Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 105’inci yılı dönümü nedeniyle ilk tören, Aziziye ilçesindeki Ilıca semtinde yapıldı. Buradaki kutlamanın ardından Türk bayrağı ve Atatürk posterini taşıyan öğrenciler, Yakutiye ilçesindeki İstanbulkapı semtinde protokol ve askeri bando ile karşılandı. Vali Mustafa Çiftçi, Garnizon Komutan ve 9’uncu Kolordu Komutan Vekili Ardahan 25’inci Hudut Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Cihanoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Mehmet Sekmen ile katılımcılar, önde atlı cirit takımı, Türk bayrağı ve Atatürk posteri ile yürüyüşe geçti. Bando takımının marşlar seslendirdiği yürüyüş sırasında, cirit atlarının davul- zurna eşliğinde geçişi ilgi gördü. Yürüyüşün sona erdiği Havuzbaşı Kent Meydanı’nda tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla devam etti.
‘ULVİ MÜCADELEYİ BAŞLATTIĞI GÜNDÜR’
Okunan şiirler ve halk oyunları gösterilerinin ardından günün anlam ve önemini anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Milli Mücadele meşalesinin Erzurum’da yakıldığı günün, 105’inci yıl dönümü. Bundan 105 yıl önce yurdun her yerinde devam eden işgallerinin yanı sıra Erzurum’u ve bu bölgeyi de ele geçirmeyi planlarına dahil eden İtilaf Devletleri’nin, milletimizin bağımsızlık ve hürriyet aşkı, ilaveten azim ve kararlılığı karşısında çaresiz kaldığı ve korkudan titremeye başladığı gündür. Bugün, Rus işgalleri ve Ermeni mezalimini yaşamış; hunharca katliamlara maruz kalmış, işkencelerin ve soykırımların en acısını yaşamış bir kentin, Erzurum’un, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü uğruna en milli, en yerli ve de en ulvi mücadeleyi başlattığı gündür. Bugün, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi ifadesiyle; ‘Benim Erzurum’a gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içerisine alınmış olduğu bir zamana rastladı’ dediği ve yine milletin bir bütün olduğunu ve kesinlikle parçalanamayacağını, manda ve himayenin asla kabul edilemeyeceğini, tüm dünyaya ilan ettiği, Erzurum’a geldiği gündür” dedi.
‘ERZURUM DEMEK, ‘CUMHURİYETİ KURAN ŞEHİR’ DEMEKTİR’
Atatürk’ün siyasi hayatında Erzurum’un yerinin çok büyük ve önemli olduğunu ifade eden Başkan Sekmen, “3 Temmuz’dan sonraki süreçte Erzurumlular, Mustafa Kemal Paşa’yı Milli Mücadele’nin lideri olarak görmek ve bu kıvancı yaşamak düşüncesi ile 10 Temmuz 1919’da kendisini Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin başkanlığına layık görmüştür. İlaveten Erzurum Kongresi’nin başkanlığına da seçilen Mustafa Kemal Paşa, kongre sonunda Milli Mücadele’nin ilk hükümeti niteliğinde olan 9 kişilik Temsil Heyeti’nin de başkanı olmuştur. Erzurum insanı, Mustafa Kemal Paşa’ya 27 Ağustos 1919’da ‘fahri hemşehrilik’ payesi vermiş ve Kasım 1919 tarihinde yapılan seçimlerde ise Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne de Erzurum Milletvekili olarak yine Gazi Paşa’yı seçmiştir. İşte bu nedenle Erzurum demek, ‘Cumhuriyeti kuran şehir’ demektir. ‘Erzurum’ demek, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ demektir. Bu vesileyle sözlerime burada son verirken başta Erzurumlu hemşehrimiz, Erzurum mebusumuz, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere onun silah arkadaşları ve aziz vatanımız uğruna canlarını seve seve feda eden tüm şehitlerimizi, rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize de şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
ATATÜRK’ÜN KALDIĞI EVİ GEZDİLER
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı’nın konserinin ardından protokol, Atatürk’ün 57 gün kaldığı evi gezdi. Vali Çiftçi, Tuğgeneral Cihanoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Sekmen, Atatürkevi’nde 105 yıl yaşananlarla ilgili bilgi aldı.
]]>İzmit Belediyesi, Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve kentin tarihini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla özel projeyi hayata geçirdi. Tren Garı yolu üzerindeki tarihi duvar, Atatürk’ün İzmit’le olan bağını ve kentin tarihini anlatan fotoğraflarla süslendi. Bu yol, kentin girişi olması ve tarihi Atatürk anıtının hemen altında yer alması sebebiyle büyük önem taşıyor. Kente kazandırılan bu anlamlı proje ile ilgili açıklamalarda bulunan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, “İzmit Tren Garı yolu üzerindeki yer alan tarihi duvardaki minyatür maketler ömrünü tamamlamıştı. Görsel olarak da kente yakışmıyordu. Kentimizin tarihine ışık tutacak, Atatürk’ün bu kente verdiği değeri de anlatacak özel bir proje çalıştık. Biz halkımızı da sorarak bu projeyi hayata geçirdik. Şu anda projemiz tamamlandı. 1900’lü yılların başındaki İzmit’ten başlayarak, Atatürk’ün Milli Mücadele dönemindeki askerlik yıllarını, Cumhurbaşkanlığı dönemini ve son yolculuğuna uğurlanırken çekilen fotoğraflarını kronolojik sıra çerçevesinde bir araya getirdik. Kentin girişinde olması ve kentin tarihi noktalarının da başlangıcı olması sebebiyle çok özel duvar. Yaptığımız bu çalışmayla daha da özel hale geldi” diye konuştu.
“Bu duvarın tarihin izlerini barındırıyor olması bizim için çok önemli”
Toplamda 16 fotoğraf olduğunu dile getiren Başkan Hürriyet, “Her bir fotoğraf tarihimizin en önemli anlarını hatırlatıyor. Atamızın Time Dergisi’ne kapak olduğu İzmit’te çekilen fotoğrafının tam önündeyiz. Atatürk’ün yaptığı ilk ve tek basın toplantısında çekilen fotoğraf olması sebebiyle çok anlamlı. Bu fotoğrafların, Atatürk’ün sağlığında bizzat görmüş olduğu ve 1933 yılında Mimar Nejat Sirer tarafından yapılan heykelin hemen altında yer alması, bu çalışmaya ayrı anlam kattığını düşünüyorum. Atatürk’ün sağlığında yapılmış ve kendisinin de gördüğü o tarihi heykel için zaman zaman açıklamalar yaptık. O heykel yalnızlaştırılmamalı. Resmi törenler mutlaka orada yapılmalı. Bugün 28 Haziran İzmit’in kurtuluşu vesilesiyle törenimizi orada gerçekleştirdik. Hemen o alanın altında böylesi güzel duvarın olması ve bu duvarın tarihin izlerini barındırıyor olması bizim için çok önemli” şeklinde konuştu.
” İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir”
Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmit’te birçok kez bulunduğunu hatırlatan Başkan Hürriyet, “Atatürk bu güzel şehrin insanlarıyla bir araya geldi ve bizlere Cumhuriyetimizin değerlerini miras bıraktı. Onun izinde yürüyen bizler de bu değerlere sahip çıkmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlıyız. Bu vesileyle bu anlamlı çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve onun izinden yürümek, bizim en büyük sorumluluğumuz. İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir. Biz de bu şehre, tarihine, yaşanmışlıklarına, anılarına, Ata’mızın İzmit’e olan sevgisine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hayırlı ve uğurlu olsun” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
]]>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi başlatmak için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının 105. yıl dönümünde kutlanan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında tüm Türkiye’de çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşan Mustafa Kemal Paşa, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini de başlatıyordu. Samsun’da yakılan istiklal ateşi tüm Anadolu’yu saracak ve yaklaşık 3,5 yıl süren Milli Mücadele, 9 Eylül 1922’de düşmanın vatandan çıkartılmasıyla başarıya ulaşacaktı.
Türk milletinin kurtuluşunun, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilk adımı olan 19 Mayıs, Türk tarihinin özel günleri arasında yerini aldı.
Samsun halkı 1926’dan itibaren 19 Mayıs’ı “Gazi Günü” olarak kutlamaya başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın Atatürk soyadını almasından sonra 19 Mayıs 1935’ten itibaren ise bu günün adı, “Atatürk Günü” oldu. 1937 yılında yurt geneline yayılan kutlamalar için “İdman Bayramı”, “Jimnastik Bayramı” isimleri de kullanıldı.
Ankara’da 19 Mayıs 1938’de düzenlenen törenlerde ise bu özel günün adı artık “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilan edildi.
Törenden kısa bir süre sonra Dahiliye Vekaletinin hazırladığı yasa tasarısı, Meclis Başkanlığına sunuldu. 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun’a 20 Haziran 1938’de yapılan ekle, mayıs ayının 19’uncu günü “Gençlik ve Spor Bayramı” oldu. 1981 yılında yapılan son değişlikle 19 Mayıs günü “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını aldı.
Atatürk’ün katıldığı son 19 Mayıs kutlaması
Ankara’da 19 Mayıs 1938’de düzenlenen etkinlikler, Atatürk’ün katıldığı son 19 Mayıs kutlaması oldu. O günkü kutlamalar, Anadolu Ajansı arşivinde detaylı şekilde yer aldı. Ankara’daki kutlamalara ilişkin haberde, şu ifadelere yer verildi:
“Bütün şehir daha dünden beri baştan başa bayraklarla bütün caddeler dövizlerle süslenmiş bulunuyordu. Bu sabah saat yedide Atatürk’ün bundan 19 sene evvel 19 Mayıs günü, Samsun’da karaya çıktıkları saatte atılan 21 pare top ile ve yine bu dakikada bütün fabrikaların düdüklerini çalmak suretiyle tesidine başlanmış olan gün fevkalade bir dekor içinde devam edip gitmiştir. Günün en büyük tezahürü Ankara orta ve yüksekokulları ile spor kurumlarının statta yaptıkları spor gösterileri olmuştur. Statta yapılacak bu gösterilerde hazır bulunabilmek için halk daha sabahın erken saatlerinden itibaren stada giden yollara dökülmüş bulunuyordu.”
Gençlerin bandolar eşliğinde ana yollardan geçerek Zafer Abidesi’ne çelenk koyduğu anlatılan haberde, “Zafer Abidesi önündeki bu tezahürden sonra yürüyüşe devam eden alay, stadyuma geldiği zaman bütün stat, sayısı elli binden fazla tahmin edilen kalabalık bir halk ile dolmuş bulunuyordu.” ifadelerine yer verildi.
“Atatürk, 19 Mayıs gününü Türk gençliği ve sporculuğuna tahsis etti”
Bu törende Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın yaptığı konuşmaya da haberlerde yer verildi.
Kaya, Türk gençleri ve halkının tarihin dönüm günlerinden en büyüğünü kutladığını belirterek, “Atatürk, bu 19 Mayıs gününün Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna tahsis edilmesini tensip buyurdular. Milletimiz de o günün hatırasını sizin bayramınız olarak kutluyor. Milli bayramlarımız arasına girecek olan bugünü buradan böyle her yıl kutlayacağız. Münasip göreceğinizi tahmin ederek sizin için yapılan bu sahanın adını bu ulu güne izafe etmek istedim. Tasvip ederseniz bundan böyle bu sahanın adı ’19 Mayıs Stadyumu’ olsun.” ifadelerini kullandı.
Şükrü Kaya, konuşmasında şöyle dedi:
“Atatürk, yarattığı eseri, büyük nutkunda Türk gençliğine emanet etmişlerdi. O emanetle bu gençlik bayramı arasındaki yakınlık ve samimi alaka aşikardır. O kadar büyük fedakarlıklarla güçlüklerle elde edilen istiklal ve Cumhuriyet ancak böyle yüksek evsaf, kabiliyet ve ahlakta yetiştirilecek temiz kanlı, temiz ellere bırakılırdı. Size bırakılan bu kıymetli ulusal emaneti, ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğinize; hatta büyülterek yükselteceğinize, başımızda ulu ve ulusal önderimiz olduğu halde bütün Türk milleti emin ve yarınından müsterihtir. Vatan, millet sizlere güveniyor ve sizlerle övünüyor.”
Stadı saran alkış tufanı içinde Atatürk şeref tribününe girdi
AA’nın 19 Mayıs 1938’de yayımlanan bültenlerine göre, bu konuşmanın ardından çeşitli okulların gösterileriyle kutlamalar devam etti.
Haberde, Atatürk’ün kutlamaya katıldığı anlar şöyle anlatıldı:
“Mektep kızlarımızın idman hareketleri başlamıştır. Bu hareketlerin devamı esnasında bütün stadı saran alkış tufanı içinde Büyük Şef Atatürk, şeref tribününe girmişlerdir. Atatürk burada hazır bulunmakta olan zevata ayrı ayrı iltifatta bulunmuşlar ve Yugoslav Harbiye ve Bahriye Nazırı General Mariç ile de görüşmüşlerdir. Gençlerimizin büyük günlerini canlandıran idman tezahüratının bundan sonraki kısımları Büyük Şef’in huzurunda geçmiştir. Atatürk merasimin sonlarına doğru stattan ayrılırken gelişlerinde olduğu gibi büyük bağlılık tezahüratıyla uğurlanmıştır.”
Haberde, Ankara Stadı’nda 5 saat süren törenlerin baştan sonuna kadar büyük bir alaka ve sempatiyle takip edildiği bildirildi.
Atatürk, bu törenin ardından Hatay meselesiyle alakalı olarak Mersin’e seyahat etti. Atatürk’ün son yurt gezisi olan bu seyahat için Ankara’dan uğurlanışı da AA bültenlerinde yer aldı.
]]>Mersin Tren Garı’nda başlayan ve Cumhuriyet Meydanı’nda devam eden kutlama programında ilk önce gazileri taşıyan temsili tren geldi. Temsili treni karşılayan Vali Ali Hamza Pehlivan, gazilerin takdim ettiği Türk bayrağını öperek teslim aldı. Tören, bando eşliğinde Vali Pehlivan, protokol üyeleri, gaziler, öğrenciler ve vatandaşlardan oluşan kortejin Cumhuriyet Meydanı’na yürümesiyle devam etti. Daha sonra Atatürk Anıtı’na Vali Pehlivan, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Murat Fırat ile Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer tarafından çelenk sunuldu. Çelenk sunumlarının ardından öğrenciler şiir okudu, belediye halk oyunları ekibi ise gösterilerini sundu.
“Mersinliler vatan savunmasında yazdıkları eşsiz destanla tarihimizde hak ettiği yeri almıştır”
Törende günün anlam ve önemine yönelik konuşma yapan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 17 Mart 1923’te güzel kentimiz Mersin’i Ordu Başkomutanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak ziyaret edişinin 101. yıl dönümünde bir araya gelmenin gurur ve coşkusunu yaşıyoruz. Bugün o tarihi günü anarak geçmişimizin kahramanlık dolu sayfasını bir kez daha hatırlıyor ve minnettarlıkla anıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da yaktığı özgürlük ateşi dalga dalga tüm Anadolu’yu sarmıştı. Mersinliler de vatan savunmasında yazdıkları eşsiz destanla tarihimizde hak ettiği yeri almıştır. Mersin’e ve Mersinlilere büyük bir değer veren ve çeşitli tarihlerde kentimizi 10 kez şereflendiren Gazi Mustafa Kemal’in aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.
“Hoşgörüyle ve kardeşçe yaşıyoruz”
Atatürk’ün “Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız” sözünü hatırlatan Başkan Seçer, “Atatürk’ün sözünde ifade edildiği gibi, bugün Mersinliler Mersin’e sahip çıkmanın haklı onurunu ve gururunu yaşıyor. Bir arada hoşgörüyle ve kardeşçe yaşıyoruz. Gerek ülkemizin gerekse de güzel kentimizin hak ettiği gibi bir refah kenti olması ve kalkınması için yoğun çaba sarf ediyoruz. Kadim medeniyetlerin buluşma noktası olan güzel kentimizde, atamızın yol göstericiliğinde çalışıyor, kentimize değer katıyoruz. Mersin’e ve Mersinlilere hizmet ediyor olmaktan gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmasında 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümünü de kutlayan Seçer, “Bu zafer milletimizin özgürlük ve bağımsızlık direnişinin ilk adımlarının atıldığı, tarihimizin en önemli zaferlerinden birisidir. Bu onurlu zaferde on binlerce Mehmetçik omuz omuza çarpışmış ve yine on binlercesi şehit düşmüştür. Kahramanlarımızın bu destanı, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk gibi bir bir lideri ulusumuza armağan etmiştir. Bu eşsiz zaferin ardından ulusumuz, Atatürk’ün önderliğinde girdiği çetin mücadeleler sonunda bağımsızlığa ulaşmış, ulusal egemenlik meclisimizin çatısı altında vücut bulmuştur. Egemenliğin sonsuza dek kayıtsız şartsız milletimizde kalacağına olan inancımla başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan savunmasında gözünü kırpmadan şehit olan tüm kahramanlarımızı, kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı. – MERSİN
]]>“En büyük Harbiyeli” olarak nitelendirilen Cumhuriyetin Kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okulu’na (KHO) girişinin 125’inci yıl dönümü, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) komuta kademesinin katıldığı törenle kutlandı.
Törene, Bakan Güler’in yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu da katıldı.
Törenin yapıldığı Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) KHO Kültür Sitesi’ne gelişinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Gürak ve MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu tarafından karşılanan Güler, KHO öğrencilerinden oluşan Harbiyeli Tören Mangası’nı selamladı ve şeref defterini imzaladı.
Güler, törende yaptığı konuşmada, kendisinin de 50 yıl önce teğmen rütbesiyle Harp Okulu’ndan mezun olduğunu hatırlattı.
Atatürk’ün Harp Okulu’nda kazandığı edinimler ile Milli Mücadele’de zafere kavuşulduğuna dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“18 yaşında bir genç olarak vatan ve millet aşkıyla Harbiye üniformasını giymeyi tercih eden Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kutsal ocakta edindiği askeri bilgi ve becerilerin yanı sıra kazanmış olduğu değerler ve zenginleşen fikir dünyası, ona hayatı boyunca yol göstermiştir. İşte bu değerlerle Atatürk’e dönüşen Mustafa Kemal, büyük bir komutan ve devlet adamı olarak, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde asil milletimize liderlik etmiş, onun dahiyane politika ve stratejileri ile Milli Mücadele’de zafere ulaşılmıştır. Bu zaferin sonunda da ilelebet payidar kalacak Cumhuriyetimiz kurulmuştur.”
“Türkiye, dünyada etkin ve saygın bir konuma ulaştı”
Bakan Güler, bir asır önce savaştan yeni çıkan kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç Cumhuriyet’in, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine ulaşma ülküsüyle bugün hemen her alanda önemli gelişmeler kat ettiğini, dünyada etkin ve saygın bir konuma ulaştığını belirtti.
Türkiye’nin artık uluslararası arenada gıptayla takip edildiğine dikkati çeken Güler, şunları kaydetti:
“Türkiye Yüzyılı hedefleriyle başladığımız Cumhuriyetimizin ikinci asrında da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve uygulamaları, en önemli yol göstericimiz olacaktır. Elbette geçtiğimiz bir asırlık süreç, ülkemiz için kolay olmamıştır. Cumhuriyetimiz pek çok badireyi atlatarak bugünlere gelmiştir. Ülkemiz hala da birçok tehdit ve tehlike ile karşı karşıyadır. Bu nedenle stratejik önemi yüksek fakat bir o kadar da zorlu olan coğrafyamızda güçlü bir devlet yapısına ve güçlü bir orduya sahip olmamız zorunluluktur.”
“Üst seviyelere çıkarmak için yoğun bir şekilde çalışmaktayız”
Türkiye’nin özellikle son yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hayata geçirilen uygulamalarla güçlü bir devlet konumuna ulaşırken, ordunun da tarihinin en etkin ve güçlü seviyesine yükseldiğini ifade eden Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yerli ve milli savunma sanayimizin yüksek teknoloji ürünleriyle donatılan Türk Silahlı Kuvvetleri, hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından geniş kapsamlı tatbikatların icrasına kadar pek çok görevi başarıyla yerine getirmektedir. Diğer yandan her geçen gün yenilerini envanterimize kazandırdığımız yerli ve milli savunma sanayii ürünleriyle de, şanlı ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkarmak için yoğun bir şekilde çalışmaktayız.
Bu kapsamda Fırtına Obüsleri, İHA-SİHA ve TİHA’larımız, Taarruz helikopterlerimiz, TCG Anadolu gemimiz ve hava savunma sistemleri gibi birçok kritik ürün, kahraman ordumuzun istifadesine sunulmuştur. Son olarak, ülkemizin göz bebeği olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN da, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Artık ülkemiz, kendine ait 5’inci nesil savaş uçağını tasarlayıp üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak savunma sanayinde sınıf atlarken, daha büyük hedeflere yürümemizin yolu da açılmış oldu.”
Bakan Güler, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda sadece kara, deniz ve hava platformlarında değil, siber ve uzay alanlarında da kritik projeleri başlattıklarını belirterek, “Uzay bilim misyonumuz çerçevesinde ilk kez bir Türk vatandaşı, Hava Kuvvetlerimizin seçkin bir personeli olan Pilot Albay Alper Gezeravcı, uzay yolculuğuna çıktı ve görevini başarıyla tamamladı. Bu yolculuk, ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemesinin yeni ve tarihi bir adımıdır. Bu uzay yolculuğuna çıkan ilk Türk astronotunun sizler gibi bir Harbiyeli olması da ayrı bir gurur vesilesidir. Sizlerin de bu gelişmelerden ilham alarak gelecekte ülkemiz adına önemli başarılara imza atacağınıza yürekten inanıyorum.” diye konuştu.
KHO Komutanı Tümgeneral Gültekin Yaralı da törendeki konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün mezun olduğu okulda görev yapmanın kendileri için heyecan ve motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.
Devlet ve milletine gönülden bağlı Harbiyeliler yetiştirmek için hedef odaklı, gerçekçi ve araştırmacı eğitim anlayışıyla faaliyetlerine devam ettiklerini vurgulayan Yaralı, KHO’da Harbiyelilere 7 bölümde lisans ve 7 yabancı dil eğitimi verildiğini, Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyaçları doğrultusunda 15 askeri sınıfta muvazzaf subay yetiştirmeye devam edildiğini belirtti.
“1283… içimizde”
Geleneksel yoklamanın da yaptırıldığı törende, sıra Atatürk’ün öğrencilik dönemindeki numarası 1283’e geldiğinde tüm Harbiyeliler, geleneklere uygun olarak ayağa kalkarak “içimizde” dedi.
Sonrasında Harbiyeliler, “Atatürk’ün ilke ve inkılapları ışığında mensubu olmaktan gurur duyduğumuz yüce Türk milleti için canımızı feda etmeye daima hazırız. Atatürk’ün ifadesiyle Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir, Türk ulusu güçlüdür. Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır. Ne mutlu Türküm diyene.” ifadelerini kullandı.
Törende, Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü ve Kara Harp Okulu öğrencileri tarafından, “Harbiye’den Günümüze” isimli tiyatro gösterisi de sergilendi. Sonrasında Harbiyeliler Harp Okulu ve 100. Yıl Marşları’nı okudu.
Törenin ardından Bakan Güler, beraberindeki TSK komuta kademesi ile Harbiyeliler tarafından yapılan resimlerin yer aldığı sergiyi gezdi.
]]>İzmir’de gerçekleştirilen Aday Tanıtım ve Proje Lansman toplantısında İzmirli seçmenlere seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “alt tarafı belediye bu. Alt tarafı bir seçim. Seçeceksiniz; sizin düğününüz, bayramınız. Seçmenimizden, milletimizden bahsediyorum, onlara hitap ediyorum. Seni hiçbir zaman velinimet kabul etmemiş birine göre gavur İzmir’sin, öbürüne göre mecbur İzmir’sin… ‘Hadi oradan be!’ demek durumundayız” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün İzmir İktisat Kongre Merkezi’nde düzenlenen İzmir Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkan Adaylarının yer aldığı Aday Tanıtım ve Proje Lansman Toplantısı’na katıldı.
İYİ Parti Lideri Akşener, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bu kadar sevilen, bu kadar sayılan, bu kadar özlenen bir lider dünyada yoktur ve pergelin ucunun konduğu yerdeyiz, İzmir’deyiz. İyi ki varsınız. Ben insan olarak pek çok haksızlığı, pek çok iftirayı, pek çok çirkinliği zaman zaman asabileşsem de hazmetmeye gayret etmişimdir. Çünkü isteyenim. Şahsi olarak kendime bir şey istemiyorum ama bir siyasi parti kurduk. O siyasi partiyi kuran arkadaşlarımız ‘öne geç’ dediler, ben öne geçtim ve milletimize doğru işler yapacağımız, milletimizi bu iki yumruk arasından, bu tahteravalli, kayıkçı siyasetinden kurtaracağımız iddiasıyla yola çıktık. Milletimiz için isteyenim, arkadaşlarımızın adına isteyenim ama kişisel olarak ben isteyen değilim. Milletim adına, milletimden istiyorum. Ne istiyorum? Oy istiyorum. Ne istiyorum? Destek istiyorum. Ne istiyorum? Teveccühünüzü istiyorum. Dolayısıyla hazmetmişimdir, zaman zaman çok zor olsa da yutmuşumdur ama Atatürkümüze, ailesine söylenen hiçbir sözü yutamadım ben!”
“ZÜBEYDE HANIM’IN HAKKINDA BU DÖNEMDE KONUŞULAN ÇİRKİNLİKLERİN HİÇBİRİNİ HAZMEDEMEDİM!”
Atatürk’ün arkadaşı olan Amcası Hasan Tahsin Argun’dan Atatürk ve ailesine dair birçok hatıra dinlediğini de ifade eden Meral Akşener; “Ben Zübeyde annemizin, Zübeyde Hanım’ın hakkında bu dönemde konuşulan çirkinliklerin hiçbirini hazmedemedim. Zaman zaman ağzımı bozdum, küfrettim. ‘Şerefsiz’ dedim, küfür dediğim o. İsterdim ki Türkiye’de yer yerinden oynasın, oynamadı.” dedi.
“ATATÜRK’ÜN VARİSİ OLANLAR DEM’LENİYOR BUGÜN!”
Atatürk’ün Afet İnan’a anlattığı şehit düşen bir milli mücadele kahramanının hikayesini hatırlatarak sözlerine devam eden Meral Akşener; “Biz bunları doğru anlatamadığımız için Atatürk’ün varisi olanlar DEM’leniyor bugün. Atatürk’ün varisi olanlar bu derece bazı konularda çok geniş düşünceli olamaz. Bir tarafta bu var bir tarafta da anasından başlayarak Atatürk’ün her bir anına, her bir haline iftira atanlar var. ve bunu seyreden yöneticiler var. Ben seyredemem kardeşim. Seyredemediğim için başıma her şey geldi, gelmesine de razıyım.” şeklinde konuştu.
“YA; ‘İZMİR BENİMDİR KARDEŞİM, CEKETİMİ ASSAM KAZANIRIM.’ DİYEN YA DA ATATÜRK’ÜN BUGÜNKÜ TORUNU SAYABİLECEĞİMİZ İYİ PARTİLİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI ADAYIMIZ ÜMİT ÖZLALE’YE ‘EVET’ DİYECEKSİNİZ.”
Meral Akşener konuşmasına şu sözlerle devam etti; “İzmir bir karar vereceksiniz, 31 Mart’ta bir karar vereceksiniz. Ya; ‘İzmir benimdir kardeşim, ceketimi assam kazanırım.’ diyen, ondan sonra da canı istediği irtibatları kuran bir anlayışa evet diyeceksiniz ya da Atatürk’ün bugünkü torunu sayabileceğimiz, onun uğruna, onun ilkeleri uğruna, onun adına ne gerekiyorsa yapacağından emin olduğunuz İYİ Partili büyükşehir belediye başkanı adayımız Ümit Özlale’ye ‘evet’ diyeceksiniz. ve ne o tarafla ne bu tarafla olmak mecburiyetinizi ortadan kaldıracaksınız. Bu aynı zamanda Türkiye’de oluşan mecburiyetleri ortadan kaldıracak. Türkiye’yi gerçekten zora sokan, çok önemli bir anlayışı değiştireceksiniz. İnşallah kendimi doğru anlatabilirim, inşallah partimin ne istediğini doğru anlatabilirim, siz de doğru olarak İzmirlilere anlatabilirsiniz.”
“ATATÜRK MEÇHULDEN BAŞARILI ÇIKACAĞINA İNANIYORDU. NİYE? ÇÜNKÜ MİLLETİNE GÜVENDİ!”
Henüz Cumhuriyet kurulmadan önce iktisat kongresinin İzmir’de gerçekleştirildiğini hatırlatan Meral Akşener, İzmirlilerin sadece bunun için bile bir emanete sahip çıkması gerektiğini söyleyerek; “O günden bugüne İzmir’in hiç siz Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen insanlara kötü davrandığını gördünüz mü? Hayır görmezsiniz. İzmir Atatürk’ün şehri olduğu için; aynı zamanda Türkiye’nin her bir köşesinden gelen, burada doğduğu yerde doyduğu yerde İzmir’e katkı sunan kişisine, ailesine herhangi bir yanlış davranış gördünüz mü? Şahit oldunuz mu? Olamazsınız. Şimdi eğer İzmir’de o yıllarda ‘Ne gerek var koş Yunan gelmiş, koskoca İngilizler burada, koskoca Fransızlar burada…’ deyip, onlarla el sıkışılsaydı ne olurdu? O mecburiyeti hissetseydi İzmirli ne olurdu? Atatürk’ümüz manda ya da sığınmacılık gibi bir sistemin içinde yer alsaydı ne olurdu? O günün şartlarında mantıklısı neydi? Mandayı kabul etmekti. Hiçbir şeyin yok. Ama ne yaptı? Meçhule gitti. Herkesin gözünde meçhule gitti. Samsun’a çıktı, oradan Havza’ya, oradan Amasya’ya, oradan Erzurum’a, oradan Sivas’a ve Havza’daki çiftçiden Sivas’taki, Erzurum’daki kadınlara… Dolayısıyla o meçhulden başarılı çıkacağına inanıyordu. Niye? size güvendi. Milletine güvendi. Milletinin ferasetine, irfanına güvendi.” dedi.
“BİRİNE GÖRE GAVUR İZMİR’SİN, ÖBÜRÜNE GÖRE MECBUR İZMİR’SİN… ‘HADİ ORADAN BE!’ DEMEK DURUMUNDAYIZ!”
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Türkiye’nin iki kutuplu siyaset anlayışına sürüklendiğini ifade ederek; “Yahu alt tarafı belediye bu. Alt tarafı bir seçim. Seçeceksiniz; sizin düğününüz, bayramınız. Seçmenimizden, milletimizden bahsediyorum, onlara hitap ediyorum. Seni hiçbir zaman velinimet kabul etmemiş birine göre gavur İzmir’sin, öbürüne göre mecbur İzmir’sin… ‘Hadi oradan be!’ demek durumundayız. Şimdi soru şu, Ümit Özlale seçildi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkan adayı ya da bundan önceki yöneten belediye başkanlarıyla, Ak Parti’nin İstanbul’da, Ankara’da, Kocaeli’de, Sakarya’da belediye başkanlığı yönetiminin ne farkı var? ya tekrar söylüyorum belediye. Sanki Allah Allah nidalarıyla cenge gidiyoruz. Ümit Özlale kazandığında laik hassasiyetleri yüksek, Atatürk’ü seven, Atatürk’e sahip çıkan, demokrasiye inanan, hukukun üstünlüğüne inanan, adalete inanan, liyakate inanan İzmirlinin dediğinin dışında ne yapar ki? Tam tersine bu istediklerimizin hepsini yapar. Ben kefilim kendisine.” ifadelerini kullandı.
“HER 5 YILDA BİR BELEDİYE SEÇİMLERİ OLUR, BU DEFA SEÇİN ÜMİT’İ!”
Meral Akşener; “Hiç kimseye, hiçbir şeye mecbur değilsiniz. Siz patronsunuz, siz öznesiniz, siz milletsiniz, siz seçmensiniz. Her 5 yılda bir belediye seçimleri olur, bu defa seçin Ümit’i. Beğenmezseniz, yanlış yaparsa değiştirin ama manevi korkularla, maneviyat üzerinden oluşturulmuş korkularla, kamplaşmaya katılırsanız kazandık zannedersiniz ama kazanmamış olursunuz. Merkez ilçelerin arka sokaklarına gidin. İzmirli olarak kabul edilen, İzmirli olarak kendini kabul eden, belli hassasiyetleri yüksek insanlara karşı o hizmetsizliğin nasıl bir nefret oluşturduğunu görürsünüz. Bunu da engellemek için Ümit’i seçmenizi sizden istirham ediyorum.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
]]>CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, “Biz en zor günümüzde hükümeti yanımızda görmek isterdik, devletimizden sıkıntımız yok, devletimiz her şeyi ile buradaydı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün makamında olan Sayın Cumhurbaşkanımız, bizim garip ve mahzun bırakıldığımızı ifade etti, deprem sonrası geç kaldığını ifade etti ve milletinden özür diledi. Sevgi güvendiğin insanların yanında olmaktır. Hatay mahzun kalmasın diye biz beraber yürümeye devam edeceğiz. Hatay mahzun değildir, Hatay garip değildir. Yıkıldık ama düşmeyeceğiz. Çok kaybımız var. Ama biz yürekli insanlarımızla birlikte daha sağlıklı ve daha güçlü bir yapıyla çok modern bir şehir yapacağız” dedi.
CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, EXPO alanındaki Amfi tiyatroda yurttaşlarla buluştu. Savaş, burada şöyle konuştu:
“HATAY, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN SADECE BANA DEĞİL, TÜM HATAY HALKINA EMANETİ”
“İnsanlar için en önemli duygu sevgidir ama bundan daha önemli bir şey vardır ki sevgiyi hissetmektir. Sizi seviyorum ama sizin beni ne kadar çok sevdiğinizi son iki günde öğrendim. Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar. Biz bu yolun sadece ince, uzun olduğunu bilmiyorduk. Biliyorduk ki yollar zorlu, çetrefilli. Bu yolları biz ne kadar genişletmeye çalışsak birileri engel koydu. Ama biz sizlerle birlikte yılmadık, tükenmedik çünkü kararlıydık. Çünkü Hatay, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sadece bana değil, tüm Hatay halkına emanetiydi.
“HATAY MAHZUN DEĞİLDİR, HATAY GARİP DEĞİLDİR”
15 yıldır Hatay’da emaneti bana teslim ettiniz. Önce Antakya, sonra Büyükşehir. Emaneti kime teslim edersiniz? Güvenilir birine teslim edersiniz. Bu güvende parayla olmuyor, şöhretle hiç olmuyor, şarkı söylemekle de olmuyor, top oynamakla da olmuyor. Bu güven sizin hayattaki duruşunuzla oluyor. Hayat felsefeniz ile oluyor. Karşınızdaki insanlarla bağdaş kurup oturup kahvaltı yapmanızla, kucaklaşmanızla onunla birlikte yol yürümenizle ve Hatay’a, ülkenize hizmet etmenizle oluyor. Yani güven her şeyin başı. Bana güvendiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.
Biz en zor günümüzde hükümeti yanımızda görmek isterdik, devletimizden sıkıntımız yok, devletimiz her şeyi ile buradaydı. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün makamında olan Sayın Cumhurbaşkanımız bizim garip ve mahzun bırakıldığımızı ifade etti, deprem sonrası geç kaldığını ifade etti ve milletinden özür diledi. Sevgi güvendiğin insanların yanında olmaktır. Hatay mahzun kalmasın diye biz beraber yürümeye devam edeceğiz. Hatay mahzun değildir, Hatay garip değildir. Yıkıldık ama düşmeyeceğiz. Çok kaybımız var. Ama biz yürekli insanlarımızla birlikte daha sağlıklı ve daha güçlü bir yapıyla çok modern bir şehir yapacağız.
“ATATÜRK’ÜN EMANETİNİ BİZİ YALNIZ BIRAKANLARA TESLİM EDEMEZDİK”
Ben aday olmasaydım, iktidar yüzde 60’larla seçimi kazanıyordu. Öyle bir şey olamaz. Atatürk’ün emanetini bizi yalnız bırakanlara teslim edemezdik. O yüzden aday oldum. Ama son iki gündeki desteğiniz var ya, bütün yüreğimdeki yağları eritti. Kazanacağız, geçen seçimden daha fazlasını alacağız. Daha güzelini yapacağız. Daha iyisini yapacağız. Hatay hepimizin sevdası. Biz sevdamızdan vazgeçmiyoruz, geçme şansımız da yok. Her türlü kumpasa rağmen bana güvenip, bizleri Hatay’a, Hatay’ı da bizlere emanet eden Sayın Genel Başkanımıza yetkili kurumlarımıza bu amaç uğruna bize destek veren bütün paydaşlarımıza ve yol arkadaşlarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta Hatay’ı tanımadan bilmeden hüküm sürenlere, söz söyleyenlere siz cevap vereceksiniz.”
]]>