“VARIN GERİSİNİ SİZ DÜŞÜNÜN”
Toplam 5 dolgu ve 1 kanal tedavisine 900 dolar (yaklaşık 20 bin TL) ödediklerini belirten çift, “Avustralya’da tek bir dolgu için 3000 dolar istediler. Varın gerisini siz düşünün” diyerek adeta nispet yaptı.
“HAYAT SİZE GÜZEL”
Kısa sürede çok saygıda etkileşim alan videonun altına “Hayat size güzel”, “Şaka gibi gerçekten”, “Tabi size göre hava hoş ablam”, “Ne güzel dünya”, “Hayat size güzel” şeklinde yorumlar yaptı.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Turizm
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avustralya cinsel istismar davasıyla sarsıldı…
Kreşlerde çocuk bakıcısı olarak çalıştığı bilinen 46 yaşındaki Ashley Paul Griffith, çocuklara cinsel istismarda bulunduğunu itiraf etti.
60 KIZ ÇOCUĞUNA CİNSEL İSTİSMAR
Brisbane Bölge Mahkemesi’nde görülen davada 307 suçlama yöneltilen Griffith, Avustralya ve İtalya’da çoğunluğu 12 yaşın altında 60 kız çocuğuna istismarda bulunması nedeniyle mahkeme tarafından suçlu bulundu.
2022 YILINDA DA GÖZALTINA ALINDI
Griffith, Ağustos 2022’de çocuk istismarı içerikleri ürettiği gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alınmıştı.
Bir yıl sonra ise Griffith’in, 2003 ile 2022 yılları arasında Avustralya’nın on iki farklı bölgesinde ve İtalya’nın Pisa kentinde 91 çocuğa karşı bin 623 suç işlediği tespit edilmişti.
Dava sürecinde Griffith’in hakkındaki suçlamaların bir kısmı düşürülmüştü. Şu anda gözaltında olan Griffith’in alacağı ceza, sonraki bir tarihte belirlenecek.

Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Luca, Avustralya’nın Perth şehrinde iki yıl önce doğduğunda, annesi ve babası hiç beklemedikleri bir haberle sarsıldı. Luca’ya kistik fibrozis teşhisi konmuştu.
Yetkililer, 8 yıldır Avustralya’da yaşayan Laura Currie ve kocası Dante Curie’ye, ülkede kalıcı olarak yaşayamayacaklarını, Luca’nın ülke için bir mali yük olduğunu söyledi.
“Bir hafta boyunca ağladım ve Luca için gerçekten çok üzüldüm” diyen Laura, şimdi savunmasız haldeki oğullarının “bu şekilde ayrımcılığa uğramayı hak etmediğini” söylüyor.
Nüfusun üçte birinin başka bir ülkede doğup buraya yerleştiği Avustralya, yıllardır kendini bir “göç ülkesi” olarak tanıtıyor.
Göçmenlere yeni bir başlangıç şansı tanıyan, çok kültürlü bir ev olduğu imajını veriyor.
Ancak çoğunlukla, özellikle de engelliler ve ciddi bir sağlık problemi olanlar için gerçekler bundan farklı.
Avustralya, dünyada düzenli olarak sağlık ihtiyaçları nedeniyle göçmenlerin vize başvurularını reddeden çok az ülkeden biri.
Özellikle 10 yıllık bakım maliyeti 86 bin Avustralya dolarını (yaklaşık 57 bin dolar, 1 milyon 900 Türk Lirası) aşanlar zor durumda kalıyor. Yeni Zelanda’da da benzer bir politika yürütülüyor ama Avustralya’daki kadar katı değiller.
Avustralya hükümeti, vatandaşlarının sağlık hizmetlerine erişimini koruma altında tutmak ve harcamaları kısmak için bu yasaların gerekli olduğunu savunuyor.
Kimi vizeler için bazıları muafiyet başvurusunda bulunabiliyor. Vize reddine itiraz başvurusunda bulunmak da bir seçenek ama süreç uzun ve maliyetli oluyor.
Aktivistler ayrımcı olduğunu söyledikleri yasanın engellilere yönelik modern yaklaşımlardan kopuk olduğunu savunarak yıllardır mücadele yürütüyor. Yetkililerin sağlık şartını gözden geçirme kararı sonrası önümüzdeki haftalarda bu durumun değişeceğini umuyorlar.
“Bize ‘çok maliyetlisin, ülkene dön’ diyorlar”
Luca’nın annesi Laura ile babası Dante Avustralya’nın çaresiz bir şekilde ihtiyaç duyduğu meslek kolu olan öğretmenlik için başvurarak bu ülkeye taşındı.
Laura kreş öğretmeni, eşi Dante de badanacı ve iç dekorasyon uzmanı. Yaşadıklarından sonra, sanki burada kurdukları hayatın da, verdikleri vergilerin de değeri yokmuş gibi hissettiklerini söyleyen Laura, şöyle devam ediyor:
“Biz Avustralya’ya ‘ihtiyacın olduğunda buradayız’ derken, roller değişip biz Avustralya’nın yardımına ihtiyaç duyduğumuzda, bize ‘Hayır, üzgünüm, bizim için çok maliyetlisin ve kendi ülkene geri dön’ deniyor.”
Avustralya, katı göç politikaları ile biliniyor.
Ülkede, denizden botlarla gelen göçmenleri hedef alan “botları durdur” politikasının bir başka şekli uygulanıyordu.
Botla gelen göçmenlerin Papua Yeni Gine ve Pasifik ada ülkesi Nauru’daki gözaltı merkezlerine yollanması son yıllarda tartışmaya neden olmuştu.
“1901 yılındaki politikalar devam ediyor” eleştirisi
Ülke, 1901’de çıkarılan yasayla beyaz olmayan göçmenlerin sayısını sınırlamayı amaçlayan “Beyaz Avustralya” politikasından ancak 1970’li yıllarda tamamen uzaklaşabildi.
Hükümete engellilere yönelik tartışmalı yasayı gözden geçirmesi yönünde baskı yapan bir şemsiye kuruluş olan Welcoming Disability’den Jan Gothard’a göre 1901’de var olan sağlıkla ilgili ayrımcılık, bugün de devam ediyor.
Göç avukatı Gothard, “İnsanlara 1901’de davrandığımız gibi davranıyoruz ve Avustralya’da kabul görmeyecek insanlar olduklarını düşünüyoruz” diye konuşuyor.
İlginç bir şekilde Avustralya’nın Göç Kanunu, kendi Engelli Ayrımcılık Kanunu’ndan muaf.
Özetlemek gerekirse Avustralya’da ne kadar uzun yaşadığınızdan bağımsız olarak, ülkede doğmuş olsanız bile, kendi özel sigortanız olsa bile ya da sağlık masrafların karşılayabilseniz bile, eğer mali yük olarak görülüyorsanız, sağlık şartını yerine getiremediğiniz anlamına geliyor.
Hükümet, resmi verilere göre 2021-2022 yılları arasında vize başvurularının yüzde 99’unun sağlık kriterlerine uyduğunu, bin 779’unun bu koşullara uymadığını belirtiyor.
Röportaj vermeyi kabul etmeyen Göç Bakanı Andrew Giles, kısa süre önce “Avustralya’da doğmuş ve göç sağlık kanunundan olumsuz etkilenenlerin bakanlığın devreye girmesi için başvurabileceğini” söyledi.
Ancak aileler meşakkatli olduğunu söyledikleri bu sürecin zaten zor olan yaşamlarını daha da zorlaştırdığını ifade ediyor.
28 gün sonra ülkeyi terk etmeleri gerek
2014’de oğlu Dhaffan nadir görülen bir genetik hastalıkla doğan ve omuriliği zedelenen Mehwish Qasim, 24 saat bakıma ihtiyacı olan oğlu ve eşi ile beraber ülkede kalmak için büyük bir mücadele yürütmüş ve uluslararası basında da yer almıştı.
Qasim, “Çocuğunuz hastayken ve bu kadar zorluk yaşarken, bir yandan insanlardan yardım ve imza istiyorsunuz ve zaten hayatınızda çok fazla şey olup bitiyor” diye açıklıyor.
Pakistan uyruklu aile, bir noktada ülkelerine geri dönmeyi de düşünmüş ancak uçağa binmek Shaffan için hayati risk taşıdığı üzere vazgeçmişler.
Sekiz yıl süren mücadele sonrası 2022’de aileye ülkede kalabilecekleri söylense de, eğitimli bir muhasebeci olan Qasim bu yıllar boyunca kendi meslek kolunda bir işte çalışamamış ve ailenin geçinmesi için kafelerde, süpermarketlerde ve taksi uygulamalarında çalışmak zorunda kalmış.
Luca’nın ailesi de, ülkede kalmak için mücadele etmeyi sürdürüyor ve pes etmiyor.
Ülkede istihdam sorunu yaşanan iş kollarında çalışıp boşlukları dolduruyor, bu sayede itiraz başvurularının olumlu sonuçlanacağını umuyorlar.
Eğer başvuruları reddedilirse, 28 gün içinde ülkeden ayrılmaları isteniyor.
Luca örneğinde en büyük sorun, hastalığının tedavisinde maliyetli bir ilaç olan Trikafta’ya ihtiyaç duyulması. Aslında Luca şu an bu ilacı kullanmıyor hatta ilacın ona uygun olup olmadığı da bilinmiyor. Yine de tedavisinin yaklaşık 1.8 milyon Avustralya dolarına denk geleceği hesabı yapılıyor ve bu da 10 yıl içinde tedavi masrafının hükümetin göçmenler için koyduğu mali sınır olan 86 bin Avustralya dolarından fazla olduğuna işaret.
Avustralyalı aktivistler, yakın zamanda eşiği yükseltilen sağlıkta maliyet sınırını sevinçle karşılasalar da, sınırın hâlâ ortalama maliyetlerin altında kaldığını ifade ediyorlar.
Down sendromu, ADHD ve otizm gibi sağlık sorunları olan çocukların ailelerinin de desteklenmesi gerektiğini söyleyen aktivistler sağlık giderlerine ilişkin tahminler hesaplanırken, özel eğitim desteğinin dışarıda tutulmasını istiyorlar.
10 yaşındaki kızı Darcy Down sendromlu olan İngiliz kökenli Claire Day, Avustralya’da iki ayrı iş teklifi almış olmasına rağmen, kızının durumu nedeniyle vize alması ihtimalinin az olduğunu öğrenmiş.
21 yıldır Londra’da polis olarak çalışan Claire, Avustralya kolluk güçlerine katılması durumunda kalıcı vize alabiliyor ancak kızının hastalığı nedeniyle sorun yaşayacağından korkuyor.
Day, “Darcy sağlıklı bir çocuk; okula gidebiliyor ve okulda kulüplere katılıyor. O yüzden bu konunun sorun olmayacağını ummuştum” diyor.
Bu gibi hikayeler nedeniyle aktivistler Avustralya’nın bu politikasıyla engelli göçmenlere yönelik ayrımcılık yaptığını savunuyor.
]]>Avustralya’nın ulusal günü 26 Ocak, 1788’de ilk İngiliz filosunun Avustralya kıtasına çıktığı ve Arthur Phillip tarafından Sydney Koyu’nda İngiltere bayrağının göndere çekildiği güne işaret ediyor.
1994’ten bu yana resmi tatil olan ve ülke genelinde kutlanan Avustralya Günü, “Karaya Çıkma Günü”, “Yıl Dönümü” veya “Kuruluş Günü” gibi isimlerle anılıyor.
Birçok Avustralyalı bu tarihi, ülkenin yaşam tarzını, kültürünü ve başarılarını kutlamak için fırsat olarak görse de 26 Ocak, Avustralya’nın yerli halkı tarafından kutlama günü olarak görülmüyor.
Avustralya’nın yerlileri, 1788’de ilk İngiliz filosunun adaya ayak basmasıyla yerli halkın ve kültürlerinin yok edilişinin başladığına inanıyor.
Aborjinler, 1788’den bu yana binlerce yerlinin katledildiğini, yıllarca ayrımcılık ve baskıya maruz kaldıklarını savunarak 26 Ocak gününü kutlama değil, yas günü olarak anıyor ve “İstila Günü” olarak kabul edilmesini istiyor.
Avustralyalı senatöre göre, 26 Ocak kutlama değil, yas günü olmalı
Avustralya’nın Aborjin kökenli senatörü Lidia Thorpe, AA muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, tartışmalı Avustralya Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Avustralya Günü kutlamalarına 2019’dan bu yana karşı çıkan Thorpe, 5’inci kez, Avustralya halkını kutlamaya değil, yas tutmaya çağırdığını belirtti.
Senatör, her yıl Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden Anzak askerlerini anmak için düzenlenen törenlerin benzerinin, 26 Ocak’ta, “İngiliz istila”sında hayatını kaybedenler için düzenlenmesi gerektiğini savundu.
Thorpe, “Bu yıl 26 Ocak’ta, Aborjinlerle dayanışma göstermek isteyenleri, ülkenin dört bir yanında düzenlenecek sessiz anma töreninde bize katılmaya davet ediyorum.” ifadesini kullandı.
“Yas Törenleri”ne ilgi ve katılımın gittikçe arttığına işaret eden Thorpe, “Ulusumuz için 26 Ocak’ın önemi değişiyor.” değerlendirmesini yaptı.
Thorpe, “Sadece Aborjinler değil, bu ülkenin dört bir yanındaki milyonlarca insanın, 26 Ocak’ı, kutlanacak bir gün olmadığını bilerek bir ‘yas’, ‘anma’ ve ‘Düşünme Günü’ olarak kabul ettiğini görmek benim için yüreklendirici.” dedi.
Avustralya Günü’ne, 26 Ocak tarihine alternatif olarak, Avustralya’nın federasyon haline geldiği 9 Mayıs veya Avustralya’nın başkenti Canberra’nın resmi olarak kabul edildiği 12 Mart gibi tarihler öneriliyor.
Avustralya Günü’ne karşı çıkan marketlere boykot çağrısı
Ülkede bazı süpermarketler de son yıllarda Avustralya Günü’ne karşı çıkanlar arasına katılıyor.
Avustralya’nın en büyük süper market zincirlerinden bazıları 26 Ocak “Avustralya Günü” kutlamaları için üretilmiş, çoğu Avustralya bayrağını taşıyan giyim, oyuncak ve aksesuar gibi ürünlerin satılmayacağını duyurdu.
Ülkedeki bazı bankalar, hukuk firmaları, danışmanlık şirketleri gibi büyük şirketler, çalışanlarına 26 Ocak’taki resmi tatili farklı bir gün kullanma hakkı tanıyacağını açıkladı.
Ülkede muhalefet, yerli halkın talebine karşı çıkıp Avustralya Günü’nü desteklerken hükümet de Aborjinlerin taleplerine sahip çıkmıyor.
Avustralya muhalefet lideri Peter Dutton, Avustralya Günü kapsamında ürün satışını yasaklayan markaları eleştirerek, halkı bu markaları boykot etmeye çağırdı.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Avustralya Günü’nün her zaman olduğu gibi kutlanması gerektiğini belirterek, 26 Ocak’ta ülke genelinde düzenlenecek etkinliklere katılacağını duyurdu.
Albanese, “Yapmamız gereken şeylerden biri de kültür savaşlarına girmek yerine Avustralya’yı birleştirmenin yollarını aramaktır. Bu gerçekten ters etki yaratıyor.” ifadeleriyle yerel halkların Avustralya Günü tarihini değiştirme talebine karşı çıkıyor.
Hükümet, Avustralya Günü’nün tarihini değiştirmeyi düşünmüyor.
26 Ocak 2023’te de gösteriler yapılmıştı
Avustralya Günü karşıtı gösteriler, son birkaç yıldır artarak devam ediyor.
Geçen yıl aynı dönemde, Avustralya günü kutlamalarını protesto eden binlerce kişi, ülkenin dört bir yanında yürüyüşler düzenlemişti.
Sidney’de Aborjin bayrağı taşıyan göstericiler, Avustralya gününün yerli halk için işgal günü olduğuna dikkati çekmiş, sloganlar atmıştı.
Göstericiler, “İstila Günü” olarak adlandırdığı bayramın kaldırılmasını talep etmişti.
2018’de ise Melbourne kentinde bulunan Büyük Okyanus’ta yaptığı seyirleriyle ünlü İngiliz kaşif James Cook’un heykeli, 26 Ocak kutlamalarından bir gün önce tahrip edilip pembeye boyanmıştı.
Göstericiler tarafından Cook’un heykelinin üzerine “Gurur Yok” yazılmıştı.
]]>