Saha Eylem Koordinasyon Hücresi (CCAT) adlı grubun lideri Christian Tein, Çarşamba günü 11 kişiyle birlikte gözaltına alındı.
Grup Mayıs ayındaki ayaklanmaları organize etmekle suçlanıyor.
Yaklaşık 300 bin nüfuslu takımadayı etkisi altına alan ayaklanmalarda ikisi polis memuru, toplamda dokuz kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce kişi yaralandı.
Gerginlik Paris’in, bölgede 10 yıl yaşamış olan Fransızlara oy hakkı verilmesini öngören yasa tasarısını parlamentoya sunmasıyla başladı.
Teklif, bağımsızlık yanlısı, büyük oranda yerlilerden oluşan gruplar tarafından “yönetimdeki etkilerini azaltacağı” iddiasıyla eleştirildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 13 Haziran’da yasa tasarısını askıya aldı.
Avustralya ve Fiji arasında yer alan ve yaklaşık 170 yıldır Fransa toprağı olan Yeni Kaledonya’nın başkenti Noumea Başsavcısı Yves Dupas, Christian Tein’in “organize suç” olayları nedeniyle gözaltına alındığını söyledi.
Gözaltına alınan diğer kişiler arasında CCAT iletişim şefi Brenda Wanabo da bulunuyor.
AFP haber ajansına konuşan Wanabo’nun avukatı Thomas Gruet, “Müvekkilim kendisini burada bulacağını hiç düşünmemişti. Son derece şaşırmış durumda. Kendi gözünde o sadece bir aktivist” dedi.
Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin CCAT’ı “mafya tarzı bir örgüt” olarak tanımlıyor.
CCAT ise takımadadaki çatışmalardan sorumlu olmadığını savunuyor.
Fransa, Mayıs ayı boyunca Noumea’daki uluslararası havaalanının geçici olarak kapattı ve olaylara müdahale etmek üzere yaklaşık 3.500 güvenlik gücü personelini bölgede görevlendirdi.
Ne olmuştu?
Yeni Kaledonya’da oy kullanma hakkı şu anda yerli Kanaklar ve 1998’den önce Fransa’dan gelenlerle sınırlı.
Planlanan yasa değişikliği, en az 10 yıldır Yeni Kaledonya’da bulunanlar da dahil olmak üzere daha fazla Fransız vatandaşının oy kullanabilmesini sağlamayı öngörüyor.
Birçok Kanak siyasi güçlerinin azalacağından endişe ediyor ve gelecekte bir bağımsızlık referandumu yapmanın daha zor hale geleceğinden korkuyor.
Mayıs ayında mağazaların yağmalandığı ve kamu binalarının kundaklandığı olaylar sırasında Fransa Başbakanı Gabriel Attal olağanüstü hal ilan etti.
Bu Yeni Kaledonya’nın 1980’lerden bu yana yaşadığı en büyük iç çatışma.
Fransa Yeni Kaledonya’yı 1853’te sömürgeleştirdi ve 1946’da Kanaklara haklar tanıyarak burayı denizaşırı bir bölge haline getirdi.
Fransa ile Yeni Kaledonya arasındaki 1998 tarihli Noumea Anlaşması’nda Paris bölgeye daha fazla siyasi özerklik verme ve seçmen listesini o dönemdeki yerleşik halkla sınırlı tutma sözü vermişti.
Yani 1998’den bu yana bölgedeki seçmen listeleri güncellenmedi. Bu da adaya yeni yerleşenlerin oy kullanamaması anlamına geliyor. O tarihten bu yana adaya 40 binden fazla Fransızın yerleştiği tahmin ediliyor.
Yerli halk, adaya sonradan yerleşenlerin oy kullanmasının Fransa yanlısı politikalara destek sağlayacağını savunuyor.
1998’deki anlaşmadan sonra bölgede üç kez bağımsızlık referandumu yapıldı. İlk ikisini bağımsızlık karşıtları az farkla kazanırken, Aralık 2021’de yapılan son referandum, Covid nedeniyle erteleme talepleri kabul edilmeyen bağımsızlık yanlısı partilerce boykot edildi ve bu referandumdan da bağımsızlık kararı çıkmadı.
Bugün Yeni Kaledonya nüfusunun yaklaşık 112 binini yerel Kanak topluluğu oluşturuyor.
]]>Fransız hükümetinin “anayasal reform” adı altında Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanakları seçimlerde etkisizleştirmek için Ada’ya yerleştirilen Fransızları seçmen listesine alma girişimi, buradaki halkın tepkisini çekti.
Fransa’nın 1853’te kolonisi haline getirdiği Hint-Pasifik bölgesindeki Yeni Kaledonya’da seçmen sayısını artıracak ve dolayısıyla seçimle siyasi süreçleri etkileyebilecek potansiyele sahip reform, Ada’dan 17 bin kilometre uzakta Fransız Parlamentosunda görüşülürken, 13 Mayıs’tan itibaren bağımsızlık yanlısı Kanaklar gösterilere başladı.
Fransız hükümeti, Ada’nın bağımsızlık sürecini Paris’te alınacak karara terk etmek istemeyen yerel halka karşı kısıtlayıcı önlemler alırken başta başkent Noumea olmak üzere Ada’nın farklı noktalarında yaşanan olayları bastırmak için bölgeye polis ve jandarma sevk etti.
Ardından Ada’da 15 Mayıs’ta sosyal medya platformu TikTok yasaklandı ve 12 günlüğüne olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi.
Ada’da Fransız resmi kaynaklarına göre, 7 kişi hayatını kaybederken 370’ten fazla kişi gözaltına alındı.
Yeni Kaledonya halkı Kanakların köklü partilerinden Kaledonya Birliğinin Genel Sekreteri Dominique Fochi, Ada’nın Fransa tarafından bugüne kadar nasıl koloni olarak kullanıldığını ve bu süreçte yaşanan olayları AA muhabirine anlattı.
Fransa’nın 171 yıl önce 1853’te Yeni Kaledonya’yı ele geçirdiğini belirten Fochi, Ada’nın yerlisi Kanakların topraklarında Fransa’nın sömürgesini asla kabul etmediklerini, sürekli mücadele halinde olduklarını belirtti.
Fochi, “Ülkenin tarihi boyunca Fransa ve yerli Kanak halkı arasında sadece çekişmeli ilişkiler oldu.” ifadesini kullandı.
Fransa’nın Ada’yı elinde tutmak için yürüttüğü iskan politikasının yanı sıra burayı dışarıdan getirilen mahkumlar için hapishane olarak da kullandığını anlatan Fochi, Paris’in iskan politikasına karşı 19. yüzyılda Ada’da birçok direniş olayının yaşandığını kaydetti.
Fochi, Yeni Kaledonya topraklarının gaspı sırasında başkent Noumea bölgesinde yerli kabile üyelerinin, Fransız sömürge güçlerince öldürüldüğünü ve 1878’deki direniş hareketi sırasında 1000 Kanak ve 200 Avrupalının yaşamını yitirdiğini aktardı.
“Fransız tebaası olarak görülüyorlardı”
Kanakların 1887-1946 tarihlerinde oy verme hakkı olmadığını ve ABD’deki Kızılderililer gibi ayrı bir yasal yaşam alanı olan “rezervlere” sürüldüklerini söyleyen Fochi, şunları kaydetti:
“Yerli kanununa tabi tutuldular. Vergi ödemeleri, rezervlerden izinsiz çıkmamaları gerekiyordu. Oy verme hakları yoktu. Büyük Dünya Savaşları sırasında Fransa’nın kurtulmasına katkı sağlamalarına rağmen onlar vatandaş olarak değil, Fransız tebaası olarak görülüyorlardı.”
“Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi”
Fochi, Kanakların bir kısmının 1946’da, tamamının ise 1957’de oy kullanma hakkına erişebildiğini söyledi.
Çok sayıda Fransız’ın 1970’te çalışmak için Ada’ya geldiğini kaydeden Fochi, “Bu yüzden demografik ve özellikle de seçmen dağılımı dengesizleştirildi. Böylece Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi.” ifadesini kullandı.
Hükümetin 1972’de Messmer Kararnamesi ile Fransa’dan gelen sömürgecilerin özellikle Yeni Kaledonya’ya yerleşmelerini teşvik ettiğini belirten Fochi, “bu sömürgecilerin Ada’nın bağımsızlık taleplerini bastırmak için geldiklerini” ifade etti.
Fochi, 1980’lerde farklı Fransız hükümetlerinin Yeni Kaledonya dosyasını Paris’ten çözmeye çabaladığına işaret ederek, seçmen kütüğünün o dönem de tartışma konusu olduğunun altını çizdi.
Dominique Fochi, Kanakların 1983’te Nainville-les-Roches’da kaderlerini tayin etme haklarını sömürge döneminde Fransızlarca Ada’ya yerleştirilenlerle kullanmaya karar verdiklerini kaydetti.
Fochi, bu nedenle 1988’deki Matignon Anlaşması, yerli halkın bağımsızlık süreci için önem taşıyan 1998’deki Noumea Anlaşması ve ardından yapılan 3 referandumun tarihin mağdurlarını da kapsadığını anlattı.
Ada’da 1980’li yıllarda 90 kişinin öldüğü olayların ardından Matignon Anlaşması’nın biraz da olsa bölgede barışı pekiştirdiğini ifade eden Fochi, “sömürgesizleştirme anlaşması” olan Noumea Anlaşması’nın Fransız devletinin elindeki yetkilerinin Yeni Kaledonya’ya transfer edilmesini kapsadığını anlattı.
Fochi, bu anlaşmanın Ada’nın egemenliğine tümüyle kavuşması için en fazla 3 referandumun düzenlenmesini öngördüğünü, Yeni Kaledonya’da 2018’deki bağımsızlık referandumunun yüzde 43 “evet”, 2020’dekinin de yüzde 47 “evet” oyu aldığını aktardı.
Referandumlar her 2 yılda bir düzenlenirken, dönemin Fransız hükümetinin aceleci davranarak 3. referandumun Aralık 2021’de düzenlenmesine karar verdiğine değinen Fochi, aslında Kanakların, bu 3. referandumun Fransa’daki 2022 cumhurbaşkanı seçimi ve yerel seçimlerden sonra düzenlemesini istediğini dile getirdi.
Fochi, her şeye rağmen bağımsızlık yanlıları bu tarihi kabul edip referandum kampanyası için hazırlandığını belirterek, ardından Kovid-19 salgını nedeniyle, Ada’daki Geleneksel Senato ve bağımsızlık yanlısı Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisinin (FLNKS) kampanyanın uygun koşullarda düzenlenebilmesi adına referandumun ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiğini söyledi.
İlk iki referandum arasında bağımsızlıktan yana olan oyların artığına dikkati çeken Fochi, özellikle 3 referandumu kazanma şansları olduğunu ifade etti.
“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı”
Fochi, Kanakların erteleme talebine rağmen Paris’in 3. referandumu 2021’de düzenlemesini şöyle değerlendirdi:
“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı. Sonuç olarak Noumea Anlaşması’nı bozdu. Bu andan itibaren devleti tarafsızlığını kaybetmiş olarak kabul ettik.”
Kanakların gelenekleri gereği, salgın nedeniyle hayatını kaybedenler için 2021’de yas döneminde olduğunu, bu nedenle insanların evine girip siyasi kampanyalar yürütemeyeceklerini anlatan Fochi, salgın nedeniyle Ada’da 300 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.
Fochi, tüm bu nedenlerden ötürü 3. referandumun meşruiyetini kaybetmesi için bağımsızlık yanlılarının halkı oylamaya katılmamaya çağırdığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Her şeye rağmen bugüne kadar Fransa sadece hukuka bakarak bu 3. referandumun meşruiyetini tanımaya devam ediyor. Sömürgeleştirilmiş Kanak halkı katılmamışken referandumun meşru olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Bu ülkenin tarihine karşı bir hakaret. Ardından FLNKS’nin Fransız devletiyle her türlü bağı kestiği bir dönem oldu.”
Ada’da sükunetin sağlanması için uzlaşı sağlanması ve Fransız devletinin “tarafsız” davranması gerektiğinin altını çizen Fochi, seçmen kütüğünde değişiklere yol açacak anayasal reformun Ada’da uzlaşı sağlanmadan Fransa tarafından Parlamentoya sunulduğunu dile getirdi.
“Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu”
Fochi, hükümetin şu an yaptığı yanlışları, dönemin hükümetinin 1980’lerde Ada’da yaşanan olaylara götüren süreçte yaptığını kaydederek, reform mecliste geçmeden önce 6 kişilik Kanak delegasyonuyla Paris’e gelerek bu projenin riskleri konusunda milletvekillerini uyardıklarını söyledi.
Fransız yetkililerin kendilerine dinlemediğini ve oylamanın mecliste kabul edildiğini belirten Fochi, “Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu. Yasa tasarısı geri çekilseydi bunların hepsi engellenebilirdi.” dedi.
Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da olağanüstü hal ilan ederek, Kanak temsilcilerinin ev hapsine koyduğunu anlatan Fochi, diyaloğa devam edebilmek için FLNKS’nin Ada’ya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan reformun geri çekilmesini, OHAL’in kaldırılmasını ve ev hapsindekilerin serbest bırakılmasını talep ettiğini anlattı.
“6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz”
Fochi, “Hedefimiz, ülkenin tam egemenliğine kavuşması” diyerek, bağımsızlık yanlılarının barışçıl şekilde hareket ettiğini söyledi.
“Ne FLNKS ne de Saha Eylemleri Koordinasyon Birimi CCAT ülkeyi yakıp yağmalamaya çağırmadı. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle ilgili devleti, Fransız hükümetini uyarmak için 6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz.” ifadesini kullanan Fochi, Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da barışa götüren yoldan saptığını belirtti.
Fochi, “Herkesin Yeni Kaledonya’nın sömürgeleştirilmiş ülke olduğunu kabul etmesine ihtiyacımız var.” diyerek, Ada’nın “dekolonizasyon sürecinin” devam ettiğine dikkati çekti.
Noumea Anlaşması’nın 1998’den sonra Ada’ya gelenlere Yeni Kaledonya’daki yerel seçime oy hakkı verilmemesini öngördüğünü hatırlatan Fochi, anayasal reform yürürlüğe girdiği takdirde yerel seçime çoğu Fransa’dan gelen ek 25 bin 900 seçmenin katılacağını kaydetti. Fochi, bunun seçmenlerin yüzde 14’üne tekabül ettiğinin altını çizdi.
“Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar”
Bağımsızlık sürecindeyken Ada’ya dışarıdan gelenlerin oy kullanmasına izin veremeyeceklerini söyleyen Fochi, “Yeni Kaledonya, Okyanusya’da, Melanezya’da, Avrupa’da değil, Fransa’da değil. Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar.” dedi.
Fochi, Ada’da son haftalarda yaşanan olayların Kanak halkının sömürgeciliği kabul etmediğini ve etmeyeceğini gösterdiğini vurgulayarak, “Mücadelemiz doğru ve meşru ancak uluslararası düzeyde de gelip bize yardım etmeleri için çağrı başlatıyoruz çünkü ülkemizde sömürgesizleştirme sürecine saygı gösterilmesi için desteğe ihtiyacı olan Pasifik’teki küçük bir halkız.” diye konuştu.
Kanak gençlerin reforma tepki için seferber olduğunu aktaran Fochi, Yeni Kaledonya’daki olaylar sırasında milislerin genç Kanakları öldürdüğünü söyledi.
]]>Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapabilmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gayret gösterdiklerini söyledi.
Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna büyük bir coşkuyla devam edildiğini dile getiren Kacır, “Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını, yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknoloji sistemlerini dünyaya rekabetçi şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur.” şeklinde konuştu.
İnsansız hava araçlarında Türkiye’nin bugün dünyada bir numara olduğunu vurgulayan Kacır, bu ülkenin, milletin, devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarının alın, akıl teriyle, emeği, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştirildiğini ve güvenlik güçlerine teslim edildiğini belirtti.
Kacır, Türkiye’nin, savuma sanayisinde tarih, destan yazdığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Şimdi Türkiye’nin başarılarını bütün dünya konuşuyor. Bütün dünya yakından takip ediyor. Dostlarımız güven duyuyor, itimat duyuyor, huzur hissediyor. Hasımlarımız kıskanıyor, endişeye kapılıyor ama daha gidecek çok yolumuz var. Allah’ın izniyle hem savunma sanayisi hem sanayinin diğer alanlarında önümüzdeki dönemde daha büyük işlere hep birlikte imza atacağız. İşte bugün geldiğimiz nokta itibarıyla kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık, sildik attık.”
Kacır, sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorunda olduklarını, mücadelenin sınır ötesine taşındığını ve sınırların ötesinde kurulmaya çalışılan terörist haritalarını yırtıp attıklarını söyledi.
“İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli ve önemli”
Mehmet Fatih Kacır, teknolojik bağımsızlık olmadan ekonomik bağımsızlığın mümkün olmadığını belirterek, “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık mümkün değil. Yüz yıl önce tam bağımsızlık iddiasıyla kurduğumuz Cumhuriyet’imizi ancak teknolojik bağımsızlıkla geleceğe taşıyabiliriz. Bunu sadece savunma sanayisinde başarmamız yetmez, teknolojinin bütün alanlarında tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun tamamlandığını hatırlatan Kacır, bu milletin çocuklarının, başka milletlerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalin kalmadığını dile getirdi.
Türkiye’nin bugün sadece insansız hava araçlarında bir numara olmadığını, güneş paneli, ticari araç ve beyaz eşya üretiminde Avrupa’da çok önemli konumda olduğunu anlatan Kacır, bugün 255 milyar doları aşan ihracatıyla ülkenin dünyanın önemli bir üretim üssü olmayı başardığını vurguladı.
Bakan Kacır, hiçbir başarının tesadüf olmadığına, tüm bunların 22 yıla varan gayretin, emeğin, çabanın bir sonucu olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’yi bir üretim ülkesi haline getirdiklerini, Şebinkarahisar’ın da bu üretim kervanında daha güçlü şekilde rolünü alması gerektiğini söyledi.
Giresun’da yaptıkları yatırımları aktaran Kacır, Şebinkarahisar’ın da eğitim ve üretim hamlesini gerçekleştirmek için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.
Kacır, algı siyaseti yapanların değil, hizmet siyaseti, eser yapanların yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Taş üstüne taş koyanlara inanıyorum ki Şebinkarahisarlılar destek vermeye devam edecektir. Sadece Şebinkarahisar’da değil, tabii burada, yaşadığımız bu güzel şehirde, İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli, çok önemli. İstanbul’un kaybedecek bir dakikası daha kalmamıştır. İstanbul çok hızlı şekilde depreme hazırlanmak durumundadır. Bu hazırlıkları en iyi şekilde gerçekleştirmek, yüz binlerce yeni, güvenilir, sağlam konutu inşa etmek durumundayız. Bu şehrin trafik sorununu çözmek için yeni metrolar yapmalıyız. Bütün bunlar, açılış törenleri yapacağımız projelere imza atmakla olur, değil mi? Açılışını iptal etmek üzere bir araya geldiğimiz törenlerle olmaz. İnşallah, önümüzdeki dönemde nice projeleri, nice eserleri, bu şehre kazandıracak belediye başkanlarımızı, hem ilçelerimizde hem İstanbul’umuzda seçeceğiz.”
]]>