Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, mazerete bağlı iller arası yer değişikliği kapsamında tercih ettiği eğitim kurumlarından birine ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerin atamaları, mazeretlerinin bulunduğu il ya da ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapıldı.
TÜM ATAMALAR YAPILDI
Böylece 22-23 Ağustos tarihlerinde sistem üzerinden başvuruları alınan tüm öğretmenlerin atamaları gerçekleştirilmiş oldu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SÖYLEMİ KİMSEYİ TATMİN ETMEDİ”
Meclisin haziran ayı toplantısında Esenyurt Belediyesi’ndeki tartışma konusu olan atamayla ilgili söz alan MHP Grup Başkanvekili Orkun Ayhan, Başkan Özer’in “Başka birini bulamadığım için onu aldım.” sözlerini hatırlatarak şöyle konuştu:
“Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in kayınbiraderini müdür olarak ataması, belediye yönetiminde nepotizmin açık ve net bir örneği olarak karşımıza çıkmıştır. Gerçi Sayın Başkan yapmış olduğu açıklamasında ‘O alanda çalışacak başka birini bulamadım.’ dese de bu söylemi kimseyi tatmin etmemiş gözüküyor. Sayın Başkan’a ihtiyaç hasıl olması halinde söz konusu pozisyonda çalışacak liyakat sahibi kişiler yönlendirebileceğimizi de buradan iletmiş olalım.
Belediye Başkanı’nın, kamu kaynaklarını ve makamlarını kişisel aile bağları uğruna kullanması kabul edilemez. Bu tür uygulamalar, yalnızca belediyenin itibarını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda vatandaşlarımızın devlete ve yerel yönetimlere olan güvenini de derinden sarsar. Bu ve bu tarz uygulamaların son bulmasını temenni ediyorum.”
ESENYURT BELEDİYE BAŞKANI: BÖYLE BİR ATAMA SÖZ KONUSU DEĞİL
Konuşmanın ardından söz alan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, bir polemik veya tartışma oluşturmak amacıyla değil, meclisi doğru bilgilendirmek üzere söz aldığını söyledi. Özer, “Söz konusu kişi kesinlikle belediyemizde müdür olarak bir gün bile görev yapmamıştır. Böyle bir atama söz konusu değildir. Bu tamamen yanlış bir bilgilendirmedir.
İki; basına sızdırılan bazı bilgilere göre aynı kişinin ESPAŞ Genel Müdürü olduğu yolunda birtakım söylemler geliştirildi ve bazı gazetecilere bu yönlü bilgiler servis edildi ve medyada konuşuldu. Oysa ESPAŞ’ın genel müdürü var ve görevinin başındadır. Dolayısıyla adı geçen kişinin belediyemizde ne genel müdür, ne müdür, ne amir olarak tek bir gün tek bir saat, tek bir saniye görevi söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.
Birtakım dedikoduları servis ederek gündem oluşturmanın kimseye bir faydası olmadığını söyleyen Özer, ardından ilçedeki yaptığı bazı faaliyetleri anlattı.
“DEDİKODULARIN KAYNAĞI KENDİSİ OLUYOR”
Bunun üzerine tekrar söz alan MHP Grup Başkanvekili Ayhan, şunları söyledi: “Esenyurt Belediye Başkanı, bunların bir dedikodu olduğunu ve yanlış bir bilgiyi düzeltmek amacıyla söz aldığını ifade ettiler. Sayın Belediye Başkanı’nın sözlerini aynen aktarıyorum. ‘Kayınbiraderim olduğu için değil, o alanda başka birini bulamadığım için çalışıyor ve çalışacak.’ diye bir ifadede kendisi bulunmuştur. Yani bu dedikoduların kaynağı anladığım kadarıyla kendisi oluyor. Bu birincisi.
İkincisi de ‘Bu çalışmıyor, şu an çalışmıyor.’ demek yerine Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nın ifadesini de aynen aktarıyorum. ‘Sorunun çözüldüğünü ifade etmek istiyorum. Belediye Başkanımız bir pozisyonda, o yetkinlikte kimseyi bulamadığı için kayınbiraderini atamak zorunda kaldığını söyledi. Duyar duymaz kendisini uyardık. Bugün öğle saatlerinde atama geri alındı. Yapılmamış sayıyoruz. Akraba ataması gerçekleşmedi.’ Bizim burada vurgulamak istediğimiz, burada bir dedikodu zaten yok da genel olarak bu ve bu tarz uygulamaların belediyelerde akraba atamalarının olmaması yönündedir.”
AK PARTİ SÖZCÜSÜ: ÖZEL ATAMANIN GERİ ALINDIĞINI SÖYLÜYOR AMA…
AK Parti Grup Sözcüsü Faruk Akkuş, “CHP’li Belediye Başkanı arkadaşlarımızın, apaçık gerçekleri bu kadar farklı bir şekilde yansıtmalarını anlayamıyorum. Kendi Genel Başkanları (Özgür Özel), kendi parti içinde yayınladıkları genelgeden bahsediyor ve atamanın geri alındığını söylüyor. Ama Sayın Belediye Başkanımız burada doğru olmayan ifadeler kullanıyor. Bu durumu kamuoyunun dikkatine arz ediyorum.” dedi.
“ÇALIŞIYOR AMA GENEL MÜDÜR DEĞİL”
Tekrar söz alan Esenyurt Belediye Başkanı Özer, “Ben söz konusu kişinin, müdür olmadığını söyledim, genel müdür olmadığını söyledim.” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Bana mecliste daha ileri geri şeyler de söylendi. Dedikodu dediğim o. Yani kızım, oğlum, kız kardeşim bunların hepsi yalan ve yanlış. Böyle bir şey söz konusu değil. O kişiyle ilgili evet söyledim çalışıyor ama müdür değil, genel müdür değil, amir değil. Bunu söyledim. Sayın Genel Başkanımız da doğru söyledi. Değerli arkadaşlarımızı sadece bilgilendirmek istiyorum. Burada bir laf yarışı içinde de değilim.
Ben bana sorulanı inkar edebilirdim, cevap vermeyebilirdim ama siyasetin açık, şeffaf olmasını istediğim için bu sorulan sorulara da çok açık ve şeffaf cevap verdim. Nitekim geldiğimde belediyeyle ilgili yaptığım düzenlemeleri, konuşmaları efendime söyleyeyim borç harçla ilgili kısımları çok açık ve şeffaf bir biçimde yüce Meclisin huzuruna getirdim. Bu konuda bir kayırmaya, bir tarafı sümen altı etme gibi bir düşüncem olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Sadece oradaki ibareleri düzeltmek istedim.”
]]>(ANKARA) – Her yıl yüz binlerce adayın kamuda çalışabilmek umuduyla girdiği KPSS için başvurular sürerken, tasarruf kapsamında istihdam kısıtlanmasına tepkiler de devam ediyor. İşsizliğin artacağını söyleyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Öğretmen adayları KPSS’ye başvurma noktasında istekli olmayacak ya da hiç başvurmayacak. Bu da başvurularda düşüşe sebep olacak. Bu tedbir adımları ekonomik bir fayda sağlamayacak. Sınav sonuçlarının geçerlilik süresinin uzatılması gerekir” değerlendirmesinde bulunurken, Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, adayların ekonomik krize rağmen kurslara giderek KPSS’ye hazırlandıklarına işaret ederek, “Öğretmen adayları atama sayısının daha da azalmasıyla bu masrafları yapmaya da değmeyeceğini düşünmektedirler” dedi.
Kamuya personel alımı için her yıl ÖSYM tarafından KPSS düzenleniyor. Bu kapsamda ayrıca hem öğretmen adaylarının hem de engellilerin katıldığı ayrı sınavlar ile kurumlara yönelik sınavlar da yapılıyor. Ancak bu yıl tasarruf tedbirleri kapsamında kamuda sadece emekli olanların yerine personel alınacağı açıklandı.
ÖSYM, bu yıl yapılacak KPSS için 3-15 Mayıs tarihlerinde başvuru aldı. Belirlenen tarihlerde başvuramayanlar bugün “geç başvuru”lar yapılıyor.
2024-KPSS lisans, genel yetenek-genel kültür oturumu ile eğitim bilimleri oturumu 14 Temmuz’da, alan bilgisi oturumları 20-21 Temmuz’da, Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen atamalarına katılacak öğretmen adayları için alanlarına bağlı olarak öğretmenlik alan bilgisi oturumu 4 Ağustos’ta gerçekleştirilecek. Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetlerinde görev almak isteyenlerin katılacakları din hizmetleri alan bilgisi testi 22 Eylül’de yapılacak. Adayların tümünün 14 Temmuz’daki sabah oturumuna girmesi zorunlu olacak.
KPSS aynı zamanda kamu personeli olmak isteyen engelli bireyler için de gerçekleştiriliyor. Bu yıl 28 Nisan’da gerçekleştirilen EKPSS’ye 115 bin 146 aday başvurmuştu.
Her yıl yüzbinlerce kişi kamuda çalışma hayaliyle KPSS’ye giriyor. KPSS’ye 2023 yılında 1 milyon 799 bin 485, 2022’de ise 4 milyon 368 bin 166 aday katıldı.
“Bu tedbirler tam tersi etki gösterecek”
Kamuda tasarruf tedbirleri nedeniyle bu yaz yapılacak KPSS’ye başvuruların düşük olacağı tahmininde bulunuluyor. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, ANKA Haber Ajansına yaptığı açıklamada, KPSS’ye başvurularda düşüş olacağını söyledi. Öğretmen açığının derinleşeceğini vurgulayan Irmak, şöyle konuştu:
“İktidarın tasarruf tedbirleri kapsamında sadece emekli olanların yerine atama yapacağını açıklaması, zaten bu alanda çok ciddi bir açık var, bu açığı daha da derinleştirecek ve öğrenciler öğretmensiz eğitim ve öğretim yılları geçirecek. Öğretmen adayları KPSS’ye başvurma noktasında istekli olmayacak ya da hiç başvurmayacak. Bu da başvurularda düşüşe sebep olacak. Bu tedbir adımları ekonomik bir fayda sağlamayacak. İşsizlik oranını artıracak bir durum. Hizmet ya da mal üretiminde olmayan ya da olamayan ne kadar çok insan varsa o oranda ekonomik yük daha da artacak. Bu tedbir adımları tam tersi bir etki gösterecek.”
“Sınavın geçerlilik süresinin uzatılması gerek”
Pandemi döneminde de KPSS’de mağduriyetlerin yaşandığını ancak hala giderilmediğini anlatan Irmak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçenlerde bu konuyla ilgili bir yasa teklifi verildi. Umarım bu mağduriyet giderilir. Bu insanlar memuriyet dışı alanlarda asgari ücretle çalışmaya mecbur bırakılacaklar. Bizim önerimiz “özellikle eğitim alanında tasarruf olmaz.” Devletin asli işlerini yapar memurlar, bu alanlarda nasıl tasarruf yapılabilir? Zenginlere yönelik hiçbir tasarruf ön görmüyor iktidar. Biraz oralardan, şatafattan tasarruf edilirse, bu sorunlar büyük oranda çözülür. Sınav sonuçlarının geçerlilik süresinin uzatılması da belli oranda çözüm olabilir.”
“Öğretmen açığını kapatmaya bile yetmez”
“31 Mart yerel seçimlerindeki yenilginin ardından kamuda tasarrufu dilinden düşürmeyen iktidar, tasarrufu kendi şatafatından değil atama sayılarını düşürerek tüm harcadıklarının, borçlandıklarının faturasını yine vatandaşa çıkarmaktadır” diyen Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay da iktidarın vatandaşların kamuda görev alma, çalışabilme hakkını keyfi bir şekilde gasbettiğini söyledi.
“Öğretmen atamalarına ilişkin sayının 20 binde tutulmasının iktidarın önceliklerinin bir kez daha ülkenin ve halkın geleceği olmadığını ortaya koyduğunu” vurgulayan Özbay, şunları söyledi:
“Sadece geçen yıl 23 bin 670 öğretmenin emeklilik, istifa, ölüm gibi nedenlerle sistemden çıktığı düşünüldüğünde, 20 binlik öğretmen ataması eğitimin yaralarını iyileştirmek bir yana dursun sistemden çıkan öğretmen açığını kapatmaya bile yetmemektedir. En son Sayıştay raporunda 138 binin üzerinde ihtiyaç tespit edilmişti, o tarihten bu yana nüfus arttı ancak bir daha Sayıştay’dan böyle bir rapor gelmedi. Çünkü bugün kamuda tasarruf diyenler kamu eliyle denetim mekanizmalarını da ortadan kaldırdılar. TÜİK’te olduğu gibi gerçek rakamları göstermeyerek devletin tüm kurumlarını kendi isteklerine uygun ses verecek bir hale getirdiler. İktidara geldiğinde 60 binin biraz üzerinde atama bekleyen öğretmen varken ‘Atanmayan öğretmen kalmayacak’ diyenler, bu sayıyı 1 milyona yaklaştırmış, eğitimle istihdam, meslekler ve refah arasındaki ilişkiyi koparmıştır.”
“Diplomalı işsizliği çığ gibi büyüten bir zihniyet yönetiminde iş bulma umutları yitirildi”
Atama sayısının düşük tutulmasıyla birlikte KPSS’ye başvurularda bir düşüş yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu ve adaylarda bir motivasyon düşüklüğüne yol açacağını vurgulayan Özbay, ” ‘Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir şey yok’ diyen, yandaşlara ve zenginlere unvan ve diploma dağıtmak için ardı arkası olmayan vakıf üniversiteleri kuran, üniversite bölümleri açarken mezun sayısı hesaplaması yapmadığı için diplomalı işsizliği çığ gibi büyüten bir zihniyetin yönetiminde insanlar iş bulma umutlarını yitirdi. KPSS’ye girip derece yapmak dahi torpil mekanizması ve mülakat denen kadrolaşma sistemi nedeniyle atanmaya yetmemektedir” dedi.
“Kamu yararlarının ihtiyaçlarına göre atama yapılması adil ve doğru çözümdür”
KPSS’ye hazırlanan adayların ekonomik kriz içerisinde kurslara, ek kaynaklara ödeme yapmak zorunda kaldığına işaret eden Özbay, “Öğretmen adayları atama sayısının daha da azalmasıyla bu masrafları yapmaya da değmeyeceğini düşünmektedirler” dedi.
Özbay, şöyle konuştu:
“Bir devletin geleceğe yönelik politikalarının en önemli göstergesi planlamadır. Hiçbir planlama yapmadan, vatandaşın zararına olan bu sözde tedbirlerin kamu hizmetlerinin aksamasına, işsizliğe ve ekonomik durgunluğa yol açacağı ortadadır. Tasarruf yapacaklarsa önce kendi saraylarından, lükslerinden yapacaklar. Halk zaten her geçen gün daha da yoksullaştırılmış durumdadır. Tüm bunlar kamuda nitelikli hizmetten daha da kısılacağını ve vatandaşın daha da yoksullaştırılacağını göstermektedir. Sınavın geçerlilik süresinin uzatılması, adayların hak kaybını gerçek anlamda telafi etmeyeceği gibi adaylar arasında da yeni bir eşitsizlik yaratabilir. Atama sayısının azaltılması yerine, kamu kurumlarının ihtiyaçlarına göre atama yapılması daha adil ve doğru bir çözümdür.”
]]>(ANKARA) – Milli Eğitim Bakanlığı’na 20 bin öğretmen ataması kararı ve öğretmenlere yönelik şiddete tepkiler sürüyor. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Aslında öğretmenlik mesleğini ne kadar değersizleştirdiklerini, değer vermediklerini kanıtlıyorlar. 1 milyon kişi atamaya bekleyecek, siz sonra 20 bin atama yapacaksınız. Bu öğretmene verdiğiniz değerin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor” dedi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan ise “Bu şiddet tesadüf değil. Ne eğitimin niteliği bırakıldı, ne de öğretmenlerin meslek onuru bırakıldı” değerlendirmesini yaptı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 20 bin öğretmen atanacağı yönündeki açıklaması ve İstanbul’da özel okul müdürü İbrahim Oktugan’ın bir öğrenci tarafından silahla vurularak öldürülmesine yönelik tepki ve protestolar sürüyor.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan, öğretmen atamalarına ilişkin açıklanan kontenjanı ve öğretmenlerin maruz kaldığı şiddeti ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
“BU SORUN DAHA DA BÜYÜYECEK”
Eğitim, fen edebiyat ve ilahiyat fakültelerinden mezun olan ve hala eğitimine devam eden öğrenci sayısına dikkat çeken Özbay, “Eğitim fakültelerinde 250 bin öğrenci var. 400 bin fen edebiyat fakültelerinde var. 100 binin üzerinde din ve din bilimleri fakültelerinde öğrenci var. Topladığınızda 800 bine yakın öğrenci okullardan mezun olduğunda öncelikle öğretmen olabilir miyim? Umudunun adeta satıldığı… Çünkü eğitim bilimleri dışında başka alanlara da bunun taşındığını görüyoruz. Gençlerin geleceğini planlamakla yükümlü olan iktidar, üniversiteye alıp, onları müşteri gözüyle görüp, bulundukları illere para kazandırsın, ondan sonra ne yaparsa yapsın anlayışı bugün 1 milyona yakın atama bekleyen öğretmeni karşımıza getirmiştir. 20 bin atama rakamlarıyla gidilirse, bu sorun daha da büyüyecektir. Aslında öğretmenlik mesleğini ne kadar değersizleştirdiklerini, değer vermediklerini kanıtlıyorlar. 1 milyon kişi atamaya bekleyecek, siz sonra 20 bin atama yapacaksınız. ‘Bir miktar’ diyeceksiniz. Bu öğretmene verdiğiniz değerin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor.”
“GEÇTİĞİMİZ YIL 23 BİN 670 ÖĞRETMEN EMEKLİLİK, İSTİFA, ÖLÜM GİBİ SEBEPLERLE SİSTEMİN DIŞINA ÇIKMIŞ”
20 bin öğretmen atamasının kabul edilebilir olmadığını söyleyen Özbay, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz yıl 23 bin 670 öğretmen emeklilik, istifa ve ölüm gibi sebeplerle sistemin dışına çıkmış. Bu alınan öğretmenler bırakın yenilerini eklemeyi, mevcut öğretmenlerin yerini bile dolduracak sayıda değil. Bakan, bakana, bakan cumhurbaşkanına… Ama ne halkı ne de öğretmeni ne çocuğu gören yok. Atanmadığı için farklı işlerde çalışmak zorunda kalan, intihar eden, yaralanan, güvencesi olmayan, özel sektörlerin kucağına itilen ve devlette istihdam edilmeyip, ‘ücretli çalışırsan gel o zaman’ anlayış var. Yaşamını kaybeden ve psikolojik, sosyal sorunlar yaşayan, gençlerin umudunu çalan AKP iktidarıdır. Eğitime bakış açıları AKP iktidarının ne olduğunu gösteriyor. 20 bin atama sayısını kabul edilemez.”
“SEN ÖĞRETMENE PARMAK SALLARSAN BİRİLERİ DE GELİP ÖĞRETMENE ŞİDDET UYGULAR”
Eğitim alanında yaşanan şiddet vakalarının artışa geçtiğini söyleyen Özbay, “Şiddetin tek bir faili yok. Şiddetin arkasında sorunlu ve karanlık bir zihniyet var. Biz eğitimcilerin mücadelesi bu karanlık zihniyetin aydınlanması için” dedi. Öğretmenlerin maruz kaldığı şiddeti protesto etmek iççin Cuma günü tüm Türkiye’de sendika olarak iş bırakacaklarını söyleyen Özbay, şunları söyledi:
“Sen öğretmene ‘şahsiyet kazandıracağız’ dersen, ‘bir miktar’ dersen, ‘öğretmenler yeteri kadar idealist değil’ dersen, atama bekleyen bir milyon öğretmen yığınını oluşturursan, özel sektörün kucağına itersen, protokoller yapıp herkes öğretmenlik yapabilir algısı yaratırsan ve öğretmeni bu kadar değersizleştirirsen o sorunlu zihniyet öğretmene şiddete başvurur. Sen öğretmene parmak sallarsan birileri de gelip öğretmene şiddet uygular. Bu şiddetin faili yine siyasi iktidarın yarattığı tahribattan kaynaklanıyor. Öğretmenler zaten mobbinge ve psikolojik şiddete maruz kalıyorlar.”
“ATAMA BEKLEYEN YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMEN VAR”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilcisi İnci Gürkan da fakültelerin öğretmenlik alanlarından mezun olan öğrenci sayısına dikkat çekti. Aynı zamanda mezun olup, atama bekleyen öğretmen adaylarının olduğunu söyleyen Gürkan, “Atamayı bekleyen yüz binlerce öğretmen var” dedi.
“20 BİN ATAMA BEN SİZİ EKONOMİK KOŞULLARDA YÜZÜSTÜ BIRAKIYORUM DEMEK”
20 bin kişinin belirli branşlarda atanacağı ve bu sayının yetersiz olduğunu ifade eden Gürkan, şunları söyledi:
“Bu ekonomik krizin faturasını yine bize ödetmek, ‘siz yine özel sektörde güvencesiz koşullarda çalıştırılmaya devam edin, patronların hükümranlığına sizi bırakıyoruz’ demektir. 20 bin atama çok komik bir rakam. Rakamlar çok düşük. 81 ilde üniversitelerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Mezun onlan binlerce, on binlerce öğretmen var. Ben sizi ekonomik koşullarda yüzüstü bırakıyorum. Kriz koşullarına ve güvencesiz özel sektör çalışma koşullarına sizi mahkum ediyorum demektir. Biz 20 bin atamadan ancak bunu anlayabiliriz.
“BİR ÖĞRETMENİMİZ MAAŞ İSTEDİĞİ İÇİN KAFASINDA BARDAK KIRILDI”
Öğretmenlerin çalışma yaşamlarında hem fiziksel hem de psikolojik olarak şiddete maruz kaldığını söyleyen Gürkan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sendikamız kurulduğundan beri öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel şiddeti hem velilerimize ve diğer sektörden bütün emekçilere nasıl koşullar altında yaşadığımızı göstermeye çalışıyoruz. Bu şiddeti lanetliyoruz ve kınıyoruz. Kaybettiğimiz öğretmenimizin üzüntüsünü yaşıyoruz. Güvencesiz ve ucuza patronların hükümranlığına, karına terk edilmiş öğretmenler zincirinden bahsediyoruz. Bu olaydan önce bir öğretmenimiz maaş istediği bir okulda kafasında bardak kırıldı. Bu şiddet tesadüf değil. Milli Eğitim Bakanlığı’nı özel sektörde çalışan hiçbir öğretmeninin arkasında durmuyor. Onu güvencesiz koşullara, şiddetin her türlüsüne maruz bırakıyor. Denetim yok. Patronlardan hesap soran bir bakanlık yok. Ne eğitimin niteliği bırakıldı, ne de öğretmenlerin meslek onuru bırakıldı. Bu eğitimde, sağlıkta da böyle. Özelleştirilen bütün kurumların içerisinde durum böyle. Daha fazlası yaşanmasın istiyoruz. Hiçbir öğretmen bu koşullara terk edilmesin diye mücadelemizi büyütmeye kararlıyız. Kamusal eğitimi her zaman dile getirmeye devam edeceğiz.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda, bugün CHP ve AKP arasında “belediyelere akraba, eş dost ataması” tartışması yaşandı. Grup önerilerinden önce söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dün yaptıkları mesaiye atıfta bulunarak “21 yıllık iktidarınızın sonucunda Meclis gündemine getirebileceğiniz bir tane kanun teklifi dahi yoktur. İfade ediyorum, geçmişinizle kıyaslanmayacak bir gerileme içerisindesiniz. Bir kanun teklifini bir hafta içerisinde Meclis’e getirememek demek ‘Memleketin sorunu yoktur dolayısıyla yasal bir düzenlemeye ihtiyacı yoktur’ demektir. ya değilse bunu beceremiyorsunuz anlamına gelir. Getirin memleketin yararına yasal düzenlemelerinizi, biz bu uluslararası sözleşmeleri yarım saatte geçiririz. 600 insan maaş alıyor, 600 insan burada mesai harcıyor ama Meclis’i çalıştıramadığınız için memleketin hiçbir gündemi burada ele alınamıyor” dedi.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ise Günaydın’a şöyle yanıt verdi:
“EHLİYET VE LİYAKATTEN KONUŞANLAR BİRAZ GÜNDEMLERİNE BU MESELELERİ ALSIN”
“Hiç merak etmesinler, komisyonlarımız çalışıyor, kanunlarımız geliyor, biz de ülkenin ve milletin sorunlarıyla ilgili her türlü çalışmamızı devam ettiriyoruz. ‘Liyakat ve ehliyet’ denilince, atamalar akla geliyor, biraz bunlara girelim isterseniz. ‘Aile belediyeciliği’ kavramı diye yeni bir kavram gelişti. 31 Mart yerel seçimleri sonrasında CHP belediyelerindeki ehliyet ve liyakatli aile atamalarından birkaç örnek vermek istiyorum. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in eşi Duygu Adıgüzel, Çekmeköy’de başkan yardımcılığına atandı. Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un kızı Tutku Kurt Bayyurt ise Çankaya’da başkan yardımcılığına getirildi. İstanbul Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun’un eşi Filiz Coşkun, Kültür İşleri Müdürü olarak atandı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı’na, Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Osman Bartal’ın eşi Hülya Bartal atandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yeğeni Furkan Bozbey, şehirdeki kentsel dönüşüm, imar ve inşaat işlerinden sorumlu olan belediye şirketi BURKENT Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı. Yine, Bursa’da, aynı Belediye Başkanı, baldızı olan Sezen Uğurlu’yu daire başkanı olarak atadı. Yine CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın eşi Şafak Pala, Bursa Büyükşehir Belediyesine daire başkanı olarak atandı. Yine, Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP meclis üyesi Yalçın Işıkyıldız’ın eşi Pınar Işıkyıldız da Bursa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı görevine atandı. CHP Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun kayınbiraderi Hamza Çam ile bacanağı Mustafa Orman’ın Belediye Başkan Yardımcıları olarak atandığı da notlarımız arasında. Bunlar ehliyet ve liyakat atamaları, takdir ediyoruz, görüyoruz. Burada hep ehliyet ve liyakatten konuşanların biraz gündemlerine bu meseleleri almasının faydalı olacağını, milletin faydasına olacağını düşünüyorum.”
“İDDİALAR DOĞRU DEĞİL TROLLERİN PEŞİNE BİR GRUP BAŞKANVEKİLİ DÜŞMEZ”
Günaydın ise sataşma gerekçesiyle söz olarak bu iddiaların doğru olmadığını söyledi. “Yani trollerin peşine bir Grup Başkanvekili düşmez” diyen Günaydın, şöyle devam etti:
“Kayıhan Pala milletvekili olalı bir yıl olmadı, Kayıhan Pala’nın eşi 15 yıldır belediyede çalışıyor. Ayıp değil mi bir milletvekilinin eşini, bir milletvekilini burada herhangi bir zemini olmadan suçlamaya kalkışmak? Ha, şunu söyleyeyim ben: Mesela, sizin Keçiören Belediyenizde, devraldığımız belediyede yalnızca belediye yüksek yöneticileri için yapılmış 10 yataklı, 10 odalı bir otel bulduk; Sancaktepe’de bir saray bulduk; bir gecede 300 milyon liralık çek kestiniz ve ödeme yaptınız, bunları bulduk. Aramızdan birileri ahlaka aykırı bir iş yaparsa CHP bir denetleme birimi kuruyor, onu en başta takip ediyor. Ben sizin koltuklarımızda otursam bugün derhal yerel yönetimler dahil olmak üzere her türlü kamuya alımı KPSS zorunluluğuyla kılarım rahmetli Bülent Ecevit’in yaptığı gibi, hiç kimse KPSS’siz ve mülakatla alım yapamaz. Bunu niye yapmıyorsunuz biliyor musunuz? Çünkü siz bunun geçmişini ve geleceğini temsil ediyorsunuz.”
Ardından Şahin Usta ve Günaydın arasında “yalancılık” tartışması yaşandı.
“EŞİM 15 YILDIR BELEDİYEDE ÇEŞİTLİ BAŞARILARA İMZA ATTI”
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, “Şafak Baba Pala, 2009 yılında Nilüfer Belediyesi’ne şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Bozbey’in davetiyle gelmiş, 15 yıldır orada çalışıyor, 14 yıldır Kültür Müdürü ve Kütüphane Müdürü. Büyükşehir Belediyesi kazanıldıktan sonra Kültür Daire Başkanı olarak atandı. Bu atama nedeniyle eğer gerçekten bir liyakatsizlik olduğunu düşünüyorsanız bu sözünüzde ısrarcı olun ama kendisi 15 yıldır başarılara imza atmış, 3 kitabı olan bir yazar, değişik ödüller almış, belediyeye değişik ödüller kazandırmış, üstelik de Nilüfer’in bütün Türkiye’de bir kültür kenti olarak anılmasına katkıda bulunmuş insanlardan bir tanesi” açıklamasını yaptı.
]]>(ANKARA) – Eğitim sendikaları, Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin’in 20 bin öğretmen ataması yapılacağı yönündeki açıklamasına tepki gösterdi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Cumhurbaşkanının, bir ülkenin geleceğinin mimarı öğretmenlerin atamalarıyla ilgili ‘bir miktar’ ifadesini kullanmasını, AKP iktidarının öğretmene verdiği değerin göstergesi olduğunu söylemiştik. 20 bin öğretmen ataması yapılacak olması önceliklerinin öğretmen ve eğitim olmadığını göstermiştir” dedi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise Bakan Tekin’in öğretmen atamalarında mülakata ilişkin “Skorun yüzde 50’si KPSS, yüzde 50’si mülakatın olacak” açıklamasını hatırlatarak “Burada bir ayıklama yaparak liyakat esas alınmadan bazı adaylar siyasi görüş, inanç, etnik yapı vb. sebeplerden ötürü elenecekler” diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Bakan Yusuf Tekin, öğretmen atamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile 20 bin öğretmen ataması konusunda uzlaştıklarını belirterek, “İhtiyaçlar doğrultusunda bir dağılım yaptık. Personel Genel Müdürlüğümüz ile toplantılar sonrası ihtiyaçlar doğrultusunda en çok atama yapılan ilk beş branş, 3 bin 263 Sınıf Öğretmenliği, 2 bin 499 Özel Eğitim Öğretmenliği, 1597 Rehber Öğretmenliği, 1594 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği ve 968 İngilizce Öğretmenliği olmuştur” demişti.
Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Tekin’in açıklamasına tepki gösterdi.
“ÖNCELİKLERİNİN ÖĞRETMEN OLMADIĞINI GÖSTERMİŞTİR”
Kadem Özbay, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öğretmen atamalarıyla ilgili “Bir miktar atama yapacağız” açıklamasını hatırlatarak, “Cumhurbaşkanının, bir ülkenin geleceğinin mimarı öğretmenlerin atamalarıyla ilgili ‘bir miktar’ ifadesini kullanmasını, AKP iktidarının öğretmene verdiği değerin göstergesi olduğunu söylemiştik. 20 bin öğretmen ataması yapılacak olması önceliklerinin öğretmen ve eğitim olmadığını göstermiştir” dedi.
“CUMHURBAŞKANI BU SAYIYI KENDİ DE AZ BULMUŞ OLMALI Kİ, TOPU TEKİN’E ATTI”
“Her zaman atamaları müjde havasında törenle açıklayan Cumhurbaşkanı bu sayıyı kendi de az bulmuş olmalı ki topu Yusuf Tekin’e attı” diyen Özbay, şöyle konuştu:
“Hepimiz çok iyi biliyoruz ki gerçekten ihtiyacı karşılayacak şekilde bir atama yapılacak olsaydı, gür sesleriyle coşkulu bir şekilde atama sayısını açıklarlardı. Bir devletin geleceğe yönelik politikalarının en önemli göstergesi planlamadır. Eğitimde planlamayı yapmak da öncelikle MEB’in görevidir. Sayıştay’ın son raporlarında 138 binin üzerinde ihtiyaç tespit edilmişti, artık Sayıştay da öğretmen açığını tespit etmez hale geldi. Milli Eğitim Bakanı Ekim ayında 68 bin ihtiyaç tespitini ifade etmişti, ikinci dönem başında başlayacaklarını söylemişti. Bir kez daha AKP ve alışageldiğimiz vaatler ve gerçekler durumu. Bol miktar vaat, eser miktar hak, eser miktar adalet, eser miktar liyakat.”
“İHTİYAÇ OLMADIĞI HALDE DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİNİN YER ALMASI…”
Özbay, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“İktidara geldiğinde 60 binin biraz üzerinde atama bekleyen öğretmen varken ‘Atanmayan öğretmen kalmayacak’ diyenler, bu sayıyı 1 milyona yaklaştırmış, eğitimle istihdam, meslekler ve refah arasındaki ilişkiyi koparmıştır.
En fazla kontenjan ayrılan beş branş arasında ihtiyaç olmadığı halde din kültürü ve ahlak bilgisinin yer alması, yine bunun bilimsel bir hamle olmadığını göstermektedir. Üstelik iktidarın her atamada bir ritüel haline getirdiği bu adaletsiz, mantıksız kontenjan dağılımı, birçok kritik branşta görev bekleyen eğitim emekçileri için bir mağduriyete dönüşmektedir.
Atanmayan her bir öğretmenin, farklı işte çalışırken yaşamını kaybeden, psikolojik sorunlar yaşayan her bir gencin, kamuda ücretli öğretmenlik, özelde düşük ücretlerle ve güvencesiz çalıştırılmanın, öğretmensiz bırakılan her bir çocuğun sorumlusu AKP iktidarıdır. Öğretmenliği değersizleştiren bu anlayış, ülkenin bugününe ve geleceğine en büyük kötülüğü yapmaktadır. Eğitim geleceğe uzanan köprüdür, öğretmenler geleceğin mimarıdır. Öğretmene saygı.”
“158 BİN ÖĞRETMEN AÇIĞI VAR”
Kemal Irmak ise MEB’in verilerine göre çeşitli branşlarda toplam 90 bin ücretli öğretmen çalıştığını, 68 bin öğretmen açığı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Toplam 158 bin öğretmen açığı var. Ataması yapılacak öğretmen sayısı olarak açıklanan sayı ise sadece 20 bin. Yani neredeyse ihtiyacın 8 de 1’i kadar. Sayın Bakan yeni müfredat açıklıyor ve bir hafta 10 gün içinde de görüş istiyor. ve ne diyor ‘çağın gerisinde kalamayız’ diyor. Çağı yakalayacak nitelikli eğitimin ilk şartı, güvence içinde atanmış ve yıllar içerisinde tecrübesini ve niteliğini geliştirmiş ve ihtiyacı karşılayacak kadar öğretmenin atanması. Her yıl öğrencilerin karşısına ücretle çalışan öğretmen çıkarmakla olmuyor. Ne demişti Cumhurbaşkanı ‘bir miktar atama yapacağız.’ Evet sadece bir miktar atama yapılacağı duyurusu yapıldı. Oysa ihtiyacı karşılayacak sayı bir miktar değil en az 158 bin. Sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim ve eğitimde istihdam modeli benimseniyor. Eğitimin niteliğinin her geçen gün aşağı çekilmesinin en önemli sebeplerinden birisi de budur.
“BAZI ADAYLAR SİYASİ GÖRÜŞ, İNANÇ SEBEPLERİNDEN ÖTÜRÜ ELENECEK”
Bakan Tekin’in, öğretmen atamalarında mülakata ilişkin “Skorun yüzde 50’si KPSS, yüzde 50’si mülakatın olacak” açıklamasını hatırlatan Irmak, “Burada bir ayıklama yaparak liyakat esas alınmadan bazı adaylar siyasi görüş, inanç, etnik yapı vb. sebeplerden ötürü elenecekler. Diğer yandan atananlar eylül ayına kadar güvenlik soruşturmalarına takılacak ve bir miktar öğretmen adayı da orada ayıklanmış olacak. Aynı zamanda adil olmayan antidemokratik uygulamalarla da karşı karşıya kalacak birçok aday. Liyakati önemsemeyen, mülakat ve itaate bağlı bir atama modeli olması da ayrıca sıkıntılı ve utanç vericidir” ifadesini kullandı.
]]>
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevde yükselme sınav sonuçlarının adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmemesini eleştirdi. Akkuş İlgezdi, “Cumhurbaşkanı ve AKP’lilerin mülakatı kaldıracağız sözleri yine lafta kaldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı görevde yükselme sınavlarında sonuçlar kamuya açıklanmadı. Yazılı sınav sonrası mülakatlar ile yine liyakat sahiplerinin yerine yandaşlar makamlara sahip olacak. Cumhurbaşkanı ve AKP’nin kurmaylarını mülakat konusunda verdikleri sözleri tutmaya ve liyakatli atamalara davet ediyorum” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, kamuya yapılan işe alımlarla ilgili yazılı açıklama yaptı. Akkuş İlgezdi, 14 Mayıs Genel seçimlerinden yaklaşık bir ay önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırarak gençlerimizin sınavlardaki başarı sıralamasına göre yapacağım” dediğini, ancak mülakatların hala kaldırılmadığını hatırlattı. “İktidarın yıllardır mülakatı nasıl kullandığına şahitlik ettik. Mülakat ve işe alım süreçlerini, adaletli ve şeffaf bir şekilde yönetmek yerine, yandaş atama kriteri olarak kullandılar” diyen İlgezdi, Türkiye’de derece yapmış adayların mülakatlarda elendiğini vurguladı.
“SINAV SONUÇLARI ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE İLAN EDİLMEDİ”
“Geldiğimiz noktada mülakat yüzünden görevde yükselme unvanlarını hak edenler değil, yine yandaşlar alacak” değerlendirmesini yapan İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından 11 Şubat 2024 tarihinde yapılan görevde yükselme sınavında ataması yapılacak boş kadrolarda sınav sonuçlarının adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmemesine ilişkin şunları söyledi:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı görevde yükselme sınavında ataması yapılacak boş kadro sayısının farklı alanlarda toplam 560 olacağını duyurmuştu. Fakat sınavın sonuçları adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmedi. Kurum personeli sonucu öğrenmek için sisteme girdiğinde yalnızca kendi sınav sonucuna ait bilgiler ile karşılaştı. Sınava ilişkin, kişilerin aldığı puanları gösteren bir listenin yayınlanmayışı personelin aklında soru işaretlerine, görevde yükselecek personelin önceden belli olduğu düşüncesinin yer etmesine neden oldu. Açıklama sisteminde yazılı ve sözlü mülakatta kaç personelin tam puan aldığı, kaç kişinin alt sınırda puan aldığının paylaşılmaması, ne yazık ki tam puan alan personellerin yerine ‘yandaş’ olanların atanması ihtimalini güçlendiriyor”
“BU UYGULAMA HAK YEMEYİ YASAL HALE GETİRMEKTİR”
KESK’e bağlı Kültür-Sanat Sen’in de yazılı sınav puanları açıklanmasına yönelik bilgi edinme başvurusu ve talebine ilişkin İlgezdi, “Geçmiş dönemlere ait farklı kurumlarca yapılan, mülakat ve atama sistemlerinde hala cevaplanmayan birçok şaibe varken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu şekilde yaptığı sonuç bildirimi hiçbir suretle kabul edilemez. KESK Kültür-Sanat Sen’in de yazılı sınav puanları açıklansın bilgi edinme başvurusu ve talebi yerine getirilmeli. Mülakat demek torpil demektir! Bu uygulama ile torpili, hak yemeyi yasal hale getirmektir! Vicdanları yaralayan ve emek veren milyonlarca vatandaşımıza umut tüccarlığı yapmaktır” dedi.
“BU SİSTEMİ KABUL ETMİYORUZ”
Mülakat sisteminin kaldırılması gerektiğine vurgu yapan İlgezdi, “Mülakat sistemi derhal değiştirilmeli, atamalar ve görevde yükselmeler yazılı sınavlarda ki başarı puanları baz alınarak yapılmalı. Kapalı kapılar ardından gerçeklikten ve şeffaflıktan bihaber şekilde geçmişten günümüze taşıdığınız bu sistemi kabul etmiyoruz! Cumhurbaşkanı ve AKP’nin kurmaylarını mülakat konusunda verdikleri sözleri tutmaya ve liyakatli atamalara davet ediyorum” diye konuştu.
]]>
Atama Bekleyen Öğretmenler Platformu’nun, atama bekleyen öğretmenlerin ve onlara destek verenlerin bir araya geldiği eyleminde, “mülakatsız 68 bin atama yapılması” talebi dile getirildi.
Atama Bekleyen Öğretmenler Platformu’nun Ulus’ta düzenlediği eylemde, “Öğretmenler ulusta atama nerede” sloganları atıldı. Eylemde konuşan Sait Şahin, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanımız, hem 11 Nisan 2023’te Ak Parti seçim beyannamesi ve milletvekili aday tanıtım toplantısında hem de cıkmış olduğu canlı yayında kamuda mülakatı kaldıracağını belirtmiştir. Seçim süreci içerisinde ise kurumsal sosyal medya hesaplarında öğretmenlere mülakatın kaldırılacağını müjdeleyen ve belgeleyen görsel ve videolar kullanılmıştır.
Göreve yeni başlayan Sayın Bakanımız Yusuf Tekin 5 Eylül 2023 tarihinde Ülke TV’de katıldığı programda MEB bünyesinde istihdam edilmek üzere 68 bin öğretmen ihtiyacının olduğunu belirtmesi ve bunun akabinde 31 Aralık 2023’te Kanal 7 Başkent Kulisi programında kamuda en yükrek atama sayısının MEB’e verileceği yönünde Cumhurbaşkanı ve Maliye Bakanından söz aldığını belirtmesi, Milli Eğitim Bakanımızın bu açıklamasının aksine Maliye Bakanımız ise Bakanlık bünyesine yapılacak atamaların emekli sayısına göre belirleneceğini talihsiz bir şekilde ifade etmiştir.
2022 ek atama bütçesinin 2023 KPSS’ye giren ögretmenlerin ataması için kullanılacağına dair söylemi, halihazırda görev yapan ğretmenlerimize verilen yer değiştirme haklarından ötürü deprem bölgesinde oluşan öğretmen ihtiyacı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde yapmış olduğu konuşmada iktidarımız döneminde her yıl ortalama 40 bin öğretmen ataması yaptık söyleminden hareketle Sayın Bakanımız Yusuf Tekin’in müsteşarlık dönemine baktığımızda Cumhuriyet döneminin rekor öğretmen atamalarına imza atıldığını görüyoruz. Yusuf Tekin’in bakanlık döneminde yapacağı ilk öğretmen atamasının olması ve Cumhuriyetimizin 100. Yılı olması hasebiyle 2023 KPSS puanıyla mülakatsız 68 bin rekor öğretmen ataması talebimizi yineliyoruz.”
“ÖĞRETMENLER BU ÜLKENİN ÜVEY EVLATLARI GİBİ”
8 aydır atama bekleyen öğretmen adayı, şöyle konuştu:
“İvedilikle kontenjanın açılmasını bekliyoruz. Diğer bütün bakanlıkar kontenjanlarını açıkladılar ama öğretmenler bu ülkenin üvey evlatları gibi.
Seçimden önce mülakatın kaldırılacağı söylenmişti. Bize bu güvence verilmişti. Ama şu an Yusuf Tekin açıklamalarında mülakatın olacağını söylüyor. Bütün bunlar üt üste geldiği için öğretmenler olarak hiç iyi bir psikolojide değiliz. Bir an önce görevlerimize başlamamız lazım. Bunu hak ediyoruz.”
Atanmayı bekleyen bir başka vatandaş ise, “Diyarbakır’dan geliyorum. 2019 yılından beri hazırlanıyorum. Beden eğitimi öğretmeniyim. 26 yaşındayımsaçıma aklar düştü. Bu saatten sonra saçımdaki aklar MEB’in kara lekesidir” dedi.
“SEÇİM ÖNCESİ VERİLEN SÖZLERİN HEPSİ RAFA KALDIRILDI”
Atama bekleyen öğretmenlere destek vermek için eyleme katılan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, şunları söyledi:
“En başından beri öğretmenlerimizin yanındayız. Haklı bir çağrı ve feryat içeisindeler. Onların yeri sınıfları, eğitim yuvaları. Ancak maalesef burada protesto eylemi yapmak zorunda kaldılar. Çünkü hakları olanı istiyorlar. Ama siyasi iktidar bir türlü bu feryadı görmek, duymak istemiyor. Seçim öncesi verilen sözlerin hepsi rafa kaldırıldı. Ama 100 binlerce öğretmenimiz ve onların aileleri bu sıkıntıları yaşamaya devam ediyor.
Siyasi iktidarın yanlışlıkları sebebiyle öğretmenlerimizin adalet ve güven duygusu sarsıldı.”
]]>Bir dizi program ve ziyaretler için Eskişehir’e gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’u ziyaret etti. Ziyarette Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’a, AK Parti Eskişehir Milletvekilli Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Cumhur İttifakı AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, eşlik etti.
“Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık”
Valilikteki görüşmelerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İhlas Haber Ajansı muhabirinin, “Eskişehir’de engelli ve yaşlılara yönelik yatırım var mı?” sorusuna Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tabii Eskişehir için 605 milyon lira bir kaynak ayırdık. Bununla beraber iki huzurevi, bir engelsiz yaşam merkeziyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. İnşallah en yakın zamanda Eskişehirli böyle bir vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Diğer yandan Eskişehir biz evde bakım yardımını da çok önemsiyoruz. Evde bakımdan faydalanan 4 bin 39 Eskişehirli vatandaşımız var. İnsanlarımızın, yaşlılarımızın, engellilerimizin, ailelerinin ve sevdiklerinin yanında bakımını da oldukça önemsiyoruz. Bu yönde politikalarımız da var” yanıtını verdi.
“500’ün üzerinde beş yüz gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak”
Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına dair atamalarına dair sorulan soruyu da yanıtlayan Bakan Özdemir Göktaş şöyle konuştu;
“Evet bu müjdeyi burada vermek istiyorum. İnşallah yakın zamanda 500’ün üzerinde 500 gibi bir rakamla şu aşamada şehit yakını, gazi ve gazi yakını atamamız olacak. Bununla beraber bugüne kadar yaptığımız şehit, yakını gazi ve gazi yakını atamamız da 50 bini aşacak. Tabii bizler için çok kıymetli bir atama bu, sosyal bir atama. Biz her türlü şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. Çıkmaya da devam edeceğiz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapıyoruz. Bizler için tabii bu vatanı bize vatan kalan şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyoruz. İnşallah bu vesileyle Güzel bir atama da olacak mart ayı itibariyle. Bakanlık olarak onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.”
“65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler ışığında sorulan soruyu yanıtlayan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusu yaşlanıyor. 2013 yılının verilerine göre, geçenlerde verirlerde Türkiye nüfusu 10.2 yaşlı nüfusu, 65 yaş ve üstü vatandaşımızın oranı şu anda yüzde 10.2 . Bu da yaşlandığımızı gösteriyor. Aslında tüm dünyada trend aynı. Ülke olarak da aynı dünya trendinde devam ediyoruz. Diğer yandan tabii doğurganlık oranımız da hızla azalıyor. Bizler bu yönde bazı çalışmalar yaptık. Türkiye yaşlılık profili araştırması yaptık. İnşallah mart ayında bunun sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız. Çok çarpıcı veriler var. ve bu yönde bu veriler aslında bu çalışmalar bizler için kıymetli. Çünkü oluşturduğumuz ve oluşturacağımız politikaları da yön verecek çalışmalar bununla. Bu vesileyle tabii ki bu kamuoyuna paylaşacağımız verileri Mart ayında inşallah paylaşacağız. Hepinize teşekkür etmek istiyorum. Eskişehir’de bizlerle berabersiniz. İnşallah bu seçim döneminin de herkese hayırlı uğurlar getirmesini diliyorum” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>Genel Kurulda Saadet Partisi ile İYİ Partinin “Öğretmenler”, DEM Parti’nin “Kayyım” ve CHP’nin “Emekliler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, 2023 yılının Temmuz ayında KPSS’nin yapıldığını ancak aradan geçen süreye rağmen öğretmen atamasının yapılmadığını söyledi.
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini belirten Şahin, herkesin gözünün kulağının öğretmen atamasında olduğunu ifade etti. Şahin, “Seçimi mi bekliyorsunuz? 2022 atamalarını 2023 Mayıs ayında yaptınız. Gençlerin gelecek hayalleri üzerinden siyaset yapmayın. Ne zaman açıklayacaksınız’Gençlerimiz yeni sınava mı hazırlanacak yoksa bu atamayla mı öğretmen mi olacak? Gençleri seçim yatırımı olarak görmeye hakkınız yok.” dedi.
Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasının kaldırılmasına yönelik sözler verildiğini, bu sözlerin tutulmadığını belirten Şahin, “Derdimiz mülakatın olmadığı liyakatin esas alındığı, dayısı olanın değil hak edenin kazandığı, adaletli bir düzeni tesis etmek.” ifadesini kullandı.
“Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı”
İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “atanamayan öğretmen” ve “mülakat” konusunun öğretmenlerin sorunlarının başında geldiğini bildirdi. Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini kaydeden Kaya, planlama yapılmadığı için her yıl eğitim fakültelerinden 40-50 bin öğretmenin mezun olduğunu, bu sayının giderek arttığını aktardı. Kaya, “Seçimden seçime ‘Şu kadar bin öğretmen atayacağım’ diyerek bu sorunu çözemeyiz. Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı hemen akabinde eğitim fakültelerinde eğitim sisteminin arz ve talep dinamiklerini dikkate alan planlama yapılması acil bir ihtiyaç.” diye konuştu.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, öğretmen atamalarında yapılan mülakatların “rezalet” olduğunu ve çığırından çıktığını savundu. Gergerlioğlu, “Yüzlerce genç intihar ediyor. Bu gençlerin vebalini kim ödeyecek?” dedi.
“Atanamayan öğretmenleri inşaatlarda görmek istemiyoruz”
CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar da 22 yılda göreve gelen her Milli Eğitim Bakanının sistemi değiştirdiğini, gelen bakanın giden bakanı arattığını ifade etti.
Öğretmen atamasına ilişkin sözler verildiğini vurgulayan Yontar, bu sözlerin tutulmadığını belirtti.
Öğretmen atamasında uygulanan mülakatlara yönelik eleştirilerde bulunan Yontar, “Donanımlı ve eğitimli gençlerimiz yazılı sınavlarda en yüksek sınavı almalarına rağmen mülakatla eleniyor. Bu çocukların hayatını çalmak kimsenin haddi değildir. Atanamayan öğretmenleri, inşaatlarda, marketlerde, pazarlarda çalışırken görmek istemiyoruz. Onları öğrencileriyle okullarda görmek istiyoruz.” diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise “atama bekleyen öğretmenler” üzerinden siyaset yapıldığını bildirdi. Komisyonlarda ve Genel Kurul’da yapılan konuşmalarda “atanamayan öğretmen sayısının 500-600 bin olarak lanse edildiğini” ancak bu rakamın doğru olmadığını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:
“Plan ve Bütçe Komisyonunda bakan beye ‘son atamada kaç bin öğretmen atama için başvurdu?’ diye sordum. Bana gelen cevap 125 bin. ÖSYM’ye sorduğumuzda 300 bin civarı bir öğretmenin KPSS’ye girdiğini görüyoruz. Ama kimse AK Parti iktidarı döneminde kamuya 800 bin öğretmen alınıp, dışarıda kalanlar da var ama özelde de 200 bine yakın öğretmenin çalıştığını hesaba katmıyor. Haklı olarak her atama döneminde özelde çalışan öğretmenlerimiz de devlette görev almak ister. Sizlerin söylediği kadar olmayan başvuruların da buradan kaynaklandığını görüyoruz.”
Kürsüye boş çay bardağı ve simitle çıktı
Partisinin emeklilerle ilgili grup önerisi üzerinde söz alan CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, kürsüye boş çay bardağı ve simit ile çıkarak, “Emeklinin sadece çay ve simit alması halinde 9 bin lira gideri var. Allah’tan korkun. Soruyorum size 10 bin lira yeter mi?” dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. Bölümü’nün görüşmelerine geçildi.
]]>