Avukat – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 26 Jul 2024 22:27:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Samsun Barosu Hizmet Binası ve Sosyal Tesisi’nin Temeli Atıldı https://www.haber60.com.tr/samsun-barosu-hizmet-binasi-ve-sosyal-tesisinin-temeli-atildi/ https://www.haber60.com.tr/samsun-barosu-hizmet-binasi-ve-sosyal-tesisinin-temeli-atildi/#respond Fri, 26 Jul 2024 22:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42386 SAMSUN (İHA) – Samsun Barosu Hizmet Binası ve Sosyal Tesisi’nin temeli törenle atıldı.

3 bin 970 metrekare kapalı alana sahip olacak Samsun Barosu Hizmet Binası ve Sosyal Tesisi’nin temel atma töreni, Canik ilçesi Mert Irmağı karşısında yapıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, protokol konuşmalarının ardından yeni hizmet binasının temeli dualarla atıldı. Yeni hizmet binasından birçok avukat ve avukat adayının istifade edeceğinin altını çizen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, “Biz sadece bir bina yapmıyoruz. Bu binada yüzlerce, binlerce stajyer avukat ve avukat meslektaşım aldıkları meslek içi eğitimlerle, staj eğitimleriyle, hukuki eğitimlerine ekleyecekleri katkı ile bu binadan ayrıldıktan sonra belki de çok yakında şiddet görmüş bir kadının adalete kavuşması için, yardıma ihtiyacı olan bir çocuğun yanı başında bulunabilmek için, emeği sömürülmüş bir işçinin emeğini alabilmesi için bu şehirde ve Türkiye’nin 81 ilinde mücadele edecekler. Bu anlamda aslında ruhu olan binalardır baroların hizmet binaları. Samsun’daki bu binanın ise çok daha ayrı bir önemi bulunmaktadır. Hepimizin bildiği üzere çünkü burası kurtuluşun ve Cumhuriyetin kuruluşunun ilk adımının atıldığı şehirdir. Cumhuriyet’in yüzüncü yılını geride bırakırken Cumhuriyet’le yaşıt Samsun Baromuzun hizmet binası Cumhuriyet’in en önemli devrimi olan hukuk devriminin korunması ve muhafaza edilmesi için en çok da mücadele verecek avukatların çatısı olacaktır” dedi.

Başkan Doğan: “Yıllardır kurulan hayal, bugün gerçek oldu”

Barodaki avukat ve yöneticilerin yıllardır bu günün hayalini kurduğuna dikkat çeken Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Halit Doğan, “Gerçekten avukatların Samsun Barosu’nda kendi müstakil binalarına kavuşmakla alakalı yıllardır baro başkanlarımızla birlikte oluşturdukları bir hayal vardı. Bugün hep beraber çok kıymetli başkanlarımızla birlikte temel atma törenini gerçekleştiriyor olmak bizim için gerçekten mutluluk verici. Herhalde ofise ihtiyaç yok. Herkesin ofis ihtiyaçlarını bile burada giderebileceği bir bina olmuş. Emekleri için ben gerçekten Barolar Birliği Başkanımıza teşekkür ediyorum. Samsun’a güzel bir eser kazandırdınız. Sadece bu eser Samsun için değil, Karadeniz için de önemli bir kıymet olacaktır. Samsun, Karadeniz’e kıyısı olan şehirler içerisinde önemli bir şehir. Önemli bir baro Samsun Barosu. Hem sayısı itibarıyla hem etkisi, gücü, başkanlığı itibarıyla da önemli bir baro. Desteğiniz için, verdiğiniz kıymet için şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“Samsun Barosu nihayet kendi yuvasına kavuşuyor”

Binlerce avukat ve yüzlerce stajyerin bu binada adalet için çalışma yürüteceğine dikkat çeken Samsun Baro Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran, “Tam 101 yıldır avukatlara yuva, adalet arayan vatandaşa sığınak olmuş Samsun Barosu nihayet kendi yuvasına kavuşuyor. Bugün temelini beraberce attığımız bu bina sadece bir idari bina değil, sadece bir sosyal tesis değil. Bizler bugün Samsun Barosu’nun 2 bin 200 avukatını ve 300 stajyerini bir çatı altında toplayacak bir yuvanın temelini atıyoruz. Bu binada yüzlerce, binlerce genç meslektaşım hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağına dair ant içecek. Yüzlerce, binlerce avukat stajyerimiz avukatlık sanatını ve avukatlık mesleğinin etiğini staj eğitim merkezimizde üstatlarından öğrenecek” şeklinde konuştu.

Törende konuşmaların ardından temel atma merasimine geçildi. Samsun Vali Yardımcısı Emin Çolak, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç ile birlikte Samsun ve çevre illerdeki barolara kayıtlı avukatlar, düzeneğe birlikte basarak temel atma işlemlerini başlattılar. Söz konusu hizmet binasının yapımının yüklenici firma tarafından planlanan süreden 150 gün önce yani 400 gün içerisinde tamamlanması hedefleniyor. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsun-barosu-hizmet-binasi-ve-sosyal-tesisinin-temeli-atildi/feed/ 0
EGE Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde Cinsel Taciz Davası https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-dis-hekimligi-fakultesinde-cinsel-taciz-davasi/ https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-dis-hekimligi-fakultesinde-cinsel-taciz-davasi/#respond Mon, 22 Jul 2024 21:12:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41385 EGE Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde görev yapan ve öğrencilerine cinsel taciz ile saldırıda bulunduğu iddia edilen Prof. Dr. Z.E.B., ‘Sarkıntılık boyutunda cinsel saldırı’ suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı, ‘Tehdit ve ‘Hakaret’ suçlarından beraat etti, ‘Cinsel taciz’ suçlarından verilen cezalar da önce paraya çevrildi, ardından hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde eğitim alan 10 öğrenci, Prof. Dr. Z.E.B. hakkında 2019 yılı aralık ayında kendilerini taciz ettiği iddiasıyla üniversite yönetimine şikayetçi oldu. Z.E.B., hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunda bulunan öğrencilerden birisi, “Dişçi koltuğunda çalıştığım sırada Z.E.B. gelip, elini belime attı. Bu fiziksel temasını bir süre sürdürdü” iddiasında bulundu. Bir başka öğrenci, hastayla ilgilendiği sırada bir kişinin arkasından yaklaştığını ve kulağına, “Seksi kadın, şeyini giysen mi?” diye fısıldadığını, arkasına dönüp baktığında Z.E.B.’yi gördüğünü ve “Maskeni kastettim” dediğini iddia etti. Savcılık, olay ile ilgili soruşturma başlattı. İzmir 34’üncü Asliye Ceza Mahkemesi ‘Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı’, ‘Cinsel taciz’ ‘Hakaret’ ve ‘Tehdit’ suçlarından dava açıldı. Davanın 6’ncı duruşması 18 Temmuz’da görüldü. Duruşmaya sanık Prof. Dr. Z.E.B. ve taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler avukatı hazır bulundu. Mağdur avukatı Mustafa Çetin, müvekkillere yapılan eylemlerin cezasız kalmamasını, en üst sınırdan ceza almasını ve indirim uygulanmamasını talep etti.

BERAATİNİ İSTEDİ

Savunması alınan sanık Prof. Dr. Z.E.B., 35 senedir bu görevde olduğunu belirtip, “Hakkındaki suçlamaları kabul etmiyorum. Güveni, huzuru sağlamak için çalıştım. Cinsel içerikli hiçbir şey yapmadım. Gürültüden düzeni korumak için uyarı amaçlı dokunduysam bunlarda hiçbir şekilde kastım, cinsellik değildir” dedi. Sanık avukatları, suçlamaları kabul etmeyerek beraat kararı verilmesini talep etti.

Hakim, sanık Prof. Dr. Z.E.B.’yi ‘Sarkıntılık boyutunda cinsel saldırı’ suçundan 4 mağdurun her biri için 2 yıl 6 ay olmak üzere toplam 10 yıl hapis cezası verdi. Ayrıca diğer mağdurlara ‘Cinsel taciz’ suçlarından verilen cezalar önce paraya çevrildi, ardından hükmün açıklanmasını geri bırakıldı. ‘Tehdit’ ve ‘Hakaret’ suçlarından bazı öğrencilerle uzlaşılması nedeniyle beraat kararı verildi.

‘CEZALAR ALT SINIRDAN VERİLDİ’

Kararı değerlendiren mağdurların avukatı Mustafa Çetin, “Sanık, 4 mağdur açısından sarkıntılık boyutunda cinsel saldırı suçundan her biri için ayrı ayrı 2 yıl 6 ay ceza aldı ve bu cezası ertelenmedi. Ancak cezalar alt sınırdan verildi. Cinsel taciz suçundan ise bir kısım mağdurlar hakkında verilen cezalar paraya çevrilip, ertelendi. Tabii ki müvekkillerimle görüşüp, kararı değerlendirdikten sonra gerekli itirazlarımızı yapıp yapmayacağımızı karar vereceğiz” dedi. Müvekkillerinin mağduriyetlerinin kısmen giderildiğini vurgulayan Avukat Çetin, “Kamu vicdanı kısmen rahatlatıldı. Ama ezaların üst sınırdan, verilip indirim uygulanmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Ege Üniversitesi gibi güzide bir eğitim kurumunda bir profesörün üniversite öğrencilerine böyle bir eylemde bulunmuş olması, cezasız bırakılamazdı. Gerek müvekkillerin hakları gerek kamu vicdanı gerekse Ege Üniversitesi gibi güzide kurumsal bir kurumun bundan sonraki kişilerin bakış açısından değerlendirildiğinde sanığın cezalandırılması gerekiyordu” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-dis-hekimligi-fakultesinde-cinsel-taciz-davasi/feed/ 0
Sinan Ateş davasında tansiyon yüksek! Duruşmada rahatsızlanan annesi hastaneye kaldırıldı https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-davasinda-tansiyon-yuksek-durusmada-rahatsizlanan-annesi-hastaneye-kaldirildi/ https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-davasinda-tansiyon-yuksek-durusmada-rahatsizlanan-annesi-hastaneye-kaldirildi/#respond Fri, 05 Jul 2024 12:03:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37189 Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanıklı davada, sanık avukatlarının beyanları dinleniyor.

ANNESİ FENALAŞARAK HASTANEYE KALDIRILDI

Bugün gerçekleşen duruşmada hayli gergin dakikalar yaşanırken, oğlu Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili davayı takip etmek için Sincan Cezaevi’nde bulunan Saniye Ateş’in duruşma sırasında tansiyonu düştü. Ateş, tansiyon düşüklüğü ve kolunun uyuşması nedeniyle cezaevi içinde bulunan hastaneye kaldırıldı.

AYŞE ATEŞ: KUMPAS BUNLARIN BAŞINA GEÇECEK

Öte yandan adliye önünde yaşananlara tepki gösteren Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş “Bu kurulan kumpas bunların başına geçecek, geçirilecek. Devletle tanışacaklar, devletin adil yüzüyle herkes tanışacak. Sanki bu kadar insan tesadüfen bir araya gelmiş gibi bir izlenim oluşturmaya çalışıyorlar. Bu siyasi cinayetin, siyasi ayağı ortaya çıkmasın istiyorlar. Kurdukları her oyun onların başına geçecek” ifadelerini kullandı.

KILIÇDAROĞLU VE BAZI VEKİLLER DE SALONDAYDI

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, taraf avukatları, müşteki Ayşe Ateş ve yakınları katıldı. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bazı milletvekilleri de duruşmayı takip etti. Duruşmaya, davanın dinlenecek son sanığı Umut Ersoy’un savunmasının alınmasıyla başlanacaktı ancak Ersoy’un avukatının duruşmada olmaması nedeniyle avukat beyanlarına geçildi. Tetikçi Eray Özyağci’nin avukatı Zeynettin Aktürk, yargılamanın eksik ve hatalı olduğunu savundu. Özyağci’nin, savunmasında “Ben oraya yaralamaya gittim, sadece ayaklarına sıkacaktım.” dediğini hatırlatan Aktürk, kamera görüntülerinin de bunu doğruladığını öne sürdü.

Müvekkilinin üç kez ateş ettiğini ve bunların Ateş’in ayaklarına isabet ettiğini iddia eden Aktürk, “Maktulün yanında bulunan Selman Bozkurt, müvekkile doğru ateş ederken müvekkilim kaçıyor. Bu kaçış esnasında iki kez daha ateş etmektedir ve Selman Bozkurt’u yaralamıştır. Olay yerinde ilk amacınız neyse ona odaklanırsınız. İlk amaç yaralama olduğu için ayaklarından vurup kaçmayı planlamaktadır. Kaçarken arkasından ateş edildiği için buna karşılık vermek zorunda kalmıştır.” ifadelerini kullandı. Aktürk, Özyağci’ye yöneltilen suç vasfının “silahla kasten yaralama” olarak değiştirilerek bu kapsamda yeniden savunmasının alınmasını talep etti.

SANIK SAVUNMALARI TAMAMLANDI

Daha sonra avukatının salona gelmesi üzerine sanık Umut Ersoy’un savunmasına geçildi. Üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirten Ersoy, taksi şoförü olduğunu, dosyanın sanıklarından Doğukan Çep’i de müşterisi olduğu için tanıdığını söyledi.

Gözaltına alınmasının ardından Ankara’ya götürüldüğünü anlatan Ersoy, “İddianame çıkana kadar ne ile suçlandığımı bilmiyordum. İddianamede Suat Kurt’u aradığım söyleniyor. Ben, Suat Kurt’u tanımam etmem, kendisini hiç aramadım. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum.” dedi.

AVUKAT BEYANLARINA DEVAM EDİLDİ

Özyağci’yi olay yerinden kaçıran motosiklet sürücüsü sanık Vedat Balkaya’nın avukatı Cem Ali Kılıç, müvekkilinin cinayetin gerçekleşeceğinden haberdar olmadığını öne sürdü. Tetikçi Eray Özyağci’nin, Ateş’in ofisinin olduğu bölgede gözlem yaptığı sırada müvekkilini uzak tuttuğunu belirten Kılıç, “Özyağci, olayı gerçekleştireceği gün ‘eğer silah sesi duyarsan korkma’ diyor. Beraber tasarlayarak adam öldürmeye gittiğiniz bir kişiye ‘silah sesi duyarsan korkma’ denmez. Müvekkilim, olay tarihinden 10 gün önce cezaevinden çıkmıştır. Beraber plan yapıp olayı tasarlamasının imkanı yok. Müvekkilimin müşterek fail iradesi yok. Tutuksuz yargılanmasını talep ediyorum.” beyanlarında bulundu.

Cinayet öncesi keşif yaptığı belirtilen sanık Suat Kurt’un avukatı Fuat Saatçıoğlu da müvekkilinin olayın yaşanmasından dolayı üzüntü duyduğunu ve bildiklerini samimi bir şekilde anlattığını söyledi. Kurt’un cinayetin işleneceğinden haberdar olmadığını öne süren Saatçıoğlu, “Sanık Doğukan Çep, müvekkilimi arayarak Ankara’da bir kişinin adresine gidip ofisinden saat kaçta girip çıktığını takip etmesini istiyor. Müvekkilim, hatıra binaen yardımcı olmak kastıyla hareket ediyor.” ifadelerini kullandı.

“YARALAMA TALİMATI” İDDİASI

“Cinayetin azmettiricisi” konumundaki sanık Doğukan Çep’in avukatı Emine Tosun ise Özyağci’nin, Ateş’i öldürme kastıyla hareket etmediğini savundu. Ateş’in bir çatışma ortasında kaldığını iddia eden avukat Tosun, şöyle devam etti; “Sinan Ateş’in vücudundan çıkan bütün mermilerin Eray Özyağci’nin silahından çıktığına dair bir bulgu yok. Dosyadaki belirsizlikler nedeniyle kamera kayıtlarını inceledik. Kayıtlara göre olay 13.34’te gerçekleşiyor, 13.35’te Ateş’in yanında bulunan Ahmet Keçik, silahları alıp kaçıyor. Buna gerekçe olarak da ‘silahlar kaybolmasın diye götürdüm’ gibi mantık dışı bir ifade kullanıyor. Acaba Sinan Ateş’in vücudunda Ahmet Keçik ya da Selman Bozkurt’un silahından çıkan mermiler vardı da bunların üstü örtbas mı edilmeye çalışılıyor, diye düşünüyoruz.”

Tosun, Çep’in, Özyağci’ye “Sinan Ateş’i yaralama” talimatını verdiğini, bu nedenle müvekkilinin cinayetten sorumlu tutulamayacağını iddia etti. Sanık Tolgahan Demirbaş’ın avukatı Murat Ofli de müvekkilinin cinayetle ilgisinin olmadığını öne sürerek, Demirbaş’ın sosyal medyada “peşinen yargılandığını” söyledi. İddianamenin hatalı olduğunu savunan Ofli, “Müvekkilimin olay anında, öncesinde ve sonrasında hiçbir ilgisi olmamasına rağmen azmettiren sıfatıyla yargılanmaktadır. Bu iddianamedeki hukuka aykırılıkları kabul etmiyoruz. Bir insanın azmettiren olması için maktulle arasında husumet olması lazım. Müvekkilimin, maktulle bir tanışmışlığı veya husumeti yok.” şeklinde savunma yaptı. Sanıklar Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç ve Aşkın Mert Gelenbey’in avukatlarının beyanları sonrası duruşmaya öğle arası verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sinan-ates-davasinda-tansiyon-yuksek-durusmada-rahatsizlanan-annesi-hastaneye-kaldirildi/feed/ 0
10 Ekim Gar Katliamı Davası 1 Temmuz’a Ertelendi https://www.haber60.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasi-1-temmuza-ertelendi/ https://www.haber60.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasi-1-temmuza-ertelendi/#respond Thu, 27 Jun 2024 00:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36073 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – 10 Ekim Gar Katliamı davasının bugün karar çıkması beklenen 25’inci duruşması, sanık avukatlarının katılmaması nedeniyle 1 Temmuz’a ertelendi. Duruşma sonrası yapılan basın açıklamasında “1 Temmuz günü aynı motivasyonla, aynı öfkeyle geleceğiz. Karar her ne ise o kararı teşhir edeceğiz, haksız kararların her zaman karşısında duracağız” denildi.

Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in canlı bombalarıyla 104 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 25’inci duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada yakınlarını kaybedenler ve yaralılar dinlendi. Sanıklardan Erman Ekinci’nin avukatının 3 gün sağlık rapor aldığı için savunmasını alınamayacağını kaydeden mahkeme başkanı, diğer sanık avukatlarının da öğleden sonra duruşmaya katılmadıkları için savunmalarının alınamayacağını belirtti. Sanık avukatlarının savunmalarının alınması için duruşma 1 Temmuz saat 09.30’a ertelendi.

Duruşmanın ardından 10 Ekim Barış Derneği ve katliamda yakınlarını kaybedenler, basın açıklaması yaptı. 10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, “Sanık avukatlarının sudan gerekçelerle katılmamaları neticesinde duruşma ertelendi. 1 Temmuz’a ertelenmesinin bir sebebi de karar açıklandığında bizim yeteri kadar katılım olmadan boş sıralara karar açıklaması olduğunu düşünüyoruz. Ama mahkeme heyetine bir kez daha sesleniyoruz. Eğer böyle bir gerekçeniz varsa fena halde yanılıyorsunuz. Biz gerekli katılımı 1 Temmuz’da da başka tarihte de sağlarız. Bizim için adaletin tesisi herhangi bir mahkemenin vereceği karar değildir. Biz gerçek adaletin tesisi ve bu mitingin esas talebi olan barış sağlanana kadar asla ve asla mücadelemizi bırakmayacağız” dedi.

“1 Temmuz günü aynı motivasyonla, aynı öfkeyle geleceğiz”

10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü Mehtap Sakinci de “Bugün tekrardan ailelerin yıllar sonra duygularını dile getirdiği ve mahkeme heyetinin de hiçbir renk vermeksizin bizi dinleyen ama anladığından emin olamadığımız saatler geçirdik. Açıkçası şunu söylemek gerekiyor; mahkeme heyeti hiç bu kadar derinlemesine bilgi sahibi olmamıştı. Bu yüzden mahkeme heyetinin bundan sonra vereceği karar bizim için çok değerliydi. Ama görüyoruz ki sanık vekillerinden birinin sağlık mazeretinin bitmesini takiben duruşma günü bırakması bu dosyanın karar aşamasına geldiği anlamına geliyor. Bu kararın da kuvvetle muhtemel mütalaa doğrultusunda olacağını düşündüğümüz için saatlerdir anlattıklarımızın da bir karşılığının olmadığını düşündüğümüzü üzülerek söylemek istiyorum. Biz yargılamanın bu aşamasında karara gidilmemesi gerektiğini, araştırılacak pek çok hususun olduğunu ve tüm taleplerimizin reddedilişinin aslında her şeyden önce adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu anlatmaya çalışmıştık. Buradan çıkacak kararın büyük bir adaletsizlik getireceğini anlatmaya çalıştık. Biz 9 yıldır meselenin özünü anlatmak için dil döküyoruz. Meselenin özü bu bir siyasi cinayet, bu bir katliam ve katliam kapsamında talebimiz gerçek adalet. 1 Temmuz günü aynı motivasyonla, aynı öfkeyle geleceğiz. Karar her ne ise o kararı teşhir edeceğiz, haksız kararların her zaman karşısında duracağız” diye konuştu.

“Mutlaka gerçek adalete bu dosya için ulaşacağız”

Avukat İlke Işık da “Kamu görevlilerini yok sayan, onların sorumluluğuna bakmayan, onların sorumluluğunu görmeyen mütalaayı bakalım pazartesi günü de söyleyecek mi Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi. Tek sözümüz var. 10 Ekim için adalet istiyoruz ve bu mücadele devam edecek. Mutlaka gerçek adalete bu dosya için ulaşacağız” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasi-1-temmuza-ertelendi/feed/ 0
İstanbul Adliyesi Önündeki Çatışmadan Sonra Tutuklanan Avukat Didem Baysal Ünsal Tahliye Edildi https://www.haber60.com.tr/istanbul-adliyesi-onundeki-catismadan-sonra-tutuklanan-avukat-didem-baysal-unsal-tahliye-edildi/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-adliyesi-onundeki-catismadan-sonra-tutuklanan-avukat-didem-baysal-unsal-tahliye-edildi/#respond Wed, 26 Jun 2024 21:48:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35949 Haber: GAYE ŞEYMA CAN

(İSTANBUL)- İstanbul Adliyesi önünde 6 Şubat’ta çıkan çatışmadan sonra yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan avukat Didem Baydar Ünsal tahliye edildi.

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi polis noktası yakınlarında çıkan çatışmada teröristler Emrah Yayla ve Pınar Birkoç öldürülmüş, kurşunların isabet ettiği Dilfiraz Karataş isimli sivil vatandaş yaşamını yitirmiş, 3’ü polis 5 kişi de yaralanmıştı. Olaydan sonra düzenlenen operasyonlarda aralarında 4 avukatın da bulunduğu 34 kişi gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında tutuklanan Didem Baydar Ünsal hakkında da “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 10 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. İddianame, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile birleştirildi. Baysal, dün ilk duruşmada hakim karşısına çıktı.

Ünsal’ın örgüt hükümlülerini cezaevinde ziyaret ettiği ileri sürüldü

İddianamede, 6 Şubat’ta İstanbul Adliyesi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı olayı anlatıldı. İddianamede Ünsal’ın, soruşturma kapsamında örgüte ait olduğu iddia edilen Halkın Hukuk Bürosu’na yönelik olay günü gerçekleştirilen operasyonda yakalandığı kaydedildi. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan hükümlü örgüt üyelerinden P.Ö.O., N.A. ve C.Ö.’nün ifadelerinde Didem Baydar Ünsal hakkında beyanlarının bulunduğu, bu beyanlara göre Ünsal’ın, örgüt hükümlülerini cezaevinde ziyaret ettiği ve örgüt talimatlarını ilettiği ileri sürüldü.

1 yıl tutuklu kalmış

Didem Baydar Ünsal, iddianamede yer alan ifadesinde; 2017 yılında eşi ve birçok avukat arkadaşıyla birlikte ‘örgüte yardım’ suçundan soruşturma geçirdiğini, yaklaşık bir yıl kadar tutuklu kaldığını, yargılandığı dosyadan hüküm giydiğini ve yaklaşık 2 yıl 9 ay kadar da hükümlü olarak cezaevinde kaldığını, 2023 yılı kasım ayında tahliye olduğunu belirtti.

“Emrah Yayla’yı cezaevinde sadece 1 kez ziyaret ettim”

Ünsal, ifadesinde; Çağlayan Adliyesi’ne yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı olayını haberlerden duyduğunu, Emrah Yayla’nın vekaletinin kendisinde olduğunu ancak sadece bir kez Kırıkkale F Tipi cezaevinde bulunduğu sırada avukatlık mesleği kapsamında ziyaret gerçekleştirdiğini, başka herhangi bir dosyasında veya aşamalarda avukatlık mesleği kapsamında işlem gerçekleştirmediğini, Pınar Birkoç’un da vekaletinin bir avukat arkadaşında olduğunu, avukat arkadaşının yetki belgesiyle Pınar Birkoç ile Düzce T Tipi cezaevinde bulunduğu sırada hak ihlalleri ile ilgili bir kez görüştüğünü, bunların dışında her iki şahısla da herhangi bir irtibatının olmadığını belirtti.

“Örgüt talimatıyla ilgisi yok”

Avukat Ünsal, gözaltına alındığı adresin avukat meslektaşı Seda Şaraldı’nın işyeri adresi olduğunu ve ziyaret amaçlı orada bulunduğunu ifade etti. Hakkında uygulanan gözaltı kararının haksız olduğunu belirten Ünsal, gözaltı işlemleri sırasında kendisine işkence uygulandığını iddia ederek, protesto amaçlı sadece su ve şeker tükettiğini, herhangi bir direnme eyleminde bulunmadığını, kolluk ifadesinde susma hakkını kullandığını, hazırlanan evrakların da uygun şekilde hazırlanmadığını düşündüğü için hiçbirini imzalamadığını ve bunların örgüt talimatıyla da bir ilgisinin olmadığını ifade ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmedi. Mahkeme, avukat Ünsal hakkında tahliye kararı vererek duruşmayı erteledi.

“Avukatlık faaliyetleri suçlamaya yeter görülmüştür”

Duruşma öncesinde bir grup avukatla açıklama yapan avukat Ezgi Önalan, meslektaşlarının hiçbir delil olmadan ve haklarında yakalama kararı da bulunmadan gözaltına alındığını belirterek şöyle konuştu:

“Soruşturma konusu ile ilgili olarak dosyada meslektaşlarımıza yönelik somut tek bir iddia bulunmazken yapılan bu büro baskınının, avukat gözaltılarının ve tutuklamaların yalnızca meslektaşlarımız ve mesleğimizle ilgili bir algı oluşturmaya, avukatları kriminalize etmeye yönelik bir hamle olduğunu biliyoruz. Öyle ki meslektaşlarımızı tutuklamak için başka bir gerekçe, somut bir delil dahi bulamayanlar yargılama sürecinde ‘El konulan dijital materyallerin incelemesinin tamamlanmadığı’ bahanesiyle tutuklama kararı vermişlerdir. Meslektaşlarımızdan şimdiye kadar yalnızca Didem Baydar Ünsal hakkında iddianame düzenlendi. Didem Baydar Ünsal hakkında düzenlenen iddianamede yine operasyon konusu eylem ile ilgili bir ilişkilendirme yapılmamış; dijital materyal incelemelerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Soruşturmayı yürüten savcılık, avukatları kriminalize ederken başı sıkışınca başvurduğu hukuksuzluğu burada da uygulamış ve tek delil olarak bir gizli tanık beyanıyla dava açılmıştır. Gizli tanık beyanlarında sayılan ‘yalnızca Halkın Hukuk Bürosunda çalışmak ve hapishanede müvekkillerini ziyaret etmek’ gibi avukatlık faaliyetleri suçlamaya yeter görülmüştür”

]]> https://www.haber60.com.tr/istanbul-adliyesi-onundeki-catismadan-sonra-tutuklanan-avukat-didem-baysal-unsal-tahliye-edildi/feed/ 0 Avukat ve Emekli İcra Müdürü Cinayeti Davası Başladı https://www.haber60.com.tr/avukat-ve-emekli-icra-muduru-cinayeti-davasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/avukat-ve-emekli-icra-muduru-cinayeti-davasi-basladi/#respond Tue, 04 Jun 2024 02:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34793

MUĞLA’nın Bodrum ilçesinde araçta tartıştığı avukatı Mehmet Erdal Çam (73) ile emekli icra müdürü Özcan Çavdar’ı (57) öldürdüğü gerekçesiyle hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet istenen Galip Özmen (63) ve yardım ettiği belirlenen tutuksuz sanık Osman Kemiklioğlu’nun (28) 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmalarına başlandı. Davayı takip eden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, avukatlara yöhelik artan saldırı olaylarına dikkati çekerek, “Beklentimiz adalet, her dosyada olduğu gibi maddi gerçeğin hiçbir soru işareti kalmaksızın ortaya çıkması, bu suçu işleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılması olacaktır” dedi.

Olay, 22 Eylül 2023’te saat 17.30 sıralarında Turgutreis Mahallesi Turgut Özal Caddesi’nde meydana geldi. Galip Özmen, arkadaşı Osman Kemiklioğlu, avukatı Mehmet Erdal Çam ve emekli icra müdürü Özcan Çavdar ile bir kafeteryada buluşup, kahve içti. Ardından Galip Özmen, Çam ve Çavdar ile yemeğe gitmek üzere hafif ticari araçla mekandan ayrıldı. Osman Kemiklioğlu ise kendi aracıyla gruba eşlik etti. Yolda Galip Özmen ile avukatı Çam arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Galip Özmen, yanındaki tabancasıyla önce Çavdar’ı, araçtan indiği sırada da Çam’ı başından vurdu. Özmen daha sonra arkadan gelen Kemiklioğlu’nun aracına binerek uzaklaştı. Çavdar ile Çam’ın hayatını kaybettiği belirlenirken, Özmen bir süre sonra jandarmaya teslim oldu. Özmen’i bıraktıktan sonra Denizli’ye gittiği belirlenen Kemiklioğlu da yakalanıp, Bodrum’a getirildi.

SORGUSUNDA SUÇUNU İTİRAF ETTİ

Galip Özmen, jandarmadaki sorgusunda suçunu itiraf edip, Çam ve Çavdar’ı işlettiği otelin tahliye davasının kaybedilmesinden sorumlu tuttuğu için öldürdüğünü söyledi. Özmen’in eski Denizli Baro Başkanı da olan Çam’ı, Çavdar aracılığıyla bulduğu belirtildi. Özmen ve Kemiklioğlu, işlemlerinin ardından tutuklandı. Öte yandan Kemiklioğlu, 28 Kasım 2023’te tahliye oldu.

4 SAYFALIK İDDİANAME HAZIRLANDI

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede, Özmen’in 2018 yılında işletmek üzere apart otel kiraladığı ve mal sahibi ile aralarında kira artışı nedeniyle anlaşmazlık olduğu belirtildi. Mal sahibinin konuyu yargıya taşıdığı ve Özmen’in arkadaşı Özcan Çavdar’ın aracılığıyla dosyayı Avukat Mehmet Erdal Çam’a verdiği kaydedildi. Görülen mahkemede Özmen’in davayı kaybettiği ve oteli tahliye ettiği iddianamede vurgulandı. Özmen’in iddiasına göre, davanın bitmesine rağmen Çam’ın kendisinden para istediği ve dolandırıldığını iddia ederek zararın karşılanması için ödediği paraları Çavdar’dan karşılamasını istediğine de iddianamede yer verildi. Parasını alamayan Özmen, öldürme planı yaparak bu planı Kemiklioğlu ile paylaştığı da belirtildi. Özmen’in, Kemiklioğlu’nun aracıyla yanında getirdiği ruhsatsız tabancayla Denizli’den Bodrum’a geldiği de iddianamede yer aldı.

‘İKİLİNİN BAŞLARINA ATEŞ ETTİ’

Bodrum’a gelen Özmen ve Kemiklioğlu’nun Mehmet Erdal Çam ve Özcan Çavdar ile buluştuklarına dikkat çekilen iddianamede, “Özmen daha sonra Çam ve Çavdar’ın aracına bindi. Bu sırada Özmen, ikiliye ‘Siz benden para aldınız, beni dolandırdınız. Beni bitirirsiniz, ben de sizi bitireceğim’ dedi. Daha sonra aracın arkasında oturan Özmen, çantasından çıkardığı tabancayla ikilinin başlarına ateş etti. Özmen araçtan inerek arkasında kendilerini otomobille izleyen Kemiklioğlu’nun aracına binerek bölgeden uzaklaştı ve ardından jandarmaya giderek teslim oldu. Kemiklioğlu ise Bodrum’dan ayrılarak Denizli’ye gittiği, burada güvenlik güçlerince yakalandı” denildi.

İddianamede ayrıca yapılan otopsilerde öldürülen Çam ve Çavdar’a sağ alt enseye yakın mesafeden ateş edildiği ve mermi çekirdeğine rastlanılmadığı belirtildi. Savcılık, tutuklu sanık Özmen için 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, tutuksuz yargılanan Kemiklioğlu’na da 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istedi.

SANIKLAR HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

Avukat Mehmet Erdal Çam ile emekli icra müdürü Özcan Çavdar’ı öldüren Galip Özmen ile ona yardım ettiği belirlenen Osman Kemiklioğlu, Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya tutuklu sanık Özmen ile avukatı ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Denizli, İzmir, Aydın ve Muğla Barolar Birliği temsilcileri ile çok sayıda şikayetçi avukat katıldı. Tutuksuz sanık Osman Kemiklioğlu duruşmaya Denizli’den Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Davaya müdahil olan avukatlar bunun üzerine Kemiklioğlu’nun Bodrum’a gelmesini ve duruşmaya salonda devam etmesini ve sanıkların savunmalarının bu şekilde alınmasını talep etti.

Bunun üzerine mahkeme heyeti, sanıklardan Özmen’in tutukluluk halinin devamına, Kemiklioğlu’nun ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasının devamına ve bir sonraki duruşmaya katılmasına karar vererek, duruşmayı 27 Eylül’e erteledi.

‘BEKLENTİMİZ ADALET’

Duruşma öncesi açıklama yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, avukatlara yönelik şiddet vakalarında son yıllarda anormal artış olduğunu her fırsatta dile getirdiklerini belirterek, “Son olarak Ankara’da yaptığımız Büyük Savunma Mitingi’nde bu soruna dikkat çekmeye gayret ettik. Avukatı toplumun gözü önünde itibarsızlaştıran söylemlerden vazgeçilmesi gerektiğini avukatı müvekkiliyle özdeşleştirilen anlayışın kırılması için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini, avukata dönük şiddet noktasında her türlü önlemin alınması için bakanlığa verdiğimiz teklif ve taleplerin bir an önce yasal düzlemde hayata geçirilmesi için bir uğraş içerisindeyiz. Duruşmasına geldiğimiz bu dosya ise yine avukata dönük şiddet vakalarının en ağır sonuçlarından birisinin yaşandığı bir dosya. Her iki sanığın iştirak halinde bu eylemi gerçekleştirdiği inancındayız. Buna ilişkin meslektaşlarımız teknik anlamda hazırlıklarını yaptı. Beklentimiz adalet, her dosyada olduğu gibi maddi gerçeğin hiçbir soru işareti kalmaksızın ortaya çıkması, bu suçu işleyenlerin en ağır şekilde cezalandırılması olacaktır” dedi.

Muğla Barosu Başkanı Levent Akgün ise “Değerli avukatımız Mehmet Erdal Çam, sadece avukatlık görevini yerine getirdiği için, sadece avukat olduğu için müvekkil tarafından katledilmiştir. Bu olay ilk değildir ve maalesef ki son da olmamıştır. Avukatlar müvekkilleri veya karşı taraf tarafından sürekli şiddete uğramakta, hakaret ve tehditlere maruz kalmakta ve maalesef de öldürülmektedir. Bizler, Muğla Barosu olarak bu sürecin yakın takipçisi olduk. Şiddetin her türlüsüne karşı olan Muğla Barosu olarak da bugün Bodrum Adliyesi’nde değerli avukatımız Mehmet Erdal Çam ve emekli icra müdürümüz Özcan Çavdar’ın katillerinin yargılanmasını takip etmek üzere burada bulunduk. Onlar da yargılamada bir avukattan yardım isteyecekler ve avukatın yardımıyla savunmalarını tamamlayacaklar” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avukat-ve-emekli-icra-muduru-cinayeti-davasi-basladi/feed/ 0
Avukatlar, Adalet Bakanlığı’nın ücret zam talebine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/avukatlar-adalet-bakanliginin-ucret-zam-talebine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/avukatlar-adalet-bakanliginin-ucret-zam-talebine-tepki-gosterdi/#respond Wed, 29 May 2024 21:27:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33671 HABER: MEHMET OFLAZ

(ANKARA) – Avukatlar, 2024 yılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ücret tarifesiyle ilgili Adalet Bakanlığı’nın yüzde 90 zam talebinin Hazine ve Maliye Bakanlığının “uygun görülmemesine” tepki gösterdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan avukatlar, kemer sıkma politikasının genç avukatları vurduğunu belirterek, “Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın CMK ücret tarifesine yapmış olduğu bu müdahale yurttaşın savunma hakkına açık bir saldırıdır. Bakan Şimşek bilmelidir ki adaletten tasarruf olmaz” dedi.

Avukatın Sesi İnisiyatifi adına Kerim Bütün, 2024 yılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ücret tarifesiyle ilgili Adalet Bakanlığı’nın yüzde 90 zam talebinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından “uygun görülmemesi” kararının kendilerine verilmesine ilişkin bilgi edinme başvurusunda bulunmuştu.

Bakanlıktan itiraf gibi yanıt

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verdiği cevapta, “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife”nin 13 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlandığı hatırlatılarak, şöyle denildi:

“Zorunlu Müdafilik Tarifesinde; 2019 yılında yüzde 24, 2020 yılında yüzde 20, 2021 yılında yüzde 20, 2022 yılında yüzde 30, 2023 yılında yüzde 123 oranında artış yapılmıştır. 2024 yılı tarifesinde ise yüzde 58.4’lük bir artış oranı söz konusudur.”

“Kemer sıkma politikası genç avukatları vurdu”

Avukat Kerim Bütün ve Avukat Muhammed Said İlhan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

2024 CMK ücret tarifesine karşı eylemler gerçekleştirdiklerini hatırlatan Bütün, “Hazine ve Maliye Bakanlığı başvurumuza vermiş olduğu cevapta ücret hakkımıza menfi bir müdahalede bulunduğunu kabul etmiş oldu. Kemer sıkma politikası yine dar gelirli olarak sayılabilecek bir kesimi, genç avukatları vurdu” dedi.

“Adaletten tasarruf olmaz”

“Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın CMK ücret tarifesine yapmış olduğu bu müdahale yurttaşın savunma hakkına açık bir saldırı niteliği de taşımaktadır” diyen Bütün, “Bakan Mehmet Şimşek bilmelidir ki adaletten tasarruf olmaz. Bu yanlışın sürdürülmesi halinde geri dönüşü mümkün olmayan hak ihlalleri yaşanacaktır. Değindiğimiz gibi yurttaşın savunma hakkını etkilemek pahasına açlık sınırının altındaki ücretleri bizlere reva görenlerle mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Avukat Muhammed Said İlhan ise “Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verdiği cevap, meslek örgütümüzün müzakere dışında tutulduğunu, asgari ücretin dahi altında çalışıp her sene onlarcası intihara sürüklenen avukatların sorunlarının bu sene de görmezden gelineceğini ifade etmekten başka bir anlam taşımamaktadır” diye konuştu.

“CMK Tarifesi’ni bu haliyle kabul etmiyoruz”

İlhan, şu ifadelere yer verdi:

“Takibi belki on seneyi aşacak bir dosyada avukatın neredeyse ücretsiz çalıştırılması, yurttaşın hakkını savunmayı fiilen imkansızlaştırmakta, hukuk mekanizmasının içini boşaltmaktadır. Üstelik CMK Tarifesi ile hak kazanılan ‘ücret’, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenen tutarın dahi katlarca altındadır. Haliyle bu, avukatın daha aşağısında kabul edemeyeceği bir işi, aynı nitelikle ve çok daha düşük bir ücrete icra etmesi gerektiği gibi çelişik bir durum ortaya çıkarmaktadır.

Bu konuda Avukatın Sesi İnisiyatifi olarak tavrımız nettir. Hukuk, bakanlığın kemer sıkarak ya da başka türlü saiklerle daraltabileceği bir alan değildir. CMK Tarifesi’ni bu haliyle kabul etmiyor ve artırılmasına yönelik mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna sunuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/avukatlar-adalet-bakanliginin-ucret-zam-talebine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Avukat Feyza Altun, şeriat paylaşımı nedeniyle 9 ay hapis cezasına çarptırıldı https://www.haber60.com.tr/avukat-feyza-altun-seriat-paylasimi-nedeniyle-9-ay-hapis-cezasina-carptirildi/ https://www.haber60.com.tr/avukat-feyza-altun-seriat-paylasimi-nedeniyle-9-ay-hapis-cezasina-carptirildi/#respond Fri, 17 May 2024 00:12:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32102 Haber: GAYE ŞEYMA CAN

(İSTANBUL)- Avukat Feyza Altun, sosyal medya hesabından “şeriat” ile ilgili yaptığı paylaşım nedeniyle 3 yıla kadar hapis cezası talebiyle yargılandığı davada “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Avukat Feyza Altun, sosyal medya hesabından “şeriat” ile ilgili yaptığı paylaşım nedeniyle, ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Beykoz 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya Feyza Altun ve avukatları katıldı.

“ŞERİAT DİNİ BİR DEĞER DEĞİLDİR”

Feyza Altun, mahkemedeki ilk savunmasında kimsenin dini değerleriyle bir derdinin olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Bu ülkede şeriat diye korunan bir değer yok. Tweeti attıktan 5 dakika sonra sildim. Olay tarihinde ben Farsça bir şiir paylaşmıştım. Bu paylaşıma biri ‘Feyza şeriat atak mı geçiriyorsun’ yazmış. Sonra ben de iddianameye konu tweeti attım. 5 ya da 10 dakika içerisinde sildim. Çünkü bu tweetin yanlış anlaşılabileceğini anladım. 2 gün sonra bu tweet gündem oldu. Bot hesaplarla gündem haline getirildi. Ben kimseyi galeyana getirmedim. Suç işleyenler aslında bu tweeti yayanlar ve gündeme getirenlerdir. Şeriat dini bir değer değildir. Benim kimsenin dini inancıyla bir sorunum yok.

“ŞERİAT KAFA KESEN KADINLARI RECMEDEN BİR YÖNETİMDİR”

Ben Türkiye’de şeriat yönetiminin olmasını kabul edemem. Türkiye laik bir ülkedir. Şeriat kafa kesen, kadınları recmeden bir yönetimdir.

“PAYLAŞIMIMDAN PİŞMAN DEĞİLİM”

Ben bu tweetten sonra gelen ‘şeriat geldikten sonra bu karıyı ben istiyorum’ şeklinde paylaşımlarla mücadele ettim. Beni ülkeden kovsalar da gitmeye niyetim yok. Adli kontrolün kaldırılmasını talep ediyorum. Dava konusu paylaşımı yaptığım için pişman değilim.”

Altun’un avukatları da müvekillerinin savunmalarına katıldıklarını belirterek, “Şeriat kelimesi İslam’la bağdaştırılamaz. Şeriat kelimesi kısaca ‘doğru yol’, ‘tanrının buyruğu’ anlamına gelmektedir. Dolayısıyla sadece İslam ile bağdaştırmak mümkün değildir. Müvekkil yaptığı paylaşımda İran’da da uygulanmakta olan bir sistem olarak sert bir şekilde eleştirmiştir” dedi.

MÜTALAADA CEZALANDIRILMASI TALEP EDİLDİ

Duruşma savcısının açıkladığı mütalaada, tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde sanığın 18 Ocak 2024 tarihinde kendisine ait sosyal medya hesabından herkese açık bir şekilde söz konusu paylaşımı yaptığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında verdiği ifadede ve mahkemede şeriatın din olmadığını, siyasi bir rejim olduğunu beyan edip paylaşımı kendisinin yaptığını kabul ettiği anlatıldı. Mütalaaya karşı Altun’un avukatları da savunma yaptı.

“SORUŞTURMA HUKUKSUZDUR”

Avukat Emrah Karatay soruşturmanın hukuka aykırı şekilde başlatıldığını belirterek, “Öncelikle polisin sanal devriye yetkisi Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiştir. Soruşturma polis tarafından yapılan sanal devriye neticesinde başlatılmıştır. Soruşturma baştan itibaren hukuka aykırıdır” dedi.

“ŞERİAT OLSAYDI SİZ BUGÜN BURADA OLMAYACAKTINIZ, ERKEK ERKEĞE YARGILAMA YAPACAKTIK”

Avukat Oğuzhan Aslan da duruşmanın kadın savcısına hitap ederek, “Şeriat Türkiye’de uygulansaydı siz bugün burada olmayacaktınız. Biz burada erkek erkeğe yargılama yapacaktık” diyerek beraat kararı verilmesini istedi.

Son sözü sorulan Altun da “Avukatlarımın savunmalarına katılıyorum, beraatimi talep ediyorum ” dedi.

9 AY HAPİS CEZASI

Kararını açıklayan mahkeme, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 9 ay hapis cezasına karar vererek adli kontrolleri kaldırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avukat-feyza-altun-seriat-paylasimi-nedeniyle-9-ay-hapis-cezasina-carptirildi/feed/ 0
Savunmaya Özgürlük Platformu: Bu karar ile meslektaşlarımızın avukatlığı mahkum edilmeye çalışılıyor https://www.haber60.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/ https://www.haber60.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/#respond Thu, 02 May 2024 22:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30115 (ANKARA) – Savunmaya Özgürlük Platformu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Selçuk Kozağaçlı hakkında verdiği onama kararıyla ilgili “Bu karar ile meslektaşlarımızın halkın, yoksulların, emekçilerin avukatlığını yapmaları mahküm edilmeye çalışılmaktadır. Avukatlık yapmak suç değildir. Meslektaşlarımızın dediği gibi: bu karar hükümsüzdür” açıklamasını yaptı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ile Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) avukatlara açılan davada kararını geçen günlerde açıklamış ve ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik hakkındaki cezaların onanmasına hükmetmişti.

Savunmaya Özgürlük Platformu üyesi avukatlar, bugün Sıhhiye Adliyesi önünde biraraya gelerek onama kararıyla ilgili açıklama yaptı. Platform adına ÇHD Ankara Şube yöneticisi Irmak Özkan’ın okuduğu açıklamada, 11 yıllık yargılama sürecinde, yargılamaya konu dijitallerin sahteliğinin defalarca ispat edildiğini vurgulanarak “Birçoğu ‘sahte delil üretmekten’ yargılanmış polis, hakim ve savcılarca oluşturuldukları ispatlanmasına; duruşma salonuna getirilemeyen akıl hastası, bağımlı tanıkların yalanları ortaya çıkarılmasına rağmen meslektaşlarımızın mahkümiyet kararları onanmıştır” denildi.

“MAHKUMİYET İÇİN YARGILAMANIN HAZIRLIK AŞAMASI YETERLİ GÖRÜLMÜŞTÜR”

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Toplamda 7 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan meslektaşlarımız hakkında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nce verilen kararda gerekçeye yer verilmemiş, tüm bu hukuksuzluklara göz yumulmuştur.  Hazırlık aşamasında beyanı alınan 16 tanık duruşma salonunda dinlenmemiş olmasına rağmen, dosya dahi okunmadan verilen kararda yalnızca 3 tanığın kovuşturma aşamasında dinlenmediğinden bahsedilmiş, üstelik bu durum ‘hukuka uygun’ bulunmuştur. Mahkumiyet için yargılamanın hazırlık aşaması yeterli görülmüştür.

“AVUKATLIĞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bu karar ile uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış ‘avukatların müvekkilleri ile özdeşleştirilmemesi’ yasağı açıkça ihlal edilerek tüm yargılama sürecinde meslektaşlarımızın adil yargılanma hakları da ihlal edilmiştir.  Bu karar ile meslektaşlarımızın halkın, yoksulların, emekçilerin avukatlığını yapmaları mahküm edilmeye çalışılmaktadır. Avukatlık yapmak suç değildir. Meslektaşlarımızın dediği gibi: bu karar hükümsüzdür. Bugüne kadar hep olduğu gibi meslektaşlarımızın yanında olmaya, avukatlığı savunmaya devam edeceğiz.”

Savunmaya Özgürlük Platformu’ndan avukat Doğan Erkan, “Platformu tam da bunun için kurmuştuk. Bu ülkede artık siyasal iktidarın doğrudan uzantısı olan bir yargı iktidarı var. Artık bırakalım adil yargılanma hakkını adli bir yargılamaya, adli bir usule ihtiyaç duymuyor demiştik. Meslektaşlarımız başta siyasi dava avukatları olmak üzere çok çeşitli davalardan ve çok çeşitli sebeplerden avukatlık yaptıkları için yargılanıyorlar, tutuklanıyorlar, hüküm yiyorlar” dedi.

ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN’DAN İKTİDARA: “GÜN GELECEK ADALET SİZE DE LAZIM OLACAK”

Erkan’ın ardından DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı ve DEM Parti Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü avukat Öztürk Türkdoğan konuştu. Türkdoğan, “Siyasal iktidar sürekli yargıyı kullanarak baskı politikasını giderek derinleştiriyor. 31 Mart seçimlerinden gerekli dersi çıkarmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Yargıda kurulan bu kumpas davaları sayısı artık hatırlanmayacak kadar çok. Bu da bir kumpas davasıydı. Adil yargı, bağımsız yargı, tarafsız, yargı, adalet herkes içindir. İktidarda olanlara seslenmek istiyorum; gün gelecek size de adalet lazım olacak. Yargıyla bu kadar oynamayın” çağrısında bulundu.

DEM PARTİ MİLLETVEKİLİ TANHAN: “YARGITAY SİYASİ İKTİDAR VE ONUN ORTAĞININ TETİKÇİLİĞİNİ YAPIYOR”

Son olarak basın açıklamasına destek veren DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan da “Bugün Yargıtay’ın içtihadına baktığımızda aslında darbeler hukukunun gerisine düştüğümüzün bir filmini, röntgenini çekmiş oluyoruz. Bugün Yargıtay, özellikle de 3. Ceza Dairesi siyasi iktidar ve onun ortağının tetikçiliğini yapıyor. Hukukun askıya alındığı, yok edildiği bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/feed/ 0
“Büyük Savunma Mitingi… Erinç Sağkan: “Biz Hukuk Devleti Diye Haykırırken Kanun Devleti Bile Olmaktan Uzaklaşılıyor” https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/ https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/#respond Sat, 27 Apr 2024 22:21:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29629 (ANKARA) – Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve barolar öncülüğünde avukatlar Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenledi. Binlerce avukatın kaldığı mitingde konuşan TBB Başkanı Erinç Sağkan, “Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor. Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız” dedi. Mitinge Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Avukat Mansur Yavaş da desteklerini sundu ve “Ülkede en çok ihtiyacımız olan adalete olan inancınız bizi ayakta tutuyor. Sığınacağımız tek şey adalet” ifadelerini kullandı.

TBB ve barolar, “Şiddete ve angaryaya karşı meslek onurunu ve emeği savunmak için” diyerek Ankara’da Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenledi.

TBB’nin Balgat’ta bulunan binası önünde toplanan avukatlar Anıtpark’a yürüdü. Mitingte avukatlar “Savunmayı savunuyoruz”, “Eşit işe eşit ücret”, “Angaryaya hayır, şiddete son”, “Çoklu baroya hayır”, “Avukat güvende değilse yurttaş tehlikede”, “Savunma boyun eğmeyecek”, “Hak aramanın vergisi olmaz”, “Stajyer avukatlara hazineden ücret”, “Bağımsız yargı, bağımsız baro”, “CMK ücretleri AAÜT’ye eşitlensin”, “AYM kararları uygulansın” gibi taleplerin yer aldığı dövizleri taşıdılar.

HATAY BAROSU: “SESİMİZİ DUYUYOR MUSUNUZ?”

Hatay Barosu, miting alanına “Sesimi duyuyor musunuz” diyerek girdi ve “Deprem değil cinayet” sloganlarını attı. Miting alanında Hatay Barosu büyük alkışlarla karşılandı. Öte yandan, Adalet için Hukukçular Derneği  “Can Atalay’a Özgürlük” pankartı ile Çağdaş Hukukçular Derneği ise “Tutuklu Avukatlara Özgürlük” pankartı ile alana giriş yaptı.

GENÇ AVUKATLAR: “SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR, GENÇ AVUKATLAR OLARAK SUSMADIK, SUSMAYACAĞIZ”

Genç Avukatlar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesi Van Barosu’ndan Mehmet Salih Coşkun ve Yozgat Barosu’ndan Sevde Nazlıcan Sargın tarafından açıklandı. “Bizler geç avukatlar olarak mesleğin geleceğiyiz” denilen açıklamada genç avukatlar sorunlarını şu sözlerle anlattı:

“Mesleğimizin ekonomik sıkıntıları için halkımızın refah seviyesinin yükseltilerek savunma hakkının korunması sağlanmalıdır. Temel ofis giderleri ve abonman sözleşmelerinde genç avukatlara indirim sağlanmalı, vergi muafiyeti artırılmalıdır. Tarafımızca hak olan ücretlerin ödenmemesi emeğimizin sömürüsü haline gelmiştir. Kolluk personellerinin keyfi uygulamaları nedeniyle meslek onuruna uygun mesleğimizi icra edemiyoruz. Savunma hakkı kutsaldır, genç avukatlar olarak hiçbir zaman susmadık, susmayacağız.”

“CUMHURİYET HUKUKUNA SAHİP ÇIKMAK GÖREVİNİ RUHUNDA VE VİCDANLARINDA TAŞIYANLARIZ”

Genç Avukatlar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesinin açıklanmasının ardından TBB Başkanı Erinç Sağkan söz aldı. Miting alanındaki kalabalığı işaret eden Sağkan “Bu tablo Cumhuriyet’in neden ilelebet payidar kalacağının göstergesidir” diyerek sözlerine başladı.

“Biz avukatız; mevcudiyeti yüzlerce insan ömrüne tekabül eden, dünyanın en kutsal mesleklerinden birinin düğmesiz bir cübbeyle birbirine eşitlenmiş üyeleriyiz. Biz avukatız; hayatını hak mücadelesine adamış; anayasal düzeni korumak, Cumhuriyet hukukuna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak görevini ruhunda ve vicdanlarında taşıyanlarız. İnsan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerini temel alan Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmayı sorumluluğu ve zorunluluğu olarak gören hak savunucularıyız” diyen Sağkan, şöyle konuştu:

“KULA KUL DEĞİL, BİREY OLMA HAKKININ HİÇBİR BASKI DÜZENİNE VAKFETMEMEK ÜZERİNE YEMİN ETMİŞ MESLEK GRUBUYUZ”

“Biz avukatız; savaşların ve hüznün coğrafyasının tam ortasında, Cumhuriyet’in bizlere sağladığı kula kul değil birey olma hakkının, özgürlüğün, eşitliğin, insan onurunun ve hukuk devletinin zerre-i miskal kadarını hiçbir zümreye, kişiye ya da baskı düzenine vakfetmemek üzerine yemin etmiş meslek grubuyuz. Biz avukatız ve tarafız; haksızlığın kimden geldiğine ve kime dönük olduğuna bakmaksızın adalete erişimlerine engel olunanların ve sesi kısılmaya çalışılan kim varsa onun yanındayız.

“BU CÜBBE SADECE ÜLKEMİZDE DEĞİL, İSRAİL’İN GAZZE’DE YAPTIĞI KATLİAMA KARŞI FİLİSTİNLİ SİVİLLERİN DE KALKANI OLDU”

Üzerimizde bizi birbirimize eşitleyen düğmesiz cübbelerimize iyi bakınız. İşte bu cübbe; yağmurda, soğukta, direnişte ama en çok umutta vücut buldu. Bu cübbe, barolarımızın bölünmemesi, mesleğimizin itibarının korunması için omuz omuza direnirken, barınağımız ve çatımız oldu. Bu cübbe, bütün darbe dönemlerinde darbecilere karşı yurttaşlar için kalkan, ortadan kaldırılmaya çalışılan hak ve özgürlükler içinse son sığınak oldu. Bu cübbe sadece ülkemizde değil bugün İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama, soykırıma karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde yaptığımız başvuru ile Filistinli sivillerin, kadınların ve çocukların da kalkanı oldu.

“ŞİDDET SARMALINA DUR DEMEK İÇİN BURADAYIZ”

Biz, dünya çapında Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün iki kez ve üst üste kendilerine ithaf edildiği bir ülkenin avukatlarıyız. “Avukat” olmanın tarihini baştan yazan, dünyanın geri kalanına avukatların nasıl mücadele etmeleri gerektiğini öğreten meslektaşlarımız ve mesleğimiz fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak ağır tehdit ve tehlike altındadır. Biz bu şiddet sarmalına artık dur demek için, tek bir kayba daha tahammülümüz olmadığı için buradayız!

“MESLEĞİMİZ AĞIR BİR EKONOMİK TEHDİT ALTINDA”

Mesleğimiz ağır bir ekonomik tehdit altındadır! Bu tehdit, stajyer meslektaşımdan genç meslektaşlarıma, kamuda görev yapan meslektaşlarımdan bütünsel olarak tüm avukatlara sirayet etmiş ve mesleğimizin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmuştur. Bugün artık avukatın emeğini ve hakkını savunmak için buradayız. Biz bugün nitelikli hukuk eğitiminin olmazsa olmazlığını haykırmak için buradayız! Her yıl mesleğe katılan 20 bin avukatla bu sistemin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını daha güçlü dile getirmek için buradayız! ‘Bu sorun yalnızca avukatın değil, aynı zamanda senin de sorunun ey yurttaşlarımız’ demek için buradayız! Bu gidişat hiç iyi gidişat değil, uyarmak için buradayız.”

“SEFALET ÜCRETLERİNİN AYIBINI ÜSTLENMEYECEĞİMİZİ GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ”

CMK ücretlerine değinen Sağkan, “Meslektaşımın eline geçen net ücretleri veriyorum: Soruşturma aşamasındaki görevlendirmelerde 1.528 TL, Asliye Ceza görevlendirmesinde 2.640 TL, Ağır Ceza görevlendirmesinde 4.700 TL..! Öyle her ay cebine havadan giren paradan değil, yıllarca sürecek, maddi manevi yükü olan bir dosya için meslektaşımızın emeğinin karşılığı olarak reva görülen miktardan söz ediyoruz. Peki, aylık olarak ödenen en düşük Bağ-Kur primi ne kadar? 6.900 TL! Bugün biz, bu sefalet ücretlerinin ayıbını üstlenmeyeceğimizi göstermek için buradayız! Ailelerimizle, çocuklarımızla, sevdiklerimizle geçireceğimiz zamanlardan feragat ederek adalet adına üstlendiğimiz onurlu görevin karşılığının bu olamayacağını haykırmak için buradayız!” ifadelerine yer verdi ve şöyle devam etti:

“BİZ HUKUK DEVLETİ DİYE HAYKIRIRKEN ANAYASASIZLAŞMAYA DOĞRU YOL ALINIYOR”

“Bugün ülkemizde AİHM kararlarının, AYM kararlarının uygulanmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Sayılar ve istatistiki veriler üzerinden bir değerlendirme yapamayız. Çünkü tek bir dosyaya ilişkin kararın uygulanmaması bile yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü bakımından büyük bir kaygı duymak için yeterlidir. Henüz geçtiğimiz Kasım ayında Anayasa Mahkemesi önünde, hukukun ve anayasanın üstünlüğünü savunmak için bir aradaydık. Anayasa Mahkemesinin meslektaşımız Can Atalay hakkında verdiği kararın bağlayıcılığını anlatmaya çalıştık. Ne yazık ki, geldiğimiz noktada meslektaşımız Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına rağmen hala cezaevinde tutuluyor. Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor.

“HUKUK DEVLETİ İÇİN, YARGI BAĞIMSIZLIĞINI SAVUNMAK İÇİN BURADAYIZ”

Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız.”

KÖROĞLU: “İKTİDARIN TESLİM ALAMADIĞI TEK BİR KURUM KALDI O DA SAVUNMA VE SAVUNMANIN ÖRGÜTÜ”

Sağkan’ın ardından konuşan Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da “Hiçbir zaman hukuk devleti olmadık aslında biz ancak artık yasa devleti bile değiliz. İktidar TBMM’den çıkan yasalara uymuyorsa hukukun üstünlüğü diye bildiğimiz her şeyin değeri iktidarın gözünde çöp kadarsa geride yaşatacağınız bir hayat kaldı mı? Ama biz buradayız işte. Çünkü teslim alamadıkları tek bir kurum kaldı o da savunma ve savunmanın örgütü. Her şeye rağmen biz dara düşen herkesin umudu olduk. İktidarları bu kadar huzursuz eden hukukun üstünlüğünü tanımamız” ifadelerine yer verdi.

MANSUR YAVAŞ: “ADALETE OLAN İNANCINIZ BİZİ AYAKTA TUTUYOR”

Mitinge gelerek avukatlara desteklerini sunan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Ülkede en çok ihtiyacımız olan adalete olan inancınız bizi ayakta tutuyor. Sığınacağımız tek şey adalet. Bu mücadelenizi sonuna kadar desteklediğimi ifade etmek isterim”  dedi.

DİYARBAKIR BARO BAŞKANI EREN: “BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU, SAVUNMANIN SUSTURULMADIĞI YARINLAR DİLİYORUM”

Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren de Tahir Elçi’yi anarak sözlerine başladı. Hukukun üstünlüğünün rafa kaldırıldığı, adil yargılanma hakkının kullandırtılmadığı bir ülkede savunma hakkının da önemi bilinmiyor. Baskıyla, katlederek ve ekonomik olarak sindirmeye çalıştığınız avukatlar hiçbir zaman boyun eğmeyecek. Barışın egemen olduğu, savunmanın susturulmadığı yarınlar diliyorum. İyi ki avukatlar var, iyi ki bu ülkede barışı, özgürlüğü ve demokrasiyi savunan sizler varsınız” dedi. Avukatlar bunun üzerine “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganını attı.

İSTANBUL BARO BAŞKANI FİLİZ SARAÇ: “ADLİYELER İÇİNDE ADİL YARGILAMALARIN YAPILMADIĞI AVM’LERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, ise çoklu baroya dikkati çekti ve şunları söyledi:

“Savunmanın etkisiz kılındığı bir sistemde demokrasiden ve hukuktan bahsedilemez. Avukat mesleğinin güçlendirilmesi yurttaşın savunma hakkının da güçlendirilmesidir. Mesleğimizi yapabilmek için büyük bedeller ödüyoruz ama avukatlar korunmuyor. Ülkemiz hukuk kurallarına uymuyor, Can Atalay hala cezaevinde tutuluyor. Adaleti, eşitliği savunan barolar eşitsiz temsil edilmektedir. Bu yanlıştan biran önce dönülmelidir. Adliyeler büyüdü ama içinde adli yargılamalar yapılmayan AVM’lere dönüştü. Savunmanın etkisiz kılındığı bir sistemde demokrasiden ve hukuktan söz edilemez. Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak konusundaki mücadelemiz devam edecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/feed/ 0
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan: Mesleğimiz tıkandı, nefes alamıyoruz https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-meslegimiz-tikandi-nefes-alamiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-meslegimiz-tikandi-nefes-alamiyoruz/#respond Fri, 26 Apr 2024 06:39:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29440 HABER: ESRA TOKAT KAMERA: ÜNAL AYDIN

(ANKARA) – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, yarın yapılacak “Büyük Savunma Mitingi” öncesi ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Sağkan, “Daha fazla kaybedecek zamanımız yok. Bizim mesleğimiz tıkandı. Bizim mesleğimiz artık nefes alamıyor, genç meslektaşlarımızın hayalleri yıkıldı, yerle bir oldular. O genç meslektaşlarımızın tekrar o cübbeyi onurla taşıyacakları bir düzeni hayata geçirmek zorundayız.” dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB), “Şiddete ve angaryaya karşı meslek onurunu ve emeği savunmak için” diyerek 27 Nisan’da Ankara Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenleyecek.

Miting öncesi ANKA Haber Ajansı’na konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, mitingin 3 temel başlığı olduğunu, bunların avukatların sosyoekonomik sorunları, şiddet ve yargı bağımsızlığı olduğunu söyledi.

Avukatların sosyoekonomik sorunlarını anlatan Sağkan, “Türkiye’de 190 bin avukat var. Şu anda 26 bin 800 stajyer avukat 1 yılda sisteme kayıt oluyor. Yani senede yaklaşık 20 binin üzerinde avukat meslek örgütlerimize kayıt yaptırıyorlar. Bu ihtiyacın çok daha ötesinde bir sayı. Bir ihtiyaç analizi yapılarak uzun vadeli planlamalarla maalesef Türkiye’de hukuk sistemi geliştirilmiyor. 92 tane fakültenin nitelik olarak büyük oranda da sıkıntılı olduğunu biliyoruz. Bu bahsettiğimiz nicelik problemi aynı zamanda hukukçu niteliğinin de düşmesiyle beraber vatandaşlarımızın da yaşadığı ciddi bir soruna da dönüşüyor. Temelde biz bu anlamda planlamanın doğru yapılması gerektiğini bundan sonra da fakültelerin ciddi bir akreditasyon kriterleri belirlenerek bu kriterleri taşımayanların YÖK tarafından öğrenci kabul etmesinin engellenmesi; bu şekilde avukat sayısının ülkedeki nüfus ve ekonomik potansiyelle orantılı bir şekilde ilerlemesine dönük bir planlamanın yapılmasını talep ediyoruz” dedi.

“TÜM MESLEKTAŞLARIMIZ AÇISINDAN MESLEK ONURUNA YAKIŞIR BİR EKONOMİK DÜZEN SAĞLANMASINI İSTİYORUZ”

190 bin avukatın yüzde 50’ye yakınının 0-5 yıl kıdemli avukatlardan oluştuğu bilgisini veren Sağkan, “Yani çok genç arkadaşlarımız asgari ücretle dahi çalışacak iş bulamıyorlar. Bürolarını açamıyorlar. Maalesef home ofis şeklinde evlerinde mesleği yürütmeye çalışıyorlar. Biz tüm meslektaşlarımız açısından meslek onuruna yakışır bir ekonomik düzenin sağlanmasını istiyoruz. Biz bu anlamda kamu hizmeti boyutumuzu yansıtan CMK ücretlerinin angarya olmaktan çıkartılarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile eşitlenmesi, adli yardım ücretlerinin zamanında ödenmesi, genç meslektaşlar bakımından genç girişimci prim desteklerinin daha makul seviyelere çıkartılmasını istiyoruz. Depremden etkilenen meslektaşlarımız hiçbir katkıdan faydalanamıyorlar. Depremde 9 binin üzerinde meslektaşımız evini ve bürosunu yitirdi. Esnaflar için krediler verilirken, KOSGEB imkanları sağlanırken avukatlara tek bir lira dahi imkan sağlanmıyor. Ancak o meslektaşlarımız deprem bölgesinde yurttaşlarımızın hakkını savunmaya, tüm zorluklara rağmen devam ediyorlar. Bizim tek bir derdimiz var. Hiç kimseden bir lütuf talep etmiyoruz, ‘başka meslek gruplarına tanınan ayrıcalıklar ve bize neden tanınmıyor’ demiyoruz. Biz avukat güçlü olmazsa yurttaşın çok güçsüz olacağını biliyor ve görüyoruz. Bu sebeple bu mesleğin onuruna, emeğimizin karşılığına yaraşır ücret politikalarının ve avukat sayısının belirlenmesindeki politikanın ivedi bir şekilde ortaya konulmasına yönünden taleplerimiz var.”

“AVUKATLAR ŞİDDETE HAYATIN HER ALANINDA AÇIK”

İkinci başlığın ise avukata dönük şiddet olduğunu kaydeden Sağkan, “Avukata şiddet vakaları son dönemde inanılmaz oranda arttı. Buna artık bir ‘dur’ denilmesi gerekiyor. Bizim Adalet Bakanlığı’na çok somut taleplerimiz var. Çok somut, madde madde yazdık. Haciz mahallerine giden araçlarda muhakkak bir kolluk görevlisinin zorunlu olarak bulundurulması. Avukatlar şiddete hayatın her alanında açık. Bizim iş yerimiz sadece adliye içleri değil. Biz dışarıda, emniyette, kollukta, cezaevinde, haciz mahallinde ve sokakta her yerde işimizi yapıyoruz ve şiddete çok açık bir meslek grubuyuz. Maalesef ki vatandaşın algısında müvekkille özgürleştirilen, davanın tarafı yerine konulan avukat meslek grubu haline döndük. Haliyle kamu spotlarıyla vatandaşın avukatın davanın tarafı olmadığının anlatılması gerekiyor. Avukata dönük şiddetin CMK 100. Madde kapsamında ‘Katalog Suçlar’a alınması gibi taleplerimizin artık ivedi olarak hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“BİZİM MESLEĞİMİZ TIKANDI, ARTIK NEFES ALAMIYOR”

Sağkan şunları söyledi:

“Daha fazla kaybedecek zamanımız yok, bizim mesleğimiz tıkandı. Bizim mesleğimiz artık nefes alamıyor, genç meslektaşlarımızın hayalleri yıkıldı, yerle bir oldular. O genç meslektaşlarımızın tekrar o cübbeyi onurla taşıyacakları bir düzeni hayata geçirmek zorundayız. Sadece mitingle sınırlı kalmayacağız, bu taleplerimizin ısrarcı şekilde bundan sonra da takipçisi olacağız.”

“TEKRAR BU ÜLKEDE HUKUKA OLAN GÜVENİ TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ”

Üçüncü başlığımız yargı bağımsızlığı. Tabii soyut gelebilir ancak hiç soyut değil. Türkiye’de hukuka olan güven azaldıkça avukata olan ihtiyacın da azaldığını, vatandaşın zihninde azaldığını görüyoruz. Çünkü ‘ne olursa olsun bu yargılamada avukat benim için hiçbir şey yapamaz’ algısı doğmaya başlıyor. Yargı bağımsızlığının altına çok şey ekleyebiliriz. Çok basit bir kira tahliye davasının bile 4 yıl 5 yıl sürdüğü; artık insanların hakkını aramak için hukuka gitmekten kaçındıkları ve kişinin kendi hakkını kendisinin aradığı sisteme büyük oranda zihinsel olarak yaklaşmanın varlığını da görüyoruz. Bu hepimizin sorumluluğu, yargının tüm bileşenlerinin sorumluluğu. Tekrar bu ülkede hukuka güveni tesis etmek zorundayız. Tabii Anayasa Mahkemesi kararına Yargıtay tarafından uyulmaması gibi çok ağır ihlallerin de hukuka olan güvenin sarsılmasında çok net etkisi olduğunu biliyoruz. O yüzden taleplerimizden birisi de yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığının gerçek anlamda sağlanması, içselleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması olacak.

“KİMSE ORTADA YOKKEN BİZ ADLİYE KORİDORLARINDA, CEZAEVLERİNDE OLUYORUZ”

Biz hep vatandaşlar için sokağa çıktık. İfade hürriyeti için, basın emekçileri için basın özgürlüğünü savunduk. Çünkü basın özgürlüğü sadece basın emekçisinin hakkı değil bizim de aynı zamanda haber alma hakkımızı içeriyor. Hep böyle baktık. ‘Herkes için adalet, adalet için avukat’ diyorduk şimdi ‘Avukat için de adalet’ diyoruz. Ben yurttaşlarımızın belirli bir vadede aslında iyi bir politika ortaya konulursa savunmanın önemini çok kısa zaman içerisinde zihinlerine yerleştirebileceklerine inanıyorum. Çünkü gecenin ikisinde bir insan gözaltına alındığı zaman, sabahın beşinde kapısını polis çaldığında herkesin aklına gelen ilk meslek grubu ‘aman avukatım gelsin’ oluyor. Biz orada oluyoruz sabahın beşinde kimse ortada yokken, biz emniyet müdürlüklerinde oluyoruz, biz cezaevlerinde, adliye koridorlarında… Buna rağmen şiddete uğruyoruz, hakarete ve tehdide uğruyoruz. Bu kadar özveri ile görev yapmamıza rağmen mesleğin itibarına dönük saldırılarla karşılaşıyoruz.

“AVUKATIN GÜÇLÜ OLMADIĞI YERDE VATANDAŞ DA GÜÇLÜ OLMAZ”

Bundan uzun yıllar önce ekonomik olarak gerçekten belirli bir insan onuruna yaraşır bir şekilde karşılığı olan bu meslek grubu son yıllardaki bu orantısız artış nedeniyle özellikle genç meslektaşlarımız bakımından maalesef ki yapılabilir bir iş olmaktan çıktı. İnsanlar üzerlerine giydikleri cübbeleri çıkartıp maalesef başka bir meslek bakmak zorunda kalıyorlar. Biz tekrar kişilerin hedeflerindeki avukatlığın Türkiye’de yapılabilir olmasını sağlamak istiyoruz. Avukatın güçlü olmadığı yerde vatandaşın da güçlü olmasından söz edemeyiz. Bu taleplerimizin dokunduğu, temas ettiği bir yerde bir şekilde muhakkak ki adalete ihtiyaç duyan Türkiye’deki tüm yurttaşlarımızdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-meslegimiz-tikandi-nefes-alamiyoruz/feed/ 0
İzmir Barosu Başkanı Yılmaz: “Avukatın Sesini Kısarsanız Her Türlü Sıkıntı Yaşayan İnsanın Sesini Kısmış Olursunuz” https://www.haber60.com.tr/izmir-barosu-baskani-yilmaz-avukatin-sesini-kisarsaniz-her-turlu-sikinti-yasayan-insanin-sesini-kismis-olursunuz/ https://www.haber60.com.tr/izmir-barosu-baskani-yilmaz-avukatin-sesini-kisarsaniz-her-turlu-sikinti-yasayan-insanin-sesini-kismis-olursunuz/#respond Thu, 25 Apr 2024 07:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29258 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – Türkiye Barolar Birliği’nin 27 Nisan’da Ankara’da düzenleyeceği “Büyük Savunma Mitingi” öncesi ANKA Haber Ajansı’na konuşan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, meslektaşlarına mitinge katılma çağrısı yaptı. Avukatların yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Yılmaz, “En temel sorun aslında avukatın, yargının kurucu unsuru olduğu anlayışının bugünkü  bakış açısıyla değerlendirilmemiş olması. Yani avukatsız adliye, avukatsız yargılama, avukatın olmadığı kamu alanları ya da özel alanlar isteniyor. O yüzden avukatın itibarsızlaştırılmadığı, avukatın gerçekten mesleğini onuruyla yerine getirdiği bir sürecin başlaması gerekir. Avukatın sesini kısarsanız yurttaşın, mağdurun, işçinin, köylünün aklınıza gelebilecek her türlü sıkıntı yaşayan insanın sesini kısmış olursunuz” dedi.

Türkiye Barolar Birliği’nin 27 Nisan’da Ankara’da “Büyük Savunma Mitingi” düzenleyecek. Miting öncesi İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir Barosu Genç Avukatlar Meclisi Başkanı Melisa Topçu ve İzmir Barosu Stajyer Avukat Temsilcisi Emirhan Mumin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu, meslektaşlarına mitingle katılma çağrısı yaptı.

AVUKATIN MESLEĞİNİ ONURUYLA YERİNE GETİRDİĞİ BİR SÜRECİN BAŞLAMASI GEREKİR”

Avukatların sorunlarının uzun yıllardır artarak devam ettiğini ifade eden İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Avukatların mesleksel ve hukuka dair birçok sorunu var. En temel sorun aslında avukatın, yargının kurucu unsuru olduğu anlayışının bugünkü  bakış açısıyla değerlendirilmemiş olması. Yani avukatsız adliye, avukatsız yargılama, avukatın olmadığı kamu alanları ya da özel alanlar isteniyor. O yüzden avukatın itibarsızlaştırılmadığı, avukatın gerçekten mesleğini onuruyla yerine getirdiği bir sürecin başlaması gerekir. Onun için de elbette hukukun üstünlüğünün bu ülkede hakim kılınması gerekir. Bunun en önemli argümanı da yargının bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Bunun teminatı da savunma mesleğidir. Çünkü yurttaşın, doğanın, kadının, çocuğun her şeyin sesi savunma mesleğidir. Elinizi uzattığınız her yerde hukuk var. Avukatın sesini kısarsanız yurttaşın, mağdurun, işçinin, köylünün aklınıza gelebilecek her türlü sıkıntı yaşayan insanın sesini kısmış olursunuz. İşte orada da hukukun üstünlüğünden bahsedilmez” dedi.

“AVUKATA KARŞI ÖLDÜRMEYE KADAR GİDEN BİR SÜREÇ YAŞANIYOR”

Avukatların mesleki alanlarının daraltıldığını dile getiren Yılmaz, “Meslek alanlarımızın bir kısmı ne yazık farklı meslek gruplarına adeta armağan edildi. Bu alanların genişletilmesi şart. Biz bunları 7 Temmuz 2023’de Ankara’da Adalet Bakanıyla baro başkanları olarak yaptığımız toplantıda bir kitapçık halinde sorunlar ve çözüm önerilerini sunduk. Aslında hükümetin, Adalet Bakanının özellikle çok iyi bildiği sorular. Avukatların meslek alanları çok daraltıldı. Buna bağlı olarak da ekonomik şiddet arttı, gelirleri azaldı. Sigorta primleri çok yüksek. Emeklilik süreleri, sigorta primi ödedikleri süreler çok uzun. Bunların iyileştirilmesi gerektiğini hep ifade ettik. Ama bu yönüyle de herhangi bir çalışma ne yazık ki bu bugüne kadar yapılmadı. KDV oranlarımız çok yüksek. Bununla ilgili birtakım taleplerde bulunmak istediğimiz geçen yıl 6 Temmuz günü 8 olan KDV, 18 olan KDV 20’ye yükseltildi. Biz avukatlar olarak bazı taleplerde bulunmaya çalışırken bu taleplerin bulunulduğu gün avukatların ödemeleri gereken KDV oranları arttırıldı. Avukata karşı sözel ve fiziksel şiddet. Hatta öldürmeye kadar giden bir süreç yaşanıyor. Bu süreç sonunda sanıklar ne yazık ki cezasızlıkla ödüllendiriliyor bir nevi” diye konuştu.

“AVUKATLARIN SORUNLARINI BU ÜLKENİN SORUNLARINDAN ÇOK AYRI DÜŞÜNMÜYORUZ”

Son 20 yılda 500’ün üzerinde avukatın öldürüldüğünü belirten Yılmaz, “Şiddetin önünün mutlaka alınması lazım. Avukatın, yargının, asli unsuru olduğu, fikri benimsenirse o zaman bunları engelleyebilirsiniz. Şimdi avukatlara karşı işlenen suçlarda elbette avukatlık kanununda da hüküm var. ‘Hakim ve savcılara karşı işlenen suçlar gibi cezalandırılır sanıklar’ der ama siz duruşmada söylediğiniz eleştirel bir söz sebebiyle duruşma salonundan atılırsınız. Ama duruşma salonunun önünde avukata şiddet uygulanır, dışarıya çıktığında cinayete kurban gider. Bu eylemi yapanlar ne yazık ki ellerini, kollarını sallaya sallaya tutuksuz yargılanırlar ya da çok kısa bir süre tutuklu kalırlar. Sonra da salıverirler. Aslında bizler avukatların sorunlarını bu ülkenin sorunlarından çok ayrı düşünmüyoruz” dedi.

“AVUKATLIK MESLEĞİ TOPLUMDAKİ İTİBARINI KAYBETMİŞTİR”

Kısa bir süre önce avukatlara yönelik gerçekleşen şiddet örnekleri üzerinden sözlerini sürdüren Yılmaz, “Çok yakın bir zamanda bir meslektaşımıza karşı şiddet uygulandı. Bu şiddeti uygulayan vatandaş adliyenin kapısında yarım saatten fazla meslektaşımızı bekleyerek planlayarak adeta bu eylemi gerçekleştirdi. Ondan bir hafta önce aynı mahalde yine bir başka meslektaşımız aracında saldırıya uğradı. İşte bunların önünü ancak hukuk devleti olarak alabilirsiniz. Avukata toplum içinde, kamusal alanda önem verirseniz, onun yargının kurucu unsuru olduğunu kabul ederseniz bu irade sizde oluşur. Yargı, siyasal iktidarda oluşur. Bu oluşan çerçeve avukatı bulunduğu, bulunması gerektiği yere elbette taşır. Çünkü avukatlık mesleği onurlu bir meslektir. Avukatlık mesleği dünyanın her yerinde görmesi gereken itibarı görürken ne yazık ki bizim ülkemizde halen bu konuda sanki bilinçli bir şekilde itibarsızlaştırmaya yönelik bazı uygulamalar, yasal düzenlemeler olduğu için ne yazık ki toplumdaki itibarını kaybetmiştir. Böyle olunca da tabii avukata yönelik şiddetin cezasızlıkla ödüllendirildi ya da avukatın fakirleştirildiği süreçte de avukattan beklenen yargısal hizmetin aksadığını, neredeyse durma noktasına geldiğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

“BİZ VERİLEN SÖZE DEĞİL NEYİN YAPILDIĞINA BAKARIZ”

Hükümetin avukatlara yönelik verdiği sözlerin tutulmadığını belirten Yılmaz, “Verilen sözlerin yerine getirilmesidir aslolan. Bugüne kadar siyasal iktidarın verdiği sözlerden hangisinin yerine getirildiğini gördük; özellikle hukuk, barolar, avukatlar anlamında? Hiçbiri. Aksine barolar bölünmeye çalışılıyor, ekonomik anlamda güçsüzleştirilmeye çalışılıyor. Çünkü ekonomik anlamda güçlü olmayan baro eğitim çalışması yapamaz. Bilgi birikimini hayata geçirecek arkadaşlarımızla bir araya gelemez. Ekonomi sadece ülkeler için değil, kurumlar için de çok önemlidir. Siz kurumları fakirleştirirseniz, etkisini azaltırsınız. Bugün Türkiye’de 5 buçuk milyon yoksulluk maaşı alan insan var. Fakirleştir ve yönet. Mantığın bu olduğunu çok çok iyi biliyoruz. O yüzden biz verilen söze değil neyin yapıldığına bakarız. Avukatlık mesleği için, barolar için yapılması gereken çok şey var. Ancak bunun için bir iradenin oluşması gerekir. O iradede siyasal iktidarda oluşmalıdır” diye konuştu.

“SESİMİZİ DUYURABİLMEK ADINA ANKARA’DA OLACAĞIZ”

27 Nisan’da Ankara’da gerçekleşecek “Büyük Savunma Mitingi”ne yönelik meslektaşlarına çağrıda bulunan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Avukatların ve baroların ne durumda olduklarını, genç avukatların, stajyer avukatların hangi koşullarda yaşadığını, nasıl bir olumsuzluk içerisinde çırpındıklarını bütün ülkeye anlatabilmek, sesimizi duyurabilmek, görünür kılmak adına bizler 27 Nisan günü Ankara’da olacağız, büyük avukat buluşmasını gerçekleştireceğiz. Belki Cumhuriyet tarihinde benzer bir yürüyüş, miting çok fazla olmadı. Bunlardan bir tanesi olacak. Toplumun da buna dikkat edeceğini ve önemseyeceğini umut ediyorum. 27 Nisan’da İzmir Barosu’na kayıtlı tüm meslektaşlarımı Ankara’da Türkiye Barolar Birliği’nin binası önünde görmek istiyoruz. Türkiye’deki bütün meslektaşlarımıza çağrımızdır. Sesimizi yükselterek haykırmaya devam edelim” ifadelerini kullandı.

TOPÇU: “SORUNLARA KARŞI SUSMADIK VE SUSMAYACAĞIZ”

İzmir Barosu Genç Avukatlar Meclisi Başkanı Melisa Topçu ise “Mezun olduktan sonra staja başladığımız ilk günden itibaren ne yazık ki mesleki sorunlarımızla birebir yüz yüze geliyoruz. Avukatlara ve avukatlık mesleğine yönelik saldırıların giderek arttığı, savunma hakkının sınırlandırıldığı, yargının ne yazık ki bağımsız olmadığı, avukatlığın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde mesleğimizi icra etmeye çalışıyoruz. Mesleğimizi icra ederken karşılaştığımız sorunlar ülkemizin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik krizden insan hakları ve demokrasinin rafa kaldırılmasından ayrı yargı düzeninden de ayrı düşünülemez ne yazık ki. Bizler İzmir Barosu mensubu avukatlar olarak hiçbir zaman bu sorunlara karşı susmadık ve susmayacağız. Çünkü tüm bu sorunların çözümüne dayanışma ve birlikte mücadele ile ulaşacağımızın bilincindeyiz” dedi.

“ALIŞILMIŞ ÇARESİZLİKLERE BOYUN EĞMEDEN, MESLEĞİMİZİ İCRA ETMEK İSTİYORUZ”

Genç meslektaşlarına “Büyük Savunma Mitingi” için çağrıda da bulunan Topçu, “26 Nisan Cuma günü Barolar Birliği’nde genç avukatların mesleki sorunlarına ilişkin bir çalıştay düzenlenecek. Bizler de orada yer alacağız. Tüm gün sürecek olan bu çalıştayda tüm sorunlarımızı bir şekilde birlikte mücadele ederek, değerlendirerek sonucuna ilişkin değerlendirme yapacağız. Ertesi gün de miting programında da basın açıklamasıyla çalıştayımızın sonuç raporunu okuyacağız. Tabii ki sadece tek bir günle sorunlar çözülmeyecek. Bunlar için daha örgütlü bir mücadeleye devam edeceğiz. Daha fazla çalışma yapacağız. Çünkü bizler başka bir avukatlığın mümkün olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Alışılmış çaresizliklere boyun eğmeden, mesleğimizi icra etmek istiyoruz. Yıllar sonra şu an benim bulunduğum konumda olan genç meslektaşlarımın yüzüne dik bir şekilde bakabilmek ve ‘bizler de bu sorunlar için zamanında çok mücadele ettik. Sonuçlarını gördük diyebilmek istiyoruz.’ Bu nedenle ‘avukat içinde adalet’ demek ve mesleğimizin çözüm bekleyen sorunlarına bir kez daha haykırmak için 27 Nisan’da Ankara’da ‘Büyük Savunma Mitingi’nde yer alacağız” diye konuştu.

“STAJYER AVUKATLAR AİLELERİNİN DESTEĞİYLE GEÇİMLERİNİ SAĞLAYABİLİYOR”

“Türkiye’deki hukuk fakültesi sayısı arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmada 89 çıkarılmış ve her sene 20 binin üzerinde genç stajyer avukat arkadaşımız aramıza katılıyor” diyen İzmir Barosu Stajyer Avukat Temsilcisi Emirhan Mumin de şunları söyledi:

“Yaşadığımız problemler genelde özlük hakları kaynaklı problemler. Ücret problemlerimiz var. Sigorta gibi problemlerimiz var. En basitinden bir ulaşım kartı problemi dahi var. Stajyer avukat meslektaşlarımın çoğunluğu ulaşım kartlarını açık öğretim fakültelerine öğrenci kartına başvurarak alıyorlar. Bu bile yaşadığımız sorunlardan bir tanesi. Ailelerin desteğiyle genelde geçimlerini sağlayabiliyorlar. Bu da bizim için çok büyük bir problem. Bunun kanuni anlamda değiştirilmesini istiyoruz. Meclisimizin yarıdan fazlası avukatlardan oluşuyor ve biz onların meslektaşı olacağız. Bu sebeple stajyer avukatların haklarına yönelmelerini istiyoruz. Staj kredisinin bir bursa çevrilmesini, miktarının artırılmasını istiyoruz. Çünkü komik bir rakam olarak 3 bin lira gibi bir staj kredisi var aylık. Bu yani yol mu karşılasın, yemek mi karşılaşma açıkçası. Bütün stajyer arkadaşlarımın 27 Nisan’da yapacağımız ‘Büyük Savunma Mitingi’ne bekliyoruz.”

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

İZMİR BARO BAŞKANI SEFA YILMAZ RÖPORTAJ

İZMİR BAROSU GENÇ AVUKATLAR MECLİSİ BAŞKANI MELİSA TOPÇU RÖPORTAJ

İZMİR BAROSU STAJYER AVUKAT TEMSİLCİSİ EMİRHAN MUMİN RÖPORTAJ

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-barosu-baskani-yilmaz-avukatin-sesini-kisarsaniz-her-turlu-sikinti-yasayan-insanin-sesini-kismis-olursunuz/feed/ 0
Adıyaman Barosu, Avukatlar Gününü Kutladı https://www.haber60.com.tr/adiyaman-barosu-avukatlar-gununu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/adiyaman-barosu-avukatlar-gununu-kutladi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:21:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26351 Adıyaman Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla düzenlediği basın açıklamasında Avukatlar Gününü kutladı.

Demokratik toplumun temel direği adalet, adalete erişimin güvencesi avukattır diyerek Adıyaman Adliyesi önünde baro üyesi avukatlarla birlikte basın açıklaması yapan Adıyaman Barosu Başkanı Bilal Doğan, avukatın yalnızca müvekkilinin değil, savunma hakkının temsilcisi ve hak savunucusu olduğunu vurguladı.

Bütün avukatların 5 Nisan Avukatlar Gününü kutlayan Başkan Bilal Doğan, “Avukat olmadan adil yargılanma olmaz. Adil yargılanma olmadan, toplumsal barış ve güven tesis edilemez, hukukun üstünlüğü korunamaz. Savunma hakkının güvencesi olarak avukat, hukuk devletinin hayata geçirilmesini sağlar. Bizler, yüklendiğimiz bu onurlu görevi, kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onurla yerine getirmenin çabası içerisindeyiz. Adalete erişim hakkı için güçlü avukat, güçlü avukat için güçlü baro gerekir. Yurttaşın haklarının savunucusu avukat, avukatın savunucusu barodur. Baro yalnızca meslek örgütü değil, yurttaşların başta adil yargılanma olmak üzere, hak ve özgürlüklerinin takipçisidir. Baro ve avukat zayıf düşerse, bundan en büyük zararı yurttaşlar ve hukuk düzeni görür. Ülkemizde avukatların sosyoekonomik sorunları her geçen gün arttı. Mesleğimizin ve baroların ekonomik sürdürülebilirliği tarihimizin en alt düzeyine inmiş durumdadır. Yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve fiziki şiddetle de karşı karşıyayız. Avukatlar, müvekkiliyle özdeşleştiriliyor, yargılanıyor, darp ediliyor, yaralanıyor ve öldürülüyor. Bugün avukat için de adalet diye haykırmak zorunda kalıyoruz. Yaşadığımız sorunlar, mesleğimizin icrasını imkansız hale getirirken adaletin tesisi önünde bir engel oluşturuyor. 5 Nisan Avukatlar Gününde mesleğimizin sorunlarının çözümüne yönelik taleplerimizi bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Nitelikli bir hukuk eğitimiyle hem mesleğimizde hem de adalet hizmetlerinde niteliğin artırılmasını istiyoruz. Yalnızca Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı değil, staj sonrasında Avukatlık Meslek Sınavı istiyoruz.

Avukata yönelik şiddetin son bulmasını, şiddet faillerinin en ağır yaptırımlarla cezalandırılmasını istiyoruz. Kamu avukatlarının özlük haklarının kanunla düzenlenmesini istiyoruz. CMK ücret tarifesinin avukatın emek ve mesaisini karşılayacak düzeyde olmasını istiyoruz. Mesleki faaliyetimizin temeli olarak yargı bağımsızlığının tesisini, hukukun üstünlüğü ilkesine uygun hareket edilmesini istiyoruz. Mesleğimizin itibarının korunmasını istiyoruz. Stajyer avukatlar için Hazine’den karşılanan ücret istiyoruz. Adli yardım ödeneklerinin artırılmasını istiyoruz. Başta CMK ve adli yardım ödemelerinde olmak üzere, avukatlık hizmetleri için KDV indirimi istiyoruz. Avukatlık mesleğinin iş alanlarının daraltılmasının önüne geçilmesini istiyoruz. Kişisel verilerin korunması vb. gerekçelerle mesleki faaliyetlerimizin engellenmemesini istiyoruz. Baroların gelirlerinin artırılmasını sağlayacak hukuki mekanizmaların hayata geçilmesini istiyoruz. Bağlı çalışan avukatların hukuki statülerinin güvence altına alınmasını istiyoruz. Avukatın tekel hakkını olduğu kadar yurttaşın adil yargılanma hakkını da ihlal eden hukuka aykırı faaliyetlere son verilmesini istiyoruz. Türkiye’nin 81 ilinde, 190 bin avukatın kayıtlı olduğu meslek örgütleri olarak, avukat için adaletin sağlanmadığı bir 5 Nisan Avukatlar Günü daha geçirmeyi kabul etmiyoruz. Adalet için sorumluluk yüklenen her avukatla birlikte, avukat için de adalet mücadelesinde kararlılıkla ilerleyecek, onurlu meslek mirasımızı geleceğe taşıyacağız” diye konuştu. – ADIYAMAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/adiyaman-barosu-avukatlar-gununu-kutladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Adalet reformları kesintisiz devam edecek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-reformlari-kesintisiz-devam-edecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-reformlari-kesintisiz-devam-edecek/#respond Fri, 05 Apr 2024 02:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26277 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları da kesintisiz devam ettiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi, bu strateji belgesinin adımlarından bir tanesidir. Adalet alanında bu süreç devam edecektir.” dedi.

Yılmaz, Ankara 2 No’lu Baro’nun bir otelde düzenlediği iftar programında yaptığı konuşmada, siyaset ve hukuk anlayışlarının “devletin temelinde adalet, adaletin temelinde ise insan olduğu” anlayışına dayandığını söyledi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken adalet alanını dört temel önceliklerinden biri olarak belirlediklerini ve iktidarları boyunca adalet alanında önemli reformlara imza attıklarını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:

“Adaleti mülkün temeli olarak gören bir anlayıştan geliyoruz. Adalet sadece mülkün değil, kalkınmanın, gelişmenin, demokrasinin de temeli. Bir toplumun, yaşam koşullarını artırmanın bir şartı da adalet. Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclis ile birlikte hayata geçirmek ve adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Sadece teknik konularla uğraşmadık, aynı zamanda adalet sisteminde vesayet odaklarıyla da mücadele ettik. Bu alanda büyük bir başarı sağladık. Bunların en sonuncusu olan FETÖ’yü tasviye etmeyi başardık. Bu da adalet sistemimiz adına en önemli kazanımlardan biri olmuştur. Adalet, herhangi bir ideolojik veya menfaat grubunun enstrümanı değil, milletin hak arayışının kapısı olmak durumunda. Bu anlayışla hareket ettik ve böyle de devam edeceğiz.”

“Erişilebilir adalet sisteminin tesisi pek çok reforma imza attı”

Türkiye’nin şartları ne olursa olsun hukuki reformlardan hiçbir zaman taviz vermediklerini vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:

“İnsan Hakları Eylem Planı ile özgür birey ve demokratik toplum için atılması gereken birçok adımı kararlılıkla attık. Hak ve özgürlüklere dair devrim niteliğinde düzenlemeleri yaparken aynı zamanda adalet sisteminin fiziki altyapı eksikliklerini de büyük oranda giderdik. Merdiven altı görünümünde düşük donanımlı adliye manzaralarını tamamen silmek için çok çaba sarf ettik, çok önemli kaynaklar ayırdık. Bununla birlikte güven veren ve erişilebilir bir adalet sisteminin tesisi için Anayasa’dan yasalara, kurumsal işleyişten personel yapısına ve özlük haklarına kadar pek çok reforma imza attık. İyi hukukçular yetiştirilmesine de her zaman büyük önem verdik.”

“Avukatlar, adalet sistemimizin olmazsa olmaz temel unsuru”

Yılmaz, hukukun üstünlüğünün korunması ve herkesin eşit hukuki haklardan yararlanabilmesinde avukatların önemli görevi üstlendiğine dikkati çekerek, “İddia, savunma ve hüküm makamları yargının sacayaklarıdır. Dolayısıyla avukatlar, adalet sistemimizin, yargı sistemimizin olmazsa olmaz temel bir unsurudur. Sizlerin, bireylerin haklarını korumak ve adaleti tesis etmek yönündeki fonksiyonunuz, toplumsal düzenimiz için de son derece kıymetlidir. Bu bilinçle avukatlık mesleğini ve yargının savunma tarafını güçlendirmeye her zaman önem verdik, öncelik verdik.” dedi.

Meclis’te 2020 yılında kabul edilen yasa ile avukat sayısının 5 bini aştığı illerde, asgari 2 bin avukatın bir araya gelerek baro kurulmasının önünün açıldığını anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Böylece Ankara’da hizmetlerini sürdüren birbirinden değerli avukatlar ve hukuk dernekleri öncülüğünde Ankara 2 No’lu Barosu da kurulmuş oldu. Sizlerin faaliyetlerinizle hem mesleki gelişime sağladığınız katkılar hem de sosyal sorumluluk projeleriyle oluşturduğunuz birlik ve beraberliğin takdire şayan olduğunu ifade etmek isterim. Çoklu baro sisteminin yanı sıra mesleğe yeni başlayan avukatların mali olarak desteklenmesi için ilk 5 yıl baro aidatının hiç alınmamasını düzenledik. Vatandaşlarımızın hukuki yardıma erişim maliyetini azaltmak için bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik. Bunun yanında, adli yardım hizmeti için avukatlara ödenen ücret, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen şekilde kademeli artırılmaktadır. Avukat ve vatandaşların internet üzerinden dava açabilmelerini ve işlem yapabilmelerini sağladık. Hukuk yargılamalarına e-Duruşma sistemini kazandırdık.”

“Meclis’imizin takdirine çeşitli teklifleri getirmeye devam edeceğiz”

Millete vaatleri olan “Türkiye Yüzyılı”nı yargı mensuplarıyla birlikte adaletin de yüzyılı yapmakta kararlı olduklarını dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Elbette yasama gibi, yürütme gibi, yargımızın da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları var. Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgili. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları da kesintisiz devam ettiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi, bu strateji belgesinin adımlarından bir tanesidir. Adalet alanında bu süreç devam edecektir. Her şeyi bir anda yapmak mümkün değil. Çalışmalar tamamlandıkça adımlarımızı atmaya ve yasal düzenlemelerle ilgili Meclis’imizin takdirine çeşitli teklifleri getirmeye devam edeceğiz.”

“Hukuk sistemimizde, hiçbir kanun ya da kurum yapıcı eleştiriden azade değil”

Yılmaz, 12. Kalkınma Planı’nda da açıkça yer aldığı şekliyle avukatların hak, yetki ve sorumluluklarına ilişkin mevzuat hazırlık çalışması yapılacağını belirterek, şöyle devam etti:

“Avukatların yargının sacayağı olmasını gerçekten etkin ve işler kılmaya devam edeceğiz. Hukuk sistemimizde hiçbir metin, kanun ya da kurum yapıcı eleştiriden azade değildir. Yargı sisteminin daha etkin işlemesini, adalete olan güveni artırıcı reformlara devam edeceğiz. Mülkün temeli olan adaletin, sosyal barışın, refahın, istikrarın, kalkınma ve büyümenin de itici gücü olduğunun bilincindeyiz. Serbest piyasa dediğimiz hadise, kuralsızlık demek değil. Tam aksine hukuk düzeninin en fazla geliştiği ülkelerin aynı zamanda en gelişmiş piyasa ekonomileri olduğunu görüyorsunuz. Kurallar işliyorsa piyasa vardır. Dolayısıyla hukuk alanındaki gelişmeler, kurallı bir toplum olmamız ve serbest piyasanın bütün kurumlarıyla işlemesiyle önemli. Yatırım ortamının, yatırımcı güvencesinin, mülkiyet güvencesinin yerleşmesi bakımından da önemli. Ekonomiyle ilgili bakanlarla Adalet Bakanımızın daha sık bir araya gelmesi ve birlikte çalışma yapması önemli. Türkiye Yüzyılı’nı sadece teknolojinin, enerjinin, dijitalin değil, adaletin de yüzyılı yapmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Sabri Hafif’in ev sahipliğindeki iftara, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve davetliler katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-reformlari-kesintisiz-devam-edecek/feed/ 0
CHP İstanbul İl Başkanlığı binası satın alma sürecindeki soruşturmada Canan Kaftancıoğlu’nun ifadesi ortaya çıktı https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-satin-alma-surecindeki-sorusturmada-canan-kaftancioglunun-ifadesi-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-satin-alma-surecindeki-sorusturmada-canan-kaftancioglunun-ifadesi-ortaya-cikti/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22485 GAYE ŞEYMA CAN

2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde bir avukatlık bürosunda çekilen “para sayma” görüntülerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ifadesinde, “Avukat bey tapu konusunda sıkıntı olmayacağını, mal sahibinin tapuyu aldıktan sonra pazarlığı yapabileceğimizi ancak mal sahibinin binanın gerçek değerinin tapuda resmi olarak gösterilmesini kabul etmeyeceğini söyledi. Siyasi partiler taşınmaz satın alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum” dediği öğrenildi.

Görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu. Soruşturma kapsamında 6 kişi şüpheli sıfatıyla 1 kişi ise tanık sifatıyla ifade vermişti. Eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Kaftancıoğlu’nun da ifadesinde paranın bir kısmının elden verilmesi konusunda mal sahibinin ısrarcı olduğunu belirterek şunlara değindiği öğrenildi:

İLK İFADEYE ÇAĞIRILAN BEN OLSAYDIM İFADE VERMEYİ REDDEDERDİM

-Yasadışı yollarla elde edilen görüntü nedeniyle şüpheli olarak ifadeye çağrılmış olmamın hukuki tanımını yapamıyorum ve ilk ifadeye çağrılan ben olsaydım eğer ifadeye geldiğimde öncelikle bu gayrimeşru yollarla elde edilen görüntüler nedeniyle ifade vermeyi kabul etmezdim. Önce bu gayrimeşru görüntülerle ilgili sebep olanların ve sebep olanlarla ilgili sürecin ortaya çıkarılmasını ve bu husus ortaya çıkarıldıktan sonra bildiğim her şeyi anlatacağımı ifade ederdim. Ama madem benden önce davet edilen arkadaşlar ifade vermişler, dolayısıyla şu anda her ne kadar şüpheli

sıtatıyla çağrılmış da olsam ben de sürece dair bilgi vermek üzere geldim.

İL BAŞKANI OLDUĞUMDA EL BİRLİĞİYLE BİR BİNA ALACAĞIZ DEMİŞTİM

-2018 Şubat ayında CHP İstanbul İl Başkanı olduğumda İstanbul örgütünün il kongresinde bir şey söylemiştim, “İstanbul’u yeniden halka

vereceğiz” Bu birincisiydi. Bir seyi de özellikle söylemiştim, o güne kadar yapılan bütün il kongrelerinde adaylar İstanbul İl Başkanlığına yeni bir bina alacakları söz vermişler ama ne yazık ki alamamışlar. Ben de il kongresine giderken kimi arkadaşlar, ‘Adet olduğu üzere siz de kongrede herhalde bir il binası özü verirsiniz” dediklerinde ‘Ben söz vermeyeceğim ama Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul örgütüne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız’ yapacağız demiştim.

İL BİNASI BİR İHTİYAÇTIR

-İstanbul örgütüne yakışan bir bina bakılmaya başlanıldı. Hatırlanacağı üzere tam bu çalışmalar yapılırken bir erken seçim kararı alındı. Cumhurbaşkanlığı seçimi. Siyasi partilerde takdir edilir ki seçim çalısmaları daha önceliklidir. Dolayısıyla seçim çalışmaları başladı, bitti ve devamında yerel seçim çalışmaları başladı. Bu arada hala il binasi alımı için araştırmalar devam ediyordu. Biz seçimlere giderken binalar sistematik çalışmak için bir ihtiyaçtır ve Şişhane’deki binamızın metrekaresi ve koşulları nedeniyle yeterli olmadığını bildiğim için bina arayışımız hızlandı.

AVUKATLARIMIZLA GÖRÜŞEBİLECEĞİMİZİ SÖYLEDİM

-Son olarak Sanyer’de Avangart isimli bir projede satılık bir bina olduğunu ve bu binanın il parti binası için uygun olduğu yönünde arkadaslarımdan öneri aldım. Bizzat yere giderek gördüm ve çok beğendim. Bunun üzerine emlakçı sitesinde bu binanın satışını yapacak kişinin telefon numarasını aranarak irtibata geçildi. Yanlış hatrlamıyorsam avukat mal sahibinin bina için 43 veya 44 milyon TL istediğini söyledi. Ben de kendisine bununla ilgili bir pazarlık yapılması gerektiğini ifade ettim ve mal sahibiyle de pazarlık konusunda ben, avukatlarımız ve kendisinin de olduğu ortamda görüşebileceğimizi söylediğimi hatırlıyorum. Bunun zerine mal sahibi ile pazarlık yapmak için görüşmek istediğimi söyledim.

MAL SAHİBİ TAPUDA RESMİ RAKAMI GÖSTERMEK İSTEMEDİ

-Fakat mal sahibiyle görüşemeyince avukat beye tam olarak siyasi parti olduğumuzdan dolayı satış vaadi sözleşmesine istinaden bu binayı satın alamayacağımı, bu şartlar altında pazarlığa oturmayacağımı, ayrca siyasi parti olduğumuzdan dolayı ne kadar bedelle satın alma konusunda anlaşırsak o bedeli olduğu gibi tapuda resmi olarak göstereceğimizi söyledim. Avukat bey tapu konusunda sıkıntı olmayacağını, mal sahibinin tapuyu aldıktan sonra pazarlığı yapabileceğimizi ancak mal sahibinin binanın gerçek değerinin tapuda resmi olarak gösterilmesini kabul etmeyeceğini söyledi. Siyasi partiler taşınmaz satn alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Çünkü tapuda bedelin 24 milyon TL olmasi ile 41 milyon TL olmasi arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Ancak sonradan bana söylendiği kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde, aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış. O tarihlerde uzun süredir bina arayışında olmamız ve binanın CHP İl Örgütüne çok yakışacağını düşündüğümden dolayı, satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım.

ELDEN VERİLEN PARANIN TUTANAK ALTINA ALINMASINI İSTEDİM

-Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Mal sahibi ile bu şekilde anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altna alnması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim… Her ne kadar satıcının avukatı Gökhan Taşkapan satış sürecinin benimle başladığını ve daha sonra benim tabiri caizze süreçten el çektirildiğimi beyan etmiş ise de bu husus gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta bilgi sahibi olması mümkün değildir. Kamera kayıtlarındaki avukat Gökhan Taşkapan’ın ofisine gidilmesi talebi satıcı taraftan gelmiştir.

İfade işlemi sırasında savcının “Bir tuğla da sen koy” bağış kampanyasında toplamda ne kadar bağış toplandığını, bağışlara karşı usulüne uygun şekilde makbuz verilip verilmediğini ve bağışların resmi kanallar üzerinden mi elden mi yapıldığını sorduğu, bu soruya ise Kaftancıoğlu’nun, bağışların bankaya yatan ve resmi olarak hesaba gönderilen paralar olduğunu söylediği, ayrıca satın alma için elden ödenen paralarla ilgili de il yöneticileri, ilçe başkanları, meclis üyeleri, milletvekilleri ve üyelerle de görüştüğünü, aradan geçen süre nedeniyle kiminle birebir ne konuştuğunu hatırlamasının mümkün olmadığını söylediği öğrenildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-satin-alma-surecindeki-sorusturmada-canan-kaftancioglunun-ifadesi-ortaya-cikti/feed/ 0
Dava dilekçesini arzuhalciye yazdıran kişi hem davayı kaybetti hem de adli para cezası ödedi https://www.haber60.com.tr/dava-dilekcesini-arzuhalciye-yazdiran-kisi-hem-davayi-kaybetti-hem-de-adli-para-cezasi-odedi/ https://www.haber60.com.tr/dava-dilekcesini-arzuhalciye-yazdiran-kisi-hem-davayi-kaybetti-hem-de-adli-para-cezasi-odedi/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21426 Sorun yaşadığı ağız ve diş sağlığı merkezi için dava açmak isteyen Süleyman Yılmaz, dava dilekçesini avukat yerine arzuhalciye yazdırdı. Yılmaz, arzuhalcinin yazdığı yanlış dilekçe sonrası hem davayı kaybetti hem de yaklaşık 18 bin liralık adli para cezası ödemek zorunda kaldı.

Ankara’da yaşayan Süleyman Yılmaz, iki sene önce trafik kazası geçirdi. Geçirdiği trafik kazası sonrası dişlerini kaybeden ve implant yaptırmaya karar veren Yılmaz, 34 bin lira karşılığında bir ağız ve diş sağlığı merkezi ile anlaştı. Daha sonra ise merkez tarafından Yılmaz’ın çene ölçüleri alındı ve protezleri yapıldı. Protezlerinin takılmasının ardından eve giden Yılmaz, ekmek yediği sırada implantın kırıldığını görünce şok oldu. Tekrar ağız ve diş sağlığı merkezine giden Yılmaz, tam 4 kere aynı sorunu yaşadı. Bunun üzerine yaşadığı mağduriyetini gidermek için dava açmaya karar veren Yılmaz, avukat danışmanlık ücretinin fazla olduğunu düşünerek dava dilekçesini arzuhalciye yazdırdı. Açılan dava sonrası ise Yılmaz, bin 800 lira ödediği arzuhalcinin yazdığı yanlış dilekçe nedeniyle hem davayı kaybetti hem de karşı tarafın avukatlık masrafını ve yaklaşık 18 bin liralık adli para cezasını ödemek zorunda kaldı.

Mağdur Süleyman Yılmaz, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, iki sene önce trafik kazası geçirdiğini ve kaza sonrası dişlerini kaybettiğini dile getirerek, “Birkaç dişim kalmıştı ama onları da çektirdim. Trafik kazası sonrası aldığım tazminat ile de dişimi yaptırmak istedim. Bizim oturduğumuz yerde var olan merkez tanıdık diye oraya yaptırmak istedim. Konuştuk, anlaştık ve 34 bin liraya tamam dedik. Ameliyat ettiler ve implantları taktılar. Protezin ölçüsünü alıyorlar, dişleri takıyorlar, eve gidiyorum ve ekmek yerken diş kırılıyor. Bunu söylediğimde ‘tamam hallederiz’ diyorlar. Dört kere oldu bu ve en sonunda bizim yapabileceğimiz bir şey yok dediler. Bana da implantlar için 10 sene garantili olduğunu söylediler” dedi.

Dava açmaya karar verdiğinde dilekçe yazdırması gerektiğini öğrenen Yılmaz, “Orada arzuhalciler ile karşılaştım. Onlardan bir tanesi de bana ‘ben sana bir dilekçe yazayım, hiç sıkıntı yaşamazsın’ dedi. Onun yazdığı dilekçe yüzünden davayı kaybettim, üstüne bir de adli para cezası ödedim. Avukat pahalı diye gitmedim. Halbuki arzuhalciye verdiğim parayı zaten avukata verebilirmişim” diye konuştu.

Mağdur Süleyman Yılmaz’ın durumunu değerlendiren Avukat Selim Ünal ise şu ifadeleri kullandı:

“Mağdurumuzun dişleri döküldüğü için implant yaptırmaya karar veriyor ve implant için de başvuru yapıyor. ‘Evet biz bunu yapabiliriz, bir miktar ücret ödersiniz. Bunun karşılığında da sizin dişlerinizi yaparız ve eski haline getiririz’ diyorlar. Sonrasında bizim müvekkilimiz gidiyor ve dişlerini yaptırıyor. 4 kere yapıyorlar olmuyor hatta ‘tekrar yapalım, olmamış bizim hatamız diyorlar’. Sonrasında da ‘bizim yapabileceğimiz hiçbir şey yok, gidin isterseniz dava açın’ diyorlar. Vekilimiz de sonrasında da arzuhalcilere dilekçe yazdırıyor ve dava açıyor. Arzuhalciye bin 800 lira bir ücret ödüyor. Bin 800 liralık ücreti ödedikten sonra da tüketici mahkemesinde implantı yapan şirkete karşı dava açıyor.”

Davanın reddedildiğini dile getiren avukat Ünal, “Reddedilmesiyle de kalmıyor ve 17 bin 900 liralık ücret ödemek zorunda kalıyor. Vatandaşlarımız avukatlara 2 bin 300 liralık danışmanlık ücreti vermiyor ama arzuhalciye gidiyor. Bunda da çok daha büyük hak kayıplarına uğruyorlar. Arzuhalcilerin kapanması ile ilgili Türkiye Barolar Birliği ve Ankara Barosu savaş açtı ama bir türlü kapatılmıyor. Hatta adliyenin baş köşesinde kendilerinin yazıhaneleri bile var” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/dava-dilekcesini-arzuhalciye-yazdiran-kisi-hem-davayi-kaybetti-hem-de-adli-para-cezasi-odedi/feed/ 0
CHP İstanbul İl Başkanlığı Binası Görüntüleriyle İlgili Soruşturma Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-goruntuleriyle-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-goruntuleriyle-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/#respond Tue, 19 Mar 2024 01:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20577 GAYE ŞEYMA CAN

2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde bir avukatlık bürosunda çekilen “para sayma” görüntülerinde yer alan Tuncay Yılmaz adliyeye gitti. Şüpheli sıfatıyla ifade verdiği belirtilen Yılmaz, adliyeden ayrılırken herhangi bir açıklama yapmadı. Görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu.

Soruşturma kapsamında geçen hafta CHP’li 3 isim ve binanin eski sahibi Ali Rıza Braka ifade vermişti. Savcılık kaynakları ifade işlemlerinin “şüpheli sıfatıyla” alındığını paylaşırken, suçlama ya da suç unsuruna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

BAŞSAVCILIK: MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI, SUÇ VE SUÇ UNSURU BULUNUP BULUNULMADIĞININ TESBİTİ AÇISINDAN…

Görüntülerin sosyal medyaya yansıdığı günlerde iddialara ilişkin Başsavcılığın açıklaması şu şekildeydi:

“Bazı sosyal medya hesaplarında “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.” şeklindeki paylaşım ile birlikte paylaşılan ve içeriğinde bir çantadan çıkarılan para destelerinin sayıldığı video görüntüleri ile ilgili olarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti açısından istanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır”

CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI DA AÇIKLAMA YAPMIŞTI

Aynı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı da konuya ilişkin şu yazılı açıklamayı yapmıştı:

“Söz konusu görüntüler şu an Sarıyer ilçesi sınırlarındaki CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının 2019 yılında satın alınmasıyla ilgilidir. Açıklamada sunulan evrak da bunun kanıtıdır. Evrakın düzenleme tarihi 9 Aralık 2019’dur. Güvenlik kamerası görüntüleri, her ne kadar 10 Aralık 2019’u gösterse de gerçek tarih evraktan da anlaşılacağı üzere 9 Aralık 2019’dur.

4,5 yıl sonra servis edilen görüntülerin amacı kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik olumsuz algı yaratma çabasıdır. Hele hele 4,5 yıl önceki olayı, 4 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP Kurultayı ile ilişkilendirmek eşyanın tabiatına aykırıdır.

GÖRÜNTÜYLE ŞANTAJ YAPILMAK İSTENMİŞTİR”

Güvenlik kameraları görüntülerinin kayda alındığı yer CHP İstanbul İl Başkanlığı binası değil, mal sahibinin avukatı Gökhan Taşkapan’ın avukatlık ofisidir. Bu görüntülerin söz konusu avukatın bilgisi dahilinde sızdırıldığı alenidir. Görüntüler kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Ayrıca kişisel verilerin korunmasına muhalefet edilmiştir. Bu vesile ile hem söz konusu avukat hem de bu görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır. Kaldı ki görüntülerde mal sahibi kişi de görülmektedir. Avukat, daha önce de bu görüntüleri, bir suç unsuruymuş gibi bazı CHP İstanbul İl yöneticilerine göstererek şantaj yapmak istemiş ama karşılık alamamıştır.

Görüntülerdeki kişilerden eski i başkan yardımcısı Özgür Nas, eski il başkan danışmanı Can Poyraz ve İBB CHP Meclis üyesi Fatih Keleş, CHP Genel Merkezi ile İstanbul İl Başkanlığı arasında binanın, satın alma sürecini koordine eden kişilerdir. Ayrıca İl Binası’nın satın alınması konusunda, 2019 yılı yazında ‘Bir Tuğla da Sen koy’ isminde bağış kampanyası yapılmıştır. Söz konusu bağış kampanyasının reklam filmi açık kaynaklardan görülebilir. Görüntüler, 9 Aralık 2019 tarihinde mal sahibine kapora ödenmesine ilişkindir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-goruntuleriyle-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/feed/ 0
CHP İstanbul İl Başkanlığı Binası Satışıyla İlgili Soruşturma Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-satisiyla-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-satisiyla-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20433 GAYE ŞEYMA CAN

2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde bir avukatlık bürosunda çekilen “para sayma” görüntülerinde yer alan ve binayı satan kişi olduğu belirtilen Ali Rıza Braka adliyeye gitti. Şüpheli sıfatıyla ifade verdiği belirtilen Braka, adliyeden ayrılırken herhangi bir açıklama yapmadı. Görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu.

Soruşturma kapsamında geçen hafta CHP’li 3 isim ifade vermişti. Savcılık kaynakları ifade işlemlerinin “şüpheli sıfatıyla” alındığını paylaşırken, suçlama ya da suç unsuruna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

BAŞSAVCILIK: MADDİ GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI, SUÇ VE SUÇ UNSURU BULUNUP BULUNULMADIĞININ TESBİTİ AÇISINDAN…

Görüntülerin sosyal medyaya yansıdığı günlerde iddialara ilişkin Başsavcılığın açıklaması şu şekilde idi:

“Bazı sosyal medya hesaplarında “Fatih Keleş’in CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda para destelerini sayarken çekilen görüntüleri ortaya çıktı.” şeklindeki paylaşım ile birlikte paylaşılan ve içeriğinde bir çantadan çıkarılan para destelerinin sayıldığı video görüntüleri ile ilgili olarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti açısından istanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır”

CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI DA AÇIKLAMA YAPMIŞTI

Aynı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı da konuya ilişkin şu yazılı açıklamayı yapmıştı:

“Söz konusu görüntüler şu an Sarıyer ilçesi sınırlarındaki CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının 2019 yılında satın alınmasıyla ilgilidir. Açıklamada sunulan evrak da bunun kanıtıdır. Evrakın düzenleme tarihi 9 Aralık 2019’dur. Güvenlik kamerası görüntüleri, her ne kadar 10 Aralık 2019’u gösterse de gerçek tarih evraktan da anlaşılacağı üzere 9 Aralık 2019’dur.

4,5 yıl sonra servis edilen görüntülerin amacı kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik olumsuz algı yaratma çabasıdır. Hele hele 4,5 yıl önceki olayı, 4 Kasım 2023 tarihinde yapılan CHP Kurultayı ile ilişkilendirmek eşyanın tabiatına aykırıdır.

GÖRÜNTÜYLE ŞANTAJ YAPILMAK İSTENMİŞTİR”

Güvenlik kameraları görüntülerinin kayda alındığı yer CHP İstanbul İl Başkanlığı binası değil, mal sahibinin avukatı Gökhan Taşkapan’ın avukatlık ofisidir. Bu görüntülerin söz konusu avukatın bilgisi dahilinde sızdırıldığı alenidir. Görüntüler kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Ayrıca kişisel verilerin korunmasına muhalefet edilmiştir. Bu vesile ile hem söz konusu avukat hem de bu görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır. Kaldı ki görüntülerde mal sahibi kişi de görülmektedir. Avukat, daha önce de bu görüntüleri, bir suç unsuruymuş gibi bazı CHP İstanbul İl yöneticilerine göstererek şantaj yapmak istemiş ama karşılık alamamıştır.

Görüntülerdeki kişilerden eski i başkan yardımcısı Özgür Nas, eski il başkan danışmanı Can Poyraz ve İBB CHP Meclis üyesi Fatih Keleş, CHP Genel Merkezi ile İstanbul İl Başkanlığı arasında binanın, satın alma sürecini koordine eden kişilerdir. Ayrıca İl Binası’nın satın alınması konusunda, 2019 yılı yazında ‘Bir Tuğla da Sen koy’ isminde bağış kampanyası yapılmıştır. Söz konusu bağış kampanyasının reklam filmi açık kaynaklardan görülebilir. Görüntüler, 9 Aralık 2019 tarihinde mal sahibine kapora ödenmesine ilişkindir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskanligi-binasi-satisiyla-ilgili-sorusturma-devam-ediyor/feed/ 0
Giresunspor Başkanı Nahid Yamak’tan eski Başkan Karaahmet’e yönelik suçlamalar https://www.haber60.com.tr/giresunspor-baskani-nahid-yamaktan-eski-baskan-karaahmete-yonelik-suclamalar/ https://www.haber60.com.tr/giresunspor-baskani-nahid-yamaktan-eski-baskan-karaahmete-yonelik-suclamalar/#respond Wed, 06 Mar 2024 02:36:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15911 Trendyol 1. Lig ekiplerinden Giresunspor’da Kulüp Başkanı Nahid Yamak, düzenlediği basın toplantısında eski başkan Hakan Karaahmet dönemine ilişkin gündem oluşturacak iddialarda bulundu.

Çotanak Stadyumu’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Başkan Yamak, eski başkan Hakan Karaahmet’in bir çok insanı kandırdığını ve kulüpte yapılan yolsuzluklar nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacağını söyledi.

Göreve geldikleri günden itibaren kulübün tüm kaynaklarının tüketilmiş halde olduğunu, birçok icra dosyası ve futbolcu fesihleriyle uğraşırken diğer taraftan da kulübün resmi muhasebe kayıtlarında olmayan ödeme belgeleri ve usulsüzlüklerle karşılaştıklarını söyleyen Yamak, mahkeme dosyalarına yansıyan çok önemli iddiaları kamuoyu ile paylaştı.

Milli futbolcu Umut Nayir’in Giresunspor’dan Eyüpspor’a transferiyle ilgili şok iddia

Milli futbolcu Umut Nayir’in Eyüpspor’a transferinde Giresunspor’un kasasına 1 kuruş dahi para girmediğini söyleyen Başkan Yamak “Giresunspor Kulübü’nde akıllara durgunluk veren bir Umut Nayir transferi konusu var. Bu konuda Giresunspor Kulübü’nün kasasına 1 kuruş dahi girmemiştir. Söz konusu bu transfer sürecine ilişkin Giresunspor Kulübü kasasına 1 kuruş dahi girmemesine rağmen Giresunspor eski başkanı Hakan Karaahmet’e, Eyüpspor Kulüp Başkanı Murat Özkaya tarafından 4 milyon 500 bin liralık bir çek teslim ediliyor. Bu çekin teslim edildiği tarih Umut Nayir’in transfer dönemi ile örtüşüyor. Eyüpspor Başkanı ile konuyu konuştuğumda bana oyuncu karşılığı bu ödemeyi yaptığını söyledi. Bu konuşmanın ardından Giresunspor eski başkanı Karaahmet ile konuyu görüştüğümde ise ‘O benim bileceğim iş’ diyerek konuyu geçiştirdi. Kimse bana bu çekin ticari faaliyetler sonucu kesilmiş bir çek olduğunu anlatmasın. Ayrıca bu görüntüsünü ele geçirdiğimiz çeklerden sadece bir tanesi. İddiaya göre bu çekin haricinde başka bir ödeme daha yapıldığına dair bilgi mevcut. Buna ek olarak aynı dönemde Bandırmaspor’a transferi gerçekleşen Sergen Piçinciol’un rakamı ise hiç bilinmiyor” dedi.

Yamak, İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan incelemelerde Hakan Karaahmet dönemine ait birçok yolsuzluk ve usulsüzlüğün tespit edildiğini, bunların da savcılık tarafından nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirildiğini belirterek, şimdilik 3 dosyanın mahkemeye taşındığını, incelemeleri tamamlanmak üzere olan farklı dosyaların da olduğunu ve yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görüleceğini söyledi.

Mahkemeye taşınan bir başka iddiada ise o tarihteki döviz kuruyla yaklaşık 1 milyon Euro’ya denk gelen 12 milyon 925 bin liranın prim olarak dağıtılmış gibi gösterildiğini fakat paranın akıbetinin bilinmediği kaydeden Yamak, buna benzer birçok şüpheli işlemle kulübün yüklü miktarda zarara uğratıldığını ifade etti.

Özel harcamaların kulüp kasasından yapıldığı iddiası

Lüks markalardan satın alınan bazı ürünlerin ve bir turizm firması tarafından şüpheli uçak biletlerinin kulübe fatura edildiğinin tespit edildiğini iddia eden Yamak, konuyla ilgili şu şekilde konuştu;

“Ben ve yönetim kurulu arkadaşlarım kulübün parasını lüzumsuz harcamamak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Yemedik, yemeyiz de. Bizler bağış yapılan 1 lirayı bile bu kulübün hesaplarına kaydettik. Ama bazı eski yöneticiler Giresunspor’un üzerinden lüks markalardan giyiniyorlar. Montlar, pantolonlar, takım elbiseler alıyorlar, paralarını Giresunspor ödüyor. 12 Şubat 2021 tarihinde bir firmanın Giresunspor kulübüne kestiği giyim faturası tutarı 17 bin 670 liradır. O günün kuru ile 2 bin 230 dolar yapıyor, bugünkü parayla 73 bin 500 liraya tekabül ediyor. Kulübün parasıyla mı üstünüze giyim kuşam alıp giyiyorsunuz? Hiç utanmadınız mı? Ondan sonra gazetelere ‘Flash flash Nahit Başkan böyle, yöneticiler böyle’ diye yazıyorlar. Alın bunları da yazın. Giresunspor üzerinden giyinenler, bu faturayı kulübe kestirip parasını kulübe ödetenler buyursunlar bunları da yazsınlar. Bir turizm seyahat ve ulaşım firması ile anlaşma yapılmış. Bu firma da kulübe yüklü bir fatura kesmiş. Araştırıldığında; bu firma, kulübümüzün yabancı futbolcularının yurtdışı uçak biletleri alındı şeklinde gösterip, faturasını düzenlendikten sonra parasını tahsil etmiş. Ancak faturası düzenlenen, yani uçak biletleri alınan futbolcularımızın belirtilen tarihlerde yurtdışı ya da yurt içi, kendilerinin veya aile üyeleri adına herhangi bir uçuş kaydı bulunmamaktadır.”

Kulüple ilgisi olmayan menajere verilen senet

Görevi devraldıkları 27 Şubat 2023 tarihininden itibaren kulübe icra ve hacizlerin gelmeye başladığını dile getiren Yamak, kendisini menajer olarak tanıtan Egemen Adatepe adlı bir şahsın avukatları aracılığıyla Giresunspor hakkında icra işlemleri başlattığını belirterek, “Biz kulüpte alacaklar ve borçlarla uğraşırken, kendisini menajer olarak tanıtan, kulübe avukat gönderen, kulübe ait arabalara bağlama yazıları çıkaran ve icra yazılarıyla kulübe haciz gönderen Egemen Adatepe’ye ait bir senetle karşılaştık. Eski başkan döneminde Giresunspor Kulübü tarafından menajer olarak bilinen Egemen Adatepe’ye 20 bin Euroluk bir senet verilmiş. Senet tek imza ile imzalanarak verilmiştir. Bu senedin neye karşılık verildiği sorulduğunda, menajerlik hizmetli olarak cevap verilmiş. Kulüp kayıtlarında Egemen Adatepe adına ne kesilmiş bir fatura, ne de Egemen Adatepe adına kayıt olunmuş bir evrak ya da belgeye rastlanılmamıştır. Egemen Adatepe senedi mahkemeye, icraya veriyor. İcra işlemleri ve mahkeme sürecinde kulübe tebliğ edilen evraklara o dönemki kulüp avukatları ya da kulüp yöneticileri tarafından itirazda bulunulmuyor ve mahkeme, icra işlemleri kesinleştikten sonra, yani bizim dönemimizde bu para kulüpten tahsil ediliyor. Bu nasıl oluyor arkadaşlar? Bu kulübün avukatları, muhasebesi, yöneticileri yok muydu? Karşılığı, faturası, belgesi olmayan bir senede neden itiraz edilmemiş?” şeklinde konuştu.

Saha kenarı reklam panolarının kiralanmasında kulüp zarara uğratıldı iddiası

Giresunspor’un maçlarını oynadığı Çotanak Spor Kompleksi’nde yer alan saha kenarı led reklam panolarının tamamının, senelik 1 milyon lira bedelle 5 yıl boyunca eski kulüp başkanı Hakan Karaahmet’in kardeşine ait olduğu iddia edilen bir reklam firmasına kiralandığı, bu yolla kulübün ciddi anlamda maddi zarara uğratıldığını söyleyen Başkan Yamak, ayrıca 2020-2023 yılları arasında Giresunspror’da görev yapan teknik direktör Hakan Keleş adına düzenlenmiş bazı sözleşme ve protokollerin de şüpheli görülerek mahkeme dosyasına taşındığını belirterek şu sözleri kullandı;

“Teknik Direktör Hakan Keleş ile görev yaptığı dönemler için kendisiyle 3 ayrı sözleşme yapılmış ve bu sözleşmeler Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) bildirilmiştir. Bildirilen sözleşmelerin dışında, Hakan hocanın çalıştığı dönemlere ait bizim bulduğumuz 6 adet ek protokol daha ortaya çıkmıştır. Bu protokoller TFF’ye bildirilmemiş, sadece hocanın dosyasında ve diğer evrakların arasında bulunmuştur. Yapılan protokoller ve sözleşmelerin tutarı o dönemki parayla 13 milyon 612 bin 500 liradır. Şimdi soruyorum, neden devamlı ek protokoller yapılmıştır? Devamında biz 27 Şubat 2023 tarihinde göreve başladığımızda öğrendiğimiz bilgiler neticesinde 2023 yılının Şubat ayı içerisinde Hakan Keleş’e 1 milyon 500 bin lira ve 1 milyon liralık olmak üzere 2 adet senet düzenleniyor. Senetler 2023 yılının Şubat ayı içerisinde yani bizim göreve başladığımız süreden sadece birkaç hafta önce düzenleniyor. Fakat Şubat ayında düzenlenen bu senetler; sanki 01 Eylül 2022 ve 15 Ekim 2022 tarihlerinde yapılmış gibi geriye dönük olarak düzenleniyor. Arkadaşlar geriye dönük senet mi düzenlenir? Defterlerde ve kayıt belgelerinde bu senetlerle ilgili kayıt yok. Bu konu da dava konusu oldu. Siz kulübü geriye dönük nasıl borçlandırıyorsunuz? Hakan Hoca’da bu senetlere karşılık Giresunspor’u icraya verdi ve hesaplarımıza blokeler koydurdu. Bu adalet mi? Takdirini kamuoyuna bırakıyoruz.”

Kulüp avukatı aynı zamanda karşı alacaklı futbolcuların da avukatlığını yapmış

Hakan Karaahmet yönetimi döneminde kulüp avukatlığını yapan Sami Dinç’in kendi avukatlık şirketi aracılığıyla kulübün davalı olduğu oyuncuların da avukatlığını yürüttüğünü söyleyen Başkan Yamak, bu konuda da çok ciddi iddiaları gündeme taşırken şu ifadeleri kullandı:

“Bu avukatın resmiyette kulübü temsil etmemesi gerekiyor. Bir avukat hem kulübün, hem de oyuncuların avukatı olamaz. Bu avukat başka bir avukat bulup resmiyette kulüp işlerini o avukat üzerinden yürütüyor. Arka planda ise futbolcuların avukatlığı ile kulüp avukatlığını bir arada yürütüyor. Yani kurda kuzuyu teslim ediyorlar! Kendisi o dönemde temsil ettiği futbolcuların alacakları için Türkiye Futbol Federasyonu’ndan Giresunspor’un 215 bin euroluk gelirine temlik koyarak tahsilat yapıyor. Ardından yine bu tutarda ve aynı futbolcuların alacağına istinaden İstanbul İcra Dairesi’nden de tekrar bu paranın tahsilatını yapıyor. Daha sonra TFF ve icra dairelerinde yapılan incelemeler neticesinde bu 215 bin Euro’nun iki kere tahsil edildiği ortaya çıkıyor. Giresunspor’un zarara uğratılmasıyla ilgili soruşturma yürütülürken panikleyen bu arkadaşlar 06 Şubat 2023 tarihinde yani yönetimi devretmeden günler önce 215 bin Euro tutarı Giresunspor hesaplarına iade ediyorlar. Fakat hemen akabinde bu 215 bin Euroluk tutar eski kulüp başkanı Hakan Karaahmet’e çıkış yapılıyor. Şimdi soruyorum, bu kulüpte inceleme yapılmış olmasaydı, bu kulübün doğrularının bulunması adına işlem yapılmasaydı, acaba bu 215 bin Euro yani mükerrer alınan para kulübü iade edilecek miydi? Bize göre kesinlikle edilmeyecekti. Bunun gibi daha kaç tane tutar vardır, biz bulabildiklerimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Şimdi tekrar soruyorum 215 bin Euro kimin parası? Siz kulübün kasasından 2 defa aynı futbolcu adına mükerrer para tahsilatını neye göre yaptınız? Sizler TFF’nin mahsup tablosunu isteyip bu tutarların kimlere yapıldığını nereye ne kadar ödemeler yapıldığını Giresunspor Kulübü defter kayıt belgelerinize kayıt etmiyor musunuz? Bir de işleri kılıfına uydurayım derken elinize yüzünüze bulaştırıp Şubat ayı içinde düzenlemeniz gereken bu tutanağı geriye dönük olarak Ocak Ay’ı içerisinde yanlış tarihli olarak kayıt ediyorsunuz. Yani siz hiçbir yerde kaydı ve beklentisi olmayan, Şubat ayında gelecek parayı Ocak ayında nasıl biliyorsunuz? Bu ve bunun gibi daha niceleri var. Geriye dönük tutanaklar, senetler, evraklar, müdür sözleşmeleri. Takdiri kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.” – GİRESUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/giresunspor-baskani-nahid-yamaktan-eski-baskan-karaahmete-yonelik-suclamalar/feed/ 0
Kadın İsimleriyle Sahte Hesap Oluşturan Şebeke Şantaj İddiasıyla Gündemde https://www.haber60.com.tr/kadin-isimleriyle-sahte-hesap-olusturan-sebeke-santaj-iddiasiyla-gundemde/ https://www.haber60.com.tr/kadin-isimleriyle-sahte-hesap-olusturan-sebeke-santaj-iddiasiyla-gundemde/#respond Sun, 03 Mar 2024 07:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14537 Kadın isimleri ile sahte sosyal medya hesapları oluşturan bir şebekenin, tuzağa düşürdükleri erkeklerin cinsel içerikli gönderilerini ele geçirdiği iddia edildi. Adım adım ilerleyen dolandırıcıların ağına düşürdükleri kişilere kendilerini önce karşı tarafın ailesi olarak tanıttıkları, gönderdikleri içerikler nedeniyle şikayetçi olacaklarını söyledikleri ileri sürüldü. Dolandırıcıların mağdur üzerinde sağladığı korkunun ardından ise kendilerini bu kez avukat olarak tanıttığı ve haklarında açılmış cinsel suç davasını para karşılığında kapatabileceğini söyledikleri iddia edildi. Gerçek avukatlarının unvanını ve isimleri kullanan şebekenin mağdur ettiği avukatlardan Ahmet Haklıgör ise yaşadığı durum sebebiyle hayatının şokunu yaşadığını söyledi.

Ülke genelindeki bir şebekenin, internette oluşturdukları sahte kadın profilleri ile tuzağa düşürdükleri erkeklere şantaj uyguladıkları iddia edildi. Kandırdıkları kişilerin önce cinsel içerikli fotoğraf ve video ele geçiren şebekenin, ardından kendilerini karşı taraftaki kadının ailesi olarak tanıttığı ve gönderilen içeriklerden dolayı şikayetçi olacakları söyleyerek korku sağlamaya çalıştıkları ileri sürüldü. Dolandırıcıların son olarak ise gerçek avukatların ismini kullanarak ağına düşürdükleri kişilere ulaştıkları, adına cinsel suçtan dava açıldığını ve sorunu çözmek için para istedikleri iddia edildi. Kendi adının ve unvanın da söz konusu dolandırıcılar tarafından kullanıldığı belirten mağdur avukatlardan Ahmet Haklıgör ise şoke olduğu durum hakkında açıklamalarda bulundu.

“Adıma 8 farklı cep telefonu numarası kullanıp profil oluşturmuşlar”

Olayla ilgili açıklamalarda bulanan mağdurlardan İş Hukuku Uzmanı Avukat Ahmet Haklıgör, “Sosyal medyadan sahte bir kadın profili oluşturup, tuzağa düşürdükleri kişilerle konuşmaya başlamışlar. O kişiye çıplak fotoğraf gönderip, ondan da göndermesini istemişler. Daha sonra söz konusu hayali kadının abisi ya da babası olduğunu söyleyen kişiler farklı numaralardan tehdit mesajı atmış. ‘Seni öldüreceğim, bulacağım. Kardeşime, kızıma nasıl böyle fotoğraflar atarsın’ diyerek karşı tarafı korkutmuşlar. Bir sonraki gün de avukat görünümünde benim ya da başka bir meslektaşımın adı kullanılarak para istenmiş. Sahte bir şikayet dilekçesi hazırlanmış. Benim adıma 8 farklı cep telefonu numarası kullanıp profil oluşturmuşlar. Profilin alt kısmına ise sahte bir internet sitesi linki eklemişler. Konunun sonuna kadar takipçisi olacağım” ifadelerini kullandı.

“Hiçbir avukat tehditle para istemez”

Hukukçuların hiçbir zaman kimseyi tehdit etmeyeceğini dile getiren Avukat Haklıgör, “Vatandaşlardan da ricam, bunlara inanmasınlar. Karşısındakilerin gerçek avukat olup olmadığını sorgulasınlar. Bana ulaşanlara durumu anlatıp, arayanların dolandırıcı olduğunu ve kesinlikle para göndermemeleri gerektiğini söylüyorum. Hiçbir avukat tehditle para istemez. Parayı da muhasebecilerine göndermelerini istiyorlar” diye konuştu.

“Arkadaşım aradı, kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin para istediğini söyledi”

Yurdun dört bir yanından arandığını söyleyen Haklıgör, “Birkaç ay önce bir arkadaşım aradı. Kendisini avukat olarak tanıtan bir kişinin para istediğini söyledi. Ben de numarasını, adını ve soyadını sorguladığımda öyle bir avukatın olmadığını gördüm. Sonra da o numarayı arayıp durumu öğrenmeye çalıştım. O da benim avukatlığımı sorguladı. Ben de baro levhasından sorgulattığı takdirde görebileceğini belirttim. Ardından da beni cep telefonu üzerinden engelledi. Bir süre sonra vatandaşlar beni aramaya başladı. ‘Adınızın olduğu bir mesaj aldık. Para istemişsiniz’ dediler. Ülkenin her yerinden aranmaya başladım. Şu ana kadar bu sebepten dolayı 25 kişi bana ulaştı. Ben de şikayetçi oldum. Dava şu an soruşturma aşamasında” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadin-isimleriyle-sahte-hesap-olusturan-sebeke-santaj-iddiasiyla-gundemde/feed/ 0
28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle mesleğini yapamayan avukat Gönül Yıldız: ‘Hapsedildik’ https://www.haber60.com.tr/28-subat-surecinde-basortusu-nedeniyle-meslegini-yapamayan-avukat-gonul-yildiz-hapsedildik/ https://www.haber60.com.tr/28-subat-surecinde-basortusu-nedeniyle-meslegini-yapamayan-avukat-gonul-yildiz-hapsedildik/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:12:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12650 Türk siyasi tarihinde “postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat sürecinde, başörtüsü nedeniyle 15 yıl mesleğini fiili olarak yapamayan avukat Gönül Yıldız, yaşadığı zorlukları anlattı.

Hukuk fakültesinden 1998 yılında mezun olmasına rağmen başörtüsü nedeniyle avukatlık yapmasının önüne çeşitli engeller çıkarılan Yıldız, 2012’den itibaren fiili olarak mesleğini icra etmeye başladı.

İlerleyen süreçte kurulan İstanbul 2 No’lu Baronun kurucu başkanı olan avukat Gönül Yıldız, AA muhabirine, 28 Şubat döneminde Marmara Üniversitesinde son sınıfta okuduğunu, mezun olduktan sonra stajını tamamlamasına rağmen başörtüsü nedeniyle İstanbul Barosu tarafından kendisine avukatlık ruhsatı verilmediğini söyledi.

Avukatlık ruhsatını Konya Barosundan almasına karşın başörtüsü nedeniyle mesleğini fiili olarak yapmasına yıllarca müsaade edilmediğini ifade eden Yıldız, şöyle konuştu:

“2012’de Danıştay kararı çıkana kadar hiçbir şekilde duruşmalara giremedik. İcra dairelerinde hapsedildik. Hapsedilmekten kastım da şudur, sadece icra dairesinde çalışabilir hale getirildik. Avukatsınız, ruhsatınız var, büronuz var, baroya aidat ödüyorsunuz, baroya kaydınız var ama sadece icra müdürlüklerinde çalışabiliyorsunuz, hukuka aykırı şekilde dini inancınız gereği taktığınız başörtüye müdahale edildiği için.”

Yıldız, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) eğitimi almak için baronunun Taksim’de bir otelde düzenlediği seminerde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“İnsanlar eşofmanlarıyla parmak arası terlikle derslere geliyor. Biz de normal kıyafetimiz ve başörtümüzle. Baronun görevlisi, ‘Sizi bu şekilde derslere kabul edemeyiz. Lütfen terk edin’ dedi. Ben de ‘Hangi gerekçeyle? Bir otelde ders alıyoruz. İnsanlar parmak arası terlikle eşofmanla şortla geliyor. Siz beni derse almayacağınızdan bahsediyorsunuz’ dedim. ‘Biz derse türbanlı almıyoruz’ dediler. ‘Devam edeceğim, böyle bir yasak yok’ dedim. Hakkımda tutanak tuttular. Baronun CMK’den sorumlu yönetim kurulu üyesi, ‘Sizi meslekten ihraç edeceğiz, eğer burayı terk etmezseniz’ dedi. Ceza da verdiler. Niye ceza verdiler? Sırf mesleki eğitim almak istiyorsunuz, kendinizi geliştirmek istiyorsunuz diye. Hukuki olarak bir yasak olmadığı halde düşünün yaşadığımız mağduriyetleri.”

“Çok şükür bugünleri gördük”

Avukat Gönül Yıldız, mesleğe fiili olarak 2013 yılında başlayabildiğini ifade ederek, “Duruşmalara girmeye başladık. Nihayetinde bizim hayatımızdaki kayıp 15 yıl. 1998 mezunuyum. 2013’e kadar fiili olarak avukatlık yapmadım. Sadece icra dairelerinde yaptım. Aradaki 15 yılın telafisi ne parayla ne malla, ne başka bir şeyle mümkün. Düşünün aradaki hak kaybını, psikolojiyi.” diye konuştu.

Yıldız, baro yönetimlerinin değişimi için 2 yılda bir seçimler yapıldığını anımsatarak, “Genel kurula 2 yılda bir oy kullanmaya gittiğimizde hakkımızda tutanak tutup cezai işlem uyguluyorlardı.” dedi.

Zaman içerisinde ihtiyaçlar doğrultusunda İstanbul 2 No’lu baronun kurulduğunu anımsatan Yıldız, “Elhamdülillah ben de o baronun kurucu başkanı oldum. Nereden nereye diyorum. Çok şükür bugünleri gördük.” diye konuştu.

Yıldız, 28 Şubat mağdurlarının sayısının yüz binlerle ifade edilemeyecek kadar çok olduğunu dile getirdi.

Kendisini en çok etkileyen olayın ise o dönem 70 yaşındaki Medine Bircan’ın Çapa Tıp Fakültesinde yaşadıkları olduğunu, sağlık karnesindeki fotoğrafında başı kapalı olduğu için doktorların tedaviyi reddettiğini söyleyen Yıldız, çocuklarının photoshoplu bir fotoğraf ayarlayıp sağlık karnesine ekleyinceye kadar kadının hayatını kaybettiğini söyledi.

“İnandığım şey için sonuna kadar direndiğim için gururlanıyorum”

Kendisinin 25 yıllık avukat olması gerekirken 10 yıllık avukat olduğunu belirten Yıldız, “Madden de benimle başlayanlarla aynı konumda değilim. Manevi olarak da çok ciddi sıkıntılar yaşadık. İnandığım şey için sonuna kadar direndiğim için kendi adıma gururlanıyorum ama tersini yaşayan çok meslektaşım var. Mağdur edildiğini, hayatlarının çalındığını düşünen birçok meslektaşım var.” diye konuştu.

Yıldız, yasakçıların hala aynı zihniyette olduğunu dile getirerek, “Buldukları ilk fırsatta aynı şeyleri yapmaya devam edeceklerine inanıyorum.” dedi.

Yasağın o dönem de hukuki değil fiili olduğunu anlatarak, “O zihniyet hiç değişmedi. Yasakçı kesim kafa yapısı olarak hala aynı. Buldukları her fırsatta başörtüsüne, dine karşı nasıl ilerleyebiliriz, nasıl önlerini kesebiliriz çabası içerisindeler. Öyle olunca ister istemez biz de bunlar yine geldiklerinde yine aynı şeyi zorlayacaklar kaygısını hala yaşıyoruz. Biz aynı mücadeleyi yine verir miyiz? Yine sonuna kadar veririz. Allah’ın bize verdiği nefes ne zaman biterse mücadelemiz de o zaman biter.” değerlendirmesinde bulundu.

“Başörtülü bir meslektaşıma ruhsatını verirken hüngür hüngür ağladım”

Yıldız, aynı şeylerin yaşanmaması için anayasal değişiklik yapılabileceğini ancak her şeyden önce toplumun karşısındakinin haklarına sonuna kadar saygı duymayı öğrenmesi gerektiğini söyledi.

Başörtülü ilk hakimi gördüğünde ve baro başkanı olduğu dönemde başörtülü bir meslektaşına ruhsatını verirken hüngür hüngür ağladığını anlatan Yıldız, yıllarca avukatlık yapamazken İstanbul 2 No’lu Baronun kurucu başkanı olmasının kendisi için gurur verici olduğunu ve kendisini zafer kazanmış bir kumandan gibi hissettiğini dile getirdi.

Yıldız, 28 Şubat sürecinde “kamusal alan” diye bir alanın icat edildiğini anlatarak, “Nasıl bir alansa yatak odasının dışındaki her yer kamusal alan. Onun haricinde başörtülü dolaşamazsınız. Ben avukatım. Sadece duruşmalara başörtülü girememem gerekir o zamanki mevzuata göre. Ama seminere girdiğinizde de soruşturma geçiriyorsunuz. Genel kurula gittiğinizde de soruşturma geçiriyorsunuz. Yani hiçbir şekilde size yaşam alanı vermiyorlar.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/28-subat-surecinde-basortusu-nedeniyle-meslegini-yapamayan-avukat-gonul-yildiz-hapsedildik/feed/ 0
Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş’ın Avukatlarından Basın Açıklaması https://www.haber60.com.tr/guluc-belediye-baskani-gokhan-mustafa-demirtasin-avukatlarindan-basin-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/guluc-belediye-baskani-gokhan-mustafa-demirtasin-avukatlarindan-basin-aciklamasi/#respond Fri, 23 Feb 2024 03:21:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11169 Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş’ın Avukatları Mehmet Karadağ ve Turan Uzun basın açıklaması yaptı.

Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında belediyede çalışan iki kadın kendilerine taciz yapıldığı iddiası ile suç duyurusunda bulunmuş, savcılık kadınlardan birinin iddialarını asılsız bularak “kavuşturmaya yer yoktur” kararı vermiş ve karar kesinleşmişti. Diğer kadın çalışanın iddialarına yönelik açılan mahkemenin birinci duruşması Kdz. Ereğli Adliyesi’nde görülürken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

“Asıl amaçları müvekkilimizin siyasi geleceğini bitirmeye yönelik”

Duruşmanın ardından adliye önünde müşteki kadının avukatının basın açıklaması yapması sonrasında, Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş’ın Avukatları Mehmet Karadağ ile Turan Uzun’dan da yanıt geldi. Demirtaş adına açıklamayı yapan Avukat Karadağ, müvekkiline yönelik soruşturmanın başından bu yana basın yoluyla itibar suaikasti yapılmaya çalışıldığını vurguladı. Müşteki avukatının adil yargılamayı etkilemeye yönelik iddialarının doğru olmadığını belirten Karadağ “Duruşma tarihinin seçimlerden sonraya bırakılmasının kendileri için üzücü olduğunu ifade ederek asıl amaçlarının müvekkilimizin siyasi geleceğini ve kimliğini bitirmeye yönelik olduğunun açıkça göstergesidir.” Dedi.

“Başından beri itibar suikasti yapılmaya çalışılıyor”

Karadağ açıklamasına şu sözlere yer verdi: “Müvekkilimiz Gökhan Mustafa Demirtaş’ın 22.02.2024 tarihinde yapılan 1. Duruşma sonrasında müşteki vekilinin adliye önünde yanına 7-8 kişi alarak yapmış olduğu basın açıklaması mesleki kurallar ile bağdaşmayıp Avukatlık Kanunu’nun 40. Maddesi gereğince suç niteliği taşımaktadır. Avukatlık Mesleki Kanunu’nun; taraf olarak kesin hal bulunmadıkça basına açıklamada bulunamayacağı açık şekilde ifade edilmektedir. Açıklama yapılması mecbur olması halinde ise de bu açıklamanın adaleti etkileyecek nitelikte olmaması gerektiği kesindir. Müvekkilimize yönelik olarak soruşturmanın başından itibaren sistematik olarak itibar suikastı yapılması ve bu yönde müşteki vekilinin duruşmanın içeriği başta olmak üzere delillerin durumunu değerlendirmesi, tanıklara yönelik baskı oluşturmaya çalışması, bir kısım basın yayın kuruluşları ile birlikte soruşturma ve kovuşturmayı buraya kadar getirdiklerini beyan etmesi yargılamanın duruşma salonunda değil de bazı basın yayın kuruluşları ile birlikte kamuoyu önünde adalet mekanizması dışında yapıldığı izlenimini doğurmuştur. Halbuki soruşturma tarafsız ve herkese eşit mesafede olan Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılmış ve yine kovuşturma adil bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Mahkemesi tarafından maddi gerçeğe ulaşmak için titizlikle yapılmaktadır. Kaldı ki soruşturma dosyasına konu olan diğer bir müştekinin iddiaları hakkında yapılan soruşturmada, bu iddiaların asılsız olduğu yönünde yargı karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Soruşturmanın başından itibaren müvekkilimizin siyasi kimliği ve soruşturma dosyasında verilmiş olan gizlilik kararı neticesinde şimdiye kadar tarafımızca hiçbir basın açıklaması yapılmamıştır. Hatta ve hatta müvekkilimizin siyasi bir parti ile bağı olması nedeniyle, siyasetin adaleti etkilediği izlenimi vermemek için bağlı bulunduğu siyasi partiden istifa etmiştir. Müvekkilimizin yasal haklarını kullanması neticesinde müracaatta bulunmasının bir mobing olduğunu kamuoyuna çarpıtarak açıklamada belirtmiştir. Müşteki vekilinin mahkemenin tüm delillerini kabul etmiş gibi kamuoyu ile paylaşması kendisini yargı mercii olarak görmekte ve hükmü kendince vermiştir. Yargılamada tanıkların dinlenilmeden cezaya hükmedileceğinden bahsederek yargılamayı etkileme çabasına içerisine girmiştir. Duruşma tarihinin seçimlerden sonraya bırakılmasının kendileri için üzücü olduğunu ifade ederek asıl amaçlarının müvekkilimizin siyasi geleceğini ve kimliğini bitirmeye yönelik olduğunun açıkça göstergesidir. Müvekkilimiz ile yapmış olduğumuz telefon görüşmesinde; hukuka aykırı, doğruları yansıtmayan ve adaleti yönlendirme niteliğindeki basın açıklamasından dolayı müşteki vekili hakkında Adalet Bakanlığına ve bağlı bulunduğu Baro Başkanlığına suç duyurusunda bulunacağını haricen öğrenmiş bulunmaktayız. Müşteki vekili tarafından yapılan, doğruları yansıtmayan, etik olmayan ve hukuka aykırı basın açıklaması sonrasında müvekkilimiz adına cevap verme ve doğru bilgilendirme zorunluluğu doğmuştur. Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.” – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/guluc-belediye-baskani-gokhan-mustafa-demirtasin-avukatlarindan-basin-aciklamasi/feed/ 0
Antalya’da uyuşturucu ticaretinden tutuklanan gencin serbest bırakılacağı vaadiyle ailesini dolandıran avukat tutuklandı https://www.haber60.com.tr/antalyada-uyusturucu-ticaretinden-tutuklanan-gencin-serbest-birakilacagi-vaadiyle-ailesini-dolandiran-avukat-tutuklandi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-uyusturucu-ticaretinden-tutuklanan-gencin-serbest-birakilacagi-vaadiyle-ailesini-dolandiran-avukat-tutuklandi/#respond Thu, 22 Feb 2024 02:12:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10732 Antalya’da uyuşturucu ticaretinden tutuklanan gencin serbest bırakılacağı vaadiyle gencin ailesini 495 bin TL dolandıran avukat, Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, A.A., Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/95605 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uyuşturucu madde ticareti suçundan 8 Aralık 2022 tarihinde tutuklandı. A.A., koğuşundaki bir mahkumun yardımıyla avukat M. A.B.’i bularak ailesinin görüşmesini istedi.

495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini söyledi

İddiaya göre aile ile görüşen avukat, 80 bin TL karşılığında dosyayı takip edebileceğini, ancak oğlunun 2-3 ay içerisinde cezaevinden erken tahliye edilmesini istiyorlarsa kendisinin alacağı vekalet ücreti dışında 150-200 bin TL civarında olduğunu tahmin ettiği bir meblağ karşılığında dosyaya bakan hakim/savcılar ile görüşüp, erken tahliyesini sağlayabileceğini söyledi. İddiaya göre görüşmeden 1 hafta sonra avukat aileyi tekrar arayarak, dosyaya bakan hakim ve savcıların 450 bin TL para istediğini, kendisinin de 80 bin TL yerine 40 bin TL alabileceğini, 5 bin TL de dosya masrafına gideceğini, bu şekilde 495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini ve dosyadan beraat edeceğini söyledi. Aile çevresinden para toplayarak bu parayı ödedi. Paranın bir kısmı avukatın eşinin banka hesabına, 7 bin dolar ise elden ödendi. 4 Nisan 2023 tarihinde yapılan ilk celsede ise A.A. hakkında mahkumiyet kararı verildi. Aile A.A.’in cezaevinden tahliyesini sağlamak amacıyla 450 bin TL’sini dosyaya bakan hakim/savcılara vermek üzere, 45 bin TL’sini de avukatlık ücreti ve masraf olarak alarak kendilerini dolandıran avukattan şikayetçi oldu.

Konuşma kaydı ortaya çıktı

Dosyada şüpheli avukata ait ses kayıtlarına da yer verildi. İddia edilen kayıtlarda ise şu ifadeler yer aldı:

“İddianame diyor yazılırsa fiyat değişir, şartlar değişir. Ha garanti yapar mıyız, yapamaz mıyız, belki aksi bir mahkemeye denk gelecek. Bu savcı tıfıl bir savcı dedi başsavcı. Ben bunu yönetirim alırım dedi merak etme. Gider dedi gerekli talimatı veririm yaptırtırım çıkartırım çocuğu. Yüzde doksan dokuz bu şekil çıkacak. Savcı tutuksuz yargılanmasına diye karar yazacak salacak. İddianameyi de içicilik üzerine yazacak. İlk duruşmada çıkarırım. Tahliyesini veririm ilk duruşmada yine içiciliğe gönderirim olayı satıcılıktan beraat ettiririm. İşte bizim hem avantajımız var hem dezavantajımız var. Diyor bitirip çıkacağım. Hatta bana dedi yarın getir dedi, dedim abi yarın getiremem. Çünkü ailenin durumunu biliyorum. Bana dediler ev var, araba var. Satmaya çalışacağız. Nerden baksan bir hafta, on gün sürer dedim. Dedi ben bir hafta, on gün bekleyemem. Sana vereceğim en kısa süre çarşamba gününe kadar hallet.”

İncelenen hesap hareketlerinde söz konusu para gönderimlerinin doğrulandığı, müştekinin bu paraları verirken şikayet edilenin kendilerini dolandırabileceğinden şüphelenmesi ve başka delil elde etme imkanlarının bulunmaması nedeniyle kaydettikleri görüşmelerin hukuka uygun olarak elde edilen delil niteliğinde olduğu değerlendirildi. Yine şikayet edilen avukatın daha öncesinde de başka mağdurlardan, tanıdığı yargı görevlilerine iş gördüreceği vaadiyle menfaat temin ettiğine yönelik iddialar bulundu.

Mağdur yakınlarını çeşitli vaatlerde bulunarak dolandırdığı iddiası ile hakkında 15 Mayıs 2023 tarihinde inceleme fezlekesi düzenlenen şüpheli avukatın Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2024/150 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-uyusturucu-ticaretinden-tutuklanan-gencin-serbest-birakilacagi-vaadiyle-ailesini-dolandiran-avukat-tutuklandi/feed/ 0
Kocaeli’de avukat, müvekkiline uyuşturucu verdiği iddiasıyla 15 yıl hapse mahkum edildi https://www.haber60.com.tr/kocaelide-avukat-muvekkiline-uyusturucu-verdigi-iddiasiyla-15-yil-hapse-mahkum-edildi/ https://www.haber60.com.tr/kocaelide-avukat-muvekkiline-uyusturucu-verdigi-iddiasiyla-15-yil-hapse-mahkum-edildi/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10265 Kocaeli’de cezaevinde görüştüğü müvekkiline uyuşturucu verdiği iddiasıyla tutuklanan avukat hakkında karar açıklandı. Savunmasında, “Avukat olmanın cezasını yaşıyorum” diyen sanık, 15 yıl hapse mahkum edildi.

Olay, 10 Kasım 2022 tarihinde Kocaeli 1 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda meydana geldi. Tutuklu bulunan müvekkili H.B. ile görüşen avukat Bayram O.U., görüşün ardından cezaevinden ayrıldı. Sanık ve hükümlü H.B’nin koğuşa götürülmeden önce tekrar araması yapıldı. İnfaz koruma memurları tarafından yapılan aramada H.B.’nin üzerinde bir miktar uyuşturucu ele geçirildi. Bunun üzerine Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla şüpheli avukat Bayram O.U.’nun adresinin kayıtlı olduğu ev ile iş yerinde narkotik polisleri tarafından arama yapıldı. Cumhuriyet savcısı nezaretinde yapılan aramalarda, sökülmüş kök kenevir, saksıda dikili 2 kenevir, 1,88 gram tütüne karışık esrar, 1,65 gram esrar, kuru sıkı tabanca ve 6 fişek ele geçirildi. Bayram O.U., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Daha önce görülen duruşmada sanık suçlamaları reddetmiş, evde bulunan uyuşturucunun annesine, ofisinde bulunan uyuşturucunun ise katibine ait olduğunu söylemişti. Katip ve annesi de aynı doğrultuda ifade verirken, mahkum H.B. de uyuşturucunun avukatıyla ilgisi olmadığını, paketin koğuşun bahçesine düştüğünü ve bu şekilde temin ettiğini söylemişti.

“Mahkumun kasık bölgesine dokunmadım”

Davanın duruşması Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Salonda tutuklu sanık Bayram O.U. ve avukatı hazır bulunurken, tanık infaz koruma memurları ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Tanık olarak dinlenen infaz koruma memuru

M.G., “H.B. görevli bulunduğum cezaevinde mahkumdur. Görüşe gitmesinden önce üzerini aradım. Üstünde bir şey yoktu” diye konuştu.

“Kağıt altından uyuşturucu verme durumu olabilir ancak ben bunu fark etmedim”

Görüşü izlediğini söyleyen memur R.Ç. ise “Avukat olduğunu olay tarihinde öğrendiğim sanık ile H.B. arasındaki görüşmeyi ben izlemiştim. Sadece aralarında kağıt kalem alışverişi oldu. Başından sonuna kadar dikkatli şekilde izledim. Bir şey verdiğini fark etmedim. Kağıt altından uyuşturucu verme durumu olabilir ancak ben bunu fark etmedim. Ben, sanık olan avukata boş kağıt verdim. Avukat kağıdı masaya koyarak H.B’ye bir şeyler anlatıyordu. Daha sonra bu kağıdı sürterek H.B’nin önüne uzattı, H.B. baktıktan sonra kağıdı aynı şekilde avukata uzattı. Kağıt alışverişinden kastım budur” şeklinde konuştu.

“Avukat olmanın cezasını yaşıyorum”

Suçlamaları kabul etmeyen sanık Avukat Bayram O.U., “H.B’ye uyuşturucu verdiğime dair delil ve şüphe yok, sadece varsayım var. Herhangi bir parmak izim çıkmamış. H.B’nin kanında zaten uyuşturucu maddeye rastlanmıştır. Uyuşturucuya sahip bir kişiye nasıl uyuşturucu veririm. Belki görüş gününde ziyaretçileri vermiştir, önceki görüş günü ne zamandı, bunlar hiç düşünülmüyor. Suçlamaları kabul etmiyorum. Şüpheden sanık yararlanır. Görüşme yaptığım için avukat olmanın cezasını yaşıyorum. 16 aydır işlemediğim suçtan dolayı tutukluyum. İşlerim yarım kaldı, ceza alacaksam bile tahliyemi istiyorum. Aleyhimde delil bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

15 yıl hapis

Mahkeme heyeti, sanığa “uyuşturucu madde ticareti” suçundan 15 yıl hapis ve 30 bin TL para cezası verdi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelide-avukat-muvekkiline-uyusturucu-verdigi-iddiasiyla-15-yil-hapse-mahkum-edildi/feed/ 0
Diyarbakırlı Ramazan Hoca cinayetiyle ilgili avukattan açıklama https://www.haber60.com.tr/diyarbakirli-ramazan-hoca-cinayetiyle-ilgili-avukattan-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirli-ramazan-hoca-cinayetiyle-ilgili-avukattan-aciklama/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:21:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6750

Mikail BIYIKLI  / İSTANBUL, FATİH’te işlettiği çay ocağında bıçaklanarak öldürülen sosyal medyada “Diyarbakırlı Ramazan Hoca” olarak tanınan Ramazan Pişkin ile ilgili ailenin avukatı basın açıklaması yaptı.Avukat Ebubekir Esad Baş, “Sosyal medyada dosyanın kapatılmaya çalışıldığı şeklindeki söylemler gerçek dışıdır. Birden fazla emniyet birimi dosyaya müdahil olmuş ve kendi veri tabanlarında dosyayı incelemeye almıştır. Failin, müvekkilin ve ihtiyaç görülen kişilerin telefon HTS kayıtları ve export verileri, banka hesap hareketliliği dahil birçok veri incelemeye alınmıştır”  dedi.

Sosyal medyada “Diyarbakırlı Ramazan Hoca” olarak tanınan Ramazan Pişkin’in 31 Ocak’ta öldürülmesine ilişkin ailenin avukatı Ebubekir Esad Baş beraberinde avukat Sefa Yıldız  Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda basın açıklaması yaptı. Avukat Baş ve Yıldız’a Hodri Meydan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasret Yıldırım ile sevenlerini temsilen Muhammet Karakuş da eşlik etti.

“GİZLİLİK KARARI MAKULDÜR”

Avukat Ebubekir Esad Baş, Diyarbakırlı Ramazan Hoca olarak bilinen Ramazan Pişkin’in kendisinin işlettiği “Diyarbakırlı Ramazan Hocanın Yeri” isimli çay ocağında saat 13.40 sularında bıçaklanarak öldürüldüğünü, belirterek “Eylemi gerçekleşirdikten sonra fail hızlı adımlarla olay yerinden uzaklaşmıştır. İki dakika içerisinde ses ve gürültüleri duyan esnaf ambulansı çağırmış, müvekkil yakın bölgede bulunan Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmıştır. Tüm müdahalelere rağmen hastanede yaşamını yitiren müvekkil otopsi işlemleri neticesinde memleketi olan Diyarbakır’a gönderilerek Çiftehavuzlar Mezarlığı’na defnedilmiştir. Peşinen ifade edelim ki dosyada gizlilik kararı bulunmaktadır. Eylemin gerçekleşmesinde suça iştirak eden, yardım eden yahut azmettiren kişi veya grupların ortaya çıkarılması ve soruşturmanın amacının tehlikeye düşmemesi adına verilen bu gizlilik kararı makuldür; olması gereken bir karardır. Sosyal medyada dosyanın kapatılmaya çalışıldığı şeklindeki söylemler gerçek dışıdır. Birden fazla emniyet birimi dosyaya müdahil olmuş ve kendi veri tabanlarında dosyayı incelemeye almıştır. Failin, müvekkilin ve ihtiyaç görülen kişilerin telefon HTS kayıtları ve export verileri, banka hesap hareketliliği dahil birçok veri incelemeye alınmıştır” dedi.

“ALGI VE SPEKÜLASYON İÇERİKLİ PAYLAŞIMLARA İTİBAR EDİLMEMELİDİR”

Tartışma ve ayrışmaya sebep olabilecek komplo teorilerinin Ramazan Pişkin’in ailesine ve sevenlerine zarar verdiğini söyleyen avukat Baş, “En önemlisi de yanlış ve eksik bilgilerle hareket eden medya unsurlarının ülke huzuruna, İslami camianın kardeşlik hukukuna halel getirebileceğini ifade ediyoruz. Ramazan Pişkin dosyası üzerinden kirli hesaplar yapanlar, konuyu istismar edenler, Müslüman grupları karalamak ve aralarında huzursuzluk çıkarmak amacındadırlar. Algı ve spekülasyon içerikli paylaşımlara itibar edilmemelidir” diye konuştu.

“CUMARTESİ TAZİYESİ OLACAK”

Olayın failinin ağır şekilde uyuşturucu madde bağımlısı olduğu, akıl sağlığının yerinde olduğunun sabit olduğunu vurgulayan Baş, “Azmettirenlerin olup olmadığı, failin bu eylemi neden gerçekleştirdiği bilgisi şu aşamada tam olarak anlaşılamamaktadır. Bu nedenlerle Ramazan Pişkin dosyasını yakın takibe aldığımızı kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz. Burada Ramazan Pişkin’n sevenleriyle ve avukat Sefa Yıldız ile beraber yaptığımız basın açıklamasının kamuoyu nezdinde itibar göreceğini düşünüyorum. Türkiye’de bulunan birçok kesimin bu meseleyi tartışma konusu yapması, istismara varacak şekilde bilgi ve belge olmaksızın değerlendirmelerde bulunmasının şu aşamada doğru olmadığını değerlendiriyoruz. Ailesinin mağdur olmaması için bilgi alınacak mercii bellidir.” şeklinde konuştu. Avukat Ebubekir Esad Baş, “Cumartesi günü gün boyu Ramazan Pişkin’in kendi mekanında taziyesinin olacağını buradan halkımıza duyuruyoruz. Sevenlerinin ve ailesinin başısağolsun ” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirli-ramazan-hoca-cinayetiyle-ilgili-avukattan-aciklama/feed/ 0
Kargocu, para karşılığı anlaştığı kadınları falakaya yatırıp görüntü çekti https://www.haber60.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti-2/ https://www.haber60.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti-2/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:24:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4863

KAYSERİ’de para karşılığı anlaştığı iddia edilen kadınları falakaya yatırıp, görüntü çeken kargocu Erkan T.’ ye (35) istinaf mahkemesince ‘fazla ceza’ verildiği gerekçesiyle yeniden yargılandığı davada ‘müstehcenlik’ suçundan 1 yıl 6 ay 22 güne düşürülen hapis cezası kararına avukatı itiraz etti. Avukat Ahmet Bozkurt, dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkiline ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.

Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.

KAMU DAVASINDAN BERAAT

Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.

İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ

Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.

Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.

CEZASI 1,5 YILA İNDİ

Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılaması yapılan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten Avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

‘ZORLA DEĞİL RIZAYLA’

Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H., olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.

‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’

Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:

“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”

KARARA İTİRAZ

Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz edip, dosyayı nöbetçi ağır ceza mahkemesine taşıdı. Bozkurt, itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı elde edildiğini ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürüp, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti. Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi Avukat Bozkurt’un itirazını değerlendirerek, dosyada inceleme yapacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti-2/feed/ 0
Ordu Barosu Başkanı, Avukatların Dolandırıcılığa Karşı Uyarıda Bulundu https://www.haber60.com.tr/ordu-barosu-baskani-avukatlarin-dolandiriciliga-karsi-uyarida-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/ordu-barosu-baskani-avukatlarin-dolandiriciliga-karsi-uyarida-bulundu/#respond Sun, 14 Jan 2024 12:30:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3362 ORDU Barosu Başkanı Sibel Torun, avukatların isim ve fotoğraflarının kullanılarak dolandırıcılık yapıldığını söyleyerek uyarıda bulundu. En son baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini ifade eden Torun, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

Ordu Barosu Başkanı Sibel Torun, kentte, son günlerde, avukatların isimleri, ünvanları ve fotoğrafları kullanılarak vatandaşların dolandırılmaya çalışıldığını açıkladı. Son olarak 10 Ocak’ta baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini söyledi. Kişinin avukata ulaşmasıyla konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirten Torun, “Son dönemlerde sosyal medya üzerinden dolandırıcılık çok revaçta ve biz de bu alanda meslektaşlar olarak nasibimizi almış durumdayız. Son olarak yine bir meslektaşımızın ünvanı ve fotoğrafı kullanılarak, bir vatandaşın hakkında soruşturma yürütüldüğü, hakkında bazı müstehcen videolar olduğu ve kendisinden bir para talep edildiğiyle ilgili bir ihbar geldi. Bu ihbar üzerine biz de gerekli mercilere suç duyurusunda bulunduk. Sosyal medya hesabımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı uyardık. Bu ilk değil. Daha öncelerinde de bazı meslektaşlarımızın isimleri kullanılmak suretiyle uzlaştırma bürosundan arıyoruz, ara buluculuk bürolarından veya şu hukuk bürosundan arıyoruz diyerek şu kadar borcunuz vardır, bize öderseniz şöyle indirim yapacağız şeklinde bazı şikayetler de bize geldi. Vatandaşlarımız her duydukları ve her gördükleri mesajlara itibar etmesinler. Baromuzun sitesinden avukat olup olmadıklarını veya baromuzu arayarak teyit etmelerini istiyoruz. Ayrıca, bu anlamda borcu olup olmadığını da sorgulayarak teyit etmelerini talep ediyoruz” diye konuştu.

‘SAHTE NUMARALAR VE ADRESLER KULLANILIYOR’

Sahte telefon numarası ve adres kullanılması nedeniyle şüphelilere ulaşılamadığını kaydeden Torun, “Son olayda paradan ziyade uygunsuz görüntüleri olduğu, bu görüntülerin başka insanlara da gönderileceğiyle ilgili bir mesaj gönderilmiş. Durumdan şüphelenen vatandaşımız, ismi kullanılan avukat arkadaşımıza ulaşıyor. Meslektaşımız da bu konuyla ilgili bize başvuru yaptığı için ilgili işlemleri yaptık. Son dönemlerde aslında çok faydalı olarak kullanabileceğimiz sosyal medya ne yazık ki dolandırıcıların yeni meskeni haline geldi. Bundan önceki konularla ilgili yapmış olduğumuz şikayetlerde henüz bu kişilere ulaşamadık. Çünkü sahte numaralar kullanılarak, sahte adresler veriliyor. Bu son şikayetimiz daha çok yeni. Soruşturmayı baro olarak da takip ediyoruz” ifadelerinde bulundu.

‘HER MESAJA İTİBAR EDİLMEMELİ’

Torun, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulunarak, şöyle konuştu: “Bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından, hem Adalet Bakanlığı tarafından, sürekli uyarılar yapılıyor. Sürekli kamu spotları paylaşılıyor. Öncelikle iş, vatandaşa düşüyor. Vatandaşın çok sağlıklı davranması gerekiyor. Bunun yanı sıra sosyal medyanın daha güvenilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Bunu da artık iletişim uzmanları çözecektir. Ama en büyük görev vatandaşa düşüyor. Her duydukları indirim mesajlarına, borçlusunuz mesajlarına veya terör örgütü tarafından aranıyorsunuz mesajlarına itibar etmesinler. Özellikle hiçbir avukat mesaj çekerek, ‘Hakkınızda bir soruşturma vardır’ diyerek, bilgilendirme yapmaz. Hiçbir avukat, ‘Hakkınızda soruşturma vardır, bana şu kadar para yatıracaksınız’ demez. Avukatlar dosyalarıyla, dilekçeleriyle ve resmi yollarla konuşur. O yüzden avukat tarafından gönderildiğini iddia ettikleri mesajlara, maillere itibar etmemelerini diliyorum.” (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ordu-barosu-baskani-avukatlarin-dolandiriciliga-karsi-uyarida-bulundu/feed/ 0
Ordu Barosu Başkanı: Avukatların İsim ve Fotoğraflarıyla Dolandırıcılık Yapılıyor https://www.haber60.com.tr/ordu-barosu-baskani-avukatlarin-isim-ve-fotograflariyla-dolandiricilik-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/ordu-barosu-baskani-avukatlarin-isim-ve-fotograflariyla-dolandiricilik-yapiliyor/#respond Sat, 13 Jan 2024 08:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3350

ORDU Barosu Başkanı Sibel Torun, avukatların isim ve fotoğraflarının kullanılarak dolandırıcılık yapıldığını söyleyerek uyarıda bulundu. En son baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini ifade eden Torun, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.

Ordu Barosu Başkanı Sibel Torun, kentte, son günlerde, avukatların isimleri, ünvanları ve fotoğrafları kullanılarak vatandaşların dolandırılmaya çalışıldığını açıkladı. Son olarak 10 Ocak’ta baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini söyledi. Kişinin avukata ulaşmasıyla konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirten Torun, “Son dönemlerde sosyal medya üzerinden dolandırıcılık çok revaçta ve biz de bu alanda meslektaşlar olarak nasibimizi almış durumdayız. Son olarak yine bir meslektaşımızın ünvanı ve fotoğrafı kullanılarak, bir vatandaşın hakkında soruşturma yürütüldüğü, hakkında bazı müstehcen videolar olduğu ve kendisinden bir para talep edildiğiyle ilgili bir ihbar geldi. Bu ihbar üzerine biz de gerekli mercilere suç duyurusunda bulunduk. Sosyal medya hesabımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı uyardık. Bu ilk değil. Daha öncelerinde de bazı meslektaşlarımızın isimleri kullanılmak suretiyle uzlaştırma bürosundan arıyoruz, ara buluculuk bürolarından veya şu hukuk bürosundan arıyoruz diyerek şu kadar borcunuz vardır, bize öderseniz şöyle indirim yapacağız şeklinde bazı şikayetler de bize geldi. Vatandaşlarımız her duydukları ve her gördükleri mesajlara itibar etmesinler. Baromuzun sitesinden avukat olup olmadıklarını veya baromuzu arayarak teyit etmelerini istiyoruz. Ayrıca, bu anlamda borcu olup olmadığını da sorgulayarak teyit etmelerini talep ediyoruz” diye konuştu.

‘SAHTE NUMARALAR VE ADRESLER KULLANILIYOR’

Sahte telefon numarası ve adres kullanılması nedeniyle şüphelilere ulaşılamadığını kaydeden Torun, “Son olayda paradan ziyade uygunsuz görüntüleri olduğu, bu görüntülerin başka insanlara da gönderileceğiyle ilgili bir mesaj gönderilmiş. Durumdan şüphelenen vatandaşımız, ismi kullanılan avukat arkadaşımıza ulaşıyor. Meslektaşımız da bu konuyla ilgili bize başvuru yaptığı için ilgili işlemleri yaptık. Son dönemlerde aslında çok faydalı olarak kullanabileceğimiz sosyal medya ne yazık ki dolandırıcıların yeni meskeni haline geldi. Bundan önceki konularla ilgili yapmış olduğumuz şikayetlerde henüz bu kişilere ulaşamadık. Çünkü sahte numaralar kullanılarak, sahte adresler veriliyor. Bu son şikayetimiz daha çok yeni. Soruşturmayı baro olarak da takip ediyoruz” ifadelerinde bulundu.

‘HER MESAJA İTİBAR EDİLMEMELİ’

Torun, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulunarak, şöyle konuştu:

“Bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından, hem Adalet Bakanlığı tarafından, sürekli uyarılar yapılıyor. Sürekli kamu spotları paylaşılıyor. Öncelikle iş, vatandaşa düşüyor. Vatandaşın çok sağlıklı davranması gerekiyor. Bunun yanı sıra sosyal medyanın daha güvenilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Bunu da artık iletişim uzmanları çözecektir. Ama en büyük görev vatandaşa düşüyor. Her duydukları indirim mesajlarına, borçlusunuz mesajlarına veya terör örgütü tarafından aranıyorsunuz mesajlarına itibar etmesinler. Özellikle hiçbir avukat mesaj çekerek, ‘Hakkınızda bir soruşturma vardır’ diyerek, bilgilendirme yapmaz. Hiçbir avukat, ‘Hakkınızda soruşturma vardır, bana şu kadar para yatıracaksınız’ demez. Avukatlar dosyalarıyla, dilekçeleriyle ve resmi yollarla konuşur. O yüzden avukat tarafından gönderildiğini iddia ettikleri mesajlara, maillere itibar etmemelerini diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ordu-barosu-baskani-avukatlarin-isim-ve-fotograflariyla-dolandiricilik-yapiliyor/feed/ 0
MKE Ankaragücü-Çaykur Rizespor Maçı Hakemine Saldırı Davasının İlk Duruşması Tamamlandı https://www.haber60.com.tr/mke-ankaragucu-caykur-rizespor-maci-hakemine-saldiri-davasinin-ilk-durusmasi-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/mke-ankaragucu-caykur-rizespor-maci-hakemine-saldiri-davasinin-ilk-durusmasi-tamamlandi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:30:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2840 MKE Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçının sonunda hakem Halil Umut Meler’e saldıran, aralarında eski Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca’nın da bulunduğu 4 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması tamamlandı.

Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki Halil Umut Meler ile tutuksuz sanıklar Faruk Koca, Kenan Çelikkaya, Osman Erkam Can ve Şahin Yunus Şahin ile avukatları katıldı.

Kimlik tespiti ve iddianamenin özetinin okunmasının ardından savunması dinlenen Koca, olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi, daha önce ayrıntılı savunma yaptığını, önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyledi.

Hakem Meler’i tehdit ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını öne süren Koca, “Tehdit kısmı doğru değil. Hayatımın boyunca ilk defa birine fiziki müdahalede bulundum. Üzgünüm. Kamuoyuna üzüntülerimi ifade ettim. Mahkeme huzurunda bir kez daha üzüntülerimi iletiyorum.” dedi.

Koca, müşteki avukatının, “Olay öncesinde olayın gelişimiyle ilgili provoke edecek bir beyan oldu mu?” sorusuna “Hayır” karşılığını verdi.

Sanık Kenan Çelikkaya da önceki ifadelerinin geçerli olduğunu dile getirdi.

Sanık Koca’nın avukatının, “Koca’dan Meler’e yönelik bir tehdit sözü duydunuz mu?” sorusu üzerine Çelikkaya, böyle bir söz işitmediğini söyledi.

Sanık Şahin Yunus Şahin de “Önceki savunmalarım geçerlidir. Meler’den özür dilerim.” şeklinde savunma yaptı.

Osman Erkam Can ise 4 yıldır profesyonel takım sorumlusu olarak görev yaptığını belirterek, şunları söyledi:

“Olay günü yedek kulübesinin arkasındaki delegasyon alanında maçı izledim. Maç bitiminde başkan ve bazı kişilerin koştuğunu gördüm. Hakemin olduğu yerde kalabalık oluşmuştu, arbede vardı. Ellerimi kollarımı açarak hakeme zarar gelmesini önlemek istedim. Bu sırada hakemin ayağa kalktığını ama arbedenin devam ettiğini gördüm. Önümden biri boğazıma vurdu. Ben de ayağımı oraya salladım, ancak kesinlikle hakeme yönelik bir eylemim olmadı. Kendisi 2 metre önümde duruyordu. İstesem zarar verirdim. Öyle bir niyetim yoktu.”

“Tehdit sözünü duydum”

Sanıkların ardından söz alan Halil Umut Meler ise olayın iddianamede anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini, tehdit sözünü duyduğunu, şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini bildirdi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen hakem Kerem Ersoy da “Aynı maçta hakem olarak görev yapmaktaydım. Maç sonu müştekinin yanında dururken Faruk Koca müştekiye yumruk attı. Bize yönelik ‘sizi bitireceğim’ ve Meler’e de ‘seni öldüreceğim’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Ersoy, diğer iki sanığın da yere düştükten sonra Meler’e tekme attığını söyledi.

Tanık olarak dinlenen Mustafa Emre Eyisoy ise olay sırasında 1 nolu yardımcı hakem olarak görev yaptığını aktardı. Eyisoy, “Müsabaka bittikten sonra koridorlardaki olayları gözlemlemek adına koridora geçmiştim. Olay sırasında müşteki hakemin yanında değildim. Olayları doğrudan görmedim, diğer hakem arkadaşlarım anlattı.” şeklinde konuştu.

Tanık Ömer Tolga Güldibi ise maçta hakem olarak görev yaptığını belirterek, “Arkamdan gelerek müştekiye vurduklarını gördüm. Koca, yumruk vururken ‘Sizi bitireceğim’ dedi. Meler’e de ‘Seni öldüreceğim’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Avukat beyanları

Daha sonra söz alan Koca’nın avukatı, tanık anlatımlarına karşı yazılı beyanda bulunacaklarını bildirdi. Tanıkların müvekkiliyle ilgili şikayette bulundukları ayrı bir dosya olduğunu dile getiren avukat, olay sırasında aynı yerde bulunan kişileri de tespit ettiklerini, bu kişileri dosyaya bildirerek tanık olarak dinlenilmesini isteyeceklerini söyledi.

Halil Umut Meler’in avukatı ise Futbol Federasyonunun talimatlarında sahaya girecek kişilerin belli olduğunu ifade ederek, “Sanık Osman Erkam Can hakem davetiyle sahaya girebilecek kişiler içerisindedir. Olay sırasında herhangi bir hakem daveti söz konusu değildir. Kamera kayıtlarına bakılınca 20 saniye boyunca tekme salladığı, isabet ettirdiği görülmüştür. Bu hususları dikkate alınmasını talep ediyoruz.” diye konuştu.

Avukatların ardından mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, kati rapor tanzimi için Meler’in Adli Tıp Kurumuna sevk işlemlerinin yapılmasına, Osman Erkam Can’ın avukatının davadan ayrılma talebinin reddedilmesine karar verilmesini talep etti.

Daha sonra ara kararı açıklayan mahkeme, yazılı beyanlarını sunmak isteyenlere süre verip duruşmayı 28 Şubat’a erteledi.

Kati rapor tanzimi için Meler’i Adli Tıp Kurumuna sevk eden hakim, sanıkların duruşmadan vareste tutulması talebini kabul etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mke-ankaragucu-caykur-rizespor-maci-hakemine-saldiri-davasinin-ilk-durusmasi-tamamlandi/feed/ 0