Bağlı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 30 Jan 2024 07:48:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Karadeniz’de Balık Türleri Azalıyor: İklim Değişikliği ve Aşırı Avcılık Etkili https://www.haber60.com.tr/karadenizde-balik-turleri-azaliyor-iklim-degisikligi-ve-asiri-avcilik-etkili/ https://www.haber60.com.tr/karadenizde-balik-turleri-azaliyor-iklim-degisikligi-ve-asiri-avcilik-etkili/#respond Tue, 30 Jan 2024 07:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5414

DENİZ suyu sıcaklığının yarım derece arttığı Karadeniz’de, başta hamsi olmak üzere avlanabilen balık türleri azaldı. İklim değişikliği, aşırı avcılık ve kirlilik sorununa dikkati çeken Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden (KTÜ) Prof. Dr. Coşkun Erüz, “Karadeniz’de 160 tür balıktan bahsederken; bugün avlanabilen 4-5 tür balık kaldı” dedi.

Küresel iklim krizinin etkileriyle sel, taşkın ve heyelan afetlerinin sıkça yaşandığı Doğu Karadeniz’de, deniz suyu sıcaklığında da artış yaşanıyor. Deniz suyu sıcaklığının yarım derece arttığı Karadeniz’de, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık başta hamsi olmak üzere birçok balık türünü olumsuz etkiliyor. Periyodik büyüme, üreme ve gelişme süreçleri tehdit altında olan balık türleri, denizde yeterli soğuma olmayınca güneye doğru göç etme eğilimine giriyor.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, “Okyanuslardaki sıcaklık değişimi dünyadaki iklimi etkileyen ana faktördür. İklim değişikliğine bağlı olarak Atlantik’te oluşan basınç sistemlerinin Avrupa üzerinden Türkiye ve Karadeniz’i etkilemesi de aynı oranda değişime neden oldu. Bunun sonucunda Karadeniz’de de bu iklim değişiminin etkisi ile ısınma gerçekleşti. Yıl boyunca baktığımız zaman, soğumanın yeterince olmaması ne anlama geliyor? Ekosistem ve canlı yaşamı olarak Güney Karadeniz’de sıcaklığın kışın 7 derece ve yazın 26 derecelere kadar bir değişim aralığı var. Kışın deniz sıcaklığı 7 derecelere düştüğünde Karadeniz’in kuzeyinde, özellikle donmaya bağlı soğumalarda, balıklar güneye doğru hareket ediyor. İklim değişimine bağlı olarak kuzeyde yeterince soğuma meydana gelmeyince balık güneye doğru göç etme eylemine girebiliyor” dedi.

‘HAMSİ KARADENİZ’DE BULUNSA DAHİ AV VERMİYOR’

Deniz suyu sıcaklığının balık avcılığını da etkilediğini anlatan Prof. Dr. Erüz, “Sudaki sıcaklık değişimleri, balıkların ve diğer canlıların davranışlarında ciddi bir etki yapıyor. Örneğin hamsiyi avlarken bu fiziksel koşullardaki değişimin daha önceki yıllarda beklendiği gibi olmadığında; balığı beklediğimiz dönemde, beklediğimiz miktarda görememe şeklinde kendini gösteriyor. Bu balığın olmadığı anlamına gelmiyor. Balık toplanarak av vermediği için o balığı göremiyoruz. Aslında hamsi Karadeniz’de bulunsa dahi av vermediği için onu avlayıp, o yılki üretime katamıyoruz. Hamsiyi avlayamadık diyoruz. Aşırı avcılık mutlaka büyük bir etken ama asıl sebebi; iklim değişimine bağlı olarak deniz suyundaki beklenen dönemdeki, beklenen soğumanın gerçekleşmemesi de balık stoklarındaki davranışında değişikliğe neden oluyor. Balıkların yumurtlama, beslenme ve göç etme dönemlerinde değişimler meydana gelince beklediğimiz sezon içinde o davranışı görünce avcılığı yapamıyoruz. ya da o balığı o dönemde yeterince bulamıyoruz” diye konuştu.

‘CİDDİ VE BÜYÜK AZALMALAR SÖZ KONUSU’

?Karadeniz’de avlanabilen balık türlerinde ciddi azalmalar yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Erüz, “Isınmaya bağlı olarak tuzluluğa karşı toleransı yüksek olan, düşük tuzlulukta yaşayabilen Akdeniz türleri, ‘Akdenizleşme’ dediğimiz olay ile Karadeniz’e doğru giriş yapıyor. Bu organizmalara genelde istilacı ve yabancı türler diyoruz. Onlar eğer Karadeniz’de fırsatı bulursa yerli türlerin yerini almaya başlıyor. İklim değişikliğinin yanında aşırı avcılık ve kirliliğe bağlı balık miktarında ciddi ve büyük azalmalar söz konusu. Karadeniz’de 160 tür balıktan bahsederken; bugün avlanabilen 4-5 tür balık kaldı. Bu da Karadeniz’de, iklimsel değişim, kirlilik ve aşırı avcılığa bağlı balık stoklarındaki ciddi bir düşüşün göstergesidir ama bunun üzerinde en büyük etki yine insanın neden olduğu kirliliğe aittir” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/karadenizde-balik-turleri-azaliyor-iklim-degisikligi-ve-asiri-avcilik-etkili/feed/ 0
Türkiye’de yılda 170 bin kişide kalça kırığı meydana geliyor https://www.haber60.com.tr/turkiyede-yilda-170-bin-kiside-kalca-kirigi-meydana-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-yilda-170-bin-kiside-kalca-kirigi-meydana-geliyor/#respond Wed, 24 Jan 2024 08:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4818

TÜRKİYE’de yılda yaklaşık 170 bin kişide kalça kırığı meydana geliyor. Özellikle ileri yaşlarda tehlike yaratan kalça kırıklarının en büyük nedenlerinden biri de çevresel koşullar sonucu meydana gelen düşme ve kazalar. Kalça Diz Artoplasti Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Tuncay, özellikle ileri yaşlarda katarakta bağlı göz bozuklukları ve evde kaygan zemin, püsküllü halı gibi düşmeye neden olabilecek durumlara karşı uyardı. Kırık sonrası ise hastanın bir an önce ayağa kaldırılabilmesi için mümkünse bekletmeden ilk 24 saat içinde ameliyatı yapmanın, kalça kırığına bağlı ölümleri de azaltacağına dikkat çekti.

Kalça kırıkları özellikle ileri yaş, yani geriatrik hasta grubunun en korktuğu tablolardan birini oluşturuyor. Çünkü kırığa bağlı uzun süre yatağa bağlı kalma kaygısı, bununla beraber gelişen ek komplikasyonlar sonucu hastalar kaybedilebiliyor. Kalça kırıklarında hastanın durumu uygunsa mümkün olan en erken sürede ameliyatın yapılması, hastanın yatağa bağımlı kalmasının önüne geçiyor ve böylece ölüm riskini de azaltıyor. Kalça Diz Artoplasti Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tuncay, kalça kırıklarının sanıldığının aksine dış mekanlardan çok, ev içi ortamda da çok fazla meydana gelebildiğine dikkat çekerek özellikle püsküllü halı gibi hastanın ayağının takılıp düşmesine sebep olabilecek düzenlemelerden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Tuncay, toplumda en sık görülen ortopedik travmaların başında gelen kalça kırıkları hakkında önemli bilgiler verdi.

“YILDA 170 BİN KİŞİDE KALÇA KIRIĞI”

Kalça kırıklarının majör travmalarla çocukluk çağı dahil her yaşta görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tuncay, “Ama minör travmaları değerlendirdiğimizde, bizim açımızdan baş ağrısı yaratan grup 65 yaş üstü kişilerdeki kalça kırıkları. Yılda ortalama 170 bin civarında kalça kırığı vakasıyla karşı karşıya kalıyoruz ülkemizde. İlerlemiş yaş, kadın olmak, nörolojik problemler, göz-görme problemleri, en önemli risk faktörleri arasında sayılabilir. Yaşı ilerleyen hastalarımızda başta katarakt olmak üzere görme problemleri baş gösterdiği için, oldukça sık görülüyor buna bağlı düşmeler” dedi.

AMELİYATTA İLK 24 SAATİN ÖNEMİ

Sadece görme problemleri değil çevresel düzenlemelerin de yaşlı bireyler için kalça kırığı riski yarattığına değinen Prof. Dr. Tuncay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kolayca ayağa takılabilecek halıların olması, halıların kenarlarının olması ya da halılardaki püsküller, dış mekanlarda uygunsuz kaldırım taşları gibi faktörler başı çekiyor. Yaşlı hastalarımızın en çok korktuğu problemlerden bir tanesidir kalça kırığı. Kadın hastalarda osteoporozla birlikte menopoz sonrası kemiklerde zayıflama olduğu için, kırık riski erkeklere göre biraz daha yüksektir. Kalça kırığı yaşayan hastanın öncelikle psikolojisi bozuluyor. O nedenle amacımız bir an önce bu sıkıntılı süreçten psikolojik olarak hastayı çıkarmaktır. Bunun için de hastaları en uygun ve en kısa zamanda ayağa kaldırıp mobilize etmemiz gerekiyor. İlk 24 saat içerisinde (şartlar uygunsa) hastayı ameliyat edip ayağa kaldırabilirseniz, hızlı bir şekilde iyileşme sürecine giriyor ve hastayı kaybetme oranımız da düşüyor.”

“YENİ TEKNOLOJİLERLE KALÇA KIRIĞINA BAĞLI ÖLÜMLER AZALDI”

Hastanın kırık sonrası ameliyat süreçlerinin uzaması sonucu yatağa bağımlı psikolojisine girdiğinde “Ben kalkamıyorum” kaygısı yaşadığını ve bunun da riskli bir kısır döngüye yol açtığını belirten Prof. Dr. Tuncay, şu uyarılarda bulundu: “Hasta yattıkça düzelmesi zorlaşır, arkasında yaralar açılır, akciğerinde sıvı birikebilir ve ikincil sebeplerden hastanın ciddi problemler yaşayıp kaybedilmesine kadar gelişen bir süreç yaşanabilir. En erken zamanda ameliyat edilme oranı maalesef çok yüksek değil. Çünkü özellikle ileri yaş hasta grubunda tek bir problem yok. Kalp, tansiyon, kan sulandırıcı kullanımı gibi ek problemler; bunların optimize edilmesi, hastanın en uygun şartlara hazırlanması her zaman için ilk 24 saat içinde olamayabiliyor. Ama yeni teknolojilerin gündeme gelmesi, daha kaliteli ve güvenilir protezler, implantların geliştirilmiş olması, hatta robotik teknolojilerin işin içine girmesi, cerrahiye bağlı olası komplikasyonları düşürdü. Bu da hastaların sağ kalımını artırdı.”

ÖNLEM ALMAYA 20’Lİ YAŞLARDA BAŞLAMAK GEREKLİ

Kalça kırığından korunmanın, ileri yaşlarda değil henüz 20-30’lu yaşlardayken alınacak önlemlerle başlayacağını vurgulayan Prof. Dr. Tuncay, sözlerini şöyle noktaladı: “Kemiklerimizde kalsiyum ve D vitamini dengesini normal ve normalin üstünde tutmamız gerekiyor. Bu da 65 yaş sonrası alacağımız kalsiyum ve D vitamini destekleriyle olmaz. Asıl kritik olan, özellikle de kadınlarda, 20’li 30’lu yaşlardaki kalsiyum deposudur. O yüzden 20’li 30’lu yaşlardaki kadınlar mutlaka kalsiyumdan zengin beslenmeye dikkat etmeliler. İleri yaş hastalarımız da göz muayenelerini, nörolojik muayenelerini mutlaka yaptırmalı. 75 yaş üzerinde kalça kırığı olmasın diye alabileceğimiz iki önemli önlem daha var: Birincisi ev içerisinde yapılabilecek temel, basit güçlendirme ve denge egzersizleri. İkincisi de ev içerisinde alınabilecek fiziksel önlemler. Yani zeminin düz olması, uygun halı kullanımı, basamak varsa tutamağının olması, banyo içerisinde de klozetlerde, banyolarda tutamak yapılmasında fayda var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-yilda-170-bin-kiside-kalca-kirigi-meydana-geliyor/feed/ 0