Üç çocuk annesi 47 yaşındaki Vahide Şefkatlioğlu, 15 Temmuz’da evde bulunduğu sırada kız kardeşinin telefonla arayarak “darbe girişimi” olduğunu söylemesi üzerine eşi ve bir oğluyla sokağa çıktı.
Çok sayıda vatandaşla Atatürk Havalimanı’na yürüdükleri sırada üzerlerinden tank geçmesi sonucu eşi şehit, kendisi de gazi olan Şefkatlioğlu, 1 yıl hastanede tedavi gördü.
Bacağına takılan protezi kullanamayan, 8 yılı hep birilerine muhtaç geçiren Şefkatlioğlu, artık kendi işlerini yapabilmek, çocukları ve torunlarıyla güzel anılar biriktirmek için bacağına uygun yeni bir protez yapılması amacıyla Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 aydır tedavi görüyor.
“Benim Türk askerimin bana saldıracağı 40 yıl düşünsem aklıma gelmez”
15 Temmuz günü ve sonrasında yaşadıklarını AA muhabirine anlatan Şefkatlioğlu, kız kardeşi darbe girişimi olduğunu söylediğinde iç savaş çıktığını düşünerek ağladığını ve hemen dışarı çıkmak istediğini belirtti.
“Normalde o kadar cesaretsiz bir insanımdır ki ama o gün Allah’ın gerçekten büyük lütfu, içimde bir gram bile korku yoktu.” diyen Şefkatlioğlu, o zaman 9 yaşında olan en küçük kızı ile ablasına “Siz evde kalın” diyerek, oğlu ve eşiyle dışarı çıktığını söyledi.
Kalabalığa doğru yürümeye başladıklarını belirten Şefkatlioğlu, şöyle devam etti:
“Benim Türk askerimin bana saldıracağı 40 yıl düşünsem aklıma gelmez. ‘Emniyete saldırı yapılmış’ dediler o alana doğru gitmeye başladık. Çıktığımızda çok fazla kalabalık yoktu. 15, 20 dakika geçince maşallah öyle bir akın oldu ki o gençleri görünce ben bir yandan ağlıyorum bir yandan tekbir getiriyorum. ‘Allah’a binlerce şükürler olsun, Allah’ın izniyle bu vatan yıkılmaz bu kadar ülkesini seven gençler varken’ diyorum. O günkü o vatan sevgisi, bayrak sevgisi başka bir şeydi. Gençlerin elindeki bayraklar, tekbir sesleri, bu kadar vatanını seven gençlerimizin olması çok gurur verici bir şeydi.”
“Al bayraklı üniformamı giyip de beni ezmesi ne kadar büyük acı”
Şefkatlioğlu, oğlunun bulundukları yerden karşı tarafa geçtiğini, eşi ve kendisinin de kalabalıkla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı karşılamak üzere havaalanına yürümeye başladığını anlattı.
Eşinin kendisine eve gitmesini söylediğini ancak “ölmek var, dönmek yok” diyerek bunu kabul etmediğini aktaran Şefkatlioğlu, otobana doğru yürümeye başladıklarını, bariyerlerden atlayarak otobana geçtiklerini ifade etti.
Yaklaşık 15, 20 dakika yürüdükten sonra arkasına baktığında çok büyük bir kalabalık gördüğünü aktaran Şefkatlioğlu, o an yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Oradan tankın geçmesi imkansızdı. Tankın oradan geçmesi için içindekinin insan değil canavar olması lazım. Bir insan karıncayı ezemezken bu kadar merhamet duygusunu yitirmiş insanların olması, al bayraklı üniformamı giyip de beni ezmesi ne kadar büyük acı, bunun zaten izahı bile yok. Karşınızdaki düşman olsa diyeceksin ki ben düşmana karşı savaşıyorum. Ama bu benim tankım, benim silahım ve bunlarla bizi vuruyorlar, eziyorlar. 15 dakika sonra ateş etmeye başladılar. Ben tankı görmedim. Ateş insanların üstüne saçılmaya başladı. Herkes koşmaya başladı. Herkes bir kenara kaçmaya başlayınca eşim de bana ‘biz bariyerlerin üstünden atlayalım’ dedi. Ben de eşime ‘sen üstten atla ben alttan geçeyim’ dedim. Eşim ayağını bariyerlerin üstüne attı. Ben alttan elimi koydum. Tank o anda üstümüzden geçti. O kadar hızlı geliyormuş ki sadece ‘Allah’ dedim. Şuurumu kaybetmedim. Bir çocuk ‘ablayı kurtaralım’ diye bağırmaya başladı. Kimisi ‘Ambulans gelsin’ diyordu. Biri de ‘Ambulans gelirse kan kaybından ölebilir çünkü bacakları kopmuş’ dedi ve beni bir araca bindirdiler. Acı falan da hissetmedim. Gerçekten Allah hiçbir acı hissettirmedi bana.”
“İmanımızla, vatanımızı kanımızın son damlasına kadar koruduk”
Vahide Şefkatlioğlu, 2,5 ay yoğun bakımda tedavi gördüğünü, 1 yıl da hastanede kaldığını belirterek, uyandığında ilk olarak “Vatan kurtuldu mu?” diye sorduğunu dile getirdi.
Sonrasında sol bacağının kesileceğini öğrendiğini anlatan Şefkatlioğlu, eşinin durumunun da ağır olduğunu söylediklerini ifade etti.
Sağ bacağından ise 8 ameliyat olduğunu belirten Şefkatlioğlu, “Bir yıl boyunca sağ bacağımı kurtarmaya çalıştılar. 6 ay elimi kullanamadım, parçalanmıştı. Dikiş tutmadığı için zımbalıydı. Doktorlar ‘Senin ölüm kağıdını yazıyorduk ama mucize gibi kurtuldun’ dedi. Eşimin vefatını 1,5 ay sonra öğrendim. Herkese ‘Eşim nerede, nasıl, ne oldu?’ diye soruyorum, yalvarıyorum, görmek istiyorum. Oğlum, ‘Anne, babam şehit oldu’ dedi. Ne mutlu ki şehit olmuş. Allah’tan gelen baş göz üstüne. Onun gururu çok büyük bir şey.” diye konuştu.
O gün dışarı çıktığı için asla pişman olmadığını vurgulayan Şefkatlioğlu, “Vatan için bir kere değil bin kere yine ölürüz. Bir Vahide gider, bin Vahide gelir. Bir Mehmet gider bin Mehmet gelir. Ama bir vatan geri gelmez. O geceye herkes kanlı gece diyor. Biz o kanlı geceyi şanlı geceye çevirdik. Onurumuzla, gururumuzla, elimizdeki iman gücüyle gerçekten vatanımızı kurtardık. Onlar tanklarla, tüfeklerle geldi, biz imanımızla, vatanımızı kanımızın son damlasına kadar koruduk.” ifadelerini kullandı.
“Bundan sonra kimseye bağımlı olmak istemiyorum”
Şefkatlioğlu, çocuklarının babasız büyümesinin çok zor olduğunu, onlara hem anne hem de baba olmaya çalıştığını belirterek, “Ben bu yola da Allah için çıktığımdan mükafatını Rabbim verecek bana. Onun takdirini kazanmak bence her şeyden daha önemli. Elhamdülillah ki Rabbim bize bu şerefi, onuru verdi. Bu gururu 3 evladım da yaşıyor. Böyle bir babaya sahipler. Zaten mükemmel bir insan, çok iyi bir babaydı. Evlatları için her şeyi yapıyordu.” dedi.
15 Temmuz sonrası bacağı kesilerek protez takıldığını ifade eden Şefkatlioğlu, ancak 8 yıldır doğru düzgün yürüyemediğini dile getirdi.
Bu yıl Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yeni bir protez için tedavi sürecine girdiğini aktaran Şefkatlioğlu, şöyle konuştu:
“Bacağım aşırı derecede ödem toplamıştı. Eski protezi taktığımda dengemi kaybediyordum, düşüyordum. Geldiğimden beri buradaki herkes gerçekten çok güzel ilgileniyor. Artık kendi ihtiyaçlarımı karşılamak istiyorum. Bundan sonra kimseye bağımlı olmak istemiyorum. Yanımda biri olmadan dışarı çıkamıyorum ve artık tek başıma bir şeyler yapmak istiyorum.”
Eşi hayattayken küçük bir restoran açmayı düşündüklerini aktaran Şefkatlioğlu, “Allah da nasip ederse eşim ve kendi adıma böyle bir şey yapmayı düşünüyorum. Bir de 18 yaşında bir kızım var. O kızım 9 yaşından beri bana hep anne oldu. Artık ben ona anne olmak istiyorum. Onunla bir şeyler yapmak istiyorum. Çünkü o da çok yıprandı. Hep bana baktı. Küçüklüğünü yaşayamadan büyüdü, her şeyimi o yapıyordu. Ona anne olmak istiyorum. Onu bir yerlere götürmek, onunla vakit geçirmek istiyorum artık. Onun da bir annesi olduğunu hissettirmek istiyorum.” dedi.
Şefkatlioğlu, iki torunu olduğunu, onlarla da vakit geçireceği günleri düşündüğünü söyledi.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından yargılanan bazı askerlerin serbest kalmasının canını acıttığını vurgulayan Şefkatlioğlu, “Onların serbest kalmasını istemiyorum. Ben burada bir bedel ödediysem onların da bedel ödemesini istiyorum. Vatanımızın tekrar böyle bir şey yaşamasını istemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetmişti. Asrın felaketinden en çok etkilenen kentte, birçok insan enkaz altında uzuvlarını kaybetti. 6 Şubat depremlerinde sol bacağını enkazda kaybeden 36 yaşındaki Ali Şabanoğlu, depreme Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’nde yakalandı. Eşi ve oğluyla enkazda kalan Şabanoğlu, çöken yuvasının molozlarından yemek masasının altında oluşturduğu yaşam alanıyla kurtuldu. Enkaz altından 52 saat sonra kurtarılan Şabanoğlu’nun sol bacağı ampute edildi ve yerine protez bacak takıldı. Bir yıl boyunca tedavileri devam eden Şabanoğlu, ayağına takılan protez ile şehrine geri döndü. Bir yıl sonra Hatay’a gelen Şabanoğlu, 2001 yılından beri yaptığı perde işine devam etti. 23 yıldır perde işini severek yapan Şabanoğlu, konteynerlere, evlere ve yurt içine satışlar yapıyor. Perdelerin imalatını kendisi yapan Şabanoğlu, ortalama 3 metre tülü ve güneşliği olan perdenin fiyatı bin 200 TL olarak satılıyor. Depremde evi ve iş yeri yıkılan Şabanoğlu, asrın felaketinde yaşadığı acıları unutmak için 23 yıldır severek yaptığı işini hevesle sürdürüyor.
“Mutfaktaki yemek masasının altında kendime bir yaşam alanı oluşturdum”
Asrın felaketinde 52 saat sonra enkazdan kurtulan depremzede Şabanoğlu, “Evimde yakalandım. Ben evin girişinde depreme yakalandım. Ondan sonra mutfaktaki yemek masasının altında kendime bir yaşam alanı oluşturdum ve oraya sığındım. Eşim ve oğlum da salonda yakalandı ama çok şükür onlar 2-3 saat sonra sağ salim çıkarıldı. Ben çok kötü bir yerdeydim. O yüzden iki gün sürdü. Ondan sonra 7 saat sonra beni çıkardılar. 6 Şubat depreminde ben 45 saat enkazda kaldım. 7 saatlik bir kurtarılmayla toplam 52 saat enkazda kaldım. Ondan sonra hastanede bacağım ampute edildi ve tedavi süreci başladı. Ondan sonra protezim takıldı. Bir yıl boyunca tedavi olduktan sonra Hatay’a tekrar geri dönüş yaptım” dedi.
“Depremde yaşanan acıları unutmak için kendimi işe veriyorum”
2001 yılından beri perde işi yapan depremzede Şabanoğlu, “Depremden sonra bir an önce gelip işimi yapabilir miyim, yapamaz mıyım şeyinde kendimi deneme sürecine girdim. Denedim oluyor. Ondan sonra da işime devam ettim. Burada kendi imkanlarıyla ev yapanlara konteyner kentlere perde yapmak isteyenler ve yerinde dönüşüm yapanlara elimizden geldiğince uygun fiyat verip onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Şehir dışından isteyenler de oluyor. Genelde Mersin, İstanbul, Antalya’ya iş yerine başladıktan sonra, işime başladıktan sonra gönderim yaptım. Bir tülün metresi 100 liradan başlıyor ve 250-300 liraya kadar devam ediyor. 3 metrelik bir perde tülü ve güneşliğiyle birlikte bin 200 TL para yapar. Psikolojik olarak kendimi çok rahat hissediyorum. Özellikle yoğun çalıştığım zaman bacağımda protez olduğunu unutuyorum. Depremde yaşadıklarımızı, bacağımın ampute edilmesini ve yaşanan acıları unutmak için kendimi işe veriyorum” ifadelerini kullandı. – HATAY
]]>Özkartal, 15 yaşındayken kemik kanseri nedeniyle gördüğü tedavi sürecinde hastalığının vücuduna yayılmaması amacıyla doktorların önerisi üzerine sol bacağının kesilmesine ailesiyle karar verdi.
Çocukken severek oynadığı futbola, en iyi kullandığı sol bacağını kaybetmesi sonucu veda etmek zorunda kalan Özkartal’ın yolu, 20 yıl sonra koltuk değnekleriyle de olsa yeniden yeşil sahalarla kesişti.
Kayseri Bedensel Engelliler Spor Kulübü ve Özel İdare Ampute Futbol Kulübünün başarısı için yıllarca ter döken Özkartal, kurucusu olduğu ve futbol oynadığı Anadolu Erciyes Engelliler Spor Kulübünde 2018 yılından itibaren başkanlık yapıyor.
Özkartal, AA muhabirine, çocukluk aşkı olan futbol için halen ter döktüğünü, bundan mutluluk duyduğunu söyledi.
Koltuk değneği yardımıyla futbol oynadığını anlatan Özkartal, şunları kaydetti:
“Kemik kanseri teşhisiyle 15 yaşında bacağım kesildi ve yıllarca hayatımı bu şekilde sürdürdüm. O yaşıma kadar okul takımında ve köy takımında futbol oynadım. Sol ayağım çok iyiydi, hatta arkadaşlarım bensiz futbol oynamazdı. Sol bacağım kesilince bunlar içimde ukde olarak kaldı. Ampute futbol karşıma çıkınca içimdeki ukdeyi yaşama fırsatı doğdu. 2008 yılında ilk kez televizyonda tanıştığım ampute futbolda mücadele etmem için ertesi gün teklif geldi. Ben de böylece kendimi tekrar yeşil sahalarda buldum.”
Özkartal, Ampute 1. Lig’de mücadele veren Anadolu Erciyes Engelliler Spor Kulübü’nün başarısı için yaklaşık 10 yıldır ter döktüğünü belirterek, aynı zamanda kulüp başkanı olarak da mücadele verdiğini ifade etti.
Hem başkan hem futbolcu
Futbolun her alanında yer aldığını anlatan Özkartal, şöyle konuştu:
“Futbol oynarken aynı zamanda başkan olarak kulübün farklı işleriyle de uğraşıyorum. Sponsor bulma, gelir giderlerin hesaplanması ve federasyonla olan işleri yapıyorum. Üzerime düşen işleri hakkıyla yerine getiriyoruz. Hatta federasyondan veya çalıştığım kurumdan teşekkür geliyor. ‘Ben başkanım, antrenmana çıkmayacağım’ demiyorum. Niye, çünkü öncü olmam lazım. Yani benim arkadaşlara örnek olmam lazım. Biz istiyoruz ki gençler bulalım. Gençler gelsin, oynasın. Kadromuz kısıtlı olmasa ben yedek oynarım ama oyuncumuz olmadığı için ve futbolu sevdiğim için asıl oynuyorum. Genelde stoper mevkisindeyim. Tabii bu değişebiliyor, ileriye top dağıtıyorum. Futbolu çok seviyorum. Çok zorluklar yaşadım ama evlendim, çocuklarım oldu, işim var. Hayatımı böyle devam ettirdim.”
Özkartal, futbolun kendilerine iyi geldiğini vurgulayarak, “Sahaya çıktığımız zaman gerçekten bir rahatlama oluyor. Antrenman gelsin istiyoruz. Burada özgürüz. Bunlar bizim için beyin jimnastiği, beyin antrenmanı da oluyor. Topa vurmak, pas atmak bunlar mutlu eden, motive eden faktörler.” dedi.
Kocasinan Belediyesinin kendilerine destek olduğunun altını çizen Özkartal, bu sezonu 4. sırada bitirdikleri ligde Anadolu Erciyes Engelliler Spor Kulübü olarak gelecek sezon şampiyon olmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
]]>HATAY – Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinde enkaz altında bir bacağını kaybeden Murat Akkoç, yeni proteziyle artık yürüyebiliyor.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinin yıkıma uğrattığı şehirlerden Hatay’da kaldığı enkaz altında bir bacağını kaybeden 47 yaşındaki Murat Akkoç’a, merkezi İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan İrade Adımları Derneği tarafından ücretsiz olarak protez bacak takılarak fiziki tedavisi yapıldı. Kaybettiği bacağına protez takılan Akkoç, artık yürüyebiliyor.
“4.17’de her şeyimizi kaybettik”
Asrın felaketine Hatay merkez Antakya ilçesindeki işyerinde yakalanan ve dışarı çıktıklarında bina üzenlerine devrilen, ikinci depremi de enkaz altında yaşayan 47 yaşındaki Murat Akkoç, “6 Şubat’ta 4.17’de her şeyimizi kaybettik. Sevdiklerimizi, evimizi, arabamızı, malımızı, mülkümüzü her şeyimizi kaybettik. Sevdiğimiz insanları, ayağımı kaybettim. Sevdiğim insanlar kolunu kaybetti, iki bacağını kaybetti” dedi.
“Enkaz altında kendimi değil sevdiklerimi düşündüm”
Restoranların saat 04.00’te kapandığını, temizlik sonrası kahve içmeye başladıklarını hatırlatan Akkoç, “Depremde 4.17’de iş yerindeydim. İş arkadaşımla kahve içiyorduk. Deprem olduğunda biz binadan uzaklaştık. İş yerinden çıktık, ikinci caddeye kadar yetiştik, kafamı kaldırdığımda gökyüzü parlaması oldu. Bembeyaz bir gökyüzü parlaması, o esnada binaya baktığımızda bina üstümüze geldi. Tabii kaçamadık, yerin su gibi kaynaması, sağa sola vurması bizi enkaz altında bıraktı. 14 saat enkaz altında kaldım. İkinci depreme enkazda yakalandım. 7,6 depreminde enkaz altındaydım. Enkaz altında kendi canımı değil, sevdiklerimi düşündüm. Hep aklım onlardaydı. Ben o esnada ayaklarımı çıkarmaya çalıştım ama çıkartamadım. Ayağımın üstüne kolon düşmüş. Bir metrelik alanda 5 arkadaştık. Kimisi kolundan, kimisi ayaklarından, kimisinin kafatası çatlamıştı. Belli bir süre sonra sesimizi duyurduk ve bizi enkazdan çıkardırlar” ifadelerini kullandı.
Önce parmakları, sonra bacağı kesildi
Enkaz altından kurtulduktan sonra ailesine haber vermeye çalıştığını, 15 kişilik ailesinin depremde hayatını kaybettiğini öğrendiğini hatırlatan Murat Akkoç, hayatta kalan abisinin kendisiyle ilgilendiğini ve ambulansla hastaneye kaldırdıklarını söyledi. Hatay’daki hastaneden Adana Şehir Hastanesi’ne, buradan özel bir hastaneye gönderdiklerini hatırlatan Akkoç, kendisinin istemesi üzerine İstanbul’da bir hastane sevk edildiğini belirtti.
Akkoç, önce parmaklarının kesildiğini hatırlatarak, “Kestikten sonra enfeksiyon durmadı. Durmayınca kırık yerden kestiler. Üç operasyon geçirdim, 2,5-3 ay hastanelerde yattım” diyerek yaşadıklarını anlatı.
“Yürümeyi özlemiştim”
Hastaneden protez için İrade Adımları Derneği’ni tavsiye ettiklerini söyleyen Akkoç, “Protez benim hayatımı çok değiştirdi. Çünkü yürüyemiyordum, tek ayakla bastonların desteğiyle yürüyordum. İnsan suyunu bile kalkıp dolduramıyordu. Tek ayakla çok zor. Ama protez gerçekten benim hayatımı çok değiştirdi. Yürümeyi özlemiştim. Protez olunca ayağa kalktık çok şükür” diye konuştu.
“Ampüte olduktan sonra bile hedefinden şaşmadı”
Murat Akkoç’un depremde kızı hariç tüm yakınlarını kaybettiğini hatırlatan Fizyoterapist Renim Elşeyh, “Bu hayatta tek kalan kızını en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefleyen Murat bey, ampüte olduktan sonra bile bu hedeften şaşmayarak bizim verdiğimiz tüm egzersizlere uyarak tez zamanında dengesini tuttu ve protezle düzgün bir şekilde yürüyebildi” dedi.
“Aktif spor yapan biriydi”
Protez Ortez Teknikeri Samet Yılmazer ise Murat Akkoç’ın dernek merkezine ilk geldiğinde kendisindeki o üzüntüyü hissettiklerini vurgulayarak, “Çünkü Murat Bey gerçekten aktif bir hastaydı. Hastalığından önce aslında çok aktif spor yapan bir bireydi. Bunun için Murat Bey’e buna yönelik biz protez seçmeliydik. Kendisiyle gereken görüşmeleri ve muayeneleri yaptık. Daha sonra ölçü aşamasına geçtik ve ölçümüzü aldık. Gereken şekilde uygulama süreçlerini işledik. Kurulumu gerçekleştirdik. Bir tez soketi hazırladık” diye konuştu.
“Yüzündeki o gülücükler bizi de mutlu etti”
Bu tez soketi taktıklarında Murat Akkoç’un umudunu görebildiklerini vurgulayan Yılmazer, “Uygulama süreci gerçekten zor geçmişti. Ama kendisindeki değişim sürecini görünce biz de mutlu oluyorduk. Güzel bir uygulama sürecinden sonra nihai soketi elde ettik. Tam bir protezin kurulumu tamamladık. Murat Bey’in yüzündeki o gülücükler bizi de mutlu etmeye başlamıştı. Umarım bir daha böyle bir afet yaşanmaz. Tüm Türkiye’ye geçmiş olsun” diyerek açıklamasını noktaladı.
]]>Suriye’nin İdlib kentinde annesi Amine Elfecir ile birlikte yaşayan 13 yaşındaki İbrahim Elfecir’in kemik kanserine yakalandığı belirlendi. Devam eden iç savaş nedeniyle tedavisi tam olarak yapılamayan İbrahim’in 7 ay önce sol bacağı dizinin üzerinden kesildi. Daha iyi imkanlarda tedavi olmak isteyen İbrahim ve annesi, Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yaparak, Denizli’de yaşayan ağabeyi Muhammed Elnes Elfecir’in yanına yerleşti. Tedavide geç kalınması nedeniyle sol bacağı hastalığın tespit edildiği bölgenin 10 santimetre üzerinden kesilmek zorunda kalan İbrahim, iyileşebilmek için zorlu bir tedavi sürecine girdi.
Ülkeye giriş işlemleri Hatay’dan yapıldığı için sadece Adana’daki bir hastanede kemoterapi almasına izin verilen İbrahim, ayda birkaç kez Denizli’den 11-12 saat otobüs yolculuğu yaparak tedavisini sürdürüyor. Her seferinde önce Hatay’a giderek sevk belgesi alan İbrahim ve ailesi, bazen boş yatak bulamayınca hastane bahçesinde gecelemek zorunda kalıyor. Koşup oynayan yaşıtlarını duygu dolu gözlerle izleyen İbrahim, yolculuk nedeniyle daha da yorgun düşmesi nedeniyle tedavisine ağabeyiyle birlikte yaşadığı Denizli’de devam edebilmek için yetkililerden yardım bekliyor.
7 ay önce bacağı kesilen kardeşinin 6 aydır Denizli’de yanında kaldığını belirten Muhammed Elnes Elfecir, “Denizli’de yaşıyorum, 6 yıl oldu buraya geleli. Küçük kardeşim kemik kanseri hastalığına yakalandı. Ayağı Suriye’de kesildi ve Türkiye’ye tedavi için geldik. Şu anda Adana’da tedavi görüyor. Ben Denizli’de yaşıyorum ve kemoterapi için her seferinde Denizli’den Adana’ya gidip geliyorum. Çocuk çok yoruluyor ve çok masraflı oluyor. Önce Hatay’a gidiyorum, oradan Adana’daki hastaneye sevk alıyorum. Kardeşimin yatışı yapılıyor ve ben geri geliyorum çalışmak için. Durumumuz yeterli değil ve ben yardım istiyorum. Tek başıma çalışıyorum. Burada hem anneme ve kardeşime bakıyorum hem de Suriye’deki aileme para gönderiyorum. İbrahim kemik kanseri ve kemoterapi alıyor. Şu ana kadar 12 kez kemoterapi aldı ve almaya devam edecek. Her seferinde Adana’ya gidip gelmekten çok yoruluyor. Türkiye’ye tedavi olmak için geldik ve burada okula gitmedi. Bize sadece tedavi için siyah kimlik verdiler. Tedaviye Denizli’de devam etmek istiyoruz ve sizden yardım bekliyoruz” dedi.
Oğlunun yaşadıklarını yaşlı gözlerle anlatan anne Amine Elfecir de, “Çocuğum her hafta 11-12 saat Adana’ya gidip gelmekten çok yoruluyor. Bedeni güçsüz kalıyor. Yaşlı olduğum için ben de çok yoruluyorum. Masrafları karşılayamıyoruz. Durum çok kötü. Burada Pamukkale Üniversitesi’nde tedaviye devam etmek istiyoruz. Adana’ya hemen gitmiyoruz. Önce Hatay’a gidiyoruz ve oradan sevk alıp tekrar Adana’ya gidiyoruz. Eğer yatış yoksa birkaç gün dışarıda battaniyenin üzerinde yerde yatıyoruz ve bekliyoruz” diye konuştu.
İyileşip yaşıtlarıyla birlikte oyunlar oynayabileceği günleri hasretle bekleyen İbrahim ise, “Devletten yardım istiyoruz. Denizli’de tedavi görmek istiyorum” diyerek yetkililere seslendi. – DENİZLİ
]]>Alınan bilgiye göre, demir korkuluklara saplanmış bir kedi olduğuna dair ihbar alan Mersin Büyükşehir Belediyesi, ilk olarak itfaiye ekipleri ile bölgeye ulaştı. Mezitli’deki bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan kediyi korkulukları keserek kurtaran ekipler, Mersin Büyükşehir Belediyesi veterinerlerine teslim etti. Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde tedavisi yapılan sağlıklı bir şekilde yürümeye başlayan kedi, alışkın olduğu ve beslendiği doğal ortamına bırakıldı. Zamanında müdahale ile kedinin bacağının ampute edilmeye gerek kalmadan kurtarıldığı ifade edildi.
“Can dostlarımıza gerekli tüm ilgiyi gösteriyoruz”
Yaralı kedinin bacağını eski sağlığına kavuşturduklarını anlatan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde Veteriner Hekim olarak görev yapan Yusuf İncir, “Yapılan ilk tespitler sonucunda, balkon demirinin bacağından yaklaşık 10-15 santimetre civarında geçtiği görülmüştür. Yapılan dezenfeksiyon ve temizlik işlemlerinin ardından, balkon demiri anestezi altındaki kedinin bacağından çıkarıldı. Çıkarılırken dokuya mümkün olduğu kadar zarar vermemeye dikkat ettik. Yaptığımız tespitlerde kaslardan bir tanesinin kopmuş olduğu, yalnız sinir dokusunda herhangi bir hasar oluşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan yara temizliği ve dezenfeksiyonun ardından, kopan kas kısmı dikişle tekrar eski haline getirildi. Dezenfeksiyonun ardından, yırtılan ve hasar gören dokuların dikiş işlemini gerçekleştirdikten sonra, deri dikişi ile işlemimizi tamamladık. 12 gün zarfında kedimiz sağlığına kavuştu” ifadelerine yer verdi.
Sahipsiz sokak hayvanlarını tedavi ettikten sonra doğal ortamlarına bıraktıklarını ifade eden İncir, “Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, can dostlarımıza gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Elimizden geldiği kadar onları tedavi etmeye ve işlemlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Sadece sokak hayvanlarına hizmet ediyoruz. Burada gerek kısırlaştırdığımız, gerekse de tedavisini yaptığımız hayvanları, süreç sonunda doğal ortamlarına geri bırakıyoruz” dedi.
“Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım”
İkamet ettiği Mezitli’de yaklaşık 60 kediye bakan Yerel Hayvan Koruma Gönüllüsü Canan Keven, bir sabah sitesindeki bir kedinin sesine uyandığını ve demir korkuluklara saplandığını söyledi.
Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’ni aradığını, ardından da Alo 185’i arayarak ihbar oluşturduğunu anlatan Keven, “Yarım saat içerisinde geldiler. Onlardan tek bir ricam vardı. ‘Kediyi arka tarafa bırakmayın’ dedim. Çünkü saplandığı demir kesildi. Yanlarında tutmalarını rica ettim, onlar da bu isteğimi yerine getirdiler. Başta başkanımıza, barınak müdürümüze ve görevli arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Benim canım, tamamlanan tedavisi sonrasında sapasağlam geldi. O kadar çok mutluyum ki, sanki bana dünyalar bağışlanmış gibi” şeklinde konuştu.
Bakımını üstlendiği can dostların belediyenin bakımevinde kısırlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Keven, “Bütün vatandaşlardan tek bir talebim var. Mersin Büyükşehir Belediyesine Alo 185’i arayarak başvurabilirler. Bütün hayvanseverler bilirler ki onlar bizim için bir hayvan değil, bir can. Allah’ın sessiz kulları. Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım” ifadelerine yer verdi. – MERSİN
]]>