Sosyal medya da dahil olmak üzere internetin uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımındaki rolüne özel olarak odaklanılan, sentetik uyuşturucu kaçakçılığı ve tehlikesinin önlenmesine yönelik ilgili hükümetlere tavsiyelerde bulunulan rapor, dünyada açıklandı.
Raporda Türkiye ile ilgili veriler ise Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve BM Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından üniversitede dünyayla eş zamanlı duyuruldu.
“Türkiye’ye haşhaş ekim alanlarını azaltması tavsiye edildi”
Üniversitedeki toplantıda konuşan Atasoy, raporda Türkiye’nin elinde çok miktarda morfin olduğunun belirtildiğini aktararak, “Stok çok yüksek, neredeyse dünyada en fazla morfin stoku bulunduran ülke. 82 ton morfin eş değeri ham ürün stoklarımızda bulunuyor. Bu yüzden haşhaş ekim alanlarını azaltması tavsiye edilmiştir. Türkiye 45 bin 123 hektar olan 2018’deki ekim alanını giderek düşürmüş ve 26 bin 979 hektara indirmiştir, amaç elindeki morfin stoklarını eritmesidir.”
Rapordaki İran ve Türkiye’nin eroin yakalama oranlarına dikkati çeken Atasoy, “Balkan yolunun ilk bölümünde yer alan İran ve Türkiye, 2022’de önceki yıllara göre daha az eroin yakaladıklarını bildirdi. Türkiye 7,9 tonla son 5 yılın en düşük yakalamasını gerçekleştirdi. 2021 yılında bu miktar 22,2 tondu, yüzde 64 ancak yakalanabildi. Yüzde 30 kadar daha az eroin yakalaması oldu. Her iki ülke, bu azalmayı güvenlik birimlerinin denetimleri artırmasına ve Güney yolunun giderek kullanılmaya başlamasına bağlıyor.” diye konuştu.
Metamfetamin yakalanmasında rekor
Ülkede 2019’dan bu yana giderek daha fazla metamfetamin yakalandığını, 2022 yılında ise ikiye katlanan 77,7 ton ile rekor kırıldığını aktaran Atasoy, Afganistan kaynaklı metamfetaminin İran üzerinden Türkiye’ye girdiğine işaret etti.
Sevil Atasoy, şu bilgileri paylaştı:
“Türkiye genellikle kristal metamfetamin ele geçirmekle birlikte, sıvı metamfetamin de ele geçirmiş durumda. Yetkililer sıvı metamfetaminin zulalanma imkanlarının daha fazla olması nedeniyle tercih edildiğini bildirmiş. İstanbul çevresinde sıvı metamfetamini kristal şekle dönüştüren tesisler tespit ettiğimiz de raporda yer almakta. Türkiye’nin sentetik esrar yakalama sayıları da 2021 yılına oranla yüzde 53 düştü. Rapora göre, 2020 ve 2021 yıllarında Batı Asya’da en fazla esrar reçinesi ele geçiren ülkeler sırasıyla Afganistan, İran, Türkiye ve Lübnan oldu.”
Esrar yakalamaları azaldı, skunk yakalamaları arttı
Esrarın çok güçlü bir şekli olan skunkın Türkiye için ciddi bir sorun olduğu ve bunun raporda da yer aldığını vurgulayan Atasoy, önceki yıllara göre esrar yakalamalarında yüzde 28 azalma görüldüğünü ama daha etkin olan skunk yakalama miktarının yüzde 56 arttığının bildirildiğini dile getirdi.
En fazla kullanılan uyuşturucu esrar oldu
Raporda yer verilen, 2022 yılında Türkiye’de gerçekleştirilen uyuşturucu bağlantılı suç işlemiş kişilerle ilgili bir araştırmaya da değinen Atasoy, buna göre en fazla kullanılan uyuşturucunun yüzde 49,2 ile esrar, yüzde 24,9 ile metamfetamin, yüzde 6,8 ile eroin olduğu bilgisini sundu.
Sevil Atasoy, metamfetamine bağlı ölümlerin uyuşturucuya bağlı toplam ölümler içindeki payındaki artış ve alınabilecek önlemlerle ilgili de, “Eroin kullanımının azalmasının başlıca nedeni Afganistan’da haşhaş ekiminin yasaklanmasıdır. Bu yasak üzerine işsiz kalan köylüler, başka bir ürüne döndüler ve o da metamfetamin. Türkiye’de yakalanan metamfetaminin Afganistan kaynaklı olduğunu biliyoruz. Bu madde Türkiye için ciddi bir tehlikedir.” ifadelerini kullandı.
]]>Seyahatleri sırasında Muğla’nın Fethiye ilçesindeki bir arkadaşlarını ziyaret eden Atasoy ailesi, teknelerini tesadüfen denize sıfır konumdaki Yunus Nadi İlkokulunun önüne demirledi.
Denizci çift, Brezilya’da dünyaya gelen ve Tiksano Can adını verdikleri 6 yaşındaki oğullarını yerini beğendikleri bu okula kaydettirdi.
Teknelerini kıyıdan yaklaşık 150 metre açığa demirleyen Atasoylar, küçük oğullarını her sabah lastik botla okula bırakıyor. Okul çıkışında da aynı şekilde tekneye dönen Can, zaman zaman botun küreklerini de kendisi çekiyor.
Osman Atasoy, AA muhabirine, 12 yaşında okuduğu Sadun Boro’nun “Pupa Yelken” adlı kitabıyla hayatındaki hedefini belirdiğini söyledi.
“Uzaklar” teknesiyle 1992’de dünya seyahati, 2008’de de “Uzaklar II” ile Antarktika yolculuğu yaptığını hatırlatan Atasoy, eşiyle seyahatlerinin ardından denizde yaşamaya devam ettiklerini kaydetti.
“Denizde özgürlük, huzur var”
Oğulları Can’ın dünyaya geldiği günden bu yana onlarla teknede yaşadığını belirten Atasoy, “Can denizi seviyor, aynı zamanda yelken de öğreniyor. Şu anda karada bir evim yok. Gençlik yıllarımdan beri içimde karada bir evim olmasına dair bir istek hiç doğmadı. Tekne zaten bizim evimiz ama tekneyi ev olarak kabul etmiyorlar. Bu ev her yere gidiyor.” dedi.
Atasoy, çocukluğundan bu yana denizde olduğunu ve bundan sonra da imkanı olduğu sürece denizde yaşayacağını dile getirdi.
Kendisine “Neden denizde yaşıyorsun? Niye herkes gibi karada yaşamıyorsun?” diye soranlar olduğunu anlatan Atasoy, “Bence denizde özgürlük, huzur var. Deniz, yaradılıştan beri çok değişmemiş özünü koruyan bir ortam. Karada insanların toplu yaşadığı yerlerde doğanın izlerini bulmak çok zor. Bunun için denizi çok seviyorum.” diye konuştu.
Atasoy, ilk kitabı “Uzaklar Atasoylar’ın Dünya Seyahati”nin ardından ikinci seyahatlerini anlattığı “Uzaklar II Antarktika” adlı eserinin basıldığını ve bu ay kitapseverlerle buluşacağını bildirdi.
“Karadaki evle tek farkı sallanması”
Sibel Karasu Atasoy ise denizde elektriği ve suyu daha dikkatli kullandıklarını söyledi.
Teknenin içinin dışarıdan bakana küçük geldiğini ifade eden Atasoy, şöyle konuştu:
“Fakat iç dizaynı kendi istediğimiz gibi. Dışarıya çıktığımızda da bütün dünya bizim. Karadaki evle tek farkı sallanması. Şansımız okula çok yakın konumda demirleyebilmemiz. Okula botla gidip geliyoruz. Yağmurlu ve fırtınalı havada biraz zorlanıyoruz. Bazen yedek kıyafetlerle çıkıyoruz. Karaya yakın olduğumuz için aşırı rüzgarlı havalar haricinde kürek çekmek çok zor olmuyor. Okula herkes karadan ulaşırken biz denizden gidiyoruz. Keyifli bir yolculuk. Can’ın arkadaşları da ilginç buluyor. Bazı arkadaşları ziyaretimize de geldi.”
Can da teknede yaşamayı ve denize girmeyi çok sevdiğini anlattı.
Hayalinin mega yat şirketi kurmak olduğunu belirten Can, yatlarla 100 tur dünyanın etrafını dolaşmak istediğini dile getirdi.
Denize ve seyahate olan tutkusunun peşinden giden Osman Atasoy, “Uzaklar” adlı 8,5 metrelik yelkenlileriyle dünya turu yaptı. Ardından Atasoy ve eşi TRT Türk’ün “Uzaklar Antarktika” projesi için “Uzaklar II” isimli tekneyle yola çıktı. Atasoy çifti, yaklaşık 3,5 yıllık seyahatle Antarktika’ya giden ilk Türk denizciler olarak tarihe geçti.
]]>