TİHEK’in kararına göre, evlilik öncesi arkadaşlarıyla kutlama yapmak isteyen A.Ö, İzmir’deki bir eğlence mekanında rezervasyon yaptırmak istedi.
Eğlence mekanına 8 erkek gelecekleri bilgisini veren A.Ö, “Sadece erkek müşterilerden oluşan grupların rezervasyon taleplerinin kabul edilmediği” yanıtını aldı. Bu gerekçeyle rezervasyon talebi reddedilen kişi, cinsiyet temelinde ayrımcılık yapıldığı iddiasıyla TİHEK’e başvurdu.
İşletmeyle yaptığı yazışmayı delil olarak sundu
Şikayetçi, işletmeyle yaptığı telefon yazışmalarının ekran görüntüsünü de delil olarak sundu. Görüntüdeki yazışmalarda işletmenin, rezervasyon talebi sonrası “Sadece erkek alamıyorum maalesef efendim.” ifadesini kullandığı görüldü.
A.Ö’nün, “Kadınlar da aynı şekilde rezervasyon yaptığında bunu mu söylüyorsunuz?” diye sorması üzerine ise “Hayır, konseptimiz kadın müşterilerimize yönelik olduğu için sadece erkek veya erkek çoğunluğu olan kalabalık grupları da alamıyorum.” karşılığı verildi.
İnceleme kapsamında yazılı görüşü talep edilen eğlence mekanı, işletmelerinde etnik köken, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeden her müşterilerine en iyi hizmeti vermeyi amaçladıklarını belirterek, başvuranın iddialarının gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.
Görüşte, mekanın ailelerin ve kadınların daha çok rağbet gösterdiği bir yer olması, sadece erkeklerden oluşan kalabalık grupların içkinin de tesiriyle kadın misafirlere karşı olumsuz tutum ve davranışlarda bulunduğunun tecrübe edilmesi ve bu konuya ilişkin şikayetlerin olması üzerine rezervasyonlarda titiz davranıldığı anlatıldı.
Kadın ağırlıklı gruplara ve ailelere öncelik verildiği belirtilen görüşte, çok kalabalık olmayan erkek gruplarına da rezervasyon yapıldığı öne sürüldü.
Başvuruyu karara bağlayan TİHEK, işletmeye, cinsiyet temelinde ayrımcılık yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle 80 bin lira idari para cezası verdi.
Karardan
TİHEK’in kararında, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının, insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerin ayrılmaz bir parçası olduğu gibi uluslararası hukukun en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak da kabul edildiğine vurgu yapıldı.
6701 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sayılan ayrımcılık temellerinden birini de cinsiyetin oluşturduğu anlatılan kararda, bir kişinin hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını cinsiyeti nedeniyle engelleyen veya zorlaştıran her türlü farklı muamelenin cinsiyet temelinde ayrımcılık oluşturduğu bildirildi.
Ayrımcılık olgusu tam da “erkeklerin içki tükettiklerinde rahatsızlık vereceği” gibi ön yargılardan beslenmektedir”
İşletmenin, “Tamamı erkek grupların, içkinin tesiriyle kadın misafirleri rahatsız edici tavırlarda bulundukları” iddiasına kararında yer veren TİHEK, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kadınların içki tükettiklerinde rahatsızlık vermeyeceği ancak erkeklerin içki tükettiklerinde rahatsızlık vereceği ve diğer müşterilerin rahatsız olacağı inancı bir ön yargıdan ibarettir ve ayrımcılık olgusu bunun gibi ön yargılardan beslenmektedir. Kaldı ki somut olayda başvuran ve arkadaşlarının bu yönde bir tavır sergileyip kadın müşterilere rahatsızlık vereceğine ya da daha önce bu tarz tavırlarda bulunduklarına ilişkin objektif bir değerlendirme de yer almamaktadır. Yalnızca ön yargı ve varsayımdan hareketle erkeklerden oluşan grupların İşletmeye alınmaması ile elde edilmek istenen amacın meşru olmadığı kanaatine varılmıştır.”
]]>Yegane Arani, “15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü” vesilesiyle AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
ADAS’a okulda ayrımcılığa uğrayan, ayrımcılıkla ilgili bir şeyler duyan veya gören ya da ayrımcılık konusunda sadece bilgi almak isteyen kişilerin başvurduğunu belirten Yegane Arani, “Yani bunlar velilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin yanı sıra okul ortamında bulunan diğer insanlar. Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı öğrencilere yönelik ayrımcılıkla ilgili olsa da bize gelenlerin yaklaşık yüzde 50’si velilerden oluşuyor.” ifadesini kullandı.
Yegane Arani, Berlin’deki okullardan ADAS’a büyük oranda ayrımcılık şikayetlerinin ulaştığını aktararak, kendilerine gelen başvuruların yüzde 80’inin ayrımcılıkla ilgili olduğunu dile getirdi.
Bu konuda genelde 2 grubun etkilendiğini gördüklerini anlatan Yegane Arani, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir yandan siyahi insanlardan çok başvuru alıyoruz. Diğerleri de Müslümanlar veya Müslüman olarak algılananlar. Müslüman düşmanı ırkçılıkla ilgili şöyle bir ayrım yapmak isterim; vakaların yaklaşık yüzde 20’si açıkça Müslüman karşıtı ırkçılıkla ilgili. Yani insanların yaşantısı, kızların veya kadınların başörtüsü nedeniyle ayrımcılığa uğraması, öğretmenlerin İslomofobik ifadeleri kullanması gibi.”
“Bildirilmeyen çok sayıda vaka var”
Buradaki durumun doğrudan Müslüman olanları etkilediğine işaret eden Yegane Arani, “Şimdi ramazan ayındayız. Burada zaman zaman problemli durumlar ve Müslümanların din özgürlüğünün kısıtlandığı yerler oluyor.” dedi.
Yegane Arani, aynı zamanda isimleri, görünüşleri ve kökenleri nedeniyle Müslüman olarak algılanan ancak hiç dindar olmayan, hatta belki Müslüman bile olmayan insanları etkileyen Müslüman karşıtı ırkçılık biçimlerinin de bulunduğunu kaydetti.
ADAS’a yapılan yüzde 40 oranında şikayetlerin bu başvurulardan kaynaklandığını aktaran Yegane Arani, “Böylelikle toplamda bize gelen şikayetlerin yarısından fazlasının, Müslüman karşıtı ırkçılık bağlamında olduğunu söyleyebiliriz. Almanya’da yüzde 6 ile 8 arasında Müslümanların yaşadığı göz önüne alındığında bu oldukça yüksek bir oran.” değerlendirmesini yaptı.
Yegane Arani, burada sadece ADAS’a yapılan başvuruları aktardığını, başka kurumlara da başvuruların yapıldığını söyleyerek, “Bildirilmeyen çok sayıda vaka var. (Ayrımcılıkla etkilenenlerin) Çok küçük kesimi başvuruda bulunuyor çünkü özellikle okul bağlamında pek çok şey bir yerlere bildirilmiyor ve konu edilmiyor.” diye konuştu.
“Başörtüsü takan Müslüman kızlar ayrımcılıktan daha fazla etkileniyor”
Son dönemde şikayetlerin arttığına dikkati çeken Yegane Arani, şunları kaydetti:
“Danışma merkezimize yapılan başvurularda kesinlikle bir artış görüyoruz. 7 Ekim 2023’ten sonra özellikle Gazze’deki savaşla ilgili artan sayıda başvuru alıyoruz. Örneğin; öğrencilerin açıklama yapmaya, tutumlarını ortaya koymaya veya istemedikleri halde ihtilafla ilgili ne düşündüklerini ifade etmeye zorlanması veya Filistin poşusu takma yasağı gibi. Ancak söz konusu ihtilafla ilgili olmayan, örneğin; namaz kılmaya veya Müslümanların görünürlüğüne ilişkin getirilen kısıtlamalar gibi genel Müslüman karşıtı vakalarda da bir artış oldu.”
Yegane Arani, başörtüsü takan Müslüman kızların ayrımcılıktan daha fazla etkilendiğini belirterek, “Müslüman karşıtı ırkçılık söz konusu olduğunda kesinlikle kızlar ve kadınlar özellikle etkileniyor. Bu, başörtüsü taktıklarından dolayı Müslüman oldukları anlaşılan kişiler için daha fazla geçerlidir.” ifadesini kullandı.
Ayrımcılıkla ilgili 300 öğrenciyle araştırma yaptıklarına değinen Yegane Arani, başörtüsünün ayrımcılıkta önemli rol oynadığını, örneğin öğretmenler tarafından birçok olumsuz, aşağılayıcı ifadelerin söylendiğinin de net şekilde oraya çıktığını dile getirdi.
Yegane Arani, bu konuda öğretmenlerin, Müslüman karşıtı ırkçılık konusunda daha duyarlı olması için meslek içi eğitim alması ve daha fazla aydınlatılması gerektiğini kaydetti.
Kovid-19 salgınından sonra ayrımcılıkla ilgili başvuru sayılarında genel bir artış olduğunu ifade etmek gerektiğini vurgulayan Yegane Arani, “Bize yapılan tüm ayrımcılık olaylarındaki başvuru sayısı son 2 yılda 2 kat arttı. Sadece Müslümanlara yönelik ırkçılıkla ilgili değil, toplamda ırkçılıkla ilgili.” dedi.
Yegane Arani, Berlin çok kültürlü bir şehir olmasına rağmen Müslüman karşıtı olaylardaki oranların bu kadar yüksek seyretmesinin kendisini şaşırtıp şaşırtmadığıyla ilgili 20 yıldan beri çalıştığını ve artık hiçbir şeye şaşırmadığını söyledi.
“Gençler, Almanlarla aynı muameleyi görmek istiyor”
Bu konuda kısmen bir iyileşme de olduğunu, Müslüman karşıtı ırkçılığa karşı mücadele eden projelerin desteklendiğini, ADAS gibi kurumların ayrımcılığı tespit ettiğini ve bu alanda araştırmaların yapıldığını belirten Yegane Arani, “Bu bir ilerlemedir ancak diğer taraftan rakamlar azalmıyor aksine artıyor. Ancak şimdi örneğin; danışma merkezlerini düşündüğümde bu olumlu bir durum. Çünkü belki de (vakalar) mutlak şekilde artması gerekmiyor ama daha fazla başvuru yapılıyor.” diye konuştu.
Yegane Arani, insanların ayrımcılığı kabul etmediğini, bu konuda ilgili yerlere başvurarak yardım aldığını aktararak, “Biz belki bunu ebeveynlerimizden de biliyoruz. Pek çok şey normal görülerek kabul edilirdi, yutulurdu, ‘Bu böyledir’ denilirdi, dikkat çekmek istenmezdi ve şimdi bir değişim var. Gençler, Almanlarla aynı muameleyi görmek istiyor.” ifadesini kullandı.
Ayrımcılık vakaları olduğunda bunun ilgili kurumlara bildirilmesini isteyen Yegane Arani, ayrımcılığa maruz kalanlara durumun nasıl geliştiğini aklında tutmasını veya olayın gelişimini kağıda yazmasını tavsiye etti.
]]>