum”

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü son sınıf öğrencisi Zühal Kamış, “TS-6 Ruh ve Sinir Hastalıkları Projesi bu projemizde 3’üncü oldum. Diğeri bitirme projemizdi. Onda da havalimanında çalıştık. O da 35 bin metrekarelik kapalı bir alanda çalıştık. Ben havalimanı projemde genellikle iç mekanda bir çizgimin oluştuğunu düşünüyorum. O çizgimde de eğrisel hatlar ve iç mekanda bitki kullanımı, su kullanımı gibi şeyler kullanmaya çalıştım. Projede her şeyi birbiriyle bir bütün olarak ayarlamaya çalıştım” ifadelerine yer verdi.

“İnsanların konforunu düşünerek yaptığım bir proje oldu”

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü son sınıf öğrencisi Ayşegül Orhan, “Havaliman” projesinde 3’üncü olduğunu anlatarak, “İç mekanda bitkisel tasarıma özen verdim. Doğru ışıklandırma seçtiğimi düşünüyorum. Onun dışında doğal malzeme olarak ahşap tercih ettim. Ahşap ve seramiğin uyumunu yakalamaya çalıştım biraz da. İnsanların konforunu düşünerek yaptığım bir proje oldu” dedi.

“Öğrencilerimiz 4 yıl boyunca eğitim almaya devam ediyor”

İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Parisa Güneş, öğrencilerinin çok başarılı çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Aslında bizim bölümümüz İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı. Hem iç mimar hem de çevreyi kapsadığı için alana uygun bir konu seçmeye çalıştık. ‘Tasarım Stüdyosu’ 6 dersinde ‘Ruh ve Sinir Hastalıkları’ projelerini vermemizin nedeni hem iç mekan çalışabilmeleri, hem de çevre düzenleme çalışmalarını geliştirmeleri amacıyla böyle bir projede beraber yol aldık devam ettik. Çok başarılı çalışmalar çıktı. Gerçekleştirdiğimiz toplantının sonucunda 4 öğrencimiz dereceye girdi. İki 1’inci ve 2’inci ve 3’üncü öğrencilerimiz ödüllerini aldılar. İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Türkiye’de 6 üniversitede bulunuyor. Diğer üniversitelerde YÖK’e bağlı üniversitelerde sadece İç Mimarlık olarak geçiyor. Bizde İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı olması nedeniyle tabi ki müfredatımızda diğer bölümlerle farklıdır. Öğrencilerimiz hem iç mekan tasarımı hem dış mekan çevre düzenleme, bitkisel tasarımla ilgili 4 yıl boyunca eğitim almaya devam ediyor” dedi.

“Toplamda 122 proje hazırlandı”

İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Dr. Öğr. Üyesi Serdar Kasap ise, “Proje kapsamında ‘Havalimanı’ projesini 55 kişi aldı. Burada 1’inci, 2’inci ve 3’üncüleri belirledik. Tasarım Stüdyosu 6’da toplamda 67 öğrencimiz aldı. Burada da 1’inci, 2’inci ve 3’üncü öğrencilerimizi belirledik. Toplamda 14 tane jüri üyemiz bulundu. O jüri üyelerimiz de farklı şehirlerimizden geldi. Bilecik’te belediye başkanımız geldi, mimarlar odamız geldi. Ankara’dan, Kocaeli’nden, Eskişehir’den ve İstanbul’dan farklı bu konuyla ilgilenen iç mimar ve mimar olan hocalarımızın vermiş olduğu notların ortalamalarıyla 1’incimiz, 2’incimiz ve 3’üncümüz belirlendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-6-universite-bulunan-ic-mimarlik-ve-cevre-tasarimi-bolumu-ogrencileri-projeleriyle-dikkat-cekti/feed/ 0
Antalya’da Güneş Enerjisi ile Tarımın Yolu Açıldı https://www.haber60.com.tr/antalyada-gunes-enerjisi-ile-tarimin-yolu-acildi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-gunes-enerjisi-ile-tarimin-yolu-acildi/#respond Fri, 05 Jul 2024 11:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37144 Yeterli su olmadığı için yıllarca nohut, buğday ve arpadan başka bir şey üretemeyen Antalya’nın Korkuteli ilçesinde yer alan Sülekler Mahallesi’nde, güneş enerji sistemi ile üretim şekli çeşitlendi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Sülekler Mahallesi’nde kurulan güneş enerjisi ile çalışan pompaj sistemi bölgenin su sorunu çözüldü. Su kaynağına en yakın elektrik 6 kilometre uzaklıkta bulunan ve aktif olarak kullanılmayan kuyu bu sistemle yüzde 100 güneş enerjisiyle çalışır hale getirildi. Sülekler Mahallesi şimdilerde bahçelerde yetişen erik, vişne, kayısı ile adından söz ettiriyor.

Korkuteli Sülekler Mahallesi’nde yıllardır taşıma su ile tarım yapan çiftçiler, elektrik olmadığı için yeraltı su kaynaklarından yararlanamıyordu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan GES ile şebekeden bağımsız olarak enerjiyi güneşten sağlayarak sulamada yüzde 100 ücretsiz enerji desteği sağlandı. Kurulan GES ile elektriğe kavuşan mahallede sondajla 80 metreden su çekilip, üreticinin bahçesine boru sistemiyle ulaştırılıyor. Türkiye’de bir ilk olan güneş enerjisiyle çalışan tarımsal sulama sistemi ile Sülekler Mahallesi’nin kurak arazileri sulanabilir hale geldi. Hububata dayalı üretim yapılan Sülekler Mahallesi meyvecilik üretim merkezine dönüştü.

GES ile ürünlerde kalite yakalandı

S. S. Sülekler Köyü Sulama Kooperatifi Başkanı Durmuş Ünver, Sülekler Mahallesi’nde yaşanan su sıkıntısı nedeniyle daha önce göletten açık kanaldan sulama yapıldığını ve 600 dönümlük alanın sulanabildiğini söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı Güneş Enerji Sistemi ve boru destekleri ile Sülekler’de su sorununu çözdüklerini söyleyen Ünver, “Gölet yetersiz kalıyordu arazi büyüktü. Kuru mahsul ekiyorduk nohut, buğday, arpa gibi. Burada gerçekten çok verimli kaliteli arazilerimiz vardı ama su sıkıntısı olduğu için dikim yapamıyorduk. Su olmadığı için meyveler yeterli sulanamıyordu. Kayısı ve vişnenin yüzde 40’ı ölü fiyatına gidiyordu. Ürün iyi olmayınca mecburen meyve suyuna veriyorduk. GES Projesi olduktan sonra çok kaliteli meyveler üretmeye başladık. Erik, vişne ve kayısıya döndük. Türkiye’nin en kaliteli ürünlerini yetiştiriyoruz. GES projesinden sonra yüzde 100 kaliteyi yakaladık. Ekonomik olarak bize yüzde yüz katkı sağladı” dedi.

Geri göçü teşvik eden proje

Üretici Durmuş Ünver de bölgede arazi kurak olduğu için ancak arpa, buğday, nohut üretimi yapılabildiğini belirterek, baba mesleği olan çiftçiliği bırakıp Antalya merkeze göç etmek zorunda kaldığını söyledi. Antalya’da aşçı olarak çalışırken Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Sülekler’e GES yaptığını anlatan Ünver, “Beni köye geri döndüren şey Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’in 2 yıl önce mahallemize yapmış olduğu GES Projesi oldu. Kayısı ağaçlarım 2 yılda bu hale geldi. Benim gibi şehre göç edip şimdi buraya dönmeyi düşünenler var. Şu anda toprağımız verimli. Toprak suya kavuşunca artık her şey çok güzel olmaya başladı. Meyveciliğin dışında domates, salatalık, biber yetiştiriyoruz. İhracata da gönderiyoruz” diye konuştu.

Her yer bağ bahçe oldu

Yüzleri GES ile gülen Süleklerli üreticilerden Osman Asar da, “GES gündeme gelince yaylamız bir anda değişti. Her yer bağ bahçe olmaya başladı. Eskiden buğday olan yerler şimdi bahçe olmaya başladı. Buraya yapılan hizmetler GES ile sınırlı kalmadı sulama borusu geldi altyapımız değişti” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-gunes-enerjisi-ile-tarimin-yolu-acildi/feed/ 0
Denizli Honaz’da Kiraz Hasadı Başladı https://www.haber60.com.tr/denizli-honazda-kiraz-hasadi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-honazda-kiraz-hasadi-basladi/#respond Wed, 15 May 2024 21:39:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31816 Türkiye’nin ihracatlık kiraz üretim merkezlerinden Denizli’nin Honaz ilçesinde üreticiler yeni sezona mutlu başladı. İlçe genelindeki yaklaşık bin 180 hektarlık kiraz bahçelerinde bu sezon 5 bin tona yakın ürün rekoltesi beklendiği kaydedildi.

Denizli’nin Honaz ilçesinde, erkenci kiraz bahçelerindeki ağaçlarda yetiştirilen kirazlar toplanmaya başlandı. İklim özellikleri sayesinde başta cennet elması, nar ve dut olmak üzere çok sayıda meyve yetiştirildiği ilçede, açık alandaki bahçelerde erkenci kiraz hasat edilmeye başlandı. TÜİK’ in 2023 verilerine göre Denizli’de 2 bin 279 hektar alandan 11 bin 504 ton kiraz üretimi gerçekleşti. Dekara düşen ortalama kiraz verimi 504,7 kilogram olurken, meyve veren yaştaki ağaç sayısı 576 bin 501 adet, meyve vermeyen yaştaki ağaç sayısı 46 bin 415 adet olarak kayıtlarda yer aldı. Meyve veren ağaç başına verimin 20 kilogram olduğu ve ihracatlık kiraz üretimin önemli merkezlerinden olan Honaz ilçesi genelindeki yaklaşık bin 180 hektarlık kiraz bahçelerinde bu sezon 5 bin tona yakın ürün rekoltesi beklendiği kaydedildi.

“Denizli yaklaşık 2 bin 300 hektar alanda 11 bin 500 ton civarı kiraz hasadı ve üretimi yapan bir il”

Bu yılın ilk hasadına katılan İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Çınar yaptığı açıklamada, “Bugün Denizli’mizin Honaz ilçesine kiraz hasadı için geldik. Erkenci çeşitlerde ilk hasadı yapıyoruz. Denizli de yaklaşık 2 bin 300 hektar alanda 11 bin 500 ton civarı kiraz hasadı ve üretimi yapan bir il. Honaz’da bu üretimin yarısını karşılayan bir ilçemiz. Bu yıl havaların sıcak gitmesi nedeni ile hasat yaklaşık 10-15 gün önce başladı. Bugün kapalı bahçemizde erkenci çeşidin hasadını yapıyoruz. Yaklaşık 10-15 gün sonrada bu bölgenin Ziraat-900 (Napolyon) adı altında değerli olan ihracata giden çeşidimizin hasadı yapacağız. Kiraz, Denizli için Honaz ilçemiz için önemli bir meyve. Bunun sebebi de İzmir bölgesinde başlayan erkenci çeşitler iç bölgelere gelirken geçiş bölgesi olan Honaz’da değer bulmakta. Tüm alanlarımızda yeterli miktarda ürünümüz var. Son 10-15 gün içerisinde de iklim ile ilgili bir sorun yaşanmaz ise üreticimizin yüzünü güldüreceğini düşünüyoruz. Üreticilerimize bol ve bereketli bir sezon diliyoruz” dedi.

Honaz ilçesinde üretim yapan İbrahim Sarıkaya ise erkenci kiraz çeşidi hakkında şunları söyledi:

“Bugün Honaz’da ilk kiraz hasadımızı yapıyoruz. Bu erkenci çeşidimizi iç piyasa için üretiyoruz. Olgunlaşan meyvelerin hasadını yapıyoruz. Napolyon (Ziraat-900) çeşidi olana kadar bu süreci erkenci çeşit ile değerlendiriyoruz. İşçi sıkıntısından dolayı erkenci çeşide geçiş yaptık. Böylelikle işçi sıkıntısını aştık. Bu Bahçemiz örtülü bir bahçe. Rüzgar ve dolu zararına karşı bahçemizi file ile kapattık. Geçen yıl olan dolu yağışından tüm bölge zarar görmüştü, biz böyle bir zarar ile karşılaşmadık.

Erkenci çeşit yapmamızdaki en önemli faktör işçi sıkıntısı. Bölge komple Napolyon çeşidi olunca herkes aynı anda, çok kısa zaman ürününü toplamak istiyor. Erkenci çeşit olunca hem bizim boş olduğumuz zamana denk geliyor hem de işçi problemi ile karşılaşmıyoruz. Bölgemizde erkenci çeşit fazla kalmadı. Herkes Napolyon ya da Trabzon hurmasına geçiş yapınca ben de böyle bir çalışmaya girdim ve memnunum da. Honaz ilçemizde ilk kirazı çıkaran üreticilerden biriyim, böyle bir avantajım var. Şu an hasadını yaptığımız bahçemiz 4 dekar ve yeni 3 dekar daha bahçe yaptım. Toplamda 7 dönüm civarı erkenci çeşidim var. 20 dönüm kadar da Napolyon cinsi kirazım var. O bahçemin işçi ihtiyacını da ilçemiz dışından karşılıyoruz. Bu erkenci çeşidin olum süresi çok kısa. Çiçeği açtıktan 45 gün sonra toplamasını yapabiliyorum. 1,5-2 ay gibi bir sürede hasadımızı tamamlıyoruz. Ettiğim masrafı da kısa bir sürede karşılayabiliyorum.”

Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Honaz ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinin katılımıyla gerçekleştirilen hasat etkinliğinde İl Müdürü Şakir Çınar, üreticilere tavsiyelerde bulunarak tarım işçilerine kolaylıklar diledi. Daha sonra toplanan kirazlar, kasalara yerleştirildi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-honazda-kiraz-hasadi-basladi/feed/ 0
Denizli Honaz’da Erkenci Kiraz Hasadı Başladı https://www.haber60.com.tr/denizli-honazda-erkenci-kiraz-hasadi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-honazda-erkenci-kiraz-hasadi-basladi/#respond Tue, 14 May 2024 08:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31648 Denizli’nin Honaz ilçesinde, erkenci kiraz bahçelerindeki ağaçlarda yetiştirilen kirazlar toplanmaya başlandı.

İklim özellikleri sayesinde başta cennet elması, nar ve dut olmak üzere çok sayıda meyve yetiştirildiği ilçede, açık alandaki bahçelerde erkenci kiraz hasat edilmeye başlandı. TÜİK’ in 2023 verilerine göre Denizli’de 2 bin 279 hektar alandan 11 bin 504 ton kiraz üretimi gerçekleşti. Dekara düşen ortalama kiraz verimi 504,7 kilogram olurken, meyve veren yaştaki ağaç sayısı 576 bin 501 adet, meyve vermeyen yaştaki ağaç sayısı 46 bin 415 adet olarak kayıtlarda yer aldı. Meyve veren ağaç başına verimin 20 kilogram olduğu Honaz ilçesi genelindeki yaklaşık bin 180 hektarlık kiraz bahçelerinde bu sezon 5 bin tona yakın ürün rekoltesi beklendiği kaydedildi.

Bu yılın ilk hasadına katılan İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Çınar, yaptığı açıklamada; “Bugün Denizli’mizin Honaz ilçesine kiraz hasadı için geldik. Erkenci çeşitlerde ilk hasadı yapıyoruz. Denizli’ de yaklaşık 2300 hektar alanda 11 bin 500 ton civarı kiraz hasadı ve üretimi yapan bir il. Honaz’da bu üretimin yarısını karşılayan bir ilçemiz. Bu yıl havaların sıcak gitmesi nedeni ile hasat yaklaşık 10-15 gün önce başladı. Bugün kapalı bahçemizde erkenci çeşidin hasadını yapıyoruz. Yaklaşık 10-15 gün sonrada bu bölgenin Ziraat-900 (Napolyon) adı altında değerli olan ihracata giden çeşidimizin hasadı yapacağız. Kiraz, Denizli için Honaz ilçemiz için önemli bir meyve. Bunun sebebi de İzmir bölgesinde başlayan erkenci çeşitler iç bölgelere gelirken geçiş bölgesi olan Honaz’ da değer bulmakta. Tüm alanlarımızda yeterli miktarda ürünümüz var. Son 10-15 gün içerisinde de iklim ile ilgili bir sorun yaşanmaz ise üreticimizin yüzünü güldüreceğini düşünüyoruz. Üreticilerimize bol ve bereketli bir sezon diliyoruz” dedi.

Honaz ilçesinde üretim yapan İbrahim Sarıkaya ise erkenci kiraz çeşidi hakkında şunları söyledi:

“Bugün Honaz’ da ilk kiraz hasadımızı yapıyoruz. Bu erkenci çeşidimizi iç piyasa için üretiyoruz. Olgunlaşan meyvelerin hasadını yapıyoruz. Napolyon ( Ziraat-900) çeşidi olana kadar bu süreci erkenci çeşit ile değerlendiriyoruz. İşçi sıkıntısından dolayı erkenci çeşide geçiş yaptık. Böylelikle işçi sıkıntısını aştık. Bu Bahçemiz örtülü bir bahçe. Rüzgar ve dolu zararına karşı bahçemizi file ile kapattık. Geçen yıl olan dolu yağışından tüm bölge zarar görmüştü, biz böyle bir zarar ile karşılaşmadık.

Erkenci çeşit yapmamızdaki en önemli faktör işçi sıkıntısı. Bölge komple Napolyon çeşidi olunca herkes aynı anda, çok kısa zaman ürününü toplamak istiyor. Erkenci çeşit olunca hem bizim boş olduğumuz zamana denk geliyor hem de işçi problemi ile karşılaşmıyoruz. Bölgemizde erkenci çeşit fazla kalmadı. Herkes Napolyon ya da Trabzon hurmasına geçiş yapınca bende böyle bir çalışmaya girdim ve memnunum da. Honaz İlçemizde ilk kirazı çıkaran üreticilerden biriyim böyle bir avantajım var. Şuan hasadını yaptığımız bahçemiz 4 dekar ve yeni 3 dekar daha bahçe yaptım. Toplamda 7 dönüm civarı erkenci çeşidim var. 20 dönüm kadar da Napolyon cinsi kirazım var. O bahçemin işçi ihtiyacını da ilçemiz dışından karşılıyoruz. Bu erkenci çeşidin olum süresi çok kısa. Çiçeği açtıktan 45 gün sonra toplamasını yapabiliyorum. 1,5-2 ay gibi bir sürede hasadımızı tamamlıyoruz. Ettiğim masrafı da kısa bir sürede karşılayabiliyorum”

Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Honaz ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelinin katılımıyla gerçekleştirilen hasat etkinliğinde İl Müdürü Şakir Çınar, üreticilere tavsiyelerde bulunarak tarım işçilerine kolaylıklar diledi. Daha sonra toplanan kirazlar, kasalara yerleştirildi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-honazda-erkenci-kiraz-hasadi-basladi/feed/ 0
Samsun’da Fındık Üreticileri Kozalak Akarı ve Külleme Hastalığıyla Mücadele Ediyor https://www.haber60.com.tr/samsunda-findik-ureticileri-kozalak-akari-ve-kulleme-hastaligiyla-mucadele-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/samsunda-findik-ureticileri-kozalak-akari-ve-kulleme-hastaligiyla-mucadele-ediyor/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:13:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26345 Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, fındıkta ciddi rekolte kayıplarına neden olan ‘kozalak akarı’ ve ‘külleme’ hastalığına ilişkin açıklamalarda bulunarak, bu hastalıklara karşı kimyasal ve mekanik mücadelenin önemli olduğunu söyledi.

Fındık kozalak akarının çok önemli bir fındık zararlısı olduğunu, fındığın meyve, yaprak ve sürgün gözlerini tahrip ederek ekonomik kayıplara yol açtığını aktaran Sağlam, zararlıya karşı mekanik ve kimyasal mücadele uygulanması gerektiğini belirtti. Sağlam, “Mekanik mücadele kozalak akarlarına karşı etkili bir yöntemdir. Kışın yapraksız dönemde kozalaklar toplanıp bahçe içinde bir yere toplu olarak bırakılmalıdır. Sürekli mekanik mücadele yapılan bahçelerde kimyasal mücadeleye gerek duyulmaz” dedi.

“Mekanik mücadele yapılamayan bahçelerde kimyasal mücadele gerekebilir”

Sağlam, kimyasal mücadelenin nasıl yapılacağı konusunda şunları söyledi:

“Bahçelerde kimyasal mücadeleye karar vermek için bir ön sayım yapılmalıdır. Bu amaçla 1-10 da büyüklükteki bahçelerde 10 ocak, 11-30 da büyüklükteki bahçelerde 20 ocak ve 30 da’ dan büyük olan bahçelerde de 30 ocak tesadüfi olarak işaretlenir. İşaretli her ocağın 1’er dalındaki kozalaklar sayılarak kaydedilir. Bulunan rakamlardan yararlanarak, bir daldaki ortalama kozalak sayısı hesaplanır. Bir dalda ortalama 5 kozalak varsa kimyasal mücadelenin yapılması gerekir. En uygun kimyasal mücadele zamanı akarların göçünün yoğun olduğu nisan sonu mayıs başındaki bir haftalık süredir. Bu dönemde uç sürgünler 4-4,5 yapraklı, yeni tomurcuklar toplu iğne başının yarısı büyüklükte ve yeni gelişen meyveler mercimek büyüklüğüne geldiği dönemdir. Fenoloji takibi yapılarak bu dönem belirlenmeli ve ilaçlamalar bir hafta içinde bitirilmelidir.”

Kimyasal mücadelede Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tavsiye edilen bitki koruma ürünlerinin kullanılması gerektiğine değinen Sağlam, ilaçlama yapacak üreticilerin gerekli tedbirleri de alması gerektiğini söyledi.

“Külleme hastalığı belirtisi görüldüğü anda mücadele gerekli”

Külleme hastalığına karşı zamanında ve tekniğe uygun olarak yapılan mücadelenin önemine de değinen İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, şu an mücadele için doğru zaman olduğuna dikkat çekerek, “Bulaşma kaynaklarının azaltılması için yere dökülen yapraklar ile hastalıklı bitki artıkları toplanmalı, bulaşık dip sürgünleri kesilmeli ve imha edilmelidir. Bahçede nemi azaltmak, iyi bir hava sirkülasyonu, yeterli ışıklanma sağlamak için budama ve yabancı ot mücadelesine önem verilmelidir. Fındık bahçelerinde külleme hastalığı hava sıcaklıklarına bağlı olarak, Nisan ayı ortalarından itibaren görülmeye başlar ve belirtiler görülür görülmez ilaçlamaya başlanır. Daha önceki yıllarda, bahçede hastalık görülmüş ise belirtiler görülmeden de, çotanak bağlama döneminde ilaçlama yapılır. Hastalığın şiddeti, iklim şartları ve ilacın etki süresi dikkate alınarak ikinci ve diğer ilaçlamalara hasada kadar devam edilir. İlaçlamalarda Bakanlığımızca tavsiyesi olan ruhsatlı bitki koruma ürünlerinden herhangi biri kullanılmalıdır. Çisentili ve mevsim için anormal sayılabilecek çok sıcak günlerde ve güneşli günlerde öğle saatlerinde ilaçlama yapmaktan kaçınılmalıdır. İlaçlamalarda sırt pülverizatörü, mekanik, motorlu veya hidrolik bahçe pülverizatörü kullanılmalıdır” ifadelerine yer verdi.

Üreticilerin külleme hastalığına bağlı ürün ve kalite kaybı yaşamamaları için uyarılarda bulunan İl Müdürü Sağlam, fındık bahçelerinin kısa aralıklarla kontrol edilmesi ve hastalık belirtileri görülür gülmez kimyasal mücadeleye başlanması gerektiğine dikkat çekti. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsunda-findik-ureticileri-kozalak-akari-ve-kulleme-hastaligiyla-mucadele-ediyor/feed/ 0
Gençler şehirleri tercih ediyor, tarlada yaşlılar çalışıyor https://www.haber60.com.tr/gencler-sehirleri-tercih-ediyor-tarlada-yaslilar-calisiyor/ https://www.haber60.com.tr/gencler-sehirleri-tercih-ediyor-tarlada-yaslilar-calisiyor/#respond Mon, 04 Mar 2024 05:30:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15012 Gençler şehirleri tercih ediyor, tarlada yaşlılar çalışıyor

Dededen babadan miras kalan tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan:

“Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor; Önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun”

TRABZON – Son yıllarda şehirlerde yaşamayı tercih eden yeni nesil dededen babadan kalan tarla işleri ile ilgilenmezken, tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde havaların sıcak gitmesi ile birlikte tarlalarda mesai bu yıl erken başladı. Yöre halkı güzel havayı da fırsat bilerek köyüne bahçesine giderken, tarla ve bahçelerde ise çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaşın üstündeki kadınlar oluşturuyor.

“Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum”

Evinin sebze, meyve, mısır ve patates ihtiyacı için tarla yaptığını belirten Trabzonlu Fatma Sofuoğlu, kendilerinden sonra gençlerin bahçe ve tarlaları sahipsiz bırakacağını ve girmeyeceğini söyledi. Sofuoğlu “Gençler okuyor, okuduktan sonra iş sahibi olunca da artık köylere gelmiyorlar. Eskiden birlik beraberlik vardı, büyüklerimiz ile 8-10 kişi tarlalarda çalışıyorduk. Şimdi ise çocuklar şehirlerden köylere gelmek istemiyorlar. Biz de atalarımızın yadigarını sürdürmek için burada çalışıyoruz. Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum, bu topraklar öylece kalacak” ifadelerini kullandı.

Yaza hazırlık yaptıklarını belirten Emine Sofuoğlu ise “Çocuklar tarla ayakkabılarını giyip bahçeye girmeye tiksiniyorlar. Onları eve alıştırdık, şehre alıştırdık. Bu yüzden gelmiyorlar. Bir de çocuklar köy koşullarına alışkın değil” şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, yeni neslin bahçeye inmemesinin sadece Karadeniz Bölgesi’nin değil ülkemizin her yerinde önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekerek “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor” dedi.

Son yıllarda yeni neslin bahçeye inmemesine çözüm olarak uzman eleman tedarik firmaları kurulmasını öneren Pehlevan, “Bu büyük bir sorun. Sadece kendi bölgemiz için değil, Türkiye’nin diğer bölgeleri için çok büyük bir sorun. Bu soruna zaman geçirmeden çözüm bulunması gerekiyor. Bizim önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun. Budama, ayıklama, toplamada maliyetler çok yüksek. Alanlarımız çok küçük şehirdeki bir kişi köyüne gidip fındığını ilaçlayıp, toplayıp, geri döndüğünde maliyet yükseliyor. Tedarik firmalarıyla birlikte bu işi çözebiliriz” dedi.

“Ülkemizin 350 milyon nüfusu besleyecek kapasitesi var”

Herkesin şehirde yaşama tercini tarımsal alanları olumsuz etkilediğine dikkat çeken Pehlevan, “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor. Hayatımızda hava gıda ve su olmazsa olmazımızdır. Bizim bunun bir şekilde çözümünü ortaya koymamız gerekiyor. Ülkemiz şu an dört mevsimi bir anda yaşayan o kadar zengin bir ülke ki, biz bir şekilde bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Türkiye toprakları şu anda 350 milyonu besleyecek kapasitesi var. Ama baktığınız zaman ekonomik kaygılardan kaynaklı üretim alanları terk ediliyor. ya da lüks yaşamak için ya da şehirde yaşamak için müthiş bir göç var. Bunu bir şekilde durdurmamız gerekiyor. Köyde yaşayanları devlet teşvik etmeli teşviklerini artırmalı ve teşvik yöntemimizi değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gencler-sehirleri-tercih-ediyor-tarlada-yaslilar-calisiyor/feed/ 0
Kışın Sıcak Havaları Baharda Don Olayları Takip Edecek https://www.haber60.com.tr/kisin-sicak-havalari-baharda-don-olaylari-takip-edecek/ https://www.haber60.com.tr/kisin-sicak-havalari-baharda-don-olaylari-takip-edecek/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:27:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8274 Düzce Üniversitesi (DÜ) Orman Fakültesi Fındık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şemsettin Kulaç, kışın mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak havaların ardından baharda yaşanabilecek don olaylarının fındık verimini etkileyeceğini, erkek tozlayıcı olmamasından fındık tanelerinin boş çıkabileceğini söyledi.

Kulaç, AA muhabirine, merkezdeki çalışmalarda, son yıllarda iyice kendini hissettiren iklim değişikliğinin fındık üzerindeki olumsuz etkileri ve bu duruma karşı alınabilecek önlemleri araştırdıklarını söyledi.

İklim değişikliğine bağlı hava olaylarında anormallikler oluşmaya başladığına değinen Kulaç, “Ani ve aşırı yağışlar oluyor. Yağış süreleri arasında açılmalar meydana geliyor. Kış oluyor ama kar yağışlı geçmiyor. Soğuklama ihtiyacı olan ceviz, fındık gibi bitkiler yeterli soğuklamaya tabi olmadıkları zaman erken uyanmalar söz konusu olabiliyor.” dedi.

Kulaç, fındığın hem erkek hem dişi çiçeği üzerinde bulunduran tür olduğunu ve bu çiçeklerin hava şartlarına bağlı erken açabildiğini anlattı.

“Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor”

Fındık bahçelerinde birbirini tozlayan çeşitler yeteri kadar bulunmadığı takdirde verim kayıplarının söz konusu olduğuna değinen Kulaç, “Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor. Fındık da Karadeniz Bölgesi’nde yaygın yetişiyor. Yüksek rakımlar, belki mart-nisanda yaşanacak don olayından kaçabilir ama ocak-şubatta sıcak giden dönemlerin ardından nisan gibi don ihtimali yüksek. Dolayısıyla bu durum fındıktaki verimi etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Kulaç, bu yıl özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği nedeniyle fındık kaybının yaşanacağının öngörüldüğünü aktararak, söz konusu bölgede ocak ayının sonundan başlayarak şubatın sıcak geçtiğine dikkati çekti.

Doğu Karadeniz’de ara ara kar yağdığını ancak bu bölgede yağış olmadığı için bazı çeşitlerin soğuklamayı yeteri kadar alamadığını vurgulayan Kulaç, şunları kaydetti:

“Dolayısıyla çok soğuklama isteyen çeşitlerde problem olabilir. Onlar çiçek açtıkları zaman erkek tozlayıcı bulamamaktan boş tohum oranı yüksek olacaktır. Yani normal fındığı göreceksiniz ama içi boş olacak. Bir tehlike de nisan sonu veya mart ortasında olabilecek soğuk havalar. Devam eden sıcak havanın ardından yaprak açma söz konusu olacak ve yanmalara yol açabilecektir.”

Tozlaşma için bahçeye farklı çeşitleri dikme önerisi

Kulaç, son dönemlerde iklim değişikliğine karşı üreticinin yöneldiği “tek çeşit bahçe kurma” tercihinden kaçınılması gerektiğine de işaret ederek, merkez olarak, “tek ağaç aşılı fidan” veya “Türk fındığı” denilen üretim konusunda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Bazı çeşitlerin birbirlerine tozlayıcı olabildiğini, farklı zamanlarda açan erkek çeşitlerini bahçeye dikerek tozlaşma döneminde yardımcı olmak gerektiği tavsiyesinde bulunan Kulaç, şöyle devam etti:

“Bunu hem ticari anlamda kullandığımız çeşitlerle yapabiliriz hem de yabani çeşitlerle. Şu zamanda açan, sararan yabani çeşitleri bahçemizde bulundurabiliriz. Bir de daha geç açan var, bu çakıldak için çok önemli. O çeşitten çakıldak bahçelerine mutlaka dikilmeli. Dekarda erkek çiçek açan yabani çeşit, bir de geç açan yabani çeşidi ocaklarımızın arasında bulundurmalıyız ve mümkün olduğu kadar uzun boylu yapmalıyız ki, rüzgar estiği zaman her tarafı tozlayabilsinler.”

Kulaç, uzun süreli yağışsızlık devam ettiği zamanlarda 50 santim derinlikteki su, bitki tarafından çekildiği için toprağın kuruduğuna dikkati çekerek, “Kuruyunca da fındığımızın içi dolmuyor. Bunun için ya sulu tarıma geçeceğiz ya da kök sistemini geliştirmemiz lazım. Onun için kazı kök sitemi yapan, Bolu fındığı olarak bilinen, literatürdeki adıyla Türk fındığı üzerine istediğimiz çeşidi aşılayıp bahçemizi kurmalıyız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kisin-sicak-havalari-baharda-don-olaylari-takip-edecek/feed/ 0