“İSTİSMAR EDİLDİĞİMİ SÖYLEDİĞİM İLK İFADEM DOĞRU DEĞİL”
Doktor Mehmet Ender Saraç hakkında, Beşiktaş’ta 2017-2021 yılları arasında 13 yaşındaki oğlu M.S.’ye cinsel istismar uyguladığı iddiasıyla açılan davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 34.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Ender Saraç ile müşteki Benan Saraç hazır bulundu. Müşteki çocuk M.S. (14) ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlanırken taraf avukatları da katıldı. Duruşmada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı pedagogu eşliğinde beyanda bulunan müşteki çocuk M.S, ilk verdiği ifadenin doğru olmadığını söyleyerek “İkinci olarak verdiğim cinsel istismar olayının gerçek olmadığını belirttiğim ifadem doğrudur. İlk olarak o şekilde ifade vermemin sebebi annemle babamın evlerinin ayrılmasıydı” dedi.
“BABAM BENİ BASKI ALTINA ALIYORDU, UTANMASI İÇİN BÖYLE BİR ŞEY YAPTIM”
Beyanlarında babasının kendisine sürekli pis kokuyorsun dediğini belirten M.S., “Sürekli yediğime içtiğime karışıyordu. Kontrol altında tutmaya çalışıyordu beni. Anneme barışması için sürekli baskı yapıyordu. Evin etrafına sopalar saklamıştım, korkuyordum. En son böyle bir yola başvurdum. İlk olarak istismar olayını anneme söyledim, bana inanmadı. En son inanmaktan başka çaresi kalmadı. Raporlu olduğum halde okula gitmiştim, annemin haberi yoktu. Bunu yapmamda ki amacım olayı rehber öğretmenime anlattıktan sonra babamın oraya gelip utanması ve beni bir daha baskı altına alamayacak düşüncesiydi” ifadelerini kullandı.

“BABAM BENİ İSTİSMAR ETMEDİ AMA ANNEME FİZİKSEL OLARAK SALDIRDI”
Diğer ifadesini farklı vermesinin sebebinin babasının sürekli annesi Benan Saraç’ı suçlamış olması olduğunu söyleyerek, “Allah korkum vardı. Beni baskıladığı için böyle bir yola başvurmuştum. Babam beni istismar etmedi. Babamı en son 2 yıl önce gördüm. Babam anneme fiziksel olarak saldırmıştı. ‘Kariyerim sarsıldı’ siniri ile annemi öldüreceğini düşündüğümden gerçeği anneme söyledim Mahkemeden babam için ömür boyu uzaklaştırma talep ediyorum” şeklinde konuştu.
“OĞLUM EZBERLETİLMİŞ BİR İFADE VERMİŞTİ, MASUM OLDUĞUMA EMİNİM”
Çocuğun verdiği ilk ifadenin ezberletildiği söyleyerek savunma yapan Ender Saraç “Gerçek olan sonradan verdiği beyanıdır. Ben oğlumu 8 aydır görmüyorum. Sesi değişmiş ve çok özledim. Bir şeyler ezberleterek ifade vermesini sağlamam bu yüzden mümkün değil. Masum olduğuma yüzde yüz eminim. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Ara kararını açıklayan mahkeme, duruşmaya SEGBİS aracılığı ile bağlanan müşteki çocuk M.S.’nin beyanlarının incelenmesi için çözümünün beklenmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, mağdur M.S.’nin 5 Aralık 2023’de öğrenim gördüğü okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirilmesiyle soruşturmaya başlandığı aktarıldı.
Hazırlanan iddianamede, mağdur M.S.’nin şeref ve namusunu ilgilendiren bir konuda şüpheli Mehmet Ender Saraç’a iftira atmasını gerektirir ciddi bir neden bulunmaması, aralarında daha önceden husumet olmaması, mağdurun olayı okuldaki öğretmenlerine anlatmış olması, annenin sonradan olaya dahil olması ve öğretmenlerine açılan çocuğun ifadelerinin yönlendirme etkisinde olduğu ya da kurgudan ibaret olduğu ihtimalinin olmaması, bu gerekçeyle ise mağdurun ilk verdiği ifadenin samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği kaydedildi.
Hazırlanan iddianamede şüpheli Mehmet Ender Saraç’ın ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 12 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
]]>“KIZIMIN BABASI OLAYI BİLMESİNE RAĞMEN GELMEDİ”
Kızını burnunun sürtmesi için kendi isteğiyle Çocuk Esirgeme Kurumu’na gönderdiğini söyleyen Deniz Akkaya, X hesabından peş peşe videolar paylaşarak aile içinde yaşanan sorunları anlattı. Kızının babasının konudan haberdar olduğunu söyleyen Akkaya “Merak edenler için bilgi vereyim. Kızımın babasının bu konuyu duymama ihtimali yok. Bu konuyu haber verdik. İletişimi avukatlar kurdu. Babasından ‘Deniz Akkaya bunları hep yapıyor, para için’ cevabı geldi. Konunun parayla bir ilgisi yok. Gidip Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan kızını alsaydı. Kızını alsa ve vakit geçirse o bile ona iyi gelirdi. Ama gelmedi” dedi.
“KIZIMIN BABAMIN YANINDA KALMASINI KABUL ETMEM”
Babası Muzaffer Akkaya’nın torununun velayetini almak için kendisine dava açmaya hazırlandığını belirten ünlü isim, sözlerine şöyle devam etti: “Daha sonra avukat bir hanımefendi, benden habersiz bir şekilde benim babama gitmiş. Sonra da benim avukatıma ulaşarak; kızımın pişman olduğu ve tek isteğinin dedesinin yanında kalmak olduğu bilgisini vermiş. Ben de bunu kabul edemeyeceğimi söyledim.”
“BABAM, ‘DENİZ’E HAPSE ATTIRACAĞIM’ DİYOR”
“Ben bugün bu konuyu sakince aramızda kapatıp, adı ergenlik olan bu sorunu çözmek için profesyonellerle konuşmaya niyet etmiştim. Fakat barodan kızıma atanan ve babama giden avukat, babamı bana dava açmak için ikna etmiş. Benim avukatıma, babamın benim kızımın velayetini alması için vekalet vereceğini söylemiş. Bu bilginin sabah gazetecilere bildirileceğini bildiğim için bu yayını açtım. Aklı selim aile bireylerimiz, kuzenim babamı arayarak benim ve kızımın çok zarar gördüğünü söyledi ve babamı defalarca uyardı. Kuzenim, ‘Deniz ile kızı sorunlarını çözerler, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz dedikçe babam, ‘Deniz’i hapse attıracağım’ dedi.”
“ANLATTIKLARIMLA BABAMIN ÖLÜMÜNE SEBEP OLMAK İSTEMİYORUM”
“Aslında ben bu hikayeyi daha sonra anlatacaktım. Anlattıklarımla babamın ölümüne sebep olmak istemiyorum demiştim. Ki babam ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi yaşayan bir adamdır. Benim annemle babam hiç ayrılmadı. Ama bir aşk hikayesi değildi. Annemin erken ölüşünde de bu hikaye başrol oynuyor. Babam eski bir bürokrat. Müthiş egolu, narsistik kişilik bozukluğunun son boyutunda biri. Bu tip insanlar kimseyi beğenmez, herkesi aşağılar. Babam günde 20 saat televizyon seyredip dışarı çıkmıyor, kimseyi beğenmiyor. Ve hayatta en beğenmediği kişi hep bendim. Bana bir gün böyle ateş edeceğini hiç düşünmedim. Çocuğumun onun yanına gitmemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Sen torununa zarar vermek için böyle bir hamle yaptıysan, ben kendimi korumak zorundayım.”
“TEYZEM İKİ DEFA KIZIMI BOĞMAYA ÇALIŞTI”
“İşin bir de teyzem boyutu var. Annem öldüğünden beri, teyzem babamla birlikte yaşıyor. Teyzem daha önce de bizimle yaşıyordu, genelde bize dayak atarak büyüttü. Teyzemin nörolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Hastalık hastasıdır, her gün hastaneye gider. Geceleri çığlıklar atarak uyanırdı. Teyzem, iki defa kızımı boğmaya kalktı. Kızım dedesine gitmek istiyor çünkü evde onu kötü cezalar bekliyor. Teyzem kızıma şiddet uyguladığı ve bunu aile büyüklerimize düzgün bir şekilde anlatamadığım için yaklaşık iki ay önce ihtarname çektim. Kamera görüntüleri de var elimizde. Kızıma tuhaf tuhaf sorular da sordular. Ben hayatımda kızıma ‘erkek arkadaşın var mı, erkeklerle gizli gizli mi buluşuyorsun’ şeyler diye sormam. Kızıma sürekli cinsel içerikli sorular sordular. Bu haberler basına yansımadan size bilgi vermek istedim.”
]]>“ANNEMİ, BABAM DÖVMEZSE AMCALARIM VE DEDEM DÖVERDİ”
Sevgisiz büyüyen babası tarafından şiddete maruz kaldıklarını söyleyen oyuncu şunları anlattı: “Babam alkolikti ve karısını döverdi. Annemin gözünün morluğunun biri biter diğeri başlardı. Babam dövmezse amcalarım ve dedem döverdi. Bütün gelinlere böyleydi. Dedem, babamı doldurup annemi dövdürür sonra ‘Oh Ayla Hanım bu sefer de seni dövdürdüm ya’ derdi. Benim babama hiçbir zaman kırgınlığım olmadı. Bir gün babam, amcamın gömleğini yıkamadığı için anneme bir tekme attı çenesi kaydı. Ev sahibimiz gelin annemin çenesini yerine oturttu.”
“5 YAŞINDAYKEN BABAM BİZİ BIÇAKLA KOVALADI”
“Babam ‘Sizin diliniz çok uzadı ben onu kesmez miyim?’ diyerek ben 5 yaşındayken bizi bıçakla kovaladı. Biz kaçarken babam tam bizi tutacakken köpek ona saldırınca biz anneannemin evine girerek kurtulduk. Sonra babam cam, çerçeve her yeri indirdi ve polisler geldi. Sonra biz birkaç gün sonra eve geri dönmek zorunda kaldık. Biz kız çocuğu okutulmazdı. 14-15 yaşında evlendirilir evden gönderilirdi. Babam sevgisiz büyütülmüş biri alkol aldığında başka almadığında bambaşka biriydi. Ben hep babamın tarafından bakarak onu anlamaya çalıştım.”

“OKUTULMADIĞIM İÇİN 12 YAŞINDA 13 GÜN AÇLIK GREVİ YAPTIM”
“12 yaşındayken açlık grevi yaptım ve ölmek üzereydim. Annem, babamın ayaklarına kapanmıştı. Benim boyum uzadı diye okuldan almışlardı, babam kitaplarımı yırtar ben de sabah onları birleştirir okumaya devam ederdim. Öğretmenlerim sayesinde ortaokulu bitirdim. Liseye geçtiğimde okutmadılar ve görücüler gelmeye başladı. 13 gün boyunca hiçbir şey yiyip içmedim. Ölmek üzereyken annemler beni hastaneye kaldırdı, ben doktora lütfen beni öldürme deyince o da şaşırdı. Çünkü ben yaşarken ölüyordum.
Doktor benim yaşadıklarımı duyunca yardım etmek istedi. Beni kucağına alarak babama teslim ederken ‘Alın bunu gömün yaşamaz’ dedi. Babam beni aldı ama annem feryat ediyordu. Ben babamın kalbinin titremesini duydum. Babam, ailesine karşı gelemediği için bana böyle davranıyordu. Babam eve geldiğimizde okumamı kabul etti ama ‘Benim yüzümü öne eğerseniz ikinizin de kafasını tıraş eder tımarhaneye atarım’ dedi.”
“7 YAŞINDAYKEN TACİZE UĞRADIM”
Tacize uğradın mı?” sorusu üzerine sözlerine devam eden Bilginel, “Küçük yaşta gördüğümüz şeyleri sevgi zannettiğimiz için ne yaşadığımızı bilmiyoruz. Bizim bir bakkalımız vardı Mehmet Amca tek başınaydı ben de yanına gittim. 7-8 yaşlarımdaydım. Bana ‘İstediğin şeyleri tezgahta al’ dedi ben de arkamı dönmüştüm. Arkamdan geçerken cinsel organını bana sürterek geçti. Ben onu hissettiğimde çok korktum ve toparlanıp kaçtım. Korktuğum için anneme söyleyemedim çünkü babam duysa adamı öldürüp katil olurdu. Daha sonra o dükkana hiç yalnız girmedim, kendimce böyle bir çözüm bulmuştum.”

Olay, 22 Haziran 2023’te, Osman Aksüner Mahallesi 5733 Sokak’ta meydana geldi. Evli ve 3 çocuk babası oto boyacısı Sedat Necmi Gültiren, kızı ve 10 yaşındaki kız torunuyla bir lokantada yemek yedi. Yemek sonrası Gültiren hesap öderken, torunu lokantanın önünde park halindeki otomobillerine binmek için dışarı çıktı. Küçük kız, dedesinin otomobili sandığı inşaat firması sahibi Nihat Pekyen’e ait otomobilin arka koltuğuna bindi. İddiaya göre, aynı lokantada oturan ve küçük bir kızın otomobiline bindiğini görüp, koşarak aracın yanına giden Pekyen, kızı darbetmeye başladı. Bu sırada lokantadan çıkan Sedat Necmi Gültiren, olaya müdahale etti. Gültiren ile Pekyen arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Çevredekiler tarafları ayırmak için araya girdi. Kavga sırasında Pekyen, Gültiren’in yüzüne ve göğsüne yumruk attı. Yere yığılan Sedat Necmi Gültiren, hareketsiz kaldı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri Gültiren’i ambulansla İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.
KAVGA ANI KAMERADA
8 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gültiren, 30 Haziran 2023’te hayatını kaybetti. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Gültiren, İzmir’de toprağa verildi. Kavgaya karışan Pekyen ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Pekyen, tutuklandı. Gültiren’in ölümü ile sonuçlanan kavga anları ise bir iş yerine ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Soruşturmanın ardından Sedat Necmi Gültiren’in ölümüne neden olan Nihat Pekyen hakkında ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
‘ARKA KAPIYI AÇIP KIZLARI İNDİRMEK İSTEDİM’
Davanın ilk duruşması İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Nihat Pekyen, taraf avukatları, ölen Sedat Necmi Gültiren’in yakınları yer aldı. Savunmasını yapan Nihat Pekyen, Denizli’den İzmir’e Kız arkadaşımla gelmiştik. Yol kenarında bir restoranda yemek yiyorduk. 10 ile 15 dakika sonra aracımın kapısının kapandığını gördüm. 20 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğunu aracımda gördüm. Koşarak aracın başına gittim. Kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. 20’li yaşlardaki kız çocuğu kapıyı tutup açmadı. Arka kapıyı açıp kızları indirmek istedim. Araçta kız arkadaşımın çantası, valizim, 4 bin dolar ve 6 bin 800 TL param vardı. Kızları aracımdan indirmeye çalıştım. Sonra maktul geldi. Tartışmaya başladık. Kız arkadaşım araya girdi, ayrıldık. Bu kişi bana küfür etti. Avucumun içiyle boyuna vurdum. 30 saniye sonra yere düştü. Çevredeki esnaf bizi lokantanın içerisine soktu. Sonra da polisler geldi. Aracımdan 3 bin 200 dolarım çalındı dedi.
‘YEĞENİMİN KAFASINI CAMA VURARAK DARBETTİ’
Necmi Gültiren’in kızı Söngül Gültiren, Babam esnaftır. Olay günü beraber yemek yemek istedik. O gelmek istemedi ancak ikna ettik. Yeğenimle birlikte babam ile lokantaya gittik. Babam bir müşterinin aracı ile bizi lokantaya götürdü. İçeri girdik, babam aracı park edip peşimizden geldi. Biz sonrasında babamdan önce restorandan çıktık. Babamın bizi restorana getirdiği, ilk kez olay günü bindiğimiz sanık ile aynı renk ve modele sahip otomobili kapının önünde gördük. Restorana geldiğimiz araç zannedip, kapıları açık olan ve sanığa ait olduğunu sonradan fark ettiğimiz otomobile oturduk. Bu sırada sanık koşarak aracın başına geldi. Arka kapıyı açarak burada oturan yeğenimin kafasını cama vurarak darbetti ve dışarıya çıkartmaya çalıştı. Sonra babam olay yerine yetişti. Sanık babamın yüzüne ve göğsüne yumruk attı. 8 gün yoğun bakımda falan babam yaşamını yitirdi. Şikayetçiyim ifadelerini kullandı.
‘BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ’
Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren ise Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Ben bu sandık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. 60 yaşındaki adama mı gücü yetti dedi.
Nihat Pekyen’in kız arkadaşı Dudu Yılmaz da Olay günü erkek arkadaşımla yemek yedik. Bu sırada Nihat birden koştu, aracın başına gitti. Araçtaki kızları indirmeye çalıştı, vurmadı. Sonra ölen kişi ve diğer yakınları toplandı. Bize sövüp, vurdular. Lokantaya yürürken, saldırı sürünce Nihat sinirlenip geri döndü. Ben arkamı döndüğümde, adamın yere düştüğünü gördüm. Paramız çalındı. Gerçi karakolda kızların üzerine baktılar ancak para çıkmadı diye konuştu.
Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı sanığın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluğunun devamına hükmedip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. (DHA)
]]>İZMİR’in Karabağlar ilçesinde, yanlışlıkla otomobiline binen kız çocuğunu darbettiği sırada olaya müdahale eden dedesi Sedat Necmi Gültiren’e (62) yumruk atarak ölümüne neden olan Nihat Pekyen’in (45) ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 16 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. İlk duruşmasında Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren, “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bu sanık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum” dedi. Tutuklu sanık Pekyen ise karşı tarafın kendisine küfür ettiğini söyledi.
Olay, 22 Haziran 2023’te, Osman Aksüner Mahallesi 5733 Sokak’ta meydana geldi. Evli ve 3 çocuk babası oto boyacısı Sedat Necmi Gültiren, kızı ve 10 yaşındaki kız torunuyla bir lokantada yemek yedi. Yemek sonrası Gültiren hesap öderken, torunu lokantanın önünde park halindeki otomobillerine binmek için dışarı çıktı. Küçük kız, dedesinin otomobili sandığı inşaat firması sahibi Nihat Pekyen’e ait otomobilin arka koltuğuna bindi. İddiaya göre, aynı lokantada oturan ve küçük bir kızın otomobiline bindiğini görüp, koşarak aracın yanına giden Pekyen, kızı darbetmeye başladı. Bu sırada lokantadan çıkan Sedat Necmi Gültiren, olaya müdahale etti. Gültiren ile Pekyen arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Çevredekiler tarafları ayırmak için araya girdi. Kavga sırasında Pekyen, Gültiren’in yüzüne ve göğsüne yumruk attı. Yere yığılan Sedat Necmi Gültiren, hareketsiz kaldı. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık ekipleri Gültiren’i ambulansla İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.
KAVGA ANI KAMERADA
8 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gültiren, 30 Haziran 2023’te hayatını kaybetti. İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsisi yapılan Gültiren, İzmir’de toprağa verildi. Kavgaya karışan Pekyen ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen Pekyen, tutuklandı. Gültiren’in ölümü ile sonuçlanan kavga anları ise bir iş yerine ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Soruşturmanın ardından Sedat Necmi Gültiren’in ölümüne neden olan Nihat Pekyen hakkında ‘kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 16 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
‘ARKA KAPIYI AÇIP KIZLARI İNDİRMEK İSTEDİM’
Davanın ilk duruşması İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Nihat Pekyen, taraf avukatları, ölen Sedat Necmi Gültiren’in yakınları yer aldı. Savunmasını yapan Nihat Pekyen, “Denizli’den İzmir’e Kız arkadaşımla gelmiştik. Yol kenarında bir restoranda yemek yiyorduk. 10 ile 15 dakika sonra aracımın kapısının kapandığını gördüm. 20 ve 10 yaşlarında 2 kız çocuğunu aracımda gördüm. Koşarak aracın başına gittim. Kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. 20’li yaşlardaki kız çocuğu kapıyı tutup açmadı. Arka kapıyı açıp kızları indirmek istedim. Araçta kız arkadaşımın çantası, valizim, 4 bin dolar ve 6 bin 800 TL param vardı. Kızları aracımdan indirmeye çalıştım. Sonra maktul geldi. Tartışmaya başladık. Kız arkadaşım araya girdi, ayrıldık. Bu kişi bana küfür etti. Avucumun içiyle boyuna vurdum. 30 saniye sonra yere düştü. Çevredeki esnaf bizi lokantanın içerisine soktu. Sonra da polisler geldi. Aracımdan 3 bin 200 dolarım çalındı” dedi.
‘YEĞENİMİN KAFASINI CAMA VURARAK DARBETTİ’
Necmi Gültiren’in kızı Söngül Gültiren, “Babam esnaftır. Olay günü beraber yemek yemek istedik. O gelmek istemedi ancak ikna ettik. Yeğenimle birlikte babam ile lokantaya gittik. Babam bir müşterinin aracı ile bizi lokantaya götürdü. İçeri girdik, babam aracı park edip peşimizden geldi. Biz sonrasında babamdan önce restorandan çıktık. Babamın bizi restorana getirdiği, ilk kez olay günü bindiğimiz sanık ile aynı renk ve modele sahip otomobili kapının önünde gördük. Restorana geldiğimiz araç zannedip, kapıları açık olan ve sanığa ait olduğunu sonradan fark ettiğimiz otomobile oturduk. Bu sırada sanık koşarak aracın başına geldi. Arka kapıyı açarak burada oturan yeğenimin kafasını cama vurarak darbetti ve dışarıya çıkartmaya çalıştı. Sonra babam olay yerine yetişti. Sanık babamın yüzüne ve göğsüne yumruk attı. 8 gün yoğun bakımda falan babam yaşamını yitirdi. Şikayetçiyim” ifadelerini kullandı.
‘BUGÜN SEVGİLİLER GÜNÜ’
Necmi Gültiren’in eşi Sevim Gültiren ise “Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Ben bu sandık yüzünden 2 çocuğumla kaldım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum. 60 yaşındaki adama mı gücü yetti?” dedi.
Nihat Pekyen’in kız arkadaşı Dudu Yılmaz da “Olay günü erkek arkadaşımla yemek yedik. Bu sırada Nihat birden koştu, aracın başına gitti. Araçtaki kızları indirmeye çalıştı, vurmadı. Sonra ölen kişi ve diğer yakınları toplandı. Bize sövüp, vurdular. Lokantaya yürürken, saldırı sürünce Nihat sinirlenip geri döndü. Ben arkamı döndüğümde, adamın yere düştüğünü gördüm. Paramız çalındı. Gerçi karakolda kızların üzerine baktılar ancak para çıkmadı” diye konuştu.
Taraf avukatlarının savunmalarının ardından duruşma savcısı sanığın tutukluluğunun devamını istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluğunun devamına hükmedip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi.
]]>Alpu Belediyesi’nde çalışan Süreyya Naldemir, kendisi gibi belediyede çalışan babasına uygulanan mobbing ve iş yerinin değiştirme kararına itiraz etti. 2023 yılının Temmuz ayında emekli olan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabii ve engelli olduğunu iddia ettiği babasının yeri değiştirilerek ilçeden uzak bir mahallede belediyeye ait bir koyun çiftliğinin bekçisi tayin edildiği için duruma itiraz eden Süreyya Naldemir, yine iddiasına göre kendisinin ödenmemiş geçmiş dönem maaşlarını da icra yoluyla almaya çalıştı. İcra yolunu kullanması üzerine Naldemir, iddiasına göre Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi, kendisini işten çıkarmak ile tehdit etti. Bir süre sonra ise işten çıkarılan Süreyya Naldemir, belediyeye dava açtı. Mahkeme tarafından işe dönmesine hükmedilen Naldemir, karara rağmen işine geri dönemediğini belirtti.
“Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler”
Babasına uygulanan mobbing ve belediyeden alacaklarını alma yöntemi hakkında Süreyya Naldemir, “Babama, mobbing uygulamalarından ve farklı yerlere sürdüklerinden dolayı babam hakkını savunamadığı için, ben babamı savundum. Bunun sonrasında beni işten çıkarmakla tehdit ettiler. Daha sonrasında geçmiş dönemde maaş alacaklarım varken, ben bunu haciz işlemine koyduğum için Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi tarafından, ‘neden haciz işlemine koydun’ diye tehdit edildim. Sonrasında icra çekmediğimden dolayı beni işten sorgusuz sualsiz çıkardılar. Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, beni işten çıkardı. Arabuluculuk devreye girdiği zaman da ‘Ne biz onu işe alırız ne de haklarını veririz’ gibi ithamda bulunuldu. Ben de dava açmak zorunda kaldım. Dava açtıktan sonra bir buçuk yıl gibi bir süre oldu. Sonunda davayı kazandım. Ama hala işe geri alınmadım. Babam hiçbir sorun yaşamadı, emeklilik süresi dolduğu için yaşından dolayı çalışma hakkı vardı. Bizde babam durumunu hep arz ettiğinde işte farklı yerlere gitmemesi gerektiğinde babam Bu arada devlet memuru engelli olduğu için ben babamı savunduğumdan dolayı böyle oldu babam gibi diğer 9 insanın hakkında bir şey yapmadılar sırf babamla uğraştılar. Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler. Bu farklı sürüldüğü yerlerde çoban bekçiliği farklı farklı işlere görevlendirildi. Babam devlet memuru 657’ye tabiydi ama şu an babam zaten temmuz ayından itibaren 2023 yılı temmuz ayından itibaren emekli oldu. Bunların Fevziye Mahallesi’nde koyunların olduğu bir çiftlik var. Büyükşehir Belediyesi’ne ait yere gece bekçisi olarak görevlendirdiler. Taşeron işçi olarak çalışıyordum. Farklı farklı işlere zaten beni de oralara sürüyorlardı, mobbing uyguluyorlardı” dedi.
“Mahkemeyi kazandım hala beni işe almıyorlar”
Süreyya Naldemir konuşmasına şöyle devam etti:
“Ben en son olayda babamı Bozan Mahallesi’ne gündüz bekçisi olarak görevlendirdiler. Babam en son savunmaya girdiğim zaman özel kalem tarafından, ‘fazla uzatma işte başkan böyle uygun görüyor. Babanı Han gibi bir yerlere sürgün göndeririz’ gibi laflar etmişlerdi. Bu yüzden, ben de eski alacaklarımdan dolayı, haciz işlemi başlattığımdan dolayı, ‘Sen haciz işlemini geri almazsan seni işten çıkarırız’ gibi ithamlarda bulundular. Ben de onlara ‘Beni çıkarmanızda bir gerekçe yok. Ne gösterip de beni işten çıkaracaksınız’ dediğim zaman, ‘Bize çalışan adama gerek yok’ diye ithamda bulundular ve beni o zaman çıkarttılar. İşten çıkarılmamla alakalı dava açtım. Dava sonucunda mahkemeyi kazandım. 25 Ocak tarihinde en son ihtar sürecim vardı. İhtar sürecim dolduktan sonra hala beni işe almıyorlar. Ben görevime geri dönmek istiyorum.” – ESKİŞEHİR
]]>Iğdır’da 1987 yılında dünyaya gelen Yusuf Akgün, 6 yaşında yüksek gerilim direğine tırmanması sonucu iki kolunu da kaybetti.
Yaklaşık 3 ay Erzurum’da hastanede tedavi gören Akgün, çevresindekilerin “iyileşemez” sözlerine karşı azmedip, yeniden hayata tutundu.
Kaza sonrası ailesi tarafından 6 yaşında Ankara Saray Çocuk Yuvası’na yerleştirilen Akgün, 8 yaşına geldiğinde ağzıyla kalem tutarak yazı yazmaya başladı.
Yurtta sanat ve spor alanındaki eğitimlere katılan Yusuf Akgün, yüzme ve atletizmde çok sayıda derece elde etti.
Bir vakıf üniversitesinde yüzde yüz burslu okuduğu Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümünü tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Bilim ve Toplum Çalışmaları üzerine yüksek lisans yapan Akgün, ağzıyla tuttuğu kalemle AKSUNGUR İHA ile TEBER Güdüm Kiti’ni resmederek, örnek çalışmalara imza attı.
Bu çalışmalarından sonra Akgün’ü keşfeden TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, kendisinden Milli Muharip Uçak KAAN’ı resmederek modellemesini istedi. Ağzında tutuğu kalemle KAAN’ın karşısına geçerek çizimini yapan Akgün, “Hayaller Engel Tanımaz” başlığıyla KAAN’ın reklam ve tanıtım yüzü oldu.
“Hiç kimsenin beklemediği hızlı bir iyileşme sürecim oldu”
Yusuf Akgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok meraklı ve hareketli bir çocukluk dönemi geçirdiğini söyledi. 6 yaşındayken elektrik direğine tırmanması sonucu elektrik çarptığını belirten Akgün, şöyle devam etti:
“Köylüler ne yapacağını bilemiyor. Beni battaniyeye sarıp Iğdır merkeze götürüyorlar. Doktorlar ‘Maksimum iki saat ömrü var’ diyor. Oradan Erzurum’a götürüyorlar ve 3 ay hastanede kalıyorum. Ciddi yanıklar olduğu için sol bacağımın kesilme ihtimali olduğunu söylüyorlar. Bunun üzerine babam beni hastaneden kaçırıyor. Iğdır’da bir yayla köyüne götürüyorlar ve burada bir tandırlıkta tedavi görüyorum. Düşünün yanıklarınız var ama tandırda tedavi görüyorsunuz. Herkes yanıma gelirken maske takıp geliyordu. İnsanların o acıyan gözlerle bakışı beni çok rahatsız etti. Yaşım küçük olsa da zoruma gitti ve bu kollardan kurtulmak istedim. Yattığım yerde sadece başımı kıpırdatarak, sağa sola dönebiliyordum. Annem beni yanındaki yatağa yatırıp, günlük işlerini yapıyordu. O sırada arkadaşlarımın bahçelerde koşması, meyve toplaması, kuş sesleri beni yeniden hareketlendirdi ve ayağa kalkma sürecim başladı. Hiç kimsenin beklemediği hızlı bir iyileşme sürecim oldu.”
Birinin babasına, “Sen bu çocuğa bakamazsın, devlete verelim” demesi üzerine babasının Ankara’ya gelip girişimlerde bulunduğunu anlatan Akgün, 1993’te bir çocuk yuvasına yerleştirildiğini dile getirdi.
Ankara’ya ayak bastığında hayatında ilk defa yüksek binalar ve çeşitli arabalar gördüğünü ifade eden Akgün, “Gördüklerimi heyecanla babama anlatmaya çalışıyorum ama babam durgun ve cevap vermiyor. Beni bırakacağını hissediyorum, hep yakınında duruyorum. Vücudumdaki yaralar tam iyileşmemiş, ona rağmen babam hareket ederken mümkün olduğunca ondan tutacak yer arıyorum. Kayıt yapıldıktan sonra revirde yaralarım tedavi edilirken babam ‘Ben sana çikolata alıp geleceğim’ dedi. Hemen peşinden koştum ama sağ tarafa koşacağıma sola koşmuşum, yetişemedim.” diye konuştu.
“Keşiflerim başlayınca bağımsızlığım da başladı”
Akgün, yaraları iyileşmeye başladıktan sonra fizik tedaviye başladığını, doktorların kendisine temel fizik hareketlerini yaptırdığını aktaran Akgün, şöyle konuştu:
“Onlar öğle yemeğine gittikten sonra kol bandı çekiyordum, ayak ağırlığına ve koşu bandına giriyordum. Belki koşu bandına 3 defa tırnağımı kaptırmışımdır. Kol bandını kullandıktan sonra koltuk altlarımın yarası açılırdı ve sessizce bir odada ağlardım. Sonra üzerimi siler yeniden gelirdim. Mesela orada ilk önce bardağı düşürmeden çay içmeyi öğrendim. O bardağı kırmamak için belki 3 ay çalıştım. Kendi kendime yetinme yöntemleri buluyordum. Basketbol topunu çenemin altına doğru sürükleyerek potaya atıyordum. Bu sayede kendi eşofmanımı da çekebileceğimi fark ettim ve öyle yaptım. Keşiflerim başlayınca bağımsızlığım da başladı. Böylece fikirlerim ve bağımsız hareketlerim ortaya çıktı.”
Yusuf Akgün, 8 yaşında ağzıyla kalem tutup yazı yazmayı keşfettiğini belirterek, “Bana göre bu, engelle en büyük mücadelelerden birisiydi. Kendimi ispat edebilmeye başladım. Ne bulduysam çalışmaya başladım. ‘İngilizce eğitimi var’ dediler hemen başladım. Edebiyat, tiyatro, spor ne bulduysam katıldım.” dedi.
“Sayın Cumhurbaşkanımıza, ‘Yusuf Akgün’e biz referansız’ diyorlar”
Akgün, çocuk evlerinde tanıştığı bir arkadaşının TAİ’de mühendis olarak çalışmaya başladığını belirterek, “2018’de arkadaşım ‘AKSUNGUR’umuz var. Bize destek olmak adına çizimini yapar mısın?’ dedi. ‘Benim için gururdur’ dedim. Tasarım alanıma giriyordu ve başladık çalışmalara.” dedi.
Ağzıyla çizimleri yapmaya başladığını anlatan Akgün, şunları kaydetti:
“Benim bu şekilde çalışmam Temel Kotil hocamızın dikkatini çekiyor. Beni makamlarına davet ettiler. Konu sayın Cumhurbaşkanımıza iletiliyor. ‘Yusuf Akgün’e biz referansız’ diyorlar. Temel hocam bana, ‘Bir göz bebeğimiz var, bizim için çok kıymetli. Hayatını araştırdım, senin hayatınla entegre Milli Muharip Uçağımız KAAN. Sen engellerle mücadele etmişsin biz de engellerle mücadele ettik ve bugüne getirdik. Gözbebeğimizi uçuracağız. Bunu bize resmeder misin?’ dedi. Şahsım adına böyle bir projede yer almak gurur verici. Bu çalışmam sadece bugün için değil, yarınlara da bir imza olacak. Bir yurt çocuğu olarak Milli Muharip Uçak KAAN gibi bir projede yer alıyorsunuz. Bu gurur verici. Sadece Türkiye için söylemiyorum, dünyada da savunma ve uzay sanayi gibi üst düzey bir teknolojide bir engellinin yer alması gurur verici.”
Daha önce TEBER 82 ve Şimşek projelerinin tanıtımında yer aldığını belirten Akgün, Türkiye’nin ilk uçan arabası “Cezeri” ile “Altay Tankı” için de teklif aldığını aktardı.
]]>DÜZCE’nin Çilimli ilçesinde evden kaçıp 2 katlı bir binanın çatısına çıkan ‘Samoyed’ cinsi ‘Kutup’ isimli köpek, kendisini kurtarmaya gelen itfaiyeyi yanına yaklaştırmadı. Kutup, ulaşılan köpeğin sahibi Gamze Göksu’nun (27) gelmesiyle çatıdan indirildi. Göksu, “Çok alıngan bir köpek. Babamla sorun yaşamış ve küsmüş. Bize küstüğü zamanlarda garip davranışlar yapıyor. Ben gelene kadar kendisine dokundurmamış. Çatıdan ben aldım” dedi.
Çilimli İbrahim Hoşver İlkokulu’nda öğretmenlik yapan Gamze Göksu, 5 yıl önce ‘Samoyed’ cinsi ‘Kutup’ isimli köpeği sahiplenip evinde bakmaya başladı. Önceki gün evden çıkan köpek, geri dönmedi. Dün akşam saatlerinde ilçe merkezindeki 2 katlı bir binanın çatısındaki köpeği görenler, durumu itfaiyeye haber verdi. Kiremitlerin üzerinde ve çatının yan kısmında dolaşan köpek, itfaiye ekiplerini yanına yaklaştırmadı. Bölgedeki bir kişi, köpeği tanıyıp durumu Gamze Göksu’ya haber verdi. Olay yerine gelen Gamze Göksu, itfaiye aracının sepetine çıkarak köpeğini çatıdan aldı. O anlar kameraya yansıdı.
‘HAYVANLARLA VE İNSANLARA ANLAŞAMIYOR’
Köpeğinin insanlara ve diğer hayvanlara güveni olmadığını söyleyen öğretmen Gamze Göksu, “Kutup bizim sahiplendiğimiz bir köpek. Küçükken şiddet görmüş bir köpek. Biz büyütemedik. O yüzden karakteri ırkının tam tersi. Aslına bakıldığında ırkı sevecen, oyuncu, insanlarla ve hayvanlarla iyi anlaşan bir ırk. Ama Kutup ne insanlarla ne hayvanlarla anlaşıyor. İnsanlara güveni yok. Erkeklerden çok korkuyor. Dün akşam bir olay yaşandı ve babama tepki gösterdi. Asilik yaptı. Babam da ‘biz bunu gönderelim’ dedi. Sabah ben okula gittim. Telefon geldi, ‘köpeğiniz çatıda’ dediler. Ben çıktım. Belediyeden bir görevli çıkmış. Ona hırlamış ve yaklaştırmamış. Beni çağırdılar. Okuldan çıktım, gittim. İtfaiye ile çıktık. Beni görünce biraz daha sakinleşti. Aldık getirdik” dedi.
‘NORMALDE BAŞKASI SAHİPLENECEKTİ’
Gamze Göksu, normal şartlarda köpeğini sahiplendireceğini ama bu olay sebebiyle vazgeçtiğini ifade ederek, “Kızarsa başını alıp gider. Başka köpeği severseniz gider ya da saldırır. Çok garip huyları var. Kıskanç bir hayvan. Çok alıngan bir hayvan. Normalde Kutup bir başkasına gidecekti. Çatıya çıktığı için vermekten vazgeçtim. Aslında biraz iyi oldu. Bizimle kaldı. Babamı ısırınca babam biraz yükseldi. Kutup birine kinlendiği zaman unutmuyor. Öyle olunca bir başkasına sahiplendirelim. En azından biraz başka yerde dursun istedik” dedi.
‘BABAM BENİM İÇİN İNTİHAR EDİYOR DEMİŞ”
Göksu, olay yerine giden babası Zekeriya Göksu’nun köpeğin kendisi için intihar ettiği esprisi yaptığını söyleyerek, “Biraz daha babamın kızgınlığı geçsin istedik. Ama çatıya çıkınca babamı çağırmışlar. Babam da ‘benim için intihar ediyor’ demiş. O zaman ‘al eve götür’ dedi. Çatıdan indirdim eve getirdim. Herkes Kutup’u tanır. Mahallenin maskotudur. Yarım saat kaybolsun hemen bir mesaj gelir. Kutup burada diye. Herkes Kutup’u çok seviyor. Kutup insanları az seviyor” ifadelerini kullandı.
‘KUTUP’UN İLK VUKUATI DEĞİL’
Kutup’un daha önce de değişik tepkiler verdiğini söyleyen Gamze Göksu “Çok alıngan bir köpek. Babamla sorun yaşamış ve küsmüş. Bize küstüğü zamanlarda garip davranışlar yapıyor. Ben gelene kadar kendisine dokundurmamış. Çatıdan ben aldım. Çatı olayı bize sürpriz oldu. Belediye çalışanı çatıya çıkılacak kısımdaki parçayı ‘ben bile zor açtım’ dedi. Nasıl çıktı, nasıl açtı? Bir de boynunda zinciri vardı. Zinciri koparıp gitmiş. Zincirin ucunda da el tutma yeri var. Onu falan yemiş” diye konuştu.
]]>DÜZCE’nin Çilimli ilçesinde evden kaçıp 2 katlı bir binanın çatısına çıkan ‘Samoyed’ cinsi ‘Kutup’ isimli köpek, kendisini kurtarmaya gelen itfaiyeyi yanına yaklaştırmadı. Kutup, ulaşılan köpeğin sahibi Gamze Göksu’nun (27) gelmesiyle çatıdan indirildi. Göksu, “Çok alıngan bir köpek. Babamla sorun yaşamış ve küsmüş. Bize küstüğü zamanlarda garip davranışlar yapıyor. Ben gelene kadar kendisine dokundurmamış. Çatıdan ben aldım” dedi.
Çilimli İbrahim Hoşver İlkokulu’nda öğretmenlik yapan Gamze Göksu, 5 yıl önce ‘Samoyed’ cinsi ‘Kutup’ isimli köpeği sahiplenip evinde bakmaya başladı. Önceki gün evden çıkan köpek, geri dönmedi. Dün akşam saatlerinde ilçe merkezindeki 2 katlı bir binanın çatısındaki köpeği görenler, durumu itfaiyeye haber verdi. Kiremitlerin üzerinde ve çatının yan kısmında dolaşan köpek, itfaiye ekiplerini yanına yaklaştırmadı. Bölgedeki bir kişi, köpeği tanıyıp durumu Gamze Göksu’ya haber verdi. Olay yerine gelen Gamze Göksu, itfaiye aracının sepetine çıkarak köpeğini çatıdan aldı. O anlar kameraya yansıdı.
‘HAYVANLARLA VE İNSANLARA ANLAŞAMIYOR’
Köpeğinin insanlara ve diğer hayvanlara güveni olmadığını söyleyen öğretmen Gamze Göksu, “Kutup bizim sahiplendiğimiz bir köpek. Küçükken şiddet görmüş bir köpek. Biz büyütemedik. O yüzden karakteri ırkının tam tersi. Aslına bakıldığında ırkı sevecen, oyuncu, insanlarla ve hayvanlarla iyi anlaşan bir ırk. Ama Kutup ne insanlarla ne hayvanlarla anlaşıyor. İnsanlara güveni yok. Erkeklerden çok korkuyor. Dün akşam bir olay yaşandı ve babama tepki gösterdi. Asilik yaptı. Babam da ‘biz bunu gönderelim’ dedi. Sabah ben okula gittim. Telefon geldi, ‘köpeğiniz çatıda’ dediler. Ben çıktım. Belediyeden bir görevli çıkmış. Ona hırlamış ve yaklaştırmamış. Beni çağırdılar. Okuldan çıktım, gittim. İtfaiye ile çıktık. Beni görünce biraz daha sakinleşti. Aldık getirdik” dedi.
‘NORMALDE BAŞKASI SAHİPLENECEKTİ’
Gamze Göksu, normal şartlarda köpeğini sahiplendireceğini ama bu olay sebebiyle vazgeçtiğini ifade ederek, “Kızarsa başını alıp gider. Başka köpeği severseniz gider ya da saldırır. Çok garip huyları var. Kıskanç bir hayvan. Çok alıngan bir hayvan. Normalde Kutup bir başkasına gidecekti. Çatıya çıktığı için vermekten vazgeçtim. Aslında biraz iyi oldu. Bizimle kaldı. Babamı ısırınca babam biraz yükseldi. Kutup birine kinlendiği zaman unutmuyor. Öyle olunca bir başkasına sahiplendirelim. En azından biraz başka yerde dursun istedik” dedi.
‘BABAM BENİM İÇİN İNTİHAR EDİYOR DEMİŞ”
Göksu, olay yerine giden babası Zekeriya Göksu’nun köpeğin kendisi için intihar ettiği esprisi yaptığını söyleyerek, “Biraz daha babamın kızgınlığı geçsin istedik. Ama çatıya çıkınca babamı çağırmışlar. Babam da ‘benim için intihar ediyor’ demiş. O zaman ‘al eve götür’ dedi. Çatıdan indirdim eve getirdim. Herkes Kutup’u tanır. Mahallenin maskotudur. Yarım saat kaybolsun hemen bir mesaj gelir. Kutup burada diye. Herkes Kutup’u çok seviyor. Kutup insanları az seviyor” ifadelerini kullandı.
‘KUTUP’UN İLK VUKUATI DEĞİL’
Kutup’un daha önce de değişik tepkiler verdiğini söyleyen Gamze Göksu “Çok alıngan bir köpek. Babamla sorun yaşamış ve küsmüş. Bize küstüğü zamanlarda garip davranışlar yapıyor. Ben gelene kadar kendisine dokundurmamış. Çatıdan ben aldım. Çatı olayı bize sürpriz oldu. Belediye çalışanı çatıya çıkılacak kısımdaki parçayı ‘ben bile zor açtım’ dedi. Nasıl çıktı, nasıl açtı? Bir de boynunda zinciri vardı. Zinciri koparıp gitmiş. Zincirin ucunda da el tutma yeri var. Onu falan yemiş” diye konuştu.
]]>